Antalya Bilim University
ANTALYA

Antalya Bilim University

Antalya, Türkiye
Founded: 2000
Websitetwitterlinkedininstagramfacebook

399

Archived Theses

0

DOIs Assigned

2

Institute

0%

DOI Rate

Recently Added Theses

View All
Master'sOpen AccessTR

Erişkin dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu olan bireylerin Rorschach testi aracılığıyla değerlendirilmesi

Amaç: Bu çalışmanın amacı, Erişkin Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu (DEHB) olan bireylerin kişilik özelliklerini ve işleyişini Rorschach Mürekkep Lekesi Yöntemi ile incelemektir. Literatürde DEHB'nin nöropsikolojik süreçlere olan etkileri geniş çapta araştırılmış olmasına rağmen, DEHB'li erişkinlerin kişilik işleyişine odaklanan çalışmalar sınırlıdır. Bu araştırma, DEHB'nin kişilik gelişimi ve işleyişi üzerindeki etkilerini psikanalitik bir çerçevede değerlendirmeyi amaçlamaktadır. Bu bağlamda, düşünceye yatırım süreçleri, duygulanım süreçleri, dürtü kontrolü ve emosyonel tepkiler, sosyal uyum ve nesne ilişkileri gibi kişilik özellikleri incelenmiştir. Çalışma, Exner ve Chabert'in Rorschach analizinde önerdiği temel alanlar doğrultusunda gerçekleştirilmiştir. Yöntem: Çalışma grubumuz, psikiyatri kliniğine Ekim 2023-Nisan 2024 tarihleri arasında başvuruda bulunan 15 hastadan oluşmaktadır. Bu hastalar, DSM-V tanı ölçütlerine göre Erişkin DEHB tanısı almıştır. Kontrol grubu ise 15 katılımcıdan oluşmaktadır. Bu katılımcılar, kişisel bilgi formu ve test değerleri doğrultusunda DEHB olmayan bireyler olarak değerlendirilmiştir. Katılımcılara araştırmacı tarafından geliştirilen Demografik Bilgi Formu, Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu Ölçeği, Yale Brown OKB ölçeği, Beck Depresyon Ölçeği, Beck Anksiyete Ölçeği ve Rorschach Testi uygulanmıştır. Veri toplama araçları ile elde edilen ölçek verileri kullanılarak araştırmaya uygun olmayan katılımcılar dışlanmıştır. Araştırmaya dahil edilen örneklemin elde edilen Rorschach verileri bilgisayar ortamına sayısal ifade olarak girilmiş ve küçük örneklem büyüklüğü nedeniyle sosyal bilimler için istatistik paket programı (SPSS 25) kullanılarak Mann Whitney U testi ile analiz edilmiştir. Bulgular: DEHB grubunda Rosrchach Testinde; düşünceye yatırım ve gerçeklikle bağın varlığına işaret eden yanıtlar (R, Dd), anskiyete ve depresif hassasiyete işaret eden yanıtlar (E) dürtüsellik, duygu kontrolü ve çevreye uyum sağlama konusunda zorluklara işaret eden yanıtlar (FC, ∑K), zayıf kişiler arası beceri ve sosyal kurallara uyumlamada zorluk (K-, Kan) yanıtları kontrol grubunun yanıtlarından anlamlı şekilde farklılaşmaktadır (p<.05). Ek olarak DEHB'li erişkinlerde Rorschach içerikleri de, kişilik yapılanmalarında çeşitli alanlara tekabül eden bileşenlerinin farklılaştığını doğrulamaktadır. Araştırmada DEHB'li erişkinlerde yanıtlar iç dış sınırların kırılganlığı, nesnelere zarar verme ve yok etme eğilimiyle gelen yoğun saldırganlık dürtüleri, beden imgesinin birleşiminde zayıflık, ikincil cinsiyet özellikleri ile ilgili zayıflık, kişiler arası ilişkilerde bozulma ile ilişkilendirilmiştir. Sonuç: Çalışmamız, Erişkin DEHB'lilerin duygulanım süreçlerinde bozulma, yüksek dürtüselliğe karşı zayıf dürtü kontrolü, sosyal uyum zorlukları gösterdiğini ve kaynağını içsel nesnelerle ilgili altta yatan sorunsaldan aldığına işaret etmektedir.

Yasemin Özer
Antalya Bilim University · Institute of Graduate Studies
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Bireylerin kumar oynama davranış deneyimleri ile kişilik organizasyonları ve savunma biçimleri arasındaki ilişkinin psikodinamik açıdan incelenmesi

Kumar oynama davranışı tüm dünyada giderek yaygınlaşan bir problem oluşturmaktadır. Literatürde de bireylerin kumar oynama davranışı ile ilgili çalışmalar git gide artıyor olsa da ülkemizde psikodinamik bakış açısıyla yapılan çalışmalar oldukça kısıtlıdır. Bu çalışmada kumar oynama davranışı gösteren bireyler kişilik organizasyonları alt boyutları açısından incelenmiş ve bireylerin kullandıkları savunma biçimleri belirlenmiştir. Ayrıca herhangi bir kumar deneyimi olmayan bireylerle de karşılaştırma yapılarak belirli değişkenler üzerinden anlamlı farklılıkların oluşup oluşmadığı incelenmiştir. Çalışma seçkisiz örneklem yöntemi ve ilişkisel tarama modeli ile 18-65 yaş arası bireyler tarafından gerçekleştirilmiştir. Çalışmaya 229 erkek 166 kadın birey olmak üzere toplam 395 kişi katılmıştır. Veri toplamak amacıyla katılımcılara Demografik Bilgi Formu, South Oaks Kumar Tarama Testi, Kişilik Organizasyonları Envanteri ve Savunma Biçimleri Testi uygulanmıştır. Verilerin analizi için SPSS 26.0 sürümü kullanılmıştır. Yapılan analizler sonucunda kumar davranışı gösteren bireylerin kişilik organizasyonları alt boyutları; primitif savunmalar, kimlik difüzyonu ve gerçeklik testi ile pozitif yönde anlamlı farklılaştığı belirlenmiştir. Savunma biçimlerine bakıldığında kumar davranışı gösteren bireylerin ilkel savunmalar ile pozitif yönde anlamlı farklılaştığı, nevrotik ve olgun savunmalar ile anlamlı farklılaşmadığı tespit edilmiştir. Kumar davranışı deneyimi olan bireylerin yansıtma, pasif saldırganlık, dışa vurma, yalıtma, değersizleştirme, otistik fantezi, inkar, disosiyasyon, bölünme, rasyonalizasyon ve idealleştirme savunma mekanizmalarını kullandıkları belirlenmiştir.

Klinik psikoloji
Sezer Alan
Antalya Bilim University · Institute of Graduate Studies
2024
00
Master'sOpen AccessEN

Active neutrality as a foreign policy: The case of Morocco in Abraham Accords

Active neutrality is one of the realist foreign policies adopted to address a conflict that a state sees its security interests are indirectly affected by. In such conflicts, maintaining/establishing relations with both parties of the conflict is a survival must. According to Realism's IR school of thought, securing security is an act of survival in an international system characterized by anarchy. States will do whatever it takes to ensure their survival. This thesis takes Morocco as case study with regards to its handling of the Palestine/ Israel conflict as a manifestation of this policy. It found itself dealing with a situation that jeopardizes its security interests; a Cold War with Algeria. It adopted active neutrality as a response to the conflict it had to have a stance on to ensure its security. The question therefore is: How can active neutrality as a foreign policy orientation explain Morocco's foreign policy decisions during the Abraham Accords of 2020? As related; in what sense, active neutrality can make sense of evolution of Moroccan foreign policy? A comparative analysis is conducted via the qualitative content analysis method. The study compared Morocco's stance on the conflict three years before and after the Abraham Accords in the context to its Cold War with Algeria. The thesis concludes that some policy changes, especially with regards to normalization with Israel is detected in the post-Abraham Accords in the foreign policy speeches coded. The essence of this change signals more of a smooth transition instead of a dramatic policy change. Therefore, one can suggest that active neutrality policy orientation is built in a continuing manner of which indicators can be detected in both periods focused on in this thesis. Other than that, the thesis could not detect any other changes, particularly with regard to its solidarity with Palestine; it appears that Morocco has been consistent with its stance on the conflict throughout the study's time frame. Morocco's normalization with Israel in exchange for the US' recognition of the Morocaness of the Sahara, is explained by the defensive realist theory as a way for Morocco to maximize its security via active neutrality; a policy that is regarded as moderate in the context of its Cold War with Algeria.

Reda Essahlı
Antalya Bilim University · Institute of Graduate Studies
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Geleneksel cami mimarisinden çağdaş türk cami mimarisine geçiş sürecinin sembolik anlam üzerinden değerlendirilmesi

Toplum ile ortaya çıkan din kavramı, insanoğlunun kültürel gelişimiyle çeşitlenmiştir. Her din, mekanlarının şekillenmesinde etkili olmuştur. Tanrı ile toplumu birleştiren bu tapınma mekanlarını dinden ayrı değerlendirmek mümkün olmayacaktır. Bu bağlamda İslam dini üzerinden Müslümanlık tapınma mekanları olan camileri incelemenin mümkün olduğu söylenebilir. İslam, tapınma mekânı olan camileri üzerinde, net biçim ve tasarım yönlendirmelerine sahip değildir. Bu durum sonucu cami yapısı, tarih boyu farklı kültürlerde farklı yaklaşımlarla tasarlanmıştır. Kültürel etkileşimler sonucu yüzyıllar içinde önemli form ve anlam gelişimlerini tamamlamış, toplumsal bir değer haline gelmiştir. Yapı unsurlarının her birinde önemli sembolik anlatılar barındırmaktadır. Bu bağlamda çalışmada cami yapılarının, tarih boyu değişimleri sembolik anlam üzerinden değerlendirilmektedir. Geçmişten günümüze değişen sosyo-kültürel ihtiyaçlardan doğan tasarım yaklaşımlarının yapı unsurları üzerindeki etkilerini görmek hedeflenmiştir. Bu tez içerisinde İslam dinindeki ibadet yapıları incelenirken tarihsel gelişim arka planını görmek için genel anlamda İslam coğrafyasındaki mimari yapı özet olarak anlatılmıştır. Tezin ana bölümünde ise özellikle Osmanlı cami mimarisindeki gelişim ve Türkiye'deki çağdaş cami mimarisi örneklerinin karşılaştırmasına odaklanılmıştır. Çalışmada cami yapılarında incelenen örnekler, değişen mekân kurgulama yaklaşımlarının geçmişten günümüze ulaşan sembolik anlatıları da etkilediğini göstermiştir. Kültürel değişimlerin yapılara yansıma biçimi, malzeme ve form üzerinde dikkat çekmektedir. Mekanların yeni yaklaşımlarla tasarlanması, yapı unsurlarının farklı biçimlerde ele alınmasını doğurmuştur. Böylece anlam arayışlarında da farklı yaklaşımlar gözlemlenmektedir. Sembolik anlatılar, yeni anlatım şekilleriyle geçmişten günümüze devam etmektedir. ANAHTAR KELİMELER: Cami, Çağdaş Türk Mimarisi, Geleneksel Mimari, Kutsal, Sembolik Anlam, İslam Mimarisi

Zeynep Yürekli
Antalya Bilim University · Institute of Graduate Studies
2024
00
Master'sOpen AccessEN

Challenges in the adoption of bim in the construction industry of Kazan, Russia

Traditional methods still occupy an irreplaceable part in the construction industry of the Russian Federation. But today, due to the development of technology, traditional technologies begin to demonstrate worse results, if new ones were applied. The key disadvantages are poor quality of design work, misunderstanding between project teams, deterioration of profits and profitability. One of modern technologies is BIM. This technology allows you to create an information model of the future construction, with co-dependent parameters, which avoids a large number of human errors when editing parameters, automatically changing them in the order of dependence. After studying various works, it was found that to date there is very limited consideration of BIM adoption in Kazan, Tatarstan. As a consequence, this research paper will examine the main factors of BIM integration in Kazan, both the opportunities and barriers. Thus, the objectives are to identify the key advantages of the technology, the key barriers and the opportunities for its application. In order to achieve these objectives, a questionnaire survey of the target audience was carried out. Totally 215 questionnaires were sent out and 178 responses were received. The results were analysed using the IBM SPSS. A case study was also conducted to examine the case of BIM application in the construction industry in Kazan. The results showed that among the 30 benefit factors, the key ones were early visualisation of the project, clash detection capabilities, improved interoperability. Among the 32 barrier factors, the main ones were lack of experience in organisations, software licence cost, imperfect training system. The case study revealed that despite the financial costs exceeding the traditional methods, the use of BIM technologies pays for itself many times over in the long term.

BİMTataristan-KazanConstruction+1
Nurfat Khalautdınov
Antalya Bilim University · Institute of Graduate Studies
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Çocuk ve Ergen Psikiyatrisi Kliniği'ne başvuran ergenlerde kimlik karmaşası, dissosiyasyon ve kendine zarar verme davranışı arasındaki ilişkinin incelenmesi

Bu çalışmada çocuk-ergen psikiyatrisi kliniğine başvuran ergenlerde kimlik karmaşası, dissosiyasyon ve kendine zarar verme davranışı arasındaki ilişkisi incelenmektedir. Çalışmanın bir diğer inceleme konusu ise kimlik karmaşası ve dissosiyasyonun sosyodemografik değişkenlere göre farklılık gösterip göstermediğinin belirlenmesidir. Araştırmanın örneklemini Antalya Eğitim ve Araştırma Hastanesi çocuk-ergen kliniğine başvuran, 13-18 yaş aralığındaki 176 katılımcı oluşturmaktadır. Katılımcılara Kimlik Durumu Değerlendirme Aracı (KDDA), Dissosiyatif Yaşantılar Ölçeği (DES) ve Kendine Zarar Verme Davranışı Değerlendirme Envanteri (KZVDDE) ve Kişisel Veri formu verilmiştir. Elde edilen veriler SPSS programında Pearson Korelasyon testi, Bağımsız Örneklem T-testi ve Mann-Whitney U Testi ile analiz edilmiştir. Elde edilen sonuçlara göre; kimlik karmaşası, dissosiyasyon ve kendine zarar verme davranışı arasında anlamlı bir ilişki olduğu saptanmıştır. Kimlik karmaşası ile cinsiyet ve ailede psikolojik rahatsızlık öyküsünün bulunması değişkeni arasında farklılık bulunmuştur. Dissosiyasyon ile cinsiyet, anne-baba birliktelik durumu ve ailede psikolojik rahatsızlık bulunması değişkenleri arasında da farklılık saptanmıştır. Yapılan analizler sonucunda ergen gurunu klinik örnekleminde kimlik karmaşası, dissosiyasyon ve KZVD görülme oranı oldukça yüksek çıkmıştır. KZVDDE alt boyutlarından olan otonom işlevler ve sosyal işlevler alt boyutları ile kimlik karmaşası ve dissosiyasyon arasında pozitif yönlü ve orta düzeyde bir ilişkinin bulunduğu görülmüştür.

Ebrar Uyanık
Antalya Bilim University · Institute of Graduate Studies
2024
00