
1,752
Archived Theses
0
DOIs Assigned
0%
DOI Rate
Archived Theses
Metrik uzaylarda F-büzülme yardımıyla bazı en iyi yakınlık noktası sonuçları
Bu tez çalışmasında öncelikle sabit nokta teorisinin tarihsel süreci hakkında özet bir bilgi verilmiştir. Tezin anlaşılabilirliğini kolaylaştırmak için literatürde yer alan çalışmalar ile birlikte kendi sonuçlarımızı ifade ve ispat ederken kullanacağımız bazı önemli tanım, teorem ve örnekler verildi. Ardından küme değerli ve F-büzülme dönüşümleri için elde edilen sabit nokta sonuçları üzerinde duruldu. En iyi yakınlık noktası kavramı ve teoremleri ifade edildikten sonra Feng-Liu ve Wardowski'nin yaklaşımları dikkate alınarak yeni tip F-büzülmesi ile bazı en iyi yakınlık noktası sonuçları elde edildi.
Irak hastanelerinden izole edilen Gardnerella vaginalis üzerinde grafen oksit nanopartiküllerinin antibakteriyel ve antibiofilm etkisi
In this study, data from 250 high vaginal swaps performed on female patients at Al Karama Hospital and Al-Yarmouk Hospital between July 1, 2022 and October 30, 2022 were gathered and analyzed. the presence of Clue cells in vaginal secretions also serves as persuasive evidence for the presence of G. vaginalis. Out of a total of 200 specimens, 19 (9.5) isolates of G. vaginalis were found with the use of the Vitek 2 Compact. There were only twelve G. vaginalis isolates found out of a total of 100 (50%) specimens that had white secretions and a pH range of 5–6.5. Only 5 (7.4%) of the 68 (34% of the total) specimens had yellow secretions, and G. vaginalis was found in only those with a pH range of 6.0 to 7.0. This indicates that the most common pathogen is G. vaginalis and most of its isolates are biofilm producing (100%), and Pregnant women are most vulnerable to BV than non-pregnant. Meropenem resistance was present in all 19 bacteria isolates (100%). According to the findings, 3/19 (15.8%) were somewhat positive, 13/19 (68.4%) were very positive, and 3/19 (15.8%) were negatively. The results of this study showed that 12/19 (63.2%) isolates of G. vaginalis are highly capable of forming biofilms, 3/19 (15.7%) are somewhat capable of doing so. The results showed that the lowest inhibitory concentration (Sub-MIC) of GO nanomaterials for three of the isolates respectively was 100 g/ml, 125 g/ml, 175 g/ml.
Kadınlarda toksoplazmoz enfeksiyonu nedeniyle tekrarlanan düşük olgularında insan serum interlökin-10 düzeyinin değerlendirilmesi
Bu çalışmanın temel amacı, tekrarlayan düşüklere neden olabilecek ve menopozdan ölüme kadar potansiyel olarak yaşamı tehdit eden enfeksiyon olan toksoplazmozun erken teşhisinde biyobelirteç olarak insan interlökin-10'un serum seviyelerinin kullanılma olasılığının incelenmesidir. Bu çalışmaya toksoplazmoz enfeksiyonu olan 60 hasta ve 30 sağlıklı kontrol dahil edilmiştir. Enfekte kadınların yaş ortalaması (29,4±6,75) yıl iken, kontrollerin yaş ortalaması (23,20±4,89)'dur. Enfekte vakaları vücut kitle indeksi (VKİ) ile karşılaştırdığımızda pozitif vakalarda VKİ ortalaması (24,813±1,788 idi) negatif vakalarda ise (24,867±2,44)'dür. Pozitif ve negatif vakalar arasında toksoplazmoz açısından oldukça hassas anlamlılık bulunmuştur. IL-10 ortalaması pozitif vakalarda (23,80±6,14), negatif vakalrda (4,75±2,51), IgM düzeyleri pozitif vakalarda (26,913±6,100) ve negatif vakalarda (1,40±0,744), IgG düzeyleri ise pozitif vakalarda (25,73±8,44), negatif vakalarda (2,40±1,053) olarak tespit edilmiştir.
Gıda kalitesi ölçümünde yenilikçi bir yöntem: Akıllı telefon ile renk ölçümü uygulamalarının kullanımı
Gıdaların renk ölçümleri, duyusal ve enstrümental olarak birçok teknik ile yapılabilmektedir. Gelişen teknolojiyle birlikte hızlı ve düşük maliyetli yenilikçi teknikler daha çok ilgi odağı olmaktadır. Bu çalışmada, akıllı telefon uygulaması ile yapılan renk analizleri ile kolorimetrik yöntem karşılaştırılmıştır. Bu kapsamda piyasada satılmakta olan çeşitli kakao kuru maddesi oranlarına sahip çikolatalar gruplandırılmıştır. Akıllı telefonların ulaşılabilir olması ve kullanım kolaylığı özelliklerinden faydalanarak aydınlık bir ortamda örnek yüzeyinden görüntüler alınmıştır. Color Grab (Loomatix) uygulaması ile telefon galerisinden alınan fotoğraflarda renk değerleri ölçülmüştür. CIE Lab uzay sisteminde elde edilen L*a*b* renk değerlerinin korelasyonları hesaplanmıştır. Bu değerler aynı zamanda Toplam Renk Değişimi (ΔE) ve Beyazlık İndeksinin (WI) hesaplanmasında kullanılmıştır. Sonuç olarak çalışmada gıda örneği olarak ele alınan çikolata renginin daha pratik ve maliyet gerektirmeyen bir yöntem olan akıllı telefon uygulaması ile ölçülebileceği gözlemlenmiştir. Akıllı telefon uygulamalarının güncellenebilirliği, ölçüm bilgilerinin akıllı telefonlarda depolanabilir ve paylaşılabilir olması nedeni ile gıda kalitesi ölçümünde oldukça pratik bir araç olarak kullanılabileceği öngörülmektedir.
Sinop Orman Bölge Müdürlüğü saf sarıçam meşcerelerinde farklı uzaktan algılama verileri kullanılarak bazı meşcere parametrelerinin modellenmesi
Bu çalışmada, Sinop Orman Bölge Müdürlüğünde yayılış gösteren saf sarıçam meşcerelerinde bazı meşcere parametreleri (meşcere orta çapı, meşcere üst boyu, meşcere ağaç sayısı, meşcere göğüs yüzeyi ve meşcere hacmi), yaprak alan indeksi, topraküstü biyokütle ve karbon değerleri ile aktif (Sentinel-1) ve pasif (Sentinel-2, Landsat 8 OLI ve dron) algılayıcılara ait görüntülerden elde edilen veriler arasındaki ilişkiler çoğul regresyon analizi (ÇRA) ve yapay sinir ağları (YSA) teknikleri ile modellenmiştir. Çalışmada toplam 184 adet örnek alan alınmıştır. Her bir örnek alana ilişkin klasik orman envanter ölçümleri yapılmış ve her bir örnek alan için bazı meşcere parametreleri, topraküstü biyokütle ve karbon değerleri hesaplanmıştır. Bununla birlikte her bir örnek alan için Sentinel-1 görüntüsü için geri yansıtım ve bant yansıma değerleri ile Sentinel-2, Landsat 8 OLI uydu ve dron görüntüleri için reflektans, vejetasyon indis ve tekstür değerleri hesaplanmıştır. Örnek alanlara ilişkin yersel ve uzaktan algılama verileri ÇRA ve YSA teknikleri ile modellenmiştir. Uygulanan modelleme teknikleri ile meşcere göğüs yüzeyi için Sentinel-2, 15x15 pencere boyutu tekstür ve YSA tekniği (Model R2=0,84, Test R2=0,77), meşcere hacmi için Landsat 8 OLI 135° tekstür ve YSA tekniği (Model R2=0,83, Test R2=0,77), meşcere orta çapı için Sentinel-2 7x7 pencere boyutu tekstür ve ÇRA tekniği (Model R2=0,83, Test R2=0,81), meşcere ağaç sayısı için Sentinel-2, 15x15 pencere boyutu tekstür ve YSA tekniği (Model R2=0,81, Test R2=0,69), meşcere üst boyu için Sentinel-2 5x5 pencere boyutu tekstür ve YSA tekniği (Model R2=0,71, Test R2=0,68), yaprak alan indeksi için Sentinel-2, 5x5 pencere boyutu tekstür ve YSA tekniği (Model R2=0,74, Test R2=0,32), topraküstü biyokütle için Sentinel-2, 9x9 pencere boyutu tekstür ve YSA tekniği (Model R2=0,82, Test R2=0,75) ve topraküstü karbon için Sentinel-2, 15x15 pencere boyutu tekstür ve YSA tekniği (Model R2=0,89, Test R2=0,77) ile en başarılı modeller bulunmuştur. Aynı zamanda dron görüntülerinden elde edilen vejetasyon indis verileri ile en başarılı modeller meşcere göğüs yüzeyi (R2=0,40) ve meşcere üst boy (R2=0,44) için bulunmuştur. Bununla birlikte dron görüntülerinden elde edilen reflektans değerleri ile en başarılı model (R2=0,32) meşcere göğüs yüzeyi için bulunmuştur.
Güney Irak'ta gebe kadınlarda idrar yolu enfeksiyonuna neden olan bakterilerin izolasyonu ve antibiyotik direnç genlerinin moleküler teknikler ile tanımlanması
Bu tezde, gebe kadınlarda İYE'lerin nedensel ajanlarını kültür, vitek 2 ve multipleks PZR ile tanımlamak, izolatların antibiyotik direnç/duyarlılık durumunu belirlemek, bazı direnç genlerinin varlığını araştırmak, mecA ve CTX-M genlerinin dizi ve filogenetik analizlerini yapmak amaçlanmıştır. Bu amaçla, Eylül 2021- Şubat 2022 tarihleri arasında Güney Irak bulunan Dhi Qar şehrindeki özel laboratuvarlar ve Al-Rifai Hastane'sinde idrar yolu enfeksiyonuna (İYE) sahip olan 18 ile 47 yaşları arasında 320 adet gebe kadından idrar örneği alınmıştır. Alınan 320 idrar numunesinden 50 (%15,6)'sinde bakteri üremesi pozitif iken 270 (%84,4) örnekte bakteri üremesi görülmemiştir. Alınan örneklerden bakterileri tanımlamak için geleneksel morfolojik, biyokimyasal testler ve VITEK2 sistemi kullanılmıştır. İYE'ye neden olan bakteriyel patojenlerin sıklığı; Escherichia coli 18 (%36), Staphylococcus aureus 12 (%24), Klebsiella pneumoniae 9 (%18), Proteus mirabilis 6 (%12) ve Pseudomonas aeruginosa 5 (%10) olarak tespit edilmiştir. Bu çalışmada yer alan bakteri izolatlarının antibiyotik duyarlılıkları; benzil penisilin ve oksasilin (%100), eritromisin (%88,8), sulfametoksazol (%80,55), levofloksasin (%72,22), fusdik asit (%65,55), gentamisin (%66,7) ve amoksisilin (%63,2) olarak belirlenmiştir. TEM, SHV, AMpC mecA ve CTX-M direnç genlerinin tespiti PZR tekniği kullanılarak yapılmıştır. Bakteri izolatlarinda -TEM -28 (%73,6), SHV 1 (%2,6), CTX-M- 26 (%68,4), AmpC- 9 (%23,6) ve mecA geni-12 (%100) olarak bulunmuştur. Bu çalışma, gebelerde idrar yolu enfeksiyonunu (İYE) değerlendirmek ve GSBL gibi dirençli bakterileri saptamak için idrar kültürü ve duyarlılık testine ihtiyaç olduğunu ve bu hastaların bu hastalığın tedavisinde güvenli ve etkili tedavi almalarının önemli olduğunu göstermektedir.
Association between neudesin and irisin in newly diagnosed type-2 diabetes mellitus
Type 2 diabetes is the most common form of the disease, accounting for 85 to 90 percent of all cases. It is known as "insulin resistance" when the body's capacity to react to insulin action is impaired. Experimental studies suggest that neudesin is a novel energy balance and food intake regulator with implications for obesity and its associated disorders. Obesity and type 2 diabetes are two of the most common metabolic diseases, and researchers believe that irisin's ability to transform white adipose tissue cells into brown adipose tissue cells may represent new therapy options (T2DM). In 2021-2022, 100 Iraqis were placed into two groups (50 with newly T2DM, 26 male 24 female, 50 healthy subjects as control group 25 male 25 female). Neudesin and Irisin measured by ELISA technque. the standard deviation of the mean of Neudesin and Irisin for T2DM (7.09± 1.56) and (90.75± 24.82) was significantly higher than for control (1.61± 0.75), p<0.001, (30.67± 10.25) p< 0.001 .In conclusion. Measuring serum concentration of Neudesin and Irisin could be used as suggested diagnostic biomarkers for patients with newly T2DM. Also Neudesin and Irisin very useful to predict and prevent complication of patiant with diabetes mellitus type II.
Çankırı ilinde kullanılan hayvan yemlerinde fungal flora tespiti üzerine araştırmalar
Çankırı ilinde çiftçilerin kullanmış oldukları büyükbaş hayvan yemleri üzerinde fungal floralarının tespiti amaçlanmıştır. Bu amaç ile bölgemiz çiftçilerinden otuz sekiz adet yem örneği alınmıştır. Toplanan yem örnekleri üzerinde standart nemli hücre (blootter) yöntemi ve agar yöntemiyle fungal flora tespiti yapılmıştır. Yem örnekleri üzerinde yapılan standart nemli hücre yöntemi ile fungal flora tespiti sonucunda tüm yem örneklerinde Rhizopus stolonifer, 16 yem örneğinde Penicillium spp., 3 yem örneğinde Aspergillus spp. ve 1 yem örneğinde ise Fusarium sp. tespit edilmiştir. Agar yöntemiyle yüzey sterilizasyonu gerçekleştirilen ve PDA ortamına alınan otuz sekiz yem örneğinin fungal flora tespitleri sonucunda 20 yem örneğinde bakteriyel gelişmeler, 16 yem örneğinde Rhizopus stolonifer, 3 yem örneğinde Penicillium spp., 2 yem örneğinde Aspergillus spp.,1 yem örneğinde Aspergillus niger ve 1 yem örneğinde ise Alternaria sp. tespit edilmiştir. Çankırı ilinde kullanılan büyükbaş hayvan yemleri üzerinde fungal floralarının tespiti yapılmıştır. Hayvan yemlerinde gelişim gösteren fungusların, yemlerde oluşacak toksin maddeleri ve bu yemleri tüketen hayvanların sağlıkları üzerinde meydana gelebilecek olan olumsuzlukların dikkate alınması gerekmektedir. Bu yemleri tüketen hayvanlarda meydana gelebilecek toksik etkilerin, hayvansal ürünlerle beslenen diğer canlılar ve insan sağlığı üzerinde olumsuz etkilerinin olacağı düşünülmektedir.
Using creatinine kinase enzymes as indicators of mature sperm and correlation with some monosaccharide in seminal fluid
Physiological changes and different lifestyles are related to the general health and safety of the human being, the most important of which is the fertility factor. This study aimed to study the different biochemical components of seminal plasma in Anbar Governorate, which suffer from infertile males with oligospermia, and to know their association with the sperm CK enzyme. The number of patients subjected to this study was 80 patients with an average age of (20-50) years for both the group of patients with oligospermia and the control group. The study showed a significant increase in the level of CK enzyme in the group of patients with oligospermia compared to the control group (P=0.000). The study also showed that the level of monosaccharides for both fructose and mannose was significantly higher in the group of patients compared to the controls. While the study showed that the level of glucose sugar was unremarkably low in the group of patients compared to the controls. The body mass indices and age had a non-significant value, while the sperm count was very low in the patient's group compared to the control group. The results confirm that the causes of infertility and lack of sperm have many causes, whether they are acquired habits or changes in the reproductive system, and the necessity of conducting more studies to detect the causes of infertility.
Statistical investigation of miRNA alteration in hyperthyroidism patients in al-anbar province
Women of reproductive age often suffer from thyroid conditions and autoimmune diseases of the thyroid gland, which are linked to adverse pregnancy outcomes such as miscarriage and premature birth. The most common cause of thyroid problems is autoimmune thyroid disease (TD). Thyroid autoimmunity is defined by the presence of thyroid antibodies (ATA), specifically thyroid peroxidase antibodies (TPO-Ab) and thyroglobulin antibodies (TG-Ab) (TAI). Women who test positive for thyroid antibodies tend to experience more frequent miscarriages in the first trimester of pregnancy. The aim of the study was to determine how thyroid disorders affect pregnant women who experienced recurrent miscarriage and to evaluate how thyroid antibodies affect abortion in the first trimester of pregnancy. Pregnant women who applied to the Women's and Children's Hospital in Ramadi were included in this study. 120 blood samples were taken from women with a history of miscarriage in the first trimester of pregnancy and were determined as the study group. The forty five blood samples were taken from healthy women who did not have a miscarriage in the first trimester of their pregnancy and were used as a control group. Both groups completed the questionnaire, but all women with metabolic morbidity, hypertension, and diabetes were excluded. After statistical evaluation and comparison, there was a significant increase (P 0.05) in the thyroid stimulating hormone concentration of the study group as well as non-significant increases in Serbs t3 and free T4 concentrations (P = 0.391 and P = 0.628, respectively). It has been discovered that pregnant women who are overweight (n=35) according to body mass index have higher mean miscarriage rates than normal weight pregnant women (85). This change was not statistically significant (P=0.524). Four age groups were examined in the study to determine the maximum abortion rate. Statistical analysis revealed a highly significant difference (p<0.001) in low levels between age groups (26 - 32 years) and other age groups (19 - 25, 33 - 40, 41 - 46). RT-PCR results were analyzed to detect expression of the micRNA146A gene and compared between control and patient groups. Comparative threshold cycle (CT) approach (2-Ct) was used to calculate relative changes in expression levels.