
40
Archived Theses
0
DOIs Assigned
0%
DOI Rate
Discipline
Değerlere dayalı sınıf yönetimi
Bu araştırma, öğretmenlerce benimsenen değerlerin sınıf yönetiminde yansıtılma biçimlerini ve bunların öğrenciler üzerindeki etkilerini belirlemek amacıyla gerçekleştirilmiştir. Bu genel amaç doğrultusunda, 2008-2009 eğitim-öğretim yılında, Elazığ ili merkezinde ve ilçelerinde bulunan yatılı ilköğretim bölge okullarında görev yapan 68 birinci kademe öğretmeni bu çalışmadaki araştırma grubu olarak ele alınmıştır. Çalışmada öğretmen görüşleri yarı yapılandırılmış görüşme yöntemi ile alınmış, elde edilen veriler, niteliksel analiz yöntemiyle çözümlenmiştir. Araştırmada ulaşılan sonuçlar, sınıf yönetiminde öğretmenler tarafından en çok tercih edilen değerler arasında, sorumluluk ve dürüstlük bulunduğunu; en az tercih edilen değerler arasında ise zevk ve heyecan verici hayat olduğunu göstermektedir. Öğretmenlerin sınıf yönetiminde tercih ettikleri değerleri, anlatım, geribildirim, modelleme, kişisel örgütleme ve sınıf iklimi oluşturma biçimlerinde sınıf yönetimine yansıttıkları görülmüştür. Sınıf yönetiminde yansıtılan değerlerin ise öğrencilerin akademik gelişimleri, sınıf iklimi ve öğrenci davranışları ile kişiler arası ilişkiler üzerinde etkili olduğu ulaşılan sonuçlardandır.Anahtar Sözcükler: Yatılı Bölge Okulları, Öğretmenler, Sınıf Yönetimi, Değerler, Öğrenciler, Akademik gelişim, Nitel Araştırma.
Örtülü bilginin açığa çıkarılmasına yönelik yönetici yaklaşımları Fırat Üniversitesi örneği
Günümüzde örgütler daha çok sahip oldukları nitelikli bilgi miktarı ile değerlendirilmekte, bilgi yönetimi becerileri ve insanlardaki örtülü bilgiyi örgütün üretimine yansıttıkları ölçüde de değer kazanmaktadır. İnsanların bir işin nasıl yapılacağına yönelik, kendilerine özgü geliştirdikleri yeni yollar, yöntemler, bilgiler örtülü bilgi olarak adlandırılmakta, emek, zaman ve bilgelik gerektirdiği için de son derece önemli görülmektedir. Bu nedenle, örgütlerin rekabet edebilme kapasitelerini artırmada, ellerindeki en önemli kaynağın örtülü bilgi olduğu kabul edilmektedir. Ayrıca örtülü bilgi, kişinin ve tabii ki örgütün kendine özgü olan hikâyesini yansıtmakta ve zaman içinde deneyimlerle meydana gelen bilgi birikimini yani örgütsel hafızayı oluşturmaktadır.Örgütsel süreci geliştirmede bütünlüğü sağlamak adına örtülü bilgiyi anlamak önemlidir. Bu nedenle örtülü bilgi, tüm örgütler için gelişme ve ilerlemeyi sağlamak adına anahtar nokta olarak algılanmalıdır. Bilgiyi etkili şekilde kullanmak, yeni bilgileri üretmek ve yayılımını sağlamak konusunda sorumluluğu bulunan ve üst düzey eğitim örgütü olan üniversitelerimiz içinde, gelişimi sağlamak ve ilerleme sürekliliğini yakalamak adına örtülü bilginin açığa çıkarılması ve paylaşımı son derece önemlidir. Örtülü bilgi, üniversiteler için gelişmenin, değişmenin, ilerlemenin ve rekabet edebilmenin kaynağı olarak görülmelidir.Örtülü bilgi, örgütte işbirliğini başlatmak, başarıyı yakalamak için önemli bir etmen ve yenilik sürecinin tüm aşamalarında etkin rol oynayan bir kavramdır. Bu nedenle örgüt içinde, çalışanlar arasında örtülü bilginin açığa çıkarılarak paylaşılmasına önem verilmelidir. Ancak örtülü bilginin doğası gereği paylaşılması güçtür. Buna karşın özellikle yüz yüze iletişimi sağlayan sosyal etkinlikler, örtülü bilgi paylaşımını kolaylaştırmaktadır. Bunun yanında pratik deneyimler, usta-çırak ilişkisi, gözlem, öğrenme hikâyelerinin kayıt edilmesi ve aktarılması, toplantılar gibi rutinlerin oluşturulması, gündelik sohbetler, kalite çemberlerinin oluşturulması, kişi-örgüt uyumunun sağlanması, örgüt içinde sosyalleşmenin arttırılması gibi faaliyetler örtülü bilginin açığa çıkarılması konusunda etkili olmaktadır.Örgütte, bilgi paylaşımını destekleyen örgüt kültürünün oluşturulması, örgüt yapısına uygun teknik ve sosyal iletişim kanallarının etkin bulundurulması, bilgi paylaşımını kolaylaştıracak teknolojik alt yapının oluşturulması, bilgi paylaşımını destekleyen ve örtülü bilginin önemini kabul eden örgütsel politikaların geliştirilmesi, yakın ilişkili bir yönetim tarzının benimsenmesi gibi uygulamalar örtülü bilginin açığa çıkarılarak paylaşılmasını sağlamakta ve kolaylaştırmaktadır.Bu araştırmanın amacı, alan yazın eşliğinde, önemli bir rekabet ve ilerleme kaynağı olan örtülü bilginin önemini ve örtülü bilginin açığa çıkarılmasını etkileyen unsurları ortaya koymak; örtülü bilginin açığa çıkarılmasına yönelik, Fırat üniversitesinde görev yapan ve politikalara yön veren üst düzey yöneticilerin düşünce ve uygulamalarının neler olduğunu saptamak; ve elde edilen sonuçlar eşliğinde, üniversitelerde örtülü bilginin paylaşımını kolaylaştıracak yaklaşımlar yönünde öneriler geliştirmektir. Bu amaç doğrultusunda Fırat üniversitesinde görev yapan 21 üst düzey yöneticiyle, yüz yüze görüşme yapılmıştır. Görüşmelerde, kendilerine 21 açık uçlu soru iletilmiş ve görüşleri alınmıştır. Nitel olarak çalışılan bu araştırmada elde edilen veriler içerik analizi ve betimsel analiz yöntemleri ile yorumlanmıştır.Araştırmada ulaşılan sonuçlar, Fırat üniversitesinde üst düzey yöneticilerin örtülü bilgiye önem verdiklerini ortaya koymaktadır. Bununla birlikte, personele yönelik bilgi paylaşımını teşvik edecek etkili ve planlı bir ödül sisteminin; bunun yanı sıra, fakültelerde bilgi arşivleme ve bilgi haritalama sisteminin bulunmadığı görülmüştür. Ayrıca, kişisel deneyimlerden elde edilen en iyi uygulama, teknik, yöntem vb. kişiye özel yeni yol ve yöntemlerin kaydedilmesi ve duyurulması yönünde bir çaba olmadığı; araştırma ve çalışmaların yönlendirilmesi ve paylaşılmasında fazla etkili olunmadığı anlaşılmıştır.Anahtar Sözcükler: Örtülü Bilgi, Bilgi Paylaşımı, Bilgi Yönetimi, Örgüt Kültürü, Örgütsel İletişim, Üniversitelerde Bilgi Paylaşımı.
Özel ve devlet ilköğretim okulları birinci kademesindeki öğretmenlerin, sınıf yönetiminde karşılaştıkları disiplin sorunları ve yaklaşım biçimleri
Sınıf yönetiminin önemli öğelerinden birisi disiplindir. Eğitimi olumsuz etkileyen, sınıftaki sorunlu davranışların düzeltilmesi ve sınıf disiplininin sağlanması öğretmenin önemli görevleri arasındadır.Bu araştırma, özel ve devlet ilköğretim okulu birinci kademesinde görev yapan sınıf öğretmenlerinin sınıf disiplinini sağlamada karşılaştıkları sorunların tespit edilmesi ve sınıf disiplinini sağlamada öğretmenler tarafından yaklaşımların belirlenmesi amacına yönelik olarak gerçekleştirilmiştir. Bu genel amaç çerçevesinde aşağıdaki sorulara yanıt aranmıştır:1. Öğretmenlerin, sınıf yönetiminde karşılaştıkları disiplin sorunları demografik özelliklere (okul türü, cinsiyet, hizmet yılı, sınıftaki öğrenci sayısı, mezun olunan okul, okutulan sınıf) göre farklılık göstermekte midir?2. Öğretmenlerin, sınıf yönetiminde sınıf disiplinini sağlamaya yönelik yaklaşımları demografik özelliklere (okul türü, cinsiyet, hizmet yılı, sınıftaki öğrenci sayısı, mezun olunan okul, okutulan sınıf) göre farklılık göstermekte midir?Araştırmanın evrenini, Kahramanmaraş il merkezindeki devlet ve özel ilköğretim kurumları birinci kademesinde görev yapan sınıf öğretmenleri oluşturmaktadır. Araştırma evrende çalışılmıştır. Yukarıda belirtilen sınıf öğretmenlerinin tümüme anket dağıtılmış, yanıtlanarak geri dönen anketlerden 636'sı geçerli sayılmıştır. Elde edilen veriler istatistiksel bilgisayar programı (SPSS paket programı 17,0) aracılığı ile analiz edilmiştir. Verilerin homojen bir dağılım gösterip göstermeme durumuna göre, parametrik ve parametrik olmayan istatistiksel hesaplamalar yapılarak veriler çözümlenmiştir.Bulguların yorumlanması ile ulaşılan sonuçlardan bazıları şu şekilde özetlenebilir:Özel okulda görev yapan öğretmenler, devlet okullarında görev yapan meslektaşlarına göre daha az disiplin sorunuyla karşılaşmaktadırlar.Bayan öğretmenler, sınıftaki disiplin sorunlarının üstesinden gelebilmek içi ailelerle işbirliğine, erkek öğretmenlerden daha fazla yer vermektedirler.Öğretmenler, meslekteki çalışma süreleri arttıkça, sınıf disiplinini sağlamak için okul yönetimiyle daha fazla işbirliği yapmaktadırlar.Sınıftaki öğrenci sayısı arttıkça, öğrenciden kaynaklanan disiplin sorunları artmakta, sınıf iç düzenlemeler zorlaşmakta ve ailelerle işbirliği güçleşmektedir.Disiplin sorunlarına yaklaşım açısından, açık öğretim ve eğitim enstitüsü mezunu öğretmenlerinin görüşleri benzerlik gösterirken; eğitim fakültesi mezunlarının görüşleri diğer okul mezunlarının görüşleri ile benzerlik taşımaktadır.Ulaşılan bu sonuçlar eşliğinde yapılan önerilerden bazıları şunlardır: Öğretmenlerin sınıf disiplinini sağlamada başarılı olabilmeleri için, sınıflardaki öğrenci sayıları azaltılmalıdır. Okul yönetimi okul-aile işbirliğine önem vermeli, bu çerçevede velilerin sınıf öğretmenleri ile etkileşim içine girmeleri teşvik edilmelidir.Anahtar Sözcükler: Devlet ilköğretim Okulu, Özel İlköğretim Okulu, Sınıf Öğretmenleri, Sınıf Yönetimi, Disiplin Sorunları
İlköğretim okullarında örgütsel sessizlik ile örgütsel bağlılık arasındaki ilişkiler
Örgütsel sessizlik, işgörenlerin işlerini ve çalıştığı kurumu iyileştirmeye yönelik olarak düşüncelerini, duygularını ve bilgilerini kasıtlı bir şekilde esirgemesidir. İşgörenlerin sergiledikleri sessiz kalma davranışı eskiden örgütlerde uyum içinde çalışıldığı şeklinde düşünülse de günümüzde bilinçli ve kasıtlı olarak gösterilen bir tepki ve düşüncelerini esirgeme olarak düşünülmektedir. İşgörenler örgüt içerisindeki sorunlar hakkında düşüncelerini ifade etmelerinin bir şey değiştirmeyeceğine, sorunlarını anlatmanın ise tehlikeli olduğuna inanırlar. İşgörenler, yöneticilerinden olumsuz bir dönüt almaktan çekindiklerinden dolayı konuşmaktan çok sessiz kalmayı tercih ederler. Konuştuklarında sorun çıkarıcı, şikâyetçi ve geçimsiz biri olarak görüneceklerini zannettikleri için duygu ve düşüncelerini paylaşmaktan kaçınırlar. Bu durum ise çalışılan kurum için yeni fırsatların kaçırılmasına ve işgörenlerin bu ortamda yaşadıkları sıkıntı ve stresin, işgörenlerin örgüte olan bağlılık düzeylerini olumsuz etkilemesi beklenir. İşgörenlerin gösterdikleri sessiz kalma davranışı, çalıştıkları kurum adına olumsuz sonuçlar getirebilir. İşgörenlerin gösterdikleri performansların üst düzeyde olması için sorunlarını rahatlıkla dile getirmeleri ve yöneticilerinden olumsuz bir dönüt almamaları gerekir. Yöneticilerin işgörenlere olumsuz geri dönüt vermeleri sonucu, işgörenlerin çalıştığı kuruma karşı bağlılık düzeylerinin azalması beklenebilir. Bu durum örgütlerin yenileşme çabalarının önünde aşılması zor bir engel oluşturabilir.Bu araştırmada ilköğretim okullarında görev yapan yönetici ve öğretmenlerin görüşlerine bağlı olarak Örgütsel Sessizlik ile Örgütsel Bağlılık düzeylerini tespit etmek ve Örgütsel Sessizlik ile Örgütsel Bağlılık arasında nasıl bir ilişki olduğunu ortaya koymak amaçlanmıştır. Araştırmanın evrenini Elazığ ilindeki bütün ilköğretim okulları oluşturmaktadır. Örneklemini ise Elazığ il merkezinde bulunan 5 eğitim bölgesinden ikişer ilköğretim okulu ve ilçelerden birer ilköğretim okulu olmak üzere toplam 20 ilköğretim okulu oluşturmaktadır. Örneklem grubuna ?Örgütsel Sessizlik Ölçeği? ve ?Örgütsel Bağlılık Ölçeği? uygulanmış ve yapılan analizlerde su sonuçlara ulaşılmıştır:Araştırma sonuçlarına göre katılımcıların Örgütsel Sessizlik algıları yüksek düzeyde, Örgütsel Bağlılık algıları orta düzeyde olduğu ortaya çıkmıştır. Bu sonuç ilköğretim okullarında görev yapan yönetici ve öğretmenlerin sorunlarını rahatça ifade edemedikleri ve genelde sessiz kalmayı tercih ettiklerini göstermektedir. Ayrıca ilköğretim okullarında görev yapan yönetici ve öğretmenlerin okullarına karşı orta düzeyde bağlı oldukları ortaya çıkmıştır. Örgütsel Sessizliği oluşturan faktörler ile Örgütsel Bağlılığı oluşturan faktörler arasındaki ilişkilere bakıldığında şu sonuçlara ulaşılmıştır:Örgütsel Sessizliğin Yönetici, Öğretmen ve Ortam Faktörleri ile Örgütsel Bağlılığın Devam Bağlılığı Faktörü arasında negatif yönde ancak anlamlı olmayan bir ilişkinin bulunduğu ortaya çıkmıştır. Bu sonuca göre Örgütsel Sessizliğin artması sonucu yönetici ve işgörenlerin devam bağlılığı algılarının azalması beklenmektedir. Örgütsel Bağlılığın Duygusal Bağlılık Faktörü ile Örgütsel Sessizliğin Yönetici, Öğretmen ve Ortam Faktörleri arasında pozitif yönde bir ilişkinin olduğu sonucuna ulaşılmıştır. İşgörenlerin sessiz kalma davranışı arttıkça işgörenlerin örgütlerine karşı duygusal bağlılık algılarının da artması beklenmektedir. Ayrıca Örgütsel Bağlılığın Normatif Bağlılık Faktörü ile Örgütsel Sessizliğin Yönetici, Öğretmen ve Ortam Faktörleri arasında pozitif yönde bir ilişki bulunmaktadır. İşgörenler kendilerini örgütlerine karşı borçlu hissetmelerinden dolayı örgütte meydana gelen sorunları görmezlikten gelmekte ve bu durumu dile getirmemektedirler.
Genel liseler ile mesleki ve teknik liselerdeki öğretmenlerin örgütsel güven düzeylerinin karşılaştırılması (Elazığ ili örneği)
Elazığ il merkezindeki genel liseler ile mesleki ve teknik liselerdeki öğretmenlerin örgütsel güven düzeylerinin karşılaştırılması amaçlanmıştır. Genel liseler ile mesleki ve teknik liselerde görev yapan öğretmenlerin, örgütsel güvenin alt boyutları olan yöneticilere güven, meslektaşlara güven ve paydaşlara güven düzeyleri cinsiyet, yaş, mesleki kıdem, öğretmen sayısı ve branş değişkenlerine göre karşılaştırılmıştır. Genel olarak sonuçlar incelendiğinde, her iki lise türünde de yöneticiye güven en yüksek ortalamaya sahipken, paydaşlara güven en düşük ortalamaya sahip bulunmuştur.
Yatılı ilköğretim bölge okulları öğretmenlerinin yöneticileriyle olan örgütsel iletişimi(Elazığ, Malatya, Adıyaman, Diyarbakır, Tunceli illeri örneği)
Bu araştırma, yatılı ilköğretim bölge okulları öğretmenlerinin yöneticileriyle olan örgütsel iletişimini belirlemek amacıyla yapılmıştır. Betimsel özellikte olan bu çalışmada tarama (survey) yönteminden yararlanılmıştır. Araştırmada veri toplama aracı olarak, öğretmenlerin kişisel bilgileri, yöneticileriyle olan örgütsel iletişimine yönelik görüşleri ile ilgili maddelerden oluşan, araştırmacı tarafından hazırlanan ve geçerlik-güvenirlik çalışmaları yapılan bir anket kullanılmıştır. Anket, Elazığ, Malatya, Adıyaman, Diyarbakır ve Tunceli il merkezi ve ilçelerindeki 46 yatılı ilköğretim bölge okullarından 276 öğretmene uygulanmış ve bu anketler işleme konulmuştur. Elde edilen veriler, SPSS 15.0 for Windows Evaluation Version paket programı ile analiz edilmiştir.Yapılan analiz sonuçlarında, genel olarak öğretmenler yöneticileriyle ilgili olumlu görüş bildirmişlerdir. Öğretmenler yöneticileriyle iletişim kurarken büyük sıkıntılar yaşamadıklarını, ancak YİBO'ların çalışma şartlarından doğan farklılıklardan dolayı özellikle samimiyet konusunda kararsız kaldıklarını belirtmişlerdir. Bulgulara göre yönetici ve öğretmenler arasında çift yönlü bir iletişimin olduğu ve öğretmenlerin yöneticilerle daha çok sözlü iletişimi kullandığı görülmüştür. Ayrıca yöneticilerin öğretmenlere sosyal faaliyetler konusunda daha geniş imkânlar sunmaları, özellikle bayan öğretmenlerin ilgi ve isteklerini dikkate almaları gerekmektedir. Bu amaçla YİBO'larda en az bir yöneticinin bayan olması, iletişimin daha sağlıklı olması açısından önerilmektedir.Anahtar Kelimeler: İletişim, Örgütsel İletişim, Yatılı İlköğretim Bölge Okulu
Eğitim müfettişi, yönetici ve öğretmen görüşlerine göre kurumsal karne sisteminin ilköğretim okullarında uygulanabilirliği (Elazığ ili örneği)
Bu araştırma, eğitim müfettişi, yönetici ve öğretmen görüşlerine göre kurumsal karne sisteminin ilköğretim kurumlarında uygulanabilirliğini belirlemek amacıyla gerçekleştirilmiştir. Bu amacı gerçekleştirmek üzere, 2009-2010 eğitim-öğretim yılı, Elazığ ili merkez ilköğretim okullarında görev yapmakta olan yönetici, öğretmen ve müfettişler çalışmanın evreni olarak belirlenmiştir. Araştırmada betimsel tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmanın örneklemini rasgele (random) örnekleme yöntemiyle belirlenmiş 110 yönetici, 340 öğretmen ve 20 müfettiş oluşturmaktadır. Çalışmada katılımcıların görüşlerini yansıtmak amacıyla bir kurumsal karne ölçeği hazırlanmıştır. Oluşturulan ölçeğin güvenirlik ve geçerliğini belirlemek amacıyla analizler yapılmış güvenirlik katsayısı Cronbach Alfa=0.963, standardize edilmiş değer=,965 olarak bulunmuştur. Ölçek araştırmacının kendisi tarafından bizzat okullara gidilerek, takip edilmiş ve elden toplanması sağlanmıştır. Veriler, SPSS 16.0 paket programı aracılığıyla çözümlenmiştir.Araştırma sonucunda görüşleri alınan yönetici, öğretmen ve eğitim müfettişlerinin kurumsal karne sisteminin ilköğretim kurumlarında uygulanmasına genel olarak olumlu baktıkları görülmüştür. Katılımcıların kurumsal karne ölçeğinde yer alan maddelere yüksek düzeyde katılmaları, kurumsal karnenin ölçekte yer alan maddelerle uygulanmasının okul performansını belirlemede ve geliştirmede etkili rol oynayacağı sonucunu ortaya çıkarmıştır.Anahtar Kelimeler: İlköğretim Okulu, Kurumsal Karne, Performans Değerlendirme
Okul güvenliğinin ilköğretim okulu öğretmenlerinin kaygı, motivasyon ve iş doyumu düzeyleri üzerindeki etkisi
Bu araştırmanın genel amacı ilköğretim okulu öğretmenlerinin algılarına göre okul güvenliğinin öğretmenlerin kaygı, iş doyumu ve motivasyon düzeylerine etkisini araştırmaktır. Araştırmada betimsel nitelikte ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmanın evreni 2009-2010 eğitim-öğretim yılında Doğu Anadolu Bölgesi'nde Van, Elazığ ve Hakkari, Güneydoğu Anadolu Bölgesinde ise Şanlıurfa, Diyarbakır ve Batman il merkezlerindeki ilköğretim okullarında görev yapan sınıf öğretmenlerinden oluşmaktadır. Örnekleme yöntemi olarak ?oransız küme örnekleme? yöntemi kullanılmıştır. Evreni oluşturan her bir ildeki ilköğretim okulları birer küme olarak kabul edilmiş ve çalışma evreni içindeki bu kümelerden yeterli sayıda ilköğretim okulu tesadüfi olarak seçilerek bu okullarda görev yapan sınıf öğretmenlerine ölçekler uygulanmıştır. Geriye dönen 2333 veri analize dahil edilmiştir. İlköğretim okul öğretmenlerinin algılarına göre okul güvenliğinin kaygı, motivasyon ve iş doyumuna etkisi öz-değerlendirmeye dayalı ölçeklerle belirlenmeye çalışılmıştır. Araştırmada kullanılan okul güvenliği ölçeği Laura, Sanders, Smith (2002) tarafından, kaygı ölçeği Goldberg (2007) tarafından, motivasyon ölçeği Claud, Carolina, Frederic, vd. (2008) tarafından, iş doyumu ölçeği ise Chung-Lim ve Wing-Tung (2006) tarafından geliştirilmiştir.Araştırmanın sonucunda, okul güvenliğinin alt boyutunu oluşturan öğrenci kaynaklı güvenlik ile öğretmenlerin kaygı düzeyleri arasında ters yönde bir ilişkinin olduğu, iş doyumu ve motivasyon ile anlamlı ve pozitif bir ilişki olduğu görülmüştür. Okul güvenliğinin diğer alt boyutunu oluşturan bina güvenliği ile öğretmenlerin kaygı düzeyi arasında ters yönde, iş doyumu ve motivasyon ile düzeyinde pozitif yönde anlamlı bir ilişki olduğu saptanmıştır.Öğrenci kaynaklı güvenlik daha güçlü, bina güvenliği daha düşük bir oranda öğretmenlerin kaygı düzeyini anlamlı olarak yordamaktadır. Bina güvenliği daha güçlü, öğrenci kaynaklı güvenlik daha düşük oranda iş doyumunu anlamlı yordamaktadır. Öğrenci kaynaklı güvenliğin daha güçlü ve bina güvenliğinin daha düşük bir oranda motivasyonu anlamlı yordadığı saptanmıştır.Anahtar Kelimeler: Okul güvenliği, güvenli okul, kaygı, iş doyumu, motivasyon.
Ilkokullarda öğretmen teftişinin değerlendirilmesi(Erzurum ili örneği)
Bu araştırmanın amacı, ilkokullarda öğretmen teftişinin, ilköğretim müfettişlerince ne derecede gerçekleştirildiğini belirlemek, beklentileri ortaya koymak ve teftiş sisteminin gelişmesine katkıda bulunmaktır. Araştırmanın evrenini, Erzurum ilinde görevli 47 ilköğretim müfettişi ile 1122 sınıf öğretmeni oluşturmaktadır. Müfettişlerden örneklem alınmazken, öğretmenlerden örneklem alınmıştır. Araştırmanın verileri, 44 müfettiş ile 220 öğretmenin konuyla ilgili görüşlerinden elde edilmiştir. Verilerin toplanmasında, araştırmacı tarafından geliştirilen anket kullanılmıştır. Anketin birinci kısmında grupların nitelikleri, ikinci kısmında öğretmen teftişine ilişkin müfettiş davranışlarını içeren 50 maddelik soru, üçüncü kısmında ise, açık uçlu bir soru yer almıştır. Ankette beşli derecelendirme ölçeği kullanılmış, grup görüşlerinin belirlenmesinde frekans, yüzde ve ağırlıklı aritmetik ortalama hesaplarından yararlanılmış, grupların görüşleri arasında farkın araştırılmasında ise, x2 (KiKare) homojenlik testi ile eşlenik çiftlere uygulanan t testi uygulanmıştır. Uygulanan testlerde de anlamlılık düzeyi 0.05 olarak kabul edilmiştir. Araştırmada 3 alt probleme cevap aranmıştır. Birinci alt probleme ilişkin verilere göre; müfettişler, ilkokullarda öğretmen teftişinin amaçlar, ilkeler ve esaslar bakımından da "çok" derecede gerçekleştirildiğine inanmaktadırlar. 4 İkinci alt probleme ilişkin verilere göre; öğretmenler, ilkokullarda öğretmen teftişinin amaçlar bakımından "az", ilkeler ve esaslar bakımından ise "orta" derecede gerçekleştiğini düşünmektedirler. Üçüncü alt probleme ilişkin verilere göre; ilkokullardaki öğretmen teftişinde amaçlar, ilkeler ve esaslar bakımından müfettiş ve öğretmen algıları arasında "çok çok anlamlı" fark vardır. Araştırmanın son kısmında elde edilen verilere dayalı olarak sonuç ve öneriler yer almıştır.
İlkokul öğretmenlerinin ve yöneticilerinin eğitim sendikalarından beklentileri (Ankara ili örneği)
1994-1995 öğretim yıh verilerine göre M.E.B.'nın çeşitli kademelerinde görev yapan 518.428 öğretmen ve yöneticinin %48'ni oluşturan 246.069 ilkokul öğretmeni ve yöneticisinin eğitim sendikalarından beklentilerinin "ne" olduğunun bilinmesi önemlidir. İlkokul öğretmenlerinin ve yöneticilerinin eğitim sendikalarından beklentilerinin "ne" olduğu araştırmanın konusudur. Örnekleme alman 465 öğretmenin 362'si, 67 yöneticinin de 58 anketi cevaplandırmıştır. Anketle elde edilen verilerin çözümlenmesiyle elde edilen bulgulara göre, eğitim sendikalarının tümünün tüzüklerinde yer alan "ortak amaçlar"ın gerçekleştirilmesini ilkokul öğretmenleri ve yöneticileri "çok önemli" derecede beklemektedirler. Eğitim sendikalarının bir veya birden fazla sendikanın tüzüklerinde yer alan "farklı amaçlar"dan eğitim sendikalarının, sendika içi demokrasiyi uygulaması; Türk milletinin bölünmez bütünlüğü bilincinin oluşturulmasına çalışması; Atatürk ilke ve inkılâplarını benimsemiş ve savunan vatandaşın yetiştirilmesine çalışması; kişilikli ve yaratıcı insanımızın yetiştirilmesine çalışması; sendikal hakların gerçekleştirilmesine ve yaşatılmasına çalışması; eğitimin planlanmasında, programlanmasında, yürütülmesinde, denetiminde, yönetiminde, politikasının oluşturulmasında üyelerinin söz sahibi olmalarını sağlaması; toplumsal meseleler karşısında sendikanın düşüncelerini açıklaması; millî, çağdaş, laik, demokratik eğitim sistemini savunması ve gerçekleştirilmesine çalışması; eğitim sendikalarının eğitim sektöründe çalışan herkese açık olmasını savunması ve gerçekleştirmelerini ilkokul öğretmenleri ve yöneticileri "çok önemli" derecede beklemektedirler.Eğitim sendikalarını herkesin ana dilde eğitim yapma haklarım savunmasını ilkokul öğretmenleri "oldukça önemli" derecede beklerken, ilkokul yöneticileri "az önemli" derecede beklemektedirler (p.05). Bu bulgulara göre ilkokul öğretmenleri ve yöneticileri eğitim sendikalarından, ortak mesleki, ekonomik, özlük hak ve çıkarlarını koruyup geliştirmelerini; milli birlik ve beraberlik, Atatürk ilke ve inkılapları konularında duyarlı olmalarını; sendika içi demokrasi ve sendikal hakların gerçekleştirilmesini; eğitim-öğretimin safhalarında söz hakkı sağlamalarını; milli, demokratik, çağdaş, laik eğitim sisteminin gerçekleştirilmesi için çalışmalarım; eğitim sendikalarının eğitim sektöründe çalışan herkese açık olmasını beklemektedirler.
İlköğretim müfettişlerinin teftiş sorunları; (Ankara ili örneği)
İlköğretim müfettişlerinin çalıştıkları örgüt yapısı, yönetici ve öğretmen davranışları ile teftiş sürecinin değerlendirme boyutunda karşılaştıkları sorunların neler olduğunun belirlenmesi bu araştırmanın amacını oluşturmaktadır. Araştırmanın alt problemlerini; ilköğretim müfettişlerinin çalıştıkları örgüt yapısı, yönetici ve öğretmen davranışları ile teftiş sürecinin değerlendirme boyutundaki sorunlarına ilişkin algılan arasında müfettişlik için hizmet öncesi alınan eğitim ve kıdem açısından anlamlı bir farklılık olup olmadığı oluşturmaktadır. Araştırma tarama modelindedir. Konu ile ilgili alan yazın taranmış mevcut sorunlara ilişkin müfettiş görüşleri geliştirilen anket ile belirlenmiştir. Araştırma evreni olarak Ankara İl Milli Eğitim Müdürlüğünde 1995- 1996 öğretim yılında çalışan ilköğretim müfettişleri alınmıştır. Araştırma, evrenin tümü üzerinde yapılmış, 102 ilköğretim müfettişine anket uygulanmıştır. Anket yoluyla elde edilen verilerin istatistiksel analizde, frekans, yüzde, aritmetik ortalama, variyans analizi ve scheffe testi kullanılmıştır. Hesaplamalar bilgisayarda SPSS paket programı kullanılarak elde edilmiştir. Araştırma sonucunda elde edilen bulgular şu şekilde özetlenebilir. 1- İlköğretim müfettişleri, yetkilerini ve yetkileri ile sorumluluklarının denkliğini yetersiz bulmaktadır. 2- İlköğretim müfettişleri, görevleri ile ilgili kararlara katılmadıkları, yaptıkları önerilerin uygulamaya konulmadığı ve önerilerinin sonuçlarından kendilerine bilgi verilmediği görüşündedir. 3- İlköğretim müfettişleri, profesyonel gelişmelerini sağlayıcı imkanlardan yoksun oldukları, 4- Örgüt içi iletişimin iyi çalışmadığı, 5- Tarafsızlıklarını etkileyecek derecede yönlendirmelerle karşılaşmadıkları, 6- Göreve dönük ihtiyaçlarının karşılanmadığı görüşündedir. 7- İlköğretim müfettişleri, branş öğretmenleri ile ilgili çok, sınıf öğretmenleri ve okul yöneticileri ile ilgili olarak orta derecede sorunlarla karşılaşmaktadır. 8- İlköğretim müfettişleri orta derecede başarılı bir değerlendirme yapabildikleri görüşündedir. 9- Müfettişler arasında orta derecede uygulama birliği vardır. Araştırmacı, bu araştırma bulgularının ilköğretim müfettişliğinin mevcut durumunun değerlendirmesine yardımcı olacağım ümit etmektedir.
Eğitim yöneticisinin, yönetim süreçlerinde gösterdikleri performans bakımından üstleri ve astlarınca değerlendirilmesi
Bu araştırma, Milli Eğitim Bakanlığı Merkez Teşkilatında görev yapan eğitim yönetimi eğitimi almış ve almamış Şube Müdürlerinin yönetim süreçlerinde göstermiş oldukları yöneticilik performanslarının üstleri (Daire Başkanları) ve astlar ı nca (Şefler) değerlendirilmesi esasına dayanmaktadır. Bunun için 50 eğitim yönetimi eğitimi almış Şube Müdürü ile, 50 eğitim yönetimi eğitimi almamış Şube Müdürünün astı olan 100 Şef ve üstü olan 100 Daire Başkanına (bir Daire Başkanı birden çok Şube Müdürü hakkında anket doldurmuştur) anket uygulanmıştır. Üstlere göre; eğitim yönetimi eğitimi almış yöneticiler, almamış yöneticilere göre daha yüksek seviyede yöneticilik davranışı göstermektedir. İki grubun yöneticilik davranışlarında süreçler bazında planlama ve değerlendirme süreçlerinde P <=0.05 düzeyinde anlamlı bulunduğundan manidar bir görüş farklılığı olduğu diğer süreçlerde de göreli olarak daha yüksek seviyede yöneticilik performansı gösterdikleri ortaya çıkmıştır. Astlar da; eğitim yönetimi eğitimi almış yöneticileri almamış yöneticilere oranla daha yüksek seviyede yöneticilik davranışı gösterdiklerini belirtmişlerdir. Süreçler ve toplamda eğitim yönetimi eğitimi almışlar lehine göreceli olarak bir farklılık olduğu tesbit edilmiştir. Eğitim Yönetimi almış yöneticilerin değerlendirilmesinde üstlerle astlar arasında; örgütleme, iletişim, etkileme ve toplamda P<=0.05 düzeyinde manidar bir görüş farklılığı olduğu ortaya çıkmıştır. iiiEğitim Yönetimi eğitimi almamış yöneticilerin değerlendirilmesinde üstlerle astlar arasında süreçler ve verilerin toplamında "t" değeri P<=0.05 düzeyinde manidar bir görüş farklılığı olduğu ortaya çıkmıştır. Eğitim Yönetimi eğitimi almış yöneticilerin almamış yöneticilere kıyasla; hem üstler, hem de astlar tarafından daha başarılı bir yöneticilik davranışı gösterdikleri tesbit edildiğinden eğitim yöneticiliklerine yöneticilik eğitimi alanların istihdamına öncelik verilmelidir.
Kalkınma planlarında öngörülen eğitim hedeflerinin gerçekleşme düzeyi
ÖZET Eğitim, sosyal, kültürel ve ekonomik kalkınmanın önemli bir faktörüdür. Ülkelerin ekonomik, teknik ve sosyal yönden ilerlemesi o ülkenin nitelikli insan gücü kaynağına bağlıdır. Nitelikli insan gücü kaynağının oluşması ise ülkenin eğitim sistemi, bu sistemin işleyişini sağlayan kaynak ve kaynağın etkili kullanımı ile doğrudan ilişkilidir. Günümüzde kaynakların kıt olduğu herkes tarafından bilinen bir gerçektir. Bu da gelişmekte olan ülkelerde ekonomik ve sosyal kalkınmanın temelini oluşturan eğitim sektöründe de zaten kıt olan kaynağın verimli kullanımını gündeme getirir. Bu sebeple bu çalışma, Beş Yıllık Kalkınma Plânlarında (4., 5. ve 6.) öngörülen eğitim hedeflerinin gerçekleşme düzeyini ortaya çıkarmak amacı ile yapılmıştır. Veriler, araştırmacı tarafından geliştirilen iki adet form tablosundaki kriterlere dayalı olarak Devlet İstatistik Enstitüsü verileri, Kesin Hesap Kanun Tasarıları ve Milli Eğitim Bakanlığı Araştırma Planlama ve Koordinasyon Dairesinin geçici istatistiklerinden elde edilmiştir. Beş Yıllık Kalkınma Plânlarında öngörülen eğitim hedefleri ile öğrenci sayısı arasında önemli bir ilişkinin olup olmadığını bulmak için korelasyon katsayısı hesaplanmış, bulunan bu katsayının anlamlı olup olmadığı tek korelasyon katsayısının test edilmesi (t) test tekniği ile test edilmiştir.Kalkınma plânlarında hedeflenen öğrenci sayılarının gerçekleşme yüzdelerinin dönemler arası farklılık gösterip göstermediğini bulmak için tek yönlü variyans analizi tekniği uygulanmıştır. Plân döneminin ve okul türünün, öğrenci maliyeti, şube sayısı, bir şubeye düşen öğrenci sayısı ve öğrenci başarısı üzerinde ayrı ayrı ve birlikte etkisinin olup olmadığını bulmak için, çift yönlü variyans analizi tekniği uygulanmış, çift yönlü variyans analizi sonucunda (F) değerinin önemli olarak çıktığı durumlarda, bu farkın hangi gruplardan kaynaklandığı Scheffe testi ile kontrol edilmiştir. Araştırmada önem düzeyi olarak ct=0.05 kabul edilmiş ve bu seviyede önemli bulunanlar aynı zamanda a=0.01 düzeyinde de incelenmiş ve sonuçlar verilmiştir. Veriler alt problemler düzeyinde incelenmiş ve aşağıdaki sonuçlar elde edilmiştir: 1.) Eğitime ayrılan kaynakların hedeflere ulaşma durumları, okullara göre değişmektedir. İlkokullarda yeterli, ortaokullarda yetersiz, liselerde ise (genel lise, meslekî ve teknik lise) sadece 6. Plân Döneminde yeterlidir. 2.) Bütün plân dönemlerinde (5. Dönem ortaöğretim hariç) öğrenci sayısı ile hedeflere ulaşma yüzdesi arasında ilişki vardır. Bu ilişki 4. Dönemde negatif, diğer dönemlerde pozitiftir. İlköğretim 6. Dönemde ve Ortaöğretim 4. Dönemde a=0.05 düzeyinde önemli bir ilişki olduğu bulunmuştur.3.) Bütün plân dönemlerinde öğrenci sayıları bakımından hedeflere ulaşılma yüzdeleri arasında istatistik olarak önemli bir farklılık bulunmamıştır. 4.) Eğitim kademeleri ve plân dönemlerinin öğrenci maliyetleri üzerinde etkisi vardır. 5ı.) Bütün plân dönemlerinde ilkokullar ile ortaokullar ve liseler arasında şube sayısı bakımından fark vardır. Ortaokullar ile liseler arasında ise -5. Dönem hariç- fark yoktur. 62.) Bütün plân dönemlerinde ilkokullar ile ortaokullar ve liseler arasında ortalama bir şubeye düşen öğrenci sayısı bakımından fark vardır. Ortaokullar ile liseler arasında ise -4. Dönem hariç- fark vardır. 6.) Okul türleri ile öğrenci başarıları arasında önemli bir ilişki vardır. Plân dönemleri ve öğrenci başarısı arasında önemli bir ilişki yoktur. Plân dönemleri ile okul türlerinin de öğrenci başarısı üzerinde birlikte etkisi yoktur.
Türkiye'de öğretmen istihdam politikası ve uygulaması
Araştırmanın bu son bölümünde, öğretmenlerin istihdam politikası ve uygulamasıyla ilgili çalışmanın kısa ve genel bir özeti yapılmış ve ortaya çıkan sorunlara ilişkin önerilerde bulunulmuştur. Özet Eğitim, insangücü ve istihdam arasında çok yakından bir ilişki olduğundan, bu üç kavram üzerinde önemle durulması gerek mektedir, çünkü bu kavramlar, bir ülkenin kalkınmasındaki temel taşları oluşturmaktadır. İyi bir eğitim olmadan nitelikli insangücü yetiştirmek mümkün değildir. Nitelikli insangücü olmadan da kalkınmak imkansızdır. Nitelikli insangücünden en fazla verimin elde edil mesi ise, istihdam şartlarının iyi olmasına bağlıdır, öğretmenler i nsangücünün bir boyutunu teşkil ettiğinden ve her alandaki insangücünü onlar yetiştirdiğinden, kendilerinin yetiştirilmesi ve istihdam sorunu da büyük bir önem arzetmektedir. ABD, ingiltere, Federal Almanya ve Japonya gibi kalkınmış ülkelere bakıldığında, bu ülkelerin genellikle yerinden yönetim ilkesiyle öğretmenlerin istihdam problemlerini büyük ölçüde çözdüğü görülmektedir. Bu ülkelerde görev yapan öğretmenlerin ekonomik, sosyal ve mesleki sorunlarının kendilerini rahatsız edecek seviyede olmadığını söylemek gerçek dışı değildir. Adı geçen ülkelerin bir çoğu, eğitimle ilgili politikalarını milli seviyede ve makro düzeyde oluştururken, uygulamaya yönelik konuları ve detayları yerel yönetimlere bırakmıştır. Ülkemizde 291294 süreleri getirilmiş ve 15 ekim 1978 tarihinden sonra, göreve başlayanlara da rotasyon uygulaması konulmuştur. Buna rağmen öğretmenlerin bölgeler ar ası dengeli dağılımı sağlanamamış, Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde öğretmen açıkları meydana gelirken Batı bölgelerinde yığılmalar olmuştur. Ayrıca, öğretmen dağılımını dengede tutmak amacıyla getirilen rotasyon uygulaması hakkında şikayetler çoğalmış ve rotasyon çeşitli yollardan delinerek işlerliğini büyük ölçüde yitirmiştir. Zaten Bakanlık ta, 1990 yılının Ağustos ayında çıkardığı yeni bir yönetmelikle, öğretmenlerin atama ve yer değiştirme ilkelerini yeniden düzenleme ihtiyacını hissetmiştir. Ancak, bu yeni yönetmeliğin uygulama sonuçları henüz ortada olmadığından bir değerlendirme yapmak ta şimdilik mümkün değildir. Diğer yandan öğretmenlerin işe alınması, 1985 yılına kadar sınavsız olmaktaydı. Bu tarihe kadar gerekli şartları taşıyan öğretmen adayları, istek ve ihtiyaç üzerine sınavsız olarak MEB eğitim ve öğretim hizmetleri sınıfına dahil kadrolara atanabiliyorlardı. 1985 yılından itibaren ise, sınavla öğretmen istihdam edilmeye başlanmıştır. Bu uygulamana n temel amacı daha nitelikli öğretmenleri istihdam etmek içindir» Ancak, ilk olarak işe alınan öğretmen adaylarının istihdam edildikleri yerlere bakıldığında, bu yerlerin genlelikle Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgeleri olduğu görülmektedir. Bunun esas nedeni ise, bu bölgelerde öğretmen açığının fazla olmasıdır. Bu yerlerde öğretmen açığının fazla olması ise, yukarıda değinildiği gibi dengesiz dağılımdan kaynaklanmaktadır. Sebep ne olursa olsun stajyer öğretmenlerin genellikle bu bölgelerde istihdam edil meleri, eğitimde imkan ve fırsat: eşitliği ilkesini bu bölgelerin aleyhine bozmaktadır. Zaten ÖSYS sonuçlarına bakıldığında bu gerçeği görmek her zaman mümkündür.293 Bütün bu uygulamalar ile öğretmen arzında önemli, mesafeler alınmışsa da, çıkışları itibariyle kaynak birliğinin olmaması ve bunun yanında ucu?: ve acil önlemlerle değişik kaynaklardan öğretmen arzının çoğaltılmaya çalışılması bu kez de nitelik sorununun ortaya çıkmasına neden olmuştur. Diğer yandan 1970' li yıllarda siyasi yaklaşımlarla uygulamaya konulan "YAYKUR", "Mektupla öğretim" ve özellikle de "Hızlandırılmış Eğitim" programlarıyla binlerce öğretmenin yetiştirilmesi ve istihdam edilmesi, bu nitelik sorununun büyümesine yol açan başka uygulamalar olmuştur. Bütün bu sorunları ortadan kaldırmak için öğretmen yetiştiren kurumlar, 20 Temmuz 1982 tarih ve 41 sayılı KHK ile üniversitelere bağlanmış ve böylece bu konuda kaynak birliği sağlanmıştır. Ancak, nitelik tartışmaları hâlâ bitmiş değildir. Bunun yanında ücretli öğretmenlik, vekil öğretmenlik uygulamaları ile bazı branşlardaki öğretmen ihtiyacını gidermek için değişik kaynaklardan öğretmen sağlama çalışmaları devam etmektedir. Yeterli sayı ve nitelikte öğretmen yetiştirilmesinin yanında, Türkiye'de öğretmen istihdamını etkileyen bir etmen de öğretmenlerin atama ve yer değiştirmeleridir. Bilindiği üzere öğretmenlerin atama ve yer değiştirmeleri çıkarılan yönetmeliklerle yapılmaktadır. Ülkemizde bu konuda sık sık yönetmelikler çıkarılmış ve uygulamaya konulmuştur. Bu yönetmelikler incelendiği zaman, genellikle temel amacın ülke çapında öğretmen dağılımını dengede tutmak olduğu görülmektedir. Bu temel amaca hizmet etmek için eldeki en son verileri oluşturan ve 1990 yılının Ağustos ayına kadar yürürlükte kalan 1984 yılı yönetmeliği de bu maksatla çıkarılmıştır. Adı geçen yönetmelikle ülke 5 hizmet bölgesine ayrılmış, her bölgede belirli çalışma294 süreleri getirilmiş ve 15 ekim 1978 tarihinden sonra, göreve başlayanlara da rotasyon uygulaması konulmuştur. Buna rağmen öğretmenlerin bölgeler ar ası dengeli dağılımı sağlanamamış, Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde öğretmen açıkları meydana gelirken Batı bölgelerinde yığılmalar olmuştur. Ayrıca, öğretmen dağılımını dengede tutmak amacıyla getirilen rotasyon uygulaması hakkında şikayetler çoğalmış ve rotasyon çeşitli yollardan delinerek işlerliğini büyük ölçüde yitirmiştir. Zaten Bakanlık ta, 1990 yılının Ağustos ayında çıkardığı yeni bir yönetmelikle, öğretmenlerin atama ve yer değiştirme ilkelerini yeniden düzenleme ihtiyacını hissetmiştir. Ancak, bu yeni yönetmeliğin uygulama sonuçları henüz ortada olmadığından bir değerlendirme yapmak ta şimdilik mümkün değildir. Diğer yandan öğretmenlerin işe alınması, 1985 yılına kadar sınavsız olmaktaydı. Bu tarihe kadar gerekli şartları taşıyan öğretmen adayları, istek ve ihtiyaç üzerine sınavsız olarak MEB eğitim ve öğretim hizmetleri sınıfına dahil kadrolara atanabiliyorlardı. 1985 yılından itibaren ise, sınavla öğretmen istihdam edilmeye başlanmıştır. Bu uygulamana n temel amacı daha nitelikli öğretmenleri istihdam etmek içindir» Ancak, ilk olarak işe alınan öğretmen adaylarının istihdam edildikleri yerlere bakıldığında, bu yerlerin genlelikle Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgeleri olduğu görülmektedir. Bunun esas nedeni ise, bu bölgelerde öğretmen açığının fazla olmasıdır. Bu yerlerde öğretmen açığının fazla olması ise, yukarıda değinildiği gibi dengesiz dağılımdan kaynaklanmaktadır. Sebep ne olursa olsun stajyer öğretmenlerin genellikle bu bölgelerde istihdam edil meleri, eğitimde imkan ve fırsat: eşitliği ilkesini bu bölgelerin aleyhine bozmaktadır. Zaten ÖSYS sonuçlarına bakıldığında bu gerçeği görmek her zaman mümkündür.295 öğretmenlerin istihdamına olumsuz: yönde etkileyen bir etmen de onların ekonomik ve sosyal sorunlarıdır, öğretmenlerin bu sorunlara, bir türlü çözülememiştir, özellikle 1980' li yıllarda ağırlaşan hayat.şartları karşısında öğretmenler büyük bir geçim sıkıntısı içerisine düşmüşlerdir. Aldıkları maaş ancak ev kiralarını karşılayacak düzeydedir. Ek ders ücretleri oldukça yetersizdir. Zaten bundan da her öğretmen yararlanamamaktadır. Bazı branşlardaki kaliteli ve tecrübeli öğretmenler özel okul, dershane ve kurumların cazip imkanları karşısında buralara geçmektedirler, özellikle mesleki ve teknik dersleri öğretmenleri ile yabancı dil öğretmenlerinin kaçışı ön i enememek tedir. Bu öğretmenleri okullarda tutmak için mesleki ve teknik dersleri öğretmenlerine 1990 yılının başından itibaren % 2-8 oranında özel hizmet tazminatı verilmeye başlanmıştır. Yabancı dil öğretmenlerine ise, kamu personeline ödenmekte olan yabancı dil özel hizmet tazminatından 1 Temmuz 1990 tarihinden itibaren sınava girmeksizin yararlanabilme imkanı getirilmiştir, öte yandan kalkınmada öncelikli bir çok ili içine alan Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgesinde görev yapan öğretmenlerin durumu daha da farklıdır. Bu bölgelerin ekonomik ve sosyal yönden gelişmemiş olması öğretmenlerin çalışma şartlarını olumsuz yönde etkilemektedir. Ayrıca can güvenliğinin olmaması da öğretmenleri oldukça tedirgin etmektedir. Dolayısıyla bütün bu olumsuz şartlar, öğretmenlerin bir an önce bu bölgelerden kaçmasına neden olmaktadır. Bu kaçışı önlemek ve öğretmenlerin bu bölgelerde istihdamını sağlamak için kalkınmada öncelikli illerde zaman zaman çeşitli teşvik tedbirleri getirilmiş, öğretmenlerin maaş ve vergilerin deki bazı düzenlemeler ile hayat şartlarının iyileştirilmesi sağlanmaya çal. i şu Imıştır.
İlköğretimde güncel denetim duruşunun öğretmenlik bilincini uyandırma yeterliliğine ilişkin öğretmen görüşlerinin değerlendirilmesi
Arastırmanın genel amacı; ilkögretimde güncel denetim durusunun ögretmenlik bilincini uyandırma yeterliligine iliskin, farklı degiskenlere baglı olarak ögretmen görüsleri dogrultusunda Siirt örnegi ile sınırlı olacak sekilde betimlemektir. Bu baglamda arastırmanın birinci bölümünde Türk egitim sisteminde ilkögretimde güncel denetim durusunun yapısı hakkında kuramsal çözümlemeye yer verilmistir. Arastırmanın ikinci bölümünde ise Siirt örneginde alandan toplanan ögretmen görüsleri dogrultusunda ilkögretimde güncel denetim durusunun ögretmenlik bilincini uyandırma yeterliligine iliskin güncel profilin ortaya konması üzerinde durulmustur. Arastırma, Siirt l merkezinde 2005-2006 egitim-ögretim yılında ilkögretim okullarında görevli bulunan 280 sınıf ve diger brans ögretmenlerini kapsamaktadır. Arastırmada; danısmanım Prof. Dr. Hasan AKGÜNDÜZ tarafından gelistirilen 24 maddelik veri aracı kullanılmıstır. Bu baglamda öncelikle Siirt il merkezindeki ilkögretim okullarından alınan veriler kayıt altına alınmıs, daha sonra kaydedilen veriler, SPSS paket programı kullanılarak analiz edilmistir. Verileri analiz etmek için frekans, yüzde dagılımı ile Independent?Sampels T testi kullanılmıstır. Anlamlılık düzeyi 0,05 olarak alınmıstır. Hipotez testi sonucunda ulasılan kritik bulgular; ögretmenlerin bilissel/psikomotor, duyussal/toplam benlik davranısları yönü ile ilkögretimde güncel denetim durusunun, ögretmenlik bilincini uyandırma yeterliligine iliskin olarak dönüstürücü gücünün oldukça sınırlı oldugu, süreç içinde ögretmenlerin karara katılma düzeylerini kısıtladıgı, korku egemen bir etkinlik görünümünde oldugu, sonuç odaklı, kosullamaya baglı ödül ve cezaya dayandıgı, genelde kontrol edici niteliginin agır bastıgı, dıs odaklı denetim ihtiyacını artırdıgı, etkisel niteliklere dayalı rehberlik agırlıklı denetimin öznel ve nesnel bilesenleri ile dönüstürücü gücü olan yapılanmanın beslendigi bir denetim sisteminin olusturulması gerçegini isaretlemektedir.
İlköğretim denetmenlerinin etik davranışlarına ilişkin öğretmen görüşlerinin değerlendirilmesi Diyarbakır ili örneği
Arastırmanın genel amacı, ilkögretim denetmenlerinin etik davranıslarına iliskin ögretmen görüslerini Diyarbakır ili örneginde egitim düzeyi / cinsiyet / kıdem / bulunulan kademe degiskenleri itibariyle betimlemektir. Bu genel amaca baglı olarak öncelikle etigin dogası, egitim denetimi etigi, Türk egitim sisteminde güncel etik durus ve ilkögretim denetmenlerinin etik davranısları kuramsal olarak çözümlenmis; sözkonusu kuramsal hazırbulunusluluk baglamında ögretmen görüsleri ilkögretim denetmenlerinin ders denetimi bazında etik duyarlılıgına iliskin bireysel ve genel egilimler alt soruları itibariyle çözümlenmistir. Arastırmanın evrenini, 2006-2007 ögretim yılında Diyarbakır il merkezinde bulunan Milli Egitim Bakanlıgı'na baglı 89 resmi ilkögretim okulunda görevli 2800 ögretmen olusturmaktadır. Arastırmanın örneklemini ise, random yöntemiyle seçilen 40 ilkögretim okulundaki 880 ögretmen olusturmaktadır. Bu okullarda 880 ögretmene anket uygulanmıs, ancak 837'si arastırmaya katılmıstır. Arastırmaya katılan deneklerin evreni temsil etme oranı % 29.8' dir. Verilerin toplanmasında arastırmacı tarafından gelistirilen 41 maddeden olusan anketten yararlanılmıstır. Arastırma sonucundan elde edilen verilerin çözümlenmesi, SPSS (Statistical Package for the Social Science) for windows 9.0 programından yararlanarak yapılmıstır.Verilerin analizi ve yorumunda yüzdelik, t-testi, varyans analizi (one-way) ve scheffé testinden yaralanılmıstır. Anlamlılık düzeyi 0.05 olarak alınmıstır. Hipotez testi sonucunda ulasılan kritik bulgular sunlardır; ? lkögretim denetmenlerinin etik davranıslarına iliskin ilkögretim ögretmenlerinin görüsleri arasında egitim düzeyi, cinsiyet ve bulunulan kademe degiskenlerine göre anlamlı fark saptanmamıstır. Mesleki kıdem degiskenine göre ise, 6-10 yıl ile 21 yıl ve üzeri çalısan ögretmenlerin görüsleri arasında anlamlı fark saptanmıstır. ? Genel olarak arastırmaya katılan ögretmenlerin ilkögretim denetmenlerinin etik davranıslarına iliskin görüslerine bakıldıgında ?orta derece? de katıldıkları saptanmıstır. Ögretmenlerin, etik davranıslardan ? herhangi bir gruba üyeliklerini simgeleyen takıları (rozet, kravat ignesi vb.) takmaz? ifadesine en çok katıldıkları, diger taraftan ?denetim zamanını önceden haber verir? ifadesine ise en az düzeyde katıldıkları saptanmıstır.
Atatürk'ün eğitimci kişiliği
Büyük önder Atatürk'ün gerçekleştirerek Türk Milleti'ne hediye ettiği büyük devrimlerinden, üzerinde en çok durduğu ve önem verdiği konu millî eğitim olmuştur. Kurtuluş Savaşı'nın başlarında, Atatürk, 23 Nisan 1920'de kurduğu ve başkanı olduğu Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) hükümetinde millî kelimesini sadece iki bakanlığın başına getirmiştir; ?Millî Eğitim ve Millî Savunma Bakanlıkları?.Kurtuluş savaşının parlak bir askeri zaferle sonuçlandığı ilk günlerde, Türk ve yabancı gazetecilerin ?İşte memleketi kurtardınız. Şimdi ne yapmak istersiniz?? sorusuna Atatürk, ?Maarif vekili olmak ve millî irfanı yükseltmeye çalışmak en büyük emelimdir.? cevabını vermiştir. Ulu önder daima muhafaza ettiği bu fikrini birçok yerde tekrar ederek ?Eğer Cumhurreisi olmasam, Maarif vekili olmak isterim? demiştir.Atatürk'ün eğitim konusunda yaptığı devrim ani olarak verilmiş bir kararın sonucu değildir. Atatürk yüzyıllar boyu süren ve ulusumuzu uçurumun kenarına getiren felaketlerin sebeplerini ve bunların eğitimle olan ilişkilerini çok iyi tahlil etmiş ve sonuca ulaşmıştır. Samsun'a vardığı andan itibaren yaptığı çalışmaların ağırlık noktasını eğitim teşkil etmiştir. Kurtuluş savaşının başından ölümüne kadar geçen sürede hiçbir askeri harekât, siyasi ya da askeri buhran, Atatürk'ün Türk ulusunun eğitim seviyesini yükseltmek ve çağdaş uygarlık yoluna ulaşmak için giriştiği çabalarını engelleyememiştir.O, kurduğu Türkiye Cumhuriyeti'nde millî eğitimi hem uygulama açısından hem de kuramsal açıdan ele almıştır. Bu nedenle Atatürk, kısa zamanda çok işler yapma mecburiyetinde olma bilinci ve sorumluluğuyla, Türk milletinin sosyal bünyesine uyabilecek çeşitli görüşlerden yararlanarak, Türkiye'nin eğitim sorunlarını çözecek bir senteze gitmeyi tercih etmiştir.
Akademik kariyer sisteminde farklı dil zorunluluğunun eğitsel yansımalarına ilişkin öğretim üyesi görüşlerinin değerlendirilmesi Dicle Üniversitesi örneği
Araştırmanın genel amacı; akademik kariyer sisteminde farklı dil zorunluluğunun eğitsel yansımalarını Dicle Üniversitesi örneği itibariyle öğretim üyesi görüşleri bağlamında betimlemektir. Bu genel amaca bağlı olarak araştırmada, teorik temellendirmenin yapıldığı birinci bölümünde dilin doğası ve eğitsel vizyonu, dil öğrenmede serbest ve zorunlu eğitim duruşları, ana dil ve farklı dil öğreniminin ayırt edici nitelikleri, Türk yükseköğretim sisteminde serbest-zorunlu farklı dil öğretim yaklaşımları ve akademik kariyer sisteminde farklı dil zorunluluğunun eğitsel yansımaları yazılı veriler ışığında irdelenmiştir. Araştırmanın ikinci bölümünde ise farklı dil zorunluluğunun bilişsel-psikomotor ve duyuşsal-toplam benlikteki yansımalarının sonuçlarına ulaşılmıştır.Betimsel yöntemle yapılmış bir alan taraması niteliğinde olan bu araştırmada, örnekleme alınan Dicle Üniversitesi örneğinde akademik kariyer sisteminde farklı dil zorunluluğunun eğitsel yansımalarının bilişsel-psikomotor ve duyuşsal-toplam benlik düzlemlerine ilişkin öğretim üyesi görüşleri bu araştırmanın bağımlı değişkeni, öğretim üyesi görüşlerinin farklılaşmasına neden olduğu düşünülen öğrenim alanı, cinsiyet, öğrenim düzeyi ise bağımsız değişkeni olarak kabul edilmiştir.Araştırmada elde edilen veriler, SPSS 12.0 programından yararlanılarak çözümlenmiştir. Verilerin analiz edilmesi ve yorumlanmasında t-testi ve varyans analizi (one-way)'den yararlanılmış, anlamlılık düzeyi 0.05 olarak kabul edilmiştir. Araştırmanın teorik temellendirme ve hipotez testinin gerçekleştirildiği iki aşamasından sonra elde edilen kritik bulgular; öğretim üyelerinin ?İnsan bilinci, tarihsel varlık alanına çıkmış ve çıkacak tüm dil becerilerini öğrenme zekasına sahiptir.? tarzındaki soruya ait düşünceleri (X= 4.2832) ile ?kesinlikle katılıyorum? seviyesinde tespit edilmiştir. ?Dilin insan varoluşundaki rolü genel geçer kabullerin aksine oldukça sınırlı bir etkiye sahiptir .? tarzındaki soruya ait düşünceleri ise (X= 2.5433) ile ?katılıyorum? seviyesinde tespit edilmiştir. Dolayısıyla öğretim üyelerinin, farklı bir dili öğrenirken sorun yaşamadığı, fakat bu sürecin zorunlu tutulması ve bilimin farklı dille sınırlandırılması nedeniyle dil öğrenmeyi yüzeysel koşullanmalar biçiminde deneyimlediği kanısına varılmıştır.Anahtar Sözcükler: Akademik Kariyer Sistemi, Farklı Dil Zorunluluğu, Eğitsel Yansıma
Atatürk araştırma merkezlerinin kurumsal etkililiğine ilişkin öğretim üyesi görüşlerinin değerlendirilmesi
Araştırmanın genel amacı; Atatürk Araştırma Merkezlerinin (ATAM) amaca bağlı olarak, öncelikle omurgasında laiklik ve ulusallığın yer aldığı Cumhuriyetin kuruluş felsefesi olarak Atatürk bilinci ve ATAM'ne benzer paydaş kuruluşlar, ATAM'nin üniversite sistemi içinde kuruluş ve evrim öyküsü, güncelde ATAM'nin araştırma, öğretim ve sürekli eğitim işlevleri teorik olarak çözümlenmiş; akabinde bu işlevler temelinde ATAM'nin kurumsal etlkililiği Dicle Üniversitesi örneğinde öğretim üye görüşleri bağlamında üç alt bölüm halinde bir bakıma hipotez testine tabi tutulmuştur.Araştırmanın evrenini 2006-2007 eğitim döneminde Dicle Üniversitesine bağlı değişik birimlerde çalışan öğretim üyeleri oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklemi ise aynı popülasyondan rastgele yöntemle seçilen 103 öğretim üyesinden oluşmuştur.Araştırma betimleme yöntemi ile yapılmış bir alan taraması niteliğinde olup; ATAM'nin kurumsal etkililiğine ilişkin öğretim üyesi görüşleri ortaya konmuştur. Teorik konular, kaynak taramasıyla ve ATAM ziyaretlerinde yapılan ikili görüşmeler sonucunda, ATAM'nin kurumsal etkililiğine ilişkin öğretim üyesi görüşleri, Dicle Üniversitesi öğretim üyelerine uygulanan anket ve bunların SPSS 12.0 programında değerlendirilmesi sonucunda belirlenmiştir.Verilerin çözümlemesi sonucunda öğretim üyelerinin ATAM'nin kurumsal etkililiğine ait görüşlerinin x= 3,43 ile ?katılıyorum? seviyesinde olduğu sonucuna varılmıştır. ATAM'nin kurumsal etkililiğine ilişkin öğretim üyesi görüşleri cinsiyet, kıdem, ünvan ve fakülte değişkenleri açısından değerlendirildiğinde istatistiksel olarak anlamlı bir farka rastlanmamıştır.Varılan ortak sonuç; öğretim üyelerinin ATAM'nin kurumsal etkililiğine ait görüşleri her ne kadar x= 3,43 ile ?katılıyorum? seviyesinde tespit edilmiş ise de, ?ATAM'nin önemli bir paydaş olarak öğrenci benliğinde eğitsel dönüştürme gücü oldukça sınırlıdır.? önermesine katılımlarının x=3,66 ile ?Katılıyorum? seviyesinde olması, Atatürk Araştırma Merkezlerinin kurumsal etkililiklerini gerşekleştirme çabalarının tüm faaliyet alanlarını kapsayacak şekilde tüm iç ve dış paydaşlar tarafından akademik, hukuksal ve finansal yönlerden desteklenmesi gerektiğidir.
İlköğretim okullarında toplam kalite yönetimi uygulamlarına ilişkin müdür ve öğretmen görüşlerinin değerlendirilmesi
IIÖZBu araştırma, Diyarbakır ili merkezinde bulunan lköğretim okullarında, Toplam KaliteYönetimi uygulamalarına ilişkin müdür ve öğretmenlerin görüşlerini belirlemek amacıylayapılmıştır.Araştırma evrenini, 2004-2005 öğretim yılında, Diyarbakır il merkezinde bulunanlköğretim okullarında görevli müdür ve öğretmenler oluşturmuştur. Araştırmanın örnekleminiise 44 müdür ve 922 öğretmen oluşturmuştur. Araştırmaya katılan müdür ve öğretmenlere?Kişisel Bilgi Formu? ile birlikte 43 maddelik ?Toplam Kalite Yönetimi Uygulamaları Ölçeği?uygulanmıştır. Araştırma sonucunda elde edilen verilerin çözümlenmesi, SPSS (StatisticalPakcage for the Social Science) For Windows 12.0 programından yararlanılarak yapılmıştır.Verilerin analiz ve yorumunda, t-testi, varyans analizi(one-way) ve scheffé testindenfaydalanılmıştır. Anlamlılık düzeyi 0,05 olarak alınmıştır.Verilerin analizi sonucunda özetle şu sonuçlar elde edilmiştir:1. Mezuniyet değişkenine göre, ilköğretimdeki Toplam Kalite Yönetimi uygulamalarınailişkin müdür algıları arasında anlamlı fark saptanmazken, öğretmen algıları arasında anlamlıfark bulunmuştur.2. Kıdem değişkenine göre, ilköğretimdeki Toplam Kalite Yönetimi uygulamalarınailişkin müdür ve öğretmen algıları arasında anlamlı fark bulunmuştur.3. Cinsiyet değişkenine göre, ilköğretimdeki Toplam Kalite Yönetimi uygulamalarınailişkin müdür ve öğretmen algıları arasında anlamlı fark bulunmamıştır.4. Kademe değişkenine göre, ilköğretimdeki Toplam Kalite Yönetimi uygulamalarınailişkin öğretmen algıları arasında anlamlı fark bulunmamıştır.5. lköğretim okullarında görev yapan müdür ve öğretmenlerin Toplam Kalite Yönetimiuygulamalarına ilişkin genel algıları arasında anlamlı fark saptanmıştır. Yöneticilerin genel algıortalaması 3,36 ?orta? derecede, öğretmenlerin genel algı ortalaması ise 2,50 ?az? derecedebulunmuştur.6. lköğretim okullarında görev yapan müdür ve öğretmenlerin Toplam Kalite Yönetimiuygulamalarına ilişkin algılarının ortalaması ise 2,93 olarak bulunmuştur. Bu sonucu genelolarak ele aldığımızda ?orta? dereceyi göstermektedir.
Akdeniz Üniversitesi Eğitim Fakültesi öğretmen adayları ve Antalya'da görev yapan öğretmenelrin özyeterlik inançlarının karşılaştırılması
Bu araştırmanın amacı Akdeniz Üniversitesi Eğitim Fakültesi son sınıf öğretmen adayları ile Antalya İli merkez ilçelerde ilkokul, ortaokul ve liselerde görev yapan öğretmenlerin öz-yeterlik algılarını karşılaştırmaktır. Araştırma genel tarama modelindedir. Bu amaç doğrultusunda öğretmenlerin ve öğretmen adaylarının özyeterlik inançlarının yaş, cinsiyet, okul türü, sosyo-ekonomik çevre, eğitim durumu, branş ve öğretmen mevcudu değişkenleri açısından anlamlı bir farklılık gösterip göstermediği incelenmiştir. Araştırmaya katılan öğretmenlere ve aday öğretmenlere Tschanner- Mogan, Hoy (2001) tarafından geliştirilen ve Çapa, Çakıroğlu ve Sarıkaya (2005) tarafından Türkçeye uyarlanan" Öğretmen Özyeterlik İnancı Ölçeği" uygulanmıştır. Ölçek Öğrenci Katılımı", "Öğretim Stratejileri" ve "Sınıf Yönetimi" olmak üzere üç alt boyutu barındırmaktadır. Verilerin analizinde Pearson korelasyon, ANOVA, t testi teknikleri kullanılmıştır. Ölçek Antalya ili merkez ilçelerde görev yapan 380 öğretmen ve Eğitim Fakültesi son sınıf öğretmen adayı arasından 216 öğretmen adayına uygulanmıştır. Elde edilen veriler SPSS for Windows 23.0 programı ile analiz edilmiştir. Elde edilen bulgulara göre öğretmenlerin cinsiyet, kıdem, eğitim durumu, sosyo kültürel çevre, okul mevcudu değişkenlerine göre anlamlı bir farklılık görülmezken; okul türü ve branş faktöründe anlamlı farklılık tespit edilmiştir. Öğretmen adaylarının özyeterlik algıları öğretmenlere göre daha düşük olduğu tespit edilirken; cinsiyet ve eğitim durumu değişkenine göre özyeterlik algılarında anlamlı bir değişiklik olmadığı tespit edilmiştir.
Yükseköğrenimde barınma sorunu, Türkiyede öğrenci yurtları ve dünyadan örnekler
Bu çalışmada yükseköğrenime başlayan gençlerin en önemli problemlerinden barınma sorunu ve öğrenci yurtları ele alınmıştır. İlk planda göze çarpmayan barınma sorunu, aile ortamından uzakta bir yükseköğrenim programına başlamak söz konusu olduğunda, ilk andaki üniversite kazanma sevincinin ardından hemen kendini hissettirir.İnsanın barınma ihtiyacı tarihsel bir perspektiften incelenerek barınma biçimlerinin geçirdiği aşamalar irdelenmiştir. İlk çağlarda mağara ile başlayan insanın barınma serüveni, kulübe, çadır gibi aşamalardan geçerek günümüzde daha çok modern ?ev? anlayışı ile tanımlanmaktadır. Maslow' un İhtiyaçlar hiyerarşisinde güvenlik ihtiyacının karşılandığı en önemli faktör olan barınma aynı zamanda insanın mahremiyet ihtiyacına da cevap vermektedir.Üniversite öğrencilerinin önemli bir kısmının barınma sorununu çözdüğü yükseköğrenim yurtları, genellikle insanda kalabalık algısı uyandıran, mahremiyetin kısıtlı ve birçok hizmet ve eşyanın ortak kullanımda olduğu yerlerdir. Stresi artırarak başarıyı düşürme potansiyeli taşıyan sürekli kalabalık algısı, buna bağlı gelişen uyku ve uyum problemleri ile ortamın fiziksel yetersizlikleri; özellikle devlet yurtlarındaki katı kurallar ve kısıtlamalar, yurtların yeni bir anlayışla ele alınmasını gerekli kılmaktadır.Yükseköğrenim yurtları, dünyada birçok ülkede olduğu gibi ülkemizde de üniversitelerin gözetiminde ve desteğinde yönetilmelidir. Yurtlar öğrenciler için sadece bir geceleme yeri olarak değil, eğitimin bir parçası olarak görülmelidir. Bu bakış açısıyla eğitimde bütüncül yaklaşım hayata geçirilmiş olacak ve böylece gençler için daha zengin ve tatmin edici bir ortamda çok yönlü gelişme fırsatı da yaratılmış olacaktır.
Ortaokul ögretmenlerinin duygusal emek davranışları ile iş doyumları arasındakı ilişki
Araştırmada ortaokul öğretmenlerinin duygusal emek davranışları ile iş doyumları arasındaki ilişkinin ortaya çıkarılması amaçlanmıştır. Araştırmanın çalışma evrenini; 2014-2015 öğretim yılında Aydın ili merkezinde bulunan kamu ortaokullarında çalışan öğretmenler oluşturmaktadır. Örneklem, tesadüfi örnekleme yöntemi ile seçilen 265 öğretmenden oluşturmaktadır. Verilerin toplanmasında Kişisel Bilgi Formu, Duygusal Emek Ölçeği ve Minnesota İş Doyum Ölçeği kullanılmıştır. Ölçeklerin yapı geçerliliği için doğrulayıcı faktör analizi yapılmıştır. Verilerin analizinde, ANOVA, Mann Whitney U Testi, Kruskal Wallis Testi ve Scheffe Testi kullanılmıştır. Öğretmenlerin iş doyumlarının duygusal emek davranışlarıyla ilişkisini belirlemek için Pearson Momentler Çarpımı Korelasyon Katsayısı ve Çoklu Regresyon Analizi kullanılmıştır. Yapılan istatistiksel analizlerde anlamlılık .05 düzeyinde sınanmıştır. Araştırmanın sonucunda, ortaokul öğretmenlerinin en çok yüzeysel rol yapma davranışı daha sonra samimi ve derinden rol yapma davranışı sergiledikleri ortaya çıkmıştır. Erkek öğretmenlerin derinden rol yapma davranışı düzeyleri kadın öğretmenlerden anlamlı şekilde daha yüksek çıkmıştır. 46 yaş ve üzerindeki öğretmenlerin derinden rol yapma davranışı düzeyleri daha yüksek düzeydedir Mesleğini seven öğretmenlerin samimi davranış düzeyleri mesleğini sevmeyenlerden anlamlı düzeyde yüksek bulunmuştur. Öğretmenlerini en çok içsel doyum sağladığı, bunu genel ve dışsal doyumun takip ettiği saptanmıştır. Erkek öğretmenlerin dışsal doyum düzeylerinin kadınlardan yüksek olduğu bulunmuştur. 5 yıl ve altı ile 21 yıl ve üzeri kıdeme sahip olan öğretmenlerin içsel ve genel doyum düzeylerinin diğer kıdem düzeylerindeki öğretmenlerden anlamlı şekilde yüksek olduğu ortaya çıkmıştır. Mesleğini seven öğretmenlerin içsel, dışsal ve genel iş doyumu düzeyleri, mesleğini sevmeyen öğretmenlerden anlamlı düzeyde yüksek bulunmuştur.
Final okullarında çalışan öğretmenlerin okulun örgüt kültürü tipine ilişkin görüşleri - Samsun, Bursa, Florya, Final Okulları örneği -
Bu araştırmada İstanbul Florya, Samsun, Bursa Final Okulları'nda görev yapan öğretmenlerin okulun örgüt kültürü tipine ilişkin görüşleri ve bu görüşlerin yaş, cinsiyet, kıdem, aynı okulda çalışma süresi, öğrenim durumu ve çalıştıkları öğretim kurumu (okul öncesi, ilköğretim, orta öğretim) alanına göre değişiklik gösterip göstermediğinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Okul kültürü tipleri olan rol kültürü, destek kültürü, başarı kültürü ve güç kültürü tiplerinden hangisinin daha güçlü olduğu demografik boyuttaki değişkenlere göre incelenmiştir.Araştırma 2009-2010 eğitim-öğretim yılı güz döneminde İstanbul Florya, Samsun, Bursa Final Okullarında görev yapan 179 öğretmen üzerinde uygulanmış toplanan 176 anketin 52 tanesi değerlendirme dışı bırakılmış, 124 anket değerlendirmeye alınmıştır.Araştırmada Erkmen ve Ordun (2001) tarafından geliştirilen ?Örgüt Kültürü Ölçeği? uygulanmıştır. Araştırmada verilerin çözümlemesinde istatistiksel analiz için SPSS For Windows 15,0 programı kullanılmıştır. Frekans, yüzde, standart sapma, normal dağılımlar için Kolmogorov ? Smirnov dağılım testi, verilerin karşılaştırılmasında iki grup durumunda Mann. Whitney U testi, gruplar arası karşılaştırmalarda Kruskal Wallis testi kullanılmıştır.Öğretmenler okul kültürü tipi yaklaşımlarından en çok güç kültürü yaklaşımını benimsemektedir. Bunu sırasıyla başarı ve rol kültürü yaklaşımları izlemektedir. Öğretmenlerin en az benimsedikleri yaklaşım ise destek kültürüdür.
Devlet okullarında çalışan rehber öğretmenlerin okul yönetimleri ile yaşadıkları sorunlar
Yüksek Lisans Tezi, Eğitim Bilimleri Ana Bilim Dalı Tez Danışmanı: Doç. Dr. Ramazan GÖK Haziran 2024, 49 sayfa. Bu çalışmada devlet okullarında çalışan rehber öğretmenlerin okul yönetimleri ile yaşadıkları sorunları belirlemek hedeflenmiştir. Bu doğrultuda farklı okullarda çalışan rehber öğretmenlerin görüşlerine başvurulmuştur. Araştırma nitel araştırma yöntemlerinden durum çalışması deseni kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu Antalya ili Kepez, Muratpaşa ve Konyaaltı ilçelerinde görev yapmakta olan 12 rehber öğretmenden oluşmaktadır. Veri toplama aracı olarak araştırmacı tarafından geliştirilen yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılmıştır. Veriler çözümlenirken araştırmacı tarafından anlam ve içerik açısından kategorize edilmiş ve benzer anlam ve içerikteki cevaplar bu kategorilere dâhil edilmiştir. Elde edilen sonuçlara göre rehber öğretmenler ile okul yöneticileri arasında sağlıklı bir iş birliği ve anlayışın oluşturulması, rehberlik hizmetlerinin kalitesini ve öğrencilere olan etkisini doğrudan artıracaktır. Sonuçlar ayrıca okul yöneticilerinin, rehber öğretmenler ve psikolojik danışmanlar üzerinde önemli bir etkiye sahip olduğunu göstermektedir. Yöneticilerin daha fazla farkındalık kazanmaları ve eğitim almaları, profesyonel ve etik davranışlarını artıracak ve tüm çalışanlar için daha adil ve destekleyici bir çalışma ortamı oluşturulmasına yardımcı olabilecektir. Bu durumda, okulun genel atmosferinin iyileştirmesi ve eğitim hizmetlerinin kalitesinin artırması beklenmektedir. Anahtar Kelimeler: Rehber öğretmen, rehberlik ve psikolojik danışmanlık, okul yönetimi
Eğitim örgütlerinde dijital liderlik ve örgütsel bilgelik ilişkisi
Bu çalışma eğitim örgütlerinin örgütsel bilgeliğe ulaşmasında dijital liderlik rolünün olup olmadığını belirlemeyi amaçlamaktadır. Araştırmada birden fazla değişken arasındaki etkileşim belirlenmeye çalışıldığı için araştırma nicel araştırma modellerinden ilişkisel tarama modeline uygun olarak gerçekleştirilmiş bir çalışmadır. Araştırma kapsamında dijital liderlik ve örgütsel bilgelik ölçeği geliştirme çalışması yapılmıştır. Dijital liderlik ölçeği dijital dönüşüm, dijitalleşme, uzaktan ve hibrit eğitim olmak üzere üç boyuttan oluşmaktadır. Örgütsel bilgelik ölçeği ise iletişim, proaktif yönetim anlayışı, okul iklimi, motivasyon ve etkili okul olmak üzere beş boyuttan oluşmaktadır. Araştırmanın evreni 2021-2022 Eğitim öğretim yılında Türkiye'de görev yapan 57104 okul müdüründen oluşmaktadır. Araştırmanın örneklemi ise 2021-2022 Eğitim öğretim yılında Türkiye'de görev yapan 605 okul müdüründen oluşmaktadır. Araştırmanın sonucunda hem dijital liderlik ve alt boyutlarında hem de örgütsel bilgelik ve alt boyutlarında cinsiyet, öğrenim durumu, çalışılan kademe, yöneticilikteki kıdem, Avrupa Birliği (AB) dijital yeterlik düzeyi demografik değişkenlerine göre anlamlı farklılıklar ortaya çıkmıştır. Çalışılan hizmet bölgesi demografik değişkenine göre ise örgütsel bilgeliğin iletişim ve proaktif yönetim anlayışı boyutlarında anlamlı bir farklılık oluştuğu belirlenmiştir. Dijital liderliğin eğitim örgütlerinin örgütsel bilgeliğini arttırmakta rolü olduğu ortaya konmuştur. Aynı zamanda dijital liderliğin örgütsel bilgeliğin proaktif yönetim anlayışı, motivasyon, okul iklimi ve etkili okul alt boyutlarında olumlu yönde rolü olduğu tespit edilmiştir. Anahtar Sözcükler: Eğitim örgütleri, Dijital liderlik, Örgütsel bilgelik
Uluslararası öğrencilerin kültür şoku, öz-yeterlik, yaşam doyumu ve uyum stratejileri: Bir karma yöntem araştırması
Bu araştırmada uluslararası üniversite öğrencilerinin kültür şoku, öz-yeterlik, yaşam doyumu ve uyum stratejilerinin incelenmesi amaçlanmıştır. Bir devlet üniversitesinde gerçekleştirilen araştırmada karma iç içe geçmiş tek durumu çalışması deseni kullanılmıştır. Araştırmanın ilk aşamasında, 13 uluslararası öğrenciyle yarı yapılandırılmış görüşme yapılmıştır. Nitel verileri analiz etmek için NVivo paket programından yararlanılmıştır. Araştırmanın ikinci aşamasında ise nicel veri toplamak için anket kullanılmıştır. Nicel veriler SPSS-20 paket programı ile farklı betimsel ve çıkarımsal istatistikler kullanılarak analiz edilmiştir. Bulgular, uluslararası öğrencilerin tercihlerini etkileyen faktörlerine ilişkin yanıtlarına bakıldığında 'burs kazanma' uluslararası öğrencilerin Türkiye'yi tercihlerinde en önemli faktör olduğunu belirtmişlerdir. İkinci olarak uluslararası öğrencilerin kişisel deneyimlerine ilişkin öğrencilerin ilk aşamasında çoğunda, heyecan duygusunun ön planda olduğu gözlemlenmiştir. Üçüncü amaç olarak çoğu öğrenci Oberg (1960) tarafından tarif edilen şekilde kültür şoku yaşadıklarını belirtmişlerdir. Dördüncü olarak bütünsel değerlendirildiğinde uluslararası öğrencilerin öz-yeterlik düzeyleri yüksek olduğu söylenebilir. Beşinci olarak uluslararası öğrencilerin sosyo-kültürel süreçlere uyum düzeylerine bakıldığında zorlandıkları şeklinde görüş bildirmektedirler. Altıncı olarak öğrencilerin yaşam doyum düzeylerine bakıldığında yaşam doyum düzeylerine ilişkin orta ya da kısmen katılıyorum şeklinde görüş bildirmektedirler. Bu çalışmanın yedinci amacı olarak öz-yeterliğin, öğrencilerin Türkiye'de kalma süreleri ve sosyo-kültürel süreçlere uyumlarında yaşadıkları genel kültür şokuna önemli bir yordayıcı olarak görülmektedir. Sekizinci ise öğrencilerin sosyo-kültürel süreçlere uyumların, öğrencilerin yaşam doyumlarında önemli bir yordayıcı olduğu görülmektedir. Son olarak da uluslararası öğrenciler tarafından kültürel farklılıklar ve şoklarla başa çıkmak için önerilen stratejiler şöyle ifade edilmiştir: Yabancı ve Türk arkadaş edinilmeli, iyimser olunmalı, çaba gösterilmeli, dile hâkim olunmalı, turistik yerlerde gezilmeli, yurt dışına çıkmadan önce iyi hazırlanmalı, lisansüstü seviyede eğitim için yurt dışına çıkılmalı, siyasete hiç karışılmamalıdır.
COVID-19 sürecinde okulların algılanan durumları ve eğitim paydaşlarının değişen rolleri
Araştırmanın kuramsal çerçevesinde hayatımızı etkileyen Covid-19, Covid-19 ile beraber ilan edilen pandeminin eğitim üzerindeki etkileri, eğitimin alt sistemi olan ve kapatılan okulların eğitim paydaşları tarafından algısı, Covid-19 döneminde önlem olarak alınan uzaktan eğitim sisteminin getirilmesiyle meydana gelen eğitimde imkan ve fırsat eşitliğinin sorgulanması, eğitim paydaşlarının Covid-19 ile beraber okulda olduğu gibi değişime uğrayan ya da yeni tanımlanan rollerinin saptanmasına cevaplar aranmıştır. Bu araştırmanın amacı; Covid-19 ile birlikte meydana gelen pandemi sürecinde sosyal alanlarda alınan kısıtlama kararları doğrultusunda okulların yüz yüze eğitime kapatılmasıyla beraber okulların mevcut durumu ve eğitim paydaşlarının rollerinde meydana gelen değişimleri birçok yönüyle (okul algısı, fırsat ve imkan eşitliği, öğretmenlik mesleği, okulun amaçları) ele almak ve bu süreçte eğitim paydaşlarının yaşadıkları sorunları ortaya koymak ve bundan sonraki süreçler için uygulayıcılara öneriler sunmaktır. Kişilerin içinde bulundukları pandemi süreciyle ilgili içinde yaşadıkları ancak farkında olmadıkları deneyimlerini derinlemesine inceleyebilmek adına araştırmada nitel yöntem kullanılmış olup araştırma olgu bilim (fenomenoloji) deseninde hazırlanmıştır. Bu araştırma toplumun bir düzenleyicisi ve alt sistemi olan okulun eğitim paydaşları tarafından önemini vurgulamakla beraber, eğitimin temel ilkesi olan eğitimde imkan ve fırsat eşitliğinin sağlanamamasının getirdiği olumsuz sonuçları ortaya koymak ve öneriler getirmek, okulun merkezinde bulunan öğretmenin toplum üzerinde Covid-19' dan önce fark edilemeyen önemi ve Covid-19 süreciyle beraber öğretmenlere verilen yeni rollerin saptanması ve bu bağlamda eğitim sisteminde meydana gelen değişikliklerin vurgulanması açısından önemlidir. Araştırmanın çalışma evrenini 2020-2021 eğitim-öğretim yılında Antalya ili merkez ilçelerinden seçilen Kepez, Muratpaşa ve Konyaaltı'nda bulunan özel ve resmi liselerdeki yöneticiler, öğretmenler, öğrenim görmekte olan öğrenciler ve veliler oluşturmaktadır. Çalışma örnekleminin oluşturulmasında maksimum çeşitlilik dikkate alınmıştır. Çalışma örnekleminde yer alan okul ve katılımcıların seçiminde ise seçkisiz olmayan örnekleme tekniklerinden amaçlı örnekleme tekniği kullanılmıştır. Veriler yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılarak elde edilmiştir. Bu çalışmada araştırma sorularına ilişkin verilen cevaplar betimsel ve içerik analiz yöntemleri kullanılarak incelenmiştir. Elde edilen veriler, sonrasında belirlenen temalara göre özetlenip yorumlanmıştır. Araştırmadan elde edinilen bulgulara göre, 2019 Mart ayından itibaren tüm dünyayı etkileyen Covid-19 bireylerin özellikle sosyal hayatını kısıtlaması yönünde etkilemiş ve bireylerin kendilerini koruma altına alma, bu durumdan kurtulma gibi kaygı oluşturacak davranışlara ittiği saptanmış genel olarak tüm paydaşları olumsuz yönde etkilediği görülmüştür. Sosyal bir kurum olarak okulların Covid-19 sürecinde eğitim paydaşları tarafından mecaz yoluyla metaforik algılarına ulaştığımız genel sonuç, okulların "online" kavramı ile örtüştürülmesidir. Bu da bize uzaktan eğitimin bireyler tarafından teknoloji alt temelli algılandığını göstermiştir. Ancak bunun yanında eğitim paydaşlarının başka bir çoğunluğu ise yük, özlem, sosyalleşememek, değişim gibi olumsuz tutumlarını belirtmişlerdir. Covid-19'un eğitime yön vermesi ile birlikte okulların Covid-19'dan önce ve Covid-19 sürecinde nasıl algılandığının anlaşılabilmesi için karşılaştırmalı olarak sorulan soruların en çarpıcı bulgusu okulların Covid-19'dan önce eğitim yuvası, her şey, sevdiğim bir yer, düzen, yardımcı kuruluş olarak adlandırılırken Covid-19 sürecinde ise taban tabana zıt ifadelerle: " Benim gözümde okul yok, verimli olmayan işlevsiz bir yer, öğrencisiz boş bir alan, Eğitim yuvası değil artık, okul kültüründen uzak bir yer."ifadeleri kullanılarak eğitim paydaşları üzerinde toplumsal düzen, sosyalleşme, kültürel değerlerin aktarıcısı olarak okulların zihinlerde olumsuz algılandığı ve yok edildiği görülmüştür. Covid-19 sürecinde teknoloji temelli bir eğitim sistemi olan uzaktan eğitimin sorgulanması sonucu paydaşlar bu eğitim sisteminde öğretim sürecinin kısmen, okulun diğer amaçları olan sosyalleşme, hayata yön verme, toplumsal değerlerin öğretimi, akran iletişimi, denetim ve ölçme değerlendirme gibi amaçlarını gerçekleştiremediğini ifade ettikleri saptanmıştır. Eğitim sürecinde deneyimlerini aktaran uzmanlar olarak okulun temel taşı olan öğretmenlerin, okulun yönetimini sağlayan yöneticilerin, milli eğitim tarafından her yıl belirlenen programlar dahilinde okullarının türlerine göre yaptıkları eğitim planlamalarına ek olarak öğrencinin sağlığını koruma, sağlık bakanlığı ve emniyet müdürlükleriyle irtibat halinde olma, öğrencileri derslere dahil edebilmek için çeşitli iletişim kanallarından gruplar kurarak velileri bilgilendirme, yeni eğitim sistemi için teknolojik materyaller hazırlama gibi meslek tanımlarında olmayan yeni sorumluluklar edindikleri saptanmıştır. Eğitimde özel ve resmi olmak üzere iki farklı kurumun olması özel okullarda öğrencilerden alınan ücret karşılığında müfredat programları dışında verilen seçmeli ders seçeneklerinin farklılığı ve öğrencilerle birebir ilgilenilmesi açısından okul ve sınıf mevcutlarının azlığından kaynaklanan eğitim, Covid-19 sürecine kadar toplumun sosyal sınıfları arasında sadece imkanlar dahilinde tercihe dayalı bir uygulama olsa da Covid-19 ile birlikte özel okullarla resmi okullar arasında yapılan uygulamaların farklılığı sebebiyle sosyal sınıflar arasındaki makasın iyice açıldığını ortaya koymuştur. Sosyal şartları kısıtlı ve ekonomik durumu düşük olan velilerin öğrencileri bu süreçte evlerinde internet erişimine sahip olamamakla beraber hatta bazılarının evinde televizyon dahi olmadığı için hiçbir eğitim kaynağına ulaşamadığı, özel okullarda okuyan öğrencilerin ise hem internet erişimi ile ilgili bir sorun yaşamadığı hem de öğrencilere birebir danışmanlık hizmeti sağlandığı, her öğrencinin ayrıca eksikleri tespit edilerek etüt uygulamaları yapıldığı saptanmıştır. Bu sonuçlar, özel ve resmi okullarda eğitim gören öğrenciler arasında imkân ve fırsat eşitliği ilkesine ters düşen durumları ortaya koymuştur. Elde edilen bulgular ve literatür taraması sonucu uygulayıcı ve araştırmacılara sunulan önerilerden bazıları şunlardır: Uzaktan eğitim sürecinde teknolojik aksaklıklardan kaynaklanan sebepler yüzünden her öğrencinin eğitime aynı koşulda ulaşamaması sebebiyle öğretim süreci ve müfredat programlarıyla ilgili oluşan eksikliklerin tamamlanabilmesi için milli eğitim tarafından sistemli ve planlı olarak yeni eğitim-öğretim sürecine dahil edilebilecek ek çalışmalar düzenlenmesi; mesleki ve teknik liselerin uygulamalı dersleri uzaktan öğretim sisteminde hiçbir koşulda yapılamadığı için bu liselerdeki öğrenciler mesleki yeterliliğe ulaşamamıştır. Bu sebeple bu öğrencilere küçük gruplar halinde planlamalar yaparak akşam dersleri ya da hafta sonu atölye çalışmalarının planlaması uygulayıcılara önerilirken araştırmacılara ise şu öneride bulunulmuştur: "Bu çalışma kendini ifade edebilecek erişkin grup olan lise öğrencileri ile yapılmıştır. Bu çalışma ilkokuldaki eğitim paydaşları ile karma yöntem kullanılarak da yapılabilir."
Okul yöneticilerinin liderlik davranışları ile öğretmenlerin örgütsel bağlılık düzeyleri arasındaki ilişki (Burdur ili Bucak ilçesi örneği )
Bu çalışmanın amacı, öğretmenlere görüşlerine göre okul yöneticilerinin liderlik davranışları ile öğretmenlerin örgütsel bağlılık düzeyleri arasındaki ilişkiyi incelemektir. Bu çalışmada ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Çalışmanın evrenini 2015- 2016 eğitim-öğretim yılında Burdur ili Bucak ilçesindeki resmi okullarda görev yapan kadrolu 897 öğretmen oluşturmaktadır. Bucak'ın küçük bir ilçe olması sebebiyle ve daha kapsamlı bir sonuca ulaşmak için örneklem seçimine gidilmeyerek evrenin tümüne ulaşılmaya çalışılmıştır. Bu amaçla ölçekler Burdur İli Bucak ilçesindeki resmi okullarda görev yapan kadrolu öğretmenlerin hepsine araştırmacı tarafından ulaştırılmıştır. Çalışmada iki farklı ölçek kullanılmıştır. Bunlardan birincisi; "Liderlik Davranışları Ölçeği", ikincisi "Örgütsel Bağlılık Ölçeği"dir. Ölçeklerin uygulanması 2016 Haziran ayı içerisinde tamamlanmıştır. Araştırmanın her alt problemi ile ilgili aritmetik ortalama ve standart sapma değerleri bulunmuştur. Verilerin analizleri için t-testi, tek yönlü varyans analizi, anlamlı ilişkinin sebebini anlayabilmek için Tukey ve Dunnett's C testi ile Pearson Korelasyon Katsayısı tekniği kullanılmıştır. Araştırmaya katılan öğretmenlerin görüşlerine göre okul yöneticileri orta düzeyde liderlik davranışı göstermektedirler. Bu görüşler arasında görev yaptıkları okul türüne ve öğrenim durumlarına göre anlamlı farklılık vardır. Araştırmaya katılan öğretmenler örgütlerine bağlı olduklarını belirtmişlerdir. Öğretmenlerin örgütsel bağlılık düzeyleri arasında okullarındaki hizmet süresine, görev yaptıkları okul türüne, mezun oldukları fakülteye ve öğrenim durumlarına göre anlamlı farklılık vardır. Okul yöneticilerinin liderlik davranışları ile öğretmenlerin örgütsel bağlılık düzeyleri arasında pozitif, yüksek ve anlamlı bir ilişki bulunmuştur.
İlkokul öğretmenlerinin iş yaşam kalitesine ilişkin algıları ile iş doyum düzeyleri arasındaki ilişki (Balıkesir İli merkez ilçeler örneği)
İlkokul öğretmenlerinin iş yaşam kalitesine ilişkin algı düzeyleri ile iş doyum düzeyleri arasında bir ilişki olup olmadığını öğretmenler görüşü doğrultusunda belirlemek bu araştırmanın temel amacını oluşturmaktadır. Araştırma, ilişkisel tarama modelinde desenlenmiştir. Araştırmanın evrenini Balıkesir ili merkez ilçeleri Altıeylül ve Karesi İlçe Milli Eğitim Müdürlüklerine bağlı resmi ilkokullarda görev yapan 1558 öğretmen oluşturmaktadır. Araştırma verileri "İş Yaşam Kalitesi" ve "Minessota İş Doyum" ölçeği ile toplanmıştır. Araştırma kapsamında verileri analiz etmede doğrulayıcı faktör analizi, betimsel istatistikler (ortalama, standart sapma, ortanca), ilişkisiz örneklemler t testi, tek yönlü varyans analizi, Mann Whitney U testi, Kruskal Wallis H testi istatistiksel teknikleri kullanılmıştır. Veri analizinde SPSS 25 ve LISREL 8.2 programlarından yararlanılmıştır. Araştırmada elde edilen bulgular öğretmenlerin en çok iş yaşamında stres davranışına katıldığını göstermektedir. Öğretmenlerin iş yaşam kalitesine ilişkin görüşlerinde cinsiyet, mesleki kıdem, hizmet süresi ve branş değişkenlerine göre istatistiksel olarak anlamlı farklılıklar tespit edilmiştir. Araştırmaya katılan öğretmenlerin iş doyumları yüksektir. İş doyum ve dışsal doyum puan ortalamaların cinsiyet değişkenine göre anlamlı bir farklılık gösterdiği tespit edilmiştir. Yaş, cinsiyet, mesleki kıdem, görev yaptıkları okuldaki hizmet süresi, eğitim düzeyi ve alan değişkenlerine göre istatistiksel olarak anlamlı farklılık bulunmamıştır. İş yaşam kalitesi ile iş doyumu arasında pozitif yönlü orta düzeyde anlamlı bir ilişki bulunmuştur.
Örgütsel narsisizm ve örgütsel güven arasındaki ilişkinin özel okullar ile devlet okulları açısından incelenmesi
Bu çalışmanın amacı, örgütsel narsisizm ile örgütsel güven arasındaki ilişkiyi tespit etmek, bu ilişkiyi özel okullar ve devlet okulları açısından incelemektir. Çalışma 2019 yılı içerisinde yürütülmüş olup araştırma örneklemini, Rize ilinde bulunan çeşitli özel okullar ve devlet okullarında görev yapan 345 öğretmen oluşturmaktadır. Araştırmada nicel araştırma türlerinden biri olan ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmanın sonucunda örgütsel narsisizm ve örgütsel güven arasında pozitif yönlü orta düzeyli bir ilişki tespit edilmiş, özel okullar ile devlet okulları açısından özel okullar lehine anlamlı farklılıklar bulunmuştur. Çalışmada özel okullar açısından örgütsel narsisizm ile cinsiyet arasında anlamlı farklılık bulunmamışken, devlet okulları açısından cinsiyet ile örgütsel narsisizm arasında anlamlı farklılık bulunmuş, erkeklerin örgütsel narsisizm algısının kadınlara göre daha yüksek olduğu tespit edilmiştir. Son olarak evli ve deneyimli öğretmenlerin, örgütsel narsisizm algısının daha yüksek olduğu görülmüştür. Anahtar Kelimeler: Özel okul, devlet okulu, örgütsel narsisizm, örgütsel güven, öğretmenler
Değerlere dayalı sınıf yönetimi
Bu araştırma, öğretmenlerce benimsenen değerlerin sınıf yönetiminde yansıtılma biçimlerini ve bunların öğrenciler üzerindeki etkilerini belirlemek amacıyla gerçekleştirilmiştir. Bu genel amaç doğrultusunda, 2008-2009 eğitim-öğretim yılında, Elazığ ili merkezinde ve ilçelerinde bulunan yatılı ilköğretim bölge okullarında görev yapan 68 birinci kademe öğretmeni bu çalışmadaki araştırma grubu olarak ele alınmıştır. Çalışmada öğretmen görüşleri yarı yapılandırılmış görüşme yöntemi ile alınmış, elde edilen veriler, niteliksel analiz yöntemiyle çözümlenmiştir. Araştırmada ulaşılan sonuçlar, sınıf yönetiminde öğretmenler tarafından en çok tercih edilen değerler arasında, sorumluluk ve dürüstlük bulunduğunu; en az tercih edilen değerler arasında ise zevk ve heyecan verici hayat olduğunu göstermektedir. Öğretmenlerin sınıf yönetiminde tercih ettikleri değerleri, anlatım, geribildirim, modelleme, kişisel örgütleme ve sınıf iklimi oluşturma biçimlerinde sınıf yönetimine yansıttıkları görülmüştür. Sınıf yönetiminde yansıtılan değerlerin ise öğrencilerin akademik gelişimleri, sınıf iklimi ve öğrenci davranışları ile kişiler arası ilişkiler üzerinde etkili olduğu ulaşılan sonuçlardandır.Anahtar Sözcükler: Yatılı Bölge Okulları, Öğretmenler, Sınıf Yönetimi, Değerler, Öğrenciler, Akademik gelişim, Nitel Araştırma.
Mentorluğun eğitimde kullanılması ve okul yöneticisi yetiştirmede yeni bir model önerisi
Mentor terimi Türkçe'ye danışman, rehber, usta, akıl hocası olarak çevrilebilmektedir. `Mentorluk' kavramı ise deneyimli bir iş görenin kendisinden daha az deneyime sahip meslektaşına kişisel ve mesleki gelişimini sağlaması için yardım etme sürecini işaret etmektedir. Mentorluk süreci iş dünyasında özellikle de büyük şirketlerde çok sık kullanılan bir süreçtir. Hewlett-Packard, Dow Jones, S.C. Johnson, Merrill Lynch, Douglas Aircraft, Federal Express, General Motors, IBM, Apple Computer, Procter &Gamble gibi şirketler buna örnek gösterilebilir. Mentorluk süreci hem yönetici adaylarının yetiştirilmesinde hem de yeni iş görenlerin meslek hayatlarındaki ilk yıllarında kullanılabilmektedir.Mentorluğun eğitim alanında kullanılması ise yeni göreve başlayan öğretmenler ve okul müdürlerine mesleki ve kişisel yardım sağlanması noktasında yoğunlaşmaktadır. Süreç Amerika, İngiltere, Singapur ve pek çok Avrupa ülkesinde başarıyla uygulanmaktadır. Yapılan araştırmalarda mentorluk yoluyla yetişen müdürler ve öğretmenler süreçten çok yararlandıklarını ifade etmişlerdir.Ülkemizdeki okul yöneticisi yetiştirilmesinde uygulanmakta olan yöntemlerde bazı eksiklikler hissedilmektedir. Okul müdürü adaylarının almış oldukları hizmet içi eğitimler daha çok teorik bilgi içermekte ve uygulamadan uzak kalmaktadır. Mentorluk süreci sayesinde yeni okul müdürleri mesleklerinin en sıkıntılı dönemlerinde kendilerinden daha deneyimli örnek bir müdürden destek alırlar. Bu destek meslektaş yardımlaşması şeklinde, okul ortamında ve uygulamalı olarak gerçekleşir. Böylece bu zorluklarla dolu zaman dilimi kolay atlatılır ve hizmet öncesi ve hizmetiçi eğitimlerle öğrenilemeyen bazı mesleki sırlar öğrenilmiş olur.Ülkemizde okul müdürlerinin yetiştirilmesinde mentorluk modeli kullanılabilir. M.E.B Personel Daire Başkanlığı bünyesinde `Eğitim Kurumları Yönetici Yetiştirme Kurulu' oluşturulabilir. Bu kurul yeni müdürler için bir mentorluk programı oluşturur. İl ve ilçelerde `Mentor Müdürler Kurulları' aracılığıyla yeni müdürler için mentor müdürler belirlenir. Böylece yeni müdürlere mesleğin ilk yıllarında daha etkili danışmanlık ve rehberlik hizmeti verilebilir. Mentorluk modelinin uygulanmasıyla günümüz okullarının ihtiyacı olan başarılı, etkili okul müdürleri yetiştirilebilir.Anahtar Kelimeler: Mentor, Mentorluk, Yeni Okul Müdürleri için Mentorluk Modeli
Polis meslek yüksek okullarında örgüt kültürü oluşumunda örgüt içi iletişimin rolü ve önemi
Bu çalışmada, örgüt üyeleri tarafından paylaşılan temel değer, kural, inanç, simge, alışkanlık ve benzeri öğelerin oluşturduğu ve tüm örgüt üyelerince paylaşıldığı varsayılan örgüt kültürünün, örgütlerde oluşum sürecine, örgüt içi iletişimin etkileri, başka bir ifadeyle, iletişimin, kültür üzerindeki etkileri ve rolü, örgüt kavramı esas alınarak araştırılmış ve bir uygulamayla değerlendirilmiştir.Araştırmada Polis Meslek Yüksek Okullarında örgüt içi iletişimin örgüt kültürüne etkisi ve rolü incelenmiştir. Araştırmanın yapıldığı tarihte Türkiye genelinde bulunan tüm PMYO'lar (yirmi iki) araştırma kapsamına alınmıştır. Gönderilen 1300 anketten 1220 tanesi geri gelmiş, 40 tanesi hatalı doldurulduğundan değerlendirilmeye alınmamıştır. Toplam 1180 anket değerlendirilmeye alınmıştır.Araştırmadan elde edilen sonuçlara göre, PMYO'larda iletişimde bazı sıkıntılar yaşandığını, çalışanların kararlara katılamadığı, dedikodu ve söylentilerin olduğu, empatik iletişimin düşük düzeyde olduğu ortaya çıkmıştır. Araştırma kapsamında getirilen öneriler ise şu şekilde özetleyebiliriz: çalışanların kararlara katılımı konusunda yönetim katılımcı anlayışı uygulamalı, okulda demokrasiye daha fazla önem verilmeli, empatik iletişim artırılmalı, iletişim etkili hale getirilmelidir.Anahtar Kelimeler: Polis Meslek Yüksek Okulu, Örgüt Kültürü, Örgütsel İletişim, Eğitim.
İlköğretim okul yöneticilerinin pozitif yönetim yaklaşımlarının öğrenci başarısına etkisi
Bu araştırmanın amacı; Malatya ili merkezindeki ilköğretim okullarında görev yapan yöneticilerin olumlu yönetim anlayışının öğrenci başarısına etkisini tespit etmektir. Olumlu yönetim anlayışının ne şekilde algılandığını, okul yöneticilerinin bu anlayışı nasıl uygulandığını ve bu uygulamaların hem öğrencileri hem de öğretmenleri nasıl etkilediği tespit edilmeye çalışılmıştır.Bu araştırmanın evrenini, 2006 ? 2007 eğitim ? öğretim yılında Malatya ili sınırları içerisinde bulunan ilköğretim okullarında görev yapan öğretmenler oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklemini ise Malatya il merkezinde bulunan ilköğretim okullarından 2006 ? 2007 eğitim öğretim yılında en başarılı olan ilk 10 okul, orta derecede başarılı 10 okul ve en az başarılı olan 10 okulda görev yapan toplam 400 öğretmen oluşturmaktadır.Araştırmada veri toplama aracı olarak, 40 madde ve 5 alt boyuttan oluşan okullarda olumlu yönetim anlayışı ölçeği kullanılmıştır.Araştırmadan elde edilen verilerin istatiksel analizleri için SPSS (Statistical Package For Social Science, 13) paket programı kullanılmıştır. Verilerin çözümlenmesinde frekans, yüzde, aritmetik ortalama, standart sapma, levene's ,?t?, mann-whitney U, Kruskal ? Wallis H, Pearson Korelasyonu ve Basit Regresyon Analizi testleri kullanılan araştırmada, hata payı üst sınırı 0,05 olarak kabul edilmiştir.Araştırma sonuçlarından elde edilen bulgulara göre, olumlu yönetim anlayışını benimseyerek okulu yöneten okul yöneticilerinin bulunduğu okullardaki okul kazandırma oranının daha yüksek olduğu görülmüştür.Anahtar Kelimeler: Pozitif Yönetim, Yönetici, Okul Başarısı
Öğretmen kariyer basamakları uygulamaları ile öğretmen motivasyonu ve örgütsel bağlılık arasındaki ilişkiler
Kariyer kavramı, çalışanların hayatları boyunca yaptıkları işleri çalışma yaşamlarındaki gelişmeleri ve ilerlemeleri içerir ya da bir meslekte uzmanlaşma kariyer kavramını tanımlayabilir. 2005 yılında çıkan yönetmelikle Milli Eğitim Bakanlığının uygulamaya başladığı kariyer basamakları uygulamaları ile çeşitli ölçütler göz önünde bulundurularak öğretmenlere uzman öğretmen ve başöğretmen ünvanları verilmeye başlanmıştır. Kariyer kavramı, motivasyon ve örgütsel bağlılık kavramları ile doğrudan alakalıdır. İnsanlar, sevmek, sevilmek dışında saygı duyulmak da isterler. İnsanlar temel fizyolojik ve güvenlik ihtiyaçlarını ve ardından sevgi ve aidiyet ihtiyaçlarını karşıladıktan sonra tanınma, sosyal mevkii ve statü sahibi olma, başarı elde etme, takdir edilme, saygı görme vs. türden ihtiyaçlarının da karşılanmasını isterler. Örgüt üyelerinde yüksek bir düzeyde gerçekleşen motivasyon beraberinde örgüte olan içten bağlılığı artırabilir.Kariyer basamakları uygulamasının öğretmen motivasyonu ve örgütsel bağlılıkla olan ilişkisini ortaya koymak için Elazığ merkez ve ilçelerinde yer alan 17 ilköğretim okulunda görev yapan toplam 427 katılımcıya, Kariyer Planlaması Ölçeği, Motivasyon Ölçeği ve Örgütsel Bağlılık Ölçekleri uygulanmış ve yapılan analizlerle bazı sonuçlar elde edilmiştir. Bu sonuçlar;Kariyer basamakları uygulaması öğretmenler tarafından orta düzeyde kabullenilmektedir. Araştırmaya katılan öğretmenler bu uygulamanın, öğretmenlerin mesleki bilgilerini ve öğretmenler arasındaki rekabeti artırdığına inanmaktadırlar. Ayrıca kariyer basamakları uygulamaları öğretmenlere yeni imkanlar sağlamada orta düzeyde pozitif katkı sağlamıştır. Kariyer basamakları ölçeğinin yeterlik boyutuna ilişkin (kariyer planlamasında başöğretmenlik ve uzman öğretmenlik için ayrılan kontenjanlar yeterlidir, sınav içerik olarak yeterlidir? ; hizmet yılı% 10, hizmet-içi etkinlikler %10, sicil puanı %10 yeterlidir ) görüşlerin ortalamalarına bakıldığında, öğretmenler, genel olarak kariyer basamakları uygulamasında geçerli olan ölçütleri yetersiz bulmaktadırlar.Araştırma sonuçlarına bakıldığında uzman öğretmenlerin içsel motivasyonları, normal öğretmen statüsünde olan öğretmenlerden daha yüksektir. Buradan hareketle kariyer basamakları uygulamalarının öğretmenlerin içsel motivasyonlarını artırdığı söylenebilir. Uzman öğretmen statüsünde olan öğretmenlerin normal statüde olan öğretmenlere göre duygusal bağlılık düzeyleri daha yüksektir.Kariyer basamakları uygulamasının öğretmen boyutu ile; içsel motivasyon, dışsal motivasyon, normatif bağlılık, duygusal bağlılık ve devam bağlılığı arasında ise pozitif bir ilişki mevcuttur. Öğretmenler açısından kariyer planlaması ile dışsal motivasyon arasındaki ilişki diğer değişkenlere göre daha yüksektir. Bu durum kariyer basamakları uygulamasının öğretmenler açısından önemli olarak kabul edildiğinin göstergesidir.
Yönetim bilgi sistemi olarak e-okul uygulamalarının değerlendirilmesi
Eğitim kurumları bilgi teknolojilerini kullanma konusunda en son gelişmeleri yakından takip eden, teknolojik gelişmelere paralel olarak yeni ve güncel bilişim uygulamalarını bünyelerine taşıyan örgütler olmuşlardır. Ülkemizde de Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) bu bahsedilen bilişim sistemi gelişimini yakından takip edebilme anlamında 2006-07 eğitim-öğretim yılından itibaren e-okul hizmet ağı sistemini uygulamaya başlamıştır. E-okul, okul içi süreçlerin hızlandırılması, eğitimin daha yakından takibini sağlama, özelliklede okul yöneticileri ve öğretmenlerin var olan iş yüklerini yönetimsel süreçler içerisinde kolaylaştırma ve hızlandırma adına geliştirilmiş bir yönetim bilgi sistemidir.Bu araştırmanın amacı; Muş ili merkez ve merkeze bağlı ilköğretim okullarındaki yönetici ve öğretmenlerin yönetim bilgi sistemi olarak ?E-okul?un mevcut yeterlilik durumuna yönelik algılarını belirlemek ve e-okul yönetim bilgi sisteminin bir değerlendirmesini yapmaktır. Ayrıca ?E-okul?u şuan olduğundan daha iyi bir düzeye getirme amaçlı olarak, okullardaki öğretmen ve yöneticilerle gerçekleştirilen mülakatlar sonrasında oluşturulan yapılandırılmış görüşlere katılım düzeylerini belirlemektir.Araştırmada veri toplama aracı olarak 5'li Likert tipinde geliştirilen ?Yönetim Bilgi Sistemi Olarak E-okul Uygulamalarının Değerlendirilmesi Ölçeği ( YBSEÖ )? kullanılmıştır. Ölçekte katılımcıların Branş, Cinsiyet, Eğitim Durumu gibi bilgilerinin istendiği bir kişisel bilgi formu, toplamda 35 maddeden oluşan bir e-okul yeterlilik bölümü ve yine 10 maddelik e-okul öneri bölümü yer almaktadır. Hazırlanan ölçeğin uygulanması aşamasında araştırmanın evrenini 2010-2011 eğitim-öğretim yılında Muş ili merkez ve merkeze bağlı ilköğretim okullarında görev yapmakta olan toplamda 1698 yönetici ve öğretmen oluşturmuştur. Araştırmanın örneklemini bu evren içerisinden tesadüfi olarak seçilen 835 öğretmen ve yönetici oluşturmaktadır. Araştırmadan elde edilen verilerin istatiksel analizleri için özel bir veri analizi paket programı kullanılmıştır. Verilerin çözümlenmesi için Levene Testi, Kruskall Wallis Testi, frekans, yüzde, aritmetik ortalama, standart sapma,?t-testi? ve Tek Yönlü Varyans Analizi testlerinin kullanıldığı araştırmada, hata payı üst sınırı 0,05 olarak kabul edilmiştir.Araştırmanın bulgularından elde edilen sonuçlara göre; ilköğretim okullarında görev yapmakta olan yönetici ve öğretmenler, yönetim bilgi sistemi olarak e-okulun yeterlilik durumuna ilişkin genel anlamda olumlu bir algıya sahiptirler. E-okulun yeterli olduğunu düşünen yönetici ve öğretmenlerin büyük çoğunluğunun kurum işlemleri, öğrenci işlemleri ve karne dönemi işlemlerinde e-okulun yeterlilik düzeyine ilişkin algıları arasında anlamlı bir farkın olmadığı görülmektedir. E-okula erişimde en çok tercih edilen mekân değişkeni ile e-okulun yeterli olduğuna dair yönetici ve öğretmen algıları arasında anlamlı bir fark bulunmaktadır.Anahtar Kelimeler: Eğitim Yönetimi Bilgi Sistemi, E-okul, Yönetim Bilgi Sistemleri
Eğitim kurumlarında mekân yönetimi
Okullar, toplumun merkezidir, toplumun büyük bir kesimi tarafından fark edilir ve izlenir. Eğitimin yanı sıra, sosyalleşmeyi arttırarak ve toplum için odak noktası sağlayarak okullar sık sık yerel amaçlara da hizmet eder. Yüksek bir performans sunabilmesi için okul tesislerinin, yeni yapıyı ya da yenilenmeyi göz önünde bulundurarak zorlayıcı örnekler sunmalıdır. Böyle bir okul binası, enerji tasarrufu yapabilen, sağlıklı, güvenli ve sürdürülebilir bir mekan içermelidir.İyi bir eğitim, öğretmen, aile, standartlar, program, disiplin ve motivasyon gibi bir çok faktörü içermektedir. Fakat öğrencilerin büyüdükleri ve eğitim gördükleri iyi bir okul binası da hayati bir önem arz etmektedir.Hepimiz, temiz, sessiz, güvenli, konforlu ve sağlıklı bir çevrenin başarılı bir öğretme ve öğrenmenin önemli birer bileşenleri olduğunu biliyoruz. Fakat hangi olanakların akademik çıktıyı en çok etkilediğini, ne şekilde ve ne derecede etkilediğini bilmiyoruz. Dolayısıyla bu çalışmada eğitim kurumlarının fiziki mekânlarının önemi üzerinde durulmuş, öğrenme ve verimliliği etkileyen iklimlendirme kalitesi, havalandırma, ısı konforu, aydınlatma, akustik, sağlık ve güvenlik gibi mekânsal faktörler incelenmiştir. Eğitim kurumlarındaki fiziksel problemler bu konuda araştırma yapılmasında kaynak olmuştur. Bu konuların eğitim öğretim ortamı üzerindeki etkilerini ve öğrenme ile ilişkilerini anlamak amacıyla daha önce yapılan çalışmalar incelenerek bir alan yazın çalışması oluşturulmuştur.Anahtar Kelimeler: Mekan Yönetimi, Fiziki Çevre, Okul Mekanı, Sürdürülebilirlik, Okul Sağlığı
İlköğretim ve ortaöğretim okulları öğretmenlerinin örgütsel vatandaşlık algıları (Malatya ili örneği)
Bir örgütün en önemli kaynağı ve sermayesi insandır. İnsan örgütsel vatandaşlık davranışı sergilerse, örgütün gelişimi ve performansı açısından çok faydalı olur. Örgütsel Vatandaşlık Davranışı (ÖVD) pek çok boyuta sahiptir. Fakat en çok kabul gören Organ'ın tanımladığı beş boyuttur (1988). Bunlar: Özgecilik-Diğergamlık-Yardımseverlik, Nezaket, Sportmenlik-Centilmenlik, Vicdanlılık, Sivil Erdem-Yurttaşlık Erdemi'dir.Bu araştırma, Malatya ili kent merkezi ve kırsal alanında görev yapan ilköğretim ve ortaöğretim okulları öğretmenlerinin belli değişkenlere göre örgütsel vatandaşlık algılarını belirlemek amacıyla gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın evrenini, 2009 ? 2010 eğitim ? öğretim yılında Malatya ili sınırlarında yer alan ilköğretim ve ortaöğretim okullarında görev yapan 9136 öğretmen oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklemini 927 öğretmen oluşturmuştur. Araştırmada veri toplama aracı olarak, Organ'ın oluşturduğu 5 boyuta göre Podsakoff ve McKanzie tarafından geliştirilen ilk ÖVD ölçeği temel alınarak ve yazındaki diğer çalışmalardan faydalanılarak ÖVD ölçeği geliştirilmiştir. Ankette beşli likert tipi ölçek kullanılmıştır. Anket beş boyuttan ve 41 maddeden oluşmuştur. Anket iki bölümdür, birinci bölümde; kişisel bilgiler, ikinci bölümde; öğretmenlerin örgütsel vatandaşlık algıları yer almaktadır. Araştırmada elde edilen verilerin istatiksel analizleri için SPSS (Statistical Package For Social Science, 12) paket programı kullanılmıştır. Verilerin çözümlenmesinde yüzde, aritmetik ortalama, standart sapma, Mann-Whitney U, Kruskall Wallis H testleri kullanılmıştır. Hata payı üst sınırı 0,05 olarak kabul edilmiştir.Araştırma sonucunda elde edilen bulgulara göre kadrolu, sözleşmeli, ücretli öğretmenler arasında, kamu ile özel okullarda çalışan öğretmenler arasında, il merkezi ve ilçe merkezi ile köy/kırsal alanda çalışan öğretmenler arasında ve ilköğretim ile ortaöğretim öğretmenleri arasında istatistiksel olarak anlamlı fark olduğu ortaya konmuştur.
Okul paydaşlarının metaforlar yardımıyla okul örgütlerini algılama biçimlerinin değerlendirilmesi
Bu çalışmanın amacı, okul paydaşlarının okulu bir örgüt olarak nasıl algıladıklarını metaforlar aracılığıyla tespit etmektir. Bu amaçla çalışma, müfettiş, yönetici ve öğretmen görüşleri doğrultusunda okulun nasıl algılandığını metaforlar yoluyla ortaya koymaya çalışmıştır.Metaforlar kelimelerle ifade edilemeyen, anlaşılması güç kavramları daha anlaşılır kılmak amacıyla veya ifade edilen kavramın anlamını zenginleştirmek düşüncesiyle kullanılan benzetmelerdir.Veri analizinde frekans dağılımlarına, ortalama değerlerine ve bağımsız değişkenlerin anlamlılık değerlerine bakılmıştır. Bu değerlere bakılırken t-testi ve tek yönlü varyans analizi (anova) istatistikî işlemleri yapılmıştır.Bu çalışma, ilişki arayıcı betimsel tarama modelindedir. Tezin çalışma evrenini, Gaziantep merkez ilçelerinden ilköğretim ve ortaöğretim okulları oluşturmaktadır. Çalışmada orantısız küme örnekleme yöntemi seçilmiştir. Bu durumda içerisinde benzer özelliklere sahip kümelerin, okullar olduğu kabul edilerek, 195 okul ve 6207 öğretmen çalışma evreni olarak alınmıştır. 14 okuldan 423 kişi de (37 müfettiş) örneklemi oluşturmuştur.Araştırma sonucunda okul, fabrika, devlet, arı kovanı, tiyatro, yuva, baraj, orman, çiçek bahçesi, bilim merkezi, okyanus, kütüphane, toprak, aile, güneş, ağaç, pusula, hayat metaforlarına benzetilmiştir. Okul, cehennem, mağara, morg, hapishane, derebeylik yönetimi, mahallenin arka sokakları, mayın tarlası, sirk, otel, kuzey kutbu, antika, fildişi kule, borsa, mahkeme gibi benzetmelere olumsuz yönde; müze, askeri birlik, hipodrom, saray, sığınak, kamp, süpürge, dershane, cennet ve ev metaforlarına ise tarafsız düzeyde benzetilmiştir. Araştırma sonucunda okulun benzetildiği 93 metafor üretilmiştir.