Çanakkale Onsekiz Mart University
Discipline

Toprak Anabilim Dalı

Çanakkale Onsekiz Mart University

107

Archived Theses

0

DOIs Assigned

0%

DOI Rate

Discipline

50 Theses
DoctorateOpen AccessTR

Çukurova koşullarında bazı doğal bitki türlerinin erozyon kontrol çalışmalarında kullanılma olanakları üzerinde bir araştırma

Çukurova koşullarındaki bazı doğal bitki türlerinin erozyon kontrol çalışmalarında kullanılma olanakları ile ilgili olarak yapılan bu araştırma, 1995-1997 yıllan arasında doğal arazi koşullarında, %30 eğimli, eğim yönünde 7.0 m uzunluktaki ve 3.0 m genişlikteki parsellerde yürütülmüştür. Araştırmada, doğal bitki türlerinden Oryzopsis miliacea (L) Benth, Rosmarinus officinalis, Medicago arborea, Hyparrhenia hirta (L) Stapf ve Putoria calabrica (L. fiil) De kullanılmıştır. Araştırma süresince 1858.75 mm yağış düşmüş ve toplam 92 adet yağışımı 57 adedi yüzey akışı ve toprak kaybına neden olmuştur. Bu yağışların 52'si Putoria calabrica, 49'u Medicago arborea, 47'si Hyparrhenia hirta, 41 'i Oryzopsis miliacea ve 3 8 'i Rosmarinus officinalis bitkisinin bulunduğu parsellerde yüzey akışı ve toprak kayıplarına yol açmıştır. Meydana gelen yağışlar sonucu, Oryzopsis miliacea, Rosmarinus officinalis, Medicago arborea, Hyparrhenia hirta ve Putoria calabrica bitkisinin bulunduğu parsellerde sırasıyla 3529, 3013, 5319, 5481 ve 9175 kg/da toprak kaybı meydana gelmiştir. Benzer şekilde meydana gelen yüzey akış kayıpları da sırasıyla 127, 113, 189, 179 ve 372 mm olmuştur. Hiç bir bitkinin bulunmadığı, tamamen çıplak bırakılan tanık parselde ise 19418 kg/da toprak ve 488 mm yüzey akış kaybı meydana gelmiştir. Elde edilen bulgulara göre bütün bitki türlerinin erozyon kontrol çalışmalarında başarıyla kullanılabileceği; ancak, bunlar içerisinden özellikle Rosmarinus officinalis ve Oryzopsis miliacea 'mn bu konuda diğerlerine göre daha etkili olduğu; ayrıca, Hyparrhenia hirta ile Medicago arborea'nın. biri birine yakın etkinlik gösterdikleri sonucuna varılmıştır. Anahtar Kelimeler: Oryzopsis milacea, Rosmarinus officinalis, Medicago arborea, Hyparrhenia hirta, Putoria calabrica, Erozyon, Yüzey akışı, Toprak kaybı.

BiberiyeErozyonHyparrhenia hirta+5
İsmail Çelik
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
1998
00
Master'sOpen AccessTR

Mikoriza inokülasyonu, kompost ahır gübresi ve mineral gübrelemenin biber bitkisinin büyüme ve besin elementi alımı üzerine etkileri

Bu çalışma; mineral gübrelemeye alternatif olarak organik gübrelemenin (mikoriza, kompost ve ahır gübresi) biber bitkisinin verim ve bitki besin elementi alımı üzerindeki etkilerini araştırmak amacıyla yapılmıştır. Araştırma iki yıl süreyle (Deneme I: 1996, Deneme II: 1997 yıllan) Çukurova Bölgesi koşullarında tarlada yürütülmüştür. Araştırma bulgularına göre, her iki yılda da mikorizal inokülasyon, kompost ve ahır gübresinin uygulaması, mineral gübreleme ve kontrole göre yaklaşık 2 katı kadar daha fazla verim artışı sağlamıştır. Biber verimi Deneme I'de kompost, Deneme II' de de mikoriza parsellerinde yüksek bulunmuştur. Besin elementi içerikleri yönünden ise kompost, mikoriza ve ahır gübresi uygulanmış parsellerde P, Zn, Cu, Fe ve Mn içeriklerinin mineral gübre uygulamasına göre genelde daha yüksek olduğu saptanmıştır. Anahtar Kelimeler: Mikoriza (G. caledenium), kompost, ahır gübresi ve mineral gübre, biber, verim, bitki büyümesi, besin elementi alımı

BiberBitki besin elementleriGübreleme+5
Ökkeş Köse
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
1998
00
Master'sOpen AccessTR

Değişik mikoriza türlerinin turunç bitkisinde fosfor ve çinko alımına olan etkilerinin araştırılması

Bu çalışmada turunç bitkisi için vesiküler arbüsküler mikorizal (VAM) mantarlardan en uygun olan çeşidi belirlemek, bitki büyümesi, gelişmesi ve bitki besin elementlerinden fosfor ve çinko alımı üzerine etkilerinin incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırma Ç.Ü. Ziraat Fakültesi Toprak Anabilim Dalına ait cam seralarda yürütülmüştür. Araştırmada (Deneme I: 1997) ön çalışma olarak turunç anaçları ile en iyi enfeksiyon geliştiren ve bitki büyümesini arttıran beş değişik mikoriza türü denenmiş ve bunlardan G.clarium türünün turunç bitkileri için en iyisi olduğu belirlenmiştir. Bunu takiben de (Deneme II: 1998) G.clarium mikoriza türünün turunç bitkisinde P ve Zn alımı üzerine olan etkileri steril toprak koşullarında incelenmiştir. Her iki denemede de VA mikorizamn çöğür büyümesine olan etkilerini incelemek amacıyla çöğürlerde bitki uzunluğu, gövde çapı, kök uzunluğu, % mikoriza infeksiyonu, yaprak, kök kuru madde üretimi ve bitkilerin ortamdan kaldırdıkları besin elementlerinin incelenmesi amacıyla P, N, Mn, Fe, Cu ve Zn analizleri yapılmıştır. Araştırma sonucunda her iki denemede de uygulamalar arasındaki farklılıklar istatistiksel açıdan önemli bulunmuştur. Anaçların büyümesi ve bitki besin elementlerinin alımı yönünden mikoriza türlerinden G. clarium'un bitki gelişimi ve besin elementi alımını önemli derecede arttırdığı belirlenmiştir. Deneme IF de mikoriza uygulamasıyla bitki gelişimiyle fosfor alımımnda da artış olduğu, fakat Zn alımına etki etmediği tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Mikoriza (G. Clarium), Turunç, Mikorizal Aşılama, Fosfor ve Çinko

FosforMikorizaToprak+2
Derya Ortakçı
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
1999
00
DoctorateOpen AccessTR

Sera koşullarında azotlu gübre, organik gübre ve mikoriza aşılamasının domateste verim, kalite ve besin elementleri alımına etkisi

Bu çalışma organik gübrelemenin, mikoriza inoküiasyonunun ve mineral gübre uygulamasının sera koşullarında domateste verime, kaliteye ve bitki besin maddesi alımına etkisini belirlemek amacıyla, sera koşullarında 2 yıl süreyle yürütülmüştür. Örtü altı sebzeciliğinin hızla ilerlediği bölgemizde çiftçilerin yoğun olarak mineral gübre kullanımı, artan gübre dozları sonucu, üründe kalite bozulmaları meydana gelmekte ve dayanıklılığında da düşmelere neden olmaktadır. Ayrıca bitkinin çevre streslerine ve hastalıklara karşı direnci azalmaktadır. Ancak, organik kaynaklı gübrelemede ise bitkinin topraktan makro ve mikro besin elementlerinden daha iyi yararlanabildiği bilinen bir gerçektir. Buna bağlı olarak da ürün kalitesi, dayanıklılığı, bitkinin çevre koşullan (hastalık ve zararlılara ) karşı direnci artmaktadır. Yukarıda sözü edilen parametrelerin belirlenmesi amacıyla denemede 0, 5,10 ton çiftlik gübresi, 0, 12, 24 kg da"1 azot, 12, 24, 36 kg da'1 potasyum ve 10, 20 kg da"1 fosfor dozları uygulanmışlar. Araştırma bulgularına göre verim değerleri 12280 kg da"1 ile 7543 kg da"1 arasında değişmiştir. Meyve ağırlığı 136,7-107,1 gram arasında, meyvede çap ve yükseklik değerleri sırasıyla 66,8-60,43 mm ve 56,26 ile 52,3 1 mm arasında bulunmuştur. Domateste kuru madde %5,807-5,135 bulunurken vitamin C değerleri sırasıyla ve 3 1,51- 26,09 mg/100 gram taze ağırlık olarak bulunmuştur. Deneme sonucu elde edilen değerler, organik gübrelemenin bu çalışma ile belirlenen kalite paraetreleri üzerine olumlu etkilerinin olduğunu göstermiştir. Ayrıca, organik gübre uygulanan parsellerde daha yüksek verim değerleri elde edilmiştir.Anahtar Kelime : Mineral gübreleme, organik gübreleme, mikoriza, domates, örtü altı yetiştiriciliği

Besin elementleriDomatesGübreleme+5
Kadir Yalı
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2003
00
Master'sOpen AccessTR

Sera koşullarında bazaltik tüf, andezitik tüf ve torf ortamlarının domates bitkisinin verim ve kalitesine etkisi

Bu çalışma, Türkiye'de bulunan farklı organik ve inorganik kökenli topraksız yetiştirme ortamlarının serada yetiştirilen domateste verim, erkencilik ve kalite parametreleri üzerine etkilerini belirlemek amacıyla 2000-2002 yıllan arasında yürütülmüştür. Denemede dört farklı sübstrat (bazaltik tüf, andezitik tüf, torf ve toprak) ve bunların değişik oranlarda karışımı yetiştirme ortamı olarak kullanılmıştır. Araştırmada, sözü edilen 5 farklı ortam üzerinde yetiştirilen domates bitkisinin verim ve verimin sezon içindeki dağılışı, ürün kalitesi (meyve ağırlığı, meyve çapı), bitki büyüme ve gelişmesi (bitki kök boğaz çapı, ana gövde çapı, kök ağırlığı) üzerine etkileri incelenmiştir. Ayrıca periyodik aralıklarla alman yapraklar analiz edilerek N, P, K, Fe, Zn ve Mn içerikleri belirlenmiştir. Araştırma sonuçlan, yerli sübstrat malzemelerinin topraksız yetiştirme ortamı olarak kullanılabileceğim göstermiştir. En yüksek verim 31.2 kg/m2 ile substratlann karışımından elde edilen ortamda belirlenmiştir. Buna karşılık en düşük verim değeri 20.7 kg/m2 ile toprak varyantından elde edilmiştir. Elde edilen değerler erkencilik yönünden incelendiğinde bazaltik tüf ve sübstrat karışımı varyantlan önemli düzeyde erkencilik sağlamışlardır. Kalite parametreleri yönünden varyantlar incelendiğinde sübstrat karışımı varyantında diğer varyantlara oranla daha kaliteli, iri ve homojen meyveler elde edildiği görülmüştür. Üretim dönemi boyunca yapılan yaprak analizleri sonuçlan, tüm yetiştirme ortamlarının yerli topraktan daha iyi sonuçlar verdiğini ve en iyi sonuçların sırasıyla sübstrat karışımı, bazaltik tüf, torf, andezitik tüf ve topraktan alındığını göstermiştir.Anahtar Kelimeler : Topraksız kültür, bazaltik tüf, andezitik tüf, torf

Hafize Yüzgüleç
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2003
00
DoctorateOpen AccessTR

IKONOS sayısal uydu verilerinin detaylı toprak haritalarının hazırlanmasında kullanılma olanaklarının Ege bölgesinde seçilen örnek bir alanda araştırılması

Bu çalışmada, yoğun tarım yapılan alanlarda detaylı toprak haritalarının oluşturulmasında sayısal uydu verilerinin kullanılması olanakları Ege Bölgesi Karpuzlu ovası örneğinde araştırılmıştır. Çalışma alanının detaylı toprak haritalarının hazırlanmasında Landsat 7 ETM+ ve IKONOS sayısal uydu verilerinden yararlanılmıştır. Toprakların değişim gösteren özelliklerinin en iyi belirlenebileceği band kombinasyonları olarak Landsat 7 ETM + için 3. (kırmızı), 5. (İR) ve 7. (İR) bandlar, IKONOS uydu görüntüsü için ise 1. (mavi), 2. (yeşil) ve 3. (kırmızı) bandlar olduğu belirlenmiş ve uydu verileri unsupervised olarak sınıflandırılmıştır. IKONOS uydu görüntüsü ile oluşturulan normalize edilmiş bitki indeksi (NDVI) sonuçlarına göre çalışma alanının %55.7 sinin farklı yoğunluktaki bitki örtüsü ile kaplı bulunduğu belirlenmiştir. Arazide test alanlarında gerçekleştirilen kontroller sonucunda, farklı toprak çeşidi ve dağılım alanlarının belirlenmesinde unsupervised görüntünün bitki örtüsünün toprak yüzeyini maskelemesi nedeniyle yetersiz kaldığı belirlenmiş ve yeni bir yaklaşımla zenginleştirilmiş IKONOS uydu görüntüsü (band 1, 2, 3) renkli hava fotoğrafi gibi kullanılarak monoskopik yorumla olası toprak sınırlarını içeren zenginleştirilmiş görüntü yorum haritası oluşturulmuştur. Toprak yorum ve DEM haritaları kullanılarak çalışma alanında 7 farklı fizyografîk birim üzerinde anlamlı ayrıcalıkları olan 18 ayrı toprak serisi belirlenmiş ve Toprak Taksonomisine göre Entisol ve Inceptisol ve F AO/UNESCO ya göre Fluvisol, Cambisol ve Regosol olarak sınıflandırılmış ve çalışma alam topraklan 1/5.000 ölçekte detaylı olarak haritalanmıştır. Oluşturulan IKONOS zenginleştirilmiş görüntüsü yorum haritasının seçilen test alanlarında çizgisel doğruluk oranının %65.4 ve noktasal doğruluk oranının ise %64.8 olduğu belirlenmiştir. Sonuçta, toprak yüzeyinin bitki örtüsünce maskelendiği alanlarda unsupervised sınıflamanın kullanılamayacağı, IKONOS uydu görüntülerinin göz yorumuyla monoskopik olarak elde edilen taslak haritaların belli oranda doğruluk sağladığı ve arazide sınırların belirlenmesinde harcanan zamanı azaltarak detaylı toprak etüd haritalama çalışmalarında toprak etüd uzmanlarına bazı avantajlar sağladığı ortaya konulmuştur. Anahtar Kelimeler: îkonos, Ege Bölgesi, Detaylı Toprak Etüd Haritalama, Zenginleştirilmiş Görüntü

Levent Atatanır
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2004
00
Master'sOpen AccessTR

Farklı mikoriza türleri ve spor sayılarının değişik kültür bitkilerinde mikorizal infeksiyon ve bitki gelişimine etkisi

Araştırmanın amacı, farklı zaman periyotlarında farklı mikoriza türleri ve bunların farklı doz uygulamalarının değişik konukçu bitkilerde % kök infeksiyonu ve mikoriza spor üretimi üzerine olan etkilerinin belirlenmesidir. Araştırma, Ç.Ü. Ziraat Fakültesi Toprak Bölümünde sera koşullarında yürütülmüştür. Denemede konukçu bitki olarak mısır, sorgum, pırasa, soğan, yonca ve üçgül bitkileri kıülanılmıştır. Glomus mosseae ve Glomus etunicatum mikoriza türlerinin 0-500-1000 ve 2000 spor/bitki dozları kullamlmıştır. Denemede bitkiler tohum ekiminden itibaren 3.,4.,5. ve 8. haftalarda hasat edilerek üst aksam ve kök aksam kuru ağırlıkları, kök infeksiyonu, spor üretimi, P ve Zn alımı tespit edilmiştir. Denemede tüm konukçu bitkilerin mikorizaya olumlu tepki verdiği tespit edilmiştir. 4. ve 5. haftadan itibaren kök infeksiyonuna bağlı olarak spor oluşumu da maksimum düzeye ulaşmıştır. Yonca ve Üçgül bitkileri spor üretimi yönünden en iyi konukçu bitkiler olarak belirlenmiştir. 500 ve 1000 spor/ bitki uygulamasının tüm bitki türleri için bitki büyümesi ve beslenmesi için yeterli doz olduğu belirlenmiştir. P ve Zn beslenmesi yönünden mikorizalı bitkiler mikorizasızlara göre daha iyi gelişmişlerdir. Her iki mikoriza türünün, özellikle G. mosseae 'nın bitki gelişimini daha iyi arttırdığı belirlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Konukçu bitki, Kök infeksiyonu, Spor üretimi, Farklı Hasat zamanları

Bitki gelişimiKonukçu bitkilerKültür bitkileri+1
Çağdaş Akpınar
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2004
00
DoctorateOpen AccessTR

Anız yakımı ve tütün atığı uygulamalarının soya vejetasyonu altında toprakla azot mineralizasyonuna, denitrifikasyona ve dane verimine etkisi

oz DOKTORA TEZİ ANIZ YAKIMI VE TUTUN ATIĞI UYGULAMALARININ SOYA VEJETASYONU ALTINDA TOPRAKTA AZOT MİNERALİZASYONUNA, DENİTRİFİKASYONA VE DANE VERİMİNE ETKİSİ Ali COŞKAN ÇUKUROVA ÜNİVERSİTESİ FEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ TOPRAK ANADİLİM DALI Danışman : Prof. Dr. Mustafa GÖK Yılı : 2004 Sayfa: 124 Jüri : Prof. Dr. Mustafa GÖK Prof. Dr. Hayriye İBRİKÇİ Prof. Dr. Turan SAĞLAMTİMUR Prof. Dr. Zülküf KAYA Prof. Dr. Suphi ASLAN Çukurova bölgesinde yaygın uygulama olan anız yakınıının ve tekel sigara fabrikaları atığı olan tutun atığının toprağa kanştınlnıasının soya vejetasyonu altında toprağın NOVN ve NH/-N içeriğine, denitrifikasyonla azot kaybına, biyolojik aktiviteye, biyomas ve dane verimine etkilerini araştırmak amacıyla İM yıllık tarla denemesi yürütülmüştür. Denemede hasat sonrası üzerindeki anızı (buğday) yakılmış ve yakılmamış parseller üzerine 0, 500 ve 1000 kg/da tütün atığı uygulanmış ve belirli aralıklarla araziden alınan toprak örneklerinde NOVN, NHL,+-N, dehidrogenaz ve C02 analizleri yapılmıştır. Örnekleme yapılan günlerde ayrıca arazide (in-situ) denitrifikasyon ölçümü, asetilen inbibisyon yöntemi ile yapılmıştır. Denemede elde edilen sonuçlar uygulamaların toprağın nitrat ve amonyum azotu içeriğine önemli düzeyde etkili olduğunu göstermiştir. Genel ortalama değerler itibariyle en yüksek nitrat azotu değerleri denemenin birinci yılında 3.47 kg/da ile yakılmış anız üzerine 1000 kg/da tütün atığı uygulanan parselde belirlenirken, ikinci yılda 9.06 kg/da ile anız üzerine 1000 kg/da tütün atığı uygulanan parselde belMeırmiştir. En yüksek amonyum azotu değerleri ise sırasıyla 3.13 ve 5.01 kg/da ile birinci yılda anız yanmış, ikinci yılda anızlı parseller üzerine 1000 kg/da tütün atığı uygulanan parsellerde belMenmiştir. Denitrifikasyonla azot kaybı yönünden anız yanmış ve anızlı parseller arasında istatistiksel bir farkın olmadığı belirlenmiştir. Denemenin birinci yılında tütün atığı uygulamaları kontrol uygulamasına oranla denitrifikasyonu teşvik etmiş, hem 500 kg/da hem de 1000 kg/da tütün atığı dozları denitrifikasyonu artırmıştır. En yüksek değer ise 9.79 g N20-N/da.gün ile anızlı, 1000 kg/da tütün atığı uygulanan varyantta belirlenmiştir. Denemenin ikinci yılında tütün dozları karşılaştırıldığında tütün uygulamalarının kontrole oranla denitrifikasyonu artırdığı ancak dozlar arasında istatistiksel önemli farkların olmadığı, en yüksek kaybın 12.00 g N20-N/da.gün ile anız yanmış parseller üzerine 1000 kg/da tütün atığı uygulanan varyantta olduğu belirlenmiştir. Deneme sonunda belirlenen dane verimi değerleri denemenin birinci yılında anız yanmış parsellerde verimin daha yüksek olduğunu göstermiştir. İkinci yılda istatistiksel bir fark bulunmamıştır. Tütün atığı dozları yönünden varyantlar karşılaştırıldığında ise denemenin her iki yılında da tütün atığı uygulaması verimi kontrol uygulamasına oranla artırmıştır. Birinci yılda en yüksek verim değeri 452 kg/da ile anız yanmış parseller üzerine 1000 kg/da tütün atığı uygulanan varyantta belirlenirken ikinci yılda en yüksek değer 528 kg/da ile anızlı parseller üzerine 1000 kg/da tütün atığı uygulanan varyantta belirlenmiştir. Anahtar Kelimeler : Anız yakımı, tütün atığı, denitrifikasyon, asetilen inbibisyon yöntemi, soya

Ali Coşkan
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2004
00
Master'sOpen AccessTR

Toprak su içeriğinin ve yarayışlı su düzeylerinin TDR (time domain reflectomery) ile ölçülmesi ve aletin çeşitli toprak bünye sınıflarında kalibrasyonu

ÖZYÜKSEK L SANS TEZTOPRAK SU ÇER Ğ N N VE YARAYIŞLI SU DÜZEYLER N N TDR(TIME DOMAIN REFLECTOMETRY) LE ÖLÇÜLMES VE ALET NÇEŞ TL TOPRAK BÜNYE SINIFLARINDA KAL BRASYONUYusuf TÜLÜNÇUKUROVA ÜN VERS TESFEN B L MLER ENST TÜSÜTOPRAK ANAB L M DALIDanışman: Prof. Dr. Alhan L. SARIYEVYıl:2005, Sayfa: 78Jüri: Prof. Dr. Alhan L. SARIYEVYrd. Doç. Dr. smail ÇEL KYrd. Doç. Dr. Veysel POLATBu çalışmada, toprak hidrolojisi, tarımsal ve mühendislik çalışmalarında saptanmasıtemel bir ihtiyaç olan toprak su içeriğinin belirlenmesinde son zamanlarda yaygın bir şekildekullanılan TDR (Time Domain Reflectometry) aletinin, farklı toprak tekstürlerindekalibrasyon çalışması yürütülmüştür. Bu amaçla Çukurova bölgesinde yaygın olan topraktekstür sınıflarına (C, CL, SiC, SCL, L, SL, S) ait alanlardan alınan örnekler, alındıklarıyerlerdeki hacim ağırlıklarına uygun şekilde kasalara yerleştirilmiştir. Söz konusu kasalardançeşitli zaman dilimlerinde (farklı toprak su içeriklerinde), TDR aleti ve paralelinde alınangravimetrik örneklerle kalibrasyon çalışması yürütülmüştür.Kalibrasyon sonuçlarının grafiksel değerlendirilmesi sonucu, gerçek toprak suiçerikleri ile TDR aletinin ölçümleri uyumlu seyir izlemiştir. Ancak, toprak su içeriğinindoygunluk düzeylerine yaklaşması durumunda, alet uyumlu sonuçlar vermemiştir, ayrıcatoprakta % kil ve organik madde içeriğindeki artış TDR'nin ölçümlerindeki hatayıartırmıştır.Anahtar kelimeler: TDR (Time Domain Reflectometry), toprak tekstürü, kalibrasyon,toprak su içeriği, yarayışlı su

Yusuf Tülün
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2005
00
Master'sOpen AccessTR

Farklı konukçu bitki ve yetiştirme ortamlarının mikoriza üretim ve kalitesi üzerine etkileri

Araştırmanın amacı, farklı bitki yetiştirme ortamları kullanılarak yüksekmiktarlarda ve kaliteli mikoriza üretiminin sağlanmasıdır. Araştırma Ç.Ü. ZiraatFakültesi Toprak Bölümünde sera koşullarında yürütülmüştür. Denemede konukçubitki olarak mısır ve sorgum bitkileri kullanılmıştır. Glomus mosseae, G.etinicatum,G. clarium, G. caledonium, G. intradices, G. macrocarpium, G. fassiciculatiım,Kokteyl (1) ,Kokteyl (2), G. deserticola ve G. versiforme mikoriza türlerinin 1000spor/bitki dozu kullanılmıştır. Denemede yetiştirme ortamı olarak; Andezetik Tüf :Toprak : Kompost (6:3:1 v/v), Andezetik Tüf: Kompost (9:1 v/v), Kum : Toprak :Kompost (6:3:1 v/v), Andezetik Tüf : Bazaltik Tüf : Kompost (5:4:1 v/v) ve Kum :Andezetik Tüf : Toprak : Kompost (2:1:1:1 v/v) kullanılmıştır. Denemede bitkilertohum ekiminden itibaren 8. haftada hasat edilerek üst aksam ve kök aksam kuruağırlıkları, kök infeksiyonu, spor üretimi, P ve Zn alımı tespit edilmiştir.Mısır bitkisinde G. deserticola ile aşılanmış bitkiler yüksek oranda kurumadde üretimi gerçekleşirken spor üretimine en fazla G. caledonium ile aşılanmışsaksılarda tespit edilmiştir. Karışık yetiştirme ortamları arasında Andezetik tüf:Bazltik tüf: Kompost (5:4:1 V) uygulaması bitkin büyüme ve gelişmesine ve gençspor üretimine en yüksek oranda etki eden harç ortamı olarak tespit edilmiştir.Sorgum bitkisinde mikoriza aşılması yapılan saksılarda G. caledonium uygulamasıyüksek oranda spor oluşturduğu belirlenmiştir. Yetiştirme ortamları arsında en etkinharç ortamı olarak Andezetik tüf: kompost (9:1 V) ve Andezetik tüf: Bazaltik tüf:Kompost (5:4:1 V) yetiştirme ortamları en etkin yetiştirme ortamı olarak tespitedilmiştir.Anahtar Kelimeler: Konukçu bitki,Yetiştirme ortamı,Spor üretimi, mikoriza türleri

Büyüme ortamıKonukçu bitkilerMikoriza
Ali Arslan Korkmaz
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2005
00
Master'sOpen AccessTR

Erozyona uğramış toprakların verimliliğinin arttırılmasında organik ve inorganik materyallerden yararlanma olanakları

ÖZYÜKSEK L SANS TEZEROZYONA UĞRAMIŞ TOPRAKLARIN VER ML L Ğ N NARTTIRILMASINDA ORGAN K VE NORGAN KMATERYALLERDEN YARARLANMA OLANAKLARIAhmet DEM RBAŞÇUKUROVA ÜN VERS TESFEN B L MLER ENST TÜSÜTOPRAK ANAB L M DALIDanışman: Prof.Dr.Zülküf KAYAYıl: 2005, Sayfa: 84Jüri: Prof.Dr.Zülküf KAYAProf.Dr. brahim ORTAŞProf.Dr.Nurgül TÜREM ŞTarımsal üretim sistemlerinde yoğun kimyasal kullanımının çevre, toprakkalitesi ve insan sağlığını olumsuz yönde etkilediği bilinmektedir. Bu nedenle, sonzamanlarda sürdürülebilir tarım için kimyasallara alternatif olarak organik gübrelerinkullanımı güncelleşmiştir. Bu çalışmanın amacı Çukurova bölgesinde mikoriza,kompost ve farklı inorganik materyallerin buğday, mısır ve üçgül bitkisinin besinelementleri alımı ve büyümesine etkilerini araştırmaktır. Deneme ÇukurovaÜniversitesi Ziraat Fakültesi Toprak Bölümü seralarında yürütülmüştür. Mikoriza,kompost, öğütülmüş bazalt, sfalerit, kükürt ve onların kombinasyonları gübre olarakkullanılmış ve kimyasal gübre ile karşılaştırılmıştır. Deneme Karaburun ve Avadangibi verimlilikleri düşük Çukurova toprakları üzerinde tesadüf blokları desenine göreüç yinelemeli olarak kurulmuştur.Deneme sonuçlarına göre mikoriza, kompost, öğütülmüş bazalt, sfalerit,kükürt ve kombinasyonları ve kimyasal gübre uygulamaları kontrole göre buğday,mısır ve üçgül bitkisinin kuru madde üretimini ve besin elementleri alımını önemliderecede artırmıştır. Aynı şekilde belirli bir artış bitkilerin fosfor içeriğinde debelirlenmiştir. Bu uygulamalardan özellikle mikoriza uygulaması diğeruygulamalardan önemli derecede farklılık göstermiştir.Anahtar Kelimeler: Organik ve inorganik materyal, mikoriza, buğday, mısır, üçgül.I

Ahmet Demirbaş
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2005
00
DoctorateOpen AccessTR

Kireçli toprakların fosfor durumlarının belirlenmesi ve fosfor uygulamasının mısır verimine etkisi

ÖZDOKTORA TEZİKİREÇLİ TOPRAKLARIN FOSFOR DURUMLARININ BELİRLENMESİVE FOSFOR UYGULAMASININ MISIR VERİMİNE ETKİSİKürşat KORKMAZÇUKUROVA ÜNİVERSİTESİFEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜTOPRAK ANABİLİM DALIDanışman : Prof. Dr. Hayriye İBRİKÇİYıl : 2005, Sayfa:126Jüri : Prof. Dr. Hayriye İBRİKÇİProf. Dr. Zülküf KAYAProf. Dr. Ahmet Can ÜLGERProf. Dr. Yusuf KIRTOKYrd. Doç. Dr. Sema KARANLIKFosfor (P) bitki gelişimi için mutlak gerekli olan elementlerden birisidir. Ülkemiz toprakları,sürekli olarak fosfor ilave edilmesine rağmen, yüksek kil ve kireç içerikleri nedeniyle fosfor düzeyiürün gelişimi açısından değerlendirildiğinde kritik seviyededir. GAP bölgesinde yaygın olarakkullanılan 10 mısır çeşidinin P etkinliklerini saptamak üzere, bölgede yaygın 3 toprak serisine aittopraklar kullanılarak sera denemesi yürütülmüştür. Ekim öncesi her saksıya beş farklı dozda fosfor(0, 25, 50, 100 ve 200 mg kg-1) ilave edilmiştir. Deneme sonuçlarına göre, fosfor uygulamaları bitkikuru madde verimi ve P alımı açısından önemli derecede etkili bulunmuştur. Sonuçlara göre Pegassove C 7993 çeşidi etkin ve duyarlı, Sele, Tector, DK 626 ve DK 585 etkin olmayan duyarlı, DK 6022çeşidi etkin ve duyarsız ve P 3394, Teater, RX 770 çeşitleri etkin olmayan duyarsız olaraksınıflandırılmıştır.Buna ilave olarak deneme topraklarında P fraksiyonları ve adsorpsiyon çalışmaları yapılarakLangmuir izotermleri çalışılmıştır. Analiz sonuçlarına göre bölge topraklarında total P'un Ca-P>CDB-P>CB-P>Al-P+Fe-P şeklinde dağılım gösteridiği ve adsorpsiyon maksimumu olan b değerleri 263-400 µg g-1 arasında değişirken, adsorpsiyon enerji katsayısı k, 0.70 to 0.76 ml µg-1 arasında değişiklikgöstermiştir. Sonuçlar değerlendirildiğinde kil tipi, kireç ve Fe oksitler ile P adsorpsiyonu arasındaönemli ilişkiler belirlenmiştir.Sera denemesi sonuçlarına göre seçilen etkinliği farklı genotipler, GAP bölgesi topraklarında2 farklı lokasyonda, fosfor kullanımları verim ilişkisi açısından 2 yıl süre ile tarla denemeleriylearaştırılmıştır. Denemede fosfor kaynağı olarak TSP (triple superphosphate) 0 (kontrol), 4, 8, 12 ve16 kg da-1 dozlarında uygulanmıştır. Deneme sonuçları değerlendirildiğinde P uygulamaları mısır taneverimini istatistiksel olarak önemli oranda arttırmıştır. Deneme sonuçlarına göre bölge topraklarındamısır yetiştirebilmek için başlangıçta toprakta bulunan yarayışlı gosfor içeriğine bağlı olarak 8-12 kgda-1 önerilebileceği sonucuna varılmıştır.Deneme sonuçlarındaki bulgular bölgede doğru bir gübreleme yönetimi açısından önemlidir.Özellikle bitkilerin farklı fosfor kullanım etkinliklerine sahip olmaları göz önündebulundurulduğunda, aşırı miktarda kullanılan fosforlu gübrelerin azaltılmasını sağlayacağı için doğrugübreleme programlarının ve etkin bitki genotiplerinin geliştirilmesine ihtiyaç vardır.Anahtar Kelimeler: Fosfor (P), P Adsorpsiyonu, Etkinlik, P'lu gübreleme, MısırI

Kürşat Korkmaz
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2005
00
Master'sOpen AccessTR

Yüreğir Ovası'nda seçilen bir alanda pamuk, mısır ve soya fasulyesi ekim alanlarının landsat 5 TM sayısal uyduverileri ile belirlenmesi üzerine bir araştırma

ÖZYÜKSEK LİSANS TEZİYÜREĞİR OVASINDA SEÇİLEN BİR ALANDA PAMUK, MISIR VESOYA FASÜLYESİ EKİM ALANLARININ LANDSAT 5 TM SAYISALUYDU VERİLERİYLE BELİRLENMESİ ÜZERİNE BİR ARAŞTIRMAADI SOYADISeçkin SEFERÇUKUROVA ÜNİVERSİTESİFEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜTOPRAK ANABİLİM DALIDanışman : Prf. Dr. Suat ŞENOLYıl: 2005, Sayfa : 62Jüri : Prf. Dr.Suat ŞENOLPrf. Dr.Vedat PEŞTEMALCIDoç.Dr.A.Oğuz DİNÇBu çalışmada, Landsat 5 TM uydusunun sayısal verileri kullanılarak Yüreğirovasında yetiştirilen 2003 yılı pamuk, soya fasulyesi ve mısır ekili parsellerinbelirlenmesi amaçlanmıştır. Bu amaçla, çalışma alanında pamuk, soya fasulyesi vemısır bitkilerinin spektral özellikleri altı bandta saptanmış ve bu veriler ışığında sözkonusu bitkilerin ekili olduğu alanların en iyi Landsat 5 TM uydusu 3., 5., ve 7. bandkombinasyonu ile belirlenebileceği sonucuna varılmıştır. Uydu görüntüsü,supervized yöntem ile sınıflandırılmış ve parsel bazında pamuk, soya fasulyesi vemısır bitkileri % 96,3 doğrulukla ayırt edilebilmiştir.Anahtar Kelimeler: Landsat 5 TM, Uzaktan Algılama, Yüreğir Ovası, SınıflandırmaI

Seçkin Sefer
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2005
00
Master'sOpen AccessTR

Sera koşullarında toprağa uygulanan gyttja'nın buğdayın büyümesi ve yeşil aksam bor ve çinko konsantrasyonu üzerine etkisi

Topraklardaki Zn eksikliği ve B toksisitesinin tahıllarda önemli verim azalmalarına yol açtığı bilinmektedir. Sözkonusu problemlerin en önemli nedenlerinden biri olarak topraktaki organik maddenin azlığı ileri sürülmüştür. Bu bilgilerden hareketle, organik madde içeriği çok yüksek olan (yaklaşık % 50) Gyttja'nın Zn noksanlığı ve B toksisitesine sahip topraklarda yetiştirilen tahıllarda bitkinin kuru madde verimine ve yeşil aksamındaki B ve Zn konsantrasyonları üzerine olan etkisini belirlemek için sera koşullarında denemeler gerçekleştirilmiştir. Sera denemeleri farklı düzeylerde B toksisitesi ve Zn eksikliğine sahip topraklarda değişik oranlarda Gyttja (% 0.0, % 1.0, % 2.5, % 5.0, % 10.0 ve % 20.0), Zn (0 ve 5 mg Zn kg-1toprak) ve B (0, 25 ve 50 mg B kg'1 toprak) uygulayarak yürütülmüştür. Sera denemesinden elde edilen sonuçlar, Gyttjanın B toksitesine ve Zn noksanlığına sahip toprakta uygulama dozlarına bağlı olarak kontrol uygulamasına göre, bitkinin kuru maddesinde % 25 ile % 97 arasında verim artışları sağladığını göstermiştir. Sözkonusu artışların Zn noksanlığına sahip toprakta olmadığı belirlenmiştir. Gyttja uygulamasıyla bitkinin kuru madde ve dane verimini arttırması yeşil aksamdaki B konsantrasyonunu azaltmasından, kısmen de Zn konsantrastyonunu yükseltmesinden kaynaklandığı bulunmuştur. Elde edilen sonuçlar, B toksisitesinin ve Zn noksanlığının olduğu alanlara Gyttja uygulanmasıyla bitkisel üretimin iyileştirilebileceğini ortaya koymaktadır. Anahtar Kelimeler : Gyttja, Bor Toksisitesi, Çinko Noksanlığı, Buğday

BorBuğdayGidya+3
M. Atilla Yazıcı
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2001
00
DoctorateOpen AccessEN

Karapınar erozyon koruma alanı topraklarının koruma sonrası toprak gelişiminin incelenmesi

The Karapinar area occupies a desert fringe position in die Great Konya Basin of Central Anatolia. Grazing has been a way of life for centuries and the population gathered wood from the shrubs for fuel. The village has served crusades and hoards moving east west over Anatolia. In the middle of this century, due to rapid increases in animal population, the scanty vegetation was denuded and the land further exposed to the vagaries of climate. By the fifties, wind erosion had noticeably increased and active dune formation could be observed. The General Directorate of Rural Services responded by establishing an Erosion Control Camp. A soil survey was conducted in the early sixties and other management studies were initiated. The initial successes were encouraging and in the seventies an area of 14,000 ha was fenced off and the land set-aside as a wind erosion rehabilitation area. Today, about 40 years later, the site is known as "Köy Hizmetleri Toprak Tali İstasyonu or Soil Conservation Sub-station of the General Directorate of Rural Services" and has become a teaching and demonstration center for managing land prone to wind erosion. It is also fondly referred to as a monument to visionary thinking and good land management science. The purpose of the present study is to observe the major changes in the quality of the land resource. The changes in the four decades are an example of the resilience of the ecosystem. The experiment is also an illustration of how processes of desertification can be thwarted through a managed ecosystem mat ensures a balanced mixture of agricultural land use of ecosystem integrity. Key Words: Karapınar, Dunes, Soil Conservation, Erosion, Genesis. II

ErosionKonya-KarapınarDunes+1
Erhan Akça
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2001
00
DoctorateOpen AccessTR

Mikoriza'nın sera koşullarında domateste bitki besin maddesi alımı, fide gelişmesi ve verime etkisinin belirlenmesi

Bu çalışma, mikorizal inokulasyonun sera koşullarında domates fidesi gelişimine, bitki besin maddesi alımına ve verime etkisini belirlemek amacıyla yürütülmüştür. Projenin ön çalışmasında değişik mikoriza türlerinin domates fidelerinin gelişimine ve bitki besin maddesi alımına etkileri değerlendirilerek, diğer aşamalarda kullanılacak mikoriza türü belirlenmiştir. Daha sonraki aşamada ise steril ve steril olmayan koşullarda yetiştirilen domates fidelerine fosfor uygulamalarının etkisi saksı denemelerinde değerlendirilmiş ve Glomus mossea ile steril koşullarda çalışılmıştır. Deneme iki aşamalı olarak sürdürülmüş olup, ilk aşamada Fantastic domates çeşidinin 2 farklı döneminde mikoiza uygulanan fideleri kullanılmıştır. Bunlar mikorizasız fideler, tohum döneminde mikoriza uygulanan fideler ve fide şaşırtma döneminde mikoriza uygulanan fidelerdir. İnokulasyon konsantrasyonu her bitki için 400 spor/bitki olacak şekilde uygulanmıştır. Tohum ve fide aşamasında mikoriza uygulamaları fidelerin fizyolojik gelişme parametrelerini her iki deneme yılında da arttırmıştır. Bunun yanında mikorizal inokulasyon fidelerin fosfor konsantrasyonunu olumlu şekilde etkilemiştir. Projenin ikinci aşamasında fideler metil bromidle (60 g m"2) sterilize edilmiş sera toprağına dikilmişlerdir. İnokulasyon zamanı, inokulasyon ve fosfor uygulamalarının (0 ve 12 kg da"1) 12 kombinasyonu bloklara dağıtılmışlardır. Her iki deneme yılında mikoriza uygulamalarından daha yüksek verim elde edilmesine karşılık, ilk yıl verimdeki farklılık önemli bulunurken, ikinci yıl verim ve bitki besin maddesi alımındaki farklılıklar istatistiki olarak önemli çıkmamıştır. Erken inokulasyon yapılan bitkiler daha iyi gelişmiş fakat inokulasyonun sağladığı bu avantaj belirli bir dönemden sonra etkisini devam ettirememiştir. Anahtar Kelimeler: Mikoriza, Domates, Bitki Besin Maddesi Alımı, Fide Gelişimi.

Bitki besin maddeleriDomatesFide büyümesi+2
Ayhan Aydın
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2002
00
DoctorateOpen AccessTR

Eğirdir Gölü Havzası'nda erozyon riskinin saptanması üzerine araştırmalar

Coğrafi bilgi sistemleriErozyonEğirdir Gölü+1
Levent Başayiğit
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2002
00
DoctorateOpen AccessTR

Çeşitli arazi değerlendirme yöntemlerinin arazi toplulaştırma çalışmalarında kullanılma olanakları

138 ÖZET Bu çalışmada halen arazi toplulaştırma çalışması yürütülen iki köyde dört farklı arazi değerlendirme yöntemi kullanılarak bu yöntemin arazi toplulaştırma çalışmalarında kullanılma olanakları araştırılmıştır. Bu amaçla biri Malatya-Yeşilyurt-Çayırköy, diğeri Şanlıurfa-Merkez-Güzelköy olmak üzere farklı ekolojik ve sosyo-ekonomik koşullara sahip bölgede iki araştırma alam seçilerek araştırma yürütülmüştür. Araştırma alanlarından Çayırköy'ün detaylı toprak etüd ve haritalama raporu bulunmadığından öncelikle bu alanın 1:5000 ölçekli detaylı toprak harita ve raporu hazırlanmıştır. Araştırma alanında detaylı toprak etüd ve haritalama çalışması sonucu 5 fizyografik ünite üzerinde 9 farklı seri saptanmıştır. Araştırma alanı arid iklim koşullarının etkisi altındadır. Bu nedenle toprak oluşumu bundan önemli derecede etkilenmiştir. En önemli toprak oluşum olayı yetersiz yağışlardan dolayı kirecin profilden yıkanarak uzaklaşamaması ve alt katmanlarda birikerek calcic horizon oluşmasıdır. Bunun yanısıra pethrocalcic horizon oluşumu da gözlenmiştir. Araştırma alanındaki tüm seriler ochric epipedona sahiptir. Bunun yanısıra dört seride cambic horizon, üç seride calcic horizon, iki seride ise ise yüzeyden 1 metre içerde petrocalcic horizon saptanmıştır. Toprak taksonomisine göre bu serilerin iki tanesi Entisol, diğerleri ise Aridisol olarak sınıflandırılmıştır. FAO/ UNESCO sistemine göre ise bir seri Fluvisol, bir seri Regosol diğer seriler ise Xerosol olarak sınıflandırılmıştır. Araştırma alanlarının derecelendirilmesi amacıyla halen ülkemizde değişik kamu kurum ve kuruluşları tarafından çeşitli amaçlarla kullanılan dört farklı arazi değerlendirme yöntemi kullanılmıştır. Bunlar; 1- Tarım Reformu Derecelendirme Yöntemi (TRDY) 2- Köy Hizmetleri Derecelendirme Yöntemi (KHDY) 3- Arazi Yetenek Sınıflaması (AKK) 4- Şenol Arazi Derecelendirme Yöntemi (ŞADY)139 Tarım Reformu Derecelendirme Yöntemi ve Arazi Yetenek Sınıflaması başta arazi toplulaştırma çalışmaları olmak üzere kamulaştırma, dağıtım ve arazi kullanım planlaması gibi amaçlarla kullanılmaktadır. Köy Hizmetleri Derecelendirme yöntemi, Köy Hizmetleri Genel Müdürlüğü tartından sadece arazi toplulaştırma çalışmalarında kullanılmaktadır. Şenol arazi derecelendirme yöntemi ise henüz toplulaştırma çalışmalarında kulanılmamakla beraber uzun zamandan beri arazi kullanım planlaması çalışmalarında etkili olarak kullanılmaktadır. İlk üç yöntem esas olarak birer Storie arazi derecelendirme yöntemi olup her üç yöntemde de Storie toprak endeksi (TE) esas alınmaktadır. Tarım Reformu Derecelendirme Yönteminde toprak endeksinin yanısıra rayiç bedel (alım-satım) değeri (RB), Köy Hizmetleri Derecelendirme Yönteminde ise konum endeksi (KE) ve verimlilik endeksi (VE) dikkate alınmaktadır. Arazi yetenek sınıflaması ise tamamen Storie endeksinin gruplandırılmasıdır. Şenol Arazi Derecelendirme Yöntemi ise diğer yöntemlerden tamamen farklı olup arazilerin, arazi kullanım türlerine fiziksel ve ekonomik olarak uygunluğunun parsel düzeyinde belirlenmesini esas alan niceliksel bir arazi değerlendirme yöntemidir. Arazi değerlendirme yöntemlerinin parsel dereceleme sonuçları birbirleri ile karşılaştırıldığında TRDY, KHDY ve AKK yöntemlerinin değerlendirmede arazi kullanım türlerini dikkate almamaları nedeniyle, kullanım türlerine uygunlukları benzer olan parsellerin farklı olarak değerlendirildiği gözlenmiştir. Ayrıca ŞADY yöntemi dışındaki yöntemlerde parselin konumu, şekli ve büyüklüğünün etkili olmadığı saptanmıştır. Bu nedenle TRDY, KHDY ve AKK yöntemlerinin yeniden gözden geçirilmesi ve arazi derecelendirme çalışmalarında arazi kullanım türlerinin mutlaka dikkate alınması gerekmektedir. Bunun yanısıra kârlılık endeksi, parsel konumu, şekli ve büyüklüğünün derecelendirmede hangi oranda etkili olacağı konusunda araştırmalara gereksinim bulunmaktadır.

Arazi değerlendirmeArazi toplulaştırmasıToprak
Recep Gündoğan
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
1993
00
Master'sOpen AccessTR

Arazi değerlendirmesi ve arazi kullanım planlaması amacıyla yeni bir paket proğram geliştirilmesi

32 ÖZET Bu çalışmada arazi değerlendirme çalışmalarında bilgisayardan yararlanma olanakları araştırılmış, mevcut çalışmalar incelenmiş ve paket program yazılmıştır. Sayısal arazi değerlendirme çalışmalarında hesaplamaların fazlalığı zaman almakta ve hataların artmasına neden olmaktadır. Gelişen bilgisayar teknolojisi her alanda olduğu gibi günümüzde modelleme ve similasyon çalışmalarıyla tarımsal araştırma ve geliştirme çalışmalarında etkin olarak kullanılmaktadır. Belirli metod ve özel çalışmaların bilgisayarla takibi için bilgisayar donanımı yanında amaca hizmet eden yazılımın olması gerekmektedir. Bundan hareketle Şenol Arazi Derecelendirme Yönteminin İşlem adımlarına uygun olarak bu paket yazılmıştır. Paket programın IBM uyumlu kişisel bilgisayarda kullanıcıyla etkileşimli ve kullanıcının deneyimli olmadığı varsayılaraktan yazılmış olması yaygın kullanımı artıracaktır. Bu pakette başka bir çalışmada belirlenen Arazi Kullanım Türleri, Haritalama Birimlerinin (HB), Arazi Karakteristikleri (AK) kodları, AKT'lerin toprak isteklerine ve buna bağlı olarak AK'nin farklı düzeyleri için Oransal Beklenilen Ürün (OBÜ) değerleri, AKT'lerin Karlılık Endeksleri (KE) ve ekolojik uyum faktörleri girdi verileri olarak kullanılmıştır. Pakette bu girdi verileri kullanılarak her bir haritalama biriminin AKT'lerin uygunluğunu yansıtan Fiziksel Haritalama Birimi Endeksleri (FHBE), Potansiyel kullanım grupları ve Oransal Haritalama Birimi Endeksi (OHBE) ile Tarımsal Kullanıma Uygunluk Sınıfları (TKUS) otomatik olarak belirlenmiştir.

Arazi kullanımıPaket programlarToprak
Yaşar Tekeş
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
1994
00
Master'sOpen AccessTR

Orta anadolu ve gap bölgelerinde yetiştirilen değişik arpa ve buğday genotiplerinin çinko ile beslenme statüsünün belirlenmesi

Bu araştırma Orta Anadolu ve GAP bölgelerinde bitkisel verimi ciddi boyutlarda sınırlayan mineral beslenme problemlerinden Zn noksanlığı statüsünü belirlemek amacıyla yapılmıştır. Orta Anadolu ve GAP bölgelerinin değişik kısımlarında araştırma Enstitülerince kurulan tarla denemelerinden yaklaşık olarak 1120 yaprak, 560 dane örneği ile 226 adet toprak örneği alınmış ve analiz edilmiştir. Her iki bölge topraklarının çok düşük konsantrasyonlarda DTPA'da ekstrakte edilebilir (bitkiye yarayışlı) Zn içerdiği bulunmuştur. Ancak sadece Orta Anadolu Bölgesinde Zn noksanlığı s impt omları gözlenmiştir. Bunun Orta Anadolu bölgesinin (yaklaşık 320 mm/yıl) GAP bölgesinden (yaklaşık 480 mm/yıl) daha düşük yağış almasıyla ilişkili olabileceği düşünülmüştür. DTPA'da ekstrakte edilebilir Zn konsantrasyonlarının düşük olmasının aksine diğer mikroelementlerin konsantrasyonları yüksek bulunmuştur. Sonuç olarak özellikle Orta Anadolu'da cidi bir Zn noksanlığı problemi mevcuttur ve burada Zn noksanlığına dayanıklı genotiplerin seleksiyon ve ıslah çalışmalarının yapılması gereği ortaya çıkmaktadır. Bu konuda yapılacak çalışmaların Zn'ca zengin tahılların yetiştirilmesi ve buna bağlı olarak da insan sağlığı ve ekonomik açıdan yarar getireceği açıktır.

ArpaBeslenmeBuğday+5
İnci Tolay
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
1994
00
Master'sOpen AccessTR

Landsat sayısal uydu verileri kullanılarak Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Güzelyurt bölgesi arazi kullanım haritasının oluşturulması üzerine bir araştırma

IV öz Bu araştırmada, 8 / Ağustos / 1986 tarihli Landsat 5 TM Uydu verilerinin 3., 4. ve 5. band kombinasyonlarından yararlanılarak Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Güzelyurt Bölgesinin arazi kullanım haritası çıkarılmıştır. Bu amaçla çalışma alanının 3 band kombinasyonundan zenginleştirilmiş ve unsupervised görüntüleri elde edilmiştir. Çeşitli arazi örtü tiplerini görebilmek ve unsupervised görüntüyü arazide kontrol etmek için test alanları seçilmiş ve unsupervised sımflandırılmış görüntü, küçük alanlar dışında arazi gerçeğiyle büyük benzerlik göstermiştir. Çalışma alanında deniz, kumsal, tahıl-mera, narenciye, orman, orman- çeşitli ağaç, maki-çalılık, dere yatağı, taşlı arazi, sarp çıplak arazi olmak üzere 10 çeşit arazi kullanımı tesbit edilip çalışma alanının supervised sınıflandırmasıyla beraber arazi kullanım haritası hazırlanmış ve sonuç olarak zenginleştirilmiş görüntü, unsupervised görüntü ve arazi kontrolleri bir arada kullanılarak orta ölçekte şimdiki arazi kullanım haritalarının başarıyla hazırlanabileceği ortaya konmuştur.

Arazi kullanımıKıbrıs-GüzelyurtToprak+1
Mahmut Dilaver Aykurt
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
1995
00
Master'sOpen AccessTR

Çinko eksikliği ve bor toksisitesi gösteren topraklarda gyttja uygulamasının buğdayın büyümesi ve çinko bor konsantrasyonları üzerine etkisi

Çinko eksikliği Dünyada ve Türkiye'de topraklarda çok sık rastlanılan bir mikroelement sorunudur.Günümüzde özellikle Orta Anadolu Bölgesinde tahıl üretim alanlarında Zn eksikliğinin yaygın olduğu ve bunun bitkisel verimi önemli bir şekilde sınırlandırdığı belirlenmiştir.Çinko eksikliğinin bu denli yaygın olmasının ana nedenlerinden biri olarak topraktaki organik madde içeriğinin çok düşük olması gösterilmektedir.Çinko gübrelemesine alternatif olarak topraklara yapılacak uygun bir organik madde gübrelemesinin bitkilerin Zn beslenmesini iyileştirebileceği ve organik madde de bulunan fenolik hidroksil (OH) grupların bazı topraklarda yüksek miktarlarda bulunan B'u bağlayarak, onun bitkiler üzerine toksik etkisini azaltabileceği güçlü bir olasılıktır.Bu nedenle,bu çalışmada, Zn eksikliği gösteren Eskişehir-Sultanönü toprağı ile hem Zn eksikliği hem de B toksisitesi gösteren Konya-Çomaklı toprağı,test bitkileri olarak Zn eksikliğine duyarlı olan Kunduru (makarnalık buğday) ve dayanıklı Dağdaş (ekmeklik buğday) çeşitleri kullanılmıştır.Deneme başlangıcında denemede kullanılan saksıların yansı sera koşullarında inkübasyona bırakılmış ve 3 hafta sonra tüm saksılar, organik madde içeriği yüksek olan gyttja materyali ve Zn uygulamasına tabii tutulmuştur. Deneme sonucunda, gyttja uygulamasının, Zn eksikliği gösteren Sultanönü toprağında beklenen şelat etkisi görülmemiş aksine gyttja uygulamasının, çeşitlerin kuru madde miktarı ve Zn içeriklerinde azalmaya neden olduğu görülmüştür.Bor toksisitesi gösteren Çomaklı toprağında ise gyttja uygulaması olumlu sonuçlar vermiştir.Özellikle gyttja ile Zn'nun birlikte uygulandığı koşullarda yeşil aksamın kuru madde miktarı artmış,B konsantrasyon ve içeriklerinde ise azalma kaydedilmiştir.

BorBuğdayGidya+2
Hatun Barut
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
1997
00
Master'sOpen AccessTR

Harran Ovasında yer alan majör toprak serileri ve değişik yüzey örtüsü tiplerinin spektroradyometre ile ölçülmesi

uz Bu çalışmanın amacı, Harran ovasında bulunan major toprak serilerinin ve değişik yüzey örtü tiplerinin spektroradyometre ile ölçülmesi ve bu sonuçlarla LANDSAT uydu verileri arasında korelasyonunun sağlanmasıdır. Bu çalışma sırasında CIMEL spektroradyometresi kullanılmıştır. Bu radyometre(CIMEL) SPOT HRV uydusunun kanal yapısı İle aynı yapıya sahiptir. Toprakların yansıma değerleri ile fiziksel ve kimyasal analiz sonuçlan arasında korelasyon sağlanamamıştır.ölçüm yapılan arazinin % 61.27 sı Spektroradyometrik yansıma değerlerine göre sınıflandırılmıştır. Anahtar Kelimeler: Yer ölçümleri, Spektroradyometre, Landsat, Yakınkızıl ötesi, Görünür Böİge.

Harran OvasıSpektroradyometreToprak
Mehmet Eren Öztekin
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
1997
00
Master'sOpen AccessTR

Ege bölgesine özgü bazı yaş meyve, sebze ve kurutulmuş gıda ürünlerinde pestisit kalıntı düzeylerinin tespiti

Bu çalışmada, Ege Bölgesinde yetiştirilen ve insan tüketimine sunulduğualanlardan toplanan yaş meyve-sebze (çilek, domates, enginar, taze incir, kiraz,patates, şeftali, taze üzüm, zeytin) örneklerinde ve kurutulmuş gıda (kuru incir, kuruüzüm) örneklerinin yetiştiriciliğinde yaygın olarak kullanılan pestisitlerin kalıntıdüzeyleri araştırılmıştır. Bu örneklerde kalıntısı araştırılan elli (50) adet pestisitorganik klorlu, organik fosforlu insektisitler ile sentetik piretroit, strobulin vebenzimidazol grubu fungusitlerden seçilmiştir.Domates, enginar, taze incir, kuru incir ve patates örneklerinde tespit edilebilirdüzeyde pestisit kalıntısına rastlanmamıştır. Diğer ürünlerin örneklerinde ise en az bir(1) adet pestisit kalıntısı tespit edilebilir düzeyde bulunmuştur. Kalıntı bulunanörneklerdeki kalıntı miktarlan Turk Gıda Kodeksi ve AB MRLs'ne göredeğerlendirilmiştir. Sonuç olarak, tarımsal ürünlerde % 2,34 tolerans üzeri pestisitkalıntısına rastlanmıştır.Anahtar Kelimeler: Pestisit, Kalıntı, Meyve, Sebze, Kurutulmuş Gıda.

Öner Tatlı
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2006
00
Master'sOpen AccessTR

GAP bölgesine ait bir toprakta sera koşullarında yetiştirilen mısır genotiplerinin fosfor ve çinko gübrelemelerine tepkileri

ÖZYÜKSEK LİSANS TEZİGAP BÖLGESİNE AİT BİR TOPRAKTA SERA KOŞULLARINDAYETİŞTİRİLEN MISIR GENOTİPLERİNİN FOSFOR VE ÇİNKOGÜBRELEMELERİNE TEPKİLERİMehmet GÜLÇUKUROVA ÜNİVERSİTESİFEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜTOPRAK ANABİLİM DALIDanışman: Prof. Dr. Hayriye İBRİKÇİYıl : 2006, Sayfa: 50Jüri : Prof. Dr. Hayriye İBRİKÇİProf. Dr. Zülküf KAYAProf. Dr. Ahmet Can ÜLGERBu çalışmada, sulama ile birlikte yoğun bir şekilde tarıma açılacak olan GAPtopraklarının verimlilik potansiyelleri ve farklı mısır genotiplerinin fosfor ve çinkouygulamasına karşı tepkileri araştırılmıştır. Bu amaçla üç farklı mısır genotipine üçfarklı dozda fosfor, beş farklı dozda çinko uygulanarak, bitkilerin kuru maddemiktarları, fosfor ve çinko konsantrasyonları ölçülmüştür. Araştırma sonuçlarına görefosfor içeriğindeki artışın bitkinin çinko beslenmesinin olumsuz etkilediği görülmüştür.Çinko dozundaki artış da benzer bir etki ile bitkinin fosfor beslenmesini olumsuzetkilemiştir.Anahtar Kelimeler: Fosfor, Çinko, Fosfor ve çinko etkileşimi, Mısır.I

Mehmet Gül
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2006
00
Master'sOpen AccessTR

İki farklı yetiştirme ortamında değişik kompost uygulamalarının üçgül ve soğan bitkilerinin gelişimi, besin elementleri alımı ve mikoriza infeksiyonu üzerine etkileri

ÖZYÜKSEK LİSANS TEZİİKİ FARKLI YETİŞTİRME ORTAMINDA DEĞİŞİK KOMPOSTUYGULAMALARININ ÜÇGÜL VE SOĞAN BİTKİLERİNİN GELİŞİMİ, BESİNELEMENTLERİ ALIMI VE MİKORİZA İNFEKSİYONU ÜZERİNE ETKİLERİAziz YÜKSELÇUKUROVA ÜNİVERSİTESİFEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜTOPRAK ANABİLİM DALIDanışman : Prof. Dr. İbrahim ORTAŞYıl : 2006, Sayfa :101Jüri : Prof Dr. İbrahim ORTAŞProf. Dr. Zülküf KAYAProf. Dr. Nurgül TÜREMİŞAraştırmada amaç; iki farklı mikoriza türü (Glomus intradices, Glomus clarium)ve yetiştirme ortamında değişik kompost uygulamalarının üçgül ve soğan bitkileriningelişimi, besin elementleri alımı ve mikoriza infeksiyonu üzerine etkileriniaraştırmaktır. Araştırma Ç.Ü. Ziraat Fakültesi Toprak Bölümü'nde sera koşullarındayürütülmüştür. Denemede konukçu bitki olarak Üçgül ve Soğan bitkilerikullanılmıştır. Yetiştirme ortamı olarak ta ; Andezitik Tüf : Toprak : Kompost :(Andezitik Tüf + Toprak ( 2: 1 v/v ) % 4 ve % 8 oranında kompost karıştırılması ileiki farklı ortam kullanılmıştır. Deneme tohum ekiminden sonra ki 10. haftada hasatedilerek kök ve kök üstü aksam kuru ağırlıkları, kök infeksiyonu oranı, % P ( Fosfor)ve Zn (Çinko) alımları tespit edilmiştir.Denemede kullanılan 10 değişik kompost çeşidinde Kompost 6 (tavuk gübresiile oluşturulmuş kompost) uygulaması bitki büyüme ve gelişmesine en yüksekoranda etki eden kompost olarak tespit edilmiştir.Yetiştirme ortamları arasında enetkin harç ortamı olarak % 4 oranında kompost karıştırılan Andezitik Tüf + Toprakortamı olarak tespit edilmiştir bunu Kompost 7 ortamı izlemiştir. Araştırmabulgularına göre, G. intradices'in ise en etkin mikoriza türü olduğu belirlenmiştir.Anahtar Kelimeler:Değişik kompost, Farklı bitki, Konukçu bitki, Mikoriza türleri.III

Bitki yetiştirmeMikoriza enfeksiyonuSoğan
Aziz Yüksel
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2006
00
Master'sOpen AccessTR

A Quickbird uydu verileri kullanılarak ziraat fakültesi araştırma uygulama çiftliği arazilerinin güncel arazi kullanım haritasının oluşturulması

ÖZYÜKSEK L SANS TEZQUICKBIRD UYDU VER LER KULLANILARAK Z RAAT FAKÜLTESARAŞTIRMA UYGULAMA Ç FTL Ğ ARAZ LER N N GÜNCEL ARAZKULLANIM HAR TASININ OLUŞTURULMASIYakup Kenan KOCAÇUKUROVA ÜN VERS TESFEN B L MLER ENST TÜSÜTOPRAK ANAB L M DALIDanışman: Prof Dr. Suat ŞENOLYıl: 2006, Sayfa: 46Jüri: Prof. Dr. Suat ŞENOLDoç. Dr. Süha BERBEROĞLUDoç. Dr. A. Oğuz D NÇBu çalışmada, Çukurova Üniversitesi Ziraat Fakültesi Araştırma Uygulama Çiftliğiarazilerinin güncel arazi kullanım haritaları oluşturulmuş ve daha önce hava fotoğrafıkullanılarak yapılan çalışma güncellenmiş ve farklılıklar araştırılmıştır.Çalışma alanına ait güncel arazi kullanım haritalarının oluşturulmasında kullanılan 14Ağustos 2004 tarihli sayısal uydu verilerinden pankromatik ve çok bantlı görüntülerçakıştırılarak 0.6m. çözünürlüğünde pan-sharpened görüntü elde edilmiştir. Göz yorumu ilebelirlenen arazi kullanımları, arazi kontrolleri ile doğrulanarak CORINE göredeğerlendirilmiştir. 1996 yılından bu yana kampüs alanında gerçekleşen arazi örtü tiplerindekideğişimler bu çalışma ile ortaya çıkarılmıştır. Bu veriler daha sonra yapılacak olan diğerçalışmalarda da kullanılabilinecektir.Çalışma sonucunda, çözünürlüğü yüksek olan uydular ile arazi kullanımlarına yönelikçalışmalarda daha ayrıntılı ve kartoğrafik olarak doğru sonuçların elde edilebileceği ortayakonmuştur.Anahtar Kelimeler: QuickBird, Çukurova Üniversitesi, Arazi kullanımı, CORINE

Yakup Kenan Koca
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2006
00
Master'sOpen AccessTR

Osmaniye ili ve çevresinde bulunan farklı ana materyaller üzerinde oluşan topraklarda, toprak verimliliği-bitki besleme ilişkilerinin belirlenmesi

ÖZYÜKSEK LİSANS TEZİOSMANİYE İLİ VE ÇEVRESİNDE BULUNAN FARKLI ANAMATERYALLER ÜZERİNDE OLUŞAN TOPRAKLARDA, TOPRAKVERİMLİLİĞİ-BİTKİ BESLEME İLİŞKİLERİNİN BELİRLENMESİIŞILAY LAVKORÇUKUROVA ÜNİVERSİTESİFEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜTOPRAK ANABİLİM DALIDanışman: Doç. Dr. İsmail ÇELİKYıl : 2006, Sayfa:78Jüri : Doç. Dr. İsmail ÇELİKProf. Dr. Zülküf KAYAProf Dr. Ahmet Can ÜLGERBu çalışmada; Osmaniye ili ve çevresinde farklı ana materyaller (bazalt,bazaltik tüf, marn, aluviyal, koluviyal, kireçtaşı, ofiyolit, serpantin) üzerinde oluşantopraklarda yetiştirilen buğday, II. ürün mısır ve yerfıstığında yaprak ve toprakanalizine dayanarak sürdürülmüş ve toprakların verimlilikleri ile bitki beslemearasındaki ilişkiler araştırılmıştır.Bu amaçla 10 farklı toprakta bitkilere yarayışlı P, K, Fe, Cu, Zn, Mntayinleri yapılmıştır. Toprakların P içeriği açısından 3 tanesi yeterli, diğer 7 tanesiyetersiz; K içeriği açısından 6 tanesi yeterli, 4 tanesi yetersiz; Fe, Cu, Zn, Mnaçısından tüm topraklar yeterli bulunmuştur.Buğdayda ana materyal ve tohum çeşidinden bağımsız olarak bazaltik tüfana materyali üzerinde oluşmuş toprakta yetişen buğday bitkisinde P yeterli ikendiğer ana materyaller üzerindeki buğday bitkilerinde P eksik, K ve Cu ise tümbitkilerde eksik bulunmuştur. Serpantin ana materyali üzerinde oluşmuş topraktayetişmiş buğday bitkisinde bu elementlere ek olarak N eksikliği belirlenmiştir. II.ürün mısır ve yer fıstığında ana materyalden ve tohum çeşidinden bağımsız olarakP, K ve Zn eksikliği belirlenmiştir. Marn ve bazalt ana materyali üzerinde oluşmuştopraklarda bu elementlere ek olarak II. ürün mısırda N eksikliği belirlenmiştir.Bu çalışma sonucunda, ana materyal ve tohum çeşidinden bağımsız olarakbelirlenen bu beslenme yetersizliklerinin yanlış gübreleme, toprağın olumsuzfiziksel, kimyasal, biyolojik özellikleri ve su rejiminin yetersizliğindenkaynaklandığı değerlendirilmektedir. İklim, toprak ve bitki istekleri dikkate alan birgübreleme programına gereksinim vardır.Anahtar Kelimeler: Ana materyal, toprak verimliliği, buğday, mısır, yer fıstığı.I

Işılay Lavkor
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2006
00
Master'sOpen AccessTR

Ekolojik tarımda kullanılabilecek bazı mineraller ve bunların mikoriza ve kompost ile aktive edilmesi üzerinde bir çalışma

Araştırmanın amacı, ekolojk tarımda kullanılan gübre kaynaklarının(kayaçlar, organik madde ve mikoriza) mısır ve üçgül bitkilerinin büyümesi ve besinelementleri alımı üzerine etkisinin belirlenmesidir. Araştırma, Ç.Ü. Ziraat FakültesiToprak Bölümünde sera koşullarında yürütülmüştür. Bu amaca yönelik olarakkompost, öğütülmüş glokonit, pirit, kaya fosfatı ve onların kombinasyonlarınınmikorizalı ve mikorizasız ortamda etkinlik düzeylerinin belirlenmesine çalışılmıştır.Deneme, doğal verimliliği düşük, kireçli Karaburun serisi toprağında yürütülmüştür.Deneme sonuçlarına göre kompost ve glokonit, pirit, kaya fosfatı ile bunlarınkombinasyonları mısır ve üçgül bitkisinin kuru madde üretimini ve besin elementlerialımını önemli derecede artırmıştır. Bu uygulamalar özellikle mikorizalı ortamdaönemli derecede farklılık göstermiştir.Anahtar Kelimeler: Organik ve inorganik materyal, mikoriza, mısır, üçgül

KompostlamaMikorizaMısır+2
Aysun Genç
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2006
00
Master'sOpen AccessTR

Toprak kirlenmesi ve kirlenmiş toprakların ıslahı

ÖZYÜKSEK LİSANS TEZİTOPRAK KİRLENMESİ VE KİRLENMİŞ TOPRAKLARINISLAHIBilinç TÜRKOĞLUÇUKUROVA ÜNİVERSİTESİFENBİLİMLERİ ENSTİTÜSÜTOPRAK ANABİLİMDALIDanışman : Prof. Dr. Zülküf KAYAYıl : 2006, Sayfa :134Jüri : Prof. Dr. Mustafa GÖKjüri : Doç. Dr. Fuat BUDAKKirleticilerin topraklarda birikmesinin sadece toprak verimliliği veekosistem fonksiyonları üzerinde değil aynı zamanda besin zinciri yoluyla hayvan veinsan sağlığı üzerinde de önemli etkileri vardır. Toprak kirliliği endüstri, madencilikve diğer insan aktivitelerinin gelişmesi ve yaygınlaşmasıyla küresel bir problemhalini almaktadır. Kirlenmiş toprağın karmaşık fiziksel, kimyasal ve biyolojiközellikleri ile kirleticilerin toprak ortamındaki davranış ve ilişkilerine ait bilgilerinkısıtlı olması gibi faktörler temizleme maliyetlerini yükseltmektedir.Bu çalışmada birçok literatürden elde edilen bilgilerle toprakların nasılkirlendiği ve kirlenmiş toprakların hangi metotlarla ıslah edilebileceği üzerindedurulmuştur. Sonuç olarak kirleticileri tanımak, bunların topraklarda nasıl biretkileşim oluşturduğunu anlamak ve kirleticilerin tipine ve yapısına göre topraklarıda değerlendirerek en uygun ıslah teknolojisinin belirlenmesi açısından önem arzetmektedir.Anahtar kelimeler; Toprak kirliliği, Islah teknolojileri.I

Bilinç Türkoğlu
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2006
00
Master'sOpen AccessTR

Doğal ekosistemde bulunan mikoriza türlerinin kültür bitkilerine adaptasyonunun sağlanması

Araştırmanın amacı, tuzlu alanlarda varolan doğal mikorizaların uygun teknikler ileçoğaltılıp turunç bitkisine aşılanmasıyla, bitkilerin tuzlu topraklara adaptasyonununsağlanmasıdır. Araştırma Ç.Ü. Ziraat Fakültesi Toprak Bölümünde rizosfer laboratuvar vesera koşullarında yürütülmüştür. Araştırma birbirini izleyen 3 farklı denemeden oluşmuştur.1.Denemede iki farklı yetiştirme ortamında (1. ortam; 3:1 oranında menzilat toprak serisi veandezitik tüf karışımından oluşan harç ortamı, 2. ortam; menzilat toprak serisi) turunçbitkilerine G.mossea mikoriza türü uygulanmış olup bitkiler 3 farklı dozda (0, 1000, 2000µmhos/cm) tuzlu suyla sulanmıştır. 2.Denemede tuzlu alanlarda varolan doğal mikorizalarıntuzak kültür (trap culture) yöntemiyle çoğaltılması amacı ile kumul alanda yetişen ve tuzadayanıklı Euphorbia paralis, Cakila maritima, Conyza canadensis, Echium angustifolium,Inula vicosa, Ambrosia maritima halofit bitkilerinin rizosfer bölgesindeki doğal mikorizalarkonukçu bitki olarak kullanılan üçgül bitkisi ile çoğaltılmıştır. 3.Deneme de tuzak kültür(trap culture) yöntemiyle çoğaltılan tuzcul bitki kök bölgesindeki doğal mikorizalar ve farklıyöntemlerle önceden çoğaltılmış belirli mikoriza türleri turunç bitkisine aşılanmıştır.3.Denemede bitkilerin tuza tepkisini ölçmek için gerekli olan 8 haftalık süre sonunda 2000µmhos/cm NaCl içeren sulama suyu ile sulanmaya devam edilmiş ve tuzlu ortamsağlanmaya çalışılmıştır. Denemede yetiştirme ortamı olarak; Andezetik Tüf: Toprak:Kompost (6:3:1 v/v) kullanılmıştır. Hasatta bitki üst aksam ve kök aksam kuru ağırlıkları,kök infeksiyonu, kök uzunluğu, spor üretimi, N, P, K, Zn, Mn ve Cu, alımı tespit edilmiştir.Deneme I'de turunç bitkilerinin en iyi 1000 µmhos/cm tuzlu suya dayanıklı olduğutespit edilmiştir. Tuzlu alanlardan alınan doğal mikorizaların kültür bitkilerinde çalıştığı vebitki gelişimine ve bitki besin elementleri alımına destek olduğu görülmüştür. Ancakandezitik tüf: toprak: kompost (6:3:1 v/v) harç ortamında yetiştirilen bitkilerde mikorizalarındaha iyi çalıştığı görülmüştür. Mikoriza aşılamasının belli bir doza kadar tuz ilavesi sonucuoluşan strese cevap verdiği belirlenmiştir.Anahtar Kelimeler: Konukçu bitki, yetiştirme ortamı, spor üretimi, mikoriza, halofitbitkiler.

Konukçu bitkilerKültür bitkileriMikoriza
Neslihan Yonca Bolat
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2006
00
Master'sOpen AccessTR

Buğday genotiplerinin kükürt alım kapasitelerinin ve bitkideki kükürt dağılımının belirlenmesi

Hüseyin Yalçın
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2006
00
Master'sOpen AccessTR

Silisyumun bitki ve toprakta bulunuşu, dağılımı ve insan sağlığı için önemi

ÖZYÜKSEK LİSANS TEZİSİLİSYUMUN BİTKİ VE TOPRAKTA BULUNUŞU, DAĞILIMI VE İNSANSAĞLIĞI İÇİN ÖNEMİTaner AKSOYÇUKUROVA ÜNİVERSİTESİFEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜTOPRAK ANABİLİM DALIDanışman: Yrd.Doç.Dr. Kemal Y. GÜLÜTYıl: 2006, Sayfa: 87Jüri: Yrd.Doç. Dr. Kemal Y. GÜLÜTDoç.Dr. Bülent TORUNProf.Dr. Rüştü HATİPOĞLUSon araştırmalara göre mikro element eksikliklerinin sebep olduğu sorunlargiderek önemini artırmaktadır. Bunlar arasında silisyum eksikliği; çeltik, şekerkamışı gibi bitkiler ve sıçan, civciv gibi hayvanlar için önemli bir sorundur. Birkaçbitki dışında çoğu bitkiler normal büyümeleri için silisyuma ihtiyaç duymazlar, bunakarşılık tarlaya veya büyüme ortamına uygulanan silisyumun bitkilerin verimliliğiniartırdığı, özellikle fungal hastalıklara ve böcek zararlarına karşı direncini artırdığıbilinmektedir. Bitkilerin silisyum içeriği; bu bitkileri besin kaynağı olarak kullananinsan ve hayvanlar için önemli olmaktadır. Ülkemizde silisyum ile ilgili yeterlidüzeyde araştırma yapılmamıştır. Silisyumla ilgili araştırmaların ülkemizde azoluşuna, silisyumun bitki beslenmesinde mutlak gerekli elementler listesinde yeralmaması önemli bir sebep olarak görülmektedir. Burada sunulan tez çalışması,silisyumun topraktaki dinamiği ve canlılar üzerindeki etkilerine yönelik, çeviriağırlıklı bir çalışmadır. Bu çalışma; silisyumun topraktaki durumuna ve bitki, insanve hayvanlar için önemine ilişkin yürütülmüş çalışmaların incelenmesiylehazırlanmıştır.Anahtar Kelimeler: Silisyum, silisyum eksikliği, sağlık, beslenmeI

Taner Aksoy
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2006
00
Master'sOpen AccessTR

Domateste soğuk stresinin antioksidatif mekanizmalar yönünden araştırılması

Düşük sıcaklık stresi, bitkisel üretimi sınırlayan en önemli çevresel stres faktörlerindenbiridir. Özellikle sera koşullarında yetiştirilen domateslerde, düşük sıcaklık stresinden kaynaklananciddi boyutlarda verim düşüklüğü meydana gelmektedir. Bu tez çalışmasında 137 farklı domatesgenotipi taranarak, bunların soğuk etkinliği (düşük sıcaklıklardaki kuru madde verim kapasitesi)belirlenmiştir. Soğuk etkinliklerine göre seçilen duyarlı ve dayanıklı genotiplerde, uygulanan stresekarşı dayanıklılıkta, toksik O2 radikallerinin detoksifikasyonunu sağlayan antioksidan bileşiklerin veenzimlerin (antioksidatif savunma sistemlerinin) rolü araştırılmıştır.Screening denemelerinde düşük sıcaklık stresi 14 gün uygulanan domates genotiplerindeortalama soğuk etkinliği % 45.1, 9 gün uygulananlarda ise % 73,9 bulunmuştur. Uzun süreli düşüksıcaklık uygulamasına en çok aktive olan enzimin SOD olduğu (% 44 artış), bunu APaz (% 15 artış),GRaz (% 19 azalış) ve KATaz'ın (% 23 azalış) izlediği belirlenmiştir. Antioksidant bileşikler düşüksıcaklıkta önemli oranda artmıştır. Kontrol uygulamasına göre düşük sıcaklıkta çözünür SH-grupları1,8 kat artarken, düşük sıcaklık stresi öncesinde yapraktan H2O2 ve paraquat (PQ) uygulamasıylasırasıyla 2,3 ve 2,1 kat arttırılabildiği saptanmıştır.Deneme sonuçları düşük sıcaklığa bağlı fizyolojik değişimlerin bitkinin yaşlı ve gençyapraklarında farklı etkilerle ortaya çıktığını göstermektedir. Bitkinin yaşlı yapraklarında klorofilazalması soğuk etkinliği düşük genotiplerde daha fazla miktarlarda olmuştur. Oksidatif stres arttırıcı(OSA) maddelerin (PQ, H2O2, Salisilik asit (SA)) uygulamaları kuru madde verimine sadece genotipbazında etki yapmıştır. OSA bazı genotiplerde düşük sıcaklıktaki kuru madde kaybını arttırırkenbazılarında ise azaltmıştır. Düşük sıcaklıklarda kuru madde veriminin ve dolayısıyla soğuketkinliğinin yapraktan OSA uygulanması ile kısmen arttırılabildiği belirlenmiştir.Elde edilen sonuçlar, düşük sıcaklık stresine karşı dayanıklılıkta domates genotipleri arasındafaydalı olabilecek önemli bir varyasyonun bulunduğunu göstermektedir. Ancak soğuk etkinliğindekisöz konusu farkları açıklamada antioksidatif sistemlerin yetersiz kaldığı gösterilmiştir.Anahtar Kelimeler: Domates, düşük sıcaklık stresi, tolerans, antioksidatif enzimler veantioksidantlar, toksik O2 radikalleriI

Özay Özgür Gökmen
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2006
00
DoctorateOpen AccessTR

Çukurova koşullarında mısır çeşitlerine değişik dönemlerde uygulanan farklı azot dozlarının azot kullanım etkinliğine, tane verimine ve kaliteye etkisi

ÖZDOKTORA TEZİÇUKUROVA KOŞULLARINDA MISIR ÇEŞİTLERİNE DEĞİŞİKDÖNEMLERDE UYGULANAN FARKLI AZOT DOZLARININ AZOTKULLANIM ETKİNLİĞİNE, TANE VERİMİNE VE KALİTEYE ETKİSİGökhan BÜYÜKÇUKUROVA ÜNİVERSİTESİFEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜTOPRAK ANABİLİM DALIDanışman: Prof. Dr. Hayriye İBRİKÇİYıl : 2006, Sayfa: 143Jüri : Prof. Dr. Hayriye İBRİKÇİProf. Dr. Zülküf KAYAProf. Dr. A.Can ÜLGERProf. Dr. Yusuf KIRTOKDoç. Dr. Abdullah ÖKTEMÇukurova Bölgesi'nde yoğun olarak ekilen mısır bitkisinin topraktan azotudaha etkin alması, optimum doz ve uygulama zamanına yönelik sorunlarınçözülmesini irdeleyen bu çalışmanın amacı; a) üç ayrı zamanda ve dört farklı dozdagübre N'u uygulamasının, bitki bileşimine, kuru madde üretimine ve tane verimi ilekalitesi üzerine etkisini; b) bölge koşullarında bitkinin gübre N'undan yararlanmarandımanı üzerine etkilerini; c) deneme materyali olarak kullanılacak bu hibrit mısırçeşitlerinin (P31G98 ve RX9292) gübre N'una tepkilerini belirlemektir.Deneme ve regresyon analizi sonucunda, 20-28 kg N/da dozunun III.uygulama zamanında (1/2'si çıkıştan 2 hafta sonra + 1/2'si bitki 60 cm boyundaiken) en yüksek tane verimi ve azot kullanım etkinliği elde edildiği ve bu dozdansonra bu değerlerin düştüğü görülmüştür. Eğer toprakta Nmin yeterli ise azotlu gübredozunun ileri ki dönemlere ertelenebileceği ve mutlaka gübreleme yapılırken bumiktarın öz önünde bulundurularak gübreleme yapılması gerekliliği ortaya çıkmıştır.Anahtar Sözcükler: Azot dozu, Azot kullanım etkinliği, Uygulama zamanı, VerimI

Gökhan Büyük
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2006
00
Master'sOpen AccessTR

Değişik azot ve çinko dozlarının buğday bitkisinde büyüme ve verim üzerine etkisi

Çinko (Zn) noksanlığı bitkide, insanda ve hayvanda sorunlara neden olan yaygın bir mikro element noksanlığıdır. Çinko noksanlığında bitkide verim ve bitkisel ürünlerin besleme kalitesinde düşüşler görülmektedir. Çinko ayrıca bitkide protein sentezi için gereklidir ve bir çok enzimin fonksiyonlarında yaşamsal roller oynamaktadır. Çinko eksikliğindeki bitkilerde protein sentezinin gerilediği ve buna bağlı olarak bitkide amin ve amino asitler gibi çözünür azot (N) formlarının biriktiği bilinmektedir. Çinko ve N arasındaki bu ilişki, farklı Zn (0.00, 0.02, 0.10 ve 5.00 mg kg-1) ve N (25, 75 ve 225 mg kg-1) uygulamalarının, Seri-82 ekmeklik buğday çeşidinin kuru madde ve dane verimiyle yeşil aksamdaki ve tanesindeki Zn, N, NO3 - ve amino asit konsantrasyonları üzerine etkisini saptayarak sera koşularında belirlenmiştir. Toprağa yapılan 25 mg N kg-1 (kontrol) uygulamasına göre, 75 ve 225 mg N kg-1 N uygulamalarının Seri-82 çeşidinin kuru madde verimini sırasıyla % 19.4 ve % 38.5 oranında arttırdığı bulunmuştur. Çinko verilmeyen kontrol uygulamasına (0.00 mg Zn kg-1) göre, diğer Zn uygulamalarının (0.02, 0.10 ve 5.00 mg kg-1) verimi sırasıyla % 14.4, % 27.6 ve % 67.4 oranında arttırdığı belirlenmiştir. Bitkinin N'la beslenme düzeyi iyileştikçe Zn'nun bitkisel verim üstündeki etkisi daha da belirgin olmuştur. Örneğin en düşük N uygulamasında Zn ile sağlanan verim artış oranları % 4.6 - % 29.3 arasında değişirken aynı değerler 75 mg kg-1 N uygulamasında % 25.9 - % 90.3 arasında değiştiği görülmüştür. Aynı şekilde, bitkinin Zn beslenme düzeyi iyileştikçe N uygulamalarının da verim üstündeki etkisi daha büyük olduğu gözlenmiştir. Azot uygulamaları bitkinin yeşil aksamındaki ve tanedeki Zn, N, NO3 -1 ve amino asit konsantrasyonlarını arttırmıştır. Buna karşılık Zn uygulamaları bitkinin yeşil aksamdaki ve tanesindeki Zn konsantrasyonlarını arttırırken genelde N, NO3 -1 ve amino asit konsantrasyonlarını azaltmıştır. Örneğin N uygulamaları dikkate alınmaksızın toprağa Zn verilmediği durumda, bitkinin yeşil aksamdaki amino asit konsantrasyonu 9738 mg kg-1 iken Zn'nun 0.02, 0.10 ve 5.00 mg kg-1 verildiği durumda yeşil aksamdaki amino asit konsantrasyonunun sırasıyla 5302, 4036 ve 1990 mg kg- 1 olduğu saptanmıştır. Bu bulgular Zn eksikliğinde buğdayda yeşil aksam ve tanede NO3 -1 ve amino asit birikimi olduğunu ortaya koymuştur. Bu da olasılıkla Zn eksikliğinde bitkide protein sentezindeki gerilemeyle ilişkili olabileceği düşünülmüştür. Sonuç olarak, beslenme ortamında Zn ve N düzeyi optimize edildiğinde bitkinin büyümesinde ve veriminde artışlar olabildiğini ve bitkide aynı zamanda çözünür N bileşiklerinin de indirgenebildiğini göstermektedir. Bu nedenle bitkilerin Zn ve N gereksinim düzeylerinin belirlenmesi oldukça önemlidir. Anahtar kelimeler: Çinko, azot, verim, amino asit ve protein

AzotVerimÇinko
Gönül Bozbay Taşdemir
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2006
00
Master'sOpen AccessTR

Farklı biber (Capsicum annuum L.) tiplerinde çinko (Zn) etkinliğinin belirlenmesi

Çinko noksanlığı toprak ve bitkide yaygın bir sorundur. Çinko noksanlığına karşı farklı bitki türlerinin Zn etkinlik düzeyleri belirlenmesine karşılık biber bitkisinde çok sayıda saf hat kullanarak bu şekilde bir etkinlik düzeyi saptanmamıştır. Bu amaçla sera koşullarında dolmalık, çarliston, yağlık, sivri ve süs biber tiplerinden 15'er toplam 75 saf hat, Zn'lu ( 5 mg Zn kg-1) ve Zn'suz (0 mg Zn kg-1) uygulamalarda 65 gün yetiştirilmişlerdir. Biber tipleri ve saf hatlarının Zn noksanlığına karşı dayanıklılıkları Zn'suz koşuldaki kuru madde veriminin Zn'lu koşuldaki kuru madde verimine oranlanmasıyla elde edilen Zn etkinlik değeriyle belirlenmiştir. Elde edilen sonuçlara göre, Zn uygulaması bitkilerin kuru madde verimini önemli oranda arttırmıştır. Kontrol uygulamasına göre (0 mg Zn kg-1) Zn ile sağlanan kuru madde verim artışının ortalama % 452 olduğu saptanmıştır. Bu çalışmada test edilen tüm saf hatların Zn etkinlik değerlerinin % 7.1 ile 48.1 arasında değiştiği belirlenmiş ve saf hatların ortalama Zn etkinliğinin % 18.1 olduğu bulunmuştur. Bu ortalama değerden daha büyük Zn etkinliğine yalnızca dolmalık biber tipinin % 24.4 değeri ile sahip olduğunu ve bunu sırasıyla çarliston (% 17.7), yağlık (% 17.5), sivri (% 16.7) ve süs biber tiplerinin (% 13.1) takip ettiği belirlenmiştir. Bitkinin Zn'suz durumdaki yeşil aksamındaki Zn konsantrasyonuyla biber gruplarının Zn etkinlikleri arasında herhangi bir ilişki belirlenmesine karşılık biber gruplarının aynı durumdaki yeşil aksamdaki toplam Zn miktarı (içereği) ile Zn etkinlik düzeyi arasında % 5 düzeyinde (R2= 0.844*) önemli bir ilişki belirlenmiştir. Aynı ilişki Zn'lu koşullarda (R2= 0.964**) da saptanmıştır. Bu bulgular dışında biber tiplerinin Zn noksanlığına karşı dayanıklılığında Zn uygulanmayan koşullardaki yeşil aksam kuru madde veriminin (R2= 0.986***) ve saf hatların sahip oldukları simptom derecesinin de (R2= 0.744***) önemli olduğu bulunmuştur. Sonuçlar biberin Zn noksanlığına oldukça duyarlı bir tür olduğunu ortaya koymuştur. Bu da biber üretim alanlarında Zn gübrelemesinin gerekli olduğunu göstermektedir.

Mirhan Eken
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2007
00
DoctorateOpen AccessTR

Doğal populasyonlardaki Toros sediri (Cedrus libani A. Rich) mikorizasının izole edilmesi ve çoğaltılıp fidan üretiminde kullanılması

Bu çalışma, sedir fidanının büyüme, gelişme ve besin elementleri alımınamikoriza aşılamanın etkisini araştırmak için yürütülmüştür. Sera koşullarındasterilize edilmiş ve edilmemiş üç değişik yetiştirme ortamında, orman ekosistemindeizole edilen üç farklı mikoriza mantarı türünün (Lactarius delicious, Hebelomacrustuliniforme, Tricholoma ustale) iki değişik aşılamasının (tohum ekimiaşamasında ve fide dikimi aşamasında) etkileri incelenmiştir. Vejetasyon süresisonunda, fidanların gelişme parametreleri ölçülmüş, toprak üstü aksamındaki besinmaddesi içerikleri ile kökteki mikoriza enfeksiyon oranları belirlenmiştir.Özellikle H.crustuliniforme türü ile fide şaşırtması aşamasında yapılanaşılamanın, diğer mikoriza türlerine özellikle de tohum ekimi sırasında yapılanaşılamaya kıyasla sedir fidanlarının gelişimi üzerindeki etkisi daha yüksek çıkmıştır.Sterilize edilmemiş ortam ile kıyaslandığında, sterilize edilmiş ortamlardaH.crustuliniforme ve L.delicious mikoriza türleri ile her iki aşılama aşamasındayapılan uygulamalar sedir fidanlarının gelişimine ve besin elementleri alımınaolumlu etkiler katkılar sağlamıştır. Ayrıca H.crustuliniforme ve L.delicious ileaşılanan bitkilerin Mikorizal Aşılama Etkinlik (MAE) değeri istenilen düzeydepozitif etki oluşturmuş, bu bulgular bitkinin ölçülen diğer morfolojik ve bitkidokularındaki besin elementleri değerleri ile de paralellik göstermiştir.Araştırma bulguları ile düşük düzeyde bitki kök enfeksiyonu gerçekleşmesinekarşın, mikoriza aşılamasının sedir fidanı gelişimine ve besin elementleri alımınaanlamlı katkılar sağladığı belirlenmiştir.

Fide üretimiMikorizaSedir
Sedat Tüfekçi
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2007
00
DoctorateOpen AccessTR

Yer fıstığı bitkisinde bakteriyel aşılama ile demir uygulamalarının nodülasyon, biyomas ve verime etkisi

Yerfıstığı bitkisinde bakteriyel asılama ile demir uygulamalarının nodülasyon, biyomas ve verime etkisini arastırmak amacıyla yapılan bu çalısma Çukurova Üniversitesi Arastırma ?stasyonunda 2 yıl süreyle yürütülmüstür. Arastırmada, I. ve II. ürün olarak Çukurova kosullarında en fazla ekimi yapılan NC-7 ve ÇOM çesitleri kullanılmıstır. Denemede iki farklı demir dozu (Fe0 : 0 ppm ve Fe1 : 5 ppm) ve 3 farklı Rhizobium bakteri susu (B0: asılama yapılmamıs-doğal bakteri; B1 : 378 nolu sus; B2 : 380 nolu sus) uygulaması kullanılmıstır. Birinci ve ikinci ürün olarak ekilen yerfıstığından çiçeklenme döneminde nodül, kök ve köküstü; hasat döneminde ise kök, köküstü ve dane örneklemesi yapılmıstır. Elde edilen sonuçlar bakteri uygulamalarının çiçeklenme döneminde bitkinin azot içeriğini ve nodülasyon durumlarını artırdığını, ancak hasat döneminde bu etkilerin önemli boyutlarda olmadığını göstermistir. Denemeye alınan suslar içerisinde B2 susu belirlenen bazı parametrelerde daha etkili bulunmustur. Bakteri uygulamasının, çiçeklenme döneminde nodül sayısı ve nodül ağırlığı değerlerini istatistiksel olarak artırdığı, hasat döneminde ise kök üstü N içeriğini artırdığı, ancak danenin azot içeriğini azalttığı belirlenmistir. Demir uygulaması biyomas ağırlığını, nodülasyonu ve bitkinin azot içeriğini önemli derecede artırmıstır. Denemede belirlenen parametreler yönünden ÇOM çesidi NC-7 çesidinden daha etkin bulunmustur. Anahtar Kelimeler : Bakteri, Demir gübrelemesi, Yerfıstığı, Simbiyotik azot fiksasyonu

Azot fiksasyonuDemirYer fıstığı
Kemal Doğan
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2007
00
Master'sOpen AccessTR

Çukurova bölgesi yerfıstığı ekim alanlarında rhizobial potansiyelin belirlenmesi

Çukurova bölgesinde yer alan Yüreğir, Ceyhan, Yumurtalık, Osmaniyemerkez ve Tuzla'da (Karataş) 2006 yılında I. ve II. Ürün yetiştirme mevsiminde yürütülen bu araştırmada; yerfıstığı yetiştiriciliğinde çiçeklenme dönemi süresince Rhizobial potansiyelin durumu araştırılmıştır. Bu amaçla tüm bu bölgelerden alınan örneklerde nodül sayılarına, kök ve nodülde azot değerlerine bakılmıştır. Araştırma sonucunda, I. ürün sonuçlarına göre, tüm bölgelere ait parametrelerde genel olarak Osmaniye ? merkez Bölgesine ait sonuç değerlerinin daha yüksek çıktığı belirlenmiştir. Yüreğir ve Ceyhana ait sonuçlar ise genel olarak daha düşük tespit edilmiştir. II. ürün sonuçlarında ise genel olarak Tuzla (Karataş) ve Osmaniye'ye ait sonuçlar diğer bölgelere göre daha yüksek değerler vermiştir. Ceyhan bölgesinde II. ürüne ait örneklemelerde nodüle rastlanmamıştır. Anahtar Kelimeler : Yerfıstığı, Rhizobium, Nodül

Gülçin Uğan
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2007
00
Master'sOpen AccessTR

Düşük fosfor koşullarında yetişen mısır genotiplerinin fosfor beslenme statüleri üzerine kükürt ve çinko elementlerinin etkisi

Bu çalışmada amaç, fosfor içeriği düşük olan topraklarda ya da çeşitli toprak koşullarında yarayışsız halde bulunan fosforun yarayışlılığını artırmak ve uygulanan gübreden bitkinin fazlası ile yararlanmasını sağlamaktır. Yaygın olarak kullanılan mısır genotiplerinin (Sele, Brasco ve Tiater) düşük fosfor içeriği koşullarında fosfor etkinlikleri, kükürt ve çinkonun uygulandığı sera koşullarında test edilmiştir. Fosfor içeriği düşük olan topraklarda topraktan artan düzeyde uygulanan fosfor ve çinkonun kuru madde verimini arttırmıştır. Artan dozlarda uygulanan fosfor ve çinko ile birlikte kuru madde verimi Brasco çeşidinde % 443, Sele çeşidinde % 312 ve Tiater çeşidinde ise % 390'lık bir artış göstermiştir. Ancak artan düzeyde uygulanan kükürdün kuru madde verimine etkisi önemli görülmemiştir. Anahtar Kelimeler: fosfor, çinko, kükürt, mısır,

Senem Gök
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2007
00
DoctorateOpen AccessTR

Fosfor eksikliğine dayanıklı domates genotiplerinin belirlenmesi ve etkinlik mekanizmalarının morfolojik ve fizyolojik açıdan karakterize edilmesi

Topraklarda bitkilere yarayışlı P konsantrasyonun düşük olması bitkisel üretimi sınırlamaktadır Topraklarda toplam P miktarı oldukça fazla olmakla birlikte bir takım toprak özelliklerinden (düşük veya yüksek pH, yüksek CaCO3, yetersiz organik madde vs.) gibi etmenlerden dolayı P toprakta bitkilerin kolayca yararlanamayacağı bileşiklere dönüşmektedir. Bitkiler yetersiz P koşulları altında kök sistemlerinde değişim, kök salgılarında artış, APA ve fitaz salgı aktivitelerinde atış, yüksek absorpsiyon kapasitesi gibi bir takım adaptasyon mekanizmaları geliştirebilmektedir. Bu nedenlerden dolayı, fosfor etkinliği yüksek bitki tür ve çeşitlerinin tarımsal üretim alanlarında yer alması, hem ekonomik hem de çevresel anlamda önemli faydalar sağlayacaktır. Bu tez çalışmasında, test edilen domates genotiplerinin P etkinliği oldukça geniş bir varyasyon göstermiştir. Fosfor etkinliği düşük ve yüksek bulunan çeşitler arasındaki en önemli farkın, düşük P uygulamasındaki yeşil aksam ve kök kuru madde verimi, fosfor içeriği olduğu saptanmıştır. Düşük P koşullarında yeşil aksamda P konsantrasyonun çeşitler arasında büyük benzerlik göstermiştir. Buna karşı bitki P eksiklik simptomu olan ve yeşil aksamda morarmalar şeklinde oluşan antosiyanin birikiminin duyarlı genotiplerde oldukça fazla düzeyde olduğu belirlenmiştir. Fosfor absorpsiyonu ile ilgili olarak yürütülen denemede, farklı P etkinliğine sahip çeşitlerin düşük P koşullarında P absorpsiyonu ve P absorpsiyon hızlarının P etkinliği ile ilişkili olduğu belirlenmiştir. Fosfor etkin olan genotiplerin duyarlı genotiplere göre ortalama %30 daha fazla P absorpsiyon kapasitelerinin olduğu ve P absorpsiyon hızlarının da daha fazla olduğu görülmüştür. Fosfor etkinliğindeki farklılıklardan sorumlu olabilecek bitkisel özelliklerin araştırıldığı denemelerde, P eksikliği koşullarında, köklerin APA (asit fosfataz) ve fitaz enzim aktiviteleri yeterli P koşullarına göre önemli düzeyde arttığı, ancak, söz konusu özellikler açısından çeşitler arasında farklılığın olmadığı belirlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Fosfor Eksikliği, Domates, Etkin Genotip, Fitaz

Mustafa Atilla Yazıcı
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2007
00
DoctorateOpen AccessTR

İklim değişimi sürecinde aşağı Seyhan ovasında sürdürülebilir arazi ve su yönetimi

Bu çalışmanın amacı, Doğu Akdeniz bölgesinde yer alan ve Türkiye'nin ilk sulama projelerinden biri olan, büyük ölçekli Aşağı Seyhan Ovası (ASO) sulama alanındaki arazi kullanımı, sulama ve drenaj sistemleri, ve toprak tuzluluğu gibi öğelerin tarihsel gelişim içerisinde gösterdikleri değişimleri, olası iklim değişikliği senaryolarıyla birlikte irdelemektir.Çalışmada, arazi ve laboratuvar ölçümleri ve anket çalışmaları ile elde edilen sonuçlar farklı modellerle yorumlanmış ve değişeceği öngörülen iklim etmenlerinin 2070' li yıllar için projeksiyonları yapılmıştır.Ovada, sulamaya 1960'lı yıllarda başlanmış ve o zamandan günümüze değin sulama sistemlerinin yıpranması, bitki deseninin değişmesi ve su yönetiminin sulama birliklerine devri gibi yapısal değişiklikler sulama randımanının düşmesine neden olmuştur. Sulama sistemlerinin devamlı akış yaklaşımına göre planlanmış olmasına karşın, çiftçilerinin gece sulaması yapmaması, sulama işletmeciliğini yürüten sulama birliklerinin sulama kanallarındaki suyu yeterince kontrol edememeleri gibi nedenlerle de ovada sulama randımanı % 40 gibi düşük bir düzeye ulaşmıştır.nun yıllık dalgalanmasının, geçmişte mevsimsel pikler oluşturmasına karşın son 20 yılda sulamada kullanılan su düzeyinin artması, sulama periyodunun uzaması ve drenaj kanallarının düzeltilmesi-iyileştirilmesi gibi nedenlerle mevsimsel pikler kaybolmuştur. Ayrıca, son 20 yılda tuzluluğundaki azalma da bu durumu doğrulamaktadır. IMPAM modeli kullanılarak yapılan analizde, sulama döneminde kanallardan oluşan sızmaların, topraktaki makro gözenekler yardımı ile derinlere sızarak, nun yükselmesine katkıda bulundukları belirlenmiştir. Bununla birlikte, tabansuyu hareketi üzerinde arazi kullanımının etkisinin, iklim değişikliğinin oluşturduğu etkiden daha fazla olduğu saptanmıştır. Sulamada gereğinden fazla su kullanılması ile toprak profilindeki tuzun yıkanması ve iyi projelendirilmiş drenaj kanalları ile bu tuzun uzaklaştırılmasıyla son 20 yılda kıyı kesimleri de dahil tuzlu alanlarda ovanın topoğrafik eğimene de bağlı olarak sulamanın yapıldığı uzun süreçte tuzlulukta azalma saptanmıştır. Ancak henüz sulama sistemlerinin inşa edilmemiş olan bölümünün kimi kısımlarında yüksek düzeyde tuzluluk saptanmıştır.Yapılan projeksiyonlarda, ovaya düşecek yağış miktarında % 42- 46 oranında bir azalma olacağı ve bu azalmanında kış aylarına rastlayacağı tahmin edilmiştir. Yağışta oluşacak bu önemli düzeydeki azalma sulama suyu gereksinimini arttıracak ve sulama süresinin erken ilkbaharda başlayıp geç sonbahara kadar uzamasına neden olacaktır. Var olan durumda yaklaşık 150 cm çevresinde kalıcı bir düzeyde olduğu saptanan yüksek düzeyi yağışların azalması ile 2070 li yıllarda düşebilecektir.Ancak henüz sulama sistemleri inşa edilmemiş 4. bölümde, etkili bir tarla içi drenaj ağı yapılmazsa, varolan yüksek problemi sulamanın artması ile çok ciddi boyutlara ulaşabilir. Söz konusu alanlar için diğer bir alternatif ise ekonomik değeri yüksek tuzcul (halofit) bitkilerin ekimlerinin ilgili kuruluşlarca desteklenip yaygınlaştırılmasıdır. Bu nedenlerle, gelecekte ovada yapılacak rehabilitasyon çalışmalarında, potansiyel arazi kullanım değişikliğinin dikkate alınması gerekmektedir. Buna bağlı olarak, ovada varolan ve tuzlanmaya neden olan arazi kullanımı ve sulama/ drenaj ağınının gelecekteki sorunları karşılayabilecek düzeye getirilmesi,başka bir deyişle sistemdeki iyileştirme çalışmasının, toprak çeşitleri ve yüzey-yüzey altı topoğrafyalarının da dikkate alınarak ayrıntılı ve daha uzun süreli bir ' Tuz Riski' izleme ve değerlendirme çalışmasıyla birlikte yürütülmesi gerekmektedir. Sonuçta, söz konusu çalışmanın sürdürülebilir arazi ve su yönetim programının tamamlayıcısı olması gerekmektedir.Anahtar kelimeler : Aşağı Seyhan Ovası, Sulama, , Tuzluluk, İklim Değişimi

Sevgi Donma
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2008
00
Master'sOpen AccessTR

Farklı çilek (Fragaria Sp.) genotiplerinin demir (Fe) noksanlığına karşı duyarlılığının belirlenmesi

Demir noksanlığı günümüzde hem bitkilerde hem de insanlarda yaygın olarak ortaya çıkan birbeslenme problemidir. Problemin dünya nüfusunun yaklaşık yarısını etkilediği ve ülkemizde de ciddiboyutlarda yaygınlık gösterdiği bilinmektedir. Toprak ve bitkideki Fe noksanlığının verim ve kalitedeönemli düşüşlere yol açtığı bilinmektedir.Türkiye'nin değişik bölgelerinden toplanan çok sayıda toprak örneğinde yapılan analizleregöre Fe eksikliği % 27'lik bir oranla Zn'dan sonra en yaygın olan mikro element eksikliği sorunudur.Bu çalışma, Türkiye'nin bitkisel üretim amaçlı kullanılabilir alanının yaklaşık % 25'inde (7.5 milyonhektar) Fe eksikliğinin olabileceğine işaret etmektedir. Demir eksikliğinin bitkilerde ortaya çıkışıtürden türe ve hatta aynı türün genotipinden genotipine farklılık göstermektedir. Demir noksanlığınaoldukça duyarlı türlerden biri de çilektir. Ülkemizde çilek yetiştiriciliği konusunda son yıllarda hemalan hem de üretim bakımından önemli artışlar sağlanmıştır. Ancak, ülkemizde Fe noksanlığının budenli yaygın olması ve çileğin Fe'ce yetersiz beslenmeye karşı toleransta çok hassas olması çilekyetiştiriciliğinde önemli verim kayıplarına yol açmaktadır. Söz konusu beslenme problemine karşıalınabilecek önlemlerin başında gübreleme yoluyla bitkilerin Fe ve diğer elementlercezenginleştirilmesidir. Ancak, bu yöntemin oldukça pahalı olduğu ve çevre dostu bir yöntem olmadığıbilinmektedir. Bu yöntemin alternatifi, Fe noksanlığına karşı dayanıklı yeni genotiplerin bulunmasıdır.Bu tez çalışmasının temel amacı, çilek gen kaynaklarını temsil eden ve dünya koleksiyonuiçinden seçilerek süper çekirdek koleksiyonuna ait 23 genotip, su kültürü koşullarında Fe'li ve Fe'sizolarak yetiştirilerek Fe noksanlığına karşı dayanıklılıkları test edilmiştir. Bu çalışmanın sonucunda Fenoksanlığına karşı en dayanıklı ve en duyarlı genotipler seçilmiş ve bu seçilen genotiplerde Fenoksanlığına karşı dayanıklılıkta rol oynayan fizyolojik ve morfolojik mekanizmalar da saptanmıştır.Sonuçlar Fe alımı, Fe-Redüktaz enzim aktivitesi gibi etkenlerin Fe'e karşı duyarlılık/dayanıklılık içinönemli değişkenler olduklarını ve dayanıklılıkta rol oynadıklarını doğrulamaktadır. Bu çalışmayla Fenoksanlığına karşı dayanıklı genotipler bulunarak çilek yetiştiriciliğinde Fe'li gübre kullanımınınazaltılması hedeflenmektedir.

Nazife Erdem
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2008
00
DoctorateOpen AccessTR

Mikoriza ve elementer kükürtün bitki tarafından topraktan fosfor alımına etkisi

Genel olarak kil ve kireç içeriği yüksek olan ülkemiz topraklarında sınır düzeylerinde olması yanı sıra kuvvetle toprakta fikse edilen ve bitkiler tarafından alımı güç olan fosfor bitkisel üretimin sağlıklı gelişmesinde sınırlayıcı bir etken olmaktadır. Bu çalışmanın amacı mikoriza olarak adlandırılan kök mantarı aşılaması ve 100 mg/kg elementer kükürt ilavesinin soya ve mısır bitkilerinin biokütle üretimine, fosfor alımına ve mikoriza ile infekte olma yüzdesine etkileri mikorizalı ve mikorizasız uygulamalar esas alınarak araştırmaktır. Deneme Çukurova Üniversitesi Ziraat Fakültesi Toprak Bölümü sera ve laboratuarında yürütülmüştür. Denemelerde kullanılan fosforca fakir steril edilmiş Karaburun ve Menekşe serisi topraklarında yetiştirilen soya ve mısır bitkilerinden elde edilen biokütle kuru madde verimi, fosfor alımı ve infekte olma yüzdesi değerlendirilmiştir. Denemede Karaburun ve Menekşe gibi düşük verimli Çukurova toprakları kullanılmıştır. Deneme tesadüf blokları desenine göre üç yinelemeli olarak kurulmuştur. Kontrol uygulamasına oranla 100 mg/kg elementer kükürt ilavesiyle toprak üstü aksam ve kök verimi, fosfor alımı ve infekte olma yüzdesi değişmemiştir. Mikoriza ilavesiyle toprak üstü aksam ve kök verimi, fosfor alımı ve infekte olma yüzdesi artış göstermiştir. Mikoriza ilavesiyle elde edilen söz konusu artış mikoriza ve 100 mg/kg elementer kükürt ilavesiyle değişmemiştir. Soya ve Mısır bitkilerinde en yüksek verim Menekşe toprak serisinde elde edilmiştir.Sonuçlar 100 mg/kg elementer kükürt ilavesinin verimde ve fosfor alımında etkili olmadığını göstermektedir.Anahtar Kelimeler : Soya, Mısır, Fosfor, Elementer Kükürt, Mikoriza

FosforMikorizaMısır+1
Hüseyin Karaca
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2008
00
DoctorateOpen AccessTR

Farklı yerfıstığı çeşitlerinde bakteri aşılaması ve demir uygulamasının nodülasyon ve verime etkisi

Farklı yerfıstığı çeşitlerinde bakteri aşılaması ve demir uygulamalarının nodülasyon ve verime etkisini araştırmak amacıyla yapılan bu çalışma, Adana İl'i Ceyhan İlçesi Altıkara köyünde 2 yıl süreyle yürütülmüştür. Araştırmada, I. ürün olarak Çukurova koşullarında en fazla ekimi yapılan NC-7, Halisbey, Arıoğlu 2003 ve Osmaniye 2005 çeşitleri kullanılmıştır. Denemede üç farklı demir dozu (Fe0, Fe1: 5 kgFe/da (Fe2SO4), Fe2: 10 kgFe/da (Fe2SO4)) ve 2 farklı Rhizobium bakteri aşılaması uygulaması (B0: aşılama yapılmamış; B1: 380 nolu Rhizobium leguminosarum suşu) yapılmıştır. Birinci ürün olarak ekilen yerfıstığı bitkisinin çiçeklenme döneminde kök, kök üstü, nodül örneklemesi; hasat döneminde ise kök, köküstü ve dane örneklemesi yapılmıştır.Sonuçlar gerek 1. yıl gerekse 2. yıl bitkilerde nodül oluşumu olmadığını göstermiştir. Dolayısıyla nodülasyon, biyomas ve çeşitli aksamların N içeriklerinde bakteri aşılamasına bağlı herhangi bir etki de görülmemiştir. Demir uygulamasına bağlı olarak ise incelenen parametrelerde çiçeklenme ve hasat dönemine ve denemede kullanılan yerfıstığı çeşitlerine bağlı olarak farklı etkiler görülmüştür. İncelenen parametreler açısından kullanılan çeşitlere göre değişen farklılıklar belirlenmiştir. Meyve verimi açısından Halisbey çeşidi 1. yıl en yüksek verim değeri gösterirken (694 kg/da) bunu Osmaniye 2005 (686 kg/da) ve Arıoğu 2003 (644 kg/da) izlemiş, 2. yıl ise her üç çeşit de 700-721 kg/da arasında verim değeri göstermiş, buna karşılık NC7'den 1. yıl 457 kg/da, 2. yıl 458 kg/da verim alınmıştır.

Esin Güvercin
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2009
00
Master'sOpen AccessTR

Toprak ve bitki örneklerinde toplam azot belirlenmesinde Kjeldahl ve mikrodalga yaş yakma yöntemlerinin karşılaştırılması

Toprak ve bitki örneklerinin toplam azot içeriği yaygın Kjeldahl yaş yakma, amonyumun (NH4+) buhar destilasyonu ve titrasyonu yöntemiyle belirlenmektedir. Bu işlemlerle belirlenen amonyum (NH4+) azotun en indirgenmiş biçimi olup, buna karşılık Kjeldahl yöntemi azotun örneklerde bulunabilecek nitrat (NO3-) ve nitrit (NO2-) gibi oksitlenmiş biçimlerini algılayamamaktadır. Ayrıca, Kjeldahl yöntemi uğradığı birçok değişikliklere karşın zaman alıcı ve pahalı bir yöntem olmaya devam etmektedir. Bu çalışmada Kjeldahl yönteminin yukarıda anılan dezavantajlarını içermeyen, daha basit bir mikrodalga yaş yakma yöntemi ve örneklerdeki tüm azotu NO3-'a yükseltgeyen 6 farklı yaş yakma karışımı önerilmiştir. Örneklerin mikrodalga setinde önerilen yaş yakma karışımları ile yakılmasıyla elde edilen süzüklerin NO3- içerikleri UV-Viz spektrometrede belirlenmiş ve bu değerlerden toplam N içerikleri hesaplanmıştır. Çalışmada ele alınan toprak ve bitki örneklerinin toplam N içerikleri Kjeldahl yöntemiyle de belirlenmiştir. Her iki yöntemin sonuçları karşılaştırıldığında önerilen yöntem bitki örneklerinin N içeriklerinin Kjeldahl yönteminkinden çok daha düşük, toprak örneklerinde ise 4 kata kadar daha yüksek algılanmasına neden olmuştur. Bunun nedeninin kullanılan yakma karışımlarının bitki örneklerindeki azotun tamamını NO3-`a yükseltgeyemediği, ya da azotun önemli bir bölümünün N2 gibi gaz formundaki diğer N bileşiklerine dönüştürdüğü sanılmaktadır. Toprak örneklerinde ise yakma çözeltisinin topraktaki mineral bileşikleri çözündürdüğü bunun da spektrometrik NO3- ölçümlerini etkilediği düşünülmektedir. Dolayısıyla, önerilen yöntemin ve yaş yakma karışımlarının, daha ayrıntılı çalışmalarla geliştirilmeden, toprak ve bitki örneklerinin toplam N içeriklerini sağlıklı olarak belirleyemediği sonucuna varılmıştır.Anahtar Kelimeler: Azot, Kjeldahl yöntemi, Mikrodalga yaş yakma

Pınar Yardım
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2009
00
Master'sOpen AccessTR

Arazi kullanımındaki değişimlerin coğrafi bilgi sistemleri yardımıyla izlenmesinde QuickBird uydu verileri ve hava fotoğraflarının birlikte kullanılma olanaklarının Kuzey Adana örneğinde araştırılması

Çalışmada Ekim 2006 yılına ait yüksek çözünürlüklü QuickBird uydu görüntüleri ve 1989 yılına ait hava fotoğraflarının gözle yorumlanması ile Kuzey Adana'nın arazi örtüsü, arazi kullanımı ve arazi değişimi haritaları, ArcGIS 9.2 ve ERDAS Imagine 8.4 Professional programları kullanılarak üretilmiş ve sonuçları incelenmiştir. Bu sayede Kuzey Adana'nın en güncel arazi örtüsü/kullanım haritası elde edilmiştir. Bununla beraber, Kuzey Adana'nın, 1989 yılından 2006 yılına kadar olan arazi örtüsü ve arazi kullanımı değişimleri izlenmiş ve analiz edilmiştir. CBS ortamına aktarılan her bir görüntüde yerleşim alanları, tarım alanları, orman, su yüzeyleri ve diğer sınıflar belirlenmiş, CORINE' e göre bunların alt sınıfları oluşturulmuştur. Kuzey Adana'da yürütülen çalışma alanı toplam 41.932 ha alan olarak belirlenmiş olup 1989 yılındaki şehir merkezi yerleşim alanları 1.351,86 ha alan iken 2006 yılında 2.956,25 ha alana dönüşerek % 118,68 artış olduğu, sanayi bölgeleri 115 ha alandan 148,7 ha alana genişleyerek % 29,36 arttığı bulunmuştur. Kuru tarım arazileri 12.442 ha alandan 10.728 ha alana dönüşmüş ve % 13,8 oranında azaldığı tespit edilmiştir. Zeytinliklerde % 122 oranında çok büyük bir artış olduğu ve 147 ha alandan 327 ha alana dönüştüğü bulunmuştur. Seyrek ormanların tahrip edilmesi ile % 8,3 azalmanın olduğu ve 271 ha alanının yok olduğu bulunmuştur. Sonuçta elde edilen istatistiksel veriler arazi kullanımı değişimlerinin dinamiğini göstermiş ve geleceğe yönelik planlamalara esas olabilecek bir altlık oluşturmuştur.

Coğrafi bilgi sistemleriUzaktan algılama
Canan Çopur Kitiş
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2009
00
Master'sOpen AccessTR

Değişik karpuz genotiplerin tuz stresine tolerans düzeylerinin belirlenmesi

Bu araştırmada, 15 farklı karpuz genotipinin tuz stresine karşı (75 ve 150 mM NaCl) reaksiyonları su kültürü koşullarında test edilmiştir. Genotiplerin tuz stresine toleransı, yeşil aksam ve kök kuru madde üretimi, simptom skala dereceleri, sodyum (Na), potasyum (K), kalsiyum, (Ca) konsantrasyonları, K/Na ve Ca/Na oranlarıyla ilişkilendirilmiştir. Bunun yanında, yaprakların klorofil konsantrasyonları ve oransal su içeriklerindeki değişimler de incelenmiştir. Ancak, kullanılan parametreler içinde genotiplerin tolerans düzeylerini, simptom dereceleri ve yeşil aksam Na konsantrasyon değerleri daha güvenilir bir şekilde ortaya koymuştur. Tuz stresi koşullarında yeşil aksamında düşük düzeyde Na içeren 216 nolu genotipin semptom derecesinin düşük olduğu ve sonuçta tolerans derecesinin yüksek olduğu bulunmuştur. Bununla birlikte, 150 mM NaCl'de, 216 nolu genotiple benzer simptom derecelerine sahip olan 260 ve 98 nolu genotiplerin her ikisinin de Na'u dışlayan ve tolerant genotipler olduğu anlaşılmıştır. 37 nolu genotiple birlikte, 59, 178, Crimson Sweet ve Crimson Tide genotiplerinin Na kabullenen ve hassas genotipler olduğu sonucuna ulaşılmıştır. 13 nolu genotip ise hassas ve orta düzeyde Na dışlayan bir mekanizmaya sahiptir. Yüksek tuz dozu dikkate alınırsa, 174, 242, 117, 181, 229 ve 249 nolu genotiplerin Na kabullenen ve orta düzeyde hassas genotipler olduğu söylenebilir.Sonuç olarak, yüksek tolerans yeşil aksamda düşük Na konsantrasyonuyla ilişkili bulunmuştur. Tolerant olarak seçilen genotiplerden, öncelikle 216 olmak üzere, 260 ve 98 nolu genotiplerin tuzluluk tehdidi altında olan alanlarda ekilmesi tavsiye edilebilir. İncelenen parametreler içinde, yeşil aksam Na konsantrasyonu ve simptom derecesinin genotiplerin tuz toleransına göre sınıflandırılmasında güvenilir parametreler olabileceği saptanmıştır.Anahtar Kelimeler: Karpuz, tuz stresi, tuz toleransı, K/Na oranı, Ca/Na oranı

Mehmet Nuri Dölek
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2009
00
Master'sOpen AccessTR

Farklı yabani domates ve biber genotiplerinin mikorizaya bağımlılıklarının belirlenmesi

Bazı yabani domates türlerine ait genotipler ile farklı biber genotiplerinin bazı büyüme ve gelişme parametreleri bakımından mikorizaya bağımlılığını tespit etmek amacıyla yapılan iki dönemlik çalışma yarı kontrollü cam sera koşullarında yürütülmüştür. Bitkiler 6 hafta süresince mikorizalı (G. etunicatum) ve mikorizasız olarak yetiştirilmişlerdir. Çalışmanın birinci döneminde 17 adet C. annuum L. türüne ait biber genotipi ve 6 adet farklı yabani domates türlerine ait genotip ile 1 adet sanayilik ve 1 adet standart domates çeşidi kullanılmıştır. Çalışmanın ikinci döneminde ise birinci dönemde kullanılan genotiplerden oluşan 14 adet C. annuum L. türüne ait biber genotipleri ile 5 adet yabani domates türlerine ait genotip, 1 adet sanayilik ve 1 adet standart domates çeşidi kullanılmıştır. Çalışmada kullanılan genotiplerde bitki boyu (cm), yeşil aksam kuru ağırlığı (g), kök kuru ağırlığı (g), toplam kuru ağırlık ölçümleri yapılmış ve aynı genotiplerde denemenin her iki döneminde de bitki yapraklarinda P analizi yapılmıştır.Biber genotiplerinin araştırma bulgularına göre, mikorizaya bağımlılık büyük bir varyasyon göstermiştir. Mikorizaya bağımlılık çalışmanın birinci döneminde % 39,04-83,96 ve ikinci döneminde % 20,90-56,83 arasında gerçekleşmiş olup, biber genotiplerinden A 300 ve A287 nolu genotipler en yüksek bağımlılığa sahip olmuşlardır. Biber genotiplerinde kök infeksiyonu değerleri ise 1. dönemde ortalama % 48,04 2. dönemde ise % 47,68 olarak belirlenmiştir.Domates genotiplerinden de mikorizaya bağımlılık varyasyon göstermiştir. Mikorizaya bağımlılık 1. dönemde % -25,03-53,17, 2. dönemde % -35,36-36,92 olarak gerçekleşmiş olup TA496 nolu genotip (L. esculentum, sanayilik domates) ve LA1589 (L. pimpinellifolium) her iki dönemde de en yüksek bağımlılığa sahip olmuşlardır.Bu çalışmadan elde edilen bulgular hem biber genotipleri arasında hem de domates genotipleri arasında mikorizal bağımlılık bakımından varyasyon göstermiştir. Ayrıca biber ve domates genotipleri birlikte değerlendirildiğinde biberin domatese göre mikorizaya daha bağımlı olduğu ortaya konmuştur. Bu bulgular ışığında mikorizaya bağımlılığı yüksek olan bireyler yeni biber ve domates çeşitlerinin geliştirilmesinde ıslah materyali olarak kullanılabilir.

BiberDomatesMikoriza
Hasan Pınar
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2009
00