
119
Archived Theses
0
DOIs Assigned
0%
DOI Rate
Discipline
Uluslararası genel ortaöğretim sertifika programına (IGCSE) ait matematik sınavı başarı düzeylerinin bazı değişkenlere göre incelenmesi
Bu çalışmada 11. Sınıf öğrencilerinin IGCSE programı Matematik sınavı başarı düzeylerinin bazı değişkenlere göre incelenmesi amaçlanmıştır. Çalışma, Uşak ili merkezinde bulunan tüm devlet liselerindeki 11. Sınıfta öğrenim görmekte olan 963 öğrenci ile yapılmıştır. Çalışmada mevcut durum olduğu gibi ortaya konulmak istendiği için nicel araştırma modellerinden tarama deseni kullanılmıştır. Araştırmanın verileri IGCSE programı 2016 yılı Haziran ayı Matematik dersi 1. Oturum sınavı ile elde edilmiştir. Sınav 20 sorudan oluşmakta olup Cronbach Alpha güvenirlik katsayısı 0,922 olarak hesaplanmıştır. Öğrencilerin matematik sınavı başarı puanlarının cinsiyet ve Destekleme ve Yetiştirme kursuna katılım durumu değişkenlerine anlamlı bir farklılık gösterip göstermediği bağımsız grup t-testi; okul türü, alan tercihleri, anne ve baba eğitim durumlarına göre anlamlı bir farklılık gösterip göstermediği ise ANOVA testi kullanılarak belirlenmiştir. Anlamlı bulunan farklılıklarda kaynağın ne olduğunun belirlenmesinde ise Bonferroni testinden faydalanılmıştır. Bu süreçte SPSS-26.0 programı kullanılarak analiz yapılmıştır. Analizler sonucunda 11. Sınıf öğrencilerinin matematik sınavı başarı puanlarının cinsiyete göre farklılık göstermediği; kurs katılım gösteren öğrencilerin matematik sınavı başarı puanlarının ise anlamlı farlılık göstererek daha yüksek olduğu görülmüştür. Okul türü, alan tercihleri, anne ve baba eğitim durumları ile matematik sınavı başarı puanları arasında anlamlı farklılıklar görülmüştür. Literatür incelendiğinde ise lise düzeyinde IGCSE sınavı kullanılarak yapılmış bir araştırma ile karşılaşılmamış olması bu araştırmanın sonuçlarının önemini artırmaktadır.
FeTeMM yaklaşımıyla işlenen 6. sınıf çarpanlar ve katlar konusunun öğrenci kazanımlarına etkisi
Deneysel modelde yürütülen ve Ortaokul 6. sınıf Matematik dersi, çarpanlar ve katlar konularının öğretiminde FeTeMM yaklaşımının etkisini incelemeyi amaçlayan bu çalışmaya, amaçlı örnekleme yöntemiyle Iğdır ili Tuzluca ilçesi yatılı ilköğretim bölge okullarından, Cumhuriyet YBO'da öğrenim gören 6. sınıf öğrencilerinden 12'si kız,22'si de erkek olmak üzere 34 öğrenci ile yürütülmüştür. Çalışma uygulama süreci 10 hafta sürmüştür. Uygulama sürecinde deney grubu öğrencileriyle FeTeMM yaklaşımıyla matematik dersi çarpanlar ve katlar konusu öğretilirken, kontrol grubuyla aynı konu öğretim programında yer alan öğretimsel yöntemler ve tekniklere göre matematik öğretmenleri tarafından öğretilmiştir. Kontrol grubu öğrencileri üzerinde herhangi bir etkide bulunulmamıştır.. Uygulama sürecinin başında hem deney hem de kontrol gurubu öğrencilerine başarı testinin ilk uygulaması (öntest) yapılmıştır. Uygulamayı takip eden 10 hafta boyunca, deney ve kontrol gruplarında araştırmada öngörülen işlemler yapılmıştır. Onuncu haftanın sonunda her iki gruba da başarı testinin ikinci uygulaması (sontest) yapılmıştır. Ayrıca öğrencilerden FeTeMM ile derslerin yürütülmesine yönelik olarak yarı yapılandırılmış formla görüşler alınmıştır. Elde edilen veriler nitel ve nicel analiz çerçevesinde değerlendirilmiştir. Araştırmanın sonuçlarına göre deney ve kontrol grupları sontestten, önteste göre daha yüksek ortalamaya sahip olduğu; deney grubu öğrencileri kontrol grubu öğrencilerine göre sontestte daha yüksek ortalamalarının olduğu görülmüştür. Bu bulgu FeTeMM yaklaşımıyla yürütülen uygulama sürecinin başarılı olduğunu göstermektedir. Ayrıca, çalışmaya katılan kız öğrencilerin, erkek öğrencilerden hem öntestte hem de sontestte daha yüksek ortalamalara sahip olduğu belirlenmiştir.. Kız öğrenciler çalışma boyunca erkeklerden daha başarılı bir performans sergilemişlerdir. FeTeMM yaklaşımıyla işlenen konular ve etkinliklerin öğrencilerde matematik dersinin daha iyi anlaşılmasına, dersin daha eğlenceli hale getirilmesine, matematik dersi başarısının artmasına, matematiğin daha ilgi çekici hale gelmesine, konuların kalıcılık düzeyinin artmasına, matematiğe yönelik önyargıların azalmasına yardımcı olduğu sonuçlarına nitel ve nicel veriler yardımıyla ulaşılmıştır.
A prospective secondary mathematics teacher's development of the meaning of the cartesian form of complex numbers
In this study, I articulate how a prospective secondary mathematics teacher reconstructs complex numbers upon the set of real numbers in the context of the solution sets of quadratic equations. Previous research has indicated that once asked the meaning of x and y in the Cartesian form of a complex number which is formally defined as x+iy where x and y are real numbers, both students and teachers were able to state that x and y are real numbers, yet considered them separately rather than being components of a single entity. Thus, the question arises as to what x and y refer to algebraically and geometrically; why x and y have to be real numbers and what it means to be an element of the set of complex numbers. This study explicates a prospective secondary mathematics teacher's answers to these questions through the articulation of the participant's quantitative reasoning by considering Sfard's (1991) theory on the dual nature of the mathematical conceptions. With this account, I intend to contribute to mathematics education by providing evidence on how the development of the elements of complex numbers, which is through shrinking/stretching of the distance(s) between the roots and the x-coordinate of the vertex of any quadratic functions' graph, affords conceptualizing any complex number as a single entity in a well-defined set rather than only an algebraic prescription of certain operations. As the result of the instructional sequence in this study, the participant presents this well-defined set as the set consisting of the roots of quadratic equations with real coefficients. This reconstruction of complex numbers regarding the algebraic and geometric aspects of the quadratic equation's roots also explained why quadratic equations have to have conjugate roots once they have at least one complex root.
Prospective mathematics teachers' quantitative reasoning on the development of decimal representation of real numbers and its effect on their comprehension of a related proof
This study investigated prospective mathematics teachers' quantitative reasoning on the development of decimal representation of real numbers and its effect on their comprehension of a related proof. The proof comprehension can be assessed according to seven dimensions developed by Mejia-Ramos and his colleagues (2012). Embedded experimental design was adopted in the study. Considering proof comprehension dimensions, a proof comprehension test about the proof of a statement on decimal representation of real numbers was formed. The proof comprehension test was used as both the pre-test prior to and the post-test upon completion of an instruction given to 19 prospective mathematics teachers to determine the effect of their quantitative reasoning on their performance of proof comprehension. Also, one hour long post clinical interviews were conducted with six of them. Results from Wilcoxon Signed Rank test showed that there was a significant difference between pre and post proof comprehension test performances of prospective teachers. The results were also supported with the data from the post-interviews. Prospective teachers' thinking processes through quantitative reasoning during instruction and during the interviews are shared. Results from both the proof comprehension test and the interviews suggest that once prospective teachers engage in quantitative reasoning during instruction, their proof comprehension might develop.
Preservice mathematics teachers' cue-utilization and accuracy in judging students' understanding of rational numbers
This study investigates preservice mathematics teachers' judgment accuracy (JA) under different cue-availability conditions. Whether there is a difference in JA or cue utilization (CU) under varying availability of cues and the relationship between preservice teachers' misconception knowledge about rational numbers and JA, together with CU during judgments, are explored. Twenty-five preservice teachers made judgments about middle-graders working with rational numbers. Firstly, they completed a test measuring their misconception knowledge. Then, online meetings were organized to present the materials for them to make judgments and collect their judgment and CU data simultaneously. Collected data were analyzed to make comparisons among JA and CU and investigate the relationships between constructs involved in the study. The results showed that more accurate judgments were made when both student and answer cues were available. Answer cues were used significantly more than student cues when both types of cues were available; student cues were used significantly more when only student cues were available. The CU did not significantly relate to JA except for overall grade in math cue—one of the available student cues. Misconception knowledge was not found to be related to JA but related to the utilization of the misconception cue—one of the available answer cues. The relationship between JA and CU requires further investigation with larger samples. Also, the misconception knowledge may be measured via different instruments to give insight into why no relationship was found.
Ortaokul 6. sınıf öğrencilerinin problem çözme sürecinde niceliksel muhakeme becerilerinin ve gelişimlerinin incelenmesi
Bu araştırmanın amacı, ortaokul altıncı sınıf öğrencilerinin problem çözme sürecinde niceliksel muhakeme becerilerinin belirlenmesi ve niceliksel muhakeme gelişimlerinin incelenmesidir. Araştırmada verilerin toplanması, çözümlenmesi ve yorumlanmasında nitel araştırma yöntemi benimsenmiş ve bu bağlamda öğretim deneyi modeli kullanılmıştır. Araştırmanın uygulaması, 2012-2013 öğretim yılında Eskişehir il merkezinde yer alan 1.Hava İkmal Bakım Merkezi İlköğretim Okulu'nda 6. sınıfa devam eden iki kız iki erkek öğrenci olmak üzere toplam dört öğrenci üzerinde gerçekleştirilmiştir. Öğrencilerinin niceliksel muhakeme becerilerini belirlemek ve bu becerilerin gelişimini gözlemleyebilmek amacıyla yürütülen öğretim süreci boyunca araştırma verilerinin toplanmasında; veri toplama araçları olarak "klinik görüşme tekniği", "çalışma yaprakları", "klinik görüşmeler ile öğretim sürecinin video kayıtları", "öğrenci günlükleri" ve "araştırmacı günlükleri", verilerin çözümlenmesinde ise, tematik analiz tekniği kullanılmıştır. Araştırma sonucunda ön görüşmelerde düşük niceliksel muhakeme becerisine sahip olan öğrencilerin yapılan öğretim ile birlikte son görüşmelerde niceliksel muhakeme becerilerinin gözle görülür şekilde geliştiği gözlenmiştir. Öğretim sonrasında öğrencilerin problemi anlama, problem durumuna uygun strateji seçme, seçilen stratejiyi uygulama ve değerlendirme basamaklarında öğretim öncesine göre daha başarılı oldukları belirlenmiştir. Ayrıca niceliksel muhakeme yapabilmede etkin bir yere sahip olan diyagram, tablo ve görsel temsil kullanımının öğretim sonrasında alışkanlık haline geldiği gözlenmiştir. Bunun yanında öğrencilerin niceliksel muhakeme gelişimlerinin cebirsel gelişimlerine ve matematik dersindeki başarı düzeylerine katkı sağladığı gözlenmiştir.
Ortaokul 5. sınıf öğrencilerinde ilişkisel düşünmenin gelişimi: Bir öğretim deneyi
Bu araştırmanın amacı, ortaokul beşinci sınıf öğrencilerinin ilişkisel düşünmelerinin gelişimini incelemektir. Araştırma öğrencilerin ilişkisel düşünme becerilerinin nasıl geliştiğini ortaya çıkarmayı amaçladığından, araştırmada nitel araştırma yöntemlerinden öğretim deneyi deseni kullanılmıştır. Araştırmanın uygulaması 2012-2013 öğretim yılında Eskişehir il merkezindeki bir ortaokulda 5. sınıfa devam etmekte olan 6 öğrenci ile gerçekleştirilmiştir. Öğretim deneyi kapsamında öğrencilerle öncelikle ön görüşmeler yapılmıştır. Ardından ilişkisel düşünmeyi destekleyici toplam 8 oturumdan oluşan bir öğretim süreci gerçekleştirilmiştir. Gelişimin gözlenmesi amacıyla da öğrencilerle son görüşmeler yapılmıştır. Araştırma verileri "video kayıtları", "klinik görüşmeler", "öğrenci etkinlik kağıtları", "araştırmacı günlükleri" ve "öğrenci günlükleri" yoluyla toplanmıştır. Toplanan verilerin analizi "verilerin işlenmesi", "verinin görsel hale getirilmesi" ve "sonuç çıkarma ve teyit etme" basamakları dikkate alınarak yapılmıştır. Araştırmanın öğretim süreci kapsamında gerçekleştirilen oturumlar öğrencilerin ilişkisel düşünme becerilerini geliştirebilecek toplama, çıkarma, çarpma ve bölme işlemleri ile ilgili etkinlikleri kapsamaktadır. Bu etkinliklerin sonucunda öğrencilerin ilişkisel düşünme becerilerini kullanarak işlem özelliklerini kavradıkları, soruların çözümlerinde sonuç bulma odaklı yaklaşım yerine, toplama ve çıkarma işlemlerinde toplananlar, eksilenler ve çıkanlar arasındaki toplamsal ilişkilere, çarpma ve bölme işlemlerinde ise çarpanlar, bölünenler ve bölenler arasındaki çarpımsal ilişkilere odaklandıkları saptanmıştır. Araştırmanın ön ve son görüşmelerinin analizi sonucunda tüm öğrencilerin ilişkisel düşünme becerilerinin geliştiği belirlenmiştir. Bu gelişim sürecinde temel aritmetik kavramların gelişimi ile ilişkisel düşünmenin gelişimi arasında karşılıklı bir etkileşim olduğu belirlenmiştir. Öğrencilerin dört işleme ilişkin toplanan, toplam, eksilen, çıkan, fark, çarpan, çarpım, bölünen, bölen ve bölüm kavramlarını geliştirdikleri ve bu kavramlar arasındaki ilişkileri formal olarak ifade edemeseler bile etkin bir biçimde kullandıkları görülmüştür. 6. sınıfta öğrenilen işlem özelliklerinin ilişkisel düşünme yoluyla aritmetik öğrenimi kapsamında 5. sınıfta öğrenilebileceği tespit edilmiştir. Ayrıca öğrencilerin eşit işaretini sonuç bulmanın yanı sıra sayılar, şekiller ve ifadeler arasında ilişki kurmaya yarayan bir sembol olarak algıladıkları saptanmıştır. Araştırmada ilişkisel düşünmenin odağında olan sayılar ve işlemlerin temel özelliklerinin vurgulanmasının dört işlem becerilerini geliştirirken bilinmeyeni bulmada belirleyici olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
8. sınıf öğrencilerinin gerçekçi matematik eğitimi yaklaşımı altında eğim kavramını oluşturma süreçlerinin APOS teorik çerçevesinde incelenmesi
Günlük yaşamda "diklik", "yokuş", "bayır" gibi yansımaları sıkça görülen eğim, matematikte türev gibi kavramlara temel oluşturan önemli bir kavramdır. Bu araştırmada, günlük yaşamlarında eğim ile etkileşime girerek yoğun bir şekilde informal bilgi edindikleri düşünülen ortaokul sekizinci sınıf öğrencilerinin eğim kavramını matematikleştirme ve oluşturma süreçlerinin incelenmesi amaçlanmıştır. Eğimin oluşturulması süreci APOS (Asiala vd., 1996) teorik çerçevesinde incelenmiştir Türk Eğitim sisteminde formal anlamda ilk kez bu seviyede karşılaşılan eğim kavramının öğretim süreci ise onların günlük yaşamdan gelen bir bağlam durumunda informal bilgilerini kullanabilmelerine fırsat veren RME yaklaşımına dayalı olarak planlanmış ve yürütülmüştür. Öğretim deneyi(teaching experiment) yöntemine göre desenlenen bu nitel araştırmanın verileri, araştırma öncesinde uygulanan açık uçlu test, araştırmacı günlükleri, çalışma kağıtları ve öğretim süreci boyunca gerçekleştirilen klinik görüşmelerden elde edilmiştir. Öğretim öncesinde eğim için önkoşul olduğu sonucuna varılan oran-orantı, doğru denklemi ve bağımlı-bağımsız değişken kavramlarının öğrencilerdeki varlığına yönelik geliştirilen açık-uçlu test 16 öğrenciye uygulanmış ve elde edilen veriler doğrultusunda bilgi, güçlük ve yanılgılarına göre ayrılan gruplardan her grubu temsilen birer öğrenci amaçlı örnekleme yoluyla katılımcı olarak seçilmiştir. Açık uçlu testten elde edilen veriler temelinde RME yaklaşımına dayalı olarak desenlenen öğretim sürecinde heterojen gruplar oluşturulmuş ve her katılımcının farklı bir grupta yer alması sağlanmıştır. Seçilen bu katılımcılarla öğretim süreci boyunca üçer klinik görüşme gerçekleştirilerek eğim kavramını matematikleştime ve oluşturma süreçleri incelenmiştir. Elde edilen sonuçlarda APOS öğrenme teorisine göre eğim kavramının genetik ayrışması ortaya konmuş ve eylem düzeyinde olduğu düşünülen katılımcıların eğimi yüksekliğin yatay mesafeye bölüneceği bir algoritma şeklinde ezberledikleri ve eğim hesabında, bu algoritmayı kullandıkları görülmüştür. Süreç düzeyine geçmiş olduğu düşünülen katılımcıların ise eğimi bir oran olarak yapılandırabilmiş ve eğimin aynı doğru ya da doğrusal bir görsel üzerinde alınan farklı noktalara göre değişmeyeceğini anlamlandırmıştır. Kavramın süreç düzeyinde oluşumunu tamamladığı ya da nesne(object) düzeyine geçme aşamasında olabileceği düşünülen öğrencinin ise eğimi, onunla doğrudan ilişkili olmayan bir problem durumunda yansıtabildiği görülürken, başka kavramlarla da ilişkilendirebildiği sonucuna varılmıştır. Ayrıca matematikleştirme sürecine ilişkin elde edilen sonuçlarda, kendiliğinden gelişen dik üçgensel modelin önce duruma özgü olarak ortaya çıktığı ardından durumdan bağımsızlaşarak fiziksel olarak ortaya konulma ihtiyacı hissedilen bir bilişsel araç olduğu ve en son olarak fiziksel olarak ortaya konulma gereği duyulmayan bilişsel bir araç, bir varlık olarak zihinde yer aldığı görülmüştür. Bunun yanında aynı doğrusal görsel üzerinde eğimin değişmediği informal bilgisi ile matematikleştirme etkinliklerinde keşfedilmesi beklenen yükseklik ile yatay mesafe arasındaki oranın sabit kalışı arasında ilişki kurularak eğimin bir oran olarak yapılandırılmasının, en az süreç düzeyinde kavram oluşturulması açısından kritik olduğu sonucuna varılmıştır. Anahtar Kelimeler: Eğim, APOS, Gerçekçi Matematik Eğitimi, Matematikleştirme
Ortaokul matematik öğretmenlerinin geometrik düşünmelerinin geliştirilmesi: Bir ders imecesi
Bu araştırmanın genel amacı ortaokul matematik öğretmenlerinin geometrik düşünmelerindeki gelişimi incelemektir. Bu amaçla araştırmanın modeli ders imecesi (lesson study) olarak belirlenmiştir. Araştırmanın uygulama süreci, 2013-2014 öğretim yılında Aydın il merkezindeki bir ortaokulda, çeşitli okullarda görev yapan beş matematik öğretmeni ile gerçekleştirilmiştir. Bu süreçte öncelikle öğretmenlerle beş hafta süren bir seminer süreci gerçekleştirilmiştir. Bu seminerde öğretmenlere Zihnin geometrik alışkanlıkları (Geometric Habits of Mind) teorik çerçevesi ile ders imecesi modeli açıklanmış ve ZGA temelli geometrik düşünmeyi geliştirici uygulamalar yapılmıştır. Ardından yaklaşık 3 ay süren ders imecesi çalışması gerçekleştirilmiştir. Ders imecesi sürecinden yaklaşık 2 ay sonra öğretmenlerin kendi okullarında gerçekleştirdikleri bireysel dersleri 2 hafta boyunca gözlemlenmiş ve geometrik alışkanlıkları kazanıp kazanmadıkları incelenmiştir. Araştırmanın verileri "video kayıtları", "öğretmen gözlem notları", "araştırmacı alan notları" ve "görüşme kayıtları" olmak üzere çeşitli veri toplama araçları ile toplanmıştır. Verilerin analizi veri toplama sürecinde ve veri toplandıktan sonra olmak üzere iki aşamada gerçekleştirilmiştir. Video verilerinin analizinde Powell, Francisco ve Maher (2003) tarafından geliştirilmiş video analizi modeli kullanılmıştır. Bu araştırma sonucunda öğretmenlerin geometrik düşünmelerinin ders imecesi aracılığıyla gelişme göstermiştir. İlk ders imecesinden yedinci ders imecesine kadar olan süreçte öğretmenlerin kullandıkları matematik dili, temsiller, ders içi öğrenci sorgulamalarının geliştiği, ilgili kavramlara yönelik zihnin geometrik alışkanlıklarına dayalı etkinlik ve problemler ürettikleri, üretilen bu problemleri ve öğretim süreçlerini bu bileşenleri dikkate alarak değerlendirdikleri ve kendi geometri derslerini bu alışkanlıklar çerçevesinde planlayıp uyguladıkları saptanmıştır. Ayrıca öğretmenlerin ders imeceleri sonrasında kendi okul ortamlarında öğrencileriyle gerçekleştirdikleri bireysel derslerinde geometrik alışkanlıkları dikkate aldıkları ve öğretim sürecine hazırladıkları etkinlik ve problemler aracılığıyla yansıttıkları saptanmıştır. Anahtar sözcükler: Zihnin geometrik alıĢkanlıkları, geometrik düĢünme, ders imecesi,öğretmen mesleki geliĢimi
7. sınıf öğrencilerinin bir dinamik geometri ortamında kullandıkları sürükleme ve ölçme araçlarının enstrümantal oluşumlarının incelenmesi
Bu araştırmanın amacı ortaokul 7.sınıf öğrencilerinin tablet aracılığıyla dinamik geometri ortamında kullandıkları sürükleme ve ölçme araçlarının enstrümantal oluşum süreçlerinin enstrümantal yaklaşım çerçevesinde incelenerek öğrenciler tarafından oluşturulan enstrümanlı eylem şemalarının belirlenmesidir. Bu doğrultuda araştırmanın modeli öğretim deneyi olarak belirlenmiştir. Araştırmanın uygulaması 2014-2015 eğitim öğretim yılında Eskişehir il merkezindeki orta sosyo-ekonomik düzeydeki bir ortaokulda amaçlı örnekleme yöntemi ile belirlenmiş dokuz tane 7.sınıf öğrencisi ile gerçekleştirilmiştir. Tabletlerin içerisine yüklenen TI_Nspire CAS yazılımının içerisinde mevcut bulunan Cabri Geometri uygulamasında gerçekleştirilmek üzere ortaokul 7.sınıf geometri öğrenme alanı kazanımları temelinde dinamik geometri ortamında sürükleme ve ölçme araçlarının kullanımına yönelik sekiz etkinlik tasarlanmıştır. Araştırmanın verileri, uygulama öncesi ve sonrası öğrencilerle yapılan bireysel görüşmeler, etkinlik uygulamalarının video kayıtları, araştırmacı gözlem notları aracılığıyla toplanmıştır. Veriler içerik analizi yöntemi ile analiz edilmiştir. Araştırmanın sonucunda öğrencilerin etkinliklerde ortaya koydukları şemaların birbirinden farklılaştığı ve her bir öğrencinin farklı enstrümantal oluşum süreçleri izledikleri gözlenmiştir. Bununla birlikte ortaya konulan enstrümanlı eylem şemalarına göre öğrencilerin davranışları için dört farklı tipolojinin ortaya çıktığı saptanmıştır. Anahtar Sözcükler: Enstrümantal yaklaşım, Sürükleme, Ölçme, Dinamik geometri yazılımı, 7.Sınıf öğrencileri.
Autograph programı kullanımının 10. sınıf öğrencilerinin fonksiyonların simetrileri ve cebirsel özellikleri konusundaki başarısına etkisi
Bu araştırmada Autograph programı kullanımının 10.sınıf öğrencilerinin fonksiyonların simetrileri ve cebirsel özellikleri konusundaki başarısına ve bu konularla ilgili kuralları genellemelerine etkisi incelenmiştir. Araştırma, 2014–2015 eğitim-öğretim yılında Balıkesir'de bir Anadolu Lisesi'nin 10. sınıfında öğrenim gören 35 öğrenci ile gerçekleştirilmiştir. Araştırma ön test-son test kontrol gruplu yarı deneysel modele göre gerçekleştirilmiştir. Deney grubunda dersler Autograph programı ile işlenmiş ve öğrenciler kendilerine önerilen öğrenme etkinliklerini bilgisayar ortamında Autograph programını kullanarak gerçekleştirmişlerdir. Kontrol grubunda ise dersler geleneksel şekilde işlenmiş ve öğrenciler kendilerine önerilen öğrenme etkinliklerini sınıf ortamında gerçekleştirmişlerdir. Öğrencilerin başarılarını ölçmek için fonksiyonların simetrileri ve cebirsel özellikleri konusunu içeren kavramsal bilgi değerlendirme testi, genelleme becerilerini tespit etmek için ise konu değerlendirme testleri kullanılmıştır. Deney ve kontrol grubuna uygulama öncesi ön test, uygulama sonrası son test uygulanmış ve uygulama üç hafta sürmüştür. Verilerin analizinde dağılımlar normal ise bağımsız grup t-testi, dağılımlar normal değilse Mann-Whitney U testi kullanılmıştır. Bu analizlere ek olarak öğrencilerin ne tür hatalar yaptıkları, yapılan hataların sebepleri, en fazla doğru cevaplanan sorular ve en az doğru cevaplanan sorular nitel analiz yoluyla belirlenmeye çalışılmıştır. Araştırmanın sonunda, deney grubu öğrencilerinin araştırmanın ilk haftasından son haftasına doğru başarılarının arttığı gözlemlenmiştir. Buna bağlı olarak, Autograph programının fonksiyonların simetrileri ve cebirsel özellikleri konusunun tümünde olmasa da bu konunun son alt başlığı olan genişleme-daralma konusunda öğrencilerin başarılarını artırdığı ve genelleme becerilerini geliştirdiği sonucuna istatistiksel olarak ulaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: Autograph, Öğrenci Başarısı, Fonksiyonların Simetrileri ve Cebirsel Özellikleri, Genelleme, 10.sınıf
Ortaokul öğrencilerinin geometri problemlerindeki matematiksel düşünme süreçlerinin incelenmesi
Bu araştırmanın amacı ortaokul sekizinci sınıf öğrencilerinin geometri problemlerine ait özelleştirme ve genelleme süreçlerini incelemektir. Genelleme yapabilmenin yanı sıra öğrencilerin genellemeye ulaşmalarını sağlayacak stratejilerine de dikkat edilmiştir. Araştırmada verilerin toplanması, çözümlenmesi ve yorumlanmasında nitel araştırma yöntemi benimsenmiştir. 2014-2015 öğretim yılı Eskişehir ilinde yer alan üç devlet okulunda öğrenim gören toplam sekiz öğrenci ile gerçekleştirilen araştırmanın verileri klinik görüşme yöntemi kullanılarak toplanmıştır. Öğrencilere genellemeye ulaşmaları beklenen beş geometrik problem verilmiş, öğrencilerden çözümlerini gerçekleştirdikten sonra farklı stratejiler kullanarak aynı genellemeye ulaşmaları istenmiştir. Veriler tematik olarak analiz edilmiştir. Araştırma sürecinde elde edilen veriler sorular bazında analiz edilmiş ve her bir soru matematiksel düşünme süreçleri bağlamında özel olarak incelenmiştir. Bulgular ise bu süreçler için belirlenen tema ve alt temalar şeklinde görselleştirilmiş, öğrencilerin genellemeye ulaşabilmek için ürettikleri stratejiler ve bu stratejilerin hangilerinin sonunda tıkanma yaşadıkları belirlenerek tablolar ile sunulmuştur. Araştırmanın sonucunda farklı problem durumlarında öğrencilerin genelleme yapabilme durumlarının değiştiği gözlemlenmiştir. Özelleştirme sürecinde yapılması gereken işlemleri başarılı bir şekilde gerçekleştiren ancak genelleme sürecinde zorluk yaşayan öğrencilerin genel olarak beklenen genellemeye ulaşabildikleri tespit edilmiştir. Sözel olarak genellemeyi ifade edebilen ya da problemlere geometrik olarak açıklama yapabilen öğrencilerden bazılarının ulaştıkları genellemeleri cebirsel olarak ifade etmekte zorlandıkları dikkat çekmiştir. Yüksek başarı düzeyine sahip öğrencilerin veriler arasında ilişki ararken birden fazla strateji üreterek farklı şekillerde beklenen genellemeye ulaşabildikleri saptanmıştır. Anahtar Kelimeler: Matematik eğitimi, matematiksel düşünme, özelleştirme, genelleme, genelleme stratejileri, geometri problemleri, problem çözme
Sekizinci sınıf öğrencilerinin dörtgenler bağlamında matematik dili kullanımları: Sentaks ve semantik bileşenler
Bu araştırmanın genel amacı sekizinci sınıf öğrencilerinin dörtgenler bağlamında matematik dili kullanımlarını sentaks ve semantik bileşenleri açısından incelemektir. Bu amaçla araştırmada nitel araştırma yöntemi kullanılmıştır. Araştırmanın uygulaması 2014-2015 öğretim yılında Eskişehir il merkezindeki bir ortaokulda sekizinci sınıfa devam etmekte olan sekiz öğrenci ile gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın amacı doğrultusunda veriler klinik görüşmeler yoluyla toplanmıştır. Görüşmeler video ile kayıt altına alınmış, ayrıca klinik görüşmelerdeki öğrenci etkinlik yaprakları da veri kaynağı olarak kullanılmıştır. Toplanan verilerin analizi "verilerin işlenmesi", "verinin görsel hale getirilmesi" ve "sonuç çıkarma ve teyit etme" basamakları dikkate alınarak yapılmıştır. Araştırmadan elde edilen bulgular sonucunda, başarı düzeyleri ve cinsiyet ayırt etmeksizin öğrencilerin dörtgenlere ilişkin kullandıkları matematik dilinde eksikliklerinin ve yanılgılarının olduğu saptanmıştır. Öğrencilerin, dörtgenlere ilişkin tanımlama yapabildikleri ancak köşegen kavramını gözardı ettikleri için dörtgenlerin özelliklerini eksik ifade ettikleri görülmüştür. Öğrencilerin, tanım ve özellik arasındaki ayrımı yapamadıkları, ilgili dörtgeni tanımlayan özellikler sembolik ifadeler aracılığıyla verildiğinde dörtgeni belirleyebildikleri ancak kapsayıcı tanımlar doğrultusunda dörtgenin ait olduğu sınıfı belirleyemedikleri tespit edilmiştir. Bu nedenle de dörtgeni tanımlayan sembolik ifadelere dayalı olarak dörtgenler arasındaki hiyerarşik ilişkiyi düşünememişlerdir. Dörtgenlere ilişkin verilen sözel kapsayıcı tanımlara dayalı olarak ise öğrencilerin ilgili dörtgen sınıfını belirleyebildikleri dolayısıyla dörtgenler arasındaki hiyerarşik ilişkiyi düşünebildikleri, dörtgenlerin tanımlamalarına ait sözel ifadeleri sembolik ifadelere göre semantik açıdan daha iyi algıladıkları saptanmıştır. Matematik dilinin kullanımı açısından ise öğrencilerin yaş grubu itibariyle van Hiele geometrik düşünme düzeyinden Düzey 2'nin özelliklerini göstermeleri gerekirken Düzey 0 ve Düzey 1'in özelliklerini gösterdikleri de gözlemlenmiştir. Anahtar sözcükler: Matematik dili, geometri, sentaks, semantik, van Hiele geometrik düşünme düzeyleri
Sekizinci sınıf öğrencilerinin kavramsal anlama ve cebirsel muhakeme yapıları
Cebir, matematik dersi öğretim programlarında geniş yer tutan matematiğin en önemli ancak en çok zorlanılan konu alanlarından birisidir. Cebirde yaşanılan zorluğu en aza indirebilmek, ileride cebir çalışmalarının daha çok şekillenmesini sağlayabilmek ve cebirsel düşünmenin gelişimini hızlandırabilmek için cebirin erken yaşlardan itibaren kazandırılması önemlidir. Bu bağlamda öğrencilerde temel cebirsel kavramların oluşumu ve cebirsel düşüncenin gelişimi, ilköğretim çağında verilen sağlam bir kavram ve cebir eğitimiyle doğrudan ilişkilidir. Bu araştırmayla cebir öğrenme alanında yer alan doğrusal denklemler alt öğrenme alanından doğrusal ilişki ve eğim kavramlarına ilişkin sekizinci sınıf öğrencilerinin kavramsal anlama ve cebirsel muhakeme yapılarının belirlenmesi amaçlanmıştır. Verilerin toplanması aşamasında hazırlanan açık uçlu cebir testinden ve klinik görüşmelerden yararlanılmıştır. Çalışmaya Eskişehir ilindeki iki ilköğretim okulundan seçilen toplam 103 sekizinci sınıf öğrencisi katılmıştır. Öğrencilere açık uçlu cebir testi uygulanmış ve öğrencilerin verdiği yanıtlar güvenilir olması adına iki uzman tarafından bağımsız olarak değerlendirilmiştir. Değerlendirme sonrasında beş orta ve beş yüksek başarı düzeyine sahip toplam 10 öğrenci ile klinik görüşmeler yapılmıştır. Gerçekleştirilen klinik görüşmeler öğretmenlerden, öğrenci velilerinden ve öğrencilerden alınan izinler ile video kamera aracılığıyla kayda alınmıştır. Araştırmada verilerin çözümü ve yorumlanmasında ise nitel araştırma yöntemlerinden biri olan karma yöntem tekniği kullanılmıştır. Araştırma sonucunda öğrencilerin çoğunun doğrusal ilişki, doğrunun grafiği ve eğimi hakkında zorluk yaşadıkları ve kavram yanılgılarına sahip oldukları, kavramları daha çok işlemsel boyutta algıladıkları ve benimsedikleri kavramların çoğunun ise ezber bilgi olduğu sonucu ortaya çıkmıştır. Bunun yanında öğrencilerin genel olarak eğim, doğrusallık ve doğrusal ilişki kavramlarına ilişkin yeterli argüman geliştiremedikleri, ortaya attıkları argümanları da yeterince destekleyemedikleri bunlara bağlı olarak da sağlıklı bir cebirsel muhakeme yapamadıkları görülmüştür. Anahtar Kelimeler: Cebir, cebirsel muhakeme, doğrusal ilişki, eğim, sekizinci sınıf,kavramsal anlama.
Permütasyon ve olasılık konusunun öğretiminde bilgi değişme tekniğinin kullanılmasının akademik başarıya ve hatırda tutma düzeyine etkisinin incelenmesi
Bu araştırmanın amacı, işbirliğine dayalı öğrenme yönteminde kullanılan tekniklerden Bilgi Değişme Tekniğinin Permütasyon ve Olasılık konusunun öğretiminde öğretmen merkezli öğretim yöntemlerine göre öğrencinin akademik başarısı ve öğrenmenin kalıcılığı üzerindeki etkilerinin belirlenmesidir. Araştırma 2014-2015 öğretim yılının ikinci yarıyılında Afyon İli Çobanlar İlçesinde bulunan Kocaöz Ortaokulunda yapılmıştır. Araştırma bir deney (18) ve bir kontrol (18) grubunda bulunan toplam 36 öğrenci üzerinde gerçekleştirilmiştir. Çalışma 5 hafta sürmüştür. Deney grubuna işbirliğine dayalı öğrenme tekniklerinden Bilgi Değişme Tekniği uygulanırken kontrol grubuna ortaokul matematik programına uygun öğretmen anlatımının yapıldığı öğretmen merkezli öğretim yöntemi uygulanmıştır. Araştırma ön test-son test kontrol gruplu deneme modelinde tasarlanmıştır. Her iki gruba da öğretimden önce başarı testi öntest, öğretimden sonra da sontest ve çalışmanın bitiminden üç hafta sonra hatırlama testi olarak yeniden uygulanmıştır. Araştırma verilerinin çözümlenmesinde, SPSS 16.0 (Statistical Package for the Social Sciences) bilgisayar programından yararlanılmıştır. Deney ve kontrol grubunda öğrencilerin başarı düzeylerinin ve öğrenmenin kalıcılığının karşılaştırılmasında t testi (Tek Örneklem t testi) ve 3x2 karma desenli Anova analizi uygulanmıştır. Ayrıca analizlerde anlamlılık düzeyi p <.05 olarak alınmıştır. Çalışma sonucunda deney ve kontrol grupların sontestleri ve kalıcılık testleri arasında istatiksel olarak anlamlı bir fark bulunamamıştır. Buna göre Permütasyon ve Olasılık konusunun öğretiminde Bilgi Değişme Tekniğinin kullanılmasının en az öğretmen merkezli öğretim yöntemi kadar etkili olduğu söylenebilir. Ayrıca öğretim uygulaması sonunda deney gurubundaki öğrencilere Bilgi Değişme Tekniği Değerlendirme Anketi uygulanmıştır. Buna göre deney grubundaki öğrencilerin büyük çoğunluğunun uygulanan Bilgi Değişme Tekniği ile ilgili görüşlerinin olumlu olduğu saptanmıştır. Ancak bazı öğrencilerden alınan görüşlere ve yapılan gözlemlere göre düşük seviye gruplarındaki öğrencilerin tüm görevleri tam olarak yerine getirmeye istekli davranmaması, bazı öğrencilerin birlikte çalışmak istemedikleri arkadaşları ile eşleşmesi, sınıf içinde öğretmen merkezli sınıf ortamlarına göre daha fazla gürültü oluşması, sürekli grup ve eş değişiminin sınıf içinde karmaşaya yaratması gibi bazı olumsuz durumların ortaya çıktığı belirlenmiştir. Anahtar Kelimeler: İşbirlikli Öğrenme, Bilgi Değişme Tekniği, Permütasyon ve Olasılık Öğretimi
Matematiğin popülerleştirilmesine yönelik tasarlanan etkinliklerin 7. sınıf öğrencilerinin matematik süreç becerileri ve tutumları açısından değerlendirilmesi
Bu araştırmanın amacı ortaokul sınıf ortamında uygulanmak üzere tasarlanan popülerleştirme etkinliklerinin popülerleştirmeye katkısını matematiksel süreç becerileri ve matematik tutumu açısından incelemektir. Bu doğrultuda araştırmanın modeli durum çalışması olarak belirlenmiştir. Araştırmanın uygulaması, 2014-2015 öğretim yılında Eskişehir il merkezindeki orta sosyo-ekonomik düzeydeki bir ortaokulun 7. sınıf Seçmeli Matematik Uygulamaları dersini alan 24 öğrencisiyle gerçekleştirilmiştir. Didaktik Durumlar Teorisinin [DDT] prensipleri temelinde 6 popülerleştirme etkinliği tasarlanmıştır. Etkinlikler haftada 2 ders saatinde ve 3 ay boyunca uygulanmıştır. Araştırmanın verileri, uygulama öncesi ve sonrası öğrencilerle yapılan bireysel görüşmeler, derslerin video kayıtları, araştırmacı gözlem formları ve gözlem notlarıyla, öğrenci resim ve hikayeleri aracılığıyla toplanmıştır. Veriler içerik analizi yöntemiyle analiz edilmiştir. Video kayıtlarının içerik analizinde DDT'nin belirlediği temel matematiksel süreçler esas alınmıştır. Görüşmeler ve diğer verilerin analizinde ise tümevarımsal yaklaşımla kodlar ve kategoriler oluşturulmuştur. Popülerleştirme etkinliklerinin matematiksel süreç becerilerine etkisini incelemek için 4 öğrencinin tüm etkinlikleri ve görüşleri esas alınmıştır. Popülerleştirme etkinliklerinin matematik tutumuna etkisini incelemek içinse tüm öğrencilerin etkinlikler öncesi ve sonrası görüşmeleri, gözlem notları ve öğrenci resimleri esas alınmıştır. Araştırmanın sonucunda DDT prensipleri esas alınarak hazırlanan popülerleştirme etkinlikleriyle öğrencilerde matematiksel süreç becerilerine yönelik olumlu deneyimler yaşatılabildiği ve matematiğe yönelik olumlu tutum gelişiminin sağlanabildiği görülmüştür. Matematik tutumu açısından ise, uygulamaya katılan tüm öğrencilerin matematik vizyonlarında, matematiğe yönelik duygularında ve matematik başarı algılarında olumlu gelişmeler gözlemlenmiştir.
Ortaokul öğrencilerinin zihnin geometrik alışkanlıklarının kazanımına yönelik dinamik geometri yazılımındaki öğrenme süreçleri
Bu araştırmanın genel amacı 7. sınıf öğrencilerinin dinamik geometri yazılımında (DGY'de) zihnin geometrik alışkanlıkları (ZGA) kapsamındaki akıl yürütme süreçlerinin gelişimini araştırmaktır. Nitel türdeki bu çalışmada öğretim deneyi modeli kullanılmıştır. Araştırma Eskişehir ilinde sosyo-ekonomik durumu orta-düşük seviyedeki bölgede yer alan bir devlet ortaokulundaki 21 öğrenci ile gerçekleştirilmiştir. Bu öğrenciler arasından, altı öğrenci araştırmanın odak katılımcıları olarak seçilmiştir. Öğretim deneyinin ilk haftalarında katılımcıların DGY araçlarını tanımalarını sağlayan orkestrasyon tiplerine ağırlık verilmiştir. Sürecin sonraki bölümlerinde ise katılımcıların ZGA süreçlerini destekleyen matematiksel tartışmalar yapmalarını ve işbirlikli çalışmalarını sağlayan yeni orkestrasyon tipleri kullanılmıştır. Öğretim deneyi sürecinde katılımcıların DGY'de çalışırken, bir göreve uygun araç seçme, seçilen aracın prosedürünü uygulama ve geometrik temsil biçimlerini anlamaya ilişkin enstrümantal zorluklarla karşılaştıkları görülmüştür. Öğretim sürecinin sonraki bölümlerinde bu zorluklara ilişkin önlemler geliştiririlirken, odak katılımcıların ZGA temelli problemlerin çözümünde DGY'ye yönelik farklı kullanım şemaları inşa ettikleri ve DGY araçları yardımıyla "ilişkilendirme", "genelleme", "değişmezleri araştırma" ve "keşif ve yansıtma" süreçlerinde ilerleme kaydettikleri ortaya çıkmıştır. Anahtar Sözcükler: Ortaokul matematik öğrenimi, Zihnin geometrik alışkanlıkları, Dinamik geometri yazılımı, Enstrümantal oluşum, Enstrümantal orkestrasyon.
1-4. sınıf düzeylerine yönelik üç boyutta geometrik düşünme testinin geliştirilmesi, uygulanması ve sonuçlarının değerlendirilmesi
Bu araştırmada, ilkokul 1-4. sınıf öğrencilerinin üç boyutta geometrik düşünmelerini belirlemeye yönelik Üç Boyutta Geometrik Düşünme Testi gelişmek ve bu test aracığıyla öğrencilerin üç boyutta geometrik düşünmelerinin sınıf düzeyine göre nasıl değiştiğini incelemek amaçlanmıştır. Araştırmada geliştirilen Üç Boyutta Geometrik Düşünme Testi, bir kâğıt-kalem testidir. Bu test, üç boyutta geometrik düşünmenin bileşenlerinin belirlenmesi ve her bir bileşeni ölçmeye yönelik soruların hazırlanması sonucunda geliştirilmiştir. Tarama modelinin kullanıldığı bu nicel araştırmanın çalışma grubunu, ilkokul öğrencileri oluşturmaktadır. Toplamda 520 ilkokul öğrenciye uygulanan Üç Boyutta Geometrik Düşünme Testinden alınan puanlar, sınıf düzeylerine göre karşılaştırılmış ve üç boyutta geometrik düşünmenin bileşenleri arasındaki ilişkiler incelenmiştir. Araştırmanın bulguları, geliştirilen Üç Boyutta Geometrik Düşünme Testinin, geçerli, güvenilir ve kullanışlı olduğunu göstermektedir. Araştırmada, diğer yandan, sınıf düzeyi arttıkça öğrencilerin Üç Boyutta Geometrik Düşünme Testinden aldıkları puanların anlamlı bir şekilde arttığı görülmüştür. Araştırmada ayrıca, üç boyutta geometrik düşünmenin bileşenleri arasında, pozitif ve orta düzeyde ilişkiler bulunmuştur. Araştırma sonuçları, geliştirilen Üç Boyutta Geometrik Düşünme Testinin, ilkokul öğrencilerinin üç boyutta geometrik düşünmelerini belirlemek için etkili bir araç olduğunu göstermektedir. İlkokul öğrencilerinin testten aldıkları puanların değişimi, sınıf düzeyinin, üç boyutta geometrik düşünme üzerinde etkili bir değişken olduğunu göstermektedir. Anahtar Sözcükler: Geometrik düşünme, Üç boyutta geometrik düşünme, Üç Boyutta Geometrik Düşünme Testi (3BGT), İlkokul 1-4. Sınıf
Ortaokul matematik öğretmenlerinin tahmini öğrenme yollarına dayalı öğretimlerindeki pedagojik yollarının desteklenmesi
Bu araştırmanın amacı ortaokul matematik öğretmenlerinin tahmini öğrenme yollarına uygun olarak tasarlanmış öğretim sürecinde kullanabilecekleri pedagojik yollarda gelişim göstermelerini sağlamaktır. Katılımcı eylem araştırması olarak gerçekleştirilen bu araştırmada iki ortaokul matematik öğretmeni ve araştırmacı işbirliği içinde çalışarak öğretmenlerin gerçekleştirdikleri uygulamalar geliştirilmeye yani pedagojik yollarda gelişim göstermeleri sağlanmaya çalışılmıştır. Araştırma 10 haftada gerçekleştirilmiş, altıncı sınıf cebir öğrenme alanına yönelik tahmini öğrenme yolları planlanarak öğretmenler tarafından uygulaması gerçekleştirilmiş ve öğretmenlerin öğretimlerinde kullandıkları pedagojik yollarına odaklanılmıştır. Araştırmada öğretmenlerle yapılmış ön görüşmeler, öğretim videoları, mesleki gelişim oturumlarının videoları ve araştırmacının alan notları veri kaynakları olarak kullanılmıştır. Bu araştırmada uygulanan mesleki gelişim etkinlikleriyle öğretmenlerin öğretimlerinde kullandıkları bilgi ve becerilerinde büyük bir değişim ve gelişim gösterdikleri görülmüştür. Bu değişim ve gelişim öğrenci düşüncesinin kullanımı, sınıf içi tartışmalara dayalı pedagojik yollar, temsillerin kullanımı ve matematik öğretim bilgisi bağlamında gerçekleşmiştir. Öğretmenlerin mesleki gelişimlerinin sağlanmasına yönelik gerçekleştirilen bu çalışmadan elde edilen sonuçlara ve gelecekte yapılabilecek benzer çalışmalara yönelik öneriler sunulmuştur. Anahtar Sözcükler: Tahmini öğrenme yolları, Ortaokul matematik öğretmenleri,Cebir, Pedagojik yol.
Matematik okuryazarlığının problem çözmede sistematik çeşitleme ile desteklenmesinin öğretim deneyi yoluyla incelenmesi
Bu araştırmada çeşitlemelerle problem çözme etkinliklerini içeren bir öğrenme ortamında sekizinci sınıf öğrencilerinin "problem çözme" ve "muhakeme ve argüman" yeterliliklerinin desteklenmesi yoluyla "matematik okuryazarlığı" becerilerinin ve problem çözme sürecindeki düşünme yollarının incelenmesi ve desteklenmesi amaçlanmıştır. Bu amaç doğrultusunda nitel araştırma yöntemlerinden öğretim deneyi yürütülmüştür. Araştırmanın katılımcılarının çalışma öncesindeki bilgi ve yeterliliklerini saptamak amacıyla 237 öğrenciye açık uçlu bir veri toplama aracı uygulanmıştır. Açık uçlu veri toplama aracıyla toplanan verilerin nitel betimsel analizi sonucunda muhakeme ve argüman yeterlilikleri açısından farklı düzeylerde oldukları düşünülen yedi öğrenciyle öğretim deneyi yürütülmüştür. Araştırma sonuçları öğrencilerin üst düzey muhakeme becerilerini yansıtmakta zorlandığını ve kendi muhakemelerine güvenmediklerini ortaya koymuştur. Bununla birlikte öğrencilerin problem çözmedeki düşünme yollarının en az istendik olandan daha istendik olana doğru gelişim ve değişim gösterdiği ve matematik okuryazarlığı performanslarının geliştiği görülmüştür. Araştırma sonucunda en zayıf öğrencinin dahi ikinci düzeydeki matematik okuryazarlığı maddelerini yanıtlayabildiği görülmüştür. Entelektüel ihtiyaç, matematiksel bilgiler, matematiğe ilişkin inançlar ve tutum gibi faktörlerin öğrencilerin düşünme yollarını ve matematik okuryazarlığı performanslarını etkilediği görülmüştür. Anahtar Sözcükler: Sistematik çeşitleme, DNR çerçevesi, Düşünme yolları, Matematik okuryazarlığı, PISA.
İlkokul ve ortaokul Matematik ders kitaplarındaki geometri görevlerinin tür, bağlam, temsil biçimi ve bilişsel istem düzeyleri açısından incelenmesi
Türkiye'de 2005 yılında reform hareketleri başlatılarak hemen hemen bütün disiplinlerin öğretim programları değiştirilmiş ardından 2015 yılında program yeni bir değişime uğramıştır. Öğretim programlarındaki değişimler öğretmenler tarafından en çok kullanılan materyal olan ders kitaplarının da değişmesini ve içinde yer alan görevlerin niteliğinin arttırılmasını gündeme getirmektedir. Bu araştırmanın genel amacı Talim Terbiye Kurulu Başkalığı [TTKB] tarafından yayımlanan 2016-2017 öğretim yılı ilkokul ve ortaokul matematik ders kitaplarında yer alan geometri öğrenme alanına ait görevleri makro ve mikro düzeyde incelemektir. Bu bağlamda görevler önce tür bakımından etkinlik, alıştırma problemi ve çözümlü örnek olmak üzere üç gruba ayrılmış ardından temsil biçimi (sözel, şekil, resim, sembol) ve bağlamı (intra-matematik, non-matematik) açısından incelenmiştir. Son olarak da bilişsel istemler açısından incelenmiş; ezberleme, ilişkilendirmeye dayanmayan, ilişkilendirmeye dayanan ve matematik yapma türü görevler olarak ayrılarak analiz edilmiştir (Stein, Smith, Henningsen ve Silver, 2000). Araştırmanın amacı doğrultusunda veriler doküman analizi yöntemiyle toplanmıştır. Veriler makro ve mikro düzeyde tablolar halinde görselleştirilmiş ve araştırmanın analizi oluşturulan tablolar dikkate alınarak yapılmıştır. Araştırmada elde edilen sonuçlara dayalı olarak tür bakımından en fazla alıştırma problemi, temsil biçimi açısından en çok şekil, bağlam açısından intra-matematik türü görevlere rastlanmıştır. Geometri görevlerinin bilişsel istem seviyeleri incelendiğinde ilişkilendirmeye dayanmayan ve ilişkilendirmeye dayanmayan matematiksel yöntem türünde daha fazla yer aldıkları tespit edilmiştir. Yüksek düzeyde bilişsel istem düzeylerine ait görevlerin matematik yapma türünde değil ilişkilendirmeye dayanan matematiksel yöntem türünde yer almaktadır. Ayrıca sınıf seviyelerindeki artış ile bilişsel istem düzeyindeki artış ters orantılı olmuştur. İlkokul kitaplarında yer alan geometri görevlerinin ortaokul kitaplarına göre daha yüksek seviyede bilişsel istem düzeyinde oldukları sonucuna varılmıştır. Bu çalışmanın sonuçları doğrultusunda yüksek düzey bilişsel istem gerektiren görevlerin sayısı artırılmasının gerektiği ve özellikle yüksek düzeyde bilişsel istem gerektiren etkinliklerin ders sırasında öğretmenler tarafından uygulanması gerektiği önerilmektedir. Anahtar Sözcükler: Bilişsel istem seviyeleri, Ders kitabı analizi, Matematik ders kitapları, Geometri görevleri.
Matematik ağırlıklı bir STEM modülünün geliştirilmesi ve modüle yönelik görüşlerin değerlendirilmesi
STEM eğitimi yaklaşımının önemi nedeniyle uygulanması ve geliştirilmesine yönelik adımlar atılmaktadır. Bu nedenle, STEM eğitimi yaklaşımına yönelik nitelikli programların hazırlanması eğitimciler için çok önemlidir. Nitelikli bir STEM eğitim uygulaması için alanda sınırlı sayıda STEM modülleri yer almakla birlikte var olan bu modüller fen bilgisi konularının öğretimine yönelik olup, matematik bu modüllerde bir araç olarak kullanılmaktadır. Bu çalışmanın amacı ortaokul oran-orantı, alan ölçümü ve madde-ısı konularının öğretimi için matematik ağırlıklı STEM modülü geliştirmek ve geliştirilen bu modülün ve matematik eğitimi alanında ileride geliştirilecek olan modüllerin niteliğini değerlendirecek bir STEM değerlendirme formu oluşturmaktır. Bu çalışmada, geliştirilen matematik ağırlıklı STEM modülünün ve STEM değerlendirme formunun güvenilirliği ve geçerliliği uzman görüşleri alınarak araştırılmıştır. Bu çalışmada, tasarım temelli araştırma yöntemi kullanılmıştır. STEM değerlendirme formunun uzman görüşlerine göre Croanbach's alpha değeri 0,91 hesaplanmış olup yüksek düzeyde geçerlilik ve güvenilirliğin sağlandığını göstermektedir. Geliştirilen Matematik ağırlıklı STEM modülünün için uzmanlar arası görüş uyumluluğu %94 olarak belirlenirken modülün uzman görüşlerine göre Croanbach's alpha değeri 0,80 olarak hesaplanmış olup yüksek düzeyde geçerlilik ve güvenilirliğin sağlandığını göstermektedir. Bu çalışma ile geliştirilen matematik ağırlıklı STEM modülünün hem öğretmenler için düzenlenen eğitici eğitimi programlarında hem de yedinci sınıf öğrencilerinin eğitiminde kullanılabilecek ve matematiğin ön planda olduğu STEM öğretim materyali eksikliğini gidermeye katkı sağlayacaktır. Ayrıca, bu çalışma sürecinde geliştirilen STEM değerlendirme formunun ileride geliştirilecek STEM modüllerinin değerlendirilmesine yönelik bir değerlendirme aracı olarak alana katkı sunması amaçlanmaktadır.
Ortaokul öğrencilerinin matematik okuryazarlığı farkındalık düzeylerinin geliştirilmesi: Tasarım tabanlı bir araştırma
Bu araştırma ortaokul öğrencilerinin matematik okuryazarlığı başarı düzeyleri ve matematik okuryazarlığı farkındalık düzeylerinin geliştirilmesi amacıyla tasarım tabanlı bir araştırma modeline göre tasarlanmıştır. Çalışma grubunu, amaçlı örnekleme türlerinden ölçüt örnekleme türüne göre 2018-2019 eğitim öğretim yılında Hatay ilinin Dörtyol ilçesindeki 43 altıncı sınıf öğrencisi oluşturmaktadır. Araştırmada veri toplama aracı olarak matematik okuryazarlık başarı testi, matematik okuryazarlık özyeterlilik ölçeği (MOÖYÖ), yarı yapılandırılmış görüşme formundan yararlanılmıştır. Nicel verilerin analizinde betimsel istatistikler, ANOVA, bağımsız gruplar t testi uygulanmıştır. Nitel verilerin analizinde ise içerik analizi kullanılmıştır. Araştırmanın nicel sonuçlarına göre öğrencilerin ön başarı testinde düşük puan aldıkları, ancak ara başarı, son başarı ve kalıcılık puanlarının arttığı; matematik okuryazarlık (MO) puanlarının da olumlu yönde arttığı sonucuna ulaşılmıştır. Araştırmanın nitel bulgularına dayalı olarak öğrencilerin kurdukları problemler açısından; kişisel, nicelik, üretici, orijinal, sayısal ve sözel kategoride, problemin kuruluşuna ilişkin ve cevaba ilişkin türde, matematik cümlesi yazma ve muhakeme kategorisinde daha çok problemler oluşturdukları sonucu ortaya çıkmıştır. Bununla beraber öğrencilerden alınan görüşler açısından; öğrencilerin matematik okuryazarlığı PISA niteliğindeki problemlerinin ne olduğunun farkına vardıkları ve bu tarzda problemleri oluşturabildikleri ve ayrıca bu konuda başarılı oldukları sonucu ortaya çıkmıştır. Anahtar kelimeler: PISA niteliğinde problemler, rutin olmayan problemler, matematiksel okuryazarlık, PISA, TIMSS, akademik başarı, soru yazma süreci özellikleri, problem kurma, bağlamsal problem
Matematiksel modelleme etkinliklerinin altıncı sınıf öğrencilerinin matematiksel modelleme yeterliklerine, görsel matematik okuryazarlığı algılarına ve okuduğunu anlama becerilerine etkisi
Bu araştırmanın amacı, matematiksel modelleme etkinliklerinin altıncı sınıf öğrencilerinin matematiksel modelleme yeterliklerine, görsel matematik okuryazarlığı algılarına ve okuduğunu anlama becerilerine etkisinin incelenmesidir. Bu karma araştırmanın nicel kısmında ön test-son testten oluşan yarı deneysel model kullanılırken nitel kısmında ise öğrencilerle yarı yapılandırılmış görüşmeler yapılmıştır. Bu bağlamda önce nicel veriler toplanıp daha sonra bu verilerin detaylı açıklanabilmesi amacıyla nitel verilerden yararlanıldığı için karma yöntemin açıklayıcı sıralı deseni kullanılmıştır. 36 altıncı sınıf öğrencisiyle 7 hafta boyunca matematiksel modelleme etkinliklerine dayalı bir öğretim süreci gerçekleştirilmiştir. Veri toplama aracı olarak 'Okuduğunu Anlama Başarı Testi', 'Görsel Okuryazarlık Özyeterlik Algı ölçeği', 'Matematiksel Modelleme Yeterliği Testi' ve 'Modelleme Yeterliği Değerlendirme Rubriği' kullanılmıştır. Veri analizi sonucu, matematiksel modelleme etkinlikleriyle yapılan öğretim sürecinin sonunda öğrencilerin okuduğunu anlama becerileri puanlarında artış görülmüştür; fakat okuduğunu anlama becerileriyle matematiksel modelleme yeterlikleri arasında anlamlı ilişki bulunamamıştır. Etkinliklerle yapılan sürecin öğrencilerin görsel matematik algılarını ve matematiksel modelleme yeterliği düzeylerine önemli katkılar sağladığını göstermiştir. Görsel matematik okuryazarlığı özyeterlik algılarıyla, modelleme yeterlikleri arasında orta düzeyde anlamlı ilişki bulunmuştur. Anahtar kelimeler: Matematiksel modelleme, okuduğunu anlama, özyeterlik algısı
Ters yüz sınıf modelinin ortaokul öğrencilerinin matematik dersindeki akademik başarıları ve öz düzenleme becerileri üzerine etkisinin incelenmesi
İnsanoğlunun teknolojiyle olan bağı günden güne artmaktadır. Artan bu ilişki sonucunda, teknoloji çeşitli disiplinlerin öğretilmesinde kullanılan yöntem ve teknikler arasında yerini almıştır. İngilizce adı "Flipped Classroom" olan ve Türkçeye "Ters Yüz Sınıf Modeli" olarak çevrilen yöntem son yıllarda dünyada ve ülkemize yaygınlaşmaya başlamıştır. Bu çalışmanın amacı, ters yüz sınıf modelinin 5. sınıf matematik dersinde "Kesirler ve Kesirlerle İşlemler" ünitesinde, öğrencilerin akademik başarısı ve öz düzenleme becerilerinin üzerine etkisinin incelenmesidir. Araştırmada nicel araştırma yöntemi kullanılmıştır. Araştırmanın nicel boyutunda 5. sınıf matematik dersi "Kesirler ve Kesirlerle İşlemler" ünitesinde ters yüz sınıf modelinin öğrenci başarısına etkisini incelemek üzere ön test-son test kontrol gruplu yarı deneysel araştırma deseni kullanılmıştır. Araştırmanın nitel boyutunda, ters yüz sınıf modeli uygulaması sonrasında deney grubu öğrencilerinden amaçsal örnekleme türlerinden maksimum çeşitlili yöntemine göre seçilen bir gruba yarı yapılandırılmış görüşme formları uygulanmıştır. Araştırmanın örneklemini, 2019-2020 Eğitim Öğretim Yılının Adana ilinin Seyhan ilçesinde sosyoekonomik durumu ve akademik başarısı düşük düzeyde olan bir ortaokulun beş farklı şubesinde bulunan toplam 97 öğrenci oluşturmaktadır. Deney grubu olmak üzere iki şube, kontrol grubu olmak üzere ise üç şube belirlenmiştir. Araştırma süresi yedi haftadır. Veri toplama aracı olarak akademik başarı testi, öz düzenleyici öğrenme stratejileri ölçeği ve yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılmıştır. Çalışmada grupların akademik başarı değişimini belirlemek için 29 soruluk başarı testi ön test ve son test şeklinde uygulanmıştır. Deney grubunda dersler ters yüz sınıf modeline uygun olarak işlenmiştir. Ters yüz sınıf modelinde, mevcut öğretim yönteminden farklı olarak sınıf içerisinde yapılması gereken aktiviteleri evde, evde yapılması gereken aktiviteleri ise sınıfta yapılmaktadır. Bu modelde öğrenciler konunun teorik bilgilerini evde öğrenirken, üst düzey bilişsel kademelerine sınıfta ulaşmaktadır. Çalışmada konu ile ilgili videolar araştırmacı tarafından hazırlanmıştır. Ayrıca Eğitim Bilişim Ağı'nda bulunan içerikler de kullanılmıştır. Videolar ve etkinlikler öğrencilere Eğitim Bilişim Ağı üzerinden ulaştırılmıştır. Kontrol grubunda ise dersler yedi haftalık süreçte mevcut öğretim yöntemi kullanılarak yürütülmüştür. Araştırmanın nitel boyutunu incelemek üzere öğrencilerle yarı yapılandırılmış görüşmeler yapılarak, ters yüz sınıf modeli hakkında olumlu ve olumsuz görüşleri alınmıştır. Öğrencilerin velilerinden gerekli izinler alınarak görüşmecilerin ses kaydı alınmıştır. Ayrıca deney grubuna, ters yüz sınıf modelinin öz düzenleme becerisine etkisini incelemek üzere 40 maddelik öz düzenleyici öğrenme stratejileri ölçeği uygulanmıştır. Çalışılan grupların akademik başarı testi ön test uygulamasının sonuçları incelendiğinde iki grubunda kesirler ve kesirlerle işlemler ünitesindeki, akademik başarıları denk olduğu görülmüştür. Ters yüz sınıf modelinin akademik başarı üzerine etkisini belirlemek amacıyla tek yönlü kovaryans analizi (ANCOVA) kullanılmıştır. Son test uygulamasının sonuçları incelendiğinde ise deney grubu lehine anlamlı bir şekilde farklılaşma olduğu görülmüştür. Yarı yapılandırılmış görüşmelerden elde edilen verilerin analizi sonucunda öğrencilerin ters yüz sınıf modeli hakkında olumlu görüşlerinin olduğu, modeli kısa zamanda benimsedikleri ve diğer derslerin de bu model ile işlenmesini uygun gördükleri sonucuna varılmıştır. Deney grubuna uygulanan öz düzenleyici öğrenme stratejileri ölçeğinin analizinde ise öğrencilerin öz düzenleme becerilerinin ters yüz sınıf modeli ile geliştiği görülmektedir. Anahtar Kelimeler: Ters yüz sınıf modeli, matematik eğitimi, kesirler, 5. sınıf, öz düzenleme becerisi.
STEM yaklaşımına dayalı matematiksel modelleme etkinliklerinin ortaokul öğrencilerinin matematiksel modelleme becerilerine ve matematik okuryazarlığına etkisi
21. yüzyıl becerilerini geliştiren STEM eğitimi yaklaşımının amacı yeni çağın ihtiyaçlarını karşılayabilen, araştıran, düşünen, sorgulayan, farklı disiplinlerinden edindiği bilgileri uygulamaya, yeni buluşlara ve ürüne dönüştürmesini hedefleyen bireyler yetiştirmektir. STEM eğitimi, tüm bu disiplinlerden edinilen bilgileri bütünün tamamlayıcıları olarak görmesini hedeflemektedir. Ayrıca uluslararası sınavlarda öğrenci başarısını artırmak için de önemli bir eğitim yaklaşımıdır. Matematiksel modelleme de matematik okuryazarlığı kavramının önemli bir parçası olduğu kabul edilmektedir. Dolayısıyla matematik okuryazarlığı da 21. Yüzyıl becerileri arasında yer aldığı göz önünde bulundurulursa, STEM etkinliklerinin ve matematiksel modelleme problemlerinin kazandırdığı yeterlikler aynı zamanda matematik okuryazarlığı başarısı yüksek olan öğrencilerden beklenen yeterliklerdir. Bu sebeple STEM bağlamında matematiksel modelleme yeterliklerin geliştirilmesi matematik okuryazarlığını da geliştirmektedir. Bu çalışmanın amacı STEM yaklaşımına dayalı matematiksel modelleme etkinliklerinin ortaokul öğrencilerinin STEM bağlamında matematiksel modelleme becerilerine ve matematik okuryazarlığına etkisi ile stem eğitimine yönelik ilgilerini ve STEM bağlamında matematiksel modelleme problemlerine yönelik görüşlerinin incelenmektir. Araştırmada karma araştırma yöntemi kullanılmıştır. STEM yaklaşımına dayalı matematiksel modelleme etkinlikleri ile yarı deneysel süreç gerçekleştirilerek ve süreç içerisinde öğrencilerin görüşleri alınarak elde edilen nitel bulgular, nicel bulguları desteklemektedir. Araştırmanın çalışma grubunu, 2020/2021 eğitim öğretim yılında Hatay ilinin İskenderun ilçesine bağlı devlet okulunda öğrenim gören 66 sekizinci sınıf öğrencileri oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklem grubu ölçüt örnekleme yöntemi ile belirlenmiştir. Araştırmada nicel veri olarak; STEM İlgi Ölçeği, Matematik okuryazarlığı öz-yeterlik ölçeği, 'Matematik Okuryazarlık Başarı Testi', STEM Bağlamında Matematiksel Modelleme Etkinlikleri, öğretim uygulama sürecinde kullanılmak üzere 'STEM Eğitimi yaklaşımına dayalı Matematiksel Modelleme Etkinliği', öğrencilerin matematiksel modelleme etkinliklerinin yeterliği düzeylerini belirlemek amacıyla 'Değerlendirme Rubriği' kullanılmıştır. Nitel veri olarak 'Yarı Yapılandırılmış Görüşme Formu' kullanılmıştır. Araştırmadan elde edilen bulgulara göre uygulama eğitiminden sonra matematik okuryazarlığı öz-yeterlik ölçeği puanları, matematik okuryazarlık başarı düzeyleri, STEM bağlamında matematiksel modelleme becerilerinin olumlu geliştiği fakat STEM ilgi ölçeği puanları arasında bir farklılık olmadığı görülmüştür. STEM bağlamında matematiksel modelleme becerileri ile matematik okuryazarlık başarı düzeyleri arasında pozitif yönde yüksek ilişki tespit edilmiştir. Öğrenci görüşleri incelendiğinde genel olarak problemlerin anlaşılması zor olduğu, birden fazla disiplin alanına hâkim olunması gerektiği, eğlenceli, faydalı, farklı bakış açıları kazandırdığı, mühendislik ve teknoloji alanına olan ilgilerinin arttığını belirtmişlerdir. Anahtar kelimeler: STEM eğitimi, matematiksel modelleme, matematik okuryazarlığı, STEM bağlamında matematiksel modelleme, sekizinci sınıf öğrencileri, STEM ilgi ölçeği, STEM yaklaşımına dayalı matematiksel modelleme etkinlikleri
9. sınıf matematik ders kitaplarındaki soruların PISA matematik okuryazarlığı çerçevesinde incelenmesi
Ekonomik Kalkınma ve İşbirliği Örgütü (OECD) tarafından üçer yıllık periyodlar hâlinde uygulanan, Uluslararası Öğrenci Değerlendirme Programı (PISA) değerlendirmesi ile 15 yaş grubu öğrencilerinin fen okuryazarlığı, matematik okuryazarlığı ve okuma becerileri ölçülmektedir. Bu değerlendirme ile öğrencilerin ilerleyen yaşantılarında karşılaşacakları problem durumlarına ne kadar hazır olduklarının erken bilgisi elde edilir. Bu çalışmanın amacı MEB tarafından öğrencilere dağıtılan 9. sınıf matematik ders kitaplarındaki sorularının; PISA matematik yeterlik ölçeğine göre soru düzeyleri, matematik okuryazarlığı bağlamları, matematiksel süreçler, konu alanları ve soru tiplerine göre sınıflandırılıp dağılımlarının ortaya çıkarılması, böylece ders kitaplarının bu bağlamda durumlarının değerlendirilmesi ve niteliklerinin arttırılması çalışmalarına katkı sağlamaktır. Kitaplardaki sorular incelendiğinde, en fazla soru içeren içerik kategorisinin "Uzay ve Şekil" en az soru içeren içerik kategorisinin ise "Belirsizlik ve veriler" olduğu görülmektedir. Sorularda "Bilimsel Bağlam" en fazla tercih edilen bağlam türü olurken "Toplumsal bağlam" içeren sorular neredeyse hiç kullanılmamıştır. "Matematiksel kavramlar, olgular, prosedürler ve muhakeme kullanma" süreç kategorisi içeren soruların sayısı diğer süreç kategori türlerindeki soruların sayısına göre oldukça fazla olduğu, "Durumları matematiksel olarak formüle etme" süreç kategorisini içeren soru sayısının ise en az olduğu görülmektedir. PISA matematik yeterlik düzeylerine göre beşinci ve altıncı düzeydeki sorulara yer verilmediği, dördüncü düzey sorulara ise çok az yer verildiği görülmektedir. Kitaplardaki sorular matematik yeterlik ölçeğine göre incelendiğinde ikinci ile üçüncü düzey olan soruların toplamının tüm soruların %94,8'ini oluşturduğu görülmektedir. Bu durum PISA 2018 sınav değerlendirme raporunda belirtilen ülkemizin matematik yeterlik düzeyi ile de paralellik göstermektedir. Kitaplarda az sayıda bulunan PISA matematik yeterlik ölçeğine göre üst düzeydeki soruların madde tiplerine göre dağılımlarına bakıldığında ise bu soruların sorulmasında en çok tercih edilen madde tipinin "örnek – çözüm" ve "açık uçlu" madde tipleri olduğu görülmektedir. Yeni hazırlanacak kitaplarda soruların bağlamları, içerikleri ve matematiksel süreçleri bakımından dengeli bir şekilde dağılımının yapılmasına ve üst düzey soru sayılarının arttırılmasına yönelik çalışmalar yapılarak matematik okuryazarlığı bağlamında istendik kitapların yazılması önerilmektedir.
6.sınıf öğrencilerinin kesirler konusunda sınıflama becerilerinin incelenmesi
Bu çalışmanın amacı altıncı sınıf öğrencilerinin kesirler konusundaki sınıflama becerilerinin nasıl dağılım gösterdiğini incelemek, öğrencilerin kesir ve kesir türleri kavramlarına ait yaptıkları doğru sınıflama ile aşırı genelleme, dar genelleme ve yanlış kavramsallaştırma hatalarını tespit etmektir. Çalışmanın diğer amacı ise öğrencilerin kesirler konusundaki kazanımlarına ait işlemsel ve kavramsal hatalarını belirlemektir. Bir başka deyişle kesirler konusundaki öğrenmenin niteliğini saptamaktır. Araştırmada var olan bir durumun betimlenmesi amaçlandığı için nicel araştırma yöntemlerinden betimsel tarama modeli tercih edilmiştir. Bu araştırma 2021-2022 eğitim-öğretim yılı bahar döneminde yapılmış olup çalışmaya Hatay ilinin İskenderun ve Arsuz ilçelerinde bulunan 4 ortaokuldan 146'sı erkek 146'sı kız toplamda 292 altıncı sınıf öğrencisi katılmıştır. Araştırmada veri toplama aracı olarak araştırmacı tarafından geliştirilen çoktan seçmeli 20 maddeden oluşan Kesir İşlem Beceri Testi (KİBT) ve çoktan seçmeli 28 madde ve üç aşamadan oluşan Sınıflama Becerileri Belirleme Testi (SBBT) kullanılmıştır. Verilerin analizinde öğrencilerin SBBT ve KİBT'den elde ettiği toplam puanların aritmetik ortalaması, standart sapması hesaplanmıştır ve SBBT ile KİBT'den elde edilen puanların yüzde dağılımı belirlenmiştir. Araştırmanın birinci alt problemi öğrencilerin kesir, kesir türleri ve denk kesir kavramlarına ait sınıflama becerilerinin dağılımlarını ortaya koymaktır. Bu doğrultuda; öğrencilerin dar genelleme, aşırı genelleme, yanlış kavramsallaştırma ve doğru sınıflama puanlarını analiz etmek için SPSS 25 programında öğrencilerin cevapları kodlanarak puanların frekansları ve yüzdeleri hesaplanmıştır. Araştırmanın ikinci alt probleminde öğrencilerin kavramsal ve işlemsel bilgilerinde yaptıkları hatalar tespit edilmiştir. Araştırmanın üçüncü alt problemi ise SBBT ve KİBT arasında nasıl bir ilişki olduğunu belirlemektir. Bu nedenle SBBT ve KİBT'den elde edilen puanların normallik analizine bakılmıştır. Puanlar normal dağılım göstermediği için iki test arasındaki ilişkiyi belirlemek üzere nonparametrik test olan Spearman Korelasyon analizi yapılmıştır. Araştırma birinci alt amacına ait bulgularda SBBT'de öğrencilerin çoğunluğunun kesir kavramının örneğini ve özelliğini ayırt etme, şekil üzerinde eş parçalara bölünmemiş kesri gösterebilme, basit kesrin örneği verildiğinde özelliklerini belirleme, bileşik kesir kavramının tanımını yapabilme ve özelliğini ayırt etme, tam sayılı kesir kavramının özelliğini ayırt etme ve şekil üzerinde temsil edilen kesrin denk kesir örneklerini bulabilme becerilerinde hatalı sınıflama yaptıkları tespit edilmiştir. Bunun yanı sıra öğrencilerin çoğunluğunun okunuşu verilen kesrin gösterimini belirleme, basit kesrin kavram tanımını yapabilme, tam sayılı kesrin örneği verilerek özelliklerini belirleyebilme ve denk kesir kavramının tanımını yapabilme becerilerinde doğru sınıflama yaptıkları görülmüştür. Kesir türlerinde de yanlış kavramsallaştırma hata oranı, aşırı genelleme ve dar genelleme hata oranlarından fazladır. Yanlış kavramsallaştırma hatası tespit edilen öğrencilerde kesir türleri için kavram yanılgısı olduğu kabul edilmektedir ve bu yanılgıların nedenlerinin kesin tespiti için derinlemesine araştırmalar yapılmalıdır. Araştırmanın ikinci alt amacına ait bulgularda ise KİBT'de öğrencilerin yaklaşık yarısının kesirlerde toplama, çıkarma ve bölme kuralını doğru uyguladıkları bulunmuştur. Ayrıca öğrencilerin yarısından fazlasının kesrin hangi doğal sayıya yakın olduğunu doğru bulduğu, yaklaşık yarısının da tam sayılı kesirlerde işlemleri doğru şekilde yaptığı tespit edilmiştir. Öğrencilerin KİBT'de yaptıkları hatalarda ise sayı doğrusunda iki tam sayı arasını eş parçaya bölememe, kesirlerde toplama yaparken paydaları toplama, kesirlerde çıkarma yaparken paydaları çıkarma, kesirlerde bölme kuralında toplama ve çıkarma kuralını uygulama, kesirli sayıların hangi doğal sayıya yakın olduğunu belirlerken ondalık kısma dikkat etmeme hatalarını yaptıkları gözlenmiştir. Bunun dışında öğrencilerin bir doğal sayıyı bir kesre bölerken doğal sayı ile kesrin pay ve paydasında bulunan sayılardan doğrudan bölünebilen sayıları bölme eğiliminde olduğu saptanmıştır. Tam sayılı kesirlerde ise öğrenciler kesrin tam kısımlarını kendi içerisinde, kesirli kısımlarını da kendi içerisinde işleme alarak hatalı sonuç bulmuşlardır. Araştırmanın üçüncü alt amacının bulgusunda ise KİBT ve SBBT'den alınan puanlar arasında istatiksel açıdan pozitif yönde anlamlı bir ilişki olduğu saptanmıştır. Araştırmanın sonuçları öğrencilerin; kesir ve kesir türlerinin örneklerini ve özelliklerini ayırt etmede güçlük çektiklerini, kesir konusuna ait işlemlerde kısmen başarılı olsalar da öğrencilerin işlemsel ve kavramsal hatalar yaptıklarını ortaya koymuştur. Bu bağlamda matematik dersinde sadece işlemsel bilgiye odaklanılmaması, işlemsel bilginin kavramsal bilgiyle bütünleştirilerek sunulması, kavrama ait örneklerin örnek olmayanlarla karşılaştırılarak kavramın temel özelliklerinin de açıklanması önerilmektedir.
Gerçekçi matematik eğitiminin 7. sınıf öğrencilerinin matematik başarısına, kalıcılığına ve motivasyonuna etkisi
Bu araştırma, matematik dersinde gerçekçi matematik eğitimi kullanmanın yedinci sınıf ''Tam Sayılar'' konusunda öğrencilerinin akademik başarılarına, motivasyonlarına ve öğrenme kalıcılığına etkisini incelemek amacıyla nicel araştırma tekniklerinden ön test-son test kontrol gruplu yarı deneysel desen kullanılarak tasarlanmıştır. Çalışma grubu basit seçkisiz örnekleme türlerinden ölçüt örnekleme yöntemiyle seçilmiştir. Çalışma grubunu 2021-2022 eğitim öğretim yılında Adana ilinin Aladağ ilçesinde öğrenim gören 20 deney ve 20 kontrol grubu olmak üzere 40 yedinci sınıf öğrencisi oluşturmaktadır. Araştırmada veri toplama aracı olarak matematik başarı testi, matematik motivasyon ölçeği kullanılmıştır. Araştırma sonucunda elde edilen verilerin analizinde betimsel istatistikler, bağımsız gruplar t testi uygulanmıştır. Araştırmanın sonuçlarına göre öğrencilerin hem matematik başarı testi hem de motivasyon ölçeği öntest ve sontest sonuçları birbirine yakındır ve gruplar arasında anlamlı bir farklılık yoktur. Yapılan çalışmalardan sonra matematik başarı testinde deney grubundaki öğrenciler ile kontrol grubundaki öğrencilerin son test puanları arasında anlamlı bir farklılık bulunmamıştır ve kalıcılık puanları arasında deney grubu lehine anlamlı farklılık olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Matematik motivasyon ölçeğinde de deney grubundaki öğrenciler ile kontrol grubundaki öğrencilerin son test puanları arasında anlamlı bir farklılık bulunmamıştır ve kalıcılık puanları arasında deney grubu lehine anlamlı farklılık olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar kelimeler: Gerçekçi matematik eğitimi, tam sayılar, matematik, akademik başarı, motivasyon, kalıcılık, ortaokul öğrencileri
Matematiksel modelleme etkinliklerinin 8.sınıf öğrencilerin istatistiksel okuryazarlık düzeylerine etkisinin incelenmesi
Bu araştırma ile matematiksel modelleme etkinliklerinin 8.sınıf öğrencilerin İOY düzeylerine olan etkisinin incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırma 2021-2022 eğitim öğretim yılında devlet okulunda öğrenim gören 8.sınıf 65 öğrenci ile yürütülmüştür. Araştırma nicel ve nitel verilerin yer aldığı karma desen araştırması olarak yürütülmüştür. Araştırma 8 hafta sürmüştür. Araştırmanın nicel verileri İOY Ön Test ve Son Test, Modelleme Etkinlikleri ile toplanmıştır. Araştırmanın nitel verileri yarı yapılandırılmış görüşme formu ve klinik mülakat ile toplanmıştır. Nicel veriler Bağımsız Gruplar T-Testi, Eşleştirilmiş Gruplar T-Testi, Mann Whitney U testi, Wilcoxon Testi ile analiz edilmiştir.Analiz sonucu elde edilen bulgulara göre deney grubunda modelleme etkinlikleri hem genel hem de bileşenler bazında öğrencilerin İOY düzeylerinde anlamlı fark oluşturmuştur. Öğrenciler modelleme etkinliklerinin uygulanmasına yönelik olumlu görüş belirtmişlerdir. Deney grubu öğrencileri İOY düzeyinde 2. ,3. ve kısmen 4.düzeyde yer alırken , kontrol grubu öğrencileri 1. ve 2.düzeyde dağılım gösterdikleri sonucuna ulaşılmıştır.
Genişleyen şekil örüntüleri temalı hazırlanan bir varsayımsal öğrenme rotası ile 7. sınıf öğrencilerinin fonksiyonel düşünmelerinin gelişiminin incelenmesi
Bu araştırmanın amacı, 7. Sınıf öğrencilerinin fonksiyonel düşünme gelişimini, genişleyen şekil örüntüleri temelinde hazırlanan varsayımsal öğrenme rotası ile incelemektir. Bu amaç doğrultusunda araştırmanın modeli Tasarı Araştırması olarak belirlenmiştir. Araştırma 2021-2022 eğitim öğretim yılı bahar döneminde Adana ilinin Seyhan İlçesinde merkezde bulunan bir ortaokulda 21 tane 7. sınıf öğrencisi ile beraber yürütülmüştür. Fonksiyonel düşünme üzerine yapılan literatür taraması varsayımların oluşumuna, varsayımlara yönelik görevlerin ve etkinliklerin seçimine ışık tutmuştur. Yapılan literatür taramasında genişleyen şekil örüntülerinin fiziksel büyümesini analiz etmenin, öğrencilerin fonksiyonel düşünme gelişiminde etkili ve anlamlı bir ilerleme yolu olduğu görülmüştür. Bu bağlamda genişleyen şekil örüntüleri temelinde bir varsayımsal öğrenme rotası oluşturulmuş ve yedinci sınıf öğrencilerinin fonksiyonel ilişkileri anlamalarının nasıl geliştirilebileceğini belirlemek için bir dizi etkinlik planlanmıştır. Oluşturulan etkinlikler ile sınıf temelli ortamda 21 tane yedinci sınıf öğrencisiyle 4 hafta 8 ders saatinden oluşan öğretim deneyi yürütülmüştür. Öğretim deneyi öncesi ve sonrasında araştırmacı tarafından geliştirilen 19 açık uçlu sorudan oluşan fonksiyonel düşünme testi öğretim deneyine katılan öğrencilere uygulanmıştır. Fonksiyonel düşünme testi nicel ve nitel olarak analiz edilerek öğretim deneyi öncesi ve sonrasında araştırmaya katılan 7. sınıf öğrencilerinin fonksiyonel düşünmelerinin gelişimi arasındaki fark incelenmiştir. Öğretim deneyi esnasındaki analizlerden ve geriye dönük analizlerden sonra, oluşturulan varsayımsal öğrenme rotası öğrencilerin gerçek öğrenmeleri ile karşılaştırılarak varsayımsal öğrenme rotası revize edilmiştir. Verilerin analizi, öğrencilerin fonksiyonel düşünmesinin gelişimini yansıtmış, fonksiyonel düşünmelerinin genişleyen şekil örüntü görevleri ile nasıl ilerlediğini formüle ederek, fonksiyonel düşünme gelişimi için genişleyen şekil örüntüleri bağlamında yararlı bir öğretim etkinlikleri yapısı oluşturulmuştur. Araştırma sonucunda, öğretim deneyi sonrasında öğrencilerin fonksiyonel düşünmelerinin geliştiği belirlenmiş ve genişleyen şekil örüntülerinin öğrencilerin fonksiyonel düşünme gelişiminde etkili bir bağlam olduğu görülmüştür. Varsayımsal öğrenme rotası ile öğrenci gerçek öğrenmeleri arasındaki uyumun analizi neticesinde 7. sınıf öğrencilerinin fonksiyonel düşünme gelişimi için faydalı bir yapı sunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Fonksiyonel düşünme, varsayımsal öğrenme rotası, genişleyen şekil örüntüleri
Beşinci sınıf matematik dersi ondalık gösterim konusunda işbirlikli öğrenme tekniklerinin başarı ve öğrenme kalıcılığı üzerindeki etkileri
Bu çalışmanın amacı, mevcut öğretim yöntemiyle kıyaslandığında, işbirlikli öğrenme tekniklerinden olan öğrenci takımları başarı bölümleri (ÖTBB) ve küme destekli bireyselleştirme (KDB) tekniklerinin beşinci sınıf matematik dersi "Ondalık Gösterim" konusunun öğretiminde öğrencilerin akademik başarısına, öğrenmenin kalıcılığına etkisini incelemek ve deney grubundaki öğrencilerin işbirlikli öğrenme teknikleri hakkında görüşlerini ortaya çıkarmaktır. Çalışma, hem nicel hem de nitel araştırma yöntemleri kullanıldığından karma desen araştırması olarak planlanmıştır. Karma desen türü olarak sıralı açıklayıcı desen benimsenmiştir. Nicel boyutunda, deneysel yöntem model türlerinden olan "ön test- son test kontrol gruplu yarı deneysel" model tercih edilmiştir. İki sınıf deney grubu, bir sınıf kontrol grubu olarak belirlenmiştir. Nitel boyutunda ise teknikler hakkında öğrenci görüşlerini belirlemek amacıyla "Yarı Yapılandırılmış Görüşme" gerçekleştirilmiştir. Çalışma grubu; uygun örnekleme yöntemiyle 2021-2022 eğitim-öğretim yılı Adana ili Seyhan ilçesinde bulunan bir devlet okulunda öğrenim gören 55 beşinci sınıf öğrencisinden oluşmaktadır. Araştırmanın verileri; öğrencinin akademik başarısı ve öğrenmenin kalıcılığını ölçmek için araştırmacı tarafından oluşturulan "Ondalık Gösterim Başarı Testi" ve işbirlikli teknikler hakkında öğrenci görüşlerini belirlemek amacıyla "Öğrenci Görüşme Formu" uygulanarak toplanmıştır. Öğretim tekniklerinin, öğrenci başarısı ve öğrenme kalıcılığı üzerindeki etkisinin incelendiği nicel problemlerin analizleri için SPSS 26.0 paket programı istatistik testlerinden (ANOVA, Wilcoxon İşaretli Sıralar, Kruskal Wallis H ve Mann Whitney U) ve TAP (Test Analysis Program) uygulamasından faydalanılmıştır. Nitel problemlerin bulguları içerik analizinden faydalanılarak ifade edilmiştir. Çalışmanın sonuçlarına göre; uygulama sonrası her üç tekniğin de (ÖTBB-KDB-Mevcut öğretim) öğrenci akademik başarısını anlamlı düzeyde arttırdığı, ÖTBB ve KDB grupları kendi aralarında kıyaslandığında öğrenci akademik başarısını arttırma ve öğrenme kalıcılığına etkisi bakımından anlamlı farklılık oluşturmadığı buna karşın KDB ve kontrol grupları arasında KDB lehine, ÖTBB ve kontrol grupları arasında ise ÖTBB lehine başarıyı arttırma ve öğrenme kalıcılığına etki bakımından anlamlı farklılık oluştuğu tespit edilmiştir. Bu durumda her iki işbirlikli tekniğin de "Ondalık Gösterim" konusunun öğretiminde öğrencilerin akademik başarısı ve öğrenmenin kalıcılığı üzerinde anlamlı etkiye sahip olduğu söylenebilir. Araştırmanın nitel bulgularına göre ise öğrenciler her iki işbirlikli teknik hakkında genel olarak; derslerin daha eğlenceli geçtiği, yardımlaşma ve iletişim becerilerinin arttığı, teknikte uygulanan öğretim materyallerinin faydalı olduğu, başarılarının arttığı, ödüllere ulaşmak için birbirlerini motive ettikleri, matematiğin diğer konularında ve başka derslerde tekniklerin kullanılması gerektiğini ifade etmişlerdir. Anahtar Kelimeler: İşbirlikli öğrenme, küme destekli bireyselleştirme tekniği, öğrenci takımları başarı bölümleri tekniği, kalıcılık
Akran öğretimi yönteminin ve 3D yazıcı kalem teknolojisinin 7. sınıf öğrencilerinin matematik dersi akademik başarılarına ve tutumlarına etkisi
Bilgi çağında yaşadığımız şu dönemlerde iletişim teknoloji ağının büyümesi sonucu bireyler bilgilere en hızlı şekilde ulaşmayı seçmektedir. Sosyal hayattaki bu durum okullardaki öğretime de yansımaktadır. Öğreticilerin değişen dünya şartlarına uyum sağlayarak mevcut öğretimin yetersiz veya eksik kaldığı en uygun öğretim yöntemine göre bilginin kazanılmasını hedeflemesi gerekmektedir. Bu yöntemlerden biri olan akran öğretimi, yapılan araştırmalarla akran öğretiminin yapılandırmacı yaklaşımı desteklemesi, öğrenme sürecinde öğrencilerin akademik başarılarına, bilişsel ve duyuşsal becerilerine olumlu etkilerinin görülmesi, finansal açıdan maliyetinin az olması sebebiyle uygulanabilirliğinin kolay olması özellikleriyle dikkat çekmektedir. Teknolojik yeniliklerin 21. yüzyılda hızla gelişmesi günlük yaşamda vazgeçilmez olan araç ve gereçlerin öğretim materyalleri şeklinde okullarda kazanımların öğretilmesinde ve eğitim alanında aktif şekilde kullanımını arttırmaktadır. Bu gelişmelerden biri de teknoloji ve hayal ürünü olan üç boyutlu baskılardır. Son yıllarda 3D baskı teknolojisinin (3D yazıcı, 3D kalem vb.) kullanım alanının genişlemesi ile bu teknolojik ürünlerin sınıf ortamına taşınarak öğretim faaliyetlerinde kullanıldığında araştırmacıların merak ettikleri değişkenler üzerinde etkisinin olup olmadığını incelemeye yönelik çalışmaların sayısında bir artış meydana gelmiştir. Özellikle FeTeMM eğitimi alanında 3D baskı teknolojilerinden daha fazla yararlanılmaya başlanmıştır. Bu araştırma ortaokul matematik dersinde akran öğretiminin ve 3D yazıcı kalem teknolojisinin uygulanmasının öğrencilerin matematik dersi akademik başarılarına ve geometriye yönelik tutumlarına etkisini ortaya koymayı amaçlamaktadır. Çalışma grubu, amaçlı örnekleme türlerinden ölçüt örnekleme türüne göre 2021-2022 Eğitim-Öğretim yılında Millî Eğitim Bakanlığı'na bağlı Adana ilinin Sarıçam ilçesindeki bir devlet okulunda öğrenim gören 30 öğrenci akran öğretimi ve 30 öğrenci 3D yazıcı kalem teknolojisi uygulanan deney gruplarında, 30 öğrenci de mevcut öğretim programının uygulandığı kontrol grubunda olmak üzere toplam 90 yedinci sınıf öğrencisinden oluşmaktadır. Çalışma öncesinde öğrencilerin I. Dönem matematik karne notlarına ve matematik başarı testinden aldıkları ön test puanlarına bakılmış olup grupların başarı puanları anlamlı bir fark tespit edilmemiştir. Uygulamada kullanılan veri toplama araçları; matematik başarı testi, geometriye yönelik tutum ölçeği ve uzman görüşleri alınarak hazırlanan yarı yapılandırılmış görüşme formlarından oluşmaktadır. Araştırma kapsamında matematik öğretiminde akran öğretiminin ve 3D yazıcı kalem teknolojisinin öğrencilerin akademik başarıları ve tutumlarına etkisi tespit ederek sürece yönelik öğrencilerin görüşlerine başvurmak amacıyla karma yöntem kullanılmıştır. Nicel kısmında veriler deney grupları ve kontrol gruplarına uygulanan ön test-son test şeklinde yarı deneysel desenle, nitel kısmında ise deney gruplarına uygulanan yarı yapılandırılmış görüşmeler ile elde edilmiştir. Araştırmada uygulanan deneysel desende, akademik başarı ve tutum bağımlı değişkenlerdir. Bağımsız değişken ise, araştırmanın amacına hizmet edecek şekilde matematik dersine yönelik hazırlanan akran öğretimini ve 3D yazıcı kalem teknolojisi içerikleridir. Nicel verilerin analizinde tek yönlü varyans analizi (ANOVA), Kruskal-Wallis testi ve bağımsız gruplar T testi; nitel veriler ise betimsel analiz kullanılmıştır. Araştırmanın nicel sonuçlarına akran öğretiminin ve 3D yazıcı kalem teknolojisinin uygulanmasının öğrencilerin matematik akademik başarıları ve geometriye yönelik tutumları üzerine olumlu etkisinin olduğu tespit edilmiştir. Nitel sonuçlarına göre ise deney gruplarındaki öğrencilerin çoğunluğu sürecin olumlu yönlerine ilişkin görüşler belirtmişlerdir. Katılımcılar ile gerçekleştirilen görüşmelerde matematik dersinde kullanılan uygulamaların derse somut deneyimler sunarak derse yönelik ilgi, istek ve merakı artırdığı görsel açıdan daha zengin hale gelmesinde etkili olduğu ve dersi daha eğlenceli hale getirdiği sonuçlarına ulaşılmıştır. Ayrıca katılımcıların akran öğretimi ve 3D yazıcı kalem teknolojisi içeriklerinin matematik dersi dışında diğer derslerde de kullanılmasına yönelik istekli olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar kelimeler: Akran öğretimi, 3D yazıcı kalem teknolojisi, matematik akademik başarı, ortaokul öğrencileri.
7. sınıf öğrencilerinin Web 2.0 destekli matematik öğretimi yoluyla problem çözme becerilerinin ve tutumlarının incelenmesi
Bu araştırmada yedinci sınıf öğrencilerinin matematiksel problem çözme becerilerinin ve matematik problemi çözmeye yönelik tutumlarının web 2.0 destekli matematik öğretimi yapılarak incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırmada karma yöntem desenlerinden açıklayıcı sıralı desen kullanılmıştır. Mersin ilinde bulunan bir devlet okulunun seçkisiz olarak seçilen çalışma grubu, elverişli örnekleme yöntemine dayalı olarak belirlenmiş 23 çalışma, 23 kontol grubundan oluşturmaktadır. Araştırmanın nitel verilerini elde etmek için ise çalışma grubundan seçilmiş on öğrenci ile çalışılmıştır. Araştırmada veri toplama aracı olarak problem çözme becerileri ölçme aracı, matematik problemi çözme tutum ölçeği ve yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılmıştır. Tüm veriler SPSS 26.0 paket programı aracılığıyla t-testi ile analiz edilmiş ve eta kare değerleri hesaplanmıştır. Yarı yapılandırılmış görüşme formundan elde edilen verilere ise içerik analizi uygulanmıştır. Araştırma sonuçlarına göre web 2.0 destekli matematik eğitimi gören çalışma grubu öğrencilerinin, mevcut öğretim programında uygulanan yaklaşım ve prensiplere göre düzenlenen genel öğrenme modelleriyle öğretim yapılan kontrol grubu öğrencilerine göre problem çözme becerilerinin ve problem çözmeye yönelik tutumlarının anlamlı düzeyde daha çok arttığı belirlenmiştir. Öğrenciler uygulama sonrası kendi problem çözme becerilerindeki gelişimlerini ve web 2.0 araçlarıyla yapılan problem çözme çalışmalarını büyük çoğunlukla olumlu yönde değerlendirmişlerdir. Öğrencilerle yapılan görüşmelerin analizi ve ölçme aracına verilen cevapların incelenmesi sonucunda nicel bulguları destekleyen sonuçlara ulaşılmıştır. Anahtar kelimeler: Web 2.0, teknoloji, dijitalleşme, problem çözme, tutum, denklem.
Şerit modeli kullanımının 5. sınıf öğrencilerinin doğal sayılarda kat problemlerinin çözümüne etkisi ve bu süreçte yaptıkları hata türleri ile ilgili matematik öğretmenlerinin görüşlerinin incelenmesi
Bu çalışma, Singapur Şerit Modeli Kullanımının 5. sınıf öğrencilerinin doğal sayılarda kat problemlerini çözme süreçlerine etkisini ve bu süreçte yaptıkları hataları ile ilgili matematik öğretmenlerinin görüşlerini incelemek için gerçekleştirilmiştir. Araştırma, Adana ilindeki iki devlet ortaokulundan seçilen 6 matematik öğretmeni ve bu öğretmenlerin dersine girdiği 120 adet 5. sınıf öğrencisinden oluşan bir ölçüt örneklem üzerinde yürütülmüştür. Araştırma, nitel araştırma yöntemi kullanılarak durum deseni yaklaşımı benimsenmiştir. Veri toplama araçları olarak, öğrenci hatalarını belirlemek için değerlendirme formu ve öğretmen görüşlerini almak için yarıyapılandırılmış görüşme formu kullanılmıştır. Veriler betimsel analiz yöntemiyle değerlendirilmiş, öğrenci hataları kategorize edilmiş ve öğretmen görüşleri yorumlanmıştır. Sonuçlar, öğretmenlerin cebirsel ifadelerin erken yaşlarda öğretilmesine ilişkin farklı görüşlerini ortaya koymuştur. Kat problemi çözme sürecinde öğrencilerin soyut kavramları anlamada zorlandıkları ve hatalar yaptıkları belirlenmiştir. Araştırma, şerit modelinin öğrencilere yardımcı olduğunu ve öğretmenlerin bu stratejiyi daha fazla kullanması gerektiğini öne sürmüştür. Öneriler, öğretmen eğitim programlarının geliştirilmesini, matematik öğretim programının esnek hale getirilmesini, şerit modelinin daha yaygın kullanılmasını ve teknoloji odaklı öğrenme platformlarının entegrasyonunu içermektedir. Bu çalışma, öğrencilerin matematik problemlerini çözerken karşılaştıkları zorlukları anlamak ve çözüm stratejilerini geliştirmek açısından önemlidir. Öneriler, matematik eğitiminde daha etkili stratejilerin geliştirilmesine katkıda bulunabilir. Anahtar Kelimeler: Singapur şerit model yöntemi, problem çözme, ortaokul öğrencileri.
The skills of mathematics teachers to solving and installing problems requesting realistic answers examination
The main purpose of this research is to examine primary school mathematics teachers' skills in solving and posing mathematical verbal problems that require realistic answers. This research was conducted with 200 primary school mathematics teachers selected by random sampling method, working in the official secondary schools affiliated to the Ministry of National Education in the provinces of Adana and Hatay in the academic year of 2022-2023. Problem solving test, problem solving questionnaire, problem posing test and problem posing questionnaire were used as data collection tools for the research. In order to examine the problem solving and posing skills of teachers that require realistic answers, data collection tools were applied to each teacher separately. The analysis of the data obtained from the data collection tool showed that the teachers were successful in their realistic problem solving and posing skills. Keywords: Problem solving, problem posing, realistic problems that need answers
Eğitsel oyunlarla zenginleştirilen matematik öğretiminin denklemler konusunda 7. sınıf öğrencilerin matematik başarısına ve tutumuna etkisi
Bu araştırmanın amacı, eğitsel matematik oyunları ile yapılan öğretimin ortaokul yedinci sınıf öğrencilerinin denklemler konusundaki başarılarına, tutumlarına ve kalıcılığa etkisinin incelenmesidir. Araştırmanın çalışma grubunu Mersin ili Yenişehir ilçesindeki bir ortaokulda öğrenim gören 51 yedinci sınıf öğrencisi oluşturmaktadır. Araştırma amacına uygun olarak nicel araştırma yöntemi kullanılmış olup değişkenler arasında neden sonuç ilişkilerinin bulunabilmesi için yarı deneysel desen tercih edilmiştir. Bu sebeple ilk olarak deney ve kontrol grupları oluşturulmuştur. Her iki gruba da uygulama başlamadan önce denklemler başarı testi ve tutum ölçeği ön test olarak uygulanmıştır. Ardından birinci dereceden bir bilinmeyenli denklemler konusunun öğretimi için deney grubu öğrencilerine eğitsel oyunlar içeren yöntemler kullanılırken, kontrol grubu öğrencilerine ise mevcut öğretim programına ait yöntemler kullanılmıştır. Her iki gruba da uygulama bitiminde başarı testi ve tutum ölçeği son test olarak uygulanmıştır. Tüm bu uygulamalar bittikten iki ay sonra bilgilerin kalıcılığını incelemek için gruplara başarı testi tekrar uygulanmıştır. Elde edilen verilerin analizinde normal dağılım gösterdikleri anlaşıldıktan sonra grupların kendi içinde karşılaştırma yaparken bağımlı örneklem t testi, gruplar arasında karşılaştırma yaparken bağımsız örneklem t testi kullanılmıştır. Araştırma sonunda oyun tabanlı yöntemlerle gerçekleştirilen matematik öğretiminin öğrencilerin matematik başarılarına ve derse yönelik tutumlarına olumlu katkı sağladığı sonucuna ulaşılmıştır. Ayrıca, kalıcılık testinden elde edilen verilerin analizi, eğitsel oyunlarla yapılan matematik öğretiminin deney grubundaki öğrencilerin bilgiyi daha kalıcı hale getirmelerine katkı sağladığını göstermiştir. Anahtar Kelimeler: Matematik eğitimi ve öğretimi, eğitsel oyun, akademik başarı, matematiğe yönelik tutum, birinci dereceden bir bilinmeyenli denklemler
Ortaokul öğrencilerinin matematiksel yılmazlıkları, matematiksel muhakeme becerileri, türkçe başarıları ve beceri temelli matematik sorularındaki başarıları arasındaki ilişkinin incelenmesi
Bu araştırmanın genel amacı sekizinci sınıf öğrencilerinin matematiksel yılmazlıkları, matematiksel muhakeme becerileri, Türkçe başarıları ve beceri temelli matematik sorularındaki başarıları arasındaki ilişkiyi inceleyip matematiksel yılmazlık, matematiksel muhakeme becerileri ve Türkçe başarısının beceri temelli matematik sorularındaki başarı üzerindeki etkisini incelemektir. Elde edilen veriler sayısal olduğu için araştırma nicel araştırma olup genel tarama modeli olarak ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmanın örneklemini Adana ilinin Seyhan merkez ilçesinde tabakalı örnekleme yoluyla sosyoekonomik durumu alt-orta ve yüksek bölgeden seçilmiş 2 ortaokulda öğrenim görmekte olan 355 öğrenci oluşturmaktadır. Araştırmada öğrencilerin matematiksel yılmazlık düzeylerini belirlemek için Kooken, Megan, Welsh, Betsy McCoach, Johnston-Wilder ve Lee tarafından 2016 yılında geliştirilen ve 2018 yılında Çetin, Durmaz ve Girit tarafından Türkçeye uyarlaması yapılan 'Matematiksel Yılmazlık Ölçeği', matematiksel muhakeme beceri düzeylerini ölçmek için Çoban ve Tezci'nin 2020 yılında geliştirdikleri 'Matematiksel Muhakeme Becerileri Değerlendirme Ölçeği' ve kişisel bilgi formu uygulanmıştır. Araştırmada öğrencilerin Türkçe başarıları LGS Türkçe doğru sayıları ile beceri temelli matematik sorularındaki başarıları ise LGS matematik doğru sayıları ile ölçülmüştür. Araştırmanın ilk üç sorusu kapsamında frekans, yüzde, bağımsız örneklemler için t testi, tek yönlü Anova ve Pearson korelasyon katsayısı teknikleri kullanılmıştır. Son olarak araştırmanın son sorusu olan öğrencilerin beceri temelli matematik sorularındaki başarısına etki eden bu faktörlerin etki düzeyini incelemek amacıyla 3 aşamalı hiyerarşik regresyon analizi yapılmıştır. Araştırmanın sonucunda öğrencilerin matematiksel yılmazlık düzeyleri, matematiksel muhakeme becerileri ve Türkçe başarıları arasında pozitif yönde anlamlı ilişkiler ortaya çıkmıştır. Kurulan regresyon modelinin sonucunda ise matematiksel yılmazlık düzeyi, matematiksel muhakeme beceri düzeyi ve Türkçe başarısının matematik başarısı üzerinde pozitif yönlü ve anlamlı katkılar yaptığı tespit edilmiştir. Her bir aşamada regresyon modelinin varyansı açıklama oranının artması, her bir bağımsız değişkenin modeli önemli ölçüde iyileştirdiği görülmüştür. Sonuç olarak araştırmada, pozitif yönlü etkisi olan bu değişkenlerin öğrencilerin beceri temelli matematik sorularındaki başarısını önemli ölçüde (%52,3) etkilediğini ortaya konmuştur. Anahtar Kelimeler: Matematiksel yılmazlık, matematiksel muhakeme becerisi, Türkçe başarısı, beceri temelli sorular.
Matematik temalı çocuk hikaye ve çocuk popüler bilim kitaplarının matematik felsefesi açısından incelenmesi
Bu çalışma ilköğretim düzeyinde yazılmış matematik temalı çocuk hikaye ve çocuk popüler bilim türündeki kitapları matematik felsefesi açısından incelemek amacıyla gerçekleştirilmiştir. Nitel araştırma türünde gerçekleşen çalışmada doküman incelemesi yöntemi kullanılmıştır. Kitapların seçiminde belirlenen ölçütler; ilköğretim öğrencileri için hazırlanmış, matematik temalı, çocuk hikaye ve çocuk popüler bilim türünde olma şeklindedir. 42 yayınevinin sitesi incelenerek yapılan karşılaştırmalı değerlendirmelerle belirlenen 44 kitap çalışmanın örneklemini oluşturmuştur. Kitaplar alfabetik sıraya göre K-1, K-2… şeklinde K-44'e kadar kodlanmış ve araştırmacı tarafından geliştirilen Matematik Felsefesi Kitap Kodlama Listesi' yle incelenmiştir. Reuben Hersh'in 1995' te The American Mathematical Monthly isimli dergide yayımlanan makalesi "Fresh Breezes in the Philosophy of Mathematics" de 'matematiğin kabul gören bir felsefi beyanı olduğu iddiasını taşıyan her felsefi ekol bu sorulara tatmin edici cevaplar verebilmelidir' diyerek belirlediği 7 sorudan yararlanılarak geliştiren kodlama listesinde 6 tema yer almaktadır. Bu temalar şu şekildedir; matematik ve diğer disiplinler/beşerî bilgiler, matematik ve bilgi, matematik ve evrensellik, matematik ve bağımsızlık, matematik ve sonsuzluk ve matematik ve günlük hayat. Her kitap üç farklı ayda tekrar incelenmiştir. Betimsel analizle elde edilen sonuçlara göre 44 kitaptan 21 tanesinde matematik felsefesi ögesi bulunmuş ve toplam öge sayısı 120 olarak tespit edilmiştir. Hem çocuk hikâye kitaplarında hem çocuk popüler bilim kitaplarında en fazla ögenin yer aldığı alt tema matematiğin diğer beşerî bilgilerle ilişkisi alt teması olmuştur. Çocuk popüler bilim türündeki kitaplarda çocuk hikâye türündeki kitaplara kıyasla daha fazla matematik felsefesi ögesi bulunmuştur. Hiçbir temayla tek başına ilişkilendirmemin mümkün olmadığı dokuz matematik felsefesi ögesi tespit edilmiştir. İncelenen çocuk hikâye kitaplarında her temayla ilişkilendirilen en az bir ögeye rastlanmış olması Hersh (1995)' in belirlediği yedi sorunun düşünülmesine veya cevaplanmasına fırsat veren ögelerin var olduğunu ortaya koymaktadır. Araştırmadan elde edilen sonuçlar ışığında önerilerde bulunulmuştur. Anahtar kelimeler: Matematik felsefesi, çocuk hikaye kitapları, çocuk popüler bilim kitapları.
5. ve 8. sınıf öğrencilerinin okuma stratejileri üstbilişsel farkındalık düzeyleri ile matematiksel problemleri çözme becerileri arasındaki ilişkinin incelenmesi
Bu araştırma, 5. ve 8. sınıf öğrencilerinin okuma stratejilerine yönelik üstbilişsel farkındalık düzeyleri ile matematiksel problem çözme becerileri arasındaki ilişkiyi incelemeyi amaçlamaktadır. Çalışmada, öğrencilerin demografik özelliklerine göre okuma stratejileri ve problem çözme becerileri düzeylerinin farklılaşıp farklılaşmadığı; ayrıca bu iki değişken arasındaki yordayıcı ilişkiler analiz edilmiştir. Bu kapsamda cinsiyet, anne-baba meslek ve eğitim düzeyleri, okul öncesi eğitim alma durumu, öğrencilerin algıladıkları matematik başarıları ve okuma alışkanlıkları gibi değişkenler dikkate alınmıştır. Araştırma, nicel yöntem çerçevesinde ilişkisel tarama modeliyle desenlenmiştir. Çalışma grubunu, 2022-2023 eğitim öğretim yılı bahar döneminde Adana ili Seyhan ilçesindeki dört farklı eğitim bölgesinden seçilen devlet okullarında öğrenim gören 5. sınıftan 379 ve 8. sınıftan 397 öğrenci olmak üzere toplam 776 öğrenci oluşturmaktadır. Veri toplama araçları olarak Mokhtari ve Reichard (2002) tarafından geliştirilen ve Öztürk (2012) tarafından Türkçeye uyarlanan "Okuma Stratejileri Üstbilişsel Farkındalık Envanteri (OSÜF)", araştırmacı tarafından geliştirilen beceri temelli matematiksel problem çözme testi ve kişisel bilgi formu kullanılmıştır. Veriler, betimsel istatistikler, t-testi, tek yönlü ANOVA ve Pearson korelasyon analizi ile çözümlenmiştir. Araştırmanın bulgularına göre, öğrencilerin okuma stratejileri üstbilişsel farkındalık düzeyleri ile matematiksel problem çözme becerileri arasında anlamlı ve pozitif yönde bir ilişki bulunmaktadır. Ayrıca, anne-baba eğitim durumu ve okul öncesi eğitim alma gibi değişkenlerin bu beceriler üzerinde önemli etkiler oluşturduğu görülmüştür. Bulgular, üstbilişsel farkındalık düzeyi yüksek olan öğrencilerin problem çözme performanslarının da yüksek olduğunu ortaya koymuştur. Sonuç olarak, öğrencilerin okuma stratejilerini etkili kullanmalarının matematiksel problem çözme becerilerine katkı sağladığı belirlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Okuma stratejileri, üstbilişsel farkındalık, matematiksel problem çözme, ortaokul öğrencileri.
Ortaokul 5. sınıf matematik ders kitaplarındaki soruların matematik okuryazarlığı çerçevesinde incelenmesi
Bu çalışma, Milli Eğitim Bakanlığı tarafından 2024 yılında okutulması önerilen ortaokul 5. sınıf matematik ders kitabındaki soruların PISA 2022 matematik değerlendirme çerçevesi ve matematik okuryazarlığı yeterlik düzeyleri açısından incelenmesini amaçlamaktadır. Araştırmada, soruların temalara, matematiksel süreç, içerik alanları ve genel içerik alanları, matematik okuryazarlık yeterlik düzeyleri ve madde tiplerine göre dağılımı analiz edilmiştir. Bulgulara göre, soruların büyük çoğunluğu "Sayılar ve Nicelikler" temasında yoğunlaşmakta, ancak bu tema içindeki "Kesirler" konusu oldukça sınırlı yer almaktadır. Matematiksel içerik alanlarında "Çokluk" vurgusu belirginken, "Uzay ve Şekil" ile "Belirsizlik ve Veri" alanları daha az temsil edilmiştir. Süreç açısından sorular genellikle temel kavram, olgu ve işlemleri kullanmaya odaklanmış; üst düzey bilişsel süreçler olan yorumlama, uygulama ve değerlendirme ise yeterince yer almamıştır. Matematik okuryazarlık yeterlik düzeyleri bakımından soruların çoğunluğu 2. ve 3. düzeyde yoğunlaşırken, 5. ve 6. düzeyde sorulara rastlanmamıştır. Madde tipleri açısından ise açık uçlu soruların baskın olduğu, çoktan seçmeli ve diğer soru türlerinin ise sınırlı kullanıldığı görülmüştür. Araştırma sonuçlarına dayanarak, ders kitaplarında toplumsal ve mesleki bağlamların artırılması, üst düzey bilişsel süreçlere yönelik soruların çoğaltılması, PISA'nın karmaşık problem çözme ve stratejik düşünme gerektiren üst düzey yeterliklerine uygun soruların çeşitlendirilmesi önerilmektedir. Ayrıca, ölçme ve değerlendirme sürecinin güvenilirliği için açık uçlu ve çoktan seçmeli soru türlerinin dengeli biçimde kullanılması gerektiği vurgulanmıştır. Gelecek araştırmaların farklı sınıf düzeyleri ve uluslararası karşılaştırmalar içerecek şekilde genişletilmesi tavsiye edilmektedir. Bu önerilerin uygulanması, öğrencilerin matematiksel okuryazarlık ve çok boyutlu düşünme becerilerinin gelişimine önemli katkılar sağlayacaktır.
Üstün yetenekli öğrencilerin matematiksel yaratıcılık, üstbilişsel beceriler ve özdüzenleme becerileri arasındaki ilişkilerin incelenmesi
Çalışmanın amacı, üstün yetenekli öğrencilerin matematiksel yaratıcılık, üstbilişsel farkındalık ve özdüzenleme beceri düzeyleri arasındaki ilişkileri incelemektir. Bu doğrultuda, önce bu üç değişkenin düzeyleri belirlenmiş; ardından özdüzenlemenin matematiksel yaratıcılık üzerindeki etkisinde üstbilişsel farkındalığın aracı rolü test edilmiştir. Araştırma, ilişkisel tarama modeliyle yürütülmüştür. Çalışmanın örneklemi, 2024-2025 eğitim-öğretim yılında Akdeniz bölgesindeki bir ilde bulunan Bilim ve Sanat Merkezleri'nde öğrenim gören 5., 6., 7. ve 8. sınıf düzeyindeki 121 üstün yetenekli öğrenciden oluşmaktadır. Veri toplama araçları olarak Kişisel Bilgi Formu, Matematiksel Üretkenlik Testi (MÜT), Üstbilişsel Farkındalık Ölçeği (ÜBFÖ-Ç) ve Algılanan Özdüzenleme Ölçeği kullanılmıştır. Matematiksel yaratıcılık, akıcılık, esneklik ve orijinallik boyutlarında değerlendirilmiştir. Bu doğrultuda, değişkenler arasındaki aracılık ilişkisini test etmek amacıyla regresyona dayalı modern bir aracılık analizi uygulanmış; dolaylı etkilerin anlamlılığı Bootstrap yöntemiyle 5000 tekrar üzerinden değerlendirilmiştir. Araştırma bulguları, öğrencilerin matematiksel yaratıcılık düzeylerinin genel olarak orta düzeyde olduğunu göstermektedir. Ayrıca, matematiksel yaratıcılık, üstbilişsel farkındalık ve özdüzenleme beceri düzeyleri çeşitli demografik değişkenlere göre incelenmiş, bazı alt gruplar arasında anlamlı farklılıklar tespit edilmiştir. Analizler sonucunda, özdüzenleme becerilerinin matematiksel yaratıcılığı doğrudan yordamadığı, ancak üstbilişsel farkındalık aracılığıyla dolaylı olarak etkilediği belirlenmiştir. Bu sonuç, alan yazında "sadece dolaylı aracılık" (indirect-only mediation) olarak tanımlanan bir modele karşılık gelmektedir. Başka bir ifadeyle, özdüzenleme doğrudan matematiksel yaratıcılığı etkilememekte; önce bireyin üstbilişsel farkındalık düzeyini artırmakta, ardından üstbilişsel farkındalık aracılığıyla matematiksel yaratıcılık üzerinde etkili olmaktadır. Dolayısıyla, özdüzenlemenin matematiksel yaratıcılık üzerindeki etkisi, üstbilişsel farkındalık olmaksızın gerçekleşmemektedir. Araştırmanın bulguları, matematiksel yaratıcılığın desteklenmesinde üstbilişsel süreçlerin kritik bir rol oynadığını ortaya koymaktadır. Bu doğrultuda, üstün yetenekli öğrencilerin yaratıcı potansiyellerini geliştirmek amacıyla, eğitim programlarında üstbilişsel farkındalık ve özdüzenleme becerilerini güçlendiren sistematik öğretim yaklaşımlarına yer verilmesi önerilmektedir.
Teknoloji destekli olasılık ve istatistik öğretiminin matematik öğretmen adaylarının TPAB düzeylerine, özyeterliklerine ve dijital okuryazarlıklarına etkisi
Bu çalışmanın genel amacı teknoloji destekli olasılık ve istatistik öğretiminin matematik öğretmen adaylarının TPAB düzeylerine, tutumlarını, özyeterliklerine ve dijital okuryazarlıklarına etkisinin incelenmesidir. Elde edilen veriler hem nicel hem nitel olmasından kaynaklı bu araştırma karma yöntem araştırması olup desen olarak yakınsayan paralel desen kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu ilköğretim matematik öğretmeni adayları oluşturmaktadır. Araştırma, bir devlet üniversitesinin ilköğretim matematik öğretmenliği programının üçüncü sınıfın bahar döneminde olasılık ve istatistik öğretimi dersini alan 43 öğretmen adayı ile gerçekleştirilmiştir. Araştırmada amaçlı örnekleme yöntemlerinden ölçüt örnekleme yöntemi kullanılmıştır. Nicel verilerin toplanmasında: Matematik öğretmen adaylarının TPAB yeterliliklerini ortaya çıkarmak amacıyla geliştirilen teknolojik pedagojik alan bilgisi ölçeği, dijital okuryazarlık özyeterliliği belirlemek için dijital okuryazarlık ölçeği, ortaokul düzeyinde istatistiği öğretmeye yönelik öz yeterlilik ölçeği , öğretmen adaylarının olasılık ve olasılık öğretmeye yönelik tutumlarını ölçmek amacıyla Olasılık ve Olasılık Öğretimine Yönelik Tutum Ölçeği kullanılmıştır. Nitel verilerin toplanmasında öğretmen adaylarının hazırlamış oldukları ders planları kullanılmıştır. Araştırmanın ilk dört probleminin analizi için frekans, yüzde ve bağımlı gruplar t testi teknikleri kullanılmıştır. Araştırmanın son problemi olan öğretmen adaylarının teknoloji destekli olasılık ve istatistik öğretiminde planladıkları ders planlarının TPAB düzeylerine etkisini incelemek amacıyla Balgalmış'ın (2013) geliştirdiği Matematik Öğretmen Adaylarının TPAB Gelişimlerini Değerlendirme Tablosu temel alınarak analiz edilmiştir. Ders planlarına ait analizler frekans, yüzde teknikleri ile sunulmuştur. Araştırmanın nicel sonuçlarında öğretmen adaylarının TPAB özyeterlilikleri, dijital okuryazarlık özyeterlilikler, istatistik öğretimine yönelik özyeterlilikleri ve olasılık öğretimine karşı tutumlarında ön test ve son test puanlarında pozitif yönde anlamlı bir ilişki ortaya çıkmıştır. Ders planlarının değerlendirilmesinde öğretmen adaylarının ilk hazırladıkları ders planlarında teknolojik pedagojik alan bilgisi bakımından fark etme öncesi ve fark etme basamağında yer alırken son hazırladıkları ders planlarında kabul etme, uyumlama ve keşfetme basamaklarına çıkmışlardır. Sonuç olarak öğretmen adaylarına teknoloji destekli olasılık ve istatistik öğretimi uygulamaların yaptırılması öğretmen adaylarında teknolojik pedagojik alan bilgisi bakımından olumlu yönde bir etkiye sebep olmuştur. Anahtar kelimeler: Dijital okuryazarlık, olasılık öğretimi, istatistik öğretimi, TPAB
Matematik öğretmenlerinin çoklu temsil tercihlerinin belirlenmesi ve çeşitli değişkenler ile ilişkisinin incelenmesi
Bu araştırmada matematik öğretmenlerinin çoklu temsil tercihlerinin belirlenmesi, tercih ettikleri temsil türleri ile cinsiyet, mesleki kıdem ve mezun oldukları okul değişkenleri arasındaki ilişkinin belirlenmesi ve öğretmenlerin tercih ettikleri temsil türleri arasındaki ilişkinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Araştırmada nicel araştırma yöntemlerinden tarama ve korelasyonel araştırma yöntemleri kullanılmıştır. Araştırma örneklemini Gaziantep ilinde resmi eğitim kurumlarında çalışan 205 matematik öğretmeni oluşturmaktadır. Araştırmada veri toplama aracı olarak araştırmacının kendi geliştirdiği Çoklu Temsil Tercih Anketi kullanılmıştır. Verilerin analizinde betimsel istatistikler, Mann Whitney U testi ve Pearson Moment Çarpım Korelasyon Katsayısı kullanılmıştır. Çoklu Temsil Tercih Anketi matematik öğretmenlerine uygulanmış ve sonuçlar SPSS programında analiz edilmiştir. Yapılan analizler sonucunda Çoklu Temsil Tercih Anketindeki maddelerin 7 alt faktöre (Sözel temsil, Model temsil, Grafik temsil, Gerçek Yaşam temsili, Tablo temsili, Cebirsel temsil ve Temsiller arası dönüşüm) ayrıldığı tespit edilmiştir. Matematik öğretmenlerinin çoklu temsil tercihlerinin model temsil, sözel temsil, gerçek yaşam temsili, cebirsel temsil, tablo temsil ve temsiller arası dönüşüm faktörlerini katılıyorum düzeyinde, grafik temsilinin ise kararsızım düzeyinde olduğu bulunmuştur. Matematik öğretmenlerinin çoklu temsil tercihlerinin, cinsiyet ve mesleki kıdem değişkenlerine göre anlamlı düzeyde farklılaşmadığı bulunmuştur. Öğretmenlerin çoklu temsil tercihlerinin mezun olunan okul değişkenine göre Cebirsel temsil alt faktöründe Fen/Fen Edebiyat mezunu öğretmenlerin lehine anlamlı yönde bir farklılaşma olduğu bulunmuştur. Çoklu Temsil Tercih Anketinin tüm alt faktörleri arasında pozitif yönde bir ilişki olduğu, tablo temsil ile temsiller arası dönüşüm alt faktörleri arasında yüksek düzeyde, grafik temsil ile gerçek yaşam temsili arasında zayıf düzeyde, diğer temsil türleri arasında ise orta düzeyde bir ilişki olduğu bulunmuştur.
Matematiksel modelleme yaklaşımının öğretim ortamında kullanılmasına yönelik öğretmen ve öğretmen adaylarının görüşlerinin incelenmesi
Matematiksel modellemenin ders ortamında kullanılmasının en önemli belirleyicisi öğretmendir. Yetişen öğretmen adayları ve matematik öğretmenlerinin matematiksel modelleme hakkında yetkin bilgiye ve uygulama becerisine sahip olması ders ortamında kullanılmasının önünü açmaktadır. Bu araştırmanın amacı matematik öğretmen ve öğretmen adaylarının matematiksel modellemenin öğretim ortamında kullanılmasına yönelik görüşlerini incelemektir. Araştırmada nitel araştırma yöntemlerinden görüşme tekniği kullanılmıştır. Nitel araştırma desenlerinden durum çalışması uygulanmıştır. Araştırmanın verileri, 2023-2024 eğitim öğretim yılı içerisinde görev yapan 12 matematik öğretmeni ve 49 matematik öğretmen adaylarından elde edilmiştir. Veriler yarı yapılandırılmış görüşme formu ile toplanmıştır. Elde edilen veriler betimsel analiz ile analiz edilmiştir. Araştırmanın bulgularına göre matematik öğretmenleri ve matematik öğretmen adaylarının çoğunun matematiksel modelleme hakkında yeterli bilgi sahibi olmadıkları, matematik öğretmenlerinin müfredat yoğunluğuna bağlı zamansal sıkıntılar, modelleme hakkında bilgi sahibi olmamaları, öğrenci başarı düzeyi ve görev yaptıkları okulun fiziki şartlarının uygulamayı sınıf içerisinde yapmalarına engel oldukları belirtilmiştir. Öğretmen adayları ise staj süreçleri boyunca matematiksel modellemenin öğretim ortamında kullanılma düzeyinin yeterli olmadığını ifade etmiştir.
Alan ölçme ile ilgili matematiksel modelleme etkinlikleriyle yapılan öğretimin yedinci sınıf öğrencilerinin matematik okuryazarlıklarına, modelleme yeterliklerine ve matematik okuryazarlığı öz yeterliklerine etkisi
Bu araştırmada alan ölçme konusuyla ilgili seçilen matematiksel modelleme etkinliklerinin, öğrencilerin matematik okuryazarlıklarına ve matematiksel modelleme yeterliklerine etkisinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Araştırmada karma yöntem desenlerinden sıralı açıklayıcı desen kullanılmıştır. Hakkâri ili Yüksekova ilçesinde bulunan bir devlet okulundan seçkisiz olarak seçilen çalışma grubu, elverişli örneklemeyle belirlenmiş 19 deney, 20 kontrol grubu olmak üzere 39 öğrenci oluşturmaktadır. Araştırmada veri toplama aracı olarak matematik okuryazarlığı başarı testi, matematiksel modelleme etkinlikleri, matematik okuryazarlığı öz yeterlik ölçeği ve öğrenci günlükleri kullanılmıştır. Araştırma sonucunda matematiksel modelleme etkinliklerinden elde edilen öğrenci çözümleri matematiksel modelleme yeterlikleri değerlendirme rubriği ile puanlanmıştır. Öğrenci günlüklerinden elde edilen nitel veriler ile öğrencilerin modelleme etkinlikleri hakkındaki düşünceleri yorumlanmıştır. Matematik okuryazarlığı öz yeterlik ölçeği ve matematik okuryazarlığı başarı testinden elde edilen veriler, IBM SPSS Statics 23 programı aracılığıyla Shapiro-Wilk testi, bağımlı ve bağımsız gruplar t-testi ve Cronbach alfa katsayısını hesaplamak için kullanılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre alan ölçme konusunda matematiksel modelleme etkinliklerinin uygulandığı deney grubu öğrencilerinin mevcut öğretim programında alışılagelmiş eğitim verilen kontrol grubuna göre matematik okuryazarlık başarı puanlarını anlamlı düzeyde daha çok arttırdığı belirlenmiştir. Ayrıca deney ve kontrol grubunda yer alan öğrencilerin matematik okuryazarlığı başarı testinden aldıkları puanların ortalamalarına göre matematik okuryazarlığı başarı düzeyleri incelenmiştir. Buna göre ön testte ikinci düzeyde yer alan deney grubu, modelleme etkinliklerine dayalı öğretimin sonunda son testte üçüncü düzeye çıkmıştır. Kontrol grubunda ise ön test ve son testte ikinci düzeyde olduğu tespit edilmiştir. Araştırmada matematik okuryazarlığı öz yeterliklerini incelemek amacıyla kullanılan ölçekten elde edilen verilere göre matematiksel modelleme etkinlikleriyle yapılan öğretim sürecinin sonunda, öğrencilerin matematik okuryazarlığı öz-yeterliklerini deney grubu lehine anlamlı düzeyde bir değişimin olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Ancak deney ve kontrol gruplarının son test puan ortalamaları ön test puan ortalamalarından düşük çıkmıştır. Araştırmada matematiksel modelleme etkinliklerinin uygulama sürecinde öğrencilerin alan ölçme bilgi ve becerileri gelişmiştir. Bunun sağlanmasında grup çalışmaları, öğretmen rehberliği ve çözümlerin rapor edilerek sınıf ortamında sunulması sayesinde etkinliklerin, öğrencilerin matematiksel modelleme yeterliklerine katkı sağladığı sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar kelimeler: Matematiksel modelleme, matematik okuryazarlığı, alan ölçme, öz-yeterlik.
Üstbilişi destekleyen matematik öğrenme ortamlarının öğrencilerin üstbilişsel farkındalıklarına ve eleştirel düşünmelerine etkisinin incelenmesi
Bu çalışmanın amacı, üstbilişi destekleyen matematik öğrenme ortamlarının ortaokul 6. sınıf öğrencilerinin üstbilişsel farkındalık düzeyleri, eleştirel düşünme eğilimleri ve matematik başarıları üzerindeki etkisini incelemektir. Araştırma, deneysel bir desenle gerçekleştirilmiş ve deney grubuna IMPROVE modeline dayalı öğretim uygulanırken, kontrol grubunda MEB mevcut öğretim programına uygun olarak öğretim sürdürülmüştür. Araştırmanın örneklemini, 2023–2024 eğitim-öğretim yılında Adana ilinde bulunan bir devlet ortaokulunda öğrenim gören toplam 100 altıncı sınıf öğrencisi oluşturmuştur. Öğrenim gören 50 öğrenci deney grubu, 50 öğrenci ise kontrol grubu olarak belirlenmiştir. Her iki gruba da öğretim öncesinde ön test, öğretim sonrasında ise son test uygulanmıştır. Araştırmada veri toplama aracı olarak üç farklı ölçme aracı kullanılmıştır. Öğrencilerin matematik öğrenme sürecindeki üstbilişsel farkındalık düzeylerini belirlemek amacıyla, Kaplan ve Duran (2016) tarafından geliştirilen Matematiksel Üstbiliş Farkındalık Ölçeği (MÜFÖ) kullanılmıştır. Beşli Likert tipinde yapılandırılan ölçek, toplam 23 madde ve üç alt faktörden oluşmaktadır. Öğrencilerin eleştirel düşünme eğilimlerini değerlendirmek için ise Eleştirel Düşünme Eğilimi Ölçeği (EDEÖ) kullanılmıştır. Bu ölçek, Florida Üniversitesi araştırmacıları tarafından geliştirilmiş (Irani vd., 2007) ve Ertaş-Kılıç ile Şen (2014) tarafından Türkçe'ye uyarlanmıştır. Toplam 25 maddeden oluşan EDEÖ, 5'li Likert tipi bir yapıya sahiptir. Ayrıca, öğrencilerin akademik başarılarını ölçmek amacıyla araştırmacı tarafından geliştirilen Matematik Başarı Testi (MBT) kullanılmıştır. Test 16 adet çoktan seçmeli maddeden oluşmaktadır. Araştırma bulguları, üstbilişe dayalı öğrenme ortamlarının öğrencilerin üstbilişsel farkındalık düzeyleri ile matematik başarılarını anlamlı ve olumlu biçimde geliştirdiğini; ancak eleştirel düşünme eğilimlerinde ise anlamlı bir farklılık ortaya koymadığını göstermektedir. Anahtar kelimeler: Üstbiliş, üstbilişsel farkındalık, eleştirel düşünme, improve öğretim modeli, matematik başarısı, öğrenci merkezli öğretim
Probleme dayalı öğrenmenin ortaokul öğrencilerinin matematik başarısına, matematik özyeterliğine ve problem çözme becerilerine etkisi
Bu araştırmada, probleme dayalı öğrenmenin ortaokul öğrencilerinin matematik başarılarına, matematik özyeterliklerine ve problem çözme becerilerine etkisi incelenmiştir. Bu amaçla, Ankara, Çankaya bölgesindeki uygulama izni verilen bir ilköğretim okulu 7. sınıf öğrencilerinden 13 er kişilik iki grup seçilmiştir. Gruplar seçilirken aynı öğretmenin her iki şubeye de derse girmesine dikkat edilmiştir. Deney ve kontrol grupları kura yöntemi ile seçilmiştir. 13 kişilik deney grubuna probleme dayalı öğrenme yöntemi, 13 kişilik kontrol grubuna ise geleneksel yöntemle ders anlatılmıştır. 30 saat süren çalışma sonunda matematik başarı testi, matematik özyeterlik ölçeği, performans görevleri uygulanmıştır. Araştırmada nicel ve nitel bulgular elde edilmiştir. Uygulama sonunda elde edilen nicel veriler SPSS istatistik programı kullanılarak analiz edilmiştir. Nitel olarak da, probleme dayalı öğrenme yöntemine göre ders işlenen deney grubunda öğrencilerin sürece ilişkin görüşlerini, tutumlarını betimlemek amacıyla özdeğerlendirme, grupiçi ve gruplararası değerlendirme formlarından yararlanılmıştır. Veriler analiz edilerek yorumlanmış ve aşağıdaki sonuçlar tespit edilmiştir. Probleme dayalı öğrenme yöntemine göre ders işlenen deney grubunda öğrencilerin matematik başarıları, geleneksel yönteme göre ders işlenen kontrol grubundaki öğrencilerin başarılarından .05 anlamlılık düzeyinde daha yüksek olduğu tespit edilmiştir. Probleme dayalı öğrenme yöntemine göre ders işlenen deney grubunda öğrencilerin matematik dersine yönelik özyeterlikleri, geleneksel yönteme göre ders işlenen kontrol grubu öğrencilerinin özyeterliklerinden .05 anlamlılık düzeyinde daha yüksek olduğu tespit edilmiştir. Yöntemin, üst düzey düşünme becerileri olan problem çözme, ilişkilendirme, mantıksal sonuç çıkarma ve iletişim kurma becerileri üzerindeki etkisini belirlemek amacıyla hazırlanan performans görevlerinin değerlendirilmesi sonucunda probleme dayalı öğrenme yöntemine göre ders işleyen öğrenciler üzerinde olumlu bir etkisinin olduğu belirlenmiştir. Probleme dayalı öğrenme yöntemine göre ders işlenen deney grubu öğrencilerinin sürece ilişkin görüşlerinin olumlu olduğu nitel verilerin analizi sonucunda tespit edilmiştir. Araştırmada elde edilen yukarıdaki bulgular ayrıntılı bir şekilde yorumlanarak çalışmanın sonunda çeşitli önerilere yer verilmiştir.
Ortaöğretim matematik öğretmen adaylarının tek ve iki değişkenli fonksiyonların limiti ve sürekliliği ile ilgili kavram bilgileri arasındaki ilişkilerin incelenmesi
Bu tezin amacı, ortaöğretim matematik öğretmen adaylarının limit ve süreklilik kavramları ile ilgili tek değişkenli fonksiyonlardaki sahip oldukları kavram bilgileri ile çok değişkenli fonksiyonlarda oluşturdukları kavram bilgileri arasında bir ilişkinin olup olmadığını araştırmaktır.Araştırmada yarı deneysel yöntem (quasi-experimental research) izlenmiş olup, çalışmalarda tek grup üzerinde zamanlı test (ön ve son test) uygulamalarına dayanan bir tasarım kullanılmıştır. Bu yöntemin tercih edilme sebebi, yaklaşık bir yıllık bir veri toplama süreci gerektirmesidir. Burada sonuçları sunulan deneysel çalışma, 2007-2008 / 2008-2009 eğitim öğretim yıllarında ve toplam 10 haftalık bir süreçte gerçekleştirilmiştir.Araştırmanın çalışma örneklemi Ankara'da yerleşik bir üniversitenin matematik eğitimi anabilim dalı ortaöğretim matematik öğretmenliği 1., 2. ve 3. sınıf öğrencileri olarak belirlenmiştir. Araştırmanın birinci bölümü 2007 Kasım ayında ortaöğretim matematik öğretmen adayı 45 1. sınıf öğrencisi ile, ikinci bölümü de 2008 Aralık ayında 2. sınıf öğrencisi olan aynı 37 öğretmen adayları ile yürütülmüştür.Ayrıca araştırmaya katkı sağlayacağı düşünüldüğünden, 2007-2008 öğretim yılı sonunda topoloji dersini almış 22 3.sınıf matematik öğretmen adayına, herhangi iki topolojik uzay arasında tanımlanmış reel değişkenli fonksiyonların limiti ve sürekliliği hakkında, açık uçlu sorular içeren bir anket çalışması uygulanmıştır.Toplanan veriler, nitel araştırmanın başlıca örüntüleri belirleme, kodlama ve kategorilere (temalara) ayırma işlemlerini kapsayan ?içerik analizi? tekniğiyle analiz edilmiştir. Ayrıca, görüşülen ve gözlenen bireylerin görüşlerini çarpıcı bir biçimde yansıtmak amacıyla doğrudan alıntılara yer verilmiştir.Araştırmada, adayların tek ve iki değişkenli reel fonksiyonlardaki limit ve süreklilik kavramları hakkında edinmesi gereken asgari kazanımlar belirlenerek, birer envanter oluşturulmuştur. Oluşturulan envanter çalışmaları sonucunda birbiriyle örtüşen 9 kriter ele alınarak, adayların tek değişkenli fonksiyonların limiti ve sürekliliği ile ilgili kavram bilgileri ile çok değişkenli fonksiyonların limiti ve sürekliliğine ilişkin kavram bilgileri kıyaslanmış ve bu bilgiler arasındaki ilişkiler belirlenmiştir.Araştırma sürecinde toplanan veriler kullanılarak, adayların tek ve iki değişkenli reel fonksiyonların limiti ve sürekliliği ile ilgili kavram bilgileri hakkında bazı sonuçlar ortaya konulmuş, yorumlar yapılmıştır. Ayrıca, adayların çok değişkenli fonksiyonların limit ve sürekliliği ile ilgili kavram bilgilerini yapılandırırken, tek değişkenli fonksiyonlarda oluşturdukları kavram bilgilerinin etkileri ve adayların yürüttükleri matematiksel genelleme ve soyutlama süreçlerinde yaşadıkları sıkıntılar ve sebepleri hakkında yorumlar yapılmıştır. Araştırma bulguları çerçevesinde, literatürle birlikte tartışmalara yer verilerek, hem uygulamaya hem de bu konularda araştırma yapmak isteyenlere ve eğitimcilere yönelik önerilerde bulunulmuştur.
İlköğretim 6. sınıf matematik dersi "kesirler" konusunun öğretiminde kavram haritası kullanımının öğrenci başarısına etkisi
Bu araştırma; Kavram haritaları destekli eğitiminin öğrencilerin matematik dersindeki başarısı üzerindeki etkilerini incelemek amacıyla yapılmıştır.Araştırmanın örneklemini, Ankara İli Keçiören İlçesi Hakan Akbıyık İlköğretim Okulu 6. sınıfında okuyan 71 öğrenci oluşturmaktadır. Çalışmada İlköğretim 6. sınıf şubelerinden bir sınıf deney, bir sınıf kontrol grubu olarak belirlenmiştir. Oluşturulan kontrol ve deney gruplarının denk olduğu yapılan başarı ön testi sonuçlarından görülmüştür.Çalışma 6 hafta süresince devam etmiş olup kontrol grubuna geleneksel öğretim yöntemi ile deney grubuna ise kavram haritası destekli öğretim yöntemi ile ders yapılmıştır.Araştırmada veri toplama aracı olarak, Başarı Testi kullanılmıştır. Hipotezlerin değerlendirilmesi için t-Testi kullanılmıştır. Yapılan istatistiksel analizlerde deney ve kontrol gruplarının başarı son testi puanları arasında deney grubu lehine anlamlı bir farkın ortaya çıktığı görülmüştür.Araştırma sonucunda; ?Kesirler? konusunu kavram haritası destekli öğretimle işlemenin öğrenci başarısını olumlu yönde etkilediği görülmüştür.