Baskent University
Discipline

Department of Management Information Systems

Baskent University

266

Archived Theses

7

DOIs Assigned

3%

DOI Rate

Discipline

50 Theses
Master'sOpen AccessTR

Mini bilgisayarların akıllı kart sistemleri için tasarlanması ve uygulanması: Üniversite örneği

Günümüz toplumunda kurumlar, işletmeler ve yöneticiler bilgiye çok fazla gereksinim duymaktadırlar. Bunun önemli sebeplerinden biri de, bilgiyi oluşturan verinin çeşitliliğinin ve sayısının artmasıdır. Bilgisayar donanım, yazılım ve iletişim sistemlerinde oluşan bilgi teknolojileri de örgütsel mimarinin önemli unsurları arasında yer alır. Teknolojik gelişmelere bağlı olarak bilgi teknolojilerinin de büyük bir hızla gelişmesi bilgi ihtiyacının daha etkin ve hızlı şekilde giderilmesini sağlamaktadır. Akıllı kartlar ve bunlara bağlı olarak birçok uygulamalar günümüzde bilgi teknolojileri alanında çok önemli rol oynamaktadır. Üniversiteler de artık modern anlamda idari iş akışlarından, yemekhane, kütüphane, öğrenci ve personel devam sistemlerine kadar her türlü hizmette bu teknolojiyi sistemlerine dahil etmeye başlamışlardır. Akıllı kart sistemlerinin sağladığı yararlardan birçok üniversite yararlanmakla beraber, kendi sistemini kuran sayılı üniversite bulunmaktadır. Üniversiteler gibi bilim üreten, teknolojiyi takip eden, teknik imkanları olan kurumlar gerektiğinde farklı isteklere cevap verebilecek, geliştirme imkanı olan akıllı kart sistemlerini kendi bünyelerinde oluşturmaları doğabilecek her türlü ihtiyaca cevap verebilmeleri açısından gereklilik göstermektedir. Bu çalışma, üniversite bünyesindeki yerleşkelerde kullanılmak üzere, mini bilgisayarların tasarlanması ile, her türlü geçiş sistemleri, öğrenci devam kontrol sistemi ve personel devam kontrol sistemi yazılımlarının nasıl geliştirilebileceğini kapsamaktadır. Veri işleme sistemleri (VİS) olarak tasarlanan bu bilgi sisteminin kullanıcıları; geçiş sistemleri için üniversite bünyesindeki akademik ve idari personel ile üniversite öğrencileridir. Öğrenci devam kontrol sisteminin kullanıcıları üniversite öğrencileri, personel devam kontrol sisteminin kullanıcıları ise idari personeldir. Bütün bu sistemlerin yönetici ve kurumun ihtiyaçlarını karşılayacak şekilde geliştirilen yazılımlarında özellikle farklı pozisyondaki yöneticilerin karar alma sürecini kolaylaştıracak bir YBS oluşturulması hedeflenmiştir. Uygulama alanı olarak Dokuz Eylül Üniversitesi yerleşkeleri dikkate alınarak, sistemin yönetim bilişim sistemleri ve karar destek sistemleri olarak kullanılma olanağı yaratılmıştır. Akıllı Kart Sistemleri tasarlanırken kullanılan yazılımları: Python, Sqlite, Oracle ve PHP'dir. Anahtar Kelimeler: Akıllı Kart Sistemi, Veri İşleme Sistemi, Yönetim Bilişim Sistemi, Dokuz Eylül Üniversitesi

Akıllı kartlarBilgisayar teknolojisiBilgisayarlar+6
Mustafa Yurtsever
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
Master'sCrossrefindexedOpen AccessTR

Büyük dil modeli (Llm) kullanarak X (Twitter) verileri tabanlı yerel işlenebilir bir siber tehdit istihbaratı modeli tasarımı

Günümüzdeki siber tehdit istihbaratı (CTI) paylaşımları, çoğunlukla tek başına bir IP adresi veya dosya özeti gibi, tehdidin tam hikayesinden kopuk verilerle sınırlı kalmaktadır. Bu durum, savunma ekiplerinin hangi tehdide öncelik vereceğini belirlemesini zorlaştırmaktadır. X (Twitter) platformu, tehditler hakkında aslında çok daha zengin ve bağlamsal detaylar sunsa da; bu verinin devasa hacmi, gürültülü ve yapılandırılmamış doğası, geleneksel yöntemlerle işlenmesini engellemektedir. Bu tez çalışmasında, X (Twitter) verilerini kullanarak veri egemenliğini koruyan, yerel (onpremise) çalışabilen ve eyleme geçirilebilir sonuçlar üreten, uçtan uca otonom bir CTI modelinin tasarlanması amaçlanmıştır. Geliştirilen Python tabanlı otonom sistem; Selenium kütüphanesi ile veri toplama, Ollama platformu üzerinden yerel olarak çalıştırılan LLaMA 3 modeli ile analiz ve SQLite veritabanında depolama süreçlerini içeren bütüncül bir mimariye sahiptir. Çalışmanın en özgün mühendislik katkısı, Büyük Dil Modellerinin (LLM) deterministik olmayan doğasından kaynaklanan hatalı JSON çıktılarını otonom olarak düzelten "JSON Sağlamlaştırma Protokolü"nün geliştirilmesidir. Elde edilen bulgular, sistemin yapılandırılmamış 62 adet tweet metni üzerinden tehditleri %95'e varan doğruluk oranıyla analiz ettiğini ve tespit edilen içeriklerin %64,5'ini "Yüksek Risk" (High Risk) kategorisinde başarıyla sınıflandırdığını göstermiştir. Yapılan analizlerde "Vulnerability" (13 adet) ve "Threat_Actor" (13 adet) kategorileri en sık rastlanan tehdit türleri olarak öne çıkarken; sistem, CVE numaraları ve tehdit aktörü grupları gibi kritik istihbarat göstergelerini yüksek hassasiyetle ayrıştırmıştır. Bu çalışma, güvenlik açısından kritik verilerin üçüncü taraf sunuculara gönderilmesi riskini ortadan kaldıran, mühendislik açısından dayanıklı ve tam otonom bir CTI çözümünün operasyonel fizibilitesini kanıtlamaktadır.

Büyük Dil Modelleri (LLM)JSONSiber Tehdit İstihbaratı (CTI)+2
Sait Emre Oral
Gümüşhane University · Institute of Graduate Studies
2026
21
doi.org/10.71008/gumushane.thesis.2026.229
Master'sCrossrefindexedOpen AccessTR

Elektrikli araç politikaları ve toplumsal tepki: Twitter (X) verileri üzerinden bir kamuoyu analizi

Elektrikli Araç Politikaları ve Toplumsal Tepki: Twitter (X) Verileri Üzerinden Bir Kamuoyu Analizi başlıklı bu tez çalışması, toplumun bataryalı elektrikli araçlara (BEV) yönelik algı, tutum ve tepkilerini sosyal medya etkileşimleri üzerinden incelemeyi amaçlamaktadır. Elektrikli araç (EV) teknolojilerinin yaygınlaşmasıyla birlikte, çevresel sürdürülebilirlik, enerji politikaları ve bireysel tüketim davranışları alanlarında önemli değişimler yaşanmaktadır. Bu doğrultuda, sosyal medya verilerinin analizi, kamuoyunun bu dönüşüme ilişkin görüşlerini anlamada etkili bir yöntem sunmaktadır. Çalışmada, sosyal medya platformu Twitter (X) üzerinden Python programlama dili, Pandas kütüphanesi ve Selenium aracı kullanılarak toplam 30.363 tweet toplanmıştır. Veri temizleme ve ön işleme aşamalarının ardından 28.596 tweetten oluşan nihai veri seti elde edilmiş ve analizlerde kullanılmıştır. Ardından, BERT duygu analizi modeli uygulanarak paylaşımlar olumlu, olumsuz ve nötr olarak sınıflandırılmıştır. Analiz sonucunda, kullanıcı söylemlerinin ağırlıklı olarak ekonomik maliyetler, şarj altyapısı, yerli üretim, teknolojik gelişmeler ve kullanım deneyimi etrafında şekillendiği görülmüştür. Analizler, çevresel faydalar ve enerji tasarrufu gibi konuların kullanıcı değerlendirmelerinde de öne çıktığını göstermektedir. Elde edilen bulgular, toplumun bataryalı elektrikli araçlara (BEV) yönelik yaklaşımında hem yenilikçi teknolojilere duyulan ilginin hem de ekonomik ve altyapısal endişelerin belirleyici olduğunu göstermektedir. Bu çalışma, Türkiye'de elektrikli araç politikalarına ilişkin kamuoyu algısını sosyal medya verileriyle inceleyen öncü araştırmalardan biri olarak, sürdürülebilir ulaşım politikalarına yeni bir bakış açısı kazandırmayı hedeflemektedir.

Bataryalı elektrikli araçBERT duygu analiziElektrikli araç+2
Bahtiyar Yilmaz
Gümüşhane University · Institute of Graduate Studies
2026
20
doi.org/10.71008/gumushane.thesis.2026.228
Master'sOpen AccessTR

Uzaktan eğitimde içerik geliştirme platformu seçiminde karar verme süreci : AHP uygulaması

Gelişmekte olan teknolojiler birçok alanda yeni kavramlar ortaya çıkarmıştır. Eğitim alanında geliştirilen sistemlerin etkisiyle uzaktan eğitim kavramı hayatımıza girmiştir. Uzaktan eğitim kavramı getirdiği yenilikler ile birlikte zaman içerisinde eğitim alanında tercih edilen bir eğitim türü haline gelmiştir. Yaşamın her anında, yapılan her işlemde bir karar verme durumu söz konusudur. Bu karar verme süreci için birçok yöntem geliştirilmiştir. Bu yöntemler sayesinde karar vericiler en doğru seçimi yapmaya yönlendirilmektedir. Uzaktan eğitim alanında da gelişen teknoloji ile birlikte alternatiflerin çoğalması durumu gerçekleşmiştir. Uzaktan eğitimin en önemli aşamalarından biri olan içerik geliştirme için çok sayıda alternatif platform ile karşılaşılması bir karar verme süreci başlatmaktadır. Bu çalışma kapsamında karar verme işlemine yardımcı olacak nesne tabanlı PLATFORM SEÇİMİ uygulaması geliştirilmiştir. PLATFORM SEÇİMİ uygulaması ile uzaktan eğitimde içerik geliştirme platformu seçiminde karar verme yöntemlerinden biri olan Analitik Hiyerarşi Prosesi kullanılmıştır. Bu uygulama ile uzaktan eğitim birimlerinde içerik geliştirme uzmanlarının belirledikleri kriterler doğrultusunda en doğru alternatif seçimi yapılması sağlanmaktadır.

Analitik hiyerarşi süreciElektronik içerik geliştirmeKarar verme+3
Ebru İnan
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Sektörlerde bulut tabanlı çok kriterli karar verme süreçlerinin değerlendirilmesi

Günümüz bulut teknolojileri tüm sektörlerde giderek daha fazla yer almaya başlamıştır. Önümüzdeki yıllarda bu teknolojinin kullanımının mevcut durumdan çok daha fazla artacağı birçok uzman tarafından belirtilmektedir. Genel olarak sorun kavramı, planladığımız amaçların bizim belirlediğimiz şekilde ve zamanda gerçekleştirilmesini engelleyen ve çeşitli nedenlerle bir araya gelmiş istenmeyen oluşumlar olarak tanımlanabilmektedir. Sorun kavramı ortaya çıktığı an çözümlenmez ise, zaman geçtikçe bu kavram daha karmaşık hale gelir ve istenmeyen bir kaos ortamına neden olabilir. Birden fazla proje içerisinden hangisinin doğru seçim olduğuna karar verebilmemiz için kaç kriter ile karşılaştırma yaptığımız büyük bir önem taşımaktadır. Eğer seçimi tek bir kritere göre yapıyorsak sorunun çözümü kolay olacaktır. Fakat karşımıza birden fazla kriter çıkmış ise, bu durumda karar verme süreci hiç şüphesiz ki karmaşıklaşacaktır. Bu çok sayıda karar kriterine sahip karar verme sorunlarının çözümünü sağlayan ve soruna tutarlı / mantıklı matematiksel çözümler üreten yöntemlere literatürde ÇOK KRİTERLİ KARAR VERME YÖNTEMLERİ denilmektedir. Çok kriterli karar verme yöntemlerinde 9 tane yöntem bulunmaktadır ve bu 9 yöntemler ile elle bir işlem yapmak çok sürmektedir. Bu yöntemlerin bazılarının yazılımları olmasına karşın birçoğunun yazılımı bulunmamaktadır. Bu tez kapsamında yapılan uygulamanın amacı; karar verme aşamasında zorluk yaşayan kişilere, 8 yöntem arasından istenilen 1 veya 1 den fazla iv yöntemin aynı anda seçilerek işlem yapma olanağını sağlamaktır. Böylelikle 8 farklı yöntemden çıkan 8 farklı sonucun analizi ile karar verme noktalarını arasındaki en optimum olanı bularak, zamandan tasarrufu sağlayacaktır.

Bulut bilişimKarar vermeKarar verme yöntemleri+3
Seçkin Eşer
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Dinamik işletme verilerine göre kısa ve orta vadeli planların yapılmasını sağlayan web tabanlı bir uygulama geliştirilmesi

Teknolojinin gelişmesiyle beraber mevcut verilerden yapılacak çıkarımlarla hızlı ve yerinde stratejik kararlar verebilmek, işletmeler için çok önemli bir hale gelmiştir. Bu kapsamda, tasarlanan teorik bir çerçeve içerisinde, veri kaynaklarını görsel ögeler ve anlamlı listeler ile strateji-hedef haline dönüştürmek, işletmenin kısa ve orta vadede karar vermesine önemli ölçüde katkı sağlamaktadır. Bu çalışma, işletmenin mevcut verilerinin, iş analitiği kapsamında değerlendirilip, karar verme sürecine katkı sağladığını göstermek amacıyla yapılmıştır. İşletme problemleri tespit edildikten sonra, bu problemlerden yola çıkarak araştırma soruları ortaya konulmuştur. Daha sonrasında ise yazılım geliştirme yaşam döngüsü içerisinde ortaya koyulan problemlere dayalı "Pilot" adında web tabanlı bir uygulama geliştirilmiştir. Uygulamanın karar verme sürecine etkileri, işletmelerin yönetim kademeleriyle görüşülerek, anket aracılığıyla analiz edilmiş ve sonuçları tartışılmıştır.

Dinamik analizKarar destek sistemleriVeri analizi+2
Murat Kılınç
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Çok kriterli karar verme yöntemi analitik hiyerarşi prosesi (AHP) ile etkin personel seçimine yönelik web tabanlı bir uygulama

Karar verme, kişilerin günlük ya da profesyonel hayatlarında karşılaştığı bir süreçtir. Bu karar verme süreci kişilerin amaçlarına bağlı olarak bir sonuca ulaşmayı hedeflemektedir. Süreç boyunca karar vermeyi etkileyen faktörler ve bu faktörlerin özelliklerine göre birden fazla seçenek ortaya çıkmaktadır. Karar verme sürecini etkileyen bu etmenler karşılaşılan sorunları karmaşıklaştırmakta ve bu aşamada devreye çok kriterli karar verme yöntemleri girmektedir. Belirli hedefler doğrultusuna göre sınıflandırılan karar verme yöntemleri karar vericilere en iyi sonucu vermede hizmet etmektedir. Organizasyonlar için kuşkusuz en önemli amaç, hedefleri doğrultusunda uygun işte doğru kişinin çalışmasını sağlamaktır. İnsan kaynakları yönetiminin bu amacı gerçekleştirirkenki süreçte karşılaştığı sorunlar bir karar verme sorunudur. Personel seçim aşamasında yapılan küçük bir hata organizasyon için uzun vadede olumsuz sonuçlar doğurabilmektedir. Bu çalışmada insan kaynakları yönetiminin personel seçimi sorunlarına hizmet etmek amacıyla web tabanlı bir uygulama geliştirilmiştir. Bu süreçte karşılaşılan en temel kriterler baz alınarak adaylar arasındaki eliminasyonu sağlayacak bir model belirlenmiştir. Bu personel seçim süreci sorunu, bu türdeki sorunların çözümünde oldukça sık kullanılan çok kriterli karar verme tekniklerinden AHP ile çözülmüş ve AHP çözüm algoritması web tabanlı bir uygulama haline getirilmiştir.

Analitik hiyerarşi süreciElektronik insan kaynakları yönetimiKarar verme süreci+3
Demet Özbek
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Üretim etkinliğinin artırılmasında anlık veri analizi yaklaşımı ve bir uygulama

Geleceğin üretim sektörünü geleneksel olandan ayırt eden otonom robotlar, nesnelerin interneti ve veri analitiği teknolojileri olması düşünülmektedir. Bu hedefler doğrultusunda kurumsal dönüşüm süreçleri gerçekleştirilecektir. Buna karşılık ülkemizde birçok küçük ve orta ölçekli üretici, üretim süreçlerinde üretim verilerini hala kâğıtlara kaydederek sakladığı görülmektedir. Bunun sonucunda tüm bu saklanan veriler karar verme süreçlerine de dâhil edilememektedir. Verilerin otomasyonlar kullanılarak dijital ortamda tutulması ve rapor edilmesine yönelik birçok çalışma bulunmasına rağmen verilerin anlık olarak analiz edilip raporlanmasına yönelik çalışma bulunmamaktadır. Anlık veri analizi kullanarak üretim süreçlerinde takip edilebilirliği arttırmak ve bu sayede üretim performansını ve verimliliğin arttırılması amaçlanmaktadır. Çalışma kapsamında üretim süreçlerinde etkinliğin artırılmasına yönelik gömülü sistemler kullanılmış ve uygulama geliştirilmiştir. Elde edilen sonuçlara göre üretim sürecinde iş akışı, zaman yönetimi ve karar alma süreçleri iyileştirilecektir.

Nesnelerin internetiVeri analiziVerimlilik ölçümü+2
Bahadır Aktaş
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Parmak izi ve yüz tanıma teknolojileri ile web tabanlı personel devam kontrol sisteminin tasarlanması ve uygulanması

Bilgi ve iletişim teknolojilerinin gelişmesiyle birlikte, işletmelerin bilgiye olan gereksinimleri her geçen gün artmaktadır. Artan verinin etkin ve verimli bir şekilde, işletmelerin amacına uygun olarak kullanılması hayati bir önem taşımaktadır. Bu durum da, işletmelerin iş süreçlerini yeni teknolojilere uyumlu bir şekilde tekrardan tasarlamalarını gerektirmektedir. Devam kontrol sistemi kavramı uzun yıllardır var olmasına rağmen, son zamanlarda uygulanma şeklinde değişimler olmuştur. Manuel devam kontrol sistemlerinden kaynaklanan sorunlarla baş etmek zorunda kalan işletmeler, yeni teknolojileri operasyonlarına entegre edebilmek için biyometrik sistemlerden yararlanmaya başlamışlardır. Özellikle parmak izi ve yüz tanıma, benzersizlik açısından en güvenilir yöntemler olarak kabul edilmektedir. Bunun yanında, web tabanlı personel devam kontrol sistemleri, anlık veri akışı ve raporlamayı mümkün kılan ve en hızlı büyüyen teknolojilerden biri haline gelmiştir. Bu çalışma, personel devam kontrol sistemlerinde etkili sonuçlar elde etmek için kullanılan yeni nesil bir teknolojik yapı önermektedir. Bu çalışmanın amacı, parmak izi ve yüz tanıma sistemleri kullanarak idari personeller için web tabanlı bir devam kontrol sistemi tasarlamak ve uygulamaktır. Aynı zamanda uygulamanın, yöneticilerin etkili ve verimli karar alma sürecini desteklemesi amaçlanmaktadır. Tasarlanan bu bilgi sisteminin kullanıcıları idari personellerdir. Uygulama alanı olarak Dokuz Eylül Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi seçilmiştir. v Personel Devam Kontrol Sistemi tasarlanırken kullanılan yazılımlar: C#, SQL ve PHP'dir. Anahtar Kelimeler: Personel Devam Kontrol Sistemi, Üniversite, Biyometrik Sistemler, Parmak İzi ve Yüz Tanıma.

BiyometrikParmak iziPersonel devam kontrol sistemi+2
Ceyda Ünal
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Bulanık mantık yaklaşımıyla proje seçimi uygulaması

Günümüz şirketlerinde proje seçimi konusu, yönetsel karar vermede karşılaşılan yaygın problemlerden bir tanesidir. Belirsizlik ve bulanıklık proje seçimi sürecini zorlaştırır, proje seçimi kararlarının eksik bilgiler dahilinde gerçekleşmesine ve böylece projelerin hedeflenen sonuçlara ulaşamamasına neden olur. Projelerin seçiminde kantitatif yöntemler yaygın bir şekilde kullanılsa da, niteliksel verileri gözardı etmek, bir projenin başarısız sonuçlanmasına sebep olabilir. Bulanık mantık yaklaşımı ise bu belirsiz veya kesin olmayan verileri de kullanarak kararlar vermemizi sağlar. Bu çalışmanın amacı, inşaat sektöründeki bir firma için aday projeler arasından bu firmanın amaçlarına en uygun projenin seçilmesi için bir model önermektir. Çalışmada, bulanık mantık kullanılarak proje seçimi için bir sistem geliştirilmiştir. Mevcut nicel verileri gözardı etmeden, belirsiz ve ya eksik bilgiler ele alınarak, bir çok kriterli karar verme modeli oluşturulmuştur. Yaklaşımımız belirsizliğin azaltılmasına dayanmaktadır.

Bulanık mantıkKarar vermeProje seçimi
Khanım Khalıllı
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Manisa Celal Bayar Üniversitesi EBYS geçiş süreci ve iş süreçlerine etkisinin incelenmesi

Bu tezin amacı Manisa Celal Bayar Üniversitesi'nde kullanılan Elektronik Belge Yönetim Sistemi'ne (EBYS) geçiş sürecini açıklamak ve önceki durum ile mevcut durum karşılaştırması yaparak bu değişimin iş süreçlerine etkisini araştırmaktır. Önceki durum; fiziksel ortamda hazırlanıp onaya sunulan belgeleri; mevcut durum ise EBYS içerisinden hazırlanıp onaya sunulan belgeleri ve iş takibinin yine EBYS içerisinden yapıldığı durumu ifade eder. Tez kapsamında, "Geçiş Süreci" elektronik belge yönetim sistemi kullanımına başlanmasından önceki hazırlık süreci olarak tanımlanmıştır. Süreç boyunca Kurumda yapılan çalışmalar, yürütülen işler ve düzenlemeler incelenmiştir. Geçiş sürecinde karşılaşılan zorluklar tespit edilmiş ve bu zorluklara karşı üretilen çözümler belirtilmiştir. EBYS geçiş süreci 2015 yılı Ağustos ayında başlamış, 04 Ocak 2016 tarihinde uygulamaya geçilmesi ile son bulmuştur. Yaklaşık 5 ay süren geçiş sürecinde, kurum hiyerarşik organizasyon yapısı yeniden düzenlenmiş, kullanıcı tanımları ve yetkilendirme işlemleri yapılmış, kullanıcı eğitimleri tamamlanmış ve elektronik imza çalışmaları yürütülmüştür. Elektronik Belge Yönetim Sistemine geçilmesi ile süreçlerde yaşanan değişikliği Üniversite personelinin gözünden ölçmek için anket çalışması hazırlanmıştır. Anket, 18 ve 17 adet tutum cümlesinden oluşmakta olup, cevaplar likert tipi ile 1 ila 5 arasında dereceleme ölçeği olarak düzenlenmiştir. 1 puan "Kesinlikle Katılmıyorum"u ifade ederken, 5 puan "Kesinlikle Katılıyorum"u ifade etmektedir. 2 farklı soru tipi içeren 2 çeşit anket; 23 adet idari amir olarak görev yapan personele ve 58 adet idari personele uygulanmıştır. Anahtar Kelimeler: Elektronik Belge Yönetim Sistemi, Geçiş Süreci, İş Süreci, E-İmza, E-Belge.

Elektronik belgeElektronik belge yönetimiElektronik imza+2
İlknur Teke
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
DoctorateOpen AccessTR

Türkiye'deki yönetim bilişim sistemleri bölümleri ve akreditasyon hazırlık düzeyleri

Bu çalışmanın temel amacı Türkiye'deki Yönetim Bilişim Sistemleri (YBS) lisans programlarının ABET akreditasyon kriterleri çerçevesinde mevcut durumlarını değerlendirerek akreditasyon sürecine katkıları büyük önem arz eden öğretim elemanlarının farkındalığını, algılarını ve bilgi düzeylerini tespit etmektir. Çalışma bu amaçlar doğrultusunda beş bölüm olarak tasarlanmıştır. Çalışmanın birinci bölümünde yükseköğretimde kalite ve akreditasyon kavramları tartışılmış, uluslararası alanda önemli birlikler incelenmiştir. Türk yükseköğretiminde kalite ve akreditasyon çalışmaları incelenerek, bir disiplin olarak YBS'nin ortaya çıkışı ve ABET akreditasyon kuruluşunun YBS programları için önemi tartışılmıştır. İkinci bölümde lisans programlarının mevcut durumlarını değerlendirmek amacıyla, Yükseköğretim Bilgi Yönetim Sistemi, Yükseköğretim Akademik arama sistemi ve üniversite web siteleri incelenerek veriler toplanmış ve ABET kriterleri doğrultusunda analizler gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın üçüncü bölümünde, araştırma probleminin daha iyi anlaşılmasını sağlamak amacıyla seçilen karma araştırma yaklaşımı sunulmuş, sıralı keşfedici tasarım doğrultusunda önce nitel ardından nicel yöntem adımları izlenmiştir. Araştırmanın dördüncü bölümünde, amaçlı örneklem yöntemi ile belirlenen 11 öğretim elemanı ile gerçekleştirilen derinlemesine görüşme bulgularına yer verilmiştir. Öncelikle her öğretim elemanı ile yapılan görüşmeler bütüncül ele alınmış, ardından karşılaştırmalar sunulmuştur. MAXQDA programı ile analiz edilen görüşme verileri, 5 kategori halinde incelenmiştir. Araştırmanın beşinci bölümünde, durum çalışmasından çıkan sonuçlar dikkate alınarak, ilgili literatür temelinde ve ABET akreditasyon kriterleri doğrultusunda hazırlanmış ankete ilişkin sonuçlar sunulmuştur. Anketin uygulandığı tarihte YBS bölümünde görev yapan 535 öğretim elemanından 199'u akreditasyona ilişkin algı ve bakış açısının ölçüldüğü birinci bölümü eksiksiz yanıtlamıştır. Verilerin analizinde, tanımlayıcı istatistiksel yöntemler ve karşılaştırma analizleri kullanılmıştır. Araştırma bulguları, öğretim elemanlarının akreditasyonla birlikte standartlara uyum sağlanacağı ve kaliteli bir eğitim elde edileceği yönünde algıları olduğunu göstermektedir. Akreditasyonun önce çıkan faydaları, kaliteyi artırma, standartları sağlama, tanınırlık sağlama, iyileştirme sağlama ve iş birliği ağı oluşturması şeklinde görülmektedir. Akreditasyonun önündeki engellerin başlıcaları bütçe ve kaynak yetersizliği olarak değerlendirilmiştir. Türk yükseköğretim sisteminin akreditasyon kriterlerine uygunluğuna ilişkin yapılan değerlendirmede öne çıkan eleştiri kapasite problemlerinin olması şeklindedir. Akreditasyon kuruluşlarının bilinirliğine yönelik yapılan analizlerde, öğretim elemanlarının uluslararası akreditasyon kuruluşlarının üyelik ve akredite olma süreci ile akredite olma şart ve kriterleri hakkında bilgi düzeylerinin düşük olduğu görülmüştür. Öğretim elemanlarının algı ve bakış açısının, cinsiyet, akreditasyon sürecinde görev alma, kurum türü, ünvan, akademik çalışma süresi, bölüm geçmişi, bağlı bulunulan birim ve bağlı bulunulan bölüm, birim ya da kurumun akreditasyon durumuna göre değişiklik gösterdiği sonucuna ulaşılmıştır.

ABETAkreditasyonKalite+2
Esra Cengiz Tırpan
Sakarya University · Institute of Business Administration
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Sosyal medya anksiyetesinin öncüllerinin incelenmesi: stres-gerilme-sonuç çerçevesini kullanan ampirik bir çalışma

Bu çalışma Sosyal Medya Anksiyetesini (SMA) Stresör–Gerilme–Sonuç (SGS) modeli çerçevesinde ele alarak, psikolojik ve çevresel stresörlerin sosyal medya bağımlılığı üzerindeki etkisini ve bunun sonucunda ortaya çıkan sosyal medya anksiyetesini incelemektedir. Türkiye'deki 219 aktif sosyal medya kullanıcısından elde edilen verilerle nicel kesitsel bir anket araştırması gerçekleştirilmiş ve yapılar arasındaki ilişkiler Kısmi En Küçük Kareler Yapısal Eşitlik Modellemesi (PLS-SEM) yöntemiyle analiz edilmiştir. Bulgular, hem psikolojik stresörlerin (gelişmeleri kaçırma korkusu, gösterim kaygısı ve sosyal aşırı yük) hem de çevresel stresörlerin (reklam müdahaleciliği, platform karmaşıklığı ve bilgi belirsizliği) sosyal medya bağımlılığını anlamlı şekilde tahmin ettiğini göstermiştir. Özellikle, çevresel stresörlerin etkisi (β = 0,39, p <,001), psikolojik stresörlere kıyasla daha güçlü bulunmuştur (β = 0,33, p <,001). Ayrıca, sosyal medya bağımlılığının ise sosyal medya anksiyetesini anlamlı şekilde açıklamaktadır (β = 0,32, p <,001) ve stresörler ile sosyal medya anksiyetesi arasındaki ilişkide aracılık etkisine sahip olduğu saptanmıştır. Model, sosyal medya bağımlılığındaki varyansın %29,5'ini ve sosyal medya anksiyetesindeki varyansın %10,3'ünü açıklamıştır. Bulgular, platform tasarım iyileştirmeleri, kullanıcı odaklı psikolojik destek programları ve düzenleyici önlemleri hedefleyen pratik müdahalelerinin geliştirilmesini önermektedir. Araştırmanın kesitsel olması nedeniyle nedensel yorumlamalar sınırlıdır. Gelecekteki çalışmaların boylamsal tasarımlar kullanması ve açıklayıcı gücü artırmak için ek değişkenleri araştırması önerilmektedir.

Muhammed Doğramacı
Sakarya University · Institute of Business Administration
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Yapay zekanın lisans eğitiminde kullanımı: öğrenci bakış açısıyla bir değerlendirme

Bu araştırma, dijital dönüşüm sürecinin yükseköğretim üzerindeki etkilerini yapay zekâ (YZ) teknolojileri bağlamında incelemeyi amaçlamaktadır. Özellikle Sakarya Üniversitesi'nin Mühendislik ve İşletme Fakültelerinde lisans düzeyinde öğrenim gören öğrencilerin YZ teknolojilerine yönelik farkındalık düzeyleri, kullanım alışkanlıkları ve bu teknolojilerin eğitim süreçlerine etkisine ilişkin tutumları değerlendirilmektedir. Araştırma betimsel tarama modeli çerçevesinde yürütülmüş, veriler yapılandırılmış bir anket formu aracılığıyla 407 öğrenciden toplanmıştır. Verilerin analizinde frekans, yüzde, ortalama ve standart sapma gibi tanımlayıcı istatistiklerin yanı sıra, veri dağılımının normal olmaması nedeniyle bağımsız gruplar arasında farkların incelenmesinde non-parametrik testler (Mann-Whitney U, Kruskal-Wallis H) kullanılmıştır. Açık uçlu sorudan elde edilen nitel veriler ise betimsel içerik analizi yöntemiyle analiz edilmiştir. Elde edilen bulgular, öğrencilerin büyük çoğunluğunun YZ araçlarını aktif olarak kullandığını ve bu araçlara yönelik genel tutumlarının olumlu olduğunu göstermektedir. Öğrenciler, YZ teknolojilerinin bilgiye erişimi kolaylaştırdığını ve öğrenme süreçlerini desteklediğini ifade etmiştir. Ancak pedagojik yeterlilik, etik sorunlar, yanlış bilgi riski ve bağımlılık gibi konularda kaygılar da dile getirilmiştir. Demografik değişkenler (cinsiyet, yaş, sınıf düzeyi, fakülte ve internet kullanım süresi) ile YZ'ye yönelik tutumlar arasında anlamlı bir fark bulunmamıştır. Bu durumun muhtemel sebebi demografik değişkenlerin tek başına YZ tutumlarını açıklamada yetersiz kalması, konu hakkında değerlendirme yapılırken mutlaka bireysel, pedagojik ve kültürel etkenlerin etkisinin de dikkate alınması gerekliliğidir. Açık uçlu yanıtlar, öğrencilerin YZ teknolojilerini zaman tasarrufu, erişim kolaylığı ve verimlilik açısından faydalı bulduklarını; ancak etik çerçevelerin netleşmesi ve kurumsal rehberliğin artırılması gerektiğini düşündüklerini ortaya koymuştur. Bu araştırma, öğrenci merkezli ve gömülü karma yöntem (embedded design) yaklaşımlarından biriyle YZ'nin eğitimdeki rolünü anlamaya yönelik önemli veriler sunmakta ve yükseköğretimde yapay zekâ teknolojilerinin etkili, bilinçli ve etik bir şekilde entegrasyonu için çeşitli önerilerde bulunmaktadır. Anahtar Kelimeler: Yapay Zekâ, Dijital Dönüşüm, Yükseköğretim, Öğrenci Tutumları, Eğitim Teknolojileri

Dijital eğitimYükseköğretimÖğretmen-öğrenci etkileşimi+1
Mustafa Kurtoğlu
Sakarya University · Institute of Business Administration
2025
00
DoctorateOpen AccessEN

Understanding blockchain adoption in Türkiye's supply chain management: A multi-dimensional analysis

Blockchain technology is recognized as a fundamental technology with the power to transform supply chain management through decentralization, transparency and reliability. It has the potential to overcome supply chain complexity and reduce risks by providing data security, traceability and operational efficiency. However, low adoption rates at the enterprise level necessitate a detailed examination of the factors and contextual dynamics that influence the adoption of this technology. This study aims to identify the key factors influencing the adoption of blockchain technology in supply chain management in Türkiye, categorize and prioritize these factors based on TAM, UTAUT, TOE and DOI theoretical frameworks. It also aims to analyze contextual dynamics and develop actionable strategies based on expert perspectives to support the process. The research was conducted in a three-stage methodology. In the first stage, 50 critical factors for the adoption of blockchain technology were identified through the Systematic Literature Review (SLR) method and these factors were classified under five main categories: technological, organizational, environmental, innovation-specific and individual. In the second stage, the importance of these factors in the Turkish context was evaluated through ranking analysis in line with expert opinions. In the third stage, qualitative data obtained through semi-structured interviews were analyzed, contextual and perceptual dynamics were elaborated and strategies were developed. The research findings revealed that factors such as organizational leadership, lack of technical knowledge, scalability issues and cultural resistance are determinants of blockchain adoption. In the Turkish context, regulatory uncertainties, centralized governance structures, and media-driven misperceptions stand out as important factors that hinder the adoption of the technology. In addition, lack of technical infrastructure and high costs are significant obstacles, especially for SMEs, while the outsourcing of skilled human resources abroad has limited the sustainability of projects. In line with these findings, strategies such as organizing awareness and training programs, clarifying the regulatory framework, supporting pilot projects and increasing financial incentives have been developed. It is also recommended to implement cultural transformation programs that encourage a shift from centralized governance structures to collaborative processes. The study offers theoretical, methodological and practical contributions. Theoretically, it adds contextual richness to blockchain adoption theories. Methodologically, the integration of quantitative and qualitative approaches provides a multidimensional analysis. Practically, a broad set of strategies is proposed, ranging from regulatory reforms to cultural transformation programs. These strategies aim to contribute to the sustainability of technological transformation by promoting the adoption of blockchain technology in Türkiye's supply chain.

Information technologyInformation and communications technologyInformation technology
Seren Özsoy
Sakarya University · Institute of Business Administration
2025
00
DoctorateOpen AccessTR

Yapısal eşitlik modellemesi bulgularının kapsamlı bir şekilde değerlendirilebilmesi için bir uygulama geliştirilmesi

Tarih boyunca, kalabalıklaşan ve karmaşık hale gelen her yapı, düzenin sürdürülebilirliği için alt gruplara ayrılarak yönetilmiştir. Gelişen teknoloji, bir bilimsel yayının üretilme süresini son derece kısaltmış, akademik veri giderek büyüyerek son derece karmaşık hale gelmiştir. Bu çalışmada, adeta karmaşık bir yığın haline gelmiş büyük akademik veri karşısında, araştırmacılara literatür tarama aşamalarında etkinlik ve hız kazandıracak -bilimsel yöntem bazında özelleştirilmiş- bir masaüstü uygulaması geliştirilmiştir. Geliştirilen uygulama, "Yapısal Eşitlik Modellemesi" yöntemi bulgularını girdi olarak almaktadır. Bu yöntemin kullanıldığı çalışmalarda bir zorunluluk olarak, istatistiksel ilişkiler arası yol katsayıları, örneklem büyüklükleri, örneklem ülkesi, örneklemdeki cinsiyet yüzdeleri, yayın yılı, istatistiksel ilişki yönleri vb. veriler raporlanmaktadır. Bu çalışmada geliştirilen uygulama, bu verileri girdi olarak alarak, kullanıcılarının belirleyebildiği -son derece esnek ve çeşitli- arama, filtreleme, sıralama ve gruplama opsiyonlarının kombinasyonlarıyla ihtiyaç duyulan bilgiyi kullanıcının görmek istediği bakış açısında üreten bir yapıda tasarlanmıştır. Bu çalışma kapsamında geliştirilen uygulamanın inşa sürecinde yazılım geliştirme metodolojilerinden "Şelale Modeli" tercih edilmiştir. Gereksinimlerin belirlenmesi aşamasında öncelikle "Yapısal Eşitlik Modellemesi" kullanılan çalışmalar detaylıca incelenerek her çalışmada mutlak olarak raporlanan nitelikler (uygulamanın girdileri) belirlenmiştir. Bu aşamada ayrıca iki devlet üniversitesinde görev yapan ve bu yöntemi kullanan akademisyenlerle görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Tasarım aşamasında etkin bir veri tabanı elde etmek amacıyla, varlık-ilişki diyagramlarının oluşturulması, normalizasyon işlemleri, veri sözlüklerinin oluşturulması vb. işlemler gerçekleştirilmiştir. Ayrıca bu aşamada kullanıcı arayüzünün kodlanması aşamasında rehber niteliği taşıyacak akış diyagramları oluşturulmuştur. Kodlama aşamasında yazılım geliştirme ortamı olarak "Microsoft Visual Studio" yazılımı kullanılmış, programlama dili olarak "C#" dili tercih edilmiştir. Kodlama tamamlandıktan sonra test işlemleri gerçekleştirilerek yazılımdaki gerekli iyileştirmeler gerçekleştirilmiştir. Geliştirilen bu uygulama "Yapısal Eşitlik Modellemesi'ni kullanan araştırmacılara, istatistiksel ilişkiler bağlamında çeşitli opsiyonlarda arama yapabilme, arama sonuçlarını zengin seçenekler ile filtreleyebilme, filtrelenen sonuçları farklı kriterler aracılığıyla gruplayabilme imkanları sağlayabilecek yetenekleriyle tamamlanmıştır. Çalışma kapsamında ayrıca, "Sosyal Medya Devamlılık Niyeti" fenomenini açıklamak amacıyla gerçekleştirilmiş 91 çalışmada yer alan 721 istatistiksel ilişki verisi geliştirilen uygulamanın veri tabanına işlenmiştir. Programın işlevselliği aracılığıyla bu fenomeni açıklayan araştırmalarda en fazla sayıda bulunan ilişkiler tespit edilerek, bu ilişkiler teorik alt yapılarıyla birlikte çalışmanın dördüncü bölümünde detaylıca yorumlanmıştır. Bu çalışma, giderek büyüyen karmaşıklaşan akademik veri yığını karşısında, bu büyük verinin erişimi ve yönetimi için yöntem bazında özelleştirilmiş alt araçların geliştirilmesi gerekliliğini vurgulayarak ve bu kapsamda yöntem bazında özelleştirilmiş bir örnek uygulama geliştirerek "kalabalıklaşma" probleminin akademik veri dünyasındaki yansımasına bir çözüm önerisi getirmiştir. Uygulamaya yönelik bu katkının yanı sıra belirli bir alana ait literatürün bütüncül bir şekilde değerlendirilmesi ise bu çalışmanın ikincil bir önemli katkısı olmuştur.

Kadir Kurt
Sakarya University · Institute of Business Administration
2025
00
DoctorateOpen AccessTR

Uzaktan eğitim ortamlarında dijital dürtmelerin kullanımı

Dijital dürtme, bireyin seçme özgürlüğünü kısıtlamadan, dijital ortamlarda kullanıcı davranışına rehberlik etmek için tasarım, bilgi ve etkileşim ögelerini kullanmanın ince bir biçimidir. Dijital dürtmeler e-ticaret, sağlıklı yaşam ve beslenme, kamu politikaları, çevre bilimi, ulaşım ve enerji tasarrufu gibi birçok alanda etkili bir stratejidir. Geleneksel eğitimde de öğrenci davranışlarını olumlu yönde etkilemek ve akademik performanslarını artırmak amacıyla dijital dürtmelerden yararlanılmaktadır. Çevrimiçi öğrenme ortamlarında dijital dürtme stratejilerinin kullanımı ise oldukça yeni bir alan olmakla beraber, sınırlı bir literatüre sahiptir. Özellikle pandemi dönemi ve sonraki süreçte, çevrimiçi eğitim platformlarının yoğun kullanımıyla birlikte, düşük katılım, düşük motivasyon, öz düzenleme sorunları, erteleme ve hatta eğitimi yarıda bırakma gibi yaşanan birtakım zorlukların üstesinden gelmek için dürtme teknikleri uygulanmasında bir artış yaşanmaya başlamıştır. Bu tez çalışması, dijital dürtmelerin çevrimiçi eğitimdeki potansiyeli doğrultusunda, öğrencilerin uzaktan eğitim ortamlarındaki eğitim deneyimlerini geliştirmede önemli olduğunu savunmaktadır. Uzaktan eğitimin doğasında var olan bazı zorlukları hafifletmek ve öğrencilerin akademik deneyimlerini geliştirmeye yardımcı olmak için dijital dürtmelerden yararlanılabileceğini öne sürmektedir. Bu bağlamda çalışma, dijital dürtmeleri kullanarak uzaktan eğitim öğrencilerinin sistemle etkileşimlerini artırmayı amaçlamaktadır. Karma yöntem yaklaşımını benimseyen çalışmada, dört adımdan oluşan bir araştırma tasarımı takip edilmektedir: (1) uzaktan eğitimde dijital dürtmelere ilişkin bir literatür taramasının yapılması, (2) dijital dürtme uygulamasının gerçekleştirileceği uzaktan eğitim platformuyla derslerin belirlenmesi ve uygun dürtme türleri ve içeriklerine karar verilmesi, (3) dijital dürtme bildirimleri sağlayan Flutter tabanlı bir mobil uygulamanın geliştirilmesi ve bu bildirimlerin öğrencilere iletilmesi ve (4) dijital dürtme etkinliğinin incelenmesi. Bu kapsamda, Sakarya Üniversitesi'nde bir uzaktan eğitim programına kayıtlı iki farklı yüksek lisans öğrenci grubuna iki ayrı dönemde, geliştirilen mobil uygulama aracılığıyla çeşitli türlerde dürtme bildirimleri gönderilmiştir. İlk uygulamada, dijital dürtmelerin öğrencilerin uzaktan eğitim platformuyla etkileşimleri üzerindeki etkisini değerlendirmek için öğrenme yönetim sistemi üzerinden toplanan 21 öğrencinin davranış verileri raporlanmış, ardından 11 katılımcı ile gerçekleştirilen odak grup görüşmesi yoluyla alınan öğrenci görüşleri MAXQDA yazılımıyla tematik olarak analiz edilmiştir. İkinci uygulamada ise, dönem boyunca 47 öğrenciye dürtme bildirimleri iletilmiş ve bu öğrenciler arasından gönüllü olan 10 katılımcıdan derinlemesine mülakat yöntemi görüş alınmış ve nitel veriler yine MAXQDA yazılımıyla tematik olarak analiz edilmiştir. Mülakatlarda ayrıca öğrencilere aldıkları farklı dürtme türlerinin etkinliğine yönelik sıralama ve puanlamalarda bulunmaları istenmiş ve bu nicel veriler raporlanmıştır. Nicel ve nitel bulgular, dijital dürtmelerin uzaktan eğitimde karşılaşılan zorlukların aşılmasında etkili bir araç olduğunu ortaya koymuştur. Dijital dürtmelerin, öğrencilerin çevrimiçi platformla etkileşimlerini olumlu yönde etkilediği; görev yönetimi ve takibini desteklediği, zaman yönetimlerini geliştirdiği, öğrenme süreçlerini kolaylaştırdığı, katılım davranışına yönlendirdiği ve sürdürmelerini teşvik ettiği, ayrıca motivasyonlarını artırmada faydalı olduğu görülmüştür. Bu çalışma, uzaktan eğitimde dijital dürtmelerin kullanımının artırılmasının önemine dikkat çekmekte ve bu doğrultuda literatüre katkı sunması beklenmektedir. Bulguların, eğitim kurumları ve eğitim teknolojisi geliştiricileri için rehber niteliğinde olabileceği düşünülmektedir.

Yönetim bilişim sistemleriÖğrenci etkileşimi
Ecenur Demir
Sakarya University · Institute of Business Administration
2025
00
DoctorateOpen AccessEN

A framework for corporate digital responsibility: Conceptualization and operationalization

The rapid advancement of digital technologies, data-driven systems, and algorithmic decision-making has expanded the boundaries of corporate responsibility by introducing new risks, uncertainties, and expectations that challenge traditional frameworks of corporate (social) responsibility. In response, Corporate Digital Responsibility (CDR) has emerged as a concept that addresses an organization's responsibilities in the digital sphere, encompassing its impacts on individuals, society, and the environment. A comprehensive understanding and operationalized framework of CDR are needed to assess and enhance digital responsibility practices. This thesis seeks to address this gap by developing a structured and actionable framework for CDR that supports ethical and responsible digital governance. The purpose of this thesis is to provide a comprehensive operationalized framework that enables organizations to conduct corporate digital governance for ethical and responsible behavior towards all stakeholders. The study adopts an exploratory, two-phased design: conceptualization and operationalization. In the first phase, the scope of CDR was defined through a systematic literature review (SLR) and expert opinion. The resulting framework consists of six core components and eighteen dimensions: (1) Sustainable Digital Ecosystem; Responsible Innovation, Adequate Digital Infrastructure, Digital Sustainability, and Digital Well-Being, (2) Digital Trustworthiness; Digital Transparency, Accountability, and Corporate Governance, (3) Digital Equity and Fairness; Digital Accessibility, Digital Inclusion and Diversity, and Dispute Resolution and Redress, (4) Digital Empowerment; Digital Education and Literacy, Digital Awareness, and Digital Maturity, (5) Data Ethics and Human Rights; Data Ownership, Digital Privacy, Digital Security, and Autonomy, and (6) Artificial Intelligence (AI) Ethics; Ethical AI/Algorithms. In the second phase, potential indicators were derived from an extensive source review and refined through a three-step selection process. This resulted in 352 indicators aligned with the conceptual framework. In the fourth step, a Real-Time Delphi study was conducted with industry experts, and indicators were evaluated based on their priority and traceability. A total of 292 indicators reached expert consensus and were classified into three priority levels (high[est], medium, low) using the Weighted Sum Model (WSM). This structured indicator set enables organizations to monitor, assess, and enhance their digital responsibility performance. The research findings underscore the necessity of a structured, multi-dimensional approach to CDR, aligned with stakeholder expectations. This thesis provides a comprehensive and operationalized framework to both scholars and practitioners necessary for ethical, inclusive, secure, sustainable, and socially responsible digital practices. The proposed framework offers a strategic tool for embedding responsible digital conduct into corporate governance structures. This study extends the academic discourse on CDR and guides organizations in aligning their digital activities with ethical standards and principles of responsible governance.

Information technologyInformation and communication technologiesInformation technology+1
Kübra Çalışkan
Sakarya University · Institute of Business Administration
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Üretken yapay zeka araçlarının zaman yönetimi, yapay zeka kaygısı ve akademik erteleme davranışı üzerindeki etkisi

Bu çalışma, yapay zeka destekli eğitim araçlarının üniversite öğrencilerinin zaman yönetimi becerileri ve akademik erteleme davranışları üzerindeki etkilerini; ayrıca bu ilişkide yapay zeka kaygısının moderatör rolünü incelemeyi amaçlamaktadır. Araştırmanın örneklemini, çeşitli fakültelerden 262 öğrenci oluşturmaktadır. Veriler, Üretken Yapay Zeka Kabul Ölçeği, Yapay Zeka Kaygısı Ölçeği, Akademik Erteleme Davranışı Ölçeği ve Zaman Yönetimi Anketi aracılığıyla toplanmış; SPSS ve SmartPLS yazılımlarında betimsel istatistikler, doğrulayıcı faktör analizi, yapısal eşitlik modellemesi ve moderasyon analizleriyle değerlendirilmiştir. Bulgular, yapay zeka destekli eğitim araçlarının kullanımıyla öğrencilerin zaman yönetimi becerilerinde anlamlı düzeyde artış olduğunu göstermiştir. Araç kullanımının yapay zeka kaygısı ve akademik erteleme üzerinde doğrudan anlamlı bir etkisi bulunmamıştır. Yüksek düzeyde yapay zeka kaygısının akademik erteleme davranışını artırdığı; güçlü zaman yönetimi becerilerinin ise erteleme eğilimini azalttığı saptanmıştır. Ayrıca, yapay zeka kaygısının araç kullanımı–erteleme ilişkisini anlamlı biçimde değiştirmediği gözlenmiştir. Elde edilen bu bulgular, eğitimde yapay zekânın etkin, etik ve öğrenci odaklı kullanımına yönelik politika yapıcılar, eğitimciler ve teknolojik tasarımcılar için önemli öneriler sunmaktadır. Anahtar Kelimeler: Erteleme Davranışı, Üretken Yapay Zeka, Zaman Yönetimi, Yapay Zeka Kaygısı

Selis Güler Siler
Sakarya University · Institute of Business Administration
2025
00
DoctorateOpen AccessTR

Sosyal ağ kullanım motivasyonları, bilgi yükü ve psikolojik çıktılar arasındaki ilişkiler: Çoklu yöntem analizi

Daha fazla sosyal ağ kullanımı mutlak olarak daha iyi midir? Bu tez çalışması, Instagram kullanım motivasyonları, algılanan bilgi yükü ve Instagram kullanımının kullanıcıların hayat tatmini ile ilişkisini araştırmaktadır. Ayrıca, cinsiyetin bu ilişkiler üzerindeki düzenleyici etkisi incelenmektedir. Araştırma kapsamında sistematik literatür taraması gerçekleştirilmiş ve bulgular çerçevesinde ilgili alandaki öncü çalışmalara değinilerek araştırmanın önemi vurgulanmıştır. Araştırmada çoklu yöntem analizi çerçevesinde iki farklı araştırma yöntemi birlikte kullanılmıştır. Bunlardan ilki olan tarama yönteminde çevrimiçi anket aracılığıyla pilot ve ana uygulama olarak iki farklı veri toplama sürecinde aktif Instagram kullanıcılarından (pilot N= 100, ana N=403) elde edilen veriler Yapısal Eşitlik Modeli ile analiz edilmiştir. İkinci olarak ise, değişkenlere dair ölçekler uzman görüşü yöntemi ile (N=8) araştırılmış ve sonuçlar Bulanık Dematel yönetimi ile analiz edilmiştir. Tarama yöntemi sonuçlarına göre Instagram kullanımının hayat tatmini ile negatif bir ilişkili olduğu, ancak algılanan bilgi yükü ile ilişkisinin olmadığı bulunmuştur. Ayrıca, algılanan bilgi yükü ile hayat tatmini arasında anlamlı bir ilişki olmadığı görülmüştür. Bunun yanısıra, rahat kullanım ve eğlence arayışı motivasyonları Instagram kullanımı ile pozitif olarak ilişkilidir. Instagram kullanımı ve hayat tatmini arasındaki ilişki üzerinde cinsiyetin düzenleyici rolü olduğu görülmüştür. Benzer şekilde, sosyal destek arayışı ve bilgi arayışı motivasyonlarının hayat tatmini ile ilişkisinde ve rahat kullanım motivasyonunun algılanan bilgi yükü ile ilişkisinde cinsiyetin düzenleyici rolü bulunmaktadır. Diğer yandan, Instagram kullanımı ve motivasyonları, algılanan bilgi yükü ile herhangi bir şekilde ilişkili değildir. Uzman görüşü yöntemi sonucunda ise arkadaş, sosyal destek, eğlence arayışı ve rahat kullanım motivasyonları Instagram kullanımı ile pozitif ilişkili bulunmuştur. Sonuç olarak tarama ve uzman görüşü yöntemlerinin sonuçları arasında farklılıklar bulunmasına rağmen benzerliklerin fazla olduğu görülmüştür. Bu çalışma, sosyal ağ motivasyonlarının, özellikle Instagram'ın, sosyal ağ kullanımı ile doğrudan ilişkisinin yanısıra, motivasyonların hayat tatmini ve algılanan bilgi yükü ile ilişkisini inceleyen öncü çalışmalardan biri ile literatüre katkı sunmaktadır. Ayrıca, Instagram kullanımı, algılanan bilgi yükü ve sosyal ağ motivasyonlarının hayat tatmini ile ilişkisinin bütüncül bir şekilde ele alındığı ender çalışmalardan biridir. İlgili literatüre dair güncel ve kapsamlı bir sistematik derleme sunarak bundan sonraki araştırmacılar için bilgi boşluklarına atıflar yapılmış ve genel bir değerlendirme sunulmuştur. Instagram kullanımına dair geniş bir perspektiften akademisyenler, servis sağlayıcılar ve kullanıcılar için çeşitli çıkarımlar sunulmaktadır.

Cemil Akkaş
Sakarya University · Institute of Business Administration
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de kripto para farkındalığı ve tutumu: Duygu analizi ve istatistiksel analiz ile bir değerlendirme

Para, insanlık tarihindeki en önemli icatların başında gelmektedir. Gelişim sürecine baktığımız zaman ilk olarak takas sisteminde çeşitli ürünler olarak karşımıza çıkmaktayken sonrasında değerli metallerin farklı boyut ve kıymetlerde ödeme aracı yerine kullanılmaya başlamasıyla madeni, sonrasında ise yazı sisteminin gelişmesiyle kâğıt formuna evrilmiştir. Para, günümüzde ticari faaliyetleri sürdürmek için kullanılmasının yanı sıra devletlerin ekonomik arenada itibarlarını da temsil etmektedir. Teknolojinin her alanda değişimi tetiklemesiyle birlikte para da bu değişimden etkilenerek elektronik hale gelmiştir. Paranın dijitalleşmesi özellikle bankacılık süreçlerinde belli bir hız ve zaman kazandırsa da günümüzde artan işlem hacmi boyutları ve uyulması gereken yasal zorunluluklar sağladığı bu avantajları yerini hantallığa bırakmıştır. 2008 yılında yaşanan ekonomik krizle birlikte bu hantallığı ortadan kaldırmak için merkeziyetçi olmayan para birimi olan Bitcoin kripto parası, Satoshi Nakamoto isimli kişi veya kişilerce tanıtılmıştır. Bu çalışmanın amacı Türkiye'de merkeziyetçi olmayan bu para birimleri hakkındaki farkındalık ve tutum düzeyinin ne olduğunu ve demografik değişkenlerin bu farkındalık ve tutum üzerine etkisini ölçmektir. Bu süreçte Türk halkının genel olarak Kripto paralara yönelik tutum ve davranışları ölçülüp, belirlenmeye çalışılmıştır. Çalışmada Twitter'dan elde edilen Türkçe kripto para tweetleri üzerinde duygu analizi, anket çalışması ile elde edilen veriler üzerinde ise tanımlayıcı ve çıkarımsal istatistiksel analizler yapılmıştır. Yapılan duygu analizinde atılan tweetlerin ekseriyetinin olumlu olduğu, istatistiksel analizlerin neticesinde ise kripto para tutum düzeyinin eğitim ve gelir seviyesi gibi demografik faktörlerden etkilendiği görülmüştür.

İsmail Bayram
Sakarya University · Institute of Business Administration
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Hasta – hemşire – doktor perspektifi ile teletıp cihaz ve sistemlerinin kabul ve kullanımına yönelik faktörlerin belirlenmesi

Teletıp, insanların yaşadıkları yerlerde sağlık hizmetlerinden yararlanmalarını sağlamak amacıyla geliştirilen bir teknolojidir. Teletıp uygulamalarının dünya tarihi ise 1950'lerde ABD'de başlamıştır. Teletıp, erişim, kalite, verimlilik ve maliyet etkinliğini artırarak dünya çapında klinik yönetimi ve sağlık hizmetlerinin sunumunu iyileştirmeyi amaçlar. Teletıp hizmetleri kullanımı genişlemekte ancak hala bazı sorunların olduğu bilinmektedir. Bu sorunların başında ekipman ve eğitim konularında daha çok çalışılması, telekomünikasyon maliyetleri, yetersiz altyapı, doktor katılımının azlığı, karlılık ve sorumluluk endişeleri sayılabilir. Bu çalışma, Hasta – Hemşire – Doktor perspektifi ile teletıp cihaz ve sistemlerinin kabul ve kullanımına yönelik sistem adaptasyon öncesi algıların Teknoloji Kabul ve Kullanım Birleştirilmiş Modeli (Unified Theory of Acceptance and Use of Technology, UTAUT) çerçevesinde ortaya konulmasını amaçlamaktadır. Bu kapsamda, her bir paydaşın teletıp cihazlarından neler beklediği, cihazların sağlık hizmetlerindeki rolü, cihazın tasarımı ve cihaz bilgi ekranlarının içerikleri hakkında bilgi edinmek amacıyla mülakatlar gerçekleştirilmiştir. Biçimsel mülakat olarak tasarlanan veri edinim yöntemi için UTAUT modelli temelinde uzman görüşleri alınarak açık uçlu sorular oluşturulmuş, 26 hasta, 20 hemşire ve 23 doktor ile mülakat gerçekleştirilmiştir. Çalışmanın sonuçlarına göre, teletıp cihazlarının hastalar, doktorlar ve hemşireler tarafından benimsendiğini ve kullanımının yaygınlaştırılması için çaba harcanması gerektiğini göstermektedir. Teletıp cihazlarına yönelik kaygıların mahremiyet, etik ve hukuksal kaygılar, hata payı, radyasyon ve uyum sağlama olduğu görülmektedir. Cihazların kullanımının kolaylaştırılması, bakımının kolaylaştırılması ve akıllı saat gibi giyilebilir cihazların geliştirilmesi konularında çalışmalar yapılması önerilmektedir. Ayrıca, Web/mobil platformlarda yer alan özet bilginin önemi bu çalışma ile ortaya konmuştur.

Teletıp
Hakan Saltan
Sakarya University · Institute of Business Administration
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Bilişim teknolojisi çalışanlarının siber hijyen davranış niyetini etkileyen faktörlerin belirlenmesi: Bir model önerisi ve ampirik test

Organizasyonlar kritik öneme sahip dijital varlıklarını, iş performansına ve kurum itibarına ciddi zararlar veren siber saldırılardan korumak zorundadır. Siber saldırıların amacı zaman içinde değişmemiştir ancak yapay zekâ tekniklerinin kullanımının artmasıyla saldırı yöntemlerinde ciddi bir değişim yaşanmaktadır. Siber saldırılardan korunma teknolojik yöntemlere yatırım yaparak olduğu gibi aynı zamanda insan sermayesine yatırım yaparak da olabilmektedir. İnsan odaklı önlemler alınmadan sadece teknik/teknolojik önlemler siber saldırılarla baş etmede yetersiz kalacaktır. Çünkü herhangi bir sistem ağının güvenliğinde en zayıf halka insan unsurudur. Organizasyonların en önemli insan unsuru ise çalışanlarıdır. Çalışanlar kasıtlı olarak veya ihmal yoluyla bilgi güvenliği açısından büyük bir tehdit oluşturmaktadır. Çalışanların zayıf bilgi güvenliği davranışları bu alandaki ana sorundur. BT çalışanları ise diğer çalışanlardan farklı olarak kurumun hassas bilgilerine erişme yetkileri vardır. Bununla bilikte uzaktan çalışanların işyeri ağından uzak olması nedeniyle siber saldırganlar için daha cazip bir kitledir. Günümüzde hem ekonomik hem konfor açısından avantajlı yeni çalışma düzenleri olan uzaktan ve hibrit çalışma birçok kurumda uygulanmaktadır. Özellikle BT çalışanlarının işlerinin uzaktan veya hibrit şeklinde çalışmaya yatkın olması sebebiyle hem kurumlar hem çalışanlar açısından sıklıkla tercih edilmektedir. Bu nedenle bu tez çalışması uzaktan veya hibrit şeklinde çalışan BT çalışanlarına odaklanmaktadır. Araştırma kapsamında, BT çalışanlarının siber hijyen davranışsal niyetini etkileyen faktörler koruma motivasyon teorisi, mantıklı eylem teorisi ve alışkanlıklar teorisi ekseninde incelenmektedir. LinkedIn platformu üzerinden toplanan 535 BT çalışanı katılımcı verisi SPSS 22.0 ve Smart-PLS 4.0 istatistiksel paket programları ile analiz edilmiştir. Araştırma sonuçlarına göre, algılanan güvenlik açığı haricinde KMT' nin tüm öğelerinin siber hijyen davranışını önemli ölçüde belirlediğini göstermektedir. Öznel normlar faktörünün uzaktan ve hibrit şeklinde çalışan BT uzmanlarının siber hijyenini etkilemediği bulunmuştur. Uzaktan çalışan BT uzmanlarının bilgi güvenliği politikalarına tutumunun siber hijyeni etkilemediği, hibrit şeklinde çalışan BT uzmanlarının bilgi güvenliği politikalarına tutumunun siber hijyeni etkilediği bulunmuştur. Güvenlik alışkanlıklarının ise uzaktan çalışanların siber hijyeni önemli derecede etkilediği, hibrit şeklinde çalışanların siber hijyenini etkilemediği bulunmuştur. Uzaktan ve hibrit şeklinde çalışma sisteminin gitgide daha yaygın hale geleceğinden araştırma sonuçları tüm kurumlar için önem arz etmektedir. Ayrıca, araştırma sonuçlarının, politika yapıcılara ve yöneticilere kurumsal güvenlik politikalarına uyumu kolaylaştırmak için uzaktan veya hibrit şeklinde çalışan BT uzmanlarının siber hijyenini iyileştirmeye yönelik öneriler sunarak bir rehber olacağı düşünülmektedir.

Tuğçe Karayel
Sakarya University · Institute of Business Administration
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Sap platformunda Gui ve Fiori arayüzlerinin karşılaştırılması: Borusan cat örneği

Vural, Çolak, S. (2023). SAP platformunda Gui ve Fiori arayüzlerinin karşılaştırılması: Borusan CAT örneği (Yayımlanmamış yüksek lisans tezi). Sakarya Üniversitesi. Bu çalışmanın temel amacı SAP platformunda Gui ve Fiori arayüzlerinin karşılaştırılmasını sağlayarak kullanıcıların SAP Gui ve Fiori arayüz için tercihlerini araştırarak SAP Fiori'ye geçmeyi düşünen firmalar için yol gösterici olmaktır. Ayrıca SAP arayüz geliştiricileri için de bu çalışma, yeni arayüz geliştirme işlemleri için yardımcı çıktılar sağlayabilir. SAP arayüzü devletler tercih edilen iş programı olup ciro olarak dördüncü yazılım işletmesidir. 190'dan fazla ülkede bulunmakta ve 300 binden fazla işletme tarafından kullanılmakta olup Türkiye'de 500 büyük şirketin 200'den fazlası SAP arayüzünü kullanmaktadır. SAP stardart grafik kullanıcı arayüz SAP Gui'den yeni arayüzü olarak piyasaya sürülen SAP Fiori'ye geçiş aşamasındadır. Yapılan araştırmalarda SAP Gui ile SAP Fiori'nin ayrı ayrı araştırılması görülmüştür fakat bilimsel literatür araştırmasında bir karşılaştırmaya rastlanılmamıştır. Ayrıca yapılan araştırmalarda Türkçe kaynak yok denecek kadar azdır. Yaptığımız bu çalışma ile literatüre Türkçe kaynak kazandırmak ve literatürde olmayan bilimsel SAP Gui ile SAP Fiori karşılaştırmasını literatüre kazandırmak hedeflenmektedir. Yapacağınız bu çalışma aynı zamanda kurumsal kaynak planlamasına ait arayüz tasarımlarında eksik yönleri ortaya çıkararak geliştirmeler için bilimsel analiz çalışması olacaktır. Çalışma kapsamında SAP Gui ve Sap Fiori arayüz tasarım ilkelerine göre karşılaştırma yapılmıştır. ''Borusan Makine ve Güç Sistemleri San. ve Tic. AŞ''de, dijital teknolojiler departmanında çalışan 60 uzmana anket uygulanarak analitik hiyerarşi süreci metodu ile arayüz seçimi yapılmıştır. SAP Gui ve SAP Fiori arayüzü sadece Larry Constantine ve Lucy Lockwood'ın (1999), altı tasarım ilkesine göre karşılaştırılmıştır. Teknik yönden inceleme yapılmamıştır. Ayrıca maliyet açısından da inceleme yapılmamıştır. Çalışmada elde edilen bulgulara bakıldığında, arayüzü seçiminde yapı kriter öneminin 32 puanla birinci sırada olduğu tespit edilmiştir. 22 puan alan sadelik kriteri önem sırasına göre ikinci olarak yer almıştır. Görünürlük, geri bildirim ve yeniden kullanım kriterleri birbirleriyle eşit oranda olup önem sırasına göre 13 puanla üçüncü olarak belirlenmiştir. Tolerans kriteri ise 7 puanla önem sırasının en altında bulunmaktadır. Yapılan hesaplamalar sonucunda, alternatifler puanlanmıştır. Puanlamaya göre SAP Gui 53,21 puan alırken, SAP Fiori 49,79 puan almıştır. Buradan yola çıkarak SAP Gui ve SAP Fiori arayüzleri karşılaştırıldığında, uzmanlara yapılan anketlere göre, SAP Gui arayüzünün tercih edildiği görülmüştür. Bu durum kullanıcıların SAP Gui arayüzüne daha fazla aşina olduklarından dolayı kaynaklanmış olabilir. Bu çalışmanın ana kriterlerine alt kriterler eklenerek çalışmanın kapsamı genişletilebilir. Ayrıca çalışma farklı şirketlere uygulanarak şirketler arası sonuçlar karşılaştırılabilir. Anahtar Kelimeler: KKP, AHP, SAP, SAP Gui, SAP Fiori

Senem Vural Çolak
Sakarya University · Institute of Business Administration
2024
00
DoctorateOpen AccessEN

Ontology driven, artificial intelligence based career planning system for individuals

With rapid technological advancements and evolving job market requirements, individual career planning has become increasingly challenging. IT professionals, career changing individuals, and NEET (Not in Employment, Education, or Training) individuals often lack the resources for effective career development and lifelong learning. This thesis proposes the development of an AI-based career planning system that leverages data science and machine learning to provide personalized career guidance. The main research problem addressed in this thesis is "How does an artificial intelligence-based career planning system, utilizing ontology, data science, and machine learning techniques, affect the career development and job alignment of information technology professionals, career changers, and NEET individuals?" The thesis employs a Design Science Research (DSR) methodology, focusing on the creation and evaluation of innovative artifacts to solve practical problems. The research follows the CRISP-DM model for data mining, encompassing phases such as business understanding, data understanding, data preparation, modeling, evaluation, and deployment. The primary data source consists of career profiles from Professional Social Media Platforms (PSMPs). Key components include an ontology-driven conceptual model utilizing Unified Foundational Ontology (UFO) and OntoUML for accurate representation of career-related data, machine learning models to calculate job fit scores and generate skill improvement recommendations, and a functional prototype to validate the system's feasibility and functionality, focusing on IT sector positions. This thesis provides a significant contribution to the field of career planning by developing an AI-based system that addresses the dynamic needs of the labor market. It emphasizes the importance of personalized career guidance and lifelong learning, particularly for individuals in the IT sector and those seeking career transitions or re-entry into the workforce. The proposed system aligns with Turkey's strategic goals for developing a qualified workforce and supporting national initiatives in lifelong learning and human resource development. It also sets a foundation for future research and development in AI-based career planning systems.

Bahadır Aktaş
Sakarya University · Institute of Business Administration
2024
00
Master'sOpen AccessTR

COVİD-19 pandemisinin proje yönetim metotlarının işleyişine olan etkisinin araştırılması

Bu tez çalışmasında, COVID-19 pandemisinin Agile ve Waterfall proje yönetim metodlarının işleyişine olan etkileri incelenmiştir. Çalışma, IT sektöründeki çalışanlar arasında yapılan anketlerle elde edilen verilerin SPSS programı kullanılarak analiz edilmesi üzerine odaklanmıştır. Araştırmanın amacı, Agile ve Waterfall metodolojilerini kullandığını iddia eden bireylerin, bu metodolojilere ne ölçüde sadık kaldıklarını belirlemek ve uygulamalarındaki tutarsızlıkları ortaya koymaktır. Tezin teorik kısmında, Agile ve Waterfall metodolojilerinin temel prensipleri, avantajları ve dezavantajları ayrıntılı olarak ele alınmıştır. Ayrıca, bu iki metodolojinin proje yönetimi süreçlerindeki uygulamaları ve etkinlikleri karşılaştırılmıştır. Araştırmanın ampirik kısmında ise, IT sektöründe çalışan profesyonellere yönelik bir anket uygulanmış ve elde edilen veriler istatistiksel olarak analiz edilmiştir. Analiz sonuçları, Agile metodolojisinin esneklik, hızlı adaptasyon ve müşteri odaklılık açısından daha avantajlı olduğunu, ancak Waterfall metodolojisinin daha net bir yapı ve daha belirli süreçler sunduğunu göstermektedir. Ayrıca, araştırma bulguları, firmaların genellikle hibrit modeller kullanarak her iki metodolojinin avantajlarından faydalandığını ortaya koymuştur. Sonuç olarak, bu tez çalışması, Agile ve Waterfall metodolojilerinin kurumsal firmalardaki uygulamalarına dair önemli bulgular sunmakta ve proje yönetiminde en uygun metodolojinin seçilmesi konusunda değerli bilgiler sağlamaktadır. Bu çalışmanın, proje yönetimi alanında çalışan profesyoneller ve akademisyenler için faydalı bir kaynak olacağı düşünülmektedir.

Uğur Azaklı
Sakarya University · Institute of Business Administration
2024
00
DoctorateOpen AccessTR

Çevre kontrollü dikey tarım için karar destek sistemi geliştirilmesi: Hibrit Afrika Menekşesi örneği

Geleneksel tarım uygulamaları, artan küresel nüfus, değişen iklim ve kaynak kıtlığı gibi birçok zorlukla karşı karşıyadır. Kuraklık, seller ve öngörülemeyen hava koşulları hasatları tehdit ederken, değerli toprak aşınır, haşereler ve hastalıklar mahsullere zarar verir. Bu kritik noktada, tarımsal üretimde devrim niteliğinde bir yaklaşım ortaya çıkmıştır: Çevre Kontrollü Tarım (ÇKT). ÇKT, geleneksel sera yetiştiriciliği kavramının ötesine geçerek bitki büyümesi için sadece kapalı bir ortama geçişi değil, aynı zamanda optimum fotosentez için güneşin spektrumunu taklit eden hassas bir şekilde kalibre edilmiş LED aydınlatma ile bitkilere hayat veren bir yaklaşımdır. ÇKT sistemlerinde sıcaklık ve nem titizlikle dengelenerek ideal yetiştirme koşulları taklit edilir. Gelişmiş sulama sistemleri su ve besin maddelerini doğrudan köklere ulaştırarak kaynak israfını ortadan kaldırır ve verimliliği en üst düzeye çıkarır. Sensörler ortamdaki bütün büyüme parametrelerini sürekli izleyerek çiftçilerin veya üreticilerin her bir ürün için üretim ve yetiştirme koşullarına ince ayar yapmasına olanak tanır. Bu kontrol seviyesi, ÇKT'yi 21. yüzyılda gıda güvenliğini, verimliliği ve sürdürülebilirliği sağlamak için güçlü bir araca dönüştürür. ÇKT yalnızca gıda ürünleri üretiminde değil aynı zamanda yüksek katma değerli süs bitkileri üretiminde de uygulanabilir teknikler sunmaktadır. Bu çalışmada Hibrit Afrika menekşelerini yıl boyunca yetiştirmek için titizlikle kontrol edilen bir kapalı alan sunularak, bitkilerin canlılıklarını ve sağlıklarını en üst düzeye çıkaran dönüştürücü bir çözüm önerisi sunulmuştur. Çalışma aynı zamanda süs bitkisi üretiminde karar vericilerin hızlı ve doğru karar almalarına yardımcı olabilecek, hataları, kayıpları ve maliyetleri minimize edebilecek ve karlılığı artırabilecek yapay zekâ, makine öğrenmesi, görüntü işleme ve uzman görüşü temelli bir karar destek sistemi modeli önerilmiştir. Bu sistem düşük ölçekli bir pilot çalışma olarak ele alındığında, sistemin büyük ölçekli projeler veya tesislere de uygulanabilir olacağı öngörülmektedir. Çalışmadan elde edilen "know-how" gerek kapalı gerekse açık alanda yapılacak farklı bitki kültürü yetiştiriciliğinde de karar vericilere bitki yetiştiriciliğinde hızlı ve doğru karar alma konularında destek olabilecek ve ufuk açabilecek temel çalışmaları içermektedir. Çalışmamızın sonucunda geliştirdiğimiz karar destek sistemi denemeye dahil edilen bitkilerde erken çiçeklenme, gelişim eksikliği, kök çürüklüğü gibi kritik büyüme semptomları tespit etmiştir. Bu sayede gerekli izolasyon veya ilaçlama tedbirleri alınarak diğer bitkilerdeki kayıplar önlenmiştir. Ayrıca çeşide özel veri tabanı oluşturularak ilerde yapılacak üretim çalışmaları için yetiştiricilere referans olacak bilgiler sağlanmıştır.

Hamid Asım Çökren
Sakarya University · Institute of Business Administration
2024
00
Master'sOpen AccessEN

The impact of perceived organizational justice and job satisfaction on cyberslacking: An empirical research in municipalities in central Adana

The history of justice took its roots from Ancient Greece and has been discussed since then. In time, the concept of justice has been adapted to different areas of life with various meanings. According to management science, the concept of justice refers to the sense of equity among employees, which is shaped by reward, wage, and disciplinary regulations. Within the framework of the Equity Theory, it is asserted that if employees feel a sense of inequity, their organizational justice perceptions and job satisfaction will be affected negatively. As a result, these undesired consequences have the potential to cause counter-productive work behaviors. In this respect, cyberslacking, which has become one of the contemporary problems of the digital technology era, and defined as the use of the internet for non-work-related purposes during working hours, is considered as one of the counter-productive work behaviors. Despite the fact that cyberslacking is held responsible for time-wasting at work, it may cost employers more. For instance; legal issues, productivity slowdown, inefficient use of internet sources of the organization can cause trouble for employers. Therefore, it is important to understand the concepts that leads to cyberslacking behavior. In this line, the purpose of the study is to examine the effect of perceived organizational justice and job satisfaction levels of municipal employees on their cyberslacking behaviors.In order to examine the relationship among the variables, a quantitative-based cross-sectional design was followed. Data was gathered by survey method from municipal employees in central Adana. 211 participants' survey forms were deemed appropriate. Then, the data were analyzed, necessary evaluations were made to ensure the validity and reliability of the scales used in the survey form, and the relationships between the concepts were tested. The results of the analyzes showed that cyberslacking consists of two dimensions, namely social-informational and recreational-informational. When the relationship between the variables in the research model was examined, it was found that perceived organizational justice and job satisfaction levels of employees have a negative and moderate-level significant impact on social-interactional and recreational-informational slacking behaviors. Both in public and private institutions, intentional or unintentional work practices have the potential to cause the perception of injustice and job dissatisfaction. These conditions may lead employees to engage in cyberslacking behaviors. In this context, recommendations were presented for municipal authorities and future researches.

CyberloafingJob satisfaction
Emel Berkem Sığırcıkoğlu
Adana Alparslan Türkeş University of Science and Technology · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessEN

The evaluation of Turkish textiles and ready made sector as of today

Textiles has been a fundamental necessity of human beings for protection. As society developed, city populations grew, and urban life style is accepted. The classical hand power and home production was converted into huge tailor workshops. With the introduction of steam power, electricity and mechanization industrial production started. Especially during the first world war the necessities of military created a big demand. After the second world war, the long peace and reconstruction, and economical welfare period, fashion, design, colors, and innovation became dominant. International trade started to be more and more and exchange of products showed a large share in trade. Especially after 2005 free trade and unristricted quota levels, with enterance of China and far eastern countries textiles and ready made markets became a new different arena. Turkey has been a traditional homeland for silk, wool, cotton, carpet and textile production. Especially after 1980 the export based strategic development plan of Turkey, textiles and ready mades production reached up to 50 billion us dollars where about 70 % is exported. After 2005 the competitors started to develop their production and export capacity faster than Turkey. This study analyzes the outcomes and reasons of the implementations of Turkey, using Michael Porters DIAMOND model, in relation with historical back ground and in relation to management and organization, rules and regulations of state. The conclusion of this study is that, with a valuable accumulation of culture and expertise, with experience in very competitive markets; Turkey should keep these industries and support strongly for employment, foreign currency gain, tax and social comfort.

TextileTextile industryTextile factories+3
Mustafa Tarık Bozbey
Adana Alparslan Türkeş University of Science and Technology · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessEN

Development of entrepreneurship education plan in the light of international standards and national needs

Entrepreneurship activities have become one of the factors that have the greatest impact on the economic well-being of individuals and countries in today's global competitive environment, whose dimensions are constantly evolving. Many entrepreneurship activities have started to emerge in different parts of the world and in different sectors, especially with the effect of developing communication technologies and globalization. As a natural result of these developments, entrepreneurship has begun to be seen as a tool that every country supports intensively in order to achieve sustainable economic prosperity. Although entrepreneurship is one of the most frequently emphasized economic elements of today, it is possible to talk about a great need for the reproduction of successful and sustainable entrepreneurship examples through the correct guidance of individuals who can be qualified as entrepreneurs. At this point, planning an entrepreneurship education that focuses on the right points, is satisfactory in content, and includes practice as well as theory gains critical importance In this study, it is aimed to present an entrepreneurship education proposal that can meet local and international needs. For this purpose, interviews were held with trainers who provide training in the field of entrepreneurship and people who have received training in this field before.As a result of the study, it has been determined that there is a need for an innovative education plan that combines theory and practice in the entrepreneurship ecosystem. In addition, it is important that this training plan has a structure that plans the pre-training and post-training processes in a balanced way and includes individuals who have experience in entrepreneurship in their education processes. Keywords: Entrepreneur, Entrepreneurship, Entrepreneurship Training

Selahattin Ciritci
Adana Alparslan Türkeş University of Science and Technology · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessEN

An examination of intergenerational organizational commitment, job satisfaction, and cynicism attitudes: a research in the energy sector

The concept of generation is a concept that has always existed in management. A generation is a group of people born in nearly the same year and who share the conditions and characteristics of the period in which they lived. In today's business world, we see many generations working together. Problems or harmony that will arise from the work of these generations together will affect the entire organizational structure. In this study, the relationship between organizational commitment, job satisfaction, and organizational cynicism was investigated at the level of differences between X, Y, and Z generations. Our research; was carried out in private sector organizations of different sizes and structures in Adana. The data we obtained in the study were collected face-to-face using the survey method and 369 usable questionnaires were obtained. In the context of the organizational commitment scale, the three-component (emotional, continuance, and normative) commitment scale developed by Allen and Meyer in 1990 was used for the participants in the research. In the context of job satisfaction; Minnesota Job Satisfaction Scale was used. Finally, the "Organizational Cynicism Scale" (1999) developed by Brandes et al., adapted to Turkish by Kalağan (2009), was used to measure the level of organizational cynicism. As a result of the study's data being analyzed; when the results of the Z generation are examined, it is seen that there is a positive and significant (0.526) relationship between organizational commitment and job satisfaction, a negative and significant (-0.509) relationship between organizational commitment and organizational cynicism, and a negative and significant (-0.655) relationship between job satisfaction and organizational cynicism. has been observed. When the results of the Y generation are examined, it is seen that there is a positive and significant (0.581) relationship between organizational commitment and job satisfaction, a negative and significant (-0,371) relationship between organizational commitment and organizational cynicism, and a negative and significant (-0,452) relationship between job satisfaction and organizational cynicism. has been observed. When the results of the X generation are examined, it is found that there is a positive and significant (0.589) relationship between organizational commitment and job satisfaction, a negative and significant (-0.344) relationship between organizational commitment and organizational cynicism, and a negative and significant (-0.651) relationship between job satisfaction and organizational cynicism. has been observed.

GenerationsCynicismGeneration X+4
Olcay Umut Sevdi
Adana Alparslan Türkeş University of Science and Technology · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessEN

A literature review on discrimination at work:Mobbing, glass ceiling, sexual harassment

ABSTRACT A LITERATURE REVIEW ON DISCRIMINATION AT WORK: MOBBING, GLASS CEILING, SEXUAL HARASSMENT Yeşim ELBİR Department of Management Information Systems Supervisor: Prof. Dr. Ahmet Fazıl ÖZSOYLU September 2022, 138 pages As a universal issue, discrimination has been discussed, researched, and tried to be prevented for a long duration of time. There is a lot of work and research on the concept of discrimination. This issue is extremely important and worth researching in business life. In this study, gender discrimination, which is one of the most important sub-headings of discrimination, has been examined. It is sufficient to examine the published reports of gender discrimination to explain why this issue is important. According to the Global Gender Gap Report published by the World Economic Forum in 2022, Turkey ranks 124th among a total of 146 countries. According to these data, Turkey is not very successful in gender equality. Equality approaches to individuals' gender roles are indicators of development. Therefore, solutions should be sought in this regard. Identifying the problem is very important for the solution. Identify how and why discrimination occurs and then focus on solving the problem. The aim of this study is to define the concept of gender discrimination and to deal with undesirable behaviors in business life on the basis of gender discrimination. In addition, the most cited studies on gender discrimination, mobbing, glass ceiling, and sexual harassment were selected in the study. While conducting the study, a literature review was conducted by giving priority to the studies carried out in the health, education, tourism, and service sectors related to foreign, domestic, Middle Eastern, Asian, and African countries. In the first part of this study, the concepts of sex and gender, gender equality, inequality, and discrimination were examined to make the subject of discrimination more understandable and explanatory. In the second part, theoretical approaches related to gender roles and theoretical approaches related to gender discrimination are included. In the third part, under the title of gender discrimination, the concepts of mobbing, glass ceiling, bullying, and sexual harassment, which are among the undesirable behaviors in business life, are discussed comprehensively. In the fourth part, a broad literature review of undesirable behavior was made. The literature review was carried out by examining the studies conducted from the first emergence of the concepts to date, taking into account the studies in specific industries. In the last part, a general evaluation was made on the subject, guided by the information obtained from the broad literature review. According to the results of this study, the existence of discrimination and gender inequality in many different countries, in different sectors, and at various levels has been clearly demonstrated. The concept of discrimination is a very common and familiar topic for the business world. It has been clearly demonstrated that female employees are exposed to more discrimination than male employees. The importance of this issue should be realized and necessary studies should be carried out for its solutions. Keywords: discrimination, glass ceiling, mobbing, sexual harassment

DiscriminationGlass ceiling syndromeSexual harassment+1
Yeşim Elbir
Adana Alparslan Türkeş University of Science and Technology · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessEN

An examination of intellectual capital for information technology firms in Turkey

The aim of this thesis is to study the coefficient of intellectual capital of the information technology and telecommunication firms listed on Borsa Istanbul between 2002 and 2021 and to explore how this coefficient has evolved during the Covid-19 period. The coefficient of intellectual capital is calculated for these firms using the market-to-book ratio (MV /BV) and Tobin's Q ratio. The results show that the coefficient of intellectual capital for these companies is generally low before the pandemic, while this coefficient continues to decrease during the pandemic. It can also be observed that the value of intellectual capital is quite heterogeneous for the firms considered in this study. This thesis is expected to contribute to the related literature in determining the intellectual capital of information technology and telecommunications firms. It is also expected to contribute to the literature on the impact of the pandemic period on the intellectual capital of these firms.

Büşra Doruk
Adana Alparslan Türkeş University of Science and Technology · Institute of Graduate Studies
2023
00
Master'sOpen AccessEN

The relationship between knowledge sharing and social status among MMORPG players from social identity perspective

There are many studies examining the relationship between knowledge sharing and social status (Hew & Hara, 2007; Kankanhalli et al., 2005; Majewski et al., 2011; Park et al., 2017; Wasko & Faraj, 2005). However, there is no research that examines the relationship between these two variables among massively multiplayer online role-playing game players in Turkey, where high power distance is dominant. In order to examine the relationships between knowledge sharing, social status and clan culture, a questionnaire containing 19 questions was administered to 440 players of MMORPGs named "Black Desert Online" and "Knight Online". What makes this research important is that these games, called MMORPGs, are characterized by clan culture (Ang & Zaphiris, 2010; Белозеров, 2015). In this way, the knowledge sharing and social status relations of the players both among each other and within the clan were analyzed. The status variable was measured in terms of total playing time, clan title and the value of items in the game. Knowledge sharing was analyzed in two dimensions: general and technical knowledge. According to the results of the study, leaders with a higher title in the clan share more knowledge, but there is no relationship between knowledge sharing and playing time. While a new player who joins a clan is expected to share more knowledge in order to increase his/her status (Hsu & Lin, 2008), it was observed that they could not share knowledge because they did not have enough knowledge and had to stay in the receiver role. As a result of the research, it was found that those with low income in the game share less knowledge. At the same time, no relationship was found between general and technical knowledge sharing regardless of status. Research findings show that general knowledge is shared more than technical knowledge that requires specialization.

Onurkan Canoğulları
Adana Alparslan Türkeş University of Science and Technology · Institute of Graduate Studies in Science
2023
00
Master'sOpen AccessEN

Evaluation of digital competencies and transformational leadership of school managers :The case of Adana

This study aims to examine the digital competencies and transformational leadership of school managers. Analyses were conducted to investigate potential differences in digital competence levels among school managers based on demographic variables such as gender, age, duration of administration, and school type. The study investigated the potential relationship between the transformational leadership characteristics of school managers and their digital competencies.The study was conducted using the relational survey method, which is one of the quantitative research methods. The study sample comprised 395 school managers working in public schools under the Ministry of National Education in Adana province in the 2022-2023 academic year. The study used a 5-point Likert-type scale consisting of the Teacher Digital Competence Scale developed by GümüĢ (2021) in the first part, the Transformational Leadership Scale developed by Berger, Romeo, Guardia, Baldó, & Soria (2012) in the second part, and a personal information form contsisting demographic information of the participants in the last part. Data were collected using a convenience sampling method and analyzed with the SPSS 26 Package Program. The scales underwent validity and reliability analyses, and the Kolmogorov-Smirnov test was used to determine normal distribution of the data. As the data did not show normal distribution, nonparametric tests such as Mann-Whitney U and Kruskal Wallis were used to analyze the hypotheses. The Spearman correlation test was used for the determination of the relationship between digital competence and transformational leadership.As a result of the research, there was no differentiation in the digital competence levels of school managers according to gender, district of working, educational status and administrative roles of managers. However, it was seen that there was a significant difference in the digital competence levels of school managers according to age, school type, duration of administration and branch variables. A positive, medium and significant relationship was found between the transformational leadership levels of managers and their digital competence levels.

Abdurrahman Ersoy
Adana Alparslan Türkeş University of Science and Technology · Institute of Graduate Studies
2024
00
Master'sOpen AccessEN

Exploring clothing store-related variables influencing impulse buying behaivor

This thesis investigates the influence of clothing store-related variables on impulse buying behaviors in clothing stores. Visual merchandising, encompassing strategic product displays, plays a pivotal role in attracting customers and enhancing store aesthetics. The study focuses on elements such as window displays, mannequin presentations, floor design, promotional displays, color, lighting, store layout, scent, music, variety, sales promotions, hedonic motivation, and spontaneous shopping, and their impact on impulsive buying behavior. Data was gathered from 400 respondents through a structured questionnaire covering demographic details and specific visual merchandising factors. Exploratory Factor Analysis (EFA) was employed to ensure the validity of the instrument, and reliability was assessed using Cronbach's Alpha. Findings indicate that all visual merchandising elements positively affect impulsive buying, with promotional displays and mannequin presentations having the most significant impact. The correlation analysis demonstrated strong interrelationships among the visual merchandising factors, highlighting their collective role in enhancing the shopping environment. The study also examined demographic differences in the perception of visual merchandising, revealing significant variations based on gender, age, income, education level, and occupation. These findings suggest that retailers should tailor their visual merchandising strategies to different demographic segments to optimize their effectiveness. This research provides valuable insights for retailers seeking to refine their visual merchandising strategies to attract customers and boost sales. Future studies could explore broader geographic areas, delve into the psychological aspects of impulsive buying, and investigate the potential of new technologies in visual merchandising. Keywords: Visual Merchandising, Impulsive Buying, Customer Behavior.

Visual merchandisingStore athmosphereCustomer behavior
Meriç Can Ant
Adana Alparslan Türkeş University of Science and Technology · Institute of Graduate Studies
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Elektronik belge yönetim sisteminin genişletilmiş teknoloji kabul modeli temelinde benimsenmesi: Sakarya Üniversitesi örneği

Günümüzde bilgi teknolojilerinin yaratmış olduğu etki, yaşamın her alanında görülebilmektedir. Kar amacı gütmeyen kamu kurum ve kuruluşlarının da verdikleri hizmet kalitesini yükseltmeye yönelik olarak bu teknolojiden yararlanması bir gereklilik olarak karşımıza çıkmaktadır. Kamu kurumları, kendi iç işleyişleri ve verdikleri hizmetler ile ilgili süreçleri, yazılı olarak belirli bir formatta saklamak zorundadırlar. Bilgi teknolojilerinin iş süreçlerine dahil olmasından çok daha önceleri belgeler kanunla belirlenmiş belli bir formatta fiziksel olarak saklanmaktaydı. Fakat günümüzde ise birçok kamu kurumu iş süreçlerini elektronik ortama geçirmiş ve kendi iç ve dış iletişimlerini web tabanlı olarak yine belli bir standart dahilinde hem oluşturmakta hem de saklamaktadır. Bu şekilde kullanılan uygulamalara Elektronik Belge Yönetim Sistemi (EBYS) denmektedir. Ülkemizde EBYS'lerin yeni yeni kullanmaya başlanmasından dolayı EBYS ve kullanıcı etkileşimlerine dair çalışmaların sayısı oldukça az durumdadır. Bir organizasyondaki yeni bir teknolojik uygulamanın getirdiği değişimler, bu uygulamayı kullanan kişiler üzerinde olumlu veya olumsuz birtakım etkilere neden olmaktadır. Literatürde bu ilişkileri açıklamak adına teknoloji kabul modelleri geliştirilmiştir. Bu çalışmada, Sakarya Üniversitesi akademik ve idari personelinin, EBYS'yi kullanım düzeyleri, tecrübeleri, kullanım niyetleri ve benimsemeleri, genişletilmiş teknoloji kabul modeli temelinde incelenmiştir. Bu doğrultuda personelin EBYS'yi benimseme düzeyinin ölçülmesi amaçlanmış, bu amacı yerine getirebilmek için, teknoloji kabulüne dair oluşturulan ölçekler incelenmiş, kurumsal düzeyde ölçüme uygun olacak ifadelere karar verilerek akademik ve idari personelin EBYS'yi benimseme ve kullanım düzeyleri ölçülmüştür. Yapılan değerlendirmeler sonucunda personelin EBYS'yi benimseme ve kullanımına etki eden en önemli faktörün uygulamaya dair algıladıkları fayda olduğu görülmüştür. Cinsiyet ile EBYS kullanımı arasında herhangi bir ilişki bulunamamıştır. Akademik personelin, EBYS'yi daha kolay kullandığı, daha tecrübeli olduğu ve kullanım konusunda daha niyetli olduğu görülmüştür. Eğitim seviyesinin arttıkça EBYS kullanımının daha kolaylaştığı görülmüştür. 25-34 yaş grubuna ait personel ise EBYS kullanımında daha deneyimli ve yaptıkları işleri EBYS ile ilgili olarak görmektedir. İşle ilgililiğin algıanan fayda üzerinde, deneyimin algılanan kullanım kolaylığı üzerinde, algılanan fayda ve algılanan kullanım kolaylığınının ise niyet üzerinde pozitif etkisi olduğu tespit edilmiştir. Çalışma bir bütün olarak değerlendirildiğinde, personelin EBYS'ye yönelik tutum ve düşüncelerinin EBYS kullanımı üzerinde anlamlı bir etkisinin var olduğu söylenebilir.

Elektronik belgeElektronik belge yönetimiTeknoloji kabul ve kullanım modeli+2
Mehmet Oytun Cibaroğlu
Sakarya University · Institute of Business Administration
2018
00
DoctorateOpen AccessEN

Critical success factors of big data projects: A model proposal and empirical test

The explosion of data being captured and stored in information systems has created a new area of challenges and opportunities for information technology (IT) professionals. While substantial efforts have been made towards algorithms and technologies that are used to perform these analytics, comparatively there has been limited empirical research on Critical Success Factors (CSFs) that relate to Big Data projects. The lack of critical success factor sources can doom an IS project to a certain failure. This research promises to help organizations to identify factors that impact success – as perceived by practitioners and professionals – on Big Data projects. The main purpose of this research is to build on the current diverse literature around Big Data by contributing discussion and data that allow common agreement on factors that influence successful Big Data projects. The research also validates the CSF scale and theoretical CSF model statistically. While individual and technical factors have been explored as they relate to Big Data success, there is a gap in the literature in determining the critical factors in the light of the views of Big Data experts. Even though critical success factors have been discussed previously as being related to IS success, it has not been associated with Big Data project success. The most complete information regarding the CSFs for Big Data projects can be received from Big Data professionals within those departments that have been involved in Big Data projects. Accordingly, this study is conducted with 17 Big Data experts in earlier Delphi Study and 827 Big Data professionals in large scale survey administration. At the end of the study, five CSFs emerged in addition to a statistically reliable and valid CSF measurement scale and a relational research model that is tested and validated. This research is exploratory in nature. The best approach for such a study was mixed methods utilizing Constructivist Grounded Theory. Grounded theory allows the researcher to begin with the question, collect data, examine ideas and concepts, extract and categorize that data to use it to form the basis of a new theory. This new theory can then be applied and tested statistically. To successfully accomplish this, the approach for the study was fragmented into a three-part mixed methods study. A qualitative section utilizing semi-structured interviews and Delphi study with experts in the field followed by a quantitative section to test relationships between core concepts derived from the qualitative section.

Big dataCritical success factorsScale development
Naciye Güliz Uğur
Sakarya University · Institute of Business Administration
2018
00
Master'sOpen AccessTR

E-devlet portallarının kullanılabilirlik açısından karşılaştırılması: Türkiye, Azerbaycan, Rusya, Kazakistan, Gürcistan, Ukrayna, Moldova, Letonya, Litvanya örnekleri

Teknolojinin sunduğu imkanlar, işletmelerin iş süreçlerinin geliştirilmesine, zaman ve işgücü tasarrufu sağlanmasına, müşterilere daha kaliteli hizmet verilmesine yardımcı olmuştur. İşletmeler gibi kamu kurum ve kuruluşları da iş süreçlerinin iyileştirilmesi yönünde yeni teknolojiler uygulayarak hizmetlerini kullanan kitleye daha kaliteli hizmet vermek için çalışmalar yapmaya başlamıştır. Bu kapsamda, dünya ülkelerinde kamu ve bazı özel kuruluşların hizmetlerine kullanıcıların tek adresten ulaşabilmesi için e-devlet portalları hizmete sunulmuştur. E-Devlet, verilen hizmetlerin elektronik ortamda sunulması, hizmetlerin kaliteli, hızlı, kesintisiz ve güvenli bir şekilde ulaşımı olarak tanımlanıyor. Bu çalışma kapsamında, seçilen ülkelerin (Türkiye, Azerbaycan, Rusya, Kazakistan, Gürcistan, Ukrayna, Moldova, Letonya, Litvanya) e-devlet portallarının, literatürde kabul gören bir kullanılabilirlik modelinde belirlenen 5 ölçüme; gezinilebilirliğe, okunulabilirliğe, yüklenme hızına, erişilebilirliğe, işlevsel performansa göre sınıflandırılmış göstergeler altında, her gösterge için farklı web analiz aracı kullanılmak kaydıyla kullanılabilirlik açısından karşılaştırılmaları yapılmıştır. Bu bağlamda, kullanılabilirlik testleri sonucunda, bu ülkelerin e-devlet portallarının birbirlerine göre üstün ve eksik yönleri ortaya konulmuştur. Böylece bu çalışma bulgularının, kullanıcı deneyimleri doğrultusunda e-devlet portallarının kullanılabilirliğinin artmasına, yeni özelliklerin eklenmesine ve mevcut sistemlerin iyileştirilmesine yönelik önemli katkı sağlayacağı düşünülmüştür.

AzerbaycanElektronik devletKamu hizmetleri+6
Kanan Naghızade
Sakarya University · Institute of Business Administration
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Elektronik ağızdan ağıza iletişimde ürün mü, satış hizmeti mi değerlendiriliyor? karşılaştırmalı bir analiz

İnternet teknolojilerinin ve Web 2.0 platformlarının gelişmesi ile popüler bir iletişim aracı haline gelen elektronik ağızdan ağıza iletişim (e-Wom) birçok tüketici tarafından önemli bir bilgi kaynağı haline gelmiştir. E-Wom tüketicilerin bilgi arama, değerlendirme ve satın almada karar verme davranışlarında güçlü bir etkisi vardır. Tüketici yorumları, tüketicilerin kişisel deneyimlerine dayanarak internet üzerinde ürettikleri ürün bilgileridir ve e-Wom'un en yaygın biçimlerinden birini oluşturur. Günümüzde birçok e-ticaret platformu, tüketicilere satın aldıkları ürün veya hizmetler hakkında deneyimlerini paylaşabilmesi için yorum yapma ve yıldız derecelendirmesi imkanı sağlamaktadır. Çevrimiçi kullanıcılar, kendilerine sunulan çevrimiçi değerlendirmeleri aracılığıyla, diğer kullanıcıların görüşlerine göre satın alma kararlarını gerçekleştirirler. Bu çalışmanın amacı, tüketim mallarına yönelik yorumların ürüne mi, ürünün satışı için sunulan hizmete mi yönelik olduğu sorusuna yanıt aramaktır. E-ticaret siteleri üzerinde yapılan tüketici yorumları ve derecelendirmeleri, bazı ürün grupları için ürünün ötesine geçebilmekte ve ürün satışı için sağlanan hizmete yönelik yorumların ortaya çıkmasına neden olmaktadır. Bazı ürün grupları içinse doğrudan ürünün özelliklerine ve kalitesine yönelik yorumların ortaya çıkmasına neden olmaktadır. Araştırmada ürün yorumları ve yıldız derecelendirmelerini analiz etmek adına metin madenciliği analizlerinden yararlanılacaktır. Elde edilen veri seti, WordStat® yazılımı aracılığıyla analiz edilerek yorumlanacaktır. Elde edilen sonuçlar neticesinde; spesifik ürün gruplarına yapılan yorumlarda, ürün ve ürünün satışı için sunulan hizmetlere yönelik yorumların ayrıştırılması adına yorum yapılan platformların geliştirilmesine katkı sağlanacaktır. Bu çalışmanın elde ettiği sonuçlar ile literatüre spesifik ürün gruplarının yorum değerlendirmeleri bağlamında, pratiğe ise kategorik yorum ve değerlendirme önerileri ile katkıda bulunacağı öngörülmektedir.

Ağızdan ağıza iletişimElektronik ağızdan ağıza iletişimElektronik ticaret+5
Ece Nur Çakar
Sakarya University · Institute of Business Administration
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Yönetim bilişim sistemleri bölümü mezunlarının sahip olması gereken bilgi, beceri ve yetkinlikler

Son yıllarda yaşanan gelişmelerle birlikte teknoloji çağının gereklilikleri ve giderek artan dünya nüfusu göz önünde bulundurulduğunda, iş gücünün farklılaşmasının ve donanımlı mezunların yetişmesinin, önemli hale geldiği görülmektedir. Donanımlı mezunların yetişmesinin, rakipleri arasında farklılığa sahip olmalarının ve sektörde güçlü pozisyonlarda yer almalarının, mezunların sahip oldukları yetkinliklerine bağlı olduğu görülmektedir. Sahip oldukları bilgiyi beceri ile birleştirip alanın tüm yetilerini karşılayabilmeleri ve iş yaşamının gerektirdiği yeterli olgunluğa erişebilmeleri gerekmektedir. Bu olgunluğa erişmeleri bir süreçtir ve yetkinlik olarak ifade edilmektedir. Bu çalışmada, Türkiye'deki Yönetim Bilişim Sistemleri (YBS) bölümü mezunlarının sahip olması gereken ve sektörde aranan bilgi, beceri ve yetkinliklerin tanımlanması amaçlanmıştır. Bu amaçla, YBS bölümünden mezun olmuş ve sektör çalışanı 272 mezuna anket uygulanmıştır. Çalışmada kullanılan anket YBS bölümü mezunlarının iş becerilerinin tanımlandığı Wilkerson (2012) kaynağından günümüze uyarlanmıştır. Ankette yer alan ifadeler literatür ışığında ve güncel teknoloji bilgisi doğrultusunda güncellenmiştir. Çalışmada nicel araştırma yöntemi kullanılmış, katılımcılar sahip oldukları yetkinlik düzeylerini 5'li likert tipi ölçek yapısında değerlendirmiştir. Yapılan anket sonucu değerlendirilen 53 ifadenin faktör yapısı incelemek için yapılan faktör analizi sonucunda yetkinlikler sosyal yetkinlik, yönetsel yetkinlik, temel teknik yetkinlik ve temel yetkinlik olmak üzere dört kategoride değerlendirilmiştir. Çalışmada elde edilen bulgular sonucu, mezunların sahip oldukları kişisel ve kişilerarası yetkinliklerini kapsayan sosyal yetkinlik düzeyleri diğer sahip oldukları yetkinliklerin ortalamalarından yüksek çıkmıştır. Yetkinlik ifadelerinden en önemli üç ifadenin sosyal yetkinlik türünde 1) kendisine verilen görevleri yerine getirme, 2) yeni beceri ve kavramları öğrenme, 3) başkalarını dinlemek olduğu görülmektedir. Hipotez testleri sonucunda; mezunların sahip oldukları teknik yetkinliklerinin; cinsiyet değişkenine, mevcut iş pozisyonlarında terfi etmelerine, sektör deneyim sürelerine, gelir seviyelerine ve mezun oldukları üniversiteye göre anlamlı bir şekilde farklılaştığı görülmüştür. Yönetsel yetkinlik düzeylerinin lisans ve yüksek lisans eğitim seviyelerine göre farklılık gösterdiği ve iş pozisyonunda terfi alanların yönetsel yetkinlik türünde daha yüksek ortalamaya sahip olduğu görülmüştür. Mezunların gelir seviyeleri ve deneyimleri arasında anlamlı bir ilişki olduğu görülmüş, staj deneyimine sahip olmalarının ve gelir seviyelerinin herhangi bir yetkinlik türü için farklılık göstermediği görülmüştür.

Akademik yetkinlikAlan becerileriBilgi düzeyi+7
Merve Vural
Sakarya University · Institute of Business Administration
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Orta öğretim kurumlarında disiplin kurulu işlemlerinin yürütülmesi amaçlı yazılım geliştirilmesi

Bu tez çalışmasının amacı ortaöğretim kurumlarında, disiplin iş ve işlemlerini yürütmek üzere model olabilecek bir sistem tasarımı yapmak ve yazılım geliştirmektir. Gelişen teknolojiyle beraber doğru bilgiye, doğru zamanda hızlı bir şekilde erişim sağlayabilmek birçok kurum için hayati önem arz etmektedir. Bir ülkenin gelişebilmesi için, genç nüfusunun eğitimi yadsınamaz bir faktördür. Dolaysıyla buradaki eğitim ve öğretimin sağlıklı bir ortamda sürdürülmesi ülkenin geleceği açısından çok önemlidir. Sınıf içi ve okulda sağlıklı bir disiplin anlayışıyla eğitim kalitesinin artabileceği bilinen bir gerçektir. Ortaöğretim kurumlarında disiplin olaylarının takibi, yönetmelik çerçevesinde önleyici ve caydırıcı tedbirlerin alınması uzun vadede ülke geleceğini olumlu yönde etkileyecektir. Yapılan literatür çalışmasında okullardaki disiplin üzerine bir çok çalışma yapılmakla beraber bu alanda disiplin iş ve işlemlerinin yürütülmesi için geliştirilmiş bir yazılıma rastlanmamıştır. Bu iş ve işlemlerin takibi çoğu okul tarafından bilişim teknolojilerinden yararlanılmaksınız eski yöntemlerle yürütülmektedir. Bu da hem zaman hem de enerji israfına yol açmaktadır. Tüm bunların yanısıra hızlı bir erişim sağlanamayan klasik bir arşiv ile her okul kendine uygun eğitim politikaları gerçekleştirememektir. Bu çalışmada sahada görüşmeler yapılarak ortaöğretim kurumaları tarafından kullanılabilecek bir yazılım hazırlanmaya çalışıldı. Öncelikle bu görüşme sonuçlarından yola çıkılarak varlık ilişki diyagramlarıyla bir yol haritası oluşturulmuş böylece geliştirilen yazılımın sağlam bir alt yapı üzerine bina edilmesi sağlanmıştır. Bu çalışmada ortaöğretim kurumlarında yürütülen disiplin işlemleri için bir yazılım geliştirilerek bilgi ve iletişim teknolojilerinden azami ölçüde faydalanılarak hızlı, etkin bir disiplin yönetimi hedeflenmiştir. Böylece tüm disiplin vakaları düzenli bir şekilde arşivlenebilecek, herhangi bir dosyaya veya öğrencilerin bilgilerine hızlı bir şekilde erişim sağlanabilecektir. Ayrıca veri tabanındaki bu bilgilerden faydalanılarak geleceğe yönelik çeşitli eğitim politikaları üretilebilecektir.

Bilgisayar yazılımlarıDisiplinDisiplin suçları+4
Tamer Elmalı
Sakarya University · Institute of Business Administration
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de paylaşım hizmetlerine katılımı etkileyen güven faktörlerinin belirlenmesi

Paylaşım insanlığın varoluşundan beri devam eden içsel ve sezgisel bir davranıştır. Paylaşım miktarı nesillerden nesile farklılık gösterse de, paylaşım her zaman toplumun bir parçası olmuştur. Fakat paylaşım ekonomisi veya işbirlikçi tüketim internet çağından doğan olgulardır. 1990'li yıllardan itibaren internet teknolojilerinin beraberinde getirdiği yenilikler toplumsal hayatı sarsıcı bir şekilde etkilemiş ve bireylerin tüketim kalıplarını önemli ölçüde değiştirmiştir. Ekonomik bunalımlar, çevreye duyarlılığın artması, tüketimin artması, yenilenemez enerji kaynaklarının tükenmeye yaklaşması ile beraberinde hızla gelişen teknoloji bireyleri dijital ağlar aracılığıyla paylaşım yapmaya teşvik etmiştir. Sosyal, ekonomik ve çevresel konulara daha duyarlı hale gelen tüketiciler mal veya hizmete sahip olmak-satın almak yerine paylaşmayı benimsemiştir. Bilişim teknolojilerinin gelişimi ile çevrimiçi ortama taşınan paylaşım, paylaşım ekonomisi adı altında yeni bir iş modelini doğurmuştur. Yeni ekonomik sistemin topluma yansımaları bilim insanları ve uygulamacılar için önemi her geçen gün artan bir araştırma alanı oluşturmuştur. Bu noktada, tüketicilerin paylaşım hizmetlerini benimseme ve katılma kararlarını etkileyen güven faktörlerinin aydınlatılması önem taşımaktadır. Bu çalışmada çevrimiçi veya mobil paylaşım hizmetlerine katılımı etkileyen güven faktörlerinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Bu amaç doğrultusunda, paylaşım hizmeti sunan platformlar arasından üç tanesi(BlaBlaCar, Airbnb ve Dolap) seçilerek ölçek hazırlanmıştır. 491 katılımcıdan elde edilen nicel veriler SPSS programına aktarılmıştır. Spss programına aktarılan verilerin, katılımcıların demografik özellikleri tespit edildikten sonra Smart PLS 3.0 programı ile önerilen kuramsal model test edilmiştir. Modeli test etmek için, Yapısal Eşitlik Modeli(YEM) yaklaşımı kullanılmıştır. Çalışmadan elde edilen sonuçlar eşliğinde, kullanılan ölçeğin geçerliliğini ve güvenilirliğini test etmek adına geçerlilik ve güvenilirlik testleri, Doğrulayıcı Faktör Analizi (DFA) uygulanmıştır. Ayrıca, önerilen modelin yapısal geçerliliği test edilmesi için yapısal eşitlik modellemesi tekniği kullanılmıştır. Yapılan analizler sonucunda, platform bilinirliğinin ve platform ününün, platforma güveni pozitif ve anlamlı şekilde etkilediği bulunmuştur. Ayrıca platforma güvenin, hizmet sağlayıcısına olan güveni ve paylaşım hizmetini kullanma niyetini pozitif ve anlamlı şekilde etkilediği bulunmuştur. Son olarak hizmet sağlayıcısına olan güvenin, paylaşım hizmetini kullanma niyetini pozitif ve anlamlı şekilde etkilediği bulunmuştur.

GüvenPaylaşmaPaylaşım ekonomisi+4
Tuğçe Aslan
Sakarya University · Institute of Business Administration
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Bilgi teknolojilerinin sağlık hizmetleri sunum kalitesine etkisi (Sakarya İli'nde bir inceleme)

Sağlık hizmetleri; geçmişten bugüne ve özellikle son yıllarda teknolojinin hızla ilerlemesiyle büyük aşamalar kaydetmiştir. Bununla beraber hastanelerin kalbi adeta bilgi sistemleri olmuştur. Çünkü hastaların tüm kişisel bilgileri ve sağlık verileri bu sistemlere yüklenip entegre bir şekilde istenilen anda bilgiye ulaşmayı mümkün kılmıştır. Bu sayede hastaya doğru ve hızlı tanı koyulabilmektedir. Bu çalışmada; Sakarya İl'i örnek alınarak Bilgi Teknolojilerinin Sağlık Hizmetleri Kalitesi'ne etkileri araştırılmıştır. Çalışmanın amacı; Sakarya İli'nde tedavi hizmeti gören hastaların aldıkları sağlık hizmetlerine yönelik, kalite algılarının ve tatmin düzeylerinin saptanmasıdır. Bu amaca ulaşabilmek için, Sakarya Eğitim Araştırma Hastanesi'nde ve Sakarya Doğumevi Hastanesi'nde görev yapmakta olan doktorlar, sağlık personelleri, tıbbi sekreterler ve hastalara Bilgi Teknolojileri'nin Sağlık Hizmetleri Kalitesi'nin etkisine yönelik ne tür faydalar sağlandığına ilişkin görüşlerine başvurulmuştur. Toplamda 416 anket SPSS 21.00 istatistik paket programı ile çeşitli analizler yardımıyla incelenmiştir. Çıkan sonuçlara dayanarak sağlık kuruluşlarına, çalışanlarına ve bu alanda akademik çalışma yapmak isteyen kişilere, bilgi teknolojilerinin sağlık hizmetlerine etkisi ve sağlık hizmetlerinde kaliteyi arttırmaya yönelik önerilerde bulunulmuştur.

Bilgi teknolojisiHizmet kalitesiKalite+2
Betül İnal Tabanlı
Sakarya University · Institute of Business Administration
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Kültürel farklılıkların müşteri memnuniyeti üzerindeki rolü: Turizm sektöründe online yorumların analizi

Gelişen teknoloji ile internet kullanımının bilgiye erişmede en sık kullanılan kaynaklar arasına girmesi, tüketicilerin satın alma süreçlerini son derece kolaylaştırmaya başlamıştır. Özellikle turizm sektörü gibi deneyimsel ürün ve hizmet içeren sektörlerde potansiyel müşteriler satın alma kararları sürecinde riskten kaçınmak için ikna edici ve açıklayıcı bilgi kaynaklarına başvurmaktadır. Bu kaynakların en bilindikleri geçmişte aile, arkadaşlar ve yakın çevre iken günümüzde artık internet siteleri, forumlar, bloglar ve sosyal medya gibi online platformlar, bu platformlarda yapılmış olan online yorumlar ve bu yorumlara verilmiş yıldız derecelendirmeleridir. Online platformlarda bulunan tüketici yorumları potansiyel müşterileri pozitif veya negatif yönde etkileyebilmektedir. Turizm sektöründe karar vericiler otellerinin iyi bir üne sahip olup potansiyel müşterileri kazanabilmeleri için müşterilerinin memnuniyetini kazanmak durumundadırlar. Aldıkları hizmetten memnun kalan müşterilerin pozitif online değerlendirmeleri sonucunda işletmelerin ünü artar ve potansiyel müşteriler olumlu yönde etkilenir. Kültürel farklılıkları göz önünde bulundurarak verdikleri hizmetlerde fark yaratan otel işletmeleri her kültürden müşterisini memnun edebilir ve potansiyel müşteriler için iyi bir üne sahip olabilir. Bu kapsamda, çalışmanın temel amacı kültürel farklılıkların memnuniyet algısına etkisini bulmak olarak belirlenmiştir. Çalışmada Antalya'da bulunan bir otele ait 5 farklı kültürden yapılmış online yorumlar analiz edilmiştir. Sonuç olarak turizm sektöründe kültürel farklılıkların memnuniyet algısı üzerindeki etkileri ortaya çıkarılmıştır. Çalışma amacına göre araştırmalar kapsamında nicel araştırma olarak değerlendirilmektedir. Kapsadığı süre bakımından anlık bir çalışmadır ve o anki durumu ortaya koymaktadır. Bu doğrultuda çalışma metin madenciliği yöntemi ile içerik analizi yapılarak gerçekleştirilmiştir

FarklılıklarFarklılıkların yönetimiKültürel farklılık+7
Ramazan Muradi
Sakarya University · Institute of Business Administration
2019
00
Master'sOpen AccessTR

KOBİ'lerde bilgi ve iletişim teknolojileri benimseme düzeyini etkileyen organizasyonel faktörler üzerine bir çalışma

Küresel çaptaki gelişim ve değişimin meydana getirdiği evrilme, günümüzde meslekleri, çalışma alanlarını ve iş yapma biçimlerini etkiler durumdadır. Bu etkiden payını alan ve çalışmada ilgilenilen örneklem grubu, ülkelerin ekonomilerinde kritik konuma sahip olan küçük ve orta büyüklükteki işletmelerdir (KOBİ). Gelişmekte olan ülkeler kategorisinde bulunan Türkiye'de, KOBİ'lerin gelişimleri, ilerlemeleri yakalayacak girişimlerde bulunmaları ve böylece ekonomiye katkı sağlamaları oldukça önemlidir. KOBİ'lerin gelişmişlik seviyelerinde, küreselleşmenin de gerekliliği olan 'bilişim altyapısı'nın önemi ve etkisi büyüktür. Bilişim ve iletişim teknolojileri (BİT); firmaların çağı yakalamaları, yeni oluşan iş fırsatlarını değerlendirmeleri ve ülkelerin ekonomik gelişimleri için gerekli hale gelmiştir. Ekonomiye yön veren KOBİ'lerin ve ilerlemeyi sağlayacak olan BİT'nin artan önemi, yıllar içerisinde bu konu ile ilgili çalışmaları beraberinde getirmiştir. Ancak ülkemizde, bu konu ile ilgili çalışmalar sınırlıdır. Dolayısıyla Türk organizasyon kültürüne sahip ve teknolojik gelişmelere karşı esnekliği sorgulanacak olan KOBİ'ler ile yapılacak olan BİT benimsenmesi ile ilgili çalışmaların hem bilimsel hem sosyoekonomik katkılar sağlayacağı öngörülmüştür. Çalışmada veriler, amaçlı örnekleme yöntemi ile seçilen katılımcılardan nicel veri toplama yöntemlerinden biri olan anket aracılığıyla toplanmıştır. Anket organizasyonel öğrenme yeteneği, organizasyonel yapı ve girişimcilik oryantasyonu ölçeklerinden oluşmaktadır. Bu çalışmanın amacı, organizasyonel öğrenme yeteneği, organizasyonel yapı ve girişimcilik oryantasyonunun BİT benimseme üzerideki etkisini belirlemektir. 76 aktif KOBİ'de elde edilen veriler Statistical Packages for Social Sciences (SPSS) 21 paket programı kullanılarak analiz edilmiştir. Sonuçlar, sadece organizasyonel öğrenme yeteneğinin BİT benimsemeyi anlamlı ve güçlü bir şekilde etkilediğini, organizasyonel yapı ve girişimcilik oryantasyonunun BİT benimseme üzerinde anlamlı bir etkisinin olmadığını göstermektedir.

Bilgi teknolojisiGirişimcilikKOBİ+3
Kübra Çalışkan
Sakarya University · Institute of Business Administration
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Bina ve toplu yapı yönetiminde kullanilan bilişim sistemlerinin, kullanicilar tarafından benimsenmesinde etkili olan yenilik özellikleri üzerine bir araştırma: Apsiyon yazılım programı örneği

Birçok sektörde olduğu gibi teknolojide yaşanan değişim ve gelişim ülkemizde bina ve toplu yapı yönetimi sektörünü de etkilemiştir. İnşaat sektöründe yaşanan gelişmeler, daire sayılarında görülen artış ve konut projelerinin barınma ihtiyacı dışında sosyal tesisli yapıların oluşmasını da beraberinde getirmiştir. Bu yeni yapılanmalarla yapılarda yaşayan kat maliki/site sakini sayısıyla birlikte, sosyal tesislere ait donanımlar da artış göstermiştir. Binleri bulan kat maliki/site sakini sayısı ve bunlara ait kişisel bilgiler, sosyal donatılara ait teknik bakım ve onarıma ilişkin bilgiler, yapı için çalışan personellere ilişkin artan bilgiler vb. saklanması ve yönetilmesi gereken veri yığınları, yapı yöneticileri için karar verme aşamalarında büyük belirsizlikler ve sorumluluklar oluşturmaktadır. Yöneticilerin, yapının proje değerini koruyabilmesi, site sakinlerinin memnuniyetini sağlaması ve karşılarına çıkan devasa bütçeleri yönetme kararları verebilmeleri için bu alanda da bilişim sistemlerinin kullanım ihtiyacını doğurmuştur. Bu çalışmada, bina ve toplu yapı yönetimi alanında kullanılan Apsiyon mobil uygulamanın, kullanıcılar tarafından benimsenmesini etkileyen yenilik özelliklerinin tespit edilmesi ve tespit edilen özellikler açısından yeniliği benimseme grupları arasında faklılık olup olmadığı araştırılmıştır. Araştırmanın temelini ise Rogers'ın yeniliklerin yayılması teorisi oluşturmaktadır. Yapılan çalışmada veri toplama yöntemi olarak anket yöntemi uygulanmış olup Apsiyon sisteminde kaydı tutulan kullanıcı maillerine anket çalışmaları gönderilerek veriler toplanmıştır. Toplanan veriler, çoklu regresyon analizi ve anova analizleri ile değerlendirilmiştir.

Bilgi yönetim sistemiBilişim sistemleriToplu konut alanları+6
Feyza Yıldız Yurtal
Sakarya University · Institute of Business Administration
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Sistemlerin geliştirilmesinde mobil uygulamalarda kullanıcı geri bildirimlerinin önemi: Türkiye e-nabız örneği

Transistörün keşfi ile ilk kişisel bilgisayarlardan günümüze gelene kadar olan süreçte devasa masaüstü bilgisayarlar yerlerini akıllı telefonlara ve tablet bilgisayarlara bırakmıştır. Açık kaynak kodlu mobil işletim sistemi Android ve Apple firmasının cihazlarında kullandığı IOS işletim sistemlerine sahip akıllı telefonlar için Google PlayStore ve AppStore uygulama marketlerden ücretli ya da ücretsiz olarak birçok yazılım indirilerek cihazların hayatınızı daha da kolaylaştırmasına imkân vermektedir. Tüm bu uygulamalar içerisinde şüphesiz en önemlileri sağlık uygulamalarıdır. Artık insanlar sağlık verilerine hızlı bir şekilde ulaşmak, sağlıklı yaşam ile ilgili bilgiler edinmek ve sağlık geçmişine hâkim olmak istemektedirler. Bu çalışmada, T.C Sağlık Bakanlığı'nın 2015 yılında hizmete sunduğu, Google PlayStore ve AppleStore uygulama marketlerden ücretsiz olarak indirilebilen Mobil e-Nabız uygulamasının, uygulama market üzerinden bırakılan toplam 3.965 kullanıcı yorumları; metin madenciliği yazılımları olan QDA MINER™ ve WORDSTAT™ yazılımları kullanılarak analizleri yapılmıştır. Mobil e-Nabız uygulamasının kullanım düzeyini belirlemek için 220 kişi üzerinden yapılan anket sonuçları IBM SPSS 32™ yazılımı kullanılarak önermeler test edilmiştir. Önermelerin amacı mobil uygulamaların kullanıma sunduğu farklı platformlarda kullanıcılar tarafından beğenilen yönleri ve hataları, yıldız derecelendirme ve yorumlar arasındaki ilişki ölçütleri ve tutarlılıkların belirlenmesidir. Yorumların analizi neticesinde uygulamanın geliştirilmesi gereken ve sorunlu yönleri ortaya konulmuştur. Ayrıca Yıldız derecelendirme seviyelerinin yazılımın geliştirilmesine yönelik katkı düzeyleri Mobil platformlar üzerindeki sürümler arasındaki yenilikler ve eksikliklerin analizleri yapılarak, kullanıcı katkıları sayesinde uygulamanın gelişiminin analizleri yapılmıştır.

E-nabız sistemiElektronik içerik geliştirmeGeri bildirim+7
Melik Karakethüdaoğlu
Sakarya University · Institute of Business Administration
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de doktoralı eleman ihtiyacının belirlenmesine yönelik bir karar destek sistemi mimarisi

Çağımızda teknolojik, sosyo-kültürel, ekonomik ve politik değişimler birçok alanda değişim gerektirmiştir. Özellikle teknolojinin bireylerin ve toplumların yaşamındaki hızla artan etkisi, ülkeler açısından yenilikler ortaya koyacak işgücü yetiştirilmesinin önemini ortaya koymaktadır. Bu nedenle üniversitelerin en temel işlevlerinden olan AR-GE fonksiyonlarını geliştirmek ve eğitim-öğretimi desteklemek adına gerekli olan öğretim üyelerini yetiştirmek amaçlı açılan doktora programları gittikçe önem kazanmaktadır. Akademinin yanı sıra özel sektör, kamu sektörü ve bunlara bağlı olan AR-GE merkezlerinin doktoralı işgücü ihtiyacının gün geçtikçe artmasıyla doğru alanlarda doktora derecesine sahip nitelikli işgücü yetiştirme çabası da artmaktadır. Fakat ülkemizde doktora programları yeterince hızlı güncellenememektedir. Bunun sonucunda, bazı bölümler için doktora mezun fazlasından bahsedilirken, bazıları içinse doktora mezun eksikliğinden söz edilebilir (Kalkınma Bakanlığı, 2014). Bu bağlamda, doktora programlarının açılma / kapanma karar stratejilerinin somut mekanizmalar ve analizlere dayanan yöntemlerle gerçekleştirilmesi gerekmektedir. Ayrıca, özel sektörün, kamunun ve akademinin taleplerinin doğru bir şekilde belirlenmesi, ihtiyaç duyulan uzmanlık alanlarının doğru bir biçimde analiz edilmesi ve ihtiyaç duyulmayan alanların verdiği fazla mezun sayısının önüne geçilmesi gerekmektedir. Bu çalışmada, üniversitelerin, kamu kuruluşlarının, AR-GE merkezlerinin ve özel sektörlerin talepleri doğrultusunda doktora programlarının düzenlenmesine imkân sunabilecek bir karar destek sistemi mimarisi hedeflenmiştir. Böylece, bu sektörlerin gelecekte ihtiyaç duyabileceği uzmanlık alanlarında eleman yetiştirilmesi mümkün olacaktır. Bu kapsamda, Türkiye'deki tüm doktora programlarının mevcut durumu ve istatistikleri incelenip, Türkiye'nin hangi alanlarda ne kadar doktoralıya ihtiyaç duyduğu belirlenerek, üniversite, araştırma merkezleri, kamu ve özel sektörlerin doktoralı eleman ihtiyacını karşılayacak şekilde doktora programları planlamasında karar vericilere destek olacak bir sistem tasarlanmıştır. Çalışmada daha önce konuyla ilgili yapılmış bazı çalışmalar ve modeller incelenerek günümüz problemlerine çözüm olabilecek teorik bir model önerilmiştir. Modelin uygulanması halinde doktoralıların arz-talep dengesi sağlanabilirken, geçmiş veriler ve mevcut durum analizleriyle geleceğe yönelik bazı tahminlerde bulunması hedeflenmektedir.

DoktoraKamu kuruluşlarıKarar destek sistemleri+6
Hazel Ceren Erkengel
Sakarya University · Institute of Business Administration
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Bilişim sistemleri ile yasal takip süreci: Bir devlet bankası üzerinde inceleme

Bu çalışmada bankacılık sektörüne ait kredilerin yıllar itibari ile artarak kullanılmasıyla karşılaşılan müşteri takibi sorunuyla birlikte doğan Yasal Takip Süreci incelenmiştir. Yasal Takip Süreci üzerinde yapılan süreç analizi çalışmasıyla beraber geliştirmeye yönelik metodolojiler yer almaktadır. Rekabet ortamının yüksek olduğu banka sektöründe, bir bankanın rakiplerine üstünlük sağlaması için var olan sistemlerinin her zaman daha iyi ve sürekli geliştirilebilir olması gerekmektedir. Bu nedenle bankacılık sektöründe önemli bir yeri olan Yasal Takip, hangi adımında hangi birimin ilgilenmesi gerektiği süreç tasarımları ile yönetilir hale getirilmelidir. Bunların yanı sıra görev tanımlarının da iyi belirlenmiş olması gerekmektedir. Birimlerde pozisyonlara göre süreç tanımları ve kontrolleri yapılmalıdır. Bankada yasal takip süreçleriyle ilgili olan birim çalışanlarının rollerine göre bu çalışmalar yapılmaktadır. Yasal takip süreçlerinden sorumlu her birim çalışanının zihninde süreçlerin en iyi ve doğru bir biçimde canlanabilmesi sağlayabilmek amacı ile her faaliyetin ürün/hizmet süreç ilişkisini ifade eden süreç haritalarının kurulması mühimdir. Amaç var olan metodolojilerin geliştirmesiyle beraber bankanın rakiplerine göre daha iyi sonuçlar elde etmesini sağlamak ve yasal takip süreçlerini başarılı bir şekilde sonuçlandırmaktır. Nihai süreç için uygulama çalışması devlet bankasında örnek olay çalışması şeklinde yapılmıştır. Yapılan süreç analizi çalışmasında Hukuk İşleri İzleme ve Değerlendirme Müdürlüğü, Risk Tasfiye ve Tahsil Müdürlüğü birimleri üzerinde gözlem yöntemi ve mülakat yöntemi kullanılmıştır. Sonuç olarak bilişim sistemleri ile yasal takip süreçleri; zaman, kişi ve birimlere bağlı değişken hizmet kalitesi engellenmiş, süreç için bir standart oluşturulmuştur. Devlet bankasındaki iki birimden gelen geri bildirimlere göre iyileştirmeler yapılmış ve süreçler geri beslemelerle yeniden tasarlanmıştır.

Feyza Tekin
Sakarya University · Institute of Business Administration
2020
00