
964
Archived Theses
0
DOIs Assigned
0%
DOI Rate
Archived Theses
Beyin bilgisayar arayüzlerinin kullanıcıda sebebiyet verdiği irade sakatlığı halleri ve sözleşmeye etkisi
Çalışmanın birinci bölümünde; beyin bilgisayar arayüzü teknolojisine ilişkin teorik bilgilerin ardından, nöro haklar kuramı ile beyin bilgisayar arayüzlerinin doğurduğu güvenlik ve etik sorunları ele alınmıştır. Bu bölümde, çalışmanın ilerideki bölümlerinde yapılan analizlerin teknik altyapısı gösterilmeye ve çalışmada risk olarak değerlendirilen hususların varsayımsal değil, gerçek birer risk olduğu ortaya konulmaya çalışılmıştır. Çalışmanın ikinci bölümünde, sözleşmenin kurucu unsuru olarak irade beyanı ve arayüz vasıtasıyla iletilen iradelerin niteliği ele alınmıştır. Arayüzün irade ileten bir araç olarak kullanılması konusundaki rolü tespit edilmeye çalışılmış, ardından sözleşmenin geçerlilik şartlarının incelemesine geçilmiştir. Çalışmanın üçüncü bölümünde, ikinci bölümde ele alınan irade sakatlıkları ve aşırı yararlanma halinin sözleşme üzerindeki etkisi incelenmiştir. Bu çerçevede irade sakatlığı ve aşırı yararlanma hali etkisi altında kurulan sözleşmenin geçerliliği ile bu hallerin tarafların tazminat yükümlülüklerine etkisi ele alınmıştır.
Çevresel halk katılımının bir aracı olarak yargı: Karşılaştırmalı hukukta yargısal ve yarı-yargısal katılım modelleri ve araçları
Yaşadığımız çevrenin temiz, güvenli ve sürdürülebilir olması yaşamlarımızı olumlu yönde etkileyerek güzelleştirmektedir. Çevre kirlenmiş ve bozulmuşsa yaşamımızı sağlıklı bir biçimde sürdürmemiz de mümkün olamayacaktır. Temiz, güvenli ve sürdürülebilir bir çevre yaşamımızdan vareste düşünülemez. Dolayısıyla, çevresel meselelerde bizlerin yani halkın katılımının sağlanması önem taşımaktadır. Tez çalışmasında, bu öneme binaen çevresel konularda halkın katılımı incelenmekte ve çevresel halk katılımının bir aracı olarak yargıya odaklanarak yargısal ve yarı yargısal organlar aracılığıyla çevresel meselelerde halk katılımının nasıl gerçekleştirilebileceğini konu edinmektedir. Bu doğrultuda, belirli ortak nitelikleri taşıyan yargısal ve yarı yargısal çevresel halk katılımı modelleri tasnif edilerek incelenmiştir. Son olarak, tez çalışmasında çevresel meselelerde halk katılımının etkililiği ile incelenen yargısal ve yarı yargısal çevresel halk katılımı modellerinin etkililiği değerlendirilmiştir. Bu değerlendirmeler sonucunda yargısal ve yarı yargısal nitelikteki çevresel halk katılımı modelleri ile çevresel halk katılımını hukuk düzeninde etkili kılmak isteyen herhangi bir ülkeye önerilerde bulunulmuştur.
Kodlardan kadrajlara: Türkiye'deki sinemasal üretimlerde yapay zeka
Sinema, insanın duygu ve düşünce dünyasını yansıtmasında güçlü bir araç olarak ortaya çıkar. Teknolojik ilerlemelerle birlikte sinema hem ifade biçimlerini hem de hikâye anlatımını yeniden şekillendirmiştir. Günümüzde yapay zekâ, yalnızca yaşamın her alanına nüfuz etmekle kalmamış, aynı zamanda sanat ve yaratıcılık süreçlerine de yeni bir boyut kazandırmıştır. Bu bağlamda, sinemanın yapay zekâ ile entegrasyonu, sinemanın geleceği ve dönüşümü üzerine önemli bir tartışma alanı yaratmıştır. Bu çalışma, sinemanın geleceğini temsil eden sinemacıların yapay zekâya yönelik algılarını ve bu teknolojilerin sinemaya entegrasyon sürecini anlamayı hedeflemektedir. Türkiye'deki sinemacıların gözünden saha çalışması ile yapılan bu değerlendirme, yapay zekâ ve sinema ilişkisinin hem sanatsal hem de teknik boyutlarına ışık tutmaktadır.
Bir kadın deneyimi olarak kürtajın göstergeler arası çevirisi: Annıe Ernaux'nun Olay adlı romanından Audrey Dıwan'ın Olay başlıklı filmine
This Master's thesis examines the representation of the feminine experience of abortion in Annie Ernaux's novel Happening (L'événement) (2000), through a comparative study of two analyses: a literary semiotic analysis of Ernaux's autobiographical work and an analysis of its intersemiotic translation to film as Happening (L'Événement) (2021), directed by Audrey Diwan. The novel that functions as the film's starting text is the account of an experience of clandestine abortion survived in 1963, narrated, thirty years after its occurrence, from personal documentation by the author. Twenty years after the novel's publication in 2000, director Audrey Diwan produced a film adaptation of the novel under the same name. The film, which at first glance contains quite different features from the novel, has won numerous awards and is an outstanding example of intersemiotic translation. The first analysis, which focuses on the novel Happening (L'événement), draws on the semiotic theory established by the Paris School of Semiotics (l'École sémiotique de Paris). Based on Ferdinand de Saussure's theory of the linguistic sign, the theory of literary semiotics of the Paris School has evolved since its founding in the 1960s, thanks to the contributions of its members, notably founders Algirdas Julien Greimas and Jean-Claude Coquet. Sündüz Öztürk Kasar has attempted to apply the model of literary semiotic analysis to literary translation. The model she uses is based on several theories developed in and around the Paris School of Semiotics, such as Jean-Claude Coquet's theory of instances of enunciation (la théorie des instances énonçantes), Algirdas Julien Greimas' actantial schema, Roland Barthes' semiological analysis and Gérard Genette's narratological approach. The second analysis treats Audrey Diwan's film Happening (L'Événement) as a corpus from the perspective of intersemiotic translation, a field at the intersection of Adaptation Studies and translatology. The model of intersemiotic analysis is proposed by Katerina Perdikaki, who draws her theories and reference terminology from Adaptation Studies and Translation Studies, but her main point of departure is Kitty van Leuven-Zwart's classification of intersemiotic translation. Perdikaki adopts certain aspects of van Leuven-Zwart's model and adds to it the specific characteristics of cinema as an audiovisual means of communication. Within the framework of these two analyses, the present study aims to observe the evolution of the representation of a lived experience, the female experience of abortion, in the form of a narrative that has circulated between different media.
Platform kapitalizminde pornografik üretimin ekonomi politiği: onlyfans örneği
Bu tez pornografinin tarihi, dijitalleşmenin evrimi ve günümüzde dijitalleşme ile kapitalizmin kesişiminde şekillenen platform kapitalizminin dinamiklerini derinlemesine analiz etme çabası olarak görülmelidir. OnlyFans örneği üzerinden dijitalleşme, kapitalizm ve patriyarkanın birbirini besleyen koşulları ve etkileri incelenmekte; pornografik üretimin dönüşümü ve bu dönüşümün ekonomi-politik yapı ile ilişkisi ele alınmaktadır. 1990'lar itibarıyla her eve girmeye başlayan internet teknolojisi, herkes tarafından sınırsız ve ücretsiz bilgiye ulaşmanın bir aracı olduğu ölçüde eşit ve özgür bir alan olarak kurgulanma potansiyeli barındırıyordu. Ancak dijitalleşmenin içinde geliştiği neoliberal koşullarda internet, sermaye birikimine katkı sağlayacak biçimde yeniden düzenlendi. Bugün internet sayesinde ulaşılan her içerik ve hizmete aracılık eden şirketler çeşitli biçimlerde komisyonu kendi payına alarak zenginleşmektedir. Bilgi ve iletişim teknolojilerinde yaşanan ilerlemelerle birlikte kurulan ekonomi-politik yapı, yeni düzenin örgütlenişine dair analizleri zorunlu kılmaktadır. Bu bağlamda kökleri 1980'lere uzanan esnek ve güvencesiz çalışma koşullarının somutlaştığı platform çalışma modeli, COVID-19 pandemisiyle birlikte ivmelenen Onlyfans üzerinden değerlendirilecektir. Pornografik içerik üretimiyle özdeşleşen Onlyfans, bireysel içerik üreticilerine abonelere özel paylaşımlarda bulunması için aracılık eden bir platformdur. Abonelik ve diğer ücretlendirmeler üzerinden komisyon keserek payına düşeni alan Onlyfans; pezevenksiz, güvenli, çok kazanabilmeyi mümkün kılan bir dijital seks işçiliği vadeder görünmektedir. Oysa platformun sahibi şirket, içerik üreticilerinden kestiği komisyon ve topladığı kişisel veriler ile sermayesini büyütmekte ve öte taraftan bedenlerin ve cinselliğin metalaşmasına katkıda bulunmaktadır. Yarısından fazlasını kadınların oluşturduğu platformdaki pornografik içerikler ise, internet pornografisiyle alternatif temsillerin yaygınlaştığı iddiasının aksine erkek bakışa hitap eden temsillerin devamlılığı olarak görünmektedir. Bu tez, Onlyfans sahibi şirketin patron-içerik üreticisi çelişkisini gizlemek adına "kendi işinin patronu olma" söylemini benimsediği ve pornografik temsillerdeki cinsiyet temelli eşitsizliği sürdürdüğü iddiasını taşımaktadır. Çalışma, dijital çağda pornografik üretimin ekonomik ve toplumsal olarak durduğu yeri platformun yapısı ve içerik üreticilerinin deneyimleri üzerinden tartışarak, bu üretim biçiminin toplumsal yapıları nasıl yeniden ürettiğini anlamayı amaçlamaktadır. Bu amaç doğrultusunda pornografi ve dijitalleşmeye dair tarihsel bir izlek sunduktan sonra çoğunlukla erkeklere hitap ettiği iddia edilen pornografik içeriklerin bugün dijital ekonomideki biçimini; Onlyfans örneği üzerinden değerlendirmektedir. Bu değerlendirmeye Onlyfans platformu üzerinden bedenleri ve cinsel eylemlerinin paylaşımıyla gelir elde eden 7 kişiyle yapılan yarı-yapılandırılmış görüşmelerin bulguları da dahil edilmektedir. Türkiye'de 2023 Haziran'ında "kamu ahlakına ve Türk aile yapısına uygun olmayan içeriklerin paylaşılması" gerekçesiyle Onlyfans'e getirilen erişim engelinin, güvencesiz çalışma koşullarını derinleştirdiği düşünülmektedir. Bugünkü ekonomi-politik bağlam ve platform kapitalizmine özgü çalışma biçimlerinin birlikte yorumlanacağı tezin bu açıdan özgün bir katkı sunacağı düşünülmektedir.
Günlük gazeteyle propaganda: Demokrat (1979-1980)
Bu çalışmada 1979-1980 tarihleri arasında Devrimci Yol hareketi tarafından yayımlanan günlük Demokrat gazetesindeki politik propagandanın temel nitelikleri incelenmiş ve bu çerçevede gazetenin tarihçesi ortaya konulmuştur. Araştırma sonucunda gazetenin devrimci popülist bir hegemonya projesi olan Devrimci Yol'un propaganda yayını olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
Milletlerarası ticari tahkim anlaşmalarının kurulmasında zımni irade beyanı
Milletlerarası ticari tahkim anlaşmalarının temel unsuru hiç kuşkusuz tahkim iradesidir. Zira tarafların olağan yargı yolu olan devlet mahkemelerinin dışında ve fakat yine de hukuk sisteminin bağlayıcılık atfettiği yegâne yargı yolu olan tahkime başvurabilmeleri tahkim anlaşması ile mümkün olabilmektedir. Bununla beraber tahkim anlaşmalarının kurucu unsuru olan tarafların ortak tahkim iradesinin varlığı ve geçerliliğine ilişkin yaklaşımların milletlerarası ticari hayatın son yüzyılda kaydettiği gelişime paralel olarak bir evrim geçirdiği görülmektedir. Bu evrimin somut yansımalarının görüldüğü konulardan biri de, tahkim iradesini tabulaştırmak yönündeki eğilimin artık terk edilmesi gerektiğine yönelik yaklaşımdır. Bu bağlamda, kurulması açısından sözleşmeler hukuku prensiplerine tabi tahkim anlaşmalarında tarafların tahkim iradelerini açık olarak beyan edebilmelerinin yanı sıra, özellikle kanundan aldığı güçle zımnen de beyan edebilmelerinin mümkün kabul edilmesi önemli bir değişimin işareti olmuştur. Benzer bir yaklaşım, tahkim iradesini yöneten hukuk olan tahkim anlaşmasının esasına uygulanacak hukuk konusunda da benimsenmelidir. Bu bağlamda çalışmamızda, esaslarını ortaya koymak ve çeşitli hukuki engelleri bertaraf etmek suretiyle kavramsal olarak incelediğimiz zımni tahkim iradesinin, uyuşmazlık öncesi ve sonrası çeşitli görünüm şekilleri ile tahkim anlaşmasının esasına uygulanacak hukukun zımnen seçilmesi noktasında doktrinde genel olarak benimsenen teoriler değerlendirilerek, zımni irade beyanı kavramının milletlerarası ticari tahkimin ihtiyaçları karşısındaki rolü yeniden belirlenmeye çalışılmıştır.
Anonim şirket pay sahibinin bilgi alma hakkının sınırları
Pay sahibi için en önemli haklardan biri olan bilgi alma hakkının hangi sınırlar çerçevesinde kullanılabileceğinin tespiti hem pay sahipleri hem de şirket açısından oldukça kritiktir. Nitekim uygulamada da bu konuyla ilgili birçok ihtilafla karşılaşılmaktadır. Bu kapsamda çalışmamız ile amaçlanan, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu madde 437/3'te yer alan şirket sırrı ve korunması gereken diğer şirket menfaatleri başta olmak üzere, bilgi alma hakkının kullanılmasına ilişkin sınırların mümkün olduğunca netleştirilmesi ve uygulamada bu hususta ortaya çıkabilecek ihtilaflara bir nebze ışık tutulabilmesidir. Bu minvalde, çalışmanın ilk bölümünde hakkın kullanılmasına ilişkin temel sınırlara odaklanılırken; çalışmanın ikinci bölümünde pay sahibine bilgi verilmesinin sınırlarına değinilmiş ve son olarak çalışmanın üçüncü bölümünde bilgi alma talebinin haksız olarak reddedilmesinin hukuki sonuçları üzerinde durulmuştur.
Makine ve organizmadaki ilişki
Starting with Descartes and moving through Kant, Uexküll, and Goldstein up to Canguilhem, the relation between organism and machine has been reinterpreted within different conceptual frameworks. The central claim is that living beings are essentially normative and that the difference between organism and machine should be understood not as one of degree but of kind. This study aims to highlight the limits of mechanistic explanation as well as the creative autonomy of technics as an organic externalization of life.
İşveren markası uygulamalarının kurum itibarı ile olan bağlantısı: En beğenilen şirketler üzerine bir araştırma
Günümüz iş dünyasında sürdürülebilir rekabet avantajı, yalnızca ürün ve hizmet kalitesi ile değil; nitelikli insan kaynağını çekme ve elde tutma becerisi ile de doğrudan şekillenmektedir. Tarihsel olarak işveren–çalışan ilişkileri, sanayi devriminde katı hiyerarşik yapılar ve üretim odaklı anlayış çerçevesinde biçimlenirken, bilgi toplumuna geçiş, teknolojik gelişmeler ve küreselleşme ile birlikte bu ilişkilerde köklü bir dönüşüm yaşanmıştır. Artık çalışanlar, yalnızca görev tanımlarını yerine getiren bireyler değildir, kurumun değerlerini benimseyen, yenilik süreçlerine katkıda bulunan ve markanın itibarını doğrudan etkileyen stratejik paydaşlar olarak görülmektedir. Küreselleşme, dijitalleşme ve yetenek savaşlarının yoğunlaştığı günümüzde, işveren markası kavramı, kurumların hem iç hem de dış paydaşlar nezdindeki algısını güçlendiren stratejik bir unsur haline gelmiştir. Güçlü bir işveren markası, çalışan bağlılığını ve motivasyonunu artırmakla kalmaz; kurumsal itibarı doğrudan etkileyerek uzun vadeli başarıya katkı sunar. Öte yandan, güçlü bir kurumsal itibar da işverenleri çalışanların gözünde cazip bir tercih haline getirerek yetenek çekme ve elde tutma süreçlerinde avantaj sağlar. Bu nedenle işveren markası ile kurumsal itibar arasındaki ilişkinin anlaşılması, işletmeler için stratejik bir gereklilik taşımaktadır. Bu tez çalışması, söz konusu ilişkiyi derinlemesine incelemek amacıyla hazırlanmış ve dört ana bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde, işveren kavramı ve işveren markasının tanımı, özellikleri, boyutları, ilişkili kavramları, faydaları ve yönetim süreçleri ele alınmıştır. İkinci bölümde, kurumsal itibar kavramı, bileşenleri, yönetimi ve ölçüm yöntemleri incelenmiştir. Üçüncü bölüm ise araştırma kısmını kapsamaktadır. Bu bölümde araştırmanın amacı, önemi, kapsamı, sınırlılıkları, yöntemi ve hipotezleri detaylı biçimde açıklanmış; ayrıca veri toplama süreci, mülakat sorularının hazırlanışı ve tematik analiz yaklaşımının uygulanışı adım adım ortaya konmuştur. Ardından, bulgular sistematik olarak sınıflandırılmış ve yorumlanmıştır. Son bölüm olan dördüncü bölümde ise ulaşılan sonuçlar özetlenmiş ve konuya ilişkin genel bir değerlendirme yapılmıştır. Araştırma, "Türkiye'nin En Beğenilen Şirketleri" listesinde ilk 20'de yer alan üç büyük ölçekli işletme üzerinde gerçekleştirilmiştir. Nitel araştırma yöntemi benimsenmiş; veri toplama aracı olarak derinlemesine mülakatlar kullanılmıştır. Görüşmeler, ilgili şirketlerin İnsan Kaynakları yöneticileri ile yapılmış; elde edilen veriler tematik analiz yöntemiyle çözümlenmiştir. Bu çalışma, itibarı yüksek kurumların perspektifinden işveren markası ve kurumsal itibar bağlantısını ortaya koyarak hem akademik literatüre katkı sağlamayı hem de insan kaynağı ve itibar yönetimi alanlarında uygulayıcılara yol gösterici bir çerçeve sunmayı hedeflemektedir.