
953
Archived Theses
6
DOIs Assigned
1%
DOI Rate
Discipline
Turizmin hayvanlara dair ahlaki sorumluluğunun meta eleştiri bağlamında değerlendirilmesi
Çalışma, turizm sektöründe hayvanların metalaştırıldığı alanları ortaya koyarak, eleştirel bir tahlil yapmaktadır. Çalışmanın amacı, turizm sektöründe hayvanların metalaştırılmasına karşı çıkarak mevcut durumun bir eleştirisini yapmak ve turizmin ahlaki sorumluluğunu tartışmaya açarak, öneriler geliştirmektir. Bu tür bir çalışma, Türkiye'de turizm yazınında bulunmamakta olup, bu yönüyle ilk olma özelliğini taşımaktadır. Sözleşmeci etik, deontolojik etik, teleolojik etik ve erdem etiği olmak üzere dört temel felsefi kuram üzerinde şekillenen çalışmanın ana çerçevesini ise Marx'ın Meta üretiminin eleştirel tahlili oluşturmaktadır. Güncel hayvan etiği tartışmaları içerisinde önemli bir yer tutan Peter Singer, Tom Regan ve Gary Francione'nin kuramları irdelenerek, karşılaştırmalı bir değerlendirme de yapılmaktadır. Buradan hareketle, turizmin hem arz hem de talep boyutunda hayvanlara yönelik nasıl bir ahlaki sorumluluğa sahip olması gerektiği üzerinde durulmaktadır. Çalışmanın araştırma kısmında ise, Türkiye'de yer alan hayvan odaklı turizm işletmelerinin yöneticileri ile yapılan görüşmelerin ve söz konusu işletmelere gelen ziyaretçilere uygulanan anketlerin sonuçlarına yer verilmektedir. Toplam 17 işletme yöneticisi ile yarı yapılandırılmış görüşme formu aracılığıyla veri elde edilmiş, ziyaretçilerden de toplam 388 geçerli anket formu elde edilmiştir. Elde edilen veriler neticesinde hayvan odaklı turizm işletmelerini ziyaret edenlerin genellikle evli, 18 yaşından küçük bir ya da birden fazla çocuğu olan, eğitim ve gelir seviyesi yüksek kişiler olduğu tespit edilmiştir. Bununla birlikte ziyaretçiler kendilerini daha çok ekosentrik olarak ifade etseler de, hayvan odaklı çekiciliklere katılım amaçlarını "doğa turizmine bir alternatif", "eğitim aracı" ve "aile odaklı deneyim" şeklinde belirterek antroposentrik bir duruş ortaya koymaktadırlar. Hayvan odaklı turizm işletmesi yöneticileri ile yapılan görüşmelerden elde edilen verilerde de, işletmelerin genel olarak hayvanlara yönelik ahlaki sorumluluktan uzak oldukları sonucuna varılmıştır.
Turistik ürün çeşitlendirmesi kapsamında karanlık turizm: Yerel turistlere yönelik bir araştırma
Turizm küreselleşmeyle birlikte yaygınlık kazanmakta ve birçok ülkenin ekonomisinde önemli bir konuma gelmektedir. Ülkeler rekabet üstünlüğü için mevcut turistik ürünlerini çeşitlendirerek turizm faaliyetlerini tüm yıla yaymaya çalışmaktadırlar. Turistik ürün çeşitlendirme, turizm için her geçen gün daha çok önem kazanmakta, rekabet üstünlüğü sağlamada avantajlar sağlamaktadır. Bir turistik ürün olarak karanlık turizm de son yıllarda dünya ve ülkemizde göze çarpan gelişmeler göstermektedir. Bu çalışmanın amacı; yerel turistlerin karanlık turizme bakış açılarının incelenmesidir. Çalışmada, öncelikle turistik ürün ve turistik ürün çeşitlendirmesi hakkında genel bilgiler verilmektedir. Daha sonra karanlık turizm ve karanlık turizm çeşitleri hakkında bilgiler yer almaktadır. Dünyada öne çıkan karanlık turizm alanları, Türkiye'deki karanlık turizm alanları ve potansiyeli olan yerlerden bazıları incelenmektedir. Çalışmanın ana konusunu, yerel turistlerin karanlık turizme bakış açılarını ölçme ve anlama oluşturmaktadır. Bu doğrultuda yerel turistlere anket uygulanarak, sonuçlar literatür taraması yoluyla elde edilen bilgiler doğrultusunda yorumlanmaktadır.
Kültürel değerlerin sürdürülebilir turizm kapsamında turistik ürün çeşidi olarak değerlendirilmesi: Edirne örneği
Küreselleşme ile yaşanan teknolojik, ekonomik, kültürel ve siyasal değişmelerden etkilenen turizm, turistlerin de beklentilerinin değişimine neden olmuş ve çevre bilincinin yaygınlaşmasıyla sürdürülebilir turizm anlayışının ortaya çıkmasına ve alternatif turizm çeşitlerine olan ilgiyi arttırmıştır. Ülkeler bu değişime cevap verebilmek ve turizm gelirlerini arttırabilmek amacıyla turistik ürün çeşitlendirme yoluna gitmişlerdir. Turistik ürün çeşitlendirme uygulamalarından biri olan kültür turizmi, turistlerin geçmişe olan ilgilerinden ve o kültürü öğrenme isteğinden doğan bir turizm çeşididir. Türkiye, kültürel açıdan zengin bir potansiyele sahiptir. Bu zenginlikte ülkenin doğal güzellikleri ve günümüze kadar gelen tarihi ve kültürel varlıklarının katkısı büyüktür. Bu çalışmada birçok uygarlığa ev sahipliği yapan ve farklı kültürleri bünyesinde barındıran Edirne ilinin kültürel mirası, bu mirasın turizm faaliyetlerine katkısı incelenmiştir. Kültürel mirasın korunarak sürdürülebilirliğinin sağlanıp sağlanmadığı Edirne'de turizm konusunda faaliyette bulunan kamu sektörü, özel sektör, yerel yönetim ve sivil toplum kuruluşları yöneticilerinden oluşan 19 kişi ile yüz yüze görüşme tekniği ile mülakat yapılmış, elde edilen veriler içerik analizi yöntemi ile analiz edilmiştir. İlk iki bölümde ise turistik ürün, sürdürülebilir turizm, turistik ürün çeşidi olarak kültür turizmi ve kültürel miras kavramlarını açıklamak amacıyla literatür taraması yapılmıştır.
Sürdürülebilir turizm kapsamında sosyal turizm-İzmir örneği
Sürdürülebilir turizm kapsamında sosyal turizmi araştırmak ve bu konuda İzmir için çözüm önerileri üretmek bu çalışmanın ana amacını oluşturmaktadır. Bu çalışmada, günümüzde dünyada uygulanan çeşitli sosyal turizm politikalarının; fiziksel, finansal gibi çeşitli dezavantajları sebebiyle tatile katılamayan toplum kesimlerinin, sosyal içerme odaklı olarak ve daha insancıl bir yaklaşımla; bireysel ve toplumsal iyi oluş ile yaşam kalitesinin arttırılmasını amaçlamakta olduğuna dikkat çekilmektedir. Birinci ve ikinci bölümler, sürdürülebilir turizm kapsamında sosyal turizmi konu alan kaynakların bir taramasını; ilgili ulusal ve uluslararası örgütlerin çalışmalarıyla farklı ülkelerdeki yasal düzenleme ve uygulamaları içermektedir. Teorik olan bu bölümlerde dünya ve Türkiye'deki çeşitli sosyal turizm uygulamaları incelenmektedir. Üçüncü bölüm, tezin uygulama kısmını oluşturan araştırmanın kapsamı ve yöntemini içermektedir. Tezin bu bölümünde, "Türkiye Turizm Stratejisi 2023, Eylem Planı 2007-2013" ün ilgili bölümünde sosyal turizmle ilgili olduğu belirtilen kurum temsilcileriyle yapılan yarı yapılandırılmış görüşmelerden elde edilen veriler, Nvivo11 nitel veri analiz programına tabi tutulup içerik analiziyle yorumlanmıştır. Sonuç olarak tez, sürdürülebilir turizm kapsamında sosyal turizme İzmir açısından bir bakış kazandırmakta, alanyazına katkıda bulunmakta, sektör temsilcilerine yol gösteren somut önerilerle sosyal turizmin sürdürülebilir turizm kapsamında gelişimine yönelik çözüm önerileri getirmektedir. Anahtar Kelimeler: Sosyal Turizm, Sürdürülebilir Turizm, Dezavantaj, İyi Oluş, Yaşam Kalitesi, Sosyal İçerme, İzmir.
Müzelerde artırılmış gerçeklik uygulamaları: Sakıp Sabancı müzesi örneği
Günümüzde, bilgi teknolojileri insan hayatında önemli bir yer tutmaktadır. Bu nedenle kültür turizmi kapsamında önemli bir turistik çekim öğesi olarak kabul edilen müzelerin, varlıklarını sürdürebilmeleri açısından çağın gereklerine ve gelişen teknolojiye uygun olarak ziyaretçileri ile etkileşim ve iletişim içinde olmaları gerekmektedir. Güncel bir teknoloji olan Artırılmış Gerçeklik (AG), müzecilikte potansiyel kullanım alanına sahip olup, dünyada birçok müzede farklı formatlarda kullanılmaktadır. Bu araştırmada, Sakıp Sabancı Müzesi'nde örnek olay (durum) çalışması yapılarak müzelerde kullanılan AG uygulamalarının faydaları ve Sakıp Sabancı Müzesi'ndeki mevcut AG uygulamalarının müze ziyaretçileri tarafından nasıl değerlendirildiği ölçülmeye çalışılmıştır. Çalışmada bu amaçla, müze ziyaretçilerinin AG uygulamalarıyla ilgili yaklaşımları betimsel analiz yöntemiyle saptanmış ve değerlendirmiştir. Araştırmanın soru formu literatür taraması yapılarak ve uzman görüşü alınarak oluşturulmuştur. Sakıp Sabancı Müzesi 19 müze ziyaretçisi ile yapılan yüz yüze görüşmelerin içerikleri derlenerek analiz edilmiştir. Araştırmanın sonuçlarına göre, görüşme yapılan ziyaretçilerin büyük çoğunluğunun AG kavramı ile ilgili bilgi sahibi olmadıkları, AG'nin farklı uygulama alanları ve müze uygulamaları ile daha önce karşılaşmadıkları ortaya çıkmıştır. Ancak, Sakıp Sabancı Müzesi AG uygulamalarının kullanıldığı Atlı Köşk ziyaretleri sonrasında, AG uygulamalarını faydalı ve diğer müzelerde de kullanılması gereken bir uygulama olarak gördüklerini ortaya koymuştur. Anahtar Kelimeler: Artırılmış Gerçeklik, Teknoloji, Müze, Turizm ve Müzeler.
Yabancı turistlerin Türkiye marka imajı ve Türk imajı hakkındaki algısı: Sabiha Gökçen Havalimanı örneği
Turizmin, ekonomiye olumlu katkıları sebebi ile, önemini kavramış ülkeler turizm endüstrisinin gelişiminin ülke ve ulus markalaşması ile imaj yönetiminden geçtiğini anlamışlardır. Bundan dolayı bu ülkeler, ürün ve hizmetlerde olduğu gibi markalaşma yoluna giderek, marka imajları için çalışmalar yapmaktadır. Türkiye'nin ülke markalaşması kavramı ile 2000'li yıllarda tanışmış olması ve bunda dolayı imaj ve marka çalışmalarına geç başlaması, turizmde istenilen düzeyde olamayışımızın bir nedeni olarak görülebilir. Literatürde yapılan çalışmalar incelendiğinde ülke imajının sektörel etkileri üzerinde durulmuştur. Bir ülke ve ulus hakkında yerleşmiş imajı değiştirmek çok zordur. Ancak turizm bu değişikliği sağlayabilecek en önemli ve faydalı araçların başında gelmektedir. Bu araştırma ile turizm faaliyetinden sonraki ülke imajının ne olduğunun incelenmesi hedeflenmiştir. Bunun için İstanbul'da yabancı turistler üzerinde anket çalışması yapılmıştır. Anket sorularının analizinde SPSS programından yararlanmakla beraber, açık uçlu sorunun analizinde ise içerik analizi yöntemi kullanılmıştır. Bir ülke hakkındaki imajın oluşmasında, o ülkenin tarihi, toplumu, sanayisi, politikaları ve kültürel özellikleri gibi birçok değişken rol oynamaktadır. Bu çalışmada Türkiye'nin sahip olduğu marka imajının ülkeyi daha önce ziyaret etmeyen turistlerde olumsuz olarak algılandığı, Türkiye'yi ziyaret etmiş turistlerde ise olumlu olarak algılandığı ortaya çıkmıştır. Araştırma sonuçlarına göre olumsuz olarak görülen durumlar arasında temizlik, politika ve yönetim, güvenlik ve çevre sorunları ön plana çıkmaktadır. Olumlu açıdan algılanan başlıca durumlar ise turistik çekiciliklerdeki zenginlikler, mutfak kültürü ve Türk insanının sıcak ve konuksever yapısıdır. Anahtar Kelimeler: Marka, İmaj, Ulus İmajı, Ülke Markası, Ülke Marka İmajı
Turistlerin aldatılmaya yönelik algısı: İstanbul'u ziyaret eden yerli ve yabancı turistler üzerine karşılaştırmalı bir çalışma
Turizm sektörü; konaklama işletmelerinden yiyecek içecek işletmelerine, ulaştırma hizmetlerinden acenteciliğe pek çok iş kolunu barındıran yapısıyla dev bir ekonomik faaliyetler bütünü olarak görülmektedir. Diğer taraftan, turizmin yadsınamayacak en önemli özelliklerinden biri de kültürlerarası etkileşimin en yoğun şekilde yaşandığı alanlardan biri olmasıdır. Turizmin temel öğesi olan turistlerin, gerçekleştirdikleri seyahatlerde yaşayabileceği olumsuzluklar, ekonomik kayıpların yanı sıra, kültürel etkileşimin yara alması açısından da son derece önemlidir. Bu çalışmanın amacı, Türkiye'nin en önemli turistik destinasyonlarından biri olan İstanbul'u ziyaret eden yabancı ve yerli turistlerin, turistik faaliyetlerden kaynaklı aldatıcı uygulamaları nasıl algıladığı ve her iki grubun algıları arasındaki farkı tespit etmektir. Bu amaçla, İstanbul'un en önemli turistik alanlarından olan Tarihi Yarımada'da, hem yabancı hem de yerli turistlerle mülakatlar gerçekleştirilmiş ve ilgili mülakatlar içerik analizine tabi tutularak bulgular elde edilmiştir. Bulgular sonucunda, hem yabancı hem de yerli turistlerde, turistik ürün ve hizmetle temaslarında ortaya çıkan ilişkilerde, gerek işletmeler gerekse çeşitli hizmet çalışanlarıyla yaşanan, pek çok aldatıcı etkileşimin izine rastlanmıştır. Yerli turistlerin de pek çok aldatıcı faaliyete maruz kaldığına dair algıları olsa da, karşılaştırmalı analizlerin sonucu, yabancı turistlerin, çok daha büyük problemler yaşadığı yönündedir. Turistlerin aldatıcı faaliyetleri algısında en çok bahsedilen konular, aşırı fiyatlama, taksicilerin gerçekleştirdiği etik dışı ve aldatıcı hareketler, hanutçuluk faaliyetleri ve çeşitli yöntemlerle gerçekleştirilen dolandırıcılık, tehdit ve alıkoyma gibi suça varan girişimler olmuştur. Anahtar Kelimeler: Aldatma, Etik, Kandırma, Tüketici Davranışı, Algı.
Turizmde ciddi serbest zaman faaliyeti olarak doğa yürüyüşleri, çevre kimliği ve yaşam doyumu ilişkisi
Bir serbest zaman faaliyeti olarak turizme katılan insanlar artık kitle turizmi ürünlerinden çok özel ilgilerini tatmin edecek seyahatlere; doğal, kültürel, tarihi ve sosyal arz öğelerinin ön plana çıktığı bölgelere ve turistik faaliyetlere yönelmeye başlamışlardır. Doğaya dayalı özel ilgi turizmi de son yıllarda turizm sektöründe yükselmekte olan eğilimlerden biri olarak görülmektedir. Bu turizm türünün bir ürünü olan doğa yürüyüşleri de katılımcılar tarafından ciddi serbest zaman faaliyeti olarak algılanabilmektedir. Ciddi serbest zaman faaliyetlerine katılım sonucu elde edilen bireysel ve sosyal faydaların kişilerin yaşam doyumlarında artış sağladığı belirtilmektedir. Bu araştırmanın amacı turizmde ciddi serbest zaman faaliyeti olarak doğa yürüyüşleri ile çevre kimliği ve yaşam doyumu arasındaki ilişkiyi ortaya çıkarmaktır. Bu amaçla araştırmadan elde edilen veriler değerlendirildiğinde, turizmde ciddi serbest zaman faaliyeti olarak doğa yürüyüşlerinin bireylerin çevre kimliğinin oluşumunda katkısı olduğu, çevre kimliği yüksek olan bireylerin doğa yürüyüşlerine katılma eğilimlerinin daha fazla olduğu ve doğa yürüyüşlerine katılan bireylerin katıldıkları faaliyet sonucu yaşam doyumlarında artış görüldüğü belirlenmiştir. Yaşam doyumu ve çevre kimliği arasında ise düşük düzeyde bir ilişki olduğu ortaya çıkarılmıştır. Anahtar Sözcükler: Ciddi Serbest Zaman, Özel İlgi Turizmi, Doğa Yürüyüşleri, Yaşam Doyumu, Çevre Kimliği.
Otel işletmelerinde şikayet yönetimi: Antalya ili örneğinde Rus turistlerin büyük ölçekli otellere yönelik e-şikayetlerin değerlendirilmesi
Otel işletmeleri, müşterilerle yüzyüze etkileşimin yoğun olduğu konaklama süresinin bir günden başlayıp haftalar hatta bazen daha da uzun sürdüğü bir zaman diliminde hizmet vermektedir. Müşterilerle etkileşimin diğer hizmet işletmelerinden uzun sürmesi yaşanan deneyim sayısını arttırmaktadır. Yaşanan deneyimler her zaman olumlu olmamakta, olumsuz deneyimler de yaşanmaktadır. Bu deneyimlerin bir kısmı şikayet ile sonuçlanmaktadır. Şikayetler otel işletmeleri açısından oldukça önemlidir. Bu önem müşteri memnuniyetinin sağlanması, aksayan yönlerin tespit edilmesi ve giderilmesinden kaynaklanmaktadır. Günümüzde yoğun rekabet ortamında işletmelerin mevcut müşteriyi korumaya çalışmaları yeni müşteri kazanmaktan daha kolaydır. Bu nedenle mevcut müşterilerden gelen şikayetler dikkatli bir şekilde değerlendirilmeli, müşteri şikayetinin çözüme ulaştırılmadan oteli terk etmesi engellenmelidir. Bu değerlendirme ve düzeltici faaliyetler sayesinde yeni gelecek müşterilerin de aynı sorunlarla karşılaşma ihtimali sıfırlanabilmektedir. Müşteriler ağızdan kulağa iletişimle yaşamış oldukları deneyimleri paylaşmaktadır. Bu paylaşım teknolojik gelişmeyle birlikte sadece yakın çevresini içermemekte artık dünyanın her köşesindeki insana ulaşabilmektedir. Yapılan çalışmalarda bireylerin olumsuz deneyimlerini paylaşma konusunda daha istekli olduğu görülmüştür. Bu tez çalışmasnın temel amacı Türkiye'ye yoğun olarak gelen turist grupları açısından önemli bir yere sahip olan Rus turistlerin otellere yönelik yapmış olduğu şikayetlerin değerlendirilmesi ve bu değerlendirme sonrasında otel işletmelerinin ağırlıklı olarak üzerinde durması gereken konuların belirlenmesidir. Gelen turistlerin büyük bir kısmı Antalya çevresini tercih etmektedir. Bu nedenle otel şikayetleri Antalya otellerine yönelik olarak seçilmiştir. Çalışmanın ilk iki bölümünde şikayet kavramı ve davranışı; şikayet eden müşterilerin kültürel, psikolojik ve demografik özelliklerine göre davranışları; şikayet yönetimi sisteminin işleyişi, şikayet çözümünde kullanılabilecek strateji ve yöntemler gibi teorik bilgilere yer verilmiştir. Çalışmanın uygulama kısmında Rus turistlerinin Antalya çevresinde bulunan beş yıldızlı otellere yönelik şikayet davranışları, Rus turistlerin sık olarak kullandığı hem şikayetlerini hem de önerilerini belirttiği www.tophotels.ru sitesindeki bilgilere göre sınıflandırılmış, toplam 200 adet şikayet incelenmiştir. Çalışma sırasında tüm yorumlar önerilerden ayıklanmış ve şikayetlere odaklanılmıştır. Şikayetler 2013-2014 yılları arasında yapılan şikayetlerdir. Söz konusu 200 adet şikayet Türkçe'ye çevirilip 15 farklı kategoride bölgeye, otele ve tarihe göre incelenmiştir. Elde edilen sonuçlara göre, Rus turistler en çok alt yapı, yiyecek ve personelden şikayet etmektedir. 2014 yılına ait şikayetler 2013 yılına göre daha fazla olup, misafirlerin en çok şikayet ettikleri zaman dilimi Mayıs-Haziran ve Ağustos-Eylül dönemleri olduğu tespit edilmiştir. Bu ayların Rus turistler tarafından tercih edilmesindeki başlıca sebepler arasında bu dönemlerin sıcaklık ve kalabalıklık açısından, daha az ve tur fiyatlarının daha uygun olmasındandır. Antalya çevresindeki büyük ölçekli otellerin önemli gelir kaynağı olan Rus pazarını elde tutabilmesi ve müşteri sadakatini sağlayabilmesi için belirtilen şikayet konuları üzerinde çalışmalar yaparak hizmet kalitesini artırması, etkili şekilde müşteri ilişkilerini yönetmesi ve son olarak uygun ve etkin şikayet yönetim stratejilerini geliştirmesi ve uygulaması gerekmektedir. Anahtar Kelimeler: Şikayet Yönetimi, Şikayet Davranışı, E-Şikayet, Otel İşletmelerinde Şikayetler.
Deneyimsel pazarlamanın müşteri sadakati üzerine etkisi: İzmir'deki büyük ölçekli otel işletmeleri üzerine bir araştırma
Günümüzün rekabetçi koşulları ile birlikte değişen müşteri istekleri işletmeleri rakiplerinden farklılaşmak ve rekabetçi avantaj kazanmak için yeni pazarlama yaklaşımı geliştirmeye zorlamaktadır. Bu kapsamda, işletmeler pazarlama stratejilerini mal ya da hizmet satmak yerine müşteri deneyimi sağlamaya yönelik değiştirmekte ve geliştirmektedirler. Deneyim ekonomisiyle birlikte, müşteriler için maldan hizmete, hizmetten deneyime doğru yönelen süreç deneyimsel pazarlama kavramını ortaya çıkarmıştır. Deneyimsel pazarlama, deneyim ekonomisinin gelişimiyle ortaya çıkan bir pazarlama yaklaşımıdır. Müşteri deneyimi yaratmak amacıyla mal ve hizmetlerin müşteri için özgün hale getirilmesini hedefleyen deneyimsel pazarlama, müşteri sadakati oluşturmak için önemli bir araç olmaktadır. Bu çalışmada, büyük ölçekli otel işletmelerinde konaklayan müşterilerin deneyimsel pazarlama algılamalarının müşteri sadakati üzerindeki etkisi incelenmektedir. Çalışma üç bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde deneyim ekonomisi, müşteri deneyimi ve deneyimsel pazarlama kavramları kuramsal açıdan incelenmiş ve deneyimsel pazarlamanın önemi vurgulanmıştır. İkinci bölümde müşteri sadakati kavramı ele alınarak, deneyimsel pazarlama ile müşteri sadakati arasındaki ilişki incelenmiştir. Üçüncü bölüm çalışmanın araştırma kısmını kapsamaktadır. Bu bölümde araştırma sonucunda elde edilen bulgular yer almaktadır. Verilerin analizi için SPSS programı kullanılmıştır. Bu bağlamda, sonuçlar literatür taraması yoluyla elde edilen bilgiler doğrultusunda yorumlanmaktadır. Anahtar Kelimeler: Deneyim Ekonomisi, Müşteri Deneyimi, Deneyimsel Pazarlama, Müşteri Sadakati
Turizm gelişimi ile kültürel kimlik olgusu arasındaki ilişki: Alaçatı örneği
Bu çalışmada kültürel kimlik olgusu ile Alaçatı'daki turizm gelişimi arasındaki ilişki değerlendirilmektedir. Bu çerçevede Alaçatı'nın kültürel yapısının incelenmesi ve bu yapının turizm gelişimiyle olan ilişkisinin saptanması amacıyla "Alaçatı'nın turistik gelişimiyle Alaçatı'nın kültürel kimliğinin ilişkisi nedir?" sorusuyla yola çıkılmıştır. Araştırmanın birinci bölümünde; araştırmanın amacı ve önemi, araştırma problemi, tezin kapsamı ve çalışma planı yer almaktadır. İkinci bölümde kültür olgusu ve kimlik kavramı incelenmiştir. Kimlik öğeleri ve kimlik teorilerine değinilerek kültürel kimlik kavramı açıklanmaya çalışılmıştır. Ayrıca turizm, turizm gelişiminin göstergeleri ve unsurları, turizm gelişiminin kültür ve kimlik ilişkisine yer verilmiştir. Araştırmanın üçüncü bölümünde Alaçatı'nın tarihine ve turistik ürünlerine yer verilerek örneklem, veri toplama aracı, görüşme süreci, veri analizi ve bulgular açıklanarak sonuçlar ve öneriler gösterilmektedir. Araştırmada nitel araştırma yöntemi kullanılmıştır. Veriler görüşme tekniğiyle elde edilmiştir. Alaçatı'da yerel yönetimden iki görevli, bir turizm derneği başkanı, iki otel müdürü ve yerel halktan on kişi de dahil olmak üzere toplamda 15 kişi ile görüşülmüştür. Görüşmeler, katılımcılardan önceden randevu alınarak 4 Nisan 2016-3 Mayıs 2016 tarihleri arasında gerçekleştirilmiş olup, her bir görüşme ortalama 30-45 dakika arası sürmüştür. Araştırma sonucunda Alaçatı'nın turizm gelişimiyle beraber, yerel halkın çoğunluğunun Alaçatı merkezden ayrılarak civar yerleşim birimlerine gittiği saptanmıştır. Alaçatı'ya, İstanbul başta olmak üzere çeşitli illerden çok sayıda kişinin yerleşmesiyle beraber kültürel kimliğin büyük ölçüde yitirildiği anlaşılmaktadır. Bu nedenle Alaçatı'daki turizm gelişiminin genel çerçevede kültürel kimlikle ilişkisinin olmadığı sonucuna varılmıştır. Araştırmadaki bir diğer sonuç ise Alaçatı'daki turizm gelişiminin başlıca nedenlerinin rüzgar sörfünün gelişimi ve mimari yapının bozulmamış olması olarak ortaya koyulmaktadır. Anahtar Kelimeler: Alaçatı, Turizm Gelişimi, Kültür, Kimlik, Kültürel Kimlik.
Etkinlik turizmi ve inanç turizmi paradoksu: Turizm yazınında inanç etkinliklerinin kavramsal analizi ve konumlandırılması
Etkinlik turizmi ve inanç turizmi, destinasyonlara sosyo-kültürel, ekonomik, çevresel ve politik pek çok olumlu etkisi olan ve çok eski tarihlerden beri insanları seyahate yönlendiren en önemli turizm türlerinden ikisi olarak değerlendirilmektedir. Tarihin en eski yer değiştirme hareketleri çoğunlukla etkinliklere katılma ya da inanç merkezlerine dini ritüelleri gerçekleştirme amacıyla yapılmıştır. Günümüzde de özel etkinlikler ve inanç temelli seyahatler ile destinasyonlar turist çekmeye devam etmektedir. Turizm yazınında pek çok turizm türünün sınıflandırmasında karmaşa olduğu gözlemlenmektedir. Etkinlik turizmi ve inanç turizmi yazını incelendiğinde, dünyanın en önemli turizm hareketlerinden kabul edilen Hac seyahatlerinin her iki turizm türünde de yer aldığı bulgusuna ulaşılmıştır. Etkinlik turizmi yazınında Hac seyahatleri en önemli inanç etkinliği hareketi olarak değerlendirilirken, inanç turizmi yazınında ise yine Hac seyahatleri büyük katılımcı sayısı ile inanç turizmi hareketlerinden en önemlisi olarak kabul edilmektedir. Bu durum turizm yazınında Hac seyahatleri konusunda bir paradoksun varlığını ortaya koymaktadır. Bu araştırmanın amacı, turizm yazınında Hac seyahatlerinin doğru konumlandırılmasını sağlamak ve etkinlik turizmi ile inanç turizmi arasındaki karmaşayı ortadan kaldırmaya çalışmaktır. Bu kapsamda bibliyometrik analiz ile Haccı bir turizm türü olarak değerlendiren 102 makale incelenmiş ve çalışma alanı Hac olan 47 kişi ile yapılan mülakatlar nitel araştırma tekniklerinden içerik analizi yöntemi kullanılarak analiz edilmiştir. Elde edilen en önemli bulgu, turizm türlerinin sınıflandırmasında güdü bazlı değerlendirmelerin yapılması gerekliliği bulgusudur. Bu kapsamda yapılan analizlerde, Hac seyahatlerinin inanç güdüsü ile yapıldığından, çoğunlukla inanç turizmi olarak değerlendirildiği görülmektedir. Ayrıca gelecekte yapılacak farklı sınıflandırmalar ile Hac seyahatlerinin farklı şekilde konumlanabileceği öngörüsü de elde edilen bir diğer bulgudur.
Turizm işletmelerinde kuşaklar bağlamında işveren markası algısı ve çalışma yaşam kalitesi ilişkisi
Herhangi bir tüketim ya da endüstriyel ürünün markası olduğu gibi, günümüzde, şehirlerin, işletmelerin ve hatta kişilerin kendileri için oluşturdukları markalar ve markalaşma stratejileri vardır. İşletmeler açısından marka kavramı ürünlerin yanı sıra istihdam ettikleri çalışanlara yönelik olarak işveren markası kavramı karşımıza çıkmaktadır. Bu bağlamda, işveren markası, işverenlerin çalışanlarına çalışabilecekleri en iyi yerin kendi işletmeleri olduğunu hissettirmek ve potansiyel kaliteli çalışan adaylarının işletmede istihdam edilmesini sağlamak amacıyla işgücü üzerindeki algısını ifade etmektedir. İşverenler, çalışanlarına sağladıkları ekonomik, sosyal, iş gerekleri ve gelişim olanakları ile çalışanlarının zihninde olumlu bir marka imajı oluşturmaktadır. Çalışma yaşam kalitesi, çalışanların iş yaşamındaki uygun ve güvenilir çalışma koşullarının kalite düzeyini ifade etmektedir. Çalışanlara sağlanan ücret, sosyal, kültürel ve ekonomik olanaklar ile güvenli ve sağlıklı çalışma koşulları iş yaşamının kalitesini arttırmaktadır. Gelişen teknoloji ve yaşam kalitesi ile birlikte yeni nesil iş ortamları ortaya çıkmıştır. Çağa ayak uydurmak ve mevcut kişilerin gelecekte kaliteli bir iş ortamında çalışabilmeleri için işverenlerin gelecek kuşakların olası istek ve beklentilerini karşılayabilecek iş ortamları hazırlamalıdırlar. Bu çalışmada işveren markası ve alt boyutları ile çalışma yaşam kalitesi arasındaki ilişkinin ortaya konması ve bu ilişkinin kuşaklar bağlamında farklılığı araştırılmaktadır. Çalışmada öncelikle işveren markası, çalışma yaşam kalitesi ve kuşaklara ilişkin yazın taraması yapılmış ve işveren markası, çalışma yaşam kalitesi ve kuşakların birbirleri ile ilişkilerini içeren araştırmalar incelenmiştir. Kavramsal olarak ikincil verilerin incelenmesinden sonra turizm işletmeleri çalışanlarından anket tekniği ile toplanan veriler analiz edilerek araştırmanın hipotezleri test edilmiştir. Çalışmanın sonucunda, işveren markasının çalışma yaşam kalitesi üzerinde etkili olduğu ve bu etkinin kuşaklar arasında farklılaşmadığı ortaya çıkmıştır.
Yerel halkın turizme yönelik algı ve tutumlarının turizm gelişim yaklaşımları kapsamında değerlendirilmesi: Mazı Köyü-Türkbükü karşılaştırmalı analizi
Turizm, hızla gelişen sektörler arasındadır. Turizm sektörü, yatırımların fazla ve rekabetin yoğun olduğu bir yapıya sahiptir. Bu nedenle turizmin olumlu ve olumsuz birçok etkisi ortaya çıkmaktadır. Bu etkiler yalnızca sektörden faydalananları değil özellikle de yörede yaşayan yerel halkı etkilemektedir. Alan yazında turizmde farklı gelişim düzeyine sahip bölgelerin yerel halkının turizme yönelik algı ve tutumlarının da farklı olduğuna yönelik çok sayıda çalışma yer almaktadır. Bu çalışmada turizmin farklı aşamada gelişim gösterdiği iki farklı bölgede yaşayan yerel halkın turizm gelişimine yönelik algı ve tutumları değerlendirilmiştir. Bu değerlendirmeden sonra iki bölgenin yerel halkının algı ve tutumları en çok kullanılan dört turizm gelişim yaklaşımı kapsamında karşılıklı analiz edilmiştir. Araştırmada öncelikle ilgili yazın taranarak yarı yapılandırılmış bir soru formu oluşturulmuştur. Daha sonra turizmde farklı gelişim düzeyinde olan Türkbükü yerel halkından 15, Mazı köyü yerel halkından 15 olmak üzere toplam 30 katılımcı ile yapılan yüz yüze görüşmeler derlenerek analiz edilmiş ve bulgular saptanmıştır. Araştırmanın sonucunda iki bölgenin yerel halkının turizme yönelik algı ve tutumlarının genellikle farklı olduğu saptanmıştır. Turizmin yeni gelişim göstermeye başladığı Mazı köyü yerel halkının turizm bilgilerinin kısıtlı ve algı ve tutumlarının genelde daha olumsuz yönde olduğu ve turizmin geliştiği Türkbükü yerel halkının turizme yönelik algı ve tutumlarının daha olumlu olduğu ortaya çıkmıştır. Sürdürülebilir bir turizm gelişimi ve yerel halkın desteğini alabilmek için turizmin olumsuz etkilerini en aza indirgemek ve yerel halkı turizm konusunda eğitmek sektörün geleceği açısından önem arz etmektedir. Anahtar Kelimeler: Turizmin Etkileri, Turizm Gelişimi, Yerel Halk, Algı ve Tutum.
Örgüt kültürü ve takım birlikteliğinin takım performansına olan etkisi: Kurumlararası İzmir Dragon Festivali
Alanyazında yer alan araştırmalarda (Efanga ve Ifejiagwa, 2014; Hartnell ve diğerleri, 2011; Jacobs ve diğerleri, 2013; Khan ve Afzal, 2011; Pannirselvam ve diğerleri, 2011; Prajogo ve McDermott, 2011; Shahzad ve diğerleri, 2012; Zakari ve diğerleri, 2013), örgüt kültürünün örgütsel performansa etki ettiği açık bir şekilde belirtilmektedir. Öte yandan yazında, takım birlikteliğinin performansa etkisinin olduğunu belirten araştırma sayısı oldukça fazladır (Beal ve diğerleri, 2013; Carron ve diğerleri, 2002a; Filho ve diğerleri, 2014, 2015; Gu ve diğerleri,2011; Kebaili ve diğerleri, 2015; Leo ve diğerleri, 2013; Lu, 2015; Tung ve Chang, 2011). Yazında, örgüt kültürünün takım birlikteliğine etkisinin olduğunu belirten çalışmalara da rastlanmaktadır (Fruhen ve Keith, 2014; Gorji ve diğerleri, 2014; Morela ve diğerleri, 2013; Sánchez ve Yurrebaso, 2009; Wright ve Drewery, 2006). Değişkenler arasındaki ilişkilerden hareketle, bu çalışmanın amacı örgüt kültürünün ve takım birlikteliğinin takım performansına olan etkilerini incelemektir. Bununla birlikte, Türkiye'nin en geniş katılımlı kurumsal spor organizasyonu, Türkiye genelinde yapılan tek kurumsal etkinlik, farklı sektörleri bir araya getiren tek platform, su üzerinde yapılan en kalabalık yarış ve dünyada ve Türkiye'de en hızlı gelişen takım sporu, uluslararası akreditasyona sahip tek festival olma özelliği sağlayan Kurumlararası Dragon Festivali'nin turizm boyutu da bulunmaktadır. Zira, festival sadece katılımcı örgütlere değil, düzenlendiği bölgedeki yerel halka da açıktır. Festivaller de etkinlik turizminin önemli bir öğesi konumunda olup yerel halkın da ilgisini çekmekte ve turistik bir aktivite olarak yazında yer almaktadır (Anwar ve Sohail, 2003; O'Sullivan ve Jackson, 2002; Quinn, 2006). Ayrıca, söz konusu etkinlik yazında su sporu etkinliği olarak yer almaktadır (McCartney ve Osti, 2007). Spor etkinlikleri, rekreasyonun ve turizmin itici gücü olarak kabul edilmektedir (Mallen ve Adams, 2008). Bu etkinlikler, hem yerel hem de ulusal olarak turizm ve ekonomi açısından katkı sağlamaktadır (Babacan ve Göztaş, 2011). Araştırmanın yöntemi nicel araştırma yöntemi olarak belirlenmiştir. Araştırmanın evrenini, İzmir il sınırları içerisinde düzenlenen Kurumlararası Dragon Festivali'ne katılan takım üyeleri oluşturmaktadır. Örneklem hesaplama formülü kullanılarak, İzmir Kurumlararası Dragon Festivali'ne katılan takım üyelerinden kümelere göre örnekleme (zümreye göre örnekleme) yöntemi ile örneklem belirlenmiş, kullanılabilir 399 anket elde edilmiştir. Araştırmanın sonuçları değerlendirildiğinde, örgüt kültürünün takım performansı ile arasında anlamlı ve pozitif bir ilişki, takım birlikteliği ile takım performansı arasında ise anlamlı ve negatif bir ilişki tespit edilmiştir. Örgüt kültürü ile takım birlikteliği arasında da anlamlı ve negatif bir ilişki bulunmuştur. Takım birlikteliğinin, örgüt kültürü ile takım performansı arasındaki ilişkiye aracılık ettiği sonucuna varılmıştır. Söz konusu araştırmanın, örgüt kültürü, takım birlikteliği ve takım performansı değişkenlerini bir arada ele alması ve değişkenler arasındaki ilişkinin etkinlik üzerinde uygulanıp değerlendirilmesi açısından hem turizm hem de yönetim ve organizasyon alanyazınına katkı sağlayacağı düşünülmektedir. Ayrıca, bu çalışmanın etkinliği düzenleyen organizasyon şirketine ve etkinliğe katılan örgütlere geribildirim sağlaması, bundan sonraki etkinlikler açısından önemli girdi sağlayacaktır. Anahtar Kelimeler: Örgüt Kültürü, Birliktelik, Performans, Kurumlararası Dragon Festivali.
Bisiklet turizmi katılımcılarının tatil deneyimi: Yerli turistler üzerine bir araştırma
Bu araştırmada, dünya genelinde önemli bir boş zaman ve turizm aktivitesi olarak kendini göstermeye başlayan bisiklet turizmi ele alınmaktadır. Bisiklet turizminin ekonomik ve sosyal alanlarda yarattığı katkılardan yola çıkılarak, turizmin çeşitlendirilmesi amacıyla Türkiye'de nasıl gerçekleşmesi gerektiğine yönelik bir çerçeve oluşturulmaya çalışılmış; bu amaçla bisiklet turizmi katılımcılarının tur süreçleri üç aşamada incelenmiştir: tur öncesi, tur süreci ve tur sonrası. Tur süreci deneyimi için İzmir'de aktif olarak faaliyet gösterdiği saptanan bisiklet topluluğu ile tek gece konaklamalı bir bisiklet turuna katılınmış; tur öncesi ve sonrası deneyim için de tur bittikten sonra, seçilen üç katılımcı ile mülakatlar gerçekleştirilmiştir. İzmir'de faaliyet gösteren bisiklet turizmi katılımcılarının, konaklamalı bisiklet turlarına katılmalarında temel motivasyon kaynağının özgürlük ve keşfetme isteği olduğu sonucuna varılmıştır. Ayrıca katılımcıların, bu tür aktivitelere katılan kişi sayısının az olması nedeniyle kendilerini diğer insanlardan farklı ve özel hissettiği görülmüştür. Kişiler bu tür etkinlikleri sosyalleşebilmek adına da bir fırsat olarak görmektedir. Ek olarak, mutlu ve sağlıklı yaşam için de bisiklet turları tercih edilmektedir.
Turistlerin destinasyon seçimine sığınmacıların etkisi: Türkiye'ye yönelik bir araştırma
Turizmin dünya ekonomisindeki önemi hızla artmaktadır. Dünya ekonomisindeki birçok sektörde duraklama olmasına rağmen, turizm sektörü ülkelerin veya bölgelerin kalkınmasında önemini korumaya devam etmektedir. Ancak sektörün kırılgan yapısı nedeniyle destinasyonlara yönelik talep savaş, hırsızlık, göç, terör, politik istikrarsızlık ve krizlerden etkilenmektedir. Destinasyona seyahat etmek isteyen turistlerin algıladıkları riskler destinasyon tercihlerini değiştirmelerine, seyahatleri ertelemelerine veya seyahatlerini iptal etmelerine neden olabilmektedir. Türkiye'nin bulunduğu coğrafyadaki ülkelerde yaşanan sorunlar milyonlarla ifade edilen sayıda kişinin Türkiye'ye sığınmasına neden olmuştur. Türkiye'deki sığınmacıların Türkiye'ye yönelik turizm talebine etkisini belirlemeye yönelik ulusal ve uluslararası yazında bir çalışmaya rastlanmaması, bu araştırmanın gerçekleşmesinde önemli rol oynamaktadır. Araştırmanın amacını ortaya koyabilmek için öncelikle insanların destinasyon seçimine etki eden faktörlere ilişkin detaylı bir literatür taraması gerçekleştirilmiştir. Devamında, uluslararası turizm talebinin görüşlerine belirlemek amacıyla senaryolar oluşturulmuştur. Senaryolar oluşturulduktan sonra8 adet demografik ifadeyi de kapsayan form Mart – Nisan 2017 döneminde Google. Doc formatında online olarak rastlantısal olarak seçilen, Türkiye'de bulunmayan 412 kişiye uygulanmıştır. Formlar SPSS 22.0 programına aktarıldıktan sonra katılımcılara ait görüşlerin yüzde ve frekanslarını belirlemek amacıyla çapraz tablo analizi yapılarak bulgular raporlandırılmıştır. Araştırma bulgularına göre snobizm etkisiyle destinasyon tercihini gerçekleştirecek kişilerin üzerinde sığınmacıların bir etkisinin olmadığı; sığınmacıların yarattığı güvenlik sorunun sosyal arayış ve keşif amaçlı seyahat eden kişilerin destinasyon tercihi üzerinde önemli bir etkisinin olmadığı; fiziksel ihtiyaçlarını karşılamak odaklı destinasyon seçimini gerçekleştiren katılımcıların sığınmacıların varlığından olumsuz etkilendiği; sığınmacıların yarattığı dilenme sorununun alışveriş bakımından çekici bir destinasyon tercihinde bulunmak isteyen turistleri olumsuz olarak etkilemediği; sığınmacıların yarattığı çevresel sorunların doğal tarihi ve kültürel çekiciliklere sahip bir destinasyona seyahat etmek isteyen kişileri olumsuz olarak etkilediği; sığınmacılardan ötürü destinasyonların yaptığı fiyat indirimi ve tutundurma çalışmalarının turistlerin destinasyon tercihini olumlu yönde etkilediği; sığınmacılardan dolayı katılımcıların destinasyon imajı ile ilgili herhangi bir olumsuz algılarının oluşmamasına rağmen sığınmacıların destinasyonları terk etmeleri, turizm bölgeleri veya şehir merkezlerinin dışında kamplarda barınmaları halinde bu durumun turistlerin tercihlerini olumlu yönde etkileyeceği belirlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Türkiye, Göç, Sığınmacı, Destinasyon, Destinasyon Seçimi.
Michael Porter'ın rekabet stratejileri ve modelleri ile rekabet analizi: Düsseldorf konaklama sektöründe bir alan araştırması
Ülke, sektör ve firma düzeyinde ele alınan rekabet gücü kavramının çok yönlülüğü dikkate alındığında, firma düzeyinde rekabet gücünü belirleyen faktörlerin anlaşılması önem taşımaktadır. Bu araştırmada Düsseldorf'daki konaklama işletmelerinin rekabet durumunu analiz etmeye yönelik bir araç olarak, Michael Porter'ın genel rekabet stratejileri, Beş Kuvvet Modeli ve Elmas Modeli kullanılmıştır. Araştırmanın amacı, şirket düzeyinde uygulanan rekabet stratejilerini belirlemek, endüstri düzeyinde Düsseldorf Konaklama İşletmelerinin uyguladığı stratejiler ile rekabet faktörleri arasındaki ilişkiyi belirlemek ve ulusal ölçekte Düsseldorf destinasyonunun rekabet gücünü arz yönlü paydaşlar açısından değerlendirmektir. Araştırmada öncelikle literatür taraması yapılmış, rekabet konusu genelden özele doğru daraltılarak turizm boyutu ile incelenmiştir. Michael Porter'ın genel rekabet stratejileri ile şirket bazında, Beş Kuvvet Modeli ile sektör bazında ve Elmas Modeli ile destinasyon bazında bir alan araştırması yapılmıştır. Çalışmanın uygulama bölümünde, Düsseldorf konaklama işletmelerinin başvurdukları rekabet stratejilerine yönelik bir anket yürütülmüş ve akabinde sektörün rekabetçilik analizi yapılmıştır. Anket, Düsseldorf'ta yer alan dört ve beş yıldızlı otel işletmelerinde çalışan üst düzey yöneticileri kapsamaktadır. Araştırma bölümünde ayrıca Porter'ın Elmas Modeli belirleyicileri kapsamında Düsseldorf destinasyonunun rekabet gücüne ilişkin güçlü/zayıf yönleri hakkında otel yöneticileri ve destinasyon yönetim örgütü ile mülakatlar ve betimsel analiz yapılmıştır. Son olarak; Düsseldorf destinasyonu ile bağlantısı bulunan ve Porter'ın jenerik stratejilerini başarıyla uygulayan şirketlerden örnekler incelenmiştir. Bu çalışma, rekabet ve rekabet gücü konusunda kuramsal bilgiler sunmanın yanında Düsseldorf'taki konaklama işletmelerinde yürütülen alan araştırmasından elde edilen bilgiler ışığında pratik uygulamalar hakkında da bilgi vermektedir. Düsseldorf örneğinin Türkiye'deki destinasyonlarda faaliyet gösteren konaklama işletmelerinde yürütülecek araştırmalar için karşılaştırma olanağı sağlayacağına inanılmaktadır.
İnsan kaynakları uygulamalarının bilgi işçilerinin duygusal bağlılığına etkisi
Küreselleşme, ağır rekabet şartları ve hızlı değişimler sonucun da örgütlerin sürdürülebilir rekabet avantajı elde etmeleri için bunu gerçekleştirecek insan kaynağını bulmaları tek başına yeterli olmayacaktır. Bunu gerçekleştirecek insan kaynağını elde tutmak, motive etmek, verimli ve mutlu çalışmalarını sağlamak, adil bir performans değerleme sistemine tabi tutmak, eğitim ve geliştirme, kariyer planlaması gibi insan kaynakları faaliyetlerine önem vermek gerekecektir. Özellikleri, beklentileri, bilgi ve beceri, yetenekleri ile değişime hızlıca ayak uyduran bilgi işçilerine yapılacak yatırım uzun vadede işletmeye avantaj sağlayacaktır. Devir hızı yüksek olan bilgi işçilerinin işletmede tutmak ve bağlılık davranışı geliştirmelerini sağlamak oldukça zor görünmektedir. Örgütlerin ise yenilikçi, geleceğe yön veren bir yapı sürdürmeleri ve rekabet avantajı yaratabilmeleri bilgi işçilerini örgütte tutabilmeleri ile mümkün olacaktır. Bu araştırmanın ana amacı örgütler açısından bilgi işçilerinin örgüte karşı duygusal bağlılık yaratmasında insan kaynakları uygulamalarından performans değerleme, kariyer, eğitim ve geliştirme faaliyetlerinin etkisini ortaya koyarak literatüre katkı sağlamaktır. Çalışma üç bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde bilgi, bilgi toplumu ve bilgi çalışanları kavramları mevcut yazın ışında incelenmiştir. Özellikle bilgi çalışanlarının tanımlanması, yönetimi, eğitimi ve motivasyonu vurgulanmıştır. İkinci bölümde ise duygusal bağlılık ve insan kaynakları uygulamaları tanımlanmış ve bilgi işçileri açısından bu uygulamaların bağlılık yaratmadaki katkısı göz önünde iii bulundurularak eğitim ve geliştirme, performans, kariyer faaliyetleri üzerinde durulmuştur. Araştırmanın son bölümünde ise İKY uygulamalarının bilgi çalışanlarının duygusal bağlılığı üzerindeki etkisini tespit etmek için yapılan uygulama yöntemi hakkında bilgi sunulmaktadır.
Konaklama işletmelerinde işe adanmışlık, iş kontrol odağı, tutku ve asalaklık arasındaki ilişkinin analizi
Küreşellesme ile birlikte artan rekabet koşulları turizm işletmelerini müşteri istek ve beklentileri doğrultusunda kaliteli ve farklılaştırılmış hizmet sunumuna yönlendirmektedir. Yetenekli, işine bağlı ve görev yaptığı kurumda fark yaratacak çalışanların istihdamı işletmelerde performansa bağlı karlılık ve sürdürülebilirlik açısından gereklidir. Müşteri - çalışan etkileşiminin en yoğun yaşandığı konaklama işletmeleri için işe adanmış çalışanların varlığı ve sayısı ise son derece önemlidir. Bu noktada konaklama tesislerinin insan kaynakları bölümü, işletme için uygun çalışanların seçimi, istihdamı ve eğitimi sürecinde bireylerin işe adanmışlığının sağlanması, işlerine karşı tutku sahibi olmaları ve birbirlerinin arasındaki ilişkilerin geliştirilmesi gibi konularla yakından ilgilenmelidir. Bu doğrultuda çalışmada, konaklama isletmelerinde işe adanmışlık, iş kontrol odağı, tutku ve iş arkadaşlarının asalaklığı arasındaki ilişkilerin ortaya konulması amaçlanmıştır. Uygulama alanı olarak iç turizm piyasasında bir turizm destinasyonu olan Çeşme seçilmiştir. Alan araştırmasında ilçede faaliyet gösteren, yerli ve yabancı turistlere nitelikli hizmet veren beş yıldızlı otel işletmelerinin çalışanlarının tümüne ulaşılmaya çalışılmış ve tutumları anket yöntemi yardımıyla ölçülmüştür. Yapılandırılmış anket teknigi ile elde edilen verilerle öncelikle istatistiksel veri analizi programı yardımıyla tanımlayıcı istatistikler oluşturulmuştur. Sonrasında bu veriler Lisrel 8.71 Programı kullanılarak çok degiskenli istatistik yöntemlerinden Yapısal Esitlik Modeli ile analiz edilmiştir. Teoriye dayalı biçimde oluşturulan modelde değişkenler arasında neden sonuç ilişkileri ve aracılık etkileri sınanmıştır. Elde edilen bulgulara göre, konaklama işletmelerinde algılanan çevreye dönük asalaklık ve işe adanmışlık arasındaki ilişki tamamen dış iş kontrol odağı aracılık etkisi ile sağlanmaktadır. İç iş kontrol odağı ve işe adanmışlık arasındaki ilişki ise uyumlu tutkun kısmen aracılık etkisi ile sağlanmıştır. Ayrıca uyumlu ve takıntılı tutkunun iç iş kontrol odağı ile, dış iş kontrol odağı ile takıntılı tutku arasında da pozitif yönlü ilişki saptanmıştır. Anahtar Kelimeler: 1) İşe Adanmışlık 2) İş Kontrol Odağı 3) Tutku 4) Örgütlerde Asalaklık 5) Konaklama İşletmeleri 6)Yapısal Eşitlik Modeli
İnanç turizmi kapsamında İmam-ı Birgivi Türbesi'ni ziyaret eden kadınların inanca ilişkin beklenti ve deneyimlerinin analizi
Bu araştırmada inanç alanlarını ziyaret eden kadınların seyahat beklentileri ve deneyimleri analiz edilmeye çalışılmıştır. Çalışmanın amacı Kadın ziyaretçilerin inanç alanlarındaki inanca ilişkin beklentilerini ve deneyimlerini betimsel analiz yöntemiyle saptamak ve değerlendirmektir. Araştırmada öncelikle ilgili literatür taranarak yapılandırılmış bir soru formu oluşturulmuştur. Ardından İzmir'in Ödemiş ilçesinde yer alan İmam-ı Birgivi Türbesi'ni ziyaret eden 50 kadın ile yapılan yüz yüze görüşmeler derlenerek analiz edilmiş ve bulgular saptanmıştır. Araştırmanın sonuçlarına göre kadın ziyaretçilerin birçoğunun inanç alanlarını dini nedenlere ziyaret ettikleri ve Tanrı'dan maddi ve manevi yaşamlarını güzelleştirecek beklentiler içine girdikleri görülmüştür. Kadın ziyaretçilerin birçoğunda dini ve kültürel, tarihi beklentiler birlikte görülmüştür. Dini amaç gütmeden sadece ziyareti farklılık, stres atmak için gelen ziyaretçilerin sayısı nispeten çok daha azdır. Kadın ziyaretçilerin birçoğu ziyaretlerinden memnun kaldıklarını manevi, sosyal ve psikolojik olumlu deneyimler edinmiştir ve kadın ziyaretçilerin birçoğu mutluluk, huzur ve maneviyat gibi rahatlatıcı deneyimler yaşamıştır.
Azerbaycan'ın güney bölgesinin (Lenkeran bölgesi) turizm arz olanakları ve halkın turizme bakış açısı
Bu çalışmada genel olarak Azerbaycan turizminin durumu geçmiş yıllardan bugüne ele alınarak incelenmiş ve turizmin geliştirilmesi konusunda yapılabilecekler üzerinde durulmuştur. Özellikle son zamanlarda turizm konusunda ilgi çekmeye başlayan Azerbaycan'ın Güney bölgesinin turizm potansiyeli ortaya konulmaya çalışılırken turizmin gelişmeye başlaması ile birlikte turistlere ve turizme karşı hoşgörülü davranan halkın turizmin uzun dönemde sağlayabileceği faydaya ilişkin olarak düşüncelerini de ölçmeye ve bakış açılarını anlamaya yönelik bir adım atılmaya çalışılmıştır. Tezin uygulama bölümünde uzun yıllardır turizmle iç içe olan ancak ülke genelinde yaşanan sıkıntılar dolayısıyla son 20 yıldan fazla turizmden uzak kalan ve genel turistik yapısı nedeniyle yakın geçmişte hem hükümet hem de yatırımcılar tarafından ilgi odağı haline gelen Lenkaran bölgesi seçilmiştir. Söz konusu bölge doğal özellikleri, iklimi ve tarihsel gelişimi açısından ele alınırken, turizm arzı ve talebi geçmiş ve günümüz Lenkaran Bölgesi karşılaştırması sonucunda irdelenmeye çalışılmıştır. Araştırma bulguları, SPSS yazılımının kullanımı ile elde edilmiş ve hipotez testleri de bu doğrultuda test edilmiştir.Çalışma uzun yıllar boyunca turizm olgusundan uzak kalan Lenkaran halkı ve doğal çevresi üzerinde turizmin yaratabileceği doğal, ekonomik, Sosyo-kültürel etkileri, Lenkaran yerel halkının turizme bakış açısını, turizmin gelişiminden beklentilerini ve nasıl bir gelişim istediklerini anlamayı amaçlamıştır. Araştırma bulguları sonucunda turizmden elde edilen gelirin Lenkaran halkı tarafından önemli bir gelir kaynağı olarak algılanmadığı görülmektedir. Buna rağmen halkın turizme olumlu yaklaştığı, ekonomik beklentilerini turizm sayesinde karşılayabileceklerini düşündükleri ortaya çıkmıştır.Anahtar Kelimeler: Azerbaycan'da Turizm, Turistik Arz, Lenkeran Bölgesi.
Yiyecek içecek işletmelerinde ISO 22000 Gıda Güvenliği Yönetim Sisteminin uygulanabilirliği: İzmir ili örneği
Yiyecek-içecek işletmeleri günümüzde sadece yiyecek ve içecek üretimini ve servisini yapmakla kalmamakta, aynı zamanda bu hizmeti bir sisteme ve standarda göre yapmaya çalışmaktadırlar. Her sektörde olduğu gibi yiyecek-içecek sektöründe de pazardaki rekabetin hızla arttığı görülmektedir. Rekabetin yanında, tüketicilerin bilinçli ve seçici olmaları, kaliteyi ve güvenli gıda tüketmeyi daha da ön plana çıkartmaktadır. Bundan dolayıdır ki geçtiğimiz yıllarda yiyecek-içecek işletmeleri güvenli gıda üretmek için, ISO 9001 ve TS 13001 HACCP (Kritik Kontrol Noktalarındaki Tehlike Analizi) sistemlerini uygulamaktaydılar. Fakat 2005 yılından itibaren bazı yiyecek-içecek işletmeleri, güvenli gıda üretimi için uluslararası standart örgütünün belirlemiş olduğu, ISO 22000 Gıda Güvenli Yönetim Sistemini (GGYS) uygulamaya başlamış olup halen devam etmektedirler. Günümüzde bu sistemin ciddiyetini anlayan birçok işletme de ISO 22000 GGYS belgesini almayı planlamaktadır.İzmir' de faaliyet gösteren ve ISO 22000 GGYS belgesine sahip olan yiyecek-içecek işletmelerine yönelik yürütülen bu çalışmanın amacı; ISO 22000 GGYS standartlarının uygulanabilirliğini analiz etmektir. Çalışmanın araştırma bölümü için, İzmir' de faaliyet gösteren ve ISO 22000 GGYS belgesine sahip 8 yiyecek-içecek işletmesinin kalite ve hijyen sorumluları ile önceden belirlenmiş olan sorular (yarı yapılandırılmış görüşme) kullanılarak, yüz yüze görüşme yapılıp ve sorumluların fikirleri alınmıştır. Elde edilen veriler içerik analizi yöntemi ile analiz edilmiştir.Araştırma sonucunda, katılımcı işletmelerin ISO 22000 GGYS'nin uygulanması konusunda minör veya majör sorunlar yaşadıkları ortaya çıkmıştır. Sorunların çözümü için, işletme yönetiminin öncelikle ISO 22000 GGYS'ne inanması gerekmektedir. Sonrasında da gerekli kaynakları yaratarak (depolar, mutfak alanı, eğitim, personel vb.) ihtiyaç duyulan yapıyı kurduğu takdirde bu sisteminin rahatlıkla uygulanabildiği görülmektedir.Anahtar kelimeler: Yiyecek-İçecek İşletmesi, Güvenli Gıda, ISO 22000 GGYS.
Konaklama işletmelerinde otantik liderlik ve öz yeterlilik arasındaki ilişkinin analizi
Çalışmanın temel amacı, iş turizmine yönelik faaliyet gösteren şehir otellerinde ve tatil turizmi için çalışan resort otellerde otantik liderlik ve öz yeterlilik arasındaki ilişkiyi ortaya koymaktır. Ayrıca çalışma kapsamında işgörenlerin yaş gruplarına, cinsiyetlerine ve çalıştıkları otel türlerine göre otantik liderlik algılarında farklılıklar olup olmadığını da belirlemek amaçlanmaktadır. Çalışmada öncelikle yazın taraması yapılmıştır. Otantik liderlik ile ilgili olarak Türkiye'de sadece üç çalışma yapılmış olması ve bu çalışmalarda Otantik Liderlik Ölçeği'nden yararlanılmamış olması yapılan bu çalışma ile ölçeğin Türkçeye uyarlanmasına da imkan sağlamıştır. Araştırmanın evrenini, İzmir il merkezinde ve Çeşme ilçesinde faaliyet gösteren beş yıldızlı konaklama işletmeleri oluşturmaktadır. Yapılandırılmış anket tekniği ile elde edilen veriler doğrultusunda, öncelikle tanımlayıcı istatistikler yapılmıştır. Otantik Liderlik Ölçeği, Türkiye'de ilk defa uygulandığı için ölçeğin geçerliliğini belirlemek amacıyla açıklayıcı faktör analizi ile birlikte doğrulayıcı faktör analizi gerçekleştirilmiştir. Doğrulayıcı faktör analizi sonuçlarının açıklayıcı faktör analizi sonuçlarını desteklediği ve ölçeğin ahlaklı davranış, şeffaflık, bireysel farkındalık ve dengeli davranış olmak üzere toplam dört boyuttan ve 16 ifadeden oluştuğu belirlenmiştir. Tanımlayıcı istatistiklerden sonra faktöriyel ANOVA ve faktöriyel ANCOVA testi yapılarak hipotez testleri gerçekleştirilmiştir. Faktöriyel ANCOVA testinde kovaryant olarak öz yeterlilik kullanılmıştır. Elde edilen bulgulara göre, hem şehir otellerinde çalışan işgörenler hem de resort otellerde çalışan işgörenler, yöneticilerinin davranışlarını otantik liderlik kapsamında değerlendirirken yöneticilerinin öz yeterliliklerinden etkilenmemektedirler. İş turizmine yönelik faaliyet gösteren şehir otellerinde çalışan işgörenler, tatil turizmine yönelik faaliyet gösteren resort otellerde çalışan işgörenlere göre otantik liderliğe daha olumlu yaklaşım göstermektedirler. Hem şehir otellerinde hem de resort otellerde kadın işgörenler, erkek işgörenlere göre otantik liderliği daha olumlu değerlendirmektedirler. Ayrıca araştırmaya katılan kadın ve erkeklerin yaş gruplarındaki etkileşime bağlı olarak 25 ve altı yaş grubundaki kadın işgörenlerin, aynı yaş grubundaki erkek işgörenlere göre otantik liderliği daha olumlu olarak algıladıkları belirlenmiştir.
Mükemmeliyetçiliğin iş performansına etkisi : İstanbul ili uluslararası zincir otel işletmelerinde çalışan orta kademe mutfak yöneticileri üzerine bir araştırma
Bu çalışmanın amacı, orta kademe mutfak yöneticileri örnekleminde, mükemmeliyetçilik ve iş performansı arasındaki etkileşimi incelemektir. Mutfak örgütlerinde çalışan orta kademe yöneticilerin iş yaşamında kendilerini yeterli görmeme, kendilerine yüksek standartlar belirleme, başkalarına yönelik mükemmeliyetçi tutumlar ile başkalarında dayatılan mükemmeliyetçi tutumların bireysel iş performanslarını etkilediği varsayılarak ortaya çıkarılan hipotezler, yazında yapılan çalışmalarla desteklenmiş ve analiz edilmiştir.Mükemmeliyetçilik ve iş performansı, psikoloji bilimi araştırmacılarının son yıllarda üzerinde çok fazla ve nitelikli çalışmalar ile ortaya koyduğu çok boyutlu bir kavramLARdır. Ancak mükemmeliyetçiliğin çalışma yaşamında yarattığı etkilerin araştırılmasına yönelik çalışmalar oldukça azdır. Bu çalışma mükemmeliyeçiliğin iş yaşamında ve iş performansında etkili olduğu varsayımına dayanarak turizm işletmeciliği ve yönetim alanlarında ilk olma özelliğini taşımaktadır.Sosyal psikoloji ve örgütsel davranış araştırmacıları tarafında sıklıkla irdelenen bireysel iş performansı kavramı ile mükemmeliyetçilik olgusu arasındaki etkileşimler Türkiye şartlarında irdelenmiştir. Yargısal örnekleme ve anket yönetiminin kullanıldığı çalışma otel örgütlerinde çalışan orta kademe mutfak yöneticileri örnekleminde uygulanmıştır.Çalışmanın en önemli bulgusu ?mükemmeliyetçi beklentiler? adı altında yeni bir faktöre ulaşılmış olmasıdır. Çalışmanın sonıucunda, orta kademe mutfak yöneticilerinin mükemmeliyeçilik beklentileri ve başkalarına yönelik mükemmeliyetçiliklerinin görev ve kurumsal performansları üzerinde olumlu etkileri olduğu ancak değişkenlerin arasındaki etkileşimin düşük olduğu sonuçlarına ulaşılmıştır. Bulgular bu bağlamda çalışmanın sonunda tartışılmıştır.Anahtar Kelimeler: Mükemmeliyetçilik, İş Performansı, Mutfak Yöneticileri
Turistik ürün pazarlamasında marka imajının rolü ve bölgesel marka imajı yaratma
Turizmde destinasyon markalaşması son dönemlerde turizm araştırmacıları ve destinasyon pazarlamacıları arasında popülerlik kazanmaya başlayan bir kavramdır. Yerel örgütlerin ve destinasyon pazarlama yöneticilerinin de önemli katkıları ile turizm destinasyonları turizm pazarlarında daha fazla rekabet avantajına sahip olmak için güçlü birer marka adı ve imajı oluşturma çabasındadırlar. Turizm destinasyonlarının markalaşması farklı ürün özellikleri ve unsurları nedeniyle geleneksel ürün ve hizmetlerin markalaşmasından oldukça farklıdır. Destinasyon markalaşması öncelikle coğrafi bir mekânın markalaşması, daha sonra da mevcut ve potansiyel ziyaretçilere güçlü bir marka şemsiyesi altında sunulmak amacıyla bir araya getirilen çok sayıda kamusal ve özel mal, hizmet ve diğer turistik çekim unsurlarının uygun bir bileşiminin markalaşması anlamına gelir. Bu çalışmanın da başlıca amacı bir turizm destinasyonu olarak Çeşme?nin marka oluşturma sürecini etkileyen talep yönlü faktörlerin belirlenmesidir. Çalışma üç bölümden oluşmaktadır; birinci bölümde genel olarak turizmde destinasyon pazarlaması kuramsal açıdan incelenmiş ve destinasyon pazarlamasının önemi vurgulanmıştır. İkinci bölüm genel markalaşma yaklaşımı altında turistik ürün markalaşması, turizmde destinasyon markalaşması ve markalaşma süreçlerine yer vermektedir. Üçüncü bölüm çalışmanın araştırma ve uygulama kısmıdır ve bu bölümde destinasyon ziyaretçilerinden sağlanan verilerin analizi sonucu elde edilen bulgular yer almaktadır. Verilerin analizi için Yapısal Eşitlik Modellemesi kullanılmıştır. Araştırmanın temel bulguları, Çeşme?nin markalaşma sürecinde temel ziyaretçi motivasyonları, çekme ve itme faktörleri ile ziyaretçilerin destinasyon kimliği algısının uzun dönemli marka bağlılığı yaratmayı sağlayacak olan markalaşma konusunda önemli bir role sahip olduğunu göstermiştir. Anahtar Kelimeler: Destinasyon, Pazarlama, Markalaşma, Müşteri Sadakati, Marka Kimliği.
Y kuşağının internet üzerinden turizm ürünü satın alma alışkanlıkları üzerine bir araştırma
İnternet kullanım yaşının düştüğü ve kullanım oranlarının gittikçe arttığı günümüzde; eğitim, medeni durum, meslek, aylık gelir ve statü gibi pek çok etken kişilerin internet kullanımını etkilemektedir. Yaklaşık olarak aynı yıllarda doğmuş ve aynı dönemin sorumluluklarını yüklenmiş kişiler topluluğuna kuşak denmektedir. Günümüzde 1950?li yıllardan itibaren farklı kuşak kavramları ortaya atılmıştır ve her kuşağın kendine has özellikleri bulunmaktadır. Bu kuşakların karakteristik özellikleri ile birlikte ilgi alanları, beklentileri, iş hayatları gibi pek çok açıdan karşılaştırması yapılarak, internet üzerinden alışveriş yapma alışkanlıklarının irdelenmesi, müşteri beklentilerini karşılamak açısından işletmeler için önem arz etmektedir. Bu çalışmanın amacı; son yıllarda yaşanan teknolojik gelişmelerin internet üzerinden turizm ürünü satın almalarına etkisi ile özellikle 17-34 yaş aralığındaki kişilerden oluşan Y kuşağının internet kullanarak turizm ürünü satın alma alışkanlıklarını değerlendirmektir. Anahtar Kelimeler: Bilgi ve İletişim Teknolojileri, Ağ ekonomisi, E-Ticaret, İnternet, Kuşak, Y Kuşağı, Web Sitesi.
Turizm destinasyonlarının rekabet gücünün artırılmasında stratejik destinasyon yönetimi: Çeşme Alaçatı destinasyonu üzerine bir uygulama
Bu çalışmanın amacı destinasyon yönetiminin stratejik olarak ele alınması gerektiği ve ülkesel ölçekte destinasyonların rekabet gücünü belirlemeye yönelik olarak Dwyer ve Kim?in modelinde yer alan faktörlerin yerel ölçeğe uyarlanması ve stratejik destinasyon yönetimine göre bir modelin oluşturulmasıdır. Çalışmanın birinci bölümünde literatür taraması yapılarak strateji kavramı ve stratejik yönetim süreci incelenmiştir. İkinci bölümde destinasyon yönetimi ile ilgili literatür taranarak stratejik destinasyon yönetimi şeklinde ele alınmıştır. Ayrıca ikinci bölümde litaretürde yer alan rekabet gücünü etkileyen unsurları belirlemeye yönelik çalışmalara yer verilmiştir. Üçüncü bölümde Alaçatı destinasyonun rekabet gücünü belirlemeye yönelik araştırma kapsamında 110 konaklama işletmesi yöneticisi ya da çalışanı, 45 yiyecek içecek işletmesi yöneticisi ya da çalışanı, 8 sörf okulu yöneticisi ya da çalışanından oluşan 163 turizm tesisi ile 11 yerel yönetim yönetici ya da çalışanı, 28 kamu kurumu yöneticisi ya da çalışanı, 10 akademisyen ve 245 öğrenciden oluşan toplam 457 kişi ile yüz yüze görüşülerek anket yapılarak elde edilen bulgulara yer verilmiştir. Ayrıca üçüncü bölümde Alaçatı destinasyonunun arz yönlü paydaşlar açısından rekabet gücünü belirlemekle birlikte, çalışmanın amacına uygun olarak stratejik destinasyon yönetimine ilişkin oluşturulan model doğrulayıcı faktör analizi ile test edilmiştir. Literatürde yer alan modelde her ne kadar doğal ve kültürel kaynaklar, yapay kaynaklar, destek kaynakları, durumsal koşullar ve talep koşulları ile birlikte altıncı bir faktör olarak ele alınan stratejik destinasyon yönetiminin, oluşturulan modele göre diğer faktörleri etkileyen bağımsız bir faktör olarak ele alınması gerektiği sonucu çıkmıştır. Son olarak çalışmada elde edilen bulgulara göre sonuç ve önerilere yer verilmiştir. Bu bölümde elde edilen bulgulara göre Alaçatı destinasyonunun rekabet gücünün yüksek olduğunu ancak stratejik olarak destinasyonun yönetilmesi gerektiği ortaya çıkmıştır. Anahtar Kelimeler: Stratejik Yönetim, Rekabet Gücünü Etkileyen Faktörler, Stratejik Destinasyon Yönetimi, Rekabet Modelleri.
Otel işletmelerinde entelektüel sermaye ve örgüt performansı ilişkisi: Akdeniz bölgesindeki dört ve beş yıldızlı otel işletmelerinde bir araştırma
Turizm, sağladığı ekonomik getiriler ve istihdama katkısı ile ülkemiz açısından son derece önemli bir sektördür. Entelektüel sermaye de hem bilimsel yazında hem de iş dünyasında son yıllarda önemi gittikçe artan bir kavram olarak ön plana çıkmaktadır. Bu yüzden, insan odaklı hizmet anlayışının aralıksız sürdüğü otel işletmeleri açısından entelektüel sermayenin önemi her geçen gün artmaktadır. Bu çalışmanın temel amacı, otel işletmelerinde entelektüel sermaye ve örgüt performansı ilişkisini Akdeniz bölgesinde faaliyet gösteren dört ve beş yıldızlı otel işletmelerinin yöneticilerinden toplanan veriler ile incelemektir. Çalışmada öncelikle yazın taraması yapılmıştır. Yerli ve yabancı yazında yer alan bilgiler ışığında çalışmanın ilk iki bölümü oluşturulduktan sonra yapılandırılmış anket tekniği ile elde edilen verilere SPSS 18.0 programı yardımıyla tanımlayıcı istatistikler uygulanmıştır. Daha sonra veriler LISREL 8.8 programı kullanılarak çok değişkenli istatistik yöntemlerinden Yapısal Eşitlik Modeli ile analiz edilmiştir. Entelektüel sermaye ve örgüt performansı ilişkisi, entelektüel sermayenin sahip olduğu unsurlar yardımıyla derinlemesine incelenmiştir. Araştırmanın son bölümünde değişkenler arasında doğrudan ve aracılık ilişkilerini içeren modeller önerilmiş ve hipotezler ile modeller test edilmiştir.
Seyahat acentelerinde ilişki pazarlaması: İzmir ilinde bir uygulama
İlişki pazarlaması, müşterilerle iyi ilişkiler kurmak, bu ilişkileri ömür boyu değer olgusu ile sürdürmek ve arttırmaktır. Müşterilerin küçük olumsuzluklardan dahi çok çabuk etkilenebilecekleri göz önünde bulundurularak özellikle seyahat acentelerinin müşteri değeri yaratma ve müşteri memnuniyeti sağlama konularına önem vermeleri gerekmektedir. Müşterileriyle uzun vadeli ilişkiler oluşturmayı başarabilen seyahat acentelerinin rakiplerine göre daha iyi bir konumda olacakları söylenebilir. Bu çalışmanın temel amacı, literatürdeki çalışmalar kapsamında ilişki pazarlaması yaklaşımının incelenmesidir. Bu çalışma, ilişki pazarlaması uygulamalarının seyahat acentelerindeki sonuçlarına göre değerlendirilmesi açısından, sektöre sağlayacağı katkısı nedeniyle önemlidir. Alan araştırmasına dayalı bu çalışmada, İzmir ili merkez ilçelerinde bulunan A grubu seyahat acentelerine tam sayım yöntemi esas alınarak anket uygulaması yapılmıştır. Elde edilen bulgulara göre, araştırma kapsamındaki 146 seyahat acentesinin ilişki pazarlaması faaliyetlerini uyguladıkları ve bu uygulamaların müşteri değeri yaratması açısından etkili sonuçlar gösterdiği saptanmıştır.Anahtar Kelimeler: İlişki Pazarlaması, Seyahat Acentesi, Müşteri Değeri, Müşteri İlişkileri.
Bilgi yönetiminde liderlerin rolü: İzmir ve çevresindeki dört ve beş yıldızlı otellerde bir araştırma
Bilgi yönetimi; örgüt içinde bilginin paylaşılması, yaygınlaştırılması ve kullanılmasını yöneten, bilgiyi oluşturan ve yerleştiren bir süreçtir. Bilgi yönetimi, örgütlerin değişen koşullara uyum sağlamasını ve rakiplerine kıyasla rekabet güçlerini arttırmasını da içermektedir. Bu bağlamda konaklama işletmelerinin bilgi yönetimi uygulamaları ile çalışanlar, müşteri tercihleri ve hizmet prosedürleri hakkında doğru ve yeterli bilgiyi sağlamak yoluyla rekabet üstünlüğü elde etmeleri kolaylaşmaktadır. Diğer bir deyişle, bilgi yönetimi kavramının konaklama işletmelerinde uygulanması ile müşteriye sunulan hizmetin kalitesi ve örgütsel performans ve etkinliği artacaktır.Bilgi yönetiminden beklenen performans artışı, bilgilerin basitçe veri tabanında saklanmasından daha fazlasını gerektirmektedir. Söz konusu yararın gerçekleşebilmesi için, bilginin örgüt içinde dolaşabileceği ve performansı arttırabileceği yolların yaratılması ve bilgiden en etkin şekilde yararlanılması gerekmektedir.Bu doğrultuda konaklama işletmelerinin bilgi yönetimi uygulamalarına ve öncelikle örgütün bilgi varlıklarını harekete geçirerek bilgiden yarar sağlayabilecek liderlere ihtiyaçları vardır. Bilgi yönetiminde konaklama işletmelerinin başarısı, liderlerin değişime ayak uydurabilmeleri ve aynı zamanda liderlik özelliklerine sahip olmaları ile mümkün olabilmektedir.Bu araştırmanın teorik bölümünde, bilgi yönetiminde liderliğin rolleri ve önemi incelenmekte bu bağlamda konaklama işletmelerinde bilgi yönetiminin başarı ile uygulanmasında kullanılan yöntemler, liderlerin rolleri ve yetenekleri ile bilgi yönetiminin işletmeye sağlayabileceği yararlar ve birbirleri arasındaki ilişkiler üzerinde durulmaktadır.Uygulama bölümünde ise, İzmir ve çevresindeki dört ve beş yıldızlı konaklama işletmelerinde bilgi yönetimine nasıl bakıldığı ve bilgi yönetimi sürecinde liderlik rolleri ele alınmıştır. Bu bağlamda tartışma, sonuç ve öneriler bölümünde konaklama işletmelerinin bilgi yönetimi uygulamasını başarıyla nasıl uygulayabilecekleri ile değişkenler arasındaki ilişkiler yorumlanarak araştırma soruları irdelenmiştir.Yapılan analizler sonucunda, liderlerin örgüt içinde bilginin kullanımını ve paylaşımını kolaylaştırdıkları, bilgi yönetiminin sürdürülmesi ve uygulamasını destekledikleri sürece örgütlerde bilgi yönetiminin başarıya ulaşma olasılığının yüksek olduğu ortaya çıkmıştır. Ayrıca bilgi yönetiminin sürdürülmesi ve desteklenmesinin hem çalışanların performanslarını
Ziyaretçilerin etkinliklere katılım güdülerinin etkinlik türüne göre karşılaştırılması: İzmir ili örneği
Turizm disiplininde son dönemde etkinlik yönetimi üzerine çok sayıda çalışma yapılmaktadır (Getz, 2000, 2008; Harris ve diğerleri, 2001; Hede ve diğerleri, 2002, 2003; Sherwood, 2007). Bu husus, özellikle etkinliklere katılan bireylerin ve etkinliklerin gerçekleştiği turistik çekim merkezlerinin araştırmacıların ilgi odağı olduğunun göstergesidir. Kaldı ki söz konusu alanda yapılan uluslararası araştırmalar özellikle etkinliklerin yönetiminin sağlıklı olabilmesi için etkinliğe katılan bireylerin güdülerinin de belirleyici rol üstlendiğini işaret etmektedir (Backman ve diğerleri, 1995; Chang, 2006; Crompton ve Mackay, 1997; Formica ve Uysal, 1996, 1998; Lee, 2000; Lee ve diğerleri, 2004; McMorland ve MacTaggart, 2008; Mohr ve diğerleri, 1993; Schneider ve Backman, 1996; Scott, 1996; Uysal ve diğerleri, 1993). Buradan hareketle yapılan araştırmalar turist davranışlarını değerlendirme konusuna farklı bakış açıları yansıtan bazı yaklaşımlar ile gündeme gelmektedir. Turist davranışının irdelenmesi turist özelliklerinin daha iyi anlaşılmasına, turistik faaliyet ve hizmetlerin de buna bağlı olarak daha etkin şekilde gerçekleştirilmesine olanak sağlamaktadır.Güdülemenin temeline inilerek öneminin anlaşılması, turizm açısından güdülemenin değerlendirilmesi etkinlik turizmi ve yönetimi açısından son derece önem arz etmektedir. Etkinliklere katılan ziyaretçilerin etkinliklere katılım güdülerinin araştırılması, araştırmalar sonucunda ziyaretçilerin demografik özelliklerinin ve katılım güdülerinin bölümlendirilmesi, etkinliklerin planlanması ve pazarlanması açısından önemli bir katkı sağlamaktadır.İzmir, doğal ve tarihi güzellikleri, ılıman iklimi açısından en önemli potansiyele sahip turizm merkezlerinden birisidir. Özellikle sahip olduğu doğal ve tarihi değerleri açısından değerlendirildiğinde her yıl yerli ve yabancı turistlerin ziyaretine sahne olduğu, çeşitli etkinlikler ile gündeme geldiği görülmektedir. Yıllardır İzmir ile özdeşleşen İzmir Enternasyonal Fuarı bunlardan sadece birisidir. Çeşitli etkinliklere ev sahipliği yapan İzmir'de söz konusu etkinliklerin farklı kesimlerden ve farklı özellikte bireylere hitap ettiği de gerçektir.Bu çalışmanın amacı İzmir'de etkinliklere katılan bireylerin güdülerini etkinlik türüne göre sınıflandırmak olarak belirlenmiş olup alt amacı İzmir'de yapılan etkinlik turizmine ışık tutmak, etkinliklere katılan bireylerin güdülerini irdeleyerek İzmir'in söz konusu güdülere yanıt verme potansiyelini de ayrıca analiz etmektir. Bu doğrultuda araştırmanın alana etkisi, etkinlik turizminde faaliyet gösteren profesyonel sektör temsilcilerine ve yerel yönetimlere etkinlik turizmini planlı şekilde geliştirmek, gelişim konusunda yaşanan birtakım sorunların çözümüne kavuşmasını sağlamak ve gelecek yıllarda İzmir'i ulusal ve uluslar arası alanda etkinlik turizminin önemli bir merkezi haline getirmek için fikir vermek olacaktır.Araştırmanın yöntemi nicel araştırma yöntemi olarak belirlenmiştir. Araştırmanın evrenini etkinlik turizmine katılan bireyler oluşturmakta ve örneklem de İzmir'de çeşitli etkinliklerde yer alan bireylerin rastlantısal olarak seçilmesi ile belirlenmektedir. Araştırma verileri SPSS ile analiz edilerek, bulgular yazında yer alan diğer araştırmalar ile karşılaştırılarak yorumlanmaktadır. Söz konusu araştırma yazında özellikle İzmir ilinde gerçekleştirilmesi ve farklı etkinliklere katılan bireylerin güdülerinin karşılaştırılması açısından özgün olup, İzmir'in turizm planlaması ve pazarlanmasında görev alan bireylere fikir vermesi açısından da sektöre katkıda bulunacaktır. Diğer bir deyişle, etkinliklere katılım güdülerinin İzmir'e ve İzmir'de yapılan etkinlik turizmine ekonomik, sosyal ve kültürel katkıları konusunda yapılacak araştırmalara örnek bir araştırma niteliği taşıması bakımından yazına katkı sağlayacağı düşünülmektedir.
Sosyolojik açıdan turizm gelişimi ile otantiklik olgusu arasındaki ilişkinin değerlendirilmesi: Mardin örneği
Turizm günümüzde ulaştığı evrensel boyutlar ve kapsadığı psiko-sosyolojik, sosyokültürel ve ekonomik faktörler nedeni ile devamlı ve önemli bir sektör olma özelliği taşımaktadır. Turizm sektöründeki bu gelişmelerin etkisi kültürlerin ve çekim merkezlerinin otantikliği üzerine söylemleri de beraberinde getirmektedir.Bu araştırmada, Mardin il merkezi ve Midyat ilçe merkezi sınırları içerisinde bulunan otantik söylemi üreten turizm işletmeleri çalışanları, bu söylem ve turizm sektörü üzerine çalışmaları bulunan idari ve yerel yönetim, bazı oda birlikleri ve sivil toplum kuruluşları, Mardin kenti ve kültürü üzerine çalışmış olan toplum bilimcilerin görüşleri ışığında Mardin ilinde turizm gelişiminin otantisite üzerindeki etkisi ele alınmıştır.Bulgular Mardin ili için turizm sektörünün gelişme kaydedeceğini ve bu gelişmeyi ?ötekine, otantik olana, farklı olana arayışta? ön plana çıkaracağını göstermektedir. Ancak bu hareketliliğin gelişim süreciyle birlikte endüstriyel amaçlarla üretimi ve kitlevi bir hareket kazanmaya doğru ilerlemesi turistin Mardin'de ilk aradığı şey dışında sektörün ürettiği otantiklik ile karşılaşmasına neden olmaktadır.
Otel işletmelerinde e-pazarlama: Astana (Kazakistan)'daki dört ve beş yıldızlı otel işletmeleri üzerine bir araştırma
ÖZETYüksek Lisans TeziOtel İşletmelerinde E-Pazarlama: Astana (Kazakistan)'daki Dört ve Beş Yıldızlı Otel İşletmeleri Üzerine Bir Araştırmaİrina BANDURİNADokuz Eylül ÜniversitesiSosyal Bilimler EnstitüsüTurizm İşletmeciliği Anabilim DalıTurizm İşletmeciliği ProgramıGünümüzde bilgi ve iletişim teknolojisinin gelişmesi ile birlikte otel işletmelerinin pazarlama stratejileri de paralel olarak değişime uğramıştır. Otellerin rekabet politikası e-pazarlamaya yönelik olarak değişmiş ve küreselleşen dünyaya uyum sağlamıştır. Bilgi teknolojileri ve internet, modern otel işletmelerinin gelişmesi için yeni e-ürünleri yaratma, e-iletişim ağı kurma, e-dağıtım kanalları kullanma ve e-pazarlama tekniklerini uygulama gibi fırsatlara olanak sağlamaktadır. Ancak, rekabetin artması ve devamlı değişen pazar şartlarında faaliyet gösteren modern otel işletmeleri için temel pazarlama ve e-pazarlama etkinliklerinin bileşimini uygulamak çok büyük önem göstermektedir.Bu çalışma, Astana'da bulunan 15 tane dört ve beş yıldızlı otel işletmesi üzerine yapılmıştır. Araştırmayı gerçekleştirmek için veri toplama tekniği olarak yarı-yapılandırılmış mülakat yöntemi gerçekleştirilmiştir. Otel işletmelerinin pazarlama müdürleri ve pazarlama sorumluları ile mülakat yöntemi ile elde edilen verilere içerik analizi yapılmış ve literatür araştırması sonuçları ile karşılaştırılmıştır.Yapılan araştırmanın sonuçları, Astana'daki otel işletmelerinin çoğunun geleneksel pazarlama yöntemleri yanında, e-pazarlama araçlarını da kullanmaya başladıklarını, henüz e-pazarlamayı çok aktif olarak kullanmayan birkaç otel işletmesinin ise e-pazarlama araçlarını daha fazla kullanmak üzere yatırım ve araştırmalarda bulunduğunu göstermiştir. Görüşülen otel yöneticilerinin e-pazarlama araç ve yöntemlerini kullanma ve yenilikleri araştırma konusunda istekli oldukları da gözlemlenmiştir. Ülkede turizm sektörünün giderek büyümesi ve otel işletmelerinin sayısının artması, e-pazarlamanın artık kaçınılmaz olduğunu göstermekte, özellikle uluslararası pazarlarda rekabet edebilmek için, web sitesi geliştirilmesinden e-dağıtım kanallarının kullanılmasına kadar pekçok e-pazarlama aracının kullanılmasını bir zorunluluk haline getirmektedir. Sektördeki işletmelerin e-pazarlama araçlarını kullanmasının, Kazakistan turizm ve konaklama sektörünün olumlu gelişimine katkı sağlayacağı düşünülmektedir.Anahtar Kelimeler: Otel işletmeleri, e-pazarlama, e-ürün, e-pazarlama araçları, Astana, Kazakistan.
Turistlerin beklenti ve deneyimleme kalitesinin tavsiye etme kararına etkisi:Müze ziyaretçileri üzerine bir araştırma
Dünyada kültür turizminin yükselen bir değer haline gelmesiyle birlikte ülke, bölge ve destinasyonlar dünya turizm pastasından hedefledikleri payı elde edebilmek adına turizmin kültür ayağına daha sık vurgu yapmaya başlamışlardır. Kültürel çekim unsurları içerisinde yer alan müzeler, kültür turizmi pazarının en geniş dilimini (segment) oluşturması nedeniyle büyük bir önem arz etmektedirler. Müzeler, hem diğer kültürel çekim unsurları ile hem de kendi aralarında yoğun bir rekabet içerisinde bulunmaktadır. Dolayısıyla müze ziyareti yapan turistlerin memnuniyet düzeylerinin artırılması ve bunun sonucunda tavsiye etme davranışında bulunmaları, müzelerin hayatta kalabilmeleri açısından büyük önem teşkil etmektedir. Bu çalışmanın amacı bütüncül ve dinamik bir müze turisti davranış modeli oluşturarak, müze yöneticilerinin, planlamacılarının ve müzelerin pazarlanmasından sorumlu yetkililerin müze turisti davranışını daha iyi anlamalarına yardımcı olmaktır.Topkapı Sarayı Müzesi?ni ziyaret eden yabancı turistlerin katılımı ile gerçekleştirilen bu araştırmada, pilot çalışma için 100, ana çalışma için ise 588yabancı turistten bilgi toplanmıştır. Tesadüfi olmayan örnekleme yöntemlerinden kolayda örnekleme yönteminin tercih edildiği çalışmada, veri analizi aşamasının ilk ayağı olarak yabancı turistlerin sosyo-demografik özellikleri incelenmiştir. Daha sonra analize dahil edilecek soruların tespit edilmesi amacıyla madde analizi uygulanmıştır. Son olarak yapısal eşitlik vmodellemesi kapsamında doğrulayıcı faktör analizi ve yol analizi sonuçlarına yer verilmiştir.Uyum iyiliği ölçütlerinin istenilen seviyede olduğu araştırma modeli kapsamında yapısal model ilişkilerine dair sekiz adet, yapısal modeldeki moderatör etkiye dair ise iki adet hipotez test edilmiştir. Bu bağlamda deneyimleme beklentisinin deneyimleme kalitesi üzerinde, deneyimleme kalitesinin memnuniyet, algılanan değer ve tavsiye etme davranışı üzerinde, algılanan değerin memnuniyet üzerinde ve memnuniyetin tavsiye etme davranışı üzerinde pozitif yönlü etkisinin olduğu görülmüştür. Diğer yandan deneyimleme beklentisinin memnuniyet üzerinde ve algılanan değerin tavsiye etme davranışı üzerinde doğrudan bir etkisi olmadığı ve kültürel odaklılığın moderatör değişken görevi üstlenmediği tespit edilmiştir. Ayrıca deneyimleme kalitesi değişkeninin deneyimleme beklentisi ve memnuniyet arasında ve de memnuniyet değişkeninin deneyimleme beklentisi ve tavsiye etme değişkenleri ile algılanan değer ve tavsiye etme değişkenleri arasında ara değişken rolü oynadığı anlaşılmıştır.Anahtar Kelimeler: Deneyimleme Kalitesi, Deneyimleme Beklentisi, Tavsiye Etme davranışı, Yapısal Eşitlik Modellemesi, Ara Değişken.
Yavaş şehir (Cıttaslow) olgusunun turist davranışları ve yerel halkın kentsel yaşam kalitesi algısına etkileri
Küreselleşme sürecinin etkileri, tüm dünyada ekonomik, kültürel, siyasi ve toplumsal alanlarda hissedilmektedir. Bütün yaşam çevrelerini etkisi altına alan küreselleşme, beraberinde yeni değişim hareketleri ve tepkilerin ortaya çıkmasına neden olmuştur. Bu değişim hareketlerinden bir tanesi de, 1989 yılında Yavaş Yemek ile başlayan Yavaş Şehir hareketidir.Yavaş şehir kavramı ile turizm sektörü arasında özellikle sürdürülebilir yaşam ve sürdürülebilir turizm açısından yakın bir ilişki bulunmaktadır. Ancak turizm yazınında bu iki kavram arasındaki ilişkiyi ele alan yeterli sayıda çalışmanın bulunmaması nedeniyle, bu çalışmanın amaçları; yavaş şehir olgusunun, turistler için tatil seçiminde ne ölçüde bir motivasyon kaynağı olduğunu araştırmak; yavaş şehir olgusunun, turistlerin tatil deneyimini nasıl etkilediğini araştırmak; yavaş şehir olgusunun, yerel halkın kentsel yaşam kalitesi üzerindeki etkisini araştırmak ve son olarak, yavaş şehir akımının bir turizm destinasyonu olarak o şehir üzerindeki gözlemlenen olası etkileri de incelemektir.Araştırmanın amacı doğrultusunda araştırma yöntemi olarak, nitel araştırma yöntemi kullanılmıştır. Görüşmeler İzmir'in Seferihisar ilçesinde yaşayan halk, burada hizmet veren turizm işletmeleri ve destekleyici işletmelerin sahipleri ya da yöneticileri, Seferihisar'a tatil amacı ile gelen turistler ve Seferihisar Belediye Başkanı ile gerçekleştirilmiştir. Bu dört farklı gruptan elden edilen veriler ışığında analiz yapılarak, yavaş şehir olgusunun turist davranışları üzerindeki etkileri gözden geçirilmiştir. Yavaş Şehir uygulamasının, ihtiyaçların ortaya çıkması ya da farkına varılması, bilgi toplanması, farklı seçenekler arasından birisi üzerinde tercih eğilimi, deneyim ve deneyim sonrası aşamada ortaya çıkardığı sonuçlara yer verilmiştir. Sonrasında, farklı kriterler açısından yerel halkın kentsel yaşam kalitesi algısına yönelik ortaya çıkardığı sonuçlar ele alınmıştır. Çalışmanın en son aşaması olarak da, uygulamaya dönük bazı önerilere yer verilmiştir.Anahtar Sözcükler: Yavaş şehir (Cittaslow), sürdürülebilir turizm, destinasyon yönetimi, kentsel yaşam kalitesi, turist davranışları, yerel halk.
Butik otellerde müşteri memnuniyeti ve hizmet kalitesi ilişkileri: İzmir örneği
ünümüzün rekabetçi konaklama sektöründe otel işletmeleri, hizmet kalitesini sürdürebilir kılmaya mecburdurlar. Çünkü hizmet kalitesi, otel işletmeleri için müşteri memnuniyetini sağlama ve karlılığı arttırmada anahtar role sahiptir.Konaklama sektörünün en temel kavramlarından biri olan müşteri memnuniyetinin, otel işletmelerinin diğer sınıflarına göre yeni bir sınıfı olarak adlandırılan butik oteller ile ilişkisi, yeni araştırma alanları oluşturmaktadır. Bu ilişkinin temelinde, hizmet kalitesinin artan gücü ve müşterilerin tatmin duygusu kazanarak işletmelerden memnun ayrılmaları yatmaktadır. Bu nedenle otel işletmelerinin başarılarını uzun vadede sağlamaları, gelecek ile ilgili planlarında müşteri memnuniyetini etkileyen hizmet kalitesi faktörlerinin neler olduğunu ve bu faktörlerin müşteri memnuniyetini etkileme seviyelerini bilimsel olarak incelemeleri ile mümkün olacaktır.Bu araştırmanın amacı, İzmir şehri merkezinde hizmet veren butik otellerde müşteri memnuniyeti ve hizmet kalitesi ilişkilerini analiz etmek ve bu ilişkilerden doğan sonuçları değerlendirmektir.Anahtar Kelimeler: Butik Oteller, Mü?teri Memnuniyeti, Hizmet Kalitesi, SERVQUAL Ölçeği
Etkinliklerin destinasyona etkileri:2011 Erzurum Unıversıade Kış Oyunları
Etkinlikler, son yıllarda turizm ürünleri arasında önemli turistik çekicilikler olarak yer almaya başlamıştır. Artık destinasyonlar, etkinlikleri turizm talebi artırma, turizm sezonunu uzatma, ilave çekicilik yaratma, imaj geliştirme ve destinasyonun pazarlanmasında sürdürülebilirlik sağlama gibi birçok amaçla kullanmaktadır. Önemli turistik çekicilikler olarak görülen etkinliklerin turizm sektörüne sağladığı bu gibi faydalarının yanında destinasyonda ekonomik, sosyo-kültürel, çevresel ve politik alanda hem kısa hem de uzun dönemde birçok etkisi de bulunmaktadır. Bu çalışmanın amacı, önemli spor etkinliklerinden biri olan 2011 Universiade Kış Oyunları (2011 Dünya Üniversite Kış Oyunları)'nın ev sahibi bölgede bıraktığı etkilerin yerel halkın algısı üzerinden ortaya çıkartılmasıdır. Bu çalışmanın önemi, etkinliğin ev sahibi bölgede bıraktığı etkilerin belirlenmesi ile bu tür etkinliklerin organizasyonu aşamasında oluşturulan sürdürülebilir planlara kaynak oluşturulabilmektir. Bu çalışmada, etkinliğe ev sahipliği yapmış bölge insanının demografik profillerinin ve etkinliğin etkilerini nasıl algıladıklarının belirlenebilmesi için bir anket çalışması yapılmıştır. Bu anket çalışması sonucunda ortaya çıkan faktörler doğrultusunda 2011 Universiade Kış Oyunları'nın ev sahipliğini yapan Erzurum'da ne gibi etkiler bıraktığı belirlenmeye çalışılmıştır.Anahtar Kelimeler: Destinasyon, Etkinlikler, Etkinlik Etkileri, 2011 Erzurum Universiade Kış Oyunları
Otel işletmelerinde iş doyumu ve örgütsel vatandaşlık davranışı arasındaki ilişkinin analizi: İzmir il merkezinde bir araştırma
Hızla gelişen teknoloji, yükselen küreselleşme hareketi, müşteri beklentilerinin artması, rekabetin hız kazanması gibi gelişmelerin olduğu günümüzde, otel işletmeleri etkinliklerini ve verimliliklerini devam ettirmek için, iş tanımlarında biçimsel olarak belirlenmiş görevlerin ötesinde davranış sergileyen ve işletmelere bu yönüyle önemli katkılar sağlayan çalışanlara daha çok ihtiyaç duymaktadır. Sergilenen bu davranışlar literatürde, örgütsel vatandaşlık davranışı (ÖVD) olarak adlandırılmaktadır. ÖVD, işletmelerde iş doyumunun da aralarından bulunduğu birçok kavramla yakından ilişkilidir. Bu bakımdan varlılığını uzun süre devam ettirmek isteyen otel işletmeleri, çalışanların iş doyumunun sağlanmasına önem vermelidirler. Bu çalışmada; otel işletmelerinde çalışanların iş doyumu ile ÖVD arasındaki ilişkinin varlığının ve iş doyumunun ÖVD?ye etkisinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Ayrıca otel işletmeleri çalışanlarının demografik özelliklerine göre iş doyumu ve ÖVD düzeylerinin farklılaşıp farklılaşmadığı saptamak amacıyla analizler yapılmıştır. Alan araştırmasında anket tekniği kullanılmıştır. 321 anketin değerlendirme kapsamına alınması ile yapılan analizler sonucunda, otel işletmeleri çalışanlarının iş doyum düzeyleri ile ÖVD arasında pozitif yönlü ve anlamlı bir ilişki saptanmıştır. Ayrıca çalışanların bazı demografik özellikleri ile iş doyumu ve ÖVD sergileme düzeyleri arasında farklılık olduğu, buna karşın çalıştıkları departmanlara göre bir farklılık olmadığı saptanmıştır. Araştırma sonucunda otel işletmeleri yöneticilerine ve ileride yapılacak olan çalışmalara yönelik önerilerde bulunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Otel İşletmeleri, İş Doyumu, Örgütsel Vatandaşlık Davranışı (ÖVD)
Sürdürülebilirlik kapsamında yiyecek ve içecek işletmelerindeki uygulamalar: İzmir'deki restoran işletmelerinin sürdürülebilir restoran işletmeciliği kavramına yaklaşımlarının değerlendirilmesi
Son yıllarda önemli bir kavram haline gelen sürdürülebilirlik konusunda, kaynağını çevrenin oluşturduğu ve çevreyi önemli şekilde etkileyen turizm sektöründeki uygulamalar da büyük önem taşımaktadır. Sürdürülebilir turizm çerçevesinde sürdürülebilir uygulamalara turizm sektörünün bütün paydaşlarının katkıları gerekli olduğundan, yiyecek içecek işletmelerinin de bu süreçte rol almaları beklenmektedir.Bu çalışmada İzmir ilindeki restoran yöneticilerinin sürdürülebilirlik konusundaki düşünce ve yaklaşımlarının ortaya konulması amaçlanmıştır. Bu kapsamda yarı yapılandırılmış görüşme formu aracılığıyla derinlemesine mülakat yapılarak sonuçlar içerik analizine tabi tutulmuş, ayrıca uygulamalar hakkında nicel bilgiler elde edilebilmesi için bir kontrol listesi düzenlenmiştir.Çalışma sonunda işletmelerin sürdürülebilirlik ve çevre yönetimi konusunda bilgi eksikliği olduğu görülmüş, bazı uygulamalarda maliyet ve devlet düzenlemeleri gibi unsurların etkili olduğu anlaşılmıştır. İşletmecilerin en büyük kaygısının iyi hizmet vermek olduğu belirlenmiş, çevre uygulamaları içinse devlet düzenlemelerine, sivil toplum örgütlerine işletmecileri bilinçlendirmek ve yönlendirmek adına büyük iş düştüğü anlaşılmıştır.
İzlenim yönetimi davranışlarında kişilik özelliklerinin rolü: Konaklama işletmeleri çalışanlarına yönelik bir araştırma
Örgütlerde ?insan? kavramı giderek daha önemli hale gelmekte ve örgütlerin başarısı artık çalışanların özellikleri ile değerlendirilmektedir. İş yaşamında kişilerin sahip oldukları kişilik özellikleri son yıllarda çok sayıda çalışmada ele alınmış ve kişilik özelliklerini belirlemeye yönelik çok sayıda model geliştirilmiştir. Ancak kişilik özellikleri kapsamlı ve bireysel yönü ile kesin sonuçlara ulaşılması zor konular arasında yer almaktadır. İş yaşamında bireylerin sahip oldukları kişilik özelliklerinin bilinmesi birçok örgütsel davranış konusuna da açıklık getirebilmektedir. Bunlardan biri olan izlenim yönetimi davranışları da bu kapsamda çalışmada yer alan bir diğer konudur. Çalışmanın birinci bölümünde kişilik kavramının tanımı, kişilik kuramları, kişilik yapısının oluşumu gibi konulara yer verilmekte ve kişiliğin örgütler ve sosyal yaşam için neden önemli olduğuna dair görüşler incelenmektedir. Özellikle son yıllarda yaygın olarak kabul gören ?Beş Faktör Kişilik Modeli? bu bölümde detaylı biçimde ele alınmaktadır. İkinci bölümde; izlenim yönetimi davranışının tanımı, izlenim yönetimi sürecinin modelleri, izlenim yönetimi sürecinde kullanılan stratejilerin neler olduğu izlenim yönetimi davranışlarını oluşturan iş, kişisel ve yönetici odaklı izlenim yönetimi faktörleri incelenmektedir. Çalışmanın son bölümünde kişilik özelliklerinin izlenim yönetimi davranışları üzerindeki etkilerini belirlemek için Denizli?de yer alan 4 ve 5 yıldızlı konaklama işletmelerinde yapılan araştırmaya yer verilmektedir. Anahtar Kelimeler: Kişilik, İzlenim Yönetimi Davranışı, Kişiliğin Beş Faktör Modeli, Konaklama İşletmeleri
Turizmde deneyimsel pazarlama: Tur operatörlerine yönelik bir uygulama
Turizm olayı deneyimler üzerine kurulmuş bir süreci ifade etmektedir. Postmodernizmle ortaya çıkan deneyimsel pazarlama yaklaşımında, Maslow?un ihtiyaçlar hiyerarşisi deneyimler hiyerarşisi ile ilişkilendirilebilmektedir. İnsanların yaşam kalitesinin artması ile birlikte turistik tüketimlerinde deneyim ön plana çıkmıştır. Bu çalışmanın amacı turizm sektöründe toptancı konumunda olan tur operatörlerinin Uzak Doğulu turistlere sundukları deneyimsel değeri belirlemek; deneyimsel değer ile müşteri memnuniyeti ve müşteri sadakati arasındaki ilişkiyi ortaya koymaktır. Çalışmanın birinci bölümünde, deneyim ve deneyimsel değer kavramlarına; ikinci bölümünde turizm işletmelerinde deneyimsel pazarlama literatürüne ve üçüncü bölümünde ise tur operatörlerine yönelik bir uygulamaya yer verilmiştir. Bu araştırma, Kapadokya?ya tur operatörleri aracılığı ile gelen Japon, Çinli ve Güney Koreli turistlerin katılımı ile gerçekleştirilmiştir. Pilot çalışma için 150, ana çalışma için 780 turistten bilgi toplanmıştır. Tesadüfi olmayan örnekleme yöntemlerinden kolayda örnekleme yöntemi tercih edilmiştir. Çalışmada, veri analizi aşamasında ilk olarak Uzak Doğulu turistlerin demografik bilgileri ve katıldıkları Kapadokya turuna ilişkin özellikleri incelenmiştir. Daha sonra verilere faktör analizi uygulanmış ve faktörler arasındaki korelasyon ve regresyon katsayıları incelenmiştir. Son olarak araştırma sonucunda belirlenen deneyimsel değer faktörlerinin araştırmaya katılanların milliyetlerine, geceledikleri konaklama işletmelerine, eşlik durumlarına ve tur sürelerine göre farklılık analizi gerçekleştirilmiştir. Araştırma sonucunda tur operatörlerinin Uzak Doğulu turistlere sundukları deneyimsel değerin; sosyal etkileşim, eğitsel, fonksiyonel, hediyelik eşya işletmesi deneyimi, restoran deneyimi, müze deneyimi, otel deneyimi, tur otobüsü deneyimi, verimlilik, kaçış, hatıra ve durumsallık değerleri olduğu belirlenmiştir. Tüketici memnuniyetinin sağlanmasında fonksiyonel, sosyal etkileşim, verimlilik ve eğitsel değerlerin önemli olduğu belirlenmiş ve deneyimsel değer ile müşteri memnuniyeti ve müşteri sadakati arasında ise anlamlı ve pozitif bir ilişki olduğu tespit edilmiştir. Son olarak, araştırma sonucunda belirlenen deneyimsel değer faktörlerinin araştırmaya katılanların milliyetlerine, geceledikleri konaklama işletmelerine, eşlik durumlarına ve tur sürelerine göre anlamlı farklılıklar gösterdiği tespit edilmiştir. Araştırmadan elde edilen sonuçlar doğrultusunda tur operatörlerinin ürün bileşenlerinin deneyimsel değer odaklı tasarımlarına yönelik sunulan öneriler, müşteri memnuniyeti ve sadakatine dolayısı ile ülke turizmine katkı sağlayacaktır. Anahtar Kelimeler: Deneyimsel Pazarlama, Deneyimsel Değer, Müşteri Memnuniyeti, Müşteri Sadakati, Tur Operatörleri, Uzak Doğu Turizm Pazarı.
Televizyon dizilerinin destinasyon imajına etkisi
Bilgi ve iletişim teknolojisindeki gelişmeler, destinasyonların pazarlanmasında etkin rol oynarken, yeni yaklaşımlar da turizm pazarında ortaya çıkmaktadır. Değişen dünya düzeninin etkileri pek çok alanda kendini gösterirken, turizm endüstrisinde de destinasyonların tanıtım ve tutundurma faaliyetleri yeni olguları gerekli kılmıştır. Film-etkili turizm olarak adlandırılan yeni yaklaşım, bu noktada destinasyonların imajında yüksek derecede farkındalık yaratmaktadır. Film-etkili turizmin destinasyon imajına etkisi değerlendirildiğinde; filmlerin yeni imaj yaratmada sağladığı üstünlük, olumsuz imajı değiştirirken zayıf imajı güçlendirmesi, seyahat edenleri motive etmesi ve birçok pazarlama faktörünün yaratılmasını sağlaması, dikkat çeken başlıca unsurları olarak görülmektedir. Bununla birlikte; film ve televizyon dizileri destinasyon ile ilgili bilgi kaynağı olarak yoğun bir şekilde kullanılmaktadır (Beeton, 2005). Bu araştırmada Yunanistan?da yaşayan yirmi üç Yunanlı vatandaş ile Türk dizilerinin destinasyon imajına etkisi araştırılmıştır. Yunanlı vatandaşlarla yapılan mülakatların bulguları analiz edilmiş, bulgular literatür ışığında değerlendirilmiştir. Yapılan araştırmanın sonucunda tespit edilen bulgulara göre; Yunanlı vatandaşların Türk dizilerine karşı ilgili oldukları, erkeklerin bayanlara göre izleme oranının çok düşük olduğu saptanmıştır. Aynı zamanda Türk dizilerinin Yunanlı vatandaşlarda pozitif bir imaj yarattığı ve seyahat etme kararlarını olumlu yönde etkilediği görülmüştür. Anahtar Kelimeler: Film-etkili turizm, Destinasyon Pazarlama, Destinasyon øPDMÕ
Birey-örgüt uyumunun iş tatminine etkisi: Kuşadası'ndaki 4 ve 5 yıldızlı otel işletmeleri örneği
Turizm sektörü içerisinde yer alan otel işletmeleri emek yoğun bir sektör özelliği taşımaktadır. Hizmeti üreten de sunan da insan olması nedeniyle otel işletmeleri açısından insan faktörü önemli bir unsurdur. Örgütler, sahip oldukları bu en değerli kaynaklarından yüksek verim alabilmeleri, çalışanların çalıştıkları örgüte uyum seviyesine ve edindikleri iş tatmin seviyesine bağlıdır. Bireysel değer ve örgütsel değer arasındaki fark, birey-örgüt uyumu olarak tanımlanmaktadır. Birey-örgüt uyumu üzerine yapılan araştırmalar, bireysel ve örgütsel değerler arasında yüksek düzeydeki bir uyumun hem işgörenler hem de örgüt açısından pozitif sonuçlar meydana getireceğini ortaya koymaktadır. Bu konu üzerinde daha önce yapılan çalışmalarda, işgörenlerin değerlerini yansıtabilecekleri örgütlerde çalışmayı tercih ettikleri görülmektedir. Birey-örgüt uyumunun yüksek olduğu durumlarda, yüksek iş tatmini, işgören devrinde azalma, örgütsel bağlılık, verimlilikte artış, yüksek performans, örgütsel vatandaşlık davranışı gibi pozitif sonuçlar meydana gelmektedir. Birey örgüt uyumunun düşük olduğu durumlarda ise; yüksek devir hızı, düşük iş tatmini, düşük performans, devamsızlık, işe yabancılaşma, düşük verimlilik gibi negatif sonuçlar meydana gelmektedir. Bu çalışmada, Kuşadası bölgesinde turizm sektöründe faaliyet gösteren dört ve beş yıldızlı otel işletmelerinde çalışan işgörenler ile örgüt arasındaki uyumun iş tatmini üzerindeki etkisini belirlemek amaçlanmıştır. Örgütlerde yüksek birey- örgüt uyumunun, işgörenlerde yüksek iş tatmini sağlayacağı varsayılmaktadır. Araştırma sonucunda elde edilen bulgular, daha önce gerçekleştirilen çalışmaları ve çalışmanın hipotezlerini desteklemektedir. Araştırmada 330 işgörene uygulan soru sorma tekniğinden elde edilen verilerin analiz edilmesi sonucunda, birey-örgüt uyumu ile iş tatminin alt boyutları arasında pozitif yönde ilişki olduğu bulgusuna varılmıştır. Yapılan basit regresyon analizi sonucunda birey- örgüt uyumunun iş tatminini üzerinde pozitif yönde etkilediği ortaya çıkmıştır. Bu bakımdan Kuşadası Bölgesinde faaliyet gösteren otel işletmeleri çalışanlarında birey örgüt uyumu arttıkça iş tatmini de artmaktadır. Anahtar Kelimeler: Otel İşletmeleri, Bireysel Değerler, Örgütsel Değerler, Birey-Örgüt Uyumu, İş Tatmini
Manisanın inanç turizmi potansiyelinin paydaşlar tarafından değerlendirilmesi
Bu çalışmada, Manisa ilinde inanç turizminin gelişmesi açısından güçlü ve zayıf yönleri ile inanç turizmin gelişmesi üzerinde etkili olabilecek tehdit ve fırsatların belirlenmesi ve inanç turizminin geliştirilmesi için yapılabileceklerin ortaya konulması amaçlanmıştır. Bu amaç kapsamında ilk önce literatür taraması yapılmıştır. Daha sonra ise literatür taraması sonucunda belirlenen sorulara yanıtlar, nitel araştırma yöntemlerinden görüşme tekniği kullanarak toplanmıştır. Görüşmeler Manisa ilinde kamu kuruluşları, özel sektör, yerel yönetim, sivil toplum örgütleri, yerel halk, esnaf ve tur rehberlerinden oluşan 50 kişi ile yüzyüze görüşülerek gerçekleştirilmiştir. Görüşme sorularına verilen yanıtların içerik analizi ile değerlendirilmesi sonucunda 9 adet ana tema ve 120 adet alt tema belirlenmiştir. Bu içerik analizi sonucunda, Manisa ilinin Osmanlı Devleti zamanında şehzadelerin sancağa çıktığı iller arasında yer alması ve Saruhan Beyliği döneminde başkent olmasından dolayı önemli türbe, cami ve Mevlevihane'ye ev sahipliği yapması, İncil'de adı geçen ve Hristiyanlığın ilk yedi kilisesi olarak adlandırılan kiliselerin üçünün Manisa ilinde olması ve Mesir Macunu Festivali'ne sahip olunması inanç turizminin Manisa ilinde önemli güçlü yanı iken, tanıtım eksikliği, alt yapı ve üst yapı eksikliği, inanç turizmi alanında gerçekleştirilen akademik çalışmaların yetersizliği, dini eserlerin korunmamış olması ve yerel halkın dini eserler hakkında bilgi eksikliği de inanç turizminin ön plana çıkan zayıf yönleridir. Diğer bir taraftan dünyada dine yönelimin artış göstermesi, Türkiye'nin muhafazakarlaşması ve siyasi iktidara yaranma çabası, İzmir- Manisa arasına tünel projesinin başlaması ile birlikte iki şehir arasında mesafenin kısalacak olması dile getirilen fırsatlar iken, yoğun göç, terör, mülteciler, Suriye Savaşı, 15 Temmuz darbe girişimi, Fettullahçı Terör Örgütü (FETÖ/PDY) sorunu ve Ekonomik kriz de en çok belirtilen tehdit unsurları olmuştur. Bu araştırmada Manisa ilinde inanç turizminin sorunları arasında, vakıflara ait İslami eserlerin tadilat sürecinin uzun olması, kaçak kazılar, kazı çalışmalarının uzun sürmesi, kaçak ve çarpık yapılaşma, dini eserlerin çevre düzenlemelerinin olmayışı ve kalifiye personel sıkıntısı yer almaktadır. Ayrıca Sart Antik Kenti'nde tiyatro şenliğinin düzenlenmesi ve yine Sart antik kentinde senfoni orkestrasının açık hava konseri vermesi, sempozyumlar düzenlenmesi, inanç merkezlerinin tanıtılması için kitap, dergi, broşür basılması ve internet sitelerinin kurulması ve inanç turizmi merkezlerinde çevre düzenlenmesi ve restorasyon projelerinin oluşturulması Manisa ilinde inanç turizminin geliştirilmesi için yerel yönetim, kamu kuruluşları ve özel sektörün yürüttüğü çalışmalar arasındadır. Anahtar Kelime: İnanç Turizmi, İnanç, Din, Manisa
Destinasyon yenilik sürecinin oluşturulmasında ağ yapısı ve bilgi yönetiminin rolü
Bölgesel yenilik sistemi perspektifi kapsamında ağ yapısı ve bilgi yönetiminin destinasyona özgü yeniliklerin üretilmesi üzerindeki etkisi günümüzde uluslararası turizm pazarında rekabet gücünün önemli belirleyicilerinden biri haline gelmiştir. Çalışmada, bölgesel yenilik sistemi yaklaşımından hareketle destinasyonlarda turizm kümesi aktörleri arasındaki yenilik bilgisine yönelik ağ yapısının ve bilgi yönetiminin rolü incelenmiştir. Bu amaçla; aktörler arası aktarım süreçleri, aktör etkileşimlerin yarattığı ağ yapısı ve üretilecek bilgi dikkate alınarak incelenmiştir. Bu incelemeye uygun olarak üretilecek yenilikçi bilginin ve bağlı faaliyetlerin belirlenmesi, yenilikçi bilginin uygulanabilir ve değer taşıyan yeniliğe dönüştürülmesi için politika ve stratejilerin geliştirilmesi ele alınmıştır. Ayrıca, yenilik türlerinin uygulanmasında aktörlerin oynayacağı rol ve yetkinlikler de çalışmada değerlendirilmiştir. Sözü edilen değerlendirme ve incelemeleri gerçekleştirmeye yönelik olarak Makro ve Mikro Model olmak üzere iki Model önerisi yapılandırılmıştır. Çalışmada, nitel araştırma yöntemi ve keşifsel araştırma tasarımı kullanılmıştır. Modellerin İzmir destinasyonunda yenilikler üzerindeki etkisinin anlaşılması ve Modellerin uygulanabilirliğine ilişkin faktörlerin belirlenmesi amacıyla İzmir'de turizm faaliyetinde bulunan kamu, özel sektör ve sivil toplum örgütlerinin yöneticileri ile temsilcilerinden oluşan 15 kişi ile odak grup görüşmesi gerçekleştirilmiştir. Toplanan veriler, nitel veri analizi yaklaşımlarından betimsel analiz tekniği kullanılarak çözümlenmiştir. Betimsel analize bağlı olarak elde edilen bulgular sonucunda İzmir destinasyonunda bölgesel yenilik sistemi perspektifine uygun bir yenilik sürecinin olgunlaştırılmasına yönelik temel ilke ve eylemlerle önerilen Modeller arasında boşluklar belirlenmiştir. Boşlukların işbirliği, bilgi dönüşüm sarmalının çalıştırılması, bilgi yönetimi kapsamında yenilik temelli bilginin üretilmesi ve bilginin paylaşımında engeller oluşturduğu sonucuna varılmıştır. Ayrıca, Destinasyon Yönetim Sistemi niteliğinde bir oluşumun bulunmadığı ve destinasyona özgü yeniliklerin üretilmesinde küme aktörlerinin rol tanımlarındaki belirsizliklerin önemli kısıtları oluşturduğu bulgulanmış ve yapılandırılmış olan Modeller temelinde önerilerde bulunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Destinasyon, Yenilik, Bölgesel Yığılma Modelleri, Yenilik Sistemleri, Ağ Yapısı, Bilgi Yönetimi
Turistik ürüne dayalı destinasyon planlaması: İzmir ili sağlık turizmi kümelenmesi
Küreselleşme ile birlikte mesafelerin kısalması, teknolojinin gelişmesi ve kaliteli yaşam bilincinin artması sürekli değişen ve farklı deneyimler edinmek isteyen bir turizm talebini oluşturmuştur. Bu doğrultuda değişen talebe uyum gösteren turistik ürünler sektörden pay almak isteyen destinasyonlar için giderek önem kazanmaktadır. Destinasyonların rekabet gücü; sahip oldukları turistik ürün, var olan işletmelerin performansı ve yenilik yapma kapasiteleri, paydaşlar arası işbirliğinin sağlanması gibi unsurlara dayanmaktadır. Bu doğrultuda, destinasyonların, kendilerini ve rakiplerini iyi analiz ederek rekabet stratejileri belirlemeleri gerekmektedir. Literatürde birçok destinasyon rekabet gücü stratejisi mevcuttur. Kullanılan rekabet gücü stratejilerinden biri de kümelenme yaklaşımıdır. Bu çalışmada son yıllarda uluslararası boyutta önem kazanan bir turistik ürün olan medikal turizmde İzmir'in marka kent olabilmesi için kümelenme ve yönetişim modelleri önerisinde bulunulmuştur. Model aşamasına gelebilmek için öncelikle; turistik ürün, destinasyon ve planlama, kümelenme ve sağlık turizmi konuları ile ilgili literatür taranmış, daha sonra ikincil verilerden yararlanarak Porter'ın Elmas Modeli yöntemiyle İzmir'in mevcut medikal turizm rekabetçilik pozisyonu belirlenmiştir. Araştırmanın devamında ise İzmir'de olası bir medikal turizm kümelenmesinde yer alacak ve şu anda sektörde faaliyet gösteren paydaş temsilcileriyle odak grup görüşmeleri yapılmıştır. Elde edilen bulgulara göre sonuç ve önerilere yer verilmiştir. Anahtar Kelimeler: Turistik Ürün, Planlama, Destinasyon, Rekabet Gücü Stratejileri, Kümelenme, Sağlık Turizmi, Medikal Turizm
Hizmet özelliklerinin turist memnuniyeti üzerindeki etkisinde destinasyon imajının rolü: Türkiye'de bir uygulama
Bu araştırmada, otel hizmet özellikleri (OH) ve destinasyon imajı (Dİ) için ölçek geliştirmenin yanı sıra, OH ve Dİ ile turist memnuniyeti (TM) arasında var olan ilişkileri açıklayan bir model oluşturmak hedeflenmiştir. Türkiye'de Antalya şehrine gelen ve otellerde en az dört gece konaklayan 1244 İranlı turistten oluşan örneklemden elde edilen veriler, yapısal eşitlik modellemesi kullanılarak araştırma hipotezleri test edilmiştir. Dİ için altyapılar, serbestlik ve ortam; OH için ise, fiziksel çevre ve personel kalitesi boyutları teyit edilmiştir. Ayrıca, modelde önerilen ilişkiler ve en önemlisi OH ile TM arasında Dİ'nin aracı rolü, anlamlı seviyede onaylanmıştır. Otel yöneticileri turistlerle uzun dönemli ilişkiler beslemek için üstün ve profesyonelleşmiş hizmetler sunabilen kadroyu yetiştiren eğitim programları sağlamaya odaklanmalıdır. Diğer taraftan, çok farklı özelliklere sahip olan turistler fikrinde oluşabilecek karmaşık imajlar nedeniyle, pazarlamacılar Antalya hakkında hedeflenen ve gerçekleşen imajı yönetmek zorundadır. Bu araştırmada, Antalya'ya gelen İranlı turistlerin özelliklerine uygun olan iki yeni ölçeğin geliştirilmesi ve OH ve TM arasında Dİ'nin aracı etkisinin değerlendirilmesi, literatür için yenilik taşıyan konu olarak tanımlanabilir. Anahtar Kelimeler: Otel Hizmet Özellikleri, Destinasyon İmajı, Turist Memnuniyeti, Davranışsal Niyetler, Aracı Rolü, Ölçek Geliştirme.
Sürdürülebilir turizm kapsamında doğal ve sosyo kültürel varlıkların değerlendirilmesi ve korunması: Alaçatı örneği
Destinasyonların sahip olduğu doğal ve sosyo-kültürel varlıklar turistik talebi destinasyona çeken güçlerin en önemlileri arasında yer almaktadır. Doğal ve sosyo-kültürel varlıklarda oluşacak yıpranma destinasyonun değer kaybetmesine ve turistik talebin başka destinasyonlara kaymasına neden olacaktır. Son yıllarda sürdürülebilirlik kavramının öneminin anlaşılması ile birlikte, turist çeken destinasyonlar doğal ve kültürel varlıklarının devamlılığı ve turizm değerlerinin korunup gelecek kuşaklara aktarılması için çeşitli önlemler almaya başlamışlardır. Alınan önlemlerin amacı, turizm faaliyetlerinin geliştirilmesi ve destinasyon kaynaklarının değer kaybına uğramadan sürdürülebilir kalkınmanın sağlanmasıdır. Bu çalışmada Türkiye'nin en önemli turistik destinasyonlarından biri olan Alaçatı'nın doğal ve kültürel varlıklara dayanan turistik ürünlerinin sürdürülebilirliği incelenmiştir. Çalışma üç bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde sürdürülebilirlik ve sürdürülebilir turizm anlayışı irdelenmiştir. İkinci bölümde turistik ürün ve birleşik bir ürün olarak destinasyon kavramı ele alınmıştır. Üçüncü bölümde ise Alaçatı destinasyonunun doğal ve kültürel varlıklarının belirlenip, sürdürülebilirliği için alınması gereken önlemler tespit edilmeye çalışılmıştır. Araştırmada Alaçatı'da turizm konusunda uzman kamu sektörü, özel sektör ve sivil toplum kuruluşları yöneticilerinden oluşan 15 kişiyle görüşme yapılarak uzman görüşleri elde edilmiştir ve elde edilen veriler içerik analizi ile analiz edilmiştir. Araştırma sonucunda elde edilen bulgular Alaçatı'nın yüksek bir turizm potansiyeli olduğunu, turistleri destinasyona çeken doğal ve sosyo-kültürel varlıkların sürdürülebilirliği için özel sektör, kamu sektörü ve sivil toplum örgütlerinin ortak payda da bir araya gelerek çalışması gerektiğini işaret etmektedir. Ayrıca çalışmada Alaçatı destinasyonunun sürdürülebilirliğine yönelik önerilerde bulunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Sürdürülebilir Turizm, Turistik Ürün, Destinasyon, Alaçatı.
Turistik çekim unsuru olarak yerel yiyecek – içecek üretiminin ekonomik sürdürülebilirliği: Kazdağı örneği
Yerellik, hedef bölgenin kendine özgü kültürü ve bölgesel kimliği ile ziyaretçilere özgün bir mekân algısı sunmasıyla kendini gösterir. Bölge ile ilişkilendirilebilen küçük ölçekli tarım ve gastronomi üretiminden, yerel toplum ve çevreye saygılı üretim süreçleriyle kaliteli, özgün ve besleyici ürünler; ayrıca destekleyici kültürel unsurlarla beraber turistik çekim unsuru yaratarak ziyaretçiler için hatırlanabilir ve yaratıcı deneyimler sunması, yerel kaynak kullanımı ile sızıntıyı azaltarak yerel ekonomiyi güçlendirmesi ve üreticilere çeşitlendirme olanağı sunması beklenmektedir. Bu tür bir üretim, doğaya egemenlik arayışındaki, üretim miktarına odaklı endüstriyel besin üretimine seçenek oluşturarak, üretimin sürdürülebilir olmasını hedeflemelidir. Yerel yiyecek – içecek üretiminin çekim unsuru etrafında gelişen, doğal ve kültürel miras unsurlarıyla zenginleşen turistik ürünün de, uzun vadeli planlama ile talebin devamlılığını ve maliyetlerin azalmasını sağlayarak sürdürülebilir olması, yerel toplumun kalkınmasına ve doğanın korunmasına katkıda bulunması beklenmektedir. Ekonomik sürdürülebilirlik için yalnızca turizmin ekonomik faydalarına odaklanmak yerine, ölçümü daha karmaşık olan çevresel ve toplumsal maliyetlerin de dikkate alınması gereklidir. Kazdağı bölgesi, çeşitli turistik çekim unsurlarının yanında, zengin bir tarımsal ve gastronomik mirasa da sahiptir. Bölgede yerel yiyecek – içecek üretiminin ana veya destekleyici turistik çekim unsuru oluşturduğu girişimler ve yerel toplum araştırma konusu olarak seçilmiştir. Görüşme ve gözlem yöntemleri kullanılarak elde edilen sonuçlar da, geliştirilen şablona uygulanarak başlangıç aşamasındaki turistik gelişimin orta sürdürülebilirlik özellikleri gösterdiği saptanmıştır. İleriki aşamalarda bölge için uzun vadeli ve pro-aktif bir turizm planı gereklidir. Ayrıca bölgede üretilen ürünler için markalaşmaya, yoğunlaşmanın aşılmasına ve ulaşımın iyileştirilmesine yönelik çaba gösterilmelidir. Bölgenin ayrıca yetişmiş ve nitelikli işgücüne, yerel yönetim desteğine, çevre ve mimari koruma çalışmalarına gereksinimi vardır. Anahtar kelimeler: Yerellik, Özgünlük, Yerel Yiyecek – İçecek Üretimi, KırsalTurizm, Sürdürülebilir Tarım, Yerel Mutfak, Ekonomik Sürdürülebilirlik, Kazdağı