Iğdır University
Discipline

Tarım Ekonomisi Anabilim Dalı

Iğdır University

685

Archived Theses

2

DOIs Assigned

0%

DOI Rate

Discipline

50 Theses
DoctorateOpen AccessTR

Türkiye'de gıdalarda taklit ve tağşiş uygulamalarının değerlendirilmesi: Ankara ili araştırması

Bu çalışma, Türkiye'de gıda sektöründe taklit ve tağşiş uygulamalarını, mevzuat ve uygulama boyutları açısından derinlemesine analiz etmek, tüketicilerin ve gıda işletmecilerinin bu konuda sahip oldukları bilinç düzeylerini, tutumlarını ve davranışlarını değerlendirmek ve bu bağlamda etkili politika önerileri geliştirmek amacıyla yürütülmüştür. Araştırma kapsamında, taklit ve tağşişe yönelik yasal düzenlemeler ayrıntılı bir şekilde incelenmiş, mevcut durum ve uygulamalar ele alınmış ve Tarım ve Orman Bakanlığı'nın denetim faaliyetleri ile kamuoyu bilgilendirme süreçlerinin etkileri değerlendirilmiştir. Tezin temel materyalini, Ankara ilinde yaşayan tüketiciler ve gıda işletmecileri ile yapılan anketler sonucunda elde edilen veriler oluşturmuştur. Ankara ilini temsil edecek ilçeler gayeli olarak belirlenmiştir. İlçelerin belirlenmesinde örnekleme birimi olarak nüfus yoğunluğu alınmıştır. Nüfusun en yoğun olduğu Ankara'nın ilçelerinden Çankaya ve Keçiören ilçeleri sosyoekonomik farklılıklar gözetilerek gayeli olarak seçilmiştir. Basit Tesadüfi Örnekleme Yöntemi kullanılarak toplam 150 tüketici ile görüşülmüştür. Gıda işletmecileri için, Türkiye'de Tarım ve Orman Bakanlığı'nın kamuoyu duyurularında taklit ve tağşişe en fazla konu olan ürün grupları arasında ilk iki sırada yer alan et ve et ürünleri ile süt ve süt ürünleri sektörlerinde faaliyet gösteren işletmeler arasından oransal bir örneklem seçilmiştir. Bu doğrultuda, Ankara ilindeki süt ve süt ürünleri sektöründe faaliyet gösteren 40, et ve et ürünleri sektöründe ise 30 işletmeci ile yüz yüze görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Araştırma neticesinde elde edilen bulgulara göre, tüketicilerin %76'sı Türkiye'deki gıda işletmelerinin ulusal ve uluslararası mevzuat kurallarına uygun hareket etmediğini düşünmektedir. Ayrıca, tüketicilerin %39,3'ü piyasada satılan gıdaların yeterli düzeyde resmi otoriteler tarafından kontrol edilmediğini, %55,4'ü ise taklit ve tağşiş yapanlara uygulanan cezaların yetersiz olduğunu ifade etmiştir. Buna ek olarak, tüketicilerin %70,0'ı, 7255 sayılı Kanun kapsamında taklit ve tağşiş yaptığı tespit edilen gıda işletmecilerinin beş yıldan on yıla kadar gıda sektörü faaliyetinden men edilme cezasının, gıda maddelerinde yapılan hilelerin önlenmesinde önemli bir etkisi olacağına inanmaktadır. Gıda işletmecilerinin %45,7'si denetimlerden kısmen memnun olduklarını belirtmiş, %64,3'ü ise işletmelerinde meydana gelen olumsuzlukların Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından kamuoyuna duyurulmasını doğru bulmamaktadır. Ayrıca, gıda işletmecilerinin %47,1'i, uygulamakla yükümlü oldukları 7255 sayılı Kanun'dan haberdar olmadıklarını ifade etmişlerdir. Bunun yanı sıra, işletmecilerin %54,3'ü, bu Kanun'un bir yeniliği olarak taklit ve tağşiş yapan firmalara yıllık gayri safi gelirlerinin %1'i kadar ceza verilmesini doğru bulduklarını dile getirmiştir. Araştırma neticesinde ortaya çıkan önemli bir sonuç da, gıdalarda taklit ve tağşiş konusundaki yasal zorunluluklar hakkında gıda işletmecilerinin bilgi eksikliğinin olmasıdır. Bu eksikliğin temel nedeni, ilgili kurumların gerekli çalışmaları yapmamasıdır.

Gıda güvenliğiGıda kontrolüGıda mühendisliği+3
Soner Türkmen
Ankara University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Tarım kredi kooperatiflerinde çok amaçlılık politikalarının, kooperatif ortakları açısından değerlendirilmesi

Ülkemizdeki tarımsal yapının, küçük parçalı ve dağınık arazilerden oluşması, modern işletme anlayışıyla yönetilmeyen hayvansal ve bitkisel üretim uygulamaları, tarımsal kooperatifçiliğin, tarımda bir denge unsuru olarak bulunmasını zorunlu kılmaktadır. Kaldı ki, tarım hiçbir zaman serbest piyasa ekonomisi içinde, başı boş bırakılabilecek, kendiliğinden piyasa şekillenmesi beklenebilecek bir sektör değildir. Bu yüzden tarımın kredilendirilmesi, projelerle yönlendirilmesi, ekonomik işletme mantığıyla yönetilmesi, büyük bir zorunluluktur. Ancak bu önemin yeterince anlaşılamadığı, uygulamalarda aksaklıklar olduğu ve giderilmesi yönünde kararlı politikaların ortaya konamadığı, sanayi ve bilişim sektörlerinin diğer tarım ve hizmet sektörlerini baskılamasına, mevcut piyasa yapısının nasıl izin verdiği hususu, bu çalışmada çeşitli verilerle ve tespitlerle ortaya konulmuştur. Araştırma sırasında elde edilen bulgular özetlenerek sıralanmış ve kooperatifçilik ile ilgili teorik bilgiler de göz önüne alınarak tartışılmıştır. Ayrıca daha önce bu konuda yapılan çalışmaların bulguları ile de karşılaştırılarak Tekirdağ ilindeki tarım kredi kooperatiflerinin 32 anket sorusunda ve demografik sorularda analizi ve tarımsal girdi kullanımındaki payı ile ilgili olarak varılan sonuçlar sunulmuştur. Bulgulardan hareket edilerek Tarım Kredi Kooperatiflerinin ortaklarına katkıları ortaya konmuş ve çözüm önerileri tartışılmıştır. Sonuçlar; Tekirdağ ilindeki Tarım Kredi Kooperatiflerinin; genel yapısı ve modern kooperatifçilik anlayışı, tarımsal girdi, genel ihtiyaç, sigortacılık, ürün değerlendirme ve iştirak ürünleri satışı vb. çok amaçlılık faaliyetlerinin hedef kitle ortaklar üzerindeki etki değerlendirmesi, çeşitli grafik ve istatiksel analiz yöntemleriyle yorumlanmıştır. Anahtar kelimeler: Tarım Kredi Kooperatifleri, Kredi, Tarımsal Girdi

Mehmet Engin
Tekirdağ Namık Kemal University · Institute of Graduate Studies in Science
2018
00
DoctorateOpen AccessTR

Aile dostu politikaların işgörenlerin kariyer tatminleri ve yaşam doyumlarına olan etkisi

Bu çalışmanın temel amacı; finans alanında yer alan kooperatif ve banka işletmelerindeki aile dostu politika uygulamalarının çalışanların kariyer tatminleri ve yaşam doyumlarına olan etkisini incelemek ve karşılaştırma yapmak olarak belirlenmiştir. Bu doğrultuda öncelikle, aile dostu politikalar, kariyer tatmini ve yaşam doyumu kavramlarına ilişkin bilgiler literatür taraması yapılarak sistematik bir biçimde verilmiştir. Araştırmanın örneklemini, Tarım Kredi Kooperatifleri Tekirdağ Bölge Birliği ve buraya bağlı 43 birim kooperatif işletmesi çalışanları ile yine Tekirdağ ili sınırları içerisinde faaliyet gösteren 8 özel bankanın çalışanları oluşturmaktadır. Toplam 280 çalışandan anket yöntemiyle elde edilen veriler öncelikle açıklayıcı ve doğrulayıcı faktör analizi vasıtasıyla değerlendirilmiştir. Hipotezlerin testi içinse çok değişkenli istatistiki yöntemlerden Yapısal Eşitlik Modeli kullanılmıştır. Ayrıca iki ve ikiden fazla örneklem grubu arasındaki farklılığı tespit etmek amacıyla t-testi ve tek yönlü varyans analizi (one way anova testi) yapılmıştır. Yapılan analizler sonucunda elde edilen bulgulara göre; çalışanların örgütlerindeki izin politikalarına ilişkin koşulları olumlu gördükleri, buna karşılık destekleyici ve esnek çalışma koşularını içeren bir iş ortamına sahip olmadıklarını düşündükleri sonucuna ulaşılmıştır. Bu bağlamda, destekleyici ve esnek çalışma koşullarına ilişkin bu olumsuz algının çalışanların kariyer tatmini ve yaşam doyumu düzeylerini azaltması beklenmektedir. Ayrıca kooperatif çalışanlarının kariyer tatmini ve yaşam doyumu düzeylerinin banka çalışanlarına göre daha yüksek olduğu tespit edilmiştir. Anahtar kelimeler: Aile dostu politikalar, kariyer tatmini, yaşam doyumu, kooperatif işletme, banka

Funda Er Ülker
Tekirdağ Namık Kemal University · Institute of Graduate Studies in Science
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Üniversite öğrencilerinin fast food tüketimine yönelik tutum ve davranışlarının değerlendirilmesi

Kişilerin farklı yaşam tarzlarına sahip olmaları farklı istek ve ihtiyaçların doğmasına sebep olmaktadır. Yaşam tarzları kişilerin satın alma davranışları üzerinde etkilidir. Çalışma saatlerinin uzun, ara saatlerin kısa olması, çalışanların ve öğrencilerin yemek yapma zamanının veya yerinin olmaması gibi yaşam biçimi üzerinde etkili olan durumlar beslenme alışkanlıklarının değişmesinde etkili olmaktadır. Bu durum tüketicilerin daha hızlı tüketilebilen ürünleri tercih etmelerine sebep olmuştur. Bu çalışmanın amacı; üniversite öğrencilerinin yaşam tarzı ve fast food'u tercih etme nedenleri arasında ilişki olup olmadığının belirlenmesidir. Veriler Tekirdağ Namık Kemal Üniversitesi'nde eğitim gören 347 kişi ile anket yapılarak toplanmıştır. Elde edilen veriler istatistiksel olarak tanımlayıcı ve çıkarımsal istatistik açısından analiz edilmiştir. Bu doğrultuda fast food tüketim nedenlerine ilişkin veriler 4 faktör (ürün özellikleri, mekan, ulaşılabilirlik, kişisel tatmin etkisi), yaşam tarzları 6 faktör (düşünürler, deneyimciler, başarılılar, inananlar, yenilikçiler, yapıcılar) altında toplanmıştır. İlişkinin varlığı faktör analizi ile hesaplanan faktör skorlarının çoklu regresyon modelinde kullanılması ile açıklanmıştır. Araştırma bulgularına göre ürün özellikleri değişkenleri düşünürler yaşam tarzına sahip tüketicilerin fast food ürünlerini tercih etmelerinde etkilidir. Deneyimci yaşam tarzına sahip tüketiciler üzerinde ulaşılabilirlik; başarılılar üzerinde mekan ve kişisel tatmin; yenilikçiler de ürün özellikleri ve mekan fast food tercih nedenlerinde etkili olan faktörlerdir. Elde edilen bulgular genel olarak değerlendirildiğinde; yaşam tarzı ve fast food tüketim nedenleri arasındaki ilişkinin anlamlı olduğu saptanmıştır. Anahtar kelimeler: Fast food, yaşam tarzı, tüketim, tüketici davranışları, Vals2

Zehra Meliha Tengiz
Tekirdağ Namık Kemal University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2018
00
DoctorateOpen AccessTR

Trakya bölgesinde bitkisel üretim yapan tarım işletmelerinin risk kaynakları ve risk yönetim stratejilerinin değerlendirilmesi

Ekonomik ve sosyal açıdan önemli bir role sahip olan tarım sektöründe birçok risk unsuru ile karşılaşılmaktadır. Bu çalışmanın amaçları; Trakya bölgesinde tarımsal üretim yapan işletmelerin üretimden pazarlamaya kadar olan süreçte karşılaştıkları risk faktörlerini belirleyip üreticilerin riskli ve belirsiz durumlar karşısında hangi stratejileri izlediklerini analiz etmektir. Bu kapsamda Trakya bölgesinde başlıca geçim kaynağı olan buğday ve ayçiçeği üretimi yapan işletmeler ile yüz yüze 205 anket yapılmıştır. Tarım işletmelerinin üretim deseni, bilgi kaynakları, üretimde karşılaştığı veya karşılaşabileceği risk ve belirsizliklere olan algısı ile bu risk ve belirsizliklerin yönetilmesine ilişkin strateji davranışları değerlendirilmiştir. Likert ölçeği kullanılarak toplanan üreticilerin risk algısı ve risk yönetim stratejilerine ilişkin veriler yapısal eşitlik modellemesi (YEM) ile analiz edilmiştir. Açıklayıcı ve doğrulayıcı faktör analizi sonuçlarına göre; Trakya bölgesinde Buğday ve Ayçiçeği üretimi yapan üreticilerin ortak olarak algıladığı riskler; doğal riskler, teknolojik riskler, sosyal ve politik riskler olarak, uygulama eğiliminde olduğu stratejiler ise planlı ve bilinçli üretim, borçlanmama ve ürün satış stratejileri olarak kesinleşmiştir. Üreticilerin tarımsal üretimdeki riskleri algılaması, risk yönetim stratejilerinin uygulanmasında olumlu ve anlamlı bir etkiye sahip olduğu belirlenmiştir. Ayrıca üzerinde durulan ve üreticilerce ortak algılanan risk yönetim stratejilerinin uygulaması, üreticilerin gelirlerini artıran bir unsur olarak ortaya çıkmıştır.

Deniz Çağla Bal
Tekirdağ Namık Kemal University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Tekirdağ ilinde faaliyet gösteren un fabrikalarının genel yapısının incelenmesi

Trakya bölgesi, Türkiye buğday üretiminin %9'unu üretmektedir. Buna rağmen buğday işleme, un ve yem sanayi konusunda oldukça gelişmiş bir bölgedir.Türkiye'deki toplam buğday üretimi 21.500.000 ton iken, Trakya Bölgesi'nde 1.940.565 ton üretim gerçekleştirilmektedir. Tekirdağ ise 882.674 ton üretim ve ülkedeki % 4,11 payı ile Türkiye'deki buğday üretiminde ilk 5 il arasında yer almaktadır. Bu yönüyle ülkenin diğer bölgelerindeki teknolojik gelişmelere de katkı sağlamaktadır. Trakya bölgesinde faaliyet gösteren 37 un fabrikasının 21 adedi Tekirdağ ilinde faaliyet göstermektedir.Bu bağlamda Tekirdağ ili un üretimi açısından Trakya bölgesinde önemli bir konuma sahiptir. Çalışmada faaliyette bulunan tüm un fabrikaları ile yüz yüze anket çalışması yapılmıştır.Bu çalışma ile Tekirdağ ilinde un sanayinin mevcut durumu ortaya konularak karşılaştıkları sorunların analiz edilmesi amaçlanmıştır. Un sanayi teknolojik yenilikleri takip etme konusunda istekli olmasına rağmen işletme sermayesi ve yatırım sermayesi konusunda çeşitli sorunlarla karşılaşmaktadır.Un fabrikalarının ortalama kurulu kapasitesi 103 bin ton dur. Kullanılan kapasite incelendiğinde ise ortalama kapasitenin 43 bin ton olduğu hesaplanmıştır. Buna göre kurulu kapasite ile kullanılan kapasite arasında önemli bir fark bulunmuştur. İşletmelerin üretim tipi incelendiğinde %78 gibi yüksek bir oranda iç piyasaya yönelik üretim yapıldığı görülmektedir. Bununla birlikte işletmelerin finansman kaynakları incelendiğinde %90 öz kaynaklarla finans edildiği görülmektedir.Bununla birlikte un sanayicilerinin izlediği üretim ve pazar stratejilerinin ve sektörde karşılaşılan sorunların nasıl algılandığını incelemek üzere üreticiler ile yüzyüze görüşmeler yapılmış çok boyutlu ölçekleme analizi yapılmıştır.

İbrahim Karağöz
Tekirdağ Namık Kemal University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Trakya Bölgesinde aspir tarımı yapan işletmelerin etkinlik analizi

Türkiye'deki yağ açığı problemi uzun yıllar tarım sektörü gündemindeki yerini önemle korumaktadır. Bu problemin çözümü için ilgili kuruluşlar araştırma yapmakta ve farklı öneriler sunmaktadır. Bu önerilerden bir tanesi de yağ kalitesi ve kullanım alanları açısından dikkat çeken bir yağ bitkisi olan aspir bitkisidir. (Carthamus tinctorius L.). Aspir bitkisinin yüksek linoleik asit içeriği dolayısıyla E vitamini yönünden zengin olması, onu diğer bitkilerden ayırmakta ve farklı bir yağ bitkisi profiline sahip olmasını sağlamaktadır. Türkiye'nin coğrafi olarak aspir bitkisi yetiştiriciliğine uygun şartlar taşıması, ülkemizdeki yağ açığını kapatması açısından umut olmuştur. Bu araştırma, 2014 yılında Trakya koşullarında aspir bitkisi yetiştiriciliği yapmış üreticilerin, işletmelerinin etkiliğinin ölçülmesi amacıyla yapılmıştır. Araştırma ile Trakya Bölgesinde aspir tarımı işletmelerinin sosyo- ekonomik yapısı, üretim faaliyetleri itibariyle fiziki üretim girdileri, aspir üretimlerinde işletme düzeyinde etkinlik ölçümleri (teknik etkinlik, tahsis etkinliği ve ekonomik etkinlik) ve ekonomik etkinlik üzerinde etkili olan faktörleri ortaya konulmaya çalışılmıştır. Araştırmada elde edilen verilere göre; Aspir ortalama verimi Trakya'da 56,64kg/da, Tekirdağ'da 74,11 kg/da ve Edirne'de 39,17 kg/da olarak gerçekleşmiştir. Hesaplanan birim maliyetlere bakıldığında, Trakya'da 4,49 TL/da, Tekirdağ'da 3,76 TL/da ve Edirne'de 5,89 TL/da olarak bulunmuştur. Anahtar Kelimeler: Aspir, Trakya Bölgesi, İşletme, Üretim 2018, 60 sayfa

Hakan Ildız
Tekirdağ Namık Kemal University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Tarımın finansmanı,özel banka uygulamalarıve Denizbank örneği

Bu çalışmada Türkiye'de tarımsal üretimin sürdürülebilirliği için önemli payı olan tarımın finansmanı incelenmiş, tarıma finansman sağlayan özel bankalar DenizBank örneği ile ele alınmıştır. Tarımın finansmanına yön verebilmek için hem teknik hem de ekonomik açıdan değerlendirme yapılması gerekmektedir. Üreticinin ihtiyaç duyduğu finansman ih-tiyacını yanlış kredi politikaları ile karşılamaya çalışmak gelir ve gider dengesini bozmuş, bu kişileri üçüncü kişilerden finans desteği almaya zorlamıştır. Özel bankalardan olan De-nizBank tarım sektöründe oluşan bu gelişmeleri yakından takip etmiş, tarım sektörünün üreticilerine doğru kredi modellerinin yanı sıra ziraat mühendislerinden oluşan ekibi ile teknik destek de sağlamıştır. Aynı zamanda tarım sektöründe oluşan teknolojik gelişmele-rin artışı, girdi fiyatlarındaki şiddetli dalgalanmalar ve birim alandan en yüksek verimin sağlanması için üreticide artan finansman talebini de DenizBank karşılamıştır. Araştırma sonuçlarına göre, bankalar tarafından kullandırılan tarım kredilerinde kredi limit, vade, ödeme sıklığı ve ödeme tutarının üretim sonuçlarına göre belirlenebileceği esnek ödeme imkanlarının sağlanması, kredilerin kaynak bulma olanaklarının düzenlenerek teşvik edil-mesi, kredi isteğini ve risk primini azaltıcı ve aynı zamanda üretim alanlarının korunması ve sürekliliği için hazine destekli teminat modellerinin geliştirilmesi, üretim ve pazarlama planlarının paydaşların katılımı ile yapılması ve teşvik edilmesi gerektiği tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Tarım, Finansman, Kredi, Kooperatif, Ekonomi.

Ahmet Çelik
Tekirdağ Namık Kemal University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Mısır tohumluğu pazar araştırması ve üreticilerin mısır tohumluğu tercihlerini etkileyen faktörler: sakarya ili örneği

Özellikle, insan beslenmesindeki önemi ve diğer kullanım alanlarındaki zenginliği düşünüldüğünde, "Sıcak İklim Tahılı" ve "Tarla Bitkisi" olan mısırın danesi, büyük bir öneme sahiptir. Bu nedenle araştırmada, mısır bitkisinin temel taşı olan mısır tohumunun çeşitler bazında pazar durumu ve çeşitlerin üreticiler tarafından tercih edilme sebepleri araştırılmak istenmiştir. Araştırmanın temel amacı; Türkiye'nin en fazla mısır üreten dördüncü, Marmara Bölgesi'nin ise birinci ili durumunda olan Sakarya'da mısır tohumluğu üreten, satan, tüm özel ve kamu kuruluşlarının tohumluk pazarındaki durumlarını araştırmak ve mısır üreticilerinin çeşit tercihlerini etkileyen faktörleri ortaya koymaktır. Sakarya ili örneği ile mısır tohumluk pazarının bir bütün olarak incelenmesi, piyasadaki mısır çeşitlerinin saptanması ve yoğun rekabetin olduğu piyasadaki sorunların, kuruluşların pazar payını etkileyen faktörlerin belirlenmesi de araştırmanın diğer amaçlarındandır. Araştırma bulgularına göre, Sakarya'da 2014 yılı itibariyle Pioneer-DuPont firmasının Pazar payı %84,7, Dekalb-Monsanto firmasının %9,2, Limagrain firmasının %1,9, Agromar firmasının %1,5, Syngentha firmasının %0,8, May firmasının %0,8, Seminis firmasının %0,8 ve Golden West firmasının Pazar payı ise %0,3 olarak tespit edilmiştir. Üreticilerin firmalardan beklentileri arasında, "Tohumluğa garanti vermesi" Likert Ölçek Analizine göre 5 üzerinden 5 puan alarak, en fazla önem verilen husus olmuştur. Üreticilerin mısır tohumluğu tercihlerine etki eden çevresel etkenlerden "Çevrede denenmiş olması" 4,9 puan, bitkisel özelliklerden "Verim kapasitesinin yüksek olması" 5 puan ile en önemli hususlar olarak belirlenmiştir.

Hibrit mısırMüşteri tercihleriMısır tohumu+3
Yakup Nogay
Tekirdağ Namık Kemal University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Tekirdağ ilinde tüketicilerin süt ve süt ürünlerine yönelikalgılarının ve tutumlarının belirlenmesi

ÖZET Yüksek Lisans Tezi TEKİRDAĞ İLİNDE TÜKETİCİLERİN SÜT VE SÜT ÜRÜNLERİNE YÖNELİK ALGILARININ VE TUTUMLARININ BELİRLENMESİ Yaprak GÜNEŞ Tekirdağ Namık Kemal Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü Tarım Ekonomisi Anabilim Dalı Danışman: Dr.Öğr.Üyesi Emine YILMAZ Sağlıklı bir toplumun oluşabilmesi için toplumdaki bireylerin yeterli ve sağlıklı bir şekilde beslenmeleri gerekmektedir. Süt ve süt ürünleri de dengeli beslenmede önemli yeri olan gıda maddesidir. Canlının ilk ihtiyacı olan süt, insanların istek ve gereksinimlerini karşılayabilecek bütün besin maddelerini; yani lipidleri, mineral maddeleri, proteinleri, şekerleri ve vitaminleri bulunduran tek gıdadır. Süt, aynı zamanda beslenme değerinin yüksekliği yanında vücut fonksiyonlarını düzenleyen, gelişmesini sağlayan, kemik ve diş oluşumunda önemli rolü olan temel bir gıda maddesidir. Bu tezde tüketicilerin süt ve süt ürünlerine yönelik algılarının ve tutumlarının belirlenmesi amaçlanmıştır. Bu amaç doğrultusunda Tekirdağ ilinde yaşayan 270 tüketici ile yüz yüze görüşme yapılarak elde edilen veriler analiz edilmiştir. Araştırma sonuçlarına göre, kadın tüketiciler daha çok yoğurt tüketirken, erkek tüketiciler tereyağını daha fazla tüketmektedir. Tüketicilerin %30'u haftada 2 litre açık süt tüketirken, % 57'si 2 litre paket süt tüketmektedir. Ev yoğurdu diğer yoğurt çeşitlerine göre daha fazla tercih edilmektedir. Tüketicilerin çoğu beyaz peyniri her gün tüketmektedir. Süt ve ürünleri sırasıyla marketlerden, üreticilerden ve mandıralardan temin edilmektedir. Süt ve ürünlerini tüketiciler satın alırken ürünün tazeliğini, lezzetini, son kullanma tarihini ve ürünün sağlıklı olmasını çok önemli bulmaktadır. Tüketicilerin %40'ı markalı ürünlere %25 daha fazla ödeme yapmayı kabul etmişlerdir. Tüketicilerin %71'i her yaşta süt ve süt ürünlerinin tüketilmesi düşüncesini desteklemektedir. Anahtar kelimeler: Süt tüketimi, süt ürünleri, tüketici algısı 2019, 69 sayfa

Yaprak Güneş
Tekirdağ Namık Kemal University · Institute of Graduate Studies in Science
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de Fındıkta Uygulanan Tarım Politikaları:Sakarya İli Örneği

Dünya fındık üretimini elinde bulunduran Türkiye'de fındık tarımının tamamı Karadeniz bölgesinde yapılmaktadır. Fındığın en çok üretildiği iller sıralamasında Sakarya ili %13'lük pay ile 4. sırada yer almaktadır. Fındık üretiminin yapıldığı Sakarya ilinde, bu ürünün bölge ekonomisine yapacağı katkılar son derece önemlidir. Bu çalışmanın amacı, Sakarya ilinde fındıkta uygulanan tarım politikalarını incelemek, üretici sorunlarını tespit ederek sorunlara çözüm önerileri getirmek ve il ekonomisine katkıda bulunmaktır. Bu amaçla 166 fındık üreticisi ile anket yapılmıştır. Yapılan analiz sonucunda fındık üreticilerinin sorunlarının; girdi fiyatlarının artması, ürün fiyatlarının sabit kalması, hükümet politikalarının yetersiz olması, Fiskobirlik gibi kuruluşların gün geçtikçe etkisinin kaybolması, fındık ihracatında yabancı şirketlerin ön planda olması gibi sıkıntılar olduğu belirlenmiştir. Araştırma sonucunda alınması gereken önlemler ise; fındık üretiminde %70 gibi yüksek bir orana sahip Türkiye'de üreticilerin desteklenmesi, bu anlamda tarım politikalarının yeniden düzenlenmesi, üreticilerin ürün fiyatlarının belirlenmesinde yabancı şirketlerin etkisinin ortadan kaldırılması, daha önceki dönemlerde olduğu gibi TMO ve Fiskobirlik'in fındık ihracatçı konumlarının tekrar sağlanması gerektiği olarak belirlenmiştir. Anahtar Kelime: Fındık, Fındık Üretimi, Tarım Politikaları, Sakarya

Sibel Demir
Tekirdağ Namık Kemal University · Institute of Graduate Studies in Science
2019
00
DoctorateOpen AccessTR

Edirne ilindeki sulama kooperatiflerinin ekonomik yapısı ve kooperatif - ortak ilişkilerinin analizi

Bu çalışmanın temel amacı, Edirne'de sulama kooperatifleri ile ortaklar arasındaki ilişkileri bilimsel veriler ışığında ortaya koymaktır. Bu temel amacın yanında, bahsi geçen ilişkilerde etkili öğeleri ve etki derecelerini belirlemek, ortak-kooperatif ilişkilerinin geliştirilmesi ve kooperatiflerin daha etkili hizmet sağlayabilmeleri noktasında alınması gereken önlemlerin neler olduğunu ortaya koymak, çalışmanın ikincil amacını oluşturmaktadır. Bu amaçlar etrafında araştırmaya konulması hedeflenen alt amaçlar ise şu şekilde sıralamak mümkündür: Sulama kooperatifinin bulunduğu coğrafyada işlenebilir tarım arazisi miktarı, kooperatif yöneticilerinin sosyo-ekonomik özellikleri, kooperatiflerin faaliyet alanları, ortaklarına sağladığı hizmetler, ortak-kooperatif arası ilişkiler, ortakların kooperatife ürün teslim etme durumları, ortakların sorumluluklarından bilgilendirilme durumları, genel kurullara katılımı, kooperatifin sağladığı hizmetlerden yararlanma durumları, kooperatife ortak olma sebepleri, kooperatif yönetiminden memnuniyet durumları ve ortak-kooperatif ilişkilerini etkileyen faktörler ortaya konulmuştur. Bununla birlikte; ortakların demografik, sosyo- ekonomik durumları, tarımsal üretkenlikleri ve kooperatifler hakkında bilinçleri ile genel kooperatifçilik ilkelerini bilme durumunun ölçülmesi, çalışmanın diğer amaçlarını oluşturmaktadır. Anahtar Kelimeler: Edirne, Sulama Kooperatifleri, Yönetici, Ortak

Seyfi Aktoprak
Tekirdağ Namık Kemal University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Trakya Bölgesindeki tarım sorunlarının üreticiler tarafından değerlendirilmesi:keşan örneği

Bu çalışma, Trakya bölgesindeki tarım sorunlarının, Edirne ili Keşan ilçesinde tarımsal üretim yapan üreticilerce değerlendirilmesi amacıyla yapılmıştır. İlçede, seçilen 23 köyden beşer üretici olmak üzere toplamda 115 katılımcı üzerinde anket çalışması yapılmıştır. Anketlerden elde edilen veriler neticesinde üreticilerin sosyo-demografik özellikleri açıklanmış olup bunların tarımsal faaliyetleri üzerine etkilerini incelemek üzere sonuçlar değerlendirilmiştir. Üreticilerin büyük çoğunluğu (%82) ile tarımsal desteklemelerden faydalandıklarını ve ( Likert Ölçek Analizi'ne göre 5 üzerinden 3,57 ortalama) tarımsal desteklemelerin girdi (mazot, gübre, tohum vb) bazında verilmesini uygun bulmuştur. Üreticilerin %31'i tarımsal danışmanlık hizmetinden yararlanırken yaklaşık %33'ü üretim girdilerini özel bayilerden temin etmektedir. Bitkisel üretimde yaşanan sorunlar değerlendirildiğinde yüksek girdi maliyeti (4,79) ve yetiştirdikleri ürünlerin düşük fiyatlı satış koşulları (4.7) en önemli sorunlar olarak belirtilmiştir. Hayvansal üretimde ise en önemli sorunun hayvan hastalıkları (4,73) olduğu belirtilmiştir. Üreticilerden tarımın olağan durumu ve geleceği hakkında düşünceleri istendiğinde (4,73) tarım dışı alanlarda kullanılan mazot fiyatları ile kıyaslama yapıldığında tarımda kullanılan mazot fiyatları ve vergilerine yönelik indirim uygulanması gerektiği yanıtları alınmıştır.

Buşra Sekülü
Tekirdağ Namık Kemal University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Tüketicilerin gelir grupları itibariyle kırmızı et ve tavuk eti satın alma eğilimlerinin karşılaştırmalı analizi: Tekirdağ Süleymanpaşa İlçesi örneği

Sağlıklı ve dengeli beslenmenin en önemli koşularından biri de tüketilmesi gereken günlük proteinin %40 – %50'sinin hayvansal kaynaklı proteinlerden karşılanmasıdır. Et ve et ürünleri içerdikleri proteinler, mineral maddeler ve vitaminler bakımından insan beslenmesinde önemli hayvansal kaynaklı gıda maddeleridir. Bu çalışmanın amacı Tekirdağ ili Süleymanpaşa ilçesi kent merkezinde yaşayan tüketicilerin kırmızı et ve tavuk eti satın alma eğilimlerinin gelir grupları itibariyle farklılık gösterip göstermediğini belirlemektir. Veriler 167 kişi ile anket yapılarak elde edilmiştir. Katılımcıların en çok kırmızı et ve tavuk eti tükettikleri, bu tüketim üzerinde gelir durumlarının etkisi olduğu görülmüştür. Tüketicilerin %96,4'ü kırmızı et, %94,6'sının kanatlı et tüketmektedir. Kişi başı kırmızı et tüketimi ortalama 10,8 kg/yıl, kanatlı et tüketimi ise 14,4 kg/yıl olarak bulunmuştur. Çok yüksek gelir grubundakiler yıllık 12,3 kg/yıl kırmızı et ve 12,3 kg/yıl beyaz et tüketmekte iken, bu miktarlar düşük gelir grubundakilerde 9,5 kg/yıl kırmızı et ve 15,5 kg/yıl beyaz ettir. Tüketicilerin %31,7'si kırmızı eti pahalı, %55,7'si çok pahalı, kanatlı eti fiyatlarını ise %42,5'i pahalı, %24,0'ı çok pahalı bulmaktadır. Kırmızı ette %78,2 oranı ile sığır-dana eti, beyaz ette %94,3 oranı ile tavuk eti tercih edilmektedir. Temin yeri olarak 60,3 oranında kasap, beyaz ette %68,6 oranında market/süper market tercih edilmiştir. Aylık gelir miktarı ile aylık kırmızı ve kanatlı eti tüketim miktarı arasında pozitif bir ilişki vardır ve aylık gelir arttıkça et tüketim miktarında az da olsa bir artış olmaktadır.

Gıda tüketimi
Varol Boz
Tekirdağ Namık Kemal University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de tarımsal finansman ve kredi uygulamaları: Tekirdağ ili örneği

Bu çalışmada, Türkiye ekonomisinde önemli bir paya sahip olan tarım sektörünün finansmanı ve kredi uygulamaları incelenmiş, Tekirdağ ili örnek gösterilerek tarımsal finansmanın öneminin ortaya konulması amaçlanmıştır. Araştırma, Tekirdağ ilinde yer alan onbir ilçede çiftçi kayıt sistemine dahil olan çiftçiler arasında oransal dağılım ile seçilen 169 tarım işletme sahipleri ile yüz yüze görüşme yöntemiyle yapılan anketlerden yola çıkılarak ve birincil ve ikincil veriler kullanılarak tamamlanmıştır. Saha araştırmasında anketlerden elde edilen veriler, istatiksel olarak bilgisayar ortamında paket program ile lojistik regresyon yöntemiyle analiz edilmiştir. Araştırmada, İşletmelerin, sosyo-ekonomik analizleri yapılarak, kredi durumları incelenmiştir. İşletmelerin finansman ihtiyaçlarını hangi kurumlardan karşıladıkları saptanmıştır. İnceleme sonucunda, tarımsal işletme sahiplerinin % 82,20'si Ziraat Bankası'ndan, %16,60'ı Özel bankalardan tarımsal kredi kullanarak işletmelerini finanse ettikleri saptanmıştır. İşletmelerin ziraat bankasını tercih etme sebeplerinin ise faiz oranlarının uygunluğu gelmektedir. Sonuç olarak, özel bankaların tarım bankacılığına girmesi ile bankacılık sektöründe tarım kredilerinde rekabet artmıştır. Tarım kredilerinde üreticiye sunulan enstürümanlar çeşitlenmiştir. Ancak, tarım sektöründe faiz oranlarının yüksek olması sebebiyle üretici, kuruluş amacı tarım sektörünü desteklemek olan Ziraat Bankası'nı tercih etmektedir. Bu nedenle, tarımsal finansman ve kredi uygulamalarında kredi maliyetlerinin düşürülmesi üretici için önem arz etmektedir.

Berna Özvardar
Tekirdağ Namık Kemal University · Institute of Graduate Studies in Science
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Çay üretiminin ekonomik analizi: Rize ili Kalkandere ilçesi örneği

Türkiye'de çay üretiminin tamamı Doğu Karadeniz Bölgesi'ndeki; Rize, Trabzon, Giresun, Artvin ve Ordu illerinde yapılmaktadır. 2018 yılı Türkiye toplam çay üretiminin %80,68'i Rize ilinde üretilmiştir. Bu sebeple, araştırma alanı için Rize'nin ilçelerinden biri olan Kalkandere seçilmiştir. Çalışmanın amacı, Rize'nin tüm tarım alanlarının %93,2'sini oluşturan ve bölgenin en önemli tarım bitkisi olan çayın, araştırma sahası olarak seçilen Kalkandere ilçesindeki durumunu incelemek, üretim ve çay bahçesi tesis maliyetlerini ortaya koymaktır. Araştırma için gerekli veriler, Kalkandere ilçesinde çay üretim faaliyeti gerçekleştiren 123 üreticiyle yüz yüze yapılan anketler yoluyla elde edilmiştir. Türkiye 2017 yılında Dünya'da kuru çay üretiminde 6. sıraya yerleşmiştir. Çalışmada, üç yıllık çay bahçesi tesis süresi sonunda toplam çay bahçesi tesis maliyeti 15.741,19 TL/da olarak belirlenmiştir. İşletmelerin ortalama GSÜD 3.443,32 TL/da, brüt karı -370,24 TL/da, net karı -1.693 TL/da olarak belirlenmiştir. İşletmelerin çoğunda çay üretim faaliyetinin karlı bir üretim dalı olmadığı sonucuna varılmıştır. Bölgede iş istihdamı sağlayacak, çay hammaddesinden öz çay gibi ürünler üretecek fabrika yapılmalıdır. Çay hasadında, harcanan zamanı ve maliyetleri azaltacak çay hasat makinesi alımı devlet tarafından desteklenerek teşvik edilmelidir. Çaya alternatif olabilecek stevia bitkisinin araştırmaları tamamlanıp üreticilerin üretime teşviki sağlanmalıdır. Özel sektörün düşük fiyattan çay alımı yapması kanun çıkarılarak engellenmelidir. Anahtar Kelimeler: Çay, Ekonomik Analiz, Türkiye Çay Üretimi, Çay Bahçesi Tesisi

Sevilay Yılmaz
Tekirdağ Namık Kemal University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2019
00
DoctorateOpen AccessTR

Tarım kooperatiflerinde yayım yaklaşımları: Edirne ili Lalapaşa ilçesi örneği

Tez çalışması ile Edirne İli Lalapaşa İlçesi uygulamaları üzerinden tarımsal amaçlı kooperatiflerin yayım yaklaşımları incelenmiş ve tarımsal üreticilerin bilgi ihtiyacı ve eğitim talepleri ile kooperatiflerin eğitim faaliyetleri değerlendirilerek tarımsal yayımcılık açısından çıkarımlarda bulunulmuştur. Çalışmada, tarımsal yayım ve haberleşme faaliyetlerinin Lalapaşa'da 2011-2017 yılları arası uygulamalı olarak gelişimine değinilmiş, bu faaliyetlerin yürütülmesinde kooperatiflerin görev ve yetkileri analiz edilmiştir. Ülkemizde mevzuat, tarımsal yayım faaliyetlerinin yürütülmesinde kamu kurumları yanında kooperatiflere de görevler yüklerken, eğitim faaliyetlerinin Milli Eğitim Bakanlığınca yürütülmesini amir kılmıştır. Eğitim faaliyetleri yasal düzenleme ile kamu otoritesinin kontrolünde olduğundan kooperatifler, üretici birlikleri, ilaç bayileri gibi tüzel kişiliklerin üreticilere yönelik yayım hizmetleri sınırlı kalmaktadır. Çalışmada; Lalapaşa İlçe Merkezi ve her köyden ÇKS'ye kayıtlı aktif üretici sayısının %10'u baz alınarak toplamda 156 üretici/kooperatif ortağı ile yüz yüze görüşme yapılmış üretici beklentileri ve ihtiyaçları belirlenmeye çalışılmıştır. Ayrıca, faal kooperatiflerin yöneticileri ve profesyonel çalışanları ile yapılan görüşmelerden elde edilen verilerle de kooperatiflerin eğitim ve yayım hizmetleri değerlendirilmiştir. Edirne Lalapaşa'da faaliyetleri olan Tarım Satış Kooperatifi ile Tarım Kredi Kooperatifleri, ortaklarının girdi ihtiyacı, ürün pazarlanması gibi taleplerini önemli ölçüde karşılayan hizmetler sunarken yayım hizmeti yok veya oldukça sınırlı bulunmuştur. Ayrıca Bakanlığın Eğitim Programlarının üreticilerin bilgi talebini ve beklentilerini karşılamaktan uzak kaldığı görülmektedir. Üreticilerin bilgi talebini karşılamanın en etkin yönteminin içinde yer aldıkları örgütlü yapılar aracılığıyla sunulan yayım programları olacağı tarafımızca değerlendirilmiştir.

Ebru Irmak
Tekirdağ Namık Kemal University · Institute of Graduate Studies in Science
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Sosyo-ekonomik ve kültürel düzeyleri farklı olan ailelerde ekmek tüketim durumu: Tekirdağ ili Süleymanpaşa ilçe örneği

Ekmek, dünya sofralarının başlıca besin kaynağıdır. Ekmeğin insan beslenmesinde önemli yere sahip olmasında, karbonhidrat ve protein kaynağı olmasıyla birlikte besleyici, ucuz ve kolay temin edilebilirliği de önemli bir etkendir. Son yıllarda tüketiciler doğal ve katkısız, besin değeri yüksek ürünleri talep etmektedir. Tüketicilerin bu yönde bilinçlenerek sağlıklı beslenmeye önem vermesi, ekmek sanayinde de çeşitliliğin artmasına yol açmıştır. Bu araştırma, Türkiye'de ekmek tüketiminin genel durumunu ortaya koymak ve Tekirdağ İli Süleymanpaşa İlçe örneği ele alınarak sosyo-ekonomik ve kültürel düzeyleri farklı olan ailelerde ekmek tüketim durumunu araştırmak amacıyla yapılmıştır. Bunun için Tekirdağ ili Süleymanpaşa ilçesinde yaşayan 270 tüketici ile yüz yüze anket çalışması yapılarak orijinal veriler elde edilmiştir. Tüm bu bilgiler ile birlikte halkın ekmek tüketimi ve muhafaza yöntemleri ile ilgili duyarlılığını arttırıcı önlemler alınması ve bilinçlendirici kampanyalar yapılması ekmek israfı konusunda ülke ekonomisine büyük katkılar sağlayacaktır.

Nazlı Cengiz
Tekirdağ Namık Kemal University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Kastamonu ilinde kivi yetiştiren işletmelerin sosyo-ekonomik durumu

Bu araştırmada Kastamonu bölgesinde kivi yetiştiriciliği yapan işletmelerin sosyo-ekonomik yapısı ve üreticilerinin üretim ve pazarlama aşamasında karşılaştığı sorunlar saptanmaya çalışılmıştır. Kastamonu ilinin 19 ilçesinden, kivi yetiştiriciliği yapan İnebolu, Abana, Bozkurt, Çatalzeytin, Doğanyurt, Cide ilçelerinden 77 üretici ile yüz yüze yapılan anket çalışmalarının sonunda elde edilen veriler 2019 yılında toplanarak analiz edilmiştir. Kastamonu İlinde son verilere göre 213 dekar alanda 77 çiftçi ekonomik anlamda kivi üretimi yapmaktadır. Üreticilerin büyük çoğunluğunun orta yaş verimlik çağında oldukları, ilkokul mezunu ve çekirdek aile yapısına sahip olduğu görülmüştür. İşletme sahiplerinden çoğunun emeklilik gelirine sahip olduğu, kredi kullanımının az olduğu görülmektedir. Don, dolu vb. doğal afet olaylarına karşı, işletmelerin büyük bir kısmı, tarım sigortalarını yaptırmadıkları tespit edilmiştir. Bölgede genel olarak depolama sorunundan dolayı, üreticilerin kivilerini dönem içerisinde sattıkları belirlenmiştir. Üreticilerin mazot, gübre, fidan, tesis kurulumu gibi tarımsal destekleri aldıkları tespit edilmiştir. Bölgede mevcut uygun durumda olan hazine arazilerinden yararlanılması noktasında, kivi üretim alanlarının çoğalması, üreticileri ümitlendirebilir. Kivi üretici kooperatifinin, söz konusu bölgede kurulması ile pazarlama, depolama gibi sorunların yanında, girdi maliyetlerinin düşürülmesi gibi konuların çözüme kavuşturulmasına olanak sağlayabilir.

Özgür Eydemir
Tekirdağ Namık Kemal University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Kırsal kalkınmada genç çiftçi projesi: Tekirdağ ili örneği

Kırsal kalkınma yatırımları kapsamında 26.02.2016 tarihli Resmi Gazetede 2016/ 8540 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile yürürlüğe giren "Genç Çiftçi Projesi" ile Tekirdağ İlinde 2016-2017 yılları arasında destekleme kazanan çiftçilerin projeye başvuru süreci, projeyi nasıl yürüttükleri, yürütürken ne tür zorluklarla karşılaştıkları, nasıl devam ettirdikleri ve nereye taşıyabildikleri tespit edilmiştir. Araştırmada projeden desteklenen genç çiftçilerin demografik özellikleri, desteğe bakış açıları, işletmelerin kadın ve erkek sahiplerinin farklılıkları ve projenin etkileri tespit edilmiştir. Tekirdağ İli 2016-2017 yıllarında "Genç Çiftçi Projesinden" hak kazanan çiftçiler ana materyali oluşturmuştur. Araştırmaya katılan genç çiftçilerin %54'ü kadın çiftçilerden oluşmaktadır. Yoğunluk 34-40 yaş aralığında, evli, kırsal alanda ikamet eden, bitkisel üretim ve hayvancılık faaliyetleri ile uğraşan genç çiftçilerden oluşmaktadır. Kadın çiftçilerin eğitim seviyesi erkek çiftçilerden daha düşüktür. Kadın çiftçilerin projeye katılma nedenleri ailelerine katkı sağlamak, erkek çiftçilerin ise var olan işletmelerini büyütmektir. Araştırmaya katılan genç çiftçilere projenin en büyük katkısı, kadın çiftçiler için ilk defa kendi adlarına işletmelerinin olması, erkek çiftçiler için ise var olan işletmelerini büyütmüş olmalarıdır. Genç çiftçilerin projeleri ile ilgili hedefleri projelerini devam ettirmek ve işletmelerini büyütmektir. Kadın çiftçiler ise işletmelerini büyütmek istemekte daha kararlıdırlar. Hayvancılık işletmelerine sahip çiftçilerin gelir düzeylerinde artış olmadığı gibi borçlanma ve işletme girdi maliyetlerini karşılamada zorlanmaktadırlar.

Deniz Sarı Gedik
Tekirdağ Namık Kemal University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Organik tarımda zararlılarla mücadele yöntemleri

Bu araştırmada organik tarımda zararlılarla mücadele yöntemleri incelenmiştir. Doğal yaşamda zararlılarla mücadele yöntemleri kapsamında ekolojik çevreye duyarlılık dikkate alınarak öncelikli olarak doğal mücadele yöntemleri yürütülmelidir. Bu nedenle, insanların yaşam alanlarında doğal üretim organik tarım faaliyetleri önemli yer tutmaktadır. Organik üretimde doğal dengeyi bozmadan zararlılarla mücadele edilmektedir. Organik mücadelede pestisit yerine doğal mücadele yöntemleri uygulanmaktadır. Bu yöntemlerin bazıları zararlıları kovucu, uzaklaştırıcı ve feromon tuzaklarıyla yakalama şeklinde kullanılarak başarılı sonuçlar elde edildiği belirlenmiştir. Bilindiği gibi, insanlığın en temel gıda ve giyim ihtiyaçlarını karşılayabilmeleri için, günümüzde artan dünya nüfusuyla paralel olarak tarımsal üretimde artış gerçekleşmesi gerekliliği açıktır. Gerek organik üretim artışı ve gerekse çevre ve insan sağlığı açısından organik tarımda zararlılarla mücadele yöntemleri önemli bir yer tutmaktadır. Bu bağlamda bu çalışmada organik tarımda zararlılarla mücadele yöntemleri kapsamında yasal düzenlemeler, kültürel mücadele, fiziksel ve mekaniksel mücadele, biyolojik mücadele, biyoteknik mücadele, genetik mücadele, kimyasal mücadele, entegre mücadele ve organik tarım ve mücadele yöntemlerinin organik tarım danışmanlığı açısından irdelemektir. Anahtar Kelimeler: Organik Tarım, Ekolojik Tarım, Biyoteknoloji, Doğal Mücadele.

Yücel Tanrıkulu
Tekirdağ Namık Kemal University · Institute of Graduate Studies in Science
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Kırsal kökenli Karslıların İstanbul'a göç nedenleri ve göç sonrası yaşanan değişimler üzerine bir araştırma

İnsanlık tarihi boyunca göç; ekonomik, sosyokültürel ve siyasi birçok açıdan toplumların kalkınmasını ve gelişmesini etkilemiştir. Bu çalışmanın amacı, değişen tarımsal politikalar ışığında Kars kırsalından İstanbul'a göç etmiş Serhat Ovalılar üzerinde göçün nedenlerini, sosyo-kültürel ve ekonomik etkilerini incelemek; bulgular ışığında bir takım sonuçlara ve önerilere ulaşmaktır. Bu bağlamda; T.C. Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanlığı'nın 2013-2023 on yıllık plan dâhilinde 26 düzeye ayırdığı ülkemizdeki kalkınmada öncelikli bölgelerden biri olan TRA2 bölgesi ele alınmıştır. Bu bölgeye ait T.C. Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanlığı'nın raporları ve verileri incelemiştir. TRA2 Bölümü'nün en büyük ili olan Kars ve Kars'tan ayrılmış illere ait verilere ulaşmaya çalışmıştır. Ayrıca, göç eden kişilerle anket yapılarak değerlendirilmiştir. Bu çalışmada, T.C. Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanlığı'nın 5449 sayılı kanun ile başlattığı, Kalkınma Ajanslarının kurulması ile devam eden yeni kırsal kalkınma politikalarına, Kars kırsalından İstanbul'a göçün getirdiği değişimleri, nedenleri ile birlikte inceleyerek bilimsel bir katkı sunmaya çalışılmıştır.

Eray Güneş
Tekirdağ Namık Kemal University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Trakya bölgesinde tarımsal gübre kullanımının analizi

Gübreler bitkisel üretimin sürdürülebilirliği için son derece önemli bir işleve sahiptir. Ancak gübrelerin uygun olmayan kullanımı önemli verim kayıpları yanında, ekonomik ve çevresel sorunlara da neden olabilmektedir. Yoğun bitkisel üretim yapılan Trakya bölgesinde (Edirne, Kırklareli ve Tekirdağ) toplam 300 üretici ile bir anket çalışması yapılmıştır. Üreticilerin sosyo-demografik bilgileri, işletmenin tarım arazisi, hayvan ve makine-ekipman varlığı, uygulanan üretim sistemi, gübreler ile gübreleme uygulamalarında çiftçilerin bilinç düzeyleri ve tercihlerinde rol oynayan hususlar vb bilgiler derlenmiştir. Hedef kitlenin %62,7'sinin ilkokul, %26,7'sinin ortaokul, %7,3'ünün lise ve %3,3'ünün lisans mezunu olduğu, üreticilerin büyük ekseriyetinin (%98,8) evli ve kooperatif üyesi tespit edilmiştir. Çiftçilerinin en az %70'lik kısmının Türkiye ortalamasının üzerinde tarım arazisine sahip olduğu, üreticilerin %44'ün buğday, %45'nin ayçiçeği, %6'sının kanola, %4'ünün mısır ve %2'sinin arpa üretimi yaptığı belirlenmiştir. Üreticilerin %60 bitkisel üretim yanında büyük baş hayvancılığı da yapmaktadır. İşletmelerin tamamında traktör, pulluk, ilaçlama makinesi, sulama makinesi ve balyalama makinesi olduğu, %97-99'nda ise römork, gübreleme makinesi, kazayağı, dişli tırmık ve mibzer olduğu işletmelerin %9,3'ünde ise biçerdöver bulunduğu saptanmıştır. Entensif bitkisel üretime bağlı olarak üreticilerin başta üre ve Kalsiyum Amonyum Nitrat olmak üzere çok farklı gübreler kullandıkları belirlenmiştir. Ancak çiftçilerin çoğunluğunun (%83) toprak analizinden ziyade kendi tecrübesine dayanarak gübreleme yaptığı sadece %20'sinin toprak analizi yaptırdığı ve sadece %13'nün toprak analizinin verim artışı sağlayacağına inandığı belirlenmiştir. Ayrıca ankete katılan üreticilerin %71'inin yaprak analizi konusunda bilgi sahibi dahi olmadığı ve sadece %26'sının daha önce konuyla ilgili eğitimlere katıldığı saptanmıştır. Sonuçlar bölgede detaylı çiftçi eğitim programlarına ihtiyaç olduğunu göstermiştir. Diğer yandan üreticilerin %72'si başka amaçlarla da kullanılabilmek için gübre desteğinin nakit olarak yapılmasını istemektedir. Son dönemdeki ekonomik gelişmelerin de etkisiyle katılımcıların %99'u gelirlerinde artış olsa dahi gübre kullanımını arttırmayacağını belirtmiştir. Üreticilerin %75'i gübre fiyatlarının düşmesi veya yükselmemesi beklentisi içinde olup genel olarak gübre fiyatlarındaki artıştan olumsuz etkilendikleri belirtmişlerdir. Ayrıca fiyat artışının devam etmesi halinde bazı gübrelerin kullanımını %30'a varan oranda azaltabileceklerini bildirmişlerdir. Sonuçlar bölgede bitkisel üretimin verimli bir şekilde sürdürülebilmesi için gübre fiyatları ve/veya desteklerin iyileştirmesi gerektiği kanaatine varılmıştır.

Umut Yıldırım
Tekirdağ Namık Kemal University · Institute of Graduate Studies in Science
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Yerel markalı süt ve süt ürünlerine yönelik tüketici eğilimleri ve gıda güvenliği algısının analizi; Tekirdağ ili örneği

İnsanların yeterli ve dengeli beslenmek anlamında tüm hayatı boyunca ihtiyaç duyduğu hayvansal kaynaklı protein, yağ, laktoz, vitamin ve mineralleri tam ve yeterli olarak barındırması süt ve süt ürünlerini tüketmenin çok önemli olmasını sağlamaktadır. Gıda güvenliği günümüzde tartışılan en önemli güncel konulardan biridir. Birbirine benzer mal ve hizmetlerin farklılaştırılması için kullanılan marka kavramı günümüzde çok daha geniş anlamda ele alınmaktadır. Markalar artık işletmelerin önemli bir soyut kavramı haline gelmiş, ülkelerin tanıtımında etkin bir rol oynamaya başlamıştır. Belli bir coğrafi alanda faaliyet gösteren yerel markalar ise tüketiciler ile kurduğu güven ilişkisini ön planda tutarlar. Tüketicilerin isteklerine doğrudan cevap vermeyi amaçlamaktadırlar. Çalışmanın materyali Tekirdağ ili Merkez Süleymanpaşa ilçesinde ikamet eden 381 tüketici ile yüz yüze ortamlarda yapılan görüşmelerden, bu kişilere sunulan anketlerden elde edilen verilerden oluşmuştur. Çalışmanın sonunda tüketicilerin büyük bir çoğunluğunun süt ve süt ürünlerini satın aldıkları tespit edilmiştir. Tüketicilerin aylık ortalama 9,5 litre süt, 4 kg beyaz peynir, 1,7 kg taze kaşar peyniri, 1,7 kg eski kaşar peyniri, 10 kg yoğurt, 1,3 kg tereyağı satın aldıkları belirlenmiştir. Tüketicilerin % 85'inin yerel marka kavramını bildikleri ve % 78'inin yere markalı ürünleri satın aldıkları tespit edilmiştir. Yapılan çalışmada tüketicilerin süt ve süt ürünlerini satın alırken satın alacağı ürünün sağlıklı olmasını en önemli kriter olarak göz önünde bulundurduğu sonucu çıkmıştır. Tüketiciler tarafından, yerel markalı süt ve süt ürünlerini ulusal markalara göre daha taze buldukları ifade edilmiştir. Aynı zamanda yerel markalı süt ve süt ürünlerini satın almayan tüketiciler tarafından, satın alamama nedeni olarak en başta yerel markalı ürünlerin son kullanma tarihinin kısa olması olduğu belirtilmiştir. Çalışma sonucunda tüketiciler tarafından yerel markalı ürünlerin promosyonlarının, ürün çeşitliliğinin ve reklamların yeterli bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır.

Emir Can
Tekirdağ Namık Kemal University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Üniversite öğrencilerinin şekerli içecek tüketim eğilimleri üzerine bir araştırma: Tekirdağ Namık Kemal Üniversitesi örneği

Son yıllarda, dünya genelinde şekerli içecek tüketimi ve onun insan sağlığı üzerine etkilerine ilişkin birçok çalışma yapılmıştır. Bu çalışmalarda, şekerli içecek tüketiminin insanlarda başta obezite olmak üzere kalp hastalıkları, Tip 2 diyabet ve yüksek tansiyon gibi birçok önemli hastalığa neden olabileceği belirlenmiştir. Bu içecekler doğal kaynaklı olmayan tatlandırıcı, meyve konsantresi ve mısır şurubu gibi insan sağlığı için zararları bulunan eklenti şekerler içermektedir. Şekerli içecek tüketimi üzerine etkili stres, aile hayatı ve sosyal medya gibi faktörlere karşı en büyük risk grubunu ise çocuklar ve gençler oluşturmaktadır. Üniversite hayatı öğrencilere özgür bir yaşam sunmakla birlikte aileden ayrı kalma, yalnız ya da toplu yaşama alışma, sınav ve ders geçme kaygısı gibi birçok stres faktörünü de beraberinde getirmektedir. Bu durum, öğrencilerin gerek yaşam tarzlarında gerekse beslenme davranışlarında önemli değişikliklere neden olmaktadır. Böylelikle, bu çalışma sadece üniversite öğrencilerinin şekerli içecek tüketim eğilimleri ve üzerine etkili faktörleri belirlemeyi değil aynı zamanda bu konuyla ilgili olan farkındalıklarını da değerlendirmeyi hedeflemektedir. Bu çalışmada, Tekirdağ Namık Kemal Üniversitesinde eğitim gören 385 üniversite öğrencisiyle bir anket çalışması yapılmıştır. Anketlerden elde edilen veriler öğrencilerin şekerli içecek tüketim eğilimlerindeki farklar, ki kare, t- testi yardımıyla analizi edilmiştir. Ayrıca öğrencilerin şekerli içecek tüketim eğilimlerini etkileyen faktörler Binary Lojistik Regresyon Analizinde bağımsız değişkenler olarak modellere dahil edilmiştir.

Nuray Kaplan
Tekirdağ Namık Kemal University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Bitkisel yağ tüketim tercihlerini etkileyen faktörlerin analizi: Tekirdağ ili Süleymanpaşa ilçesi örneği

Son yıllarda gıda güvenliği konusunda bilincin artmasıyla bitkisel kökenli yağların tüketiminde de değişiklikler gözlenmektedir. Özellikle gelir düzeyine bağlı olarak tüketiciler, sağlıklı ve güvenilir olduklarına inandıkları yağları tercih etmeye başlamışlardır. Hızla artan nüfus ve değişen davranış şekilleriyle de birlikte ortaya çıkan talebi karşılamak adına bitkisel yağ bitkilerinin ekiliş alanlarında hem dünyada hem de ülkemizde artış olmuştur. Türkiye'de en fazla üretim ve tüketim ise ayçiçeği, zeytin, kanola gibi bitkisel yağ bitkilerinde ve ürünlerinde gerçekleşmektedir. Çalışmada, Tekirdağ İli Süleymanpaşa İlçesinde yaşayan 167 tüketici ile anket yapılmış, bitkisel yağ tüketim tercihleri belirleyen faktörler analiz edilmiştir. Ankette tüketicilere; marka tercihleri, ambalaj seçimleri, yağların kullanım yerleri, tükettikleri yağ türleri ve miktarları, ne sıklıkla tükettikleri, satın alırken dikkat ettiği özellikler ile sosyo-ekonomik durumlarına yönelik sorular yöneltilmiştir. Bu sorular ile tüketim ve kullanım eğilimleri tespit edilmiştir. Analiz sonuçlarına göre; Araştırmaya katılan tüketicilerin %52'si lise ve üniversite mezunudur. Tüketicilerin; %45'ini kamu çalışanları, %12'si özel sektör çalışanları, %11'i emekli, %10'unu ise serbest meslek çalışanları oluşturmaktadır. Tüketicilerin%62,3'ünü kadınlar, %40'ını ise erkekler oluşturmaktadır. Araştırmaya katılanların %75,4'lük payını evli tüketiciler %23,4'lük kısmı ise bekar tüketiciler oluşturmaktadır. Tüketicilerin %26'sının gelir düzeyi 2.001-3500 TL arasındadır. Tüketicilerinin %33,5'i ortalama aylık gıda tutarı 250-500 TL arasındadır. Tüketicilerin aylık kişi başı ayçiçek yağı tüketimi 1,079 kg olup ayçiçek yağını 0,606 kg tüketim miktarıyla zeytinyağı takip etmektedir. Ayçiçek ve zeytinyağını tüketicilerin %75 ve %44'i ise her gün tüketmeyi tercih etmektedir. Ürünü satın alırken diğer önemli kriterler ise gıdaya olan güven ve sağlıklı olmasına yönelik inancın oluşmasıdır. Katı yağlar içinde ise margarin günlük kullanımda en az tercih edilen yağ olması bu konudaki en büyük gösterge olarak sayılabilir. Yıldan yıla artan bilinçle birlikte doğal gıda arayışına giren tüketicilerin %38'i her gün tereyağ tüketmekte olduklarını belirtmiştir. Araştırmada bitkisel yağ satın alırken dikkat edilen kriterlerin gruplanmasına yönelik yapılan faktör analizi sonucuna göre 10 farklı bileşenin iç kalite ve dış kalite olarak 2 faktör altında toplanmıştır. Tüketicilerin bitkisel yağların sağlıklı olması, gıda güvenliği, lezzet ve tat, markaya olan güven, ürün kalite belgesi, tip (sızma, riviera) ve bölgesel üretim olması değerlendirmeleri iç kalite faktörüne; medyadaki reklamlar, sunulduğu ambalaj ve görüşüm değerlendirmeleri ise dış kalite faktörüne yüklenmiştir. İç kalite faktöründeki değerlendirmeler tüketicinin satın alma tercihleri içerisinde en fazla önemi bitkisel yağın sağlıklı olmasına yönelik olan inancı almaktadır. Tüketici satın alma eğilimleri içerisinde dış kalite faktöründeki değerlendirmeye bakıldığında ise medyadaki reklamlar ürünün ambalajından ve görünümden daha fazla öneme sahip olduğu görülmektedir.

Duygu Özer
Tekirdağ Namık Kemal University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Ekmeklik buğdayda kalite özelliklerinin fiyat oluşumuna etkisi ve üretici davranışlarının incelenmesi

Bu araştırma Türkiye'de ekmeklik buğdayda kalite özelliklerinin fiyat oluşumuna etkisi ve üretici davranışlarının incelenmesi amacıyla hazırlanmıştır. Araştırmada yöntem olarak literatür taraması ve nicel araştırma yöntemlerinden anket yöntemi kullanılmıştır. Literatürde buğday ve buğday üretimine ilişkin bilgilere yer verildikten sonra buğday kalite parametrelerine değinilmiştir. Çalışmanın devamında Türkiye'de buğday tarımının mevcut durumu incelenmiş ve buğday fiyatlarının belirlenmesinde etkili olan faktörler değerlendirilmiştir. Buğday fiyat oluşumunda ve buğday pazarlama bileşenleri hakkında bilgiler verilmiştir. Araştırmanın uygulama bölümünde ise, Tekirdağ, Edirne, Kırklareli illerinde üretim yapan kayıtlı 71,170 üretici arasından rastsal olarak seçilen 170 kişi ile görüşmeler yapılarak veri toplanmıştır. Veri toplama formu araştırmacı tarafından oluşturulmuştur. Toplanan veriler SPSS programında analiz edilerek bulgular ortaya koyulmuştur. Analizlerde sayı ve yüzde; Kruskal Wallish H testi ve açıklayıcı faktör analizinden yararlanılmıştır. Üreticiler buğday satışında etkili olan kriterleri değerlendirilmiş ve kriterler üç grupta ele alınmıştır. Bu faktörler Bulanık Eşli Karşılaştırma yöntemi ile karşılaştırılmıştır. Üreticilerin tercihlerinde etkili olabilecek faktörleri birbirine çok yakın olarak değerlendirmiştir. Yapılan Kruskal-Wallis testi sonucuna göre de üreticilerin seçimlerinde etkili olan faktörler arasında istatistiki olarak anlamlı bir fark bulunmamamıştır. Ekmeklik buğday ile kalite unsurları arasındaki ilişkinın araştırılması amacıyla ekonometrik model tahmin edilmiştir. Çalışmada çift logaritmik ekonometrik model kullanılmıştır. Alım işlemine tabi olan buğday fiyatı üzerinde hektolitre değişkeninin önemli etkisi olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar kelimeler: Buğday, Ekmeklik Buğday, Kalite, Fiyat 2020, 118 sayfa

Zeynep Emen
Tekirdağ Namık Kemal University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2020
00
DoctorateOpen AccessTR

Tarım işletmelerinde muhasebe kayıtları tutulmasının Türkiye tarımı ve ekonomisi açısından değerlendirilmesi: Tekirdağ ili örneği

Tarım, ülke nüfusunun sürdürebilmesi, ekonomiye, istihdama ve milli gelire olan katkıları ile tüm dünyada ekonomik faktörlerin başında yer alan vazgeçilmez bir sektördür. Bir ülkenin tarımına gerekli önem verilmezse, o ülkenin ekonomik olarak kalkınması beklenemez. Tarım sektöründe meydana gelen sermaye yoğun gelişmelerle beraber, tarım işletmeleri için tarım muhasebesi daha fazla önem kazanmıştır. Tarım işletmelerinde de muhasebe kayıtlarının diğer işletmelerde olduğu gibi tutulması gerekmektedir. Ancak Türkiye'de tarım işletmelerinin büyük bir çoğunluğunun küçük ve aile işletmesi olması ve bu işletmelerin muhasebe kaydı tutması ile ilgili yasal bir zorunluluk bulunmamasından dolayı muhasebe kaydı tutulmamaktadır. Çalışma kapsamında Tekirdağ ilinde bitkisel ve hayvansal üretimle uğraşan 182 tarım işletmesi ile görüşülmüştür. Toplanan veriler kullanılarak bu işletmelerin ekonomik analizleri yapılmıştır. Ayrıca yine bu veriler aracılığıyla bu işletmelerin elde ettikleri tarımsal desteklerle çiftçilerin ödedikleri vergi ve kesintiler karşılaştırılmış, gayri safi üretim değerleri, etkinlik değerleri ortalamaları ve etkinlik standartları incelenmiştir. Bu çalışma tarım işletmelerinin ödedikleri vergi ve kesintilerin elde ettikleri desteklerin çok üstünde olduğunu, çoğu işletmenin sadece net kârının değil, brüt kârının bile negatif olduğunu ortaya koymuştur. Ayrıca çiftçilerin muhasebe kaydı tutmamaları, yaptıkları tüm harcamalar için katma değer vergisini mahsup edememelerine neden olmaktadır. Muhasebe kaydı tutulmasının bir faydası da, eğer bir vergi potansiyeli varsa, bu durumu ortaya koymaktır. Elde edilen sonuçlara göre devlet birtakım önlemler alarak tarımsal desteklemeleri iyileştirme konusunda birtakım çalışmalar yapmazsa, olumsuz ekonomik koşullara sahip olan tarım işletmelerin durumları daha da kötüye gidebilir. Anahtar Kelimeler: Muhasebe kaydı, destekler, Vergi ve kesintiler, maliyetler, ürün

Dolaylı vergilerEmlak vergisiGelir vergisi+3
Hande Özolgun Akkurt
Tekirdağ Namık Kemal University · Institute of Graduate Studies in Science
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Çeşitli gıda ürünlerinin pazarlamasında kullanılan çevre dostu kavramlar üzerine tüketici algısının belirlenmesi (Tekirdağ/Süleymanpaşa örneği)

Bu araştırma Türkiye'de gıda pazarlamasında kullanılan çevre dostu kavramlar olan (Organik gıda ürünleri, Doğal gıda ürünleri ve iyi tarım uygulamaları) ve diğer kavramlar (Konvansiyonel ürünler, Kooperatif markalı ürünler ve Yerel üreticiden ürünler) için tüketici algısını incelemek amacıyla hazırlanmıştır. Araştırmada, literatür taraması ve nicel bir veri yöntemi olan anket yöntemi kullanılmıştır. Çalışmada, Tekirdağ ili Süleymanpaşa ilçesi merkez mahallelerinde yaşayan tüketici ana kitlesi belli popülasyondan örneklem yöntemiyle belirlenen 171 tüketici ile yüz yüze anket çalışması ile veriler toplanmıştır. Çalışmada tanımlayıcı istatistikler, çapraz tablolar, faktör analizi, temel bileşen analizi, çok boyutlu ölçekleme, kümeleme ve uyum analizleri kullanılmıştır. Tanımlayıcı istatistikler sonucunda, katılımcıların % 48.5'inin kadın, % 51.5'inin erkek ve yaş ortalaması 36.41 olduğu saptanmıştır. Tüketici algısının gıda ürünlerin pazarlamasında kullanılan kavramlar için farklı olduğu belirlenmiştir. Tüketicilerin farklı kavramlar altında satılan gıda ürünlerini fiyat, tat, reklam, erişilebilirlik, sağlık ve güven gibi ürün özellikleri açısından farklı şekilde konumlandırdıkları bulunmuştur. Tüketiciler tarafından organik ürünler, doğal ürünler ve iyi tarım uygulamalı ürünlerin hem çevreye en duyarlı hem de insan sağlığına en zararsız gıda ürünleri olarak algılanmıştır. Bunun yanı sıra bu ürünleri lezzet, sağlık ve güven özellikleri açısından daha iyi buldukları fakat fiyatlarının pahalı olduğu ulaşılabilirliklerinin ise yetersiz oldukları algısı mevcuttur. Doğal (üreticiden) ürünler ile kooperatif markalı ürünlerin fiyat olarak diğer ürünlerden daha iyi (uygun) bulunduğu tespit edilmiştir. Gıda ürünleri ile satın alma yerleri arasında bir ilişki olduğu belirlenmiştir. Ayrıca, tüketicilerin çevre bilincinin demografik özelliklerden etkilendiği belirlenmiştir. Çevre dostu gıda ürünlerinin fiyat ve ulaşılabilirlik başta olmak üzere tutundurma faaliyetleri geliştirilmesi tavsiye edilmektedir. Bu çalışmadan elde edilen sonuçların, başta üretici ve ürün pazarlamacıları olmak üzere birçok paydaşa ürün ve strateji geliştirmede fayda sağlayacağı düşünülmektedir. Anahtar kelimeler: Tüketici algısı, Çevre duyarlılığı, Çevre dostu gıdalar, Satın alma davranışları

Yusuf Çakmakçı
Tekirdağ Namık Kemal University · Institute of Graduate Studies in Science
2020
00
DoctorateOpen AccessTR

Türkiye'de tarımda kendine yeterlilik ve gıda güvencesi

Bu çalışmada, Türkiye'de gıda güvencesinin durumu, temel gıda ürünlerinde kendine yeterli olup olmadığı ve seçilmiş temel bitkisel ve hayvansal ürünlerde kendine yeterlilik düzeylerinin belirlenmesi ile gelecek dönem için tahmin edilmesi amaçlanmıştır. Türkiye'de kendine yeterlilik riski bulunan tarım ürünlerinin üretim politikaları için çözüm önerileri getirilmiştir. Bununla birlikte Türkiye'nin kendine yeterliliği sağladığı gıda ürünleri için dış pazardaki rekabet durumu da analiz edilmiştir. Araştırmanın kapsamı, gıda güvencesi koşulları çerçevesinde; sahip olunan doğal kaynaklar, sunulan teknoloji ve fiziki alt yapı, arazi kullanımı ve tarımsal üretim, tarımsal dış ticaret imkanlarının geçmişten günümüze kullanımının tespiti ile bu imkanları kullanırken gerekli olan gelir, satın alma gücü ve tüketim kalıplarıdır. Bu kapsamda uygulanan tarımsal destekleme politikaları, beslenme durumu, yoksulluk, gıda güvenliği ve gıda tüketiminde kendine yeterlilik derecesi gibi gıda güvencesinin alt bileşenleri ile birlikte bir bütün olarak Türkiye'de gıda güvencesinin mevcut ve gelecekteki durumu ele alınmıştır. Araştırmada ağırlıklı olarak TÜİK ve FAO'nun verileri kullanılmış ve 1990 yılından itibaren son 30 yıl incelenmiştir. Analizlerde ARIMA tahmin modelleri, Karşılaştırmalı İhracat Performans İndeksi (CEPI) ve Temel Bileşenler Analizi (TBA) kullanılmıştır. Temel bitkisel ve hayvansal ürünlerden buğday, ayçiçeği, şeker pancarı, mercimek, kuru fasulye, kırmızı et, tavuk eti ve sütün 2030 yılına kadar üretim, ihracat ve ithalat miktarları tahmin edilmiştir. Elde edilen tahmin değerleri ile yeterlilik dereceleri hesaplanmıştır. Mevcut durumda yetersiz olan buğday, ayçiçeği, mercimek, kuru fasulye ve kırmızı etin gelecek 10 yıl içinde de yetersiz olacakları ortaya çıkmıştır. Söz konusu yetersizlikler ithalat ile desteklenmektedir ve ithalatın giderek artacağı tahmin edilmektedir. Ancak bu durumun; gıda krizleri, doğal afetler ve ekonomik krizler gibi olası tehditler ile artan nüfus ve giderek daralan tarımsal alanlar karşısında uzun vadede sürdürülmesi mümkün değildir. Bu nedenle ele alınan ürünlerde yeterliliğin sağlanabilmesi için gerekli tedbirler ve politikalar önerilmiştir. Yeterli olup üretim fazlası bulunan ürünlerden zeytin, tavuk eti, yumurta ile yetersiz olup işlenmiş ürünlerine ait her yıl önemli miktarlarda ihracatı yapılan buğday ve ayçiçeğinin, ihracatta uluslararası rekabet gücü bakımından oldukça avantajlı bir konuma sahip oldukları da tespit edilmiştir. Gıda arzının ithalat desteği ile sağlanması, 11 milyon civarında yoksul nüfusun varlığı, %6 civarında beş yaş altı kronik beslenme yetersizliğine maruz nüfusun varlığı, her yıl artan nüfus karşısında son otuz yılda ortalama yıllık 160 bin hektar işlenen alanın tarım dışına çıkması, tarım alanının %37'sinde erozyon sorununun bulunması, gıda güvencesinin sağlanmasında birer tehdit unsurları olarak karşımıza çıkmıştır. Türkiye mutlak olmasa da potansiyel olarak gıda güvencesini sağlamaktadır. Ancak gıda güvencesinin riskli olduğu gerekli ve sürdürülebilir tedbirler alınmaz ise bu güvencenin her an kaybedilebileceği ortaya çıkmıştır.

Ökkeş Kulakoğlu
Tekirdağ Namık Kemal University · Institute of Graduate Studies in Science
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Somali açısından Türkiye'de modern sulama sistemleri üzerine bir araştırma

Bu araştırmada, Somali Açısından Türkiye'de Modern Sulama Sistemleri Üzerine ve bunların uygulanabilirliği koşul ve olanaklarını araştırmaktadır. Bu kapsamda tarımda bir yenilik olan sulama sistemleri tarımsal yayım ve yeniliklerin yayılma özellikleri ve yeniliklerin yayılmasında uygulanan öğretim teknikleri temel bilgiler ışığında yağmurlama ve damla sulama. Türkiye'de sulama tesisi kurmuş işletmelerin yaş, eğitim, iletişim, kooperatif üyeliği gibi özellikleri belirlenmiştir. Araştırmada da görüldüğü üzere modern sulama yöntemlerinin ilk kurum aşamasında maliyeti yüksek olması nedeniyle zor olsa da, daha sonrasında üreticilere her konuda kolaylık ve verim de artış sağladığı görülmüştür. Bununla birlikte bazı ürünlerde yağmurlama ve damla sulama teknolojilerinin, yüzey sulamalarından daha yüksek maliyetli olduğu da gözlenebilmiştir. Bu faktörlerin üreticilere çok iyi anlatılması gerekmektedir. Türkiye'de birçok sulama tesisi işletmeleri, pazarlanan ürünler üründen ürüne farklılık göstermektedir. Sonuç olarak çiftçilerimizin tarımsal sulamayı bilinçli bir şekilde yapması gerektiği ve su kısıtlılığı olan Somali'de sulama sistemlerinin (modern sulama sistemi) çiftçilerimiz tarafından yaygınlaştırılması gerektiği ifade edilmiştir. Kuraklıkla mücadelede diğer bir etkili yöntem olan damla sulama, salma sulama göre Somali'de daha yaygın kullanılmalıdır. Anahtar Kelimeler: Türkiye'de sulama sistemi, Damla Sulama, Yağmurlama sulama, Tarımsal yayım, Yeniliklerin yayılması ve benimsenmesi

Abdırızak Abdullahı
Tekirdağ Namık Kemal University · Institute of Graduate Studies in Science
2020
00
DoctorateOpen AccessTR

Tarımsal üretimde traktör etkinliğinin analizi: Trakya bölgesi örneği

Bu çalışmada, Trakya bölgesinde ayçiçeği ve buğday üreten işletmelerin traktör kullanım etkinliklerinin belirlenmesi amacıyla veri zarflama analizi (VZA) ve bulanık veri zarflama analizi (BVZA) yapılmıştır. Ayrıca işletmelerin sermaye yapıları ortaya koyulmuş, işletmelere ait ekonomik ve mali rantabilite oranları hesaplanmış, ayçiçeği ve buğday üretimine ait brüt kâr analizleri yapılmış, traktör satın alma tercihlerini etkileyen faktörlerin belirlenmesi amacıyla faktör analizi yapılmıştır. İşletmelerin etkinlik skorları üzerinde etkili faktörler Tobit model ile belirlenmiştir. Çalışma kapsamında 113 üreticiyle yüz yüze anket çalışması yapılmıştır. Ortalama arazi büyüklüğü 223,82 da ve ortalama aktif sermaye 14.733,61 TL/da olarak tespit edilmiştir. İncelenen işletmelerde ortalama GSÜD 618,68 TL/da, gayrisafi hasıla 640,93 TL/da, brüt kâr 377,98 TL/da, saf hasıla 237,06 TL/da, tarımsal gelir 235,60 TL/da ve öz sermaye rantı 175,47 TL/da olarak hesaplanmıştır. İşletmeler buğdayda 319,24 TL/da, ayçiçeğinde 368,75 TL/da brüt kâr elde etmektedirler. İşletmelerin ekonomik rantabilite oranı 1,61, mali rantabilite oranı 1,22, rantabilite faktörü 36,99 ve sermaye devir oranı 4,20 olarak bulunmuştur. VZA sonuçlarına göre işletmelerin ortalama traktör kullanım etkinliği 0,866 olarak bulunmuştur. İşletmelerin tam etkinliği sağlayabilmeleri için traktör kullanımı ile ilgili girdilerini ortalama %19,24 oranında azaltmaları gerektiği belirlenmiştir. BVZA skorlarına göre işletmelerin ortalama etkinlik skoru 0,707 hesaplanmış ve işletmelerin traktör kullanım etkinliğini sağlayabilmeleri için girdilerini %29,3 oranında azaltmaları gerektiği sonucuna varılmıştır. Tobit model sonuçlarına göre etkinlik üzerinde donanım özellikleri faktörü negatif; ekonomik etki ve sosyal etki faktörleri ile işletme sahibinin eğitim düzeyi, yaşı, işletme büyüklüğü ve aile işgücü pozitif etkiye sahiptir. Çalışma sonucunda tam etkin işletmelerin oranının %6,19 olduğu belirlenmiştir. İşletmelerin tam etkinliğe ulaşabilmeleri için işletmedeki toplam beygir gücünü %18,19, traktör sermayesini %21,39, traktör kullanım süresini %22,46 oranında azaltabilecekleri ortaya koyulmuştur. İşletmelerde kaynak kullanım etkinliğinin arttırılabilmesi, çiftçilerin girdi kullanım bilinç düzeylerinin arttırılmasına bağlıdır. Bu sayede girdilerin aşırı kullanımının önüne geçerek doğrudan çiftçi gelirlerine pozitif yönde katkı sağlanacaktır. Bu bağlamda tarımsal yayım faaliyetleri kapsamında yapılan çiftçi eğitimlerinde optimum kaynak kullanımına yönelik konulara ağırlık verilmelidir.

Derya İlkay Abdikoğlu
Tekirdağ Namık Kemal University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Yenilenebilir enerji kullanımının sürdürülebilir ekonomik büyümeye etkisi

Enerji kullanımı; ülkelerin sosyal ve ekonomik olarak gelişmesini sağlamakla birlikte tüm sektörlerin en önemli girdisidir. Özellikle gelişmekte olan ülkelerde enerji kullanım alanları önemli ölçüde artmaktadır. Dünyada enerji üretimi daha çok fosil yakıtlı termik santraller, hidroelektrik ve nükleer enerji santrallerinden karşılanmaktadır. Fosil yakıtların hızla tüketilmesi ve sera gazlarının atmosfere bırakılması küresel ısınmaya sebep olmakta ve dolayısıyla sadece enerji krizine değil; aynı zamanda ekolojik krize de yol açmaktadır. Bu nedenle son yıllarda yenilenebilir enerji kullanımına geçiş zorunlu hale gelmiştir. Çalışmanın amacı Türkiye'de yenilenebilir enerji kullanımının ekonomik büyümeye etkisini ortaya koymaktır. Çalışmada kullanılan veriler zaman serilerinden oluşmakta ve 1990-2019 yıllarını kapsamaktadır. Türkiye'de yenilenebilir enerji kullanımının ekonomik büyüme üzerindeki etkisi vektör hata düzeltme modeli yardımıyla ölçülmüştür. Veriler arasındaki nedensellik ilişkisi ise Granger nedensellik testi ile ortaya koyulmuştur. Model sonuçlarına göre, uzun dönemde yenilenebilir enerji kullanımının toplam enerji tüketimi içindeki payında %10'luk artış olması durumunda gayri safi yurtiçi hasılada %1,8 oranında artış olacağı tahmin edilmiştir. Yenilenebilir enerji kullanımı ile ekonomik büyüme arasında tek yönlü nedensellik ilişkisinin olduğu saptanmıştır. Yenilenebilir enerji kullanımının ekonomik büyüme üzerindeki etkisini arttırmak adına en önemli girişim, enerji politikalarının yeni teknolojilerle yerli ve yenilenebilir enerji sektörüne kaydırılmasıdır. Türkiye yenilenebilir enerji kaynakları potansiyeli oldukça yüksek bir ülkedir. Bu nedenle, Türkiye'nin sürdürülebilir kalkınmasında yenilenebilir enerji üretiminin en verimli şekilde değerlendirilmesi gerekmektedir.

Melis Çandarlı
Tekirdağ Namık Kemal University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2021
00
DoctorateOpen AccessTR

Sürdürülebilir kalkınma perspektifinde sanayiye entegre olmuş tarım satış kooperatiflerinin ekonomik kalkınmaya etkileri

Günümüzde ekonominin tarım, sanayi ve hizmet kesimleri birbirlerine neden ve sonuç ilişkileri ile bağımlıdır. Bir ülkede ya da bir ülkenin herhangi bir bölgesinde gelişmeden bahsedilmesi ancak tarım, sanayi ve hizmet sektörlerinin uyumlu bir tarzda sunulmasıyla mümkündür. Ülkelerin ekonomik olarak kalkınması için, o ülkede tarıma gereken önemin verilmelidir. Ekonominin temelini oluşturan tarım ve sanayi sektörleri paralel gelişim göstermelidir. Çünkü, ülkelerin ekonomik gelişmeleri için sanayi ve tarım sektörlerinin birbirleri ile entegre olması gereklidir. Sürdürülebilir kalkınmanın dengeli bir şekilde gerçekleştirilebilmesi için tarım ile tarıma girdi sağlayan ve tarımsal ürünleri değerlendiren taraflar arasında da iyi bir iş birliği olmalıdır. Bu çalışmanın amacı, sanayiye entegre olmuş tarım satış kooperatiflerinin mevcut yapısını ortaya koyarak, sürdürülebilir kalkınma hedeflerinin gerçekleştirilmesindeki katkılarına ilişkin bulgulara ulaşmayı amaçlamaktadır.Araştırmanın problem cümlesi, araştırma sanayiye entegre tarım satış kooperatifleri sürdürülebilir kalkınma hedeflerini gerçekleştirme de katkı sağalayabiliyor mu? Problem cümlesinden yola çıkılarak oluşturulmuştur.Bu çalışmada kullanılan araştırma yöntemi, birincil veri kaynaklarının elde edilmesinde nitel araştırmalarda veri toplamanın mülakat olan tekniğidir. Bu amaçla, Trakya Birlik, Marmarabirlik ve Tariş Zeytin ve Zeytinyağı Birliği ile görüşülmüştür. Bu üç kooperatifin seçilmesinin nedenleri, bu kooperatiflerin tüketiciler tarafından bilinirliliği, ürün çeşitliliğinin fazlalığı, tarım sanayi entegrasyonunu sağlamış olmaları, ihracat yapmaları, piyasada etkin markalara sahip olmaları ve Türkiye'nin ilk 500 sanayi kuruluşu arasında yer almalarıdır.Sonuç olarak, üreticiden tüketiciye, ham üründen mamül ürüne kadarki her aşamada sağladığı yararlarla, kırsal alana yaydığı tesislerle, yarattığı istihdam olanağı ve kırsal alanda tuttuğu nüfusla, buna ilave olan günün ekonomik şartlarına uygun olarak alınacak iyileştirme tedbirleri ile kooperatifler kırsal sanayi, kırsal istihdam ve kırsal kalkınma için iyi bir model olabilecek niteliktedir.

Sürdürülebilir kalkınma yönetimiTarım satış kooperatifleri
Duygu Tulgar
Tekirdağ Namık Kemal University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Farklı sosyo-ekonomik statü grupları arasında yaş meyve sebze satın alma davranışının analizi: Edirne ili örneği

Araştırmada Edirne merkez ilçesinde ikamet eden farklı sosyal statüye sahip bireylerin sebze/meyve satın alma ve tüketim davranışlarının belirlenmesi amaçlanmıştır. Buna göre araştırmada betimsel tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmanın evrenini Edirne il merkezinde yaşayan 18 yaşından büyük bireyler oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklem hacmi 400 birey olarak belirlenmiştir. Edirne il merkezindeki mahallelerden örneklemi temsil oranında birey alınması için mahallenin hane sayısına orantılı olarak dağıtılmıştır mahallelerin temsil oranında bireye anket uygulaması yapılmıştır. Araştırmada veri toplama aracı olarak anket kullanılmıştır. Araştırmanın verilerinin analizinde SPSS 20 istatistik programı kullanılmıştır. Araştırmada yer alan bireylerin demografik özelliklerinin, meyve sebze alışveriş alışkanlıklarının, Meyve sebze alışverişinde karar verme alışkanlıklarının, statü gruplarının gösterimi frekans ve yüzde ile yapılmıştır. Araştırmada yer alan bireylerin tüketici pazarlama iletişim araçları ile ilgili tutum ve davranışları ve meyve sebze alışverişinde önem verilen hususların gösteriminde ortalama ve standart sapma değerleri kullanılmıştır. Araştırmada bireylerin yıllık meyve sebze tüketim ve TL bazında harcamalarının statü grubuna göre farklılık gösterme durumlarının incelenmesinde tek yönlü varyans analizi kullanılmıştır. Araştırmada yer alan bireylerin sosyal statü gruplarına göre meyve-sebze alışverişi yaptıkları yer tercihlerinin farklılaşma durumlarının incelenmesi için Ki-kare analizi kullanılmıştır. Araştırmada verilerin analizinde %95 güven seviyesi referans alınmıştır. Sonuç olarak Araştırmada katılımcıların yıllık meyve-sebze tüketim ve meyve-sebze harcamalarına bakıldığında ise A ve B statü gruplarının diğer statü gruplarında daha yüksek tüketim ve harcama yaptığı belirlenmiştir. Ayrıca C1 statü grubundaki bireylerin C2, D ve E statü gruplarında; C2 statü grubundaki bireylerin D ve E statü grubundaki bireylerden; D statü grubundaki bireylerin ise E statü grubundaki bireylerden yıllık meyve sebze tüketim ve harcama miktarlarının daha fazla olduğu belirlenmiştir. Anahtar kelimeler: Satın alma eğilimi, Müşteri, Tüketim, Ki-kare analizi

Onur Ceylan
Tekirdağ Namık Kemal University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2021
00
DoctorateOpen AccessTR

Tüketicilerin, beslenme ve sağlık uzmanlarının fonksiyonel gıdalara olan yaklaşımlarının değerlendirilmesi

Tüketiciler her geçen gün daha kaliteli ve daha uzun bir yaşam sürmeyi hedeflemektedirler. Tüketici davranışındaki değişim nedeniyle, bilgili, bilinçli tüketicilerin oranı istikrarlı bir şekilde artmakta ve sağlığı koruma kapasitesine sahip fonksiyonel gıdalar giderek gıda ürünleri arasında daha fazla yer kazanmaktadır. Fonksiyonel gıda pazarı, Türkiye'de ve dünyada gelecek vaat eden ve henüz tam keşfedilmemiş bir sektördür. Bu konuda gıda firmaları, yeni geliştirdikleri ürünlerin gerçekten de hem tüketicilerin hem de sağlık uzmanlarının beklentilerini karşılayıp karşılamadığı, bu ürünlere nasıl yaklaştıklarını merak etmektedirler. Çalışmanın amacı tüketiciler ve beslenme uzmanları, diyetisyenler (sağlık uzmanları) tarafından fonksiyonel gıda olarak önerilen gıdaların sağlıklı beslenmenin bir parçası olduğu öne sürülen ürünlere olan yaklaşımlarının değerlendirilmesidir. Ayrıca elde edilecek bulgularla daha iyi stratejik ve taktiksel pazarlama kararlarına katkıda bulunabilecek göstergeler elde edilmesi hedeflenmektedir. Çalışma esas olarak İstanbul'da yaşamakta olan tüketici ve sağlık çalışanlarının satın alma davranışlarına odaklanmaktadır. Araştırmada çıkarımsal araştırma deseni kullanılmıştır. Hipotezler 391 tüketici ve 219 sağlık çalışanından anket yoluyla toplanan veriler kullanılarak tanımlayıcı ve çıkarımsal istatistik, açıklayıcı faktör analizi ( PCA ) ve ikili regresyon analizi yardımıyla test edilmiştir. Sonuç olarak hem tüketici grubunda hem de sağlık çalışanları arasında fonksiyonel gıdalara ilginin kadınlarda, çocuklu ailelerde ve daha yüksek gelire sahip bireylerde yüksek olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca yeni yaşam tarzları, daha yüksek gelirler ve daha iyi tüketici bilinci, yıl boyunca yenilikçi gıda ürünleri arzına olan talebi artırmaktadır. Bu çalışmanın bulguları, halk sağlığı programları tasarlamakla ilgilenen devlet kurumları ve gıda sektörü için de önemlidir.

Fatma Pelin Erel
Tekirdağ Namık Kemal University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2021
00
DoctorateOpen AccessTR

E-gıda ticaretinin tarım sektörü üzerine etkileri

Dünyamız hızlı bir şekilde değişiyor. İnternetin bulunması ve yaygınlaşması ile mesafeler kısalmış iletişim artmıştır. Çağımız bilgi ve bilgiye sahip olanların sektörlere yön vereceği dijital çağ olma yolunda hızla ilerlemektedir. Özellikle 2019 yılının sonlarında dünyamızı saran COVİD-19 virüsünden sonra satın alma kültürü de hızlı bir değişim göstermeye başladı. Bu zaman diliminde sanal pazarda sektörlere göre bakıldığında en fazla büyümü gıda sektöründe olduğu görülmektedir. Günümüz ticaretinde üreticiden çıkan ürünleri hızlı bir şeklide tüketiciye daha az aracı kullanarak ulaştırmak önemli bir pazarlama figürü olmuştur. Bu nedenle geleneksel lojistik kanallarının yanına geliştirilmiş lojistik uygulamaları entegre edilmesi ile modern lojistik yöntemleri kullanılmaya başlanmıştır. Yakın gelecekteki lojistik kanalları ile ürünlerin tüketiciye ulaştırılması çok daha hızlı ve daha az maliyette olacaktır. Nakliyeden kaynaklanan ürün kayıpları azalacak, aracı kurumların sayısı düşürüldüğü için tüketici talep ettiği ürüne istediği üreticiden daha uygun fiyata ulaşmış olacaktır. Gelecekte fiziksel mağazaların yerini lojistik destekli sanal pazarlar alacaktır. Tarım ve gıda sektörü de yeni ticaret düzenine hızlı bir şekilde uymak için çalışmalara başlamalıdır. Ülkemiz olarak milli hassasiyet duyduğumuz tarım sektörü için yetkili kurumlar kamusal ve yapısal değişiklikleri yaparak sektörü desteklemek zorundadır. Tarım ve gıda sektöründe sanal pazar kanalları kullanımı arttırıldığı zaman ve üreticilerin bu kanalları kullanması teşvik edildiğinde çiftçinin geliri artacaktır.

Rıza Erol
Tekirdağ Namık Kemal University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Girişimci kadınların sosyo-ekonomik yapıları ve geleceğe yönelik beklentileri

Günümüzde gelişmekte olan girişimcilik faktörü teknolojik gelişmelerin ve ekonomik beklentilerin yardımıyla önem kazanmıştır. Buna bağlı olarak girişimcilerin sayısı artmakta ve kadınların da birer girişimci olarak çalışma hayatına atıldıkları görülmektedir. Son yıllarda, kadınların, çalışma hayatına büyük oranda katılması ve daha aktif rol alarak girişimcilik faaliyetlerinde bulunmaları, gelişen ekonomiler için "stratejik" bir öneme sahiptir. Kadınların girişimci olarak ülke ekonomisine katkı sağlamaları, girişimci kadınların yaşadıkları engellerin belirlenmesi ve bu engellerin ortadan kaldırılması ile mümkün olabilir. Bu nedenle bu çalışma, Tekirdağ perspektifinde, kadın girişimcilerin demografik yapıları, sosyo-ekonomik durumları baz alınarak girişimci olmaya karar verme nedenleri, kuruluş veya faaliyet aşamasında karşılaştıkları problemler, destek aldıkları kurumlar, devletten beklentileri ve geleceğe ilişkin planlarını ortaya çıkarmıştır. Araştırmada sonuçlar, 146 kadın girişimci ile yüz yüze anket çalışması yapılarak elde edilmiştir. Çalışma sonucunda, geleneksel kadın tipi girişimciliğin hakim olduğu, eğitim seviyesinin yüksek ve çoğunlukla orta yaş grubundaki kadınların girişimcilik faaliyetlerinde bulunduğu görülmüştür. Kadın girişimcilerin girişimci olma nedeninin en çok ekonomik bir gelir elde etmek için olduğu, iş kurarken genellikle aile bireylerinden destek gördükleri, bunun da girişimci olmalarına önemli katkılar sağladığı tespit edilmiştir. Kadın girişimcilerin işlerini kurarken pazarda tanınmış olmamaları, işlerini yürütürken pazarın durgun oluşunun sorun yarattığı görülmüştür. Ayrıca, mevcut işlerini büyütme isteği içinde olan kadın girişimcilerin, ekonomik belirsizlikler nedeniyle duyulan kaygıların azaltılmasına yönelik devletin vergi kolaylığı sağlamasını ve kredi imkânlarını arttırmasını bekledikleri tespit edilmiştir.

GirişimcilikKadın girişimciliğiSosyoekonomik yapı+1
Selin Güngör
Tekirdağ Namık Kemal University · Institute of Graduate Studies in Science
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Sakarya ilinde balık tüketim alışkanlıklarının belirlenmesi

Balıklar zengin protein ve mineral içeriği sayesinde insan sağlığı açısından oldukça önemlidir. Türkiye'nin üç tarafı denizlerle çevrili olmasına rağmen balık tüketiminde istenilen seviyeye ulaşılamamıştır. Bu çalışmanın Sakarya ili Serdivan ilçesinde yapılmasının sebebi; Serdivan ilçesinin merkez ilçeden sonra en kalabalık, nüfus artış hızı en yüksek ve nüfus yoğunluğu en fazla olan ilçe olmasıdır. Ayrıca yapılan araştırmalara göre Türkiye'de deniz ürünlerinin en fazla üretildiği iki bölge olan Marmara ve Karadeniz Bölgesine yakın olması, Sakarya Üniversitesi'nin ve Sakarya Uygulamalı Bilimler Üniversitesi'nin ilçe sınırları içerisinde yer alması Serdivan ilçesinin seçilmesinde önemli ve etkili olan faktörlerdendir. Bu bölgede daha önceden böyle bir çalışma yapılmadığı için, Sakarya ili ve ilçesinde yapılmış ilk çalışma niteliğindedir. Yapılan bu çalışmada Sakarya ili Serdivan ilçesinde yaşamakta olan bireylerin balık tüketim alışkanlıkları ve balık tüketimine etki eden çeşitli faktörlerin belirlenmesi amaçlanmıştır. Çalışma 92 erkek ve 81 kadın olmak üzere toplamda 173 bireyle yüz yüze anket tekniği uygulanarak yapılmıştır. Balık tüketim tercihleri incelendiğinde %88,40'ı balık tükettiğini ve %11,60'ı balık tüketmediğini, tüketmeme sebebi olarak %34,78 ile balık tüketim alışkanlığının olmadığını belirtmişlerdir. En çok tüketilen deniz balığı türü %60,7 ile hamsi, tatlı su balığı ise %57,2 ile alabalıktır. Pişirmede en çok tercih edilen yöntem ise %34,44 ile yağda kızartmadır. Tüketicilerin %79,72'si balığı kışın, %16,18'i sonbaharda tüketmeyi, satın alma yeri tercihi olarak %60,10'u balığı balıkçıdan almayı tercih etmektedirler. Ankete katılanların %76,90'ı balık satın aldıkları yerden memnun iken, %23,10'u ise memnun olmadıklarını ve bunun en önemli nedeninin ise ortamın hijyenik olmaması olarak açıklamışlardır. Katılımcıların balık eti tüketim kriterleri incelendiğinde, balık etinin sağlıklı ve lezzetli olmasından dolayı tercih ettiklerini belirtmişlerdir.

Balık etiBalık tüketimiSakarya+2
Betül Civelek
Tekirdağ Namık Kemal University · Institute of Graduate Studies in Science
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Yerel yönetimlerde çevre yönetimi politikalarının, Türkiye, Amerika birleşik devletleri ve Avrupa Birliği'nde karşılaştırmalı değerlendirilmesi

Dünya'da canlı ve cansız varlıklarıyla çevrenin korunması ve çevreyi korumaya yönelik politikaların geliştirilmesi, günümüzde birçok ülkenin çözüm bekleyen ortak sorunu haline gelmiştir. Bu çalışmanın amacı, çevrenin tanımı, çevrenin önemi, çevre sorunları sonucunda meydana gelen kirlenmeler, çevre yönetimleri, çevre politikaları ve yerel yönetimlerin açıklayıcı tanımları ışığında; Avrupa Birliği, ABD ve Türkiye'de yerel yönetimlerin çevre yönetimi, politikaları ve çevrenin korunması için örgütlenmenin gelişimi üzerinde durulmuştur. Çevre politikaları belirlenerek, yerel yönetimlerin hizmetleri, örgüt yapıları açısından karşılaştırılmaları ve örnek uygulamaları incelenerek, Türkiye için çevre yönetimi ve politikalarının uygulayıcı açıklamaları yapılmıştır. Türkiye'de çevre politikası, çevre yönetimi, planlaması ve uygulanmasında ortaya çıkan sorunların giderilmesinde ekonomik, hukuksal, kurumsal, idari eksikliklerin giderilmesi, uygun politikaların geliştirilmesi ve yeni düzenlemelerin yapılması ile mümkün olacaktır. ABD, AB ve Türkiye'de farklılık gösteren ülke yönetim şekilleri yerel yönetimlerin yapılarında ve işleyişlerinde de farklılıklar oluşmasına neden olmaktadır. Yerel yönetimleri sınıflandırırken, AB ve Amerikan sistemi ile Türk sistemi arasında tam bir karşılaştırma yapmak ve yerel yönetim birimlerini birbirleri ile eşleştirmek mümkün olmamaktadır. ABD Federal yapısı ile Almanya Federal yapıları arasında da birçok farklılıklar bulunurken, Federal yapı sistemindeki yerel yönetimler ile Türkiye'deki yerel yönetimler arasında tam bir benzerlik göstermemektedir. Anahtar kelimeler: Çevre, çevrenin önemi ve sorunları, çevre yönetimi, çevre politikaları, yerel yönetimler.

Yerel yönetimlerÇevreÇevre politikaları+2
Erol Ünver
Tekirdağ Namık Kemal University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de çayır-mera ve yem bitkileri üretimindeki değişmelerin tarımsal gelişmeye etkisi

Günümüzde çayır ve mera alanları bilinçsiz kullanımı ve hukuki nedenlerden dolayı 14 milyon hektara kadar gerilemiştir. Çayır ve meraların 4342 sayılı Mera Kanunu'na aykırı sebeplerle tahribi söz konusu olmuştur ve bu alanlarda amenajman ve ıslah çalışmaları yaygınlaştırılarak, kaba yem üretimi artışı sağlanmıştır. Bir diğer kaba yem kaynağı olan yem bitkilerinin ekim alanı ve üretim yetersizliğinin günümüzde hayvancılık sektörüne etkisi sebebiyle tarım ve hayvancılıkta ilerlenememektedir. Yem bitkileri verimi her geçen yılda artış göstermektedir. Reel yem bitkileri destekleriyle, cari yem bitkileri destekleri arasındaki fark her geçen yıl artmaktadır. Yem bitkileri desteklemelerinin artırılması, yem bitkileri ekim alanlarında artış sağlayacaktır.

HayvancılıkMeraMera Kanunu+3
Ufuk Anıl Çıray
Tekirdağ Namık Kemal University · Institute of Graduate Studies in Science
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de tütün pazarının ekonometrik analizi

Tütün, ülke ekonomisine katkısı açısından önem taşıması, üretiminde ve pazarlanmasında sorunların bulunması nedeniyle uzun dönemde geniş kapsamlı değerlendirlmesi gereken bir endüstri bitkisidir. Bu çalışmanın amacı, Türkiye'de önemli bir endüstri bitkisi olan tütünün, ekim alanı, üretim, verim ve dış ticaretindeki mevcut durumunu ve değişimi ortaya koymak, tütün üretimine yönelik uygulanan tarım politikalarını incelemek, tütün ihracatını arttırıcı, ithalatı azaltıcı politika önerileri geliştirmektir. Çalışmada tütün pazarının 1980-2020 yılları arasındaki değişimi ele alınmıştır. Tütün pazarı kısmi denge analizi ile incelenmiş ve 2020 – 2025 yılları için üretim, tüketim ve dış ticaret verileri tahmin edilmiştir. Çalışmada ikincil verilerden yararlanılmış olup 1980-2020 yıllarını kapsayan zaman serileri kullanılmıştır. Analiz sonuçlarına göre tütün üretim miktarının 2025 yılı iitibariyle 59 bin ton'a gerileyeceği buna karşılık tütün tüketim miktarının 105 bin ton'a ve ithalat miktarının 96 bin ton'a yükseleceği tahmin edilmiştir. Bununla birlikte tütün ihracat miktarında anlamlı bir değişim olmadığı gözlemlenmiştir. Tütün önemli bir endüstri ürünü olup sadece sigara imalatında değil birçok kozmetik ürünün imalatında da kullanılmaktadır. Ayrıca tütün önemli bir ihraç ürünüdür. Bu nedenle üretim tahminleri göz öünde bulundurularak ekiliş alanları yeniden planlanmalıdır. Mevcut kota sınırlaması %30'larda iken üretim ise %20'nın altında yapılmaktadır. Üretimin kota sınırlamasındaki orana ulaşabilmesi için çiftçiye mazot, gübre, ilaç gibi girdi desteği verilmeli ve sözleşmeli alımlardaki destekleyici politikaların genişleterek teşvik edilmelidir. Anahtar Kelimeler: Tütün Üretimi, Kısmi Denge Analizi, Tarım Politikaları

Kısmi denge analiziTarım politikalarıTütün ürünleri
Salih Çağlıyan
Tekirdağ Namık Kemal University · Institute of Graduate Studies in Science
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Tarımsal kooperatiflerde işletmecilik ve bilanço analizi: Tekirdağ ili tarımsal kalkınma kooperatifleri örneği

Kooperatifler piyasada var olabilmek ve rekabet edebilmek için diğer işletmeler gibi verimli çalışmak zorundadırlar. Bu sebeple kooperatiflerin mali kaynaklarının yeterli olması gereklidir. Kooperatifler borçlanmalarını ortaklar veya bankalardan yapabilmektedir. Bu nedenle kooperatifin finansal tablolarının iyi analiz edilmesi gerekir. Bunun için bilanço ve gelir- gider tablolarından elde edilen bilgiler önemlidir. Bu nedenle bu çalışmada kooperatiflerin finansal tablolarının analizleri yapılarak, yorumlanıp ve çözüm önerileri sunulmuştur. Yapılmış olan tez çalışmasında öncelikle ülkemiz kooperatifçiliğinde önemli bir yer tutan Tarımsal Kalkınma Kooperatifleri ele alınmıştır. Tarımsal Kalkınma Kooperatifleri 1969 yılında çıkan 1163 Sayılı yasaya göre kurulan tabandan gelen örgütlenme modeline dayanan çok amaçlı kooperatiflerdir. Tekirdağ İlinde toplam 132 adet Tarımsal Kalkınma Kooperatifi bulunmakta ve bunların ortak sayıları 9469 çiftçiden oluşmaktadır. Bunların içerisinden örnek olması ve incelememizde işletmecilik açısından iyi durumda olan, orta iyi durumda olan ve kapanmak üzere olan ikişer kooperatif olmak üzere, toplam altı kooperatif seçilmiştir. Bu seçilen altı kooperatif ile ilgili olarak beş yıllık bir dönem içerisinde yaptıkları finansal faaliyet sonuçları, kooperatiflerin muhasebe sonuçlarından elde edilen mali tabloları incelenmiştir. Finansal tabloların analizleri yapılacak ve kooperatiflerin bir sonraki cari dönemlerde yaşayabilecekleri problemler tespit edilerek çözüm önerileri sunulmuştur.

AnalizFinansmanKooperatifler+2
Tayfun Varnalı
Tekirdağ Namık Kemal University · Institute of Graduate Studies in Science
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de şeker pancarında uygulanan tarım politikalarının analizi

Bu çalışmanın amacı, Türkiye'de şeker pancarında uygulanan tarım politikalarının analiz edilmesidir. şeker pancarının dünyadaki mevcut durumu ortaya konmuş ve şeker sektöründe üretiminde önemli yere sahip olan ülkelerin, şeker ile ilgili uyguladığı politikalar incelenmiştir. Türkiye'deki şeker pancarı sektörü ele alınmış ve şeker sektöründe 1925-2022 yılları arasında uygulanan şeker politikalar incelenmiştir. Ayrıca mevcut durumdaki şeker sektörü ile ilgili desteklemelere yer verilmiştir. Çalışmada Kısmi Denge Analizi ile 1991-2020 yılları arasında şeker sektöründeki değişim ele alınmıştır. 2021-2025 yılları arasında ekim alanı, üretim, verim, tüketim ve dış ticaret tahminleri yapılmıştır. Analiz sonucunda 2025 yılında 189 bin ton şeker ithal etmektense 229 dekarlık bir alana 1 milyon 351 bin ton şeker pancarı üretimi yapılabileceği sonucuna ulaşılmıştır. Şeker pancarı ithalatı yapmak yerine, şeker üretimini arttırılmalı ve şeker sektöründe dışa bağımlı azaltılmalıdır. Türkiye'deki ekim alanları kullanılıp yerli üretim desteklenebilir sonucuna ulaşılmıştır. Çalışmada ekim alanı, çiftçi alım fiyatı ve üretim miktarı üzerine bir Vektör Otoregresyon Analizi (VAR) yapılmış, aralarındaki ilişki belirlenmeye çalışılmıştır. Şeker pancarı ekim alanını arttırmak için, destekleme politikaları çiftçi alım fiyatlarına uygulanabilir sonucuna varılmıştır. Çiftçi alım fiyatındaki Varyans ayrıştırmasına göre çiftçi alım fiyatında olan bir değişimin, üretim miktarını ekim alanından daha fazla etkileyeceği sonucuna varılmıştır. Granger Nedensellik Testi sonuçlarına göre ekim alanı, çiftçi fiyatlarının ve üretim miktarının nedenidir sonucu elde edilmiştir. Şeker pancarına yönelik yapılacak politikalarda öncelikli olarak üretim miktarını arttırıcı politikalar izlenmeli ve şeker ithal etmek yerine yerli malı üretimine teşvik edilmelidir. Bu politikaların başında çiftçi alım fiyatına yapılacak bir desteklemenin üretim miktarı ile ekim alanını arttırmanın mümkün olduğu görülmektedir.

Ekonometrik analizKotaKısmi denge analizi+3
Büşra Sadakat Turak
Tekirdağ Namık Kemal University · Institute of Graduate Studies in Science
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Tarımsal sulama yönetiminde kapalı sistem sulamanın çevresel ve sosyo-ekonomik etkilerinin incelenmesi (Tekirdağ ili örneği)

Bu çalışmada, Tekirdağ İlinde, kapalı sistem sulama işletmeciliğinde proje tamamlandıktan sonraki süreç içerisinde çevresel ve sosyo - ekonomik etkilerin yöre halkının bakış açısıyla sorgulanarak değerlendirildiği bu araştırmada, literatür çalışmalarının ardından 10 köyde, 21.922 da toplam sulama alanında, 147 üreticiye çevresel ve sosyo - ekonomik etkileri hakkında anket soruları yöneltilmiş, mülakatlar yapılmış ve üreticilerin yaş, eğitim, işletme tipi gibi verileri toplanmıştır. Araştırma sahasındaki üreticilerin yaş ortalaması 55 olup, 40 yaş ve altı üreticilerin yaş ortalaması %7'dir. Üreticiler 4,70 ortalama ile kapalı kanalın açık kanala göre avantajlı olduğunu beyan etmişlerdir. Kapalı sistem sulamanın çevrenin korunmasına katkısı vardır sorusunun ortalaması 4,44'tür. Üreticiler su tasarrufu sağlamak için kapalı sistem gereklidir sorusuna ortalama 4,73 ile cevap vererek bu konuda bilinç düzeyleri olduğu ortaya çıkmaktadır. Üreticilerin %74'ü suyun kıt kaynak olması sebebiyle su kayıplarının az olduğu kapalı sistem sulamaya geçilmesini belirtmişlerdir. Üreticiler kapalı sistem sulamanın çevrenin korunmasına katkısı vardır sorusuna %64 oranında cevap vermişlerdir. Bu çalışmada üreticiler genel olarak kapalı sistem sulamadan oldukça memnun olduğu gözlenmiş olup bu projelerin kırsal alanın kalkınmasına ve gençlerin çiftçilik yapmasına faydası olabileceğini beyan etmişlerdir. Ayrıca SWOT analizi yapılmış olup; kapalı sistem sulamanın güçlü yönleri su kayıplarının ilave ek yerleri dışında çok az olması ve zayıf yönünün ise ilk yatırım maliyetinin yüksek olması sonucuna varılmıştır. Anahtar Kelimeler: Su, Kapalı Borulu Sulama, Kanal, Tekirdağ, Tarım

KanallarSuSulama sistemleri+2
Yeşim Yarar Özsayın
Tekirdağ Namık Kemal University · Institute of Graduate Studies in Science
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Kırsal alanda kadın girişimciliği ve engeller; Edirne ili Meriç ilçesi Alibey köyü örneği

Ülkemizde kadının çalışma yaşamında karşı karşıya kaldığı sorunların başında toplumun ekonomik, sosyal ve kültürel yapısındaki bazı aksaklıklar yatmaktadır. Bu aksaklıklara çözümler bulunarak kadınlarımız çalışma hayatına daha çabuk uyum sağlayıp başarı gösterebileceklerdir. Kadınların ekonomik hayatta erkeklerin yanında yer almalarını sağlayacak politika ve projelere öncelik verilmesi ile onları sosyal, kültürel ve ekonomik gelişmeye katkılar sağlayan potansiyel güç haline getirmek mümkündür. Bu açıklamalar ile birlikte araştırmanın amacı, Edirne İli Meriç İlçesi Alibey Köyünde yaşayan kadınların girişimcilik potansiyeli, kırsal alanda kadın girişimciliği ve kadın girişimciliğine engel olan mevcut durumları irdelemektir. Edirne İli Meriç İlçesi Alibey Köyünde girişimcilik faaliyetlerinde bulunan kadınların; (a) cinsiyet farklılığından kaynaklanan sorunları; cinsiyete dayalı rol ayrımcılığı, geleneksel inanç, baskı, duygusallık, zaman darlığı, sosyal pozisyon vb., (b) kişisel özellikler ve iletişim özelliklerinden kaynaklanan sorunları; kadınların kişilik özellikleri, iletişim kanalları, politika ve siyasete katılımları vb. (c) kadın girişimci işletmelerin özelliklerine bağlı sorunları; sermaye temini, kuruluş yöntemleri, pazar durumu, desteklerden yararlanma, iş kurma ve yürütme vb., (d) kadın girişimcilerin köken farklılıklarından kaynaklanan niteliklerini, motivasyon ve başarı faktörlerini değerlendirmek, bölgesel politikalara yön vermek amacı ile kadın girişimciliğinin ekonomik kalkınma ve gelişimde bir fırsat olabilirliğini analiz etmekte bu araştırmanın amacını oluşturmaktadır

Edirne-MeriçGirişimcilikKırsal alanlar+1
Narin Üzel
Tekirdağ Namık Kemal University · Institute of Graduate Studies in Science
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

Türkiye'nin Avrupa Birliği ortak tarım politikasına entegrasyon süreci

Bir ülkede tarımsal yapılanma, yaşamsal faktörlerin temeli olan gıda ihtiyacının giderilmesi, giyim sektörüne katkı sağlaması ve sanayi platformunu doğrudan etkilemesi bakımdan büyük bir öneme sahiptir. Sanayileşmenin büyük ilerlemeler kaydetmesi ile birlikte, tarımsal girişimler yerine sanayi odaklı girişimler daha cazip hale gelse de, tarımsal faaliyetler önemini hiçbir zaman yitirmemiştir. Bu önemin uzun vadede karşılık bulması için de ülkeler, çeşitli tarımsal destekleme politikalarına entegre olacak bir süreç içerisinde kendilerine yer bulmaya çalışmıştır. Birçok ülkenin tarımsal alanlarının daha elverişli bir hale gelmesi için ulusal ve uluslararası çeşitli tarım politikaları meydana gelmiştir. Bu vesile ile özellikle Avrupa Birliği (AB) ortak tarım politikası içerisinde coğrafya avantajına sahip olan ülkelerin entegrasyon süreçleri söz konusu olabildiğinde, ilgili ülkelerdeki üretim hacimlerinin artması ve dışa bağımlılıkların azalması anlamında çok önemli kazanımları ortaya çıkacaktır. Günümüzde ise sürdürülebilir ve teknoloji odaklı girişimlerin yer aldığı görülmektedir. Ülkemizde uygulanan tarım politikaları belirlenirken de, geçmişteki tecrübelerden ders alınıp stratejik planların bu doğrultuda yapılması, Türkiye'nin geleceği açısından büyük önem arz etmektedir. Bu sebeple geniş bir perspektiften bakıldığında sürdürülebilir ve uygulanabilir politikaların yürürlüğe konması, Türkiye'nin AB'ye adaptasyon sürecini de kolaylaştıracaktır. Ancak Türkiye'nin AB tarım politikalarına dahil olabilmesi oldukça zorlu bir sürece işaret etmektedir. Çalışmada bu zorlu sürecin başarıyla gerçekleşebilmesi için detaylara, istatistiki veriler çerçevesinde işaret edilmeye çalışılmış ve bir dizi öneriler sunulmuştur.

Avrupa BirliğiAvrupa Birliği Ortak Çevre PolitikasıTarım+2
Fahri Karbuz
Tekirdağ Namık Kemal University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Gastronomi turizmi bağlamında Trakya bölgesi şarap turistlerinin motivasyon faktörlerinin belirlenmesive pazar segmentasyonu

Son yıllarda giderek daha popüler hale gelen gastronomi turizmi bir destinasyonu yerel mutfağı üzerinden keşfetmeyi sağlamaktadır. Bu nedenle gastronomi turizminin bir alt dalı olan şarap turizmi de şarap üreten birçok ülke için önemli bir turizm ürünüdür. Şarap turizminde ana motivasyon faktörü şarap olmakla birlikte şarap bölgesinin özniteliklerinden ziyaretçilerin dinlenme ve sosyalleşme gibi isteklerine kadar pek çok faktörün de ziyaretlerin gerçekleşmesinde etkisi olabilmektedir. Bu çalışmanın amacı Trakya Bölgesi şarap turistlerinin temel motivasyon faktörlerinin ve şarap turistlerinin pazar segmentasyonunun belirlenmesidir. Bu doğrultuda Trakya şaraphanelerini ziyaret eden şarap turistlerinden 399 kişiyle yüz yüze anket çalışması yapılmıştır. Elde edilen veriler; Tanımlayıcı İstatistik Yöntemleri, t-Testi, ANOVA Testi, Mann Whitney U Testi, Kümeleme Analizi, Faktör Analizi, Hiyerarşik Regresyon Analizi ve Multinominal Lojistik Regresyon Analizi ile test edilmiştir. Sonuç olarak Trakya şaraphanelerini ziyaret eden şarap turistlerinin motivasyonlarının Eğitim Deneyimi, Şarap Ürünü, Şaraphane Varlığı, Bağ Estetiği, Sosyalleşme ve Destinasyon Çekiciliği olmak üzere altı faktörden etkilendiği belirlenmiştir. Ek olarak Trakya şaraphaneleri ziyaret eden şarap turistlerinin şarap severler, şarapla ilgili olanlar, şarap acemileri ve takılanlar (ilgisiz) olarak profillere ayrıldığı saptanmıştır.

Gastronomi turizmiMotivasyonSegmentasyon+2
Fatma Burçin Şapçı
Tekirdağ Namık Kemal University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Nanoteknoloji ve nanoteknolojinin tarımda uygulama alanları

Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO 2017) dünya nüfusunun 2050 yılında 9,1 milyara ulaşacağını öngörmektedir. Tarımsal üretimde kullanılacak verimli arazilerde sona yaklaşılması ve nüfus artışı ile beraber kişi başına düşen tarım alanlarının azalması, toprakta erozyon, tuzlanma, pH, sıkışma, kirlenme, organik madde kaybı, mineral besin elementi eksikliği tarzı problemler bulunması tarımsal üretimde yeni teknolojilerin kullanımını kaçınılmaz hale getirmektedir. Bu çalışmada yeni yüzyılda teknoloji devrimi olarak görülen, 2025 yılından sonra ise hayatın her alanında yer alacağı öngörülen nanoteknoloji ve nanobilimin tanımı yapılarak, bir maddenin nano boyutlara inildikçe nasıl bir değişim gösterdiği, nano imalat süreçleri, nanoteknolojide kullanılan araçlar ve nanoteknolojinin uygulama alanları ele alınmıştır. Nanoteknolojinin tarım sektörüne olan etkisini daha iyi anlamak için üretim metaryellerine olan etkisi incelenmiş, Türkiye'de Trakya bölgesinde bulunan illerde (Tekirdağ, Edirne ve Kırklareli) tarımsal üretimde nanoteknoloji ile üretim yapan işletmeler tespit edilerek ürün çeşitleri değerlendirilmiştir.

GübrelerNanobilimNanoteknoloji+1
Orhan Uslan
Tekirdağ Namık Kemal University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Tüketicilerin dijital pazarda yer alan kooperatiflere bakış açısı ve kooperatif algıları: Edirne ili örneği

Günümüzde geleneksel iş modelleri yenilikçi iş modelleri tarafından tehdit edilmektedir. Bu nedenle işletmeler, Türkiye'de ve dünyada dijitalleşme sürecine hızla uyum sağlamaya çalışmaktadır. Türkiye'de dijitale geçiş aşamasını tamamlamış işletmelerin yanı sıra henüz dijitale geçiş aşamasını tamamlamamış işletmeler de bulunmaktadır. Kooperatifler ise dijitalleşme aşamasındadır. Kooperatiflerin ve diğer işletmelerin e-ticaret yapmaya başlamasıyla birlikte tüketim kavramı yeni bir boyut kazanmış ve geleneksel tüketim olgusu kırılma noktasına gelerek, on-line tüketim boyutuna geçilmiştir. Dijital boyutta gelişmekte olan kooperatif markalarının, tüketicilerin satın alma kararlarını ve bu kararları etkileyen faktörleri bilmeleri ve buna göre stratejik hamleler yapmaları gerekmektedir. Bu bağlamda bulgular, Edirne il merkezinden on-line alışveriş yapan 130 tüketici ile yapılan anketlerden elde edilmiştir. Çalışma kapsamında tüketicilerin kooperatifleri bilme durumlarının kısmen olduğu tespit edilmiş ve tüketicilerin genç ve çalışan nüfustan oluştuğu gözlemlenmiştir. Çalışmada Mann-Whitney U testi ve Kruskal Wallis tek yönlü varyans analizi yapılarak tüketicilerin dijital platformlardan kooperatif markalı ürünleri satın alma durumlarını etkileyen faktörler ve kooperatif markalı ürünlere bakış açıları ile demografik değişkenler arasındaki ilişki test edilmiştir. Tüketicilerin dijital platformlardan kooperatif markalı ürünleri satın alma durumlarını etkileyen en önemli faktörlerin kalite ve uygun fiyat olduğu tespit edilmiştir. Ancak tüketiciler kooperatiflerin ürün yelpazesinin geniş olmadığını ve dijital platformlara yeterince aktarılmadığını düşünmektedirler. Anahtar Kelimeler: Dijitalleşme, E-ticaret, Kooperatif, Tüketici tercihleri

DijitalleşmeEdirneElektronik ticaret+2
Yaren Koca
Tekirdağ Namık Kemal University · Institute of Graduate Studies in Science
2023
00