Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty
Discipline

Plant Protection

Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty

866

Archived Theses

0

DOIs Assigned

0%

DOI Rate

Discipline

50 Theses
Master'sOpen AccessTR

Bazı bitkisel yağların Bemisia tabaci (Gennadius) (Hemiptera: Aleyrodidae) ve bazı önemli doğal düşmanlarına karşı toksik etkileri üzerine çalışmalar

Beyazsinekler özellikle örtüaltı yetiştiriciliğinde ekonomik düzeyde zarara neden olmaktadırlar. Bu çalışmada, 5 farklı bitkisel yağın beyazsineğin ergin öncesi dönemleri ve onun bazı önemli doğal düşmanlarına karşı etkisi incelenmiştir. Denemede her bir yağın 0,125, 0,25 ve 0,5ml dozları kullanılmış, yağların uygulanmasından sonra 1., 3., 24., 48., ve 72. saatte ölümler kaydedilmiş ve çalışma üç tekerrürlü olarak yürütülmüştür. Deneme sonucuna göre bitkisel yağlardan en fazla etkilenen türler sırasıyla predatörler, beyazsineğin ergin öncesi dönemleri ve parazitioit pupaları olmuştur. Tüm böcek türleri için yüksek dozlarda yağlara maruz kalma süresi arttıkça ölüm oranlarının arttığı gözlemlenmiştir. Bemisia tabaci'nin dönemleri arasında yağlardan en çok etkilenen dönemler sırasıyla yumurta, nimf ve pupa dönemleri olmuştur. 72.saat sonunda at kestanesi ve kakao yağlarının beyazsineğin yumurta dönemlerini %100 ölüm oranıyla yüksek derecede, diğer dozlarının ise orta ve hafif derecede etkilediği saptanmıştır. Denemede yağlardan en çok etkilenen bireylerin predatör erginler olduğu yağların uygulanmasından sonra ilk saatlerde hodan ve at kestanesi yağlarına vermiş oldukları yüksek derecede tepki ile anlaşılmıştır. Uygulamadan 48.saat sonunda ise tüm Nesidiocoris tenuis ve Macrolophus pygmaeus erginlerinin öldüğü saptanmıştır. Yine, 48.saat sonunda tüm Orius laevigatus erginlerinin kakao yağı dışında tüm yağlarda öldüğü, bunun yanısıra 72.saat sonunda ise kakao yağında %96,67 ölüm oranıyla orta derece etkilendiği belirlenmiştir. Parazitioit pupaların denemede yağlardan en az etkilenen bireyler olduğu anlaşılmıştır. Bununla birlikte, yağlara 72 saat süre maruz kaldıktan sonra Encarsia formasa'nın hodan yağında %73,33 ölüm oranıyla hafif derecede, diğer yağlarda ise hafif etkili ve etkisiz olduğu saptanmıştır. Eretmocerus eremicus ise denemede yağlara karşı en az etki gösteren tür olup hodan yağına 72 saat maruz kaldıktan sonra gösterdiği %60 ölüm oranıyla hafif derecede etki göstermiştir. Sonuç olarak, at kestanesi ve kakao yağları beyazsineklerin erginöncesi dönemlerinde yüksek derecede etkili olurken, her iki parazitoit türe hafif derecede etki gösterdiği ancak predatörlere olumsuz etkiler gösterdiği anlaşılmıştır. Buna göre, bu yağların beyazsineklerin entegre mücadele programlarında tavsiye edilebileceği ve parazitoit türlerle birlikte kullanılabileceği düşünülmektedir.

Emre Şen
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Institute of Graduate Studies in Science
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Yalova ilinde çeşitli bitkilerde saptanan Phytoseiidae familyasına ait avcı akarlar üzerine taksonomik araştırma

Bu çalışma 2020 yılının Haziran – Ekim ayları arasında Yalova ilinde farklı kültür bitki türlerinde bulunan Phytoseiidae (Acari) familyasına ait avcı akar türlerini belirlemek amacıyla gerçekleştirilmiştir. Çalışma sonunda 31 bitki türünden (erik, böğürtlen, malta eriği, kiraz, ceviz, ayva, zehirli sarmaşık, asma, çınar, köpek üzümü, yer elması, patlıcan, fasulye, gül, domates, karalahana, Trabzon hurması, incir, limon, fındık, elma, hıyar, dut, mahlep, hünnap, kayısı, armut, vişne, ceviz, biber ve kavun) toplam 162 phytoseiid örneği toplanmıştır. Bu örnekler arasında 10 farklı phytoseiid türü belirlenmiş olup, bunlar Euseius finlandicus (Oudemans, 1915), Euseius stipulatus (Athias-Henriot, 1960), Kampimodromus aberrans (Oudemans, 1930), Neoseiulus barkeri (Hughes, 1948), Neoseiulus bicaudus (Wainstein, 1962), Neoseiulus californicus (McGregor), Paraseiulus triporus (Chant ve Yoshida-Shaul, 1982), Phytoseius finitimus Ribaga, Phytoseiulus persimilis (Athias-Henriot, 1957) ve Typhlodromus (Typhlodromus) athiasae (Porath and Swirski, 1965)'dir. Bu türler arasında en yoğun toplanan tür P. finitimus olup, pek çok bitki türleri üzerinden tespit edilmiştir. İkinci derecede yoğun örneklenen tür ise E. stipulatus'tur. Kültür bitkisi yetiştirme sezonu boyunca yapılan örneklemeler sonucunda en fazla phytoseiid örneği Haziran sonu ve Ekim sonu arasında tespit edilmiştir. Bu tez çalışması, bitki korumada biyolojik mücadele elemanı olarak kullanılan phytoseiid türleri açısından Yalova ilinin oldukça zengin bir faunaya sahip olduğunu ortaya koymuştur.

Elif Sade
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Institute of Graduate Studies in Science
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Bazı üzüm çeşitlerinin bağ mildiyösü (Plasmopara viticola) hastalığına karşı duyarlılıkları

Türkiye bağ üretim alanı bakımından dünyanın önemli ülkelerinden biridir. Bununla birlikte, üzüm üretiminde hemen hemen her yıl karşılaşılan ve önemli verim kayıplarına neden olan hastalıklardan biri de mildiyö hastalığıdır. Bu çalışmada da Bursa Uludağ Üniversitesi Ziraat Fakültesi bağ alanlarında üzüm yetiştiriciliğinde kullanılan çeşitlerin bu hastalığa karşı duyarlılık düzeyleri belirlenmiştir. Çeşitlerin mildiyö hastalığına karşı duyarlılık düzeyleri tarla koşullarında doğal inokulumla oluşan hastalık şiddetlerinin 0-4 skalasına göre değerlendirilmesi ile belirlenmiştir. Deneme, tesadüf blokları deneme desenine göre 4 blok ve her blok 4 tekerrür olarak planlanmış ve her tekerrür bir omcadan oluşmuştur. Çalışma'da değerlendirilen çeşitler Michel Palieri, Cardinal, Italia, Trakya İlkeren ve Hamburg Misketi olmuştur. Çalışma, 2020 yılı üretim dönemi boyunca yürütülmüş olup, çeşitler arasındaki hastalık şiddeti farkları, en anlamlı olarak, haziran ayı ortasındaki değerlendirmede bulunmuştur. Çalışmada, Bağ'da mildiyö hastalığının şiddetinin çeşitlere göre farklılıklar gösterdiği ve hastalığa en duyarlı çeşitlerin Trakya İlkeren (%81.87) ve Michel Palieri(%72.81) oldukları saptanmıştır. Diğer çeşitlerin hastalığa duyarlılık düzeyleri ise Cardinal %44,93, Hamburg Misketi %36,43 ve Italia %28,93 olarak belirlenmiştir. Yetiştiricilik dönemi boyunca, herhangi bir fungisit uygulaması yapılmamış ve ayrıca hastalık gelişimine etkili hava koşulları ve yaprak ıslaklık süreleri ile hastalık düzeyleri tartışılmıştır. Hava sıcaklıklarındaki artış ile birlikte, tüm çeşitlerde mildiyö hastalığının oranında ve şiddetinde azalma olduğu saptanmıştır. Hastalık şiddetindeki azalma ile birlikte çeşitler arasındaki duyarlılık farklarının da azaldığı belirlenmiştir. Hasat zamanı yapılan değerlendirmede ise çeşitlerin hastalığa duyarlılık düzeyleri sırasıyla, Trakya İlkeren %19.06, Michel Palieri %18.25, Hamburg Misketi %14,69, Cardinal %12,69 ve Italia %12,25 olarak belirlenmiştir.

Gizem Yöntem
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Institute of Graduate Studies in Science
2021
10
Master'sOpen AccessTR

Avcı böcek, Seranginum parcesetosum sicard (Coleoptera: Coccinellidae)'un gelişme süresi ve ölüm oranı üzerine konukçu bitkilerin etkisi

Çalışmada, pamuk (Çukurova-1518 ve Deltapine) ve patlıcan (Pala ve Çukurova topağı) çeşitleri üzerinde üretilen Pamuk beyazsineği, Bemisia tabaci Gennadius (Horn: Aleyrodidae) ile beslenen Serangium parcesetosum Sicard (Col: Coccinellidae)'un ergin öncesi dönemlerinin gelişme süreleri ve ölüm oranlan, preovipozisyon, ovipozisyon ve postovipozisyon süreleri ile yumurta verimleri 25 + 1 °C sıcaklık ve % 65 + 5 orantılı nem koşullarında çalışılmıştır. Ayrıca elde edilen verilerden avcının bu bitkiler üzerindeki yaşam çizelgeleri oluşturulmuştur. S. parcesetosum ergin öncesi toplam gelişme süresini 22.9 gün ile en kısa sürede Çukurova-1518 pamuk çeşidi üzerinde, en uzun ise 28.0 gün ile Çukurova topağı patlıcan çeşidi üzerinde tamamlamıştır. Ergin öncesi dönemlerdeki toplam ölüm oranlarına baktığımızda en az ölüm % 20.8 ile Çukurova-1518 pamuk çeşidinde en fazla ise % 48.9 ile Pala patlıcan çeşidi üzerinde görülmüştür. İstatistiksel analizler sonucunda pamuk ile patlıcan bitkileri arasında S. parcesetosum 'a ait gerek ergin öncesi dönemlerin gelişme süreleri ve gerekse bu dönemlerdeki ölüm oranları arasındaki farkın önemli olduğu, çeşitlerin kendi aralarındaki farkın ise önemsiz olduğu tespit edilmiştir. S. parcesetosum 'un pamuk çeşitleri (Çukurova-1518 ve Deltapine) üzerinde ölüm oranının düşük ve üreme kapasitesinin yüksek olması nedeniyle kitle üretimi için en uygun konukçu bitkinin pamuk olduğu kanısına varılmıştır.

Bemisia tabaciBeyaz sinekBitki koruma+1
Gonca Vatansever
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
1998
00
Master'sOpen AccessTR

Adana İlinde çiftçi şartlarının depolanmış ürünlerde zararlıların tespiti

öz YÜKSEK LİSANS TEZİ ADANA İLİ'NDE ÇİFTÇİ ŞARTLARINDAKİ DEPOLARDA ZARARLILARIN TESBİTİ BERRİN ÇANKAYA ÇUKUROVA ÜNİVERSİTESİ FEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ BİTKİ KORUMA BÖLÜMÜ ENTOMOLOJİ ANABİLİM DALI Danışman : Prof. Dr. A. FARUK ÖZGÜR Yıl: 1998, Sayfa:27 Jüri : Prof. Dr. A. Faruk ÖZGÜR Doç. Dr. M. Rifat ULUSOY Doç. Dr. İ. Halil ELEKÇİOĞLU Adana ilinde merkez ilçeye bağlı Küçük Çıldırın, Yolgeçen, Gökçeler, Akkuyu ve Çınarlı köylerine Ekim 1996-Ağustos 1997 tarihleri arasında, çiftçi şartlarındaki depolarda surveyler yapılmıştır. Bu çalışmanın sonucunda Insecta sınıfına bağlı 3 takımdan 11 familyaya bağlı toplam 13 zararlı türe rastlanmıştır. Bunlara ek olarak çok sayıda Akar türü de bulunmuştur. Yapılan araştırmanın sonucunda en yaygın türlerin Si tophi his oryzae (L.), Rhizopertha dominica (F.), Tribolium castamum (Herb.), Trogium pıılsatorhım (L.), Plodia interpunctella (Hübner) ve Sitotraga cerealella (Olivier) olarak belirlenmiştir. Bu köylerde ikinci derecede önemli türler olarak Oryzaephilus surinamensis (L.), Cryptolestesferrugineus (Steph.) tesbit edilmiştir. Hayvan yemlerinde ise çok sayıda Akar türüne rastlanmıştır, Buğdayda S. oryzae, R. dominica, Trogium pulsatorium, arpada S. oryzae, R. dominica, S. cerealella, bulgurda T. castaneum arpa ezmesi ve mısır yeminde bazı Akar türlerinin zararlı olduğu saptanmıştır. Anahtar Kelimeler: Depo, depo ürünleri, depo zararlıları, Adana

AdanaAkarlarBitki koruma+2
Berrin Çankaya
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
1998
00
DoctorateOpen AccessTR

Circulifer haematoceps (Hom.;Cicadellidae) vektörü ile taşınan turunçgil stubborn hastalığı etmeni Spiroplasma citri Saglio et al.'nin turunçgil ve susamda yayılması ve epidemiyolojisi üzerinde araştırmalar

Susam bitkisi susam phyllody fitoplazmasının yanısıra turunçgil Stubborn hastalığı etmeni Spİroplasma citri Saglio et al., (Entomoplasmatales, Spiroplasmataceae) 'nin de önemli bir konukçusudur. Her iki etmende Circultfer haematoceps (Horn.; Cİcadellidae) tarafından taşınmaktadır. D- VAC böcek toplama aleti ve sarı yapışkan tuzaklar kullanılarak birinci ve ikinci ürün susamda, genç turunçgil bahçelerinde ve fidanlıklarda C. haematoceps 'in populasyon gelişimi saptanmıştır. Yakalanan C. haematoceps '1er S. citri yönünden ELISA ve kültüre alma yöntemleri ile de incelenmiştir ve ayrıca, Catharantus roseus (L.) Don O. ve Sesamum indicum L. test bitkilerine S. citri ve susam phyllody fitoplazması (SPF) 'run taşıma çalışmalarında da kullanılmıştır. Doğu Akdeniz Bölgesi'nde susam ve turunçgil yetiştiricilği yapılan alanlarda S. citri ve susam phyllody fitoplazması ile C. haematoceps 'in yaygınlık durumunu belirlemek üzere 1994-1996 yıllarında survey çalışmaları yürütülmüştür. İkinci ürün susamda enfeksiyon oranları daha yüksek bulunmuştur. İkinci ürün susamda 1996 yılında %0.9 oranında S. citri, %3.3 oranında SPF ve %0.6 oranında ikili enfeksiyon saptanmıştır. Turunçgil bahçelerinde ise %1.2-1.3 oranında S. citri ve %0.01 oranında SPF enfeksiyonu saptanmıştır.

Bitki hastalıklarıCirculifer haematocepsStubborn hastalığı+2
Gülşen Şaş Sertkaya
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
1998
00
Master'sOpen AccessEN

Sources of resistance in Durum wheat (Triticum durum) and its wild relatives aegilops spp.to Russian wheat aphid (RWA) (Diuraphis noxia mordwilko (Homoptera: aphididae ) and use of random amplified polymorphic DNA RAPD a

ABSTRACT M.Sc. THESIS SOURCES OF RESISTANCE IN DURUM WHEAT {Triticum durum) AND ITS WDLD RELATIVES Aegilops spp. TO RUSSIAN WHEAT APHID [Diuraphis noxia (Mordvilko)fHomoptera:Aphididae)] AND USE OF RANDOM AMPLIFIED POLYMORPHIC DNA (RAPD) ANALYSIS TO DETECT GENETIC VARIABILITY IN RWA Mohammed Izzat GHANNOUM DEPARTMENT OF PLANT PROTECTION INSTITUTE OF NATURAL AND APPLIED SCIENCES UNIVERSITY OF ÇUKUROVA Supervisors: Prof.Dr. Serpil KORNOSOR Year : 1 998, Pages:73 Jury: Prof.Dr. Nedim UYGUN Dr. M.MiloudiNACHIT Dr. Moustapha EL BOUHSSINI This study was carried out to identify sources of resistance and mode of resistance in durum wheat and its wild relatives Aegilops spp. to Russian wheat aphid [Diuraphis noxia (Mordvilko) (Homoptera:Aphididae)], one of the most serious pest of cereals in several parts of the world, and to study the genetic variability in RWA populations from different countries using Random Amplified Polymorphic DNA (RAPD) analysis to detect genetic variability in RWA. The results of the study showed significant differences among genotypes at the three mechanisms of resistance measurement antibiosis, antixenosis, and tolerance. Based on RAPD analysis of RWA, all the populations could be classified in to nine genetic groups at 75 percent similarity levels. Key words : Durum wheat, Diuraphis noxia, resistance, genetic variation. n

WheatDNADurability+1
Mohamed Izzat Ghannoum
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
1998
00
DoctorateOpen AccessTR

Domates bakteriyel kara leke hastalığının (Pseudomonas syringae pv. tomato) tanımlanması, ırklarının belirlenmesi ve kimyasal savaşıma alternatif yöntemlerin saptanması üzerinde araştırmalar

Bu çalışmada Pseudomonas syringae pv. tomato (PST)'nıın neden olduğu domates bakteriyel kara leke hastalığı fizyolojik, biyokimyasal, patojenite, ELISA ve PCR testleri ile tanımlanmıştır. Ontario 7710 fidelerinin kullanılmasıyla Türkiye'de PST ırk l'in varlığı bu araştırma ile belirlenmiştir. PST' nin toprakta yaşamını sürdüremediği fakat topraktaki infekteli bitki artıklarında ve tohumlarda yaşamını sürdürebildiği bulunmuştur. Bunlar Çukurova Bölgesinde PST' nin ilk inokulum kaynaklan olarak değerlendirilmişlerdir. Toplam 47 farklı domates tohum örneği in direkt immunofloresans (IFAS), yan seçici besi yeri kullanımı ve tohum çimlenmesinden sonraki 7 gün içinde kotiledonlar üzerinde tipik hastalık simptomlannın incelemeleriyle testlenmiştir. Sadece 1 tohum ömeği PST ile bulaşık bulunmuştur. Tohumdaki PST'yi elemine etmek için bronopol ve bakır asetat en etkili tohum uygulamaları olarak bulunmuştur. Ayrıca PST' ye karşı kimyasal kontrole alternatif kontrol yöntemler (biyolojik kontrol ve toprak solarizasyonu) araştınlmıştır. Toprak, tohum ve yeşil aksamdaki PST inokulumuna karşı bazı antagonistler (4Klf, MTD1) iyi etkiye sahip bulunmuşlardır. Toprak solarizasyonu toprağın 30 cm derinliğine kadar etkili olmuş, hastalık oluşumu % 77 azaltılmıştır ve PST' ye karşı etkili bir kontrol yöntemi olarak değerlendirilmiştir. Anahtar kelimeler : domates bakteriyel kara leke hastalığt, ELISA, PCR, IFAS, ırklar, yaşam, tohum uygulamaları, biyolojik kontrol, toprak solarizasyonu

Bitki hastalıklarıBitki korumaDomates+3
Yeşim Aysan Yiğenoğlu
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
1999
00
DoctorateOpen AccessTR

Adana ili mısır ekim alanlarında turcicum yaprak yanıklığı (Exserohilum turcicum (Pass. ) Leonard. and Suggs) ve maydis yaprak yanıklığı (Helminthosporium maydis Nisik.) hastalıklarının yaygınlığı, biyoekolojisi, mısır çeşitlerinin bu has

öz DOKTORA TEZÎ ADANA İLİ MISIR EKİM ALANLARINDA TURCICUM YAPRAK YAMKLIĞI (Exserohilum turcicum (Pass) Leonard, and Suggs) VE MAYDİS YAPRAK YANIKLIĞI (Helminthosporium maydis Nisik.) HASTALIKLARININ YAYGINLIĞI, BİYOEKOLOJİSİ, MISH* ÇEŞİTLERİNİN BU HASTALIKLARA KARŞI DUYARLILDXLARI VE MÜCADELE OLANAKLARI ÜZERİNDE ARAŞTD3MALAR Veli ÇETİN ÇUKUROVA ÜNİVERSİTESİ FEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ BİTKİ KORUMA ANABİLİM DALI Danışman : Prof. Dr. N. Kemal KOÇ Yıl: 1999, Sayfa: 131 Jüri : Prof. Dr. N. Kemal KOÇ : Doç. Dr. Abuzer SAĞIR : Doç. Dr. Ali ERKILIÇ Adana ilinde mısır ekim alanlarının son yıllarda hızla artması, mısırla ilgili sorunların da artmasına neden olmuştur. Bunlar içerisinde Exserohilum turcicum (Pass.) Leonard and Suggs, ve Helminthosporium maydis Nisik. ' in neden olduğu yaprak yanıklıkları da önemli bir yer tutmaktadır. Bu çalışma iki yaprak yanıklığı etmeninin bazı kültürel özelliklerinin, Adana ili mısır ekim alanlarında yaygınlıklarının, kışı nerede ve nasıl geçirdiklerinin, bazı mısır çeşitlerinin bu hastalıklara karşı duyarlılıklarının ve mücadele yöntemlerinin belirlenmesi amacıyla 1994 - 1998 yıllan arasında yürütülmüştür. E. turcicum en fazla koloni gelişimini dekstozu azaltılarak modifıye edilmiş PDA ortamında, H. maydis yulaf ağarda gösterirken, en fazla konidi sayısı her iki etmen için de pepton dekstroz ağarda saptanmıştır. Etmenler 5 ile 9 pH dereceleri arasında optimum koloni gelişimi gösterirken, E. turcicum için 25 °C, H.maydis için 30 °C nin uygun olduğu görülmüştür.. Değişik ışık sürelerinin E. turcicum1 un gelişimi üzerinde etkisi görülmezken, H. maydis' in gelişimi ışıkta kalma süresinin azalmasına paralel olarak azalmıştır. Sörvey çalışmaları sonucunda, Adana ili mısır ekim alanlarında Maydis Yaprak Yanıklığının, Turcicum Yaprak Yanıklığına göre daha önemli olduğu görülmüştür. Her iki etmen de kışı toprak altında geçirememiş, konidilerin canlı kalma süreleri toprak derinliğine bağlı olarak azalmış, tarlada olduğu gibi kalan yada toprak yüzündeki bitki artıklarında konidi olarak kışlayabilmiştir. Turcicum yaprak yanıklığına karşı 1994' de doğal enfeksiyon koşullarında denenen çeşitlerin tamamı dayanıklı bulunurken, yapay enfeksiyon koşullarında 1996' da denenen çeşitlerden 16'sı dayanıklı, 2'si orta dayanıklı, 4'ü orta duyarlı, 1997 yılında 16' sı dayanıklı, 3' ü orta dayanıklı 5'i orta duyarlı bulunmuştur. Maydis Yaprak Yanıklığına karşı denenen çeşitlerden 1995' te 6' sı dayanıklı, 3'ü orta dayanıklı, 9'u orta duyarlı ve 1' i duyarlı, 1997 yılında 5' i dayanıklı, 5' i orta dayanıklı, 6' sı orta duyarlı ve 7'si duyarlı olarak belirlenmiştir. Sera koşullarında yapılan denemede maneb, mancozeb, metconazole, prochloraz, propiconazole, cyproconazole ve çaptan ümitvar bulunurken, carbendazim ve triadimenol etkili olmamışlardır. Anahtar Kelimeler: Mısır, E. turcicum, H. maydis,

AdanaBitki korumaExserohilum turcicum+3
Veli Çetin
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
1999
00
DoctorateOpen AccessTR

Harran ovası koşullarında pamukta Thrips tabaci Lind. (Thysanoptera: Phripidae) populasyonunun bitki gelişimine ve kütle verimine etkisinin belirlenmesi

Bu çalışmada, yapılan sörvey ve kurulan denemelerle, Harran ovasında, T. tabaci hin, pamuk bitkisinin gelişmesine ve kötlü verimine etkisi araştırılmıştır. 1996-1998 yıllarında yapılan sörveylerde, T. tabaci populasyonu her yıl aynı yoğunlukta gelişmemiş, yoğunluğunun yüksek olduğu yıllarda, ekonomik olarak ürün kayıplarına neden olabilecek seviyenin üzerine çıkmıştır. Yapılan bitki, parsel ve tarla denemelerinde bitkinin temel gelişim döneminde, T. tabacfmn. populasyon yoğunluğunun artışıyla orantılı olarak, bitkide tarak gelişmesi, koza gelişmesi gerilemiş, açılmış koza sayısında ve kütlü veriminde düşüşler olmuştur. T. tabaci populasyonu, bütün denemelerde, teknik talimatta % 15 bulaşık bitki olarak belirtilen Ekonomik Zarar Eşiğinin çok üzerine çıkmıştır. T. tabaci populasyonunun, bu eşiğin üzerine çıktığı bir çok karakterde oluşan ürün kaybı bir ilaçlama için hesap edilen ürün miktarının altında olmuştur. T. tabaci populasyonunun 4-5 adet/yaprak seviyesi üzerinde geliştiği bitkilerde kütlü veriminde oluşan kayıplar, bir ilaçlama için hesap edilen kütlü miktarının üzerinde olmuştur. Anahtar Kelimeler: Thrips tabaci Lind., Pamuk (Gossypium hirsutum L.), Harran ovası, GAP

Bitki gelişimiBitki korumaDoğal düşmanlar+6
Levent Efil
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
1999
00
Master'sOpen AccessTR

Domateste kök-ur nematodlarına (Meloidogyne incognita ırk-2 ve Meloidogyne javanica ırk-1) karşı dayanıklılığın teşvik edilmesinin araştırılması

oz YÜKSEK LİSANS TEZİ DOMATESTE KÖK-UR NEMATODLARINA (Meloidogyne incognita ırk- 2 ve Meloidogyne javanica ırk-1) KARŞI DAYANIKLILIĞIN TEŞVİK EDİLMESİNİN ARAŞTIRILMASI Cennet ARSLAN ÇUKUROVA ÜNİVERSİTESİ FEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ BİTKİ KORUMA ANA BİLİM DALI Danışman : Prof. Dr. İ. Halil ELEKÇİOĞLU Yıl: 2003 Sayfa: 40 Jüri : Prof. Dr. İ. Halil ELEKÇİOĞLU Prof. Dr. Nedim UYGUN Doç. Dr. Saadet BÜYÜKALACA Bu çalışmada domates bitkisinde Meloidogyne incognita ırk-2 ve M. javanica ırk-l'e karşı Salisilik Asit (S A), Trifluralin, DL-|3-amino-n-butyric asit (BABA) ve Fusarium oxysporum f.sp. melongenae kullanılarak dayanıklılığın teşvik edilmesi araştırılmıştır. Denemede kullanılan teşvik edici etmenlerin M. incognita ırk-2 ve M. javanica ırk-1 'in 2. dönem larvaları üzerine doğrudan etkili olmadıkları belirlenmiştir. Teşvik edici uygulanmış bitkilerden yalnızca SA uygulanmış domates topraklarında M. incognita ırk-2 ve M. javanica ırk-1' in 2. dönem larva sayısı, bitki köklerindeki gallenme oranı ile köke giriş oranı ve üreme gücünün azaldığı tespit edilmiştir. Bu sonuçlara bağlı olarak SA'nın domates bitkisinde nematoda karşı dayanıklılığı teşvik ettiği bulunmuştur. Diğer teşvik edicilerin uygulandığı domates bitkisinin M. incognita ırk-2 ve M. javanica ırk-1 'i olumsuz etkilemediği belirlenmiştir. Bunun birlikte M. incognita ırk-2 larvaları inokule edilen bitkilerde BABA uygulamalarında, toprakta oluşan 2. dönem larva sayısı, gallenme ve üreme oranının kontrole göre arttığı tespit edilmiştir. Bu sonuca göre BABA' run bitkideki dayanıklılığı teşvik etmediği aksine nematod gelişimini arttırdığı ortaya çıkmıştır. Anahtar Kelimeler: Meloidogyne incognita ırk-2, M. javanica ırk-1, dayanıklılığın teşviki, dayanıklılığı teşvik edici etmenler, domates.

DayanıklılıkDomatesFusarium oxysporum+3
Cennet Arslan
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2003
00
DoctorateOpen AccessTR

Turunçgil pamuklu beyazsineği, Aleurothrixus floccosus maskell (Homoptrea: Aleyrodidae)'un parazitoidi Cales noacki howard ( Hymenoptera: Aphelinidae) üzerinde araştırmalar

oz DOKTORA TEZİ TURUNÇGIL PAMUKLU BEYAZSİNEĞİ, Aleurothrhcus floccosus MASKELL (HOMOPTERA: ALEYRODIDAE)'UN PARAZİTOİTİ Cales noacki HOWARD (HYMENOPTERA: APHELINIDAE) ÜZERİNDE ARAŞTIRMALAR Gonca VATANSEVER ÇUKUROVA ÜNİVERSİTESİ FEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ BİTKİ KORUMA ANABİLİM DALI Danışman: Prof.Dr. M. Rifat ULUSOY Yıl: 2004, Sayfa: 75 Jüri: Prof.Dr. M. Rifat ULUSOY (Danışman) Prof.Dr. Nedim UYGUN Prof.Dr. Abdurrahman YİĞİT Prof.Dr. Zeynep YOLDAŞ Doç.Dr.Cengiz KAZAK Bu çalışmada, Turunçgil pamuklu beyazsineği, Aleurothrhcus floccosus Maskeli (Homoptera: Aleyrodidae)'un parazitoidi, Cales noacki Howard (Hymenoptera: Aleyrodidae)'nin bazı morfolojik özellikleri, farklı sıcaklıklarda biyolojisi, ekolojisi, konukçu-parazitoid ilişkileri, doğadaki popülasyon dalgalanması, konukçusunu parazitleme oranı ve Adana'daki yıllık döl sayısı belirlenmiştir. C. noacki dişi ve erkeklerinin ergin öncesi dönemlerinin ve erginlerinin gelişme süreleri ve ömürleri 18, 22, 26, 30, 34 °C sabit ve 18/26, 26/34 °C değişken sıcaklıklarda belirlenmiş ve parazitoidin gelişme süresi ve ömrünün sıcaklık artışıyla birlikte kısaldığı tespit edilmiştir. Ayrıca 34 °C'de A. floccosus yumurtaları açılmadığından dolayı beyazsinek gelişimi olmamış dolayısı ile de parazitoid gelişimi gerçekleşmemiştir. Farklı sıcaklıklarda dişi ve erkek bireylerin ergin öncesi dönemlerinin gelişme süresi ile ömürlerinin biribirinden farklı olmadığı ortaya çıkarılmıştır. Farklı besinlerle beslenen C. noacki dişi ve erkeklerinin % 10'luk şekerli su verildiğinde diğer besinlerle beslenmelerine oranla daha uzun süre yaşadıkları belirlenmiştir. C. noacki dişilerinin parazitlemede A. floccosus'un en çok 2. ve 3. larva dönemini tercih ettikleri, I. larva ve pupa dönemlerini ise daha az tercih ettikleri saptanmıştır. Ayrıca, C. noacki'nin artan konukçu yoğunluğunda Holling'in II. tip işlevsel tepkisini gösterdiği ortaya çıkarılmıştır. C. noacki'nin Doğu Akdeniz Bölgesi'nde A. floccosus'tan başka konukçusuna rastlanmamıştır. Popülasyon takibinin yapıldığı 1999-2001 yıllarında, çalışma başlangıcında A. floccosus popülasyonu 337.5 yumurta+Iarva+pupa/yaprak iken, bahçeye C. noacki şahmından sonra parazitoidin beyazsinek popülasyonunu baskı altına aldığı ve beyazsinek popülasyonunun hiçbir zaman başlangıçtaki seviyesine ulaşmadığı, popülasyonun hemen hemen "0" düzeyinde seyrettiği belirlenmiştir. Ayrıca, bu süre içerisinde % 80'e varan bir parazitlenme saptanmıştır. Bu çalışmada ayrıca C. noackVnm Adana' da yılda 8-9 döl verdiği de belirlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Aleurothrixus floccosus, Cales noacki, parazitoid, biyoloji, popülasyon dalgalanması

Gonca Vatansever
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2004
00
Master'sOpen AccessTR

Karpuz (Critrullus lanatus (Thunb.) Matsun and Nakai)'da bitki rejenerasyonu ve Agrobacterium aracılığı ile transformasyon

Karpuz bitkisinin (Citrullus lanatus (Thunb.) Matsun ve Nakai) kotiledon ve hipokotil bitki doku parçalan kullanılarak marker gen olarak kanamisine dayanıklılık (npt 27) ve |3-glukoronidaz (GUS) genlerini içeren Agrobacterium tumefaciens 'in pGA482GG plazmidini taşıyan EHA101 ırkı ile gen transferi yapılmıştır. İn vitro koşullarda karpuz tohumlarının çünlendirilmesi ile elde edilen bitkilerin kotiledon ve hipokotil parçalan farklı hormon konsantrasyonu ve kombinasyonlarını içeren MS ortamı üzerinde kültüre alınmış ve en iyi sürgün regenerasyonunun 2 mg/1 BAP+ 1 mg/1 ABA içeren MS ortamı üzerinde olduğu gözlenmiştir. En fazla sürgün regenerasyonu ortadan enine ikiye kesilen kotiledonlarrn yaprak sapma bağlanan kısımlardan elde edilmiştir. Elde edilen bitkilerin köklendirilmesinde en iyi sonuç 0,5 mg/1 İBA içeren MS ortamı üzerinde kültüre alman bitkilerde gözlenmiştir. Kültüre alındıktan yaklaşık 3 hafta sonra 10-12 cm uzunluğa ulaşan, kök oluşturan bitkiler, toprağa aktarılarak doğal koşullara adaptasyonlan sağlanmış ve çiçek oluşturduktan gözlemlenmiştir. Transformasyon için uygun ortam ve dokuların belirlenmesinden sonra A. tumefaciens ile transformasyon yapılmıştır. Kanamisin içeren ortamdan seçilen bitki doku parçalan histokimyasal GUS analizi ile test edilmiş ve dokularda meydana gelen mavi renk değişimi gözlenmiştir. Transformasyon yapılan dokulardan ve bu dokulardan regenere olan sürgünlerden DNA izolasyonlan yapılmış, npt II ve GUS genlerini belirlemek için PCR analizleri yapılmıştır. PCR ürünlerinin elektroforezi sonucunda npt II geni için 700 bp'lik, GUS geni için 660 bp'lik spesifik bantlar gözlenmiştir. Bu çalışma ile karpuz bitkisinde daha sonra yapılacak çalışmalar için bir regenerasyon sistemi ve tarımsal açıdan önemli olan diğer genlerin aktanlması için kullanılabilecek genetik transformasyon sistemi oluşturulmuştur. Anahtar Kelimeler: Agrobacterium tumefaciens, (Citrullus lanatus (Thunb.) Matsun ve Nakai ), Bitki Regenerasyonu, Gen Transformasyonu

Agrobacterium tumefaciensBitki rejenerasyonuCitrullus lanatus+2
Feray Erdal
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2004
00
Master'sOpen AccessTR

Çukurova'da II. ürün mısırlarda mikotoksin oluşturan Fusarium türlerinin moleküler teknikler kullanılarak saptanması

öz YÜKSEK LİSANS TEZİ ÇUKUROVA'DA II. ÜRÜN MISIRLARDA MİKOTOKSİN OLUŞTURAN Fusarium TÜRLERİNİN MOLEKÜLER TEKNİKLER KULLANILARAK SAPTANMASI Fatih ÖZDEMİR ÇUKURÇVA ÜNİVERSİTESİ FEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ BİTKİ KORUMA ANABİLİM DALI Danışman: Doç. Dr. Mukadder KAYIM Yıl:2005, Sayfa:51 Jüri: Doç. Dr. Mukadder KAYIM Prof. Dr.Ali ERKILIÇ Doç. Dr. Salih KAFKAS 2002-2003 yıllarında Çukurova'da ikinci ürün olarak yetiştirilen mısırlarda fumonisin oluşturan Fusarium türlerini saptamak ve izolatlar arasındaki moleküler farklılığı belirlemek amacı İle Adana ve Osmaniye illerinin farklı bölgelerinden tesadüfi olarak seçilen, hastalıklı olduğu düşünülen mısır koçanlarından 46 Fusarium spp. izole edilmiştir. Yapılan mikroskobik analizler sonucunda Çukurova'da yetiştirilen ikinci ürün mısırların Fusarium moniliforme ile yoğun olarak infekteli olduğu saptanmıştır. Yapılan ELISA testi çalışmaları sonucunda Çukurova'da 0,1-7 ppm aralığında farklı düzeylerde fumonisin saptanarak, bu funguslann mısırlarda yüksek miktarlarda fumonisin oluşturduğu sonucuna varılmıştır. En yüksek fumonisin miktarı ortalama 3,4 ppm ile Ceyhan-1 bölgesinde tespit edilirken, en düşük miktar ortalama 0,35 ppm ile Kozan'da tespit edilmiştir. F. moniliforme'yi diğer türlerden ayırmak amacıyla F. moniliforme genomik DNA'sına spesifik primerlerin kullanıldığı PCR analizinde 1600 bp büyüklüğünde DNA fragmenti sentezlenerek F. moniliforme izolatlan F.semitectum türünden ayırt 1 edilmiştir. F. moniliforme izolatlan arasındaki coğrafık farklılığı moleküler düzeyde saptamak amacı ile yapılan RAPD analizi sonucunda ise izolatlar arasında bölgesel farklılıklardan kaynaklanan polimorfizm gözlenmiştir. Anahtar kelimeler: Mısır, Fusarium moniliforme, fumonisin, ELISA, RAPD I

Fatih Özdemir
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2005
00
DoctorateOpen AccessTR

Biberde bakteriyel leke etmeni Xanthomonas axonopodis pv. vesicatorianın tanılanması ve bitki büyüme düzenleyici rizobakteriler ile biyolojik mücadele olanakları

ÖZ DOKTORA TEZÎ BİBERDE BAKTERİYEL LEKE ETMENİ Xanthomonas axonopodis pv. vesicatoria'nın TANILANMASI VE BİTKİ BÜYÜME DÜZENLEYİCİ RİZOBAKTERİLER İLE BİYOLOJİK MÜCADELE OLANAKLARI Mustafa MÎRİK ÇUKUROVA ÜNÎVERSÎTESÎ FEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ BİTKİ KORUMA ANABİLÎM DALI Danışman: Prof. Dr. özden ÇINAR Yıl:2005, Sayfa:162 Jüri : Prof. Dr. özden ÇINAR Prof. Dr. Hikmet SAYGILI Doç. Dr. Fikrettin ŞAHİN Doç. Dr. Yeşim AYSAN Yrd. Doç. Dr. Soner SOYLU Doğu Akdeniz Bölgesi biber üretim alanlarındaki hasta bitkilerden izole edilen bakteri izolatları morfolojik, fizyolojik, biyokimyasal, DAS-ELISA, PCR ve yağ asit metil ester analizleri ile Xanthomonas axonopodis pv. vesicatoria (Xav) olarak tanımlanmıştır. Bu çalışmada, hastalığın kimyasal mücadeleye alternatif olarak bitki büyüme düzenleyici rizobakterilerle biyolojik kontrol olanakları araştırılmıştır. Adana, Mersin, Osmaniye, Kahramanmaraş ve Hatay illerinde biber üretim alanlarından alınan toprak ve bitki köklerinden 189 adet bakteri izole edilmiştir. Bunlar içerisinde fosfatı indirgeyen 11 bakteri izolatı aday PGPR olarak seçilmiştir. Seçilen 3 bakteri izolatı ve onların kombinasyonları ile saksı ve tarla çalışmaları yapılmıştır. Bitki büyüme düzenleyici rizobakteri izolatları ile uygulama yapılan bitkilerde hastalık şiddeti %65 oranında azalmış ve değişen oranlarda bitki büyümesi (bitki boyu, gövde çapı, bitki yaş ağırlığı, bitki kuru ağırlığı, kök uzunluğu, kök kuru ağırlığı, verim, meyve boyu ve meyve sayısı) artmıştır. Bitki büyüme düzenleyici rizobakteriler yağ asit metil ester analizi ile Bacillus megatarium olarak tanılanmıştır. Anahtar kelimeler: bakteriyel leke hastalığı, Das-ELISA, PCR, biyolojik kontrol, antagonist

Bakteriyel hastalıklarBiberBitki büyüme düzenleyicileri+1
Mustafa Mirik
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2005
00
DoctorateOpen AccessTR

Adana ve Mersin illerinde asma kısa doğum virüs hastalığının bağlarda ve virüs vektörü nematodlarda serolojik ve PCR yöntemleriyle belirlenmesi

oz DOKTORA TEZİ ADANA VE MERSİN İLLERİNDE ASMA KISA BOĞUM VİRÜS HASTALIĞININ BAĞLARDA VE VİRÜS VEKTÖRÜ NEMATODLARDA SEROLO JİK VE PCR YÖNTEMLERİYLE BELİRLENMESİ Gülcan TARLA ÇUKUROVA ÜNİVERSİTESİ FEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ BİTKİ KORUMA ANA BİLİM DALI Danışman : Prof. Dr. Mehmet Asil YILMAZ Yıl: 2005, Sayfa: 81 Jüri : Prof. Dr. Mehmet Asil YILMAZ Prof. Dr. Saadettin BALOGLU Prof. Dr. İ. Halil ELEKÇİOĞLU Doç. Dr. Mehmet ÖZASLAN Doç. Dr. Mehmet GÜLDÜR Bağcılık ülkemizde önemli bir tarım sektörüdür. Türkiye'de toplam mevcut bağ üretim alanı 565.000 hektar ve ortalama üretim 6.46 ton/ha dır. Ancak üretim miktarı diğer Akdeniz ülkelerinden elde edilen ürün miktarından daha düşüktür. Bunun temel nedeni özellikle Asma kısa boğum virüsü (GFLV) olmak üzere bölgemizde bağlara zarar veren virüs hastalıklarıdır. Bu hastalıklar içerisinde GFLV en önemli yeri işgal etmekte, aşı ve vektör nematodlarla taşınmaktadır. Ülkemizde bağlarda vektör nematodlar ve virüs-nematod ilişkisi konusunda yeterince detaylı araştırma yapılmamıştır. Bu çalışmada Adana ve Mersin çevresindeki bağ bitkilerinde ve vektör nematodların bünyesinde GFLV'nin varlığı ve bulunduğu alanlar serolojik ve moleküler yöntemler ile araştırılmıştır. Araziden getirilen toplam 384 bağ örneğinden 63 (% 16.4) tanesinin virüs ile bulaşık olduğu DAS-ELISA yöntemiyle saptanmıştır. Vektör nematod Xiphinema index Thorne et Allen'in bulunduğu bağ alanları ve bunların populasyon yoğunlukları saptanmıştır. Bağlarda bitkilerin rizosfer bölgesinden alınan 307 adet toprak örneğinden sırasıyla 66'sında (% 21.5) X index ve 275 'inde (% 89.6) Xiphinema pachtaicum (Tulaganov) bulunmuştur. GFLV yalnızca X. index türü nematodlarda serolojik olarak ve RT-PCR yöntemi ile saptanmıştır. Buna ek olarak, laboratuvar koşullarında GFLV mekanik inokulasyon testleriyle çok sayıda otsu indikatör bitki arasında yalnızca Nicoticma benthamiana Domin. 'ya taşınmıştır. Anahtar kelimeler: Bağ, GFLV, ELIS A, PCR, Xiphinema,

Gülcan Tarla
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2005
00
Master'sOpen AccessTR

Çukurova bölgesi yabancı ot türlerinden Centaurea solstitialis L.`in (sarı peygamber dikeni) yaşam döngüsünün ve doğal düşmanlarının belirlenmesi

Okan Özgür
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2005
00
Master'sOpen AccessTR

Domateste öz nekrozuna neden olan tanılamayan Pseudomonas spp izolatlarının morfolojik, fizyolojik, biyokimyasal ve serolojik yöntemlerle tanılanması ve karakterizasyonu

ÖZYÜKSEK LISANSDOMATESTE ÖZ NEKROZUNA NEDEN OLAN TANILANAMAYANPseudomonas spp İZOLATLARININ MORFOLOJİK, FİZYOLOJİK,BİYOKİMYASAL VE SEROLOJİK YÖNTEMLERLE TANILANMASI VEKARAKTERİZASYONUHacer TEKMANÇUKUROVA ÜNİVERSİTESİFEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜBİTKİ KORUMA ANABİLİM DALIDanışman : Prof.Dr. Özden ÇINARYıl : 2005, Sayfa: 53Jüri: Prof. Dr. Özden ÇINARProf. Dr. Kazım ABAKDoç. Dr. Yeşim AYSANDoğu Akdeniz bölgesinde Ceyhan (Adana), Yumurtalık (Adana) Tarsus(Mersin)'da domates bitkilerinde gövde öz nekrozu etmeni Pseudomonas sppizolasyonu ve tanılanması amacıyla bu çalışmalar yapılmıştır. Elde edilen izolatlarınKing B ve YDC besi yerinde gelişimleri, Oksidaz Testi, Patates Çürüklük Testi,Arginin Dehidrolaz Testi, Levan Oluşumu, Tütünde Aşırı Duyarlılık (HR),Oksidasyon / Fermantasyon Testi (O/F), Jelatin Hidrolizasyonu Testi, LesitinazÜretimi, Karbon Kaynaklarını Kullanma Testi, Sitrat Kullanm, NaCl Toleransı,Katalaz Reaksiyonu, Nişasta ve kazein hidrolizasyonu, Nitrat İndirgenmesi, ELISATesti ve Yağ Asit Profillerinin Belirlenmesiyle tanıya gidilmiştir.Yum-öz 1b1 izolatının levan, oksidaz, patates pektolitik aktivitesi arginin vetütünde HR test sonuçlarına göre Pseudomonas corrugata GSPB (1224)'ye yakınolduğu diğer testlerde farklılık gösterdiği belirlenmiştir. İk-id2-1a izolatınıPseudomonas cichorii'den ayıran testler karbon kaynaklarından sukroz, sorbitol,trehaloz testleridir. TET-A, Mt-4a2 ve Adu-4d1 izolatları yapılan testler sonucureferans kültürlerden farklı olduğu saplandı ve Pseudomonas spp olarak tanılanmıştırAnahtar Kelimeler: Domates, Pseudomonas spp, Tanı, ELISA,I

Hacer Tekman
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2005
00
DoctorateOpen AccessTR

Turunçgil bahçelerindeki yabancı otlar ve bazı bitkilerin ekolojik faktörlere tepkileri

Bu çalışmada Kuzey Kıbrıs Turunçgil Bahçelerinde, üründe kalitatif ve kantitatif azalmalarasebep olan yabancı otlar saptanıp, bunlar içerisinde ekolojik bir faktörün (rölyef, toprak pH'sı, toprakkireçliliği, katyon değişim kapasitesi veya toprak tekstürü) göstergesi olabilecek türler araştırılmıştır.Turunçgil bahçelerinde 28 bitki familyasına ait 71 adet yabancı ot türü bulunmuşur. RastlamaSıklığı %10'un üzerinde bulunan 21 adet yabancı ot türünün, çalışmanın amacı olan hangi ekolojikfaktörün göstergesi olabilecekleri araştırıldığında; Sonchus oleraceus L. ve Silybum marianum (L.)Gaertner orta, fazla ve çok fazla kireçli turunçgil bahçelerinin göstergesi olarak saptanmışlardır.Ayrıca Lepidium sativum L. ssp. sativum (küçük tere) Spinacia oleraceae L. (ıspanak)Raphanus sativus L. var. niger (turp) ve Lactuca sativa convar. sativa (marul) plastik potlar içerisinde12, 14 ve 17 numaralı Eski Bakır İşletmesi (CMC-Cyprus Mining Corporation) atık havuzlarındanalınan sular ile sulanarak yetiştirilmiş ve ağır metaller karşısındaki akümülasyon özellikleriaraştırılmıştır.Araştırmalar sonucunda bitkilerin tümü yetiştikleri topraklardaki ağır metalkonsantrasyonunun göstergesi olmuşlar, ağır metal konsantrasyonunun artışına akümülasyon artışıylakarşılık vermişlerdir.Üzerinde çalışılan 10 elementten Arsenik (As), Kadminyum (Cd), Demir (Fe) ve Kurşun(Pb)'un bitkiler tarafından metabolik ihtiyaçlarından fazla akümüle edildiği ortaya çıkmıştır.Araştırmalarda kullanılan bitkiler diğer araştırmacılar tarafından belirlenen metal hiper akümülasyonsınırlarına ulaşamamış olmalarına karşın daha önce Arsenik (As) ve Demir (Fe) için hiper akümülatörbir bitki belirlenmemesi de dikkate alınarak araştırmada kullanılan bitkilerden ıspanağın Arsenik veKurşun, küçük terenin Kurşun ve marulun da Arsenik remediasyonu için uygun olduklarıbelirlenmiştir.Anahtar Kelimeler: Yabancı otlar, İndikatör bitki, Çevre, Kireç, Ağır metallerI

Şerife Gündüz
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2005
00
Master'sOpen AccessTR

Pamukta erken dönemde görülen zararlılara karşı yapılan değişik ilaç uygulamalarının doğal düşmanlara etkisinin araştırılması

ÖZYÜKSEK L SANSPAMUKTA ERKEN DÖNEMDE GÖRÜLEN ZARARLILARA KARŞIYAPILAN DEĞIŞIK LAÇ UYGULAMALARININ DOĞAL DÜŞMANLARAETKISININ ARAŞTIRILMASI.Mahmut GÜNEŞÇUKUROVA ÜN VERS TESFEN B L MLER ENST TÜSÜB TK KORUMA ANAB L M DALIDanışman: Yrd. Doç. Dr. Ekrem ATAKANYıl: 2005, Sayfa: 52Jüri: Doç. Dr. Cengiz KAZAKYrd. Doç.Dr. Erdal SERTKAYABu deneme, Çukurova Tarımsal Araştırma Enstitüsü arazisinde, 2005 yılındayapılmıştır. Pamuk bitkisinin temel gelişme döneminde, pamuk yaprakbiti (Aphis gossypiiGlover), tütün tripsi (Thrips tabaci Lindeman), kırmızıörümcek (Tetranychus cinnabarinusBoisd.) ve yaprakpireleri (Asymmetresca decedens (Paoli) ve Empoasca decipiens Paoli)'nekarşı yapılan; etkili maddesi; thiamethoxam olan insektisit ile tohum ilaçlaması; diazinon iletam ilaçlama ve dimethoate ile de kısmi ilaçlama yöntemlerinin, coccinellid predatörler(Coccinella septempunctata L., C. undecimpunctata L., Stethorus gilvifrons (Muls.), veScymnus spp.) hemipter predatörler (Deraeocoris pallens Reut., Orius spp. ve Geocoris spp.)neuropter predatör (Chrysoperla carnea (Stephens), thysanopter predatörler (Scolothripslongicornis Pries. ve Aeolothrips spp.) cecidomyiid predatör (Aphidioletes aphidimyzaRondoni) ve yaprakbiti parazitoiti (Aphidius sp.)'ne olası etkileri incelenmiştir.Tohum ilaçlaması yönteminde, ilaçlı parsellerde pamuk yaprakbiti vekırmızıörümcek popülasyonları belirgin olarak azalmış, yaprakpireleri ve tütün thripsipopülasyonları uygulamadan fazla etkilenmemiştir. Kısmi ve tam ilaçlama yöntemlerinde,yaprakbiti popülasyonu olumsuz etkilenirken, yaprakpireleri ve tütün thripsi kısmenetkilenmiş, kırmızıörümcek poplasyonu ilaçlamalardan bir süre sonra belirgin olarakartmıştır.Bütün ilaçlama yöntemlerinde, ilaçlı parsellerde, predatör böcek türlerininpopülasyon yoğunlukları, ilaçsız parsellere göre daha düşük olmuştur. laçlama yöntemleriarasında faydalı böcek popülasyon yoğunluğu yönünden görülen farklılıklar anlamlıolmamış, tohum ilaçlamasında faydalı böceklerin popülasyon sevileri diğer iki yönteme görebiraz daha yüksek bulunmuştur. Tam ve kısmi ilaçlama yönteminde ilaçlamadan sonracocinellid, hemipter, neuropter ve thysanopter predatör böcek türlerinin popülasyonlarıtamamen kaybolmamış, her iki yöntemde erginlerin bir kısmı, ilaçlanmayan parsellere göçetmişlerdir. Bu durum, kısmi bitki ilaçlamasında belirgin olarak görülmüştür.Anahtar Kelimeler: Pamuk, Faydalı Böcekler, Tohum laçlaması, Tam laçlama, KısmilaçlamaI

Mahmut Güneş
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2005
00
Master'sOpen AccessTR

Tarsus Karabucak ormanlarındaki okaliptüs ve fıstıkçamlarının köklerinde mutualistik olarak yaşayan ektomikorizal fungusların belirlenmesi

İlkay Günay
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2005
00
Master'sOpen AccessTR

Adana ili mısır ekim alanlarında yabancı otlara karşı uygulanan kimyasal mücadelenin önemi ve ortaya çıkan sorunların araştırılması

ÖZYÜKSEK LİSANSADANA İLİ MISIR EKİM ALANLARINDA YABANCI OTLARA KARŞIUYGULANAN KİMYASAL MÜCADELENİN ÖNEMİ VE ORTAYA ÇIKANSORUNLARIN ARAŞTIRILMASIMehmet GÜNGÖRÇUKUROVA ÜNİVERSİTESİFEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜBİTKİ KORUMA ANABİLİM DALIDanışman: Prof. Dr. F. Nezihi UYGURYıl: 2005, Sayfa; 171Jüri : Prof. Dr. F. Nezihi UYGUR: Prof. Dr. Bülent ÖZEKİCİ: Doç. Dr. Sibel UYGURBu çalışma, 2003-2004 yılları arasında, Adana ili I.ürün ve II. ürün mısır ekimalanlarında ortaya çıkan yabancı ot türlerini tespit etmek, bu yabancı otlara karşıuygulanan herbisitlerin etkinliğini belirlemek ve bu herbisitler ile ortaya çıkacaksorunları belirlemek amacıyla planlanmıştır. Bu amaçlar doğrultusunda anketçalışmaları, survey çalışmaları ve tarla denemeleri yürütülmüştür. Yapılan tümçalışmalar sonucunda; mısırda sorun olan yabancı otlar genel olarak Amaranthus spp.(Horoz ibiği) türleri, Cyperus. rotundus L. (Topalak), Echinochloa spp. (Darıcan) türleri,Portulaca oleracea L. (Semiz otu), Setaria spp. (Kirpi darı) türleri, Sorghum halepense(L.) Pers. (Kanyaş) ve Xanthium strumarium L. (Domuz pıtrağı) olduğu saptanmıştır.Ayrıca, mısırda ortaya çıkan yabancı ot türlerinin erken dönemde teşhis edilmesinin,yabancı ot mücadelesi açısından iyi sonuç verdiği saptanmıştır. Buna ek olarak, mısırdayürütülen tarla denemeleri sonucunda, ortaya çıkan yabancı otlara karşı yapılacakkimyasal mücadelenin ilk 2-3 haftalık periyot içerisinde yapılmasının uygun olduğu veAcetochlor veya Foramsulfuron gibi etki spektrumu geniş olan herbisitlerinuygulanmasının en etkili sonucu verdiği saptanmıştır. Acetochlor'un dış faktörlerdenForamsulfuron'a göre daha fazla etkilendiği tespit edilmiştir.Anahtar Kelimeler: Mısır, yabancı ot mücadelesi, herbisitlerI

Mehmet Güngör
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2005
00
DoctorateOpen AccessEN

The Effects of genotype, medium and growth conditions of donor plants on the haploid production from anthers of durum wheat (triticum turgidum L.) and cytological analyses of regenerants

ABSTRACT PHJD.THESIS THE EFFECTS OF GENOTYPE, MEDIUM AND GROWTH CONDITION OF DONOR PLANTS ON THE HAPLOID PRODUCTION FROM ANTHERS OF DURUM WHEAT (Triticum targidum L.) AND CYTOLOGICAL ANALYSES OF REGENERANTS Münevver DO?RAMACI-ALTUNTEPE DEPARTMENT OF FIELD CROPS INSTITUTE OF NATURAL AND APPLIED SCIENCES UNIVERSITY OF ÇUKUROVA Advisers: Prof. Dr. Rüştü HATİPO?LU Prof. Dr. Prem P. JAUHAR Yean 2000, Page, 135 Jury: Prof. Dr. Rüştü HATİPO?LU Jury: Prof. Dr. Prem P. JAUHAR Jury: Prof Dr. İbrahim GENÇ Jury: Prof. Dr. Ekrem KÜN Jury: Prof. Dr. Tacettin YA?BASANLAR Anther culture is being increasingly used in cereal crop improvement bom as a source of haploids and for inducing new genetic variation. In the present study, the androgenetic ability often cultivars of durum wheat {Triticum targidum L., In = Ax = 28; AABB) has been investigated, using three different growth conditions and four media. From a total of 86,400 anthers cultured, 324 plants were obtained: 248 green and 76 albino. Genotypes, growth conditions, and media significantly affected anther response and callus production; interactions were also significant Green plant regeneration was influenced significantly by genotype and growth condition, as well as by genotype * growth condition interactions. Albino plant regeneration was affected significantly only by growth condition. Regenerants showed gametoclonal/somaclonal variation. Differences in morphology, growth habit, adult plant height, spike size, and development of spikes at the first nodes were observed. Mitotic and meiotic chromosomes were studied by conventional staining and fluorescent genomic in situ hybridization techniques. Chromosome numbers of the regenerants ranged from 14 to 70. All 76 haploid plantlets (2/i = 2x = 14; AB) were albino. Some of the 28-chromosome regenerants also were albino. Chromosome number in the green plantlets ranged from 28 to 70. Chromosome number also varied in regenerants originating from the same callus. Both intergenomic and mtragenomic multivalents were recorded. An interesting feature was die preferential multiplication of B-genome chromosomes, which formed multivalents (trivalents, quadrivalents and hexavalents). We observed several chromosomal abnormalities, which seemed to increase with the level of polyploidy. Translocations, dicentric chromosomes, chromatid breaks and exchanges, and Robertsonian translocations involving the A- and B-genome chromosomes were observed. Chromosome breakages resulting in centric and acentric fragments, as well as telocentrics were also recorded. Chromosome multiplication and structural aberrations induced during culture may constitute the bases of gametoclonal and somaclonal variations. From the results of the study, it was concluded mat to standardize the anther culture technique for durum wheat new media formulations can be examined in future experiments using the successful cultivars for green plant regeneration from this study. Key words: Triticum turgidum, Anther culture, Genotype, Medium, Growth conditions of donor plants. -I

Anther cultureFeeding contextsGenotype+3
Münevver Doğramacı Altuntepe
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2000
00
Master'sOpen AccessTR

Elma phyllosphere mikoflorası'nın karaleke hastalığı etmeni Venturia inaequalis (Cke.) wint.'e antagonistik etkilerinin saptanması

Bu çalışmada elma karaleke hastalığı etmenine {Venturia inaequalis (Cke.) Wint.)'duyarlılıklan farklı Granny Smith, Starkspur Golden ve Starkrimson elma çeşitlerinin yapraklarından periyodik aralıklarla yapılan 5 izolasyonun sonucunda 43 farklı fungus tür veya izolatlan saptanmıştır. Elma fillosferinde Cryptococcus (beyaz maya), Sporobolomyces (pembe maya), Alternaria, Penicillium, Cladosporium, Epicoccum, Heterosporium, Papularia, Peyronellaea ve Papularia fungal türleri belirlenmiştir. Yaprak yüzey mikroorganizmaları suda süspanse edilerek cm2 yaprak yüzeyindeki fungal populasyon hesaplandığında her üç elma çeşidinde de Aurebasidium ve Cryptococcus türlerinin toplam fungus populasyonunun büyük bir kısmını oluşturduğu görülmüştür. In vitro' da. V. inaequalis' 'in miseliyal gelişimini değişik antagonistik yöntemlere göre en iyi inhibe ettiği saptanan fungus izolatlan Cryptococcus (A21), Sporobolomyces (A3), Penicillium (A8, Ali) ve Papularia (Al) türleri olmuştur. İkili kültür çalışmalarının sonucunda Cryptococcus, Sporobolomyces, Alternaria altenata, Papularia ve Epicoccum türlerinin ürettikleri uçucu antibiyotiklerin V. inaequalis' m. miseliyal gelişimini %100 inhibe ederek diğer izolatlara göre daha etkili oldukları saptanmıştır. Anahtar Kelimeler: Venturia inaequalis, Mikoflora, Fungal Antagonizm, Elma, İkili Kültür

Bitki hastalıklarıBitki korumaElma+3
H. Handan Mimtaş Altınok
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2000
00
Master'sOpen AccessTR

Adana'da turunçgil bahçelerinde turunçgil nematodu (Tylenchulus semipenetrans Cobb)'nun popülasyon dalgalanması ve verime olan etkisinin araştırılması

YÜKSEK LİSANS TEZİ ADANA'DA TURUNÇGIL BAHÇELERİNDE TURUNÇGİL NEMATODU (TYLENCHVLUS SEMIPENETRANS COBB)'NUN POPULASYON DALGALANMASI VE VERİME OLAN ETKİSİNİN ARAŞTIRILMASI HALİL TOKTAY ÇUKUROVA ÜNİVERSİTESİ FEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ BİTKİ KORUMA ANA BİLİM DALI Danışman: Prof. Dr. İ. Halil ELEKÇİOĞLU Yıl: 2001, Sayfa:33 Jüri: Prof. Dr. İ. Halil ELEKÇİOĞLU Prof. Dr. Nedim UYGUN Prof Dr. Turgut YEŞİLOĞLU Turunçgil nematodu (Tylenchulus semipenetrans Cobb)'nun Nisan 1998- Mart 2000 tarihlerinde populasyon dalgalanmasını incelemek amacıyla Adana ilinde iki farklı bölgede Turunçgil nematoduyla bulaşık turunç üzerine aşılı Washington Navel ve Yafa portakal çeşitlerinin (Citrus cinensis (L.) Osbeck) bulunduğu iki bahçe belirlenmiştir. Washington Navel çeşidi portakal bahçesinde aynı zamanda Turunçgil nematodunun verim üzerine etkisi araştırılmıştır. Turunçgil nematodunun populasyonu her iki bahçede yılın aralık ve ocak aylarında en düşük düzeye, temmuz ayında en yüksek düzeye ulaşmıştır. Nematisit uygulaması sonucu meyve veriminde kontrole göre 1998 yılı hasat döneminde % 0.9, 1999 yılı hasat döneminde ise % 9.2 oranında verim artışı olduğu tespit edilmiştir. Ancak bu artış istatistiksel olarak önemli bulunmamıştır. Anahtar Kelimeler: Turunçgil, Tylenchulus semipenetrans, Populasyon dalgalanması, meyve verimi.

AdanaMeyve verimiNematodlar+3
Halil Toktay
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2001
10
DoctorateOpen AccessTR

Şanlıurfa İli tarım ve tarım dışı alanlarda bulunan agromyzidae (diptera) türleri, yayılışları, konukçuları, zarar şekilleri ve parazitoitlerinin saptanması

oz DOKTORA TEZİ ŞANLIURFA ILI TARIM VE TARIM DIŞI ALANLARDA BULUNAN AGROMYZIDAE (DIPTERA) TÜRLERİ, YAYILIŞLARI, KONUKÇULARI, ZARAR ŞEKİLLERİ VE PARAZİTOİTLERİNİN SAPTANMASI Emine ÇIKMAN ÇUKUROVA ÜNİVERSİTESİ FEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ BİTKİ KORUMA ANABİLİM DALI Danışman: Prof. Dr. Nedim UYGUN : Yıl 2001, Sayfa: 207 Jüri : Prof. Dr. Nedim UYGUN : Prof. Dr. Faruk ÖZGÜR : Prof. Dr. Abuzer YÜCEL : Doç. Dr. Cafer MART : Yrd. Doç. Dr. H. Sungur CİVELEK Bu çalışma 1999-2001 yıllarında Şanlıurfa ili tarım ve tarım dışı alanlardaki Agromyzidae (Diptera) familyasına bağlı türleri, bu türlerin konukçularını, yayılış, zarar şekilleri ve parazitoitlerini belirlemek amacıyla yapılmıştır. Çalışmada Agromyzidae türleri, bulaşık bitki örneklerinin laboratuvar koşullarında kültüre alınmasıyla ve survey yapılan alanlarda atrap yardımıyla toplanmış ve Agromyzinae altfamilyasından 3 cinse ait 6 tür; Phytomyzinae altfamilyasından da 6 cinse ait 14 tür olmak üzere toplam 20 tür saptanmıştır. Belirlenen bu türler içerisinde Agromyzinae altfamilyasından Agromyza albipennis Meigen, 1830, Melanagromyza vignalis Spencer, 1959 ve Phytomyzinae altfamilyasından da Liriomyza hieracivora Spencer, 1971, Pseudonapomyza atra (Meigen, 1830), Ps. spicata (Malloch, 1914), Ps. spinosa Spencer, 1973, Phytomyza chelonei Spencer, 1969, türleri yeni kayıt olarak kaydedilmiştir. Ayrıca zararlı türler içerisinde Liriomyza trifolii (Burgess) ve Chromatomyia hordeola (Goureau)'nın yaygın ve önemli türler olduğu belirlenmiştir. Çalışmada 26 adet parazitoit tür saptanmış, bu türlerden Eulophidae (Hymenoptera) familyasından yer alan Diglyphus isaea Walker ve D. minoeus Walker'un yaygın ve yoğun türler olduğu bulunmuştur. Anahtar Kelimeler: Agromyzidae, Parazitoit, Tarım ve Tarım Dışı Alanlar, Şanlıurfa

AgromyzidaeBitki korumaParazitoidler+1
Emine Çıkman
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2001
00
DoctorateOpen AccessTR

Şanlıurfa'da pamuk alanlarında zararlı olan lepidoptera türlerinin saptanması, popülasyon gelişimleri, doğal düşmanları ile dikenlikurt ((earias insulana (boisd. ) lepidoptera: noctuidae))'un biyolojisi ve bitki fenolojisi arasındaki ilişkilerin

ÖZ DOKTORA TEZİ ŞANLIURFA'DA PAMUK ALANLARINDA ZARARLI OLAN LEPIDOPTERA TÜRLERİNİN SAPTANMASI, POPULASYON DEĞİŞİMLERİ, DOĞAL DÜŞMANLARI İLE DİKENLİKURT [(Earias insulana (Boisd.) LEPIDOPTERA: NOCTUIDAEl'UN BİYOLOJİSİ VE BİTKİ FENOLOJİSİ ARASINDAKİ İLİŞKİLERİN BELİRLENMESİ Levent UNLU ÇUKUROVA ÜNİVERSİTESİ FEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ BİTKİ KORUMA ANABİLİM DALI Danışman : Prof. Dr. Serpil KORNOŞOR Yıl 2001, Sayfa: 110 Jüri : Prof. Dr. Serpil KORNOŞOR Prof. Dr. Avni UĞUR Prof.Dr. A.Faruk ÖZGÜR Şanlıurfa ve ilçelerinde 1998-2000 yılları arasında pamukta zarar yapan Lepidoptera takımından sekiz tür tespit edilmiştir. Bu zararlılar; Agrotis spinifera (Hübn.), A. segetum (D.-S.), A. ipsilon Hufn., Spodoptera exigua (Hübn.), S. littoralis (Boisd.), Helicoverpa armigera (Hübn.), Earias insulana (Boisd.) ve Pectinophora gossypiella (Sound) türleridir. Bunlar arasında en önemli türler ise, H. armigera, E. insulana ve P. gossypiella olarak belirlenmiştir. Pamuğun koza ve olgunlaşma döneminde zarar yapan H. armigera, her yıl zarar oluşturmazken, populasyonu 1998 yılında maksimuma ulaşmıştır. E. İnsulana'nın populasyonu, 1999 yılında artarak, olgunlaşma döneminde önemli zarar oluşturmuştur. Pembekurt'a 1998 yılında az sayıda saptanmış, 1999 yılında ise populasyonu artmıştır. Pamuk hasadından sonra toplanan kör kozaların incelenmesiyle, Şanlıurfa ve ilçelerinin Dikenlikurt ve Pembekurt ile bulaşık olduğu saptanmıştır. Harran Ovasından toplanan kör kozaların ortalama bulaşıklık oranı 1998, 1999 ve 2000 yıllarında sırasıyla %13.7, %43.1 ve %26.6; İlçelerde ise, %16.6, %17.7 ve %8.2 olmuştur. E. insulana'nın suni besin üzerinde, dört farklı sıcaklıkta (21, 25, 29 ve 33±1°C), %70±5 orantılı nem ve 16 saat aydınlatmalı iklim odasında biyolojisi incelenmiştir. Zararlının gelişme süresinin 21°C'de en uzun, 29°C'de ise en kısa olduğu bulunmuştur. Anahtar Kelimeler: Earias insulana, Lepidoptera, Pamuk, Harran Ovası, Biyoloji

Earias insulanaFenolojiHarran Ovası+4
Levent Ünlü
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2001
00
DoctorateOpen AccessTR

Çukurova'da mısırkurdu ((Ostrinia nubilalis Hubner (Lepidoptera: Pyralidae))'nun Trichogramma evanescens Westwood (Hymenoptera: Trichogrammatidae) ile parazitlenmesine bazı faktörlerin etkilerinin belirlenmesi

Bu çalışmada mısırın ana zararlılarından Mısırkurdu, Ostrinia nubilalis Hübner (Lepidoptera: Pyralidae)'in yumurta parazüoidi Trichogramma evanescens Westwood (Hymenoptera: Trichogrammatidae)'m laboratuvar koşullarında beş farklı sıcaklık (15, 20, 25, 30 ve 35 °C) ve iki farklı orantılı nem (% 60±5 ve % 80±5)'de toplam gelişme sureleri, dişi ve erkek ömür uzunlukları, yumurtaların kararma sureleri, parazitledikleri yumurta sayılan, çıkış oram, parazitlenen yumurtalardan çıkan birey sayılan, parazitli bir O. nubilalis yumurtasından çıkan birey sayısı ve eşey oranlan belirlenmiş ve parazitoidin ayrı ayrı her sıcaklıktaki yaşam çizelgeleri oluşturulmuştur. Ayrıca, yedi farklı mücadele ilaçlarının parazitoidin ölüm oranı, çıkış oram ve parazitleme oranına etkileri belirlenmiştir. Doğa koşullarında ise parazitoidin doğal parazitleme oram ile salma ve yağmurlama sulama sistemlerinde T. evanescens salındığında parazitoidin parazitleme oram, zararlı populasyonuna ve mısır verimine etkileri araştırılmıştır. Elde edilen verilere göre, T. evanescens'in. sıcaklık ve neme bağlı olarak ergin öncesi toplam gelişme süresi 5.49-37.67, yumurtaların kararma süresi 2.01-12.65, dişi ve erkek ömrünün 1.40-12.60 ve 2.85-10.80 gün, parazitlediği yumurta sayılarının 8.05-38.60 adet, çıkış oranının % 59.76-98.74, parazitlenmiş yumurtalardan çıkan birey sayılan 6.05-93.05 ve bir yumurtadan çıkan birey sayısı 1.10-2.13 adet olarak saptanmıştır. Sıcaklık ve nem denemelerinden elde edilen verilerden hazırlanan yaşam çizelgelerine göre parazitoidin gelişebilmesi için en uygun sıcaklığın 30 °C olduğu saptanmıştır. Bazı tarım ilaçlarının parazitoidin pupa dönemine etkileri incelendiğinde, Bacillus thuringiensis, alpla- cypermethrin ve fenbutation oxide'in zehirli etkisinin olmadığı, cypermethrin'in az zehirli, cyfluthrin'in orta derecede zehirli, lambda+cyhalothrin ve azmphos-methyl'in zehirli olduğu; ergin dönemine ise B. thuringiensis ve fenbutation oxide'in zehirli etkisinin olmadığı, alpna-cypermethrin'in orta derecede zehirli, cyfluthrin, lambda+cyhalothrin, azinphos-methyl ve cypermethrin'in zehirli olduğu saptanmıştır. Doğa çalışmalarında ise, verim ile ilgili tüm parametreler dikkate alındığında, salma sulama uygulanan parsellerde T. evanescens'in parazitleme oranının yağmurlama sulamaya göre daha yüksek (% 81.04-84.31) olduğu ve parazitoid şalımında, salma sulamanın en uygun sulama sistemi olduğu saptanmıştır. Çukurova'da, 1998-2000 yıllarında doğal parazitleme oram ise sırasıyla % 3023, 46.79 ve 48.78 olarak belirlenmiştir. Anahtar kelimeler Trichogramma evanescens, Ostrinia nubilalis, sulama, abiyotik faktörler, pestisit

Mısır kurduOstrinia nubilalisParazitlenme+2
Sevcan Öztemiz
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2001
00
Master'sOpen AccessTR

Agrobacterium tumefaciens aracılığı ile hıyarın (Cucumis sativus L.) genetik transformasyonu ve bitki regenerasyonu

Kotiledon ve hipokotil bitki doku parçalan kullanılarak marker gen olarak kanamisine dayanıklılık (npt II) ve P-glukuronidaz (GUS) genlerini içeren Agrobacterium tumefaciens'm pGA482GG plazmidini taşıyan EHA101 ırkı ile hıyar bitkisine (Cucumis sativus L.) gen transferi yapılmıştır. In vitro koşullarda tohumların çimlendirilmesi ile elde edilen bitkilerin kotiledon ve hipokotil parçaları farklı hormon konsantrasyon ve kombinasyonlarını içeren MS ortamı üzerinde kültüre alınmış ve en uygun sürgün regenerasyon ortamının 2 mg/1 zeatin içeren MS ortamı olduğu belirlenmiştir. Denenen bitki doku parçalarından en fazla bitki regenerasyonu ortadan enine ikiye kesilmiş kotiledon yapraklarının sapa bağlanan kısımlarından elde edilmiştir. Doku parçalan A. tumefaciens ile 2 gün süre ile ko- kültüre alınmıştır. Kanamisinli ortamlarda seçilen bitki doku parçalan histokimyasal GUS+ analizi ile test edilmiş ve dokularda meydana gelen mavi renk değişimleri gözlenmiştir. Transgenik dokulardan regenere olan sürgünler basal MS ortamı üzerinde 3 hafta süre ile kültüre alınarak kök gelişimi teşvik edilmiştir. 10 cm uzunluğa ulaşan ve kök oluşturan bitkiler toprağa aktarılarak bitkilerin doğal koşullara adaptasyonlan sağlanmıştır. Bu bitkilerin normal çiçek ve meyve oluşturduktan gözlenmiştir. Transgenik bitkilerden DNA izolasyonlan yapılmış ve aktarılan npt II ve GUS genlerini belirlemek için PZR analizleri yapılmıştır. Böylece hıyar bitkisine A. tumefaciens aracılığı ile gen transferi için etkili bir protokol oluşturulmuştur. Anahtar Kelimeler ; Agrobacterium tumefaciens, Cucumis sativus, Transgenik Bitki, Bitki Regenerasyonu, Hıyar

Bitki korumaBitki rejenerasyonuCucumis sativus+4
Ela Köse
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2002
00
Master'sOpen AccessTR

Doğu Akdeniz bölgesi plastik domates seralarında gövde nekrozuna neden olan Erwinia chrysanthemi'nin tanısı, ırklarının belirlenmesi ve epidemiyolojisi üzerinde araştırmalar

öz YÜKSEK LİSANS TEZİ DOĞU AKDENİZ BÖLGESİ PLASTİK DOMATES SERALARINDA GÖVDE NEKROZUNA NEDEN OLAN Erwinia chrysanthemi'nin. TANISI, BİOV ARLARININ BELİRLENMESİ VE EPİDEMİ YOLOJİSİ ÜZERİNDE ARAŞTIRMALAR RAZİ YE ÇETİNKAYA YILDIZ ÇUKUROVA ÜNİVERSİTESİ FEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ BİTKİ KORUMA ANABİLİM DALI Danışman: Prof. Dr. Özden ÇINAR Yıl: 2002, Sayfa 6 1 Jüri : Prof. Dr. Özden ÇINAR :Prof.Dr. Zülküf KAYA : Yard. Doç.Dr. Yeşim AYSAN Doğu Akdeniz Bölgesinden 24 adet yumuşak çürüklük Erwinia türü izole edilmiştir. Bu izolalların 17 tanesi Erwinia caratovora subsp. carat ovam ve 7 İanesi Erwinia chrysanthemi olarak tanılanmıştır. E. chrysanthemi izolatlarının biovar 6 olduğu saptanmıştır. Doğu Akdeniz Bölgesinde yaz aylarında patojenin toprakta yaşamını devam ettiremediği ancak bu dönemde bulaşık bitki artıklarında bir sonraki mevsime kadar yaşamını sürdürdüğü saptanmıştır. Turfanda domates üretim mevsimi olan kış ayları boyunca patojen topraktan ve bitki altıklarından izole edilmiştir. Ayrıca bulaşık tohumlarda etmen yaklaşık 11 ay canlılığını korumuştur. Bulaşık tohumlardan gelişen fidelerin kotiledon yapraklarında hastalık simptomlarının belirlenmesi etmenin tohumla taşınabileceğini göstermektedir. Domates tohumlarından E. chrysanthemi 'yi elimine edebilmek amacıyla çeşitli tohum uygulamalarının etkinlikleri test edilmiştir. Uygulamaların etkinliği ve çimlenme yüzdeleri dikkate alındığında E. chrysanthemi' nin neden olduğu gövde nekrozu hastalığına karşı 0.6 M HCl'ya 30 dakika ve %1'lik NaOCI'ya 30 dakika daldırma uygulamalarının başarılı olduğu saptanmıştır. Anahtar Kelimeler: Domates, Erwinia chrysanihemi, biovar, tohum, epidemiyoloji

BiovarlarDomatesEpidemiyoloji+3
Raziye Çetinkaya Yıldız
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2002
00
DoctorateOpen AccessTR

Doğu Akdeniz bölgesi bağ alanlarındaki viroidlerin araştırılması

öz DOKTORA TEZİ DOĞU AKDENİZ BÖLGESİ BAG ALANLARINDAKİ VİROİDLERİN ARAŞTIRILMASI Mona GAZEL ÇUKUROVA ÜNİVERSİTESİ FEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ BİTKİ KORUMA ANABİLİM DALI Danışman : Prof. Dr. Nüket ÖNELGE Yıl : 2002, Sayfa: 90 Jüri : Prof.Dr. Nüket ÖNELGE Prof. Dr. Ahmet ÇINAR Prof. Dr. Kadriye ÇAĞLAYAN Prof. Dr. M. Asil YILMAZ Yrd. Doç. Dr. Gülsen SERTKAYA Bu çalışmada Doğu Akdeniz Bölgesi bağ alanlarında bulunan bağ viroidlerinin biyolojik indeksleme, sPAGE ve RT-PCR yöntemleriyle belirlenmesi ve bağlarda yaygınlık oranlarının saptanmasına yönelik araştırmalar yapılmıştır. Çalışmada 22 farklı varyete ve adı üretici tarafından tanımlanamayan 8 varyeteden alınan 184 bağ örneği sPAGE ile testlenmiş ve bunlardan 62 tanesininin bir veya birden fazla viroid ile bulaşık olduğu, 122 tanesinin ise herhangi bir viroid içermediği belirlenmiştir. Yapılan sPAGE analizlerinde ÇEVd-g, GYSVd-1, GYSVd-2, HSVd-g ve ayrıca tanısı henüz yapılamayan bir viroid saptanmıştır. sPAGE sonuçları RT-PCR ile desteklenmiştir. RT-PCR yöntemiyle çoğaltılan viroidler PCR saflaştırma kiti kullanılarak saflaştırılmıştır. Yörede yaygın olarak kullanılan bağ anaçlarından alınan örneklerin sPAGE ile incelenmesi sonucunda bağ viroidlerinden GYSVd-1, GYSVd-2 ve HSVd-g ile bulaşık oldukları saptanmıştır. Anahtar Kelimeler: Bağ viroidleri, purifîkasyon, CEVd-g, GYSVd-1, GYSVd-2, HSVd-g

Doğu Akdeniz bölgesiSaflaştırmaViroidler+1
Mona Gazel
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2002
00
Master'sOpen AccessTR

Bazı hıyar, domates ve biber çeşitlerinin Meloidogyne javanica Chitwood 1949 IRK-1 ve Meloidogyne incognita Chitwood 1949 IRK-2'ye karşı dayanıklılıklarının araştırılması

Bu çalışmada 28 hıyar, 26 domates ve 16 biber çeşidi Meloidogyne javanica ırk-1 ve M. incognita ırk-2'ye karşı 25±1°C sıcaklık ve %60±10 orantılı nem koşullarında iklim odasında testlenmiştir. Denemeye alınan tüm hıyar çeşitlerinin M. javanica ırk-1 ve M. incognita ırk- 2'ye duyarlı oldukları saptanmıştır. Domates çeşitlerinin tümü M. incognita ırk-2'ye duyarlı iken, 144 RN, Target N Fİ ve 1077 domates çeşitlerinin M. javanica ırk-1' e dayanıklı olduğu ve diğerlerinin ise duyarlı olduğu belirlenmiştir. Bu çeşitlerin M javanica ırk-1 karşı 30±l°C'de de dayanıklı olduğu ortaya çıkarılmıştır. Denemeye alman biber çeşitlerinin tamamının M. javanica ırk-1' e karşı dayanıklı bulunurken, M. incognita ırk-2'ye karşı duyarlı oldukları tespit edilmiştir. Biber çeşitlerinin tümü 30±1°C sıcaklıkta da M. javanica ırk-1 'e karşı dayanıklılıklarım sürdürebilmişlerdir. Anahtar kelimeler: Hıyar, biber, domates, Meloidogyne javanica ırk-1, Meloidogyne incognita ırk-2, dayanıklılık.

BiberBitki korumaDayanıklılık+3
Adem Özarslandan
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2002
00
Master'sOpen AccessTR

Kavunda fusarium solgunluğuna karşı trifluralin ve acetochlor herbisitlerinin kullanılarak dayanıklılığının teşvik edilmesi

Bu çalışmada trifluralin ve acetochlor herbisitlerinin Fusarium oxysporum f.sp. melonis (FOM)'in miseliyal gelişimi ve kavunda Fusarium solgunluk hastalığı üzerine olan etkileri araştırılmıştır. Her iki herbisit de katı ortamda FOM'un miseliyal gelişimini doza bağlı olarak artan oranda inhibe etmiştir. Bununla birlikte trifluralin katı ortamda miseliyal yoğunluğu arttırıcı etkide bulunmuştur, ve buna paralel sıvı ortamda dozla artan oranda miseliyal kuru ağırlığın artışına neden olmuştur. Acetochlor FOM'un koloni gelişimi üzerine trifluralinden daha fazla inhibe edici etki göstermiş ve yine sıvı ortamda doz artışına paralel olarak fungusun miseliyal ağırlığım ters orantılı bir şekilde azaltmıştır. Herbisitlerin solgunluk hastalığına olan etkilerinde ise trifluralin ve acetochlorun uygulama dozlarının yarısı (trifluralin; 96 ul/m2 ve acetochlor; 168 ul/m2) hastalığı azaltmada en etkili olmuşlardır. Trifluralinin 96 ul/m2lik dozu hastalık oluşumunu %62,4 azaltırken, acetochlorun 168 ul/m2 lik dozu %55 oranında azaltmıştır. Bunun yanında herbisitlerin normal uygulama dozları da (192 ul/m2 ve 336 ul/m2) hastalık oluşumunu azaltmış ancak iki katı dozlar (384 ul/m2 ve 672 ul/m2) hastalığı arttırmıştır. Tüm uygulamalardaki bitkilerden elde edilen ekstraktlar kontroldeki lerden elde edilenlere göre fungusun çim borusu gelişimini inhibe etmiş, bu uygulamalarda en güçlü inhibisyonu yine herbisitlerin yarı dozlarının (trifluralin; 96 ul/m2 ve acetochlor; 168 ul/m2) uygulandığı bitki ekstraktları sağlamış daha sonra bunu sırasıyla iki katı (384 ul/m2 ve 672 ul/m2)ve normal uygulama dozları (192 ul/m2 ve 336 ul/m2) takip etmiştir. Anahtar Kelimeler: Kavun, Fusarium solgunluğu, Dayanıklılığın teşviki, Herbisit

Bitki korumaDayanıklılıkFusarium solgunluğu+2
Davut Soner Akgül
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2002
00
DoctorateOpen AccessTR

Süne ((Eurygaster integriceps put. ) (Heteroptera:Scutelleridae))'nin yumurta parazitoidi olan Trissolcus semistriatus nees (Hymenoptera:Scelionidae)'un bazı biyolojik özelliklerinin belirlenmesi, farklı yoğunluklarda doğaya salınması ve etkinlikleri

oz DOKTORA TEZİ SÜNE [(Eurygaster integriceps PUT.) (HETEROPTERA: SCUTELLERİDAE)]'NİN YUMURTA PARAZİTOİTİ OLAN Trissolcus semistriatus NEES (HYMENOPTERA: SCELİONİDAE)'UN BAZI BİYOLOJİK ÖZELLİKLERİNİN BELİRLENMESİ, FARKLI YOĞUNLUKLARDA DOĞAYA SALINMASI VE ETKİNLİKLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ Şener TARLA ÇUKUROVA ÜNİVERSİTESİ FEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ BİTKİ KORUMA ANA BİLİM DALI Danışman : Prof. Dr. Serpil KORNOŞOR Yıl: 2002, Sayfa: 123 Jüri : Prof. Dr. Serpil KORNOŞOR Prof. Dr. Nedim UYGUN Prof. Dr. Avni UĞUR Prof. Dr. Tacettin YAĞBASANLAR Prof. Dr. M. Rifat ULUSOY Trissolcus semistriatus Nees'un farklı beş sıcaklıkta (18, 22, 26, 30 ve 34 °C, 16:8 A:K ve % 65+5 oransal nem) Süne (Eurygaster integriceps Put.) yumurtalarında dişi ve erkek yaşam süresi, ovipozisyon ve postovipozisyon süresi, yumurtaların kararma ve gelişme süreleri, verdiği birey sayısı, çıkış oram, dişi ve erkek sayısı ve cinsiyet oranına olan etkisi belirlenmiştir. Dişilerin farklı sayılarda erkek ile çiftleşmesinin verdiği birey sayısına ve cinsiyet oranına olan etkisi araştırılmıştır. Farklı konukçu {Eurydema ornatum L., Dolycoris baccarum L. ve Holcostethus vernalis Wolff) yumurtalarından elde edilen parazitoitlerin bazı biyolojik özellikleri belirlenmiştir. T. Semistriatus'un dört farklı yoğunlukta (650, 1300, 1950, 2600/dekar) doğaya salınmasıyla salım yapılan ve yapılmayan alanda Süne yumurtalarında parazitlerime ve parazitoit türlerin bulunma oranı karşılaştırılmıştır. Ayrıca, Süne'nin yeşil, açılmış ve parazitienmiş siyah yumurtalarının gözden kaçma oranlan alışılagelmiş tarla yumurta sürveyinde ve biçilmiş buğday bitkileri üzerinde laboratuarda hesaplanmıştır. Dişilerin yaşam süresi, ovipozisyon süresi, yumurtaların kararma süresi ve gelişme süresi sıcaklık artışına bağlı olarak azalmıştır. Araştırmada kaydedilen diğer bazı biyolojik özellikler sıcaklığa bağlı olarak birbirinden farklılık göstermiştir. T. semistriatus için gelişme eşiği ve termal konstant sırasıyla 1 1.79 °C, 138.8 gün-derece olarak doğrusal regresyon eğrisi yardımıyla hesaplanmıştır. Bir dekar buğday tarlasına 1950 adet yoğunlukta T. semistriatus'un. salınmasıyla birinci dölde % 8-16 oranında parazitoit artışı olduğu belirlenmiştir. Parazitli siyah yumurta paketleri yeşil bitki aksamı üzerinde parazitlenmemiş olanlara göre daha kolay görülürler. Böylece, bunun alışılagelmiş tarla yumurta sürveyinde parazitlenmenin yüksek oranda tahmin edilmesine neden olduğu ortaya konulmuştur. Anahtar Kelimeler: Eurygaster integriceps, Trissolcus semistriatus, sıcaklık, parazitoit I

SüneSıcaklıkTrissolcus semistriatus+1
Şener Tarla
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2002
00
Master'sOpen AccessTR

Domateslerde zararlı domates sarı yaprak kıvırcıklık virüsünün (DSYKV) yabancı ot konukçularının saptanması

Domates tarımı yapılan birçok ülkede yaygın olarak görülen ve domatese önemli oranda zarar veren DSVKV, beyaz sinek tarafından taşınmaktadır. Bölgemizde de büyük sorun oluşturan bu virüs, örtü altı ve açık alanda yapılan domates tarımım tehdit edecek boyutlara erişmiştir. Zaraın bu şekilde artış göstermesinde virüse konukçuluk eden yabancı otların payı büyüktür. Bu çalışma virüsün doğal inokulum kaynaklarını oluşturan yabancı otların saptanması için yapılmıştır. Bu amaçla özellikle domates yetiştirilen yerlerin yakın çevresinde bulunan yabancı otlar toplanmış ve test edilmek üzere laboratuvara getirilmiştir. Testleme çalışmaları bitkilerde meydana gelen simptomların gözlenmesi ve virüsün bir bitkiden diğer bir bitkiye taşınmasında vektör beyaz sinek Semisîa tstmci Gerin, kullanılmıştır. Ü8tı,*rs strsmom'umL., Sofmum m'gnmL. ve Urtics ttrensV. DSVKV nün yabancı ot konukçulan olduğu saptanmıştır. Bu yabancı otlardan üriw& urmsL! in DSVKV ne konukçuluk ettiği bu çalışma sonucunda blırlenmiştir. Kültürel önlemlerin virüs hastalıkları mücadelesinde önemli bir yeri vardır. Bu bakımdan patojenin konukçulanmn bilinmesi ve buna göre alınacak önlemler, kuşkusuz bazı hastalıklara daha başlangıç aşamasında müdahale imkanı sağlayacak, etmenin yayılması da bu şekilde önlenebilecektir.

Bitki korumaDatura stramoniumDomates+4
Alaattin Yeşiloğlu
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
1993
00
Master'sOpen AccessTR

Domateste (Lycopersicon esculentum Nill.) protoplasti izolasyonu ve kültürü

39 ÖZET Bütün dünyada olduğu gibi, ülkemizde de önemli kültür bitkileri arasında yer alan domates (Lycopersicon esculentum Mili.) birçok fungal, bakteriyel ve vira! hastalık etmenlerinden önemli ölçüde zarar görmektedir. Hastalık etmenlerine karşı en etkili mücadele yöntemi hastalıklara dayanıklı domates çeşitleri yetiştiriciliğinin yapılmasıdır. Bu özelliklere sahip domates çeşitleri geliştirmek için çeşitli hastalıklara dayanıklılık karakterleri yabani domates çeşitlerinde bulunmasına karşın, kültürü yapılan domates çeşitleri ile yabanileri arasında melezlemeler yapmak klasik melezlemede karşılaşılan sorunlar nedeniyle mümkün olamamaktadır. Son yıllarda bu sorunun somatik hibridizasyon ile çözüm bulacağı ileri sürülmektedir. Ancak bu amaca ulaşmak için aralarında somatik hibridizasyonun yapılması öngörülen her partner için protoplasttan bitkiye geçiş sürecinin deneysel araştırmalarla gerçekleştirilmesi gerekmektedir. Bu amaç doğrultusunda yapılan bu çalışma ile önce Creon domates çeşitinde protoplast izolasyonu ve kültürü çalışmaları yapılmıştır. Bunun için in vitro sürgün ucu kültürü ile modifiye edilmiş MS ortamında geliştirilen 3-4 haftalık domates bitkilerinin tam gelişmiş yaprakları protoplast izolasyonunda kullanılmıştır. Protoplast izolasyonunda iki farklı enzim çözeltisi kullanılmış, en iyi sonucu %0.2 (w/v) Macerozyme R-1 0, %0.6 (w/v) Cellulase Onozuka R-10 ve CPW9M içeren enzim solüsyonunda (DES) elde edilmiştir. 6 mi enzim solüsyonu içerisinde 250-300 mg yaprak olacak şekilde, 14-16 saat 25 rpm'de çalışan çalkalayıcılar üzerinde 28±1°C'de karanlıkta inkübe edilmiştir. 1 gr yapraktan bitkinin fizyolojik durumuna bağlı olarak 6-7X1 06 protoplast izole40 edilmiştir, izole edilen protoplastlar farklı yoğunluklarda katı ve sıvı MS-N ve modifiye edilmiş TM-2 ortamında kültüre alınmışlar ve MS-N ortamında kültüre alınan protoplastlarda bölünme gözlenmemiştir. Sıvı modifiye edilmiş TM-2 ortamında ise protoplastlar bölünme göstermiş fakat mikrokallus oluşumu gözlenmemiştir. En fazla protoplast bölünmesi ve %7.9 kaplama etkiliği ile 1.0X105 protoplast/ml yoğunlukta katı modifiye edilmiş TM-2 ortamında gözlenmiştir. Katı modifiye edilmiş TM-2 ortamında kültüre alınan protoplastlardan gelişen mikrokallusların gelişimini hızlandırmak için sıvı TM-3 ortamında kültüre alınmışlardır. Farklı oranlarda GA3 ve Zeatin içeren TM-4 ortamında kültüre alınan mikrakalluslardan en fazla kallus oluşumu 29.77 mg ile 0.5 mg/l GA3 ve 0.5 mg/l Zeatin içeren kültür ortamında gözlenmiştir. Hiçbir hormon içermeyen TM-4 ortamında çok az kallus gelişimi gözlenmiştir.

Bitki korumaDomates
Mustafa Küsek
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
1994
00
DoctorateOpen AccessTR

Turunçgillerde phytophthora citrophthora (smith ve smith) leonian'nın populasyon dinamiği, kök infeksöyonları ve biyolojik mücadelesi üzerinde çalışmalar

Turunçgillerde gövde zamklanması, kök çürüklüğü ve meyvelerde kahverengi çürüklük oluşturan Phytophthora citrophthora ' nın turunçgil topraklarındaki populasyon dalgalanmalarının, kök infeksiyonlarının ve antagonistlerinin araştırıldığı bu çalışma 1990-1994 yılları arasında yürütülmüştür. Hastalık simptomlarının görüldüğü bahçelerden alınan toprak, kök ve meyve örneklerinden spesifik yöntemlerle ve PARPH selektif ortamı ile yapılan izolasyonlardan 12 P. citrophthora izolatı elde edilmiştir. Bu izolatlarla limon meyvelerinde yapılan patojenite testine göre PA-5 kod nolu izolat en virulent fungus olarak saptanmış ve çalışmalarda bu izolat kullanılmıştır. P. citrophthora ' nın bahçe topraklarındaki populasyon dalgalanmalarını incelemek amacıyla ağaçlarda gövde simptomlarının görüldüğü Büyük Kapılı, Tömük ve Davultepe' de bulunan 3 bulaşık limon bahçesi ve simptomlann görülmediği Kale, Yakapınarı ve Şıhmurat' daki 3 sağlıklı limon bahçesi deneme alanı olarak seçilmiştir. Yıl boyunca yapılan izolasyonlarda, Haziran ayındaki yapılan örneklemelerde tüm bahçe topraklarında etmenin inokulum oranlarının en yüksek değerlere ulaştığı görülmektedir. Haziran ayında, ortalama sıcaklık P. citrophthora ' nın gelişme sıcaklığına çok yakın bir değer olan 24.5° C yi bulurken,örnekleme tarihinde toprağa düşen yağışın 91.40 mm olması fungus için uygun koşullar yaratmıştır. Temmuz ve Ağustos aylarında anan sıcaklık ve iyice azalan yağışla populasyon düşerken, Eylül ve Ekim aylarındaki hava sıcaklığının düşmeye başlamasıyla birlikte inokulum biraz artırmıştır. Kasım ayı ortalarına kadar yağışın çok (218.3 mm) ve toprak sıcaklığının yeterli oluşu inokulum artışını sürdürmüş, ancak inokulumdaki bu artış sıcaklığın düşmesiyle birlikte son bulmuştur. Nitekim Aralık ve Mayıs aylan arasındaki dönemde patojen bu nedenlerden dolayı çok düşük inokulum düzeylerinde saptanmıştır. Bu çalışmada etmenin topraktaki dağılımında iklim faktörlerinin ve özellikle sıcaklığın büyük oranda etkisi olduğu görülmektedir. Ancak suyun primer faktör olduğu kabul edilmektedir. Nitekim bahçelerde gerek yağmur ve gerekse yağmurun olmadığı zaman dilimlerinde, su faktörünün sulama ile karşılanması halinde, bunun sınırlayıcı etkisi kısmen de olsa ortadan kaldınlabilmektedir. îklim kontrollü koşullarda, kaba limon çöğürleriyle yapılan kök inokulasyonlannda 18 SKD+1 uygulaması başanlı olup, % 11 kök çürüklüğü oluşturmuştur. Doğada kök infeksiyonlannı saptamak amacıyla geç sonbahar ve104 ilkbaharda yürütülen çalışmalarda, % kök infeksiyon oranlan Nisan ve Mayıs aylarının yağış ve sıcaklık değerlerinin fungusun gelişmesi için daha uygun olması nedeniyle. Aralık ve Ocak aylarına göre daha yüksek değerlerde saptanmıştır. Kontrollü koşullarda yapılan paralel çalışmada ise etmenin sıcaklık isteği optimuma yakın tutulduğu için bu oranlar genel olarak daha yüksek seyretmiştir. P. cürophthora ' ya antagonistik etki gösterecek izolat elde etmek amacıyla yapılan toprak ve kök izolasyonlarından 9 antagonist fungus, 12 antagonist bakteri izolatı elde edilmiştir. In vitro' da ikili kültür çalışmalarında Penicillium sp. % 39, Aspergillus niger % 39, A. ochraceus % 53.34, Mucor sp. % 64.50, Trichoderma pseudokoningii % 70.54, T. viride % 71.24, T. harzianum % 71.38, T. hamatum % 71.66 oranlarında inhibisyon oluşturmuşlardır. Funguslann gliotoksin-fermentasyon sıvı kültür çalışmasında inhibisyon değerleri % 49.53-78.70 arasında değişmiştir. Bakterilerin in vitro1 da ikili kültürde gösterdikleri inhibisyon değerleri ise % 28.94-51.49 arasında değişmiştir. Bakterilerin agar-halka yönteminde gösterdikleri inhibisyon değerleri ise % 50-100 arasında değişmiştir. PD sıvı kültür çalışmalarında tüm antagonist bakteri izolatlan patojenin lysis olmasına neden olmuşlardır. In vitro çalışmalarda etkili bulunan antagonistlerin kök çürüklüğüne karşı koruyucu etkileri iklim kontrollü koşullarda saksı çalışmalarıyla araştırılmıştır. Patojen ve antagonist bakterilerin saksılara birlikte verildiği Ul uygulamasında koruyucu etkiler % 50-100 arasında değişirken, antagonist uygulandıktan 1 hafta sonra patojenin uygulandığı U2 uygulamasında ise koruyucu etkiler % 63-100 arasında değişmiştir. Antagonist funguslar ise, Ul uygulamasında % 40-100 arasında, U2 uygulamasında ise patojene karşı % 53-100 arasında değişen koruyucu etkiler oluşturmuşlardır. Antagonist izolatların tanı çalışmalarında funguslardan F-2 Penicillium sp., F-7 Aspergillus niger, F-9 Rhizopus sp., F-10 Mucor sp., T-l Trichoderma pseudokoningii, T-2 T. viride, T-3 T. harzianum, T-4 T. hamatum olarak tamlanmıştır. Antagonist bakteri izolatlannın floresan pigment oluşumu, tütünde aşırı duyarlılık, potasyum hidroksit, oksidaz, nişasta hidrolizasyon, levan oluşumu, arginindehidrolaz, patates çürüklük testlerine karşı gösterdikleri reaksiyonlar incelenmiştir. Floresan pigment oluşumuna pozitif reaksiyon veren B-8 ve B-9 nolu izolaûar Pseudomonas cinsine dahil edilmişlerdir.

Bitki korumaBiyolojik mücadeleBiyolojik mücadele+2
Nevin Başpınar
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
1995
00
Master'sOpen AccessTR

Çukurova'da mısır kurdu (Ostrinia nubilalis Hübner, Lepidoptera; Pyralidae)'nun biyolojik mücadelesinde yumurta parazitoidi (Trichogramma evanescens Westwood, Hymenoptera; Trichogrammatidae)'nin kitle salım etkinliği ile doğal parazitleme oranının saptanması

Bu çalışma 1993-1994 yıllarında Çukurova'da mısırda zararlı olan Mısırkurdu {Ostrinia nubilalis Hübner Lepidoptera ; Pyralidae)'nun biyolojik mücadelesinde, yumurta parazitoidi (Trichogramma evanescens Westwood Hymenoptera, Trichogrammatidae)'nin Türkiye'de ilk defa kitle salım etkinliği, yörede parazitoidin yayılış alanı ve populasyon gelişmesini saptamak amacıyla laboratuvar ve doğa çalışmaları olarak yürütülmüştür. Mısırkurdu O. nubilalis, laboratuvar konukçusu E kuehniella Zeller (Lepidoptera ; Pyralidae) ve yumurta parazitoidi T. evanescens 'in sürekli olarak üretimi, 25±1°C sıcaklık ve %65±10 orantılı neme ayarlı iklim odasında yapılmıştır. Ç.Ü.Z.F. Araştırma ve Uygulama Çiftliğinde II. ürün mısırda 1993 yılında O. nubilalis r\n 3. dölünün ovipozisyon başlangıcında bir hafta ara ile iki kez salınan parazitoidin (40 000+40 000 parazitoid/5 da), ortalama %80.93 oranında bir parazitleme sağladığı belirlenmiştir. 1994 yılında, zararlı populasyonunu ekonomik zarar eşiğinin altında tutabilecek en uygun salım sayısını belirlemek amacıyla yapılan parazitoid şahmında, parazitoidin etkinliğinin bir, iki ve üç kez yukarıda belirtilen miktarda, salım yapılan parsellerde sırasıyla; %48.68, %71.49 ve %81.29 oranında olduğu bulunmuştur. Çukurova'da 1993-1994 yıllarında, T. evanescens doğada ortalama %52.66 ve %16.16 oranında parazitleme sağlamıştır. Adana, Balcalı'da, Bitki Koruma Bölümü Araştırma Arazisinde 1993 ve 1994 yıllarında, T. evanescens %81.25 ve % 56.66 oranında doğal parazitleme sağlamıştı. Her iki yılda da artan konukçu populasyonuna bağlı olarak parazitoidin populasyonunun da arttığı ve dolayısıyla parazitleme oranında artış olduğu belirlenmiştir.

Bitki korumaBiyolojik mücadeleBiyolojik mücadele+2
Sevcan Coşkuntuncel
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
1995
10
Master'sOpen AccessTR

Doğu Akdeniz Bölgesindeki altıntop çeşitlerinde impietratura ve stubbom hastalıklarının yaygınlık durumu

57 ÖZET Bu çalışmada, Doğu Akdeniz bölgesindeki altıntoplarda stubborn hastalıklarının teşhisi için en. uygun zaman olan Ekim-Kasım ayları içerisinde hastalıkların yaygınlık durumunu belirlemek amacıyla bir sörvey yapılmıştır. Yapılan sörvey çalışması sonucunda altıntop ağaçları stubborn ve impietratura hastalıkları ile görsel olarak değerlendirilmiştir. Bu değerlendirmeye göre altıntop ağaçları stubborn hastalığı ile infektelenme oranına göre sağlıklı ağaçlar %37, hastalıklı ağaçlar %22 ve şüpheli olan ağaçlar ise %41" lik bir oranla 3 grup altında toplanmıştır. Ayrıca stubborn hastalığının 20 yaş üzerindeki ağaçlarda görsel olarak teşhisi oldukça güç olmuştur, 5-15 yaş arasında tipik hastalık simptom tablolarını gösteren ağaçları teşhis etmek oldukça kolay olmuştur. Aynı zamanda bu 3 gruptan seçilen 5'er aday ağaç biyolojik indeksleme, kültüre alma ve ELISA test yöntemleri ile de testlenmiştir. Alınan sonuçlar, hastalıklı olarak nitelendirdiğimiz ağaçlar biyolojik indeksleme ve kültüre alma çalışmalarında pozitif sonuç verirken, ELISA testinde negatif sonuç vermiştir. Görsel olarak şüpheli ve sağlıklı ağaçlar olarak nitelendirdiğimiz diğer gruplar ise biyolojik indeksleme, kültüre alma ve ELISA testinde negatif sonuç vermiştir. Bölgemizdeki hızla yetiştiriciliği yapılan özellikle 5-15 yaş grubunun büyük bir çoğunluğu renkli altıntoplar olan çeşitlerde ortaya koyulan hastalık simptomları yapraklarda yukarı doğru kaşıklaşma, küçülme, fazla sürgün oluşumu, zamansız çiçeklenme, her büyüklükteki meyvenin bir arada oluşumu, oluşan en büyük58 meyvenin normal bir meyveden daha küçük olduğu, orta ekseni bozuk olmasından dolayı, şekli bozuk meyvelerin oluşması ve infekteli ağaçların normal ağaçlardan bodur kalması olup bölgemizde Vaşington navellerdeki aynı hastalığın oluşturduğu simptomlar ile abortif tohum oluşumu, meyvede pâlamutlaşma ve yapraklarda görülen çinko noksanlığına benzer lekeler gibi yönlerden farklılık oluşturmaktadır. Impietratura hastalığı için yapılan sörvey çalışmasında hastalığı simptomolojik olarak teşhis etmek oldukça kolay olmuştur. Çalışmanın sonucuna göre hastalığa en duyarlı çeşit Marsh seedless olup bölgemizde %23' lük bir infektelenme oranına sahiptir. Bunu %1.88 ile Red blush ve %0.39 ile de Star ruby izlemektedir. Aynı zamanda hastalığın teşhisi belirlenen aday ağaçlar üzerinde biyolojik indeksleme ile desteklenmiştir.

Bitki hastalıklarıBitki korumaDoğu Akdeniz bölgesi+1
Banu Ertuğrul
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
1995
00
Master'sOpen AccessTR

Şanlıurfa İlinin noctuidae (lepidoptera) türlerinin saptanması ve sistematik özellikleri

84 ÖZET Bu çalışmada GAP'ta önemli bir yere sahip olan Şanlıurfa ilinin Noctuidae (Lepidoptera) faunası incelenmiştir. Bu amaçla 1994-1995 yılları arasında örnekler toplanmıştır. Örneklerin toplanmasında ışık tuzakları kullanılmıştır. Bunlar Şanlıurfa (Merkez), Birecik, Bozova ve Koruklu'ya kurulmuştur. Haftada iki kez örnekler toplanmış ve incelenmiştir. Bu yerler dışında Akçakale, Suruç ve Yardımcı'da da kısa süreli ışık tuzakları kurulmuş ve örnekler toplanmıştır. Toplanan örnekler laboratuvarda tanı için hazır duruma getirilmiş ve tür teşhisleri yapılmıştır. Çalışma sonucunda Şanlıurfa'da Noctuidae familyasından 12 altfamilyaya bağlı 40 cinse ait 47 tür tespit edilmiştir. Noctuinae altfamilyasından dokuz tür, Hadeninae altfamilyasından yedi tür, Acronictinae altfamilyasından iki tür, Cuculliinae altfamilyasından üç tür, Amphipyrinae altfamilyasından dokuz tür, Heliothinae altfamilyasından üç tür, Acontiinae altfamilyasından bir tür, Chloephorinae altfamilyasından bir tür, Plusiinae altfamilyasından beş tür, Catocalinae altfamilyasından iki tür, Ophiderinae altfamilyasından dört tür ve Hypeninae altfamilyasından bir tür bulunmuştur. Türlerin sinonimleri, tanınmaları, yayılışları, konukçu bitkileri, toplandığı yer ve tarihleri ile toplam örnek sayısı hakkında bilgi verilmiştir

Bitki korumaNoctuidaeŞanlıurfa
Levent Ünlü
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
1996
00
DoctorateOpen AccessTR

Hıyar mozaik virüsü (CMV)'nün kavun (CMV-K), domates (CMV-D), biber (CMV-B) izolatlarının biyolojik, serolojik, moleküler yöntemlerle karakterizasyonu ve satellit-RNA'lerin virüs üzerindeki etkisi

Hıyar Mozaik Virüsü (CMV) Bromoviridae familyası içerisinde Cucumoviruscinsinin en önemli üyelerinden birisidir ve IA, IB ve II olarak üç alt grup içerisindeçok çeşitli ırklara sahiptir. CMV konukçu dizisi geniş bir virüs olup 85 familyaiçerisinde 1000'den fazla bitkiyi enfekte edebilmektedir. Ayrıca CMV satellit-RNA'ler için yardımcı virüs olarak rol almaktadır.Araştırma Adana, Mersin, Hatay ve Şanlıurfa illerinde üretimi yapılan kavun,domates ve biberlerde zararlı CMV izolatlarının tanımlanmaları, sınıflandırılmaları,çoğalttıkları satellit-RNA'lerin büyüklerini ve satellit-RNA'ların virüs üzerindekietkisini araştırmak amacıyla yapılmıştır.Yapılan surveylerle toplanan örnekler ELISA ile testlenmiş ve CMV ileenfekteli oldukları belirlenen kavun, domates ve biber bitkilerinden alınan örneklermekanik inokulasyon yöntemi ile test bitkileri dahil olmak üzere kavun, domates,biber bitkilerine de aşılanmıştır. CMV izolatları enfekteli bitkilerden arılaştırılarakvirionların elektrik ortamındaki hareket hızları kontrol edilmiştir. İzolatların RNA-1,RNA-2, kılıf proteini ve 2a proteinini kodlayan genleri üzerinde bazı bölgeler RT-PCR ile çoğaltılmıştır. PCR ürünleri RFLP çalışmasında MluI, Eco RI, Hind III, BamHI ve Msp I endonükleaz restriksiyon enzimleri ile kesilmiş ve agaroz jeldegörüntülenmiştir. Sonuçlar CMV-K, CMV-D ve CMV-B izolatlarının alt grup IA' yaait olduğunu, üç izolatında 700 bp satellit-RNA'ni çoğalttıkları, CMV-K' nın zayıfırk olduğunu ve bu ırkta simptomun satellit-RNA'den kaynaklanabileceğini, CMV-K' nın çapraz koruma (cross-protection)'da kontrol ajanı olarak kullanılabileceğiniortaya koymuştur.Anahtar kelimeler: CMV, RT-PCR, RFLP, Alt grup, Satellit-RNAI

DomatesHıyar mozaik virüsüKavun
Behçet Kemal Çağlar
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2006
00
Master'sOpen AccessTR

Adana ve Mersin illerinde domates lekeli solgunluk virüsü (tomato spotted wilt virus, TSWV)'nin değişik yöntemlerle saptanması

Bu çalışma, Adana ve Mersin illerinde yetiştirilen domates ve biberlerdezararlı Domates Lekeli Solgunluk Virüsü (Tomato Spotted Wilt Virus, TSWV)'ninsaflaştırılması, biyolojik, serolojik ve moleküler yöntemler kullanılarak tanısınınyapılması amacıyla 2005-2006 yılları arasında yürütülmüştür.Araziden toplanan virüslü olduğundan şüphelenilen bitkiler, öncelikle ELISAyöntemi ile testlenmiş ve hastalık oranı % 45.4 olarak hesaplanmıştır. TSWV ileinfekteli olan örnekler kodlanarak, mekanik inokulasyon çalışmalarındakullanılmıştır.E8, D2, M5 kodlu izolatlar ile aşılı bitkilerde 5-15 gün içerisinde simptomgözlenmiş, bununla birlikte T1 izolatı ise, 30-60 gün gibi bir sürede simptom çıkışınaneden olmuştur.SDS-PAGE'de virüse ait bir protein band gözlenmiş ve molekül ağırlığı 27kDa olarak saptanmıştır.TSWV, santrifüjleme yöntemi kullanılarak yarı saflaştırılmış, PEG çöktürmeve kolon kromotogrofisi yöntemleri başarılı olmamıştır.TSWV virionları saflaştırılmış ve SDS-PAGE'de dört band, agarose jelelektroforez'de ise tek band gözlenmiştir.TSWV ile infekteli test bitkilerinden total RNA ekstraksiyonu yapılmış vebunlar RT-PCR yönteminde kullanılmıştır. PCR ürünleri agarose jel elektroforez iletest edilmiş ve beklenen band büyüklükleri gözlenmiştir.Anahtar kelimeler: TSWV, ELISA, Survey, Mekanik İnokulasyon, RT-PCR

Bitki virüsleriDomatesDomates lekeli solgunluk virüsü+1
Bilge Küçük
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2006
00
Master'sOpen AccessTR

Seyhan ve Yüreğir havzasında bitki koruma yöntemlerinin uygulamadaki sorunları üzerine bir araştırma

ÖZYÜKSEK LİSANS TEZİSEYHAN VE YÜREĞİR HAVZASINDABİTKİ KORUMA YÖNTEMLERİNİN UYGULAMADAKİSORUNLARI ÜZERİNE BİR ARAŞTIRMAADI SOYADIMurat EMELİÇUKUROVA ÜNİVERSİTESİFEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜBİTKİ KORUMA ANABİLİM DALIDanışman: Prof. Dr. M.Rifat ULUSOYYıl: 2006, Sayfa : 112Jüri : Prof. Dr. M.Rifat ULUSOYProf. Dr.Adnan GÜMÜŞDoç. Dr. Serdar SATARBu çalışma, Seyhan ve Yüreğir Havzasında karşılaşılan bitki korumayöntemlerinin uygulamadaki sorunlarının belirlenmesi amacıyla ele alınmıştır. Buamaçla 2005 yılında çalışma alanında 50 adet zirai ilaç bayi, 112 adet üretici ve 48adet teknik eleman ile anket çalışması yapılmıştır.Elde edilen sonuçlara göre üreticilerin çok azı bitki koruma konularındakitavsiyeleri ilgili teknik elemanlardan alırken, üreticilerin çoğunluğunun etikettebelirtilen doz oranından fazla ilaç kullandıkları, boş ilaç ve gübre atıklarını imhaetmedikleri, ilaçlamadan sonra gereken bekleme süresine uymadan mahsulünü hasatettikleri ve ilaç uygulamaları sırasında herhangi bir koruyucu önlem almadıklarıortaya çıkmıştır. Çiftçiler bitki koruma sorunlarının çözümünde genellikle kimyasalsavaş yöntemini tercih etmekte olup, bilinçsiz pestisit uygulamaları beraberindeinsan ve çevre sağlığı açısından birçok olumsuzlukları gündeme getirmektedir.Çalışmada elde edilen sonuçların insan ve çevre açısından oluşturabileceğiolumsuzluklar ve çözüm önerileri tartışılmıştır.Anahtar Kelimeler: Bitki Koruma Sorunları, Seyhan-Yüreğir, AdanaI

Murat Emeli
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2006
00
Master'sOpen AccessTR

Organik madde ve bazalt tüfü kullanımının biberde kök ve kök boğazı yanıklığı (Phytophthora capsici Leon. ) üzerine etkisinin belirlenmesi

ÖZYÜKSEK L SANS TEZORGAN K MADDE VE BAZALT TÜFÜ KULLANIMININ B BERDE KÖKVE KÖK BOĞAZI YANIKLIĞI (PHYTOPHTHORA CAPSICI LEON)ÜZER NE ETK S N N BEL RLENMESFAT H ÖLMEZÇUKUROVA ÜN VERS TESFEN B L MLER ENST TÜSÜB TK KORUMA ANA B L M DALIDanışman : Prof. Dr. Mehmet B Ç CYıl : 2006-27 SayfaJüri : Prof. Dr. Ali ERKILIÇProf. Dr. Abuzer SAĞIRBu çalışma biberde Phytophthora capsici Leon. tarafından neden olunanKök Boğazı Yanıklığı hastalığına, organik madde ve bazalt tüfünün hastalık çıkışoranına etkisini bulmak amacıyla yapılmıştır. Çalışma Diyarbakır Zirai MücadeleAraştırma Enstitüsü deneme alanında ve serasında saksı denemeleri şeklindeyürütülmüştür. Denemede organik maddenin %1 ve %4, bazalt tüfünün %0, %6,%12, %18 seviyelerinin hastalık çıkış oranına etkileri patojenle inokule edilmiş veinokule edilmemiş saksılarda araştırılmıştır. nokulasyon ilk denemede dikim öncesi,ikinci denemede çiçeklenme dönemlerinde verilmiştir. Saksı toprağı ilk dememedesaksı başına 25 g ikinci denemede 12,5 g inokulum ile bulaştırılmıştır.Deneme sonucunda bazalt ve organik maddenin hastalık oluşumunaistatistiki olarak önemli etkilerinin olmadığı belirlenmiştir. Hastalığının oluşumunatoprağın yapısından daha çok topraktaki inokulum miktarı ve bitkinin bu patojenyoğunluğuna maruz kaldığı fenolojik dönemin etkili olduğu görülmüştür.Anahtar Kelimeler: Biber, Phytophthora capsici, Bazalt tüfü, Organik Madde.

Fatih Ölmez
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2006
00
Master'sOpen AccessTR

Çukurova Deltası?nda böceklerin sürdürülebilir alan kullanımında biyolojik gösterge olarak değerlendirilme olanakları

ÖZDOKTORA TEZIÇUKUROVA DELTASI'NDA BÖCEKLERIN SÜRDÜRÜLEBILIR ALANKULLANIMINDA BIYOLOJIK GÖSTERGE OLARAK DEGERLENDIRILMEOLANAKLARIGökhan AYDINÇUKUROVA ÜNIVERSITESIFEN BILIMLERI ENSTITÜSÜBITKI KORUMA ANABILIM DALIDanisman: Doç. Dr. Cengiz KAZAKYil: 2006, Sayfa: 269Jüri: Doç. Dr. Cengiz KAZAK: Prof. Dr. Nedim UYGUN: Prof. Dr. Ismail KARACA: Prof. Dr. Neset KILINÇER: Prof. Dr. M. Rifat ULUSOYBu çalisma böceklerin habitat tanimlamasina, çevresel etkilere ve farkli insanaktivitelerine bagli olarak biyolojik gösterge kullanimi olanaklarini belirlemek amaci ile2003 ve 2004 yillari arasinda Çukurova Deltasi'nda yürütülmüstür. Bu amaçla, ÇukurovaDeltasi'nda bulunan kumul (Km) , tuzlu bataklik (TB) ve tuzlu çayirlik (TÇ), çam (Pinus sp.)ormani (Or), okaliptus (Eucalyptus sp.) ile agaçlandirilmis alan (A), sulak alan (S) ve kiyi(Ky) alan biyotoplari belirlenmistir. Her biyotop altinda az, yogun ve çok yogun olmak üzere3 farkli insan aktivite düzeyinin oldugu habitatlar seçilmis ve örnekleme yöntemlerihabitatlarin özeliklerine göre uygulanmistir. Çukur tuzak, süpürme, atrap, isik tuzagiyöntemlerinden 2 yil süresince toplam 709 türe ait 86958 birey örneklenmistir. Böcektürlerinin habitat tanimlamasinda kullanimi için biyolojik gösterge analizi yapilmistir. Bunagöre; Platycnemis dealbata , Trithemis arterosia , Ischnura elegans enberi, Lestes barbarus,Trithemis annulata ve Orthetrum sabina böcek türleri sulak alan, Megacephala euphraticaeuphratica tuzlu bataklik, Siagona europaea, Scarites planus, S. subcylindricus, Acinopusmegacephalus ve Idaea aversata tuzlu çayirlik, Pimelia bajula solieri, okaliptus ileagaçlandirilmis alan, Zophosis dilatata kumul alan ve Lophyridia concolor kiyi alanbiyotoplarina gösterge olarak kullanilma sanslari istatistiki açidan önemli bulunan türlerolarak belirlenmislerdir. ?Generalized linear model? kullanilarak yapilan binomial (ortamdabulunma-bulunmama) ve guassian (populasyon yogunluklari arasindaki farkliliklar)analizleri ile böcek türlerinin insan aktivitelerine gösterge olarak kullanilabilirlikleridegerlendirilmistir. Buna göre; Coleoptera takimina ait 20, Hymenoptera takimina ait 1,Lepidoptera takimina ait 5 ve Odonata takimina ait 4 tür, büyükbas ve küçükbas hayvanlarinotlatilmasi (Km, TB, TÇ, A), tarim alanlari (TB, TÇ, S), turizm (Or, A, Ky), çöplük (TÇ),bitki kesimi ve yakimi (Km) gibi insan aktivitelerine gösterge olarak kullanilma sanslariistatistiki açidan önemli bulunan türler olarak belirlenmislerdir.Anahtar Kelimeler: Biyolojik çesit lilik, biyolojik gösterge, Çukurova Deltasi, insanaktiviteleri.I

Gökhan Aydın
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2006
00
DoctorateOpen AccessTR

Somaklonal varyasyondan yararlanarak in vitro seleksiyonla buğday (Triticum aestivum L.)'da başak yanıklığına (Fusarium spp.) dayanıklı bitki elde edilmesi

Yapılan bu çalışma ile Çukurova Bölgesinde F.graminearum ve F.culmorum'un varlığınımikolojik ve moleküler yöntemlerle belirlemek ve bölgemizde yetiştirilen Adana 99, Seri 82, ve Genç99 buğday (Triticum aestivum L.) çeşitlerinin embriyogenik kallusları kullanılarak, in vitro seleksiyonile Buğday Başak Yanıklığı Hastalığı'na karşı dayanıklı bitkiler elde etme olanakları araştırılmıştır.Survey çalışmaları sonucunda bölgemizde yetiştirilen buğday çeşitlerinde Buğday BaşakYanıklığı Hastalığı'na neden olan F.graminearum ve F. culmorum`un varlığı belirlenmiş ve bölgedeF.graminieaum izolatlarının buğday ekim alanlarında daha yaygın olduğu gözlenmiştir.In vitro seleksiyonda kullanılan buğday çeşitlerinin olgunlaşmamış embriyoları veolgunlaşmamış buğday taneleri ile olgun embriyolar, embriyogenik kallus elde etmek amacıyla 2,4-Diçeren MS ortamı üzerinde kültüre alınmıştır. Yapılan gözlemler sonucunda kallus oluşum oranlarıolgunlaşmamış embriyolarda % 45-92, olgunlaşmamış tanelerde kallus oluşumu % 0-21, olgunembriyolarda ise bu oran %57-70 arasında değişim göstermiştir. In vitro seleksiyonda embriyogenikkalluslar farklı konsantrasyonlarda Fusarium kültür filtratı ve fusarik asit içeren ortamlar üzerinde 4hafta süre ile kültüre alınmış ve seleksiyon için en uygun kültür filtratı konsantrasyonun %30, fusarikasit konsantrasyonunun 0,30 mM olduğu tespit edilmiştir. In vitro'da dört ay boyunca %30 kültürfiltratı ve 0,30 mM fusarik asit içeren ortamlar üzerinde gelişim gösteren kalluslardan bitkiregenerasyonu gerçekleştirilmiş, fakat tohum elde edilememiştir.Seleksiyon sonucu kalluslardan regenere olan bitkilerin genetik farklılıklarını belirlemek içinRAPD-PCR (6 primer) moleküler analizi yapılmıştır. Kullanılan 6 primerden 3 tanesinde PCR ürünüelde edilmiş, fakat polimorfizm gözlenememiştir.F.graminearum ve F.culmorum izolatlarının genetikyakınlıkları RAPD-PCR ile belirlenmiştir. Kulanılan 10 primerden OPU-17, F.culmorum izolatlarıyla,OPU-19 ve OPU-17 primerleri F.graminearum izolatlarıyla yapılan RAPD analizi sonucundaamplifikasyon gerçekleşmemiştir. F.culmorum ile primerlerin RAPD-PCR ile amplifikasyonsonucunda 27 band da, F.graminearum ile primerlerin amplifikasyonu sonucunda elde edilen 9 bandda polimorfizm gözlenmiştir.Anahtar Kelimeler: Buğday Başak Yanıklığı, Fusarium spp. In vitro seleksiyon, kültür filtratı,fusarik asit, RAPD-PCRI

Şerife Evrim Arıcı
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2006
00
DoctorateOpen AccessTR

Avcı böcek Chilocorus nigritus (Fabricius) (Coleoptera:Coccinellidae)'un bazı biyolojik ve ekolojik özellikleri ile doğaya adaptasyonu üzerinde araştırmalar

ÖZDOKTORA TEZİAVCI BÖCEK Chilocorus nigritus (FABRICIUS) (COLEOPTERA:COCCINELLIDAE)'UN BAZI BİYOLOJİK VE EKOLOJİK ÖZELLİKLERİİLE DOĞAYA ADAPTASYONU ÜZERİNDE ARAŞTIRMALARDerya ŞENALÇUKUROVA ÜNİVERSİTESİFEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜBİTKİ KORUMA ANABİLİM DALIDanışman: Prof. Dr. Nedim UYGUNYıl:2006, Sayfa: 127Jüri : Prof. Dr. Nedim UYGUN: Prof. Dr. İsmail KARACA: Prof. Dr. M. Rifat ULUSOY: Prof. Dr. Neşet KILINÇER: Doç. Dr. Cengiz KAZAKAonidiella aurantii (Maskell) (Homoptera: Diaspididae) turunçgillerin en önemlizararlılarından biridir. Bu zararlının Doğu Akdeniz Bölgesi'nde parazitoit ve predatörleriolmasına rağmen, bunlar zararlıyı baskı altına almada yeterli değildirler. Bu nedenle diğerbazı ülkelerde zararlıyı baskı altına aldığı belirtilen avcı böcek Chilocorus nigritus(Fabricius) (Coleoptera: Coccinellidae) Kalifornia'dan Türkiye'ye getirtilmiş ve buçalışmada bu predatörün bilinmeyen bazı biyo-ekolojik özellikleri ile doğaya adaptasyonuaraştırılmıştır.C. nigritus'un 18, 22, 26, 30 ve 34 ˚C sabit ve 20-32 ˚C değişken sıcaklıkta biyolojisiincelenmiş ve artan sıcaklıkla birlikte ergin öncesi gelişme dönemlerinde kısalma olduğusaptanmıştır. Avcının 18 ˚C'de ergin öncesi dönemlerini tamamlayamadığı, gelişmesinitamamlayabildiği sıcaklıklarda ise en yüksek ölümün 34 ˚C'de (% 87.07) ortaya çıktığıbelirlenmiştir. Farklı nem düzeylerinde (% 40, 60 ve 80) yapılan çalışmalar sonucunda iseavcının düşük nem düzeylerinde ergin öncesi dönemlerini daha kısa sürede tamamladığı veen fazla ölümün % 80 nem düzeyinde % 69.64 oranında olduğu saptanmıştır. A. aurantii veAspidiotus nerii (Bouché) (Homoptera: Diaspididae) ile beslenen bireylerde gelişme sürelerisırasıyla 27.36 ve 27.37 gün olarak belirlenirken, A. aurantii üzerinde beslenen C.nigritus'un ergin ömrünün daha kısa ve bıraktıkları yumurta miktarlarının ise A. nerii'yeoranla daha az olduğu ortaya çıkartılmıştır. A. nerii ile beslenen C. nigritus'da 26 ve 30˚C'lerde R0 130.31 ve 82.12; rm 0.66 ve 0.70; T ise 74.01 ve 63.25 gün olarak belirlenmiştir.Avcının % 40 nem düzeyinde R0 , rm ve T değerleri sırasıyla 179.59, 0.079 ve 65.62 günolarak hesaplanmıştır. A. aurantii ile beslenen bireylerde ise bu değerler 48.50, 0.056 ve69.31 olarak belirlenmiştir.C. nigritus'un doğaya adaptasyonunu belirlemek amacıyla, A. aurantii ve P. pergandiiile bulaşık turunçgil bahçelerine avcının ergin ve yumurta dönemleri salınmış ve ayrıca yarıdoğal koşullarda hazırlanan kafesler içerisinde A. aurantii ve A. nerii üzerine salımlaryapılarak avcı takip edilmiştir. Yapılan salım çalışmaları sonucunda C. nigritus'un bölgedekışı geçiremediği ve yerleşemediği tespit edilmiştir.Anahtar kelimeler: Chilocorus nigritus, biyoloji, yaşam çizelgesi, besin değişimi,doğaya adaptasyonI

Derya Şenal
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2006
00
Master'sOpen AccessTR

Begonyada (Begoniae sp. ) bakteriyel leke ve yanıklığa neden olan Xanthomonas axonopodis (syn:campestris) pv. begoniae'nın karakterizasyonu ve farklı begonya çeşitlerinin hastalığa dayanıklılığı

ÖZYÜKSEK LİSANS TEZİBEGONYADA (Begoniae sp.) BAKTERİYEL LEKE VE YANIKLIĞANEDEN OLAN Xanthomonas axonopodis (syn:campestris) pv. begoniae'NINKARAKTERİZASYONU VE FARKLI BEGONYA ÇEŞİTLERİNİNHASTALIĞA DAYANIKLILIĞIHatice ÖRNEKÇUKUROVA ÜNİVERSİTESİFEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜBİTKİ KORUMA ANABİLİM DALIDanışman: Doç. Dr. Yeşim AYSANYıl:2006, Sayfa:66Juri : Prof. Dr. Özden ÇINARJuri : Prof. Dr. Sevil ALTANAdana, Manisa ve İstanbul illerinde üretilen Begonia x tuberhybrida'nın (yumrulubegonya) yapraklarında düzensiz lekeler, kağıt gibi incelmeler ve genel bir yanıklık;gövde kısmında ise hafif bir yumuşama, renk değişimi ve bakteriyel akıntısaptanmıştır. Hasta begonya bitkilerinin yaprak ve gövdelerinden YDC ve King Bbesi yerlerinde izolasyonlarda sarı renkte ve mukoid gelişen 17 adet bakteri izolatıelde edilmiştir. Patojenite çalışmalarında, tüm izolatlar yumrulu begonyayapraklarına püskürtme inokulasyonla bulaştırıldığında 7-10 gün içinde yapraklardahastalık belirtileri gözlenmiştir. Klasik bakteriyolojik teknikler, indirect-ELISA testive tüm hücre yağ asit metil ester analizlerine (FAME) dayanan Mikrobiyal TanıSistemine göre patojen bakteri Xanthomonas axonopodis pv. begoniae olaraktanılanmıştır.Etmenin yumrulu, rizomlu ve lifli köklü begonyalara ait 14 farklı çeşidinin veçilek begonyasının bu hastalığa reaksiyonları da araştırılmıştır. Bu etmenin yaprakenfeksiyonlarına karşı Begonia carollina ve Begonia masoniana dayanıklı olarakbulunmuştur.Anahtar kelimeler: begonya, bakteri, ELISA, hastalık dayanıklılığıI

Hatice Örnek
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2006
00
Master'sOpen AccessTR

Karaağaç yaprak böceği [Pyrrhalta luteola müller (Coleoptera: Chrysomelidae)]'nin laboratuvarda bazı biyolojik özelliklerinin belirlenmesi ve Balcalı (Adana)'da popülasyon takibi

Bu çalışmada Karaağaç yaprak böceği, Pyrrhalta luteola'nın Ulmus minorüzerinde laboratuvar koşullarında [18, 22, 26, 30, 34+1 ºC sıcaklık, %65+5 orantılınem ve 16:8 (L:D) aydınlatma] gelişme süresi, 26+1 ºC sıcaklık, %65+5 orantılı nemve 16:8 (L:D) aydınlatma koşullarında besin tüketimi ile Balcalı (Adana)'dapopülasyon takibi yapılmıştır. Bu çalışma 2004-2005 yıllarında yürütülmüştür.Laboratuvar koşullarında P. luteola'nın yumurta açılma süresi yukardakisıcaklarda sırasıyla 14.0, 9.6, 6.0, 5.0, 4.0 gün olarak tespit edilmiş olup, 34+1 ºC'deyumurta açılımı gerçekleşmemiştir. Ergin öncesi gelişme süresi 26, 28 ve 30+1ºCsıcaklıklarda sırasıyla 27.7, 25.5 ve 24.0 gün olarak bulunmuştur. Zararlının erginöncesi gelişme süresi en kısa 24.0 gün ile 30+1 ºC'de gerçekleşmiştir. Zararlı, 18 ve22+1 ºC'de ergin döneme ulaşamadığından ergin öncesi gelişme süresisaptanamamıştır. Ayrıca, 34+1 ºC'de yumurta açılımı gerçekleşmediğinden erginöncesi gelişme süresi belirlenememiştir. Dişi bireylerin yaşam süresi söz konususıcaklıklarda sırasıyla 30.0, 58.2, 39.7 gün, erkek bireylerin yaşam süresi ise 30.0,27.0, 19.7 gün olmuştur. Dişi bireylerin yumurta verimi en düşük 112.6 ile 26, enyüksek 190.3 ile 28 ºC'de gözlenmiştir. P. luteola dişi bireyleri toplam yaşamsüreleri boyunca 1.63, erkek bireyleri ise 0.73 cm2 besin tüketmişlerdir.P. luteola canlı birey (larva+ergin) popülasyonu, Balcalı (Adana)'da doğakoşullarında en yüksek noktaya 03.05.2004 tarihinde 2.11 larva+ergin/sürgün ileulaşmıştır.Anahtar Kelimeler: Pyrrhalta luteola, karaağaç, gelişme süresi, besin tüketimi,popülasyon takibi.

Yaşar Mutlu Türkmen
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2006
00
Master'sOpen AccessTR

Bazı buğday (Triticum aestivum L.) çeşitlerinde meristematik doku parçaları kullanarak etkin bitki regenerasyon sisteminin kurulması

ÖZYÜKSEK LİSANS TEZİBAZI BUĞDAY (Triticum aestivum L.) ÇEŞİTLERİNDEMERİSTEMATİK DOKU PARÇALARI KULLANARAK ETKİNBİTKİ REGENERASYON SİSTEMİNİN KURULMASISacide SEYRANİÇUKUROVA ÜNİVERSİTESİFEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜBİTKİ KORUMA ANABİLİM DALIDanışman : Prof. Dr. N.Kemal KOÇYıl : 2006, Sayfa: 50Üye : Prof. Dr. N.Kemal KOÇ: Prof. Dr. Ali ERKILIÇ: Yrd. Doç. Dr. Sema DÜZENLİÜç değişik buğday genotipine ait (Triticum aestivum L.) olgun buğdayembriyolarının in vitro koşullarda çimlendirilmesi ile elde edilen bitkilerden alınanmeristematik doku parçaları (mezokotil) direk regenerasyonla bitkiler elde etmek içinfarklı hormon kombinasyon ve konsantrasyonları içeren MS ortamı üzerinde kültürealınmış ve en uygun ortamın 2,4-D, NAA ve Dicamba'nın 2.0 mg/l konsantrasyonuBAP'ın ise 1.0 mg/l'deki konsantrasyonunu içeren MS ortamı olduğu belirlenmiştir.Olgun embriyodan embriyogenik kalluslar elde edip embriyogenesisi teşvik ederekbitkiler elde etmek için ise iki farklı ortam denenmiştir. Bunlardan birincisindesadece 2,4-D'nin değişik konsantrasyonlarını içeren MS ortamı, ikincisinde ise 2,4-D+ Dicamba içeren MS ortamı kullanılmıştır. Her ikisinde de kallus oluşumu için enuygun ortamın 2.0 mg/l 2,4-D içeren MS ortamı olduğu saptanmıştır. Kalluslardanbitki regenerasyonunun sağlanmasında ise Glycine (1.0, 2.0, 3.0, 4.0 mg/l), BAP (1.0mg/l), Kinetin (1.0 mg/l) ve IAA (0.1, 1.0 mg/l) içeren ortamlar denenmiş vebunlardan en uygun regenerasyon ortamının 0.1 mg/l IAA ve 1.0 mg/l BAP içerenMS ortamının olduğu belirlenmiştir. Regenerasyonda kullanılan Glycine'nin 1.0, 2.0,3.0 mg/l konsantrasyonlarından en iyi sonuç 1.0 mg/l Glycine konsantrasyonundagerçekleşmiştir. Regenere olan bitkiler hormonsuz MS ortamı üzerinde kök oluşumuaçısından en iyi sonucu vermiştir. Bu bitkiler daha sonra sera koşullarında toprağaaktarılmış ve alınan sonuçlarla etkin bitki regenerasyon sisteminin kurulması içinuygun bir protokol oluşturulmuştur.Anahtar Kelimeler : Triticum aestivum, Mezokotil, Olgun Embriyo, Kallus, BitkiRegenerasyonu.I

Sacide Seyrani
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2006
00