
1,595
Archived Theses
1
DOIs Assigned
0%
DOI Rate
Discipline
Fen bilgisi eğitimi öğretmen adaylarının argümantasyon tabanlı bilim öğrenme sürecinde büyük grup çalışmalarının incelenmesi
Bu çalışmanın amacı, argümantasyon uygulamaları boyunca gerçekleşen büyük grup tartışmalarını öğretmen ve öğrenci perspektifinden analiz etmektir. Çalışma, 2013-2014 eğitim öğretim yılında, Türkiye'nin kuzeybatısında bulunan orta ölçekli bir üniversitede Fen Bilgisi Öğretmenliği Bölümünde öğrenim gören üçüncü sınıftaki öğrenciler ile gerçekleştirilmiştir. Altı hafta süren uygulamalarda Fen Öğretimi Laboratuvar Uygulamaları-I dersi Argümantasyon Tabanlı Bilim Öğrenme (ATBÖ) yaklaşımı ile işlenmiş ve bu kapsamda yapılan çalışmaya toplamda 25 öğrenci katılmıştır. ATBÖ uygulamalarının yapıldığı bu süreçte, küçük ve büyük grup tartışmaları gerçekleştirilmiştir. Öğrenciler çalışmalarını kendi belirledikleri ve her grupta 3 ya da 4 öğrenci olmak üzere toplamda yedi farklı grupta gerçekleştirmişlerdir. Öğrenciler gruplarında, kendi sorularını hazırlamış, soruları için deneyler tasarlamış, iddialar ortaya atmış ve yaptıkları deneylerle delillerini belirleyerek bu iddialarını desteklemişlerdir. Büyük grup tartışmalarında ise yaptıklarını sınıf arkadaşları ile paylaşmış ve kendi iddialarını savunmuşlardır. Çalışma kapsamında, büyük grup tartışmalarında paylaşılan argümanların kalitesi değerlendirilmiştir. Bunun yanı sıra öğretmen ve öğrenci soruları analiz edilmiştir. Öğrencilere başlangıçta argümantasyon sürecini anlamalarına yardımcı bir aktivite gerçekleştirilmiştir. Daha sonra ise belirlenen mekanik konuları her hafta ATBÖ yaklaşımı ile işlenmiştir. Büyük grup tartışmaları esnasında grupların video kamera kaydı alınmış ve daha sonra bunlar araştırmacı tarafından transkript edilmiştir. Araştırma sonuçları, ATBÖ sürecini yaşayan öğrencilerin, ilerleyen haftalarda daha kaliteli argümanlar oluşturduğunu göstermiştir. Büyük grup tartışmalarında öğretmenin her hafta düşük ve yüksek seviyede sorulara yer verdiği ve sorularıyla müzakere sürecini öğrencilere daha fazla yaşattığı sonucuna ulaşılmıştır. Dahası yapılan bu uygulama ile öğrencilerde; iletişim becerileri, farkındalık, akran desteği, empati yapma eğilimi gibi özelliklerin de olumlu yönde geliştiği gözlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Argümantasyon, araştırma-sorgulama, fen eğitimi, söylem analizi
Sosyobilimsel konuların öğretimine yönelik ölçek geliştirme çalışması
Bu çalışmanın iki amacı bulunmaktadır. Çalışmanın amaçlardan biri, sosyobilimsel konuların öğretimine yönelik duyuşsal eğilimleri belirleyen bir ölçek geliştirmektir. Diğer amaç ise geliştirilen ölçek ile fen bilimleri öğretmen adaylarının sosyobilimsel konuların öğretimine ilişkin duyuşsal eğilimlerini ve bu eğilimler üzerinde etkili olabilecek değişkenleri araştırmaktır. Araştırmanın çalışma grubunu 2019-2020 eğitim-öğretim döneminde Türkiye'de bulunan 9 farklı üniversitenin eğitim fakültelerinde öğrenim gören 126 erkek, 622 kadın olmak üzere toplam 748 fen bilimleri öğretmen adayı oluşturmaktadır. Araştırma nicel araştırma yöntemlerinden ilişkisel tarama modelinde betimsel bir çalışmadır. Ölçek maddelerinin oluşturulmasında ilgili kavramsal çerçeve referans alınıp, alan uzmanları ve fen bilimleri öğretmenlerinin görüşlerinden de yararlanılmıştır. Taslak halinde hazırlanan ölçek öğretmen adaylarına uygulanmış, elde edilen veriler açımlayıcı ve doğrulayıcı faktör analizi ile analiz edilmiştir. Veri analizinde SPSS paket programından yararlanılmıştır. Analizler sonucunda 4 faktörlü 28 maddeden oluşan bir ölçek elde edilmiştir. Ayrıca elde edilen verilerle öğretmen adaylarının sosyobilimsel konuların öğretimine yönelik duyuşsal eğilimleri ile belirlenen değişkenler arasındaki ilişki incelenmiştir. Araştırmadan elde edilen bulgulara göre adayların sosyobilimsel konuların öğretimine yönelik duyuşsal eğilimleri cinsiyet değişkenine göre kadınlar lehine anlamlı farklılık bulunmuştur. Sınıf düzeyi ve anne-baba gelir düzeyi değişkenlerine göre yalnızca öz yeterlilik alt boyutunda anlamlı farklılık bulunmuştur. Yapılan analizlere göre anne-baba eğitim düzeyi ve yerleşim yeri değişkenlerine göre herhangi bir anlamlı farklılık tespit edilmemiştir. Eğitim görülen üniversite değişkenine göre yapılan analizlerde anlamlı farklılık bulunduğu tespit edilmiştir. İleride yapılacak olan çalışmalarda geliştirilen ölçek ile her eğitim düzeyinde görev yapan Biyoloji, Sınıf, Fen Bilimleri ve Sosyal Bilgiler öğretmenlerinin sosyobilimsel konuların öğretimine yönelik duyuşsal eğilimleri araştırılabilir.
COVID-19 pandemi sürecinde ortaokul öğrencilerinin Eğitim Bilişim Ağı (EBA)'na ilişkin görüşleri
2019 yılı sonunda başlayan pandemi kısa süre içinde tüm ülkeleri tehdit etmeye başlamıştır. Milli Eğitim Bakanlığı, salgın sürecinden dolayı uzaktan eğitim platformu olan EBA' yı tüm kademelerde canlı dersler modülü ile öğretmen ve öğrencilerin kullanımına sunmuştur. Bu çalışma, salgın nedeniyle yüz yüze eğitime ara verilmesiyle Milli Eğitim Bakanlığının uzaktan eğitim platformu EBA kullanımı hakkında öğrencilerin görüşlerinin analiz edilmesi ve pandemi dönemindeki uzaktan eğitimin verimliliğin araştırılması amaçlanmıştır. Bu çalışmada veri toplamak için anket kullanılmıştır. Öğrencilerin pandemi sürecinde EBA hakkındaki görüşlerini belirlemek için "Öğrencilerin (EBA) Hakkındaki Görüşleri Üzerine araştırma anketi uygulanmıştır. Anketlere gönüllülük esasına göre katılım sağlanmıştır. Ankara ili Mamak ilçesinde Milli Eğitim Bakanlığına bağlı Bahtiyar Vahapzade Ortaokulu' ndaki 5.,6.,7. ve 8. sınıflarda öğrenim gören 234 öğrenci çalışmaya katılmıştır. Öğrencilerden elde edilen verilerin tümü SPSS 21 programı ile analiz edilmiştir. Verilerin istatistiksel anlamlılıklarını ölçmek için bağımsız örneklem t-testi ve Tek Yönlü Varyans Analizi (One-Way ANOVA) ile araştırma sonuçları elde edilmiştir. Araştırma sonucunda öğrencilerden elde edilen bulguları özetlersek; öğrencilerin EBA' yı uzun süreden beri kullandıkları, öğrencilerin çoğunluğu EBA'yı bazen kullandıkları, EBA' ya giriş için en fazla telefon kullandıkları, EBA' daki bölümlerden en fazla "canlı ders" kullandıkları saptanmıştır. COVİD-19 pandemi sürecinde; EBA kullanımı hakkındaki görüşleri değerlendirildiğinde; öğrenciler " EBA kullanımı ile derslere aktif bir şekilde katılıyorum" ve " EBA geliştirilirse eğitime olumlu yönde katkısı olacağını düşünüyorum" maddelerine "Katılıyorum" aralığına denk gelen cevabı vermişlerdir. Öğrencilerin EBA hakkındaki görüşleri; cinsiyet, EBA'ya giriş için kullandıkları cihazlara göre, evlerinde internet imkanına göre, EBA'yı tanıma süresine göre, EBA'da kullandıkları bölümlere göre, EBA'da kullandıkları derslere göre karşılaştırıldığında anlamlı bir fark olmadığı görülmüştür.
Argümantasyon tabanlı bilim öğrenme yaklaşımının uygulandığı fen sınıflarında kavram haritaları ve argüman haritalarının etkililiğinin incelenmesi
Bu çalışmanın amacı; ATBÖ yaklaşımının uygulandığı fen sınıflarında oluşturulan kavram haritalarının ve argüman haritalarının etkililiğinin öğrencilerin akademik başarıları açısından karşılaştırılması amaçlanmıştır. Araştırmada karma yöntem kullanılmıştır. Çalışma 2018-2019 eğitim-öğretim yılının; bahar yarıyılında, Kastamonu ilinde yer alan bir ortaokulda aynı öğretmen ile öğrenim gören üç farklı altıncı sınıf öğrencileri ile gerçekleştirilmiştir. Araştırmaya katılan sınıflardan biri kontrol diğer ikisi ise deney grubu olarak çalışma öncesinde rastgele belirlenmiştir. Kontrol grubu öğrencileri derslerini ATBÖ yaklaşımına uygun bir şekilde işlemişlerdir. Deney grubu öğrencileri ise bu ATBÖ uygulamalarına ilaveten kavram haritaları ya da argüman haritaları hazırlamışlardır. Çalışma "ses ve özellikleri" ünitesi kapsamında gerçekleştirilmiştir. Veriler; ünite başarısını ölçmek amacıyla ünite tabanlı fen başarı testi, argüman haritası değerlendirme rubriği, kavram haritası değerlendirme rubriği ve öğrencilerin süreç hakkındaki görüşlerini almak amacıyla yarı yapılandırılmış görüşmeler ile elde edilmiştir. Ünite Tabanlı Fen Başarı Testinin crobach alfa değeri .85'dir. Görüşmelerden elde edilen nitel verilere içerik analizi yapılmıştır. Araştırma sonuçları, ATBÖ uygulamalarına ilaveten argüman haritaları ve kavram haritaları kullanımının öğrencilerin başarılarını artırdığı hatta argüman haritasının kavram haritasına göre daha etkili olduğunu göstermiştir. Öğrenciler, görüşmelerde ATBÖ sürecinin ve ilave haritalama faaliyetlerinin kendilerini çok yönlü geliştirdiği vurgulamışlardır.
5. sınıf fen bilimleri dersi insan ve çevre ünitesinde ters yüz sınıf uygulamalarının çevre bilincine etkisinin incelenmesi
Bu çalışmada, 5. sınıf öğrencilerine çevre bilinci kazandırmayı, çevreye karşı olumlu tutumları geliştirmeyi, çevre eğitiminde teknoloji kullanımının etkisini incelemeyi amaçlayarak uygulanan Ters yüz sınıf uygulamalarının etkililiği ve Ters yüz sınıf uygulamalarına ilişkin katılımcı görüşleri araştırılmıştır. Araştırma 2018-2019 eğitim-öğretim yılı ikinci döneminde Batı Karadeniz bölgesinde yer alan bir devlet okulunun 5. Sınıfında öğretim gören 25 kişi ile gerçekleştirilmiştir. Çalışma nitel araştırma yöntemlerinden durum çalışması deseninde yürütülmüştür. Katılımcılara uygulama süreci öncesinde ve sonrasında uygulanan yarı yapılandırılmış görüşme formu, çalışmanın veri toplama aracını oluşturmaktadır. Katılımcıların ait oldukları gruplarla yaptıkları çalışmalardaki davranışları ise gözlem formları ile belirlenmeye çalışılmıştır. İçerik analizi ile çözümlenen veriler doğrultusunda kod ve kategoriler oluşturulmuştur. Katılımcıların uygulama süreci ve ters yüz sınıf uygulamalarına ilişkin görüşleri de sorgulanmıştır. Araştırma sonucunda çalışma grubu öğrencilerinin uygulama öncesi ve sonrası incelendiğinde Ters yüz sınıf uygulamalarının çevre bilinci kazandırmada etkili olduğu tespit edilmiştir. Uygulama öncesi katılımcıların çevreye ilişkin bilgi eksiklikleri, çevre sorunlarını tanımlamada yetersiz kaldıkları, çevre sorunlarında insan faktörünü açıklayamadıkları, çevre dostu birey özelliklerini tanımlayamadıkları tespit edilmiştir. Ters yüz sınıf uygulamaları ile verilen çevre eğitimi sonrasında katılımcılar, çevreyi tanımlamada doğru bilgilere hâkim, çevreyi oluşturan bileşenleri tanımlayabilen, çevre sorunlarını tanımlayabilen ve insan faktörünü açıklayabilen çevreyi koruma ve sevme gibi olumlu tutumlar göstermiştir. Çevreye duyarlı birey özellikleri kapsamında; çevre bilinci kazandırmayı hedefleyen Ters yüz sınıf uygulamalarına uyarlanmış çevre sınıflarının bu hedefi gerçekleştirmede etkili olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Katılımcıların uygulama süreci içerisindeki gözlem formlarına bakılarak performans düzeylerinin her hafta artış gösterdiği ve Ters yüz sınıf uygulamalarına kısa zamanda uyum sağladıkları tespit edilmiştir. Araştırma sonucunda bu uygulamanın diğer disiplinlerde de uygulanması ve eğitimcilere tanıtılması için gerekli çalışmaların yapılabileceği önerilmiştir.
Ortaokul fen öğretiminde ters yüz sınıf uygulamaları
Bu araştırma, ters yüz sınıf uygulamalarının yedinci sınıf aynalarda yansıma ve ışığın soğrulması ünitesinde öğrencilerinin akademik başarılarına, zihinsel risk alma becerilerine etkisini ve öğrencilerin bu uygulamalar hakkındaki görüşlerini belirlemeyi amaçlamaktadır. Bu amaç doğrultusunda araştırma, 2017-2018 eğitim-öğretim yılı ikinci yarıyılında Kastamonu il merkezinde bulunan bir devlet ortaokulunda öğrenim gören 43 yedinci sınıf öğrencisinin katılımıyla gerçekleştirilmiştir. Rastgele olarak belirlenmiş deney grubunda 21, kontrol grubunda ise 22 öğrenci bulunmaktadır. Araştırmada, nitel ve nicel araştırma desenlerinin birlikte yer aldığı karma araştırma deseni kullanılmıştır. Ters yüz sınıf uygulamalarıyla destekli öğretimin öğrencilerin akademik başarılarına olan etkisini ve zihinsel risk alma becerilerini belirlemek amacıyla deneme modellerinden ön-test son-test kontrol gruplu yarı deneysel model kullanılmıştır. Ayrıca, deney grubundaki öğrencilerin ters yüz sınıf uygulamaları ile ilgili görüşleri alınmış ve altı öğrenci ile yarı yapılandırılmış görüşme yapılmıştır. Deney grubundaki öğrencilere dersler ters yüz sınıf uygulamaları ile öğretilirken, kontrol grubundaki öğrencilere ise aynı ünite konuları 2013 Fen Bilimleri Dersi Öğretim Programı'na göre anlatılmıştır. Araştırmada veri toplama araçları olarak; Aynalarda Yansıma ve Işığın Soğrulması Ünitesi Başarı Testi (AYISÜBT), Zihinsel Risk Alma Ölçeği (ZRAÖ) ve deney grubundaki öğrencilere ilgili ünite konularını öğrenirken kullanılan ters yüz etkinlikleriyle ilgili görüşlerini belirlemek amacıyla uygulamadan sonra iki adet açık uçlu sorudan oluşan Ters Yüz Sınıf Uygulamaları Görüş Formu (TYSUGF) ve Yarı Yapılandırılmış Görüşme (YYG) yapılmıştır. Araştırmada elde edilen nicel veriler, SPSS paket programından yararlanılarak analiz edilmiştir. Deney ve kontrol gruplarından elde edilen ön-test ve son-test başarı testi puan ortalamaları arasındaki farkın anlamlılığını belirlemek amacıyla t-testi kullanılmış ve bulgular yorumlanmıştır. Yapılan analiz sonucunda ters yüz sınıf uygulamalarıyla destekli derslerin işlendiği deney grubu öğrencilerinin akademik başarıları, mevcut programa göre ünite konularının işlendiği kontrol grubundaki öğrencilerin akademik başarılarıyla karşılaştırıldığında deney grubu öğrencilerinin lehine olacak şekilde anlamlı bir fark olduğu tespit edilmiştir. Aynı zamanda ters yüz sınıf uygulamalarının, öğrencilerin zihinsel risk alma becerisi ortalama puanları arttırdığı fakat mevcut programa göre istatistiksel olarak aralarında anlamlı bir fark oluşturmadığı tespit edilmiştir. Ters yüz sınıf uygulamalarıyla destekli öğretimin uygulandığı deney grubundaki öğrencilere uygulanan Ters Yüz Sınıf Uygulamaları Görüş formuna vermiş oldukları cevaplar yüzde ve frekans olarak hesaplanmıştır. Ayrıca, başarı testine göre belirlenmiş alt-orta ve üst seviyelerden belirlenmiş 2'şer öğrenci olmak üzere toplam altı öğrenci ile yapılan yarı yapılandırılmış görüşme verilerinin içerik analizi yapılmış ve ters yüz sınıf uygulamaları hakkında öğrenciler; uygulamayı sevdiklerini, derse karşı ilgilerini artırdığını ve derslerinin eğlenceli geçtiğini belirtmişlerdir. Bunun yanında bu etkinliklerin, öğrencilerin sınav korkularını yenmelerinde yardımcı olduğu sonucuna da ulaşılmıştır. Ters yüz sınıf uygulamalarının fen öğretiminde kullanılmasının önemini attırmak için fen bilimleri dersinin farklı ünitelerine yönelik araştırmaların yapılması önerilmekte ve bu uygulama içeriklerinde özellikle de videoların hazırlanmasında öğrencilerin anlamakta zorlandıkları problemleri çözmeye yönelik bilgilerin yer almasının yararlı olacağı düşünülmektedir. Anahtar Kelimeler: Ters yüz sınıf uygulamaları, fen öğretimi, akademik başarı, zihinsel risk alma, aynalarda yansıma ve ışığın soğrulması
Fen bilgisi öğretmen adaylarının bazı kimya konularındaki höristik kullanımlarının incelenmesi
Öğrenciler tarafından sıklıkla kullanılan ve öğrencilerdeki bilişsel yolu azaltan kestirme yollu stratejilerin (höristikler) belirlenmesi ve bu höristiklerin sezgisel yargılama ve karar verme proseslerinde önyargılara nasıl sebep olduklarının tespit edilmesi, analitik düşünme yollarını daha fazla geliştirebilecek eğitim stratejileri oluşturmaları hususunda eğitimcilere yardımcı olacaktır. Bu araştırmanın amacı fen bilgisi öğretmen adaylarının "hidrojen bağı", "bileşiklerin bağıl asitlik/bazlık kuvvetleri", "bileşiklerin erime/kaynama noktalarına göre sıralanması" ve "bileşiklerin çözünürlüklerinin kıyaslanması" konuları ile ilgili akıl yürütme süreçlerinde etkili olan höristikleri belirlemek ve bu höristiklerin çalışma mekanizmalarını Talanquer tarafından önerilen on höristik modelini esas alarak kimya alanına özgü bir şekilde açıklamaktır. Bu araştırmada nitel araştırma metotlarından biri olan fenomenografik araştırma metodu kullanılmıştır. Araştırma 2018-2019 eğitim öğretim yılı bahar döneminde Fırat Üniversitesi Eğitim Fakültesinde gerçekleştirilmiştir. Araştırmada, Fen Bilgisi Öğretmenliği programına kayıtlı 30 öğretmen adayı ile yukarda bahsedilen her bir kimya konusu için ayrı ayrı mülakatlar gerçekleştirilmiştir. Mülakatlar sürecinde katılımcılardan yukarda bahsedilen kimya konuları ile ilgili olarak hazırlanmış mülakat protokollerinde yer alan soruları cevaplamaları istenmiştir. Araştırma sonucunda Talanquer tarafından önerilen on höristiğin katılımcıların bahsedilen kimya konuları ilgili yorumlarını etkilediği tespit edilmiştir. Araştırmada ayrıca bu etkiler sonucu öğrencilerin çoğunlukla etkili analitik akıl yürütmeler yerine kestirme yollu stratejileri kullandığı ve böylelikle de sorularda kastedilen hedef nitelikleri değerlendirmedikleri tespit edilmiştir. Katılımcıların kendilerine sorulan her bir farklı kimya sorusuna vermiş oldukları cevaplardan farklı cevap desenleri elde edilmiştir. Bu desenlerden doğru cevabı ihtiva edenlerin oranlarının genel olarak oldukça düşük olduğu tespit edilmiştir. Araştırma ile ayrıca öğrencilerin kendilerine sorulan her bir kimya sorusunu çözme süreçlerinde etkili olan höristiklerin kullanım sıklıkları da belirlenmiştir. Yukarda bahsedilen kimya konularında etkili olan höristiklerin çalışma mekanizmaları da bu tez kapsamında yapılan araştırmalar ile kimya alanına özgü bir biçimde açıklanmıştır. Anahtar Kelimeler: Fen Eğitimi, Hidrojen Bağı, Höristik, Kimya Eğitimi, Akıl Yürütme
Ortaokul fen bilimleri derslerinde işbirlikli öğrenme yönteminin kullanılmasına ilişkin öğretmen görüşleri
Bu araştırma ortaokul fen bilimleri derslerinde işbirlikli öğrenme yönteminin kullanılmasına ilişkin öğretmen görüşlerinin belirlenmesi amacıyla yapılmıştır. Araştırmanın evrenini Elazığ ili Arıcak, Alacakaya ve Kovancılar ilçelerinde Milli Eğitim Bakanlığına bağlı resmi ortaokullar, örneklemini ise bu ilçelerdeki okullarda 2020-2021 eğitim-öğretim yılları arasında görev yapmakta olan amaçlı örnekleme yöntemlerinden maksimum çeşitlilik yöntemiyle seçilmiş 30 fen bilimleri öğretmeni oluşturmaktadır. Öğretmen görüşlerinin detaylı bir şekilde ortaya çıkarılabilmesi için, nitel araştırma yaklaşımlarından durum çalışması kullanılarak araştırma gerçekleştirilmiştir. Veri toplama aracı olarak açık uçlu sorulardan oluşan bir anket hazırlanmış ve elde edilen verilerin analizinde araştırma desenine uygun olarak içerik analizi kullanılmıştır. Araştırma sonucunda öğretmenlerin çoğunlukla işbirlikli öğrenmeye ilişkin uygun tanım yapabildikleri, öğretmen ve öğrenciye düşen görevler ve işbirlikli öğrenme için gerekli koşullara ilişkin yeterli bilgiye sahip oldukları, fen bilimleri ders içeriğinin işbirlikli öğrenmeye uygun olduğunu düşündükleri ve bundan dolayı derslerinde bu yöntemi kullandıklarını fakat işbirlikli öğrenme yönteminin fen bilimlerinde yer alan bütün öğrenme alanları ve ünitelerinde aynı ölçüde uygun olmadığı görüşünde oldukları görülmektedir. Bazı katılımcılar ise işbirlikli öğrenme yöntemini derslerinde kullanmadıklarını belirtmişlerdir. Yöntemi derslerinde kullanmayan katılımcıların çoğu işbirlikli öğrenmeyle ilgili herhangi bir ders ya da seminer almadıklarını belirtmiştir. Bu durum katılımcıların işbirlikli öğrenmenin yapısı konusunda yeterli düzeyde bilgiye sahip olmadıklarını göstermiştir. Katılımcıların öğretim ortamını okulun imkanları ile öğrenci ve öğretmen özellikleri bakımından değerlendirdikleri tespit edilmiştir. Katılımcıların işbirlikli öğrenme yönteminin öğrencilere davranış kazandırmada etkili olduğu görüşüne sahip oldukları, işbirlikli yöntemin kullanılmasının avantaj ve dezavantajlarını; akademik, sosyal ve psikolojik olarak farklı açılardan ele aldıkları görülmektedir. Ayrıca katılımcılar işbirlikli öğrenme yöntemi uygulaması sırasında karşılaşılabilecek olumsuzlukları belirtmişler ve bu olumsuzlukların giderilmesine yönelik önerilerde bulunmuşlardır. Anahtar Kelimeler: Ortaokul Fen Bilimleri Dersi, İşbirlikli Öğrenme, Öğretmen Görüşleri
REACT Stratejisinin ortaokul öğrencilerinin kavramsal anlama, bilimsel süreç ve yaşam becerileri üzerine etkisi
Bu çalışmanın amacı bağlam temelli öğrenme yaklaşımı REACT stratejisinin, öğrencilerin kavramsal anlamaları ile bilimsel süreç ve yaşam becerileri üzerine etkisini araştırmaktır. Çalışma 2019-2020 eğitim öğretim yılı birinci döneminde Batı Karadeniz Bölgesi' nde bir ortaokulda kolay ulaşılabilir örnekleme yöntemiyle seçilen yedinci sınıfta öğrenim gören 15 öğrenci ile yürütülmüştür. Araştırma, kuvvet ve enerji ünitesi konuları bağlam temelli öğrenme yaklaşımı REACT stratejisine göre araştırmacı tarafından hazırlanan ders planları ve etkinlikler ile yürütülmüştür. Haftalık 4'er ders saati uygulama sürecine dâhil edilmiştir. Uygulama toplam beş hafta süresince 20 ders saati sürmüştür. Çalışmada nitel ve nicel veri toplama araçlarının birlikte uygulandığı karma desenlerden açıklayıcı desen kullanılmıştır. Bu çalışma araştırma okulunun yedinci sınıf öğrencileri ile ön test-son test kontrol grupsuz deney öncesi desen ile yürütülmüştür. Araştırmada nicel veri toplama araçları olarak bilimsel süreç becerileri değerlendirme testi, yaşam beceri ölçeği, kuvvet ve enerji ünitesi kavramsal anlama testi kullanılırken; nitel veri toplama aracı olarak yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılmıştır. Araştırmada REACT stratejisi etkinliklerinin öğrencilerin kavramsal anlamalarına olumlu etkisi olduğu bulgularına ulaşılırken; kavram yanılgılarını önleme, bilimsel süreç ve yaşam becerileri üzerine etkisi olduğuna yönelik bulgulara rastlanmamıştır. Çalışma bulguları doğrultusunda fen bilimleri derslerinde kullanılan REACT stratejisi etkinliklerinin, bilimsel kavram ile günlük yaşam arasında kurduğu anlamlı ilişkilerle, öğrenme ortamından istenen çıktılara ulaşabilmeyi sağlayacağı düşünülmektedir. Anahtar sözcükler: Bilimsel süreç becerileri, fen eğitimi, kuvvet ve enerji, REACT stratejisi, yaşam becerileri
Matematiksel modelleme etkinliklerinin ilköğretim matematik öğretmen adaylarının matematiksel modelleme yeterliklerine ve öğretim deneyimlerine yansımalarının araştırılması
Matematik eğitimi temel anlamda öğrencilere gerçek yaşamada karşılaştıkları problemlere çözüm üretebilme becerisini kazandırmayı amaçlamaktadır. Bu amacın gerçekleştirilmesi sürecinde bireylere öğrenim süreçleri boyunca matematiksel modelleme yeterliklerinin kazandırılması önem arz etmektedir. Matematiksel modelleme yeterliğine sahip bireylerin yetiştirilebilmesini sağlayacak, öğretim programını okutacak olan öğretmenler olduğuna göre bu yeterliklerin öncelikle öğretmenlerde gelişmesi gerekmektedir. Bu temel prensipten hareketle, bu çalışmanın amacı matematiksel modelleme yeterlik eğitim sürecinin ilköğretim matematik öğretmen adaylarının matematiksel modelleme yeterliklerine yansımalarını ortaya koymak ve süreç sonunda becerisi yeterli bulunan öğretmen adaylarının bu becerilerini öğretim deneyimlerinde kullanma durumlarını analiz etmektir. Belirlenen araştırma problemlerine cevap vermek için bu çalışmada nicel ve nitel yöntemlerin birlikte kullanıldığı karma yöntem tercih edilmiştir. Araştırmanın çalışma grubunu 2019-2020 öğretim yılının güz ve bahar dönemlerinde Kastamonu Üniversitesi Eğitim Fakültesi İlköğretim Matematik Öğretmenliği Lisans Programı'nda öğrenim görmekte olan 15 matematik öğretmen adayı oluşturmaktadır. Sonrasında üç öğretmen adayı MEB'e bağlı ortaokullarda MOE uygulaması yapmak üzere seçilmiştir. Bu araştırmada bütüncül yaklaşıma dayalı "teorik bilgi odaklı" tasarlanan öğrenme ortamları oluşturulmuştur. Araştırma süreci 15 hafta almıştır. Çalışma sürecinin ilk 13 haftası matematiksel modelleme eğitim ve MOE tasarım süreci olarak planlanmıştır. MOE uygulamaları için 3 haftalık süre ayrılmıştır. Araştırmada veri toplama araçları olarak matematiksel modelleme yeterlik ön ve son testleri (MMYT), matematiksel modelleme yeterlik anketi, modelleme prensipleri değerlendirme anketi, MOE tasarlama süreci çalışma yaprakları, matematiksel modelleme eğitimi değerlendirme anketi, modelleme etkinliklerini uygulama yarı yapılandırılmış gözlem formu ve modelleme etkinliklerini öğretimde deneyimlemeye yönelik yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılmıştır. Araştırma bulguları ortaokul matematik öğretmen adaylarının model, modelleme, matematiksel model ve matematiksel modelleme hakkındaki ön bilgilerinin kısıtlı olduğunu ortaya koymaktadır. Bununla birlikte araştırma sonuçları grupların MOE tasarım yazım aşamalarında bazı farklılıklar bulunsa da benzer süreçlere yer verdiklerini belirlenmiştir. OMÖA'lar tarafından oluşturulan MOE'lerin tümü genel anlamda gerçeklik ve yapı belgelendirme prensiplerine uygun olarak değerlendirilmiştir. Araştırma sonuçlarına göre MOE tasarım eğitimi süreci OMÖA'ların matematiksel modelleme yeterlikleri ve alt yeterlikleri (Problemi anlama, sadeleştirme, matematikselleştirme, matematiksel olarak çalışma, yorumlama ve doğrulama) üzerine istatistiki anlamda anlamlı ve olumlu etki gerçekleştirmiştir. Öğretmen adayları genel olarak aldıkları eğitimi yararlı bulmuşlar ve MOE'leri öğretim deneyimlerinde kullanmaya yönelik olumlu tutum sergilemişlerdir. Öğretmen adaylarının modelleme uygulama deneyimlerinin genel anlamda modelleme uygulama süreçleriyle uyumlu olduğu tespit edilmiştir. Bulgularla alan yazınla ilintili olarak tartışılmış ve elde edilen sonuçlar ışığında öneriler sunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Matematiksel modelleme yeterlikleri, Model oluşturma etkinlikleri (MOE), etkinlik tasarım süreçleri, MOE uygulama deneyimleri
Türkiye, Singapur ve Avustralya ortaokul matematik ders kitaplarındaki yüzdeler konusu sorularının karşılaştırmalı analizi
Bu araştırmanın amacı, Türkiye, Singapur ve Avustralya ülkelerinde okutulan ortaokul matematik ders kitabında yüzdeler konusundaki çözümlü örnek, alıştırma ve değerlendirme sorularının karşılaştırmalı analizini yapmaktır. Bu karşılaştırma Smith ve Stein (1998)'de yapmış oldukları çalışmada bilişsel istem düzeyi tanımlarından ve Bloom taksonomisi basamaklarından yararlanılarak yapılmaya çalışılmıştır. Ayrıca sorular ve sorulara verilmesi istenilen cevapların temsiller arası geçişleri ve çözümlerin kaç adımda gerçekleştirilmesi gerektiği de incelenmiş, ülkelere göre karşılaştırılması yapılmıştır. Araştırma nitel bir araştırma olup, ders kitaplarında yüzdeler konusundaki çözümlü örnek, alıştırma ve değerlendirme sorularını analiz etmek için doküman analizi yöntemi kullanılmıştır. Araştırmanın bulgularına göre üç ülkedeki ders kitaplarında en fazla alıştırma sorularına yer verildiği görülmüştür. Bilişsel istem düzeylerine göre incelen bulguların sonucunda ülkeler de genel olarak Düşük seviye soruların fazla olduğu, Düşük seviyenin içerisinde İlişkisiz işlemler düzeyinde sorulara daha çok yer verildiği saptanmıştır. Bloom taksonomisi basamaklarına göre incelenen bulguların sonuçlarında en fazla sorunun uygulama basamağında olduğu ve değerlendirme basamağına ait üç ülkenin ders kitaplarında soru olmadığı görülmüştür. Soruların genel olarak Sözel temsilde sorulması ve cevaplarında Nümerik temsilde istenmesi ülkelerde tercih edilmiştir. Çözüm adımlarına bakıldığında soruların % 83'nün tekli çözüm adımında olduğu belirtilmiştir.
Öğretmen adaylarının teknoloji bağımlılığının, problem çözme ve karar verme becerisi ile ilişkisinin incelenmesi: Kastamonu örneği
Bu çalışmanın amacı, öğretmen adaylarının teknoloji bağımlılıkları, problem çözme becerileri ve karar verme becerileri ve aralarındaki ilişkileri araştırmaktır. Çalışma; 2018-2019 eğitim öğretim yılında Kastamonu Üniversitesi'nde farklı bölüm (fen bilgisi öğretmenliği, ilköğretim matematik öğretmenliği, okul öncesi öğretmenliği, psikolojik danışmanlık ve rehberlik öğretmenliği) ve farklı sınıf düzeylerinde öğrenim görmekte olan 815 öğrenci ile gerçekleştirilmiştir. Bu çalışma tarama modelli bir çalışmadır. Çalışmada Aydın (2017) tarafından geliştirilen Teknoloji Bağımlılığı Ölçeği, Mann ve diğ. (1998) tarafından geliştirilen ve Deniz (2004) tarafından Türkçe uyarlaması yapılan Melbourne Karar Verme Ölçeği I-II ve Heppner & Peterson (1982) tarafından geliştirilip Türkçeye uyarlaması Şahin, Şahin, & Heppner (1993) tarafından gerçekleştirilen Problem Çözme Envanteri veri toplama araçları olarak kullanılmıştır. Çalışma kapsamında kullanılan Teknoloji Bağımlılığı Ölçeği (TBÖ) güvenirlik katsayısı .87, Problem Çözme Envanteri (PÇE) güvenirlik katsayısı .88 ve Melbourne Karar Verme Ölçeği (MKVÖ) güvenirlik katsayısı .81 olarak hesaplanmıştır. Çalışmada elde edilen verilere, SPSS paket programında Tek Yönlü ANOVA ve t testi analizleri uygulanmıştır. Elde edilen bulgular betimsel istatistik tabloları ile verilmiştir. Araştırma sonucunda öğretmen adaylarının teknoloji bağımlılık düzeylerinin ve problem çözme becerilerinin orta düzeyde olduğu belirlenmiştir. Katılımcıların problem çözme becerilerinde alt boyutlara bakıldığında aceleci yaklaşımı tercih ettikleri görülmektedir. Öğretmen adaylarının teknoloji bağımlılık düzeylerinin artması ise problem çözme becerilerinde düşüşe sebep olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Öğretmen adaylarının karar verme becerileri puan ortalamaları karar verme süreçlerinde güçlük çektiklerini ortaya koymaktadır. Katılımcıların teknoloji bağımlılıklarının karar verme becerilerinde olumsuz etkiye sebep olduğu sonucuna varılmıştır. ANAHTAR KELİMELER: Teknoloji bağımlılığı, problem çözme becerisi, karar verme becerisi
Eğitim Bilişim Ağı (EBA) ve deney destekli etkinliklerin 7. sınıf elektrik devreleri ünitesinin öğretimine etkisinin incelenmesi ve öğrenci görüşleri
Bu araştırmada, 7. sınıf elektrik devreleri ünitesinin öğretiminde Eğitim Bilişim Ağı (EBA) ve deney destekli etkinliklerinin kullanılmasının öğrencilerin akademik başarılarına ve fen bilimleri dersine karşı tutumlarına etkisinin incelenmesi ve bu etkinlikler hakkında öğrenci görüşlerinin alınması amaçlanmıştır. Araştırma, 2018-2019 eğitim-öğretim yılı ikinci yarıyılında Kastamonu ili Daday ilçesinde bulunan bir devlet ortaokulunda öğrenim gören 73 öğrenci ile gerçekleştirilmiştir. Rastgele seçilen deney-1 grubunda 25, deney-2 grubunda 25 ve kontrol grubunda ise 23 öğrenci bulunmaktadır. Araştırmada, nicel ve nitel araştırma yöntemlerinin bir arada kullanıldığı karma araştırma deseninden yararlanılmıştır. Eğitim Bilişim Ağı (EBA) ve deney destekli öğretimin öğrencilerin akademik başarılarına ve fen bilimleri dersine karşı tutumlarına etkisini belirlemek amacıyla deneysel araştırma yöntemlerinden ön-test son-test kontrol gruplu yarı deneysel desen kullanılmıştır. Ayrıca, deney-2 grubundaki öğrencilerin, EBA ve deney destekli öğretimle ilgili görüşlerinin alınması amacıyla Yarı Yapılandırılmış Görüşme Formu (YYGF) ile nitel veriler toplanmıştır. Üç hafta boyunca, deney-1 grubunda dersler EBA destekli, deney-2 grubunda dersler EBA ve deney destekli, kontrol grubunda ise dersler mevcut öğretim programına göre işlenmiştir. Nicel verileri toplamak amacıyla araştırma öncesinde ve sonrasında deney-1, deney-2 ve kontrol gruplarına Elektrik Devreleri Ünitesi Başarı Testi (EDÜBT) ile Fen Bilimleri Dersi Tutum Ölçeği (FBDTÖ) ön-test ve son-test olarak uygulanmıştır. Uygulama sonunda nitel verileri toplamak amacıyla, deney-2 grubu öğrencilerinden EDÜBT sonuçlarına göre belirlenen düşük-orta-yüksek başarı seviyelerinden ikişer öğrenci seçilerek toplam altı öğrenciye YYGF uygulanmıştır. Araştırmadan elde edilen nicel veriler, SPSS istatistik paket programı ile analiz edilmiştir. Deney-1, deney-2 ve kontrol gruplarından elde edilen başarı ön-test son-test puanları ve tutum ölçeği sonuçları arasındaki farkın anlamlılığını belirlemek amacıyla verilerin analizinde, bağımlı-bağımsız t-testi ve ANOVA testi kullanılmıştır. Verilerin analizi sonucunda; EBA ve deney destekli derslerin işlendiği deney-2 grubu öğrencilerinin akademik başarıları ve fen bilimleri dersine karşı olan tutumları, deney-1 ve kontrol gruplarındaki öğrencilerle karşılaştırıldığında deney-2 grubu öğrencilerinin lehine anlamlı bir farkın olduğu tespit edilmiştir. Başka bir deyişle, EBA destekli öğretim tek başına kullanıldığında öğrencilerin akademik başarılarını biraz arttırmakta ancak ilgili ünite konularının anlatımı EBA etkinliklerinin yanında deneylerle de desteklendiği zaman öğrencilerin akademik başarılarını ve fen bilimleri dersine karşı tutumlarını artırmada oldukça önemli bir etkiye sahip olduğu tespit edilmiştir. Elde edilen bu nicel verileri desteklemek amacıyla, sadece deney-2 grubundaki altı öğrenciye uygulanan yarı yapılandırılmış görüşme formundan elde edilen verilere içerik analizi yapılmıştır. İçerik analizinden elde edilen bu sonuçlarına göre öğrenciler, EBA'daki uygulamalara ders esnasında veya evde girmekte zorlandıklarını, EBA'daki etkinliklerin karmaşık ve içeriğin tam istedikleri gibi olmadığını, derslerde EBA ile birlikte deney etkinliklerinin kullanılmasının daha eğlenceli ve öğrendikleri bilgilerin ise daha kalıcı olduğunu ifade etmişlerdir. Araştırmada, EDÜ konularının öğretiminde EBA ve deney etkinlikleri birlikte kullanılarak öğrencilerin akademik başarılarında ve fen bilimleri dersine karşı tutumlarında bir artış olduğu tespit edilmiştir. Bundan dolayı, öğretmenlere fen bilimleri dersinde konuların öğretiminde EBA desteğinin yanında deney etkinlikleri de yapmaları önerilmektedir. ANAHTAR KELİMELER: Eğitim bilişim ağı, deney, akademik başarı, tutum, öğrenci görüşü, elektrik devreleri
Ortaokul 7. sınıf öğrencilerinin a-didaktik bir ortamda geometri konularında kullandıkları kanıt şemaları
Bu çalışmanın amacı, ortaokul 7. sınıf öğrencilerinin didaktik durumlar teorisine uygun olarak tasarlanmış a-didaktik bir sınıf ortamında belirlenen ortaokul matematik dersi kazanımları çerçevesinde karşılaştıkları problem durumlarına karşı öğrencilerin ortaya koydukları kanıtları Harel ve Sowder'ın kanıt şemalarına göre incelemektir. Çalışmamızda grupların problem durumlarını ispatlama süreçleri ve bu süreçlerde yaşadıkları, didaktik durumlar teorisinin aşamalarına göre incelenmiş ve ortaya koydukları ispatlar kanıt şemaları içine yerleştirilmeye çalışılmıştır. Bu çalışmada nitel araştırma tekniklerinden durum çalışması yaklaşımı (case-study) kullanılmıştır. Durum çalışması yaklaşımıyla elde edilen veriler betimsel analiz tekniği ile analiz edilmiştir. Araştırma, Sinop'un Boyabat ilçe merkezindeki bir ortaokulda 2018-2019 eğitim-öğretim yılında gerçekleştirilmiştir. Araştırmaya 7. sınıf öğrencisi on altı kişi katılmıştır. Araştırmaya dört hafta boyunca devam edilmiş ve her grubun ayrı ayrı ses kaydı alınmıştır. Her hafta yapılan uygulamaların sonunda öğrencilerin çalışma kağıtları veri toplama aracı olarak toplanmıştır. Öğrencilerin problem durumları hakkında neyi nasıl düşündüklerini daha detaylı anlamak için öğrencilerin uygulama sonrası etkinlik kağıtları incelenerek bazı öğrencilerle yarı yapılandırılmış görüşmeler yapılmıştır. Çalışmanın sonucunda, oluşturulan a-didaktik ortamın doğasının ispat yapma süreçlerine olumlu katkı sağladığı görülmüştür. Ortaya çıkan kanıt şemalarına bakıldığında dört problem durumuna ait olan toplamda on yedi kanıt şeması öğrenciler tarafından ortaya konulmuştur. Bu on yedi kanıt şemasından %41'i otoriter kanıt şeması, %24' ü algısal kanıt şeması, %24'ü dönüştürülebilen kanıt şeması ve %11'i alışkanlık edinilmiş kanıt şeması şeklindedir. Sembolik kanıt şeması, örnek temelli kanıt şeması ve aksiyomatik kanıt şeması problem durumları ispatlanırken ortaya çıkmamıştır. Gruplar yaptıkları ispatlarda, kullanılan kanıt şemalarının %53' ünde başarısız, %30' unda başarılı ve %17' sinde ise kısmen başarılı olmuşlardır. ANAHTAR KELİMELER: Didaktik durumlar teorisi, kanıt şemaları, öğrenme ortamları
Altı ve yedinci sınıf öğrencilerin sayı duyusu düzeylerinin bazı değişkenler bağlamında incelenmesi
Bu araştırmanın amacı, 6. ve 7. sınıf öğrencilerinin sayı duyularının belirlenmesi ve sahip oldukları sayı duyusu yeteneklerinin sınıf düzeyine, cinsiyetlerine, anne babanın eğitim durumuna, okul öncesi eğitimine, bilim ve sanat merkezine gitme durumlarına göre, matematik dersine karşı olan tutumlarına göre ve okul türüne göre değişip değişmediğini araştırmaktır. Bu amaçlar doğrultusunda araştırmanın modelini öğrencilerin sayı duyuları seviyelerinin belirlenmesine yönelik yapılan nicel araştırma desenlerinden tarama modeli oluşturmaktadır. Araştırma Kastamonu Merkez ilçesinde ortaokul 6. ve 7. sınıfta resmi ve özel kurumlarda eğitim gören öğrenciler ile gerçekleştirilmiştir. Çalışma 135 tane 6. sınıf 66 tane ise 7. sınıf öğrencisiyle yürütülmüştür. Bu öğrencilerden 42 tanesi özel kurumlarda eğitim alırken geri kalan 159 tanesi devlet kurumlarında eğitimlerine devam etmektedir. Araştırmada veri toplama aracı olarak Kayhan-Altay ve Umay tarafından 2013 yılında geliştirilen sayı duyusu ölçeği kullanılmıştır. Verilerin analizinde levene testi, t testi, kolmogorov-smirnov testi kullanılmıştır. Araştırma sonucunda öğrencilerin öğrenim gördükleri sınıflar bakımından 7. sınıflar lehine anlamlı bir fark olduğu görülürken, öğrencilerin cinsiyetleri açısından anlamlı bir farkın olmadığı belirlenmiştir. Okul öncesi eğitimi hiç almayan öğrencilerle 1 yıl ve daha fazla alanlar arasında okul öncesi eğitim alanlar lehine ortaokul mezunu annelerin çocukları ile diğer eğitim seviyesine sahip anneler arasında anneleri ortaokuldan sonra eğitimine devam eden öğrencilerin lehine, matematik dersine karşı olumlu tutum sergileyenler ile olumsuz tutum sergileyenler arasında olumlu tutum sergileyenler lehine anlamlı farkın olduğu görülmüştür. Ortaokul ile lise eğitim durumuna sahip olan babaların çocukları arasında ve üniversite ile lisansüstü eğitime sahip babaların çocukları arasında ise anlamlı bir farkın olmadığı görülmüştür. ANAHTAR KELİMELER: Matematik eğitimi, sayı duyusu, ortaokul öğrencileri
8. sınıf cebirsel ifadeler ve özdeşlikler konusunun 7E öğrenme modeli ile öğretiminin öğrencilerin akademik başarılarına ve öğrenmenin kalıcılığına etkisi
Bu çalışmada, "Cebirsel İfadeler ve Özdeşlikler" konusunun yapılandırmacı yaklaşıma dayalı 7E öğrenme modeline göre öğretiminin öğrencilerin akademik başarılarına ve öğrenmenin kalıcılığına etkisi araştırılmış ve ayrıca öğrenci görüşlerine de yer verilmiştir. Çalışma 2018-2019 eğitim öğretim yılı güz yarıyılında Kastamonu ilinde Milli Eğitim Bakanlığına bağlı bir devlet okulunun 8. sınıfında öğrenim görmekte olan 50 öğrenci ile gerçekleştirilmiştir. Rastgele örneklem seçimi yöntemiyle 25 er öğrenciden oluşturulan deney ve kontrol gruplarındaki dersler araştırmacı tarafından yürütülmüştür. Çalışmada, 7E öğrenme modeline uygun olarak hazırlanan ders planı ile öğretim yapılırken, kontrol grubuna mevcut öğretim programına bağlı kalınarak öğretim yapılmıştır. Çalışma sonunda deney ve kontrol gruplarına "Cebirsel İfadeler ve Özdeşlikler Başarı Testi" uygulanmış olup, deney grubu öğrencileri ile ''Yarı Yapılandırılmış Görüşme'' gerçekleştirilmiştir. Çalışmadan elde edilen nicel verilerin analizinde bağımsız örneklemler Mann Whitney U-testi kullanılarak elde edilen bulgular 0,05 anlamlılık düzeyinde yorumlanmış ve nitel verilerin analizinde ise içerik analizinden faydalanılmıştır. Yapılan istatistiksel çalışmaların sonuçlarına göre "Cebirsel İfadeler ve Özdeşlikler" konusunun öğretiminde 7E öğrenme modeline göre öğretiminin öğrencilerin akademik başarılarına anlamlı bir katkı sağladığı, öğrenmenin kalıcılığı üzerine olumlu yönde etki ettiği gözlemlenmiştir. Ayrıca 7E öğrenme modeline göre işlenen derslerin öğrencilerin motivasyonunu artırdığı, derslerde daha aktif oldukları, dersleri eğlenceli ve ilgi çekici buldukları sonuçlarına ulaşılmıştır. ANAHTAR KELİMELER: Cebir, Cebirsel ifadeler ve özdeşlikler, Yapılandırmacı Öğrenme yaklaşımı, 7E öğrenme modeli, Yarı yapılandırılmış görüşme
Anaokulu öğretmenlerinin fen ve doğa etkinlikleri hakkındaki görüşleri ve sınıf içi uygulamaları
Bireyin yaşamında kritik bir öneme sahip olan erken çocukluk eğitimi, çocuklar için yaşamı anlamlandırıp tanımanın ilk aşamasıdır. Çocukların yaşadıkları hayatı anlamlandırabilmeleri için fen eğitimi büyük önem taşımaktadır. Erken çocukluk eğitiminde çocukların bilimsel düşünme becerilerini geliştirmeleri iyi tasarlanmış bir fen eğitimi programları ile mümkündür. Bu bağlamda okul öncesi öğretmenlerine kritik sorumluluklar düşmektedir. Çocukların fen ve doğaya yönelik tutumları, öğretmenlerinin fen öğretimine yönelik tutumları doğrultusunda şekillendiğinden, öğretmenlerin olumlu tutumu çocukların tutumlarını olumlu yönde etkileyecektir. Bu araştırmada, okul öncesi öğretmenlerinin fen öğretimine yönelik tutumlarını, fen etkinliklerinde kullandıkları yöntem teknikleri ve fen etkinlikleri yapılandırmacı yaklaşım açısından incelenmiştir. Araştırma karma araştırma yöntemine dayalı olarak tasarlanmıştır. Katılımcılar Elazığ ilinde 20 okulda görev yapan 118 okul öncesi öğretmeninden oluşmaktadır. Çalışma iki aşamadan oluşmaktadır. İlk aşamada, demografik bilgi formu ve öğretmenlerin fen öğretimine yönelik tutumlarını ölçen bir ölçek uygulanmıştır. Ayrıca öğretmenlerin günlük planları toplanmıştır. İkinci aşamada 118 öğretmen arasından günlük planlarına göre yedi öğretmen seçilmiştir. Bu yedi öğretmen, günlük planlarına göre bir öğretim yılı boyunca en fazla fen etkinliği yapanlar arasından seçilmiştir. Seçilen öğretmenlerin derslikleri bahar döneminde üç kez ziyaret edilmiştir. Bu ziyaretler sırasında öğretmenler fen etkinlikleri gerçekleştirmiş ve etkinlikler video kaydına alınmıştır. Ayrıca etkinlikler sırasında araştırmacı alan notları almıştır. Bu kayıtlar Llewellyn' in yapılandırmacı araştırma döngüsüne göre incelenmiştir. Bulgular, öğretmenlerin fen öğretimine karşı olumlu tutumlara sahip olmalarına rağmen etkinliklerinin öğretmen merkezli olduğunu ortaya koymuştur. Fen etkinlikleri sırasında çocuklardan ağırlıklı olarak sadece gözlem yapmalar istenmiş, bu da çocukların pasif kalmasına neden olmuştur. Elde edilen bulgulara dayalı olarak öneriler tartışılmıştır.
2010-2017 yılları arasında Türkiye'de matematik eğitimi alanında yapılan lisansüstü tezlerin bazı kriterlere göre karşılaştırmalı incelenmesi
Bu çalışma 2010-2017 yılları arasında Matematik Eğitimi alanında yazılan lisansüstü tezlerini üniversite, yıl, cinsiyet, dil, araştırma türü, araştırma modeli, öğrenme alanı, inceleme alanı, veri toplama araçları, kullanılan istatistiksel teknikler, örneklem değişkenleri açısından karşılaştırmalı incelemek amacıyla yapılmıştır. Araştırmanın örneklemini YÖK veri tabanında bulunan ilköğretim fen ve matematik alanları eğitimi anabilim dalı, ilköğretim matematik eğitimi anabilim dalı, matematik eğitimi anabilim dalı, ilköğretim matematik öğretmenliği anabilim dalı ve ilköğretim anabilim dalı detaylı aramasıyla ulaşılan erişime açık 490 yüksek lisans tezi ve 112 doktora tezi olmak üzere toplam 602 lisansüstü tez oluşturmuştur. Araştırma, yapılan tezlerin bir meta-analitik incelemesi olması nedeniyle genel hatlarıyla nitel bir çalışma olup tarama modelinde bir çalışmadır.Tezleri incelemek üzere araştırmacı tarafından oluşturulup uzman görüşü alınan tez değerlendirme formu kullanılmıştır. Veriler bu form yardımıyla Excel tablosuna işlendikten sonra veri analiz programı olan SPSS üzerinde analize tabi tutulmuştur. Değişkenlere yönelik kategoriler oluşturulduktan sonra güvenirlik ve geçerliliği sağlamak adına yüksek lisans/doktora yapmış/yapan öğretmenler ile birlikte kategoriler gözden geçirilmiştir. Araştırma sonucunda kadın araştırmacıların son yıllarda daha fazla olduğu, yüksek lisans tezlerinde örneklem olarak en fazla öğrencilerin; doktora tezlerinde ise öğrenci ve öğretmen adaylarının kullanıldığı dikkat çekmiştir. Öğrenme alanlarından en fazla geometri ve ölçme alanında çalışmaların yapıldığı fakat veri işleme alanında olan çalışmaların çok az olduğu görülmüştür. Ayrıca eğitim araştırmalarında son yıllarda karma araştırmaların artması durumu bu tez çalışması kapsamında da görülmüştür.
Ortaöğretim matematik ders kitaplarında matematiksel değerler ve matematik eğitimi değerleri
Bu araştırmanın amacı, ortaöğretim matematik ders kitaplarında matematiksel değerlere ve matematik eğitimi değerlerine ne şekilde yer verildiğini incelemektir. Nitel araştırma yöntemlerinden doküman analizinin kullanıldığı bu araştırmada, 2019-2020 eğitim-öğretim yılında tüm sınıflar düzeyinde kullanılan ortaöğretim matematik ders kitapları incelenmiştir. Araştırmadan elde edilen veriler anlamsal içerik analizi tekniği ile analiz edilmiştir. Araştırmada değer çiftleri tanımlanarak, bu değer çiftlerinin kitaplarda yer alan soruların konu bazlı yüzde ve frekans hesapları yapılmıştır. Ortaöğretim 9. ve 12. sınıf kitaplarında rasyonellik ve nesnecilik değeri oranının hemen hemen aynı olduğu fakat rasyonelik değerinin az farkla daha çok vurgulandığı, 10. ve 11. sınıf kitaplarında bu durumun aksine nesnecilik değerinin rasyonellik değerine göre gene az farkla daha fazla vurgulandığı sonuçlarına ulaşılmıştır. Tüm sınıf düzeylerinde kontrol değeri ilerleme değerine göre daha fazla vurgulanmıştır. 9., 10. ve 11. sınıf kitaplarında açıklık değeri gizem değerine göre daha fazla vurgulanmaktadır. 12. sınıf kitabında ise gizem değerine açıklık değerinden daha fazla vurgu yapıldığı görülmüştür. Ortaöğretim kitaplarının tümünde matematik eğitimi değer çiftlerinden formal bakış aktif bakışa, işlemsel anlama ilişkisel anlamaya, teorik bilgi uygunluğa, erişebilirlik elitliğe ve değerlendirme akıl yürütmeye göre daha fazla vurgulanmaktadır. Bu araştırmada elde edilen sonuçların, ortaöğretim matematik öğretiminde matematiksel değerlerin ve matematik eğitimi değerlerinin önemini ortaya koyması ve bu konuda farkındalık oluşturması beklenmektedir.
Problem çözmede görselleştirme ve görsel temsil kullanma
Bu araştırmanın amacı, matematik problemi çözme süreçlerinde görselleştirme ve temsile dayalı etkinlikler yoluyla yapılan öğretimin 8. sınıf öğrencilerinin problem çözme başarılarına, problem çözmeye ve matematik dersine yönelik tutumlarına etkisini incelemektir. Araştırmada ayrıca öğrencilerin etkinliklerden sonra genel problem çözme davranışları ile görsel temsil kullanma davranışları da detaylı olarak incelenmiştir. Araştırmada nicel ve nitel verilerin birlikte olduğu karma yöntemin açıklayıcı deseni kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu 2018-2019 eğitim öğretim yılında Batı Karadeniz'de bir ilçede devlet okulunda Matematik Uygulamaları dersini alan 54 sekizinci sınıf öğrencisi oluşturmuştur. Araştırmanın nicel boyutu tek gruplu ön test-son test deneysel desen ile nitel boyutu ise durum çalışması deseni ile gerçekleştirilmiştir. Çalışmada veri toplama aracı olarak öğrencilerin problem çözme başarılarındaki değişimi incelemek amacıyla araştırmacı tarafından geliştirilen Problem Çözme Başarı Testi ile problem çözme ve matematik dersine yönelik tutumdaki değişimi incelemek amacıyla Matematik Problemi Çözme Tutum Ölçeği ve Matematik Tutum Ölçeği, ayrıca öğrencilerle yapılan görüşmelerin kayıtları kullanılmıştır. Araştırmanın nicel boyutunda veri analizi olarak Wilcoxon İşaretli Sıra Testi, Mann Whitney U Testi, Kruskal Wallis Testi, Bağımlı Örneklem t Testi, Bağımsız Örneklem t Testi ve ANOVA Testi kullanılırken, nitel boyutunda betimsel analiz kullanılmıştır. Görselleştirme ve temsil kullanarak yapılan öğretim öğrencilerin problem çözme başarılarını istatistiksel olarak anlamlı etkilerken öğrencilerin cinsiyetlerine ilişkin anlamlı bir farkın olmadığı, anne – baba eğitim durumlarında anlamlı bir farkın olmadığı görülmüştür. 8. sınıf öğrencilerinin problem çözmeye yönelik tutumları "öğretim" boyutunda anlamı bir fark yaratmazken, "hoşlanma" boyutunda ön test lehine bir fark yaratmıştır. Problem çözmeye yönelik tutumda ön test ve son test puanlarında cinsiyete göre anlamlı bir farklılık yaratmazken anne – baba eğitim durumlarında ön testte ilkokul – lise mezunun babalarda lise mezunu baba lehine bir farklılık vardır. 8. sınıf öğrencilerinin matematik dersine yönelik tutum ile ilgili ön test ve son test puanları arasında ön test lehine anlamlı bir farklılık vardır. Öğrencilerin cinsiyet, anne-baba eğitim durumlarının arasında anlamlı bir farklılık yoktur. Öğrencilerle yapılan mülakatlar sonucunda öğrencilerin genel olarak olgusal bilgi ve strateji bilgisini doğru ve yerinde kullanarak doğru görseller oluşturabildikleri görülmüştür. Bununla birlikte problem çözme başarısı düşük öğrencilerin bu bilgi türlerini kullanmada daha fazla eğitime ihtiyaçları olduğu görülmektedir. Bazı problemlerde öğrencilerin kavramsal veya işlemsel bilgi bağlamında eksik olmasına rağmen doğru strateji bilgisi ile problemi doğru ve anlamlı bir şekilde çözebildikleri görülmüştür.
Ortaokul matematik öğretmenlerinin ve öğretmen adaylarının orantısal ve orantısal olmayan ilişkileri bilme ve ayırt edebilme durumlarının incelenmesi
Orantısal akıl yürütme becerisi günlük yaşamda sıklıkla karşılan ve matematik dersindeki pek çok konunun anlaşılması için gerekli olan bir kavramdır. Orantısal akıl yürütme becerisinin kazanımı için temel gerekliliklerden bir tanesi orantısal ve orantısal olmayan durumları ayırt edebilme becerisidir. Bu anlamda, araştırmada ortaokul matematik öğretmenlerinin ve öğretmen adaylarının orantısal ve orantısal olmayan durumları bilme ve birbirinden ayırt edebilme başarılarının incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırma tarama yöntemiyle gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın çalışma grubunda Batı Karadeniz Bölgesi'nde yer alan bir eğitim fakültesinin ilköğretim matematik öğretmenliği 4. sınıf öğrencileri ve aynı bölgede görev yapan ortaokul matematik öğretmenleri yer almıştır. Veri toplama aracı olarak araştırmacı tarafından geliştirilen iki farklı tanıma testi uygulanmıştır. Testlerin ilk aşamasında; orantısal, ters orantısal, toplamsal, sabit, doğrusal ve parabolik ilişki olmak üzere altı farklı ilişki problemi farklı bağlamlarda verilmiştir. İkinci aşamada ise belirtilen ilişki türlerinin farklı temsilleri verilerek ilişki türlerini tanımaları, açıklamaları ve ilişki türüne uygun bir problem kurmaları beklenmiştir. Veri analizinde t-testi, ki-kare testi ve betimsel istatistik yöntemleri kullanılmıştır. Araştırmanın ilk aşamasından elde edilen bulgular problemlerde kullanılan bağlamın orantısal ve orantısal olmayan problemleri çözme başarısını etkilediğini göstermiştir. İkinci aşamada ulaşılan bulgular, katılımcıların orantısal olmayan durumların temsilleri ile ilgili yanlış bilgilere sahip olduklarını ve denklemli temsillerde grafikli temsile kıyasla daha başarılı oldukları görülmüştür. Öğretmenlerle öğretmen adaylarının karşılaştırıldığı durumlarda ise öğretmenler iki aşamada da daha başarılı olmuştur.
8. sınıf matematik öğretim programının 2019 liselere geçiş sınavı sorularıyla uyumunun öğretmen görüşleri açısından incelenmesi
Bu çalışmada amaç, 8. sınıfta okutulan Matematik dersinin Milli Eğitim Bakanlığı Talim Terbiye Kurulu Başkanlığının kararı ile kabul edilen Matematik öğretim programında yer alan kazanımlar ile 2019 Liselere Geçiş Sınavı sorularının bu kazanımlara uygunluğuna ilişkin öğretmen görüşlerinin ortaya çıkarılmasıdır. Çalışma örneklemi olarak Gaziantep il merkezindeki ortaokullardan seçilen 6 okulda görev yapan 30 matematik öğretmeni belirlenmiştir. LGS sınav sorularının 8. sınıf Matematik öğretim programında yer alan kazanımlara uygunluğuna ilişkin öğretmen görüşlerinin belirlendiği bu araştırma durum çalışmasıdır. Araştırmada açık uçlu sorulardan oluşan formlar kullanıldığından ulaşılan verilerin çözümlenmesi sürecinde betimsel analiz tekniği kullanılmıştır. Betimsel nitelikteki bu araştırmanın verileri 8. sınıf matematik öğretim programı, 2019 LGS matematik soruları, 10 soruluk görüşme formu ve katılımcı demografik özellikler formundan elde edilmiştir. Araştırmada ilk olarak öğretmenlerin 8. sınıf matematik dersi öğretim programındaki kazanımlara ait araştırmacı tarafından seçilen "Kazanımların Nitelikleri", "Öğrenci Düzeyine Uygunluğu", "Becerileri Gerçekleştirilebilme" ve "Yeterlik ve Ölçülebilme" temaları altındaki görüşleri belirlenmiştir. Daha sonra ise 1 Haziran 2019'da uygulanan merkezi 8. sınıflar LGS sınavındaki 20 soru hakkındaki görüşleri yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılarak belirlenmiştir. Çalışmanın sonunda öğretmenler, yenilenen sınav sistemiyle ezbercilikten uzak, yorum yapabilen ve bilgiyi kullanabilen öğrenciler yetiştirilebileceğini söylemişlerdir. Ancak bu değişimin hızlı bir şekilde olmasının, öğrenci ve velide kaygı düzeyini yükselttiğini, motivasyon kaybı oluşturduğunu, orta ve düşük seviyedeki öğrencileri umutsuzluğa sevk ettiğini belirtmişlerdir. Araştırma sonuçları doğrultusunda, öğretmenlere, öğrencilerin üst düzey düşünme becerilerini geliştirmek ve derse olan ilgilerini artırmak amacıyla derslerde ve kurslarda farklı etkinlikler uygulamaları tavsiye edilmiştir. Ayrıca öğretmenlerin üst düzey düşünme becerilerini ölçme ve değerlendirme becerilerini geliştirmek amacıyla hizmet içi faaliyetler düzenlenebileceği düşünülmektedir.
Türkiye ve Singapur'da yedinci sınıf düzeyinde kullanılan matematik ders kitaplarındaki sorulara eşlik eden görsellerin incelenmesi
Bu araştırmada Türkiye ve Singapur'da yedinci sınıf düzeyinde kullanılan matematik ders kitaplarında sorulara eşlik eden görsellerin incelenmesi amaçlanmıştır. Çalışmada her iki ülkede yaygın olarak kullanılan ders kitapları seçilmiş ve bu ders kitaplarından sayılar ve işlemler ile cebir öğrenme alanlarında bulunan görsellerin eşlik ettiği sorular doküman incelemesi yoluyla seçilmiştir. Görseller incelenirken Dewolf vd.'nin (2015) çerçevesi kullanılarak işlevine ve doğasına göre sınıflandırma yapılmıştır. Bu sınıflandırmaya göre işlevine göre görseller gerekli, gereksiz ve ilgisiz olmak üzere üç ayrı gruba ayrılmıştır. Doğasına göre görseller ise tek, geniş çaplı ve yapısal görsel olmak üzere üç ayrı gruba ayrılmıştır. Yapısal görseller ise kendi içinde gruplama, tablo ve grafik olarak alt gruplara ayrılmıştır. Görseller işlevine göre incelendiğinde her iki ülkede kullanılan ders kitabında da gerekli görsel sayısının gereksiz görsel sayısından daha fazla kullanıldığı görülmüştür. Ancak Türkiye'de kullanılan ders kitabında Singapur'da kullanılan ders kitabında göre gereksiz görsellerin sayıca daha fazla olduğu görülmüştür. İlgisiz görsel türüne her iki ülkede kullanılan ders kitabında da görülmemiştir. Görseller doğasına incelendiğinde Singapur'da kullanılan ders kitabında yapısal görsel türü daha fazla kullanılmıştır. Kullanılan yapısal görsellerden ise tablo şeklinde görsellere daha fazla yer verildiği görülmüştür. En az kullanılan görsel türü ise yapısal görsel çeşidi olan grafik görselidir. Türkiye'de kullanılan ders kitabında yer alan görsellerin büyük bir bölümünü tek görsel, geniş çaplı görsel ve yapısal görsel sınıfının bir çeşidi olan tablo görseli oluşturmaktadır. En az sayıda kullanılan görsel çeşidi ise Singapur ders kitabındakine benzer olarak yapısal görsel çeşidi olan grafik görselidir. Gelecekte yapılacak araştırmalar için ise farklı öğrenme alanlarında ve farklı sınıf düzeylerinde yer alan sorulara eşlik eden görsellerin incelenmesi önerilmektedir. Anahtar Kelimeler: Matematik ders kitabı, Görsel kullanımı, Sayılar ve İşlemler, Cebir
Matematik öğretmeni adaylarının yaratıcı düşünme eğilimlerinin bazı değişkenlere göre incelenmesi
Bu çalışmada matematik öğretmen adaylarının yaratıcılık düzeylerinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Ayrıca öğretmen adaylarının yaratıcı düşünme eğilimleri ile sınıf, cinsiyet, kan grubu, en sevilen renk, yazı yazılan el, akademik not ortalaması okul öncesi eğitimi alıp almama ve satranç oynayıp oynamama durumları arasında anlamlı bir ilişkinin olup olmadığı belirlenmeye çalışılmıştır. Araştırmada tarama yöntemi kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu Kastamonu Üniversitesi Eğitim Fakültesi Matematik Eğitimi Anabilim Dalında öğrenim görmekte olan 56'sı birinci sınıf, 69'u ikinci sınıf, 57'si üçüncü sınıf ve 53'ü de dördüncü sınıf olmak üzere toplam 235 öğretmen adayı oluşturmaktadır. Elde edilen veriler SPSS 22,0 paket programı kullanılarak analiz edilmiştir. Söz konusu değişkenler ile yaratıcı düşünme eğilimi arasındaki korelasyonu belirlemek amacıyla One Way ANOVA uygulanarak anlamlı bir ilişkinin olup olmadığı araştırılmıştır. Araştırma sonucunda elde edilen bulgulara bakıldığında matematik öğretmeni adaylarının yaratıcılık ölçeğinin bütününden aldıkları puanlara göre aritmetik ortalama (¯X= 44,57) olarak hesaplanırken, standart sapma (S = 8,28) olarak elde edilmiştir. Diğer yandan ölçekten alınan minimum yaratıcılık puanının 23,0 ve maksimum yaratıcılık puanının ise 68,0 olduğu tespit edilmiştir. Bu veriler matematik öğretmeni adaylarının yaratıcı düşünme eğilimlerinin ortanın üzerinde yaratıcı olduğunu göstermektedir. Ayrıca t testi sonuçlarına göre incelenen değişkenlerin yaratıcı düşünme eğilimi üzerinde anlamlı bir etkisinin olmadığı tespit edilirken; birinci sınıfta öğrenim gören öğretmen adaylarının ölçekten aldıkları puanlara göre ortalamaları (¯X=42,21); ikinci sınıfta öğrenim gören öğretmen adaylarının ortalamaları (¯X=45,21); üçüncü sınıfların (¯X=45,61); dördüncü sınıf öğretmen adaylarının ortalamaları ise (¯X=45,13) olarak elde edilmiştir. Özellikle öğretmen adaylarının yaratıcı düşünme eğilimlerinin sınıflara göre değişmemesi dikkati çekmiştir. Bu araştırma sonucunda, öğretmen adaylarının yaratıcılıklarının başka değişkenlere göre de incelenmesi, eğitim fakültelerindeki ders programlarına üst düzey düşünme yöntemlerini geliştirmeye yönelik derslerin eklenmesi ve uygulamaya konulması önerilmektedir. Ayrıca matematik öğretmeni adaylarının matematiksel yaratıcılıklarının belirlenmesine yönelik çalışmaların yapılmasının da literatüre katkı sağlayacağı ön görülmüştür.
Lisansüstü tezlerdeki STEM etkinliklerinin bütünleşik STEM eğitimi özelliklerine göre içerik analizi
Bu çalışma, fen bilimleri eğitiminde STEM uygulamalarını içeren lisansüstü tezlerdeki etkinlikleri, Roehrig, Dare, Ellis ve Ring-Whalen (2021) tarafından geliştirilen Bütünleşik STEM Uygulamaları Çerçevesi'ne göre değerlendirmeyi amaçlamaktadır. Ulusal Tez Merkezi veri tabanından "ortaokul", "STEM" ve "STEAM" anahtar kelimeleri kullanılarak seçilen yüksek lisans ve doktora tezleri örneklem olarak alınmış ve doküman analizi yöntemiyle incelenmiştir. Çalışmaya dahil edilen tezler, ortaokul düzeyindeki (5-8. sınıflar) öğrencilere yönelik, en az iki farklı STEM veya STEAM alanını entegre eden ve açıkça tanımlanmış uygulamaları kapsayan kriterler esas alınarak belirlenmiştir. Analiz sonuçlarına göre, incelenen tezlerden 8'inde herhangi bir problem durumu sunulmamışken, 145 etkinlik yalnızca tek bir problem durumu içermektedir. STEM etkinliklerinin yüksek lisans tezlerinin %94,5'inde ve doktora tezlerinin %91,4'ünde gerçek yaşam problemlerine yer verdiği tespit edilmiştir. Çevre teması, STEM etkinliklerinde en sık tercih edilen tema olarak öne çıkmaktadır. Bunun yanı sıra, etkinliklerin %80,2'sinde (f=73) disiplinler arası bir yaklaşım benimsenmişken, %19,8'inde (f=18) çok disiplinli bir yaklaşım izlenmiştir. Doktora tezlerinde ise STEM etkinliklerinin %58,6'sında (f=41) disiplinler arası, %40,0'ında (f=28) çok disiplinli bir yaklaşım tercih edilmiştir. Gerçekleştirilen etkinliklerin %95'inin gerçek yaşam problemlerini içerdiği belirlenmiş; ancak, bu problem durumlarının yalnızca yaşam problemlerini içerdiği belirlenmiş; ancak, bu problem durumlarının yalnızca %4,3'ünün öğrenciler tarafından belirlendiği ortaya çıkmıştır. STEM kariyerleri hakkında bilgi sunma oranları ise yüksek lisans tezlerinde %61, doktora tezlerinde ise %77,1 olarak ölçülmüştür. Bu bulgular, STEM eğitiminde gerçek yaşam problemlerinin yaygın bir şekilde kullanıldığını gösterse de öğrenci merkezli problem belirleme süreçlerinin sınırlı kaldığını ve disiplinler arası yaklaşımların daha sık tercih edildiğini ortaya koymaktadır. Çalışma, bütünleşik STEM uygulamalarının ortaokul düzeyindeki etkisini anlamaya katkı sağlamayı hedeflemektedir. Bu bağlamda, STEM disiplinlerinin eğitim uygulamalarına entegrasyonunun nasıl gerçekleştirildiği, gerçek dünya problemlerine uygunluğunun ne ölçüde sağlandığı ve mühendislik becerilerinin ne kadar vurgulandığı gibi kritik konulara ışık tutarak, öğretmenlere ve STEM uygulayıcılarına bütünleşik STEM uygulamalarını daha etkili bir şekilde tasarlama ve uygulama konusunda rehberlik etmek amaçlanmaktadır.
"Elektrik Devreleri" ünitesinde 2D teknoloji destekli öğrenme galerisi yönteminin uygulanmasının etkililiği
Bu araştırma "Elektrik Devreleri" ünitesinde 2D teknoloji destekli öğrenme galerisi yönteminin uygulanmasının 7. Sınıf öğrencilerinin akademik başarılarına ve 21. Yüzyıl becerilerine etkisini incelemektedir. Araştırmanın çalışma grubu ulaşılabilir örnekleme yöntemiyle belirlenmiştir. Çalışma 2023-2024 eğitim öğretim yılında Batı Karadeniz bölgesinden seçilen Milli Eğitim Bakanlığa bağlı bir ortaokulun 7. Sınıf seviyesinde öğrenim gören 45 öğrencisiyle gerçekleştirilmiştir. Araştırmada yöntem olarak ön test- son test kontrol gruplu yarı deneysel desen kullanılmıştır. Araştırmada deney ve kontrol grubu yansız şekilde oluşturularak bir grup deney ve bir grup kontrol grubu belirlenmiştir. Öğretim süreci deney grubundaki öğrencilerle 2D teknoloji destekli öğrenme galerisi yöntemine dayalı gerçekleştirilirken kontrol grubundaki öğretim sürecinde ise teknolojik cihaz kullanılmadan fen bilimleri öğretim programında belirtilen mevcut yönteme bağlı kalınarak işlenmiştir. Araştırma kapsamında "Elektrik Devreleri Ünitesi Kavram Testi" ve "Kapsamlı 21. Yüzyıl Becerileri Ölçeği" ön test- son test olarak uygulanmıştır. Araştırma süreci sonunda ise deney grubu öğrencilerine "Yarı Yapılandırılmış Görüşme Formu" uygulanmıştır. Araştırmada 2D teknoloji destekli öğrenme galerisi yönteminin etkililiği ortaya koyabilmek adına "Elektrik Devreleri Ünitesi Kavram Testi" ve "Kapsamlı 21. Yüzyıl Becerileri Ölçeği" veri toplama araçlarına kovaryant analizi (ANCOVA) yapılmıştır. ANCOVA analizi incelendiğinde; deney ve kontrol gruplarında yer alan öğrencilerin "Elektrik Devreleri Ünitesi Kavram Testi" nin son testinde aldıkları puanlar arasında deney grubu lehine istatistiksel olarak anlamlı bir fark vardır. "Kapsamlı 21. Yüzyıl Becerileri Ölçeği" nin "Eleştirel Düşünme ve Problem Çözme Becerisi" ve "Girişimcilik ve Öz Yönetim Becerisi" faktörlerine ait son testlerinde deney ve kontrol gruplarında yer alan öğrencilerin aldıkları puanlar arasında deney grubu lehine istatistiksel olarak anlamlı farklılıkları vardır. Kapsamlı 21. Yüzyıl Becerileri Ölçeği' nin diğer faktörlerine ait son testlerinde deney ve kontrol gruplarında yer alan öğrencilerin aldıkları puanlar arasında deney grubu lehine istatistiksel olarak anlamlı farklılıklar yoktur. Uygulanan görüşme formunda öğrenciler uygulanan 2D teknoloji destekli öğrenme galerisi yöntemiyle ilgili olumlu ve olumsuz yönlerde görüş bildirerek önerilerde bulunmuşlardır. Elde edilen sonuçlara göre 2D teknoloji destekli öğrenme galerisi yönteminin deney grubu öğrencilerinin akademik başarılarını artırdığı ve 21. Yüzyıl becerilerinin gelişmesini desteklediği söylenebilir.
Fen bilimleri ve sınıf öğretmenlerinin öğretimde yaratıcılığı değerlendirme durumlarının ve yaratıcı kişilik özelliklerinin çeşitli değişkenler açısından incelenmesi
Bu araştırmanın amacı "fen bilimleri ve sınıf öğretmenlerinin öğretimde yaratıcılığı değerlendirme durumlarının ve yaratıcı kişilik özelliklerinin cinsiyet, öğretmen kariyer basamağı, yaş ve eğitim durumu açısından incelenmesi"dir. Araştırma, nicel araştırma yöntemlerinden biri olan tarama modeline göre yapılmıştır. Araştırmanın örneklemini, 2023-2024 eğitim öğretim yılında Ankara ilinin yedi ilçesinde yer alan Millî Eğitim Bakanlığına bağlı resmî ilkokul ve ortaokullarda görev yapan 248 sınıf öğretmeni ile 152 fen bilimleri öğretmeni olmak üzere toplam 400 öğretmen oluşturmaktadır. Veri toplama aracı olarak "Öğretimde Yaratıcılık Ölçeği" ile "Yaratıcı Kişilik Özellikleri Ölçeği" kullanılmıştır. ÖYÖ alt boyutları RStudio programı ile doğrulayıcı faktör analizi sonucunda "öğretmen öz-yeterliği", "çevresel teşvik , "toplumsal değer" ve "çocuk potansiyeli" olarak doğrulanmıştır. YKÖÖ alt boyutları "amaç yönelimlilik", "içsel motivasyon", "kendine güven" ve "risk alma" olarak doğrulanmıştır. Araştırmada SPSS 24.0 programı kullanılarak ÖYÖ ve YKÖÖ alt boyutları ve toplam puanına yönelik aritmetik ortalama ve standart sapma sonuçları hesaplanmıştır. Ölçeklerin cinsiyete ilişkin kıyaslanmasında ilişkisiz örneklemler için t-testi; öğretmen kariyer basamağı, yaş ve eğitim durumlarına ilişkin değişkenlerin kıyaslanmasında ise tek yönlü varyans analizi kullanılmıştır. Araştırmadan elde edilen sonuçlara göre, fen bilimleri ve sınıf öğretmenlerinin öğrencilerin öğretimde yaratıcılıklarını ortaya çıkarma ve geliştirme konusunda yeterliklerinin olumlu yönde olduğu görülmüştür. Fen bilimleri ve sınıf öğretmenlerinin, genel olarak öğretimde yaratıcılığı değerlendirme durumlarının yüksek düzeyde bulunduğu görülmüştür. Bulgular neticesinde, araştırmaya katılan hem fen bilimleri hem de sınıf öğretmenleri, öğretimde yaratıcılıklarını değerlendirme durumları bakımından toplumsal değer boyutunda en yüksek değerlendirmede bulunmuşlardır. En düşük değerlendirmede ise çevresel teşvik boyutunda bulunmuşlardır. Araştırmaya katılan hem fen bilimleri hem de sınıf öğretmenleri yaratıcı kişilik özellikleri yönünden en yüksek düzey olarak içsel motivasyonlarını algılamaktadırlar. En düşük düzey olarak fen bilimleri öğretmenleri risk alma, sınıf öğretmenleri ise amaç yönelimlilik ve risk alma durumlarını algılamaktadırlar. ÖYÖ sonuçlarına göre genel olarak, fen bilimleri ve sınıf öğretmenlerinin öğretimde yaratıcılığı değerlendirme durumları ile cinsiyet, öğretmen kariyer basamağı, yaş ve eğitim durumu değişkenleri araasında anlamlı bir farklılık olmadığı söylenebilir. YKÖÖ sonuçlarına göre genel olarak, fen bilimleri öğretmenlerinin öğretimde yaratıcılığı değerlendirme durumları ile cinsiyet, yaş ve eğitim durumu değişkenleri arasında anlamlı bir farklılık olmadığı söylenebilir. Fen bilimleri öğretmenlerinin yaratıcı kişilik özelliklerinin öğretmen kariyer basamağı değişkeni açısından anlamlı bir farklılık gözlenmiştir. Yapılan Tukey testi sonucunda, anlamlı farklılığın uzman öğretmenler ile başöğretmenler arasında uzman öğretmenlerin lehine olduğu görülmüştür. YKÖÖ sonuçlarına göre genel olarak, sınıf öğretmenlerinin öğretimde yaratıcılığı değerlendirme durumları ile cinsiyet, öğretmen kariyer basamağı, yaş ve eğitim durumu değişkenleri arasında anlamlı bir farklılık olmadığı söylenebilir. ÖYÖ ile YKÖÖ genel puanları arasında ile pozitif yönlü ve istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki göstermektedir. Anahtar Kelimeler: Yaratıcılık, yaratıcı kişilik, yaratıcılık eğitimi, fen bilimleri öğretmenleri, sınıf öğretmenleri.
STEM eğitimine yönelik yapılan lisansüstü çalışmaların ölçme değerlendirme süreçlerinin ve fen bilimleri öğretmenlerinin STEM eğitiminde ölçme değerlendirme ile ilgili görüşlerinin incelenmesi
Bu araştırmada, belirlenen kriterler doğrultusunda STEM eğitimine yönelik yapılan lisansüstü tez çalışmalarının ölçme değerlendirme süreçleri açısından değerlendirilmesi ve fen bilimleri öğretmenlerinin STEM eğitiminde sınıf içi ölçme değerlendirmeler ile ilgili görüşlerinin incelenmesi amaçlanmıştır. Çalışmanın amacına uygun olarak kriterlerin oluşturulması için alan taraması yapılmış ve kriterler belirlenmiştir. Belirlenen kriterle ilgili daha STEM eğitimi ile ilgili çalışmalar yapan akademisyenlerden uzman görüşü alınarak gerekli düzenlemeler yapılmıştır. Çalışma iki kısımdan oluşmaktadır. Belirlenen kriterlerin bazıları birinci kısmı oluşturan tez çalışmalarının analizinde kullanılırken bazıları fen bilimleri öğretmenlerine uygulanacak olan yarı yapılandırılmış görüş anketinde kullanılmıştır. Tez çalışmalarının analizinde ve yarı yapılandırılmış görüş anketinde yer alan bazı sorular ortaktır. Bu durum uygulamalar ve görüşler arasındaki ilişkiyi görmek amacıyla sağlanmıştır. Hazırlanan anket soruları konu ile ilgili çalışmış olan iki akademisyene gönderilerek uygunlukları açısından incelenmeleri sağlanmış ve gelen dönütler doğrultusunda gerekli düzenlemeler yapılmıştır. Son hali verilmiş olan anket formu 7 açık uçlu sorudan oluşmaktadır. Araştırmada nitel araştırma yaklaşımlarından durum çalışması yöntemi kullanılmıştır. Araştırma kapsamında incelenen lisansüstü tez çalışmalarına STEM, FeTeMM anahtar kelimeleri kullanılarak Yüksek Öğreti Kurulu (YÖK) Ulusal Tez merkezinden ulaşılmıştır. Bu kapsamda STEM alanında 2014-2020 yılları arasında yapılmış 166 lisansüstü tez çalışmasına ulaşılmıştır. Analizi yapılan tezlerin 138 tanesi yüksek lisan 28 tanesi doktora tezidir. Çalışmanın her iki kısmında da betimsel analiz yöntemi kullanılmıştır. Lisans üstü tez çalışmalarının analizi; yapılan ölçme değerlendirmelerin üç boyutu kapsaması (temel disiplin, mühendislik uygulamaları ve disiplinler arası kavramlar), öğrencilerin ölçme değerlendirme sürecine etkin katılımının sağlanması, tamamlayıcı ölçme değerlendirme araçlarının kullanımı, kullanılan ölçme değerlendirme araçlarının geçerlik ve güvenirlik durumlarının sağlanması kriterlerine yönelik olarak gerçekleştirilmiştir. Yarı yapılandırılmış görüş anketi cevaplarının analizi; mevcut değerlendirmelerin STEM eğitimi yapılan öğretim ortamında yetersizliği, ölçme değerlendirme görevlerini tasarımı aşamasında dikkat edilmesi gerekenler, ölçme değerlendirme sürecinde teknoloji kullanımının sağladığı faydalar, mühendislik uygulamaları boyutunda kullanılacak problem veya senaryoların taşıması gereken özellikler ve lisansüstü tez çalışmalarının analizinde de kullanılan öğrencilerin ölçme değerlendirme sürecine etkin katılımının sağlanması, kullanılan ölçme değerlendirme araçlarının geçerlik ve güvenirlik durumlarının sağlanması kriterlerine yönelik yapılmıştır. Çalışma verileri frekanslara dayalı bir şekilde yorumlanarak tablolar halinde sunulmuştur. Analizler sonucunda STEM eğitimi üzerine hazırlanmış olan lisansüstü tez çalışmalarının STEM eğitiminde ölçme değerlendirmelerin üç boyuta (temel disiplin, mühendislik uygulamaları, disiplinler arası kavramlar) yönelik olma kriterini sağlamadığı, özellikle disiplinler arası kavramların bu çalışmalarda göz ardı edildiği sonucuna ulaşılmıştır. Diğer bir yandan, fen bilimleri öğretmenlerine uygulanan yarı yapılandırılmış görüş anketi sonucunda öğretmenlerin güvenirlik geçerlik sağlanması kriterine yönelik sorulmuş olan soruyu çoğunlukla boş bıraktığı, dezavantajlı öğrencilere yönelik ayarlama yapma ve dil uygunluğu çalışmalarına yönelik görüş bildirmedikleri görülmüştür. Lisansüstü tez çalışmalarının analizinde çalışmalarda çoğunlukla tamamlayıcı ölçme değerlendirme araçlarının kullanıldığı, öğrencilerin değerlendirme sürecine etkin katılımını sağlayacak sınıf tartışmalarının ise kullanımının az olduğu görülmüştür. Birçok kriterin kullanıldığı çalışmada lisansüstü tez incelemeleri ve öğretmen görüşlerinden genel olarak STEM eğitimine yönelik farklı ölçme değerlendirme faaliyetlerinin yapılması gerektiğinin farkında olunduğu ancak belirgin çerçevenin olmayışı sebebi ile uygulamalar kısmında eksikliklerin olduğu düşünülmektedir. Bu durumun giderilebilmesi için STEM eğitiminde ölçme değerlendirme çerçevesinin oluşturulması ve bu alanda çalışma yapacak kişilerin mesleki gelişimlerini sürdürmeleri önerilmektedir. ANAHTAR KELİMELER: STEM, STEM Eğitiminde Ölçme Değerlendirme
Libya ortaokul matematik ders kitap içeriklerinin analizi
Bu araştırmanın amacı Libya'da kullanılmakta olan ortaokul (yedinci, sekizinci ve dokuzuncu sınıflar) matematik ders kitaplarını matematik konuların içerilişi, öğretim süreçleri, ders kitapları ve öğretim programının uyum durumu, kullanılan görsellerin uygunluk durumu, kullanılan teknoloji türleri ve kullanım amaçları, yer verilen problemlerin niteliklerini belirlemektir. Bu amaç doğrultusunda dokuman analizi yöntemi kullanılmıştır. Araştırmada her bir sınıf düzeyinden birer der kitabı olmak üzere üç ders kitabı iki uzman tarafından alan yazında belirlenen kriterler dahilinde analiz edilmiştir. Çalışma sonucunda elde edilen bulgulardan ders kitabında konulara ayrılan içeriğin matematik dersi öğretim programı ile genel anlamda uyumlu olduğu belirlenmiştir. Ders tasarımında sunuş yoluyla öğretim yaklaşımı benimsenmiş olup kullanılan görsellerin konu ile ilişkisinin kurulmasında güçlük çekildiği ortaya koyulmuştur. Ders kitaplarında teknoloji kullanımın oldukça kısıtlı olduğu ve teknoloji kullanımının sadece internet aracılığıyla ve bilgiye ulaşma amaçlı olduğu belirlenmiştir. Bununla birlikte ders kitaplarında farklı zorluk seviyesinde sorulara yer verildiği, tek adım ve çok adım gerektiren problem kullanımının sınıf seviyelerine göre farklılaştığı ve sayısal ve cebirsel ifade cevabı gerektiren problemlere daha sıklıkla yer verildiği ortaya çıkmıştır. Elde edilen bulgular ilgili alan yazın doğrultusunda tartışılmıştır ve sonuçlarla ilintili olarak öneriler sağlanmıştır.
Fen bilgisi öğretmen adaylarının bireysel analoji oluşturmalarına ve uygulamalarına yönelik bir araştırma
Bu çalışmanın amacı; fen bilgisi öğretmen adaylarının bireysel analoji oluşturma yeterliliklerini araştırmaktır. Çalışmada nitel metot kullanılmıştır. Çalışma 2019-2020 eğtim öğretim yılının güz yarıyılında, Kastamonu Üniversitesi Eğitim Fakültesi Fen Bilgisi Öğretmenliği son sınıfta öğrenim gören ve okul deneyimi dersini aynı öğretim üyesinden alan öğretmen adayları ile gerçekleştirilmiştir. Çalışma, 7 kadın ve 1 erkek olmak üzere toplamda 8 öğretmen adayı ile yürütülmüştür. Katılımcı öğretmen adaylarına 8 haftalık bir eğitim verilerek bu eğitimin kendilerine yansıması değerlendirilmiştir. Öğretmen adaylarına araştırmacı tarafından; analoji kavramını, çeşitlerini, analojinin bir plan dahilinde hangi konularda ve nasıl kullanılacağını anlamdırmaya yönelik eğitim verilmiştir. Çalışmada veri toplama araçları olarak; sürecin başlangıcında öğretmen adaylarının konu bilgilerini ve öğrenmeye bakış açılarını belirleek için ve sonunda ise sürecin kendilerine yansımasını ve uygulamaları değeğrlendirmek için yarı yapılandırılmış görüşmeler, uygulamaların gerçekleştirilmesi aşamasında sınıf gözlemleri ve süreçteki değişimi belirlemeye yönelik öğretmen adaylarının hazırlamış oldukları ön ve son ödevler kullanılmıştır. Uygulamanın sona ermesi ile birlikte veriler analiz edilmiştir. Analiz sonuçları analoji kullanmanın fen bilimleri öğretimine katkısı olduğu yönündedir. Ayrıca analoji kullanımının sınıf ortamında öğretmeni ve öğrenciyi aktif ettiği, kendi bilgilerinin bir öğretmen olarak farkında olmasını sağladığı, alan bilgilerine ve öğretmenlik becerilerine katkı sağladığı yönünde sonuçlara ulaşılmıştır.
Morpa Kampüs Eğitim Yazılımının ortaokul 7.sınıf öğrencilerinin cebir ve denklemler konusundaki akademik başarısına etkisi ve öğrenci görüşleri
Bu çalışmada, Morpa Kampüs Eğitim Yazılımı' nın matematik dersinde kullanımının öğrenci akademik başarısına etkisi ve öğrencilerin bu yazılımla ilgili görüşleri incelenmiştir. Araştırma, 2019-2020 eğitim-öğretim yılının birinci döneminde gerçekleştirilmiştir. Araştırmada hem nicel hem de nitel yöntem kullanılmıştır. Araştırmanın nicel kısmında yarı deneysel desen olan Son Test Eşleştirilmiş Kontrol Gruplu Yöntem kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu 7.sınıfta öğrenim gören dört sınıfla ve toplam 63 öğrenci ile gerçekleştirilmiştir. Deney grubunda 31, kontrol grubunda ise 32 öğrenci yer almaktadır. Araştırmanın deney grubunda dersler Morpa Kampüs Eğitim Yazılımı destekli gerçekleştirilirken, kontrol grubunda ise dersler öğretmen merkezli öğretim ile ders kitabı kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Altı haftalık ders işleme sürecinin sonunda deney ve kontrol grubuna son test uygulanmıştır. Elde edilen veriler SPSS 22.0 (Statistical Package for Social Sciences) istatistik programı ile analiz edilmiştir. Verilerin analizinde, bağımsız örneklem t-testinin non-parametrik alternatifi olan Mann-Whitney U testi kullanılmıştır. Verilerin analizi sonucunda deney grubu lehine anlamlı düzeyde farklılık tespit edilmiştir. Araştırmanın nitel aşamasında ise deney grubu öğrencilerinden, kullanılan Morpa Kampüs Eğitim Yazılımı hakkında görüşleri yarı yapılandırılmış görüşme formu ile alınmıştır. Elde edilen veriler içerik analizi yapılarak değerlendirilmiştir. Değerlendirme sonucuna göre, öğrencilerin Morpa Kampüs Eğitim Yazılımı hakkında olumlu görüşlere sahip oldukları görülmüştür.
8. sınıf doğrusal denklemlerin öğretiminde EBA ile öğretimin etkisi
Bu araştırmada ortaokul sekizinci sınıf matematik dersi öğretim programında yer alan "Doğrusal Denklemler" konusunun öğretiminde Eğitim Bilişim Ağı (EBA) destekli öğrenme ortamının akademik başarı, akademik öz düzenleme ve temel psikolojik ihtiyaçlara etkisinin incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırma, 2019–2020 Eğitim-Öğretim Yılında Akdeniz Bölgesi'nde bir ilin merkezindeki bir devlet okulunda 8. Sınıf öğrencileriyle gerçekleştirilmiştir. Araştırmada yarı deneysel araştırma yöntemi benimsenmiştir. İki sınıf arasından rasgele seçilen birisi 22 öğrenciden oluşan deney diğeri 22 öğrenciden oluşan kontrol grubu olarak toplam 44 öğrenci araştırma grubunu oluşturmuştur. Deney grubundaki dersler EBA destekli bir öğrenme ortamında işlenirken, kontrol grubundaki dersler geleneksel olarak öğretmen sunumu ile işlenmiştir. Veri toplama aracı olarak başarı testi, akademik öz düzenleme ölçeği ve temel psikolojik ihtiyaçlar ölçeği kullanılmıştır. Nicel verilerin analizinden elde edilen sonuçlar; akademik başarı (t = -2,652; p = 0,011 < 0,05), akademik öz düzenleme (t = 2,974; p = 0,005< 0,05) ve temel psikolojik ihtiyaçlarda (t = 2,296; p = 0,027 < 0,05) deney grubu lehine anlamlı bir fark olduğunu göstermektedir. Verilerin analizinde SPSS 20 programı ile Shapiro-Wilkinson normallik testi, bağımsız örneklemler t-testi, ilişkili örneklemler t testi, kovaryans analizi kullanılmıştır. Araştırma sonucunda EBA ile öğretimin akademik başarı, akademik öz düzenleme ve temel psikolojik ihtiyaçlar yönünden matematiğin diğer öğrenme alanlarında yapılacak çalışmalarla araştırılması sürdürülmeli ve öğrencilerin EBA kullanımı ile ilgili yaşantıları verimlilik anlamında yeniden gözden geçirilmelidir. Öğretmenlerin EBA'yı ders anlatımında bütüncül olarak ele alması göz önüne alınmalıdır. EBA bir öğrenme nesnesi ambarı olarak yurt dışında da yapılacak uygulamalarla kullanımı yönünde teşvik edilmelidir.
Ortaöğretim öğrencilerinin eğitimde artırılmış gerçeklik kullanımına ilişkin görüşleri
Bu çalışmanın amacı, ortaöğretimde öğrenim gören öğrencilerin eğitimde artırılmış gerçeklik teknolojisinin kullanılmasına ilişkin görüşlerini incelemektir. Bu amaç doğrultusun Van Gürpınar İlçesinde bulunan Necip Fazıl Kısakürek Kız Anadolu imam hatip lisesinde öğrenim gören 9, 10 ,11 ve 12 sınıf olan 106 öğrenciye anket uygulanmış olup 13 öğrenciye de yarı yapılandırılmış görüşme formu uygulanmıştır. Elde edilen veriler analiz edilerek yorumlanmasıyla tespit edilen bulgulara dayalı olarak araştırmanın sonuçları belirlenerek öneriler hazırlanmıştır. Araştırmanın sonucunda ortaöğretimde öğrenim gören öğrencilerin artırılmış gerçeklik teknolojisiyle ilgili öğrenmeyi kolaylaştırdığı, günlük hayatta anlaşılması zor olan soyut konuların somutlaştırılmasına yardımcı olduğunu belirterek anlamlı öğrenmeler sağladığı, artırılmış gerçekliğin olduğu öğrenme ortamlarının aktif olarak öğrenebilecekleri için onların derse olan ilgi, tutumlarını olumlu etkileyerek derse olan konsantrasyonlarının dağılmasını önlediği, bilgilerin hızlıca gözden geçirilmesini kolaylaştırarak eksikliklerin kolayca giderilmesi gibi faydalarının olacağını belirterek bu teknolojinin olduğu eğitim ortamlarına ilişkin görüşlerini belirtmişlerdir.
Teknoloji destekli yürütülen üçgenler konusunun öğretim sürecinden yansımalar: Kavram imajı örneği
İnsanların düşünce yapıları büyük oranda eğitimle şekillendirilir. Eğitimin hedefi bireylerin gereksinimleri, yetiştiği toplumun ihtiyaçları, olanakları ve yönelimleri dikkate alınarak belirlenir. Tüm insanlar doğaları gereği bilmeyi arzu eder. Bu sayede insan merak eder, düşünür, araştırır, değerlendirir ve bir sonuca varmak için çabalar. Böylelikle çevresini, doğayı, dünyayı ve kendini tanır. İnsanoğlu tüm bu süreci kendi cevheri olan beyni sayesinde yapar. Her beynin kendisine özgü bir düşünce biçimi, belli bir görüşü, hayatla ilgili belli bir amacı vardır ve bütün faaliyetlerini buna göre yapar. Eğitim hedeflerine uygun bireyleri yetiştirebilmek için bireyin sahip olduğu beyin cevherini anlamak, nasıl çalıştığını ve öğrendiğini keşfetmek, eğitim sistemimizi, öğretim yöntem ve tekniklerimizi, planlarımızı bu doğrultuda hazırlamak hedeflerimize ulaşmada bizlere yardımcı olacaktır. Bu nedenle çalışmamızda teknoloji destekli işlenen üçgenler konusunun ardından öğrencilerde oluşan kavram imajlarının tespit edilmesi amaçlanmıştır. Araştırma 2017-2018 güz döneminde Düzce ilindeki bir devlet okulunda gönüllü olarak çalışmaya katılan 20 tane 8.sınıf öğrencisi ile yürütülmüştür. 10 ders saati süren çalışmada dersler, araştırmacının kendisi tarafından yıl boyunca öğretmenliğini yaptığı sınıfla yürütülmüştür.Konu ile ilgili ders planları Ortaokul Matematik Dersi Öğretim Programı (MEB , 2013) çerçevesinde ve Milli Eğitim Bakanlığı tarafından gönderilen Matematik Ders Kitabı (Üstündağ, Y. 2017) temel alınarak hazırlanmıştır. Ders içerikleri öğrencilerin çok yönlü anlamlandırmasının sağlanması amacıyla zengin tutulmuş olup süreç esnasında hem konu ile ilgili materyaller, hem dinamik yazılımlar, hem de MEB tarafından tasarlanan www.eba.gov.tr adresinden video içeriklerine yer verilmiştir. Araştırmada katılımcıların 8.sınıf seviyesindeki üçgenler konusunun belirlenen kazanımlarına ait kavram algılamaları ve bu algılamalarındaki farklı durumların incelenmesi amaçlandığı için özel durum çalışması yöntemi kullanılmıştır. Nitel araştırmalarda araştırmanın her aşamasının ayrıntılı şekilde ifade edilmesi, verilerin kapsamlı ve doğru olarak toplanması geçerliliği ve güvenirliği artırır. Bu nedenle araştırmanın her aşaması araştırmacı tarafından sürekli kayıt altına alınmış ve bu kayıtlar katılımcılara inceletilip teyit edilmiştir. Öğrenciler ders esnasında 4'er kişilik 5 gruba ayrılıp etkinlikleri (materyal kullanımı, çalışma kağıtları, kavram haritası) grup şeklinde yapmışlardır. Veriler gözlem, süreç esnasında araştırmacı tarafından alınan notlar, çalışma kağıtları ve kavram haritaları ile toplanmıştır. Analiz aşaması için ilgili sorulara verilen cevaplar kodlanmıştır. Yapılan bu kodlar sınıflandırılarak kategoriler elde edilmiş ve Tall ve Vinner'ın (1981) kavram ve kavram imajı tanımları göz önünde bulundurularak analiz edilmiştir. Araştırmanın sonucunda bilişsel bir problem karşısında kavram tanımı ve kavram imajını birlikte kullanarak cevap verenlerin, yalnızca kavram imajına başvurarak cevap verenlere kıyasla sayıları daha az olmakta birlikte daha başarılı oldukları gözlenmiştir. Öğrencilerin geçmiş yaşantılarından sahip oldukları imajlar bireysel olarak farklılık göstermekle birlikte yeni oluşan imajları da etkilediğinden öğrencilerin bazıları uygun ve zengin imaj geliştirirken, bazısı da uygun olmayan kavram imajları geliştirmişlerdir. Kavram imajlarının her zaman aynı ölçüde etkili olamadığı, bireylerin bilişsel gelişimleri doğrultusunda geliştikleri gözlenmiştir.
Matematik öğretmen adaylarının matematiğin doğasına ilişkin felsefi görüşlerinin incelenmesi
Matematik eğitimcilerinin matematiğin doğasına yönelik görüşleri; kullanılan yöntem ve teknikleri, sınıf içindeki davranışları, öğrenme-öğretme ve değerlendirme süreçlerinin oluşturulmasını, öğrencilerin matematiğe karşı tutumlarını ve başarılarını doğrudan etkilemektedir. Bu nedenle öğretmenlerin ve ileride matematik öğretmeni olacak olan öğretmen adaylarının görüşlerinin doğru bir şekilde belirlenmesi ve bu görüşleri olumsuz etkileyen inançların değiştirilmesi önemli bir konudur. Bu çalışma ile öğretmen adaylarının matematiğin doğasına ilişkin felsefi görüşlerinin incelenmesi amaçlanmıştır. Karma modelin benimsendiği çalışmanın örneklemini 2018-2019 Akademik Yılı'nda Batı Karadeniz Bölgesi'ndeki bir devlet üniversitesinin 1, 2, 3 ve 4. sınıflarında öğrenim görmekte olan ilköğretim matematik öğretmeni adayları oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklemi oluşturulurken amaçlı örneklem belirleme yönteminin kolay ulaşılabilir durum örnekleme modeli kullanılmıştır. Veriler, "Matematiğin Doğasına İlişkin Felsefi Düşünceleri Belirleme Ölçeği"nin 136 öğretmen adayına ve araştırmacı tarafından uzman görüşleri alınarak geliştirilen görüş formunun 115 öğretmen adayına uygulanması yoluyla toplanmıştır. Ölçek yoluyla toplanan verilerin analizinde SPSS 22.0 paket programı kullanılmış, yüzde, frekans, aritmetik ortalama, bağımsız t testi ve tek yönlü varyans analizi yapılmıştır. Görüş formundan elde edilen veriler betimsel analiz tekniği ve içerik analizi tekniği ile analiz edilmiştir. Araştırmadan elde edilen bulgulara göre öğretmen adaylarının matematiğin doğasına yönelik görüşlerinde cinsiyet ve sınıf düzeyi değişkenleri açısından anlamlı farklılıklar bulunmadığı ve öğretmen adaylarının yarıdan fazlasının (%53) yarı deneyselci felsefi görüşe sahip oldukları sonucuna ulaşılmıştır. Öğretmen adaylarının matematiğin tanımı için matematik bilimdir ve matematik hayattır temalarını öne çıkardıkları ve büyük çoğunluğunun matematiğin hem icat hem de keşif olduğunu düşündükleri tespit edilmiştir. Matematiksel bilginin doğasına ilişkin olarak öğretmen adaylarının matematiksel bilgilerin sonradan edinildiğini, matematiksel bilgilerin değişebileceğini düşündükleri ve matematiksel bilgilerin birikimlerle oluştuğu temalarını öne çıkardıkları görülmüştür. Öğretmen adaylarının matematiğin amacı hayatı kolaylaştırmaktır temasını ön plana çıkardıkları sonucuna varılmıştır. Araştırmadan elde edilen bulgulara göre araştırmacılara bazı önerilerde bulunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Matematiğin doğası, matematik felsefesi, matematik öğretmen adayları.
Cebir öğretiminde değişken kavramının şekil sembollerinden harf temsiline geçişin öğrencilerin başarı ve tutumuna etkisi
Bu araştırmadaki amaç, 6. Sınıfta matematiğin alt öğrenme alanı olan cebir öğrenme alanı ile ilk defa "değişken" kavramıyla karşılaşan öğrencilerin şekil değişkenlerinden harf değişkenlerine geçişin matematik başarılarına ve tutumularına etkisini araştırılmaktır. Çalışma 2020-2021 eğitim-öğretim yılında pandemi dolayısıyla yüz yüze eğitime devam eden köy devlet okullarında yapılmıştır. Araştırma Rize ilinde bulunan bir devlet ortaokulu Deney Grubu (DG) ve başka bir devlet ortaokulu da Kontrol Grubu (KG) olmak üzere 6. sınıf öğrencileri ile gerçekleşmiştir. Araştırma deney grubundan 15 öğrenci, kontrol grubundan 15 öğrenciyle 0toplam 30 öğrenciye uygulanacaktır. Çalışma ön test-son test eşitlenmiş kontrol gruplu yarı deneysel yöntem kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Değişken kavramını şekil sembolleri kullanarak harfli değişkenlere geçişin öğrencilerin başarısına etkisini incelemek için yapılan bu çalışmada veri toplamak amacıyla Oduncu (2020) tarafından yüksek lisans tezinde geliştirilmiş olan "Cebirsel İfadeler Başarı Testi (CİBT)" izin alınarak çalışmaya eklenmiştir. Tutumlarına bakmak için ise Karaca ve Yalçınkaya (2018) tarafından geliştirilmiş olan "Cebir Tutum Ölçeği (CTÖ)" aynı şekilde izin alınarak çalışmaya eklenmiştir. Bu ölçme araçlarından elde edilen veriler istatistiksel analiz yöntemleri kullanılarak değerlendirilmiştir. Veri toplama araçlarının analiziyle grupların ön-test ve son-test puanları arasında başarı ve tutumları yönünde istatistiksel hesaplamalar sonucunda anlamlı farklılık olup olmadığı araştırılmıştır. Araştırmanın bulgularına göre şekiller ile harf değişkenlerine geçiş yapılan deney grubunun matematik başarısının ve tutumunun, geleneksel öğretim yöntemleriyle öğretim yapan kontrol grubunun matematik başarısına ve tutumuna göre olumlu yönde arttığı tespit edilmiştir. Araştırma sonuçlarından hareketle ilgili çalışmalara ve araştırmacılara çeşitli önerilerde bulunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Cebir Öğretimi, Değişken Kavramı, Harfli Semboller, Cebirsel İfadeler
Beceri temelli fen bilimleri sorularının Yenilenmiş Bloom Taksonomisine göre incelenmesi
Bu araştırmanın amacı, MEB tarafından 2019-2020 eğitim-öğretim yılında yayımlanan 7. sınıf beceri temelli fen bilimleri sorularının Fen Bilimleri dersi öğretim programına uygunluğunu ve soruların Yenilenmiş Bloom Taksonomisindeki ilgili kazanımları ölçme düzeylerini belirlemektir. Araştırmada, nitel araştırma yönteminden doküman incelemesi yöntemi kullanılmıştır. Araştırma kapsamında 2019-2020 eğitim-öğretim yılında yayımlanan 143 tane beceri temelli fen bilimleri sorusu Yenilenmiş Bloom Taksonomisine göre sınıflandırılmıştır. Bu soruların Yenilenmiş Bloom Taksonomisine göre hangi düzeyde oldukları belirlenmiş ve veriler tablolar halinde sunulmuştur. Beceri temelli sorular bilgi boyutuna göre irdelendiğinde soruların çoğunlukla işlemsel bilgi boyutunda olduğu belirlenmiştir. Beceri temelli sorular bilişsel süreç boyutuna göre irdelendiğinde ise soruların çoğunlukla anlama basamağında bulunduğu tespit edilmiştir. Soruların %86,71'inin alt düzey beceriler ile alakalı olduğu, %13,28'inin ise üst düzey beceriler ile alakalı olduğu belirlenmiştir. Soruların ilişkili olduğu kazanımlar incelendiğinde, kavramsal bilgi boyutunda yığılmalar olduğu görülmektedir. Bilişsel süreç boyutunda en yüksek oran anlama basamağında bulunmaktadır. Anahtar kelimeler: Fen Eğitimi, Fen Bilimleri Öğretim Programı, Yenilenmiş Bloom Taksonomisi, Soru analizi.
Fen bilimleri ders kitabında bulunan kimya ünitelerindeki bölüm sonu sorularının Yenilenmiş Bloom Taksonomisine göre incelenmesi
Bu araştırmada, 5, 6, 7 ve 8. sınıf fen bilimleri ders kitaplarında bulunan kimya ünitelerindeki bölüm sonu soruları yenilenmiş Bloom taksonomisine göre irdelenmiştir. Araştırmada nitel araştırma yöntemlerinden biri olan doküman analizi yöntemi kullanılmıştır. Toplam 239 soru, yenilenmiş Bloom taksonomisinin bilişsel süreç boyutu esas alınarak sınıflandırılmıştır. Elde edilen veriler yüzde ve frekans olarak tablolarda sunulmuştur. Araştırma sonucunda şu hususlar tespit edilmilmiştir: Üst düzey becerileri ölçen soruların yüzdesi, alt düzey becerileri ölçen soruların yüzdesinden oldukça düşüktür. Alt düzey bilişsel alan basamaklarında bulunan sorular genellikle hatırlama basamağına ait sorulardır. Uygulama basamağına ait soru oranı çok düşüktür. Üstbilişsel basamaklarda ise en fazla soru çözümleme basamağına ait sorulardır. Yaratma basamağına ait soruların yüzdesi oldukça düşüktür. Değerlendirme basamağına ait soru bulunmamaktadır. Anahtar Kelimeler: Fen Eğitimi, Yenilenmiş Bloom Taksonomisi, Soru Analizi
Fen bilimleri öğretmenlerinin eğitimde yapay zekâ kullanımı ile ilgili görüşleri
Bu tez çalışmasında fen bilimleri öğretmenlerinin eğitimde yapay zekâ kullanımı ile ilgili görüşlerinin açığa çıkarılması amaçlanmıştır. Araştırmada nitel araştırma yönetimi desenlerinden biri olan olgu bilim (Fenomenoloji) deseni kullanılmıştır. Araştırma kapsamında, Diyarbakır il merkezinde bulunan 15 farklı resmi ortaokulda görev yapmakta olan 30 fen bilimleri öğretmeni ile odak grup görüşmesi yapılmıştır. Odak grup görüşmeleri yapılmadan önce 6 farklı fen bilgisi öğretmeni ile pilot odak görüşmeler yapılmıştır. Bu pilot görüşmeler sonucu elde edilen temalar esas alınarak araştırmacı tarafından yarı yapılandırılmış mülakat formu hazırlanmıştır. Odak grup görüşmelerinde bu mülakat formunda yer alan sorular öğretmenlere yöneltilmiştir. Yapılan araştırma sonucunda öğretmenlerin eğitimde yapay zekâ kullanımı ile ilgili görüşlerinin 5 başlık (tema) altında toplandığı açığa çıkarılmıştır. Bu temalar; "öğrenciler üzerine etki", "öğretmenler üzerine etki", "eğitim-öğretim süreci üzerine etki", "kaygı" ve "tavsiye/öneri" şeklindedir. "Öğrenciler üzerine etki", "öğretmenler üzerine etki" ve "eğitim-öğretim süreci üzerine etki" temalarının her biri için olumlu etki ve olumsuz etki isimli iki kategori tespit edilmiştir. "Kaygı" temasıyla ilgili olarak mesleki kaygı ve etik kaygı isimli iki kategori tespit edilirken, "tavsiye/öneri" temasıyla ilgili olarak sistemsel öneriler ve uygulama önerileri isimli iki kategori tespit edilmiştir. Öğretmenlerin görüşleri toplu olarak değerlendirildiğinde toplam ifade sayısının 581 olduğu görülmektedir. Bu ifadelerden 75 tanesi (%12,9) eğitimde yapay zekâ kullanımının öğrenciler üzerine etkileri ile ilgili iken, 128 tanesi (%22) eğitimde yapay zekâ kullanımının öğretmenler üzerine etkileriyle, 132 tanesi (22,7) yapay zekâ kullanımının eğitim-öğretim süreci üzerine etkileriyle, 83 tanesi (14,3) bir kaygı ile ve 163 (%28) tanesi de bir öneri ile alakalıdır. Bu durum öğretmenlerin eğitimde yapay zekâ kullanımı ile ilgili görüşlerinin sıklık bakımından sıralamasının şu şekilde olduğunu göstermektedir: "Öneri", "eğitim-öğretim süreci üzerine etki", "öğretmenler üzerine etki", "kaygı" ve "öğrenciler üzerine etki". Anahtar Kelimeler: Yapay Zekâ, Eğitim, Fen Eğitimi, Odak grup görüşmesi.
Fen bilgisi derslerinde kullanılan web tabanlı materyallerin kullanım amaçları ve etkinliğinin incelenmesi
Fen okuryazarı bireyler yetiştirmek üzere tasarlan mevcut fen bilimleri öğretim programı, bu amaca ulaşmak ve fırsatları artırmak, öğrencilerin öğrenme ortamlarını zenginleştirmek ve bilginin kalıcılığını sağlamak amacı ile öğretmenlerin fen öğretim süreçlerinde öğretim teknolojilerinin kullanımının önemli olduğunu ifade etmektedir. Bu bağlamda, Fen bilgisi öğretmenlerinin derslerinde Web tabanlı öğretim materyallerini hangi amaçlar doğrultusunda kullandıklarının belirlenmesi ve bu kullanımın etkinliğinin incelenmesi gerekmektedir. Bu noktada bu çalışmanın amacı, Fen eğitiminde öğretmenler tarafından tercih edilen web tabanlı materyallerin hangi amaçlarla kullanıldığının ve etkinliğinin tespit edilmesi, bu amaçların dersin kazanımları ve öğretim programının temel amacı olan fen okuryazarı bireyler yetiştirme süreçlerine sağladığı katkıların belirlenmesidir. Bu çalışma nitel bir araştırma olup 2019 Bahar ve 2019 Güz yarıyıllarında bir devlet ortaokulunda yürütülerek çoklu durum deseni kullanılmıştır. Maximum çeşitlilik yöntemine göre belirlenen 3 fen bilgisi öğretmeni ve bu öğretmenlerin sınıflarında öğrenim gören üst, orta ve düşük akademik başarı gösteren her gruptan 3' er öğrenci olmak üzere toplam 9 öğrencinin katılımı ile gerçekleştirilmiştir. Çalışmada tercih edilen desen ve katılımcı belirleme yöntemleri sayesinde araştırma sorularının derinlemesine incelenmesi amaçlanmıştır. Öğrenci ve öğretmenlere uygulanan yarı yapılandırılmış ve yapılandırılmış görüşmelerden elde edilen verilerin yanı sıra gözlem süreçleri ile elde edilen veriler literatür ve araştırma sorularını kapsayacak temalar eşliğinde betimsel analiz yöntemi ile analiz edilmiştir. Bu analizlerin neticesinde, katılımcı öğretmenlerin derslerinde kullandıkları web tabanlı materyaller ile olumlu görüşlere sahip oldukları anlaşılmıştır. Ancak, öğretmenlerin web tabanlı materyalleri kullanım amaçlarının ve şekillerinin farklılık gösterdiği, kullanılan web materyallerin öğretim programında ifade edilen kazanımlar ile ilişkisinin sınırlı düzeyde olduğu anlaşılmıştır. Yine, çalışmadan elde edilen bulgular ışığında web tabanlı materyallerin mevcut kullanımının fen bilgisi dersinin hedeflenen genel amaçlarına ulaşma ve fen okur-yazarı bireyler yetiştirme noktasındaki katkısının yeterli düzeyde olmadığı tespit edilmiştir. Ancak öğrencilerin web tabanlı materyallerin fen derslerinde kullanılmasından memnun oldukları da elde edilen bulgular arasındadır. Bulgular ışığında uygulamaya dönük ve araştırma yöntemlerine dair öneriler sunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Fen Bilgisi öğretmenlerinin web tabanlı materyaller hakkındaki görüşleri, Web tabanlı materyallerin fen eğitimindeki etkinliği, Fen okuryazarlığı
Ortaokul yedinci sınıf öğrencilerinin örüntüleri genelleme süreçleri: Stratejiler ve bilişsel istem
Bu çalışmanın amacı, ortaokul yedinci sınıf öğrencilerinin örüntü görevlerini genelleme sürecinde kullandıkları stratejileri ve ortaya koydukları bilişsel istem düzeylerini keşfetmektir. Nitel yaklaşımla yürütülen çalışmada durum çalışması deseni kullanılmıştır. Çalışmanın katılımcıları dokuz yedinci sınıf öğrencisidir. Çalışmada veri toplama aracı olarak, kişisel bilgi formu, Örüntü Testi ve Örüntü Görüşme Formu kullanılmıştır. Örüntü Görüşme Formu tablo, sayı ve şekil temsillerinden oluşan üç sabit artan örüntü görevinden oluşmaktadır. Veri toplama yöntemi olarak görev temelli görüşme kullanılmıştır. Veri analizi tümdengelimsel tematik analiz ile gerçekleştirilmiştir. Çalışma bulgularına göre, öğrenciler örüntü görevlerinin yakın terimlerine yinelemeli, içeriksel ve dikey-yatay gruplama stratejileriyle ulaşmıştır. Örüntü görevlerinin orta ve uzak terimlerini ve genel kuralını bulurken en çok başvurulan strateji içeriksel stratejidir. Tersine çevirme problemlerinde ise en çok tercih edilen stratejiler denklem ifade edilmesi ve çözümü ile işlem sırasının doğru ters çevrilmesi stratejileridir. Öğrenciler örüntü görevlerinin yakın, orta ve uzak mesafedeki terimlerini ve genel kuralını bulurken bağlantısız ve bağlantılı işlemler düzeyinde bilişsel istem sergilemişlerdir.
Özel yetenekli öğrencilerin örüntüleri genelleme süreçlerinden yansımalar: Stratejiler ve bilişsel istem
Bu çalışmanın amacı, özel yetenekli öğrencilerin farklı temsil biçimleriyle sunulan örüntü görevlerini genelleme sürecinde kullandıkları stratejileri ve ortaya koydukları bilişsel istem seviyelerini keşfetmektir. Nitel yaklaşımın benimsendiği bu çalışma durum çalışması deseninde tasarlanmıştır. Katılımcılar özel yetenekli olarak tanılanan 9 ortaokul öğrencisidir. Veriler, açık uçlu örüntü görevlerinden oluşan Örüntü Görevleri Formu ile toplanmıştır. Örüntü görevleri sayı ve şekil temsilleriyle sunulan değişen örüntü kapsamında sabit artan, değişerek artan ve diğer örüntü türlerinde tasarlanmıştır. Veri toplama yöntemi olarak görev temelli görüşme kullanılmıştır. Veri analizi tümdengelimsel tematik analiz ile gerçekleştirilmiştir. Çalışma sonuçlarına göre, özel yetenekli öğrenciler örüntü görevlerini genelleme süreçlerinde yinelemeli, aralık sayma, tahmin-kontrol, içeriksel ve fonksiyonel stratejileri kullanmışlardır. Tersine çevirme problemlerinde en çok kullanılan strateji "denklem ifade edilmesi ve çözümü"dür. Çalışma sonuçları, öğrencilerin sabit artan şekil, sayı ve değişerek artan sayı örüntüsü görevlerinde öğrencilerin çoğunlukla bağlantılı işlemler düzeyinde bilişsel istem sergilediklerini göstermektedir. Ancak değişerek artan şekil ve diğer sayı örüntüsü görevlerinde öğrenciler yoğun olarak matematik yapma seviyesinde bilişsel istem göstermişlerdir.
Temel eğitimde disiplinlerarası yaklaşıma dayalı çevre eğitimi programının öğretmenlerin mesleki gelişimine etkisi
Bir ülkenin refah seviyesini yükseltecek doğru bilgi iyi bir eğitim sistemi ile toplumdaki bireylere aktarılacaktır. Bu noktada eğitim sisteminin kalitesini artırmanın yolu, değişime her alanda olduğu gibi eğitim noktasında da gereken önemin verilmesinden geçmektedir. Hızla değişen dünyada eğitim sistemi içerisinde en fazla öneme sahip olduğu düşünülen alan ise öğretmen eğitimidir. Bu sebeple çalışmada disiplinlerarası çevre eğitimine yönelik hazırlanan mesleki gelişim programının temel eğitim düzeyinde görev alan okul öncesi ve sınıf öğretmenlerinin mesleki gelişimlerine etkisi araştırılmıştır. Öğretmenlerin mesleki gelişimleri çevre öğretimi ile ilgili bilgileri, disiplinlerarası yaklaşım ile ilgili bilgileri, sınıf içi çevre öğretimi uygulamaları, çevre öğretiminde sınıf içi iletişimleri açısından incelenmiştir. Disiplinlerarası Çevre Eğitimi Programının (DÇEP) etkilerini derinlemesine ortaya koymak amacıyla çalışma nitel araştırmaların durum deseni ile yürütülmüştür. Çalışma grubuna aynı okulda görev yapan okul öncesi ve sınıf öğretmeni olmak üzere toplamda 4 öğretmen katılmıştır. Disiplinlerarası Çevre Eğitim Programında (DÇEP) öncelikli olarak öğretmenlerin 7 hafta boyunca çalıştaylara katılımı sağlanmıştır. Öğretmen çalıştayları teorik olarak bilgilendirme ve örnek uygulamalar şeklinde yürütülmüştür. Çalıştayların tamamlanmasından 3 hafta sonra sınıf içi öğretmen uygulamalarına geçilmiştir. DÇEP sınıf içi uygulamalarında etkinliklerin ilk 2'si araştırmacı desteğiyle öğretmen tarafından, diğer 3 etkinlik ise araştırmacı desteği olmadan öğretmen tarafından uygulanmıştır. Sınıf içi uygulanan etkinliklerden son etkinlik öğretmen tarafından tasarlanmıştır. DÇEP'nin sınıf içi uygulama süreci her bir öğretmen için toplamda 5 hafta sürmüştür. Araştırmada veri toplama aracı olarak yarı yapılandırılmış görüşme formu, araştırmacı gözlem notları ve sınıf içi video kayıtları kullanılmıştır. Verilerin analizinde içerik analizi ve betimsel analiz yönteminden yararlanılmıştır. Araştırmanın bulgularında öğretmenlerin çevre öğretimi bilgilerinde, disiplinlerarası yaklaşım ile ilgili bilgilerinde, sınıf içi çevre öğretimi uygulamalarında, çevre öğretimindeki sınıf içi iletişimlerinde gelişme olduğu tespit edilmiştir. Araştırma sonucuna göre genel olarak öğretmenlere uygulanan mesleki gelişim programlarının yalnızca seminerlerle sınırlı kalmaması aynı zamanda sınıf içi uygulama sürecinin olması ve iş başı destekle öğretmenlerin gelişimlerinin izlenmesi önerilmektedir. ANAHTAR KELİMELER:Mesleki gelişim, disiplinlerarası yaklaşım, temel eğitim, okul öncesi eğitimi, sınıf eğitimi
İlköğretim matematik öğretmenlerinin matematikte kusurlu akıl yürütme hakkındaki bilgi düzeyleri ve görüşleri
Bu çalışma ilköğretim matematik öğretmenlerinin kusurlu akıl yürütme hakkındaki bilgi düzeylerini ve görüşleri almak amacı ile hazırlanmıştır. Öncelikle akıl yürütme üzerine bilgiler verilerek kusurlu akıl yürütmenin daha anlaşılır hale gelmesi sağlanmış ve kusurlu akıl yürütme ile kavram yanılgısı arasındaki ilişki de açıklanmıştır. Bu çalışmada nitel araştırma yöntemi kullanılmıştır. Araştırma verileri için 2 uzman akademisyenin görüşleri alınarak yarı yapılandırılmış bir görüşme formu hazırlanmıştır. Çalışmada uygun veya erişebilirlik örneklem yöntemi kullanılarak ilköğretim matematik öğretmenlerinin hizmet süreleri dikkate alınıp 20 öğretmenden, 6 açık uçlu soru ile veriler toplanmıştır. Verilerin analizinde içerik analiz tekniği kullanılarak öğretmenlerin yanıtları araştırmacı tarafından değerlendirilerek eklenmiştir. Elde edilen bulgular öğretmenlerin matematiksel akıl yürütme, matematikte kusurlu akıl yürütme, kusurlu akıl yürütme ile kavram yanılgısı arasındaki ilişki, kusurlu akıl yürütmenin psikolojik bir yansıma olması/olmaması, kalıp çözümlerin kusurlu akıl yürütmeye neden olması/olmaması şeklinde alt başlıklara ayrılarak çalışmada işlenmiştir. Araştırmada elde edilen bulgular çerçevesinde matematikte kusurlu akıl yürütmenin öğrenciler üzerindeki etkisi ile ilişkili birtakım önerilerde bulunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Matematiksel Düşünce, Matematik Eğitimi, Matematiksel Akıl Yürütme, Kusurlu Akıl Yürütme.
Ortaokul matematik öğretmenlerinin basamaklı öğretim yöntemi hakkındaki görüşlerinin incelenmesi
Bu araştırmanın amacı, ortaokul matematik öğretmenlerinin basamaklı öğretim yöntemi hakkındaki görüşlerini incelemektir. Çalışma 2020-2021 eğitim öğretim yılında ülkemizin çeşitli illerinde bulunan devlet okullarında görev yapmakta olan 35 ortaokul matematik öğretmeninden oluşan bir çalışma grubu ile gerçekleştirilmiştir. Basamaklı öğretim yöntemine ilişkin öğretmen görüşlerini belirlemek amacıyla veri toplama aracı olarak araştırmacı tarafından geliştirilen açık uçlu sorulardan oluşan anket kullanılmıştır. Araştırmadan elde edilen nitel verilerin analizi, içerik analizi tekniği ile analiz edilmiştir. Araştırmanın tüm sonuçları birlikte değerlendirildiğinde ortaokul matematik öğretmenlerinin derslerini işlerken genellikle öğretmen merkezli olan geleneksel öğretim yöntemlerini kullandıkları, kalıcı öğrenmelerin sağlanması için ise öğrencilerin merkezde oldukları yöntemlerin kullanılmasının gerekliliğine inandıkları görülmüştür. Ayrıca araştırmanın bulguları sonucunda ortaokul matematik öğretmenlerinin öğrenci merkezli öğretim yöntemleri ve basamaklı öğretim yöntemleri ile ilgili yeterli bilgiye sahip olmadıkları fakat bu yöntemlere yönelik eğitim almaya istekli oldukları tespit edilmiştir. Araştırma sonuçlarına dayanarak çeşitli önerilerde bulunulmuştur.
8. sınıf matematik dersinde kullanılan ters yüz sınıf uygulamalarına ilişkin öğrenci deneyim ve görüşleri
Bu araştırmada, 8. sınıf matematik dersi öğretim programında "Geometri ve Ölçme" öğrenme alanında yer alan "Üçgenler" ve "Eşlik ve Benzerlik" alt öğrenme alanlarının öğretiminde kullanılan ters yüz sınıf uygulamalarına ilişkin öğrenci deneyim ve görüşlerinin incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırma, eğitim-öğretim ortamında karşılaşılan sorunları en aza indirmek ve eğitimin niteliğini arttırmak adına durum çalışması biçiminde desenlenmiştir. Nitel bir çalışma olan araştırmada; sınıf içinde kullanılan etkinlik ve çalışma kağıtları, araştırmacı gözlemleri, odak grup görüşmeleri ve yarı yapılandırılmış görüşme formları yardımıyla gerçekleştirilen ön görüşme ve son görüşmeler ile veriler toplanmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu, 2018-2019 eğitim-öğretim yılı bahar döneminde Batı Karadeniz Bölgesi'nde araştırmacının görev yaptığı ortaokulda 8. Sınıfta öğrenim gören 26 öğrenci oluşturmaktadır. Araştırma 6 hafta ve toplam 26 ders saati sürmüştür. Ters yüz sınıf uygulamaları kapsamında kazanımlara uygun konu anlatım videoları, çoklu ortam uygulamaları ve çalışma soruları Eğitim Bilişim Ağı (EBA) ders modülü üzerinden öğrencilere gönderilmiştir. Öğrencilere gönderilen video, uygulama, alıştırma, özet ve konu tarama testilerinin takibi EBA ders modülü raporlar bölümünden sağlanmıştır. Öğrenci deneyimleri incelendiğinde, ters yüz sınıf uygulamaları ile etkinlik ve uygulamalara daha çok vakit ayrıldığı, öğrencilerin matematik dersine yönelik önyargılarının azaldığı, iletişim becerilerinin geliştiği, derse katılımlarının arttığı ve derslerde aktif olarak yer aldıkları sonuçlarına ulaşılmıştır. Öğrenci görüşleri incelendiğinde ise; öğrencilerin olumsuz görüşlerinin süreç içinde olumlu yönde değiştiği, ters yüz sınıf uygulamaları ile desteklenen öğrenme ortamında ders işlemekten memnun oldukları, eğlenerek matematik dersini öğrendikleri ve diğer derslerde de ters yüz sınıf uygulamalarının kullanılmasını istediklerini ifade etmişlerdir. Genel olarak, öğrenci deneyim ve görüşlerinden elde edilen veriler birbirini destekler niteliktedir.
Ortaokul fen bilimleri dersi fiziksel olaylar konu alanına yönelik STEAM etkinliklerinin geliştirilmesi
Fen, teknoloji, matematik, mühendislik ve sanat disiplinlerinin bütünleşik olarak ele alındığı bir yaklaşım olan STEAM eğitimi dünya genelinde her geçen gün yaygınlaşmaktadır. Ülkemizde de bu yaklaşım son yıllarda kullanılmaya başlamıştır. Araştırmada öğretmenler için rehber materyal olarak da kullanılabilecek ortaokul fen bilimleri dersi fiziksel olaylar konu alanına yönelik STEAM etkinliklerinin geliştirilmesi amaçlanmıştır. Çalışma nitel araştırma yöntemlerinden eylem araştırması türü olan teknik/bilimsel/işbirlikçi eylem araştırması yaklaşımı çerçevesinde yürütülmüştür. Materyal geliştirme sürecinde geçerliğinin sağlanabilmesi için uzman değerlendirmesi, birebir değerlendirme ve pilot değerlendirme yapılmıştır. Uzman değerlendirmesinde ilk olarak araştırmacı tarafından 20 tane STEAM etkinliği geliştirilmiştir. Geliştirilen etkinlikler 5 fen eğitimi alanında uzman öğretim üyesinin görüşlerine sunularak 12 etkinliğe indirilmiştir. Daha sonra 10 fen bilimleri öğretmeni görüşü doğrultusunda şekilsel düzenlemeler yapılmıştır. Uzman görüşü alındıktan sonra birebir değerlendirme için her sınıf düzeyinden 4 öğrenci ile ön pilot uygulama yapılmıştır. Ön pilot uygulama sonrası eksiklikler düzenlenerek pilot değerlendirme için 2021-2022 eğitim öğretim yılında Elazığ ili Mezre Ortaokulu'nun 5, 6, 7 ve 8. sınıfta öğrenim görmekte olan 48 öğrenci ile 5 hafta boyunca uygulamalar yapılmıştır. Pilot uygulama sonrası etkinliklere son hali verilmiştir. Çalışmada veri toplama aracı olarak yarı yapılandırılmış mülakatlar ve araştırmacı gözlemleri kullanılmıştır. Öğretmenlerle yapılan mülakatlar ve araştırmacı gözlemleri betimsel analiz, öğrencilerle yapılan yarı yapılandırılmış mülakatlar içerik analizi ile analiz edilmiştir. Geliştirilen STEAM etkinliklerinin fen bilimleri dersi ünite sonlarında uygulanması gereken fen, mühendislik ve girişimcilik uygulamaları kapsamında kullanılabileceği, öğrenci seviyesine ve programda yer alan kazanımlara uygun olduğu, malzeme ve zaman sıkıntısı yaşamadan kolayca uygulanabildiği görülmüştür. Ayrıca yapılan pilot uygulama ile geliştirilen STEAM etkinliklerinin öğrencilere bilişsel, duyuşsal, beceri yönünden katkı sağladığı, araştırmacı gözlemleri doğrultusunda geliştirilen STEAM etkinliklerinin öğrencilerin bilimsel süreç ve 21. yy becerilerine katkı sağladığı bulunmuştur. Geliştirilen STEAM etkinliklerinin ünite sonlarında yer alan fen, mühendislik ve girişimcilik uygulamalarının kullanımını attıracağı, fiziksel olaylar konu alanı içerisinde sınıf düzeylerine uygun STEAM etkinliklerinin zaman sıkıntısı yaşamadan uygulanabilirliğine artış sağlayacağı düşünülmektedir.
Fen bilimleri dersi 'madde ve doğası' konu alanına yönelik STEAM etkinliklerinin geliştirilmesi
Son yıllarda STEAM yaklaşımının yaygınlaşması ve okullarda kullanılmaya başlanması öğretmenler için rehber kaynak ihtiyacı oluşturmuştur. Bu çalışmanın amacı, fen bilimleri öğretmenlerine yönelik rehber kaynak eksikliğini giderecek ve ortaokul öğrencileri için öğrenmeyi destekleyecek madde ve doğası konu alanına yönelik STEAM etkinliklerinin geliştirilmesidir. Çalışma, eylem araştırması türlerinden teknik/bilimsel/işbirlikçi eylem araştırması yaklaşımı doğrultusunda yürütülmüştür. Etkinlik geliştirme süreci uzman değerlendirmesi, ön pilot ve pilot uygulama olarak 3 aşamada gerçekleştirilmiştir. Geliştirilen STEAM etkinliklerinin geçerlilik ve güvenirliğinin belirlenmesi amacıyla fen eğitimi alanında uzman 5 öğretim üyesinin görüşleri alınmış; fen bilimleri öğretmenleri ile yarı yapılandırılmış mülakat gerçekleştirilmiş ve düzenlemeler yapılmıştır. Uzman görüşmelerinden elde edilen veriler dikkate alınarak düzenlenen etkinlikler öğrencilere uygulanmıştır. Bu kapsamda çalışma grubunu; 10 fen bilimleri öğretmeni ve 62 ortaokul öğrencisi oluşturmaktadır. Ön pilot uygulamaya 5, 6, 7 ve 8. sınıfta eğitim gören her sınıf düzeyinden 3 öğrenci olmak üzere toplamda 12 öğrenci katılmıştır. Pilot uygulamaya Elazığ ili Doğukent Ortaokulu'nda eğitim gören 50 öğrenci katılmıştır. Veri toplama sürecinde araştırmacı tarafından hazırlanmış yarı yapılandırılmış mülakat soruları kullanılmıştır. Elde edilen veriler içerik analizi yöntemi ile incelenmiştir. Mülakatlardan elde edilen veriler dikkate alınarak etkinlik içerikleri düzenlenmiştir. Sonuçlara göre; çalışmaya katılan fen bilimleri öğretmenlerinin tamamı etkinliklerin fen, mühendislik, girişimcilik uygulamaları kapsamında uygulanabilir olduğunu, sınıf seviyesine uygun olduğunu, madde ve doğası konu alanı kazanımlarına uygun olduğunu belirtmiştir. Fen bilimleri öğretmenlerinin %70'i etkinlik föylerinin renk, doku, biçim açısından uygun olduğunu belirtmiştir. Öğrencilerin %76,7' si etkinlik içeriğinin anlaşılır olduğunu, %88,3'ü kullanılan etkinlik föylerinin açık ve anlaşılır olduğunu, %95,3'ü benzer STEAM etkinliklerinin okullarında yapılmasını istediklerini belirtmişlerdir. Genel anlamda geliştirilen STEAM etkinliklerinin fen bilimleri öğretmenleri için rehber bir kaynak oluşturabilecek nitelikte olduğu, fen, mühendislik, girişimcilik uygulamaları kapsamında uygulanabilir olduğu, sınıf düzeylerine uygun olduğu, madde ve doğası konu alanına uygun olduğu, geliştirilen STEAM etkinliklerinin öğrencilere bilişsel, duyuşsal ve beceriler yönünden katkılarının olduğu belirlenmiştir. Çalışma sonuçlarından hareketle literatürde kazanım odaklı STEAM etkinlikleri çeşitliliğinin arttırılması önerilmektedir.
Öğretmen adaylarının elektrik ve manyetizma kavramlarına ilişkin zihinsel modellerinin araştırılmasında kavram haritalama kullanımı
Zihinsel modeller bireyler tarafından olguları açıklamak için tutarlı olarak organize edilen içsel bilgi yapıları, kavram haritaları bireylerin zihinlerinde içsel olarak oluşturdukları bilgi yapılarını yansıtmada kullanılabilen grafiksel araçlardır. Bu araştırmada, sınıf öğretmeni adaylarının elektrik ve manyetizma kavramlarına ilişkin zihinsel modellerinin araştırılmasında kavram haritalama kullanımına odaklanılmış ve (1) Öğretmen adaylarının elektrik ve manyetizma kavramlarına ilişkin zihinsel modelleri nelerdir? (2) Öğretmen adaylarının elektrik ve manyetizma kavramlarına ilişkin kavram haritalama puanları, zihinsel modelleri ve genel başarı puanları arasında ilişki nasıldır? araştırma soruları incelenmiştir. Araştırmaya katılan 2. sınıftaki 95 sınıf öğretmeni adayı Fen ve Teknoloji Laboratuvarı Uygulamaları I dersi kapsamında elektrik ve manyetizmaya ilişkin her bir ilgili konuda deney yaparak kavram haritaları çizmişlerdir. İlk olarak, 5 ayrı deneyde kavram haritaları tam olan 84 öğretmen adayına ait toplam 420 kavram haritası nitel olarak analiz edilmiştir. Daha sonra nitel verilerden dönüştürülen nicel verilere istatistiksel analizler yapılmıştır. Araştırmada öğretmen adaylarının dört farklı zihinsel yapıya sahip olduğu bulunmuştur. Bunların ikisi zihinsel model olan Takriben Bilimsel Model (TBM) ve İlkel Bilimsel Model (İBM), biri geliştiğinde zihinsel modele dönüşebilecek İlişkiler Örüntüsü (Model İzi) ve sonuncusu bir model ya da örüntü oluşturmayan İlişkisiz Kavramlar Kümesidir (İKK). Bu yapılardan zihinsel modeller (TBM ve İBM) istatistiksel olarak hem birbirini hem de model olmayan yapıları ayırt ediciyken, model olmayan yapılar (Model İzi ve İKK) istatistiksel olarak birbirinden ayrılmamaktadır. Elektrik ve manyetizma kavramlarına ilişkin sınıf öğretmeni adayları tarafından sergilenen zihinsel yapıların büyük çoğunluğunu İBM (%46) ve ilişkiler örüntüsü yapısındaki Model İzi (%41) oluşturmakta, TBM (%7) ve İKK (%6) az miktardadır. Ayrıca, bu zihinsel yapılar cinsiyete göre istatistiksel olarak farklılık göstermemektedir. Sınıf öğretmeni adaylarının elektrik ve manyetizma ile ilgili kavram haritalama puanları arasındaki farkın zihinsel yapılara göre istatistiksel olarak anlamlı olduğu ve kavram haritalama puanları ile zihinsel yapı ve model puanları arasındaki ilişkilerin yüksek olduğu bulguları, kavram haritalamanın zihinsel modellerin tespit edilmesinde bir yöntem olarak kullanılabileceğini işaret etmektedir.
Covid-19 sürecinde fen bilimleri öğretmenlerinin uzaktan eğitime yönelik tutum ve görüşlerinin incelenmesi (Elazığ ili örneği)
Bu araştırmanın amacı, Covid-19 sürecinde Elazığ ili Merkez ilçesinde bulunan fen bilimleri öğretmenlerinin uzaktan eğitime olan tutum ve görüşlerinin belirlenmesidir. Araştırma 2020-2021 eğitim-öğretim yılının II. döneminde Mayıs-Haziran aylarında uygulanmıştır. Araştırmanın evrenini, Elazığ ili Merkez ilçesinde bulunan 177 (94 kadın, 83 erkek) fen bilimleri öğretmeni oluşturmaktadır. Araştırmaya çeşitli nedenlerle 23 öğretmen katılamamış ve araştırmanın örneklemini 154 (84 kadın, 70 erkek) öğretmen oluşturmaktadır. Araştırmanın nicel verilerini toplamak için Ağır (2007) tarafından geliştirilmiş olan "Uzaktan Eğitime Yönelik Tutum Ölçeği'nden yararlanılmıştır. Ayrıca araştırmacı tarafından geliştirilmiş yapılandırılmış görüşme formu kullanılmıştır. Hem nicel hem de nitel yöntemle aynı anda kullanıldığı karma yöntemle veriler toplanmıştır. Öğretmenlerden toplanan nicel veriler SPSS programı ile analiz edilmiştir. Nitel verilerin analizinde ise içerik analizi kullanılmıştır. Araştırmadan elde edilen nicel bulgulara göre katılımcıların uzaktan eğitime olan tutumlarının cinsiyet değişkenine göre istatistiksel olarak anlamlı bir farklılığın olmadığı saptanmıştır (p=.745>.05). Fakat az bir farkla erkek öğretmenlerin tutumları kadın öğretmenlerin tutumlarından yüksek çıkmıştır. Ayrıca öğretmenlerin uzaktan eğitime karşı tutumları ile internet kullanım süreleri arasında da istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık saptanmamıştır (p=.299>.05). Bunun yanı sıra öğretmenlerin mesleki kıdemlerinin uzaktan eğitime olan tutumları arasında anlamlı bir farklılığın olduğu [F = 4.339, p=.006>.05] ve hizmet yılı arttıkça öğretmenlerin tutumlarının olumsuz yönde değiştiği saptanmıştır. Aynı şekilde öğretmenlerin uzaktan eğitim hakkında bilgi sahibi olmaları, tutum düzeylerinde anlamlı bir farklılık oluşturmadığı saptanmıştır (p=.210>.05). Öğretmenlerin lisansüstü eğitimi almaları uzaktan eğitime olan tutumunu olumlu yönde etkilemektedir (p=.0029<.05). Araştırmacı tarafından hazırlanan görüşme formundan elde edilen bulgular incelendiğinde; öğretmenlerin büyük bir çoğunluğu uzaktan eğitimin ne demek olduğunu bildikleri anlaşılmaktadır. Uzaktan eğitimin fen bilimleri derslerinde etkili olup olmayacağı düşüncesi ise bir grup öğretmen dersin uygulama gerektiren bir ders olmasından dolayı etkili olmayacağını düşünürken, diğer bir grup öğretmen ise teknoloji destekli dersin daha etkili olacağı kanaatindedir. Öğretmenler uzaktan eğitimin avantajlarının ve dezavantajlarının da farkındadır. Bu araştırma sonuçlarına göre fen bilimleri öğretmenlerinin uzaktan eğitim hakkında daha yeterli donanıma sahip olmaları için hizmet içi eğitime alınmaları ve kendilerini bu alanda geliştirmeleri önerilmektedir.