Çanakkale Onsekiz Mart University
Discipline

Toprak Anabilim Dalı

Çanakkale Onsekiz Mart University

76

Archived Theses

0

DOIs Assigned

0%

DOI Rate

Discipline

50 Theses
Master'sOpen AccessTR

Farklı kalsiyum kaynak ve dozları ile farklı azot kaynaklarının domatesin verimi ve çiçek burnu çürüklüğü üzerine etkisi ile ilgili bir araştırma

ÖZ Deneme, bir sanayi domates çeşidi olan Rio Grande tohumlarının farklı kalsiyum karbonat dozları uygulanmış ortamda fide gelişimini ve yetiştirilen bu fidelere uygulanan farklı azot kaynaklarının domates bitkisi üzerine olan bazı etkilerini incelemek amacı ile kurulmuştur. Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi Bayramiç Meslek Yüksekokulu deneme ve uygulama alanlarında bulunan plastik örtülü ısıtmasız serada 02 Mart 2004 ile 29 Temmuz 2004 tarihleri arasında yürütülen bu denemede, tohum ekim ortamına 4 farklı kalsiyum karbonat dozu (0, 50, 100 ve 150 kg/da CaCO3) uygulanarak yetiştirilen domates fidelerinin ekimden çıkışa gecen süre, çıkış süresi, çıkış yüzdesi, yaprak sayısı, gövde boyu, gövde ağırlığı, kök ağırlığı ve gövde çapı parametreleri saptanmıştır. Aynı şekilde yetiştirilen fidelere 3 farklı azot kaynağı (kalsiyum nitrat, amonyum nitrat ve kalsiyum amonyum nitrat) uygulanmasının domates bitkisinin kök ağırlığı, verim, meyve boyu, meyve çapı, meyve kuru madde oram ve ÇBÇ (Çiçek burnu çürüğü) görülen meyve sayısı üzerine etkileri incelenmiştir. îki aşamalı olarak yürütülen bu çalışmada, 16 deneme parseli (4 kalsiyum karbonat x 4 tekerrür)'nden oluşan ilk aşamada her parsele 20 tohum olmak üzere toplam 320 adet tohum ekilmiştir. Fidelerden elde edilen parametrelerin genelinde 100 kg/da CaCO3 uygulamasının olumlu sonuçlar verdiği ve 150 kg/da CaCO3 uygulamasının olumsuz etkileri olduğu saptanmıştır. 48 deneme parseli (4 kalsiyum karbonat uygulamasından gelen bitki x 3 azot kaynağı x 4 tekerrür) 'nden oluşan ikinci aşamada her parsele bir fide olmak üzere toplam 48 adet fide dikilmiştir. Elde edilen parametrelerden meyve çapı, meyve kuru madde oranı ve bitki kök ağırlığı 100 kg/da CaCO3 dozu uygulanmış ortamda yetişen fidelere ve aynı zamanda ÇBÇ görülen meyve sayısı üzerine 50 kg/da CaCO3 dozu uygulanmış ortamda yetişen fidelere uygulanan kalsiyum amonyum nitrat kaynaklı azot uygulamasının en iyi sonuçlan verdiği saptanmıştır. Anahtar kelimeler: Domates, kalsiyum karbonat, azot

Ali Sungur
Çanakkale Onsekiz Mart University · Institute of Graduate Studies in Science
2005
00
Master'sOpen AccessTR

Çanakkale ili Umurbey Ovası topraklarının detaylı toprak etüt haritalanması ve arazi değerlendirmesi

Bu çalışmada Çanakkale Umurbey Ovası topraklarının detaylı toprak etütharitalanması ve arazi değerlendirilmesi yapılmıştır. Çalışma alanı olarakÇanakkale'ye yaklaşık 15 km mesafedeki Umurbey ovası seçilmiştir. Çalışma alanıyaklaşık 1700 hektardır. Toprak etüt ve haritalama metodolojisine uygun olarak önbüro, arazi, laboratuar ve ikinci büro çalışmaları yapılmıştır. Çalışmada altlıkkartoğrafik materyal olarak 1/25000 ölçekli topoğrafik haritalar ve 1/35000 ve1/10000 ölçekli siyah-beyaz hava fotoğrafları coğrafi bilgi sistemleri ve uzaktanalgılama yazılımları yardımıyla işlenmiş ve haritaların üretilmesinde kullanılmıştır.Açılan toprak profillerinden alınan örneklerde yapılan analizler ve morfolojik,kartoğrafik işlemler ile 17 adet toprak serisi tanımlanmıştır. Bu toprak serilerine aitfazlar belirlenmiş ve toprak haritası oluşturulmuştur.

Toprak bilgi sistemiToprak dağılımıToprak genesisi+2
Yusuf Yiğini
Çanakkale Onsekiz Mart University · Institute of Graduate Studies in Science
2006
00
Master'sOpen AccessTR

Zeytin katı atığı (pirina)'nın toprak kalitesi üzerine etkileri ve tarımda toprak düzenleyici olarak kullanım olanakları

Bu çalışmada pirina doğrudan ham olarak ve kompost yapılarak topraklara farklı dozlarda karıştırılmış ve bitki yetiştirme ortamı olarak kullanılabilirliği belirlenmiştir. Zeytin katı atığı ve kompostunun farklı toprak tekstürlerinde toprağın hacim ağırlığına, porozitesine, toprak su tutma karakteristiklerine, su iletkenliği gibi fiziksel özelliklerine etkisi belirlenmiştir. Ayrıca bitki yetiştirme ortamı olarak kullanılabilirliği değerlendirilmiş ve test amacı ile domates bitkisi denenmiştir. Deneme sonunda, pirina ve pirina kompostunun bitki ve bitki kök gelişimi üzerine, ayrıca bitki yetiştirilen toprakların bazı fiziksel ve kimyasal özellikleri üzerine etkisi belirlenmiştir.

Dilek Killi
Çanakkale Onsekiz Mart University · Institute of Graduate Studies in Science
2008
00
Master'sOpen AccessTR

Zeytin katı atığının fasulye ve ayçiçeği bitkilerinin gelişimi üzerine etkilerinin saptanması

Zeytinyağı üretimi sonrasında açığa çıkan atıklar, dünyada bu üretimi yapan ülkelerde başta İspanya olmak üzere İtalya, Yunanistan, Tunus ve Türkiye gibi Akdeniz ülkelerinde, yüzyıllardan beri önemli bir kirlilik kaynağı olmuştur. Bu atıkların depolama sorunlarının yanında çevresel etkileri son yıllarda ön plana çıkarak, arıtımı ve farklı alanlarda kullanımı için yapılan çalışmalar giderek artmıştır. Farklı zeytinyağı üretim proseslerine bağlı olarak açığa çıkan ve prosese bağlı içerik bakımından farklılık gösteren katı atık ülkemizde ?Pirina? olarak adlandırılmaktadır.Bu çalışmada iki safhalı santrifüj metodu kullanılarak elde edilen zeytin katı atığı kullanılmıştır. Organik madde içeriği yüksek olan pirina bitkilerin ihtiyaç duyduğu birçok element bakımından zengindir. Açığa çıkan bu atığın organik madde olarak toprağa karıştırılması suretiyle ayçiçeği ve fasulye bitkisi gelişimi üzerine etkileri araştırılmıştır.Çalışma saksı denemesi olup, tesadüf parselleri deneme desenine göre dört tekerrürlü olarak yürütülmüştür. Pirina ağırlıkça dört farklı oranda (%0, %3, %5, %7) killi tın tekstüre sahip olan toprağa karıştırılmıştır. Daha sonra ayçiçeği (Syngenta Sanay çeşidi) ve fasulye (Asgrow çeşidi) tohumları ekilerek gelişimleri izlenmiştir. Fasulye için 30, ayçiçeği için ise 45 günlük gelişim süreci sonunda bitki boyu, yaprak sayısı, gövde kalınlığı, bitki yaş ağırlığı, bitki kuru ağırlığı ve klorofilmetre okumaları gibi bazı morfolojik ölçümler yapılmıştır. Hasat edilen bitkiler 48 saat 65 oC' de kurutularak bitki değirmeni ile öğütülmüştür. Öğütülen ayçiçeği ve fasulye bitkilerinin; azot (N), fosfor (P), potasyum (K), kalsiyum (Ca), magnezyum (Mg), bor (B), demir (Fe), bakır (Cu), mangan (Mn) ve çinko (Zn) gibi bazı makro ve mikro element kapsamları araştırılmıştır.Anahtar Kelimeler: Zeytin Katı Atığı, Pirina, Ayçiçeği, Fasulye, Makro ve mikro element

AyçiçeğiFasulyeMakrobesin elementleri+1
Remzi İlay
Çanakkale Onsekiz Mart University · Institute of Graduate Studies in Science
2009
00
Master'sOpen AccessTR

Farklı dozlarda uygulanan molibdenin nohut (Cicer arietinum L.) bitkisinin azot içeriğine etkisi

Deneme de, canlıların beslenmesinde önemli yer tutan, protein kaynaklarından biri olan nohudun azot fiksasyonunda artan dozlarda uygulanan molibdenin etkisinin araştırılması amaçlanmıştır.Araştırma Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi Terzioğlu Yerleşkesi'nde bulunan Ziraat Fakültesi Toprak Bölümü'ne ait plastik örtülü ısıtmasız serada, 30.03.2009 ile 04.06.2009 tarihleri arasında yürütülmüştür. Deneme materyali olarak Cevdetbey 98 nohut çeşidi kullanılmış, saksılarda yetiştirilen bitkilere molibdenin 5 farklı dozu (0; 0,05; 0,10; 0,15 ve 0,20 ppm Mo olacak şekilde) amonyum molibdat şeklinde uygulanarak, yetiştirilen nohutlarda toprak üstü aksam boyu, kök yaş ağırlığı, kök kuru ağırlığı, kök nemi, toprak üstü aksam yaş ağırlığı, toprak üstü aksam kuru ağırlığı, toprak üstü aksam nemi, bitki yaş ağırlığı, bitki kuru ağırlığı, bitki nemi, toprak üstü aksam yaş ağırlığı/kök yaş ağırlığı, toprak üstü aksam kuru ağırlığı / kök kuru ağırlığı, toprak üstü aksam azot miktarı, toprak üstü aksam karbon miktarı, toprak üstü aksam karbon/azot oranı, kök azot miktarı, kök karbon miktarı, kök karbon/azot oranı, toprak üstü aksam ile gelen azot miktarı, kök ile gelen azot miktarı, toprak azot miktarı, toprak karbon miktarı, toprak karbon/azot miktarı, toprak ile gelen azot miktarı ve toplam azot kazancı parametreleri incelenmiştir.Sonuç olarak denemede azot kazancının en fazla olduğu molibden dozu 0,15 ppm olarak saptanmış olup saksı denemesi olarak kurulan denemenin arazi şartlarındaki yansımasının irdelenmesi gerekmektedir.

AzotMolibdenNohut
Emre Akkuş
Çanakkale Onsekiz Mart University · Institute of Graduate Studies in Science
2009
00
Master'sOpen AccessTR

Edirne ili arazi kullanım türlerinin uzaktan algılama ve CBS ile belirlenmesi

Bu çalışmada Edirne ilinin arazi kullanım türlerinin uzaktan algılama ve coğrafi bilgi sistemleri kullanılarak belirlenmesi amaçlanmıştır.Bu amaç doğrultusunda 2008 yılına ait 3 adet ASTER uydu görüntüsü satın alınmış ve bu görüntüler bilgisayar ortamına aktarılmıştır. ERDAS Imagine ve ARC GIS programları kullanılarak görüntüler birleştirilmiş, işlenmiş, sınıflandırılmalar yapılarak majör arazi kullanım türleri belirlenmiştir. Elde edilen sınıflar ve bu sınıfların oransal ve alansal dağılımları Edirne İl Tarım Müdürlüğü'nün ve İl Toprak Envanter Raporu verileri ile karşılaştırılmıştır. Oluşturulan arazi kullanım türleri il ve ilçe bazında haritalandırılmıştır.Çalışmanın sonucunda ise Edirne ilinde kuru tarım, orman, mera, çeltik, sulu tarım, su yüzeyleri ve yerleşim olmak üzere 7 adet majör arazi kullanım türü belirlenmiştir. Bu arazi kulanım türlerinin oransal dağılımlar ise kuru tarım % 56,07, orman % 14,98, mera % 15,43, çeltik alanları % 9,07, yerleşim % 2,59, sulu tarım %1,24 ve su yüzeyleri % 0,62 olarak hesaplanmıştır.

Arazi kullanımıCoğrafi bilgi sistemleriEdirne+1
Timuçin Everest
Çanakkale Onsekiz Mart University · Institute of Graduate Studies in Science
2010
00
Master'sOpen AccessTR

Farklı kalsiyum kaynak ve dozlarının biber fidesinin gelişimi ve kalsiyum içeriğine etkisi

Denemede, canlıların beslenmesinde ve Türkiye ekonomisinde önemli yer tutan biber bitkisinde görülen ve kalsiyum noksanlığı ile ortaya çıkan çiçek burnu çürüklüğünün önüne geçmek amacı ile farklı kaynak ve farklı dozlarda kalsiyum uygulayarak biber fidelerinin gelişiminde kalsiyumun etkisinin araştırılması amaçlanmıştır. Araştırma; Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi Terzioğlu Yerleşkesi'nde bulunan Ziraat Fakültesi Toprak Bölümü'ne ait plastik örtülü ısıtmasız serada 12.05.2009 ile 06.07.2009 tarihleri arasında yetiştirilen biber bitkileri ile yürütülmüştür. Deneme materyali olarak Yalova Yağlık - 28 biber çeşidi kullanılmış, viyollerde yetiştirilen fidelerde 4 farklı kalsiyum kaynağından (kalsiyum klorür, kalsiyum karbonat, kalsiyum sülfat, kalsiyum hidroksit) elde edilen 6 farklı kalsiyum dozu (0; 50; 100; 150; 200 ve 250 kg/da Ca) uygulanmıştır. Yetiştirilen biber fidelerinin çıkış yüzdeleri, ekimden çıkışa geçen süre, çıkış süreleri, gövde yaş ağırlığı (g/bitki), kök yaş ağırlığı (g/bitki), gövde kuru ağırlığı (g/bitki), kök kuru ağırlığı (g/bitki), gövde nemi, kök nemi, bitki yaş ağırlığı (g/bitki), bitki kuru ağırlığı (g/bitki), bitki nemi, kök kalsiyum içeriği, torf kalsiyum içeriği, bitki kalsiyum içeriği, torf potasyum içeriği, kök potasyum içeriği, gövde potasyum içeriği parametreleri incelenmiştir.Sonuç olarak denemede farklı kalsiyum kaynaklarının farklı dozlarının biber fide gelişimine etkisi saptanmaya çalışılmış olup en etkili kaynağın CaSO4 ve bu kaynağın 100 kg/da dozunun olduğu saptanmıştır. Ancak tek yıl olarak yürütülen denemenin mutlaka ikinci yıl tekrarının da yapılması gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.

Ayhan Tuna
Çanakkale Onsekiz Mart University · Institute of Graduate Studies in Science
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Karamenderes havzası topraklarının yarayışlı mikro besin elementlerinin durumu

Bu araştırmanın amacı Çanakkale İli, Karamenderes Havzası topraklarının bitkiye yarayışlı mikro element (demir, bakır, mangan, çinko) içeriklerinin ICP-AES (Inductively Coupled Plasma Atomic Emission Spectrophotometer) ile belirlenerek coğrafi bilgi sisteminde (CBS) yersel dağılım haritalarının oluşturulmasıdır.Çalışmada GPS (Global Positioning System) ile belirlenen 80 örnekleme noktasından 0?30 cm derinlikten toprak örnekleri alınmıştır. Alınan toprak örneklerinde pH, elektriksel iletkenlik (EC), % kireç (CaCO3), organik madde, tekstür analizi ve yarayışlı demir (Fe), bakır (Cu), çinko (Zn), mangan (Mn) analizleri yapılmıştır.Yapılan analizler sonucunda Karamenderes Havzası topraklarının yarayışlı demir (Fe) ve mangan (Mn) yönünden yeterli seviyede, yarayışlı bakır (Cu) yönünden %92'lık kısmının yeter, %8' lik kısmının ise yetersiz seviyede, yarayışlı çinko (Zn) bakımından büyük bir kısmında eksiklik olduğu saptanmıştır.Anahtar Sözcükler: Karamenderes Havzası, Yarayışlı Fe, Cu, Zn, Mn

Bitki beslemeToprakToprak analizi+1
Osman Çetinkaya
Çanakkale Onsekiz Mart University · Institute of Graduate Studies in Science
2011
00
DoctorateOpen AccessTR

Toprak altına serilen su tutma bariyerlerinin (STB) toprak su içeriği ve çim bitkisi gelişimi üzerine etkileri

2010 ve 2011 yıllarında Çanakkale İli Ezine İlçesinde yaz döneminde yürütülen çalışmada, çim bitkisinin etkili kök derinliği altına serilen Su Tutma Bariyerlerinin (STB) toprak su içeriğine, bitki su tüketimine, verime ve bitkisel (bitki su içeriği, klorofil miktarı, kök gelişimi, görsel kalite) özelliklerine etkilerinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Ayrıca, sensörler yardımıyla ölçülen nem değerleri ile iklim ve toprak özellikleri kullanılarak HYDRUS/2D programında simülasyon modelleri oluşturulmuştur. Deneme, çim bitkisinin 30 cm ve 40 cm toprağın altına serilen STB'de, farklı sulama suyu miktarlarının (kullanılabilir su tutma kapasitesinin (KSTK) %100'ü, %66'sı ve %33'üne tamamlanması) uygulandığı 6 konu ile STB'nin uygulanmadığı ve KSTK'nın %100'ünün karşılandığı konu (kontrol) olmak üzere 7 farklı konudan oluşturulmuştur. Çalışma sonucunda, deneme yıllarının ortalamasına göre STB uygulamalarının kontrol konusuna kıyasla %35-74 oranında su tasarrufu sağladığı görülmüştür. STB'nin 30 cm ve 40 cm derinliğe yerleştirildiği koşulda, KSTK'nin %100'ü ve %66'sına tamamlanarak yapılacak sulamanın Çanakkale koşullarında iyi kalitede çim yetiştiriciliği için uygun olduğu sonucuna varılmıştır. Bununla birlikte, KSTK'nın %33'ünün uygulandığı konularda çim bitkisi verim ve bitkisel özellikler açısından olumsuz etkilenmiştir. HYDRUS/2D modelleme programı kullanarak belirlenen nem değerleri ile araziden ölçülen gerçek nem değerleri arasındaki korelasyon katsayıları, deneme yıllarına göre 0.74-0.94 arasında bulunmuştur. Elde edilen sonuçlara göre, Çanakkale'de kumlu bünyeli topraklarda HYDRUS/2D modelinin arazideki nem değerlerini belirlemede kullanılabileceği söylenebilir. Sonuç olarak, bitki su tüketimi oldukça fazla olan çim bitkisinde STB uygulamaları ile önemli oranda su tasarrufu sağlandığı ve bu yöntemin kumlu bünyeye sahip topraklarda suyu muhafaza etmek için kullanılabileceği belirlenmiştir.

Çim
Kürşad Demirel
Çanakkale Onsekiz Mart University · Institute of Graduate Studies in Science
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Farklı dozlarda molibden uygulamasının bakla (Vicia faba L.) yetişen topraklardaki Rhizobium bakteri popülasyonu üzerine etkileri

Çalışmada, bakla bitkisinin simbiyotik azot fiksasyonunda etkili olan Rhizobium bakterilerine artan dozlarda molibden uygulamasının etkisi araştırılmıştır.Araştırma, Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi Terzioğlu Kampüsü'nde bulunan Ziraat Fakültesi Toprak Bilimi ve Bitki Besleme Bölümü'ne ait ısıtmasız plastik örtülü serada 15.10.2010 ile 28.04.2010 tarihleri arasında saksı denemesi şeklinde yürütülmüştür. Araştırmada deneme materyali olarak Eresen 87 bakla çeşidi kullanılmıştır. Saksılara eşit miktarda tartılarak doldurulan tarla toprağına bakla, tohum olarak ekilmiş ve kontrol ile birlikte 5 molibden dozu (0; 0,05; 0,10; 0,15; 0,20 ppm) Amonyum molibdat ((NH4)6Mo7O24.4H2O).şeklinde uygulanmıştır.Denemede yetiştirilen bakla bitkisine molibden dozlarının etkisi; bitki köklerindeki nodül sayısı, nodüllerin etkinlik durumu, nodül yaş ağırlığı nodül kuru ağırlığı ve topraktaki Rhizobium bakteri sayıları konularının, çiçeklenme ve hasat dönemlerindeki değişimlerinin incelenmesiyle araştırılmıştır.Sonuç olarak denemede molibden dozlarının; bitkide nodül sayısı, nodül etkinliği, nodül yaş ağırlığı, nodül kuru ağırlığı ve Rhizobium bakteri sayıları yönlerinden istatistiki olarak önemli etkisinin olmadığı, ancak dönemlerin; bitkide nodül sayısı, nodül etkinliği, nodül yaş ağırlığı, nodül kuru ağırlığı özelliklerine istatistiki olarak önemli etkisi olduğu görülmüştür. Bunun yanında dönemlerin Rhizobium bakteri sayısı üzerine önemli etkisi olmadığı sonucuna ulaşılmıştır (p< 0,01).Anahtar sözcükler: Bakla, Molibden, Rhizobium

Yazgülü Yılmaz
Çanakkale Onsekiz Mart University · Institute of Graduate Studies in Science
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Çanakkale-Çınarlı yangınında, yanmış orman topraklarının bitki besin maddeleri değişiminin yersel ve zamansal olarak incelenmesi

Bu çalışma Ağustos 2008 tarihinde yanan, Çanakkale İntepe bölgesi orman topraklarında (1514 ha) yürütülmüştür. Yangından sonra 6 farklı yanan alandan, 5 farklı zamanda (yangından sonraki ilk 20 günde, 1 ay sonrası, 4 ay sonrası, 6 ay ve 9 ay sonrası) yanmış ve bitişiğindeki yanmamış topraklardan 3 paralelli olmak üzere toprak örnekleri alınmıştır. Farklı zamanlarda yanmış ve yanmamış alanlardan alınan örneklerin bitki besin maddeleri içerikleri belirlenerek SAS program ile istatiksel analizleri yapılmıştır. Toprakların fosfor içeriği yanmış topraklarda, yanmamış topraklara kıyasla 12 kata kadar artmıştır. Yanan topraklarda toplam azot, sodyum, kalsiyum ve magnezyum çoğunlukla artış göstermiştir. Yanmış toprakların pH değeri yanmamışlardan daha düşük bulunmuştur. En belirgin farklardan biri de yanmış alanlardaki yüksek potasyum konsantrasyonudur. Mikro besin elementlerinden demir ve mangan da lokasyona ve zamana bağlı değişkenlik gösterse de genelde artmıştır.Anahtar sözcükler: Orman yangını, toprak, bitki besin elementleri, azot, kalsiyum, demir, potasyum.

Mine Çiftçi
Çanakkale Onsekiz Mart University · Institute of Graduate Studies in Science
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Farklı toprak düzenleyicilerin toprak nemi üzerine etkileri ve HYDRUS-2D ile modellenmesi

Tınlı ve killi tınlı olmak üzere iki farklı bünyeye sahip topraklara %8 pirina kompostu, %4 perlit, %0,12 sutut karıştırılmış ve deneme 3 replikasyon olacak şekilde kurulmuştur. Bitki büyüme odasında yürütülen bu çalışmada, toprak düzenleyicilerin toprak nemine, bazı toprak özelliklerine ve domates bitkisinin bazı bitkisel özelliklerine (kök gelişimi, toprak üstü gelişimi, klorofil miktarı) etkilerinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Ayrıca, sensörler yardımıyla ölçülen nem değerleri ile toprak özellikleri kullanılarak HYDRUS-2D programında simülasyon modelleri oluşturulmuştur. Çalışma sonucunda, tınlı toprakta pirina kompostu uygulamasına kontrol, perlit ve sutut uygulamalarına göre sırasıyla %45.12, %42.94 ve %38.88 oranında daha az sulama suyu verilmiştir. Killi tınlı toprakta ise sutut uygulamasına kontrol, perlit ve pirina kompostu uygulamalarına göre sırasıyla %17.82, %46.76 ve pirina %27.29 oranında daha az sulama suyu verilmiştir. Deneme sonunda her iki toprak çeşidinde de pH düşmüş ve elektriksel iletkenlik (EC) artmıştır. En yüksek EC pirina kompostu uygulamasında bulunmuştur. Tınlı toprakta domatesin toprak üstü kısmının gelişimi açısından uygulamaların olumlu ya da olumsuz bir etkisi olmamıştır. Killi tınlı toprakta en fazla bitki yaş ağırlığı ve bitki boyu perlit uygulamasında bulunmuştur. En fazla bitki dal sayısı pirina kompostu uygulamasında bulunmuştur. Her iki toprak çeşidinde de en fazla kök uzunluğu ve en fazla kök alanı pirina kompostu uygulamasında olmuştur. HYDRUS-2D modelleme programı kullanılarak belirlenen hacimsel su içeriği ile nem sensörleri yardımıyla ölçülen hacimsel su içeriği arasındaki korelasyon katsayıları tınlı toprakta 0.85-0.95 ve killi tınlı toprakta 0.83-0.90 arasında bulunmuştur.

Nurten İşler
Çanakkale Onsekiz Mart University · Institute of Graduate Studies in Science
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Tepearası-Eskiköy (Köyceğiz) yöresi topraklarının detaylı toprak etüt haritalanması ve sınıflandırılması

Bu çalışmada Tepearası ? Eskiköy ovasında bulunan çalışma alanı topraklarının detaylı toprak etüt haritalanması ve bitki besin elementleri yönünden değerlendirilmesi yapılmıştır. Çalışma alanı 1200 da dır. Toprak etüt ve haritalama metodolojisine uygun olarak ön büro, arazi, laboratuar ve ikinci büro çalışmaları yapılmıştır. Çalışmada topografik haritalar ve google earth görüntülerinden yararlanılmıştır. Çalışma alanında 10 adet toprak profili açılmış ve 3 adet toprak serisi saptanmıştır. Bu toprak serileri Boynuzbükü Serisi (B), Mezarlık Serisi (M) ve Tepearası Serisi (T)'dir. Çalışma alanında en yaygın seri Tepearası Serisi (T)'dir. Toprak taksonomisine ve WRB'ye göre sınıflandırma yapılmıştır. Bu toprak serilerine ait fazlar belirlenmiş ve toprak haritası oluşturulmuştur. Çalışma alanında taban suyu gözlemleri yapılmış ve yorumlanmıştır. Ayrıca bitki besin elementi analizi yapılmış ve değerlendirilmiştir.

Süleyman Kamil Çelimli
Çanakkale Onsekiz Mart University · Institute of Graduate Studies in Science
2012
00
DoctorateOpen AccessTR

Çukurova koşullarında bazı doğal bitki türlerinin erozyon kontrol çalışmalarında kullanılma olanakları üzerinde bir araştırma

Çukurova koşullarındaki bazı doğal bitki türlerinin erozyon kontrol çalışmalarında kullanılma olanakları ile ilgili olarak yapılan bu araştırma, 1995-1997 yıllan arasında doğal arazi koşullarında, %30 eğimli, eğim yönünde 7.0 m uzunluktaki ve 3.0 m genişlikteki parsellerde yürütülmüştür. Araştırmada, doğal bitki türlerinden Oryzopsis miliacea (L) Benth, Rosmarinus officinalis, Medicago arborea, Hyparrhenia hirta (L) Stapf ve Putoria calabrica (L. fiil) De kullanılmıştır. Araştırma süresince 1858.75 mm yağış düşmüş ve toplam 92 adet yağışımı 57 adedi yüzey akışı ve toprak kaybına neden olmuştur. Bu yağışların 52'si Putoria calabrica, 49'u Medicago arborea, 47'si Hyparrhenia hirta, 41 'i Oryzopsis miliacea ve 3 8 'i Rosmarinus officinalis bitkisinin bulunduğu parsellerde yüzey akışı ve toprak kayıplarına yol açmıştır. Meydana gelen yağışlar sonucu, Oryzopsis miliacea, Rosmarinus officinalis, Medicago arborea, Hyparrhenia hirta ve Putoria calabrica bitkisinin bulunduğu parsellerde sırasıyla 3529, 3013, 5319, 5481 ve 9175 kg/da toprak kaybı meydana gelmiştir. Benzer şekilde meydana gelen yüzey akış kayıpları da sırasıyla 127, 113, 189, 179 ve 372 mm olmuştur. Hiç bir bitkinin bulunmadığı, tamamen çıplak bırakılan tanık parselde ise 19418 kg/da toprak ve 488 mm yüzey akış kaybı meydana gelmiştir. Elde edilen bulgulara göre bütün bitki türlerinin erozyon kontrol çalışmalarında başarıyla kullanılabileceği; ancak, bunlar içerisinden özellikle Rosmarinus officinalis ve Oryzopsis miliacea 'mn bu konuda diğerlerine göre daha etkili olduğu; ayrıca, Hyparrhenia hirta ile Medicago arborea'nın. biri birine yakın etkinlik gösterdikleri sonucuna varılmıştır. Anahtar Kelimeler: Oryzopsis milacea, Rosmarinus officinalis, Medicago arborea, Hyparrhenia hirta, Putoria calabrica, Erozyon, Yüzey akışı, Toprak kaybı.

BiberiyeErozyonHyparrhenia hirta+5
İsmail Çelik
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
1998
00
Master'sOpen AccessTR

Mikoriza inokülasyonu, kompost ahır gübresi ve mineral gübrelemenin biber bitkisinin büyüme ve besin elementi alımı üzerine etkileri

Bu çalışma; mineral gübrelemeye alternatif olarak organik gübrelemenin (mikoriza, kompost ve ahır gübresi) biber bitkisinin verim ve bitki besin elementi alımı üzerindeki etkilerini araştırmak amacıyla yapılmıştır. Araştırma iki yıl süreyle (Deneme I: 1996, Deneme II: 1997 yıllan) Çukurova Bölgesi koşullarında tarlada yürütülmüştür. Araştırma bulgularına göre, her iki yılda da mikorizal inokülasyon, kompost ve ahır gübresinin uygulaması, mineral gübreleme ve kontrole göre yaklaşık 2 katı kadar daha fazla verim artışı sağlamıştır. Biber verimi Deneme I'de kompost, Deneme II' de de mikoriza parsellerinde yüksek bulunmuştur. Besin elementi içerikleri yönünden ise kompost, mikoriza ve ahır gübresi uygulanmış parsellerde P, Zn, Cu, Fe ve Mn içeriklerinin mineral gübre uygulamasına göre genelde daha yüksek olduğu saptanmıştır. Anahtar Kelimeler: Mikoriza (G. caledenium), kompost, ahır gübresi ve mineral gübre, biber, verim, bitki büyümesi, besin elementi alımı

BiberBitki besin elementleriGübreleme+5
Ökkeş Köse
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
1998
00
Master'sOpen AccessTR

Değişik mikoriza türlerinin turunç bitkisinde fosfor ve çinko alımına olan etkilerinin araştırılması

Bu çalışmada turunç bitkisi için vesiküler arbüsküler mikorizal (VAM) mantarlardan en uygun olan çeşidi belirlemek, bitki büyümesi, gelişmesi ve bitki besin elementlerinden fosfor ve çinko alımı üzerine etkilerinin incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırma Ç.Ü. Ziraat Fakültesi Toprak Anabilim Dalına ait cam seralarda yürütülmüştür. Araştırmada (Deneme I: 1997) ön çalışma olarak turunç anaçları ile en iyi enfeksiyon geliştiren ve bitki büyümesini arttıran beş değişik mikoriza türü denenmiş ve bunlardan G.clarium türünün turunç bitkileri için en iyisi olduğu belirlenmiştir. Bunu takiben de (Deneme II: 1998) G.clarium mikoriza türünün turunç bitkisinde P ve Zn alımı üzerine olan etkileri steril toprak koşullarında incelenmiştir. Her iki denemede de VA mikorizamn çöğür büyümesine olan etkilerini incelemek amacıyla çöğürlerde bitki uzunluğu, gövde çapı, kök uzunluğu, % mikoriza infeksiyonu, yaprak, kök kuru madde üretimi ve bitkilerin ortamdan kaldırdıkları besin elementlerinin incelenmesi amacıyla P, N, Mn, Fe, Cu ve Zn analizleri yapılmıştır. Araştırma sonucunda her iki denemede de uygulamalar arasındaki farklılıklar istatistiksel açıdan önemli bulunmuştur. Anaçların büyümesi ve bitki besin elementlerinin alımı yönünden mikoriza türlerinden G. clarium'un bitki gelişimi ve besin elementi alımını önemli derecede arttırdığı belirlenmiştir. Deneme IF de mikoriza uygulamasıyla bitki gelişimiyle fosfor alımımnda da artış olduğu, fakat Zn alımına etki etmediği tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Mikoriza (G. Clarium), Turunç, Mikorizal Aşılama, Fosfor ve Çinko

FosforMikorizaToprak+2
Derya Ortakçı
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
1999
00
DoctorateOpen AccessTR

Sera koşullarında azotlu gübre, organik gübre ve mikoriza aşılamasının domateste verim, kalite ve besin elementleri alımına etkisi

Bu çalışma organik gübrelemenin, mikoriza inoküiasyonunun ve mineral gübre uygulamasının sera koşullarında domateste verime, kaliteye ve bitki besin maddesi alımına etkisini belirlemek amacıyla, sera koşullarında 2 yıl süreyle yürütülmüştür. Örtü altı sebzeciliğinin hızla ilerlediği bölgemizde çiftçilerin yoğun olarak mineral gübre kullanımı, artan gübre dozları sonucu, üründe kalite bozulmaları meydana gelmekte ve dayanıklılığında da düşmelere neden olmaktadır. Ayrıca bitkinin çevre streslerine ve hastalıklara karşı direnci azalmaktadır. Ancak, organik kaynaklı gübrelemede ise bitkinin topraktan makro ve mikro besin elementlerinden daha iyi yararlanabildiği bilinen bir gerçektir. Buna bağlı olarak da ürün kalitesi, dayanıklılığı, bitkinin çevre koşullan (hastalık ve zararlılara ) karşı direnci artmaktadır. Yukarıda sözü edilen parametrelerin belirlenmesi amacıyla denemede 0, 5,10 ton çiftlik gübresi, 0, 12, 24 kg da"1 azot, 12, 24, 36 kg da'1 potasyum ve 10, 20 kg da"1 fosfor dozları uygulanmışlar. Araştırma bulgularına göre verim değerleri 12280 kg da"1 ile 7543 kg da"1 arasında değişmiştir. Meyve ağırlığı 136,7-107,1 gram arasında, meyvede çap ve yükseklik değerleri sırasıyla 66,8-60,43 mm ve 56,26 ile 52,3 1 mm arasında bulunmuştur. Domateste kuru madde %5,807-5,135 bulunurken vitamin C değerleri sırasıyla ve 3 1,51- 26,09 mg/100 gram taze ağırlık olarak bulunmuştur. Deneme sonucu elde edilen değerler, organik gübrelemenin bu çalışma ile belirlenen kalite paraetreleri üzerine olumlu etkilerinin olduğunu göstermiştir. Ayrıca, organik gübre uygulanan parsellerde daha yüksek verim değerleri elde edilmiştir.Anahtar Kelime : Mineral gübreleme, organik gübreleme, mikoriza, domates, örtü altı yetiştiriciliği

Besin elementleriDomatesGübreleme+5
Kadir Yalı
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2003
00
Master'sOpen AccessTR

Sera koşullarında bazaltik tüf, andezitik tüf ve torf ortamlarının domates bitkisinin verim ve kalitesine etkisi

Bu çalışma, Türkiye'de bulunan farklı organik ve inorganik kökenli topraksız yetiştirme ortamlarının serada yetiştirilen domateste verim, erkencilik ve kalite parametreleri üzerine etkilerini belirlemek amacıyla 2000-2002 yıllan arasında yürütülmüştür. Denemede dört farklı sübstrat (bazaltik tüf, andezitik tüf, torf ve toprak) ve bunların değişik oranlarda karışımı yetiştirme ortamı olarak kullanılmıştır. Araştırmada, sözü edilen 5 farklı ortam üzerinde yetiştirilen domates bitkisinin verim ve verimin sezon içindeki dağılışı, ürün kalitesi (meyve ağırlığı, meyve çapı), bitki büyüme ve gelişmesi (bitki kök boğaz çapı, ana gövde çapı, kök ağırlığı) üzerine etkileri incelenmiştir. Ayrıca periyodik aralıklarla alman yapraklar analiz edilerek N, P, K, Fe, Zn ve Mn içerikleri belirlenmiştir. Araştırma sonuçlan, yerli sübstrat malzemelerinin topraksız yetiştirme ortamı olarak kullanılabileceğim göstermiştir. En yüksek verim 31.2 kg/m2 ile substratlann karışımından elde edilen ortamda belirlenmiştir. Buna karşılık en düşük verim değeri 20.7 kg/m2 ile toprak varyantından elde edilmiştir. Elde edilen değerler erkencilik yönünden incelendiğinde bazaltik tüf ve sübstrat karışımı varyantlan önemli düzeyde erkencilik sağlamışlardır. Kalite parametreleri yönünden varyantlar incelendiğinde sübstrat karışımı varyantında diğer varyantlara oranla daha kaliteli, iri ve homojen meyveler elde edildiği görülmüştür. Üretim dönemi boyunca yapılan yaprak analizleri sonuçlan, tüm yetiştirme ortamlarının yerli topraktan daha iyi sonuçlar verdiğini ve en iyi sonuçların sırasıyla sübstrat karışımı, bazaltik tüf, torf, andezitik tüf ve topraktan alındığını göstermiştir.Anahtar Kelimeler : Topraksız kültür, bazaltik tüf, andezitik tüf, torf

Hafize Yüzgüleç
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2003
00
DoctorateOpen AccessTR

Anız yakımı ve tütün atığı uygulamalarının soya vejetasyonu altında toprakla azot mineralizasyonuna, denitrifikasyona ve dane verimine etkisi

oz DOKTORA TEZİ ANIZ YAKIMI VE TUTUN ATIĞI UYGULAMALARININ SOYA VEJETASYONU ALTINDA TOPRAKTA AZOT MİNERALİZASYONUNA, DENİTRİFİKASYONA VE DANE VERİMİNE ETKİSİ Ali COŞKAN ÇUKUROVA ÜNİVERSİTESİ FEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ TOPRAK ANADİLİM DALI Danışman : Prof. Dr. Mustafa GÖK Yılı : 2004 Sayfa: 124 Jüri : Prof. Dr. Mustafa GÖK Prof. Dr. Hayriye İBRİKÇİ Prof. Dr. Turan SAĞLAMTİMUR Prof. Dr. Zülküf KAYA Prof. Dr. Suphi ASLAN Çukurova bölgesinde yaygın uygulama olan anız yakınıının ve tekel sigara fabrikaları atığı olan tutun atığının toprağa kanştınlnıasının soya vejetasyonu altında toprağın NOVN ve NH/-N içeriğine, denitrifikasyonla azot kaybına, biyolojik aktiviteye, biyomas ve dane verimine etkilerini araştırmak amacıyla İM yıllık tarla denemesi yürütülmüştür. Denemede hasat sonrası üzerindeki anızı (buğday) yakılmış ve yakılmamış parseller üzerine 0, 500 ve 1000 kg/da tütün atığı uygulanmış ve belirli aralıklarla araziden alınan toprak örneklerinde NOVN, NHL,+-N, dehidrogenaz ve C02 analizleri yapılmıştır. Örnekleme yapılan günlerde ayrıca arazide (in-situ) denitrifikasyon ölçümü, asetilen inbibisyon yöntemi ile yapılmıştır. Denemede elde edilen sonuçlar uygulamaların toprağın nitrat ve amonyum azotu içeriğine önemli düzeyde etkili olduğunu göstermiştir. Genel ortalama değerler itibariyle en yüksek nitrat azotu değerleri denemenin birinci yılında 3.47 kg/da ile yakılmış anız üzerine 1000 kg/da tütün atığı uygulanan parselde belirlenirken, ikinci yılda 9.06 kg/da ile anız üzerine 1000 kg/da tütün atığı uygulanan parselde belMeırmiştir. En yüksek amonyum azotu değerleri ise sırasıyla 3.13 ve 5.01 kg/da ile birinci yılda anız yanmış, ikinci yılda anızlı parseller üzerine 1000 kg/da tütün atığı uygulanan parsellerde belMenmiştir. Denitrifikasyonla azot kaybı yönünden anız yanmış ve anızlı parseller arasında istatistiksel bir farkın olmadığı belirlenmiştir. Denemenin birinci yılında tütün atığı uygulamaları kontrol uygulamasına oranla denitrifikasyonu teşvik etmiş, hem 500 kg/da hem de 1000 kg/da tütün atığı dozları denitrifikasyonu artırmıştır. En yüksek değer ise 9.79 g N20-N/da.gün ile anızlı, 1000 kg/da tütün atığı uygulanan varyantta belirlenmiştir. Denemenin ikinci yılında tütün dozları karşılaştırıldığında tütün uygulamalarının kontrole oranla denitrifikasyonu artırdığı ancak dozlar arasında istatistiksel önemli farkların olmadığı, en yüksek kaybın 12.00 g N20-N/da.gün ile anız yanmış parseller üzerine 1000 kg/da tütün atığı uygulanan varyantta olduğu belirlenmiştir. Deneme sonunda belirlenen dane verimi değerleri denemenin birinci yılında anız yanmış parsellerde verimin daha yüksek olduğunu göstermiştir. İkinci yılda istatistiksel bir fark bulunmamıştır. Tütün atığı dozları yönünden varyantlar karşılaştırıldığında ise denemenin her iki yılında da tütün atığı uygulaması verimi kontrol uygulamasına oranla artırmıştır. Birinci yılda en yüksek verim değeri 452 kg/da ile anız yanmış parseller üzerine 1000 kg/da tütün atığı uygulanan varyantta belirlenirken ikinci yılda en yüksek değer 528 kg/da ile anızlı parseller üzerine 1000 kg/da tütün atığı uygulanan varyantta belirlenmiştir. Anahtar Kelimeler : Anız yakımı, tütün atığı, denitrifikasyon, asetilen inbibisyon yöntemi, soya

Ali Coşkan
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2004
00
Master'sOpen AccessTR

Toprak su içeriğinin ve yarayışlı su düzeylerinin TDR (time domain reflectomery) ile ölçülmesi ve aletin çeşitli toprak bünye sınıflarında kalibrasyonu

ÖZYÜKSEK L SANS TEZTOPRAK SU ÇER Ğ N N VE YARAYIŞLI SU DÜZEYLER N N TDR(TIME DOMAIN REFLECTOMETRY) LE ÖLÇÜLMES VE ALET NÇEŞ TL TOPRAK BÜNYE SINIFLARINDA KAL BRASYONUYusuf TÜLÜNÇUKUROVA ÜN VERS TESFEN B L MLER ENST TÜSÜTOPRAK ANAB L M DALIDanışman: Prof. Dr. Alhan L. SARIYEVYıl:2005, Sayfa: 78Jüri: Prof. Dr. Alhan L. SARIYEVYrd. Doç. Dr. smail ÇEL KYrd. Doç. Dr. Veysel POLATBu çalışmada, toprak hidrolojisi, tarımsal ve mühendislik çalışmalarında saptanmasıtemel bir ihtiyaç olan toprak su içeriğinin belirlenmesinde son zamanlarda yaygın bir şekildekullanılan TDR (Time Domain Reflectometry) aletinin, farklı toprak tekstürlerindekalibrasyon çalışması yürütülmüştür. Bu amaçla Çukurova bölgesinde yaygın olan topraktekstür sınıflarına (C, CL, SiC, SCL, L, SL, S) ait alanlardan alınan örnekler, alındıklarıyerlerdeki hacim ağırlıklarına uygun şekilde kasalara yerleştirilmiştir. Söz konusu kasalardançeşitli zaman dilimlerinde (farklı toprak su içeriklerinde), TDR aleti ve paralelinde alınangravimetrik örneklerle kalibrasyon çalışması yürütülmüştür.Kalibrasyon sonuçlarının grafiksel değerlendirilmesi sonucu, gerçek toprak suiçerikleri ile TDR aletinin ölçümleri uyumlu seyir izlemiştir. Ancak, toprak su içeriğinindoygunluk düzeylerine yaklaşması durumunda, alet uyumlu sonuçlar vermemiştir, ayrıcatoprakta % kil ve organik madde içeriğindeki artış TDR'nin ölçümlerindeki hatayıartırmıştır.Anahtar kelimeler: TDR (Time Domain Reflectometry), toprak tekstürü, kalibrasyon,toprak su içeriği, yarayışlı su

Yusuf Tülün
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2005
00
Master'sOpen AccessTR

Erozyona uğramış toprakların verimliliğinin arttırılmasında organik ve inorganik materyallerden yararlanma olanakları

ÖZYÜKSEK L SANS TEZEROZYONA UĞRAMIŞ TOPRAKLARIN VER ML L Ğ N NARTTIRILMASINDA ORGAN K VE NORGAN KMATERYALLERDEN YARARLANMA OLANAKLARIAhmet DEM RBAŞÇUKUROVA ÜN VERS TESFEN B L MLER ENST TÜSÜTOPRAK ANAB L M DALIDanışman: Prof.Dr.Zülküf KAYAYıl: 2005, Sayfa: 84Jüri: Prof.Dr.Zülküf KAYAProf.Dr. brahim ORTAŞProf.Dr.Nurgül TÜREM ŞTarımsal üretim sistemlerinde yoğun kimyasal kullanımının çevre, toprakkalitesi ve insan sağlığını olumsuz yönde etkilediği bilinmektedir. Bu nedenle, sonzamanlarda sürdürülebilir tarım için kimyasallara alternatif olarak organik gübrelerinkullanımı güncelleşmiştir. Bu çalışmanın amacı Çukurova bölgesinde mikoriza,kompost ve farklı inorganik materyallerin buğday, mısır ve üçgül bitkisinin besinelementleri alımı ve büyümesine etkilerini araştırmaktır. Deneme ÇukurovaÜniversitesi Ziraat Fakültesi Toprak Bölümü seralarında yürütülmüştür. Mikoriza,kompost, öğütülmüş bazalt, sfalerit, kükürt ve onların kombinasyonları gübre olarakkullanılmış ve kimyasal gübre ile karşılaştırılmıştır. Deneme Karaburun ve Avadangibi verimlilikleri düşük Çukurova toprakları üzerinde tesadüf blokları desenine göreüç yinelemeli olarak kurulmuştur.Deneme sonuçlarına göre mikoriza, kompost, öğütülmüş bazalt, sfalerit,kükürt ve kombinasyonları ve kimyasal gübre uygulamaları kontrole göre buğday,mısır ve üçgül bitkisinin kuru madde üretimini ve besin elementleri alımını önemliderecede artırmıştır. Aynı şekilde belirli bir artış bitkilerin fosfor içeriğinde debelirlenmiştir. Bu uygulamalardan özellikle mikoriza uygulaması diğeruygulamalardan önemli derecede farklılık göstermiştir.Anahtar Kelimeler: Organik ve inorganik materyal, mikoriza, buğday, mısır, üçgül.I

Ahmet Demirbaş
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2005
00
DoctorateOpen AccessTR

Kireçli toprakların fosfor durumlarının belirlenmesi ve fosfor uygulamasının mısır verimine etkisi

ÖZDOKTORA TEZİKİREÇLİ TOPRAKLARIN FOSFOR DURUMLARININ BELİRLENMESİVE FOSFOR UYGULAMASININ MISIR VERİMİNE ETKİSİKürşat KORKMAZÇUKUROVA ÜNİVERSİTESİFEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜTOPRAK ANABİLİM DALIDanışman : Prof. Dr. Hayriye İBRİKÇİYıl : 2005, Sayfa:126Jüri : Prof. Dr. Hayriye İBRİKÇİProf. Dr. Zülküf KAYAProf. Dr. Ahmet Can ÜLGERProf. Dr. Yusuf KIRTOKYrd. Doç. Dr. Sema KARANLIKFosfor (P) bitki gelişimi için mutlak gerekli olan elementlerden birisidir. Ülkemiz toprakları,sürekli olarak fosfor ilave edilmesine rağmen, yüksek kil ve kireç içerikleri nedeniyle fosfor düzeyiürün gelişimi açısından değerlendirildiğinde kritik seviyededir. GAP bölgesinde yaygın olarakkullanılan 10 mısır çeşidinin P etkinliklerini saptamak üzere, bölgede yaygın 3 toprak serisine aittopraklar kullanılarak sera denemesi yürütülmüştür. Ekim öncesi her saksıya beş farklı dozda fosfor(0, 25, 50, 100 ve 200 mg kg-1) ilave edilmiştir. Deneme sonuçlarına göre, fosfor uygulamaları bitkikuru madde verimi ve P alımı açısından önemli derecede etkili bulunmuştur. Sonuçlara göre Pegassove C 7993 çeşidi etkin ve duyarlı, Sele, Tector, DK 626 ve DK 585 etkin olmayan duyarlı, DK 6022çeşidi etkin ve duyarsız ve P 3394, Teater, RX 770 çeşitleri etkin olmayan duyarsız olaraksınıflandırılmıştır.Buna ilave olarak deneme topraklarında P fraksiyonları ve adsorpsiyon çalışmaları yapılarakLangmuir izotermleri çalışılmıştır. Analiz sonuçlarına göre bölge topraklarında total P'un Ca-P>CDB-P>CB-P>Al-P+Fe-P şeklinde dağılım gösteridiği ve adsorpsiyon maksimumu olan b değerleri 263-400 µg g-1 arasında değişirken, adsorpsiyon enerji katsayısı k, 0.70 to 0.76 ml µg-1 arasında değişiklikgöstermiştir. Sonuçlar değerlendirildiğinde kil tipi, kireç ve Fe oksitler ile P adsorpsiyonu arasındaönemli ilişkiler belirlenmiştir.Sera denemesi sonuçlarına göre seçilen etkinliği farklı genotipler, GAP bölgesi topraklarında2 farklı lokasyonda, fosfor kullanımları verim ilişkisi açısından 2 yıl süre ile tarla denemeleriylearaştırılmıştır. Denemede fosfor kaynağı olarak TSP (triple superphosphate) 0 (kontrol), 4, 8, 12 ve16 kg da-1 dozlarında uygulanmıştır. Deneme sonuçları değerlendirildiğinde P uygulamaları mısır taneverimini istatistiksel olarak önemli oranda arttırmıştır. Deneme sonuçlarına göre bölge topraklarındamısır yetiştirebilmek için başlangıçta toprakta bulunan yarayışlı gosfor içeriğine bağlı olarak 8-12 kgda-1 önerilebileceği sonucuna varılmıştır.Deneme sonuçlarındaki bulgular bölgede doğru bir gübreleme yönetimi açısından önemlidir.Özellikle bitkilerin farklı fosfor kullanım etkinliklerine sahip olmaları göz önündebulundurulduğunda, aşırı miktarda kullanılan fosforlu gübrelerin azaltılmasını sağlayacağı için doğrugübreleme programlarının ve etkin bitki genotiplerinin geliştirilmesine ihtiyaç vardır.Anahtar Kelimeler: Fosfor (P), P Adsorpsiyonu, Etkinlik, P'lu gübreleme, MısırI

Kürşat Korkmaz
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2005
00
Master'sOpen AccessTR

Yüreğir Ovası'nda seçilen bir alanda pamuk, mısır ve soya fasulyesi ekim alanlarının landsat 5 TM sayısal uyduverileri ile belirlenmesi üzerine bir araştırma

ÖZYÜKSEK LİSANS TEZİYÜREĞİR OVASINDA SEÇİLEN BİR ALANDA PAMUK, MISIR VESOYA FASÜLYESİ EKİM ALANLARININ LANDSAT 5 TM SAYISALUYDU VERİLERİYLE BELİRLENMESİ ÜZERİNE BİR ARAŞTIRMAADI SOYADISeçkin SEFERÇUKUROVA ÜNİVERSİTESİFEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜTOPRAK ANABİLİM DALIDanışman : Prf. Dr. Suat ŞENOLYıl: 2005, Sayfa : 62Jüri : Prf. Dr.Suat ŞENOLPrf. Dr.Vedat PEŞTEMALCIDoç.Dr.A.Oğuz DİNÇBu çalışmada, Landsat 5 TM uydusunun sayısal verileri kullanılarak Yüreğirovasında yetiştirilen 2003 yılı pamuk, soya fasulyesi ve mısır ekili parsellerinbelirlenmesi amaçlanmıştır. Bu amaçla, çalışma alanında pamuk, soya fasulyesi vemısır bitkilerinin spektral özellikleri altı bandta saptanmış ve bu veriler ışığında sözkonusu bitkilerin ekili olduğu alanların en iyi Landsat 5 TM uydusu 3., 5., ve 7. bandkombinasyonu ile belirlenebileceği sonucuna varılmıştır. Uydu görüntüsü,supervized yöntem ile sınıflandırılmış ve parsel bazında pamuk, soya fasulyesi vemısır bitkileri % 96,3 doğrulukla ayırt edilebilmiştir.Anahtar Kelimeler: Landsat 5 TM, Uzaktan Algılama, Yüreğir Ovası, SınıflandırmaI

Seçkin Sefer
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2005
00
Master'sOpen AccessTR

Sera koşullarında toprağa uygulanan gyttja'nın buğdayın büyümesi ve yeşil aksam bor ve çinko konsantrasyonu üzerine etkisi

Topraklardaki Zn eksikliği ve B toksisitesinin tahıllarda önemli verim azalmalarına yol açtığı bilinmektedir. Sözkonusu problemlerin en önemli nedenlerinden biri olarak topraktaki organik maddenin azlığı ileri sürülmüştür. Bu bilgilerden hareketle, organik madde içeriği çok yüksek olan (yaklaşık % 50) Gyttja'nın Zn noksanlığı ve B toksisitesine sahip topraklarda yetiştirilen tahıllarda bitkinin kuru madde verimine ve yeşil aksamındaki B ve Zn konsantrasyonları üzerine olan etkisini belirlemek için sera koşullarında denemeler gerçekleştirilmiştir. Sera denemeleri farklı düzeylerde B toksisitesi ve Zn eksikliğine sahip topraklarda değişik oranlarda Gyttja (% 0.0, % 1.0, % 2.5, % 5.0, % 10.0 ve % 20.0), Zn (0 ve 5 mg Zn kg-1toprak) ve B (0, 25 ve 50 mg B kg'1 toprak) uygulayarak yürütülmüştür. Sera denemesinden elde edilen sonuçlar, Gyttjanın B toksitesine ve Zn noksanlığına sahip toprakta uygulama dozlarına bağlı olarak kontrol uygulamasına göre, bitkinin kuru maddesinde % 25 ile % 97 arasında verim artışları sağladığını göstermiştir. Sözkonusu artışların Zn noksanlığına sahip toprakta olmadığı belirlenmiştir. Gyttja uygulamasıyla bitkinin kuru madde ve dane verimini arttırması yeşil aksamdaki B konsantrasyonunu azaltmasından, kısmen de Zn konsantrastyonunu yükseltmesinden kaynaklandığı bulunmuştur. Elde edilen sonuçlar, B toksisitesinin ve Zn noksanlığının olduğu alanlara Gyttja uygulanmasıyla bitkisel üretimin iyileştirilebileceğini ortaya koymaktadır. Anahtar Kelimeler : Gyttja, Bor Toksisitesi, Çinko Noksanlığı, Buğday

BorBuğdayGidya+3
M. Atilla Yazıcı
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2001
00
DoctorateOpen AccessEN

Karapınar erozyon koruma alanı topraklarının koruma sonrası toprak gelişiminin incelenmesi

The Karapinar area occupies a desert fringe position in die Great Konya Basin of Central Anatolia. Grazing has been a way of life for centuries and the population gathered wood from the shrubs for fuel. The village has served crusades and hoards moving east west over Anatolia. In the middle of this century, due to rapid increases in animal population, the scanty vegetation was denuded and the land further exposed to the vagaries of climate. By the fifties, wind erosion had noticeably increased and active dune formation could be observed. The General Directorate of Rural Services responded by establishing an Erosion Control Camp. A soil survey was conducted in the early sixties and other management studies were initiated. The initial successes were encouraging and in the seventies an area of 14,000 ha was fenced off and the land set-aside as a wind erosion rehabilitation area. Today, about 40 years later, the site is known as "Köy Hizmetleri Toprak Tali İstasyonu or Soil Conservation Sub-station of the General Directorate of Rural Services" and has become a teaching and demonstration center for managing land prone to wind erosion. It is also fondly referred to as a monument to visionary thinking and good land management science. The purpose of the present study is to observe the major changes in the quality of the land resource. The changes in the four decades are an example of the resilience of the ecosystem. The experiment is also an illustration of how processes of desertification can be thwarted through a managed ecosystem mat ensures a balanced mixture of agricultural land use of ecosystem integrity. Key Words: Karapınar, Dunes, Soil Conservation, Erosion, Genesis. II

ErosionKonya-KarapınarDunes+1
Erhan Akça
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2001
00
DoctorateOpen AccessTR

Mikoriza'nın sera koşullarında domateste bitki besin maddesi alımı, fide gelişmesi ve verime etkisinin belirlenmesi

Bu çalışma, mikorizal inokulasyonun sera koşullarında domates fidesi gelişimine, bitki besin maddesi alımına ve verime etkisini belirlemek amacıyla yürütülmüştür. Projenin ön çalışmasında değişik mikoriza türlerinin domates fidelerinin gelişimine ve bitki besin maddesi alımına etkileri değerlendirilerek, diğer aşamalarda kullanılacak mikoriza türü belirlenmiştir. Daha sonraki aşamada ise steril ve steril olmayan koşullarda yetiştirilen domates fidelerine fosfor uygulamalarının etkisi saksı denemelerinde değerlendirilmiş ve Glomus mossea ile steril koşullarda çalışılmıştır. Deneme iki aşamalı olarak sürdürülmüş olup, ilk aşamada Fantastic domates çeşidinin 2 farklı döneminde mikoiza uygulanan fideleri kullanılmıştır. Bunlar mikorizasız fideler, tohum döneminde mikoriza uygulanan fideler ve fide şaşırtma döneminde mikoriza uygulanan fidelerdir. İnokulasyon konsantrasyonu her bitki için 400 spor/bitki olacak şekilde uygulanmıştır. Tohum ve fide aşamasında mikoriza uygulamaları fidelerin fizyolojik gelişme parametrelerini her iki deneme yılında da arttırmıştır. Bunun yanında mikorizal inokulasyon fidelerin fosfor konsantrasyonunu olumlu şekilde etkilemiştir. Projenin ikinci aşamasında fideler metil bromidle (60 g m"2) sterilize edilmiş sera toprağına dikilmişlerdir. İnokulasyon zamanı, inokulasyon ve fosfor uygulamalarının (0 ve 12 kg da"1) 12 kombinasyonu bloklara dağıtılmışlardır. Her iki deneme yılında mikoriza uygulamalarından daha yüksek verim elde edilmesine karşılık, ilk yıl verimdeki farklılık önemli bulunurken, ikinci yıl verim ve bitki besin maddesi alımındaki farklılıklar istatistiki olarak önemli çıkmamıştır. Erken inokulasyon yapılan bitkiler daha iyi gelişmiş fakat inokulasyonun sağladığı bu avantaj belirli bir dönemden sonra etkisini devam ettirememiştir. Anahtar Kelimeler: Mikoriza, Domates, Bitki Besin Maddesi Alımı, Fide Gelişimi.

Bitki besin maddeleriDomatesFide büyümesi+2
Ayhan Aydın
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2002
00
DoctorateOpen AccessTR

Eğirdir Gölü Havzası'nda erozyon riskinin saptanması üzerine araştırmalar

Coğrafi bilgi sistemleriErozyonEğirdir Gölü+1
Levent Başayiğit
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2002
00
Master'sOpen AccessTR

Orta anadolu ve gap bölgelerinde yetiştirilen değişik arpa ve buğday genotiplerinin çinko ile beslenme statüsünün belirlenmesi

Bu araştırma Orta Anadolu ve GAP bölgelerinde bitkisel verimi ciddi boyutlarda sınırlayan mineral beslenme problemlerinden Zn noksanlığı statüsünü belirlemek amacıyla yapılmıştır. Orta Anadolu ve GAP bölgelerinin değişik kısımlarında araştırma Enstitülerince kurulan tarla denemelerinden yaklaşık olarak 1120 yaprak, 560 dane örneği ile 226 adet toprak örneği alınmış ve analiz edilmiştir. Her iki bölge topraklarının çok düşük konsantrasyonlarda DTPA'da ekstrakte edilebilir (bitkiye yarayışlı) Zn içerdiği bulunmuştur. Ancak sadece Orta Anadolu Bölgesinde Zn noksanlığı s impt omları gözlenmiştir. Bunun Orta Anadolu bölgesinin (yaklaşık 320 mm/yıl) GAP bölgesinden (yaklaşık 480 mm/yıl) daha düşük yağış almasıyla ilişkili olabileceği düşünülmüştür. DTPA'da ekstrakte edilebilir Zn konsantrasyonlarının düşük olmasının aksine diğer mikroelementlerin konsantrasyonları yüksek bulunmuştur. Sonuç olarak özellikle Orta Anadolu'da cidi bir Zn noksanlığı problemi mevcuttur ve burada Zn noksanlığına dayanıklı genotiplerin seleksiyon ve ıslah çalışmalarının yapılması gereği ortaya çıkmaktadır. Bu konuda yapılacak çalışmaların Zn'ca zengin tahılların yetiştirilmesi ve buna bağlı olarak da insan sağlığı ve ekonomik açıdan yarar getireceği açıktır.

ArpaBeslenmeBuğday+5
İnci Tolay
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
1994
00
Master'sOpen AccessTR

Çinko eksikliği ve bor toksisitesi gösteren topraklarda gyttja uygulamasının buğdayın büyümesi ve çinko bor konsantrasyonları üzerine etkisi

Çinko eksikliği Dünyada ve Türkiye'de topraklarda çok sık rastlanılan bir mikroelement sorunudur.Günümüzde özellikle Orta Anadolu Bölgesinde tahıl üretim alanlarında Zn eksikliğinin yaygın olduğu ve bunun bitkisel verimi önemli bir şekilde sınırlandırdığı belirlenmiştir.Çinko eksikliğinin bu denli yaygın olmasının ana nedenlerinden biri olarak topraktaki organik madde içeriğinin çok düşük olması gösterilmektedir.Çinko gübrelemesine alternatif olarak topraklara yapılacak uygun bir organik madde gübrelemesinin bitkilerin Zn beslenmesini iyileştirebileceği ve organik madde de bulunan fenolik hidroksil (OH) grupların bazı topraklarda yüksek miktarlarda bulunan B'u bağlayarak, onun bitkiler üzerine toksik etkisini azaltabileceği güçlü bir olasılıktır.Bu nedenle,bu çalışmada, Zn eksikliği gösteren Eskişehir-Sultanönü toprağı ile hem Zn eksikliği hem de B toksisitesi gösteren Konya-Çomaklı toprağı,test bitkileri olarak Zn eksikliğine duyarlı olan Kunduru (makarnalık buğday) ve dayanıklı Dağdaş (ekmeklik buğday) çeşitleri kullanılmıştır.Deneme başlangıcında denemede kullanılan saksıların yansı sera koşullarında inkübasyona bırakılmış ve 3 hafta sonra tüm saksılar, organik madde içeriği yüksek olan gyttja materyali ve Zn uygulamasına tabii tutulmuştur. Deneme sonucunda, gyttja uygulamasının, Zn eksikliği gösteren Sultanönü toprağında beklenen şelat etkisi görülmemiş aksine gyttja uygulamasının, çeşitlerin kuru madde miktarı ve Zn içeriklerinde azalmaya neden olduğu görülmüştür.Bor toksisitesi gösteren Çomaklı toprağında ise gyttja uygulaması olumlu sonuçlar vermiştir.Özellikle gyttja ile Zn'nun birlikte uygulandığı koşullarda yeşil aksamın kuru madde miktarı artmış,B konsantrasyon ve içeriklerinde ise azalma kaydedilmiştir.

BorBuğdayGidya+2
Hatun Barut
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
1997
00
Master'sOpen AccessTR

Harran Ovasında yer alan majör toprak serileri ve değişik yüzey örtüsü tiplerinin spektroradyometre ile ölçülmesi

uz Bu çalışmanın amacı, Harran ovasında bulunan major toprak serilerinin ve değişik yüzey örtü tiplerinin spektroradyometre ile ölçülmesi ve bu sonuçlarla LANDSAT uydu verileri arasında korelasyonunun sağlanmasıdır. Bu çalışma sırasında CIMEL spektroradyometresi kullanılmıştır. Bu radyometre(CIMEL) SPOT HRV uydusunun kanal yapısı İle aynı yapıya sahiptir. Toprakların yansıma değerleri ile fiziksel ve kimyasal analiz sonuçlan arasında korelasyon sağlanamamıştır.ölçüm yapılan arazinin % 61.27 sı Spektroradyometrik yansıma değerlerine göre sınıflandırılmıştır. Anahtar Kelimeler: Yer ölçümleri, Spektroradyometre, Landsat, Yakınkızıl ötesi, Görünür Böİge.

Harran OvasıSpektroradyometreToprak
Mehmet Eren Öztekin
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
1997
00
Master'sOpen AccessTR

GAP bölgesine ait bir toprakta sera koşullarında yetiştirilen mısır genotiplerinin fosfor ve çinko gübrelemelerine tepkileri

ÖZYÜKSEK LİSANS TEZİGAP BÖLGESİNE AİT BİR TOPRAKTA SERA KOŞULLARINDAYETİŞTİRİLEN MISIR GENOTİPLERİNİN FOSFOR VE ÇİNKOGÜBRELEMELERİNE TEPKİLERİMehmet GÜLÇUKUROVA ÜNİVERSİTESİFEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜTOPRAK ANABİLİM DALIDanışman: Prof. Dr. Hayriye İBRİKÇİYıl : 2006, Sayfa: 50Jüri : Prof. Dr. Hayriye İBRİKÇİProf. Dr. Zülküf KAYAProf. Dr. Ahmet Can ÜLGERBu çalışmada, sulama ile birlikte yoğun bir şekilde tarıma açılacak olan GAPtopraklarının verimlilik potansiyelleri ve farklı mısır genotiplerinin fosfor ve çinkouygulamasına karşı tepkileri araştırılmıştır. Bu amaçla üç farklı mısır genotipine üçfarklı dozda fosfor, beş farklı dozda çinko uygulanarak, bitkilerin kuru maddemiktarları, fosfor ve çinko konsantrasyonları ölçülmüştür. Araştırma sonuçlarına görefosfor içeriğindeki artışın bitkinin çinko beslenmesinin olumsuz etkilediği görülmüştür.Çinko dozundaki artış da benzer bir etki ile bitkinin fosfor beslenmesini olumsuzetkilemiştir.Anahtar Kelimeler: Fosfor, Çinko, Fosfor ve çinko etkileşimi, Mısır.I

Mehmet Gül
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2006
00
Master'sOpen AccessTR

İki farklı yetiştirme ortamında değişik kompost uygulamalarının üçgül ve soğan bitkilerinin gelişimi, besin elementleri alımı ve mikoriza infeksiyonu üzerine etkileri

ÖZYÜKSEK LİSANS TEZİİKİ FARKLI YETİŞTİRME ORTAMINDA DEĞİŞİK KOMPOSTUYGULAMALARININ ÜÇGÜL VE SOĞAN BİTKİLERİNİN GELİŞİMİ, BESİNELEMENTLERİ ALIMI VE MİKORİZA İNFEKSİYONU ÜZERİNE ETKİLERİAziz YÜKSELÇUKUROVA ÜNİVERSİTESİFEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜTOPRAK ANABİLİM DALIDanışman : Prof. Dr. İbrahim ORTAŞYıl : 2006, Sayfa :101Jüri : Prof Dr. İbrahim ORTAŞProf. Dr. Zülküf KAYAProf. Dr. Nurgül TÜREMİŞAraştırmada amaç; iki farklı mikoriza türü (Glomus intradices, Glomus clarium)ve yetiştirme ortamında değişik kompost uygulamalarının üçgül ve soğan bitkileriningelişimi, besin elementleri alımı ve mikoriza infeksiyonu üzerine etkileriniaraştırmaktır. Araştırma Ç.Ü. Ziraat Fakültesi Toprak Bölümü'nde sera koşullarındayürütülmüştür. Denemede konukçu bitki olarak Üçgül ve Soğan bitkilerikullanılmıştır. Yetiştirme ortamı olarak ta ; Andezitik Tüf : Toprak : Kompost :(Andezitik Tüf + Toprak ( 2: 1 v/v ) % 4 ve % 8 oranında kompost karıştırılması ileiki farklı ortam kullanılmıştır. Deneme tohum ekiminden sonra ki 10. haftada hasatedilerek kök ve kök üstü aksam kuru ağırlıkları, kök infeksiyonu oranı, % P ( Fosfor)ve Zn (Çinko) alımları tespit edilmiştir.Denemede kullanılan 10 değişik kompost çeşidinde Kompost 6 (tavuk gübresiile oluşturulmuş kompost) uygulaması bitki büyüme ve gelişmesine en yüksekoranda etki eden kompost olarak tespit edilmiştir.Yetiştirme ortamları arasında enetkin harç ortamı olarak % 4 oranında kompost karıştırılan Andezitik Tüf + Toprakortamı olarak tespit edilmiştir bunu Kompost 7 ortamı izlemiştir. Araştırmabulgularına göre, G. intradices'in ise en etkin mikoriza türü olduğu belirlenmiştir.Anahtar Kelimeler:Değişik kompost, Farklı bitki, Konukçu bitki, Mikoriza türleri.III

Bitki yetiştirmeMikoriza enfeksiyonuSoğan
Aziz Yüksel
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2006
00
Master'sOpen AccessTR

A Quickbird uydu verileri kullanılarak ziraat fakültesi araştırma uygulama çiftliği arazilerinin güncel arazi kullanım haritasının oluşturulması

ÖZYÜKSEK L SANS TEZQUICKBIRD UYDU VER LER KULLANILARAK Z RAAT FAKÜLTESARAŞTIRMA UYGULAMA Ç FTL Ğ ARAZ LER N N GÜNCEL ARAZKULLANIM HAR TASININ OLUŞTURULMASIYakup Kenan KOCAÇUKUROVA ÜN VERS TESFEN B L MLER ENST TÜSÜTOPRAK ANAB L M DALIDanışman: Prof Dr. Suat ŞENOLYıl: 2006, Sayfa: 46Jüri: Prof. Dr. Suat ŞENOLDoç. Dr. Süha BERBEROĞLUDoç. Dr. A. Oğuz D NÇBu çalışmada, Çukurova Üniversitesi Ziraat Fakültesi Araştırma Uygulama Çiftliğiarazilerinin güncel arazi kullanım haritaları oluşturulmuş ve daha önce hava fotoğrafıkullanılarak yapılan çalışma güncellenmiş ve farklılıklar araştırılmıştır.Çalışma alanına ait güncel arazi kullanım haritalarının oluşturulmasında kullanılan 14Ağustos 2004 tarihli sayısal uydu verilerinden pankromatik ve çok bantlı görüntülerçakıştırılarak 0.6m. çözünürlüğünde pan-sharpened görüntü elde edilmiştir. Göz yorumu ilebelirlenen arazi kullanımları, arazi kontrolleri ile doğrulanarak CORINE göredeğerlendirilmiştir. 1996 yılından bu yana kampüs alanında gerçekleşen arazi örtü tiplerindekideğişimler bu çalışma ile ortaya çıkarılmıştır. Bu veriler daha sonra yapılacak olan diğerçalışmalarda da kullanılabilinecektir.Çalışma sonucunda, çözünürlüğü yüksek olan uydular ile arazi kullanımlarına yönelikçalışmalarda daha ayrıntılı ve kartoğrafik olarak doğru sonuçların elde edilebileceği ortayakonmuştur.Anahtar Kelimeler: QuickBird, Çukurova Üniversitesi, Arazi kullanımı, CORINE

Yakup Kenan Koca
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2006
00
Master'sOpen AccessTR

Osmaniye ili ve çevresinde bulunan farklı ana materyaller üzerinde oluşan topraklarda, toprak verimliliği-bitki besleme ilişkilerinin belirlenmesi

ÖZYÜKSEK LİSANS TEZİOSMANİYE İLİ VE ÇEVRESİNDE BULUNAN FARKLI ANAMATERYALLER ÜZERİNDE OLUŞAN TOPRAKLARDA, TOPRAKVERİMLİLİĞİ-BİTKİ BESLEME İLİŞKİLERİNİN BELİRLENMESİIŞILAY LAVKORÇUKUROVA ÜNİVERSİTESİFEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜTOPRAK ANABİLİM DALIDanışman: Doç. Dr. İsmail ÇELİKYıl : 2006, Sayfa:78Jüri : Doç. Dr. İsmail ÇELİKProf. Dr. Zülküf KAYAProf Dr. Ahmet Can ÜLGERBu çalışmada; Osmaniye ili ve çevresinde farklı ana materyaller (bazalt,bazaltik tüf, marn, aluviyal, koluviyal, kireçtaşı, ofiyolit, serpantin) üzerinde oluşantopraklarda yetiştirilen buğday, II. ürün mısır ve yerfıstığında yaprak ve toprakanalizine dayanarak sürdürülmüş ve toprakların verimlilikleri ile bitki beslemearasındaki ilişkiler araştırılmıştır.Bu amaçla 10 farklı toprakta bitkilere yarayışlı P, K, Fe, Cu, Zn, Mntayinleri yapılmıştır. Toprakların P içeriği açısından 3 tanesi yeterli, diğer 7 tanesiyetersiz; K içeriği açısından 6 tanesi yeterli, 4 tanesi yetersiz; Fe, Cu, Zn, Mnaçısından tüm topraklar yeterli bulunmuştur.Buğdayda ana materyal ve tohum çeşidinden bağımsız olarak bazaltik tüfana materyali üzerinde oluşmuş toprakta yetişen buğday bitkisinde P yeterli ikendiğer ana materyaller üzerindeki buğday bitkilerinde P eksik, K ve Cu ise tümbitkilerde eksik bulunmuştur. Serpantin ana materyali üzerinde oluşmuş topraktayetişmiş buğday bitkisinde bu elementlere ek olarak N eksikliği belirlenmiştir. II.ürün mısır ve yer fıstığında ana materyalden ve tohum çeşidinden bağımsız olarakP, K ve Zn eksikliği belirlenmiştir. Marn ve bazalt ana materyali üzerinde oluşmuştopraklarda bu elementlere ek olarak II. ürün mısırda N eksikliği belirlenmiştir.Bu çalışma sonucunda, ana materyal ve tohum çeşidinden bağımsız olarakbelirlenen bu beslenme yetersizliklerinin yanlış gübreleme, toprağın olumsuzfiziksel, kimyasal, biyolojik özellikleri ve su rejiminin yetersizliğindenkaynaklandığı değerlendirilmektedir. İklim, toprak ve bitki istekleri dikkate alan birgübreleme programına gereksinim vardır.Anahtar Kelimeler: Ana materyal, toprak verimliliği, buğday, mısır, yer fıstığı.I

Işılay Lavkor
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2006
00
Master'sOpen AccessTR

Ekolojik tarımda kullanılabilecek bazı mineraller ve bunların mikoriza ve kompost ile aktive edilmesi üzerinde bir çalışma

Araştırmanın amacı, ekolojk tarımda kullanılan gübre kaynaklarının(kayaçlar, organik madde ve mikoriza) mısır ve üçgül bitkilerinin büyümesi ve besinelementleri alımı üzerine etkisinin belirlenmesidir. Araştırma, Ç.Ü. Ziraat FakültesiToprak Bölümünde sera koşullarında yürütülmüştür. Bu amaca yönelik olarakkompost, öğütülmüş glokonit, pirit, kaya fosfatı ve onların kombinasyonlarınınmikorizalı ve mikorizasız ortamda etkinlik düzeylerinin belirlenmesine çalışılmıştır.Deneme, doğal verimliliği düşük, kireçli Karaburun serisi toprağında yürütülmüştür.Deneme sonuçlarına göre kompost ve glokonit, pirit, kaya fosfatı ile bunlarınkombinasyonları mısır ve üçgül bitkisinin kuru madde üretimini ve besin elementlerialımını önemli derecede artırmıştır. Bu uygulamalar özellikle mikorizalı ortamdaönemli derecede farklılık göstermiştir.Anahtar Kelimeler: Organik ve inorganik materyal, mikoriza, mısır, üçgül

KompostlamaMikorizaMısır+2
Aysun Genç
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2006
00
Master'sOpen AccessTR

Doğal ekosistemde bulunan mikoriza türlerinin kültür bitkilerine adaptasyonunun sağlanması

Araştırmanın amacı, tuzlu alanlarda varolan doğal mikorizaların uygun teknikler ileçoğaltılıp turunç bitkisine aşılanmasıyla, bitkilerin tuzlu topraklara adaptasyonununsağlanmasıdır. Araştırma Ç.Ü. Ziraat Fakültesi Toprak Bölümünde rizosfer laboratuvar vesera koşullarında yürütülmüştür. Araştırma birbirini izleyen 3 farklı denemeden oluşmuştur.1.Denemede iki farklı yetiştirme ortamında (1. ortam; 3:1 oranında menzilat toprak serisi veandezitik tüf karışımından oluşan harç ortamı, 2. ortam; menzilat toprak serisi) turunçbitkilerine G.mossea mikoriza türü uygulanmış olup bitkiler 3 farklı dozda (0, 1000, 2000µmhos/cm) tuzlu suyla sulanmıştır. 2.Denemede tuzlu alanlarda varolan doğal mikorizalarıntuzak kültür (trap culture) yöntemiyle çoğaltılması amacı ile kumul alanda yetişen ve tuzadayanıklı Euphorbia paralis, Cakila maritima, Conyza canadensis, Echium angustifolium,Inula vicosa, Ambrosia maritima halofit bitkilerinin rizosfer bölgesindeki doğal mikorizalarkonukçu bitki olarak kullanılan üçgül bitkisi ile çoğaltılmıştır. 3.Deneme de tuzak kültür(trap culture) yöntemiyle çoğaltılan tuzcul bitki kök bölgesindeki doğal mikorizalar ve farklıyöntemlerle önceden çoğaltılmış belirli mikoriza türleri turunç bitkisine aşılanmıştır.3.Denemede bitkilerin tuza tepkisini ölçmek için gerekli olan 8 haftalık süre sonunda 2000µmhos/cm NaCl içeren sulama suyu ile sulanmaya devam edilmiş ve tuzlu ortamsağlanmaya çalışılmıştır. Denemede yetiştirme ortamı olarak; Andezetik Tüf: Toprak:Kompost (6:3:1 v/v) kullanılmıştır. Hasatta bitki üst aksam ve kök aksam kuru ağırlıkları,kök infeksiyonu, kök uzunluğu, spor üretimi, N, P, K, Zn, Mn ve Cu, alımı tespit edilmiştir.Deneme I'de turunç bitkilerinin en iyi 1000 µmhos/cm tuzlu suya dayanıklı olduğutespit edilmiştir. Tuzlu alanlardan alınan doğal mikorizaların kültür bitkilerinde çalıştığı vebitki gelişimine ve bitki besin elementleri alımına destek olduğu görülmüştür. Ancakandezitik tüf: toprak: kompost (6:3:1 v/v) harç ortamında yetiştirilen bitkilerde mikorizalarındaha iyi çalıştığı görülmüştür. Mikoriza aşılamasının belli bir doza kadar tuz ilavesi sonucuoluşan strese cevap verdiği belirlenmiştir.Anahtar Kelimeler: Konukçu bitki, yetiştirme ortamı, spor üretimi, mikoriza, halofitbitkiler.

Konukçu bitkilerKültür bitkileriMikoriza
Neslihan Yonca Bolat
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2006
00
Master'sOpen AccessTR

Silisyumun bitki ve toprakta bulunuşu, dağılımı ve insan sağlığı için önemi

ÖZYÜKSEK LİSANS TEZİSİLİSYUMUN BİTKİ VE TOPRAKTA BULUNUŞU, DAĞILIMI VE İNSANSAĞLIĞI İÇİN ÖNEMİTaner AKSOYÇUKUROVA ÜNİVERSİTESİFEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜTOPRAK ANABİLİM DALIDanışman: Yrd.Doç.Dr. Kemal Y. GÜLÜTYıl: 2006, Sayfa: 87Jüri: Yrd.Doç. Dr. Kemal Y. GÜLÜTDoç.Dr. Bülent TORUNProf.Dr. Rüştü HATİPOĞLUSon araştırmalara göre mikro element eksikliklerinin sebep olduğu sorunlargiderek önemini artırmaktadır. Bunlar arasında silisyum eksikliği; çeltik, şekerkamışı gibi bitkiler ve sıçan, civciv gibi hayvanlar için önemli bir sorundur. Birkaçbitki dışında çoğu bitkiler normal büyümeleri için silisyuma ihtiyaç duymazlar, bunakarşılık tarlaya veya büyüme ortamına uygulanan silisyumun bitkilerin verimliliğiniartırdığı, özellikle fungal hastalıklara ve böcek zararlarına karşı direncini artırdığıbilinmektedir. Bitkilerin silisyum içeriği; bu bitkileri besin kaynağı olarak kullananinsan ve hayvanlar için önemli olmaktadır. Ülkemizde silisyum ile ilgili yeterlidüzeyde araştırma yapılmamıştır. Silisyumla ilgili araştırmaların ülkemizde azoluşuna, silisyumun bitki beslenmesinde mutlak gerekli elementler listesinde yeralmaması önemli bir sebep olarak görülmektedir. Burada sunulan tez çalışması,silisyumun topraktaki dinamiği ve canlılar üzerindeki etkilerine yönelik, çeviriağırlıklı bir çalışmadır. Bu çalışma; silisyumun topraktaki durumuna ve bitki, insanve hayvanlar için önemine ilişkin yürütülmüş çalışmaların incelenmesiylehazırlanmıştır.Anahtar Kelimeler: Silisyum, silisyum eksikliği, sağlık, beslenmeI

Taner Aksoy
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2006
00
Master'sOpen AccessTR

Domateste soğuk stresinin antioksidatif mekanizmalar yönünden araştırılması

Düşük sıcaklık stresi, bitkisel üretimi sınırlayan en önemli çevresel stres faktörlerindenbiridir. Özellikle sera koşullarında yetiştirilen domateslerde, düşük sıcaklık stresinden kaynaklananciddi boyutlarda verim düşüklüğü meydana gelmektedir. Bu tez çalışmasında 137 farklı domatesgenotipi taranarak, bunların soğuk etkinliği (düşük sıcaklıklardaki kuru madde verim kapasitesi)belirlenmiştir. Soğuk etkinliklerine göre seçilen duyarlı ve dayanıklı genotiplerde, uygulanan stresekarşı dayanıklılıkta, toksik O2 radikallerinin detoksifikasyonunu sağlayan antioksidan bileşiklerin veenzimlerin (antioksidatif savunma sistemlerinin) rolü araştırılmıştır.Screening denemelerinde düşük sıcaklık stresi 14 gün uygulanan domates genotiplerindeortalama soğuk etkinliği % 45.1, 9 gün uygulananlarda ise % 73,9 bulunmuştur. Uzun süreli düşüksıcaklık uygulamasına en çok aktive olan enzimin SOD olduğu (% 44 artış), bunu APaz (% 15 artış),GRaz (% 19 azalış) ve KATaz'ın (% 23 azalış) izlediği belirlenmiştir. Antioksidant bileşikler düşüksıcaklıkta önemli oranda artmıştır. Kontrol uygulamasına göre düşük sıcaklıkta çözünür SH-grupları1,8 kat artarken, düşük sıcaklık stresi öncesinde yapraktan H2O2 ve paraquat (PQ) uygulamasıylasırasıyla 2,3 ve 2,1 kat arttırılabildiği saptanmıştır.Deneme sonuçları düşük sıcaklığa bağlı fizyolojik değişimlerin bitkinin yaşlı ve gençyapraklarında farklı etkilerle ortaya çıktığını göstermektedir. Bitkinin yaşlı yapraklarında klorofilazalması soğuk etkinliği düşük genotiplerde daha fazla miktarlarda olmuştur. Oksidatif stres arttırıcı(OSA) maddelerin (PQ, H2O2, Salisilik asit (SA)) uygulamaları kuru madde verimine sadece genotipbazında etki yapmıştır. OSA bazı genotiplerde düşük sıcaklıktaki kuru madde kaybını arttırırkenbazılarında ise azaltmıştır. Düşük sıcaklıklarda kuru madde veriminin ve dolayısıyla soğuketkinliğinin yapraktan OSA uygulanması ile kısmen arttırılabildiği belirlenmiştir.Elde edilen sonuçlar, düşük sıcaklık stresine karşı dayanıklılıkta domates genotipleri arasındafaydalı olabilecek önemli bir varyasyonun bulunduğunu göstermektedir. Ancak soğuk etkinliğindekisöz konusu farkları açıklamada antioksidatif sistemlerin yetersiz kaldığı gösterilmiştir.Anahtar Kelimeler: Domates, düşük sıcaklık stresi, tolerans, antioksidatif enzimler veantioksidantlar, toksik O2 radikalleriI

Özay Özgür Gökmen
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2006
00
DoctorateOpen AccessTR

Çukurova koşullarında mısır çeşitlerine değişik dönemlerde uygulanan farklı azot dozlarının azot kullanım etkinliğine, tane verimine ve kaliteye etkisi

ÖZDOKTORA TEZİÇUKUROVA KOŞULLARINDA MISIR ÇEŞİTLERİNE DEĞİŞİKDÖNEMLERDE UYGULANAN FARKLI AZOT DOZLARININ AZOTKULLANIM ETKİNLİĞİNE, TANE VERİMİNE VE KALİTEYE ETKİSİGökhan BÜYÜKÇUKUROVA ÜNİVERSİTESİFEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜTOPRAK ANABİLİM DALIDanışman: Prof. Dr. Hayriye İBRİKÇİYıl : 2006, Sayfa: 143Jüri : Prof. Dr. Hayriye İBRİKÇİProf. Dr. Zülküf KAYAProf. Dr. A.Can ÜLGERProf. Dr. Yusuf KIRTOKDoç. Dr. Abdullah ÖKTEMÇukurova Bölgesi'nde yoğun olarak ekilen mısır bitkisinin topraktan azotudaha etkin alması, optimum doz ve uygulama zamanına yönelik sorunlarınçözülmesini irdeleyen bu çalışmanın amacı; a) üç ayrı zamanda ve dört farklı dozdagübre N'u uygulamasının, bitki bileşimine, kuru madde üretimine ve tane verimi ilekalitesi üzerine etkisini; b) bölge koşullarında bitkinin gübre N'undan yararlanmarandımanı üzerine etkilerini; c) deneme materyali olarak kullanılacak bu hibrit mısırçeşitlerinin (P31G98 ve RX9292) gübre N'una tepkilerini belirlemektir.Deneme ve regresyon analizi sonucunda, 20-28 kg N/da dozunun III.uygulama zamanında (1/2'si çıkıştan 2 hafta sonra + 1/2'si bitki 60 cm boyundaiken) en yüksek tane verimi ve azot kullanım etkinliği elde edildiği ve bu dozdansonra bu değerlerin düştüğü görülmüştür. Eğer toprakta Nmin yeterli ise azotlu gübredozunun ileri ki dönemlere ertelenebileceği ve mutlaka gübreleme yapılırken bumiktarın öz önünde bulundurularak gübreleme yapılması gerekliliği ortaya çıkmıştır.Anahtar Sözcükler: Azot dozu, Azot kullanım etkinliği, Uygulama zamanı, VerimI

Gökhan Büyük
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2006
00
Master'sOpen AccessTR

Farklı biber (Capsicum annuum L.) tiplerinde çinko (Zn) etkinliğinin belirlenmesi

Çinko noksanlığı toprak ve bitkide yaygın bir sorundur. Çinko noksanlığına karşı farklı bitki türlerinin Zn etkinlik düzeyleri belirlenmesine karşılık biber bitkisinde çok sayıda saf hat kullanarak bu şekilde bir etkinlik düzeyi saptanmamıştır. Bu amaçla sera koşullarında dolmalık, çarliston, yağlık, sivri ve süs biber tiplerinden 15'er toplam 75 saf hat, Zn'lu ( 5 mg Zn kg-1) ve Zn'suz (0 mg Zn kg-1) uygulamalarda 65 gün yetiştirilmişlerdir. Biber tipleri ve saf hatlarının Zn noksanlığına karşı dayanıklılıkları Zn'suz koşuldaki kuru madde veriminin Zn'lu koşuldaki kuru madde verimine oranlanmasıyla elde edilen Zn etkinlik değeriyle belirlenmiştir. Elde edilen sonuçlara göre, Zn uygulaması bitkilerin kuru madde verimini önemli oranda arttırmıştır. Kontrol uygulamasına göre (0 mg Zn kg-1) Zn ile sağlanan kuru madde verim artışının ortalama % 452 olduğu saptanmıştır. Bu çalışmada test edilen tüm saf hatların Zn etkinlik değerlerinin % 7.1 ile 48.1 arasında değiştiği belirlenmiş ve saf hatların ortalama Zn etkinliğinin % 18.1 olduğu bulunmuştur. Bu ortalama değerden daha büyük Zn etkinliğine yalnızca dolmalık biber tipinin % 24.4 değeri ile sahip olduğunu ve bunu sırasıyla çarliston (% 17.7), yağlık (% 17.5), sivri (% 16.7) ve süs biber tiplerinin (% 13.1) takip ettiği belirlenmiştir. Bitkinin Zn'suz durumdaki yeşil aksamındaki Zn konsantrasyonuyla biber gruplarının Zn etkinlikleri arasında herhangi bir ilişki belirlenmesine karşılık biber gruplarının aynı durumdaki yeşil aksamdaki toplam Zn miktarı (içereği) ile Zn etkinlik düzeyi arasında % 5 düzeyinde (R2= 0.844*) önemli bir ilişki belirlenmiştir. Aynı ilişki Zn'lu koşullarda (R2= 0.964**) da saptanmıştır. Bu bulgular dışında biber tiplerinin Zn noksanlığına karşı dayanıklılığında Zn uygulanmayan koşullardaki yeşil aksam kuru madde veriminin (R2= 0.986***) ve saf hatların sahip oldukları simptom derecesinin de (R2= 0.744***) önemli olduğu bulunmuştur. Sonuçlar biberin Zn noksanlığına oldukça duyarlı bir tür olduğunu ortaya koymuştur. Bu da biber üretim alanlarında Zn gübrelemesinin gerekli olduğunu göstermektedir.

Mirhan Eken
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2007
00
Master'sOpen AccessTR

Çukurova bölgesi yerfıstığı ekim alanlarında rhizobial potansiyelin belirlenmesi

Çukurova bölgesinde yer alan Yüreğir, Ceyhan, Yumurtalık, Osmaniyemerkez ve Tuzla'da (Karataş) 2006 yılında I. ve II. Ürün yetiştirme mevsiminde yürütülen bu araştırmada; yerfıstığı yetiştiriciliğinde çiçeklenme dönemi süresince Rhizobial potansiyelin durumu araştırılmıştır. Bu amaçla tüm bu bölgelerden alınan örneklerde nodül sayılarına, kök ve nodülde azot değerlerine bakılmıştır. Araştırma sonucunda, I. ürün sonuçlarına göre, tüm bölgelere ait parametrelerde genel olarak Osmaniye ? merkez Bölgesine ait sonuç değerlerinin daha yüksek çıktığı belirlenmiştir. Yüreğir ve Ceyhana ait sonuçlar ise genel olarak daha düşük tespit edilmiştir. II. ürün sonuçlarında ise genel olarak Tuzla (Karataş) ve Osmaniye'ye ait sonuçlar diğer bölgelere göre daha yüksek değerler vermiştir. Ceyhan bölgesinde II. ürüne ait örneklemelerde nodüle rastlanmamıştır. Anahtar Kelimeler : Yerfıstığı, Rhizobium, Nodül

Gülçin Uğan
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2007
00
Master'sOpen AccessTR

Düşük fosfor koşullarında yetişen mısır genotiplerinin fosfor beslenme statüleri üzerine kükürt ve çinko elementlerinin etkisi

Bu çalışmada amaç, fosfor içeriği düşük olan topraklarda ya da çeşitli toprak koşullarında yarayışsız halde bulunan fosforun yarayışlılığını artırmak ve uygulanan gübreden bitkinin fazlası ile yararlanmasını sağlamaktır. Yaygın olarak kullanılan mısır genotiplerinin (Sele, Brasco ve Tiater) düşük fosfor içeriği koşullarında fosfor etkinlikleri, kükürt ve çinkonun uygulandığı sera koşullarında test edilmiştir. Fosfor içeriği düşük olan topraklarda topraktan artan düzeyde uygulanan fosfor ve çinkonun kuru madde verimini arttırmıştır. Artan dozlarda uygulanan fosfor ve çinko ile birlikte kuru madde verimi Brasco çeşidinde % 443, Sele çeşidinde % 312 ve Tiater çeşidinde ise % 390'lık bir artış göstermiştir. Ancak artan düzeyde uygulanan kükürdün kuru madde verimine etkisi önemli görülmemiştir. Anahtar Kelimeler: fosfor, çinko, kükürt, mısır,

Senem Gök
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2007
00
DoctorateOpen AccessTR

İklim değişimi sürecinde aşağı Seyhan ovasında sürdürülebilir arazi ve su yönetimi

Bu çalışmanın amacı, Doğu Akdeniz bölgesinde yer alan ve Türkiye'nin ilk sulama projelerinden biri olan, büyük ölçekli Aşağı Seyhan Ovası (ASO) sulama alanındaki arazi kullanımı, sulama ve drenaj sistemleri, ve toprak tuzluluğu gibi öğelerin tarihsel gelişim içerisinde gösterdikleri değişimleri, olası iklim değişikliği senaryolarıyla birlikte irdelemektir.Çalışmada, arazi ve laboratuvar ölçümleri ve anket çalışmaları ile elde edilen sonuçlar farklı modellerle yorumlanmış ve değişeceği öngörülen iklim etmenlerinin 2070' li yıllar için projeksiyonları yapılmıştır.Ovada, sulamaya 1960'lı yıllarda başlanmış ve o zamandan günümüze değin sulama sistemlerinin yıpranması, bitki deseninin değişmesi ve su yönetiminin sulama birliklerine devri gibi yapısal değişiklikler sulama randımanının düşmesine neden olmuştur. Sulama sistemlerinin devamlı akış yaklaşımına göre planlanmış olmasına karşın, çiftçilerinin gece sulaması yapmaması, sulama işletmeciliğini yürüten sulama birliklerinin sulama kanallarındaki suyu yeterince kontrol edememeleri gibi nedenlerle de ovada sulama randımanı % 40 gibi düşük bir düzeye ulaşmıştır.nun yıllık dalgalanmasının, geçmişte mevsimsel pikler oluşturmasına karşın son 20 yılda sulamada kullanılan su düzeyinin artması, sulama periyodunun uzaması ve drenaj kanallarının düzeltilmesi-iyileştirilmesi gibi nedenlerle mevsimsel pikler kaybolmuştur. Ayrıca, son 20 yılda tuzluluğundaki azalma da bu durumu doğrulamaktadır. IMPAM modeli kullanılarak yapılan analizde, sulama döneminde kanallardan oluşan sızmaların, topraktaki makro gözenekler yardımı ile derinlere sızarak, nun yükselmesine katkıda bulundukları belirlenmiştir. Bununla birlikte, tabansuyu hareketi üzerinde arazi kullanımının etkisinin, iklim değişikliğinin oluşturduğu etkiden daha fazla olduğu saptanmıştır. Sulamada gereğinden fazla su kullanılması ile toprak profilindeki tuzun yıkanması ve iyi projelendirilmiş drenaj kanalları ile bu tuzun uzaklaştırılmasıyla son 20 yılda kıyı kesimleri de dahil tuzlu alanlarda ovanın topoğrafik eğimene de bağlı olarak sulamanın yapıldığı uzun süreçte tuzlulukta azalma saptanmıştır. Ancak henüz sulama sistemlerinin inşa edilmemiş olan bölümünün kimi kısımlarında yüksek düzeyde tuzluluk saptanmıştır.Yapılan projeksiyonlarda, ovaya düşecek yağış miktarında % 42- 46 oranında bir azalma olacağı ve bu azalmanında kış aylarına rastlayacağı tahmin edilmiştir. Yağışta oluşacak bu önemli düzeydeki azalma sulama suyu gereksinimini arttıracak ve sulama süresinin erken ilkbaharda başlayıp geç sonbahara kadar uzamasına neden olacaktır. Var olan durumda yaklaşık 150 cm çevresinde kalıcı bir düzeyde olduğu saptanan yüksek düzeyi yağışların azalması ile 2070 li yıllarda düşebilecektir.Ancak henüz sulama sistemleri inşa edilmemiş 4. bölümde, etkili bir tarla içi drenaj ağı yapılmazsa, varolan yüksek problemi sulamanın artması ile çok ciddi boyutlara ulaşabilir. Söz konusu alanlar için diğer bir alternatif ise ekonomik değeri yüksek tuzcul (halofit) bitkilerin ekimlerinin ilgili kuruluşlarca desteklenip yaygınlaştırılmasıdır. Bu nedenlerle, gelecekte ovada yapılacak rehabilitasyon çalışmalarında, potansiyel arazi kullanım değişikliğinin dikkate alınması gerekmektedir. Buna bağlı olarak, ovada varolan ve tuzlanmaya neden olan arazi kullanımı ve sulama/ drenaj ağınının gelecekteki sorunları karşılayabilecek düzeye getirilmesi,başka bir deyişle sistemdeki iyileştirme çalışmasının, toprak çeşitleri ve yüzey-yüzey altı topoğrafyalarının da dikkate alınarak ayrıntılı ve daha uzun süreli bir ' Tuz Riski' izleme ve değerlendirme çalışmasıyla birlikte yürütülmesi gerekmektedir. Sonuçta, söz konusu çalışmanın sürdürülebilir arazi ve su yönetim programının tamamlayıcısı olması gerekmektedir.Anahtar kelimeler : Aşağı Seyhan Ovası, Sulama, , Tuzluluk, İklim Değişimi

Sevgi Donma
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2008
00
Master'sOpen AccessTR

Farklı çilek (Fragaria Sp.) genotiplerinin demir (Fe) noksanlığına karşı duyarlılığının belirlenmesi

Demir noksanlığı günümüzde hem bitkilerde hem de insanlarda yaygın olarak ortaya çıkan birbeslenme problemidir. Problemin dünya nüfusunun yaklaşık yarısını etkilediği ve ülkemizde de ciddiboyutlarda yaygınlık gösterdiği bilinmektedir. Toprak ve bitkideki Fe noksanlığının verim ve kalitedeönemli düşüşlere yol açtığı bilinmektedir.Türkiye'nin değişik bölgelerinden toplanan çok sayıda toprak örneğinde yapılan analizleregöre Fe eksikliği % 27'lik bir oranla Zn'dan sonra en yaygın olan mikro element eksikliği sorunudur.Bu çalışma, Türkiye'nin bitkisel üretim amaçlı kullanılabilir alanının yaklaşık % 25'inde (7.5 milyonhektar) Fe eksikliğinin olabileceğine işaret etmektedir. Demir eksikliğinin bitkilerde ortaya çıkışıtürden türe ve hatta aynı türün genotipinden genotipine farklılık göstermektedir. Demir noksanlığınaoldukça duyarlı türlerden biri de çilektir. Ülkemizde çilek yetiştiriciliği konusunda son yıllarda hemalan hem de üretim bakımından önemli artışlar sağlanmıştır. Ancak, ülkemizde Fe noksanlığının budenli yaygın olması ve çileğin Fe'ce yetersiz beslenmeye karşı toleransta çok hassas olması çilekyetiştiriciliğinde önemli verim kayıplarına yol açmaktadır. Söz konusu beslenme problemine karşıalınabilecek önlemlerin başında gübreleme yoluyla bitkilerin Fe ve diğer elementlercezenginleştirilmesidir. Ancak, bu yöntemin oldukça pahalı olduğu ve çevre dostu bir yöntem olmadığıbilinmektedir. Bu yöntemin alternatifi, Fe noksanlığına karşı dayanıklı yeni genotiplerin bulunmasıdır.Bu tez çalışmasının temel amacı, çilek gen kaynaklarını temsil eden ve dünya koleksiyonuiçinden seçilerek süper çekirdek koleksiyonuna ait 23 genotip, su kültürü koşullarında Fe'li ve Fe'sizolarak yetiştirilerek Fe noksanlığına karşı dayanıklılıkları test edilmiştir. Bu çalışmanın sonucunda Fenoksanlığına karşı en dayanıklı ve en duyarlı genotipler seçilmiş ve bu seçilen genotiplerde Fenoksanlığına karşı dayanıklılıkta rol oynayan fizyolojik ve morfolojik mekanizmalar da saptanmıştır.Sonuçlar Fe alımı, Fe-Redüktaz enzim aktivitesi gibi etkenlerin Fe'e karşı duyarlılık/dayanıklılık içinönemli değişkenler olduklarını ve dayanıklılıkta rol oynadıklarını doğrulamaktadır. Bu çalışmayla Fenoksanlığına karşı dayanıklı genotipler bulunarak çilek yetiştiriciliğinde Fe'li gübre kullanımınınazaltılması hedeflenmektedir.

Nazife Erdem
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2008
00
DoctorateOpen AccessTR

Mikoriza ve elementer kükürtün bitki tarafından topraktan fosfor alımına etkisi

Genel olarak kil ve kireç içeriği yüksek olan ülkemiz topraklarında sınır düzeylerinde olması yanı sıra kuvvetle toprakta fikse edilen ve bitkiler tarafından alımı güç olan fosfor bitkisel üretimin sağlıklı gelişmesinde sınırlayıcı bir etken olmaktadır. Bu çalışmanın amacı mikoriza olarak adlandırılan kök mantarı aşılaması ve 100 mg/kg elementer kükürt ilavesinin soya ve mısır bitkilerinin biokütle üretimine, fosfor alımına ve mikoriza ile infekte olma yüzdesine etkileri mikorizalı ve mikorizasız uygulamalar esas alınarak araştırmaktır. Deneme Çukurova Üniversitesi Ziraat Fakültesi Toprak Bölümü sera ve laboratuarında yürütülmüştür. Denemelerde kullanılan fosforca fakir steril edilmiş Karaburun ve Menekşe serisi topraklarında yetiştirilen soya ve mısır bitkilerinden elde edilen biokütle kuru madde verimi, fosfor alımı ve infekte olma yüzdesi değerlendirilmiştir. Denemede Karaburun ve Menekşe gibi düşük verimli Çukurova toprakları kullanılmıştır. Deneme tesadüf blokları desenine göre üç yinelemeli olarak kurulmuştur. Kontrol uygulamasına oranla 100 mg/kg elementer kükürt ilavesiyle toprak üstü aksam ve kök verimi, fosfor alımı ve infekte olma yüzdesi değişmemiştir. Mikoriza ilavesiyle toprak üstü aksam ve kök verimi, fosfor alımı ve infekte olma yüzdesi artış göstermiştir. Mikoriza ilavesiyle elde edilen söz konusu artış mikoriza ve 100 mg/kg elementer kükürt ilavesiyle değişmemiştir. Soya ve Mısır bitkilerinde en yüksek verim Menekşe toprak serisinde elde edilmiştir.Sonuçlar 100 mg/kg elementer kükürt ilavesinin verimde ve fosfor alımında etkili olmadığını göstermektedir.Anahtar Kelimeler : Soya, Mısır, Fosfor, Elementer Kükürt, Mikoriza

FosforMikorizaMısır+1
Hüseyin Karaca
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2008
00
DoctorateOpen AccessTR

Farklı yerfıstığı çeşitlerinde bakteri aşılaması ve demir uygulamasının nodülasyon ve verime etkisi

Farklı yerfıstığı çeşitlerinde bakteri aşılaması ve demir uygulamalarının nodülasyon ve verime etkisini araştırmak amacıyla yapılan bu çalışma, Adana İl'i Ceyhan İlçesi Altıkara köyünde 2 yıl süreyle yürütülmüştür. Araştırmada, I. ürün olarak Çukurova koşullarında en fazla ekimi yapılan NC-7, Halisbey, Arıoğlu 2003 ve Osmaniye 2005 çeşitleri kullanılmıştır. Denemede üç farklı demir dozu (Fe0, Fe1: 5 kgFe/da (Fe2SO4), Fe2: 10 kgFe/da (Fe2SO4)) ve 2 farklı Rhizobium bakteri aşılaması uygulaması (B0: aşılama yapılmamış; B1: 380 nolu Rhizobium leguminosarum suşu) yapılmıştır. Birinci ürün olarak ekilen yerfıstığı bitkisinin çiçeklenme döneminde kök, kök üstü, nodül örneklemesi; hasat döneminde ise kök, köküstü ve dane örneklemesi yapılmıştır.Sonuçlar gerek 1. yıl gerekse 2. yıl bitkilerde nodül oluşumu olmadığını göstermiştir. Dolayısıyla nodülasyon, biyomas ve çeşitli aksamların N içeriklerinde bakteri aşılamasına bağlı herhangi bir etki de görülmemiştir. Demir uygulamasına bağlı olarak ise incelenen parametrelerde çiçeklenme ve hasat dönemine ve denemede kullanılan yerfıstığı çeşitlerine bağlı olarak farklı etkiler görülmüştür. İncelenen parametreler açısından kullanılan çeşitlere göre değişen farklılıklar belirlenmiştir. Meyve verimi açısından Halisbey çeşidi 1. yıl en yüksek verim değeri gösterirken (694 kg/da) bunu Osmaniye 2005 (686 kg/da) ve Arıoğu 2003 (644 kg/da) izlemiş, 2. yıl ise her üç çeşit de 700-721 kg/da arasında verim değeri göstermiş, buna karşılık NC7'den 1. yıl 457 kg/da, 2. yıl 458 kg/da verim alınmıştır.

Esin Güvercin
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2009
00
Master'sOpen AccessTR

Arazi kullanımındaki değişimlerin coğrafi bilgi sistemleri yardımıyla izlenmesinde QuickBird uydu verileri ve hava fotoğraflarının birlikte kullanılma olanaklarının Kuzey Adana örneğinde araştırılması

Çalışmada Ekim 2006 yılına ait yüksek çözünürlüklü QuickBird uydu görüntüleri ve 1989 yılına ait hava fotoğraflarının gözle yorumlanması ile Kuzey Adana'nın arazi örtüsü, arazi kullanımı ve arazi değişimi haritaları, ArcGIS 9.2 ve ERDAS Imagine 8.4 Professional programları kullanılarak üretilmiş ve sonuçları incelenmiştir. Bu sayede Kuzey Adana'nın en güncel arazi örtüsü/kullanım haritası elde edilmiştir. Bununla beraber, Kuzey Adana'nın, 1989 yılından 2006 yılına kadar olan arazi örtüsü ve arazi kullanımı değişimleri izlenmiş ve analiz edilmiştir. CBS ortamına aktarılan her bir görüntüde yerleşim alanları, tarım alanları, orman, su yüzeyleri ve diğer sınıflar belirlenmiş, CORINE' e göre bunların alt sınıfları oluşturulmuştur. Kuzey Adana'da yürütülen çalışma alanı toplam 41.932 ha alan olarak belirlenmiş olup 1989 yılındaki şehir merkezi yerleşim alanları 1.351,86 ha alan iken 2006 yılında 2.956,25 ha alana dönüşerek % 118,68 artış olduğu, sanayi bölgeleri 115 ha alandan 148,7 ha alana genişleyerek % 29,36 arttığı bulunmuştur. Kuru tarım arazileri 12.442 ha alandan 10.728 ha alana dönüşmüş ve % 13,8 oranında azaldığı tespit edilmiştir. Zeytinliklerde % 122 oranında çok büyük bir artış olduğu ve 147 ha alandan 327 ha alana dönüştüğü bulunmuştur. Seyrek ormanların tahrip edilmesi ile % 8,3 azalmanın olduğu ve 271 ha alanının yok olduğu bulunmuştur. Sonuçta elde edilen istatistiksel veriler arazi kullanımı değişimlerinin dinamiğini göstermiş ve geleceğe yönelik planlamalara esas olabilecek bir altlık oluşturmuştur.

Coğrafi bilgi sistemleriUzaktan algılama
Canan Çopur Kitiş
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2009
00
Master'sOpen AccessTR

Değişik karpuz genotiplerin tuz stresine tolerans düzeylerinin belirlenmesi

Bu araştırmada, 15 farklı karpuz genotipinin tuz stresine karşı (75 ve 150 mM NaCl) reaksiyonları su kültürü koşullarında test edilmiştir. Genotiplerin tuz stresine toleransı, yeşil aksam ve kök kuru madde üretimi, simptom skala dereceleri, sodyum (Na), potasyum (K), kalsiyum, (Ca) konsantrasyonları, K/Na ve Ca/Na oranlarıyla ilişkilendirilmiştir. Bunun yanında, yaprakların klorofil konsantrasyonları ve oransal su içeriklerindeki değişimler de incelenmiştir. Ancak, kullanılan parametreler içinde genotiplerin tolerans düzeylerini, simptom dereceleri ve yeşil aksam Na konsantrasyon değerleri daha güvenilir bir şekilde ortaya koymuştur. Tuz stresi koşullarında yeşil aksamında düşük düzeyde Na içeren 216 nolu genotipin semptom derecesinin düşük olduğu ve sonuçta tolerans derecesinin yüksek olduğu bulunmuştur. Bununla birlikte, 150 mM NaCl'de, 216 nolu genotiple benzer simptom derecelerine sahip olan 260 ve 98 nolu genotiplerin her ikisinin de Na'u dışlayan ve tolerant genotipler olduğu anlaşılmıştır. 37 nolu genotiple birlikte, 59, 178, Crimson Sweet ve Crimson Tide genotiplerinin Na kabullenen ve hassas genotipler olduğu sonucuna ulaşılmıştır. 13 nolu genotip ise hassas ve orta düzeyde Na dışlayan bir mekanizmaya sahiptir. Yüksek tuz dozu dikkate alınırsa, 174, 242, 117, 181, 229 ve 249 nolu genotiplerin Na kabullenen ve orta düzeyde hassas genotipler olduğu söylenebilir.Sonuç olarak, yüksek tolerans yeşil aksamda düşük Na konsantrasyonuyla ilişkili bulunmuştur. Tolerant olarak seçilen genotiplerden, öncelikle 216 olmak üzere, 260 ve 98 nolu genotiplerin tuzluluk tehdidi altında olan alanlarda ekilmesi tavsiye edilebilir. İncelenen parametreler içinde, yeşil aksam Na konsantrasyonu ve simptom derecesinin genotiplerin tuz toleransına göre sınıflandırılmasında güvenilir parametreler olabileceği saptanmıştır.Anahtar Kelimeler: Karpuz, tuz stresi, tuz toleransı, K/Na oranı, Ca/Na oranı

Mehmet Nuri Dölek
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2009
00
Master'sOpen AccessTR

Farklı yabani domates ve biber genotiplerinin mikorizaya bağımlılıklarının belirlenmesi

Bazı yabani domates türlerine ait genotipler ile farklı biber genotiplerinin bazı büyüme ve gelişme parametreleri bakımından mikorizaya bağımlılığını tespit etmek amacıyla yapılan iki dönemlik çalışma yarı kontrollü cam sera koşullarında yürütülmüştür. Bitkiler 6 hafta süresince mikorizalı (G. etunicatum) ve mikorizasız olarak yetiştirilmişlerdir. Çalışmanın birinci döneminde 17 adet C. annuum L. türüne ait biber genotipi ve 6 adet farklı yabani domates türlerine ait genotip ile 1 adet sanayilik ve 1 adet standart domates çeşidi kullanılmıştır. Çalışmanın ikinci döneminde ise birinci dönemde kullanılan genotiplerden oluşan 14 adet C. annuum L. türüne ait biber genotipleri ile 5 adet yabani domates türlerine ait genotip, 1 adet sanayilik ve 1 adet standart domates çeşidi kullanılmıştır. Çalışmada kullanılan genotiplerde bitki boyu (cm), yeşil aksam kuru ağırlığı (g), kök kuru ağırlığı (g), toplam kuru ağırlık ölçümleri yapılmış ve aynı genotiplerde denemenin her iki döneminde de bitki yapraklarinda P analizi yapılmıştır.Biber genotiplerinin araştırma bulgularına göre, mikorizaya bağımlılık büyük bir varyasyon göstermiştir. Mikorizaya bağımlılık çalışmanın birinci döneminde % 39,04-83,96 ve ikinci döneminde % 20,90-56,83 arasında gerçekleşmiş olup, biber genotiplerinden A 300 ve A287 nolu genotipler en yüksek bağımlılığa sahip olmuşlardır. Biber genotiplerinde kök infeksiyonu değerleri ise 1. dönemde ortalama % 48,04 2. dönemde ise % 47,68 olarak belirlenmiştir.Domates genotiplerinden de mikorizaya bağımlılık varyasyon göstermiştir. Mikorizaya bağımlılık 1. dönemde % -25,03-53,17, 2. dönemde % -35,36-36,92 olarak gerçekleşmiş olup TA496 nolu genotip (L. esculentum, sanayilik domates) ve LA1589 (L. pimpinellifolium) her iki dönemde de en yüksek bağımlılığa sahip olmuşlardır.Bu çalışmadan elde edilen bulgular hem biber genotipleri arasında hem de domates genotipleri arasında mikorizal bağımlılık bakımından varyasyon göstermiştir. Ayrıca biber ve domates genotipleri birlikte değerlendirildiğinde biberin domatese göre mikorizaya daha bağımlı olduğu ortaya konmuştur. Bu bulgular ışığında mikorizaya bağımlılığı yüksek olan bireyler yeni biber ve domates çeşitlerinin geliştirilmesinde ıslah materyali olarak kullanılabilir.

BiberDomatesMikoriza
Hasan Pınar
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2009
00
DoctorateOpen AccessTR

Aşağı Seyhan ovasında buğday ve mısır üretim alanlarında azot bütçesine ilişkin girdi ve çıktıların irdelenmesi

Bitkisel üretimde yaygın olarak kullanılan başlıca bitki besin elementlerinden birisi olan azot, aşırı ve bilinçsiz bir biçimde kullanılarak çevreyi ve insan sağlığını olumsuz yönde etkilemektedir. Bu nedenle, topraklarda azotun dinamiğinin araştırılması ve risk faktörlerinin belirlenerek daha kapsamlı olarak N bütçelerinin oluşturulmasına ihtiyaç vardır. Bu amaçla, 2007 ve 2008 hidrolojik yıllarında azot bütçesini önemli bir şekilde etkileyen buğday, 1. ürün mısır, 2. ürün mısır ve gübre faktörleri kullanılarak Çukurova Bölgesinde, Aşağı Seyhan Ovası Akarsu Sulama Sahasında (9 495 ha) azot bütçesi belirlenmeye çalışılmıştır. Bileşeni oluşturan parçalardan her birinin seçilmiş azot girdi ve çıktısı (toprak azotu, bitki azotu, suda azot ve yağış azotu), ilgili bitkilerin azot bütçesinin belirlenmesinde kullanılmıştır. Üç bitki ve iki yıl için toplam altı N bütçesi hesaplanmıştır. Araştırma sonuçlarına göre azot bütçesi incelendiğinde, 2007 ve 2008 yılları süresince sırasıyla; buğdayda 40 ve 49 kg N ha-1, 1. ürün mısırda 46 ve 82 kg N ha-1 ve 2. ürün mısır yetişme alanlarında 176 ve 229 kg N ha-1 sistemde kalan miktar olarak belirlenmiştir. Akarsu Sulama Bölgesinde oluşturulan azot bütçesindeki bileşenler içerisinde gübre azotu ve bitki ile kaldırılan azotun en önemli bileşenler olduğu belirlenmiştir. Bununla birlikte, özellikle 2. ürün mısırda yüksek verim beklentileri nedeniyle yüksek miktarlarda uygulanan azot, toprak ve iklim faktörlerinin etkisiyle araştırma alandaki N birikimine önemli oranda katkı sağlamıştır. Araştırma sonuçlarına göre, çalışma alanı N kirliliği bakımından potansiyel olarak risk altındadır ve azot girdi ve çıktı bileşenlerinin izlenerek dönemsel olarak kontrol altında tutulmasına ihtiyaç vardır.

Ebru Karnez
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2010
00