Dicle University
Discipline

Maliye ve Ekonomi Anabilim Dalı

Dicle University

25

Archived Theses

0

DOIs Assigned

0%

DOI Rate

Discipline

25 Theses
DoctorateOpen AccessTR

Kamu politikası oluşturmada sosyal hesaplar matrisi temelli gelir çarpan analizi

Sosyal hesaplar matrisi, ekonomik birimlere ilişkin detaylı verileri ve bu verilerin ekonomik birimler arasında nasıl paylaşıldığını göstermesi nedeniyle ulusal hesaplardan ayrılmaktadır. Ayrıca sosyal hesaplar matrisinin tek, doğru bir şeklinin olmaması, çalışılmak istenilen alan özelinde daha da detaylandırılabilmesi, bu alanda yapılan tüm çalışmaları hem özgün kılmakta hem de çalışılan alana dair yeni bir veri seti sunmaktadır. Bu çalışmada, 2012 yılına ait, hanehalkı, şirketler [özel (reel-finans)-devlet (KİT-kamu bankaları)], devlet (merkezi yönetim, mahalli idareler ve SGK), yatırım-tasarruf hesabı [kamu (merkezi yönetim, mahalli idareler ve KİT) ve özel] ve dış alemin yer aldığı beş hesaptan oluşan 37x37'lik bir sosyal hesaplar matrisi oluşturulmuştur. Oluşturulan sosyal hesaplar matrisi, çarpan analizi gereği içsel ve dışsal hesaplara ayrılmış, hanehalkı ve şirketler içsel hesaplar olarak kabul edilirken devlet, yatırım-tasarruf ve dış alem dışsal hesaplar olarak kabul edilmiştir. Çalışmada, dışsal olarak kabul edilen hesaplar üzerinden dışsal şoklar yaratılarak bu şokların içsel hesaplar üzerindeki etkileri incelenmiştir. Bu kapsamda incelenen politikalar, hanehalkına yapılan ücret ödemelerinin artması, faiz ödemelerinin artması ve mal ve hizmet ihracatının artması senaryolarıdır. Bu senaryolar gelir çarpan analizi ile incelenmiş ve senaryoların yarattığı gelir etkisi tespit edilmiştir. Farklı politikaların gelir etkilerini incelemedeki amaç bu politikaların birbirine alternatif olması değil, tam tersine farklı politikaların ekonomide yarattığı gelir etkisinin kanallarını görebilmektir.

Devlet politikalarıGelir çarpan analiziMaliye politikaları+1
Gözde Eş Polat
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

İnşaat sektörünün ekonomideki yeri ve önemi

Kalkınma sürecindeki ülkemizde; hızlı nüfus artışı ve kentleşme ile birlikte,kalkınmanın gerektirdiği yatırım programlarına bağlı olarak gelişen ve büyüyen inşaatsektörü, bu gelişmesini özellikle kamu yatırım harcamalarındaki artışlarla sağlamıştır.Gayri Safi Milli Hasıla içindeki payı % 5-6 civarında gezinen inşaat sektörü, buözelliğini korumuş, 1980 yılından sonra ise, ekonomik büyümenin lokomotif sektörüniteliğine sahip olmuştur.Müteahhitlik hizmetleri veren inşaat şirketleri büyük ölçüde, kamu sektörünce açılanihalelerin hacmine bağlı olarak gelişme gösterebilmekte ve bu şirketler içerisinde özelsektörün payı ağırlık taşımaktadır.Öte yandan, müteahhitlik hizmetleri; ihale kanunundan kaynaklanan sorunların yanısıra, finansman, mesleki örgütlenmenin yetersizliği gibi ve ayrıca işgücü, iş makineleri vemalzemelerin kullanımında aşması gereken çeşitli sorunlarla karşı karşıyadır.Ayrıca, Dışa açılmanın başladığı 1980 yılından sonra müteahhitlik hizmetlerinin yurtdışına da kayması sonucu, ödemeler dengesine sağlanan katkı ve yaratılan yeni pazarlar milliekonomiyi olumlu yönde etkilemiştir.Hızlı değişim içerisindeki iç ve dış koşullar yaşamımızın her alanını önemli ölçüdeetkilediği gibi inşaat sektörünü de önemli ölçüde etkilemektedir.Bu etkileşim, bir yandan yeni değişikliklere ve gelişmelere yol açarken, diğer yandanda yeni problemleri açık bir şekilde karşımıza çıkarmaktadır.İnşaat sektörü; çağdaş standartlarla bezenmiş, ulusal stratejik hedefler doğrultusundasürekliliği olan, dengeli ve planlı bir şekilde geliştirilmesi gereken, uluslararası rekabet gücüyüksek, ekonomik ve toplumsal verimliliği olması gereken bir sektördür. Gerek yarattığıkatma değer açısından, gerekse yarattığı istihdam açısından ülkemiz ekonomisinin önemlisektörlerinden biridir.İnşaat ve yapım hareketleri, insanların tarihi süreçte ortaya çıkmalarıyla başlamıştır.Kovukların düzenlenmesinden, ağaç kütükleriyle barınılacak bir yer yapılmasına kadaryapılan tüm işler, ilk inşaat ve yapı üretimi olarak bilinmektedir.Tarihi süreç içerisinde giderek gelişen inşaat yapım işleri, 19.yüzyılda sanayi devrimiile birlikte önemli bir değişim geçirmeye de başlamıştır. Bu gelişme bir yandan inşaatsektöründe kullanılan teknolojiyi, diğer yandan da inşaat sektöründe iş yapanlarınorganizasyon ve yönetim yapılarında da önemli değişiklikleri ortaya çıkarmıştır.İkinci Dünya Savaşı sonrası oluşan yıkımı ortadan kaldırmak için gösterilen çabalar veyenilemeler, aynı zamanda inşaat sektörünün önemli ölçüde büyümesini de sağlamıştır.8. Beş Yıllık Kalkınma Planı'nın ortaya koyduğu öngörü dikkate alındığında;kentleşme hızının, yılda yaklaşık olarak %4,75 olması, kent nüfusunun %44' ünün nüfusu 1milyonun üstünde olan kentlerde yaşaması, yaklaşık olarak 3000 belediyenin 900' ünde içmesuyu şebekesinin bulunmaması, yine bu belediyelerin büyük bir kısmında arıtma tesisi vekanalizasyon şebekesinin bulunmaması, her yıl 600.000' den fazla konutun yapılmasınaihtiyaç duyulması, enerjide dışa bağımlılığımızın %62'lere varması, toplam enerji üretimindedünya ortalamasının altında bulunmamız, yolcu ve yük taşımasındaki yetersizlikler, denizyoluve demiryolu ulaşımındaki altyapı eksikliği inşaat sektörünü yakından ilgilendiren konulardır.Geleceğin planlanması, özellikle yapılması gereken yatırımlar açısından son dereceönemli olmaktadır. Nüfus hareketinin ortaya çıkardığı ve çıkaracağı eğitim, sağlık, yol, enerji,konut, sulama v.b.yatırımlar; aynı zamanda inşaat sektörü ve istihdam politikaları açısındanda çok büyük önem taşımaktadır.Yine 2004 yılı verilerine göre AB' de yaşayan nüfusun %65'i 49 yaşın altında iken,ülkemizde bu oran %81 olarak karşımıza çıkmaktadır. 24 yaşın altındaki nüfus dağılımı dageleceğimiz açısından önemli olmaktadır. Avrupa'da nüfusun %29,1'i, ülkemizde isenüfusun %44,9' u 24 yaşın altındakilerden oluşmaktadırİnşaat sektörü; gerek mühendis ve mimarların istihdamı, gerekse kendi adlarına işyapanlar açısından önemli bir sektördür. Gıda ve tekstilden sonra 3. büyük sektördür. Ayrıca,dışa bağımlı olmayan yerli sermayeye dayanan bir sektör olduğu gibi, 200'den fazla altsektörün harekete geçmesini de sağlamaktadır. Bu özelliği ile lokomotif sektördür. Ayrıcabüyük istihdam kaynağı olması açısından da ?Sünger Sektör? olarak tanımlanmaktadır.Çimento başta olmak üzere inşaat demiri, seramik, cam, boya ve mermer gibi sektöregirdi sağlayan inşaat malzemelerinin çoğu kalite açısından dünya pazarlarıyla rekabetedebilir düzeydedir. Bu rekabet sadece malzeme ölçeğinde değil; mühendislik, mimarlık vemüteahhitlik hizmetleri ölçeğinde de geçerlidir. Buna karşın ülkemizde kayıt dışı vedenetimsiz hizmetlerin oldukça yaygın olması, bazı özendirme politikalarının yetersizliği,haksız rekabet koşullarının ortadan kaldırılmaması ve kayırmacılık sektörün önünde duranönemli problemlerdirİnşaat sektörünün ve yapı üretiminin geleceğini kalıcı kılmak için, iş gücünün eğitimdüzeyine ilişkin sorunları da ortadan kaldırmak gerekir.Ayrıca; ülkemizdeki sabit sermaye yatırımlarının %50'sini inşaat yatırımlarıoluşturmakta, GSMH içindeki doğrudan payı %6 olduğu gibi, doğrudan veya dolaylıetkilediği sektörlerle birlikte bu oran %30'lara kadar çıkmaktadır.1995-2004 yılı arasındaki 10 yıllık dönemde inşaat sektörü, %14,7 oranındaküçülmüştür. Bu dönemde ortalama her yıl %1,47 oranında küçülen sektör; 2004 yılından buyana büyümesini sürdürmektedir. Gerek 1999 depremleri, gerekse 2001 yılı krizleri nedeniyleortaya çıkan talep daralması, yeni bir sunum ve taleple ortaya çıkmıştır. Özellikle orta ve üstgelir gruplarına yönelik başta TOKİ olmak üzere üretilen konut inşaatları, banka kredifaizlerinin düşüklüğü nedeniyle de sektör açısından yeni bir iklim yaratmıştır. Öyle ki, maketüzerinden konut satışları bile yapılmaya başlanmıştır.Her alanda olduğu gibi, konut üretimi bağlamında da strateji ve planlama eksikliğiyeniden kendisini göstermeye başlamıştır. Önümüzdeki dönemlerin ihtiyaçlarına göre birstrateji ve planlama yapmaktan çok; kısa erimli, günü kurtarmaya dayalı, ?sürdürülebilir?olmaktan uzak bir sunuma soyunulmuştur. Gerçekten konuta ihtiyacı olanlar, her zamanolduğu gibi bir kenarda beklemektedirler. Az da olsa altyapı, daha çok konut inşaatlarınayönelik hareketlenmeye karşın halen, mühendislik ve mimarlık hizmetleriyle birlikte yapıalanına yönelik sorunlar devam etmektedir. Sağlıklı çözümlerden yana adım atılmamaktadır.Bu çalışmanın temel amacı, Sektöre yapılan yatırımla kalkınmadaki paralelliği ortayakoyarak, Bir Ülkenin gelişiminde ve İstihdamın artmasında etkinliğine işaret etmek, Yurtdışındaki müteahhitlik hizmetlerinin verimliliğinin Ülkenin prestijine ve mali girdisinekatkısını anlatmak ve sorunlarını ortaya koyarak bir perspektif oluşturup, İnşaat SektörününEkonomi de ne kadar önemli bir yere sahip olduğunu göstermektir.

Mehmet Can Hozan
Dicle University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2006
00
Master'sOpen AccessTR

İstihdam ve Türkiye İş Kurumu'nun istihdama etkisi

Çağımızın en önemli sorunu işsizlik ve buna bağlı olarak istihdam sorunudur. İstihdam çalışanların, çalışma yetenek, gücüne ve isteğine sahip olup da iş bulayanların karşılaştınlmasıyla bulunur. Zaman içinde istihdamın özelliklerinde çeşitli değişimler görülmüştür. Bular istihdam edilenlerin niteliklerindeki değişim, çocuk ve kadın çalışanların oranlarındaki değişim ve beşeri istihdam ile sermaye istihdamı arasındaki oransal değişimde kendini hissettirmiştir. Tarım kesiminde çalışanların sayısı azalmış, çocuk işçilerin sayısı azalmış hatta bazı kanuni engeller getirilmiş, çalışan kadınların sayısı artmış ve çalışma saatlerinde önemli değişiklikler görülmüştür. Ülkemizde istihdam sorunu iktidarları sürekli meşgul etmiştir.İstatistik sonuçlarını Avrupa ülkeleri VE ABD ile bu konudaki geri kalmışlığımız açıkça görünür. Fakat bu istatistikleri incelerken gizli işsizleri ve çalışıp görünüp üretime katkısı olmayanları göz önüne almamız gerekir. İş Piyasaları istihdam arz ve talebinin karşılaştığı bir piyasa türüdür. Kurumsal İş piyasası ise bu görevin devlet adına bir kurum tarafından yürütülmesidir. Ülkemizde bu görevi eski adıyla İş ve İşçi Bulma Kurumu şimdiki adıyla İŞKUR ( Türkiye İş Kurumu ) yerine getirmektedir. Bu kurum işçi taleplerini kabul edip kendisine daha önce müracaat edenlere bildirmektedir. Bunun yanında çeşitli mesleklere yönelik kurs ve eğitim çalışmaları yürütmektedir.

EğitimMesleki eğitimİstihdam+2
Murat Pıçak
Dicle University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2004
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye`de nüfusun yapısı ve sorunları

ÖZET Ülkelerin ekonomik gelişmelerinde doğal zenginliklerin yanı sura nüfusun da büyük önemi vardır. Ancak, ekonomik faaliyetlerin etkinliğinde, insanların sayısından çok, nüfusun yaş, cinsiyet, kültürel statü, nüfus yoğunluğu ve istihdam gibi özelliklerin de büyük rolü vardır. Aslında aşın olmamak kaydıyla nüfus artışının boş duran doğal kaynakların işletilmesinde yararlı olacağı bir gerçektir. Ayrıca nüfus artışı karşısında hızlı şehirleşme ve vatandaşların gereksinimlerini karşılama ve tatmin konusunda da daha fazla çaba gösterecekleri, yüksek düzeyde ekonomik faaliyetlere katılacakları gerçeğini de vurgulamak gerekir. Yine ülkemiz açısından nüfus artışı, uygulanmakta olan üretim tekniğini modernleştirmek ve ekonomik unsurları düzeltmek bakımından da yararlı kabul edilebilir. Bunların yanı sıra eğitsel ve kültürel kuruluşlarında gelişmesine katkıda bulunur. Türkiye nüfusunun yaklaşık %50'si 0-19 yaş grubundadır. Bu durum gelecekte potansiyel bir üretim gücü gibi görünmesine rağmen, çalışan sınıf için daha çok insanı doyurma sorunu yaratmaktadır. Ayrıca daha sonra aktif duruma gelecek olan bu insanların istihdamı da oldukça büyük bir sorun olarak ortaya çıkacaktır. Yurdumuzda erkeklerin %50'si, kadınların ise %29'u aktif nüfusu oluşturmaktadır. Bu oranlar, toplam nüfusun yaklaşık %40'ını oluşturmaktadır. Aktif nüfusun sayısı yıllara göre artmasına karşılık, hızlı nüfus artışı karşısında oransal olarak azalma göstermektedir. Ülkemizde nüfus artış oranının yavaşlatılması ve eğitimde teknik alanlara yönelinmesi, hem ekonomik gelişmeyi hızlandıracak, hem de buna bağlı olarak sosyal refahı yükseltecektir.

NüfusNüfus artışı
Kasım Özgezerim
Dicle University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
1998
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye`de iç borç sorunu ve 1980-2001 yılları arası enflasyonist ilişkisi

ÖZET Devlet veya diğer kamu kuruluşları, normal gelirlerinin yanında gerektiği ve ihtiyaç duyulduğu zamanlarda borçlanma yöntemiyle ayrı kaynaklar temin edebilirler. Bu gelirlere kamu borçları veya devlet borçlan denir. Gelişmiş ekonomilerde iç borçlanma genellikle çok amaçlı kullanımı olan bir ekonomi politikası aracıdır. Borçlanma devletin bir özel hukuk tüzel kişisi olarak, iç özel iktisat sektöründen veya dış sermaye çevreleri ve bankalar ile yabancı devletlerden yapılabilir. Devletin borçlanması veya istikraz yapması aslında para bulmak için başvurulan bir tekniktir. Yapısı özel hukuk hükümlerine dayanan bir borç aktidir. Özel hukukta olduğu gibi kamu borçlanmasında da alacaklı ve borçlu iki taraf vardır. Borçlu taraf devlettir ve borcun faiz vade ve ödemesi sözleşme şartlarında belirtilir. Türkiye de iç borçlanma tekniği kamu açıklarının karşılama amacına yönelik olarak kullanılmaya başlamıştır. Gelişen ekonomik gelişmeler ve 1999 depremi ve soması olan 2001 ekonomik krizi Türkiye de Merkez Bankasından kullanılan kaynakların artmasına sebep olmuş ve kamu kesiminin otomatik olarak daha fazla harcama yapmaya yöneltmiştir. Türkiye de uygulanan sistemde kısa süreli borçlanma ve yüksek faizli iç borçlanma sonuç itibariyle fiyatlar genel seviyesine yansıyacak, otomatikman toplam talebin artmasına ve fiyatlar genel seviyesinin yükselmesine sebep olacaktır. Bu durum nihai neticesinde enflasyon ortaya çıkacaktır. Kamu kesiminin finansman yöntemlerinden biri olan iç borçlanmanın sakıncalarını şöyle sıralayabiliriz. Kamu borçlan siyasi iktidarların iktisadi ve mali yetkilerini sınırlandırır, bu borçlar ülkenin üretim kapasitesini düşürebilir, dolayısıyla enflasyonisttir. İç borçlar ülkenin G.S.M.H sim aşağıya çekerek dolayısıyla milli gelir dağılımım bozabilir. Bu dört sakıncada Türkiye de tamamıyla mevcuttur. Türkiye de kamu açıklan 1980 li yılların ortalarına kadar genelde Merkez Bankasından borçlanma ile (Emisyon ile) kapatılmaya çalışılmıştır. 1980 li yıllardan itibaren iç borçlanma hissedilir bir biçimde kullanılmaya başlamıştır. Özellikle 1980 -2001 dönemleri arasında kısa süreli borçlanmaya gidilmiştir ve bunun sonucunda iç borçlanma ile enflasyon arasındaki ilişki belirgin bir hale gelmiştir. Bu çalışmada yer alan dört bölümde de Türkiye de iç borç sorunu, enflasyon kuramı ve iç borcun enflasyon üzerinde yarattığı sonuçları inceleyeceğiz.

BorçlarEnflasyonKamu borçları+1
Osman Cenk Kanca
Dicle University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2002
00
Master'sOpen AccessTR

Güneydoğu Anadolu bölgesinin ekonomik yapısı

ÖZET Bölgeler arası fark, bir bölgenin diğer bir bölgeye nazaran daha fazla geliştiğinden kaynaklanmaktadır. Bu fark, temelde bölgelerin tarım,ekonomik,endüstri,teknoloji ve iş gücü istihdamları ivmelerinin faklılığından doğmaktadır. Güneydoğu Anadolu Bölgesi de bu ivmenin alt bölümünde kalmış ve kalkınmışlık düzeyi alt seviyelerde seyreden bölgelerimizin başında gelmektedir. Turizm yer altı ve yerüstü kaynaklarının bakımından yeterli miktarda potansiyeli olmasına rağmen devletin istenilen ölçüde ilgi göstermemesinden dolayı bölge gelişmişlik düzeyi bakımından istenilen seviyelere ulaşamamıştır. Bu eksikliği gidermek için devlet Güneydoğu Anadolu Projesi kısaca G.AP projesini uygulamaya koymuş ve uygulamaya konulan bölgesel kalkınma planlarının en iddiallerindendir. Projenin devreye girmesi ile bölge canlanacağı gibi ülkemizi 21.YY'la taşıyacak geniş tabanlı bir projedir. Böylesi dehasal bir proje ekonomik ve sosyal sonuçları bakımından yöreye fayda sağlayacaktır. Proje bölge insanına vasıf kazandırma yanın da istihdam sorununu çözümüne katkıda bulunacaktır. Yer altı ve yerüstü kaynakları zenginlikleri ve mevcut altyapısına rağmen bölge ekonomik bakımdan bir gelişme kaydedememiştir. Ekonomik açıdan bu geri kalmışlık bölge için sorun yumağı haline gelmiştir. Bu sorunların çözümü için alternatif çözümler üretmek gerekmektedir. Tabiki GAP projesi bu çözüm önerilerin başında gelmesi ile yeni çözümler getirilmesi gerektiği aşikardır. Bu aşamada ekonomik formların paraleli olan Güneydoğu Anadolu Bölgesinin ekonomik yapısı tezimizin konusunu oluşturmaktadır. Bu vesile ile tezin hazırlanmasında yardımlarını esirgemeyen sayın Hocam Prof.Dr. Zeki SEZER ve tezin oluşturulmasında yardımlarını esirgemeyen dostlarıma teşekkürlerimi borç bilir; Saygılarımı sunarım Süleyman KAYA

Bölgesel dengesizlikBölgesel kalkınmaEkonomik yapı+2
Süleyman Kaya
Dicle University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
1999
00
Master'sOpen AccessTR

Polis havacılığının fayda maliyet analizine ilişkin çalışmalar

Tarih boyunca polis teşkilatları, suç ve suçluyla mücadelede başarılı olabilmek için yeni çıkan teknolojileri denemiş ve kullanmışlardır. Bu teknolojiler arasında en son gelişen ve benimsenenlerden biri de hava araçları olmuştur. Polisiye işlerde hava araçlarının kullanımı 20. yüzyılın başlarına kadar uzanmaktadır, ancak verimli ve aktif bir şekilde kullanılmaya başlamaları sözkonusu yüzyılın ikinci yarısından itibaren başlamıştır.Tabiki sınırlı kaynaklardan maksimum faydayı sağlayabilmek her zaman önemli olmaktadır. Dolayısıyla polis havacılığının faydalarının da harcanan paralara değip değmeyeceği oldukça tartışılmıştır. Hatta bazı bölgelerde bunun faydasına inanmayanlar çoğunlukta olmuştur. Ancak bütün bu tartışmalar neticesinde gerçekler görülmüş ve şu an dünyada binlerce hava aracı polisiye işlerde kullanılmaktadır.Hazırlanan bu tez çalışmasında, polis havacılığının fayda ve maliyetleri konusunda yurtdışında yapılmış çalışmalar incelenerek aktarılmış ve ülkemiz için de özet olarak bir değerlendirme yapılmıştır. Çalışmanın amacı, ileride bu konuda ülkemiz için yapılacak daha kapsamlı bir çalışmaya ışık tutulması olmuştur.Çalışma iki bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde kamu giderlerinin tanımı, önemi, çeşitleri ve polis havacılık harcamalarının hangi harcama kapsamı içinde yer aldığı ile, polis havacılığının ve polis havacılığının belkemiği olan helikopterlerin tarihçeleri hakkında bilgi verilmiştir. İkinci bölümde ise, maliyet-fayda analizleri hakkında genel bir bilgi ile polis havacığının fayda-maliyet analizleri üzerine yurtdışında yapılmış olan çalışmalardan örnekler, ülkemiz için bir değerlendirme ve polis havacılığı hakkında yerli ve yabancı basında çıkan bazı haberlere yer verilmiştir.

EtkinlikFayda-maliyet analiziHavacılık+5
Ali Akkaya
Dicle University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2009
00
Master'sOpen AccessTR

Karacadağ'daki taşlık arazilerin Diyarbakır ve bölge ekonomisi için önemi

Çok geniş taşlık arazilerle kaplı Karacadağ'dan daha fazla nasıl faydalanılır, iş,üretim ve de istihdam açısından bölge ekonomisine ne gibi katkılar sağlanabilir konularınınele alındığı bu çalışmada, Karacadağ'ın özellikleri 5 ana bölümde ele alınmıştır.İlk bölümde Karacadağ'ın genel özellikleri, kapsadığı alanın coğrafik yapısı, yüzeyşekilleri, bitki örtüsünün geçmişteki hali ile şimdiki hali ve iklim özellikleri gibi konulardanbahsedilmiştir.İkinci bölümde ise, Karacadağ'ın ekonomik potansiyeli ve buna bağlı olarak tarımve hayvancılık alt başlıklarında bölgenin sahip olduğu zenginlikler ve bu konularda daha neleryapılabileceği hususlarından bahsedilmiştir. Ayrıca Turizm açısından da Karacadağ'ın kışturizmi ve kış sporları konusunda sahip olduğu avantajlar anlatılmıştır.Üçüncü bölümde, taşlık arazilerle kaplı Karacadağ'da taşların temizlenmesikonusunda geçmişte Olağanüstü Bölge Valiliği zamanında yapılan çalışmalar ile bundansonra bölgede yapılabilecek tespit çalışmaları ve bu tespitlerin neticesine bağlı olarakfinansman yöntemlerinden bahsedilmiştir. Öte yandan, sözkonusu taşların temizlenmesinintahmini maliyetleri ile temizlenen arazilerin tarıma açılması neticesinde elde edilecek gelir ileyapılacak masrafın ne kadar sürede amorti edeceği konularına değinilmiştir.Dördüncü bölümde ise, bazaltın ve Karacadağ bazaltının özellikleri ve kullanımalanları ile bazalt taşının üstün yönleri, hangi alanlarda kullanıldığı anlatılmıştır.Beşinci bölümde ise, Karacadağ bazaltının mimari yapılarda kullanımı ve bubazaltla Diyarbakır'da yapılmış önemli yapılardan bahsedilmiştir

Arazi kullanımıArazi yeniden düzenlemeBazalt+7
Hakan Sidar Nurani
Dicle University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2009
00
Master'sOpen AccessTR

Girişimcilik-KOBİ ilişkisi bağlamında banka kredilerinin girişimcilik (KOBİ) sektörü üzerindeki etkileri

Gelişmekte olan ülke ekonomilerinde girişimcilerin payı hızla artmaktadır. Girişimci deyince de aklımıza KOBİ'ler (Küçük ve Orta Büyüklükteki İşletmeler) gelmektedir. KOBİ iki yüz elli kişiden az yıllık çalışan istihdam eden ve yıllık net satış hasılatı ya da mali bilançosu yirmi beş milyon Türk Lirasını aşmayan mikro işletme, küçük işletme ve orta büyüklükteki işletme olarak sınıflandırılan ekonomik birimleri ifade eder. Ülkemizde KOBİ'ler imalat sanayinde faaliyet gösteren firmaların % 99.63'ünü oluşturmaktadır. Bu nedenle ülkemizin diğer ülke ekonomileri ile rekabet gücünde KOBİ'ler önemli rol oynamaktadırlar.KOBİ'lerin ülke ekonomimiz için bu kadar önemli olmalarına rağmen son zamanlara kadar KOBİ'ler bankacılık kredilerinden yeteri kadar yararlanamamışlardır. Ülkemizde yaşanan yüksek enflasyon, krizler ve bunlara bağlı yüksek finansman maliyetleri KOBİ'leri önemli ölçüde zayıflatmıştır.Son zamanlarda KOBİ'lerin ülke ekonomisine katkıları daha iyi şekilde anlaşılmış ve gerek kamu kaynaklı gerekse özel sektör kaynaklı birçok kredi KOBİ'lerin ayakları altına serilmiştir.Bankaların elinde bulunan likidite fazlalığı kredi için KOBİ'leri cazibe merkezi haline getirmiştir. Bankalar gerekli teminat ve kefaletlerini aldıktan sonra KOBİ'lere çok farklı ürün ve hizmetler sunmaya başlamışlardır.Anahtar Kelimeler : 1-)KOBİ2-)Finans3-)Banka4-)Kredi

Banka kredileriFinansGirişimcilik+2
Mustafa Beybur
Dicle University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2009
00
Master'sOpen AccessTR

Cumhuriyet döneminde Türkiye'de uygulanan temel iktisadi politikaların analizi (1923-1980)

Cumhuriyet dönemi Türkiye ekonomisinin temel iktisadi özelliklerinin açıklandığı bu çalışma, altı ana bölümden oluşmaktadır.Birinci bölümde, Osmanlı İmparatorluğu'nun dış borç almasıyla başlayan çöküş süreci ve etkileri incelenmiştir.İkinci bölümde, Türkiye Cumhuriyeti'nin devraldığı sanayi yapısını değerlendirilmiş, ve yapılan ön çalışmalar hakkında bilgi verilmiştir.Üçüncü bölümde, Cumhuriyet'in ilk yıllarındaki iktisadi yapı ve devletin bu yapı içindeki konumuna değinilmiş, yeri ve faaliyetleri aktarılmaya çalışılmıştır.Dördüncü bölümde, 1946-1961 döneminde izlenen iktisat politikaları ve bu politikaların iktisadi hayatta yarattığı etkiler sektörel bazda değerlendirilerek aktarılmaya çalışılmıştır.Beşinci bölümde, 1960'lar sonrası, genel ekonomik durum ve bu dönemde hazırlanan "Beş Yıllık Kalkınma Planları" `nın oluşturulma süreci aktarılmaya çalışılmıştır.Altıncı Bölümde, 1980 sonrası dönemde ekonomi politikalarında yaşanan değişim, değişimi meydana getiren şartlar ve sonuçları aktarılmaya çalışılmıştır.

Cumhuriyet DönemiCumhuriyet tarihi
Ersin Kavaklı
Dicle University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2010
00
Master'sOpen AccessTR

Küreselleşme çerçevesinde Türkiye'de bankacılık ve BDDK

1980'li yılların özellikle ikinci yarısından itibaren dünyada önemli sosyal, politik, teknolojik ve ekonomik degisiklikler oldu. Bu degisiklikler içinde en önemlisi ve tartısılanı küresellesmedir. Küresellesme, uluslar arası ticaretin yaygınlasması, emek ve sermaye hareketlerinin artması, ülkeler arasındaki ideolojik kutuplasmaların sona ermesi, teknolojideki hızlı degisim sonucunda ülkelerin gerek ekonomik, gerekse siyasal ve sosyo-kültürel açıdan birbirlerine yakınlasmaları olarak tanımlanabilir. Küresellesme kendisini ekonomik, siyasal ve sosyo-kültürel olmak üzere üç farklı alanda göstermektedir. Ekonomik açıdan küresellesme özellikle 1980'li yıllarda önem kazanmıstır. Ekonomik anlamda küresellesme, ülkeler arasında sermayenin, malların ve emegin dolasımını zorlastıran engellerin azaltılarak dünya ekonomisinin serbestlestirilmesi ve dünyanın ekonomik bir bütün olusturma sürecinin hızlandırılmasıdır. Geçen 20 yıl içinde ulusal ve uluslar arası düzeyde, dünya ekonomisinde, küresellesme dogrultusunda önemli degisiklikler gözlenmektedir. Birçok ülkenin ekonomik politikaları yapısal reform üzerine yogunlasmıstır. Bu reformların amacı temelde yasanan ekonomik sıkıntıların asılmasına yöneliktir. Bu amaçla kisi ve kurulusların faaliyetlerini arttırma, devletin düzenleme ve kontrollerini azaltma yoluna gidilmistir. Özellestirme, üretim, emek ve finans piyasalarının düzenlenmesi, vergi reformları, kamu sektörünün verimliliginin arttırılması ve faaliyetlerinin sınırlandırılması gibi birçok alanda, liberallesme egilimi gözlenmis, sonuçta ekonomiler daha serbest, daha açık hale gelmistir. Dünyadaki bu gelismelere paralel olarak, Türkiye ekonomisinde de hızlı bir dönüsüm yasanmıstır. 1962-1980 yılları arasında izlenen ithal ikamesi politikası, Türkiye'de 1980'den itibaren yerini ihracata dönük büyüme politikasına bırakmıstır. Türkiye 1980-1989 yılları arasında öncelikle mal piyasalarını dıs pazarlara açarak dünya ekonomisine entegre olmaya çalısmıstır. 1989 yılına gelindiginde Türkiye sermaye hareketleri üzerindeki tüm kısıtlamaları kaldırarak, kambiyo rejimini tamamıyla serbestlestirmistir. Böylece Türkiye ekonomisi dünya pazarlarına entegrasyon ve küresellesme sürecinde yeni bir dönemeci gerçeklestirdi. Türkiye'nin 1980 serbestlesme ve yapısal degisim programının temel amaçlarından birincisi dısa açık bir ekonomiye geçisi saglamaktı. Bu amaçla dıs ticaret serbestlestirildi ve yabancı sermaye girisini özendirici tedbirler alındı. Programın ikinci amacı ise kamu kesiminin iktisadi faaliyet alanını daraltmaktı. Bu amacı gerçeklestirmek için kamu harcamalarının azaltılması ve kamu kuruluslarının özellestirilmesi hedeflenmisti. Çalısmamız dört bölümden olusmaktadır. lk bölümde Türk ekonomi tarihi incelenmistir. Osmanlı dönemi ekonomik gelisimleri ve cumhuriyet dönemi ekonomik gelisimleri ayrı ayrı incelenerek karsılastırma olanagı sunulmustur. kinci bölümde, küresellesme ve küresel sürecin ortaya çıkısı incelenmis, Türkiye'nin 1980 sonrası küresellesme sürecine uyum saglamak amacıyla yaptıgı politika degisiklikleri üzerinde durulmustur. Üçüncü bölümde, devlet ekonomisinde çok önemli yere sahip olan, piyasadaki para miktarını, yatırımları ve ekonomik kalkınmayı fazlasıyla etkileyen bankalar ele alınmıstır. Dördüncü ve son bölümde ise, Bankacılık alanında düzenleme yapma, bankaları denetleme ve yaptırım uygulama yetkisi bulunan Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu'nun kurulus nedenleri, hukuki niteligi, yapısı, görevleri ve yetkileri incelenmistir.

Küreselleşme
Saniye Şehnaz Eser
Dicle University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2007
00
Master'sOpen AccessTR

Alternatif bir para otoritesi olarak para kurulu :dünya örnekleri ve Türkiye'de uygulanabilirliği

Ekonomik istikrarın sağlanmasının ilk koşulu fiyat istikrarının sağlanması ve sürdürülmesidir.Günümüzde bu görev merkez bankalarınca yerine getirilmektedir. Merkez bankalarının bu görevi yerine getirebilmeleri ve ekonominin tüm taraflarına güvenilir ve öngörülebilir bir ortam sağlaması için sahip olması gereken en önemli özellik, ?merkez bankası bağımsızlığı? olarak tanımlanabilecek bir dizi kurumsal, yasal ve araçsal güvenceler içeren siyasi iktidar ekisinden önemli ölçüde uzaklaşmayı ifade eden bir hukuki ve fiili statüdür. Fiyat istikrarını sağlayamayan ve ekonomik hayatta ciddi sıkıntılar yaşayan ülkelerde ise krizden çıkışın bir anahtarı olarak daha sıkı ve kredibilitesi yüksek olduğu düşünülen alternatif parasal otorite arayışları doğmuş ve bu ihtiyaca cevaben Para Kurulu uygulaması geniş bir alanda hayat bulmuştur. Uygulandığı ülkelerde ciddi başarılar kazanmış olan Para Kurulu sistemi bu sebeple her finansal kriz yaşayan ülkede ilk alternatif kurum olarak her zaman telaffuz edile gelmiştir. Bu çalışmada merkez bankasının bağımsızlığı, fiyat istikrarının sağlanmasındaki rolü ve buna alternatif bir kurum olarak düşünülen Para Kurulu'nun tarihsel gelişimi ile dünyadaki uygulamalar ışığında yapısı ve başarılı olma koşulları incelenmiştir. Özellikle yakın tarihteki örnekler incelenerek Türkiye'de geçmişte ve şimdi uygulama alanı bakımından uygun bir alternatif olup olmayacağı sorusuna cevap aranmaya çalışılmıştır. Çalışmadan çıkan sonuç, Para Kurulu sisteminin ancak yapısal reformlarla desteklendiği durumlarda istenen başarıyı yakaladığı, fakat içerdiği katı düzenlemeler nedeniyle özellikle küreselleşen ekonominin en önemli özelliği olan sermayenin sınırsız serbestliği olgusu altında bu sistemin son derece kırılgan ve saldırılara açık olduğu ve yıllar süren bir mücadeleden sonra kazanılan başarıların, sistemdeki yapısal zayıflık nedeniyle bir anda kaybedileceğidir.

Baran Şahin
Dicle University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2007
00
Master'sOpen AccessTR

Bilgi güvenliği ve elektronik imza kavramları: Ekonomik boyutlarının incelenmesi ve elektronik imza uygulamaları

Bir savunma projesi olarak ortaya çıkan bilgisayarlar arası iletisim hızla tüm dünyaya yayılmıs ve birçok agın birbirine eklenmesi ile internet adını almıstır. Günümüzde milyonlarca bilgisayar arasında sürekli bir bilgi alısverisi olmaktadır. Bilgisayar ortamında saklanan elektronik verilerin belgelerin güvenligi ile baslayan bilgi güvenligi kavramının, iletisim sistemleri üzerinde hareket eden verilerin ugradıgı saldırılar ile bir anda farklı bir boyutu ortaya çıkmıstır. Bilginin kendisi kadar güvenliginin de önemi anlasıldıkça elektronik verilerin, belgelerin korunması adına farklı yöntemler denenmistir. Bu yöntemler arasında dünyada kabul gören açık anahtar altyapısı, günümüzde en güvenilir ve kullanılabilir yöntem olarak öne çıkmaktadır. Açık anahtar altyapısı birçok ülke gibi Türkiye'de de bilisim sistemleri üzerindeki bilgilerin güvenligi uygulamalarında kullanılmaktadır. Bilginin güvenligi kadar kime ait oldugu da önemlidir. Elektronik posta ile alınan bir belgenin gerçekten kime ait oldugunu ispatlanamadıgı sürece o belge hiçbir deger tasımamaktadır. Kagıt üzerine yazılı metinlerin ve belgelerin en önemli unsurlarından biri olan imza, bilisim sektöründeki hızlı gelismeler sonucu günümüzde elektronik metinlerde boy göstermektedir. Temel olarak elektronik metinlerin güvenliginin saglanması fikri ile ortaya çıkan e-imza, güvenlik kaygıları ile birlikte kimlik bilgisi, zaman bilgisi, inkar edilememezlik ihtiyaçlarına cevap verebilen tek uygulamadır. Hızlı bir gelisme gösteren elektronik imza dünyada ve Türkiye'de yapılan düzenlemelerle yasal boyut kazanmıs, gerek kamu gerek özel sektörde birçok alanda kullanılmaya baslanmıstır. Yapılan çalısmalar elektronik imzanın hukuksal boyutu konusunda bizlere fikir vermektedir. Ancak konunun ekonomik boyutlarının da incelenmesi gerekmektedir. Özellikle finans sektörünün küresel bir boyut kazanması bilisim agları üzerinde hareket eden bilgilere atılacak olan bir imzanın varlıgını gerektirmektedir. Finans sektörü, elektronik ticaret faaliyetleri, e-devlet uygulamaları ve daha birçok alanda kullanılması degerlendirilen e-imza'nın sadece hukuksal boyutu degil ekonomik boyutu ve uygulama alanları bu çalısmaya konu olmustur.

Bilgi güvenliği
İsmail Özler
Dicle University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2007
00
Master'sOpen AccessTR

Turizmin Türkiye ekonomisindeki yeri ve önemi: Mardin örneği

Turizm, insanların sürekli yaşadığı ve para kazandığı yerler dışına; spor, din, sağlık, seyahat, eğlenme, dinlenme vb. ihtiyaçlarını karşılamak üzere gitmeleri ve gittikleri bu yerlerde turistik kuruluşların mallarını (konaklama, yeme içme) tüketerek yaptıkları ekonomik faaliyetlerin tümüdür. Ekonomik açıdan bakıldığında en önemli nokta, kişilerin gittikleri yerde para kazanma gayesi gütmeme ilkesidir.Refah seviyesinin yükselmesi, eğitim ve kültür düzeyinin iyileşmesi, kişilerin boş zamanlarının artması, teknolojide, özellikle ulaşım ve iletişim teknolojisindeki gelişmeler, reklâm ve tanıtım hizmetlerinin gelişmesi, şehirleşme, nüfus artışı ile toplumsal hareketliliğin artışı, siyasal yapıdaki değişiklikler turizmin ortaya çıkmasını ve gelişmesini sağlayan faktörlerdir.Oransal olarak çok yüksek düzeyde döviz getirisi sağlaması, istihdam/yatırım oranının yüksek olması, olumlu dışsallıklarla diğer sektörlerin gelişmesine ve gelir düzeylerinin artmasına katkı sağlaması nedeniyle gelişmiş ve gelişmekte olan ülkeler, 20. yüzyılın ortalarından itibaren turizme yapılan yatırımlara özel önem göstermeye başlamışlardır.Tarım, sanayi ve hizmet sektörünün gelişmesine katkısı olan; işsizlik ve dış ödemeler dengesinde karşılaşılan ekonomik sorunların hafifletilmesinde ve darboğazların aşılmasında ekonomi politikası aracı olarak kullanılan turizmin; sosyo-ekonomik gelişmelerin üzerinde son derece olumlu etkileri olduğu bilinmektedir.Ülkemizde özellikle milli hâsıladan oldukça az pay alan kırsal bölgelerimizde, doğal ve tarihi eserlerin çok sayıda olması kültür turizmin gelişmesine imkân tanımaktadır. Mardin tarihi mekânlarıyla bu konuda çok zengin bir ilimizdir. Kamu harcamalarından yeterli miktarda destek aldığı takdirde bölge halkının gelir düzeyinde iyileşme sağlanacağı gibi, bu durumun bölgenin en büyük problemlerinden biri olan işsizliğin çözülmesine ve ekonominin iyileşmesine de katkısı olacaktır.Son zamanlarda Mardin'de hissedilir derecede turizmin gelişmesi için yatırımlar gerçekleştirilmiştir. Ancak, tarihi ve doğal potansiyeli göz önüne alındığında Mardin'de gerçekleştirilen yatırımların yeterli olmadığı görülmektedir ve bu yüzden turizm hak ettiği yere ulaşamamıştır.

EkonomiEkonomiMardin+3
Çiğdem Erdolu
Dicle University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2010
00
Master'sOpen AccessTR

Turizmin ekonomik boyutu ve Diyarbakır ili özelinde kültür ve inanç turizminin ekonomik faktör olarak kullanılması

Günümüzde turizm, birçok ülkede ekonomik büyümenin ve gelişmenin en önemli kaynaklarından biri olarak görülmektedir. Turizm, dış ödemeler dengesi, istihdam, gelir düzeyi ve bölgesel kalkınma gibi konularda sağladığı katkılarla ülke ekonomilerinde önemli bir yere sahiptir. Bu nedenle, hemen hemen tüm ülkeler dünya turizm gelirlerinden elde ettikleri payı daha da büyütmek için çalışmalar yapmaktadır. Ülkelerine yönelik turizm hareketlerini artırmak, turistlerin ülkelerinde kalış sürelerini uzatmak, turizmi tüm yıla yaymak ve alternatif turizm çeşitleri kazandırmak için de çeşitli programlar geliştirmektedir. Türkiye açısından bu alternatiflerin başında kültür ve inanç turizminin geldiği düşünülmektedir.?Turizmin Ekonomik Boyutu ve Diyarbakır İli Özelinde Kültür ve İnanç Turizminin Ekonomik Faktör Olarak Kullanılması? adlı çalışma üç ana bölümden oluşmaktadır.Çalışmanın ilk bölümünde, turizmin ekonomik boyutu anlatılmıştır. Turizmin reel ve parasal etkilerinden bahsedildikten sonra, ülkemiz turizminin mevcut durumu sayısal verilerle açıklanmaya çalışılmıştır.Çalışmanın ikinci bölümünde, kültür turizmi ve inanç turizmi kavramları incelenmiş ve özellikleri belirtilmeye çalışılmıştır. Kültür ve inanç turizmi kapsamında Türkiye'de yapılan çalışmalardan kısaca bahsedilmiştir.Çalışmanın üçüncü bölümü, Diyarbakır'ın kültür ve inanç turizmi varlıklarının anlatıldığı bölümdür. Bu bölümde şehir merkezinde bulunan kültür ve inanç turizmine konu olan varlıklar tanıtılarak, sahip olunan potansiyelin şehrin ekonomisine etkisi değerlendirilmeye çalışılmıştır.Sonuç kısmında ise, şehrin sahip olduğu turizm potansiyelinin geliştirilmesi amacıyla sorunlar saptanmaya çalışılmış ve öneriler geliştirilmiştir.Anahtar kelimeler; turizm ekonomisi, kültür turizmi, inanç turizmi ve Diyarbakır.

DiyarbakırEkonomiEkonomik etki+3
Armağan Çelik
Dicle University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2010
00
Master'sOpen AccessTR

Vergi ödeme gücünün açıklanması,vergi ödeme gücü göstergelerinin belirtilmesi: Türkiye örneği

Vergi ödeme gücünün tespiti ve ödeme gücü göstergelerinin belirtilmesi kamu hizmetlerinin finansmanını sağlamada en önemli kaynak olan vergiler için önem arzetmektedir.Ayrıca ödeme gücüne ulaşmada kullanılan araçların belirtilmesi, ödeme gücünün açıklanması vergi adaletini sağlama açısından büyük bir öneme sahiptir.Türkiye açısından vergi ödeme gücünün belirtilip, bu konuda Türkiye'nin katettiği yolun ortaya konulması Türk Vergi Sistemi'nin modern bir yapıya kavuşması açısından çok önemlidir.`Vergi Ödeme Gücünün Açıklanması, Vergi Ödeme Gücü Göstergelerinin Belirtilmesi: Türkiye Örneği' isimli çalışma üç ana bölümden oluşmaktadır.Çalışmanın ilk bölümünde vergi kavramı, vergi ödeme gücü kavramı ile birlikte ele alınıp açıklanmaya çalışılmıştır.Bu bağlamda verginin tanımı, özellikleri ve ilkelerine değinilmiştir.Çalışmanın ikinci bölümünde vergi ödeme gücü göstergeleri vergi ödeme gücüne ulaşmada kullanılan araçlar ile birlikte ayrıntılı bir şekilde tanıtılmıştır.Çalışmanın üçüncü bölümünde Türk Vergi Sisteminin genel olarak tanıtılmasından sonra ödeme gücüne ulaşmada kullanılan araçların Türk Vergi Sistemi açısından ne derece uygulanabilir olduğu tartışılmış ve ödeme gücü kuralına ulaşmadaki başarısı belirtilmiştir.Sonuç kısmında ise Türk Vergi Sisteminde vergi ödeme gücü ilkesine aykırı sorunlar saptanmaya çalışılmış ve bu ilkeye ulaşmak için öneriler geliştirilmiştir.

Türk vergi sistemiVergi ödeme gücüVergiler
Ahmet Arslan
Dicle University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'nin Avrupa Birliği ortak tarım politikasına uyum süreci

TÜRKİYE'NİN AVRUPA BİRLİĞİ ORTAK TARIMPOLİTİKASINA UYUM SÜRECİHATİCE FULYA NERGİZÖZETAvrupa Birliği üyesi ülkelerin tarım politikalarının gerek ekonomik gerek siyasianlamda ortak bir çerçevede yönetilmesi esasına dayanan Ortak Tarım Politikası (OTP),AB'nin ilk ortak politikasıdır. Avrupa Birliği'nin Ortak Tarım Politikası, hem tarımın sonderece hayati bir işlev olan beslenme ile doğrudan bağlantılı olması, hem de AB bütçesininen büyük kısmının OTP'ye ayrılması nedeniyle ayrı bir önem taşımaktadır.AB, en eski politikalarından olan Ortak Tarım Politikası ile, Birlik içindeki olası gıdayetersizliklerinin önüne geçmeyi, verimli, sağlıklı ve çevre dostu bir üretim altyapısınakavuşmayı ve AB'nin gıda alanındaki dışa bağımlılığını ortadan kaldırmayı hedeflemektedir.Toplulukta, tarımsal üretimi arttırmak, üreticilere daha iyi bir yaşam seviyesi yaratmakve piyasaları istikrara kavuşturarak arzın devamlılığını sağlamak hedeflerini gerçekleştirmeküzere, 1960 yılında tesis edilen Ortak Tarım Politikası kuruluşundan bu yana süreklireformlara konu olmakla birlikte işleyiş mekanizmaları açısından istikrarlı bir yapısergilemektedir.Bu çalışma, Türkiye'nin Avrupa Birliği adaylığı sürecinde uyum sağlaması gerekenalanlar içerisinde en önemlilerinden birini oluşturan tarım sektöründe Avrupa Birliği veTürk tarım politikalarının mevcut uygulamalarını ortaya koymayı amaçlamaktadır.Çalışmanın ilk bölümünde Avrupa Birliği Ortak Tarım Politikası'nın oluşumu, işleyişi,söz konusu politikanın 1968'den günümüze geçirdiği reformlar incelenmiştir. İkincibölümde ise Türk tarım politikası , Topluluk Ortak Tarım Politikası ile karşılaştırılarakuyumu değerlendirilmiştir.

Hatice Fulya Nergiz
Dicle University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2007
00
Master'sOpen AccessTR

Küreselleşme kavramı, Türkiye ekonomisine ve savunma sanayiine etkileri

Küreselleşme, tabii bir süreç olmaktan ziyade küresel öznenin şekillendirdiği biroluşumdur ve olumlu yönleri olduğu gibi olumsuz yönleri de vardır. Teknolojik gelişmelerinhızla yayılması, ürün ve kalitede standartlaşma, hızlı iletişim, bilgisayar ve bilgisayarlaoluşturulmaya çalışılan bilgi toplumu olumlu yönünü oluştururken; az gelişmiş ve gelişmekteolan ülkelerin pazar haline gelmesi ve bunun sonucunda zengin-fakir, işsizlik-güvensizlik gibikonularda dünya üzerinde kutuplaşmaya gidilmesi, zenginin daha zengin, fakirin daha fakirhale gelmesi küreselleşmenin olumsuz yönünü oluşturmaktadır. Küreselleşme onuşekillendirene göre yararlı ya da zararlı hale gelebilmekte, bu durumdan faydalanan iseçoğunlukla güçlü ve refah seviyesi yüksek olan ülkeler olmaktadır. Küreselleşmenintoplumları etkilediği asıl alanları ise ?ekonomi, kültür ve politika? olarak özetlemekmümkündür.Küreselleşme, Dünya çapında ekonomik alanda büyük değişimlere yol açmıştır.Meydana gelen bu değişimler arasında en çok dikkat çeken, serbest ticaret yapabilme vedolayısıyla da çok geniş çapta bir pazara sahip olabilme çabalarıdır. Bu amaçlara ulaşabilmekiçin farklı ülkeler arasında birçok serbest ticaret anlaşmaları yapılmış ve farklı serbest ticaretbölgeleri oluşturulmuştur. Yine, küreselleşme ile birlikte ortaya çıkan küresel finanskurumları da bazı göz ardı edilemeyecek faydaları olmasına karşın zamanla ortaya çıkangelişmelere bağlı olarak kuruluş amaçlarından ayrılmış, üçüncü dünya ülkeleri için birer malipolis haline gelmiş ve bir çeşit sömürgeci düzen oluşturmuştur.Türkiye ekonomisi Osmanlı Devleti'nin yıkılmasından sonra da tarıma ve neredeysetamamı gayrimüslim azınlığın idaresinde bulunan ticarete dayalı olarak devam etmiştir. Dahasonraki yıllarda ise dünyadaki ekonomik gelişmelere göre şekillenmiş ve yapılan süreklireformlarla küresel alandaki değişime ayak uydurmaya çalışmıştır.Küreselleşmenin beraberinde gelen büyük değişimler tabi olarak ülkelerinpolitikalarını ve savunma stratejilerini de etkilemiştir. Meydana gelen teknolojik gelişmeler deaynı doğrultuda savunma sanayiine yansımış ve hatta birçok zaman savunma sanayiiihtiyaçları yeni teknolojik gelişmelerin tetikleyicisi olmuştur

Musa Tümer
Dicle University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2007
00
Master'sOpen AccessTR

Enflasyon muhasebesi

ÖZETBu çalışma, enflasyonun olumsuz etkilerinin neler olduğunun saptanması,işletmelerin bu olumsuz etkilerden kurtulmak için ne gibi geçici ve köklüyöntemlerin kullanılabileceklerini belirlemek amacıyla yapılmıştır.Çalışmamızda ağırlıklı olarak, enflasyonun mali tablolar üzerindekietkilerinin arındırılmasında kullanılan enflasyon muhasebesinin kısmi ve geneldüzeltme yöntemleri ve Türkiye'deki enflasyon muhasebesinin süreci, bu konudayapılan düzenlemeler ele alınmıştır. Konular teorik olarak işlenmiştir.Konuya açıklık getirmesi için enflasyon, muhasebe kavramları ile bukavramların birbirleriyle olan bağlantıları da açıklanmıştır.Sonuç olarak enflasyon muhasebesinin kullanılma ihtiyacının nasıl doğduğu,mali tabloları enflasyondan nasıl arındırdığı teorik olarak anlatılmaya çalışılmıştır.I

Bülent Can
Dicle University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2006
00
Master'sOpen AccessTR

Avrupa istihdam stratejisi

AVRUPA İSTİHDAM STRATEJİSİÖzetİstihdam ve işsizlik konusu Avrupa Birliği(AB) için 1990'lı yıllarda önemkazanmıştır. Çünkü bu dönemde birlik düzeyinde düşük istihdam oranları veyüksek işsizlik oranları ile karşılaşılmıştır. Bu sorunların üzerine planlı veprogramlı bir şekilde gitmek için bu dönemde Avrupa İstihdam Stratejisi ortayakonulmuştur.Bu çalışmada öncelikle Avrupa İstihdam Stratejisi'nin ortaya çıkışnedenleri üzerinde durulmuştur. Ardından bu stratejinin uygulama sonuçlarıtartışılmıştır. Son olarak bu stratejinin gelecekte alacağı biçim açıklanmıştır.

Mürşit Alper Hatipoğlu
Dicle University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2006
00
Master'sOpen AccessTR

Merkez bankası bağımsızlığı, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası, Avrupa merkez bankaları sistemi ve federal rezerv sistem

Merkez bankasının bağımsızlığı kavramının ele alındığı bu çalışmada, ülkemerkez bankalarının, kurumsal ve yasal yapılarının bağımsızlıkların nasıl etkilediği dörtbölümde incelenmeye çalışılmıştır.İlk bölümde merkez bankası bağımsızlığının literatürde genel kabul görmüşçerçevesi çizilmiştir. Merkez bankalarının tarihlerinden gelen süreç içerisinde nasılyapılandıkları ve bunun bağımsızlıklarına nasıl yansıdığı vurgulanmıştır.İkinci bölümde Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasının kuruluşundangünümüze bağımsızlığının gelişimi literatür ve son yıllardaki gelişmeler incelenerekaktarılmaya çalışılmıştır.Üçüncü bölümde Avrupa Merkez Bankaları Sistemi ele alınmıştır. Bu kurumuincelememizin nedeni, AB'ne üyelik sürecimizin müzakerelerin başlaması, müzakerelerinbittiğinde nasıl bir merkez bankası bağımsızlığı ile karşılaşacağımız sorusunun cevabınıvermektir.Son olarak, dördüncü bölümü ise kendine has yapısından dolayı, ABD'ninmerkez bankası görevini yerine getiren Federal Rezerv Sistemi'ne ayırmak istedik. Çünküdünya ekonomisinin lideri durumdaki Amerikan Ekonomisinin nasıl bir merkez bankasıbağımsızlığı kavramı benimsediği olgusunu çalışmamıza katmak istedik.

İlker Yılmaz
Dicle University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2006
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye ekonomisinde küreselleşmenin etkileri

IIÖZETTürkiye Ekonomisinde Küreselle menin Etkileri adl bu çal mayiki ayr bölüm halinde haz rlad m.Birinci bölümde küreselle me kavram n ve tarihsel geli imini eleald m. Küreselle menin tarihi geli imini, 18. yüzy l sanayi devrimininteknolojik geli melerini takiben, 1870 1914 y llar aras nda dünya mal vefinans piyasalar nda hükmünü sürdürdü ü dönemi I. Küreselle meDönemi, 1970 li y llardan günümüze kadar uzanan dönemi ise II.Küreselle me Dönemi eklinde inceledim.kinci bölümü, Türkiye Ekonomisindeki Küreselle meye ay rd m.1970 1980 aras ndaki ekonomimizdeki küreselle meyi, 24 Ocak 1980istikrar paketi ile serbest Pazar ekonomisine geçi ve 1980 1989aras ndaki iktisat politikalar nda ya anan de i imleri, 1989 dan günümüzekadar olan ekonomik geli meleri Türkiye de Küreselle menin EvreleriBölümünde aç klad m. Ayr ca Türkiye Ekonomisindeki Krizlerin KüreselSüreçle Ba lant s , bölüm sonunda inceleyece imiz konudur.Bu çal mada ele al nan konular böylece özetledikten sonra, bukonular tamamen teorik çal ma yöntemi ile inceledi imi belirtmek isterim.Çal madaki al nt lar, paragraf sonlar nda parantez içindeki rakamlarlagösterildi. Bilahare ayn rakamlar eserin sonunda literatür numaras ileverildi.

Ömer Faruk Oğuz
Dicle University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2006
00
Master'sOpen AccessTR

Spor Pazarlama

ÖZETArtan milli gelir sonucunda oluşan yüksek yaşam standardı ve çalışan bireylerin işgücünüazaltıcı düzenlemeler sonucu, boş zamanlarının artmasıyla bireyler, bu boş zamanlarınıdeğerlendirecek aktivitelere yönelmiştir. Özellikle her ekonomik kesime hitap edebilecek, genişbir aktivite yelpazesi sunan spor, gerek aktif katılım gerekse seyirci olarak katılım olanaklarınısunmasıyla geniş kitleler tarafından büyük ilgi görmektedir.Çok sayıda insanı aynı anda biraraya getirebilen spor, bu özelliği ile toplum üzerinde büyükbir etki oluşturmaktadır.Spor artık hobi olmaktan çıkıp, insanlar için bir tutkuya dönüşmüştür.Bu büyük etki, ticari firmalar tarafından da farkedilmiş, kendi ürünlerinin pazarlamasındasporu etkin olarak kullanarak, marka farkındalıklarını arttırmaktadırlar.Sporun, her kesime hitap etme özelliği, pek çok firmanın, imajlarını spor/sporcular üzerinekurmalarına sebep olmuştur. Spor ve sporcular yoluyla yapılan tanıtımlar, diğer tanıtımlara göredaha etkili olmaktadır.Firmalar, bu gerçeğin farkına varır varmaz, sporu, etkin bir şekilde kullanmayabaşlamışlardır.Artık, sporcuların formaları üzerindeki firma isimleri ve logolarından, formaları görmekimkansız hale gelmiştir. Saha kenarlıklarının kiralarının fahiş miktarlara çıkması, spora olantalebin boyutlarını göstermektedir.Hemen her kesim, spor yoluyla pazarlamanın nimetlerinden yararlanmak istemektedir.Artık kebapçı açılışlarında bile sporcu görmek mümkün hale gelmiştir.Televizyon reklamlarında artan bir şekilde sporu/sporcuları görmekteyiz. Ayrıca firmalar,son zamanlarda sayıları hızla artan spor programlarına da sponsor olarak izleyicilerin dikkatiniçekmek istemektedirler.Spor yoluyla pazarlama, tüketiciyle iletişim kurmada, marka farkındaliğı yaratmada enkolay araç olarak görülmektedir.Firmalar, spor sponsorluğu için milyarlarca dolar feda etmekten kaçınmamaktadırlar çünküyaptıkları yatırımın geri döneceğinden çok emindirler. Yaptıkları sponsorluklar sayesinde pazarpaylarını ciddi olarak arttırmaları da bunun en iyi kanıtıdır. Firmalar, özellikle uluslararası spororganizasyonlarına sponsor olabilmek için birbirleriyle kıyasıya mücadele etmektedirler.Türkiye de maalesef spor deyince akla sadece futbol gelmektedir. Oysaki farklı spordallarına ilgi gösterilmesi sağlanırsa, bu durumdan firmalar da çok fazla yarar elde edeceklerdir.Çünkü, farklı spor dalları demek, farklı ürünler, farklı sporcular, farklı yatırım alanları demek.Farklı spor dallarının yaygınlaşmasını, ancak, yaygın spor programlarının pazarlamasıylasağlayabiliriz. Bu sayede bireyler, farklı sporlarla tanışmış olur.Bu durumun farkına varan bazıklüpler-özellikle basketbol ve voleybol alanında- sağladıkları finansal desteklerle bu sporlarınyaygınlaşmasına destek olmaktadırlar.Başka hiç bir sektör, böylesine büyük bir tüketici kitlesini kendine çekme özelliğine sahipdeğildir ve kendine böylesine sadakatle bağlı bir tüketici kitlesini barındırmaz. Artık araştırma-geliştirme departmanlarının bile, yenilik bulmada tıkandığı bir dönemde, spor sektörü sürekliolarak gelişmektedir ve gelişmeye de devam edecektir. Çünkü bu sektörde, her zaman,keşfedilecek bir oyuncu, yeni bir spor dalı, yatırım yapılacak yeni bir alan bulunur.şte, sporun tüm bu özellikleri bir araya geldiğinde, firmaların spora neden bu kadar önemverdikleri ve milyarlarca dolar akıttıkları ortaya çıkmaktadır.Bu çalışmamın temel amacı, firmalara spor pazarlamasının, özellikle de spor yoluylapazarlamanın ne denli güçlü bir alan haline geldiğini kanıtlamak ve yeni yatırım alanları arayanfirmaların, spor sektörünün olağanüstü gücünün farkına varmalarını ve spor endüstrisinde sözsahibi olan firmaların uygulamalarını ele alarak, bu sektörde yer almak isteyen firmaların, buuygulamaların ışığında hareket etmelerini sağlamaktır.

Pelin Yağcı
Dicle University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2005
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de belediyelerin mali yapısı (gelir ve giderleri)

ÖZET Cumhuriyetin ilanından bu yana, Ülkemizde belediyelerin sayısı nüfus artışıyla doğru orantılı olarak artış göstermiştir. Kentsel nüfusun büyük bir hızla artması sonucunda, kentsel hizmetlerde çeşitlenme ve çözümlenememe gibi sorunlarla karşılaşılmıştır. Yerel ihtiyaçların görülebilmesi için hızla kurulan belediyeler, sadece kurulmakla kalmış, gerçek anlamda yerel düzeyde hizmet verememişledir. Belediyelerin sayısındaki artış, belediyeler arasında yeni bir düzenlemeyi gerekli kılmıştır. Bunun sonucu olarak 1984 yılında üç büyük kentimizde ( İstanbul, Ankara, İzmir ) " Büyükşehir " uygulamasına geçilmiştir. Bu uygulamanın kapsamı sonraki yıllarda genişletilmiş ve büyükşehir kapsamına alınan illerin sayısı artmıştır. Belediyelerin sayısında ve büyüklüklerindeki hızlı artış, doğal olarak kentsel sorunlarında artmasına yol açmıştır. Kentsel sorunların -çözümlenebilmesi için belediyelerin maddi olanaklarının da artış göstermesi gerekmektedir. Ancak, gerek yasal düzenlemeler gerekse 1980 sonrasındaki ekonomik gelişmeler belediyeleri içinden çıkılamaz ekonomik sorunlarla karşı karşıya getirmiştir. Belediyelerin mali durumunu düzenleyen yasalardaki eksiklikler ve rasyonel olmayan uygulamalar, karşılaşılan mali sorunların aşılmasına engel olmaktadır. Bu sorunların aşılabilmesi için, merkezi yönetimin hızlı bir şekilde çağdaş yasal düzenlemeleri gerçekleştirmesi ve siyasi kayırmalardan uzak durması gereği karşımıza çıkmaktadır.

BelediyelerBelediyelerFinansal yapı+4
Muzaffer Karakaş
Dicle University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2000
00
Master'sOpen AccessTR

Kamu gelirleri ve vergi cezaları

Kamu Gelirleri ve Vergi Suç ve Cezalan adlı bu tez çalışmamda kamu maliyesinin önemli bir konusunu oluşturan kamu gelirlerini ve özellikle vergilerle ilgili suç ve cezalar konusunu ele almış bulunmaktayım. Verginin günümüzde her zamankinden daha fazla önem arz eden bir kamu gelir kaynağı ve önemli bir maliye politikası aracı olması nedeniyle çalışmamın birinci bölümünde yer alan kamu gelirleri kısmında vergiye ağırlık verilerek konu anlatılmıştır.Bu bölümde Kamu gelirlerinin tanımı ve tasnifi yapılmış,nitelikleri hakkında bilgi verilerek türleri tek tek anlatılmıştır. İkinci bölümde ise; Önce vergi suç ve cezaları kavram olarak belirtilerek vergi suç ve cezalarının tanımı ile niteliği anlatılmış, sonra ise, Vergi Suç ve Cezalarındaki genel kurallara değinilmiştir. En son kısımda ise ; Vergi Usul Kanunu'ndaki şekilleri de belirtilmek suretiyle Vergi Suç ve Cezaları tek tek sayılarak Suç ve Cezaların sona ermesi anlatılmıştır.

Kamu gelirleriVergi cezalarıVergi suçları
İrfan Türkoğlu
Dicle University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2000
00