Doğuş University
Discipline

Business Administration

Doğuş University

8,003

Archived Theses

33

DOIs Assigned

0%

DOI Rate

Discipline

50 Theses
Master'sOpen AccessTR

Duygusal zekâ düzeyi ve iş tatmini ilişkisinin analizi: Bir uygulama

Bu araştırmada, çalışma evrenini Ankara ilinde özel bir hastanede çalışan hemşireler oluşturmaktadır. Duygusal zekâ ve iş tatmini ilişkisinin analizi edilmesi amaçlanmıştır. Araştırma evrenini kurumda çalışan 118 hemşire oluşturmaktadır. Araştırmaya katılmayı kabul eden ve anket formunu dolduran 103 hemşire örneklem olarak kabul edilmiştir. Veri toplama aracı olarak geçerlik ve güvenirlik almış 3 duygusal zeka modeli incelenmiştir. Bunlar; Mayer ve Salovey' ın hazırlamış olduğu Çok Yönlü Duygusal Zekâ Ölçeği, Reuven Bar-On tarafından hazırlanan Duygusal Zekâ Modeli, Daniel GOLEMAN' ın hazırlamış olduğu Duygusal Zekâ Modeli' dir. Bu duygusal zekâ modellerinden her birinde yer alan anket soruları ele aldıkları alana göre bölümlere ayrılmıştır. Araştırmacının da 6 yıllık meslek deneyimi sonucu elde ettiği bilgiler ve diğer bilimsel araştırmaların da katkısı ile anket soruları duygusal zekâyı ölçmeye yönelik anket soruları oluşturulmuştur. İş tatminini ölçmek için de Minnesota İş Tatmin Ölçeği ve Türkiye'de yapılmış olan iş tatminine yönelik araştırmalar incelenerek anket soruları oluşturulmuştur. Elde edilen veriler SPSS 20.0 programında çözümlenmiştir. Bu araştırma sonucu elde edilen önemli bulgular şu şekildedir:Hemşirelerin toplam duygusal zekâ düzeyleri ile iş tatminleri arasında anlamlı bir ilişkinin olduğu tespit edilmiştir.Kurumda çalışan hemşirelerin duygusal zekâ düzeylerinin yaş, cinsiyet, medeni durum, öğrenim durumu, hizmet süresi, çalışılan birim, çalışma şekli gibi değişkenlere göre farklılık göstermediği tespit edilmiştir.Kurumda çalışan hemşirelerin iş tatmini yaş, cinsiyet, medeni durum, öğrenim durumu, hizmet süresi, çalışma şekli gibi değişkenlere göre farklılık göstermediği tespit edilmiş. Ancak çalışılan birime göre hemşirelerin iş tatmin düzeyleri arasında anlamlı bir farklılığın olduğu tespit edilmiştir.Kendini tanıma, kendini yönetme, motivasyon, empati ve sosyal yetkinliğe sahip hemşirelerin iş tatmin düzeylerinin anlamlı bir şekilde daha yüksek olduğu tespit edilmiştir.İş tatminini etkileyen temel öğeler olarak kabul edilen; otonomi, işin kendisi, görevin önemi, çalışma arkadaşları, iletişim, kişisel ve mesleki gelişim, fiziksel olanaklar ve hizmetler ile hemşirelerin duygusal zekâ düzeyleri arasında anlamlı bir ilişki olduğu tespit edilmiştir. Ancak ücret ve terfi olanakları ile hemşirelerin duygusal zekâ düzeyi arasında anlamlı bir ilişki olmadığı tespit edilmiştir.Anahtar Sözcükler1.Duygusal zekâ2.Bilişsel zekâ3.İş tatmini4.Hemşirelik

Duygusal zekaHemşirelerSağlık işletmeleri+2
Serap Kale
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2012
00
Master'sOpen AccessEN

Teknoloji yönetimi

The IPCC reports since 1990 have studied the trends in the variability of our climatic system. Most recently, reports by the IPCC established that global temperatures have risen with less cold days and nights. Variability has also been recorded in the water cycle all around the world. Already observed impacts and forecasts are predicting vulnerability situations that will threaten the very existence of man on earth. Sub-Saharan African will be affected greatly by the impacts to unfold. Furthermore, agriculture which is the major source of livelihood for the rural populace will be significantly affected. The reason being not only on the dependence of Sub-Saharan Africa's agriculture on rainfall, but also due to the high vulnerability of the region to climate change. Increasing population, which is a characteristic of developing economies, will further worsen the situation of the region. The surest path to salvaging the region has been identified in improving agricultural adaptive capacity. To achieve this, the region's agriculture has to improve through technology capacity building. This study was conducted with the main objective of determining the level of vulnerability and identifying the kind of new technologies and management techniques needed to close the gap in terms of climate change adaptive capacity in Africa's agriculture. Household data was taken from selected communities in two districts of Ghana (Pru district and Wa West district). In total, 174 households were interviewed using a two phased questionnaire. The data was analysed using the livelihood vulnerability index (LVI) developed by (Hahn et al., 2009) and a modified Technology Need Assessment method as used by (Essegbey et al., 2012). Regression analysis and descriptive statistics were also used in the result presentation. The results show that both study areas are vulnerable to climate change. Technology usage was identified to be very low with a concurrent low yields in all crops. The study identified that establishing an agricultural mini-technology park in rural communities along with establishing irrigation facilities will significantly increase agricultural productivity as well as reduce the vulnerability situation of the rural communities in the country. It is recommended that further studies should be carried on to assess the effectiveness of a technology park in the rural communities of Ghana. Key Words: Technology, Climate Change, Adaptation, Agriculture

AfricaSub-Saharan AfricaAgriculture+4
Abdul Mumeen Iddrısu
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Muhasebe meslek mensuplarının bağımsız denetim alanındaki güncel gelişmelere bakış açıları: Elazığ ili örneği

İşletmeleri giderek büyümesi ile bağımsız denetlemenin giderek artan önemi özellikle gelişmiş veya gelişmekte olan bütün ülkelerde daha fazla değer kazanmaktadır. Muhasebe sistemlerinin karmaşık hale gelmesi ve muhasebe işlemlerinin giderek zorlaşması işletmelerin giderek büyümesi üzerinde bir etki oluşturmaktadır. İşletmelere ilişkin karar vericilerin, bu karışık sistem çerçevesinde karar verebilmelerini daha da güçleştirmektedir. Bu sebepten ötürü işletme yöneticilerinin doğru ve güvenilir bir karar verebilmeleri için işletmenin mali tablolarının vermiş olduğu verilerin gerçeği yansıtması gerekmektedir. Yararlanılan mali tabloların gerçeği yansıtıp yansıtmadığı ise yapılacak denetimle mümkündür. Denetlenme faaliyetlerini yerine getirecek meslek mensuplarının (SM, SMMM, YMM) mesleki tecrübesi, bilgisi ve diğer özellikleri büyük önem arz etmektedir. Yapılacak olan denetlemenin kaliteli ve güvenilir olması, bağımsız denetleyicinin denetleme risklerini en alt seviyeye düşürülmesiyle gerçekleşebilmektedir. Bu çalışmada öncelikle literatür incelemesi yapılarak muhase¬be meslek mensuplarının denetime bakış açılarını ölçmek ve muhasebe meslek mensuplarının bağımsız denetim hak¬kındaki bilgileri-görüşleri, denetim faaliyetlerine hazır olup olmadıkları ile bağımsız denetimin faydalı olup olmayacağı yönündeki sorulara cevap bulunmaya çalışılmıştır. Ayrıca çalışmada, bağımsız denetim alanındaki değişikliklerle meslek mensuplarının bakış açılarının belirlenmesi amaçlanmıştır. Bu amacın gerçekleştirilmesi adına sistemin tarihçesi, gelişimi, işleyiş biçimi ve mevzuatı incelenmiştir. Bu amaçla, Elazığ ilinde görev yapan 250 (bağımlı ve bağımsız tespit edilerek meslek mensuplarından) ancak 155 kişiye ulaşılmış ve yüz yüze anket tekniği ile veriler toplanmıştır. Araştırma verilerinin analizinde SPSS 22 programı kullanılmıştır. Ayrıca verileri tespit etmek amacıyla değişkenler arasında t testi ve Tek yönlü (One way) Anova testi yapılarak sonuçlar yorumlanmıştır. Demografik değişken (cinsiyet, yaş, öğrenim durumu, mezun olunan bölüm, meslekte çalışma yılı ve meslekte çalışma durumu) ile hipotezler arasında belirli bir anlamlılık olmadığı tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Bağımsız Denetim, Muhasebe, Muhasebe Meslek Mensupları ve Bağımsız Denetçi

Bağımsız denetimDenetimDenetçiler+3
Enes Polat
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Pazarlamanın tarihi gelişiminde sosyal medyanın etkisi

Sosyal medya pazarlaması; bir ürünün/hizmetin tanıtımının yapılmasını, marka bilinirliğinin arttırılmasını ve işletmeye yönelik aksiyon alınmasını sağlayan sosyal medya araçlarıyla icra edilen pazarlama faaliyetleridir. Geleneksel pazarlama yöntemlerinin aksine sosyal medya pazarlaması; kullanım ve erişim kolaylığı sunması, hızlı bilgi aktarımına imkân vermesi, pazarlamaya yönelik içerik paylaşabilmesi ve girilen içeriklerin kalıcı ve ölçülebilir olması işletmelerin olmazsa olmaz pazarlama yöntemlerinden biri hâline gelmiştir. Bu çalışmanın amacı Sosyal medya pazarlaması ilgili YÖK tez merkezinde yayımlanan birbirinden bağımsız lisansüstü tezler bir arada incelenerek, bu alandaki araştırma eğilimleri sistematik olarak değerlendirilmeye çalışılmıştır. Çalışmada; 2011- 2019 yılları arasında YÖK tez merkezinde yayımlanan yüksek lisans ve doktora tezlerinden oluşmak üzere 50 araştırma incelenmiştir. Bu araştırmalarda kullanılan yöntem, örneklem, veri toplama araçları, araştırma yılı, araştırma konusu ve tasarımı içerik analizi yöntemi ile incelenmiştir. Çalışma sonunda; son yıllarda Türkiye'de Sosyal Medya Pazarlaması alanında yapılan çalışmalara olan eğilimin arttığı tespit edilmiştir. Araştırmalarda kullanılan Sosyal medya pazarlama alanında ilk tezin 2011 yılında; en çok tezin ise 2019 yılında yazıldığı görülmektedir. YÖK tez merkezinde yazılan tezlerin çoğunun yüksek lisans tezi olarak çalışıldığı verisine ulaşılmıştır. Sosyal medya pazarlama konusunu çoğunlukla (20) devlet üniversitelerin ele aldığı ve tezlerin yazı dilinin genellikle Türkçe (%80) olduğu tespit edilmiştir. Tezlerin büyük bir kısmının (%70) işletme anabilim dalında yazıldığı görülürken, 32 tezin ise uygulamalı araştırma türü (%96) seçildiği bulgusuna varılmıştır. Tezlerin örneklem hacmi 19 tane (38%) 301-500 aralığında değişiklik gösterirken; 11 tanesi ise (%22) 201-300 aralığında gruplandığı görülmektedir Araştırmalar yöntem açısından incelendiğinde, Türkiye'deki çalışmalarda çoğunlukla nicel araştırma yöntemi daha çok kullanıldığı tespit edilmiştir. Çalışmalar veri toplama araçları bakımından incelendiğinde ise; anket tekniği en çok kullanırken, tezler içerisinde en çok yer verilen analiz ise Faktör Analizi, Bağımsız T testi ve Geçerlilik\Güvenirlik analizi (%11) olmuştur. Sonuç olarak; sosyal medya pazarlama konusu üzerine yapılan doktora tezleri az olmakla birlikte gittikçe daha çok önem verilen bir alan haline gelmeye başlamıştır. Bu araştırma da elde edilen veriler doğrultusunda; sosyal medya pazarlamaya yönelik yapılacak araştırmalarda örneklem hacminin çeşitlendirilmesi, veri toplama araçlarında çeşitliliğin sağlanması, analiz yöntemi olarak üst düzey analizlerin tercih edilmesi, sosyal medya pazarlamaya yönelik nitel ve karma yöntemde araştırmaların gerçekleştirilmesi önerilmektedir. Ayrıca anket geliştirme çalışmalarına daha fazla yer verilmesi alan yazına katkı sağlayacağı düşünülmektedir. Anahtar Kelimeler: Pazarlama, Sosyal Medya Pazarlaması, İçerik Analizi

PazarlamaSosyal medyaİçerik analizi
Aylin Altun
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Öğrenme yaklaşımları, bilişsel sınav kaygısı ve sosyal destek algısı ilişkilerinin çok yönlü incelenmesi: Üniversite öğrencilerinde bir araştırma

Öğrenme kavramı insanlar ile var olmuş ve bundan sonra da var olmaya devam edecektir. Zira insanın, medeniyetlerin, kültürlerin gelişimi hep öğrenmenin sonucunda oluşmuştur. İnsan bebeklik sürecinde öğrenmeye başlar, okul yaşamıyla devam eder, üniversite ve iş yaşamıyla hiç durmaksızın bu süreçlerin hepsinde öğrenme aktif bir şekilde devam eder ta ki ölüm kavramı gerçekleşene kadar. Öğrenme yaşamın her aşamasında gerçekleşen aktif bir süreçtir. İnsanların kendi kendine ve sosyal çevresiyle öğrenmeleri devam ederken yanı sıra eğitim ve öğretim ortamlarında öğrenme türleri bulunmaktadır. Yirmibirinci yüzyılda teknolojik ve bilimsel yaşam insanları giderek öğrenme kavramına itmektedir ve her geçen gün insan doğası ile ilgili daha fazla bilgilenmeyi zorunlu hale getirir. Eğitimin özellikle bu denli öncelikli olması, eğitimcilerinde bu konuda daha fazla donanım sahibi olmalarını gerekli kılar. Özellikle insanın ve dolayısıyla toplumun ve ülkenin yaşam kalitesini arttırıcı en büyük çabanın eğitimden geçtiğini göz önünde bulundurursak öğrenciye bakış açımızdan insan eğitimine verdiğimiz öneme kadar daha fazla üzerine eğilmemiz gerekir. Türkiye Cumhuriyeti hızlıca gelişen ve genç nüfus ağırlıklı bir ülkedir. Ülkenin kalkınması, refaha ulaşması genç nüfusun eğitimde sergilediği başarıyla ve gençlerin toplumdan, ailesinden, akranlarından ve eğitimcilerden aldığı sosyal destek algısıyla paralel ilerler. Sosyal destek, bireyin içinde bulunduğu toplumda sayılan sevilen sorumluluk verilen bireyinde kendini yalnız hissetmediği ve toplumun bir üyesi olduğuna inandığı, benlik dugusunun hissedilebildiği sosyalliği sağlar. Sınav kaygısı, öğrenme sürecini etkileyen en önemli etmenlerden biridir. Her öğrencide farklı seviyelerde sınav kaygı bulunmaktadır. Öğrencilerin sınav kaygısı sosyal destek yardımıyla kontrol altına alınarak avantaja çevirilirse öğrenme düzeyi artar ancak sosyal desteğin düşük seviyelerde olduğu ya da hiç olmadığı toplumlarda kaygı bireyi kontrolü altına alır ve öğrenme düzeyini düşürür dolayısıyla akademik başarı düzeyide olumsuz etkilenir. Bu çalışmanın ilk amacı, öğrenme yaklaşımları, bilişsel sınav kaygısı ve algılanan sosyal destek değişkenleri arasındaki ilişkileri incelemektir. Ayrıca çalışmada öğrencilerin cinsiyet, yaş, bölüm, sınıf, gelir düzeyi ve genel not ortalaması (akademik başarı) değişkenlerine göre öğrenme yaklaşımları, sosyal destek algıları ve bilişsel sınav kaygı düzeylerindeki farklılıklarını belirlemek amaçlanmıştır. Araştırmaya Fırat Üniversitesi İİBF İşletme ile Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi bölümünde okuyan ve gönüllü olan toplam 217 öğrenci katılmıştır. Çalışmanın sonucunda, araştırma değişkenleri arasında ilişkilerin olduğu belirlendi. Ayrıca düzenlenmiş iki faktörlü çalışma süreci ile sosyal destek toplam değerlerinin cinsiyete göre farklılık gösterdiği belirlendi. GNO(genel not ortalaması) itibariyle de; bilişsel sınav kaygısı toplam değerlerinin farklılaştığı bulundu. Son olarakda düzenlenmiş iki faktörlü çalışma süreci faktörünün (yüzeysel öğrenme), hem sınıfa hemde gelire göre; revize edilmiş bilişsel sınav kaygısı faktörünün (başarısızlık odaklı bilişsel sınav kaygısı) gelire ve sosyal destek faktörününde (özel bir insan) sınıfa göre farklılaştığı belirlendi. Anahtar Kelimeler: Öğrenme, Öğrenme Yaklaşımları, Algılanan Sosyal Destek, Bilişsel Sınav Kaygısı, Üniversite öğrencileri

Algılanan sosyal destekSosyal destekSınav kaygısı+3
Esra Sultan Yardımcı
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de iklim değişikliğinin enerji ve tarım sektörüne etkisi üzerine ekonometrik bir uygulama

Sanayi devrimi sonrasında enerji ihtiyacının artması nedeniyle fosil yakıt tüketiminde ciddi artışlar yaşanmıştır. İnsanoğlunun bitmek bilmeyen çıkar mücadelesi ve çevrenin tahribatını görmezden gelmesi, sera gazının atmosferde birikmesine küresel ısınmanın yaşanmasına, buna bağlı olarak da iklim değişikliklerinin oluşmasına neden olmuştur. Bu sera salınımları güneşten gelen enerjide, atmosferin bileşiminde ve yeryüzünün fiziki karakterinde önemli değişimler meydana getirmiştir. Değişimler sonucu farklı doğal süreçler oluşmuş ve bu değişimlerin devam edeceği tahminleri üzerine günümüzde farklı iklim senaryoları geliştirilmiştir. İklim değişikliği konusunun çok yönlü bir konu olması nedeniyle ekonomik, sosyolojik ve kültürel birçok açıdan etkisinin değerlendirilmesi büyük önem taşımaktadır. İklim değişikliği ile birlikte değişen unsurlardan birisi de dünya ekonomisi olmuştur. Süreç ekonominin seyrinin değişmesine, ülke ekonomilerinde önemli maliyet kalemlerinin oluşmasına ya da mevcut maliyet kalemlerinin yükselmesine neden olmuştur. Yaşanan bu süreç son yıllarda iklim değişikliği alanında farklı disiplinlerde uluslararası ve ulusal birçok çalışma yapılmasına neden olmuş, konu akademik platformun öne çıkan konuları arasında ilk sıralarda yerini almıştır. Bu çalışmada Türkiye'de iklim değişikliğinin seçilmiş sektörler üzerine etkisi ele alınmıştır. Çalışmada ele alınan sektörler enerji ve tarım sektörü olup iklim değişikliğinin etkileri ekonometrik model ile ortaya konmak istenmiştir. Enerji sektöründe Türkiye'de Çevresel Kuznet Eğrisi'nin varlığı test edilirken, tarım sektöründe ise ürün verimliliği perspektifinde iklim değişikliğinin etkileri Granger Nedensellik Testi ile analiz edilmiştir. Çalışmada enerji sektörü için 1960-2017 yılları esas alınırken, tarım sektöründe ise 1970-2017 dönemleri esas alınmıştır. Çalışmanın konuyu sektörel bazda ele alması, ayrıca tarım sektöründe ürün verimliliği bazında etkisinin değerlendirilmesi çalışmanın özgün yönünü oluşturmaktadır. Çalışmada elde edilen sonuçlardan yola çıkarak enerji sektörü ve tarım sektörüne yönelik Türkiye için iklim politikaları oluşturulmuş, sürecin sektöre etkileri spesifik olarak ortaya konmuş ve buna yönelik iki sektör için iklim politikaları geliştirilerek literatüre katkı sağlanması hedeflenmiştir. Anahtar Kelimeler: İklim Değişikliği, Enerji sektörü, Tarım sektörü, Çevresel Kuznets Eğrisi, Granger Nedensellik Testi

Enerji sektörüGranger Nedensellik TestiTarım sektörü+2
Ayşe Boyraz
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

İnsan kaynakları yönetiminde dengelenmiş sonuç kartı kullanımı: SIEMENS örneği

Kaplan ve Norton'un 1990 yıllarından başlayarak işletmelerin performans ölçümünde kullanılmak üzere geliştirdikleri Dengelenmiş Sonuç Kartı sistemi bugün stratejik bir yönetim sistemi halini almıştır. Dengelenmiş Sonuç Kartı sistemi şirketlerin kaynaklarını, insan sermayesini verimli bir şekilde kullanmalarını ve performans sonuçlarının süreçlerle yönetilmesini sağlar, aynı zamanda başarıya yönelik detaylı bir plan olarak da tanımlanabilir. Stratejileri aksiyon adımları haline dönüştüren bu sistem aynı zamanda bir sürekli iyileştirme metodu olarak da görülebilir. Dengelenmiş Sonuç Kartı strateji- hedef- performans ölçümü ve geri bildirim şeklinde çalışmaktadır. Günümüz zorlu ekonomik koşullarında rekabet etmek için insan sermayesi çok önemli bir faktördür. Dengelenmiş Sonuç Kartı hakkında birçok araştırma bulunmasına rağmen insan kaynakları yönetimi etkinliği ölçümü konusunda literatürde sınırlı sayıda çalışma bulunmaktadır. Bu çalışma ile Dengelenmiş Sonuç Kartı yöntemi kullanılarak İnsan kaynakları yönetimi etkinliğinin ölçümlenmesi çalışılmıştır. Bu çalışma kapsamında öncelikle bir İnsan kaynakları strateji haritası oluşturulmuş daha sonra insan kaynakları Dengelenmiş Sonuç Kartı yaratılmış ve neticeler ölçümlenmiştir. Düzenlenmiş olan İnsan kaynakları Dengelenmiş Sonuç Kartı neticelerinin belirlenmesi ve etkin insan kaynakları uygulamaları ile işgören tatmini ve olumlu işgören tutumu arasındaki ilişkiler incelenmek üzere anket çalışması yapılmıştır. Bu çalışma Dengelenmiş Sonuç Kartı sisteminin insan kaynakları yönetiminin etkinliğinin ölçümünde de kullanılabileceğini ve is tatmini, işveren tutumu ile etkin insan kaynakları yönetimi uygulamaları arasında pozitif bir bağ olduğunu tartışmıştır.

Dengeli ölçüm kartıSIEMENSYönetim+2
Evren Sıtkı Güvenç
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Sayıştay denetiminde risk odaklılık

832 sayılı Sayıştay Kanununu yürürlükten kaldıran 6085 sayılı Sayıştay Kanununun kabul edilmesiyle Sayıştay denetimlerinde %100 inceleme zorunluluğu kalkmış ve önceden yalnızca uygunluk denetimi olan Sayıştayın temel görevi, uygunluk denetimi ile muhasebe denetiminin birlikte yürütülmesi anlamını taşıyan düzenlilik denetimi olmuştur.Yeni kanun, Sayıştayın denetimi ile ilgili esaslı değişiklikler yaparken bir çerçeve oluşturmuş, denetim sürecine ilişkin detayları ise yönetmelik ve denetim rehberlerine atıf yaparak Sayıştaya bırakmıştır.Sayıştay, yaklaşık 800 denetçi ile Türkiye'deki bütün genel bütçe kapsamındaki idareler, özel bütçeli idareler, düzenleyici ve denetleyici kurumlar, sosyal güvenlik kurumları, mahalli idareler ile iktisadi teşekküllerini ve kamu iktisadi teşebbüslerini denetleme görevini üstlenmiş bulunmaktadır. Bu görevi yerine getirebilmesi için denetim kaynaklarını verimli kullanmak ve denetimde riskli alanları tespit edip bu alanlara yönelmek gereklidir.Bu amaç doğrultusunda çalışmada, kamu kurumlarında sıklıkla karşılaşılan hatalar ele alınmış, denetimin bu alanlara yöneltilmesi gerektiği vurgulanmıştır.

DenetimKamu kuruluşlarıRisk+2
Mehmet Yavuz Keklikoğlu
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Dünyada ve Türkiye'de kooperatiflerin ekonomik ve sosyal kalkınmadaki rolü

Bu çalışmanın amacı; dünyada ve ülkemizde değişik alanlarda faaliyet gösteren kooperatif türlerini ve bunların ekonomik ve sosyal kalkınmaya etkilerini açıklamak, kooperatiflerin yaşanan ekonomik krizlerde güçlü bir işletme modeli olarak varlıklarını sürdürebildiklerini göstermek, kooperatif sektörü hakkında toplumun değişik kesimleri arasında farkındalık yaratılmasını sağlamak ve sektöre yönelik alınması gerekli tedbirleri ortaya koymaktır. Bu kapsamda, dünyadaki ve Türkiye'deki kooperatif hareketi makro bir bakış açısıyla ele alınıp, titiz bir şekilde incelenmiştir. Oldukça kapsamlı yerli ve yabancı literatür taramasının yapıldığı çalışmada ülke uygulamalarına yer verilmiştir.Üyelerinin menfaatleri gözetilerek ticari işletmeler şeklinde oluşturulan kooperatifler, özellikle ekonomik krizlerin atlatılmasına ve piyasa başarısızlıklarının giderilmesine yönelik bir model önerisidir. Kendi içinde yardımlaşma esasına dayalı olarak oluşturulan kooperatifler, yoksullaşmış ve marjinalleşmiş kesimlerin yaygın olarak dahil olabildiği yapılardır. Kooperatifler, özellikle erişilmesi zor kırsal alanlar ile özel teşebbüs ve kamu girişimlerinin zayıf olduğu bölgelerde, yerel halkın örgütlenmesini ve ekonomik durumlarının güçlendirilmesini sağlamakla kalmazlar, aynı zamanda girişimci kalkınmayı da teşvik eder ve desteklerler. Bunun yanı sıra kooperatifler; sosyal içerme, toplumsal yaşam biçimi ve cemiyet oluşumunu geliştirirken, verimli istihdam yaratılmasına, gelirlerin artırılmasına ve yoksulluğun azaltılmasına da önemli ölçüde katkıda bulunurlar.Ekonomik ve sosyal işletmeler olan kooperatifler dünya genelinde birçok alanda istihdam oluşturmaya yardımcı olmaktadır. Genç nüfusun fazla olduğu ülkemizde en önemli sorunların başında gelen işsizliğin son yıllarda daha da arttığı dikkate alındığında, ülkemizin ekonomik ve sosyal yönden kalkınmasında kooperatiflerin son derece önemli kuruluşlar oldukları anlaşılmaktadır. Türkiye'de tüm kooperatiflerde doğrudan istihdam edilen personel sayısı yaklaşık 99 bin civarındadır. Bu istihdamın büyük bölümünü (yaklaşık yüzde 44'ü) konut yapı kooperatiflerinde çalışanlar oluşturmaktadır. Bu durum, kooperatiflerin istihdama katkısının hiç de küçümsenemeyecek bir boyutta olduğunu, KİT'lerde çalışanların yüzde 57'si oranında bir istihdam kapasitesi oluşturduklarını ortaya koymaktadır.Türkiye'de; tarım ürünlerinin pazarlanması, kırsal kalkınmanın sağlanması, tarımsal kredi temini, şeker üretimi, sulama, konut üretimi, eczacılık vb. gibi alanlarda önemli paya sahip olan kooperatifler, ekonomik ve sosyal kalkınmaya da katkıda bulunmaktadır. Bununla birlikte, kooperatiflerin sermaye yapısının güçlendirilmesi ve finansman sorunlarının giderilmesi için, dünyada başarılı uygulama örnekleri bulunan ?kooperatif bankacılığının? ülkemizde kurulmasının gerekli olduğu düşünülmektedir.Anahtar Sözcükler;1.düzgün iş2.sosyal içerme3.işçi kooperatifleri4.geçinme5.kâr amaçlı ortaklık6.üyelerin sahibi olduğu kooperatif bankaları7.karşılıklı ve dayanışmalı istihdam8.paylaşımlı istihdam

Ekonomik kalkınmaKooperatif yapılarıKooperatifler+4
Nebi Çelik
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2012
00
DoctorateOpen AccessTR

Algılanan kalitenin hastane marka değerine etkisi: Tüketici değerlendirmesi

Günümüz iş dünyasında her sektörde olduğu gibi sağlık sektöründe yer alan işletmelerinde artan rekabet şartlarına uyum gösterebilmek için, kaliteli ve etkin hizmet sunmanın yanında rakiplerinden farklı kılacak uygulamalara ihtiyaçları vardır. Bu farklılığı yaratacak en önemli uygulamalardan birisi olan markalaşma, kendine özgü özellikleri ile diğer mal ve hizmet üreten işletmelerden farklı olan sağlık işletmeleri için oldukça önemlidir. Marka oluşturmanın önemli bir parçası ise, müşterinin risk algısını azaltan, müşteri tatminini ve rekabet avantajı sağlayan marka değeri oluşturmak olarak kabul edilir.Marka değeri konusunda farklı sektör ve işletmelerde yürütülen birçok bilimsel çalışma olmasına rağmen, sağlık sektöründe uygulama alanı henüz yeterli çalışmaya rastlanılmamıştır. Bu çerçeveden yola çıkılarak yapılan bu çalışmada amaç, tüketicilerin bakış açısıyla literatürde marka değeri boyutları olarak tanımlanan algılanan kalite, marka bağlılığı, marka farkındalığı ve marka çağrışımının, hastane marka değerine olan görece önem ve etki derecelerinin tespit edilmesi, özellikle de algılanan kalitenin hastane marka değerine olan etkisini ortaya koymaktır. Çalışmanın uygulama kısmında kullanılan anket soruları, Aaker tarafından önerilen marka değerleme yöntemlerinden tüketici algı ve tercihleri dikkate alınarak gerçekleştirilen tüketici temelli model temel alınarak hazırlanmıştır.Çalışma sonucunda, tüketicilere göre Sakarya il merkezinde faaliyet gösteren hastanelerin marka değerlerinde en etkili boyutun algılanan kalite olduğu ortaya çıkmıştır (tahmin değeri=0,48, t-değeri=5,370). İkici en yüksek etkiyi ise marka çağrışımı boyutu göstermektedir (tahmin değeri=0,25, t-değeri=2,840). Ancak marka farkındalığının hastane marka değerine anlamlı bir etkisinin olmadığı (tahmin değeri=-0,07, t-değeri=-1,246), marka bağlılığının ise gösterdiği etkinin beklenenin altında olduğu saptanmıştır (tahmin değeri=0,22, t-değeri=2,536). Dolayısıyla bu sonuçlardan yola çıkılarak hastane yöneticilerine, yapmış olduğu faaliyetler ile ilgili çeşitli halkla ilişkiler metotları kullanarak tüketicilerin bilinçlendirilmesi önerilmektedir.

Algılanan kaliteHastanelerKalite+2
Oğuz Işık
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Dünya'da ve Türkiye'de dış borç sorunu ve dış borcun sürdürülebilirliği

Bu çalışma, ülkelerin ekonomik gelişmişlik seviyeleri ile dış borçlarının sürdürülebilirliği ilişkisini, ülkelerin kendine özgü tarihsel, sosyal ve ekonomik özelliklerini de dikkate alarak, dış borç oranları ve ekonometrik modelle incelemeyi amaçlamaktadır. Finansal ekonomi olgusunun geliştiği ve dış ticaretin global olarak serbestleştiği sermayenin küreselleşmesi dönemi, 20.yüzyılın son çeyreği ile beraber hız kazanmıştır. Bu gelişme, ekonomik büyümenin dış kaynaklarla finanse edilmesinin, daha sık başvurulan bir politika aracı haline gelmesine yol açmıştır. Ancak, 1980'lerde başlayan ve gelişmekte olan ülkelerde ardı ardına patlak veren dış borç krizleri, dış finansmanın sınırsız bir kaynak olmadığını ortaya koymuş ve dış borçların sürdürülebilirliği kavramının iktisat doktrinine yerleşmesini sağlamıştır.Ulusal tasarrufların yetersiz olduğu ekonomiler, dış borçlanma yöntemine sıklıkla başvurmaktadır. Ancak, her ülke aynı şartlarda dış kaynak temin edememektedir. Bunun sebebi, gelişmişlik düzeyinin, kreditörlerin risk algısını aşağı çekmesidir. Ekonomik büyümeyi yakalayabilmek için dış borçlanmaya şiddetle ihtiyaç duyan az gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerin kredibilite problemi bulunmaktadır. Bu durum, dış borçlanmanın maliyetini artırmakta, sürdürülebilirliği zorlaştırmaktadır. Öte taraftan, gelişmiş ülkeler ise, dış borçların sürdürülebilirliğini, ekonomik, politik ve tarihi birçok avantaj nedeniyle, düşük risk primi ödeyerek sağlayabilmektedir.Dış borç teorisinde esas alınan temel rasyolar vasıtasıyla yapılan analizin de gösterdiği gibi, dış borçların sürdürülebilirliği, ülkelerin gelişmişlik düzeyi, sahip olduğu mukayeseli üstünlüklerin kapsamı ve ekonomi politikalarının kalitesinin bir fonksiyonu niteliğindedir. Ancak, hali hazırda içinden geçtiğimiz küresel finansal ve ekonomik kriz, gelişmişlik düzeyi yüksek olan ülkelerin dahi dış borçlarının sürdürülebilirliği konusunda kaygılar oluşabileceğini göstermiştir. Bu nedenle, ihtiyatlı ve uzun vadeli bakış açısına sahip ekonomi politikaları, dış finansmana ihtiyaç duyan ve bunu sürekli kılmayı arzulayan her ekonomi için ön koşul niteliği taşımaktadır.Anahtar Sözcükler1. Dış Borç2. Dış Borç Sürdürülebilirliği3. Ekonomik Gelişmişlik Düzeyi4. Dış Borç Yönetimi5. Dış Borç Krizleri

BorçlarDış borç yönetimiDış borçlanma+3
İskender Suvay
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye enerji piyasaları, doğalgaz dağıtım sektöründe sektör riskinin hesaplanması ve özellikli bir firmada kaynak maliyetinin belirlenmesi

Son yıllarda Türkiye enerji sektöründe yaşanan gelişmelerle birlikte sektöre yapılan yatırımlar gözle görülür bir şekilde artmaktadır. Bu bağlamda, enerji piyasalarından biri olan doğalgaz dağıtım sektörüne yapılacak yatırım kararlarının değerlendirilmesinde ve uzun vadeli kredi finansmanında bir öngörü oluşturularak sektörün riskinin ve özellikli bir firmada ağırlıklı ortalama sermaye maliyetinin belirlenmesi ve söz konusu sektörde yaşanan ve gelecekte yaşanacaklara ilişkin bir görüş oluşturmak bu çalışmanın amacını oluşturmaktadır. Bu amaç doğrultusunda Türkiye enerji piyasaları hakkında genel bir bilgi verilmiş, doğalgaz sektörü detaylı olarak anlatılmış, ancak hesaplamalarda doğalgaz dağıtım sektörü ile sınırlı kalınmıştır. Diğer taraftan piyasada faaliyet gösteren şirketlerin verileri gizlilik esası çerçevesinde değerlendirilmiş ve hesaplamalarda şirket isimleri kullanılmamıştır. Bu kapsamda doğal gaz dağıtım sektöründe faaliyet gösteren 44 şirketin verileri üzerinden sektör riski analizi yapılmış ve tek bir firma için ağırlıklı ortalama sermaye maliyeti analizi yapılmıştır. Yapılan değerlendirmeler sonrasında;?Sektör için beta katsayısı 0,418 olarak hesaplanmıştır.?Sektörü temsil kabiliyetine sahip dört firmanın birleşik kaldıraç dereceleri 4,96 ile 11,93 arasında değişmektedir. Bu sebeple satışların artması durumunda hisse başına karlılıklar da hızla artacaktır.?Sektörün tahsilat riskinin yok denecek kadar az olduğu,?Sektörün tarifelerinin düzenleyici kuruluş tarafından belirlenmesinin sektörün politik riskini oluşturduğu,?Sektörün ekonomik dalgalanmalara duyarlı olduğu,?Sektörün büyüme döneminde olduğu,?Konut tüketimlerindeki düzensizliğin sektör için risk oluşturduğu,Sonuçlarına ulaşılmış ve sektörü temsil kabiliyetine sahip özellikli bir firma için borçlanma maliyeti %13,50, risksiz getiri oranı %8,47, Betası 0,4373, piyasa risk primi %14,48 hesaplanarak sektör ağırlıklı ortalama sermaye maliyeti CAPM modeli kullanılarak vergi öncesi %14,09 vergi sonrası da %12,61 olarak hesaplanmıştır.

DağıtımDoğal gaz dağıtım piyasasıEnerji+6
Serkan Özbilgin
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Termik enerji santrali işletmeleri için mali fizibilite çalışmaları, yatırım finansmanı ve örnek bir uygulama

Ülkemiz, enerji kaynakları açısından büyük ölçekte dışarıya bağımlıdır. Enerji çeşitlerinden biri olan elektrikte; doğal gaz, kömür ve fuel oil kaynakları göz önüne alındığında, yaklaşık % 55'i ithal kaynaklara bağımlıdır. Tez konusu olan Termik Enerji Santralleri İşletmelerindeki Mali Fizibilitesi de, son derece güncel bir konu olan, enerji üzerine dikkat çekmek amacıyla hazırlanmıştır. Termik Enerji Santrallerinin kaynaklarından biri de kömürdür. Ülkemiz özellikle Termik Enerji Santrallerinde kullanılabilecek linyit kaynakları açısından zengindir. Kendi doğal kaynaklarımızdan biri olan Linyit Kömürü ile, enerjide dışa bağımlılığı azaltarak, aynı zamanda verimli bir enerji alternatifi olarak değerlendirebiliriz. Bilinen fosil yakıtları içinde; petrolün yaklaşık 40, doğalgazın 65 ve kömürün ise yaklaşık 240 yıllık daha görünür rezervlerinin bulunduğu bilinmektedir. Ekonomik olarak diğer önemli bir konu da; özellikle evlerde ve sanayide kullanılamayan düşük kalorili kömürlerin, Termik Enerji Santrallerinde kullanılması mümkündür. Tez içeriğinde amacına uygun olarak; Çankırı İli, Orta İlçesinde yapılması planlanan 135 MW gücünde Termik Enerji Santralinin mali fizibilitesinin irdelenmesi yer almıştır. Bu kapsamda ele alınan uygulama örneğinin; yatırım kararlarına etkileyecek finansal verileri muhtelif açılardan ele alınmaktadır. İlk defa bu tez çalışması için yapılan; riskli ortamlarda Termik Enerji Santralinin mali fizibilitesinin nasıl değerlendirilebileceği ve yatırıma nasıl karar verileceği konusu da irdelenmiştir.Anahtar Sözcükler1. Termik Enerji Santrali2. Enerji Fizibilitesi3. Mali Fizibilite4. Yatırım Projelerinin Değerlendirilmesi5. Linyit Kömürü Enerjisi

Enerji santralleriFinansmanFizibilite raporu+2
Zeki Ekinci
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Öğrencilerin üniversite örgüt kültürü algılamaları: Gazi Üniversitesi İİBF'de bir araştırma

Bu çalışmanın amacı, Gazi Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi dördüncü sınıf öğrencilerinin üniversite kültürü algı düzeylerini belirlemektir. Çalışma üç bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde kültür ve örgüt kültürü, ikinci bölümde ise üniversitelerde örgüt kültürü üzerinde durulmuştur. Çalışmanın uygulama aşamasını oluşturan üçüncü bölümde İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi dördüncü sınıf öğrencilerinin üniversite kültürü algı düzeyleri incelenmiştir.Çalışmanın amacına uygun olarak demografik özellikler ve örgüt kültürü arasındaki ilişkinin ölçülmesinde anket yöntemi kullanılmıştır. Toplam 30 sorudan oluşan anket, değişik bölümlerden 319 Gazi Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi dördüncü sınıf öğrencisine uygulanmıştır. Araştırma sonuçlarının incelenmesinde SPSS 12 programı kullanılmıştır. Araştırma sonucuna göre, genel olarak örgüt kültürü boyutları açısından öğrenciler orta düzeyde bir algılamaya sahiptirler ve demografik özelliklerle örgüt kültürü boyutları arasında istatistiksel olarak anlamlı farklılığın olduğu ilişkilere rastlanılmıştır. Denilebilir ki, en önemli amacı etkin bir eğitim sürecini gerçekleştirmek olan üniversitelerin bu amaca hizmet edecek uygun bir üniversite kültürüne sahip olması gerekmektedir.Anahtar Sözcükler:1.Kültür2.Örgüt Kültürü3.Üniversite4.Algı5.Öğrenci

AlgıKültürÖrgüt kültürü+2
Harika Güneş
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Tedarik zinciri yönetimi ve maliyetlere etkisi

İster üretim, ister ticari, isterse hizmet işletmesi olsun, çıktı elde eden bütün işletmeler tedarik faaliyeti yapmak zorundadır. Bu nedenle tedarik fonksiyonu, işletmelerin en temel ve en stratejik fonksiyonlarından biridir. Tedarik fonksiyonu; istenilen kalite ve miktarda, uygun fiyatla, doğru zamanda gerekli her türlü girdinin tedarik edilmesi sorumluluğunu üstlenir. Ancak bu stratejik önemine rağmen tedarik fonksiyonu, hala ülkemiz işletme literatüründe ve birçok işletmede bağımsız bir fonksiyon olarak yer bulamamaktadır.Tedarik zinciri yönetimi; tedarik ve satın alma, üretim, pazarlama ve lojistik faaliyetlerin bütünlüğünü, zincire üye işletmeler arasındaki faaliyetlerin uyumlaştırılmasını gerektirir. Bunun yanında TZY; tedarikçilerin stratejik ortakolarak değerlendirilmesini, karşılıklı ilişkilerin geliştirilmesini, işletmelerin üretim, yönetim ve organizasyon yapılarının değiştirilmesini içeren çok yönlü bir yönetim anlayışıdır.Maliyetlerin ölçülmeden ve analiz edilmeden düşürülmesi çok zordur. İşletmelerde oluşan maliyet ve gelir unsurlarının tedarik zinciri kapsamında sınıflandırılarak analiz edilmesi, işletmelerin maliyet düşürmede ve gelir artırmada hangi unsurlar üzerinde iyileştirme yapabileceğini göstermesi bakımından önemli bir faaliyettir.Çalışmada; bir işletmenin, maliyet ve gelir unsurları, tedarik zinciri yönetimi kapsamında sınıflandırılarak değerlendirilmiş ve tedarik zinciri yönetimi uygulamalarının maliyetler üzerindeki etkisi belirlenmeye çalışılmıştır.

MaliyetTedarikTedarik zinciri+2
Gülşen Can
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Örgütlerde performans değerlendirmesi ve kamu iktisadi teşebbüslerinde bir uygulama

Bu tezin amacı, kamu iktisadi teşebbüslerinde yöneticilerin günümüzde giderek daha fazla önem kazanan performans değerlendirmesinde hangi kriterlere daha fazla önem verdiklerini ortaya koymaktır. Bu amaca uygun olarak, öncelikle performans değerlendirmesi, önemi, performans değerlendirmesinin tüm adımları ve performans değerlendirme sonuçlarının kullanıldığı alanlar teorik bir çerçevede incelenmiş ve detaylı bir literatür taraması yapılmıştır. İzleyen bölümde, kamu kesiminde personelin sicil yoluyla nasıl değerlendirildiği ve bu sisteme yapılan eleştiriler yer almaktadır. Yine aynı bölümde kamu iktisadi teşebbüslerinin kuruluşu, tarihçesi, personelinin statüsü incelenmiş ve performans değerlendirme sistemi ele alınmıştır.Tezin araştırma kısmı olan son bölümde ise, bir kamu iktisadi teşebbüsü olan Devlet Malzeme Ofisi'nde orta ve üst kademe yöneticilerin personeli değerlerken hangi kriterlere daha fazla önem verdikleri araştırılmıştır. Analiz sonucunda, yöneticiler tarafından soru bazında en fazla yapılan işin kalitesine önem verdikleri gözlemlenmiştir. Aynı zamanda soru grupları baz alındığında da yöneticilerin en fazla yöneticilik yeteneklerini ön planda tuttukları görülmektedir. Yöneticilerin takip ve denetime önem vermekle birlikte astlarında yöneticilik vasıfları ile sosyal yönlerini de ön planda tuttukları sonucuna varılmıştır.Anahtar Kelimeler: Performans değerlendirme, performans değerlendirme kriterleri, kamu iktisadi teşebbüsleri, sicil, Devlet Malzeme Ofisi.

Devlet Malzeme OfisiKİTPerformans değerlendirme+1
Ebru Satır
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

İnsan kaynakları yönetimi perspektifinden Türkiye'de 1990 sonrası dönemde istihdamı teşvik politikaları, sorunlar ve çözüm önerileri

ORHAN, Sadettin. İnsan Kaynakları Yönetimi Perspektifinden Türkiye'de 1990 Sonrası Dönemde İstihdamı Teşvik Politikaları, Sorunlar ve Çözüm Önerileri, Yüksek Lisans Tezi, 2011Aktif istihdam politikaları, 1990'lı yıllarla birlikte gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerin istihdam politikaları içerisinde önemli bir ağırlık kazanmaya başlamıştır. Bu anlamda aktif istihdam politikalarının bir aracı olan istihdam teşviklerine de işsizlikle mücadelede sıkça başvurulmaktadır.Bu çalışmada, Türkiye'de 1990'lı yıllar itibariyle uygulanan istihdamı teşvik politikaları İnsan Kaynakları Yönetimi bakış açısıyla incelenmiş ve bu politikalara yönelik gerek literatürdeki eleştiriler ve gerekse kendi eleştirilerimiz dile getirilmiştir. Uygulanan teşvik politikalarıyla ilgili olarak tespit edilen eksiklikler de dikkate alınmak suretiyle, Türkiye için istihdamı teşvik politikalarına dair öneriler bütünü oluşturulmuştur. İleri sürülen öneriler, istihdamı artırmak amacıyla yürürlüğe konulacak bir teşvik politikasının hazırlık, uygulama ve uygulama sonrası değerlendirme aşamalarını kapsamaktadır. Bu yönüyle çalışmamız, Türkiye için hazırlanmış bir ilk deneme niteliğini haizdir.

Teşvik politikalarıTeşviklerİnsan kaynakları yönetimi+2
Sadettin Orhan
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Kurumsal yönetim ve ilgi grupları açısından TMS1 finansal tabloların sunuluşu standardının önemi

Büyük şirket skandallarının meydana gelmesi şirket yönetiminin ve yönetişim anlayışının yeniden sorgulanmasını ve bu konuda uluslar arası kuruluşların belirli ve ortak kullanılıp uyulabilecek kriterleri bulmalarını zorunlu kılmıştır. OECD'nin belirlemiş olduğu ilkeler bir çok ülke ve kurum tarafından benimsenip her kuruluş ve ülke kendi özel durumları doğrultusunda belirlenen bu ilkelerle yakınsama sağlamışlardır. Yatırımcılar, Halka açık anonim ortaklıkların kar getirilerine yatırım yapmak için Finansal tabloların güvenilir, gerçeğe uygun, anlaşılabilir ve yorumlanabilir olmasına büyük önem vermektedirler. Finansal tabloların bütün bu özellikleri taşıyabilmesi için Uluslar arası Muhasebe Standartları Kurulu (IASB) bütün dünyada geçerli olabilecek muhasebe standartlarını oluşturma ve ülkeler arası yakınsamayı sağlama ve ortak bir muhasebe dili yaratmada önemli adımlar atmıştır. Ülkemizde de TMSK kurulmuş ve UMS ve UFRS aynen tercüme edilerek Türkiye Finansal Raporlama Sistemi (TFRS) olarak yürürlüğe konulmuştur. Bu Çalışmada kurumsal yönetim ilkeleri ve TMS1 e göre finansal tabloların sunumu ve dipnotların açıklanması incelenmiş, finansal tablo kullanıcıları ve ilgi grupları açısından karar almalarında özellikle dipnotların önemli olduğu açıklanmıştır. TMS1'in finansal tablolarda yapmış olduğu değişiklikler İMKB da hisseleri işlem gören ve ülkemizin önde gelen işletmelerinden biri olan Arçelik Anonim Şirketinin finansal tablolarına nasıl yansıdığı ve ilgi grupları için ne anlam ifade ettiği incelenmiştir.Anahtar Kelimeler: Kurumsal Yönetim, TMS1, TFRS1, TMSK

Finansal raporlamaFinansal raporlama standartlarıFinansal tablolar+3
Ekrem Özdemir
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
00
DoctorateOpen AccessTR

Küresel doğan işletmelerin erken uluslararasılaşmasını tetikleyen kurucu ve/veya yönetici özellikleri

Uluslararasılaşma süreci yaklaşımlarına karşıt bir görüş olarak, işletmelerin kurulur kurulmaz ya da kurulmalarını takiben kısa süre sonunda uluslararası pazarlara açılabildiğini öne süren, küresel doğan işletme yaklaşımı birçok araştırmacının ilgisini çekmiştir.Küresel doğan işletmelerin özellikli yapıları üzerine odaklanan araştırmacılar yönetici / girişimci özelliklerinin işletmelerin ihracat davranışı üzerinde etkisi olduğunu sıklıkla gündeme getirmişlerdir. Buradan hareketle araştırma Türkiye'deki küresel doğan işletmelerin yöneticilerine odaklanarak, yöneticilerin sahip olduğu özelliklerin neler olduğunu tespit etmek amacıyla gerçekleştirilmiştir.Çalışmaya küresel doğan öncesi yaklaşımlar, küresel doğan işletmelerin ortaya çıkışında etkili olan faktörler ve küresel doğan işletmelerin özellikleri ile giriş yapılmıştır. Daha sonra yönetici özelliklerine yönelik kavramsal çerçeve oluşturularak araştırmaya geçilmiştir.Küresel doğan işletmelerin yönetici özelliklerine odaklanan çalışmanın doğası gereği nitel araştırma yöntemleri kullanılmış olup, Ankara'da bulunan altı küresel doğan işletme örnek olay deseni ile incelenmiştir. Elde edilen veriler ışığında yöneticilerin sahip olduğu özellikler taksonomi ile ağaç diyagramına yerleştirilerek araştırma modeline ulaşılmıştır.Araştırma sonucunda Türkiye'deki küresel doğan işletme yöneticilerinin / girişimcilerinin sahip olduğu özellikler önceki çalışmaların bulguları ile karşılaştırılmıştır. Bulunan bazı özellikler alan yazınla örtüşürken, medeni hal, sosyal sorumluluk bilinci ve ülke sevgisi gibi bazı özellikler ilk defa bu çalışmada ortaya çıkmış ve yazına yeni katkılar sağlanmıştır.

GirişimcilerNitel araştırma deseniUluslararası işletmeler+3
Ece Konaklıoğlu
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Çalışma yaşamında örgütsel adalet ve örgütsel bağlılık: Bir kamu bankasındaki çalışanların örgütsel adalet ve örgütsel bağlılık algılayışlarının analizine yönelik bir çalışma

Örgütlerde insan kaynakları politikalarının verimli ve etkin işleyebilmesi için, çalışanların örgütsel adalet algılarının örgütsel bağlılık oluşumunu destekler nitelikte olması gerekmektedir. Çalışanların örgütlerde terfi, tayin, ücret düzeyi, çalışma şartları, örgütsel kaynakların bölüşümü, ödüllerin dağıtımı, performans değerlemesi gibi herhangi bir unsurdan dolayı adaletsizlik algılamaları durumunda motivasyon ve performans kaybına uğrayarak örgüte bağlılıklarını yitirmeleri kaçınılmaz olacaktır. Örgüt çalışanları adaletsizliği algıladıkları zaman, bu adaletsizliğin şiddetine bağlı olarak çalıştıkları kuruma, amirlerine, arkadaşlarına ve tüm örgüte karşı olumsuz bir tutum takınmaktadırlar. Bu anlamda örgütsel adalet ve örgütsel bağlılık arasındaki ilişkiyi belirlemek için bu çalışmanın faydalı olacağı düşünülmektedir.Bu araştırmanın amacı, çalışanların içinde bulundukları örgüte karşı adalet ve bağlılık düzeyleri arasındaki ilişkinin bir kamu bankasında tespit edilmesi ve araştırmanın bundan sonraki çalışmalara kaynak oluşturmasıdır. Bu amaç doğrultusunda Türk bankacılık sektöründe önemli yere sahip bir kamu bankası olan T.C. Ziraat Bankası'nda araştırma yapılmış, örgütsel adalet ve örgütsel bağlılığa yönelik veriler yorumlanarak bu iki kavramın kendi içinde ve bazı demografik değişkenlere bağlı olarak anlamlı ilişkiler içerdiği tespit edilmiştir.

BankalarDemografik değişkenlerKamu bankaları+3
Güneş Eğilmezkol
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Türk KOBİ'lerinin küresel krizden etkilenme dereceleri

ÇALIŞMADA, YAŞANILAN KÜRESEL KRİZİN KOBİ'LERE ETKİLERİNİN TESPİTİ, KOBİ'LERİN KRİZDEN EN AZ DÜZEYDE ETKİLENMESİNİN NASIL SAĞLANILABİLECEĞİ ÜZERİNDE ÇALIŞILMIŞTIR.

Ekonomik etkiEkonomik krizFinansman+4
Faruk Güven
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Liderliğin insan kaynakları yönetimi açısından incelenmesi ve bir alan araştırması

Lider belirli bir amaca ulaşmak için bireyleri etkileyerek onları harekete geçiren kimsedir. Liderlik ise liderin yaptığı işlerle ilgili bir süreçtir ve bu süreçte lideri, liderin kendisi, izleyicileri ve koşullar etkilemektedir. Bu üç değişken liderlik tarzlarını belirleyen temel faktörlerdir ve bu faktörler çerçevesinde liderlik yaklaşımları geliştirilmiştir.Liderlik ile ilgili temel yaklaşımlar, Özellikler Yaklaşımı, Davranışsal Yaklaşımlar ve Durumsallık Yaklaşımlarıdır. Ancak bunların yanı sıra karizmatik, etkileşimsel ve dönüşümsel liderlik ile ilgili çalışmalar da bulunmaktadır. Liderlikle ilgili yapılan bütün çalışmalar liderlik sürecine bir katkı sağlamakla birlikte, her durum için geçerli en iyi liderlik tarzının olamayacağı düşünülmektedir. Bu sebeple liderin durumları analiz ederek uygun davranışta bulunması gerekmektedir.Lider ve yönetici farklı kavramlardır. Örgütsel anlamda ise yöneticilerin liderlik özelliklerine sahip olması istenmektedir. Hatta günümüz koşullarında liderlik yöneticinin olmazsa olmaz unsuru olarak kabul edilmektedir.İnsan kaynağı örgütteki en önemli kaynaktır ve insan kaynakları yönetimi örgütsel amaçlara ulaşmak için insan kaynaklarının nasıl daha etkili olabileceği ile ilgilenmektedir. İnsan kaynaklarının daha etkili olabilmesi için liderlik gerekmektedir. Bu sebeple örgütlerde yönetici liderlik ön plana çıkmakta ve yönetici liderlerin davranışlarının yönü son derece etkili olmaktadır.Örgütlerdeki yöneticilerin liderlik özelliklerini belirleyerek hangi tarzda liderlik davranışlarında bulunduklarını tespit etmek için bir alan araştırması yapılmıştır. Bu araştırma ile yöneticilerin liderlik davranışlarının otoriter ve demokratik liderlik arasında olduğu, etkileşimsel tarz yerine ise dönüşümsel liderliğin daha çok görüldüğü; bunun yanı sıra çalışanların demokratik, katılımcı ve dönüşümsel liderlerle çalışmayı daha çok istedikleri sonuçlarına ulaşılmıştır.Doğru işlerin doğru bir şekilde yapılması ile ilgili bir kavram olan yönetici liderlik, İKY'nin insana yönelik bütün süreçlerinde etkili olmaktadır. Özellikle İK'nın sağlanması, yönlendirilmesi, eğitimi ve geliştirilmesi süreçlerinde kendini göstermektedir. Yapılan alan araştırması çalışanların başarılı liderlerin bulunduğu kurumlarda ağırlıklı olarak çalışmayı istediklerini ve çalışanların kendilerinin de liderlikle ilgili eğitimler almayı arzu ettiklerini ortaya çıkarmıştır.Anahtar Sözcükler1.İnsan Kaynakları2.İnsan Kaynakları Yönetimi3.Lider4.Liderlik5.Yönetici Lider

LiderlerLiderlikLiderlik modelleri+4
Başak Bucak Altın
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Yalın üretim prensiplerinin yenileştirilmiş parça üretimi (Remanufacturing) yapan bir firmaya uygulanması

Yenileştirilmiş parça üretimi, yaşam süresini tamamlamış ya da herhangi bir nedenle kullanılamaz hale gelmiş ürünlerin yeniden kullanılabilmesine olanak sağlayan bir üretim şeklidir. Yalın üretim ile en az kaynakla, en kısa zamanda, en ucuz ve hatasız üretim, müşteri talebini karşılayacak şekilde, israfsız ve tüm üretim faktörleri en esnek şekilde kullanılarak sağlanır. Yenileştirilmiş parça üretimi yapan bir firmada yalın üretim prensipleri belli kısıtlar çerçevesinde uygulanabilir. Bu kısıtların en önemlileri belirsiz zaman ve miktarda geri dönen kullanılmış ürünler ve bu ürünlerin yenileştirilirken izleyecekleri yolun farklılığıdır. Bu çalışmada yenileştirilmiş üretim yapan bir firmada yalın üretim prensipleri yardımıyla daha verimli ve hızlı yenileştirmenin yolları üzerinde durulmuştur.

Yalın üretim
Aytaç Şengül
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
00
DoctorateOpen AccessTR

Psikolojik güçlendirme algısının iç girişimcilik üzerine etkisi

Bu araştırmanın ana amacı, psikolojik güçlendirme ve iç girişimcilik değişkenlerinin bazı demografik değişkenlerle ilişkileri ile psikolojik güçlendirmenin iç girişimcilik üzerine olan etkisin belirlemektir. Bu araştırma toplam 32 sorudan oluşan soru kağıdının 543 kişilik bir gruba uygulanması sonucu elde edilen verilere dayanmaktadır. Araştırmada psikolojik güçlendirme ve iç girişimcilik ölçekleri kullanılmıştır. Araştırmanın birinci bölümü psikolojik güçlendirme tanımını, önemini, psikolojik güçlendirme sürecini, psikolojik güçlendirme boyutlarını, psikolojik güçlendirme yaklaşımlarını ve psikolojik güçlendirme sonuçlarını içermektedir. İkinci bölüm, iç girişimcilik tanımını, önemini, iç girişimcilik modelini, boyutlarını ve iç girişimcilik sonuçlarını içermektedir. Son bölüm ise, araştırmanın yöntemini, analizlerini, bulgularını ve sonuçlarını içermektedir. Araştırmadan elde edilen bazı önemli sonuçlar şunlardır: Psikolojik güçlendirme ile iç girişimcilik ile arasında pozitif yönlü (r=0,56) bir ilişki bulunmuştur. Psikolojik güçlendirmenin, iç girişimcilik üzerinde anlamlı etkisinin olduğu bulunmuştur (R²=0.291). Statü ve yaş ilerledikçe, iç girişimcilik ve yenilikçilik davranışlarının arttığı gözlenmiştir. Erkeklerin kadınlara göre daha iç girişimci oldukları, eğitim düzeyi yükseldikçe psikolojik güçlendirmenin anlam boyutunun daha fazla algılandığı, ücret düzeyinin artmasıyla çalışanların daha iç girişimci ve yenilikçi olup, psikolojik güçlendirmenin seçim boyutunu daha fazla algıladıkları bulgusuna rastlanmıştır.

GirişimcilikGüçlendirmePsikolojik güçlendirme+1
Irmak Durmaz
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Yataklı tedavi kurumlarında performans yönetimi ve iç müşteri menuniyetine etkisi: Ankara Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesi örneği

Hastaneler, hasta ve yaralıların tedavi edildikleri merkezler olmaları yanında, toplum sağlığının yükseltilmesinde de önemli rol oynarlar. Hastaneler, hizmet üretim kapasitesi ve sağlık harcamaları bakımından sağlık sisteminin en önemli alt sistemidir. Türkiye'de sağlık insan gücünün çok büyük bir kısmı hastanelerde çalışmaktadır.Taleplerin hızla artarak çeşitlendiği günümüzde, elimizdeki kaynaklar sınırlıdır. Kıt kaynaklarımızı mal ve hizmete dönüştürürken verimsizlikten kaçınmak için yönetim biliminde yeni yöntemler geliştirilmektedir. Bu yöntemlerden biri olan performansa dayalı yönetim anlayışı, ister kurum bazında ister birey bazında olsun çok çalışan ile az çalışanı birbirinden ayırmak için performansı ölçmeyi, değerlendirmeyi ve arttırmayı amaçlayan bir yöntemdir.Bir işletmede verimliliği arttırmak, yönetici yetiştirmek, geliştirmek, ödüllendirmek, yükseltim ve işten işe aktarma kararlarında esaslar belirlemek bakımından performans değerlendirmesi önem taşımaktadır.Sağlık Bakanlığı da performans yönetimi uygulaması ile sağlık hizmetlerinin etkili verimli ve eşit şekilde sunmayı amaçlamıştır. Performansa dayalı ek ödemede amaç sağlık çalışanlarının verimli ve kaliteli sağlık hizmeti sunma konusunda teşvik edilmesi ve olumlu katkıda bulunanların ödüllendirilmesidir.Bu araştırmada performans yönetimi anlayışı içerisinde iç müşterinin sağlık hizmetindeki yeri ve önemi teorik olarak incelenerek, Ankara Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesinde iç müşterilerden olan hemşirelerin performans yönetimi ve performansa dayalı ek ödeme sistemi hakkında tutum ve düşüncelerini belirleyerek, ortaya çıkan sonuçların tartışılmasını amaçlamıştır.Yapılan anket çalışmasının bulgularına göre, hemşire grubu memnuniyeti açısından öne çıkan yönlerinden biri ?PDEÖS'den sonra iş yükümüz arttı? önermesi aritmetik ortalamaya göre en çok desteklenen önermedir. ?PDEÜÖS' nin adil bir şekilde uygulandığı? önermesine katılım çok düşüktür. PDEÜÖS çalışanlar arasında çatışmaya yol açmaktadır önermesi aritmetik ortalamaya göre en çok desteklenen önerilerden biridir. ?PDEÜÖS çalışanları daha çok çalışmaya teşvik etmektedir? ve ?Aldığımız ek ödeme iş yükü artışına bağlı olarak arttı? önermelerine düşük katılım gerçekleşmiştir. ?Sağlık bakımı ve tetkikler nicelik olarak arttı? önermesine katılım yüksektir. ?Hastaların aldığı hizmetin kalitesi PDEÜÖS'den olumlu etkilendi? önermesine katılım düşüktür.Performans yönetiminde hekim dışı grubun iş süreçlerinin tanımlanmadığı ve performans kriterleri içinde yer almadığı ve hekim dışı personelin performanslarının klinik veya hastane ortalamasına göre değerlendirilmesinin hemşire grubunda motivasyonu olumsuz yönde etkilediği düşünülmektedir. Hemşirelerin iş süreçleri tanımlanarak performans kriterleri içine dahil edilmelidir. Hemşirenin hasta bakımı için gerçekleştirdiği tüm işlemler bağlı çalıştığı doktor adına puanlandırılarak, klinik ortalaması üzerinden hemşire grubunun performansını etkilemektedir. Bireysel olarak ekibin performansına yapılan katkı oranında gelirden pay almak hemşire grubu için söz konusu değildir.PDEÖS'nin hizmet sunumu üzerindeki etkisinin sağlık çalışanlarının görüşlerine dayalı olarak ortaya koyulmaya çalışılması ve sağlık hizmetleri sunumunun objektif göstergelerinin değerlendirme dışında tutulması önemli bir eksikliktir. Performans yönetimi gibi özendirici planların uygulanması sırasında, özellikle çalışanların planlara muhalefetinin çoğu kez planın tasarımından çok işleyişinden kaynaklandığı düşünüldüğünde, işleyişe dönük yeni düzenlemeler gerektiği ortadadır.

Hasta memnuniyetiHastanelerHizmet kalitesi+3
Zehra Hekimoğlu Özen
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
00
DoctorateOpen AccessTR

KOBİ'lerin kaynak ihtiyaçları ve uluslararası finansal piyasalardan yararlanma imkanları

KOBİ' lere ilişkin yapılan tüm çalışmalarda kaynak ihtiyaçları ve bunlara ilişkin sorunların ön plana çıktığı görülmektedir. Kaynak ihtiyaçlarıyla ilgili sorunlar saptanarak çözümü için ve özellikle de dış piyasalardan ne ölçüde yararlanıldığının tespiti amacına yönelik olarak hazırlanan tez ile rekabet güçlerinin artırılmasına katkı sağlanacağı düşünülmüştür.KOBİ' lerin en önemli sorunlarının başında kaynak ihtiyacı ve bunun temini olduğu, bu sorunun çözümünde çeşitli nedenlerle iç kaynaklardan yeterince yararlanılamadığı gibi dış kaynaklardan da istenilen düzeyde istifade edilemediği, uluslararası kaynakların etkin bir şekilde temini ve kullanımı sağlanamadan sorunun çözümünde başarılı olunamayacağıvarsayımından hareket edilmiştir.KOBİ'lerin kaynak ihtiyaçlarının nerelerden kaynaklandığı ve nasıl giderildiği, özellikle de uluslararası finansal piyasalardan ne ölçüde yararlanıldığı, bu alanda yaşanan sorunların ve çözüm önerilerinin neler olduğu kapsamındaki çalışmada KOBİ tanımına giren firmalarla sınırlı kalınmıştır. Ankara da faaliyette bulunan KOBİ mahiyetindeki firmalar ve Türkiye'de faaliyette bulunan bankalar üzerinde anket uygulaması yapılmıştır.Öncelikle literatür taraması yapılmıştır. Daha sonra ise KOBİ ve bankalara anket uygulanarak, varsayım doğrulanmaya çalışılmıştır. Kaynak ihtiyaçları ve nedenleri ile çözüm önerileri bizzat KOBİ'lerin ve bankaların görüşlerine dayanılarak ele alınmıştır.Son yıllarda KOBİ'lerin bankacılık sisteminden aldığı pay gittikçe artan bir seyir izlemektedir. Toplam nakit banka kredileri içinde nakit KOBİ kredilerinin payı Ekim 2010 tarihinde %23 düzeyine ulaşmıştır.Yine aynı tarih itibariyle bankaların döviz olarak kullandırdığı nakit KOBİ kredilerin toplam kullanılan nakit KOBİ kredilerine oranı %22 düzeyindedir. Krediler bankaların hem kendi kaynaklarından hem de yurt dışı kaynaklardan kullandırılan kredilerden oluşmaktadır.Yurt dışı kaynakların kullanılmasında ülke içindeki bankalar ve ilgili diğer finansal kuruluşlar aracılık etmektedir. Önceden kredilerin bir çoğu için hazine garantisi istenmekte iken şimdi bu uygulamanın zorunlu olmadığı görülmektedir.1999-2008 yılları arasında ikrazlı yada garantili olarak KOBİ' ler için yurt dışı kaynaklardan temin edilen kredi miktarı yaklaşık 5.1 milyar $ dır. Son yıllarda özel sektörün dış borcu önemli artışlar kaydetmiş olup toplam dış borç içinde kamu sektörünün payının üzerine çıkmıştır. 2009 yılı sonu itibariyle Türkiye'nin 268.2 milyar $ olan toplam dış borcunun içinde özel sektörün payı 171.5 milyar $'a ulaşmış olup 127.3 milyar $ ise uzun vadelidir.KOBİ'lerin kaynak sorunlarının çözümünde olumlu gelişmeler yaşanmasına rağmen henüz istenilen düzeye ulaşılamadığı görülmektedir. Sorunların başta devlet olmak üzere, KOBİ' ler, aracı kuruluşlar ve ilgili diğer taraflar arasında koordinasyon sağlanıp etkin önlemler alınarak, KOBİ konusunun milli bir politika haline getirilerek çözülebileceği sonucuna varılmıştır.

KOBİKaynak kullanımıKaynak sağlama+3
Halit Özen
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
00
DoctorateOpen AccessTR

Uluslararası pazarlamada psikolojik mesafe ve ürün stratejileri arasındaki ilişki: Ampirik bir değerlendirme

İşletmelerin uluslararası pazarlara ürün sunmada tercih ettikleri dış pazara giriş yöntemlerinden birisi ihracattır. Özellikle son yıllarda işletmelerin karşı karşıya kalmış oldukları kolaylıklar ile ihracat faaliyetleri daha da yoğun bir hale gelmiştir. İşletmeler, ihracatta başarılı olabilmek için kendi aralarında ciddi bir rekabet içerisine girmişlerdir. Bunun için de, hedef aldıkları pazarın istek ve ihtiyaçlarını en iyi şekilde karşılayacak olan ürünleri üretebilmek için çaba göstermektedirler. Hedef alınmış olan pazarın psikolojik mesafesi pazarlama stratejilerine yönelik kararların verilmesinde oldukça belirleyici olmaktadır. Yöneticiler ihracat yapmak için seçmiş oldukları pazarın yakınlığına ve uzaklığına göre pazarlama stratejilerinde birtakım düzenlemeler yapmaktadırlar. Bu çalışmanın temel amacı, psikolojik mesafe ile ürün stratejileri arasındaki ilişkiyi ortaya çıkartmaktır. Bunun için de, Türkiye'deki şekerli ve çikolatalı mamuller alanında ihracat yapmakta olan işletmeler üzerinde ampirik bir çalışma yapılmıştır. Çalışmada yer alan işletmelerin iletişim bilgileri İGEME'den temin edilmiştir. Çalışmada veriler anket yolu ile toplanmıştır. Soru formlarının işletme sahibi/işletmenin uluslararası pazarlama faaliyetlerinden sorumlu olan yöneticisi tarafından doldurulması istenmiştir. Anketler elektronik posta aracılığı ile işletmelere gönderilmiştir. 164 işletmeden tam olarak cevap alınabilmiştir. Yapılan araştırma sonucunda, psikolojik mesafenin ürün stratejileri üzerinde etkili olduğu ortaya çıkmıştır.

Gıda sektörüPsikolojik mesafeUluslararası pazarlama+2
Selay Ilgaz Sümer
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Elektronik pazarlama yöntemlerinin incelenmesi: Antalya yöresindeki üç yıldızlı, dört yıldızlı ve beş yıldızlı otel işetmelerinde bir uygulama

Son yıllarda teknolojinin büyük ölçüde ilerlemesiyle, bilgi ve iletişim alanında dolayısıyla internet teknolojisinde önemli gelişmeler sağlanmıştır.Günümüzde bu ilerlemenin yansıması olarak çoğu şirket geleneksel pazarlama yöntemlerinden çok elektronik pazarlama yöntemlerini kullanmaya başlamıştır.Turizm endüstrisi de bu gelişmelerden yararlanmaya ve interneti bir pazarlama aracı olarak kullanmaya başlamıştır.Bu sektörde işletmeler, rekabet üstünlüğü sağlayabilmek için elektronik pazarlama yöntemlerinden azami ölçüde yararlanmak istemektedir. Söz konusu otel işletmeleri elektronik pazarlama araçları kanalıyla daha hızlı, daha az maliyetli işlemler yapıp daha büyük kitlelere kolaylıkla ulaşabilmektedir.İnternetin ilk kullanılmaya başlandığı 1980'li yıllarda internet otel işletmeleri tarafından yalnızca tanıtım amaçlı kullanılırken yani statik bir yapıya sahipken, günümüzde on-line rezervasyondan, tanıtıma kadar çok geniş çapta kullanılmaya başlamıştır.Bu araştırmada, Antalya yöresindeki zincir ve bağımsız otel işletmelerinin web sitelerinde elektronik pazarlama yöntemlerinden ne ölçüde faydalandıkları sorgulanmıştır. Çalışmanın birinci bölümünde bilgi sistemleri ve bilgi teknolojileri konusu ele alınmış, internetin bilgi teknolojileri içindeki yeri sorgulanmış, internet araçları hakkında bilgiler verilmiş, ve son olarak da internetin işletmeler ve müşteriler açısından sağladığı avantajlara değinilmiştir.İkinci bölümde ise, İnternet üzerinde pazarlamanın geleneksel pazarlama ile arasında olan farklar, internet üzerinde pazarlamanın firmalar ve müşteriler açısından sağladığı avantajlar ve dezavantajlar, elektronik pazarlamanın tarihi, ve son olarak internet üzerinde pazarlama karması oluşturulması konusu üzerinde durulmuştur.Ayrıca bu bölümde, elektronik pazarlama yöntemleri ile izinli pazarlama hakkında bilgi verilmiştir.Üçüncü bölümde, Antalya yöresindeki otel işletmeleri inceleneceğinden, turizm pazarlaması konusu kısaca ele alınmıştır.Buna ilaveten turizm pazarının özellikleri ve turizm işletmelerinde pazarlama karması elemanları konusu işlenmiştir.En son olarak dördüncü bölümde Antalya yöresinde bulunan üç, dört ve beş yıldızlı zincir ve bağımsız otel işletmelerinin elektronik pazarlama yöntemlerini özellikle web sitelerinde ne ölçüde kullandıklarına dair otel yetkilileriyle yapılan anketin sonuçlarına Kİ-KARE analizi uygulanmıştır. İstatistiki açıdan Antalya yöresindeki söz konusu otel işletmelerinin elektronik pazarlama yöntemlerini web sitelerinde ne ölçüde kullandıkları hakkında otuz farklı kalemde sorgulama yapılmış ve aralarında ilişki bulunup bulunmadığı açıklanmıştır.

Elektronik pazarlamaElektronik ticaretKonaklama işletmeleri+5
Başak Yavuz
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Kalite yönetiminde altı sigma yaklaşımı ve Arçelik fabrikasında bir uygulama örneği

ÖZETRekabet koşullarının daha da zorlaştığı günümüzde, üretimtesislerinde verimliliğin ve kalitenin önemi giderek artmaktadır. Bu noktada birçözüm metodolojisi olan altı sigma uygulaması da üzerinde önemledurulması gereken bir konudur.Araştırmada altı sigmanın üretim tesislerinde nasıl uygulanabileceği,ne gibi katkılar sağlayabileceği gibi konuların üzerinde durulacaktır.Ülkemizde markalaşmanın önündeki en büyük engelin kalite algısınınyeterince yüksek olmaması olduğu düşünülürek altı sigmanın ülkemizdekiüretim tesislerine kalite prensipleri ve verimlilik açısından ne gibi katkılarsağlayabileceği ve uygulama önündeki zorlukların neler olabileceği dearaştırma içerisinde incelenecektir.Araştırmada Arçelik Bulaşık Makinesi İşletmesi'nde Altı Sigmauygulamalarının nasıl gerçekleştirildiği, ne gibi faydaların elde edilebileceğive hangi zorluklar ile karşılaşıldığının tespit edilmesi amaçlanmıştır. İşte buçalışma altı sigmanın bir işletmeye kalite, verimlilik ve de kapasite kullanımıgibi konularda ne gibi katkılar sağlayabileceğini, bunu hangi yöntemler ilesunabileceğini ve bu sırada ne gibi zorluklar ile karşılaşılabilineceğini ortayakoyan ve bunu bir uygulama yardımı ile pekiştiren bir çalışma olmasıyönünden önemlidir.Çalışmada Arçelik Bulaşık Makinesi Fabrikası'nın verimsizlikler vekalite problemleri ile işletme için sorun teşkil eden dış kapı üretim hattındagerçekleştirilmiştir. Çalışma sonunda dış kapı hattında belirlenen kaliteproblemleri giderilmiştir. Bununla birlikte verimsizliklerin önüne geçilerektoplam enerji verimliliği değeri hedeflenen değerin üzerine çekilmiştir. Ayrıcaçevrim süresinde yapılan iyileştirmeler ile hattın kapasitesi de artırılmıştır.

Altı sigma yöntemiArçelikKalite+4
İsmail Kökbıyık
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Bankaların web sitelerinde bulunması gereken özellikler: Kazakistan örneği

Çağımıza damgasını vuran İnternet, ekonomik, sosyal, kültürel ve politik anlamda birçok değişimin kaynağı olmuştur. İnternetin üretildiği ?net? kelimesi, Türkçeye ?ağ? veya ?şebeke? olarak çevrilmektedir. İnternet, terim olarak ?Ağların Ağı? (Network of Networks) anlamına gelmektedir. Web sayfasının tanımı ise şu şekilde yapılabilir: Web tarayıcısının (İnternet Explorer, Netscape vb.), bir Web Servisine bağlandıktan sonra tek seferde transfer ettiği kompozit tüm verilerden oluşan HTML sayfasıdır. Teknik içerik, estetik ve işlevsellik açısından iyi tasarlanmış bir web sitesinin herhangi bir işletmenin pazarlama faaliyetleri açısından son derece önemli olduğu açıktır.Banka, halkın tasarruflarını mevduat şeklinde kabul ederek, ihtiyacı olanlara kredi olarak aktaran veya yatırım yapan ödemelerde aracılık eden senet tahsili, emanet kabulü gibi çeşitli hizmetler gören ticari kuruluştur. Banka pazarlaması, banka hizmetlerinin özel gereklerini göz önünde tutmak durumundadır. Bunlar, bankacılık hizmetinin; soyutluluğu, değerlendirilmesinin zor olması, verildiği yerden ayrı konulamaması, üretildiği anda alınması, girdi ve çıktılarında çeşitlilik göstermesi, bilgi yoğun türde olması, stoklanamaması, sözleşmeli olması, para ile bağlantılı olması, zaman faktörünün önemli olması, hizmet sunan ? müşteri bağlantısında süreklilik istemesi ve ikincil bir ihtiyacı karşılamasıdır.Bankalar, fiziksel şubeleri dışında çeşitli elektronik kanallarla da hizmetlerini sunabilir. Bu kanallardan biri de İnternettir. İnternet bankacılığı, bankacılık işlemlerinin İnternet ortamında bankaların web siteleri üzerinden istenildiği zaman dünyanın her yerinden ulaşılarak yapılmasını sağlamaktadır. Bankaların İnternete girişleri üç şekilde kendini göstermektedir ki bu broşür tabanlı olmaktan ticari faaliyetli kişiselleştirilmiş pazarlama anlayışına doğru uzanmaktadır. Günümüzde İnternet bankacılığı vasıtasıyla, şubeden yapılan hemen bütün işlemler İnternet şubesinden de gerçekleştirilebilmektedir.İnternette faaliyet göstermek isteyen şirketlerin sahip olması gereken ilk araç, ürün ve hizmetlerini sundukları bir web sitesidir. Müşterilerin ürünlere ait bilgilenmelerinde ve global pazar açılımlarında web sayfalarının oldukça fazla yararı vardır. Bankalar iyi hazırlanmış bir web sitesi vasıtasıyla, kendilerine bankacılık hizmetinin dağıtımını en etkin bir şekilde yapabilme imkânını sağlayabilirler.Yapılan bu çalışmada, bankaların web sitelerinde bulunması gereken özellikler, bilgi, erişim, ergonomi ve bağımlılık kategorileri altında toplanmış ve bu özelliklere göre Kazakistan'da faaliyet gösteren bankaların web siteleri İçerik analizi yöntemi ile incelenmiştir. Bu araştırma sonuçlarına göre, bir web sitesine sahip olan 29 Kazakistan bankasının web sitesi tespit edilen 80 özelliğe göre analiz edilerek, Kazakistan bankalarının web sitelerinde en çok ve en az kullanılan on özellik belirtilmiştir. Ayrıca, bunlardan en iyi ve en kötü üç web sitesi seçilmiştir. Araştırma kapsamında ihtiyaç duyulduğu yerlerde betimleyici analiz teknikleri kullanılmış ve tablolarda verilerin frekanslarına ve yüzdesel olarak dağılımlarına bakılmıştır. Elde edilen bilgilere dayanarak bankaların web sitelerinde tespit edilen eksikliklerin gidilerek daha verimli ve çağdaş bankacılığa ayak uydurmaları için gereken yapıcı önerilerde bulunulmuştur.

Banka pazarlamasıBankacılık sistemiBankalar+5
Galıya Dyussemalıyeva
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Pazarlama faaliyetlerinde alt kültür etkisi ve Kalecik - Çamlıdere ilçeleri örneği

Günümüz işletmeleri artan rekabet koşulları ile beraber pazarlama stratejileri geliştirme ve değiştirmeye başlamışlardır. İşletmelerin Pazarlama faaliyetleri, hedeflenen Pazar, Pazar bölümü için farklılaşmaktadır. Bu yüzden işletme her bir Pazar için farklı strateji ve kararlar ile hareket etmektedir.Bu amaçla işletmeler hedeflenen pazarın davranış, tutum ve kültürüne göre pazarlama faaliyetlerini geliştirmekte ve hatta değiştirmektedirler. Özellikle küresel bazda faaliyeti bulunan işletmeler her bir farklı Pazar için, o pazara hitap eden pazarlama faaliyeti üretir. Kültür ve alt kültür unsurları burada önem arz etmektedir. Çünkü hedef pazarın egemen kültürü ve egemen kültürü oluşturan alt kültürlerin davranış ve tutumlarına göre pazarlama faaliyetlerini şekillendirmektedir.Bu çalışmadaki amaç pazarlama faaliyetlerinin alt kültür üzerine etkisinin değerlendirilmesidir. Ayrıca alt kültür unsurunun pazarlama faaliyetleri ile ilişkisi de değerlendirilmiştir. Ankara ili Çamlıdere ve Kalecik ilçeleri arasında ki alt kültür farkının değerlendirilmesi yapılmıştır.Araştırma gıda, kıyafet ve mobilya/beyaz eşya üzerinde yoğunlaştırılmıştır. Alt kültür farklılığını ortaya çıkarmak için yaş ve eğitim alt kültürü değişkenleri ile değerlendirilmiştir. Araştırma kapsamında Ankara ili Çamlıdere ve Kalecik ilçelerinde ikamet eden kişiler araştırma kapsamına alınmıştır.Araştırma kapsamında Çamlıdere ilçesinde 300 adet ve Kalecik ilçesinde 300 adet olarak, toplamda 600 anket araştırma kapsamına alınmıştır. Anket analizinde SPSS-15.0 paketi kullanılarak analizi yapılmıştır. Verilerin analizinde regresyon analizi yapılmıştır.ANAHTAR KELİMELER:1.Pazarlama,2.Pazar analizi,3.Kültür,4.Alt kültür

Alt tabakaAnkara-KalecikAnkara-Çamlıdere+8
Burak Çetin
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Zaman kullanımına mükemmeliyetçi davranışın etkisine yönelik bir araştırma

Bu araştırmanın temel amacı; zaman kullanımında mükemmeliyetçi davranışın etkisini ölçmektir. Ayrıca; çalışmada öğrencilerin mükemmeliyetçilik ve zaman yönetimi eğilimlerinin genel not ortalamasına göre farklılaşıp farklılaşmadığını tespit etmek amaçlanmıştır. Bu amaçla, araştırma 2013-2014 bahar yarıyılında Türkiye'de yer alan Fırat Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler fakültesine devam eden 423'ü kız ile 243'ü erkek olmak üzere toplam 666 öğrenci ile gerçekleştirilmiştir. Araştırmada, hipotezlerin test edilmesinde, çoklu regresyon analizi ve çok değişkenli ANOVA testi kullanılmıştır. Ayrıca veriler ortalama, standart sapma, yüzde ve frekanslar verilerek özetlenmiştir.Araştırma sonucunda, mükemmeliyetçilik faktörlerinin zaman yönetimi faktörlerini negatif veya pozitif yönde etkilediği görülmüştür. Genel not ortalaması ile zaman yönetimi ve mükemmeliyetçilik faktörleri arasında anlamlı farklılıklar bulunmuştur. Mükemmeliyetçilik faktörlerinden düzen odaklı organizasyon, kişisel standartlar ve başarı odaklı hatalara aşırı ilgi faktörlerinin genel not ortalamasına göre farklılık gösterdiği tespit edilmiştir. Zaman yönetimi faktörlerinden, kısa vadeli planlama ve olumlu (aktif) zaman tutumu, kısa vadeli planlama ve uzun vadeli planlama faktörlerinin genel not ortalamasına göre farklılaştığı belirlenmiştir. Ayrıca araştırma sonucuna göre çeşitli önerilerde de bulunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Zaman, zaman yönetimi, mükemmeliyetçilik, genel not ortalaması.

MükemmeliyetçilikNot ortalamasıZaman+2
Gülden Akpolat
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
DoctorateOpen AccessTR

Örgütsel çevre-stratejiler bağlamında kaynak bağımlılığı ve kaynak temelli teorilere yönelik alan araştırması

Örgütler, yaşamaları için gerekli olan girdileri içerisinde bulundukları çevreden sağlarken; ürettikleri ürünleri de bu çevrenin beğenisine sunmakta ve yeni girdileri elde ederek yaşamlarını sürdürebilmeleri bu beğeniye bağlı olmaktadır. Belirtilen, çift yönlü (girdi-çıktı) bağımlılık ilişkisinin kaynak bağımlılığı teorisinin dayandığı tezlerin altyapısını oluşturduğu iddia edilebilir. Durumsallık yaklaşımı ile örgüt, örgütün çevresi ve çevredeki alt sistemler arasında bir uyum olması gerekliliğine yönelik varsayımsal kabullenmelerle birlikte güç temelli söylevler örgüt içi ilişkilerden örgütlerarası ilişkilere genelleştirilmiştir. Ayırt edici yetenekler geliştirme kapasitesine sahip olan örgütler, kooptasyon yoluyla örgüt dışındaki aktörlerden bu merkezi görevi desteklemek için kaynakları çekmektedirler. Kaynakların örgütlerde heterojen bir biçimde dağılımı ise, kaynak temelli teorinin merkezinde yer almaktadır.Güç odağına vurgu yapan kaynak bağımlılığı teorisi ile örgütsel kaynak ve yeteneklerle ilişki kurarak piyasada varlığını sürdürme bakış açısına sahip kaynak temelli teori birbirlerinin alternatifi değil, aksine birbirlerini tamamlayıcı fonksiyonlara sahiptirler. Örgüt disiplininde 1990'lı yıllardan itibaren artan bir eğilime teorik bütünleştirme çabaları örgüt - çevre - strateji değişkenlerine farklı anlamlar yüklemiştir.Bu çalışmanın amacı, örgütlerin stratejik düzey yöneticilerin kararlarının içsel faktörlerden mi yoksa dışsal faktörlerden mi etkilendiğinin belirlenmesine yönelik ilişkisel analizi ortaya koymaktır. Bu amaçla oluşturulan hipotezleri test edebilmek için çeşitli istatistiksel yöntemler kullanılmıştır. Dış ve iç çevresel faktörler ile stratejik eğilimler arasında istatistiksel olarak anlamlı ve güçlü ilişkiler olduğu yapılan analizler sonucu ortaya çıkmıştır. Buna ek olarak, kuralcı eşbiçimlilik baskılarının özel hastanelerdeki yöneticiler tarafından daha yüksek oranda algılanarak örgütsel yapılanmalara etki ettiği belirlenmiştir.Sonuç olarak, iç çevreden daha çok dış çevre, örgütsel stratejilerin belirleyicisidir. Özel hastanelerin faaliyetlerini yerine getirirken birincil amaçları, aktif davranışlarla dış çevresel faktörlerle olumlu ilişkiler geliştirip devamlılıklarını sağlamaktır.Anahtar Sözcükler:1. Kaynak2. Yetenek3. Çevre4. Kaynak Bağımlılığı5. Strateji

HastanelerKaynak bağımlılığıStratejiler+3
Alper Bilgin Tümer
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
00
DoctorateOpen AccessTR

KOSGEB yurt dışı fuar desteklerinin KOBİ'lerin uluslararasılaşma sürecine etkisinin irdelenmesi

1980'li yıllardan sonra çok hızlı bir şekilde ilerleyen küreselleşmenin sonucunda uluslararasılaşma süreci işletmeler için daha kolay hale gelmiştir. Esnek yapıları ile küreselleşmenin dinamiklerine uyum sağlamada öne çıkan KOBİ'lerin uluslararasılaşma sürecinde karşılaştıkları sorunların çözümüne yönelik olarak Türkiye'de çok sayıda kamu kurum ve kuruluşu tarafından destekler verilmektedir. Bu çalışmada, doğru uygulandığında KOBİ'lerin uluslararasılaşma sürecindeki en önemli araçları arasında yer alan yurt dışı fuar katılımına yönelik olarak KOSGEB tarafından verilen yurt dışı fuar desteğinin etkisi analiz edilmektedir. Araştırma kapsamında yapılan anket çalışması sonucunda, 2006 yılında KOSGEB yurt dışı fuar desteğinden faydalanan KOBİ'lerin üç yıllık dönemde yurt dışı fuarlara katılımlarına yönelik memnuniyet düzeylerinin yüksek olduğu ve bu işletmelerin tamamının fuara katılma amacının ihracata başlamak/ihracatı arttırmak olduğu tespit edilmiştir. KOSGEB yurt dışı fuar desteğinden faydalanan işletmelerin üç yıllık ihracat verileri, bu işletmelerle eşleştirme yapılan kontrol grubu işletmelerinin verileriyle farkların farkı yöntemi kullanılarak karşılaştırmalı olarak analiz edilmiş olup yurt dışı fuar desteklerinin ihracat rakamlarına etkisinin sadece fuara katılım sağlanan yıl içerisinde artışa sebep olduğu görülmektedir. KOBİ'lerin yurt dışındaki fuarlara katılımına yönelik desteklerin etkisi, bilgi eksikliklerinin giderilmesi ve desteklenmek üzere doğru KOBİ'lerin seçilmesiyle genişletilerek arttırılabilecektir.Anahtar Sözcükler1. KOBİ2. Uluslarasılaşma3. Devlet destekleri4. Fuarlar5. Etki analizi

Devlet desteğiFuarlarKOBİ+5
Ali Aycı
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Müşteri ilişkileri yönetimi ve Türkiye sigortacılık sektöründeki uygulamaları üzerine bir araştırma

Bu çalışmanın amacı, Türkiye sigortacılık sektöründeki müşteri ilişkileri yönetimi uygulamalarının incelenmesi doğrultusunda, söz konusu sektörde bu yaklaşımın bilinirliğini ve uygulamalarının işletme algılarına etkilerini ortaya çıkarmaktır.Çalışma üç bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde, müşteri ilişkileri yönetimi, ikinci bölümde ise Türkiye sigortacılık sektöründe pazarlama anlayışı ve müşteri ilişkileri yönetimi yaklaşımı üzerinde durulmuştur. Çalışmanın uygulama aşamasını oluşturan üçüncü bölümde ise özellikler, müşteri ilişkileri yönetimi uygulamaları, Türkiye sigortacılık sektörü boyutunda incelenmiştir.Çalışmanın amacına uygun olarak MİY'in Türk sigortacılık sektöründe faaliyet gösteren sigorta, reasürans ve emeklilik işletmelerince uygulanıp uygulanmadığını saptamak, eğer uygulanıyor ise işletmelerin MİY sonuçlarından nasıl etkilendiklerini ortaya çıkarmak için anket yöntemi kullanılmıştır.Araştırmada sonuç olarak, Türk sigortacılık sektöründe genel olarak MİY kavramı doğru bir biçimde algılanmakta ve sektördeki işletmelerin çoğunluğu tarafından birtakım MİY uygulamaları kullanılmaktadır. Ancak, MİY uygulamalarını kullanan işletmelerin bir bölümü, MİY kavramını sadece rekabet üstünlüğü sağlayan bir model, şikayet yönetimi veya yazılım programı olarak değerlendirmekte ve MİY'in bir yönetim felsefesi olduğunun farkına varmadan bazı MİY uygulamalarının kullanıldığı anlaşılmaktadırlar. Kullanılan MİY uygulamalarının ise çoğunlukla sadece şikayet yönetimi veya çağrı merkezi uygulamaları ile sınırlı kalması ve işletmelerin MİY konusunda çalışanlarına verdikleri eğitimlerin yetersiz olması sebebiyle Türk sigortacılık sektörünün MİY konusunda yeterli bir seviyede olmadığı görülmektedir.

Müşteri ilişkileriMüşteri ilişkileri yönetimiSigorta sektörü+3
Nazlı İpek Yıldız
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Çalışanların kurumsal sosyal sorumluluk algılarının örgütsel bağlılıkları üzerine etkisi: Karşılaştırmalı bir araştırma

Bu çalışmanın temel amacı, çalışanların kurumsal sosyal sorumluluk algılarının örgütsel bağlılıkları üzerindeki etkisini ortaya koymaktır.Çalışma, üç ana bölümden oluşmaktadır. Çalışmanın birinci ve ikinci bölümleri, kurumsal sosyal sorumluluk ve örgütsel bağlılık kavramlarının açıklandığı teorik kısımdan oluşmaktadır. Çalışmanın üçüncü bölümünde ise, banka çalışanlarının kurumsal sosyal sorumluluk algılarının örgütsel bağlılıkları üzerindeki etkisini ortaya koymak amacıyla bankacılık sektöründe gerçekleştirilen araştırmaya yer verilmiştir.Araştırmaya; bir kamu mevduat bankası, bir özel mevduat bankası ve bir yabancı mevduat bankasında çalışan toplam 193 kişi katılmıştır. Anket yöntemi ile elde edilen veriler, SPSS 15.0 programı kullanılarak, değişkenlerin özelliğine göre frekans analizi, Sperarman Korelasyon analizi ve Kruskall-Wallis H testi kullanılarak değerlendirilmiştir.Araştırma sonucuna göre, çalışanların kurumsal sosyal sorumluluk algıları ile örgütsel bağlılıkları arasında anlamlı ve aynı yönlü bir ilişki olduğu görülmüştür. Bununla birlikte, bankalar arası bir karşılaştırma yapıldığında, kurumsal sosyal sorumluluk algısının örgütsel bağlılığa etkisinin en güçlü olduğu banka yabancı mevduat bankası olurken, en zayıf olduğu banka ise kamu mevduat bankası olmuştur.

AlgıBankacılıkBankalar+7
Pelin Erden
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Endüstriyel bir işletmede tesis yerleşim düzeni ve malzeme akış ağı tasarımının optimizasyonu

Bu çalışmada bir ısı yalıtım malzemesi üretim tesisinde, yerleşim düzeni, üretim süreci ve malzemelerin taşınması analiz edilmiş ve genel amaçlı yerleşim düzeni optimizasyon algoritma programı kullanılarak yerleşim düzeni ve malzeme akış ağı tasarımı üzerindeki iyileştirmeler ile tesis yerleşim düzeninin yeniden tasarlanması durumunda elde edilen sonuçlar değerlendirilerek alternatif tesis yerleşim düzenleri önerilmiştir.

Endüstriyel işletmelerMalzeme akış sistemiMalzeme taşıma sistemleri+3
Fethi Aslan
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Şehir pazarlaması ve şehir markalaşması: Elazığ ili örneği

Şehirler de tıpkı ürün ve hizmetler gibi pazarlamanın konusu olabilmektedir. Şehirler için de pazarlama faaliyetleri uygulanabilmekte ve markalaşma çalışmaları yapılabilmektedir. Bu doğrultuda, pazarlama ve markalaşma uygulamalarını başarı ile gerçekleştiren şehirler, daha fazla ziyaretçiyi, nitelikli insanı, yatırımcıyı şehre çekebilir ve daha yaşanılabilir bir şehir olabilir. Yukarıdaki açıklamalar doğrultusunda bu tez çalışmasının amacı; ziyaretçilerin Elazığ hakkındaki algılarını belirlemek, şehrin olumlu ve olumsuz yönlerini ortaya çıkarmaktır. Bu tez çalışmasının bir başka amacı, Elazığ'ın şehir kimliği oluşturma sürecine katkıda bulunmaktır. Bu bağlamda; şehir halkının, şehir yönetiminin, şehrin turizm potansiyelinin ve son olarak şehrin fiziki ve sosyal imkânlarının ziyaretçilerin şehir algısı ile arasında ilişkisinin olup olmadığı ve ziyaretçilerin şehir algısının da şehir sadakati ile arasındaki ilişkisinin boyutu çalışmada incelenmiştir. Ziyaretçilerin şehir ile ilgili algı düzeylerinin belirlenmesinde Korelasyon analizi, t-testi ve ANOVA analizleri kullanılmıştır. Araştırmada şehir halkı, şehir yönetimi, şehrin turizm potansiyeli, şehrin fiziki ve sosyal imkânları ile ziyaretçilerin şehir algısı arasında güçlü bir ilişkinin ortaya çıktığı görülmüştür. Ayrıca ziyaretçilerin şehir algıları ile şehir sadakati faktörleri arasında da güçlü bir ilişkinin olduğu ortaya çıkmıştır. Anahtar Kelimeler: Pazarlama, Marka, Şehir Pazarlaması, Şehir Markalaşması, Şehir Algısı.

AlgıElazığKentler+4
Mert Öztürk
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Sosyal medyanın tüketici satın alma karar sürecine etkisi: Elazığ ili örneği

İnternet ve iletişim teknolojilerinin gelişmesiyle birlikte sosyal medyanın önemi büyük bir hızla artmaktadır. Özellikle, sosyal medyanın insan hayatının her alanında var olması ve çeşitli avantajlar sunması sebebiyle işletmelerin ve tüketicilerin ilgisini çekmektedir. Bu doğrultuda, sosyal medyanın tüketici satın alma karar sürecinde algı, tutum ve satın alma davranışı üzerinde nasıl bir etkiye sahip olduğunun belirlenmesi amacıyla bir araştırma modeli geliştirilmiştir. Araştırma modelini test etmek amacıyla 700 kişi üzerinde anket çalışması yapılmıştır. Araştırma örneklemi; Elazığ Belediyesi hizmet sınırları içine giren 37 mahallede ikamet eden, yaşları 18 ve üzeri olan bireylerden oluşmaktadır. Çalışmanın birinci ve ikinci bölümünde; sosyal medya pazarlaması ve sosyal medyanın tüketici satın alma karar sürecine etkisi ile ilgili literatür taraması yapılmıştır. Üçüncü bölümde ise; sosyal medyanın tüketici satın alma karar sürecine etkisi incelemek için Elazığ ili üzerine bir araştırma yapılmıştır. Çalışmanın sonuçlarına göre; tüketicilerin sosyal medya kullanımının sosyal medyaya yönelik tüketici algılarını, sosyal medyaya yönelik tutumlarını, satın alma davranışlarını ve son olarak yaşamış olduğu tecrübe ve deneyimleri sosyal medya vasıtasıyla paylaşmaları arasında ilişki olduğu tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Sosyal Medya, Sosyal Medya Pazarlaması, Tüketici Davranışı.

Satın alma kararıSosyal medyaTüketici davranışı+1
Lokman Kızkapan
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Marka kişiliği algısı: Sosyal medya markaları üzerine üniversite öğrencilerine yönelik bir araştırma

Firmaların pazarda başarılı olabilmeleri için markalaşmalarının gereği anlaşılmıştır. Bu noktada her firmanın markasını pazara sunmadan önce markasına bir kişilik belirlemesi gerekmektedir. Her markanın ürün olduğu ancak her ürünün marka olmadığı anlayışı içinde markalaşmak için sınırları belirlenmiş, vurguları keskin, içerdiği vaadi tüketiciye doğru bir şekilde yansıtan bir marka kişiliğinin oluşturulması şarttır. İnternetin gelişimiyle birlikte özellikle genç tüketiciler arasında sosyal medya araçları yaygın olarak kullanılmaya başlanmıştır. Sosyal medya markalarından Facebook, Instagram ve Twitter'ın marka kişiliklerini belirlemek ve belirlenen marka kişilik boyutlarının katılımcıların algılamalarında farklılık gösterip göstermediğini tespit etmek amacıyla 373 üniversite öğrencisi üzerinde anket çalışması yapılmıştır. Yapılan çalışma sonucunda Facebook' un marka kişiliğinin 4 boyutlu, Instagram'ın marka kişiliğinin 5 boyutlu ve Twitter'ın marka kişiliğinin 3 boyutlu olduğu tespit edilmiştir. Bununla birlikte Facebook, Instagram ve Twitter'ın marka kişilik boyutlarının katılımcılar üzerinde farklı algılanmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: Marka, Marka Kişiliği

MarkaMarka kişiliğiSosyal medya+1
Melike Halifeoğlu
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Tüketicilerin otomobil markaları üzerindeki algılarının nöropazarlama açısından ölçülmesi: Elazığ ilinde yapılan deneysel bir çalışma

Pazarlamacılar için tüketici davranışlarının sebeplerini ortaya çıkarmak hayati önem taşımaktadır. Tüketici davranışlarını tespit etmek amacıyla çeşitli yöntemler kullanılmaktadır. Bu yöntemlerden bir tanesi de nöropazarlama yöntemleridir. Pazarlamacılar nöropazarlama yöntemleri sayesinde daha küçük örneklemler ile daha güvenilir sonuçlar elde edebilmektedir. Bu nedenle nöropazarlama yöntemlerine olan ilgi son yıllarda giderek artma eğilimindedir. Bu doğrultuda tüketicilerin otomobil marka algılarının tespit edilebilmesi amacıyla nöropazarlama yöntemlerinden biri olan EEG cihazı vasıtasıyla deneysel bir çalışma yapılmıştır. Araştırmanın örneklemi Fırat Üniversitesi'nde öğrenim gören öğrenciler ve Fırat Üniversitesi'nde çalışan akademisyenlerden oluşmaktadır. Çalışmanın birinci bölümünde tüketici davranışı ve marka kavramı ikinci bölümünde ise nöropazarlama ile ilgili literatür taraması yapılmıştır. Çalışmanın üçüncü bölümünde ise otomobil kullanıcılarının marka algılarını tespit etmek amacıyla nöropazarlama çalışması yapılmıştır. Çalışmanın sonuçlarına göre; tüketicilerin Volkswagen ve Toyota markalarına diğer markalara göre daha yoğun tepki verdiği tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Nöropazarlama, Tüketici Davranışı, Marka Algısı

MarkaNöropazarlamaOtomobil+3
Ahmed İhsan Şimşek
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Performansla ilişkili motivasyon araçlarının kişisel özelliklere göre farklılığını belirlemeye yönelik bir araştırma

Değişimlerin ve yeniliklerin hız kazandığı, rekabet şartlarının giderek yoğunlaştığı günümüzde işletmelerin değişen koşullara ayak uydurabilmesi, belirledikleri amaç ve hedeflere ulaşabilmesi, etkinliğini ve verimliliğini artırabilmesi için bazı faktörlere önem vermesi gerekmektedir. Bu faktörlerden en önemlilerinden biri de insandır. Eskiden bir makine olarak görülen insan, günümüzde işletmeler için hayati bir unsur haline gelmiştir. İşletmeler varlıklarını devam ettirebilmek, rekabet üstünlüğü elde edebilmek ve yeniliklere ayak uydurabilmek için insan faktörüne yatırım yapması gerekmektedir. İşletmelerin verimliliğini ve etkinliğini artırabilmenin yolu, çalışanların performansını artırmaktan geçmektedir. Çalışanların performansını arttırmak için de, öncelikle onların motive edilmeleri gerekmektedir. Bireyi belirli bir amaç için harekete geçiren, teşvik eden bir güç olarak tanımlanan motivasyon, çalışanların performanslarını etkileyen en önemli unsurlardan biridir. İşletmeler çalışanların performansı üzerinde önemli bir etkiye sahip olan motivasyonu sağlamak için çeşitli motivasyon araçlarına ihtiyaç duymaktadırlar. Motivasyon konusunda evrensel olarak kabul edilen bazı özendirici araçlar olsa bile, her kişiye, her topluma ve her işletmeye uygun bir motivasyon aracı veya motivasyon modeli geliştirmek neredeyse imkansızdır. Çalışmamızda motivasyon araçları; ekonomik araçlar, psiko-sosyal araçlar, örgütsel ve yönetsel araçlar olarak 3 farklı gruba ayrılmıştır. Bu çalışmanın amacı; insanların performansı üzerinde etkili olan motivasyon araçlarının kişisel özelliklere göre farklılığını tespit etmektir. Çalışmanın uygulama kısmı, oluşturulan anket formu aracılığıyla banka çalışanları üzerinde gerçekleştirilmiştir. Anahtar Kelimeler: Motivasyon, Motivasyon Araçları, Performans.

Kişilik özellikleriMotivasyonPerformans+1
Murat Katı
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessTR

AB çerçeve programları ve Türkiye 7. Çerçeve Programı ve Türk savunma şirketlerinin performans analizi

Araştırma ve geliştirme çalışmaları, günümüzün rekabet ortamı içinde işletmelerin varoluş mücadelesindeki en önemli unsurdur. Günümüzde; gelişmiş ülkelere bakıldığında, işletmelerin araştırma ve geliştirme çalışmalarına mevcut mamullerin üretiminden çok daha fazla önem verdiği görülmektedir.İşletmeler, Ar-Ge faaliyetlerini çeşitli şekillerde finanse edebilirler. Son zamanlarda, gerek pazar, gerekse de rekabet nedenleriyle yenilik için yapılacak bilimsel çalışmalar büyük ölçüde bir işbirliği faaliyeti haline gelmiştir. Bu iibirliği imkanlarından biri de AB 7. Çerçeve Programları'dır.Bu kapsamda, Tezde, genel olarak Ar-Ge unsurlarından ve Ar-Ge finansmanından bahsedilmiş, Dünya'da ve Türkiye'de savunma sanayinin ve Ar-Ge gelişimi üzerinde durulmuş ve AB 6. Çerçeve Programı ve AB 7. Çerçeve Programı kapsamından ve bu alanda savunma sanayi firmalarının performansları ortaya konmuştur. Savunma Sanayi firmalarımızın AB 7. Çerçeve Programı'ndan daha etkin yararlanabilmeleri için yapılması gerekenler Tez'de ele alınmıştır.

Araştırma-geliştirmeAvrupa BirliğiPerformans+7
Tutku Önel
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Belediyelerde hizmet pazarlaması: Muş Belediyesi hizmetleri üzerine bir uygulama

Belde sakinlerinin mahalli müşterek nitelikteki ihtiyaçlarını karşılamak üzere hizmet sunan ve bu hizmetleri sunan karar organını seçmenler tarafından seçilerek oluşturan devlet içerisinde ki en önemli kamu hizmet birimini oluşturan belediyeler, devlet eliyle kentsel hizmetlerin büyük bir bölümünü üstlenen ve zamanla önemi artan hizmet birimlerinden biridir. Belediyelerin görev, sorumluluk ve yetki alanları belediye sınırlarını kapsamaktadır. Belediyeler bu hizmetleri yerine getirirken ivedilik durumuna ayrıca mali durumuna göre karar almaktadır. Belediyeler, görev aldığı belde halkına eğitim, kültür, sanat gibi hizmetlerden, içme suyu, kanalizasyon, şehir temizliği gibi hizmetlere kadar çok çeşitli hizmetler vermektedirler. Halkın ihtiyaçlarını karşılamada en büyük görevi üstlenen belediyeleri diğer hizmet sunan kuruluşlardan ayıran en önemli özelliği bu hizmetleri karşılarken kar amacı gütmeden hareket etmesidir. Belediyelerin hizmet kalitesini arttırma çabasında ki en büyük neden ekonomik rant elde etmek değil de siyasi olarak rant elde etmek olarak görülmektedir. Bulunduğu bölgenin ekonomik, sosyal ve kültürel refahını arttırmaya çalışan belediyeler bunları yaparken halkın memnuniyetini ayrıca gözetmektedir. Bu çalışmanın amacı, Muş Belediyesi'nin sunmuş olduğu hizmetlerin kalitesini ve tüketicilerin bu hizmetlerden memnun olma düzeylerini belirlemektir. Araştırma için oluşturulan anket formu, Muş il merkezinde yaşayan 449 seçmen üzerinde uygulanmıştır. Yüzde, frekans ve t-testi analizleri yapılmıştır. Katılımcıların belediye hizmetlerinin birçoğunu yetersiz bulduğu ortaya çıkmıştır. Bu farklılıklar özellikle belediyenin park, bahçe vb... yeşil alanların yeterliliği, belediyenin semt pazarı denetimleri, belediyenin sokak çocuklarına sunduğu hizmetler vb. konularda belediyenin faaliyetlerini yetersiz gördüğü sonucu bulunmuştur. Belediyenin bu konularda gerekli düzeltmeleri ve düzenlemeleri yapması konusunda dikkat çekilmiştir. Anahtar Kelimeler: Belediye, Hizmet, Belediyelerde Hizmet Pazarlaması.

Belediye hizmetleriBelediyelerHizmet pazarlaması+1
Yunus Doğan
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Firma düzeyinde katma değer hesaplaması ve seçilmiş muhasebe standartları açısından KİT'ler üzerinde bir inceleme

Firmalar tarafından yaratılan katma değeri ve bu değerin paylaşımını gösteren ?katma değer tablosu?'nun firmaların yayınladığı finansal tabloların arasına katılması ile gerek firmalar gerekse ulusal ekonomi açısından yararlı bilgiler elde edilecektir. Bu çalışma, katma değer raporlamada doğrudan etkili olduğu düşünülen Türkiye Muhasebe Standartları dikkate alınarak oluşturulacak olan katma değer tablosunda, katma değerden pay alan emek, sermaye ve devletin katma değer paylarında meydana gelecek etkilerin belirlenmesi için ve muhasebe standartları açısından uygun olacağı düşünülen bir katma değer tablosu oluşturmak amacıyla hazırlanmıştır.Bu çalışmanın hazırlanması esnasında kavramsal bölümler için literatür taraması yoluna gidilmiş, son bölümde de Kamu İktisadi Teşebbüsleri üzerinde bir değerlendirme yapılmıştır. KİT'lere ilişkin uygulamalara ait verilerin elde edilmesi için ise öncelikli olarak T.C. Başbakanlık Yüksek Denetleme Kurulu ve T.C. Başbakanlık Hazine Müsteşarlığı'nın ilgili birimleri ile yüz yüze görüşmeler yapılmış ve ilgili kurumların arşiv ve kütüphanelerinden yararlanılmıştır.Çalışmanın sonucunda, ilgili muhasebe standartlarının uygulanmasıyla katma değerin paylaşımının etkileneceği tespit edilmiştir ve bu muhasebe standartları çerçevesinde gerçeğe uygun raporlama açısından yeni bir katma değer tablosu önerilmiştir.

Finansal tablolarHesaplamaKatma değer+6
Seçil Öztürk
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Etik iklim algısının iş görenlerin iş tatmini düzeyleri ve örgütsel bağlılık düzeyleri üzerine etkisi: Arçelik A.Ş. adana ve Elazığ bölge yöneticiliklerinde uygulama

Günümüzde rekabet koşulları giderek artmaktadır. Bu rekabet koşullarında işletmelerin varlıklarını sürdürebilmeleri zamana ayak uydurabilmelerine bağlıdır. İşletmeler açısından insan faktörü en önemli kaynaklardandır. İnsan kaynaklarından en verimli şekilde yararlanabilmesi için örgütte etik iklimin olması ve bu sayede çalışanların iş tatmininin sağlanması ve örgüte bağlılıklarının arttırılması gerekmektedir. İş görenlerin iş tatminin artması ve örgütsel bağlılık düzeylerinin yüksek olması onların verimliliğini ve performanslarını arttıracaktır. Anahtar Kelimeler: Etik, Etik iklimi İş tatmini, Örgütsel bağlılık

EtikEtik iklimÖrgütsel bağlılık+1
Ömer Furkan Yüksel
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Küçük ve orta büyüklükteki işletmelerde e-ticaret uygulamaları ve karşılaşılan sorunların belirlenmesi: Elazığ örneği

Teknoloji ve bilgi çağının yeni ve gelişen kavramlarından birisi olan elektronik ticaret internetin yaygınlaşması ile hızlı bir gelişme sürecine girmiştir. İnternetin hayatımızın her alanına girmesiyle günümüzde elektronik ticaret önem kazanmıştır. Bu doğrultuda işletmeler, internet altyapılarına ve donanımlı insan gücüne yatırımlar yapmaktadırlar. İşletmelerin bu yatırımları internet ekonomisi diye yeni bir kavram ortaya çıkarmış ve günümüzde önemli bir pazar payına ulaşmıştır. Günden güne dijitalleşen dünyamızda işletmelerin varlıklarını sürdürebilmeleri bu yeni oluşuma hızlı adapte olmalarına bağlıdır. Dijital ekonomideki yüksek rakamlarda bunu teyit etmektedir. Çalışmanın amacı, Elazığ ili sınırlarında bulunan KOBİ'lerin elektronik ticaret kullanım durumlarını ve kullanım sırasındaki sorunlarını tespit etmektir. Bu çalışmayla e-ticaretin KOBİ'lere ticari olarak sağladığı marjinal faydalar ve karşılaştıkları zorlukların da tespiti ortaya konulmaktadır. Bu çalışma üç ana bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde Elektronik Ticaret kavramı açıklanmaktadır. İkinci bölümde Elektronik Ticaretin temel özellikleri, işletmelere ve müşterilerine sağladıkları faydalar, avantaj ve dezavantajlar ile e-ticaretin dünyadaki ve Türkiye'deki yeri açıklanmaktadır. Son bölümde ise, Elazığ ili sınırlarındaki Küçük ve Orta Boy işletmelerin elektronik ticaret kullanım durumu sorunlarının tespiti ve çözüm önerilerini araştırmak amaçlı anket çalışması ve sonuçlarına yer verilmiştir. Anahtar Kelimeler: E-Ticaret, KOBİ, Yeni Ekonomi, Elektronik Veri.

ElazığElektronik ticaretKOBİ+1
Ufuk Çeçen
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Küresel krizin Türk bankacılık sektöründe etkileri

Bu çalışmada 2007?2008 yıllarında gelişmiş ülkelerin finans piyasalarında yaşanan ve global ekonomiyi resesyona sürükleyen finansal krizin Türk bankacılık sektörünün performansına nasıl ve ne yönde etki ettiğinin ortaya konulması amaçlanmıştır. Bu kapsamda, bankacılık sektöründe önemli paya sahip mevduat bankalarının 2007?2009 yılları arası mali tabloları baz alınarak sektörün kriz sürecindeki performansı değerlendirilmiş ve 19 mevduat bankasının Mart 2007-Aralık 2009 dönemine ait sermaye yeterliliği, aktif kalitesi, pasif yapısı, likidite, gelir gider yapısı ve karlılığa ilişkin finansal oranları diskriminant analizine tabi tutularak krizin en çok hangi oranlarda etkili olduğu araştırılmıştır.Diskriminant analizi sonucunda; Takipteki Krediler (Brüt) / Toplam Krediler oranı, sermaye yeterlilik oranı, Faiz Geliri / Faiz Gideri oranı ve Faiz Dışı Gelir / Faiz Dışı Gider oranı kriz öncesi ve sonrasını ayıran temel değişkenler olarak tespit edilmiştir.Anahtar Kelimeler:1.Küresel Kriz2.Yüksek Riskli Konut Kredileri3.Bankacılık Sektörü4.Türk Bankacılık Sektörü5.Diskriminant Analizi

Bankacılık sektörüDiskriminant analiziFinansal kriz+3
Selcen Çalışkan Şahin
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Sağlık işletmelerinde toplam kalite yönetimi uygulamalarının müşteri memnuniyeti açısından değerlendirilmesi

Toplam Kalite Yönetimi kavramını toplumun değişik kesimlerinde duymak mümkündür. Çünkü kalite sözcüğü kültürümüze köklü bir şekilde yerleşmiştir. Kalite bir malın veya hizmetin iyi olma veya iyi olmama durumunu açıklamak üzere kullanılan bir kelimedir. Sağlık sektöründe ise hasta ve yakınları tarafından bahsedilir. Buradan kalitenin, sağlık hizmetlerinde bir gösterge olduğunu söylemek mümkündür. Kaliteli bir hizmet sunumu, sağlık hizmetlerinde rekabet üstünlüğü kazanmak için önemli bir araçtır. Rekabette bir adım öne geçebilmek için hasta memnuniyetini üst seviyelere çıkarmak gerekmektedir. Hasta memnuniyeti, hastaların beklenti ve isteklerinin tam olarak temin edilmesi, hastaların tatmin edilmesidir. Hasta memnuniyeti artıran işletmelerin en önemli beklentileri müşteri sayılarını artırıp, mevcut müşterilerin de bağlılığını kazanmak ve işletmenin karını yükseltmektedir. Bu Yüksek Lisans Tezi, üç bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde; toplam kalite yönetimi kavramı, toplam kalite yönetiminin tanımı, tarihsel gelişimi, toplam kalite yönetimine katkısı olan kişiler ve çalışmaları, toplam kalite yönetiminin amacı, felsefesi toplam kalite yönetiminin temel ilkeleri, unsurları ve toplam kalite yönetimi uygulamalarında karşılaşılan sorunlar belirlenmeye çalışılmıştır. Tezin ikinci bölümünde, sağlık işletmelerinde kalite, sağlık hizmetleriyle ilgili kavramlar, koruyucu sağlık hizmetleri, tedavi edici sağlık hizmetleri, rehabilitasyon hizmetleri sınıflandırmaları, sağlık hizmetlerinin kapsamı, sağlık hizmetlerinde toplam kalite yönetimini etkileyen faktörler, sağlık sektöründe toplam kalite yönetiminin uygulanmasında yaşanan sorunlar, sağlık sektöründe hasta ve hasta memnuniyeti kavramları, hasta memnuniyeti ölçüm yöntemleri ve hasta memnuniyeti araştırmalarında karşılaşan problemler belirlenmeye çalışılmıştır. Tezin üçüncü bölümünde ise, il merkezinde faaliyet göstermekte olan bir sağlık işletmesinde yapılan toplam kalite yönetimi uygulamalarının müşteri memnuniyeti açısından değerlendirilmesi yapılmıştır. Bu kapsamda, yapılan bu çalışmada; hastalara, hasta yakınlarına, hastane çalışanlarına memnuniyeti anketi uygulaması yapılmış, ve elde edilen bilgilere göre sonuçlar ayrıntılı olarak değerlendirilmiştir. Anahtar Kelimeler: Toplam Kalite Yönetimi, Sağlık İşletmelerinde Kalite,Müşteri Memnuniyeti, İç Müşteri Memnuniyeti.

Hasta memnuniyetiMüşteri tatminiSağlık hizmetleri+5
Aydın Çadırcı
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Tarım Kredi Kooperatiflerinde iç kontrol sistemi ve iç denetim: Malatya Bölge Birliği Mdürlüğüne bağlı kooperatiflerde iç kontrol sistemi etkinliğinin araştırması

Dünyada oluşan finansal krizler neticesinde işletmelerin iç kontrol yapılarının ve iç denetim fonksiyonlarının zayıf olduğu görülmüştür. Bunun sonucunda hükümetler ve mesleki kuruluşlar iç kontrol ve risk kavramlarını ele alan yeni kurumsal yapılar geliştirmeye başlamıştır. Başarılı bir yönetim için, iç kontrol sistemi doğru anlaşılmalı, işletme hedefleri doğrultusunda sağlıklı bir biçimde kurulmalı ve uygulanmalıdır. Başarılı işletmelere bakıldığında işletmedeki problemlerin kısa sürede çözümünde iç kontrol sisteminden yararlandıkları görülmektedir. Bu çalışma kapsamında iç kontrol sistemi ile iç denetim hakkında temel bilgiler verilerek, Tarım Kredi Kooperatifleri Malatya Bölge Birliği Müdürlüğüne bağlı olarak faaliyet gösteren 59 birim kooperatifte iç kontrol sisteminin etkinliği araştırılmıştır. Ayrıca Tarım Kredi Kooperatiflerinde uygulanan iç denetime ilişkin olarak bilgiler verilerek, gerek iç kontrol sistemi gerekse iç denetimle ilgili olarak önerilerde bulunulmuştur. Anahtar Kelimeler: İç Kontrol Sistemi, İç Denetim

KooperatiflerTarım kredi kooperatifleriİç denetim sistemi+1
Ramazan Dicle
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00