
110
Archived Theses
0
DOIs Assigned
0%
DOI Rate
Discipline
Gelişimsel koordinasyon bozukluğu olan çocuklarda sanal gerçeklik uygulamasının etkileri: Randomize kontrollü çalışma
Bu çalışmanın amacı Gelişimsel koordinasyon Bozukluğu (GKB) olan çocuklarda sanal gerçeklik (SG) uygulamasının motor, bilişsel ve duyu-algı becerileri ile aktivite ve katılım düzeyleri üzerine etkisini incelemektir. Randomize kontrollü olarak planlanan çalışma 5-8 yaş aralığındaki 48 çocukla yürütüldü. Çalışma grubuna (n=24) geleneksel ergoterapiye ek olarak SG müdahalesi yapılırken, kontrol grubuna (n=24) geleneksel ergoterapi programı uygulandı. Her iki müdahale de 8 hafta boyunca haftada 2 gün, toplam 16 seans olarak gerçekleştirildi. Müdahale öncesi ve sonrasında katılımcılar, Büyük Kas Motor Gelişim‐2 (BKMG-2), Çocukluk Dönemi Yürütücü İşlevler Envanteri (ÇDYİE), Duyusal işlemleme ve Praksi Testi (SIPT), Motor Beceriden Bağımsız Görsel Algı Testi-3 (MVPT-3), Çocuklar için Fonksiyonel Bağımsızlık Ölçeği (WeeFIM) ile Çocuklar ve Gençler için Katılım ve Çevre Ölçeği (PEMCY) kullanılarak değerlendirildi. Çalışma grubunda motor, bilişsel, duyusal (praksi), görsel algı becerileri, aktivite ve katılım düzeylerine ilişkin istatistiksel olarak anlamlı farklılık tespit edilmiştir (p<0,05). Kontrol grubunda ise duyusal (praksi), görsel algı ve aktivite düzeylerinde anlamlı farklılık bulunurken (p<0,05), motor ile bilişsel beceri ve katılım düzeylerinde istatistiksel olarak fark bulunmamıştır (p>0,05). Ayrıca, çalışma grubunun motor beceri, yürütücü işlevler, praksi becerileri ile aktivite ve katılım düzeylerinde kontrol grubuna kıyasla kuvvetli etkileri olduğu saptanmıştır (d>0,8). Geleneksel ergoterapi programına ek olarak SG uygulamasının eklenmesinin GKB olan çocuklarda motor, bilişsel, praksi, görsel algı becerileri ile aktivite ve katılım düzeylerine ilişkin daha üstün etkileri olduğu ortaya koyulmuştur. SG uygulamalarının pediatrik rehabilitasyon alanlarında daha fazla kullanılması önemlidir. Bu alanda katkı sağlayacak şekilde yaygınlaşmalıdır.
Kansere bağlı yorgunluk yaşayan bireylerde remotivasyon sürecine dayalı ergoterapi müdahalesinin oküpasyonel yeterliliğe etkisi
Bu çalışma değişim sürecinde olan kansere bağlı yorgunluk yaşayan kanserden kurtulan bireylerin yorgunluk yönetimi için kullanabilecekleri öz yönetim becerilerini sürdürmelerini ve rutinlerine dahil etmelerini sağlaymak için remotivasyon sürecinin oküpasyonel yeterlilik üzerine etkisini incelemek amacıyla planlandı. Çalışmaya Ankara Şehir Hastanesi Onkoloji Polikliniği'ne ayaktan kontrol için gelen 31 birey dahil edilmiştir. Sosyo-demografik ve Klinik Özellikleri Bilgi Toplama Formu ile bireylerin sosyodemografik bilgileri, Oküpasyonel yeterliliği değerlendirmek için Aktivite Öz Değerlendirme (OSA) ölçeği, yorgunluk için Kanser Yorgunluk Skalası (KYS), yaşam kalitesi için Kanserden Sağ Kalanlarda Erişkin Yaşam Kalitesi Ölçeği (QLACS) uygulanmıştır. İlk görüşme yüz yüze yapılarak değerlendirmeler uygulanmış ve bireylere yorgunluk yönetim stratejilerini içeren bir kitapçık verilmiştir. Daha sonraki görüşmeler Remotivasyon Sürecinin keşif, yetkinlik ve başarı aşamaları için yorgunluk yönetim stratejilerini içerecek şekilde modüller bireylerin ihtiyaçlarını karşılayacak şekilde telefon aracılığı ile gerçekleştirilmiştir. Toplamda 4-8 seans ve 30-60 dakika görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Görüşmeleri takiben müdahale sonrası ve takip için 6 ay sonra değerlendirmeler çevrimiçi anket olarak katılımcılara gönderilerek sonuçlar incelenmiştir. Çalışmamızın sonucunda OSA, KYS, QLACS puanlarında müdahale ve sonrası ölçümleri arasında istatistiksel olarak anlamlı fark bulunmuştur (p<0,01). Müdahale sonrası ve takip verileri arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark çıkmamıştır (p>0,05). Çalışmanın nitel bulgularında katılımcıların yorgunluğu, günlük yaşam üzerine etkisini, öz yönetim çabalarını ve değişime hazır olmayı keşfettikleri; farkındalık ve destek, stratejiler için hedef belirleme, engelleyici ve kolaylaştırıcı faktörlerle yetkinlik kazandıkları ve öz değerlendirme ve kişisel gelişim ile başarı kazandıkları belirlenmiştir. Kanser sonrası yorgunlukla ilgili katılımcıları bilgilendirmek, yapılabileceklere dair kaynak sunmak ve yaşamlarına entegre edip öz yönetim becerilerini sürdürmelerine destek olmak için irade kavramı altında terapist-kişi iş birliğini ön plana çıkaran Remotivasyon Süreci, katılımcıların oküpasyonel yeterlilik, yorgunluk ve yaşam kalitelerinde artma yönünde sürdürülebilir pozitif kazançlar sağlamaktadır.
Ekran bağımlılığı olan okul öncesi çocuklarda okupasyon temelli öz düzenleme programının okupasyonel performansa etkilerinin incelenmesi
Tekeci, Y., Ekran Bağımlısı Okul Öncesi Çocuklarda Okupasyon Temelli Öz Düzenleme Programının Okupasyonel Performansa Etkilerinin İncelenmesi, Hacettepe Üniversitesi Sağlık Bilimleri Enstitüsü Ergoterapi Programı Doktora Tezi, Ankara, 2024. Bu çalışmanın amacı, ekran bağımlısı okul öncesi çocuklara yönelik uygulanacak olan okupasyon temelli öz düzenleme programının okupasyonel performansa olan etkilerini araştırmaktı. Ekran bağımlılığı çocuklarda öz düzenleme, yürütücü işlevler ve duyusal işlemleme gibi birçok alanda problem oluşturarak okupasyonel performansı etkilemektedir. Çalışmamıza ekran bağımlılığı olan 10' ar kişilik iki grup edilmiştir. Çalışmamızda medya cihazlarının kendi içlerinde bulunan uygulamalar ile ekran süresi ölçümü, Problemli Medya Kullanım Ölçeği, Baş-Ayak-Diz-Omuz Yönergeleri (BADO), Dunn Duyu Profili, Kısa Çocuk Roller Aktiviteler ve Görevler Profili (SCOPE) ve Kanada Aktivite Performans Ölçeği kullanılmıştır. 8 hafta, haftada iki seans şeklinde okupasyon temelli öz düzenleme programı uygulanmıştır. Müdahale öncesi ve sonrası iki grubun gelişimi karşılaştırıldığında ekran süresi, problemli medya kullanım ölçeği, işitsel işlem, görsel işlem, vestibüler işlem, çoklu duyusal işlem, endurans/tonula ilgili işlem, hareket ve vücut pozisyonu ile ilgili düzenlemeler, aktivite seviyesini ilgilendiren hareket düzenlemeleri, duygusal cevapları etkileyen duyusal girdilerin düzenlenmesi, duygusal cevapları ve aktivite seviyesini etkileyen görsel girdilerin düzenlenmesi, duyusal ve sosyal cevaplar, tepki verme eşiğini tanımlayan maddeler, kayıt, duyusal girdi arama, , dikkatsizlik/dikkat dağınıklığı, duyu hassasiyeti, hareketsiz, algısal ince motor becerileri, BADO yönergeleri, Kısa Çocuk Roller Aktiviteler ve Görevler Profili -irade ve alışkanlıklar alanları (p0,01), duyusal işlemin davranışsal sonuçları, araştırma, hassasiyet, kaçınma, duyusal tepki, oral duyusal hassasiyet, Kısa Çocuk Roller Aktiviteler ve Görevler Profili-iletişim ve etkileşim becerileri alanlarında (p0,05) olarak bulunmuştur. Okul öncesi çocuklarda ekran bağımlılığını önlemek için okupasyon temelli öz düzenleme programının etkin bir yaklaşım olduğu bulunmuştur.
Okul öncesi çocuklarda duyu motor temelli ergoterapi yaklaşımının öz düzenleme, bilişsel beceriler ve okula hazır bulunuşluğa etkisi: pilot randomize kontrollü çalışma
Bu çalışmada, okul öncesi çocuklarda duyu motor temelli ergoterapi yaklaşımının öz düzenleme, bilişsel beceriler ve okula hazır bulunuşluğa etkisinin incelenmesi amaçlandı. Çalışmaya dahil edilen 5-6 yaş arası 37 çocuk, rastgele yöntemle 19 çalışma ve 18 kontrol grubu olmak üzere ikiye ayrıldı. Çocukların değerlendirilmesinde, öz düzenleme becerileri için Okul Öncesi Öz Düzenleme Ölçeği, okula hazır bulunuşlukları için Metropolitan Okul Olgunluğu Testi, yürütücü işlevleri için Çocukluk Dönemi Yürütücü İşlev Envanteri, bilişsel tempoları için Kansas Okul Öncesi Çocuklar İçin Düşünsellik İçtepisellik Ölçeği A Formu, duyusal işlemleme becerileri için Duyu Profili, motor beceriler için ise Bruininks-Oseretsky Motor Yeterlilik Testi- 2- Kısa Form kullanıldı. Değerlendirmeler her iki gruba uygulandıktan sonra, kontrol grubundaki çocuklar okul öncesi eğitime devam ederken, çalışma grubundaki çocuklara okul öncesi eğitime ek olarak 10 hafta boyunca haftada iki gün günde bir saat olmak üzere duyu motor temelli ergoterapi programı uygulandı. 10 hafta sonra çalışma ve kontrol grubunun değerlendirmeleri tekrarlandı. Çalışmanın sonunda, okul öncesi çocuklarda uygulanan duyu motor temelli ergoterapi programı ile, olumlu duygu ve dikkat/dürtü kontrolü olmak üzere iki öz düzenleme alanında, genel okula hazır bulunuşluk puanlarında, yürütücü işlev becerilerinden inhibisyon alanında, bilişsel tempo sonuçlarından hata sayısında, ince motor entegrasyon, ince motor doğruluk ve dayanıklılığı içeren motor becerilerde ve duyusal işlemleme becerilerinde istatistiksel olarak anlamlı sonuçlar elde edildi (p<0,05). Duyu motor temelli ergoterapi yaklaşımının okul öncesi çocuklarda öz düzenleme, okula hazır bulunuşluk, bilişsel ve duyu motor becerileri geliştirdiği sonucuna ulaşıldı. Bu kapsamda, okul öncesi çocuklarda öğretmen ve ergoterapistin işbirliğini içeren ergoterapi temelli uygulamalara yer verilmesi önemlidir.
Ayres duyu bütünleme terapisinin dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu olan çocuklarda duyusal, motor, bilişsel, davranışsal beceriler ve sosyal katılıma etkisi: Randomize kontrollü çalışma
Bu çalışma Ayres Duyu Bütünleme (ADB) terapisinin dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu (DEHB) olan çocuklarda duyusal, motor, bilişsel, davranışsal beceriler ve sosyal katılıma etkisini incelemek amacıyla planlandı. Çalışmaya 6-8 yaş arasındaki 47 müdahale grubu ve 47 kontrol grubu olmak üzere 94 çocuk katıldı. Katılımcılara Conners Ana-Baba ve Öğretmen Derecelendirme Ölçekleri, Duyu Profili, Duyu Bütünleme ve Praksi Testi (DBPT), Hedefe Ulaşma Ölçeği, Bruininks-Oseretsky Motor Yeterlilik Testi 2 Kısa Form (BOMYT-2KF), Çocukluk Dönemi Yönetici İşlevler Envanteri, STROOP Testi TBAG Formu, Duygu Ayarlama Ölçeği, Katılım ve Çevre Ölçeği-Çocuklar ve Gençler (PEM-CY) değerlendirmeleri uygulandı. Değerlendirme araçları her iki gruba ilk değerlendirmede ve 10 hafta sonrasında tekrar uygulandı. Kontrol grubu ilk değerlendirmeden sonra bekleme listesine alınırken müdahale grubuna 10 hafta boyunca haftada 3 kez 60 dakikalık (Toplam 30 saat) ADB terapisi uygulandı. Gruplar arası karşılaştırmalarda müdahale grubu tüm değerlendirme sonuçlarında istatiksel ve klinik olarak anlamlı bir gelişme gösterdi (p<0,001, η²>0,1379). Grup içi karşılaştırmalarda ise müdahale grubunda tüm ölçeklerde istatistiksel olarak anlamlı farklılık olduğu bulundu. Kontrol grubunda ise DBPT Oral Praksi ve Parmak Tanıma, BOMYT-2KF Denge, PEM-CY Toplum-Destek Sayısı alanları hariç tüm ölçeklerde istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık saptanmadı (p>0,05). Çalışmanın sonuçları, ADB terapisinin DEHB olan çocuklarda duyusal, motor, bilişsel, davranışsal beceriler ve katılımı geliştirmede önemli bir yaklaşım olduğu gösterdi. Bu nedenle, ergoterapistlerin DEHB olan çocuklarda kanıta dayalı bir ergoterapi yaklaşımı olarak ADB terapisini uygulamaları önerilmektedir.
Demans tanılı bireylerde hortikültürel aktivitelerin fiziksel ve bilişsel durum, mental iyi oluş, sosyal katılım ve yaşam kalitesi üzerine etkisi
Bu çalışmada, huzurevlerinde yaşayan demans tanılı bireylere uygulanan hortikültürel aktivitelerin, bireylerin fiziksel ve bilişsel durum, mental iyi oluş, sosyal katılım ve yaşam kaliteleri üzerindeki etkileri incelendi. Değerlendirme ve aktivite programı yüz yüze olacak şekilde gerçekleştirildi ve çalışmaya 40 birey dahil edildi. Çalışma grubuna, haftada 2 gün (1 aktivite günü ve 1 ziyaret günü) olacak şekilde 10 haftalık hortikültürel aktivite programı uygulanırken kontrol grubuna sadece değerlendirmeler uygulandı. Katılımcıların, mental durumlarının değerlendirilmesi için Mini Mental Durum Testi (MMSE); fonksiyonel mobilite, denge ve fonksiyonel performanslarının değerlendirilmesi için Zamanlı Kalk Yürü Testi (ZKY); bilişsel durumlarının değerlendirilmesi için Hızlı Hafif Kognitif Bozukluk Testi (HHKB); mental iyi oluşlarını değerlendirmek için Warwick-Edinburgh Mental İyi Oluş Ölçeği (WEMİO); sosyal ve duygusal yalnızlık durumunu ölçmek için Yetişkinler İçin Sosyal ve Duygusal Yalnızlık Ölçeği (SELSA-S) ve yaşam kalitelerini değerlendirmek amacıyla da Dünya Sağlık Örgütü Yaşam Kalitesi Ölçeği Yaşlı Modülü (WHOQOL-OLD) kullanıldı. Çalışmamız sonucunda, çalışma grubunun uygulanan aktivite programı ile fiziksel ve bilişsel durum, mental iyi oluş, sosyal katılım ve yaşam kalitesi seviyelerinde iyileşme olduğu saptandı (p<0,05). Kontrol grubunun fiziksel ve bilişsel durum, mental iyi oluş, sosyal katılım ve yaşam kalitesi seviyelerinde olumlu bir değişiklik gözlenmedi (p>0,05). Çalışmamızda elde edilen sonuçlar huzurevinde kalan demans tanılı bireylere uygulanan hortikültürel aktivitelerin olumlu etkileri olduğunu ortaya koymaktadır. Huzurevlerinde kalan demans tanılı bireylerin ergoterapi müdahale programlarında hortikültürel aktivitelere de yer verilmesinin önemli olduğu düşünülmektedir.
Erken ve çok erken doğan çocukların duyusal profilleri ile sosyal becerilerinin incelenmesi
Bu çalışmada, erken ve çok erken doğan çocukların duyusal profilleri ve sosyal becerilerinin incelenmesi amaçlanmıştır. Çalışmaya Hacettepe Üniversitesi Ergoterapi Bölümü' ne başvuran erken doğan (n=55), çok erken doğan (n=55), toplam 110 çocuk dahil edilmiştir. Çocukların duyusal profilleri Dunn Duyu Profili ile, sosyal becerileri Okul Öncesi Sosyal Beceri Değerlendirme Ölçeği (OSBED) ile değerlendirilmiş ve iki grup arasındaki fark incelenmiştir. Sonuç olarak Duyu Profili verilerinde; işitsel, görsel, vestibüler, dokunma ve çoklu duyusal işlemde iki grup arasında istatistiksel olarak anlamlı fark bulunmuştur (p<0.05). OSBED verilerinde, başlangıç becerileri açısından iki grup arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark bulunmuştur (p<0.05). Erken doğan çocukların duyu profiline göre; hareket ve vücut pozisyonu ile ilgili düzenlemeler, duyusal işlemin davranışsal sonuçları ve araştırma alanında yaşıtlarından daha çok desteğe ihtiyaç duymaktadır. Çok erken doğan çocukların duyu profiline göre; işitsel, vestibüler, dokunma, oral duyusal işlem, endurans ve tonusla ilgili duyusal işlem, hareket ve vücut pozisyonuyla ilgili düzenlemeler, duyusal cevaplarını etkileyen duyusal girdilerin düzenlenmesi, duyusal işlemin davranışsal sonuçları, kayıt, araştırma ve hassasiyet alanlarında yaşıtlarından daha çok desteğe ihtiyaç duymaktadır. Erken ve çok erken doğan çocuklarda OSBED verilerine göre; başlangıç becerilerinde, akademik destek becerilerinde, arkadaşlık becerilerinde, duygularını yönetme becerilerinde akranlarından daha düşük puan aldıkları bulunmuştur. Çok erken doğan çocukların erken doğan çocuklara kıyasla duyusal işlemleme ve sosyal becerilerde daha çok desteğe ihtiyaç duyduğu tespit edilmiştir. Bu alandaki araştırmalar ve müdahaleler, çocukların duyusal ve sosyal becerilerin geliştirilmesi için multidisipliner yaklaşımlar teşvik edilmelidir.
Romatoid artritli bireylerde kişi merkezli yaşam tarzı müdahalesinin etkilerinin incelenmesi: Randomize kontrollü çalışma
Baştürk, S., Romatoid Artritli Bireylerde Kişi Merkezli Yaşam Tarzı Müdahalesinin Etkilerinin İncelenmesi: Randomize Kontrollü Çalışma, Hacettepe Üniversitesi Sağlık Bilimleri Enstitüsü Ergoterapi Programı Doktora Tezi, Ankara, 2024. Bu çalışma, romatoid artritli (RA) bireylerde bir Yaşam Tarzı Müdahalesi'nin (YTM) etkisini incelemek için tasarlanmıştır. Bu program, kişi merkezli okupasyonlar, sağlıklı yaşam tarzı alışkanlıkları, korunma, katılım ve inceleme (KOSKKİ) olmak üzere beş modülden oluşmaktadır. Çalışma 33 romatoid artritli birey ile tamamlandı. Bireyler randomize olarak YTM (n=17) ve kontrol grubu (n=16) olmak üzere ayrıldı. Müdahale grubuna 4 hafta boyunca haftada 2 kez YTM uygulandı; kontrol grubunun ise benzer sürelerde telefonla aranarak genel durumları sorgulandı. Değerlendirmede Kanada Okupasyonel Performans Ölçümü, Hastalık Aktivite Skoru-28, Görsel Analog Skalası, Sağlık Değerlendirme Anketi, Hastane Anksiyete ve Depresyon Skalası, Bristol Romatoid Artrit Yorgunluğu Çok Boyutlu Anketi, Genel Özyeterlilik Ölçeği, Romatoid Artrit Yaşam Kalitesi Ölçeği kullanıldı. Değerlendirmeler başlangıçta, müdahaleden sonra ve altı aylık takipte yapıldı. YTM grubunda müdahale sonrası okupasyonel performans ve memnuniyet düzeyi, ağrı, hastalık aktivitesi, fonksiyonel sağlık durumu, ruhsal durum, yorgunluk, özyeterlilik ve yaşam kalitesinde anlamlı iyileşmeler olduğu görüldü. Altı aylık takip süresi sonunda, okupasyonel performans (p=0,014), memnuniyet (p=0,016), ağrı (p=0,003) ve fonksiyonel sağlık düzeyindeki (p=0,010) iyileşmelerin devam ettiği, diğer parametrelerdeki iyileşmenin ise korunduğu bulundu. Kontrol grubunda müdahale sonrası ve altı aylık takip sonrasında istatistiksel olarak anlamlı bir değişim gözlenmemiştir. Bu bulgular, YTM'nin RA'lı bireylerde okupasyonel performans, genel sağlık durumu ve yaşam kalitesi üzerinde olumlu etkileri olduğunu göstermektedir; ancak, etkinin incelenmesi için ek çalışmalara ihtiyaç vardır. Sonuç olarak, YTM'nin RA'lı bireylerin rutin tedavilerine ek olarak kullanılmasının faydalı olacağı düşünülmektedir. Anahtar sözcükler: Romatoid artrit, yaşam tarzı, okupasyonlar, ruhsal durum, yaşam kalitesi.
Otizm spektrum bozukluğu tanılı çocuklarda duyusal işlemleme becerileri, beslenme davranışları ve oküpasyonel performans arasındaki ilişkinin incelenmesi
Çalışmamız Otizm Spektrum Bozukluğu tanılı çocuklarda duyusal işlemleme becerileri, beslenme davranışları ve oküpasyonel performans arasındaki ilişkiyi incelenmek üzere düzenlendi. Çalışmaya 150 çocuk katıldı. Katılımcılara Duyusal İşlemleme Ölçeği Ev Formu, Kanada Aktivite Performans Ölçümü, Otizm Öğün Davranışları Kısa Ölçeği, Beslenme Stratejileri Ölçeği ve Beslenme Problemlerini Tarama Ölçeği uygulandı. Duyusal işlemleme toplam puanda belirgin bozukluğun daha çok olduğu görüldü. Katılımcıların oküpasyonel performans ortalaması 7,43±3,14 olarak bulundu. Çalışmamızda en problemli alanlar gıda seçiciliği ve beslenme becerileri olarak bulundu. Katılımcıların sınırlı besin değerleri ile dokunma (r=0,363; p<0,001), besin reddi ile vücut farkındalığı (r=0,553; p<0,001), otizme özgü davranış değerleri ile vücut farkındalığı (r=0,461; p<0,001) değerlerinde daha yüksek ilişki olduğu görüldü. KAPÖ performans ile işitme (r=-0,368; p<0,001) ve KAPÖ memnuniyet değerleri ile işitme (r=-0,365; p<0,001) daha yüksek ilişkili görüldü. Yemek yemede çocuğun kontrolü ile duyusal işlemleme toplam (r=-0,238; p=0,003), zorlayıcı müdahaleler ile vücut farkındalığı (r=0,307; p<0,001) alanları daha yüksek ilişkili görüldü. Yemek yemede ailenin kontrolü, yemek zamanı ve serbest bırakma ile duyusal işlemleme becerileri arasında istatistiksel olarak anlamlı ilişki bulunmadı (p>0.05). Beslenme becerileri ile işitme (r=0,207; p=0,011), gıda ile ilgili davranış problemleri ile sosyal (r=0,293; p<0,001) değerleri arasında daha yüksek ilişki görüldü. Aspirasyon riski ve beslenmeyle ilgili davranış problemleri ile duyusal işlemleme becerileri arasında istatistiksel olarak anlamlı ilişki bulunmadı (p>0.05). Beslenme problemi olan OSB tanılı çocuklarda müdahale planı oluştururken duyusal işlemleme, beslenme davranışı ve oküpasyonu üzerinde durularak bu alanda daha etkili stratejiler hedeflenebilir.
Algılanan inme etkisine göre inme latent sınıflarının belirlenmesi
Bu çalışmada, inme geçirmiş erişkin bireylerin SIS ile katılımları incelendi ve katılımcılar katılım parametresine göre ve inme algılarına göre sınıflara ayrıldı. Değerlendirmeler, Tavşanlı Doç. Dr. Mustafa Kalemli Devlet Hastanesine başvuran inmeli 696 bireye yüz yüze olacak şekilde gerçekleştirildi. Katılımcıların kuvvet, el fonksiyonu, günlük yaşam aktiviteleri, mobilite, iletişim, duygu, hafıza ve katılımlarını değerlendirmek için İnme Etki Ölçeği (İEÖ); günlük yaşam aktiviteleri ve mobilitelerini değerlendirmek için Barthel GYA İndeksi; gündelik ve sosyal hayata katılımlarını ölçmek için Katılım ve Otonomi Etki Anketi (IPA) kullanıldı. Veriler Jamovi 3.24 kullanılarak İnme Etki Ölçeği'nden elde edilen verilere uygulandı. Gizli profillerin sayısının belirlenmesinin gerçekleşebilmesi için Akaike Bilgi Kriteri (Akaike's information criterion-AIC), Bayesçi Bilgi Ölçütü (Bayesian information criterion-BIC) ve Örneklem Boyutuna Göre Ayarlanmış BIC Testi (Sample Size-Adjusted BIC-SABIC) gibi çeşitli uyum iyiliği endeksleri kullanıldı. Ayrıca olabilirlik oranını kullanan modelleri karşılaştırmak için Bootstrap Olabilirlik Oran Testi (Bootstrap Likelihood Ratio Test-BLRT) ve Lo-Mendell-Rubin (LMR) testleri de hesaplandı. Çalışmanın sonucunda katılımcıların; benzer özelliklerine, analizler incelendiğinde verdikleri sonuçlara ve inmeyi algılama biçimlerine göre üç sınıfa ayrıldıkları görülmüştür. Bu 3 sınıf çalışmaya katılan bireylerden elde edilen tüm SIS alt parametrelerine göre analiz edilmiş olup; ilk grup ortalama değerler, ikinci grup en yüksek değerler, üçüncü grup ise en düşük değerleri gösteren grubumuz olmuştur. Çalışmamızın, kişilerin sahip olduğu becerilerin ve hastalığı algılama şekillerinin tüm yönlerden incelenmesine imkân sağladığı, inmeli bireylere yönelik müdahale yöntemlerini ve şekillerini değiştireceği, daha hedefe yönelik ve daha holistik yaklaşımların belirlenmesi açısından kolaylık oluşturacağı; bu sayede doğru müdahale planının oluşturulmasına yol göstereceği düşünülmektedir. Anahtar Kelimeler: Ergoterapi, günlük yaşam aktiviteleri, inme, latent sınıf analizi, sosyal katılım.
Unilateral serebral palsili çocuklarda eylem gözlem terapisi ve ayna terapisinin üst ekstremite fonksiyonları üzerine etkileri: 1 ay takipli randomize kontrollü çalışma
Bu çalışmada unilateral serebral palsi (SP)'li çocuklara uygulanan Eylem Gözlem Terapisi (EGT) ve Ayna Terapisi (AT) müdahalelerinin çocukların üst ekstremite fonksiyonları üzerine etkilerinin incelenmesi amaçlandı. Araştırmaya 6-12 yaşları arasında 24 unilateral SP'li çocuk dahil edildi. Çocuklar basit rastgele yöntemle 12 çocuk EGT ve 12 çocuk AT grubuna olacak şekilde ikiye ayrıldı. Çocukların üst ekstremite becerilerine yönelik aktivite tercihlerini belirlemek için Kanada Okupasyonel Performans Ölçeği, aktivitelere yönelik hedefleri belirlemek için Hedefe Ulaşma Ölçeği, üst ekstremite fonksiyonlarını değerlendirmek için Shriners Hastanesi Üst Ekstremite Değerlendirmesi, Melbourne Unilateral Üst Ekstremite Fonksiyon Değerlendirme Testi ve ABILHAND Çocuk-Elle İlgili Beceri Anketleri uygulandı. İlk değerlendirmelerin ardından her iki gruba da günde 1 saat, haftada 3 gün toplam 6 hafta olmak üzere 18 seans müdahale yapıldı. EGT grubuna 30 dk Bilateral Aktivite Eğitimi (BAE) ve 30 dk EGT uygulaması, AT grubuna ise 30 dk BAE ve 30 dk AT uygulaması şeklinde her bir gruba toplam 60 dk müdahale yapıldı. 6 haftalık müdahalenin ardından ve 1 aylık takip sürecinin ardından aynı standardize değerlendirmeler her iki gruba tekrar uygulandı. Çalışmanın sonunda, her iki grubun okupasyonel performans ve memnuniyetlerinde, aktivite hedeflerine ulaşmada ve üst ekstremite fonksiyonel becerilerinde istatistiksel olarak anlamlı sonuçlar elde edildi (p<0,05). Okupasyonel memnuniyet ve üst ekstremite bilateral el kullanımı becerilerinde EGT gurubu etki büyüklüğü açısından daha büyük etki gösterirken; okupasyonel performansta, aktivite hedeflerine ulaşmada ve üst ekstremite fonksiyonel becerilerinde AT grubu daha büyük etki sonuçlarını gösterdi. Bu araştırmada BAE ile uygulanan hem EGT hem de AT müdahalelerinin unilateral SP'li çocukların üst ekstremiteye yönelik becerilerini geliştirmede etkili olduğu görüldü. Bu bağlamda terapistlerin rutin müdahale programlarına ek olarak EGT ve AT gibi müdahaleleri kliniklerde destekleyici birer müdahale yöntemi olarak uygulamaları tedavi hedeflerine ulaşmayı daha çok destekleyecektir. Anahtar Kelimeler: Unilateral serebral palsi, eylem gözlem terapisi, ayna terapisi, üst ekstremite fonksiyonu.
Tipik gelişim gösteren ilkokul çağındaki çocuklarda uyku ile duyusal işlemleme becerisi arasındaki ilişkinin incelenmesi
Bu çalışmada, tipik gelişim gösteren ilkokul çağındaki çocukların uyku problemleri ile duyusal işlemleme becerileri arasındaki ilişki incelendi. Değerlendirmeler yüz yüze ve online olacak şekilde gerçekleştirildi ve toplam 293 katılımcı dahil edildi. Değerlendirmede, katılımcıların genel sosyodemografik bilgilerini edinmek için Demografik Bilgi Formu, uyku problemlerinin varlığını belirlemek ve çalışma ile kontrol gruplarını oluşturmak için Çocuklar İçin Uyku Bozuklukları Ölçeği (ÇUBÖ), uyku alışkanlıklarını değerlendirmek için Çocuk Uyku Alışkanlıkları Anketi (ÇUAA) ve duyusal işlemleme becerilerini incelemek için Duyusal İşlemleme Ölçeği - Ev Formu (DİÖ) kullanıldı. Veri analizi için jamovi (Version 2.3) ve R (Version 4.1) yazılımları kullanıldı. Çalışmanın sonucunda, uyku problemi yaşayan çocukların planlama, denge-hareket, görsel, işitsel ve dokunsal duyusal işlemleme süreçlerinde daha fazla zorlandığı ve bu bulguların, değerlendirmenin genel skoruna göre istatistiksel olarak anlamlı olduğu tespit edildi (p<0,001). Ayrıca uyku alışkanlıkları karşılaştırıldığında yüksek düzeyde anlamlı bulundu (p<0,001). Çocukluk döneminde uyku ve duyusal işlemleme becerileri, günlük yaşam aktivitelerine katılımı ve işlevselliği etkileyen temel unsurlar arasındadır. Çalışmamız, ergoterapi alanında çocukların uyku ve duyusal işlemleme profillerinin birlikte değerlendirilmesinin okul performansı, davranışsal düzenleme ve günlük yaşam becerilerinin desteklenmesi açısından önemine dikkat çekmektedir. Elde edilen bulguların, ergoterapistlerin değerlendirme sürecinde uyku ve duyusal işlemleme alanlarını birlikte ele alarak daha kapsamlı ve çocuğa özgü müdahale planları geliştirmelerine olanak sağlaması beklenmektedir. Anahtar Kelimeler: uyku, duyusal işlemleme, ilkokul çağı
Alzheimer tanılı bireylerde çoklu duyusal ortam temelli ergoterapi müdahalesinin duyusal işlemleme, bilişsel, davranışsal semptomlar ve bakım veren yükü üzerine etkisinin incelenmesi: Randomize kontrollü çalışma
Bu çalışmada, orta evre Alzheimer tanılı bireylerde çoklu duyusal ortam temelli ergoterapi müdahalesinin bilişsel fonksiyonlar, davranışsal ve psikolojik semptomlar, duyusal işlemleme ve bakım veren yükü üzerindeki etkileri incelendi. Çalışmaya katılan orta evre Alzheimer tanılı 24 birey, müdahale (n=12) ve kontrol (n=12) gruplarına randomize edildi. Her iki grup, haftada iki seans ve sekiz hafta süreyle ergoterapi müdahalesine dahil edilirken, müdahale grubu ek olarak çoklu duyusal ortam temelli ergoterapi müdahalesi aldı. Katılımcılar müdahale öncesinde ve sonrasında Loewenstein Ergoterapi Bilişsel Değerlendirmesi–Geriatrik Versiyonu (LOTCA-G), Nöropsikiyatrik Envanter (NPE), Yetişkin Duyusal İşlemleme Anketi (YDİA) ve Bakım Verenlerin Yükü Envanteri (BVYE) ile değerlendirildi. Müdahale sonrasında, kontrol grubuyla karşılaştırıldığında müdahale grubunda halüsinasyon (p=0,005), disinhibisyon (p=0,021), irritabilite (p=0,006) ve anormal motor davranışlarda (p=0,005) azalma ve genel nöropsikiyatrik belirtilerde iyileşme (p=0,005) görüldü. Ayrıca müdahale grubunda vestibüler aşırı yanıtlılık (p=0,017) ve işitsel aşırı yanıtlılık (p=0,002) azalırken, vestibüler-proprioseptif motor/postüral yanıtlar (p=0,014) iyileşti. Bakım verenlerde ise gelişimsel yük (p=0,006), sosyal yük (p=0,039), duygusal yük (p=0,016) ve genel bakım verme yükünde (p=0,032) belirgin azalma saptandı. Bilişsel işlevlerde gözlenen değişimler açısından gruplar arasında anlamlı farklılık bulunmadı (p>0,05). Çoklu duyusal ortam müdahalesi, davranışsal ve psikolojik semptomların, duyusal işlemlemenin ve bakım veren yükünün yönetiminde ergoterapiye ek bir yaklaşım olarak kullanılabilir. Gelecek çalışmalarda bu etkinin uzun dönemde sürdürülebilirliğinin çok merkezli tasarımlarla incelenmesi önerilmektedir.
Yaşlı bireylerde yalnızlık, sosyal katılım, depresyon ve başa çıkma stratejileri arasındaki ilişkilerin incelenmesi
Bu çalışma, yaşlı bireylerin yalnızlık, sosyal katılım, depresyon ve başa çıkma stratejileri arasındaki ilişkileri incelemek amacıyla planlanmıştır. Çalışmamız 101 kadın, 83 erkek olmak üzere 184 kişi ile tamamlanmıştır. Yaşlı bireylerin yalnızlık düzeyleri Yaşlılar İçin Yalnızlık Ölçeği ile, sosyal katılımları Toplumsal Katılım Anketi ile, depresyon durumları Geriatrik Depresyon Ölçeği- Kısa Formu ile başa çıkma stratejileri ise Başa Çıkma Stratejileri Ölçeği- Kısa Formu ile değerlendirilmiştir. Elde edilen bulgulara göre; yalnızlık ve sosyal katılım puanı arasında negatif yönlü orta düzeyde ilişki olduğu, yalnızlık ve depresyon puanı ile pozitif yönlü orta düzeyde ilişki olduğu, yalnızlık ve başa çıkma stratejilerinin alt boyutlarından mizahi yaklaşım, kendini sınırlandırma, olumlu yeniden yorumlama ve planlama arasında negatif yönlü ve zayıf bir ilişki olduğu saptanmıştır (p<,05). Sosyal katılım ve depresyon puanı ile negatif yönlü orta düzeyde ilişki olduğu; sosyal katılım ile başa çıkma stratejileri alt ölçeklerinden araçsal sosyal destek kullanma, olumla yeniden yorumlama ve planlama ile pozitif yönlü orta düzeyde ilişkili olduğu; dine yönelme ve davranışsal olarak ilgiyi kesme ile negatif yönlü düşük düzeyde ilişkili olduğu görüldü (p<,05). Depresyon düzeyleri ile başa çıkma stratejilerinin alt ölçeklerinden mizahi yaklaşım, zihinsel olarak ilgiyi kesme, olumlu yeniden yorumlama ve planlama ile negatif yönlü düşük düzeyde; duygulara odaklanma ve ortaya koyma, dine yönelme ve davranışsal olarak ilgiyi kesme ile pozitif yönlü düşük düzeyde bir ilişkisi olduğu görüldü (p<,05). Çalışmamızda elde edilen sonuçlar yaşlı bireylerin yalnızlık düzeyleri, sosyal katılım ve depresyon yönünden değerlendirilmesi gerektiğini ve uygulanacak müdahale programlarında göz önünde bulundurulmasının faydalı olacağını göstermektedir. Bu çalışmanın aynı zamanda yaşlı kişilerin başa çıkma stratejilerinin geliştirilmesi ile ilgili yapılacak ileri çalışmalara yol gösterici olacağı düşünülmektedir. Anahtar Kelimeler: Yaşlılık, Yalnızlık, Sosyal Katılım, Depresyon, Başa Çıkma Stratejileri
Kanada Okupasyonel Performans Ölçeği'nin Serebral palsi'li çocuklarda geçerlilik-güvenilirlik ve kullanım talimatlarının türkçeleştirilmesi
Bu çalışma, Serebral Palsi (SP) tanılı çocuklarda okupasyonel performansı kişi merkezli olarak değerlendiren Kanada Okupasyonel Performans Ölçeği'nin (KOPÖ) geçerlilik-güvenilirliğini ve kullanım talimatlarının Türkçeleştirilmesi amacıyla planlanmıştır. Çalışmaya 8-18 yaş arasında, Modifiye Mini Mental Testi'nden 27 puan ve üzeri alan, İletişim Fonksiyon Sınıflandırma Sistemi'nde seviye 1 ve 2'ye uygun olan 76 çocuk dahil edilmiştir. Ölçeğin ve kullanım talimatlarının çevirisi, Beaton tarafından tanımlanan prosedür ile uygulanmıştır. KOPÖ'nün; geçerliliği için yakınsak ve ıraksak yapı geçerlilik analizleri, güvenilirliği için test-tekrar test yöntemi ve iç tutarlılık analizleri gerçekleştirilmiştir. Yakınsak yapı geçerliliği için KOPÖ ile Pediatrik Özürlülük Değerlendirme Envanteri (PÖDE) arasındaki korelasyon incelenmiştir ve sosyal fonksiyonlar, kendine bakım ve mobilite alt başlıklarında ilişki bulunmuştur. Iraksak yapı geçerliliği analizi sonucunda kız ve erkek cinsiyetler arasında KOPÖ performans ve memnuniyet puanları arasında anlamlı fark bulunmamış (p=0,75 , p=0,11) ve cinsiyete göre tutarlı olduğu tespit edilmiştir. Madde analizi sonucuna göre Cronbach's alpha 0,60-0,79 arasında olup iç tutarlılık kabul edilebilir bulunmuştur. KOPÖ'nün test-tekrar test analizi sonucuna göre performans ve memnuniyet parametrelerinde zamana göre değişmezlik mükemmel derecede güvenilirdir (SKK>0,9). Sonuç olarak KOPÖ'nün 8-18 yaş SP tanılı çocuklarda geçerli-güvenilir bir ölçüm aracı olduğu bulunmuştur. Çocuklar, KOPÖ ile talimatlara uygun değerlendirilmiş olup en sık sorun belirtilen okupasyonel alanların sırasıyla serbest zaman, üretkenlik ve kendine bakım olduğu görülmüştür. Literatürdeki çalışmalar KOPÖ'yü ebeveynler ile uygulamış olup, sıklıkla kendine bakım aktiviteleri sorun olarak belirtilmiştir. KOPÖ'nün hem çocuk hem de ebeveyne ayrı ayrı uygulanıp ortak hedef belirlenmesinin faydası konusunda ileri çalışmalara ihtiyaç vardır. Anahtar Kelimeler: Kanada Okupasyonel Performans Ölçeği, Geçerlilik, Güvenilirlik, Serebral Palsi, Aktivite
Üst ekstremite yanıklarında Kanada aktivite performans modeli yaklaşımıyla ergoterapi etkinliğinin incelenmesi
Bu çalışma, üst ekstremite yanıklarında, ergoterapi yaklaşım modellerinden, Kanada Aktivite Performans Modeli (KAPM)'nin etkinliğini incelenmek amacı ile planlanmıştır. Çalışma 18-65 yaş aralığında, tedavi için hastaneye başvuran her iki üst ekstremitesinde ikinci ve üçüncü derece yanığı olan 40 birey ile gerçekleştirildi. Bireyler, KAPM uygulanan müdahale grubu (n=20) ve ev programı verilerek takip edilen kontrol grubu (n=20) olmak üzere iki gruba rastgele atandı. Bireylerin okupasyonel performans ve memnuniyet düzeyleri Kanada Aktivite Performans Ölçümü (KAPÖ) ile, üst ekstremite işlevselliği Michagan El Sonuç Ölçeği (MESÖ) ile, yaşam kalitesi SF-36 Yaşam Kalitesi Ölçeği ile, çevre ise yarı yapılandırılmış çevre değerlendirme ölçeği ile değerlendirildi. Uygulanan KAPM yaklaşımlı müdahaleler, bireylerin okupasyonel katılımda problem yaşadıkları performans alanları, dikkate alınarak planlandı. Müdahale grubuna 8 hafta süre ile haftada 3 kez KAPM yaklaşımlı müdahale programı uygulandı. Kontrol grubuna ise haftada bir kez danışmanlık hizmeti verilerek takipleri yapıldı. Sonuç olarak, müdahale sonrası gruplar arasındaki değerlendirmelerde okupasyonel performans ve memnuniyet düzeyinde (p<0,01), üst ekstremite işlevselliğinde (p<0,01) ve yaşam kalitesininde (p<0,01), müdahale grubu lehine istatistiksel olarak anlamlı gelişme olduğu saptandı. Bu çalışmada, üst ekstremite yanıkları sonrası bireylere uygulanan ergoterapi yaklaşım modellerinden, KAPM'nin oküpasyonel performans ve memnuniyeti artırdığı, üst ekstremitelerde işlevselliği geliştirdiği ve yaşam kalitesinde iyileşme sağladığı, çevre müdahalelerinin ise oküpasyonel performans ve memnuniyet, işlevsellik ve yaşam kalitesine pozitif yönde katkı sağladığı bulunmuştur.
Okul öncesi aktivite kartı sıralaması ölçeğinin otizm tanılı çocuklarda Türkçe uyarlaması, geçerlilik ve güvenilirliği
Bu çalışmada, erken çocukluk döneminde aktivite katılımını ölçmek için kullanılan Okul Öncesi Aktivite Kartı Sıralaması Ölçeği' nin (OAKS) Türkçe kültürel adaptasyonu yapılarak, ölçeğin Otizm Spektrum Bozukluğu (OSB) tanısı almış çocuklarda geçerliliği ve güvenilirliği incelemesi amaçlanmıştır. Çalışmaya 3-6 yaş aralığında, 70 OSB' li çocuğu olan ebeveyn (çalışma grubu) ile 27 normal gelişim gösteren çocuğu olan ebeveynler (kontrol grubu) dahil edilmiştir. OAKS ölçeğinin Türkçe' ye adaptasyon sürecinde Dünya Sağlık Örgütü'nün belirlemiş olduğu prosedür uygulanmıştır. Ölçek bir hafta arayla tüm ebeveynlere tekrar uygulanmıştır. OAKS ölçeğinin geçerlilik analizlerinde yapı geçerliliği; güvenilirlik analizlerinde ise iç tutarlılık, test-tekrar test yöntemleri kullanılmıştır. OAKS ölçeğinin yapı geçerliliği bilinen gruplar karşılaştırması sonuçlarında; ölçeğin bütün alt alanlarında kontrol grubunun, çalışma grubundan daha yüksek puanlar aldığı bulunmuştur (p<0,01). Eşzamanlı geçerlilik analizlerinde ev işleri, eğitim, serbest zaman (yüksek fiziksel gereksinim) alt alanları hariç, tüm alt alanlarda KAPÖ ile OAKS ölçeği arasında istatistiksel olarak anlamlı korelasyon bulunmuştur. İç tutarlılık kat sayısı (Cronbach Alpha's =0,94) mükemmel düzeyde güvenilir olduğu bulunmuştur. Ölçeğin zamana göre değişmezlik ICC katsayıları; kendine bakım (ICC=0,98), toplumsal mobilite (ICC=0,98), serbest zaman (düşük fiziksel gereksinim) (ICC=0,94), sosyal etkileşim (ICC=0,94), ev işleri (ICC=0,95), eğitim (ICC=97) alt alanlarında mükemmel düzeyde güvenilirlik bulunurken; serbest zaman (yüksek fiziksel gereksinim) (ICC=0,85) alt alanı için iyi düzeyde güvenilirlik bulunmuştur. Sonuç olarak, OAKS ölçeğinin Türkçe versiyonu OSB tanılı çocuklarda aktivite katılımını değerlendirmek için geçerli ve güvenilir bir ölçek olarak bulunmuştur.
Diplejik serebral palsili çocuklarda telerehabilitasyon ile uygulanan ince motor beceri eğitiminin yazı yazma ve el becerilerine etkisi
Serebral palsili çocuklarda objeleri manipüle etme becerisindeki kısıtlılık, günlük yaşam aktivitelerinde ve katılımdaki kısıtlılığın en önemli belirleyicilerinden biridir. İnce motor beceri değerlendirme ve müdahalesi, pediatrik ergoterapi uygulamalarının başlıca komponentlerinden biridir. Amerikan Ergoterapi Derneği, sağlık mesleği uygulayıcıları için telerehabilitasyon teknolojilerinin kullanımını kabul edilebilir bir hizmet sağlama yöntemi olarak tanımaktadır. Çalışmanın amacı, diplejik serebral palsili çocukların yazı yazma performanslarında, günlük yaşam aktivitelerinde, ince motor ve el becerilerinde yaşadıkları sorunları belirlemek; uygulanan ergoterapi müdahalesinin çocukların bu alanlarda performansları üzerine etkisini göstermektir. Çalışmaya 7-12 yaş arası, diplejik serebral palsi tanısı olan, El Becerileri Sınıflandırma Sistemi'nde I-III arası seviyede olan, videolu görüşme için gerekli altyapıya sahip 40 çocuk dahil edilmiştir .Çalışmaya onam vermeyen veya ek bir nörolojik/psikiyatrik tanısı olan çocuklar çalışmaya dahil edilmemiştir.Çalışmaya, Biruni Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Ergoterapi Bölümü duyu bütünleme ünitesinden hizmet alan çocuklar dahil edilmiştir. Çalışmaya alınacak çocuklar randomizasyon ile müdahale (n:20) ve kontrol (n:20) grubu olarak ikiye ayrılmıştır. Her iki gruptaki çocuklara müdahale hedeflerine yönelik ergoterapi ev programı verilmiştir. Ek olarak, müdahale grubundaki çocuklara haftada 3 gün, günde 45 dakika toplam 8 hafta telerehabilitasyon ile ince motor beceri eğitimi verilmiştir. Değerlendirmede ilk aşamada ebeveynden çocuğun demografik bilgileri alınmış, ebeveyn ile Çocuk El Beceri Anketi doldurulmuştur.İkinci aşamada çocukla videolu görüşme üzerinden Kanada Aktivite Performans Ölçeği, Çocuk El Beceri Değerlendirmesi, Minnesota Yazı Yazma Testi, Shriners Hastanesi Üst Ekstremite Değerlendirmesi ve Bruininks-Oseretsky Motor yeterlik testi 2- Kısa Form değerlendirmeleri uygulanmıştır. Her iki grup için de sekizinci haftanın sonunda değerlendirmeler tekrarlanmıştır. Verilerin analizinde SPSS 22.0 programı kullanılmıştır. Değişkenler gruplarda ortalama +/- standart sapma olarak belirtilmiş, nominal değişkenler yüzde değeri ile ifade edilmiştir. İkinci değerlendirme sonunda grup içi ve gruplar arası veriler karşılaştırılmıştır. Tüm testlerde p değeri <0.05 alınmıştır. Çalışmamızda, değişkenlerin normal dağılıma uygunluğu Shapiro-Wilk testi ile belirlenmiştir. Parametrik değişkenlerde grup içi analizler için "paired samples t-test", gruplar arası analizler için "independent samples t-test" kullanılmıştır. Non-parametrik değişkenlerde ise, grup içi analizler için Wilcoxon işaretli sıralar testi, gruplar arası analizler için Mann-Whitney U testi kullanılmıştır. Çalışmanın sonucunda, müdahale grubunda ilk değerlendirmelere göre KAPÖ performans puanında, Minnessota El Yazısı Testi ölçü ve aralık puanlarında, Çocuk El Beceri Değerlendirmesi puanlarında, Shriners Hastanesi Üst Ekstremite Değerlendirmesi Spontan Fonksiyonel Analiz ve Dinamik Pozisyonel Analiz puanlarında ve ve Bruininks-Oseretsky Motor yeterlik testi 2- Kısa Form "Dominant el ile çember içine nokta koyma" puanlarında istatistiksel olarak anlamlı fark görülmüştür(p<.0.05). Kontrol grubunda yalnızca KAPÖ performans puanında iyileşme görülmüştür (p<.0.05). Sonuç olarak, bilateral serebral palsili çocuklarda telerehabilitasyon, yazı yazma performansını, ince motor becerileri, okupasyonel performansı ve el becerilerini iyileştirmede etkili bir yöntemdir. Telerehabilitasyon programlarının etkinliğini inceleyen daha geniş ölçekli çalışmalar yapılmalıdır.
Otizm spektrum bozukluğu olan çocuğa sahip ebeveynler için psikolojik sağlamlık ölçeği'nin geliştirilmesi, geçerliliği ve güvenilirliği
Bu çalışmanın amacı, otizmli çocukların ebeveynlerinin psikolojik sağlamlık düzeyini incelemek için geçerli ve güvenilir bir ölçek geliştirmektir. Ölçülecek özelliklerin ve kavramsal yapının belirlemesi için literatürde yer alan psikolojik sağlamlık ile ilgili ölçekler ve psikolojik sağlamlık modelleri incelendi. Kapsam geçerliliğinin belirlenmesi için 9 uzmana Davis tekniğine göre uyarlanmış kapsam geçerlik formu iki kez uygulandı. Kapsam geçerliliği sonrasında oluşturulan taslak formuna pilot çalışma uygulandıktan sonra yeniden düzenlenen form 0-18 yaş arası otizm tanısına sahip çocukların ebeveynlerine uygulandı (n=556). 139 ebeveyne iki hafta sonra tekrar test uygulandı. Madde analizi ile ölçeğin iç tutarlığı değerlendirildi. Ölçeğin yapı geçerliğini incelemek için açımlayıcı faktör analizi ve doğrulayıcı faktör analizi teknikleri kullanıldı. Ölçeğin kapsam geçerlik indeksi 0,954 bulundu. Faktör analizi sonucu, 19 maddeden oluşan ölçeğin, toplam varyansın %53,88'sini açıklayan 5 faktörlü bir yapı gösterdiği görüldü. Doğrulayıcı faktör analizinde ise faktör birleştirme tekniğiyle oluşturulan yapıya ait model uyum indeksleri RMSEA=0,033; GFI=0,937; AGFI=0,913; NNFI=0,943; CFI=0,954; NFI=0,830; IFI=0,956 ve CMIN/df=1,293 olarak hesaplandı. Edilen model uyum indeksleri göz önüne alındığında, ölçüm modelinin uygun olduğu belirlendi. Ölçeğin güvenilirlik analizinde ölçek için ICC=0,984 ve Cronbach alfa=0,992 bulundu. Ön test ve son testler arasında çok güçlü korelasyon katsayıları bulunmuş olup iki ölçüm arası ilişki istatistiksel olarak anlamlıydı (r=0,984; p˂0,01). Sonuç olarak, geliştirilmiş beş boyuttan oluşan 19 maddelik bir ölçek yapısının geçerliliği doğrulanmıştır. Ölçeğin 0-18 yaş arası otizm tanısına sahip çocukların ebeveynlerinde psikolojik sağlamlık düzeyini incelemek için gerekli ölçütleri karşıladığı ve psikometrik özelliklerinin yeterli olduğu söylenebilir.
Farklı trimesterdeki gebelerin oküpasyonel performans, prenatal distres, uyku ve yaşam kalitelerinin karşılaştırılması
Bu çalışma farklı trimesterdeki gebelerin oküpasyonel performans, prenatal distres, uyku ve yaşam kalitelerinin karşılaştırılması amacıyla planlanmıştır. Çalışmamıza 1.,2. Ve 3. Trimesterlerden 50'şer olmak üzere 150 gebe birey dahil edilmiştir. Katılımcıların oküpasyonel performans ve memnuniyetlerini değerlendirmek için Kanada Aktivite Performans Ölçümü (KAPÖ), distres düzeylerini değerlendirmek için Prenatal Distres Ölçeği (PDÖ), uyku kalitelerinin değerlendirmek için Pittsburg Uyku Kalitesi Ölçeği (PUKİ) ve yaşam kalitelerini değerlendirmek için Kısa Form-36 (SF-36) ölçekleri kullanılmıştır. Sonuç olarak farklı trimesterdeki gebelerin oküpasyonel performans (p<0,01) ve memnuniyet (p<0,01) düzeyleri ve uyku kaliteleri (p<0,01) arasında anlamlı fark bulunmuştur. Gebelerin toplam stres puanları trimesterler ilerledikçe artmasına rağmen, trimesterler arasında prenatal distres düzeylerinde anlamlı fark bulunamamıştır (p>0,05). Gebelerin yaşam kalitesi alt parametreleri incelendiğinde trimesterler arasında fiziksel fonksiyon (p=0,001), fiziksel fonksiyona bağlı rol kısıtlılıkları (p=0,001), emosyonel fonksiyona bağlı rol kısıtlılıkları (p=0,001), enerji/vitalite (p=0,014), ruhsal sağlık (p=0,001), sosyal işlevsellik(p=0,001), genel sağlık algısı (p=0,005) olmak üzere ağrı hariç bütün alt parametreleri arasında istatistiksel açıdan anlamlı fark bulunmuştur. Gebelerin oküpasyonel performans ve memnuniyet puanlarıyla, stres, uyku ve yaşam kalitesi ölçeklerinin alt parametrelerinin birçoğu arasında istatistiksel anlamlı ilişkili olduğu bulunmuştur. Sonuç olarak farklı trimesterdeki gebelerin süreç ilerledikçe, oküpasyonel performans ve memnuniyet düzeylerinin, uyku ve yaşam kalitelerinin azaldığı, stres düzeylerinde ise artma olduğu ve bunların birbirini etkileyebileceği görülmüştür. Ergoterapistlerin gebeliğin her aşamasında takip süreçlerine dahil edilmesinin, gebelerin oküpasyonel performans, stres, uyku ve yaşam kaliteleri üzerinde pozitif etkileri olacağını düşünmekteyiz.
Revize Nottingham Duyu Değerlendirmesi'nin Türkçe versiyonu ve inmeli bireylerde geçerlilik ve güvenilirliğinin incelenmesi
Bu çalışma, Revize Nottingham Duyu Değerlendirmesi'nin (rNDD) Türkçe versiyonu ve ı̇nmeli bireylerde geçerlilik ve güvenilirliğinin ı̇ncelenmesi amacıyla planlandı. Çalışmaya 85 inmeli birey dahil edildi. Ölçek Türkçe'ye uyarlanırken DSÖ'nün çeviri protokolü uygulandı. Ölçeğin uygulama, pratiklik ve anlaşılabilirliğinin değerlendirilmesi için ön test uygulaması yapılarak ölçeğe son hali verildi. rNDD'nin geçerliliği yapı ve kriter geçerliliği yöntemi ile, güvenilirliği ise iç tutarlılık, test-tekrar test ve uygulayıcılar arası tutarlılık yöntemi ile incelendi. rNDD'nin kriter geçerliliğine göre altın standart test olan Katz GYA İndeksi ile ilişkisi incelendiğinde, rNDD'nin hafif dokunma (r=0,430), ısı (r=0,504), iğneleme (r=0,469), taktil lokalizasyon (r=0,474), bilateral eş zamanlı dokunma (r=0,431) ve basınç (r=0,464) alt boyutları ve propriosepsiyon (r=0,674) ile steregnozis (r=0,580) boyutları arasında anlamlı bir ilişki bulundu (p0,001). RMD ile rNDD'nin hafif dokunma (r=0,537), ısı (r=0,576), iğneleme (r=0,550), taktil lokalizasyon (r=0,576), bilateral eş zamanlı dokunma (r=0,528) ve basınç (r=0,589) alt boyutları ve propriosepsiyon (r=0,732) ile steregnozis (r=0,773) boyutları arasında anlamlı bir ilişki olduğu tespit edildi (p0,001). rNDD'nin yapı geçerliliği incelemesinde demografik bilgilere göre grup karşılaştırmaları yapıldı ve rNDD'nin sonuçlarının demografik özelliklere göre değişim göstermediği ve tutarlı sonuçlar verdiği saptandı. Güvenilirlik analizine göre rNDD'nin tüm boyutlarında iç tutarlılık yüksek bulundu (Cronbach's α=0,788- 0,959). rNDD'nin test-tekrar test analizine göre, tüm alt boyutlarda farklı zamanlarda bulunan sonuçlar arasında mükemmel tutarlılık olduğu bulundu (0,953-1,000). rNDD'nin uygulayıcılar arası tutarlılık analizine göre, tüm alt boyutlarda farklı uygulayıcılar arasındaki değerlendirme sonuçlarının mükemmel tutarlılık gösterdiği tespit edildi (Kappa= 0,9-1,0). Sonuç olarak rNDD'nin Türkçe'ye uyarlamasının inmeli bireylerde somatoduyuyu değerlendirebilecek geçerli ve güvenilir bir ölçek olduğu bulundu.
Ev programı nitelik değerlendirme ölçeğinin geliştirilmesi ve geçerlik ve güvenirliğinin incelenmesi
Bu çalışma, Ev Programı Nitelik Değerlendirme Ölçeği'ni (EPNÖ) geliştirmek ve psikometrik özelliklerini incelemek amacıyla planlandı. Formlar, terapist (Terapist Formu) ve danışan/bakım veren (Danışan/bakım veren formu) olmak üzere iki grubun yanıtlayacağı şekilde hazırlandı. Ölçek formlarını geliştirmek için madde havuzları oluşturuldu. Kapsam geçerliliği, uzman görüş formlarından alınan yanıtlarla hesaplandı (Terapist Formu KGİ=0,9921; Danışan/bakım veren formu KGİ=0,9974). Buna göre formların son hali verildi. Formlar, terapist (n=179) ve danışan/bakım veren (n=185) grubuna uygulandı. Ölçeğin yapı geçerliliğini incelemek için Açımlayıcı ve Doğrulayıcı Faktör Analizleri her bir grup için ayrı ayrı yapıldı. Başlangıçta her iki form için de 38 olarak belirlenen madde sayısı, yapılan analizler sonucunda, Terapist Formu için 11'e, Danışan/Bakım veren Formu için 8'e indi. EPNÖ Terapist Formu toplam varyansın %44,792'sini açıklarken Danışan/bakım veren formu %69,793'ünü açıklamaktaydı. EPNÖ Terapist Formu için elde edilen uyum değerleri χ2/df= 2,664, RMSEA= 0,097, SRMR= 0,06, TLI=0,886, GFI= 0,909, CFI= 0,913 ve IFI= 0,914 olarak bulundu. SRMR, GFI, CFI, IFI indeksleri kabul edilebilir uyum; χ2/df mükemmel uyum değerlerine sahip olduğunu gösterdi. EPNÖ Danışan/bakım veren formu için uyum indeksleri χ2/df= 3,370, RMSEA= 0,113, SRMR= 0,027, TLI=0,950, GFI= 0,929, CFI= 0,968 ve IFI= 0,968 olarak bulundu. χ2/df, GFI, TLI indeksleri kabul edilebilir uyum; SRMR indeksi mükemmel uyum değerlerine sahip olduğunu göstermektedir. Ölçeğin güvenilirlik analizinde Terapist Formu için ICC=0,998 ve Cronbach alfa=0,868; Danışan/bakım veren formu için ICC=0,990 ve Cronbach alfa=0,932 olarak hesaplandı. Test-tekrar test sonucunda istatistiksel anlamda pozitif ve anlamlı bir ilişki bulundu. Her iki ölçümden elde edilen sonuçlar, ölçeğin tutarlı ölçüm yaptığını ve güvenilir sonuç verdiğini göstermektedir. Çalışmamızın sonucunda ölçeğin, ev programlarının niteliğini ölçmede geçerli ve güvenilir bir yapıda olduğu tespit edildi.
Yoganın annenin stres düzeyi, anne-bebek ilişkisi, anne ile bebeğinin uyku ve beslenme problemlerine etkisi: Randomize kontrollü çalışma
Bu çalışmanın amacı, yoganın uyku ve beslenme problemi olan bebeklere sahip annelerin stresi, anne bebek ilişkisi, anne ve bebeğin uyku ve beslenmelerine etkisinin incelenmesidir. Çalışmaya uyku ve beslenme problemi olan bebeğe sahip 55 anne dahil edildi. (Yer değiştir)Randomize olarak 29 anneye yoga eğitimi video konferans yöntemi ile haftada 2 gün, günde 1 saat olmak üzere 8 hafta boyunca uygulanırken diğer 26 anne kontrol grubu oldu. Annelerin stres düzeyleri Algılanan Stres Ölçeği (ASÖ) ile, anne bebek ilişkisi Ebeveyn Çocuk Kapsayıcı İşlevler Ölçeği (EÇKİÖ) ile, bebeklerini besleme süreci tutumları Beslenme Süreci Anne Tutumları Ölçeği (BSATÖ) ile, annelerin kendi beslenme tutumları Sağlıklı Beslenmeye İlişkin Tutum Ölçeği (SBİTÖ) ile, uyku kaliteleri Pittsburg Uyku Kalitesi (PUKİ) ile, değerlendirildi. Bebeklerin beslenme problemleri Bebeklik Dönemi Uyumsal Yeme Davranışı Ölçeği (BDUYDÖ) ile, uyku problemleri Bebek/ Çocuk Uyku Sorunları Kısa Tanılama Formu (BUKF) ile değerlendirildi. Yoga grubundaki annelerin müdahale sonrasında stres düzeyinde (p<0.05), uyku kalitesinde (p<0.05), bebeklerini besleme tutumları alt parametrelerinden negatif duygu durum ve yetersiz besleme tutumlarında (p<0.05), ebeveyn kapsayıcı işlevleri alt parametrelerinden endişe ve ayrılığa hassasiyet ve katı-kuralcı ilişkide (p<0.05) istatistiksel olarak anlamlı fark bulundu. Yoga grubundaki annelerin bebeklerinde ise; bebek gece uyanma sıklığı ve uykusuzluk süresinde (p<0.05), beslenme davranışları alt parametrelerinden isteksizlik ve tepkisellikte (p<0.05) iyileşmeler görüldü. Kontrol grubundaki annelerin stres düzeylerinde (p<0.05) anlamlı artış ve uyku kalitelerinde (p<0.05) anlamlı azalış görülürken, anne bebek ilişkisi, bebeklerinin uyku ve beslenme davranışları alt parametreleri açısından istatistiksel olarak anlamlı fark yoktu (p>0.05). Sonuç olarak, yoga eğitimi uyku ve beslenme problemi olan bebeklerin annelerinde annenin stresi, anne bebek ilişkisi ve anne ve bebeğin uyku ve besleme davranışları üzerine olumlu etkileri olan bir uygulamadır. Uyku ve beslenme problemi olan bebeklerin anneleriyle yapılan müdahale yaklaşımlarına yoga eğitimlerinin de dahil edilmesinin faydalı olacağı düşünülmektedir.
Demans tanılı bireylerde addenbrooke'un bilişsel değerlendirmesi-III'ün Türkçe kültürel adaptasyonu ile geçerlik ve güvenilirliğinin incelenmesi
Bu çalışma, Addenbrooke'un Bilişsel Değerlendirmesi-III'ün (ACE-III-Tr) demans tanılı bireylerde Türkçe kültürel adaptasyonu ile geçerlilik ve güvenilirliğini incelemek amacıyla planlanmıştır. Çalışmaya yaş ortalaması 73,89±7,10 olan demans tanısı almış 111 katılımcı dahil edilmiştir. Dahil edilme kriteri olarak Reisberg Global Bozulma Ölçeğine göre en fazla evre 4'te olan demans tanılı bireyler alınmıştır. Ölçeğin yapı geçerliliği Doğrulayıcı Faktör Analizi ve uyum iyiliği indeks değerleri ile incelenmiştir. Yapılan istatistiksel analizler sonucunda faktör yüklerinin istatistiksel anlamlılığı ile uyum iyiliği indekslerinin gösterdiği kabul edilebilir ve iyi uyum düzeyleri ACE-III-Tr ölçeğinin 5 alt boyuttan oluşan faktör modelinin yapısal geçerliliğini desteklemektedir. Mini Mental Durum Testi (MMDT) ve Hızlı Kognitif Değerlendirme Bataryası (Qmci-TR) ölçekleri kullanılarak ölçüt geçerliliği incelenmiştir. ACE-III-Tr ölçeğinin MMDT ve Qmci-TR ölçekleri ile arasındaki pozitif yönlü istatistiksel olarak anlamlı ilişki ölçeğin ölçüt geçerliliğine sahip olduğunu göstermiştir. ACE-III-Tr ölçeğinin güvenilirliği iç tutarlılık ve test-tekrar test güvenilirliği analizleri ile incelenmiştir. ACE-III-Tr ölçeğinin Cronbach Alfa katsayısı 0,884 McDonald's ω katsayısı ise 0,904 bulunmuştur. ACE-III-Tr ölçeğine ait Test-tekrar test güvenilirliği sınıf içi korelasyon katsayısı (ICC) ile değerlendirilmiştir. Ölçek toplamından elde edilen test-tekrar test puan ortalamaları sırasıyla; 51,32±13,94 (22-72) ve 51,08 ± 14,05 (20-71) olarak bulunmuştur. İki farklı zamanda elde edilen ölçek sonuçları arasında korelasyon katsayısının 0,982 (p<0,001) olduğu tespit edilmiştir. Bu sonuçlar ACE-III-Tr ölçeğinin iç tutarlılık güvenilirliği ve zamana göre değişmezliğinin yüksek olduğunu göstermektedir. Çalışmamızdan elden edilen bilgiler doğrultusunda ACE-III-Tr ölçeğinin demans tanılı bireylerin bilişsel durumlarını değerlendirmek için geçerli ve güvenilir bir araç olduğu bulunmuş ve hem klinik hem de araştırma ortamlarında kullanıma uygundur.
Hedef odaklı yaşam tarzı eğitiminin serebral palsili çocuğa sahip anneler üzerine etkilerinin incelenmesi: Randomize kontrollü çalışma
Bu çalışma SP'li çocuğa sahip annelerde hedef odaklı yaşam tarzı eğitiminin (HOYTE) ruh sağlığı, fiziksel aktivite düzeyi, uyku kalitesi, oküpasyonel performans ve memnuniyet düzeyi, yaşam kalitesi, bakım veren yükü üzerine etkilerinin incelenmesi amacıyla planlanmıştır. 46 SP'li çocuğa bakım veren anne ile tamamlanan çalışmada, randomize olarak 22'si ile haftada 2 kez olmak üzere 4 hafta boyunca telefon görüşmesi yapılırken, 24'üne haftada 2 kez olmak üzere 4 hafta boyunca HOYTE uygulanmıştır. Annelerin ruhsal durumu Depresyon, Anksiyete, Stres Skalası ile, fiziksel aktivite düzeyi Uluslararası Fiziksel Aktivite Anketi ile, uyku kalitesi Pittsburgh Uyku Kalitesi İndeksi ile, oküpasyonel performans ve memnuniyet düzeyi Kanada Aktivite Performans Ölçümü ile, yaşam kalitesi Nottingham Sağlık Profili ile, bakım veren yükü Zarit Bakıcı Yükü Ölçeği ile değerlendirilmiş, ilk ve son değerleri karşılaştırılmıştır. SP'li çocuğun seviyesi kaba motor fonksiyon sınıflandırma sistemine (KMFSS) göre değerlendirilmiştir. Sonuç olarak HOYTE grubunun ruhsal durumu (p=0,001), fiziksel aktivite düzeyi (p=0,03), uyku kalitesi (p=0,001), oküpasyonel performans ve memnuniyet düzeyi (p=0,001, p=0,001), yaşam kalitesi (p=0,001) ve bakım veren yükünde (p=0,001) iyileşme tespit edilmiştir. Kontrol grubunda uyku kalitesi (p=0,013), oküpasyonel performans (p=0,009) ve oküpasyonel memnuniyet düzeyi (p=0,021), yaşam kalitesi (p=0,003) ve bakım veren yükünde (p=0,011) kötüleşme görülürken diğer parametrelerde anlamlı farklılık bulunamamıştır. Bu bulgular ışığında HOYTE'nin uzun dönem takibinin yapılacağı ileri çalışmalara gereksinim duyulmaktadır. Sonuç olarak ruhsal durum, uyku kalitesi, oküpasyonel performans ve memnuniyet düzeyi, yaşam kalitesi üzerine olumlu etkisi olan HOYTE'nin SP'li çocuklara bakım veren annelere yönelik müdahalelere dahil edilmesinin faydalı olacağı düşünülmektedir. Anahtar kelimeler: Bakım veren, serebral palsi, yaşam tarzı, ruh sağlığı, uyku kalitesi, yaşam kalitesi, bakım veren yükü
Serebral palsi tanılı çocuklarda görev odaklı su içi egzersizin okupasyonel performans ve katılım üzerine etkisi
Bu çalışma SP'li çocuklar tarafından tercih edilen okupasyonlarla uygulanan görev odaklı su içi egzersiz programının (GOSİP) okupasyonel performans ve katılım üzerine etkisini incelemek amacıyla çapraz geçişli tasarımda planlanmıştır. Çalışmaya SP'li (KMFSS 1-3, EBSS 1-3), 6-18 yaş arasında 12 çocuk (yaş=11,91±3,39 yıl, 8K) dahil edildi. Çocuklar basit randomizasyon ile "A" ve "B" olmak üzere iki gruba ayrıldı. GOSİP'in planlanmasında Kanada Aktivite Performans Ölçeği (KAPÖ) kullanıldı ve çocuklar için en önemli beş okupasyon belirlendi. Bu okupasyonlar temelinde çalışma grubuna GOSİP uygulanırken kontrol grubuna geleneksel rehabilitasyon egzersizi uygulandı. Egzersizler 16 hafta boyunca, haftada 2 kez, günde 40 dakika uygulandı. Aynı yöntem gruplar çaprazlanarak 16 haftalık ikinci periyota tekrar edildi. Çocukların okupasyonel performansı Kanada Aktivite Performans Ölçeği (KAPÖ), katılımı Pediatrik Veri Toplama Aracı (PVTA), motivasyonu Pediatrik Motivasyon Ölçeği (PMÖ), su içi egzersizden hoşlanma durumu Fiziksel Etkinlikten Hoşlanma Ölçeği-Kısa Form (FEHÖ-KF) ile değerlendirildi. Bağımlı grup, egzersiz öncesi-sonrası elde edilen verileri karşılaştırmak için Wilcoxon Signed Rank Test uygulandı. Bağımsız grup, temel düzey ve egzersiz sonrası elde edilen verileri karşılaştırmak için Mann-Whitney U Test uygulandı. GOSİP sonrası her iki grubun, bağımlı grup KAPÖ puan ortalamaları karşılaştırıldığında anlamlı fark bulundu (p<0.05). Bağımlı grup PVTA puan ortalamaları karşılaştırıldığında anlamlı fark bulunamadı (p>0.05). GOSİP, geleneksel rehabilitasyon egzersizlerine göre daha motive edici bulunurken (p<0.05) FEHÖ-KF sonuçlarında anlamlı fark bulunamadı. Sonuç olarak, GOSİP okupasyonel performans üzerinde anlamlı fark yaratırken katılım üzerinde anlamlı fark yaratmamıştır. SP'de su içi egzersizin okupasyonel performans ve/veya katılıma etkisini inceleyen daha fazla çalışmaya ihtiyaç vardır.
Huzurevinde kalan bireylerde kinezyofobinin ağrı, günlük yaşam aktivitelerinde bağımsızlık ve yaşam doyumu ile ilişkisinin incelenmesi
Bu çalışma huzurevinde kalan bireylerde kinezyofobinin ağrı, günlük yaşam aktivitelerinde bağımsızlık ve yaşam doyumu ile ilişkisini incelemek amacıyla planlandı. Çalışmamıza huzurevinde yaşayan 125 birey dahil edildi. Katılımcıların kinezyofobi düzeylerini belirlemek için Tampa Kinezyofobi Ölçeği, ağrı düzeylerini değerlendirmek amacıyla Geriatrik Ağrı Ölçeği, günlük yaşam aktivitelerinde bağımsızlık düzeylerini değerlendirmek için Katz Günlük Yaşam Aktiviteleri Ölçeği, yaşam doyumu düzeylerini değerlendirmek için Yaşam Doyumu Ölçeği kullanıldı. Katılımcıların kinezyofobi düzeyleri ile ağrı düzeyleri arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki saptandı (r=0,827, p=0,000). Çalışmamıza katılan bireylerin kinezyofobi düzeyleri ile günlük yaşam aktivitelerinde bağımsızlık düzeyi arasında istatistiksel açıdan anlamlı negatif yönlü bir korelasyon saptandı (r=-0,793, p=0,000). Katılımcıların kinezyofobi düzeyleri ile yaşam doyumu düzeyleri arasında istatistiksel olarak anlamlı negatif yönlü bir korelasyon saptandı (r=-0,782, p=0,000). Huzurevinde kalan bireylerde kinezyofobi, ağrı, günlük yaşam aktivitelerinde bağımsızlık ve yaşam doyumu arasındaki ilişkiyi incelediğimiz bu çalışmada huzurevinde yaşayan bireylere yapılacak olan değerlendirmelerde bu parametrelerin göz önünde bulundurulması gerektiği düşünülmektedir.
Fibromiyalji sendromu olan kadınlarda aktivite yönetiminin etkilerinin incelenmesi: Randomize kontrollü çalışma
Bu çalışma, fibromiyalji sendromu (FMS) olan kadınlarda aktivite yönetiminin semptom, aktivite paternleri, okupasyonel performans, anksiyete, depresyon, okupasyonel denge ve yaşam kalitesi üzerine etkilerini incelemek amacıyla planlanmıştır. Çalışmaya FMS tanılı 31 kadın dahil edilmiştir. Katılımcılar randomize şekilde müdahale (n=15) ve kontrol (n=16) grubu olarak gruplara ayrılmıştır. Müdahale grubuna 4 hafta boyunca haftada 2 defa çevrimiçi aktivite yönetimi eğitimi uygulanmıştır. Her bir katılımcı için fiziksel ve sosyodemografik özellikler kaydedilerek, Revize Edilmiş Fibromiyalji Etki Anketi, Ağrı-Aktivite Paternleri Ölçeği, Kanada Okupasyonel Performans Ölçeği, Hastane Anksiyete Depresyon Skalası, Okupasyonel Denge Anketi ve Nottingham Sağlık Profili başlangıç ve bitiş olmak üzere iki kez uygulanmış ve sonuçlar karşılaştırılmıştır. Müdahale grubunda semptom (p=0,002), okupasyonel performans (p=0,001), memnuniyet (p=0,001), anksiyete (p=0,025), yaşam kalitesinin ağrı (p=0,007) ve emosyonel reaksiyon (p=0,026) parametlerinde anlamlı fark bulunmuş ve etkilenen aktivite paternlerinin (p=0,012) düzenlendiği görülmüştür. Kontrol grubunda ise yaşam kalitesinin sosyal izolasyon (p=0,028) bulgusunda değişim bildirilirken diğer parametrelerde fark bulunmamıştır. İki grubun son değerlendirmeleri karşılaştırıldığında semptom (p=0,004), okupasyonel memnuniyet (p=0,001) ve yaşam kalitesinin ağrı (p=0,003) parametresinde iyileşme bildirilmiştir. Bu bulgular doğrultusunda, aktivite yönetimi eğitiminin FMS'de ana bulgu olan ağrı parametresinde etkili olduğu görülmüştür. Ağrının yönetiminde bu yaklaşımın kullanılmasının tercih edilebilir bir yöntem olduğu düşünülmektedir fakat FMS gibi kompleks durumlarda farklı tedaviler ile kombinasyon sonuçlarının, aynı zamanda yüz yüze uygulamanın etkinliğinin incelenmesine ve uzun süreli takibi içeren ileri çalışmalara ihtiyaç vardır.
Göreceli hareket ortezi'nin (relative motion ortez) 3 boyutlu yazıcı ile üretimi ve hasta memnuniyeti açısından değerlendirilmesi
Göreceli hareket ortezi (GHO) Quadriga etkisi sayesinde farklı el yaralanmalarında sıklıkla tercih edilen bir tedavi yöntemidir. Ortezin üretimi genellikle termoplastik kumaş malzeme ile yapılmaktadır. 3 boyutlu (3B) yazıcı teknolojisinin kullanımı herhangi bir kalıp ihtiyacı olmaması ve seri üretime kıyasla maliyetin düşük olması nedeniyle rehabilitasyon alanında hızla yaygınlaşmaktadır. Bugüne kadar 3B yazıcı ile birçok farklı tür ortez ve yardımcı cihaz üretimi gerçekleştirilmiştir. Bu tez çalışmasının amacı evrensel tasarıma sahip GHO tasarlayıp, 3B yazıcı ile üretimini gerçekleştirerek alternatif bir üretim metodu geliştirmek ve hasta memnuniyeti açısından termoplastik kumaş malzeme ile üretilen geleneksel GHO ile kıyaslamaktır. Ortezin üretimi; fikir aşaması, bilgisayar ortamında tasarlanma aşaması, üretim aşaması, değerlendirilme aşaması ve hasta üzerinde uygulanma aşaması olmak üzere 5 aşamada gerçekleştirilmiştir. Çalışmaya dahil edilen boutonniere tanılı hastaların 11'i 3B yazıcı ile üretilen, 20'si ise geleneksel yöntemle üretilen GHO kullanmış ve iki grup memnuniyet açısından Ortez Protez Kullanıcı Anketi memnuniyet modülü ile kıyaslanmıştır. 3B yazıcı ile üretilen GHO verilen hastaların memnuniyet puanı ortalaması 90.27 iken geleneksel yöntemlerle termoplastik kumaştan üretilen GHO kullanan hastaların memnuniyet puanı ortalaması 89.05 olarak bulunmuştur. 3B yazıcı ile üretilen evrensel tasarımdaki GHO'nun üretimi yaklaşık olarak 20 Türk lirasına mal edilmiştir. İki grup arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark bulunamamıştır (p=0,82). Araştırmamız neticesinde GHO için uygun maliyetli geleneksel üretim yöntemine alternatif olarak kullanılabilecek bir üretim metodu geliştirilmiştir.
İnmeli bireylerde ayna tedavisinin el fonksiyonları, fonksiyonel bağımsızlık ve aktivite performansı üzerine etkisi
Bu çalışmada, inmeli bireylerde ayna tedavisinin el fonksiyonları, fonksiyonel bağımsızlık ve aktivite performansı üzerine etkisinin incelenmesi amaçlanmıştır. Çalışma prospektif, tek kör ve randomize kontrollü olarak planlanmıştır. Çalışmaya AİBÜ İzzet Baysal Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Eğitim ve Araştırma Hastanesi' nde inme tedavisi alan müdahale (n=20) ve kontrol grubu (n=20) olmak üzere toplam 40 birey dahil edilmiştir. Bireylerin el fonksiyonlarını değerlendirmek için Jebsen Taylor El Fonksiyon testi (JTEFT), fonksiyonel bağımsızlığı değerlendirmek için Fonksiyonel Bağımsızlık Ölçeği (FBÖ) ve aktivite performansını değerlendirmek için Kanada Aktivite Performans Ölçeği (KAPÖ) kullanılmış olup, müdahale öncesi ve sonrası sonuçlar her iki grup için karşılaştırılmıştır. Çalışmaya dahil edilen tüm bireylere (n=40) 6 hafta, haftada 5 gün, günde 40 dk geleneksel ergoterapi müdahale programı uygulanmıştır. Müdahale grubuna dahil edilen 20 kişiye 6 hafta, haftada 5 gün, günde 30 dakika olacak şekilde geleneksel ergoterapi müdahale programına ek olarak ayna tedavisi uygulanmıştır. Sonuç olarak, değerlendirmeler müdahale öncesi ve sonrası analiz edildiğinde, hem müdahale hem de kontrol grubunda JTEFT tüm alt skorlarında, FBÖ total skorda, KAPÖ aktivite performansı ve memnuniyette olumlu yönde istatistiksel olarak anlamlı farklar tespit edilmiştir (p<0,01). Cohen's D etki büyüklüğü analizleri incelendiğinde; JTEFT'nde değerlendirilen etkilenmemiş tarafta hafif ve ağır objeleri taşıma skorları ile FBÖ' de değerlendirilen kendine bakım skoru haricinde tüm değerlendirmelere ait skorlarda müdahale grubunda daha büyük Cohen's D skorları tespit edilmiştir. Müdahale grubunda korelasyon analizi sonucunda JTEFT, FBÖ ve KAPÖ skorları arasında istatistiksel olarak anlamlı ilişki olduğu tespit edilmiştir. Müdahale grubunda el fonksiyonları, günlük yaşam okupasyonlarındaki fonksiyonel bağımsızlık seviyeleri ile aktivite performans düzeylerinde kontrol grubuna kıyasla daha fazla artış olduğu bulunmuştur. İnmeli kişilerde ayna tedavisinin dahil edildiği ergoterapi müdahalelerinin planlanmasının özellikle el fonksiyonu, günlük yaşam okupasyonlarındaki bağımsızlık düzeyi ile aktivite performansını geliştirme gibi hedeflere ulaşmak için daha etkili olacağı düşünülmektedir.
Baş dönmesi olan hastaların vestibüler rehabilitasyonunda aktivite eğitiminin etkisi
Bu çalışma kronik baş dönmesi olan hastalarda, aktivite eğitim programının baş dönmesi, denge problemleri ve günlük yaşam aktivitelerinde bağımsızlık düzeyi üzerine etkilerini araştırmak amacıyla yapıldı. Çalışmaya 18-65 yaş arası, kronik periferik vestibüler bozukluğu olan ve vestibüler rehabilitasyon endikasyonu bulunan 75 birey dahil edildi. Hastalardan aktivite grubu, egzersiz grubu ve kontrol grubu olmak üzere rastgele yöntemle 25'er kişilik 3 grup oluşturuldu. Her üç gruba eğitim programı verildi. Aktivite grubuna ek olarak aktivite programı, egzersiz grubuna ise ek olarak Cawthorne-Cooksey egzersiz programı verildi. Terapiler ev programı şeklinde verildi ve hastalardan programlarını 4 hafta boyunca, her gün ve günde bir kez uygulamaları istendi. Çalışmaya katılan bireylerin demografik bilgileri alındıktan sonra, değerlendirmeler tedavi programına başlamadan ve tedavi programı sonunda (4 hafta sonra) uygulandı. Baş dönmesi şiddeti; Vizüel Analog Skalası (VAS) ile günlük yaşam aktiviteleri Vestibüler Bozukluklarda Günlük Yaşam Aktiviteleri Değerlendirme Ölçeğiyle (VGYA) ve denge; Duyu Organizasyon Testi (DOT) ile değerlendirildi. Aktivite ve egzersiz grubunun kontrol grubuna göre VAS, VBGYA toplam ölçek puanı ile fonksiyonel ve enstrümental alt ölçek puanlarında ve DOT puanlarında (DOT 5, DOT 6 ve DOT birleşik) iyileşme olduğu bulundu (p<0,05). DOT 5, DOT 6 ve DOT (birleşik) skorları açısından aktivite grubunda egzersiz grubuna göre artış olduğu görüldü (p<0,05). Çalışmanın sonuçları standart aktivite temelli ev rehabilitayon programının kronik periferal vestibüler bozukluğu olan hastalarda standart egzersiz temelli ev rehabilitasyon programına göre ev yönetimi aktivitelerinde, mesleki aktivitelerde ve dengeyi düzeltmede daha etkin olduğunu göstermektedir. Anahtar Kelimeler: Baş dönmesi, kronik periferal vestibüler bozukluklar, ergoterapi, aktivite temelli vestibüler rehabilitasyon terapisi
Beyin tümörlü çocukların bilişsel fonksiyonları ile aktivite performansı arasındaki ilişkinin incelenmesi
Bu çalışma, beyin tümörlü çocukların bilişsel ve yürütücü fonksiyonları ile aktivite performans ve memnuniyet düzeyleri arasındaki ilişkiyi araştırmak için planlandı. Çalışmaya 6-12 yaşları arasında beyin tümörlü 102 çocuk; sağlıklı 90 çocuk katıldı. Katılımcıların bilişsel fonksiyonlarını değerlendirmek için Dinamik Ergoterapi Biliş Ölçeği Çocuk Versiyonu (DEBÖ-Ç), yürütücü fonksiyonlarını değerlendirmek için Aileler ve Öğretmenler için Çocukluk Çağı Yürütücü Fonksiyon Envanteri (CHEXI) kullanıldı. Katılımcıların aktivite performans ve memnuniyetlerini değerlendirmek için Kanada Aktivite Performans Ölçümü (KAPÖ) kullanıldı. Beyin tümörlü ve sağlıklı çocukların bilişsel ve yürütücü fonksiyonları ile aktivite performans ve memnuniyet düzeyleri arasındaki fark Mann Whitney U Testi ile incelendi. Sağlıklı çocukların bilişsel ve yürütücü fonksiyonları, aktivite performans ve memnuniyet düzeyleri beyin tümörlü çocuklara göre istatistiksel açıdan daha yüksek bulundu (p<0,05). Beyin tümörlü çocukların bilişsel fonksiyonları ile aktivite performans ve memnuniyetleri arasındaki ilişki ve yürütücü fonksiyonları ile aktivite performans ve memnuniyetleri arasındaki ilişki Spearman Korelasyon Testi ile incelendi. Beyin tümörlü çocukların bilişsel fonksiyonlarının tüm parametreleri aktivite performans ve memnuniyet düzeyleri ile istatistiksel olarak ilişkili bulundu (p<0,05). Çalışmanın sonucuna göre beyin tümörlü çocukların bilişsel ve yürütücü fonksiyonlarındaki eksiklik, çocukların günlük yaşam aktivitelerindeki performanslarını ve memnuniyet düzeylerini etkilemektedir. Ergoterapi teori ve modelleri doğrultusunda hazırlanacak kişi merkezli, bilişsel ergoterapi müdahalelerinin beyin tümörlü çocukların aktivite performanslarını geliştirebileceği ve çocukların performanslarından duydukları memnuniyeti artırabileceği düşünülmektedir.
Hafif ve ciddi düzeyde otizm spektrum bozukluğu olan çocukların aktivite katılımı ve ebeveynlerinin içselleştirilmiş damgalanmasının karşılaştırılması
Bu çalışma, Otizm Spektrum Bozukluğu (OSB) olan çocukların otizm semptomlarının seviyesine göre çocukların aktivite katılımı ve ebeveynlerinin içselleştirilmiş damgalanmasının karşılaştırılması amacıyla planlandı. Çalışmaya 6-11 yaşları arasında 139 çocuk ve ebeveyni katıldı. Çocukların OSB semptom şiddetlerini değerlendirmek için Otizm Davranış Kontrol Listesi (ODKL), çocukların aktivitelerine katılım sıklıklarını ve aktivite katılım seviyelerini değerlendirmek için Çocuklar ve Gençler İçin Katılım ve Çevre Ölçeği (PEM-CY), içselleştirilmiş damgalanmayı değerlendirmek için Ebeveynlerin Ruhsal Hastalıklarda İçselleştirilmiş Damgalanma Ölçeği (ERHİDÖ) ve ebeveynlerin OSB olan çocuğa sahip olmaları nedeniyle hissettikleri duygular, yaşadıkları damgalanma deneyimleri, damgalanmanın günlük yaşam aktivitelerine ve toplumsal katılımlarına etkilerini değerlendirmek için yarı yapılandırılmış görüşme formu ebeveynlerle yüz yüze görüşme yöntemi kullanılarak uygulandı. Katılımcılar ODKL'den alınan puanlara göre hafif düzeyde OSB olanlar (n=68) ve ciddi düzeyde OSB olanlar (n=71) olmak üzere iki gruba ayrıldı ve tüm veriler istatistiksel olarak incelendi. Ciddi düzeyde OSB semptom şiddeti olan çocukların hafif düzeyde OSB semptom şiddeti olan çocuklara göre ev, okul ve toplumsal ortamlarda aktivite katılım sıklığı ve aktivite katılım seviyelerinin daha düşük olduğu bulundu (p<0,05). Ciddi düzeyde OSB semptom şiddeti olan çocukların ebeveynlerinin içselleştirilmiş damgalanmasının hafif düzeyde OSB semptom şiddeti olan çocukların ebeveynlerine göre daha yüksek olduğu bulundu (p<0,05). Ebeveynlerin içselleştirilmiş damgalanması ile çocuklarının aktivite katılım sıklığı ve aktivite katılım seviyesi arasında negatif yönde orta ve yüksek derecede ilişki tespit edildi (p<0,05). Ergoterapistlerin OSB olan çocukların aktivite katılımlarını etkileyen faktörleri incelerken ebeveynlerin içselleştirilmiş damgalanmasını değerlendirmelerinin kritik öneme sahip olduğu düşünülmektedir.
Dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu olan 36-72 aylik çocuklarda duyu modülasyonu ve mizaç ile ilgili davranışsal yanıtlar arasındaki ilişki
Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu (DEHB) tanısını almış 36-72 aylık çocuklarda duyu modülasyonu ve mizaç ile ilgili davranışsal yanıtlar arasındaki ilişkiyi incelemek amacıyla planlanmıştır. Çalışmaya 36-72 aylık DEHB tanısı almış 40 çocuk, tipik gelişim gösteren 40 çocuk katılmıştır. Bireylerin duyu modülasyonunu değerlendirmek için DUNN Duyu profili, mizaç ile ilgili davranışsal yanıtlar arsındaki ilişkiyi değerlendirmek için Çocuk Davranış Listesi Kısa Formu (ÇDLKF) kullanılmıştır. Dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu olan ve tipik gelişim gösteren çocukların duyu modülasyonu ve mizaç ile ilgili davranışsal yanıtları arasındaki fark Student T test Testi ile incelenmiştir. Dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu olan çocukların tipik gelişim gösteren çocuklara göre duyu modülasyonu ve mizaç ile ilgili davranışsal yanıtlar arasındaki ilişki istatistiksel açıdan daha yüksek bulunmuştur (p<0,05). Dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu olan çocuklar ile tipik gelişim gösteren çocukların duyu modülasyonu puanları arasında anlamlı bir farklılık bulunmuştur (p<0,05). Dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu olan çocukların tipik gelişim gösteren çocuklara oranla mizaç ile ilgili davranışsal yanıtları arasında anlamlı bir farklılık bulunmuştur (p<0,05). Dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu olan çocukların duyu modülasyonu ve mizaç ile ilgili davranışsal yanıtları arasında ilişki vardır (p<0,05). Dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu olan çocukların problemlerine yönelik yapılacak ileriki çalışmalarda bu çocukların duyu modülasyonu ve mizaç ile ilgili davranışsal yanıtların değerlendirilmesini ve tedavisini de içeren ergoterapi değerlendirmelerinin planlanması gerektiğini düşünmekteyiz.
X, Y, Z kuşaklarının okupasyonel profil ve toplumsal katılımlarının insan okupasyon modeli'ne göre incelenmesi
Bu çalışma X, Y, Z kuşaklarında doğmuş olan yetişkin bireylerin okupasyonel profillerinin ve toplumsal katılımlarının İnsan Okupasyon Modeli (MOHO)'ne göre incelenmesi amacıyla planlanmıştır. Çalışmaya her bir kuşaktan 53 kişi olmak üzere 159 kişi dâhil edilmiştir. Bireylere Sosyodemografik Bilgi Formu, Okupasyonel Profil Şablonu (Occupational Profile Template), İnsan Aktivite-Rol Modeli Tarama Aracı (The Model of Human Occupation Screening Tool - MOHOST) ve Aktivite Öz - Değerlendirmesi (Occupational Self Assessment - OSA) uygulanmıştır. Elde edilen veriler analiz edilerek, bir ergoterapi yaklaşım modeli olan MOHO çerçevesinde incelenmiştir. Katılımcıların kuşaklarına göre MOHOST ve alt boyutları puanları arasında farklılık görülmediği (p>0,05) tespit edilmiştir. Okupasyonel motivasyon ve alışkanlık puanlarında kuşaklar arasında istatiksel olarak anlamlı bir farklılık görülmemiş olsa da, X kuşağından Z kuşağına doğru bu puanların azaldığı sonucuna varılmıştır. Katılımcıların kuşaklarına göre OSA yeterlilik puanları arasında farklılık görülmediği (p>0,05) ancak OSA önem puanları arasında anlamlı bir farklılık (p<0,05) olduğu tespit edilmştir. Buna göre Z kuşağındaki katılımcıların OSA önem puanları, X ve Y kuşağındaki katılımcıların OSA önem puanlarından yüksek olduğu görülmüştür. Okupasyonel profili oluşturan faktörlerin kuşaklara göre farklılık gösterebileceği gibi benzerlikler de taşıdığı tespit edilmiştir. Bulgulara göre; okupasyonel profilin ve toplumsal katılımı etkileyen bazı faktörlerin kuşaklara göre değişkenlik gösterebileceği sonucuna varılmıştır. Konuyla ilgili yapılacak olan akademik çalışmalarda, kuşakların okupasyonel profillerinin ve toplumsal katılımlarını etkileyen faktörlerinin farklılığı da göz önünde bulundurularak çalışmalar planlanmalıdır.
Mülteci çocuklarda okul temelli bilişsel aktivite eğitiminin bilişsel beceriler, akademik performans ve yaşam kalitesine etkisinin incelenmesi
Bu çalışmada mülteci çocuklarda okul temelli bilişsel aktivite eğitiminin bilişsel beceriler, akademik performans ve yaşam kalitesine etkisinin incelenmesi amaçlandı. Çalışmaya savaşa ve travmaya maruz kalmış 13-16 yaş aralığındaki 34 mülteci çocuk dahil edildi. Çocuklar rastgele yöntemle müdahale grubu (n=17) ve kontrol grubu (n=17) olarak ikiye ayrıldı. Çocukların bilişsel beceri düzeylerini belirlemek için Loewenstein Ergoterapi Bilişsel Değerlendirme Testi; akademik performanslarını değerlendirmek için Okuma Hızı Testi ve Minnesota Yazı Yazma Testi; yaşam kalitelerini değerlendirmek için Çocuklar için Yaşam Kalitesi Ölçeği kullanıldı. Her iki gruba yapılan ilk değerlendirme sonucunda müdahale grubuna günde 1 saat olmak üzere, haftada 2 gün toplam 10 hafta bilişsel aktivite eğitimi verildi. İkinci değerlendirmeler müdahale grubu için eğitim seanslarının bitiminde, kontrol grubu için 10. haftanın sonunda tekrarlandı. Çalışmanın sonunda mülteci çocuklara verilen bilişsel aktivite eğitiminin tüm bilişsel beceri parametreleri, akademik performansı yansıtan okuma hızı, yazı yazma becerisi ve yaşam kalitesini pozitif yönde istatistiksel olarak anlamlı şekilde etkilediği bulundu (p<0,05). Bu bulgular ışığında, mülteci çocuklarda bilişsel becerilere yönelik verilen okul temelli bilişsel aktivite eğitiminin bilişsel beceriler, akademik performans ve yaşam kalitesini geliştiren etkili bir ergoterapi ve rehabilitasyon yaklaşımı olduğu tespit edildi. Bu nedenle mülteci çocuklar için etkili bir rehabilitasyon yaklaşımı olarak ergoterapi programı planlanırken bilişsel becerilerin değerlendirilmesi ve müdahale programına dahil edilmesi oldukça önemlidir. Anahtar Kelimeler: Mülteciler, Bilişsel İşlev, Bilişsel Terapi, Akademik Performans, Ergoterapi
Kortikal görme bozukluğu olan bebeklerde duyu bütünleme tedavisinin duyu, motor ve okülomotor becerilere etkisinin incelenmesi
Çalışma Kortikal Görme Bozukluğu (KGB) olan bebeklerde duyu bütünleme müdahalesinin duyu, motor ve okülomotor becerilere etkisini incelemek için planlanmıştır. Dahil etme kriterini sağlayan gönüllü 20 KGB'li bebek müdahale grubunu ve 20 tipik gelişim gösteren bebek kontrol grubunu oluşturmuş olup, çalışmaya 10-18 ay arası 40 bebek dahil edilmiştir. Müdahale öncesinde duyu işlemleme becerileri Bebeklerde Duyu Fonksiyonları Testi (BDFT) ile, motor beceriler Alberta İnfant Motor Skalası (AİMS) ile ve okülomotor beceriler; gözün hareket açıları, fiksasyon mesafesi ve süresi olarak her iki grupta değerlendirilmiştir. Müdahale grubuna 8 hafta boyunca haftada 3 seans, her seans 45 dk olacak şekilde duyu bütünleme tedavisi uygulanmıştır. Kontrol grubuna herhengi bir tedavi uygulanmamıştır. Sekiz hafta sonunda her iki gruba aynı değerlendirmeler tekrar yapılmış olup her iki grup bu parametrelerce karşılaştırılmıştır. İlk değerlendirmede KGB'li bebeklerin duyusal işlemleme, motor ve okülomotor becerileri tipik gelişim gösteren bebeklere göre daha zayıf bulunmuştur (p<0.05). Müdahale ve kontrol grubunun birinci ve ikinci değerlendirmeler arasındaki farklar karşılaştırıldıklarında, duyusal işlemleme becerileri, ve okülomotor beceriler müdahale grubu lehine, motor becerilerde ise kontrol grubu lehine anlamlı fark bulunmuştur (p<0.05). Sonuç olarak ergoterapi müdahalesi içerisinde yer alan duyu bütünleme eğitimi KGB'li bebeklerde duyu, motor ve okülomotor becerilerde gelişmeler sağladığı tespit edilmiştir. KGB'li bebeklerin duyusal işlemleme, motor ve okülomotor becerileri mutlaka rutin değerlendirme içersinde olmalı ve bireyselleştirilmiş müdahale planı ile mümkün olduğunca erken yaşta müdahale uygulamaları yapılmalıdır
Doğumsal üst ekstremite anomalilerinde değerlendirme profili oluşturulması
Çalışmamızın ilk bölümde doğumsal üst ekstremite anomalisi olan çocukların yaşadıkları sorunları değerlendirme için bir değerlendirme profili oluşturmak amaçlanmıştır. Çalışmamızın ikinci bölümünde oluşturulan değerlendirme profilinin uygulanabilirliğini test etmek hedeflenmiştir. İlk bölümde, doğumsal üst ekstremite anomalili çocuğu olan 17 aile ile görüşülmüştür. Görüşmeler sonucunda çocukların duyusal işlemleme, normal gelişim, duygu durum ve günlük yaşam aktiviteleri ile ilgili sorunlar yaşadıkları tespit edilmiştir. Uluslararası Sağlık Sonuç Ölçümü Konsorsiyumu (International Consortium for Health Outcome Measurement-ICHOM) tarafından geliştirilen Doğumsal Üst Ekstremite Anomalilerinde Veri Toplama Kaynak Rehberinde yer alan değerlendirme araçları ile aile görüşme sonuçları birleştirilerek bir değerlendirme profili oluşturulmuştur. Doğumsal üst ekstremite anomalisi olan çocuklar için oluşturulan değerlendirme profilinin ana başlıkları hasta demografik bilgileri, temel klinik durum, üst ekstremite fonksiyonları, normal gelişim basamakları, duyusal işlemleme, günlük yaşam aktiviteleri, mental sağlık/duygu durum, sağlıkla ilişkili yaşam kalitesidir. Oluşturulan değerlendirme profili içinde yer alan 12 farklı PROMIS kısa form anketinin Türkçe çeviri ve kültürel adaptasyonu yapılmıştır. Değerlendirme profilinin uygulanabilirliğini test etmek için yapılan pilot çalışma doğumsal üst ekstremite anomalisi olan 40 çocuk ile tamamlanmıştır. Pilot çalışmada eklem hareket açıklığı, kas testi ve kavrama kuvveti ölçümleri bazı anomalilerde zorlukla tamamlanmıştır. Değerlendirme profilinin doğumsal üst ekstremite anomalili çocuklarda klinik uygulanabilirliğinin kolay olduğu bulunmuştur. Çalışmamız sonucunda doğumsal üst ekstremite anomalili çocuklar için oluşturulan değerlendirme profili alanları hasta demografik bilgileri, temel klinik durum, üst ekstremite fonksiyonları, normal gelişim basamakları, duyusal işlemleme, günlük yaşam aktiviteleri, mental sağlık/duygu durum, sağlıkla ilişkili yaşam kalitesidir.
Sklerodermalı bireylerde telerehabilitasyon kullanılarak gerçekleştirilen öz yönetim programının etkisi
Çalışma skleroderma tanısı almış olan bireylerde telerehabilitasyonla gerçekleştirilen öz yönetim müdahalesinin yaşam kalitesi, ağrı, aktivite performansı, yorgunluk, öz yeterlilik ve uyku üzerindeki etkisini incelemek amacıyla planlandı. Çalışmamıza dahil edilme kriterlerini sağlayan ve gönüllü olan 29 sklerodermalı birey katıldı. Sosyodemografik bilgileri ve klinik özellikleri sorgulandı. Hastalığın şiddeti, ağrı ve fiziksel aktivite düzeyi; Skleroderma Sağlık Değerlendirme Anketi (SHAQ), öz yönetimi; Kronik Hastalıklar Öz-Etkililik Ölçeği, uyku kalitesi; Pittsburgh Uyku Kalitesi İndeksi (PUKİ), yorgunluk düzeyi; Yorgunluk Şiddet Ölçeği, yaşam kalitesi; Kısa Form – 12 Yaşam Kalitesi Ölçeği (SF – 12) ve aktivite performansı; Kanada Aktivite Performans Ölçümü (KAPÖ) kullanılarak değerlendirildi. Telerehabilitasyon kullanılarak ortalama 45 dakika olmak üzere 8 haftalık öz yönetim müdahalesi uygulandı. Müdahale sonunda sklerodermalı bireyler tekrar aynı ölçeklerle değerlendirildi. Normal dağılım gösteren değişkenler için bağımlı t-testi, normal dağılım göstermeyen değişkenler için Wilcoxon işaretli sıra testi kullanıldı. Çalışmamız sonucunda bireylerin öz yönetim, yorgunluk, aktivite performansı ve memnuniyeti alanlarında anlamlı fark bulundu (p<0,01). Sklerodermalı bireyleri psikososyal açıdan desteklemek amacıyla öz yönetim müdahalesinin interdisipliner ergoterapi programlarına dahil edilmesini önermekteyiz.
Zon 3-7 ekstansör mekanizma yaralanmalarında göreceli hareket ortezi kullanımı
Çalışma zon 3-7 ekstansör mekanizma yaralanmalarında göreceli hareket ortezinin normal eklem hareketi ve el fonksiyonelliği üzerine etkisini incelemek amacıyla planlanmıştır. Zon 4-7 seviyesinde yaralanması olan bireyler için çalışmaya dahil edilme kriterleri; zon 4-7 ekstansör mekanizma yaralanması olmak, 16-75 yaş arasında olmak ve çalışmaya katılmaya gönüllü olmaktır. Zon 3 seviyesinde ekstansör tendon yaralanması olan bireyler için çalışmaya dahil edilme kriterleri; 16-75 yaş arasında olmak, kronik (≥4 hafta) düğme iliği deformitesi tanısı almış olmak, Burton düğme iliği deformitesi sınıflandırmasına göre 1. aşamada olmak, kalem testi ile 0° PİF eklem ekstansiyonunu tamamlayabilmek ve çalışmaya katılmaya gönüllü olmaktır. Bireylerin değerlendirilmesinde normal eklem hareketi ölçümü yapılarak total aktif hareket (TAH) hesaplanmış ve el fonksiyonelliği için Michigan El Sonuç Anketi (MESA) kullanılmıştır. Bireylerin ilk terapi seanslarında göreceli hareket ortezi yapılmıştır. Zon 4-7 ekstansör mekanizma yaralanması olan bireylerin tedavisinde erken aktif hareket yaklaşımı uygulanmıştır. Zon 3 ekstansör tendon yaralanması olan bireyler sadece ortez ile takip edilmiştir. Zon 4-7 ekstansör mekanizma yaralanması olan 15 bireyin 4. hafta ve 8. hafta TAH sonuçları (p=0,001, r=0,8) ve MESA sonuçları (p=0,001, r=0,8) arasında farklılık vardı. Zon 3 ekstansör tendon yaralanması olan 28 bireyin ortalama ortez kullanım süresi 11,6 ± 7,8 haftaydı. Bireylerin tedavi öncesi ve tedavi sonrası DİF eklem fleksiyon (p<0,001, r=0,7) ve PİF eklem ekstansiyon limitasyon (p<0,001, r=0,9) dereceleri arasında ve MESA toplam puanı (p<0,001, r=0,8) arasında farklılık vardı. Bireylerin ortez kullanım süresi ve tedavi öncesi-sonrası PİF eklem ekstansiyon limitasyon değişimi arasında ilişki yoktu (p>0,05). Zon 4-7 ekstansör mekanizma yaralanması olan bireylerde göreceli hareket ekstansiyon ortezi; erken dönem aktif hareket ve el fonksiyonelliğinde olumlu gelişmeler sağlamıştır. Zon 3 ekstansör tendon yaralanması olan bireylerde göreceli hareket fleksiyon ortezi düğme iliği deformitesinin iyileşmesine katkıda bulunmuştur.
Konservatuar öğrencilerinde ağrı deneyimi ile ilişkili faktörlerin incelenmesi
Çalışmanın amacı, kişi-çevre-aktivite modeli bakış açısıyla Türkiye'de profesyonel müzik eğitimi alan çocukların enstrüman icrasına bağlı ağrı deneyimi yaşama durumları ve bu duruma risk faktörü oluşturabilecek kişisel, çevresel ve aktiviteye ile ilgili faktörleri incelemektir. Çalışmaya 10-17 yaş aralığında, 32 profesyonel müzik eğitimi alan çocuk katılmıştır. Kişisel faktörlerin içerisinde yer alan demografik bilgiler, ağrı deneyimi gibi faktörlerin değerlendirilmesinde Gençler İçin Aktivite Anketi – Müzik, müzik performans anksiyetesinin değerlendirilmesinde ise Gençler İçin Müzik Performans Anksiyetesi Envanteri kullanıldı. Çevresel faktör olarak incelediğimiz ebeveyn tutumu, Çocuk Yetiştirme Tutumları Ölçeği ile değerlendirildi. Aktivite ile ilgili faktörlerin içerisinde incelediğimiz çalışma programı, enstrüman icra alışkanlıklarının incelenmesi için ise yine Gençler İçin Aktivite Anketi – Müzik kullanıldı. Değerlendirilen çocukların %68'i enstrüman icrasına bağlı ağrı deneyimi yaşadığını belirtmiştir. Ağrı deneyimi yaşayan çocuklardan yalnızca 1'i profesyonel bir destek aldığını belirtirken, %45'i ağrı kesici ilaçlar kullandığını belirtti. Katılımcıların tümü her gün enstrüman icra ettiğini belirtti. Ancak hem günlük müzik pratik dozu süresi (p=0,001) hem de haftalık toplam enstrüman icra süresi enstrüman icrasına bağlı ağrı yaşayan çocuklarda daha yüksekti (p=0,004). Genç müzisyenlerin enstrüman icra alışkanlıkları incelendiğinde katılımcılardan 1'i dışında ısınma ve soğuma egzersizleri yapmadıkları bulundu, ağrı deneyimi olan çocukların %54,2'si hiç mola vermezken, ağrı deneyimi olmayan çocukların %70'inin çoğunlukla mola verdiği bulundu(p=0,03). Müzik dışındaki günlük aktiviteleri incelendiğinde, enstrüman icrasına bağlı ağrıya sahip olan çocuklar ağrısı olmayanlara kıyasla daha fazla cep telefonu kullanıyorlardı (p=0,019). Kişisel faktörler içerisinde müzik performans anksiyetesi yaşama durumu incelendiğinde ise, enstrüman icrasına bağlı ağrı yaşayan çocuklar daha fazla anksiyete yaşamaktaydı (p=0,022) ve çevresel faktör olarak incelediğimiz ebeveyn tutumlarının alt parametresi olan babanın otoriter tutumu arttıkça müzik performans anksiyetesi de artmaktaydı (p=0,001; r=0,697). Değerlendirmelerimiz sonucunda, konservatuar öğrencilerinin yaygın olarak enstrüman icrasına bağlı ağrı deneyimi yaşadığı tespit edilmiştir. Problem yaşayan çocukların en kısa sürede bir uzmana yönlendirilmesi, problemin yetişkinliğe kadar devam etmesini önleyecektir. Genç konservatuar öğrencilerinin performans anksiyetesi gibi kişisel faktörler, günlük pratik dozu, çalışma programı planlanması ya da cep telefonu gibi müzik dışındaki aktiviteler gibi aktiviteye yönelik faktörler konusunda; ebeveynlerinin ise tutumları konusunda bilinçlendirilmelerini öneriyoruz.
Disleksili çocuklarda kaba motor ve bilişsel becerilerin okuduğunu anlamaya etkisinin incelenmesi
Bu çalışmanın amacı, disleksili çocuklarda kaba motor becerileri, motor planlama, görsel algı becerileri, reaksiyon hızı, yürütücü işlevlerin okuduğunu anlamaya etkisini incelemektir. Çalışma grubunu 7-12 yaş arasında 64 disleksi tanılı çocuk oluşturmuştur ve Hacettepe Üniversitesi Ergoterapi bölümü, pediatri ünitesine başvuran çocuklar arasından rastgele seçilmiştir. Kontrol grubu (n=64) sosyal medya ilanı yolu ile katılmaya başvuran gönüllü bireyler arasından seçilmiştir. Çocukların kaba motor becerileri için Bruininks-Oseretsky Motor Yeterlik Testi-2 Kısa Formun (BOMYT 2-KF) bilateral koordinasyon, denge, hız ve çeviklik maddeleri, motor planlama için Dinamik Ergoterapi Biliş Ölçeği-Çocuk (DEBÖ-Ç) versiyonunun motor taklit, obje kullanımı ve sembolik eylemleri içeren 3 alt parametre, görsel algılama becerileri için Görsel Algı Beceri Testi-3 (GABT-3) görsel ayırt etme ve şekil zemin parametreleri, reaksiyon hızını değerlendirmek için bilgisayar programı, yürütücü işlevlerini değerlendirmek için Yürütücü İşlevler ve Aktivite Rutinleri Ölçeği (YİARÖ) kullanıldı. Bu becerilerin okuduğunu anlamaya etkisini incelemek için Sesli Okuma Becerisi ve Okuduğunu Anlama Testi II (SOBAT II)'nin A formunda bulunan 13 metin kullanıldı. Disleksili çocuklarda yapılan yol modeline göre motor planlama (ß=0,536, p=0,002) ve görsel algı-şekil zemin algısı alt parametresinin (ß=0,380, p=0,002) okuduğunu anlama üzerinde doğrudan etkisi bulundu. Kaba motor beceri (ß=0,942, p=0,002) motor planlama ölçümü üzerinden okuduğunu anlama üzerinde dolaylı bir etkiye sahipti. Tipik gelişim gösteren çocuklarda yapılan yol analizine göre yürütücü işlevler (ß=0,439, p=0,002), görsel algı-görsel ayırt etme alt parametresinin (ß=0,623, p=0,002) okuduğunu anlamaya doğrudan etkisi vardı. Görsel reaksiyon hızı (ß=-0,592; p=0,002), motor planlamanın (ß=0,218; p=0,002) ise yürütücü işlevler üzerinden okuduğunu anlamaya dolaylı olarak etkisi vardı. Okumayı etkileyen faktörler, tipik gelişim gösteren çocuklar ile disleksi olan çocuklar arasında farklıydı. Bu çocuklarla çalışan sağlık profesyonelleri ve öğretmenler bunun farkında olmalıdırlar.
Okul öncesi çocuklarda duyusal işlemleme, motor ve bilişsel becerilerin okula hazırbulunuşluk ile ilişkisinin incelenmesi
Bu çalışma okul öncesi çocukların duyusal işlemleme, motor ve bilişsel becerilerinin okula hazırbulunuşluk ile ilişkisini araştırmak için planlandı. Çalışmaya 60-72 ay aralığında anasınıfına giden 140 çocuk katıldı. Katılımcıların duyusal işlemleme becerilerini değerlendirmek için Duyu Profili Anketi (DPA), motor becerilerini değerlendirmek için Bruininks-Oseretsky Testi 2- Kısa Form (BOT2-KF), bilişsel becerileri kapsamında yürütücü işlevlerini değerlendirmek için Çocukluk Dönemi Yürütücü İşlevler Envanteri (ÇDYİE), görsel algı becerilerini değerlendirmek için Görsel Algı Becerileri Testi-3 (GABT-3), okula hazırbulunuşluğunu değerlendirmek için İlkokula Hazır Bulunuşluk Ölçeği (İHBÖ) kullanıldı. Okul öncesi çocukların duyma, görme, vestibüler, dokunma ve çoklu duysal işlemleri (p<0,001) ve oral işleminin (p<0,05); motor ve görsel algı becerilerinin (p<0,001) ve yürütücü işlevlerin (p<0,01) okula hazırbulunuşluk düzeyi üzerine etkisi istatistiksel olarak anlamlı bulundu. Okul öncesi çocukların okula hazırbulunuşluk düzeyini en fazla etkileyen becerinin motor beceriler olduğu tespit edildi (p<0,001). Okul öncesi çocukların okula hazırbulunuşluğunda duyusal işlemleme becerileri, motor beceriler, yürütücü işlevler ve görsel algı becerileri önemli rol oynamaktadır. İlerideki çalışmaların çocuğun okula hazırbulunuşluğunu değerlendirirken bu becerileri göz önünde bulundurması ve bu becerileri geliştirecek stratejilerin müdahale programlarına dahil edilmesi gerektiği düşünülmektedir.
Orta evre alzheimer tip demans tanılı bireylerde demansa bağlı davranışsal ve psikolojik semptomlar ile duyusal işlemleme süreci arasındaki ilişkinin incelenmesi
Bu çalışma orta evre Alzheimer tip demans tanılı bireylerde demansa bağlı davranışsal ve psikolojik semptomlar ile duyusal işlemleme süreci arasındaki ilişkiyi incelemek amacıyla planlandı. Çalışmamıza 60 yaşlı birey dahil edildi. Katılımcıların demansa bağlı davranışsal ve psikiyatrik semptomlarını değerlendirmek amacıyla Nöropsikiyatrik Envanter, duyusal işlemleme süreçlerini değerlendirmek için ise Adolesan/Yetişkin Duyu Profili uygulandı. Ağır düzeyde davranış problemi olan bireylerin, orta düzeyde davranış problemi olan bireylere göre düşük kayıt (x2=15,41, p=0,001) ve duyusal hassasiyet (x2=14,97, p=0,001) çeyreklerinde daha yüksek puan aldığı saptandı. Duyusal arayış ve duyusal kaçınma çeyreklerinde ise orta ve ağır düzey davranış problemi olan bireyler arasında istatistiksel açıdan anlamlı bir fark görülmedi (p>0,05). Demansa bağlı davranışsal ve psikiyatrik semptomlar ile duyusal işlemleme becerilerinin korelasyon analizi sonucunda; düşük kayıt ile hezeyan (r=0,346, p=0,007), halüsinasyon (r=0,429, p=0,001), ajitasyon (r=0,397, p=0,002), apati (r=0,323, p=0,01), anormal motor davranış (r=0,281, p=0,03), uyku/gece davranışı (r=0,378, p=0,003) ve iştah/yeme davranışı (r=0,428, p=0,001) arasında anlamlı düzeyde ilişki olduğu saptandı. Duyusal arayış ile hezeyan arasında (r=0,261, p=0,044) ilişki olduğu görüldü. Duyusal hassasiyet ile hezeyan (r=0,278, p=0,032), ajitasyon (r=0,296, p=0,022), anormal motor davranış (r=0,458, p=0,001), uyku/gece davranışı (r=0,285, p=0,027) ve iştah/yeme davranışı (r=0,370, p=0,004) arasında ilişki olduğu tespit edildi. Duyusal kaçınmanın ise halüsinasyon (r=0,352, p=0,006) ve anormal motor davranış (r=0,322, p=0,012) ile istatistiksel açıdan anlamlı bir ilişkisi olduğu saptandı. Depresyon, anksiyete, elasyon, disinhibisyon ve irritabilite ile duyusal işlemleme çeyrekleri arasında istatistiksel açıdan anlamlı bir fark olmadığı görüldü (p>0,05). Alzheimer tip demans tanılı bireylere yönelik uygulanacak ergoterapi değerlendirme ve müdahalelerine, duyusal işlemleme değerlendirmelerinin dahil edilmesi demansa bağlı davranışsal ve psikiyatrik semptomların yönetimine katkı sağlayacağı düşünülmektedir.
Migrenli bireylerde başa çıkma becerileri eğitiminin etkilerinin incelenmesi: Randomize kontrollü çalışma
Bu çalışma migrenli bireylerde başa çıkma becerileri eğitiminin (BÇBE) ağrı, yaşam kalitesi, özür düzeyi, bireylerde başa çıkma becerileri, okupasyonel performans ve memnuniyet düzeyi üzerine etkilerinin incelenmesi amacıyla planlanmıştır. 62 migrenli bireyle tamamlanan çalışmada, randomize olarak 31'i eğitim almazken, diğer 31'ine haftada 2 kez olmak üzere 4 hafta boyunca BÇBE uygulanmıştır. Katılımcıların ağrı şiddeti Görsel Analog Skalasıyla, yaşam kalitesi Nottingham Sağlık Profiliyle, özür düzeyleri Migren Özürlülük Değerlendirme Ölçeğiyle, başa çıkma becerileri Başa Çıkma Stilleri Ölçeği Kısa Formuyla, okupasyonel performans ve memnuniyet düzeyi Kanada Aktivite Performans Ölçümü kullanılarak değerlendirilmiş ilk ve son değerleri karşılaştırılmıştır. Sonuç olarak BÇBE grubunun ağrı şiddeti (p=0,001), yaşam kalitesi (p=0,001), özür düzeyi (p=0,001), başa çıkma becerileri (p=0,001), okupasyonel performans ve memnuniyetinde (p=0,001) iyileşme tespit edilmiştir. Kontrol grubunda yaşam kalitesinin emosyonel reaksiyonlar (p=0,002), uyku (p=0,005), enerji seviyesi (p=0,025), toplam (p=0,001) parametrelerinde, başa çıkma becerilerinin çevresel nedenlerden dolayı sosyal destek arama (p=0,017), planlama (p=0,026), açığa vurma (p=0,039) parametrelerinde, okupasyonel performans (p=0,032) ve memnuniyet düzeyinde (p=0,018) kötüleşme görülürken diğer parametrelerde anlamlı farklılık bulunmamıştır. BÇBE sonrasında ağrı şiddeti ve özür düzeyinde azalma görülmüştür. Bu bulgulara rağmen, BÇBE'nin uzun dönem takibinin yapılacağı ileri çalışmalara gereksinim duyulmaktadır. Sonuç olarak yaşam kalitesi, başa çıkma becerileri, okupasyonel performans ve memnuniyet düzeyi üzerine olumlu etkisi olan BÇBE'nin migren tedavisine dahil edilmesinin faydalı olacağı düşünülmektedir. Anahtar kelimeler: Migren, başa çıkma becerisi, ağrı, özür, okupasyonel performans.
Gelişimsel gecikme riski olan çocuklarda erken müdahalenin duyusal, bilişsel ve motor becerilere etkisi: Randomize kontrollü çalışma
Bu çalışma gelişimsel gecikme riski olan çocuklarda duyusal, bilişsel ve motor becerilere yönelik hedef odaklı aktivitelerin, aile eğitiminin ve çevresel zenginleştirmenin yer aldığı erken ergoterapi müdahale programının duyusal, bilişsel ve motor sonuçlara etkisini incelemek için amacıyla planlandı. Çalışmaya yaşları 24-36 ay arasında olan 61 bebek dahil edildi. Bebekler randomize olarak müdahale (n=30) ve kontrol (n=31) grubu olarak iki gruba ayrıldı. Müdahale grubundaki bebeklere erken ergoterapi müdahale programı ile birlikte ev programı verildi. Müdahale grubundaki bebeklere 12 hafta boyunca haftada iki gün günde 45 dk erken Ergoterapi müdahale programı uygulandı. Kontrol grubundaki bebekler ise yalnızca ev programı ile takip edildi. Her iki gruptaki bebekler müdahale öncesi ve 12 haftalık müdahale sonrasında, Bebeklik Çağı Duyu Profili 2 (BÇDP 2), Bayley Bebek ve Küçük Çocuklar için Gelişim Ölçeği III (Bayley III), Erken Gelişim Evreleri Envanteri (EGE), Erken Gelişim Evreleri Envanteri- Sosyal Duygusal (EGE-SD) ile değerlendirildi. Müdahale öncesi gruplar arasında sosyodemografik değişkenler, BÇDP, Bayley III, EGE skorları arasında fark yoktu (p>0,05). Müdahale sonrası gruplar arasında BÇDP duyusal çeyreklerinde, duyusal süreçle ilgili davranışsal cevaplar parametresinde; Bayley III bilişsel, alıcı ve ifade edici dil, kaba motor ve ince motor beceri alt parametrelerinde; EGE kaba motor, ince motor, problem çözme, kişisel sosyal parametrelerinde müdahale grubu lehine anlamlı fark vardı (p<0,05). Bu çalışmanın sonucunda gelişimsel gecikme riski olan bebeklerde duyusal, bilişsel ve motor becerilere yönelik hedef odaklı aktivitelerin, aile eğitiminin ve çevresel zenginleştirmenin yer aldığı erken ergoterapi müdahale programının tüm gelişim alanları üzerinde etkin olarak kullanabileceği sonucuna varıldı.
Adölesan aktivite denge ölçeğinin geliştirilmesi
Bu çalışmanın amacı, adölesanlarda okupasyonel dengeyi değerlendiren geçerli ve güvenilir bir ölçek geliştirmektir. Ölçülecek özelliklerin ve kavramsal yapının belirlemesi için 12-18 yaşları arasında 109 bireyle ile yarı yapılandırılmış görüşmeler çevrimiçi kanallarla yapıldı. Kapsam geçerliliğinin belirlenmesi için 10 uzman paneliste Davis tekniğine göre uyarlanmış kapsam geçerlilik formu iki kez uygulandı. Kapsam geçerliliği sonrasında oluşturulan deneme formuna pilot çalışma uygulandıktan sonra yeniden düzenlenen form 600 bireye uygulandı. 153 bireye iki hafta sonra tekrar test uygulandı. Madde analizi ile ölçeğin iç tutarlığı değerlendirildi. Ölçeğin yapı geçerliğini incelemek için Açıklayıcı Faktör Analizi ve Doğrulayıcı Faktör Analizi teknikleri kullanıldı. Ölçeğin kapsam geçerlilik indeksi 0.986 bulundu. Faktör analizi sonucu, 27 maddeden oluşan ölçeğin, toplam varyansın %56.7' ünü açıklayan 6 faktörlü bir yapı gösterdiği görüldü. Doğrulayıcı faktör analizinde ise faktör birleştirme tekniğiyle oluşturulan yapıya ait model uyum indeksleri CMIN/df =2.135; RMSEA=0.06; GFI=0.866; NFI= 0.81, CFI=0.887, TLI=0.868; IFI=0.89; olarak elde edilmiş olup; standardize ilişki katsayılarının kabul edilebilir düzeyde maddelere ilişkin elde edilen tüm t değerlerinin olması ve model iyiliği kriterleri göz önüne alındığında; ölçüm modelinin uyumunun sağlandığı bulundu. Ölçeğin güvenirlik hesaplamasında ölçek için ICC: 0.993 ve Cronbach alfa: 0.997 bulundu. Ön test ve son testler arasında çok güçlü korelasyon katsayıları bulunmuş olup iki ölçüm arası ilişki istatistiksel olarak anlamlıydı (p<0.005). Bland-Altman grafikleri incelendiğinde iki uyum sınırları içinde olduğu için rastgelelik olduğu görüldü. Sonuç olarak, geliştirilmiş 4 boyuttan oluşan 27 maddelik bir ölçek yapısının geçerliliği doğrulanmıştır. Geliştirilen ölçek 12-16 yaş aralığındaki sağlıklı adölesanlarda okupasyonel dengeyi değerlendiren geçerli ve güvenilir bir ölçektir. Anahtar kelimeler: Ergoterapi, Aktivite Dengesi, Adölesan, Psikometrik
Kanserli çocukların ebeveynleri için psikolojik sağlamlık ölçeği'nin geliştirilmesi, geçerliliği ve güvenilirliği
Bu çalışmanın amacı, kanserli çocukların ebeveynlerinin psikolojik sağlamlık düzeyini incelemek için geçerli ve güvenilir bir ölçek geliştirmektir. Ölçülecek özelliklerin ve kavramsal yapının belirlemesi için literatürde yer alan psikolojik sağlamlık ile ilgili ölçekler ve psikolojik sağlamlık modelleri incelendi. Kapsam geçerliliğinin belirlenmesi için 11 uzmana Davis tekniğine göre uyarlanmış kapsam geçerlilik formu iki kez uygulandı. Kapsam geçerliliği sonrasında oluşturulan taslak formuna pilot çalışma uygulandıktan sonra yeniden düzenlenen form 0-18 yaş arası kanser tanısına sahip çocukların ebeveynlerine uygulandı (n=601). 151 ebeveyne iki hafta sonra tekrar test uygulandı. Madde analizi ile ölçeğin iç tutarlığı değerlendirildi. Ölçeğin yapı geçerliğini incelemek için Açıklayıcı Faktör Analizi ve Doğrulayıcı Faktör Analizi teknikleri kullanıldı. Ölçeğin kapsam geçerlilik indeksi 0,992 bulundu. Faktör analizi sonucu, 24 maddeden oluşan ölçeğin, toplam varyansın %62,2'sini açıklayan 4 faktörlü bir yapı gösterdiği görüldü. Doğrulayıcı faktör analizinde ise faktör birleştirme tekniğiyle oluşturulan yapıya ait model uyum indeksleri RMSEA=0,049; GFI=0,904; AGFI=0,876; NNFI=0,946; CFI=0,955; NFI=0,91; IFI=0,96 ve CMIN/DF=2,301 olarak hesaplandı. Edilen model uyum indeksleri göz önüne alındığında, ölçüm modelinin uygun olduğu belirlendi. Ölçeğin güvenilirlik analizinde ölçek için ICC=0,993 ve Cronbach alfa=0,994 bulundu. Ön test ve son testler arasında çok güçlü korelasyon katsayıları bulunmuş olup iki ölçüm arası ilişki istatistiksel olarak anlamlıydı (r=0,990; p˂0,001). Sonuç olarak, geliştirilmiş 4 boyuttan oluşan 24 maddelik bir ölçek yapısının geçerliliği doğrulanmıştır. Ölçeğin 0-18 yaş arası kanser tanısına sahip çocukların ebeveynlerinde psikolojik sağlamlık düzeyini incelemek için gerekli ölçütleri karşıladığı ve psikometrik özelliklerinin oldukça yeterli olduğu söylenebilir.
Şizofreni tanılı bireylerde serbest zamanla ilişkili ergoterapi müdahalesinin etkisinin incelenmesi
Bu çalışma şizofreni tanılı bireylerde serbest zamanla ilişkili uygulanan ergoterapi müdahalesinin etkisini incelemek amacıyla tasarlanmıştır. Araştırma 18-65 yaş aralığında, Toplum Ruh Sağlığı Merkezin'de (TRSM) takipleri yapılan serbest zamanda yürüyüş aktivitesi yapmayı tercih eden 18 şizofreni tanılı katılımcı ile gerçekleştirildi. Kişilere müdahale öncesi ve sonrası sosyodemografik veri formu, Öznel İyilik Hali Ölçeği (ÖİHÖ), Yaşam Memnuniyeti Anketi (YMA), uyku, yorgunluk ve stres düzeylerini belirlemek için Görsel Anolog Skalası (GAS) ve depresyon düzeyi için Calgary Şizofrenide Depresyon Ölçeği (CŞDÖ) kullanıldı. Aktiviteye ait Kanada Aktivite Performans Ölçümü (KAPÖ), Fonksiyonel Bağımsızlık Ölçeği (FBÖ), Uluslararası Fiziksel Aktivite Anketi Kısa Formu (UFAA-short form) ve çevresel durum görüşmeleri uygulandı. Katılımcıların tamamına ergoterapi müdahalesi olarak serbest zaman farkındalık eğitimi, kişi merkezli bireysel ergoterapi ve serbest zaman grup aktivite eğitimi birlikte olarak uygulandı. Bireysel ve grup eğitimleri 5 hafta toplamda 20 seans 'da tamamlandı. Bireylerin aktivite katılım, yaşam memnuniyetleri, iyilik hali ve fiziksel aktivite seviyelerinde artış, depresyon belirtilerinde erken uyanma alt bileşeni hariç diğerlerinde anlamlı iyileşme saptanmıştır (p<0,05). Bu bulgular ışığında şizofreni tanısı olan bireylerde, kişi merkezli bireysel tedavi ve serbest zaman grup aktivite eğitiminin birlikte uygulanması, bireylerin ergoterapi müdahalesinde etkin bir yöntem olarak kullanılabileceği düşünülmektedir. Araştırmanın uzun süreli etkileri takip çalışmaları ile desteklenmelidir.
Şizofreni tanılı bireyler için okupasyonel adaptasyon ölçeğinin geliştirilmesi, geçerliliği ve güvenilirliği
Bu çalışmanın amacı, şizofreni tanılı bireylerin okupasyonel adaptasyon düzeyini incelemek için geçerli ve güvenilir bir ölçek geliştirmektir. Ölçülecek özelliklerin ve kavramsal yapının belirlenmesi için literatürdeki okupasyonel adaptasyon ile ilgili ölçüm araçları ve okupasyonel adaptasyon teori ve modelleri incelenmiştir. Kapsam geçerliliğinde Davis tekniğine göre 10 uzmandan iki kez uzman görüşü alınmıştır. Uzman görüşleri doğrultusunda oluşturulan taslak formuna pilot uygulama yapıldıktan sonra yeniden düzenlene ölçek 18 yaş ve üzeri şizofreni tanısı almış bireylere uygulanmıştır (n=320). 80 şizofreni tanılı bireye iki hafta sonra test tekrar uygulanmıştır. Ölçeğin iç tutarlılığı madde analizi ile incelenmiştir. Ölçeğin yapı geçerliliğinin incelenmesinde Açıklayıcı ve Doğrulayıcı Faktör Analizi kullanılmıştır. Ölçeğin kapsam geçerlilik indeksi 0,895 olarak hesaplanmıştır. Faktör analizi sonucu, 18 maddeden oluşan ölçeğin, toplam varyansın %69,925'ini açıklayan 3 faktörlü bir yapı gösterdiği görülmüştür. Doğrulayıcı faktör analizinde ise faktör birleştirme tekniğiyle oluşturulan yapıya ait model uyum indeksleri RMSEA=0,045; GFI=0,954; AGFI=0,885; NNFI=0,935; CFI= 0,946; NFI= 0,964; IFI= 0,973; CMIN/DF= 2,405 olarak bulunmuştur. Model uyum indekslerine bakıldığında ölçüm modelinin uygun olduğu belirlenmiştir. Güvenilirlik analizi sonuçlarına bakıldığında ICC=0,995 ve Cronbach alfa=0,998 olarak bulunmuştur. Ön test ve son test bulguları arasında çok güçlü korelasyon kat sayıları bulunmuştur ve iki ölçüm arasında istatistiksel olarak anlamlı ilişkiler vardır (r=0,992; p<0,001). Sonuç olarak, geliştirilmiş kişi (duyu-motor, psikososyal ve bilişsel sistem), okupasyon (okupasyonel zorluk ve yanıt) ve okupasyonel çevre (fiziksel, sosyal ve kültürel çevre) olmak üzere 3 boyuttan oluşan 18 maddelik bir ölçek yapısının geçerliliği doğrulanmıştır. Ölçeğin 18 yaş ve üzeri şizofreniye sahip bireylerin okupasyonel adaptasyon düzeyini incelemek için gerekli ölçütleri karşıladığı ve psikometrik özelliklerin oldukça yeterli olduğu söylenebilir. Anahtar Kelimeler: Şizofreni, Okupasyonel adaptasyon, Okupasyon, Ölçek