Avrasya University
Institute

Institute of Graduate Studies in Social Sciences

Avrasya University

149

Archived Theses

0

DOIs Assigned

0%

DOI Rate

Archived Theses

10 Theses
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de yerel yönetimlere katılım ve Paris örneği

Günümüz dünyasında yerel yönetimlerin önemi düne göre daha da artmıştır. Bu bağlamda, halkın kendi demokratik kuralları çerçevesinde temsilcilerini seçerek yerel yönetim işlerini gördürtmesi, katılımcılığı önemli hale getirmiştir. Yönetime katılma, sınırları özel mülkiyetle çizilmiş bir alanda ortak sorunları çözerek emek verimliliğinin artırılması amacıyla; çalışanlarla yöneticilerin işbirliği yapmalarını sağlayan mekanizmanın adıdır (Gümüş,2001:13). Yerel yönetimler veya diğer adıyla Mahalli İdareler, her geçen gün çeşitli sebeplerle hizmet yelpazesi genişlemesine rağmen, yeterli mali kaynaklara ve idari özerkliğe sahip değildirler. Yeterli mali kaynaklarla donatılmayan ve merkezin ağır vesayeti altında olan yerel idareler, daha etkin hizmet sunabilmek için çeşitli özelleştirme modellerinden yararlanmaktadırlar. Yönetimin yerele indirgenmesi, katılımı da etkili ve önemli kılmıştır. Bu konuda "aktif ve etkili katılımın" önemsenmesi gerektiği görülür. Ayrıca hemşerilerin bireysel olarak ya da gruplar halinde belediye çalışmalarına ilgi duymaları ve bu çalışmaları kendi talepleri doğrultusunda etkilemeye çalışma gayretleri bu faaliyetlerin verimli hale gelmesini sağlayacaktır. Paris kenti, departman ve commune kimliğini ayni toprak parçası üzerinde barındırmaktadır. Her iki yerel yönetim türü Paris konseyi olarak adlandırılan tek bir meclis tarafından yönetilmektedir. Paris, başkent ve özel yönetime sahip bir yerel yönetim birimi olarak ilçelere ayrılmıştır. İlçelerin yani alt bölgelerin tüzel kişilikleri yoktur. Alt bölgeler Paris Belediyesi'nin idari birimleri olarak ihdas edilmiştir. İstanbul ise otuz dokuz ilçeye ayrılmıştır. İlçe belediye meclisleri etkindir, görev alanları, sorumlulukları ve yetkileri geniştir. Her biri Büyük Şehir Belediye Meclisinden bağımsızdır. Belediye başkanı ilçe belediye başkanlarının hiyerarşik amiri değildir. Anahtar Kelimeler: Yerel Yönetim, Katılım, Demokrasi, Yönetişim, Fransa, Avrupa Birliği, İstanbul, Paris

BelediyelerBüyükşehir belediyeleriFransa-Paris+4
Ufuk Özen Alibeyoğlu
Avrasya University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2014
00
DoctorateOpen AccessTR

Postmodern pazarlama açısından hızlı moda tüketicilerinin mağaza atmosferine verdikleri önem ile demografik faktörlerine ilişkin bir uygulama

Günümüzde yaşanan değişmeler pazarlama alanında da önemli değişikliklere sebep olmuş, özellikle postmodern pazarlama anlayışı ile hizmet kalitesine verilen önem artmıştır. Bu aşamada da hizmet kalitesinin bir fonksiyonu olarak mağaza atmosferi ve mağaza atmosferinin etkileri önem kazanmıştır. Bu çalışmada, mağaza atmosferini oluşturan faktörler incelenmiş, bu faktörleri oluşturan değişkenler yeniden oluşturularak 'Avrasya Mağaza Atmosfer Ölçeği' adı verilen yeni bir ölçek geliştirilmiştir. Geliştirilen ölçeğin Cronbach'ın Alfa güvenilirlik katsayısının 0,96 ve Kaiser-Meyer-Olkin (KMO) test sonucunun 0,95 olduğu belirlenmiştir. Toplamda 1011 kişinin katılımıyla yapılan araştırma sonucunda, mağaza atmosferini oluşturan faktörlerin içerisinde en önemlisinin 'mağaza içi yerleşim ve teşhir' olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Ayrıca, mağaza atmosferi tercihlerinin eğitim durumuna göre farklılık gösterdiği ortaya koyulmuştur. Anahtar Sözcükler: Hızlı Moda, Mağaza Atmosferi, Perakende Mağaza Atmosferi,Mağaza Atmosfer Ölçeği, Avrasya Mağaza Atmosfer Ölçeği

AtmosferDemografik değişkenlerDemografik değişkenler+7
Zeki Yüksekbilgili
Avrasya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Temel eğitimde görev yapan öğretmenlerin sınıf yönetimi öz-yeterlik inançları ve mesleki tutumları (Rize ili örneği)

Bu araştırmada; temel eğitimde görev yapan okulöncesi ve sınıf öğretmenlerinin sınıf yönetimi öz-yeterlik inançları ile öğretmenlik mesleğine yönelik tutumlarının incelemesi amaçlanmıştır. Araştırmada ayrıca, okulöncesi ve sınıf öğretmenlerinin sınıf yönetimi öz-yeterlik inançları ile mesleki tutumları arasındaki ilişki incelenmiştir. Araştırmada, bu amaç doğrultusunda, öğretmenlerin sınıf yönetimi öz-yeterlik inançları ile mesleki tutumlarının cinsiyetlerine, kıdemlerine, branşlarına, medeni durumlarına ve görev yaptıkları okulun bulunduğu yere bağlı olarak istatistiksel açıdan anlamlı şekilde farklılaşıp farklılaşmadığı sorularına cevap aranmıştır. Ayrıca, öğretmenlerin sınıf yönetimi öz-yeterlik inançlarının istatistiksel olarak mesleki tutumlarından kestirilip kestirilemeyeceği regresyon analizi ile belirlenmeye çalışılmıştır. Araştırma, Rize il merkezi ve ilçelerinde bulunun anaokulu ve ilkokullarda görev yapan 138 okulöncesi öğretmeni ve 323 sınıf öğretmeni olmak üzere toplam 461 öğretmenin gönüllü katılımıyla gerçekleştirilmiştir. Araştırmada veri toplama aracı olarak, Tepe (2011) tarafından geliştirilen "Okul Öncesi Öğretmenlerin Öz-yeterlik İnançları Ölçeği" ve Çetin (2006) tarafından geliştirilen "Öğretmenlik Mesleği Tutum Ölçeği" olmak üzere iki farklı ölçek kullanılmıştır. Araştırma verileri 2014-2015 eğitim öğretim yılında toplanmıştır. Araştırmada elde edilen veriler, SSPS paket programı ile çözümlenmiş, veri çözümlemede aritmetik ortalama, standart sapma, t-testi, tek yönlü varyans analizi (ANOVA) ve regresyon analizi teknikleri kullanılmıştır. Araştırma sonucunda, öğretmenlerin sınıf yönetimi öz-yeterlik inançlarının iletişim becerileri ve planlama alt boyutlarında cinsiyetlerine bağlı olarak; öğrenme-öğretme süreci, aile katılımı ve planlama alt boyutlarında ise branş değişkenine bağlı olarak istatistiksel açıdan anlamlı düzeyde farklılaştığı görülmüştür. Öğretmenlerin öz-yeterlik inançlarının kıdem, görev yaptıkları okulun bulunduğu yer ve medeni durum değişkenlerine bağlı olarak hiçbir alt boyutta istatistiksel açıdan anlamlı düzeyde farklılaşmadığı gözlenmiştir. Okulöncesi öğretmenleri ile sınıf öğretmenlerinin öğretmenlik mesleğine yönelik tutumlarının, branş değişkenine bağlı olarak sevgi ve değer alt boyutlarında; cinsiyet değişkenine bağlı olarak ise bütün alt boyutlarda (sevgi, değer ve uyum) istatistiksel açıdan anlamlı düzeyde farklılaştığı belirlenmiştir. Öğretmenlerin öğretmenlik mesleğine yönelik tutumlarının kıdem, okulun bulunduğu yer ve medeni durum değişkenlerine bağlı olarak hiçbir alt boyutta istatistiksel olarak anlamlı düzeyde farklılaşmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Araştırmada, okulöncesi öğretmenleri ile sınıf öğretmenlerinin sınıf yönetimi öz-yeterlik inançlarının, istatistiksel olarak, öğretmenlik mesleğine yönelik tutumlarından kestirilebildiği görülmüştür. Bir başka ifadeyle, öğretmenlerin öğretmenlik mesleğine yönelik tutumlarının, sınıf yönetimi öz-yeterlik inançları üzerinde belirleyici etkiye sahip olduğu tespit edilmiştir. Anahtar Sözcükler: Sınıf Yönetimi Öz-Yeterlik İnancı, Okul Öncesi Öğretmeni, Sınıf Öğretmeni, Sınıf Yönetimi, Öğretmenlik Mesleğine Yönelik Tutum

Mesleki tutumRizeSınıf yönetimi+5
Sare İpek
Avrasya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Yöneticilerin ve çalışanların karşılıklı rol algısı: Trabzon ilinde kamu sektöründe bir uygulama

İyi bir yönetici; kavram, teori, metot ve tekniklerinin yanında doğuştan gelen beceri ve yeteneklerini de kullanarak örgütünü, birimini başarıya ulaştırabilmelidir. Başka bir ifadeyle yönetici, rolünü yerine getirirken bilimsel ve sanatsal yönlerini sentezleyerek yönetmelidir. Belirli hedeflere ulaşmak isteyen yönetici, iyi özümsenmiş, algılanmış bir örgüt kültürü içinde başarıyı yakalayabilir ve gerçekleştirmek istediği hedef ve amaçlara ulaşabilir. Bu çalışmada, örgüt ve birimlerde görev yapan yönetici ve çalışanları, yani her kademede yöneticilik görevi yapanları ve onların emrinde çalışanları da esas alarak, yöneticilerin ve çalışanların hem kurum hem de yönetici algılarını; yönetim fonksiyonları, yönetim becerileri ile roller arasındaki ilişkiyi; eğitim, cinsiyet, kademe faktörlerinin yönetici rollerinde algı farklılığı yaratıp yaratmadığını ve roller, beceriler ile fonksiyonların önem derecelerini ortaya koymaktır. Verilerin toplanmasında metafor ve puanlama yöntemleri ile yüz yüze görüşme yöntemi kullanılmıştır. Analizlerin gerçekleştirilmesi ve sonuçlarının bilimsel açıdan değerlendirilmesi için SPSS 14.0 paket programı kullanılmıştır. Sonuçlar puanlama verileri ile metafor verileri birlikte kullanılarak değerlendirilmiştir. Analiz sonucu yöneticilerin hem kurum algısı hem de yönetici algısı pozitif yönde olurken, çalışanların ise kurum ve yönetici algısı olumsuz olarak sonuçlanmıştır. Roller, beceriler ve fonksiyonlar arasındaki ilişki ortaya konarak; fonksiyonlarla beceriler arasında pozitif yönde güçlü ilişki varken, rollerle beceriler, rollerle fonksiyonlar arasında pozitif yönde orta düzeyde ilişki olduğu analiz sonuçlarından anlaşılmıştır.Yine analiz sonucu eğitim, cinsiyet ve kademe faktörlerinin yönetici rollerinde algı farklılığı yaratmadığı tespit edilmiştir. Anahtar Kavramlar: Çalışan Algısı, Yönetici Algısı, Rol, Fonksiyon, Beceri

AlgıAlgıAlgı yönetimi+7
Recai Cengiz
Avrasya University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Uluslararası kredi derecelendirme kuruluşlarının ekonomik etkilerinin incelenmesi

Küreselleşmenin artmasıyla ülkeler arası sermaye hareketleri de önemli derecede hızlanmıştır. Sermaye ihtiyacı olan, sermayesinden para kazanmak isteyen ülkelerin veya şirketlerin yatırım kararı alırken yaşadıkları en büyük sorun asimetrik bilgi eksikliğidir. Mali piyasaların çeşitli olmasıyla yaşanan karmaşıklığın analiz edilmesinin yüksek maliyetli olması ve standart bilgiye ihtiyaç duyulması neticesinde kredi derecelendirme kuruluşlarına ihtiyaç duyulmuştur. 19. yüzyılda ihtiyaç olarak ortaya çıkan kredi derecelendirme ihtiyacı günümüzde şirketleri hatta ülkelerin ekonomik yapılarını değiştirebilecek bir güce sahip olmuşlardır. Kredi derecelendirme kuruluşları verdikleri kredi derece notlarının bir tavsiye değil sadece borcun kalitesini gösterdiğini vurgulamaktadır. Ancak şirketler ve ülkeler borçlanırken, yatırım yaparken kredi derecelendirme kuruluşlarının vermiş olduğu notlara göre karar vermektedirler. Ayrıca sermaye sahibi olan batı ülkelerinde fonların çıkışının sağlanabilmesi için yatırım yapılacak olan ülkenin "yatırım yapılabilir" seviyede olması şartı aranmaktadır. Bu bağlamda derecelendirme kuruluşları, vermiş oldukları notlar ile küresel ekonomiye yön vermede önemli aktörler haline gelmiştir. Bu çalışmada kredi derecelendirme kuruluşları, Türkiye'nin kredi notu geçmişi ve ekonomik verilerinin analizi, kredi derecelendirme kuruluşlarının geçmişi, gelecek yüzyıl içindeki konumu ve dünya ekonomisine muhtemel etkisi detaylı olarak ele alınmaktadır. Ayrıca bu çalışmanın en önemli özelliği yapılandırılmış finans araçları ve menkul kıymetler verilerinden faydalanarak, kredi derecelendirme kuruluşlarının, pazar payları üzerine çalışılan ilk tez olmasıdır. Anahtar Sözcükler: Uluslararası Sermaye Hareketleri, Ekonomik Kriz, 2008 Ekonomik Krizi, Kredi Derecelendirme, Uluslararası Kredi Derecelendirme KuruluĢları, Türkiye.

Derecelendirme kurumlarıEkonomik etkiEkonomik kriz 2008+5
Erman Kedikli
Avrasya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Nöroplastisitenin gündelik hayata , örgüt psikolojisine, eğitim öğretim alanına uygulanabilirliği ve öğrenme- bellek , kişisel gelişim , psikolojik ve nörolojik faktörler üzerine etkilerini ortaya koymayı sağlayacak eğitim programı ve bir uygulama

Bu çalışmada amaç "Nöroplastisite Farkındalık ve Gelişim Eğitim Programı (NFGEP)" uygulaması ile yetişkin bireyler olan üniversite öğrencilerinin nöroplastisite konusunda farkındalıklarının sağlanması ve nöroplastik gelişimlerinin ve buna bağlı olarak yaşam doyumlarının artmasının, bu artışın örgüt psikolojisi ve hayatın diğer alanlarına etkilerinin tespit edilmesi ve bu artışın devamlılığının sağlanmasıdır. Araştırma 2013-2014 eğitim-öğretim yılında T.C. Ordu Üniversitesi Sosyal Bilimler Meslek Yüksek Okulu (SBMYO) Muhasebe Ve Vergi, Yönetim ve Organizasyon Bölümlerinin Muhasebe ve Vergi Uygulamaları, Yerel Yönetimler ve İşletme Yönetimi Programlarında öğrenim gören 326 (176 kız, 150 erkek) üniversite öğrencisi üzerinde yürütülmüştür. Araştırmada deneysel araştırma teknikleri kullanılmış olup, deney-kontrol grubu oluşturulmuştur. Deney Grubunda( eğitim programının uygulandığı grup) 163 kişi, Kontrol Grubunda ( eğitim programının uygulanmadığı grup) 163 kişi yer almıştır. Deney ve Kontrol Grubuna, eğitim programından önce, mevcut durum tespiti için ön test uygulaması yapılmıştır. Bu çalışmada deney grubunu oluşturan deneklere 16 oturum, her biri 60 dakika süreli NFGEP oturumları gerçekleştirilmiştir. Grup oturumları araştırmacının liderliğinde, haftada 2 gün 4'er saatlik(2+2) olmak üzere Ordu Üniversitesi SBMYO Konferans Salonunda yapılmıştır. Grup oturum saatleri, öğrencilerin ders faaliyetlerini engellememek için öğrencilerin boş saatleri dikkate alınarak belirlenmiştir. Araştırma kapsamında NFGEP grup oturumları hazırlanırken, konu ile ilgili literatür gözden geçirilip sıklıkla kullanılan uygun teknikler dikkate alınarak grup oturumları hazırlanmıştır. Oturumlar; 1. giriş-problemin belirlenmesi, 2. açıklama, 3. bilgilendirme ve kabul, 4. mucize senaryo- geleceğin olumlu görünümü, 5. gelişmenin yapılandırılması ve kazanımların paylaşılması ve 6. kapanış ve danışanlar için gelecek adımlar şeklinde belirlemiştir. Bu çalışmanın içeriğindeki konu sıralaması, eğitim içeriğine birebir uygun hazırlandığından aynı sıralamayla deneklere aktarılmıştır. 6 ay boyunca bu eğitim programında öğrendiklerini hayatlarında uygulamaları istenmiştir. Kontrol grubuna ise bu süreçte herhangi bir işlem yapılmamıştır. Araştırmanın verileri nitel yöntemler kullanılarak elde edilmiştir. Verilerin elde edilmesi, Eğitim Programı öncesi ve sonrası Durum Tespit Testleri aracılığıyla sağlanmıştır. Araştırma bulgularına göre; burada uygulanan eğitim programının (NFGEP) Deney grubu üzerinde nöroplastisite farkındalık ve gelişimi doğrultusunda yaklaşık %125 oranında artış sağladığı ve kontrol grubunda herhangi bir değişiklik olmadığı tespit edilmiştir. Ayrıca bu gelişimin son testten iki ay sonra yapılan izleme testinde de devam ettiği tespit edilmiştir. Kontrol grubunda ise böyle bir gelişme tespit edilmemiştir. Nöroplastisite Farkındalık ve Gelişim Ölçeği (NFGÖ) ile Yaşam Doyum Ölçeği (YDÖ) arasındaki test-tekrar-test uygulaması sonrası uyum verilerine bakıldığında aralarındaki uyum tespit edilmiş olup, deney grubundaki öğrencilerin NFGÖ'den aldıkları puan arttıkça, yaşam doyumlarının da artmakta olduğu tespit edilmiştir. Yaşam doyumlarındaki artış %100 den fazla oranda gerçekleşmiş olup, kontrol grubunda herhangi bir değişiklik olmadığı tespit edilmiştir. Araştırmada elde edilen bu sonuçlar doğrultusunda uygulanan bu eğitim programının üniversite öğrencilerinin bedenleri hakkında farkındalıklarını artırmada, biyolojik ve psikolojik iyi oluş düzeylerini artırmada, nöroplastisitenin özellikle etkili olduğu beynin öğrenme ve bellekle ilgili bölümlerini geliştirmede, kendileriyle barışmalarını sağlamada, bilinçaltındaki olumsuz kayıtların etkilerini nötrlemede etkili olduğu ve çalışan öğrencilerin ayrıca iş hayatlarında ve genel olarak bütün deneklerin hayatlarında daha verimli, kendiyle barışık, daha mutlu, huzurlu ve sağlıklı bireyler olmalarında etkili olduğu tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Üniversite Öğrencileri, Nöroplastisite, Örgüt Psikolojisi,Hafıza, Bellek, Eğitim programı.

EğitimEğitim programlarıGünlük yaşam+7
Nalan Sabır Taştan
Avrasya University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Sosyo-kültürel faktörlerin franchising işletmeleri üzerine etkisi: Ulusal franchising cafe işletmesi üzerine Trabzon'da bir uygulama

24 Ocak 1980 kararları ile Türkiye'de işletmeler franchising sistemi ile tanışmıştır. Global pazar ile artık Dünya üzerinde sınırlar kalmamıştır, İşletmeler farklı ülke ve bölgelere yayılabilmektedir. Farklı ülke ve bölgedeki insanların sosyo-kültürel farklılıkları olacaktır. Bu farklılıklar işletme ve tüketici arasında etkileşime neden olabilmektedir. Bu çalışma; franchising sisteminin özelliklerini, sistemin avantaj ve dezavantajlarını belirtmektedir. Bununla birlikte franchising işletmelerin işletme iç kültürü ve işletme dış kültürü üzerindeki etkisi, sosyo-kültürel etkileşimlerini araştırmak amaçlanmıştır. Franchising sisteminin kültürel değerler ile etkileşimi, 2014 yılında Trabzon ilindeki bir ulusal franchising cafe işletmesinde incelenmiştir. Trabzon'da bir ulusal franchising işletmesinin yerel kültür ile olan etkileşimini ortaya çıkarmak amaçlanmıştır. Bu çalışmada örnek olay yöntemi kullanılmıştır. Birinci bölümde öncelikle franchising'in tanımı, özellikleri ve türlerinden bahsedilmiştir. İkinci bölümde franchising işletmelerin pazarlara giriş stratejilerinin belirlenmesini etkileyen çevresel faktörlere değinilmiştir. Üçüncü bölümde ise uygulama yapılan işletmenin anlatılması, analiz, bulgular, sonuç kısımları bulunmaktadır. Araştırmanın yapıldığı işletmede yerel kültüre ait izler bulunmamıştır. Ancak tüketicilerin isteği doğrultusunda franchisee franchisor'a tüketici tercihlerini sunup ek sözleşme talep edebilmektedir. Araştırmanın yapıldığı işletmede işletme iç kültürüne ve işletme dış kültürüne önem verilmektedir. Bu durum işletmenin piyasada kalıcılığını artırmaktadır. Anahtar Sözcükler: Franchising, Franchisor, Franchisee, Franchising işletmelerin çevresel faktörleri, Franchising-kültür.

FranchisingKafeKahvehaneler+5
Hanife Türker
Avrasya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
DoctorateOpen AccessTR

Kültürün hedonik satın alma davranışına etkisini belirlemeye yönelik Alman ve Türk kadın tüketiciler üzerine bir uygulama

Araştırmanın amacı, Alman ve Türk kadın tüketicilerin hedonizim- kültür ilişkisinin tekstil ürünlerinin satın alma kararına etkilerini incelemektir. Araştırmanın alan yazın taramasında kültür; modernizm, postmodernizm ve tüketimin antropolojisi; hedonizm, tüketim, satın alma davranışı ve alışveriş teorileri konu ile bağlantılı olarak ele alınarak tüketicilerin satın alma kararına kültürel etkilerin mi yoksa hedonik tutumların mı baskın olduğu tespit edilecektir. Çalışmanın yöntemi kapsamında, araştırma deseni, örneklem seçimi, hipotezler ve veri toplama bilgileri detaylı olarak verildikten sonra, son bölümde araştırmanın sonuçları ve analizler yer almaktadır. Sonuç kısmında ise, her iki kültürdeki alışveriş tutumlarında kültür ve hedonik davranışların etkisi irdelenecektir. Araştırmanın bulguları doğrultusunda, küreselleşen ekonomide sürekli değişen koşulların, firmaların satış politikalarında ihtiyaçlarına yönelik hizmet önerilerinin geliştirilmesi hedeflenmiştir. Pazarlama alanında hedef kitlenin tüketim alışkanlıklarının bilinmesi önemlidir. Uluslararası pazarlama alanında ise, kültürel farklılıklar ve kültürel farklılıkların tüketici davranışlarını etkileme boyutu oldukça önemlidir. Küreselleşen iş dünyasında rekabet avantajı sağlayabilecek konulardan biri de çapraz küresel araştırmalardır. Kültürlerarası karşılaştırmalı çalışmaların neticesinde, işletmeler farklı kültürlerdeki tüketici taleplerine yönelik farklı ürün ve hizmetler sunabilirler. Sonuç olarak çalışmada ele alınan konu, tekstil sektöründe kadın tüketicilerin satın alma davranışının kültürel ve hedonik davranışları ile ilişkilendirilmesidir. Bu çerçevede varılan sonuca göre, tekstil sektöründe faaliyet gösteren işletmeler, hedonizm, kültür ve satın alma davranışları arasındaki ilişkileri kavrayabildikleri ölçüde, pazarlama stratejilerini oluşturabilecekleri gibi ürün ve hizmet çeşitlendirmesine de gidebilirler. Anahtar Kelimeler: Hedonizm, Kültür, Satın Alma Davranışı

AlmanlarAlışveriş davranışlarıHedonizm+7
Emine Kavas
Avrasya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Okul yöneticilerinin iletişim yeterliliklerinin öğretmenlerin stres düzeyleri üzerindeki etkilerinin incelenmesi(Trabzon örneği)

Bu çalışmanın temel amacı okul yöneticilerinin iletişim yeterliliklerinin öğretmenlerin stres düzeyleri üzerindeki etkilerinin incelenmesinin belirlenmesini amaçlamıştır. Bu amaç doğrultusunda veri toplam aracı olarak 300 öğretmene anket uygulaması yapılmıştır. Ankette kişisel bilgi formu ile İletişim Yeterlilik Ölçeği ve Stres Ölçeği kullanılmıştır. Elde edilen veriler SPSS programında analiz edilmiştir. Öncelikle demografik değişkenler ve ölçeklerin frekans tabloları verilmiştir. Demografik değişkenler ile ölçekler arasındaki ilişkiyi belirlemek için Bağımsız Gruplar t-Testi ve Tek Yönlü Varyans Analizi (ANOVA) ile analiz edilmiştir. Farklılığa neden olan grupların belirlenmesi için Post Hoc Testlerinden varyansların homojenliği durumunda Scheffe Testi, homojen olmaması durumunda Tamhane's t2 testinden yararlanılmıştır. İstatistiksel anlamlılık p < 0.05 ve iki yönlü olarak kabul edilmiştir. Sonuç olarak; okul yöneticilerinin iletişim yeterlilikleri ile öğretmenlerin branş ve mesleki kıdem değişkenine göre anlamlı bir farklılık gösterdiği görülmüştür. Mesleki kıdem değişkeninde ise 30 yıl ve üzeri mesleki kıdemin en küçük ortalamaya sahip olarak anlamlılığın sebebi olmaktadır. Stres düzeyi ile demografik değişkenler arasında bir anlamlılığın olmadığı görülmektedir. Okul yöneticilerinin iletişim yeterlilikleri ile öğretmenlerin stres düzeyi arasındaki ilişkiye bakıldığında iki sürekli değişken olarak tanımlanan değişkenler arasında bir ilişkinin olamadığı görülmüştür. Anahtar Sözcükler: İletişim, Eğitimde İletişim, Stres, Stres Belirtileri

Eğitim yönetimiOkul yöneticileriStres+6
Ruhiye Tunç
Avrasya University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2015
00
DoctorateOpen AccessTR

İşletmelerde, dış kaynak kullanımında, taraflar arası iletişim problemleri; Türkiye'de ilaç lojistik sektöründe nitel bir araştırma.

Bu doktora tezinde; ilaç lojistik sektörünün dağıtım, depolama ve elleçleme faaliyetleri açısından dış kaynak kullanımında hizmet alan ve hizmet veren taraflar arasındaki iletişim problemlerinin tespitine yer verilmiştir. Bu amaçla; yapılan nitel çalışmada sırasıyla araştırma deseni, araştırma evreni, örneklemi, veri toplama araç ve teknikleri, veri toplama aracının geliştirilmesi, verilerin toplanması ve çözümlenmesi ile araştırmanın geçerliliği ve güvenirliği başlıkları altında bilgilere yer verilmiştir. Nitel araştırma, Türkiye'de İlaç Lojistik Sektöründe hizmet veren sekiz firmada, toplam onaltı kişilik ofis çalışanına (8 kişi dış kaynak hizmeti alan, 8 kişi ise dış kaynak hizmeti veren tarafta yer alacak şekilde) uygulanmıştır. NVivo 11 proğramı kullanılarak yapılan içerik analizleri doğrultusunda sonuçlar değerlendirilip, taraflar arası iletişim problemlerinin çözümüne yönelik önerilerde bulunulmuştur. Anahtar Sözcükler: Ġlaç Lojistiği, DıĢ Kaynak Kullanımı, ĠletiĢim ve ĠletiĢim Problemleri.

Dış kaynaklardan yararlanmaLojistikLojistik sektörü+3
Mehmet Mustafa Özkan
Avrasya University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2016
00