Discipline

Hayvan Besleme ve Beslenme Hastalıkları Anabilim Dalı

Fırat University

98

Archived Theses

0

DOIs Assigned

0%

DOI Rate

Discipline

50 Theses
Master'sOpen AccessTR

Bakır sülfat toksisitesi oluşturulan ratlarda krisin ve fluniksin megluminin yem tüketimi, canlı ağırlık, antioksidan durum, bazı kan ve yangı parametreleri üzerine etkileri

ÖZET Bu araştırma, aşırı bakıra maruz bırakılmış ratlarda krisin ve fluniksin meglümin'in, yem tüketimi, canlı ağırlık değişimi, antioksidan durum, bazı kan ve yangı parametreleri ve histolojik değişimler üzerine koruyucu etkilerini belirlemek amacıyla yapıldı. Araştırmada bireysel olarak barındırılan 36 adet erkek Sprague-Dawley rat kullanıldı ve Kontrol, Bakır Sülfat (Cu, 500 ppm canlı ağırlık (CA)/gün, gavaj), Fluniksin Meglumin (FM; 2,2 ppm CA/gün, ip), Krisin (Krisin, 50 ppm CA/gün, gavaj), Bakır Sülfat+Fluniksin Meglumin (Cu+FM; 500 ppm BW/gün bakır sülfat, gavaj ve 2,2 mg/kg CA/gün fluniksin meglumin, ip) ve Bakır Sülfat+Krisin (500 ppm CA/gün bakır sülfat, gavaj ve 50 ppm CA/gün krisin, gavaj) olarak altı gruba ayrıldı. Yem tüketimi (YT) Cu grubuyla karşılaştırıldığında, Cu+Krisin grubunda önemli oranda arttı (P<0.01). Cu toksisitesi, oksidatif stresin göstergesi olan malondialdehiti (MDA) önemli oranda artırdı. Krisin ve FM uygulaması karaciğer ve böbrek dokularında önemli oranda MDA düzeyini azalttı, ve superoksit dismutaz ve katalaz aktivitelerini artırdı (P<0.001). Serum TNF-α düzeyi bakır grubuyla karşılaştırıldığında Cu+FM ve Cu+Krisin gruplarında önemli oranda daha düşüktü (P<0.001). Cu uygulanan ratların karaciğer ve böbrek dokularında FM ve krisin uygulamaları dejenerasyonu, nekrozu ve apoptozisi iyileştirdiği görüldü. Krisinin serbest radikalleri temizleyerek ve antioksidanların aktivitesini artırarak YT ile karaciğer ve böbrek üzerine olan olumsuz etkileri iyileştirdiği ortaya çıktı. Anahtar Kelimeler: Bakır toksisitesi, krisin, fluniksin meglumin, yem tüketimi, canlı ağırlık değişimi, antioksidan durum, kan, yangı, histolojik parametreler, rat.

AntioksidanlarBakır sülfatCanlı ağırlık+7
Hakan Güllüoğlu
Fırat University · Institute of Health Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Yüksek yağlı diyet/streptozotosin ile indüklenen diyabetik ratlarda mango ginger ekstraktının gsk-3β/fyn/nrf2 sinyal yolağı üzerine etkisi

Dünya genelinde insidansı hızla artan diyabet ile mücadelede yeni stratejilerin araştırılması için sıklıkla hayvan modelleri kullanılmaktadır. Rodentlerde yüksek yağlı diyet (YYD) ve STZ uygulanması insan tip 2 diyabeti (DM2) için uygun bir modeldir. DM2 ve komplikasyonlarına karşı çeşitli fitokimyasalların koruyucu veya tedavi edici etkileri araştırılmaktadır. Curcuma amada Roxb (Mango Ginger, MG) tıbbi bitkiler alanında antioksidan ve antiinflamatuvar gibi farmakolojik ve biyolojik etkileri ile dikkat çekmektedir. Bu çalışmanın amacı; yüksek yağlı diyet (YYD) ve streptozotosinle (STZ) indüklenmiş diyabetik sıçanlarda, diyabetin olumsuz etkilerine karşı potansiyel koruyucu etkisi olabilecek MG ekstraktının etkilerinin belirlenmesi ile GSK-3 beta/Fyn/Nrf2 sinyal yolakları üzerine MG ekstraktının nasıl etki edeceğinin ortaya konmasıdır. Çalışmada 28 adet erkek Wistar albino sıçan rastgele dört gruba ayrıldı; i) Kontrol Grubu; standart diyetle beslenen ratlar; ii) MG grubu: standart diyet+ MG (50 mg/kg/gün) uygulanan ratlar; iii) YYD grubu: YYD ile beslenen ve STZ, (40 mg/kg i.p.) uygulanan ratlar; iv) YYD+STZ+MG. Çalışma,12 hafta süreyle devam ettirilmiştir. Diyabetik ratlarda glikoz, insülin ve bazı biyokimyasal değerler artış gösterirken (P<0.01), MG uygulaması bu durumu hafifletmiştir (P<0.001). Diyabetik sıçanlarda, serum ve karaciğer malondialdehit (MDA) artarken (P<0.001), total antioksidan kapasite (TAK) azalmıştır (P<0.001). YYD+STZ grubunda GSK-3β, Fyn ve Keap-1 protein düzeyleri artarken Nrf2 ve HO-1 protein düzeyleri azalmış buna karşın MG uygulaması, diyabetik sıçanlarda tersine bir etki göstermiştir (P<0.05). Diyabetik sıçanlarda MG uygulamasının biyokimyasal parametreleri iyileştirdiği ve GSK-3 beta/Fyn/Nrf2 sinyal yolaklarını regüle ederek antioksidan savunma mekanizmalarını iyileştirdiği ve böylece diyabet tedavisinde destekleyici ve komplikasyonları hafifletici özellik gösterdiği söylenebilir.

Curcuma amadaDiabetes mellitus-deneyselDiabetes mellitus-tip 2+7
Emrah Yazıcı
Fırat University · Institute of Health Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Kapsaisinoitlerin yüksek yağlı diyetle beslenen ratlarda ppar-gamma, ırs-1 ve glut-2 ekspresyonları üzerine etkileri

Yüksek yağlı diyetle (YYD) beslenen ratlarda, kapsaisinoit takviyesinin insülin direnci, lipid profili, antioksidan durum ve glikoz taşıyıcıları üzerine etkileri araştırılmıştır. Bu amaçla, 8 haftalık yaşta 28 adet erkek wistar Albino rat dört gruba ayrıldı (1) Kontrol; ratlar standart yemle beslendi; (2) KAP; ratlar standart diyet ile beslendi ve 10 mg/kg CA/gün dozunda kapsaisinoit oral yolla verildi; (3) YYD; ratlar yüksek yağlı diyetle beslendi, (4) YYD + KAP; ratlar yüksek yağlı diyetle beslendi ve 10 mg/kg CA/gün dozunda kapsaisinoit oral yolla verildi. Deneme 12 hafta boyunca devam etti. Kapsaisinoit uygulaması ile yüksek yağlı diyetle beslenen hayvanlarda bitiş canlı ağırlığı, iç yağı miktarı ve karaciğer ağırlığı sırası ile %16.5, %29.5 ve %22.1 oranında azaldı (P < 0.001). YYD gruplarında kapsaisinoit ekstraktının verilmesi ile serum glukoz, insülin, toplam kolesterol, trigliserit, serbest yağ asidi düzeyleri sırası ile %18.8, %15.5, %18.2, %24.9 ve %34.2 oranında düşüş gösterdi (P < 0.05). Yüksek yağlı diyetle beslenen ratlara kapsaisinoit verilmesi ile serum ve karaciğer MDA konsantrasyonunda %27.5 ve %38.0 oranında azalma tespit edilmiş ve aynı sıçanlarda serum TAK düzeylerinde ise %30.4 artış bulunmuştur (P < 0.05). YYD gruplarında kapsaisinoit ekstraktı verilmesi ile karaciğer GLUT-2, PPAR-gamma ve IRS-1 düzeyleri sırası ile %42.5, %21.5 ve %47.9 oranında artmıştır (P <0.001). Ancak, aynı ratlarda karaciğer NF-κB ekspresyon seviyeleri kapsaisinoit uygulması ile %10.2 düşmüştür (P <0.05). Sonuç olarak, kapsaisinoitler yüksek yağlı diyete bağlı olarak görülen olumsuz etkileri, glikoz ile yağ metabolizması ve oksidatif stresi düzenleyerek azaltmıştır.

BeslenmeFitokimyaHayvan deneyleri+3
Erdal Kekeç
Fırat University · Institute of Health Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Yüksek yağlı diyetle beslenen sıçanlarda magnezyum formlarının renal distal tubül taşıyıcı proteinler üzerine etkisi

Vücudun birçok biyokimyasal fonksiyonunda rol oynayan magnezyum (Mg), hücrede en çok bulunan ikinci katyon olup, yaşamın her evresi için gereklidir. Öte yandan, obezite gibi kronik hastalıklar ve yağlı diyet alımı bir elektrolit bozukluğu olan hipomagnezemiye neden olur. Geniş literatür taramasına rağmen, yüksek yağlı diyetle (YYD) beslenen ratlarda, diyete ilave edilen Mg formlarının [magnezyum oksit (MgO); magnezyum pikolinat (MgPic)], renal Mg taşıyıcıları üzerindeki moleküler etkileri ile ilgili çalışmalara rastlanılmamıştır. Bu çalışmada, yüksek yağlı diyetle beslenen sıçanlarda, bu Mg formlarının renal Mg taşıyıcıları (TRPM6, TRPM7, EGF, claudin-16, claudin-19, NCC) üzerindeki moleküler etkileri araştırılmıştır. Bu amaçla, 8 haftalık yaşta 42 adet erkek Sprague-Dawley sıçan 6 gruba ayrıldı. 1)Kontrol; 2)MgO 3)MgPic; 4)YYD; 5)YYD+MgO; 6)YYD+MgPic. Mg, kg yemde 500 mg elemental Mg olacak şekilde diyete katıldı. Diyete katılan her iki Mg formunun serum kreatin ve üre üzerine bir etkisi tespit edilmemiştir (P>0. 05). Yüksek yağlı diyetle beslenen ratlarda böbrek Mg düzeyi düşük bulunurken, böbrek MDA düzeyleri ise yüksek bulunmuştur. Ancak, böbrek Mg düzeyi, diyete Mg ilavesi ile artmış, böbrek MDA düzeyi ise Mg ilaveleri ile azalmıştır (P<0. 001). En yüksek artış/düşüş ise MgPic grubunda elde edildi. Ayrıca, TRPM6, TRPM7, NCC, EGF, claudin16 ve claudin19 Mg taşıyıcıları da yüksek yağlı diyetle negatif yönde etkilenmiştir. Ancak, Mg formlarının özellikle de MgPic'ın bu iyon kanallarının düzeylerini iyileştirdiği belirlenmiştir (P<0. 001). Sonuç olarak, yüksek yağlı diyetle beslenen sıçanlarda MgO ve MgPic'ın böbrek oksidatif stresini azaltarak ve böbrek TRPM6, TRPM7, NCC, EGF, claudin16 ve claudin19 gibi Mg taşıyıcılarını aktive ederek, böbrekte yağlı diyete bağlı oluşabilecek olumsuzlukların önlenmesine katkı sağlayacağı kanısına varılmıştır.

ClaudinDiyetDiyet yağları+3
Kübra Yazgan
Fırat University · Institute of Health Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Yaş şeker pancarı posasının iki farklı saklama koşulu ve süresinin besin madde düzeyi ve bazı mikrobiyolojik etkenler üzerine etkisi

Bu araştırma, hayvan yemi olarak tüketilen yaş şeker pancarı posasının besin madde düzeyi,besin maddelerinin in vitro sindirim ve bazı mikrobiyolojik ajanlar yönünden kalitesini belirlemek amacıyla planlanmıştır. Bu amaçla, şeker fabrikasından yaş şeker pancarı posasının ilk üretim örneklerinden (Açık Kontrol; 5 adet) ve paketleme işletmesinin yeni paketlediği çuvallardan (Paket Kontrol; 5 adet) örnekler alınmıştır. Ayrıca, önceden belirlenmiş hayvancılık işletmelerinden birer ay aralıklarla iki kez olmak üzere ; paketlerde muhafaza edilen ( 10 adet pakaetlenmiş ŞPP, 10 farklı işletme ) ve ahır yakınında, dışarıda bir naylon malzeme ile muhafaza edilen ( 10 adet açıkta ŞPP, 10 farklı işletme ) örnekleri alınmıştır. Toplanan örneklerin kuru madde (KM), ham kül (HK), ham yağ (HY), ham protein (HP), ham selüloz (HS) ve nötr deterjanda çözünmeyen lif (NDF) düzeyleri tespit edilmiştir. Açık grup, Paketlenmiş grup ile karşılaştırıldığında KM, HS ve NDF düzeyinde artış, HP düzeyinde ise azalma olduğu belirlenmiştir. Açık grubun KM sindiriminin, birinci (P<0.05) ve ikinci ayda (P<0.01) paketlenmiş gruba oranla istatistiki olarak önemli oranda düşük olduğu tespit edilmiştir. Paketlenmiş grubun in vitro KM sindirimi kontrol gruplarıyla benzer bulunmuştur. Açık grubun organik madde (OM) in vitro sindirimi birinci ayda kontrol ve paketli gruplarla kıyaslandığında istatistiki olarak önemli oranda düştüğü görülmüştür (P<0.01). Bununla birlikte, ikinci ayda açık grubun OM in vitro sindirimi paketlenmiş grupla benzer olduğu bulunurken, kontrol grubununkinden önemli oranda düşük bulunmuştur (P<0.01). Paketlenmiş grubun pH değeri, 1. ve 2. ayların sonunda açık grubununkilerden önemli derecede düşük bulunmuştur (P<0.01). Açık ve paketlenmiş grupların maya-küf sayısı 1. ve 2. ay sonunda sırasıyla, 4.61, 1.60 ve 4.83, 1.26 log10 kob/g olarak tespit edilmiştir (P<0.01). E.coli sadece açık grupta, 1.48 (birinci ayda) ve 1.53 (ikinci ayda) log10 kob/g olarak tespit edildi. Açık grubun pozitif E.coli örneklerinde E.coli O157 identifikasyonu yapıldı, ancak E.coli O157'ye rastlanmamıştır. Ayrıca tüm gruplarda Listeria monocytogenes ve aflatoksine (B1, B2, G1, G2) rastlanmamıştır. Sonuç olarak, ham besin maddelerin düzeyleri, in-vitro sindirimleri ve mikroorganizmalar açısından yaş şeker pancarı posasının paketlenerek kullanımının Açık gruba oranla daha iyi olduğu tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Yaş Şeker Pancarı Posası, Depolama Koşulları, Ham Besin Maddeleri, Aflatoksin, E.coli, Listeria monocytogenes

AflatoksinlerBesin saklanmasıBesinler+6
Ahmet Ceylaner
Fırat University · Institute of Health Sciences
2019
00
DoctorateOpen AccessTR

Ratlarda egzersiz sonrası soya proteini ve amilopektin/krom kombinasyonu tüketiminin protein sentezi ve mTOR sinyal yolağı üzerine etkisi

Bu çalışma, egzersiz uygulanan ratlarda soya proteini, amilopektin ve krom (SAK) kombinasyonunun protein sentezi ile bu sentezde (mTOR yolağı, IGF-I ve Akt) ve proteolizde (FOXO1; MURF1, MAFbx) rol oynayan sinyal yolakları üzerindeki etkisini araştırmak üzere yürütülmüştür. Çalışmada, 35 adet Wistar albino ratı rastgele beş gruba ayrılmıştır: (1) Kontrol (K); (2) Egzersiz (E); (3) Egzersiz + Soya Proteini (E + S); (4) Egzersiz + Soya Proteini + Krom (E + S + Cr); (5) Egzersiz + Soya Proteini + Amilopektin + Krom (E + S + A + Cr). Egzersiz sonrası SAK'ın verilmesi, protein sentezinin fraksiyonel oranını (FSR), insülin, glikojen ve amino asit düzeylerini önemli ölçüde arttırmıştır (P<0.05). Ancak, SAK takviyesi laktik asit konsantrasyonunu azaltmıştır (P<0.05). Ayrıca, SAK uygulaması, forkhead box protein O1 (FOXO1) ve forkhead box protein O3 (FOXO3) (ubiquitin proteoliz düzenleyicileri) ve kas atrofisi F-box (MAFbx) düzeylerinde bir azalmaya neden olmuştur (P<0.05). İnsülin benzeri büyüme faktörü 1 (IGF-1) düzeyi ise E + S, E + S + Cr ve E + S + A + Cr gruplarında artmıştır (P<0.05). SAK ilavesinden sonra 4E-BP1, Akt, mTOR ve S6K1 düzeylerinin fosforilasyonu artarken, fosforile kas ring finger 1 (MuRF-1) düzeyleri, E grubuna kıyasla önemli ölçüde daha düşük bulunmuştur (P<0.05). Bu sonuçlar, egzersiz sonrası SAK takviyesinin FSR, insülin ve glikojen seviyelerini iyileştirdiğini göstermektedir. SAK, ubiquitin-proteazom yolağını inhibe ederek ve anabolik metabolizmayı indükleyerek protein sentezini geliştirebilir. Anahtar Kelimeler: Soya proteini, Amilopektin, Krom, Protein sentezi, Ubiquitin-proteazom Yolağı.

AmilopektinEgzersizHayvan deneyleri+7
Veysi Kayri
Fırat University · Institute of Health Sciences
2019
00
DoctorateOpen AccessTR

Egzersiz öncesi ratlara verilen amilopektin krom kombinasyonunun metabolik profil üzerine etkisi

Bu çalışmada, yoğun egzersiz uygulanan ratlarda amilopektin (A) ve krom (Cr) takviyesinin tek başına veya kombine kullanımlarının, enerji deposu, kas yorgunluğu ile alakalı biyokimyasal belirteçler, Peroksizom Proliferatör Aktive Reseptörü-gamma (PPAR-γ) Glikoz Transporter-2 (GLUT-2) ve 4 (GLUT-4) düzeyleri üzerine etkileri araştırıldı. Otuz beş adet albino Wistar rat 5 gruba ayrıldı (n=7): (i) Yoğun egzersiz (E); (ii) E+Amilopektin (A); (iii) E+A+Krom pikolinat (CrPik); (iv) E+A+ Krom histidinat (CrHis); (v): E+A+CrPik+CrHis. Ratlara günlük olarak 0.0316 g amilopektin ve 11.06 g elementel Cr/kg CA CrPik ve CrHis verildi. Gruplar arasında ortalama koşu süresi (55±1.15 vs 76±1.91) farklılık gösterdi (P< 0.05). E grubuyla kıyaslandığında, E+A+CrPik+CrHis grubunda kan glikoz düzeyi önemli düzeyde azaldı (P< 0.05). Kas ve karaciğer glikojen içeriği ile kan insülin konsantrasyonunun artması ve serum laktat konsantrasyonunun azalması bakımından en iyi etki E+A+CrPik+CrHis grubunda tespit edildi (P< 0.05). Ancak, A ve Cr kaynaklarının takviyesi, GLUT-2, GLUT-4 ve PPAR-γ ekspresyonlarında değişikliğe neden olmadı. Sonuç olarak, egzersiz uygulanan ratlarda amilopektinin ile Cr'un kombine kullanımı, enerji veren besin maddelerinin tasarrufunu ve kas yorgunluğunu azaltmıştır. Bu durum yarış atı performansının arttırılmasına ve engellilik problemlerinin önlenmesine de katkı sağlayabilir.

AmilopektinEgzersizHayvan deneyleri+6
Mehmet Irmak
Fırat University · Institute of Health Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Tahıl anızı ve hayvan gübresinin solucan yemi olarak kullanılmasının solucan ve solucan gübresi üretim performansına etkisi

Bu tez çalışmasında, at gübresi, sığır gübresi ve ineklerin altında kuruluk olarak kullanılan anız saman + sığır gübresi solucan yemi olarak kullanılmıştır. Bu üç solucan yemine de % 10 kanatlı gübresi katılarak, yeni üç farklı solucan yemi hazırlanmıştır. Buna göre de at gübresi grubu, sığır gübresi grubu, saman + sığır gübresi grubu, at gübresi + %10 kanatlı gübresi grubu, sığır gübresi + %10 kanatlı gübresi ve saman + sığır gübresi + %10 kanatlı gübresi grubu adlarında altı araştırma grubu tasarlanmıştır. Bu tezin amacı farklı çiftlik gübresi ve çiftlik gübresi kombinasyonlarının solucan yemi olarak kullanılmasının solucan çoğalması ve solucan gübresi üretim miktarı ve özelliğine etkisinin tespit edilmesidir. Solucan denemesi 60 gün sürmüştür. Deneme sürecinde solucanların çoğalma düzeyi en yüksek değere 2,18 katı ile at gübresi grubunda, bunu 2,11katı ile saman + sığır gübresi grubu izlemiştir. Bunları da at gübresi + %10 kanatlı gübresi ve saman+ sığır gübresi + %10 kanatlı gübresi grupları izlemiştir. En düşük değerler de sığır gübresi + %10 kanatlı gübresi (1,66 katı) ve sığır gübresi (1.55 katı) grubunda saptanmıştır. Üretilen solucan gübresi miktarı ise en yüksek değere at gübresi + %10 kanatlı gübresi grubunda, en düşük değer de saman + sığır gübresi grubunda saptanmıştır. Solucan yemlerine göre solucan gübrelerinde ham kül düzeyi yükselmiş, organik madde, ham selüloz, azot, potasyum ve fosfor düzeyleri düşmüştür. Sonuç olarak, anız samanı + sığır gübresi solucan yemi solucan çoğalma düzeyini arttırmıştır. Bu tezde solucanların çiftlik gübrelerindeki organik ve çözünebilir mineral maddeleri tükettiği çözünmeyen ham külü tüketmediği gözlenmiştir. Anahtar Kelimeler. Çiftlik gübre, anız, yem, solucan, solucan yemi.

AnızHayvan gübresiSolucan gübresi+3
Murat Kalkan
Fırat University · Institute of Health Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Muş ilinde mera dönemindeki koyunların serumlarında bazı mineral madde düzeylerinin tespiti

Bu çalışmanın amacı, Muş bölgesinde toprak, mera otu ve koyun serumlarında bazı mineral maddelerin (kalsiyum, magnezyum, bakır, demir ve çinko) düzeylerini belirlemektir. Muş ilinin mera besisinin yapıldığı merkez köyleri başta olmak üzere tüm ilçelerinden alınan toprak, mera otu ve koyun kan serum örneklerinin mineral madde düzeylerinin ölçümü Atomik Absorbsiyon Spektrometresinde yapıldı. Yapılan toprak ve mera otu analizinde Muş merkez ve ilçelerinden alınan örneklerin tamamında analizi yapılan mineral maddeler yönünden literatürlerde bildirilen değerler ile uyumluluk belirlenmiştir. Koyunlardan alınan serum örneklerinde ise çinko ve bakır düzeyleri literatürlerde belirtilen standart değerin altında tespit edilirken diğer mineral maddeler (kalsiyum, magnezyum ve demir) bakımından kriterlere uygunluk söz konusudur. Sonuç olarak Muş bölgesindeki koyunlardan alınan serum örneklerindeki kalsiyum, magnezyum ve demir mineralleri için bu çalışmada elde edilen değerler bildirilen standart değerlerle benzer olduğundan koyunların rasyonlarına bu minerallerin ilavesine gerek olmadığına, ancak serum çinko ve bakır düzeylerinin normal standart değerlerin altında tespit edildiğinden hayvanların rasyonlarına bu minerallerin ilavesinin uygun olacağı kanaatindeyiz.

Kan serumuKoyunculukKoyunlar+4
Yasin Aydın
Fırat University · Institute of Health Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Kurşun toksikasyonu oluşturulan ratlarda beta glukanın etkisi

Araştırmada bireysel olarak barındırılan 28 adet erkek Sprague-Dawley rat kullanıldı ve Kontrol, Beta glukan (BG, 50 mg/kg canlı ağırlık (CA)/gün BG, gavaj), Kurşun (Kurşun; 15 mg/kg CA, ip kurşun asetat), Kurşun + BG grubu (Kurşun + BG; 15 mg/kg CA ip kurşun asetat ve 50 mg/kg CA BG, gavaj) olarak dört gruba ayrıldı. Yem tüketimi Kurşun grubuyla karşılaştırıldığında, Kurşun + BG grubunda önemli oranda arttı (P<0.001). Kurşun toksisitesi, oksidatif stresin göstergesi olan karaciğer malondialdehiti (MDA) önemli oranda artırdı (P<0.001). Beta glukan uygulaması karaciğerde önemli oranda MDA düzeyini azalttı ve GSH-Px aktivitesini artırdı (P<0.001). Kurşun uygulaması proapoptotik protein Bax'ın salınımını artırdı, antiapoptotik protein Bcl-2'nin salınımını azalttı ve Bax/Bcl-2 oranını önemli oranda artırdı (P<0.01). Aynı zamanda spermatogenezisi bozdu. Kurşun kaynaklı toksisite üzerine beta glukan uygulaması ise oksidatif stresi, spermatogenezisi, apoptotik yolakların aktivasyonunu kısmen korudu.

AntioksidanlarCanlı ağırlıkGlukanlar+6
Osman Ersin Kanmaz
Fırat University · Institute of Health Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Elazığ ilinde süt ineği besleme bilinci geçiş dönemi beslemesi ve süt ineklerinin verim durumlarının araştırılması

Bu araştırma, Elazığ İli Damızlık Sığır Yetiştiricileri Birliği verilerine dayanılarak, Elazığ il ve ilçelerinde 20 baş ve daha üzeri hayvanla süt inekçiliği yapan işletmelerin yaklaşık %60'ını temsil edecek sayıda süt ineği işletmesinde yürütülmüştür. Araştırmada Elazığ ilinde bulunan süt işletmelerinde süt ineği beslemesinde yetkili ve sorumlu kişilerin bilinç ve birikimi, geçiş dönemi beslemesinin uygulama durumu, süt ineklerinin ırk dağılımı, yem envanteri, ineklerin süt verimi durumu, laktasyon dönemlerindeki ineklerin beslenme durumları, süt ineklerinin üreme durumu, sık görülen hastalık durumları ve süt ineği işletmeciliği ile ilgili diğer unsurlar incelenmiştir. İncelemede, tüm işletmeler hayvan besleme uzmanları tarafından ziyaret edilmiş ve işletmelerde yüz yüze anket çalışmaları, yem ve süt örnekleri alınarak laboratuarda analizler yapılmıştır. İşletmelerin %67.5'inde, beslemede yetki ve sorumluluk sahibi kişilerin işletme sahibinin bizzat kendisinin olduğu ve aile fertlerinin birlikte çalıştıkları ortaya konmuştur. Beslemede yetki ve sorumluluk sahibi kişilerin %73'nün ilköğrenim ve altı eğitim seviyesinde. olduğu gözlenmiştir. Bu kişilerin %65'nin iş tecrübesinin >10 yıl olduğu, % 35'inin de < 10 yıl olduğu tespit edilmiştir. Buna karşın yetki ve sorumluluk sahibi kişilerin süt ineği beslemesi konusunda yenilikleri takip için bilimsel etkinliklere katılım oranının %30 seviyesinde olduğu tespit edilmiştir. Yenilikleri takip ettiğini ifade eden kişilerin ise süt ineği beslemesi konusunda katıldıklar bilimsel etkinliklerin %83.4'ü üretici birlikleri, yem fabrikaları ve fuarların düzenledikleri bilgilendirme toplantılarıdır. İşletmecilerin %77.5'i hayvan besleme konusunda danışmanlık hizmeti almadıkları ve danışmanlık hizmeti alanların da bu hizmet karşılığı herhangi bir ücret ödemedikleri sonucuna ulaşılmıştır. Danışmanlık hizmeti almama nedenleri ise serbest veteriner hekimlerin yeterli olmaması (%42), danışmanlık hizmeti alacağı yeri bilmemeleri ve bundan haberdar olmamaları (%35) ve ihtiyaç duymayıp kendilerini yeterli görmeleri (%23) biçiminde sıralanmaktadır. İşletmelerdeki ineklerin, laktasyon dönemlerindeki süt verimleri (kg/gün/hayvan), canlı ağırlıkları ve tükettikleri yemlerin isimleri ve miktarları (kg/gün/hayvan) düzenli kayıt altına alınmamıştır. Bu konularda verilen bilgilerin ise tahmini olduğu gözlenmiştir. İşletmelerdeki ineklerin inek başına günlük süt verimlerinin %47.5'i 12-15 kg, %37.5'i 16-20 kg ve %15'i >21 kg biçiminde sıralanmaktadır. İşletmelerden alınan süt örneklerinin kuru madde (KM), yağ, protein ve üre düzeyleri sırasıyla %52.5 = %11.6-12.5, %77.5 = %2.5-3.5, %40 = %3.3-3.5, %80 = 10 - 20 mg/dl aralığında olduğu tespit edilmiştir. Takibe alınan işletmelerde ineklerin ilk buzağılama yaşının daha çok (%32.5) 24 aylık yaşta yoğunlaştığı tespit edilmiştir. Ortalama iki doğum aralığı işletmelerin %57.5'inde 12 ve 13 ay olduğu ortaya konulmuştur. İncelenen işletmelerin tamamında geçiş dönemi belemesi uygulanmamaktadır. İşletmelerin %47.5'inde, hayvanlara verilen yemlerin miktarları ve hayvanların ihtiyaçları, ineklerin süt verimi ve canlı ağırlığına bakılarak belirlendiği tespit edilmiştir. Bununla birlikte hayvanların hepsine aynı miktarda yem verenlerin oranı %20, sadece süt verimine bakarak verdiği yemi artırıp azaltanların oranı ise %15 olarak bulunmuştur. İşletmeciler yaz ve kış dönemlerinde hayvanlarını daha çok 3 öğün üzerinden olmak üzere 2- 3 öğün beslemektedirler. İşletmelerin %92.5'i hayvanlara grup yemlemesi uygulamaktadırlar. İşletmelerin tamamında yıl boyu buğdaygil samanları yedirilmektedir. Buğdaygil samanları işletmelerin %84'ünde patozdan geçirildikten sonra hayvanlara verildiği anlaşılmıştır. İşletmelerin %70'inde kuru ot bulunduğu, bunların %64'ünde kuru otun doğranarak hayvanlara verildiği belirlenmiştir. İşletmelerin %62.5'inde yaş yonca biçildiği şekliyle pörsütmeden hayvanlara verildiği saptanmıştır. İşletmelerin kışın silajı daha çok kullandıkları (%87.5) tespit edilmiştir. Yaz döneminde hayvanlara verilen yemler arasında, buğdaygil samanları işletmelerin %95'inde, karma yem (fabrika yemi) %87.5'inde, Arpa-buğday ezmesi %75'inde, yonca %72.5'inde, kepek %60'ında ve %35'inde ise mısır silajı kullanıldığı tespit edilmiştir. Buna karşın kış döneminde işletmelerin %95'inde buğdaygil samanı, %95'inde karma yem (fabrika yemi), %82.5'inde arpa-buğday ezmesi, %52.5'inde yonca, % 65'inde kepek ve mısır silajı ise %87.5'inde kullanıldığı tespit edilmiştir. İşletmelerdeki buğdaygil samanının tamamının 5 cm den küçük olduğu, kullanılan samanların da %2'si 2.5 cm den , %34'ü 1 cm den , %25'i 0.5 cm den, %18'i 0.3 cm den büyük, %21'i ise 0.3 cm den küçük partikül büyüklüğüne sahip olduğu saptanmıştır. Doğranarak verilen kuru yoncanın %60'ı 5 cm den büyük, fiğin ise %46'sı 5 cm den büyük partikül büyüklüğüne sahip olduğu gözlenmiştir. Mısır silajının partikül büyüklüğü İşletmelerin tamamında 5 cm den küçük olduğu, kullanılan mısır silajların %6'sı 2,5 cm den, %57'si 1 cm den, %30'u 0.5 cm den, %6'sı 0.3 cm den büyük, %1'i ise 0.3 cm'den küçük partikül büyüklüğüne sahip olduğu saptanmıştır. İşletmelerden alınan fabrika yem örneklerinin yaklaşık %97.2'sinde %2'den az, %85.8'inin de %1,5'den az üre içerdiği tespit edilmiştir. İşletmelerde hayvanların rasyonlarının NRC standartlarına göre KM, HP ve NEL düzeyinin sırasıyla %45 düşük- %55 yüksek, %42.5 düşük- %57.5 yüksek ve %22.5 düşük- %77.5 yüksek olduğu tespit edilmiştir. İşletmelerde görülen sağlık problemleri arasında %60 ile mastitis birinci sırada yer alırken; bunu, %47.5 ile birden fazla suni tohumlama, %35 ile güç doğum, %25 ile ayak problemleri, %22.5 ile hipokalsemi ve buzağı ishalleri, %15 ile de göbek iltihabı izlemektedir. Sonuç olarak; Bu çalışmada, Elazığ ilinde beslenmede yetki ve sorumluluk sahibi kişilerin süt ineği beslemesi konusunda bilgi birikimi ve eğitim seviyesinin düşük olduğu, yenilikleri gereği gibi takip etmedikleri, yeterli danışmanlık hizmeti almadıkları, süt ineklerinde geçiş dönemi beslemesi uygulamadıkları, düzenli bir kayıt tutmadıkları, araştırma kapsamında yapılan analizlerin değerlendirmesine göre verdikleri bilgilerde çelişkilerin olduğu gözlenmiştir. Bu durumun düzeltilmesi için, süt ineği işletmecileri kendilerinin bir işletmeci olduklarının farkına varıp gereğini yapmaları gerekir. Anahtar Kelimeler: Süt İneği, Besleme Bilinci, Geçiş Dönemi, Verim Düzeyi

ElazığHayvan yemleriHayvancılık+5
Ahmet Mamak
Fırat University · Institute of Health Sciences
2015
00
DoctorateOpen AccessTR

Pazarlanma şansı azalan karpuzlardan hayvan beslemede kullanılabilecek dayanıklı ve katma değerli ürünler üretme olanaklarının araştırılması

Bu projede pazar dışı kalma durumunda olan karpuzların kabuk, çekirdek ve etli kısımlarının tamamından katma değerli ve dayanıklı karpuz ürünlerini üretmek amaçlanmıştır. Projede hasatı üzerinden 15 gün geçmiş üç farklı karpuz çeşidinden karpuz püresi, karpuz suyu ve karpuz posası adlarında üç ürün üretilmiştir. Bu ürünlerin bir grubuna hiçbir muamele yapılmamış, bu gruba taze ürün adı verilmiş, bir gruba buhar basınçlı ısıl işlem uygulanmış buna asitsiz grup adı verilmiş ve bir gruba buhar basınçlı ısıl işlem + sitrik asit ilavesi uygulanmış buna da asitli grup adı verilmiştir. Proje üç çalışma şeklinde dizayn edilmiştir. Çalışma I'de taze örneklerde, konserve işlemlerinden hemen sonra alınan örneklerde, Çalışma II'de depolama sırasında 0., 30., 90. ve 180. günlerde alınan örneklerde, Çalışma III'te ise konserve kavanozları açıldıktan 0., 2. ve 4. günlerde alınan örneklerde fiziksel, kimyasal, mikrobiyolojik ve mikotoksin analizleri yapılmıştır. Çalışma I'in sonuçlarına göre her iki muamelede de mikrobiyolojik açıdan pastörizasyon sağlanmıştır. Isıl işlem karpuz ürünlerinin rengini kısmen açmıştır. Karpuza ait koku yerini haşlanmış meyve kokusuna bırakmıştır. Çalışma II'de ise üretimden sonra depoya alınan karpuz ürünleri depolamanın 0., 30., 90. ve 180. günlerde açılan konserve ürünlerinden alınan örneklerde mikrobiyolojik üreme durumları incelenmiştir. Buna göre asitsiz grupta asitli gruba göre daha yüksek toplam mezofilik aerobik bakteri (p<0.0001) ve toplam Clostridia (p<0.002) üremesi tespit edilmiştir. Depolama sürelerinde ise her iki bakteri sayısı 30. ve 90. günlerde 0. güne göre artmış, 180. günde alınan örneklerde ise düşmüştür. Depolama sırasında asitsiz gruplarda asitli gruplara göre daha fazla kapak şişmesi tespit edilmiştir. Kapak şişmesi de üretimden sonra genellikle ilk hafta içinde gözlenmiş, diğer günlerde görülmemiştir. Renk ve koku değişimi de depolama süresince pek gözlenmemiştir. Ancak, şiş kapaklı konservelerde kötü koku diğerlerinden daha fazla hissedilmektedir. Çalışma III'te kullanım süresine ışık tutmak için konserve kavanozlarının kapağı açıldıktan sonra 0., 2. ve 4. günlerde konserve karpuz ürünlerinden alınan örneklerde asitsizlerde asitlilere göre toplam mezofilik aerobik bakteri sayısı daha yüksek çıkmıştır. Sonuç olarak, projede asit katkısı + ısıl işlem uygulaması öne çıkmıştır. Her karpuz çeşidinden konserve yapılabilir. Kullanım amacına göre karpuz suyu, karpuz püresi ve karpuz posası üretilebileceği ortaya konmuştur.

Hayvan yemleriHayvancılıkHayvancılık işletmeleri+4
Fatma Terlemez
Fırat University · Institute of Health Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Muz bitkisinin besin değeri, In Vitro sindirilebilirlik değerleri silajlanabilme ve alternatif yem maddesi potansiyelinin araştırılması

Bu çalışma, muz bitkisinin besin değeri, in vitro sindirilebilirlik özellikleri, silajlanabilirliği ve alternatif yem maddesi potansiyelini değerlendirmek amacıyla gerçekleştirilmiştir. Muz tarımı sırasında önemli miktarda atık materyal oluşmakta ve bu atıkların hayvancılık sektöründe değerlendirilmesi, sürdürülebilir hayvan besleme açısından büyük bir potansiyel sunmaktadır. Çalışmada, Antalya ili Alanya ilçesinde faaliyet gösteren bir muz işletmesinden temin edilen muz bitkisi atıkları kullanılmıştır. Araştırmada muz yaprağı ve yalancı gövdenin besin madde içerikleri analiz edilmiş, silajlanabilirliği ve in vitro sindirilebilirliği incelenmiştir. Besin madde analizleri sonucunda muz yapraklarının yüksek selüloz ve lignin içeriğine sahip olduğu belirlenmiştir. Kaba yem yetersizliği nedeniyle alternatif yem kaynaklarına duyulan ihtiyacı karşılamak amacıyla muz atıklarının silajlanabilirliği araştırılmış ve farklı oranlarda (%5, %10, %20) arpa ezmesi ilavesinin silaj kalitesine etkisi değerlendirilmiştir. Fiziksel analizler sonucunda, arpa ezmesi ilavesinin silajın renk, koku ve strüktür gibi fiziksel özellikleri üzerinde belirgin bir değişiklik oluşturmadığı, ancak pH ve Flieg puanı açısından anlamlı iyileşmeler sağladığı tespit edilmiştir. Kimyasal analizlerde, arpa ezmesi ilavesinin silajın ADF ve NDF içeriklerini azalttığı, kuru madde ve ham protein içeriğini ise artırdığı belirlenmiştir. İn vitro sindirilebilirlik analizleri, arpa ezmesi ilavesinin muz silajının sindirilebilirlik özelliklerini olumlu yönde etkilediğini göstermiştir. Özellikle %10 ve %20 arpa ezmesi ilavesi, in vitro gerçek sindirilebilirlik (IVGS), in vitro gerçek kuru madde sindirilebilirliği (IVGKMS) ve in vitro gerçek organik madde sindirilebilirliği (IVGOMS) açısından en iyi sonuçları vermiştir. Sonuç olarak, muz bitkisi atıklarının hayvan beslemede alternatif bir yem kaynağı olarak kullanılabileceği, ancak besin değerinin artırılması için uygun katkı maddelerinin eklenmesinin gerekliliği ortaya konmuştur. Arpa ezmesi gibi katkılarla muz silajının kalite ve sindirilebilirlik özellikleri iyileştirilerek, hayvan besleme açısından verimli ve sürdürülebilir bir yem kaynağı oluşturulabileceği sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: Alternatif yem, Hayvan besleme, Muz bitkisi, Silaj, Sindirilebilirlik

Adem Tocan
Burdur Mehmet Akif Ersoy University · Institute of Health Sciences
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Ticari kedi kuru ve yaş mamalarındaki makro besinlerin, minerallerin ve ağır metallerin konsantrasyonları

Bu çalışmada, Türkiye piyasasında satılan yerli ve ithal yaş ve kuru kedi mamalarının makro besin bileşimi, mineral içerikleri ve ağır metal konsantrasyonlarının karşılaştırılması amaçlanmıştır. Bu kapsamda 16 adet yerli ve 16 adet ithal olmak üzere toplamda 32 balıklı kedi maması örneği analiz edilmiştir. Mamalarda kuru madde, ham protein, ham yağ, ham selüloz ve ham kül analizleri belirlenmiştir. Elde edilen sonuçlara göre, kuru ithal mamalarda kuru madde ve ham kül düzeyleri daha düşük; ham yağ, ham selüloz, ham protein ve enerji içeriği ise kuru yerli mamalara göre daha yüksek bulunmuştur. Benzer şekilde yaş mamaların karşılaştırılmasında, yerli yaş mamaların ham protein (p=0,04) ve ham selüloz düzeylerinin ithal yaş mamalardan daha düşük olduğu; ham kül (p=0,03) ve ham yağın ise daha yüksek olduğu tespit edilmiştir. Enerji katkısı bakımından, karbonhidratlar, protein ve yağlar kuru yerli mamalarda sırasıyla %38, %31 ve %30; kuru ithal mamalarda ise %33, %32 ve %32 oranında enerji sağlamıştır. Yaş yerli mamalarda yağ, protein ve karbonhidratların enerji katkısı sırasıyla %49, %37 ve %14; ithal yaş mamalarda ise %39, %49 ve %12 seviyelerinde bulunmuştur. Mineral ve ağır metal analizleri sonucunda Ca, Mg, Mn, Cr, Zn, Cd, Ni, Fe ve Cu düzeylerinde yaş ve kuru mamalar arasında anlamlı bir farklılık görülmemiştir. Yaş mamalarda Na (p=0,025) düzeyinde anlamlı farklılık tespit edilmiş olup yerli yaş mamalarda ithal yaş ürünlere göre daha yüksek bulunmuştur. Kuru mamalarda ise K düzeyinin ithal mamalarda anlamlı biçimde arttığı (p=0,010) belirlenmiştir. Ayrıca kuru mamalarda Pb düzeyinin ithal ürünlerde anlamlı şekilde daha yüksek bulunması (p=0,038), ithal hammaddelerin çevresel kontaminasyona daha fazla maruz kalabileceğini düşündürmüştür. Bununla birlikte As, Cd ve Pb gibi potansiyel olarak toksik elementlerin tüm örneklerde uluslararası düzenleyici kurumlar tarafından belirlenen güvenli sınırlar içinde kaldığı tespit edilmiştir. Bu bulgular, ticari mamaların ağır metal kontaminasyonu açısından genel olarak güvenli olduğunu ortaya koymaktadır. Sonuç olarak, bu çalışma ithal kedi mamalarının daha yüksek fiyatlarının makro besin, mineral ve ağır metal bileşimi açısından önemli bir avantaj sağlamadığını göstermektedir. Fiyat farklarının daha çok marka değeri, ithalat maliyetleri ve pazarlama stratejilerinden kaynaklanabileceği söylenebilir.

Erva Çetinkaya
Burdur Mehmet Akif Ersoy University · Institute of Health Sciences
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Denizli ili Bozkurt ilçesi hayvancılık işletmelerinde buzağı, kuzu ve oğlak besleme uygulamalarının tespiti

Bu çalışma, Denizli İli Bozkurt İlçesindeki buzağı, kuzu ve oğlak işletmelerinin hayvan varlıklarını, işletmelerin yapısal durumlarını, yetiştiricilerin sosyo- ekonomik durumlarını, hayvan besleme hakkında bilgi düzeylerini ortaya koymak, mevcut hayvansal üretim düzeyini artırmaya yönelik çözüm önerileri getirmek amacıyla yapılmıştır. Çalışmanın ana materyalini Bozkurt ilçesi ve mahallelerindeki işletmeler oluşturmuştur. Hayvancılık faaliyetinde bulunan 30 buzağı, 15 kuzu ve 11 oğlak için olmak üzere toplam 56 işletme ziyaret edilmiştir. Bu araştırmanın verilerini birebir görüşme yoluyla yapılan anketlerden elde edilen orijinal veriler oluşturmuştur. Ziyaret edilen buzağı işletmelerinin %93,33'ü, oğlak ve kuzu işletmelerinin tamamının süt ikame yemi kullanmadığı belirlenmiştir. Buzağı işletmelerinin %86,67' si, oğlak ve kuzu işletmelerinin tamamı yaşlarına göre hayvanlarını sütten kestiklerini belirtmiştir. Buzağı işletmelerinin %56,67'si buzağılara kaba yemi ilk hafta vermektedir. Buzağı işletmelerinin %73,33'ü, kuzu işletmelerinin %93'ü süt emme döneminde başlangıç yemi verdiği belirlenmiştir. Yetiştiricilerin %47'lik bir kısmı uyguladıkları geleneksel besleme yöntemlerini doğru kabul ettiklerinden yeni bilgiye ihtiyaç duymadıkları ve dolayısıyla mesleki bilgiye sahip teknik elemanlardan yararlanmadıklarını belirtmişlerdir. İşletmelerde büyük çoğunlukla günde iki kere yemleme tercih edilmektedir. İşletmelerde yeme ek yem katkı maddesi verilme durumu ise buzağı işletmelerinde %93,33, kuzu işletmelerinde %86,67 ve oğlak işletmelerinde %90,91 oranında verilmemektedir. Yaptığımız çalışmadaki işletmelerin çoğunun ilkokul mezunu olmasından dolayı eğitimin daha kapsamlı ve teknik bilgileri açıklayıcı şekilde verilmesi zorlaşmaktadır. Doğru, karlı ve sağlıklı hayvanlar yetiştirmek için eğitimin kaçınılmaz olduğu sonucuna varılmıştır. Anahtar kelimeler: Buzağı, Kuzu, Oğlak, Hayvan Besleme, İşletme

BuzağılarDenizliHayvan besleme+4
Ramazan Şahin
Zonguldak Bülent Ecevit University · Institute of Health Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Oğlak rasyonlarına kitosan ilave edilmesinin besi performansı, kan ve rumen parametrelerine etkisi

Çalışmada, karma yeme farklı düzeylerde katılan kitosanın oğlaklarda besi performansı, kan ve rumen parametreleri üzerine etkisi incelenmiştir. Bu amaçla, 30 adet ortalama 5-6 aylık yaşta benzer canlı ağırlıkta Honamlı melezi (Kıl keçisi x Honamlı) erkek oğlak kullanılmıştır. Denemede kullanılan hayvanlar her biri 10'ar oğlak içeren bir kontrol iki deneme grubu olmak üzere 3 gruba ayrılmıştır. Kontrol grubu konsantre yemine kitosan ilave edilmemiş, birinci deneme grubu konsantre yemine 100 mg/kg, ikinci deneme grubu konsantre yemine 200 mg/kg kitosan ilave edilmiştir. Deneme; 7 gün alıştırma yapılmış olup deneme 56 gün sürmüştür. Deneme süresince hayvanlara konsantre yeme ilaveten yonca kuru otu, buğday samanı ve ad libitum su verilmiştir. Oğlaklar denemenin 0, 14, 28, 42 ve 56. günü sabah yemlemesinden önce tartılmıştır. Çalışmanın 56. gününde her gruptan rastgele seçilen 7 hayvandan kan örnekleri, her gruptan rastgele seçilen 5 hayvandan rumen sıvısı örnekleri alınmıştır. Alınan kan örneklerinde kan hematoloji değerlerine [PCV(%), Hb(g/l), RBC(x106il), MCHC(g/dl), MCH(i/g), MCV(fl), WBC(x103il), lenfosit(%), monosit(%), granulosit(%)] ve serum biyokimya (albumin, total protein, kreatin, üre, kolesterol, ALT, AST, ürik asit, glikoz, trigliserit, klor, potasyum, magnezyum, demir, fosfor, kalsiyum) değerlerine bakılmıştır. Rumen sıvısında pH, protozoa sayısı, uçucu yağ asidi (asetik asit, propiyonik asit, bütirik asit) düzeyleri belirlenmiştir. Deneme sonunda, besi performansı, kan serum biyokimyasal değerleri, uçucu yağ asidi düzeyleri ve pH'da istatistiksel bir fark oluşmazken, tam kan değerlerinden WBC, RBC ve MID değerlerinde, protozoa sayısında istatiksel fark bulunmuştur. Bu çalışmada oğlak rasyonlarına kitosan ilave edilmesinin besi performansı, bazı kan ve rumen parametreleri üzerinde önemli bir fark yaratmadığı sonucuna varılmıştır. Kitosanın oğlak besisi üzerinde etkisinin anlaşılabilmesi için, farklı dozlarda daha uzun deneme süresinde benzer çalışmaların yapılmasının faydalı olacağı düşünülmektedir.

Besi performansıHayvan yemleriKan parametreleri+5
Zübeyde Soysal
Zonguldak Bülent Ecevit University · Institute of Health Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Chia tohumunun broyler piliçlerin besi performansı ve et raf ömrüne etkisi

Bu çalışmanın amacı, broyler rasyonlarına %5 düzeyinde ilave edilen chia tohumunun broyler üzerinde canlı ağırlık, canlı ağırlık artışı, yem tüketimi, yemden yararlanma oranı, göğüs eti yağ asidi profili, bazı kan parametleri (AST, ALT, ürik asit, kolesterol, trigliserid), et raf ömrü, sıcak karkas ağırlığı ve karkas randımanı üzerine olan etkisini belirlemektir. Denemede günlük yaşta toplam 112 adet Sasso civciv kullanılmıştır. Civcivler 56 hayvandan oluşan 2 gruba ayrılmıştır. Her grup 7 broylerden oluşan 8 alt gruba bölünmüştür. Deneme grubu rasyonu 14. günden itibaren %5 chia tohumu içerecek şekilde hazırlanmıştır. Deneme süresince yem ve su ad libitum olarak verilmiştir. Deneme öncesi tüm gruplara 14 gün başlangıç rasyonu uygulanmıştır. Deneme 49 gün sürmüştür. Araştırmada canlı ağırlık, canlı ağırlık artışı, yem tüketim ve yemden yararlanma oranları bakımından gruplar arasında istatistiki fark bulunmamıştır (P>0,05). Deneme sonunda, deneme grubunun (%2,02) göğüs eti Linolenik asit oranı kontrol grubundan (%1,07) önemli oranda yüksek bulunmuştur (P<0,05). Araşidonik asit oranı ise deneme grubunda, kontrol grubundan önemli oranda düşük bulunmuştur (P<0,05). Yedi gün +4°C de bekletilen göğüs etlerinin TBARS değeri kontrol grubunda artarken, deneme grubunda önemli derecede azalmıştır (P<0,05). Deneme grubu serum ALT ve AST değerleri (8,31 U/I ve 296,93 U/I), kontrol grubundan (6,50 U/I ve 272,66 U/I) önemli oranda (P<0,05) yüksek bulunmuştur. Ürik asit, kolesterol ve trigliserid değerleri bakımından gruplar arasında fark önemli bulunmamıştır (P>0,05).

Besi performansıEtlik piliçEtlik piliç performansı+5
Onur Çelikoğlu
Zonguldak Bülent Ecevit University · Institute of Health Sciences
2019
00
DoctorateOpen AccessTR

Yoğun yerleşim sıklığında beslenen bıldırcınlarda farklı propolis düzeylerinin performans karkas yağ asitleri ve bazı biyokimyasal parametreler üzerine etkisi

Bu çalışma yoğun yerleşim sıklığında beslenen bıldırcınlarda (Coturnix coturnix japonica) propolisin performans, karkas özellikleri, bazı dokularda yağ asitleri, serum MDA ve bazı kan parametreleri üzerine etkilerini belirlemek amacıyla planlanmıştır.Araştırmada 8 günlük yaşta, 288 adet bıldırcın civcivi kullanılmıştır. Bıldırcınlar tesadüfi olarak kontrol ve 4 deneme grubuna bölünmüş ve her grupta 4 tekerrür olacak şekilde kafeslere (40x32 cm) yerleştirilmiştir. Kontrol grubundaki bıldırcınlar (160 cm2/bıldırcın) ve yoğun yerleşim sıklığı (80 cm2/bıldırcın) grubundaki bıldırcınlar farklı kafes yoğunluklarında yerleştirilmiştir. Araştırma grupları 8?42 günlük periyod da; temel rasyonla beslenen, optimum yerleşim sıklığı uygulanan, katkısız grup (kontrol grubu; K); temel rasyonla beslenen, yoğun yerleşim sıklığı uygulanan, katkısız grup (Y); temel rasyona 0.5 g/kg yem EEP (etanolik ekstraksiyonlu propolis) katılan ve yoğun yerleşim sıklığı uygulanan grup (EEP?0.5); temel rasyona 1 g/kg yem EEP katılan ve yoğun yerleşim sıklığı uygulanan grup (EEP?1); temel rasyona 1.5 g/kg yem EEP katılan ve yoğun yerleşim sıklığı uygulanan grup (EEP?1.5) şeklinde düzenlenmiştir.Yoğun yerleşim sıklığında beslenen propolis katkılı gruplar Y grubuyla karşılaştırıldığında 8?42. günlerde, canlı ağırlık kazancı (P<0.01) ve yem tüketiminde (P<0.01) artış, yemden yararlanma oranında (P<0.01) iyileşme bulunmuştur. Ölüm oranı 8?42. günlerde, Y grubunda (%7.5), K grubundan (%2.5) daha yüksek olmuştur. Grupların karkas özellikleri önemli bulunmamıştır (P>0.05). Propolis katkılı grupların göğüs (P<0.01) ve but (P<0.05) kasları; böbrek (P<0.01) ve karaciğer (P<0.01) dokularının çoklu doymamış yağ asitleri (PUFA) düzeylerinin Y grubuyla karşılaştırıldığında daha yüksek olduğu tespit edilmiştir. Propolis katkılı grupların göğüs (P<0.001), but (P<0.05) kasları ve böbrek (P<0.05) dokusunun n?6 PUFA düzeylerinin Y grubunun değerlerinden daha yüksek olduğu belirlenmiştir. Diğer gruplarla karşılaştırıldığında; yerleşim sıklığı grubunun göğüs (P<0.05) ve but (P<0.01) kasları, böbrek (P<0.05) ve karaciğerinin (P<0.05) doymuş yağ asitleri (SFA) düzeylerinin önemli oranda yüksek olduğu belirlenirken, yağ dokunun SFA düzeyleri tüm gruplarda benzerdir. Y grubunun serum malondialdehit düzeyi, kontrol ve EEP gruplarınınkinden önemli oranda daha yüksek bulunmuştur (P<0.01). Y grubunun plazma albümin (P<0.05), kreatinin (P<0.05), globülin (P<0.001), total protein (P<0.001), serum glutamik pirüvik transaminaz (EEP?0.5 grubu hariç) (P<0.01) ve düşük yoğunluklu lipoprotein düzeyleri diğer gruplarınkinden önemli oranda daha yüksektir.Sonuç olarak; rasyona EEP katkısı, yoğun yerleşim sıklığında beslenen bıldırcınlarda oluşan stresin, performans, yağ asitleri ve kan parametreleri üzerine olan olumsuz etkilerini azaltmıştır.Anahtar Kelimeler: Japon Bıldırcını, Propolis, Yerleşim Sıklığı, Performans, Yağ Asitleri

BıldırcınJapon bıldırcınıKarkas özellikleri+4
Aslıhan Arslan
Fırat University · Institute of Health Sciences
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Bıldırcın karma yemlerine zeytin yaprağı özütü katılmasının verim performansı ve bazı kan parametreleri üzerine etkileri

Bu araştırma bıldırcın karma yemlerine zeytin yaprağı özütü (ZYÖ) katılmasının verim performansı ve bazı kan parametreleri üzerine etkilerini belirlemek üzere planlandı. Bu amaçla 60 günlük yaşta toplam 192 adet dişi bıldırcın (Coturnix Coturnix Japanica), her tekerrürde 12 bıldırcın olacak şekilde 4 tekerrürlü 4 deneme grubuna ayrıldı. Bıldırcınlar tüm deneme süresince yumurtacı bıldırcın kafeslerinde barındırıldı, yem ve su serbest olarak verildi. Aydınlatma 16 saat aydınlık 8 saat karanlık olacak şekilde sağlandı. Deneme 42 gün sürdürüldü ve deneme sonunda her gruptan grup canlı ağırlık ortalamalarına yakın 6'şar hayvan kesilerek kan örnekleri alındı.Bıldırcınlara verilen temel yem; mısır ve soya küspesine dayalı % 19.1 HP, 2940 kcal/kg ME, % 3.0 Ca ve % 0.39 kullanılabilir fosfor, vitamin ve mineral şeklinde hazırlandı. Hazırlanan bu temel yemi tüketen grup Kontrol, temel yeme 200 ppm E vitamini (? tokoferol asetat/kg) katılan grup (Grup E), temel karma yeme 80 ve 120 ppm Oleuropein (OLE) olacak şekilde ZYÖ katılan gruplar OLE-80 ve OLE-120 gruplarını oluşturdu.Deneme sonu canlı ağırlıklar, günlük canlı ağırlık artışı, ortalama günlük yem tüketimi ve yemden yararlanma oranı (YYO) bakımından gruplar arasında farklılık tespit edilmedi (P>0.05). Kontrol, Grup E, OLE-80 ve OLE-120 gruplarında ortalama yumurta ağırlığı sırasıyla 11.36, 11.62, 11.44 ve 11.28 g olarak ve yumurta randımanı ise % 53.83, 55.95, 54.61 ve 45.25 olarak tespit edildi. OLE-120 grubunun yumurta ağırlığı (P<0.01) ve yumurta randımanı diğer gruplardan istatistiksel olarak daha düşük bulundu (P<0.001). Ölüm oranları yapılan uygulamalardan etkilenmedi (P>0.05). Deneme gruplarında kan glukoz, kolesterol, trigliserit, HDL kolesterol, VLDL kolesterol, LDL kolesterol değerleri birbirine benzer bulundu (P>0.05).Deneme sonu yumurta sarısı örneklerinde bazı besin madde değerleri incelendiğinde; Kontrol, Grup E, OLE-80 ve OLE-120 gruplarında sırasıyla; kolesterol 10.43, 12.07, 13.10 ve 12.28 mg/g bulundu (P<0.01). A vitamini 0.11, 0.06, 0.13 ve 0.10 mg/g (P<0.05), E vitamini değerleri ise 0.95, 3.32, 1.13 ve 1.32 mg/g olarak tespit edildi (P<0.001). D2 ve D3 vitamini bakımından gruplar arası bir farklılık görülmezken, en yüksek stigmasterol değeri OLE-120 grubunda tespit edildi (P<0.05). Karma yemlere ZYÖ katılması yumurta sarısı yağ asitleri düzeyini etkilemedi. OLE-80 grubunda oleik (7.28 ? g/g) ve linoleik (3.76 ? g/g) asit değerleri diğer gruplardan istatistiksel olarak daha yüksek tespit edildi (P<0.05). OLE-80 grubunda çoklu doymamış yağ asitleri (ÇDYA) (6.19 ? g/g), n-6 (4.36 ? g/g) yağ asidi miktarı ile n-6/n-3 yağ asidi oranı (2.48) en yüksek bulundu.Sonuç olarak; yumurtacı bıldırcın karma yemlerine 80 ppm düzeyinde OLE katılmasının performans üzerine herhangi bir olumsuz etki yapmaksızın, yumurta sarısı oleik (C18:1n9), linoleik (C18:2n6c), n-6 yağ asitleri ile n-6/n-3 yağ asidi oranını artırdığı tespit edildi.

BıldırcınHayvan yemleriKan parametreleri+3
Ayhan Özdemir
Fırat University · Institute of Health Sciences
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Sıcaklık stresine maruz bırakılan bıldırcınlarda rasyona ilave edilen tarçın yağının performans ve bazı kan parametreleri üzerine etkileri

Bu araştırma, sıcaklık stresine maruz bırakılan bıldırcınların (Coturnix coturnix Japonica) karma yemlerine farklı dozlarda ilave edilen tarçın yağının performans, karkas özellikleri, antioksidan aktivite, serum glikoz, trigliserit, HDL, LDL ve toplam kolesterol düzeyleri üzerine etkilerini belirlemek üzere yürütülmüştür. Bıldırcınlar (n=180; 15 günlük yaş), iki farklı çevre sıcaklığı [termonötral (TN) ve sıcaklık stresi (SS)] ve üç farklı tarçın yağı dozu (0, 250 ve 500 mg/kg) olmak üzere 2x3 faktöriyel deneme düzenine göre rastgele 6 gruba ayrıldı.Canlı ağırlık (P<0.01), canlı ağırlık artışı (P<0.05) ve yem tüketimi (P<0.05) üzerine sıcaklık stresinin etkisi önemli bulunurken, tarçın yağının etkisi önemsiz olarak tespit edilmiştir (P>0.05). Yemden yararlanma oranı üzerine hem sıcaklık stresinin hem de tarçın yağının etkileri önemsiz olarak tespit edilmiştir (P>0.05). Sıcaklık stresinin karaciğer oranı hariç diğer karkas parametreleri [sıcak karkas oranı (P<0.05), soğuk karkas oranı (P<0.05), dalak oranı (P<0.001) ve kalp oranı (P<0.01)] üzerine olan etkisi istatistiksel olarak önemli bulunurken, tarçın yağının bu parametreler üzerine herhangi bir etkisi olmamıştır (P>0.05).Sıcaklık stresinin etkisi ile serum glikoz (P<0.001), trigliserit (P<0.01) ve LDL kolesterol (P<0.001) düzeyleri artarken, sıcaklık stresine maruz bırakılan gruplarda kullanılan tarçın yağının her iki düzeyi de serum glikoz, trigliserit ve LDL kolesterol düzeylerini azaltmıştır (P<0.01). Sıcaklık stresinin etkisi ile toplam kolesterol düzeyi yükselmiş (P<0.01), HDL kolesterol düzeyi ise düşmüştür (P<0.01). Ancak bu iki parametre üzerine tarçın yağının bir etkisi olmamıştır (P>0.05).Serum MDA düzeyi sıcaklık stresinin etkisi ile yükselmiştir (P<0.05). Serum GSH-Px düzeyi sıcaklık stresinin etkisiyle azalırken (P<0.001), kullanılan tarçın yağının konsantrasyonuna bağlı olarak artmıştır (P<0.001). Serum GSH ve SOD düzeyleri sıcaklık stresinin etkisi ile azalırken (P<0.01), her iki parametre TN500 grubunda artmıştır (P<0.01).Sonuç olarak; temel yeme ilave edilen tarçın yağının performans ve karkas özellikleri üzerine olan etkileri önemsiz bulunmuştur. Diğer taraftan kullanılan tarçın yağı serum glikoz, trigliserit ve LDL kolesterol düzeylerini azaltarak, serum GSH-Px, GSH ve SOD düzeylerini arttırmıştır. Bu nedenle temel yeme ilave edilen tarçın yağının, bıldırcınlarda önemli bir stres faktörü olan yüksek çevre sıcaklığının olumsuz etkilerini azaltılabileceği ortaya konmuştur.

Bitkisel yağlarBıldırcınHayvan yemleri+5
Fadime Tonbak
Fırat University · Institute of Health Sciences
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Burdur ili sınırları içerisinde yetişen kermes meşesinin (quercus coccifera L.) yıl boyunca besin maddesi içeriği ve in vitro sindirilebilirliğindeki değişimin belirlenmesi

Bu araştırmanın amacı Akdeniz bölgesinin birçok yöresinde yaygın olarak bulunan ve keçi sürüleri için ana yem kaynağı olan Kermes meşesinin (Quercus coccifera L.) besin madde içeriğinin, hücre duvarı bileşenlerinin, kondanse ve ekstrakte edilebilir tanen içeriği ile in vitro kuru madde sindirilebilirlik (İVKMS) düzeylerini araştırmaktır. Araştırmada Burdur ili sınırları içerisinde yer alan Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi, İstiklal Yerleşkesi alanında bulunan Kermes meşesi örneklenmiştir. Örnekleme keçi çobanları tarafından işaret edilen doğrultuda, meşenin keçiler tarafından tüketilen kısımları olan yaprak, genç sürgünler ile bazı dallarını içerecek şekilde yapılmıştır. Örnekleme söz konusu alan içerisindeki 3 farklı istasyondan yapılmıştır. Ocak 2017 ile Aralık 2017 arasında yapılan (12 x 3 = 36 adet) örneklemelerden elde edilen örneklerde ham besin madde miktarları (kuru madde (KM), ham kül (HK), ham protein (HP), ham selüloz (HS), ham yağ(HY)), hücre duvarı bileşenleri (Asit Deterjan Fiber (ADF), Nötral Deterjan Fiber (NDF), Asit Deterjan Lignin (ADL)), toplam çözünebilir tanen ve kondanse tanen içeriği ile iki aşamalı yöntem kullanılarak İVKMS derecesi tespit edilmiştir. Araştırmada Kermes meşesinin Burdur ili iklimi şartlarında HP içeriğinde mevsimler arasında önemli bir farklılığın olmadığı, diğer taraftan ilkbahar ve yaz ayları ortalama HS değerinin kış ayları ortalamasına göre önemli derecede düşük bulunduğu (P<0,05), yıl içerisindeki en yüksek HY değerinin de sonbahar ayları ortalamasında olduğu belirlenmiştir (P<0,05). Kış ayları ortalama İVKMS, yaz ve sonbahar ayları ortalamalarına göre önemli düzeyde düşük çıkmıştır (P<0,05). Toplam çözünebilir tanen içeriği açısından sonbahar ayları ortalaması kış ve ilkbahar ayları ortalamalarından önemli düzeyde düşük bulunmuştur (P<0,05). Bu çalışma sonucunda Burdur ili iklim şartlarında, 2017 yılı boyunca elde edilen veriler göz önüne alındığında Aralık, Ocak ve Şubat aylarında Kermes meşesinin düşük besin maddesi değerlerine ve İVKMS'ye sahip olduğu sonucuna varılmıştır. Anahtar kelimeler: Besin maddesi, İn vitro yöntem, Kermes meşesi, Sindirilebilirlik

Besin değeriBurdurKermes meşesi+4
Ali Osman Türel
Burdur Mehmet Akif Ersoy University · Institute of Health Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Yonca silajına tuz ve laktik asit bakteri inokulant ilavesinin silaj kalitesi, fermantasyon profili ve mikrobiyel özellikleri üzerine etkileri

Araştırmada yonca bitkisine tuz ve laktik asit bakteri inokulant ilavesinin silaj kalitesi, fermantasyon profili ve mikrobiyel özellikleri üzerine etkileri incelenmiştir. Bu amaçla yonca bitkisine tuz, laktik asit bakterisi ayrı ayrı ve birlikte ilave edilerek yonca silajı hazırlandı. Çalışma; katkı maddesi ilave edilmeyen grup (Kontrol grubu), tuz ilave edilen grup (Tuz grubu), laktik asit bakterisi ilave edilen grup (LAB grubu) ve tuz ile laktik asit bakterisinin beraber ilave edildiği grup (TLAB) olmak üzere toplam 4 gruptan oluşmuştur. Her gruptan 5 tekerrür halinde hazırlanan cam kavanozlar içindeki yonca silajları fermantasyonun 7., 14., 30. ve 60. günlerinde açıldı. Silaj örneklerinde fiziksel, kimyasal ve mikrobiyolojik analizler yapıldı. Buna göre laktik asit bakterisi ilave edilen grupta toplam kalite puanının ve Flieg puanının diğer gruplara göre istatistiksel olarak önemli derecede yüksek olduğu belirlendi. Silaja tuz ile laktik asit bakterisinin hem ayrı ayrı hemde birlikte ilavesiyle kuru madde oranının arttığı, ham sülüloz, asit detergan lif ve nötral deterjan lif içerğinin azaldığı tespit edilmiştir. Silajlar yapıldıktan 60 gün sonra silajda pH değerinin ve amonyak azotu içeriğinin en düşük LAB grubunda olduğu belirlendi. Tuz ve laktik asit bakterisinin ilavesiyle asetik asit ve laktik asidin arttığı, propiyonik asit ve bütirik asidin azaldığı tespit edildi. Tüm gruplarda laktik asit bakterilerinin arttığı ve maya-küf sayısının azaldığı belirlendi. Aerobik stabilite bakımından en iyi sonucun laktik asit ilave edilmiş grupta olduğu görüldü. Sonuç olarak tuz ve laktik asit bakterisinin beraber ve ayrı olarak silaja ilavesi sonucu silaj kalitesinin, fermantasyon profilinin ve mikrobiyel özelliklerinin olumlu etkilendiği görülmüştür. Anahtar Kelimler: Fermantasyon özellikleri, laktik asit bakterisi, tuz, yonca silajı

Hayvan beslemeHayvan yemleriHayvancılık işletmeleri+4
Salih Ergin
Burdur Mehmet Akif Ersoy University · Institute of Health Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Maş fasulyesinin alternatif kaba yem potansiyelinin araştırılması

Araştırmada maş fasulyesi çeşitlerinden Adıyaman ve Karaman'ın çiçeklenme ve bakla bağlama dönemlerinde biçilmesi ile önce kaba yem potansiyeli ve ardından farklı katkı maddeleri ilave edilerek hazırlanan silaj kalitesi ve mikrobiyel özellikleri üzerine etkileri incelenmiştir. Bu amaçla maş fasulyesi silajında arpa ve melas katkı maddeleri ayrı ayrı ve birlikte (arpa+melas) ilave edilerek silaj hazırlanmıştır. Her gruptan 7 tekerrür halinde hazırlanan cam kavanozlar içindeki maş fasulyesi silajlarının örneklerinde fiziksel ve kimyasal ve mikrobiyolojik analizler (tekerrürler birleştirilerek karışımda) yapılmıştır. Çalışma sonuçlarına göre melas ilave edilen gruplarda DLG puanları artmış ve 'çok iyi'sınıfına katılmıştır. Yine melas uygulaması ile ADF, NDF ve amonyak azotu içeriklerinde azalma, protein oranında artış meydana gelmiştir. Silaja arpa ve melasın hem ayrı ayrı hemde birlikte katılması ile kuru madde oranının arttığı, ADF ve NDF içeriğinin azaldığı tespit edilmiştir. Katkı maddesinin ilavesi ile pH değeri Adıyaman çeşidinin daha fazla, KM oranı ve Flieg puanı Karaman çeşidinde fazla olarak belirlenmiştir. Katkı maddelerinin ilavesi ile uçucu yağ asitlerinin üzerine olumsuz etkileri olmuştur. Ancak laktik asit özelliğinde Karaman çeşidi ve çiçeklenme dönemindeki biçim ön plana çıkmaktadır. Sonuç olarak, maş fasulyesinden başarılı silaj yapabilmek için Karaman çeşidine melas + arpa kırması katkı maddesi kullanılarak silolanması, bakla döneminde biçimin yapılması önerilebilir.

FasulyeHayvan beslemeHayvan yemleri+3
Özkan Sedat Karaman
Burdur Mehmet Akif Ersoy University · Institute of Health Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Denizli İli Tavas ilçesi hayvancılık işletmelerinde yem koruma ve depolama uygulamalarının tespiti

Bu çalışma, Türkiye'nin Denizli ili, Tavas ilçesi'ndeki hayvancılık işletmelerinin demografik, coğrafi ve sosyoekonomik özelliklerini ve tarım ve hayvancılık faaliyetlerini incelemeyi amaçlamıştır. Yüz yüze görüşme, 16 mahalledeki 939 işletmeyi en iyi temsil edecek şekilde seçilen %25.24'ünde (237 hayvancılık işletmesinde) yapıldı ve 73 sorudan oluşan bir anket kullanarak gerçekleştirmiştir. işletme sahiplerinin %84,81‟inin ilkokul mezunu, %66,25‟nin 40- 59 yaş arasında ve yaş ortalamasının 51,31 olduğu; %61,71‟inin en az bir kooperatif/birlik üyesi olduğu %96,20‟sinin süt sağım makinası kullandığı, %2,95‟inin yemleme römorku (TMR) ile yemleme yaptığı anlaşılmıştır. işletme sahiplerinin %77,21‟inin yıllık gelirinin 20.000 TL‟nin altında olduğu, işletmelerin yarısının yemin %80‟den fazlasının satın aldıkları, yem bitkisi ekilişlerinin ve silaj üretiminin yetersiz olduğu, %99,16‟sının kaba yemin kalitesini görüntüsünden anladığı, konsantre yemin kalitesini ise %78,90‟ının deneyerek anladığı, beğenirse almaya devam ettiği tespit edilmiştir. Kaba yemin %81,02‟sinin, konsantre yemin %87,35‟nin samanlıkta ve ahır içerisinde muhafaza edildiği %89,87‟sinin ambalajlı yem maddelerini istiflerken ambalajlı yem maddeleri ile yer arasına 10-15 cm ve %71,73‟ünün ambalajlı yem maddeleri ile duvar/tavan arasına 15-20 cm mesafe bıraktığı ve %46,83‟ünün üst üste 6-7 çuval, %36,02‟sinin üst üste 4-5 çuval yem koyduğu, %98,73‟ünün yem kaynaklı zehirlenme olayı yaşamadığı, %98,31‟inin fabrika yemini analiz yaptırmadığı görülmüştür. işletme sahiplerinin yem depolarının sıcaklık ve nemini, konsantre yemin, kaba yemin ve silajın nemini ölçmediği, yemlerde ve sütte aflatoksin analizi yaptırmadığı görülmüştür. işletme sahiplerinin yem depolarının bağıl nem ve ideal sıcaklık değerinin, konsantre yemlerinin depolama koşularını, nem miktarının maksimum değerini bilmediği tespit edilmiştir. Yem depoları boşaldığında ve yeni yem depoya istiflenmeden önce, gerekli temizlik ve dezenfeksiyonun yapıldığı ve yem depolarında kuşlara, kemirgenlere ve haşerelere karşı mücadele edildiği görülmüştür. işletme sahiplerinin tamamının tarım ve hayvancılık konusunda yeterli bilgiye sahip olduğunu düşündüğü ancak hayvan besleme, Rasyon hazırlama ve silaj hazırlama konusunda, profesyonel destek almadığı, hayvan besleme ile ilgili düzenlenecek kurs/panel/seminer/eğitim/toplantıya katılmak istediği belirtilmiştir. Denizli Tavas ilçesindeki işletme sahiplerinin, tarım ve hayvancılık konusunda bilgilerinin yetersiz olduğu, tarım ve hayvancılık konusunda danışmanlık hizmeti almadığı, yem maddeleri depolama ve muhafaza konularında gerekli hassasiyet ve önemin gösterilmediği tespit edilmiştir. Sonuç olarak bu konularda yetiştiricilerin eğitilmesi ve daha fazla araştırma yapılması gerekmektedir. Anahtar Kelimeler: Denizli ili Tavas ilçesi, Hayvancılık işletmesi, Yem Koruma ve Depolama

Denizli-TavasDepolamaHayvan yemleri+3
Özgür Kurt
Burdur Mehmet Akif Ersoy University · Institute of Health Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Kitosanın farelerde bakır emilimi üzerine etkisi

Bu araştırma, deney farelerinin içme suyuna katılan kitosanın karaciğerdeki bakır düzeyine etkisini belirlemek amacıyla yapıldı. Araştırmada hayvan materyali olarak ortalama 6 haftalık, 25-30 g ağırlıkta, 60 adet erkek CD-1 ırkı fare kullanılmıştır. Fareler, kontrol ve 4 deneme grubuna on ikişer tane olacak şekilde rastgele yerleştirilmiştir. Tüm gruplar deneme boyunca ad libitum olarak bazal yem tüketmiştir. Kitosan ve/veya inorganik bakır (CuSO4.5H2O formunda) çözeltileri farelere içme suyuyla ad libitum olarak verilmiştir. Kontrol grubuna (K) herhangi bir ilave yapılmamış, 1. deneme grubuna (D1) içme suyuna 60 mg/l kitosan, 2. deneme grubuna (D2) 2 ppm bakır; 3. deneme grubuna (D3) 60 mg/l kitosan + 2 ppm bakır ve 4. deneme grubuna (D4) 60 mg/l kitosan + 4 ppm bakır ilavesi yapılmıştır. Araştırmada gruplara ait yem, su tüketimi, canlı ağırlıkları haftalık olarak ölçülmüş ve canlı ağırlık artışları belirlenmiştir. Deneme sonunda (56. gün) alınan kanlarda bazı hematolojik [RBC(x106il), WBC(x103il), MPV(fl), Hgb(g/l), Hct(%), RDWc(%)] parametreler, bazı biyokimyasal (serum kolesterol ve glukoz) değerler ve alınan karaciğerlerde Cu, Fe, Zn, Mn ve Co ölçümleri yapılmıştır. Gruplar arasında RBC, WBC, MPV, Hgb ve Hct değerleri arasında önemli bir fark bulunmamıştır. Sadece RDWc değerinde [kontrol ve deneme gruplarında sırasıyla 18,76; 20,03; 18,85; 18,35; 19,06 (%)] gruplar arasında fark bulunmuştur. Serum biyokimyasal analizlerden kolesterol (kontrol ve deneme gruplarında sırasıyla 110,20; 105,46; 167,91; 113,82; 117,81 mg/dl ) ve glukoz (kontrol ve deneme gruplarında sırasıyla 255,65; 283,88; 136,73; 227,17; 245,08 mg/dl) değerlerinde gruplar arasında fark görülmüştür. Farelerin karaciğerlerinde İndüktif olarak eşleşmiş plazma optik emisyon spektrometresi(ICP OES) metoduyla Cu, Fe, Zn, Mn ve Co elementlerin ölçümü yapılmıştır. Cu karaciğer değeri kontrol ve deneme gruplarında sırasıyla 0,0051; 0,0045; 0,0071; 0,0048; 0,0046 ppm, Zn karaciğer değeri kontrol ve deneme gruplarında sırasıyla 0,0130; 0,0165; 0,0215; 0,0165; 0,0161 ppm, Fe karaciğer değeri kontrol ve deneme gruplarında sırasıyla 0,1636; 0,1221; 0,1918; 0,1628 ve 0,1565 ppm değerleri elde edilmiştir. Cu ve Zn değerleri gruplar arasında istatistik olarak önemsiz çıkmıştır. Mn ve Co değeri ölçüm hassasiyetinin altında kalmıştır. Fe değerleri ise D2 grubunda, D1 grubuna kıyasla yüksek, diğer gruplarla benzer bulunmuştur. D1 grubunda farelerin suyuna kitosan ilave edilmesi karaciğer Fe düzeyini azaltmıştır. Farelerin suyuna 60 mg/l kitosan katılmasının karaciğerdeki Cu ve Zn düzeyleri üzerine etkisi görülmezken, Fe düzeyinde azalmaya sebep olmuştur. Ancak bu etkinin suya kitosanla beraber 2 ppm ve 4 ppm Cu katıldığında ortadan kalktığı tespit edilmiştir. Farelerin sularına kitosan ve bakır katılmasıyla ilgili, özellikle kitosanın solusyon halinde içme suyuna katılması şeklinde kullanımının etkileri ile ilgili daha çok çalışma yapılmasının faydalı olacağı düşünülmektedir.

BakırFarelerKan parametreleri+2
Sesil Efecan
Burdur Mehmet Akif Ersoy University · Institute of Health Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Hidroponik sistemlerde üretilen arpa, yulaf, ryegrass ve arpa+yulaf, arpa+ryegrass karışımı yeşil hasıllarının besleme değerlerinin incelenmesi

Bu çalışma arpa, yulaf, arpa+yulaf arpa+ryegrass ve ryegrass tohumlarından elde edilen yeşil hasılların bitki boyu ve besleme değerleri üzerine etkilerini belirlemek amacıyla yapılmıştır. Araştırma sonucunda kullanılan tohumların 1 kg'ından 3,360 g ile 6,360 g arasında değişen yeşil ot elde edilmiştir. Tohumlara göre en yüksek kuru madde içeriği yulaf hasılı grubundan ve en düşük ryegrass hasıl grubundan elde edilmiştir. Ham kül içeriği, en yüksek arpa+yulaf hasıl grubunda; en düşük ise ryegrass hasıl grubunda olmuştur. Ham protein içeriği en yüksek yulaf hasılı grubunda, en düşük arpa+yulaf hasıl grubunda olmuştur. Hasılların ham yağ içeriği %1,98 ile %5,28 arasında değişiklik göstermiştir. En düşük ham selüloz içeriği arpa hasıl grubundan elde edilirken en yüksek ham selüloz içeriği arpa+ryegrass hasıl grubundan elde edilmiştir. En yüksek ADF içeriği ryegrass hasıl grubunda kaydedilmiş ve bu değeri sırasıyla arpa+yulaf, yulaf, arpa+ryegrass ve arpa hasıl grupları takip etmiştir. Hidroponik sistemde yetiştirilen ryegrass hasıl grubu %36,41 NDF içeriği ile en yüksek değere ulaşmıştır. Sonuçta, hidroponik sistemlerde arpa tohumunun tek olarak ekilebileceğinin yanı sıra yulaf ve ryegrass tohumlarıyla da karıştırılarak ekiminin mümkün olabileceği tespit edilmiştir.

ArpaHayvan beslemeHayvan yemleri+5
Ahmet Muhammet Bayır
Burdur Mehmet Akif Ersoy University · Institute of Health Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

İçme suyuyla verilen kitosan oligosakkaritin yumurtacı bıldırcınlar üzerindeki etkisi

İçme Suyuyla Verilen Kitosan Oligosakkaritin Yumurtacı Bıldırcınlar Üzerindeki Etkisi Bu araştırmanın amacı kitosan oligosakkaritin japon bıldırcınlarında yem tüketimi, yemden yararlanma oranı, bazı yumurta kalite parametreleri (yumurta ağırlığı, şekil indeksi, sarı indeksi, albumin indeksi, sarı rengi, Haugh birimi, kabuk kalınlığı, kabuk kül oranı, kabuk Ca, P, Mg düzeyi) ile bazı kan parametreleri (serum albümin, total protein, ALT, AST, trigiliserid, kolesterol, Ca, P, Mg, Cl, Na, K) üzerine olan etkilerini belirlemektir. Kitosan oligosakkaritin bıldırcınlara içme suyu aracılığıyla verilmiştir. Denemede toplam 192 adet 7 haftalık japon bıldırcını (Coturnix coturnix japonica) kullanılmıştır. Her biri 48 bıldırcın kapsayan bir kontrol ve 3 deneme grubu düzenlenmiştir. Her grup 8 bıldırcın içeren 6 alt gruba ayrılmıştır. Kontrol grubu içme suyuna herhangi bir katkı maddesi ilavesi yapılmamıştır. Birinci, ikinci ve üçüncü deneme grubu içme sularına kitosan oligosakkarit sırasıyla 0,015; 0,030 ve 0,045 g/L düzeylerinde ilave edilmiştir. Su ve yem ad libitum verilmiştir. Deneme başı ve sonu canlı ağırlık, yemden yararlanma oranı, yumurta verimi, yumurta ağırlığı, şekil indeksi, sarı indeksi, albumin indeksi, Haugh birimi, sarı rengi, yumurta kabuğu ham külü, kabuk kalınlığı ve bazı kan parametreleri bakımından istatistik fark önemli bulunmamıştır. Kitosan oligosakkariti 0,015 g/L tüketen grupta yem tüketiminin kontrol grubuna göre önemli derecede düştüğü bununla birlikte diğer deneme grupları ile arasındaki farkın önemsiz olduğu görülmüştür. İçme suyuna 0,030 g/L kitosan oligosakkarit ilave edilen ikinci deneme grubunun yumurta kabuk ağırlığı diğer deneme grupları ile benzerken, kontrol grubuna kıyasla önemli derecede yüksek (P <0,05) bulunmuştur. Sonuç olarak içme suyuna kitosan oligosakkarit ilavesinin yumurtacı bıldırcınlarda olumsuz bir etkisinin olmadığı görülmüştür. Anahtar Kelimeler: Bıldırcın, kitosan oligosakkarit, yemden yararlanma oranı, yumurta kalitesi.

BıldırcınKitosanKümes hayvanları yemleri+5
Cumhur Kiraz
Burdur Mehmet Akif Ersoy University · Institute of Health Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Bıldırcınlarda kurkuminin ovaryum ısı şok proteinleri (Hsp) ve nükleer faktör kappa B (NF-kB) ekspresyonu üzerine etkisi

Kanatlılarda sıcaklık stresi yem yüketimi ve besin madde kullanımını azaltarak büyüme, yumurta verimi, yumurta kalitesi ve ekonomik kayıplara dolayısıyla performansta düşüşlere neden olmaktadır. Aynı zamanda, yüksek çevre sıcaklığı kanatlılarda oksidatif stres ile ilişkili olan oksidatif hasar artışına ve plazma antioksidan düzeylerinde düşüşlere neden olmaktadır. Sıcaklık stresine bağlı olarak görülen bu olumsuz etkileri ortadan kaldırmak için antioksidanlar kanatlı diyetlerine katılmaktadır. Kurkumin, zerdeçal olarak da bilinen Hint safranı baharatında (Curcuma longa) bulunan doğal bir polifenol olup antioksidan ve antiinflamatuar etkilidir. Bu çalışmada, yüksek çevre sıcaklığına maruz kalan bıldırcınlarda kurkuminin ovaryum nükleer faktör kappa B (NF-?B) ve ısı şok proteinleri (Hsp) üzerine etkileri araştırılmıştır. Araştırma, 180 adet Japon bıldırcını (Coturnix coturnix japonica) ile 2 x 3 (sıcaklık, kurkumin dozu) faktöriyel deneme düzeninde yürütülmüştür. Hayvanlar gün boyunca kontrollü bir odada 22 °C (Termonötral, TN grup) ve 34 °C?de günde 8 saat boyunca yüksek ısı koşullarında (09:00-17:00 arası; Stres Grubu, SS) tutulmuştur. Her iki ortamda da hayvanlar bazal diyet ve farklı düzeylerde kurkumin içeren (200, 400 mg/kg yem) diyetlerle beslendiler. Sıcaklık stresine bağlı olarak bıldırcınların ovaryum NF-?B, Hsp60, Hsp70 ve Hsp90 düzeyleri sırasıyla %80.3 61.3, 51.5 ve 55.5 artış göstermiştir. Ancak, diyete kurkumin ilavesi ile TN şartlarda yetiştirilen bıldırcınlara göre SS altında yetiştirilen bıldırcınlarda, ovaryum NF-?B, Hsp60, Hsp70 ve Hsp90 düzeyleri sırasıyla %24.8, 33.2, 18.4 ve 26.5 oranında azalmıştır (P < 0.0001). Kurkumin artışına bağlı olarak NF-?B (%153.1-84.9), Hsp60 (%139.4- 86.4), Hsp70 (%133.8 - 88.3) ve Hsp 90 (%145.6 - 90.2) düzeyleri lineer bir azalma göstermiştir (P<0.0001). Sonuç olarak kurkumin ilavesinin sıcaklık stresi altındaki bıldırcınlarda, ovaryum nükleer transkripsiyon faktörü ve ısı şok protein düzeylerini azaltmıştır.

BıldırcınKurkuminNükleer faktör-kappa B+2
Nalan Durmuş
Fırat University · Institute of Health Sciences
2013
00
Master'sOpen AccessTR

Bıldırcınlarda kurkuminin yumurta verimi ve yumurta kalitesi üzerine etkisi

Yüksek çevre sıcaklığı, kanatlılarda oksidatif strese neden olmakta ve bunun sonucunda verim ve performanslarında önemli kayıplar meydana gelmektedir. Bu sorunu gidermek için genellikle rasyona antioksidan etkili doğal ve sentetik maddeler katılmaktadır. Kurkumin, zerdeçalden (Curcuma longa) elde edilen doğal antioksidan etkili bir maddedir. Bu çalışmada, kurkuminin normal şartlarda ve yüksek çevre sıcaklıklarında beslenen bıldırcınlarda yem tüketimi, yumurta ağırlığı, yumurta verimi, yemden yararlanma oranı, yumurta kalitesi ve yumurta sarısı MDA düzeyleri üzerine olan etkileri araştırılmıştır. Araştırma, 180 adet japon bıldırcını (Coturnix coturnix japonica) üzerinde 2x3 (sıcaklık, kurkumin dozu) faktöriyel deneme düzeninde yürütülmüştür. Hayvanlar deneme süresince gün boyu kontrollü odada 22 0C (termonötral, TN grubu; TN0, TN200 ve TN400 grupları) ve 340C'de (sıcaklık stresi,SS grubu; SS0, SS200 ve SS400 grupları) günde 8 saat boyunca yüksek ısı koşullarında (9:00- 17:00 saatleri arası) tutulmuştur. Her iki ortamda da hayvanlar bazal diyet ve farklı düzeylerde kurkumin içeren (0, 200, 400 mg/kg yem) diyetlerde beslendiler. Deneme sonunda TN0, TN200, TN400, SS0, SS200, SS400 gruplarında ortalama yem tüketimleri sırası ile 30.52 g, 30.39 g, 30.57 g, 26.42 g, 27.36 g ve 28.66 g olarak; ortalama yumurta ağırlığı 11.30 g, 11.30 g, 11.32 g, 10.60 g, 10.89 g, 11.01g olarak; yemden yararlanma oranı sırası ile 3.00, 2.93, 2.89, 3.20, 3.02 ve 2.98 olarak; yumurta verimi sırası ile % 90.20, 92.03, 93.44, 78.03, 83.41 ve 87.32 olarak tespit edilmiştir. Yüksek çevre sıcaklığı bıldırcınlarda yem tüketimini, yumurta ağırlığını ve yumurta verimini önemli düzeyde düşürürken (P<0.0001), SS200 ve SS400 gruplarında bu düşüşler sınırlı düzeyde kalmıştır (P<0.0001). Benzer şekilde yüksek çevre sıcaklığı yemden yararlanma oranını düşürürken (P<0.0001), kurkumin katkısı doza bağlı olarak hem TN gruplarında hem SS gruplarında yemden yararlanmayı iyileştirmiştir (P<0.001). Yumurta kabuk kalitesine bakıldığında, yumurta ağırlığı, kabuk ağırlığı ve kabuk kalınlığı çevre sıcaklığına bağlı olarak azalırken (P<0.001), TN gruplarında kurkuminin herhangi bir etkisi gözlenmemiştir (P>0.05). Ak indeksi değerleri her iki grupta da kurkumin dozuna bağlı olarak yükselirken (P<0.05); sarı indeksi, haugh birimi ve yumurta özgül ağırlığı değerleri birbirine benzer çıkmıştır (P>0.05). Yumurta sarısı MDA değerleri TN0, TN200, TN400, SS0, SS200, SS400 gruplarında sıra ile 1.12, 1.11, 1.10, 2.39, 2.09 ve 1.93μm/ml olarak tespit edilmiştir. Serum MDA düzeyleri sıcaklık stresine bağlı olarak yükselirken (P<0.0001), kurkumin dozuna bağlı olarak düşmüştür (P<0.05). Sonuç olarak, sıcaklık stresi altındaki bıldırcınlarda kurkumin ilavesinin oksidatif stresi azalttığı, yem tüketimini ve yemden yararlanma oranını iyileştirdiği, yumurta kalitesini artırdığı sonucuna varılmıştır. Anahtar kelimeler: Bıldırcın, kurkumin, performans, yumurta kalitesi, MDA.

BıldırcınHayvan yemleriKurkumin+4
Mahmut İri
Fırat University · Institute of Health Sciences
2014
00
Master'sOpen AccessTR

Farklı katkı maddelerinin leucaena leucocephala silajının bazı kimyasal parametreleri ve in vitro sindirilebilirliği üzerine etkileri

Bu araştırma farklı katkı maddelerinin Leucaena leucocephala bitkisinin bazı fiziksel ve kimyasal özellikleri, yem değeri ve in vitro sindirilebilirliği üzerine etkilerini değerlendirmek amacıyla yapılmıştır. Araştırmada 1 kontrol ve 3 deneme grubu oluşturulmuştur. Deneme gruplarına sırasıyla %5 melas, %5 arpa ve %0,5 formik asit muamele edilmiştir. Araştırma her bir grup 8 tekerrürlü olacak şekilde yürütülmüştür. Bitki Antalya ili Muratpaşa ilçesinden 2023'ün haziran ayında elle hasat edilmiş ve aynı gün laboratuvara getirilmiştir. Bitki 2,5-5 santimetre (cm) boyutlarında parçalanmış, deneme gruplarına ait muameleler yapılmış, plastik torbalara konularak (200 gram (g)/torba) vakum ile paketlenmiştir. Silaj olgunlaşma süresinin (60 gün) ardından, paketler açılarak gruplara ait fiziksel özellikler, amonyak azotu ve Hidrojen kuvveti (pH) düzeyleri, besin madde bileşimi, yem değeri, in vitro ham protein parçalanabilirliği (İVHPP) ve in vitro sindirilebilirlikleri belirlenmiş, silaj asitleri ve laktik asit düzeyleri ölçülmüştür. Araştırmada tüm grupların Alman Tarım Birliği (DLG) puanları (17,63 ve üzeri) silajların üst kalite sınıfı içerisinde olduğunu göstermiştir. Muamelelerin yapısal olmayan besin maddeleri üzerine etkisi ham kül oranı (%5 arpa ilave grubu) dışında önemsiz bulunmuştur. Leucaena silajına %5 melas ilavesi, silajın Ham selüloz (HS) ve Asit deterjan fiber (ADF) oranlarını önemli düzeyde düşürmüş, Flieg puanını önemli düzeyde artırmıştır. İncelenen diğer yem değeri parametreleri açısından (nispi yem değeri (NYD) ve kuru madde tüketimi (KMT) dışında) deneme grupları arasında önem oluşmamıştır. Muamelelerin Leucaena silajının metabolize olabilir enerji (ME) değeri (HS ve ADF değerinden hesaplanan) üzerine etkisi önemsiz bulunmuştur. İn vitro gerçek kuru madde sindirilebilirliği (İVGKMS) ve in vitro gerçek organik madde sindirilebilirliği (İVGOMS) Leucaena silajına %5 melas muamelesi ile önemli düzeyde artmıştır. Araştırmada İVHPP açısından deneme grupları arasında bir farklılık oluşmamıştır. Sonuç olarak araştırmaya konu edilen katkı maddelerinin silaj kalitesini olumsuz etkilemediği, bununla birlikte optimum silaj kalitesinin %5 melas ilavesi ile sağlandığı görülmüştür.

Mert Özmen
Burdur Mehmet Akif Ersoy University · Institute of Health Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Sirken (chenopodium album L.) bitkisinin melas ve inokulant ile silolanmasının silaj kalitesi ve besin madde bileşimine etkisinin belirlenmesi

Bu çalışma sirken silajının hayvan beslemedeki yem potansiyelinin araştırılması amacıyla yapılmıştır. Araştırmada sirken silajının fiziko-kimyasal özellikleri ve in vitro sindirilebilirliği incelenmiştir. Araştırma, melas (%0, 3, 4 ve 5) ve 1011 cfu/g Lactobacillus buchneri (LB - eklenmiş veya eklenmemiş) kullanılarak 4 × 2 faktöriyel deneme deseninde gerçekleştirilmiştir. Toplam 8 deneme grubunun her biri 4 tekrar grubundan doluşturulmuştur. Sirken bitkisi 2023 yılının temmuz ayında Burdur Gölü Havzasından hasat edilmiş ve 24 saat soldurulmuştur. Soldurulmuş bitki 2,5-5 cm parçacık boyutunda kesilmiş ve silaj katkı maddelerinin eklenmesinden sonra plastik torbalara koyularak (200 g/torba) vakum ile paketlenmiştir. Silajın olgunlaşması tamamlandıktan sonra torbalar açılarak kalite parametreleri olarak silajın fiziksel özellikleri, amonyak azotu ve pH değeri, besin madde bileşimi, yem değeri ve in vitro sindirilebilirliği belirlenmiştir. Melas ve Lactobacillus buchneri takviyesi arasındaki farkları değerlendirmek için veriler genel doğrusal model (GLM) prosedürleri uygulanarak analiz edilmiştir. Fiziksel kalite unsurları (koku, renk, doku, DLG puanı) arasında herhangi bir fark oluşmamıştır. Melas kullanımıyla silaj pH değerinin azaldığı amonyak azotunun ise değişmediği görülürken LB'nin hem pH hem de amonyak azotunu arttırıcı etkisinin olduğu belirlenmiştir. Azotsuz öz madde ve yapısal olmayan karbonhidrat düzeyi melas ilavesi ile artarken LB eklenmesi sonucunda azalmıştır. Melas kullanılan gruplarda ham kül, ham protein, ham selüloz, nötr deterjan lif, asit deterjan lif düzeylerinin azaldığı; LB eklenen gruplarda ise ham kül, ham selüloz, nötr deterjan lif ve hemiselüloz miktarının yükseldiği gözlenmiştir. Yem değeri parametrelerinin tamamı (kuru madde tüketimi, sindirilebilir kuru madde, nispi yem değeri, net enerji laktasyon, toplam sindirilebilir besin maddeleri, Flieg puanı) melas katkısı ile yükselirken; kuru madde tüketimi, nispi yem değeri ve Flieg puanının LB katkısından olumsuz etkilendiği belirlenmiştir. Melas katkısının In vitro gerçek organik madde sindirilebilirliği, in vitro gerçek kuru madde sindirilebilirliği ve in vitro gerçek nötr deterjan lif sindirilebilirliğini değiştirmediği LB kullanımıyla in vitro gerçek nötr deterjan lif sindirilebilirliğininin arttığı ancak diğer sindirilebilirlik ölçütlerinin değişmediği görülmüştür. Bu çalışmada kullanılan katkı maddelerinin silajın bazı kalite parametrelerini iyileştirdiği görülmüştür. Sirken bitkisinin ruminant beslemede kullanılabilecek önemli bir alternatif olduğu düşünülmektedir.

Furkan Bedel
Burdur Mehmet Akif Ersoy University · Institute of Health Sciences
2024
00
DoctorateOpen AccessTR

Bıldırcınlarda rasyona ilave edilen genisteinin yumurta verimi ile yumurta sarısı genistein, daidzein ve lipit peroksidasyon düzeyleri üzerine etkisi

Bu çalışmada, bıldırcınlarda rasyona genistein ilavesinin yumurta verimi, yumurta kalitesi, yumurta sarısı malondialdehit (MDA), vitamin A, E, genistein ve daidzein konsantrasyonları üzerine etkileri araştırılmıştır. Araştırmada, 150 adet 5 haftalık yaşta dişi Japon bıldırcını rasgele seçilerek 3 gruba ayrılmış ve bazal rasyona sırası ile 0, 400 ve 800 mg/kg genistein ilave edilmiştir. Çalışmada 90 gün süreyle hayvanlara 17 saat aydınlık, 7 saat karanlık olacak şekilde aydınlatma programı uygulanmıştır. Yumurta sarısı MDA, vitamin A, E, genistein ve daidzein miktarları yüksek basınçlı sıvı kromatografisi (HPLC) ile ölçülmüştür. MDA ölçümü için ultra viyole (UV) dedektörü ve soyizoflavon ölçümü için floresan dedektörü kullanılmıştır. Rasyona 400 ve 800 mg/kg genistein ilavesi ile bıldırcınlarda yem tüketimi (P < 0.0001), yumurta verimi (P < 0.0001), yumurta ağırlığı (P < 0.0001), Haugh birimi (P < 0.0001), kabuk kalınlığı (P < 0.0001), kabuk ağırlığı (P < 0.0001) ve yemden yararlanma (P < 0.0007) değerleri artmıştır. Rasyon genistein miktarının artışına bağlı olarak, yumurta sarısı MDA içeriğinin azaldığı (P < 0.0001), ancak yumurta sarısı genistein miktarının ise arttığı tespit edilmiştir (P < 0.0001). Öte yandan, rasyona genistein ilavesinin, yumurta sarısı daidzein (P < 0.99), vitamin A (P < 0.80) ve vitamin E (P < 0.14) seviyelerini etkilemediği belirlenmiştir. Yumurta sarısı genistein ve MDA düzeyleri arasında negatif korelasyon (r = 0.651, P < 0.0001) tespit edilmiştir. Sonuç olarak, bu çalışmada, rasyona genistein ilavesinin yumurta verimi ve yumurta kalitesini iyileştirdiği, yumurta sarısı genistein miktarını arttırdığı ve yumurta sarısı MDA miktarını düşürdüğü söylenebilir.

Japon bıldırcınıYumurta sarısı
Fatih Akdemir
Fırat University · Institute of Health Sciences
2008
00
DoctorateOpen AccessTR

Bıldırcınlarda genistein ve çoklu doymamış yağ asitlerinin (PUFA) performans ve antioksidan düzeyi üzerine etkisi

Bu çalışmada, bıldırcınlarda (Coturnix coturnix japonica), çevre sıcaklığının, rasyonun çoklu doymamış yağ asidi (PUFA) düzeyinin ve genisteinin; performans, serum ve et genistein, lipit peroksidasyon seviyeleri ve antioksidan durum ile et yağ asidi bileşimi üzerine etkileri araştırılmıştır. Bıldırcınlar (n=360; 10 günlük yaş), iki farklı çevre sıcaklığı [Termonötral (TN) ve Sıcaklık Stresi (SS)], iki farklı PUFA içeriği (PUFA % 15 ve 45) ve üç genistein dozu (0, 400 ve 800 mg/kg) olmak üzere 2 x 2 x 3 faktöriyel deneme düzenine göre rastgele 12 gruba ayrıldı.TN gruplarında SS gruplarına göre canlı ağırlık (CA), canlı ağırlık artışı (CAA) ve kümülatif yem tüketimi (YT) değerlerinin daha yüksek ve yemden yararlanma oranının (YYO) daha iyi olduğu tespit edilmiştir (P<0.0001). Rasyonun PUFA düzeyinin artışı ile CA (P<0.0001), CAA (P<0.0001) ve YT (P<0.01) azalırken, YYO (P<0.0001) yükselmiştir. Rasyona genistein ilavesi ile CA ve CAA lineer olarak artmış, YYO iyileşmiştir (P<0.0001). Performans verileri üzerine çevre sıcaklığı ile rasyonun PUFA seviyesi etkileşimlerinin bir etkisi tespit edilmemiştir. Ancak, performans verileri çevre sıcaklığı ile genistein seviyesine bağlı olarak değişmiştir.TN gruplarında SS gruplarına göre PUFA (P<0.0001), MUFA (P<0.0001), toplam ?-6 (P<0.0001) toplam ?-3 miktarları (P<0.0001) ve ?-6:?-3 oranı (P<0.003) daha yüksek, SFA miktarı (P<0.0001) daha düşük bulunmuştur. PUFA 15 gruplarında PUFA 45 gruplarına göre, MUFA, SFA ve ?-6:?-3 oranı daha yüksekken, PUFA, toplam ?-6 ve toplam ?-3 düzeyleri daha düşük bulunmuştur (P<0.0001). Bıldırcınlarda, genistein katkısının ve genistein katkısı ile çevre sıcaklığı arasındaki ilişkinin but eti yağ asidi kompozisyonu üzerine belirgin bir etkisi tespit edilmemiştir. SS gruplarında TN gruplarına göre serum malondialdehit (MDA) konsantrasyonu daha yüksek ve serum genistein, C, E ve A vitaminleri konsantrasyonları daha düşük bulunmuştur (P<0.0001). PUFA 15 gruplarında PUFA 45 gruplarına göre serum MDA konsantrasyonu daha düşük (P<0.0001), serum genistein konsantrasyonu ise daha yüksek bulunmuştur (P<0.04). Genistein ilavesi ile serum MDA düzeyi lineer olarak azalırken, serum genistein düzeyi lineer olarak artmıştır (P<0.0001). SS gruplarında TN gruplarına göre but eti MDA konsantrasyonu daha yüksek ve but eti genistein, E ve A vitaminleri konsantrasyonları daha düşük bulunmuştur (P<0.0001). PUFA 15 gruplarında PUFA 45 gruplarına göre but eti MDA konsantrasyonu daha düşük bulunmuştur (P<0.0001). Genistein katkısı ile but eti MDA düzeyi lineer olarak azalırken, serum genistein düzeyi lineer olarak artmıştır (P<0.0001).Sonuç olarak, PUFA'ca zengin rasyon ile beslenen bıldırcınlarda, etin PUFA içeriği artmıştır. Rasyona genistein ilavesi ile serum ve ette vitamin konsantrasyonları etkilenmezken, genistein konsantrasyonu artmış, böylece lipit peroksidasyona karşı korunma sağlamıştır.

BıldırcınGenisteinHipertermi-yapay+6
Cemal Orhan
Fırat University · Institute of Health Sciences
2011
00
DoctorateOpen AccessTR

Pazar dışı kalan kırık yumurtaların toklu besi rasyonlarına katılma olanağının araştırılması

1. ÖZET Bu çalışmada, pazar dışı kırık yumurtaların toklu rasyonlarına katılabilme olanağı araştırılmıştır. Bu amaçla, çalışmada yaklaşık 30 kg canlı ağırlıkta. 7-8 aylık 21 adet İvesi erkek toklu kullanılmıştır. Araştırma rasyonları izonitrojenik ve izokalorik olarak hazırlanmıştır. Rasyona kırık yumurtanın ilave şekli ise deneme gruplarını oluşturmuştur. Buna göre, rasyona yumurta ilave edilmeyen grup kontrol grubunu (K), rasyon proteininin % 10'u yumurtadan gelecek şekilde işlenmemiş yumurta ilave edilen grup Deneme- 1 (D-l grubu) grubunu, formaldehitle işlenmiş (Ham proteinin % 0.6'sı) kırık yumurta ilave edilen de Deneme-2 (D-2 grubu) grubunu oluşturmuştur. Kuru madde ve ham proteinin rumende yıkımlanma dereceleri K ve D-l gruplarında birbirine yakın bulunurken, D-2 grubunda daha düşük düzeyde kalmıştır (P<0.01). Ruminal pH değerleri bakımından gruplar arasında istatistiki olarak önemli bir fark tespit edilmemiştir. Ruminal amonyak düzeyi yemlemeden sonraki 1. ve 2. saatlerde K ve D-l gruplarında benzer, D-2 grubunda daha düşük bulunmuştur (PO.01 ). Kuru madde, organik madde, ham protein, ham yağ, ham selüloz ve azotsuz öz maddenin sindirilme derecesi bakımından gruplar arasında istatistiki olarak önemli bir fark bulunmamıştır. Kuru madde tüketimi en yüksek değere D-2 grubunda ulaşmıştır (P<0.05). Günlük canlı ağırlık artışı K ve D-l gruplarında birbirine yakın çıkarken, D-2 grubunda yüksek çıkmıştır (PO.05).Yemden yararlanma oranlan da K, D-l ve D-2 gruplarında sırası ile 4.13, 3.94 ve 3.83 olarak belirlenirken (P>0.05), karkas değerleri açısından gruplar arasında istatistiki olarak önemli bir farklılık tespit edilmemiştir. Günlük canlı ağırlık artışı ile ruminal kuru madde yıkımlanabilirliği, ruminal ham protein yıkımlanabilirliği ve ruminal amonyak düzeyi arasında negatif, ruminal amoyak düzeyi ile ruminal kuru madde yıkımlanabilirliği, ruminal ham protein yıkımlanabilirliği arasında ve ruminal kuru madde yıkımlanabilirliği ile ruminal ham protein yıkımlanabilirliği arasında da pozitif ilişkiler saptanmıştır (P< 0.01). Sonuç olarak, bu çalışmada değerlendirilmeyen kırık yumurtaların protein katkısı olarak toklu rasyonlannda kullanılabileceği kanaatine varılmıştır. Anahtar Kelimeler : Kırık yumurta, formaldehit muamelesi, naylon kese, besi performansı, kuzu.

Mehmet Çiftçi
Fırat University · Institute of Health Sciences
2003
00
DoctorateOpen AccessTR

Karanfil ekstraktının broylerlerde performans, ham besin maddelerinin sindirilme derecesi, sindirim organları ağırlığı ve bağırsaklardaki toplam koliform bakteri sayısı üzerine etkisi

Bu arastırmada, temel rasyona farklı dozlarda ilave edilen karanfil ekstraktının etlik piliçlerin performansını, ham besin maddelerinin sindirilme derecesini, karkas özelliklerini, sindirim sistemi organ ağırlığını ve bağırsaklardaki toplam koliform bakteri sayısını ne ölçüde etkileyeceği ve antibiyotik yem katkılarına alternatif olup olamayacağının tespit edilmesi amaçlanmıstır. Arastırmada, her grupta 60 adet olmak üzere bes grupta toplam 300 adet ticari etlik civciv (Ross?308) kullanılmıstır. Ayrıca grupların her biri 20'ser adet civciv içeren 3'er alt gruba ayrılmıstır. Hayvanlara denemenin 1?21 ve 22?42. günleri arasında izokalorik ve izonitrojenik olarak hazırlanmıs iki farklı etlik civciv yemi verilmistir. Rasyonlara katılan karanfil ekstraktı ve antibiyotik deneme gruplarını olusturmustur. Buna göre, karanfil ekstraktı ve antibiyotik katılmayan grup Kontrol; 100 ppm karanfil ekstraktı katılan grup K?100; 200 ppm karanfil ekstraktı katılan grup K?200; 400 ppm karanfil ekstraktı katılan grup K?400 ve % 0.1 antibiyotik (Avilamisin) katılan grup da Antibiyotik grubunu olusturmustur. Canlı ağırlık (P<0.05) ve günlük canlı ağırlık artısları (P<0.01) bakımından gruplar arasında 7. ve 21. gün tartımlarında istatistiksel olarak bir farklılık tespit edilirken, diğer dönemlerde elde edilen farklılıklar istatistiksel olarak önemli bulunmamıstır (P>0.05). Yem tüketimi bakımından 4. haftada gruplar arasında istatistiksel olarak bir farklılık tespit edilirken (P<0.05), diğer haftalarda istatistiksel olarak bir farklılık gözlenmemistir. En iyi yemden yararlanma oranı K?400 grubunda tespit edilmis olup, 1. (P<0.01), 3. (P<0.05), 4. ve 1-6. (P<0.01) haftalarda gruplar arasındaki fark istatistiksel olarak önemli bulunmustur. Kuru madde, ham protein (P<0.05) ve ham yağ (P<0.01) sindirilebilirliği bakımından gruplar arası farklılık istatistiksel olarak önemli bulunmustur. En iyi sindirilme dereceleri K-400 ve antibiyotik gruplarında tespit edilirken, bunları K-200, K-100 ve kontrol grupları izlemistir. Karkas özellikleri ve sindirim sistemi organ ağırlıkları bakımından, karın yağı oransal değeri (P<0.05) haricinde gruplar arasında istatistiksel olarak farklılık tespit edilmemistir. Rasyona ilave edilen antibiyotik ve 400 ppm düzeyindeki karanfil ekstraktı hem 21 hemde 42. günlerde ince bağırsak toplam koliform mikroorganizma sayısını önemli ölçüde düsürmüstür (P<0.001). Sonuç olarak; karanfil ekstraktının antimikrobiyel özellikleri, performans ve sindirim üzerine olan olumlu etkisi, doğal ve güvenilir olması nedeni ile antibiyotiklere alternatif olarak etlik piliç rasyonlarında 400 ppm dozda kullanılabileceği kanaatine varılmıstır. Anahtar Kelimeler: Karanfil ekstraktı, antibiyotik, performans, sindirilebilirlik, koliform bakteri, etlik piliç.

AntibiyotiklerPerformans
Bestami Dalkılıç
Fırat University · Institute of Health Sciences
2007
00
DoctorateOpen AccessTR

Konsantre karışımında değişik düzeylerde üreli şeker pancarı posası bulunan rasyonların kuzularda besi performansı ve karkas özellikleri ile ham besin maddelerınin sindirilme dereceleri, azot dengesi ve bazı kan metabolitleri üzerine etkileri

Behiç Coşkun
Fırat University · Institute of Health Sciences
1980
00
DoctorateOpen AccessTR

Elazığ yöresinde yaygın olarak kullanılan yemlerin bakteri ve mantar bakımından hijyenik durumu üzerine bir araştırma

?8 5. ÖZET Bu araştırma, Elazığ yöresinde üretim yeri, depo ve yemliklerden alınan 204 adet yem hammaddesi ile 148 adet karma yemin, "üretim-depolama- yedirme" zinciri içerisinde, bakteri ve mantar florasını tespit etmek amacıyla yapılmıştır. Üretim yeri ve depolardan alman örneklerde ham su düzeyi, ortalama olarak sırasıyla, tahıllarda % 10.26 ve 112.73, küspelerde 19.99 ve 112.25, hayvansal yemlerde %' 9.75 ve 111.92, premikslerde ^8.25 ve 110.92, şeker üretimi yan ürünlerinde de % 54.03 ve % 59.81 oranında tespit edilmiştir. Üretim yeri, depo ve yemliklerden alman karma yem örneklerine ilişkin ham su düzeyleri, ortalama olarak sırasıyla, % 11.77, 13.12 ve 13.73 şeklinde bulunmuştur. Üretim ve depo yerlerinden alman tahıl taneleri, küspeler, hayvansal yemler, şeker üretimi yan ürünleri ve premikslere ilişkin örneklerde bakteri sayılan, sırasıyla, 1023x1 O3 ve 2200x1 03, 8 12x1 03 ve 2 143x1 03, 1020x1 03 ve 2060x1 03, 1560x1 03, ve 3345x1 03, 206xİ03 ve 385x1 03 adet/g, küf sayılan ise, sırasıyla, 10.9x1 03 ve 30.8x1 03, 6.6x1 03 ve 23x1 03, 8.4x1 03 ve 20.5x1 03, 11. 6x1 03 ve 36.5x1 03, 1.7x1 03 ve 5.3x1 03 adet/ g olarak tespit edilmiştir. Üretim yerleri ve depolardan alman örneklerdeki bakteri sayıları arasındaki fark, arpa (p<0.001), buğday, mısır (p<0.05), soya fasulyesi (p<0.001), pamuk tohumu (p<0.05) ve ay çiçeği tohumu (p<0.01) küspeleri, balık unu (p<0.001), et-kemik unu (p<0.001), melas (p<0.001), yaş şeker pancarı posası (p<0.001), mineral premiksleri ve vitamin prerniksleri (p<0.05) için istatistik! olarak önemli bulunmuştur. Vine, üretim yeri ve depolardan alınan örneklerde küf sayıları arasındaki fark da arpa (p<0.001), buğday, mısır (pıO.001), soya fasulyesi, ay çiçeği (p<0.001), pamuk tohumu küspeleri (p<0.05), balık unu (p<0.05), et-kemik unu (p<0.001), melas (p<0.001), yaş şeker pancarı posası (p<0.001), mineral premiksleri(p<0.001) ve vitamin premiksleri (p<0.01) için istatistiki açıdan önemli bulunmuştur. Öte yandan, ham su düzeyi ile bakteri (r=0.90) ve küf sayılan (r= 0.91), depolanma süreleri ile bakteri (r=0.73) ve küf sayıları (r= 0.95) arasında sıkı bağıntılar bulunmuştur. Üretim yeri, depo ve yemliklerden alman ruminant karma yemlerine ilişkin ortalama bakteri sayıları, sırasıyla, 1436x1 03, 4043x1 03 ve 5736k i O3 adet/g, küf sayıları da 12.23x1 03, 36.63x1 03 ve 58.06x1 03 adet/g olarak bulunmuştur ve üretim yeri, depo ve yemliklere ilişkin örneklerde bakteri ve küf sayılan arasında önemli(p<0.001) fark bulunmuştur. Kanatlı yemlerinde ise, bakteri sayıları, sırasıyla, 1396x1 03, 3020x1 03 ve 4053x1 03 adet/g, küf sayıları da 13.5x1 03, 24.lx103 ve 40.8x1 05 adet/g olarak tespit edilmiştir. Örnek alma yeri bakımından civciv yemi, piliç yemi(p<0.001> ve yumurta yemi (p<0.05) örneklerine ilişkin bakteri sayıları arasında önemli farklılıklar tespit edilmiştir. Civciv yemlerine ilişkin küf sayıları arasında önemli bir fark bulunmazken, piliç ve yumurta yemi örneklerine ilişkin küf sayıları arasında önemli farklılıklar (p<0.001) görülmüştür. Karma yemlerde ham su düzeyi ile bakteri (r=0.75) ve küf (r=0.85) sayılan, depolanma süresi ile de bakteri (r=0.92) ve küf (r= 0.96} sayıları arasında sıkı bağıntı bulunmuştur. Yüksek düzeyde mikroorganizma taşıyan yemlerde bile salmonellalara rastlanılmazken, E. coli'ye % 72.72, Aerop sporlular'a 1100, Streptokoklara % 62.5, Mikrokoklara % 59.4, Diplokoklara 1 49.9, Koagulaz Negatif Stafilokoklara % 46.9, Pseudomonaslara % 9.4, Proteuslara 1 28, E. aglomeransa % 31.3 oranlarında rastlanılmıştır. Küflerin identifikasyonunda ise, Aspergilluslara % 65.62, Penicilliumlara % 40.62, Fusariumlara % 56.25 ve Rhizopuslara % 50 oranında rastlanılmıştır.

BakterilerElazığHayvan yemleri+2
Kazım Şahin
Fırat University · Institute of Health Sciences
1994
00
DoctorateOpen AccessTR

Elazığ bölgesi kanatlı yemlerinde bulunan mantar türleri ile bazı mikotoksinlerin düzeyleri üzerine bir araştırma

Bu araştırma, Elazığ bölgesi fabrika ve işletmelerinden alınan kanatlı yem hammaddeleri ve karma yemlerindeki küf mantarı sayılan ile aflatoksin ve Okratoksin A düzeylerini belirlemek amacıyla yapılmıştır. Yem hammaddeleri ve karma yemlerin ham su düzeyleri arasında istatistiki olarak önemli bir farklılık bulunmuştur (p<0.05). Alınış yerlerine göre küf mantarı sayılan, yem hammaddelerinden en çok mısırda (2.3x1 O**), fabrika karma yemlerinden de etlik piliç yeminde (9.5x1 04) bulunmuştur. Küf mantarı sayıları ortalama olarak yem hammaddeleri için 1.0x 1 04 adet/g, fabrikadan alman karma yemler için 2.3x1 04 adet/g ve işletmelerden alınan karma yemleri için 5.6x1 04 adet/g olarak tespit edilmiştir. İzole edilen küf mantarları Aspergillus, Penici İH um, Fusarium, Rhizopus ve Mucor türleridir. Vem hammaddelerinden mısırda predominant küf mantan %15 lik oranla Fusarium, arpada $33.33 ile Mucor, buğdayda 133.33 ile Fusarium ve Rhizopus türleri, soya fasulyesi küspesinde $28.57 ile A.fumigatus, Rhizopus ve Mucor, balık ununda 133.33 ile Fusarium, pamuk tohumu küspesinde de 116.66 ile A.glaucus, A.ochraceus, Fusarium, Rhizopus ve Mucor, et-kemik ununda ise 116.66 ile A.flavus, A.paraciticus, A.versi color, Fusarium ve Mucor türleri tespit edilmiştir. Karma yemlerden de ise etlik civciv yeminde en çok &5Ö.0 ile Rhizopus, yumurta civciv yeminde $37.50 lik bir oranla Penicillium ve Mucor, piliç büyütme yeminde %40 lik oranla Rhizopus, piliç geliştirme yeminde 150 ile Penicillium, etlik piliç yeminde &57.14 ile Fusarium, yumurta yemi l.döneminde %66.66 ile A.flavus, ll.dönemde 157.14 lik bir oranla Mucor türlerine rastlanılmıştır.Yem örneklerinde ince tabaka kromatografi yöntemi ile Aflatoksin Bj B2, Gj, 62 ile Okratoksin A analizi yapılmıştır. Aflatoksin B\ 22 yem örneğinde (^ 21.78) ortalama 5.314 ppb düzeyinde, Aflatoksin B2/ 2 örnekte (% 1.98) ve Aflatoksin Gj 1 örnekte {% 0.99) iz düzeyde tespit edilirken, Aflatoksin G2 ye rastlanılmamıştır. Öte yandan, Okratoksin A, 6 yem örneğinde {% 5.94) ortalama 1.9 ppb düzeyinde bulunmuştur. Depolama süresi ile Aflatoksin ve Okratoksin A düzeyleri arasında olduğu gibi ham su düzeyi ile toksin düzeyleri arasında da yakın bir bağıntı tespit edilmiştir.

AflatoksinlerElazığHayvan yemleri+4
Nurhan Şahin Doğukan
Fırat University · Institute of Health Sciences
1994
00
DoctorateOpen AccessTR

Güneş enerjisi destekli yonca kurutma ünitesinin geliştirilmesi ve elde edilen yoncaların kuzular üzerine etkisi

63 5. ÖZET Bu çalışmada, güneş enerjisi destekli kurutma ünitesinde iki farklı yöntemle kurutulan yoncayla, geleneksel olarak tarlada kurutulan yoncanın fiziksel ve kimyasal bileşimlerindeki farklılaşımın tespiti ile söz konusu yoncaların ham besin maddelerinin sindirilme derecesi, ruminal fermantasyonun seyri ve besi performası üzerine etkileri her grupta 6 adet olmak üzere toplam 18 adet Akkaraman toklu üzerinde blok deneme düzeninde ele alınmıştır. Farklı şekilde kurutulan yoncalar araştırma gruplarını oluşturmuştur. Buna göre, biçildiği gün kıyılarak kurutma ünitesinde kurutulan yoncalar K grubunu, bir gün pörsütüldükten sonra kurutma ünitesinde kurutulan yoncalar P grubunu ve tarlada geleneksel yöntemlerle kurutulan yoncalar ise T grubunu oluşturmuştur. Geliştirilen kurutma ünitesi, kollektör ve hava kutusu olmak üzere iki kısımdan oluşmuştur. Kollektör kısmından ısınan hava bir fan yardımıyla hava kutusu içerisine verilmiş ve yoncaların hızlı bir şekilde kurutulması sağlanmıştır. Kollektörün ısı kazancı hava sıcaklığının en yüksek olduğu Temmuz ve Ağustos aylarında daha fazla olmuş ve bu dönemlerde en yüksek termik verimlilik elde edilmiştir. Saatler itibariyle değerlendirildiğinde en yüksek sıcaklık kazancı güneş ışığının en yoğun olduğu 12.oo - 15.oo saatleri arasında gerçekleşmiş, saat 18. 3 O 'dan sonra kollektör giriş çıkış sıcaklığı birbirine yaklaşmıştır. Yoncalarda en uzun kuruma süresi T grubunda gerçekleşmiş, bunu K ve P grupları takip etmiştir. Yoncaların kurutma ünitesine konmadan önce pörsütmeye tabi tutulması yoncaların kuruma sürelerini kısaltmıştır. Yoncalar fiziksel olarak değerlendirildiğinde T grubunda K ve P gruplarına göre belirgin bir yaprak kaybı söz konusudur. T grubunda K ve P gruplarına göre yoncaların renginin açıldığı, kirlenmenin olduğu ve ot kalitesinin düştüğü belirlenmiştir. Ham besin madde düzeyi K, P ve T gruplarında sırası ile ham protein için % 18.58, 18.36 ve 13.05 ham yağ için % 2.86, 2.88 ve 1.90, ham selüloz için % 26.88, 26.20 ve 31.02 hücre duvarı maddelerinde NDF için % 37.34, 37.48 ve 46.76, ADF için % 32.90,64 33.04 ve 38.80, ADL için % 7.92, 7.94 ve 9.64, selüloz için % 24.98, 25.10 ve 29.16 ve hemiselüloz için % 4.44, 4.24, ve 8.16 oranlarında olduğu saptanmıştır. Ham besin maddelerinin sindirme oranlan ise K, P ve T grubunda sırası ile kurum madde için % 62.11, 61.28 ve 55.01, protein için % 73.5, 72.5 ve 71.08, hamyağ için % 35.38, 35.24 ve 34.30, hamselüloz için % 45.81, 45.62 ve 42.80, azotsuz öz madde için % 67.95, 67.80 ve 65.71, hücre duvarı maddelerinden NDF için % 45.53, 45.48 ve 43.62, ADF için % 45.08, 45.11 ve 43.21, ADL için % 28.64, 28.74 ve 27.21, selüloz için % 53.82, 54.08 ve 48.55 ve hemiselüloz için % 52.52, 52.05 ve 48.60 oranlarında tespit edilmiştir. Gruplar arasındaki fark istatistiksel olarak önemli bulunmuştur ( P<0.05). Yoncalardaki enerji düzeyi K ve P gruplarında birbirine yakın, T grubunda ise her iki gruptan daha düşük bulunmuştur. En yüksek yem tüketimi K grubunda tespit edilmiş bunu P grubu takip etmiş, en düşük yem tüketimi ise T grubunda tespit edilmiştir. Bu sonuçlar istatistiksel olarak önemli bulunmuştur (PO.05). Beta-karoten düzeyi K, P ve T gruplarında şansı ile ortalama 206.95, 122.18 ve 38.93 mg/kg KM düzeyinde tespit edilmiş ve bu sonuçlar istatistiksel olarak önemli bulunmuştur (PO.05). Rumen sıvısının pH değeri gruplar arasında bir fark göstermemiştir. Rumen sıvısındaki ortalama amonyak değerleri K, P ve T gruplannda sırası ile 21.38, 20.0 ve 18.04 mg/100 mi olarak tespit edilmiş ve gruplar arasındaki fark istatistiksel olarak önemli bulunmuştur (p<0.05). Rumen sıvısındaki total uçucu yağ asitleri gruplarda sırasıyla 100.22, 98.78 ve 98.59 mmol/lt olarak tespit edilmiştir (PO.05). Tüm gruplarda yemlemeden 2 saat sonra uçucu yağ asitleri düzeyinde artış meydana gelmiştir (P<0.05). Fraksiyonel uçucu yağ asitlerinin total uçucu yağ asitlerindeki oranı gruplarda sırası ile Astetik asit için % 75.07, 75.71 ve 77.40, prapiyonik asit için % 16.74, 16.31 ve 15.03 ve bütirik asit için % 8.19, 7.98 ve 7.57 olarak tespit edilmiştir (P<0.05). Araştırma sonunda tokluların ortalama günlük kuru madde tüketimi gruplarda sırası ile 706.43, 693.11 ve 544.89 gr olarak belirlenmiştir (P<0.05). Araştırmanın 0-85. Günleri arasında toklularda ortalama günlük canlı ağırlık kazançlan gruplarda sırası ile 147.92, 139.87 ve 98.21 gr olarak bulunmuştur (P<0.05). Bu süredeki yemden yararlanma oranlan ise gruplarda sırası ile 5.58, 5.73 ve 5.93 olarak saptanmıştır ( P<0.05).

Güneş enerjisiKoyunlarKurutma+2
Talat Güler
Fırat University · Institute of Health Sciences
1997
00
DoctorateOpen AccessTR

Yumurta tavuklarında sıcaklık stresinin farklı yemleme yöntemleriyle önlenmesi

61 5. ÖZET Bu çalışmada, ; sıcaklık stresine manız kalan yumurta tavuklarında, farklı yoğunluktaki rasyonlar ile farklı yemleme yöntemlerinin yem ve su tüketimi, canlı ağırlık i değişimi, yumurta verimi, yumurta kalitesi, kan asit baz dengesi, hematokrit değer ve ham besin maddelerinin sindirilme derecesi üzerine etkileri incelenmiştir. Araştırma, 3x2 faktöriyel deneme düzeninde, her birinde 30 adet, 16 haftalık Ross Brown yumurta tipi kahverengi melez tavuk bulunan 6 grupta yürütülmüştür. Araştırma rasyonlarını normal düzeyde besin maddesi içeren Rasyon N (% 15 HP 2700 kcal/kg ME) ve yüksek yoğunlukta besin maddesi içeren Rasyon Y (% 18 HP, 3025 kcal/kg ME ) oluşturmuştur. Bu rasyonlar üç farklı yemleme metoduyla sıcaklık stresindeki hayvanlara verilmiştir. Buna göre, geleneksel yöntemle her iki rasyon verilen grup Kontrol grubunu; günün en sıcak olduğu saatlerde yemliklerin çekilip, karartmanın uygulanmadığı grup Yem Çekme grubunu; günün en sıcak olduğu 14-18°° saatleri arasında yemliklerin çekilmeyip, kümesin siyah perdeler ile karartıldığı grup ise Karartma grubunu oluşturmuştur. Araştırma sonucunda, ortalama günlük yem tüketimi Kontrol N, Kontrol Y, Yem Çekme N, Yem çekme Y, Karartma N ve Karartma Y gruplarında sırası ile 112.48, 100.50, 118.01, 105.74, 123.82 ve 111.82 olarak belirlenmiştir. Gruplarda yem tüketimi bakımından yemleme metotları ve rasyonlar arasında önemli bir fark tespit edilmiştir (P< 0.01 ). En yüksek su.üketimi kontrol grubunda tespit edilirken bunu yem çekme ve karartma grupları izlemiştir (P<0.01 ). Araştırma boyunca en yüksek canlı ağırlık ise karartma grubunda tespit edilirken, en düşük canlı ağırlık kontrol grubunda belirlenmiştir. Su tüketimi ve canlı ağırlık bakımından yemleme metotları arasındaki fark istatistiksel olarak önemli bulunmuştur (PO.01). Gruplarda ortalama yumurta verimi sırası ile 57.11, 59.43, 64.43, 65.62, 69.79 ve 73.68; yumurta ağırlıkları ise 53.05, 53.40, 54.35, 54.64, 55.19 ve 55.30 olarak tespit edilmiştir. En yüksek yumurta kabuk kalınlığı, kabuk ağırlığı, yumurta özgül ağırlığı karartma gurubunda elde edilirken, bunu sırasıyla yem çekme ve kontrol gurupları izlemiştir. Gruplar arasında yemleme metotları bakımından önemli bir fark bulunmuştur (PO.01). Yemleme metotları yumurta şekil ve sarı indeksi değerleri ile Haugh birimi üzerine de olumlu etki yapmıştır (P<0.01).62 Deneme boyunca yemleme metotları kan pH'sı, pÛ2, pC02, pHC03 ' konsantrasyonu ile hematokrit değerlerini olumlu yönde etkilerken, rasyonların bu parametreleri etkilemediği belirlenmiştir. En yüksek ham besin maddelerinin sindirilme dereceleri karatma grubunda tespit edilirken, bunu da yem çekme ve kontrol grubu izlemiştir. Yemleme metotlarının etkisi istatistiksel olarak önemli bulunmuştur (P<0.01). Sonuç olarak günün en sıcak olduğu 1400-1800 saatlerinde kümesin karartılması yumurta tavuklarında performansı, yumurta verimi ve kalitesi ile ham besin maddelerinin sindirilme derecesini arttırmıştır.

StresTavuklarYumurta tavukları+1
Osman Nihat Ertaş
Fırat University · Institute of Health Sciences
1998
00
DoctorateOpen AccessTR

Toklularda iki farklı protein ve kaba yem kaynağının besi performansı, ham besin maddelerinin sindirilme derecesi ve ruminal fermentasyon üzerine etkisi

Bu araştırmada, kum ot olarak kullanılan arpa-fîğ hasılının, balyalama zamanına göre (ö.00-^.00 saatleri arasında 3 'er saatlik dilimlerde) ham besin madde bileşimlerindeki farklılıkları ve kuzularda iki farklı protein kaynağı (soya fasulyesi küspesi ve pamuk tohumu küspesi) ile kaba yem kaynağının (saman ve arpa-fîğ hasılı) besi performansı, ham besin maddelerinin sindirilme derecesi ve ruminal fenmantasyon üzerine etkisi incelenmiştir. Denemede, ortalama 20 kg canlı ağırlıkta 4 aylık yaşta 28 baş Akkaraman kuzu kullanılmıştır. Araştırma 2x2 faktöriyel deneme düzeninde yürütülmüştür. Araştırma rasyonlan enerji ve ham besin madde düzeyleri birbirine eşit olacak biçimde NRC standartlarına uygun olarak hazırlanmıştır. Araştırma gruplarını ise, rasyonlara giren protein ve kaba yem kaynaklan belirlemiştir. Buna göre bileşiminde soya fasulyesi küspesi bulunan I.grubu, pamuk tohumu küspesi bulunan EL grubu, saman bulunan IH. grubu, arpa-fîğ hasılı bulunan IV. grubu oluşturmuştur. NRC standartlarına göre hayvanların ihtiyacı değiştiğinden araştırmanın 0-56. Günler arasında verilen rasyonlann bileşimi (I. Dönem) 56 - 112. günler arasında verilen rasyonlar da ihtiyaca uygun olarak değiştirilmiştir (EL Dönem). Balyalama zamanı en fazla ham protein ve ham selüloz düzeyini etkilemiştir (PO.05). Nitekim saat 06.00 -09. °° arasında en yüksek HP ve en düşük HS düzeyi tespit edilmiştir. İlerleyen saatlerde ise hasılın HP oram düşerken, HS oram yükselmiştir. Toplam yem kuru madde tüketimi, gruplarda sırasıyla 1762.58, 1820.23, 1655.49, 1937.30 g KM olarak tespit edilmiştir. En yüksek yem tüketimi arpa-fiğ hasıllı grupta saptanmıştır. Gruplarda canlı ağırlık artışları sırasıyla, 259.57, 233.74, 240.75, 252.55 g/gün olarak bulunmuştur. Bu çalışmada günlük canlı ağırlık artışına soya fasulyesi küspesi ve arpa- fiğ hasılının etkisi istatistiksel olarak önemli olduğu ortaya konmuştur (PO.05). Ancak, yemden yararlanma açısından aynı etki devam etmemiştir. Kuru madde, ham protein, ham selüloz ve azotsuz öz maddenin sindirilme derecesi rasyona soya fasulyesi küspesi ilave edilmesi ile yükselmiştir (PO.05). Organik madde, ADF ve NDF'nin sindirilme derecesi özellikle araştırmanın ikinci döneminde rasyona katılan soya fasulyesi küspesi ve arpa- fiğ hasılının katılmasıyla yükselmiştir (PO.05).53 Rumen sıvısının pH değerleri gruplar arasında önemli bir fark göstermemiştir. Araştırmanın birinci döneminde rumen sıvısındaki amonyak değeri rasyona soya fasulyesi küspesi ve arpa-fîğ hasılı katılınca önemli düzeyde artarken, II. Dönemde ise soya fasulyesi küspesinin yükselttiği saptanmıştır. Başlangıç rasyonlannda rumen sıvısındaki toplam uçucu yağ asidi konsantrasyonu rasyona SFK ve arpa-fiğ hasılı katılmasıyla önemli düzeyde değişmemiştir, n. dönem rasyonlannda yemlemeden dört saat sonra alınan örneklerde söz konusu yemlerin katılmasıyla toplam uçucu yağ asidi konsantrasyonu önemli düzeyde yükselmiştir (PO.01).

Besi performansıHayvan yemleri
Pınar Tatlı
Fırat University · Institute of Health Sciences
1999
00
DoctorateOpen AccessTR

Farklı yöntemlerle konserve edilen körpe mısır hasılının koyunlarda ruminal fermantasyon ve besin maddelerinin sindirilme derecesi üzerine etkisi

34 5. ÖZET Bu çalışmada, Elazığ'da tahıl haşatından sonra, ikinci ürün olarak silajlık mısırın yetiştirilme olanağı ile birlikte, iklim koşullan nedeniyle körpeyken biçilmek zorunda kalınan silajlık mısır hasılının, farklı yöntemlerle konserve edilmesinin silaj kalitesi, ruminal fermantasyon ve ham besin maddelerinin sindirilme derecesi üzerine etkisi incelenmiştir. Araştırma, 6x6 Latin Kare Deneme Düzeninde ve 6 aylık aynı canlı ağırlıkta 6 baş İvesi ırkı erkek toklu üzerinde yürütülmüştür. Araştırma grupları ise, konserve yöntemlerine göre belirlenmiştir. Buna göre, biçildiği gün yaş olarak silolanan Y grubunu, 24-48 saat toprak üsütünde pörsütülerek silolanan Pt grubunu, 24-48 saat çatı altında pörsütülerek silolanan Pç grubunu, HC1 ile işlenmiş samanla karılarak (%20 saman + %80 yaş hasıl) silolanan Y+S grubunu, toprak üstünde kurutulan Kt grubunu ve çatı altında kurutulan Kç grubunu oluşturmuştur. Silo materyallerine göre tüm silaj gruplarında ham kül, ham selüloz, acid detergent fiber ve ham yağ düzeyleri yükselmiş, kuru madde, organik madde, ham protein, neutral detergent fiber ve azotsuz öz madde düzeyleri de düşmüştür. Fermantasyon ürünlerinden laktik asit düzeyi Y+S grubunda, NH3-N düzeyi ise Y grubunda daha yüksek bulunmuştur. Beta-Karoten düzeylerinde, taze materyallerine göre, tüm gruplarda bir düşme meydana gelirken, bu düşüş en fazla olarak Kt grubunda ve en az olarak da Y grubunda gerçekleşmiştir. Rumen sıvısının pH'sı, her üç ölçümde de, kuru ot gruplarında silaj gruplarına göre yüksek çıkmış, en düşük değer de, Y+S grubunda saptanmıştır (p<0.05). NH3 konsantrasyonu ise, en yüksek değere Y grubunda ulaşmış (p<0.05), diğer gruplar arasında pek fark görülmemiştir. Toplam uçucu yağ asidi, asetik asit, propiyonik asit ve butirik asit konsantrasyonu, kuru ot gruplarında silaj gruplarından daha düşük bulunurken (p<0.05), silaj gruplarındaki en düşük değerler ise, butirik asit hariç, Y grubunda tespit edilmiştir (p<0.05). Kuru madde, ham kül, organik madde, ham selüloz, ham protein, ham yağ ve azotsuz öz maddenin sindirilme dereceleri, en yüksek değere çatı altında porsutulmuş materyalle yapılmış silaj grubunda ulaşırken, bunu Y+S ve Pt grupları izlemiştir (pAnahtar Kelime: Fermentasyon = Fermentation ; Hayvan yemleri = Animal feeds ; Koyunlar = Sheep ; Mısır = Maize

FermentasyonHayvan yemleriKoyunlar+1
Fuat Gürdoğan
Fırat University · Institute of Health Sciences
1999
00
Master'sOpen AccessTR

Keçi rasyonlarında farklı düzeylerde meşe yaprağı kullanılmasının sindirilebilirlik ile bazı rumen ve kan parametreleri üzerine etkisi

Bu çalışmada, farklı düzeylerde meşe yaprağı bulunan rasyonların keçilerde yem tüketimi, sindirilebilirlik, bazı rumen parametreleri ve karaciğer enzim düzeyleri üzerine etkilerini incelemek amaçlanmıştır. Denemede, yaklaşık bir yaşında, sağlıklı, başlangıç canlı ağırlıkları 22-28 kg arasında olan dört baş erkek yerel kıl keçisi kullanılmıştır. Araştırma, 14 gün alıştırma, yedi gün örnekleme olmak üzere her biri 21 günlük toplam dört dönem halinde Latin-kare deneme deseninde yürütülmüştür. Rasyonlar alıştırma dönemlerinde ad libitum, karşılaştırma dönemlerinde ise alıştırma dönem ortalamalarının %90'ı düzeyinde ve iki öğün (08.00 ve 15.00) halinde verilmiştir. Çalışmada hayvanlara su ad libitum olarak sunulmuştur. Kaba yem karışımı içerisindeki buğday hasılı/meşe yaprağı oranları sırası ile 100/0, 75/25, 50/50 ve 25/75 olarak düzenlenmiştir. Meşe yaprağı bulunuş oranına göre rasyon grupları MY0, MY25, MY50 ve MY75 biçiminde oluşturulmuştur. Karma yem, her gruba sabah ve öğle yemlemesinden 30 dakika önce 2 x 125 g olmak üzere, günlük 250 g verilmiştir. Denemede ana denek materyali olarak kullanılan meşe yapraklarının ortalama olarak KM üzerinden %8,38 HP, %27,02 HS, %47,14 ADF ve %9,61 tanen içerdiği belirlenmiştir. Rasyonlarda meşe yaprağı oranı arttıkça KM tüketimi artarken, KM ve OM sindirilebilirlikleri azalmıştır. Rasyon gruplarına göre sırasıyla, günlük KM tüketim değerleri 476,46, 582,36, 691,46 ve 687,89 g/gün/hayvan olarak, metabolik canlı ağırlık başına KM tüketim değerleri ise 40,82, 49,18, 58,38 ve 59,28 g/gün/kg CA0,75 olarak bulunmuştur. Ayrıca deneme gruplarında, KM sindirilebilirlikleri sırasıyla %64,70, 57,55, 53,84 ve 56,61 olarak, OM sindirilebilirlikleri ise %65,37, 57,95, 54,24 ve 57,19 olarak belirlenmiştir. KM tüketimi MY50 ve MY75 gruplarında benzer bulunurken, bu iki grup ile MY0 ve MY25 grupları arasındaki değerler istatistiksel olarak farklı (P<0,01) bulunmuştur. KM ve OM sindirilebilirlikleri ise gruplar arasında istatistiksel olarak önemli bir farklılık göstermemiştir. Rasyonlara göre, rumen pH düzeyleri gruplarda sırasıyla 6,67, 6,65, 6,68 ve 6,61 olarak, amonyak azotu düzeyleri ise sırasıyla 177,22, 164,67, 163,49 ve 177,09 mg/l olarak tespit edilmiştir. Rasyonlardaki meşe yaprağı oranının rumen pH ve amonyak azotu düzeylerine olan etkisinin istatistiksel olarak önemli olmadığı belirlenmiştir. Rasyon gruplarında sırasıyla, AST düzeyleri 50,72, 54,26, 52,99 ve 58,48 U/l olarak, ALP düzeyleri 634,19, 661,34, 778,50 ve 858,63 U/l olarak, ?-GT düzeyleri ise 30,85, 39,42, 29,24 ve 18,55 U/l olarak belirlenmiştir. Serum AST, ALP ve ?-GT düzeylerinde, gruplar arası farkların istatistiksel olarak önemsiz olduğu saptanmıştır. N dengesi çalışması sonucunda da biriken N miktarları gruplarda sırasıyla -0,41, 0,91 1,03 ve 2,14 g/gün/hayvan olarak tespit edilmiş, gruplar arasındaki farklılığın önemsiz olduğu saptanmıştır.

Ömer Sevim
Adnan Menderes University · Institute of Health Sciences
2007
00
Master'sOpen AccessTR

Farklı yağ kaynakları kullanılarak hazırlanan etlik piliç rasyonlarında l-karnitin kullanılmasının performans üzerine etkisi

Bu araştırma, farklı yağ kaynakları kullanılarak hazırlanan etlik piliç rasyonlarında L-karnitin kullanılmasının etlik piliçlerde performans (CA, CAA, yem tüketimi, YYO), karkas ağırlığı, karkas randımanı, karaciğer, kalp ve karın yağı ağırlığı ile serum kolesterol, trigliserid, magnezyum düzeyleri üzerine olan etkilerinin incelenmesi amacıyla yapılmıştır. Çalışmada toplam 320 adet günlük Ross 308 etlik civciv (160 adet erkek, 160 adet dişi) kullanılmıştır. Deneme, her biri 80 adet civcivden oluşan dört grup ve her grup için 20 civcivlik dört alt grup (toplam 16 alt grup) olarak düzenlenmiştir. Hazırlanan toplam 16 adet bölmenin her birine 10 erkek ve 10 dişi olmak üzere toplam 20 adet civciv yerleştirilmiştir. Denemede civcivlere 1-10. günler arası başlangıç rasyonu (bitkisel yağ gruplarına ait hazırlanan rasyonun ham protein değeri %24,02, hayvansal yağ gruplarına ait hazırlanan rasyonun ham protein değeri %24,23 ve metabolize olabilir enerji değerleri 3010 kcal/kg ME), 10-28.günler arası büyütme rasyonu (bitkisel yağ gruplarına ait hazırlanan rasyonun ham protein değeri %22,53, hayvansal yağ gruplarına ait hazırlanan rasyonun ham protein değeri %22,22 ve metabolize olabilir enerji değerleri 3175 kcal/kg ME), 28-42. günler arası bitirme rasyonu (bitkisel yağ gruplarına ait hazırlanan rasyonun ham protein değeri %20,81, hayvansal yağ gruplarına ait hazırlanan rasyonun ham protein değeri %20,60 ve metabolize olabilir enerji değerleri 3225 kcal/kg ME) verilmiştir. Araştırmada bitkisel ve hayvansal yağ içeren rasyonlara 150 ppm düzeyinde L-karnitin katkısı yapılmıştır. Araştırma sonucunda CA bakımından, çalışmanın 2, 3, 4, 5 ve 6. haftalarda yapılan tartımlardan elde edilen CA değerleri cinsiyet faktörlerinden (P<0,05, P<0,001), 1, 2, 3, 4 5 ve 6. haftalara ait CA değerleri farklı yağ kaynağı katkısından (P<0,001) önemli düzeyde etkilenmiştir. Araştırmada L-karnitin katkısının haftalara göre CA'lar üzerine herhangi bir etkisi bulunmamıştır. Araştırma sonunda rasyonlarına bitkisel yağ katılan gruplardaki CAA'ları hayvansal yağ kullanılan rasyon ile beslenen gruplara göre daha yüksek (P<0,001) bulunmuştur. Farklı yağ kaynakları ve L-karnitin katkısının yem tüketimi üzerine önemli bir etkisi bulunmamıştır. Araştırmada bitkisel yağ ilavesi yapılan deneme gruplarında deneme sonundaki YYO düzeyi hayvansal yağ katkısı yapılan gruplara göre daha düşük (P<0,01) bulunmuştur. Araştırmada cinsiyet faktörünün karkas, karaciğer ve kalp ağırlıkları üzerine etkileri önemli bulunurken (P<0,001), karın yağı ağırlığı üzerine önemli bir etkisi olmamıştır. Bu bağlamda sözü edilen ağırlık düzeyleri erkek hayvanlarda yüksek bulunmuştur. Bitkisel yağ içeren rasyonlar ile beslenen gruplarda karkas ve karaciğer ağırlıklarının, hayvansal yağ içeren deneme gruplarına göre daha yüksek (P<0,001) olduğu saptanmıştır. Bunun dışında, araştırmada L-karnitin katkısının karaciğer (P<0,01) ve kalp (P<0,05) ağırlıklarına ilişkin belirlenen farklar önemlidir. Çalışmada L-karnitin ilavesinin karkas ve karın yağı ağırlığı üzerine etkisi önemli olmamıştır. Denemede incelenen parametrelere etkisi düşünülen cinsiyet, yağ kaynağı ve karnitin katkısı gibi faktörlerin karkas randımanı üzerine etkisi önemli değildir. Farklı yağ kaynağı içeren rasyonlara L-karnitin ilavesi yapılan gruplarda, serum trigliserid düzeyleri bakımından cinsiyetin herhangi bir etkisi saptanmamıştır. Araştırmada hayvansal yağ kaynağı + L-karnitin içeren rasyon grubundan elde edilen kolesterol değerleri erkek hayvanlarda daha yüksek (P<0,01) bulunmuştur. Bunun yanında, araştırmada, bitkisel yağ ve hayvansal yağ + L-karnitin ilavesi yapılan deneme gruplarında magnezyum değerleri bakımından erkek hayvanlardan elde edilen değerler daha yüksek saptanmıştır.

Etlik piliçKarnitinPerformans
Tufan Cihan
Adnan Menderes University · Institute of Health Sciences
2007
00
Master'sOpen AccessTR

Mineral fosfor kaynağı içermeyen etlik civciv rasyonunda fitaz katkısı etkinliğinin belirlenmesi

Bu araştırma, mineral P kaynağı içermeyen etlik civciv rasyonuna fitaz enzimi katılmasının etlik civcivlerde performans (canlı ağırlık, yem tüketimi ve yemden yararlanma), karkas randımanı, bazı iç organ ağırlıkları, tibia ağırlığı ve ham kül düzeyi ile serumda ve tibiada P, Ca, Mg ve Zn yoğunlukları üzerine olan etkilerinin incelenmesi amacıyla yapılmıştır. Araştırmada toplam 375 adet Ross 308 erkek civciv kullanılmıştır. Civcivler (+) kontrol, (?) kontrol ve deneme gruplarına her birinde 125 adet civciv olacak şekilde rasgele dağıtılmıştır. (+) Kontrol, (?) kontrol ve deneme grupları için 25 adet civciv bulunan beşer alt grup düzenlenmiştir. Araştırmada %22,78 ham protein ve 3050 kcal/kg metabolizlenebilir enerji içeren etlik civciv yemi kullanılmıştır. Yararlanılabilir fosfor gereksinimini (%0,45) sağlayabilmek için dikalsiyum fosfat katılan rasyon (+) kontrol grubunu, dikalsiyum fosfat katılmayan rasyon (?) kontrol grubunu ve dikalsiyum fosfat katılmayıp fitaz enzimi katkısı yapılan rasyon deneme grubunu oluşturmuştur. Deneme grubu rasyonunda 500 FTU/kg olacak şekilde ticari fitaz enzimi katkısı kullanılmıştır. Mineral P kaynağı içermeyen etlik civciv rasyonuna fitaz enzimi katkısı canlı ağırlık ve yem tüketimini (?) kontrol grubuna göre artırmış (P<0,001), (+) kontrol grubuna göre ise bu değerler daha düşük (P<0,001) bulunmuştur. Yemden yararlanma oranları bakımından fitaz katkısının önemli düzeyde etki oluşturmadığı, (+) kontrol grubuna göre bu değerlerin daha düşük olduğu (P<0,01) belirlenmiştir. Karkas randımanı fitaz enzimi katkısından etkilenmemiştir. Karaciğer ve kalp ağırlıkları bakımından gruplar arasında önemli (P<0,001) düzeyde farklılık belirlenmiş, dalak ağırlığı bakımından gruplar arasında farklılık gözlenmemiştir. Serum iP, Ca ve Mg düzeyleri fitaz enzimi katkısından etkilenmemiş, iP düzeyi bakımından (+) kontrol grubunda bulunan değerin diğer gruplardan daha yüksek (P<0,001), Ca ve Mg düzeyi bakımından ise daha düşük (P<0,001 ve P<0,01) olduğu belirlenmiştir. Serum Zn düzeyi bakımından (+) kontrol ve (?) kontrol grupları arasında farklılık (P<0,05) gözlenmiştir. Tibia ağırlığı ve ham kül düzeyleri üzerine fitaz enzimi katkısı önemli düzeyde (P<0,001) etki göstermiştir. Tibia ham külünde bulunan P, Ca ve Mg düzeyleri fitaz enzimi katkısından etkilenmemiştir. Zn düzeyi bakımından ise gruplar arasında önemli (P<0,001) düzeyde farklılık olduğu ortaya konmuştur.

FitazFosforPerformans+1
Onur Tatlı
Adnan Menderes University · Institute of Health Sciences
2007
00
DoctorateOpen AccessTR

Rasyona eklenen organik iz minerallerin gebe koyun ve yeni doğan kuzularında bazı verim özelliklerine etkisi, birikim ve atılma düzeylerinin belirlenmesi

Bu araştırmada NRC (1985) tarafından koyunlar için önerilen düzeylerin %25'i oranında azaltılarak rasyona eklenen organik yapıdaki bakır (Cu) ve çinko (Zn) minerallerinin koyunlara gebeliğin son bir ayı ile doğumdan sonraki 35 günlük sürede verilmesinin canlı ağırlık değişimine, doğumdaki koyun ve kuzu doğum ağırlığına, doğum?35. gün aralığındaki kuzu canlı ağırlık artışına, koyunlarda süt verimine, mastitis görülme oranına, koyun ve kuzularda serum ve yapağıda mineral birikimine ve dışkı ile atılan mineral miktarına olan etkilerinin incelenmesi amacıyla yapıldı.Araştırmada senkronize edilerek gebe kalmaları sağlanmış olan 46 baş gebe Kıvırcık ırkı koyun ve doğan kuzuları kullanıldı. Koyunlar her birinde 23 adet gebe koyun bulunacak şekilde biri inorganik ve diğeri organik bakır ve çinko minerallerini içeren rasyon verilen iki deneme grubuna ayrıldı.Araştırmada gebeliğin son ayında 139,6 g/kg ham protein ve 1932,20 kcal/kg KM ME ile doğumdan sonra 162,3 g/kg ham protein ve 2112,78 kcal/kg KM ME içeren buğday samanı, mısır ve soya küspesinden oluşan rasyon kullanıldı. Deneme süresince kontrol grubuna 7 mg/kg KM bakır-sülfat, 20 mg/kg KM çinko-sülfat, deneme grubuna ise 5,25 mg/kg KM bakır-şelat (2-hydroxy?4-methylthiobutyrate) ve 15,0 mg/kg KM çinko-şelat (2-hydroxy?4-methylthiobutyrate) yoğun yem karmasına karıştırılarak verildi. Yemleme deneme süresince bireysel olarak gerçekleştirildi.Doğan kuzulara deneme süresince yem verilmedi. Kuzular 35 gün süresince yalnızca annelerinden emdikleri süt ile beslendi.Deneme başlangıcı, doğum ve deneme sonunda koyunlarda her iki grubun ortalama canlı ağırlık değerleri arasındaki farkın istatistiksel açıdan önemli olmadığı belirlenmiştir.Deneme sonunda kuzularda canlı ağırlık kazancı yönünden gruplar arasındaki farkın istatistiksel açıdan önemli olmadığı tespit edilmiştir.Deneme sonunda ortalama serum bakır değerinin deneme grubunda daha yüksek (P<0,05) olduğu belirlenmiştir. Ortalama serum çinko değeri ise deneme grubunda rakamsal olarak daha yüksek saptanmıştır.Kuzular açısından deneme grubuna ait ortalama serum bakır değerinin rakamsal olarak daha yüksek olduğu ve ortalama serum çinko değerinin ise deneme grubunda daha yüksek (P<0,01) olduğu belirlenmiştir.Deneme sonunda koyunlarda ortalama yapağı bakır değerinin deneme grubunda daha yüksek (P<0,01) düzeyde olduğu, iki grubun yapağı çinko ortalama değerleri arasındaki farkın ise istatistiksel açıdan önemli olmadığı saptanmıştır.Araştırma sonunda kuzularda ortalama yapağı bakır ve çinko değerleri arasındaki farkın istatistiksel açıdan önemli olmadığı belirlenmiştir.Koyunlarda deneme sonunda ortalama dışkı bakır değerinin kontrol grubunda rakamsal olarak daha yüksek olduğu, ortalama dışkı çinko değerinin ise kontrol grubunda daha yüksek (P<0,01) olduğu saptanmıştır.Laktasyon'un 7, 21 ve 35. günlerinde yapılan süt verimi ölçümlerinde her iki grubun ortalamaları arasındaki farkın istatistiksel açıdan önemli olmadığı saptanmıştır.Araştırma süresince laktasyondaki koyunlarda klinik düzeyde mastitis olgusuna rastlanmamıştır.İncelenen parametreler açısından organik bakır ve organik çinkonun % 25 oranında daha düşük düzeylerde koyunların rasyonuna eklenmelerine rağmen inorganik bakır ve inorganik çinko ile benzer ve hatta bazı parametreler açısından daha iyi bir sonuç ortaya koydukları belirlenmiştir.

BakırEser elementlerHayvan yemleri+7
Vadullah Eren
Adnan Menderes University · Institute of Health Sciences
2009
00
Master'sOpen AccessTR

Pirinç kepeği kapsayan etlik piliç rasyonuna enzim karışımı katkısının performans üzerine etkisi

Bu araştırma, pirinç kepeği kapsayan etlik piliç rasyonuna enzim karışımı (fitaz, ß-glukanaz, ksilanaz, selülaz) katılmasının etlik piliçlerde performans (canlı ağırlık, yem tüketimi ve yemden yararlanma), karkas randımanı, bazı iç organ ağırlıkları, bağırsak segment uzunlukları ile bazı besin madde sindirilebilirlikleri üzerine olan etkilerinin incelenmesi amacıyla yapılmıştır.Araştırmada toplam 375 adet Ross 308 erkek civciv kullanılmıştır. Civcivler kontrol, birinci deneme ve ikinci deneme gruplarına her birinde 125 adet civciv olacak şekilde rasgele dağıtılmıştır. Her grup için her birinde 25 adet civciv bulunan beş tekrar grubu düzenlenmiştir. Araştırma 42 gün sürdürülmüştür.Araştırmada 1?10. günler arasında %23 ham protein ve 3010 kcal/kg metabolizlenebilir enerji içeren etlik civciv başlangıç yemi, 11?28. günler arasında %21 ham protein ve 3175 kcal/kg metabolizlenebilir enerji içeren etlik piliç geliştirme yemi ve 29?42. günler arasında %19 ham protein ve 3225 kcal/kg metabolizlenebilir enerji içeren etlik piliç bitirme yemi kullanılmıştır. Mısır ve soya fasulyesi küspesine dayalı rasyon kontrol grubunu, %15 düzeyinde pirinç kepeği kapsayan rasyon birinci deneme grubunu ve % 15 düzeyinde pirinç kepeği kapsayan ve enzim karışımı katkısı yapılan rasyon ikinci deneme grubunu oluşturmuştur. İkinci deneme grubu rasyonuna 1?42. günler arasında Kavimix® Natuphos 500 G isimli ticari fitaz enzimi (500 FTU/kg rasyon) ve Kavimix® Safizym GP 60 isimli ticari enzim karışımı (endo?1,3(4)-ß glukanaz 1 410 000 IU/kg, endo?1,4-ß ksilanaz 600 000 IU/kg ve selülaz 10 200 IU/kg) katılmıştır.Etlik piliç rasyonuna %15 düzeyinde pirinç kepeği katkısı (birinci deneme grubu) ve pirinç kepeği kapsayan rasyona enzim karışımı katkısı yapılmasının (ikinci deneme grubu) canlı ağırlık üzerine etkisi gözlenmemiş, yem tüketiminde ise artış (P<0,05) şekillenmiştir. Yemden yararlanma oranları bakımından gruplar arasında farklılık önemli bulunmamıştır.Karkas randımanı, pirinç kepeği ve enzim karışımı katkısından etkilenmemiştir. Karaciğer, taşlık ve karın yağı ağırlıkları bakımından gruplar arasında önemli düzeyde farklılık belirlenmemiştir. Duodenum, jejenum, ileum ve sekum uzunlukları bakımından ve besin madde sindirilebilirlikleri bakımından da gruplar arasında önemli düzeyde farklılık şekillenmemiştir.

EnzimlerEtlik piliçPerformans+2
Hüseyin Özkan
Adnan Menderes University · Institute of Health Sciences
2009
00
DoctorateOpen AccessTR

Üzüm çekirdeği yağı ve/veya E vitamini + organik selenyum katkısının etlik piliçlerde performans ve oksidatif stabilite üzerine etkileri

Bu araştırma etlik piliç rasyonlarında doğal yem katkı maddesi olarak kullanılanüzüm çekirdeği yağının tek başına ve/veya antioksidan etkisi bilinen E vitamini + organikSe ile birlikte kullanılmasının performans ve bazı karkas, oksidatif stabilite ilebiyokimyasal kan parametreleri üzerine etkilerini belirlemek amacıyla gerçekleştirilmiştir.Araştırmada 320 adet günlük erkek etlik civciv kullanılmıştır. Denemede herbirinde 80 adet civciv bulunacak şekilde bir kontrol ve üç deneme grubu oluşturulmuştur.Kontrol ve deneme grupları için her birinde 20 adet civciv bulunan dörder alt grupdüzenlenmiştir. Mısır - soya fasulyesi küspesine dayalı kontrol grubu rasyonuna 300 mg/kgüzüm çekirdeği yağı (1. deneme grubu), 200 mg/kg E vitamini + 300 mg/kg organik Se (2.deneme grubu) ve aynı düzeylerde üzüm çekirdeği yağı + E vitamini + organik Se (3.deneme grubu) katkıları yapılarak deneme grubu rasyonları oluşturulmuştur. Etlik piliçler42 gün süresince bu deneme yemleri ile ad libitum beslenmiştir.Etlik piliç rasyonlarına üzüm çekirdeği yağı ve/veya E vitamini + organik Sekatılması; incelenen performans özelliklerinden canlı ağırlık, canlı ağırlık artışı, yemtüketimi ve yemden yararlanma oranı, karkas özelliklerinden karkas ağırlığı, göğüs, but,karaciğer, karın yağı ağırlıkları ve bunların canlı ağırlığa oranları, oksidatif stabiliteparametrelerinden göğüs etinde pH ve karın yağında peroksit sayısı, biyokimyasal kanparametrelerinden trigliserid ve total kolesterol düzeylerine ilişkin değerler üzerindeistatistiksel açıdan önem arz eden farklılıklar oluşturmamıştır. Bununla birlikte E vitamini+ organik Se katılan gruplarda (2. ve 3. deneme grubu) göğüs eti MDA düzeyleri diğergruplara göre daha düşük (P<0,05) bulunmuştur. Bu durum E vitamini + organik Se'unoksidatif stabilite üzerine üzüm çekirdeği yağına göre daha yüksek bir etkinliğe sahipolduğunu göstermektedir.Anahtar Kelimeler: E vitamini, etlik piliç, oksidatif stabilite, Se, üzüm çekirdeği yağı

Etlik piliçOksidatif stabiliteSelenyum+2
Atacan Erkan
Adnan Menderes University · Institute of Health Sciences
2013
00
DoctorateOpen AccessTR

Koyun ve keçilerde fıstık samanına uzun süre salınımlı azot ve farklı kolay eriyebilir karbonhidrat kaynakları katılmasının sindirilebilirlik ile bazı rumen parametreleri üzerine etkisi

Koyun ve Keçilerde Fıstık Samanına Uzun Süre Salınımlı Azot ve Farklı Kolay Eriyebilir Karbonhidrat Kaynakları Katılmasının Sindirilebilirlik ile Bazı Rumen Parametreleri Üzerine Etkisi Bu çalışmada Aydın İli Karpuzlu İlçesinde yetiştirilen yer fıstığının (Arachis hypogaea) yan ürünü olan fıstık samanının besin madde bileşiminin tespit edilmesi, fıstık samanının koyun ve keçilerde türe dayalı ve karşılaştırmalı olarak tüketilebilirliğinin ve sindirilebilirliğinin incelenmesi, fıstık samanına uzun süre salınımlı azot (USN) kaynağı ve/veya kolay eriyebilir karbonhidrat katılmasının sindirilebilirlik ile bazı rumen parametrelerine olan etkisinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Çalışma üç ayrı deneme olarak yürütülmüştür. Deneme I'de fıstık üretimi yapan farklı üreticilerin elindeki fıstık samanlarından örnekler alınarak bölgedeki fıstık samanlarının ham besin madde bileşimleri tespit edilmiştir. Deneme II'de yaklaşık 1?1,5 yaşlarında altı baş erkek koyun ve altı baş erkek keçi hayvan materyali olarak kullanılmıştır. Deneme II, yedi gün alıştırma, 14 gün örnekleme olmak üzere toplam 21 gün sürdürülmüştür. Denemede iki ayrı tür (koyun, keçi) için iki ayrı grup oluşturulmuştur. Bireysel bölmelerde barındırılan hayvanların önlerinde fıstık samanı ile temiz ve taze içme suyu ad libitum olarak bulundurulmuştur. Deneme III'de Deneme II'de kullanılan hayvanlardan dörder tanesi hayvan materyali olarak kullanılmıştır. Deneme III, 10 gün alıştırma, beş gün örnekleme olmak üzere her biri 15 günlük toplam dört dönem halinde Latin-kare deneme deseninde yürütülmüştür. Rasyonlar alıştırma dönemlerinde ad libitum, örnekleme dönemlerinde ise alıştırma dönem ortalamalarının %90'ı düzeyinde ve iki öğün (08.00 ve 16.30) halinde verilmiştir. Denemede iki tür (koyun, keçi) için de dört rasyon grubu [R1; fıstık samanı, R2; fıstık samanı + USN (10 g/gün/hayvan), R3; fıstık samanı + USN (10 g/gün/hayvan) + melas (%10 rasyon KM), R4; fıstık samanı + USN (10 g/gün/hayvan) + mısır nişastası (%5 rasyon KM)] oluşturulmuştur. Deneme I'de kimyasal analizleri yapılan fıstık samanlarının %6,10-11,66 HP, %6,88-11,70 HK ve %47,00-56,19 NDF içerdiği belirlenmiştir. Deneme II sonucunda canlı ağırlığın yüzdesine (P?0,05) ve metabolik canlı ağırlığa oranlanmış KM tüketimleri keçilerde koyunlara göre daha yüksek bulunmuş, buna paralel olarak da günlük CA artışı keçilerde daha yüksek tespit edilmiştir. Hayvanların tüketiminden sonra yemliklerde kalan artık fıstık samanlarının Pennsylvania State eleği ile incelenmesi sonucunda hem koyunlar hem de keçilerde parçacık büyüklüğü seçimlerinin hayvanlar arasında farklılık (P?0,01, P?0,001) gösterdiği saptanmıştır. Her iki hayvan türü için de rasyona USN ve kolay eriyebilir karbonhidrat katkısının CA artışını olumlu etkilediği ve en yüksek değerin R4 grubunda elde edildiği belirlenmiştir (P<0,001). Koyunlarda katkıların KM tüketimi ile NDF ve ADF sindirilebilirliklerine önemli bir etkisi tespit edilmemiştir. KM sindirilebilirliği için R4 grubu ile diğer gruplar arasındaki farklılıklarda önemlilik (P?0,05) belirlenmiştir. OM sindirilebilirliği ise USN ve/veya kolay eriyebilir karbonhidrat katkısından önemli (P?0,001) düzeyde etkilenmiştir. Keçilerde KM tüketimi ile KM, NDF ve ADF sindirilebilirlikleri açısından rasyon grupları arası farklılık belirlenmemiştir. R4 grubu ile diğer gruplar arasında OM sindirilebilirliği değerlerine ilişkin oluşan farklılık istatistiksel açıdan önemli (P?0,05) bulunmuştur. Fıstık samanının KM sindirilebilirliği keçilerde (%46,75) koyunlara göre (%41,75) daha yüksek (P?0,05) belirlenmiştir. Keçilerde metabolik CA başına KM tüketimi (R1, R2,R4 için önemsiz, R3 için P?0,05), KM (R1, R3, R4 için P?0,05, R2 için P?0,01), OM (R4 için önemsiz, R1, R2, R3 için P?0,05), NDF (önemsiz) ve ADF (R2, R4 için önemsiz, R1, R3 P?0,05) sindirilebilirlikleri koyunlardan daha yüksek tespit edilmiştir. Hem koyunlarda hem de keçilerde 2. saat rumen sıvısı pH, asetik asit, propiyonik asit ve bütirik asit düzeylerinin benzer olduğu görülürken amonyak azotu düzeyleri için gruplar arasındaki farklılıklar istatistiksel olarak (koyun için P?0,01, keçi için P<0,05) önemli bulunmuştur. Rumen sıvısına ilişkin bütün parametrelerin 6. saat değerleri her iki türde de benzer belirlenmiştir. Türler arası karşılaştırmada 2. saatte R4 grubu için amonyak azotu düzeyi hariç (P?0,05) 2. ve 6. saatteki incelenen tüm rumen parametreleri açısından gruplar arası farklılıklar önemsiz saptanmıştır. Hem koyunlar hem de keçilerde 2. saate göre 6. saatte pH yükselmiş (P?0,001), amonyak azotu düşmüştür (P?0,001). Zaman bağlı asetik, propiyonik ve bütirik asit değerleri koyunlarda benzer, keçilerde ise asetik ve bütirik asit benzer, propiyonik asit değerinde oluşan faklılık önemli (P?0,001) bulunmuştur. Koyun ve keçilerde rasyona katkı yapılması ile tüketilen N (koyun için P?0,01, keçi için P?0,001), üriner N (P?0,001) ve sindirilen N (P?0,001) düzeyleri yükselmiştir. Fekal N miktarları için gruplar arası farklılıklar koyunlarda benzer, keçilerde önemli (P?0,05), biriken N düzeyleri ise koyunlarda önemli (P?0,01) keçilerde benzer tespit edilmiştir. Çalışmada elde edilen verilerin ışığı altında genel bir değerlendirme yapıldığında; fıstık samanının hem koyunların hem de keçilerin temel beslenme gereksinimlerini yaşama payının biraz üzerinde karşılayabildiği, katkı yapılmasının (USN ve/veya kolay eriyebilir karbonhidrat) fıstık samanı sindirilebilirliği üzerine olumlu etkisi olduğu ve sindirilebilirliği ve yararlanılabilirliği açısından keçilerin koyunlara göre daha etkin olduğu sonucuna varılmıştır.

AzotFıstıkHayvan yemleri+6
Ömer Sevim
Adnan Menderes University · Institute of Health Sciences
2013
00
Master'sOpen AccessTR

Farklı yerleşim sıklıklarında yetiştirilen etlik piliçlerin rasyonlarına E vitamini katkısının performans, et kalitesi ve bazı kan parametreleri üzerine etkisi

Araştırmada, etlik piliçlerde farklı yerleşim sıklığının oluşturduğu stres etkisi altında yeme ilave edilen E vitamini katkısının performans, karkas özellikleri, bazı kan parametreleri ve et kalitesi üzerine etkilerinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Deneme 2x2 faktöryel deneme düzeninde planlanmış ve bu amaçla yerleşim sıklığı 10 ve 20 hayvan/m2 ve rasyona katılan E vitamini (α-tokoferol) düzeyi 0 veya 200 mg/kg olacak şekilde 4 deneme grubu düzenlenmiştir. Her deneme grubu için her biri toplam 240 hayvandan oluşan 4 tekrar grubu oluşturulmuştur. Araştırmada etlik piliçlere mısır ve soya fasülyesi küspesine dayalı etlik başlangıç (3050 kkal/kg ve %23 ham protein; 0-10. günlerde), büyütme (3150 kkal/kg ve %22 ham protein; 11-24. günlerde) ve bitirme rasyonları (3200 kkal/kg ve %21 ham protein; 25-42. günlerde) rasyonları ad libitum olarak verilmiştir. Araştırmada uygulanan yüksek yerleşim sıklığı, etlik piliçlerin performans ve incelenen bazı karkas parametreleri (karkas ağırlığı, karkas parça verimleri) ile bazı et kalitesi (pH ve parlaklık, pişirme kaybı, su tutma kapasitesi) özelliklerini olumsuz etkilemiştir. Denemede incelenen diğer parametreler yerleşim sıklığının düzeyinden etkilenmemiştir. Etlik piliç rasyonlarına E vitamini katkısının canlı ağırlık ve canlı ağırlık artışı üzerine olumlu etkisi dışında incelenen diğer parametreler üzerine etkisi görülmemiştir. Araştırmada sonuç olarak birim alana fazla sayıda (20 piliç/m2) hayvan koyulması performans, bazı karkas parametreleri ile bazı et kalitesi özelliklerini olumsuz etkilemiştir. Etlik piliç rasyonlarına katılan E vitamini ise performans üzerine oluşan olumsuzluğu canlı ağırlık ve canlı ağırlık artışı parametrelerinde gidermede başarılı olurken, yüksek yerleşim sıklığından olumsuz etkilenen karkas ve et kalitesine ilişkin parametreleri iyileştirmede yetersiz olmuştur

Et kalitesiEtlik piliçEtlik piliç rasyonları+7
Berk Berker
Adnan Menderes University · Institute of Health Sciences
2015
00