Baskent University
Discipline

Department of Management Information Systems

Baskent University

285

Archived Theses

7

DOIs Assigned

2%

DOI Rate

Discipline

50 Theses
Master'sOpen AccessTR

Sayısal sağlık verilerinde farkındalık

Elektronik Sağlık Kayıtları (ESK) sistemleri, kişilerin, geçmiş ve şimdiki fiziksel ve ruhsal sağlık durumlarıyla ilgili tüm bilgilerin bilgisayar ortamında toplanmasını, kayıt altına alınmasını, saklanmasını, iletilmesini, erişilmesini, ilişkilendirilmesini, işlenmesini ve gerektiğinde kullanılmasını sağlayan sistemlerdir. İnsanların en mahrem bilgilerini ihtiva eden, hassas olarak adlandırılan sağlık verilerinin hukuka aykırı bir biçimde ele geçirilmesi, işlenmesi veya paylaşılması ayrımcılık başta olmak üzere ilgili kişinin ciddi zararlara uğramasına sebep olabilmektedir. Bu bilgilerin paylaşılması kişinin özel hayatının gizliliğine, hastanın mahremiyet hakkının korunmasına ve doktorun hastasına karşı sır saklama yükümlülüğünün ihlal edilmesine sebep olmaktadır. Kişisel Elektronik Sağlık Kayıtları (KESK)'nın tutulduğu sayısal sistemlerin donanım veya yazılımlarında bulunan güvenlik zafiyetleri, sistemleri siber saldırılara açık hale getirmesi bir başka sorun olarak karşımıza çıkmaktadır. Sistemlere sızmayı başaran saldırganlar, burada tutulan sağlık verilerinde değişiklikler yapabilmekte ya da verileri başka amaçlarla kullanılmak üzere üçüncü şahıslara satabilmektedirler. Kişisel sağlık verilerin yitirilmesi veya yanlış şekilde anonimleştirilmesi diğer zafiyetler olarak değerlendirilmektedir. Oluşabilecek tüm bu zafiyetler konusunda gerek bireyler ve gerekse toplumsal hassasiyetler artmakta, tartışmalar ve çalışmalar kamuoyunun gündeminde gittikçe artan bir şekilde yer almaktadır. Bu çalışmada, Türkiye'de yaşayan ve anket çalışmasına katılan farklı demografik özelliklere sahip bireylerin kişisel sağlık verileri ile ilgili farkındalık ve beklentilerinin ölçülmesi ve değerlendirilmesi istatiksel olarak incelenmiştir. Çalışma kapsamında elde edilen sonuçlara göre, katılımcıların büyük çoğunluğu, iletişim, özlük, aile sağlık bilgileri, muayene sonuçları, geçirdikleri operasyonlarını kişisel bulduklarını ifade etmişlerdir. Aynı kapsamda aile hekimlerinin, uzman doktorlarının ve iii sağlık kurumlarının adlarını ise kişisel bulmadıklarını belirtmişlerdir. Katılımcıların büyük çoğunluğu, bu bilgilerinin sayısal ortamlarda kayıt altına alındığını bildiklerini belirtmişlerdir. Katılımcılar sağlık verilerinin kötü amaçla kullanılabileceği ve verilerin gizliliğinin korunması konularında büyük oranda endişeli olduklarını belirtmişlerdir. Katılımcılar, sağlık verilerini ve sağlık harcamalarının kimlerin görebileceğinin yetkilendirmelerini kendileri yapmak istemektedirler. Sağlık bilgilerinin sayısal ortamda saklanması konusunda katılımcılar genel olarak sayısal ortamda saklanan sağlık bilgilerinin ve sayısal ortamları güvenilir bulduklarını belirtmişlerdir. Katılımcılar bu bilgilerin sağlık kuruluşları ve doktorlar tarafında kendi tedavileri için kullanılmasını yararlı bulduklarını belirtmişlerdir. Katılımcıların büyük çoğunluğu sağlık verilerinin güvenliğini sağlamaktan devletin sorumlu olduğunu ve sağlık verileri ile ilgili tüm hakların kendilerine ait olduğunu belirtmişlerdir. Sağlık verilerinin özel nitelikli kişisel veri olduğunu belirten katılımcıların oranı bir hayli yüksek olsa da KVKK kapsamından kişisel verilerinin korunduğunu bilen ve veri ihlaline uğradıklarında ne yapacağını bilen katılımcı oranı bu oran kadar yüksek değildir. Araştırma sonucunda elde edilen bulgular değerlendirildiğinde genel olarak sağlık sektöründe çalışan bireylerin kişisel sağlık verileri ile ilgili farkındalıklarının yüksek olduğu, diğer katılımcılarda ise eğitim seviyesinin yükselmesi ile birlikte farkındalığın arttığı saptanmıştır. Anahtar Kelimeler: YBS, Bilgi Güvenliği, Kişisel Sağlık Verileri, Sayısal Sağlık Verileri, Sağlık Verileri Farkındalık ve Beklentileri

Denizhan Yılmaz
Baskent University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Kuşaklar arası farklılığın işgören davranışı üzerindeki etkisi

Tutku Topcu, Kuşaklar Arası Farklılığın İşgören Davranışı Üzerindeki Etkisi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Yönetim Bilişim Sistemleri Anabilim Dalı, İnsan Kaynakları Yönetimi Tezli Yüksek Lisans Programı, Yüksek Lisans Tezi, 2021. Bu çalışmanın temel amacı, X ve Y kuşağına mensup işgörenlerin, iş hayatındaki davranışları ile bu davranışların örgütsel bağlılığa etkisindeki farklılığın tespit edilmesidir. Çalışmada örgütsel bağlılık ve kuşaklar arası farklılıkların incelenmesine yönelik bir model oluşturulmuştur. Bu modele göre; kişi-örgüt uyumu, kariyer geliştirme, ücret ve örgütsel adalet algıları ile örgütsel bağlılık ilişkilendirilmektedir. Bu doğrultuda 18 yaşından büyük aktif çalışma hayatı olan 174 X kuşağı, 96 Y kuşağı olmak üzere toplamda 270 bireyden, anket yöntemiyle veri toplanmıştır. Araştırmada elde edilen veriler SPSS 21.0 ve AMOS 21.0 programı kullanılarak değerlendirilmiştir. Elde edilen bulgulara göre; kuşaklar arasında kariyer geliştirme, ücret ve örgütsel adalet algısının örgütsel bağlılığa etkisindeki farklılık tespit edilirken, kişi-örgüt uyumunun örgütsel bağlılığa olan etkisinde anlamlı bir etki olduğu fakat kuşaklar arası farklılaşmanın olmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Ayrıca yapılan t testi sonucunda örgütsel bağlılık, kişi-örgüt uyumu, kariyer geliştirme, ücret adaleti ve örgütsel adalet algısının kuşaklara göre farklılaştığı tespit edilmiştir. Türkiye kapsamında az çalışma bulunması ve sonuçların literatür ile büyük çoğunlukta uyum göstermesi bu çalışmayı önemli kılmaktadır. Anahtar Kelimeler: X ve Y Kuşağı, Örgütsel Bağlılık, Kişi-Örgüt Uyumu, Kariyer Geliştirme, Ücret ve Örgütsel Adalet Algısı

Tutku Topcu
Baskent University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye telekomünikasyon sektöründe sahtecilik sorunu için düzenleyici öneriler

Sahtecilik, insanlığın var oluşu ile birlikte sürekli yaşanan bir olgu olarak karşımıza çıkmaktadır. Günümüzde teknolojik anlamda pek çok alanda önemli gelişmeler yaşanmaktadır. Sahtecilik de bu gelişimleri takip etmekte ve günden güne değişen ve gelişen şekillerde devam etmektedir. Özellikle telekomünikasyon sektöründe 2000'li yıllarında başlarından itibaren mobil teknolojilerin de gelişimiyle birlikte önemli dönüşümler yaşanmıştır. Telekomünikasyon sahteciliğinin de bu dönemde önemli oranda arttığı, çok ciddi gelir ve itibar kayıplarına yol açtığı gözlemlenmektedir. Bu bağlamda tüm sektörlerde olduğu gibi telekomünikasyon sektöründe de sahtecilikle mücadele ve sahteciliği önlenmesi önemli bir faaliyet olarak görülmektedir. Bu çalışma kapsamında, sahteciliğe ilişkin yaklaşımlar ve telekomünikasyon sahteciliği özelinde konu detaylı şekilde ele alınmıştır. Dünya'da telekomünikasyon sahteciliği konusunda yaşananlar ve sahteciliğin azaltılması ve önlenmesi kapsamında gerçekleştirilen faaliyetler incelenmiştir. Türkiye'de faaliyet göstermekte olan iki mobil işletmeci ile odak grup çalışması gerçekleştirilerek ülkemizdeki telekomünikasyon sahteciliğine ilişkin sektörün mevcut durumu ve beklentileri öğrenilmiştir. Edinilen tüm bu bilgiler ve yapılan tüm çalışmaların değerlendirilmesi neticesinde çalışmanın sonucunda Türkiye telekomünikasyon sektöründe sahteciliğin azaltılması ve önlenebilmesi amacıyla çeşitli düzenleyici öneriler sunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Sahtecilik, Telekomünikasyon, Düzenleme, CLI Manipülasyonu

Arayan hat bilgisi (CLI)DüzenlemeSahtecilik+1
Süleyman Bayram
Baskent University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Spektrum paylaşımı yaklaşımı-Türkiye modeli önerisi

Spektrum kıt ve değerli ulusal bir kaynaktır. 5G ile birlikte spektruma olan talebin giderek artacağı öngörülmektedir. Artan veri trafiği sorunu ve bağlantı ihtiyaçlarının üstesinden gelebilmek için spektrumun olabildiğince verimli kullanılması gerekmektedir. Veri trafiğindeki artışı desteklemenin ne kadar önemli olduğu literatürde yer alan çeşitli çalışmalarda ortaya konulmuştur. 5G için hayati öneme sahip olan 6 GHz altında yer alan spektruma mevcut spektrum tahsis yöntemleri ile erişmek oldukça zordur. Geleneksel spektrum yönetimi yaklaşımı ile spektrumun sunduğu olanaklardan yeterince yararlanmak mümkün değildir. Bu kapsamda ortaya çıkan çeşitli spektrum paylaşımı yaklaşımları ile spektrumun daha verimli kullanılması amaçlanmaktadır. Bu çalışma kapsamında spektrum ve spektrumun önemi ve geçmişten günümüze spektrum yönetim yaklaşımları incelenmiştir. Ardından ülkemizde yerleşik bulunan üç ana mobil operatörler ile odak grup çalışması kapsamında görüşmeler gerçekleştirilmiş olup, sektörün konuya yaklaşımı hakkında değerlendirmeler yapılmıştır. Bununla birlikte yeni ortaya çıkan spektrum paylaşımı yaklaşımı hakkında Avrupa ve Amerika'da yenilikçi spektrum yönetimi uygulamaları incelenmiş ve e- posta yolu ile gerçekleştirilen yarı yapılandırılmış mülakat çalışması ile spektrum paylaşımı hakkında Avrupa ülkelerinin güncel uygulamaları hakkında mevcut durum ortaya konmuştur. Bahsi geçen çalışmalar kapsamında ülkemizde spektrum yönetiminde yeni bir bakış açısı geliştirilerek spektrum paylaşımı uygulamalarının ülkemizde uygulanabilirliği araştırılmıştır. Mevcut mevzuatta yapılabilecek değişikliklere ilişkin önerilerde bulunulmuştur. Ayrıca spektrum paylaşım uygulamalarını mümkün kılacak teknik altyapının ülkemizde kurulmasına ilişkin çeşitli önerilerde bulunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Spektrum Paylaşımı, License Shared Access, Telekomünikasyon, 5G

5GErişim yöntemleriSpektrum+1
Gürkan Gebiç
Baskent University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Sürdürülebilir insan kaynakları yönetiminde insan kaynakları bilgi sisteminin yeri üzerine bir araştırma

Günümüzde örgütler küreselleşmenin bir etkisi olarak sadece yerel örgütler ile değil dünya üzerindeki benzer alanda faaliyet gösteren diğer örgütler ile bir yarış içerisindedirler. Teknolojik değişimlerin hızı, firmaların oyun dışı kalmamaları ve yeni olana uyum sağlayıp hız kesmemeleri için yönelinen her alanda faaliyeti aksatmadan çalışabilecek insan kaynağına ihtiyaç duyulur. Bu sebeple örgütlerde insan kaynakları yönetimi olgusunda sürdürülebilirlik kavramı ortaya çıkmakta ve günümüzde daha çok önem kazanmaya başlamaktadır. Bu gelişmeler ile örgütler nitelikli ve yetkin insan kaynağını bünyelerine dahil etmeye, örgüt aidiyetini sağlamaya, insan kaynağına mutlu bir çalışma ortamı oluşturarak iş gücü devir hızını optimal bir oranda tutmaya çalışırlar. Tüm bunları yönetebilmeleri için ise bilgi sistemlerine ihtiyaç duyarlar. İnsan kaynakları bilgi sistemleri insan kaynağı ile ilgili yöneticilere hızlı, doğru ve kaliteli bilgi akışını sağlamaya yardımcı olmaktadır. Bu sayede insan kaynağının verimliliği arttırılarak örgüte rekabet üstünlüğü sağlanabilmektedir. Bu çalışmada Sürdürülebilir İnsan Kaynakları Yönetiminde İnsan Kaynakları Bilgi Sisteminin yeri, insan kaynakları uygulamaları üzerinden tartışılarak, Türkiye'de faaliyet gösteren bir kamu bankasında sürdürülebilir insan kaynakları yönetiminin insan kaynakları bilgi sistemleri üzerinden sağlandığı fayda araştırılmıştır. Çalışma kapsamında nitel araştırma yapılmış ve kamu bankası insan kaynakları yöneticileri ile mülakat yapılarak veriler toplanmış ve toplanan veriler analiz edilmiştir. Bu çalışma sonucunda görüşülen insan kaynakları yöneticileri insan kaynakları yönetiminin sürdürülebilir kılınması için insan kaynakları bilgi sistemlerinden rekabet üstünlüğü, verimlilik/düşük maliyet ve ölçülebilirlik olmak üzere toplam üç ana tema üzerinden faydalandıklarını ifade etmişlerdir. Çalışmanın ilk bölümünde "İnsan Kaynakları Bilgi Sistemi", ikinci bölümde "Sürdürülebilir İnsan Kaynakları Yönetimi" ele alınmış, son bölümde ise "Sürdürülebilir İnsan Kaynakları Yönetiminde İnsan Kaynakları Bilgi Sisteminin Yeri" değerlendirilerek literatüre katkı sağlaması amaçlanmıştır.

Sürdürülebilirlikİnsan kaynakları bilgi sistemleriİnsan kaynakları yönetimi
Aycan Tekin
Baskent University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Metaverse'ün çalışma hayatı üzerine etkisi: Bir Delphi çalışması

İnsanlığın bazı kadim alt metinleri, evrensel endişeleri, merakları, korkuları ve umutları vardır. İnsanlık doğduğu ilk dönemlerden itibaren bir teknoloji ile karşılaştıkları zaman kendilerine sordukları ve tartıştıkları konular birbirine benzemektedir. Bugün bizi dönüştüren teknoloji, yaşadığımız evlerden kullandığımız otomobillere, tükettiğimiz yiyecek ve giyeceklerden, evcil hayvanlarımızla olan ilişkilerimize, şirketlerin vizyonlarından, ülkelerin anayasaları, toprak bütünlüklerine kadar birçok yaşam alanını, davranışlarımızı ve alışkanlıklarımızı temelden dönüştürecek bir güce sahiptir. Tıpkı çağlar öncesinde olduğu gibi büyük dönüşümler çok büyük sosyolojik, ekonomik, psikolojik ve benzeri değişimleri de beraberinde getirmektedir. Teknolojinin her gün baş döndürücü bir hızla değişmesi ve gelişmesi ile ortaya çıkan Metaverse gibi teknolojiler özellikle pandemi sonrasında toplumun yaşam şekillerini ve alışkanlıklarını kökünden değiştirmeye başlamıştır. Bu değişimin ekonomik ve sosyolojik birçok etkisi olmaktadır. Bu etkiler hem olumlu hem olumsuz sonuçlar doğurmaktadır. İnsanların çalışma hayatı da bu değişimlerden ciddi oranda etkilenmiş ve yepyeni bir boyut kazanmıştır. Milyonlarca insan işinden olmuş aynı zamanda milyonlarca insana yeni iş olanağı sağlamıştır. Yaratıcı ekonomi gibi kavramlar ortaya çıkarmış ve insanların hem çalışan hem de girişimci olabilmelerine olanak sağlamıştır. Bu çalışma ile ortaya konan günümüz teknolojik gelişmelerinden belki de en önemlisi olan Metaverse'ü anlayarak kabaca teknoloji ve yenilikler özünde, dünyanın ve içindeki yaşayan insanların hangi yöne gittiğini ilgili ve meraklı olanlara aktararak insanların çalışma hayatındaki değişikliğin dününü, bugününü ve yarınını tartışmaktır. Yapılan araştırmada Metaverse ile çalışma hayatındaki ilişki sorgulanmıştır. Araştırma modeli olarak Delphi tekniği kullanılmıştır. Alanında uzman 11 kişi ile üç tur yapılan Delphi analizinin ilk turu SWOT analizi ile derinleştirilmiş, ikinci turda, ilk turda belirlenen uzmanların anahtar kelimelerindeki uzlaşma oranları tespit edilmiştir. Üçüncü turda uzlaşılamayan sorular tekrar uzmanlara gönderilerek ölçümlemeler yapılmıştır. Sonuç olarak büyük fırsat ve tehditleri bir arada barındıran Metaverse, birçok iş alanını ortadan kaldırırken yeni bir ekonomi yaratacağından yeni iş sahası ve meslekleri yaratacaktır. Örneğin Sanal emlak uzmanları, blockchain uzmanları ve geliştiricileri, vr oyun tasarımcıları ve geliştiricileri, risk yönetim uzmanları ve pazarlama yöneticileri gibi hem önceden olmayan meslekler doğacak hem de önceden var olup evrilen meslekler olacaktır. Anahtar Kelimeler: Metaverse, Çalışma Hayatı, Yapay Zekâ, SWOT, Delphi

Delphi tekniğiSWOT analiziYapay zeka+1
Muzaffer Can Atak
Baskent University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Pandemi döneminde hemşirelerin hata yapma eğilimleri: Bir vakıf hastanesi araştırması

Sağlık çalışanları arasında önemli bir çoğunluğa sahip olan hemşireler, genellikle hastalarla yakın ve sıklıkla iletişim kuran sağlık personeli grubu oldukları için psikososyal sağlığı, çalışma motivasyonu ve iş doyumu gibi hasta ile ilişkilerini doğrudan etkileyen kapsamda değerlendirilmiştir. Mart 2020 sonrasında Covid-19 virüsünün ülkemizde görülmesiyle gerek sosyal hayatımız gerek çalışma hayatımız yeniden düzenlendi. Çalışma şartları en çok etkilenenler ise sağlık çalışanlarıdır. Çalışma koşulları, çalışma süreleri, pandemi ile ağırlaşan hemşireler de bu çalışma koşul ve şartlarındaki değişimden etkilenmiştir. Bu araştırma da bir araştırma hastanesinde çalışmakta olan hemşirelerin pandemi dönemiyle birlikte hata yapma sebepleri nicel bir çalışma ile incelenirken, literatür araştırması ile de bunun sebeplerini bulunmaya çalışılmıştır. Çalışmada Covid-19 süreci ile hemşirelerin değişen sosyal yaşamları ve çalışma koşulları ele alınmıştır. Niceliksel olarak bir araştırma hastanesinde çalışmakta olan hemşirelere uygulanmıştır. Söz konusu ölçekler katılımcılara yüz yüze uygulanmış olup bu sayede veri toplanması sağlanmıştır. Çalışma sonucu değerlendirildiğinde sağlık sektörünün önemli unsurlarından biri olan hemşirelerin pandemi dönemiyle birlikte artan iş yoğunlukları ve stresin hem sosyal hem de iş hayatlarında bazı olumsuzlukları beraberinde getirdiği görülmektedir. Bu araştırmada hemşirelerin ihtiyaçlarının ve taleplerinin belirlenmesi ve sonrasında ise ilgili kurum ve kuruluşlar tarafından bu ihtiyaç ve taleplerin giderilmesi halinde hemşirelerin meslekte yaptıkları hatalar azalacak ve bu hatalara bağlı olarak yaşanabilecek hasta kayıplarının önüne geçilebileceği sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: hemşire, tıbbi hata, sağlık çalışanlarının ihtiyaçları, pandemi

HemşirelerPandemilerTıbbi hatalar
Şükriye Nur Özdemir
Baskent University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

İşten ayrılma niyeti ve iş tatmini arasındaki ilişkiler: örgütsel bağlılığın aracılık rolü

İşten Ayrılma Niyeti ve İş Tatmini Arasındaki İlişkileri ve Örgütsel Bağlılığın Aracılık Rolü oluşturmasında bağlılık bileşenlerinin incelenmesi bu çalışmanın amacını oluşturmaktadır. Bu kapsamda araştırmanın evren ve örneklemini Ankara İlinde yer alan bir Vakıf Üniversitesi beyaz yaka çalışanlarından 316 kişi katılım sağlamıştır. Anketler katılımcılara Google Form aracılığı ile uygulanmıştır. Elde edilen verilerin analizi Smart PLS programında yapılmış olup katılımcılara ilişkin Demografik Bilgiler, Normallik Dağılımına Dair Bulgular, Faktör Analizine Dair Bulgular, Ölçeklerin Güvenilirlik, Birleşik Güvenilirlik ve Çıkarılan Ortalama Varyans Analizi, R² Analiz Bulguları ve Ölçekler Arası Etkileri incelenmiştir. Araştırma sonucunda örgütsel bağlılık, işten ayrılma niyeti ve iş tatmini ölçeklerinin direkt etkileri incelenmiş ve örgütsel bağlılık ölçeği devam bağlılığı alt boyutu işten ayrılma niyeti arasında düşük düzeyli ve pozitif yönlü, örgütsel bağlılık ölçeği duygusal bağlılık alt boyutu işten ayrılma niyeti arasında orta düzeyli ve negatif yönlü, iş tatmini ile devam bağlılığı arasında yüksek düzeyli ve pozitif yönlü, iş tatmini ile duygusal bağlılık arasında yüksek düzeyli ve pozitif yönlü, iş tatmini ile işten ayrılma niyeti arasında orta düzeyli ve negatif yönlü ve normatif bağlılık ile işten ayrılma niyeti arasında düşük düzeyli ve pozitif yönlü etki olduğu tespit edilmiştir. Araştırmada ölçekler arası dolaylı etkiler çalışmanın içeriğinde bulunan detaylı tablolarda yer almaktadır. Sonuç olarak; örgütsel bağlılık, işten ayrılma niyeti ve iş tatmini ölçeklerinin dolaylı etkilere sahip olduğu görülmüştür. Buna göre, iş tatmini, işten ayrılma niyeti ve devam bağlılığı arasında pozitif yönlü ve düşük düzeyli etki olduğu, iş tatmini, işten ayrılma niyeti ve normatif bağlılık arasında negatif yönlü ve düşük düzeyli etki olduğu, iş tatmini, işten ayrılma niyeti ve duygusal bağlılık arasında ise negatif yönlü ve orta düzeyli etki olduğu tespit edilmiştir.

Örgütsel bağlılıkİş doyumuİşten ayrılma niyeti
Gamze Çoban
Baskent University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

İnsan kaynakları yönetimi uygulamalarının örgütsel performansa etkisi

Günümüz rekabet koşulları altında insan kaynakları yönetimi ister akademik gözle ister piyasa gözüyle bakılsın örgütler için ayırt edici bir unsur olarak düşünülmektedir. Ülkemiz de yeni yeni adını ve uygulamalarını duyduğumuz bu yönetim birçok ülkede yıllardır araştırılmakta ve uygulanmaktadır. Düzgün yapılan insan kaynakları yönetiminin yapılan birçok araştırmada örgüt performansına doğrudan olumlu katkılarının olduğu görülmüştür. İnsan kaynakları yönetimi uyguladığı politikalar ve uygulamalar ile bireysel performansı güçlendirip, örgütteki insan gücünü birbiri ile sekron şekilde işleyerek örgütün hedeflerine ulaşmasında etkili bir rol oynar. İnsan kaynaklarının rekabet avantajı, örgüt hedeflerine ulaşmada etkili olması, performansı arttırması konusunda literatürde birçok araştırma yapılmış ve insan kaynakları uygulamalarının bu olumlu yönde etkileyen unsurlarının, performansı arttırmak için örgütün beşeri sermayesini geliştirmek için oluşturulmuştur. Peki, bu uygulamalar çalışanlar tarafından nasıl karşılanıyor, somut veriler çoğu zaman evet örgüt verimli ve başarılı diyor bu ne kadar objektif ve doğru, çalışanlar için insan kaynakları uygulamaları gerçekten uygulanıyor mu, uygulanıyorsa yine çalışanlar tarafından performansa bir etkisi olduğu düşünüyor mu? Kısacası Türkiye'de insan kaynakları yönetimi ne kadar uygulanıyor ve performansa ne kadar etkisi var çalışanlar gözünden bakılmaya çalışıldı araştırmada. Araştırmanın çıkış noktası Türkiye'de insan kaynakları yönetimi bir moda mı? Yoksa gerçekten uygulanıyor mu? Türkiye'de 18 yaşını doldurmuş, bordolu özel sektör çalışanları insan kaynakları yönetimi uygulamaları hakkında gerçekten olumlu bir bağlantı etki olduğunu düşünüyorlar mı? Bunun için en çok kullanılan yedi insan kaynakları uygulaması ve demografik sorulardan oluşan 41 soruluk bir elektronik bir anket oluşturuldu, Türkiye genelinde 78 bin kişi ye mail atıldı. Daha sonra anket verileri dört aşamada istatiksel olarak analiz edildi.

PerformansÖrgütsel performansÖzel sektör+1
Belkıs Kuzutürk
Baskent University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessTR

İnsan kaynakları yönetimi uygulamalarının örgüt performansı üzerindeki etkisinde insan kaynakları bilgi sistemleri kullanımının rolü üzerine araştırma

Bu araştırmanın amacı, işletmelerin gerçekleştirdikleri İKY uygulamalarının örgütsel performansa etkisinin olup olmadığını, İKY uygulamalarının örgütsel performans göstergeleri (işgücü devir hızı oranı, satış oranları ve finansal performans) üzerinde İKBS kullanımının biçimlendirici rolünün olup olmadığı ve işletmelerin İKBS uygulamalarının örgütsel performans göstergeleri üzerinde ki etkilerin nasıl farklılaştığını bulmaktır. Çalışmanın evrenini ağırlık Ankara ve Gaziantep olmak üzere Türkiye'nin çeşitli illerinde birbirlerinden bağımsız orta ve büyük ölçekli 70 örgüt oluşturmaktadır. Söz konusu amaçlar doğrultusunda yapılan analizlerde İKY etkililiğinin işletme satış artış oranları üzerinde etkisi yoktur. Öte yandan, İKY etkililiğinin işletme finansal performansı olumlu etkilediği, işgücü devir hızını ise negatif yönlü etkilediği görülmektedir. İKBS etkililiğinin çalışması 3 bağımlı değişkeni üzerinde de anlamlı etkisi bulunmaktadır. İKBS işletme finansal performansı ve işletme satış oranlarını olumlu etkilerken işgücü devir hızını negatif yönlü etkilemektedir. Bu araştırma sonuçları işgücü devir hızını yönetme de İKY ve İKBS etkililiğinin ne kadar önemli olduğunu vurgulamaktadır.

Finansal performansPerformansSatış+5
Ece Özden Saraç
Baskent University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessTR

İşveren markası ve insan kaynakları yönetimi uygulamalarının işten ayrılma niyetine etkileri: Turizm sektörü üzerine bir araştırma

Bu çalışmanın temel amacı insan kaynakları yönetimi uygulamaları, sosyal sorumluluk odaklı insan kaynakları yönetimi uygulamaları uygulamaları ve algılanan işveren markasının çalışanların işten ayrılma niyeti üzerindeki etkileri oluşturulan bir model çerçevesinde araştırılmasıdır. Ankara'da faaliyet gösteren 12 farklı 5 yıldızlı konaklama işletmesinin 209 çalışandan elde edilen veriler ile oluşturulan örneklem üzerinden görgül bir araştırma yapılmıştır. Araştırmada elde edilen veriler SPSS (20.0) ve AMOS programları kullanılarak değerlendirilmiştir. Elde edilen bulgular incelendiğinde, çalışanların işten ayılma niyetleri üzerinde insan kaynakları yönetimi uygulamalarının ve işveren markasının yorumlanan örgütsel kimlik imajı boyutunun kısmen, sosyal sorumluluk odaklı insan kaynakları yönetimi uygulamalarının ise tamamen etkisi olduğu gözlemlenmiştir. Oluşturulan model üzerinden sosyal sorumluluk odaklı insan kaynakları yönetimi uygulamaları ve işveren markasının yorumlanan örgüt kimlik imajı değişkenlerinin insan kaynakları yönetimi uygulamaları ve işten ayrılma niyeti arasındaki aracılık rolü de incelenmiştir. Bunun sonucunda işveren markasının yorumlanan örgüt kimlik imajı boyutunun insan kaynakları yönetimi uygulamalarının işten ayrılma niyeti üzerindeki etkisinde herhangi bir aracı etki bulunamamışken sosyal sorumluluk odaklı insan kaynakları yönetimi uygulamalarının kısmi aracı etkiye sahip olduğu gözlemlenmiştir.

MarkaOtellerSosyal sorumluluk+4
Hazal İçirgen
Baskent University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessTR

İnsan kaynakları yönetimi uygulamalarının etkiliğinin çalışan norm dışı davranışları üzerindeki etkisinde bireysel kültürel eğilimlerin rolü üzerine bir araştırma

Bu çalışmanın temel amacı İKY uygulamalarının norm dışı davranış üzerindeki etkilerinin yanı sıra, örgüte ve bireye yönelik olan kültürel eğilimlerin bu ilişkide biçimlendirici etkileri oluşturulan bir model çerçevesinde araştırılmasıdır. Ankara'da faaliyet gösteren çeşitli sektörlere ait 230 çalışandan elde edilen veriler ile oluşturulan örneklem üzerinden bir araştırma yapılmıştır. Araştırmada elde edilen veriler SPSS (20.0) ve AMOS programları kullanılarak değerlendirilmiştir. Elde edilen bulgular incelendiğinde, İKY uygulamalarının norm dışı davranışlar üzerinde etkisi olduğu gözlemlenmiştir. Oluşturulan model üzerinde kültürel eğilimlerinde örgütsel ve bireysel olarak aracılık rolü de incelenmiştir. Kültürel eğilimlerin örgütsel olarak İKY uygulamalarının çalışan norm dışı davranışları üzerindeki etkisi, bireysel olarak ise kültürel eğilim boyutu olan bireyselcilik- toplulukçuluk ve güç mesafesinin norm dışı davranış üzerinde ki etkilerinin olduğu gözlemlenmiştir.

Bireysel kültürNorm dışı davranışİnsan kaynakları yönetimi
Ezel Aydın
Baskent University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Kariyer yönetimi: Bir güvenlik kuruluşunda sistem modellemesi

Günümüzde, İnsan Kaynakları Yönetimi (İKY)'nin stratejik rolü genişledikçe ve örgüt yöneticilerinin, insan kaynaklarının örgüte bir değer katması gerektiğine olan inançları arttıkça, insan kaynaklarının yapısı da bu oranda büyümüştür. İKY'ye verilen önemin artması, birçok alt dalların ortaya çıkmasına neden olmuştur. Ücret, terfi sistemi, kariyer yönetimi vb. gibi bu alt dallar İKY ile sürekli bir etkileşim içinde olmuştur. Böylelikle örgütler personel temini, eğitimi, istihdamı gibi hususları bünyesinde etkin bir şekilde kullanabilmek için, çağdaş bir kariyer yönetim sisteminin varlığına ihtiyaç duymaktadır. Bu noktada da Kariyer Yönetimi devreye girmektedir. Son yıllarda bu konu, araştırmacıların odak noktası haline gelmiştir. Araştırmalar daha çok özel sektördeki kurum ve kuruluşlar üzerinde yapılmıştır. Ancak kamu sektöründe, özellikle de güvenlik kurumlarında bu konuyla ilgili çalışmalar çok kısıtlıdır. Pek çok sektörde olduğu gibi güvenlik kurum ve kuruluşlarında istenen düzeyde bir kariyer yönetiminin varlığı mevcut değildir. Oysaki değişen teknolojik, demografik, çevresel vd. koşullar değişimi gerekli kılmakta ve bu değişime elastikiyet gösterecek bir sisteme ihtiyaç duyulmaktadır (Örgütsel değişim). Personel politikaları geleceğin güvenlik kurumları için çok önemlidir. Özellikle batı ülkeleri, yakın geçmişteki güvenlik konseptlerini, ilgilerini, güvenlikle ilgili görevlerini, ulusal ve örgütsel askeri yeteneklerini, sürekli değişen bilgi teknolojilerine göre süratli bir şekilde yeniden tasarlamıştır. Bu değişimler, güvenlik bağlamında ihtiyaç duyulan personelin daha nitelikli ve kalifiye olması yönünde etkilemektedir. Bu araştırmanın temel amacı; İçişleri Bakanlığına bağlı güvenlik kurum ve kuruluşlarındaki kariyer yönetim sistemini Amerika'nın güvenlik kuruluşlarından birisi ile karşılaştırarak, değişen teknolojik ve çevresel koşullara ve güvenlik konseptimize uygun bir model oluşturmaktır. Çalışmada, mülakat ve açık uçlu sorulardan oluşan anket teknikleri kullanılmıştır. Araştırmanın geçerlilik ve güvenilirliğini arttırmak için, farklı kaynaklardan veri alınmış ve farklı veri toplama araçları kullanılmıştır. Verilerin sayısallaştırılmasında Harvard Üniversitesi tarafından geliştirilen Yoshikoder programı (v. 0.6.3) kullanılmıştır. Çalışmada, amaçlı örneklem tekniği kullanılmak suretiyle İçişleri Bakanlığında görevli güvenlik personelleri seçilmiştir. Anahtar Kelimeler: Kariyer Yönetimi, Kariyer Planlaması, Koçluk, İnsan Kaynakları Yönetimi

Güvenlik şirketleriKariyerKariyer yönetimi+3
Uğur Güngör
Baskent University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Kamu işletmelerinde insan kaynakları yönetimi fonksiyonlarının çalışan memnuniyeti üzerine bir araştırma: Ankara Çankaya Belediyesi örneği

Ekonomik gelişme, sosyal refah, ekonomik büyüme gibi makroekonomik değişkenlerin iyileşmesi noktasında, sosyal devlet anlayışının ve katılımcı demokrasi ilkelerinin tabana yayılması açısından yerel yönetimler önem arz etmektedir. Yerel yönetimler, kendi yerel sınırları içerisinde yaşayan yerel halka yönelik sürdürdükleri görev, yetki ve sorumlulukları etkin ve verimli bir şekilde yaptıkları durumda hem mikro ekonomik olarak yerel refahın sağlanması hem de makroekonomik boyutta devlete ekonomik katma değer sağlanması mümkün olmaktadır. Dolayısıyla yerel yönetimlerin amaç ve hedeflerine ulaşması noktasında en önemli kaynağı olan insan kaynaklarının etkin ve verimli bir şekilde belirlenen amaç ve hedeflere hizmet etmesi sağlanmalıdır. Bu çalışmanın konusu, yerel yönetimler içerisinde en önemlilerinden olan belediyelerde var olan insan kaynakları yönetim sisteminin fonksiyonel açıdan incelenmesidir. Çalışmanın temel amacı, belediyelerin en önemli kaynaklarından biri olan insan kaynağının insan kaynakları yönetimi fonksiyonlarına yönelik sahip oldukları tutumun ortaya çıkartılmasıdır. İnsan kaynakları yönetimi fonksiyonlarına yönelik tutumların demografik değişkenler kapsamında farklılaştığı sonucuna varılmıştır. Ayrıca, belediye özelinde yürütülen insan kaynakları yönetimi fonksiyonlarının alan yazın kapsamında bazı durumlarda farklılaştığı görülmüştür.

Ankara-ÇankayaBelediyelerKamu işletmeciliği+5
İsmet İlkay Süer
Baskent University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Çalışan iş performansının değerlendirilmesinde insan kaynakları yönetimi uygulamalarının etkililiği ve kişilik özelliklerinin rolü

Globalleşen dünyada firmalar, rekabet üstünlüğü sağlayabilmek ve sürdürebilirliğini devam ettirmek için değişim ve başarının anahtarı olan insanı ve insana yatarım yapmanın önemini anlamışlardır. Son yıllarda insan kaynakları yönetimi firmalar için en önemli fonksiyonlardan biri olmuştur ve insan kaynakları yöneticileri de firmaların tepe yönetimlerinde yerlerini alarak, firmaların stratejilerinin belirlenmesinde önemli katkı sağlamaktadırlar. Bu çalışmanın temel amacı çalışan iş performansının İKY uygulamalarının üzerindeki etkililiğinin kişilik özellikleri üzerinde nasıl bir ilişkisi olduğunu, kişilik özelliklerinin çalışanlar iş performansını nasıl etki ettiğini tespit etmektir. Çalışmanın evreni Ankara'da havacılık sektöründe faaliyet gösteren 240 çalışandan elde edilen veriler doğrultusunda bir araştırma yapılmıştır. Araştırma verilerine göre İnsan Kaynakları Uygulamalarından iş gücü seçme yerleştirme, performans değerlendirme, eğitim, ücretlendirme, iş güvenliğinin algılanan iş performansı ile anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Ancak ilişki gücü alt seviyede görülmektedir. Bununla birlikte, uyumluluk, sorumluluk, duygusal denge ve yeniliğe açıklık kişilik özelliklerinin algılanan iş performansı ile anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Uyumluluk, duygusal denge ve yeniliğe açıklık ile olan ilişkilerin pozitif olduğu görülmektedir. Araştırmanın sonucuna göre, uyumluluk, duygusal denge ve yeniliğe açıklık artıkça iş performansında da artış görülmektedir. Ancak sorumluluk arttıkça iş performansında azalma görülmektedir. Bu bağlamada çalışan iş performansında bireye verilen sorumluluk bireyin daha fazla stres altında çalışması verilen görevi yapamama ya da yetiştirememe endişesinden dolayı performansında olumsuz bir etkiye neden olmaktadır. Dışa dönüklük ile algılanan iş performansı arasında anlamlı bir ilişki bulunmamaktadır. Araştırma bulgularına göre, performans değerleme, eğitim, ücretlendirme ve iş güvenliği alt alanları ile algıları ile algılanan iş performansı arasında anlamlı bir ilişki bulunmasına rağmen, iş performansını etkilememektedir. Sadece seçme yerleştirme etkilemektedir. Anahtar Kelime, İnsan Kaynakları Uygulamaları Ve Kişilik Özellikleri, İş Performansı,Çalışan Kişilik Özellikleri

Kişilik özellikleriPerformansPerformans değerlendirme+4
Burcu Gürkaynak
Baskent University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Çalışma hayatında tükenmişlik ve iş-yaşam çatışması ilişkisinde cinsiyetin rolü üzerine bir araştırma

Bu çalışmanın temel amacı iş-yaşam çatışması ve boyutlarının, tükenmişlik ve boyutları üzerindeki etkisi ve bu etkide cinsiyetin rolünün ne şekilde farklılaştığının araştırılmasıdır. Ankara'da farklı kurumlarda faaliyet gösteren kadın ve erkek çalışanlardan oluşan toplamda 350 kişinin oluşturduğu bir örneklem üzerinde anket çalışması gerçekleştirilmiştir. Araştırmada elde edilen veriler SPSS (20,0) paket programı kullanılarak analiz edilmiştir. Elde edilen bulgular incelendiğinde; tükenmişliğin alt boyutları olan duygusal tükenme ve duyarsızlaşma boyutlarında, kadın ve erkekler arasında anlamlı bir fark gözlenmemiştir. Analiz sonuçlarına göre, tükenmişliğin bir diğer alt boyutu olan kişisel başarı boyutunda, kadınların erkeklere göre daha fazla tükenmiş olduğu istatistiksel olarak kanıtlanmıştır. İş-yaşam çatışması değişkeninin cinsiyete göre farklılaşması incelendiğinde ise; alt boyutlar olan iş-aile ve aile-iş çatışmalarında, kadınların iş-aile çatışması alt boyutunda erkeklere göre daha yüksek ortalamaya sahip oldukları, ancak; erkeklerin ise aile-iş çatışması boyutunda kadınlara oranla daha yüksek ortalamaya sahip oldukları gözlenmiştir. Cinsiyet unsurunun iş-yaşam çatışması boyutlarının ve tükenmişlik ve boyutları üzerinde anlamlı bir farklılık yaratmadığı gözlenmiştir.

CinsiyetCinsiyet rolleriTükenmişlik+6
Gamze Buse Kapusuz
Baskent University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Kültürel değerlere göre karanlık lider algısının çalışan iş performansı etkisi üzerine bir araştırma

Bu çalışmanın temel amacı, iş motivasyonu, bireysel kültürel değer boyutlarından olan kolektivizm, güç mesafesi ve algılanan karanlık lider davranışlarının iş performansı üzerindeki etkilerini oluşturan bir model çerçevesinde araştırılmasıdır. Ankara'da faaliyet gösteren büyük ve orta ölçekli işletmelerde çalışan 245 kişiden elde edilen veriler ile oluşturulan örneklem üzerinden bir araştırma yapılmıştır. Araştırmada elde edilen veriler SPSS programı kullanılarak yapılmıştır. Elde edilen bulgular incelendiğinde, çalışanların iş performansı üzerinde karanlık lider algısının etkisi olduğu istatistiksel olarak kanıtlanmıştır. Kolektivizmin güç mesafesiyle, içsel ve dışsal motivasyon boyutlarının da birbiriyle ilişkisi olduğu gözlemlenmiştir. Karanlık lider davranışları ile iş motivasyonu arasındaki ilişki incelendiğinde ise analiz sonuçlarına göre anlamlı bir ilişki kurulamamıştır.

DeğerlerKaranlıkKaranlık liderlik+6
Ezgi Kızıldaş
Baskent University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

İnsan kaynakları yönetimi uygulamalarında örgütlerdeki kültürel değişim, çok uluslu işletmelerde kültürel yaklaşımlar ve etkileri üzerine keşifsel bir çalışma

Kültür olgusunun yönetim ve örgüt yazınında önemli bir yer tutmasında ve yaygınlık kazanmasında dünyadaki hızlı değişim ve gelişmeler de önem oluşturan bir unsur şeklinde görülmektedirler. Son yüzyılda evrenin her yerinde politik ve ekonomik olan işletmelerin zamanla birbirlerinin aynısı olmakta ve işletmelerdeki farklılıklarda azalmaktadır. Gerek bu farklılıkların minimize edilmesi, gerekse de globalleşme sebebiyle kişilerin ve işletmelerin karşı karşıya kalmaları, değişik ulusal anlayışların bir araya gelmesi ve birbirlerini çok yakından tanıma olanağı doğurmaktadır. Bu gelişme sürecinde bir taraftan yönetim ve işletme eylemlerinin zaman içinde birbirine benzeşmesi gündeme gelirken öte taraftan değişik kültürlerde yönetim ve örgütlemeyle alakalı değişikliklerde ortaya konmaktadır. Bu durumda kültürü kavramının yönetim ve işletme literatürün de yaygınlaşmasını hızlandırmaktadır. Bu bilgiler ışığında, çalışmada öncelikle kültür kavramının açıklanması ve örgüt kültürünün oluşum gelişim ve özelliklerinden bahsedilmiş olup, İnsan Kaynakları Yönetimi uygulamalarında örgütlerdeki kültürel değişiminin ve buna ek olarak; kültürel değişim ve kültürel değerlerinin ve farklılıklarının İKY'nin kültürel değişim sürecindeki rolünü anlamaya yöneliktir. Kültür kavramının çok uluslu şirketlerde İKY açısından ne düzeyde önemli ve geçerli olduğunu araştırmak ve kavramak, verilere dayalı ve farklı kaynaklardan incelemelere yer verilmiştir. Örgüt kültürü yaklaşımları, teorileri literatür taraması yapılıp incelenmiştir. Yapılan bu çalışmanın araştırması ise çok uluslu işletmelerin yöneticilerine çeşitli sorular sorulmuş ve Kültürel değişimin yönetim ve çalışanlar üzerine etkileri incelenmiştir. Ayrıca işletmelerin yönetim modeli ele alınarak kültür uygulamalarının insan kaynakları yönetimini ne yönde etkilediğini gözlemlemiştir. Kültür ve Örgüt kültürünün boyutları ve tanımları doğrultusunda, insan kaynakları yönetimi uygulamasında örgütlerdeki kültürel değişimin araştırılması ve buna ek olarak, kültürel değer ve kültür farklılıklarının insan kaynakları açısından çok uluslu işletmelerdeki yabancı çalışanların bulundukları yabancı ülkelerdeki iş ortamlarına uyum, işi yapabilme ve diğer çalışanlarla örgütlerdeki kültürel değişim sürecini araştırmak.

KültürKültürel değişimKültürel farklılık+3
Burçin Balduk
Baskent University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Psikolojik sermayenin, İKY uygulamalarının ve hat yöneticileri iky etkililiğinin çalışanların iş performansına etkileri üzerine bir araştırma

Bu çalışmanın temel amacı, İKY uygulamalarının etkililiğinin çalışanların iş performansı üzerindeki etkilerinin yanı sıra hat yöneticilerinin İKY uygulamalarının etkililiği ve psikolojik sermayenin bu ilişkide biçimlendirici etkileri oluşturan bir model çerçevesinde araştırılmasıdır. Ankara'da faaliyet gösteren çeşitli sektörlere ait 207 çalışandan elde edilen veriler ile oluşturulan örneklem üzerinden bir araştırma yapılmıştır. Araştırmada elde edilen veriler SPSS (20.0) ve AMOS programları kullanılarak değerlendirilmiştir. Elde edilen bulgular incelendiğinde, araştırma modelinde bağımsız değişken olarak yer alan İKY uygulamaları etkililiğinin, hat yöneticilerinin İKY etkililiğinin ve psikolojik sermayenin, bağımlı değişken olan algılanan iş performansı üzerinde anlamlı etkisi olduğu görülmüştür. İş performansı üzerinde en güçlü etkiye sahip olan değişkenin hat yöneticilerinin İKY etkililiği olduğu sonucuna varılmıştır. Anahtar kelimeler: insan kaynakları yönetimi uygulamaları, psikolojik sermaye, iş performansı, hat yöneticilerinin İKY etkililiği

PerformansPsikolojik sermayeÇalışanlar+2
Begüm Baytaş
Baskent University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Etik liderliğin örgütsel bağlılık ve işten ayrılma niyetine etkisi

Modern liderlik davranışlarından biri olarak kabul edilen etik liderlik davranışı diğer liderlik davranışları ile kıyaslandığında oldukça yeni bir yaklaşım olarak kabul edilmektedir. Günümüzde sıklıkla tercih edilen bir liderlik davranışı olması nedeniyle, bu liderlik davranışının örgütün insan kaynaklarının örgüte yönelik olarak geliştirdiği tutum / davranışlar üzerindeki etkisinin araştırılması bu çalışmanın temel konusunu oluşturmaktadır. Bu temel konu kapsamında, insan kaynaklarının örgüte yönelik olarak geliştirdiği iki zıt tutum; (i) örgüte bağlılık [olumlu tutum] ve (ii) işten ayrılma niyeti [olumsuz tutum] ile etik liderlik davranışı arasındaki ilişkinin araştırılması çalışmanın amacıdır. Etik liderlik davranışı ile çalışanların örgüte yönelik olarak geliştirdikleri davranışlar arasındaki ilişkiyi ölçümlemek amacı ile geliştirilen anket üç ölçek yardımı ile yapılmıştır; işten ayrılma niyeti ölçeği, örgütsel bağlılık ölçeği ve etik liderlik ölçeği. Örgütsel bağlılık ölçeği, çalışanların örgütlerine yönelik olumlu tutumlarını ölçmek amacı ile işten ayrılma niyeti ölçeği ise çalışanların örgütlerine yönelik olumsuz tutumlarını ölçmek amacı ile kullanılmıştır. Etik liderlik ölçeği ise çalışanların yönetim kademesindeki yöneticilerinin liderlik davranışlarını değerlendirmesine yöneliktir. Elde edilen anket bulguları, etik liderlik davranışı ile örgütsel bağlılık arasındaki ilişkinin ve etik liderlik davranışı ile işten ayrılma niyeti arasındaki ilişkinin kurulmasına yönelik olarak geliştirilmiştir. Hipotezlerin geliştirilmesinde örgütsel bağlılık alt boyutları da dikkate alınmıştır. Analiz bulguları kapsamında elde edilen sonuçta; etik liderlik davranışının işten ayrılma niyeti ve örgütsel bağlılık üzerinde etki sahibi olduğu görülmüştür. Etik liderlik davranışı işten ayrılma niyeti ile negatif yönlü anlamlı ilişki içerisindedir. Örgütsel bağlılık ile etik liderlik davranışının ilişki yönü ise anlamlı ve pozitiftir. Bu kapsamda, etik liderlik davranışının benimsenmesi ile paralel olarak çalışanların örgütlerine bağlılık tutumlarının ve bağlılık tutumları artan çalışanların performans, verimlilik gibi pozitif katma değer düzeylerinin arttığı görülmüştür. Aynı zamanda işten ayrılma niyeti gibi olumsuz getiri getirecek tutum ve davranışlarının da azaldığı sonucuna varılmıştır.

Etik liderlikLiderlikLiderlik modelleri+2
Ecem Uranbey
Baskent University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Yönetim danışmanlığı ve insan kaynakları yönetimindeki etkileri: Alan araştırması

Günümüzde tüm dünyada hızlı bir gelişim gösteren küresel iletişim, ekonomik, teknolojik, sosyal, politik vb. nedenlerden dolayı işletmelerin çoğu, yaygın olarak yönetim danışmanlığı hizmeti almaktadır. Ülkemizde, ekonomide tam rekabet sistemine geçilmesi ve işletmelerin dünyaya açılarak diğer ülkelerdeki işletmelerle işbirliği yapmaya başlamaları nedeniyle, istenen üretimin ve kalitenin sağlanabilmesi için yönetim danışmanlığı hizmeti dikkat çekici olmaya ve kullanılmaya başlanmıştır. Bu nedenle, dünya çapında hizmet veren danışmanlık firmaları Türkiye'de şube açmaya ya da ortaklık kurmaya başlamışlardır. Zaman içinde gelişen ekonomik ve endüstriyel koşullarla birlikte, yerel danışmanlık firmaları da yaygınlaşmaya başlamıştır. Bütün bu gelişmelere rağmen, sanayisinin çoğunu küçük ve orta ölçekli işletmelerin oluşturduğu ülkemizde hala çoğu yönetici, hem danışmanlık hizmetinin içeriği hakkında ve hangi durumlarda gerektiği konusunda yeterli bilgi sahibi değildir, hem de isteksizdir. Bu çalışma, yönetim danışmanlığı hizmetinin önemi, tanınması, yaygınlaştırılması ve insan kaynakları yönetimine olumlu etkisinin gösterilmesi amacıyla yapılmıştır. Araştırmaya farklı şehirlerden, farklı sektörlerden ve farklı çalışan sayılarına sahip beş işletme ile hepsi Yönetim Danışmanları Derneği (YDD) üyesi ve CMC (Sertifikalı Yönetim Danışmanı) unvanlı altı danışman katılmıştır. Yarı yapılandırılmış mülakat ve e-posta yoluyla sağladıkları katkılar sonucunda, danışmanlık hizmeti nedenleri ve en çok kullanılan modeli, insan kaynakları yönetimi için alınan danışmanlığın öncelik sırası, yarattığı değişiklikler ve en çok hangi işlevi etkilediği hakkında bilgi toplanmıştır. Derlemesi yapılan cevapların yorumlanmasıyla, danışmanlık hizmetine ancak son dakika çözümü olarak yaklaşıldığı ve insan kaynakları konusundaki danışmanlık hizmetine gereken ilginin gösterilmediği belirlenmiştir. İşletmelerin yararı açısından; yönetim danışmanlığı hizmetlerinin doğru tanıtımı ve yaygınlaştırılması, işletme için stratejik öneme sahip insan kaynaklarına yönelik danışmanlık çalışmalarının yoğunlaştırılması ve bölüm yönetiminin işletme yönetimiyle birlikte strateji çalışmalarına katılması, hızla uygulanabilir hale getirilmelidir.

DanışmanlıkDanışmanlık hizmetleriYönetim danışmanlığı+1
Işıl Haberal
Baskent University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Kurumsal sosyal sorumluluk ve İKY uygulamalarının çalışanların örgütsel özdeşleşme düzeylerine etkileri üzerine bir araştırma

Çalışmanın temel amacı işletmelerin kurumsal sosyal sorumluluk uygulamaları ve sosyal sorumluluk odaklı insan kaynakları yönetimi uygulamalarının çalışanların örgütsel özdeşleşme düzeylerine etkilerini bir model oluşturarak araştırmaktadır. Bu kapsamda Ankara ve İstanbul'da çeşitli sektörlerde faaliyet gösteren kuruluşlarda çalışan 207 kişiden elde edilen veriler, SPSS ve AMOS paket programları aracılığıyla oluşturulan testler ve modeller kapsamında değerlendirilmiştir. Söz konusu değişkenlere yönelik öncelikle faktör analizleri yapılmış, daha sonra etki analizi kapsamında yapısal eşitlik modellemesi ile bağımlı değişken üzerindeki etkiler istatistiki olarak test edilmiştir. Araştırma kapsamında elde edilen bulgulara göre işletmelerin kurumsal sosyal sorumluluk uygulamalarının (ekonomik, yasal, etik ve gönüllü) ve kurumsal sosyal sorumluluk odaklı İKY uygulamalarının çalışanların örgütsel özdeşleşme düzeyleri üzerinde pozitif etkisi bulunmaktadır. Buna göre, kurumsal sosyal sorumluluk uygulamalarının, sosyal sorumluluk odaklı İKY uygulamalarına göre çalışanların örgütsel özdeşleşme düzeyleri üzerinde daha yüksek seviyede etkisinin bulunduğu anlaşılmaktadır.

Kurumsal sosyal sorumlulukSosyal kimlikÖrgütsel özdeşleşme+1
Merve İmamoğlu Özgür
Baskent University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Meslek liseleri için web tabanlı staj yönetim sistemi tasarım ve uygulaması

Mesleki eğitim veren okullarda, 3308 Sayılı Mesleki Eğitim Kanunu esas alınarak yürütülen işletmelerde beceri eğitiminin takibi için herhangi bir web tabanlı yönetim bilgi sistemi kullanılmadığı, çeşitli yazılım şirketlerinden satın alınan masaüstü uygulama yazılımlarının kullanıldığı tespit edilmiştir. Koordinatör müdür yardımcısının denetiminde kullanılan bu staj takip programları, işletmelerdeki mesleki eğitimin öğrenci, koordinatör öğretmen ve işletme taraflarının sürece etkin katılımını sağlayamamaktadır. Mevcut sistemin işleyişinde işletmelerden stajyer öğrenci talebinin alınması, öğrencilerin işletmelere yerleştirilmesi gibi konularda aksaklıklar yaşanmaktadır. Bu tez kapsamında okul, öğretmen, öğrenci ve işletme kullanıcılarının rollerine göre istedikleri bilgiye istedikleri zaman erişebilecekleri, yetkili oldukları işlemleri gerçekleştirebilecekleri web tabanlı bir staj yönetim sistemi geliştirilmiştir. Bu sistemi kullanarak işletme, okullardan istediği özelliklerde stajyer öğrenci talep edebilmekte; öğrenci staj başvurusunda bulunabilmekte; koordinatör öğretmen, görevlendirildiği işletme, işletme yetkilisi ve sorumlu olduğu öğrenci bilgilerine kendi hesabından istediği zaman ulaşabilmekte ve okul yöneticisi de staj sürecini daha etkin yönetebilmektedir. Bu sistem sayesinde okul-işletme-öğrenci-öğretmen arasındaki iletişimin güçlendirilmesi amaçlanmaktadır.

Beceri eğitimiEğitim yönetim sistemleriMeslek liseleri+7
Sultan Yıldız Demir
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

İnsan kaynakları bilgi sistemlerinin örgütsel performansa etkileri: Delone&Mclean bilgi sistemleri başarı modeli bağlamında bir değerlendirme

İnsan kaynakları bilgi sistemlerinin işletmelerde yaygın kullanılmaya başlanmasıyla bu sistemlerin verimliliğini, başarısını ve firmalara sağlayacağı net faydaları somut şekilde ortaya koyabilmek önem kazanmıştır. Bu araştırma insan kaynakları yönetimi alanında gerçekleştirilen faaliyetlerde kullanılan bilgi sistemlerinin öncelikle ne derece etkin kullanılabildiğini ölçmek amaçlıdır. Bilgi sistemleri başarı ölçme modellerinden biri olan Delone& McLean Bilgi Sistemleri Başarı Modeli çalışmada insan kaynakları bilgi sistemlerinin başarısını ölçmeye yönelik model olarak kullanılmıştır. Nihayetinde bulmak istenen kullanılan İKBS dolayısıyla firma düzeyinde algılanan net faydaların, algılanan İKBS başarısı ve örgütsel performans ilişkisinde nasıl farklılaştığıdır. Çalışmanın evrenini Türkiye'nin herhangi bir kurumunda "birim yöneticisi" veya "insan kaynakları uzmanı" olarak "yönetsel" pozisyonda çalışan "insan kaynakları bilgi sistemleri" kullanan 229 kişi oluşturmaktadır. Elde edilen veriler SPSS ve AMOS paket programları aracılığıyla değerlendirilip yorumlanmıştır. Söz konusu amaç doğrultusunda yapılan analizlerde örgütsel performans boyutlarından biri olan kalitenin; bilgi, sistem ve hizmet kalitesi özelinde İKBS kullanımına pozitif etkileri gözlenmiş; sistem kullanımının ve kullanılan İKBS' nin başarılı algılanmasının da örgütsel performansa olumlu etkileri ortaya koyulmuştur. Bunların dışında hizmet kalitesinin, İKBS kullanımından doğabilecek kullanıcı memnuniyetine anlamlı ve olumlu etkileri yine ortaya koyulmuş; fakat bilgi ve sistem kalitesinin kullanıcı memnuniyeti üzerine anlamlı ve olumlu etkileri gözlenmemiştir. Son olarak kullanıcı memnuniyetinin örgütsel performans üzerindeki etkileri görülmek istendiğinde de aynı şekilde önemli bir etki tespit edilememiştir.

Didem Kale
Baskent University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Yönetim bilişim sistemleri disiplininin bibliyometrik analizi

Bu tez çalışmasının amacı, bibliyometrik yöntemleri ile dünyada yönetim bilişim sistemleri disiplininin akademik gelişimi üzerine fikir sahibi olmak ve belgeler yoluyla ilişkisel bağlantıları ortaya koymaktır. Çalışmada ikisi Avrupa'dan, ikisi Amerika Birleşik Devletleri'nden olmak üzere Yönetim Bilişim Sistemleri çalışma alanında yüksek niteliğe sahip toplam dört akademik derginin 2017-2018 yılları içinde yayınladığı tüm makaleler incelenmiştir. Yönetim Bilişim Sistemleri çalışma alanının çok disiplinli yapısı nedeniyle, bu alanda bilimsel yayın üreten üniversitelerin/ekollerin sıklıkla hangi alt konulara yoğunlaştığının sosyal ağ analiziyle bir haritasının çıkarılmasının anlamlı olacağı düşünülmüştür. Bu noktada temel amaç iki farklı akademik çalışma kültürü (Avrupa ve Amerika Birleşik Devletleri) arasında farklılık olup olmadığının tespitini yapmaktır. Bu kapsamda en sık atıf yapılan makaleler, en sık atıf yapılan dergiler, en sık çalışılan alt çalışma konuları ve bu bildirilerin hazırlanması sürecinde faydalanılan makalelerin güncelliği de yine çalışmada çözümlenmiştir. Bu anlamda tez çalışması bulguları, YBS alanının dünyadaki gelişimi ve kıtalar arası rekabeti hakkında önemli karşılaştırma ölçütleri sunmaktadır. Çalışma sonucunda, atıf yapılan dergilerin ve araştırmacıların dağılımı, çalışma konularındaki çeşitlenme, atıf yapılan yayınların güncelliği ve yayın üretmeye gönüllü üniversitelerin sayısı gibi faktörler dikkate alınmış ve ABD ve Avrupa çalışma gelenekleri arasında çalışılan konular çerçevesinde belirgin farklılıklar olduğu, atıf yapılan makalelerin belirli makaleler üzerinde yoğunlaşmasından ziyade farklılaştığı ve atıfların yakın zamana dönük olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca YBS alanının bir kimlik oluşturma sürecinde olduğu ve araştırma konusuna dahil edilen dört derginin benzer bir duyarlılıkla hareket edip alanda bir YBS kültürü yaratma çabası içinde olduğu anlaşılmaktadır. Özellikle mühendislik ve bilgisayar bilimlerine ilişkin konulara yer vermekle birlikte bu alanlardaki dergilere daha az atıf yapıyor olmaları, bu alanlardan ayrı bir disiplin olduklarını ispatlama amaçlarının en önemli göstergesidir.

Teoman Ahmet Kefkir
Baskent University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Medya yönetimi amaçlı platform tasarımı ve uygulaması

Posterler, bildiriler ve panolar gibi basılı materyaller kullanılarak yapılan klasik bilgilendirme yöntemleri günümüzde etkisini halen korumaktadır. Bu yöntemlerin tercih edilmesinin sonucu olarak baskı, mürekkep, kâğıt ve işgücü girdilerini içeren maliyetler yükselmektedir. Dijital bilgilendirme panoları, birey ve toplumları bilgilendirme ya da davranışlarında teşvik edici değişiklik yaratmak amacıyla ses, video, grafik veya metin gibi dijital içerikler vasıtasıyla iletişim kurmaya yarayan, maliyet etkili dinamik bir iletişim aracı olarak tanımlanmaktadır. Bu çalışma, geleneksel ve dijital bilgilendirme platformlarının tanımlarını ve çeşitlerini genel bir bakış altında inceleyerek, birbirlerine göre olumlu ve olumsuz yönlerini ortaya koymaktadır. Karşılaştırmalı sonuçlar irdelenerek, geleneksel mecralardan dijital platformlara geçiş süreçlerinin neden ve sonuçları aydınlatılmaya çalışılmıştır. Dijital iletişim araçlarının eğitim kurumlarında ne ölçüde etkili olabileceği, bu etkilerin hangi faktörler tarafından desteklenebileceği örneklerle ortaya konmuştur. Eğitim kurumlarında açık kaynak lisansına sahip içerik yönetimi yazılımı ve mevcut donanımların yeniden kullanılarak medya oynatıcıların düşük maliyet ile yapılandırılması sağlanmıştır. Anahtar Kelimeler: Dijital Bilgilendirme Ekranları, İçerik Yönetim Yazılımı.

BilgilendirmeBilgilendirme tasarımıMedya+7
Cem Yıldız
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Mini bilgisayarların akıllı kart sistemleri için tasarlanması ve uygulanması: Üniversite örneği

Günümüz toplumunda kurumlar, işletmeler ve yöneticiler bilgiye çok fazla gereksinim duymaktadırlar. Bunun önemli sebeplerinden biri de, bilgiyi oluşturan verinin çeşitliliğinin ve sayısının artmasıdır. Bilgisayar donanım, yazılım ve iletişim sistemlerinde oluşan bilgi teknolojileri de örgütsel mimarinin önemli unsurları arasında yer alır. Teknolojik gelişmelere bağlı olarak bilgi teknolojilerinin de büyük bir hızla gelişmesi bilgi ihtiyacının daha etkin ve hızlı şekilde giderilmesini sağlamaktadır. Akıllı kartlar ve bunlara bağlı olarak birçok uygulamalar günümüzde bilgi teknolojileri alanında çok önemli rol oynamaktadır. Üniversiteler de artık modern anlamda idari iş akışlarından, yemekhane, kütüphane, öğrenci ve personel devam sistemlerine kadar her türlü hizmette bu teknolojiyi sistemlerine dahil etmeye başlamışlardır. Akıllı kart sistemlerinin sağladığı yararlardan birçok üniversite yararlanmakla beraber, kendi sistemini kuran sayılı üniversite bulunmaktadır. Üniversiteler gibi bilim üreten, teknolojiyi takip eden, teknik imkanları olan kurumlar gerektiğinde farklı isteklere cevap verebilecek, geliştirme imkanı olan akıllı kart sistemlerini kendi bünyelerinde oluşturmaları doğabilecek her türlü ihtiyaca cevap verebilmeleri açısından gereklilik göstermektedir. Bu çalışma, üniversite bünyesindeki yerleşkelerde kullanılmak üzere, mini bilgisayarların tasarlanması ile, her türlü geçiş sistemleri, öğrenci devam kontrol sistemi ve personel devam kontrol sistemi yazılımlarının nasıl geliştirilebileceğini kapsamaktadır. Veri işleme sistemleri (VİS) olarak tasarlanan bu bilgi sisteminin kullanıcıları; geçiş sistemleri için üniversite bünyesindeki akademik ve idari personel ile üniversite öğrencileridir. Öğrenci devam kontrol sisteminin kullanıcıları üniversite öğrencileri, personel devam kontrol sisteminin kullanıcıları ise idari personeldir. Bütün bu sistemlerin yönetici ve kurumun ihtiyaçlarını karşılayacak şekilde geliştirilen yazılımlarında özellikle farklı pozisyondaki yöneticilerin karar alma sürecini kolaylaştıracak bir YBS oluşturulması hedeflenmiştir. Uygulama alanı olarak Dokuz Eylül Üniversitesi yerleşkeleri dikkate alınarak, sistemin yönetim bilişim sistemleri ve karar destek sistemleri olarak kullanılma olanağı yaratılmıştır. Akıllı Kart Sistemleri tasarlanırken kullanılan yazılımları: Python, Sqlite, Oracle ve PHP'dir. Anahtar Kelimeler: Akıllı Kart Sistemi, Veri İşleme Sistemi, Yönetim Bilişim Sistemi, Dokuz Eylül Üniversitesi

Akıllı kartlarBilgisayar teknolojisiBilgisayarlar+6
Mustafa Yurtsever
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
Master'sCrossrefindexedOpen AccessTR

Büyük dil modeli (Llm) kullanarak X (Twitter) verileri tabanlı yerel işlenebilir bir siber tehdit istihbaratı modeli tasarımı

Günümüzdeki siber tehdit istihbaratı (CTI) paylaşımları, çoğunlukla tek başına bir IP adresi veya dosya özeti gibi, tehdidin tam hikayesinden kopuk verilerle sınırlı kalmaktadır. Bu durum, savunma ekiplerinin hangi tehdide öncelik vereceğini belirlemesini zorlaştırmaktadır. X (Twitter) platformu, tehditler hakkında aslında çok daha zengin ve bağlamsal detaylar sunsa da; bu verinin devasa hacmi, gürültülü ve yapılandırılmamış doğası, geleneksel yöntemlerle işlenmesini engellemektedir. Bu tez çalışmasında, X (Twitter) verilerini kullanarak veri egemenliğini koruyan, yerel (onpremise) çalışabilen ve eyleme geçirilebilir sonuçlar üreten, uçtan uca otonom bir CTI modelinin tasarlanması amaçlanmıştır. Geliştirilen Python tabanlı otonom sistem; Selenium kütüphanesi ile veri toplama, Ollama platformu üzerinden yerel olarak çalıştırılan LLaMA 3 modeli ile analiz ve SQLite veritabanında depolama süreçlerini içeren bütüncül bir mimariye sahiptir. Çalışmanın en özgün mühendislik katkısı, Büyük Dil Modellerinin (LLM) deterministik olmayan doğasından kaynaklanan hatalı JSON çıktılarını otonom olarak düzelten "JSON Sağlamlaştırma Protokolü"nün geliştirilmesidir. Elde edilen bulgular, sistemin yapılandırılmamış 62 adet tweet metni üzerinden tehditleri %95'e varan doğruluk oranıyla analiz ettiğini ve tespit edilen içeriklerin %64,5'ini "Yüksek Risk" (High Risk) kategorisinde başarıyla sınıflandırdığını göstermiştir. Yapılan analizlerde "Vulnerability" (13 adet) ve "Threat_Actor" (13 adet) kategorileri en sık rastlanan tehdit türleri olarak öne çıkarken; sistem, CVE numaraları ve tehdit aktörü grupları gibi kritik istihbarat göstergelerini yüksek hassasiyetle ayrıştırmıştır. Bu çalışma, güvenlik açısından kritik verilerin üçüncü taraf sunuculara gönderilmesi riskini ortadan kaldıran, mühendislik açısından dayanıklı ve tam otonom bir CTI çözümünün operasyonel fizibilitesini kanıtlamaktadır.

Büyük Dil Modelleri (LLM)JSONSiber Tehdit İstihbaratı (CTI)+2
Sait Emre Oral
Gümüşhane University · Institute of Graduate Studies
2026
21
doi.org/10.71008/gumushane.thesis.2026.229
Master'sCrossrefindexedOpen AccessTR

Elektrikli araç politikaları ve toplumsal tepki: Twitter (X) verileri üzerinden bir kamuoyu analizi

Elektrikli Araç Politikaları ve Toplumsal Tepki: Twitter (X) Verileri Üzerinden Bir Kamuoyu Analizi başlıklı bu tez çalışması, toplumun bataryalı elektrikli araçlara (BEV) yönelik algı, tutum ve tepkilerini sosyal medya etkileşimleri üzerinden incelemeyi amaçlamaktadır. Elektrikli araç (EV) teknolojilerinin yaygınlaşmasıyla birlikte, çevresel sürdürülebilirlik, enerji politikaları ve bireysel tüketim davranışları alanlarında önemli değişimler yaşanmaktadır. Bu doğrultuda, sosyal medya verilerinin analizi, kamuoyunun bu dönüşüme ilişkin görüşlerini anlamada etkili bir yöntem sunmaktadır. Çalışmada, sosyal medya platformu Twitter (X) üzerinden Python programlama dili, Pandas kütüphanesi ve Selenium aracı kullanılarak toplam 30.363 tweet toplanmıştır. Veri temizleme ve ön işleme aşamalarının ardından 28.596 tweetten oluşan nihai veri seti elde edilmiş ve analizlerde kullanılmıştır. Ardından, BERT duygu analizi modeli uygulanarak paylaşımlar olumlu, olumsuz ve nötr olarak sınıflandırılmıştır. Analiz sonucunda, kullanıcı söylemlerinin ağırlıklı olarak ekonomik maliyetler, şarj altyapısı, yerli üretim, teknolojik gelişmeler ve kullanım deneyimi etrafında şekillendiği görülmüştür. Analizler, çevresel faydalar ve enerji tasarrufu gibi konuların kullanıcı değerlendirmelerinde de öne çıktığını göstermektedir. Elde edilen bulgular, toplumun bataryalı elektrikli araçlara (BEV) yönelik yaklaşımında hem yenilikçi teknolojilere duyulan ilginin hem de ekonomik ve altyapısal endişelerin belirleyici olduğunu göstermektedir. Bu çalışma, Türkiye'de elektrikli araç politikalarına ilişkin kamuoyu algısını sosyal medya verileriyle inceleyen öncü araştırmalardan biri olarak, sürdürülebilir ulaşım politikalarına yeni bir bakış açısı kazandırmayı hedeflemektedir.

Bataryalı elektrikli araçBERT duygu analiziElektrikli araç+2
Bahtiyar Yilmaz
Gümüşhane University · Institute of Graduate Studies
2026
20
doi.org/10.71008/gumushane.thesis.2026.228
Master'sOpen AccessTR

Uzaktan eğitimde içerik geliştirme platformu seçiminde karar verme süreci : AHP uygulaması

Gelişmekte olan teknolojiler birçok alanda yeni kavramlar ortaya çıkarmıştır. Eğitim alanında geliştirilen sistemlerin etkisiyle uzaktan eğitim kavramı hayatımıza girmiştir. Uzaktan eğitim kavramı getirdiği yenilikler ile birlikte zaman içerisinde eğitim alanında tercih edilen bir eğitim türü haline gelmiştir. Yaşamın her anında, yapılan her işlemde bir karar verme durumu söz konusudur. Bu karar verme süreci için birçok yöntem geliştirilmiştir. Bu yöntemler sayesinde karar vericiler en doğru seçimi yapmaya yönlendirilmektedir. Uzaktan eğitim alanında da gelişen teknoloji ile birlikte alternatiflerin çoğalması durumu gerçekleşmiştir. Uzaktan eğitimin en önemli aşamalarından biri olan içerik geliştirme için çok sayıda alternatif platform ile karşılaşılması bir karar verme süreci başlatmaktadır. Bu çalışma kapsamında karar verme işlemine yardımcı olacak nesne tabanlı PLATFORM SEÇİMİ uygulaması geliştirilmiştir. PLATFORM SEÇİMİ uygulaması ile uzaktan eğitimde içerik geliştirme platformu seçiminde karar verme yöntemlerinden biri olan Analitik Hiyerarşi Prosesi kullanılmıştır. Bu uygulama ile uzaktan eğitim birimlerinde içerik geliştirme uzmanlarının belirledikleri kriterler doğrultusunda en doğru alternatif seçimi yapılması sağlanmaktadır.

Analitik hiyerarşi süreciElektronik içerik geliştirmeKarar verme+3
Ebru İnan
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Sektörlerde bulut tabanlı çok kriterli karar verme süreçlerinin değerlendirilmesi

Günümüz bulut teknolojileri tüm sektörlerde giderek daha fazla yer almaya başlamıştır. Önümüzdeki yıllarda bu teknolojinin kullanımının mevcut durumdan çok daha fazla artacağı birçok uzman tarafından belirtilmektedir. Genel olarak sorun kavramı, planladığımız amaçların bizim belirlediğimiz şekilde ve zamanda gerçekleştirilmesini engelleyen ve çeşitli nedenlerle bir araya gelmiş istenmeyen oluşumlar olarak tanımlanabilmektedir. Sorun kavramı ortaya çıktığı an çözümlenmez ise, zaman geçtikçe bu kavram daha karmaşık hale gelir ve istenmeyen bir kaos ortamına neden olabilir. Birden fazla proje içerisinden hangisinin doğru seçim olduğuna karar verebilmemiz için kaç kriter ile karşılaştırma yaptığımız büyük bir önem taşımaktadır. Eğer seçimi tek bir kritere göre yapıyorsak sorunun çözümü kolay olacaktır. Fakat karşımıza birden fazla kriter çıkmış ise, bu durumda karar verme süreci hiç şüphesiz ki karmaşıklaşacaktır. Bu çok sayıda karar kriterine sahip karar verme sorunlarının çözümünü sağlayan ve soruna tutarlı / mantıklı matematiksel çözümler üreten yöntemlere literatürde ÇOK KRİTERLİ KARAR VERME YÖNTEMLERİ denilmektedir. Çok kriterli karar verme yöntemlerinde 9 tane yöntem bulunmaktadır ve bu 9 yöntemler ile elle bir işlem yapmak çok sürmektedir. Bu yöntemlerin bazılarının yazılımları olmasına karşın birçoğunun yazılımı bulunmamaktadır. Bu tez kapsamında yapılan uygulamanın amacı; karar verme aşamasında zorluk yaşayan kişilere, 8 yöntem arasından istenilen 1 veya 1 den fazla iv yöntemin aynı anda seçilerek işlem yapma olanağını sağlamaktır. Böylelikle 8 farklı yöntemden çıkan 8 farklı sonucun analizi ile karar verme noktalarını arasındaki en optimum olanı bularak, zamandan tasarrufu sağlayacaktır.

Bulut bilişimKarar vermeKarar verme yöntemleri+3
Seçkin Eşer
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Dinamik işletme verilerine göre kısa ve orta vadeli planların yapılmasını sağlayan web tabanlı bir uygulama geliştirilmesi

Teknolojinin gelişmesiyle beraber mevcut verilerden yapılacak çıkarımlarla hızlı ve yerinde stratejik kararlar verebilmek, işletmeler için çok önemli bir hale gelmiştir. Bu kapsamda, tasarlanan teorik bir çerçeve içerisinde, veri kaynaklarını görsel ögeler ve anlamlı listeler ile strateji-hedef haline dönüştürmek, işletmenin kısa ve orta vadede karar vermesine önemli ölçüde katkı sağlamaktadır. Bu çalışma, işletmenin mevcut verilerinin, iş analitiği kapsamında değerlendirilip, karar verme sürecine katkı sağladığını göstermek amacıyla yapılmıştır. İşletme problemleri tespit edildikten sonra, bu problemlerden yola çıkarak araştırma soruları ortaya konulmuştur. Daha sonrasında ise yazılım geliştirme yaşam döngüsü içerisinde ortaya koyulan problemlere dayalı "Pilot" adında web tabanlı bir uygulama geliştirilmiştir. Uygulamanın karar verme sürecine etkileri, işletmelerin yönetim kademeleriyle görüşülerek, anket aracılığıyla analiz edilmiş ve sonuçları tartışılmıştır.

Dinamik analizKarar destek sistemleriVeri analizi+2
Murat Kılınç
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Çok kriterli karar verme yöntemi analitik hiyerarşi prosesi (AHP) ile etkin personel seçimine yönelik web tabanlı bir uygulama

Karar verme, kişilerin günlük ya da profesyonel hayatlarında karşılaştığı bir süreçtir. Bu karar verme süreci kişilerin amaçlarına bağlı olarak bir sonuca ulaşmayı hedeflemektedir. Süreç boyunca karar vermeyi etkileyen faktörler ve bu faktörlerin özelliklerine göre birden fazla seçenek ortaya çıkmaktadır. Karar verme sürecini etkileyen bu etmenler karşılaşılan sorunları karmaşıklaştırmakta ve bu aşamada devreye çok kriterli karar verme yöntemleri girmektedir. Belirli hedefler doğrultusuna göre sınıflandırılan karar verme yöntemleri karar vericilere en iyi sonucu vermede hizmet etmektedir. Organizasyonlar için kuşkusuz en önemli amaç, hedefleri doğrultusunda uygun işte doğru kişinin çalışmasını sağlamaktır. İnsan kaynakları yönetiminin bu amacı gerçekleştirirkenki süreçte karşılaştığı sorunlar bir karar verme sorunudur. Personel seçim aşamasında yapılan küçük bir hata organizasyon için uzun vadede olumsuz sonuçlar doğurabilmektedir. Bu çalışmada insan kaynakları yönetiminin personel seçimi sorunlarına hizmet etmek amacıyla web tabanlı bir uygulama geliştirilmiştir. Bu süreçte karşılaşılan en temel kriterler baz alınarak adaylar arasındaki eliminasyonu sağlayacak bir model belirlenmiştir. Bu personel seçim süreci sorunu, bu türdeki sorunların çözümünde oldukça sık kullanılan çok kriterli karar verme tekniklerinden AHP ile çözülmüş ve AHP çözüm algoritması web tabanlı bir uygulama haline getirilmiştir.

Analitik hiyerarşi süreciElektronik insan kaynakları yönetimiKarar verme süreci+3
Demet Özbek
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Üretim etkinliğinin artırılmasında anlık veri analizi yaklaşımı ve bir uygulama

Geleceğin üretim sektörünü geleneksel olandan ayırt eden otonom robotlar, nesnelerin interneti ve veri analitiği teknolojileri olması düşünülmektedir. Bu hedefler doğrultusunda kurumsal dönüşüm süreçleri gerçekleştirilecektir. Buna karşılık ülkemizde birçok küçük ve orta ölçekli üretici, üretim süreçlerinde üretim verilerini hala kâğıtlara kaydederek sakladığı görülmektedir. Bunun sonucunda tüm bu saklanan veriler karar verme süreçlerine de dâhil edilememektedir. Verilerin otomasyonlar kullanılarak dijital ortamda tutulması ve rapor edilmesine yönelik birçok çalışma bulunmasına rağmen verilerin anlık olarak analiz edilip raporlanmasına yönelik çalışma bulunmamaktadır. Anlık veri analizi kullanarak üretim süreçlerinde takip edilebilirliği arttırmak ve bu sayede üretim performansını ve verimliliğin arttırılması amaçlanmaktadır. Çalışma kapsamında üretim süreçlerinde etkinliğin artırılmasına yönelik gömülü sistemler kullanılmış ve uygulama geliştirilmiştir. Elde edilen sonuçlara göre üretim sürecinde iş akışı, zaman yönetimi ve karar alma süreçleri iyileştirilecektir.

Nesnelerin internetiVeri analiziVerimlilik ölçümü+2
Bahadır Aktaş
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Parmak izi ve yüz tanıma teknolojileri ile web tabanlı personel devam kontrol sisteminin tasarlanması ve uygulanması

Bilgi ve iletişim teknolojilerinin gelişmesiyle birlikte, işletmelerin bilgiye olan gereksinimleri her geçen gün artmaktadır. Artan verinin etkin ve verimli bir şekilde, işletmelerin amacına uygun olarak kullanılması hayati bir önem taşımaktadır. Bu durum da, işletmelerin iş süreçlerini yeni teknolojilere uyumlu bir şekilde tekrardan tasarlamalarını gerektirmektedir. Devam kontrol sistemi kavramı uzun yıllardır var olmasına rağmen, son zamanlarda uygulanma şeklinde değişimler olmuştur. Manuel devam kontrol sistemlerinden kaynaklanan sorunlarla baş etmek zorunda kalan işletmeler, yeni teknolojileri operasyonlarına entegre edebilmek için biyometrik sistemlerden yararlanmaya başlamışlardır. Özellikle parmak izi ve yüz tanıma, benzersizlik açısından en güvenilir yöntemler olarak kabul edilmektedir. Bunun yanında, web tabanlı personel devam kontrol sistemleri, anlık veri akışı ve raporlamayı mümkün kılan ve en hızlı büyüyen teknolojilerden biri haline gelmiştir. Bu çalışma, personel devam kontrol sistemlerinde etkili sonuçlar elde etmek için kullanılan yeni nesil bir teknolojik yapı önermektedir. Bu çalışmanın amacı, parmak izi ve yüz tanıma sistemleri kullanarak idari personeller için web tabanlı bir devam kontrol sistemi tasarlamak ve uygulamaktır. Aynı zamanda uygulamanın, yöneticilerin etkili ve verimli karar alma sürecini desteklemesi amaçlanmaktadır. Tasarlanan bu bilgi sisteminin kullanıcıları idari personellerdir. Uygulama alanı olarak Dokuz Eylül Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi seçilmiştir. v Personel Devam Kontrol Sistemi tasarlanırken kullanılan yazılımlar: C#, SQL ve PHP'dir. Anahtar Kelimeler: Personel Devam Kontrol Sistemi, Üniversite, Biyometrik Sistemler, Parmak İzi ve Yüz Tanıma.

BiyometrikParmak iziPersonel devam kontrol sistemi+2
Ceyda Ünal
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Bulanık mantık yaklaşımıyla proje seçimi uygulaması

Günümüz şirketlerinde proje seçimi konusu, yönetsel karar vermede karşılaşılan yaygın problemlerden bir tanesidir. Belirsizlik ve bulanıklık proje seçimi sürecini zorlaştırır, proje seçimi kararlarının eksik bilgiler dahilinde gerçekleşmesine ve böylece projelerin hedeflenen sonuçlara ulaşamamasına neden olur. Projelerin seçiminde kantitatif yöntemler yaygın bir şekilde kullanılsa da, niteliksel verileri gözardı etmek, bir projenin başarısız sonuçlanmasına sebep olabilir. Bulanık mantık yaklaşımı ise bu belirsiz veya kesin olmayan verileri de kullanarak kararlar vermemizi sağlar. Bu çalışmanın amacı, inşaat sektöründeki bir firma için aday projeler arasından bu firmanın amaçlarına en uygun projenin seçilmesi için bir model önermektir. Çalışmada, bulanık mantık kullanılarak proje seçimi için bir sistem geliştirilmiştir. Mevcut nicel verileri gözardı etmeden, belirsiz ve ya eksik bilgiler ele alınarak, bir çok kriterli karar verme modeli oluşturulmuştur. Yaklaşımımız belirsizliğin azaltılmasına dayanmaktadır.

Bulanık mantıkKarar vermeProje seçimi
Khanım Khalıllı
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Manisa Celal Bayar Üniversitesi EBYS geçiş süreci ve iş süreçlerine etkisinin incelenmesi

Bu tezin amacı Manisa Celal Bayar Üniversitesi'nde kullanılan Elektronik Belge Yönetim Sistemi'ne (EBYS) geçiş sürecini açıklamak ve önceki durum ile mevcut durum karşılaştırması yaparak bu değişimin iş süreçlerine etkisini araştırmaktır. Önceki durum; fiziksel ortamda hazırlanıp onaya sunulan belgeleri; mevcut durum ise EBYS içerisinden hazırlanıp onaya sunulan belgeleri ve iş takibinin yine EBYS içerisinden yapıldığı durumu ifade eder. Tez kapsamında, "Geçiş Süreci" elektronik belge yönetim sistemi kullanımına başlanmasından önceki hazırlık süreci olarak tanımlanmıştır. Süreç boyunca Kurumda yapılan çalışmalar, yürütülen işler ve düzenlemeler incelenmiştir. Geçiş sürecinde karşılaşılan zorluklar tespit edilmiş ve bu zorluklara karşı üretilen çözümler belirtilmiştir. EBYS geçiş süreci 2015 yılı Ağustos ayında başlamış, 04 Ocak 2016 tarihinde uygulamaya geçilmesi ile son bulmuştur. Yaklaşık 5 ay süren geçiş sürecinde, kurum hiyerarşik organizasyon yapısı yeniden düzenlenmiş, kullanıcı tanımları ve yetkilendirme işlemleri yapılmış, kullanıcı eğitimleri tamamlanmış ve elektronik imza çalışmaları yürütülmüştür. Elektronik Belge Yönetim Sistemine geçilmesi ile süreçlerde yaşanan değişikliği Üniversite personelinin gözünden ölçmek için anket çalışması hazırlanmıştır. Anket, 18 ve 17 adet tutum cümlesinden oluşmakta olup, cevaplar likert tipi ile 1 ila 5 arasında dereceleme ölçeği olarak düzenlenmiştir. 1 puan "Kesinlikle Katılmıyorum"u ifade ederken, 5 puan "Kesinlikle Katılıyorum"u ifade etmektedir. 2 farklı soru tipi içeren 2 çeşit anket; 23 adet idari amir olarak görev yapan personele ve 58 adet idari personele uygulanmıştır. Anahtar Kelimeler: Elektronik Belge Yönetim Sistemi, Geçiş Süreci, İş Süreci, E-İmza, E-Belge.

Elektronik belgeElektronik belge yönetimiElektronik imza+2
İlknur Teke
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
DoctorateOpen AccessTR

Türkiye'deki yönetim bilişim sistemleri bölümleri ve akreditasyon hazırlık düzeyleri

Bu çalışmanın temel amacı Türkiye'deki Yönetim Bilişim Sistemleri (YBS) lisans programlarının ABET akreditasyon kriterleri çerçevesinde mevcut durumlarını değerlendirerek akreditasyon sürecine katkıları büyük önem arz eden öğretim elemanlarının farkındalığını, algılarını ve bilgi düzeylerini tespit etmektir. Çalışma bu amaçlar doğrultusunda beş bölüm olarak tasarlanmıştır. Çalışmanın birinci bölümünde yükseköğretimde kalite ve akreditasyon kavramları tartışılmış, uluslararası alanda önemli birlikler incelenmiştir. Türk yükseköğretiminde kalite ve akreditasyon çalışmaları incelenerek, bir disiplin olarak YBS'nin ortaya çıkışı ve ABET akreditasyon kuruluşunun YBS programları için önemi tartışılmıştır. İkinci bölümde lisans programlarının mevcut durumlarını değerlendirmek amacıyla, Yükseköğretim Bilgi Yönetim Sistemi, Yükseköğretim Akademik arama sistemi ve üniversite web siteleri incelenerek veriler toplanmış ve ABET kriterleri doğrultusunda analizler gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın üçüncü bölümünde, araştırma probleminin daha iyi anlaşılmasını sağlamak amacıyla seçilen karma araştırma yaklaşımı sunulmuş, sıralı keşfedici tasarım doğrultusunda önce nitel ardından nicel yöntem adımları izlenmiştir. Araştırmanın dördüncü bölümünde, amaçlı örneklem yöntemi ile belirlenen 11 öğretim elemanı ile gerçekleştirilen derinlemesine görüşme bulgularına yer verilmiştir. Öncelikle her öğretim elemanı ile yapılan görüşmeler bütüncül ele alınmış, ardından karşılaştırmalar sunulmuştur. MAXQDA programı ile analiz edilen görüşme verileri, 5 kategori halinde incelenmiştir. Araştırmanın beşinci bölümünde, durum çalışmasından çıkan sonuçlar dikkate alınarak, ilgili literatür temelinde ve ABET akreditasyon kriterleri doğrultusunda hazırlanmış ankete ilişkin sonuçlar sunulmuştur. Anketin uygulandığı tarihte YBS bölümünde görev yapan 535 öğretim elemanından 199'u akreditasyona ilişkin algı ve bakış açısının ölçüldüğü birinci bölümü eksiksiz yanıtlamıştır. Verilerin analizinde, tanımlayıcı istatistiksel yöntemler ve karşılaştırma analizleri kullanılmıştır. Araştırma bulguları, öğretim elemanlarının akreditasyonla birlikte standartlara uyum sağlanacağı ve kaliteli bir eğitim elde edileceği yönünde algıları olduğunu göstermektedir. Akreditasyonun önce çıkan faydaları, kaliteyi artırma, standartları sağlama, tanınırlık sağlama, iyileştirme sağlama ve iş birliği ağı oluşturması şeklinde görülmektedir. Akreditasyonun önündeki engellerin başlıcaları bütçe ve kaynak yetersizliği olarak değerlendirilmiştir. Türk yükseköğretim sisteminin akreditasyon kriterlerine uygunluğuna ilişkin yapılan değerlendirmede öne çıkan eleştiri kapasite problemlerinin olması şeklindedir. Akreditasyon kuruluşlarının bilinirliğine yönelik yapılan analizlerde, öğretim elemanlarının uluslararası akreditasyon kuruluşlarının üyelik ve akredite olma süreci ile akredite olma şart ve kriterleri hakkında bilgi düzeylerinin düşük olduğu görülmüştür. Öğretim elemanlarının algı ve bakış açısının, cinsiyet, akreditasyon sürecinde görev alma, kurum türü, ünvan, akademik çalışma süresi, bölüm geçmişi, bağlı bulunulan birim ve bağlı bulunulan bölüm, birim ya da kurumun akreditasyon durumuna göre değişiklik gösterdiği sonucuna ulaşılmıştır.

ABETAkreditasyonKalite+2
Esra Cengiz Tırpan
Sakarya University · Institute of Business Administration
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Sosyal medya anksiyetesinin öncüllerinin incelenmesi: stres-gerilme-sonuç çerçevesini kullanan ampirik bir çalışma

Bu çalışma Sosyal Medya Anksiyetesini (SMA) Stresör–Gerilme–Sonuç (SGS) modeli çerçevesinde ele alarak, psikolojik ve çevresel stresörlerin sosyal medya bağımlılığı üzerindeki etkisini ve bunun sonucunda ortaya çıkan sosyal medya anksiyetesini incelemektedir. Türkiye'deki 219 aktif sosyal medya kullanıcısından elde edilen verilerle nicel kesitsel bir anket araştırması gerçekleştirilmiş ve yapılar arasındaki ilişkiler Kısmi En Küçük Kareler Yapısal Eşitlik Modellemesi (PLS-SEM) yöntemiyle analiz edilmiştir. Bulgular, hem psikolojik stresörlerin (gelişmeleri kaçırma korkusu, gösterim kaygısı ve sosyal aşırı yük) hem de çevresel stresörlerin (reklam müdahaleciliği, platform karmaşıklığı ve bilgi belirsizliği) sosyal medya bağımlılığını anlamlı şekilde tahmin ettiğini göstermiştir. Özellikle, çevresel stresörlerin etkisi (β = 0,39, p <,001), psikolojik stresörlere kıyasla daha güçlü bulunmuştur (β = 0,33, p <,001). Ayrıca, sosyal medya bağımlılığının ise sosyal medya anksiyetesini anlamlı şekilde açıklamaktadır (β = 0,32, p <,001) ve stresörler ile sosyal medya anksiyetesi arasındaki ilişkide aracılık etkisine sahip olduğu saptanmıştır. Model, sosyal medya bağımlılığındaki varyansın %29,5'ini ve sosyal medya anksiyetesindeki varyansın %10,3'ünü açıklamıştır. Bulgular, platform tasarım iyileştirmeleri, kullanıcı odaklı psikolojik destek programları ve düzenleyici önlemleri hedefleyen pratik müdahalelerinin geliştirilmesini önermektedir. Araştırmanın kesitsel olması nedeniyle nedensel yorumlamalar sınırlıdır. Gelecekteki çalışmaların boylamsal tasarımlar kullanması ve açıklayıcı gücü artırmak için ek değişkenleri araştırması önerilmektedir.

Muhammed Doğramacı
Sakarya University · Institute of Business Administration
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Yapay zekanın lisans eğitiminde kullanımı: öğrenci bakış açısıyla bir değerlendirme

Bu araştırma, dijital dönüşüm sürecinin yükseköğretim üzerindeki etkilerini yapay zekâ (YZ) teknolojileri bağlamında incelemeyi amaçlamaktadır. Özellikle Sakarya Üniversitesi'nin Mühendislik ve İşletme Fakültelerinde lisans düzeyinde öğrenim gören öğrencilerin YZ teknolojilerine yönelik farkındalık düzeyleri, kullanım alışkanlıkları ve bu teknolojilerin eğitim süreçlerine etkisine ilişkin tutumları değerlendirilmektedir. Araştırma betimsel tarama modeli çerçevesinde yürütülmüş, veriler yapılandırılmış bir anket formu aracılığıyla 407 öğrenciden toplanmıştır. Verilerin analizinde frekans, yüzde, ortalama ve standart sapma gibi tanımlayıcı istatistiklerin yanı sıra, veri dağılımının normal olmaması nedeniyle bağımsız gruplar arasında farkların incelenmesinde non-parametrik testler (Mann-Whitney U, Kruskal-Wallis H) kullanılmıştır. Açık uçlu sorudan elde edilen nitel veriler ise betimsel içerik analizi yöntemiyle analiz edilmiştir. Elde edilen bulgular, öğrencilerin büyük çoğunluğunun YZ araçlarını aktif olarak kullandığını ve bu araçlara yönelik genel tutumlarının olumlu olduğunu göstermektedir. Öğrenciler, YZ teknolojilerinin bilgiye erişimi kolaylaştırdığını ve öğrenme süreçlerini desteklediğini ifade etmiştir. Ancak pedagojik yeterlilik, etik sorunlar, yanlış bilgi riski ve bağımlılık gibi konularda kaygılar da dile getirilmiştir. Demografik değişkenler (cinsiyet, yaş, sınıf düzeyi, fakülte ve internet kullanım süresi) ile YZ'ye yönelik tutumlar arasında anlamlı bir fark bulunmamıştır. Bu durumun muhtemel sebebi demografik değişkenlerin tek başına YZ tutumlarını açıklamada yetersiz kalması, konu hakkında değerlendirme yapılırken mutlaka bireysel, pedagojik ve kültürel etkenlerin etkisinin de dikkate alınması gerekliliğidir. Açık uçlu yanıtlar, öğrencilerin YZ teknolojilerini zaman tasarrufu, erişim kolaylığı ve verimlilik açısından faydalı bulduklarını; ancak etik çerçevelerin netleşmesi ve kurumsal rehberliğin artırılması gerektiğini düşündüklerini ortaya koymuştur. Bu araştırma, öğrenci merkezli ve gömülü karma yöntem (embedded design) yaklaşımlarından biriyle YZ'nin eğitimdeki rolünü anlamaya yönelik önemli veriler sunmakta ve yükseköğretimde yapay zekâ teknolojilerinin etkili, bilinçli ve etik bir şekilde entegrasyonu için çeşitli önerilerde bulunmaktadır. Anahtar Kelimeler: Yapay Zekâ, Dijital Dönüşüm, Yükseköğretim, Öğrenci Tutumları, Eğitim Teknolojileri

Dijital eğitimYükseköğretimÖğretmen-öğrenci etkileşimi+1
Mustafa Kurtoğlu
Sakarya University · Institute of Business Administration
2025
00
DoctorateOpen AccessEN

Understanding blockchain adoption in Türkiye's supply chain management: A multi-dimensional analysis

Blockchain technology is recognized as a fundamental technology with the power to transform supply chain management through decentralization, transparency and reliability. It has the potential to overcome supply chain complexity and reduce risks by providing data security, traceability and operational efficiency. However, low adoption rates at the enterprise level necessitate a detailed examination of the factors and contextual dynamics that influence the adoption of this technology. This study aims to identify the key factors influencing the adoption of blockchain technology in supply chain management in Türkiye, categorize and prioritize these factors based on TAM, UTAUT, TOE and DOI theoretical frameworks. It also aims to analyze contextual dynamics and develop actionable strategies based on expert perspectives to support the process. The research was conducted in a three-stage methodology. In the first stage, 50 critical factors for the adoption of blockchain technology were identified through the Systematic Literature Review (SLR) method and these factors were classified under five main categories: technological, organizational, environmental, innovation-specific and individual. In the second stage, the importance of these factors in the Turkish context was evaluated through ranking analysis in line with expert opinions. In the third stage, qualitative data obtained through semi-structured interviews were analyzed, contextual and perceptual dynamics were elaborated and strategies were developed. The research findings revealed that factors such as organizational leadership, lack of technical knowledge, scalability issues and cultural resistance are determinants of blockchain adoption. In the Turkish context, regulatory uncertainties, centralized governance structures, and media-driven misperceptions stand out as important factors that hinder the adoption of the technology. In addition, lack of technical infrastructure and high costs are significant obstacles, especially for SMEs, while the outsourcing of skilled human resources abroad has limited the sustainability of projects. In line with these findings, strategies such as organizing awareness and training programs, clarifying the regulatory framework, supporting pilot projects and increasing financial incentives have been developed. It is also recommended to implement cultural transformation programs that encourage a shift from centralized governance structures to collaborative processes. The study offers theoretical, methodological and practical contributions. Theoretically, it adds contextual richness to blockchain adoption theories. Methodologically, the integration of quantitative and qualitative approaches provides a multidimensional analysis. Practically, a broad set of strategies is proposed, ranging from regulatory reforms to cultural transformation programs. These strategies aim to contribute to the sustainability of technological transformation by promoting the adoption of blockchain technology in Türkiye's supply chain.

Information technologyInformation and communications technologyInformation technology
Seren Özsoy
Sakarya University · Institute of Business Administration
2025
00
DoctorateOpen AccessTR

Yapısal eşitlik modellemesi bulgularının kapsamlı bir şekilde değerlendirilebilmesi için bir uygulama geliştirilmesi

Tarih boyunca, kalabalıklaşan ve karmaşık hale gelen her yapı, düzenin sürdürülebilirliği için alt gruplara ayrılarak yönetilmiştir. Gelişen teknoloji, bir bilimsel yayının üretilme süresini son derece kısaltmış, akademik veri giderek büyüyerek son derece karmaşık hale gelmiştir. Bu çalışmada, adeta karmaşık bir yığın haline gelmiş büyük akademik veri karşısında, araştırmacılara literatür tarama aşamalarında etkinlik ve hız kazandıracak -bilimsel yöntem bazında özelleştirilmiş- bir masaüstü uygulaması geliştirilmiştir. Geliştirilen uygulama, "Yapısal Eşitlik Modellemesi" yöntemi bulgularını girdi olarak almaktadır. Bu yöntemin kullanıldığı çalışmalarda bir zorunluluk olarak, istatistiksel ilişkiler arası yol katsayıları, örneklem büyüklükleri, örneklem ülkesi, örneklemdeki cinsiyet yüzdeleri, yayın yılı, istatistiksel ilişki yönleri vb. veriler raporlanmaktadır. Bu çalışmada geliştirilen uygulama, bu verileri girdi olarak alarak, kullanıcılarının belirleyebildiği -son derece esnek ve çeşitli- arama, filtreleme, sıralama ve gruplama opsiyonlarının kombinasyonlarıyla ihtiyaç duyulan bilgiyi kullanıcının görmek istediği bakış açısında üreten bir yapıda tasarlanmıştır. Bu çalışma kapsamında geliştirilen uygulamanın inşa sürecinde yazılım geliştirme metodolojilerinden "Şelale Modeli" tercih edilmiştir. Gereksinimlerin belirlenmesi aşamasında öncelikle "Yapısal Eşitlik Modellemesi" kullanılan çalışmalar detaylıca incelenerek her çalışmada mutlak olarak raporlanan nitelikler (uygulamanın girdileri) belirlenmiştir. Bu aşamada ayrıca iki devlet üniversitesinde görev yapan ve bu yöntemi kullanan akademisyenlerle görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Tasarım aşamasında etkin bir veri tabanı elde etmek amacıyla, varlık-ilişki diyagramlarının oluşturulması, normalizasyon işlemleri, veri sözlüklerinin oluşturulması vb. işlemler gerçekleştirilmiştir. Ayrıca bu aşamada kullanıcı arayüzünün kodlanması aşamasında rehber niteliği taşıyacak akış diyagramları oluşturulmuştur. Kodlama aşamasında yazılım geliştirme ortamı olarak "Microsoft Visual Studio" yazılımı kullanılmış, programlama dili olarak "C#" dili tercih edilmiştir. Kodlama tamamlandıktan sonra test işlemleri gerçekleştirilerek yazılımdaki gerekli iyileştirmeler gerçekleştirilmiştir. Geliştirilen bu uygulama "Yapısal Eşitlik Modellemesi'ni kullanan araştırmacılara, istatistiksel ilişkiler bağlamında çeşitli opsiyonlarda arama yapabilme, arama sonuçlarını zengin seçenekler ile filtreleyebilme, filtrelenen sonuçları farklı kriterler aracılığıyla gruplayabilme imkanları sağlayabilecek yetenekleriyle tamamlanmıştır. Çalışma kapsamında ayrıca, "Sosyal Medya Devamlılık Niyeti" fenomenini açıklamak amacıyla gerçekleştirilmiş 91 çalışmada yer alan 721 istatistiksel ilişki verisi geliştirilen uygulamanın veri tabanına işlenmiştir. Programın işlevselliği aracılığıyla bu fenomeni açıklayan araştırmalarda en fazla sayıda bulunan ilişkiler tespit edilerek, bu ilişkiler teorik alt yapılarıyla birlikte çalışmanın dördüncü bölümünde detaylıca yorumlanmıştır. Bu çalışma, giderek büyüyen karmaşıklaşan akademik veri yığını karşısında, bu büyük verinin erişimi ve yönetimi için yöntem bazında özelleştirilmiş alt araçların geliştirilmesi gerekliliğini vurgulayarak ve bu kapsamda yöntem bazında özelleştirilmiş bir örnek uygulama geliştirerek "kalabalıklaşma" probleminin akademik veri dünyasındaki yansımasına bir çözüm önerisi getirmiştir. Uygulamaya yönelik bu katkının yanı sıra belirli bir alana ait literatürün bütüncül bir şekilde değerlendirilmesi ise bu çalışmanın ikincil bir önemli katkısı olmuştur.

Kadir Kurt
Sakarya University · Institute of Business Administration
2025
00
DoctorateOpen AccessTR

Uzaktan eğitim ortamlarında dijital dürtmelerin kullanımı

Dijital dürtme, bireyin seçme özgürlüğünü kısıtlamadan, dijital ortamlarda kullanıcı davranışına rehberlik etmek için tasarım, bilgi ve etkileşim ögelerini kullanmanın ince bir biçimidir. Dijital dürtmeler e-ticaret, sağlıklı yaşam ve beslenme, kamu politikaları, çevre bilimi, ulaşım ve enerji tasarrufu gibi birçok alanda etkili bir stratejidir. Geleneksel eğitimde de öğrenci davranışlarını olumlu yönde etkilemek ve akademik performanslarını artırmak amacıyla dijital dürtmelerden yararlanılmaktadır. Çevrimiçi öğrenme ortamlarında dijital dürtme stratejilerinin kullanımı ise oldukça yeni bir alan olmakla beraber, sınırlı bir literatüre sahiptir. Özellikle pandemi dönemi ve sonraki süreçte, çevrimiçi eğitim platformlarının yoğun kullanımıyla birlikte, düşük katılım, düşük motivasyon, öz düzenleme sorunları, erteleme ve hatta eğitimi yarıda bırakma gibi yaşanan birtakım zorlukların üstesinden gelmek için dürtme teknikleri uygulanmasında bir artış yaşanmaya başlamıştır. Bu tez çalışması, dijital dürtmelerin çevrimiçi eğitimdeki potansiyeli doğrultusunda, öğrencilerin uzaktan eğitim ortamlarındaki eğitim deneyimlerini geliştirmede önemli olduğunu savunmaktadır. Uzaktan eğitimin doğasında var olan bazı zorlukları hafifletmek ve öğrencilerin akademik deneyimlerini geliştirmeye yardımcı olmak için dijital dürtmelerden yararlanılabileceğini öne sürmektedir. Bu bağlamda çalışma, dijital dürtmeleri kullanarak uzaktan eğitim öğrencilerinin sistemle etkileşimlerini artırmayı amaçlamaktadır. Karma yöntem yaklaşımını benimseyen çalışmada, dört adımdan oluşan bir araştırma tasarımı takip edilmektedir: (1) uzaktan eğitimde dijital dürtmelere ilişkin bir literatür taramasının yapılması, (2) dijital dürtme uygulamasının gerçekleştirileceği uzaktan eğitim platformuyla derslerin belirlenmesi ve uygun dürtme türleri ve içeriklerine karar verilmesi, (3) dijital dürtme bildirimleri sağlayan Flutter tabanlı bir mobil uygulamanın geliştirilmesi ve bu bildirimlerin öğrencilere iletilmesi ve (4) dijital dürtme etkinliğinin incelenmesi. Bu kapsamda, Sakarya Üniversitesi'nde bir uzaktan eğitim programına kayıtlı iki farklı yüksek lisans öğrenci grubuna iki ayrı dönemde, geliştirilen mobil uygulama aracılığıyla çeşitli türlerde dürtme bildirimleri gönderilmiştir. İlk uygulamada, dijital dürtmelerin öğrencilerin uzaktan eğitim platformuyla etkileşimleri üzerindeki etkisini değerlendirmek için öğrenme yönetim sistemi üzerinden toplanan 21 öğrencinin davranış verileri raporlanmış, ardından 11 katılımcı ile gerçekleştirilen odak grup görüşmesi yoluyla alınan öğrenci görüşleri MAXQDA yazılımıyla tematik olarak analiz edilmiştir. İkinci uygulamada ise, dönem boyunca 47 öğrenciye dürtme bildirimleri iletilmiş ve bu öğrenciler arasından gönüllü olan 10 katılımcıdan derinlemesine mülakat yöntemi görüş alınmış ve nitel veriler yine MAXQDA yazılımıyla tematik olarak analiz edilmiştir. Mülakatlarda ayrıca öğrencilere aldıkları farklı dürtme türlerinin etkinliğine yönelik sıralama ve puanlamalarda bulunmaları istenmiş ve bu nicel veriler raporlanmıştır. Nicel ve nitel bulgular, dijital dürtmelerin uzaktan eğitimde karşılaşılan zorlukların aşılmasında etkili bir araç olduğunu ortaya koymuştur. Dijital dürtmelerin, öğrencilerin çevrimiçi platformla etkileşimlerini olumlu yönde etkilediği; görev yönetimi ve takibini desteklediği, zaman yönetimlerini geliştirdiği, öğrenme süreçlerini kolaylaştırdığı, katılım davranışına yönlendirdiği ve sürdürmelerini teşvik ettiği, ayrıca motivasyonlarını artırmada faydalı olduğu görülmüştür. Bu çalışma, uzaktan eğitimde dijital dürtmelerin kullanımının artırılmasının önemine dikkat çekmekte ve bu doğrultuda literatüre katkı sunması beklenmektedir. Bulguların, eğitim kurumları ve eğitim teknolojisi geliştiricileri için rehber niteliğinde olabileceği düşünülmektedir.

Yönetim bilişim sistemleriÖğrenci etkileşimi
Ecenur Demir
Sakarya University · Institute of Business Administration
2025
00
DoctorateOpen AccessEN

A framework for corporate digital responsibility: Conceptualization and operationalization

The rapid advancement of digital technologies, data-driven systems, and algorithmic decision-making has expanded the boundaries of corporate responsibility by introducing new risks, uncertainties, and expectations that challenge traditional frameworks of corporate (social) responsibility. In response, Corporate Digital Responsibility (CDR) has emerged as a concept that addresses an organization's responsibilities in the digital sphere, encompassing its impacts on individuals, society, and the environment. A comprehensive understanding and operationalized framework of CDR are needed to assess and enhance digital responsibility practices. This thesis seeks to address this gap by developing a structured and actionable framework for CDR that supports ethical and responsible digital governance. The purpose of this thesis is to provide a comprehensive operationalized framework that enables organizations to conduct corporate digital governance for ethical and responsible behavior towards all stakeholders. The study adopts an exploratory, two-phased design: conceptualization and operationalization. In the first phase, the scope of CDR was defined through a systematic literature review (SLR) and expert opinion. The resulting framework consists of six core components and eighteen dimensions: (1) Sustainable Digital Ecosystem; Responsible Innovation, Adequate Digital Infrastructure, Digital Sustainability, and Digital Well-Being, (2) Digital Trustworthiness; Digital Transparency, Accountability, and Corporate Governance, (3) Digital Equity and Fairness; Digital Accessibility, Digital Inclusion and Diversity, and Dispute Resolution and Redress, (4) Digital Empowerment; Digital Education and Literacy, Digital Awareness, and Digital Maturity, (5) Data Ethics and Human Rights; Data Ownership, Digital Privacy, Digital Security, and Autonomy, and (6) Artificial Intelligence (AI) Ethics; Ethical AI/Algorithms. In the second phase, potential indicators were derived from an extensive source review and refined through a three-step selection process. This resulted in 352 indicators aligned with the conceptual framework. In the fourth step, a Real-Time Delphi study was conducted with industry experts, and indicators were evaluated based on their priority and traceability. A total of 292 indicators reached expert consensus and were classified into three priority levels (high[est], medium, low) using the Weighted Sum Model (WSM). This structured indicator set enables organizations to monitor, assess, and enhance their digital responsibility performance. The research findings underscore the necessity of a structured, multi-dimensional approach to CDR, aligned with stakeholder expectations. This thesis provides a comprehensive and operationalized framework to both scholars and practitioners necessary for ethical, inclusive, secure, sustainable, and socially responsible digital practices. The proposed framework offers a strategic tool for embedding responsible digital conduct into corporate governance structures. This study extends the academic discourse on CDR and guides organizations in aligning their digital activities with ethical standards and principles of responsible governance.

Information technologyInformation and communication technologiesInformation technology+1
Kübra Çalışkan
Sakarya University · Institute of Business Administration
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Üretken yapay zeka araçlarının zaman yönetimi, yapay zeka kaygısı ve akademik erteleme davranışı üzerindeki etkisi

Bu çalışma, yapay zeka destekli eğitim araçlarının üniversite öğrencilerinin zaman yönetimi becerileri ve akademik erteleme davranışları üzerindeki etkilerini; ayrıca bu ilişkide yapay zeka kaygısının moderatör rolünü incelemeyi amaçlamaktadır. Araştırmanın örneklemini, çeşitli fakültelerden 262 öğrenci oluşturmaktadır. Veriler, Üretken Yapay Zeka Kabul Ölçeği, Yapay Zeka Kaygısı Ölçeği, Akademik Erteleme Davranışı Ölçeği ve Zaman Yönetimi Anketi aracılığıyla toplanmış; SPSS ve SmartPLS yazılımlarında betimsel istatistikler, doğrulayıcı faktör analizi, yapısal eşitlik modellemesi ve moderasyon analizleriyle değerlendirilmiştir. Bulgular, yapay zeka destekli eğitim araçlarının kullanımıyla öğrencilerin zaman yönetimi becerilerinde anlamlı düzeyde artış olduğunu göstermiştir. Araç kullanımının yapay zeka kaygısı ve akademik erteleme üzerinde doğrudan anlamlı bir etkisi bulunmamıştır. Yüksek düzeyde yapay zeka kaygısının akademik erteleme davranışını artırdığı; güçlü zaman yönetimi becerilerinin ise erteleme eğilimini azalttığı saptanmıştır. Ayrıca, yapay zeka kaygısının araç kullanımı–erteleme ilişkisini anlamlı biçimde değiştirmediği gözlenmiştir. Elde edilen bu bulgular, eğitimde yapay zekânın etkin, etik ve öğrenci odaklı kullanımına yönelik politika yapıcılar, eğitimciler ve teknolojik tasarımcılar için önemli öneriler sunmaktadır. Anahtar Kelimeler: Erteleme Davranışı, Üretken Yapay Zeka, Zaman Yönetimi, Yapay Zeka Kaygısı

Selis Güler Siler
Sakarya University · Institute of Business Administration
2025
00
DoctorateOpen AccessTR

Sosyal ağ kullanım motivasyonları, bilgi yükü ve psikolojik çıktılar arasındaki ilişkiler: Çoklu yöntem analizi

Daha fazla sosyal ağ kullanımı mutlak olarak daha iyi midir? Bu tez çalışması, Instagram kullanım motivasyonları, algılanan bilgi yükü ve Instagram kullanımının kullanıcıların hayat tatmini ile ilişkisini araştırmaktadır. Ayrıca, cinsiyetin bu ilişkiler üzerindeki düzenleyici etkisi incelenmektedir. Araştırma kapsamında sistematik literatür taraması gerçekleştirilmiş ve bulgular çerçevesinde ilgili alandaki öncü çalışmalara değinilerek araştırmanın önemi vurgulanmıştır. Araştırmada çoklu yöntem analizi çerçevesinde iki farklı araştırma yöntemi birlikte kullanılmıştır. Bunlardan ilki olan tarama yönteminde çevrimiçi anket aracılığıyla pilot ve ana uygulama olarak iki farklı veri toplama sürecinde aktif Instagram kullanıcılarından (pilot N= 100, ana N=403) elde edilen veriler Yapısal Eşitlik Modeli ile analiz edilmiştir. İkinci olarak ise, değişkenlere dair ölçekler uzman görüşü yöntemi ile (N=8) araştırılmış ve sonuçlar Bulanık Dematel yönetimi ile analiz edilmiştir. Tarama yöntemi sonuçlarına göre Instagram kullanımının hayat tatmini ile negatif bir ilişkili olduğu, ancak algılanan bilgi yükü ile ilişkisinin olmadığı bulunmuştur. Ayrıca, algılanan bilgi yükü ile hayat tatmini arasında anlamlı bir ilişki olmadığı görülmüştür. Bunun yanısıra, rahat kullanım ve eğlence arayışı motivasyonları Instagram kullanımı ile pozitif olarak ilişkilidir. Instagram kullanımı ve hayat tatmini arasındaki ilişki üzerinde cinsiyetin düzenleyici rolü olduğu görülmüştür. Benzer şekilde, sosyal destek arayışı ve bilgi arayışı motivasyonlarının hayat tatmini ile ilişkisinde ve rahat kullanım motivasyonunun algılanan bilgi yükü ile ilişkisinde cinsiyetin düzenleyici rolü bulunmaktadır. Diğer yandan, Instagram kullanımı ve motivasyonları, algılanan bilgi yükü ile herhangi bir şekilde ilişkili değildir. Uzman görüşü yöntemi sonucunda ise arkadaş, sosyal destek, eğlence arayışı ve rahat kullanım motivasyonları Instagram kullanımı ile pozitif ilişkili bulunmuştur. Sonuç olarak tarama ve uzman görüşü yöntemlerinin sonuçları arasında farklılıklar bulunmasına rağmen benzerliklerin fazla olduğu görülmüştür. Bu çalışma, sosyal ağ motivasyonlarının, özellikle Instagram'ın, sosyal ağ kullanımı ile doğrudan ilişkisinin yanısıra, motivasyonların hayat tatmini ve algılanan bilgi yükü ile ilişkisini inceleyen öncü çalışmalardan biri ile literatüre katkı sunmaktadır. Ayrıca, Instagram kullanımı, algılanan bilgi yükü ve sosyal ağ motivasyonlarının hayat tatmini ile ilişkisinin bütüncül bir şekilde ele alındığı ender çalışmalardan biridir. İlgili literatüre dair güncel ve kapsamlı bir sistematik derleme sunarak bundan sonraki araştırmacılar için bilgi boşluklarına atıflar yapılmış ve genel bir değerlendirme sunulmuştur. Instagram kullanımına dair geniş bir perspektiften akademisyenler, servis sağlayıcılar ve kullanıcılar için çeşitli çıkarımlar sunulmaktadır.

Cemil Akkaş
Sakarya University · Institute of Business Administration
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de kripto para farkındalığı ve tutumu: Duygu analizi ve istatistiksel analiz ile bir değerlendirme

Para, insanlık tarihindeki en önemli icatların başında gelmektedir. Gelişim sürecine baktığımız zaman ilk olarak takas sisteminde çeşitli ürünler olarak karşımıza çıkmaktayken sonrasında değerli metallerin farklı boyut ve kıymetlerde ödeme aracı yerine kullanılmaya başlamasıyla madeni, sonrasında ise yazı sisteminin gelişmesiyle kâğıt formuna evrilmiştir. Para, günümüzde ticari faaliyetleri sürdürmek için kullanılmasının yanı sıra devletlerin ekonomik arenada itibarlarını da temsil etmektedir. Teknolojinin her alanda değişimi tetiklemesiyle birlikte para da bu değişimden etkilenerek elektronik hale gelmiştir. Paranın dijitalleşmesi özellikle bankacılık süreçlerinde belli bir hız ve zaman kazandırsa da günümüzde artan işlem hacmi boyutları ve uyulması gereken yasal zorunluluklar sağladığı bu avantajları yerini hantallığa bırakmıştır. 2008 yılında yaşanan ekonomik krizle birlikte bu hantallığı ortadan kaldırmak için merkeziyetçi olmayan para birimi olan Bitcoin kripto parası, Satoshi Nakamoto isimli kişi veya kişilerce tanıtılmıştır. Bu çalışmanın amacı Türkiye'de merkeziyetçi olmayan bu para birimleri hakkındaki farkındalık ve tutum düzeyinin ne olduğunu ve demografik değişkenlerin bu farkındalık ve tutum üzerine etkisini ölçmektir. Bu süreçte Türk halkının genel olarak Kripto paralara yönelik tutum ve davranışları ölçülüp, belirlenmeye çalışılmıştır. Çalışmada Twitter'dan elde edilen Türkçe kripto para tweetleri üzerinde duygu analizi, anket çalışması ile elde edilen veriler üzerinde ise tanımlayıcı ve çıkarımsal istatistiksel analizler yapılmıştır. Yapılan duygu analizinde atılan tweetlerin ekseriyetinin olumlu olduğu, istatistiksel analizlerin neticesinde ise kripto para tutum düzeyinin eğitim ve gelir seviyesi gibi demografik faktörlerden etkilendiği görülmüştür.

İsmail Bayram
Sakarya University · Institute of Business Administration
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Hasta – hemşire – doktor perspektifi ile teletıp cihaz ve sistemlerinin kabul ve kullanımına yönelik faktörlerin belirlenmesi

Teletıp, insanların yaşadıkları yerlerde sağlık hizmetlerinden yararlanmalarını sağlamak amacıyla geliştirilen bir teknolojidir. Teletıp uygulamalarının dünya tarihi ise 1950'lerde ABD'de başlamıştır. Teletıp, erişim, kalite, verimlilik ve maliyet etkinliğini artırarak dünya çapında klinik yönetimi ve sağlık hizmetlerinin sunumunu iyileştirmeyi amaçlar. Teletıp hizmetleri kullanımı genişlemekte ancak hala bazı sorunların olduğu bilinmektedir. Bu sorunların başında ekipman ve eğitim konularında daha çok çalışılması, telekomünikasyon maliyetleri, yetersiz altyapı, doktor katılımının azlığı, karlılık ve sorumluluk endişeleri sayılabilir. Bu çalışma, Hasta – Hemşire – Doktor perspektifi ile teletıp cihaz ve sistemlerinin kabul ve kullanımına yönelik sistem adaptasyon öncesi algıların Teknoloji Kabul ve Kullanım Birleştirilmiş Modeli (Unified Theory of Acceptance and Use of Technology, UTAUT) çerçevesinde ortaya konulmasını amaçlamaktadır. Bu kapsamda, her bir paydaşın teletıp cihazlarından neler beklediği, cihazların sağlık hizmetlerindeki rolü, cihazın tasarımı ve cihaz bilgi ekranlarının içerikleri hakkında bilgi edinmek amacıyla mülakatlar gerçekleştirilmiştir. Biçimsel mülakat olarak tasarlanan veri edinim yöntemi için UTAUT modelli temelinde uzman görüşleri alınarak açık uçlu sorular oluşturulmuş, 26 hasta, 20 hemşire ve 23 doktor ile mülakat gerçekleştirilmiştir. Çalışmanın sonuçlarına göre, teletıp cihazlarının hastalar, doktorlar ve hemşireler tarafından benimsendiğini ve kullanımının yaygınlaştırılması için çaba harcanması gerektiğini göstermektedir. Teletıp cihazlarına yönelik kaygıların mahremiyet, etik ve hukuksal kaygılar, hata payı, radyasyon ve uyum sağlama olduğu görülmektedir. Cihazların kullanımının kolaylaştırılması, bakımının kolaylaştırılması ve akıllı saat gibi giyilebilir cihazların geliştirilmesi konularında çalışmalar yapılması önerilmektedir. Ayrıca, Web/mobil platformlarda yer alan özet bilginin önemi bu çalışma ile ortaya konmuştur.

Teletıp
Hakan Saltan
Sakarya University · Institute of Business Administration
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Bilişim teknolojisi çalışanlarının siber hijyen davranış niyetini etkileyen faktörlerin belirlenmesi: Bir model önerisi ve ampirik test

Organizasyonlar kritik öneme sahip dijital varlıklarını, iş performansına ve kurum itibarına ciddi zararlar veren siber saldırılardan korumak zorundadır. Siber saldırıların amacı zaman içinde değişmemiştir ancak yapay zekâ tekniklerinin kullanımının artmasıyla saldırı yöntemlerinde ciddi bir değişim yaşanmaktadır. Siber saldırılardan korunma teknolojik yöntemlere yatırım yaparak olduğu gibi aynı zamanda insan sermayesine yatırım yaparak da olabilmektedir. İnsan odaklı önlemler alınmadan sadece teknik/teknolojik önlemler siber saldırılarla baş etmede yetersiz kalacaktır. Çünkü herhangi bir sistem ağının güvenliğinde en zayıf halka insan unsurudur. Organizasyonların en önemli insan unsuru ise çalışanlarıdır. Çalışanlar kasıtlı olarak veya ihmal yoluyla bilgi güvenliği açısından büyük bir tehdit oluşturmaktadır. Çalışanların zayıf bilgi güvenliği davranışları bu alandaki ana sorundur. BT çalışanları ise diğer çalışanlardan farklı olarak kurumun hassas bilgilerine erişme yetkileri vardır. Bununla bilikte uzaktan çalışanların işyeri ağından uzak olması nedeniyle siber saldırganlar için daha cazip bir kitledir. Günümüzde hem ekonomik hem konfor açısından avantajlı yeni çalışma düzenleri olan uzaktan ve hibrit çalışma birçok kurumda uygulanmaktadır. Özellikle BT çalışanlarının işlerinin uzaktan veya hibrit şeklinde çalışmaya yatkın olması sebebiyle hem kurumlar hem çalışanlar açısından sıklıkla tercih edilmektedir. Bu nedenle bu tez çalışması uzaktan veya hibrit şeklinde çalışan BT çalışanlarına odaklanmaktadır. Araştırma kapsamında, BT çalışanlarının siber hijyen davranışsal niyetini etkileyen faktörler koruma motivasyon teorisi, mantıklı eylem teorisi ve alışkanlıklar teorisi ekseninde incelenmektedir. LinkedIn platformu üzerinden toplanan 535 BT çalışanı katılımcı verisi SPSS 22.0 ve Smart-PLS 4.0 istatistiksel paket programları ile analiz edilmiştir. Araştırma sonuçlarına göre, algılanan güvenlik açığı haricinde KMT' nin tüm öğelerinin siber hijyen davranışını önemli ölçüde belirlediğini göstermektedir. Öznel normlar faktörünün uzaktan ve hibrit şeklinde çalışan BT uzmanlarının siber hijyenini etkilemediği bulunmuştur. Uzaktan çalışan BT uzmanlarının bilgi güvenliği politikalarına tutumunun siber hijyeni etkilemediği, hibrit şeklinde çalışan BT uzmanlarının bilgi güvenliği politikalarına tutumunun siber hijyeni etkilediği bulunmuştur. Güvenlik alışkanlıklarının ise uzaktan çalışanların siber hijyeni önemli derecede etkilediği, hibrit şeklinde çalışanların siber hijyenini etkilemediği bulunmuştur. Uzaktan ve hibrit şeklinde çalışma sisteminin gitgide daha yaygın hale geleceğinden araştırma sonuçları tüm kurumlar için önem arz etmektedir. Ayrıca, araştırma sonuçlarının, politika yapıcılara ve yöneticilere kurumsal güvenlik politikalarına uyumu kolaylaştırmak için uzaktan veya hibrit şeklinde çalışan BT uzmanlarının siber hijyenini iyileştirmeye yönelik öneriler sunarak bir rehber olacağı düşünülmektedir.

Tuğçe Karayel
Sakarya University · Institute of Business Administration
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Sap platformunda Gui ve Fiori arayüzlerinin karşılaştırılması: Borusan cat örneği

Vural, Çolak, S. (2023). SAP platformunda Gui ve Fiori arayüzlerinin karşılaştırılması: Borusan CAT örneği (Yayımlanmamış yüksek lisans tezi). Sakarya Üniversitesi. Bu çalışmanın temel amacı SAP platformunda Gui ve Fiori arayüzlerinin karşılaştırılmasını sağlayarak kullanıcıların SAP Gui ve Fiori arayüz için tercihlerini araştırarak SAP Fiori'ye geçmeyi düşünen firmalar için yol gösterici olmaktır. Ayrıca SAP arayüz geliştiricileri için de bu çalışma, yeni arayüz geliştirme işlemleri için yardımcı çıktılar sağlayabilir. SAP arayüzü devletler tercih edilen iş programı olup ciro olarak dördüncü yazılım işletmesidir. 190'dan fazla ülkede bulunmakta ve 300 binden fazla işletme tarafından kullanılmakta olup Türkiye'de 500 büyük şirketin 200'den fazlası SAP arayüzünü kullanmaktadır. SAP stardart grafik kullanıcı arayüz SAP Gui'den yeni arayüzü olarak piyasaya sürülen SAP Fiori'ye geçiş aşamasındadır. Yapılan araştırmalarda SAP Gui ile SAP Fiori'nin ayrı ayrı araştırılması görülmüştür fakat bilimsel literatür araştırmasında bir karşılaştırmaya rastlanılmamıştır. Ayrıca yapılan araştırmalarda Türkçe kaynak yok denecek kadar azdır. Yaptığımız bu çalışma ile literatüre Türkçe kaynak kazandırmak ve literatürde olmayan bilimsel SAP Gui ile SAP Fiori karşılaştırmasını literatüre kazandırmak hedeflenmektedir. Yapacağınız bu çalışma aynı zamanda kurumsal kaynak planlamasına ait arayüz tasarımlarında eksik yönleri ortaya çıkararak geliştirmeler için bilimsel analiz çalışması olacaktır. Çalışma kapsamında SAP Gui ve Sap Fiori arayüz tasarım ilkelerine göre karşılaştırma yapılmıştır. ''Borusan Makine ve Güç Sistemleri San. ve Tic. AŞ''de, dijital teknolojiler departmanında çalışan 60 uzmana anket uygulanarak analitik hiyerarşi süreci metodu ile arayüz seçimi yapılmıştır. SAP Gui ve SAP Fiori arayüzü sadece Larry Constantine ve Lucy Lockwood'ın (1999), altı tasarım ilkesine göre karşılaştırılmıştır. Teknik yönden inceleme yapılmamıştır. Ayrıca maliyet açısından da inceleme yapılmamıştır. Çalışmada elde edilen bulgulara bakıldığında, arayüzü seçiminde yapı kriter öneminin 32 puanla birinci sırada olduğu tespit edilmiştir. 22 puan alan sadelik kriteri önem sırasına göre ikinci olarak yer almıştır. Görünürlük, geri bildirim ve yeniden kullanım kriterleri birbirleriyle eşit oranda olup önem sırasına göre 13 puanla üçüncü olarak belirlenmiştir. Tolerans kriteri ise 7 puanla önem sırasının en altında bulunmaktadır. Yapılan hesaplamalar sonucunda, alternatifler puanlanmıştır. Puanlamaya göre SAP Gui 53,21 puan alırken, SAP Fiori 49,79 puan almıştır. Buradan yola çıkarak SAP Gui ve SAP Fiori arayüzleri karşılaştırıldığında, uzmanlara yapılan anketlere göre, SAP Gui arayüzünün tercih edildiği görülmüştür. Bu durum kullanıcıların SAP Gui arayüzüne daha fazla aşina olduklarından dolayı kaynaklanmış olabilir. Bu çalışmanın ana kriterlerine alt kriterler eklenerek çalışmanın kapsamı genişletilebilir. Ayrıca çalışma farklı şirketlere uygulanarak şirketler arası sonuçlar karşılaştırılabilir. Anahtar Kelimeler: KKP, AHP, SAP, SAP Gui, SAP Fiori

Senem Vural Çolak
Sakarya University · Institute of Business Administration
2024
00