
223
Archived Theses
8
DOIs Assigned
4%
DOI Rate
Discipline
Türkiye ve Avrupa Birliğinin işçi sağlığı ve iş güvenliği açısından karşılaştırılması
Sosyal politika , sosyal nitelikli politikaları konu alan bir bilim dalıdır.İş ilişkileri ve bu ilişkilere dayanan çalışma statüleri sosyal politika başlığında yer bulmuştur.İşin devamı ile ilgili olarak doğan tüm tehlikelerden,sağlığa zarar verebilecek tüm durumlardan işyerinde tedbirler alarak korunmak daha iyi ve güvenli bir çalışma oluşturmak için yapılan çalışmalar iş sağlığı ve güvenliği olarak tanımlanır.Bu tanım teknik gelişmelerin hızı, makineleşme, sanayileşme ve artan kimyasal maddelerin insanlar üzerindeki etkileri nedeniyle günümüzde daha da önem kazanmıştır.Tarihsel süreç boyunca her daim güncelliğini koruyan iş sağlığı ve iş güvenliği ülkemizde de,Avrupa Birliğine üye ülkelerde de benzer şekilde ortaya çıkan bir sorundur.Avrupa Birliğine üye ülkelerde iş sağlığı ve iş güvenliği hizmetleri uzmanlaşmış bir yapıya sahip olup tüm işçilere ulaştırılmak istenmektedir.Türkiye ise bu konu ile ilgili Avrupa Birliğine üye ülkelerinin gerisindedir.Ancak Avrupa Birliği üyeliği sürecinde iş sağlığı ve güvenliği ile ilgili sorunların çözümü ivedilik kazanmıştır.Bu çalışma ile iş sağlığı ve iş güvenliği sosyal politika başlığı altında tanımlanmış, tarihsel gelişimi incelenmiş ve Türkiye ile Avrupa Birliği üye ülkeleri arasındaki farklılıklar ortaya konmaya çalışılmıştır.Bu tez çalışmasında görülmüştür ki halen hem Türkiye'de hem Avrupa Birliği üye ülkelerinde iş sağlığı ve iş güvenliği başlığı altında pek çok sorun çözüm beklemektedir.
Bir inşaat şirketinde meydana gelen iş kazalarının incelenmesi
Ekonomik olarak çok büyük ölçekli lokomotif olarak nitelenebilecek sektörlerden biri olan inşaat sektörü, gerek çalışma şartları gerekse, çalışan insan profili açılarından ele alındığında çalışma ortamının çok riskli olduğu sektörlerden biridir. Çalışma esnasında maruz kalınan bu riskler karşısında gerek işverenin tedbirsizliği gerekse çalışan bilinçsizliği ve tedbirsizliği karşısında iş kazaları meydana gelmektedir. Meydana gelen iş kazaları neticesinde geçici yaralanmalar, kalıcı yaralanmalar ve ölümler meydana gelmektedir. Kazaların neticesinde insan hayatına gelen zarar dışında her kazanın olumsuz yönde bir ekonomik değeri ortaya çıkmaktadır. Bu negatif ekonomi kaza geçiren kişiden başlayarak, çalışılan firma ve nihayetinde ülke ekonomisine büyük zararları olmaktadır. Her ülke iş kazalarını önlemek için hukuk düzeni içersinde yasal zorunluluklar geliştirmiş ve karşılıklı olarak çalışan ve işveren kesimine ayrı ayrı yükümlülükler yüklemiştir. Bu kuralların modernliği ve uygulamaları, denetimi ülkelerin gelişmişlik ve ekonomik seviyesine göre şekillenmektedir. Bütün dünyada ve ülkemizde insan hayatını korumak ve ekonomik kayıpları önlemek için iş kazalarının önlenmesi için yoğun bir çaba harcanmaktadır. Yasal düzenlemelerin yanında bilimsen araştırmalar ve çalışmalar yol gösterici olmaktadır.Bu çalışmada inşaat sektöründe meydana gelen kazaların istatistiksel olarak incelenmesi amacı ile inşaat sektöründe ciro değerleri ile büyük ölçekli sayılan, iş güvenliği uygulamalarının üst seviyede uygulandığı bir inşaat şirketinin 6 adet üst yapı şantiyesinde 2 yıl içinde meydana gelen 93 iş kazası incelenmiştir.Yapılan çalışma neticesinde inşaat sektöründe yüksekten düşmelerin daha çok meydana geldiği ve yüksekten düşme sonucu oluşan kaza yaralanmalarının sektör içindeki en riskli kaza tipi olduğu görülmektedir. Bu kaza tipi sonucunda genellikle kafa yaralanmalarının olduğu görülmektedir. Kaza geçiren kişilerin eğitim seviyelerinin çok düşük olduğu belirlenmiştir. İnşaat sektörünün mevsimsel olarak hızlandığı ve doğal olarak çalışan sayısının arttığı dönemlerde kaza sayılarının artış gösterdiği yapılan çalışmada gözlemlenmiştir. Çalışma saatlerine göre kazaların daha çok günün sabah zaman diliminde ve paydos saatlerinde yakın saatlerde olduğu görülmüştür. Kazaların günlere göre dağılımına bakıldığında da kazaların haftanın günlerine genellikle eşit olarak dağıldığı görülmüş ancak Pazar günleri en fazla kaza olan gün olması, çalışanlar açısından konsantrasyon, işveren açısından da tedbir ve kontrol mekanizmalarının yetersizliğine işaret etmektedir.
Kapalı spor salonlarındaki risk analizi ve değerlendirilmesi
Amaç: Çalışmanın amacı kapalı spor salonlarını iş sağlığı ve güvenliği bakımından incelemektir. İş sağlığı ve güvenliği açısından risklerin değerlendirilmesi, alınan önlemlerin yeterli olup olmadığı için neler yapılabileceğinin belirlenmesidir. Seyirci, işçi ve teknik personel bulunduran kapalı spor salonunda risk analizi ve değerlendirmesini yapmak elzemdir. Bu amaçla risk oluşturabilecek tehlikeler fotoğraflanmış ve kaydedilmiştir. Gereç ve Yöntem: Bu tezde Gençlik ve Spor Merkezlerinde çalışan işçilerin, çalışanların ve ziyaretçilerin sağlığı ve güvenliğini etkileyecek tehlikeler Fin Kinney ve Matris methodu ile tespit edilerek risk analizleri karşılaştırılıp değerlendirilmiştir. Bulgular: Veriler incelendiğinde hidrofor basınçlı su tanklarının periyodik kontrollerin yapılmaması, istiflenmemesi ve özellikle basınç kaplarının emniyetli kullanım ömürlerini tamamlamış olmaları sebebiyle, tesisisin genelinde ise personellerin bulunduğu odalar ki ergonomik olmayan durumlar, acil durum uyarı levhalarının bulunmaması, yangın söndürme tüplerinin kullanım tarihlerinin geçmiş olması, yanlış yerlerde bulunmaları ve tüplerin uygun yerlere konulmaması çok yüksek risk kategorisinde olduğu görülmektedir. Sonuç: Olumsuz şartlar ve yetersiz kaynaklardan dolayı elde edilen bulgular sonucunda 12 tehlike çok yüksek risk, 18 tehlike yüksek risk, 18 tehlike önemli risk, 3 tehlike kesin risk kategorisinde olmak üzere toplam 51 risk tespit edilmiştir. Tespit edilen risklere karşı alınması önerilen risk kontrol önlemleri ile kapalı spor salonlarında iş sağlığı ve güvenliği kriterlerine uygun bir çalışma ortamı oluşturulması mümkün olabilecektir.
Mobbingin iş sağlığı ve güvenliğine etkisi
Bu çalışmanın amacı, günümüz çalışma hayatı için potansiyel bir tehdit olan mobbing (psikolojik taciz, yıldırma) olgusu konusunda çalışanlara ve özellikle çalışanlarının özlük haklarını korumakla yükümlü olan işverenlere bilgi vermek ve literatüre katkıda bulunmaktır. Bu çalışmada, mobbing olgusunun tarihsel gelişimi, aşamaları ve boyutları incelenmiş ve çalışanların mobbing konusundaki farkındalıklarını ve mobbingin iş sağlığı ve güvenliği üzerindeki etkilerini araştırmak için bir anket hazırlanmış ve uygulanmıştır. Anket farklı nitelik ve iş pozisyonlarından 214 çalışana uygulanmıştır. Çalışmanın sonunda psikolojik taciz/mobbingin çalışma yaşamının en önemli sorunlarından biri olduğu ve mağduriyetin türü, şekli ve nedeni ne olursa olsun iş sağlığı ve güvenliğini etkilediği gösterilmiştir. İş sağlığı ve güvenliğinin en önemli unsuru çalışanların psikolojik sağlığıdır çünkü çalışma hayatında psikoloji her şeydir. İş sağlığı ve güvenliği olgusunun yasalaştığı iş hayatında, psikolojik tacizin etkeni, etkisi ve sonuçları göz önünde bulundurulmalıdır.
Metal sektöründe termal konfor şartlarının değerlendirilmesi
Amaç: Çalışmanın amacı, metal sektöründe çalışanların termal konfor şartlarının mevcut durumunu araştırmak, olası olumsuz şartların oluşturabileceği olay, kaza ve meslek hastalıkları araştırılarak, alınması gereken önlemlerin belirlenmesidir. Gereç ve Yöntem: Bu çalışmada özellikle metal ergitme işlemlerinin yapıldığı demir çelik endüstrisinde çalışma ortamındaki termal konfor şartları literatür incelenerek araştırılmıştır. Bulgular: İnsan vücudu, çevresel değişkenlere, tepkinin uygun olmaması veya enerji seviyelerinin hayatta kalınabilecek sınırların ötesinde olması durumunda ölüme yol açabilecek dinamik bir etkileşim içinde tepki verir ve optimum durumu korumak için kaynaklarını kullanırken vücut üzerindeki gerilimi belirler. Termal ortam söz konusu olduğunda bu, kişinin çok sıcak mı, çok soğuk mu yoksa termal konforda mı olduğunu belirleyecektir. Hava sıcaklığı, radyant sıcaklık, nem ve hava hareketi, insanın termal ortamlara tepkisini etkileyen dört temel çevresel değişkendir. Sonuç: Yüksek ısıya maruz kalmanın, yüksek ısıya maruz kalan endüstrilerdeki işçilerin sağlığı ve verimliliği üzerindeki olumsuz etkileri bulunmaktadır. işçilere yönelik refah mekanizmaları ve işyerinde ısıya maruz kalmayı azaltmak için daha serin dinlenme alanlarına sahip iş yerleri tasarlayarak kurum içi önleyici politikalar ve müdahaleler oluşturma konusunda proaktif olunmalıdır. Yüksek sıcaklıkların olduğu iş yerlerinde ısı stresinin değerlendirilmesinde ITS ve fizyolojik zorlanma indeksleri en önde gelen uygulanabilir endeksler olarak değerlendirilmektedir.
Ameliyathane çalışanlarının mesleki riskleri ve oksidan-antioksidan parametrelerin araştırılması: Üniversite hastanesi örneği
Amaç: Ameliyathane çalışanlarının maruz kaldığı risk ve tehlikeleri belirlemek; iş sağlığı ve güvenliği mevzuatı kapsamında yapılan genel tarama testleri ile kan oksidatif stres düzeylerini değerlendirerek olası sağlık etkilerini ortaya koymaktır. Gereç ve Yöntem: Kesitsel ve tanımlayıcı tipteki bu çalışma üç aşamada gerçekleştirilmiştir. İlk aşamada, çalışanların kan serumlarında total oksidan kapasite, total antioksidan kapasite, iskemi modifiye albümin, 8-hidroksi-deoksiguanozin ve malondialdehit düzeyleri ölçülmüştür. İkinci aşamada, yüz yüze anket uygulamasıyla işyeri riskleri belirlenmiş; üçüncü aşamada ise, iş sağlığı ve güvenliği mevzuatı kapsamında yapılan yıllık tarama testleri değerlendirilmiştir. Bulgular: Araştırmaya katılanların %43,3'ü (n=39) anestezi teknikeri, %30'u (n=27) ameliyathane hemşiresi, %15,6'sı (n=14) post-op hemşiresi, %11,1'i (n=10) ameliyathane teknikeri olarak görev yapmaktadır (n=90). Meslekte ve ameliyathanede çalışma süreleri 14,58±6,65 yıl ve 12,26±5,97 yıl olarak saptanmıştır. Katılımcıların anket formuna verdikleri cevaplara göre mesleki risk ve sağlık yakınmaları; yoğun iş yükü %97,8(88), kan ve vücut sıvıları temas %96,7(87), kimyasallara maruziyet %94,4(85), kronik yorgunluk %77,8(70), stres-anksiyete %90(81) ve unutkanlık %63,3(57) olarak saptanmıştır. Genel tarama testleri değerlendirildiğinde; Anti Hbs %4,4(4), hemoglobin %20(18) ve hematokrit %16(14) düzeyinin referans değerden düşük çıktığı saptanmıştır. Erkek katılımcılarda iskemi modifiye albümin ve total antioksidan kapasite ortalamalarının kadın çalışanlara kıyasla daha yüksek olduğu saptandı. Oksidatif stres indeks değeri ise erkek çalışanlarda kadın çalışanlarla kıyaslandığında daha düşük olduğu saptandı. Sonuç: Ameliyathane çalışanlarının yarıdan fazlası, fiziksel ve kimyasal risklere maruz kaldığını belirtmiştir. Sağlık yakınmaları olarak stres-anksiyete, yorgunluk ve ergonomik sorunlar öne çıkmaktadır. Elde edilen bulgular bireysel değil, yapısal düzeyde iyileştirmelere ihtiyaç duyulduğunu ve ameliyathane ortamının iş sağlığı ve güvenliği ile mevzuata uygun hale getirilmesi gerektiğini göstermektedir.
6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu'na göre işin durdurulması
Amaç: İş yerinde işin durdurulmasının, ekonomik sonuçları göz önüne alındığında aslında çok ağır bir yaptırım olduğu görülmektedir. Bu kapsamda yapılan çalışmamızda işin durdurulmasını gerektiren şartların, durdurma kararının uygulanması ve kaldırılmasıyla ilgili hususların, kararı vermeye yetkili merciinin, karara itiraz durumunun ve karar alındıktan sonraki sürecin incelenmesi amaçlanmıştır. Bu doğrultuda, öğretideki bazı hususlara ve Yargıtay kararlarına da yer verilmiştir. Gereç ve Yöntem: Çalışma, kuramsal bir çerçevede ve belgesel tarama yöntemi esas alınarak yürütülmüştür. Araştırma kapsamında, ulusal ve uluslararası literatürün yanı sıra, kurumsal raporlar, Yargıtay kararları ve ilgili mevzuat kapsamlı biçimde analiz edilmiştir. Bulgular: Söz konusu idarî yaptırım esasen işvereni cezalandırmaya yönelik değil; iş sağlığı ve güvenliği koşullarına önem verilmesini sağlamayı amaçlayan bir düzenlemedir. İşyerinde iş durdurma kararı verilen işveren ise bu karara 6 işgünü içinde yerel iş mahkemesinde itiraz edebilecektir. Mevcut düzenlemeye göre iş mahkemesinin vereceği karar temyiz edilememektedir. Ayrıca iş veren, işin durdurulduğu iş yerinde çalışma edimini yerine getiremeyen işçilere ücretlerini vermekle veya durumlarında olumsuz yönde bir değişiklik olmamak kaydıyla başka bir iş sağlamakla yükümlü tutulmuştur. Sonuç: Özellikle işyerinin bir kısmında veya tamamında işi durdurma kararı alınırken, karar vermeye yetkili mercilerin çok hassas ve titiz düşünerek karar vermesi yerinde olacaktır. İşin durdurulması idarî yaptırımının beraberinde olumsuz malî sonuçlar getirmesi sebebiyle, kanunda düzenlenen sürelerin daha kısa olması gerektiği kanısındayız. Milletçe üzülerek şahitlik ettiğimiz Soma maden kazası gibi olaylar düşünüldüğünde her eleştiriye rağmen, ülkemizde iş sağlığı ve güvenliği alanında yasal mevzuatın yapılmış olmasının, iş sağlığı ve güvenliği kültürünün oluşmasına ve yerleşmesine katkı sağlayacağını değerlendirmek mümkündür. Anahtar Sözcükler: İş Sağlığı ve Güvenliği, İş Müfettişi, İşin Durdurulması
Elektrik tesis bakım ve onarım çalışmalarının iş sağlığı ve güvenliği açısından değerlendirilmesi
İş sağlığı ve güvenliği, elektriksel çalışmaların yönetimi ve operasyonlarının planlanması sürecinde ciddi öneme sahiptir. İş sağlığı ve güvenliği önlemleri, çalışanların elektrik çarpması, yangın, patlama ve sektörde gerçekleştirilen çalışmalardan kaynaklanabilecek diğer tehlikelerden korunmasını sağlamak için gerekli önlemleri içerir. Bu çalışmada; elektrik tesis bakım ve onarım sektöründe gerçekleştirilen iş ve işlemler aktif saha gözlemleri sonucu incelenerek, iş sağlığı ve güvenliği açısından değerlendirilmiştir. Fine-Kinney risk değerlendirme metodu kullanılmış olup örnek bir risk değerlendirmesi yapılarak, sahada gerçekleştirilen kanal-kazı çalışmaları, direk dikimi, iletken çekme işlemleri ve iş makineleriyle çalışmalarda tehlikelerin ciddi boyutlara ulaşabileceği gözler önüne serilmiştir. Sektörde gerçekleştirilen çalışmaların getirebileceği riskler ortaya konularak iş sağlığı ve güvenliği önlemlerinin titizlikle uygulanması gerektiğinin önemine vurgu yapılmıştır. Bu kapsamda, çalışanların eğitimi, risk değerlendirmesi, kişisel koruyucu ekipmanların kullanımı, elektrik sistemlerinin bakımı ve acil durum eylem planları gibi konular ele alınmıştır. Anahtar Kelimeler: İş sağlığı ve güvenliği, elektrik, risk değerlendirmesi, acil durum eylem planı.
Bingöl Üniversitesi Modern Arıcılık Kompleksi'nin iş sağlığı ve güvenliği açısından değerlendirilmesi
Çalışma ortamındaki potansiyel risklerin etkili bir şekilde yönetilmesi, sağlıklı ve güvenli çalışma ortamlarının oluşturulmasını hedefleyerek iş kazaları ve meslek hastalıklarının azaltılması, İş Sağlığı ve Güvenliğinin temel amacını oluşturur. İş kazalarını ve meslek hastalıklarını önleme konusundaki en etkili yöntem, güvenli çalışma koşullarını sağlamak adına sorunları tanımlayıp çözüm odaklı bir yaklaşım benimsemektir. Tarım sektöründe iş kazaları ve meslek hastalıklarıyla ilgili sorunların mevcut olduğunu gösteren ilgili çalışmalar incelendiğinde, ülkemizde önemli bir yer tutan arıcılık faaliyetleri, iş sağlığı ve güvenliği açısından çeşitli tehlikeler ve riskler içermektedir. Bu nedenle, arıcılık faaliyetlerinin güvenli bir çalışma ortamında gerçekleştirilebilmesi amacıyla arıcılık faaliyetleriyle ilgili tehlikelerin tespit edilmesi, değerlendirilmesi ve etkili bir biçimde yönetilmesi hayati bir öneme sahiptir. Bingöl Üniversitesi, Strateji ve Bütçe Başkanlığı tarafından desteklenen ve Yükseköğretim Kurulu tarafından koordine edilen Üniversitelerin Bölgesel Kalkınma Odaklı Misyon Farklılaşması ve İhtisaslaşması Programı çerçevesinde faaliyet gösteren bir Pilot Üniversite olarak, ana çalışma alanları arasında "Arı ve Arı Ürünleri" bulunmaktadır. Bu program kapsamında kuruluş aşaması devam eden Modern Arıcılık Kompleksinin iş sağlığı ve güvenliği açısından değerlendirilmesi önem kazanmaktadır. Bu tez çalışmasında; Bingöl Üniversitesi Modern Arıcılık Kompleksi ve bazı bileşenlerindeki faaliyetler için Fine Kinney ve L-tipi karar matrisi yöntemleri kullanılarak risk analizleri gerçekleştirilmiş ve sonuçları karşılaştırılmıştır. Risk değerlendirmesine ek olarak sıcaklık, gürültü ve aydınlatma gibi bazı ortam ölçümleri de yapılarak değerlendirilmiştir. Bingöl Üniversitesi Modern Arıcılık Kompleksi ve bileşenlerindeki çalışmalarda, potansiyel tehlikeleri ve riskleri belirlemek amacıyla iş yükünün yoğun olduğu bal hasat dönemlerinde iki yıl süreyle gözlem ve görüşmeler yapılmıştır. Elde edilen risk analizleri ve ortam ölçümleri sonucunda gerekli öneriler sunulmuştur.
Rüzgâr enerji santrallerinin iş sağlığı ve güvenliği açısından analizi ve risk değerlendirmesi
Rüzgâr enerji santralleri yenilenebilir enerji kaynakları arasında önemli bir yere sahiptir. Bu yüzden rüzgâr enerji santrallerinin kullanımının arttırılması amacıyla farkındalıklarının arttırılması ve oluşturabileceği tehlikelerin önlenmesi uygulamalarının hayata geçirilmesi gerekmektedir. Bu çalışmanın amacı rüzgâr enerjisi farkındalıklarının incelenip, iş sağlığı ve güvenliği yönünden değerlendirmelerinin sağlanmasıdır. Çalışmada rüzgâr enerji santralinde çalışanların iş sağlığı ve güvenliği farkındalıklarını ölçmek, santral çevresinde yaşayan halkın rüzgâr enerjisi farkındalığını ölçmek için 2 farklı anket uygulanmıştır. Anket ölçek tipi olarak 5'li likert ölçeği kullanılmıştır. Elde edilen verilerin tanımlayıcı istatistikleri hesaplanmıştır. Ayrıca anket verileri student t-testi, One-way ANOVA analizi, post-hoc analizi, korelasyon analizi yöntemleriyle analizleri yapılmıştır. Rüzgâr enerji santrallerindeki tehlikeleri belirlemek amacıyla örnek bir alanda risk değerlendirmesi çalışması yapılmıştır. Risk değerlendirmesi metodu olarak Fine Kinney analizi seçilmiştir. Risk değerlendirme tablosu oluşturularak tehlikeler, riskler ve önlemler belirlenmiştir. Risk değerlendirmesinde toplam 75 tehlikeli durum ve 5 tolerans gösterilemez risk tespit edilmiştir. Tespit edilen tolerans gösterilemez risklerin işletme binasında, barınma ve ulaşım alanında bulunduğu saptanmıştır. Çalışanların iş sağlığı ve güvenliği farkındalık düzeyleri ile ramak kala olay yaşamaları arasında anlamlı farklılık tespit edilmiştir. Farkındalık düzeylerinin yüksek olduğu fakat geliştirilmesi gereken konuların olduğu saptanmıştır. Halkın rüzgar enerjisi farkındalık düzeyleri ile evlerinin santral alanına uzaklığı arasında anlamlı bir farklılık olduğu belirlenmiştir. Ayrıca halkın rüzgar enerjisi farkındalık düzeylerinin yeter düzeyde olmadığı arttırılması gerektiği saptanmıştır. Yapılan bütün çalışmaların sonucunda çalışanların iş sağlığı ve güvenliği farkındalıklarının ve halkın rüzgâr enerjisi farkındalığının arttırılması çalışmalarının devam ettirilmesi gerektiği saptanmıştır. Anket sonuçları ve risk değerlendirmesi sonuçları değerlendirilip önerilerde bulunulmuştur.
Doğalgaz kurulum çalışmalarında iş sağlığı ve güvenliği farkındalıklarının değerlendirilmesi
Bu çalışmada doğalgaz tesisat kurulumu yapan çalışanların sosyodemografik özellikleri ve İSG farkındalıklarının araştırılmasının yanında doğalgaz tesisatı kurulum faaliyetlerinde risk değerlendirmesinin yapılması amaçlanmıştır. Doğalgaz tesisatı kurulumu yapan çalışanların iş sağlığı ve güvenliği farkındalıkları I) psikososyal etki, II) çalışma koşulları, III) iş performansı ve IV) güvenlik kültürü düzeyi olmak üzere dört farklı ölçekte sorular hazırlanarak beşli likert tipi anket uygulaması yapılmıştır. Anket ölçekleri ve çalışanların sosyodemografik özellikleri Kruskal Wallis H ve Mann Whitney U Testleri ile istatiksel analizleri yapılmıştır. Risk analizi için Fine-Kinney risk değerlendirme metodu uygulanmıştır. Çalışma sonuçlarına göre ankete katılan çalışanların iş sağlığı ve güvenliği farkındalıklarının eğitim düzeyi ile orantılı bir şekilde arttığı belirlenmiştir. Yüksek lisans ve doktora derecesine sahip çalışanların, lise ve ön lisans derecesine sahip çalışanlar ile ön lisans ve lisans derecesine sahip çalışanlara kıyasla İSG güvenlik kültürü ve iş performansı konusunda daha yüksek farkındalık düzeylerine sahip olduğu gözlemlenmiştir. Çalışmanın sonucuna göre, çalışanlar arasında İSG, iş verimliliği ve psikolojik faktörlerle ilgili olumsuz yönlerin iyileştirilmesi için önemli düzeltici ve önleyici tedbirler önerilmiştir. Anahtar Kelimeler: İSG Farkındalık, Kruska Wallis H testi, Mann Whitney U testi, Fine-Kinney, Doğalgaz.
Teknoloji ve tasarım atölyesinde iş sağlığı ve güvenliği: Bingöl örneği
Bu araştırmada, Bingöl ilindeki teknoloji ve tasarım atölyelerinde iş sağlığı ve güvenliği (İSG) uygulamalarının mevcut durumu değerlendirilmiş, eksiklikler belirlenmiş ve bu eksikliklerin giderilmesi için önerilerde bulunulmuştur. Araştırmanın evreni, Bingöl il merkezinde bulunan ortaokulların teknoloji ve tasarım atölyeleridir. Veri toplama grubu, bu atölyelerde görev yapan öğretmenler, öğrenciler ve okul yöneticilerinden oluşmaktadır. Araştırmada karma yöntem kullanılmıştır. Nicel veriler anketler aracılığıyla toplanmış, nitel veriler ise gözlem ve belge analizi yöntemleriyle elde edilmiştir. Nicel veriler frekans, yüzdelik dağılımlar, ortalama, standart sapma ve Chi-kare testi gibi istatistiksel yöntemlerle analiz edilmiştir. Nitel veriler ise tematik analiz yöntemiyle incelenmiş ve risk değerlendirmesi (5X5) matris yöntemi kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Veri toplama aracı olarak gözlem formları ve anketler kullanılmıştır. Gözlem formları, teknoloji ve tasarım atölyelerinde yapılan gözlemler sırasında doldurulmuş ve atölyelerin mevcut İSG durumunu değerlendirmek amacıyla kullanılmıştır. Öğrencilere, öğretmenlere ve yöneticilere yönelik üç farklı anket geliştirilmiş. Bu anketler aracılığıyla, İSG farkındalıkları ölçülmüştür. Anketlerin güvenilirliği Cronbach's Alpha analizi ile test edilmiş ve yüksek güvenilirlik değerleri elde edilmiştir (öğrenciler için 0.903, öğretmenler için 0.912 ve yöneticler 0,814). Araştırmanın bulgularına göre, Bingöl'deki teknoloji ve tasarım atölyelerinde iş sağlığı ve güvenliği açısından çeşitli eksiklikler bulunmaktadır. Öğrenciler ve öğretmenler genel olarak İSG kurallarına uyulmadığında ciddi yaralanmaların ve hasarların meydana gelebileceğinin farkında olsalar da, atölyelerdeki mevcut güvenlik tedbirleri yetersiz kalmaktadır. Anket sonuçları, İSG eğitimi ve farkındalık artırıcı önlemlerin gerekliliğini ortaya koymuştur. Ayrıca, mevcut İSG eğitimlerinin içeriklerinin yetersiz bulunduğu ve bu konuda daha kapsamlı eğitimlerin verilmesi gerektiği belirlenmiştir. Bu bulgular, teknoloji ve tasarım atölyelerinde İSG standartlarının yükseltilmesi, düzenli eğitimlerin verilmesi ve gerekli güvenlik önlemlerinin alınması gerektiğini göstermektedir. Anahtar Kelimeler: Teknoloji, Tasarım, İş Sağlığı ve Güvenliği, İş Kazaları.
Mesleki ve teknik anadolu liselerinde iş kazası ve meslek hastalıklarının önlenmesi için sesli işaret levhalarının uygulanabilirliği ve yararlarının araştırılması
Mesleki ve Teknik Anadolu Liselerinde farklı eğitim alanları bulunmakta olup, bu okullar genellikle birden fazla binadan oluşmaktadır. Öğrencilere uygulamalı mesleki eğitimin verildiği atölyelerde çok çeşitli makine ve teçhizat kullanılmaktadır. Bu makine ve teçhizatın kullanımı ise çoğunlukla mekanik, elektriksel ve fiziksel tehlikeler içermektedir. Gerekli önlemler alınmadan ve güvenlik kurallarına uyulmadan yapılan çalışmalar, kullanıcıların bu tehlikeler nedeniyle iş kazaları veya meslek hastalıklarına maruz kalmasına yol açabilmektedir. Bu tür kazaların ve hastalıkların ortaya çıkmasında, makine ve teçhizatı kullanan kurum çalışanları ile öğrencilerin işaret levhalarına yeterli dikkati göstermemeleri önemli bir etken olarak öne çıkmaktadır. Bu tez çalışmasında, Bingöl'de bulunan bir Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi'nin atölyelerinde kullanılan makine ve teçhizatlara ilişkin işaret levhaları incelenmiştir. Bu levhalar dikkate alınmadan gerçekleştirilecek çalışmalar için Fine-Kinney yöntemi kullanılarak bir risk değerlendirmesi yapılmıştır. Çalışma kapsamında, mevcut klasik işaret levhalarının yerine kullanılmak üzere sesli işaret levhalarının tasarımı ve üretimi gerçekleştirilmiştir. Bu sesli levhalar, üzerlerine yerleştirilen sensörler aracılığıyla makine ve teçhizatı kullanacak kişilerin hareketlerini çalışma öncesinde algılayarak, gerekli uyarı ve ikazları sesli olarak iletmektedir. Klasik levhalar yerine sesli işaret levhalarının kullanımının riskler üzerindeki etkisi, yeniden yapılan risk değerlendirmesiyle ortaya konmuştur. Sesli levhalar, kullanıcıya çalışma öncesinde dikkat edilmesi gereken koruyucu donanımlar ve güvenlik kurallarıyla ilgili en kritik bilgileri aktardığı için, risk skorlarında kayda değer bir düşüş sağlanmıştır. Risklerin azaltılmasının yanı sıra, sesli işaret levhalarının kullanımı bireylerde bir otokontrol mekanizmasının gelişmesine de katkıda bulunacaktır.
Hayvancılık sektöründe fiziksel risk etmenlerinin iş sağlığı ve güvenliği yönünden incelenmesi: Et ve Süt Kurumu Genel Müdürlüğü, Bingöl Et Kombinası Müdürlüğü örneği
Hayvancılık sektörü, yeterli ve dengeli beslenmede kilit bir rol oynamasının yanı sıra, insanların hayvansal kökenli gıda ihtiyacını karşılaması ve istihdam yaratması bakımından iş sağlığı ve güvenliği açısından incelenmeye değer bir alandır. Sektör, hem gıda üretim faaliyetlerinde hem de hayvancılık yan ürün sanayinde iş kolları olarak çok farklı istihdam alanları sunmaktadır. Bireylerin yaşamlarının her döneminde hayvansal kökenli besin ihtiyacının karşılanabilmesi, sektörün kesintiye uğramadan sürekliliğini korumasına bağlıdır. Ancak, hayvancılık sektöründe meydana gelen iş kazaları ve meslek hastalıkları bu sürekliliği bozmakta, aynı zamanda maddi ve manevi kayıplara yol açmaktadır. Bu olumsuzlukların başlıca nedenleri arasında fiziksel risk etmenleri yer almaktadır. Bu risklerin belirlenmesi ve gerekli önlemlerin alınması, iş kazaları ve meslek hastalıklarının oranlarını önemli ölçüde azaltacaktır. Bu nedenle, işyerlerinde düzenli ölçümler yapılması ve risk değerlendirmelerinin gerçekleştirilmesi gerekmektedir. Bu çalışmada, hayvancılık sektöründe fiziksel risk etmenleri iş sağlığı ve güvenliği yönünden ele alınmıştır. Araştırma kapsamında, uygulama alanı olarak Et ve Süt Kurumu Genel Müdürlüğü, Bingöl Et Kombinası Müdürlüğü seçilmiş ve fiziksel risk etmenlerinden gürültü, nem, sıcaklık ve aydınlatmaya ilişkin ortam ölçümleri yapılmıştır. Elde edilen bulgular değerlendirilmiş, ayrıca saha gözlemleri doğrultusunda Fine-Kinney yöntemi kullanılarak genel bir risk değerlendirmesi gerçekleştirilmiştir. Yapılan risk değerlendirmesi sonucunda, çok yüksek risk grubunda 88, yüksek risk grubunda 130, önemli risk grubunda 31 ve olası risk grubunda 11 tehlike olmak üzere toplam 260 tehlike belirlenmiştir. Araştırmadan elde edilen bulgular doğrultusunda, hem ölçüm yapılan fiziksel riskler hem de genel risk değerlendirmesi sonuçları dikkate alınarak iş sağlığı ve güvenliği kapsamında uygulanması gereken önlemlere yönelik öneriler geliştirilmiştir.
Mesleki ve teknik anadolu liselerinde elektrik kaynaklı risklerin ve tehlikelerin değerlendirilmesi: Bingöl Karşıyaka Kız Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi örneği
Elektrik, günümüzde hayatımızın her alanında kritik bir rol oynayan temel bir enerji kaynağıdır. Aydınlatmadan ısıtma ve soğutma sistemlerine, haberleşmeden sağlık hizmetlerine, sanayiden eğitim sistemine kadar geniş bir kullanım alanına sahiptir. Modern yaşamın sürdürülebilmesi için vazgeçilmez bir unsur olan elektrik enerjisinin kullanıldığı her ortamda, elektrik kaynaklı tehlikeler ve riskler bulunmaktadır. Bu riskleri belirlemek ve gerekli önlemleri almak amacıyla iş yerlerinde ve kurumlarda çeşitli çalışmalar yapılması gerekmektedir. Bu çalışmada, bir mesleki ve teknik anadolu lisesinde iş sağlığı ve güvenliği açısından tehlike oluşturan tüm elektriksel tehlikelerin tespit edilmesi, alınması gereken önlemler konusunda rehberlik edilmesi ve iş sağlığı ve güvenliği kültürünün yaygınlaştırılması amaçlanmıştır. Örneklem olarak Bingöl Karşıyaka Kız Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi seçilmiş ve okulun dört ana birimi olan okul binası, pansiyon, uygulama anaokulu ve ekmek üretim tesisi kapsamlı bir şekilde analiz edilmiştir. Elektriksel tehlike kaynaklarının tespitinde kontrol listeleri, risk değerlendirmesinde ise Fine-Kinney ve L Tipi (5x5) matris yöntemleri kullanılmıştır. Elde edilen bulgulardan, toplam 71 elektrik kaynaklı tehlike tespit edilmiş ve bu tehlikelerin %31'inin çok yüksek, %32'sinin yüksek, %32'sinin önemli, %5'inin ise kabul edilebilir düzeyde risk taşıdığı belirlenmiştir. En düşük risk puanı 21, en yüksek risk puanı ise 1440 olarak belirlenmiştir. Elde edilen veriler, sadece örnek okulun değil, benzer yapıya sahip tüm mesleki eğitim kurumlarının risk haritalarının çıkarılmasına katkı sağlayacak niteliktedir.
Arıcılık sektöründe iş sağlığı ve güvenliği önlemleri
Bu tez çalışmasında, arıcılık sektöründe iş sağlığı ve güvenliği önlemlerine yönelik olarak çalışma ortamındaki potansiyel tehlike ve risklerin belirlenmesi, çalışma ortamında meydana gelebilecek iş kazası ve meslek hastalıkların önüne geçilebilmesi için alınması gereken önlemlerin ortaya konulması amaçlanmıştır. İş sağlığı ve güvenliği risk faktörleri; fiziksel, kimyasal, ergonomik, biyolojik, psikososyal ve diğer ilgili riskler olarak ayrı ayrı sınıflandırılmış, mevcut sorunların tanımlanması ve çözüm odaklı bir yaklaşım ortaya konulması hedeflenmiştir. Saha çalışmasındaki var olan tehlike ve risklerin; fiziksel risk faktörü 10 adet, kimyasal risk faktörü 6 adet, ergonomik risk faktörü 4 adet, biyolojik risk faktörleri 2 adet, psikososyal risk faktörleri 1 adet ve diğer risk faktörleri 2 adet olmak üzere toplam 26 adet tablo şeklinde sınıflandırılmıştır. L-Tipi Karar Matrisi ve Fine-Kinney risk değerlendirmesi kullanılarak matematiksel değerler ve risk sınıfları belirlenmiştir. Çalışmada örnek uygulama alanı olarak Hakkari ili merkezine bağlı Pınarca Köyü Taşlıca Mezrası belirlenmiştir. Hakkari ilindeki bazı arı yetiştiricileriyle yüz yüze görüşmeler ve derinlemesine mülakatlar yapılarak bilgi toplanmış, yerinde gözlemler yapılmış ve bu veriler doğrultusunda değerlendirmeler gerçekleştirilmiştir. Elde edilen bulgulara dayanarak, arıcılık sektöründe iş sağlığı ve güvenliği açısından dikkate alınması gereken önlemlerle ilgili öneriler sunulmuştur.
1.5.1991-7.7.1991 tarihleri arasında Sağlık Bakanlığı Dr. Muhittin Ülker acil yardım ve travmatoloji hastanesine trafik kazası nedeni ile başvuranların incelenmesi
Yiyecek-içecek sektöründe faaliyet gösteren bir işletmede risk değerlendirme çalışması
Risk değerlendirmesi, çalışma ortamlarındaki mevcut ve potansiyel tehlike kaynaklarının tanımlanması, bu tehlike kaynaklarına ilişkin risklerin belirlenerek değerlendirilmesi ve alınması gereken tedbirlerin planlanması faaliyetlerini kapsayan bir süreçtir. Bu süreç, işçi sağlığı ve iş güvenliğini yakından ilgilendirdiği için bütün sektörlerde özenle yönetilmesi gerekmektedir. Bununla birlikte, nicel risk değerlendirme yöntemleri kullanılarak risk büyüklüklerinin belirlenmesi de önlem önceliklerinin daha hassas bir şekilde tanımlanması açısından önem taşımaktadır. Literatür incelendiğinde, yiyecek-içecek sektöründe faaliyet gösteren işletmelerdeki hizmet sunum süreci özelinde gerçekleştirilen risk değerlendirme çalışmalarının sınırlı sayıda olduğu görülmüştür. Bu kapsamda gerçekleştirilen çalışmada, yiyecek-içecek sektöründe faaliyet gösteren bir işletmede, iş kazası veya meslek hastalığına sebep olabilecek risk türlerinin, farklı risk faktörleri dikkate alınarak değerlendirilmesi amaçlanmıştır. İşletmede belirlenen riskler, yemekhaneye ait riskler, genel çalıma ortamına ait riskler ve mutfak bölümüne ait riskler olmak üzere üç ana kategoriye ayrılmıştır. Söz konusu kategorilerde yer alan risk türleri, altı risk faktörü dikkate alınarak değerlendirilmiştir. Bu risk faktörleri, olasılık, şiddet, son bir yılda görülme sıklığı, etkilenen çalışan sayısı, kayıp iş günü sayısı, yaralanan işçi sayısı olarak belirlenmiştir. Değerlendirmede, risk faktörlerinin önem ağırlıklarının hesaplanmasında, Tercih Seçim İndeksi (Preference Selection Index-PSI), risk türlerinin önceliklendirilmesinde ise, Karmaşık Oransal Değerlendirme (Complex Proportional Assessment-COPRAS) yöntemlerinden faydalanılmıştır. Çalışmanın, Çok Kriterli Karar Verme (ÇKKV) yöntemlerinin risk değerlendirmesinde kullanılması ve farklı risk faktörleri dikkate alınarak risk türlerinin değerlendirilmesi açılarından literatüre ve yiyecek-içecek sektöründeki uygulayıcılara katkı sağlayabilecek özellikte olduğu değerlendirilmektedir. ANAHTAR KELİMELER: Yiyecek-İçecek Sektörü, Risk Değerlendirmesi, İş Sağlığı ve Güvenliği, PSI, COPRAS.
İşyeri ortamlarında hava kalitesinin ölçümünde kullanılan temel örnekleme ve analiz metodları ve ilgili standartlar
Kimyasal maddelere maruz kalmada en muhtemel yol inhalasyon (soluma) olduğundan solunan havanın her türlü kimyasal, toz ve gazlardan arınmış olması gerekir. Çalışma ortamlarında bulunan hava kirleticilerin başında uçucu organik ve inorganik bileşikler ile belli boyutun altında solunabilir toz ve partiküller gelmektedir. Sıcaklık, nem, rüzgar gibi meteorolojik parametreler ile havalandırma da kirlilik üzerine etkili olmaktadır. Yukarıda söz edilen hava kirleticiler izin verilen düzeylerin üzerinde olduğunda kronik hastalıklardan başlayıp kitlesel ölümlere kadar giden sağlık zararlarına neden olurlar. Bu nedenle çalışma ortamlarındaki hava kalitesinin sürekli kontrolü ve izlenmesi son derece önemlidir. Hava kirliliğinin analizi konusunda kimyager, çevre mühendisi gibi yetişmiş insan kaynaklarımız olmakla beraber konunun iş sağlığı güvenliği ayağında boşluklar bulunmaktadır. Bu konuda hem ulusal ve uluslar arası standartları kapsayan ayrıntılı dokümanlara hem de çok yönlü yetişmiş insan kaynaklarına gereksinimimiz vardır. Bu tez çalışmasında özellikle iş yeri ortamında hava kalitesinin kontrolüne yönelik olarak yapılacak test ve analizler ele alınmış, ilgili standartlar da dikkate alınarak ayrıntılı olarak incelenmiştir. İş yeri ortamlarında insan sağlığı için uygun hava kalitesinin sağlanabilmesinde ve sürdürülebilmesinde kontrol ve denetimlerin rolü çok büyüktür. Bu prosedürler doğru örnek almak ve alınan örnekleri ulusal ve uluslararası standartlara uygun şekilde ve tayin limitleri dikkate alınarak analizleme basamaklarından oluşur. Hazırlanmış olan bu dökümanın konu ile ilgili tüm paydaşlar için bilgilendirici bir kaynak olma potansiyeli bulunmaktadır.
Ülke iş sağlığı ve güvenliği performanslarını değerlendirmek amacıyla maırca yönteminin dört farklı ağrılıklandırma yaklaşımı ile uygulanması
İş Sağlığı ve Güvenliği (İSG), dünya genelinde tüm ülkeler tarafından en çok önemsenen konulardan biri haline gelmiştir. Buna rağmen literatürde ve uygulamada, ülkelerin İSG performanslarının belirlenmesi ve kıyaslanabilmesi için halen geliştirilen bir yaklaşım bulunmamaktadır. Mevcut kıyaslama yöntemleri, ölümlü kaza oranı veya kaza ağırlık oranı gibi sadece tek bir oranı temel alarak karşılaştırma yapmakta ve diğer kriterleri göz ardı etmektedir. Bu çalışmada, Uluslararası Çalışma Ofisi (International Labour Organization-ILO)'nin mevcut uluslararası verilerinden yararlanılmasıyla, 15 ülkenin İSG performanslarının değerlendirilerek karşılaştırılmıştır. Bu kapsamda, İSG performansı açısından dikkate alınan kriterlerin önem ağırlıkları dört farklı yaklaşım kullanılarak belirlenmiş ve söz konusu ağırlıkların Çok Ölçütlü İdeal-Gerçek Karşılaştırma Analizi (Multi-Atributive Ideal-Real Comparative Analysis-MAIRCA) yöntemine entegre edilmesiyle ülkeler, İSG performansları açısından dört farklı şekilde sıralanarak sonuçlar tartışılmıştır.
İş sağlığı ve güvenliği kapsamında fosil lokalitesinde fıne kınney metodu ile risk değerlendirmesi
Türkiye'de iş sağlığı ve güvenliği uzun yıllardır çalışma alanlarında uygulanmaktadır ve tüm işyerleri yaptıkları işle ilgili risk değerlendirmesi yapmakla ya da yaptırmakla mükelleftir. Türkiye'de araştırma kazıları iş sağlığı ve güvenliği kapsamında kendisine; Madencilik ve taş ocakçılığını destekleyici diğer hizmet faaliyetleri tanımı içerisinde 'tehlikeli' çalışma alanlarında yer bulmuştur. Bu hizmet faaliyetleri tetkik, araştırma hizmetleri, jeolojik gözlemler, boşaltma, pompalama hizmetleri olarak sıralanabilir. Burada test amaçlı sondaj faaliyetleri ile petrol ve doğalgaz için yapılan hizmetler bunların dışında yer almaktadır. Bu çalışmada ise araştırma kazıları hakkındaki bilgilendirmeler "Araştırma sondaj ve kazı" ana başlığı altında sunulmuş ve bir fosil lokalitesinde risk değerlendirmesi iki farklı metot kullanılarak sonuçlar karşılaştırılmıştır. Risk değerlendirmesi için seçilen iki metot L tipi matris ve Fine-Kinney metodudur. Çalışmada elde edilen veriler Fine-Kinney metodunun L tipi matris metoduna göre daha geniş bir aralıkta değerlendirme imkanı sunduğu için sonuçların güvenilirliğinin ve doğruluğunun büyük ölçüde arttığı sonucuna ulaşılmıştır.
Üniversite personelinin iş sağlığı okuryazarlığı düzeylerinin belirlenmesi
Bu araştırmanın amacı, çalışanların iş sağlığı okuryazarlık düzeylerini belirlemek ve bu düzeylerin demografik değişkenler ile bazı bireysel ve örgütsel faktörlere göre farklılaşıp farklılaşmadığını incelemektir. Çalışma nicel araştırma yöntemiyle yürütülmüş, veriler anket tekniği ile toplanmıştır. Araştırmada İş Sağlığı Okuryazarlığı Ölçeği kullanılmış ve ölçeğin Bilgi/Beceri ile İstek/Sorumluluk boyutları birlikte değerlendirilmiştir. Araştırma 593 katılımcı ile gerçekleştirilmiştir. Elde edilen veriler istatistiksel analiz yöntemleri ile değerlendirilmiştir. Bulgular, iş sağlığı uygulamalarının etkin olduğu çalışma ortamlarında ve iş sağlığı kurallarını uygulayan bir yöneticinin bulunduğu durumlarda çalışanların iş sağlığı okuryazarlık düzeylerinin anlamlı biçimde daha yüksek olduğunu göstermiştir. Ayrıca düzenli sağlık taramasına katılan ve okuma alışkanlığı bulunan bireylerin okuryazarlık düzeylerinin daha yüksek olduğu belirlenmiştir. Buna karşılık bazı demografik değişkenler ve çalışma birimine ilişkin özellikler açısından anlamlı bir farklılık saptanmamıştır. Sonuç olarak, hem bireysel farkındalık düzeyi hem de iş yerindeki iş sağlığına yönelik uygulamaların, çalışanların iş sağlığı okuryazarlık düzeyini etkileyen önemli unsurlar olduğu ortaya konmuştur.
Milli Eğitim Bakanlığına bağlı okul pansiyonlarında yangın risklerinin belirlenmesi ve aktif yangın güvenlik önlemlerinin değerlendirilmesi
Öğrenci barınma ihtiyacının giderilmesi için yapılan okul pansiyonlarında öğrencilerin can ve mal güvenliğini tehdit eden en önemli tehlikelerden biri de yangındır. Yangının ortaya çıkmasına sebep olabilecek faktörlerin ortadan kaldırılması ve yangın sırasında ortaya çıkacak can ve mal kaybının azaltılması için yangın güvenlik önlemlerinin alınması gerekmektedir. Bu çalışmada, Ağrı İlinde bulunan Milli Eğitim Bakanlığına bağlı okul pansiyonlarında yangın risklerinin belirlenmesi ve aktif yangın güvenlik önlemlerinin değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Çalışma betimsel araştırma yöntemi ile yürütülmüştür. Çalışma Ağrı İlinde bulunan Milli Eğitim Bakanlığına bağlı 16 tane okul pansiyonunda yapılmıştır. İlgili literatür ve mevzuatlar incelenerek araştırmacı tarafından hazırlanan kontrol listeleri ve 5*5 L tipi risk değerlendirme metodu kullanılarak oluşturulan risk değerlendirme formları ile veriler elde edilmiştir. Bu çalışma sonucunda incelenen okul pansiyonlarında genel olarak önemli ve orta düzey risk seviyesinde yangın riskleri belirlenmiştir. Bu risklerin daha çok elektrik, yangın uyarı sistemleri, yataklar, yer döşemeleri ve yönlendirme levhaları kaynaklı tehlikeler sonucu ortaya çıktığı görülmüştür. Ayrıca okul pansiyonların aktif güvenlik önlemlerinden yangın dolabı ve taşınabilir söndürücülerin bulunduğu ancak yangın uyarı sistemlerinin yeterli düzeyde olmadığı, var olan uyarı sistemlerinin ise çalışmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Sonuçlara bakıldığında okul pansiyonlarında yangın ve acil durum yönetiminin sağlanabilmesi için bir yönetim politikası geliştirilmeli ve sürekli gözden geçirmelerle denetimin yapılması önerilmektedir.
İş güvenliği uzmanlarının inşaat sektöründe iş sağlığı ve güvenliği uygulamaları sırasında karşılaştıkları sorunların incelenmesi
İnşaat sektörü tarihin eski çağlarından beri medeniyetin önemli bir parçası olmuştur. Yerleşik hayata geçilmesi ile başlayan inşaat sektörü dünya nüfusunun hızla arttığı günümüzde ihtiyaçların değişmesi, yeni malzemelerin üretilmeye başlanması, teknolojinin gelişmesi ve iş aletlerinin gelişmesi ile baştan sona değişime uğramıştır. Bu değişimlere ayak uydurmak zorunda olan çalışanlar fiziksel etkenlerin yanında çeşitli kimyasal ve biyolojik risk etmenlerine de maruz kalmaktadır. Bütün bu tehlike ve risklerin yanında işçilerin yüksekte çalışmak zorunda olması ve işlerini hızlı bir şekilde yapmaya zorlanmaları beraberinde daha büyük tehlike ve riskleri de getirmektedir. Tez çalışmasında inşaat sektöründe iş güvenliği uzmanlarının inşaat sektörü iş sağlığı ve güvenliği uygulamaları sırasında karşılaştıkları sorunların tespit edilmesi amaçlanmıştır. Bu amaçla rastgele örneklem seçilerek inşaat sektöründe çalışan iş güvenliği uzmanlarıyla görüşme yapılmıştır. Çalışmada nitel görüşme formu 4 ayrı kategoriye ayrılarak kullanılmıştır. Görüşmelerden elde edilen verilere içerik analizi yapılarak iş güvenliği uzmanlarının inşaat sektöründe iş sağılığı ve güvenliği uygulamaları sırasında karşılaştıkları sorunlar tespit edilmiştir. Sonuç ve öneriler kısmında iş güvenliği uzmanlarının inşaat sektöründe iş sağlığı ve güvenliği uygulamaları sırasında karşılaştığı sorunlara çözüm önerilerinde bulunulmuştur.
Yeraltı ve yerüstü faaliyet gösteren bir kömür madeni işletmesinde iş sağlığı ve güvenliği risklerinin değerlendirmesi.
Madencilik sektörü açısından yeraltı ve yerüstü madenciliği tüm dünyada büyük öneme sahiptir. Yeraltı ve yerüstü madenciliğinin güvenli ve en iyi şartlarda yürütülmesi için en üst düzeyde güvenlik tedbirlerinin alınması gerekmektedir. Yeraltı ve yerüstü madenciliğinde olası herhangi bir kaza ve ölüm riskine karşı işlerin takibi oldukça önemlidir. Bu çalışmada; Erzurum ilinde yeraltı ve yerüstü faaliyet gösteren bir kömür madeni işletmesinde çalışanların sağlığını ve güvenliğini etkileyecek çalışma ortamı risklerinin karşılaştırmalı olarak değerlendirilmesi ve alınacak önlemlerin belirlenmesi amaçlanmıştır. Bu amaçla yapılan çalışma, nicel risk değerlendirme yaklaşımlarından Fine-Kinney ve nitel yaklaşımlarından biri olan 5x5 matris yöntemleri ile yürütülmüştür. Risk değerlendirme sürecinin birinci adımı tehlikeleri tanımlamaktadır. Dolayısıyla öncelikle tehlike girdileri elde edilmiştir. Çalışmanın yürütüldüğü maden ocağı bölümlere ayrılmış ve tehlikeler kategorilendirilmiştir. Maden ocağı ana ve tali havalandırma bölümü, atölyeler ve çalışma alanları, tahkimat ve kazı işleri, taşıma ve nakliyat işleri, denetim gözetim ve iş organizasyonu yeterliliği, kazan dairesi bölümü, patlayıcı madde depo bölümü, idari sosyal tesisler bölümü, marangozhane bölümü, stok ve döküm sahası bölümü, tahlisiye istasyonu bölümü ve yıkama, eleme ve torbalama tesisi bölümü olmak üzere toplam 12 bölüme ayrılmıştır. Tehlikeler ise patlama, yangın ve su baskını, elektrik ve elektrikli ekipmanlar, acil durum ilkyardım, kimyasal, fiziksel ve biyolojik tehlikeler ve özel güvenlik hizmetleri olmak üzere toplam 5 bölüme ayrılmıştır. Çalışma sonucunda Fine-Kinney risk değerlendirmesinde en fazla kabul edilemez riskin görüldüğü bölüm patlama, yangın ve su baskınının olduğu alan iken, 5x5 matris yönteminde ise en yüksek riske sahip alan ocak ana ve tali havalandırma alanı olduğu ortaya çıkmıştır. Fine-Kinney ve 5x5 matris risk analizleri ile yukarıda belirtilen başlıklar altında değerlendirilen tehlikelerin ortaya çıkaracağı risklerin kabul edilebilir risk ve düşük risk düzeylerine indirilebileceği görülmüştür. Uygulanan risk değerlendirmelerinde Fine-Kinney risk değerlendirme yönteminin riskleri derecelendirme noktasında daha kapsamlı, daha verimli, daha net okunabilir sonuçları bizlere verdiği görülmektedir. Tespit edilen tehlike için yapılması gereken müdahale zamanını daha net olarak değerlendirmemizi sağlamıştır. 5x5 matris risk değerlendirmesinin ise daha kolay ve pratik oluşu risklerin hızlı bir şekilde değerlendirilmesi konusunda kolaylık sağlamıştır.
İş güvenliği uzmanları için iş sağlığı ve güvenliği hizmet alanları yetkinlik belirleme ölçeği geliştirilmesi: Geçerlilik ve güvenilirlik sonuçları
Bu araştırmanın temel amacı iş güvenliği uzmanlarının İSG hizmet alanlarına yönelik yetkinlikleri belirlemek için geçerli ve güvenilir bir ölçme aracı geliştirmektir. Bu çalışma metodolojik tasarımda desenlemiştir ve yetkinlik tanımından yola çıkarak iş güvenliği uzmanlarının İSG hizmet alanlarına yönelik yetkinlikleri, uygulama sürecindeki verimliliğini sağlayan özelliklerine göre kavramsallaştırılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu 447 iş güvenliği uzmanı oluşturmaktadır. Açımlayıcı faktör analizi sonucunda ölçek maddelerinin 6 faktör altında topladığı tespit edilmiştir. Bu faktörler kişisel performans, olay yönetimi, strateji, iş sağlığı güvenliği ve mevzuatı, pozitif güvenlik kültürü geliştirme ve risk yönetimidir. Doğrulayıcı faktör analizi yapılarak R2 değerleri 0.217 ile 0.671 arasında değer alarak maddelerin boyutları kuvvetli bir şekilde açıkladığı görülmüştür. ISGYO'ya ait model uyum iyiliği katsayılarının (χ2/df=2.097, RMSEA= .07, GFI=.93, AGFI= .95, NFI= .93, IFI= .91, CFI= .91, SRMR= .06) kabul edilebilir sınırlarda çıktığı ve modelin iyi uyum gösterdiği görülmüştür. Yapılan doğrulayıcı faktör analizi sonuçlarına göre ölçeğin faktör dağılımları doğrulanmıştır. Ölçeğin güvenirlik çalışması kapsamında Cronbach Alfa iç tutarlılık güvenirlik katsayıları 6 faktör için sırasıyla 0.906, 0.857, 0.836, 0.791, 0.839 ve 0.761 çıkmıştır. Bu sonuçlara göre ölçeğin alt boyutlarının güvenirliklerinin çok iyi ve iyi derece güvenilir oldukları görülmüştür. Ölçeğin genel Cronbach Alfa katsayısı 0.956 çıkmıştır. Bu sonuç modelin çok iyi derecede güvenilir olduğunu göstermiştir. Elde edilen bulgular neticesinde geliştirilen ölçeğin iş güvenliği uzmanlarının İSG hizmet alanlarında sabit olmaları gereken yetkinlikleri ölçebilmek için geçerli ve güvenilir bir ölçme aracı olduğu görülmüştür.
Türkiye'de 2007-2020 yılları arasında metal sektöründe meydana gelen iş kazalarının istatistiksel analizleri
Metal sektörü her zaman en fazla iş kazası yaşanan sektörlerin arasında yer almıştır. Metal sektörü ülke ekonomisinde büyük bir rol üstlenirken aynı zamanda tüm sektörler arasında ölümlü iş kazalarının fazla yaşandığı sektör olmayı sürdürmektedir. İş kazalarının yoğun olarak yaşandığı bir sektör olduğu için gerekli iş sağlığı ve güvenliği tedbirlerinin sürekli olarak güncellenmesi ve geliştirilmesi gerekmektedir. Teknolojinin gelişmesi ile birlikte günümüzde kullanılan ergonomik iş araç gereçleri, işçi sağlığını korumak için gerekli olan en önemli tedbirler arasındadır. Metal sektörü birçok alt sektöre istihdam oluşturmaktadır. Bunların başında; Ana metal ve fabrikasyon metal ürünleri imalatı (makine ve teçhizat hariç) faaliyet alanlarıdır. Sektördeki her alt faaliyet alanı kendi içinde birbirinden farklı şekilde sağlık ve güvenlik tedbirleri gerektiren sağlık ve güvenlik tehlikeleri barındırmaktadır. Öte yandan önlemlerin alınmamasından kaynaklı olarak işyerlerinde yaşanan iş kazaları günden güne artış göstermektedir. Gerekli İSG önlemleri alındığında ve bu önlemler gerekli eğitimlerle güçlendirildiğinde işyerlerindeki bu kazaların tümü önlenebilir durumdadır. Bu çalışmada, SGK'dan alınan veriler bakımından 2007-2020 yılları arasında yaşanan iş kazaları ve bu iş kazalarından kaynaklı ölümler, sektördeki alt faaliyet alanlarına göre incelenmiştir. Metal sektörüne ait tehlikelerin incelenebilmesi amacıyla yapılan bu araştırmada, 2007-2020 yılları içerisinde yaşanan iş kazaları ve bu iş kazalarından kaynaklı ölümlerin sıklık oranı hesaplanmıştır, ayrıca iş kazası oranlarının ve ölümle sonuçlanan iş kazalarının oranlarının azaltılabilmesi için çözüm önerileri sunulmuştur. Bu araştırmada, 2007-2013 yılları ilk 7 yıllık dönem ve 2014-2020 yılları ikinci 7 yıllık dönem olarak ikiye ayrılmıştır. İki örneklem grubunu oluşturan bu iki 7 yıllık dönem arasındaki değişim iş kazaları ve ölümlü iş kazaları için istatistiksel olarak incelenmiştir.
Ağrı'da kamu kurumlarına ait spor merkezleri ve yüzme havuzları için risklerin değerlendirilmesi
İnsan yaşamının her alanında son yıllarda meydana gelen hızlı gelişmeler yapısal olarak sporun yapıldığı alanları da etkileyerek spor merkezleri ve yüzme havuzlarının fiziki yapılarını, ergonomik kullanımı, tasarımı, sağlamlığı ve dayanıklılığı, ulaşımı gibi pek çok yönden gelişmesine katkı sunmuştur. Son dönemlerde hızla yaygınlaşan spor merkezleri her ne kadar sporun iyi bir şekilde yapılmasını sağlasa da birtakım risklerle karşı karşıya kalabilirler. Spor merkezleri çalışanları ve spor yapmak amacıyla bu spor merkezlerini kullananlar farklı seviyelerde risklere maruz kalabilmektedir. Spor merkezleri yapıları gereğince bünyelerinde farklı seviyelerde riskler barındırmaktadırlar. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı tarafından Spor Merkezleri ve Yüzme Havuzları Risk Değerlendirmesi Kontrol Listesi hazırlanmıştır. Söz konusu kontrol listesi spor merkezleri ve yüzme havuzları için 13 farklı bölümde 105 ve yüzme havuzları için 21 evet-hayır şeklinde cevaplanabilecek soru içermektedir. Bu tez çalışmasında Spor Merkezleri ve Yüzme Havuzları Risk Değerlendirmesi Kontrol Listesi Ağrı ili sınırları içerisinde faaliyet gösteren kamuya ait 8 spor merkezine ve 2 yüzme havuzuna uygulanarak mevcut durumun iş sağlığı ve güvenliği açısından değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Elde edilen sonuçlar kontrol listesindeki her bir alt bölüm için karşılaştırılmalı olarak ayrı ayrı değerlendirilmiş ve tartışılmıştır. Anahtar kelimeler: Spor Merkezi, Yüzme Havuzu, ÇSGB, Spor Merkezleri ve Yüzme Havuzları Risk Değerlendirmesi Kontrol Listesi, İş sağlığı, İş güvenliği
İş Sağlığı ve Güvenliği Eğitiminin Millî Eğitim Bakanlığı tarafından yayınlanan öğretim programlarına entegrasyonun incelenmesi
İş sağlığı ve güvenliği (İSG)'nin temel amacı sağlıklı ve güvenli bir çalışma ortamının oluşturulmasıdır. Sağlıklı ve güvenli bir çalışma ortamının oluşmasında en önemli faktörün insanlar olduğu düşünüldüğünde güvenlik kültürü ile donatılmış bir topluma ihtiyaç duyulmaktadır. Güvenlik kültürünün oluşturulabilmesi için daha küçük yaşlarda sağlık ve güvenlik eğitimleri verilmeli ve farkındalık artırılmalıdır. Bu bağlamda ülkemizde bakanlıklar tarafından gerekli adımlar atılmış ve İSG dersinin eğitime entegrasyonuna yönelik iş birliği yapılmıştır. Bu çalışmada Millî Eğitim Bakanlığı tarafından yayımlanan öğretim programlarında iş sağlığı ve güvenliğinin eğitime entegrasyonunun incelenmesi amaçlanmıştır. Çalışma nitel araştırma yöntemlerinden biri olan doküman inceleme yöntemi ile yürütülmüştür. Veri toplama aracı olarak Milli eğitim bakanlığı tarafından okul öncesi, orta öğretim, lise ve mesleki eğitim kademeleri için yayınlanan öğretim programları doküman olarak kullanılmış ve elde edilen veriler içerik analizine tabi tutulmuştur. İSG konu alanlarının tüm derslerin öğretim programlarına yansımasını saptayabilmek için her bir kademenin öğretim programları incelenmiş ve Sağlık, Tehlike, Risk, Güvenlik, Önlem, Acil durum, Emniyet, Korunma, İş Sağlığı ve Güvenliği, Görev ve Sorumluluklar, Ekipman, Trafik kuralları kelimeleri analiz birimi olarak belirlenmiştir. Çalışma sonucunda iş sağlığı ve güvenliği konu analiz birimlerine göre öğretim programlarında bulunan kazanımlar incelendiğinde İlkokul Öğretim Programının "Hayat Bilgisi, Rehberlik, Fen bilimleri, Beden Eğitimi ve Oyun, Sosyal Bilgiler ve Trafik Güvenliği" derslerinde, Ortaokul Öğretim Programının "Sosyal Bilgiler, Fen Bilimleri, Beden Eğitimi ve Rehberlik" derslerinde, Lise Öğretim Programının "Beden Eğitimi, Kimya, Rehberlik, Sağlık Bilgisi ve Trafik Kültürü, Coğrafya ve Fizik" derslerinde bazı kazanımlara rastlanmıştır. Ayrıca mesleki eğitim öğretim programlarına baktığımızda iş sağlığı ve güvenliği konu alanlarına yönelik kazanımlara rastlanmıştır. Ancak çalışmada önemli görülen tespitlerden biri mesleki eğitim veren okullarda İSG'nin ders olarak müfredat programlarında yer almamasıdır. Mesleki eğitimde İSG farkındalığının meslek öncesinde kazandırılması açısından İSG dersinin öğretim programlarında ve müfredatta ayrı bir ders olarak yer alması önerilmektedir.
Bir üniversitede ofis çalışanları için ergonomik risk faktörlerinin REBA ve RULA yöntemleri kullanılarak değerlendirilmesi
Ergonomi; işin, ekipmanın, işyerinin ve çalışma koşullarının çalışana uygun olarak tasarlanması bilimidir. Ergonomi, insan vücudunun fiziksel yetenekleri ve sınırlılıkları dikkate alınarak çalışan için sağlıklı bir çalışma ortamının kurulmasını amaçlar. Bu amaç doğrultusunda çalışanın özelliklerinin yapılan iş, kullanılan ekipman ve çalışma ortamı ile nasıl ilişkili olduğu değerlendirilir. Ergonomik koşullar göz ardı edildiğinde çalışanlarda mesleki kas−iskelet sistemi rahatsızlıkları yaygın olarak görülmektedir. Bu tür rahatsızlıklar; statik olarak, uzun süreli, üst uzuvların tekrar tekrar hareket etmesini gerektiren ve çoğunlukla bilgisayar kullanılarak yerine getirilen işler yapan ofis çalışanlarının sağlıkları ile ilgili en büyük tehditlerden biridir. Ofisler, iş istasyonunun, ekipmanın ve iş içeriğinin çeşitli boyutları arasındaki etkileşimlerle karmaşık bir fiziksel çalışma ortamını temsil eder. Bu ortamda çalışanlar işleri gereği uzun süre rahatsız ve ağrılı pozisyonlarda kalırlar ve kronik kas−iskelet sistemi (KİS) problemlerine karşın çalışma ortamlarının ergonomik açıdan dikkatli bir şekilde tasarlanması gerekir. "Hızlı Tüm Vücut Değerlendirmesi" (REBA) ve "Hızlı Üst Ekstremite Değerlendirmesi" (RULA) ergonomik risk analizi için sıklıkla kullanılan ve oldukça başarılı olan iki ana değerlendirme yöntemidir. Bu yöntemlerde çalışanın işini yaptığı esnadaki fiziksel hareketleri RULA ve REBA formları kullanılarak puanlanır, puanlar analiz edilerek risk skoru belirlenir ve iyileştirme önerileri yapılır. Bu çalışmada bir üniversitedeki ofis çalışanları için RULA ve REBA kullanılarak çalışma duruşları ergonomik açıdan değerlendirilmiştir. Çalışmaya katılan gönüllü ofis çalışanları için risk skorları cinsiyet, kas iskelet sistemi rahatsızlığı varlığı, egzersiz yapma durumu, yaş faktörü, çalışma süresi, kilo ve boy gibi etkenler ile birlikte değerlendirilmiştir. Ofis çalışanları için duruş bozuklukları ve fiziksel koşullardan kaynaklı risklerin ortadan kaldırılmasına yönelik uygun ofis egzersizleri ve ergonomik çözüm önerilerinde bulunulmuştur.
Mesleki ve teknik Anadolu liselerinde iş sağlığı ve güvenliği risklerinin değerlendirilmesi: Örnek bir risk analizi
İnsanın fizyolojik ihtiyaçlarının temin edilmesi sonrasında en temel ihtiyacı güvenlik ihtiyacı olmaktadır. Anayasal bir hak olan güvenlik ihtiyacı iş ortamlarında iş sağlığı ve güvenliği kavramı olarak karşımıza çıkmaktadır. Günümüzde yıllık olarak 3 milyona yakın insanın iş kazaları sebebiyle hayatını kaybediyor olması ve iş kazası ve meslek hastalıklarının dünya ölçeğinde parasal maliyeti gayri safi yurtiçi hâsılanın %4'üne tekabül etmesi bu tür kazaların önlenmesinin ne kadar önemli olduğunu göstermektedir. Ülkemizdeki eğitim kurumlarında öğrenim gören öğrencilerin yaklaşık üçte birinin meslek okullarından mezun olup teknisyen veya ileri eğitimle tekniker unvanı ile ara eleman olarak istihdam edilmesi öngörülmektedir. Yapılan bazı araştırmalarda iş kazalarına daha çok mesleki ve teknik okul mezunlarının maruz kaldığının saptanması sebebiyle iş sağlığı ve güvenliği çalışmalarında meslek okulları dikkatleri üzerine çekmektedir. Dördüncü hatta beşinci sanayi devriminin gereklerine uygun vasıfta iş sağlığı ve güvenliği kültürüne sahip iş gücünün yetiştirilmesinin mesleki ve teknik okullarda iş sağlığı ve güvenliği çalışmalarının kalite, kapsam ve mahiyetine bağlı olacağı şüphesizdir.
Diş hekimliği fakültesinde risk analizi yapılması ve çalışan personelin risk ve tehlikeler hakkında bilgi, tutum ve davranışlarının değerlendirilmesi
Bu çalışma diş hekimliği fakültesinde çalışan personelin çalışma ortamında maruz kaldığı risklerin belirlenmesi ve bu risk ve tehlikeler hakkındaki bilgi tutum ve davranışlarının değerlendirilmesi amacıyla yapılmıştır. Bu amaç doğrultusunda bir üniversitenin Diş Hekimliği Fakültesi'nde risk analiz metotlarından biri olan Fine-Kinney risk analiz metodu kullanılarak risk değerlendirmesi yapılmış ve burada görev yapan personelin risk, tutum ve davranışlarının belirlenmesi için ise toplam 201 personele nitel araştırma yöntemlerinden biri olan anket yöntemi uygulanmıştır. Yapılan risk analizi sonuçlarına göre, 71'i önemsiz risk, 233'ü potansiyel risk, 189'u önemli risk, 102'si önemli risk ve 43'ü tahammül edilemeyen risk olmak üzere toplam 638 risk tespit edilmiştir. Tespit edilen bu risklere yönelik mevzuata uygun olarak alınması gereken önlemler ve çözümler sunulmuştur. Diş hekimliği fakültesinde çalışan personelin risk ve tehlikeler hakkında bilgi, tutum ve davranışlarını belirlemeye yönelik anket uygulanmıştır. Ankette bilgi, tutum ve davranış üç grup altında gruplandırılarak çalışan ve yöneticiler bağlamında uygulama yapılmıştır. Çalışanlar için bilgi, tutum ve davranış olmak üzere üç boyut ve yöneticiler için davranış, tutum, önlem ve eğitim olmak üzere dört boyut oluşturulmuştur. Bu boyutlara yönelik anket soruları belirlenerek harf ve numaralandırma kullanılarak kodlama yapılmıştır. Uygulanan anket ile çalışanların iş kazası geçirme ve meslek hastalığına yakalanma durumları ayrıca kendisi için tehlike ve risk olarak gördüğü etmenler araştırılarak elde edilen veriler sonuç kısmında sunulmuştur.
Bir üniversitenin merkezi araştırma ve uygulama laboratuvarında risk analizinin değerlendirilmesi
Bu çalışmada, bir üniversitenin merkezi araştırma ve uygulama laboratuvarında iş sağlığı ve güvenliği (İSG) kapsamında risk analizi gerçekleştirilmiştir. Merkezi Araştırma Laboratuvarında 14 birim ayrı ayrı incelenmiştir. Amaç, laboratuvar ortamındaki tehlikelerin belirlenmesi, bu tehlikelerin oluşturabileceği risklerin değerlendirilmesi ve önleyici/düzeltici faaliyetlerin önerilmesidir. Risk analizi 5x5 Matris ve Fine-Kinney metotlarıyla yapılmış ve bu iki yöntem karşılaştırılmıştır. 5x5 matris yöntemi, olasılık ve şiddet parametrelerine dayanırken, Fine-Kinney metodu bu iki parametreye ek olarak frekans bileşenini de içererek daha detaylı ve hassas bir analiz imkanı sunmaktadır. Laboratuvarda toplam 105 tehlike belirlenmiş, bu tehlikeler her iki yöntemle analiz edilmiştir. Matris yöntemi ile tespit edilen tüm risklerin %100 oranında kabul edilebilir seviyeye indirildiği görülmüştür. Ancak yöntem, farklı kombinasyonlarda aynı risk puanını vermesi gibi dezavantajlara sahiptir. Buna karşılık, Fine-Kinney yöntemi daha geniş bir değerlendirme aralığı sunarak daha gerçekçi sonuçlar ortaya koymuştur. Çalışma sonucunda, Fine-Kinney metodunun laboratuvar gibi karmaşık ve yüksek risk içeren ortamlarda daha uygun olduğu belirlenmiş, ayrıca işyerlerinde etkin bir risk yönetimi için birden fazla yöntemin birlikte değerlendirilmesi önerilmiştir. Tez, ayrıca İSG farkındalığının arttırılması, yasal yükümlülüklerin yerine getirilmesi ve güvenli çalışma ortamlarının oluşturulmasına yönelik somut katkılar sunmaktadır.
Milli Eğitim Bakanlığına bağlı Mesleki ve Teknik Anadolu Liselerinde görev yapan yöneticilerin ve öğretmenlerin iş sağlığı ve güvenliği uygulamalarına yönelik görüşleri Ağrı ili örneği
Günümüzde okullar, öğrencilere bilgi ve beceriyi aktarmanın yanında, öğrencilerin farklı yönlerinin gelişimine katkı sağlayan, onları gelecekteki iş hayatlarına hazırlayan, sosyal etkileşimlerin olduğu yöneticilerin, öğretmenlerin, öğrencilerin ve diğer çalışanların birlikte yaşadığı, iş kazasına açık alanlardır. Okullardaki bu misyon değişikliği farklı yükümlülükler getirmiştir. Toplumun ve diğer okul paydaşlarının okullardan akademik başarının yanında, farklı beklentileri oluşmuştur. Beklentilerin başında sağlık ve okul güvenliğinin geldiğini rahatlıkla söyleyebiliriz. Verimi yüksek bir eğitim-öğretim ortamının tesis edilmesinde en öncelikli koşullardan biri de sağlık tedbirleri alınmış ve güvenliği sağlanmış eğitim ortamlarıdır. Okul türlerine baktığımızda neredeyse iş kazalarının yarısının mesleki eğitim veren okullarda gerçekleştiğini görmekteyiz. Kaza oranının bu denli yüksek olması, bu tür okulların tehlikeli sınıfına girmesine sebep olmuştur. İş kazası ve meslek hastalığının yüksek olduğu, MTAL'de İSG tedbirlerinin alınması hayati önem taşımaktadır. Bu araştırmada MEB'e bağlı Ağrı ilinde bulunan Mesleki ve Teknik Anadolu Liselerinde görev yapan yöneticilerin ve öğretmenlerin uygulamada olan İSG performanslarının ölçülmesi hedeflenmiştir. Araştırma; nicel yöntem, Tarama Deseni ve Kolay Ulaşılabilir Durum Örnekleme ile gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın amacı doğrultusunda uygulanan 40 maddelik, Okul İSG Performans Ölçeğine okul yöneticisi ve öğretmenlerin verdikleri yanıtlarla, okullarında uygulanan İSG uygulamaları performansına ilişkin görüşleri ve demografik değişkenler üzerinden bir karşılaştırma yapılmıştır. Çalışmada okul yöneticileri ve öğretmenlerin okullarında uygulanan İSG ile ilgili performansları çeşitli yönlerden incelenmiştir. Katılanların demografik özelliklerinden cinsiyet, öğrenim düzeyi, yaş, ile okul türü ve İSG eğitimi alma durumlarına göre karşılaştırma yapılmıştır. Verilerin analizi sürecinde istatistiki bir program olan SPSS kullanılmıştır. Katılımcıların cinsiyet, eğitim ve İSG eğitimi alma durumlarına dair verilere ulaşmak için bağımsız değişkenler t-testi; yaş durumlarına dair verilere ulaşmak için ise tek yönlü varyans analizi kullanılmıştır. Ayrıca yaş durumlarına göre anlamlı bir farklılık oluşturan grubu bulmak için Bonferroni uygulanmıştır. Ölçek ve boyut bazlı güvenirlikleri hesaplamak gayesiyle de Cronbach's Alpha kullanılmıştır. Elde edilen veriler neticesinde, çözümler ve iyileştirmeye yönelik öneriler sunulmuştur.
Çalışanların psikolojik güvenlik algıları ile prososyal ve proaktif güvenlik davranışları sergileme durumları arasındaki ilişkinin incelenmesi
Bu araştırmanın amacı, Prososyal ve Proaktif Güvenlik Davranışları Ölçeği'nin Türk kültürüne uyarlanması ve çalışanların psikolojik güvenlik algıları ile prososyal ve proaktif güvenlik davranışları arasındaki ilişkilerin incelenmesidir. Çalışma, ölçek uyarlama ve ilişkisel tarama modelini birleştiren nicel bir araştırma deseni ile yürütülmüştür. Araştırma iki aşamalı bir süreçten oluşmaktadır. Ölçek uyarlama aşamasında, orijinal ölçek ileri çeviri, sentezleme ve geriye çeviri teknikleriyle Türkçeye uyarlanmış; alan uzmanlarının görüşleri alınarak içerik geçerliği sağlanmıştır. Verilerin analizinde betimsel istatistikler, bağımsız örneklem t-testi, tek yönlü varyans analizi (ANOVA) ve Spearman korelasyon analizi kullanılmıştır. Ölçek uyarlama sürecinde Açımlayıcı Faktör Analizi (AFA) ve Doğrulayıcı Faktör Analizi (DFA) gerçekleştirilmiştir. Ölçek uyarlama aşamasında 418 katılımcı (Kadın %43,06, Erkek yer alırken, ilişkisel tarama aşamasında bir çağrı merkezinde çalışan 551 kişi araştırmaya dahil edilmiştir. Prososyal ve proaktif güvenliğine dair bulgular, ölçeğin üç faktörlü yapısının (Güvenlik İhbarı, Güvenlik Sesi, Güvenlik Girişimi) toplam varyansın %69,1'ini açıkladığını göstermektedir. Cronbach alfa katsayıları 0.808 ile 0.865 arasında değişmiş, bu da ölçeğin yüksek güvenirliğe sahip olduğunu ortaya koymuştur. Psikolojik güvenlik düzeyi açısından en yüksek ortalama Güvenlik İhbarı), en düşük ortalama ise Güvenlik Girişimi boyutunda bulunmuştur. Demografik değişkenlere göre güvenlik davranışlarında anlamlı farklılıklar büyük ölçüde gözlenmemiştir. Korelasyon analizleri, psikolojik güvenlik algısı ile prososyal ve proaktif güvenlik güvenlik davranışları arasında orta-yüksek düzeyde anlamlı pozitif ilişkiler olduğunu ortaya koymuştur. Sonuç olarak, Prososyal ve Proaktif Güvenlik Davranışları Ölçeğinin Türkçe formunun geçerli ve güvenilir bir ölçme aracı olduğu belirlenmiştir. Ayrıca, psikolojik güvenlik algısının artırılmasının çalışanların prososyal ve proaktif güvenlik davranışlarını güçlendirdiği sonucuna ulaşılmıştır. Araştırma bulguları, güvenlik kültürünün geliştirilmesinde eğitim programları, açık iletişim ortamları ve yönetim desteğinin önemli hale gelmesinde kritik önem taşıdığını vurgulamaktadır.
Gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerdeki üniversitelerin stratejik planlarında iş sağlığı ve güvenliği politikalarının incelenmesi
Bu çalışma, gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerdeki üniversitelerin stratejik planlarında iş sağlığı ve güvenliği (İSG) politikalarının nasıl ele alındığını inceleyerek, söz konusu politikaların benzerlik ve farklılıklarını ortaya koymayı amaçlamaktadır. Araştırma nitel araştırma yöntemlerinden biri olan doküman analizi yöntemi ile yürütülmüştür. Doküman olarak altı gelişmiş, altı gelişmekte olan ülkelerde bulunan üniversitelerin stratejik planları kullanılmıştır. Araştırmada içerik analizi yöntemi kullanılmış ve seçilen üniversitelerin stratejik planları temalar ve kodlar çerçevesinde değerlendirilmiştir. Analiz sonucunda İSG'nin stratejik planlarda İSG'nin stratejik planlarda yer alma durumu (T1), İSG uygulama stratejileri ve yönetim yaklaşımları (T2) ve İSG politikalarının sürdürülebilirlik ve sosyal sorumlulukla ilişkisi (T5) olmak üzere üç temel tema altında yer aldığı belirlenmiştir. Gelişmiş ülkelerdeki üniversitelerin İSG politikalarını daha çok kapsayıcılık, psikososyal güvenlik, çeşitlilik yönetimi, çalışan refahı ve sürdürülebilirlik vizyonu ile ilişkilendirdiğini göstermiştir. Buna karşın gelişmekte olan ülkelerdeki üniversitelerde İSG'nin daha çok fiziksel güvenlik, altyapı iyileştirmeleri ve koruyucu sağlık hizmetleri kapsamında ele alındığı görülmüştür. Her iki grupta da ortak vurgunun "sağlıklı ve güvenli çalışma ortamı" oluşturmak olduğu saptanmıştır. Sonuç olarak, gelişmiş ülkelerde üniversitelerin İSG politikaları daha bütüncül, değer temelli ve sürdürülebilirlik odaklı bir yaklaşımı yansıtırken, gelişmekte olan ülkelerde İSG'nin daha çok temel güvenlik ve yasal uyum çerçevesinde ele alındığı ortaya çıkmıştır. Bu durum, yükseköğretim kurumlarında İSG'nin yalnızca yasal bir yükümlülük değil, aynı zamanda kurumsal kültür ve sürdürülebilirlik vizyonu ile bütünleşmiş bir politika alanı olduğunu göstermektedir. Anahtar Kelimeler: İş Sağlığı ve Güvenliği, Stratejik Plan, Üniversiteler, Gelişmiş Ülkeler, Gelişmekte Olan Ülkeler
Elektrikli araç şarj istasyonlarında iş sağlığı ve güvenliği; Ağrı ili örneği
Bu araştırma, elektrikli araç şarj istasyonlarında görev yapan çalışanların İSG alanındaki bilgi düzeyleri ile yeterlilik algılarını belirlemeyi ve bu değişkenlerin demografik özelliklere göre risk farkındalığı açısından nasıl farklılaşma gösterdiğini ortaya koymayı amaçlamaktadır. Elde edilen bulgular doğrultusunda, çalışanların ihtiyaç duyduğu alanlara yönelik etkili eğitim programları ve önleyici stratejilerin geliştirilmesine katkı sağlanması hedeflenmiştir. Araştırmanın örneklemini, Ağrı ili sınırları içerisinde kurulumu tamamlanmış ve aktif olarak faaliyet gösteren elektrikli araç şarj istasyonlarında görev yapan 55 çalışan oluşturmaktadır. İstasyonların seçiminde, öncelikli olarak akaryakıt istasyonlarına yakın konumda bulunan şarj üniteleri dikkate alınmıştır. Veri toplama sürecinde, katılımcıların demografik özelliklerini belirlemeye yönelik bir form, ilgili literatür taraması ve risk değerlendirme çalışmalarına dayanarak geliştirilen "İSG Bilgi Düzeyi Ölçeği" ile Kocaay (2020) tarafından geliştirilen beşli Likert tipi "İSG Yeterlilik Algısı Ölçeği" kullanılmış olup, edinilen bulgular; güvenilirlik, faktör, regresyon, t-testi ve tek yönlü varyans analizi (ANOVA) ile istatistiksel olarak değerlendirilmiştir. Analiz sonuçları, çalışanların İSG bilgi düzeylerinin yaş, iş tecrübesi ve eğitim durumu gibi değişkenlere göre anlamlı farklılaşmalar gösterdiğini ortaya koymuştur. Buna karşın, gelir düzeyi, medeni durum ve aile birey sayısı değişkenleri açısından anlamlı bir farklılaşma saptanmamıştır. Yeterlilik algısı bakımından ise, yaş, iş tecrübesi, medeni durum ve gelir düzeyi değişkenlerinin istatistiksel olarak anlamlı farklar oluşturduğu; ancak eğitim durumu ve aile nüfusu açısından anlamlı bir değişim göstermediği belirlenmiştir. Araştırma sonucunda, elektrikli araç şarj istasyonlarında görevli personelin karşı karşıya olduğu tehlike ve risklere ilişkin İSG bilgi ve algı düzeylerinin artırılması gerektiği vurgulanmış; bu doğrultuda geliştirilebilecek uygulamalara yönelik öneriler sunulmuştur. Edinilen bulgular, ileride yapılacak akademik çalışmalara ve sektörel düzenlemelere temel oluşturabilecek niteliktedir.
Milli Eğitim Bakanlığına bağlı okul pansiyonu yemekhanelerinde iş sağlığı ve güvenliği risklerinin belirlenmesi ve çözüm önerileri
Öğrencilerin barınma, yeme içme, temizlik gibi ihtiyaçlarını sunan okul pansiyonlarındaki gıdanın temininden mutfak ve bununla bağlantılı faaliyet alanlarında hem çalışanların dolayısıyla da öğrencilerin sağlığını ve güvenliğini tehdit eden risk faktörleri bulunmaktadır. Bu risk faktörlerinin proaktif yaklaşımla belirlenerek ortadan kaldırılması veya en az seviyeye indirilmesi çalışanların sağlığı ve güvenliğinin sağlanması açısından önemlidir. Çalışma, Milli Eğitim Bakanlığına bağlı Ağrı ilinde bulunan 16 okul pansiyonu yemekhanesinde çalışanlar için olası riskleri belirlemek ve çözüm önerileri sunmak için yapılmıştır. T.C. Tarım ve Orman Bakanlığı'nın yapmış olduğu devlet yatılı pansiyon denetim formu, ÇSGB'nin mutfak-lokanta ve pastaneler için hazırlanmış olan kontrol listesi ile kanun ve yönetmelikler dikkate alınarak çalışmacı tarafından oluşturulan taslak kontrol listesi 13 bölüm ve 80 sorudan oluşmuş olup 16 okul pansiyonu yemekhanesinde uygulanmıştır. Yerinde gözlemler yapılmış, fotoğraflar ile bu durumlar kayıt altına alınmıştır. Çalışmamızda niceliksel ve niteliksel verilerden yararlanılarak bir betimleme çalışması yapılması planlanmaktadır. Elde edilen sonuçlar incelendiğinde önemli konularda çok fazla eksik olduğu görülmüş ve pansiyonların birbirlerinden farklılıkları ortaya çıkmıştır. Kısa ve uzun vadede çözüm önerileri üretilmiş, çalışanlar açısından bir farkındalık oluşturulması hedeflenmiştir.
Tekstil fabrikasında çalışan işçilere verilen egzersiz eğitiminin kas iskelet sistemi rahatsızlıklarına etkisi
Bu çalışma, tekstil işçilerine verilen eğitimin kas iskelet sistemi rahatsızlıklarına etkisini değerlendirmek amacıyla gerçekleştirilmiştir. Materyal-Metod: Ön test- Son test Kontrol gruplu gerçek deneme modeli olarak planlanan bu çalışmanın evrenin Batman il merkezinde bulunan iki tekstil fabrikasında çalışan işçiler oluşturmaktadır. Araştırmanın verileri Mart-Eylül 2023 tarihleri arasında toplanmıştır. Deney grubuna 40, kontrol grubuna 40 tekstil işçisi alınmıştır. Verilerin analizinde sayılar, yüzdeler, ortalama değerler, ki-kare testi, bağımlı gruplarda t testi, bağımsız gruplarda t testi ve ANOVA varyans analizi yöntemleri kullanılmıştır. Deney grubundaki işçilere araştırmacı tarafından Kas iskelet sistemi rahatsızlıklarını azaltmaya yönelik eğitim programı oluşturulmuştur. Kontrol grubuna herhangi bir girişim yapılmamıştır. Tanıtıcı Anket formu ve Cornell Kas İskelet Sistemi Rahatsızlığı Taraması anket formu, veri toplama araçları olarak kullanılmıştır. Eğitimden 12 hafta sonra deney ve kontrol grubuna son test anketleri dağıtılmıştır. Verilerin analizinde, sayılar, yüzdeler, ortalama değerler, ki- kare testi, bağımlı gruplarda t testi, bağımsız gruplarda t testi ve ANOVA varyans analizi yöntemleri kullanılmıştır. Çalışmanın yürütülmesi için Batman Üniversite Etik Kurul'unda etik onayı ve tekstil fabrikalarında kurum izni alınmıştır. 12 haftalık bir araştırma sürecinde, egzersiz ve eğitim müdahalesi alan deney grubunda yapılan değerlendirmeler sonucunda, Cornell Kas İskelet Sistemi Rahatsızlığı Ölçeği' nde boyun, sağ omuz, sol omuz, sırt, sağ kol, sol kol, bel, kalça, sağ diz, sol diz, sağ ayak ve sol ayak bölgelerindeki toplam puanlar, başlangıçtaki testlerle karşılaştırıldığında belirgin şekilde düşük bulunmuştur. İki test arasındaki puan istatistiksel olarak anlamlıdır (p<0.05). Kontrol grubunda ise boyun, sağ omuz, sol omuz, sırt, sağ kol, bel, sağ önkol, sol önkol, kalça, sağ diz, sol diz, sağ bacak, sol bacak, sol ayak bölgelerinde toplam puanı istatistikselaçıdan ön test puan ortalamalarına göre belirgin şekilde yüksek bulunmuştur. Deney grubunun son test puan ortalaması ön test puan ortalamasına göre daha düşük bulunmuştur. Kontrol grubunun son test puan ortalaması ön test puan ortalamasına göre daha yüksek bulunmuştur. Bu sonuçlar verilen eğitimin deney ve kontrol grubu için anlamlı olduğunu gösterir. Deney Egzersiz programına deney grubundaki katılımcıların yeterince uyum sağlamamasına rağmen, kas iskelet sistemi sağlığı üzerinde olumlu bir etki gözlemlendi. Çalışma sonuçları, tekstil fabrikası çalışanlarına yönelik uygulanan egzersiz ve ergonomik eğitim programının, çalışanların kas iskelet sistemi sağlığını pozitif yönde etkilediğini göstermiştir.
İş yeri şiddeti ve yakın partner şiddetinin çalışan kadınların sağlık ve iş performanslarına etkisi
Bu araştırma, Türkiye genelinde yetişkin kadınların iş yeri ve yakın partner şiddetine maruz kalma durumlarını ve bu şiddetin iş performanslarına etkilerini incelemeyi amaçlamaktadır. Nicel araştırma yöntemlerinden ilişkisel tarama modeli kullanılarak gerçekleştirilen çalışmada, rastgele örnekleme yöntemiyle belirlenen 467 kadın katılımcı yer almıştır. Veri toplama araçları olarak İş Yeri Şiddeti Ölçeği, Dünya Sağlık Örgütü Sağlık ve İş Performansı Ölçeği ve Dünya Sağlık Örgütü Aile İçi Şiddet Tarama Soru Formu kullanılmıştır. Araştırma verileri sosyal medya hesapları üzerinden çevrim içi ortamda toplanmıştır. Toplanan veriler önce Microsoft Excel'e, ardından SPSS 27 programına aktarılmış ve araştırmanın amacına uygun olarak analiz edilmiştir. Bulgular, iş yeri şiddeti ile iş performansı arasında negatif bir ilişki ortaya koymuş; özellikle fiziksel ve duygusal şiddetin, iş tatmini ve işte var olma üzerinde olumsuz etkileri olduğu belirlenmiştir. Yakın partner şiddeti açısından da benzer sonuçlar elde edilmiş; duygusal ve ekonomik şiddetin, kadınların iş performansını ve genel yaşam kalitesini düşürdüğü tespit edilmiştir. Bu sonuçlar, iş yeri ve yakın partner şiddetinin kadınların iş ve özel yaşamları üzerinde önemli etkileri olduğunu ortaya koymaktadır. Araştırma bulguları, iş yerinde ve toplumsal düzeyde şiddetin önlenmesi ve yönetilmesi için daha etkili politikaların geliştirilmesi gerektiğini vurgulamaktadır.
Öğretmenlerin iş performanslarının yordayıcıları olarak mesleki stres ve mesleki dayanıklılık
Mevcut araştırma öğretmenlerde algılanan mesleki stres, mesleki dayanıklılık ve iş performansı düzeylerini ve öğretmenlerin stres ve dayanıklılık düzeylerinin iş performansını yordama gücünü ortaya koymaktadır. 2024-2025 eğitim ve öğretim yılında Batman ili genelinde görev yapan öğretmenler araştırmanın evrenini, söz konusu evrenden uygun örnekleme yöntemi ile ulaşılan 512 öğretmen ise örneklemini oluşturmaktadır. Araştırmada veri toplama aracı olarak "Demografik Bilgi Formu", "Öğretmen İş Performansı Ölçeği", "Algılanan Mesleki Stres Ölçeği" ve "Öğretmen Mesleki Dayanıklılık Ölçeği" kullanılmıştır. Kullanılan ölçme araçlarının daha önce öğretmen örneklemleri üzerinde geçerlik ve güvenirliği kanıtlanmış olduğundan mevcut araştırmada yapı geçerlikleri doğrulayıcı faktör analizi (DFA) ile ortaya konmuştur. Güvenirlik kapsamında ise Crıonbach's Alpha iç tutarlılık katsayısı hesaplanmıştır. Elde edilen bulgular, ölçeklerin geçerlik ve güvenirlik ölçütlerini karşıladığını göstermiştir. Araştırma amacı doğrultusunda nicel araştırma yöntemlerinden betimsel ve ilişkisel tarama modelleri benimsenmiştir. Veri analizinden önce veri setinin dağılımı kontrol edilmiş ve normal dağılım varsayımının karşılanmadığı değerlendirilmiştir. Bu nedenle, uç değerler kutu grafiği yöntemi ile belirlenmiş ve 14 katılımcıya ait veri analiz dışı tutulmuştur. Betimsel istatistikler kapsamında minimum, maksimum, aritmetik ortalama ve standart sapma değerleri; karşılıklı ilişkileri ortaya koymak amacıyla Pearson Momentler Çarpım Korelasyon Katsayısı ve yordayıcı ilişkileri ortaya koymak amacıyla yapısal eşitlik modellemesi (YEM) kullanılmıştır. Elde edilen bulgulara göre, katılımcıların araştırma değişkenlerine yönelik algıları nispeten olumlu olup algılanan mesleki stres ile öğretmen iş performansı arasında istatistiksel olarak anlamlı, negatif yönde ve düşük düzeyde; öğretmen mesleki dayanıklılığı ile iş performansı arasında istatistiksel olarak anlamlı, pozitif yönde ve orta düzeyde ilişkiler mevcuttur. Algılanan mesleki stres ve mesleki dayanıklılık değişkenleri öğretmen iş performansını istatistiksel olarak anlamlı bir biçimde yordamaktadır. Elde edilen bulgular mevcut alanyazın temelinde tartışılmış ve bulgulara dayalı olarak uygulayıcılara, araştırmacılara ve politika yapıcılara birtakım öneriler sunulmuştur.
Okul öncesi öğretmenlerinde işe bağlı kas-iskelet ağrısı prevalansı ve etkı̇leyen faktörlerin belirlenmesi
Bu araştırma, okul öncesi öğretmenlerin çalışma ortamında karşılaştıkları ergonomik ve psikososyal risklerin belirlenmesini ve bu risklerin kas-iskelet sistemi üzerindeki etkilerinin analiz edilmesini amaçlamaktadır. Çalışmanın evrenini Türkiye genelinde özel ya da kamuda en az 6 aydır çalışan öğretmenler oluşturmaktadır. Basit örnekleme metoduyla çalışma kapsamında 366 öğretmene ulaşılmıştır. Verilerin toplanmasında, araştırmacılar tarafından hazırlanan online anket formu kullanılmıştır. Bu formda; tanıtıcı bilgi formu ve Cornell işe bağlı kas iskelet ağrı değerlendirme ölçeği soruları yer almaktadır. Çalışmanın sonucuna bakıldığında, öğretmenler farklı vücut bölgelerinde yaşadığı kas-iskelet ağrısı (KİSR) yaygınlığını göstermektedir. En yüksek yaşanan ağrı bölgeleri Boyun, Bel ve Sırt şeklinde belirtilmiştir. Bunların kadın ve erkeklerdeki oranları ile yaşlara göre farklı olmaktadır. En yüksek bu bölgelerin çıkması, merkezi sinir sistemi üzerinden aynı bölgelerden sinirlerin geçmesi olarak değerlendirilmiştir.
Baret üretiminde kullanılan cam fiber malzemede istifleme açısının darbe dayanımına etkisinin iş sağlığı ve güvenliği açısından incelenmesi
İş Sağlığı ve Güvenliği alanında sağlık ve güvenlik riskine karşı kişisel koruyucu donanımlar kullanılmaktadır. Koruyucu başlıklar, eldiven, maske, kulaklık, gözlük vb. aletler bunlardan bazılarıdır. İnsanların başını, yüksekten düşen cisimlere veya oluşabilecek kazalarda meydana gelebilecek darbelere karşı koruyan baret ve kask gibi ekipmanlar, en yaygın kullanılan kişisel koruyucu donanımlar arasındadır. Baret ve kasklar genellikle PE, ABS, YYPE veya sertleştirilmiş fiberglas malzemeden yapılmaktadır. Bu çalışmada ise cam fiber malzeme kullanılarak farklı istifleme açılarında ve diziliminde üretilen malzemenin darbe dayanımı direnci ve baret olarak kullanılabilirliği araştırılmıştır. Farklı ölçülerde üretilen numuneler için ağırlık düşürme testi ve Charpy darbe deneyi uygulanmıştır. 20 J ve 40 J için yapılan ağırlık düşürme testlerinde maksimum kuvvet, emilen enerji ve maksimum yer değiştirme değerleri belirlenerek, zamana bağlı grafikler çizilmiş ve detaylı analizler sunulmuştur. Ayrıca darbe düşürme deneyi sonrasında numunelerin ön ve arka yüzündeki alanlar hesaplanarak deformasyon dirençleri belirlenmiştir. Bunlara ilaveten Charpy darbe deneyi ile numunelerin yatay ve dikey olması durumunda darbe sönümleme kapasiteleri belirlenmiştir. Sonuç olarak istifleme açıları ve dizilimlerinin, malzemenin elastik ve plastik deformasyon bölgeleri, tepe kuvvetleri ve kırılma davranışları ile enerji tutma kapasiteleri üzerinde etkin olduğu saptanmıştır.
Batman'da hazır giyim eşyalarının imalatında çalışanların maruz kaldıkları fiziksel risk etmenlerinin değerlendirilmesi
Bu tez çalışmasında Batman'da bulunan bazı giyim ürünleri imalatının yapıldığı iş yerlerindeki risk analizlerinin değerlendirilmesi konusu ele alınmıştır. İş sağlığı ve güvenliği, iş kazası, meslek hastalığı gibi terimlerin genel olarak ne anlama geldiği değerlendirilmiştir. Sosyal Güvenlik Kurumu'na göre tekstil ürünleri ve giyim ürünleri imalatı olarak ikiye ayrılan işletmelerin imalat süreçleri kısaca belirtilerek giyim ürünleri imalatı yapılan iş yerlerindeki risk faktörleri ve bu faktörlere karşı alınması gereken önlemler aydınlatma, biyolojik etmenler, ergonomi, gürültü, hareketli parçalar, kimyasal etmenler, psikososyal etmenler, termal konfor, titreşim, toz/lif maruziyeti ve yangın gibi kategorize edilerek değerlendirilmiştir. Giyim ürünleri imalatının yapıldığı iş yerlerindeki iş kazaları ve meslek hastalıklarının ne olduğu ve Sosyal Güvenlik Kurumu verilerine göre 2019-2023 yıllarında ülke genelinde ve Batman ili özelinde aktif çalışan sayısı, tekstil sektöründe meydana gelen iş kazaları ve meslek hastalıkları, bunlara bağlı ölümleri içeren veriler grafik olarak gösterilmiştir. Batman ili özelinde iki kot yıkama ve boyama, iki hazır giyim ürünleri imalatı yapan işletmelerin risk analiz formlarındaki veriler İş sağlığı ve güvenliği kapsamında değerlendirilmiştir.
Lise öğrencilerinde sosyal destek ve baş etme stratejilerinin depresyon üzerinde etkisi
Bu araştırmada, lise öğrencilerinde sosyal destek ve baş etme stratejilerinin depresyon üzerinde etkisi incelenmiştir. Araştırma, 2023-2024 eğitim ve öğretim yılı Bahar döneminde Batman merkezde eğitim gören 238 erkek ve 196 kız olmak üzere 434 lise öğrencisi üzerinde gerçekleştirilmiştir. Öğrencilere uygulanan araçlar arasında Depresyon, Anksiyete, Stres Ölçeği (DASS-21), sosyal destek ölçeği ve baş etme stratejileri ölçeği bulunmaktadır. Araştırmanın veri analizi için SPSS (24) programı kullanılmıştır. Veri analizi sürecinde, tanımlayıcı istatistikler (minimum, maksimum, ortalama, standart sapma, basıklık, çarpıklık) ile birlikte korelasyon ve lineer regresyon analizleri yapılmıştır. Elde edilen bulgular, sosyal destek ve baş etme stratejileri ile depresyon arasındaki ilişkilerin incelenmesine olanak tanımaktadır. Analiz sonuçlarına göre, depresyon ile aktif başa çıkma arasında negatif yönde bir ilişki bulunmuştur (p<.05). Bu, öğrencilerin aktif başa çıkma stratejilerini kullandıkça depresyon düzeylerinin azaldığını göstermektedir. Diğer yandan, depresyon ile kaçınan başa çıkma ve olumsuz başa çıkma stratejileri arasında pozitif yönde anlamlı bir ilişki saptanmıştır (p<.05). Bu sonuç, öğrencilerin depresyon düzeyleri yükseldikçe kaçınma ve olumsuz başa çıkma davranışlarını daha fazla benimsediklerini göstermektedir. Sosyal destek ile depresyon arasında negatif ve anlamlı bir ilişki tespit edilmiştir (p<.05), yani öğrencilerin sosyal destek algıları arttıkça depresyon seviyelerinin azalma eğiliminde olduğu görülmüştür. Ayrıca, sosyal destek ile aktif başa çıkma arasında pozitif bir ilişki bulunmuş (p<.05). Bu sonuç, sosyal desteğin öğrencilerin aktif başa çıkma stratejilerini kullanmalarını teşvik ettiğini ortaya koymaktadır. Bununla birlikte, sosyal destek ile kaçınan başa çıkma ve olumsuz başa çıkma arasında anlamlı bir ilişki bulunmamıştır (p>.05). Bu durum, sosyal destek algısının başa çıkma stratejileri üzerinde etkili olmadığını veya bu stratejilerin sosyal destekten bağımsız olarak gelişebileceğini düşündürmektedir. Ayrıca regresyon analizinde, sosyal destek depresyonu negatif ve anlamlı bir şekilde yordamakta ve varyansının %3'nü açıklamaktadır. Diğer tarafta, kaçınan başa çıkma ve olumsuz başa çıkma stratejileri depresyonu pozitif ve anlamlı bir şekilde yordadıkları bulgulanmuştur. Bulgular, lise öğrencilerinin ruh sağlığına dair önemli içgörüler sunarak, sosyal destek ve baş etme stratejilerinin depresyon üzerindeki etkilerini daha iyi anlamamıza yardımcı olmaktadır.
Tekstil sektöründe çalışan kadınlara verilen pelvik taban kas egzersizleri eğitiminin menstrüasyon semptomlarına ve premenstrual dönemde ağrı düzeyine etkisi
Amaç: Bu çalışma Tekstil sektöründe çalışan kadınlarda pelvik taban kas egzersizleri eğitiminin menstrüasyon semptomlarına ve premenstrüel dönemde ağrı üzerine etkilerini incelemek amacıyla yapılmıştır. Yöntem: Araştırma yarı deneysel tasarımda olup Batman ili merkezinde bulunan bir tekstil firmasında gerçekleştirilmiştir. Araşturma verileri 21.05.2024-15.08.2024 tarihleri arasında toplanılmıştır. Araştırmaya 18-40 yaş aralığında 45 katılımcı gönüllü olarak katıldı. Araştırma verileri, Statistical Package for the Social Sciences (SPSS) analiz programı aracılığıyla analiz edildi. Verilerin normal dağılımını değerlendirmek amacıyla öncelikle Shapiro-Wilk testi kullanılmıştır. Verilerin normal dağılım gösterdiği durumlarda, bağımlı grupların ortalamalarının karşılaştırılması için parametrik bir test olan bağımlı gruplarda t testi uygulanmıştır. Verilerin normal dağılıma uymadığı durumlarda, parametrik olmayan bir yöntem olan Wilcoxon işaretli sıra testi tercih edilmiştir. Bağımsız 2 grup karşılaştırmalarında ise Mann-Whitney U testi kullanıldı. P<0.05 değeri istatistiksel olarak anlamlı kabul edildi. Bulgular: 9 haftalık yapılan pelvik taban egzersizi sonucunda kadın katılımcıların egzersiz programı öncesi), Menstrual Toplam ölçek puanı, Negatif etki, Menstural ağrı, Başetme Stratejisi verilerine göre uygulama sonrası VAS (Visual Analogue Scale) ağrı Scalası ölçümleri değişim istatistiksel olarak anlamlı bulunmuştur (p<0.001) Sonuç: Pelvik taban egzersizlerinin premenstrual dönemde ağrı düzeyini etklediğini ayrıca pelvik taban egzersizlerinin ve eğitiminin menstruasyon semptomlarını ve diğer alt boyutlarınıanlamlı şekilde etkilediği görülmüştür.
Radyasyondan korunma davranışları ve bilgi düzeyinin artırılmasında motivasyonel mesajların etkisi: Yoğun bakım hemşirelerinde deneysel bir çalışma
Giriş ve Amaç: Yapay ve iyonize radyasyon kaynaklarının tamamına yakını medikal işlemlerden kaynaklanmaktadır. Bu durum sebebiyle hastanelerde iyonize radyasyonlu alanlarda çalışan sağlık çalışanları önemli risk altındadır. Çalışmada iyonize radyasyonlu alanda çalışan sağlık çalışanlarına yönelik uygulanan radyasyon güvenliği eğitimi ve alternatif olarak motivasyonel mesajların bu sağlık çalışanlarının iyonize radyasyon konusundaki bilgi düzeyinin geliştirilmesine etkisi amaçlanmıştır. Gereç ve Yöntemler: Bu çalışma yoğun bakım hemşireleri üzerinde iki çalışma grubu oluşturularak ön-test son-test ölçümleri yapılan yarı deneysel bir çalışma olarak tasarlanmış ve uygulanmıştır. Çevrimiçi çalışmaya davet edilen 120 YBÜ hemşiresi kayıt altına alınmış ve randomize edilerek iki gruba ayrılmıştır. Çalışma 54 motivasyonel mesaj 46 çevrim içi eğitim toplamda 100 YBÜ hemşiresi üzerinden tamamlanmıştır. YBÜ hemşirelerinin radyasyondan korunma bilgisi sağlık çalışanlarının radyasyondan korunma bilgisi ölçeği (SRKÖ) ile değerlendirilmiştir. Verilen SPSS 25.0 paket programı ile analiz edilmiştir. Grup içi farklılıklar bağımlı örneklem t testi ve gruplar arasında ki değerlendirmede bağımsız örneklem t testi ve grup içi etki büyüklüğü ise Cohen's etki büyüklüğü katsaysıyla değerlendirilmiştir. Yapılan analizlerin hepsinde p değerinin 0,05 'altında olması anlamlı kabul edilmiştir Bulgular: Motivasyonel mesaj ve eğitim gruplarının yaş, deneyim yılı mezuniyet durumu , medeni durum özellikleri açısından yapılan değerlendirmede homojen olduğu tespit edilmiştir (p>0.05). Her iki çalışma grubunun ön test son test grup içi değerlendirmede SRKÖ toplam ve alt boyut puan ortalamalarında anlamlı artışlar tespit edildi eğitim grubundaki cohen's etki 3.74 iken motivasyonel mesaj grubunda 2.17 dir. Son test gruplar arası SRKÖ toplam ve alt boyut puanların tamamında eğitim grubu lehine anlamlı farklılık elde edilmiştir (p<0,05) Sonuç: Radyasyon güvenliği eğitimleri ve motivasyonel mesajlar, YBÜ hemşirelerinde radyasyon güvenliğini artırmada etkili müdahaleler olarak öne çıkmaktadır. Son test analizleri ve grup içi etkisi büyüklüklerine bakıldığında, eğitim programlarının etkisinin, motivasyonel mesajlara kıyasla daha fazla olduğu açıktır. Ancak motivasyonel mesajlarında grup içinde anlamlı düzeyde bilgi artışı sağladığı unutulmamalıdır. Bununla birlikte, motivasyonel mesajların maliyet açısından etkin ve pratik bir müdahale yöntemi olması, standart İSG eğitimlerini destekleyici bir araç olarak kullanılabileceğini göstermektedir. Anahtar Kelimeler: hemşire, iş sağlığı, iyonize radyasyon, motivasyonel mesaj, yoğun bakım
Göçmen işçilerin çalışma koşulları, tükenmişlik ve işten ayrılma niyeti arasındaki ilişkiler
Bu çalışma, Türkiye'deki göçmen işçilerin çalışma koşulları algıları, mesleki tükenmişlik düzeyleri ve işten ayrılma niyetleri arasındaki ilişkileri çok boyutlu bir yaklaşımla incelemeyi amaçlamaktadır. Araştırma kapsamında, 457 göçmen işçiyle yürütülen anket verileri, Pearson Korelasyon Analizi, Basit Doğrusal Regresyon Analizi, Çoklu Doğrusal Regresyon Analizi ve Hayes'in PROCESS Makrosu (Model 4) kullanılarak analiz edilmiştir. Toplanan veriler SPSS 25,0 paket programı ile değerlendirilmiştir. Elde edilen bulgular, göçmen işçilerin çalışma koşullarına ilişkin algılarının medeni durum, asıl mesleğini yapma durumu ve ayrımcılığa uğrama durumu gibi sosyodemografik değişkenlere göre anlamlı farklılıklar gösterdiğini ortaya koymuştur. Mesleki tükenmişlik düzeyleri ise asıl mesleğini yapma durumu ve ayrımcılığa uğrama durumu değişkenlerine göre farklılık göstermektedir. İşten ayrılma niyetinin ise eğitim, çalışma süresi ve ayrımcılığa uğrama durumu değişkenlerinden etkilendiği belirlenmiştir. Analizler, çalışma koşulları ile mesleki tükenmişlik arasında orta düzeyde, negatif ve anlamlı bir ilişki (r=−0.592,p<0.001) olduğunu ortaya koymuştur. Aynı zamanda, çalışma koşulları ile işten ayrılma niyeti arasında negatif ve anlamlı bir ilişki (r=−0.329,p<0.001) bulunmuştur. Mesleki tükenmişliğin ise işten ayrılma niyetini pozitif ve anlamlı bir ilişki (r=0.337,p<0.001) gözlenmiştir. Regresyon modelleri, çalışma koşullarının tükenmişlikteki varyansın %35'ini, işten ayrılma niyetindeki varyansın ise %10.9'unu açıkladığını göstermiştir. Mesleki tükenmişlik, işten ayrılma niyetindeki varyansın %11.4'ünü açıklamıştır. En önemli bulgulardan biri olarak, mesleki tükenmişliğin, çalışma koşulları ile işten ayrılma niyeti arasındaki ilişkide kısmi aracı bir rol üstlendiği kanıtlanmıştır. Bu, çalışma koşullarının işten ayrılma niyetini hem doğrudan hem de tükenmişlik üzerinden dolaylı olarak etkilediği anlamına gelmektedir. Bu sonuçlar, göçmen işçiler için daha iyi çalışma koşulları sağlamanın, hem mesleki tükenmişliği azaltmada hem de işten ayrılma niyetini düşürmede kritik bir öneme sahip olduğunu vurgulamaktadır. Çalışma aynı zamanda, artan tükenmişliğin işten ayrılma eğilimini güçlendirdiğini doğrulamaktadır. Elde edilen bu bulgular ışığında, göçmen işçilerin çalışma yaşam kalitesini artırmaya yönelik somut politika ve uygulama önerileri geliştirilmiştir.
Kentsel yeşil alanların, çalışanların psikolojik iyi oluşları ve mutlulukları üzerindeki etkisi (Batman merkez örneği)
Bu tez çalışması ile çalışanların bedensel, psikolojik ve sosyal iyilik durumlarını en üst düzeye ulaştırmak, bu düzeyde sürdürmek ve çalışma koşulları yüzünden sağlıklarının bozulmasını önlemek amacıyla kentsel yeşil alanların çalışanların psikolojik iyi oluşları ve mutlulukları üzerindeki etkilerinin Batman kent merkezindeki kamu, özel ve serbest meslek sektöründe çalışan 336 kişi ile yapılan anket ile örneklendirilmiştir. Psikolojik iyi oluş düzeylerinin mutluluk üzerindeki yordayıcı etkisini belirlemek amacıyla yapılan basit doğrusal regresyon analizi sonuçlarına göre, model istatistiksel olarak anlamlı bulunmuştur (p <.001). Katılımcıların psikolojik iyi oluş düzeyleri ile mutluluk düzeyleri arasında yapılan Pearson momentler çarpımı korelasyon analizi sonucuna göre, psikolojik iyi oluş ile mutluluk arasında pozitif yönde ve istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki bulunmuştur (r = 0.585, p <0.001). Psikolojik İyi Oluş ve Mutluluk ölçeklerinin iç tutarlılık düzeylerini belirlemek amacıyla katılımcılarla yapılan analizler sonucunda; Psikolojik İyi Oluş ölçeği için Cronbach's Alfa değeri 0.823, Mutluluk ölçeği için ise 0.875 olarak bulunmuştur. Sonuç olarak, toplumun her kesimi tarafından kullanılan kentsel yeşil alanların güvenli, erişilebilir ve sürdürülebilir bir biçimde oluşturulması, kentlerin fiziksel gelişimi açısından olduğu kadar, çalışan sağlığı açısından da stratejik bir öneme sahip olduğu ortaya çıkmıştır. Bu çalışma kapsamında elde edilen bulgular sonucunda çalışanların psikolojik iyi oluş ve mutluluğunu arttırmak amacıyla önerilerde bulunulmuştur.
Biyokimya laboratuvarlarında güvensiz durum ve güvensiz davranış analiz çalışması
Bu çalışma, risk analizlerine yol haritası oluşturmak amacıyla Tıbbi Biyokimya Laboratuvarı teknik personeli güvensiz davranışları ve güvensiz durumların cevabını araştırmak için gerçekleştirilmiştir. Çalışma kapsamında, Tıbbi Biyokimya Laboratuvarı Güvensiz Davranış Ölçeği ve Tıbbi Biyokimya Laboratuvarı Güvensiz Durum Ölçeği geliştirilerek literatüre katkı sağlanması amaçlanmıştır. Araştırma çalışma grubunu 389 Tıbbi Biyokimya teknik personeli oluşturmaktadır. Ölçek yapı geçerliği açımlayıcı faktör analizi (AFA) ve doğrulayıcı faktör analizi (DFA) ile hesaplanmıştır. Tıbbi Biyokimya Laboratuvarı Güvensiz Davranış Ölçeği altı boyut ve 36 maddeden oluşan bir yapıda olup, DFA ile de doğrulanarak istenilen uyum iyiliği değerlerine ulaşılmıştır (x²/sd=2,728, GFI= 0,812, CFI= 0,911, IFI= 0,912, TLI= 0,903, RMR= 0,052, RMSEA= 0,067). Tıbbi Biyokimya Laboratuvarı Güvensiz Durum Ölçeği sekiz alt boyut ve 36 maddeden oluşan bir yapıda olup, DFA ile de doğrulanarak istenilen uyum iyiliği değerlerine ulaşılmıştır (x²/sd=2,170, GFI= 0,850, CFI= 0,920, IFI= 0,921, TLI= 0,911, RMR= 0,042, RMSEA= 0,055). Yapılan analizler sonucu altı boyut ve 36 maddeden oluşan Tıbbi Biyokimya Laboratuvarı Güvensiz Davranış Ölçeği ve sekiz alt boyut ve 36 maddeden oluşan Tıbbi Biyokimya Laboratuvarı Güvensiz Durum Ölçeğinin geçerli ve güvenilir bir ölçek olabileceği kanısına varılmıştır. ANAHTAR KELİMELER: Güvensiz Davranış, Güvensiz Durum, İş Sağlığı ve Güvenliği, Laboratuvar Güvenliği.