
482
Archived Theses
1
DOIs Assigned
0%
DOI Rate
Archived Theses
İlk dört halîfenin sünnete yaklaşımı
Bilindiği gibi sünnet, Kur'ân'dan sonra dînimizin ikinci temel kaynağıdır. Geçmişte ve günümüzde Müslümanların benimsemiş oldukları İslam anlayışını Kur'ân ve sünnet belirlemiştir. Ancak sahâbeden günümüze kadar Kur'ân ve sünnet, temel referans kabul edilmesine rağmen, tarihi süreç içerisinde farklı görüşler ve farklı anlayışlar ortaya çıkmıştır. Şüphesiz ki, sağlıklı bir İslam anlayışı onun temel kaynaklarının iyi anlaşılmasıyla doğrudan bağlantılıdır. Yüce kitabımız Kur'ân'ı Kerîm'in ifadesiyle insanlığa rehber olarak gönderilen ve Peygamberler zincirinin son halkası olan Peygamberimiz Hz. Muhammed'in (s.a.s.) hem sözlerinde hem de davranışlarında kendisine inanan kimseler için güzel bir örnek vardır. Bu sebeple hangi asırda yaşarsa yaşasın ona inanan insanların ideal bir mü'min olabilmeleri elbette ki onun sünnetini takip etmeleri ile mümkün olacaktır. İşte tam bu noktada Rasûlullâh'ın sünnetini sonraki kuşaklara aktaracak olan güzide şahsiyetler yani ashâb-ı güzînin vazîfelerinin ne derece ehemmiyetli olduğu anlaşılmaktadır. İnsanların anlama kabiliyetleri ve anlama metotları neticesinde elde ettikleri farklı anlayışların sağlamasını yapmak için elbette yine Kur'ân ve sünnetin yanı sıra ilk Müslüman nesle yani sahâbeye başvurmamız en doğru yol olacaktır. Çalışmamızın giriş bölümünde genel olarak sahâbenin sünnete yaklaşımlarına kısaca değindikten sonra araştırmanın konusu, amacı, metodu ve kaynaklarından bahsedildi. Kavramsal çerçeveye yer verilerek halîfe-hilâfet, sünnet, hadîs ve ittiba kavramları hakkında yeterli bilgi sunulmaya çalışıldı. Her bir halîfe için ayrı bölümler açılmak suretiyle toplamda dört bölüm oluşturuldu. Her bir bölümde ana hatlarıyla ilgili halîfenin hayatı öz bir şekilde verildikten sonra onların sünnet/hadîs anlayışları, sünnete verdikleri önem ve sünnete bağlılıkları, hadîslere mürâcaât etmeleri, hadîslerin rivâyet edilmesinde gösterdikleri titizlik ve hadîslerin tedvîn edilmesindeki tutumları izah edilmeye çalışıldı.
Şa'râvî tefsirinde belagat ilmi ve Kur'an'ın i'cazı
Bu çalışma Şa'râvî'nin tefsir kitabında işlediği belagat ve i'caz anlayışını ortaya koymayı amaçlamaktadır. Bu bağlamda Şa'râvî'nin tefsirinde işlediği belagat ve i'caza konu olan tüm ayetler incelenmiştir. Tespit edebildiğimiz kadarıyla bu ayetler, Şa'râvî'nin ele aldığı şekliyle klasik dönem tefsir kitaplarıyla mukayeseli olarak açıklanmıştır. Üç bölümden oluşan bu çalışmanın ilk bölümünde Şa'râvî'nin hayatı ve eserleri hakkında bilgi verilmiş, i'caz ve belagat kavramları temellendirilmiştir. İkinci bölümde, Kur'an-ı Kerim'in belagat bağlamında i'cazı hakkında ayetler örneğinde açıklamalar yapılmıştır. Üçüncü bölümde ise Kur'an'ın içerdiği gaybî bilgiler ve ilmî hakikatler sebebiyle muciz olmasıyla ilgili izahatlar yapılmıştır. Şa'râvî'nin Kur'an'ın temelde fesahat ve belagat cihetiyle muciz olduğunu ifade ettiği ortaya çıkmıştır. Ancak Kur'an'ı Kerim'in hem içerdiği gaybî bilgiler, hem bildirdiği ilmî hakikatler hem de insan ruhuna etki etmesi sebebiyle muciz olduğunu belirttiği de anlaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: Tefsir, Şa'râvî, Kur'an, Mucize, Belagat, İ'caz.
Etial 160 alüminyum alaşımının kokil kalıba dökümünde erbiyum elementi ilavesinin etkisinin incelenmesi
Alüminyum döküm endüstrisinde, alaşım özelliklerini geliştirmek gelişen teknoloji gereksinimlerine bağlı olarak önem arz etmektedir. Bu çalışmanın amacı, Etial 160 alaşımına erbiyum elementi takviyesiyle sıvı metal temizliği, akıcılık ve mekanik özellikler üzerindeki etkilerinin kapsamlı deneysel çalışmalarla incelenmesidir. Dökümler kokil kalıba döküm yöntemiyle gerçekleştirilmiştir. Deneylerde, Etial 160 alüminyum alaşımına farklı oranlarda Erbiyum (Er) elementi takviyesinin alaşımın karakteristiğine etkileşimi araştırılmıştır. Çalışmada, Er takviye oranı %0,03, %0,05 ve %0,1 olarak kokil kalıplara dökümler yapılmıştır. Deneylerde vakum altında katılaştırma (RPT), K-mold kalıbı, mekanik test kalıbı, farklı kesit kalınlıkları olan 4 kanallı akıcılık kalıbı ve spiral akıcılık kalıbı tercih edilmiştir. Sonuçlar incelendiğinde Er ilavesinin alaşım akıcılık özelliklerine olumsuz etki ettiği, sıvı metal ilerleme mesafelerinde azalma olduğu görülmüştür. Mekanik test sonuçları açısından Er ilavesi alaşım özelliklerinin geliştirilmesine katkı sağladığı tespit edilmiştir. Yapılan denelerde ilavesiz dökümde 153 MPa olan çekme gerilmesi maksimum %0,1 Er ilaveli dökümde 236 MPa' a kadar çıktığı belirlenmiştir. % uzama değerlerinde 3,04 uzamadan Er ilavesi sonucu 4,56 seviyelerine ulaşıldığı tespit edilmiştir. Er ilavesinin mikroyapı incelemeleri sonucu yapının değiştiği gözlenmiştir.
Spor Bilimleri Fakültesi öğrencilerinin çok yönlü liderlik yönelimi, rekreasyonel liderlik davranışı ve boş zaman yönetimi arasındaki ilişkinin incelenmesi
Araştırmanın amacı, Spor Bilimleri Fakültesi öğrencilerinin çok yönlü liderlik yönelimleri, rekreasyonel liderlik davranışları ve boş zaman yönetimi arasındaki ilişkinin incelenmesidir. Bu amaç doğrultusunda ilişkisel tarama modeli ile gerçekleştirilen çalışmada örneklem grubu toplam 385 (n) katılımcının bulunduğu Bayburt Üniversitesi Spor Bilimleri Fakültesi öğrencilerinden oluşmaktadır. Katılımcıların konu ile ilgili görüşlerinin alınması için 4 ayrı form kullanılmıştır. Bunlar; Kişisel Bilgi Formu, Çok Yönlü Liderlik Yönelimi Ölçeği, Rekreasyonel Liderlik Davranışı Ölçeği ve Boş zaman Yönetimi Ölçeği. Elde edilen tüm ham veriler SPSS (26. versiyon) yazılımında test edilmiştir. Verilerin analiz sürecinde ilk olarak tanımlayıcı analizler gerçekleştirilmiştir ve Parametrik testlerin kullanımına uygun olduğu tespit edilmiştir. Bu bağlamda; t-testi, tek yönlü varyans analizi (ANOVA) ve ilişki testlerinden pearson korelasyon analizi kullanılmıştır. İlgili testler aracılığı ile yapılan sınamalar neticesinde katılımcıların çok yönlü liderlik yönelimine ilişkin cinsiyet, yaş ve haftalık boş zaman değişkeni bağlı istatistiki açıdan anlamlı bulgular tespit edilmiştir. Rekreasyonel liderlik davranışına ilişkin ise haftalık boş zaman ve yaş değişkenine bağlı istatistiki açıdan anlamlı bulgular bulunmuştur. Boş zaman yönetimine ilişkin cinsiyet ve sınıf düzeyi alt boyutuna bağlı istatistiki açıdan anlamlı bulgular bulunmuştur. Son olarak çok yönlü liderlik yönelimi, rekreasyonel liderlik davranışı ve boş zaman yönetimi alt boyutları arasında düzeyi ve yönü farklılık gösteren ilişkilerin olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
Türkçe öğretiminde yapay zekâ kullanımı ile ilgili öğretmen görüşlerinin incelenmesi
Türkçe öğretiminde yapay zekâ teknolojilerinin kullanımına yönelik öğretmen görüşlerinin incelenmesini amaçlayan bu çalışmada nitel araştırma yönteminin olgubilim (fenomenoloji) deseni tercih edilmiştir. Araştırmanın çalışma grubunun belirlenmesinde amaçlı örnekleme yöntemlerinden maksimum çeşitlilik örneklemesi ile ölçüt örnekleme kullanılmıştır. Araştırma, öğretmenlerin YZ teknolojilerini nasıl algıladıkları, bu teknolojileri hangi amaçlar için kullandıkları, eğitim süreçlerindeki rolünü nasıl değerlendirdikleri ve etik kullanımına ilişkin görüşlerini analiz etmektedir. Çalışma, Türkçe öğretiminde YZ'nin etkin ve etik kullanımını anlamak için öğretmenlerin bu teknolojiyi algılama biçimlerini, tutumlarını ve deneyimlerini incelemeyi hedeflemektedir. Araştırma kapsamında, öğretmenlerin YZ'yi yazma, değerlendirme ve bireyselleştirilmiş öğrenme gibi öğrenim alanlarında nasıl kullandığına ilişkin görüşlerine yer verilerek öğretmen görüşleri analiz edilmiştir. Veri toplama süreci, nitel yarı yapılandırılmış görüşme formu aracılığıyla gerçekleştirilmiş olup, elde edilen veriler içerik analizi ve tematik analiz yaklaşımları doğrultusunda sistematik olarak analiz edilmiştir. Nitel veri analizi programları olan MAXQDA ve NVivo programlarından da yardım alınmıştır. Araştırma bulgularına göre öğretmenler YZ'nin eğitimde öğrenci güdülenmesini arttırma, öğrencilere kişisel ihtiyaçlarına yönelik bireyselleştirilmiş öğretim süreçleri sunma fırsatlarını vurgulamakta; bunun yanı sıra teknolojilerin etik kullanımı, veri güvenliği ve mahremiyet ile ilgili konularında endişelerini dile getirmektedirler. YZ teknolojilerinin Türkçe öğretiminde daha verimli bir şekilde kullanılabilmesi için öğretmenlerin dijitali kullanma yeteneklerinin artırılması ve etik yönergelerin netleştirilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır. Ayrıca araştırma, yapay zekânın eğitimdeki rolünün daha etkili hale gelmesi için planlar sunmakta ve eğitimcilere yol gösterici bilgiler vermektedir. Anahtar Kelimeler: Yapay zekâ, Türkçe öğretimi, öğretmen görüşleri, eğitim teknolojileri, etik kullanım.
El-Fütûhâtü'l-Mekkiyye bağlamında Muhyiddin Ibnü'l-Arabî'nin kelam ve felsefe eleştirisi
Tezde İbnü'l-Arabî'nin şahıslar bağlamında kelâmcı ve filozoflara; gruplar bağlamında kelâmî ve felsefî ekollere; disiplinler bağlamında ise kelâm ve felsefeye yönelik eleştirileri ontolojik ve epistemolojik açıdan ele alınmaktadır. Çalışmada amaçlanan husus, İbnü'l-Arabî'nin eleştirileri bağlamında, onun bir sûfî olarak düşünce dünyasının, kelâm ve felsefe ya da kelâmcı ve filozoflar arasındaki gerçek konumunu tespit etmektir. Çalışmanın temel kaynağı, İbnü'l-Arabî'nin el-Fütûhâtü'l-Mekkiyye isimli geniş külliyatıdır. İbnü'l-Arabî'nin zikredilen eserdeki eleştirileri, önemli kelâm ve felsefe metinleri de dikkate alınarak aktarılmakta ve değerlendirilmektedir. Bu doğrultuda İslâm düşüncesinin bu üç kanalına (tasavvuf, kelâm ve felsefe) ait fikirler mukayese edilmektedir. Çalışma neticesinde İbnü'l-Arabî'nin ontolojik ve epistemolojik bağlamda onu kelâm ve felsefe disiplinlerinden ayrıştıran özgün düşünce sisteminin açıklık kazanmasına katkı sağlandığı söylenebilir. Onun ontoloji alanında teorik fizik ve metafiziğe ilişkin görüşleriyle kendine has bir evren tasavvuru ve vesilecilik anlayışı geliştirdiği; epistemoloji alanında ise özgün bir duyumcu/deneyimci tavra sahip olup bilgide de vesileci bir tutum sergilediği görülmektedir.
Girişimcilik okuryazarlığı: Bir ölçek geliştirme çalışması
Bu tez çalışmasında, üniversite öğrencilerinin girişimcilik okuryazarlığı düzeylerini belirlemeye yönelik geçerli ve güvenilir bir ölçme aracı geliştirilmesi amaçlanmıştır. Girişimcilik okuryazarlığı; bireyin girişimcilik alanına ilişkin bilgiye erişme, bilgiyi anlama, eleştirel değerlendirme ve toplumsal bağlamda anlamlandırma kapasitesi ile bu bilgiyi yenilikçi, etik ve sürdürülebilir değer yaratımı doğrultusunda kullanmaya yönelik farkındalık, duyarlılık ve davranışsal hazırbulunuşluk düzeyi olarak ele alınmıştır. Araştırma, nitel ve nicel aşamalardan oluşan karma yöntemli bir ölçek geliştirme çalışmasıdır. Nitel aşamada 10 akademisyen/uzman, 10 girişimci ve 25 üniversite öğrencisi olmak üzere toplam 45 katılımcı ile derinlemesine görüşme ve odak grup görüşmeleri yapılmıştır. Veriler MAXQDA aracılığıyla refleksif tematik analiz yaklaşımıyla çözümlenmiş; nitel bulgular ve alan yazın doğrultusunda girişimcilik okuryazarlığı beş boyutlu bir yapı olarak kavramsallaştırılmıştır. Bu boyutlar; girişimsel bilgi ve iş süreçleri, girişimci düşünme, girişimsel değerler ve etik farkındalık, girişimsel öz yeterlik ve psikolojik hazırbulunuşluk ile girişimsel davranış eğilimi olarak belirlenmiştir. Kavramsal yapı temelinde oluşturulan madde havuzu, dil, ölçme-değerlendirme ve alan uzmanlarının görüşleriyle değerlendirilmiş ve 41 maddelik taslak ölçek hazırlanmıştır. Ön deneme ve pilot uygulama sonrasında bir madde çıkarılarak 40 maddelik form ana uygulamaya hazır hâle getirilmiştir. Nicel aşamada Açıklayıcı Faktör Analizi için 403, Doğrulayıcı Faktör Analizi için 576 üniversite öğrencisinden veri toplanmıştır. AFA'da temel eksen faktörleme yöntemi ve direct oblimin döndürme tekniği kullanılmış; faktör sayısının belirlenmesinde Kaiser kriteri, yamaç-birikinti grafiği, paralel analiz ve kuramsal anlamlılık birlikte değerlendirilmiştir. Analiz sonucunda beş faktörlü ve 35 maddeli bir yapı elde edilmiştir. DFA aşamasında bu yapı farklı bir örneklem üzerinde test edilmiştir. Likert tipi ordinal veri yapısı nedeniyle WLSMV kestirim yöntemi kullanılmıştır. DFA sürecinde üç madde çıkarılmış ve kuramsal olarak uygun görülen bir hata kovaryansı tanımlanmıştır. Revizyon sonrasında ölçeğin nihai formu beş faktör ve 32 maddeden oluşmuştur. Nihai modelin uyum indeksleri kabul edilebilir düzeyde bulunmuş; faktör yükleri, açıklanan varyans değerleri ve model uyum bulguları ölçeğin yapı geçerliğini desteklemiştir. Ölçeğin benzeşim geçerliği Açıklanan Ortalama Varyans (AVE) değerleriyle, ayrışım geçerliği ise HTMT oranlarıyla incelenmiştir. Güvenirlik kapsamında bileşik güvenirlik, Cronbach alfa ve McDonald's omega katsayıları değerlendirilmiş; elde edilen bulgular ölçeğin geçerli ve güvenilir olduğunu göstermiştir. Sonuç olarak geliştirilen Girişimcilik Okuryazarlığı Ölçeği'nin, üniversite öğrencilerinin girişimcilik okuryazarlığı düzeylerini belirlemede kullanılabilecek geçerli ve güvenilir bir ölçme aracı olduğu belirlenmiştir. Ölçek, girişimcilik okuryazarlığını yalnızca bilgi düzeyiyle sınırlı olmayan; girişimci düşünme, iş süreçleri bilgisi, etik farkındalık, psikolojik hazırbulunuşluk ve davranışsal eğilim bileşenlerini içeren çok boyutlu bir yapı olarak değerlendirmektedir.
Bayburt florasında doğal olarak yetişen adaçayı (Salvia spp.) türlerinin uçucu yağ, uçucu yağ bileşenleri ve antioksidan özelliklerinin belirlenmesi
Bu çalışma, Bayburt ili florasında doğal olarak yayılış gösteren Salvia türlerinin uçucu yağ oranı, uçucu yağ bileşenleri ile toplam fenolik madde ve antioksidan aktivitesini belirlemek amacıyla yürütülmüştür. İlk defa Bayburt ili sınırlarında doğal olarak yetişen 11 farklı Salvia türü ile ticari olarak temin edilmiş kültür türleri olan Salvia officinalis ve Salvia fruticosa bitki materyali olarak kullanılarak belirtilen özellikler bakımından karşılaştırılmıştır. Araştırma sonucunda toplamda 106 uçucu yağ bileşeni belirlenmiştir. En yüksek uçucu yağ içeren yabani türün %0,154 ile Salvia sclarea olduğu görülmüştür. En yüksek toplam fenolik madde içeriği (64,44 mgGAE/g) ve en yüksek DPPH değeri (133,55 mgTE/g) Salvia bracteata türünde tespit edilmiştir. Bayburt florasında doğal olarak yetişen türler arasında özellikle Salvia bracteata, Salvia multicaulis ve Salvia nemorosa toplam fenolik madde ve antioksidan aktivite sonuçları açısından yüksek değerler ile dikkat çekici bulunmuştur. Elde edilen sonuçlar Bayburt ili florasında doğal olarak yayılış gösteren Salvia türleri arasında uçucu yağ oranı, uçucu yağ bileşenleri ile toplam fenolik madde ve antioksidan aktivitesi bakımından değerli türlerin bulunduğunu göstermiştir. Bölgenin iklim koşulları ile üretimi yapılan bitki çeşitliliği göz önününe alınarak, daha kapsamlı analizler ile desteklendikten sonra özellikle S. bracteata, S. multicaulis ve S. nemorosa türlerinin kültüre alınma potansiyellerinin olabileceği düşünülmektedir. Bu türlerin daha kapsamlı analizler ile araştırılarak bölgeye ekonomik gelir ve yani istihdam alanları kazandırılabileceği sonucuna varılmıştır.
Seyyid Kutub ve Mevdûdî'nin tefsirlerinde güncel tefsir problemleri
Bu çalışmada Seyyid Kutub ve Mevdûdî'nin tefsirlerinde ele alınan güncel tefsir problemleri incelenmiştir. Çalışmada, modern dönemde ortaya çıkan sosyal, siyasal ve fikrî meselelerin bu iki müfessirin Kur'an yorumlarına nasıl yansıdığı ele alınmıştır. Konu, çağdaş tefsir anlayışını anlamak açısından önemlidir. Bu çalışmanın amacı, Seyyid Kutub ve Mevdûdî'nin tefsirlerinde güncel tefsir problemlerine yaklaşımlarını ortaya koymak ve bu yaklaşımları karşılaştırmalı olarak değerlendirmektir. Araştırmada nitel araştırma yöntemi kullanılmıştır. Çalışmanın evrenini çağdaş Kur'an tefsirleri oluşturmaktadır. Örneklem olarak Seyyid Kutub'un Fî Zılâli'l-Kur'ân adlı tefsiri ile Mevdûdî'nin Tefhîmu'l-Kur'ân adlı eseri seçilmiştir. Araştırmanın veri toplama aracı doküman incelemesidir. Veriler, ilgili tefsir metinlerinin incelenmesi yoluyla elde edilmiştir. Veri çözümleme sürecinde betimsel analiz yöntemi kullanılmıştır. Araştırma sonucunda, her iki müfessirin de Kur'an'ı yaşanan hayata rehber olarak gördüğü tespit edilmiştir. Seyyid Kutub'un tefsirinde daha çok toplumsal adalet, hâkimiyet ve cahiliye kavramları öne çıkmaktadır. Mevdûdî'nin tefsirinde ise sistemli düşünce, siyasal yapı ve İslam toplumunun inşası konuları ön plandadır. Her iki müfessirin de güncel problemlere Kur'an merkezli çözümler üretmeye çalıştığı sonucuna ulaşılmıştır.
Tarihi Tokat saat kulesinin deprem performansının araştırılması ve çelik elemanlar ile güçlendirilmesi
Bu tez çalışmasında, Tokat il merkezinde yer alan ve kentin simge yapılarından biri olan II. Abdülhamid dönemi eseri Tokat Saat Kulesi'nin sismik davranışı incelenmiş ve yapısal güvenliğinin artırılmasına yönelik güçlendirme önerileri geliştirilmiştir. Yığma taş ve kireç esaslı harç ile inşa edilen yapı; narin geometrisi, kütle düzensizlikleri ve düşük çekme dayanımı nedeniyle deprem etkileri karşısında yüksek risk grubunda yer almaktadır. Çalışmanın temel amacı, yapının mevcut deprem performansının sayısal yöntemlerle belirlenmesi ve tarihi dokuya minimum müdahale ilkesi gözetilerek çelik elemanlarla güçlendirilmesidir. Çalışma kapsamında yapı, sonlu elemanlar yöntemi kullanan SAP2000 yazılımı ile üç boyutlu olarak modellenmiştir. Gerçekçi bir yapı-zemin etkileşimi simülasyonu elde etmek amacıyla, kule doğrudan temel seviyesinden ankastre mesnetlenmemiş; bunun yerine geoteknik zemin etüt raporu verilerine dayanılarak iki farklı tabakadan (Solid 1 ve Solid 2) oluşan 3 boyutlu bir zemin bloğu modellenmiş ve tam ankastre (sabit) sınır koşulları bu zemin kütlesinin tabanına uygulanmıştır. Deprem etkileri, Türkiye Bina Deprem Yönetmeliği (TBDY-2018) esas alınarak, ZD yerel zemin sınıfı ve DD-2 deprem yer hareketi düzeyi için Tepki Spektrumu Yöntemi ile analiz edilmiştir. Analiz sonuçlarına göre; mevcut yapıda özellikle gövde geçiş bölgelerinde oluşan maksimum çekme gerilmelerinin 1.090 MPa değerine ulaştığı ve yığma duvarın çekme kapasitesini (%87 oranında) zorladığı tespit edilmiştir. Bu durumun olası bir depremde gövde duvarlarında hasar ve stabilite kaybı riski oluşturacağı belirlenmiştir. Bu doğrultuda, kule gövdesine dıştan çelik kuşaklama ve zemin kat açıklıklarına çelik çapraz sistemi uygulanarak güçlendirme modeli oluşturulmuştur. Karşılaştırmalı analizler sonucunda, güçlendirme ile kritik bölgelerdeki çekme gerilmelerinin 0.819 MPa seviyesine düşürüldüğü, tepe yer değiştirmelerinin sınırlandırıldığı ve yapının sismik güvenlik düzeyinin artırıldığı görülmüştür. Önerilen yöntemin, tarihi yapının mimari bütünlüğünü bozmadan uygulanabilir, etkili ve geri döndürülebilir bir çözüm olduğu ortaya konulmuştur.