
375
Archived Theses
7
DOIs Assigned
2%
DOI Rate
Archived Theses
1828?1829 Osmanlı-Rus Savaşında Doğu Anadolu
Çalışmamızda, 1828?1829 Osmanlı-Rus savaşı sırasında doğu cephesinde yapılan savaşlar ve savaşa son veren Edirne Antlaşması ele alınmıştır.Rusya, devlet haline geldikten sonra, sürekli yayılmacı bir siyaset takip etmiştir. Bu genişleme siyasetinin ana hedeflerinden biri de Kafkasya olmuştur. Kafkasya'nın önemini bilen ve sıcak denizler inmeyi kendilerine ülkü edinen Ruslar, tarihin hiçbir döneminde bu bölgeden ellerini çekmemişlerdir.Rusya, 1828 yılında bu amaçla yeniden harekete geçmiş ve bir takım bahanelerle Osmanlı Devletine savaş ilan etmiştir. Rusya, iyi eğitilmiş ama az sayıdaki askeriyle kısa zamanda Osmanlı topraklarında ilerleyerek; Anapa, Kars, Ahılkelek, Kertvis, Ahıska, Poti, Özürketi, Açkor ve Bayezid gibi irili ufaklı birçok kaleyi ele geçirmişti. Kış mevsiminin yaklaşması ve veba salgını gibi sebeplerle savaşa ara verilmiş, 1828 yılı harekâtı, Osmanlı Devleti'nin ağır yenilgisiyle sonuçlanmıştır.Kaybettiği yerleri geri almak ve Rusları Türk topraklarından çıkarmak amacıyla 1829 baharında yeniden harekete geçen Osmanlı Devleti, gerek ordudaki eksikler gerekse Ermeni halkın ihanetleri sebebiyle başarı sayılabilecek bir gelişme kaydedememişti. Ruslar hızla ilerleyerek Erzurum ve Bayburd'u da işgal etmiş ve Trabzon'a kadar yaklaşmışlardı.14 Eylül 1829 tarihinde Edirne Antlaşması ile son bulan savaş, Osmanlı Devleti için tam bir yenilgiyle sonuçlanmıştı. Edirne Antlaşması, Osmanlı Devleti'ni büyük miktarda tazminat ödemeye zorlamış, toprak kaybetmesine sebep olmuştu. Osmanlı Devleti, çok büyük öneme sahip Anapa, Ahıska, Ahılkelek ve Poti kalelerini kaybetmiş, diğer işgal altındaki yerler ise Ruslar tarafından boşaltılmıştır. Ruslar giderlerken 100.000 kadar Ermeni'yi yanlarında götürerek, İran ve Osmanlı Devleti arasındaki bölgeye yerleştirmişlerdi.Anahtar Kelimeler : Edirne Antlaşması, Ermeniler, Kafkasya, 1828-1829 Osmanlı-Rus Savaşı
Balkan muhacirlerinin yaşadığı sorunlar (1912-1914)
Göç, insanların hayatlarının bir kısmını veya hepsini geçirmek üzere bir yerden başka bir yere yapılan yer değiştirme olayıdır. Ancak bu yer değiştirme olayı bazen insanların kendi iradeleriyle gerçekleşirken, bazen de güdümlü yani zorlamaya dayalı olarak gerçekleşmiştir. Bu nedenle göç meselesi, toplumları etkileyen önemli sosyal olgulardan birisi olmuştur.Türkiye'ye gelen göçlerin çoğu zorlamaya dayalı olarak gerçekleşmiştir. 1806-1812 yılları arasında 200.000'e yakın, 1856-1865 yılları arasında 2.000.000'dan fazla, 1877-1878 yılları arasında 1.253.500 civarı, 1912-1914 yılları arasında100.000'den fazla Müslüman göçmen, vatanlarını terk ederek Türk topraklarına yerleşmek zorunda kalmıştır. Osmanlı Devleti Balkan Savaşlarını kaybedip çekilince, buralardaki yerli ahâli, Bulgar, Yunan ve Sırpların zulmüne uğramıştır. Yaklaşık beş yüz yıl Müslümanlarla birlikte barış ve huzur içinde yaşayan bu gayr-i müslim unsurlar, düşmanca bir tavır içerisine girerek Türklerin bulunduğu şehir, kasaba ve köylere baskınlar düzenlemişlerdir. Hıristiyan müttefiklerin hepsi köy ve kasabalarda yaşayan Müslümanlara karşı kapsamlı bir kıyıma girişmişlerdir. Zor durumda kalan Müslüman ahâli önce Edirne'ye, oradan İstanbul'a daha sonra diğer Anadolu şehirlerine (Bursa, İzmir, İzmit, Edremit, Bandırma, Balıkesir, Ankara, Konya, Antalya, Adana, Eskişehir?) göç etmişlerdir.İstanbul'a ve Anadolu'nun diğer şehirlerine gelen ve sayıları yüz binleri bulan muhacirler, göç sırasında açlık, sefalet ve salgın hastalıklarla mücadele etmek zorunda kalmışlardır. Göçmenlerin sorunları geldikleri yeni yerleşim bölgelerinde de devam etmiştir. Bu sorunlar daha çok yerleşim, hastalık, yerli halk ile uyum ve eğitim gibi hayatî öncelikli konulardan oluşmuştur. Bu sorunlar karşısında Osmanlı Devleti ve dönemin sivil toplum kuruluşları ilgisiz kalmamışlardır. İskân-ı Muhâcirîn Komisyonu kurulmuş, Hilâl-i Ahmer Cemiyeti de evsiz ve yurtsuz kalmış Rumeli'den gelen bu insanlara çok büyük yardımlarda bulunmuştur.Balkan Savaşı muhacirlerinin sorunları ve bu sorunlara karşı devletin bulduğu çözüm yolları, ileride meydana gelebilecek olan göçlerin anlaşılmasında ve çözüme kavuşmasında önemli ipuçları verecektir.
Hüdavendigâr eyaleti Burusa sancağı Domaniç kazası 1261 (1845) tarih ve 7712,7714,7719,7725,7731,7732 numaralı temettu'ât defterleri transkripsiyonu
Osmanlı Devleti, hüküm sürdüğü dönemde ki diğer devletlerde olduğu gibi, büyük ölçüde giderlerini halktan topladığı vergilerle gidermeye çalışan bir devletti. Osmanlı Devleti, vergi sisteminde Tanzimat Dönemi'ne kadar tam bir usül yoktu. Tanzimat'tan sonra Osmanlı Devleti'nin vergi sisteminde köklü değişiklikler yapıldı. Bu döneme kadar alınan bazı vergiler kaldırılarak tüm halkın gelirine göre ve eşitlik esasına dayanan temettu' vergisi konulmuştur. Devletin, halktan aldığı bu temettu' vergilerinin kaydedildiği defterlere de Temettu`ât Defterleri denilmiştir.Tanzimat'tan sonraki dönem hakkında özellikle, 19. yüzyıl Osmanlı Devleti sosyal ve ekonomik yapısı hakkında önemli bilgiler veren Temettu`at Defterleri günümüzde Başbakanlık Osmanlı Arşivinde bulunmaktadır. 1988'de tasnif çalışmaları tamamlanan Temettu`at Defterleri araştırmacıların hizmetine sunulmuştur. Bu defterlerde tahriri yapılan yerleşim birimlerindeki nüfus, vergisi alınan ve alınmayan toprak, yetiştirilen ürünler, hayvanlar, ailelerin gelirleri, kira gelirleri, meslek ve sanat gelirleri kaydedilmektedir. Temettu`at Defterlerinde dönemin nüfus yoğunluğu, bölgenin arazi, iktisadi, ticari durumu ve zirai durumu, her türlü gelirleri, hayvan geliri ve dağılımı, ailelerin gelir ve refah seviyesi hakkında bilgiler bulunmaktadır. Bu defterlerdeki bilgiler ışığında, Osmanlı Devleti'nin toplumsal, iktisadi ve sosyal yapısı hakkında bilgi edinmek mümkündür.Yüksek Lisans tez çalışması olan bu Temettu`at Defterlerinden Burusa Sancağına tabi` Domaniç Kazası'na bağlı aşağıdaki köylerin Temettu`at Defterlerinin transkripsiyonu ve değerlendirilmesi yapılmıştır.ML. VRD. TMT. 7712 Bulamur KöyüML. VRD. TMT. 7714 Çok KöyML. VRD. TMT. 7719 Berçin KöyüML. VRD. TMT. 7725 Domür KöyüML. VRD. TMT. 7731 Durabeğ KöyüML. VRD. TMT. 7732 Ilıcasu Köyü
Hüdavendigâr Eyaleti Kütahya Sancağı etrafşehir nahiyelerinin 1261 (1845) tarih ve 8610,8611,8612,8613,8614,8615 numaralı temettu'ât defterleri transkripsiyon ve değerlendirmesi
Osmanlı Devleti'nde Tanzimatın ilanından sonra maliye alanında bazı yeni düzenlemeler yapılmıştır. Osmanlı sınırları içinde yaşayan halkın gelirlerine göre tek bir vergi alınması için yeni kanunlar düzenlenmiştir. Düzenlenen yeni kanuna Temettuât vergisi adı verilmiştir. Bu herkesin gelirlerine göre vergi alınması usulü Tanzimat Fermânı'ndaki eşitlik ilkesine dayanarak uygulamaya konulmuştur. Yapılan sayımlar sonucu Temettuât Defterleri oluşmuştur. Başbakanlık Osmanlı Arşivinde kayıtlı bulunan Temettuât Defterleri ait oldukları yerleşim birimlerinin hazırlandığı döneme ait sosyal ve ekonomik yapıları hakkında önemli bilgiler sunmaktadır. Toplumun en küçük sosyal birimi olan aile düzeyinde bilgi vermektedir. Aile düzeyindeki bilgilerden hareketle mahalle köy ve tüm yerleşim birimleri hakkında sosyal ve iktisadi bilgilere ulaşmamız mümkündür.Temettüat Defterleri vergi mükellefinin adını, mesleğini, lakabını, görünüşünü, mükellefin vergiye esas olan gelir kaynaklarını, kaynağın yıllık gelirini, gelire göre alınacak vergiyi ayrıca bunlardan fazla olarak varsa ziraat dışı gelir kaynaklarını ve bu kaynaklardan alınacak vergiyi kaydetmektedir. Halkın refah seviyesi, ekilip-biçilen ürün çeşitleri, bölgenin iklimi, hayvancılığı, ticarî durumu, yerleşim şekilleri, dönemin nüfus yapısı ve nüfusun hareketliliği vb. bilgileri bu defterlerde açıkça görebilmemiz mümkündür. Bütün bunlar tek tek yazıldıktan sonra vergi mükellefi olan aile reislerinin de isimlerinin altında yıllık ödeyecekleri temettu` vergisi gösterilmiştir.Yüksek Lisans tez çalışması olan bu Temettu'ât Defterlerinden Kütahya Sancağı'na tabi, Etrafşehir nahiyelerine bağlı aşağıdaki köylerin Temettu'ât Defterlerinin transkripsiyonu ve değerlendirilmesi yapılmıştır:ML. VRD. TMT. d.8610 Kızılcaviran KöyüML. VRD. TMT. d.6811 Çiftlik-i Candıraş KöyüML. VRD. TMT. d.8612 Keriz KöyüML. VRD. TMT. d.8613 Sofu Mâviranhisar KöyüML. VRD. TMT. d.8614 Demircivîran KöyüML. VRD. TMT. d.8615 Zağra KöyüTezimizin ana kaynağı olan köylere ait temettuât defterlerinin değerlendirmesinde bilgiler konularına göre tasnif edilmiş ve tablo ve grafiklerle gösterilerek incelemiş sunulmuştur.
45 numaralı tapu tahrir defterine göre Simav nahiyesi
Bu çalışmanın temel kaynağını oluşturan Tahrir Defterleri, Osmanlı Devleti'nin sosyal, ekonomik ve beşeri durumu hakkında bilgiler vermektedir. Çalışmamızda, II. Bayezid döneminde yapılmış ve bölgeyle alakalı ilk tahrir defteri olan 45 numaralı Tahrir Defteri ışığında Simav Nahiyesi'nin coğrafi, tarihi, idari, nüfus ve iktisadi durumu hakkında tespitler yapılmıştır.Bölge tarih öncesi dönemlerden beri yerleşim yeri olmuş daha sonra Anadolu'nun Türkleşmesiyle bölgede Selçuklu hâkimiyeti başlamıştır. Bu tarihten sonra Simav, Germiyanoğulları'nın ve daha sonra da Osmanlı Devleti'nin kontrolüne geçmiştir.Simav Nahiyesi, çalışmayı kapsayan dönemde 71 köye ve 14 mezra'aya taksim edilmişti, ayrıca Simav Nahiyesi'nin merkezi ise idari bakımdan 3 mahalleden meydana gelmekteydi.Simav Nahiyesi'nde nüfus yaklaşık olarak 9299 kişidir. Nahiyede hububat üretimine önem verilmekte, bunun yanında sebze ve meyve de yetiştirilmekteydi. İktisadi bakımdan Simav Nahiyesi'nde zirai üretime ek olarak küçükbaş hayvan yetiştiriciliği ve arıcılık da yapılmaktaydı.Bölge ile alakalı ilk tahrir defteri olan 45 numaralı tahrir defteri ışığında yapmış olduğumuz bu çalışma, bölgenin diğer tahrirlerinde ne derece gelişmiş olduğunu göstermesi bakımından önem arz etmektedir.Anahtar Kelimeler: Nahiye, Nüfus, Osmanlı Devleti, Simav, Tahrir Defteri.
Cumhuriyet Halk Partisi'nin 7. 8. ve 9. genel kurultayları
Kurultaylar, siyasi partilerin yeniden yapılanmasını sağlayan önemli kararların alındığı kurumlardır. Kurultaylarda alınan kararlar doğrultusunda partilerin siyasi hayatlarında çizeceği yollar belirlenmektedir. Kurultaylara etki eden ve kurultayların etki ettiği olayların, siyasi partilerin üzerinde nasıl bir role sahip bulunduğu araştırma konusunu oluşturmaktadır.Seçim yenilgilerinin, düşünce ayrılıklarının, kişisel siyasi hesapların, parti içi çekişmelerin, parti içi kurumların kaldırılması ve yerlerine yenilerinin kurulmasının, program ve prensip üzerinde yapılan tartışmaların, bir partinin siyasi hayatına yön verme hususunda nasıl bir etki yarattığı araştırılan unsurların başında gelmektedir.Bu araştırmanın amacı; Cumhuriyet Halk Partisi'nin Yedinci, Sekizinci ve Dokuzuncu Genel Kurultaylarına ait ulusal gazetelerde yer bulan haberlerin ve yukarıda bahsi geçen unsurların yarattığı etkilerin yol göstermesi ile Türkiye'nin ilgili dönemdeki siyasi portresini çizebilmek ve çizilen portreyi doğru ve tarafsız bir şekilde yansıtabilmektir.Bu amacı gerçekleştirmek için, ulusal gazeteler tarafsız bir şekilde ele alınarak incelemeye tabi tutulmuştur.Anahtar Kelimeler: CHP, Kurultay, Program, Tüzük.
Kütahya'da yaşayan gayrimüslimlerin sosyo-ekonomik yapıları (1900-1924)
Osmanlı Devleti XX. yüzyıla son yüzyılı olarak girdiğinde devlet artık yok olmanın eşiğine gelmişti. Avrupalı devletlerin baskıları neticesinde Osmanlı Devleti, bünyesinde yüzyıllardır barındırdığı ve her zaman için adaletli davrandığı gayrimüslim unsurlar açısından çeşitli sorunlarla boğuşmaktaydı. Islahat Fermanı ile gelen her anlamda eşitlik prensibinin bir sonucu olarak zaten ekonomik anlamda durumları Müslümanlardan daha iyi olan gayrimüslimler, reformların da etkisiyle XX. yüzyılda Türklerden bir adım daha önde yollarına devam etmişlerdir. Araştırmamızda, bu unsurların Kütahya'da XX. yüzyıl başlarından Lozan Antlaşması'na kadar geçen süre içerisinde sosyal ve ekonomik durumları ortaya konulmaya çalışılmıştır. Araştırmamızın esas bölümünü oluşturan XX. yüzyılda Kütahya'da yaşayan gayrimüslim unsurlar, Osmanlı Devleti'ndeki duruma paralel olarak refah içerisinde yaşamlarını sürdürmekteydiler. I.Dünya Savaşı'nın getirdiği karışık ortamda dahi Kütahya'da yaşayan gayrimüslimler tehcire tabii tutulmamışlardır. Bu durum onların devletle ve Türklerle olan ilişkilerinde eski iyi ilişkilerini devam ettiğinin göstergesiydi. Fakat Lozan Antlaşması sırasında kabul edilen nüfus mübadelesi gereğince ülke genelinde yaşayan Rum tebaanın Yunanistan'a gönderilmesi neticesinde Kütahya'da her ne kadar iyi ilişkiler söz konusu olmuşsa da burada yaşayan Rumların ayrı tutulması düşünülemezdi. Lozan sonrası Kütahya'da gayrimüslimlerin boşalttığı alanları Türkler doldurmuştur.
Osmanlının yıkılış sürecinde gayrimüslimler
Tarihte kurulan onaltı Türk devletinden biri olan Osmanlı Devleti 11,4 km2'lik bir alana yayılmış farklı etnik grupları yönetimi altında barındırarak varlığını yüzyıllarca sürdürmeyi başarmıştır.Osmanlı Devleti bu farklı etnik grupları kurduğu sistemde uzunca bir süre birlikte sorunsuz yaşatmayı başarmıştı. İnanç temeliyle sistemlendirilen bu yapı toplumu Müslim ve gayrimüslim olarak iki ana gruba ayırmıştı. Ancak gruplaşma İslam'ın bir gereği olarak çatışmaya dönüşmemiş onun emri ile inançlara saygılı şekilde kendini belli etmişti.Ne var ki bu yapıda zaman içinde devletin diğer kurumlarına paralel olarak aksaklıklar görülmeye başlandı. Devlet adamları mevcut problemleri ortadan kaldıracak çalışmaları başlatırken millet sistemi de buna bağlı olarak değişim geçirmiştir.Bu çalışma ile Osmanlı Devleti'nin yıkılma sürecinde, hükmettiği topluluklardan Müslüman olmayanların bu süreçten ne derece etkilendiklerini ortaya koymak amaçlanmıştır.Anahtar Kelimeler : Gayrimüslim, Hıristiyan, Meşrutiyet, Osmanlı, Yahudi.
H.1287 (M.1870) ? H.1297 (M.1880) yılları arasında Hüdavendiğâr vilayeti salnamelerinde Kütahya sancağı
İlkçağlardan beri insanlığın ve medeniyetlerin beşiği olan Anadolu'nun ortasında yer alan Kütahya, pek çok devletin eline geçmiş, nihayetinde de Osmanlılar'ın yönetiminde kalmıştır. Şehir, Osmanlı Devleti'nin son dönemine kadar önemini korumuştur.Salnameler, bir bölgenin idarî, askerî, iktisadî, eğitim, nüfus vs. konuları içerisine alan geniş icmallerdir. Araştırmamız, H.1287(1870)?H.1297(1880) tarihleri arasındaki Hüdavendigâr Vilayeti Salnameleri'nde Kütahya Sancağı'nın idari, iktisadi, demografik, askeri, sosyal ve kültürel durumunu kapsamaktadır. Derin bir bilgi deposu olan bu salnamelerde her çeşit bilgiye rastlanmaktadır. Tanzimat sonrası idari alanda yapılan değişikliklerin taşradaki yansımalarını, sancak veya kaza bünyesinde bulunan bütün görevlileri, kurulan yeni daireleri ve bu dairelerin üyelerini burada görmek mümkündür. Ayrıca askerî personelin sayısı, zabitanın ismi, rütbeleri burada belirtilmiştir. Diğer bir husus da sancağın nüfus ve gelir durumu ile ilgili verilen ayrıntılı ve doyurucu bilgilerdir.Tanzimat'ın uygulanması ve taşradaki değişimleriyle birlikte neticelerini gösteren en güçlü karine salnamelerdir. Dolayısıyla ileride salnamelere dayalı olarak yapılacak olan araştırmaların sayısı arttıkça, kıymetleri daha da iyi anlaşılacak ve bölgesel tarihçiliğin gelişmesine katkıda bulunacaktır.Anahtar Sözcükler; Kütahya, Sancak, Salname.
Domaniç Nefs-i Bozyalak, Karaköy, Saruhanlar, Sarıot köylerinin sosyal ve iktisadi yapısı (1844-1845)
Osmanlı İmparatorluğu'nda Tanzimat'ın ilanından sonra maliye alanında yeni düzenlemeler yapılmış, herkesin ticari gelirine göre tek bir vergi alınması için yeni kanunlar çıkarılmıştır. Halkın vergiye esas alınacak mal, emlak ve kazancının tespiti için yapılan yazımlar sonucu hazırlanan Temettu'at defterleri Başbakanlık Osmanlı arşivinde kayıtlı bulunmaktadır. Temettu'at defterleri, ait oldukları yerleşim birimlerinin sosyal ekonomik yapıları hakkında önemli bilgiler vermektedir. Osmanlı Devleti'nin vergi kaynaklarını ve mükelleflerini tespit amacıyla, taşrada titizlikle uygulanmış olan temettu'at sayımları, 19.yüzyıl Osmanlı Devleti'nin sosyal ve ekonomik yapısı ile ilgili bize ayrıntılı malzemeler sunmaktadır.Bu çalışma 07739, 07737, 07724, 07734 numaralı Temettu'at defterlerine göre Domaniç Nefs-i Bozyalak, Karaköy, Saruhanlar ve Sarıot köylerinin 1844-1845 yılındaki sosyal, kültürel ve iktisadi durumunu incelemeyi hedeflemektedir. Bu çalışma, giriş ve iki bölümden meydana gelmektedir. Giriş bölümünde Domaniç ilçesinin tarihi hakkında, birinci bölümde ise Tanzimat sonrası idari ve mali reformlar hakkında malûmat vererek , Osmanlı Devleti'nin vergi düzeni ve tahrirlerin yapılışı konularına değinildi. Bu tahrirler içinde yer alan Temettu'at tahrirleri ve kayıtların tutulduğu Temettu'at defterleri üzerinde duruldu. Yine bu bölümün sonunda çalışmanın temel kaynağı durumundaki Başbakanlık Osmanlı Arşivleri Daire Başkanlığı'ndan fotokopi yolu ile elde edilen 1844-1845 yılında Domaniç Nefs-i Bozyalak, Karaköy, Saruhanlar, Sarıot köylerindeki ikamet eden Müslümanların emlak, arazi ve gelirlerini içeren 07739, 07737, 07724, 07734 numaralı Temettu'at defterleri hakkında bilgi verildi.İknci bölümde Domaniç Nefs-i Bozyalak, Karaköy, Saruhanlar, Sarıot köylerinin 1844-1845 yılındaki durumu incelendi. Bu inceleme sosyo kültürel hayat, ziraat ve hayvancılık diye üç ana başlıkta toplandı. Bu başlıklar altındaki konular da ayrıntılar ile değerlendirildi. Ele aldığımız dönem sınırları içinde, Nefs-i Bozyalak, Karaköy, Saruhanlar, Sarıot'un idari ve sosyal yapısına, nüfusuna, meslek grupları konularına yer verildi. İdari ve sosyal yapıyı değerlendirmekle, sonraki bölümlerdeki iktisadi yapıya temel hazırlandı. İktisadi faaliyetlerin başında yer alan tarım ve hayvancılık konularına değinildi. Öncelikle tarım yapılan toprak miktarı, ziraati yapılan ürünler tablo ve grafikler yardımıyla ele alındı. Ardından hayvancılık faaliyetlerini türüne göre sınıflandırarak ele aldık. Vergi çeşitleri ve vergi dağılımları da açıklanmıştır. Sonuç kısmında çalışmayla ilgili kısa bir değerlendirme yapıldı.Anahtar Kelimeler: Domaniç Bozyalak, Karaköy, Sarıot, Saruhanlar, Temettuat Defterleri.