Kastamonu University
Discipline

Engineering Management

Kastamonu University

41

Archived Theses

0

DOIs Assigned

0%

DOI Rate

Discipline

41 Theses
Master'sOpen AccessEN

The effect of ESG practices on firms' financial performance

In this study, we examine the effect of Environmental, Social, and Governance (ESG) practices on firms' financial performances. Using a sample of approximately 7000 firms across 41 countries from 2002 to 2019, we test whether ESG performance affects the firms' financial success. The financial performance is measured by four dependent variables: Return on Assets (ROA), Return on Equity (ROE), Earnings per Share (EPS), and Market-to-Book Ratio (MTBV). We compile the ESG data from Refinitiv Eikon and financial data from Datastream. The fixed-effects regression models are run for different samples, including 1) full sample, 2) by industry, 3) by development level, and 4) by time period. For the full sample, we report that ESG combined score positively and significantly affects firm financial performance. The environmental pillar score affects EPS and MTBV significantly positive, and social pillar score has positive and significant effect on ROA, ROE and MTBV. We do not report a significant effect of governance pillar score on the financial performance. However, the outcomes vary across different sub-samples, meaning that the relationship between ESG practices and financial performance depends on the sample that we use.

FinanceFinancial performanceCorporate governance+1
İpek Solmaz
TED University · Lisansüstü Programlar Enstitüsü
2022
00
Master'sOpen AccessEN

A multi criteria decision making approach to select subcontractors for aircraft subsystems

In this study, it is aimed to determine an alternative method and solution to the problem of subcontractor selection for subsystems of the prime contractors in the aerospace industry. To begin with, aerospace industry's value chain is explained, the actors of the aerospace supply chain are listed and defined, and the advantages of subcontracting activities are mentioned. Next, with a comprehensive literature research, the criteria used in supplier selection were listed and this list was compared with the criteria in the public procurement law of Türkiye. The criteria listed in the subcontractor selection problem were redefined and specified by reflecting the industry professionals and industry requirements. Furthermore, in order to determine the weights of the specified criteria, a survey was conducted with the participation of 8 supply chain managers and 29 subcontract administrators, as per the output of survey, criteria weights were determined using the AHP method. Then, the submitted proposals from potential subcontractors were evaluated with the determined criteria and ranked using the TOPSIS method. Finally, the survey results of supply chain managers and subcontract administrator were analyzed separately, and further analysis was applied by reordering the companies.

SubsystemsAerospace industryTOPSIS+1
Alperen Ayaz
TED University · Lisansüstü Programlar Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessEN

Digitalization impact on project management in Türkiye context

This study examines the effects of digitalization on project management practices in Türkiye. The research aims to evaluate the level of digitalization and the advantages and challenges faced by practitioners. In this context, a relevant literature review is conducted, and a survey is conducted for 50 project management professionals from various sectors in Türkiye. The data collection process aims to understand the participants' level of use of digital tools and their experiences with these tools. Data are analyzed using qualitative and quantitative methods, and by this mix-method analysis, the study give in-depth results regarding the subject. Findings show that the effective use of digital tools in project management increases project efficiency, but also brings with it some difficulties. In addition, the study includes the purposes of use of digital tools such as artificial intelligence, software, cloud computing and data analytics used in project management. The study draws attention to the issues of education, awareness, domestic solutions and collaborations to maximize the potential of digitalization in project management and sheds light on future research in this field.

Merve Nephanoğlu
TED University · Lisansüstü Programlar Enstitüsü
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Sezgisel bulanık TOPSIS yöntemiyle kurumsal kaynak planlama sistemlerinin karşılaştırılması

Kurumsal Kaynak Planlama (KKP), orta ve büyük ölçekli kurum ve kuruluşlarda iş süreçlerini entegre etmek, verimliliği artırmak ve karar verme süreçlerini desteklemek için kullanılan bir bilişim sistemidir. Bu çalışmada, sezgisel bulanık TOPSIS yöntemi kullanılarak KKP sistemlerinin seçim süreci analiz edilmektedir. TOPSIS, İdeal Çözüme Benzerliğe Göre Tercih Sırası Tekniği olarak ifade edilebilecek çok kriterli bir karar analiz yöntemidir. Sezgisel Bulanık TOPSIS ise bulanık mantık ve TOPSIS yöntemlerinin birleşimi olup karmaşık ve belirsiz verilerin analizinde etkili bir şekilde kullanılabilir. Tezin temel amacı, organizasyonların ihtiyaçlarına en uygun KKP sistemini seçerken sezgisel bulanık TOPSIS yöntemini kullanarak karar verme sürecine rehberlik etmektir. Bunun için alternatif olarak belirlenen KKP sistemleri farklı kriterlere göre performansları değerlendirilir. Sezgisel bulanık TOPSIS yöntemi, bu performans değerlendirmelerini kullanarak her KKP sistemi için bir puan belirler ve en uygun olanın seçilmesine yardımcı olur. Bu çalışmada, KKP dünyasında yirmi yıl ve üzeri tecrübeye sahip uzmanların görüşleri değerlendirilmiştir. Sonuçlar, sezgisel bulanık TOPSIS yönteminin KKP seçim sürecinde etkili bir şekilde kullanılabileceğini ve organizasyonlara karar verme konusunda değerli bir araç sağladığını göstermektedir. Bu tez çalışması, kurumsal kaynak planlama alanında karar verme süreçlerini iyileştirmek ve organizasyonlara KKP seçimi konusunda yardımcı olmak için önemli bir katkı sağlamaktadır. Ayrıca, gelecekteki araştırmalar için bir temel oluştururken, kurumsal kaynak planlama alanında çalışan profesyoneller için de pratik bir rehber sunmaktadır.

Enver Özarslan
İstanbul Gelişim University · Institute of Graduate Studies
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Yara doku yenilenmesine yönelik nanoteknolojik kompozit membran eldesi ve karakterizasyonu

Deri vücudumuzu dış etmenlere karşı koruyan en büyük yüzey alanına sahip bir organdır. Dıştaki epidermis vücudu yanık, yaralanma gibi hasarlara karşı korurken iç kısımdaki dermis vücudu travmalara karşı korumaktadır. Kısmi ya da tam onarım yara dokularında olağan bir durumdur. Bu çalışmada, enfeksiyon riskinin yanı sıra bakteri oluşumunu da engelleyebilecek nefes alabilen, akıntıyı absorbe edebilecek, yara iyileşme sürecini kontrol edebileceğimiz şeffaflıkta yeni nesil yara örtücüler yonca, kasık otu, papatya, sarımsak, ciğer otu, kudret narı, sarı kantaron (H. perforatum L.) ve aynısefa çiçeği (Calendula officinalis) gibi farklı maddeler polietilen oksit (PEO) ve polivinil alkol (PVA) gibi suda çözünebilen polimer çözeltilerine takviye edilerek nanoteknolojik elektroeğirme sistemi kullanılarak üretilmiştir. Doku iskelelerinin morfolojik analizi (Alan Emisyon Tabancalı Taramalı Elektron Mikroskobu (FEGSEM), mekanik analizi (Çekme Testi) ve biyolojik analizleri (Hücre Kültürü) gerçekleştirilerek yara örtücü uygulamalarda kullanılabilecek malzeme özellikleri belirlenmiştir.

Biyobozunur polimerlerBiyomalzemelerBiyopolimerler+4
Gülseren Sakarya Buluş
Bahçeşehir University · Institute of Graduate Studies
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Perakende sektöründe çok kriterli karar verme yöntemiyle yapay zekâ teknoloji seçimi

Perakende sektöründeki işletmeler, dünya ekonomisini belirleyen en büyük güç olmakla beraber, günümüzde rekabetin bir hayli yüksek olduğu bu ortamda, hayatta kalabilmek amacıyla yeni teknolojiler kullanarak değişime ayak uydurmak zorunda oldukları kabul edilir bir gerçektir. Perakende sektöründeki yapay zekâ uygulamaları ve teknolojileri, son kullanıcı ile temas etme imkânı olan, kullanıcılara büyük ölçüde kolaylık sağlayabilen, değişimdeki rolü ile en önde gelen alanlardan biridir. Sektörde bulunan kuruluşların uygulamaya çalıştıkları değişim sonucunda mevcut bilgi, iş gücü ve yürüyen süreçlerini optimize ederek daha verimli, kârlı bir hale dönüştürmeye çalışmaktadırlar. Bu çalışmada kullanılan yapay zekâ teknolojilerinin, BWM yöntemi ile kriter ağırlık değerlendirmesini takiben, çıkan ağırlıklara göre WASPAS yöntemi ile önceliklendirilmesi ve seçilmesi amaçlanmıştır. Bununla birlikte perakende sektöründe yapay zekâ teknoloji seçimine odaklanmış bir konu olduğundan, bilgimiz dahilinde Türkiye'de bu konuda daha önce yapılmış bir çalışmaya rastlanılmamıştır. Dolayısıyla çalışmanın mevcut eksikliği doldurması da amaçlanmaktadır.

Bahadır Kaan Uysal
Bahçeşehir University · Institute of Graduate Studies
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Kriz yönetimi ve işletmelerde olası krizlerin çok kriterli karar verme yöntemleri ile çözümü üzerine bir uygulama

Günümüzde gelişen teknoloji rekabetin artmasına ve kaynakların kısıtlanması ile bazı risklerin oluşmasına neden olmaktadır. Bu riskli ortamlarda faaliyetlerini devam ettirmeye çalışan işletmeler tüm süreçlerinde kriz ve etkileri ile karşı karşıyadır. Kriz oluşmadan önce krizi yaratabilecek olası risklerin belirlenmesi ve bu risklerin krize dönmemesi için önlemlerin sağlanması, meydana gelmiş ise olumsuz etkilerini en aza indirmek ya da krizi fırsata çevirmek için etkin bir kriz yönetimi yürütülebilmesi kritik önem taşımaktadır. Bu amaçla bu çalışmada kriz faktörü detaylı bir şekilde incelenerek işlemelerde ortaya çıkabilecek olası kriz faktörleri araştırılmıştır. Tespit edilen olası kriz faktörlerinin etki değerleri sektördeki uzman kişilerin katılımıyla oluşturulmuş anket aracılığıyla değerlendirilmiş ve ÇKKV yöntemlerinden DEMATEL metodu ile ağırlıklandırılarak önceliklendirilmiştir. Ağırlıklandırılan faktörlerde tüm kriterlerin birbirleriyle ilişki matrisleri çıkartılmış ve olası bir kriz durumunda nasıl bir yaklaşım sergilenebileceği konusunda bir sonuca ulaşılmıştır.

İmge Filya Akın
Bahçeşehir University · Institute of Graduate Studies
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Otomotiv sektöründe yapılan projeler için proje yönetim metodolojisi karşılaştırması

Çalışma otomotiv sektöründe yürütülen projelerde kullanılan proje yönetim metotlarının kritik başarı faktörlerine göre karşılaştırılmasını amaçlamaktadır. Kritik başarı faktörlerinin tespit edilmesinde literatürde yapılan çalışmalar incelenmiş, konu uzmanı kişiler ile görüşmeler yapılarak 6 adet kritik başarı faktörleri kapsam, zaman, maliyet, proje takımı, organizasyon kültürü ve sürdürülebilirlik olarak belirlenmiştir. Tespit edilen kritik başarı faktörlerinin değerlendirilmesinde çok kriterli karar verme yöntemleri araştırılmıştır. Hiyerarşik yaklaşımı ile karmaşık problemlerin anlaşılmasının kolay olması, çoklu değerlendirme yapmaya uygun olması ve hiyerarşik modelin test imkanı sebebi ile Analitik Hiyerarşi Prosesi (AHP) kullanılmıştır. Veri toplama sürecinde olarak anket metodu kullanılmıştır. Anket çalışması farklı ülkelerden, farklı işletmelerden ve farklı tecrübe seviyelerinden oluşan profesyoneller ile yapılmıştır. Başarı faktörlerinin ve proje yönetim metodolojilerinin ikili karşılaştırma matrisleri yardımı ile değerlendirmesi sonucunda çıkan sonuçlar analiz edilmiştir. Analiz sonuçlarına göre endüstriye uyabilecek proje yönetim yaklaşımı önerilmiştir. Anahtar Kelimeler: Proje Yönetimi, Analitik Hiyerarşi Prosesi (AHP), Proje Yönetimi Metot Karşılaştırma, Otomotiv Sektörü

Mert Çağlar Turğut
Bahçeşehir University · Institute of Graduate Studies
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Yapı bilgi modellemesinin proje yönetim süreçlerine etkisi

Küreselleşen dünyada teknoloji, bütün sektörleri etkilediği gibi mimarlık ve mühendislik alanlarında da büyük ölçüde etki yaratmaktadır. Süreçlerin hızlanması ve kolaylaşması için çok fazla seçenek sunan teknolojik gelişmeler, projelerin tasarım ve inşa aşamalarıyla kullanım sürelerini kapsayan olanaklar tanımaktadır. Meydana gelen teknolojik gelişmelerle birlikte ortaya çıkan Yapı Bilgi Modellemesi (YBM) sistemi ise bahse konu olan teknolojiler arasında en çok tercih edilenlerden birisidir. YBM temel olarak, birbirinden farklı projelerin tasarımında, inşaat aşamasında ve sürdürülmesinde paydaşların ortak bir şekilde kullanılabileceği bilgi paylaşım süreci olarak tanımlanabilir. Bu süreçlerin yönetilmesi konusunda ise farklı yazılımların kullanılması mümkündür. Kullanan yazılımlarla birlikte işveren, mühendisler, müteahhitler ve mimarların yanında projede görev yapan tüm çalışanlar süreçle alakalı bilgilere ve detaylara kolay bir şekilde erişebilmektedir. Pek çok ülkede kullanımı zorunlu hale gelen YBM sisteminin, Türkiye'de de kullanımı her geçen gün artış göstermektedir. Projenin plan ve tasarım aşamasından sonlandırıldığı aşamaya kadar bütün adımlarda aktif bir şekilde faydalanılan sistem, çalışanların tamamının birbiriyle iletişim kurmasını ve herhangi bir zamanda farklı seviyelerde bulunan yöneticiler arasında bilgi akışı sağlanmasına olanak tanımaktadır. YBM sistemi bir mimari yazılım ya da mühendislik programı değil, etkili bir bilgi yönetim sistemidir. Bu çalışmanın amacı, Yapı Bilgi Modellemesine ilişkin bir çerçeve oluşturarak Türk şirketlerine yol gösterici bir kılavuz hazırlamaktır. Literatürde yer alan çalışma çeşitliliği incelendiğinde YBM ile ilgili çalışmaların oldukça az olduğu dikkat çekmektedir. Bu bağlamda hazırlanan çalışmanın alan yazına önemli bir katkı sağlayacağı düşünülmektedir.

Burak Şenol
Bahçeşehir University · Institute of Graduate Studies
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Standartlara uyum ve belgelendirmenin marka değerine katkısı: Kastamonu yapı malzemeleri sektöründe bir araştırma

Geçmişten günümüze tüm işletmeler kar elde etmek üzere kurulmuş olup, ürettikleri ürün ve hizmetleri en kaliteli ve en ekonomik şekilde üretip satarak yüksek kar elde etmeye ve bunu sürekli kılarak varlıklarını sürdürmeye odaklanmışlardır. Günümüzde bilgi teknolojileri ile her türlü bilgiye kolay ulaşılabilir olması, pazarlamanın yerelden ulusala ve uluslar arası alanlara doğru genişlemesi ile pazar büyüyor olsa da beraberinde rekabette artmaktadır. Bu gelişmelere paralel olarak müşteri ihtiyaç ve beklentileri de şekillenerek değişim ve gelişim göstermektedir. Müşterilerin kendilerini maddi ve manevi olarak daha çok tatmin edecek ürünlere yönelimiyle de marka değeri ön plana çıkmaktadır. Dünyanın tek pazara dönüşmesiyle birlikte ISO (International Standart Organization) ve üyesi olan TSE gibi ulusal kuruluşların katılımıyla; işletmelerin yönetsel yapılarının oluşumu, üretilen ürün ve hizmetlerin ortak pazar ihtiyaç, beklenti ve algılarına yönelik asgari şartları belirlemek üzere standartlar çıkartmakta, işletmelerde bunları benimseyip uygulayarak yönetim ve üretimlerini şekillendirmektedir. Bu çalışmada yapı malzemeleri üreten işletmelerde standartlara uyum ve belgelendirmenin müşteri algısını yönetmede önemli bir etken olan müşteri temelli marka değerine katkı sağlayacağı araştırma bulgularına dayanılarak değerlendirilmiştir.

BelgelendirmeKalite standartlarıKastamonu+3
Bayram Güven
Kastamonu University · Institute of Graduate Studies in Science
2023
10
Master'sOpen AccessTR

Temel yetenek farkındalığı ve kurumsal sosyal sorumluluk algısının yenilikçilik performansına etkisi

Rekabet üstünlüğü sağlama amacını güden işletme yöneticilerinin üzerinde durmaları gereken konuların başında müşteri yararı sağlayan, rakiplerden işletmeyi farklı kılan, yeni pazarlara giriş imkânı sunan ve işletmenin vizyonuna ulaşmasına katkıda bulunan bir yenilik gerçekleştirmeleri gelmektedir. Bu yenilik sürecinin oluşabilmesi ve başarıya ulaşabilmesi için ise işletmenin iç çevresinde bir temel yeteneğin varlığı önem arz etmektedir. Bunun yanında yeniliğin sürdürülebilir olabilmesi ve kabul görmesi, yani sürdürülebilir yenilikçilik performansı bazı itici dış çevre unsurları tarafından da tetiklenebilmektedir. Kurumsal sosyal sorumluluk bu itici güçler arasında gösterilebilir. Çünkü kurumsal sosyal sorumluluğun çok paydaşlı bakış açısı işletmeleri sürdürülebilir yenilikçilik konusunda öncü olmaya yönlendirmiştir. Esasında bir işletmenin yenilikçilik kapasitesi günümüz keskin rekabet ortamında ön plana çıkmayı sağlamaktadır. Yenilik performansının sürdürülebilirliği için ise hem iç hem de dış çevre faktörlerinin birlikte ele alınması ile mümkün olabilecektir. Bu kapsamda çalışmada yenilikçiliğin sürdürülebilirliği noktasında işletmelerin temel yetenek farkındalıklarının ve kurumsal sosyal sorumluluk algılarının yenilikçilik performansı üzerindeki etkisi araştırılmıştır. Bu amaç doğrultusunda çalışma Kastamonu ilinde bulunan KOBİ'ler de çalışan 403 çalışan üzerinde gerçekleştirilmiştir. Veri toplama aracı olarak temel yetenek farkındalığı ölçeği, KSS ölçeği ve yenilikçilik performansı ölçeği kullanılmıştır. Elde edilen veriler SPSS paket programı kullanılarak analiz edilmiştir. Oluşturulan hipotezler korelasyon ve regresyon analizleri ile test edilmiştir. Yapılan analizler sonucunda ise temel yetenek farkındalığı ile kurumsal sosyal sorumluluk ve bazı alt boyutlarının yenilikçilik performansı üzerinde etkili olduğu görülmüştür

FarkındalıkSosyal sorumlulukYenilikçilik+1
Özlem Eski
Kastamonu University · Institute of Graduate Studies in Science
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Zatürre hastalığının tespiti için bir mühendislik yaklaşımı: Derin öğrenme tabanlı bir karar destek yazılımının geliştirilmesi

Zatürre hastalığı, akciğer hastalıkları içerisinde oldukça yaygın olan ve ölümle sonuçlanabilen bir hastalıktır. Bu hastalığın erken teşhisinin ölüm sayısını azaltmada önemli bir yeri vardır. Teşhis için en çok kullanılan yöntemlerden biri ise X-ışını görüntülemedir. İnsan vücudunun göğüs bölgesinden çekilen röntgenler kullanılarak hastalıkların tespiti yüksek oranda yapılabilmektedir. Tanı doğruluğunu arttırmak için özellikle derin öğrenme yaklaşımları içeren birçok çalışma bulunmaktadır. Bu tez çalışmasının amacı, zatürre hastalığının yüksek doğrulukla tespiti için derin öğrenme temelli bir yaklaşım önermek ve alan uzmanlarına fayda sağlayacak bir karar destek yazılımı geliştirmektir. Deneysel çalışmalarda Kaggle veri deposundaki kamuya açık iki veri seti kullanılmıştır. İlk olarak DenseNet-121, DensenNet-201, EfficientNet-B0, ResNet-50, ResNet-101, Inception-V3 ve InceptionResNet-V2 önceden eğitilmiş modelleri ile deneyler yapılmıştır. Sonrasında en başarılı beş modelin içinde yer aldığı sert oylama ve yumuşak oylama topluluk öğrenmesi yaklaşımları uygulanmıştır. Bulgulara göre yumuşak oylama yaklaşımı iki sınıflı ve üç sınıflı veri setlerinde sırasıyla %98,55 ve %97,26 doğruluklar ile diğerlerine kıyasla yüksek başarı sunmuştur. Bu bağlamda alan uzmanlarına karar vermede yardımcı olması amacıyla bu yaklaşımı içeren bir yazılım geliştirilmiştir.

Mustafa Oğuzhan Özdemir
Kastamonu University · Institute of Graduate Studies in Science
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Bilgi sistemlerinin dijitalleşen üniversitelerde önemi: Kastamonu Üniversitesi örneği

Bu tez çalışmasında, dijitalleşmenin eğitim yönetim sistemleri üzerindeki etkileri, Kastamonu Üniversitesi örneği üzerinden incelenmiştir. Dijital dönüşüm, eğitim kurumlarının idari ve akademik süreçlerinde önemli değişiklikler yaratmakta ve bu süreçlerin verimliliğini artırmaktadır. Bu çalışmada, Üniversite Bilgi Yönetim Sistemi (ÜBYS) kullanımı detaylı bir şekilde ele alınmış ve bu sistemin üniversitelerdeki uygulamaları incelenmiştir. Çalışmanın bulguları, ÜBYS'nin öğrenci bilgi yönetimi, elektronik belge akışı, personel özlük işlemleri ve stratejik yönetim bilgileri gibi alanlarda önemli iyileştirmeler sağladığını göstermektedir. Dijitalleşmenin eğitim kalitesine katkıları da bu çalışmada ele alınmıştır. Dijital eğitim teknolojileri, öğrencilerin bilgiye hızlı ve kolay erişimini sağlamakta ve öğretim üyelerine daha etkili öğretim yöntemleri geliştirme fırsatı sunmaktadır. Bununla birlikte, dijital okuryazarlık eksiklikleri ve teknik altyapı sorunları gibi bazı zorluklar da bulunmaktadır. Bu bağlamda, dijital dönüşüm sürecinin başarılı bir şekilde yönetilmesi için gerekli stratejik adımlar önerilmektedir. Sonuç olarak, bu tez çalışması, dijitalleşmenin eğitim yönetim sistemlerine olan etkilerini ve bu sistemlerin üniversitelerin idari ve akademik süreçlerindeki rolünü detaylı bir şekilde incelemektedir. Kastamonu Üniversitesi'nde kullanılan ÜBYS örneği üzerinden, dijital dönüşüm sürecinin nasıl işlediği ve bu dönüşümün eğitim kalitesine olan katkıları ele alınmıştır. Bu çalışma, dijitalleşme sürecinin üniversitelerde nasıl yönetilmesi gerektiğine dair önemli ipuçları sunmakta ve diğer üniversiteler için örnek teşkil etmektedir.

Murat Yayla
Kastamonu University · Institute of Graduate Studies in Science
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Bir mühendislik problemi için kaotik çoklu sürü parçacık sürü optimizasyonu: Kaynaklı kiriş tasarımı

Tasarım optimizasyonu önemli bir mühendislik tasarım etkinliğidir. Genel olarak, tasarım optimizasyonu kısıtlamaları yerine getirerek amaç fonksiyonunu optimize edecek şekilde tasarım değişkenleri için gerekli değerleri belirler. Parçacık Sürü Optimizasyonu algoritması, yerel arama ve küresel arama arasında dengesizlik yaşar. Toplantı Odası yaklaşımı, Parçacık Sürü Optimizasyon algoritmasını iyileştirmek için çok sürülü bir model olarak öne sürülmüştür. Ancak, Çoklu Sürü Parçacık Sürü Optimizasyonu olarak adlandırılan bu yaklaşımda algoritma kötü bir pozisyondan başlayabilir. Bu sebeple algoritma yavaş bir yakınsamaya sahip olabilir. Kaotik lojistik haritası ile oluşturulan bir pozisyon kullanılarak bu sorun aşılabilmektedir. Bir mühendislik problemi olan Kaynaklı Kiriş Tasarımı temel olarak, yükleme yükü, kayma gerilmesi, eğilme gerilmesi ve son sapma üzerindeki kısıtlamalara bağlı olarak kiriş maliyetinin en aza indirilmesini amaçlar. Bu tezde amaç, bu problemin çözümünde Kaotik Çoklu Sürü Parçacık Sürü Optimizasyonu algoritmasının performansını değerlendirmektir. Farklı sürü boyutları ve yineleme sayıları ile deneysel çalışmalar gerçekleştirilmiştir. Elde edilen sonuçlara göre, Kaotik Çoklu Sürü Parçacık Sürü Optimizasyonu algoritması hızlı bir yakınsama süreci sergileyerek iyi bilinen diğer algoritmalara kıyasla daha iyi performans göstermiştir. Anahtar Kelimeler: Mühendislik Tasarım Problemi, Kaynaklı Kiriş Tasarımı, Optimizasyon, Kaotik Çoklu Sürü Parçacık Sürü Optimizasyonu.

Shahad Odah Feneaker Feneaker
Kastamonu University · Institute of Graduate Studies in Science
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Hibrid pso-ann ve pso modellerinin inşaat projelerinin maliyet ve sürelerinin tahminine dayalı yaklaşımı

İnşaat projelerinin tamamlanması için maliyet ve süre tahmini esastır. Tasarım süreçleri oluşturmak için maliyet ve süre tahmininde karar vermenin önemi, hem tasarımcılar hem de proje yöneticileri için bir tahmin aracı ihtiyacına işaret etmektedir. Yapay Sinir Ağı (ANN) ve parçacık sürü optimizasyonu (PSO), esnek hesaplama tekniklerinin araçları olarak bu alanda önemli bir potansiyel sunmaktadır. Bu çalışma, inşaat maliyetlerinin ve inşaat projelerinin süresinin tahmin edilmesine yönelik olan ve PSO ve ANN yaklaşımlarına dayanan bir yaklaşım önerisini sunmaktadır. Bu tekniklerin, formüle edilmiş problemde maliyet ve süre tahmini ile genel uygulanabilirliği incelenmiştir. Önerilen modelleri oluşturmak için inşa edilen hükümet projelerinden toplanan 60 adet proje kullanılmıştır. Önerilen modelin oluşturulmasında tuğla hacmi, beton hacmi, temel tipi, asansör sayısı, toplam kat alanı, zemin kat alanı, kat sayısı ve güvenlik durumu olmak üzere sekiz adet giriş parametresi kullanılmaktadır. Sonuç olarak önerilen modellerin maliyeti ve/veya inşaat projelerinin süresini değerlendirmek için alternatif bir yaklaşım olabileceği görülmüştür. Geliştirilen modeller, düşük ortalama (0.97 ve 0.99) ve CoV (%10.87 ve %4.94) değerleri ile yüksek tahmin doğruluğu sağlamaktadır. Geliştirilen modeller yüksek tahmin doğruluğu sağlamaktadır ve sonuç olarak maliyeti tahmin etmek için bu modelleri kullanmanın pratik ve yararlı olduğu görülmüştür. Anahtar Kelimeler: İnşaat projeleri, Yapay sinir ağı, Parçacık sürü optimizasyonu, Maliyet ve Süre. 2020, 155 Sayfa Bilim Kodu: 90

Tarq Zaed Khalaf
Kastamonu University · Institute of Graduate Studies in Science
2020
00
Master'sOpen AccessTR

İnşaat projelerinde zaman-maliyet optimizasyonu; Al-anbar hastanesi örneği

Kritik Yol Metodunun (CPM) geliştirilmesinden bu yana inşaat projelerinde zaman ve maliyet optimizasyonu kapsamlı araştırmalara tabi tutulmuştur. Birçok araştırmacı, doğrusal, dışbükey, içbükey ve ayrıca ayrık (DCTC) sürüm de dahil olmak üzere, iyi bilinen Zaman Maliyetli Ticaret (TCT) sorununun çeşitli sürümlerini araştırmıştır. Literatürde inşaat projelerinin zaman ve maliyetini optimize etmek için kullanılan matematiksel yöntemlerden evrim temelli olanlara, genetik algoritmalar, parçacık sürüsü optimizasyonu, ant-koloni optimizasyonu ve sıçrama kurbağası optimizasyonu gibi çeşitli yöntemler bulunmaktadır. Ancak, mevcut araştırma çalışmalarının hiçbiri, küçük bir tasarrufun önemli olacağı projelerin optimizasyonu ile ilgilenmemiştir. Geleneksel yaklaşımların hepsi, gerçek dünyadaki inşaat projelerinde olduğundan çok daha az olan 100'den az aktiviteye sahip projelere uygulanmıştır. Bu çalışmanın amacı, hesaplama teknolojisindeki son gelişmeleri ve DTCT problemlerini çözmedeki mevcut sınırlamaları iyileştirmek için Kısıt Programlama (CP) gibi yeni optimizasyon tekniklerini kullanmaktır. Bu araştırma inşaat projelerinde zaman ve maliyet optimizasyonunun karmaşık doğasını araştırmıştır. TCT problemlerini çözmede kullanılan matematiksel programlama ve evrim temelli yöntemler gibi geleneksel optimizasyon yöntemleri incelenmiş ve büyük TCT problemlerini çözmedeki yetersizlikleri doğrulanmıştır. Bu çalışmanın en önemli sonucu, matematiksel ve evrimsel optimizasyon yöntemlerini kullanan ilk deneylerin, bu yöntemlerin geliştirmeye başlamadan önce uygulanabilir bir çözüm bulması için önemli miktarda zamana ihtiyaç olduğunu göstermesidir. Bu nedenle, uygulanabilir bir çözümle başlatılan deneylerin, başlangıçtaki uygulanabilir çözümü bulmak için gereken süreyi azaltacağından emin olmak için tüm faaliyetler için karar değişkenleri en çökmüş inşaat tarzıyla başlatıldı. ANAHTAR KELİMELER:Endüstri Mühendisliği, Proje Zaman-Maliyet Sorunu, Kritik Yol Yöntemi, Optimizasyon, Evrimsel Hesaplama. Mart 2020, Sayfa, 81 Bilim Dalı: 90

Saad Khaldon Rasheed Al Ubaıdy
Kastamonu University · Institute of Graduate Studies in Science
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Kentsel planlama çalışmalarında ağır metal kirliliğinin değişiminin izlenmesinde Picea pungens Engelm. in kullanılabilirliği

Günümüzde hava kirliliği küresel ölçekte en önemli sorunların başında gelmekte olup, bazı şehirlerde insan sağlığını tehdit edece k düzeyde artmış, dünya genelinde ise her yıl milyonlarca insanın hayatını kaybetmesine yol açacak boyutlara ulaşmıştır. Hava kirliliği bileşenleri arasında ağır metaller ayrı bir öneme sahiptirler. Çünkü ağır metaller doğada bozulmadan uzun süre kalabilmekte, antropojenik etkenlerle de hava, su ve topraktaki konsantrasyonu sürekli artmaktadır. Ayrıca canlı bünyelerinde biyobirikme eğiliminde olup bazıları düşük konsantrasyonlarda bile toksik veya kanserojendir. Hatta canlı organizmalar için temel yapı taşı olanlar bile yüksek konsantrasyonlarda zararlı olmaları yanında ayrıca solunum ile alınmalarının ciddi sağlık sorunlarına yol açabileceği belirtilmektedir. Bundan dolayı ağır metal konsantrasyonlarının değişiminin izlenmesi pek çok açıdan büyük öneme sahiptir. Bu çalışmada ibreleri ağaç üzerinde uzun süre kalabilen ayrıca, ibre ve dal yaşları hesaplanabilen mavi ladin (Picea pungens) ibre ve dallarının, yakın geçmişte ağır metal konsantrasyonundaki değişimin belirlenmesinde biyomonitor olarak kullanılabilme olanakları araştırılmıştır. Çalışma kapsamında Ankara kent merkezinde, trafiğin oldukça yoğun olduğu bir otoyol kenarından temin edilen mavi ladin ibre ve dallarında toplam 17 elementin (Na, K, Ca, Al, Fe, Zn, Ba, P, Mg, As, Mn, Co, Cu, Cd, Pb, Ni ve Cr) yıl ve organ bazında değişimi değerlendirilmiştir. Çalışma sonucunda ortalama değerlere göre ibre ve dallar arasındaki Ca, Ba, As, Co ve Cr konsantrasyonlarının değişiminin istatistiki olarak anlamsız (p>0,05) düzeyde olduğu belirlenmiştir. Yıl bazında değerlendirildiğinde ise As dışında sadece 2014 yılında Cd, Co, Ca, K elementlerinin, 2018 yılında da P elementinin ibre ve dallardaki konsantrasyonunun istatistiki olarak anlamlı düzeyde farklılaşmadığı, bunun dışında bütün yıllarda ibre ve dallar arasındaki element düzeylerinin istatistiki olarak anlamlı düzeyde farklılaştığı belirlenmiştir. As elementinde ise 2015 yılı dışında bütün yıllardaki değişiminin istatistiki olarak anlamlı düzeyde olmadığı belirlenmiştir. Elementlerin ibre ve dallardaki konsatrasyonları incelendiğinde genel olarak bazı yıllarda dallarda, bazı yıllarda ise ibrelerdeki element konsantrasyonlarının yüksek olduğu tespit edilmiştir. Çalışma sonuçları çalışmaya konu ağır metal konsantrasyonlarının organ ve organ yaşına bağlı olarak önemli düzeyde değiştiğini ortaya koymuştur. Bu sonuç, türün ibre ve dallarının, ağır metal konsantrasyonlarının değişiminin izlenmesinde kullanımının uygun olduğunu göstermektedir. Çalışmada kullanılan yöntem, örneğin alındığı ağaca hayati bir zarar vermeyen, sürdürülebilir bir yöntem olarak değerlendirilebilir. ANAHTAR KELİMELER: Ağır metal, Mavi Ladin, Picea pungens, Ankara.

Taher Abdulai Alttaher Ateya
Kastamonu University · Institute of Graduate Studies in Science
2020
00
Master'sOpen AccessTR

İnşaat mühendisliği ve yapı projelerinin yönetiminde dron kullanımı

İnsansız Hava Araçları (İHA) kavramı toplumda birkaç yüzyıldır varlığını sürdürmektedir. Ancak sadece yakın geçmişte İHA'ların tasarımında, uygulamalarında ve kontrol mühendisliğinde birçok gelişme yaşanmıştır. Dron teknolojisi, tarım, ormancılık, lojistik, eğlence, arama-kurtarma hasar tespiti ve inşaat gibi birçok sektörde kullanılmaya başlamıştır. İnşaat endüstrisi yeni teknolojileri benimseme konusunda diğer endüstri kollarına göre daha geride kalmıştır. Buna rağmen şantiye yöneticileri sürekli olarak tasarruf etmenin ve verimliliği artırmanın yollarını aramaktadır. Son yıllarda dron teknolojisinin ortaya çıkması ile şantiye yöneticilerinin bu konuya ilgisini arttırmıştır. Örneğin bu insansız hava araçları, inşaat şirketlerine malzeme miktarlarını tahmin etmek için kullanılan 3D modeller oluşturmak için fotogrametriyi kullanmaktadır. Dronlar ayrıca şantiyede iş güvenliğini, malzeme tasarrufunu ve kaliteli üretimler yapılmasını sağlamaktadır. Bu çalışmada dronların inşaat proje yönetimindeki yeri, önemi ve hangi adımlarda kullanılabileceği gösterilmiştir. Türkiye'de ki inşaat firmaları için proje yönetimi dikkat edilmesi en önemli noktalardan birisidir. Zaman, kalite ve güvenlik gibi yönetim sistemleri proje yönetiminde dikkate alınması gereken hususlardır. Bu aşamalarda dron kullanımıyla birlikte verimlilik arttırılmaktadır. Etkili bir proje yönetimi, gerçekçi bir planın geliştirilmesini ve projenin başından sonuna kadar net bir şekilde uygulanmasını gerektirir. Yapı projelerinde kullanılan dronlar sayesinde şantiyede herhangi bir üretimde aksama olduğunda kolaylıkla tespit edilebilir. Dron teknolojisi Yapı Bilgi Modellemesi (BIM) ile bütünleşik olarak kullanılarak iş akışı daha verimli hale getirilebilir. Ayrıca şantiyelerde proje safhasında kullanılan dronların iş kazaları ve malzeme israfını da engellediği belirlenmiştir. Türkiye'de oldukça önemli olan proje yönetiminde dron teknolojisinin kullanılması teknolojisinin kullanılması zaman, maliyet ve güvenlik yönetimi açısından büyük avantajlar getirecektir. Henüz ülkemizde yaygınlaşmamış bu sistemin özellikle kamu işlerinde teşvik edilerek ülke geneline yaygınlaştırılması birçok paydaşa (müteahhit, arsa sahibi, taşeronlar, işçiler, malzeme tedarikçileri) katkı sağlayacaktır.

Shabır Ahmad Arghandıwal
Kastamonu University · Institute of Graduate Studies in Science
2021
00
Master'sOpen AccessTR

İş becerikliliğinin akış deneyimi üzerindeki etkisi: AFAD örneği

Örgütler, değişen ve gelişen çevre içerisinde sürdürülebilir rekabet avantajı yakalamak, proaktif davranabilmek, yenilik yapabilmek ve hayatta kalmak için kendilerini ve çalışanlarını çevre şartlarına uyumlu hale getirmeli, stratejiler geliştirmeli ve bunu sürdürülebilir kılmalıdırlar. Örgütlerin tüm bu değişim ve gelişimlerle mücadele edebilmeleri için iki kavram önemli hale gelmektedir. Bunlar, iş becerikliliği ve akış deneyimi kavramlarıdır. İş becerikliliği, bireylerin işlerini yaparken bazı eklemeler ve çıkarmalar yapması, işlerinin şeklini ve etkinliğini değiştirerek farklılıklar veya kazanımlar yaratması olarak tanımlanmaktadır. Akış deneyimi, bireyin içinde bulunduğu faaliyete tamamen odaklandığı, zevk aldığı ve çevresinde meydana gelen faaliyetleri istemeyerek görmezden geldiği bir bilinç hali olarak tanımlanmaktadır. Bu çalışmanın amacı, iş becerikliliğinin akış deneyimi üzerindeki etkisinin incelenmesidir. Bu amaç çerçevesinde araştırma verileri, Afet ve Acil Durum Başkanlığı (AFAD) Karadeniz Bölgesi İl Müdürlüklerinde görev yapan 548 çalışandan anket tekniği ile toplanmıştır. Araştırma verileri faktör ve güvenirlik analizi, korelasyon analizi ve çoklu regresyon analizi ile test edilmiştir. Araştırmanın bulguları kapsamında; iş becerikliliğinin (görev becerikliliği, ilişkisel beceriklilik, bilişsel beceriklilik) akış deneyimi üzerinde pozitif ve anlamlı bir etkisinin olduğu görülmektedir. İş becerikliliğinin akış deneyiminin alt boyutları olan "dalma", "işi sevme" ve "içe dönük çalışma motivasyonu" üzerinde pozitif ve anlamlı bir etkisinin olduğu tespit edilmiştir.

AkışAkış deneyimiİş akışı+1
Yücel Yılmaz
Kastamonu University · Institute of Graduate Studies in Science
2022
10
Master'sOpen AccessTR

Oyun teorisi ve matematiksel modelleme ile küçük yatırımcı için yatırım araçlarının karşılaştırılması

Bu çalışmada rekabet ortamında karar vermek için kullanılan "Oyun Teorisi" ve "Doğrusal Programlama" yöntemleri üzerinde durulmuştur. Oyun Teorisinin temel kavramları, varsayımları ve çözüm yöntemleri incelenmiştir. Doğrusal programlama ile Oyun Teorisi yönteminin ilişkisi anlatılmıştır. Uygulama kısmında; küçük yatırımcı için sıklıkla tercih edilen yatırım araçları analiz edilmiştir. Son yıllardaki verilerden yararlanılarak Oyun Teorisi yöntemleri ve Doğrusal Programlama yöntemleriyle karşılaştırmalı analiz yapılmıştır. Günlük yaşamdaki çalışmalara yeni konu olan Oyun Teorisi yönteminin kullanılabileceği farklı alanlar tespit edilmeye çalışılmış ve yatırımcılar için kullanılabilecek farklı bir bakış açısı araştırılmıştır. Anahtar Kelimeler: Oyun Teorisi, Doğrusal Programlama

Pınar Bayraktar
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Science
2016
00
Master'sOpen AccessTR

COVID-19 pandemi sürecinde çok kriterli karar verme yöntemleri ile ventilatör seçimi

Hastalıkların teşhis ve tedavisinde teknolojinin faydası göz ardı edilemez. Sağlık teknolojisi hastanelerin en fazla bütçe ayırdıkları kalemlerdendir. Bu nedenle sağlık kuruluşlarındaki karar vericilerin, farklı birçok açıdan en uygun olan tıbbi cihazı seçebilmeleri önemlidir. Tıbbi cihaz seçimi; dikkate alınması gereken çok sayıda karar kriterinin olması, bunların birbiriyle çelişmesi ve üst düzeydeki rekabet koşulları nedeniyle oldukça karmaşık bir karar verme sürecidir. Hastanelerdeki bu karmaşık ve önemli karar, çoğu zaman tek bir kişinin insiyatifine ve subjektif görüşüne bırakılmıştır. Bu nedenle tıbbi cihaz seçim sürecinin iyi yönetilmesini sağlayacak bilimsel yöntem ve çalışmalara ihtiyaç duyulmaktadır. Covid-19 pandemisi ile ortaya çıkan olağanüstü durumlarla birlikte; başta ventilatör olmak üzere birçok tıbbı cihaza duyulan ihtiyaç artarken, tıbbı cihaz seçimi ile ilgili kararların değişen dinamiklere uygun güncel analiz ve değerlendirmelere göre yapılması daha da zorunlu hale gelmiştir. Bu tez çalışmasında; bir kamu hastanesinin yoğun bakım ünitesine alınması planlanan ventilatör cihazının seçimiyle ilgili karar problemi ele alınmış ve çözümü için "Çok Kriterli Karar Verme" (ÇKKV) yöntemleri kullanılmıştır. Çalışmanın amacı, COVİD-19 pandemisinin değiştirdiği koşullara en uygun ventilatör cihazının hızlı, tutarlı ve sistematik biçimde belirlenebilmesi için karar vericilere yardımcı olmaktır. Problemde ele alınan alternatif ventilatör cihazlar ve seçim kriterleri, uzman görüşleri ve literatürdeki tıbbi cihaz seçimi ile ilgili benzer çalışmalardan yararlanılarak belirlenmiştir. Buna göre, 5 adet farklı markaya ait ventilatör cihazı, 5 ana kriter ve 10 alt kritere göre değerlendirilmiştir. Kriter ağırlıklarını belirlemek için konuyla ilgili farklı meslek grubundan kişilerin oluşturduğu 10 kişilik bir gruba anket uygulanmıştır. Anket sonucunda elde edilen veriler "Analitik Hiyerarşi Prosesi" (AHP) yöntemine girdi olarak kullanılmıştır. Daha sonra alternatif cihazlar arasından en uygun olana karar vermek için TOPSIS ve ELECTRE yöntemleri kullanılmıştır. Her iki yöntem sonucunda da aynı karar ortaya çıkmıştır.

COVID 19ELECTRE yöntemiTOPSIS+3
Habibe Tosun
Aksaray University · Institute of Graduate Studies in Science
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Endüstriyel tutkal üretiminde sızıntı suyu değerlendirmesi

Belediye atıklarının yönetimi giderek daha karmaşık ve önemli bir küresel sorun haline gelmiştir. Çöplüklerdeki katı atıklar, yüksek konsantrasyonda organik maddeler içeren karmaşık yapısıyla tanımlanan son derece kirletici bir sıvı olan depolama sahası sızıntı suyunun (LL) oluşumuna yol açar. Bu çalışma, fenol-formaldehit (FF) reçinesinin sentezinde suyun kısmi bir ikamesi olarak depolama sahası sızıntı suyunun (LL) kullanılma potansiyelini araştırmıştır. LL katılımının reçine özellikleri, termal kararlılık ve bağlanma performansı üzerindeki etkisi araştırılmıştır. Sonuçlar, LL'nin varlığının artan viskozite, azalan pH, artan katı içeriği ve serbest formaldehit seviyeleri dahil olmak üzere birkaç önemli reçine özelliğini etkilediğini göstermiştir. Dahası, FF reçinelerinin termal kararlılığının, muhtemelen sızıntı suyundaki organik bileşiklerin varlığından dolayı, artan LL içeriğiyle azaldığı gözlemlenmiştir. Bağlanma performansı değerlendirmeleri hem kuru hem de ıslak koşullar altında, referans reçineye kıyasla LL modifiyeli PF reçineleriyle bağlanmış ahşap numunelerinin çekme dayanımında bir azalma olduğunu ortaya koymuştur. Bu bulgulara dayanarak, reçine özellikleri ve bağlanma performansı üzerindeki olası olumsuz etkileri azaltmak için FF reçine sentezinde LL ile su ikamesinin maksimum %20 ile sınırlandırılması önerilmektedir.

Mahmut Göktaş
Aksaray University · Institute of Graduate Studies in Science
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Bankacılık sektöründe Kaizen; organizasyonlarda ve süreçlerde iyileştirme

Bu çalışmada, dijitalleşme sürecinin bankacılık sektörüne etkileri incelenmiş; özellikle fiziki banka şubelerinin geleceği, müşteri tercihleri ve süreç iyileştirme yaklaşımları bağlamında değerlendirilmiştir. Araştırmanın temel amacı, dijital kanalların yükselişi karşısında banka şubelerinin nasıl bir dönüşüm geçirdiğini ortaya koymak ve bu dönüşümde Kaizen gibi sürekli iyileştirme felsefelerinin rolünü analiz etmektir. Bu doğrultuda, 400 katılımcı ile çevrim içi anket çalışması gerçekleştirilmiştir. Anket bulguları, özellikle 18-34 yaş aralığındaki bireylerin büyük çoğunluğunun mobil bankacılığı tercih ettiğini; buna karşın kredi başvurusu ve hesap işlemleri gibi hizmetlerde fiziki şubelerin hâlen önemini koruduğunu göstermektedir. Elde edilen sonuçlar, bankacılık hizmetlerinde tamamen dijitalleşmenin kısa vadede mümkün olmadığını, ancak dijital ve fiziksel kanalların birlikte var olduğu hibrit modellerin öne çıktığını ortaya koymaktadır. Araştırmada katılımcıların önemli bir kısmı, banka şubelerinin gelecekte daha az sayıda ama daha işlevsel ve danışmanlık temelli hizmet sunan merkezler hâline dönüşeceğini öngörmüştür. Bu dönüşüm, phygital bankacılık kavramıyla örtüşmektedir. Ayrıca, araştırma bulguları Kaizen yaklaşımının bankacılık süreçlerine uygulanabilir olduğunu, özellikle müşteri deneyimini iyileştirmede, hizmet kalitesini artırmada ve çalışan katılımını sağlamada önemli katkılar sunabileceğini göstermektedir. Bu tez, banka şubelerinin geleceğine ilişkin güncel bir bakış sunmakta; dijitalleşme sürecinde hem teknolojik adaptasyonu hem de insan odaklı süreçlerin sürekli geliştirilmesini esas alan bütünsel bir yaklaşımı önermektedir.

Lütfi Melih Dumlu
Aksaray University · Institute of Graduate Studies in Science
2025
10
Master'sOpen AccessTR

Tedarik zinciri yönetiminde talep tahmini ve yerel bir tekstil işletmesinde uygulama

Günümüz piyasa koşullarında, tedarik zinciri sistemlerinde müşterilerin gelecekteki taleplerini tahmin etmek her zaman zorlu bir süreç olmuştur. Doğru talep tahminleri, tedarik zinciri yönetiminde daha gerçekçi kararların alınmasını ve operasyonel süreçlerde verimliliğin artırılmasını sağlamaktadır. Artan rekabet ortamında, tedarik zinciri yönetiminin önemi giderek artmış ve işletmeler açısından vazgeçilmez bir konu haline gelmiştir. Tedarik zinciri yönetiminin temel amacı, son tüketiciye doğru zamanda, doğru miktarda ve düşük maliyetle ürün veya hizmet ulaştırmaktır. Bu amaca ulaşmak, tedarik zincirindeki iç içe geçmiş süreçlerin etkin bir şekilde yönetilmesine bağlıdır. Ancak, tedarik zincirinin herhangi bir aşamasında yapılan tahmin hataları, zincirin genel performansını olumsuz etkileyebilir. Bu nedenle, talep tahmini, tedarik zinciri yönetiminde kritik bir rol oynamaktadır. Bu çalışmada, öncelikle tedarik zinciri kavramsal yapıları, amacı ve önemi ele alınmış; tedarik zinciri ile talep tahmini arasındaki ilişki incelenmiştir. Araştırmada, talep tahmini ve talep tahmin yöntemlerine ilişkin genel bilgilere yer verilmiştir. Çalışma kapsamında erkek giyim sektöründe gömlek toptan satışı yapan yerel bir giyim tedarikçisinin geçmiş 10 yıla ait satış verileri kullanılarak Naive Yöntemi (NY), Hareketli Ortalama (HO), Üssel Düzleştirme Yöntemi (ÜDY), Holt & Winters Yöntemi (HWY) tahmin metotları uygulanmıştır. Bu yöntemlerin performansları karşılaştırılmıştır. Bir sistemde iyileştirmeler yapılabilmesi için öncelikle mevcut sistemin detaylı bir şekilde incelenmesi gerekmektedir. Bu bağlamda, işletmenin önceki yıllara ait satış verileri analiz edilmiş; beklenen satış miktarları ile gerçekleşen talepler arasındaki sapmalar değerlendirilmiştir. Bu araştırmanın temel amacı, işletmenin geçmiş satış verilerini kullanarak, önceki tahmin yöntemlerinden farklı olarak Zaman Serisi Talep Tahmini yaklaşımlarını uygulayarak en isabetli tahmin yöntemini belirlemek ve bu doğrultuda mevcut tahmin sistemini iyileştirerek işletmeye katma değer sağlamaktır.

Betül Erva Berk
Aksaray University · Institute of Graduate Studies in Science
2025
10
Master'sOpen AccessTR

Gelişen teknolojinin otomotiv sektörüne etkisi IoT uygulamaları

Günümüzde otomotiv sektörü, dijitalleşme ve otomasyonun etkisiyle köklü bir dönüşüm geçirmektedir. Bu dönüşümün en önemli bileşenlerinden biri olan Nesnelerin İnterneti (IOT), üretim süreçlerinden araç tasarımına, kalite kontrolden bakım süreçlerine kadar birçok alanda etkili şekilde kullanılmaktadır. Bu tezde, Nesnelerin İnterneti (IOT) teknolojilerinin otomotiv üretim süreçlerine entegrasyonu incelenmiş; montajlanabilir metal parçaların birleştirilmesi, lazer kaynak uygulamaları ve bu proseslere yönelik gerçekleştirilen testlerin, görüntü işleme teknikleriyle desteklenmesi gibi örnek uygulamalar üzerinden kapsamlı değerlendirmeler yapılmıştır. Çalışmanın temel amacı, IoT destekli sistemlerin üretim süreçlerine katkılarını; verimlilik, kalite ve sürdürülebilirlik çerçevesinde ortaya koymaktır. Tezde ayrıca, bu uygulamaların Endüstri 4.0 kavramı içerisindeki yeri ile otomotiv sanayisinin geleceği açısından sunduğu fırsatlar ve karşılaşılan teknik ve yapısal kolaylıklar da ele alınmıştır. Literatür taraması, vaka analizleri ve güncel endüstriyel örnekler kullanılarak yapılan bu çalışma, IOT uygulamalarının otomotiv üretimindeki farkındalığını artırmayı hedeflemektedir.

Minel Can
Aksaray University · Institute of Graduate Studies in Science
2025
00
DoctorateOpen AccessEN

Metasezgisel algoritmaların etkinliğini arttırmak için esin kaynağı fraktal geometri olan çözüm oluşturma

Real-life optimization problems are too complex to solve optimally. Therefore, numerous researchers work on more efficient solution methods which led metaheuristic algorithms to gain world-wide popularity since mid-90s. To improve the efficiency and effectiveness of a heuristic algorithm, the searching capability of the algorithm needs to be improved. Hence, the usual approach in improving the science of metaheuristics is to design a novel algorithm or improve an existing algorithm. However, a relatively less explored approach is to design a new neighbor generation mechanism. In this study, a novel neighbor generation mechanism for single solution-based heuristics which use permutation solution representation is presented. The proposed mechanism is called cantor-set based (CB) method. The inspiration for the mechanism is the recursive algorithm that constructs a cantor set which is a fractal shape. Simply, a solution representation is divided based on the recursive algorithm and the resulting pieces are permutated and then combined again to generate neighbors. CB method is embedded into the classical local search (LS) and simulated annealing (SA) algorithms to test its advantages and to compare it with classical swap and insertion neighbor generation mechanisms. Different types of applications are considered to design CB method to find the most effective and efficient design of the method. A set of benchmark problems of the traveling salesman problem (TSP) and quadratic assignment problem (QAP) are used in the experiments to test these applications. TSP and QAP have very different solution spaces considering their objective functions which is why they are chosen as test problems. More specifically TSP has a steep landscape and benefits from drastic changes in neighbor generation while QAP has a flat landscape and requires delicate changes in neighbor generation. Therefore, the aim in using TSP and QAP as test problems is to analyze sensitivity of CB method. In addition to analyzing CB applications, CB method is compared to swap and insertion mechanisms. Swap and insertion are chosen because they are the most used and basic mechanisms that are encountered in the literature. The computational tests show that different applications of CB solve TSP and QAP very efficiently. In the end, it is concluded that it is possible to design a general mechanism that gives consistently good results for both TSP and QAP. Keywords: Neighbor generation, local search, simulated annealing, cantor set, traveling salesman problem, quadratic assignment problem.

Melike Öztürk
Marmara University · Institute of Graduate Studies in Science
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Algılanan şirket desteğini etkileyen faktörler ve algılanan şirket desteği ile çalışan bağlılığı arası ilişki

Rekabetçi dünyada, çalışanların yarattığı know-how şirketlerin rakiplerine göre önde olmalarına yardımcı olan ana maddelerden biri haline gelmiştir. Bu sebeple şirketler, son yıllarda çalışanlarını da birer müşteri gibi görmekte ve memnun etme ihtiyacı hissetmektedirler. Çalışan memnuniyetinin artırılması için, organizasyon genelinde yapılan analizler sonucu çalışanların istekleri anlaşılmaya çalışılmış, başta insan kaynakları uygulamaları olmak üzere çalışanların algısını olumlu yönde belirleyebilmek için stratejik uygulamalar geliştirilmeye çalışılmıştır. Şirketler, çalışan memnuniyetinin ölçülmesi için memnuniyet-tatmin seviyesi, çalışan bağlılığı, turnover gibi birçok kavramı irdelemişlerdir. Şirketlerin amacı, genel anlamda çalışan memnuniyetini artırarak çalışanın firmaya olan bağlılığını artırmak ve bu yolla da bilgili - deneyimli çalışanı firmada tutmaktır. Bu çalışanlar sayesinde hem kaliteli işler ortaya çıkarmayı hem de yeni personel eğitimi, işe alımı gibi maliyetlerin önüne geçebilmeyi hedeflemektedirler. Algılanan şirket desteği, kişinin içinde bulunduğu organizasyonu değerlendirerek, bu organizasyonun dinamiklerini dikkate alarak hissettiği desteği ifade eden bir kavramdır. Bu kavram da son yıllarda değeri daha çok ortaya çıkan, çalışan memnuniyeti veya aidiyetini ölçmek için kullanılabilecek bir kavramdır. Kişi, çalıştığı şirketin kendisini iş veya özel yaşamında ne kadar desteklediğine dair bir görüşe sahiptir. Algılanan şirket desteğini etkileyebilecek pek çok faktör bulunmaktadır. Bu çalışmanın amacı, algılanan şirket desteğine etkidiği düşünülen boyutların incelenmesi, olası ilişkilerin ve bunların seviyesinin ortaya konmasıdır. Ayrıca, algılanan şirket desteği ile organizasyonel bağlılık arasındaki ilişki de bağımsız olarak inceleniyor olacaktır.

Algılanan değerDuygusal bağlılıkÖrgütsel bağlılık
Seda Ulutaş
İstanbul Technical University · Institute of Graduate Studies in Science
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Üretim tesislerinin risk analizi için katmanlı BWM ve TOPSIS tabanlı bir yaklaşımın geliştirilmesi ve sektörde bir uygulama

Sürdürülebilir bir üretim ve ekonomi için işyerlerinde uygun makine, ekipman ve iş gücünün yanı sıra standartlar çerçevesinde iş sağlığı ve güvenliği (İSG) ilkeleri de uygulanmaktadır. Bu nedenle mesleki risk değerlendirmesi (ORA) imalat endüstrileri için önemlidir. ORA 'da risklerin önceliklendirilmesine karar verirken, riski tanımlayan parametrelerin farklı olası durumlarda nasıl değişebileceğini analize eklemek, karar vermenin sağlamlığını olumlu yönde etkiler. Dolayısıyla bu çalışmanın temel motivasyonu, risk parametrelerinin önem düzeylerinde gelecekte meydana gelebilecek değişiklikleri ele alabilecek ve risk değerlendirme sürecindeki belirsizlikleri en aza indirebilecek bir ORA yaklaşımı önermektir. ORA'da risk parametrelerinin önem ağırlıklarının belirlenmesinde en iyi-kötü yöntemiyle (BWM) katmanlaşma kavramı kullanılmaktadır. Ayrıca BWM' nin Bayesyen versiyonu, bilgi kaybını azaltmak amacıyla birden fazla karar verme uzmanının değerlendirmelerini dikkate almak için kullanılır. Özetle, Katmanlı Bayesyen BWM' ye (SBBWM) dayalı bir hesaplama prosedürü izlenmektedir. Bayesyen BWM ve katmanlaşma felsefesinin birleştirilmesi literatürde henüz çalışılmamıştır. Çalışmada her bir tehlikenin öncelik puanları, ideal çözüme yakınlık mantığına göre çalışan, sıralama tabanlı bir MCDM yöntemi olan TOPSIS Sort yöntemi ile belirlenmektedir. Böylece her bir tehlikenin öncelik puanı ve sırası belirlenirken bu riskin sınıfı da tespit edilmiştir. Önerilen yaklaşım, un üretim sürecinin üretim, depolama, işleme ve laboratuvar süreçlerinde karşılaşılan otuz altı riski değerlendirmek için uygulandı. Ayrıca her bir risk için alınacak kontrol tedbirleri de belirlendi. Metodolojik olarak sonuçların farklı koşullarda nasıl değiştiğini ortaya koymak için çeşitli senaryo analizleri ve duyarlılık çalışmaları yapılmıştır. Önerilen yaklaşım, üretim tesisleri için geleneksel yöntemlere göre daha kapsamlı bir prosedür sunması ve geleneksel yöntemlerin eksikliklerini kapatması bu açıdan faydalıdır.

TOPSISİyi-en kötü yöntemi (BWM)
Coşkun Karcı
Munzur University · Institute of Graduate Studies
2023
30
Master'sOpen AccessTR

Pisagor bulanık küme tabanlı Topsıs ile risk değerlendirme: doğal gaz boru hattında bir uygulama

Ülkelerin kalkınma ve gelişmesindeki en önemli faktörlerden biri olan enerji, yaşamın devamı için temel gereksinimlerden biridir. Ülkeler de bu devamlılığı sağlamak adına enerji kaynakları üzerinde söz sahibi olmak için, birbirleriyle siyasi ve ekonomik boyutta büyük bir mücadele içindedirler. Doğal gaz boru hattı projesi, doğal gazın çıkarıldığı ülkeden diğer ülkelere taşınmasını sağlayan sistemlerin yapımını hedefleyen geniş çapta büyük projelerdir. Bu tür büyük ve karmaşık projelerde temel amaç, işçi ve işveren sağlığını korumak, çalışanlara güvenli çalışma ortamı yaratmak, yapılan işten ve çalışma ortamından kaynaklı ortaya çıkan riskleri en aza indirmektir. Ortaya çıkan bu riskleri mümkünse bertaraf etmek için değilse riskleri en asgari seviyeye indirecek belirli iş sağlığı ve güvenliği standartlarına ve yapılacak işe uygun risk değerlendirmeleri yapılmalıdır. Bu çalışmada, geçmişten günümüze alışıla gelmiş geleneksel risk değerlendirme metotlarından farklı olarak yeni bir metot geliştirilmesi amaçlanmıştır. Başlangıçta iki boyutlu (2B) risk matris yöntemi uygulanmış ve risk değerlendirmesinin ilk adımında tanımlanan tehlikeleri öncelikli olarak sıralamak için Pisagor bulanık küme tabanlı TOPSIS yöntemi uygulanmıştır. Bulanık model doğal gaz boru hattı yapım projesinin temizleme ve tesviye faaliyeti için kullanılmıştır.

Nurdan Ece Öz
Munzur University · Institute of Graduate Studies in Science
2019
20
Master'sOpen AccessTR

Makine öğrenmesi ile araç rotalama problemi için önce-kümele sonra-rotala yöntemlerinin incelenmesi

Araç rotalama, lojistik endüstrisinde dağıtım operasyonlarını optimize etmek, yakıt/elektrık tüketimini azaltmak ve teslimat sürelerini iyileştirmek için kullanılmaktadır. Ancak, karmaşıklık seviyesi arttıkça büyük ölçekli rotalama problemlerinin çözümü zor hale gelebilir. Günümüzde bir çok amaç için kullanılan vasıtaların bir noktadan diğer bir noktaya ulaşana kadar izlediği güzergahın üretilmesi kaynak ve zaman ihtiyacı bakımından oldukça maliyetli ve zor bir problem olarak bilinmektedir. Özellikle güzergah oluşturmak için kullanılacak nokta sayısı fazla ise karmaşıklık seviyesi artmakta ve çözülebilir olma özelliği azalmaktadır. Bu durumda, önce kümeleme sonra rotalama yaklaşımı önemli bir çözüm sunar. Bu yaklaşım, büyük ve karmaşık rotalama problemlerini ele almak için önce kümeleme algoritmalarını kullanarak karmaşıklık olan problemi daha küçük ve anlamlı kümelere ayırmak için kullanılan bir yaklaşımdır. Oluşan her bir kümenin içindeki teslimat noktaları arasında optimal rotalar belirlenir. Böylece büyük bir rotalama problemi daha küçük ve yönetilebilir alt problemlere bölünür. Kümeleri daha küçük parçalara ayırmak, alt kümelerin daha az teslimat noktası içermesini sağlamakla beraber, rotalama algoritmalarının daha hızlı çalışmasını ve daha optimize edilmiş rotaların bulunmasını sağlar. Bu çalışmada, farklı kümeleme algoritmaları (k-ortalama, DBSCAN, BIRCH, OPTICS) üç farklı veri seti üzerinde ayrı ayrı çalıştırılarak elde edilen sonuçlar karşılaştırılmıştır. Vektör veri seti için elde edilen bulgulara göre k-ortalama en iyi sonucu ürettiği görülmüştür. Deneysel sonuçlar, önce-kümele sonra-rotala yaklaşımının hesaplama karmaşıklığını düşürerek araç rotalama problemlerinde yol mesafesini optimize edip seyahat maliyetini düşürdüğünü göstermektedir.

Sedat Güzelşemme
Munzur University · Institute of Graduate Studies
2024
20
Master'sOpen AccessTR

Eğitim sürecinde bilgisayar destekli karar destek sistemleri ile alternatiflerin önceliklendirilmesi

İnsanın geleceğini şekillendirmesinde büyük payı olan, en önemli etkenlerden biri eğitimdir. Eğitim sürecinin en temel unsurları öğrenen, öğreten ve ortamdır. Teknoloji ve bilişim alanındaki gelişmeler bu üç unsuru da oldukça etkilemiş durumdadır. Bu gelişmeler bazı mesleklere gereksinimi kaldırırken, yeni meslek olanakları da doğurmaktadır. Eğitim ortamları olan okullar, üniversiteler ve kurslar kendi müfredatlarını ve ders içeriklerini; Öğreten ve öğrenen de öğretme ve öğrenme yöntem ve tercihlerini bu gelişmeler doğrultusunda ve bu gelişmeleri kullanarak güncellemeleri gerekmektedir. Aksi durumda, bu unsurlar kalitesini ve rekabet gücünü kaybetmeye mahkûm kalırlar. Bu durumda, gerekli güncellemelerin yapılabilmesi için yeni araçlara ihtiyaç duyulmaktadır. Bu çalışmada, bu ihtiyaçları giderebilecek bir öneri sistemi sunulmuştur. Önerilen sistem üç aşamadan oluşmaktadır. Birinci aşaması veri toplama aşamasıdır. Bu aşamada, web kazıma yöntemleri kullanılarak internet ortamından veriler toplanmaktadır. İkinci aşamada ise toplanan bu veriler, doğal dil işleme yöntemleri ile anlamlı ve işlenebilir bilgiler haline getirilmiştir. Üçüncü aşamada, bilgisayarlı karar destek sistemleri kullanılarak tercihlerin önceliklendirilmesi sağlanmıştır. Önerilen sistem ile: eğitim ortamları hangi meslek grupları için yeni bölümler açması gerektiğine, ihtiyaç duyulmayan hangi bölümlerin kapatılması gerektiğine ve hangi meslek için hangi dersleri açması gerektiğine; öğretenler derslerin içerik ve öğretme yönteminin nasıl şekillendireceğine; öğrenenler de hangi ortamı, bölümü, mesleği ve dersleri seçeceğine daha kolay karar verebileceklerdir. Önerilen sistemin test edilmesi için bilgisayar mühendisliğine yönelik bir uygulama gerçekleştirilmiştir. Bunun için, çeşitli iş ilanı sitelerinden sektörün çalışanlardan beklentilerinin ve üniversitelerin ilgili bölümlerinin ders içeriklerinin neler olduğuna dair veriler toplandı. Arz talep eşleştirmesi ile üniversiteler ve dersler ELECTRE, TOPSIS ve VIKOR yöntemleri ile sıralandı ve gerekli güncellemeler gösterildi. Yapılan sıralamaların, farklı kriterlere göre sıralama sunan ÖSYM ve URAP verilerine benzer sonuçlar sunması önerilen yöntemin uygulanabilirliğini ve güvenilebilirliğini göstermektedir.

Yiğit Alişan
Munzur University · Institute of Graduate Studies
2019
30
Master'sOpen AccessEN

Güneş enerji santrali yer seçimi için iki aşamalı bir model önerisi: Tunceli örneği

With the developing industry over the world and in our country, the need for energy is increasing day by day. The importance of renewable energy sources is increasing day by day due to the great damage caused by fossil fuels to the environment. One of the most important of these is solar energy, which has a very high potential in our country. Due to the high cost of panels and the long return period of the solar power plant investment to be made, the location where the solar power plant will be established is of vital importance for the feasibility of the investment. This study aims to develop a two-stage multi-attribute decision-making (MADM) model for a solar power plant for Tunceli. In this context, initially, by searching the literature and taking expert opinions, the factors affecting the location selection were determined as soil structure and ground, fault line, recreation, landslide, slope, solar radiation, elevation, orientation and distance to power substations. These criteria were weighted by the Best-Worst Method (BWM). Although many MADM methods require a comparison matrix that includes all criteria, fewer comparison matrices are needed in BWM. Since the comparisons in BWM are based on the best and the worst criterion, it enables decision makers to make a more reliable pair wise comparison. Secondly, the most suitable location was selected among eight alternative locations (Tunceli Center, Pülümür, Ovacık, Mazgirt, Hozat, Çemişgezek, Nazımiye, Pertek) according to the weighted criteria. In the second stage, five different MADM methods were used. These are TOPSIS, VIKOR, SAW, GRA and ELECTRE. According to the BWM results; while solar radiation factor was the most important factor with a weight value of 0.334, the fault line factor was determined as the least important factor with a weight value of 0.038. According to the location selection results; Pertek district has been determined as the most suitable location with respect to all five methods. This study is expected to provide a useful guide for neighboring regions in solar power plant location selection and location selection problems in other areas.

Quantitative decision making techniquesSite selectionMulti criteria decision making
Yunus Emre Aykaç
Munzur University · Institute of Graduate Studies
2020
20
Master'sOpen AccessTR

Katı atık düzenli depolama tesislerinde hata türü etkileri analizi yöntemiyle iş sağlığı ve güvenliği açısından risk analizi-Bingöl örneği

Yapılan araştırmalar neticesinde, Dünyada ve Türkiye'de iş kazaları ve meslek hastalıkları çok önemli bir sorun olarak karşımıza çıkmaktadır. İş sağlığı ve güvenliğine yeterince önem verilmemesi, çalışanların genelinde iş sağlığı ve güvenliği bilincinin bulunmaması, uzun çalışma saatleri, yoğun iş temposu, kişisel koruyucu kullanmama, tecrübesizlik ve eğitim/bilgi eksikliği, iş kazaların sebeplerin başında gelmektedir. İşgörenlerin uzun çalışma saatleri, yoğun iş temposu,tecrübesizlik ve eğitim/bilgi eksikliği gibi nedenlerden dolayı iş kazalarının yüksek oranda yaşandığı gözlemlenmiştir. Çalışma bu noktadan hareketle iş yerlerinde karşılaşılabilecek tehlikelerin belirlenerek risk değerlendirmesinin oluşturulması sonucu tehlikelerin kabul edilebilir seviyeye getirilmesi amaçlanmıştır. Çalışmada bu bağlamda iş sağlığı ve güvenliğinin kavramsal çerçevesini, iş sağlığı ve güvenliğinin genel prosedürlerini Türkiye'deki uygulamalarını konu alan literatür taraması yapılmıştır. Anahtar Kelimeler: İş Sağlığı ve Güvenliği, Risk Değerleme, Risk Analizi.

Mehmet Sıddık Baki
Munzur University · Institute of Graduate Studies
2020
10
Master'sOpen AccessTR

Afet bölgesi yeniden inşa projelerinde sürdürülebilir mimarlık

Bu yüksek lisans tezi, Türkiye gibi yüksek düzeyde deprem riski taşıyan bir ülkede, Afet sonrası yeniden inşa süreçlerinin sürdürülebilir mimarlık ilkeleri doğrultusunda nasıl kurgulanabileceğini çok boyutlu bir yaklaşımla ele almaktadır. Doğal afetler, yalnızca fiziksel yıkıma neden olmakla kalmamakta; aynı zamanda toplumsal bütünlüğü, ekonomik sürekliliği ve çevresel dengeyi tehdit eden krizlere dönüşmektedir. Özellikle 6 Şubat 2023 tarihinde meydana gelen Kahramanmaraş merkezli depremler, mevcut yapı stokunun yetersizliğini ve uygulanan konut politikalarının sürdürülebilirlik konusunda zayıf kaldığı somut biçimde ortaya koymuştur. Bu durum, afet sonrası yapılaşma süreçlerinin sadece hızlı ve maliyet odaklı çözümlerle değil; aynı zamanda uzun vadeli dayanıklılığı, sosyal uyumu ve çevresel bütünlüğü esas alan sürdürülebilir mimarlık anlayışıyla ele alınmasını zorunlu kılmaktadır. Bu bağlamda çalışmanın temel amacı, sürdürülebilir mimarlık ilkelerinin afet sonrası konut üretim süreçlerine entegrasyonunu teorik ve pratik düzeyde incelemek, mevcut uygulamaları analiz etmek ve sürdürülebilirlik temelli alternatif bir yeniden inşa modeli geliştirmektir. Araştırmanın ilk bölümünde sürdürülebilir mimarlığın kavramsal altyapısı oluşturulmuş; çevresel duyarlılık, enerji verimliliği, yerel malzeme kullanımı, iklimle uyumlu tasarım, toplumsal katılım ve ekonomik sürdürülebilirlik gibi temel unsurlar detaylandırılmıştır. Türkiye'deki mevcut yeniden yapılaşma uygulamaları ise tarihsel gelişim süreciyle birlikte ele alınmış ve TOKİ'nin (Toplu Konut İdaresi Başkanlığı) Kahramanmaraş depremi sonrası gerçekleştirdiği kalıcı konut projeleri vaka çalışması olarak seçilmiştir. Bu projelerin detaylı analizi sonucunda, sürdürülebilir mimarlık ilkelerinin sahada daha az yer aldığı; özellikle kullanıcı ihtiyaçlarının, yerel coğrafi ve kültürel özelliklerin ve iklim koşullarının yeterince dikkate alınmadığı tespit edilmiştir. Çalışmada, yalnızca ulusal düzeydeki uygulamalarla sınırlı kalınmamış; aynı zamanda Japonya, Yeni Zelanda ve Endonezya gibi ülkelerde afet sonrası sürdürülebilir yeniden yapılaşma konusunda benimsenen başarılı modeller karşılaştırmalı olarak incelenmiştir. Bu analiz, Türkiye bağlamına uygun, esnek ve yerel temelli çözümler geliştirilmesine olanak sağlamıştır. Araştırmanın yöntemi; sistematik literatür taraması, doküman incelemesi, karşılaştırmalı analiz ve SWOT (Strengths-Weaknesses-Opportunities-Threats) değerlendirmesi gibi nitel tekniklerden oluşmaktadır. Bu yöntemler aracılığıyla sürdürülebilirlik kriterlerinin mevcut afet sonrası yapılaşma süreçlerine hangi araçlar ve stratejilerle entegre edilebileceği üzerine kapsamlı bir değerlendirme sunulmuştur. Elde edilen bulgular, teknik yeterliliğin tek başına yeterli olmadığını; sürdürülebilirlik hedeflerine ulaşmada politik irade, kurumsal koordinasyon, kullanıcı katılımı ve disiplinlerarası yaklaşımın belirleyici olduğunu ortaya koymaktadır. Bu tez, hem akademik literatüre kuramsal bir katkı sağlamayı hem de Türkiye'deki afet sonrası yapılaşma pratiklerinin sürdürülebilirlik ilkeleri doğrultusunda yeniden yapılandırılmasına katkıda bulunmayı hedeflemektedir. Bu çerçevede geliştirilen stratejik öneriler, kamu kurumları, yerel yönetimler, planlamacılar, mimarlar ve afet yönetimi uzmanları için yol gösterici nitelikte olup; yeniden inşa süreçlerinin sadece fiziksel barınmayı değil, aynı zamanda yaşam kalitesini, toplumsal dayanıklılığı ve çevresel bütünlüğü gözeten sürdürülebilir bir perspektifle ele alınması gerektiğini vurgulamaktadır.

Doğal afetlerSürdürülebilir mimari
Mehmet Ali İçyeroğlu
Munzur University · Institute of Graduate Studies
2025
50
Master'sOpen AccessTR

Sanat bahçesi ekosisteminin scamper tekniği ile incelenmesi

Bu araştırma, doğa ile insan arasındaki dengeyi yeniden kurmayı amaçlayan sanat bahçesinin SCAMPER tekniği ile bir ekosistem tasarımı olarak ortaya konulmasını konu edinmektedir. Çalışma, sürdürülebilir, yenilikçi ve girişimci bir ekosistem tasarımını araştırmakta; sanat bahçelerinin yalnızca estetik ve rekreatif alanlar değil, aynı zamanda bilim, kültür ve sosyal etkileşim alanları olarak değerlendirilebileceğini öne sürmektedir. Bu bağlamda, SCAMPER tekniği ile sanat bahçesi tasarımı bir dönüşüm sürecine tabi tutulmuş, her adımda parkların geleneksel işlevlerinden farklı, çok katmanlı bir sistem önerisi sunulmuştur. Çalışmada, 21. yüzyıla uygun bir tasarım modeli olan "21B modeli" geliştirilmiş ve bağ, bahçe, barınak, böğürtlen, bostan ve baharat gibi modüller aracılığıyla bireylerin yalnızca kullanıcı değil, aynı zamanda üretici ve düşünce geliştirici bir özne haline gelmesi sağlanmıştır. Çalışmada SCAMPER metodu, sanat bahçesi tasarımına uyarlanarak, her bir adımıyla parkların dönüşüm süreci modellenmiştir. SCAMPER'ın "Yerine koy, birleştir, uyarlama, değiştirme, farklı amaçla kullanma, çıkarma ve yeniden düzenleme" adımları, sürdürülebilir yenilikçi girişimcilik ekosisteminin tasarımında kullanılmış ve kavramsal bir dönüşüm haritası oluşturulmuştur. Bu dönüşüm yaklaşımı kapsamında, 21B sistemi modülleri olan bağ, bahçe, barınak, böğürtlen, bostan ve baharat gibi alanlar, SCAMPER adımlarına karşılık gelecek şekilde yeniden kurgulanmıştır. Örneğin, beton yüzeylerin doğal taş ve geçirgen malzemelerle değiştirilmesi, geleneksel oturma elemanlarının bilgilendirici sergi modüllerine dönüştürülmesi ve kullanıcı rotasının tematik SCAMPER istasyonları ile yönlendirilmesi gibi uygulamalara yer verilmiştir. Uygulama alanı olarak, Tunceli'nin yerel coğrafi, ekolojik ve kültürel verileri esas alınmıştır. Çalışmada yerel flora (ispir meşesi, Ovacık sarımsağı vb.), üretim kültürü ve sosyo-kültürel pratikler değerlendirmeye dâhil edilmiştir. Sonuç olarak, bu araştırma, Tunceli'ye özgü ekolojik ve kültürel değerleri temel alarak, yerel kalkınmayı destekleyen, doğayla uyumlu, yaratıcı düşünmeyi teşvik eden ve toplumsal etkileşimi artıran bütüncül bir sanat bahçesi modeli önermektedir. Çalışma sonucunda, sanat bahçesinin doğayla bütünleşik ve sürdürülebilir bir yaşam modeli sunabileceği ve bunun gelecekteki mekânsal tasarımlara ilham verebilecek özgün bir çerçeve oluşturduğu ortaya konmuştur.

Ayşenur Baysak
Munzur University · Institute of Graduate Studies
2025
20
Master'sOpen AccessTR

Makine öğrenme yöntemleri ile Kahramanmaraş ilindeki trafik kazası sonuçlarının analizi ve tahmin edilmesi

Trafik kazaları insan yaralanmaları ve ölümlerinin en büyük nedenlerindendir. Dünya üzerinde her yıl 1 milyonun üzerinde ölümlü, 50 milyona yakın yaralanmalı trafik kazası meydana gelmektedir. Bu kazalarda ortalama her 2 saniyede bir trafik kazası yaşanırken her 50 saniyede bir ölümcül kaza ile sonuçlanmaktadır. Bu çalışmada, 2017 ile 2020 yılları arasında Kahramanmaraş il merkezi ve ilçelerinde gerçekleşen 28 adet öznitelikten oluşan 7929 adet trafik kazası WEKA aracında makine öğrenme teknikleri ile analiz edildi. Trafik kazalarının analizinde sınıflandırma, kümeleme, birliktelik kuralı ve görsel karşılaştırma yöntemleri kullanılmaktadır. Sınıflandırma yönteminde Naive Bayes, Destek Vektör Makinesi, K En Yakın Komşu, PART, AdaboostM1, J48 ve Rastgele Orman algoritmaları kullanıldı. Kümeleme yönteminde SimpleKMeans ve EM kümeleme algoritmaları kullanıldı. Birliktelik yönteminde Apriori algoritmaları kullanıldı. Sonuç olarak trafik kazalarının tahmininde sınıflandırma algoritmaların performans ölçütlerine bakıldığında karar ağaçlarından J48 algoritması en başarılı sonuçları elde ederken, NB algoritmasının başarı düzeyi kötü olmasa da diğer algoritmalara oranla daha düşük kalmıştır. Tüm yöntemlerin ortak sonucu gelecekte yaşanabilecek ölümle ve yaralanmalı potansiyel kazaların daha çok sabah saat 04:00 ile 08:00 ve akşam saat 16:00 ile 20:00 arasında, Kahramanmaraş il merkezi ve Onikişubat ilçesinde yerleşim yeri içerisinde, Göksun ilçesindeki yerleşim yeri dışındaki eğimli ve virajlı yollarda ve Pazarcık ilçesindeki yerleşim yeri dışındaki bölünmüş yollarda yaşanma riskinin yüksek olduğu belirlenmiştir. Ayrıca meydana gelen kazalarda sürücülerin trafik ve hız kurallarına uymadığı, trafik lambası, trafik levhası, yaya yolu, emniyet şeridi ve banket gibi yol, çevre ve güvenlik ekipmanlarının yetersiz kaldığı belirlenmiştir.

Birliktelik analiziKümelemeMakine öğrenmesi+2
Hüseyin Bolat
Munzur University · Institute of Graduate Studies
2022
10
Master'sOpen AccessTR

Hastanelerin afete hazırlığına yönelik Bayesyen BWM ve VIKOR temelli bütünsel bir model önerisi

Hayatın günlük işleyişine engel olan ve insanların hem sağlıklarını hem de sosyal yaşantılarını tehlikeye atan felaketler karşısında güvenle başvurmak isteyecekleri yerlerdir hastaneler. Oluşabilecek en kötü şartları göz önünde bulundurarak tüm hazırlıklar yapılmalı ve verilecek hizmet aksamadan devam etmelidir. Bu çalışmada, ele alınan altı hastanenin afet sonrası karşılaşılan acil durumlara hazırbulunuşluk düzeyleri incelenmiştir. Öncelikle hastanelerin hizmetlerine sorunsuz devam etmesi için var olması düşünülen 6 ana 34 alt kriter belirlenmiştir. Alanlarında uzman 5 karar vericiyle bu kriterlerin ağırlıkları hesaplanmış ve ülkenin farklı bölgelerinden seçilen 6 hastanenin belirlenen bu kıstasları ne ölçüde sağladığı yöneticileriyle yapılan görüşmelerle öğrenilmiştir. Elde edilen tüm bu veriler Bayesyen BWM, VIKOR ve TOPSIS ÇKKV metotları kullanılarak geliştirilen bir karar modeliyle değerlendirilmiştir. Uzmanlar tarafından ikili kıyas mantığıyla değerlendirilen kriter ve alt kriterlerin ağırlıkları Bayesyen BWM ile hesaplanmıştır. Bu sonuçlara göre "Personel" en önemli kriter olarak belirlenmiştir. Onu çok az bir farkla "Ekipman" takip etmektedir. Bu da personel ve ekipmanın acil durumlarda birbirlerinden ayrı düşünülemeyeceğinin göstergesidir. Daha sonra Bayesyen BWM ile hesaplanan ağırlık değerleri, hastanelerden alınan verilerle birleştirilerek VIKOR için girdi sağlanmıştır. VIKOR ile elde edilen sonuçlar neticesinde afetlere en hazır hastanenin Hastane-2 olduğu tespit edilmiştir. Bu hastaneye ait VIKOR Q değeri 0,000 olarak elde edilmiştir. Bu hastaneyi Hastane-4 (Q=0,5661) ve Hastane-5 (Q=0,7464) izlemektedir. Kalan sıralama ise Hastane-6, Hastane-3 ve Hastane-1 şeklinde olmuştur. Sonuçların tutarlılığı TOPSIS ile değerlendirilerek kontrol edilmiş ve Hastane-2 yine en hazır hastane olarak öne çıkmıştır. Bu çalışmada Bayesyen BWM'nin kullanılması, uzman grubun görüşlerinin bilgi kaybı olmadan birleştirilmesini ve olasılıksal bakışla kriter ve alt kriter ağırlıklarının daha az ikili karşılaştırma yükü ile belirlenmesini sağlamıştır. Bayesyen BWM'nin literatüre katkısı olan "Kredal Sıralama" ile her bir kriter arasındaki hiyerarşinin yorumlanması daha hassas bir şekilde yapılmıştır.

Afet hazırlığıTOPSISVIKOR yöntemi
Halit Serdar Saner
Munzur University · Institute of Graduate Studies
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Acil toplanma noktalarının önceliklendirilmesine yönelik aralıklı tip-2 bulanık küme tabanlı bir yaklaşım: Muş ili uygulaması

Her yıl 400'den fazla etki düzeyi yüksek doğal afet küresel nüfusu etkilemektedir. Ülkemizde de tarihi boyunca da pek çok sayıda afet yaşanmıştır. Ülkemizde en çok karşılaşılan ve en çok zarara sebebiyet veren afet türü depremdir. Bu tez kapsamında, özellikle deprem yaşandıktan sonra altın zamanlar olarak adlandırılan ilk 72 saat sürecinde afetten henüz etkilenmemiş veya az zarar ile etkilenmiş vatandaşların barınmalarını ve yaşamsal faaliyetlerini sürdürebilmeleri için afet yönetim sistemi kapsamında planlanmasının yapılması gereken acil toplanma alanları yer seçim kriterleri ve acil toplanma noktalarının önceliklendirmesi incelenmiştir. Öncelikle acil toplanma noktaları yer seçimi kriterleri kapsamında 5 ana kriter ve 13 alt kriter belirlenmiştir. Ana kriterler arazinin tercih edilebilirliği, elektrik altyapısı, sıhhi tesisat sistemi, güvenlik ve emniyet ve yakınlık olarak belirlenmiştir. Alanında uzman 20 farklı karar verici ile acil toplanma noktaları yer seçimi kriterlerinin ağırlıkları hesaplanmıştır. Bu aşamada literatürde En iyi-En kötü yaklaşımı kullanılarak her bir ana kriter ve alt kriterin ağırlıkları hesaplanmıştır. Bu sonuçlara göre Arazinin tercih edilebilirliği en önemli ana kriter olarak belirlenirken, Toprak kaymaları, su baskını, vb. ise önemli alt kriter olarak belirlenmiştir. Sonraki aşamada Muş ili için 16 acil toplanma noktası belirlenen kriterlere göre aralıklı tip-2 bulanık küme tabanlı TOPSIS yaklaşımı kullanılarak önceliklendirilmiştir. Elde edilen sonuçlara göre ATN-2 (Zafer 1-2 (Millet Bahçesi ve Parkı)) ve ATN-12 (15 Temmuz Parkı) en yüksek iki yakınlık katsayısına sahip acil toplanma noktaları olarak belirlenmiştir. Sonuçların tutarlılığı klasik TOPSIS ve MARCOS yaklaşımlarının sonuçları ile değerlendirilmiştir. Önerilen yaklaşımda aralıklı tip-2 bulanık kümeler kullanıldığından dolayı belirsizlik daha doğru dikkate alınmış ve daha doğru sonuçlar üretilmiştir.

Taner Yiğit
Munzur University · Institute of Graduate Studies
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de bulunan kamu web sitelerinin kullanılabilirlik yönünden standartlara ve rehberlere göre değerlendirilmesi

İletişim teknolojilerinin yoğun olarak kullanıldığı günümüzde özellikle bilgi edinme hakkını göz önünde bulundurarak kamu kurum web sitelerinin kullanılabilirliği ve bu standartlara uygun olarak web sitesi içeriklerinin düzenlendiğinin incelenmesi önem taşımaktadır. Bu çalışma gelişen teknoloji içerisinde kullanıcıların web sitesini yoğun olarak kullanması sonucunda, yaşadıkları kullanıcı deneyimlerinin seviyesini ölçmeyi amaçlamıştır. Çalışma kapsamında erişilebilirlik değerlendirme yöntemi olan manuel değerlendirme ve nitel içerik analizi yöntemi kullanılmıştır. Çalışmanın örneklemi "Kamu Web siteleri" kapsamında belirlenmiştir. "Kamu İnternet Siteleri Rehberi (KAMİS)"'e göre erişilebilirlik ve kullanılabilirlikleri değerlendirme yöntemi En İyi En Kötü Yöntem (Best Worst Method), Analitik Hiyerarşi Prosesi (AHP) ve TOPSIS yöntemleriyle değerlendirilmiştir. Çalışmanın sonucunda elde edilen bulgulara göre Kamu Web siteleri görünürlük açısından değerlendirilmiştir. Bu değerlendirmenin sonucunca en başarılı alternatifin Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı Resmî Web Sitesi (aile.gov.tr) olduğu sonucuna varılmıştır. BWM ile belirlenen kriter ağırlıkları TOPSIS yöntemi ile değerlendirildiğinde, Sağlık Bakanlığı (saglik.gov.tr) ve Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı (uab.gov.tr) web siteleri öne çıkmış, AHP kriter ağırlıkları TOPSIS değerlendirilmesinde Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı (csgb.gov.tr) ve Millî Eğitim Bakanlığı (meb.gov.tr) sitelerinin sıralamada üst sıralarda yer aldığı gözlemlenmiştir. Ayrıca karşılaştırılmalı çalışma kapsamında web siteleri değerlendirilmesi yapay zekâ modeli Chat GPT'ye yaptırılmış, ilgili modelin değerlendirmesinin TOPSIS sonuçları üzerindeki etkisi analiz edilmiştir. İlgili sonuçlarda BWM ve AHP yöntemlerinde kurumsal web sitelerinin ideale yakınlık sıralamalarında değişiklikler olduğu tespit edilmiştir. Analiz sonucunda bazı web sitelerinin her iki yöntemde de üst sıralarda yer alarak öne çıktığı, bazılarının ise daha alt sıralarda yer aldığı belirlenmiştir.

AHPKullanılabilirlikİyi-en kötü yöntemi (BWM)
Yusuf Uçar
Munzur University · Institute of Graduate Studies
2025
30
Master'sOpen AccessTR

Tek ve çift yönlü güneş panellerinin ve güneş enerji santrallerinin karşılaştırılmalı incelemesi

Dünya nüfusu hızla artmaktadır. Artan dünya nüfusunun gerek gıda olsun gerekse barınma faaliyetlerinden olan ısınma, iklimlendirme ve aydınlanma gibi temel ihtiyaçlarda gün geçtikçe hızla artmaktadır. Günümüzde bu enerji ihtiyaçlarının büyük bir bölümü fosil tabanlı yakıtlardan sağlanmaktadır. Mevcut enerji talebinin karşılanması ve fosil kaynakların yerine yenilenebilir enerji kaynaklarının kullanılması artık kaçınılmaz olmuştur.Fosil tabanlı kaynakların çevreye vermiş olduğu zararları minimum seviyeye indirmek için bu sistemler yerine çevreye daha az zararlı ve düşük maliyetli sistemlerden olan hem de yenilenebilir enerji kaynaklarının kullanımına olanak sağlayan sistemler ve enerji üretim yolları seçilmelidir. Gerek bireysel ve gerekse endüstriyel enerji üretimine uygun olan fotovoltaik panel sistemleri bunların başında gelmektedir. Bu tez çalışmasında aktif olarak çalışmakta olan iki güneş enerji santrallerinde alınan bilgiler doğrultusunda proje değerlendirme yöntemlerinde net bugünkü değer yöntemi ve karlılık endeksi yöntemi ile projeler değerlendirilmiştir. Yapılan inceleme ve hesaplamalar sonucunda % 20 iskonto ile net bugünkü değer yöntemi kullanılarak çift yönlü paneller ile kurulumu gerçekleştirilen GES'in beşinci yılında sonunda proje maliyetinin tamamına yaklaştığı belirlenmiş, tek yönlü panelde ise bu süre altıncı geçtiği belirlenmiştir. Karlılık endeksi yöntemi de net bu günkü değer yöntemini doğrulamaktadır. Sonuç olarak güneş enerji paneli uygulamalarında tek yönlü panellerin maliyetleri çift yönlü panellere nazaran daha düşük olmasına karşın, çift yönlü panellerin enerji üretme kapasitesi yüksek olması nedeniyle tek yönlü panellere nazaran daha kısa zamanda maliyetleri karşılamaktadır.

Fotovoltaik enerjiGüneş enerjisi santraliGüneş paneli+2
Talha Yücel
Munzur University · Institute of Graduate Studies
2025
20
Master'sOpen AccessTR

Covid-19 salgınının tüketici satın alma davranışı üzerine etkisinin incelenmesi: Perakende sektöründe bir uygulama

Covid-19 pandemisi genel olarak hayvan kaynaklı olduğu bilinen koronavirüsü grubunun mutasyon geçirerek ölümcül/bulaşıcı hal alması olarak ifade edilmektedir. 21. Yüzyılda bu koronavirüs ailesinin farklı mutasyonları sonucu MERS-CoV ve SARS-CoV gibi vakaları bilinmektedir. Mevcut çalışmanın ana amacı yerel bir marketten COVİD-19 pandemisi öncesi ve sonrası 16 günlük farklı ürün gruplarında müşteri memnuniyetin incelenmesi olarak belirlenmiştir. Bu nedenle Covid-19 vakası öncesi ve sonrası 16 günlük ürün gruplarının toplam dağılımı müşteri başına kg/adet bazında değerlendirilmesi tek yönlü varyans analizi kullanılmış ve güven aralığı %95 olarak alınmıştır. Covid 19 vakası ilan edildikten sonra müşteri 16 gün önce toplam müşteri sayısı 70360 adet iken vakanın duyurulduğu tarih itibari ile 16 günlük toplam müşteri sayısı toplam 34507 adet olarak tespit edilmiştir. Özellikle farklı ürün grupları için pandemi sonrası genel dağılım azaldığı belirlense de genellikle pandemi duyurulmasından sonra kişi başına düşen kg/adet bazında ciddi artışlar olduğu belirlenmiştir. Ayrıca pandemi öncesi ve sonrası tüm ürün grupları için hem toplamda hem kişi başına kg/adet bazında istatistiksel olarak farklı olduğu tespit edilmiştir. Sonuç olarak farklı ürün grupları için müşteri talebi Covid 19 pandemisine bağlı olarak değiştiği belirlenmiştir.

COVID 19Müşteri davranışıPandemiler+1
Serap Sabancı
Munzur University · Institute of Graduate Studies
2022
20