
149
Archived Theses
0
DOIs Assigned
0%
DOI Rate
Archived Theses
Akılcı ve sezgisel karar verme stillerinin algılanan stres üzerindeki etkisinde örgütsel bağlılık ve örgütsel adalet algısının aracılık rolü: Banka çalışanları örneği
İnsanın içinde bulunduğu dünyada değişimin gerçekleşme hızı kesinlikle çok büyük ve nefes kesicidir. Günümüzün hızla değişen dünyasında herkes hem kişisel hem de profesyonel yaşamlarında stres yaşamaktadır. Hiçbir birey ve hiçbir meslek stresten uzak değildir. Stres, birey sağlığı ve toplum için giderek artan bir sorundur. Eğitim ortamları da dâhil olmak üzere iş hayatı bağlamlarında iş görevleri üzerinde kontrol eksikliği, performans üzerindeki zaman baskısı ve zayıf geribildirim gibi bir dizi faktör algılanan strese katkıda bulunur. Ayrıca karar verme yetkinliği, sosyal yönelim ve zaman yaklaşımı gibi çeşitli bireysel farklılık özellikleri de algılanan strese katkıda bulunabilmektedir. İş görevlerinin başarıyla tamamlanması diğer personel ve müşterilerin bağlı olduğu uzun karar verme süreçlerinin yürütülmesini içermektedir. Karar alma süreçlerinde verimlilik eksikliği; çalışanların görevlerini yerine getirmesini zorlaştırır, diğer personelin işlerini planlamasını ve yürütmesini engeller ve iş stresine neden olabilir. Gelinen nokta yöneticilerin akılcı ve sezgisel karar verme stillerine bağlı olarak iş ortamında strese yakalanma durumlarını tespit etmek amaçlanmaktadır. Diğer tarafta yöneticilerin örgütsel bağlılık ve örgütsel adalet algısı, çalışanları etkilemektedir. Örgütsel bağlılık ve örgütsel adalet, stresin önemli bir düzenleyicisi olarak tanımlanmaktadır. Yani, akılcı ve sezgisel karar verme stillerinin algılanan stres üzerindeki etkisini örgütsel bağlılık ve örgütsel adalet üzerinden ne derece gerçekleştirdiğini görmektir. Buradan hareketle, bu çalışma kapsamında çalışanların akılcı ve sezgisel karar verme stillerinin algılanan stres üzerindeki etkisini incelemek ve örgütsel bağlılık ve örgütsel adalet aracılık rolünü test etmek hedeflenmiştir. Araştırmanın amacı paralelinde Türkiye'de faaliyet gösteren bir bankada istihdam edilen orta kademedeki 515 yöneticinin katılımı ile uygulamanın gerçekleştirilme imkânı bulunmuştur. Katılım sağlayıcılara akılcı ve sezgisel karar verme, algılanan örgütsel bağlılık, algılanan örgütsel adalet ve algılanan stres ilgili anket uygulamasına gidilmiş ve elde edilen anket verilerinin analizi yapılmıştır. Araştırma kapsamında temin edilen verilerin analizi için IBM SPSS (Statistical Package for the Social Sciences) 21.0 ve IBM AMOS 24.0 (Analaysis of Moment Structures) paket programlarından faydalanılmıştır. Yapılan analizler sonucunda akılcı karar verme stilinin algılanan örgütsel bağlılık üzerinde negatif bir etkiye sahip olduğu tespit edilmiştir, yani akılcı karar verme stilini uygulayan bir yöneticinin, çalışanların bağlılığını azalttığı düşünülmektedir. Akılcı karar verme stili algılanan stres ve örgütsel adalet üzerinde pozitif bir etkiye sahiptir. Akılcı stil daha yüksek stresin yaşanmasına neden olduğu gibi akılcı stilde kişisellik barınmaması, keyfilik içermemesi, belirli kurallar ve ölçüler doğrultusunda belirlenen bedellerin alınıp verilmesi adaletin gerçekleşmesinde fayda sunacaktır. "Akılcı Karar Verme" değişkeninin "Algılanan Stres" üzerindeki etkisinde "Örgütsel Bağlılık" değişkeninin aracılık rolü olduğu gibi "Akılcı Karar Verme" değişkeninin "Algılanan Stres" üzerindeki etkisinde "Örgütsel Adalet" değişkeninin aracılık rolü bulunmaktadır. Sezgisel karar verme stili örgütsel bağlılık ve örgütsel adalet üzerinde pozitif bir etkiye ve algılanan stres üzerinde negatif bir etkiye sahiptir. Sezgisel karar verme bireylerin stresin olumsuz etkilerinden korunmasına yardımcı olur. Örgütsel bağlılık boyutunun algılanan stres üzerinde negatif yönde anlamlı etkili olduğu görülmüştür. Bağlılığın dolaylı veya düzenleyici etkisi bireylerin işlerine yön vermelerini, anlam yüklemelerini sağladığı için bireylerin stresin olumsuz etkilerinden korunmasına yardımcı olur. Örgütsel adalet boyutu örgütsel bağlılık üzerinde pozitif yönde ve algılanan stres üzerinde negatif yönde anlamlı etkilidir. Bir örgütte adaletin varlığı, çalışanların refahı ve örgütün kendisinin kayda değer başarısı üzerinde çok önemli bir rol oynamaktadır. Bu adil ortam, stresin daha düşük seviyeleri için önemli bir faktör olabilir. "Sezgisel Karar Verme" değişkeninin "Algılanan Stres" üzerindeki etkisinde "Örgütsel Adalet" değişkeninin aracılık rolü olduğu gibi "Sezgisel Karar Verme" değişkeninin "Algılanan Stres" üzerindeki etkisinde "Örgütsel Bağlılık" değişkeninin de aracılık rolü vardır. Anahtar Kelimeler: Algılanan Stres, Akılcı ve Sezgisel Karar Verme, Algılanan Örgütsel Bağlılık, Algılanan Örgütsel Adalet.
COVİD-19 pandemisinin bankacılık çalışanlarının tükenmişlik düzeylerine etkisi: Erzincan ili örneği
Dünyada ve ülkemizde geçmişten günümüze kadar birçok küresel salgın insanlığı etkisi altına almıştır. Çin'in Wuhan kentinde ortaya çıkan ve kısa sürede tüm dünyaya hızla yayılan Covid-19 pandemisi yaklaşık iki yıldır ülkemizi de derinden sarsmıştır. İlk olarak sağlık sistemini etkileyen bu salgın hastalık daha sonra ekonomilerin büyük ölçüde etkilenmelerine yol açmıştır. Covid-19 pandemisinin ülkemiz ekonomisine olumsuz etkilerini azaltılabilmek için en büyük görev bankalara düşmüştür. İnsanlarla sürekli iletişim halinde olmayı gerektiren, değişim ve gelişimin sürekli yaşandığı, rekabetin yüksek olduğu bankacılık sektöründe, Covid-19 pandemi sürecinde ekonominin olumsuz etkilenmemesi ve vatandaşların taleplerinin karşılanması adına çalışanlar yoğun çaba göstermişlerdir. Bu çalışmanın amacı, Covid-19 fobisinin bankacılık çalışanlarının tükenmişlik düzeylerine etkisini araştırmaktır. Bu amaca ulaşmak için Erzincan ilinde ve ilçelerinde faaliyet gösteren kamu ve özel mevduat banka çalışanlarına, anket yoluyla bir araştırma yapılmıştır. Toplanan veriler istatistiki yöntemler aracılığıyla analiz edilmiştir. Ortaya çıkan bulgular, Covid-19 pandemisi sürecinde banka çalışanlarının yaşadıkları korkunun tükenmişlik durumları üzerinde anlamlı bir etkisinin olduğunu göstermektedir.
Dijitalleşme sürecinde girişimcilik becerilerinin işletme başarısı üzerine etkisi.
Değişim hayatımızın tüm alanlarını etkilediği gibi işletmeleri de önemli ölçüde etkilemektedir. İşletmeler değişimin bir parçası olmak, rakipleriyle başa çıkabilmek ve çevresinde değişen beklentileri karşılayabilmek adına sürekli yenilik yapması gerekmektedir. Söz konusu değişiklikleri yapmak için hem günümüz şartlarında dijitalleşmeyi kullanmak hem de tüm bu süreçleri yönetebilmek adına girişimcilik becerilerinden faydalanmak gerekmektedir. Buradan yola çıkarak yürütülen bu çalışmanın amacı, dijital araçların ve girişimcilik yeteneklerinin işletme başarı faktörleri üzerine etkisinin araştırılmasıdır. Araştırmada veri toplayabilmek amacıyla dört ülkede faaliyet gösteren yüz on bir organizasyona anket uygulanmıştır. Elde edilen bulguların değerlendirilmesinde SPSS 23.0 paket programı kullanılmıştır. Bu kapsamda işletmelerin başarı faktörlerine etki eden etkenlerin analizi; Bağımsız Örneklem T-Testi, Tek Yönlü Varyans (Anova) Analizi ve Regresyon Analizi ile test edilmiştir. Araştırma sonucunda; ankete katılım sağlayan işletmelerden elde edilen bulgulara göre; kullanılan dijital araçlar ile işletmeleri etkileyen başarı faktörleri arasında anlamlı bir ilişki gözlemlenmiştir. Kullanılan dijital araçların ve bu araçlara verilen önemin artması durumunda işletmeleri etkileyen başarı faktörleri de artma eğilimindedir. Dijital araçlar içinde muhasebe faaliyetlerinde dijital araçların kullanılması ön plana çıkmıştır. Girişimcilik becerilerinin işletmelerin başarı durumlarını etkisi konusunda ise anlamlı bir ilişki bulunmamıştır. Ancak girişimcilik becerileri arasında disiplinli olma becerisi öne çıkmıştır.
Halkla ilişkilerde sosyal medyanın futbol kulüplerinin marka değerine etkisi: Trabzonspor örneği
Halkla ilişkiler, kurumların paydaşlarla iletişim kurması ve sürdürmesini kapsayan bir yönetim fonksiyonu olup amacı ise resmi veya özel kurum çevreleriyle olumlu ilişkiler kurmasını sağlamak, etkili ve verimli bir iletişim süreci geliştirmektir. Halkla ilişkilerin geliştirilmesi, sürdürülmesi ve yönetilmesinde koşullarına göre çeşitli araçlar kullanılmakta olup günümüzde sosyal medya mecraları en etkili ve işlevsel araçlardan biridir. Sosyal medyanın halkla ilişkilere en önemli katkısı hızlı olması, anlık ve çok taraflı iletişime olanak sağlamasıdır. Sosyal medyanın halkla ilişkilerdeki temel işlevi bilgi ihtiyacının anlık olarak karşılanması, asimetrik bilginin önüne geçilmesi, iletişim sürecinin etkili yönetilebilmesi ve ihtiyaç duyulan bilginin doğru yer ve zamanda servis edilebilmesine imkân vermesidir. Futbol kulüpleri açısından halka ilişkilerin amacı; kulüp içi ve kulüp dışı faaliyetleri desteklemek, kulüple ilgili iç ve dış paydaşlara bilgi vermek, kulübün faaliyetleri, elde ettiği sonuçlar ve varsa diğer gelişmeler hakkında açıklamalar yapmak, kulüple ilgili çıkan haber, yayın, demeç vb. gibi gelişmelere yanıt vermek gibi işlevleri yerine getirmektir. Günümüzde sosyal medya, sadece taraftarların kendi aralarında yorum ve görüş paylaştıkları bir mecra olmaktan çıkmış futbol endüstrisinde kamuoyunun yansıması gibi bir işleve dönüşmüştür. Spor kulüplerinin tüm gelir getirici birimlerde etkinliğini artırması, aynı zamanda marka değerini güçlendirme için sosyal medya etkili bir kanal olabilmektedir. Sosyal medya, futbol bağlamında takımın marka değerini etkileme ve destekleme kapasitesine sahiptir. Bu çalışmanın amacı futbol sporu merkeze alınarak; halkla ilişkilerde sosyal medyanın futbol kulüplerinin marka değerine etkisinin Trabzonspor örneği üzerinden incelenmesidir. Mayıs- Haziran 2021 döneminde 670 katılımcı ile anket uygulaması yapılarak gerçekleştirilen araştırma sonucunda sosyal medyanın futbol kulüplerinin marka değeri üzerinde belirleyici bir etkisinin olduğu, kulübün sosyal medya paylaşımlarının taraftar merkezli marka değerini etkilediği tespit edilmiştir.
Duygusal zekâ ile stresle başa çıkma arasındaki ilişkinin incelenmesi: Banka çalışanları üzerinde bir uygulama
Zekâ problem çözme, karar verme, öğrenme ve çevreye uyum sağlama yetenekleri olarak tanımlanırken duygusal zekâ ise kişinin kendisinin ve başkalarının duygularını anlaması, kullanabilmesi ve yönetebilmesi olarak kavramsallaştırılmaktadır. Duygusal zekâ yaşamında her alanında bireye eşlik etmekte, karar ve davranışlarında yönlendirici olmaktadır. Bunlar arasında iş yaşamında önemli bir yere sahip olan stres konusunda duygusal zekâ özel bir önem arz etmektedir. Duygusal zekâsı yüksek olan bireyler, duygularını daha etkin bir şekilde yönetebildikleri için stres altında olduklarında veya bir sorunla karşılaştıklarında daha olumlu tepkiler verip daha etkili, sürdürülebilir ve sağlıklı çözümler üretebilirler. Bu çalışmanın amacı duygusal zekâ kavramı ile stresle baş etme arasındaki ilişkinin banka çalışanları açısından ampirik olarak incelenmesidir. Araştırma özel bir bankanın Trabzon ilinde bulunan şubelerinde çalışan 115 katılımcı ile Mayıs-Haziran 2021 döneminde gerçekleştirilmiştir. Katılımcı banka çalışanlarının duygusal zekâ düzeyi ile stresle başa çıkma tarzları arasında güçlü bir ilişki olduğu, bununla birlikte katılımcıların duygusal zekâ düzeylerinin, stresle başa çıkma tarzlarını yordadığı tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Zekâ, Duygusal Zekâ, Stresle Başa Çıkma, İş Stresi, Banka.
Halkla ilişkiler aracı olarak belediyelerde sosyal medya kullanımı: Trabzon ili örneği
Bu çalışmada, son yıllarda dünya genelinde kullanımı giderek artan internet ve internet teknolojilerinin kurumlarda halkla ilişkiler uygulamalarında ortaya çıkardığı değişiklikler incelenmek istenmiştir. Bu doğrultuda yapılan araştırmanın ilk üç bölümünde, geçmişten günümüze halkla ilişkilerin değişen tanımları, modelleri, düzeyleri, uygulayıcı rolleri, kurum içerisindeki konumu ve araçlarına değinilmektedir. Ayrıca bu araçların geleneksel medya ve yeni medya kıyaslaması içerisinde kullanım avantajları ve dezavantajları ortaya koyulmaktadır. Araştırmanın son bölümünde ise Trabzon'daki ilçe belediyelerinin halkla ilişkiler aracı olarak sosyal medya kullanımları ölçümlenmektedir. Ülkemiz nüfusunun yarısından fazlasının internet kullanıcısı olduğu ve internet kullanıcılarının büyük çoğunluğunun sosyal medyayı aktif olarak kullandığı düşünüldüğünde, belediyelerin hedef kitlelerine ulaşmak için halkla ilişkiler aracı olarak sosyal medya ağlarında yer almaları önemli bir yere sahiptir. Tam sayım yöntemi ile Trabzon'da bulunan 18 ilçe belediyesinin 3 ayrı sosyal medya hesabında paylaşılan içerikler doküman incelemesi yoluyla elde edilmiştir. Elde edilen veriler 4 adet araştırma sorusu çerçevesinde oluşturulan tema ve kategorilerle içerik analizine tabi tutulmuştur. Trabzon'da bulunan 18 ilçe belediyesinin tamamını kapsayan araştırma kapsamında elde edilen bulgular; belediyelerin, toplum tarafından yoğun olarak kullanılan sosyal mecralarda yer aldığını ve aktif paylaşımlarda bulunduğunu göstermektedir. Bu durum da belediyelerin karşılıklı etkileşime zemin sağlayacak adımlar attıklarını göstermektedir.
BOBİ FRS ile e MSUGT/VUK, TMS/TFRS ve KÜMİ FRS'ye göre maddi duran varlıkların muhasebeleştirilmesi: Örnek olay incelemesi
Dünyada ve Türkiye'de muhasebe standartları ile ilgili çalışmalar sürmektedir. Bu çalışmalar akabinde ülkemizde son olarak, bağımsız denetim kapsamında olmayan işletmeler için "Küçük ve Mikro İşletmeler için Finansal Raporlama Standardı Taslağı" (KÜMİ FRS)" yayımlanmıştır. KÜMİ FRS'nin yayımlanmasıyla beraber muhasebe sisteminin vergi kanunlarının etkisinden kurtulması ve muhasebe açısından tek ve ortak bir dil oluşturulması amaçlanmıştır. Maddi duran varlıklar, işletmede bir yıldan daha uzun bir süre kullanılacağı tahmin edilen varlıklardır. Maddi duran varlıklar, her işletme için önem taşımaktadır. Çünkü hemen hemen her işletmede maddi duran varlık kalemleri yer almaktadır. Bu çalışma kapsamında, maddi duran varlıklar konusunda Türkiye'de gerçeğe uygunluk anlayışıyla oluşturulan "Büyük ve Orta Boy İşletmeler için Finansal Raporlama Standardı (BOBİ FRS)", "Türkiye Muhasebe Standartları ve Türkiye Finansal Raporlama Standartları (TMS/TFRS)", "Muhasebe Sistemi Uygulama Genel Tebliği (MSUGT)" ve "Küçük ve Mikro İşletmeler için Finansal Raporlama Standardı Taslağı" (KÜMİ FRS)" incelenmiş ve bu dört raporlama çerçevesinin benzer ve farklı yönleri belirlenmeye çalışılmıştır. Maddi duran varlıklar; ilk ölçüm, sonraki ölçüm ve değerleme, amortismanlar ve finansal tablo dışı bırakma olmak üzere dört bölüme ayrılarak incelenmiştir. Bu inceleme sonucunda muhasebe standartlarının birbirine oldukça yakın olduğu sadece vade farkı ve borçlanma maliyetleri gibi konularda farklılıkların bulunduğu, bazı konularda ise küçük işletmelerin işini kolaylaştırmak amacıyla uygulamada basitleştirmeler yapıldığı görülmüştür. Esas farklılığın muhasebe standartlarıyla MSUGT arasında olduğu tespit edilmiş, KÜMİ FRS'nin tamamen faaliyete geçmesiyle beraber MSUGT'un ortadan kalkacağı ve muhasebede ortak bir dil oluşturulabileceği sonucuna varılmıştır.
Türkiyede riskin erken saptanması komitesinin etkinliği: BIST kurumsal yönetim şirketleri üzerine nitel bir araştırma
6102 sayılı Yeni Türk Ticaret Kanunu'nun 378. Maddesi gereğince anonim ve limited şirketlerde risk yönetim süreçlerinin hassasiyetine bağlı olarak risk süreçlerinde tedbir almak ve risk yönetimini canlı tutmak adına şirketlerde yönetim kuruluna tavsiye vermek amacıyla kurulması gereken riskin erken saptanması komitesi kavramı hayatımıza girmiştir. Yeni Türk Ticaret Kanunu, ilgili şirketleri bahsi geçen komiteyi kurmak ve aktif bir şekilde çalışmasını sağlamakla zorunlu tutmuştur. Riskin erken saptanması komitesi ilgili bölümlerde daha detaylı olarak anlatılacak olsa da özetlenecek olursa; en az 2 kişilik bir yapıyla kurulan, komite başkanının bağımsız olması zorunlu olan, yılda 6 kez rapor hazırlayıp yönetim kurulunun onayına sunan, şirket içerisinde aktif bir iç kontrol ortamı sağlayan kurumsal yönetimin bir alt yapısıdır. Bu bilgiler ışığında bu çalışma; anonim şirketlerde kurulması zorunlu olan riskin erken saptanması komitesinin ülkemizdeki örneklem olarak seçtiğimiz şirketlerdeki mevcut durumunu ortaya koymayı amaçlamaktadır. Amaca ulaşabilmek üzere, BIST Kurumsal Yönetim şirketleri seçilmiş ve yıllar itibariyle söz konusu şirketlerde komitelere dair bulgular ortaya konulmuştur. Durum tespiti, şirket faaliyet raporlarından faydalanılarak elde edilen verilerin SPSS istatistik paket programında frekans analizine tabi tutulmasıyla gerçekleştirilmiştir. Çalışma içerisinde komitenin kuruluşu, faaliyetleri, işleyişi, görevleri, denetimi gibi konu başlıklarına yer verilmiş ve bu çalışma ile riskin erken saptanması komitesinin etkinliğine nitel bir araştırmayla ışık tutulması amaçlanmaktadır. Anahtar kelimeler: Risk, Risk yönetimi, İç Kontrol Sistemi, Kurumsal Yönetim, BIST, Riskin Erken Saptanması Komitesi
Türkiye'de sigorta bilinci: Trabzon ili örneği
Sigorta, kişilerin gelecekte yaşamaları olası bulunan her türlü tehlike ve riske karşılık olarak, zararın giderilmesi amacıyla kişinin zarar doğmadan önce yapmış olduğu ödemeler neticesinde kendisini ve mallarını güvence altına alma seçeneklerinden birisidir. Sigorta sektörü Türkiye'de gelişim göstermekle birlikte henüz beklenen seviyeye ulaşamamıştır. Bu durumun en önemli sebeplerinden birisi toplumda sigorta bilincinin yeterli seviyede gelişmemiş olmasıdır. Bu çalışmada, sigorta sektörüne yönelik genel bilgiler verilerek, Türkiye'de sigorta bilincinin ne düzeyde olduğu Trabzon ilinde yapılan bir saha araştırması üzerinden analiz edilmeye çalışılmıştır. Trabzon ilinde yaşayan 389 kişiye uygulanan anket verileri incelenerek, katılımcıların sigorta bilinç düzeyleri değerlendirilmiştir. Araştırma sonucunda katılımcıların büyük bir çoğunluğunun poliçe teminatları hakkında bilgi sahibi olmadığı anlaşılmıştır. Sigorta şirketi seçiminde kadınlar uygun ödeme koşullarının sağlanmasına dikkat ederken, erkekler ise acentenin tanıdık olmasına dikkat etmektedir. Bireylerin çoğunluğu maddi durumu iyileştiğinde ve primlerin daha düşük olması durumunda sigorta yaptırmayı düşüneceklerini bildirmişlerdir. Katılımcıların sahip olduğu özel sigorta türlerine bakıldığında zorunlu trafik sigortası ve zorunlu deprem sigortası diğer özel sigorta türlerine göre daha fazla tercih edilmektedir.
Türkiye'deki yüzme antrenörlerinin çalıştıkları kulüp yöneticilerini yönetim ve liderlik stilleri bakımından değerlendirilmesi
Mazlum, Selim. "Türkiye'deki Yüzme Antrenörlerinin Çalıştıkları Kulüp Yöneticilerini Yönetim ve Liderlik Stilleri Bakımından Değerlendirilmesi", Yüksek Lisans Tezi, Trabzon, 2019. Günümüzde yüzme sporuna duyulan ilgi gün geçtikçe artmaktadır. Bununla birlikte yüzme kulüpleri, antrenörler ve yüzme eğitimi süreçleri de önem kazanmıştır. Bu nedenle yüzme kulüplerinin yönetim ve yöneticilerine ilişkin olarak yapılacak çalışmaların alana önemli katkılarının olacağı düşünülmektedir. Araştırmanın amacı, yüzme kulüp yöneticilerinin antrenörleri tarafından algılanan liderlik stilleri ve değişim yönetimlerinin belirli değişkenler (cinsiyet, mesleki kıdem, yaş, medeni durum, yaş ve medeni durum, mesleki tecrübe, antrenörlük kademesi, antrenörlük belgesi, yöneticinin mesleği / yaş aralığı) açısından incelemektir. Ayrıca yüzme kulüp yöneticilerinin antrenörleri tarafından algılanan liderlik stilleri ve değişim yönetimleri arasında herhangi bir ilişki olup olmadığı ve varsa ne yönde olduğu belirlenmeye çalışılmıştır. Bu çalışma yüzme antrenörlerinin kulüp yöneticilerinin antrenörleri tarafından algılanan liderlik stilleri ve değişim yönetimlerini farklı değişkenlere bağlı olarak olası etkilerini açıklama girişiminde bulunmuştur. Nicel bir çalışma olan bu araştırma 2015-2016 eğitim-öğretim yılı güz döneminde Türkiye'nin farklı bölgelerinde halen görev yapmakta olan farklı kulüp, kıdem ve mesleki tecrübelere sahip 100 yüzme antrenörünün katılımıyla gerçekleşmiştir Bu çalışma; veriler ve demografik bilgileri kapsayan 1. bölüm, değişim yönetimi ölçeğinin yer aldığı 2. bölüm ve liderlik davranışları belirleme ölçeğinin yer aldığı 3. bölümden oluşmaktadır. Veriler SPSS 21.0 ile analiz edilmiştir. Verilerin analizinde madde analizleri, bağımsız t-testi, One-Way ANOVA ve korelasyon analizlerinden faydalanılmıştır. Çalışmanın bulgularına göre yüzme antrenörlerinin kulüp yöneticilerine yönelik liderlik stilleri ve değişim yönetimlerinin belirli değişkenler (cinsiyet, mesleki kıdem, yaş, medeni durum, yaş ve medeni durum, mesleki tecrübe, antrenörlük kademesi, antrenörlük belgesi, yöneticinin mesleği/ yaş aralığı) açısından anlamlı değişkenlere sahip olduğu ve liderlik stilleri ile değişim yönetimleri arasında pozitif yönlü anlamlı bir ilişki olduğu belirlenmiştir. Anahtar Sözcükler: Spor, Yüzme, Antrenör, Yönetim, Yönetici, Liderlik.