Avrasya University
Institute

Institute of Health Sciences

Avrasya University

136

Archived Theses

0

DOIs Assigned

0%

DOI Rate

Archived Theses

10 Theses
DoctorateOpen AccessTR

İş güvenliği uzmanlarının kültürel zekâ düzeylerinin iş güvenliği hizmetleri uygulamalarına etkisi

İş sağlığı ve güvenliği, işyerinde meydana gelebilecek çalışanlar ve işyerinde bulunan diğer bireyleri olumsuz yönde etkileyebilecek durumların ortadan kaldırılması veya en aza indirilmesi için yapılması gereken tüm faaliyetleri içermektedir. İşyerinde iş sağlığı güvenliği faaliyetleri iş güvenliği uzmanı aracılığıyla yapılmaktadır. Kültürel zekâ farklı kültürel ortamlardaki bireylerin birbirlerini anlama kabiliyetidir. Kültürel zekâ düzeyi yüksek olan iş güvenliği uzmanı işyerinde var olan tehlikeleri ve aktarılması gereken bilgileri diğer işyeri paydaşlarına çok rahat aktarmakta ve onlardan gelen dönütleri çok rahat anlayıp yorumlamaktadır. Karma araştırma yöntemlerinin kullanıldığı ve nicel araştırma yöntemlerinden betimsel tarama yöntemi ile gerçekleştirilen bu araştırma, Türkiye genelinde İSG-KATİP 'e kayıtlı 329 iş güvenliği uzmanının katılımıyla gerçekleşmiştir. Araştırmada "İş Güvenliği Uzmanının Görevleri Ölçeği" ile "Kültürel Zekâ Ölçeği" kullanılmıştır. Araştırmanın sonucunda Kültürel zekânın iş güvenliği hizmetleri uygulamalarını %49 (β=.49, p=.000) oranında orta düzeyde olumlu yönde etkilediği belirlenmiştir. Son bölümde ise iş sağlığı ve güvenliği hizmetlerinin daha iyi yürütülebilmesi için iş sağlığı güvenliği hizmetleri uygulayıcılarına önerilerde bulunulmuştur.

EğitimGözetimKültürel zeka+5
Gülbey Karataş
Avrasya University · Institute of Health Sciences
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Hastane temizlik çalışanlarının biyolojik etkenlere yönelik bilgi tutum ve davranışları ile güvenlik kültürü algısı arasındaki ilişkinin incelenmesi: Giresun il örneği

Sağlık sektörü Türkiye'de iş kazaları ve meslek hastalıkları açısından yüksek riskli sektörlerden biridir. Sağlık çalışanlarının çalışma alanlarında en çok karşılaştıkları risk faktörlerinden biri de biyolojik etkenlerdir. Sağlık hizmeti sunan kuruluşlarda, biyolojik etkenlere yönelik mevcut risk ve tehlikelerin önlenmesinde iş sağlığı ve güvenliği uygulamaları oldukça önem arz etmektedir. İş sağlığı ve güvenliği alanında teknik donanıma yönelik alınan tedbirlerin, iş kazalarının önlenmesi açısından yeterli olmadığı ve kişisel faktörlerin de etkili olduğu bilinmektedir. Özellikle çalışanların güvensiz riskli davranışlarının iş kazalarının meydana gelmesinde önemli bir yere sahip olduğu görülmektedir. Güvensiz davranışların değiştirilmesi ile çalışanların güvelik konusundaki tutum, inanç ve algıları olumlu yönde geliştirilerek, kültürel bir farkındalık oluşturmak suretiyle iş kazalarının önüne geçilebilecektir. Bu çalışmanın amacı, hastane temizlik çalışanlarının güvenlik kültürü düzeylerini tespit etmek ve güvenlik kültürü algısının çalışanların biyolojik etkenlere yönelik bilgi, tutum ve davranışları üzerindeki etkisini ortaya koymaktır. Çalışma Giresun ili merkez ve ilçelerinde bulunan kamu hastaneler birliğine bağlı 13 adet hastanede çalışan 565 temizlik çalışanının katılımıyla gerçekleştirilmiştir. Veri toplama aşamasında Demografik Bilgi Formu, Biyolojik Etkenlere Yönelik Bilgi, Tutum ve Davranışlar Formu ile Güvenlik Kültürü Ölçeği kullanılmıştır. Çalışma ortamlarında güvenliğin sağlanmasında yönetimin tutum ve davranışının çalışanlar üzerinde etkili olduğu görülmüştür. Güvenlik kültürü algısının oluşturulmasında ise, eğitimin önemli bir etken olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca riskli davranışlar içeren mesleki uygulamalar ile kadercilik değişkeni arasında istatistiksel olarak anlamlı ilişki tespit edilmiş, kaderci yaklaşımın iş kazası riskini artırabileceği görülmüştür. Diğer taraftan bazı demografik verilere yönelik değişkenler ile güvenlik kültürüne yönelik değişkenler arasında anlamlı ilişkiler tespit edilmiştir. Sonuçta hastane temizlik çalışanlarının biyolojik etkenlere yönelik iş sağlığı ve güvenliği uygulamalarında, güvenlik kültürü bilincinin yeterince özümsenmediği sonucuna varılmıştır.

Biyolojik etkiBiyolojik etkileşimBiyolojik koruma+7
Barış Kaya
Avrasya University · Institute of Health Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Kalp ve damar cerrahi yoğun bakım hastalarının sağlığı algılayış biçimlerinin öz bakım davranışlarına etkisi

Araştırma kalp ve damar cerrahi yoğun bakım hastalarının sağlığı algılayış biçimlerinin öz bakım davranışları üzerine etkisini incelemek amacıyla 1 Mart 2022-1 Mayıs 2022 tarihleri arasında tanımlayıcı ve kesitsel özellikte yapılmıştır. Araştırmanın evrenini Erzurum Yakutiye Eğitim ve Araştırma Hastanesi Kalp ve Damar Cerrahi Yoğun Bakım Ünitesinde yatan 79 hasta oluşturmuştur. Veri toplarken, hastaların sosyodemografik ve sağlık-hastalık bilgilerine ilişkin soruları kapsayan, hasta tanımlama formu ve Avrupa Öz Bakım Davranış Ölçeği kullanılmıştır. Araştırmada elde edilen veriler SPSS 22 paket programı kullanılarak analiz edilmiştir. Öz bakım davranış puanlarının normalliğinde çarpıklık ve basıklık değerleri incelenmiş olup bu değerler ∓1 aralığında, veri dağılımı normaldir (Tabachnick ve Fidell,2013). Gruplara göre ölçek puanlarının karşılaştırılmasında ise iki gruplu bağımsız değişken için bağımsız gruplar t testi, üç veya daha fazla gruba sahip bağımsız değişken için ise tek yönlü varyans analizi (ANOVA) yöntemi kullanılmıştır. Elde edilen veriler sonucunda, çalışmaya katılanların %64.6'sı erkek %35.4'ü ise kadındır. %32.9'u 55-65, %12.7'si ise 70 ve üzeri yaş aralığındadır. Eğitim düzeyine göre dağılımda %32.9 ilkokul, ve %25.3'ünün ise okuryazar olmadığı görülmüştür. Hastaların %24.1'i köyde yaşadığı görülmüştür. Hastaların %46.8'inin gelirinin giderden az olduğu, %7.6'sının sağlık güvencesinin olmadığı, mesleklerine göre dağılımında ise %30.4 ev hanımı olduğu görülmüştür. Hastaların %16.5'i sigara kullanırken, %11.4'ü ise sigarayı bırakmıştır. Hastaların operasyon türüne göre dağılımı %73.4'ü KABG, %24.1'i kapak değişimi ve %2.5'i ise kapak tamiridir. Hastaların toplam Öz Bakım Ölçek puanının 33,6∓7,8 olduğu, hastaların sağlık algılarına göre öz bakım davranış puanları sağlık algısının yetersiz olduğunu düşünen hastaların öz bakım davranışlarına ilişkin puan ortalaması çok iyi olarak düşünen hastalardan daha yüksektir(n:51 ort:32,1 ∓7,7 p:0,024) (p<0.5). Hastaların spor yapma durumuna göre öz bakım davranış puanları spor yapmayan hastaların öz bakım davranışlarına ilişkin puan ortalaması spor yapanlara göre daha yüksektir(n:27 ort:28,5∓6,3 p:0,00). Hastaların sigara kullanım durumuna göre öz bakım davranış puanları arasında sigara kullanmayanlara göre daha yüksektir (n:13 ort:38,5 ∓7,9 p:0,025). Yaşadıkları yere göre hastaların öz bakım davranış puanlarında köyde yaşayan hastalarla, il/ilçede yaşayan hastaların(n:43, ort:30,7∓6,4, p:0,00) öz bakım davranış puanlarında, köyde yaşayan hastaların(n:19,ort:39,4∓7,2) öz bakım davranış puan ortalamasının daha yüksek olduğu belirlenmiştir(p<0.5). Anahtar kelimeler: Kalp ve damar, Yoğun Bakım, Sağlık algısı, Öz bakım.

AlgıCerrahi-kardiyovaskülerHastalar+3
Sema Öztürk
Avrasya University · Institute of Health Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessEN

Examination of the occupational safety perception of the personnel working in the search and rescue unit

In accordance with the Turkey Disaster Response Plan (TDRP), all local governments are obliged to establish Search and Rescue and Fire Brigade units. All local governments, especially in the provinces of Istanbul and Ankara, supported the TDRP plan and planned that it should be done in case of emergency. The first priority of the employees in the teams where search and rescue activities are carried out is to be safe. For this reason, occupational safety has been determined as the most important issue in search and rescue activities. It is seen that there are insufficient studies to examine the occupational safety perception of search and rescue unit employees. In this study, the perception of occupational safety of employees in search and rescue units is determined.Personnel working in Search and Rescue Units in Erzincan and Erzurum provinces (n=152) were included in the study. After examining the socio-demographic profile of the personnel working in the search and rescue unit, the descriptive analysis results for the Occupational Safety Scale were examined. While examining the differentiation status of the group scores of the variables according to their personal information, the "independent sample t test" was used in the comparisons of the variables that provided the normal distribution assumption, and "ANOVA" was used in the comparisons of three or more groups. Occupational safety does not differ statistically significantly according to the gender, work accident experience, income status, education level, professional title, and professional seniority of the personnel working in the search and rescue unit (p>.05). Occupational safety differs statistically significantly according to the age of the personnel working in the search and rescue unit and the status of receiving occupational accident training (p<.05). The recommendations of the study are as follows. Special training should be offered to the search and rescue unit. This will include pre-employment OSH training and employers' training. There should be an OSH specialist assigned to deliver ongoing employer seminars in these industries. Trained employers should appoint specialists to conduct periodic training of their employees. Every institution should conduct an on-site risk analysis and try to improve working conditions by applying OHS rules and regulations. Occupational safety training should be given at all levels of education and a certain standard should be provided in the curriculum. Occupational health and safety training programs should not be limited to vocational high schools, but should be included in all high schools. Keywords: Occupational Health and Safety, Occupational Safety Perception, Exploratory Factor Analysis, Confirmatory Factor Analysis.

Nurettin Can
Avrasya University · Institute of Health Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Sağlık personeli adaylarının bilgi güvenliği farkındalığı üzerine bir araştırma: Gümüşhane Üniversitesi örneği

Bu çalışmanın amacı sağlık personeli adaylarının bilgi güvenliği farkındalıklarını ortaya koymaktır. Araştırma nicel araştırma yöntemlerinden betimsel yöntem tarama çalışmasıdır. Çalışmanın literatür taraması bölümünde "Bilgi Güvenliği Farkındalık" ölçekleri incelenmiştir. Veri toplama aracı olarak Güldüren (2015)'in "Bilgi Güvenliği Farkındalık Ölçeği" kullanılmıştır. Güldüren tarafından geliştirilen ölçeğin Cronbach alfa güvenirlik katsayısı ,97 olarak hesaplanmıştır. Çalışma çerçevesinde tekrarlanan güvenirlik katsayısı ,97 olarak hesaplanmıştır. Ölçek otuz dört soru ve kişisel verilerin korunması, saldırılar ve tehditler, mahremiyet olmak üzere üç alt boyuttan oluşmaktadır. Veri toplama işlemi 357 sağlık personeli adayı ile gerçekleştirilmiştir. Adaylar cinsiyet, yaş aralığı, sınıf düzeyi, PC başında geçirilen süre, internette geçirilen süre olmak üzere çeşitli bilgiler ile ölçek sorularını cevaplamışlardır. Çalışma sonunda sağlık personeli adaylarının ölçek genelinden aldıkları ortalama puana göre orta seviyede bilgi güvenliği farkındalığına sahip oldukları gözlemlenmiştir. Katılımcılarımızdan erkek ve kadın adaylar, tüm yaş gruplarındaki adaylar ile tüm sınıf düzeyine sahip adayların arasında benzer seviyede bilgi güvenliği farkındalığının olduğu görülmüştür. Aynı zamanda internette geçirilen süre ile bilgi güvenliği farkındalık seviyelerinin arasında bir ilişki bulunmadığı ortaya koyulmuştur.

Elektronik bilgi kaynaklarıSiber güvenlik
Muhammed Berk Ağaç
Avrasya University · Institute of Health Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Duygusal emek ve motivasyon arasındaki ilişki: Hemşireler üzerine bir araştırma

Bu çalışma, hemşirelerde duygusal emek ve motivasyon arasındaki ilişkiyi belirlemek amacıyla gerçekleştirilmiştir. Çalışma örneklemini, Giresun Üniversitesi Eğitim ve Araştırma Hastanesinde çalışan 239 hemşire oluşturmaktadır. Veriler, "Tanıtıcı Bilgi Formu", "Hemşirelerin Duygusal Emek Davranışı Ölçeği" ve "Hemşire İş Motivasyonu Ölçeği" kullanılarak yüz yüze anket yöntemi uygulanarak toplanmıştır. Verilerin istatistik analizi için SPSS 22.0 paket programı kullanılmıştır. Bulgular p<0,05 anlamlılık düzeyinde değerlendirilmiştir. Araştırma sonucu elde edilen bulgular ile hemşirelerde duygusal emek ölçek puanı ile motivasyon arasında pozitif yönde, orta düzeyde ve istatiksel olarak anlamlı ilişki elde edilmiştir (r=0,58, p<0,01). Hemşirelerin duygusal emek puanları arttıkça motivasyon puanları da artmaktadır. Ayrıca hemşirelerde duygusal emek ve motivasyon düzeyini "unvan, mesleği isteyerek seçme, mesleği yapmaktan memnun olma ve çalışılan birimin" etkilediği sonucuna ulaşılmıştır.

Duygusal emekEmekHemşireler+3
Büşra Galaş
Avrasya University · Institute of Health Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

COVID-19 döneminde sağlık çalışanlarının karşılaştığı psikososyal sorunlar

Covid-19 pandemisi bir sağlık sorunu olarak ortaya çıkmış, kısa bir sürede tüm dünyayı pek çok açıdan krize sürüklemiştir. Psikolojik, sosyolojik ve ekonomik sorunlar yaratan Covid-19 kişisel ve sosyal yaşamda etkili olmuştur. Bununla birlikte izolasyon, işsizlik, ekonomik baskı, belirsizlik vb. insanlarda strese yol açarak, anksiyete, madde kullanımı, alkol tüketimi, şiddet gibi istenmeyen sonuçlara neden olmuştur. Pandemi döneminde sağlık çalışanlarında Covid-19 kaynaklı; Akut Stres, Uyku Bozuklukları, TSSB, Depresyon, Anksiyete, Tükenmişlik vb. gibi pek çok ruhsal sorunlar söz konusu olmuştur. Pandeminin ilan edilmesiyle birlikte, mücadelede ilk saflarda yer alan sağlık çalışanları enfekte, taşıyıcı ya da bulaştırıcı olmak gibi yüksek riskli bir çalışma sürecine girmişlerdir. Pandeminin toplum geneline yayılması ve sağlık sisteminin zorlanması gibi faktörler de eklenince sağlık çalışanlarının üzerindeki yük hayli artmıştır. Bu çalışmada Covid-19 döneminde sağlık çalışanlarının karşılaştığı psikososyal sorunların incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırma Kasım 2021-Şubat 2022 döneminde Trabzon ilindeki bir üniversite hastanesinde görev yapan Ebe (n=15), Hemşire (n=112), Teknik Personel (n=30) ve İdari Çalışan (n=43) olmak üzere 200 sağlık çalışanın katılımıyla gerçekleştirilmiştir. Araştırmada veri toplama aracı olarak Covid-19 Korku Ölçeği, Koronavirüs Anksiyete Ölçeği ve Covid-19 Algılanan Risk Ölçeği kullanılmıştır. Araştırma sonucunda sağlık çalışanlarının sırasıyla; sağlık çalışanlarının en çok kendi ailesinden birinin koronavirüse yakalanması riskinden endişe ettikleri (x ̅ =3,57), enfekte olma risk kaygısı yaşadıkları (x ̅ =3,41), pandeminin yaşanılan bölgede daha fazla yayılması riskine yönelik kaygı yaşadıkları (x ̅ =3,41), Covid-19'u düşünmekten rahatsız oldukları (x ̅ =2,99), sosyal medyada Covid-19 ile ilgili haberler ve hikâyeler izlendiğinde gerginlik veya endişe yaşadıkları (x ̅ =2,95), kendilerinin koronavirüse yakalanmaktan korktukları (x ̅ =2,57) tespit edilmiştir.

COVID 19PandemilerPsikolojik sorunlar+2
Büşra Vanlıoğlu
Avrasya University · Institute of Health Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Hemşirelik öğrencilerinin bakım planı hazırlama aşamasındaki görüşlerinin belirlenmesi: Niteliksel bir çalışma

Bu araştırmanın amacı, sağlık bilimleri fakültesi hemşirelik lisans öğrencilerinin klinik ortamda uyguladıkları hemşirelik süreci basamaklarında yaşadıkları zorlukları tespit etmek ve çözüm önerileri getirmektir. Araştırma nitel araştırma yöntemlerinden temel nitel araştırma ile gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın çalışma grubunu, 2021-2022 akademik yılında Giresun Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Hemşirelik bölümünde öğrenim gören 30 öğrenci oluşturmuştur. Veri toplama aracı olarak araştırmacı tarafından hazırlanan yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılmıştır. Veriler MAXQDA 20 nitel veri analizi programına aktarılmış ve program üzerinden analiz işlemi gerçekleştirilmiştir. Çalışma sonucunda hemşirelik öğrencilerinin bakım planı hazırlarken en kolay buldukları hemşirelik süreci aşamasının Veri Toplama, en zor buldukları hemşirelik süreci aşamasının ise Tanılama olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Öğrencilerin bakım planı hazırlarken en çok hemşirelik tanı kitabı ve NANDA tanılar kitabından yararlandıkları belirlenmiştir. Hemşirelik öğrencilerinin planladıkları girişimleri uygularken karşılarına en çok çıkan engelin hasta ve hasta yakınları tarafından dışlanma, istenmeme ve tepki görme olduğu anlaşılmıştır. Öğrencilerinin bakım planı hazırlarken en çok ihtiyaç duydukları desteklerin; bakım planı oluşturma, doldurma ve hazırlanan bakım planlarına geri dönütlerin verilmesi olduğu tespit edilmiştir.

HemşirelerHemşirelikHemşirelik bakımı+1
Nazmiye Yıldız Alver
Avrasya University · Institute of Health Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Eğitim kurumuna ait derslik ve sınıfların risk değerlendirmesi

İş sağlığı ve iş güvenliği kültürü tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de gün geçtikçe yaygınlaşmaktadır. İş sağlığı ve güvenliği kapsamında yapılan risk değerlendirmesinin amacı, iş kazası ve meslek hastalıklarından uzak, sağlıklı ve güvenli bir çalışma ortamı sağlamaktır. Risk değerlendirmesi yapılmaması/yaptırılmaması durumunda iş kazaları ve meslek hastalıkları meydana gelmekte, çalışanlar sakatlanmakta veya hayatlarını kaybetmektedir. Eğitim kurumlarında icra edilen faaliyetler göz önüne alındığında (kursiyerlerin çok olması, verilen eğitimlerin çeşitliliği, işverenlerin personel alımlarında sertifikaya önem vermesi vb. sebeplerle) derslik ve sınıflar riskli alanlar olarak karşımıza çıkmaktadır. Ortamda var olan veya dışardan gelebilecek tehlikelerin riske dönüşmesinin önlenmesi amacıyla yapılan bu çalışmanın amacı; risklerin kabul edilebilir seviyelere çekilerek sakatlık, meslek hastalıkları ve iş kazalarının azaltılması ile insan onuruna yakışır bir çalışma ortamının oluşturulmasıdır. Çalışma, eğitim kurumuna ait derslik ve belirli sınıflarının sorumlu öğretmen nezaretinde kontrol edilmesi, tehlike ve risklerin tespit edilerek alınması gereken tedbirlerin belirlenmesi, önceliklendirilmesi, düzeltici ve önleyici tedbirlerin alınmasına yönelik önerilerde bulunulması şeklinde yapılmıştır. Yapılan çalışmada kolay uygulanması, neden sonuç ilişkisinin belirlenmesinde çok kullanılan basit bir yöntem olması ve uzmanlık gerektirmemesi sebebiyle 5x5 matris yöntemi kullanılmıştır. Ülkemizde bu konu ile ilgili yapılan çalışmaların az olduğu düşünüldüğünde, literatüre katkı sağlayacağı değerlendirilmektedir. Çalışma esnasında tüm çalışanların moral ve motivasyonunun çok iyi olduğu, İSG kültürünü benimsedikleri ve iyi bir ekip ruhuna sahip oldukları gözlenmiştir.

Eğitim kurumlarıRisk değerlendirmesiSınıf+3
Seçkin Çelik
Avrasya University · Institute of Health Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Annelerde psikolojik iyi oluş ile emzirme öz yeterliliği arasındaki ilişki

Annelerde Psikolojik İyi Oluş ile emzirme Öz Yeterliliği arasındaki ilişki değerlendirmek amacıyla yapılan bu çalışmada "Anne Tanıtıcı Bilgi Formu", "Emzirme Öz Yeterlilik" ve "Psikolojik İyi Oluş" ölçekleri kullanılarak 150 anne ile anket çalışması gerçekleştirilmiştir. Çalışmada kullanılan ölçeklerden Emzirme Öz Yeterliliği 57.83±8.08, Psikolojik İyi Oluş 47.73±5.81 olarak belirlenmiştir. Yapılan istatistiksel analiz sonuçlarında Pospartum Emzirme Öz-Yeterlilik Ölçek toplam puan ortalaması farkı annelerdeki demografik özelliklerden; emzirme tecrübesi, bebeği emzirme ve bebeklik döneminde emzirilme durumuna göre istatistiksel olarak anlamlı (p<0.05); yaş, eğitim durumu, emzirme eğitimi alma durumuna, aile tipi, çalışma durumu, sosyal güvence, gelir durumu, gebelik sayısı, doğum şekli, gebeliği planlama durumu, doğum sırasında annenin sorun yaşaması ve yaşanan sorunlara göre ise anlamlı olmadığı bulunmuştur (p>0.05). Psikolojik İyi Oluş Ölçek toplam puan ortalamasının annelerin demografik özelliklere göre değerlendirilmesinde sosyal güvence, doğum sayısı, gebeliği planlama durumu ve emzirme tecrübesine göre istatistiksel olarak anlamlı bulunurken (p<0.05); annelerin yaş, eğitim durumu, aile tipi, gelir durumu, çalışma durumu, doğum şekli, doğum sırasında sorun yaşama durumu ve yaşanan sorunlar, emzirme eğitimi alma, bebeği emzirme ve bebeklik döneminde emzirilme durumuna göre anlamlı bulunmamıştır (p>0.05). Çalışmada hem Pospartum Emzirme Öz-Yeterlilik Ölçeğinin hem de Psikolojik İyi Oluş Ölçeğinin bebeğin doğum haftası arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki bulunmamıştır (p>0.05). Pospartum Emzirme Öz-Yeterlilik Ölçeği ile Psikolojik İyi Oluş Ölçeği arasında Pospartum Emzirme Öz-Yeterlilik Ölçek puanı arttıkça Psikolojik İyi Oluş Ölçek puanı da arttığı istatistiksel olarak pozitif yönlü, anlamlı ve düşük düzeyli bir ilişkinin olduğu tespit edilmiştir (p<0.05). Sonuç olarak çalışmamızda annelerin emzirme öz yeterliliğini psikolojik iyi oluşun etkilediği belirlenmiştir.

AnnelerAnnelikEmzirme+3
Eda Acar Mercan
Avrasya University · Institute of Health Sciences
2022
00