Discipline

Department of Basic Sciences

Fırat University

91

Archived Theses

0

DOIs Assigned

0%

DOI Rate

Discipline

50 Theses
Master'sOpen AccessTR

Hazar gölü (Elazığ) çevresinde bulunan göletlerdeki Ranunculus spp. bitkileri üzerindeki epifitik algler ve mevsimsel değişimleri

Bu çalışmada Hazar Gölü çevresinde bulunan iki farklı göletteki Ranunculus rinoii ile Ranunculus aquatilis bitkileri üzerindeki epifitik algler eylül 2006 ve ağustos, 2007 tarihleri arasında araştırılmıştır.Bu araştırma süresince Cyanophyta'ya ait 7, Chlorophyta'ya ait 14 Euglenophyta'ya ait 1, Chrysophyta'ya ait 1, Dinophyta'ya ait 2, Bacillariophyta'ya ait 44 olmak üzere toplam 69 takson belirlenmiştir.Diyatomeler (Bacillariophyta) gerek takson sayısı gerekse pelajik ve epifitik flora içerisindeki ortaya çıkış sıklıkları ve birey sayıları bakımından her iki göletin en önemli algleri olmuştur. Pelajik bölgedeki takson sayısı, epifitik flora içerisindeki takson sayısından fazla olmuştur. Bazı kimyasal ve biyolojik verilere bağlı olarak her iki göletin epifitik florası değerlendirilmiştir.

Bedia Palaoğlu
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Science
2008
00
Master'sOpen AccessTR

Seli Çayı'nın rotifer faunası ve mevsimsel değişimleri

Bu çalışmada, Seli Çayı'nın Rotifer faunasının tespiti ve mevsimsel değişimlerinin saptanması amaçlanmıştır. Çalışma konusu olan Rotifer örnekleri Mart 2006 ? Şubat 2007 tarihleri arasında, 5 istasyondan aylık periyotlar halinde yapılan arazi çalışmaları sonucu elde edilmiştir. Çalışma süresince; Rotifera'ya ait 13 tür kaydedilmiştir. Polyarthra vulgaris ve Kelicottia longispina en fazla kaydedilen türler olmuştur.Ayrıca çayın bazı fiziksel ve kimyasal özellikleri, rotiferlerin istasyonlara, aylara ve mevsimlere göre dağılımları ile bazı istatistiksel parametreler verilmiştir.Seli Çayı'nda bulunan rotifer faunasından elde edilen veriler Shannon Weaver Çeşitlilik İndeksi ve Margalef Tür Zenginliği indekslerine göre analiz edilmiştir. İlkbahar tür çeşitliliği (H'= 2,38) ve tür zenginliğinin (D=2,6) en bol bulunduğu mevsim olmuştur.

Rotifera
Necla İpek
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Science
2008
00
Master'sOpen AccessTR

Batman çayı'nın algleri ve mevsimsel değişimleri

Bu araştırmada Batman Çayı diyatomeleri (Bacillariophyta) ve aylık değişimlerinin belirlenmesi amacıyla 4 istasyon belirlenmiş ve bu istasyonlardan nisan-eylül 2009 tarihleri arasında epipsammik ve epilitik örnekleri alınarak incelenmiştir. Örnekleme ayda bir kez yapılmıştır. Araştırma süresince su sıcaklığı, elektriksel iletkenlik, pH, toplam çözünmüş katı madde, çözünmüş oksijen, toplam sertlik, organik madde, nitrit, nitrat, fosfat, sülfat, klorofil-a, toplam fosfor, toplam azot, silika gibi fiziksel ve kimyasal parametreler ölçülmüştür. Bu araştırma süresince diatomelere ait toplam 50 takson belirlenmiştir. Batman Çayı epilitik ve epipsammik diyatomeleri içinde en yaygın olan diatome genusları Navicula, Nitzschia, Cymbella ve Gomphonema oluşmuştur. Epipsammik topluluk içinde kaydedilen takson sayısı (44) epilitik topluluklar içerisinde kaydedilen takson sayısından (40) daha fazla olmuştur. Bu diyatomelerin istasyonlara ve mevsimlere bağlı değişimleri fiziksel ve kimyasal özellikleri ile birlikte incelenmiştir.Anahtar Kelimeler: Epipsammik, Epilitik, Diyatome, Aylık Değişim, Batman Çayı.

Keziban Koçdemir Aşan
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Science
2010
00
Master'sOpen AccessTR

Hazar Gölü'nde yaşayan Alburnus heckeli (Battalgil, 1944)'de kemiksi yapılardan karşılaştırılmalı yaş tayini

Bu çalışmada Hazar Gölü'nde yaşayan Hazar İnci Balığı (Alburnus heckeli Battalgil, 1944) populasyonuna ait 109 adet balık örneği Şubat 2009- Aralık 2009 tarihleri arasında yakalanmıştır.Balık örneklerinin boy ve ağırlık değerleri belirlendikten sonra, kemiksi yapıları çıkarılıp, temizlenmiş ve etiketlenmiştir. Daha sonra stereo mikroskop altında incelenmiştir. Karşılaştırılmalı yaş tayini 4 kemiksi yapıda yapılmış olup, sonuçlar % N olarak tablo ve şekillerle ifade edilmiştir.Karşılaştırılan kemiksi yapılarda en az uyum % 38,53 ile pul-otolit, pul-operkulum ve otolit-operkulum yaşlarında; en fazla uyum ise % 43,12 ile pul-omur yaşları arasında tespit edilmiştir. Karşılaştırılan kemiksi yapılarda en fazla yaş farkı 3 olarak bulunmuştur. En net yaş halkaları omurlarda gözlenmiştir.Anahtar Kelimeler: Hazar Gölü, Alburnus heckeli, Karşılaştırılmalı Yaş Tayini

Oğuz Gökerti
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Science
2010
00
DoctorateOpen AccessTR

Keban Baraj Gölü'ndeki mystus Halepensis (Valanciennes, 1839)'de kemiksi yapılardan karşılaştırmalı yaş tayini

KEBAN BARAJ GÖLÜ'NDEK MYSTUS HALEPENSIS(VALANCIENNES,1839)' DE KEM KS YAPILARINDAN KARŞILAŞTIRMALIYAŞ TAY NSongül YÜCEFırat Üniversitesi Fen Bilimleri EnstitüsüSu Ürünleri Temel Bilimler Anabilim Dalı2006, Sayfa: 38Bu çalışmada, Keban Baraj Gölü'nde yaşayan Mystus halepensis (Valanciennes, 1839)populasyonuna ait 350 adet balık örneği Ocak 2002- Ocak 2004 tarihleri arasında yakalanmıştır.Balık örneklerinin kemiksi yapıları çıkarılıp, temizlenmiş ve etiketlendikten sonra, binokülermikroskop altında incelenmiştir. Karşılaştırmalı yaş tayini 31 kemiksi oluşumda yapılmış olup,sonuçlar % N olarak tablo ve şekillerle ifade edilmiştir.Karşılaştırılan kemiksi yapılarda en az uyumun % 13.79 ile parasfenoid-omur; en fazlauyumun ise % 88.72 ile sağ pektoral yüzgeç ışını-sol pektoral yüzgeç ışını arasında olduğu tespitedilmiştir. Karşılaştırılan kemiksi yapılarda en fazla yaş farkı, 5 olarak bulunmuştur. En net yaşhalkaları sağ otolitlerde gözlenmiştir. Bunu sırası ile sol otolit, omur, sağ operkulum, sol operkulum,sağ kleitrum, sol kleitrum, hipural plaka ve modifiye olmuş nöral dikenler izlemiştir.Anahtar Kelimeler : Keban Baraj Gölü, Mystus halepensis, Karşılaştırmalı yaş tayini.

Songül Yüce
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Science
2006
00
Master'sOpen AccessTR

Kur'ân'ı Kerim'de zeyğ kavramı

Sapmak, eğrilmek, meyletmek, şüphe içinde olmak ve ayrılmak gibi sözlük anlamlarına sahip olan zeyğ kavramı, türevleriyle birlikte Kur'ân'da dokuz defa zikredilmiş olup, geçtiği yerlerde şu manaları ifade eder: İman hakikatlerine dair sapkın düşüncelere sahip olma, zorluk anında içine düşülen çelişki, Allah'ın ve peygamberin emirlerinden açıkça ayrılma, Allah'ın kalpleri eğriltmesi ve gözün kayması ya da görmemesi.Zeyğ kavramı kalbe ait bir nitelemedir ve önemi burada ortaya çıkmaktadır. İnsanı, Allah'a ve O'nun vahyine muhatap kılan kalp, Kur'ân'da, olumlu olumsuz bir çok niteleyeni bulunan bir üst kavram durumundadır ki kapsamı içerisine girenlerden bir tanesi de zeyğ kavramıdır. Zeyğ nitelemesiyle kalp, farklı bir anlam alanına kavuşmaktadır. Metafizik konularda ki şüphecilik, müteşâbih ifadelerin te'vil ve tahrifi, fitne çıkarmak ve toplumsal kaos oluşturmak söz konusu olduğunda, zeyğ kavramı kalbin vasfı olmaktadır.Kalbin mühürlenme ve kasvet gibi kötü vasıflarına göre, daha alt düzeyde bir olumsuzluğu dile getirmesine rağmen, zeyğ kavramı Kur'ân'da; Yahudi ve Hıristiyanlar'ın içine düştüğü sapıklığı ve münafıkların iki yüzlülüklerini anlatmaktadır.Anahtar Kelimeler:1. Zeyğ2. Kalp3. Kur'ân4. Müteşâbih5. Te'vil ve Tahrif

Kur'an-ı Kerim
Fahri Çakan
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2008
00
Master'sOpen AccessTR

M. Hayri Kırbaşoğlu'nun alternatif hadis metodolojisi önerisi ve hadis ilmine katkıları

Bu çalışmanın konusu, Türkiye'nin Hadis ana bilim dalında önde elen isimlerinden biri olan Prof. Dr. Mehmet Hayri Kırbaşoğlu'nun, Klasik Hadis Usûlü'ne yaptığı eleştirileri birkaç başlık altında tespit etmek ve yaptığı eleştirilere bir çözüm teklifi olarak sunduğu "Alternatif Hadis Metodolojisi" önerisini incelemek ve böylelikle Hadis alanına yaptığı katkıları değerlendirmeye çalışmaktır. Çalışma giriş ve iki ana bölümden oluşmaktadır. Giriş bölümünde M. Hayri Kırbaşoğlu'nun hayatı, ilmi kişiliği ve çalışmalarına dair ulaşılan bilgiler paylaşılmıştır. Birinci bölümde M. Hayri Kırbaşoğlu'nun, Klasik Hadis Usûlü'ne eleştirileri dört başlık olarak sunulmuştur. İkinci Bölümde ise M. Hayri Kırbaşoğlu'nun alternatif hadis metodolojisi önerisi incelenmiştir. Sonuç kısmında ise, çalışmamız ile işaret etmek istediğimiz hususlar, tezde yer alan verilerden hareketle değerlendirilmektedir.

Cerh-tadil yöntemiHadisHadis usulü+5
Müzeyen Tanin
Dicle University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Şîa kelamının bilgi kaynakları (Şerîf el-Murtazâ örneği)

Hilafet merkezli tartışmalar sonucunda tarih sahnesine çıkan Şîa, verdiği fiziksel ve fikirsel mücadeleyle bir şekilde varlığını sürdürmüş ve günümüze kadar ulaşmayı başarmıştır. Diğer İslam mezheplerinden ilkesel anlamda ayrışan Şîa, bünyesinde barındırdığı çeşitli düşünce ve inançlarla kendisine has bir seyir takip etmiştir. İmâmet makamına yükledikleri ilâhî mana, mezhebin birçok fikir ve inancını derinden etkilemiştir. Kelam, inanç esaslarını inceleyen ilim olması hasebiyle bu etkiyi en fazla hisseden ilim dalı olmuştur. Şîa kelamının diğer İslam mezheplerinden köklü bir şekilde ayrışmasının nedenlerini epistemik temeller üzerinden anlamayı amaç edinen bu çalışma, mezhebin usûlî anlayışına yön veren en önemli şahsiyetlerinden biri olan Şerîf el-Murtazâ ekseninde sonuca gitmeyi hedeflemektedir. Şiî usûlî düşünceye yaptığı müstesna katkının yanında günümüze ulaşan eserlerinde bilgi bahislerini ele alan ilk müellif olması, bu tercihte önemli rol oynamıştır. Hayatının tamamını (d.355/966)-(ö436/1044) dönemin Abbâsî hilafetinin merkezi Bağdat'ta geçiren Murtazâ, köklü bir aileden gelmenin kendisine sunduğu imkânları Büveyhî hanedanı üyelerinin destekleri ile birleştirmiş ve elde ettiği gücü oldukça efektif bir şekilde kullanarak İmâmiyye kelamında köklü dünüşümlere kapı aralamıştır. O, etkisinde kaldığı Basra Mu'tezile'sinin rasyonalist düşünce sistemini Şîa kelamına kusursuz bir şekilde adapte etmeyi başarmıştır. Usûl ve kelam eserlerinde tavizsiz bir şekilde uyguladığı akılcı yöntem nedeniyle ilmî olmadığını düşündüğü birçok düşünceyi reddetme yoluna gitmiştir. İlmî olduğuna kanaat getirdiği idrak, akıl ve mütevatir haber eksenli bilgileri ise sisteminde yüceltmiştir. Murtazâ'nın Basra Mu'tezile'si âlimlerinden ödünç aldığı bu akılcı söylem, yetiştirdiği öğrenciler aracılığıyla Şîa'da yerleşmiş ve yaklaşık iki asır boyunca mezhebin hâkim düşüncesi haline gelmiştir. Anahtar Sözcükler Şîa, kelam, bilgi, Şerîf el-Murtazâ, akıl

AkılEpistemolojiKelam+4
Ahmet Akdeniz
Dicle University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Kırâat ilminde sûre geçişleri

Kırâat ilmi,mütekadimîn âlimler döneminde her imâmın kırâati tek tek (infirâd) ögrenilmekteydi. Müteahhirîn âlimler dönemindeyse kırâat imâmları selâse, sebʿa ve ʿaşere (cemʿ) şeklinde tek hatimde öğretilmeye başlandı. Bu durum vecihle-rin terkibi ve tariklerin iç içe geçtiğine dair tartışmaların ortaya çıkmasına neden oldu. Bu tartışmaların ortaya çıktığı konulardan biride kırâat ilmindekisûre geçişleri hususunda olmuştur. Sûre geçilerinde aslî vecihler olan vasl, vakf, ibtidâ, kat' ve fer'î vecihler olan sükûn, işmâm ve ravm konularında sûre geçişleri yapılırken vecihler arasında bir ilişki ve münasebetin gerekli olup olmadığı hususunda farklı ekolleri oluştumuştur. Bunlardarbı hisabî, tesviyeve tefrikaekolleridir. Bu ekollerdendarbı hisabîekolü,sûre geçişlerinde münasebetin gerekli olmadığını benimseyerekcaiz olan tüm vecihlerin birbiriyle çarparak ortaya çıkan tüm vecihleri tatbik ederler. Tesviye ekolü, sûre ge-çişlerinde farklı itibarları dikkate almadan vecihleri eşit miktarda med etmeyi benim-semektedirler. Tefrikaekolü, sûre geçişlerinde farklı itibarlar varsa bu itibarlara daya-narak farklı miktarda medlerin uzatılmasını kabul etmektedirler. Tesviye ve tefrikaekollerimünasebetin olması gerektiğini benimsemekle beraber ilgili münasebetin nasıl olması gerektiği konusunda ihtilaf yaşamaktadırlar. Çalışmamızda, sûre geçişlerinde aslî ve ferʿî vecihler tesviye ve tefrika ekolle-rinin görüşleri doğrultusunda, caiz olan aslî ve ferʿî vecihlerin uygulamalarıele alınarak kırâat ilminin bu tartışmalı konusu irdelenmektedir.Bu nedenlerden dolayı sûreler arası geçiş, kırâat ilminin önemle üzerinde durulan konularından olmuştur. Bundan hareketle çalışmamızda ele aldığımız sûre geçişlerinde kırâat imâmlarının uygulama-daki farklılığına dikkat çekilmektedir.

Mehmet Reşit Bayar
Dicle University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
DoctorateOpen AccessTR

Abdullah Gelîkûrî'nin el-İ'lâl adlı eserinin tahkik ve incelemesi

Bu çalışmada, İmadiye emirliği döneminin önemli dilbilimcisi, Abdullah b. Şeyh İlyâs Gelîkûrî'nin sarf ilmi alanında yazdığı el-İ'lâl isimli eseri tahkik edilmiş ve incelenmiştir. Bu eser muhtevası, üslubu, ta'lîlleri, örnekleri istişhadları, kaynakları vb. unsurlar açısından incelenmiştir. Gelîkûrî'nin bu eseri, medreselerde şifahi olarak öğretilen kelimelerin köklerinin detaylarına inerek okuyucuların kelimelerin köklerini anlamasını kolaylaştıran önemli bir sarf kitabıdır. Eserin ayrı bir önemi, İslâm âlemindeki medreselerde uzun yıllar boyunca talebelere okutulan ve ezberletilen İzzuddin ez-Zencânî'nin Tasrîfu'l-'İzzî isimli risâlesinin şerhi olmasıdır. Bu eser zamanında rağbet görmesine rağmen sonradan tarih sayfaları arasında kaybolmuştur. Basılmamış üzerinde bir makaleden başka klasik ve modern bir çalışma yapılmamıştır. Bu yüzden söz konusu eser, tahkik edilip incelenmeye değer bir eserdir. Çalışma, giriş, üç bölüm ve sonuçtan oluşmaktadır. Giriş kısmında sarf ilminin tanımı, konusu, önemi ve bu alandaki önemli müellif ve eserleri hakkında bilgi verilmektedir. Birinci bölümde Zencânî'nin hayatı, eserleri ve onun Tasrîfu'l-'İzzî adlı eseri ele alındıktan sonra şerhin müellifi Gelîkûrî'nin hayatı, ilmî yönü, eserleri, ve kendinden sonraki sarf çalışmalarına olan etkisi vb. incelenmektedir. İkinci bölümde müellifin el-İlâl adlı eseri; adı, aidiyeti, yazılma nedeni, muhtevası, metodu, istişhâdı, örnekleri, ta'lilleri, kaynakları, diğer şerhler arasındaki yeri, yazma nüshalarının tavsifi, karşılaştırması ve tahkikte izlenilen metot açısından detaylı bir şekilde ele alınmaktadır. Üçüncü bölümde ise eserin tahkikli metni ve indeksler bulunmaktadır. Sonuç kısmında elde edilen sonuçların bir analizi yapılmakta ve birtakım görüş ve öneriler sunulmaktadır.

Basri Alan
Dicle University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
DoctorateOpen AccessTR

Hüseyin Hârizmî'nin hayatı, eserleri ve Cevâhirü'l-Esrâr isimli Mesnevî Şerhi'nin birinci cildindeki tasavvufî görüşleri

ÖZET Tasavvuf düşünce edebiyatı, insan ruhunun derinliklerine hitap eden ve manevi olguları keşfederek ortaya çıkan bir yolculuktur. Bu yolculuğun en değerli örneklerinden biri, Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî'nin "Mesnevî-i Manevî" adlı eseridir. Mevlânâ, çağlar boyu insanlığa sevgi, aşk ve manevi derinlikler üzerine öğretiler sunmuş, bu öğretiler asırlardır pek çok düşünür ve mutasavvıf tarafından şerh edilmiştir. Bu çalışmada, Mevlânâ'nın "Mesnevî'sine" dair bir şerh olan "Cevâhirü'l-Esrâr ve Zevâhirü'l-Envâr" adlı eseri incelemekteyiz. Eser, Hüseyin Hârizmî tarafından Farsça dilinde kaleme alınmış olup, Mevlânâ'nın "Mesnevî'sinin" ilk üç cildini derinlemesine analiz etmektedir. "Cevâhirü'l-Esrâr ve Zevâhirü'l-Envâr" tasavvufî düşüncenin temel taşlarını açıklarken, aynı zamanda Mevlânâ'nın fikirlerini İslam düşüncesinin geniş bir yelpazesinde ele almaktadır. Bu şerh, Hüseyin Hârizmî'nin geniş entelektüel birikimi ve derin tasavvufî bilgisiyle, Mesnevî'nin anlam dünyasını daha erişilebilir kılmaktadır. Hüseyin Hârizmî, yalnızca bir şerh yazmakla kalmamış, aynı zamanda İslam tasavvufunun temel figürlerinden olan Muhyiddin İbnü'l-Arabî, İmam Gazâlî, Ebû Necib Sühreverdî ve İmam Kuşeyrî gibi isimlere atıfta bulunarak, İslam düşüncesindeki geniş yerini de ortaya koymuştur. Bu eserin yazımı sırasında Hüseyin Hârizmî, tasavvufî öğretileri şiirsel bir dille ifade ederek, tasavvufun derinliklerine dair çok yönlü bir bakış açısı sunmuştur. Bu doktora tezinde, Hüseyin Hârizmî'nin tasavvufî düşünceleri, şerhçilik geleneğindeki katkıları ve sufî kişiliği ele alınarak, onun "Mesnevî-i Manevî" üzerindeki etkisi detaylı bir şekilde incelenmiştir. Aynı zamanda, Hüseyin Hârizmî'nin tasavvufî dünyadaki yeri ve bu bağlamda Mesnevî'ye olan yaklaşımını anlamak, okuyucuya Mevlânâ'nın öğretilerine dair derin bir perspektif kazandıracaktır. Hüseyin Hârizmî'nin eserinin sadece bir şerh olmanın ötesinde, tasavvufî öğretileri aydınlatan ve bir düşünsel miras bırakan önemli bir kaynak olduğunun altı çizilmiştir. Anahtar Kelimeler: Mesnevî, Şerh, Tasavvuf, Hârizmî, Sufîlik, İslam Düşüncesi

Abdullah Avşar
Dicle University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2025
00
DoctorateOpen AccessAR

منهج اخلوارج يف تفسري آايت االعتقاد "تفسري مهيان الزاد إىل دار املعاد

This scholarly investigation focuses on comprehensively examining the Kharijites, encompassing their definition, characteristics, subsects, theological perspectives, ideological foundations, and the underlying motivations for their historical emergence. The research illuminates the distinctions between early and contemporary Ibadism, critically analyzing their theological and interpretative methodologies. The study meticulously explores the Kharijites' hermeneutical approach to Quranic exegesis, particularly their interpretation of theological verses. By systematically evaluating their interpretative methods against established scholarly interpretative principles, the research critically compares their exegetical approaches with those of mainstream Islamic scholars and exegetes. This comparative analysis reveals both the concordant and divergent aspects of Kharijite scriptural interpretation. The research employs "Himyan al-Zad ila Dar al-Ma'ad" as a representative textual model to scrutinize the methodological approaches of its author and contemporaneous scholarly perspectives. A comprehensive examination is conducted to highlight the interpretative accuracies and potential hermeneutical deviations within this scholarly work.

Mustafa Muhammed Mahmud
Bingöl University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Çocuklar için felsefe eğitim programının 48-72 aylık çocukların sosyal problem çözme becerilerine etkisi

Bu araştırmada "ÇİF Eğitim Programı'nın 48-72 aylık çocukların sosyal problem çözme becerilerine etkisinin incelenmesi amaçlanmıştır. Nicel modelde yürütülen çalışmada yarı deneysel desenlerden ön test-son test eşleştirilmiş kontrol gruplu desen kullanılmıştır. 2023-2024 eğitim öğretim yılı güz döneminde Bolu MEB'e bağlı iki anaokulunda öğrenim görmekte olan 48-72 aylık çocuklardan toplam 35 çocuk araştırmanın çalışma grubunu oluşturmuştur. Deney grubuna 8 hafta süren ve 16 etkinlik planı içeren ÇİFEP uygulanmıştır. Araştırmada veriler "Wally Sosyal Problem Çözme Testi" ve "Genel Bilgi Formu" yoluyla toplanmıştır. Veri analizinde normallik koşullarının sağlanması ile gruplar arası farklılıkların analizi için "İlişkisiz Örneklemler için t Testi" ve grup içi farklılıkların analizi için "İlişkili Örneklemler için t Testi" kullanılmıştır. Verilerin analizi sonucunda deney ve kontrol grubunun ön testleri arasında bir farklılık olmadığı, her iki grubun ön test ve son testleri arasında ise anlamlı bir farklılık bulunduğu görülmüştür. Deney ve kontrol grubunun son test verileri arasında deney grubu lehine anlamlı bir farklılık olduğu belirlenmiştir. Deney grubuna uygulanan kalıcılık testi ile son test arasında anlamlı bir farklılık olmadığı, araştırma verileri ışığında ÇİF Eğitim Programının okul öncesi çocukların sosyal problem çözme becerilerinde etkili olduğu sonucuna ulaşılmıştır.

Yaratıcı problem çözme özellikleriÇocuk-okul öncesiİşbirlikli problem çözme
Gözdenur Semiz
Bolu Abant Izzet Baysal University · Institute of Graduate Studies
2024
00
Master'sOpen AccessTR

48-72 aylık çocukların anne-baba iletişimleri ile sosyal becerileri arasındaki ilişkinin incelenmesi

Bu araştırma, 48-72 aylık çocukların anne-baba iletişimleri ile sosyal becerileri arasındaki ilişkiyi incelemek amacıyla yapılmıştır. Bu temel amaç çerçevesinde okul öncesi eğitime devam eden 48-72 aylık çocukların anne ve babalarıyla iletişimleri ile sosyal becerileri arasındaki ilişkinin çocuğun yaşı, cinsiyeti, kardeş sayısı, doğum sırası, anaokuluna devam etme süresi ve anne-baba öğrenim durumu gibi demografik değişkenlere göre farklılaşıp farklılaşmadığı araştırılmıştır. İlişkisel tarama modelindeki araştırmanın örneklemini 2023-2024 bahar yarıyılında Ankara ili, Gölbaşı ilçesinde bulunan, MEB'e bağlı dört resmi bağımsız anaokullarında eğitim görmekte olan 48-72 aylık 394 çocuğun anne ve 26 öğretmeni oluşturmaktadır. Veri toplama aracı olarak "Genel Bilgi Formu", Anne-Baba-Çocuk İletişimini Değerlendirme Aracı (ABÇİDA) ve Okul Öncesi Sosyal Beceri Değerlendirme Ölçeği (OSBED) Öğretmen Formu kullanılmıştır. Veriler SPSS 20 programı kullanılarak analiz edilmiştir. Araştırma sonucuna göre; çalışma grubunda yer alan 48-72 aylık çocukların anne-baba iletişim beceri puanlarında ailedeki çocuk sayısı, doğum sırası ve anaokulu devam süresi değişkenlerine göre anlamlı bir farklılık oluşturduğu (p<0,05), sosyal beceri puanlarında ise yaş, anaokulu devam süresi ve anne-baba öğrenim durumu değişkenlerinde anlamlı bir farklılık oluşturduğu belirlenmiştir (p<0,05). Çocukların anne-baba iletişimleri ile sosyal becerileri arasında ilişkiye ise rastlanmamıştır.

Aile içi iletişim
Hatice Kirman
Bolu Abant Izzet Baysal University · Institute of Graduate Studies
2024
00
Master'sOpen AccessAR

الشيخ عبد الكريم الدبان حياته وآثاره وآرائه الكلامية

Abdülkerim ed-Deban's full name is Abdülkerim b. Hammadi b. Hudair b. Abdurrezzak b. Khalid b. al-Sayyid b. Abdullah. Scholars who knew him describe him as a great scholar, an outstanding jurist and a scholar, a devout and ascetic person. Born in 1910, Deban learned the Quran in the city of Tikrit. Abdülkerim ed-Deban, who draws attention with his modesty and simplicity, is known as a person who is fond of reading and examining scientific works. Ahmed b. He received permission from Mosul scholars such as Muhammed Emin and Davud et-Tikriti. Dr. Ahmed Hasan et-Tâhâ as-Sâmarraî is among his students. Deban, who has various scientific works, is not content with the lectures and sermons he gives, but also dedicates his time to creating copyrighted works in various fields such as tafsir, hadith, fiqh, method, sarcasm, syntax, literature, poetry, mysticism and logic. In the field of Usul-i fiqh, Taceddin es-Sübkî's commentary on his work Cem'u'l-Cevâmi' called Şeru'l-Cedîd and in the field of fiqh, Mecmûat fetâvâ Abdülkerin ed-Deban, as well as a book he wrote in the field of ferâiz and inheritance law. There is a treatise. In addition to the annotation el-Behcetü'l-merdıyye alâ Şerhi'l-Elfiyye in the Arabic language Tavzîhu Katri'n-Nedâ ve Belli's-Sadâ, he wrote a treatise on the rhyme of consumables, prosody and poetry with Tavzîhu't-telhîs. There are also treatises on eating and drinking culture and hadith narration. In the field of kalam, there is an annotation work on the commentary written by Celâleddin ed-Devvânî to Aḳāʾidü'l-ʿAḍudiyye by Adudüddin al-îcî. Abdul Karim ed-Deban seems to have mostly preserved the traditional Ash'ari view in theological laws.

Rasool Faraj Subhı Subhı
Bolu Abant Izzet Baysal University · Institute of Graduate Studies
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Tevbe sûresinin kırâatlar açısından incelenmesi

Kırâat ilmi, Kur'ân kelimelerinin yazılış ve okunuş şekilleriyle ilgilenmesi açısından Kur'ân ilimleri arasında büyük bir öneme sahiptir. Kur'ân'ın nâzil olduğu ilk günden beri var olduğu kabul edilen bu ilim, çeşitli evrelerden geçmiş ve günümüze kadar varlığını sürdürebilmiştir. Kırâat ilminin konusu olan Kur'ân kelimelerinin yazılış ve okuyuş şekilleri, âyetlerin anlamlarına etki eder. Bir âyet, içinde kırâat ilmi açısından farklı okunabilecek bir kelime bulunduğu zaman farklı anlamlar kazanabilmektedir. Biz de bu çalışmamızda Tevbe sûresinde geçen bazı kelimelerin farklı okuyuş şekillerini ve bu okuyuş şekillerinin kelimelerin veya âyetlerin anlamında nasıl bir değişikliğe yol açtığını açıklamaya çalıştık. Bunu yaparken de sadece mütevatir kırâatları göz önünde bulundurduk. Konunun uzaması ve dağılması endişesiyle mümkün olduğu kadar şâz ve müdrec gibi kırâatlara değinmedik. Çalışmamız iki bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde kırâat ilmiyle ilgili bilgi vermeye çalıştık. Kırâat ilmi başlığı altında, kırâat ilminin ta'rifi, konusu ve gayesi hakkında kısa kısa bilgiler verdik. Kırâat ilminin geçirdiği aşamalar başlığı altında Hz. Peygamber (s.a.v.), sahabe ve tabiîn döneminde kırâatların durumu hakkında bilgi verdikten sonra kırâat İmâmları ve râvileri hakkında yine kısa bilgiler sunduk. İkinci bölümde ise Tevbe sûresinin ismi, nüzulü, âyet sayısı, besmele ve sûrenin içeriği ile ilgili bazı önemli bilgiler verdik. Yine bu bölümde Tevbe sûresindeki farklı okunan kelimeler üzerinde durmaya çalıştık. Bu kelimelerin kırâat âlimleri tarafından nasıl okunduğu ve bu okuyuş şekillerinin ayetlerin anlamına nasıl etki yaptığını açıklamaya çalıştık. Çalışmamızın sonuna Tevbe sûresindeki bütün kırâat farklılıklarını bir şema ile göstermeye çalıştık. Anahtar Kelimeler Tevbe sûresi, Kırâat, Mushaf, Kurrâ,

Kur'an-ı KerimKıraatTevbe suresi
Lokman Şan
Dicle University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Cuma gününün faziletine dair rivayetlerin tahlili

Bu çalışmada başta Ebû Hüreyre olmak üzere birkaç sahâbî tarafından rivayet edilen ve genel olarak "Günlerin efendisi" veya "Günlerin en faziletlisi" şeklinde başlayıp Cuma günün fazileti hakkında olan rivayetlerin sened ve metin açısından tahliline çalışıldı. Konumuzu oluşturan hadisler onbeş ayrı kaynakta yer almaktadır. Bu kaynaklarda tespit ettiğimiz 62 rivayeti önce isnad açısından inceledik. Bu rivayetlerin yaklaşık olarak üçte birinin sened açısından sahih olmadıklarını geri kalanların ise sened açısından sahih oldukları sonucuna vardık. Sened incelemesinden sonra hadisleri metin açısından incelemeye çalıştık. Bu incelememizde hadislerde yer alan saatu'l-icâbe dışında kalan kısmın Ka'bu'l-Ahbâr'a ait olma ihtimalinin ortaya çıktığını ve bu sebeple hadislerin sıhhatinin ihtiyatla karşılanması gerektiği sonucuna vardık.

CumaHadisRivayetler+1
Abdulbasit Kuşça
Dicle University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Mahmûd B. İsmaîl el- Harpûtî'nin Tevdîhu'l-Î'Râb 'An Kavâ'İd'il-İ'Râb adlı eserinin tahkiki

Harpûtî, H. 9./ M. 16. yüzyılda yaşamış ve nahiv ilminde Tevdîhu'l -Î'râb 'an Kavâ'idi'l- İ'râb adlı eseriyle meşhur olmuştur. Harpûtî bu eserinde İbn Hişâm el-Ensârî'nin Arapça grameri hakkında yazmış olduğu Kavâ'idul-İ'râb adlı eserini şerh etmiştir. Bu çalışmada Harpûtî'nin hayatı ve Tevdihu'l-İ'râb 'an Kâvâidi'l İ'rab adlı eseri incelenmiştir. Harpûtî'nin yazmış olduğu Tevdîhu'l-İ'râb 'an Kavâ'idi'l-İ'râb adlı bu şerh günümüze kadar ulaşmıştır. Bu eser'in el yazma nüshaları birçok kütüphanede mevcuttur. Harpûtîbu eserinde İbn Hişâm'ın Kavâ'idu'l İ'râb adlı eserini şerh etmiştir. Harpûtî İbn Hişâm'ın eserini ayet, hadis, şiir ve misaller ile açıklamış ve daha anlaşılır hale getirmiştir. Harpûtî bu eserinde nahiv ilminin meşhur iki ekolünden biri olan Basra ekolünü benimsemiştir. Kûfe ekolüne değindiği zaman o görüşün Kûfelilere ait olduğunu özellikle belirtmiştir. Bu eserin enönemli özelliği metinde yer alan ayet, hadis ve şiirlerin i'rab'ının yapılması, ayrıca âyet hadis, şiir ve misaller getirilerek metnindaha anlaşılır kılınmasıdır. İbn Hişâm'ın Kavâ'idu'l-İ'râb adlı eseri şark medreselerinde hala okutulup ezberlenmektedir. Bundan dolayı Harpûtî'nin Kavâ'idu'l-İ'râb'ının şerhi olan bu yazma eserin tahkik edilmesi akademik çalışmalara ve ilim dünyasına katkı sağlayacağını ümit ediyoruz. Anahtar Sözükler: Nahiv, İbn Hişâm, Harpûtî, Kavâ'idu'l İ'râb, Tevdîhu'l -Î'râb 'an Kavâ'idil- İ'râb

16. yüzyılArapçaDil bilgisi+4
Nedim Avcı
Dicle University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Molla Abdullatif Şemami'nin hayatı ve sarf ilmindeki yeri

Molla Abdullatif Şemami, 1924 yılında Diyarbakır'da doğmuş ve Arapça kelime bilgisi- sarf alanında temayüz etmiştir. Bu alanda yazmış olduğu ve "Serf'a Şemami" (Şemami Sarfı) adlı risalelesi incelenmiş olup talebelerine şifahi olarak aktardığı anektodlar ile sarf öğretiminde kullanmış olduğu yöntemler saptanmıştır. Molla Abdullatif'in, doğumu, ilmi kişiliği, edebi kişiliği, hocaları da aktarılmaya çalışılmıştır. Molla Abdullatif Şemami'nin sarf öğretimindeki metodu Diyarbakır ve civar bölgelerde ün yapmış, hala bazı medreselerde bu yöntem ve teknikler sarf öğretiminde kullanılmaktadır. Molla Abdullatif, talebeye ilk etapta fiil çekimlerini ihtiva eden ve günümüz islami medreselerde hala ders kitabı olarak okutulan "Emsile" kitabını ezberlettikten sonra talebeyi, salim fiiler başta olmak üzere, sülasi mücerred, sülasi mezid, rubai mücerred ve rubai mezid fiillerini çekimleyebilecek seviyeye getirmeyi amaçlamıştır. Akabinde yine aynı tertip ile muzaaf, misal, ecvef, nakıs, lefif ve mehmuz fiilleri de kendi aralarında tasnif ederek talebeye bu fiillerin çekimlerini aktarmıştır. Talebenin, örneğini görmediği fiil kalıbı bırakmamayı amaçlayan Şemami Sarfı, i'lal, idğam, hazf ve kalb konularını başlıklar halinde değil, fiil çekimleri esnasında her fiil üzerinden uygulayarak sarf ilminin mantığını anlatmaya çalışmıştır. Arapça sarf ilminin, ilahiyat ve edebiyat fakültelerindeki öğretimine katkı sunmasını umarak yaptığımız bu çalışmanın ilim dünyasına katkıda bulunmasını ümit ediyoruz. Anahtar Sözcükler: Sarf, Molla Abdullatif Şemami, Şemami, Şemami Sarfı, Sarf Tedrisatı

ArapçaDil bilgisiDil bilgisi-eylem+4
Yunus Atlı
Dicle University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Arap dili ve belağatı açısından Kur'ân'da sözcüklerin çoğul halleri

?Arap Dili ve Belağatı açısından Kur'ân'da Sözcüklerin Çoğul Halleri? adlı bu çalışmamızda Arapça dil kurallarından olan ?çoğullar? (cemî) incelenerek konu etraflıca ele alındı.İlk dönemden itibaren günümüze kadar yazılan Arap Dili eserleri, ulaşabildiğimiz ölçüde gözden geçirildi. Nahiv ve sarfla ilgili eserlerde çoğular örnekleriyle tespit edildi.Çoğullarla ilgili her konu etraflıca ele alındıktan sonra, Kur'ân-ı Kerîm'deki aynı kökten gelen fakat farklı çoğul kalıplarıyla kullanılan kelimeler tespit edildi. Bu işlem yapılırken başta Kur'ân-ı Kerîm, Elfâzu'l-Kur'ân, Karîbü'l-Kur'ân ve tefsirler gibi eserlere müracaat edildi.Bu çalışma, giriş, iki bölüm ve sonuçtan oluşmaktadır.Girişte; Arap dil çalışmaları ile ilgili özet bilgiler verildi.Birinci bölümde; Arap dilindeki çoğullar incelenerek konu ile ilgili yeteri kadar örnekler verildi.İkinci bölümde; Konumuzla ilgili Kur'ân-ı Kerîm'de tespit ettiğimiz kelimelerden bazı örnekler verildi. Bu kelimelerin farklı kullanımlarının hikmetleri ulaşabildiğimiz kadarıyla Kur'ân ilimlerine dair yazılan eserlerden istişhâd edilerek ortaya konmaya çalışıldı.Sonuçta ise; bu çalışmadan elde edilen sonuçlar anlatıldı.

ArapçaBelagatDil bilgisi-sözcük türleri+5
Abdurrahman Güney
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2009
00
Master'sOpen AccessTR

Dimetil fumarat'ın mikroglial hücrelerde nlrp3 inflamazom aktivasyonu üzerine etkisi

İnflamazom aktivasyonu klasik inflamatuar yanıtlardan farklı olarak başlayan ve gelişen bir süreçtir. Mikrobiyal ajanların yanı sıra Adenozin Trifosfat(ATP) gibi metabolik stres ürünleri veya asbestos , silika gibi dış uyaranların etkisiyle de oluştuğu bilinmektedir. İnflamazom aktivasyonu hücrelerden Kaspaz-1 aracılığı ile interlökin-1beta (IL-1beta), interlökin-18 (IL-18) sitokinlerinin salınımı ile sonlanmaktadır. Bu süreçte inflamazom aktivasyonu hücrenin piroptotik yolla ölümüne de neden olabilir. Dolayısıyla inflamazom aktivasyonun baskılanması gereklidir. Dimetil Fumarat (DMF) anti-inflamatuar ve pro-metabolik etkileri olan bir moleküldür. Fumarik asidin metil esteri olarak da bilinen DMF'nin Multipl skleroz'da klinik parametrelerde iyileşme sağladığı ve atak sıklığını azalttığı gösterilmiştir. Ayrıca mikroglial hücrelerle aynı kökenden gelen THP-1 monosit hücre hattında inflamazom aktivasyonunu baskıladığı saptanmıştır. Çalışmamızda DMF'nin N9 mikroglial hücre hattında inflamazom aktivasyonuna etkisinin incelenmesi amaçlanmıştır. Çalışmamızda, N9 mikroglial hücrelerine Lipopolisakkarit (LPS) ve ATP uygulaması ile NOD benzeri reseptör ailesi pyrin domain içeren protein 3 (NLRP3) inflamazom aktivasyonu oluşturuldu. İlk önce DMF'nin toksik olmayan, inflamazom aktivasyonunda etkili dozu belirlendi. Sonrasında inflamazom aktivasyonu göstergeleri mRNA düzeyinde real-time PCR, protein düzeyinde ELISA ve immünoblot yöntemleri ile incelendi. Ayrıca mitokondriyal Reaktif Oksijen Türleri (ROS) ve mitokondriyal membran potansiyeli akış sitometrisi, İmmünflorasan boyama (IF) ve florometrik yöntemlerle incelendi. Sonuçlarımıza göre DMF, LPS + ATP modeli ile NLRP3 inflamazom aktivasyonu gerçekleştirilen N9 mikroglial hücrelerinde, Kaspaz-1 aktivitesini ve IL-1beta ve IL-18 sitokinlerinin salınımı baskıladı. Ayrıca, inflamazom ilişkili proteinlerin ekspresyonunu ve inflamazom aktivasyonu sonucunda görülen piroptotik hücre ölümünü azalttı. Bunların yanı sıra, mitokondriyal ROS miktarını baskılayıp ve mitokondriyal membran potansiyelinin bozulmasını önledi. Bu çalışma DMF'nin mikroglial hücrelerde inflamazom aktivasyonunu baskıladığını gösteren ilk çalışmadır.

Adenozin trifosfatDimetil fumaratLipopolisakkaritler+3
Bora Taştan
Dokuz Eylül University · Institute of Health Sciences
2018
00
DoctorateOpen AccessTR

Yeni bir yöntemle blok kopolimer sentezi

Baki Hazer
Karadeniz Technical University · Institute of Graduate Studies in Science
1978
00
Master'sOpen AccessTR

Doğu Karadeniz bölümünde kullanılan bazı insektisitlerin mikro ve makro organizmalara etkileri

Ayten Kırmız
Karadeniz Technical University · Institute of Graduate Studies in Science
1981
00
Master'sOpen AccessTR

Uzaktan eğitim sürecine duyulan güvenin ilkokul paydaş (öğretmen, idareci, veli) görüşlerine göre incelenmesi

Bu çalışmanın amacı uzaktan eğitim sürecine duyulan güveni ilkokul paydaş (öğretmeni idareci, veli) görüşlerine göre incelemektir. Bu amaçla çalışmada tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubu kolay ulaşılabilir örnekleme yoluyla seçilmiş olup; 2021-2022 eğitim-öğretim yılında Ağrı'da görev yapmakta olan 28 ilkokul idarecisi, 150 sınıf öğretmeni ve bu ilde ikamet eden 201 ilkokul velisinden oluşmaktadır. Katılımcıların görüşlerini almak için kullanılan yarı yapılandırılmış görüşme formunda ilkokul idarecilerine 5, sınıf öğretmenlerine 7 ve ilkokul velilerine ise 4 soru sorulmuştur. Elde edilen veriler betimsel analiz ile analiz edilmiştir. Bulgular incelendiğinde ilkokul paydaşlarının uzaktan eğitim sürecinde kullanılan dijital uygulamaları genel anlamda güvenilir buldukları, ancak tüm paydaşların uzaktan eğitimle karşılaştırıldığında geleneksel eğitimi daha güvenilir gördükleri sonucuna ulaşılmıştır. Paydaşlar bu süreçte en çok maddi imkansızlıklardan kaynaklı sorunlar, internet erişimi ve alt yapı sorunları, katılım azlığı ve devamsızlık sorunları yaşamalarından dolayı güvenlerinin zedelendiğini belirtmişlerdir. Sınıf öğretmenlerinin ders verme ile ilgili yeterlik boyutunda kendilerine güven duydukları ancak öğretmenlerin uzaktan eğitim sürecinde görev ve sorumluluklarını yerine getirmedikleri için velilere güven duymadıkları ortaya çıkmıştır. Çalışma sonucunda uzaktan eğitimin geleneksel eğitimin yerini tutamasa da eğitim-öğretimin devamını sağladığı ve sağlık açısından koruduğu için paydaşlara az da olsa güven duygusu verdiği görülmüştür.

GüvenUzaktan eğitimVeliler+3
Merve Can Yıldırım
Ağrı İbrahim Çeçen University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Orta Anadolu Abdal müzik geleneğinde keman sazının kullanımı (Seyit Çevik örneği)

Günümüz keman çalgısının tarihi incelendiğinde, tıpkı diğer yaylı çalgılar gibi Orta Asya'da kullanılan ıklığ çalgısından türetildiği görülmektedir. Avrupa'da geliştirilen bu çalgının daha sonraki zamanlarda farklı etkileşimler ile birlikte Anadolu'ya geldiği bilinmektedir. Osmanlı İmparatorluğunda başlatılan batılılaşma hareketleri ile birlikte keman sazı Türk müziğinde kullanılmaya başlandığı bilinmektedir. Türk halk müziğine girişi tam olarak bilinmemekle birlikte 1934 yılında yapılan müzik yasağının bu durumda önemli bir rolü olduğu da söylenebilmektedir. Anadolu da birçok farklı bölgede kullanılan keman, mahalli sanatçılar tarafından da icra edilmektedir. Bu sanatçılardan biri de Keskinli Seyit Çevik'tir. Bu çalışmada Türk halk müziğinde kullanılan keman sazı Seyit Çevik ve eserleri ile açıklanmaya çalışılmıştır. Çevik'in keman icra biçimi incelenmiştir ayrıca kendisine ait üç farklı albümde yer alan 21 adet eser belirlenmiş ve notaya alınmıştır. Eserler makam, ses sahası gibi unsurlar üzerinden incelenmiştir. Literatürde, keman çalgısının Türk halk müziğinde kullanımı özelindeki kaynakların yok denecek kadar az olduğu görülmektedir. Türk halk müziğinde önemli bir yere sahip olduğu düşünülen keman çalgısının literatürde de bu öneminin kanıtlanabileceği amacı ile bu çalışmanın üretildiği söylenebilmektedir. Aynı zamanda bu çalışmanın keman sazının Türk halk müziğinde kullanımı üzerine yapılacak farklı çalışmalara da kapı açacağı düşünülmektedir. Bu çalışma karma araştırma modeli ile gerçekleştirilmiştir ve çalışma sürecinde nitel araştırma yöntemlerinden literatür tarama, tarihsel araştırma ve alan araştırması yöntemleri kullanılmıştır. Çalışmanın sonucunda ise; keman sazının halk müziğinde önemli bir yer edindiği, hatta bir halk müziği çalgısı olarak isimlendirilebileceği sonucuna varılmıştır. Ayrıca Çevik'in eserleri incelendiğinde kemanın tamamen yöre tınılarına uyum sağladığı ve yöresel ezgide bir kopukluk yaratmadan icra edildiği de saptanmıştır.

Türk halk müziğiTürk çalgılarıYaylı çalgılar
Deniz Beyhan
Sakarya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Avni Anıl'ın Türk müziğine katkıları ve makam kullanım tekniği

Köklü bir geçmişe sahip olan Türk Müziği makamları, zaman içerisinde çeşitli değişikliklere uğrayarak bestekârlar tarafından eserlerde farklı şekillerde işlenmiştir. Bu değişime katkı sağlayarak önde gelen bestekârlar arasında yerini alan Avni Anıl, mûsikî alanında yaptığı çalışmalar ve bestelediği eserlerle Türk mûsikîsinde makamların seyir kullanımına zenginlik kazandırmış önemli bir bestekârdır. Avni Anıl bestecilik serüvenine Üsküdar Mûsikî cemiyetine gittiği dönemde, hocası Emin Ongan'ın teşvikiyle başlamıştır. Ardından yaptığı besteler, sanatçı arkadaşları tarafından da çok beğenilmiş ve her geçen gün artarak devam etmiştir. Bu çalışmada; Avni Anıl hakkında, hocası Emin Ongan'ın ve sanatçı arkadaşlarının bazı söylemlerine, ayrıca kız kardeşi emekli radyo sanatçısı Berhayat Anıl ile yapılan röportaja ve bestekârın kendi yaşam öyküsünü anlattığı bir biyografiye yer verilmiştir. Yapılan araştırma doğrultusunda Avni Anıl'ın Devlet Korosu arşivinde yer alan 154 eseri tespit edilmiştir. 152 şarkı, 1 ilâhi ve 1 çocuk şarkısı formunda bestelenmiş olan bu eserlerin makamsal analizinin incelenmesi sonucunda, kullanılan makam geçkilerinin belirlenerek bestekârın makam kullanım tekniğine ulaşılması amaçlanmıştır. Ayrıca eserlerin adının, makamının, usûlünün, güftekârının ve arşiv numarasının yer aldığı bir tablo oluşturulmuştur. Avni Anıl'ın eserlerinde; 2 Acemkürdî, 27 Hicâz, 2 Hüseynî, 14 Hüzzâm, 1 Karcığar, 31 Kürdîlihicâzkâr, 2 Mâhûr, 5 Muhayyerkürdî, 50 Nihâvend, 1 Nikrîz, 8 Rast, 1 Sabâ, 2 Segâh, 2 Sûzidil, 2 Sûznâk, 3 Uşşâk ve 1 Yegâh olmak üzere 17 farklı makam ve 8 farklı usûl kullanıldığı saptanmıştır. Araştırma aşamasında, Avni Anıl'ın yaşamı ve bestekârlığı ile ilgili bilgilere ulaşabilmek için, betimsel tarama yöntemi kullanılmış olup, ayrıca görüşme tekniği uygulanmıştır. Makam kullanım tekniği ise eserlerindeki makamın yapısı ve usûlü dikkate alınarak incelenmiştir.

Anıl, AvniKlasik Türk müziğiMakamlar+2
Pelin Taşkın
Sakarya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Zaralı Halil Söyler'in hayatı ve eserlerinin incelenmesi

Bir toplumun varlığı ve devamlılığı ancak kültürü ile sağlanabilmektedir. Anadolu coğrafyasında köklü bir geçmişe ışık tutan Sivas ili gerek kültürel zenginliğiyle gerekse yetiştirdiği sanatçılarla fark oluşturmuş merkezlerdendir. Nice medeniyetlere ev sahipliği yapmış olan bu şehir, birçok usta sanatçı yetiştirmiştir. Bu ustalardan biri olan Zaralı Halil Söyler, güçlü sesi ve kendisine has icrasıyla genç yaşta yaşadığı coğrafyada ün salmış ve halka mal olmuş sanatçılar arasında yerini almıştır. İcra ettiği eserlerde ustaca kullandığı tavrı ve yöresel üslubu, kendisini araştırmamıza yönlendiren sebeplerden olmuştur. Çalışmada Zaralı Halil Söyler' in yaşantısına dair bilgilere yer verilmiştir. Ulaşılabilen 41 adet eserin ses kaydı notaya aktarılarak transkripsiyonu yapılmıştır. Notaya aktarılan eserler tür, usul, makamsal benzerlik, güçlü sesi, karar sesi ve ses genişliği açısından incelenerek temel müzik özellikleri ortaya çıkarılmıştır. Yapılan incelemede eserlerin büyük çoğunluğu hüseyni makamına benzerlik gösterdiği saptanmıştır. Güçlü sesleri genellikle 5. derece kullanılmış olup La kararda çoğunluk oluşturmuştur. Usul yönünde ise ağırlıklı olarak 4/4 ve 10/8 usul kullanılmıştır. Metronom açısından sıklıkla Prestosimo (193…)' ya yer verilmiş, ses genişliğinde daha çok 7 ve 8 ses aralığında olan türküler seslendirdiği tespit edilmiştir. Veriler belgesel tarama ve görüşme tekniği kullanılarak elde edilmiş olup, içerik analizi tekniğiyle çözümlenmiştir.

BiyografiHalk müziğiMahalli sanatçılar+4
Muhammed Göksu
Sakarya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Âşık izzet Savaş'ın (aziyet) hayatı, eserleri ve âşıklık geleneği içindeki yeri

Âşıklık geleneği geçmişten günümüze kadar aktarılan, günümüzde de canlılığını sürdüren köklü birgelenektir. Emlek bölgesi, Türkiye âşıklık geleneği içerisinde önemli bir kültür merkezikonumundadır. Emlek bölgesi ağırlıklı Sivas ili içerisinde olmakla birlikte Tokat, Yozgat ve Kayseri illerini kapsamaktadır. Bu çalışma;Emlek bölgesini iyi bir şekilde yansıtan,âşıklık geleneğinin devam ettirilmesinde,yaşatılmasında rol alan,geleneğin temsilcilerindenİzzet Savaş'ın hayatı, sanatı, aşıklık geleneğiiçindeki yerini belirlemeye yöneliktir.Âşık İzzet Savaş üzerine, akademik hassasiyetler güdülerekyapılmış bir çalışma bulunmamaktadır.Bu gelenek temsilcisi üzerine bir alan yazının olmayışı,Âşıkİzzet Savaş üzerinden gelenek dışındaki âşıklığın tanımlanmasıçalışmanın odaklandığı temelproblemdir. Çalışmanın birinci bölümünde Âşık İzzet Savaş'ın hayatı, ikinci bölümde Anadolu âşıklık geleneği,Türkiye'de âşıklık geleneği ve âşıklıkla ilgili temel bilgiler, Emlek bölgesi âşıklık geleneği anlatılmışve İzzet Savaş'ın bu gelenek içindeki yeri tespit edilmeye çalışılmıştır. Çalışmanın üçüncü ve sonbölümünde ise Âşık İzzet Savaş'ın yazmış olduğu eserlerin transkripsiyonu, İzzet Savaş için yazılmışeserlerin transkripsiyonu verilmiş, amaçlı rastgele örneklem ili seçilmiş sekiz kırık, sekiz uzun havanotaya alınarak incelenmiştir.Çalışmada nitel araştırmalarda kullanılan veri analiz yöntemlerindendoküman analizi,İzzet Savaş'ın biyografisi oluşturulurken öyküleme, notaya alınan eserlerinseçiminde amaçlı örneklem modeli kullanılmıştır. Çalışma içerisinde Anadolu ve Türkiye âşıklık geleneği tanımlanmaya çalışılmış, Emlek bölgesininyöreye özgü çalgısal, vokal ve müzikal özellikleri ortaya koyulmuştur. İzzet Savaş'ındört albümününher birinden ikişer uzun ve kırık hava notaya alınarak yöreye özgü olan özelliklerle benzerlik vefarklılıklar ortaya koyulmuştur.

Aşık edebiyatıAşıklar(Aşıklık geleneği)Biyografi+1
Mehmet Der
Sakarya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Diyarbakır yöresi halk oyunları müziklerinin incelenmesi: Mahmut Şirin Demir, Seyithan Atar ve Selahattin Davulcu örnekleri

Türk halk oyunlarında genellikle bir oyuna bir melodi eşlik etmektedir. Fakat Diyarbakır yöresine bakıldığında bir oyunun birden fazla melodisi olduğu görülmektedir. Bu çeşitlilik, çalan kişiye göre değişkenlik gösterebilmektedir. Diyarbakır yöresi halk oyunları müziklerinin incelenmesinde örnek olarak seçilen icracılar, halk oyunlarında temel ve genel olarak kullanılan çalgıların davul ve zurna olması göz önünde bulundurularak; zurna icracılarından olması, yörede kabul görmüş kişilerin olması, hayatta olması ve yöre ekipleri ile çalışan aktif icracı olması kriterlerine göre belirlenmiştir. Kendilerini Dom olarak adlandıran icracılar Diyarbakır yöresi halk oyunları müziklerinin icrasında aktif rol almaktadırlar. Araştırmada Mahmut Şirin Demir, Selahattin Davulcu ve Seyithan Atar'ın hayatı hakkında bilgilere yer verilmiştir. 3 icracı tarafından icra edilen 7 oyunun müzikleri, video ve ses kayıt cihazları aracılığı ile kayıt altına alınmış, Mus2 nota yazım programı kullanılarak transkripsiyonu gerçekleştirilmiştir. Notaya alınan eserlerinusûl, karar ses, güçlü ses, ses genişliği, tempo dağılımları ve kullanılan dizinin benzerlik gösterdiği makamsal özellikleri ortaya konulmuştur. Gerçekleştirilen incelemeler neticesinde oyun müziklerinin icrasında kullanılan usûl ve tempo özellikleri benzerlik gösterirken, karar ses, güçlü ses, ses sahası ve kullanılan dizinin makamsal benzerlik özellikleri, icracılara göre farklılık arz etmektedir. Veriler, belgesel tarama, gözlem ve görüşme teknikleri kullanılarak elde edilmiş, içerik analizi tekniği ile çözümlemesi yapılmıştır.

Fatih Aydın
Sakarya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

İzmir Tahtacı Türkmenleri müzik kültürü; Yakapınar örneği

Günümüzde ülkemizde bulunan toplulukların kültür tarihi incelendiğinde varlığını sürdüren birçok kültüre rastlamak mümkündür. Gerek göç ile Anadolu'ya gelen gerekse en baştan bu yana Anadolu topraklarında yaşayan topluluklar bulunmaktadır. Göç kavramıyla, kültür alışverişi, kültür aktarımı gibi durumlar söz konusu olmuştur. Bu etken durumlar neticesinde şimdilerde değişime uğrayarak son halini alan kültürlere ve beraberinde uzun sureli kapalı toplum olarak yaşayarak değerlerini korumaya çalışan kültürler bulunmaktadır. Kapalı yaşayışı benimseyerek uzun yıllar kültürel değerlerini korumaya çalışan topluluklardan biri ise Tahtacılardır. Ülkemizin bir çok yerinde yaşamlarını sürdüren tahtacılar genel olarak toplumdan uzak dağlık ve ormanlık arazilerde yaşamayı tercih etmişlerdir. Toplumdan uzak yaşayışlarını sürdüren Tahtacıların kendilerine has müzik pratiklerinin olduğu söylenilebilir. Bu çalışmada Türk halk müziğine katkılarının olduğu bilinen tahtacılar ve tahtacı köyünden derlenen eserler, müzik pratikleri başlığı altında, açıklanmaya çalışılmıştır. Tahtacı köylerinden biri olan İzmir Bayındır ilçesi Yakapınar Köyü'nde derleme çalışması yapılarak 11 esere ulaşılmıştır. Ulaşılan eserler notaya alınarak, makam, usül gibi başlıklar altında inceleme yapılmıştır. Bu eserlerin 7 tanesi uzun hava formunda, 4 tanesi kırık hava formunda olmuştur. Yapılan araştırmalar neticesinde literatür taramasında Tahtacılar ile yapılan çalışmaların olduğu görülmektedir. Uzun yıllar kapalı toplum olarak yaşayan Tahtacıların keşfedilmeyen müziklerinin olduğu düşünülerek bu çalışmanın yapılması hedeflenmiştir. Ülkemizin değerlerinden olan tahtacıların ulaşılmayan eserlerine ulaşılması ve Tahtacıların konu edinildiği çalışmalara destek olması hedeflenmiştir. Bu çalışmada karma araştırma modeli benimsenmiştir. Çalışma süresince nitel araştırma yöntemlerinden olan literatüre tarama, tarihsel araştırma ve alan araştırma yöntemleri kullanılmıştır. Yapılan bu araştırma sonucunda Tahtacıların müzik pratiklerinin kendine has olduğu ve Türk halk müziğine önemli katkıda bulundukları söylenebilir. Yanı sıra İzmir bölgesinde hala Tahtacı köylerinin bazılarında Tahtacı müziklerinin geleneksel olarak icra edildiğine ulaşılmıştır. Bu icraların devam ettiği köylere ulaşılarak Tahtacıların kültürlerinin unutulmaması adına yapılan icralar kayıt altına alınarak yazılı hale getirilmiştir.

SemahTahtacılarTürk halk müziği+1
Sedat Gürz
Sakarya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Karadeniz yöresi müzik kültüründe kemençe çalgısının popülerleşmesi sürecinde Cemal Berber'in katkısı

Popüler kültür bağlamında müzik, insanları özellikle duygusal açıdan tatmin eden bir özellik taşımaktadır. Günümüzde farklı yaş grupları, dinledikleri müzik türlerine göre ayrışmaktadır. Orta yaş grupları geleneksel müzikler ve popüler müzikler dinlerken, gençler özellikle daha hareketli Türkçe ve yabancı sözlü müzikleri tercih etmişlerdir. Karadeniz yöresi müziği de orta yaş grupları ve gençler arasında popülerlik gösteren bir ritme ve içeriğe sahiptir. Özellikle Karadeniz yöresi müziğinde geleneksel bir çalgı olan Kemençe sazı yörenin duygusunu aktaran bir özelliğe sahiptir. Karadeniz kemençesinin ortaya çıkış tarihi belirlenemeyecek kadar eski olmasına rağmen Türkiye genelinde 2000 yılına kadar etkin olarak kullanılmamış ve Karadeniz kemençesi ile yapılan müzik, belli kalıpların dışına çıkmamıştır. Kemençe, genel olarak çift tel üzerinden tril süsü; yani parmağın tele hızlıca vurulması şeklinde icra edilmekteydi. Cemal Berber'in 'vibrasyon tekniği' yani parmağın bir nota üzerinde hızlıca aşağı yukarı doğru hareket ettirilmesi, Karadeniz kemençesine yeni bir icra şekli getirmiştir. Bu vibrasyon tekniği, Karadeniz kemençesi ile icra edilen müziğin popüleritesinin artmasına katkı sağlamıştır. Araştırma nitel karakterde olup belge analizi, literatür taraması ve görüşme tekniği (halk tarafından kabul görmüş olan müzisyenlerle kişisel görüşmeler) kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Bu çalışmada, Cemal Berber'in Karadeniz kemençesine katkısının anlaşılması için ortalama 100 yıllık süreç içerisinde kemençe ile yapılan çalım tarzları araştırılmıştır. Karadeniz kemençesinin göze çarpan popülerliğine Cemal Berber'in kemençe icra şeklinin bu müzik türünün dinlenme ve yaygınlaşması üzerine etkisi araştırılmıştır. Cemal Berber'in hayatında akademik müzik eğitimi almadığı, ancak muazzam bir kulak, gözlem ve kavrama yeteneğine sahip olduğu anlaşılmıştır. Müzikteki başarısında, farklı bir teknik ortaya koymasındaki yaratıcılığı önemli bir rol oynamıştır. Ayrıca, müziğini icra ederken kullandığı farklı tekniklerin yanında, duygu ve hislerini müziğine başarılı bir şekilde aktarabilmiştir. Böylece, farklı müzisyen grupları tarafından dikkatleri üzerine çekerek onlarla çalışmalar yapmış ve sanatını yöresel olmaktan çıkartıp tüm Türkiye'ye tanıtabileceği ortamlara ulaşmıştır.

Aydın Sarmusak
Sakarya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Azerbaycan halk çalgısı kamançanın pedagojik ve organolojik açıdan incelenmesi

Kamança çalgı aleti Azerbaycan müzik medeniyetinin ayrılmaz parçasıdır. Birçok ülkede farklı adlarla tanınan bu çalgı aleti Azerbaycan'da Kamança olarak bilinmekte ve sevilmektedir. Kamança çalgı aleti hakkında bilgiye birçok yazıda, eserde rastlanmış, minyatür resimlerde bu çalgı aleti betimlenmiştir. Zengin bir geçmişi olan bu çalgı aleti farklı zamanlarda birçok halkın müzik medeniyetinde kullanılmıştır. Ortaya çıktığı günden müşayet (eşlik) çalgısı olarak kullanılan kamança, bugün Azerbaycan'da farklı bir şekilde de kullanılmaktadır. Eski zamanlarda birçok meclislerde tar, hanende (mugam ustası) ile birlikte kullanılan ve kulaktan icra edilen bu çalgı aleti dahi besteci Üzeyir Hacıbeyov tarafından notalı halk çalgı aletleri orkestrasının oluşturulmasıyla, diğer çalgı aletleri gibi yeni bir soluk kazanmıştır. Diğer çalgı aletleriyle beraber kamança çalgı aleti için de nota sisteminin oluşturulması, bu çalgı aleti için birçok bestecinin eserler yazmasına vesile olmuştur. Bugün bu çalgı aletine Azerbaycan'da büyük ilgi ve sevgi görülmektedir. 5 ve 11 senelik okullarda eğitimine başlanılan bu çalgı aletinin sonraki aşamalarda konservatuvarlarda eğitimine devam edilmektedir. Kamança için nota sisteminin oluşturularak bestecilerin eserler yazmasıyla ve ayrıca birçok kamança eğitimcisinin ve icracıların da eğitim alanında sundukları katkılar ile kamança literatürü zenginlik kazanmıştır. Besteciler, icracılar, eğitimciler tarafından kamança çalgı aleti için pedagojik alanda büyük katkılar sunulmuş, kamança icracılığına dair bilgilerin toplandığı kitaplar, etütler, gamlar, kamança eğitimi için metotlar, Azerbaycanlı ve yabancı bestecilerin eserlerinin kamança icracılığı için düzenlenerek kitap haline getirilmesi gibi çalışmalarla kamança icracılığı gelişmiş ve bu çalgı aletinin teknik imkanları artmıştır.

Leyla Bayramzade
Sakarya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Ezgi ve sözün duygular üzerindeki etkilerinin ayrıştırılarak incelenmesi: Bursa örneği

Yaratımından dinleyiciye ulaşmasına kadar her evresi duygu ile ilişkili olan müzik, tempo, ritim, armoni gibi pek çok öğeye sahiptir. Bununla birlikte günümüzde sıklıkla dinlenilen müzikte söz de çok önemli bir yere sahiptir. Ancak müziğin duygularla ilişkisini inceleyen araştırmaların söz öğesini sıklıkla ihmal ettikleri görülmektedir. Sözün duygusal etkisini ele almış az sayıdaki araştırma çelişkili bulgular sunmuştur. Türkiye literatüründe ise sözsüz ezgi ve sözlü ezginin oluşturduğu duyguları inceleyen bir araştırma ise, ulaşılabildiği kadarıyla, mevcut değildir. Şimdiki araştırma, sözsüz ve sözlü ezgilerin tetiklediği duyguları incelemek amacıyla yapılmış betimsel bir araştırmadır. Araştırmada orta metronoma ve hüzünlü sözlere sahip olan "Arpada Ektim" ve "İp Attım Ucu Kaldı" isimli türkülerin bölümleri kullanılmıştır. Araştırmaya Bursa'nın İnegöl ilçesinde okuyan 551 lise öğrencisi katılmıştır. Araştırmada, demografik bilgi formu ve 14 maddelik duygu skalasının yanı sıra, Türkiye'deki, geçerlik ve güvenirliği, ulaşılabildiği kadarıyla, ilk kez bu çalışmada yapılan Kutcher Ergenlerde Depresyon Ölçeği de kullanılmıştır. Bulgular, sözsüz ezgilerin olumlu ve olumsuz duyguları bir arada ortaya çıkardığını; sözlü ezgilerin ise sıklıkla olumsuz duygulara yol açtığını göstermektedir. Ayrıca araştırmada sözsüz ve sözlü dinletilerde ortaya çıkan duyguların, cinsiyet, sınıf düzeyi, tercih edilen müzik türü, içinde bulunulan duygu durumu ve depresyon eğilimine göre katılımcılar arasında farklılaşıp farklılaşmadığı sorularına da yanıt aranmıştır. Elde edilen bulgular, amaç ve alt problemler doğrultusunda tartışılmıştır.

DepresyonDuygusal etkiEzgi+7
Samet Planalı
Sakarya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Türk müziğinde keman eğitimi üzerine yazılmış üç metodun incelenmesi ve etütler

Bu tezde Aydın Oran, Zeynep Barut ve Hakan Şensoy'un yazdıkları metotlar incelenerek Türk Müziği keman eğitimindeki farklılıklar ve benzer noktalar ele alınmıştır. Yazarların uyguladığı metotlar ve etütler incelenmiş, Türk Müziği keman sistemi ve Batı Müziği keman sistemlerine değinilmiştir. Türk Müziği keman eğitiminde metotsuzluk vurgulanarak yazarlar tarafından da daha çok metot yazılması gerektiği vurgulanmıştır. Tezin sonunda Türk Müziği keman eğitiminde öğrencilerin yararlanmaları için yazmış olduğum etütlere yer verilmiştir.

EtütEğitim yöntemleriKeman+3
Fatih Adalı
Sakarya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Sabâ makam müziğinin theta ve alpha beyin dalgalarına olan etkisi: Bir nexus-4 EEG çalışması

Müzik ve beyin üzerine yapılan disiplinler arası çalışmalarda farklı yöntemlere başvurulmuş ve hepsinin ortak konusu algı olmuştur. Bu araştırmada, farklı bölümlerde okuyan öğrencilere müzik dinletilerek ve anlık EEG çekimi uygulanarak Theta ve Alpha dalgalarında bir değişkenlik olup olmadığı araştırılmak istenmiştir. Araştırma, üç farklı alanda (sayısal, sözel ve müzik) eğitim alan kalıtımcılara,Sabâ makamında bir eser dinletilerek gerçekleştirilmiştir. Bu araştırma tarama modeli kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın verilerini elde etmek için farklı alanda eğitim alan üniversite öğrencilerine deney aşamasından önce anlık duygu durumlarını ölçen Beck Depresyon Testi uygulanmış, sonra Sabâ makamında eser dinletilerek, Nexus-4 Neurofeedback cihazı ile anlık EEG çekimi yapılmıştır. Uygulama sonunda katılımcıların Sabâ makam müziği hakkındaki yorumları ses kaydına alınmıştır. Araştırmanın sonucunda; Bütün katılımcılar arasında Theta ve Alpha dalgasına bakıldığında, müzik alanında 7 katılımcının, sözel alanda 7 katılımcının, sayısal alanda 5 katılımcının değerlerinde artış, geri kalan katılımcıların değerlerinde ise düşüş görülmüştür. Betimsel olarak yorumlandığında en fazla müzik ve sözel alanındaki katılımcıların değerlerinde artış görülmüştür. Cinsiyet değişkenine göre; erkek katılımcılar arasında Theta ve Alpha dalgasına bakıldığında müzik alanında 4 katılımcının, sözel alanda 4 katılımcının, sayısal alanda 1 katılımcının; kadın katılımcılar arasında Theta ve Alpha dalgasına bakıldığında Sayısal alanda 4 katılımcının, Müzik alanında 3 katılımcının, sözel alanda 3 katılımcının değerlerinde artış, geri kalan katılımcıların değerlerinde ise düşüş görülmüştür. Betimsel olarak yorumlandığında erkek katılımcılar arasında en fazla müzik ve sözel alanındaki katılımcıların, kadın katılımcılar arasında ise en fazla sayısal alanındaki katılımcıların değerlerinde artış görülmüştür. Artan değerlerde katılımcıların dinledikleri müziğe karşı, hayal kurma, rahatlama, beğenme gibi duyguları hissettikleri düşünülmektedir. Düşen değerlerde ise; rahatsız olma, beğenmeme gibi duyguları hissettikleri düşünülmektedir.

AlfaBeyin dalgalarıElektroensefalografi+6
Dilek Deniz Kurşunet
Sakarya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Kastamonu düğün eğlencelerinde Köçeklik geleneği

Köçeklik geleneği, Osmanlı dönemi eğlence hayatında önemli bir yere ve işleve sahiptir. Tarih boyunca birçok uygarlığa ev sahipliği yaparak Anadolu'nun önemli kültür ve sanat merkezlerinden birisi olan Kastamonu, maddi ve manevi değerlerini koruyarak geçmişten günümüze ulaştıran illerden birisidir. Kastamonu yöresi ve çevresinde günümüzde "köçek" terimi düğün eğlencelerinde profesyonel anlamda davul, zurna ve kemane müziği eşliğinde dans eden, erotizmden ve eşcinsellikten uzak olan kostümünü sadece şovunu sergilerken kullanan, Anadolu eğlence kültürünün bir parçası kabul edilen dansçı erkeklere verilen isimdir. Kastamonu yöresinde "köçek" olarak adlandırılan erkek dansçıların "sünnet düğünlerinde, kahve, kadın ve erkek eğlencelerinde, gelin alma (hak, konvoy, gelin çıkartma) seremonilerinde" dans ettirilmesi önemli bir gelenektir. Köçeklik geleneği Kastamonu kültürünün ve düğün eğlencelerinin ayrılmaz bir parçası olarak düşünülmektedir. Kastamonu yöresinde sahne sanatlarının en renkli dansçıları olan köçekler tecrübelerini usta çırak ilişkisiyle kuşaktan kuşağa devam ettirmişlerdir. Köçekler; dans ettikleri müzikleri ustaca söyleyebilen aynı zamanda davul, kemane, zurna enstrümanlarını da ustalık ile çalabilen birer müzisyenlerdir. Kastamonu yöresinde köçekler aynı ekipte çalıştıkları diğer ekip üyeleriyle de ayrılmaz bir bütündür. Yörede köçeklik mesleği ile ilgilenen kişilere saygı duyulmaktadır. Geçmiş yıllardaki düğün eğlenceleri; popüler kültür, teknolojinin ilerlemesi, köy düğünlerinin azalması, düğün sürelerinin kısalması ve göçler sebebi ile günümüzde önemini yitirmiş olsa da yöredeki köçekler günümüzde düğünlerin neşesi ve eğlencesi olarak kabul edilmektedir. Farklı mesleklere sahip kişiler tarafından köçeklik geleneği kültür olarak benimsenmekte ve gelecek kuşaklara aktarılması gereken bir gelenek olarak görülmektedir. Bu çalışma; Kastamonu ilinin zengin kültürünün günümüze aktarımının sağlanması, köçeklik geleneğinin ve köçek takımlarının düğünlerdeki ve toplumdaki yerinin ve sosyal statülerinin ortaya çıkarılması açısından önemli görülmektedir. Bu araştırmada, Kastamonu köçeklik geleneği hakkında "nitel ve nicel" araştırma yöntemleri bir arada kullanılmıştır. Araştırmacı tarafından hazırlanan anket soruları, Kastamonu ilinde ve ilçelerinde yaşayan katılımcılara (n:566); cinsiyet, ikamet, meslek, eğitim ve medeni durum vb. özellikler dikkate alınarak uygulatılmıştır. Anketin "coranbach alfa katsayısı" 86 olarak bulunmuştur. Araştırmanın nitel verileri, araştırmacı tarafından hazırlanan yarı yapılandırılmış görüşme yardımıyla toplanılmıştır. Köçeklik geleneğini yaşatan ekip üyeleri ve Kastamonu'da yaşayan yerel halktan 53 katılımcı ile yarı yapılandırılmış görüşme yapılmıştır.

DüğünEğlencelerGelenekler+6
Zehra Dinçer
Sakarya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Dârülelhan Külliyâtı Anadolu halk şarkıları 5 no'lu defterin günümüz Türkçesine aktarılması ve incelenmesi

Bu araştırmada Dârülelhan'ın tarihçesinden ve yaptığı nota yayımlarından kısaca bahsedildikten sonra, Dârülelhan Külliyâtı Anadolu Halk Şarkıları 5 no'lu defterin günümüz Türkçesine aktarılması ve içeriğinde bulunan eserlerin TRT Repertuvarında kayıtlı olup olmadığı, güfteleri itibariyle benzerlikler gösterenlerin ortaya çıkarılması amaçlanmıştır. Çalışmanın başında öncelikle Dârülelhan Külliyâtı Anadolu Halk Şarkıları 5 no'lu defterde bulunan eserler günümüz Türkçesine aktarılmış ardından da TRT repertuvarından, Nota Arşivleri sitesinden ulaşılan eserlerle benzerlikleri bakımından karşılaştırılarak incelenmiştir. 1927 yılında Ekrem Besim Bey tarafından yayıma hazırlanmış olan bu defterin içeriğinde, giriş kısmında Ekrem Bey'in bir mukaddimesi ve devamında Konya, Karaman, Urfa yörelerinden derlenmiş olan, birisi sözsüz oyun havası olmak üzere toplam 34 eser bulunmaktadır. Ekrem Besim Bey'in mukaddimesi ve 34 eser Osmanlı Türkçesinden günümüz harflerine aktarıldıktan sonra TRT repertuvarı ve Nota Arşivleri isimli siteden başlık kısımlarında bulunan isimleri ve güfteleri ile aramalar yapılmış, bulunan eserler usûl, yöre, melodik yapı ve güfte benzerlikleri bakımından karşılaştırılmıştır. Bu karşılaştırmalar sonucu defterde bulunan Şerif Hanım Türküsü, Âşıkın Yaylası, Ağlama Yâr Ağlama, Petekte Üzüm başlıklı eserlerin sayılan özellikler bakımından benzer nüshalarına ulaşılmıştır. Bu çalışma ile 5 no'lu defterde bulunan 34 adet eserin notası, günümüz harflerine aktarılması yapılan güfteleriyle birlikte tekrardan yazılmış ve icrâ için uygun hale getirilmiştir.

DarülelhanEtnomüzikolojiEzgi+7
Emrah Öndeş
Sakarya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Kanun çalgısı için geliştirilen faydalı model ve icra şeklinin uzman görüşlerine göre değerlendirilmesi

Geçmişten günümüze kadar birçok kanun sazı icracısı gelmiş ve bu icracılar farklı çalım teknikleri geliştirmişlerdir. Bu kanun icralarının günümüze kadar unutulmadan gelmeleri ve günümüzdeki kanun sazı icracılarından bazılarının icra olarak öne çıkmasının sebebinin kendilerine özgü çalım tekniklerini ve üsluplarını geliştirmeleri olduğu düşünülmüştür. Bu sebeple bir enstrümanisti dinlediğimizde kendisini görmesek bile kim olduğunu icra edişinden anlamamız gerektiği anlaşılmıştır. Araştırmacı tarafından farklı vurgusal (mızrap tavrı) geliştirmek ve düşünülen kanun tavrını icra edebilmek amacıyla 2004 yılında faydalı model kanun tasarımı ortaya konmuş ve tekniği uygulanmaya başlanmıştır. 2004 yılından bu yana tekniksel açılımları yapılmıştır. Yapılmış olan bu tezde geleneksel kanun sazından farklı olarak tasarlanmış faydalı model kanun tasarımı ve tekniği hakkında bilgiler verilmiş, faydalı model kanun tasarımı ve tekniği ile üç eser icra edilmiştir. (Rast Saz Semaisi/Benli Hasan Ağa, Nihavend Sirto/Göksel Baktagir, Carmen Habanera Bölümü/Georges Bizet). İcra edilen üç eserin tanıtım video kayıtları alanında uzman beş kişi (akademisyenler, Kültür Bakanlığı) kanun sanatçılarına izlettirilmiş, Uzmanların demografik bilgilerini elde etmek amacıyla önce kişisel bilgilerine yönelik sorular yöneltilmiş ardından hazırlanan yapılandırılmış görüşme formuna göre araştırma soruları yöneltilmiş ve uzmanlardan yanıtları alınmıştır. Yapılan görüşmelerde elde edilen veriler yüzde- frekans değerleri ile tablo halinde verilmiştir. Araştırmada faydalı model kanun yapısının ve tekniğinin geleneksel kanun yapısından ve tekniğinden icra yönüyle, yapısal yönüyle ve duyuşsal olarak belirgin farklılıkları olduğu sonucuna ulaşılmıştır.

KanunMüzikMüzik aletleri+3
Orçun Çalkap
Sakarya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Erzurumlu Âşık Reyhani'nin hayatı ve eserlerinin incelenmesi

Anadolu yurt edinildiğinden beri ozanlık geleneği yüzyıllardır kesintisiz süre gelmiştir. Âşıklar kültürün aktarıcısı olarak hemen her toplumda hayat ile sanat arasında bağlantı kurabilen kişilerdir. Sözlü geleneğimiz, kültürün sürekliliğini taşıması yönüyle önem arz etmektedir. Âşıklık geleneği bu kültürü layığıyla taşıyıp sürekliliği için de usta-çırak olgusunu devam ettirmiştir. Âşıklar'ın kendi içinde şiirsel ve müzikal olarak ustalığını kanıtlamış çok sayıda kültür hizmetcisi vardır. Âşık Yaşar Reyhani ise bu kültüre emek veren, çıraklar yetiştiren bu geleneğin en önemli halkalarından biridir. 1932 yılında Erzurum'un Hasankale ilçesinde dünyaya gelen Âşık Yaşar Reyhani geçimini âşıklık yaparak sağlamıştır. 44 kırık hava eserini tür, genel değiştirici, güçlü sesleri, usul yönü, metronom, ses genişliği ve karar sesi üzerinden incelediğimizde ortaya çok kıymetli sonuçlar çıkmıştır. Kırık hava türkülerinde daha çok si bemol 2 ve fa diyez değiştirici işaretlerini kullanmıştır. Türkülerinde makam olarak hüseyni makamını işlemiş ve güçlü seslerinde daha çok 4. ve 5. sesleri kullanmıştır. Karar sesi olarak la sesi sıklıkla kullanılmış olup usül olarak daha çok 4/4'lük kullanmıştır. Metronom olarak sıklıkla Andante (77-108)'ye yer verilmiş olup ses genişliği analizimizde ise daha çok 5 ses aralığında türküler seslendirmiştir. Âşık Yaşar Reyhani'nin Emrah, Erbabi, Sümmani vb. çok değerli ozanlar yetiştiren Erzurum'da doğması, köylerine gelen ozanlarla tanışması, bölgenin eski ozanlarının eserlerini öğrenmesi iyi bir alt yapı oluşturmasını sağlamıştır. Sıkça kahvehane ve düğün ortamlarında bulunması Âşık Yaşar Reyhani'yi geliştirmiş ve yakın şehirlerden özellikle de Kars şehri âşıklarından etkilenmesine sebep olmuştur. Kendi kahvehanesinde de sıkça dostlarıyla birlikte olmuş ve çok kıymetli âşıklar ağarlayarak dinletiler vermiştir. Seslendirdiği eserleri konu ve anlam bütünlüğü üzerinden değerlendirdiğimizde dönemin tüm keyifli ve hüzünlü olaylarını işlediğini görmekteyiz. Tüm sorunlara eleştirel gözle bakabilen Reyhani özgürce şiirler ve türküler seslendirebilmiştir. Yaşadığı evliliklerinin dahi eserlerine konu olduğunu gurbet acısı çektiği dönemlerde hüznünü eserlerine yansıttığını görmekteyiz. Yurt içi ve yurt dışında sıkça organizasyonlara katılan âşığımız, varlığını ülke dışında da kanıtlamış ve fazla sayıda ödüllere layık görülmüştür. Konya'da ki Âşıklar Bayramında olan başarıları onu tüm ozanların arasında seçkin bir konuma getirmiştir. Michigan Üniversitesi'nin "fahri öğretmenlik" ünvanı ise bu durumu taçlandıran nitelikte olmuştur. Âşıklık geleneği için önem arz eden "doğaçlama" konusunda da ustaca yorumlar yaparak herkesi kendine hayran bırakmıştır. 1989 senesinde Erzurum'dan Bursa'ya ailecek göç etmiştir. Erzurum'da başlayan başarılı âşıklığı 10 Aralık 2006'da vefat ettiği Bursa'da da sürmüş ve önemli eserler seslendirmiştir.

Aşık Yaşar ReyhaniAşıklar(Aşıklık geleneği)Biyografi+5
Reyhan Ediş
Sakarya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Ankara yöresi müzik folklorundaki değişimin incelenmesi

Ankara, bulunduğu konum ve tarihi süreçte içinde barındırdığı kültürel birikimlerle dikkatleri üzerine çekmiş önemli bir yerleşim bölgesidir. Yüzlerce yıllık tarihi ve içerisinde barındırdığı kültür tabakalarının da etkisiyle, tarihsel süreç içerisinde farklı kültür ve müzik türlerine sahip olmuştur. Bu kültürel birikim sonucunda ortaya çıkan ahilik, seymenlik vb. gibi bir çok etken bu yapı taşlarını oluşturmaktadır. Bozlak, halay, semah, kırık hava ve zeybek gibi halk müziğinin farklı türlerini bir araya getirerek kendi içinde zengin bir müzik geleneği yaratmayı başarabilen Ankara, önemli müzik merkezlerinden biri olmuştur. Çalışmamızda geleneksel Ankara halk müziğinin günümüzde geçirmiş olduğu değişimler incelenmiştir. Bu değişikliklerde TRT notası esas alınarak, günümüz icraları arasında kıyaslama yapılmıştır. Yörede en çok bilinen ve en sık icra edilen 5 eser seçilmiş, bu eserlerin her biri 6 farklı yorumcudan dinlenilmiş, dinlenilen yorumlar notaya alınarak analiz edilmiştir. Bu değişiklikler; usül, metronom, ses genişliği, makamsal yapı ve söz unsurları bakımından sınıflandırılarak incelenmiştir. Eserlerin makamsal yapısının bir değişime uğrayıp uğramadığı, usül, metronom ve ses genişliği yönünden bir değişim olup olmadığı, sözlerinin değişime uğrayıp uğramadığı tespit edilmiştir. Ayrıca icracılar ile kişisel görüşmeler yapılarak, bu değişiklikleri neden yaptıkları ve geleneksel Ankara halk müziği ile ilgili düşünceleri sorulmuştur. Yapılan inceleme ve analizler sonucunda değişikliklerin ne yönde yapıldığı tespit edilerek, bu analizler doğrultusunda değerlendirmeler yapılmıştır.

AnkaraBozlakHalk bilimi+7
İbrahim Gültekin
Sakarya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

İmam hatip lisesi öğrencilerinin müziğe bakış açılarının incelenmesi(Batman ili örneği)

İmam Hatip Lisesi öğrencilerinin müziğe bakış açılarının incelenmesi için hazırlanan bu araştırmada, öğrencilerin müzikle dinleyici ve icracı olarak ilişkilerini, müzik tarzları hakkında bilgi ve müziğin imam hatip öğrencileri için anlamını anlamak adına yapılmış bir çalışmadır. Araştırma, dini alanda müziğin önemini, hayatımızda din ile müziğin etkileşimini ve önemli bir yere sahip olduğunu göstermeye çalışmaktadır. Eğitim sistemimizde genel müzik eğitimi ilköğretim ve ortaöğretim kurumlarında verilmektedir. İmam Hatip Lisesinden mezun olan öğrenciler eğer İlahiyat Fakültelerine giderlerse ''Türk Din Musikisi'' adı altında müzik dersleri görmektedirler. Türkiye'de din görevlilerinin tamamına yakını İmam Hatip Liseleri ve İlahiyat Fakültesi mezunlarından atanmaktadır. Öğrenciler İmam Hatip Liselerini bitirdikten sonra çoğunlukla İmam, Müezzin, Vaiz ve Kuran Öğreticisi gibi din görevliliği kadrosuna atanmaktadır. Mesleki hayatlarında da müzikten devamlı faydalanacak olan İmam Hatip Lisesi öğrencileri için mesleki verimliliği sağlamak adına müziğin önemli olduğunu görmekteyiz. Araştırma, İmam Hatip Lisesi öğrencilerinin müziğe olan bakış açılarının incelenmesi konusunda yapılmakta olup, veri toplamak üzere uzman görüşü alınarak araştırmaya yönelik bir anket çalışması hazırlanmış ve uygulanmıştır. Araştırmanın amacına yönelik hazırlan anket çalışmasına 9. ve 12. Sınıf öğrencilerinden oluşan toplam 322 kişi katılmış olup elde edilen veriler tablolara dönüştürülerek çözümlenmiş bulgular ve yorum şeklinde sunulmuştur. Müziğe bakış acıları konusu analiz edilmiş ve uygulanan anket ile elde edilen sonuçların dağılımları frekans (f) ve yüzde (%) tabloları ile gösterilmiştir. İncelemeler sonucunda ise öğrencilerin müziğe olan bakış açılarında çeşitlilik olduğu ve müziği değişik şekillerde benimsedikleri görülmüştür. Bu sonuçlarla beraber bazı önerilere yer verilmiştir. Anahtar Kelimeler: İmam hatip, Müzik, Din, Bakış açısı.

BatmanLise öğrencileriMüzik+3
Mutlu Çetin
Sakarya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Sakarya Yenikent İmam Hatip Lisesi öğrencilerinin müziğe bakış açılarının incelenmesi

Sakarya Yeni Kent İmam Hatip Lisesi öğrencilerine yönelik belirlenen müziğe bakış açıları konusu çerçevesinde hazırlanan bu araştırmada, öğrencilerin müzikle ne derecede ilgilendiklerini, müziğin onlara hissettirdiği duygu ve düşünceleri, müziğin herhangi bir alanıyla ilgilenip ilgilenmediklerini ve çevreleri tarafından müzik adına yapılan çalışmalara yönlendirilip yönlendirilmediği anlamak adına yapılmış bir çalışmadır. Müziğin, toplumu doğrudan ilgilendiren önemli bire yere sahip olduğu belirtirken, çok boyutlu ve pek çok disiplini kucaklayan, etkileşen ve etkileyen yapısının olduğuna bu çalışmada yer verilmiştir. İmam Hatip Liseleri gibi din bilim insanı yetiştiren okullar içinde Müziğin önemli olduğu düşünülmektedir. Araştırma, Sakarya Yeni Kent İmam Hatip Lisesi öğrencilerinin müziğe olan bakış açıları konusunda yapılmakta olup veri toplamak üzere uzaman görüşü alınarak araştırmaya yönelik bir anket çalışması hazırlanmış ve uygulanmıştır. Araştırmanın amacına yönelik hazırlan anket çalışmasına 9. 10. 11. ve 12. Sınıf öğrencilerinden oluşan 134 kişi katılmış olup elde edilen veriler tablolara dönüştürülerek çözümlenmiş bulgular ve yorum şeklinde sunulmuştur. Müziğe bakış acıları konusu analiz edilmiş ve uygulanan anket ile elde edilen sonuçların dağılımları frekans (f) ve yüzde (%) tabloları ile gösterilmiştir. İncelemeler sonucunda öğrencilerin müziğe olan bakış açılarının çeşitlilik gösterdiği ve müziği çeşitli şekillerde benimsedikleri görülmüştür. Bu sonuçlardan yola çıkılarak bazı önerilere yer verilmeye çalışılmıştır.

Lise öğrencileriMüzikMüzik eğitimi+3
Mustafa Anıl Yılmaz
Sakarya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

TRT Türk halk müziği repertuvarında bulunan, eserlerin sesle icra bakımından incelenmesi. (Gaziantep-Kerkük örneği)

Bu araştırmada TRT repertuarında bulunan Gaziantep ve Kerkük türkülerinin sesle icra bakımından ele alınıp, ses türlerine, ses aralıklarına ve üslubuna uygunluğu incelenecektir. Müzik ortaya çıktığı kültürden izler taşıyan, kültüre dayalı, kültürü yeni nesillere aktarabilen bir yapıdadır. Türk halk müziği Türk kültürünün yeni nesillere aktarımında bir taşıyıcı role sahiptir. Kuşaktan kuşağa aktarılıp zamanımıza kadar ulaşan kültürel öğelerin başında müzik gelir. Bir toplumun anlaşılmasında anahtar olabilecek, bir toplumun müziğinin özel niteliğini, özgünlüğünü oluşturan müzikler, o toplumun geleneksel müzikleridir. Geleneksel müzikler Türk müzik kültüründe önemli bir yere sahiptir. Türk halk müziği de halkın ortak duygu ve düşüncelerini yansıtan, halk içinde her zaman var olan halk sanatçıları tarafından yakılmış, bestelenmiş, değişimler ve yoğrulmalarla dilden dile, kulaktan kulağa, telden tele geçmişten günümüze ulaşmış geleneksel müziktir. Türk halk müziği alanında, gerek resmi kurumlar ve gerek özel kişisel derleme çalışmaları yapılarak, kültür mirasımızın bugünlere kadar ulaşması sağlanmıştır. Halkın bu önemli değerlerinin kaybolması önemli ölçüde engellenmiştir. Türk Halk Müziğine en önemli hizmetleri gerçekleştiren kurumlardan biri de Türkiye Radyo Kurumu'dur. TRT'nin, halk müziğine derleme, araştırma, yayım ve arşivleme konularında da sayısız hizmetleri olmuştur. 1961 yılından bu yana TRT repertuarında yaklaşık 5000 e yakın türkü derlenip kayıt altına alınmıştır. Türküler ezgisel yapı, yöre, konu gibi birçok alanda sınıflandırılmıştır. Araştırmada TRT repertuarındaki türküler sesle icra bakımından ele alınacaktır. Örneklem olarak Gaziantep ve Kerkük türküleri seçilmiştir. Araştırmanın evreni, TRT Türk halk müziği repertuvarında bulunan eserlerin sesle icra bakımından incelenmesi. Araştırmanın örneklemi ise Gaziantep-Kerkük yöresi türküleridir. İnsan sesi yükseklik ve tını bakımından sınıflara ayrılmıştır. Erkek ve Bayan sesleri genel olarak pes, orta ve tiz olarak üç gruba ayrılır. Her ses grubunun ses aralığı ve ses özellikleri birbirinden farklıdır. Dolayısı ile her ses türünün icra kabiliyeti farklıdır. Bu araştırmada. TRT repertuvarındaki örneklem olarak seçilen yörelerin türküleri erkek ve bayan ses gruplarına, ses alanlarına ve özelliklerine göre uygunluğu, literatür taraması ve kişisel görüşme yöntemleriyle incelenecektir. Anahtar Kelimeler: Türk halk müziği, TRT Repertuvarı, Türkü, Gaziantep- Kerkük Yöresi

GaziantepIrak-KerkükMüzik+5
İlker Gökkaya
Sakarya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Dârülelhan Nota Külliyâtı Anadolu halk şarkıları 6 ve 7 numaralı defterlerin günümüz Türkçesine çeviri aktarımı

Türk müziği eğitim sisteminde meşk yönteminin önemi büyüktür. Osmanlı İmparatorluğu'nda özellikle meşk yöntemiyle aktarım metodu kullanılmıştır. Bu yöntem, eserlerin melodi, güfte, ritim unsuru bakımından hafızada kalıcı olması sebebiyle önemsenmiştir. Osmanlı'da müzik günlük hayatın bir parçası olarak görülmüştür. Bu sebeple evlerde, sohbetlerde, dini ritüellerde ve farklı münasebetlerle gerçekleştirilen merasimlerde müzik meşki varlığını sürdürmüştür. Osmanlı döneminde yazılı müzik eserleri arasındaki repertuar kaynakları oldukça sınırlıdır. Yapılan bazı nota sistemi çalışmaları ile eserler notaya alınmıştır. Bununla birlikte, 19. Yüzyıl sonlarında Batılılaşma hareketleriyle birlikte, Batı notası kullanımı yaygınlaşmış ve eserlerin notaya alınmasında farklı kişilerin denemeleri olmuştur. Zaman içerisinde mûsikî eğitiminin kurumsallaşması vukua gelmiştir. Mevlevihânelerin, tekkelerin, kahvehanelerin, meyhanelerin, ev-köşk toplantılarının, mûsikî cemiyetlerinin yanı sıra Enderûn-i Hümâyûn, Mehterhane-i Hümâyûn, Muzika-i Hümâyûn gibi kurumlarda mûsikî eğitimi sürdürülmüştür. III. Selim dönemiyle ve 1839'da Tanzimat'ın ilânıyla beraber, Osmanlı İmparatorluğu'nda batılılaşma anlamında reformlar gerçekleştirilmeye başlanmıştır. Modern Batı'nın eğitim yöntemleri, metotları temel alınarak eğitim sistemi şekillendirilmeye çalışılmıştır. Müzik alanında ise Dârülelhan, Osmanlı'nın son dönemleri ile cumhuriyetin ilk yıllarında ve konservatuar niteliğinde Türk Müziği eğitimi veren ilk resmî müzik okulu olmuştur. Ayrıca, Dârülelhan'da derleme ve yayım faaliyetleri de yapılmıştır. Bu faaliyetler içerisinde Anadolu Halk Şarkıları'nın ilk olarak derlenmesi ve yayımlanması bu kurum eliyle olmuştur. Dârülelhan kapsamında derlenip yayımlanan, Dârülelhan Nota Külliyatı Anadolu Halk Şarkıları toplam 7 adet defterden oluşmaktadır. Bu çalışmada, Dârülelhan Anadolu Halk Şarkıları 6 ve 7. defterlerdeki toplam 80 eserin günümüz notasyon sistemi göz önünde bulundurularak Osmanlı Türkçesi'nden günümüz Türkçesi'ne aktarımı yapılmıştır. Anahtar Kelimeler: Dârülelhan, Nota Külliyâtı, Anadolu Halk Şarkıları, Türkü, Derleme

Bilim ve Sanat dergisiDarülelhanMüzik destekli eğitim+7
Büşra Erim
Sakarya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
11
Master'sOpen AccessTR

Bulgaristan Ezerçe Köyünden göç eden Türklerin müzik kültürü

Kültürler yaratılmış olan bütün maddi ve manevi değerler bütünü olarak ve bu değerleri gelecek kuşaklara aktarmak olarak tanımlanır. Kültürlerin önemli bir öğesi de müziktir. Halk müziği ve müzik araçları, kültürün maddi ve manevi ürünlerinin ortaya koyulmasına yardımcı olur. Bu yapılan çalışma Bulgaristan'ın Deliorman Bölgesi Razgrad iline bağlı Ezerçe köyünün müzik kültürü üzerine yapılmış bir derleme çalışmasıdır. Ezerçe bölgesinde daha önce herhangi bir derleme çalışması yapılmaması bu çalışmanın önemini arttırmıştır. Yapılan araştırma betimsel bir araştırma olup bu araştırmada tarama modeli kullanılmıştır. Bu çalışma yapılan derleme ile elde edilen verilerden oluşmaktadır. Derlemede ilk olarak Ezerçe'nin kendilerine ait eserleri aranmıştır. Derlenen eserler kaynak kişiler tarafından alınarak kaydedilmiş, bilgisayar ortamına aktarılmış ve derlenen eserlerin notası yazılmıştır. Derlenen eserlerin müzikal özellikleri (karar sesi, makamsal dizisi, değiştirici işaretleri, ölçüsü ve temposu) analiz edilerek tablo şeklinde gösterilmiştir. Çalışmanın tamamı üç bölümden oluşmaktadır. Çalışmada ilk olarak kültür kavramının ne olduğu üzerinde durulmuş, kültürel kimlik ve kültürel bellek kavramlarına değinilmiş ve ardından hem kendi içinde hem de kültürle olan bağlantısı açısından göç kavramına yer verilmiştir. Göç kavramından sonra Bulgaristan'dan Türkiye'ye 93 Muhaceretinden 1989 yılına kadar yapılan göçlerden bahsedilmiştir. Toplamda 9 adet türkü derlenmiştir. Derlenen bu 9 adet türkünün notasyonları ve derlenmiş olan türkülerin müzikal analiz tabloları ile birlikte makamsal olarak ve ritmik olarak benzerlikler ortaya konulmuştur.

BulgaristanDeliormanDerleme+5
İlker Kapancıgil
Sakarya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
11
Master'sOpen AccessTR

Kastamonu kemanesinin yapısal özellikleri ve icra tekniği

Türk Halk Müziği kültürel anlamda çok zengin bir yapıya sahiptir. İçinde gelenekselliğini koruyan birçok çalgı mevcuttur. Bu çalgıların bazıları birbirlerinden esinlenerek ortaya çıkmışlardır. Bu hadiseyle bağlantılı olarak Kastamonu kemanesi de bu çalgılar içindedir. Kastamonu kemanesinin Türk Halk Müziği çalgılarının arasında doğru tanıtılması, araştırmanın bir sonraki çalışmalara örnek teşkil etmesi bu çalışmanın önemini vurgulamaktadır. Bu araştırmada amaç olarak, Kastamonu ilinde sahil kesimlerinde icra edilen ve kendine özgü tavra sahip olan kemanenin yapısal özellikleri ve icra tekniği ortaya koyulmaktadır. Araştırmada literatür tarama, görsel ve işitsel kaynaklarla, görüşme yöntemleri kullanılmıştır. Kastamonu kemanesi ile ilgili somut verilere ulaşılmıştır. Çalışmada örneklem grubunda yer alan Kemalettin ŞABANOĞLU ve Yusuf AKTAŞ'ın icraları dikte edilmiş ve notaya aktarılarak icra analizleri yapılmıştır. Kemalettin ŞABANOĞLU ve öğrencisi Murat Mevlüt KAYIK ile görüşmede bulunularak sağlam bilgiler elde edilmiştir. Çalışmada elde ettiğimiz bulgular ışığında kemanenin yapısal özelliklerinin ve icra tekniğinin aynı zamanda kemane ile çalınan eserlerin tanıtılmasında katkı sağlayacağı düşünülmüştür.

KemaneMüzikMüzik aletleri+4
Yasin Yıldız
Sakarya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Türk Halk Müziğinde kadının müzikal ifadeleri ve toplumsal cinsiyet

Kadın konusu doğrudan insanlığın varlık konusudur. Bu sebeple evrensel bir boyutu olan kadın konusu ile ilgili farklı disiplinler, birbirinden farklı çalışmalar ortaya koymuşlardır. Kadının günlük hayattaki yeri, annelik ve eş olma ile ilgili konumu, sosyal hayattaki ve halk kültüründeki yeri, iş alanları, sosyolojik ve bilimsel olarak birçok çalışmada kendine yer bulmuştur. Son dönemlerde ise etnomüzikoloji ve müzik sosyolojisi alanlarında 'kimlik', 'cinsiyet', 'toplumsal cinsiyet' konuları üzerine pek çok çalışma yürütülmektedir. Halk kültürü genelinde Anadolu'da kadınların gerek sözlü, gerekse yazılı olarak birçok izi bulunmaktadır. Türk halk müziği geleneğinde ise kadınların izini ve meramını; "ağıtlar, ninniler, kına havaları, gelin uğurlamaları, baş övmeler" gibi sözlü eserlerde yoğun bir biçimde görmek mümkündür. Bu çalışma halk kültürünün önemli bir bölümünü kapsayan türkülerin: Kadınlar tarafından seslendirilmiş olan ve literatürde "kadın ağzı türküler" olarak kabul gören "ağıt" ve "ninni" konulu türküler vasıtasıyla; kadınların kendini ifade ediş biçimini, Anadolu' da kadın ve müzik ilişkisini, müzikal ifadeler de kadın ve toplumsal cinsiyet kavramlarının varlığını belirlemeyi hedeflemektedir. Aynı zamanda kadın ağzı türküler noktasında kadınların; günlük ve sosyal olaylara bakış açısını, eş olma ve annelik rollerini, bir 'ifade ediş yolu' olarak türküleri seçmeleri ve türkülerdeki söyleyiş özelliklerinin "kadın ve müzik" ilişkisiyle beraber toplumsal cinsiyet açısından incelenerek, kapsayıcı sonuçlara ulaşmak çalışmanın hedefleri dâhilindedir

Halk müziğiKadınlarMüzik+3
Sinem İrten
Sakarya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Türk müziği Arel- Ezgi- Uzdilek ses sistemi teorisi ve uygulaması arasında karşılaşılan güçlüklerin öğrenci görüşleri doğrultusunda değerlendirilmesi

Türk Müziği ses sistemi binlerce yıllık bir geçmişe dayalıdır. 20. yüzyıl başlarından günümüze Arel-Ezgi-Uzdilek ses sistemi adıyla anılan 24 aralık 25 ses içeren sistemikullanılmaya başlamıştır. Türk müziği ses sistemi birbirine eşit olmayan aralıklardan oluşur. Buna karşın Batı müziğindeki eşit aralıklı sesler tonalite sistemi çerçevesi ilişkisine dayanır. Bu durum, eser icralarında olduğu kadar nota yazım sisteminde de farklılıklara yol açmaktadır. Batı nota yazısının ülkemizde kullanılmaya başladığı süreçte, Türk Müziğinde Arel-Ezgi-Uzdilek Nazari sistemi ortaya konmuş ve günümüzde bu sistem halen kullanılmaktadır. Batı müziği ve Türk Müziği Arel-Ezgi-Uzdilek ses sisteminde var olan farklılıklardan dolayı oluşan seslendirme sorunlarının, Türk Müziğine özellikle yeni başlayan öğrencilerin icrada zorlanmasına neden olduğu düşünülmektedir.Bu araştırma günümüzde Türk Müziği Arel-Ezgi-Uzdilek Nazari sisteminde kullanılan batı nota yazısından kaynaklandığı düşünülen icra zorluklarının araştırılmasını amaçlamaktadır. Araştırma Türk Müziği Arel-Ezgi-Uzdilek ses sistemi icrasında nota yazım sisteminden kaynaklanan sorunları belirlemek ve bu nota sisteminde eğitim alan öğrencilerin görüşlerini ortaya koymak bir durum tespiti yapmak açısından önemli görülmektedir. Araştırma betimsel bir araştırma olup, tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmanın evrenini Türk müziği eğitimi alan konservatuar öğrencileri, örneklemini ise araştırmacı tarafından belirlenen konservatuarlarda okuyan öğrenciler oluşturmaktadır. Araştırmacı tarafından hazırlanan anket soruları, araştırmanın örneklemini oluşturan öğrencilere uygulanıp elde edilen veriler, frekans ve yüzde değerleri olarak tablolaştırılmıştır.

Arel nazariyatArel, Hüseyin SadeddinEzgi, Suphi+7
Ayhan Ersoy
Sakarya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
DoctorateOpen AccessTR

İbn Aşûr'ûn et-Tahrîr ve't-Tenvîr adlı eserinde sarf ve nahiv merkezli tercihleri

Nahiv ve sarf ilimlerinin, tefsir ilmiyle sıkı bir bağı vardır; çünkü bu iki ilim Allah'ın kitabının doğru bir şekilde anlaşılması için en önemli araçlardandır. Zira Yüce Allah Kurân'ın Arapça tenzilini, ilahi mesajın anlaşılması ve hayata taşınmasıyla doğrudan irtibatlandırmıştır. Nitekim tefsir literatürünün üzerinde yükseldiği iki temel ayaktan birisi dilsel analizlerdir Diğeri ise, seleften nakledilen rivayetlerdir. Dirayet Tefsiri ismiyle de anılan bu tefsirler Kur'ân'ın i'râb vecihlerinin açıklanmasında ve anlamlarının ortaya çıkarılmasında önemli rol oynamıştır. Bu konuda tefsirlerin temel kaynağı ise, Kurân'ın nazil olduğu dilin kelime ve gramer yapısını bize sunan fasih Arapça konuşan kabilelerden ve şiir divanlarından yola çıkarak ortaya konan Arap dili ve edebiyatı mirasıdır. Bir müfessir olmakla beraber iyi bir dilci de olan ve Arap dili ekolleri içinde önemli konuma sahip Ferrâ ve Zeccâc gibi dilci-müfessirlerin Kuran tefsiri alanında yazdıkları eserlerle zaman içinde luğavî tefsirler olarak isimlendirilen bir tefsir hareketi oluşmuştur. İlk tefsir çalışmalarından bugüne kadar bu alana dair eserler verilmiş, dilbilimsel tefsirlerde farklı yaklaşımlar ortaya konulmuş ve neticede farklı tercihler ortaya çıkmıştır. Bu alana yazdığı eserlerle ve tefsiriyle önemli katkılarda bulunan âlimlerden biri de "müteaddid'ül mevahib " sahibi Tahir b. Âşûr' dur. Onun dil ile ilgili çok ciddi tahlillere ve ilmi vukufiyete dayanan tahkikleri, tercihleri ve nahivle ilgili görüşleri vardır. İşte bu araştırmada onun et-Tahrîr ve't-Tanvîr isimli tefsirinde sarf ve nahiv ilmine dair tahlil ve tercihleri, Ayetlerin tefsir ve tevilindeki etkisi ve yansımaları incelenecektir. Ayrıca neticede müellifin sarf ve nahiv konularındaki tercihleri ışığında, klasik dil mekteplerinden Basra dil ekolünün mü yoksa Kufe dil ekolünün mü görüşünü aldığını belirtilerek kullandığı terminoloji ortaya konulmaya çalışılacaktır. Bu çalışmanın bir diğer amacı ise onun nahiv ve sarfla ilgili tercihlerinin itikadi ve fıkhî konuları ihtiva eden ayetlerin tefsirine etkisinin açıklanmasıdır. Bu çalışmanın konuyu hazırlayan araştırmacıya ve tefsir bilim dalına katkıları adına şunlar söylenebilir: Bu çalışma neticesinde Tahir b. Âşûr'ûn sarf ve nahiv ilmiyle ilgili birikimi, bu alana dair vukufiyeti, fikirleri ve nahiv ilmine tefsirde nasıl bir misyon yüklediği görülecektir. Elde edilen veriler ışığında görülmüştür ki, İbn Âşûr'ûn kendi tercihinin olduğu nahiv ve sarfla ilgili meselelerin sayısı 275'e ulaşmaktadır. Bu meselelerde kimi zaman nahiv imamlarına muvafık olarak kimi zaman da onlardan bağımsız olarak kendi görüşünü ortaya koymaktadır. Aynı şekilde bu araştırmayla, Tahir b. Âşûr'un nahivle ilgili tavsiyeleri ve sarfla ilgili siyakın delaletlerinin; itikadî meselelere ve fıkhî istinbatlara dair etkisi ortaya çıkarılacaktır.

ArapçaDil bilgisiDil bilim+2
Aboubacar Mohamadou
Sakarya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Mey çalgısında karşılaşılan entonasyon problemlerinin tespiti ve çözümüne dair öneriler

Türk halk müziği nefesli sazlarından biri olan mey çalgısı form ve yapısı itibari ile dünyanın birçok yerinde karşımıza çıkmaktadır. Azerbaycan'da: Balaban, Dağıstan'da: Yassı Balaban, Japonya'da: Hickiriki, Kırgızistan'da: Kamış Sırnay, Ermenistan'da: Duduk adıyla karşımıza çıkan ve aynı aileden olan bu sazlar, milletlerin kendi coğrafyasındaki müzikâl anlayış ve yapısına göre şekillenmiştir. Halk sazı olan mey çalgısının ülkemizdeki tarihsel sürecine baktığımız zaman; Doğu Anadolu Bölgesi'nde yaygın bir şekilde icra edilmiş, yaklaşık bir oktav ses aralığına sahip olması sebebiyle transpoze imkânı kısıtlı olmuş, bundan dolayı tek bir mey çalgısı ile tek bir akort kullanılmış ve bölgesindeki müzikâl yapıyla şekillenmiştir. Geleneksel icrası sırasında solo saz olan mey çalgısı; TRT'ye, konservatuvarlara ve saz topluluklarına girmesiyle birlikte eşlik saz özelliği de kazanmış ve bununla birlikte ortaya çıkan entonasyon ve akort sorunları sıkıntıları da beraberinde getirmiş, bundan dolayı diğer çalgılarla ses birliği açısından olumsuzluklar meydana gelmiştir. Aynı zamanda bu olumsuzluklar mey icrasını zorlaştırmış ve azda olsa çalgının eğitiminde aksaklıklara neden olmuştur. Nefesli sazlarla ilgili her ne kadar üniversitelerin çalgı yapımı bölümlerinde yok denecek kadar az bir takım bilimsel çalışmalar yapılsa da, bunlar teoriden öteye gidememiş, pratikte uygulanmamıştır. Bu konudaki eksiklikler, bizi bu araştırmaya iten en önemli etkenlerden biri olmuştur. Bu araştırma mey çalgısında var olan entonasyon problemlerine çözüm sunarak; mey çalgısının diğer çalgı topluluklarıyla beraber ses birliği sağlaması, entonasyon kaynaklı olarak mey çalgı icrası sırasında karşılaşılan zorlukların giderilmesiyle çalgının eğitiminin ve çalımının daha rahat olması, çalgı üretiminde standartların sağlanması adına yönelik yapılacak olan çalışmalara ve çalgı yapım alanına katkı sağlaması açısından önemli görülmektedir. Bu araştırmada mey çalgısının ölçüleri "Koma Frekansları" tablosunun değerleri esas alınarak yeniden yapılandırılmış ve mey çalgısı yapımı için "hava çeliği" maddesinden standart bıçaklar ile çalışılmıştır. Literatür taramasıyla araştırma konusuna dair bilgiler ortaya çıkarılmış ve konuyla ilgili araştırmacı tarafından hazırlanan görüşme formu ile literatüre ek bilgiler elde edilmeye sağlatılmıştır.

Alet yapma tekniğiEntonasyonMey+5
Hasan Hüseyin Şahin
Sakarya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00