
89
Archived Theses
0
DOIs Assigned
0%
DOI Rate
Discipline
Performans değerlendirme sonuçlarının kariyer yönetimi sürecinde kullanılması
Performans olgusu, işin niteliklerine ve gereklerine uygun olarak önceden belirlenmiş bir ölçütün üzerindeki çalışma derecesi olarak ortaya çıkar. Bireyin yaptığı her çalışma, başarısız ya da başarılı olarak nitelendirilir. Bu yapılmadığı taktirde, her iş görenin aynı kefeye konması durumu söz konusu olur. Bu da, örgütsel adaletin oluşmasını engeller. Ek olarak, örgüt içersindeki işlemlerin niteliğinin tanımlanması ve işgörenlerin başarılarının değerlendirilmemesi, hem örgütü hem de içinde bunduğu toplumu olumsuz yönde etkiler. Ayrıca böyle bir durumda örgütün verimlilik ve varlığını koruma amaçlarının aksine hareket edilmiş olacaktır. İşte bu perspektif doğrultusunda, bu çalışmada performans değerlendirme ve onun kariyer yönetimi sürecine etkileri konularına genel bir bakış gerçekleştirilmiştir.
Sağlık kurumlarında etik duyarlılığın performansa dayalı ek ödeme sistemi algısına etkisi: Hekimler üzerine bir araştırma
Neoliberal politikaların sağlık sektöründe kendisini göstermesi ile sağlık sektörü koruyucu ve tedavi edici özelliklerinin yanında piyasa şartlarıyla işleyen bir sektör haline gelmiştir. Sağlık sektörü ciddi uzmanlık gerektiren bir alan olup, bu alanın vazgeçilmezi olan hekimler yeni yapıda ek ödemelerle desteklenerek, sistemin performansının artırılması, kaliteli sağlık hizmetleri sunumunun gerçekleştirilmesi ve buna bağlı olarak hasta memnuniyetinin oluşturulması amacı güdülmüştür. Türkiye'de 2003 yılında başlatılan sağlıkta dönüşüm programının bir bileşeni olarak performansa dayalı ek ödeme sistemi uygulanmaya başlanmıştır. Bu araştırmanın amacı, hekimlerin etik duyarlılıklarının performansa bağlı kazanç sağlama durumu ile ilişkisi üzerinedir. Çalışma sürecinde hekimlerin performansa dayalı ödeme sistemini nasıl algıladıklarına dair "PDEÖS Hekim Algısı Ölçeği" geliştirilmiş ve "Ahlaki Duyarlılık Ölçeği" ile birlikte veriler toplanarak analiz edilmiştir. Verilerin analizinde SPSS ve yapısal eşitlik modellemesinde Lisrel programları kullanılmıştır. Araştırma sürecinde geliştirilen PDEÖS Hekim Algısı Ölçeği, hekim performansı, hizmet kalitesi, hasta memnuniyeti, hekim tatmini olmak üzere dört boyuttan oluşmakta olup, hekim tatmini soruları ters kodlanmıştır. Çalışma neticesinde hekimlerin etik duyarlılıklarının artmasıyla iş tatminlerinin azalacağı ve performans ödemesi almayan hekimler ile alan hekimlerin aynı performansı gösterdikleri tespit edilmiştir. Sonuç olarak hekimlerin performans sisteminden memnun olmadıkları ancak sistemin kaliteli hizmet, hasta memnuniyeti ve çalışan performansları gibi konularda sağlık sistemine olumlu katkılar sağladığı sonucuna ulaşılmıştır.
Katılım 30 ve BIST 30 endekslerinin pandemi dönemi getiri ve risk analizi
Finans dünyasının değişen ve gelişen yapısı, portföy yapılarını da etkilemekte ve daha başarılı planlamalar için analiz ve değerlendirmeler gerekmektedir. Bu çalışma, BİST 30 ve Katılım 30 Endekslerinin Aralık 2021 – Mayıs 2025 dönemindeki günlük getiri ve volatilite yapılarını, pandemi (1 Aralık 2021 – 5 Mayıs 2023) ve pandemi sonrası (6 Mayıs 2023 – 26 Mayıs 2025) alt dönemlerinde karşılaştırmalı olarak incelemektedir. BİST 30 ve Katılım 30 endekslerinin pandemi dönemi ve pandemi sonrası dönemdeki günlük getirileri ve riskleri karşılaştırılmıştır. Öncelikle her iki endeksin günlük getirileri hesaplanmış ve ortalamaları incelenmiştir. Yapılan analizlerde, pandemi dönemi ile pandemi sonrası dönem arasında endekslerin ortalama getirileri açısından genel olarak çok büyük farklılıklar bulunmadığı görülmüştür. Yani her iki endeks de yatırımcıya benzer düzeyde kazanç sağlamıştır. Ancak risk açısından farklı bir sonuç ortaya çıkmıştır. Standart sapmaya dayalı olarak yapılan hesaplamalarda BİST 30 endeksinin hem pandemi döneminde hem de pandemi sonrasında Katılım 30 endeksine göre daha yüksek oynaklığa sahip olduğu görülmüştür. Bu da BİST 30'un daha dalgalı bir yapıya sahip olduğunu ve yatırımcı açısından daha fazla risk içerdiğini göstermektedir. Katılım 30 endeksinin ise görece daha istikrarlı bir seyir izlediği söylenebilir. Yapılan Mann-Whitney U testi sonuçları da bu bulguları desteklemiştir. Bazı aylarda, özellikle pandemi döneminde, endekslerin getirilerinde pozitiften negatife veya negatiften pozitife doğru değişimler gözlenmiştir. Fakat bu değişimler sürekli bir şekilde aynı yönde olmamıştır. Genel olarak bakıldığında, getiriler açısından anlamlı bir fark çıkmazken, risk açısından BİST 30'un Katılım 30'a göre daha yüksek oynaklığa sahip olduğu istatistiksel olarak da doğrulanmıştır. Bu açıdan Katılım 30 endeksinin daha düşük bir volatilite ile İslami finans temelinde uygun yatırım imkânı sunduğunu göstermektir.
Factor models and market anomalies - evidence from Borsa Istanbul
In this thesis, we examine the performances of traditional and recent factor models of asset pricing such as Capital Asset Pricing Model (CAPM) of Sharpe (1964), three- and five-factor models of Fama and French (1993 and 2015) and q-factor model of Hou, Xue and Zhang (2016) against market anomalies such as size, value, beta, debt-to-equity, profitability, accruals, corporate investment and momentum for a developing market from July 2006 to December 2015. We are motivated from the CAPM theory, Fama and French (2006) rational pricing equation, q-theory of investment and prominent empirical evidence in choosing models and anomaly variables. For the first time in literature, we test the performance of the five-factor model that is augmented with a cash-based operational profitability based factor, a profitability measure which is completely free from accounting accruals. Recently added profitability and investment factors are motivated from the Dividend Discount Model and these variables are expected to proxy dividends under clean surplus assumption. Whereas, researchers test the performance of the model by using accrual based profitability factors. However, accruals are adjustment by accountants to transform cash earnings to accounting numbers, hence; they are not relevant to dividend. Consistent with the motivation behind the model, we test the five-factor model with a cash-based profitability factor. Initially, we implement univariate portfolio analysis to examine the relationship between the anomaly variables and expected stock returns. Our portfolio analysis reveals positive monthly (risk adjusted) premiums ranging from 0.17% (0.06) to 1.69% (1.65) for zero-investment portfolio strategies. These premiums are economically larger (comparable) than those of developed (developing) markets. However, due to high volatility of stock returns only value and beta effects are statistically significant. In addition, the relationship between average stock returns and profitability and average stock returns and corporate investment variables found as weak. We then investigate the pricing performance of models. Results reveal that the main problem for these models are their failure to explain the pricing behavior on a portfolio of value stocks whose returns behave like those of small and unprofitable firms that invest aggressively. Additionally, consistent with the findings of the portfolio analysis, recently added profitability and investment factors improve neither the pricing nor the economic performances of the three-factor model. We supplement this finding with portfolio spanning tests and factor optimization. Therefore, even with a cash-based profitability factor, we can conclude that the clean surplus relationship cannot represent dividends and fails to explain common stocks' pricing behavior for an emerging market. The Q-theory of investment fails as well.
Otantik liderlik ve çalışanların psikolojik sermayeleri arasındaki ilişki üzerine bir araştırma
Bu çalışmada otantik liderlik ve psikolojik sermaye kavramları üzerinde durulmuştur. İlk bölümde pozitif psikoloji ve örgüt; ikinci bölümde pozitif liderlik yaklaşımı, otantik liderlik ve psikolojik sermaye; üçüncü bölümde otantik liderlik ile psikolojik sermaye arasındaki ilişki ve otantikliğin takipçilerin davranışı, motivasyonu ve algıları üzerine etkisi incelenmiştir. Son aşamada amprik olarak pozitif liderliğin temel bileşeni olan otantik liderlik ve çalışanların psikolojik sermayeleri arasındaki ilişki çalışılmıştır. Çalışmada araştırma birimi olarak bir kamu kuruluşu seçilmiştir. Araştırma biriminden 321 kişiye anket uygulanmış, elde edilen sonuçlar doğrultusunda araştırmanın amacına yönelik önceden oluşturulmuş olan beş hipotez, çeşitli istatistik teknikleri kullanılarak analiz edilmiş ve çıkan sonuçlar konuyla bağlantılı bir biçimde yorumlanmıştır. Araştırma sonucunda yöneticilerin otantik liderlik özellikleri ile çalışanların psikolojik sermayelerine ilişkin algıları arasında olumlu bir ilişki olduğu sonucuna varılmıştır. Anahtar Kelimeler: Pozitif Liderlik, Otantik Liderlik, Psikolojik Sermaye
Afet acil müdahale dönemleri için insangücü planlaması yapmak
1ÖZETÇağdaş bir toplum olmak, afetlerde zarar görenlerin, mağdur olanların mağduriyetinigidermeyi, yaralarını sarmayı gerekli kılmaktadır.Afetzedelerin zararlarının karşılanması ve mağduriyetlerinin giderilmeye çalışılması,afet yönetimini zorunlu kılar. Afet yönetimi kendi içinde zarar azaltma, afetemüdahale etme, iyileştirme (rehabilitasyon) ve zarar azaltma dönemlerini kapsar.Afet yönetiminde önemli olan bu süreçlerin bilinmesi değil, bu görevlerin nasılyerine getirildiğidir.Afet müdahalesi temelde bir kaynak yönetimi sürecidir. Mevcut kaynakların, ihtiyacıolanlara doğru şekil ve zamanda ulaşmasını sağlama çalışmalarıdır.Bu çalışmada, afet yönetiminin genel anlamda işletme yönetimi ile benzernoktalarından hareketle, afet yönetiminde insan kaynakları yönetimi üzerindedurulmuştur. Bu kapsamda afet müdahalesinde en önemli kaynaklardan biri olaninsangücünün planlanması ve planlama sürecine etki eden faktörlerintanımlanmasına çalışılmıştır.Öncelikle genel olarak insan kaynakları yönetim anlayışının gelişmesi, insankaynakları yönetiminin fonksiyonları anlatılarak, insangücü planlama modellerianlatılmıştır. Bunun ardından afet yönetimi ile bilgiler verildikten sonra, afetleremüdahale eden bir sivil toplum kuruluşu olan Türk Kızılayı çalışanlarına yöneltilenanket çalışmaları doğrultusunda, afet müdahalesinde insangücü planlamasınıngerekliliği ve planlamanın alt süreçleri belirlenmeye çalışılmıştır.
Aile işletmelerinde profesyonel yöneticilerin sorunları
YUKSEKLISANS TEZ OZETI AİLE İŞLETMELERİNDE PROFESYONEL YÖNETİCİLERİN SORUNLARI Tülin ÇAKIR İşletme Yönetimi Anabilim Dalı Afyon Kocatepe Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü 2002 Danışman: Prof. Dr. Necdet TİMUR Son yıllarda profesyonelleşmenin bir gereği olarak, profesyonel standartlara göre hareket etme kabiliyetine sahip, işinde uzmanlaşmış elemanların istihdamı aile işletmeleri için de bir zorunluluk olmuştur. Ülkemizdeki birçok aile işletmesinin, profesyonel bir anlayışı bünyelerine yerleştirmeyi istemelerine karşın, istihdam ettikleri profesyonel yöneticilerle etkin olarak çalışamamaları tezatlık olarak karşımıza çıkmaktadır. Özellikle kurumsallaşmayı düşünen ailelerin, karar alma ve yönetim süreçlerinde profesyonel yöneticilerin fikir ve önerilerinin, kendi beklentilerindeki farklılıklar nedeniyle tam olarak değerlendirilemediği de bir gerçektir. Aile işletmelerinde çalışan profesyonel yöneticilerin, işletmeyle ilgili diğer sorunlarının yanı sıra aileden kaynaklanan çeşitli sorunlarla karşı karşıya kaldıkları bilinmektedir. Bu çalışma, ülkemizdeki aile işletmelerinde çalışan profesyonel yöneticilerin sorunlarına örnek oluşturacağı düşüncesiyle, Afyon ili dahilindeki aile işletmelerinde çalışan profesyonel yöneticilerin sorunlarının tespit edilerek sınıflandırılması ve bu sorunlara çözüm önerileri geliştirilmesi amacıyla yapılmıştır. Çalışmada nitel araştırma metodu uygulanmıştır.
Yeni bir maliyet yaklaşımı olarak dağıtılmamış maliyetlerin yönetimi yönteminin geleneksel maliyet yönetimi yöntemleri ile karşılaştırılması
Net Maliyet Dinamikleri temelde alt sınır maliyet dinamiklerine dayalı bilgi sağlayan bir dağıtımsız maliyet yönetimi sistemidir. Alt sınırı temel alarak, NMD karar alıcılara geçmişteki, bugünkü ve gelecekteki faaliyetlerin işletmenin alt sınırına olan etkilerini anlamaları için bilgi ve araçlar sunar. Ulaşılmak istenen alt sınırları garanti ederek ve maliyetleri dağıtmadan, işletmenin üstlendiği projeler hakkında nasıl verimli öneriler yapılabileceğini gösterir. Bir fabrika yöneticisinin yaklaşımının işletme açısından neden daha iyi olduğunu muhasebe ölçülerinin aksine alt sınırlara dayalı olarak açıklar. Karar alıcılara işletmelerini yönetmede gerekli bilgiyi maliyet dağıtımlarının yarattığı karışıklık olmaksızın sunar.NMD konseptinin de fikir birliği ettiği gibi, pek çok uzman maliyet dağıtım yöntemlerinin iyi çalışmadığını ifade etmektedir. Bu problemin çözümünün genellikle dağıtım modelini tamamen saf dışı bırakmaktansa, daha iyi maliyet dağıtım modelleri yaratmak olduğu düşünülmüştür. NMD işletmenin maliyet dinamiklerini göz önünde bulundurarak ve alınan her kararın alt sınıra olan etkisinin bilinmesini sağlayacak şekilde alt sınır maliyet dinamiklerine dayanan araç ve ölçümler geliştirerek çözüm yaratır. NMD dağıtım temelli maliyet muhasebesinin tamamlayıcısı değildir. Aksine NMD bu yönetemlerin kullanılmaması anlamına gelir. Bu çalışma NMD konseptini ve işletmenin alt sınır maliyet dinamiklerinin anlaşılmasını sağlayan NMD ölçülerini tanıtmaktadır.
Öğrenen örgüt oluşumunda bilgi yönetimi uygulamalarının rolü: Afyon Kocatepe Üniversitesi İ.İ.B.F. uygulaması
Hızlı gelişmelerin genel bir ifadesi olarak görülen küreselleşmeyi sağlayan en başta gelen faktör, bilgi teknolojilerindeki gelişmelerdir. Bu teknolojiler, bilginin yayılmasını, öğrenilmesini hızlandırmış ve kolaylaştırmıştır. Aynı zamanda bilgi teknolojileri, örgütsel yapıları da değişmeye zorlamış; bilgi teknolojilerinin bir sistem ile bütünleştirilmiş hali olan bilgi sistemleri, örgütsel yapılarda yer almaya başlamıştır. Bilgi sistemlerini etkin bir biçimde kullanan örgütlerde, bürokratik engeller ortadan kalkmış, iletişim güçlenmiş, işbirliği artmış, çatışmalar azalmış, süreçlerin kısalmıştır. Bunların sonucu etkinlik ve verimlilik sağlanmıştır. Ayrıca bilgi sistemleri örgütsel açıdan da öğrenmeyi hızlandırarak, örgütlerin öğrenen örgüt olmalarını ve öğrenen örgütün örgütlere sağladığı avantajlardan yararlanmalarını sağlamıştır. Öğrenen örgüt disiplini olan kişisel yeteneklerin gelişmesine, paylaşılan vizyonun benimsenmesine, modelleştirmeye, sistem merkezli düşüncenin yer edinmesine ve ekip halinde öğrenmeye de bilgi teknolojileri önemli katkılar sağlamıştır.Bilgi sistemlerinin öğrenen örgüt oluşumuna etkisini inceleyen bu çalışmada, Afyon Kocatepe Üniversitesi'nde (AKÜ) uygulamaya konulan KOBİS (Kocatepe Bilgi Sistemi) sisteminin öğrenen örgüt oluşumuna etkileri; Afyon Kocatepe Üniversitesi İktisadi İdari Bilimler Fakültesi'nde (AKU İ.İ.B.F.) gerçekleştirilen anket, doküman ve belgeler üzerinde araştırma ile yarı yapılandırılmış görüşme yöntemiyle incelenmiştir.
İstanbul Menkul Kıymetler Borsası'nda (İMKB) uygulanan halka arzdaki düşük fiyatlandırma
This paper aims to provide additional international evidence on the Initial Public Offerings (IPOs), using data from the Turkish Stock Exchange Market. In this study the initial and after-market returns for the Turkish IPOs is investigated for the period 1996-2006. The analysis show that the mean underpricing for all firms is 9.5%, while those for Financial, Manufacturing, Transportation, Communication and Storage, Technology, Wholesale and Retail Trade, Hotels and Restaurants, and Education, Health, Sports and Other Social Services sectors are 11.9%, 9.1%, 20.6%, 10.3%, 3.3%, and 0.9%, respectively. All underpricing levels are statistically significant at the conventional levels except for the Wholesale and Retail Trade, Hotels and Restaurants, and Education, Health, Sports and Other Social Services sectors. As for the sub-sectors, the highest underpricing is observed in Manufacture of Non-Metallic Mineral Products (21.2%) followed by Manufacture of Fabricated Metal, Products, Machinery and Equipment (18.5%). In investigation of the factors influencing the initial performance, control variables such as the percentage change in ISE-100 index during last 15 days before the first trading day, gross proceeds, size of issuer, the operating history of the firm before going to public, the reputation of underwriter, privatization, institutional ownership, method of going public, sale method of new issues, self-offered IPOs are employed. The regression results indicate that self-issued offerings, the percentage change in ISE-100 index during last 15 days before the first trading day and privatization have statistically significant impact on the underpricing.
A meta-analytical review of the relationship between total quality management practices and the operational performance of manufacturing companies
In a global society like ours where the perception of quality influences greatly the purchasing decisions of customers, organisations that seek to achieve global competitiveness and financial growth must as a matter of urgency, adopt business strategies that guarantee maximum performance excellence in quality and customer satisfaction. Although the operations management literature explicitly highlights business strategies with such prospects, Total Quality Management undoubtedly stands tall among the rest. Previous studies on the topic have however reported conflicting and ambiguous results regarding the effect of TQM implementation on operational performance. This study is therefore aimed at investigating the possibility of a statistical relationship between TQM practices (as captured in the Baldrige Excellence Framework) and the operational performance of manufacturing firms through the meta-analytical review of 21 studies published between 1997 and 2017. The study sample, obtained through a rigorous literature search of both online and offline databases, was subjected to a specific but extensive inclusion/exclusion criteria purposely designed for this analysis. Guided by the Hunter & Schmidt (2004) meta-analysis of correlation approach, the results of the study reveal a strong and positive relationship between aggregate TQM practices and operational performance. Furthermore, with the exception of Strategic planning that is non-significant and Customer focus that has a medium effect on operational performance, the other TQM constructs (Top Management Leadership, Information & Analysis, Human Resource Management and Process Management) are all positively related to operational performance. The test of heterogeneity also indicates that almost all the tested hypotheses were greatly influenced by the moderating variables; Firm size, Industry type, and Geographical location.
Uganda'da iç denetimin etkinliğini artırmada güçlü iletişimin rolü: Dijital çağda
This study aimed at investigating the role played by robust communication on the internal audit effectiveness in the perspective of the digital era, using the case of Uganda, Delphi technique as a data collection method was applied, and Data was collected from internal audit experts from auditing firms and higher learning institutions in Uganda. The aim of the study is to carefully observe the communication factors in the digital era that impact internal audit activities by making assumptions for the experts in the internal audit profession. The first part of the thesis involves explanation of the key terms of robust communication, internal control, internal auditing, and digitalization as the conceptual framework. The second section in this thesis study investigated the relationship between robust communication, internal audit, internal control, and digitalization. The third section which covers the research methodology involves an exploratory study, with a mixed research method, whereby the first part of the Delphi method uses qualitative study with semi-structured interviews and open-ended question in the questionnaire. Please write it more clearly and divide the long sentence and get it translated again. NVivo software is used to analyze qualitative data, and SPSS is incorporated for quantitative data analysis. The study observations indicate that as internal auditors offer two services of consulting and assurance to management, robust communication must be handled with great care to attain sustainability. The study recommends internal auditors to apply emotional intelligence as they communicate. Moreover, use of data analytics is recommended for internal auditors to effectively analyze and interpret data for open and transparent communication.
Ekonomik politika belirsizlik endeksinin OECD ülkelerindeki portföy yatırımlarına etkisi
This Ph.D. thesis examines the relationship between the economic policy uncertainty index (EPUI) and portfolio investments (PI) using quarterly data for 20 OECD countries from 2000 to 2022. EPUI is a measure of the level of uncertainty surrounding the economic policies of a particular country. Meanwhile, PI refers to purchasing financial assets in foreign country. Due to data availability, the research sample includes 20 countries out of the 38 OECD member countries. In the econometric model applied, some control variables are included. Based on the presence of cross-sectional dependence between the countries, the second-generation panel unit root test of CIPS is applied to assess the degree of integration for each variable. When some variables are stationary at the level or some at the first difference, panel ARDL can be used to analyze short-run and long-run relationships between variables. The ARDL results confirms the adverse effects of EPUI on PI in the long run. The countries' results also vary in terms of error correction because of their individual economic and political factors. Panel cointegration tests confirm that variables are cointegrated and the causality test confirms that there is not a causality relation between EPUI and PI. The results have implications for investors, policymakers, and researchers, and suggest the need for further comparative analysis among developed and developing economies as well as the inclusion of additional control variables.
Endüstri 4.0 ve sürdürülebilirlik uygulamaları
The potential of the production ecosystems shaped in the light of technological developments and innovative approaches to provide opportunities in creating social, economic, and environmental sustainability is a remarkable phenomenon in today's competitive global world where resources are rapidly depleted, social concerns are experienced, and the vitality of financial stability are accumulating. Within the scope of this study, it is aimed to analyze the role of Industry 4.0 technologies, which is a holistic production paradigm, in creating a sustainable production ecosystem. In line with the data obtained from the sample consisting of decision-makers being employed in various sectors such as petrochemical, metal production industry, automotive, textile, and food, the main and sub-criteria of the sustainability dimensions are weighted with fuzzy DEMATEL (Decision Making Trial and Evaluation Laboratory), which is one of the multi-criteria decision-making methods, and with fuzzy TOPSIS (Technique for Order of Preference by Similarity to Ideal Solution) the ranking and selection of the Industry 4.0 technology that best meets these determined criteria are revealed. In this context, it has been concluded that although the weights of sustainability sub-criteria dissociate on a sectoral basis, there were similarities in the selection of the most appropriate Industry 4.0 technology alternative. The results of the analysis were also enriched with the findings obtained from the in-depth interviews and the creation of word clouds that are benefitted as a data visualization tool. This study differs from the theoretical studies in the literature, as it deals with all three dimensions of sustainability and Industry 4.0 together. Furthermore, mathematically revealing the values that Industry 4.0 technologies and applications will create in terms of economic, social and environmental sustainability reflects the original value of the study. As a result, this study provides contributions to the organizations planning to blend the concept of sustainability in their production systems with managerial and practical implications as well as to the relevant literature.
Bir beyaz eşya yatırım projesinin üzerine fizibilite etüdü
ABSTRACT EVALUATION OF A CONSUMER DURABLE INVESTMENT PROJECT: A FEASIBILITY STUDY Türker ÇİFTÇİ M.B.A. Supervisor: Assoc. Prof. Erdal Erel May, 1996 Investment projects have to be analyzed very carefully before they have been realized. Feasibility study is the most important part of this analysis process. The aim of this study is to propose a systematic project analysis framework and by using this framework to conduct a feasibility study in a real life investment project on consumer durable industry. Keywords: Investment projects, project analysis, feasibility study, consumer durable industry
Faaliyete dayalı maliyet yönteminin bir askeri dispanserde uygulanması
This study stresses the importance of knowing the true cost of a process, product or service; offers a basic overview of activity-based costing and activity-based cost management; evaluates the benefits offered by activity-based costing; offers a comparison of ABC to traditional cost system, and an analysis on how ABC does compute more accurately. The focus is on the use of activity-based costing and activity-based cost management in a military dispensary to increase management's ability to track indirect costs and thereby to provide more accurate data for evaluating results. The overhead is allocated on a more accurate basis among the clinics of the military dispensary. Indirect costs are made direct by using activity based costing system. The true costs of 10 clinics of the dispensary are revealed throughout this study and, a comparison with private clinics', and a relative savings table of military clinics are presented. Limitations are defined and recommendations are made for future investigations and implementations.Key words: Activity based costing. Activity based cost management, cost driver, cost object.
Ders çizelgeleri hazırlayan bilgisayar programı
ABSTRACT A TIMETABLE SCHEDULING COMPUTER PROGRAM TOPTAS Mehmet MBA in Institute of Management Supervisor: Asst. Prof. Dr. Erdal Erel June 1990 The use of computers makes easy the preparation of timetable schedule and aliminates a lot of manual work.In this thesis, a timetable schdule generation program written in Fortran IV language and implemented in a Burroughs 9000 system is adapted to the Data General system at Bilkent University computing center. A case study on timetable schdule of Department of Management of Bilkent University is performed.
Türkiye'de yabancı kuruluşlar üzerine bir araştırma
ABSTRACT A SURVEY ON FOREIGN COMPANIES IN TURKEY BY DİLEK SAĞLIK SUPERVISOR: ASSOC. PROF. GÖKHAN CAPOGLU JANUARY 1992 This study investigates the reasons behind the foreign companies growing interest in Turkey, and discusses different market entry strategies such as exporting, direct investment, franchising, and joint ventures. An analysis of the advantages and disadvantages of the Turkish market from the foreign companies point of view is followed by an analysis of the reasons that led to a particular choice of an entry strategy. The study made use of a questionnaire which was answered by 21 foreign companies, 19 of theni located in Ankara. The results indicate that some policy changes towards foreign companies are necessary.
Tedarik zinciri performansının ölçülmesi ve İstanbul'da bulunan lojistik firmalarının yapılarının incelenmesi
Lojistik alanı gelişen dünya ile birlikte Türkiye'de en hızlı büyüyen birimlerdendir.Ülkemiz jeopolitik konumu itibari ile 2 kıtanın birleştiği ve Orta Doğu pazarının ortasında olduğu için lojistik sektörü için kritik bir pozisyonda bulunmaktadır ve bu gelişen dünya ile birlikte günden güne daha da önemi artmaktadır.
Sosyal medya platformlarını kullanarak yapılan pazarlamanın satın alma niyetine etkisi
According to the increased grow of the internet there has been an emergence of a wide range of social media platforms, where there has been a noticeable increase in user engagement levels to explain their opinions related to previously purchased journey of products or services. The following research seeks to the role of marketing by using social media platforms on the buying intent on a mobile company in the Gaza Strip has been studied. The research uses the descriptive analytical approach to analysis the results between the independent and dependent variables also, the researcher used a questionnaire that was distributed to a simple random sample consisting of (400) customers of a mobile company. The results from the analysis shows a positive effect between variables and ensures that there is a positive effect of marketing using social media platforms on buying intention, and that there is a positive impact of marketing related to company content and user content through social media platforms on buying intention at the level of significance 0.05. The conclusions made from this research recommended the need to increase awareness of importance of social media platforms, especially famous platforms such as Facebook, Instagram and Tik Tok by holding courses for employees of a Jawwal company and introducing them to the best way to use those platforms and the advantages resulting from this usage, and how this reflected in a positive way on the company, in addition to directing and focusing on the company's content through social media platforms to different groups aiming to make sales by motivate buying intention. Anahtar Sozcukler: Sosyal Medya Platformları Sosyal Medya Pazarlaması, Satın alma niyeti.
Fırsatlar ve dışsal rassal şoklar altında kalite ve üretim kontrolü
In a production process, opportunities arise due to exogenous or indigenous factors,for cost reduction. In this dissertation, we consider such opportunities in qualitycontrol chart design and production planning for the lot sizing problem. In the firstpart of the dissertation, we study the economic design of X control charts for a singlemachine facing exogenous random shocks, which create opportunities for inspectionand repair at reduced cost. We develop the expected cycle cost and expected operatingtime functions, and invoking the renewal reward theorem, we derive the objectivefunction to obtain the optimum values for the control chart design parameters. In thesecond part, we consider the quality control chart design for the multiple machineenvironment operating under jidoka (autonomation) policy, in which the opportunitiesare due to individual machine stoppages. We provide the exact model derivation andan approximate model employing the single machine model developed in the firstpart. For both models, we conduct extensive numerical studies and observe thatmodeling the inspection and repair opportunities provide considerable cost savings.We also show that partitioning of the machines as opportunity takers and opportunitynon-takers yields further cost savings. In the third part, we consider the dynamic lotsizing problem with finite capacity and where there are opportunities to keep theprocess warm at a unit variable cost for the next period if more than a threshold valuehas been produced. For this warm/cold process, we develop a dynamic programmingformulation of the problem and establish theoretical results on the optimal policystructure. For a special case, we show that forward solution algorithms are available,and provide rules for identifying planning horizons. Our numerical study indicatesthat utilizing the undertime option results in significant cost savings, and it hasmanagerial implications for capacity planning and selection.
Web sitelerinde insan görseli kullanımının tüketici bakış noktası ve ilgi süresine etkisi açısından değerlendirilmesi: Nöropazarlama uygulaması – göz izleme analizi
The purpose of this thesis is to determine the effect of the product presentations used in websites together with human images and without human images; on focus points of respondents and their duration of attention. For this purpose, an eye-tracking analyses was undertaken. The results have also been analyzed according to gender and depending on if the products are hedonic or utilitarian. In the methodology part two surveys (preliminary and post) and eye tracking methods are used. A preliminary survey to 82 respondents was applied. However, in the second phase of the study 50 out of 82 respondents came to the laboratory and participated in the eye tracking study. After the analyses of the eye tracking results 8 of them was found not to be eligible resulting with 42 analyses that met the criteria for evaluation. 42 people of who 21 are women and 21 are men attended to this eye tracking analysis. Eye tracking analysis, which is a neuromarketing method, is used as a research method; and also a survey has been applied on 42 people who joined the analysis to define their demographic profile and online shopping habits. Moreover, structured-interview have been carried out with 42 attendants related to the eye tracking analysis as a part of post survey. Results will be helpful in designing and enhancing e-commerce websites to be more effective. Keywords: Web Design, Neuromarketing, Eye-Tracking
Doğu Akdeniz'de deniz yetki alanı krizi ve AB'nin çözüme etkisi
The discoveries made in the energy field within the Eastern Mediterranean in recent years have revealed the existence of rich natural gas resources in the region. This wealth, which can be accepted as a positive development in economic and political terms, causes tensions in the region due to the attitudes of the parties that violate international law and which are far from reconciliation. In this process, where even the possibility of a multilateral war being underway is evaluated, countries are aiming to maximize their interests by approaching the issue within the framework of "the zero-sum game" rather than "the win-win strategy". The overlapping of the maritime jurisdictions of the Eastern Mediterranean coasts at many points, the unresolved Cyprus issue and the Megali Idea of the Greeks, which is not reflected in the discourses, the exploitation tradition of European Union, which derives its codes from its imperialist history, constitute the basis of the issue. Undoubtedly, concerns related to Turkey becoming the energy center in the region and making gains from the energy source constitute the invisible side of the iceberg regarding the reason behind the state of not reaching an agreement yet. With the creation of a de facto formation in the region, it is tried to expand both the sovereignty area and acquire the natural resources in the region against other riparian countries via fait accompli strategy. In this study, the existing conflict will be handled within the framework of maritime law and conflict analysis will be made within the framework of conflict resolution approaches. The position, attitudes, and impact of the EU regarding a solution to the conflict, as being a peace project, in the final analysis, will be evaluated. Keywords: East Mediterranean Dispute, Conflict Analysis, International Maritime Law, European Union.
Kalite güvence sistemlerinde eğitim ve bir uygulama
ÖZET Günümüz rekabet ortamında işletmelerin eğitime verdiği önem artmaktadır. Bu nedenle her işletme farklı yaklaşımlar içinde kendi bünyesi için iyi olduğunu düşündüğü bir eğitime ağırlık vermektedir. Son yıllarda, eğitim ve şirket danışmanlığı yapan özel firmaların çoğalması işletmelerimizin eğitim ihtiyaçlarına cevap verebilecek olumlu bir gelişme olarak nitelenebilir. Ancak, eğitim işini ciddi olarak ele almalıdır. Aksine, eğitimi bir modaya uyma yada sadece eğitim verildi işte anlayışı hakim olursa başarılı olunamaz. Kalite Güvence Sistemlerini yerleştirmek isteyen işletmeler ilk önce üst yöneticilerini; insan ilişkileri, toplam kalite yönetimi, eğiticilerin eğitimi ve problem çözme teknikleri gibi eğitime tabi tutmaktadır. Böylece yöneticilerin, teknik iş bilgileri ile becerilerinin geliştirilmesini temin ettikten sonra diğer alt kademedeki çalışanların gerekli eğitimi almaları sağlanmaktadır. Kalite Güvence Sistemlerinde Eğitim ve Bir Uygulama adlı çalışmamız on bölümden oluşmaktadır. İlk üç bölümde, Kalite Güvence Sistemleri ele alınmış ve eğitimin önemi vurgulanarak eğitim departmanının oluşturulması incelenmiştir. Dördüncü ve beşinci bölümde, eğitim ihtiyaçlarının tespiti ve değerlendirilmesi ile temel eğitim konuları incelenmiştir. Altı ve yedinci bölümde, işbaşında ve iş dışında ki eğitim yöntemlerinden başarılı olan yöntemler üzerinde durulmuştur. Sekizinci bölümde, eğitimlerin nasıl değerlendirildiği incelenmiştir. Dokuzuncu bölümde ise bir işletmede eğitim uygulamaları, ilk sekiz bölümde açıklanan düşünceler ışığı altında ele alarak açıklanmıştır. Kalite Güvence Sistemlerinde, eğitimin başarılı olabilmesi için üst yönetimin eğitime inanması ve eğitimi sonuna kadar desteklediğini tutum ve davranışlarıyla göstermesinde yatar. XV
Terörle mücadelede sosyal pazarlama uygulamalarının tutum ve güvenlik algısı üzerindeki etkisi ile ilgili Bingöl ilinde bir araştırma
Günümüzde pazarlama, yalnızca ticari konulardaki faaliyetleri içeren bir disiplin değildir. Değişen dünya ve tüketici profili, pazarlamanın, sosyal konuların çözümünde de kullanılabileceği fikrini doğurmuştur. Sosyal pazarlama olarak adlandırılan bu anlayış, toplumsal sorunlar olarak sağlık, eğitim, istihdam, yatırım, kalkınma, yoksulluk, işsizlik ve teknoloji alanlarında da kendini göstermektedir. Bugün, sosyal pazarlama kampanyalarıyla halkın, toplumsal bir sorun hakkında bilgilendirilmesi, farkındalığının arttırılması ve harekete geçirilmesi hedefleri gerçekleştirilmektedir. Daha çok sağlık alanında ve yoksullukla mücadelede etkili uygulamalar barındıran sosyal pazarlama faaliyetleri, toplumun temel sorunlarından olan terörün önlenmesinde ve terörün yarattığı tahribatların iyileştirilmesinde de kullanılmaktadır. Terörle mücadeleye, pazarlama anlayışıyla yaklaşmanın öneminin anlaşılması adına, terör temalı sosyal pazarlama uygulamaları ve söz konusu uygulamaların toplum tarafından nasıl algılandığı bu çalışmanın konusunu oluşturmaktadır. Terörün önlenmesinde, teröre kaynaklık eden sorunların çözümü üzerine geliştirilen projeler önemlidir. Bu projelerin gerçekleştirilmesinde halkın, sivil toplum kuruluşlarının, merkezi ve yerel yönetimlerin, özel sektörün ve diğer ülkelerin işbirlikleri önemlidir. Bu anlamda teröre kaynaklık eden sorunların tespiti, çözümlerin geliştirilmesi ve uygulanmasında sosyal pazarlama devreye girmektedir. Bu çalışmada, terör temalı sosyal pazarlama örnekleri göz önünde bulundurularak, terör temalı sosyal pazarlama uygulamalarının etkinliği, tutuma etkisi ve güvenlik algılamalarına etkisi ölçülmeye çalışılarak, ulaşılan sonuçlarla daha etkili sosyal pazarlama uygulamaları geliştirilmesine katkı sağlanması amaçlanmıştır. Çalışmanın birinci bölümünde, terörün kavramsal boyutu ve mevcut durumun ortaya koyulması, ikinci bölümünde, sosyal pazarlama kavramının anlaşılması ve terörle mücadelede sosyal pazarlamadan nasıl faydalanılacağı anlatılmıştır. Araştırma bölümünde ise terör temalı sosyal pazarlama uygulamalarının etkinliği, söz konusu uygulamaların tutum ve güvenlik algılamalarına etkisini ölçen bir ölçek geliştirilerek bir anket tasarlanmıştır. Bingöl ili merkez mahallelerinde uygulanan anket çalışmasıyla elde edilen veriler bilimsel olarak yorumlanmıştır. Analizler neticesinde, terör temalı sosyal pazarlama uygulamalarının terörle mücadeledeki yeri ve önemi ortaya koyulmaya çalışılmıştır. 420 katılımcıya gerçekleştirilen anket çalışması sonucunda, terörle mücadele temalı sosyal pazarlama uygulamaları ile tutum arasında anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Yine söz konusu uygulamalar ile güvenlik algılamaları arasında da anlamlı bir ilişki söz konusudur. Bingöl merkez mahallelerinde yapılan 420 anket ile terör temalı sosyal pazarlama uygulamalarının terör sorununun çözümünde etkili olduğu, bu çalışmalarla devlet halk kaynaşmasının sağlandığının ve halkın güvenlik algılamalarında olumlu yönde bir değişim yarattığı sonucuna varılmıştır. Bulgularla, terör temalı sosyal pazarlama uygulamalarının terörle mücadeledeki yeri ve önemi vurgulanmıştır. Anahtar kelimeler: Sosyal pazarlama, terör, güvenlik, tutum,
Hibrit dönemde lisansüstü öğrencilerinin motivasyon ve ders memnuniyeti arasındaki ilişkinin incelenmesi: İstanbul ili örneği
Bu tez, lisansüstü öğrencilerin motivasyon düzeyi ile ders memnuniyeti arasındaki ilişkiyi incelemeyi amaçlamıştır. Araştırmanın sonuçları, eğitim alanında daha etkili stratejiler geliştirmek için önemli ipuçları sunmaktadır. Bulgulara göre, öğrencilerin derslere yönelik motivasyon düzeyi ile derslerden aldıkları memnuniyet arasında pozitif bir ilişki bulunmuştur. Daha motive olan öğrenciler, derslerden daha fazla memnuniyet duymaktadır. Öğrenim görülen alanlara göre motivasyon düzeyleri arasında anlamlı bir fark bulunmamıştır. Ancak ders memnuniyeti düzeyleri arasında da anlamlı bir fark gözlenmemiştir. Bu sonuçlar doğrultusunda, eğitimciler için bazı öneriler sunulabilir. Öğrenci motivasyonunu artırmak için farklı öğretim yöntemleri ve materyalleri kullanmak önemlidir. Ayrıca, öğrenci motivasyonunu etkileyen faktörler daha detaylı olarak incelenmelidir.
Çalışan kadınların örgütsel adalet ve toplumsal cinsiyet eşitliği algıları arasındaki ilişki: Bir Araştırma
Bu tez çalışmasında, çalışan kadınların örgütsel adalet ve toplumsal cinsiyet eşitliği algıları arasındaki ilişkiler incelenmiştir. Araştırmada, İstanbul'da çeşitli sektörlerde çalışan 300 kadın katılımcıdan veri toplanmıştır. Verilerin analizi sonucunda, örgütsel adalet algısı ile toplumsal cinsiyet eşitliği algısı arasında pozitif ve yüksek düzeyde bir korelasyon olduğu tespit edilmiştir. Çalışmanın bulguları, örgütsel adaletin, toplumsal cinsiyet eşitliği algısını olumlu yönde etkilediğini göstermektedir. Bu sonuçlar, örgütlerde adaletli uygulamaların cinsiyet eşitliği algısına katkı sağlayabileceğini ve bu durumun çalışanların motivasyonunu, iş tatminini ve örgütsel bağlılıklarını artırabileceğini ortaya koymaktadır.
Bilişim teknolojileri kullanımının bilgi yönetimi üzerindeki etkisinde bilişim sistemleri okuryazarlığının aracı rolü: Bir araştırma
Bilişim teknolojilerinin hızla geliştiği günümüzde, işletmelerin bilgi yönetimi süreçleri de önemli bir dönüşüm geçirmektedir. Bu çalışma, bilişim teknolojileri kullanımının bilgi yönetimi üzerindeki etkisini ve bu süreçte bilişim sistemleri okuryazarlığının aracı rolünü incelemektedir. Araştırma kapsamında, farklı sektörlerde çalışan 289 beyaz yakalı çalışandan anket yöntemiyle veri toplanmıştır. Araştırma sonuçları, bilişim teknolojileri kullanımının bilgi yönetimi üzerinde pozitif bir etkiye sahip olduğunu ve bilişim sistemleri okuryazarlığının bu ilişkide kısmi aracılık rolü üstlendiğini göstermektedir. Bu bulgular, işletmelerin bilgi yönetimi süreçlerini geliştirmek için bilişim teknolojileri kullanımını artırmaları ve çalışanların bilişim sistemleri okuryazarlığını geliştirmeleri gerektiğini ortaya koymaktadır.
Sosyal medya pazarlamasının üniversite tercihleri üzerine etkisi: Pilot bir araştırma
Bu çalışma, "Sosyal Medya Pazarlamasının Üniversite Tercihleri Üzerindeki Etkisi: Pilot Bir Araştırma" başlığı altında, sosyal medya pazarlamasının yükseköğretim kurumlarının öğrenci çekme süreçlerindeki rolünü ve öğrenci adaylarının üniversite tercihleri üzerindeki etkisini incelemeyi amaçlamaktadır. Günümüzde, dijital dönüşümün etkisiyle, sosyal medya platformları, üniversitelerin iletişim ve pazarlama stratejilerinin merkezinde yer almaktadır. Bu bağlamda, tez, yükseköğretim ve vakıf üniversitelerinin yapısal özelliklerini, sosyal medya pazarlamasının temel dinamiklerini ve halkla ilişkilerin bu süreçteki önemini teorik bir çerçevede ele almıştır. Araştırma, pilot bir çalışma olarak tasarlanmış olup, sosyal medya kampanyalarının öğrenci adaylarının algı ve tercihleri üzerindeki etkisini sınırlı bir örneklemle analiz etmeyi hedeflemektedir. Çalışmada, sosyal medyanın, üniversitelerin marka bilinirliğini artırmada ve potansiyel öğrencilerle duygusal bir bağ kurmada önemli bir araç olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Ayrıca, sosyal medya pazarlamasının, genç nesillerin bilgi edinme ve karar verme süreçlerinde etkili bir faktör olduğu belirlenmiştir. Bunun yanı sıra, halkla ilişkiler faaliyetlerinin sosyal medya ile entegrasyonunun, üniversitelerin imaj yönetimi ve kriz iletişiminde önemli bir strateji sunduğu ortaya konmuştur. Son olarak, sosyal medya kampanyalarının yalnızca tanıtım odaklı değil, aynı zamanda güven oluşturma ve aidiyet hissi yaratma gibi daha derin etkiler yarattığı vurgulanmıştır. Bu çalışma, sosyal medya pazarlamasının yükseköğretim bağlamındaki etkisini anlamak için bir başlangıç noktası oluşturmakta ve gelecekteki geniş ölçekli araştırmalara temel teşkil etmektedir.
Sürdürülebilir insan kaynakları yönetimi: Türkiye bağlamında bir araştırma
Bu çalışma, Sürdürülebilir İKY'nin kavramsal çerçevesi ve boyutlarını tartışarak, Türkiye'de faaliyet gösteren işletmelerin Sürdürülebilir İKY ile ilgili çalışmalarına ilişkin genel bir çerçeve sunmak üzerine kurgulanmıştır. Bu amaçla, Sürdürülebilir İKY'nin, anlamı ve içeriği, ön plana çıkan İKY boyutları ile işletme uygulamalarındaki mevcut durum sorgulanmıştır. Araştırma nicel ve nitel yöntemlerin bir arada kullanıldığı karma yöntem desenlerinden, açımlayıcı desen yöntemine uygun yürütülmüştür. Verilerin toplanması üç aşamada gerçekleştirilmiştir. İlk aşamada, örneklem kapsamında yer alan işletmelerin yayınladıkları sürdürülebilirlik raporları, İKY bağlamında Maxqda programı kullanılarak içerik analizine tabi tutulmuştur. Bu aşamanın örneklemi, kurumsalsurdurulebilirlik.com portalında ve BIST Sürdürülebilirlik Endeksi'nde yer alan 93 işletmenin sürdürülebilirlik raporundan oluşmaktadır. İkinci aşamada, akademisyenlerin ve İKY uzmanlarının katılımıyla, üç turda gerçekleştirilen Delphi tekniği çalışması yapılmıştır. Bu aşamanın örneklemi, sürdürülebilirlik çalışmaları yapan ya da sürdürülebilirlik konusunda farkındalığı olan kurumlarda görev yapan 11 İKY uzmanı ile uzmanlık alanı Yönetim ve Organizasyon olan 11 akademisyenden oluşmaktadır. Delphi tekniği çalışmasından elde edilen veriler betimsel ve istatistiki tekniklerle analiz edilmiştir. Üçüncü ve son aşamada ise öncül araştırma aşamalarının bulgularından yararlanılarak geliştirilen, Sürdürülebilir İKY soru formu aracılığıyla, Sürdürülebilir İKY'nin işletme uygulamaları içindeki mevcut durumu sorgulanmıştır. Bu aşamanın örneklemi sürdürülebilirlik raporu yayınlayan işletmeler ile BIST Sürdürülebilirlik Endeksi'nde yer alan kurumlarda görev yapan 131 İKY uzmanından oluşmaktadır. Araştırmanın bulgularına dayalı olarak, Sürdürülebilir İKY'nin beş alt boyutu olduğu tespit edilmiştir. Bu boyutlar "çalışanın gelişimi ve mutluluğu", "sürdürülebilir istihdam politikaları", "kağıtsız-dijital süreçler", "esneklik uygulamaları", "çevreye duyarlılık" olarak adlandırılmıştır. Sürdürülebilir İKY, değer zinciri anlayışla ve ekonominin dışında ekoloji ve toplum gibi makro konularla birlikte yordanması gereken bir kavram olarak değerlendirilmiştir.
Türk ve Iraklı kadınların işgücü piyasasına katılımının analizi
This research report analyzes women's labor force participation in Turkey and Iraq. Both countries are developing countries struggling for their economic growth. A comparative study aims to compare women's labor force participation in economic development. The current study is qualitative in nature and data is collected from secondary source. A vast literature review is done in chapter 2. Labor force participation of Iraq and Turkey have been compared in the current study.The timeline of comparison of Labor force participation of Turkey and Iraq is 2000-2020. Economic growth is also elaborate due to women's labor force participation. After comparison it is concluded that Turkey, women's labor force participation is 26.23 times higher than Iraq, as Iraq struggles with its economy after a long war. Overall, women's empowerment is low in Iraq. However, some NGOs are working for women's empowerment in Iraq. There is still a great need for awareness about the women's labor force. That's why women's labor participation is very low in Iraq. Regardless, the situation in Turkey is better for women's empowerment than in Iraq. Turkey's policy on women's empowerment has lately evolved. Women may now work in any area with the same freedoms as men. Because of the male-dominated society in Iraq, there are still some restrictions on women's employment. There is little improvement in the women's labor force rate from the past. In the future, Iraqi women will contribute more to the economic growth of Iraq.
Yükseköğretim kurumlarında kadın müdürlüğü etkileyen faktörler nelerdir? Türkiye özel ve kamu üniversitelerine yönelik açıklamalı bir araştırma çalışması
In today's world, women are playing an important role in all fields; the role of women in the education sector is crucial. The higher education system helps build the future of our young generation; Higher Education institutes provide education, but they tend to provide practical knowledge that will help students in their careers. In university, women's participation is also incredible; they are also playing their part in the development of students. The current study aims to explore the role of Female directors in Turkish universities. And how much they are contributing as academicians. The study's objective is to explore the challenges faced by Female directors in Turkish universities. For this research, we are conducting a qualitative research method. Moreover, we have collected data from Turkish Universities and drawn results accordingly. Using detailed information gathered from the University Council for the year 2022, we use logit regression analysis to estimate the chances of having a Female dean in a faculty. As independent variables, we use the type of university (public or private), the ratio of academicians, the province of the university, the type of faculty, and the foundation year of the university. The results show that the slope of the number of Female academicians in the facility and the total number of academicians is significant, based on the significant value of both predictors. Both independent variables predict the dependent variables well. Moreover, the results of the research study reveal that the independent variables, gender difference, family and societal pressure, other responsibilities, as well as the environment in private and public universities imposes a greater impact on the probability of Female dean in the universities and at director level. The ratio of Female deans in private universities is increasing and in public universities their number are low. With respect to cities Izmr and Ankara are leading ones to have more Female dean in the both type of universities. The environment, security, and maintenance of law and order in private universities seem seems safe and secure for Females to pursue their careers at the Directorship level. So, the percentage and probability of Female deans in educational sciences are high and greater as compared to other departments and fields.
Irak'ta STK'lara fon sağlamada pazarlama karışımının rolü
Non-profit organizations have used marketing methods and principles, including the marketing mix, to develop their financial resources and achieve their goals and vision. Due to the different organizational nature and the lack of academic studies on the marketing mix and fundraising, non-profit organizations find it difficult to reach a marketing mix commensurate with their work and environment. This study aimed to demonstrate the effect of using the marketing mix elements (price, place, product, promotion) on collecting donations in non-profit organizations in Iraq. The Statistical Package for Social Sciences (SPSS) program was used to test hypotheses and analyze data for research methodologies. The questionnaire was distributed to workers in non-profit organizations in Iraq via the Internet, and 267 responses were collected. It has been found that the price component of the marketing mix in this study has a significant relationship with fundraising. At the same time, the analysis of the results showed that there is no relationship between product, promotion, place and fundraising. This paper contributes to understanding the impact of using marketing mix elements on fundraising operations in Iraq's nonprofit organizations.
Kurumlarda rekabet gücünün sağlanmasında stratejik planlamanın rolü örnek olay: el-Kalam Üniversitesi / Irak
This study aimed to know the relationship between strategic planning and competitive advantage in institutions, as well as to clarify the extent of the impact of strategic planning dimensions (internal environment, external environment, mission, goals) on achieving competitiveness at Al – Qalam university in Iraq. To achieve the study objectives, a questionnaire was prepared, and the SPSS application was used to analyze the data and test the hypotheses. The results of the study proved that there is a statistically significant relationship between the internal and external environment of the institution and the competitive advantage, and it showed that there is relationship between the dimension (mission and goals) and competitive advantage. The researcher recommends institutions to develop strategic plans and focus on the internal environment that includes human resources through training, motivation and promotion, as well as the external environment through analyzing competitors and adapting to economic and demographic changes and government laws ... etc. And showed that the mission and goals affected on achieved the competitive advantage in institutions. Therefore, university owners / managers must make every possible effort to practice more strategic planning activities in order to further entrench the mission of the institution, and to remind them constantly of the goals. Keywords: Planning, Strategic Planning, Competitive Advantage.
Çiftçilerin işbirliği ve pazarlık gücü: Analitik kabiliyetin aracılık rolü
The agriculture sector is one of the interesting sectors that can provide unique insights on how farmers can collaborate with competitors to achieve common goals. The farmers' alliances are based on the sharing of information, challenge sanctions, research, collective decision-making about the scale of production, and an agreed negotiation with the contractors/market. This study explored the coopetition (simultaneous cooperation and competition) among agriculture farmers to increase their bargaining power. This study has developed and test a theoretical framework to advance the coopetition strategy and its relationship with the bargaining power of farmers. The cross-sectional survey was used to collect the data from individual farmers from Baghdad, Iraq. The study chooses convenience sampling easy to contact and reach farmers and get 208 valid responses. The study has tested a mediating model using regression analysis and all four hypotheses were found statistically significant. The study has found the formation and formalization of the coopetitive relationships positively affect the bargaining power of the individuals. Moreover, the study also contributed to highlight the importance of the context that plays a significant role in inducing coopetition among individuals or organizations. The study also suggests some future research directions such as a diverse sample from different geographical locations can provide a basis for generalization. Keywords: Coopetition, Analytical Capability, Bargaining Power, Farmers
Bilgi ve İletişim Teknolojilerinin (BİT) insan kaynakları üzerindeki etkisi
The study aimed to investigate the impact of ICT (ICT) on human resource performance and human resource strategy in the Baghdad Electricity Company, based on the descriptive-analytical approach. The study has used a sample of 189 employees using a survey to collect the responses. The study has used a theoretical model consisting of one independent variable and two dependent variables. The multivariate regression analysis was conducted using SmartPLS 2.0 to statistically test the hypotheses. The results indicated that there is a statistically significant impact of ICT on HR performance and HR strategy. Therefore, the use of ICT is the catalyst in the development of human resources and improves its performance.
The role of social media activities for customers brand loyalty
The objective of extant research study was to explore the effect of social media activities (interactivity, benefits & rewards) on customer brand loyalty. This study proposed three research hypotheses. In order to examine these hypotheses, we chose consumers (i.e. university students in Turkey) as the population of this study who actively follow specific fashion brands. We approached these students through peer and personal contacts. The extant study has used quantitative research design and ran a survey to collect data through structured close ended questionnaires by applying convenience sampling method (a type of non-probability sampling). This study used responses of 268 respondents. Due to time and budgetary constraints, the data were collected in cross-sectional manners. The obtained data have been analyzed by Statistical Package for Social Sciences (SPSS). The results of the analysis confirmed that social media activities (interactivity, benefits & rewards) have positive and significant impact on customer brand loyalty. The findings of the analysis have been discussed comprehensively. This study also draws the conclusion of the results. We also provide the implications of the study e.g. this study enables service sector or social media managers to better evaluate customer brand loyalty via social media platforms. This study also have some limitations e.g. data were collected from limited sample that is obviously not representative of whole population, which warrants that in future data should be collected from more respondents to get the true representation for proposed relationships.
Karşılaştırmalı reklamlarda mizah algısı ile tüketici davranışları arasındaki ilişkinin incelenmesi: Marka havalılık algısının düzenleyici etkisinin ürün ilgilenimi bazında karşılaştırılması
Bu araştırma, karşılaştırmalı reklamlara yönelik tüketici tutum ve niyetleri ile (reklama yönelik tutum, markalara yönelik tutum, satın alma niyeti) tüketici mizah algısı arasındaki ilişkiyi incelemeyi hedeflemiştir. İlgili değişkenler arasındaki ilişkilere tüketici marka algısının (algılanan marka havalılığı) etkisi ek inceleme konusudur. Araştırmada ayrıca tüm bu ilişki ve etkiler ürün ilgilenimi düzeyinde (yüksek/ düşük ilgilenimli ürünler) karşılaştırılmıştır.
İstanbul Menkul Kıymetler Borsası'nda zamanlama ve ekonomik indikatörler
This study consists of three parts. In the first part Istanbul Stock Exchange (ISE) is introduced and general information is given about history, structure, trading rules and regulations. In the second part, an analysis, of to which degree an investor should have a predictive ability in order to beat a buy and hold strategy, is made. In the third part some plausible economic indicators which may improve investor's investment decision, are introduced. / III
Personel güçlendirmenin iş tatmini üzerine etkisi: İstanbul otelcilik sektörü araştırması
Bu çalışmada emeğe dayalı bir sektör olması ve insan kaynağının diğer sektörlere göre daha fazla önem arz ettiği düşünülen hizmet sektörünün bir alt bileşeni konumundaki otelcilik sektöründe personel güçlendirmenin iş tatmini üzerindeki etkileri araştırılmıştır. Bu araştırma kapsamında ilgili literatür eleştirel boyutta detaylı bir şekilde incelenerek araştırmaya ikincil veriler ışığında teorik arka plan oluşturulmuştur. Oluşturulan teorik arka plan tez içerisinde toplam üç bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde personel güçlendirme konusu, ikinci bölümde iş tatmini konusu detaylı bir şekilde incelenmiştir. Son bölüm olan uygulama safhasına ilişkin verilerin analiz edilerek yorumlandığı uygulama bölümünde ise otelcilik sektörü çalışanları üzerinde birincil veriler elde etmek üzere gerçekleştirilen anket uygulamasının detaylı analizi bulunmaktadır. Anketlerden elde edilen veriler sistematik bir şekilde düzenlenerek sonuç bölümünde yorumlanmıştır. Araştırmanın sonuçlarına göre otelcilik sektöründe personel güçlendirmenin iş tatmini üzerinde olumlu bir etkisi olduğu kanısına varılmıştır. Anahtar Kelimeler: Personel Güçlendirme, İş Tatmini, Konaklama İşletmeleri.
Türkiyede kamu kurumlarında çalışanların mobbing algıları üzerine bir araştırma
Mobbing çağımızın en büyük işyeri hastalığıdır.Mobbing mağduru,mobbinci,izleyici kitlelerinin oluşturduğu bu hastalık işletmelerin performanslarını düşürmekte ve insan kaynakları politikalarının uygulanmasını imkansızlaştırmaktadır. Mobbingin Kamu sektöründe varlığını tesbit etmek için yaptığımız bu araştırmanın sonuçları genel görünümü ifade etmektedir.Yapmış olduğumuz analizler rasyonel ölçütlerle yorumlanmış olup bireysel kanatlerden çok kişilerin davranışına yönelik tutumlardan oluşmaktadır.Mobbing evreleriyle ,uygulanma biçimiyle modern çağın hasta çocuğudur.Bu çocuk büyümeden önlem alınmalı ve karşı koyma tepkileri topluca oluşturulmalıdır.
Okul müdürlerinin liderlik türleri ve öğretmenlerin motivasyonları üzerine etkileri
Bu tez çalışmasında; okullarda görev yapan müdürlerin sahip oldukları liderlik türlerinin öğretmenlerin motivasyonu üzerindeki etkileri belirlenmeye çalışılmıştır. Bu amaç doğrultusunda müdürlere liderlik türleri, öğretmenlere kendi yöneticilerinin liderliğini belirleyecek liderlik ve motivasyon ile ilgili beş seçenekli Likert tipi ölçek kullanılarak anket düzenlenmiştir. Anket 28 yönetici ve 590 öğretmen üzerinde uygulanmıştır. Anket sonuçları SPSS 22.0 programından faydalanılarak analiz edilmiştir. Çalışmada, liderlik türlerinin öğretmenlerin motivasyonları üzerindeki etkileri faktör, korelasyon ve regresyon analizlerine göre incelenmiş olup, müdürlerin ve öğretmenlerin demografik özelliklerine de değinilmiştir ve tüm bu analizler sonucunda liderlik türlerinin motivasyon üzerindeki etkileri karşılaştırılmıştır. Yapılan çalışma sonucunda; otokratik, demokratik, hümanist, bürokratik ve karizmatik liderlik türlerinin motivasyon üzerinde olumlu etkileri olduğu gözlemlenmiştir. Bu beş liderlik türü içerisinde motivasyon üzerinde en etkili olan liderlik türünün de demokratik liderlik olduğu sonucuna varılmıştır.
GSM operatörlerinin Hatay ilinde yaşayan Suriyeli göçmenler tarafından tercih edilme nedenlerine yönelik bir pilot araştırma
Bu çalışmada, mal ve hizmetler ile tüketiciler arasındaki ilişkinin oluşmasında en etkili faktörlerden biri olan marka kavramına değinilmiş, tüketicilerin marka tercih sürecinde, marka kararları üzerinde etkili olan unsurların neler olduğu araştırılmıştır. Araştırma, marka olgusunun ve etkilerinin son derece önemli ve belirleyici olduğu GSM sektöründe yapılmıştır. Çalışmanın uygulamasına; 2011 yılında Suriye'de yaşanan iç savaştan dolayı farklı bölgelere göç etmek zorunda kalmış ve Hatay iline yerleşmiş olan Suriye uyruklu kişiler üzerinde gidilmiştir. Bu araştırma kapsamında, konu ile ilgili literatür çalışması detaylı bir şekilde yapılarak, ikincil veriler ışığında teorik arka plan oluşturulmuştur. Çalışma içerisinde arka plan üç bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde marka ve marka ile ilgili kavramlar, ikinci bölümde tüketicilerin marka tercihlerini etkileyen faktörler ayrıntılı bir şekilde incelenmiştir. Son bölüm olan, uygulama safhasında elde edilen verilerin analiz edilerek yorumlandığı uygulama bölümünde ise Hatay ilinde yaşayan Suriyeli göçmenler üzerinde birincil veriler elde etmek üzere gerçekleştirilen anket uygulamasının detaylı analizi bulunmaktadır. Anketlerden elde edilen veriler sistemli bir şekilde düzenlenerek sonuç bölümünde yorumlanmıştır. Yapılan araştırma sonucunda Hatay'da yaşayan Suriyeli göçmenlerin GSM sektöründeki marka tercihlerini etkileyen, demografik, sosyal ve psikolojik faktörler ile marka değeri unsurları ve pazarlama karması kararları ortaya koyulmuştur.
Dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğunun üniversite öğrencilerinin not ortalaması performans değeri üzerine etkisi
Giriş: Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu, yalnız çocukluk çağında değil, yetişkinlik döneminde de bireyin aile, eğitim, iş, sosyal yaşam gibi yaşam alanlarını etkileyen ve başka bozukluklarla birlikte ilerleyebilen kronik bir bozukluktur. Özellikle yetişkinliğe giriş dönemine rastlayan üniversite çağındaki bireylerin dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu semptomlarını tanı konulmadan tecrübe etmesi, daha açık bir dille sorunun farkında olmadığı için çözüm üretememesi, akademik başarı düzeyi ve sosyal katılım gibi alanlarda sorunlar yaşamasına, kişinin özgüveni ve öz saygısını yitirmesine kadar gidebilecek etkilere sahiptir. Bu nedenle üzerinde durulması, sonraki dönemde iş yaşamına girecek bireylerin üretkenliği ve yaşam kaliteleri açısından büyük önem arz etmektedir. Amaç: Bu çalışmada, üniversite öğrencilerinde dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu üzerinde durularak, bu alanda Türkiye literatürüne katkı sağlanması amaçlanmıştır. Bu amaç doğrultusunda, dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğunun üniversite öğrencilerinde tanısı ve not ortalaması performans değeri üzerine etkisi incelenmiştir. Yöntem: Araştırma, Doğuş Üniversitesi Sosyal Bilimler Bölümü Lisans öğrencisi olan 150 kişiye Wender Utah Derecelendirme Ölçeği ve DSM-IV'E Dayalı Erişkin DEB/DEHB Tanı ve Değerlendirme Envanteri uygulanmıştır. Bulgular: Araştırmaya katılan öğrencilerin yalnızca 5'inde hem çocukluk hem de yetişkinlik dönemi DEHB belirtilerini taşıyarak tanı koyulabilecek durumda bulunmuştur. DEHB tanısı konulabilecek öğrencilerle, DEHB özelliği taşımayan öğrencilerin not ortalamaları arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark bulunamamıştır. Ayrıca, cinsiyet değişkeninin de yine DEHB üzerinde anlamlı bir etkisi bulunamamıştır. Sonuç: Her ne kadar önceki çalışmalar DEHB üzerinde cinsiyetin etkisi olduğunu savunsa da, bunun aksi sonuç gösteren çalışmalar da bulunmaktadır. Aynı şekilde, öğrencilerin not ortalamaları üzerinde de DEHB'nin etkili olmadığı çalışmalar mevcuttur. DEHB birden fazla bozuklukla karıştırılabildiği gibi, akademik başarı düzeyi de başka faktörlerden etkilenebilmektedir. Sonraki çalışmalarda, söz konusu faktörlerin de dikkate alınması, hem DEHB önlemleri hem de öğrencilerin akademik başarı düzeylerini artırma çalışmaları için daha aydınlatıcı olacaktır. Anahtar Kelimeler: Dikkat Eksikliği, Hiperaktivite, Öğrenci, Yetişkin, DEHB
İhracatta KDV iade sisteminin incelenmesi ve bir uygulama
Bağımsız ülkeler arasında gerçekleştirilen mal ve hizmet hareketlerinin toplamı olan ihracat ve ithalat ülke ekonomilerinin gelişmesini amaçlamaktadır. Söz konusu ekonomik gelişmelerin başında hazineye gelir kazındırmak, iktisadi kalkınma, cari açığın önlenmesi, yurt içi fiyat istikrarının korunması ve ülke sanayisinin dış rekabetten korunması gelmektedir. Günümüzde özellikle gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerde ihracat ekonomik rekabetin sağlanması, dış ticaret dengesinin sürdürülebilmesi ve döviz ihtiyacının karşılanmasına destek olur. Birçok ülke dış ticarete önem vermekte ve ihracatçılara çeşitli destek ve teşvik sağlamaktadır. Ülkeler ekonomilerini daha rekabetçi kılabilmek ve ihracat hacimlerini arttırmak için bazı vergilerin istisnalarını farklı yollardan doğrudan veya dolaylı olarak ihracat sektörlerini teşvik etmişlerdir. Uluslararası çalışan şirketlerin ihracat işlemlerinden doğan, yüklendiği KDV'nin iadesi ihracatçı şirketlerin teşvik edilmesinde önemli bir faktör olmaktadır. Bu tez çalışmasında 3065 sayılı KDV kanunun 26/04/2014 tarihinde yayımlanan genel uygulama KDV tebliği çerçevesinde KDV iade sisteminin kapsamı, genel esasları ve uygulama süreci incelenerek, Kdv İade Sisteminin İşleyişi örnek bir KDV iade raporu uygulaması ile açıklanmaya çalışılmıştır. Anahtar kelimeler: İhracat, Katma Değer Vergisi, KDV İstisnası, KDV İadesi Sistemi
Örgüt kültürü ve örgütsel bağlılık ilişkisi: Banka çalışanlarına yönelik bir araştırma
Kamu sektöründe çalışan memnuniyetini etkileyen faktörleri belirlemeye yönelik bir araştırma: İstanbul İl Emniyet Müdürlüğü örneği
Hizmet sektöründe verimliliğin en itici faktörü çalışan memnuniyetidir. Çalışan memnuniyeti hakkında yapılan araştırmalar incelenmiş ve yapılan değerlendirmeler göz önünde bulundurularak bir memnuniyet anketi hazırlanmıştır. Yapılmış olan birçok bilimsel araştırmada kamu hizmet sektöründe daha verimli ve etkili hizmetin çalışan memnuniyeti veya memnuniyetsizliği ile doğru orantılı olduğu anlaşılmıştır. Bu sonuç da çalışan memnuniyetinin önemini ortaya çıkarmıştır. Bu çalışma yapılırken objektif olmaya önem gösterilmiştir. Yaptığımız bu çalışmanın birinci bölümünde temel kavramlar üzerinde durulmuş, ikinci bölümde ise çalışan memnuniyetinde rol oynayan faktörler üzerinde durulmuş, çalışmanın son bölümünde ise kamuda bir çalışma yapılmış ve sonuçlar analiz edilmiştir. İstanbul ilinde EGM kamu hizmet sektöründe çalışan üç yüz seksen dört katılımcıyla yapılan 'Kamu Sektöründe Çalışan Memnuniyetini Etkileyen Faktörleri Belirlemeye Yönelik Bir Araştırma: İstanbul İl Emniyet Müdürlüğü Örneği' anket çalışması sonucunda; çalışan memnuniyetine bakış açılarının temelinde ödüllendirme ve motivasyon, eğitim, yönetim şekli, karar verme ve katılımın etki ettiği görülmüştür. Çalışanlara yönelik memnuniyet ölçümleri sayesinde çalışanlar, pozitif ve negatif iş akışlarını belirtmekte, kurumlar da bu ölçümler sayesinde çalışanların memnuniyet seviyesini, eksik olan konuları, giderilmesi gereken ihtiyaç ve iletişim sorunlarını belirleyebilmekte ve pozitif sonuçlar ortaya koymaktadır.
Eş düzey çalışanlar arasındaki örgütsel çatışmanın örgütsel sessizlik üzerindeki rolü
Bu araştırmada, örgütsel davranış yazınında önemli kavramlardan olan örgütsel çatışma ve örgütsel sessizlik kavramları incelenmiştir. Bu bağlamda bu araştırma eş düzey çalışanlar arasındaki örgütsel çatışmanın örgütsel sessizlik üzerindeki rolünü araştırmayı amaçlamaktadır. Literatür incelendiğinde bu iki kavramın birlikte çalışıldığı bir araştırmaya rastlanmamıştır. Bu araştırma, ikisi teorik ve biri uygulama olmak üzere üç bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde, örgütsel çatışma kavramı ve çatışma türleri, boyutları, diğer kavramlarla ilişkisi ele alınmıştır. İkinci bölümde örgütsel sessizlik kavramı, tarihçesi ve boyutları incelenmiştir. Araştırmanın üçüncü bölümü olan metodoloji bölümünde eş düzey çalışanlar arasındaki örgütsel çatışmanın örgütsel sessizlik üzerindeki rolünü araştıran alan araştırması yer almaktadır. Alan araştırması sonunda elde edilen geçerli anket oranı %96 olmuştur. 452 katılımcı üzerinden alınan veriler SPSS 21 programına yüklenerek analiz gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın sonucunda örgütsel çatışmanın alt boyutlarının örgütsel sessizliğin alt boyutları üzerinde etkisi olduğu tespit edilmiştir. Dünyada ve Türkiye‟de örgütsel değişim ve gelişimin önündeki en önemli engeller arasında gösterilen örgütsel sessizlik kavramı, örgütlerde çok sık ve yaygın görünmesinde rağmen yazında yeterince yer verilmemiştir. Bu bağlamda konuyla ilgili yapılan çalışmalar (tezler, makaleler, kitaplar) kısıtlıdır. Örgütsel sessizliğin üstesinden gelinebilmesi ve çözümü için konunun disiplinler arası bakış açısı ile kültürel, psikolojik ve yönetsel boyutlarını da içeren kapsamlı araştırmaların yapılmasının yazına faydalı olabileceği düşünülmektedir. Örgütsel sessizliğin alan yazınında hâlen gelişme evresini sürdürdüğü ifade edilebilir.
Toplu Konut İdaresi (TOKİ) konutlarında kullanıcı (müşteri) memnuniyetinin değerlendirilmesi: İstanbul Kayaşehir örneği
Kırsaldan şehirlere göçlerin artması ile birlikte şehirlerde, barınma ile ilgili beklenti ve ihtiyaçlar gün geçtikçe artmaktadır. Bunun yanı sıra büyük şehirlerde eski yapıların yeniden inşa edilme gerekliliği, kentsel dönüşüm gibi unsurlar konut talebinde artışa neden olmaktadır. Bu ihtiyacın karşılanması noktasında toplu konutların üretimi de son yıllarda hızla çoğalmaktadır. Bu noktada TOKİ ülkenin birçok bölgesinde toplu konut üretimine yönelik projeler yürütmektedir. TOKİ konutları farklı ekonomik ve sosyokültürel düzeyden gelen insanları bünyesinde barındırmaktadır. Bu çalışmada İstanbul Kayaşehir TOKİ konutlarında ikamet edenlerin memnuniyet düzeylerinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Araştırma kapsamında 300 toplu konut sakinine anket düzenlenmiş ve anket sonuçları SPSS 22.0 ile analiz edilmiştir. Araştırma bulgularına göre memnuniyet düzeyinin demografik özelliklere göre farklılık gösterdiği tespit edilmiştir.
Kamu Hastanelerinde hasta (Müşteri) memnuniyetini etkileyen faktörler: İstanbul ili Bakırköy bölgesi Kamu Hastaneler Birliğine bağlı kurumlara yönelik bir araştırma
Günümüz küresel rekabet koşullarında, hizmet sektör kapsamında ele alınacak sağlık hizmetleri, hasta (müşteri) memnuniyeti açısından tartışılmaz derecede önemlidir. Bu anlamda sağlık hizmetlerini sunan kamu ve özel hastaneler bu konunun önemi üzerinde durmalı ve müşteri memnuniyetini arttırabilmek için yeni uygulamalar geliştirmelidirler. Bu çerçevede hazırlanan bu çalışmada özellikle kamu hastanelerinde hasta memnuniyeti "hastane çalışanlarının tutum ve yaklaşımları", "hizmet şekli ve süreci", "ulaşılabilirlik", hastanenin fiziki görünümü", hijyeniklik" vb. gibi alt kavramlar çerçevesinde incelenmiştir. Çalışmanın uygulama kısmında ise İstanbul ili Bakırköy Bölgesi, Kamu Hastaneler Birliğine Bağlı Kurumlar'ın (hastaneler) hastaları üzerinde anket çalışması uygulanmış ve anket çalışmasından elde edilen veriler SPSS paket programı kapsamında istatistiksel analiz şeklinde yorumlanmıştır.