71
Archived Theses
0
DOIs Assigned
0%
DOI Rate
Discipline
Malatya ilindeki Maryap, Kaldırım ve Halikan göletleri zooplanktonu
Maryap, Kaldırım ve Halikan Göletleri'nin zooplanktonu Mart 2012-Şubat 2013 tarihleri arasında incelenmiştir. Çalışma boyunca her ay su sıcaklığı, pH, çözünmüş oksijen gibi bazı fiziksel ve kimyasal parametreler ölçülmüştür. 3 gölette Rotifera'dan 71, Cladocera'dan 13, Copepoda'dan 6 tür olmak üzere toplam 90 tür teşhis edilmiştir. Elde edilen bu çalışmanın verileri, birey sayıları, nisbi yoğunluk, tür zenginliği, benzerlik indeksi açısından değerlendirilmiştir. Maryap Göleti'nin Shannon Wiener indeks sonuçlarına göre tür çeşitliliği en yüksek nisan ayında (H'=1,96) ve en düşük değeri ise Eylül ayında bulunmuştur (H'=0,94). Kaldırım Göleti'nin Shannon Wiener indeks'i en yüksek Haziran ayında (H'=2,00) ve en düşük değeri ise eylül ayında bulunmuştur (H'=0,56). Halikan Göleti'nin Shannon Wiener indeks'i en yüksek nisan ayında (H'=1,51) ve en düşük değeri ise Mart ayında bulunmuştur (H'=0,63). Maryap Göleti'nin Margalef indeks analizi sonuçlarına göre tür çeşitliliği en yüksek nisan ayında (D=4,01) ve en düşük değeri ise haziran ayında bulunmuştur (D=1,07) Kaldırım Göleti'nin Margalef indeks'i en yüksek mayıs ayında (D=2,90) ve en düşük değeri ise eylül ayında bulunmuştur (D=0,40) Halikan Göleti'nin Margalef indeks'i en yüksek nisan ayında (D=2,79) ve en düşük değeri ise şubat ayında bulunmuştur (D=0,58). Sorenson Benzerlik indeksi Maryap ve Kaldırım Göletleri arasında % 67 ile en yüksek oranda, Maryap ve Halikan Göletleri arasında % 63 ile en düşük değeri kaydedilmiştir. Tüm zooplankton içinde Rotifera % 79 ile, Cladocera % 15 ve, Copepoda % 6'lık oranla temsil edilmiştir. Zooplankton türlerinin bazılarının fotoğrafları bilgisayarlı mikroskop sistemi ve taramalı elektron mikroskobu (SEM)'yla çekilmiştir.
Kuzeydoğu Akdeniz'de yaşayan Trachınus draco (Lınnaeus, 1758) türünün yaş ve bazı büyüme özelliklerinin incelenmesi
Bu çalışma, trakonyanın (Trachinus draco) yaş ve büyüme özelliklerinin tespit edilmesi amacıyla Kuzeydoğu Akdeniz'de 2013-2014 Avcılık sezonunda gerçekleştirildi. Toplam boyları 13,5 ile 32,0 cm arasında değişen 532 adet Trachinus draco, trol ve uzatma ağları ile avlandı. Popülasyonun %45,89'u dişi, %54,11'i erkek bireylerden oluşmaktadır. Boy-ağırlık ilişkisi TW=0,0077×L2,95 şeklindedir. Türün von-Bertalanffy büyüme denklemleri kullanılarak oluşturulan büyüme modeli Lt=46,445 [1-e-0,076(t+3,289)] şeklindedir. Okumalar iki bağımsız okuyucu tarafından yapılarak Ortalama Yüzde Hata İndeksi (OYHİ) %4,01 olarak bulundu. En fazla büyüme hem mutlak hem de oransal olarak 2-3 yaş grupları arasında mutlak büyüme 2,47 cm; oransal büyüme %16,46 olarak hesaplandı. En az büyüme hem mutlak hem de oransal olarak 9-10 yaş grupları arasında olup mutlak büyüme 1,21 cm; oransal büyüme %4,36 olarak hesaplandı. Popülasyonun ortalama kondisyon değeri 0,654±0,021; yaşlara göre en yüksek kondisyon faktörü 0,692 (9. yaş grubu), en düşük kondisyon faktörü değeri ise 0,628 (10. yaş grubu) olarak saptandı. Böylece türe ait Kuzeydoğu Akdeniz'deki 2013-2014 Avcılık sezonundaki büyüme verileri elde edildi.
Keban baraj gölü'nde yaşayan Capoeta trutta (Heckel,1843)' da otolit biyometrisi
Bu çalışmada, Kasım 2011-Aralık 2012 tarihleri arasında Elazığ Keban Baraj Gölü'nden yakalanan Capoeta trutta (Heckel, 1843) populasyonuna ait 48 adet dişi ve 58 adet erkek bireylerin otolit biyometrisi ile balık boyu, balık ağırlığı arasındaki ilişkiler incelendi. Çalışmada sagittal otolitler kullanıldı. Sağ ve sol otolitlerin büyüklükleri (uzunluk, genişlik, ağırlık ve kalınlık) bakımından aralarındaki farkın önemsiz (p>0,05) olduğu için otolit biyometrisi değerlendirmelerinde sağ sagittal otolitler kullanıldı. C.trutta populasyonunun II.-VII. yaş grubu arasında dağılım gösterdiği tespit edildi. Elde edilen ortalama otolit uzunluğu değerleri erkek, dişi ve genel populasyonda sırasıyla 3,06 mm, 3,08 mm ve 3,07 mm'dir. Ortalama otolit genişliği değerleri erkek, dişi ve genel popülasyonda sırasıyla 2,24 mm, 2,31 mm ve 2,27 mm olarak tespit edildi. Ortalama otolit ağırlığı değerleri erkek, dişi ve genel populasyonda sırasıyla 6,94 mg, 7,53 mg ve 7,20 mg olarak tespit edildi. Ortalama otolit kalınlığı değerleri erkek, dişi ve genel popülasyonda sırasıyla 1,12 mm, 1,14 mm ve 1,13 mm olarak tespit edildi. Korelasyon analizi sonuçlarına göre, popülasyonda erkek, dişi ve genel popülasyonlarda sırasıyla; otolit uzunluğu-total boy (r=0,33, r=0,46 ve r=0,38), otolit genişliği-total boy (r=0,45, r=0,54 ve r=0,49) otolit ağırlığı-total boy (r=0,51, r=0,72 ve r=0,65) ve otolit kalınlığı-total boy ( r=0,48, r=0,55 ve r=0,50), otolit uzunluğu- balık ağırlığı (r=0,38, r=0,50 ve r=0,44), otolit genişliği- balık ağırlığı (r=0,45, r=0,44 ve r=0,42), otolit ağırlığı- balık ağırlığı (r=0,54, r=0,68 ve r=0,62) ve otolit kalınlığı- balık ağırlığı (r=0,48, r=0,52 ve r=0,47)arasında pozitif yönde orta düzeyde bir ilişki tespit edildi.Diğer taraftan, populasyonda otolit uzunluğu-yaş grupları (r=0,93), otolit genişliği-yaş grupları (r=0,71) otolit ağırlığı-yaş grupları (r=0,88) ve otolit kalınlığı-yaş grupları (r=0,89) arasında pozitif yönde çok kuvvetli düzeyde ilişkiler tespit edildi. Anahtar Kelimeler: Capoeta trutta, otolit, balık boyu, balık ağırlığı.
Suluçayır Düzü'nde (Sivrice-Elazığ) bulunan TMİ 12 göletinin Chironomidae larvalarının mevsimsel dağılımı
Bu çalışmada, Suluçayır Düzü'nde Bulunan TMİ 12 Göleti Chironomidae larvalarının mevsimsel dağılımlarının belirlenmesi amacıyla Ekim 2005 - Eylül 2006 tarihleri arasında, belirlenen üç istasyondan aylık çamur örnekleri alınmıştır.Çalışma sırasında Chironomidae' ye ait 2 alt familyadan toplam 14 tür tespit edilmiştir. Chironomus plumosus dominat tür olarak belirlenmiştir. Chironomus thummi, Chironomus anthracinus ve Chironomus tentans bütün istasyonlarda tespit edilmiştir. Psectrotanypus varius, Cryptocladapelma laccophila, Paratendipes albimanus, Dicrotendipes tritomus, Stictochironomus longipugionis ve Zavrelimyia sp. türleri sadece bir ayda belirlenmiştir. En fazla sayıda Chironomid larvası kış, en az sayıda ise ilkbahar aylarında kaydedilmiştir.Ayrıca TMİ 12 Göletinin bazı fiziksel ve kimyasal özellikleri, Chironomidae larvalarının istasyonlara ve aylara göre dağılımı ile bazı istatistik parametreler verilmiştir.
Keban Baraj Gölü'nde yaşayan Capoeta trutta (Heckel, 1843)'da kan glikoz seviyesinin mevsimsel değişimi
Bu çalışmada Kasım 2006?Ekim 2007 tarihleri arasında Keban Baraj Gölü'nden yakalanan Capoeta trutta (Heckel, 1843) bireylerinin kan glikoz seviyesindeki değişimler mevsimsel olarak incelenmiştir.Keban Baraj Gölü'nde yaşayan C. trutta'nın üreme dönemi gonadosomatik indeks, yumurta çapı ve kondisyon faktörü değerlerinden yararlanılarak mayıs?haziran olarak belirlenmiştir.Yaşa bağlı olarak ortalama kan glikoz düzeyi erkek bireylerde 5. yaşta 107,92 mg/dL ile maksimum, 7. yaşta 42,10 mg/dL ile en düşük seviyede bulunurken, dişi bireylerde 2. yaşta 197,32 mg/dL ile maksimum seviyede, 7. yaşta 39,42 mg/dL ile minimum seviyede tespit edilmiştir. Yaşa bağlı olarak yapılan çoklu karşılaştırma testinde hem erkek bireylerde ve hem de dişi bireylerde yaşa bağlı kan glikoz değerleri arasındaki farkın önemsiz olduğu bulunmuştur (P>0,05). Aylara göre kan glikoz değerleri erkek bireylerde üreme döneminden önceki nisan ayında 116,38 mg/dL, üreme dönemi olan mayıs?haziran aylarında ise sırası ile 44,87?65,93 mg/dL olarak, dişilerde ise nisan ayında 114,61 mg/dL ve mayıs?haziran aylarında ise sırası ile 24,53?30,29 mg/dL olarak bulunmuştur. Kan glikoz değerlerinin sıcaklığın yüksek olduğu mayıs?haziran?temmuz aylarında erkek bireylerde sırası ile 44,87?65,93?60,51 mg/dL, dişi bireylerde ise sırası ile 24,53?30,29?33,46 mg/dL olduğu saptanmıştır.Anahtar Kelimeler: Karabalık, Capoeta trutta, Üreme zamanı, Kan glikoz seviyesi
Fırat nehir sisteminde yaşayan dikenli yılan balığı (Mastacembelus mastacembelus, Banks and Solander, 1794)'nın kas dokusunda dioksin miktarının araştırılması
Bu çalışmada, Fırat nehir sisteminde yaşayan dikenli yılan balığı (Mastacembelus mastacembelus, Banks and Solander, 1794)'nın kas dokusunda dioksin miktarının araştırılması amaçlanmıştır. Bu amaçla yakalanan balıkların total boy, ağırlık, eşey ve yaş gruplarıyla kas dokuda biriken dioksin miktarı belirlenerek, dioksin miktarının total boy, ağırlık, eşey ve yaşa bağlı değişimi araştırılmıştır. İncelenen 10 adet dikenli yılan balığından 6'sı erkek 4'ü ise dişi olarak tespit edilmiştir. İncelenen balıkların ortalama olarak ağırlıkları 210,15 g, total uzunlukları 427,4 mm, yaşları 3 olarak bulunmuştur. Dioksinli bileşiklerin toksik equvalenti (TEQ) 18,41 pg/g yağ ve 92,06 pg/100g kas olarak belirlenmiştir. Dioksin miktarının total boy, ağırlık ve balık yaşı artışına bağlı olarak azaldığı gözlenmiştir. Dişi bireylerin kas dokusunda erkek bireylerinkine göre dioksin düzeyi daha yüksek bulunmuştur.Bulgular Dünya Sağlık Örgütü (WHO) tarafından dioksinler için belirlenen değerlerle karşılaştırılarak, dikenli yılan balığının gıda olarak tüketiminin sağlık riski oluşturup oluşturmayacağı açısından tartışılmıştır.
Keban baraj gölünde yaşayan Glyptothorax türlerinde kemiksi yapılardan karşılaştırmalı yaş tayini
Bu çalışma, Keban Baraj Gölü'nde yakalanan Glyptothorax armeniacus (Berg, 1918) ve Glyptothorax kurdistanicus (Berg, 1931) türlerinde Mayıs 2007- Temmuz 2008 tarihleri arasında yaş tayini için en uygun kemiksi yapıyı belirlemek amacıyla yapılmıştır. Balıklardan alınan otolit ( sağ ve sol), omur, pektoral yüzgeç ışını ( sağ ve sol), dorsal yüzgeç ışını, operkül ( sağ ve sol) örnekleri incelenmiş ve yaş tayini yapılmıştır. Karşılaştırmalı yaş tayini 8 kemiksi oluşumda yapılmış ve sonuçlar %N olarak tablolarla ifade edilmiştir. Her bir yapı bir okuyucu tarafından üç kez okunmuştur.Sonuç olarak her iki türde de en fazla uyumun, en küçük yaş tayini hata payı ve değişim katsayısının sağ otolitte olduğu saptanmıştır. Bu nedenle bu türlerde yaş tayini için en uygun kemiksi yapının sağ otolit olduğu sonucuna varılmıştır
Hazar gölü litoral bölge bentik makroomurgasızları ve dağılımları
Bu çalışma; Elazığ İli sınırları içinde bulunan, tektonik kökenli, derin ve alkali bir göl olan Hazar Gölü'nün litoral bölgesi bentik makroomurgasızlarını ve dağılımlarını belirlemek amacıyla Ekim 2007-Eylül 2008 tarihleri arasında, gölün litoral bölgesinde belirlenen 8 örnekleme alanı içerisindeki 21 istasyonda, yapılan toplam 9 örnekleme ile yürütülmüştür.Örnekleme noktaları ve örnekleme dönemleri arasındaki benzerlikleri belirlemek için takson bolluğu verisine dayalı olarak, Sorensen'in benzerlik indeksine göre Kümeleme Analizi, ayrıca bentik makroomurgasız faunası kompozisyonunun özetlenmesi için PCA (Principal Component Analysis) kullanılmıştır.Buna göre gölün 0-15 m derinlikler arası litoral bölgesindeki bentik makroomurgasız komünitesinin; Clitellata, Insecta, Arachnida, Malacostraca, Ostracoda, Branchiopoda, Entognatha, Maxillopoda ve Turbellaria olmak üzere toplam 9 sınıfa ait, 22 taksondan oluştuğu; incelenen toplam 28.342 adet organizmanın % 58,9'unun Tubificidae, % 30,6'sının Chironomidae ve % 10,5'inin ise diğer ailelere ait taksonlar oldukları; gölde ortalama bolluğun 1.253 adet birey/m2, ortalama çeşitliliğin 0,90, ortalama organizma sayısının en yüksek olduğu mevsimin yaz ve en düşük olduğu mevsimin kış mevsiminin olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca belirlenen taksonlar organik kirliliğe karşı tolerans değerlerine göre de sınıflandırılmıştır. Buna göre organik kirliliğe karşı orta derecede toleranslı taksonlar genel toplamda % 64,0, toleranslı taksonlar % 29,6 ve toleranssız taksonlar % 6,4 oranlarında kaydedilmişlerdir.Hazar Gölü litoral bölgesi bentik makroomurgasız faunasının dağılımı üzerinde fiziksel faktörler olan derinlik ve derinliğe bağlı olarak değişen taban yapısının en önemli etkenler olduğu; su kalitesi değişkenlerin ikincil öneme sahip olduğu; derinlik ve taban yapısı etkenlerine ait değişimin takson zenginliği ve çeşitlilik üzerinde de etkili olduğu; mevsimsel değişim üzerinde en etkili çevresel faktörün su sıcaklığı olduğu fakat bentik makroomurgasızların biyolojik özellikleri ve genel olarak gölde yaşayan organizmalar arasındaki beslenme ilişkilerinin de göz ardı edilemeyecek ekolojik faktörler olduğu; sistematik açıdan aile düzeyinde yüksek takson zenginliğinin, cins düzeyinde düşük olduğu; bu tablonun şekillenmesine diğer birçok göle göre yüksek değerlerde belirlenen çözünmüş iyon içeriği, pH değeri ve organizmaların bu değişkenlere adaptasyon yeteneklerinin neden olduğu belirlenmiştir.Hazar Gölü araştırılan bölgesine ait elde edilen verilere dayanarak, trofik düzeyinin oligo-mezotrof ara sınıfı içersinde değerlendirilebileceği sonucuna varılmıştır.
Dicle nehri ve üzerindeki baraj göllerinin fiziksel, kimyasal ve algolojik özellikleri
Bu çalışmada Kralkızı, Dicle ve Batman baraj gölleri ve Dicle Nehri'nin su kalitesi, fitoplankton kompozisyonu ve yoğunluğundaki değişimler Şubat 2008-Ocak 2009 tarihleri arasında incelenmiştir. Kralkızı Baraj Gölü fitoplankton topluluğunda 8 divizyoya mensup 48 takson, Dicle Baraj Gölü fitoplankton topluluğunda 8 divizyoya mensup 64 takson, Batman Baraj Gölü fitoplankton topluluğunda 8 divizyoya mensup 60 takson ve Dicle Nehri fitoplankton topluluğunda 9 divizyoya mensup 390 takson tespit edilmiştir. Kralkızı, Dicle ve Batman baraj gölleri ve Dicle Nehri fitoplankton topluluğunda Bacillariophyta, Chlorophyta ve Cyanophyta divizyoları, tür sayıları ve birey yoğunlukları bakımından baskın gruplar olarak belirlenmiştir.Kralkızı, Dicle ve Batman baraj göllerinde çalışma süresince baskın olan fitoplankton türlerine ve bunlara ait fonksiyonel grupların habitat özelliklerine göre, Kralkızı ve Dicle baraj göllerinin trofik durumları bakımından oligotrofik-mezotrofik yapıda olduğu, Batman Baraj Gölü'nün ise mezotrofik-ötrofik yapıda olduğu belirlenmiştir.Ortalama seki diski derinliği, toplam azot, toplam fosfor ve klorofil a ve trofik durum indeks (TSI) değerlerine göre Kralkızı, Dicle ve Batman baraj göllerinin trofik durumları bakımından mezotrofik sınıfa girdikleri tespit edilmiştir.Ortalama toplam azot ve toplam fosfor değerlerine göre Dicle Nehri'nin trofik durumu bakımından mezotrofik-ötrofik yapıda olduğu, ortalama klorofil a değerlerine göre ise oligotrofik-mezotrofik yapıda olduğu belirlenmiştir.Kralkızı, Dicle ve Batman baraj göllerinin su kalitesini tehdit eden önemli kirletici kaynaklara rastlanmamasına karşın, Dicle Nehri'nin evsel atık sulardan dolayı Diyarbakır, Bismil ve Cizre'de ciddi bir kirlilikle karşı karşıya olduğu gözlenmiştir.
Capoeta capoeta umbla (Heckel, 1843)'nın Elazığ Hazar Gölü ve Keban Baraj Gölü populasyonlarının kanda glikoz ile kas ve karaciğerde glikojen seviyelerinin karşılaştırılması
Bu çalışma, Aralık 2006-Kasım 2007 tarihleri arasında Elazığ Hazar Gölü ve Keban Baraj Gölü'nden yakalanan C. c. umbla üzerinde gerçekleştirilmiştir. Çalışma süresince Hazar Gölü'nden 228 adet ve Keban Baraj Gölü'nden 232 adet birey incelenmiştir.Hem Hazar Gölü ve hem de Keban Baraj Gölü C. c. umbla populasyonlarının üreme dönemlerinin mayıs-haziran ayları olduğu belirlenmekle birlikte, temmuz ayında da bazı bireylerin yumurta ve sperm bıraktıkları saptanmıştır.Karaciğer glikojen değerlerinin Hazar Gölü populasyonunun erkek bireylerinde 55,52-118,73 mg/g, dişi bireylerinde 45,79-121,42 mg/g arasında değiştiği, Keban Baraj Gölü'nün erkek bireylerinde 63,42-133,15 mg/g arasında, dişi bireylerinde 47,57-145,36 mg/g arasında değiştiği tespit edilmiştir. Kas glikojen değerlerinin Hazar Gölü populasyonunun erkek bireylerinde 1,42-13,71 mg/g, dişi bireylerinde 1,36-12,84 mg/g arasında değiştiği, Keban Baraj Gölü'nün erkek bireylerinde 1,15-11,84 mg/g arasında, dişi bireylerinde 0,75-15,36 mg/g arasında değiştiği belirlenmiştir. Karaciğer ve kas glikojen değerlerinin yaşa, ağırlığa ve uzunluğa bağlı olarak artış gösterdiği, üreme faaliyetlerinin yoğun olduğu aylarda düşük seviyelerde seyrettiği saptanmıştır. Karaciğer ve kas glikojen değerlerinin eşeylere ve bölgelere göre aralarındaki farkın istatistikî olarak önemsiz (p>0,05) olduğu saptanmıştır.Hazar Gölü populasyonunun erkek bireylerinde 3,60-252,27 mg/dl, dişi bireylerinde 23,74-206,53 mg/dl arasında değiştiği, Keban Baraj Gölü C. c. umbla populasyonunun erkek bireylerinde kan glikoz değerlerinin 5,62-234,21 mg/dl arasında, dişi bireylerinde 13,76-284,21 mg/dl arasında değiştiği tespit edilmiştir. Kan glikoz değerlerinin yaşa, ağırlığa ve uzunluğa bağlı olarak düşüş gösterdiği, gonadal gelişimin en yoğun olduğu nisan ayında en yüksek seviyeye çıktığı, üremenin başladığı mayıs ayında ve devam ettiği haziran ayında ise hızla düştüğü belirlenmiştir. Eşeyler ve bölgeler arasındaki farkın istatistikî olarak önemsiz (p>0,05) olduğu saptanmıştır.
Hazar inci balığı (Alburnus heckeli Battalgil, 1943)' nın büyüme özelliklerinin araştırılması
Bu çalışmayla Hazar Gölü (Elazığ)'nde yaşayan Hazar inci balığı (Alburnus heckeli Battalgil, 1943)' nın büyüme özelliklerinin belirlenmesi amaçlandı. Bu amaçla, Şubat 2009-Ekim-2009 tarihleri arasında Hazar Gölü'nden toplanan 260 adet Alburnus heckeli Fırat Üniversitesi Balık Anatomisi laboratuarına getirildi ve incelendi. Öncelikle balıkların yaş, eşey, boy ve ağırlıkları belirlendi. Elde edilen verilerden, balığın yaş ve eşey kompozisyonu dağılımı, boy-ağırlık ilişkisi, yaş-ağırlık ilişkisi, yaş-boy ilişkisi, kondisyon faktörü, oransal büyüme, anlık büyüme ve von Bertalanffy büyüme denklemleri bulundu.İncelenen populasyonun 3?7 yaş grupları arasında dağılım gösterdiği tespit edildi. Tüm örneklerde % 54.23'ünü erkek % 45,77'sini dişi bireylerin oluşturduğu, erkek/dişi oranının 1,18/1 olduğu belirlendi. Veriler incelendiğinde en fazla bireyin 4. yaş grubunda (%43,5) olduğu bulundu.Balık örneklerinin ağırlıkları 4,00-13,80g (6,55±1,15g), standart boyları; 7,00-10,00 cm, (6,55 ±1,15cm), çatal boyları; 8,00-11,30cm, (8,14±0,47cm) ve total boyları; 8,98-12,40cm, (10,06±0,57cm) olarak ölçüldü.Balık örneklerinin ağırlıklarıyla boyları arasındaki ilişkinin logaritmik olduğu belirlendi. Ağırlık-total boy, ağırlık-çatal boy ve ağırlık-standart boy ilişkileri regrasyon denklemi sırasıyla Log(W)=-1,742+2,547Log(TL), R²=0,7338, Log(W)=-1,625+2,543Log(FL), R²=0,7418 ve Log(W)=-1,465+2,500Log(SL) R²=0,7335 olarak bulundu.Balıkların yaş-ağırlık ilişkisi doğrusal bulundu. Regrasyon deklemleri ise y=0,318x+5,057 (R²=0,979) olarak belirlendi. Balığın yaş-total boy ilişkisi de doğrusal olup, tüm bireyler için regrasyon denklemi y=0,162x + 9,311 (R²=0,994) olarak bulundu.Balık örneklerinin total boyu dikkate alınarak hesaplanan en düşük kondisyon faktörü değeri 3 yaş grubunda (0,629), en yüksek değer 5 yaş grubunda (0,642) bulundu. Tüm populasyonun ortalama kondisyon faktörü değeri ise 0,640 olarak belirlendi.Oransal ve anlık büyümenin balıkların erken yaşlarda yüksek olduğu, daha sonraki yıllarda büyümenin yavaşladığını görüldü.Çalışmada, Hazar Gölü Alburnus heckeli populasyonu von Bertanlanffy büyüme denklemleri; Wt=7,9791[1-e-0,2483(t+2,5024)] ve Lt=11,4342[1-e-0,1262(t+12,3531)] olarak bulundu. von Bertalanffy büyüme denklemleriyle hesaplanan balık ağırlığı ve balık boyu değerleri, ölçülen ağırlık ve boy değerlerine çok yakın bulundu.Anahtar Kelimeler: Hazar inci balığı, Alburnus heckeli , Hazar Gölü, Büyüme özellikleri
Keban ve Karakaya baraj göllerinde yaşayan Barbus grypus Heckel, 1843 populasyonlarında karşılaştırmalı yaş tayini
Bu çalışmada, Keban ve Karakaya Baraj Gölleri'nde yaşayan Barbus grypus Heckel, 1843 populasyonlarında karşılaştırmalı yaş tayini yapılması amaçlanmıştır. Bu amaçla Ocak 2010-Aralık 2010 tarihleri arasında Keban Baraj Gölü'nden 90, Karakaya Baraj Gölü'nden ise 89 adet olmak üzere toplam 179 balık örneği temin edildi. Çalışma Fırat Üniversitesi Su Ürünleri Fakültesi balık anatomisi laboratuvarında gerçekleştirildi. Balık örneklerinin boy ve ağırlıkları belirlendi. Yaş tayininde kullanılan dorsal yüzgeç ışını, omur, pul, sol otolit, sağ otolit, sol operkulum ve sağ operkulum kemiksi yapıları çıkartılarak, temizlendi ve etiketlendi. Daha sonra kemiksi yapılar binoküler mikroskop altında incelendi. Her bir kemiksi yapıdaki yaş halkaları üç kez ve bir gün ara ile sayıldı.Her bir kemiksi yapı için belirlenen yaş grupları, bu gruplardaki birey sayıları ve % dağılımları tablolarla, kemiksi yapılar arasındaki yaş uyumlarının karşılaştırılması ise şekillerle ifade edildi. Karşılaştırılan kemiksi yapılarda, her iki baraj gölünde de en fazla uyum sol otolit-sağ otolit; en az uyum ise pul-sağ operkulum arasında tespit edildi. Karşılaştırılan kemiksi yapılarda en fazla yaş farkı 3 olarak bulundu. Üç tekrarlı olarak yapılan okumada en yüksek uyumun dorsal yüzgeç ışınında (Keban Baraj Gölü için % 87,78 ve Karakaya Baraj Gölü için % 83,15) olduğu görüldü. Dorsal yüzgeç ışınına ait tüm okumalardan hesaplanan standart sapma değeri tüm diğer kemiksi yapılarınkine göre daha düşük bulundu. Ayrıca, dorsal yüzgeç ışınına ait tüm okumalardan elde edilen ortalama değerin, tüm kemiksi yapılara ait okumalardan elde edilen genel ortalama değerden farkı da diğer kemiksi yapılara göre daha küçük bulundu. Bu nedenlerden dolayı Barbus grypus Heckel, 1843 populasyonu için yaş tayininde en uygun kemiksi yapının dorsal yüzgeç ışını olduğu sonucuna varıldı.Anahtar Kelimeler: Barbus grypus, Keban Baraj Gölü, Karakaya Baraj Gölü, Karşılaştırmalı Yaş Tayini.
Karakaya baraj gölünde yaşayan Capoeta trutta (Heckel, 1843)'nın serumunda testosteron, estradiol ve kolesterol miktarlarının mevsimsel değişimi
Bu çalışmada, Mart 2008 ? Şubat 2009 tarihleri arasında Karakaya Baraj Gölü'nde Capoeta trutta populasyonuna ait 180 adet erkek bireylerde serum testosteron ve kolesterol'ün, 180 adet dişi bireylerde ise serum estradiol ve kolesterol'ün mevsimsel değişimi araştırılmıştır.C. trutta populasyonunun II ? XII yaş grubu arasında dağılım gösterdiği tespit edilmiştir. Populasyonun üreme döneminin mayıs-haziran ayları olduğu belirlenmekle birlikte, temmuz ayında da bazı bireylerin yumurta ve spermlerini bıraktıkları saptanmıştır.C. trutta populasyonunun erkek bireylerinde testosteron miktarlarının 20,20 ng/dl ? 1423,00 ng/dl arasında, kolesterol miktarlarının ise 112,62 mg/dl ? 937,91 mg/dl arasında değiştiği tespit edilmiştir. Dişi bireylerdeki estradiol miktarlarının 20,10 pg/ml ? 3855 pg/ml arasında, kolesterol miktarlarının ise 83,67 mg/dl ? 984,71 mg/dl arasında değiştiği tespit edilmiştir.En düşük testosteron miktarı 20,20 ng/dl ile ağustos ayında III. yaş grubunda ve eylül ayında IV. yaş grubunda iki bireyde tespit edilirken, en yüksek testosteron miktarı ise 1423 ng/dl ile mayıs ayında ve VI. yaş grubuna ait bir örnekte tespit edilmiştir. Erkeklerde en düşük kolesterol miktarı 112,62 mg/dl ile kasım ayında ve VII. yaş grubuna ait bir örnekte tespit edilirken, en yüksek kolesterol miktarı ise 937,91 mg/dl ile nisan ayında ve V. yaş grubuna ait bir örnekte tespit edilmiştir.En düşük estradiol miktarı 20,10 pg/ml ile şubat ayında ve II. yaş grubuna ait bir örnekte tespit edilirken, en yüksek estradiol miktarı ise 3855 pg/ml ile mayıs ayında ve VII. yaş grubuna ait bir örnekte tespit edilmiştir. Dişilerde en düşük kolesterol miktarı 83,67 mg/dl ile mart ayında ve IV. yaş grubuna ait bir örnekte tespit edilirken, en yüksek kolesterol miktarı ise 984,71 mg/dl ile nisan ayında ve V. yaş grubuna ait bir örnekte tespit edilmiştir.Ayrıca, testosteron-kolesterol arasında pozitif yönde zayıf bir korelasyon (r= 0,24), estradiol-kolesterol arasında pozitif yönde çok zayıf bir korelasyon (r=0,13) ve testosteron-estradiol arasında pozitif yönde zayıf bir korelasyon (r=0,34) tespit edilmiştir.
Çalgan deresi (Elazığ) zooplankton faunası
Bu çalışmada, Çalgan Deresi'nin zooplankton faunası incelenmiştir. Örnekleme bölgesinde 3 istasyon belirlenmiş ve Temmuz 2010-Haziran 2011 tarihleri arasında aylık periyotlarla örnekleme yapılmıştır. Su kalite parametrelerinden sıcaklık, pH ve çözünmüş oksijen her bir istasyon için ayrı ayrı tayin edilmiş olup, istasyonlarda ölçülen en düşük ve en yüksek değerlerin sırasıyla 7,1-29,3OC, 7,9-8,6, 3,2-6,8 mg/L arasında değişim gösterdiği bulunmuştur. Zooplankton örnekleri 55 µm göz açıklığına sahip plankton ağı kullanılarak toplanmış ve %4'lük formaldehit içerisinde korunmuştur. Araştımada Rotifera şubesinden 9 familyaya ait 20 tür, Cladocera'dan 4 familyaya ait 6 tür, Copepoda'dan ise 1 familyaya ait 1 tür saptanmıştır. Bu türler: Brachionus angularis, Keratella cochlearis, Keratella quadrata, Notholca acuminata, Notholca squamula, Euchlanis dilatata, Trichotria tetractis, Colurella adriatica, Lepadella ovalis, Lepadella quadricarinata, Lecane luna, Lecane bulla, Lecane closterocerca, Lecane lunaris, Cephalodella gibba, Trichocerca capucina, Ascomorpha saltans, Synchaeta pectinata, Polyarthra dolichoptera, Asplanchna priodonta, Sida crystallina, Diaphonosoma lacustris, Daphnia cucullata, Bosmina longirostris, Chydorus sphaericus, Leptodora kindtii ve Cyclops vicinus'tur. Elde edilen biyolojik veriler tür çeşitliliği, birey sayıları, nisbi yoğunluk ve benzerlik indeksi açısından değerlendirildi.Anahtar Kelimeler: Rotifera, Copepoda, Cladocera, Çalgan Deresi
Capoeta trutta (Heckel, 1843)'nın Keban, Karakaya ve Atatürk baraj göllerindeki populasyonlarının üreme biyolojisi
ÖZET CAPOETA TRUTTA (H ECKEL, 1 843)'NİN KEBAN, KARAKAYA VE ATATÜRK BARAJ GÖLLERt'NDEKİ POPÜLASYONLARININ ÜREME BİYOLOJİSİ Yüksek Lisans Tezi MustafoDÜŞÜKCAN Fırat Üniversitesi Fen Bilimim Enstitüsü Su Ürünleri Temel Bilimler Anabilim Dalı 2005, Sayfa: 90 Bu çalışmada, Keban, Karakaya ve Atatürk Baraj Gölleri'nde yaşayan Capoeta trutta (Heckel, 1843) bireylerinin eşeysel olgunluğa ulaşma yaşlan, üreme dönemleri ve yumurta verimlilikleri Mart 2004-Şubat 2005 tarihleri arasında tespit edilerek, karşılaştınlmıştır. Genel olarak, her üç baraj gölünden de yakalanan balıklarda eşeysel olgunluğa dişilerin 111 yaşında, erkeklerin ü yaşında eriştikleri belirlenmiştir. Üreme periyotlarının ise nisan- haziran olduğu bulunmuştur. Capoeta trutta bireylerinin; vücut ağırlığı - ovaryum ağırlığı (r = 0,57, r = 0,82 ve r = 0,79), vücut ağırlığı - testis ağırlığı (r = 0,47, r = 0,59 ve r = 0,48), vücut uzunluğu - ovaryum ağırlığı (r = 0,48, r = 0,77 ve r = 0,66), vücut uzunluğu - testis ağırlığı (r = 0,29, r = 0,54 ve r = 0,43), yumurta sayısı - vücut ağırlığı (r - 0,69, r = 0,77 ve r = 0,51), yumurta sayısı - vücut uzunluğu (r = 0,56, r = 0,73 ve r = 0,38), yumurta sayısı - ovaryum ağırlığı (r = 0,19, r = 0,76 ve r = 0,43), yumurta sayısı - yaş (r = 0,63, r = 0,91 ve r = 0,82), yumurta sayısı - yumurta çapı (r = -0,30, r = -0,29 ve r = -0,45) ve yaş - yumurta çapı (r = 4)1 3, r = -039 ve r = 0,83) aralarındaki korelasyonlar hesaplanmış ve Keban, Karakaya ve Atatürk Baraj gölleri için bulunan korelasyon değerleri parantez içinde sırasryla verilmiştir. Her üç Baraj gölünden de yakalanan bireyler için yumurta çapı 0.5 - 2.2 mm arasında ölçülmüştür. Anahtar Kelimeler: Capoeta trutta, Üreme dönemi, Yumurta verimi, Eşeysel olgunluk yaşı. vn
Keban Baraj Gölü(Elazığ)'nde yaşayan aynalı sazan(Cyprinus carpio linnaeus, 1758)'ın üreme biyolojisi
ÖZET.(%$1%$5$-*g/h(/$=,ö¶1'(<$ù$<$1$<1$/,6$=$1CYPRINUSCARPIO/,11$(86¶,1h5(0(%ø<2/2-ø6øYüksek Lisans TeziGökçen GÜÇ)ÃUDWhQLYHUVLWHVLFen Bilimleri Enstitüsü6XhUÂQOHUL7HPHO%LOLPOHU$QDELOLP'DOÃ2006, Sayfa: 49Cyprinus carpio (Linnaeus, 1758)%X oDOÃúPDGD .HEDQ %DUDM *|O¶QGH \DúD\DQELUH\OHULQLQ HúH\VHO ROJXQOX÷D XODúPD \Dúà ÂUHPH ]DPDQODUà YH \XPXUWD YHULPOLOL÷L (\OÂO ±1LVDQWDULKOHULDUDVÃQGDWHVSLWHGLOPLúWLU9ÂFXW D÷ÃUOÃ÷ñ RYDU\XP D÷ÃUOÃֈ U YÂFXW D÷ÃUOÃ÷à ± WHVWLV D÷ÃUOÃֈ U YÂFXWX]XQOX÷X±RYDU\XP D÷ÃUOÃֈ U YÂFXW X]XQOX÷X±WHVWLV D÷ÃUOÃֈ U DUDVÃQGDNLNRUHODV\RQODUEXOXQPXúWXU
Hazar Gölü'ne dökülen Kürk çayının bazı fiziksel ve kimyasal özelliklerinin araştırılması
Bu çalışmada, Hazar Gölü'ne dökülen Kürk Çayı'nın bazı fiziksel ve kimyasalözellikleri Aralık 2004-Kasım 2005 tarihleri arasında araştırılmıştır. Kürk Çayı üzerindebelirlenen beş istasyondan ayda bir kez olmak üzere düzenli olarak su örnekleri alınmıştır. Sukalite parametrelerinden akım, sıcaklık, elektriksel iletkenlik, çözünmüş katı madde, askıda katımadde, bulanıklık, pH, çözünmüş oksijen, toplam sertlik, toplam alkalinite, kalsiyum, klorür,toplam azot, amonyum azotu, nitrit azotu, nitrat azotu, reaktif fosfor, silika, sülfat ve kimyasaloksijen ihtiyacı her bir istasyon için ayrı ayrı tayin edilmiştir. Belirlenen istasyonlardahesaplanan ortalama en düşük ve en yüksek değerlerin sırasıyla; 0,387-0,627 m3/sn; 8,9-12,5 ºC;196-1468 µS/cm; 91-729 mg/L; 3,57-70,94 mg/L; 2,62-70,6 NTU; 7,6-8,71; 8,6-9,2 mg/L;118,89-391,14 mg CaCO3/L; 131,21-490,95 mg CaCO3/L; 31,49-66,19 mg Ca/L; 20,09-271,61mg Cl-/L; 0,74-1,23 mg N/L; 0,032-0,078 mg NH4+-N/L; 0,012-0,014 mg NO2--N/L; 0,39-0,89mg NO3--N/L; 0,014-0,043 mg PO4-3-P/L; 8,41-17,92 mg SiO2/L; 13,71-32,97 mg SO4-2/L ve11,33-20,83 mg O2/L arasında olduğu tespit edilmiştir. Yapılan çalışma sonucunda, KürkÇayı'nın hafif alkali karakterde ve kıta içi su kaynaklarının sınıflarına göre kalite kriterleridikkate alındığında, klorür ve reaktif fosfor değerleri bakımından II. sınıf (Az kirli su), nitritazotu değeri bakımından III. sınıf (Kirli su) ve tayin edilen diğer parametreler açısından I. sınıf(yüksek kaliteli su) su özelliğine sahip olduğu tespit edilmiştir.
Keban Baraj Gölü'ndeki kirletici kaynakların su kalitesi ve Capoeta trutta (Heckel, 1843)'nın üreme biyolojisi ve gelişimi üzerindeki etkileri
Bu çalışmada, Elazığ il sınırları içinde faaliyet gösteren Etibank Ferro Krom A.Ş .(Örencik) ve Deri Fabrikası (Ağın)'nın Keban Baraj Gölü'ne deşarj ettikleri atık suların içerdikleri ağır metallerin su, sediment ve Capoeta trutta bireylerindeki miktarları ve ağır metal kirliliğinin bu balık türünün gelişimi ve üreme biyolojisi üzerindeki etkileri araştırılmıştır. Ayrıca, baraj gölündeki ağır metal kirliliğinin farklı yaşam evrelerindeki sazanlar üzerindeki etkilerini belirlemek ve arazi çalışması sonucunda elde edilen bulguların doğruluğunu ortaya koyabilmek için laboratuarda aynalı sazanların kullanıldığı toksikolojik testler gerçekleştirilmiştir. Bu deneysel çalışma çerçevesinde ağır metallerin yumurtaların açılma oranı, larva, yavru ve bir yaşındaki balıkların hayatta kalma oranları üzerindeki etkileri ve morfolojik deformasyonlar araştırılmıştır. Ayrıca, alıcı su ortamlarına deşarj edilen atık sular için Zehirlilik Seyrelme Faktörü (ZSF)'de belirlenmiştir. Çalışma Kasım 2005-Ekim 2006 tarihleri arasında yürütülmüş ve örneklemeler aylık peryotlarla yapılmıştır.Su, sediment ve balıkların kas dokusunda ve gonadında en yüksek ağır metal miktarları Ağın bölgesinden elde edilen örneklerde bulunmuş ve bu bölgeyi Örencik izlemiştir. En düşük ağır metal miktarları ise referans bölgesi olarak seçilen Aydıncık'ta kaydedilmiştir. Ağın bölgesinden yakalanan dişi C. trutta bireylerinin 2. yaşında, Örencik ve Aydıncık bölgesinden elde edilen dişi bireylerin ise 3. yaşında eşeysel olgunluğa ulaştığı tespit edilmiştir. Buna karşılık erkek C. trutta bireylerinin bütün bölgelerde 2. yaşında eşeysel olgunluğa eriştikleri saptanmıştır. Hem dişi hem de erkek bireylerin gonadosomatik indeks (GSİ) değerlerinin mayısayında maksimuma eriştiği ve balıkların üreme zamanının mayıs-haziran ayları arası olduğu belirlenmiştir. Ortalama yumurta sayısı en yüksek Aydıncık, en düşük ise Ağın bölgesinden yakalanan balıklarda bulunmuştur. Etibank Ferro Krom İşletmesi ve özellikle Ağın Deri Fabrikası atık sularının, içerdikleri yüksek miktarlardaki ağır metaller nedeniyle Keban Baraj Gölü'nün su kalitesi, sediment ve balıkların gelişimi ve üremeleri üzerinde olumsuz bir etkiye sahip olduğu sonucuna varılmıştır.Anahtar Kelimeler: Capoeta trutta, ağır metal, su kalitesi, akuatik toksikoloji, Keban Baraj Gölü, Etibank Ferro Krom İşletmesi, Ağın Deri Fabrikası
Cip Baraj Gölü rotifera faunasının mevsimsel değişimi
ÖZET Yüksek lisans Tezi CİP BARAJ GÖLÜ ROTİFERA { ROTATORIA : ASCHELMINTHES ) FAUNASININ MEVSİMSEL DE?İŞİMİ Serap EMİRO?LU Fırat üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü Su ürünleri Temel Bilimler Anabilim Dalı 1995, sayfa: 63 Bu çalışmada, Elazığ sınırları içinde bulunan Cip Baraj Gölü' nün Rotifera faunasının tesbiti ve mevsimsel dağılımının saptanması amaçlanmıştır. Çalışma Konusu olan Rotifera örnekleri Nisanı 994 - Mart 1 995 arasında, belirlenen istasyondan, 15 günlük periyodlar halinde yapılan arazı çalışmaları sonucu elde edilmiştir. Bu araştırmada Rotifera faunasına ait 12 cins ve 15 tür tespit edilmiş olup, türlerin en yoğun olarak ilkbahar. ve yaz aylarında bulunduğu saptanmıştır. ANAHTAR KELİMELER: Rotiferler, Mevsimsel' değişim,- Nisbi yoğunluk, Taksonomi, Cip Baraj Gölü, Elazığ.
Cip Balık üretim ve Yetiştirme Tesisi'nde yetiştirilen gökkuşağı alabalığının kimyasal kalitesi ve et verimi
Bu çalışmada, Fırat Üniversitesi Su Ürünleri Fakültesi Cip Balık Üretim ve Yetiştirime Tesisinde üretilen oncorhynchus mykiss' in kimyasal kalitesinin ve et veriminin belirlenmesinde çalışıldı. Araştırma Mart 1994veŞubat 1995 tarihleri arasında yapıldı 36 dişi ve 37 erkek olmak Özere toplam 73 balık kullanıldı. Çalışmasa oncorhynchus mykiss in su, protein, yağ ve kül değerleri ila et verimi tespit adildi. Bulunan bu sonuçların, yaşa, mevsimlere ve aylara göre değişimleri incelendi. Oncorhynchus mykiss in etinde yapılan kimyasal analizler sonucunda SS76.76 su, 1 8.55 protein, H3.28 yağ ve %.41 kül olduğu görüldü. Et verimi ortalama olarak %60.73bulundu. Ayrıca tesisin su analizleri de yapılmıştır.ANAHTAR KELİMELER: oncorhynchus mykiss.Su,Protein Yağ,Kül, Et Verimi
Cip Baraj Göl'ü (setin ön kısmı) planktonik alglerin araştırılması
ÖZET Yüksek Lisans Tezi CİP BARAJ GÖL'Û (SETİN ÖN KISMI) PLANKTÖNIK ALGLERİNİN ARAŞTIRILMASI Mehmet Tehir ALP Fırat üniversitesi Fen Bitimleri Enstitüsü u Ürünleri Temel Bilimler Anabili m Dalı 1996, Sayfa 77 Bu araştırmada Cip Baraj Gölü fitcplanktonu, baraj setinin önünde belirlerin istasyonlardan alınan örneklerde Eylül 1994 - Eylül 1995 tarihler arası rate incelenmiştir. Cip Baraj Gölü fitoplanfctonunda araştırma süresince Bacillariophyta' ya ait 121, Chloropftyta' ya ait 29, Cyanophyta' ya ait 7, Dinophyta' ya ait 1 ve Euglenophyta' ya ait 9 taksan olmak üzere toplam 167 tak3on belirlenmiştir. Diyatomeler (Bacillariophyta), gerek takson sağısı gerekse fitoplankton içerisindeki yoğunlukları ile Cip Baraj Gölü fitoplanktenu içerisindeki en önemli algler olmuşlardır. Diyatomeler arasında ise Â?6mfftfa$ miatttisstm, ûvcems plsastuU, CycMelU mmtâ, C. mneghmism, C. kiiizîngism, C. tmllste, CçmM/â cfsMs, Fngiterte brsvistnsU, F.cr&t&föt&ıs, F.pinmis, tfawctttscrypt&ceptefa, NiteschisapicuMs, M emphitös vs N. psks türleri örneklerde ortaya çıkı? sıklıkları ve oluşturdukları populasyonlann büyüklüğü ile fitoplanktonun en önemli üyeleri olmuşlardır. Diyatomeler hemen hemen her mevsimde fitoplanktonda geniş popuîasyonlar oluşturmuşlardır. ANAHTAR KELİMELER :Alg, Fitoplankon, Baraj Gölü, Elazığ.
Fırat Üniversitesi cip balık üretim ve yetiştirme tesislerindekiyeni alabalık ve sazan havuzlarındaki alg florasının araştırılması
III ÖZET Yüksek lisans Tezi FIRAT ÜNİVERSİTESİ SU ÜRÜNLERİ FAKÜLTESİ CİP BALIK ÜRETİM VE YETİŞTİRME TESİSLERİ "N0EKİ YENİ ALABALIK YE SAZAN HAVUZLARI'NDAKİ ALG FLORASININ ARAŞTIRILMASI Feray ÖZRENK Fırat üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü Su Ürünleri Temel Bilimler Anabilim Dalı 1996, Sayfa 61 Bu araştırmada, Fırat Üniversitesi Su Ürünleri Fakültesi Cip Balık Üretim ve Yetiştirme Tesisleri "ndeki yeni alabalık ve sazan havuzundaki algler, Eylül 1 994 - Ağustos 1 995 tarihleri arasında incelenmiştir. Araştırılan havuzlardaki alg florası Baeillariophyta, Chlorophyta, Cryptophyta, Cyanophyta, Dinophyta ve Euglenophyta divizyolarına ait üyelerden ibaret olmuştur. Araştırma süresince Bacillariophyta'ya ait 97,Chlorophyta*yaait31,Cryptophyta*yaait 2,Cyanophyta'ya ait 18, Dinophyta'ya ait 1 ve Euglenophyta'ya ait 13 takson belirlenmiştir. Algler havuzlarda su içerisinde (pelajik) ve havuzlan n yan beton duvarları ile tabandaki taşlar üzerinde (epilitik) olmak üzere iki ayrı topluluk oluşturmuşlardır. Diyatomeler her iki topluluk içerisinde en önemli algler olmuşlardır. Tüm diyatomeler arasında ise Nitrshis türleri havuzların epilitik ve pelajik toplulukları içerisinde en önemli populasyonları oluşturan diyatomeler olarak kaydedilmişlerdir. Bu diyatomeleri Cymbslla ve Naviculs türleri izlemiştir. Diyatomelerin bu topluluklar içerisindeki en iyi gelişmeleri sonbahar ve ilkbahar mevsimlerinde gerçekleşirken yaz ve kış diyatomelerin birey sayılan bakımından fakir olduğu devreler olmuştur. ANAHTAR KELİMELER :Alg, Epilitik, Pelajik, Balık havuzlan, Elazığ.
Marmara Denizi'nin kuzeyinde yaşayan tekir balığı (Mullus surmuletus linnaeus, 1758)'nın biyolojisi
Bu araştırmada, Marmara Denizi'nin kuzeyinden Şubat 1997 - Ocak 1999 tarihleri arasında elde edilen tekir balığı (Mullus surmuletus Linnaeus, 1758)'nın yaş ve eşey kompozisyonu, yaş-boy, yaş-ağırlık ve boy-ağırlık ilişkileri, büyüme oranı, üremesi, kondüsyonu ve mortalitesi üzerinde çalışılmıştır. 0. - V. yaş grupları arasında dağılım gösteren 1885 adet örneğin %50.98'ini dişi bireyler, %39.42' sini erkek bireyler ve %9.60' sini ise juveniller oluşturmuştur. Boyları 9.00-23.50 cm arasında dağılım gösteren populasyonun yaş gruplarına göre ortalama total boy ve ortalama ağırlık değerleri sırasıyla 10.69 cm,13.72 g; 13.05 cm, 28.18 g; 15.90 cm, 51.64 g; 17.74 cm, 77.48 g; 19.84 cm, 100.76 g; 21.19 cm, 112.34 g' dır. Büyüme parametreleri L" = 32.82 cm, k = 0.228 yr'1, t0= -2.134 ve boy-ağırlık ilişkisi tüm bireyler için W = 0.0089 L 3122 olarak hesaplanmıştır.11 Türün Marmara Denizi'nin kuzeyindeki üreme periyodunun Haziran- Temmuz aylarında gerçekleştiği saptanmış, eşeysel olgunluk yaşının erkeklerde I, dişilerde ise II olduğu belirlenmiştir. Toplam mortalite boya bağlı olarak Z = 0.37 ve yaşa bağlı olarak Z = 0.40 olarak tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler : Mullus surmuletus, büyüme parametreleri, üreme, mortalite, Marmara Denizi.
Keban Baraj Gölü'nde yaşayan acanthobrama marmid Heckel, 1843, chondrostoma regium (Heckel, 1843) ve chalcalburnus mossulensis (Heckel, 1843) balıklarında büyüme ve kan hücrelerindeki değişimlerin incelenme
ÖZET DOKTORA TEZİ KEBAN BARAJ GÖLÜ'NDE YAŞAYAN ACANTHOBRAMA MARMID HECKEL, 1843, CHONDROSTOMA REGIUM (HECKEL, 1843) ve CHALCALBURNUS MOSSULENSIS (HECKEL,1843) BALIKLARINDA BÜYÜME ve KAN HÜCRELERİNDEKİ DEĞİŞİMLERİN İNCELENMESİ Asiye B AŞUSTA (GİRGİN) Fırat Üniversitesi Su Ürünleri Fakültesi 2000, Sayfa: 70 Bu çalışmada, Keban Baraj Gölü'nde yaşayan Acanthobrama marmid, Chondrostoma regium ve Chalcalburrtus mossulensis populasyonlanna ait 505 adet balık örneği Ocak 1997- Aralık 1998 tarihleri arasında aylık periyotlar halinde yakalanarak laboratuvara canlı olarak getirilmişlerdir. Balıkların kalplerinden kan alma işlemi yapılmadan önce stresden kurtulmaları sağlanmıştır. Her bir balıktan alman kan örneğinden, önce hematolojik analizler yapılmış daha sonra biyolojik özellikleri tespit edilmiştir. Balık örneklerinin yaş komposizyonu ve eşey dağılımı, yaş-böy, yaş-ağırlık, boy- ağırlık ilişkileri ve kondisyon faktörü (Ktl) saptanıp, tablo ve grafiklerle ifade edilmiştir. Alınan kan örneklerinden total eritrosit, total lökosit, total trombosit, hemoglobin miktarı, hematokrit değer, MCV, MCH, MCHC kan değerleri ve her bir kan örneğinden hazırlanan kan frotilerinden ise lökosit formülleri tespit edilmeye çalışılmıştır. Anahtar Kelimeler: Acanthobrama marmid Heckel, 1843, Chondrostoma regium (Heckel, 1843), Chalcalburnus mossulensis (Heckel, 1843), yaş, uzunluk, ağırlık, ay, mevsim, hematolojik parametreler, biyolojik özellikler.
Keban Baraj Gölü Gülüşkür Koyu kesiminin rotifera faunası ve mevsimsel değişimleri
Ill ÖZET DOKTORA TEZİ KEBAN BARAJ GÖLÜ GÜLÜŞKÜR KOYU KESİMİ' NİN ROTİFERA FAUNASI VE MEVSİMSEL DEĞİŞİMLERİ SERAP (EMİROĞLU) SALER Fırat Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü Su Ürünleri Temel Bilimler Anabilim Dalı 2001, Sayfa: 113 Bu çalışmada, Ekim 1996-Eylül 1998 yılları arasında Keban Baraj Gölü Gülüşkür Koyu Kesimi'nin Rotifera Faunası ve Mevsimsel Değişimleri, suyun fiziksel ve kimyasal özellikleri ile birlikte incelenmiştir. Çalışma sırasında Rotifera'ya ait 18 cins ve bu cinslere ait 27 tür kaydedilmiştir. Rotifera türlerinin birey sayılarında, ilkbahar ve yaz aylarında artış kaydedilmiştir. Sonbahar ve kış mevsimi rotiferlerin birey sayılarının düşük olduğu mevsimler olmuştur. Birey sayısı bakımından Keratella cochlear is, Kellicottia longispina ve Polyarthra vulgaris önemli olurken, biyomas bakımından Asplanchna priodonta ve Synchaeta pectinata dikkat çekmiştir. Asplanchnopus hyalinus ve Hydatina (Epiphanes) senta Keban Baraj Gölü için ilk kayıt olmuşlardır. İstatistiksel olarak kıyı kısımda rotifer dağılımında fark önemli olmazken, dikey olarak alınan açık bölge örneklerinde, fark önemli olmuştur. Anahtar Kelimeler: Keban Baraj Gölü, Gülüşkür Koyu, Rotifera, Mevsimsel Değişim, Biyomas
Keban Baraj Gölü'nde yaşayan Chondrostoma regium (Heckel, 1843)'un üreme biyolojisi
ÖZET KEBAN BARAJ GOLÜ'NDE YAŞAYAN CHONDROSTOMA REGIUM (MECKEL, 1843)'UN ÜREME BİYOLOJİSİ Yüksek Lisans Tezi M. Zülfü ÇOBAN Fırat Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü Su Ürünleri Temel Bilimler Anabilim Dalı 2002, Sayfa: 46 Bu çalışmada, Elazığ Keban Baraj Gölü'nde yaşayan Chondrostoma regium (Heckel, 1843) bireylerinin eşeysel olgunluğa ulaşma yaşları, üreme zamanları ve yumurta verimliliği Mart 2001 - Şubat 2002 tarihleri arasında tespit edilmiştir. Eşeysel olgunluğa dişilerin III yaşında erkeklerin ise II yaşında eriştikleri saptanmış ve üreme periyotlarının mart - nisan olduğu bulunmuştur. Vücut ağırlığı ile ovaryum ağırlığı (r = 0,78). vücut ağırlığı ile testis ağırlığı (r = 0.78), vücut uzunluğu ile ovaryum ağırlığı (r = 0,66) ve vücut uzunluğu ile testis ağırlığı (r = 0.65) arasındaki korelasyonlar bulunmuştur. Yumurta sayısı ile vücut ağırlığı, vücut uzunluğu ve ovaryum ağırlığı arasındaki ilişki sırasıyla r = 0.49. r = 0.54 ve r = 0,46 olarak saptanmıştır. Yumurta çapları 0,2 - 1,633 mm arasında değişmektedir. ANAHTAR KELİMELER: Chondrostoma regiıum. Üreme zamanı. Yumurta verimi. Eşeysel olgunluk yaşı. r.C. YOKSBKÖâtiEnM Kör,
Hazar gölü'nün DSİ eğitim tesisleri ile Gezin Beldesi arasında kalan kısmın kıyı (littoral) algleri ve mevsimsel değişimleri
ÖZET Doktora Tezi HAZAR GÖLÜ'NÜN DSİ EĞİTİM TESİSLERİ İLE GEZİN BELDESİ ARASINDA KALAN KISMININ KIYI (LİTORAL) ALGLERİ VE MEVSİMSEL DEĞİŞİMLERİ Mehmet Tahir ALP Fırat Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü Su Ürünleri Temel Bilimler Anabilim Dalı 2002, Sayfa 129 Bu araştırmada Hazar Gölü'nün DSİ Eğitim Tesisleri'nden Gezin Beldesi'ne kadar olan kısmının kıyı (litoral) algleri ve mevsimsel değişimlerinin belirlenmesi amacıyla 5 istasyon belirlenmiş ve bu istasyonlardan ocak-aralık 2000 telinleri arasında fitoplankton ve fitobentoz örnekleri alınarak incelenmiştir. Bu araştırma süresince Bacillariophyta' ya ait 70, Chlorophyta' ya ait 14 ve Cyanophyta' ya ait 6 takson olmak üzere toplam 90 takson belirlenmiştir. Diyatomeler (Bacillariophyta), gerek takson sayısı gerekse fitoplankton ve fitobentoz içerisindeki ortaya çıkış sıklıkları ve birey sayılan bakımından Hazar Gölü' nün araştırılan kısmının en önemli algleri olmuştur. Diyatomeler dışında fitoplankton ve fitobentoz içerisinde yalnızca yeşil (Chlorophyta) ve mavi-yeşil alg üyelerine rastlanmıştır. Fitoplanktonda kaydedilen takson sayısı epilitik, epilitik ve epipsammik topluluklar içerisinde kaydedilen taksonlara oranla daha fazla olmasına rağmen, alglere ait en yüksek birey sayılan epilitik topluluk içerisinde kaydedilmiştir. Kimyasal ve biyolojik verilere bağlı olarak gölün trafik düzeyi değerlendirilmiştir. Anahtar Kelimeler : Fitobentoz, Fitoplankton, Hazar Gölü, Elazığ.
Batı akdeniz bölgesindeki gökkuşağı alabalığı (Oncorhynchus mykiss Walbaum 1792) çiftliklerinden izole edilen bakteriyel hastalık etkenlerinin, antibiyotik direnç genlerinin ve bazı endemik mercan köşk (Origanum spp.) yağlarının etkenlere karşı antimikrobiyal etkilerinin belirlenmesi
Bu tez çalışmasında Batı Akdeniz Bölgesi'nde faaliyet gösteren gökkuşağı alabalığı (Oncorhynchus mykiss, Walbaum 1792) çiftliklerinde sık görülen ve ekonomik kayıplara sebep olan bazı bakteriler izole edilerek ilk olarak bu bakterilerde bulunan çeşitli antibiyotiklere karşı oluşan direnç genlerinin floR, ermA, ermB, tetA, tetE, tetM, sulI, sulII ve sulIII tespiti ve ikinci olarakda bu bakterilere karşı ülkemize endemik Origanum türlerinden olan O. minutiflorum, O. saccatum ve O. bilgeri'nin uçucu bitkisel yağlarına karşı antimikrobiyal etkilerinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Batı Akdeniz Bölgesi illerinden toplanan 108 adet hastalık belirtisi gösteren gökkuşağı alabalığından alınan bakteri örneklerinden mikrobiyolojik ekimler yapılarak ekonomik kayıplara sebebiyet veren yersiniosis, lactococcosis ve motil aeromonas septisemisi gibi hastalıkların gökkuşağı alabalıklarında etkeni olan Aeromonas hydrophila, Lactococcus garvieae ve Yersinia ruckeri bakteri türleri moleküler biyolojik yöntemlerden biri olan PCR yöntemi ile teşhis edilmiştir. Ayrıca matriks aracılı lazer dezorbsiyon iyonizasyon uçuş zamanı kütle spektrometresi MALDI TOF (Bruker Microflex) olan bakteryal protein analiz yöntemi ile bu bulgular doğrulanmıştır. İzole edilen ve tanımlanan bakterilerin antibiyotiklerine duyarlılıkları disk difüzyon yöntemiyle eritromisin (15 µg), florfenikol (30 µg), tetrasiklin (30 µg), sulfametakzasol (100 µg) ve sulfametakzasol-trimetoprim (25 µg) antibiyotikleri kullanılarak belirlenmiştir. Ayrıca tanımlanan bu üç bakteri türünün bu çalışmada elde edilen endemik O. minutiflorum, O. saccatum ve O. bilgeri'nin uçucu yağlarına karşı antimikrobiyal etkileri ve minimum inhibisyon konsantrasyon (MİK) değerleri çalışılmıştır. Sonuç olarak, bu bakteri türlerinin eritromisin (15 µg), florfenikol (30 µg), tetrasiklin (30 µg), sulfametakzasol (100 µg) ve sulfametakzasol-trimetoprim (25 µg) antibiyotiklere duyarlı oldukları belirlenirken en etkin antibiyotiğin florfenikol (30 µg) olduğu gözlemlenmiştir. Aeromonas hydrophila, Lactococcus garvieae ve Yersinia ruckeri bakterileri için florfenikol (30 µg) antibiyotik zon çapları ortalaması sıra ile 31,0 mm, 23,0 mm ve 30,0 mm olarak tespit edilmiştir. Bakterilerden Y. ruckeri (tetA, sulI,ile sulII) L. garvieae (floR, ermA, ermB, tetA, tetE, tetM, sulI, sulII ile sulIII) ve Aeromonas hydrophila (sulII) antibiyotik direnç geni taşıdıkları spesifik primer ve PCR ile tespit edilmiştir. Ayrıca çalışılan bakteriler üzerine endemik O. minutiflorum, O. saccatum ve O. bilgeri uçucu bitkisel yağlarının antimikrobiyal etkisinin olduğu, O. saccatum yağının O. minutiflorum ve O. bilgeri yağına göre antimikrobiyal etkisinin daha az olduğu belirlenirken, O. minutiflorum ve O. bilgeri yağının güçlü antimikrobiyal etki gösterdikleri belirlenmiştir. Endemik Origanum uçucu yağlarının minimum inhibisyon konsantrasyon değeri ise A. hydrophila, L. garvieae ve Y. ruckeri bakterileri türleri üzerine O. saccatum yağı için 3,90 µl/mL olarak, O. bilgeri ve O. minutiflorum yağları için ise 1,90 µl/mL olduğu belirlenmiştir.
Karasu çayı ve Sırakaraağaçlar deresinde nütrient ve anyonik deterjan kirliliğinin araştırılması
Çalışma Mayıs 2014 – Nisan 2015 tarihleri arasında Sinop il sınırları içerisinde bulunan Karasu Çayı ve Sırakaraağaçlar Deresinin anyonik deterjan kirliliği ve bazı fiziko-kimyasal özelliklerinin belirlenmesi amacı ile gerçekleştirilmiştir. Bu amaçla her iki su kaynağının su kalitesini belirlemek için anyonik deterjan ve 20 parametrede pH, sıcaklık, iletkenlik, tuzluluk, ORP (Oksidasyon Redüksiyon Potansiyeli), çözünmüş oksijen, amonyum (NH4+), nitrat (NO3-), biyolojik oksijen ihtiyacı (BOİ5), kimyasal oksijen ihtiyacı (KOI), Organik madde, karbondioksit (CO2), toplam sertlik, alkalinite, Klorofil-a, Polisiklik aromatik hidrokarbonlar (PAH), nitrit (NO2-), fosfat (PO4-3), klorür iyonu (Cl-), silisyum ölçüm ve analizler yapılmıştır. Elde edilen veriler doğrultusunda Karasu Çayı ve Sırakaraağaçlar Deresinin Su Kirliliği Kontrol Yönetmeliği Kıtaiçi Su Kaynaklarının Sınıflarına Göre Kalite Kriterleri açısından nitrit azotu, klorür iyonu değerleri yönünden III. ve IV. sınıf kalitede; çözünmüş oksijen, anyonik deterjan değerleri yönünden II. ve III. sınıf kalitede olduğu belirlenmiştir. Ayrıca Karasu Çayının toplam sertlik ve tuzluluk değerlerinin Sırakaraağaçlar Deresi'ne göre daha düşük olduğu tespit edilmiştir. İncelenen diğer parametreler açısından genel olarak I. ve II. su kalitesinde olduğu belirlenmiştir.
Karadeniz'in Sinop kıyıları denizel makroalg komünitelerinin biyomas ve kimyasal içeriğindeki mevsimsel değişimler
Bu çalışma, Karadeniz'in Sinop kıyılarının kayalık substratumlarında dağılım gösteren makroalg türlerini ve birim alanda kütle miktarında meydana gelen değişimleri tespit etmek, ayrıca bazı yaygın ve ekonomik önemi olan türlerin kimyasal komposizyonlarındaki değişimleri belirlemek amacıyla mevsimsel olarak dört istasyonda (Hamsilos, Akliman, DSİ, Karakum) gerçekleştirilmiştir. Alg örnekleri 2014 yılı boyunca 0-1 m derinlikten 20x20cm kuadrat ile üç tekerrürlü olarak şekilde el ile toplanmışır. Araştırma sonucunda 8'i Ochrophyta, 16'sı Rhodophyta ve 6'sı Chlorophyta bölümlerine ait toplam 30 takson tespit edilmiştir. Bu çalışma sonucunda en yüksek biyomas değeri 3303,19 g/m2 kuru ağırlık ile Akliman istasyonundan tespit edilmiş olup bunu sırasıyla Hamsilos (3225,22 g/m2 kuru ağırlık), Karakum (3178,24 g/m2 kuru ağırlık) ve DSİ (2776,68 g/m2 kuru ağırlık) istasyonları izlemiştir. Bununla birlikte en yüksek ortalama biyomas değeri 935,32±16,11 g/m2 kuru ağırlık ile kış mevsiminde, en az biyomas değeri ise 588,19±85,35 g/m2 kuru ağırlık ile yaz mevsiminden elde edilmiştir. Yapılan istatiksel analizler sonucunda her istasyonun çeşitlilik indeksi değerleri ilkbaharda yüksek bulunmuş ve düzenlilik indeksi değerlerinin buna benzer olduğu görülmüştür. Kimyasal bileşimi araştırılan makroalglerden Cystoseira crinita Duby yıl boyunca bölgede yoğun olarak tespit edilirken, Laurencia obtusa (Hudson) J.V. Lamouroux türüne DSİ istasyonunda rastlanmamıştır. Sonbahar mevsiminde ise hiçbir istasyonda analiz yapılabilecek uygunluk ve miktarda Ulva intestinalis Linnaeus türü saptanamamıştır. Çalışma sonunda, makroalglerin toplam yağ miktarı hariç kimyasal içeriğinde meydana gelen mevsimsel değişimlerin istatiksel olarak önemli olduğu tespit edilmiştir (p<0,05).
Deniz stratejisi çerçeve direktifi kapsamında Sinop Sarıkum lagünü deniz çöplerinin durumu: Bir örnek çalışma
Avrupa Birliği (AB) tarafından 2008 yılında yayınlanan Deniz Stratejisi Çerçeve Direktifi (2008/56/EC) (DSÇD), 2020 yılına kadar Üye Devletlerin "İyi Çevre Durumu" (İÇD) sağlamaları veya sürdürmeleri için gerekli önlemleri içermektedir. DSÇD'de belirlenen on bir niteleyici 'tanımlayıcı' doğrultusunda deniz bölgesi veya alt bölgesi düzeyinde İÇD belirlenmektedir ve bulunan 11 tanımlayıcıdan Tanımlayıcı 10 deniz katı atıkları ile ilgilidir. Karadeniz'in sayılı sulak alanlarından birisi olan Sarıkum Lagünü 1987 yılında Tabiatı Koruma Alanı, lagün çevresi ise 1991 yılında Doğal Sit alanı olarak ilan edilmiştir. Lagün ve çevresi, hem komşu ülkelerden deniz akıntılarıyla hem de Sinop bölgesinde hakim rüzgarların etkisiyle bölgenin coğrafi konumundan dolayı ciddi bir katı atık birikimine maruz kalmaktadır. AB DSÇD Deniz Çöpü Alt Teknik Grubu tarafından yayınlanan Avrupa Denizlerindeki Deniz Çöplerinin İzlenmesi için Kılavuz'da önerilen yöntemler bölgeye uyarlanarak kullanılmıştır. Bu kapsamda çalışma ile Sinop Sarıkum Lagünü'nde makro deniz çöpleri için sahil ve deniz tabanındaki çöplerin istasyonlar arası ve zamana bağlı olarak değişimleri, miktarları, dağılımları, kompozisyonları ve orijinleri belirlenmiştir. Mikroplastikler için ise sahil, deniz tabanı ve deniz suyunda istasyonlar arası ve zamana bağlı olarak değişimleri, miktarları belirlenmiş ve olası kaynakları tahmin edilmeye çalışılmıştır. Bölge canlılarının denizel çöplerden etkilenip etkilenmediğini belirlemek için çerçeveli trol ile deniz tabanı çöplerinin belirlenmesi amacıyla yapılan taramalar sırasında ağa yakalanan balıklardan yararlanılmıştır. Sinop Sarıkum Lagünü için Avrupa Birliği tarafından yayınlanan DSÇD kapsamında Tanımlayıcı 10 açısından bölgenin mevcut durumunun belirlenmiştir. Bölgenin yoğun miktarda çöp ile kontamine olduğu çalışma sonuçlarıyla belirlenmiş olup araştırma bölgesinde rastlanılan canlılarda herhangi bir çöp kalıntısına rastlanmamıştır. Çalışmanın sonucunda elde edilen veriler, daha sonra yapılacak olan benzer çalışmalara ışık tutma niteliğindedir.
Karadeniz'in Sinop kıyı sahil şeridinden elde edilen baskın makroalglerin ve deniz çayırlarının ağır metal kirliliği tespitinde biyomonitör olarak kullanılmaları
Bu çalışmada, Türkiye Karadeniz Sinop ili kıyı şeridinin kirlilik düzeyinin belirlenmesi amacıyla biyomonitör olarak kullanılan makroalglerin ve deniz çayırlarının ağır metal konsantrasyonları, su ve sediman ilişkileri ile birlikte değerlendirilmiştir. Türkiye Karadeniz sularında ilk olarak deniz çayırlarının yaprak-su ve kök-sediman ilişkileri tespit edilmiştir. Çalışma, Türkeli, Ayancık, İnceburun, Akliman, Tersane, Karakum, DSİ ve Gerze istasyonlarında mevsimsel olarak gerçekleştirilmiştir. Baskın makroalg ve deniz çayırı türleri ile su ve sedimanlardaki ağır metal düzeyleri ICP-MS cihazı ile ölçülmüştür. Makroalgler ve deniz çayırları çeşitli faktörlere bağlı olarak, farklı konsantrasyonlarda ağır metalleri absorbe ederler. Çalışma sonucunda, mevsimlere ve istasyonlara göre farklılıklar bulunmuştur. Endüstrinin gelişmediği Sinop ilinde, yoğun bir kirlilik gözlenmemektedir. Ancak devamlı olarak tarımsal ve evsel atıkların kıyılara boşaltılması kirlilik baskısı yaratmaktadır. Kirleticiler ve etkilerini saptamak için, AB-DSÇD kapsamında makroalgler ve deniz çayırları önerilen biyolojik kalite unsurlarıdır. Bu nedenle, kirliliğin mevcut durumunu sularda sabit yaşayan organizmalarla düzenli olarak izlemek İÇD sağlanması amacıyla önem taşımaktadır.
Samsun 19 Mayıs sahilinde dağılım gösteren Ulva intestinalis Linnaeus, 1753ʼin biyokimyasal içeriğindeki mevsimsel değişimler
Bu çalışmada, 2016 yılında Samsunʼ un 19 Mayıs ilçesi sahilinden seçilen 3 istasyondan (Taflan, Dereköy, Kumcağız) mevsimsel olarak makro alg örnekleri alınmıştır. Bu örneklerin teşhisi sonucunda 2ʼsi Chlorophyta (Ulva intestinalis ve Cladophora glomerata) ve 1ʼi Ochrophyta (Scytosiphon lomentaria) divizyosuna ait toplam 3 tür tespit edilmiştir. Araştırma alanında Cladophora glomerata örnek alma istasyonlarının yaz örneklerinde, Scytosiphon lomentaria sadece Dereköy istasyonun kış örneklerinde belirlenmiştir. Ulva intestinalis ise örnekalma istasyonlarının üçünde de her mevsimde mevcut olmuştur. Bu nedenle bu 3 türden sadece Ulva intestinalisʼin, kimyasal kompozisyonundaki değişimler belirlenmiştir. Ulva intestinalisʼ in kimyasal içeriğinde meydana gelen mevsimsel değişimlerin istatistiksel olarak önemli olduğu tespit edilmiştir (p<0.05).
Karadeniz' de yaşayan yaygın deniz canlıları rehberi
Bu tez çalışmasında dünyanın sayılı iç denizlerinden biri olan Karadeniz'in Türkiye kıyılarından seçilen 85 adet canlı türü hakkında görsel katalog oluşturulmuştur. Tez çalışmasında Karadeniz Bölgesinde yapılan bentik araştırmalarda rastlanan omurgasız canlılardan poliket, kabuklu ve yumuşakça gruplarının en sık rastlanan türleri seçilmiştir. Ayrıca Karadeniz'de yoğun olarak bulunan balık türleri de ele alınmıştır. Seçilen canlı türleri hakkındaki morfolojik ve ekolojik bilgiler bugüne kadar yapılan çalışmalardan derlenmiştir. Derlenen bilgiler ve fotoğraflar eşliğinde tanıtıcı bir rehber hazırlanmıştır.
Karadeniz'in Sinop Burnu bölgesinin Emiliania huxleyi (Lohmann) W.W.Hay & H.P.Mohler kompozisyonu
Bu çalışmada, Ocak 2008 ve Aralık 2009 tarihleri arasında Karadeniz'in Sinop Burnu bölgesinde Emiliania huxleyi (Lohmann) W.W.Hay & H.P.Mohler türünün kompozisyonu ve aylık dağılımı araştırılmıştır. Örneklemeler Niskin tip (Hydro-Bios Kiel) su örnekleyicisi ile hücre yoğunluğunun en fazla olduğu 0,5 m ve 10 m derinliklerden yapılmıştır. Elde edilen bulgulara göre, 2008 yılı örneklemesinde Emiliania huxleyi hücre konsantrasyonu en az Ağustos ayında 0,009x106 hücre/l, en fazla ise Aralık ayında 4x106 hücre/l olarak tespit edilmiştir. 2009 yılı örneklemesinde ise hücre konsantrasyonu en az Ağustos ayında 10 metrede 0,0009x106 hücre/l, en fazla Nisan ayında 0 metrede 2x106 hücre/l olarak tespit edilmiştir. Ötrofikasyon baskısı altında değişen Karadeniz ekosisteminde, birincil üretimi sağlayan fitoplankton türlerinin takibini yapmak, baskın türlerin değişimlerini incelemek, farklılıkları ortaya çıkarmak gerekmektedir. Bu bağlamda, Avrupa Birliği-Deniz Stratejisi Çerçeve Direktifi de plankton topluluklarının biyolojik çeşitliliği ve besin ağı çalışmalarını istemektedir. Bu nedenle, Karadeniz bölgesinde Emiliania huxleyi türünün bolluğunu düzenli olarak takibe almak İyi Çevresel Durum sağlanması amacıyla oldukça önemlidir.
Sinop ili trol teknelerinin birim av gücü ve ekonomik yapısının incelenmesi
Bu tez çalışması, Sinop ili ve ilçelerinde Trol avcılığı yapan teknelere ilişkin sosyo-ekonomik durumunu ortaya koymak maksadıyla, 2018-2019 balıkçılık sezonunda gerçekleştirilmiştir. Araştırmada Sinop iline kayıtlı trol teknelerinin avcılık faaliyetine katkısı, birim av güçlerinin tespiti, ekonomik analizi ve Sinop trol balıkçılığının gelir gider tablosu çıkarılarak, mevcut sosyo-ekonomik durumun analizi yapılmıştır. Araştırma sonucunda elde edilen bulgularla Sinop trol balıkçılığının başarılı ya da zayıf noktaları tespit edilmeye çalışılmıştır. Sinop İline kayıtlı olan 21 adet trol teknesi tespit edilmiş olup bunların içinden aktif dip trolü balıkçılığı yapan rastgele 8 tanesi ile yüzü yüze görüşme ve anket yoluyla çalışma yürütülmüştür. Veri paylaşımı yapmayı kabul etmeyen 3 tekne çıkarılarak, kalan 5 teknenin verileri birincil veri olarak değerlendirilmiştir. Çalışma kapsamında incelenen trol teknelerinin bürüt hasılaları sırasıyla; 563.990,00 TL, 471.075,00 TL, 488.405,00 TL, 644.155,00 TL ve 300.675,00 TL, toplam yıllık İşletme masrafları sırasıyla; 497.606,00 TL, 428.647,00 TL, 438.647,00 TL, 510.801,00 TL ve 268.852,00 TL, net kârları sırasıyla; 66.384,00 TL, 42.995,00 TL, 49.758,00 TL, 133.354,00 TL ve 31.823,00 TL olarak tespit edilmiştir. Çalışma sonucunda örneklenen teknelerin 2018-2019 av sezonunda kârlı oldukları tespit edilmiştir.
Ankara ili amatör (sportif) balıkçılığın durumunun belirlenmesi
Türkiye'de özellikle XX. yüzyılın ikinci yarısından itibaren köyden şehire göç hızlanmıştır. Göç alan iller başında başkent olmasının etkisinden dolayı da Ankara ilk sıralarda yer almaktadır. Kalabalıklaşan şehirlerde rekreasyon alanlarına rağbet artmıştır. Özellikle gölet, göl, baraj ve akarsu kıyılarında rekreasyon olta balıkçılığı yapanlar hızla artmaktadır. Maddi ve ticari kazanç gayesi gütmeyen, sadece spor veya dinlence amacıyla yapılan, avlanılan ürünün satılmadığı olta balıkçılığı, en önemli rekreasyon etkinliklerindendir. Yürütülen saha çalışmasında balıkçıların sosyo-ekonomik durumları araştırılmıştır. Amatör balıkçıların avlanma mevsimleri, avlanma saatleri ve süreleri, avlarının kendilerine yeterliliği, avlandıkları stokların sürekliliği ve avlanmada göreceli av miktarının durumu tespit edilmiştir. Yakaladıkların balıkların sağlık açısında güvenilirliği, avlanma kuralları hakkında görüş ve düşünceleri, amatör olta balıkçılığı belgesine sahiplik durumu, yasa ve yönetmelikleri denetleyen bir kurumlardan haberdar olup olmadıkları araştırılmıştır. Araştırma sonuçlarının, rekreasyon olta balıkçılığına gönül vermiş balıkçılara ışık tutması amaçlanmıştır. Ayrıca bilinç düzeyinin yükseltilerek sürdürülebilir ve sürekli balıkçılığın sağlanmasına katkıda bulunacak bilinç düzeyi yüksek amatör balıkçıların sayısının artırılmasına katkı sağlanması da hedeflenmiştir.
Sinop ilinin su ürünleri potansiyeli
Türkiye'nin en kuzeyinde bulunan, Boztepe Yarımadası üzerine kurulmuş olan Sinop'un yüzölçümü 5.791 km2 olup; Türkiye yüzölçümünün yaklaşık %0,8'ini kapsamaktadır. Sinop İli ülkemizde en yoğun balık avcılığının yapıldığı Karadeniz Bölgesinde balık çıkışının en fazla olduğu İllerin başında gelmektedir. Avcılığın yoğun yapılması sebebiyle İlimizde çok sayıda balık unu-yağı fabrikaları, su ürünleri işleme ve değerlendirme tesisleri ile soğuk hava depoları bulunmaktadır. İlimizin su ürünleri potansiyelinden dolayı en büyük ihracat getirisi de su ürünlerinden sağlanmaktadır. Ayrıca İlimizde çok büyük su yüzey alanına sahip baraj gölleri de bulunmaktadır. Bu baraj göllerinden yoğun miktarda su ürünleri avcılığı yapılmaktadır. Bunun yanı sıra Ege ve Akdeniz Bölgelerinde doyuma ulaşmış olan su ürünleri yetiştiricilik tesisleri için yeni ve en güçlü alternatif cazibe merkezi olarak Karadeniz Bölgesinde şartları en uygun olarak İlimiz görülmektedir. Bu konuda da İlimizde yapılmış ciddi su ürünleri yetiştiricilik proje başvuruları bulunmakta olup bunların bir kısmı faaliyetine başlamıştır. Bu çalışmada, Sinop'ta en fazla avlana 8 ekonomik tür hamsi, palamut, istavrit, mezgit, lüfer, kefal, barbunya ve kalkan olduğu belirlenmiştir. 2014-2018 yılları arasında ortalama hamsi 8 837.74 ton/yıl, palamut 2 272,75 ton/yıl, istavrit 719,57 ton/yıl, mezgit 234,31 ton/yıl, lüfer 96,50 ton/yıl, kefal 32,37 ton/yıl, barbunya 30,82 ton/yıl ve kalkan 9,30 ton/yıl avcılığı yapılmıştır. 2017 yılında ise 1.003.676 $ 'lık işlenmiş hamsi, palamut ve alabalık ihracatı yapılmıştır. 2014 ile 2017 seneleri arasında (sırasıyla; 927.930, 980.190, 1.251.680 ve 1.677.190 kg) deniz salyangozu eti ihraç edilmiş ve bu ticaretten sanayicimiz sırasıyla; 6.988.750, 7.150.255, 8.623.196, 14.230.867 $ gelir elde etmiştir. Deniz salyangozu operculumu (sırasıyla; 13.380, 33.610, 15.180, 13.660 kg ) da ihraç edilmiştir. Salyangoz eti ABD, Kore, Çin, Japonya, Tayvan, Singapur ülkelerine ihraç edilmektedir. Operculum ise S. Arabistan ve Libya ülkelerine gönderilmektedir. Bu çalışmada, Sinop'ta planlanan denizde su ürünleri yetiştiriciliği yatırımları ile birlikte Türkiye su ürünleri üretimine katkıları artacaktır. Sinop, su ürünleri işleme tesisleri (balık unu-yağ, soğuk hava tesisleri) yönünden Türkiye'nin önde gelen illerinden biri olduğu anlaşılmıştır.
Türkiye kıyılarında dağılım gösteren Nephtyidae, Glyceridae ve Goniadidae (Annelida: Polychaeta) türlerinin taksonomik ve ekolojik özellikleri
Türkiye kıyılarında dağılım gösteren Nephtyidae, Glyceridae ve Goniadidae türlerinin tespiti için farklı biyotop ve derinliklerde yer alan 299 istasyona ait bentik örnekler değerlendirilmiştir. Yapılan analizler sonucunda bu üç familyaya ait toplam 8 genus, 23 tür ve 9249 birey tespit edilmiştir. Levant Denizi kıyılarında 7 genusa ait 18 tür; Ege Denizi kıyılarında 8 genusa ait 22 tür; Marmara Denizi'nde 6 genusa ait 16 tür; Karadeniz kıyılarında ise 3 genusa ait 4 tür saptanmıştır. Bu türlerden 9 tür Nephtyidae'ye, 7'şer tür ise Glyceridae ve Goniadidae'ye aittir. Saptanan türlerden Inermonephtys turcica ve Nephtys sinopensis bilim dünyası için yeni türler olarak tanımlanmıştır. Ayrıca Nephtys assimilis Türkiye'nin Levant Denizi kıyıları için; Nephtys kersivalensis Marmara ve Levant Denizi kıyıları için; Glycera lapidum Marmara Denizi ve Türkiye'nin Levant Denizi kıyıları için; Glycera oxycephala Marmara Denizi ve Ege Denizi için; Goniada hexadentes Marmara, Ege Denizi ve Levant denizi kıyılarımız için; Goniada vorax Ege Denizi için; Glycinde nordmanni Marmara Denizi için; Goniadella bobrezkii Ege ve Levant Denizi kıyılarımız için yeni kayıtlardır.
Karadeniz'in Türkiye kıyılarının mikroplastik kirliliği
Plastik kirliliği, günümüzün en önemli kirlilik problemlerinden biri olarak tüm sucul ekosistemde karşımıza çıkmaktadır. Bu çalışmada, Karadeniz'in Türkiye kıyılarından seçilen göl ve nehirlerin geçiş suyu sistemlerinin yüzey sedimanlarındaki mikroplastik varlığı, mikroplastiklerin miktarı, tipleri ve dağılımı araştırılmıştır. Araştırma sonucunda toplam 2532 adet mikroplastiğe rastlanmıştır. Araştırma istasyonlarında sedimandaki mikroplastik miktarları en düşük ve en yüksek 31,6±14,2-258,9±368,8 adet.kg-1 yaş sediman, 37,9±16-347,8±122,1 adet.kg-1 kuru sediman ve 53±20-514,3±742 adet.L-1 sediman arasında bulunmuştur. Örneklerde en sık rastlanan mikroplastik tipi parça (%52,4) olmuş, bunu fiber (%26,1), film (%19,2), köpük (%2,2) ve boncuk (%0,1) izlemiştir. Araştırma sırasında karşılaşılan mikroplastiklerdeki baskın renk grubu %51,7 oranla şeffaf olmuş ve bunu sırasıyla beyaz (%13,3) mavi (%9,8), gri (%6,6), siyah (%5,9), yeşil (%3,9), kırmızı (%3,9), sarı/turuncu (%3), pembe/mor (%1,4) ve çok renkli (%0,5) plastikler izlemiştir. Mikroplastiklerin boy gruplarının oransal miktarları ise <0,25 mm: %29,9; 0,25-0,5 mm: %30,3; 0,5-1 mm: %19,8; 1-2 mm: %12,4; 2-5 mm: %7,6 olmuştur. Mevcut çalışma ile Karadeniz'in ülkemiz sularından seçilen göl ve nehirlerin geçiş suyu sistemlerinden örneklenen tüm sedimanlarda mikroplastik ile karşılaşılmıştır.
Su ürünleri işleme tesislerinde toplam kalite yönetimine ilişkin ampirik çalışma
Su Ürünleri İşleme tesislerinde görev yapan yönetici ve çalışanların, toplam kalite yönetimi uygulamalarının incelenmesini amaçlayan bu araştırma, su ürünleri sektöründe ilk çalışma niteliğindedir. Araştırmanın amacı doğrultusunda Su Ürünleri İşleme tesislerinde toplam kalite yönetimi uygulamaları, kurumsal mensubiyet, performans ve bileşenleri arasındaki ilişkiyi inceleyen ampirik bir çalışma gerçekleştirilmiştir. Uzmanlar tarafından "sağlıklı besin" olarak nitelendirilen su ürünleri, üretimden tüketime çok geniş yelpaze sahiptir. Tüketimdeki talep, yatırımı kamçılamaktadır. Yatırımların önemli paydaşlarından Su Ürünleri İşleme teknolojilerinde de rekabeti artırmıştır. İşletmelerin rekabet ortamında varlıklarını sürdürebilmeleri, kaliteli ürün arzıyla doğru orantılıdır. Asırlar öncesi yaşamımıza giren kalite kavramı, son elli yılda Toplam Kalite Yönetimi olarak anlam kazanmıştır. Araştırmanın evrenini Sinop, Mersin ve Muğla illerinde faaliyet gösteren Su Ürünleri İşleme tesislerinde yönetici ve çalışanlar oluşturmuştur. Araştırmada katılımcıların demografik, sosyo-okonomik durumlarının tespitinin yanında Likert tipi sorularla da toplam kalite yönetimi uygulamaları hakkında durum tespiti yapılmıştır. Araştırmada elde edilen verilerin analizinde, boyut indirgeyerek daha anlamlı faktörler elde edilmesi de amaçlanmıştır. Sahada uygulanan 26 değişken, faktör analizi ile 6 (altı) faktöre indirgenmiştir. Araştırmada Su Ürünleri İşleme tesislerinde toplam kalite yönetimi çalışanlara ait uygulama boyutları; "mensubiyeti", "görev ve sorumluluklar", "ücret politikası ve karar alma", "yöneticilerle iletişim", "işe alımlar", "yetki devri" kritik faktörleri kullanılmıştır. Bu faktörler toplam varyansın %70.724'ünü açıklamıştır. Yöneticilerden elde edilen verilerin değerlendirmesinde 3.41 eşik değerin altı sorunlu alan olarak tespit edilmiştir. Su Ürünleri İşleme tesislerinde çalışanlarının performans, motivasyon ve memnuniyet düzeylerinin yüksek olduğu belirlenmiştir. Yöneticilerin hepsi, toplam kalite yönetimi ilkelerini işletmelerinde uygulamaktadırlar. Yöneticiler, çalışanlara verdikleri ücret politikalarının sorunlu alan olarak belirtmiş olup, verilen ücretlerin yeterli olmadığını düşünmektedir. Su ürünleri İşleme tesislerinde görev yapan yönetici ve çalışanların hakkında faktörlerin incelenmesinde güncel veri elde edilmiştir. Araştırmanın; Su Ürünleri İşleme tesislerinde, toplam kalite yönetimi uygulamalarına ilişkin ilk ve tek ampirik çalışma niteliğinde olduğu göz önüne alındığında, bu çalışmanın daha ileri ve daha kapsamlı araştırmalar için temel oluşturması beklenmektedir. ANAHTAR KELİMELER: Toplam kalite, mensubiyet, müşteri memnuniyeti, çalışan memnuniyeti
Sinop kıyılarında dağılım gösteren bazı makroalglerin ekolojik stokiyometrisi: C:N:P oranı
Bu çalışma, Sinop kıyı suları üst infralittoral bölgesinde dağılım gösteren bazı makroalglerin doku besin elementi (C, N, P) konsatrayonlarında meydana gelen değişimlerin ekolojik yönden değerlendirilmesi amacıyla yapılmıştır. Örneklemeler mevsimsel olarak İnceburun (İst. I), Hamsilos (İst. II), Akliman (İst. III), Dış liman (İst. IV) ve İç Liman (İst. V) olmak üzere 5 ayrı istasyonda 2019 Ekim-2020 Temmuz tarihleri arasında gerçekleştirilmiştir. Chlorophyta (yeşil algler), Rhodophyta (kırmızı algler) ve Ochrophyta (kahverengi algler) gruplarını temsil eden yaygın 9 tür 0-1 m derinlikten elle toplanmıştır. Ayrıca deniz suyunun besin tuzu analizleri yapılmış ve bazı fizikokimyasal parametreleri sahada ölçülmüştür. Veriler arasındaki zaman, mekan ve türe özgü farklılıklar Tukey HSD testi (Tek yönlü ANOVA sonrası) veya Dunn-Bonferroni (Kruskal-Wallis H sonrası) testleri kullanılarak analiz edilmiştir. Doku besin elementlerinin (C, N, P) ekolojik değişkenlerle ilişkilerini anlamak için Spearman'ın sıra korelasyon katsayısı yöntemi ve Temel Bileşen Analizi (PCA) kullanılmıştır. Makroalglerin C, N ve P konsantrasyonlarının mevsimsel, bölgesel ve türe özgü değişimleri anlamlı bulunmuş ve bu elementlerin ekolojik değişkenlerle ilişkilerinin de anlamlı olduğu görülmüştür (p<0.05). Doku C konsantrasyonu %14,73 (C. officinalis; İlkbahar; İst. V) - %43,04 (P. capillacea; Yaz; İst. IV), N konsantrasyonu %0,50 (C. officinalis; Yaz; İst. II) - %5,14 (Ceramium spp.; Kış; İst. I), P konsantrasyonu %0,02 (Ceramium spp.; Kış; İst. I ve II) - %0,32 (U. rigida; Sonbahar; İst. IV), C:P oranı 157 (C. officinalis; Kış; İst. IV) - 4255 (L. obtusa; Kış; İst. I), N:P oranı 9 (C. officinalis; Kış; İst. IV) - 304 (L. obtusa; Kış; İst. II) ve C:N oranı 9 (Ceramium spp.; Kış; İst. I)) - 51 (U. intestinalis; Yaz; İst. I) aralığında bulunmuştur. Yeşil, kahverengi ve kırmızı alg gruplarının yıllık ortalama N konsantrasyonları sırasıyla %1,98, %1,76 ve %2,20 ve yıllık ortalama P konsantrasyonları sırasıyla %0,12, %0,11 ve %0,09 olarak bulunmuştur. Çalışma sonunda makroalglerin C:N:P atomik oranı ortalama 1187:57:1 ve medyan oranı 859:41:1 olarak tespit edilmiştir. Bu oranlar mevcut çalışmada yer alan alglerin (C. officinalis hariç) Sinop kıyılarında P sınırlamasına maruz kaldığını göstermektedir.
Su ürünleri ve tarım kredi kooperatif ortaklarının kooperatifçiliği algılama analizi üzerine bir araştırma: Sinop ili örneği
Araştırmada amaç, anket yöntemiyle elde edilen verilerden Sinop'ta faaliyet gösteren Su Ürünleri Kooperatifleri ve Tarım Kredi Kooperatifleri ortaklarının, kooperatifçiliği algılamalarının tespiti amaçlanmıştır. Araştırmada kooperatiflerin olması gereken özellikleri, temel kooperatif değerleri, kooperatif mevzuatları, kooperatif yönetiminden beklentilerin, ortaklar tarafından nasıl algılandığı değerlendirilmesine yönelik saha çalışması gerçekleştirilmiştir. Araştırma kapsamında 125'i Su Ürünleri Kooperatifi ortağı olmak üzere 308 kooperatif ortağı ile gönüllülük esasına göre yüz yüze görüşme gerçekleştirilmiştir. Sahada anket yoluyla elde edilen veriler, betimsel istatistik ve Lojistik Regresyon yöntemi ile analiz edilmiştir. Kooperatifler sivil toplumun ekonomik örgütü olarak adlandırılmakta; çiftçinin, esnafın, işçinin ekonomik savunma aracı olarak görülmektedir. Kısaca kooperatifler, ekonomik faaliyette bulunan sivil toplum örgütleridir. Bu cümleden olarak, sektöre, özellikle kırsala desteği, aidiyet duygusu, ortak sorumluluk ve dikey işleyen hiyerarşik model yerine, bilimsel çalışmalarla geri bildirimleri yaygınlaştırarak yatayda bütünleşik güçlü örgütlenmeyi sağlayabilecek sivil toplumun yapılanmasıdır. Yapılan Lojistik Regresyon analizi sonucunda kooperatif ortaklarının "maddi durumunuzu nasıl tanımlarsınız" ifadesi üzerinde; eğitim durumunun, kooperatif üyelik yılının, internet kullanma amacının ve ek gelir durumlarının, ekonomik durumlarının tanımlanmasında etkili olduğu belirlenmiştir. Eğitim durumu %5 anlamlılık düzeyinde negatif yönde etken olduğu belirlenmiştir. Diğer bir ifade ile %95 ihtimalde eğitim düzeyi arttıkça ortaklar maddi gereksinimlerinin arttığını, kendilerinin yetersiz maddiyata sahip olduklarını ifade etmekte etken olduğu anlaşılmıştır. Ek gelir durumu arttıkça %95 olasılıkla kendilerinin ekonomik durumlarının daha iyi olarak yorumlayacakları anlaşılmaktadır. Ayrıca analiz sonuçlarına göre kooperatiflerin esas amacının kar elde etmek olmadığı ile ilgi olarak ortakların yaşları ile negatif yönde ilişki olduğu tespit edilmiştir. Aynı şekilde "ortakların kooperatif sözleşmesini okuma durumları ve ek gelir durumları arasında da negatif yönde ve istatistiki olarak anlamlı ilişki bulunduğu görülmektedir. Bürokrasinin kooperatif faaliyetlerini olumsuz etkiliyor düşüncesini ortakların "yaşları" negatif yönde etkilediği tespit edilmiştir. Ortakların kooperatif yönetimine katılımının önemi dikkate alındığında bu araştırmada ortakların kooperatif yönetimine katılma durumları ve bunu etkileyen faktörler analiz edilerek, Türkiye'de kooperatifçilikle ilgili eksikliklerin yöresel tespit edilmesi ile ulusal kooperatifçilik faaliyetlerine katkı sağlayacağı bakımından da araştırma ayrıca önem taşımaktadır. ANAHTAR KELİMELER: Kooperatif, Lojistik Regresyon, Sinop
Sinop ilindeki göl, gölet ve baraj göllerinde bulunan balık türleri
Bu çalışma Eylül 2008-Haziran 2009 tarihleri arasında Sinop İl sınırları içerisindeki göl, gölet ve baraj göllerindeki balık türlerinin belirlenmesi amacıyla yapılmıştır.Araştırmada Merkez İlçe, Boyabat, Durağan, Erfelek, Ayancık ve Saraydüzü ilçelerinde toplam 21 adet su rezervi incelenmiş olup bunlardan biri doğal göl, 2'si baraj gölü, 18 adedi sulama göletidir.Fanyalı uzatma ağları, ığrıp ve serpme ağ kullanılarak örnekleme yapılan yerlerden 14'ünde balığa rastlanmış olup 6 gölet ve 1 baraj gölünde herhangi bir balık türü bulunamamıştır.İncelenen yerlerde Cyprinidae ailesine ait 11, Mugilidae ailesine ait 3, Gobiidae ailesine ait 2, Cyprinodontidae, Gasterosteidae, Percidae, Siluridae, Atherinidae ve Pleuronectidae ailelerine ait birer balık türüne rastlanmıştır.Araştırma sahasında 13 yer ile en yaygın balık türü Aynalı sazan (Cyprinus carpio) olup onu sırasıyla 4 yerde gözlenen Tatlısu kefali (Squalius cephalus) ve Siraz (Capoeta capoeta) ve 3 yerde rastlanan Havuz Balığı (Carassius carassius) ve Noktalı İnci Balığı (Alburnoides bipunctatus) izlemiştir. En fazla 11 tür ile Altınkaya Baraj Gölü'nde balığa rastlanmış olup onu 9 tür ile Sarıkum Gölü, 6 tür ile Nisi Göleti ve 4 tür ile Bektaşağa Göleti izlemiştir.İstilacı bir tür olan Pseudorasbora parva türünün Akgöl Göleti'nde bulunması araştırmanın özel bir bulgusu olarak dikkat çekmiştir.Anahtar Kelimeler: Tatlı su balık türleri, Sinop İli, göl, gölet, baraj gölü.
Sinop Yarımadası kıyılarında Ophelia bicornis savigny in Lamarck, 1818 (Polychaeta:Annelida)'in populasyon yoğunluğunun saptanması
Bu çalışma Sinop Yarımadası kıyılarında dağılım gösteren Ophelia bicornis'in populasyon yoğunluğunu saptamak amacıyla yapılmıştır.Bu amaçla, Sinop Yarımadası kıyılarında seçilen dört istasyondan Ağustos-2009 ve Temmuz-2010 tarihleri arasında aylık periyotlarda bentik örnekler toplanmıştır.Bir yıllık örnekleme sonucunda toplam 1371 birey elde edilmiştir. En fazla birey Kumkapı istasyonunda, en az birey ise DSİ-Kiraztepe istasyonunda tespit edilmiştir. Mevsimsel değerlendirmeler sonucunda en fazla birey sonbahar mevsiminde, en az birey kış mevsiminde belirlenmiştir.Toplam 1371 birey arasında en uzun boy Karakum istasyonunda elde edilen bireyler arasında 53.90 mm olarak, en kısa boy ise Akliman-Stat istasyonunda 3.94 mm olarak ölçülmüştür. Biyokütlesi en fazla olan birey Karakum istasyonunda 1.29 g olarak, en az olan birey ise Akliman-Stat istasyonunda 0.0003 g olarak tespit edilmiştir. Yumurtalı bireyler Mayıs-Ekim ayları boyunca tespit edilmiş ancak yumurtalı bireylere en yoğun Haziran-Temmuz aylarında rastlanmıştır. Yumurtalar ortalama 0.08±0.02 mm çapında ve 0.12±0.02 mm yüksekliğindedir.Araştırma bölgesinde toplanan sediman örneklerinde, redoks potansiyeli ve partikül boyutu analizleri yapılmıştır. Tanecik boyutu analizi sonucunda; Akliman-Stat ve Kumkapı istasyonlarında orta kum, Karakum istasyonunda kaba kum, DSİ-Kiraztepe istasyonunda kış ve ilkbahar mevsimlerinde çok kaba kum, yaz ve sonbahar mevsimlerinde ise orta kum tane boyunun hakim olduğu belirlenmiştir.Anahtar Kelimeler: Ophelia bicornis, Polychaeta, Annelida, Populasyon yoğunluğu, Sinop Yarımadası
Gökçeada (Kuzey Ege) kıyılarında posidonia çayırları ekosistemi aracılığıyla ekolojik kalitenin belirlenmesi
Posidonia oceanica (Linnaeus) Delile deniz çayırları, Akdeniz'in kıyısal bölgelerindeki infra-littoral zonları boyunca geniş coğrafik alanlara yayılmaktadır. Ancak antropojenik faktörlerin kıyısal sistemler üstündeki baskısı ve değişen iklim koşulları gibi çevresel faktörlere karşı hassas P. oceanica populasyonları çok yavaş kolonizasyon kapasitesine sahip olduğundan yüksek gerileme oranları ile karşılaşmakta ve geri dönüşü olmayan kayıplara uğramaktadır. Bu nedenle deniz çayırları gibi fonksiyonel ekosistem servislerinin sürdürülebilirliğini sağlamak için son yıllarda ekolojik modellemeler aracılığıyla kıyısal ekosistem statüsü ve su kalitesinin belirlenmesinde "biyolojik kalite elementi" olarak P. oceanica kullanılmaktadır. Karadeniz ve Akdeniz arasındaki deniz canlılarının geçiş yolu üzerinde olan Gökçeada (Kuzey Ege)'nın belirli kıyılarında geniş alanlara yayılan P. oceanica deniz çayırlarının mevcudiyeti, bölgenin biyoçeşitlilik ve ekolojik karakteristiği açısından çok önemli olup "deniz ve kıyı koruma alanı" olma potansiyelini arttırmaktadır. Ancak ada kıyıları, son yıllarda kıyısal ekosistemler üzerindeki stres faktörlerinden yapılaşma, turizm ve tarım gibi sektörlerin tehditi altına girmiştir. Mevcut çalışma kapsamında, 2016-2018 döneminde Gökçeada (Kuzey Ege) kıyılarında farklı doğal ve antropojenik baskılara maruz kalan bölgelerde P. oceanica ve ekosistem bileşenlerine ait ekolojik ve biyometrik parametreler üzerinden geliştirilen kavramsal model aracılığıyla kıyısal ekosistem statüsü belirlenmiştir. Ayrıca Batı Akdeniz'de test edilen ekolojik indeksler; interkalibrasyon amacıyla Doğu Akdeniz'e adapte edilmekle birlikte, multi-disipliner bir yaklaşımla kıyısal ekosistem statüsünün doğal ve antropojenik faktörlerle olumsuz ilişkisi ortaya konmuştur. Gökçeada çevresindeki 9 farklı kıyısal bölgenin ekosistem statüsü (EBQI) ve ekolojik kalite oranları (EQR), bölgelere göre anlamlı farklılıklar (ANOVA, p<0,05) göstermiştir. P. oceanica'nın tanımlayıcı parametreleri ile hesaplanan EQR değerlerine göre; Fidanlık (0,62±0,03) "İyi"; Tepeköy (0,46±0,00), Kaleköy (0,43±0,03), Yıldızkoyu (0,41±0,03), Kuzulimanı (0,47±0,02), Güzelcekoy (0,44±0,00), Yüzentaşlar (0,41±0,02) ve İncesu (0,49±0,00) "Orta" iken; Kapıkaya (0,32±0,01) "Zayıf" seviyede statülendirilmiştir. P. oceanica ekosistem işleyişi üzerinden belirlenen EBQI değerlerine göre; Fidanlık (5,3±0,1), Tepeköy (4,5±0,7) ve Yıldızkoyu (4,2±0,1) "Orta"; Kuzulimanı (3,7±0,5), Güzelcekoy (3,5±0,1), Yüzentaşlar (4,1±0,4) ve İncesu (3,5±0,3) "Zayıf"; Kaleköy (3,3±0,5) ve Kapıkaya (3,4±0,1) ise "Kötü" seviyede statülendirilmiştir. Bölgelerin ekolojik kalite oranları (EQR) ile antropojenik baskılar (LUSI) arasında kuvvetli ters ilişki (R2=0,6126, p<0,05) ve öte yandan ekosistem statüleri (EBQI) ile antropizasyon dereceleri (LUSI) arasında ise daha az ilişki (R2=0,3773, p>0,05) bulunması, Posidonia biyotik indeksinin (BiPo) kıyısal ekolojik statüyü belirlemede çok etkili olduğunu; ancak ekosistem bazlı kalite indeksinin (EBQI) su kalitesinin yanısıra aşırı avcılık baskısını da iyi yansıttığı görülmüştür. Ayrıca; yerel ölçekte yapılan diğer çalışmalarda da görüldüğü üzere, ekolojik indekslerin antropojenik baskıları iyi yansıtmalarının yanısıra; Akdeniz ölçeğinde güvenilirlik ve uygulanabilirlik açısından da uygun oldukları sonucuna varılmıştır. P. oceanica'nın tanımlayıcı ekolojik ve biyometrik parametreleri (alt limit derinliği ve tipi, yoğunluk, kaplama, yatay rizom yüzdesi, rizom gelişimi, yaprak sayısı ve yüzeyi, demet uzunluğu, A katsayısı, epifit biyoması), hem bölgesel hem batimetrik olarak anlamlı farklılıklar (ANOVA, p<0,05) gösterdiğinden ada çevresindeki deniz çayırlarının gelişimine etki eden en önemli çevresel faktörlerin "siltasyon" olduğu kanısına varılmıştır. Batimetrik eğimle birlikte P. oceanica'nın belirli parametrelerindeki düşüş, çayırların zaman içinde canlılığını yitirdiğini ortaya koymuştur. Koruma statüsü, faz değişimi ve habitat heterojenliği, ayrıca seçilen 2 doğal (Fidanlık ve Tepeköy) ve 2 antropize (Yıldızkoyu ve Kuzulimanı) olmak üzere 4 bölge arasında hem sığ hem de derin zonlarda istatistiksel açıdan anlamlı farklılık göstererek "P. oceanica eko-sağlığının antropojenik baskılardan negatif etkilendiği" hipotezini doğrulamıştır. En yüksek koruma statüsüne sahip bölgeler, Fidanlık (CI=0,98±0,02) ile Tepeköy (CI=0,95±0,03)'ün sığ zonları iken; en düşük koruma statüsüne sahip bölgeler; turizm baskısına maruz kalan Yıldızkoyu (CI=0,78±0,10) ile Kuzulimanı (CI=0,55±0,08)'nın sığ zonları olmuştur. Ayrıca yüksek yer değiştirme dereceleri ile Yıldızkoyu (SI=0,01±0,02) ve Kuzulimanı (SI=0,02±0,05)'nda kök ve rizomların aralarına Cymodocea nodosa ve Caulerpa racemosa'nın yerleşmesi ve ölü mat alanlarına yayılmaya başlaması, çayır yatakları için gelecekte önemli bir tehdit oluşturmaktadır. Erken evre faz değişiminin (PSI<0,25) görüldüğü bu bölgelerde, insan kaynaklı baskılara rağmen; deniz çayırı yataklarının başlıca gerileme etkenleri ortadan kaldırıldığı takdirde hala yenilenme potansiyeli olacaktır. Gökçeada (Kuzey Ege) kıyısal ekosisteminin ve P. oceanica deniz çayırlarının ekolojik durumunun, doğal faktörlerin (hidrodinamizm, sedimentasyon) yanı sıra; yerel antropojenik faktörlerden de (turizm, tarım, atıksu deşarjı) etkilendiği çok açıktır. Bölgenin kıyısal ekosisteminin, bu stres faktörlerine karşı doğal karakteristik yapısını korumakta direnç gösterdiği görülmektedir. Bu çalışma ile "kıyısal koruma ve yönetim" planlarının temel taşı olan envanter çalışmalarına; ayrıca uzun dönem izleme çalışmalarının sürekliliğine katkı sağlanmıştır. Bunun yanısıra, kendi kıyısal sularımız için "ekosistem bazlı yaklaşım" oluşturulmasına zemin hazırlanmıştır; bu nedenle tüm kıyılarımızda alt biyocoğrafik alanlar göz önüne alınarak; daha geniş kapsamlı araştırmaların yürütülmesi gerekmektedir.
Türkiye Akdeniz kıyılarında bulunan fitoplankton türlerinin dağılımı
Bu tez çalışması kapsamında yapılan örneklemeler 2019 yılının Haziran-Temmuz aylarında Türkiye Akdeniz kıyılarının Mersin (Taşucu)-Muğla (Datça) arasında kalan kıyı ve nispeten açık kesiminde yapılmıştır. Türkiye Akdeniz kıyıları turizm, tarım, balıkçılık ve deniz taşımacılığı ile birlikte antropojenik etkilerin yüksek olduğu bir alandır. Geçmişte yapılan çalışmalar Akdeniz'in besin yönünden oldukça fakir (oligotrofik) bir deniz olduğunu ifade etse de yapılan son çalışmalar sanıldığı kadar fakir olmadığını göstermektedir. Artan nüfus artışının yanında uygun iklimsel koşullar turizm ve tarım sektörlerinin bölge üzerindeki etkisini ve lokal ölçüde besin yükünü arttırmaktadır. Tüm bunlar göz önünde bulundurulduğunda bölgenin sucul ekosistem üzerinde yarattığı etkiyi belirlemek ve takip etmek son derece önem arz etmektedir. Fitoplanktonlar sucul ekosistemlerde besin zincirinin en alt basamağını oluşturan, çevresel faktörlerin değişiminden hızlı etkilenen ve bu değişimlere hızlı tepki veren canlılardır. Bu sebeplerden ötürü fitoplanktonlar denizlerimizin sağlığı ve sürdürülebilirliği açısından oldukça önemlidir. Tüm bunlar dikkate alındığında ülkemiz Akdeniz kıyılarının fitoplankton dağılımının bilinmesi ve bunlara etki eden çevresel faktörlerin tanımlanarak takibinin yapılması bugün ve gelecekte büyük önem taşımaktadır. Çalışma kapsamında 4 alt bölge içerisinde 69 istasyondan örneklemeler yapılmıştır. Fitoplankton örneklemeleri yüzeyden nansen şişesi ile yapılarak Glutaraldehit ile fikse edilmiştir. Fitoplankton tür kompozisyonu ve dağılımını ilişkilendirmek için suyun fiziksel, kimyasal ve optik parametreleri ölçülmüştür. Bu çalışmada suyun genel karakteristiğine PCA analizi ile bakıldığında bileşenlerin elde edilen yüzde varyans açısından çok açıklayıcı ve belirgin olmadığı görülmüştür. PCA1 ekseni boyunca 1, 2 ve 4. bölgeler göreceli olarak birbirlerinden ayrışmıştır. PCA1 bileşeninde temel fiziksel ve kimyasal parametreler korelasyon gösterirken, PCA2 ekseninde bahsi geçen parametreler yanında optik değişkenler daha etkili olmuştur. Suyun fiziksel parametreleri ayrı olarak değerlendirildiğinde bileşenlerin PCA çözümünde yüzde varyansların oldukça açıklayıcı olduğu görülmüştür. İstasyonların dağılımında tuzluluk ve yoğunluğun etkisi düşükken ilişki daha çok pH ve sıcaklık bileşenleri içerisinde gelişmiştir. Fiziksel parametreler açısından istasyonların dağılımına bakıldığında 2. ve 4. bölgenin net bir şekilde ayrıldığı 1. ve 3. bölgenin ise nispeten benzer bir dağılıma sahip olduğu görülmüştür. Kimyasal parametrelerin PCA ile çözümüne bakıldığında yüzde varyansların çok açıklayıcı olmadığı görülmüştür 1. bölgedeki istasyonlar PCA2 ekseninde NO2 ve NO3 değerleri ile negatif ilişki göstererek nispeten kümelenme oluşturmuştur. 2. ve 4. bölgede yer alan istasyonlar dağınık bir yapı sergilerken 3. bölgedeki bazı istasyonların NO2 ve NO3 değerleri ile pozitif korelasyon oluşturduğu görülmektedir. Optik parametre bileşenlerinin PCA ile çözümüne bakıldığında 1.ve 3. bölgenin nispeten ayrıldığı görülse de suyun optik değişkenlerinde bölgeler arası önemli bir fark görülmemiştir. Secchi diski değerinin istasyon derinliğine bağlı olarak açık istasyonlarda kısmen daha yüksek olduğu fark edilmiştir. Kıyı istasyonlarının karasal etkileri daha yüksek olduğu için içerdikleri organik ve inorganik madde miktarı Secchi derinliğini etkilemiştir. Gerçekleştirilen bu çalışma kapsamında belirlenen 4 alt bölge içerisinde 69 istasyondan örnekleme yapılmış olup 131'i tür düzeyinde olmak üzere toplamda 459 fitoplankton türü tayin edilmiştir. Bu türlerden 257'sini Dinoflagellatlar oluştururken 193 tanesini Diatomlar oluşturmuştur. Soyer indeksine göre çalışma alanında tespit edilen 459 türün 10'u kalıcı 20'si ise yaygın tür olarak tespit edilmiştir. 10 tane kalıcı türün 6'sı Miozoa phylumu 3'ü ise Bacillariophyta phylumu içerisinde yer alırken sadece 1'i (Emiliania huxleyi) Haptophyta phylumu içerisinde yer almıştır. Ortalama tür sayısının en yüksek olduğu bölge 2. bölge (Akdeniz Körfezi) olurken en düşük olduğu bölge 3. bölge (Finike-Kaş) olarak tespit edilmiştir. Bolluk değerlerine bakıldığında en yüksek ortalama bolluk değeri 7,68×104 hücre L-1 ile 1. bölgede bulunurken en düşük ortalama bolluk değeri 1,72×103 hücre L-1 ile 3. bölgede bulunmuştur. Tür zenginliğinin en yüksek görüldüğü bölge tür sayısıyla uyumlu olarak 2. bölge (d: 3,40) olurken en düşük görüldüğü bölge ise bolluk değerinin pik yaptığı 1. bölge (d: 2,58) olmuştur. Shannon-Wiener indeks verilerine bakıldığında biyoçeşitliliğin en yüksek olduğu alan 3. bölge (H': 2,75) en düşük olduğu alan ise 1. bölge (H': 1,72) olarak tespit edilmiştir. 2. ve 4. bölgelerin benzer biyoçeşitliliğe sahip olduğu görülürken genel olarak biyoçeşitliliğin doğudan batıya doğru artış gösterdiği dikkat çekmiştir. Yapılan kümeleme analizinde 3 ana floristik topluluğun olduğu görülmüştür. Buna göre bu topluluklarda yer alan istasyonların genel olarak doğu-batı ekseninde kümelendiği görülmüştür. Fitoplankton toplulukları karşılaştırıldığında dinoflagellatlardan özellikle Heterocapsa türleri bölgeler arası farkta önemli ayırıcı türler olarak bulunmuştur. Kokolitoforlardan Emiliania huxleyi 1 ve 2'nci bölge dışındaki bölgelerde önemli bir ayırıcı tür olarak yer alırken diyatomlardan Pseudo-nitzschia delicatissima tüm bölgeleri temsil eden ve katkı sağlayan önemli bir tür olarak bulunmuştur. Fitoplanktonun çevresel parametreler ile korelasyonu Kanonik Uyum Analizi (CCA) ile değerlendirildiğinde 1. bölgedeki istasyonlar başta sıcaklık ve tuzluluk olmak üzere Chl-a ve pH değerleri ile pozitif korelasyon göstermiştir. Antalya Körfezi'nin oluşturduğu 2. bölge içerisinde nehir etkisinde kalan istasyonların özellikle reaktif silikat sonrasında sıcaklık ile pozitif korelasyon göstererek diğer bölgelerden tamamen ayrıldığı görülmüştür. Çalışma alanının en batısında yer alan 4. bölgedeki istasyonlar yoğunluk ve nitrat değerleri ile pozitif korelasyon gösterirken sıcaklık ve pH ile negatif korelasyon göstermiştir. 3. bölgedeki istasyonlar ise oldukça farklı bir dağılım sergilemiştir. Fitoplankton topluluklarının dağılımında bölgeler arası fark istatiksel olarak önemli bulunurken (Monte Carlo test p değeri= 0,001; p<0,05) kıyıdan uzaklık ve bölge/kıyı-açık arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki görülmemiştir. Yapılan bu tez çalışması kapsamında çalışma alanındaki fitoplankton türlerinin tür kompozisyonları ve dağılımları belirlenerek çevresel parametreler ile olan ilişkileri yapılan analizler sonucunda ortaya çıkarılmıştır.
Türkiye Akdeniz kıyılarının epipelajik zonunda bulunan mesozooplanktonik organizmaların dağılımı
Zooplanktonik canlılar denizel ekosistemde genellikle birincil üreticileri tüketerek besin zincirinde bulundukları basamağın bir üstündeki tüketicilere enerji ve besin aktarımını sağlar. Epipelajik zonda bulunan mesozooplanktonun birkaç grubu hariç en sık ve bol rastlanan grupları Copepoda, Cladocera ve Chaetognatha türleridir. Bu çalışmanın amacı Türkiye Akdeniz Kıyılarını kapsayan geniş bir alanda bu grupların nispeten çeşitlilik ve bolluk açısından yüksek olduğu yaz mevsiminde epipelajik zonda yatay dağılımlarını tespit etmektir. Bunun yanında zooplankton dağılımlarını etkileyen ekolojik parametreleri belirlemek ve bunların günlük dikey dağılım ve göçünü ortaya koymak amaçlardan bir diğeridir. Çalışma alanı bölgelerin fiziko-kimyasal, jeomorfolojik ve ana-kıyı akıntısının etkisine bağlı olarak 4 alt bölgeye ayrılarak değerlendirilmiştir. Bu tez çalışmasında iki ayrı örnekleme yapılmıştır (yatay ve dikey dağılım). Yatay dağılımı belirlemek için Mersin-Datça arasını kapsayan 2019 yılının Haziran-Temmuz aylarında gerçekleştirilen saha çalışmasında 64 istasyondan örnekler alınmıştır. Yatay dağılım istasyonları iki kıyı bir açık şeklinde sıralandırılarak oluşturulmuştur. Dikey dağılımlar için ana akıntı dışında kalan Anamur açıklarındaki yer alan bir istasyonda (0-200 m) 20 m aralıklarla günün 4 ayrı zaman diliminde örneklemeler yapılmıştır. Bütün zooplankton örneklemesi 300 µm göz açıklığına sahip WP-2 plankton ağı yardımıyla yapılmıştır. Çevresel parametreler için 5 L'lik Niskin şişesi kullanılarak örnekler alınmıştır. Çalışmada toplam 168 sistematik grup belirlenmiştir. Bu gruplardan Copepoda'dan 24 familya ve 123 tür, Chaetognatha'dan 2 familya ve 6 tür ve Cladocera'dan 2 familya ve 7 tür tespit edilmiştir. Ayrıca Acartia (Hypoacartia) adriatica'nın Türkiye Akdeniz Kıyılarında varlığı ilk kez kaydedilmiştir. Çalışma alanının tamamında %91 holoplankton ve %9 meroplankton üyeleri belirlenmiştir. Tür seviyesinde belirlenen gruplar arasında 26 kalıcı tür, 23 yaygın tür ve 86 ender tür tespit edilmiştir. Copepoda ordoları arasında en baskın Calanoida ordosudur. Bunu sırasıyla Poecilostomatoida, Cyclopoida, Monstrilloida ve Harpacticoida ordoları takip etmiştir. En düşük bolluk değerleri Antalya Körfezi'nde bulunmuştur. Kıyı bölgelerde Copepoda bolluk değeri açık bölgelere göre daha düşük Cladocera ise daha yüksektir. Chaetognatha bolluk değeri için kıyı-açık bölgelerde farklılık yoktur. Faunistik karakterleri kıyı-açık sular ve bölgeler arası farklılık göstermiştir. Genelde çalışma sahasında tür sayısı 60 ve altında yer alırken, kıyı sularda daha düşük tür sayıları bulunmuştur. Bolluk, çalışma alanın doğusunda en yüksek, Antalya Körfezi'nde ilse en düşük değerler bulunmuştur. Margalef Tür Zenginliği, batıya doğru düşerken Antalya Körfezi'nde en yüksek değerler ile temsil edilmiştir. Kıyı-açık sularda tür zenginliği dağılımları bölgeler arası değişmiştir; Pielou Düzenlilik İndeksi, Antalya Körfezi'nde en yüksek değere ulaşmıştır ve diğer bölgelerde oldukça düşüktür. Tür zenginliğine ve düzenlilik indeksine bağlı olarak Antalya Körfezi en yüksek biyoçeşitliliği olan bölgedir. Mesozooplankton topluluğu kıyı-açık sular ve bölgeler arası nitelik ve nicelik açısından istatistiksel olarak farklı bulunmuştur. Kıyı açık sular arasında bu farklılığa neden olan başlıca türler kıyıya göre açık sularda oldukça yüksek bolluğa sahip olan Haloptilus longicornis, Lucicutia flavicornis, Oithona setigera, Corycaeus limbatus, Lucicutia gemina ve Calocalanus pavo' dur. Antalya Körfezi diğer bölgelerden oldukça farklı bulunmuştur. Diğer geri kalan bölgeler birbirlerinden göreceli olarak farklılık sergilemiştir. Kıyı-açık suların zooplankton kompozisyonunun farklığına neden olan çevresel faktörler, istasyonların kıyıdan olan uzaklığı ve taban derinliğidir. Bölgesel farklılık ise suyun yoğunluğu ve taban suyunun sıcaklığı birinci derece şekillendiren çevresel değişkendir. Bu faktörleri, yüzey suyu tuzluluğu ve sıcaklık değerleri takip etmiştir. Zooplankton dikey dağılım ve günlük göçü incelediğinde negatif ve pozitif fototaksis yapısı içinde dağılım göstermiştir Genel itibariyle yüzey sularla, su kolonuyla ve fiziksel tabakalar ile sınırlı dağılım gösteren türlerde görülmüştür. Yüzey suyunda dağılım gösteren Cladocera türlerinde göç hareketi görülmemiştir. Chaetognatha türlerinden Flaccisagitta enflata ve Mesosagitta minima bireylerinde göç görülmeyip Serratosagitta serratodentata bireylerinde ters göç görülmüştür. Copepoda'nın dişi bireylerinden Temora stylifera, Acrocalanus gibber, Lucicutia gaussae'da ters göç, Copilia mediterranea, Euchaeta marina ve Calanopia elliptica bireylerinde kısmi ters göç, C.pavo, Agetus typicus, Oithona plumifera ve L. flavicornis bireylerinde normal göç ve H. longicornis, Clausocalanus parapergens bireylerinde göç hareketi görülmemiştir. Copepoda'nın bu türlere ait erkek bireylerinde genellikle göç görülmemiş ya da kısmi ters göç görülmüştür.
Mikroalg ekstraktlarının bazı balık patojenleri üzerine biyofilm ve çevreyi algılama sistemi inhibisyon özelliklerinin belirlenmesi
Su ürünleri yetiştiricilik sektöründe, üretim sistemleri içerisindeki hastalıkla ilişkili bakterilerin kontrol altında tutulması oldukça önemlidir. Bakteriyel hastalıkların kontrol edilememesi ciddi ve büyük ekonomik kayıplara neden olabilmektedir. Günümüzde bakteriyel balık hastalıklarının tedavisinde antibiyotikler oldukça yaygın olarak kullanılmaktadır. Antibiyotiklerin aşırı ve rutin kullanımı sonucu açığa çıkan antibiyotik direnci hastalıkların tedavisini zorlaştırmaktadır. Bu durumun önüne geçebilmek için yeni ve alternatif yöntemlerin geliştirilmesi gerekmektedir. Bakteriyel çevreyi algılama sisteminin (quorum sensing-QS) ve biyofilm oluşumunun engellenmesi son yıllarda üzerine çalışmalar yapılan alternatif bir tedavi yöntemi olarak karşımıza çıkmaktadır. Böylece patojeniteyi büyük oranda tetikleyen ve etki gücünü artıran mekanizmalar inhibe edilerek hastalıkların önüne geçilebilmektedir. Bu çalışma kapsamında bir siyanobakteri türü olan Arthrospira platensis ve mikroalg Nannochloropsis sp.'in dört farklı çözücü (metanol, etanol, kloroform ve su) kullanılarak ekstraksiyonları gerçekleştirilmiştir. Elde edilen ekstraktların balık patojenlerinden Lactococcus garvieae, Aeromonas hydrophila ve Yersinia ruckeri üzerine olan biyofilm inhibisyonu (antibiyofilm) ve çevreyi algılama sistemi inhibisyonu (anti quorum sensing) özellikleri araştırılmıştır. Yapılan tez çalışması sonucunda en güçlü antibakteriyel etki gösteren ekstraktlar Nannochloropsis sp. kloroform (256-512 µg/mL), A. platensis kloroform (512-1024 µg/mL) ve A. platensis metanol (512-2048 µg/mL) ekstraktları olarak belirlenmiştir. Çalışmada kullanılan bakterilerin oluşturduğu biyofilm yapısını en fazla inhibe eden ekstraktlar kloroform ekstratkları (128-4096 µg/mL arası denenen tüm konsantrasyonlarda) olarak belirlenmiştir. Bakterilerin hücre yüzey hidrofobikliğini en çok azaltan ekstratklar yine kloroform ekstraktları (128-4096 µg/mL arası denenen tüm konsantrasyonlarda) olmuştur. Bakteriler tarafından üretilen ekzopolisakkaritlerin degredasyonu analizinde en etkili ekstratkların Nannochloropsis sp. etanol (2048 µg/mL) ve Nannochloropsis sp. metanol (2048 µg/mL) ekstraktları olduğu görülmüştür. Cam yüzeyinde oluşturulan biyofilm yapılarını en fazla inhibe eden ekstratklar Nannochloropsis sp. kloroform (128-256 µg/mL), Nannochloropsis sp metanol (2048 µg/mL) ve Nannochloropsis sp etanol (2048 µg/mL) ekstraktları olarak belirlenmiştir. Biyofilm sökülmesinin ışık mikroskobu ile görüntülenmesi analizlerinde olgun biyofilm yapısı üzerine en etkili olan ekstraktlar kloroform (128-512 µg/mL) ve metanol (512-2048 µg/mL) ekstrakları olmuştur. QS moleküllerinin inhibisyonu çalışmalarında Chromobacterium violaceum'un (ATCC 12472) üretmiş olduğu violacein pigmentini inhibe eden en etkili ekstratklar etanol (1024-2048 µg/mL), metanol (1024-2048 µg/mL) ve su (1024-4096 µg/mL) ekstraktları olmuştur. Agrobacterium tumefaciens'in (NT1) kullanıldığı çalışmada ise QS moleküllerini en fazla inhibe eden ekstraktlar etanol (1024-4096 µg/mL) ve kloroform (64-512 µg/mL) ekstraktları olarak belirlenmiştir. Sonuç olarak bu tez çalışmasında elde edilen ekstraktların antibakteriyel, antibiyofilm ve QS inhibisyonu özellikleri olduğu belirlenmiştir.
Antropojenik baskılar etkisinde aksu çayı ve kollarının zamana ve mekana bağlı mikroplastik kirliliğinin değerlendirilmesi
Mikroplastik kirliliği, sucul ekosistemlerde toksikolojik etkileri nedeniyle küresel çapta ciddi bir sorun olarak ortaya çıkmaktadır. Besin zinciri yoluyla sucul ekosistemlerdeki organizmalarda birikerek toksikolojik etkilere yol açabilmektedir. Bu kirliliğin denizel ortama geçişi ise karasal ortamdan nehirler aracılığıyla gerçekleşmektedir. Ancak Türkiye'de nehirlerle ilgili yapılan araştırmalar sınırlıdır. Bu nedenle, bu tez çalışmasında, Antalya'daki Aksu Çayı ve kollarında zaman ve mekâna bağlı mikroplastik kirliliğini değerlendirmeyi hedeflenmiştir. Eylül 2022 ve Nisan 2023 aylarında yağış öncesi ve sonrası dönemleri temsil edecek şekilde saha örneklemeleri yapılmıştır. Aksu nehrini ve kollarını temsil edecek şekilde 20 örnekleme istasyonu seçilmiştir, bu istasyonlarda toplamda 2958 adet MP tespit edilmiştir. İncelenen mikroplastikler fiziksel özelliklerine göre sınıflandırılmıştır. Çalışma sonucun olarak altı tipte (boya, fiber, film, fragment, köpük ve kauçuk) MP tespit edilmiştir. Farklı tipteki bu MPs de en yaygın renkler mavi, siyah, şeffaf ve kırmızı olarak belirlenmiştir. Polimer analizi için seçilen MP numuneleri FTIR (Fourier Dönüşümlü Kızılötesi Spektroskopisi) ile kimyasal yapısı belirlenmiştir. MP kirliliğinin karasal kullanım ile ilişkisini ortaya koymak adına Corine Land Cover (CLC) verileri aracılığı ile QGIS programında görselleştirilerek ortaya konulmuştur. Türkiye'deki nehirlerde mikroplastik kirliliği araştırmalarının sınırlı olduğu dikkate alındığında: 1. Aksu Alt Havzasında yapılan bu çalışmada Aksu Çayı üzerinde MP kirliliğinin azalmasındaki HES etkisinin değerlendirilmesi, 2. Nehir yatağında biriken makro-plastiklerinin parçalanması ile MP kirliliğinin kaynağı oluşturulabilecek tüm noktaların belirlenmesi ve havzaya yönelik atık yönetimin oluşturulması, 3. Sanayi de üretim sonrasında oluşan plastik atıkların yönetimi, 4. Tarımda kullanılan sera malzemeleri, hasat öncesi ve sonrası oluşan plastik tarımsal atıklar için toplama alanlarının oluşturularak sucul ortama MP kirliliğine kaynak oluşturacak faaliyetlere yönelik yönetim planı oluşturulması gerekmektedir. Gerçekleştirilen bu tez çalışması sadece ülkedeki bilimsel literatüre katkıda bulunmakla kalmayıp aynı zamanda çevre kirliliğine kaynak teşkil eden noktaların iyileştirilmesine katkıda bulunacaktır. Önceki çalışmalar, Aksu Çayı ve kollarında fosforlu gübrelerin etkisi, polisiklik aromatik hidrokarbon seviyeleri ve gübre ve pestisit kullanımı ile toprak ve yeraltı suyu kirliliği konuları üzerinde odaklanırken, bu araştırma mikroplastik kirliliği üzerinde durmasının yanı sıra, antropojenik baskılar altında sistematik olarak değerlendirerek yeni bulgular sunmaktadır.