
641
Archived Theses
0
DOIs Assigned
0%
DOI Rate
Discipline
Farklı yaprak döktürücü uygulama zamanlarının pamuk çeşitlerinde nep, tohum kabuğu parçacık oluşumu ve lif kalitesi üzerine etkileri
Bu çalışma, Çukurova Üniversitesi, Pamuk Araştırma ve Uygulama Merkezi deneme arazisinde 2019 yılında erkencilikleri farklı üç pamuk çeşidinde farklı yaprak döktürücü uygulama zamanlarının pamuk liflerinde nep, tohum kabuğu oluşumu ve lif kalite özelliklerine etkilerinin belirlenmesi amacıyla yürütülmüştür. Deneme tesadüf bloklarında bölünmüş parseller deneme desenine göre 3 tekrarlamalı olarak kurulmuş; yaprak döktürücü uygulama zamanları ana parsellere, çeşitler alt parsellere yerleştirilmiştir. Çalışmada kullanılan çeşitler arasında ise lif inceliği, lif uzunluğu, lif kopma dayanıklılığı, kısa lif içeriği, lif yansıma değeri, yabancı madde büyüklüğü, toplam nep sayısı, toplam ortalama nep büyüklüğü, lif nep sayısı açısından önemli farklılıklar bulunmuştur. İstatistiksel olarak önemli bulunmamakla birlikte, farklı yaprak döktürücü uygulama zamanlarında saptanan lif nep sayısı değerleri 42.56 adet/g ile 46.33 adet/g; tohum kabuğu nep sayısı değerleri 25.11 adet/g ile 29.33 adet/g; yabancı madde sayısı değerleri ise 78.11 adet/g ile 84.89 adet/g arasında değişmiştir. Lif kalitesi açısından lif uzunluğu ve lif olgunluk oranı dışında diğer kalite özelliklerinde yaprak döktürücü uygulamalarının herhangi bir etkisinin bulunmadığı sonucuna varılmıştır..
Nohut anter kültüründe genotip ve büyüme düzenleyicilerinin haploid bitki rejenerasyonuna etkileri
Nohut anter kültüründe oksin çeşidi (2,4-D ve Picloram) ve konsantrasyonu (5 mg/l, 10 mg/l; 1 mg/l, 2 mg/l) ile sitokinin çeşidi (BAP ve Kin) ve konsantrasyonunun ( 0 mg/l, 0.5 mg/l) farklı nohut genotiplerinde haploid bitki oluşumuna etkisini saptamak amacıyla yürütülen bu araştırmada; Seçkin, İnci, Onur, Sezgin ve Hasanbey genotipleri test edilmiştir. Varyans analizi sonuçları, genotip, oksin çeşidi, sitokinin çeşidi ve sitokinin konsantrasyonu ile bu faktörlerin interaksiyonlarının kallus ve/veya embriyo oluşturan anter oranını önemli derecede etkilediğini göstermiştir. Anter reaksiyon oranı; genotiplere bağlı olarak % 3.3-7.9 arasında değişmiş, 2,4-D oksininin Piclorama göre, Kinetin sitokininin de BAP'a göre anter reaksiyon oranı açısından daha etkili olduğu saptanmıştır. Anterlerden oluşan kallus ve embriyolar rejenerasyon ortamına aktarıldığında kök rejenerasyonu gerçekleşmiş, ancak bitki rejenerasyonu gerçekleşmemiştir. Araştırmadan elde edilen bulgulara dayanılarak, ülkemizdeki nohut genotiplerinin anter kültürüne reaksiyonlarının, uygun besi ortamı ve kültür öncesi anterlere stres uygulama yönteminin optimize edilmesine yönelik araştırmalarının yapılması gerektiği sonucuna varılmıştır. Anahtar Kelimeler: Nohut, Genotip, Anter Kültürü, oksin, sitokinin, konsantrasyon
Bezelye anter kültüründe genotip ve büyüme düzenleyicilerinin haploid bitki rejenerasyonuna etkileri
Bu araştırmada, iki farklı oksin çeşidinin (2,4-D, Picloram) farklı konsantrasyonları ( 1m/l ve 2 mg/l) ile kombine edilen bir sitokinin olan BAP'ın farklı konsantrasyonlarını (0, 0.25, 0.5 ve 1 mg/l), B5 ortamı vitaminlerini, 20 g/l sakkaroz, 20 g/l maltoz, 500 mg/l glutamin, 20 ml/l Hindistan cevizi sütü ve 6 g/l agar içeren MS besi ortamlarında kültüre alınan 5 Bezelye (Pisum sativum L.) çeşidinin anterlerinden haploid bitki elde etme olanakları araştırılmıştır. Araştırma sonuçları, BAP konsantrasyonunun anter reaksiyon oranını istatistiksel olarak önemli derecede etkilediğini ve 0.25 mg/l BAP konsantrasyonunun anterlerden kallus ve/veya embriyoid oluşumu için optimum olduğunu göstermiştir. Genotip, oksin çeşidi ve konsantrasyonları anter reaksiyon oranını önemli derecede etkilememiştir. Araştırmada, tüm uygulamaların ortalaması olarak saptanan anter reaksiyon oranı % 3.9 olmuştur. İncelenen 5 bezelye çeşidi arasında, Burdur çeşidi % 6.6'lık anter reaksiyon oranı ile anterleri en yüksek reaksiyon gösteren çeşit olmuştur. Tekirdağ çeşidi ise % 2.4'lük anter reaksiyon oranı ile incelenen çeşitler arasında en düşük anter reaksiyon oranı gösteren çeşit olmuştur. Anterlerden oluşan kallus ve embriyoidler rejenerasyon ortamında bitki oluşturmamıştır. Araştırma sonuçlarından, ümitvar görülen Burdur ve Carina çeşitleri ile yürütülecek yeni araştırmalarda anterlere kültür öncesi farklı stres uygulamaları ve farklı rejenerenerasyon ortamı kombinasyonlarının test edilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır , Anahtar Kelimeler : Bezelye, Anter kültürü, Genotip, Oksin tipi, BAP, Konsantrasyon
Çukurova koşullarında bazı yemlik arpa çeşitlerinde farklı ekim sıklıklarının verim ve verim unsurları üzerine etkisi
Bu çalışma, 2019-2020 yetiştirme döneminde Çukurova Üniversitesi Ziraat Fakültesi Tarla Bitkileri Bölümü Deneme Alanında, tesadüf bloklarında bölünmüş parseller deneme desenine göre dört tekrarlamalı olarak yürütülmüştür. Çalışmada; üç arpa çeşidinde (Akhisar, Dolunay, Güldeste) farklı ekim sıklıklarının (250, 350, 450, 550, 650 tohum/m2) m2'de bitki sayısı, m2'de sap sayısı, m2'de başak sayısı, bitkide sap sayısı, bitkide başak sayısı, başaklanma süresi, başaklanma-erme süresi, bitki boyu, başak uzunluğu, başakta başakçık sayısı, başakta dane sayısı, başakta dane ağırlığı, bin dane ağırlığı, hektolitre ağırlığı, nişasta oranı, rutubet oranı, protein oranı ve dane verimi üzerine etkilerinin incelenmesi amaçlanmıştır. Çeşitler bakımından durum incelendiğinde, en yüksek dane verimi Dolunay çeşidinden elde edilirken, en düşük dane verimi Akhisar çeşidinden elde edilmiştir. Ekim sıklığı bakımından durum incelendiğinde ekim sıklığı arttıkça m2'de bitki sayısı, m2'de sap sayısı, m2'de başak sayısı artarken; bitkide sap sayısı, bitkide başak sayısı, bitki boyu, başakta başakçık sayısı, başakta dane sayısı, başakta dane ağırlığı, bin dane ağırlığı, dane verimi azalmıştır. Başaklanma süresi, başaklanma-erme süresi, başak uzunluğu, hektolitre ağırlığı, nişasta oranı, rutubet oranı, protein oranında ise değişim olmamıştır.
Çukurova koşullarında farklı ekim sıklıklarında yetiştirilen tritikale (X Triticosecale Wittmack) çeşitlerinde verim ve verim ögeleri üzerine bir araştırma
Bu çalışma, 2019-2020 yetiştirme döneminde Çukurova Üniversitesi Ziraat Fakültesi Tarla Bitkileri Bölümü Deneme Alanında, tesadüf bloklarında bölünmüş parseller deneme desenine göre dört tekrarlamalı olarak yürütülmüştür. Çalışmada; iki tritikale çeşidinde (Tacettinbey ve Ege Yıldızı) farklı ekim sıklıklarının (300, 400, 500, 600, 700 ve 800 tohum/m2) m2'de çıkış yapan bitki sayısı, m2'de sap sayısı, m2'de başak sayısı, bitki boyu, başak uzunluğu, başakta başakçık sayısı, başakta dane sayısı, başakta dane ağırlığı, bin dane ağırlığı, hektolitre ağırlığı, protein oranı ve dane verimi üzerine etkilerinin incelenmesi amaçlanmıştır. Çeşitler genel olarak değerlendirildiğinde; Tacettinbey çeşidinden Ege Yıldızı çeşidine kıyasla daha yüksek dane verimi elde edilmiştir. Ekim sıklığı bakımından özellikler incelendiğinde; ekim sıklığı arttıkça m2'de çıkış yapan bitki sayısı, m2'de sap sayısı, m2'de başak sayısı, hektolitre ağırlığı ve dane verimi artarken; bitki boyu, başak uzunluğu, başakta başakçık sayısı, başakta dane sayısı, başakta dane ağırlığı, bin dane ağırlığı azalmış, protein oranında değişim olmamıştır.
Diyarbakır ekolojik koşullarında farklı ekim sıklıklarının bazı nohut (Cicer arietinum L.) çeşitlerinde verim ve verim ile ilgili özelliklere etkisi
Bu araştırma bazı nohut çeşitlerinde (Aksu, Arda, Botan, Hasanbey ) farklı ekim sıklıklarının (30, 40, 50 ve 60 tohum/m2) verim ve verim unsurlarına etkisini incelemek amacıyla 2020 yılı ilkbahar-yaz döneminde Diyarbakır ekolojik koşullarında yürütülmüştür. Deneme tesadüf bloklarında bölünmüş parseller deneme desenine göre üç tekerrürlü olarak kurulmuş, çeşitler ana parsel, ekim sıklıkları alt parsel olacak şekilde düzenlenmiştir. Ekimler 21 Şubat 2020 tarihinde yapılmıştır. Bu araştırmada, çiçeklenmeye kadar geçen süre, olgunlaşmaya kadar geçen süre, metrekaredeki bitki sayısı, bitki boyu, ilk bakla yüksekliği, bitkide dal sayısı, bitki ağırlığı, bitkide tane ağırlığı, bitkide toplam bakla sayısı, bitkide dolu bakla sayısı, bitkide boş bakla sayısı, bitkide bakla ağırlığı, bitkide tane sayısı, biyolojik verim, tane verimi ve hasat indeksi incelenmiştir. Birim alan tane verimi bakımından çeşitler arasındaki farklılıklar önemli bulunmuştur. Çeşitlere göre tane verimleri 212.46 kg/da ve 260.57 kg/da arasında değişmiştir. Botan çeşidi en yüksek tane verimi değeri verirken, bunu 259.17 kg/da ile Aksu, 228.44 kg/da ile Hasanbey çeşidi izlemiştir. En düşük değer ise Arda çeşidinden elde edilmiştir. Ekim sıklıklarının tane verim üzerine etkisi önemli bulunmamakla birlikte elde edilen değerler 235.58 kg/da ve 244.94 kg/da arasında değişmiştir.
Atdişi mısırda yapraktan potasyum silikat ve sodyum silikat uygulamalarının verim ve verim bileşenlerine etkisi
Çalışma, Çukurova Üniversitesi Ziraat Fakültesi Araştırma Uygulama alanında, 2020 yılında yürütülmüştür. Birinci ürün olarak ekimi yapılmış üç atdişi hibrit P-2088 (pioneer), SY-Gladius ve SY-Fuerza (Syngenta) mısır çeşidi altıncı yaprak (V6) gelişme dönemine ulaştığında, iki farklı silisiliyum kaynağının farklı dozları, Potasyum Silikat (PS: 0, 5, 10, 20, ve 30 mM) ve Sodyum Silikat (SS: 0, 7, 5, 15, 30, ve 37.6 mM) yapraklara pülverize edilerek iki hafta aralıklarla iki kez uygulanmıştır. Silikat preparatların dane verimi ve verim bileşenlerine etkisi farklı düzeylerde gerçekleşmiştir. Dane verimine, potasyum silikat (PS) uygulamasının olumsuz yönde etki yaptığı, sodyum silikat (SS) uygulmasında ise çeşide göre farklı tepkiler saptanmıştır. Buna göre, Pioner 2080 çeşidinde 75 mM SS dozu ile 1606 g/m² ile en yüksek dane verimi sağlanırken, SY Gladius çeşidinde ise 15 mM SS dozunda 1718 g/m² ile en yüksek dane verimi kontrole göre sırası ile %8 ve %7 daha yüksek oranla sağlanmıştır. Potasyum silikat uygulamalarında, dane verimi artışı sadece m2'deki tohum sayısı artışına bağlı bulunurken, dane ağırlık artışı ise daneli koçan çapı ve dane uzunluğu artışı ile olumlu yönde etkilenmiştir. Sodyum silikat uygulamalarında, dane verimi, m2 de dane sayısı, dane ağırlığı, daneli koçan çapı, danesiz koçan çapı, dane uzunluğu ve koçanda dane sırasında tohum sayısı gibi özelliklerin önemli düzeyde etkilendiği saptanmıştır. Sonuç olarak, bu çalışmada, dane veriminde sodyum silikat uygulamalarının önemli olabileceği, bu etkiler çeşitlere göre değiştiğinden bir çeşit için uygun olan bir dozun diğer bir çeşit için uygun olmayabileceği ortaya çıkmıştır.
Çukurova koşullarında kışlık ekimde farklı hasat aralıklarının ve zamanlarının aynısefa (Calendula officinalis L.) bitkisinin çiçek ve tohum verimleri ile kalitesine etkisi
Aynısefa Asteraceae familyasına ait Akdeniz bölgesine özgü bir bitki olup yüzyıllardır tıbbi ve süs bitkisi olarak tüm dünyada yetiştirilmektedir. Uzun çiçeklenme süresine sahip olmasından dolayı uygun hasat aralığının ve zamanının belirlenmesi önem arz etmektedir. Bu çalışma, 2019-2020 ve 2020-2021 yetiştirme dönemlerinde Çukurova Üniversitesi Araştırma ve Uygulama Alanında tesadüf blokları deneme desenine göre 3 tekrarlamalı olarak düzenlenmiş ve farklı hasat aralıklarının (çiçekler için 4, 8, 12 gün ara) ve hasat zamanlarının (tohumlar için 8 günlük ara) çiçek ve tohum verimleri ile kalitesine etkisinin incelenmesi amaçlanmıştır. En yüksek toplam çiçek verimi (751.98 kg/da; 4 gün arayla yapılan hasatta) ve tohum verimi (59.56 kg/da;1. hasatta) 1. yılda elde edilmiştir. En yüksek tohum sabit yağ oranı (%12.86) haziran ayında, en yüksek çiçek uçucu yağ oranı (%0.18) ise mayıs ayında elde edilmiştir. Uçucu yağdaki 38 adet bileşenden α-Cadinol (%22.59-30.10), δ-Cadinene (%9.88-13.79), τ-Muurolol (%6.58-8.20), γ-Cadinene (%4.80-7.15) ve γ-Muurolene (%4.15-4.82) ana bileşenler olarak belirlenmiştir. Tohum sabit yağında 6 adet yağ asidi saptanmış ve ana bileşenler α-kalendik asit (%22.07-49.41), linoleik asit (%28.31-37.85) ve oleik asit (%7.18-30.06) olarak saptanmıştır. En yüksek α-kalendik asit oranları haziran ayında saptanmış ve hasatlar geciktikçe azalış göstermiştir. Sonuç olarak, hasat aralığının azalması çiçeklenmeyi teşvik ederek verim artışı sağlamıştır.
Pamukta (Gossypium hirsutum L.) hasat dönemi yağışların lif kalitesi üzerine etkileri
Bu çalışma 2021 yılında Çukurova Üniversitesi, Pamuk Araştırma ve Uygulama Merkezi deneme arazisinde farklı pamuk çeşitlerinde hasat dönemi yağış uygulamalarının lif kalite özelliklerine etkilerinin belirlenmesi amacıyla yürütülmüştür. Deneme tesadüf bloklarında bölünmüş parseller deneme desenine göre 3 tekrarlamalı olarak kurulmuş; yağış uygulamaları ana parsellere, çeşitler alt parsellere yerleştirilmiştir. Çalışmada 5 dakika süreyle yapılan yağış uygulamalarının iplik eğirilebilirlik indeksi, lif uzunluğu, lif uzunluk uyumu, kısa lif içeriği, lif kopma dayanıklılığı özellikleri üzerine etkileri olumsuz yönde olmuştur. Yağış uygulamasız kontrol uygulamaları lif esneme oranı ve lif parlaklığında en yüksek değerleri oluşturmuştur. Yağış uygulamaları arasında istatistiksel olarak önemli bulunmamakla birlikte, kontrol uygulaması çepel sayısı, yaprak derecesi yönünden en iyi değerleri oluştururken, tohum kabuğu nep sayısında en yüksek değeri oluşturmuştur. 5 dakika süreyle yapılan yağış uygulaması önemsiz olmakla birlikte, daha yüksek lif nep sayısına ve en düşük olgunluk oranına sahip lifleri oluşturmuştur. İncelenen özellikler açısından pamuk çeşitleri arasında önemli farklılıklar bulunmamıştır. Kontrol uygulamalarında oluşan lifler daha ince, Lima çeşidinde oluşan lifler ise daha kaba olmuşlardır. Yağış uygulamalarında yönünden renk derecesi değerleri kontrole oranla daha kötü sınıfta yer almışlar, Lima ve Kaira çeşitleri renk derecesi yönünden daha yüksek kalitede olmuşlardır.
Fosforlu gübre ve bakteri (Bacillus subtilis) uygulamalarının buğday (Triticum aestivum L.) verimi ve bazı tarımsal özellikleri üzerine etkilerinin belirlenmesi
Bu çalışma; Çukurova bölgesi buğday yetiştiriciliğinde, fosfat çözücü bakteri (Bacillus subtilis) ve farklı dozlarda fosforlu gübre uygulamalarının, verim ile bazı tarımsal ve kalite özellikleri üzerine etkisini belirlemek amacıyla yapılmıştır. Çalışma, 2021 yılında, Çukurova Üniversitesi Ziraat Fakültesi Tarla Bitkileri Araştırma ve Uygulama Alanında, bölünmüş parseller deneme desenine göre üç tekrarlamalı olarak kurulmuş ve yürütülmüştür. Araştırmada; fosfat çözücü bakteri (Bacillus subtilis) ve farklı dozlarda fosforlu gübrenin (0 kg/da P2O5, 10 kg/da P2O5, 15 kg/da P2O5, 20 kg/da P2O5 ve 25 kg/da P2O5) uygulaması yapılmıştır. Materyal olarak, Özkan ekmeklik buğday çeşidi kullanılmıştır. Yapılan bu çalışmada; bitki boyu, kardeş sayısı, başak sayısı, başak uzunluğu, başakta başakçık sayısı, başakta tane sayısı, hektolitre ağırlığı, 1000 tane ağırlığı, protein oranı, gluten oranı ve tane verimi gibi önemli özellikler incelenmiştir. Elde edilen sonuçlara göre, bakteri aşılamasının ve fosforlu gübrelemenin verim ve incelenen özellik üzerine olumlu etkisinin olduğu görülmüştür. En yüksek tohum verimi (720.7 kg/da) bakteri aşılaması ile birlikte 25 kg/da fosforlu gübre uygulamasından elde edilmiştir.
Cin mısırında F1 döl kuşağı ile açıkta tozlanan popülasyonları ve bunların karışımından elde edilen popülasyonların bazı agromorfolojik karakterler ve dane patlama özellikleri yönünden değerlendirilmesi
Bu araştırma, beş cin mısır çeşidinin (Baharcin, Elacin, Bulut, Antcin 98, Koçcin) F1 döl kuşağı ile açıkta tozlanan popülasyonları (F2) ve bunların karışımlarından(%50 F1-%50 F2) elde edilen popülasyonların bazı agromorfolojik karakterler ve dane patlama özellikleri yönünden değerlendirilmesi amacıyla, Çukurova Üniversitesi Ziraat Fakültesi Tarla Bitkileri Bölümü Araştırma ve Uygulama Alanında 2020 yılı ikinci ürün mısır yetiştirme sezonunda, bölünmüş parseller deneme desenine göre üç tekerrürlü olarak yürütülmüştür. Araştırmadan elde edilen sonuçlara göre, cin mısırı çeşitleri ve F1, F2 ve karışımları arasındaki farklılıkların, tepe püskülü çiçeklenme süresi, koçan püskülü çiçeklenme süresi, bitki boyu, koçandaki sıra sayısı, tek koçan ağırlığı, koçanda dane ağırlığı ve dane verimi özellikleri için önemli olduğu saptanmıştır. Çalışmada en yüksek tane verimi 498.1 kg/da ile Baharcin çeşidinden, en düşük ise 217.13 kg/da Koçcin çeşidinden elde edilmiştir. Denemede yer alan F2 generasyonunda ve %50F1+%50F2 karışımında bir çeşit hariç (Koçcin) tane veriminin azaldığı belirlenmiştir. En yüksek patlama hacmi 20.86 cm3/g ile Baharcin ve Elacin çeşidinden, en düşük ise 16.33 cm3/g ile Antcin 98 çeşidinden elde edilmiştir. Bu araştırmadan elde edilen sonuçlara göre cin mısırında F1 tohumluğunun tane verimi ve ideal patlama hacmi için her yıl yenilenmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.
Çukurova'da suni mera tesisi ve ot üretimi amacıyla bazı sıcak mevsim buğdaygil yem bitkilerinin yonca ile uygun karışım oranlarının belirlenmesi
Bu çalışmada, Akdeniz iklim koşullarında, iki farklı çok yıllık sıcak mevsim buğdaygil yem bitkisi olan yalancıdarı (Paspalum dilatatum Poir.) ve Rodos otu (Chloris gayana Kunth)'nun bir baklagil olan yonca (Medicago sativa L.) ile uygun karışım oranlarının tespiti amaçlanmıştır. Kurulan iki ayrı denemede, mera tesisi amacıyla " yalancıdarı + yonca" ve ot üretimi amacıyla "Rodos otu + yonca"nın yedişer farklı karışım oranlarının performansı belirlenmiştir. Rodos otunun yonca ile karışımları biçime, yalancıdarının yonca ile karışımları ise otlatmayı taklit edecek şekilde biçim uygulamasına yönelik olmuştur. Denemeler tesadüf blokları deneme desenine göre 4 tekerrürlü olarak, Doğu Akdeniz Tarımsal Araştırma Enstitüsü'nde (Adana), 2018-2020 yılları arasında, sulanan koşularda yürütülmüştür. Araştırmada, incelenen tür ve karışımların performanslarının yıllara bağlı olarak önemli derecede değiştiği gözlenmiştir. Türlerin karışım ekimlerin veriminin yalın ekimlere kıyasla daha yüksek olduğu, söz konusu uygulamalarda en yüksek değerler ise her iki denemede de çalışmanın yürütüldüğü ikinci yılında (2019) elde edildiği tespit edilmiştir. Uygulamalarda yonca türünün oranı arttıkça karışımdaki buğdaygillerin de kalite değerleri artmıştır. Yalancıdarı + yonca (YD+Y) karışımlarında en yüksek yeşil ot verimi (6979.8 kg/da) "%80 YD + %20 Y" uygulamasında, en yüksek kuru madde (1641.9 kg/da) ve sindirilebilir kuru madde verimi (994.7 kg/da) "%70 YD + %30 Y" uygulamasında, en düşük ADF (%34.8) ve NDF oranı (%47.1) "yalın yonca"da, en yüksek ham protein verimi (239.0 kg/da) "%60 YD + %40 Y" uygulamasında, en yüksek nispi yem değeri (123.2), ham protein oranı (%19.8) ve sindirilebilir kuru madde oranı (% 61.2) "yalın yonca" uygulamasında, en yüksek alan eşdeğer oranı (1.27) "%80 YD + %20 Y" ve "%70 YD + %30 Y" uygulamalarında saptanmıştır. "Yalın yonca" uygulamasından sonra en yüksek ham protein oranı (%15.7) ve nispi yem değeri (NYD) ise (100.3) yonca türünün karışıma en yüksek oranda katıldığı "%50YD + %50Y" uygulamasında görülmüştür. Ağırlığa göre botanik kompozisyondaki yonca türünün oranı ilk yıl yüksek (%52.0), diğer yıllar düşük bulunmuştur (sırasıyla %30.3 ve %25.0). İlk yıldan ikinci yıla geçince, ağırlığa göre botanik kompozisyondaki yonca türünün oranı azalmıştır. En dengeli karışım oranı "%70 YD + % 30 Y" ve "%60 YD + %40 Y" uygulamalarından elde edilmiştir. Rodos otu + yonca (RO+Y) karışımlarında en yüksek yeşil ot verimi (8989.8 kg/da), kuru madde verimi (1964.3 kg/da), sindirilebilir kuru madde verimi (1146.1 kg/da) ve alan eşdeğer oranı (1.31) "%60 RO + %40Y" uygulamasından, en düşük ADF oranı (%37.1), en yüksek ham protein verimi (233.5 kg/da) ve sindirilebilir kuru madde oranı (%59.3) "%15 RO + %85 Y" uygulamasından, en düşük NDF oranı (%48.7), en yüksek ham protein oranı (%15.6) ve NYD (115.2) "yalın yonca" uygulamalarından elde edilmiştir. "Yalın yonca" uygulamasından sonra en yüksek ham protein oranı (%12.5) ve NYD ise (100.5) karışıma yoncanın en yüksek oranda dahil olduğu "%15RO + %85 Y" uygulamasında görülmüştür. Rodos otu türüne ait ortalama botanik kompozisyondaki oran birinci yılında en yüksek değerde iken (%78,6), sonraki her iki yılda da bir önceki yıla kıyasla düşüş göstermiştir (sırasıyla %62.5 ve %56.7). En dengeli karışım oranı "%75 RO + %25 Y" ve "%60 RO + %40 Y" uygulamalarında saptanmıştır.
Adana koşullarında ekim zamanlarının pamuk (Gossypium hirsutum L.) çeşitlerinin performansı üzerine etkisi
Bu çalışma 2021 yılında Çukurova Üniversitesi, Pamuk Araştırma ve Uygulama Merkezi arazisinde farklı zamanlarda ekilen pamuk çeşitlerinin performanslarının değerlendirilmesi amacıyla yürütülmüştür. 8 pamuk çeşidi 3 farklı ekim zamanında (15 Nisan, 10 Mayıs ve 5 Haziran) ekilmiştir. Deneme tesadüf bloklarında bölünmüş parseller deneme desenine göre 3 tekrarlamalı kurulmuş, ekim zamanları ana parsel, çeşitler alt parsel olarak yerleştirilmiştir. 15 Nisan ekimi (4962 kg ha-1) 10 Mayıs ekimine (35699 kg ha-1) oranla önemli ölçüde yüksek kütlü pamuk verimi vermiştir. Tüm ekim zamanlarında ortalama çeşit performansı karşılaştırıldığında, BA 1010 çeşidi en yüksek verim, koza sayısı, çırçır randımanı, lif verimi, lif uzunluk uyumu indeksi değerlerini oluşturmuştur. Geciken ekimlere bağlı olarak verimde ve bazı lif özelliklerinde düşüşler olduğu belirlenmiştir. Lif uzunluğu, lif esneme oranı, lif inceliği ve sarılığı ekim zamanlarından önemli ölçüde etkilenmişlerdir. Verim dışında BA 1010 çeşidi tüm ekim zamanlarında daha yüksek uzunluk uyum indeksi ve daha düşük mikroner değerleri ile en öne çıkmıştır. Sonuçlar geç ekimin daha düşük verime ve lif uzunluğu, lif esneme oranı, lif inceliği gibi kalite özelliklerinde önemli azalmalara yol açtığını ortaya koymuştur.
Pamukta (Gossypium hirsutum L.) su stresi koşullarında verim ve lif kalite özelliklerinin belirlenmesi
Bu çalışma 2021 yılında Çukurova Üniversitesi, Tarla Bitkileri Araştırma ve Deneme arazisinde farklı pamuk çeşitlerinde farklı sulama düzeylerinin verim ve lif kalite özelliklerine etkilerinin belirlenmesi amacıyla yürütülmüştür. Çalışma tesadüf bloklarında bölünmüş parseller deneme desenine göre 3 tekrarlamalı kurulmuş, sulama uygulamaları ana parsel, çeşitler alt parsel olarak yerleştirilmiştir. Denemede sulamalar topraküstü damla sulama sistemiyle A sınıfı buharlaşma kabından oluşan 8 günlük birikimli buharlaşmanın % 25, % 50 ve % 100'ünün karşılandığı üç su düzeyi incelenmiştir Sulama suyunda su kısıntısı arttıkça bitki boyunda önemli ölçüde kısalma, meyve dalı ve koza sayısında, koza ağırlığında, 100 tohum ağırlığında, çırçır randımanında, kütlü pamuk ve lif veriminde, lif uzunluğunda, lif uzunluk uyumu indeksinde, lif kopma dayanıklılığında, lif esneme oranında ve sarılık derecesinde önemli ölçüde azalmalar olmuştur. Kütlü pamuk verimi farklı su düzeylerinde 2349 to 4592 kg ha-1 aralığında değişim göstermiş, en yüksek kütlü pamuk ve lif verimlerine S100 konusunda May 505 çeşidinde, en düşük kütlü pamuk ve lif verimlerine S25 konusunda tüm çeşitlerde ulaşılmıştır. Kısıntılı sulama uygulamaları istenilir özellikte ince lifleri ve düşük kısa lif içeriklerini oluşturmuştur. En ince liflere S25 konusunda May 455 çeşidinde, en kalın (kaba) liflere ise S100 konusunda Fiona, May 455 ve May 344 çeşitlerinde ulaşılmıştır.
Çukurova koşullarında farklı ekim zamanlarının kişniş (Coriandrum sativum L.) popülasyonlarının verim ve kalitesine etkisi
Kişniş Umbelliferae familyasına ait bir bitki olup yüzyıllardır tıpta tedavide ve gıda sanayinde baharat olarak yetiştirilmektedir. Serin iklim bitkisi olan kişnişin en uygun ekim zamanının belirlenmesi önem arz etmektedir. Bu çalışma, 2020-2021 ve 2021-2022 yetiştirme dönemlerinde Çukurova Üniversitesi Araştırma ve Uygulama Alanında Bölünmüş parseller deneme desenine göre 3 tekrarlamalı olarak yürütülmüş, farklı populasyonların (Mardin ve Irak) ve ekim zamanlarının (1 Kasım, 15 Kasım, 1 Mart, 15 Mart) kişnişin tohum verimleri ve kalitesine etkisinin incelenmesi amaçlanmıştır. İklim koşullarına bağlı olarak yıllara göre 2021-2022 sezonunda daha yüksek tohum verimleri (297.3 kg/da) elde edilmiştir. En yüksek tohum verimleri (sırasıyla 265.6-338.2 kg/da) 1 Kasım ve 15 Kasım ekim zamanlarında elde edilmiştir. Mardin ve Irak populasyonlarının ortalama tohum verimleri (sırasıyla 191.7-192.0 kg/da) ve yağ oranları (sırasıyla %9.7-9.8) arasında farklılık bulunmamıştır.
Çukurova koşullarında buğdayda sap uzamasını dengeleyici eksogenin verim bileşenlerine etkisinin saptanması
Bu çalışma, 2020/2021 Buğday yetiştirme sezonunda Çukurova Üniversitesi Ziraat Fakültesi Tarla Bitkileri Bölümü Araştırma ve Uygulama alanında yürütülmüştür. Çalışmada Adana-99, Empire ve Halis ekmeklik buğday çeşitlerine, dekara 125 ml dozunda bitki büyüme düzenleyicisi (BBD; Chlormequat chloride), bitkilerin kardeşlenme (Zadoks Büyüme Skalası (ZBS) 2.2), sapa kalkma başlangıcı (ZBS 3.0), Sap 1 boğumlu (ZBS 3.1), sap 2 boğumlu (ZBS 3.2), [ZBS 2.2 + ZBS 3.0], [ZBS 2.2 + ZBS 3.1] ve [ZBS 2.2 + ZBS 3.2] dönemlerinde BBD bitkilere pülvarize edilerek uygulanmıştır. ZBS 2.2+3.1 dönemlerinde yapılan BBD uygulamaları, metrekarede sap sayısını, kontrole oranla %27.3 düzeyinde artırmıştır. Başak uzunluğuna dönemsel BBD'nin etkisi, Adana ve Halis çeşidinde olumlu bir etki sağlamazken, Empire çeşidinde ZBS [2.2+3.2] dönemlerindeki uygulamalar, kontrole oranla %24.5 oranında artış sağlamıştır. Dönemsel BBD'nin dane verimine etkisi, Adana-99 çeşidinde ZBS [2.2+3.2] dönemindeki uygulamalar kontrole oranla %20.1 düzeyinde artış sağlarken, Empire ve Halis çeşitlerinde önemli bir etki saptanmamıştır. Sonuç olarak, buğdayda dönemsel BBD uygulamalarından bir çeşit (Adana-99) olumlu yönde etkilenirken diğer çeşitlerinde olumlu sonuçlar ortaya çıkmamıştır. Bu durum yeni buğday çeşitlerinin BBD uygulamalarına tepkilerinin test edilmesine gereksinim duyulmaktadır. Anahtar kelimeleri: Büyüme büyüme düzenleyicisi, Bitki boyu, Dane verimi, Metrekarede dane sayısı, Dane ağırlığı
İzmir kekiği (Origanum onites L.) 'nde inorganik ve organik gübre uygulamalarının verim ve kalite üzerine etkileri
Çukurova Üniversitesi Tarla Bitkileri Bölümü deneme alanında tesadüf blokları deneme desenine göre 2021 yılında yapılan bu araştırmada; İzmir kekiği (Origanum onites L.)'nde organik (solucan ve tavuk gübresi) ve inorganik (15:15:15 N-P-K) gübre uygulamalarının verim ve kalite unsurlarına etkilerinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Araştırmada farklı uygulamalarla, bitki boyu değerleri ortalama 29.06–32.5 cm olup en yüksek değer NPK uygulamasından, yeşil herba verimi ortalama 105.27-164.99 kg/da olup en yüksek değer solucan gübresi uygulamasından, drog herba verimi ortalama 51.94-81.11 kg/da, drog yaprak verimi ortalama 34.58-58.33 kg/da, drog yaprak oranı ortalama 66.46-71.8 kg/da, uçucu yağ verimi ortalama 38.52-64.2 l/da ile en yüksek tavuk gübresi uygulamasından, uçucu yağ oranı da ortalama % 3.6-3.4 ile en yüksek solucan gübresi uygulamasından elde edilmiştir. Uçucu yağ bileşenleri içerisinde en yüksek oranda carvacrol bulunmuş, carvacrol oranı %74.12-81.68 arasında değişmiştir. Yapılan araştırma sonucunda; drog herba verimi ve drog yaprak veriminde önemli farklılıklar bulunmuştur. En yüksek drog herba verimi ve drog yaprak verimi tavuk gübresi uygulamasından elde edilirken en düşük ise kontrol uygulamasından elde edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Origanum onites, organik gübre, verim, carvacrol
Çukurova koşullarında güncel ekmeklik buğday çeşitlerinin verim ve kalite özelliklerinin belirlenmesi üzerine bir araştırma
Bu çalışmanın amacı, Çukurova bölgesi buğday yetiştiriciliğinde yaygın olarak kullanılan çeşitler ile yeni tescil edilmiş çeşitleri karşılaştırarak tane verimi ile verim unsurları ve kalite özelliklerini incelemektir. Çalışma 2021 yılında, Çukurova Üniversitesi Ziraat Fakültesi Tarla Bitkileri Araştırma ve Uygulama Alanında, Tesadüf blokları deneme desenine göre 3 tekrarlamalı olarak kurulmuş ve yürütülmüştür. Araştırmada; 18 ekmeklik buğday çeşidi (Adana-99, Sagittario, Özkan, Vittoria, Gökkan, Seri-2013, Masaccio, Yakamoz, Altıöz, Toros-1003, Candaş, Ekinoks, Tekfen-1013, Beyazhan, Tekfen-1016, Karmen, Simge ve Şahika) materyal olarak kullanılmıştır. Yapılan bu çalışmada; metrekaredeki bitki sayısı, metrekaredeki sap sayısı, metrekaredeki başak sayısı, bitki boyu, başak uzunluğu, başakta başakçık sayısı, başakta tane sayısı, başakta dane ağırlığı, bin tane ağırlığı, hektolitre ağırlığı, hasat indeksi, protein oranı ve tane verimi gibi özellikler incelenmiştir. Sonuç olarak, tane verimi bakımından en yüksek değere Şahika, Beyazhan ve Yakamoz çeşitleri sahip olmuştur. Kalite özellikleri bakımından en yüksek değere ise Karmen ve Yakamoz çeşitleri sahip olmuştur. Bu bilgiler ışığında verim ve kalite özelliklerinin ters ilişkili olduğu, tane veriminin arttıkça kalitenin düştüğü belirlenmiştir. Tane verimi bakımından Şahika çeşidi tercih edilmesi gerektiği ancak tane verimi bakımından üçüncü sırada yer alan ve kalite değeri bakımından ikinci sırada yer alan Yakamoz çeşidinin kalite ve verim özellikleri bakımından orantılı olması nedeniyle tercih edilebilir çeşit olduğu belirlenmiştir.
Çukurova koşullarında achillea türlerinde (Achillea biebersteinii Afan. ve Achillea asplenifolia Vent.) farklı biçim zamanlarında verim ve kalitenin saptanması
Antik çağlardan beri Achillea türlerinin yaprakları ve çiçekleri ilaç olarak, kozmetikte ve gıda endüstrisinde kullanılmaktadır. Çukurova koşullarında Achillea biebersteinii Afan. L. ve Achillea asplenifolia Vent. türlerinin farklı biçim zamanlarında (çiçeklenme başlangıcı, tam çiçeklenme ve çiçeklenme sonrası) bitki boyu, dal sayısı, yeşil herba verimi, drog herba verimi, drog çiçek verimi, uçucu yağ içeriği, verimi ve bileşimi incelenmiştir. Deneme 2020 yılında bölünmüş parseller deneme desenine göre yürütülmüştür. Bölgemiz koşullarında, özellikle Bulgaristan kökenli A. asplenifolia Vent. türünün dal sayısı (31.86 adet), yeşil herba verimi (959.85 kg/da), drog herba verimi (239.96 kg/da), drog çiçek verimi (111.93 kg/da) değerleri ile uçucu yağ verimleri (35.94 l/da) bakımından en iyi sonuçları verdiği belirlenmiştir. Biçim zamanları arasında yeşil herba verimi (1051.82 kg/da) ve drog herba verimi (262.95 kg/da) bakımından en yüksek sonuçlar tam çiçeklenme zamanından elde edilmiştir. Uçucu yağların bileşimi açısından Achillea biebersteinii Afan. türünde en yüksek çıkan temel bileşenler Eucalyptol ve Santolina alcohol olduğu görülürken Achillea asplenifolia Vent. türünde Camphor/(+)-2-Bornanone olmuştur. Eucalypto ve endo-Borneol her iki türde de yüksek miktarda bulunan ortak bileşenlerdir. Santolina alcohol Achillea biebersteinii Afan. türünde β-Pinene, Camphor/(+)-2-Bornanone ve Chamazulene ise Achillea asplenifolia Vent. türünde en yüksek çıkan bileşenler arasında yer almaktadır.
Çukurova koşullarında farklı şeker mısırı (Zea mays L. saccharata Sturt.) çeşitlerinin taze koçan verimi ile bazı agromorfolojik ve kalite özelliklerinin belirlenmesi
Bu çalışmada, farklı tohumculuk firmaları ve araştırma kuruluşlarından sağlanan ve Çukurova Bölgesinde birinci ürün koşullarında yaygın olarak yetiştirilen 16 adet şeker mısır çeşidi; önemli agromorfolojik özellikler ile kalite ve verim komponentleri yönünden değerlendirmek amacı ile Adana'nın Ceyehan ilçesine bağlı Yılankale köyünde 2021 yılında tesadüf blokları deneme desenine göre üç tekrarlamalı olarak yetiştirilmiştir. Araştırmadan elde edilen bulgulara göre, incelenen çeşitler arasında bitkide koçan sayısı ve ilk koçan yüksekliği hariç tepe püskülü çıkış süresi, taze koçan verimi (kavuzlu), taze koçan verimi kavuzsuz, bitki boyu, sap kalınlığı, koçan uzunluğu, koçan kalınlığı, koçanda dane sayısı, koçanda dane ağırlığı, brix, protein oranı, bin tane ağırlığı, kuru tane nemi ve hektolitre ağırlığı özellikleri bakımından istatistiki düzeyde önemli farklılıklar saptanmıştır.
Çukurova koşullarında ekmeklik buğdayda farklı gübre uygulamalarının verim unsurları ve kaliteye etkileri
Bu çalışma; Çukurova koşularında buğdayın farklı gübre ve doz uygulamalarında verim ve kalite farklılıklarını belirlemek amacıyla 2020-2021 yetiştirme sezonunda 6 farklı gübre ve 3 buğday çeşidi ile Adana'da Tarla Bitkileri Bölümünce yürütülmüştür. Deneme; bölünmüş parseller deneme desenine göre 4 tekerrürlü olarak yürütülmüştür. Denemede, ana parsele 6 farklı gübre uygulama (kontrol-çiftçi koşulları-organamineral-solucan) ve alt parsele 3 farklı buğday çeşitleri (Özkan-Adana99-Ceyhan99) yerleştirilmiştir. Ekimden önce 30 kg/da 20-20-0 gübresi ile gübreleme yapılarak azotun bir kısmı ve fosforun tamamı taban gübresi olarak uygulanmıştır. Bu çalışma kapsamında; birim alandaki bitki, sap ve başak sayıları (adet/m2),, bitkide sap ve başak sayıları (adet/bitki) , bitki boyu ve başak uzunluğu,(cm), bin dane (g) ve hektolitre (hl) ağırlıkları, protein oranları, başakta başakcık ve dane sayıları (adet) ile başakta dane ağırlığı (g) ve tane verimi (kg/da) değerleri incelenmiştir. Elde edilen sonuçlara göre; dekar verimine etkileri bakımından çeşit ve gübre uygulamaları arasındaki interaksiyon, istatistiksel olarak önemli bulunmuştur. Düşük doz organomineral gübre uygulaması yapıldığı Ceyhan 99 (468 kg/da ) çeşidinde parsellerde en yüksek dekar verimine ulaşılmıştır.
Bazı ekmeklik buğday çeşitlerinde ekim öncesi tohum uygulamalarının çimlenme ve fide gelişimine etkileri
Bu çalışma, 2020-2021 yetiştirme döneminde Çukurova Üniversitesi Ziraat Fakültesi Tarla Bitkileri Bölümü Araştırma Uygulama Laboratuvarlarında, tesadüf parseller deneme desenine göre 5 tekrarlamalı olarak, çimlendirme testleri petri kaplarında, fide gelişimi gözlemleri saksı çalışmaları olacak şekilde kurulmuş ve yürütülmüştür. Çalışmada; üç ekmeklik buğday çeşidinde (Adana-99, Özkan ve Toros 1003) farklı ekim öncesi tohum uygulamalarına (%10'luk polietilenglikol (PEG), 200 mM'lük potasyum nitrat (KNO3), 100 ppm'lik Salisilik Asit (SA), 1.5 g ZnSO4/1 kg tohum (ZnSO4), 10 ml BSN/1 kg tohum, kontrol) tabi tutulmuştur. Çimlenme gücü, çimlenme oranı, çimlenme indeksi, turgor ağırlığı, oransal su içeriği (RWC), koleoptil uzunluğu, sürgün uzunluğu, kök uzunluğu, sürgün yaş ağırlığı, kök yaş ağırlığı, sürgün kuru ağırlığı, kök kuru ağırlığı ve fide büyüme hızının incelenmesi amaçlanmıştır. Çeşitler genel olarak değerlendirildiğinde; çimlenme, fide gelişimi değerleri bakımından Toros-1003 çeşidinin diğer çeşitlerden üstün olduğu, ekim öncesinde tohum uygulamalarında BSN'nin etkisinin olmadığı ve sırasıyla PEG ve ZnSO4'ün incelenen özellikler bakımından olumlu etkisinin olduğu belirlenmiştir.
Çukurova koşullarında farklı ekim zamanlarının şeker mısırında (Zea mays saccharata Sturt.) taze koçan verimi ile agromorfolojik ve kalite özelliklerine etkisinin belirlenmesi
Bu araştırma, farklı ekim tarihlerinin (15 Şubat, 15 Mart, 15 Nisan, 18 Mayıs, 15 Haziran, 11 Temmuz, 15 Eylül) üç şeker mısırı çeşidinde (Challenger, Vega, Khan) taze koçan verimi ve kalite özellikleri üzerine etkisinin belirlenmesi amacıyla Çukurova Üniversitesi Ziraat Fakültesi Tarla Bitkileri Bölümü Araştırma ve Uygulama Alanında 2021 yılında, bölünmüş parseller deneme desenine göre üç tekerrürlü olarak yürütülmüştür. Araştırmadan elde edilen sonuçlara göre, farklı ekim zamanlarının çiçeklenme tarihi, bitkide koçan sayısı, bitki boyu, ilk koçan yüksekliği, sap kalınlığı, koçan uzunluğu, koçan kalınlığı, koçanda dane sayısı, koçanda dane ağırlığı, taze koçan verimi, taze tane verimi, suda çözünür kuru madde miktarı değerleri yönünden istatistiksel olarak önemli olduğu, en yüksek taze koçan veriminin 15 Nisan tarihli ekim zamanında Khan mısır çeşidinden (189,9 g/bitki), en yüksek suda çözünür kuru madde miktarının 15 Nisan tarihli ekim zamanında Khan mısır çeşidinden (18,33 °Brix) elde edildiği saptanmıştır.
Akdeniz iklim koşullarında koruyucu bitki türü, tohumluk miktarı ve hasat zamanının çokyıllık suni mera karışımının ot verimi ve kalitesine etkileri
Bu araştırma, Akdeniz iklimi koşullarında biryıllık koruyucu bitki türlerinin farklı tohumluk miktarı ve hasat zamanın çokyıllık suni mera karışımının ot verimi ve kalitesine etkilerini belirlemek amacıyla iki ayrı yılda ekilen iki ayrı deneme olarak yürütülmüştür. Denemeler, tesadüf bloklarında bölünmüş parseller deneme desenine göre 3 tekrarlamalı olarak kurulmuştur. Her iki denemenin birinci yıllarına göre, koruyucu bitkinin biçim zamanının ilerlemesi ve suni mera karışımının koruyucu bitki ile ekilmesi ot verimini arttırmıştır. Suni mera karışımının koruyucu bitki ile ekilmesi yabancı ot ve karışımda yer alan çokyıllık yembitkilerinin oranını düşürmüştür. Koruyucu bitkinin biçim zamanının geciktirilmesi yabancı ot ve domuz ayrığı oranı üzerinde önemli bir etki yaratmamasına rağmen, karışımda yer alan yonca, kamışsı yumak ve çokyıllık çim türlerinin verime katılma oranlarını önemli derecede düşürmüştür. Suni mera karışımı koruyucu bitki olarak arpa ve biryıllık çim ile birlikte ekildiğinde karışımın ot kalitesi düşmüştür. Her iki denemenin ikinci yıllarına göre, ot verimi ve ot kalitesi biçim zamanlarına bağlı olarak farklılık göstermemiştir. Ayrıca, koruyucu bitki biryıllık çimin %100 tohum oranında yer aldığı uygulamada ot verimi düşmüş ve yabancı ot oranı artmıştır.
Çukurova koşullarında yetiştirilen ıtır (Pelargonium graveolens) bitkisinde farklı biçim zamanının verim ve kalite özelliklerine etkisi
Çukurova Üniversitesi Tarla Bitkileri Bölümü deneme alanında 2021 yılında yapılan bu araştırmada; Itır (Pelargonium graveolens) bitkisinde farklı biçim zamanlarının verim ve kalite özelliklerine etkisinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Araştırmada çiçeklenme öncesi, tam çiçeklenme ve çiçeklenme sonrası olmak üzere 3 farklı dönemde biçimler yapılmıştır. Elde edilen verilere göre Pelargonium graveolens bitkisinde en yüksek bitki boyu (34.3 cm), dal sayısı (10.10 adet), taze herba verimi (716.37 kg/da), kuru herba verimi (161.3 kg/da), taze yaprak verimi (537.4 kg/da), kuru yaprak verimi (106.77kg/da)'nin çiçeklenme sonrası dönemde yapılan biçimlerden elde edilmiştir. En yüksek uçucu yağ oranı (%0.31) ve uçucu yağ verimi (11.3 kg/da) ise tam çiçeklenme döneminde elde edilmiştir. Uçucu yağ ana bileşenlerinin geraniol (%3.14-18.1), citronellyl formate (%11.8-15.7), citronellol (%27.9-36.5) ve l-menthone (%7.49-9.33) olarak tespit edilmiştir.
Cin mısırında (Zea mays everta) çift melez popülasyonlarının bazı agronomik ve kalite özellikleri yönünden değerlendirilmesi
Bu araştırma, 2021 yılında kendilenmiş altı adet çift melez cin mısır popülasyonundan (KoçcinxBulut, ElacinxBulut, BaharcinxR997, R997xKoçcin, R997xBulut, BaharcinxSH2662) elde edilen 256 adet kendilenmiş mısır hattında (S1) bazı agromorfolojik ve kalite özelliklerinin değerlendirilmesi amacıyla, 2022 yılında ana ürün mısır yetiştirme sezonunda Çukurova Üniversitesi Ziraat Fakültesi Tarla Bitkileri Bölümü Araştırma ve Uygulama Alanı'nda alfa latis deneme desenine göre iki tekerrürlü olarak yürütülmüştür. Elde edilen sonuçlara göre, çift melez cin mısır popülasyonlarından elde edilen kendilenmiş hatlar (S1) arasındaki farklılıkların, tepe ve koçan püskülü çıkış süresi, bitki boyu, ilk koçan yüksekliği, koçan boyu, koçan çapı, koçanda sıra sayısı, koçanda dane sayısı, tek koçan ağırlığı, koçan dane verimi, hektolitre ağırlığı, nem içeriği, bin dane ağırlığı, patlama hacmi, patlamayan tane oranı, protein, nişasta ve yağ oranı için önemli, sap kalınlığı ve sıradaki dane sayısı için önemsiz olduğu saptanmıştır. En yüksek koçan dane verimi 92.5 g ile R997xKoçcin popülasyonunun 25 numaralı hattından, en düşük koçan dane verimi 25.1 g ile KoçcinxBulut popülasyonunun 31 numaralı hattından elde edilmiştir. En yüksek patlama hacmi 34.0 cm3/g ile BaharcinxR997 popülasyonunun 7. hattından, en düşük patlama hacmi ise 18.3 cm3/g ile R997xBulut popülasyonunun 21 nolu hattından elde edilmiştir. Araştırmadan elde edilen sonuçlara göre, koçan dane verimi yönünden R997xKoçcin popülasyonu ve patlama özellikleri yönünden BaharcinxR997 popülasyon-larının diğer popülasyonlara göre daha üstün olduğu saptanmıştır.
Bazı ekmeklik buğday (Triticum aestivum) çeşitlerinde tuz stresinin çimlenme ve fide gelişimine etkisi
Bu çalışma 2021 yılında Çukurova Üniversitesi Tarla Bitkileri Bölümü Tohumluk Laboratuvarında 5 farklı ekmeklik buğday çeşidi ve 4 farklı tuz dozu faktöriyel düzende analiz edilerek 4 tekrarlamalı olarak, çimlendirme testleri petri kaplarında, fide gelişimi gözlemleri saksı çalışmaları olacak şekilde kurulmuş ve yürütülmüştür. Bu çalışmada; Özkan, Adana-99, Toros-1003, Ceyhan-99, Seri-2013 materyal olarak kullanılmış olup tuz dozları ise 0 (kontrol), 50, 100 ve 150 mM NaCl olarak çeşitlere uygulanmıştır. Çim kını uzunluğu, sürgün uzunluğu, kök uzunluğu, sürgün yaş ve kuru ağırlığı, kök yaş ve kuru ağırlığı, fide sürgün yaş ve kuru ağırlığı, fide kök yaş ve kuru ağırlığı, çimlenme gücü ve çimlenme hızının incelenmesi amaçlanmıştır. Çalışmadan elde edilen verilere göre çeşitlerin tuz stresinde incelenen tüm özelliklerde istatistiksel olarak önemli farklılıklar görülmüştür. Tuz stresi artışına bağlı olarak, çim kını uzunluğu kök uzunluğu, sürgün uzunluğu, kök yaş ve kuru ağırlığı, sürgün yaş ve kuru ağırlığı, fide sürgün yaş ve kuru ağırlığı, fide kök yaş ve kuru ağırlığı, çimlenme hızı ve çimlenme gücü kontrol koşulları ile karşılaştırıldığında incelenen bu özelliklerde azalma meydana geldiği tespit edilmiştir. Yapılan araştırma neticesinde tuzluluk dozu artışı ekmeklik buğday genotiplerinin erken gelişim dönemlerinde olumsuz yönde etkilediği görülmüştür. Genotipler arasında tuzluluk stresine en iyi yanıt veren genotip Seri-2013 ve Özkan ekmeklik buğday çeşidi olurken Toros-1003 çeşidinin diğer çeşitlere göre tuzluluğa daha hassas olduğu belirlenmiştir.
Organik ve inorganik gübre uygulamalarının salep bitkisinde morfolojik özellikleri ile yumru verimi ve kalitesi üzerine etkileri
Doğal yetiştiği ortamlarda organik madde ile beslenen salep bitkisine tarla koşullarında organik madde takviyesi ile salep bitkisinin morfolojik özelliklerini, yumru verimi ve kalitesini olumlu yönde etkilediği varsayımından yola çıkarak farklı organik ve inorganik gübre uygulamalarının etkileri araştırılmıştır. Araştırma 2020-2021 ve 2021-2022 kış yetiştirme döneminde Çukurova Üniversitesi Ziraat Fakültesi Toprak Bilimi ve Bitki Besleme Bölümü Araştırma ve Uygulama alanı içerisinde 5 uygulamalı (kontrol, mineral gübre, hayvan gübresi, kompost ve kompost + mikoriza) ve 3 tekerrürlü organik deneme alanında tesadüf blokları deneme desenine göre kurulmuştur. Araştırma sonucunda denemede kullanılan uygulamalar arasında incelenen özellikler bakımından istatistiksel olarak önemli düzeyde farklılıklar saptanmıştır. Elde edilen ortalama sonuçlarına göre en yüksek bitki boyu (24.22 cm), yaprak sayısı (6.59 adet.bitki-1), çiçek sayısı (7.40 adet.bitki-1), yaprak boyu (6.57 cm), yaprak genişliği (2.62 cm), yavru yumru sayısı (1.58 adet.bitki-1) hayvan gübresi uygulamasından, en yüksek bitki başına yumru ağırlığı (8.22 g.bitki-1) ve yumru verimi (123.25 kg.da-1) kompost uygulamasından, en yüksek glukomannan oranı ise mineral gübre uygulamasından (%20.53) elde edilmiştir. Ülkemizde organik madde miktarı düşük olan tarım alanlarında salep bitkisi yetiştiriciliği yapılması durumunda organik gübre uygulamaları ile özellikle hayvan gübresi ve kompost uygulamaları kullanılarak organik madde miktarının artırılabileceği ve buna paralel olarak salep bitkisinin morfolojik özellikleri ve yumru veriminin artış göstereceği sonucuna varılmıştır. Bu çalışma ile salebin tarla şartlarında organik gübre uygulamalarıyla Çukurova koşullarında ticari ve ekonomik olarak yetişme potansiyelinin olduğu görülmüştür.
Çukurova koşullarında Paçuli (Pogostemon cablin ) bitkisinin verim ve kalite özelliklerinin belirlenmesi
Paçuli, dünyada ticareti yapılan ve uçucu yağı değerli olan hem terapötik özellikleri bakımından önemli hem de parfümeri sektöründe çokça kullanılan bir bitkidir. Bu araştırma; Paçuli (Pogostemon cablin (Blanco) Benth.) bitkisinin Çukurova koşullarında verim ve kalite özelliklerinin belirlenmesi amacıyla yapılmıştır. Araştırmada çiçeklenme öncesi, tam çiçeklenme ve çiçeklenme sonrası olmak üzere 3 farklı dönemde biçimler yapılmıştır. Araştırma sonucunda en yüksek bitki boyu (47.39 cm) çiçeklenme sonrası, dal sayısı (16.13 adet), taze toprak üstü verimi (2106.78 kg/da), taze yaprak verimi (1022.36 kg/da), kuru toprak üstü verimi (458,74 kg/da) ve kuru yaprak verimi (209.88 kg/da) ise tam çiçeklenme dönemde yapılan biçimden elde edilmiştir. En yüksek uçucu yağ oranı (%1.77) çiçeklenme öncesi dönemde ve uçucu yağ verimi (207.36 kg/da) ise tam çiçeklenme döneminde yapılan biçimden elde edilmiştir. Uçucu yağın ana bileşenlerini Asetofenon %41.56, Patçuli alkol %28.30, trans-Nerolidol %17.17 oluştururken diğer bileşenler ise Karyofilen %8.71, α-Guaien %5.86, Seyşellen %4.84, α-Bulnesen %2.53, Pogostol %1.24 olarak GC-FID ve GC/MS (+/-0.5, n=3) ile tespit edilmiştir.
Çukurova koşullarında Adana-99 ekmeklik buğday çeşidinde bitki büyüme düzenleyicilerinin ve bitki sıklığının dane verimine etkisinin saptanması
Bu çalışma, 2021/2022 buğday yetiştirme mevsiminde Çukurova Üniversitesi Ziraat Fakültesi Tarla Bitkileri Bölümü Araştırma ve Uygulama alanında yürütülmüştür. Çalışmada Adana-99 ekmeklik buğday çeşidinin 300, 500 ve 700 bitki sıklığı, bitkilere farklı gelişme dönemlerinde olara klormekuatklorit ve Naftalinasetik asit püskürtülerek dane verimine olası etkiler araştırılmıştır. Dane veriminde en önemli artış, 300 bitki sıklığında 802 g m-2 ile NAA-40 uygulamasında saptanırken bunu 769 ve 760 g m-2 dane verimi, 700 bitki sıklığında NAA-32 ve NAA-30+KMK-32 uygulamalarında gerçekleşmiştir. Metrekarede dane sayısı ise dane verimi için verilen yukarıdaki uygulamalarda benzer eğilim göstermiş, dane ağırlığına ise uygulamaların etkisi önemli bulunmamıştır. Bu çalışmada, dane verimi ile verim öğerleri arasındaki ilişkide metrekarede dane sayısının dane verimini belirleyici olduğu, bunun da bayrak yaprak çıkışı döneminde NAA uygulaması ile sağlandığı ortaya çıkmıştır. Bu sonuca göre, ekmeklik buğday yüksek dane verimi için üreticilerinin buğday bitkisine, bayrak yaprak çıkışı döneminde NAA uygulaması yapması önerilmektedir.
Pamuk (Gossypium hirsutum L.) çeşitlerinin kısıntılı sulama koşullarında fizyolojik ve lif teknolojik özelliklerinin belirlenmesi
Araştırma pamukta su kısıtı uygulamasının beş farklı pamuk çeşidinde bazı fizyolojik parametreler ile lif kalite özelliklerine etkisini belirlemek amacıyla 2021 yılında Ç.Ü. Tarla Bitkileri Araştırma ve Uygulama alanında gerçekleştirilmiştir. Deneme tesadüf blokları bölünmüş parseller deneme desenine göre 3 tekrarlamalı olarak kurulmuş, ana parselleri sulama düzeyleri (kısıntılı sulama ve tam sulama), alt parselleri ise çeşitler (Fiona, Ba 440, May 505, May 344, May 455) oluşturmuştur. Sulama konuları; tam sulama konusu (S100) ve tam sulama konusuna uygulanan % 50 kısıntı (S50) olarak belirlenmiştir. Çalışmanın tek yıllık verileri değerlendrildiğinde sulama uygulamalarının biyokütle ağırlığı dışında incelenen özellikler üzerine etkisinin önemli olmadığı ve çeşitler arasında lif kalite özelliğinde önemli farklılıklar oluşturduğu saptanmıştır. Kısıntılı sulama uygulamasında kanopi sıcaklığı daha yüksek olmuş; biyokütle ağırlığında önemli düzeyde azalma gerçekleştmiştir. Sulama uygulamaları arasında farklılık istatistiksel olarak önemli bulunmamakla birlikte; kısıntılı sulama da mikroner, uniformite oranı, mukavemet değerlerinin daha yüksek olduğu, lif uzunluğunda azalma görüldüğü, kısa lif oranında düşüş olduğu, parlaklık ve sarılık derecesi değerlerinin daha düşük, çepel sayısının daha yüksek olduğu bulunmuştur. Kısıntılı sulama uygulamasının önemli lif kalite özelliklerine etkisinin genelde olumsuz yönde olmayışı ve oluşan değişimlerin istatistiksel olarak önemli bulunmayışı pamuk üretiminde optimum kalite açısından su kısıtının olumsuz sonuçlar oluşturmayacağı, ancak çalışmanın çok farklı lokasyon, çeşit ve en az iki yıl daha sürdürülmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.
Pamuk (Gossypium hirsutum L.) çeşitlerinin farklı azot dozu uygulamalarında yağ verimi ve yağ asitleri profilinin belirlenmesi
Bu çalışma 2021 yılında Çukurova Üniversitesi Pamuk Araştırma ve Uygulama Merkezi deneme alanında farklı pamuk çeşitlerinde değişik azot dozu uygulamalarının yağ verimi ve yağ asitleri profili üzerine etkilerinin belirlenmesi amacıyla yürütülmüştür. Çalışma tesadüf bloklarında bölünmüş parseller deneme desenine göre 3 yinelemeli kurulmuş, azot dozları ana parsellere, çeşitler alt parsellere yerleştirilmiştir. Çalışmada farklı azot dozu uygulamalarında pamuk çeşitlerinde yağ oranı, yağ verimi ve yağ asitleri bileşimi (miristik asit, palmitik asit, palmitoleik asit, stearik asit, oleik asit, linoleik asit, toplam doymuş yağ asit, toplam tekli doymamış yağ asit, toplam çoklu doymamış yağ asit, alfa-linolenik asit, alfa-linolenik asit, araşidik asit, behenik asit, lignoserik asit, toplam doymuş yağ asit) özellikleri incelenmiştir. Çeşit etkisi incelenen tüm özelliklerde yalnızca miristik asit üzerinde önemli olmuş, azot dozu uygulamaları ve azot dozu x çeşit interaksiyon etkileri ise çalışılan tüm özelliklerde önemli bulunmamıştır. İstatistiksel olarak etkisi önemli bulunmamakla birlikte, en yüksek azot dozunda pamuk yağ oranı, yağ verimi, oleik asit oranı, toplam tekli doymamış yağ asit miktarı ve toplam çoklu doymamış yağ asit miktarı artış göstermiş; azot dozlarının artışıyla palmitik asit, palmitoleik asit, stearik asit, araşidik asit, toplam doymuş yağ asit miktarında artış görülmüştür. Anahtar Kelimeler: Pamuk, azot dozu, yağ verimi, yağ kalitesi, yağ asitleri bileşimi
Geçmişten günümüze ülkemizde tescil edilmiş olan bazı ekmeklik buğday çeşitlerinin kalite ve agromorfolojik özelliklerinin belirlenmesi
Bu çalışma, 144 adet ekmeklik buğday çeşidinin agromorfolojik, dane ve kalite özelliklerini araştırmak amacıyla yapılmıştır. Denemeler 2019-2020 ve 2020-2021 buğday yetiştirme sezonlarında Çukurova Üniversitesi Ziraat Fakültesi Tarla Bitkileri Araştırma ve Uygulama alanında alfa latis deneme desene göre iki tekerrürlü olarak kurulmuştur. İncelenen tüm özellikler bakımından yapılan varyasyon analizi sonuçları, incelenen ekmeklik buğday çeşitleri arasında istatistiki olarak önemli farklılıkların olduğunu göstermiştir. İki yıllık verilere göre; başaklanma süresinin 70.5 ile 113 gün, başaklanma-erme süresinin 32 ile 83 gün, dane veriminin 206.7 kg/da ile 950 kg/da, bindane ağırlığı 24.73 ile 52.10 g, dane alan büyüklüğünün 12.3 mm2, ile 25 mm2, dane çevre uzunluğunun 14.86 mm ile 19.72 mm, dane uzunluğunun 5.565 mm ile 7.885 mm, dane genişliğinin 2.450 mm ile 3.715 mm, dane uzunluk/genişlik oranının değerinin 1.785 ile 2.735, dane daireselliğinin 0.615 ile 0.759, danede uzunluk ve genişlik kesişimi ile ağırlık merkezi arasındaki uzaklık oranının 0.315 ile 0.785, ham protein oranının %11.5 ile %19.73, rutubet oranının %11.13 ile %12.45, danede nişaşta oranının %62.93 ile %70.43, yaş gluten oranının %24.30 ile %43.58, alveograf enerji değerinin 197.7 ile 513.3, zeleny sedimantasyon değerinin 33.47 ml ile 94.88 ml, hektolitre ağırlığının 67.18 kg/hl ile 85.63 kg/hl, dane sertlik oranının % 20.05 ile % 95.30 arasında değiştiği saptanmıştır. Elde edilen sonuçlara göre incelenen ekmeklik buğday kolleksiyonunun incelenen özellikler bakımından ekmeklik buğday ıslahında amaca göre kullanılabileceği sonucuna varılmıştır.
Ekmeklik buğday (Triticum aestivum L.) genotiplerinin hasat öncesi başakta çimlenmeye dayanıklılık yönünden karakterizasyonu
Bu araştırma, toplam 144 ekmeklik buğday genotipinin hasat öncesi dönemde oluşan başakta çimlenmeye duyarlılığının ve dayanıklılığının incelenmesi ve başakta çimlenmenin buğdayda bazı kalite özelliklerine etkisinin belirlenmesi amacıyla yürütülmüştür. Hasat öncesi çimlenme, ülkemizin çoğu bölgesinde hasat döneminde yağışların aşırı olduğu yıllarda önemli bir sorun olabilmektedir. Buğdayda verim ve kaliteyi olumsuz etkileyen bu sorun, hasat öncesi başakta çimlenmeye toleranslı genotiplerin belirlenmesi gereğini ortaya çıkarmaktadır. Araştırmanın ikinci yılında (2021-2022 yetiştirme yılı) denemeler, 2020-21 yetiştirme yılı sonunda 144 genotip içerisinden seçilen 49 genotip ile kurulmuştur. Denemeler, tarlada kurulan kontrol ve uygulama-Ⅰ denemeleri ile iklim odasında uygulama-Ⅱ denemesi olmak üzere üç ayrı ortamda yürütülmüştür. Genotiplerde tarlada incelenen ölçüm ve gözlemlerin yanı sıra dormansi durumları ve düşme sayısı da test edilmiş ve özellikler başakta çimlenme oranı ile ilişkilendirilmiştir. Araştırma sonuçlarına göre, başakta çimlenmeye en tolerant çeşit her iki denemenin ortalamasına göre, beyaz taneli Clark's Cream (%52.7) olarak belirlenmiş, bu çeşidi beyaz taneli 29 numaralı hat (%62.6) izlemiştir. Beyaz taneliler içerisinde 34 (%65.0), 22 (%65.2) ve 25 (%68.0) numaralı hatlar düşük başakta çimlenme oranlarıyla dikkat çekmiştir. Hasat öncesi çimlenmeye dayanıklılık çalışmalarında başaklanma süresi, bitki boyu, başakta mumsuluk ve düşme sayısı gibi özelliklerin seleksiyon ölçütü olarak kullanılabileceği görülmüştür.
İzmir kekiği (origanum onites L.)'nde yaprağa uygulanan farklı elisitörlerin verim ve kalite özellikleri üzerine etkileri
Bu araştırma, İzmir Kekiği (Origanum onites L.)'nde yaprağa uygulanan farklı elisitörlerin verim ve kalite özellikleri üzerine etkilerini incelemek amacıyla yürütülmüştür. Araştırma ile ilgili tarla denemeleri Adana koşullarında 2021-2023 yılları arasında iki yıl süre ile yürütülmüştür. Araştırmada İzmir kekiği bitkisi (Origanum onites L.) yapraklarına uygulanan fenilalenin, pektin, kitosan, salisilik asit ve bunların farklı dozlarının (kontrol, 50, 100, 200, 400 mg/l) bitkinin verim ve kalite özelliklerine etkisi incelenmiştir. Araştırmada, farklı elisitörler ve bunların dozlarına bağlı olarak bitki boyunun 40.6-80.4 cm, yaş herba veriminin 406.3-2231 kg/da, kuru herba veriminin 146.7-1006kg/da, drog yaprak oranının %49.73-63.04, drog yaprak veriminin 86.67-540.3kg/da, uçucu yağ oranının %4.13-5.13, uçucu yağ veriminin 3.46-27.73 kg/da, uçucu yağ ana bileşenleri karvakrol oranının %47.96-69.06, p-simen oranının %15.5-76.27, γ- terpinen oranının %6.64-9.08, uçucu yağ antioksidan oranının %82.34-98.17, hidrosol antioksidan oranının %82.34-98.17, uçucu yağ toplam fenol konsantarsyonunun 48.51-97.53GAE/mL ve hidrosol toplam fenol konsantarsyonunun 25.15-90.93-GAE/mL arasında değiştiği saptanmıştır. Araştırma sonuçları, elisitör uygulamalarının Origanum onites 'in morfolojik gelişimi ve uçucu yağ üretiminde önemli rol oynadığını göstermiştir. Özellikle 200 mg/l salisilik asit hem uçucu yağ verimi, antioksidan kapasitesi, fenol miktarı hem de genel bitki veriminde istikrarlı şekilde en iyi sonuçları verirken, 400 mg/l kitosan da vegetatif büyümede ve uçucu yağ oranında güçlü bir etki göstermiştir. Araştırma bulgularına dayanılarak, farklı elisitörlerin bitkide farklı fizyolojik ve biyokimyasal yolları aktive edebileceği, dolayısıyla kullanım amacına göre elisitör seçiminin optimize edilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.
Tek ve çift sıra ekim yöntemlerinin bazı pamuk çeşitlerinde verim ve lif kalitesine etkileri
Bu araştırma, değişik pamuk çeşitlerinde tek ve çift sıra ekim yönteminin pamuğun verim, verim bileşenleri ve lif kalitesine etkisini araştırmak amacıyla, Doğu Akdeniz Tarımsal Araştırma Enstitüsü Doğankent işletmesi arazisinde 2022 yılı yetiştirme sezonunda yürütülmüş; deneme tesadüf bloklarında bölünmüş parseller deneme desenine göre dört tekrarlamalı kurulmuş, ekim yöntemleri (tek sıra ve çift sıra) ana parsel, çeşitler (ADN-123, Lima ve May 455) alt parsel olarak yerleştirilmiştir. Tek sıra ve çift sıra olarak gerçekleştirilen ekimler yalnızca 100 tohum ağırlığı, koza sayısı, koza kütlü pamuk ağırlığı ve lif uzunluk uyumu indeksi özelliklerinde önemli düzeyde farklılıklar oluşturmuştur. Önemli sonuçlar ekim yöntemleri arasında değil çeşitler arasında ortaya çıkmış, tek sıralı ekilen pamuklar ve çift sıralı ekilen pamukların birbirine benzer verimler vermiştir. Lif kalite özellikleri yönünden ise lif uzunluk uyumu indeksi dışında incelenen tüm özelliklerde geleneksel sıralı ya da çift sıralı ekimlerde herhangi bir farklılık oluşmamıştır. Çalışmada alternatif ekim olarak seçilen çift sıralı ekim özellikle önemli kalite kriterleri olan uzunluk, incelik, kopma dayanıklılığı özelliklerinde olumsuzluk yaratmamıştır. Çalışmada bölge üretim koşullarında çift sıralı ekimlere yönelik kesin önerilerin ve geleneksel ekim sisteminden çift sıra pamuk sistemine geçişin yapılabilmesi için ileriki çalışmaların sürdürülmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.
Çukurova bölgesi'nde ikinci ürün koşullarında uygun pamuk (Gossypium hirsutum L.) çeşitlerinin belirlenmesi
Bu çalışma, Doğu Akdeniz Tarımsal Araştırma Enstitüsü deneme alanında 13 farklı pamuk çeşidi (May 344, ADN123, Zena1018, CEYKOT 340, C 92, ADN 712, Türkoğlu, Nihal, ADN 701, Öner 513, May 455, Lima, DP 332) kullanılarak Çukurova ekolojik koşullarında, ikinci ürün pamuk tarımının uygunluğunu araştırmak amacıyla tesadüf parselleri deneme desenine göre 4 tekrarlamalı olarak yürütülmüştür. Çeşitler açısından ortalama kütlü pamuk verimi (kg/da) değerleri 327.5 ile 484.75 kg/da arasında değişkenlik göstermiştir. Çeşitler arasında en yüksek kütlü verimi 484.75 kg/da ile Nihal çeşidinden elde edilmiş, bunu ise ADN 701 ve Öner 513 çeşitleri izlemiştir. En yüksek ortalama çırçır randımanı Nihal çeşidinden, en iyi lif uzunluğu Lima çeşidinden, en yüksek lif kopma dayanıklılığı ise Türkoğlu çeşidinden elde edilmiştir. Çukurova koşullarında ikinci ürün pamuk tarımında sırasıyla Nihal, ADN 701 ve Öner 513 çeşitleri tercih edilebilir. Ayrıca çalışma sonuçlarının tek yıllık olduğu, farklı lokasyon ve yıllarda yapılacak çalışmalarla sonuçların desteklenmesi gerekliliği ortaya çıkmaktadır.
Determining physiological characteristics of sorghum accessions under drought conditions
Drought is one of the most devastating environmental stresses that significantly affect global agricultural production. Exploring and utilizing drought-resistant crops such as sorghum is crucial to compensate for yield losses caused by drought and ensure global food security. In this regard, a two-year experiment was conducted at the Mediterranean Agricultural Research Institute, Turkey, during 2022 and 2023. A total of 125 grain sorghum accessions, along with 6 commercial hybrids, were studied under full irrigation (100% field capacity) and deficit irrigation (50% field capacity). The experiment was laid out according to an augmented design. The results showed considerable variation in morpho-physiological and yield traits, such as plant height, grains per panicle, SPAD, stomatal conductance, canopy temperature, and NDVI. Traits such as tillers per plant, panicles per plant, panicle length, grain yield, and biological yield were similar under both deficit and full irrigation across both years, indicating that deficit irrigation does not significantly affect these traits. Under both full and deficit irrigation, grains per panicle showed a positive correlation with grain yield across both years. Similarly, SPAD (chlorophyll content) showed a positive correlation with stay green. Furthermore, 37 accessions (identified as ANZ_2, ANZ_10, ANZ_15, ANZ_17, ANZ_34, ANZ_39, ANZ_51, ANZ_58, ANZ_62, ANZ_84, ANZ_91, ANZ_105, ANZ_109, ANZ_112, ANZ_115, ANZ_123, ANZ_136, ANZ_156, ANZ_171, ANZ_180, ANZ_183, ANZ_191, ANZ_194, ANZ_195, ANZ_198, ANZ_199, ANZ_215, ANZ_218, ANZ_220, ANZ_225, ANZ_246, ANZ_343, ANZ_347 ANZ_351, ANZ_372, ANZ_418, ANZ_424) exhibited superior performance under deficit irrigation compared to full irrigation across both years, particularly in terms of grain yield. Cluster analysis revealed that most of these identified accessions clustered together, thereby confirming their consistently enhanced grain yield under deficit irrigation conditions over the two-year period. These accessions exhibit significant potential for drought tolerance and are thus prime candidates for incorporation into breeding programs focused on developing drought-resistant sorghum varieties. This experiment highlights the variability and adaptability of sorghum accessions to different irrigation treatments, offering valuable insights for future breeding and cultivation strategies. Keywords: Sorghum, Deficit irrigation, Stay green, Grain yield, Stomatal conductance
Çukurova koşullarında danelik mısır (Zea mays indentata Sturt.) çeşitlerinde bazı agromorfolojik özellikler ile kalite parametrelerinin belirlenmesi
Bu çalışma, farklı tohumculuk firmalarından sağlanan ve Çukurova Bölgesinde birinci ürün koşullarında yaygın olarak yetiştirilen 20 adet at dişi melez mısır çeşidinin bazı agromorfolojik özellikleri ile kalite parametrelerini belirlemek amacıyla 2023 yılında Çukurova Üniversitesi Ziraat Fakültesi Araştırma ve Uygulama Çiftliği arazisinde tesadüf blokları deneme desenine göre üç tekrarlamalı olarak kurulmuştur. Araştırmada, incelenen çeşitler arasında koçan püskülü çıkarma süresi, ilk koçan yüksekliği ve koçan çapı hariç tepe püskülü çıkarma süresi, bitki boyu, sap kalınlığı, koçan boyu, koçan ağırlığı, koçanda dane sayısı, bin dane ağırlığı, hektolitre ağırlığı, dane nem içeriği, dane verimi, nişasta oranı, yağ oranı ve protein oranı özellikleri bakımından istatistiki düzeyde önemli farklılıklar saptanmıştır. Bu araştırmadan elde edilen bulgulara göre, denemede yer alan mısır çeşitlerinin tamamında ilk koçan yüksekliğinin makineli hasat açısından uygun niteliklere (110 cm'nin üzerinde) sahip olduğu saptanmış ve dane verimi bakımından P0937 (1417.0 kg/da) ve LG30701 (1416.0 kg/da); nişasta bakımından DKC6980 (% 71.90) ve P0937 (% 71.87); protein bakımından P1241 (% 10.23), LG30692 (% 9.97) ve KWSKONTIGOS (% 9.93) çeşitlerinin önerilmesi uygun görülmüştür. Karakterler arası ilişkilere göre dane verimi ile koçan çapı, koçan ağırlığı, bin dane ağırlığı, hektolitre ağırlığı, nem içeriği ve nişasta oranı arasında önemli olumlu ilişkiler, dane verimi ile bitki boyu ve protein oranı arasında ise önemli olumsuz ilişkiler saptanmıştır.
Karakılçık buğday yetiştiriciliğinde yeşil gübre uygulamalarının verim ve kaliteye etkisi
Bu çalışma, 2018/2019 ve 2019/2020 buğday yetiştirme mevsiminde Çukurova Üniversitesi Ziraat Fakültesi Tarla Bitkileri Bölümü Araştırma ve Uygulama alanında yürütülmüştür. Çalışmada Günberi ile üç farklı makarnalık karakılçık buğday genotipleri, ticari gübre ile börülce, soya ve yerfıstığının yeşil gübre olarak kullanıldığı koşullarda yetiştirilmiştir. Genotiplerin dane verimine etkiler ikinci deneme yılında önemli bulunmuş, Günberi ticari çeşidi ikinci yılda en yüksek dane verimi (336 g m-2) vermiştir. Gübre etkileri her iki yılda da önemli bulunmuş, birinci yılda yerfıstığı ve soya sırası ile 345 ve 329 gm-2, ikinci yılda ise börülce uygulamasında 330 gm-2 ile en yüksek değerler sağlanmıştır. Genotiplerin hektolitre ağırlığı (kg hl-1) değerleri her iki yılda ortalama 81.3 kg hl-1 olmasına karşın Karakılçık-3 genotipi ortalama 82.0 kg hl-1 ile daha yüksek değere ulaşmıştır. Dane protein oranı, ikinci yılda Karakılçık-1 ve Karakılçık-2 genotiplerinde %11.44 ve %11.12 oranı ile diğer genotiplere oranla yüksek değer göstermiştir. Sonuç olarak, yeşil gübrelerin dane verimine etkileri ele alındığında birinci yıl yerfıstığı ve soyanın, ikinci yıl ise börülce uygulamasının etkin olduğu ortaya çıkmıştır. Anahtar Kelimeler: Yeşil gübre, dane verimi, yerel buğday, dane proteini, makarnalık buğday
Çukurova koşullarında yem şalgamı (Brassica rapa L.)'nda azotlu gübrelemenin verim ve verim parametrelerine etkisi
Bu araştırma, Çukurova Üniversitesi Ziraat Fakültesi Tarla Bitkileri Bölümü Araştırma ve Uygulama Alanında farklı azot dozlarının (0, 5, 10, 15 ve 20 kg/da) yem şalgamı bitkisinin yem verimi ve verim parametrelerine etkilerini araştırmak amacıyla 2022 - 2023 yetiştirme sezonunda tesadüf blokları deneme desenine uygun olarak 3 tekrarlamalı olarak yürütülmüştür. Araştırmadan elde edilen veriler incelendiğinde en yüksek yaş yaprak verimi (5337 kg/da), yaş yumru verimi (5283 kg/da), toplam yaş yaprak ve yumru verimi (10537 kg/da) ve yumru kuru madde verimi (414.3 kg/da) değerlerinin 20 kg/da azot dozundan elde edildiği görülmektedir. Araştırmada azot dozlarının yaş yumru verimi, yumru kuru madde oranı, yumru kuru madde verimi ve yaş yaprak kuru madde oranına istatistiksel olarak önemli düzeyde bir etkisi olmamıştır. Bu sonuçlar Çukurova koşullarında yem şalgamı bitkisinden sürdürülebilir bir yem üretimi için 20 kg/da azot dozunun uygun olduğu göstermektedir. Anahtar Kelimeler: Yem Şalgamı, Yem, Azot, Gübreleme, Çukurova
Determination of the effect of sowing time and nitrogen amount on grain yield in Gökhan bread wheat variety
This study was conducted at the Research and Application area of the Department of Field Crops, Faculty of Agriculture, Çukurova University, during the 2022/2023 growing season. The objective was to evaluate the effects of four sowing dates (November 20, December 12, January 3, and January 23) and five nitrogen application rates (0, 5, 10, 15, and 20 kg N da⁻¹) on the grain yield of the Gökhan bread wheat variety, using a split-plot design with three replications. Sowing date served as the main plot factor, while nitrogen dosage was assigned to the sub-plots. The results indicated that both sowing dates and nitrogen doses significantly influenced spike stem length, spike length, plant and spike density per square meter, grain yield, grain weight, harvest index, hectoliter weight, and the protein and starch content of the grain. A significant negative correlation was observed between grain yield and traits such as plant height, spike stem length, spike length, grain count per square meter, and grain protein and starch content. In contrast, positive correlations were identified between grain yield and grain weight, biological yield, harvest index, and hectoliter weight. The highest grain yield for the Gökhan bread wheat variety under the conditions of Çukurova was achieved with the sowing on January 23. These findings suggest that the typical sowing period, which usually begins in the second half of November, can be extended until the last week of January. Keywords: Bread wheat, planting time, nitrogen dose, grain yield.
Kahramanmaraş-Göksun koşullarında farklı yeşil gübre uygulamalarının silajlık mısırın verim ve kalitesi üzerine etkileri
Bu araştırma 2021-2023 yılları arasında Kahramanmaraş İli, Göksun İlçesi, Yantepe Köyü, Göksun Meslek Yüksekokulu Araştırma ve Uygulama Alanı'nda 5 farklı yeşil gübre uygulamasının (bezelye, bakla, fiğ, çavdar ve buğday) silajlık mısır bitkisinin verim ve kalite parametrelerine etkilerini araştırmak amacıyla, tesadüf blokları deneme desenine göre 3 tekrarlamalı olarak yürütülmüştür. Ayrıca araştırma öncesinde, araştırma sürecinde ve araştırmanın sonunda toprak örnekleri alınarak yeşil gübre bitkilerinin toprak özelliklerine etkileri değerlendirilmiştir. Her iki yıla ait yeşil gübre bitkileri ve silajlık mısır bitkisine ait incelenen özellikler ayrı ayrı tespit edilip iki yıla ait elde edilen veriler karşılaştırılarak kalite unsurları değerlendirilmiştir. Sonuç olarak; silajlık mısır bitkisinde yeşil gübre uygulamasının verim, kalite ve toprağın fiziksel ve kimyasal özellikleri üzerine ikinci yılın sonunda olumlu etki yaptığı tespit edilmiştir. Silajlık mısır yetiştiriciliğinde yeşil gübre uygulamasının hem bitkisel üretim hem de toprak yapısına katkılarından ötürü tarımsal üretim açısından sürdürülebilir bir uygulama olacağı sonucuna ulaşılmıştır. Araştırmada yeşil gübre bitkileri olarak kullandığımız baklagillerin buğdaygillere nazaran daha iyi performans sağladığı, verim ve kalite unsurları açısından daha kayda değer sonuçlar ortaya koyduğu tespit edilmiş, bilhassa bakla bitkisinin öncü yeşil gübre olarak yetiştirilmesi sonucunda pek çok kalite ve verim kriterlerinde olumlu sonuçlar elde edilmiştir. Araştırmada silajlık mısır bitkisinde; en yüksek ortalama yeşil ot verimi (2832.00kg/da), ortalama koçan çapı (51.66 mm), ortalama sap çapı (51.66 mm), ortalama bitki başına koçan sayısı (1.67), ortalama yeşil otta koçan oranı (% 40.0), ortalama kuru maddede koçan oranı (% 31.69), ortalama kuru madde verimi (1234.69 kg/da), ortalama ham protein oranı (% 5.22) ve ortalama ham protein verimi (% 64.02) değerleri bakla bitkisinin öncü yeşil gübre olarak yetiştirildiği parsellerden elde edilmiştir. Bu sonuçlar Kahramanmaraş İli Göksun koşullarında silajlık mısır bitkisinden sürdürülebilir bir yem üretimi sağlamak için bakla bitkisinin yeşil gübreleme amacıyla öncelikli olarak tercih edilebileceğini göstermektedir. Anahtar Kelimeler: Yem, yeşil gübre, ekim nöbeti, sürdürülebilir tarım, silajlık mısır.
Hibrit mısır ıslahı programında kombinasyon yeteneği yüksek tester hatlarının belirlenmesi
May Tohum mısır ıslah programından geliştirilen mısır hatlarının genel ve özel kombinasyon yeteneklerinin ve melez güçlerinin incelenmesi amacıyla Adana ilinde 16 adet kendilenmiş saf hat ve 5 adet saf tester hat arasında 2020 yılı içerisinde çoklu dizi (Line x tester) analizi yöntemine göre melezlemeleri yapılmıştır. Melezlemeler ile elde edilen 40 tane hibrit melez kombinasyonu testerların heterotik gruplarına göre iki farklı test grubuna ayrılarak 3 tane kontrol çeşit ile birlikte tesadüf blokları deneme desenine göre 2 tekerrür olarak 2021 üretim yılında yetiştirilmiştir. Melez kombinasyonlarının bitki boyu, koçan yüksekliği, koçan uzunluğu, koçan çapı, koçan etrafı sıra sayısı, sömek çapı, 1000 dane ağırlığı, hektolitre ağırlığı, nem içeriği, dane verimi özellikleri bakımından incelenmiş olup, ebeveynlerin genel uyum yeteneği ve özel uyum yeteneği varyans ve etkileri hesaplanmıştır. Bunun yanı sıra, araştırmada kullanılan ebeveyn hatların genomik düzeyde benzerliklerini belirlemek amacıyla, SNP temelli moleküler markörler kullanılarak genetik çeşitlilik analizi gerçekleştirilmiş ve bu hatlara ait filogenetik ağaç oluşturulmuştur. Araştırma sonucunda, lancaster heterotik grubunda ait MT01 hattının en yüksek genel uyum yeteneğine sahip tester hat olduğu tespit edilmiştir. Islah programlarında tester hatlar, yeni geliştirilen popülasyonlardan en verimli ve istenen kriterlere en uygun saf hatların geliştirilmesinde çok büyük öneme sahiptir. Genel kombinasyon yeteneği yüksek olan bir tester hat ıslah programından çok daha iyi ve üstün özelliklere sahip hatların geliştirilmesine olanak tanıyacak ve her aşamada geliştirilen yeni hatlar ile verimlilik, biyotik ve abiyotik stres şartlarına karşı da daha dayanıklı yeni çeşitlerin geliştirilmesine imkan sağlanacaktır. Değişen çevresel ve iklimsel şartları ile çiftçilerin farklı olgunluk gruplarındaki daha yüksek verime sahip, hastalık ve zararlılara toleransı daha yüksek, kökten ve saptan yatmaya dayanıklı yeni danelik ve silajlık hibrit çeşit taleplerine yanıt verebilmek için araştırıcıların yeni tester hatları geliştirmesi gerektirmektedir. Özel kombinasyon yeteneği yüksek olan tester hatlar, ıslah programı çerçevesinde sınırlı sayıda ticari hibrit çeşit geliştirilmesine olanak tanırken, genel kombinasyon yeteneği yüksek her yeni tester hat, daha fazla ticari hibritin geliştirilmesine imkan sağlamaktadır. Rekabetçi yerli hibrit çeşitlerin geliştirilmesi hem yurt içinde hem de yurt dışında önemli bir satış potansiyeli oluşturarak ülke ekonomisine katkıda bulunmaktadır. Anahtar kelimeler: Mısır, Line x Tester analizi, Verim ve Verim Unsurları, Kombinasyon Kabiliyetleri, Genel Kombinasyon Yeteneği, Özel Kombinasyon Yeteneğ
Danelik mısır (Zea mays L.) kendilenmiş hatları ve tek melez kombinasyonlarında bazı agromorfolojik ve kalite özelliklerinin belirlenmesi
Bu araştırma, 2023 yılı birinci ürün mısır yetiştirme sezonunda danelik mısır kendilenmiş hatları ve bu hatlardan elde edilen tek melez kombinasyonlarında bazı agromorfolojik ve kalite özelliklerinin belirlenmesi amacıyla, Çukurova Üniversitesi Ziraat Fakültesi Tarla Bitkileri Bölümü Araştırma ve Uygulama Alanında tesadüf blokları deneme desenine göre üç tekrarlamalı olarak yürütülmüştür. Araştırmadan elde edilen bulgulara göre, incelenen 12 kendilenmiş danelik mısır hattı ve 14 tek melez kombinasyonu arasında, bitki boyu, ilk koçan yüksekliği, koçan çapı, koçan ağırlığı, koçanda dane sayısı, bin dane ağırlığı, hektolitre ağırlığı, nem içeriği, dane verimi, nişasta oranı, yağ oranı ve protein oranı özellikleri bakımından istatistiksel düzeyde önemli farklılıklar saptanmıştır. Elde edilen sonuçlara göre; danede nişasta oranı yönünden kendilenmiş hatlar arasında 16DANE14 (%70.2) ve 16DANE17 (%70.0) ile melez kombinasyonlar arasında 16Dane17×16Dane15 (%71.2) ve 16Dane17×16Dane9 (%70.8) ön plana çıkarken, koçan dane verimi yönünden en yüksek değere sahip danelik mısır kendilenmiş hattı 16DM38 (110.6 g/koçan) olurken melez kombinasyonlar içerisinde 16Dane1×16Dane15 (154.0 g/koçan) 'in en yüksek koçan dane verimine sahip oldukları saptanmıştır.
Kütahya'da dış ortam ve in vitro koşullarında yetiştirilen Nepeta cataria L. bitkisinin fitokimyasal içeriğinin karşılaştırılması
Daha sonra doldurulBu araştırma Kütahya koşullarında farklı biçim zamanlarının Nepeta cataria L. (Kedi nanesi) bitkisinin verim ve kalite üzerine etkisini belirlemek amacıyla yapılmıştır. Araştırma Dumlupınar Üniversitesi Hekim Sinan Tıbbi ve Aromatik Bitkiler Araştırma Merkezinin deneme arazisinde 2023 -2024 yılları arasında yürütülmüştür. Elde edilen verilere göre Nepeta cataria bitkisinde en yüksek bitki boyu çiçeklenme öncesi (49,6 cm) yapılan hasatta elde edilirken, en düşük bitki boyu çiçeklenme sonrası (44,3 cm) hasat edilen bitkilerde elde edilmiştir. En yüksek dal sayısı çiçeklenme sonrası (132,3 adet) yapılan hasatta elde edilirken, en düşük dal sayısı çiçeklenme öncesi (91.0 adet) hasat edilen bitkilerde elde edilmiştir. En yüksek yaş herba verimi çiçeklenme sonrası (614,3 kg/da) yapılan hasatta elde edilirken, en düşük yaş herba verimi çiçeklenme öncesi (376 kg/da ) hasat edilen bitkilerde elde edilmiştir. En yüksek kuru herba verimi çiçeklenme sonrası (258,3 kg/da) yapılan hasatta elde edilirken, en düşük kuru herba verimi çiçeklenme öncesi (144,3 kg/da) hasat edilen bitkilerde elde edilmiştir. En yüksek uçucu yağ oranı tam çiçeklenme döneminde (%0,03) yapılan hasatta elde edilirken, en düşük uçucu yağ oranı çiçeklenme sonrası dönemde (%0,01) hasat edilen bitkilerde elde edilmiştir. Uçucu yağda toplam 39 bileşen tanımlanmış olup ana bileşenleri, Caryophyllene (%10,35), 4-Acetyl-1-methylcyclohexene (%9,76), (E)-beta-Famesene (10,16), cis-beta-Farnesene (%7,93), Benzenepropanoic acid methyl ester (% 9,15), 4aα,7α,7aα-Nepetalactone (%17,67). Nepeta cataria bitkisi ile ilgili çalışma yapılan parametrelerin oranlarının bitkinin hasat zamanlarına göre değiştiği anlaşılmaktadır. N. cataria türünün tohumlarının 25 oC sıcaklıkta % 61,43 ± 1,43 çimlenme oranı ile ortalama çimlenme süresi 10,32 ± 0,66 gün ile MS uygulamasından alınmıştır. N. cataria bitkisinde farklı sürgün ortamlarının (MS (Kontrol), MS+1mg/L BAP/0,5 mg/L NAA, MS+0,5 mg/L Ki, MS+1 mg/L Kİ ve MS+2 mg/L Kİ) sürgün ve yaprak gelişimi açısından karşılaştırıldığında, en yüksek değerler sürgün sayısı/eksplant sayısında, sürgün veren eksplant oranında ve yaprak sayısında MS+2 mg/L Kİ besin ortamında elde edilmiştir.acaktır.
Kadmiyum uygulamalarının soya çeşitlerinde verim ve verim parametreleri üzerine etkisinin belirlenmesi
Bu çalışmada kontrolllü koşullar altında dört farklı Cd (0, 2.5, 5 ve 7.5 mg/kg) dozunun üç farklı soya (Atlas 3616, Arısoy, Superb) çeşidinde verim ve verim parametreleri incelenmiştir. Deneme bölünmüş parseller deneme desenine göre olup, 3 tekerrürlü olacak şekilde dizayn edilmiştir. Denemede kadmiyumun bitki boyu, dal sayısı, bakla boyu, bakla sayısı, tane sayısı, bin tane ağırlığı ve dekara verim üzerinde çeşit ve doza bağlı önemli etkileri tespit edilmiştir. Cd uygulamaları, bitki boyunda çeşitlere göre %10.2 (Superb) ile %37 (Arısoy) arasında azalmalara neden olmuştur. Dal sayısı, Cd dozu arttıkça tüm çeşitlerde azalmış; Superb %40.0'lık düşüşle en fazla etkilenen, Arısoy ise %7.1 ile nispeten toleranslı bulunmuştur. İlk bakla yüksekliği parametresinde Arısoy çeşidi, 7.5 mg/kg Cd dozunda %7.5 artış göstererek adaptif bir yanıt göstermiş, buna karşılık Atlas 3616 %25.2'lik azalma ile stres belirtileri saptanmıştır. Bakla sayısı, Cd artışıyla genel olarak azalma eğiliminde olmakla birlikte Atlas 3616 (%15.6 düşüş) nispeten dirençli, Superb (%22.7 düşüş) ise en hassas çeşit olarak bulunmuştur. Tane veriminde 5 mg/kg Cd dozunda Atlas 3616 ve Arısoy'da hormesis etkisi (sırasıyla %14.6 ve %12.5 artış) gözlenirken, 7.5 mg/kg Cd dozunda Superb çeşidinde %42.9'luk ciddi düşüşe neden olmuştur. Bin tane ağırlığında en yüksek kayıp Arısoy çeşidinde (%24.6), en düşük kayıp ise Superb çeşidinde (%12.8) kaydedilmiştir. Dekara verimde Atlas 3616, kontrol grubunda 491.8 kg/da ile en yüksek değere ulaşmış, fakat 7.5 mg/kg Cd %24.3 düşüşle nispeten dirençli olduğu tespit edilmiştir. Superb ise 7.5 mg/kg Cd ile %43.8'lik verim kaybıyla en hassas çeşit olarak öne çıkmıştır. Çalışma, tarımsal üretimde Cd riski taşıyan bölgelerde toleranslı çeşitlerin kullanılması, toprak Cd seviyelerinin 2.5 mg/kg Cd üzerinde olduğu alanlarda ekimden kaçınılması ve endüstriyel atıklardaki Cd limitlerinin sıkılaştırılması önerilmektedir. Anahtar Kelimeler: Soya Fasulyesi, Kadmiyum, 1000- Tohum Ağırlığı, Verim ve Verim Parametreleri
Salep bitkisinde farklı GA3 dozlarının yumru verimine etkisi
Tıbbi ve endüstriyel olarak önemli bir bitki olan salepte, farklı dozlarda GA3 uygulamalarının verim ve kalite üzerine etkileri araştırılmıştır. Araştırma 2024-2025 yetiştirme sezonunda Çukurova Üniversitesi Ziraat Fakültesi, Uygulama alanında 6 uygulamalı ve 4 tekerrürlü tesadüf blokları deneme desenine göre kurulmuştur. Dikimden sonra 6 farklı (0-50-100-150-200-250 ppm) dozda giberellik asit uygulanmıştır. Uygulamalara dikimden itibaren 51. günde başlanmış ve on beş gün aralıklarla toplam yedi kez tekrarlanarak hasat zamanına kadar devam edilmiştir. Çalışma sonunda uygulamalar arasında incelenen özellikler bakımından istatiksel olarak önemli düzeyde farklılıklar saptanmıştır. Elde edilen ortalama sonuçlara göre en yüksek bitki boyu (36.70 cm), yaprak genişliği (1.51 cm ) ve taze bitki ağırlığı (9.61 gr/bitki ) 150 ppm GA3 uygulamasından elde edilirken, yaprak sayısı (11.62 adet/bitki) ve bitkideki çiçek sayısı (7.35 adet/bitki) 250 ppm GA3 uygulamasından elde edilmiştir. Yumruya ait özellikler ise bitki başına yaş yumru ağırlığı (2.17 gr/bitki) ve yumru verimi (350.81 kg/da) 50 ppm GA3 uygulamasından ve toplam yumru sayısı (15.25 adet/bitki) 200 ppm GA3 elde edilirken, yumru uzunluğu (2.54 cm) ve bitki başına kuru yumru ağırlığı (1.32 gr/bitki) kontrol uygulamasından elde edilmiştir. GA3 uygulamalarının uygun dozda bitki morfolojik özelliklerine ve yumru veriminde artış gösterebileceği sonucuna varılmıştır.
Organik gübre uygulamasının tatlı sorgum (Sorghum bicolor L. Moench) bitkisinde yem, biyoetanol ve biyogaz üretimine etkisi
Bu araştırma Çukurova koşullarında farklı organik gübre ve azot dozu uygulamalarının tatlı sorgum (Sorghum bicolor L. Moench) bitkisinde yem, biyoetanol ve biyogaz üretimine etkilerini araştırmak amacıyla inorganik azotlu gübre uygulamaları ana parselleri (0, 5, 10, 15 ve 20 kg/da), organik gübre uygulamaları (0, 250, 500, 750 ve 1000 kg/da) ise alt parselleri oluşturacak şekilde bölünmüş parseller deneme desenine göre 3 tekrarlamalı olarak yürütülmüştür. Araştırmada en yüksek kuru madde verimi (2684.26 kg/da), 750 kg/da organik gübre ve 15 kg/da inorganik azot dozunun beraber uygulanmasından elde edilmiş olup, onu önemsiz farklarla, 250 kg/da organik gübre ve 20 kg/da inorganik azot dozunun beraber uygulanması (2646.47 kg/da), 750 kg/da organik gübre ve 20 kg/da inorganik azot dozunun beraber uygulanması (2531.12 kg/da) ve sadece 20 kg/da inorganik azot dozu uygulaması (2547.50 kg/da) izlemiştir. Araştırmada en yüksek ham protein verimi (159.52 kg/da) 250 kg/da organik gübre ve 20 kg/da inorganik azot dozunun beraber uygulanmasından elde edilirken, onu önemsiz farklarla 750 kg/da organik gübre ve 20 kg/da inorganik azot dozunun beraber (149.22 kg/da) uygulanması izlemiştir. Araştırmada en yüksek toplam etanol verimi (755.04 L/da) 750 kg/da organik gübre ve 20 kg/da azot dozunun beraber uygulanmasından elde edilirken, onu önemsiz farklarla sadece 20 kg/da azot dozu (686.58 L/da) uygulaması izlemiştir. Araştırmada en yüksek metan verimi (815.66 m3/da) 750 kg/da organik gübre ve 20 kg/da inorganik azot dozunun beraber uygulanmasından elde edilirken, onu önemsiz farklarla 250 kg/da organik gübre ve 20 kg/da inorganik azot dozunun beraber (796.22 m3/da) uygulanması ve 750 kg/da organik gübre ve 15 kg/da inorganik azot dozunun beraber uygulanması (771.86 m3/da) izlemiştir. Araştırmadan elde edilen sonuçlar, Çukurova koşullarında tatlı sorgum bitkisinden sürdürülebilir bir yem ve biyogaz üretimi için 250 kg/da organik gübre ve 20 kg/da inorganik azot uygulamasının, sürdürülebilir bir biyoetanol üretimi için ise 250 kg/da organik gübre ve 10 kg/da inorganik azot uygulamasının tercih edilebiliceğini göstermektedir. Anahtar Kelimeler: Tatlı sorgum, yem, biyoetanol, biyogaz, organik gübre
Evaluation of drought tolerance of Triticum araraticum and Triticum timopheevii: A neglected GGAA genome
Wheat is an essential cereal crop, and its production is limited by several biotic and abiotic stress factors, specifically drought. Climate change and depletion of groundwater due to erratic rainfalls have increased the severity and intensity of drought stress. Genetic erosion in domesticated wheat and increased drought stress highlight the need to evaluate the potential of wheat wild relatives. Thus, two different approaches, i.e., a PEG-induced drought stress experiment at the seedling stage and a two-year field experiment under rainfed conditions, were conducted in the molecular genetics lab and research and application area of the Field Crops Department of Çukurova University, respectively, to decipher the potential of an overlooked GGAtAt genome of Triticum araraticum. A panel of 90 Triticum araraticum genotypes was used in both experiments 15 Triticum dicoccoides genotypes, and five commercial cultivars of durum wheat were used in the drought stress experiment for comparison. The findings of the seedling stage experiment revealed that drought stress significantly affected all the studied traits, with the maximum effect on mean seminal root length (42.26%), followed by shoot length and total root length (40.34 and 40.32, respectively) and the minimum effect on total root number (9.50%). On the other hand, the results of the field experiment revealed significant variations among genotypes for all the traits under investigation, while the genotypic response for most of the traits was constant in response to the change in environment. The results revealed valuable genetic diversity among the genotypes that can be used in wheat breeding programs. Moreover, based on the results of the seedling stage experiment, some promising T. araraticum genotypes (TR60, TR14, TR41, TR1, TR45, TR62, TR103, TR96, TR38, TR97, TR55, TR30, TR7) were identified and it was observed that T. araraticum showed comparable performance with T. dicoccoides. Therefore, it is concluded that T. araraticum holds significant potential for drought stress tolerance in wheat and should be utilized in wheat breeding programs to develop drought-tolerant wheat cultivars. Keywords: Drought stress, Wheat, Triticum araraticum, Shoot length, Total root length