
600
Archived Theses
0
DOIs Assigned
0%
DOI Rate
Discipline
Özel eğitim anaokullarında çalışan öğretmenlerin erken okuryazarlık bilgi düzeylerinin belirlenmesi
Bu çalışma, özel eğitim anaokulunda çalışan öğretmenlerin erken okuryazarlık becerilerine ilişkin bilgi düzeylerini belirlemeyi amaçlamaktadır. Bu bağlamda öğretmenlerin erken okuryazarlık kavramına ilişkin bilgi düzeyleri ve uygulama deneyimleri incelenmiştir. Araştırma, açıklayıcı sıralı karma yöntemle gerçekleştirilmiş; nicel veriler Erken Okuryazarlık Bilgi Testi (EROBİT), nitel veriler ise yarı yapılandırılmış görüşmelerle toplanmıştır. Araştırmanın nicel veri toplama sürecinde İstanbul Anadolu Yakası'nda çalışan 127 öğretmen yer almıştır. Nitel veriler 15 öğretmenle yarı yapılandırılmış görüşmeler yapılarak toplanmıştır. Araştırma sonucunda öğretmenlerin erken okuryazarlık becerilerine ilişkin bilgi düzeylerinin genel olarak orta seviyede olduğunu göstermiştir. Ayrıca, mezun oldukları lisans programı, hizmet süresi ve eğitim alma durumlarına bağlı olarak bilgi düzeylerinde farklılıklar belirlenmiştir. Görüşmelerden elde edilen veriler, öğretmenlerin erken okuryazarlığın öneminin farkında oldukları ve sınıf içi uygulamalarda fonolojik farkındalık, sözcük dağarcığı, dinlediğini anlama ve harf farkındalığı gibi temel erken okuryazarlık becerilerine yer verdiklerini ancak materyal desteği ve mesleki eğitim açısından çeşitli güçlükler yaşadıklarını ortaya koymuştur. Elde edilen bulgular, öğretmenlerin bilgi düzeylerini açıklayıcı nitelikte olup, erken okuryazarlık uygulamalarının sınıf içi yansımalarına ışık tutmaktadır. Anahtar Kelimeler: Erken Okuryazarlık, Özel Eğitim Anaokulu, Özel Eğitim.
Farklı branşlardaki öğretmen adaylarının otizm farkındalık düzeylerinin karşılaştırılması
Bu çalışma, farklı branşlardaki öğretmen adaylarının var olan otizm farkındalıklarını saptamak amacıyla gerçekleştirilmiştir. Ayrıca çalışmanın otizm farkındalığını arttırılmasına fayda sağlayacağı düşünülmektedir. Araştırmanın evrenini, Burdur Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi Eğitim Fakültesi'nde öğrenim gören Sınıf Öğretmenliği, Özel Eğitim Öğretmenliği, Okul Öncesi Öğretmenliği ve Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık bölümlerindeki öğrenciler oluşturmaktadır. Çalışmada, nicel araştırma yöntemi benimsenmiş ve veri toplama aracı olarak "Otizm Farkındalık Ölçeği" kullanılmıştır. Veriler, Google Forms aracılığıyla hazırlanan anketlerle toplanmış; katılımcılardan gönüllülük esasına dayalı olarak ve konu hakkında bilgilendirildikten sonra anketi doldurmaları istenmiştir. Araştırmanın örneklem grubunu, 2024-2025 eğitim-öğretim yılında Burdur Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi Eğitim Fakültesi'nde eğitim gören dört farklı bölümde okuyan 435 öğrenci oluşturmaktadır. Araştırmada istatistiksel analiz yöntemleri arasından tanımlayıcı istatistikler ile One-Way ANOVA ve Bağımsız Örneklem T-Testi kullanılmıştır. Yapılan analizler sonucunda cinsiyet, yaş, ekonomik durum, yaşanılan şehir, otizmi bilme ve otizm ile ilgili deneyim sahibi olma değişkenlerine göre sınıf öğretmen adaylarının otizm farkındalık düzeyleri anlamlı farklılık göstermediği tespit edilmiştir. Ancak bölüm, sınıf düzeyi ve özel eğitim dersi alma değişkenlerine göre öğretmen adaylarının otizm farkındalık düzeyleri anlamlı farklılık gösterdiği sonucuna ulaşılmıştır.
Özel eğitim meslek okulu öğrencilerinin işletmelerde beceri eğitimlerinin meslek öğretmenleri ve işverenlerin görüşlerine göre incelenmesi
Bu araştırmanın amacı, özel eğitim meslek okullarında öğrenim gören zihin yetersizliği olan öğrencilerin işletmelerde beceri eğitimi süreçlerini meslek öğretmenleri ve işverenlerin bakış açıları doğrultusunda incelemektir. Bu bağlamda, özel eğitim meslek okullarında sunulan mesleki eğitimin, özel gereksinimli bireylerin mesleki beceri kazanımlarına katkılarını değerlendirmek ve karşılaşılan engeller ile çözüm önerilerini belirlemek amaçlanmıştır. Araştırmada nitel araştırma yöntemi benimsenmiş ve yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılarak veriler toplanmıştır. Çalışma grubunu, özel eğitim meslek okullarında görev yapan 9 meslek öğretmeni ve öğrencilere iş olanakları sunan 8 işveren oluşturmaktadır. Görüşmeler sonucunda elde edilen veriler içerik analizi yöntemi ile analiz edilmiştir. Araştırma bulguları, işletmelerde uygulanan beceri uygulamalarının zihin yetersizliği olan öğrencilerin mesleki beceri kazanımlarına olumlu katkı sağladığını ancak uygulama sürecinde bazı sorunların yaşandığını göstermektedir. Özellikle, işverenler beceri uygulamaları sırasında öğrencilerin yeterli düzeyde mesleki beceriye sahip olmadığına ve öğrencilerin iş gücüne tam olarak uyum sağlamakta zorlandığına dikkat çekmektedir. Meslek öğretmenleri ise öğrencilerin beceri uygulamalarına katılım süreçlerinde sınırlı kaynaklar, yetersiz destek ve koordinasyon eksikliğinin yanı sıra iş yerlerinde öğrencilerle ilgili ön yargılar gibi sorunlarla karşılaştıklarını belirtmektedir. Sonuç olarak, araştırma, özel eğitim meslek okullarının mesleki eğitim programlarının ve işletmelerde beceri uygulamalarının geliştirilmesine yönelik çeşitli öneriler sunmaktadır. İşverenler, öğrencilerin mesleki eğitimlerinin yalnızca okulda değil, gerçek iş ortamlarında daha uzun süreli deneyimlerle desteklenmesini talep etmekte ve devlet desteğinin artırılması gerektiğini vurgulamaktadır. Meslek öğretmenleri ise programın daha yapılandırılmış hale getirilmesi ve öğrencilerin işe uyum süreçlerinde daha kapsamlı destek sağlanması gerektiğini ifade etmektedir. Bu doğrultuda, zihin yetersizliği olan bireylerin iş gücü piyasasına entegrasyonunu desteklemek amacıyla daha etkin bir mesleki eğitim süreci ve işverenler tarafından sosyal kabulün artırılması gerekliliği ortaya konulmuştur.
(556 Sayılı KHK. Hükümlerine göre) marka hakkına tecavüz halleri ve marka hakkının hukuki yoldan korunması
Markalar, mal veya hizmetleri birbirinden ayırarak ticari hayatta önemli bir görev ifa eder. Gerçekten, markalar aynı alanda çalışan işletmelerin ürettikleri malları veya yürüttükleri hizmetleri birbirinden ayırarak bunların o mal ve hizmetleri talep eden kişiler tarafından karıştırılmasının yaratacağı olumsuz sonuçları ortadan kaldırır. Markalar, ayrıca alıcılara mal veya hizmetler arasında seçim yapma imkanı da sağlar.Marka hukukunda temel amaç, marka sahiplerini, rakiplerinin rekabetine karşı korumaktır. Marka hakkına tecavüz fiilleri haksız fiil veya onun özel bir türü olan haksız rekabet olarak karşımıza çıkabilir. Marka hakkına tecavüzün haksız rekabet teşkil ettiği hallerde, TTK. 56 vd. maddeleri de uygulama alanı bulabilir. Marka hakkının özellikleri dikkate alınarak onun diğer haksız rekabet fiillerinden de ayrı olarak düzenlenmesi görüşü hakim olmuştur. Nitekim, Türk hukukunda da marka hakkının özel olarak korunduğunu görmekteyiz.Marka hakkına tecavüz halleri KHK.' nın 61. maddesinde dört bent halinde sınırlı olarak sayılmıştır.KHK.' nın 61. maddesinin (a) bendine göre, marka sahibinin izni olmaksızın, markayı 9. maddede belirtilen biçimlerde kullanmak, marka hakkına tecavüz sayılmaktadır.Markayı taşıyan işaretin internet ortamında ticari etki yaratacak biçimde, alan adı, yönlendirici kod veya anahtar sözcük olarak kullanılması yanında, örneğin bir web sayfasına link verme şeklinde kullanılarak marka hakkına tecavüz mümkündür. KHK.' da bu konuda isabetli olarak sınırlayıcı bir sayım yapılmamıştır, çünkü, elektronik ticaret ve internet sürekli gelişen bir alandır ve her geçen gün yeni uygulamalar ortaya çıkmaktadır.KHK.' nın 61. maddesinin (b) bendinde, marka sahibinin izni olmaksızın markayı veya ayırt edilemeyecek derecede benzerini kullanmak suretiyle markayı taklit etmek fiili de, marka hakkına tecavüz olarak kabul edilmiştir.Markanın aynısının veya benzerinin kullanılması veya markanın taklit edilmesi dışında markayı taşıyan ürünlerin ticari amaçla elde bulundurulması ve lisans yoluyla verilmiş hakları genişletmek veya devretmek fiilleri de marka hakkına tecavüz teşkil emektedir.556 sayılı KHK.' da marka haklarına tecavüzü düzenleyen 61. ve 9. maddelerin bazı hükümlerinin sürekli olarak Anayasa Mahkemesince iptal edilmesi, daha sonra yeniden çıkarılan yasalarla aynı hükümlerin yeniden 556 sayılı KHK.' ya konulması, ancak bu hükümlerin cezaların kanuniliği ilkesi gereğince kanunla düzenlenmesi gereken ceza maddesi olan 61/A maddesinin KHK. ile düzenlenmesi nedeniyle ceza maddesinin atıf yaptığı 61. ve 9. maddelerin bazı hükümlerinin Anayasa Mahkemesince iptal edilmesinin önüne geçilmesi için, ayrıca yukarıdaki tespit ve değerlendirmelerimiz de dikkate alınarak şu anda TBMM.' de görüşülmekte olan Markalar Kanunu Tasarısının bir an önce kanunlaştırılması gerekmektedir.
Birlikte eğitim ortamındaki zihinsel yeteresizlikten etkilenmiş öğrencinin yapabildiğine göre verilen özel eğitim hizmetinin öğretim amaçlarını gerçekleştirmedeki etkililiği
Bu araştırmanın genel amacı, birlikte eğitim ortamına yerleştirilmiş zihinsel yetersizliği olan öğrenciye özel eğitim hizmetiyle akademik alanlarda yapabildikleri dikkate alınarak hazırlanmış öğretim planlarının, sınıf öğretmeni tarafından uygulanmasının, akademik derslerde öğrencinin öğretim amaçlarını gerçekleştirmesinde etkili olup olmadığını araştırmaktır.Araştırmanın deseni tek denekli deneysel desenlerden, `' davranışlar arası çoklu yoklama deseni''dir.Araştırmanın deneğini, 2009?2010 öğretim yılında Çubuk İlköğretim Okulu beşinci sınıf şubesine devam eden 11 yaşında bir kız öğrenci oluşturmaktadır.Araştırma verilerinin toplanabilmesi için, Öğretmen Ön Görüşme ve Görüşme Formu, Hayat Bilgisi, Sosyal Bilgiler, Türkçe ve Matematik Kontrol Listeleri, öğrencinin Atatürk'ün Hayatı, Çember ve Noktalama İşaretlerinde düzeylerinin belirlenebilmesi için `' Noktalama İşaretleri'', `'Atatürk'ün Hayatı'' ve `'Çember'' ölçü araçları ile yapabildiğine göre hazırlanan ders planları ve etkinlikleri geliştirilmiş ve uygulanmıştır.Araştırmada elde edilen verilerin analizinde grafiksel analiz kullanılmıştır.Araştırmada elde edilen bulgular şu şekildedir;Birlikte eğitim ortamına yerleştirilmiş zihinsel yetersizliği olan öğrenciye özel eğitim hizmetiyle Türkçe, Matematikte ve Sosyal Bilgiler derslerinde yapabildiklerine göre hazırlanan öğretim planının sınıf öğretmeni tarafından uygulanması, öğrencinin Matematik, Türkçe ve Sosyal Bilgiler disiplin alanlarında belirlenen öğretim amaçlarını gerçekleştirmesine yol açmıştır.Birlikte eğitim ortamına yerleştirilmiş zihinsel yetersizliği olan öğrenci için Türkçe, Matematik, Sosyal Bilgiler disiplin alanlarında yapabildiklerine göre hazırlanan öğretim planlarının özel eğitim hizmetiyle sınıf öğretmeni tarafından uygulanmasının öğrencinin amaçları gerçekleştirmesinde etkili olduğu bulunmuştur.Özel eğitim hizmetiyle Türkçe, Matematikte ve Sosyal Bilgiler derslerinde yapabildiklerine göre yapılan öğretimler öğrencinin kazandığı amaçları 15 gün sonrada sürdürmesine yol açmıştır.Araştırmaya katılan sınıf öğretmeni özel eğitim hizmetiyle yapabildiği dikkate alınarak düzenlenen öğretimlerin uygulanması ile ilgili olumlu görüş bildirmiştir.Bu bulgular ışığında özel eğitim hizmetiyle yapabildiklerine göre öğretime yönelik ve ileride yapılabilecek bilimsel araştırmalara dair öneriler sunulmuştur.Anahtar Kelimeler: Birlikte Eğitim Ortamı, Özel Eğitim Hizmetleri, Öğrencilerin Yapabildiklerine Göre Hazırlanan Öğretim Planı
Görme engelli, zihinsel engelli ve olağan gelişim gösteren çocukların sosyal becerilerinin karşılaştırılması
Bu araştırmanın amacı, görme yetersizliğinden etkilenmiş, zihinsel yetersizlikten etkilenmiş ve olağan gelişim gösteren çocukların sosyal becerilerini yaş, cinsiyet ve eğitim ortamı değişkenleri açısından karşılaştırmaktır. Araştırmanın çalışma grubu, 2009-2010 eğitim- öğretim yılında, İstanbul İlinde yer alan Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlı İlköğretim Okulları, Eğitim Uygulama Okulları ve İş Eğitim Merkezleri'nde eğitim almakta olan 7-12 yaş arası, toplam 169 çocuktan oluşmuştur. Araştırmanın sonuçları görme yetersizliğinden etkilenmiş çocukların sosyal becerilerinin olağan gelişim gösteren akranlarının sosyal becerilerinden daha düşük düzeyde olduğunu göstermiştir. Ek olarak, araştırma sonuçları kaynaştırma ortamında eğitim alan yetersizlikten etkilenmiş çocukların sosyal becerilerinin ayrıştırılmış ortamda eğitim alan çocukların sosyal becerilerinden daha yüksek düzeyde olduğunu göstermiştir. Araştırma bulguları ilgili literatür ışığında tartışılmış ve öneriler sunulmuştur.Anahtar Kelimeler: Görme Yetersizliği, Zihinsel Yetersizlik, Kaynaştırma, Sosyal Beceri.
Zihinsel yetersizlikten etkilenmiş öğrencilere günlük yaşam becerilerinin kazandırılmasında davranış öncesi ipucu ve sınama ipucu işlem süreci ile yapılan öğretimin etkililiği
Bu araştırmanın amacı, zihin engelli bir öğrenciye çay demleme, çay servisi yapma ve vileda ile paspas yapma becerilerinin kazandırılmasında davranış öncesi ipucu ve sınama işlem süreciyle yapılan öğretiminin etkili olup olmadığını, öğrencinin kazandığı becerileri öğretimden sonra sürdürüp sürdüremediğini, farklı ortam, kişi ve materyale genelleyip genelleyemediğini ortaya koymaktır.Araştırmada tek denekli deneysel desenlerden ?beceriler arası çoklu yoklama modeli? kullanılmıştır.Araştırmanın deneklerini, 2009?2010 öğretim yılında Yediveren Özel Eğitim ve Rehabilitasyon Kursu'na devam eden ve zihinsel yetersizlikten etkilenmiş üç öğrenci oluşturmaktadır. Bu üç öğrenciden biri asıl, ikisi de yedek denekler olarak seçilmiştir. Ön uygulama için de yetersizlikten etkilenmemiş bir öğrenciyle çalışılmıştır.Araştırma verilerinin toplanabilmesi için, öğretmen ve aile görüşme formları, beceri kontrol listesi, ölçüt bağımlı ölçü araçları ve davranış öncesi ipucu ve sınama ipucu işlem süreciyle öğretim yapılırken öğretimde ilerlemelerin kaydedileceği kayıt çizelgeleri, uygulama güvenirliği formu, aileye ve öğrenciye yönelik pekiştireç belirleme formları, aileye ve sınıf öğretmenine yönelik sosyal geçerlilik formları geliştirilmiş ve kullanılmıştır. Davranış öncesi ipucu ve sınama işlem süreciyle öğretim yapabilmek için öğretim materyali hazırlanmış ve araştırmacı tarafından uygulanmıştır.Araştırmada elde edilen verilerin analizinde grafiksel analiz kullanılmıştır.Araştırmada elde edilen bulgulara göre, öğrencinin çay demleme, çay servisi yapma ve vileda ile paspas yapma becerilerini kazanmasında davranış öncesi ipucu ve sınama işlem süreci ile yapılan öğretimin, etkili olduğu izlenimi edinilmektedir.Davranış öncesi ipucu ve sınama işlem süreciyle yapılan öğretimin öğrencinin kazandığı çay demleme, çay servisi yapma ve vileda ile paspas yapma becerilerini, öğretim bittikten 7, 14, 21 gün sonra da sürdürmesi ve farklı ortam, araç-gereç ve kişiye genellemesi açısından etkili olduğu izlenimi edinilmektedir.
Kaynaştırma öğrencilerinin annelerine premack ilkesinin öğretilmesinin, öğrencilerin ev ödevlerini tamamlamalarına etkisinin incelenmesi
Bu araştırmada, kaynaştırma öğrencilerinin annelerine premack (nene) ilkesinin öğretilmesinin, öğrencilerin ev ödevlerini tamamlamalarına etkisini incelemek amaçlanmaktadır.Bu araştırmada niteliksel araştırma yöntemlerinden eylem (öğretmen) araştırması yöntemi kullanılmıştır.Bu araştırmanın deneklerini, Özel Adnan Ağır Özel Eğitim Okuluna devam eden, rehberlik ve araştırma merkezi tarafından hafif düzeyde zihinsel engelli olarak tanılanmış ve kaynaştırmaya yönlendirilmiş öğrencilerin beşinin annesi oluşturmaktadır.Araştırmada verilerin toplanabilmesi için, aile bilgi formu, kavramlara ilişkin ölçüt bağımlı ölçü aracı, işlemlere ilişkin ölçüt bağımlı ölçü aracı, öğretim öncesi ve sonrası farkındalık belirleme formu, aile görüşmeleri ödev kontrol çizelgeleri, genelleme formu, süreklilik formu ve sosyal geçerlilik formu kullanılmıştır.Araştırmanın deney sürecinde, geliştirilen aile eğitim programının uygulanması öncesinde araştırma kapsamına dâhil edilen 5 annenin, araştırmada kazanması amaçlanan kavram ve işlem süreçlerinde ön test düzeyleri üç ayrı oturumda belirlenmiştir. Annelerin ön test düzeylerinin belirlenmesinin ardından, gruba 2 oturumluk aile eğitim programı uygulanmıştır. Daha sonra deneklerden biriyle ürün çalışması yapılmıştır.Araştırmada, araştırma verileri tablo olarak gösterilmiş ve tablolar niteliksel olarak yorumlanmıştır.Araştırma sonunda elde edilen bulgular şu şekildedir;- Aile Eğitim Programının uygulanmasından sonra, araştırmanın denekleri olan anneler; pekiştireç ve nene ilkesi kavramlarının ve işlem süreçlerinin alt amaçlarının hepsini gerçekleştirmiştir. Bu nedenle, Aile Eğitim Programının, annelerin kavramların ve işlem süreçlerinin kazanılmasına yol açtığı izlenimi edinilmektedir.- Araştırma deney süreci bittikten 7, 14 ve 21 gün sonra alınan süreklilik verilerinde annelerin pekiştireç ve nene ilkesi kavramlarının ve işlem süreçlerinin alt amaçlarının hepsini gerçekleştirmiştir. Bu nedenle, Aile Eğitim Programının, annelere uygulanmasında kazanılan kavramların ve işlem süreçlerinin, 7, 14 ve 21 gün sonra süreklilik gösterdiği izlenimine varılmıştır.- Aile Eğitim Programının uygulanmasından sonra annelere uygulanan genelleme formundan elde edilen verilere göre, annelerin nene ilkesini üç farklı beceriye genelledikleri izlenimine varılmıştır.- Aile Eğitim Programının, annelere uygulanmasından sonra deneklerden birinin çocuğuyla yapılan ürün çalışmasında F.nin bir hafta boyunca ödevlerini yaptığı izlenmiştir. Bu nedenle Aile Eğitim Programının çocuklardan birinin ödev yapmasını artırdığı izlenimine varılmıştır.- Anneler bu çalışma sonunda; çalışmadan memnun olduklarını, çalışmayı başka ailelere de önereceklerini, ayrıca programın ödev yaptırmak için etkili bir yöntem olduğunu, bu program sırasında ödev yaptırırken yaptıkları yanlışlıkları gördüklerini ifade etmişlerdir.Anahtar Kelimeler: Aile Eğitimi, Ev Ödevi, Premack İlkesi
Problem davranışların azaltılmasına yönelik grup aile eğitim programı' nın babaların problem davranışları azaltılması için gerekli kavram ve işlem süreçlerini kazanmalarına etkisi
Araştırmada Problem Davranışların Azaltılmasına Yönelik Grup Aile Eğitim Programı'nın, babaların, problem davranışları azaltabilmek için gerekli kavram ve işlem süreçlerini kazanmalarında etkili olup olmadığını belirlemek ve sosyal geçerlilik açılarından değerlendirilmiştir.Araştırmada, tek denekli deneysel desenlerden ?AB Deseni? kullanılmıştır. Araştırmanın deneklerini, Özel Adnan Ağır Özel Eğitim Okulu' na devam eden zihinsel yetersizlikten etkilenmiş öğrencilerin babalarından, çocuklarında problem davranışları olan yedi babayla eğitim başlanmıştır, üç babanın işleriyle bağlantılı özel nedenlerinden dolayı program kapsamından çıkarılmaları ile dört babayla programa devam edilmiştir. Araştırmada verilerin toplanabilmesi için, hedef davranış kayıt formu, kavramlara ilişkin ölçüt bağımlı ölçü aracı, işlemlere ilişkin ölçüt bağımlı ölçü aracı ve sosyal geçerlilik formu kullanılmıştır. Araştırmanın deney sürecinde, geliştirilen aile eğitim programının uygulanması öncesinde araştırma kapsamına dâhil edilen dört babanın, araştırmada kazanması amaçlanan kavram ve işlem süreçlerinde başlama düzeyleri üç ayrı oturumda belirlenmiştir Babaların başlama düzeylerinin belirlenmesinin ardından, gruba dört oturumluk aile eğitim programı uygulanmıştır. Araştırmada, araştırma verileri, grafik olarak verilmiş ve grafikler görsel olarak analiz edilmiştir. Araştırma sonunda elde edilen bulgular şu şekildedir;-Problem Davranışların Azaltılmasına Yönelik Grup Aile Eğitim Programının uygulanması sonunda araştırma kapsamına dâhil edilen babalar, ödül, görmezden gelme, uyuşmayan davranış ve uygun davranışı ödüllendirme (uyuşmayan davranışların ayrımlı pekiştirmesi) kavramlarına ait amaçlarının hepsini gerçekleştirmiştir. Bu nedenle, Problem Davranışların Azaltılmasına Yönelik Grup Aile Eğitim Programının, kavramların kazanılmasında etkilidir.- Problem Davranışların Azaltılmasına Yönelik Grup Aile Eğitim Programının uygulanması sonunda araştırma kapsamına dâhil edilen babalar, ödül kullanma, görmezden gelme ve uygun davranışı ödüllendirme (uyuşmayan davranışların ayrımlı pekiştirmesi) işlem süreçlerine ait amaçlarının hepsini gerçekleştirmiştir. Bu nedenle, Problem Davranışların Azaltılmasına Yönelik Grup Aile Eğitim Programının, işlem süreçlerinin kazanılmasında etkilidir.- Problem Davranışların Azaltılmasına Yönelik Grup Aile Eğitim Programı uygulama güvenirliği ve sosyal geçerlilik açısından değerlendirildiğinde, uygulama açısından güvenilir ve sosyal açıdan geçerli bir program olduğu belirlenmiştir.Anahtar Kelimeler: Aile eğitimi, Problem davranış
Öğretmen performansına dayalı doğrudan öğretim yaklaşımıyla sunulan aile eğitimi hizmet içi eğitim programının etkililiği
Bu araştırmanın amacı, öğretmen performansına dayalı doğrudan öğretim yaklaşımıyla sunulan aile eğitimi hizmet içi eğitim programının, zihin engelliler öğretmenlerinin davranış denetimine yönelik aile eğitim programı planlama ve sunmayla ilgili program amaçlarını gerçekleştirmelerinde etkili olup olmadığını ve sürekliliğe olan etkilerini belirlemektir.Araştırmanın amaçlarını gerçekleştirebilmek için tek denekli deneysel desenlerden denekler arası çoklu yoklama deseni kullanılmıştır.Araştırmanın deneklerini, üniversitelerin özel eğitim bölümü zihin engellilerin eğitimi anabilim dalından mezun öğretmenler arasından seçilen üç asıl, bir yedek denek oluşturmaktadır.Araştırma verilerinin toplanabilmesi için, ?Aile Eğitim Programı Planlama Ölçü Aracı?, hizmet içi eğitim programında kavram ve işlemlerin sunulmasını yazmayla ilgili düzeylerini belirlemeye yönelik olarak, ?Aile Eğitimi Programında Yer Alan Kavramların ve İşlemlerin Sunulmasını Yazma Kontrol Listesi? ve kavram ve işlemlerin sunulmasıyla ilgili düzeylerini belirlemeye yönelik olarak, ?Aile Eğitim Programında Yer alan Kavramların ve İşlemlerin Sunulması Kontrol Listesi?, öğretim yapılırken deneklerin bilgi ve işlemlere yönelik gösterdikleri ilerlemeleri kaydetmek için ilerleme kayıt çizelgeleri ve uygulama güvenirliği formu geliştirilmiş ve uygulanmıştır. Öğretmenlere öğretmen performansı dikkate alınarak doğrudan öğretim yaklaşımıyla sunulan hizmet içi eğitim programının öğretim planlarının uygulanmasına yönelik öğretim materyalleri hazırlanmış ve araştırmacı tarafından uygulanmıştır.Araştırmada elde edilen verilerin analizinde grafiksel analiz kullanılmıştır.Araştırmada elde edilen bulgulara göre, Öğretmen Performansına Dayalı Doğrudan Öğretim Yaklaşımıyla Sunulan Aile Eğitimi Hizmet İçi Eğitim Programı'nın zihin engellilerin eğitimi programından mezun birinci, ikinci ve üçüncü öğretmene uygulanmasının, öğretmenlerin aile eğitim programı planlama ile aile eğitim programında yer alan kavramların ve işlemlerin sunulmasını yazma ve kavramların ve işlemlerin sunulmasına yönelik becerileri % 75'lik ölçüt düzeyinin üstünde kazanmalarında etkili olduğu izlenimi edinilmektedir.Hizmet İçi Eğitim Programı'nın zihin engellilerin eğitimi programından mezun birinci, ikinci ve üçüncü öğretmene uygulanmasının, öğretim tamamlandıktan 14 gün sonra, öğretmenlerin aile eğitim programı planlama ile aile eğitim programında yer alan kavramların ve işlemlerin sunulmasını yazma ve kavramların ve işlemlerin sunulmasına yönelik becerileri % 75'lik ölçüt düzeyinin üstünde sürdürmelerine yol açtığı izlenimi edinilmektedir.Anahtar Kelimeler: Hizmet İçi Eğitim Programı, Davranış Denetimine Yönelik Aile Eğitim Programı.
Rehberlik araştırma merkezleri tarafından yapılan tanılama ve yönlendirmenin normal zeka kapasitesi tanısı alan öğrenciler açısından sonuçları; Fatsa örneği
Bu araştırmanın amacı zihinsel yetersizlik şüphesiyle Ram'a yönlendirilmiş, zeka bölümü 70-90 aralığında olduğundan dolayı destek özel eğitim hizmetinden faydalanamayan öğrencilerin akademik becerilerde ilerleme gösterip göstermediğini ve Türkçe matematik disiplin alanlarındaki ilerlemeleri sınıf arkadaşlarının ilerlemeleriyle paralellik gösterip göstermediğini betimlemektir.Araştırma gurubunu Fatsa RAM görev bölgesinde bulunan ve 2009-2010 eğitim öğretim yılında yetersizlik şüphesiyle Fatsa RAM' a yönlendirilerek tanılaması yapılan, tanılama sonucunda zeka bölümü 70-90 zeka aralığında olduğu için normal zekaya sahip olarak tanılanan 6 ikinci sınıf öğrencisi ve bu 6 öğrencinin sınıfında bulunan 79 öğrenci oluşturmaktadır.Araştırmanın verilerinin toplanabilmesi için ölçüt bağımlı ölçü araçları hazırlanmıştır. Bu araçlar zeka bölümü 70-90 aralığında çıkan öğrencilere ve bu öğrencilerin sınıfında bulunan 79 öğrenciye RAM' daki tanılama sürecinin hemen ardından ve iki ay sonra olmak üzere iki kez uygulanmıştır.Araştırmanın sonucunda RAM tarafından değerlendirmesi yapılan 6 öğrencinin kasım ayında uygulanan Türkçe ölçü aracında yer alan bildirimlere vermiş oldukları doğru tepki sayısının ortalaması 19 iken akranlarının kasım ayında uygulanan Türkçe ölçü aracında yer alan bildirimlere vermiş oldukları doğru tepki sayısının ortalaması 69 dur.Kasım ayında 6 öğrencinin hazırlanan matematik ölçü aracında yer alan bildirimlere vermiş oldukları doğru tepki sayısının ortalaması 3 iken, akranlarının kasım ayı hazırlanan matematik ölçü aracında yer alan bildirimlere vermiş oldukları doğru tepki sayısının ortalaması 26'dır.Uygulamadan iki ay sonra 6 öğrencinin ocak ayı, hazırlanan Türkçe ölçü aracında yer alan bildirimlere vermiş oldukları doğru tepki sayısının ortalaması 22 iken, akranlarının ocak ayı hazırlanan Türkçe ölçü aracında yer alan bildirimlere vermiş oldukları doğru tepki sayısının ortalaması 70'dir.Ocak ayında 6 öğrencinin hazırlanan matematik ölçü aracında yer alan bildirimlere vermiş oldukları doğru tepki sayısının ortalaması 7 iken, akranlarının ocak ayı hazırlanan matematik ölçü aracında yer alan bildirimlere vermiş oldukları doğru tepki sayısının ortalaması 49'dur.Ram tarafından tanılandıktan hemen sonra Türkçe ve matematik ölçü aracı uygulanan 6 öğrencinin performans düzeyleri ile akranlarının performans düzeyleri arasında önemli farklılıkların olduğu, Ram tarafından tanılanarak zeka bölümü 70-90 aralığında çıkan 6 öğrencide geçen iki aylık zaman içerisinde kabul edilebilir ilerleme olmazken 6 öğrencinin sınıfında bulunan diğer öğrencilerde 2 aylık süre içerisinde ilerlemeler olduğu gözlemlenmiştirAraştırma bulguları bir bütün olarak ele alındığında RAM' da zihinsel yetersizliğe yönelik yapılan tanılama sürecinde özel eğitim hizmetleri yönetmeliğinde yer alan noktalara göre hareket edilmediği, akademik becerilerde öğrencilerin yapabildikleri dikkate alınmadan eğitsel kararlar verildiği sonucuna varılmıştır.
Zihin engeli öğrencilerin yapabildiklerine ve geleneksel yönteme göre hazırlanan öğretim planları ile öğrencilerin amaçları gerçekleştirme düzeyi
Bu araştırmanın genel amacı, zihinsel engelli öğrencilerin yapabildikleri dikkate alınarak hazırlanan ve geleneksel yöntemle hazırlanan öğretim planlarının öğrencilerin amaçları gerçekleştirmelerine yol açıp açmadığını belirlemektir. Araştırmanın deseni tek denekli deneysel desenlerden iki AB desenidir. Araştırmanın deneklerini, 2007-2008 öğretim yılında Yenimahalle G.O.P. İlköğretim Okulu Özel Eğitim sınıfına devam eden 7 öğrenciden 6'sı oluşturmuştur. Araştırma verilerinin toplanabilmesi için, `Verilen Bir Sayıdan Başlayarak Sayma, Toplama Ve Saat Okuma Ölçekleri' geliştirilmiş ve kullanılmıştır. Araştırmada elde edilen verilerin analizinde grafiksel analiz kullanılmıştır. Araştırmada elde edilen bulgular şu şekildedir:Zihinsel engelli öğrencilerin matematikte ?Yapabildikleri Dikkate Alınarak Hazırlanan Öğretim Planı? ile yapılan öğretim öğrencilerin amaçları gerçekleştirmelerine yol açmıştır.Zihinsel engelli öğrencilerin matematikte ? Geleneksel Yöntemle Hazırlanan Öğretim Planı? ile yapılan öğretim öğrencilerin tümünde amaçları gerçekleştirmelerine yol açmamıştır. Ancak 1 ve 2 nolu öğrencilerde geleneksel yöntemle hazırlanan öğretim planı ile yapılan öğretim öğrencilerin amacı gerçekleştirmelerine yol açmıştır. Matematikte zihinsel engelli öğrencilerin ?Yapabildikleri Dikkate Alınarak Hazırlanan Öğretim Planı? ile yapılan öğretimin öğrencilerin kazandıkları amaçları farklı ortam, materyal ve soruya genellemelerine yol açmıştır. Matematikte zihinsel engelli öğrencilerin ?Yapabildikleri Dikkate Alınarak Hazırlanan Öğretim Planı? ile yapılan öğretimin öğrencilerin kazandıkları amaçları 7, 10, 15 gün sonra sürdürmelerine yol açmıştır.
Özel eğitim sınıfları ile birlikte eğitim ortamlarına devam eden, zihinsel yetersizlikten etkilenmiş öğrencilerin okuduğunu anlama, okuma hızları ve okuma hatası performanslarının karşılaştırılması (Çorum ili örneği)
Bu araştırmada, zihinsel yetersizlikten etkilenmiş, özel eğitim sınıflarına ve birlikte eğitim ortamlarına devam eden 5. ve 8. sınıf öğrencilerinin okuduğunu anlama, okuma hataları ve okuma hızı performanslarının karşılaştırılması amaçlanmıştır.Araştırmanın çalışma gurubunu, Çorum ilindeki özel eğitim sınıflarının bulunduğu ilköğretim okullarında, birlikte eğitim ortamı ve özel eğitim sınıflarına devam eden 5. ve 8. sınıf düzeyindeki hecelemeden okuyabilen öğrencilerinden oluşmaktadır. Araştırmada betimsel araştırma yöntemlerinden ?Tarama Modeli? kullanılmıştır.Araştırmada, öğrencilerin okuduğunu anlama, okuma hızı ve okuma hatası performanslarını belirlemek amacı ile 5. ve 8. sınıf Türkçe ders kitaplarından toplam ikişer öykü kullanılmıştır. Bu öykülerden birisi okuduğunu anlama performanslarını birisi ise okuma hızını ve okuma hatalarını belirlemek için kullanılmıştır. Ayrıca okuduğunu anlama ölçü aracı, okuduğunu anlama, okuma hızı ve okuma hatası kayıt çizelgesi hazırlanmıştır.Veriler iki oturumda toplanmıştır. İlk oturumda öğrencilerin okuma hızları ve hataları belirlenmiş ikinci oturumda ise okuduğunu anlama verileri toplanmıştır. Öğrencilerin okuduğunu anlama, okuma hızı ve okuma hatası performanslarına ait veriler puanlandırılarak Mann-Whitney U istatistiksel analiz yöntemiyle SPSS veri analizi programında analiz edilmiş ve yorumlanmıştır.Sonuç olarak, özel eğitim sınıflarına ve birlikte eğitim ortamlarına devam eden 5. sınıf öğrencilerin okuduğunu anlama, okuma hatası ve okuma hızı performanslarında istatistiksel açıdan bir fark bulunmamıştır. 8. sınıf öğrencilerin ise sonuç çıkarma puanı, okuduğunu anlama toplam puanı, okuma hatası puanları bakımından gösterdikleri performanslarda istatistiksel olarak birlikte eğitim ortamlarına devam eden öğrenciler lehine anlamlı bir fark bulunmuştur. Ancak metindeki bilgiyi kullanma ve okuma hızı puanları bakımından bir fark bulunmamıştır.
Aile eğitiminin annelerin doğal dil sağaltım tekniklerini kullanmalarında etkililiği
Bu araştırmanın amacı, aile eğitiminin sınırlı ifade edici dil becerileri olan zihinsel engelli çocuklara sahip annelerin; a) Doğal Dil Sağaltım Tekniklerini kullanmalarında, b) Teknikleri ev ortamına genellemelerinde ve c) Tekniklerin öğretimi tamamlandıktan iki ile dört hafta sonra tekniklerin tümünü aynı etkinlik üzerinde kullanmalarında etkililiğini araştırmaktır.Araştırmanın denekleri, Kocaeli Gebze Eğitim Uygulama Okulu ve İş Okulu birinci sınıfına devam eden, sınırlı ifade edici dil becerisine sahip zihinsel yetersizlikten etkilenmiş iki öğrenci ve anneleridir. Araştırmada tek denekli deneysel desenlerden ?Davranışlar Arası Çoklu Yoklama? deseni kullanılmıştır.Araştırmada annelere Doğal Dil Sağaltım Tekniklerini kullanmayı öğretmek amacı ile aile eğitim programı geliştirilmiştir. Aile eğitim programı; bilgilendirme, tekniğin örneklendirilmesi, tekniğin öneminin tartışılması ve uygulama bölümlerinden oluşmaktadır.Deney süreci her anneye altı aşamada uygulanmıştır. Bunlar; başlama düzeyi, genelleme başlama düzeyi, aile eğitim programının uygulanması, program sonu değerlendirme, program sonu genelleme ve tekniklerin öğretimi tamamlandıktan iki ile dört hafta sonra tekniklerin tümünü aynı etkinlik üzerinde kullanma değerlendirmesidir. İlk olarak ?Model? tekniği, ikinci olarak ?Genişletme? tekniği üçüncü olarak ?Tepki İsteme-Model Olma? tekniği aile eğitim programı ile annelere bire bir olarak öğretilmiştir.Araştırmada verilerin toplanabilmesi için aile eğitim programı uygulanmadan önce ve sonra oyun ortamında anne-çocuk etkileşimi video kamera ile kayıt edilmiştir. Annelerin Doğal Dil Sağaltım Tekniklerini kullanma sıklıklarını belirlemek amacı ile veri toplama formu kullanılarak verilerin dökümü yapılmıştır. Aynı şekilde genelleme verileri çocukların evinde rutin etkinlikler sırasında toplanmıştır. Annelerin, tekniklerin öğretimi tamamlandıktan iki ile dört hafta sonra tekniklerin tümünü aynı etkinlik üzerinde kullanmalarına ilişkin verilerin toplanmasının ardından annelere sosyal geçerlik formu uygulanmış ve sosyal geçerlik verileri elde edilmiştir.Araştırma verilerinin gösterimi için çizgi grafiği ve sütun grafiği kullanılmıştır. Veriler görsel analiz yolu ile yorumlanmıştır.Sonuç olarak; aile eğitim programı, sınırlı ifade edici dil becerileri olan zihinsel engelli çocuklara sahip annelerin Doğal Dil Sağaltım Tekniklerinden ?Model, Genişletme ve Tepki İsteme-Model Olma? tekniklerini kullanmalarında, teknikleri ev ortamına genellemelerinde ve tekniklerin öğretimi tamamlandıktan iki ile dört hafta sonra tekniklerin tümünü aynı etkinlik üzerinde kullanmalarında etkili olmuştur.
Özel eğitim danışmanlığı yoluyla düşük akademik performanslı öğrencilerin yapabildiklerini dikkate alarak yapılan öğretim düzenlemesinin amaçları gerçekleştirmesindeki etkililiği
Bu araştırmanın genel amacı, özel eğitim danışmanlığı yoluyla düşük akademik performanslı öğrencilerin yapabildiklerini dikkate alarak öğretim düzenlemesinin amaçları gerçekleştirmesindeki etkililiğini belirlemektir. Araştırmada ayrıca öğretmenlere yönelik bir sosyal geçerlilik ölçeği uygulanmıştır.Araştırmanın deseni tek denekli deneysel desenlerden uyarlamalı dönüşümlü uygulamalar desenidir.Araştırmanın deneklerini, 2008?2009 öğretim yılında Nurçin Sayan İlköğretim Okulu iki ayrı üçüncü sınıf şubesine devam eden iki öğrenci oluşturmaktadır.Araştırma verilerinin toplanabilmesi için, öğretmen görüşme formu, Hayat Bilgisi, Matematik ve Türkçe dersi kontrol listeleri, ?Saat Okuma? ve ?Atatürk'ün Hayatı? ayrıntılı değerlendirme ölçü aracı, sosyal geçerlilik formu geliştirilmiş ve kullanılmıştır.Araştırmada elde edilen verilerin analizinde grafiksel analiz kullanılmıştır.Araştırmada elde edilen bulgular şu şekildedir;?Özel eğitim danışmanlığı yoluyla düşük akademik performans gösteren öğrencilerin yapabildiklerini dikkate alarak yapılan öğretim düzenlemeleri Matematik ve Hayat Bilgisi disiplin alanlarında amaçları gerçekleştirmelerine yol açmıştır.?Geleneksel yönteme göre yapılan öğretim düzenlemeleri düşük akademik performans gösteren öğrencilerin tümünde Matematik ve Hayat Bilgisi disiplin alanlarında amaçları gerçekleştirmelerine yol açmamıştır. Ancak 1 nolu öğrencinin amaçları gerçekleştirmesine yol açmıştır.?Özel eğitim danışmanlığı yoluyla yapabildiklerini dikkate alarak yapılan öğretim düzenlemeleri düşük akademik performanslı öğrencilerin Matematik ve Hayat Bilgisi disiplin alanlarında amaçları gerçekleştirmelerinde geleneksel yönteme göre yapılan öğretim düzenlemelerinden daha etkilidir.?Özel eğitim danışmanlığı yoluyla yapabildiklerini dikkate alarak yapılan öğretim düzenlemeleri Matematik ve Hayat Bilgisi disiplin alanlarında düşük akademik performanslı öğrencilerin kazandıkları amaçları farklı ortam ve kişiye genellemelerinde etkili olduğu izlenimi edinilmektedir.?Araştırmaya katılan öğretmenler özel eğitim danışmanlığı yoluyla yapabildiklerini dikkate alarak yapılan öğretim düzenlemeleriyle ilgili olarak öğrencilerin öğrenmesine yol açtığını ve öğrencilerin özelliklerine göre planların verilmesinin kullanışlılığı hakkında olumlu görüş bildirmişlerdir.Düşük akademik performanslı öğrencilere özel eğitim danışmanlığı yoluyla anında müdahale edilerek yapabildikleri ve gereksinimleri belirlenerek bu gereksinimlere ve yapabildiklerine göre öğretimlerin düzenlenmesi onların gelişim ve disiplin alanlarında ilerlemelerini sağlayabilir.Ayrıca özel eğitim danışmanlığının, düşük akademik performanslı öğrencilerin amaçları gerçekleştirmeleri dışında öğrencinin derse katılma isteğini arttırması ve öğretmenin öğrenciyi gözlemlemesi, tutumunun değişmesini ve kaygılarının giderilmesini sağlayabileceği düşünülmektedir. Bu bulgular ışığında özel eğitim danışmanlığıyla yapabildiklerine göre öğretime yönelik ve ileride yapılabilecek bilimsel araştırmalara dair öneriler sunulmuştur.
Zihin engelli öğrencilere günlük yaşam becerilerinin kazandırılmasında eşzamanlı ve sabit bekleme süreli ipucu işlem süreçlerinin etkililik ve verimliliklerinin karşılaştırılması
Bu araştırmanın amacı, zihin engelli öğrencilere günlük ya?am becerilerinin(ped deği?tirme ve ti?ört ütüleme becerilerinin) kazandırılmasında, e?zamanlı ve sabit bekleme süreli ipucu i?lem süreçlerinden hangisinin daha etkili ve verimli(ölçüt kar?ılanıncaya değin gerçekle?tirilen öğretim süreci sayısı, ölçüt kar?ılanıncaya değin öğrencinin yaptığı yanlı? tepki sayısı ve ölçüt kar?ılanıncaya değin geçen toplam öğretim süresi açısından) olduğunu, kazandırılan becerilerin öğretimden 7, 14, 21 gün sonra sürdürülüp sürdürülmediğini ve kazandırılan becerilerin farklı ortam, araç ve ki?ilere genellenip genellenmediğini ortaya koymaktır. Ayrıca ara?tırmada kazandırılan becerilerin önemini ve i?levselliğini belirlemek, bu becerileri kazandırmada kullanılan beceri i?lem süreçlerinin uygunluğunu ve i?levselliğini değerlendirmek amacıyla ailelerin ve öğretmenlerin görü?leri alınmı?tır. Ara?tırmada, tek denekli deneysel desenlerden uyarlamalı dönü?ümlü uygulamalar modeli kullanılmı?tır. Ara?tırmada öğrencilerin ti?ört ütüleme ve ped deği?tirme becerilerindeki düzeyleri, ara?tırmanın bağımlı deği?kenlerini; günlük ya?am becerilerinin öğretiminde kullanılan e?zamanlı ve sabit bekleme süreli ipucu i?lem süreçleriyle yapılan öğretim ise bağımsız deği?kenlerini olu?turmu?tur. Ara?tırmanın denekleri, 2008-2009 öğretim yılında, TSK SAĞVAK Güvercinlik Özel Eğitim ve Rehabilitasyon Merkezi'ne kayıtlı 12 ve 14 ya?larında iki kız öğrencidir. Ara?tırmada, deneklerin günlük ya?am becerilerindeki ba?lama düzeyleri tek fırsat yöntemiyle belirlenmi? ve bağımsız deği?kenin bağımlı deği?ken üzerindeki etkisini belirlemek için öğretim oturumlarına yer verilmi?tir. Öğretim oturumları, gün içerisinde ti?ört ütüleme ve ped deği?tirme becerilerinin e?zamanlı ve sabit beklemeli öğretim süreçleriyle öğretimi dönü?türülerek uygulanmı?tır. Öğretim sırasında deneklerin gösterdikleri ilerlemeler, ipucu i?lem süreçlerine uygun olarak hazırlanan ilerleme kayıt çizelgelerine kayıt edilmi?tir. Ara?tırmada öğrencilerin günlük ya?am ve ki?isel bakım becerilerindeki gereksinimlerini, çalı?ma davranı?ları, dil ve taklit becerilerindeki düzeylerini ve öğrenciler için etkili peki?tireçleri belirlemek amacıyla, öğretmen görü?me formu; deneklerin ped deği?tirme ve ti?ört ütüleme becerilerinin öğretimi için gerekli ön ko?ul becerilere sahip olup olmadıklarını belirlemek amacıyla önko?ul beceriler ölçü aracı; günlük ya?am becerilerindeki düzeylerini belirlemek amacıyla, beceri ölçü araçları; sabit bekleme süreli ve e?zamanlı ipucu i?lem süreciyle öğretimi yapılan günlük ya?am becerilerinde, öğretim sırasında öğrencilerin ilerlemelerini kaydetmek amacıyla, ilerleme kayıt çizelgeleri; sabit bekleme süreli ve e?zamanlı ipucu i?lem süreciyle yapılan öğretimin, uygulamacı tarafından öğretim sürecinde yer alan basamaklara uygun olarak güvenilir biçimde uygulanıp uygulanmadığının belirlenmesi ve yoklama oturumlarında(ba?lama düzeyi, genelleme, süreklilik) toplanan verilerin güvenilir bir biçimde toplanıp toplanmadığını belirlemek amacıyla, uygulama güvenirliği formu; sabit bekleme süreli ve e?zamanlı ipucu i?lem süreçleriyle öğretimi gerçekle?tirmek amacıyla, e?zamanlı ve sabit bekleme süreli ipucu i?lem süreciyle sunulan öğretim materyalleri ve kazandırılmak istenen becerilerin önemini ve i?levselliğini, bu becerileri kazandırmada kullanılan beceri i?lem süreçlerinin uygunluğunu ve i?levselliğini belirlemek amacıyla sosyal geçerlik formu hazırlanmı? ve uygulanmı?tır. Ara?tırmada elde edilen veriler, grafiksel olarak analiz edilmi? ve niteliksel olarak yorumlanmı?tır. Ara?tırmanın sonuçlarına göre, zihin engelli öğrencilere günlük ya?am becerilerinin kazandırılmasında her iki ipucu i?lem süreciyle sunulan öğretimin etkili olduğu; ölçüt kar?ılanıncaya değin gerçekle?en toplam öğretim süresi açısından, sabit bekleme süreli ipucu i?lem süreciyle yapılan öğretimin, e?zamanlı ipucu i?lem süreciyle yapılan öğretime göre daha verimli olduğu; ölçüt kar?ılanıncaya değin gerçekle?en toplam öğretim süreci sayısı ve ölçüt kar?ılanıncaya değin verilen yanlı? tepki sayısı açısından, e?zamanlı ipucu i?lem süreciyle yapılan öğretimin, sabit bekleme süreli ipucu i?lem süreciyle yapılan öğretime göre daha verimli olduğu; kazandırılan günlük ya?am becerilerinin öğretim bittikten 7, 14, 21 gün sonra sürdürülebilirliği ve farklı ortam, ki?i, araç-gerece genellenebilirliği açısından farklılık olmadığı izlenimi edinilmi?tir.
Birlikte eğitim ortamına yerleştirilmiş zihinsel yetersizliği olan öğrencinin özel eğitim danışmanlığıyla akademik alanlarda disiplin alanlarında yapabildikleri dikkate alınarak yapılan öğretimin amaçları gerçekleştirmesine olan etkisi
Bu araştırmanın genel amacı, birlikte eğitim ortamına yerleştirilmiş zihinsel yetersizliği olan öğrencinin özel eğitim danışmanlığıyla akademik alanlarda yapabildikleri dikkate alınarak yapılan öğretimin amaçları gerçekleştirmesine olan etkisini belirlemektir.Araştırmanın deseni tek denekli deneysel desenlerden davranışlar arası çoklu yoklama modeli desenidir.Araştırmanın deneğini, 2008?2009 öğretim yılında Satuk Buğra İlköğretim Okulu üçüncü sınıf şubesine devam eden 11 yaşında kız öğrenci oluşturmaktadır.Araştırma verilerinin toplanabilmesi için, öğretmen görüşme formu, Hayat Bilgisi, Matematik ve Türkçe dersi kontrol listeleri,?Noktalama İşaretleri?, ?Saat Okuma? ve ?Atatürk'ün Hayatı? ölçü aracı, sosyal geçerlilik formu geliştirilmiş ve uygulanmıştır.Araştırmada elde edilen verilerin analizinde grafiksel analiz kullanılmıştır. Araştırmada elde edilen bulgular şu şekildedir.Birlikte eğitim ortamına yerleştirilmiş zihinsel yetersizliği olan öğrencinin özel eğitim danışmanlığıyla akademik alanlarda yapabildiği dikkate alınarak düzenlenen öğretim, öğrencinin anılan akademik alanlarda amaçları gerçekleştirmelerine yol açmıştır. Birlikte eğitim ortamına yerleştirilmiş zihinsel yetersizliği olan öğrencinin özel eğitim danışmanlığıyla akademik alanlarda yapabildikleri dikkate alınarak yapılan öğretim öğrencinin amaçları gerçekleştirmesinde etkilidir. Özel eğitim danışmanlığıyla yapabildiği dikkate alınarak düzenlenen öğretimin, akademik alanlarda öğrencinin kazandığı amaçları farklı ortam ve kişiye genellemelerinde etkili olduğu izlenimi edinilmektedir. Araştırmaya katılan öğretmen öğrenci davranışları üzerindeki olumlu etkisi ve özel eğitim danışmanlığıyla yapabildiği dikkate alınarak düzenlenen öğretimin kullanışlılığı hakkında olumlu görüş bildirmişlerdir.Özel eğitim danışmanlığıyla zihinsel yetersizliği olan öğrencilere yapabildikleri ve gereksinimleri belirlenerek yapabildiklerine göre öğretim düzenlemesi onlar genel eğitim sınıfında gelişim ve akademik alanlarda ilerlemeleri sağlayabilir.Ayrıca özel eğitim danışmanlığıyla ilgili uygulamaya ve ileride yapılabilecek bilimsel araştırmalara dair öneriler sunulmuştur.Anahtar Kelimeler: Özel Eğitim Danışmanlığı, Öğrencilerin Yapabildiklerine Göre Öğretim
Öğretmen adaylarının öğretme becerilerini edinmelerinde, ipucu ve dönüt verilerek yapılan öğretim ile sadece dönüt verilerek yapılan öğretimin etkililiği, verimliliği, sürekliliğe ve genellemeye olan etkileri
Bu araştırmanın amacı, zihinsel engelli öğrencilerin öğretmen adaylarının öğretme becerilerini oluşturan ders anlatma ve ders planı yazmayı edinmelerinde, ipucu ve dönüt verilerek ve sadece dönüt verilerek yapılan öğretimin etkililiklerinin farklılaşıp faklılaşmadığını, hangisinin daha verimli olduğunu genellemeye ve sürekliliğe olan etkilerini belirlemektir.Araştırmada tek denekli deneysel desenlerden olan karşılaştırmalı modellerden uyarlamalı dönüşümlü uygulamalar modeli kullanılmıştır. Öğretme becerilerini değerlendirmek için ?Öğretme Becerileri Kontrol Listeleri? kullanılmıştır.Araştırmanın deneklerini, 2007?2008 öğretim yılında Gazi Üniversitesi Özel Eğitim Bölümü Zihin Engellilerin Eğitimi Anabilim Dalında dördüncü sınıfa devam eden, birinci ve ikinci dönem derslerinin tamamını alabilen iki öğretmen adayı oluşturmuştur.Araştırmada veriler grafiksel olarak analiz edilmiştir.Araştırmanın sonucunda bir ve iki no'lu denek, ipucu ve dönüt verilerek yapılan uygulamayla ders anlatma becerilerini %99 ve %100 düzeyinde edinirken, sadece dönüt verilerek yapılan uygulamayla ise ders anlatma becerilerini %98 ve %94 düzeyinde edinmiştir. Bu bulgular deneklerin, ipucu ve dönüt verilerek ve sadece dönüt verilerek yapılan uygulama sonucunda ders anlatmayı edinme düzeyleri açısından farklılık göstermemektedir. Bununla birlikte her iki uygulamanın sağaltım evreleri karşılaştırıldığında ipucu ve dönüt verilerek yapılan uygulamanın lehine farklılık göstermektedir.Bir ve iki no'lu denek, ipucu ve dönüt verilerek yapılan öğretimle ders planı yazma becerilerini %100 düzeyinde edinirken, sadece dönüt verilerek yapılan uygulamayla ise ders anlatma becerilerini %98 ve %94 düzeyinde edinmiştir. Bu bulgular deneklerin, ipucu ve dönüt verilerek ve sadece dönüt verilerek yapılan uygulama sonucunda ders planı yazmayı edinme düzeyleri açısından farklılık göstermemektedir. Bununla birlikte her iki uygulamanın sağaltım evreleri karşılaştırıldığında ipucu ve dönüt verilerek yapılan uygulamanın lehine farklılık göstermektedir.Sonuç olarak, deneklere ipucu ve dönüt verilerek ve sadece dönüt verilerek yapılan uygulamanın, ders anlatmanın ve ders planı yazmanın edindirilmesinde etkili oldukları ve çok az da olsa ipucu ve dönüt verilerek yapılan öğretimin lehine farklılığın olduğu görülmektedir. Deneklerin her iki uygulamayla edindikleri öğretme becerilerini 38, 86 ve 160 gün sonra sürdürmeleri ve farklı kavram ve becerilere ilişkin ders planı yazmaya; ders anlatmalarına ve farklı sınıflara genellemeleri bakımından farklılık göstermediği izlenimi edinilmektedir. Ayrıca çalışma sonunda deneklere uygulanan araştırmanın sosyal geçerliliğine ilişkin formda, her iki denek de ipucu ve dönüt verilerek yapılan öğretimi ?ders planı yazmanın öğretilmesi? dışındaki konularda öğretme becerilerinin edindirilmesinde sadece dönüt verilerek yapılan öğretime yeğlediklerini ifade etmişlerdir.Anahtar Kelimeler: Zihin Engelli Öğrenciler, Öğretmenlik Uygulaması, Özel Eğitimde Öğretmenlik Uygulaması, Öğretme Becerileri Kontrol Listesi, Öğretmen Adayları, İpucu Verme, Dönüt Verme.
Zihinsel engelli öğrencilerin okuduğunu anlama becerisinde okuma öncesi, sırası ve sonrasında uygulanan okuduğunu anlama tekniklerinin etkililiklerinin karşılaştırılması
Bu araştırmanın amacı; okuduğunu anlama tekniklerinden, okuma öncesi, sırası, sonrası teknikler ve okuma sırası ile sonrası tekniklerin birleştirilerek uygulanmasının zihinsel engelli öğrencilerin öykü okuma anlama becerisinin geliştirilmesinde hangisinin en etkili olduğunu belirlemektir.Araştırmaya bir dakikada en az 45 sözcük okuyabilen, verilen metnin %80'ini doğru olarak okuyabilen ve verilen öyküyle ilgili sorulan 10 sorudan en az 3'üne doğru cevap verebilen iki kız bir erkek zihinsel engelli öğrenci katılmıştır. Deneklerin ikisi Ankara ilindeki bir özel eğitim sınıfına, biri ise kaynaştırma programına devam etmektedir. Öğrencilerden biri 15 yaş 9 ay, ikisi ise 15 yaş 8 aylıktır. Bir öğrenci 6. sınıf iki öğrenci 7. sınıf düzeyindedir.Araştırma Dönüşümlü Sağaltımlar Deseni ile yapılmıştır. Yapılan öğretmen görüşmesi sonucunda araştırmada 4. sınıf metinlerin kullanılmasına karar verilmiştir. Öğretim ve değerlendirme amacı ile Talim Terbiye Kurulu tarafından onaylanmış ilköğretim 4. sınıf Türkçe ders kitaplarından toplam 21 kurgusal metin seçilmiştir.Deney sürecinde her öğrencinin başlangıçta bir oturum başlama düzeyi belirlenmiştir. Başlama düzeyinde öğrenciye bir kez metin sesiz olarak okutulmuş ve metinle ilgili 10 kısa cevaplı soru sorulmuştur. Daha sonra her öğrenci için en az dört oturum dönüşümlü olarak okuma öncesi, okuma sırası, okuma sonrası ve birleştirilmiş teknikten oluşan okuduğunu anlama teknikleri uygulanmıştır. Her tekniğin uygulanmasından sonra öykünün tümüyle ilgili 10 kısa cevaplı soru öğrenciye sırası ile sorularak öğrencinin cevapları kayıt edilmiştir. Sağaltım teknikleri uygulanırken en az dört kez dönüşümlü olarak başlama düzeyi verileri toplanmaya devam edilmiştir. Sonuçlar grafikteki veri yollarının düzeyi analiz edilerek görsel analiz yolu ile yorumlanmıştır.Araştırma sonucunda her üç öğrenci için birleştirilmiş tekniğin öykü okuma anlamada en etkili teknik olduğu bulunmuştur.
Eve dayalı gündüz tuvalet kontrolü aile eğitimi programı'nın annelerin kuruluk kaydı tutma ile gündüz tuvalet kontrolü kazandırma becerisini ve çocukların gündüz tuvalet kontrolünü kazanmasındaki etkisi
Araştırmada Eve Dayalı Gündüz Tuvalet Kontrolü Aile Eğitimi Programı, annelerde ve çocuklarda beklenen davranış değişikliklerini gerçekleştirmede etkisi açısından ve uygulama güvenilirliği ve sosyal geçerlik açılarından değerlendirilmiştir.Araştırmada, tek denekli deneysel desenlerden ?AB Deseni? kullanılmıştır. Araştırmanın deneklerini, TSK GÜLSAV Özel Eğitim ve Rehabilitasyon Merkezlerine devam eden 3 çocuk ile onların anneleri oluşturmuştur. Araştırma verileri, kaba değerlendirme formu, aile görüşme formu, kuruluk süresi kaydı tutma becerisi ölçü aracı, gündüz tuvalet kontrolünü kazandırma becerisi ölçü aracı, kuruluk süresi kayıt formu, uygulama güvenirliği formları ve sosyal geçerlik formu ile toplanmıştır. Tümüyle ev ortamında yapılan araştırmanın deney sürecinde, ilk olarak annelere kuruluk süresi kaydı tutma becerisi kazandırılmıştır. Ardından anneler kuruluk süresi kayıtlarını tutmuşlardır. Daha sonra annelere, tuvalet kontrolü kazandırma becerisi kazandırılmıştır. Anneler bu beceriyi kullanarak, çocuklarına tuvalet kontrolünü kazandırmışlardır. Araştırmada, araştırma verileri, grafiksel olarak gösterilmiş ve grafikler niteliksel olarak yorumlanmıştır. Araştırma sonunda elde edilen bulgular şu şekildedir;-?Eve Dayalı Gündüz Tuvalet Kontrolü Aile Eğitimi Programı?nın uygulanması, araştırma kapsamına dahil edilen annelerin, kuruluk kaydı tutma ve tuvalet kontrolü kazandırma becerilerinin alt amaçlarını gerçekleştirmesine yol açmıştır.-?Eve Dayalı Gündüz Tuvalet Kontrolü Aile Eğitimi Programı?nın amaçlarını gerçekleştiren annelerin, çocuklarına tuvalet kontrolü eğitimi uygulaması, çocukların tümünün gündüz tuvalet kontrolünü kazanmasına yol açmıştır.-?Eve Dayalı Gündüz Tuvalet Kontrolü Aile Eğitimi Programı?nın, çocukların kazandıkları tuvalet kontrolü becerisini, uygulamadan 3, 10 ve 17 gün sonra sürdürmelerine yol açtığı belirlenmiştir.-?Eve Dayalı Gündüz Tuvalet Kontrolü Aile Eğitimi Programı?, uygulama güvenirliği ve sosyal geçerlik açısından değerlendirildiğinde, uygulama açısından güvenilir ve sosyal açıdan geçerli bir program olduğu belirlenmiştir.
Birlikte eğitim ortamındaki zihinsel yetersizlikten etkilenmiş öğrencilere destek eğitim odasında verilen destek eğitimin etkililiği
Araştırmanın genel amacı, birlikte eğitim ortamına yerleştirilmiş zihinsel engelli öğrencilerin, akademik alanlarda yapabildiklerine göre desenlenen eğitim planlarının, destek eğitim odasında özel eğitim öğretmeni tarafından uygulanmasının, öğrencilerin akademik alandaki amaçları gerçekleştirmelerinde etkili olup olmadığını araştırmaktır.Araştırmanın deseni, tek denekli deneysel desenlerden, ?denekler arası çoklu yoklama deseni?dir.Bu araştırmanın denekleri, 2006-2007 öğretim yılında, Kahramanmaraş ilinde kaynaştırma programıyla normal ilköğretim okullarına kayıtlı, saat okuma becerisine sahip olmayan ve okuma hızı dakikada 40 kelimenin altında olan, zihinsel yetersizlikten etkilenmiş beş ilköğretim 2. sınıf öğrencisidir. Bu beş öğrenciden biri ön uygulama, üçü uygulama, biri de yedek denek olarak belirlenmiştir.Öğrencilerin akademik alanlardaki gereksinimlerini belirlemek amacıyla ?Öğretmen Görüşme Formu? ve ?Kontrol Listeleri? kullanılmıştır. Saat okuma becerisi öğretimi için gerekli ön koşul davranışlara sahip olup olmadıklarını belirlemek için Saat Okuma Önkoşul Becerileri Ölçü Aracı hazırlanmıştır. Okuma hızı becerisinde, deneklerin bir metni %75 düzeyinde doğru okuması ve okuma hızının dakikada 40 kelimenin altında olması ölçüt olarak belirlenmiştir. Deneklerin akademik alanlarındaki gereksinimlerine dayalı olarak, saat okuma becerisi ve okuma hızı becerisi destek eğitim planları geliştirilmiş ve uygulanmıştır.Araştırmada elde edilen veriler, grafiksel olarak analiz edilmiştir.Araştırma bulgularına göre, birlikte eğitim ortamına yerleştirilmiş zihinsel engelli öğrencilerin, akademik alanlarda yapabildiklerine göre desenlenen eğitim planlarının, destek eğitim odasında özel eğitim öğretmeni tarafından uygulanmasının, öğrencilerin akademik alandaki amaçları gerçekleştirmelerinde etkili olduğu izlenimi edinilmiştir.
Zihinsel yetersizlikten etkilenmiş öğrencilere word belgesi üzerine yazı yazma becerisinin kazandırılmasında eşzamanlı ipucu işlem süreci ile yapılan öğretimin etkililiği
Bu araştırmanın amacı, zihinsel yetersizlikten etkilenmiş öğrencilere word belgesi üzerine yazı yazma becerisinin eşzamanlı ipucu işlem süreciyle öğretiminin etkili olup olmadığını belirlemek, öğrencilerin kazandıkları beceriyi öğretimden sonra sürdürüp sürdüremediğini, farklı ortam, kişi, materyal ve metne genelleyip genelleyemediğini ortaya koymaktır. Araştırmada tek denekli deneysel desenlerden ?denekler arası çoklu yoklama modeli? kullanılmıştır.Araştırmanın deneklerini, 2006?2007 öğretim yılında, TSK. Güvercinlik Gülsav Özel Eğitim ve Rehabilitasyon Kursu'na devam eden ve zihinsel yetersizlikten etkilenmiş beş öğrenci oluşturmaktadır. Bu beş öğrenciden üçü asıl, biri de yedek denek olarak seçilmiştir. Ön uygulama için de aynı merkeze kayıtlı bir öğrenciyle çalışılmıştır.Araştırma verilerinin toplanabilmesi için, öğretmen ve aile görüşme formları, beceri kontrol listesi, ölçüt bağımlı ölçü araçları ve eşzamanlı ipucu işlem süreciyle öğretim yapılırken öğretimde ilerlemelerin kaydedileceği kayıt çizelgeleri, uygulama güvenirliği formu, aileye ve öğrenciye yönelik pekiştireç belirleme formları, aileye ve sınıf öğretmenine yönelik sosyal geçerlilik formları geliştirilmiş ve kullanılmıştır. Eşzamanlı ipucu işlem süreciyle öğretim yapabilmek için öğretim materyali hazırlanmış ve araştırmacı tarafından uygulanmıştır.Araştırmada elde edilen verilerin analizinde grafiksel analiz kullanılmıştır.Araştırmada elde edilen bulgulara göre, eşzamanlı ipucu işlem süreci ile yapılan öğretimin, öğrencilerin Word belgesi üzerine yazı yazma becerisini kazanmalarında etkili olduğu izlenimi edinilmektedir. Eşzamanlı ipucu işlem süreci ile yapılan öğretimin öğrencilerin kazandıkları Word belgesi üzerine yazı yazma becerisini, öğretim bittikten 7, 14, 21 gün sonra da sürdürmeleri ve farklı ortam, araç-gereç, kişi ve metne genellemeleri açısından etkili olduğu izlenimi edinilmektedir.
Zihinsel yetersizlikten etkilenmiş öğrencilere hayat bilgisi öğretiminde doğrudan öğretim yöntemi ve şematik düzenleyiciyle öğretimin karşılaştırılması
Bu araştırmanın amacı, Hayat Bilgisi öğretiminde, Doğrudan Öğretim Yöntemi ve Şematik Düzenleyiciyle Öğretimin zihinsel yetersizlikten etkilenmiş öğrencilerin başarı düzeyi üzerindeki etkisini karşılaştırmak ve öğretimden 15 gün sonra kazanımlarını sürdürmede hangisinin etkili olduğunu belirlemektir.Araştırmanın çalışma grubunu 2007?2008 öğretim yılında Ankara ili Büyükşehir Belediye sınırları içerisinde bulunan Mamak Hurin Yavuzalp İş Okulunun Hazırlık, 1. ve 2. sınıflarına devam eden ve a) Okuma yazma bilen, b) okuduğunu anlayan, c) Besin ve besin gruplarını ayırt edebilen altışarlı iki ayrı grup olarak oniki zihinsel yetersizliği olan öğrenci oluşturmaktadır. Çalışma grubunun altısı kız, altısı erkektir.Bu araştırmada deneme modellerinden ?Öntest- Sontest Kontrol Gruplu Araştırma Modeli? kullanılmıştır. Araştırmanın bağımlı değişkeni, deneklerin başarı düzeyleridir (Besin Ögeleri Başarı Testinden aldıkları başarı puanı). Bağımsız değişkenleri ise Şematik Düzenleyiciyle Öğretim ve Doğrudan Öğretim Yöntemidir. Deney grubunda Şematik Düzenleyiciyle Öğretim yapılırken, kontrol grubunda Doğrudan Öğretim Yöntemi ile öğretim yapılmıştır.Öntest-sontest kontrol gruplu model uygulanırken, önce her iki gruba (deney grubu ? kontrol grubu) araştırmacı tarafından hazırlanan Besin Ögeleri Başarı Testi aynı gün farklı oturumlarda öntest olarak uygulanmıştır. Her iki gruba bağımsız değişkenler ayrı ayrı uygulandıktan bir gün sonra Besin Ögeleri Başarı Testi her iki gruba aynı gün farklı oturumlarda sontest olarak uygulanmıştır. Sontest uygulandıktan onbeş gün sonra ise Besin Ögeleri Başarı Testi her iki gruba birlikte aynı gün izleme testi olarak uygulanmıştır.Veri toplama araçları ile toplanan veriler, bilgisayar ortamına aktarılarak analiz edilmiştir. Verilerin istatistiksel analizinde SPSS (Statistical Package for Social Sciences) paket programından yararlanılmış olup, bağımsız örneklemler için parametrik olmayan istatistiklerden Mann Whitney U testi, bağımlı örneklemler için parametrik olmayan istatistiklerden Wilcoxon testi kullanılarak, sıra ortalama, sıra toplamı, ortanca değeri ve standart sapma istatistiklerine yer verilmiştir.Araştırmanın sonucunda Hayat Bilgisi öğretiminde zihinsel yetersizlikten etkilenmiş öğrencilerde bilişsel alanın bilgi, kavrama, uygulama, analiz ve sentez basamakları düzeyindeki sontest puanları açısından farklılaşmanın olmadığı, erişi puanları açısından Şematik Düzenleyiciyle Öğretimin, Doğrudan Öğretim Yöntemine göre daha etkili olduğu bulunmuştur. Ayrıca uygulamanın bitiminden 15 gün sonra kazanımlarını sürdürmede Şematik Düzenleyiciyle Öğretimin, Doğrudan Öğretim Yöntemine göre daha etkili olduğu bulunmuştur.
Özel eğitim programlarından ve farklı programlardan mezun öğretmenlerin BEP kullanma durumlarının saptanması
Bu araştırmanın amacı; özel eğitim programı mezunu öğretmenler ile farklı programlardan mezun öğretmenlerin özel eğitim alanında ?Bireyselleştirilmiş Eğitim Programı?nı hazırlama ve kullanma yeterliliklerini saptamaktır.Bu araştırma, Ankara ilinde özel eğitim alanında çalışan sınıf öğretmenlerinin "bireyselleştirilmiş eğitim programları?nı hazırlama ve kullanma yeterliliklerini belirlemek amacıyla yapılan betimsel tarama modelinde bir çalışmadır.Araştırmanın örneklemini 2006?2007 öğretim yılında Ankara ili Büyükşehir Belediye sınırları içerisinde bulunan, Çağdaş Eğitim Uygulama Okulu ve İş Eğitim Merkezi, Batıkent Eğitim Uygulama Okulu ve İş Eğitim Merkezi, Milli Piyango Başkent İş Okulu, Eryaman Eğitim Uygulama Okulu ve İş Eğitim Merkezi, Hurin Yavuz Alp İş Okulu, Sincan Ali Aktürk Eğitim Uygulama Okulu ve İş Eğitim Merkezi, Sincan İş Okulu, Anakara Lions Klüp Otistik Çocuklar Eğitim Merkezi, Gazi Osman Paşa İlköğretim Okulu Özel Eğitim Sınıfı, Sakarya İlköğretim Okulu Özel Eğitim Sınıfı, Türkan Azmi Köksoy İlköğretim Okulu Özel Eğitim Sınıfı, Gülten Kösemen İlköğretim Okulu Özel Eğitim Sınıfında görev yapan öğretmenler oluşturmaktadır.Araştırmada veri toplama aracı ile toplanan veriler, bilgisayar ortamına aktarılarak analiz edilmiştir. Verilerin istatistiksel analizinde SPSS 11,0 (Statistical Package for Social Sciences) paket programından yararlanılmış olup, verilerin yorumlanmasında frekans değerleri, yüzdelikler ve yüzde ortalamalar kullanılmıştır.Araştırmanın sonucunda Bireyselleştirilmiş Eğitim Programı kullanmayla ilgili olarak, her iki program mezunlarının büyük bir çoğunluğunun Bireyselleştirilmiş Eğitim Programı kullanmadığını, ancak, özel eğitim programı mezunlarının, farklı program mezunlarına göre Bireyselleştirilmiş Eğitim Programı kullanma konusunda daha yeterli olduğu saptanmıştır.
Zihinsel yetersizlikten etkilenmiş öğrencilere sosyal becerilerin kazandırılmasında doğrudan öğretim ve bilişsel süreç yaklaşımları ile yapılan öğretimin etkililiklerinin ve verimliliklerinin karşılaştırılması
Bu araştırmanın amacı, zihinsel yetersizlikten etkilenmiş öğrencilere sosyal becerilerin kazandırılmasında, doğrudan öğretim ve bilişsel süreç yaklaşımıyla yapılan öğretimin etkililiklerinin farklılaşıp farklılaşmadığını ve hangi işlem süreci ile yapılan öğretimin daha verimli olduğunu araştırmaktır.Araştırmada tek denekli deneysel desenlerden, uyarlamalı dönüşümlü uygulamalar modeli kullanılmıştır.Araştırmanın deneklerini, zihinsel yetersizlikten etkilenmiş 11 yaşında bir kız ve 13 yaşında bir erkek öğrenci oluşturmuştur.Araştırma verilerinin toplanabilmesi için, öğretmen görüşme formu, sosyal beceri kontrol listesi, ölçüt bağımlı ölçü araçları ve doğrudan öğretim ve bilişsel süreç yaklaşımlarıyla öğretim yapılırken öğretimde ilerlemelerin kaydedileceği kayıt çizelgeleri, verimlilik formu, uygulama güvenirliği formu ve sosyal geçerlilik formu geliştirilmiş ve kullanılmıştır. Doğrudan öğretim ve bilişsel süreç yaklaşımlarıyla öğretim yapabilmek için öğretim planları hazırlanmış ve araştırmacı tarafından uygulanmıştır.Araştırmada elde edilen bulgulara göre, doğrudan öğretim yaklaşımının bir no'lu deneğe sosyal becerilerin kazandırılmasında bilişsel süreç yaklaşımına göre daha etkili olduğu izlenimi edinilirken; doğrudan öğretim ve bilişsel süreç yaklaşımıyla yapılan öğretimin iki no' lu deneğe sosyal becerilerin kazandırılmasında benzer etkililikte olduğu izlenimi edinilmektedir. Deneklere, sosyal becerilerin kazandırılmasında, toplam öğretim süresi ve yanlış tepki sayısı açısından doğrudan öğretim yaklaşımının, bilişsel süreç yaklaşımına göre daha verimli olduğu izlenimi edinilmektedir. Doğrudan öğretim ve bilişsel süreç yaklaşımlarının, kazanılan sosyal becerilerin öğretiminden 5 ve 35 gün sonra sürdürmeleri ve farklı ortam, araç?gereç ve kişiye genellenebilirliği açısından farklılık göstermediği izlenimi edinilmektedir.
Ders kitaplarında yer alan ve yeniden yapılandırılmış metinlerin az gören kör ve görme yetersizliğinden etkilenmemiş öğrencilierin okuduğunu anlama düzeyleri üzerindeki farklılaşan etkililiği
Bu araştırmanın genel amacı, Kör, az gören ve gören öğrencilerin okuduğunu anlama performanslarının ders kitaplarındaki metinlere, yeniden yapılandırılmış metinlere göre farklılaşıp farklılaşmadığını, ders kitaplarındaki ve yeniden yapılandırılmış metinlerin bu öğrencilerin okuduğunu anlama performansları üzerinde ne kadar etkili olduğunu incelemektir. Araştırmada betimsel yöntemle çalışılmıştır.Araştırma grubunu, 2007-2008 Eğitim-Öğretim yılı içerisinde Mitat Enç Görme Engelliler İlköğretim Okulu, Göreneller Görme Engelliler İlköğretim Okulu, Kurtuluş İlköğretim Oklulu, ve Emniyetçiler İlköğretim Okulunda 4. 5. ve 6. sınıflara devam eden, kör, az gören ve gören 208 öğrenci oluşturmaktadır.Araştırmada veri toplama aracı olarak, İlköğretim Okulu 4. 5. ve 6. sınıf ?Fen ve Teknoloji? ders kitaplarında yer alan 3 metin, bu metinlerin eğitsel açıdan uygun hale getirilmesi için araştırmacı tarafından yeniden yapılandırılmış versiyonları ve öğrencilerin okudukları metinler için hazırlanan okuduğunu anlama soruları kullanılmıştır.Az gören, kör ve gören öğrencilerin, ders kitaplarında yer alan ve yapılandırılmış fen bilgisi metinlerinin okuduğunu anlama sorularına doğru cevap verme düzeyleri t-testi (bağımsız gruplar için) ile karşılaştırılmıştır. Ayrıca ders kitaplarındaki ve yeniden yapılandırılmış metinlerin bu öğrencilerin okuduğunu anlama performansları üzerinde ne kadar etkili olduğunu belirlenmesi için de ?Etki Büyüklüğü? hesaplaması yapılmıştır.Araştırma sonuçlarında, araştırmaya katılan kör, az gören ve gören öğrencilerin okuduğunu anlama sorularına verdikleri doğru cevap sayılarının arasında ders kitaplarında yer alan ve yeniden yapılandırılmış metinlere göre anlamlı bir farklılık olduğu ve bu öğrencilerin yeniden yapılandırılmış metinlerde, okuduğunu anlama sorularına daha çok doğru cevap verdikleri görülmüştür. Ayrıca çalışma sonucunda, yeniden yapılandırılmış metinlerin, ders kitaplarında yer alan metinlere göre en yüksek etkililiği az gören deneklerde gösterirken, gören ve kör denekler üzerinde hemen hemen eşit düzeyde etkililik gösterdiği görülmüştür.
Doğrudan öğretim temelli öğretmen adayı değerlendirme programı'nın, özel eğitim öğretmenlerinin değerlendirme ve dönüt verme becerilerine etkisi
Araştırma, Doğrudan Öğretim Temelli Öğretmen Adayı Değerlendirme Programı'nın, özel eğitim öğretmenlerinin değerlendirme ve dönüt verme becerilerine etkisini belirlemek amacıyla yapılmıştır. Araştırma, nitel araştırma tekniklerine uygun olarak desenlenmiştir. Araştırmanın deneklerini Özel Eğitim Bölümü Görme Engellilerin Eğitimi Anabilim Dalı'ndan lisans/yüksek lisans eğitimi almış ve Aydınlıkevler ile Mitat Enç Görme Engelliler Okulu'nda öğretmenlik yapan sınıf öğretmenleri oluşturmaktadır.Araştırmanın verilerinin toplanabilmesi için, Öğretim Becerileri Kontrol Listesi, Yazılı Dönüt Formu ve görüşme soruları geliştirilmiştir. Araştırmanın uygulanması için Öğretmen Adayını Değerlendirme Modülleri ile bu modülleri içeren Doğrudan Öğretim Temelli Öğretmen Adayı Değerlendirme Programı oluşturulmuştur.Araştırmada Öğretim Becerileri Kontrol Listeleri'nden elde edilen veriler incelenmiş, öğretmenlerin program öncesi ve sonrasına ilişkin olarak kontrol listelerini doğru doldurma yüzdeleri belirlenmiştir. Öğretmen adaylarının derslerini izleyen öğretmenler tarafından doldurulmuş olan kontrol listeleriyle sözel olarak verilen dokümanlar karşılaştırılmış, bilgi biçimlerine göre program öncesi, sonrası ve izleme aşamalarında verilen dönütler doğru/yanlış olma durumlarına göre kodlanarak, nicel veriler elde edilmiştir. Yazılı/sözel dönütler, gözlemler ve görüşmelerden elde edilen verilere içerik analizi yapılmıştır.Araştırma sonucunda,1. Program öncesinde öğretmenlerin, Öğretim Becerileri Kontrol Listesi'ndeki maddeleri doğru işaretleme yüzdelerinin çok düşük olduğu, programın uygulanmasından hemen sonra ve izleme aşamalarında öğretim becerilerini gözleyip, kontrol listesinde tamamına yakınını doğru olarak işaretledikleri görülmektedir.2. Öğretmenlerin hepsinin yazılı/sözel dönütleri incelendiğinde, program öncesinde yanlış ve yüzeysel dönütler verdikleri, program sonrası ve izleme aşamalarında dönütlerinin doğru olduğu, ayrıntılı olarak dönütler verdikleri ve öğretim becerilerini uygulamalı olarak gösterdikleri görülmüştür.3. Program sonrasında, öğretmenlerin oturdukları yerlerin öğretmen adayının öğretim becerilerini kontrol edebilecekleri şekilde değiştiği, kontrol listesi ve dönüt formlarına bağımlı kalmadıkları, dönütler doğrultusunda öğretmen adaylarının performanslarının değiştiği ve dolayısıyla görme engelli öğrencilerin de amaçları gerçekleştirebilir hale geldikleri, adayların öğretmenleri danışmanları olarak benimsedikleri gözlenmiştir.4. Görüşmeler sonucunda, öğretmenlerin hepsi programın bütün öğretim becerilerini anlamada yeterli ve etkili olduğunu, program öncesinde ve sonrasında verdikleri dönütler arasında çok fark bulunduğunu, program öncesinde dönütlerinin yüzeysel olduğunu, program sonrasında doğru dönütlerinin arttığını, öğretim becerilerini iyi şekilde gözleyerek dönütler verdiklerini ifade etmişlerdir. Öğretmenlerin hepsi, çalışmanın öğretmen adaylarının etkili öğretim becerilerini kazanmalarına katkı sağladığını ifade etmişlerdir. Programın kendi derslerine, öğretmen adaylarının denetlenmedikleri derslerde öğretim becerilerine olan olumlu etkilerini belirtmişlerdir. Öğretmen adayları da bu görüşleri destekleyecek nitelikte görüşlerini söylemişlerdir.Araştırmada, kontrol listeleri, yazılı/sözel dönütler, gözlemler ve görüşmelerden elde edilen veriler doğrultusunda, Doğrudan Öğretim Temelli Öğretmen Adayı Değerlendirme Programı'nın uygulanmasının, özel eğitim öğretmenlerinin değerlendirme ve dönüt verme becerilerine etkisi olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
Doğrudan davranışsal danışmanlığın birlikte eğitim ortamına yerleştirilmiş yetersizliği olan öğrencilerin problem davranışlarını azaltmadaki etkililiği
Bu araştırmanın genel amacı; birlikte eğitim ortamına yerleştirilmiş yetersizliği olan öğrencilerin problem davranışlarını azaltmak için sınıf öğretmenlerine yapılan doğrudan davranışsal danışmanlığın (DDD); öğretmenlerin betimlemeden ve betimleyerek ödüllendirme davranışlarını artırmaya ve öğrencilerin problem davranışlarını azaltmaya ve öğretmenlerin artırılan ödüllendirme davranışları ile öğrencilerin azaltılan davranışlarının sürmesine, genellenmesine ve kullanılışlılığına olan etkisini belirlemektir.Araştırmanın amaçlarını gerçekleştirebilmek için tek denekli deneysel desenlerden denekler arası çoklu yoklama desenine yer verilmiştir.Araştırmanın deneklerini Ankara İli'nde ilköğretim okulunda birlikte eğitim ortamında bulunan biri öğrenme güçlüğü, ikisi dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu tanısı almış olan iki ilköğretim dördüncü sınıf ve bir ilköğretim üçüncü sınıf öğrencisi olmak üzere üç öğrenci ve onların sınıf öğretmenleri oluşturmuştur.Araştırma verilerinin toplanabilmesi için, öğretmen görüşme formu, pekiştireç belirleme formu, motivasyon ölçümleme formu, sosyal geçerlilik belirleme formu, anekdot kayıt formu, Türkçe dersi kontrol listesi, kısmi aralık kayıt formu geliştirilmiş ve kullanılmıştır. Araştırmada, öğretmenlerin betimlemeden ve betimleyerek ödüllendirme davranışlarının artırılması ve öğrencilerin ders dışı etkinlikte bulunma davranışlarının azaltılması amacıyla, araştırmacı tarafından öğretmen ipucu kâğıdı hazırlanmıştır. Hazırlanan öğretmen ipucu kâğıtlarının uygulanmasından sonra, araştırmacı tarafından öğretmenlere ipucu kâğıtlarının uygulanmasına yönelik olarak dönüt verilmiştir.Araştırmada elde edilen verilerin analizinde, grafiksel analiz kullanılmıştır.Araştırmada elde edilen bulgular şu şekildedir;? Birlikte eğitim ortamına yerleştirilmiş yetersizliği olan öğrencilerin ders dışı etkinlikte bulunma davranışlarını azaltmak için sınıf öğretmenlerine yapılan DDD, her üç öğretmenin de betimlemeden ve betimleyerek ödüllendirme davranışlarını artırmalarında etkilidir.? Birlikte eğitim ortamına yerleştirilmiş yetersizliği olan öğrencilerin ders dışı etkinlikte bulunma davranışlarını azaltmak için sınıf öğretmenlerine yapılan DDD, öğretmenlerin artan betimlemeden ve betimleyerek ödüllendirme davranışlarını, sağaltımdan 14, 16 ve 18 gün sonra azalarak sürdürmelerinde etkilidir.? Birlikte eğitim ortamına yerleştirilmiş yetersizliği olan öğrencilerin ders dışı etkinlikte bulunma davranışlarını azaltmak için üç sınıf öğretmenine yapılan DDD'ğın, öğretmenlerin Türkçe dersinde artmış olan betimlemeden ve betimleyerek ödüllendirme davranışlarının, birinci öğretmenin hem betimlemeden hem de betimleyerek ödüllendirme, ikinci öğretmenin yalnızca betimleyerek ödüllendirme davranışının Matematik dersine genellemesinde etkili olduğu; ancak üçüncü öğretmenin ne betimlemeden ne de betimleyerek ödüllendirme davranışlarının genellenmesinde etkili olmadığı izlenimi edinilmiştir.? Birlikte eğitim ortamına yerleştirilmiş yetersizliği olan öğrencilerin ders dışı etkinlikte bulunma davranışlarını azaltmak için sınıf öğretmenlerine yapılan DDD, her üç öğrencinin de ders dışı etkinlikte bulunma davranışlarının azalmasında etkilidir.? Birlikte eğitim ortamına yerleştirilmiş yetersizliği olan öğrencilerin ders dışı etkinlikte bulunma davranışlarını azaltmak için sınıf öğretmenlerine yapılan DDD, öğrencilerin azalan ders dışı etkinlikte bulunma davranışlarını, sağaltımdan 14, 16 ve 18 gün sonra da sürdürmelerinde etkilidir.? Birlikte eğitim ortamına yerleştirilmiş yetersizliği olan öğrencilerin ders dışı etkinlikte bulunma davranışlarını azaltmak için sınıf öğretmenlerine Türkçe dersinde yapılan DDD'lığın, öğrencilerin azalan ders dışı etkinlikte bulunma davranışlarının Matematik dersine genellenmesinde etkili olduğu izlenimi edinilmiştir.? Araştırmaya katılan öğretmenlerin tamamı, ipucu kâğıdı ve dönüt verilerek yapılan DDD'lığın kullanılışlılığı hakkında olumlu görüş bildirmişlerdir.
Bilgilendirme ve simülasyon uygulamalarının lise öğrencilerinin özel gereksinimli öğrencilere yönelik sosyal kabul düzeylerine etkisi
Bu araştırmanın amacı, normal gelişim gösteren lise öğrencilerine yönelik hazırlanan bilgilendirme ve simülasyon uygulamalarının özel gereksinimli bireylerin sosyal kabul düzeylerine etkisini belirlemektir. Araştırmada bunun yanı sıra çalışma grubunda yer alan lise öğrencilerinin, özel gereksinimli bireylere yönelik sosyal kabul düzeylerinin demografik değişkenlere göre farklılaşıp farklılaşmadığının belirlenmesi amaçlanmıştır. Araştırmada, ön-test son-test kontrol gruplu yarı deneysel desen kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu, 2022-2023 eğitim öğretim yılında, İzmir ilinde, üç farklı türde lisenin 9., 10., 11. ve 12. sınıflarında öğrenim gören 149 kız ve 183 erkek olmak üzere toplam 332 normal gelişim gösteren öğrenciden oluşmaktadır. Bu öğrencilerden 166'sı kontrol grubunda, 166'sı ise deney grubunda yer almıştır. Araştırmada uygulanan program, özel gereksinimli bireyler hakkında bilgilendirme ve farklı özel gereksinimli gruplarla ilgili altı simülasyon uygulamasından oluşmaktadır. Araştırmanın verileri, Kişisel Bilgi Formu, Sosyal Kabul Ölçeği Lise (SKÖ-L) Formu, Sosyal Geçerlilik Veri Toplama Aracı ve Uygulama Güvenirliği Veri Toplama Formu ile toplanmıştır. Araştırmada elde edilen verilerin analizleri SPSS 28.0 paket programı kullanılarak yapılmıştır. Verilerin analizinde, Kolmogorov-Smirnov testi, Skweness-Kurtosis testi, Pearson ki kare testleri, Bağımsız Örneklem t-testi, Bağımlı Örneklem t-testi, Tek Yönlü ANOVA testi kullanılmıştır. Etki büyüklüğü için Cohen'in (d) değeri belirlenmiştir. Ayrıca sosyal geçerlilik verilerinin betimsel analizi yapılmıştır. Araştırma sonucunda, normal gelişim gösteren lise öğrencilerine yönelik hazırlanan bilgilendirme ve simülasyon uygulamalarının, özel gereksinimli bireylerin sosyal kabul düzeylerine artırmada etkili olduğu ve büyük düzeyde etki büyüklüğüne sahip olduğu belirlenmiştir. Araştırmada sosyal geçerlilik verilerine göre normal gelişim gösteren lise öğrencilerinin çalışmalara katılmaktan memnun oldukları, çalışmanın özel gereksinimli bireylere yönelik empati duygularını geliştirdiği, özel gereksinimli bireylerle ilgi doğru bilgilendirme edindikleri ve ön yargılarını değiştirmede etkili olduğu tespit edilmiştir. Araştırmada elde edilen diğer bir sonuç ise normal gelişim gösteren lise öğrencilerinin, özel gereksinimli bireylere yönelik sosyal kabul düzeylerinin demografik değişkenlerden yaşa, okul türüne, sınıf düzeyine, sosyo-ekonomik düzeye, anne-baba eğitim düzeyine, ailede özel gereksinimli birey bulunma durumuna ve yakın çevresinde özel gereksinimli birey bulunma durumuna göre farklılaşmadığı, sadece deney grubu öğrencilerinin cinsiyet değişkenine göre kızlar lehine farklılaştığı sonucuna ulaşılmıştır.
Özgül öğrenme güçlüğü olan öğrencilerin doğru okuma, okuduğunu anlama ve okuma hızlarının incelenmesi
Araştırmanın amacı, özgül öğrenme güçlüğü olan öğrencilerin doğru okuma, okuduğunu anlama ve okuma hızlarının incelenerek bu öğrencilerin sınıf ve yaş seviyesindeki performanslarını belirlemektir. Araştırmaya Konya ilinde bulunan üçüncü sınıfta öğrenim gören 100 özgül öğrenme güçlüğü olan öğrenci katılmıştır. İlk tarama sonrasında, öğrencilerin 21'i yeterli okuma becerisine sahip olmadığı için araştırma dışı bırakılmıştır. Araştırma 79 özgül öğrenme güçlüğü olan öğrenci ile yapılmıştır. Araştırmada 7-11 yaşları arasında olan çocukların doğru okuma, okuduğunu anlama ve okuma hızı becerilerini değerlendirilebilmek amacıyla kullanılan "Sesli Okuma Becerisi ve Okuduğunu Anlama Testi II" kullanılmıştır. Araştırmada öğrencilerin doğru okuma, okuduğunu anlama ve okuma hızı becerilerinde kronolojik yaş ve sınıf seviyesinin altında performans gösterdikleri ortaya çıkmıştır. Doğru okuma, okuduğunu anlama ve okuma hızı becerilerinin birbirlerini etkilediği tespit edilmiştir. Elde edilen bulgular ilgili alanyazın ışığında tartışılmıştır.
Sosyal öğrenme kuramının hafif düzeyde zihinsel yetersizliği olan çocukların zihin kuramı becerisine etkisinin incelenmesi
Bu araştırmada Sosyal Öğrenme Kuramının hafif düzeyde zihinsel yetersizliği olan çocukların Zihin Kuramı becerisine etkisi incelenmiştir. Bu araştırmanın çalışma grubunu 2019-2020 eğitim-öğretim yılında İstanbul İli Beyoğlu İlçesi'ndeki bir özel eğitim kurumuna devam eden toplam 30 çocuk oluşturmaktadır. Deney grubunda 15, kontrol 15 toplam 30 çocuk araştırmaya dahil edilmiştir. Araştırmanın çalışma grubunu başlangıç durumlarını birbirine denk katılımcılar oluşturmak için yansız olarak seçilemediği için yarı-deneysel olarak yapılmıştır. Araştırma Ön Test ve Son Test olarak Eşitlenmemiş Gruplar Kontrol Gruplu modele göre desenlemiştir. Deney grubundaki hafif düzeydeki zihinsel yetersizliği olan çocuklara Sosyal Öğrenme Kuramı sekiz hafta boyunca toplam 16 oturum uygulanmıştır. Araştırmada veri toplama aracı olarak, Zihin Kuramı (zihin kuramı) ölçümlerinde "Beklenmedik İçerik Değişikliği, Birinci Dereceden Yanlış Kanı Atfı Görevi ve İkinci Dereceden Yanlış Kanı Atfı Görevi" kullanılmıştır. Çocuklar ve ailelerinin demografik bilgileri ise araştırmacı tarafından oluşturulan "Kişisel Bilgi Formu" kullanılarak elde edilmiştir. Araştırmada çalışma grubundan elde edilen veriler SPSS 25.0 paket programı kullanılarak analiz edilmiştir. Analizlerde deney ve kontrol gruplarının zihin kuramı testlerinden aldıkları puanların ön test ve son testlerde istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık gösterip göstermediği incelenmiştir. Değişkenlere ilişkin hesaplanan puanlar Kruskal Wallis testi, Mann-Whitney testi ve Wilcoxon İşaretli Sıralar Testi kullanılarak karşılaştırılmıştır. Zihin Kuramı Testlerinin duyarlılığı ve özgünlüğü ile gözlemciler arası analizler Kappa Uyum Testi ile incelenmiştir. Araştırmada elde edilen bulgulara göre, deney ve kontrol gruplarında yer alan hafif düzeydeki zihinsel yetersizliği olan çocukların son test zihin kuramı testleri toplam puanları arasında istatistiksel olarak deney grubu lehine anlamlı bir farklılık bulunmuştur. Deney grubundaki hafif düzeyde zihinsel yetersizliği çocukların son test beklenmedik içerik değişikliği, birinci dereceden yanlış kanı atfı ve ikinci dereceden yanlış kanı atfı testi ön test puanlarından istatistiksel olarak anlamlı düzeyde yüksek olduğu tespit edilmiştir. Araştırmada elde edilen sonuçlara göre, Sosyal Öğrenme Kuramının hafif düzeyde zihinsel yetersizliği olan çocukların zihin kuramına olumlu etkisi bulunmaktadır.
Bütünleştirme/ kaynaştırma uygulamaları kapsamında görev yapan ilkokul öğretmenlerinin görüşlerinin incelenmesi: Elâzığ ili örneği
Kurşun, T.K, (2020). Bütünleştirme/ Kaynaştırma Uygulamaları Kapsamında Görev Yapan İlkokul Öğretmenlerinin Görüşlerinin İncelenmesi: Elâzığ İli Örneği. Yüksek lisans, Biruni Üniversitesi Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, İstanbul. Bu araştırmanın amacı Elâzığ ili merkezinde bulunan ilkokullarda bütünleştirme/kaynaştırma öğretmenlerin, bütünleştirme/kaynaştırma eğitimine ve uygulamalarına ilişkin görüş ve önerilerinin belirlenmesidir. Nitel araştırma yöntemlerine göre durum çalışması modelinde tasarlanan araştırmada; Elâzığ il merkezinde sınıfında kaynaştırma öğrencisi bulunan 10 sınıf öğretmeni ile yarı yapılandırılmış görüşmeler yapılmıştır. Görüşmelerden elde edilen verilere içerik analizi yapılarak ana tema ve alt temalar çıkartılarak bulgulara ulaşılmıştır. Araştırmaya katılan kaynaştırma öğretmenlerinin görüşleri incelendiğinde; öğretmenlerin çoğunluğunun, kaynaştırma öğrencisine yönelik bireyselleştirilmiş eğitim programlarını kendilerinin hazırladıkları; akademik becerileri, kaynaştırma öğrencisine göre bireyselleştirerek uyguladıkları; kaynaştırma öğrencisini değerlendirmede öğrencinin seviyesine göre değerlendirme sürecinde zorluk yaşadıkları belirtilmiştir. Bununla birlikte öğretmenlerin çoğu kaynaştırma öğrencilerine sosyal beceri kazandırmak ve diğer öğrencilerle etkileşimi artırmak için grup çalışmaları yapmakta olduklarını ve rehber öğretmenlerden bütünleştirme/kaynaştırma eğitiminin her aşamasında destek aldıklarını ifade etmişlerdir. Araştırma sonucunda bütünleştirme/kaynaştırma uygulamasına devam eden öğrencilerin ailelerinden yeterli desteğin sağlanamaması en önemli sorun olarak ortaya çıkmıştır. Araştırmaya katılan öğretmenlerin görüşlerine göre öne çıkan diğer sonuç ise okullardaki destek eğitim odalarının gerekli olduğu, ancak bu bağlamda görev yapan öğretmenlerin sık değişmesi ve ilgili materyallerin eksikliği önemli bir sorun olduğudur. Araştırmaya katılan öğretmenlerin çoğunluğu bütünleştirme/kaynaştırma eğitimine okul yönetimi ve personelinin destek sağladıklarını ifade etmişlerdir. Bununla birlikte bütünleştirme/kaynaştırma xv sınıflarının fiziki ortamı büyük oranda yeterli görülürken, sınıflarda materyal eksikliği olduğu ifade edilmiştir. Araştırmanın sonuçlarından yola çıkılarak bütünleştirme/kaynaştırma uygulamalarının etkililiğini artırmaya yönelik öğretmenlere ve ailelere öneriler sunulmuştur.
Kardeş aracılı sunulan davranışsal öğretim programının otizm spektrum bozukluğu olan çocukların sözel davranış becerilerini geliştirmeye etkisi
Bu çalışmada Otizm Spektrum Bozukluğu (OSB) olan bir öğrenciye Sözel Davranış Becerilerinden varlıkları adlandırmayı öğretmek amacıyla Kardeş Aracılı Sunulan Davranışsal Öğretim Programı'nın (KADÖP) etkililiği araştırılmıştır. Bu amaçla araştırmamıza OSB tanısı ve adlandırma becerilerinde yetersizliği olan 9 yaşında bir erkek öğrenci ile 15 yaşında tipik gelişim gösteren (TGG) büyük erkek kardeşi katılmıştır. Öğrenciye öğretimi yapılacak olan elektronik eşyalar, iç organlar ve mutfak gereçlerinden beşer adet nesne belirlenmiş, nesnelerin dört farklı görselini kullanarak bir davranışsal öğretim programı geliştirilmiştir. Araştırmada bağımsız değişkenin bağımlı değişken üzerindeki etkisi tek denekli araştırma yöntemlerinden davranışlar arası yoklama denemeli çoklu yoklama modeli kullanılarak belirlenmiştir. Bağımlı değişkene ilişkin doğru tepki sayısı olay kaydı tekniği ile toplanmış ve deneğin hedeflenen düzeyde bu beceriyi öğrendiği sonucuna ulaşılmıştır. Öğretiminin sonlanmasının ardından 1., 3. ve 5. haftalarda ise deneğin öğrendiği adlandırma becerisinin ardından kalıcılığa ilişkin izleme verisi toplanmış ve deneğin bu becerinin kalıcılığını koruduğu görülmüştür. Öğrenci kazandığı adlandırma becerisini farklı nesnelere ve kişilere de genelleyebilmiştir. Uygulama videolarını izleyen öğretmenler ile öğrencinin aile bireylerinden öğretilen becerilerin işlevi ve kullanılan öğretim tekniğine ilişkin görüşleri alınarak sosyal geçerlik verileri toplanmış ve toplanan veriler araştırmanın sosyal geçerliliğinin yüksek düzeyde olduğunu göstermiştir. Araştırmanın öğretim, yoklama ve genelleme oturumlarında elde edilen verilerin grafiksel analizi dikkate alındığında KADÖP, OSB'li çocukların adlandırma becerisini öğrenmelerinde etkili olduğu bulunmuştur. Anahtar sözcükler: Aile üyeleri tarafından sunulan öğretim uygulamaları, kardeş aracılı sunulan öğretim uygulamaları, Otizm Spektrum Bozukluğu, Sözel Davranış, Adlandırma
Otizm spektrum bozukluğu olan çocuklara resim değiş - tokuş sistemi kullanarak iletişim becerisi kazandırma
Bu çalışmanın amacı Otizm Spektrum Bozukluğu olan ve konuşma becerisi normal gelişim gösteren akranlarına göre yeterli düzeyde olmayan veya hiç olmayan çocuklara, Resim Değiş-Tokuşuna Dayalı İletişim Sistemi olarak adlandırılan Picture Exchange Communication System (PECS) kullanılarak uygulanan eğitimin iletişim becerilerini kazandırmada etkili olup olmadığını ortaya çıkarmaktır. Araştırmaya sözel iletişim becerisi hiç olmayan 3 denek katılmıştır. Resim Değiş-Tokuşuna Dayalı İletişim Sistemi (RDTDİS) ile yapılan öğretimin vereceği sonucu belirlemek için tek denekli araştırma yöntemlerinden yoklama evreli davranışlar arası çoklu yoklama modeli kullanılmıştır. Araştırma sonucunda üç deneğin de resimlerle iletişime girme becerilerinin arttığı gözlenmiştir. Araştırmanın sonunda çalışmanın sınırlılıkları tartışılmıştır. Takip eden araştırmalara yol göstermesi açısından önerilere de yer verilmiştir. Anahtar Kelimeler: Otizm Spektrum Bozukluğu, İletişim yetersizliği, Resim Değiş-Tokuşuna Dayalı İletişim Sistemi, İletişim becerileri.
Etkileşime dayalı erken eğitim programının gelişimsel yetersizliğe sahip çocukların ifade edici dil becerileri üzerindeki etkisi
Bu araştırmanın amacı Erken Çocukluk Döneminde Gelişimsel Yetersizlik Tanısı almış çocukların ifade edici becerilerini arttırmak için Etkileşime Dayalı Erken Eğitim Programı(EDEP) uygulamasının etkisini incelemektir. Tek denekli araştırma yöntemlerinden denekler arası yoklama evreli çoklu yoklama modelinin kullanıldığı bu çalışma otizm spektrum bozukluğu tanısı almış iki erkek, bir kız öğrenci ile yürütülmüştür. İfade edici dil becerilerinin arttırılması için EDEP programı uygulanmış, başlama düzeyi, öğretim, izleme ve genelleme oturumları düzenlenmiştir. Araştırma bulgularına göre, erken çocukluk döneminde gelişimsel yetersizlik tanısı almış çocukların ifade edici dil becerilerinin arttırılmasında EDEP programının etkili olduğu, öğretim sonrasında da beceriyi korudukları; farklı ortam, materyal ve uygulayıcıya genelleyebildikleri görülmüştür. Ayrıca çalışmaya katılan katılımcıların anne-babalarının sosyal geçerlilik sorularına verdikleri cevaplar araştırmanın sosyal geçerlilik bulgularını oluşturmuştur. Anahtar Kelimeler: Etkileşime Dayalı Erken Eğitim Programı (Responsive Teaching), Gelişimsel Yetersizlik, Otizm Spektrum Bozukluğu, İfade Edici Dil Becerileri
Özgül öğrenme güçlüğü olan öğrencilerin çarpma işlemi akıcılığı becerisinde işlem ailesi ve oku-yaz-karşılaştır öğretim yöntemlerinin etkililik ve verimliliklerinin karşılaştırılması.
Bu araştırmanın amacı, özgül öğrenme güçlüğü olan öğrencilere çarpma işlemi akıcılığı becerisi kazandırmada işlem ailesi ve uyarlanmış oku-yaz-karşılaştır yöntemlerinin etkililik ve verimliliklerini karşılaştırmaktadır. Araştırmada özgül öğrenme güçlüğüne olan üç öğrenci yer almıştır. Tüm oturumlar birebir öğretim düzenlemesi ile gerçekleştirilmiştir. Tek denekli araştırma desenlerinden dönüşümlü uygulamalar modeli kullanılmıştır. Araştırmanın bağımlı değişkeni, öğrencilerin çarpma işlemleri akıcılığı becerisinde en fazla 4 sn. bekleme süresi içinde doğru yanıt verdiği işlem sayısıdır. Bağımsız değişkeni ise işlem ailesi ve uyarlanmış oku-yaz-karşılaştır öğretim yöntemleridir. Araştırma sonucunda, çarpma işlemi akıcılığı kazandırılmasında, birinci ve ikinci öğrencilerde iki öğretim uygulaması arasında etkililik yönünden belirgin bir farklılık bulunmamıştır. Üçüncü öğrencide işlem ailesi öğretim yönteminin biraz daha etkili bulunmuştur. Araştırma bulguları verimlilik açısından incelendiğinde, her iki öğretim uygulaması arasında ölçüt karşılanıncaya kadar gerçekleşen oturum sayıları yönünden bir fark bulunmamıştır. İşlem ailesi ve uyarlanmış oku-yaz-karşılaştır yönteminin verimlilikleri hatalı tepki sayısı yönünden karşılaştırıldığında tüm öğrenciler içinde işlem ailesi ile yapılan öğretimin hatalı tepki sayısı bakımından daha verimli olduğu bulunmuştur. İşlem ailesi ve uyarlanmış oku-yaz-karşılaştır yönteminin verimlilikleri öğretim için harcanan süre bakımından karşılaştırıldığında tüm öğrenciler içinde uyarlanmış oku-yaz-karşılaştır ile yapılan öğretimin harcanan süre bakımından daha verimli olduğu bulunmuştur.
Otizm spektrum bozukluğunda erken ve yoğun davranışsal eğitimin (EYDE) etkililiğinin incelenmesi: Vaka çalışması
Araştırmanın amacı, Otizm Spektrum Bozukluğu olan erken çocukluk dönemindeki bir çocukta ev temelli Erken ve Yoğun Davranışsal Eğitim (EYDE) uygulamasının; temel taklit ve temel eşleme becerileri ile davranış problemlerine etkisinin incelenmesidir. Araştırmada EYDE uygulamasının etkililiği, iki yaş dört aylık ve orta derecede OSB tanısına sahip bir katılımcı üzerinde vaka çalışması modeli ile derinlemesine incelenmiştir. Katılımcı ile yaklaşık bir ay boyunca haftada 20 saat (toplamda 77 saat), ev temelli, yapılandırılmış bir ortamda, birebir öğretim süreci gerçekleştirilmiştir. Seçilen becerilerin öğretiminde ayrık denemelerle öğretim yöntemi kullanılmıştır. EYDE uygulaması sürecinde, gözlemlenen davranış problemlerine, işlevsel davranış değerlendirmesi ve analizi teknikleri ile müdahale edilmiştir. Araştırmanın sonucunda, temel taklit ve temel eşleme becerilerinin öğretiminde eğitimin yoğunluğu ile kazandırılan beceri sayısı arasında doğru orantıda bir artış olduğu görülmüştür. Katılımcının doğru tepki yüzdelerinin artışında ve kazanılan becerilerin genelleştirilmesinde uygulanan erken yoğun davranışsal eğitimin sistematik uygulama kontrolünün etkisi olduğu düşünülmektedir. Bununla birlikte araştırmada katılımcının davranış problemlerine yönelik işlevsel davranış değerlendirme yoluyla yapılan müdahalenin, hedef davranışların üzerinde olumlu etkileri olduğu görülmüştür. Araştırma uygulama sürecine ilişkin aile görüşleri de EYDE programının etkili olduğunu ve katılımcının davranışlarında olumlu yönde değişiklikler meydana geldiğini desteklemektedir.
Bibliyoterapi temelli önleyici grup rehberlik programının özel yetenekli öğrencilerin sosyal duygusal öğrenme becerilerine etkisi
Bu araştırmanın amacı, özel yetenekli bireylerde bibliyoterapi yönteminin sosyal duygusal öğrenme becerilerine etkisini incelemektir. Araştırma 2020-2021 eğitim öğretim yılında Bahçelievler ilçesi Bilim ve Sanat Merkezinde (BİLSEM) eğitim görmekte olan 120 öğrenciden 6. ve 7. sınıf düzeyinde 12 kız 12 erkek, toplam 24 özel yetenekli öğrenci ile gerçekleşmiştir. Bu çalışmada veri toplama aracı olarak Kabakçı- Korkut Owen (2010) tarafından geliştirilen Sosyal Duygusal Öğrenme Becerileri Ölçeği (SDÖBÖ) kullanılmıştır. Araştırmanın deseni öntest-sontest kontrol gruplu deneysel desendir. Araştırmanın bağımlı değişkeni, özel yetenekli öğrencilerin sosyal duygusal öğrenme becerileri iken bağımsız değişkeni, bibliyoterapi temelli önleyici grup rehberlik programıdır. Çalışma öncesinde Bilim ve Sanat Merkezinde 6. ve 7. sınıf düzeyinde 120 öğrenciye SDÖBÖ uygulanmış ortalama puanın altında kalan öğrenciler belirlenmiş ve gönüllülük esasına dayalı olarak deney ve kontrol gruplarına tesadüfi bir şekilde atanmıştır. Gruplar arasında öntest sonuçlarında farkın olmadığı Mann Whitney U testi ile kontrol edilmiştir. Araştırmacı tarafından hazırlanan 8 oturumlu bibliyoterapi yöntemine dayalı önleyici grup rehberlik programı gerçekleştirilmiştir. Uygulamanın sonunda SDÖBÖ tekrar uygulanmıştır. Sekiz haftalık deneysel bir çalışma sonunda, bibliyoterapi temelli önleyici grup rehberlik programına katılan öğrenciler ile programa katılmayan öğrencilerin sosyal duygusal öğrenme becerileri arasında anlamlı bir fark olduğu bulunmuştur (U=26.00, p<.01). Araştırma bulgularından hareketle özel yetenekli bireylerde bibliyoterapinin sosyal duygusal öğrenme becerilerini geliştirmede etkili bir yöntem olduğu görülmektedir.
Özel öğrenme güçlüğü olan ilkokul 3. ve 4. sınıf öğrencilerinin sesli okuma ve konuşma prozodileri arasındaki ilişki
Günümüzde İlköğretim seviyesinde öğrenim görmekte olan her sınıf seviyesinde öğrenme güçlüğü tanısı konmuş öğrenci bulunmaktadır. Öğrenme Güçlüğü ise kendisini 4 şekilde gösterir. Bunlar; Okuma bozukluğu (Disleksi), Aritmetik bozukluğu (Discalculi), Yazılı anlatım bozukluğu (Disgrafi), Adlandırılamayan öğrenme bozukluğudur. Bu problemlerin erken yaşta ve zamanında tespit edilmesi eğitim ve öğretimin kalıcı doğru ve destekleyici bir biçimde devam etmesi adına önem taşımaktadır. Sesli okuma ve konuşma prozodileri öğrencilere özel öğrenme güçlüğü tanısının konulmasında belirleyici unsurlardandır. Bu araştırmanın amacı Özel öğrenme güçlüğü olan ilkokul 3.ve 4.sınıf öğrencilerinin sesli okuma ve konuşma prozodileri arasındaki ilişkinin incelenmesidir. Araştırmada nicel araştırma yöntemlerinden ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Araştırma, 2020/2021 Eğitim Öğretim Yılı Güz Döneminde İstanbul İli Avrupa Yakasında bulunan özel ve devlet okullarının 3. sınıflarında okuyan özel öğrenme tanılı 75 öğrenci ve 4. sınıflarında okuyan özel öğrenme tanılı 75 öğrenci olmak üzere 150 öğrenci ile çalışma yürütülmüştür. Araştırmada veri toplamak amacıyla "Prozodik Okuma ve Prozodik Konuşma Ölçeği" kullanılmıştır. Toplanan veriler belirlenmiş bazı faktörlere göre (cinsiyet, sınıf düzeyi, anne eğitim durumu, baba eğitim durumu, kardeş sayısı gibi değişkenler) gruplar arasında anlamlı bir fark olup olmadığının tespit edilmesi amacıyla "t" testi ve "tek yönlü varyans analizi" (Anova) kullanılarak yorumlanmıştır. Yapılan çalışma sonucunda özel öğrenme güçlüğü olan ilkokul 3. ve 4. sınıf öğrencilerinin sesli okuma ve konuşma prozodileri arasında genel olarak doğrusal ilişki olduğu, konuşma prozodilerinin sesli okuma prozodileri üzerinde etkili olduğu görülmüştür. Prozodik konuşmanın sınıf düzeyi ve kardeş sayısından etkilendiği, prozodik okumanın cinsiyet ve sınıf düzeyinden etkilendiği sonucuna ulaşılmıştır.
Sınıf öğretmenlerinin kaynaştırma uygulamalarına yönelik yeterlilikleri ile kaynaştırma eğitimi ile ilgili duygu tutum ve kaygıları arasındaki ilişki
Milli Eğitim bakanlığına bağlı tüm devlet ve özel okullarda birçok kaynaştırma öğrencisi eğitim görmektedir. Bu nedenle eğitimin ilk basamağı olan ilkokul kademesinde öğrenim gören kaynaştırma öğrencileri için sınıf öğretmenleri önem taşımaktadır. Sınıf öğretmenlerinin bu öğrenciler hakkındaki bilgi ve eğitim düzeyi ile duygu, tutum ve kaygıları arasında önemli bir ilişki bulunmaktadır. Bu araştırmanın amacı Sınıf Öğretmenlerinin Kaynaştırma Uygulamalarına Yönelik Yeterlilikleri ile Kaynaştırma Eğitimi ile İlgili Duygu Tutum ve Kaygıları Arasındaki İlişkinin incelenmesidir. Araştırmada nicel araştırma yöntemlerinden ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Araştırma, 2020/2021 Eğitim Öğretim Yılı Güz döneminde İstanbul Avrupa Yakasında bulunan özel ve devlet okullarında görev yapan rastgele seçilen 150 sınıf öğretmeni ile çalışma yürütülmüştür. Araştırmada veri toplamak amacıyla 'Kaynaştırma Eğitimi ile İlgili Duygular, Tutumlar ve Kaygılar Ölçeği' ile 'Kaynaştırma Uygulamalarında Öğretmen Yeterliliği Ölçeği 'kullanılmıştır. Araştırmanın sonunda her iki ölçeğin tüm alt boyutlarında anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Toplanan veriler belirlenmiş bazı faktörlere göre (cinsiyet, deneyim süresi, hizmet içi eğitim alma, çevresinde engelli birey olma durumu gibi değişkenler) gruplar arasında anlamlı bir fark olup olmadığının tespit edilmesi amacıyla "t" testi ve "tek yönlü varyans analizi" (Anova) kullanılarak yorumlanmıştır. Yapılan çalışma sonucunda sınıf öğretmenlerinin kaynaştırma uygulamalarına yönelik yeterliliklerinin kaynaştırma eğitimi ile ilgili duygu, tutum ve kaygı düzeyleri arasında genel olarak doğrusal ilişki olduğu görülmüştür. Öğretmen yeterliliğinden en çok etkilenen faktörün tutum faktörü olduğu, öğretmen yeterliliği arttıkça tutum düzeyinin de arttığı gözlenmiştir. Öğretmen yeterliliğinden en az etkilenen faktör ise duygu olarak gözlenmiştir. Duygu faktörü cinsiyet, deneyim süresi ve yakın çevresinde engelli birey olma durumlarından da etkilenmektedir.
Zihin yetersizliği olan öğrencilere toplama işleminin öğretiminde sabit bekleme süreli öğretimin hata düzeltmesiz ve hata düzeltmeli uygulamalarının karşılaştırması
Bu araştırmanın amacı, zihin yetersizliği olan öğrencilere toplama işleminin öğretiminde sabit bekleme süreli öğretimin hata düzeltmesiz ve hata düzeltmeli uygulamalarını karşılaştırmaktır. Araştırma, tek denekli araştırma tasarımlarından biri olan uyarlamalı dönüşümlü uygulamalar modeli kullanılarak yapılmıştır. Araştırmanın çalışma grubu, Ankara'da bulunan ve kamuya ait bir ortaokulun özel eğitim sınıflarında öğrenim gören dört zihin yetersizliği olan öğrenciden oluşmuştur. Araştırmanın uygulaması için çalışma kartları hazırlanmıştır. Çalışma kartları, 1+1'den 8+1'e kadar olan ve eldesiz toplama işlemlerini kapsayan toplam 36 karttan oluşmaktadır. Çalışma kartlarında yer alan toplama işlemleri, sıfır içermeyen ve toplamları tek basamaklı olan rakamları içermektedir. Araştırmanın bağımsız değişkeni, zihin yetersizliği olan öğrencilere toplama işleminin öğretiminde sabit bekleme süreli öğretimin hata düzeltmesiz ve hata düzeltmeli uygulamalarıdır. Bağımlı değişken ise zihin yetersizliği olan öğrencilerin toplama işlemini öğrenmesidir. Araştırmanın uygulama süreci; pilot uygulama, ön eleme oturumları, çalışma setlerinin oluşturulması, başlangıç düzeyi oturumları, günlük yoklama oturumları, öğretim oturumları, izleme oturumları ve genelleme oturumlarından oluşmuştur. Araştırmanın amacı doğrultusunda belirlenmiş olan sorulara cevap verebilmek için etkililik, verimlilik, kalıcılık, genellenebilirlik ve sosyal geçerlik verileri toplanmış ve bu verilere yönelik analizler yapılmıştır. Araştırmada; toplama işleminin öğretiminde sabit bekleme süreli öğretimin hata düzeltmeli uygulamalarının, hata düzeltmesiz uygulamalarına göre daha etkili ve verimli olduğu görülmüştür. Ayrıca araştırmada, zihin yetersizliği olan öğrencilere toplama işleminin öğretiminde sabit bekleme süreli öğretimin hata düzeltmeli ve hata düzeltmesiz uygulamalarının; kalıcılıklarının, genellenebilirliklerinin ve sosyal geçerliklerinin yüksek olduğu belirlenmiştir. Araştırmanın alan yazına katkı sağlayacağı ve özel eğitim alanında çalışan uzman ve öğretmenler için kaynak oluşturacağı düşünülmektedir. Zihin yetersizliği olan öğrencilere toplama işleminin öğretimi ile ilgili olarak yapılan bu araştırma, eğitimciler ve ileride yapılacak olan araştırmalar için fikir verici olabilir.
Zihinsel engellilerde matematik öğretimi ile ilgili yapılan akademik çalışmaların sistematik derlemesi
Bu araştırmanın amacı, 2013-2023 yılları arasında, zihinsel engelli bireylerle yapılmış olan matematik becerilerinin öğretimi ile ilgili akademik çalışmaların farklı değişkenler açısından nasıl bir dağılım gösterdiğini belirlemektir. Bu amaçla çalışmalar; çalışma türüne, yayın yılına, araştırma modeline, yaş-cinsiyet özelliklerine, zihinsel engellilik düzeyine, veri toplama aracına, veri analizine, kullanılan yöntem/teknik ve stratejiye (bağımsız değişken), öğretimi yapılan matematik becerisine (bağımlı değişken) göre incelenmiştir. Araştırmada nitel araştırma yöntemlerinden sistematik derleme yöntemi kullanılmıştır. Veriler, doküman analizi ile analiz edilerek elde edilmiştir. Veriler toplanırken, Yüksek Öğretim Kurumu Ulusal Tez Merkezi ve Google Akademik veri tarama tabanında "Zihinsel Engel", "Matematik Öğretimi", "Problem Çözme" kelimeleri ayrı ayrı ve beraber kullanılarak tarama yapılmıştır. Anahtar kelimelerle yapılan tarama sonucunda sistematik derlemenin yapılabilmesi için belirlenen dahil etme ve çıkarma kriterlerine göre filtreleme yapıldığında, kalan 19 çalışma incelemeye alınmıştır. Toplanan verilerin Akademik Çalışma İnceleme Formu kullanılarak analizi yapılmış, elde edilen veriler Ms Office Excel programı aracılığıyla tablolaştırılmıştır. Araştırmanın her bir alt problemine karşılık gelen veriler tablolar ve grafikler ile gösterilerek yorumlanmıştır. Elde edilen sonuçlara göre son yıllarda zihinsel engelli bireylerle matematik becerilerinin öğretimi ile ilgili, en çok yüksek lisans tez çalışmasına yer verildiği, yayın yılı olarak en çok 2014 ve 2019 yıllarında yayın yapıldığı ve konu ile ilgili yapılan araştırmaların sayısal olarak yıllara göre azalma gösterdiği, araştırmacılar tarafından en fazla çoklu yoklama modelinin tercih edildiği, en fazla7-14 yaş aralığı ile çalışma yapıldığı ve cinsiyet olarak erkek katılımcılarla daha çok çalışıldığı, matematik becerilerinin öğretiminde en çok hafif düzeyde zihinsel engele sahip bireylerle çalışıldığı, veri toplama aracı olarak veri kayıt formunun daha çok kullanıldığı, verilerin çoğunlukla grafik analizi ile analiz edildiği, matematik becerilerinin öğretiminde çoğunlukla doğrudan öğretim yönteminin ve nokta belirleme tekniğinin tercih edildiği, zihinsel engellilerle daha çok toplama işlem öğretimi ve problem çözme becerisi öğretiminin çalışıldığı sonucuna ulaşılmıştır. Bu sonuca göre, okul öncesi eğitim yaş grubu ile 15 yaş ve üstü zihinsel engelli bireylerin çalışmalara daha çok dahil edilmesi beklenmekte olup, hafif düzeyde zihinsel engel dışındaki zihinsel engel düzeylerine de çalışmalarda yer verilmesi, çalışmalarda farklı araştırma modelleri kullanılarak araştırma modeli çeşitliliğinin sağlanması, matematik öğretiminde farklı yöntemlerin etkililiğini ölçen çalışmalara yer verilmesi, zihinsel engellilerle matematik öğretimi çalışmalarında çalışılacak olan matematik becerisi seçilirken çıkarma, çarpma, bölme, kesirler, ölçme, geometri, veri işleme ve Milli Eğitim Bakanlığı tarafından belirlenmiş olan diğer öğrenme alanlarına daha çok yer verilmesi önerilmektedir.
Otizmli çocuklarda manyetik ses kartlarını resimdeğiş-tokuşuna dayalı iletişim sistemine dâhil ederek istek bildirmeyi öğretmek
Bu araştırmada, otizmli çocuklarda manyetik ses kartlarını resim değiş-tokuşuna dayalı iletişim sistemine dâhil ederek istek bildirme becerisi kazanmalarına etkisi araştırılmıştır. Araştırma konuşamayan ve herhangi bir alternatif destekleyici iletişim sistemine sahip olmayan otizmli 9-12 yaşları arasında iki erkek ve bir kız çocuk ile yürütülmüştür. Araştırmada tek denekli araştırma desenlerinden denekler arası yoklama denemeli çoklu yoklama deseni kullanılmıştır. Araştırmada resim değiş-tokuş ile iletişimin ilk evresinde ulaşılması planlanan istek bildirme becerisinin öğretimi yapılmıştır. Eğitim süreci iki öğretmen (yönlendirici ve iletişim ortağı) ile aşamalı yardım, pekiştireç işlevi gören nesneler ve nesneleri temsil eden görseller kullanılarak öğretim gerçekleşmiştir. İstek bildirmeyi öğrenen çocuklarda kazandıkları bu beceriyi farklı kişi ve ortamlara genelleyip genelleyemedikleri değerlendirilmiştir. Ayrıca bu uygulamadan sonra ikinci ve dördüncü haftalarda izleme oturumları gerçekleşmiştir. Yoklama oturumları sonucuna göre üç katılımcı çocuk %100 doğru tepkiyle manyetik kartlara dâhil edilen resim değiş-tokuşu kartlarını kullanarak istek bildirmeyi öğrenmiştir. Uygulama sona erdiğinde aynı yaş grubu ve özelliklere sahip çocuklarla çalışan beş öğretmenden araştırmanın süreci ve sonucu ile ilgili sosyal geçerlik verisi toplanmıştır.
Otizm spektrum bozukluğu olan çocuklara eylem bildiren kavramların öğretiminde doğrudan öğretim yönteminin etkinliği
Kavram öğretimi belirli bir sistem içinde ilerlediğinde sonuçları oldukça başarılı şekilde ortaya konmaktadır. Özel eğitim alanında kavram ve beceri öğretiminde kullanılan kanıta dayalı öğretim yöntemlerinden biri de Doğrudan Öğretim Modelidir. Araştırmada öğretimi yapılacak eylem bildiren kavramların belirlenmesi aşamasında, katılımcıların gündelik ve okul yaşantılarında kullanmaları gereken kavramlar arasından seçilmesine özen gösterilmiştir. Bu nedenle kavram seçimi araştırmaya katılan öğrencilerin öğretmenlerinin önerileri doğrultusunda amaçlı olarak seçilmiştir. Öğretimi yapılacak eylem bildiren kavramlar ''esnettim'', ''geçirdim'' ve ''çektim'' olarak belirlenmiştir. Bu araştırmanın amacı; OSB 'li öğrencilerde eylem bildiren kavramların öğretiminde kullanılan doğrudan öğretim modelinin etkililiğinin ve kalıcılığının değerlendirilmesidir. Araştırmanın bir diğer amacı ise kullanılan Doğrudan Öğretim Modelinin genellemeye katkısını incelemektir. Ayrıca bu çalışma ile Doğrudan Öğretim Modeline göre hazırlanan öğretimin sosyal geçerliliğinin kontrol edilmesi amaçlamıştır. Araştırmanın bağımlı değişkeni araştırmaya katılan katılımcıların eylem bildiren kavramların doğrudan öğretim modeli ile edinim düzeyidir. Araştırmanın bağımsız değişkeni OSB'li öğrencilerde eylem bildiren kavramların öğretiminde doğrudan öğretim yöntemine göre geliştirilmiş öğretim programıdır. Tek denekli deneysel desenlerden biri olan davranışlar arası çoklu yoklama modeli kullanılarak yürütülen bu araştırmaya OSB tanısı olan iki erkek bir kız öğrenci katılmıştır. Araştırmanın bulguları doğrultusunda, DÖM ile hazırlanmış öğretim programının OSB tanısı olan öğrencilerin eylem bildiren kavramları edinmelerinde, öğretim sona erdikten sonra 1, 2 ve 3. haftalarda bu becerileri sürdürmelerinde ve genellemelerinde etkili olduğunu; ayrıca sosyal açıdan geçerli olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Elde edilen bulgular, doğrudan öğretim modelinin OSB tanısı alan bireylerin eğitiminde kullanılabilecek etkin ve geçerli bir yöntem olduğunu göstermektedir. İleri araştırmalarla, yöntemin etkililiğinin değerlendirilebileceği düşünülmektedir. Anahtar Kelimeler: Otizm Spektrum Bozukluğu, Doğrudan Öğretim Modeli, Kavram, Kavram Öğretimi
Otizm spektrum bozukluğu olan bireylere ileri teknoloji yoluyla sunulan kendini yönetme stratejilerinin coğrafya dersi kazanımlarına etkisi
Bu çalışmada otizm spektrum bozukluğu tanısı olan bir öğrenciye ileri düzey teknolojik bir cihazla sunulan kendini yönetme stratejilerinin coğrafya dersi kazanımlarına olan etkisi, tek denekli araştırma desenlerinden davranışlar arası yoklama denemeli çoklu yoklama deseni kullanılarak araştırılmıştır. Bu amaçla araştırmaya otizm spektrum bozukluğu tanısı almış 19 yaşında erken bir öğrenci katılmıştır. Coğrafya dersi kazanımları için Marmara, Karadeniz ve Akdeniz bölgeleri seçilmiştir. Araştırmanın uygulama evresinde katılımcının coğrafya dersi kazanımlarını önceden belirlenen ölçütü karşılar düzeyde gerçekleştirdiği ve farklı koşullara genelleyebildiği görülmüştür. Ayrıca katılımcının uygulama sona erdikten 2., 4. Ve 6. Haftalarda alınan yoklamalarda elde ettiği kazanımları sürdürdüğü görülmüştür. Araştırmada elde edilen bulgular otizm spektrum bozukluğu olan bireylere ileri teknoloji ile sunulan kendini yönetme stratejilerinin coğrafya dersi kazanımlarına hedeflenen yönde etkisi olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
Üstün yetenekli çocuklarda yaratıcı ve eleştirel düşünme becerilerinin incelenmesi
Bu çalışmanın amacı, üstün yetenekli çocukların yaratıcılık ile eleştirel düşünme becerilerinin incelenmesidir. Araştırma örneklemi 2018-2019 Eğitim-Öğretim yılında İstanbul'daki Bilim ve Sanat Merkezine devam eden 221 çocuktan oluşmaktadır. Çalışmada nicel araştırma yöntemlerinden ilişkisel tarama deseni kullanılmıştır. Çalışmada, öğrencilerin yaratıcılık düzeylerini belirlemek için Torrance Yaratıcı Düşünme Testi, eleştirel düşünme becerilerin ölçmek için Cornell Eleştirel Düşünme Testi Düzey X ve araştırmacı tarafından hazırlanan Kişisel Bilgi Formundan yararlanılmıştır. Verilerin analizinde SPSS 22.0 istatistik programı kullanılmış ve toplanan veriler Pearson Momentler Çarpımı Korelasyon Katsayısı, Bağımsız t-Testi, Tek Faktörlü Varyans Analizi, Post Hoc-Tukey Testi ile analiz edilmiştir. Yapılan araştırma sonucunda üstün yetenekli çocukların Torrance Yaratıcı Düşünce Testi (TYDT) alt boyutları ile Cornell Eleştirel Düşünme Testi X(CEDTX) alt boyutları arasında anlamlı bir ilişki bulunmuştur. CEDTX ile TYTD Şekilsel Form alt boyutları puanlarının cinsiyet değişkenine göre kızlar lehine anlamlı bir fark bulunmuştur. TYTD Sözel Form alt boyutu puanı okul türü değişkenine göre özel okul lehine anlamlı bir fark bulunmuştur. TYDT Şekilsel Form alt boyutu, CEDTX Toplam Eleştirel Düşünme ile alt boyutları puanlarında okul öncesi eğitim değişkenine göre okul öncesi eğitimi alanlar lehine anlamlı bir fark bulunmuştur. TYDT ile CEDTX toplam puanları yaş, sınıf değişkenlerine göre anlamlı bir fark bulunmuştur. Ancak üstün yetenekli öğrencilerin TYDT ile CEDTX puanları ile Bilim ve Sanat Merkezi yetenek alanları, kardeş sayısı, doğum sırası, doğum sırası, ebeveynlerin eğitim durumu değişkenlerine göre anlamlı bir fark olmadığı görülmüştür.
Orta çocukluk dönemindeki özel öğrenme güçlüğü tanısı almış çocuklarla olağan gelişim gösteren çocukların zihin kuramı ve sosyal beceri gelişimleri açısından karşılaştırılması
Özel öğrenme güçlüğü, bireylerin öğrenmesini sağlayan beyindeki ilgili alanların zarar görmesi veya birden çok bozulmalarla kendini gösteren nörolojik bir çocukluk dönemi bozukluğudur. Zihin kuramı, başkalarının zihinsel durumlarını yorumlayarak bunun sonucunda bir çıkarımda bulunma ve insanların ne söyleyeceklerini veya davranışlarını sezebilme ve bir sonraki aşamada ne yapabileceklerini tahmin edilebilme becerisi olarak değerlendirilmektedir. Bu araştırmanın amacı, özel öğrenme güçlüğü tanısı almış çocuklarla olağan gelişim gösteren çocukları zihin kuramı ve sosyal beceri gelişimleri açısından karşılaştırarak incelemektir. Bu araştırmada Kişisel Bilgi Formu, Aile İzin Formu, Zihin Kuramı Testleri, Sosyal Beceri Değerlendirme Ölçeği (7-12 yaş arası için) kullanılmıştır. Zihin Kuramı Testlerinden; 1.Düzey Yanlış İnanç için Sally-ann ve Bonibon Testi, 2.Düzey Yanlış İnanç için Dondurma Kamyonu ve Çikolata Testi, İleri Düzey Yanlış İnanç için çocuklar için olan Gözlerden Zihin Okuma Testi ve Empati Ölçeği kullanılmıştır. Bu testlerin kullanım izinleri alınmıştır. Araştırma verilerini toplamak amacıyla tarama modeli kullanılmıştır.Örneklem yöntemi olarak kolay örnekleme seçilmiştir. Bu araştırma Covid 19 pandemi sürecinde eğitim-öğretim faaliyetlerine uzun bir süre ara verildiği dönemde yapılmıştır.Araştırmanın örneklemini özel öğrenme güçlüğü tanısı almış 20 çocuk ile olağan gelişim gösteren 20 çocuk oluşturmuştur.Özel öğrenme güçlüğü grubunda yer alan katılımcılar , İstanbul ilinin biri Anadolu yakasında biri Avrupa yakasında faaliyet gösteren, Milli Eğitim Bakanlığına bağlı iki özel eğitim ve rehabilitasyon merkezine devam eden ve araştırmaya katılmada gönüllü olan çocukların arasından seçilmiştir. Katılımcılar seçilirken devlet hastanelerinden özel öğrenme güçlüğü tanısı almış olmaları, Rehberlik Araştırma Merkezlerince özel öğrenme güçlüğü raporlarının olması ve ek yetersizlikleri olmaması koşulları aranmıştır. Olağan gelişim gösteren grubunda yer alan katılımcılar ise İstanbul ili Beykoz ilçesinde bulunan Milli Eğitim Bakanlığına bağlı, biri ilkokul diğeri ortaokul olmak üzere toplam iki devlet okuluna devam eden çocuklar arasından gönüllülük esasına göre seçilmiştir. Çocuklar yaş ve cinsiyet açısından özel öğrenme güçlüğü grubundaki çocuklarla eşleştirilmiştir. Katılımcılar seçilirken herhangi bir gelişim gecikmesi ve işitme problemi olmamasına dikkat edilmiştir. Araştırmada verilerin analizi SPSS 25.0 programı ile yapılmıştır. Analizlerde tanımlayıcı istatistiklerden frekans (f), yüzde (%), aritmetik ortalama, standart sapma kullanılmıştır. Ölçeklerin birbirleri ile olan ilişkisi araştırılmıştır. Katılımcıların demografik verilerine göre sosyal gelişim düzeyleri, 1. düzey, 2. düzey ve ileri düzey zihin kuramı gelişim düzeylerinin farklılaşma durumları incelenmiştir. Katılımcıların sosyal becerileri değerlendirme düzeyleri, SQ ve empati testi düzeylerinin demografik verilere göre istatistiksel açıdan anlamlı farklılaşma durumunu tespit edebilmek için Mann Whitney-U testi, Kruscal Wallis H testi ve ki-kare analizi yapılmış ve sonuçlar başlıklar halinde sunulmuştur. Araştırmanın sonuçlarına göre; özel öğrenme güçlüğü tanısı almış çocuklarla olağan gelişim gösteren çocukların zihin kuramı gelişimleri açısından aralarında anlamlı farklılıklar olmasına rağmen ,sosyal beceri gelişimleri açısından aralarında anlamlı farklılıklar bulunmamıştır..Olağan gelişim gösteren çocukların Sally-Ann testi , Çikolata testi ,Dondurma Kamyonu testi,Empati testlerinden aldıkları puanlar özel öğrenme güçlüğü tanısı almış çocuklara göre anlamlı şekilde yüksek iken , olağan gelişim gösteren çocuklarla özel öğrenme güçlüğü tanısı almış çocukların Bonibon testi ,Göz testi,Sosyal Beceri Değerlendirme ölçeğinden aldıkları puanlar arasında anlamlı ilişki bulunmamıştır.Özel öğrenme güçlüğü tanısı almış ve olağan gelişim gösteren çocukların cinsiyet gruplarına göre anlamlı bir farklılık göstermediği bulunmasına rağmen,empati testinde özel öğrenme güçlüğü tanısı almış kız çocukların duygusal ve bilişsel empati düzeyleri özel öğrenme güçlüğü tanısı almış erkek çocuklarına göre anlamlı şekilde yüksek bulunmuştur.Olağan gelişim gösteren çocukların cinsiyet gruplarına göre anlamlı bir farklılık göstermediği bulunmuştur. Elde edilen bulgular , konu ile ilgili diğer çalışmaların sonuçları doğrultusunda yorumlanmış ve tartışılmıştır. Anahtar Kelimeler: Zihin Kuramı, Özel Öğrenme Güçlüğü ,Yanlış İnanç Testleri; sally-ann testi, bonibon testi,çikolata testi,dondurma kamyonu testi, ileri zihin kuramı testi ;göz testi,empati testi.
Özel eğitim öğretmenlerinin otizm spektrum bozukluğu olan çocukların eğitimlerinde kullandıkları bilimsel dayanaklı uygulamalara yönelik görüşlerinin incelenmesi
Bu araştırmada özel eğitim öğretmenlerinin OSB'li çocuklarıneğitimlerinde kullandıkları bilimsel dayanaklı uygulamalara yönelik görüşlerinin incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırmada nitel araştırma modellerinden görüşme yöntemi kullanılmıştır. Araştırmaya Adıyaman ilinde Milli Eğitim Müdürlüğüne bağlı okullarda görev yapan ve üniversitelerin özel eğitim bölümünü bitiren 29 kadın ve 15 erkek olmak üzere toplam 44 özel eğitim öğretmeni katılmıştır. Araştırmanın verileri, katılımcı demografik bilgi formu ve 9 sorudan oluşan yarı yapılandırılmış görüşme formu aracılığıyla toplanmıştır. Çalışmada, öğretmenlerin meslek yaşamları boyunca bilimsel dayanaklı uygulamalar konusunda eğitim alma düzeylerinin düşük olduğu; buna karşılık lisans eğitimlerinde bilimsel dayanaklı uygulamalar konusunda eğitim alma düzeylerinin ise yüksek olduğu belirlenmiştir. Bunun yanında çalışmaya katılan öğretmenler bilimsel dayanaklı uygulamaları genellikle deneysel çalışmalar sonucunda ortaya çıkan ve sonuçları birbiri ile tutarlı araştırmalar neticesinde ortaya çıkan uygulamalar olarak tanımlamıştır. Ayrıca çalışmaya katılan öğretmenlerin akıllarına ilk gelen bilimsel dayanaklı uygulamaların başında uygulamalı davranış analizi, doğrudan öğretim yöntemi, basamaklandırılmış öğretim yöntemi, rol model olma, akademik beceri uygulamaları, fiziksel yardımda bulunma, ipucu yöntemi, replikli öğretim, yanlışsız öğretim yöntemi, PECS (resim değiş-tokuşuna dayalı sistem), beceri ve davranış analizi yöntemlerinin geldiği görülmüştür. Öğretmenler aynı zamanda söz konusu uygulamaların, sınıflarında en fazla kullandıkları bilimsel dayanaklı uygulamalar olduğunu belirtmiştir. Araştırmaya katılan öğretmenlerin genel olarak bilimsel dayanaklı uygulamaları faydalı buldukları belirlenmiş olup öğretmenler bilimsel dayanaklı uygulamaların özellikle OSB'liçocuklarınöz bakım becerilerini, akademik başarı düzeylerini ve iletişim becerilerini geliştirdiğini ifade etmiştir. Benzer şekilde öğretmenler, bilimsel dayanaklı uygulamaların sınıf içerisinde kendilerine birçok yönden avantaj sağladığını ve bilimsel dayanaklı uygulamaların genel eğitim sınıflarından ziyade özel eğitim sınıflarında kullanımının daha uygun olacağını belirtmiştir. Sonuç olarak, çalışmaya katılan özel eğitim öğretmenlerinin görüşlerine göre bilimsel dayanaklı uygulamaların özel eğitim sınıflarında kullanılmasının öğretmenlerin mesleki gelişmelerine katkı sağladığı,OSB'li çocukların gelişimlerini desteklediğiortaya çıkmaktadır. Bu bağlamda özel gereksinimli çocuklarla çalışan öğretmenlerin mesleki gelişimlerinin desteklenmesi ve özel gereksinimli çocukların devam ettiği eğitim ortamlarında bilimsel dayanaklı uygulamaların kullanımının yaygınlaştırılması gerekmektedir. Anahtar Kelimeler: Bilimsel dayanaklı uygulamalar, Otizm spektrum bozukluğu, Özel eğitim.
Otizm spektrum bozukluğu olan çocukların ebeveynlerinin yaşam kalitesinin farklı değişkenler açısından incelenmesi
Bu çalışma, özel eğitim kurumuna devam eden 3-18 yaş arasındaki otizm spektrum bozukluğu tanısı olan bireylerin ebeveynlerinin yaşam kalitelerinin çeşitli değişkenler açısından farklılık gösterip göstermediğinin araştırılması amacıyla yapılmıştır. Araştırma nicel araştırma yöntemlerinden betimsel tarama modeline uygun bir şekilde hazırlanmıştır. Bu çalışmanın evrenini, 2020 eğitim-öğretim yılında İstanbul İli, Avrupa Yakasında Gaziosmanpaşa, Fatih ve Bayrampaşa'daki özel eğitim kurumuna devam eden 3-18 yaş arasındaki otizm spektrum bozukluğu tanısı olan bireylerin anne babaları ve çalışmanın örneklemini ise bu evrenden elverişli örnekleme yöntemiyle seçilen 287 anne-baba ve çocuğa diğer bakım veren kişilerden oluşturmaktadır. Ebeveynlerin yaşam kalitesini ölçmek için "Otizmde Yaşam Kalitesi Anketi-Ebeveyn Sürümü Ölçeği" kullanılmıştır. Verilerin analizinde, sosyo-demografik değişkenlerin sayı ve yüzde dağılımlarını belirlemek için frekans analizi, nicel sürekli değişkenlerin betimleyici istatikleri, gruplar arası karşılaştırılmalarda normal dağılım varsayımlarının karşılandığı durumda parametrik, karşılanmadığı durumda ise non parametrik testler yapılmıştır. Grup puanlarının karşılaştırılmasında bağımsız örneklem t testi, tek yönlü varyans analizi (ANOVA) ve Kruskal Wallis analizleri yapılmıştır. Ayrıca gruplar arasında farklılıkların gözlendiği durumda hangi grubun puan ortalamasının diğerinden düşük ya da yüksek olduğunu belirlemek amacıyla Duncanposthoc çoklu karşılaştırma testi ve Tamhane T3 posthoc çoklu aralık testi kullanılmıştır. İstatistiksel analizler için SPSS Windows sürüm 24.0 paket programı kullanılmış ve p<.05 istatistiksel olarak anlamlı bulunmuştur. Araştırmanın sonucuna göre, otizm spektrum bozukluğu tanısına sahip çocukların ebeveynlerinin, ebeveyn çocuğa yakınlık derecesi, çocuğun cinsiyeti, ailedeki çocuk sayısı, ebeveynin medeni durumu ve çocuğun daha önce almış olduğu eğitim süresi değişkenine göre anlamlı farklılık bulunmamıştır. Diğer yandan ebeveyn yaş grubu, ebeveyn eğitimi, ebeveyn çalışma durumu, ebeveyn gelir düzeyi, çocuğun otizm spektrum bozukluğu tanı derecesi, çocuğun varolan ikinci yetersizlik durumu ve çocuğun ifade edici iletişim beceri derecesi değişkeni açısından anlamlı farklılık bulunmuştur. Anahtar Kelimeler: Özel Eğitim, Otizm Spektrum Bozukluğu, Ebeveynler, Yaşam Kalitesi
Özel eğitim öğretmenlerinin otizm spektrum bozukluğu olan öğrencilerinin toplumsal uyum ve kabulüne yönelik görüş ve önerileri
Bu araştırmanın amacı özel eğitim ve rehabilitasyon merkezlerinde çalışan özel eğitim öğretmenlerinin eğitim verdikleri otizm spektrum bozukluğu (OSB) olan öğrencilerinin toplumsal uyum ve kabulüne yönelik görüş ve önerilerini belirlemektir. Çalışmada, nitel araştırma yöntemlerinden betimleyici görüşme tekniği kullanılmıştır. Araştırmanın amacı dahilinde katılımcılar, amaçlı örneklem yönteminden ölçüt örnekleme tekniğiyle belirlenmiştir. Araştırmanın katılımcıları, rehabilitasyon merkezlerinde çalışan 20 özel eğitim öğretmeninden oluşmaktadır. Elde edilen verilerin analizinde betimsel analiz tekniği kullanılmıştır. Çalışmada katılımcılar özel eğitim bölümünü ilgi duydukları için tercih etmiştir. OSB için erken müdahalenin önemli olduğunu, OSB tanılı bireylerin toplum tarafından dışlandığını, ailelerinin kaygı duyduğunu ve topluma kabulde zorluk çektiklerini, okullarında dışlandıklarını belirtmişlerdir. Öğretmenlerin görüşüne göre OSB tanılı çocuğa sahip ebeveynlerin çocuklarının topluma dahil olması için kabul çalışmalarının yapılması, OSB tanılı bireylerin toplumsal yaşama katılmaları için iyi eğitim olanağı sunulması önerisinde bulunmuşlardır. Özel eğitim öğretmenlerine göre OSB tanılı bireylerin toplumsal kabulü sağlandığında kendilerini gerçekleştirebileceklerdir.