Aksaray University
Discipline

Banking and Finance

Aksaray University

58

Archived Theses

0

DOIs Assigned

0%

DOI Rate

Discipline

50 Theses
Master'sOpen AccessTR

Bankacılık reklamlarında ünlü kullanımının müşteri memnuniyeti üzerine etkisi

Geleneksel medya araçlarından biri olan televizyon, işletmelerin çoğunluğunun kullandığı iyi bir reklam aracıdır. Televizyon reklamlarında öne çıkan uygulamalardan biri de ünlü kullanımıdır. Bankacılık sektörü de daha çok dikkat çekmek, güven vermek, müşteri sayısını arttırma gibi nedenlerden ötürü reklamlarında sık sık ünlülerle iş birliği içindedir. Araştırmanın konusu bankacılık reklamlarında ünlü kullanımı ve müşteri memnuniyeti olarak belirlenmiştir. Bu araştırmanın amacı ise bireysel müşterilerin, bankacılık ürün ve hizmetlerinden yararlanırken birlikte çalıştıkları bankadan memnuniyetlerinin banka reklamlarına ve reklamlarda kullanılan ünlülere göre değişip değişmediğini ve banka değiştirme durumlarının da bu değişkenlerden etkilenip etkilenmediğini incelemekteir. Çalışmada ayrıca ilgili örneklemde, sosyal ve ekonomik yapı içerisinde katılımcıların gelirlerinin ne kadarını bankada değerlendirdiklerini, en çok yaptığı bankacılık işlemleri, eğitim seviyesi, yaşı, mesleği ve cinsiyet gibi demografik değişkenler de incelenmiştir. Bu konunun araştırılması için banka hesabı olan ve tv reklamı izleyen bireylere anket uygulaması yapılmıştır. Anketler aracılığı ile toplanan verilere yapılan analizler doğrultusunda bankacılık reklamında ünlü kullanımının müşteri memnuniyeti üzerinde anlamlı bir etkisi olduğu sonucuna ulaşılmıştır.

Esra Toprak
Bolu Abant Izzet Baysal University · Institute of Graduate Studies
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de risk faktörlerinin doğrudan yabancı sermaye yatırımları üzerindeki belirleyici etkisi

Günümüzde yabancı sermaye yatırımları, ülkelerin ekonomik büyümesi ve kalkınması için önemli bir faktör haline gelmiştir. Türkiye de ise bu durumla orantılı olarak yabancı sermaye yatırımları için çekici bir pazar olmuştur. Ancak, ülkedeki siyasi istikrarsızlık, yüksek enflasyon ve faiz oranları, döviz kuru dalgalanmaları ve diğer risk faktörleri yabancı yatırımcıların kararlarını kısa ve uzun vadede etkilemektedir. Bu nedenle, yabancı sermaye yatırımlarını etkileyen faktörlerin ve risk göstergelerinin analizi, yatırımcıların yatırım kararlarını etkileyen unsurları anlamalarını ve risk yönetimi stratejileri geliştirmelerini sağlar. Bu yüksek lisans tezinin amacı, Türkiye'deki yabancı sermaye yatırımlarını etkileyen risk faktörleri ve yönetimi konusunu incelemektir. Tez, yabancı sermaye yatırımlarının Türkiye ekonomisindeki rolünü, yatırımcılar için risk faktörlerini, CDS ve EMBI verilerinin yatırımlara etkisini, risk yönetimi stratejilerini ve yabancı sermaye yatırımlarına yönelik politika önerilerini ele alacaktır. Bu çalışma, Türkiye'deki yabancı sermaye yatırımlarını etkileyen faktörlerin ve risk göstergelerinin analizini sunar ve bu analizin yatırımcıların Türkiye'deki yatırım kararlarını etkileyen unsurları anlamalarını, risk yönetimi stratejileri geliştirmelerini amaçlar.

Umut Arda Yeşilyurt
Bolu Abant Izzet Baysal University · Institute of Graduate Studies
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Doğu Asya ve Rusya Krizlerinin IMF politikaları bağlamında değerlendirilmesi

Yakın geçmişimize baktığımızda 1990'lı yılların başından itibaren çeşitli sebep sonucunda hükümetler krizle karşı karşıya kalmaktadır. Bu çeşitli sebepler arasında yanlış yönetim biçimleri yapısal sorunlar ve bütçe açıkları bulunmaktadır. 1997 senesinde Asya Mali krizi ve 1998 senesinde Rusya Krizi meydana gelmiştir. Asya krizinin temel nedeni dış borçlanmalar ve döviz kurlarındaki dalgalanmalarken Rusya Krizinin en etkin kriz nedeni yapısal problemlerdir. Kriz anında devletler dünya bankasından yardım talebinde bulunurlar. Bu talebe karşılık olarak Uluslararası Para Fonu (IMF) çeşitli bütçelemeler yaparak farklı politikalar uygulamaktadır. Bu çalışmanın amacı krizlerin tanımını yapmak kriz çeşitleri hakkında bilgilendirmek ve 1997-1998 yılında meydana gelen Asya ve Rusya krizlerinin nedenlerini o dönemde yaşanan problemleri IMF politikaları kapsamında incelemektir. ANAHTAR KELİMELER: Finansal Krizler, Asya, Rusya, IMF, Kriz Politikaları

Merve Uzun
Bolu Abant Izzet Baysal University · Institute of Graduate Studies
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Kurumsal yönetim banka performans ilişkisi: Gelişmiş ve gelişmekte olan ülkeler üzerine bir inceleme

Son 30 yılda meydana gelen ve dünya çapında finansal krizlere yol açan kurumsal skandallar, kurumsal yönetimin önemini artırmıştır. Bu durum, yatırımcıları daha güvenli ortamlar aramaya iterken, şirketleri de etkin kurumsal yönetim uygulamaları geliştirmeye yöneltmiştir. Bu çalışma, kurumsal yönetim ile banka performansı arasındaki ilişkiyi gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerden kanıtlar sunarak açıklamayı amaçlamaktadır. Bu amaç doğrultusunda 7 gelişmiş ve 9 gelişmekte olan ülke olmak üzere toplam 16 ülkeden 146 ticari banka örneklem kapsamına alınmış ve çalışmanın analiz kısmında bu bankaların 2011-2021 dönemine ait kurumsal yönetim ve finansal verileri kullanılmıştır. Bu çalışmada bankaların performansı, aktif karlılığı (ROA) ve özkaynak karlılığı (ROE) ile ölçülmüştür. Çeşitli kurumsal yönetim değişkenlerinin banka performans göstergeleri üzerindeki etkileri çok boyutlu panel veri modelleri ile analiz edilmiştir. Analizden elde edilen sonuçlar, gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerdeki bankaların performanslarının farklı kurumsal yönetim değişkenlerinden farklı şekilde etkilendiğini göstermektedir.

Cengiz Hokka
Bolu Abant Izzet Baysal University · Institute of Graduate Studies
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

KOBİ'lerin katılım ve konvansiyonel bankalardaki kredi takip oranlarını etkileyen makroekonomik faktörler

Küçük ve orta büyüklükteki işletmeler (KOBİ) hem ülke ekonomisinin hem de bankacılık sektörünün önemli yapıtaşları arasında yer almaktadır. Bankacılık sektörünün en önemli fonksiyonlarından biri de kredilerdir. Kredi verme fonksiyonu öneminin yanında kredi riski gibi önemli finansal riskler içermektedir. Finansal zorluklarını aşma konusunda KOBİ'ler en çok banka kredilerini tercih etmektedir. Bu nedenle araştırmada katılım bankaları ve konvansiyonel bankalar tarafından verilmekte olan KOBİ kredilerindeki takip oranları ve bu takip oranlarını etkiyen makro ekonomik faktörlerin ilişkileri incelenmiştir. Araştırmada bağımsız değişkenler olarak makro ekonomik faktörlerden olan faiz oranları, döviz kurları, sanayi üretim endeksi, işsizlik oranları, enflasyon oranları ve imalat sanayi PMİ endeksi kullanılmıştır. Bağımlı değişkenler olarak katılım bankalarındaki KOBİ kredilerindeki takip oranları ile konvansiyonel bankalardaki KOBİ kredilerindeki takip oranları kullanılmıştır. Veriler 2008 yılı ocak ayı ile 2022 yılı aralık ayı arasındaki aylık verilerden oluşmaktadır. KOBİ kredilerindeki takip oranları ile makroekonomik değişkenler arasındaki ilişki ARDL sınır testleri ile incelenmiştir. Analiz bulgularına göre; KOBİ kredilerinde hem katılım bankaları hem de konvansiyonel bankalardaki takip oranlarının makro ekonomik faktörlerden etkilendiği, katılım bankalarındaki KOBİ kredi takip oranları ile makro ekonomik faktörlerden uzun dönemde kredi faiz oranları ve işsizlik oranları, kısa dönemde sadece işsizlik oranları arasında ilişki tespit edilmiştir. Konvansiyonel bankalardaki KOBİ kredi takip oranları ile makro ekonomik faktörlerden uzun dönemde enflasyon, döviz kuru ve işsizlik oranları, kısa dönemde politika faizi ve sanayi üretim endeksi haricindeki diğer 6 faktörle arasında ilişki tespit edilmiştir.

Hakan Çambel
Bolu Abant Izzet Baysal University · Institute of Graduate Studies
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Küresel enflasyonun Türkiye enflasyonuna asimetrik geçişkenliği: NARDL yaklaşımı

Küresel enflasyon dünya genelinde gözlemlenen sürekli fiyat artışları olarak tanımlanmaktadır. Ulusal enflasyon ile küresel enflasyon arasındaki ilişkiyi anlamak, politika yapıcılar ve piyasa katılımcıları için günümüz küresel ekonomik yapısı içerisinde oldukça önemli hale gelmiştir. Küresel enflasyonun ölçülmesi ve yerel ekonomiler üzerindeki etkilerini araştıran oldukça kısıtlı çalışma bulunmaktadır. Bildiğimiz kadarıyla küresel enflasyonun Türkiye'nin enflasyonu üzerindeki etkisini ele alan çalışma bulunmamaktadır. Bu çalışmada küresel enflasyonun Türkiye enflasyonu üzerindeki etkileri 2007-2023 dönemi aylık verileri kullanılarak araştırılmaktadır. Pek çok iktisadi değişkenler arasındaki ilişkinin asimetrik olduğu bilinmektedir. Bu durumda iktisadi değişkenler arasındaki ilişkilerin asimetrik olduğu halde, dikkate alınmaması model spesifikasyonun yanlış olmasına neden olacaktır. Bu nedenle yapılacak olan ekonometrik analizler güvenilir olmayacaktır. Dolayısıyla asimetri, birçok iktisadi olayın daha doğru bir şekilde modellenmesini sağlamakta olup, ekonometrik analizlerdeki önemi gittikçe artmaktadır. Bu nedenle çalışmada doğrusal olmayan gecikmesi dağıtılmış otoregresif (NARDL) model yaklaşımı kullanılmaktadır. NARDL yöntemi, ARDL yönteminin asimetrik ilişkileri dikkate alacak şekilde genişletilmesine bağlı olarak ARDL yönteminin avantajlarına sahiptir. Modellemede döviz kuru, petrol fiyatları, politika faiz oranı ve para arzı değişkenleri kontrol değişkenleri olarak kullanılmaktadır. Elde edilen bulgular asimetrik etkiler altında Türkiye enflasyonu ile küresel enflasyon, faiz, para arzı, döviz kuru ve petrol fiyatları arasında uzun dönem bir ilişkinin olduğunu göstermektedir.

Özlem Karaduman
Bolu Abant Izzet Baysal University · Institute of Graduate Studies
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Bankacılık sektöründe dijital pazarlama kanallarının tüketicilerin anlık satın alma davranışlarına etkisi

Günümüzde teknolojinin gelişmesi ile birlikte işletmelerin pazarlama faaliyetlerinde değişiklikler ortaya çıkmıştır, ve bu farklılıklar bankacılık sektörünü de oldukça etkilemiştir. Pazarlama sektörünün dijital pazarlamaya dönüşmeye başlaması ve bununla birlikte gün geçtikçe gelişen bankacılık sektörünün de farklı alanlara yönelmesini sağlamıştır. Bankacılık tarihinde geçmişten günümüze çeşitli değişikliklerden geçmiş ve olumlu birtakım gelişmeler yaşamıştır. Mobil bankacılık uygulamalarının gün geçtikçe yaygınlaşması ile dijital pazarlamayla sosyal medya bankacılık pazarlamaları ve reklamlarının yapılması ile tüketicilerin algıları ve satın alma alışkanlıklarında farklılıklar ortaya çıkmıştır. Bu araştırmanın amacı, dijital pazarlamanın bankacılık sektöründe genel tüketiciler üzerinde anlık satın alma davranışlarına etkisini belirlemek ve katılımcıları dijital pazarlamaya olan faaliyetlerine yönelik algılarının ve satın alma davranışlarının Bolu ve Ankara illerinde yaşayan kişileri karşılaştırarak aralarında bir farklılık olup olmadığını belirlemektir. Ankete 304 kişi katılmış olup katılımcılardan 148'i Bolu, 156 kişisi ise Ankara ilinden genel tüketiciler üzerinde yapılmıştır. Verilen cevaplar sonucunda ortaya çıkan veriler SPSS programı ile analiz edilmiştir. Araştırma teori ve uygulama bölümlerinden oluşmaktadır. Çalışmanın teori bölümünde; bankacılık, dijital pazarlama, anlık satın alma kararları konularında literatür taraması yapılmıştır. Araştırma bölümünde ise; ilk bölümünde katılanların demografik verilerinin dağılımı ve internet bankacılığı deneyimlerine yönelik ifadelerine verdikleri yanıtlar değerlendirilmiştir, ikinci bölümde anlık satın alma kararı ve dijtal pazarlama araçlarından reklam ölçeğine ait ifadelerin ortalama ve stardart sapmaları değerlendirilmiştir, üçüncü bölümde demografik değişkenlere göre anlık satın alma kararı ve dijital pazarlama araçlarından reklam algılarında farklılaşma durumu analiz edilmiştir, dördüncü bölümde ise ölçekler arasındaki ilişki değerlendirilmiştir. Sonuçlara göre, anlık satın alma kararı ile olumlu tutumlar alt boyutu ve bilgilendirme alt boyutu arasında pozitif yönde düşük düzeyde istatiksel olarak anlamlı bir ifade belirlenmiştir. Dijital pazarlamanın anlık satın alma kararı üzerindeki etkisi değerlendirildiğinde ise; olumlu tutumlar ve bilgilendirme alt boyutlarının anlık satın alma üzerinde pozitif bir etkisinin olduğu tespit edilmiştir.

Abant İzzet Baysal Üniversitesi
Tamer Özçelik
Bolu Abant Izzet Baysal University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

KOBİ'lerin finansal okuryazarlık düzeyleri üzerine bir araştırma

Finansal okuryazarlık, bireylerin ve işletmelerin finansal konularda bilgi sahibi olma, tasarruf etme, yatırım yapma gibi becerilerini içermektedir. KOBİ'lerin maliyetlerini etkili bir şekilde azaltmak, riskleri yönetmek ve gelecekte doğru finansal kararlar alabilmek için yüksek düzeyde finansal okuryazarlığa sahip olmaları gerekmektedir. Bu çalışmanın amacı, Bolu ilinde faaliyet gösteren KOBİ'lerin finansal okuryazarlık düzeylerini incelemektir. Araştırmanın alt amaçları arasında, finansal bilgi, finansal tutum ve finansal davranış değişkenlerinin cinsiyete, medeni duruma, yaş gruplarına, eğitim durumlarına, firmaların faaliyet sürelerine, cirolarına, pozisyon düzeylerine, çalışma sürelerine ve finansal okuryazarlık düzeylerine göre farklılık gösterip göstermediğinin belirlenmesi yer almaktadır. Bu amaç doğrultusunda çalışmada, veri toplamak için nicel araştırma yöntemlerinden biri olan anket tekniği kullanılmıştır. Çalışmada, Bolu ilinde (ilçeler hariç) faaliyet gösteren KOBİ'lerin tamamına anket gönderilmiştir. Ancak bu grup içerisinde ulaşılan 89 KOBİ'nin anketi değerlendirmeye alınmıştır. Çalışma sonucunda, katılımcıların finansal bilgi düzeyleri ile cinsiyetleri arasında farklılık olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca, finansal okuryazarlık düzeyi ile finansal davranış ve finansal bilgiler arasında da farklılıklar bulunmuştur. KOBİ'lerde yer alan bireylerin finansal okuryazarlık düzeylerinin artması, gelecekte daha sağlıklı finansal kararlar alınmasına ve ekonomik refahın artmasına yardımcı olabilir. Son olarak, KOBİ çalışanları ve yöneticilerinin finansal okuryazarlık düzeylerinin belirlenmesine yönelik sınırlı sayıda yapılan çalışmalar göz önünde bulundurulduğunda, bu çalışmanın sektöre ve literatüre katkı sağlayacağı düşünülmektedir. ANAHTAR KELİMELER: Finans, Finansal Okuryazarlık, KOBİ

Sevilay Uçar
Bolu Abant Izzet Baysal University · Institute of Graduate Studies
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Davranışsal finans eğilimlerinin sermaye piyasaları üzerinde test edilmesi

Finans, ihtiyaç duyulan fonun uygun maliyetlerle temin edilmesi ve başarılı bir şekilde yönetilmesi anlamına gelmektedir. Finans, günümüzde bu klasik tanımın ve yaklaşımın dışında birçok açılıma maruz kalmıştır. Finans sadece burada ifade edilen bir yönetimi değil diğer sosyal bilimler alanlarıyla da sıkı ilişkiler kurmuştur. Bu açılımlardan biri veya klasik finansa bir eleştiri olarak gelişen Davranışsal finans ise bireysel yatırımcıların bilişsel, duygusal ve sosyal eğilimlerinden, davranışlardan etkilenen finansal kararları açıklamaya çalışan bir alan olarak ifade edilmektedir. Genel olarak yatırımcıların, yatırım kararları sırasında neleri dikkate aldığını inceleyen, risk ve getiri durumunda nelerden etkilendiklerini araştıran, bunu yaparken de psikoloji, sosyoloji, sinir bilim gibi diğer alt disiplinlerden yararlanan bir araştırma alanıdır. Bu çalışmada Bolu ilindeki yatırımcıların yatırım kararlarına etki eden davranışsal finans eğilimleri araştırılmıştır. Bu amaçla Bolu ilindeki 307 katılımcı ile anket uygulanması gerçekleştirilmiştir. Fiili ehliyeti yerinde ve yatırım yapmaya müsait olan tüm erişkinler tesadüfi/rastgele bir şekilde anket araştırmasına dahil edilmiştir. Elde edilen veriler SPSS istatistik programı ile analiz edilmiştir. Ankete verilen yanıtların istatistiki sonuçları elde edilmiş olup, önce demografik ve finansal özellikler, daha sonra finansal özellikler ile yatırımcıların bilişsel, duygusal ve sosyolojik davranışsal finans eğilimleri analiz edilmiştir. Analiz sonuçlarında Bolu ilinde yatırımcıların finansal kararlarını alırken Aşırı Güven, Aşırı İyimserlik, Aşina olanı tercih etme ve sürü davranışı eğilimlerini yoğun biçimde sergiledikleri tespit edilmiştir.

Finans kurumlarıFinans sektörü
Erdem Özçelik
Bolu Abant Izzet Baysal University · Institute of Graduate Studies
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Kripto para oynaklıklarındaki kaldıraç ve ters asimetri etkilerinin otoregresif koşullu değişen varyans modelleri ile analizi

Merkeziyetsiz bir ödeme aracı olarak tasarlanan, ancak fiyatındaki dalgalanmalardan ötürü bir yatırım aracı olarak kullanılan kripto paraların oynaklık yapılarının belirlenmesi opsiyon fiyatlandırma, portföy çeşitlendirme ve risk değerlendirme açısından önem arz etmektedir. Bu çalışmanın amacı en büyük piyasa değerine sahip Bitcoin, Ethereum, BNB, Solana, Ripple, Cardano, Dogecoin, Polygon, Polkadot ve Litecoin için en iyi oynaklık modelini belirlemeye çalışmak ve kripto para oynaklıklarındaki kaldıraç ve ters asimetri ilişkilerinin varlığının sorgulanmasıdır. Farklı zaman dilimleri, farklı yöntemler, farklı kripto para birimleri üzerindeki uygulamalar, kripto paraların yüksek oynaklığı ve oynaklık yapısındaki değişimler nedeniyle kripto para birimleri için tek bir en iyi modelin mevcut olmadığı söylenebilmektedir. Çalışma kapsamında otoregresif koşullu değişen varyans modellerinden olan ARCH, GARCH, EGARCH, TARCH, FIGARCH ve FIEGARCH modelleri kullanılarak, kripto paraların oynaklık yapılarını ortaya koyan en iyi model tespit edilmeye çalışılmıştır. Sonuç olarak Bitcoin, BNB, Ethereum, Litecoin ve Polygon için en iyi modelin EGARCH (1 1), Cardano ve Polkadot için GARCH(1 1), Solana için TARCH (1 1), Dogecoin ve Ripple için ise FIGARCH (1 d 1) modeli olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca Bitcoin, BNB, Ethereum, Dogecoin ve Ripple için kaldıraç etkisinin, Litecoin, Polygon ve Solana için ise ters asimetrinin varlığı ortaya konulmuştur. Cardano ve Polkadot oynaklıkları için ise asimetriden bahsedilememektedir. Solana için şokların kalıcılıklarının kısa süreli, Bitcoin, Cardano, Ethereum ve Litecoin için şokların kalıcılıklarının orta vadeli, BNB, Polkadot ve Polygon için şokların kalıcılıklarının uzun süreli olduğu, Dogecoin ve Ripple için ise uzun bellek özelliğinin mevcut olduğu tespit edilmiştir.

Aleyna Çelikli Öget
Bolu Abant Izzet Baysal University · Institute of Graduate Studies
2024
00
DoctorateOpen AccessTR

Dual bankacılık ülkelerinde bankaların kredi davranışlarını etkileyen faktörler

Bu çalışma, Ülkemiz literatüründe katılım bankacılığı olarak adlandırılmış olan İslami ve konvansiyonel bankaların yer aldığı Türkiye ve benzeri seçilmiş ülkelerde faaliyet gösteren bankaların kredi verme davranışlarının, bankalara özgü ve makroekonomik göstergelerle etkileşimini ölçmeyi amaçlamaktadır. Özellikle gelişmekte olan ülkelerde fon arzının ana kaynağı olan bu bankaların sağladıkları kredilerin, finansal hareketliliğin temel dinamiklerinden bir tanesi olduğunu ifade etmek mümkündür. Çalışmanın örneklemi, içlerinde Türkiye'nin de bulunduğu, bankacılık sektöründe hem İslami hem de konvansiyonel bankaların birlikte faaliyet gösterdiği seçilmiş 16 ülkeden oluşmaktadır. Literatürde hem İslami hem de konvansiyonel bankaların birlikte faaliyet göstermesi "Dual Bankacılık" sistemi olarak tanımlanmaktadır. Çalışmada 226 konvansiyonel 81 İslami olmak üzere toplam 307 bankanın 2009-2022 yılları arasındaki yıllık frekanslı verileri kullanılmıştır. Bankaya özgü ve makroekonomik dinamiklerin İslami ve konvansiyonel bankaların vermiş oldukları kredilere etkisinin ölçülebilmesi amacıyla, Driscoll-Kraay tarafından önerilen sabit etkiler (SE) tahmincisi kullanılarak Dengesiz Panel veri analizi gerçekleştirilmiştir. Çalışmada, kredilendirme düzeyi, mevduatın krediye dönüşüm oranı ve bankacılık sisteminin risk tutumunu gösteren değişken olan takipteki krediler oranının banka kredi davranışını simgeleyen bağımlı değişken olarak kullanılırken, çalışmanın bağımsız değişkenleri bankaya özgü değişkenler, makroekonomik değişkenler ve global etkisi hala hissedilmekte olan COVID-19'dur.

Faizsiz bankacılıkKatılım bankacılığıKonvansiyonel bankacılık+1
Serkan Çelik
Bolu Abant Izzet Baysal University · Institute of Graduate Studies
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Katılım bankacılığı algısı üzerine Y ve Z kuşağına yönelik bir araştırma

Katılım bankacılığı, geleneksel bankacılık sisteminden farklı olarak İslami prensiplere dayalı bir finansal modeli sunmaktadır. Y ve Z kuşağı, teknolojinin hızlı gelişimi ve dijitalleşmenin etkisiyle finansal hizmetlere erişimde ve kullanımda öne çıkan bir demografik yaş grubudur. Bu araştırma ile Y ve Z kuşaklarının katılım bankacılığı algısının tespit edilmesi amaçlanmıştır. Katılım bankacılığı algısında Y ve Z kuşakları arasındaki ilişkiyi inceleyerek, genç nesillerin katılım bankacılığına yönelik tutumlarını, bilgi düzeylerini, güven seviyelerini ve tercih sebeplerinin araştırılması hedef olarak belirlenmiştir. Çalışmada veri toplama aracı olarak anket yöntemi kullanılmıştır. Ankette 600 katılımcı yer almıştır. SPSS programı ile frekans analizi, faktör analizi, güvenirlik analizi, ANOVA analizi, tukey testi, t testi, korelasyon ve regresyon analizi elde edilen verilere uygulanmıştır. Analiz sonucunda elde edilen bulgular, katılım bankacılığına yönelik algıların bu kuşaklar arasında çeşitlilik gösterdiği bulgusuna ulaşılmıştır.

Kadir Küçük
Bolu Abant Izzet Baysal University · Institute of Graduate Studies
2024
00
Master'sOpen AccessTR

İslami bankacılık sisteminin tarihsel gelişimi, Türkiye ve dünya'da uygulanma yöntemlerinin incelenmesi

İslami Bankacılık, faizden arındırılmış olarak insanlara fon kullandırma ve mevduatlarını değerlendirme fırsatı sağlayan bir bankacılık sistemidir. İslami Bankacılık kavramı 1940 yıllarında islam düşünürleri tarafından ortaya atılmış, 1970'li yıllarda ise uygulamaya konmuştur. Bu çalışmamda faizsiz finans sisteminin ilk prensiplerinin oluşumu ve gelişimi incelenmektedir. Fikir olarak ortaya çıktığı ilk taraflardan, Dünya ve Türkiye'deki gelişim serüveninin incelenmesi amaçlanmıştır. Katılım Bankacılığı uygulamaları geçmişten bugüne kadar bütünsel bir şekilde ele alınmıştır. Katılım Bankacılığı uygulama esasına göre evrensel bir yapıdır. İslam'ın kurallarına göre oluşan bu yapı sistemiyle, ulusal ve uluslararası birçok sermaye ve müşteri ağına sahiptir. Türkiye ve Dünya'daki uygulamaları göz önüne alınarak, geleneksel banka yapısına karşı güçlü bir seçenek olarak karşımıza çıkmaktadır.

Nurşah Zeynep Tamsöker
Bolu Abant Izzet Baysal University · Institute of Graduate Studies
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Katılım bankacılığına ilişkin diyanet personelinin algısı üzerine bir araştırma

Katılım bankaları, faizli sisteme bir alternatif olarak ortaya çıkmış olup dünyanın pek çok yerinde uygulanan bir yapı kazanmıştır. Türkiye'de uygulanmaya başlanan bu sisteme ilişkin algının ne yönde olduğu merak edilen bir durumdur. Bu düşünceden hareketle çalışmada; Türkiye'de görev yapan Diyanet İşleri Başkanlığı personelinin katılım bankacılığı ile ilgili algısının belirlenmesi amaçlanmıştır. Tesadüfi olmayan kolayda örnekleme yöntemi ile toplam 501 personelden anket yöntemi ile veri toplanmıştır. Toplanan veriler SPSS ile analiz edilmiştir. Diyanet personeli geleneksel bankalara göre katılım bankalarını daha işlevsel; tutundurma faaliyetlerini daha olumlu görmekte ve diğer bankalara göre katılım bankalarını daha çok tercih ettiklerini belirtmişledir. Araştırmada diyanet personelinin katılım bankaları ile ilgili algıları demografik özellikleri açısından karşılaştırılmıştır. Bu çerçevede personelin cinsiyet, yaş, eğitim durumu, görev türü, görev bölgesi ve yeri ile görev süresi gibi özellikleri açısından katılım bankalarına ilişkin algıları farklılık göstermiştir.

Bankacılık
Zafer Yıldırım
Bolu Abant Izzet Baysal University · Institute of Graduate Studies
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Çalışma hayatında duygusal emek ve işe yabancılaşmanın iş yeri performansına etkisi: Banka çalışanları üzerine uygulama

Global dünyanın rekabetçi ortamında yaşanan politikalar ve hizmet sektöründe çalışanların duyguları iş hayatında değişkenlik gösterdiği görülmektedir. Kurum ve müşteri memnuniyeti adına bankacılık duygu geçişlerinin sık yaşandığı sektör konumundadır. Haliyle bu bağlamda duygu geçişlerini kontrol edebilmek adına çalışma hayatında çalışan açısından birçok faktör göz önünde bulundurulmalıdır. Banka çalışanları müşterilerle sık ve uzun sürelerde iletişim halindedirler. Bu iletişim sırasında bankaların belirlenen hedefleri doğrultusunda çalışanların duygularını karşı tarafa ne kadar doğru aktarabildiği önemli olduğu kadar duygularının sürekliliğini koruma halinde olmaları gerekmektedir. Bu çalışmanın genel amacını, banka çalışanlarının duygusal emek ve işe yabancılaşma algılarına etki eden değişkenleri belirlemek ve ayrıca duygusal emek ile işe yabancılaşma ve iş yeri performansının ilişkisini ortaya koymaktır. Sonuç itibariyle özel bankalarda istihdam edilen banka çalışanlarının duygusal emek ve işe yabancılaşma ve iş yeri performansları arasında anlamlı düzeyde ilişkisi olduğu görülmektedir.

Firdevs Gökgöz
Bolu Abant Izzet Baysal University · Institute of Graduate Studies
2024
00
DoctorateOpen AccessTR

Katılım ve konvansiyonel bankaların kurumsal sosyal sorumluluk bakımından karşılaştırılması

İşletmelerin faaliyetlerini kurumsal sosyal sorumluluk bilinci içerisinde yürütmesi işletmelerin farklılaşmaları için önemli bir ölçüt haline gelmiştir. Bu çalışmada, kurumsal sosyal sorumluluk kavramının Türkiye'deki mevcut durumu ve bankaların yapmış oldukları çalışmalar incelenerek elde edilen veriler ışığında karşılaştırma yapılması ve kurumsal sosyal sorumluluk düzeylerinin bankacılık performansı üzerindeki etkisinin incelenmesi amaçlanmaktadır. Çalışmada konvansiyonel bankalar ve katılım bankaları ele alınmıştır. Seçilen bankaların bağımlı ve bağımsız değişkenlerindeki değerler faaliyet raporlarından ve Türkiye Bankalar Birliğinden elde edilerek Panel veri analizi yardımıyla sonuçlandırılmaya çalışılmıştır. Bankacılık sektöründe sosyal sorumluluk göstergeleri ile performans göstergeleri arasındaki ilişkiyi istatistiksel olarak açıklayabilmek için üç model oluşturulmuştur. Bankacılık performansı ile sosyal sorumluluk göstergelerine ilişkin değişkenlerin logaritması alınarak analizlere dahil edilmiştir. Bankacılık sektöründe sosyal sorumluluk göstergeleri ile bankaların performans göstergeleri arasındaki ilişkinin pozitif olduğu görülmüştür. Konvansiyonel bankalar ve katılım bankaları için sosyal sorumluluk göstergeleri bakımından bankalar içi kırılganlığın bankalar arasındaki kırılganlıktan daha yüksek olduğu görülmüştür. Konvansiyonel ve katılım bankalarının sosyal sorumluluk uygulamalarının performansları üzerindeki etkilerini göstermek için oluşturulan Model 1, Model 2 ve Model 3 için Delta homojenlik testi uygulanmıştır. Testte sıfır hipotezi, eğim katsayılarının tümünün yatay kesit birimler karşısında aynı olduklarını, alternatif hipotezin ise eğim katsayılarının yatay kesit birimlere göre farklılaştıklarını varsaymıştır. Homojenlik test sonuçlarına göre, sosyal sorumluluk uygulamalarının konvansiyonel ve katılım bankalarının performansını gösterebilmek için oluşturulan modellerin %5 önem düzeyinde eğim katsayılarının tümünün yatay kesit birimler karşısında aynı olduklarını ifade eden sıfır hipotezinin reddedilemediği görülmektedir. Bu bulgu, tüm modellerde eğim katsayılarının homojen olduklarını söylemektedir.

Katılım bankacılığıKonvansiyonel bankacılıkKurumsal sosyal sorumluluk+1
Hacer Karakaş İşcan
Bolu Abant Izzet Baysal University · Institute of Graduate Studies
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Sürdürülebilir kalkınmada İslami finans ürünlerinin etkisi üzerine bir inceleme

Bu tez çalışması, sürdürülebilir kalkınma çerçevesinde yenilenebilir enerji kaynaklarının kullanımını ve bu kullanımın stratejik yaklaşımlarını ele almaktadır. Sürdürülebilir kalkınma, ekonomik büyüme, sosyal eşitlik ve çevresel koruma arasındaki dengeyi sağlamayı amaçlamaktadır ve bu bağlamda enerji yönetimi büyük önem taşımaktadır. Yenilenebilir enerji kaynakları, fosil yakıtların sınırlı ve çevresel olarak zararlı olmasına karşılık sınırsız ve çevre dostu alternatifler sunarak, enerji arz güvenliğini artırmakta ve karbon ayak izini azaltmaktadır. Türkiye'nin yenilenebilir enerji potansiyeli, bu alandaki başarıları ve karşılaştığı zorluklar üzerinde durulmuş, enerji politikalarının oluşturulması, ekonomik teşvikler ve düzenleyici çerçeveler gibi konular analiz edilmiştir. Çalışma, yenilenebilir enerji kaynaklarının kullanımının yaygınlaştırılması için enerji verimliliği stratejileri, finansal destek mekanizmaları ve toplumsal farkındalık artırma kampanyaları gibi öneriler sunmaktadır. Bu çalışmada, güneş, rüzgar, hidroelektrik ve biyokütle gibi yenilenebilir enerji kaynaklarının mevcut durumu, bu kaynakların sürdürülebilir kalkınma hedeflerine katkıları ve bu alandaki en güncel gelişmeler ve uygulamalar incelenmiştir. Ayrıca, yenilenebilir enerji teknolojilerinin geliştirilmesi ve yaygınlaştırılmasında karşılaşılan teknik, ekonomik ve politik engeller de detaylı bir şekilde ele alınmıştır. Bu kapsamda İslami finansman alanında yöneticilik yapan 10 kişi ile görüşme sağlanmış ve fenomolojik yöntemle derinlemesine analiz yapılmıştır.

Faizsiz bankacılıkİslami bankacılık sistemi
Şaban Kutalmış Kaygusuz
Bolu Abant Izzet Baysal University · Institute of Graduate Studies
2024
00
DoctorateOpen AccessTR

Ekonomik büyümenin finansal temelleri: Türkiye ve Malezya'da İslami bankacılığın rolü üzerine bir araştırma

İslami bankacılık, yalnızca bir finans modeli değil, aynı zamanda ekonomik ve sosyal adaleti teşvik eden bütüncül bir sistemdir. Faizsiz finans ilkelerine dayanan bu yaklaşım, risk paylaşımını esas alarak gelir eşitsizliklerini azaltmayı ve ekonomik aktiviteleri daha kapsayıcı hale getirmeyi amaçlar. Ancak bu sistemin ekonomik büyümeye olan katkısı, ülkelerin finansal altyapılarının sağlamlığı, kaynak yönetimindeki etkinlik ve uygulanan politikalarla doğrudan ilişkilidir. Bu bağlamda çalışmanın amacı İslami bankacılık ve ekonomik büyüme arasındaki ilişkinin Türkiye ve Malezya ülkeleri için incelenmesidir. Çalışmada 2010:Q1-2024:Q1 dönemine ilişkin çeyreklik veri seti kullanılarak; GSYİH bağımlı değişken İslami bankaların varlıkları, toplanan ve kullandırılan fonları ise bağımsız değişken olarak seçilerek ARDL sınır testi yöntemi uygulanmıştır. Ayrıca aralarındaki nedensellik ilişkisini belirleyebilmek adına Granger Nedensellik testi uygulanmıştır. Sonuç olarak Türkiye'de uzun dönemde kullandırılan ve toplanan fonların ekonomik büyüme üzerinde negatif ve anlamlı, varlıkların ise pozitif ve anlamlı etkisinin olduğu tespit edilirken, Malezya'da toplanan fonların ekonomik büyümeye etkisinin negatif olduğu ancak varlıklarının pozitif şekilde etkilediği tespit edilmiştir. Granger nedensellik testi sonucuna göre ise hem Türkiye'de hem de Malezya'da İslami bankacılıktan ekonomik büyümeye doğru nedensellik ilişkisi belirlenmiştir.

Sevim Nur Şahbalı Karabulut
Bolu Abant Izzet Baysal University · Institute of Graduate Studies
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Bankacılık sektöründe örgütsel adalet, işgören güçlendirme ve iş doyumu ile ilgili araştırmaların incelenmesi

Bankacılık sektörü, yüksek rekabet, yoğun performans beklentileri ve müşteri odaklı çalışma düzeni ile dikkat çeken bir sektördür. Çalışanların adil bir şekilde değerlendirilmesi, yetki ve sorumluluk sahibi olmaları ve iş süreçlerinden tatmin olmaları, hem bireysel hem de kurumsal düzeyde önemli etkiler yaratmaktadır. Literatür taraması, örgütsel adaletin işgören güçlendirme ve iş doyumu üzerindeki olumlu etkilerini ortaya koymaktadır. Özellikle adil yönetim uygulamaları ve çalışanlara verilen yetki, iş tatminini artırırken, performans ve verimlilik açısından da bankaların uzun vadeli başarısına katkı sağlamaktadır. Bankacılık sektöründe işgören güçlendirme stratejileri, çalışanların liderlik yeteneklerini geliştirirken iş süreçlerine olan katılımını güçlendirmekte ve müşteri memnuniyetini artırmaktadır. Bu çalışma, bankacılık sektöründe örgütsel adalet, işgören güçlendirme ve iş doyumu arasındaki ilişkileri incelemektedir. Bu araştırma, bankaların örgütsel adalet, işgören güçlendirme ve iş doyumu stratejilerini nasıl etkili bir şekilde uygulayabileceklerine önemli ipuçları sunacaktır.

Ebru Özpolat
Bolu Abant Izzet Baysal University · Institute of Graduate Studies
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de kitle fonlama projelerine yönelik yatırımcı davranışları

Bu tez çalışması, Türkiye'de kitle fonlama projelerine yatırım yapan bireylerin davranışlarını, motivasyonlarını ve karar alma süreçlerini incelemeyi amaçlamaktadır. Geleneksel finansman yöntemlerine alternatif olarak gelişen kitle fonlaması modeli, dijitalleşmenin etkisiyle girişimcilik ekosisteminde önemli bir yer edinmiştir. Bu bağlamda çalışmada, yatırımcıların kitle fonlamasına yönelmesinde etkili olan güven, finansal getiri, sosyal etki ve ideolojik motivasyon gibi faktörler analiz edilmiştir. Araştırmanın veri kaynağını, Google Forms aracılığıyla çevrim içi olarak uygulanan anket yöntemi oluşturmaktadır. Anket yalnızca kitle fonlamasına en az bir kez yatırım yapmış bireyleri kapsamış ve 139 katılımcının verileri analiz edilmiştir. İstatistiksel analizlerde betimsel istatistiklerin yanı sıra, faktör analizi, güvenilirlik analizi (Cronbach's Alpha) ve ki-kare testleri kullanılmıştır. Analizler sonucunda yatırımcı davranışlarının dört temel boyutta toplandığı belirlenmiştir: Finansal getiri ve risk algısı, platform ve girişimci güveni, sosyal/ideolojik motivasyonlar ve dışsal sosyal etkiler (sürü davranışı). Katılımcıların yatırım kararlarında güven unsuru belirleyici olurken, İslami finans ilkelerine uygunluk ve yerli/milli üretim gibi değer temelli faktörlerin de önemli rol oynadığı görülmüştür. Buna karşılık, sosyal medya ve çevresel yönlendirme gibi dışsal etkilerin daha sınırlı olduğu tespit edilmiştir. Bu çalışma, Türkiye'de hızla gelişen kitle fonlama sisteminin yatırımcı profiline dair derinlemesine bir bakış sunmakta ve hem akademik hem de uygulayıcılar açısından yol gösterici nitelik taşımaktadır. ANAHTAR KELİMELER: Kitle fonlaması, Yatırımcı davranışı, Alternatif finansman, Güven algısı, Dijital girişimcilik

Faizsiz finans kurumlarıFinansmanFinansman kurumları+3
Hamdi Çatal
Bolu Abant Izzet Baysal University · Institute of Graduate Studies
2025
00
Master'sOpen AccessTR

İslami finans ve Türkiye'de İslami finans araçlarının tercih edilmesinde etkili olan faktörler

İslami finans sistemi, toplumun ekonomik hayatının yanında sosyal ve dini hayatlada bütünleşik durumdadır. Çalışmamızın konusu, Türkiye'de islami finans araçlarının tercih edilme nedenlerini açıklayarak ve kullanılan yatırım ürünlerinin dünya genelinde ve de ülkemizdeki durumla karşılaştırılmasını, islami yatırım ürünlerinin tanımı, kullanım şekillerini ve müşterilerin tercih durumlarını belirlemektir. Araştırma da verilerin toplanması mülakat şeklinde, yarı yapılandırılmış görüşme tekniği kullanılmıştır. Araştırmanın katılımcıları, katılım bankalarında en az onbeş yıl tecrübe sahibi olan şube müdürleridir. Çalışmaya katılan şube müdürlerinin görüşlerinden hareketle islami finans araçlarının tercih edilmesine etki eden faktörler tanımlanmıştır. Konuyla iligili literatür taramalarımızda ise, İslami finans ürünlerini daha çok katılım bankacılığını kullanan müşterilerin tercih ettiğini ve bu konuda bilgi sahibi olduklarına ulaşılmıştır.

Faizsiz bankacılıkKatılım bankacılığıMurabaha+3
Serkan Kervan
Bolu Abant Izzet Baysal University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Likidite riski ve kredi riskinin bankaların performansı üzerindeki etkisi: Türkiye'deki ticari bankalar üzerine bir uygulama

Bu çalışmada likidite riski ve kredi riskinin bankaların finansal performansı üzerindeki etkisi panel veri analizi ile araştırılmıştır. Analiz kapsamında, 2003-2017 yılları arasında Türk bankacılık sektöründe faaliyette bulunan 27 ticari bankanın finansal verilerinden yararlanılmıştır. Çalışmada dört farklı finansal performans ölçüsü kullanılmıştır. Bunlar sırasıyla, aktif karlılığı (ROA), özkaynak karlılığı (ROE), net faiz marjı (NIM) ve faiz dışı gelirler (NII) değişkenleridir. Çalışmada ayrıca likidite riski likit varlıkların tersi ve likidite açığı açısından, kredi riski ise takipteki krediler ve kredi kayıpları karşılığı açısından ölçülmüştür. Analiz sonuçlarına göre, banka finansal performansındaki değişimi açıklamada kredi riski ile karşılaştırıldığında likidite riski daha büyük önem taşımaktadır. Ayrıca analiz sonuçları likidite riski ve kredi riski değişkenlerinin etkileşiminin banka finansal performansı üzerindeki etkisinin genellikle negatif olduğuna işaret etmektedir. Diğer bir ifade ile kredi riskinin artması, likidite riskinin finansal performans üzerindeki pozitif etkisini azaltmaktadır.

BankalarFirma performansıKredi riski+7
Cengiz Hokka
Bolu Abant Izzet Baysal University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Banka kârlılığına etki eden mikro değişkenler: Türk bankacılık sektörü üzerine bir araştırma

Bu çalışmanın amacı; 2009-2017 döneminde Türk bankacılık sektöründe faaliyet gösteren mevduat bankalarının kârlılığını etkileyen, banka düzeyindeki içsel faktörleri belirlemektir. Çalışmada mevduat bankalarının kârlılık ölçüsü olarak varlık karlılığı değişkeni kullanılmıştır. Klasik panel veri analiz yöntemi kullanılarak elde edilen bulgulara göre, bankacılık sektörünün karlılık performansı ile banka düzeyinde finansal değişkenler arasında önemli ilişkiler bulunmaktadır. Buna ilaveten çalışmada yerli bankaların yer aldığı örneklem ve yabancı banlardan oluşan örneklem dikkate alındığında, kredi-mevduat oranı ile mevduat bankalarının karlılık ölçüleri arasında ters-U şeklinde doğrusal olmayan bir ilişki olduğu belirlenmiştir.

Bankacılık sektörüBankalarKarlılık+7
Serkan Çelik
Bolu Abant Izzet Baysal University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

İşletmelerin katılım bankası tercihini etkileyen faktörler: Bolu örneği

'Faizsiz Bankacılık' olarak bilinen ve günümüzde finans sektöründe hızla gelişen katılım bankacılığı uygulamalarının ilk örnekleri M.Ö. 2000'li yıllara kadar dayanmaktadır. Tarihsel süreç içerinde çeşitli aşamalardan geçerek bugünkü konumuna ulaşmıştır. Modern anlamda dünyadaki katılım bankacılığının ilk örnekleri 1960'lı yıllarda Mısır'da görülmüştür. Türkiye'de ise ilk olarak 1983 yılında çıkan Kanun Hükmünde Kararname ile 'Özel Finans Kurumu' olarak faaliyet göstermeye başlamışlardır. 5411 sayılı Bankacılık Kanunu'nda yapılan değişiklikle 2005 yılında 'Katılım Bankası' olarak diğer ticari bankalar ile aynı kanuni haklara sahip olmuşlardır. Katılım Bankacılığı dünyadaki payını her geçen gün arttırmaktadır. Dünyada büyük bankalar arasında yer alan Citibank ve HSCB başta olmak üzere birçok ticari bankanın faizsiz bankacılık işlemleri yapmak üzere kendi bünyelerinde birimler açtıkları görülmektedir. Dünyada da popülaritesi artmaya devam eden katılım bankacılığının bireyler açısından tercih nedenleri üzerine birçok çalışma yakın dönemde yapılmaya başlamıştır. Fakat işletmelerin tercih nedenlerini tespite yönelik araştırmalar sınırlı sayıdadır. Bu çalışmamızda; Türkiye'deki işletmelerin katılım bankalarını tercih etme nedenlerinin tespit edilmesi amaçlanmıştır. Bu doğrultuda; Bolu ilindeki işletmelerin katılım bankaları ile çalışma nedenlerini etkileyen faktörleri tespit etmek için 225 işletme yetkilisine (sahipleri, ortakları veya finans müdürlerine) anket uygulanmış ve SPSS 22 programı yardımıyla veriler analiz edilmiştir. Araştırmada, istatistiksel sonuçların ve örneklem bilgilerinin sayısal gösterimle özetlenebilmesi için betimleyici analiz, geliştirilen ölçeğin geçerlilik ve güvenilirliğini ölçebilmek için faktör analizi, ölçümü yapılan değişkenlerin farklılığını ölçebilmek için t- testi, bağımlı ve bağımsız değişken arasındaki ilişkilerin derecesini ölçebilmek için Pearson korelasyon analizi uygulanmıştır. Oluşturulan hipotezin testi ve katılım bankası tercihlerini etkileyen faktörlerin demografik değişkenlere göre (bağımsız değişken) farklılık gösterip göstermediğinin tespiti için varyans analizleri yapılmıştır. Elde edilen varyans analizleri sonucunda farklılık bulunması halinde, elde edilen farklılığa hangi değişkelerin neden olduğunun tespiti için tukey testi uygulanmıştır. Elde edilen bulgulara göre işletme yetkililerinin katılım bankacılığı tercihini en çok etkileyen etmenlerin ''Faizsizlik prensibi, İslami hassasiyetler ve şube personeli ile yakın ilişkiler'' olduğu dikkat çekmektedir. Katılım bankalarının şube yoğunluğunun az olması da önemli düzeyde etkin görünmektedir. Dini ve hümanist değerlerden taviz verilmemesi, şube personelinin rotasyonla veya tayinlerle çok sık değiştirilmemesi ve faizsizlik ilkesine sıkı sıkıya bağlanılması mevcut müşterilerin korunmasına yönelik öneri olarak sunulmuştur. Yeni müşteri kazanımlarında da özellikle mevduat bankaları ile rekabet edebilmek için güçlü enstrümanların geliştirilmesi, kısa süreli finansman desteklerinin arttırılması ve pazarlama faaliyetlerine önem verilmesi öneri olarak sunulmuştur.

BankacılıkBankacılık işlemleriBankacılık sektörü+5
Hakan Çambel
Bolu Abant Izzet Baysal University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Bireysel müşterilerin kredi kullanımlarında katılım bankalarını tercih etme sebepleri

Faizsiz bankacılık, dünyada büyük bir gelişim ve değişim sürecine girerek 1970'li yıllarda Mısır'da düşünce aşamasından çıkıp pratiğe geçerek uygulama alanı bulmuştur. 'Faizsiz Bankacılık' adı altında yaygınlaşan katılım bankaları, ilk olarak Müslüman ülkelerde faaliyet göstermiştir. Bugün ise tasarrufların değerlendirilebilmesi için tüm dünyada giderek önem kazanmaktadır. Türkiye'de ilk Katılım Bankası, 1983 yılında "Özel Finans Kurumu" adıyla kurulmuştur. 2006 yılından itibaren ise 5411 sayılı bankacılık kanunu ile değişiklik yapılmış ve "Katılım Bankaları" adıyla günümüze kadar gelmiştir. Bankalar Kanununa tabi olması ve ticari bankalar ile mevzuat açısından eşit haklara sahip olması klasik bankalarla rekabet edebilir duruma gelmiştir. Faizsiz Bankacılık, İslami Bankacılık olarak da anılan Katılım Bankacılığının dünya piyasasındaki yeri ve önemi giderek artmaktadır. Türkiye'de Katılım Bankacılığı ile ilgili çalışmalar son dönemde yapılmasına rağmen bireylerin kredi talebi tercihine ilişkin çalışmalara rastlanmamaktadır. Bu çalışma ile bireysel müşterilerin kredi kullanımlarında katılım bankalarını tercih etme nedenlerini tespit etmek amaçlanmıştır. Araştırmada veriler, beşli likert tipi kullanılarak kapalı uçlu sorular ile Bolu ilinde anket yöntemi uygulanmıştır. Uygulanan örneklem seçiminde farklı segmentleri tespit etmek öncelikli hedef olmuştur. Anket iki bölümden oluşmakta ve toplamda 44 soru yer almaktadır. Verilerin analiz edilmesinde SPSS programından yararlanılmıştır. İstatistiksel veriler elde edilirken örneklemin bilgilerini sayısal olarak özetleyebilmek için betimleyici analiz, ölçeğin güvenilirliği ve geçerliliğini tespit etmek için faktör analizi, değişkenlerin orta değerden farklı olup olmadığını ölçmek için t testi, bağımlı ve bağımsız değişken arasındaki ilişkinin derecesini ölçmek için Pearson korelasyon analizi uygulanmıştır. Kredi kullanımında katılım bankası tercihini etkileyen faktörlerin demografik değişkenlere göre (bağımsız değişken) farklılık gösterip göstermediğini tespit etmek için varyans analizi yapılmıştır. Varyans analizi sonucu farklılık olması durumunda, bu farklılığın hangi iki değişkenden kaynaklandığını tespit etmek için Post Hoc (tukey) testi yapılmıştır. Çalışmadan elde edilen bulgulara göre, bireysel müşterilerin kredi kullanımlarında katılım bankalarını tercih etmesini etkileyen en önemli değişken; Faizsiz bankacılık uygulamasıdır. Araştırma sonucunda bireysel müşterilerin kredi kullanımlarında katılım bankalarını tercih etmesinde demografik özelliklerinin etkilediği bulgusuna ulaşılmıştır. Yapılacak olan araştırmalar için kurumsal müşteriler de ana kütleye dahil edilerek bireysel müşterilerle kurumsal müşteriler arasında karşılaştırma yapılabilir.

Bireysel yatırımcılarFaizsiz bankacılıkFaktör analizi+7
Hacer Karakaş İşcan
Bolu Abant Izzet Baysal University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de icâre ve leasing yöntemlerinin finansal gelişimi: 2013-2017 dönemine ilişkin karşılaştırmalı bir analiz

Katılım bankaları, İslami finansman faaliyetlerine aracılık eden finansal kurumlardır. Bu anlamda faiz hassasiyeti olan bireyler, bankacılık işlemlerinde özellikle katılım bankacılığı ürünlerini tercih etmektedirler. Katılım bankacılığı ürünlerinden biri olan icâre yöntemi, geleneksel bankacılıkta kullanılan leasing yöntemine alternatif bir finansal araç olarak ortaya çıkarılmıştır. İşletmelerin genel mali durumlarından dolayı bir sabit varlığı tamamen satın almak yerine kiralamayı tercih etmeleri, leasing sektörünün ortaya çıkmasına neden olmuştur. Fakat leasing sektörü faizli finansal ürünlere karşı hassasiyeti olan banka müşterileri tarafından tercih edilmediği için katılım bankaları, geleneksel bankalara karşı alternatif ürünlerine bir yenisini daha ekleyerek, bu kesimin ihtiyacını karşılamak üzere icâre yöntemini geliştirmiştir. Bireylerin ticari finansman ihtiyaçları doğrultusunda hem leasing hem de icâre yöntemleri, geçmişten günümüze önemli ilerlemeler kaydetmesine rağmen, ekonomik ve finansal dalgalanmaların arttığı dönemlerde, ciddi duraksamalar bazen de gerilemeler yaşadığı gözlemlenmiştir. Günümüzde leasing ve icâre sektörlerindeki gelişimleri etkileyen birçok değişken bulunmaktadır. Bu faktörlerin başında ülkedeki ekonomik/finansal dalgalanmalar ve buna bağlı enflasyon oranı ile kredi faiz oranlarındaki büyük ölçekli değişimler gelmektedir. Bunun dışında ülkemizde leasing ve icâre sektörlerini en çok etkileyen ekonomik politikalar ve maliye politikaları çerçevesinde KDV oranlarındaki değişim yer almaktadır. Bu çalışmada, leasing ve icâre yöntemlerinin yıllar itibariyle finansal gelişimini incelemek ve bu sürece etki eden makroekonomik değişkenlerin, ne ölçüde etkili olduğunu tespit etmek amacıyla, leasing ve icâre yöntemlerinin verileri üzerinde; Eş Bütünleşme, Granger Nedensellik ve VAR yöntemi gibi testler uygulanmıştır. Bu uygulama sonucunda, piyasa faiz oranları yükseldiği ölçüde icâre yönteminin daha çok tercih edildiği, dolayısıyla aralarında anlamlı (doğru orantılı) bir ilişkinin varlığı tespit edilmiştir. Analiz dönemi olarak seçilen ve katılım bankalarının finansal verilerinin yer aldığı 2013-2017 yılları arasında piyasa faiz oranlarının yükseldiği süreçlerde, icâre yönteminin kullanımı da artmış, öte yandan piyasa faiz oranları azaldıkça, leasing yönteminin kullanımı da artmıştır. Bunun yanında, GSYH düzeyinin yükseldiği dönemlerde, leasing ve icâre yöntemlerinin kullanımının da arttığı gözlemlenmiştir. İki uygulama birbiri ile karşılaştırıldığında, her ne kadar birbirinin alternatifi olarak görülseler de, iki uygulamayı da etkileyen benzer makroekonomik değişkenler bulunmaktadır. Netice itibariyle, leasing ve icâre yöntemleri 2013-2017 yılları arasında sürekli bir büyüme eğilimi göstermiş ve çeşitli makroekonomik göstergelerdeki değişimlerden doğrudan etkilenmişlerdir. Anahtar kelimeler: İcare, Leasing, Finansal Gelişim, Katılım Bankacılığı.

BankacılıkBankacılık sektörüFinansal gelişme+4
Berna Ayyıldız
Bolu Abant Izzet Baysal University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Finansal kiralamada Türk katılım bankalarının yeri

Katılım bankacılığı konvansiyonel bankacılığa göre riskinin az olmasından dolayı daha avantajlıdır. Bu çerçevede Katılım bankacılığının fon kullandırma yöntemlerinden olan leasing işlemi işletmeler açısından vergi avantajı, kiralama maliyetinin düşük olması, riskin daha sınırlı olması, yabancı kaynak gereksinimini azaltması, teknolojiyi yakından takip etme ve likiditelerini daha karlı alanlarda kullanmaları açısından çok önemlidir. Leasing, yatırıma konu olan bir malın mülkiyeti kiralama şirketinde kalarak, sözleşme de belirlenen kiralar karşılığında kullanım hakkının kiracıya verilerek, sözleşme süresi sonunda mülkiyet hakkının kiracıya geçmesini sağlayan bir finansman yöntemidir. Katılım bankacılığında finansal kiralamanın etkinliği son yıllarda daha fazla artmıştır. Finansal kiralamanın sağladığı avantajlarının verimliliği arttıkça işletmeler tarafından daha çok kullanılan bir yöntem olmuştur. Bu kapsamda çalışmamızın amacı, Finansal kiralamanın Türk katılım bankacılığındaki yerinin araştırılmasıdır. Öncelikle katılım bankacılığının dünyadaki ve Türkiye'deki gelişimi incelenmiş, daha sonra finansal kiralamanın tanımı, gelişimi, avantajları Türkiye'de finansal kiralama da kullanılan ürünler, finansal kiralamanın katılım bankacılığındaki yıllara göre gelişimi araştırılmıştır. Katılım bankacılığı sektöründe finansal kiralamanın diğer sektörlere göre daha avantajlı kaynaklar sağladığı ve etkinliğinin giderek arttığı sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar kelimeler: İslami Finans, Leasing, Katılım Bankacılığı, Finansal Kiralama Sözleşmesi

Bankacılık sektörüBankalarFinansal kiralama+2
Songül Varış
Bolu Abant Izzet Baysal University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Ulusal kriz dönemlerinde katılım bankalarının likidite ve karlılık açısından incelenmesi: 2010-2017 döneminin karşılaştırmalı analizi

Katılım bankaları prensipleri gereği, faiz hassasiyeti olan toplumların atıl kalmış fonlarının ekonomiye kazandırılması ve yabancı paraların ülkeye girmesi açısından bir köprü görevi üstlenmektedir. Türkiye'de yaklaşık 35 yıllık geçmişe sahip olan bankalar, ekonomilerini giderek iyileştirmekte ve bankacılık sektörü içerisindeki payını artırmaktadır. Ülkemizde katılım bankacılığına devlet desteğinin verilmesi, bu bankacılık sisteminin daha çok tanınmasında ve güven ortamının oluşturulmasında etkili olmuştur. Türkiye'de 2010-2017 yılları arasında meydana gelen Gezi Parkı Olayları, 17-25 Aralık Soruşturması ve 15 Temmuz Darbe Girişimi gibi toplumsal ölçekli siyasal ve sosyoekonomik olayların, ekonomideki etkileri günümüzde hala devam etmektedir. Finansal ve siyasal kriz dönemlerinde katılım bankalarına göre mevduat bankaları, çok daha büyük bilanço zararları ile karşılaşmışlardır. Faiz oranlarında oluşan dengesizlik ortamı ile döviz kurlarında meydana gelen oynaklık, mevduat bankalarının ve ülke ekonomisinin olumsuz etkilenmesine sebep olmuştur. Tüm bu olumsuzluklara rağmen katılım bankaları bu süreçten sınırlı düzeyde etkilenip; özkaynaklar, aktif büyümeler, karlılık ve şubeleşme açısından büyümeye devam etmiştir. Bu çalışmanın amacı; Türkiye'de ve Dünya'da katılım bankacılığının tarihsel gelişimi çerçevesinde, katılım bankalarının Türkiye ekonomisine olan katkılarını ele almak, faaliyet gösteren bankaların toplam şube ve çalışan sayılarını, aktif büyüme oranlarını, toplanan fonlar ile kullandırılan fonların yapılarını, özkaynaklarını ve net kar kalemlerini betimleyici analiz yöntemiyle incelemek ve değerlendirmektir. Başka bir ifadeyle, ulusal ekonomik ve siyasi kriz dönemlerini ayrıntılı olarak inceleyip, bu dönemlerde katılım bankalarının likidite ve karlılık pozisyonlarındaki değişimlerin nedenlerini grafikler yardımıyla analiz etmektir. 2010-2017 dönemini kapsayan grafikler, hem kendi faaliyet gösterdiği dönem içerisinde analiz edilmekte, hem de yıl bazında birbirleri ile karşılaştırılarak değerlemeye tabi tutulmaktadır. Bu çalışmaya, TMSF'ye devredilen Bank Asya da dâhil edilmiştir. Bu bankanın likidite ve karlılık rasyoları Türkiye Katılım Bankaları Birliği verilerinde belirtildiği gibi, 2015 yılı 3. çeyreğine kadar alınmıştır. Çalışmaya, 2015 yılında Ziraat Katılım ve 2016 yılında Vakıf Katılım Bankası da dâhil edilmiştir. Çalışma sonucunda, bütünsel bir yaklaşım çerçevesinde katılım bankalarının karlılık oranlarının 2014 yılında aşırı değer kaybına uğradıkları görülmüştür. Değer kaybının meydana gelmesinde, özellikle Bank Asya'nın 813 milyon TL zarar etmesi etkili olmuştur. Kriz dönemlerinde ise, kar-zarar esasına göre faaliyet yürüten katılım bankalarının, sektördeki olumsuzluklardan sınırlı oranda etkilenip, büyüme fonksiyonlarını devam ettirdikleri saptanmıştır. Katılım bankalarının, orta ve uzun vadede sektördeki payını artırıp daha etkin hale geleceği öngörülmektedir.

Bankacılık sektörüEkonomik krizKarlılık+4
Burcu Atamer
Bolu Abant Izzet Baysal University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Yurtiçi tasarruflar ve bireysel emeklilik sistemi: Türkiye uygulaması

Bu çalışmanın temel amacı bireysel emeklilik sisteminin Türkiye uygulaması ve yapısını inceleyerek sistemin Türkiye'deki yurtiçi tasarruflar üzerindeki etkisini araştırmaktır. Kamu sosyal güvenlik sisteminin bir tamamlayıcısı olarak ortaya çıkan bireysel emeklilik sistemi dünyada son yıllarda hem gelişmiş hem de gelişmekte olan ülkelerde uygulanmaktadır. Bireysel emeklilik sisteminin ülkelerin yurtiçi tasarrufları üzerinde etkisinin olduğu pek çok çalışmada tespit edilmiştir. Büyümenin ve kalkınmanın finansmanında sermaye birikimi yetersizliği yaşayan gelişmekte olan ülkeler büyümelerinin sürdürülebilir olması için yurtiçi tasarruflarını arttırması gerekir. Gelişmekte olan ülkelerin yurtiçi tasarruflarını arttırmak üzere uyguladıkları politikaların en önemlisi bireysel emeklilik sistemini yaygınlaştırmak olmuştur. Bu kapsamda yüksek lisans tezi olarak sunduğum bu çalışmada bireysel emeklilik sisteminin Türkiye'deki uygulaması, yapısı, kurumsal ve hukuki düzenlemeleri ile yurtiçi tasarrufların Türkiye'deki seyri incelenmiştir. Bireysel emeklilik sistemi'ndeki hukuki düzenlemelerin Türkiye'de yurtiçi tasarruflar üzerindeki etkisi Dünya Bankası ve Türkiye İstatistik Kurumu verilerinden derlenen nicel veri seti ile nitel karşılaştırmalı analiz olarak ele alınmıştır. Yapılan analiz sonucunda Türkiye'de son on yılda yurtiçi tasarruflarda bir artış trendi olduğu bir başka ifade ile bireysel emeklilik sisteminin yurtiçi tasarrufları olumlu yönde etkilediği tespit edilmiştir.

Bireysel emeklilikEmeklilik sistemiHanehalkı tasarruf tercihleri+3
Çiğdem Aktürk
Bolu Abant Izzet Baysal University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Makro ihtiyati politikaların Türk bankacılık sistemi kredi hacmi üzerindeki etkisi

2008 Küresel Finans Krizi'nin ardından finansal istikrarın sağlanması adına makro ihtiyati politikaların kullanımı giderek önem kazanmıştır. Makro ihtiyati politikaların henüz yeni yeni gündeme gelmesiyle politika araçlarının etkinliği konusunda deneme yanılma yöntemine başvurulmuş, bu durum da makro ihtiyati politikalar üzerine çalışmalar yapılması konusunda ihtiyaç duyulduğunu göstermiştir. Bu açıdan bu çalışmanın amacı, finansal istikrarı sağlamak için 2010 yılından itibaren sıklıkla kullanılan makro ihtiyati politikaların Türk bankacılık sistemi kredi hacmi üzerinde etkilerinin nasıl olduğunu değerlendirmektir. Bu bağlamda Ocak 2011-Aralık 2018 döneminin aylık frekanstaki verileri kullanılarak literatürden farklı olarak Türkiye'de yer alan bankacılık sektörü toplam kredi hacmi, mevduat bankaları toplam kredi hacmi, yatırım ve kalkınma bankaları toplam kredi hacmi ile tüketici kredileri rasyoları incelenmiştir. Veriler E-Views programı kullanılarak VAR modeliyle analiz edilmiştir. Yapılan analiz sonucunda Merkez Bankası'nın uygulamış olduğu makro ihtiyati politikaların kredi hacmi üzerinde düzenleyici etkisi olduğu sonucuna ulaşılmıştır.

Bankacılık sektörüBankalarFinansal istikrar+5
Sevim Nur Şahbalı
Bolu Abant Izzet Baysal University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

TCMB döviz kuru ve kredi kanalı: 2010-2018 yılları arası bir uygulama

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası fiyat istikrarı ve finansal istikrarı sağlamak üzere çeşitli araçlarla piyasalara müdahale etmektedir. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasının çeşitli araçları kullanarak yaptığı ayarlamaların reel piyasalara aktarıldığı sisteme parasal aktarım mekanizması denilmektedir. 2008 Küresel Finans Krizi'nin ardından ortaya çıkan araç ve politika yetersizliğini gidermek ve temel olarak fiyat istikrarının yanında finansal istikrarı da sağlamak üzere Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası makro ihtiyati politikalar uygulamaya başlamıştır. Bu bağlamda ön plana çıkan aktarım mekanizmalarından kredi kanalı ve döviz kuru kanalı tam da makro ihtiyati politikaların uygulanmaya başlandığı 2010 yılı başlangıç yılı alınarak çalışmaya konu edilmiştir. Çalışmanın amacı döviz kuru ve kredi kanalının Türkiye'de etkinliğini yani Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasının politikalarını reel piyasalara aktarmadaki başarısını test etmektir. Bu bağlamda Ocak 2010-Aralık 2018 döneminin aylık frekanstaki verileri E-Views programı kullanılarak VAR modeliyle analiz edilmiştir. Yapılan analiz sonucunda Türkiye'de döviz kuru kanalının tamamen çalıştığı, kredi kanalının ise kısmen çalıştığı sonucuna ulaşılmıştır.

Döviz kuruKredilerMerkez Bankası+1
Şeyda Yoltaş
Bolu Abant Izzet Baysal University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de 2011-2020 dönemine ilişkin katılım endekslerinin performanslarının karşılaştırmalı analizi

Yıllardır süregelen mevcut bankacılık ve finans sistemine alternatif bir sistem olarak geliştirilen İslami bankacılık ve finans sistemi sayesinde dini hassasiyeti yüksek olan yatırımcıların ekonomik sisteme katılmaları sağlanmıştır. Risk paylaşımına dayalı ve insan odaklı bu yeni sistem yakın bir geçmişe sahip olsa da hızla büyümüş hem Müslüman hem de Müslüman olmayan bireyleri kendine çekmeyi başarmıştır. Faizsizlik prensibini esas alan İslami finans sistemi dini hassasiyeti yüksek yatırımcılar için birçok sermaye piyasası araçları geliştirmeyi başarmıştır. Bunlardan birisi belli sınırları ve kuralları olan İslami endekslerdir. Dünya üzerinde ilk İslami endekslerin kurulmasıyla yatırımcılara büyük kolaylıklar sağlamak amaçlanmıştır. Belli bazı büyük endeks sağlayıcıları tarafından oluşturulan Dow Jones İslami Piyasa Endeksleri, FTSE Küresel İslami Endeks Serileri ve Kuala Lumpur Şeriat Endeksi bu sistemin dönüm noktası olmuştur. Ülkemizde ise ilk örneği dört katılım bankasının sponsorluğu ile 2011 yılında İslami kriterlere uygun olarak geliştirilen Katılım 30 Endeksidir. 2014 yılına gelindiğinde Katılım 50 ve Model Portföy Endeksleri oluşturulmuştur. Günümüzde BIST'te işlem gören üç İslami endeks bulunmaktadır. Araştırmada İslami endeks ile konvansiyonel endekslerin risk ve getirilerinin ayı ve boğa piyasaları açısından karşılaştırılması amaçlanmıştır. Çalışmanın diğer bir amacı ise iki endeks türü arasındaki nedensellik ilişkisini ve risk yayılımını ortaya koymaktır. Buna yönelik olarak çalışmada Katılım 30, Katılım 50 ve BIST 100 endeksinin performansları Sharpe Rasyo, Minimum Kabul Edilebilir Risk ve Sortino performans ölçütleri kullanılarak karşılaştırılmıştır. Endekslerin getiri performansının karşılaştırılmasında MS-ARMA modelinden, risk performansının karşılaştırılmasında ise MS-GARCH modelinden yararlanılmıştır. Ayrıca endeksler arasındaki nedensellik analizi için geleneksel nedensellik testlerinden ve varyansta nedensellik testinden yararlanılmıştır. Elde edilen bulgulara göre Katılım Endeksleri, BIST 100 endeksinden daha düşük riske sahiptir ve daha yüksek getiri sağlamaktadır. Araştırmanın sonucunda Katılım Endeksinin, BIST 100 endeksinden daha iyi performans gösterdiği bulgusuna ulaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: İslami Endeksler, BIST, Katılım Endeksleri

Borsa İstanbulFaizsiz bankacılıkFaizsiz finans kurumları+6
Demet Akkan Çetindaş
Bolu Abant Izzet Baysal University · Institute of Graduate Studies
2020
00
DoctorateOpen AccessTR

Kurumsal sürdürülebilirlik: Türk bankacılık sektörü örneği

Sürdürülebilirlik, günümüzün en önemli gündem maddelerinden birisidir. Küresel iklim değişikliği, çevresel bozulma ve sosyal eşitsizlik gibi sorunlar, sürdürülebilirliği daha da önemli hale getirmektedir. Ayrıca global finansal sistem açısından bakıldığında bankalar, topluma ve çevreye karşı önemli sorumlulukları olan kurumlardır. Bu nedenle, sürdürülebilirlik bankalar için de oldukça önemli bir konu haline gelmiştir. Türkiye'de de bankalar, sürdürülebilirlik konusunda önemli adımlar atmaktadır. Türkiye Bankalar Birliği (TBB), 2022 yılında "Sürdürülebilirlik Stratejik Planı'nı yayımlamıştır. Bu plan, Türkiye bankalarının sürdürülebilirlik konusundaki hedeflerini ve stratejilerini belirlemektedir. Şirketlerin kurumsal sürdürülebilirlik raporlamasında yol gösterici olan, dünya çapında bilinen bazı raporlama çerçeveleri bulunmaktadır. Çalışmamızda da, sürdürülebilirlik kriterlerinin belirlenmesi amacıyla, bu raporlardan faydalanılmıştır. Bu çalışma, finansal açıdan firmaları ayakta tutan ve doğrudan veya dolaylı olarak etkileyen bankaların sürdürülebilirlik ve kurumsal sürdürülebilirlik konusundaki tutumlarını incelemektedir. Bankalar, global gelişmeleri yakından takip ederek, bu gelişmeleri hızlı bir şekilde uygulamaya koymaktadırlar. Bu çalışmada, Türkiye'de faaliyet gösteren 7 bankanın, 2020, 2021, 2022 yıllarına ait entegre raporları incelenmiştir. Sürdürülebilirlik kriterlerinin belirlenmesi amacıyla, GRI G4 Raporlama Çerçevesi, UNEP-FI göstergeleri, UNGC Uluslararası standartları ve Aras vd. (2021), Sobhani v.d. (2012) dikkate alınmıştır. Toplamda 7 boyut ve 75 özgün kriter belirlenmiştir. Çalışmada bankaların entegre raporlarından içerik analizi gerçekleştirilmiştir. İçerik analizi ile oluşturulan verilerle, ÇKKV (Çok Kriterli Karar Verme) yöntemleriyle, üç yıla ait yapılan analizler sonucunda, MEREC, CILOS ve CCSD olmak üzere üç farklı ağırlıklandırma yöntemi kullanılmış olup ARAS, WASPAS ve COBRA yöntemine göre bankalar performanslarına göre sıralanmıştır. . Yapılan analizler sonucunda elde edilen bulgulara göre, ticari bankaların pandemi dönemi ve sonrasındaki yıllarda kamu bankalarına göre sürdürülebilirlik performansının daha yüksek olduğu sonucuna varılmıştır.

Kurumsal sürdürülebilirlikSürdürülebilirlik endeksiTürk bankacılık sektörü
Özkan Çıtak
Akdeniz University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Davranışsal finans kapsamında yatırımcı duyarlılığı: Borsa İstanbul'da bir çalışma

Hisse senedinin getirisini etkileyen faktörlerin belirlenmesi her zaman merak edilen bir konu olmuş ve bu konuyu açıklamak için CAPM, Arbitraj Fiyatlama Modeli, Makroekonomik Faktör Modeli gibi birçok model oluşturulmuştur. Fakat birbirinden farklı parametreler kullanan bu modeller hisse senedi getirisini etkileyen faktörleri tam olarak açıklayamamıştır. Bu modellerin sonrasında yapılan çalışmalarda hisse senedi fiyatlarının üzerinde yatırımcı psikolojisinin rolü olabileceği düşüncesi ile gerçekleştirilmiştir. Bu çalışmada yatırımcı duyarlılığının hisse senedi getirileri üzerindeki etkisini anlamak için öncelikle belirlenen yatırımcı duyarlılığı temsilcileri ile çoklu doğrusal regresyon modeli kurulmuştur. Bu modelin sonucu açıklayıcı olmadığı için Temel Bileşenler Analizi yardımıyla "Yatırımcı Duyarlılığı Endeksi" oluşturulmuştur. Hisse senedi getirileri ile yatırımcı duyarlılığı arasındaki ilişkiyi tespit etmek amacıyla Granger Nedensellik Analizi uygulanmıştır. Uygulanan Granger Nedensellik Analizi sonucu, hisse senedi getirilerinden Yatırımcı Duyarlılığı Endeksine bir nedensellik ilişkisinin vardığı gözlemlenmiştir.

Borsa İstanbulDavranışsal finansHisse senetleri+2
Melike Neslihan Mankal
Akdeniz University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Melek yatırımcılık ve uygulamaları

Birçok girişimci ve yeni fikirler üretmek isteyen şirket sahipleri projelerini hayata geçirmek için finansmana ihtiyaç duymaktadır. Kendi gelirlerinin dışında farklı finansal destek arayışlarının olması projelerinin gelişimi için büyük önem taşımaktadır. Finansal destek için yatırımcılar ilk olarak yakın çevresinde olan aile ve arkadaşlarından yardım arayışı içinde olmaktadırlar. Sonrasında banka kredilerine başvuru yapılarak bankalardan faydalanılmak istenilmektedir. Ancak projenin pazarda gelişim göstermesi için maddi desteklerin yanı sıra yatırımcıların tecrübeleri ile projeye katkı sağlamak adına girişimci ve yatırımcının bir arada olması daha geniş olanaklar sağlanması için önem teşkil etmektedir. Bu bağlamda yeni girişimcilere alternatif olarak yeni bir finans kaynağı olan melek yatırım finansman modeli ortaya çıkmış olup girişimciler ile melek yatırımcıların iş birliği içinde olmaları gerekmektedir. Melek yatırımcıların girişimcilere sağladıkları destekler ile projelerin gelişim göstermesi amaçlanmaktadır. Melek yatırımcılar kaliteli ürün ve hizmete sahip yenilikçi olduğunu düşündüğü girişimcilerle birlikte çalışmalar sürdürmektedir. Ayrıca kendi bilgi ve tecrübeleriyle danışmanlık yaparak girişimcilerin yaptıkları işlerin kalitesindeki artışı sağlayarak girişimcilere yeni fikirler üretmek için bir yol göstermiş olmaktadırlar. Ayrıca melek yatırımcılar girişimcilerin finansman ihtiyacını karşılayıp desteklerini sürdürürken aynı zamanda istihdama, ekonomik büyüme ve gelişmeye de katkı sağlamış olmaktadırlar. Bu çalışmada Türkiye'deki ve Dünya'daki melek yatırımcılar ile ilgili literatür taraması yapılarak melek yatırımcıların ayrıntılı analizi sonucu melek yatırımcı kavramı tüm aşamasıyla anlatılmaktadır. Bir proje sahibinin melek yatırımcıyı bulma yollarını, melek yatırım ağlarına ulaşımını, yatırım döneminde yapılacak faaliyetlerin genel hatları belirtilmektedir. Ayrıca melek yatırımcıların yatırım yaparken belirli kriterleri göz önünde bulundurdukları yatırım kriterlerinden, girişimciye olan katkılarından, yatırım sonrası finansal kâr zarar durumundan söz edilmektedir. Dünya'daki melek yatırımcıların literatür taraması yapılmış olup ABD, Avrupa'daki melek yatırımcıların durumlarından, melek yatırım ağlarından, ülkelerdeki melek yatırım sayısı ve yatırım tutarlarından bahsedilmektedir. Türkiye kısmında ise BKS (Bireysel Katılım Sermayesi) yasal düzenlemesi ile melek yatırımcıların Türkiye'deki durumları, melek yatırım ağlarının genel durumları ile Türkiye'de melek yatırımcıların gelişimi için yapılması gereken çalışmaların neler olduğu konusunda bilgi verilmek istenmiştir. Anahtar Kelimeler: Melek yatırım, finans, girişimcilik, finansal yöntemler, melek yatırım ağları.

FinansFinansman yöntemleriGirişimcilik+1
Yeşim Eşiyok Alpaslan
Akdeniz University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

CDS primlerinin borsa endeksleri ile ilişkisi: Kırılgan 5'li ve G7 ülkeleri üzerine bir inceleme

Uluslararası finans piyasalarının gelişmesi ile birlikte ekonomik sınırlar ortadan kalkmaya başlamış ve küresel sermayenin ülkelere giriş-çıkışı hız kazanmıştır. Bu nedenle yatırımcıların sermayelerini bir ülkeye yatırmadan önce, o ülkenin riskliliği hakkında anlık ve sürekli olarak bilgi alabilme isteği doğmuştur. Bu doğrultuda, yatırımcıların alacaklarının geriye ödenmemesi riskine karşı bir çeşit sigorta görevi gören Kredi Temerrüt Takası sözleşmeleri geliştirilmiştir. Bu sözleşme primlerine ise CDS primi adı verilmektedir. Bir ülkenin içerisinde bulunduğu finansal durum hakkındaki olumlu veya olumsuz bütün bilgiler, anlık olarak CDS primlerine yansımaktadır. Ülke hakkında olumlu bir bilgi var ise CDS primleri azalırken, olumsuz bilgi durumunda ise CDS primleri artmaktadır. Yatırımcılar açısından CDS primi yüksek olan ülkeler riskli ülke, CDS primleri düşük olan ülkeler ise düşük riskli veya risksiz ülke olarak tanımlanmaktadır. CDS primlerinde meydana gelen bu artış veya azalış, ülkelerin ihtiyaç duyduğu sermayenin maliyetlerine de doğrudan etki etmektedir. Çalışmamızın birinci bölümünde risk, kredi riski ve kredi türevlerinin tanımları ve türlerinden detaylı olarak bahsedilmiştir. İkinci bölümde ise ülke riski ve Kredi Temerrüt Takasları (CDS) hakkında detaylı bilgiler yer almaktadır. Çalışmanın üçüncü bölümünde ise ilk olarak CDS primleri ile borsa endeksleri arasındaki ilişkiyi konu alan çalışmalardan oluşmuş detaylı bir literatür taraması bulunmaktadır. Sonrasında ise çalışmamızda kullanılan test ve modeller kısaca açıklanmış olup, Kırılgan 5'li ve G7 ülkelerinin CDS primleri ile borsa endeks kapanış fiyatları arasındaki ilişki incelenmiştir. Bu doğrultuda ilk olarak Genişletilmiş Dickey Fuller (ADF) ve Phillips-Perron (PP) birim kök testleri yapılmıştır. Ülkeler arasındaki ilişkiyi ortaya koymak için ise Granger Nedensellik, Johansen Eşbütünleşme, Vektör Hata Düzeltme Modeli ve Pearson Korelasyon analizleri yapılmıştır. Yapılan analizler sonucunda, Kırılgan 5'li grubundan Hindistan ve Türkiye'nin, G7 grubundan ise Almanya, Japonya ve Kanada'nın CDS primleri ile borsa endekslerinin kısa dönemli bir ilişki içerisinde olduğu görülmektedir. Uzun dönemde ise Kırılgan 5'li grubundan yalnızca Türkiye'nin, G7 grubundan ise Japonya ve Fransa'nın CDS primleri ile borsa endekslerinin bir ilişki içerisinde olduğu sonucu tespit edilmiştir. Çalışmamızın birinci bölümünde risk, kredi riski ve kredi türevlerinin tanımları ve türlerinden detaylı olarak bahsedilmiştir. İkinci bölümde ise ülke riski ve Kredi Temerrüt Takasları (CDS) hakkında detaylı bilgiler yer almaktadır. Çalışmanın üçüncü bölümünde ise ilk olarak CDS primleri ile borsa endeksleri arasındaki ilişkiyi konu alan çalışmalardan oluşmuş detaylı bir literatür taraması bulunmaktadır. Sonrasında ise çalışmamızda kullanılan test ve modeller kısaca açıklanmış olup, Kırılgan 5'li ve G7 ülkelerinin CDS primleri ile borsa endeks kapanış fiyatları arasındaki ilişki incelenmiştir. Bu doğrultuda ilk olarak Genişletilmiş Dickey Fuller (ADF) ve Phillips-Perron (PP) birim kök testleri yapılmıştır. Daha sonra ülkeler arasındaki ilişkiyi ortaya koymak için Granger Nedensellik, Johansen Eşbütünleşme ve Korelasyon Katsayısı analizleri yapılmıştır. Yapılan analizler sonucunda, Kırılgan 5'li grubundan Hindistan ve Türkiye'nin, G7 grubundan ise Almanya, Japonya ve Kanada'nın CDS primleri ile borsa endekslerinin kısa dönemli bir ilişki içerisinde olduğu görülmektedir. Uzun dönemde ise Kırılgan 5'li grubundan yalnızca Türkiye'nin, G7 grubundan ise Japonya ve Fransa'nın CDS primleri ile borsa endekslerinin bir ilişki içerisinde olduğu sonucu tespit edilmiştir.

Borsa endeksiG-7 ülkeleriKredi riski+4
Emre Turğut
Akdeniz University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Muhasebe eğitiminde etik ve etik algısı: Bir uygulama örneği

Son yıllarda büyük işletmelerin muhasebe kayıtlarını olduğundan farklı göstermesi, muhasebe hileleri, kötü yönetim ve yaşanan muhasebe skandalları gibi durumlar kamunun dikkatini çeken ve üzerine yoğunlaşılan konular arasındadır. Gerçekleşen bu olayların çoğunluğu, sermaye piyasaları ve muhasebe sistemleri ile örnek olarak kabul edilen ABD'de ortaya çıkmıştır. Özellikle 2000'li yıllarda ABD'de meydana gelen Enron ve WorldCom skandalları ile birlikte finansal raporlara, sermaye kuruluşlarına, bağımsız denetim kuruluşlarına ve şirket yönetimlerine olan güven zedelenmiştir. Gerçekleşen bu durum Amerikan ekonomisini etkilemekle birlikte, gelişmekte olan ülkeleri de olumsuz etkilemiştir. Tüm bu sebeplerden dolayı etik konusu, muhasebe ve finans alanında en çok tartışılan konulardan biri olmuştur. Muhasebe mesleğini icra edenlerin topluma karşı olan sorumlulukları, diğer meslek gruplarına göre daha fazladır. Bu nedenle toplumun güvenini kazanmak, muhasebe mesleği açısından önemlidir. Her meslekte olduğu gibi muhasebecilik mesleğinde de ikilemler yaşanmaktadır. Bu ikilemlerin nasıl çözüme kavuşturulacağı meslek mensuplarının yaşadığı sorunlar arasındadır. Yaşanan bu ikilemler karşısından nasıl bir yol izlenmesi gerektiği konusunda meslek örgütleri uyulması gereken etik kuralları oluşturmuşlardır. Meslek örgütlerinin, meslek mensuplarına etik kuralları benimsetme konusunda ortaya koymuş oldukları çalışmaları olumlu olsa da muhasebe meslek etiği eğitiminin ilk olarak yükseköğretim kurumlarında verilmesi gerekmektedir. Yetişecek muhasebe meslek mensubunun mesleki yeterliliği için, almış olduğu muhasebe eğitimi çerçevesinde muhasebe meslek etiği eğitimini de alması ileride karşılaşabileceği belirsizlikleri çözmede yol gösterici olacaktır. Bu çerçevede araştırmanın temel amacı, gelecekte muhasebe mesleğini icra etmeyi düşünen meslek mensubu adayı öğrencilerin, etik algılarını ve etik davranma niyetlerini yaş, cinsiyet, öğrenim düzeyi, etik dersi almış olma gibi bazı değişkenler çerçevesinde inceleyerek aralarında anlamlı bir fark olup olmadığını tespit etmektir. Çalışmada etik algısı ve etik davranma niyetinin ölçüldüğü toplam üç boyutlu bir anket kullanılmıştır. Son olarak elde edilen veriler analiz edilerek değerlendirilmiş ve gerekli açıklamalar yapılmıştır. Anahtar Kelimeler: Etik, Muhasebe Eğitiminde Etik, Etik Eğitimi, Etik Algısı

AlgıEtikMuhasebe+4
Mehmet Sait Tekin
Akdeniz University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Katılım bankalarının tarım finansmanındaki yerinin analizi ve özel bir banka örneği

Bu çalışmanın amacı, katılım bankalarının tarım finansmanındaki yeri ve önemini ortaya koymaktır. Bu amaçla, 2009-2020 banka kredi verileri sektörlere göre analiz edilmiş ve örnek bir katılım bankasının tarım sektöründeki finansman faaliyetleri ve karlılığa etkisi incelenmiştir. Çalışmanın sonucunda katılım bankalarının toplam kredilerden aldığı pay ve genel tarım sektörü içerisinde aldığı nakdi ve gayri nakdi krediler yıllar itibari ile incelenmiş hem kredi pastasında hem de tarım kredileri içerisinde katılım bankalarının payı incelenen dönemlerde artış trendin de olduğu gözlemlenmiştir. Ayrıca çalışmanın dikkat çeken sonuçlarından birisi de incelenen bankanın tarım sektörüne hizmet vermeye başladığından itibaren toplam aktiflerinin, kullandırdığı fonların ve net kar seviyesinin artış trendinde olduğu görülmektedir. Diğer bir ifadeyle tarım sektörüne hizmet vermesi banka finansal tablolarına olumlu olarak yansıdığı söylenebilir. Bunlara ek olarak, analiz sonucunda tarım sektöründe takibe dönüşüm oranının bankacılık sektörü ortalamasının altında olduğu ortaya çıkmıştır. Bu durum tarım sektörünün katılım bankaları için fırsat olarak değerlendirilebilir. Çalışma, giriş bölümü hariç dört ana bölümden oluşmaktadır. Çalışmanın ilk bölümünde bankacılık ve katılım bankacılığı ile temel kavramlar ve genel bilgiler açıklanmıştır. Çalışmanın ikinci bölümünde katılım bankacılığının sektörlere yönelik fon toplama ve fon kullandırma yöntemleri ile birlikte katılım bankalarının aktif olduğu sektörler ele alınmıştır. Bunlara ilave olarak ülkemizde faaliyet gösteren katılım bankalarına ait bilgilere yer verilmiştir. Çalışmanın üçüncü bölümünde tarım sektörünün işleyişi, finansman süreçleri, tarım sektörünün sorunları incelenerek çözüm önerileri getirilmiştir ve faizsiz araçlarla tarım finansman şekli açıklanmıştır. Çalışmanın dördüncü bölümünde; katılım bankalarının tarım sektöründeki önemini belirlemeye yönelik istatistiki veriler tablo ve grafik olarak sunulmuş ve yorumlanmıştır. Bu bölümde örnek bir katılım bankasının tarım sektöründeki kredi verileri ve tarım sektörünü fonlama seçenekleri ile ilgili bilgiler açıklanmıştır. İncelenen katılım bankasının yıllar itibari ile tarım sektöründeki durumu ortaya çıkarılmış ve bankanın tarım finansman riskine, tarım kredi kart riskine ve ELÜS (Elektronik Ürün Senedi) ürün risklerine yer verilmiştir. Bankacılık sektörü ve Tarım sektöründeki takibe dönüşüm oranlarının karşılaştırmaları yapılmıştır. Sonuç kısmında tüm incelenen verilerle katılım bankalarının ve örnek incelenen bankanın sektörde daha aktif ve pay oranın artırılması için değerlendirme yapılmış ve önerilerde bulunulmuştur.

Faizsiz bankacılıkFinansmanKarlılık+5
Ali Alptekin
Akdeniz University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Korunma zamanının ve tahmin periyodunun korunma etkinliği üzerine olan etkisinin incelenmesi: Türkiye vadeli işlem piyasaları üzerine bir uygulama

Finansal piyasalarda risk yönetimi, vadeli işlem piyasalarında hedging uygulamasının etkin şekilde kullanılmasıyla mümkün olabilmektedir. Bu çalışma, farklı korunma zamanları ve farklı tahmin periyotlarının hedge oranı ve hedge etkinliğine olan etkisinin incelenmesi amacıyla gerçekleştirilmiştir. Çalışmada hedge oranı elde etmede ve hedge etkinliğini ölçmede dinamik regresyon (rolling regression) metodundan faydalanılmıştır. Analizlerde 2010-2021 dönemi spot ve vadeli işlem piyasa verileri kullanılarak ex-post hedging ve ex-ante hedging çerçevesinde korunma oranı ve korunma etkinliğine ilişkin bulgular ayrı ayrı değerlendirilmiş, elde edilen bulguların güvenilirliği test edilerek farklı korunma zamanları ve farklı tahmin periyotlarıyla gerçekleştirilen hedging işleminin portföyler üzerinde nasıl bir performans sergilediği araştırılmıştır. Çalışma sonuçları ex-post ve ex-ante hedging için farklı korunma zamanları, tahmin periyotları ve portföyler özelinde farklılıklar gösterse de literatürle büyük oranda paralellik taşımaktadır. Çalışmada korunma zamanı ve tahmin periyodu arttıkça hedge oranının ve hedge etkinliğinin portföylerin çoğunluğu için artma eğiliminde olduğu tespit edilmiş, gerçekleştirilen hipotez testleriyle de elde edilen sonuçların büyük oranda anlamlılık gösterdiği sonucuna ulaşılmıştır. Bununla birlikte gerçekleştirilen hedging performansları da incelenmiş olup korunma zamanı ve tahmin periyodu artışının portföy riskinin daha yüksek oranda düşürülmesine katkı sağladığı tespit edilmiştir.

Hedge etkinliğiRiskRisk yönetimi+2
Sevgi Eren
Akdeniz University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Kripto varlıklar ve kripto varlıklar ile ilgili regülasyonlar

Ticari ve sosyal hayatta teknolojilerin gelişmesi ile birlikte gerçekleştirilen ödemeler ve para transfer işlemleri dijital ortamda hız kazanmaya başlamıştır. Gerçekleşen bu işlemler neticesinde dijital para kavramı aktif olarak kullanılmaya başlamıştır. Bu dijital paraların güvenli ve şifreli yapılar olan kriptografik yazılımlar ile birleşmesi sonucu 2009 yılında kripto para ortaya çıkmıştır. Bu paranın ilk ve öncüsü Bitcoin'dir. Kripto paralar, kripto varlık şeklinde de isimlendirilmektedir. Kripto varlıklar, dijital varlıkların alt koludur. Dijital varlık ise dijital şekilde saklanabilen materyaller olarak kabul edilmektedir. Kripto paralar, blokzincir teknolojisini kullanan, tamamı dijital ortamda meydana getirilen, merkezi bir otoriteye bağlı olmayan paralardır. Giderek artan popülerliği, değeri ve kullanım alanları neticesinde birçok kripto para meydana gelmiş ve kişilerin dikkatini çekmiştir. Böylelikle pek çok ülkede kurum veya kuruluşlar tarafından değerlendirmeye alınmış ve düzenlemeler gerçekleştirilmiştir. Bu çalışmada, kripto varlık piyasalarının dünya finans sistemi içerisindeki yeri, ülkelerin ve işletmelerin bu yenilik karşısında izlediği politikalar, yaklaşımlar, düzenlemeler, vergilendirmeler ve muhasebeleştirmeler ele alınmıştır. Öte yandan kripto varlıkların Türkiye ekonomisi ve devlet kurumları üzerindeki yarattığı etkileri, geniş bir ülke araştırması yelpazesi ile birlikte değerlendirilemeye çalışılmıştır. Sistemsel olarak, ülkeler için en zor konuların ilki, kripto varlıkların nasıl vergilendirileceği ve hangi kalemde muhasebeleştirileceğidir. Bu yaklaşımlar hakkında birden fazla farklı dünya görüşü olması ve genel kabul görmüş bir standart olmaması nedeniyle bu belirsizlikleri düzenlemek çok zordur. Buradaki belirsizlikler beraberinde yasadışı faaliyetler gibi bir takım riskleri de beraberinde getirmektedir. Bu çalışmanın ortaya çıkış noktası, Türkiye ekonomisi ile ilgili kişilerin, işletmelerin, borsaların ve kurumların kripto varlık piyasalarına gösterdiği yoğun ilgiden kaynaklanmaktadır. Bu büyük ilgi, gerek ticari faaliyetler alanında gerçekleştirilmesi planlanan alışveriş odaklı ödeme yaklaşımlarından, gerekse kişilerin kolay yönden para kazanma istek ve arzularından kaynaklanmaktadır. Bu ticari faaliyetlere ise ulusal ve uluslararası kripto değişim platformları aracılığı ile katılım sağlanmaktadır. Anahtar Kelimeler: Dijital varlık, Kripto Varlık, Kripto Para, Bitcoin, Muhasebe, Vergi, Denetim

BitcoinBlok zinciri sistemiDenetim+6
Ahmet Tılı
Akdeniz University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Otomatik katılım sistemi sonrası bireysel emeklilik şirketlerinin performanslarının ölçümü: Türkiye örneği

Bireysel emeklilik sistemi (BES) katılımcılar için ikinci bir emeklilik fırsatı yaratmanın yanı sıra, kaynakların uzun vadeli yatırımlara aktarılması açısından ülke ekonomisinde dinamizm yaratan bir tasarruf sistemidir. Türkiye'de 2003 yılında faaliyete geçen Bireysel Emeklilik Sistemi'ne katılım artırmak için bazı teşvikler yürürlüğe girmiştir. 2003 ile 2013 dönemini kapsayanilk aşamada, yatırımcılaraödenen katkı paylarının gelir vergisi matrahından indirilmesi yoluyla teşvik sağlanmıştır.2013 yılı sonrasını kapsayan ikinci aşamada katılımcılara katkı paylarının %25'i oranında devlet katkısı sağlanması uygulamasına başlanmıştır. Son dönemde ise gönüllük üzerine kurulu sistemi bir nevi zorunlu hale getiren Otomatik Katılım Sistemi 2017 yılında uygulanmaya başlanmıştır. Bu çalışmada, 2017 yılında uygulamaya konulan Otomatik Katılım Sistemi (OKS) sonrasında Türkiye'deki bireysel emeklilik şirketlerinin etkinliğinin ölçülerek performansları incelenmeye çalışılmıştır. Bu doğrultuda2018-2020 yılları arasındakidöneme ilişkin olarak Veri Zarflama Analizi (VZA) kullanılmıştır.Emeklilik şirketlerinin aktif büyüklükleri, özkaynakları ve emeklilik teknik giderleri girdi, devlet katkısı ve emeklilik teknik geliri değişkenleri çıktı değişkenleri olarak alınmıştır. Çalışmanın sonucunda, otomatik katılım sonrası emeklilik şirketlerinin etkinliklerinde bir iyileşme görülmemekle birlikte çoğu şirketin etkin olmadığına işaret etmektedir.

Bireysel emeklilikEmeklilik sistemiOtomatik katılım+4
Yasin Eryılmaz
Akdeniz University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Adli muhasebe kapsamında uzman tanıklık uygulamasının incelenmesi

Adli Muhasebe hizmetleri üzerinde durulması gereken bir konu olup, Antalya Bilirkişilik Bölge Kurulu'nun Bilirkişi Listesine Kayıtlı ve uzmanlık alanları Bankacılık ve Finans ile Muhasebe olan Bilirkişilerden Adli Muhasebe konusu hakkındaki farkındalıkları araştırılacaktır. Adli Muhasebe hizmetleri kapsamında daha çok hangi hile ve hataların olduğu anket ile sorulacaktır. Tezin ilk bölümlerinde Adli Muhasebe kavramı, uygulama alanları, Adliye'ye intikal eden adli muhasebe hizmetleri kapsamında ne tür vakaların olduğu, Uzman Tanıkların (Bilirkişilerin) bunlar hakkındaki bilgileri araştırılacak olup, tezin son bölümünde ise anket sonuçları bir istatistik paket programında veri analizi yapılarak sonuçların yorumlaması yapılacaktır. Elde edilin bulgular sonucunda, Antalya Bilirkişilik Bölge Kurulu'nun bilirkişi listesine kayıtlı ve uzmanlık alanları Bankacılık ve Finans ile Muhasebe olan Bilirkişilerin Adli Muhasebe hizmetleri kapsamında ne tür hileli işlemlerle karşılaştıkları ve bu konuda Adliye'ye intikal etmiş ne tür Adli Muhasebe Vakaları ile ilgilendikleri bu konunun ne kadar farkında oldukları anket yapılarak çıkan sonuçlar bir istatistik paket programında veri analizleri incelenerek sonuçlar doğrultusunda çözüm önerileri getirilerek "Adli Muhasebe Mesleği"nin oluşumu ve Adli Muhasebenin ayrı bir uzmanlık dalı olarak tanımlanması gerektiği farkındalığı artırılıp bu konudaki verilerin analizi ile literatüre katkı sağlanması hedeflenmektedir.

Adli muhasebeBankacılıkBankacılık sektörü+5
Rıdvan Erdoğan
Akdeniz University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'deki mevduat bankalarının etkinlik ölçümü ve performanslarının çok kriterli karar verme yöntemleriyle değerlendirilmesi

Finansal piyasalarda tartışılmaz bir konuma sahip olan bankaların etkin ve verimli bir şekilde faaliyetlerini sürdürmeleri ülke ekonomileri için çok büyük önem taşımaktadır. Çalışmada, Türkiye'deki mevduat bankalarının etkinlik durumları ve performansları değerlendirilmiştir. Bankaların etkinlik düzeylerinin ortaya konulması için Veri Zarflama analizinden, performanslarının ölçülmesi için Çok Kriterli Karar Verme yöntemlerinden olan ELECTRE ve TOPSİS metotlarından yararlanılmıştır. Çalışmada, analizde kullanılan yöntemlerin sonuçlarının benzer ve farklı yönlerinin ortaya konulması amaçlanmıştır. 2012-2016 yılları arasındaki beş yıllık periyotta Türkiye'de faaliyette bulunan ve verilerine kesin ulaşılabilen yerli, yabancı ve kamu sermayeli olan 15 mevduat bankası çalışmada kullanılmıştır. Çalışmanın analizinde kullanılmak üzere, üç analiz yönteminin sonuçlarını doğru olarak karşılaştırma imkanı sağlayabilen ortak değişkenler belirlenmiştir. Bankaların genel durumlarını temsil edebilecek, sermaye yeterliliği, bilanço yapısı, aktif kalitesi, likidite ve karlılık oranlarından oluşan 6 değişken oluşturulmuştur. Çalışma sonucunda, gerçekleştirilen analizlerde bankaların genel olarak etkin faaliyette bulundukları sonucuna ulaşılmış, yıllara göre birçok farklı bankanın performansının iyi olduğu görülmüştür. Altyapısı birbirlerinden farklı olan parametrik olmayan doğrusal programlama tabanlı etkinlik ölçüm yöntemi olan VZA ile sıralama mantığına sahip ÇKKV yöntemleri ELECTRE ve TOPSİS metotlarının beraber kullanılması sonucunda ilgili yıllarda yöntemlerin 2015 yılı hariç büyük ölçüde benzer yönlü sonuç vermedikleri görülmüştür

BankacılıkBankacılık sektörüBankalar+4
Adalet Günay
Aksaray University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Katılım bankacılığı ile mevduat bankacılığın karşılaştırılması

Dünyaæ ekonomisininæ gelişimiæ ileæ birlikteæ finansæ sektörüæ veæ bankacılıkæ sektörüæ faaliyetleriæ heræ geçenæ günæ gelişmekteæ veæ yeniæ bankacılıkæ faaliyetleriæ ortayaæ çıkmaktadır.æ Dünyaæ finansæ piyasalarındaæ veæ bunaæ paralelæ olarakæ Türkiyeæ ekonomisiæ içerisindeæ sonæ 30-40æ yıllıkæ süreæ zarfındaæ ortayaæ çıkanæ veæ gelişiminiæ hızlaæ sürdürenæ biræ bankacılıkæ türüæ bulunmaktadır.æ Dünyadaæ İslamiæ bankacılıkæ veyaæ faizsizæ bankacılıkæ adıæ ileæ faaliyetleriniæ sürdürenæ buæ kuruluşlaræ Türkiye'deæ katılımæ bankacılığıæ adıæ ileæ faaliyetæ göstermektedirler.æ Dünyaæ ekonomikæ sistemiæ içerisindeæ kendineæ kısaæ zamandaæ önemliæ biræ yeræ edinenæ faizsizæ bankacılıkæ işlemlerindenæ Türkiyeæ gibiæ stratejikæ veæ siyasiæ olarakæ önemliæ biræ konumaæ sahipæ ülkeninæ uzakæ durmasıæ düşünülemezdi.æ Türkiyeæ finansæ piyasası,æ İslamæ coğrafyasındaæ toplananæ sermayeæ fazlasınıæ ülkeæ ekonomisineæ kazandırmakæ veæ içæ piyasadaæ atılæ fonlarınæ değerlendirilmesineæ olanakæ tanımakæ içinæ katılımæ bankacılığıæ faaliyetlerindeæ bulunmakæ durumundaydı.æ Sonæ 10æ yıllıkæ süreæ içerisindeæ katılımæ bankacılığıæ faaliyetlerineæ yönelikæ dahaæ fazlaæ yatırımæ yapıldığıæ veæ buæ sektörünæ gelişimineæ devletæ politikasıæ gereğiæ olarakæ önemæ verildiğiæ görülmektedir.æ Günümüzæ itibariyleæ katılımæ bankalarınınæ Türkiyeæ bankacılıkæ sektörüæ içerisindekiæ Pazaræ payıæ ortalamaæ %5'likæ biræ oranaæ sahiptir.æ Üçæ farklıæ özelæ sermayeliæ bankaæ veæ ikiæ devletæ sermayeliæ katılımæ bankasıæ ülkeæ ekonomisiæ içerisindeæ faaliyetæ göstermektedir.æ Ülkeæ ekonomisiæ içerisindeæ sonæ yıllardaæ yapılanæ atılımlarlaæ birlikteæ önemliæ biræ yeræ edinmeyeæ çalışanæ katılımæ bankalarının,æ bankaæ müşterileriæ gözündeæ yarattıklarıæ algıæ veæ bakışæ açısıæ katılımæ bankalarınıæ gelecekæ hedeflerineæ taşıyacakæ veæ istedikleriæ konumaæ gelmelerindeæ etkiliæ olacakæ enæ önemliæ faktördür.

BankacılıkBankalarFaizsiz bankacılık+3
Abdülselam Koçak
Aksaray University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

2008 küresel finansal krizinin gelişmekte olan ülke ekonomilerine etkisi: BRIC ülkeleri-Türkiye karşılaştırması

Kriz kelimesi, göreceli bir kavram olduğundan, açık biçimde tanımlama yapmak pek de kolay değildir. Kriz; sosyal bilimler açısından bakıldığında, buhran ya da bunalım gibi kelimelerle özdeş biçimde kullanılırken, İktisat Literatüründe ise; Ekonomik Kriz, Finansal Kriz gibi ifadelerle anılmaktadır. Ekonomik ve Finansal Kriz kavramları detaylandırılacak olursa, Ekonomik Kriz; iç talepteki daralmayla birlikte yatırımlarda düşüş, işsizlik rakamlarında artış ve nihayetinde de toplumun refah seviyesinde görülen bozulmalar biçiminde gelişen olumsuz durumdur. Finansal Kriz ise; finansal piyasalardaki belirsizliklerin ya da finansal bir varlığın oluşturacağı balon etkisinin, tüm finansal kesim üzerinde zincirleme etki yapmasıyla ortaya çıkan olumsuzluktur. ABD Ekonomisinde 2007'nin ortalarından itibaren hissedilmeye başlanan ve zaman içerisinde etki alanını genişleterek, 2008'in son çeyreği itibariyle küresel bir boyut kazanan Finansal Kriz; gelişmiş ülkeler başta olmak üzere tüm dünya ekonomilerini etkilemiştir. Gelişmekte olan ülkeler grubunda yer alan ve bu çalışmaya konu olan Brezilya, Rusya, Hindistan, Çin ve Türkiye; göreceli de olsa, 2008 Küresel Krizinden etkilenen ülkeler içerisinde yer almaktadır. Günümüz dünyasında ekonomik krizler sonrasında, yeni ülke toplulukları ortaya çıkmaya başlamıştır. Bu gruplardan biri olan BRIC Ülke Ekonomileri, özellikle son dönemlerde sergiledikleri yüksek düzeyli performansları ile küresel piyasalarda yeni bir ekonomik güç haline gelmiştir. Bu ülkeler, 1929 Dünya Ekonomik Buhranı sonrasında ortaya çıkan ülke birliklerinden farklı bir yapı ortaya koymaktadır. Heterojen bir yapıya sahip olan BRIC Ülkelerinin her biri, farklı fonksiyonlar icra etmektedir. Bu çalışmada BRIC Ülkelerinin işsizlik oranları, GSYİH oranları, büyüme oranları, enflasyon oranları, kişi başına düşen milli gelirleri gibi temel makro-ekonomik göstergeleri; 2008 Küresel Krizi ve sonrasındaki birkaç yıllık dönemi kapsayacak biçimde karşılaştırmalı olarak irdelenmeye çalışılmıştır. Diğer yandan, BRIC Ülkeleri ile benzer özellikler gösteren ve önümüzdeki dönemlerde bu gruba katılması muhtemel olan Türkiye'nin, 2008 Krizi ve sonrasındaki ekonomik görünümü de çalışmaya dahil edilmiştir.

BRICSBRICS-TEkonomik etki+7
Ali Fidan
Aksaray University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

1990 sonrası yaşanan ekonomik krizler ve Türk bankacılık sektörüne etkisi

Ekonomik krizler ekonomik oldukları kadar siyasi, toplumsal, sosyolojik, psikolojik etkileri de barındırmaktadır. Süregelen ekonomik sistemdeki hataları anlamak ve toplumsal yaşamda ekonomin rolünü iyice fark etmek, ne şekilde yanlış ekonomik tercihler yapıldığını görebilmek açısından da ekonomik krizler insanlara önemli bulgular sunarlar. Tüm bu etkilerin iyi anlaşılabilmesi ve daha doğru ekonomik tercihler yapılabilmesi açısından ekonomik krizlerin tahliline ihtiyaç vardır. Bu çalışmada, 1990 yılından sonra ülkemizde yaşanan ekonomik krizlerin bankacılık sektörüne etkilerini ortaya koymak ve krizler sonrası alınan önlemlerin günümüzde ne derece etkili olduğunu saptamak amaçlanmıştır. Bu tez çalışmasında araştırmanın amacına hizmet etmek için ikincil veriler ve literatür taramasından yararlanılacaktır. 1994, 2000, 2001 ve 2008 Krizleri sonrasında ortaya çıkan finansal problemler ekonominin lokomotifi olan bankacılık sektörünün ne derece güvende olduğunu gündeme getirmiş ve içinde yaşadığımız sistemin sorgulanmasına neden olmuştur. Özellikle 1980'lerle birlikte ticari serbestleşme politikası ve 1990'lı yıllarda finansal serbestleşmenin etkisiyle ekonomik krizlerin arttığı görülmüştür. Doğru kaynak kullanımını gerçekleştiremeyen Kamu'nun krizlere davetiye çıkarması ekonominin lokomotifi olan bankaları da zor duruma sokmuştur. Alınan reform tedbirlerinin geçici çözümler üretmekten öteye gitmemesi yeni reform paketlerinin gereklerini ortaya koymuştur. Özellikle reel sektöre finansman sağlamak amacıyla kamusal değil, milli bilinçle hareket eden yerli sermayeli bankaların ortaya çıkması gerekmektedir.

Ekonomik kriz 1994Ekonomik kriz 2008Ekonomik kriz Kasım 2000+4
Mehmet Veysel Kubba
Aksaray University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Bankacılık sektöründe etik iklim ve örgütsel güvenin whistleblowing (Bilgi ifşası) üzerine etkisi

Bu çalışmada; banka çalışanlarının etik iklim ve örgütsel güven algılarının whistleblowing eğilimleri üzerindeki etkisi incelenmiştir. Araştırma amacıyla, Ankara ilindeki banka çalışanlarına literatür ışığında hazırlanan anketler uygulanmıştır. Elde edilen verilerin analizinde SPSS 25.0 programı kullanılmıştır. Anket formunda yer alan demografik verilerin frekans dağılımları incelenmiştir. Katılımcıların etik iklim algısı, örgütsel güven algısı ve whistleblowing eğilimlerinin demografik değişkenlere göre farklılık gösterip göstermediğini incelemek üzere Bağımsız İki Grup T-Testi, Mann Whitney U Testi ve One-Way ANOVA analizleri kullanılmıştır. Son olarak etik iklim ve örgütsel güvenin whistleblowing üzerindeki etkilerini ölçmek için Basit Regresyon analizi yapılmıştır. Banka çalışanlarının etik iklim ve örgütsel güven algıları ile whistleblowing eğilimlerinin demografik özelliklere göre nasıl farklılık gösterdiği incelenmiştir. Araştırma sonucuna göre özel banka çalışanlarının etik iklim algısının, örgütsel güven algısının ve whistleblowing eğiliminin kamu bankalarında çalışanlara göre anlamlı bir farklılık gözlemlenmiştir. Ayrıca etik iklim ve örgütsel güvenin whistleblowing davranışına pozitif yönde etki ettiği tespit edilmiştir.

Bankacılık sektörüEtik iklimWhistleblowing+1
Meltem Buluş
Aksaray University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Finansal krizler ve hedge fonlarının krizlerdeki rolü

Küresel piyasaların hızla büyüyen ve gelişen sektörü, hedge fonlar. Yatırımcısına sağladığı kazançlar ve aktif büyüklüklerinin trilyon dolarları aşması hedge fonları finans piyasasının önemli bir sektörü haline getirmiştir. 1990'lardan günümüze her geçen gün dikkatleri üzerine çeken bu fonlar finans piyasalarında yaşanan hemen her dalgalanmadan sorumlu tutulmuş ve birçok eleştirinin merkezi haline gelmiştir. Yaşanan küresel finans krizleri ile birlikte piyasalara etkileri tartışılmaya başlanan hedge fonlar; kimilerine göre riski üstlendikleri, likiditeyi artırdıkları ve piyasalar da doğru fiyatlama sağladıkları için tehdit oluşturmadıklarını kimilerine göre ise şeffaf olmayan yapıları, aşırı kaldıraç kullanmaları nedeniyle piyasalarda tehdit oluşturdukları savunulmuştur. Çalışmanın kapsamı küresel krizler ve hedge fonlarının krizlerdeki rolü olmasına rağmen çalışmada daha çok hedge fonların küresel krizler üzerindeki rolüne değinilecektir. Bu nedenle hedge fonların gerçekten küresel krizlere neden olup, finansal piyasalarda istikrarsızlığa etki edip etmedikleri araştırılacaktır. Anahtar Kelimeler: Kriz, finansal kriz, hedge, hedge fon,

Ekonomik etkiEkonomik krizFinansal kriz+4
Ayhan Uçurum
Aksaray University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de 2006-2016 yılları arasında dış ticaret açığının büyüme, enflasyon, döviz kurları ve istihdam üzerine etkisi

Küreselleşmeyle birlikte ülkeler ekonomilerini geliştirebilmek, siyasi varlıklarını devam ettirebilmek amacıyla dış ticaret yapmaktadırlar. Dış ticaretin iki ayağı bulunmaktadır. Birincisi, ülkeler üretim fazlasını başka ülkelere pazarlayarak ihracat, ikincisi ise üretim süreçlerini de tamamlayabilmek için başka ülkelerden hammadde veya ara mallar talep eden ithalat ayağıdır. İthalatın ihracattan fazla olması dış ticaret açığı yaratırken, ihracatın ithalattan fazla olması ise dış ticaret fazlası yaratmaktadır. İzlenen dış ticaret politikaları ülkelerin dış ticaret yönünü belirleyici en önemli unsurdur. Son yıllarda ithalatın ihracattan fazla olmasıyla dış ticaret açığı oluşurken bu durumun ekonomiye birtakım etkileri olmaktadır. Özellikle ekonomiye yön veren büyüme, enflasyon, işsizlik ve döviz kuru gibi göstergeler son derecede önem arz etmektedir. Dış ticaret açığının bu kalemlerde yarattığı etkinin önemsenmemesi mümkün değildir. Çalışmada 2006-2016 yılları arasında gerçekleşen dış ticaret verilerinden yararlanılarak dış ticaret açığının büyüme, enflasyon, döviz kuru ve istihdam üzerinde yarattığı etki ilişkilendirilerek anlatılmıştır. Ayrıca bu etkinin nedenleri, çözüm önerileri ve hedefleri araştırılarak ortaya konulmuştur. Anahtar Kelimeler: Dış Ticaret, Dış Ticaret Açığı, Türkiye İstatistik Kurumu, Cari Açığın Belirleyicileri.

Bütçe açıklarıBüyümeCari açık+7
Açelya Agdoğan Gülle
Aksaray University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de son 30 yılda yaşanan finansal krizlerin Türk bankacılık sektöründe karlılık üzerine etkisi

Küreselleşen günümüzde, finansal krizlerin doğurduğu sonuçlar daha da önemli hale gelmektedir. Çünkü uluslararası finansal piyasalarda meydana gelen dalgalanmalar birçok ülke tarafından hissedilmektedir. Finansal krizlerin 1970'li yıllardan günümüze kadar dünyanın birçok yerinde zaman zaman yaşandığı ve bankacılık sektörünün finansal krizlerden en üst sevide etkilendiği genel olarak kabul edilmektedir. Bu kapsamda bu tez çalışmasında son 30 yılda yaşanan finansal krizlerin Türk bankacılık sektörü üzerindeki etkileri hem teorik hem de ampirik olarak araştırılması amaçlanmıştır. Çalışmada ampirik olarak, seçilen altı adet banka için 1992-2010 yılları arasında söz konusu olan finansal krizlerin bankacılık sektörüne etkileri, oran analizi tekniği kullanılarak çalışmaya konu olan bankaların bilanço değerleri ve finansal oranlar ortaya konularak karşılaştırılmaktadır. Türk bankacılık sektörünün 2001 finansal krizinden daha çok etkilendiği genel olarak kabul görmektedir. 2001 krizinden sonra alınan önlemlerin de etkisi ile Türk Bankacılık sektörünün ekonomik problemlerden etkilenme oranın daha az olduğu gözlemlenmektedir.

Bankacılık sektörüEkonomik krizFinansal kriz+7
Esra Güngör
Aksaray University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00