
503
Archived Theses
0
DOIs Assigned
0%
DOI Rate
Archived Theses
Fiziksel ve cinsel şiddet suçlarından hükümlü yetişkin erkeklerin antisosyal davranış ve psikopati eğilimleri ile çocukluk çağı ruhsal travma yaşantıları arasındaki ilişkinin incelenmesi
ÖZET Bu çalışmanın temel amacı, ceza infaz kurumlarında cinsel ve fiziksel şiddet suçlarından dolayı bulunan 18-45 yaş arası yetişkin erkeklerin antisosyal davranış ve psikopati eğilimleri ile erken dönem istismar ve ihmal yaşantıları arasındaki ilişkiyi incelemek; bu değişkenlerin bazı sosyo-demografik özellikler açısından ve suç türlerine göre farklılaşıp farklılaşmadığını belirlemektedir. Ayrıca, çocukluk çağı ruhsal travma yaşantılarının psikopati ve antisosyal davranış puanları üzerindeki etkisi de araştırmanın amaçları arasında yer almaktadır. Bu doğrultuda, 18-45 yaş aralığında bulunan 113 fiziksel şiddet ve 153 cinsel şiddet suçu işlemiş olmak üzere toplam 266 erkek hükümlü çalışmaya gönüllü olarak katılmıştır. Veriler, Kişisel Bilgi Formu, Antisosyal Davranış Ölçeği, Levenson Öz Bildirim Psikopati Ölçeği ve Çocukluk Çağı Ruhsal Travma Ölçeği'nden elde edilen puanlar üzerinde toplanmış ve analiz edilmiştir. Elde edilen veriler, gruplar arası farklılıkların incelenmesi amacıyla Bağımsız Örneklem t-Testi, ANOVA ve anlamlı farkların hangi gruplar arasında olduğunu belirlemek amacıyla Tukey-B (Post Hoc) Testi ile değerlendirilmiştir. Ölçeklerin toplam ve alt boyut puanları arasındaki doğrusal ilişkiyi ölçmek amacıyla Pearson Korelasyon Analizi; yordayıcılık gücünü ve modellemeyi değerlendirmek amacıyla ise Çoklu Doğrusal Regresyon Analizi kullanılmıştır. Bulgular incelendiğinde, cinsel şiddet suçu işlemiş katılımcıların cinsel istismar, duygusal istismar ve fiziksel ihmal puanlarının, fiziksel şiddet suçları nedeniyle ceza infaz kurumunda bulunan hükümlülerden daha yüksek olduğu görülmüştür. Bu doğrultuda, cinsel şiddet suçundan hüküm giymiş katılımcıların daha fazla cinsel istismar yaşantısı bildirdikleri tespit edilmiştir. Ayrıca, çocukluk çağı travma alt boyut, antisosyal davranış ve psikopati toplam puanlarının bazı sosyo-demografik özelliklere göre farklılaştığı tespit edilmiştir. Katılımcıların çocukluk çağı ruhsal travma alt boyutları ile antisosyal ve psikopati toplam puanı arasında anlamlı ilişkiler bulunmuştur. Fiziksel ihmalin antisosyal davranış ve psikopati puanlarını; antisosyal davranış puanlarının ise psikopati puanlarını yordadığı görülmüştür. Elde edilen bulgular, literatürdeki benzer çalışmalar ışığında tartışılmıştır. Anahtar kelimeler: Çocukluk Çağı Travması, Antisosyal Davranış, Psikopati Eğilimi, Fiziksel Şiddet, Cinsel Şiddet
Kronik ağrı ve çocukluk çağı travmaları arasındaki ilişkide pozitif ve negatif duygu şiddeti, öfke belirtileri ve depresyon düzeyinin rolü
Bu çalışmada çocukluk çağı travmaları ve ağrı yükü arasındaki ilişkide pozitif ve negatif duygular, öfke belirtileri ve depresyon düzeyinin rolleri incelenmiştir. Araştırma örneklemini 18-50 yaş aralığındaki kronik ağrı şikayeti bulunan 135 birey ile kronik ağrı şikayeti olmayan 139 birey oluşturmaktadır. Çalışmada ilk olarak kronik ağrının değerlendirilebilmesi için; ağrı şiddeti, ağrılı bölge sayısı ve ağrı sıklığı değişkenlerinin çarpımından oluşan bir ağrı indeksi geliştirilmiştir. Ağrı indeksi, kronik ağrının kişi üzerindeki bütünleşik etkisini belirten 'Ağrı Yükü' kavramını belirtmektedir. Ayrıca katılımcılara Sosyodemografik ve Klinik Bilgi Formu, Beck Depresyon Envanteri, Pozitif ve Negatif Duygu Ölçeği (PNDÖ) ve Çok Boyutlu Öfke Ölçeği (ÇBÖÖ), Çocukluk Çağı Travmaları Ölçeği-33 (ÇÇTÖ-33) ölçüm araçlarından oluşan formlar uygulanmıştır. Tüm değişkenlerin birbiriyle olan ilişkilerini incelemek amacıyla ki-kare analizleri uygulanmıştır. Analiz sonuçları duygusal, cinsel ve fiziksel istismar ile negatif duygular, öfke belirtileri ve depresyon düzeyi yükseldikçe ağrı yükü düzeyinin de anlamlı biçimde yükseldiğini göstermektedir. Daha sonra çocukluk çağı travmaları ve ağrı yükü arasındaki ilişkide sırasıyla negatif duygular ve öfke belirtileri için seri aracılık analizleri, depresyon düzeyi için basit aracılık analizleri ve depresyon düzeyi ile pozitif duygular için moderatörlü aracılık analizleri yapılmıştır. Elde edilen bulgulara göre, fiziksel ihmal ve cinsel istismar dışındaki travma alt boyutlarında negatif duygular ve öfke belirtilerinin tam seri aracı rolü bulunduğunu; cinsel istismar alt boyutunda ise kısmi aracı rolünün olduğu tespit edilmiş iken, fiziksel ihmal aracı ve bağımlı değişkenleri yordamadığından model anlamlı bulunmamıştır. Ayrıca, tüm travma alt boyutlarında depresyon düzeyinin tam aracı rolünün bulunduğu gözlenmiştir. Son olarak, cinsel istismar ve fiziksel ihmal dışındaki travma alt boyutlarında pozitif duyguların, depresyon düzeyinin aracı rolünü düzenlediği tespit edilmiştir.
ربقيق قسم البالغة من سلطوط "شرح مفتاح العلوـ"ِِّّٓفِّ اخلوارزمي حلساـ الدِّين ادلؤذَّ(من أولو إ ُف آخر اعتبارات ادلسند إليو)
This dissertation is a verification, authentication and critical editing of the manuscript "Sharh Miftah al-Uloom" from the beginning of the section on Rhetoric to the end of the chapter I'tibaraat Al-musnad ilayh by the eminent Imam, the supreme debater, the leader of the scholars of Critical Editing, the sword of the community and the religion: Al-Muadhini Al-Khwarizmi (d.742 AH /1341). This manuscript is among the most famous word-for-word commentaries on "Sharh Miftah al-Uloom". It is a commentary heavy in the rational sciences and light in the transmitted sciences resulting in the dominance of Aqli and Kalami discussions along with objections by the author intending to provoke deep thought and extract finer meanings through contemplation leaving the reader with the choice to concur or differ, making it one of the most comprehensive, meticulous and investigative commentaries. In addition, this commentary came during the period in which commentaries aimed to marry the sciences with the terminology of the age and were distinguished by clarifying technical issues. The flourishing libraries of Türkiye housed many copies of the manuscript while its scholars, through commentaries and annotations, gave it special attention from which I benefited immensely. I followed a critical and academic approach to the text and explored deep issues in presenting the book and author. I discussed previous and subsequent studies on the topic of Rhetoric, clarifying how the text was influenced and its influence. I also placed the text in its legitimate historical context while studying the author's methodology and the text's sources, strengths and weaknesses and its contribution to the field academically. Through this Critical Editing I aim to present a trustworthy, accurate and readable text and to introduce the author. I exerted effort to produce the text correctly and to make it correspond to the intent of the author in both expression and meaning.
"Duygu Sosyalleştirme Eğitim Programı"nın 48-72 aylık çocukların ebeveynleri ve okul öncesi öğretmenlerinde etkililiğinin incelenmesi
Okul öncesi dönemde çocukların duygusal gelişimi, yaşam boyu sürecek sosyal ve akademik becerilerin temelini oluşturmaktadır. Duygu sosyalleştirme, hem ebeveynlerin hem de öğretmenlerin çocukların duygularını tanıma, ifade etme ve düzenleme süreçlerine rehberlik etmelerini sağlayarak, sağlıklı benlik algısı, öz düzenleme ve empati gelişimini desteklemektedir. Türkiye'de ebeveynlik yaklaşımlarındaki farklılıkların yanı sıra öğretmenlerin duygusal farkındalık ve yaklaşımlarındaki çeşitlilik, çocukların sağlıklı duygusal gelişimini destekleyecek yapılandırılmış duygu sosyalleştirme programlarının geliştirilmesini gerekli kılmaktadır. Ancak literatür, Türkiye'de erken çocukluk dönemine yönelik sistematik duygu sosyalleştirme eğitim programlarının, hem ebeveynler hem de öğretmenler açısından sınırlı ve yaygınlık açısından yetersiz olduğunu göstermektedir. Bu bağlamda araştırmanın amacı, 48–72 aylık çocukların ebeveynleri ve okul öncesi öğretmenlerine yönelik geliştirilen "Duygu Sosyalleştirme Eğitim Programı" nın etkililiğini belirlemektir. Araştırmaya 35'i deney, 35'i kontrol grubunda olmak üzere toplam 70 ebeveyn ile 35'i deney, 35'i kontrol grubunda olmak üzere toplam 70 okul öncesi öğretmeni katılmıştır. Katılımcılara "Çocukların Duygularına Verilen Tepkiler Ölçeği (Ebeveyn/Öğretmen Formu)" uygulanmış ve programın etkililiğini değerlendirmek üzere nicel araştırma yöntemlerinden "Ön Test-Son Test Kontrol Gruplu Deneysel Model" kullanılmıştır. Bulgular, programın ebeveynlerin ve öğretmenlerin duygu sosyalleştirme davranışlarında anlamlı değişimler yarattığını göstermiştir. Sonuç olarak, programın hem ebeveynler hem de okul öncesi öğretmenlerinde olumlu duygu sosyalleştirme davranışlarını arttırdığı tespit edilmiştir. Araştırma, erken çocukluk döneminde ebeveyn ve öğretmen temelli duygu sosyalleştirme eğitimlerinin gerekliliğini vurgulamakta ve gelecekte geliştirilecek programlara katkı sağlayacak nitelikte bulgular sunmaktadır.
Rüstem Paşa Camii çinilerinde bulut motifi
Bu çalışma, Osmanlı Klasik Dönem mimarisinin önemli eserlerinden biri olan Rüstem Paşa Camii'ndeki çini süslemelerinde yer alan bulut motiflerini incelemeyi amaçlamaktadır. Mimar Sinan'ın estetik ve mühendislik birikimini yansıtan bu camide, Geleneksel Türk Sanatlarının önemli bir unsuru olan çini sanatı bağlamında bulut motifinin tarihsel, estetik ve sembolik özellikleri detaylı bir şekilde ele alınmıştır. Araştırmada, literatür taraması yapılarak bulut motifinin kökeni, desen ve kompozisyon özellikleri ile çini sanatındaki yeri değerlendirilmiştir. Rüstem Paşa Camii'ndeki çinilerde kullanılan bulut motiflerinin tasarım detayları, renk kullanımları ve simetrik düzenlemeleri, dönemin sanat anlayışı ile ilişkilendirilerek analiz edilmiştir. Bulgular, bulut motifinin yalnızca dekoratif bir unsur olmadığını, aynı zamanda geleneksel sanatlar içindeki estetik ve sembolik değerlerini yansıtan bir öğe olduğunu ortaya koymaktadır. Bu tez, Rüstem Paşa Camii çinilerindeki bulut motifine dair kapsamlı bir bakış açısı sunmayı ve önemine ışık tutmayı hedeflemektedir. Bu bağlamda dönemin sanatsal anlayışına katkıları değerlendirilmektedir. Anahtar kelimeler: Rüstem Paşa Camii, Mimar Sinan, Çini, Bulut, Motif.
Rüstem Paşa Camii çinilerinde bulunan penç motifleri
Bu çalışma, klasik dönem Osmanlı çini sanatının en nitelikli uygulamalarından biri olan İstanbul'daki Rüstem Paşa Camii'nde yer alan penç motiflerinin biçimsel çeşitliliğini, yüzeysel dağılımını, ölçümsel verilerini ve desen içi işlevlerini bütüncül bir yaklaşımla ele almaktadır. Caminin tüm çini kaplı yüzeylerinde gerçekleştirilen sistematik gözlem, desen çözümlemesi ve alan ölçüm çalışmaları sonucunda, yapı genelinde toplam 1.556 adet penç motifi tespit edilmiştir. Motifler yalnızca merkezî panolarda değil; çini yüzeyin neredeyse tamamına yayılmış biçimde, farklı desen gruplarının bünyesinde de yer almaktadır. Özellikle küçük boyutlu beş yapraklı pençler; kıvrık dal (rûmî) motiflerinin iç kısımlarında, saz yapraklarının damarlarında, hatâyî göbeklerinin merkezinde, bulut motiflerinin geçiş bölgelerinde ve natüralist üslupla işlenmiş çiçeklerin detaylarında sıklıkla kullanılmıştır. Bununla birlikte, penç motiflerinin yalnızca motif içlerinde değil, dal sistemlerinin üstünde de yer aldığı; böylelikle yalnızca süsleyici değil, desenin bütünlüğünü sağlayan bağlayıcı ve geçiş kurucu bir unsur olarak da işlev gördüğü tespit edilmiştir. Ayrıca camide yer alan bahar ağacı kompozisyonlarındaki çiçeklerin tamamı, biçimsel olarak stilize edilmiş penç formuna dayanmaktadır. Bu durum, motifin hem geleneksel hem natüralist desen anlayışında kendine yer bulduğunu göstermektedir. Pençlerin bu çok yönlü kullanımı, klasik Osmanlı çini süsleme anlayışında motiflerin yalnızca tekrarlayan formlar değil, aynı zamanda yüzeyin akışını yönlendiren kurucu unsurlar olduğunu ortaya koymaktadır. Biçimsel analizlerde dört, altı, sekiz ve on iki yapraklı penç türleri belirlenmiş, camide bahar ağaçları dahil toplamda 34 farklı penç tipi tipolojik olarak sınıflandırılmıştır. Bu türler arasında sade beş yapraklı klasik örnekler, kenar alanlara yerleştirilmiş yarım pençler, iri hatâyî merkezleriyle bütünleşmiş uygulamalar ve rûmî ya da saz yolu motifleriyle iç içe geçmiş örnekler yer almaktadır. Desen içerisinde yer yer merkezden çevreye açılan yapılar oluşturmuş, kimi zaman da arka arkaya dizilerek yüzey boyunca bütünlük sağlamıştır. Penç motifleri, klasik İznik çinilerinde karakteristik olan kobalt mavisi, turkuaz, mercan kırmızısı ve beyaz renklerle uygulanmıştır. Motiflerin boyutsal dağılımı oldukça geniştir. En küçük penç motifleri, geçiş bordürleri, sütun başlıkları ve kıvrımlı dal içlerinde yer almakta olup, yaklaşık 1–1,2 cm çapındadır. En büyük penç motifi ise yaklaşık pandantiflerde bulunan 32 cm diğer büyük penç ise 26 cm çapında olup, cami kubbe geçiş kuşağında yer alan Allah (c.c) ve Hz. Ali lafızlarının bulunduğu karşılıklı iki pandantifte konumlanmıştır. Bu iri motifler, görsel merkez tanımı yapan en belirgin örneklerdir. Yapının farklı bölümlerinde yapılan yüzey analizleri neticesinde pençlerin dağılımı aşağıdaki gibidir: Son Cemaat Yeri ve Kuşakları: 21,5 m² yüzeyde 130 adet Harim Duvarları ve Giriş Kuşağı: 36,5 m² yüzeyde 187 adet Pandantifler ve Geçiş Kuşakları: 14 m² yüzeyde 184 adet Kubbe Geçiş Kuşağı: 6 m² yüzeyde 78 adet Mihrabın Alt ve Üst Yüzeyleri: 7 m² yüzeyde 41 adet Kadınlar Mahfili ve Kuşakları: 9,5 m² yüzeyde 63 adet Sağ ve Sol Galeriler (Alt/Üst): 44 m² yüzeyde 524 adet Revaklar ve Kemer Yüzeyleri: 16 m² yüzeyde 174 adet Pencere Alınlıkları ve Kuşakları: 11 m² yüzeyde 96 adet Sütun Başlıkları, Gövdeleri ve Fil Ayakları: 11 m² yüzeyde 80 adet Kapı Üstü Kuşakları ve Kitabeler: 2 m² yüzeyde 20 adet Yarım Kemer Geçişleri: 2 m² yüzeyde 17 adet Ayrıca yapı genelinde 66 farklı çini kompozisyonu (karo) tespit edilmiştir. Her biri farklı sayıda, ölçüde ve tertipte penç motifi içeren bu düzenlemeler; camide uygulanan bezeme sisteminin yalnızca tekrara değil, çeşitliliğe ve yapısal bütünlüğe dayalı olarak oluşturulduğunu göstermektedir. Sonuç olarak, Rüstem Paşa Camii'nde kullanılan penç motifleri; sayısal zenginliği, biçimsel çeşitliliği, desen içindeki çok yönlü konumlanışı ve mimari öğelerle kurduğu yapısal bütünlük üzerinden, klasik Osmanlı çini sanatının hem estetik hem teknik anlamda en üst düzey örneklerinden birini temsil etmektedir.
دراسة خوارج النص في مخطوطات روايات الحديث المكتوبة في القرن السابع الهجري في المكتبة السليمانية في إستانبول
The seventh century of Hijri represents an significant period in terms of the development of both the science of hadith and Islamic educational institutions. As a matter of fact, important educational institutions such as the Zāhiriyya Madrasa (610/1213), which was started to be built by the Ayyubid Sultan al-Malik al-Zahir al-Ghāzī, and the Sharafiyya Madrasa (640/1241), which was built by Sharaf al-Dīn b. Ajamī, became operational in this period. Likewise, authoritative scholars such as Ibn al-Salāh (d. 643/1245), Muhyid al-Dīn al-Nawawī (d. 676/1277), and Munzirī (d. 656/1258) lived in this century and made substantial contributions to the science of hadīth. This study examines seventh-century Hijri Hadith manuscripts housed in the Süleymaniye Manuscript Library, renowned for its extensive collection of Islamic manuscripts. Within the scope of the research, the elements of khawārij al-naṣṣ (all kinds of notes recorded in the manuscript other than the original text) in these manuscripts were analyzed in detail. The main purpose of the study is to reveal the relationship networks among the scholars who lived in this period, to clarify the existing relationships, to examine the methods of hadith (taḥammul-adá), and to have information about the active madrasas and their participants in the period. The study consists of an introduction, three chapters, and a conclusion. The first chapter addresses the political, social, and intellectual context of the seventh-century Hijri and its influence on the science of Hadith. The second chapter introduces the manuscripts studied and examines khawārij al-naṣṣ unrelated to the main text, such as completion notes (Qayd al-Faragh), ownership statements (Qayd al-Tamalluk), waqf, seals, and the mushʿir system. The third chapter analyzes khawārij al-naṣṣ connected to the main text, such as audition certificates (Qayd al-Sama'), reading records (Qayd al-Qira'a), commentary notes (hashiyas), and study notes (Mutala'at). As a result of these analyses, evaluations were made about the relations between the scholars of the period, the ways of tolerating and performing hadith, and the madrasas with active education. In the research, various software programs were used in processes such as database creation, relationship analysis and visualization for the organization and analysis of the khawārij al-naṣṣ records. This study aims to reveal the level of relations between scholars in the 7th century through the ways of hadith transmission and performance, to shed light on the educational madrasas and their participants in this period, and to comprehensively evaluate the development of the science of hadith in this period and the extent to which this development was affected by social and political events.
Ebeveynler ve medya: Çocuk yetiştirmeye ilişkin bilgi kaynaklarının dönüşümü
Medyanın ebeveynlik uygulamalarını şekillendirmedeki rolü çağdaş toplumda giderek daha önemli hale gelmiştir. Ebeveynlerin çocuk yetiştirme kararları çeşitli medya kaynaklarından gelen bir bilgi seliyle şekillenmektedir. Özellikle sosyal medyanın yükselişi, etkileşimli özelliklere sahip alternatif bir kamusal alan yaratarak ebeveynler için yeni fırsatlar ve zorluklar ortaya çıkarmıştır. Sosyal platformlar arasında İnstagram, dijital ebeveynlik için tercih edilen bir bilgi kaynağı olarak öne çıkmaktadır. Bu tez, ebeveynlerin çocuk yetiştirme konusundaki bilgi kaynaklarının zaman içinde nasıl değiştiğini, özellikle X, Y (Milenyum) ve Z kuşağına özel bir dikkat göstererek incelemektedir. Fenomenolojik bir çalışma olan araştırma, dijital/sosyal medya gözlemi, senaryo ve video ile odak grup ve yarı yapılandırılmış bireysel görüşmeler yoluyla toplanan verilerden yararlanmaktadır. Bulgular, kitapların geleneksel medyada bilimsel ve güvenilir bir kaynak olarak görülmeye devam etmesine rağmen, günümüzde ebeveynlerin bilgiye kolay erişim, gerçek zamanlı etkileşim, görsel içerik, ebeveyn topluluklarına katılım ve aidiyet ve güven duygusu nedeniyle sosyal medyayı tercih edebileceğini göstermektedir. Aynı zamanda, sosyal medya içeriğinin, aşırı bilgi yükü, potansiyel gizlilik ihlalleri ve fenomen/akran baskısı tarafından yönlendirilen yetersizlik duyguları nedeniyle ebeveynlerde güvensizlik yarattığı bulunmuştur. Bu tez, çocuk yetiştirme bağlamında ebeveynler ve medya arasındaki dinamikleri daha iyi anlayarak literatüre katkıda bulunmayı amaçlamaktadır.
Genç yetişkinlerin kullandıkları savunma mekanizmalarına göre nesne ilişkileri ve yalnızlığın problemli internet kullanımına etkisi
Bu çalışmanın amacı genç yetişkinlerde yalnızlığın farklı boyutları ile nesne ilişkilerinin problemli internet kullanımı üzerindeki etkisini ortaya çıkarmak ve kullanılan savunma mekanizmalarına göre bu etkininin nasıl değiştiğini anlamaktır. Bu araştırma kapsamında 18-30 yaş arasındaki genç yetişkinlerden oluşan 343 katılımcı, sosyo-demografik bilgi formu, Problemli İnternet Kullanımı Ölçeği, Yalnızlık Ölçeği, Savunma Biçimleri Testi ve Bell Nesne İlişkileri ve Gerçeği Değerlendirme Ölçeğini kapsayan bir anketi çevrimiçi ortamda yanıtlanmıştır. Veri analizi için öncelikle Problemli İnternet Kullanımı toplam puanı, internetin olumsuz sonuçları, aşırı kullanım ve sosyal fayda alt boyutları ile her bir bağımsız değişkenin alt boyutları arasındaki ilişkiyi incelemek amacıyla Pearson Korelasyon Analizi yapılmıştır. Sonrasında bağımsız değişkenlerin alt boyutlarının Problemli İnternet Kullanımı ve alt boyutlarını nasıl yordadığını incelemek amacıyla Çoklu Doğrusal Regresyon Analizi yapılmış ve incelenmiştir. Problemi internet kullanımını en iyi şekilde yordayan faktörler sosyal izolasyon, güvensiz bağlanma, yabancılaşma ve sosyal yetersizlik; İnternetin olumsuz sonuçlarını en iyi şekilde yordayan faktörler yabancılaşma, sosyal izolasyon ve egosentrizm; aşırı kullanım alt boyutunu en iyi şekilde yordayan faktörler yabancılaşma ve güvensiz bağlanma; sosyal faydayı en iyi şekilde yordayan faktörler ise yabancılaşma, sosyal izolasyon ve egosentrizmdir. Analizin ikinci kısmında örneklem, savunma düzeylerine göre kategorilendirilerek Çoklu Doğrusal Regresyon Analizi tekrarlanmıştır. Bu analizler ile katılımcıların kullandıkları savunma mekanizma düzeyinin ortalamanın üstünde veya altında olma durumuna göre problemli internet kullanımı ve alt boyutlarını yordayan değişkenler açısından nasıl farklılıklar ortaya koyduğu incelenerek elde edilen bulgular tartışılmıştır. Anahtar Kelimeler: Problemli İnternet Kullanımı, Nesne İlişkileri, Yalnızlık, Savunma Mekanizmaları
13 ve 14. yüzyıl Harîrî Makâmâtı nüshalarında yer alan minyatürlerin kompozisyon renk ve dönem açısından incelenmesi
13 ve 14. yüzyıl minyatür sanatı, dönemin önemli edebî eseri olan Harîrî Makâmâtı'na ait 11 nüsha üzerinden yapılan kompozisyon ve renk değerlendirmeleri ile analiz edilmiştir. Geniş bir coğrafyaya yayılan Selçuklu Devleti ile başlayan oluşumun Memlük Devleti'ne yansımaları ve değişimi incelenmiş, dönemler arası geçiş minyatürler üzerinden ortaya konmuştur. Çalışmanın kapsamını, Harîrî Makâmâtı'nı Paris, Bibliotheque Nationale, (PBnF) Arabe 3929, Paris, Bibliotheque Nationale, Arabe 6094, Paris, Bibliotheque Nationale, Arabe 5847, Leningrad, Academy Of Science, (LAoS) şimdiki adıyla Institute of Oriental Manuscripts of the Russian Academy of Sciences (IOM RAS), St. Petersburg, C.23, İstanbul, Süleymaniye Yazma Eserler Kütüphanesi (SYEK) Esad Efendi 2961, London, British Library, (LBL) Or. 1200, London, British Library, (LBL) Or. 9718, London, British Library, (LBL) Or. Add. 22114, London, British Library, (LBL) Or. Add. 7293, Oxford, Bodleian Library, (OBL) Marsh 458, Vienna, Nationalebibliothek, (VNb) A.F.9 kodlu eserler oluşturmaktadır. Bahsi geçen 11 nüsha içerisinde, elde edilen nüshaların minyatürleri, kompozisyon ve renk açısından irdelenmiştir. Dönemin minyatür sanatına dair Harîrî Makâmâtı minyatürleri üzerinden bir değerlendirme yapılmıştır.