Kastamonu University
Discipline

Fisheries

Kastamonu University

299

Archived Theses

0

DOIs Assigned

0%

DOI Rate

Discipline

50 Theses
DoctorateOpen AccessTR

İzmir Körfezi'nde Besin Zincirinin Bazı Halkalarında Organik Kurşun Bileşiklerinin Araştırılması

İzmir Körfezi'nde besin zincirini temsil edecek şekilde 4 mevsim örneklenen yüzey suyu fitoplanktonu, dip suyu fitoplanktonu, zooplankton, midye (Mytilus galloprovincialis), çipura (Sparus aurata), kefal (Mugil cephalus), gopez (Boops boops) ve istavrit (Trachurus trachurus) türlerinin organik kurşun bileşikleri (TEL, TEL+, TML+, DEL++, DML++) ve inorganik kurşun (Pb+2) konsantrasyonları GC-MS ile ölçülmüştür. Doktora tezinin amaçlarından biri olan organik kurşun bileşiklerinin analizinde tecrübe kazanılması gerçekleşmiştir. Yapılan ölçümler sonucunda her istasyonda, her mevsimde organokurşun bileşikleri bulunmuştur. Bileşiklerin konsantrasyon aralığı canlı türüne ve ölçülen analitin türüne göre farklılık göstermektedir. Zooplanktonda ölçülen analitler TEL< DML++< TEL+< TML+< DEL++< Pb+2; yüzey suyu fitoplanktonda ölçülen analitler TEL< DML++< TML+< TEL+< DEL++< Pb+2; dip suyu fitoplanktonda ölçülen analitler TEL< DML++< TML+< TEL+< DEL++< Pb+2 büyüklüğünde tespit edilmiştir TEL< DML++< TEL+< TML+< DEL++< Pb+2 midye konsantrasyonlarıdır; çipura balığında yapılan ölçümler sonucu TEL< DML++< TEL+< TML+< DEL++< Pb+2 sıralaması bulunmuştur. Kefal balığında ise ölçülen analitlerin ortalama konsantrasyonları TELAnahtar Kelime: Akdeniz bölgesi = Mediterranean region

Akdeniz bölgesi
Meral Özsüer
Ege University · Institute of Graduate Studies in Science
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Karabalık (clarias gariepinus) spermasının farklı pH'larda kısa süreli saklanması

Bu çalışmanın amacı, spermanın kısa süreli muhafazasında farklı pH derecelerinde spermatozoon motilitelerinin korunup korunmayacağının tespit edilmesidir. Kısa süreli soğutma yöntemi spermanın saklanması ve kullanılması amacıyla birçok canlı türünde uygulanmaktadır. Su ürünlerinde son yıllarda kullanımı artan bir yöntemdir. Spermanın soğuk muhafazası, soğutulacak spermanın önce koruyucu maddelerle bir araya getirilerek dengelenmesi, sonra belirli bir hızla soğutulması ve gelişimlerine izin verecek fizyolojik solüsyonlar içerisine alınması esasına dayanır. Bütün bu işlemler yapılırken; hücre hasarı minimal olmalıdır, hücrenin yapısal bütünlüğü ve fonksiyonel özellikleri korunmalıdır (Holt,2000). Balık kültüründe spermanın soğuk olarak saklanmasının birçok faydası bulunmaktadır. İstenen karakterler elde etme, istenen karakterlerde seleksiyon yaparak bir örneklik oluşturmak, hibrid yavru elde etme, enfeksiyonların yayılma riskini azaltma gibi avantajlara sahiptir. Tarım ve hayvancılık, gıda maddeleri ihtiyaçlarını karşılayan, bu yüzden de yaşamı doğrudan ilgilendiren vazgeçilmez bir ekonomik faaliyettir. Son yıllarda önemli derecede gelişme kaydeden hayvansal üretim faaliyetleri içerisinde değerlendirilen balık yetiştiriciliğinde, özellikle ıslah konusunda henüz istenilen düzeye ulaşılamamıştır. Bu çalışmada karabalıklarda spermanın farklı pHlarda sulandırıcılar ile kısa süreli soğuk saklanması sonucu motilite faktörlerine etkisi araştırılmıştır.

Onur Karslı
Mersin University · Institute of Graduate Studies in Science
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Aşağı Göksu Nehri'nin su kalitesi ve ötrofikasyon potansiyelinin belirlenmesi

Nehir ve nehir ağzı ekosistemleri ile etkilediği kıyısal deniz alanları antropojenik girdilerin neden olduğu ötrofikasyon probleminden oldukça etkilenmektedir. Bu çalışmada, Göksu Nehri'nde Eylül 2021-Ağustos 2022 döneminde seçilen 5 istasyonda aylık olarak fiziksel, biyokimyasal ve ötrofikasyon göstergesi parametrelerin örnekleme ve ölçümleri yapılmıştır. Elde edilen çalışma sonuçlarına göre, Göksu Nehri'nde fiziksel ve biyokimyasal parametreler bölgesel ve zamansal (aylık) olarak önemli değişimler göstermiştir. Çalışma sonuçları kullanılarak Yerüstü Su Kalitesi Yönetmeliği standartlarına göre trofik durum değerlendirmesi yapıldığında, Göksu Nehri'nde seçilen istasyonlar kirlilik parametreleri bakımından 1. sınıf ve 3. sınıf arasında değişmektedir. İletkenlik, pH, çözünmüş oksijen, nitrat azotu ve toplam azot değerleri bakımından Göksu Nehri suları 1. sınıf olmasına rağmen, ziyaret edilen istasyonlar orto-fosfat fosforu ve toplam fosfor bakımından 2. ve 3. sınıf olarak belirlenmiştir. Ayrıca, bu çalışmada elde edilen toplam azot, toplam fosfor ve klorofil-a değerlerinin yıllık ortalamaları ve hesaplanan Trofik İndeks (TRIX) değerleri üzerinden trofik durum değerlendirilmesi yapılmıştır. Göksu Nehri'nde seçilen stasyonlar TN bakımından mezotrofik (orta) ve ötrofik (kötü) olarak sınıflandırılmasına rağmen, toplam fosfor ve klorofil-a bakımından ötrofik (kötü) olarak belirlenmiştir. TRIX değerlerine göre ise yine seçilen tüm istasyonlar ötrofik (kötü) olarak sınıflandırılmıştır. Su kalite sınıflaması ve trofik durum değerlendirmeleri, orto-fosfat fosforu ve toplam fosfor bakımından zengin Göksu Nehir sularının su kalitesinin bozulduğuna işaret etmiştir. Elde edilen sonuçlara göre, Göksu Nehri'nden Kuzeydoğu Akdeniz kıyısal alana dökülen besin tuzu yükleri de belirlenmiştir. Buna göre besin tuzu yükleri, NO3-N için 1079 ton/y, TN için 2158 ton/y, o-PO4-P için 224 ton/y ve TP için 373 ton/y olarak hesaplanmıştır. Denize dökülen besin tuzu yükleri kullanılarak hesaplanan TP/TN molar oranı ise 13 olarak belirlenmiştir ve bu değer klasik Redfield oranına (N/P=16) göre düşüktür. Bu durum, tarımsal faaliyetlerden kaynaklı fosforca kirletilmiş atıksuların Göksu Nehri sularına karışmasının bir sonucudur. Birincil üretimin fosfor bakımından limitli olduğu Kuzeydoğu Akdeniz suları için bu durum, kıyısal alanda ekosistem dinamiklerini etkileyebileceğini düşündürmektedir.

Mehmet Türkeri
Mersin University · Institute of Graduate Studies in Science
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Cyprınus Carpio'da kurşunun üreme fizyolojisine etkileri

Çalışmada, ağır metallerden kurşunun 0.13 ve 0.26 ppm derişimlerinin 7, 14 ve 21 gün sürelerince etkisine bırakılan erkek ve dişi Cyprinus carpio'larda, serum 17β-Estradiol (E2), 11-ketotestosteron (11-KT), 17,20β-dihydroxy-4-pregnen-3-one (17,20βP) seviyeleri tespit edilmiştir. Buna ek olarak gonad ve karaciğer dokuları örneklenerek hepatosomatik ve gonadosomatik indeks değerleri ölçülmüş, aynı dokularda histopatolojik değişimler incelenmiştir. Erkek ve dişi C. carpio'larda serum E2, 11-KT ve 17,20βP seviyeleri kontrol grubuna göre değişim göstermiş fakat bu değişimlerin anlamlı olmadığı belirlenmiştir. GSI değerleri dişi ve erkek bireylerde kontrol grubuna göre anlamlı bir değişim göstermemiş, HSI değerleri ise sadece dişi bireylerde 7. ve 21. günlerde kurşun etkisine bağlı olarak azalmıştır. Histopatolojik incelemede, karaciğer dokusunda yaygın olmasada safra kanalları ve sinuzoidlerde dilatasyon, merkezi vena konjesyonları, lenfosit infiltrasyonu ve pigment birikimlerinin varlığı saptanmıştır. Testis dokusunda düşük yoğunluklarda fibrozis tespit edilmiş, ovaryum dokusunda ise kontrol grubu ile karşılaştırıldığına belirgin bir patolojiye rastlanılmamıştır. Sonuç olarak kurşunun belirlenen derişimlerinin incelenen etkide kalma sürelerinde C. carpio'da endokrin bozucu (EB) özellik göstermediği kanısına varılmıştır.

Cengiz Korkmaz
Mersin University · Institute of Graduate Studies in Science
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Denizel türler ve işlenmiş su ürünlerinden elde edilen yağlardaki metal ve metaloid düzeylerinin belirlenmesi

Araştırmada, bazı deniz balıklarının kas ve karaciğer dokuları ile bu dokulardan elde edilen balık yağı ile konserve balık yağı ve makroalglerden (Laurencia papillosa ve Corallina officinalis) ekstrakte edilen yağlarda metal ve metaloid düzeylerinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Materyal olarak kullanılan deniz balıkları ve konserve balıkların besin kompozisyonları belirlenmiştir. Deniz balıkları ve işlenmiş su ürünlerinin besin kompozisyonunun belirlenmesinde Bligh and Dyer yöntemi (AOAC, 1995), doku ve dokulardan ekstrakte edilen yağlar ile makroalg türlerinden ekstrakte edilen yağlarda, işlenmiş su ürünlerinde metal ve metaloid düzeylerinin belirlenmesinde spektrofotometrik yöntem kullanılmıştır. Örneklerin metal ve metaloid analizinde İndüktif Eşleştirilmiş Plazma Kütle Spektrometresi (Inductively Coupled Plasma Mass Spectrometry ICP-MS) cihazı kullanılmıştır. S. aurata, S. japonicus, S. rivilatus türlerinin kas dokusundaki besin kompozisyonunda, protein ve lipit düzeyi en yüksek olan tür S. japonicus, su düzeyi en yüksek olan tür ise S. aurata olarak belirlenmiştir. S. japonicus kas doku metal düzeyi Fe>Al>Zn≥Sr≥Ba≥Cu≥As≥Mn=Se≥Cr=Pb≥V, karaciğer doku metal düzeyi Fe>Zn≥Cu≥Al≥As≥Mn≥Sr≥Se≥Ba≥Mo≥Pb≥V≥Cr≥Cd , S. rivulatus kas doku metal düzeyi Fe>Zn≥Al≥Sr≥As≥Ba≥Cu≥Pb≥Se≥Mn≥Cr≥V, karaciğer doku metal düzeyi Fe>Zn>Cu>Al≥Sr≥As≥Ba≥Se≥Mo≥Mn≥Pb≥Cd≥Cr≥V, S. aurata kas doku metal düzeyi Fe>Zn>Al≥As≥Sr≥Ba≥Cu≥Pb≥Se=Mn≥Cr≥V, karaciğer doku metal düzeyi Fe>Zn>Cu≥Mn≥Al≥Sr≥As≥Se≥Ba≥Mo≥Cd≥V≥Pb≥Cr olarak belirlenmiştir. Fe ve Zn incelenen türlerin kas ve karaciğer dokularında en yüksek düzeyde bulunmuş olup bunu kas dokuda Al, karaciğer dokuda ise Cu izlemiştir. Bir metaloid olan As, S. japonicus kas dokuda karaciğer dokusundan daha yüksek bulunurken, S. rivulatus ile S. aurata'da karaciğer doku derişimi kas dokudan yüksek bulunmuştur. Araştırmada denizel türlerde incelenen metallerin kas ve karaciğer doku düzeyleri FAO (1983), FAO/WHO (2019) ve Türk Gıda Kodeksi (TFC, 2002) verilerine göre kabul edilebilir limitlerin altında bulunmuş olup As kas doku düzeyi S. rivulatus'da kabul edilebilir limitin üzerinde bulunmuştur. S. japonicus kas doku yağında Cr ve Mn dışında incelenen metaller tespit limiti altında bulunmuştur. S. rivulatus ile S. aurata kas dokusu ile her üç türün karaciğer dokusu yağlarında Fe, Al ve Zn diğer elementlerden daha yüksek düzeydedir. As, S. aurata kas doku yağında en yüksek düzeyde saptanmış olup diğer türlerin kas ve karaciğer yağ doku metalloid düzeylerinden anlamlı bir ayırım göstermiştir (p<0,05). Araştırmada konserve ton, uskumru, somon ve hamsi balıklarının besin kompozisyonu ve konservelerden elde edilen yağlardaki metal ve metaloid düzeyleri incelenmiştir. Konserve ton balıklarında dolgu maddesi olarak kullanılan light, ayçiçek yağı ve zeytin yağı ilave edilmiş türlerin metal düzeylerinde dolgu maddesi zeytin yağlı konservelerin daha yüksek düzeyde metal içerdiği belirlenmiştir. L. papillosa ve C. officinalis türlerinin yağındaki Al, Ti, V, Cr, Mn, Fe, Co, Ni, Cu, Zn, As, Sr, Mo, Ag, Cd, Sn, Ba, Pb düzeyleri belirlenmiştir. L. papillosa ve C. officinalis'den ekstrakt edilen yağlarda Al'un yüksek derişimde bulunduğu incelenen diğer metal düzeylerinin kabul edilebilir limitlerde olduğu saptanmıştır.

Mısra Bakan
Mersin University · Institute of Graduate Studies in Science
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Stcw-f sözleşmesi ve sözleşmenin Türkiye'deki geçerliliği

Bu çalışmamızın amacı Türk balıkçı gemilerinin uluslararası sularda avlanmaları sırasında oluşabilecek kazalar, çatışmalar ve avlandıkları bölgelerin özellikleri de dikkate alınarak, balıkçı gemileri ve balıkçı gemi personellerinin uluslararası standartlarda olmaları için günümüz koşulları ve Balıkçı Gemileri için Personel Eğitimi, Belgelendirme ve Vardiya Tutma Standartları (STCW-F) Sözleşmesi'nin kabulü sonrası oluşacak durumları değerlendirmektir. Çalışmanın hedefi ise ulusal ve uluslararası sularda avcılık faaliyetlerinde bulunan balıkçı gemilerinde hem yönetim hem de işletim düzeyinde güvenlik kültürünün yaygınlaşmasına katkı sağlamaktır. Balıkçılık, dünyadaki en tehlikeli meslekleri barındıran sektörlerden biridir. Dünya Denizcilik Örgütü (IMO), Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) ve Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) gibi kurumlar tarafından ortaya konan verilere göre yüksek oranlarda can kaybı görülmektedir. Sunulan çalışmada "Personel Eğitimi, Belgelendirme ve Vardiya Tutma Standartları (STCW) Sözleşmesi", "Balıkçı Gemileri için Personel Eğitimi, Belgelendirme ve Vardiya Tutma Standartları Sözleşmesi (STCW-F)", "Balıkçı Gemilerinin Emniyeti Hakkında Yönetmelik", "Balıkçı Gemilerinde Yapılan Çalışmalarda Sağlık ve Güvenlik Önlemleri Hakkında Yönetmelik" incelenmiştir. Türkiye'de balıkçı gemilerinde güvenlik, emniyet ve belgelendirme üzerine yapılan çalışmalar ile kaza analiz raporları incelendiğinde; Türk balıkçı gemilerinde yaşanan kazaların çoğunda personelin yeterli mesleki tecrübeye sahip olmasına karşın özellikle güvenlik ve emniyet müfredatını içeren uygulamalı eğitimlerinin eksik olması, örneğin acil durumlarda kaptan/gemi personelinin nasıl davranacağını bilmemeleri sonucunda çatışmalar ve kazaların gerçekleştiği anlaşılmıştır. Mevcut olan STCW sözleşmesi içeriği incelenmiş olup, öngörülen sonuçlarını analiz ederek eğitim ve yetkinliklerdeki farkları ulusal belgelendirme gereklilikleriyle karşılaştırılmıştır. Diğer taraftan çalışmada STCW-F sözleşmesi incelenmiş ve ülkemizde kabul görmeyen ve imzalanmayan bu sözleşmenin kabul edilmesinin gerekliliği ve önemi vurgulanmıştır. Bu sözleşmeye hazır hale gelinmesi için balıkçı gemilerinde çalışan gemi personellerinin eğitim seviyelerinin yükseltilmesi gerekmektedir. STCW-F sözleşmesi çatısı altında Türk balıkçı gemi personelinin alması gereken eğitimler açıklanmıştır.

Duygu Azazi Elmas
Mersin University · Institute of Graduate Studies in Science
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Marmara bölgesi atmosferik mikro besin tuzu fraksiyonlarının, fitoplankton kompozisyonuna ve birincil üretime etkisi

Marmara Deniz'inde yakın zamanda gözlenen Müsilaj olayları dikkate alındığında bölge atmosfer verisi ile yüzey suyu arasındaki ilişkisinin birlikte incelendiği çalışmaların kısıtlı olduğu görülmüştür. Bu çalışmada Marmara Bölgesi'nde deniz suyu ve atmosfer örnekleri alınarak mikro besin tuzu analizleri yapılmış, mikrokozm çalışmaları gerçekleştirilmiştir. Çalışma sonucunda Na+ ve Mg2+ iyonlarının deniz tuzu, K iyonlarının bir kısmının toprak kökenli, SÇOA'nın önemli bir kısmının ikincil aerosoller kaynaklı olduğu, Mn ve Fe konsantrasyonlarının antropojenik kaynaklardan etkilendikleri görülmüştür. Atmosferik mikro besin tuzlarının sudaki çözünürlükleri karşılaştırıldığında en yüksek çözünürlüğün Zn'da olduğu belirlenmiştir. Bölge atmosferinin Redfield (N/P:16/1) oranına kıyasla hem kuru hem de toplam çökelme için yaklaşık 2 kat daha yüksek N içeriğine sahip olduğu belirlenmiştir. Atmosfer yoluyla yıllık bölgeye sağlanan tüm azot ve fosforun birincil üreticiler için kullanılabilir olduğu varsayılırsa Marmara denizinde fosfor ve azotun sırası ile 13.9 ve 24.6 mgC/m2.d seviyelerinde yeni üretimi destekleyebileceği hesaplanmıştır. Mikro besin tuz girdileri ve azota karşı molar oranları dikkate alındığında atmosferik akıda Fe ve Zn azota kıyasla daha zengin, Mn, Co, Cu ve Cd mikro besin tuzları ise azota kıyasla daha az olduğu sonucuna varılmıştır. Yürütülen mikrokozum deneylerinde İlkbahar döneminde Diatomların, yaz döneminde ise Cryptophyceae'nın baskın tür olduğu belirlenmiştir. İlkbahar dönemi örneklerinde Arabinoz ve Çözünür Organik Karbon konsantrasyonlarının belirgin artışlar sergilediği görülmüştür. Yaz dönemi örneklerinde besin tuzları ve ışığın yeterli olduğu koşullarda diatom türlerinin çok hızlı çoğalabildikleri ve bu döngülerini tamamlayana kadar diğer fitoplankton türlerinin baskın olmasına izin vermedikleri, bu süreç içerisinde ortamda Glikoz ve Galaktoz konsantrasyonlarının arttığı belirlenmiştir. Çalışma sonuçları, fitoplanton ve bakteriofitoplanktonların mikro besin tuzlarını kullanımı, çoğalmaları ve monosakkaritlerdeki artışlar dikkate alındığında kısa zamanda büyük çapta biyokütle artışına başlıca katkı yapabilecek Fitoplankton türünün başlangıçta Skeletonema costatum ve daha sonra Siyanobakteriler olabileceğini ortaya çıkarmıştır. Yapılan çalışma sonuçları Marmara bölge atmosferi-deniz suyu arasındaki ilişkisinin belirlenebilmesi, kimyasal ve biyolojik parametrelerin zamansal olarak değişiminin incelenmesinde katkı sağlayacaktır.

FitoplanktonlarMikrobesin elementleri
Şehmus Başduvar
Mersin University · Institute of Graduate Studies in Science
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Mersin körfezinde avcılık yapan balıkçı teknelerinde özel tüketim vergisiz (ötv'siz) akaryakıt kullanımının incelenmesi

Bu araştırma, Mersin Körfezi'ndeki balıkçı gemilerinin yakıt tüketimi ve maliyetlerini inceleyerek ÖTV'siz akaryakıt kullanımının etkilerini değerlendirmeyi amaçlamaktadır. Elde edilen verilerle birlikte öneriler sunulmaktadır. Balıkçı gemilerinin ÖTV'siz akaryakıt kullanımı, belirli zaman aralıklarında detaylı bir şekilde analiz edilmiş ve resmi veri setleri ile anket sonuçları istatistiksel yöntemlerle değerlendirilmiştir. Türkiye genelinde 2004-2022 arasında ÖTV'siz akaryakıt ve yağ giderlerinde artış gözlenirken, özellikle 2021 ve 2022'de belirgin bir yükseliş yaşanmıştır; 2022'de akaryakıt ve yağ giderleri balıkçılık faaliyetlerinde %45'e çıkmıştır. Mersin Körfezi'nde faaliyet gösteren balıkçı gemilerine 2018-2022 arasında toplam 38.103 mton yakıt sağlanmış ve ÖTV'siz motorin litre fiyatı 2018'de 16.882,44 TL iken, 2022'de 41.072,76 TL'ye yükselmiştir. Bu süreçte balıkçılara toplamda 96.769,74 TL tutarında yakıt indirimi yapılmıştır. Ekim 2023'teki ankete göre, Mersin Körfezi'ndeki kıyı balıkçıları için en önemli gider yakıt masrafıdır ve kaptanların %97'si ÖTV'siz yakıt desteğinin yetersiz olduğunu düşünerek devletten indirimli yakıt talep etmektedir. Çalışma, ÖTV'siz yakıt desteğinin devamının, bölge balıkçılarına diğer teşviklerle birlikte verilmesinin önemli olduğunu vurgulamaktadır. Bu destekler, geleneksel kıyı balıkçılığının sürdürülebilirliği açısından kritik olup, balıkçıların geleceğe umutla bakabilmesi için büyük önem taşımaktadır.

Hamza Savucu
Mersin University · Institute of Graduate Studies in Science
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Oreochromis niloticus'ta bulk ve nano çinko partiküllerinin karşılaştırmalı toksisitesi: Birikim ve oksidatif stresle ilişkili gen ekspresyonlarına etkisi

Nanopartiküller çok küçük boyutlardaki hacimlerine göre geniş yüzey alanları sebebiyle oldukça reaktiflerdir. Yüksek reaktivite potansiyeli, nanopartiküllerin biyolojik sistem ve çevreyle zararlı ilişkisine bağlı olarak toksisiteye sebep olabilmektedir. Metal oksit nanopartiküllerinin kullanımındaki hızlı artış, bu partiküllerin çevreye kontrolsüz bir şekilde salınımına neden olmaktadır. Söz konusu bu partiküller, sucul ekosistemleri ve bu ortamdaki organizmaları etkileyerek besin zincirinde potansiyel riske yol açmaktadır. Bu amaçla bu çalışmada Oreochromis niloticus'ta nano-ZnO (<50 nm) ve bulk-ZnSO4 (2000 nm) partiküllerinin LC50 değerleri belirlenmiş, balıklar bu değerlere göre belirlenen subletal konsantrasyonlar (%5 ve %10 LC50) etkisine bırakılarak 7. ve 15. gün sonunda karaciğer dokusundan örnekler alınmıştır. Karaciğer dokularında çinko birikimine bakılmasının yanı sıra potansiyel olarak genotoksik bileşiklerin detoksifikasyonunda önemli rol oynayan savunma sistemi temel enzimleri olan SOD, CAT, GPX, GST enzimleri ve bir ısı şoku proteini olan HSP70 gen ekspresyonlarına bakılmış ve standart gen olarak β-aktin gen ekspresyonu kulanılmıştır. 96 saatlik LC50 analizlerinin sonucunda ZnONP'nin, ZnSO4BP'ne göre daha düşük konsantrasyonda LC50 değerine (%25'i kadar) sahip olduğu; 15 gün subletal konsantrasyonlar etkisinde bırakılan balıklarda daha yüksek miktarda biriktiği saptanmıştır. 1 ve 2 mg/L ZnONP ve 4 ve 8 mg/L ZnSO4BP etkisine bırakılan O. niloticus'ta 7. günde SOD, CAT, GST (1 mg/L ZnONP ve 4 ve 8 mg/L ZnSO4BP gruplarında), HSP70 (7. gün 2 mg/L ZnONP ve 4 mg/L ZnSO4BP gruplarında) gen ekspresyonlarında kontrol grubuna kıyasla koordineli olarak uyarıldığı gözlenmiştir. 1 ve 2 mg/L ZnONP ve 4 ve 8 mg/L ZnSO4BP etkisine bırakılan O. niloticus'ta 7. gün ve 15. günde GPX, GST (15. gün 2 mg/L ZnONP grubunda) ve HSP70 gen ekspresyonlarında (7. gün 2 mg/L ZnONP ve 4 mg/L ZnSO4BP grupları hariç) kontrol grubuna kıyasla koordineli olarak baskılandığı gözlenmiştir (P<0,05). Bu çalışmanın sonuçları, farklı boyutlardaki metal partiküllerinin karaciğer dokusunda biriktiğini, canlı organizmada sebep olduğu toksik etkileri ve partikül boyutlarının farklı toksik cevaplara yol açtığını göstermiştir. Aynı zamanda, balıklarda SOD, CAT, GPx, GST antioksidan enzimlerinin ve HSP70'in nano çinko oksit ve bulk çinko sülfat partiküllerinin toksisitesinin biyobelirteçleri olarak etkili bir şekilde kullanılabileceğini gösteren daha önceki bulguları doğrulamaktadır.

EkofizyolojiJuvenil balıklar
Gülsemin Şen Ağılkaya
Mersin University · Institute of Graduate Studies in Science
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Sığ ötrofik Mogan gölü'nde sediment-su ara yüzeyinde azot dinamikleri

Bu çalışmanın amacı sığ ve ötrofik bir göl olan Mogan Gölü'nde sediment-su ara yüzeyinde azot dinamiklerinin; ıslak ve kuru dönemdeki değişimlerinin araştırılmasıdır. Bu kapsamda gölde kirlilik girdisinin fazla olacağı ön görülen altı adet istasyon belirlenmiştir. Araştırma alanında ve laboratuvar ortamında fiziksel ve kimyasal analizler yapılmıştır. Tez kapsamında, gölde daha önce yapılan ötrofikasyon ve sediment bağlantılı çalışmalardan farklı olarak, sediment-su arayüzeyinde azot dinamiklerinin (amonyum ve nitrat salınım veya tutulumunu pozitif ve/veya negatif yöndeki) kantitatif olarak tahmini amaçlanmıştır. Sedimentten amonyum ve nitrat salınım değerleri sırasıyla amonyum salınımı için -9,16–0,36 µ/m2.gün arasında değişerek en düşük değerini 2019 Temmuz ayında 2. istasyonda alırken en yüksek değerini ise 2018 Ekim ayında 6. istasyonda; nitrat salınımı için -67,2 – 35,16 µ/m2.gün arasında değişerek en düşük değerini 2018 Ekim ayında 3. istasyonda en yüksek değerini ise yine aynı ayda 5. istasyonda almıştır. Mogan Gölü sedimentinde azot salınım tahminleri mevsimsel veya yersel açıdan düzenli bir değişim sergilememiştir. Gölde azot salınım düzeyi gölün besin düzeyini etkileyecek ölçüde yüksek bulunmamakla beraber, azot tutulum oranının ciddi düzeyde yüksek olduğu tespit edilmiştir. Bu araştırma ile Mogan Gölü'nde sedimentte azot fraksiyonlarının düzenli takip edilmesi ve iklim değişikliği göz önünde bulundurularak dış kaynaklı kirlilik girdilerinin azaltılması gerektiği kanısına varılmıştır.

Seda Atlığ
Ankara University · Institute of Graduate Studies in Science
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Su ürünleri üretimine yönelik sanal gerçeklik ortamının etkileşimli öğretim materyali olarak geliştirilmes

Bu çalışma, su ürünleri mühendisliği alanında eğitim alan öğrencilerin öğrenme sürecini geliştirmek için sanal gerçeklik ortamının kullanılabilirliğini ele almaktadır. Bu bağlamda, su ürünleri yetiştiriciliği konusunda sanal gerçeklik öğrenme ortamının tasarımı, geliştirilmesi ve etkililiği incelenmiştir. Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesi Su Ürünleri Mühendisliği (SÜM) bölümünde gerçekleştirilen bu tez çalışması kapsamında, sanal gerçeklik teknolojisi ile üretilen su ürünleri yetiştiriciliği ders uygulaması iki farklı grup (Grup I-SÜM 3. sınıf ve Grup II- SÜM 4.sınıf) öğrenci tarafından Aralık 2022 ve Ocak 2023 tarihleri arasında deneyimlenmiştir. Alabalık üretimi ders müfredatına uygun olarak kuluçkahane, büyütme havuzları ve deniz kafeslerinde stokla şeklinde tasarımlanan VR'a aktarılmıştır. Öğrenciler sanal gerçeklik (VR) ve yüz yüze eğitim uygulamasına tabi tutulmuş ve öğrenme performansları değerlendirilmiştir. VR ile öğrenme performansı değerlendirmesinde sınav puanlarının gruplar arası farklılık gösterdiği saptanmıştır (p<0.05). Grup I'in VR performansı yüksek bulunmuştur cinsiyetin ve görme problemlerinin VR performansına etki etmediği belirlenmiştir (p>0.05). Likert analiz sonuçlarına göre klasik eğitim etkililiği 3.51, VR etkililiği ise 3.94 olarak bulunmuştur (p<0.05). Sınav, anket ve görüşmeler sonucunda elde edilen bulgular, VR teknolojisinin su ürünleri mühendisliği eğitiminde kullanımının öğrencilerin eğitimlerini daha etkili hale getirdiğini göstermektedir. Öğrencilerin sanal gerçeklik uygulamalarına yönelik genel olarak olumlu görüş bildirdiği ve uygulamaların eğitimlerine yönelik fayda sağladığı, ilgi uyandırdığı ve gerçeklik algısını etkilediği ortaya konulmuştur. Sanal gerçeklik uygulamalarının sınıf ortamında etkili bir ders materyali olarak kullanılabileceği sonucuna varılmıştır. Bu nedenle, su ürünleri mühendisliği eğitiminde sanal gerçeklik teknolojisinin yaygınlaştırılması önerilmektedir.

Sanal gerçeklikSu ürünleriTeknoloji+1
Erdinç Veske
Ankara University · Institute of Graduate Studies in Science
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Mogan Gölü'nde trofik durumun zamansal değişimleri

Bu çalışmada, Ankara'ya yakın olması nedeniyle rekreasyonel açıdan önem taşıyan Mogan Gölü'nün trofik durumunun zamansal değişimlerinin incelenmesi amaçlanmıştır. Su örnekleri Mayıs 2022 ve Şubat 2023 tarihleri arasında mevsimsel olarak iki noktadan alınmıştır. Noktalarda derinlik, Secchi derinliği, su sıcaklığı, pH, elektriksel iletkenlik, toplam çözünmüş katı madde, alkalinite, çözünmüş oksijen, oksijen doygunluğu, klorofil a ve toplam fosfor derişimi belirlenmiştir. Çalışmada klorofil a, toplam fosfor ve Secchi derinliği değerleri kullanılarak Carlson Trofik Durum İndeksi hesaplanmış, gölün trofik durumu tahmin edilmiştir. Ayrıca önceki yıllarda gölde yapılan çalışmalardan elde edilen veriler kullanılarak Carlson Trofik Durum İndeksi hesaplanmış ve 34 yıllık değişim TSI, OECD, YSKY bazında incelenmiştir. Mogan Gölü'nde TSI (ORT) değeri 52,46 olarak hesaplanmış ve gölün trofik durumunun ötrofik olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Tüm aylar ve noktalar bazında TSI (ORT) değerleri arasındaki farklılığın örnekleme tarihi ve noktalar bazında önemli olduğu belirlenmiştir (p<0,05). Önceki yıllarda yapılan çalışmalardan elde edilen verilerle hesaplanmış TSI değerine göre 34 yıllık bir zaman aralığında gölün trofik durumunun ötrofik olduğu tespit edilmiştir. Yıllar bazında elde edilen TSI (ORT) değerlerine uygulanan benzerlik testinde (Bray-Curtis Similarity Index) 2023 yılındaki değerlerin 1989 yılındaki değerlerle güçlü benzerlik gösterdiği belirlenmiştir. Sonuç olarak, Mogan Gölü'nde ötrofikasyon önlenmesine yönelik planların hazırlanması ve TSI kullanılarak trofik durumun izlenmesi önerilir.

Mogan Gölü
Joshghun Eldarov
Ankara University · Institute of Graduate Studies in Science
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Farklı doz ve sürelerde levonorgestrel uygulamasının zebra balıklarında (Danio rerio, Hamilton, 1822) antioksidatif metabolizma üzerine etkileri

Bu çalışmada, endokrin bozucu kimyasal olarak sınıflandırılan ve özellikle balıklarda üreme fizyolojisine etkileri bilinen, ancak yapılan son çalışmalarda metabolitlerinin ksenobiyotik gibi ekosistemde hareket ettiği, böylece antioksidan savunma mekanizmasına etkisi olduğu düşünülen sentetik progestinlerden biri olan Levonorgestrel (LNG)ʹ in farklı doz ve sürelerde uygulanmasının, Zebra balıklarında (Danio rerio) antioksidatif metabolizma üzerine etkileri incelenmiştir. Deneme balıkları, LNGʹ nin düşük (0,312 µg/L) ve yüksek (6,24 µg/L) olmak üzere iki farklı dozuna 24, 48 ve 96 saat süre ile maruz bırakılmışlardır. Bu aşamada, akut biyodeneylerden statik deney yöntemi uygulanarak, deneyler üç tekrarlı olarak gerçekleştirilmiştir. Deneme planı uygulandıktan sonra balıklar disekte edilerek kas ve karaciğer doku örnekleri toplanmıştır. Bu örneklerde antioksidan enzim aktivitesi ve lipid peroksidasyon düzeyi sırasıyla, süperoksit dismutaz (SOD), katalaz (CAT), glutatyon peroksidaz (GPx) ve malondialdehit (MDA) analizleri ile ölçülmüştür. Yapılan bu çalışmada, enzim aktivite değerlerinin LNG doz uygulamasından etkilendiği ancak istatistik olarak yapılan değerlendirme sonucu tespit edilen farklılıkların önemsiz olduğu belirlenmiştir (p≤0,05). Yüksek doz uygulamasının artan zamanla SOD enzim aktivite değeri üzerinde etkili olup, her iki doku açısından da değerlerde artışa neden olduğu tespit edilmiştir. CAT enzim aktivite değerlerinin özellikle yüksek doz uygulanan gruplardan elde edilen değerlerde değişkenlik gösterdiği, GPx enzim aktivite değerlerinin ise yüksek doz LNG uygulamasında, özellikle karaciğer dokusunda yüksek aktiviteye neden olduğu saptanmıştır. MDA değerlerine göre, karaciğer dokusunda düşük doz LNG uygulamasının, kas dokusu ile karşılaştırıldığında, azaldığı, yüksek dozda ise benzer değerlerin tespit edildiği, buna bağlı olarak karaciğer dokusunun kas dokusuna göre LNG uygulamasına daha duyarlı ve oksidatif stres için iyi bir indikatör olduğu tespit edilmiştir.

LevonorgestrelZebra balığı
Melek Yapıcı
Ankara University · Institute of Graduate Studies in Science
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Türk Somonu (Oncorhynchus mykiss) yetiştiriciliğinin ekonomik, çevresel ve sosyal sürdürülebilirliği

Araştırmanın temel amacı Samsun - Sinop bölgesinde yer aralan Türk somonu yetiştiriciliği yapan işletmelerin ekonomik, çevresel ve sosyal sürdürülebilirliğini analiz etmektedir. Araştırma verileri 2022-2023 yetiştiricilik döneminde Türk Somonu yetiştiriciliği yapan tesislerin kullandıkları liman ve yetiştirme alanlarına bakılarak tespit edilmiştir. Merkez ofisleri Samsun'un Yakakent ilçesinde bulunan 23 adet Türk somonu/Türk Somonu adayı yetiştiren tesislerden 38 projesi bulunan 17 tesis ile anket yoluyla oluşturulmuştur. Ayrıca Samsun ve Sinop İl Tarım ve Orman Müdürlükleri, Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), Samsun ve Sinop İlleri Su Ürünleri Yetiştiricileri Üretici Birliği ve Doğu Karadeniz İhracatçılar Birliği (DKİB)' nden elde edilen veriler de kullanılmıştır. Araştırma sonuçları incelenen Türk somonu yetiştiricileri Samsun – Sinop bölgesinde 2022 yılında işletmeler kapasitelerinin %84'ünü aktif olarak kullanmakta, %89'u ise tam kapasite çalışmaktadır. Yetiştiricilerin etkinlik ölçümlerine bakıldığı zaman üretim maliyetini %29 oranında azaltması, %21 oranında girdilerini azaltmaları durumunda, aynı üretim miktarını elde edebileceklerini ve işletmelerin %78,9'u ise performansını iyi değerlendirebilmesi için büyümesi gerektiği tespit edilmiştir. Samsun - Sinop bölgesindeki Türk somonu yetiştiricilerinin karbon emisyonu hesaplamasına dair verilerin yeterli olmadığından dolayı bölgeye ait karbon emisyon verisi hesaplanamamıştır. Sürdürülebilirlik adına detaylandırılmış sorularla hazırlanan anketler ile sadece sürdürülebilirliğe yoğunlaşmış bir çalışma yapılması gerekmektedir.

Tansu Yılmaz
Ankara University · Institute of Graduate Studies in Science
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Bazı organik çözücülerin Daphnia magna'nın davranış ve antioksidan enzim aktivitesine etkisi

Bu çalışma, bazı organik çözücüler(Toluen, Kloroform, n-Hekzan ve Fenol)'in Daphnia magna'da gösterebileceği toksik etkileri hem fizyolojik hem de biyokimyasal olarak ortaya koymak amacıyla yapılmıştır. Çalışmada D. magna 4 organik çözücünün daha önceden literatürde bildirilen lethal dozlarının 1/50, 1/100 ve 1/200 oranında olacak dozları ile 14 gün için maruz bırakıldı. Uygulamanın 3, 7 ve 14. gününde daphniaların kalp atım sayısı, toraks ve abdominal kavite aktiviteleri incelendi. Ayrıca malondialdehit (MDA), katalaz (CAT), glutatyon (GSH) ve glutatyon S transferaz (GST) aktiviteleri tespit edildi. Kalp atımı, toraks ve abdominal kavite gibi fizyolojik faaliyetlerin D. magna'da bütün solvent uygulamalarının tamamında uygulamanın 3. gününde azalmaya başladığı ve özellikle kalp atım sayısında uygulama sonunda durma noktasına geldiği görüldü. Her üç aktivite için istatistiki olarak anlamlı farklılıklar bulundu. MDA, CAT ve GST aktivitelerinde her bir solvent uygulamasının yapıldığı deney gruplarında zamana bağlı olarak bir artış olduğu ve bu artışın kontrol grubuna göre istatistiki anlam verdiği tespit edildi (P<0.05). Buna karşın GSH seviyesinde tüm solvent gruplarında zamana bağlı olarak kontrol grubuna göre anlamlı bir düşüş saptandı (P<0.05). Sonuç olarak yüzey sularına çeşitli nedenlerle deşarj olabilen bu solventlerin sucul organizmalara toksik etkisinin olduğu açık bir şekilde gösterilmiştir. Bu nedenle, bu ve bunlar gibi kirletici maddelerin sularımıza salınımının engellenmesi için gerekli tedbirlerin alınması şarttır.

Hüseyin Ergün Ulaş
Malatya Turgut Özal University · Institute of Graduate Studies
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Pentilentetrazol ile epileptik nöbet oluşturulan alkolik zebra balığı (Danio rerio)'nda beyin ve kas dokusunun oksidatif stres parametrelerindeki değişimler

Epilepsi, tüm dünyada yaygın olarak her yaştan insanı etkileyen ve kronik olarak seyreden nörolojik bir bozukluktur. Birçok faktörden kaynaklanıp tekrarlayan nöbetlerle karakterizedir. Uzun veya aşırı alkol kullanım sonrası aralıksız süren nöbetlere yol açabilmektedir. Alkol tüketim sonrasında beyinde ve kas dokusunda meydana gelecek fizyolojik olayların açıklanması bu hastalığa karşı alınabilecek önlemlere yardımcı olmak açısından önem arz etmektedir. Bu nedenle bu tez çalışmasında alkol kullanımı sonrasında, epilepsi benzeri nöbetlerin oluşmasına neden olan pentilentetrazol kullanılarak zebra balıklarında oluşturulan epilepsi benzeri nöbetlerde oluşan oksidatif stres parametrelerindeki değişimin invelenmesi amaçlanmıştır. Bu çalışmada; zebra balıkları %1, %1,5 ve %3 dozunda etil alkole günlük olarak 1 saat için maruz bırakıldı ve 28 günlük uygulama sonrasında 15mM pentilentetrazol (PTZ) uygulanarak epileptik nöbet oluşturuldu. Daha sonrasında beyin ve kas dokusu alınarak malondialdehit (MDA), total glutatyon (GSH), süperoksit dismutaz (SOD) ve katalaz (CAT) gibi oksidatif stres parametreleri ile antioksidan enzim aktivitelerindeki değişimler araştırıldı. Çalışmada alkol, PTZ ve alkol+ PTZ uygulanan gruplarda MDA düzeyinde istatistiki olarak anlamlı olan bir artış görülmüşken SOD, CAT ve GSH seviyeleinde doza bağlı olarak değişmekle beraber çnemli derecede bir düşüş tespit edildi. En fazla olumsuz etki alkolün %3 dozu ve PTZ uygulanan gruptaki balıklarda saptandı. Elde edilen sonuçlar değerlendirildiğinde hem alkol ve hemde alkol+PTZ gruplarında antioksidan mekanizmanın yıkımlandığı ve oksidatif stresin oluştuğunu söylemek mümkündür. Anahtar Kelimeler: Zebra balığı, Danio rerio, epilepsi, pentilentetrazol, oksidatif stres, antioksidan enzimler

Aytakın Babırova
Malatya Turgut Özal University · Institute of Graduate Studies
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Tohma Çayı'ndaki (Malatya) çözünmüş metallerin kaynakları, kirlilik durumu ve sağlık risklerinin belirlenmesi

Bu tez çalışması, Karakaya Baraj Gölü'nü besleyen akarsular içerisinde önemli bir su potansiyeline sahip olan Tohma Çayı'nda araştırmanın amacına uygun olarak belirlenmiş 13 istasyondan mevsimsel olarak toplanan su örneklerinde 10 metalin (As, Cd, Cr, Co, Cu, Fe, Mn, Ni Pb ve Zn) düzeylerini, mekânsal ve mevsimsel değişimlerini ve potansiyel kaynaklarını tespit etmek ve elde edilen verileri insan sağlığı açısından değerlendirmek için yapılmıştır. Tohma Çayı'na ait su örneklerinde kaydedilen metallerin mekânsal dağılımları incelendiğinde, As, Cu ve Pb hariç diğer metallerin düzeylerinin 13 örnekleme istasyonu arasında istatiksel olarak önemli değişimler gösterdiği belirlenmiştir (P <0,05). Çözünmüş metallerin mevsimsel değişimleri incelendiğinde, sadece As ve Cu düzeylerinin istatiksel olarak önemli mevsimsel değişimler gösterdiği belirlenmiştir (P <0,05). En yüksek ortalama As ve Cu düzeyleri ilkbahar mevsiminde kaydedilmiştir. Bu durum, ilkbahar mevsimindeki yağışların, yüzeysel akışla bu elementleri akarsuya taşımasından muhtemelen kaynaklanmıştır. Tohma Çayı'ndan alınan su örneklerinin ortalama metal konsantrasyonlarının, içme suyu kalite kriterleri ile sucul yaşamın korunması için tatlı su kalite kriterleri tarafından izin verilen maksimum değerleri geçmediği tespit edilmiştir. Ayrıca metal indeksleri (HEI ve HPI) sonuçlarına göre su örneklerinde önemli bir kirlilik belirlenmemiştir. Karsinojenik ve kanser-dışı risk değerlendirme sonuçları, Tohma Çayı suyundaki metallerin insanlar üzerinde bir sağlık problemi oluşturmayacağını göstermiştir. Faktör, korelasyon ve kümeleme analizlerinin sonuçlarına göre, akarsudaki Cr, Ni, Co ve Mn düzeyleri üzerinde insan aktivitelerinin etkili olduğu belirlenirken diğer metallerin düzeyleri üzerinde hem insan aktivitelerinin hem de doğal kaynakların etkili olduğu tespit edilmiştir. ANAHTAR KELİMELER: Tohma Çayı, metaller, su kalitesi, kaynak tanımlama, sağlık risk değerlendirmesi

Abdulkadir Tunç
Malatya Turgut Özal University · Institute of Graduate Studies
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Muğla Fethiye yöresinde bulunan farklı ticari işletmelerdeki gökkuşağı alabalığı anaçlarının yumurta verimi ve besin değerlerinin araştırılması

Amaç: Bu çalışmanın amacı, farklı üretim istasyonlarından elde edilen ve farklı içeriklere sahip yemlerle beslenen gökkuşağı alabalığı (Oncorhynchus mykiss) haploid ve diploid yumurtalarının temel kimyasal bileşimi, yağ asidi profili ve renk parametrelerini karşılaştırmalı olarak incelemektir. Gereç ve Yöntem: Bu çalışma, Muğla'nın Fethiye ilçesinde bulunan iki farklı alabalık üretim çiftliğinde gerçekleştirilmiştir. Her iki istasyonda da, kültür koşullarında yetiştirilen 4 yaşındaki dişi ve 3 yaşındaki erkek Oncorhynchus mykiss (gökkuşağı alabalığı) anaç balıklardan elde edilen haploid ve diploid yumurtalar kullanılmıştır. Yumurtaların temel kimyasal bileşimi, yağ asidi profili ve renk parametreleri belirlenmiştir. Bulgular: 1. istasyonda diploid yumurtalar en yüksek doymuş yağ asidi (SFA) ve tekli doymamış yağ asidi (MUFA) seviyelerine sahipken, 2. istasyonda diploid yumurtalar en yüksek çoklu doymamış yağ asidi (PUFA) içeriğine ulaşmıştır (p<0,05). Ayrıca, EPA/DHA oranı 1. istasyonda daha yüksek bulunmuştur (p<0,05). Aterojenik (AI) ve trombogenik indeks (TI) değerlerinde de istasyonlar arasında anlamlı farklılıklar tespit edilmiştir (p<0,05). Yumurtaların renk parametreleri arasında anlamlı bir fark tespit edilmiştir (p<0,05). Sonuç: Gökkuşağı alabalığı yumurtalarının yağ asidi kompozisyonunun embriyonik gelişim için yeterli olduğunu ve insan beslenmesinde potansiyel bir gıda kaynağı olabileceğini ortaya koymuştur. Anahtar Kelimeler: Alabalık yumurtası, Fethiye, Yağ asidi.

Gökkuşağı alabalığıYumurta verimi
Necmettin Küçük
Aydın Adnan Menderes University · Institute of Graduate Studies in Science
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Karina dalyanı'nın sediment ve su kalitesi yönünden incelenmesi

Amaç: Bu çalışmada Karina Dalyanı'nda su, sediment ve ticari öneme sahip balık türlerinin çeşitli kimyasal parametreler ve ağır metal açısından etkilenme düzeyinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Materyal ve Yöntem: Bu tez çalışmasında Büyük Menderes Nehri'nin denize döküldüğü alanın kuzeyinde yer alan Karina Dalyanı içerisinde ve deniz alanında 7 (denizel alan: D1, D2, D3; lagüner alan: L1, L2; kanal: K1 ve K2) farklı izleme istasyonu belirlenmiştir. Belirlenen bu istasyonlardan ayda bir kez anlık su ölçümleri yapılmış ve su numuneleri alınmıştır. Ölçümlerde sıcaklık, oksijen, elektriksel iletkenlik, tuzluluk, pH, toplam çözünmüş katılar, klorofil a, askıda katı madde, amonyum, nitrit, nitrat, fosfor, bakır, kobalt, kadmiyum, kurşun ve kimyasal oksijen ihtiyacı analizleri yapılmıştır. Yine izleme istasyonlarının olduğu noktalardan Mart ve Eylül ayında olmak üzere yılda iki kere sediment örnekleri alınmıştır. Bu sediment örneklerinde azot, bakır, fosfor, kobalt, kurşun, karbonat ve toplam organik karbon analizleri yapılmıştır. Bununla birlikte Karina Dalyanı içerisinde avcılık faaliyeti yürütmekte olan yerel kooperatiften Kasım ve Aralık ayında balık numuneleri alınmıştır. Alınan balık numunelerinde cıva, kadmiyum, kurşun, arsenik ve pestisit analizleri yapılmıştır. Bulgular: Tez çalışmasında örnek alımı için belirlenen deniz sahası istasyonlarından alınan örneklerin bakır, kadmiyum ve amonyum değerleri Tarım ve Orman Bakanlığı (TOB)'nca belirlenen deniz suyu genel kalite kriterlerinin üzerinde çıkmıştır. Yine denizel alanda yapılan analizler sonucunda klorofil a yönünden D1 istasyonu ötrofik, D2 ve D3 ise hipertrofik olarak tespit edilmiştir. Dalyan içi ve dalyana tatlı su girişi sağlayan kanallardan alınan su örnekleri analiz sonuçlarına göre yapılan değerlendirmede amonyum, nitrit ve fosfor yönünden bölgenin IV. sınıf çok kirlenmiş su olduğu tespit edilmiştir. Balıketinde yapılan analizlerde cıva ve kurşun kalıntıları TOB'nca belirlenen kabul edilebilir değerlerin altında olduğu, kadmiyum ve pestisit kalıntısı tespit edilmediği görülmüştür. Ancak arsenik yönünden yapılan incelemede tüm balık türlerinin TOB'nca belirlenen kabul edilebilir değerlerin üzerinde olduğu tespit edilmiştir. Yapılan sediment analizlerinde L2 istasyonunun bakır yönünden en düşük etki seviyesinin üzerinde olduğu tespit edilmiştir. Sonuç: Lagünlerin hassas birer yaşam alanları olmasından dolayı çevrelerinin doğal yapısı korunmalı, zorunlu haller haricinde her türlü müdahalelerden uzak tutulmalı, lagün alanına gelebilecek her türlü kirletici kaynak ve faaliyetler önlenmeli, lagün çevresine yapılabilecek yerleşim alanlarına müdahale edilmelidir. Tarımsal faaliyetler kontrollü yapılmalı, ilaç ve gübreleme işlemleri rastgele yapılmamalıdır.

Ağır metallerBüyük Menderes DeltasıLagün+2
Şahin Midilli
Aydın Adnan Menderes University · Institute of Graduate Studies in Science
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Ağ kafeslerde çipura ve levrek yetiştiriciliğinin su ve sedimente olası etkileri: Mersin Silifke örneği

-Türköz M. Aydın Adnan Menderes Üniversitesi, Fen Bilimleri Enstitüsü, Su Ürünleri Mühendisliği Anabilim Dalı, Yüksek Lisans Tezi, Danışman: Prof. Dr. Deniz Çoban, Aydın, 2024. Amaç: Bu çalışmada Mersin ili, Silifke ilçesinde bulunan su ürünleri üretim sahası'ndaki (T.C. Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından "1 Nolu Potansiyel Su Ürünleri Üretim Sahası" olarak belirlenen) faaliyetlerinin, su ve sedimente olası etkilerinin zamansal ve mekânsal dağılımlarının ortaya konulması amaçlanmıştır. Ayrıca yetiştiricilik operasyonlarının yapıldığı bölgenin taşıma kapasitesi belirlenerek, bölgedeki işletmelerin çevre mevzuatı kapsamında çevresel göstergeleri ile üretim kapasitesinin ilişkisi üzerine çalışılmıştır. Materyal ve Yöntem: Ülkemizde artan çevre bilinci ve turizm lobi faaliyetleri 2008 yılında koy ve körfezlerde yapılan çipura ve levrek yetiştiriciliğini kıyı ötesi sahalara taşınmasıyla sonuçlanmıştır. 2010 yılından sonra bu süreç hızlanmıştır. Bununla ilgili Türkiye kıyı şeridinde kurulacak olan balık çiftlikleri için; 1380 sayılı Su Ürünleri Kanunu ve bu kanuna bağlı olarak yayımlanan yönetmelik ve genelgeler ile birlikte, T.C. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından 2872 sayılı Çevre Kanunu ve 24.01.2007 tarih ve 26413 sayılı Resmi Gazete 'de yayınlanan "Denizlerde Balık Çiftliklerinin Kurulamayacağı Hassas Alan Niteliğindeki Kapalı Koy ve Körfez Alanlarının Belirlenmesine İlişkin Tebliğ" ne göre işlem yapılmaktadır. Ayrıca 09.08.1983 tarihli ve 2872 sayılı Çevre Kanunu'nun ilgili hükümleri ile 31.12.2004 tarihli ve 25687 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Su Kirliliği Kontrolü Yönetmeliğinin 54 üncü maddesine dayanılarak hazırlanan, "Denizlerde Kurulan Balık Yetiştiriciliği Tesislerinin İzlenmesine İlişkin Tebliğ" hükümlerince balık çiftlikleri çevresel etkileri bakımından da izlenmekte ve alınan örneklerin sonuç raporları T.C. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı'na sunulmaktadır. Özellikle su ürünleri yetiştiriciliğinin yapıldığı Muğla ve İzmir illeri dışında Mersin ve Aydın illerinde de yeni yetiştiricilik sahaları kıyı ötesi sahalar belirlenmiştir. Açık denizde de olsa yetiştiricilik sahalarının su ve sedimente olan etkileri üzerine yapılan çalışmalar çevreyi korumak adına ve su ürünleri yetiştiricilik faaliyetinin sürdürülebilirliği adına gereklidir. Söz konusu tez konusu Mersin ili, Silifke ilçesi, Dana Adası Mevkii'nde yetkili bakanlık tarafından önceden belirlenmiş 2850,43 hektar alan üzerinde 14 adet ayrı işletme kurulmuş ve bu işletmelerde 41.700 ton/yıl kapasiteli çipura levrek yetiştiriciliği yapılmıştır. Bu sahadaki bazı önemli su ve sediment analizleri oşinografi verileri ile değerlendirilerek bir model oluşturuldu. Bu modelin oluşturulmasında Ocean Data View programından faydalanıldı. Bu model ile belirlenen sahada yetiştiricilik faaliyeti yapılmadan önce ve yetiştiricilik faaliyetleri başladıktan 2 yıl sonra tekrar uygulandı. Bulgular: Su ürünleri yetiştiriciliği potansiyel alanının yüzey, orta su ve dipteki sediment kalıntılarının incelendiği çalışmada; yetiştiricilik alanında yer alan 14 tesisin, toplam organik karbon miktarının %1,938 ile %4,707 aralığında olduğu belirlenmiştir. Bölgede yer alan tesislerin azot ve fosfor miktarının referans değerlerinin altında olduğu gözlenmiştir. 14 tesisin taşıma kapasitesine uygun olduğu belirlenmiştir. Ayrıca bölgedeki ötrafikasyon riskinin incelendiği çalışmada, ötrafikasyon değeri eşik değerin altında olduğu belirlenmiştir. Bölgenin yetiştiricilik alanının çevresel bir tehdide sebep olmadığı görülmüştür. Sonuç: Yetiştiricilik alanının faaliyete başlamadan önce bölgenin çeşitli parametreleri (su kolonu, sedimentteki madde birikimi vb.) değerlendirilerek yetiştiricilik alanına uygun olduğu belirlenmiştir. Yetiştiriciliğin yapılmaya başlandığı bu bölgede iki yıllık bir süre ardından çevreyi riske sokabilecek herhangi bir değişikliği rastlanmadığı gözlenmiştir. Üretim faaliyetine başlamadan çevresel faktörlerin değerlendirildiği ilk çalışma olması sebebi ile büyük öneme sahiptir. Ayrıca elde edilen veriler değerlendirildiğinde bölgede yapılan üretimin kapasitesinin kademeli olarak arttırılmaya uygun olduğu ve alanın denizin açık alanlara doğru ilerletilmesinin gerekli olmadığı belirlenmiştir. Bu sebeple yapılan bu çalışma yetiştiricilik alanlarının belirlenmesi ve çevresel faktörlerinin değerlendirilmesi açısından büyük öneme sahip olduğu görülmüştür.

Murat Türköz
Aydın Adnan Menderes University · Institute of Graduate Studies in Science
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Farklı protein kaynaklarının Japon balıklarının yem tüketimi ve büyüme performansı üzerine etkileri

Bu çalışmada, Japon baliğinin (Carassius auratus Linnaeus, 1758), farklı protein kaynaklan ile hazırlanmış diyetlerle beslenerek, yem tüketimi, yem değerlendirmesi ve büyüme performansı üzerine etkilerini araştırmak amacıyla sekiz hafta süren bir besleme çalışması yürütülmüştür. Besleme çalışması, Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi Su Ürünleri Fakültesi akvaryum ünitesinde gerçekleştirilmiştir. Denemenin başlangıcında 81 adet Japon Balığı 9 adet akvaryuma eşit miktarda ve her bir akvaryumdaki balık ağırlıklarının ortalamaları benzer olacak şekilde (4,78 - 4,85 g arasında) dağıtılmıştır. Çalışmanın sonunda her akvaryumdan 3" er adet balık (Toplam 27 adet) et kompozisyonu analizleri için öldürülmüştür. Balıkların ve deney yemlerinin kimyasal kompozisyonu (kuru madde, protein, yağ ve kül) laboratuarda belirlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Akvaryum, Japon balığı, Carassius auratus, yem tüketimi, büyüme performansı, protein kaynağı,

Büyüme performansıCarassius auratusHavuz balığı+2
Soner Bilen
Çanakkale Onsekiz Mart University · Institute of Graduate Studies in Science
2004
00
Master'sOpen AccessTR

Karides avcılığında kullanılan algarnaların av kompozisyonu ve hedeflenmeyen ava ait bir çalışma

KARİDES AVCILIĞINDA KULLANILAN ALGARNALARIN AVKOMPOZİSYONU VE HEDEFLENMEYEN AVA AİT BİR ÇALIŞMAÖZBu çalışmada, Marmara Denizi'nde karides avcılığında kullanılan algarnanın avverimi ve kompozisyonu araştırılarak, avcılık sonucunda tesadüfi avlanan türler veıskarta türlerin miktarları belirlenmiştir.Araştırma sonunda elde edilen veriler neticesinde algarna ile yapılan avcılıkta 36türün yakalandığı, toplam avın ağırlık olarak % 51,3`nü eklembacaklıların (arthropoda),%30,9 balıkların (pisces), % 15,5 derisi dikenlilerin (echinodermata), % 1,3yumuşakçaların (mollusca) oluşturduğu belirlenmiştir. Derinsu pembe karidesi(Parapenaeus longirostris), toplam avın % 50,8'ni oluşturmuştur.Algarna ile yapılan avcılıkta av veriminin yaklaşık 10,1 kg/h olduğuhesaplanmıştır. 1 kilogram hedef av için 0,42 kg ıskarta av, 0,62 kg tesadüfi av ve 1,04kg hedeflenmeyen av yakalandığı tespit edilmiştir.Derinsu pembe karidesin cinsiyet oranı, boy-ağırlık ilişkisi ve boy frekansdağılımı, toplam 1942 bireyden tespit edilmiştir. Ölçülen bireylerin % 55 dişi, % 45erkek bireylerden oluştuğu saptanmıştır. Dişilerin total boyları 47-154 mm, ağırlıkları1,5-19,1 g arasında değişirken, erkeklerin total boyları 58-120 mm ve ağırlıkları 1,41-10,6 g arasında değişmiştir. Boy-ağırlık ilişkisi, dişiler için W=0,0057*L2,95 (r=0,97),erkekler için W=0,0112*L2,59 (r=0,93) olarak tespit edilmiştir.Anahtar Kelimeler: Parapenaeus longirostris, algarna, ıskarta, tesadüfi av, avKompozisyonu, Marmara deniziI

Mehmet Fatih Yazıcı
Çanakkale Onsekiz Mart University · Institute of Graduate Studies in Science
2004
00
Master'sOpen AccessTR

Saros körfezinde besin maddelerinin zamana ve derinliğe bağlı değişimi

ÖZSAROS KÖRFEZİNDE BESİN MADDELERİNİNZAMANA VE DERİNLİĞE BAĞLI DEĞİŞİMİBu çalışmada, Mart 2002 ve Nisan 2003 döneminde Kuzey Ege Denizi'nde yer alan SarosKörfezi'nde (Turkiye), fiziksel parametrelerin ve besin zincirinin ilk basamağını oluşturan,organizmaların yaşamında önemli role sahip olan besin maddelerinin zamana ve derinliğe göredeğişimleri incelenmiştir.Çalışma boyunca su örnekleri, Mart, Mayıs ve Eylül 2002, Nisan 2003 döneminde 9istasyonun farklı derinliklerinde BİLİM-I araştırma gemisiyle toplanmıştır. Besin maddeleri(nitrit+nitrat, fosfat, silikat) ODTÜ Deniz Bilimleri Enstitüsü laboratuvarında ölçülmüştür. Fizikselparametreler (sıcaklık, tuzluluk, pH, çözünmüş oksijen) YSI 6600 Çoklu Prob aleti kullanılarakyerinde ölçülmüştür. Genel olarak Eylül 2002 ve Nisan 2003 dönemlerindeki besin maddeleri diğerdönemlere göre daha yüksek bulunmuştur. Yüzeyde düşük olan besin maddeleri derinlere inildikçeartış göstermiştir. Bununla birlikte karasal kaynaklardan etkilenen besin maddeleri etkilenmeyenistasyonlara göre daha yüksektir.Bu çalışma TÜBİTAKve ÇOMU tarafından desteklenmiştir.Anahtar Kelimeler: Türkiye, Kuzey Ege Denizi, Saros Körfezi, besin maddelerinin dağılımı,fiziksel parametrelerI

Elif Yenici
Çanakkale Onsekiz Mart University · Institute of Graduate Studies in Science
2004
00
Master'sOpen AccessTR

Sarıçay akarsuyunun ve bazı balıklarının kalite değişimleri üzerine bir araştırma

öz Bu çalışmada, Çanakkale ilinde bulunan ve boğazın su kalitesi açısından da büyük bir öneme sahip olan Sarıçay'da meydana gelen kirlenmenin, akarsuya ve akarsuda yaşayan balıkların normal florasında ne gibi bir etkiye sahip olduğu saptanmaya çalışılmıştır. Bu amaçla Sarıçay üzerinde üç farklı istasyon belirlenmiş ve Ekim 2002 - Eylül 2003 döneminde periyodik olarak su ve balık (tatlısu kefali ve kefal) örnekleri alınarak, mikrobiyolojik ekimleri yapılmıştır. Yapılan analizlerde suda ve balıkta, toplam aerobik bakteri sayısına suyun normal florasında bulunan Pseudomonas, Enter obakteriaceae, Staphlococcus, Lactobacillus, Enterococcus ve Mantar' lara bakılmıştır. Suda ise bu bakterilere ek olarak koliform grubu bakterilerden toplam ve fekal koliform bakterilerine bakılmıştır. Araştırmada mikrobiyolojik incelemelerin yanısıra suyun fiziksel özelliklerinden sıcaklık, pH ve tuzluluk değerleri de tespit edilmiş, böylece mevsimsel ve istasyonlar arası incelemeler ilişkilendirilmeye çalışılmıştır. Yapılan çalışma sonucunda Sarıçay' in suyunun kirlendiği ancak bu kirliliğin normal floraya pek yansımadığı aynı zamanda balıkların normal florasında da bariz bir değişiklik meydana getirmediği tespit edilmiştir. Bununla beraber balıklarda toplam bakteri sayısında ki smır değere yakınlık ve Staphlokok -Entrokoklaradaki artışlar balıkların tüketiminin riskli olabileceği sonucuna varılmıştır. Anahtar Kelimeler : Sarıçay, mikroflora, balık mikroflorası, Çanakkale

Fikret Çakır
Çanakkale Onsekiz Mart University · Institute of Graduate Studies in Science
2004
00
Master'sOpen AccessTR

Manyas Gölü kerevitlerinin (Astacus leptodactylus Eschscholtz, 1823) bazı biyolojik özellikleri

ÖZManyas Gölü'nde 10.10.2002 ve 21.11.2003 tarihleri arasında gerçekleştirilenbu çalışmada, araştırma alanından seçilen istasyonda örneklenen kerevitlerin (Astacusleptodactylus) et ve yumurta verimlilikleri, boy-ağırlık ilişkileri, yaşam döngüleri, boyfrekansları ve üremeleri gibi bazı özellikleri araştırılmıştır.YDABAG 101Y118 nolu TÜBİTAK projesi ile paralel yürütülen bu çalışmadaörnekler 7,5 m'lik balıkçı kayığı ve 22 m'lik ağ göz açıklığına sahip pinterlerdenalınmıştır. ÇOMÜ Su Ürünleri Fakültesi araştırma laboratuarına getirilen örneklerdondurularak, total boy, karapaks boy, karapaks genişliği, abdomen boy, abdomengenişliği, kıskaç boy, kıskaç ayak boyu, kıskaç genişliği ve yaş ağırlık gibi biyometrikölçümler yapılmıştır. Biyometrik ölçümleri yapılan kerevitler et verimliliklerinin tespitiiçin kaynar suda 10 dk. pişirilmiştir. Yumurta verimliliği için yumurtlama dönemindedişilerin ovaryumlarından elde edilen yumurtaların ağırlıkları alınıp, sayımı yapılmıştır.Ayrıca örnekleme alanında bazı fiziko-kimyasal parametre (pH, sıcaklık) ölçümleri deyapılmıştır.Anahtar Kelimeler: Astacus leptodactylus, tatlısu istakozu, biyometrik ilişkiler, etverimliliği, yumurta verimliliği, Manyas Gölü.6

Deniz Anıl Odabaşı
Çanakkale Onsekiz Mart University · Institute of Graduate Studies in Science
2004
00
Master'sOpen AccessTR

Çanakkale bölgesindeki Sarıçay akarsuyunda su kalitesinin araştırılması

öz Çanakkale il merkezinden geçen Sarıçay Akarsuyu'nda kirlilik yükünün belirlenebilmesi amacıyla Mayıs 2002 ve Eylül 2003 tarihleri arasında düzenli olarak aylık bazı su kalitesi parametreleri ölçülmüştür. Kimyasal parametrelerin ölçümünde Palintest Fotometre (7000) kullanılmıştır. İlk bölüme ek olarak ikinci kısımda ise bir ay boyunca sabah, öğle ve akşam periyotlarında besin tuzlan ve klorofil-a arasındaki ilişkiler araştırılmıştır. Klorofil-a ve besin tuzlarının ölçümünde UV/VIS Jasco V-530 model spektrofotometre kullanılmıştır. Çevresel parametreler yerinde ölçülmüştür. Birinci ve ikinci bölümlerde fîziko - kimyasal ve çevresel parametrelerle, besin tuzlan ve klorofîl-a arasındaki uzun ve kısa dönemlerdeki değişimler araştırılmıştır. Anahtar Kelimeler: Sançay Akarsuyu, Su Kalitesi Parametreleri, Metaller, Besin Tuzlan, Klorofil-öt.

Serpil Sağır Odabaşı
Çanakkale Onsekiz Mart University · Institute of Graduate Studies in Science
2005
00
Master'sOpen AccessTR

Batı Marmara'da kum midyesinin (Chamelea gallina Linnaeus 1758) büyümesi, üremesi ve stok tahmini üzerine bir çalışma

Batı Marmara Denizi'nde Gelibolu Çankaya kıyılarında Ekim2003-Eylûl2004 tarihleri arasında 0-10 m derinliklerde yapılan örneklemeler sonucunda C.gallina'nın aylık uzunluk ortalamaları Ekim' de 26,5 mm, Kasım' da 24,8 mm, Aralık'ta 29,0 mm, Ocak 'ta 29,0 mm, Mart'ta 28,6 mm, Nisan'da 27,9 mm, Mayıs'ta 19,3 mm, Haziran'da 25,6 mm, Ağustos'ta 26,6 mm ve Eylül'de 24,7 mm olarak ölçülmüştür. Araştırmada, en küçük yükseklik değeri 10 mm, en büyük değer ise 35 mm olarak tespit edilmiştir. En çok görülen yükseklik frekansının %73,6 ile 20-30 mm arasındaki bireylere ait olduğu saptanmıştır. Total ağırlıkları incelendiğinde ise en küçük değer 1,15 g, en yüksek değer ise 22,16 g olarak tespit edilmiştir. En yoğun görülen toplam ağırlık dağılımı 1-7 g arasında olmaktadır (% 66). Tüm örneklerin ortalama uzunluk değeri 26,191 mm, ortalama yükseklik değeri 23,447 mm ve ortalama total ağırlık değeri 6,538 g olarak bulunmuştur. İncelenen C.gallina'ların en sık rastlanan yükseklik sınıf aralığı % 8,5 ile 26 mm, % 8,4 ile 24 mm ve % 8,1 lik oran ile 25 ve 27 mm uzunluk değerleridir. CgaUina'ma. uzunluk - ağırlık ilişkisi incelendiğinde W=0,0005 * L2-8921 denklemi elde edilmiştir. Bu çalışmada, C.gallina'nın 'uzunluk-yükseklik', 'uzunluk-kalınlık' ve 'total ağırlık- et ağırlığı" değerleri arasındaki ilişkilerin doğru orantılı olduğu ancak 'uzunluk- total ağırlık' ve 'uzunluk-et ağırlığı' değerleri arasında ise doğrusal ilişkiden farklı olarak üssel bir ilişki olduğu tespit edilmiştir. Regresyon analizi yapılan değişkenlerin arasındaki ilişkinin yönünü ve gücünü tespit için korelasyon analizleri yapılmıştır. Bu analizler sonucunda tüm değişkenler arasında korelasyon katsayılarının 0,5-1,0 arasında olduğu belirlenmiştir. Bu veriler C.ga/Zma'nın tüm biyometrik değişkenleri arasında pozitif ve kuvvetli bir ilişki olduğunu göstermiştir. Yaş tespiti, dış yüzey büyüme halkaları sorunsuz olarak sayılabilen 127 birey üzerinde yapılmıştır. Gelişimin ilk çizgisinde (birinci yaş) ortalama uzunluk 13,25 mm, ikinci yaşta 22,24 mm, üçüncü yaşta 25,52 mm olarak tespit edilmiştir. En büyük yaş grubu 7 olarak (uzunluk 38 mm) belirlenmiştir, von Bertalanffy büyüme parametreleri Loo= 43,80 mm, K= 0,214, to = -1,194 yıl olarak hesaplanmıştır. Yaş halkalarının görüldüğü ortalama uzunluklar ile von Bertalanfyy büyüme denkleminden hesaplanmış uzunluklar arasındaki farkın çok küçük olduğu görülmüştür. 41Gelibolu-Çankaya kıyılarında örneklenen C. gallina bireylerinin gonadlannda ilk olgunlaşma belirtileri Mayıs ayında görülmüştür. Bu dönemde, gonadlardaki yumurtalar oldukça küçük ve seyrek dağılım göstermiştir. Haziran örneklerinde ise gonadlann çoğunluğunda olgun sperm ve yumurtaların olduğu belirlenmiştir. Ağustos ayı örneklerinde bireylerin yumurtladıkları ve gonadlann küçüldüğü tespit edilmiştir. Gelibolu-Çankaya kıyısında 0-10 m derinliklerde aylık periyotlarda dreç çekimleri sonucunda Cgallina'ma. toplam biyokütlesi 3 13.7 ton olarak bulunmuştur. Bu dönemde, ortalama birim av 125.1 kg/h olarak hesaplanırken, en düşük birim av (3.07 kg/h) Ocak 2004 tarihinde, en yüksek (247.3 kg/h) Ağustos 2004 tarihinde elde edilmiştir. 42

Kum midyesiMidyeler
Mustafa Köseoğlu
Çanakkale Onsekiz Mart University · Institute of Graduate Studies in Science
2005
00
Master'sOpen AccessTR

Kuzey Ege Denizi gırgır ağlarında hedef dışı av kompozisyonunun araştırılması

KUZEY EGE DENİZİ GIRGIR AĞLARINDA HEDEF DIŞI AVKOMPOZİSYONUNUN ARAŞTIRILMASIÖZETGırgır balıkçılığı Dünya ve Türkiye'deki su ürünleri avcılığının büyük bir kısmınıoluşturmaktadır. Avcılık esnasında gırgır ağlarına hedef türlerin dışında hedeflenmeyentürlerde yakalanmaktadır. Hedeflenmeyen türlerin ıskarta olarak atılması dünya çapında ticaribalıkçılar arasında oldukça yaygındır ve yaklaşık yıllık 7,3 milyon ton olduğu tahminedilmektedir. Ticari balıkçılığın ekolojik olarak sürdürülebilmesi için birçok gelişmiş dünyaülkesi hedef dışı av için politikalar geliştirmektedirler. Hedef dışı balık türlerinin vemiktarlarının belirlenmesi, balıkçılık yönetiminde hesaba katılmayan ölüm oranlarınıntespitinde çok büyük önem arz etmektedir.Bu çalışmada Çanakkale bölgesinde faaliyet gösteren gırgır tekneleri ile yapılanörneklemelerde toplam 33 tür balık ve 1 tür yumuşakça yakalanmıştır. Örneklemelerde, hedeftürler 9 tür, tesadüfi türler 7 tür ve ıskarta türler 18 tür yakalanmıştır. Toplam av miktarının%74,73 hedef türler, %0,17 tesadüfi türler ve %25,11 `ini ıskarta türler oluşturduğugözlemlenmiştir. Iskarta olarak atılan türlerin %99,65 inin çaça balığı olduğu belirlenmiştir.Anahtar kelimeler: Hedef dışı av, Iskarta, Tesadüfi Av, Gırgır, Kuzey EgeHazırlanan bu Yüksek Lisans tezi Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi BAP tarafından2005-102 no'lu projeden desteklenmiştir.iv

Hakan Ayyıldız
Çanakkale Onsekiz Mart University · Institute of Graduate Studies in Science
2006
00
Master'sOpen AccessTR

Atikhisar Baraj Gölü'nde tatlısu kefali (Leuciscus cephalus L., 1758) avcılığında kullanılan monofilament uzatma ağlarının seçiciliği

Bu çalışmada, 28-32-36 mm göz açılığına sahip galsama ağlarının seçiciliközelliklerinin belirlenmiştir. Yapılan çalışma Ekim 2005-Mayıs 2006 tarihleri arasındagerçekleştirilmiştir. Ağların seçiciliğinde Holt (1963) tarafından geliştirilen tahminyönteminden yararlanılmıştır.28-32-36 mm ağ göz açıklığında tatlısu kefali balığının optimum yakalanma boyusırasıyla 23.06, 26.36 ve 29.65 cm olarak bulunmuştur. Hesaplanan ortak seçicili faktörü veortak standart sapma ise sırasıyla 8.238 ve 1.687 dir.Atikhisar Baraj'ında tatlısu kefalinin ilk üreme boyu ile avcılıkta kullanılan 28, 32 ve 36mm'lik ağların optimum yakalama boyları karşılaştırılmıştır.Buna göre, her üç ağın tatlısukefali stokları üzerinde bir av baskısı oluşturmadığı tespit edilmişitir.Anahtar Kelimeler: Seçicilik, Ağ Göz Açıklığı, Atikhisar Barajı, Tatlısu kefali

Balık avcılığıTatlı su kefaliUzatma ağları
Özgür Cengiz
Çanakkale Onsekiz Mart University · Institute of Graduate Studies in Science
2006
00
Master'sOpen AccessTR

Çanakkale, Sarıçay'daki ağır metal kirliliğinin (Fe, Ni, Cu, Zn) bazı bentik makro omurgasızlar üzerindeki etkisinin araştırılması

ÖZETBu çalışma, Sarıçay' da yüksek konsantrasyonlarda bulunan bazı ağırmetallerin (Fe, Cu, Ni, Zn) amfipod Gammarus insensibilis, dekapod Carcinusaestuarii ve mollusk Dreissena polymorpha üzerindeki etkisini göstermektedir. Butürler kullanılarak laboratuar şartlarında akut toksisite deneyleri ile Fe, Cu, Ni, Zn içinLD50 değerleri belirlenmiştir. Bulunan bu LD50 değerleri önceki araştırmalarda tespitedilen sudaki ağır metal seviyeleri ile karşılaştırılmış ve tespit edilen değerlerincanlılar için öldürücü konsantrasyon sınırları içinde olup olmadığı ortaya konmuştur.Sonuçta bu dört ağır metalin Gammarus insensibilis üzerindeki öldürücü etkisisırasıyla Fe>Cu>Zn>Ni, Carcinus aestuarii üzerindeki öldürücü etkisi Fe>Cu>Ni>Znve Dreissena polymorpha üzerindeki öldürücü etkisi Fe>Cu>Ni>Zn olarakhesaplanmıştır. Böylelikle önceden suda tespit edilen Fe konsantrasyonunun buaraştırmada bulunan LD50 değerine en çok yaklaştığı ve bakır, nikel, çinkonun henüzkritik sınıra ulaşmadığı görülmüştür.Anahtar sözcükler: Demir, bakır, nikel, çinko, Gammarus insensibilis, Carcinusaestuarii, Dreissena polymorpha, Ekotoksikoloji, Sarıçay, Çanakkale.Hazırlanan bu Yüksek lisans tezi ÇOMÜ/BAP tarafından 2005-97 no'lu projedendesteklenmiştir.

Kahraman Selvi
Çanakkale Onsekiz Mart University · Institute of Graduate Studies in Science
2006
00
Master'sOpen AccessTR

Saros Körfezi'ndeki kırma mercanların (Pagellus erythrinus L., 1758) (Sparidae) biyolojisi ve populasyon parametrelerinin belirlenmesi

Bu çalışmada, Ocak 2006-Kasım 2007 ayları arasında Saros Körfezi'nde 2604 adet kırma mercanın (Pagellus erythrinus) biyolojisi ve populasyon parametreleri incelenmiştir.Örneklerde toplam boy ve ağırlık değerleri, minimum 6,8 cm maksimum 27 cm ile minimum 4,18 g, maksimum 252,14 g arasında değişim göstermiştir. Ortalama boy 15,7 cm, ortalama ağırlık ise 53,76 g bulunmuştur. Erkek: dişi oranı 1:4,9'dur.Yaş tayinleri otolitlerden yapılmış olup, incelenen bireylerin yaşları 0-IX arasında değişim göstermiştir.Boy-ağırlık ilişkisi parametreleri tüm bireyler için a= 0,0119 b=3,0171 (r= 0,99); dişi bireyler için a= 0,0131 b= 2,9817 (r= 0,98); erkek bireyler için a= 0,0121 b= 3,0096 (r= 0,98) ve hermafrodit bireyler için a= 0,02280 b= 2,811 (r= 0,99) olarak hesaplanmıştır.von Bertalanffy büyüme parametreleri tüm populasyon için Linf= 37,12 cm (maksimum asimtotik boy), K= 0,104, t0= -1,85 yıl olarak belirlenmiştir.Kırma mercanların doğal ölüm oranı (M) 0,29, toplam ölüm oranı (Z) 0,41 balıkçılık ölümü (F) 0,12 olarak hesaplanmıştır. Populasyonun sömürülme oranı (E) ise 0,29 olarak belirlenmiş, hayatta kalma oranı ise %66 olarak saptanmıştır.Her iki cinsiyette de minimum GSİ değerine Kasım ayında, maksimum GSI değerine ise Haziran ayında rastlanmıştır.Anahtar Kelimeler: Kırma mercan, Pagellus erythrinus, boy-ağırlık ilişkisi, yaş, büyüme, üreme

Hülya Ercan
Çanakkale Onsekiz Mart University · Institute of Graduate Studies in Science
2008
00
Master'sOpen AccessTR

Farklı protein ve yağ oranına sahip yemlerin mırmır (Lithognathus mormyrus L., 1758) balığının büyümesi üzerine etkisi

Bu çalışmada, Çanakkale Boğazına bağlı Kilya Koyunda ticari açıdan önemli mırmır (Lithognathus mormyrus L., 1758) balığının büyüme performansları araştırılmıştır. Çalışma kefes ortamında yapılmış olup, balıklar farklı protein ve yağ içeriğine sahip yemler ile beslenmiştir. 8 hafta süren araştırma sonucunda 50/15 yemiyle beslenen balıkların diğer guruplara oranla daha fazla büyüdükleri tespit edilmiştir. Yemdeki yağ oranının düşmesi ve protein oranının artması balıklarda daha fazla bir büyüme performansı göstermiştir. Düşük protein ve yüksek yağ ile beslenen balıkların gelişimi ise yavaş olmuştur.

Halit Kuşku
Çanakkale Onsekiz Mart University · Institute of Graduate Studies in Science
2008
00
Master'sOpen AccessTR

Kuzey Ege denizinde kupez uzatma ağlarının av kompozisyonu, seçiciliği ve hedef dışı av oranları

Bu çalışmada, Kupez Balığı (Boops boops L., 1786) için boy seçiciliği, tesadüfi av ve discard av oranları; 22, 23 ve 25 mm göz genişliğine (fabrika çıkış boyu) sahip galsama ağlarıyla toplanan örneklerden saptanmıştır. Örnekler Şubat 2007 ? Mayıs 2008 tarihleri arasında Gelibolu Yarımadası kıyılarında 6 istasyondan alındı.Kupez balıkları için belirlenen boy aralığı 21,3 ? 26,5' tir. Kupez balıkları için optimum yakalanma boyu 22, 23 ve 25 mm göz genişliğine sahip ağlarda sırasıyla 22,7 cm, 23,4 cm ve 25,42 cm'dir. Hesaplanan seçicilik faktörü ve standart sapması sırasıyla 5,08 ile 0,88' dir. Hedev av, tesadüfi av ve ıskarta av oranları sırasıyla % 82,82, % 15,44 ve % 1,75 olarak belirlenmiştir.

Balık avcılığıBalık ağlarıBoops boops+1
Serkan Kale
Çanakkale Onsekiz Mart University · Institute of Graduate Studies in Science
2008
00
Master'sOpen AccessTR

Porphyridium cruentum kültürlerinde büyüme ve biyokimyasal kompozisyonda meydana gelen değişimler

Bu çalışmada, Porphyridium cruentum'un küçük hacimlerde (1 L) farklı ışık (50, 100 ve 150 µmol foton m-2 sn-1) ve sıcaklık değerlerinde (18, 22 ve 26 ºC), farklı ışık yolu uzunluklarında (17,5, 23,0 ve 27,5 cm), polietilen naylon torbalarda (20 L) ve büyük ölçekli havuzlarda (1000 L) büyüme ve polisakkarit biriktirme özellikleri çalışıldı. Yapılan denemeler sonucunda farklı sıcaklık ve ışık şiddetleri altında en yüksek büyüme 22 ºC'de 150 µmol foton m-2 sn-1 ışık şiddetinde 16. günde ulaşıldı. Buna göre en yüksek hücre sayısı 23,9 x 106 hücre mL-1, kuru ağırlık değeri ise 1,75 g L-1 olarak bulundu. Denenen farklı ışık yolu uzunluklarında ise 17,5 cm'de en yüksek hücre sayısı elde edildi (4,2 x 106 hücre mL-1). Hücrelerde en yüksek polisakkarit içeriği ise 18 ºC'de 50 µmol foton m-2 sn-1 ışık şiddetinde 12. günde kuru ağırlığın % 45'i oranında bulundu. Polietilen torbalarda gerçekleştirilen denemelerde, 100 µmol foton m-2 sn-1 ışık şiddetinde 15. günde 6,3 x 106 hücre mL-1 sayıya ulaşıldı. Havuz denemelerinde ise ilk 6 gün hücre sayısında artış yaşandı (0,9 x 106 hücre mL-1). Takip eden günlerde ise hücre sayısı düştü.Sonuç olarak, Porphyridium hücrelerinin gerek büyümesi, gerekse polisakkarit üretme hızının genel olarak artan sıcaklık ve ışık şiddeti ile arttığı görüldü. Ayrıca, kuvvetli güneş ışığının bulunduğu dış ortamda yapılacak çalışmalarda, yüksek hücre yoğunluğu ile başlamanın önemli olduğu görüldü.Anahtar sözcükler: Porphyridium cruentum, polisakkarit, büyüme, polietilen torba, havuz

Bircan Özbaş
Çanakkale Onsekiz Mart University · Institute of Graduate Studies in Science
2008
00
Master'sOpen AccessTR

İzmarit balığı avcılığında kullanılan olta iğnelerinin seçiciliği

Bu çalışmada İzmarit Balığı avcılığında kullanılan iğnelerin, numara ve şekil bakımından farklı özelliklere sahip tipleri Çanakkale Boğazı'nda denenerek, iğnelerin seçicilik parametreleri hesaplanmıştır.Yakalanan balıkların % 90,18'ini İzmarit türü (Spicara maena), % 3,60 `ını Çizgili hani (Serranus cabrilla), % 2,45 ini İstavrit (Trachurus mediterraneaus), % 1,15 ini Benekli hani (Serranus hepatus) ve % 2,62 sini diğer türler (istavrit, tirsi, lüfer, yabani mercan, ısparoz, kırma mercan, horozbina ve gelin balığı) oluşturmuştur.Anahtar Kelimeler: İzmarit, Seçicilik, Ağız açıklığı, Çanakkale Boğazı.İzmarit balıklarının avcılığında kullanılan sarı iğnelerin yakaladığı balıkların toplam boy ve ağırlık değerleri, minimum 12,7 cm ve 26 g ile maksimum 18,2 cm ve 73 g ağırlığında bulunmuştur. Siyah iğnelerin ise toplam boy ve ağırlık değerleri, minimum 12,4 cm ve 22 g ile 19,3 cm ve 88 g ağırlığında olduğu tespit edilmiştir.Boy-ağırlık ilişkisi parametreleri yakalanan tüm izmarit bireyleri için a=0,0062, b=3,2335 (r=0,7872); siyah iğne ile yakalanan izmarit bireyleri için a=0,0093, b=3,0969 (r=0,7751); sarı iğne ile yakalananlar için ise a=0,0053, b=3,2807, (r=0,8047) olarak hesaplanmıştır.İzmarit balıklarının balık boyu ile ağız açıklığı arasındaki ilişkinin kuvvetli ve pozitif yönlü olduğu sonucuna varılmıştır (P<0,0001, r = 0,5551).Seçicilik hesaplamaları sonucu 5,5 , 7,3 ve 8,5 mm ağız açıklığına sahip siyah iğnelerle yakalanan izmarit balıklarının optimum yakalanma boyu sırasıyla 12,62 , 16,75 ve 19,50, ortak seçicilik faktörü ve ortak standart sapma ise sırasıyla 2,29 ve 1,32 dır. Aynı ağız açıklığına sahip sarı iğnelerin optimum yakalama boyu ise sırasıyla 12,13 , 16,10 ve 18,75, ortak seçicilik faktörü ve ortak standart sapma ise sırasıyla 2,20 ve 1,28 olarak tespit edilmiştir.

Aydın Kara
Çanakkale Onsekiz Mart University · Institute of Graduate Studies in Science
2008
00
DoctorateOpen AccessTR

Organik sertifikalı bazı hammaddelerin gökkuşağı alabalığı (Oncorhynchus mykiss Walbaum, 1792) beslemesinde kullanımı

Bu tez çalışmasında, gökkuşağı alabalığı yemlerinde organik sertifikalı alternatif protein ve karbonhidrat kaynaklarının kullanılmasına yönelik dört farklı besleme denemesi yürütülmüştür. Deneme 1'de, yavru gökkuşağı alabalıklarının büyüme performansı, besin kullanımı ve vücut kompozisyonu üzerine organik sertifikalı mayanın (NuPro?) değerlendirilmesi amaçlanmıştır. İki kontrol yemi (KK: konvansiyonel kontrol ve OK: organik kontrol) ve balık unu proteini yerine kısmı olarak farklı düzeylerde NuPro? [10% (N10); 20% (N20) or 30% (N30)] içeren 3 deneme yemi hazırlanmıştır. Her yem grubu üç tekerrürlü olmuş ve her tanktaki 20 balık (başlangıç vücut ağırlığı: 4,0 gr) 12 hafta boyunca yemlenmişlerdir. Kontrol yemlerinde konvansiyonel veya organik buğday unu kullanılması, alabalıkların büyüme performansı ve yem dönüşüm oranını (YDO) değiştirmemiştir (p> 0,05). Deneme grupları arasında, KK ve N20 hariç, benzer büyüme performansına sahip oldukları gözlenmiştir. KK ve N20 grupları arasında son vücut ağırlığı bakımından önemli derecede farklılık bulunmuştur (p< 0,05). KK ve OK gruplarının YDO değerleri diğer gruplara göre daha düşük seyretmiştir. Grupların vücut kompozisyonu ve nütrient kullanımı parametreleri arasında herhangi önemli bir farklılık görülmemiştir (p> 0,05).Deneme 2, yavru gökkuşağı alabalıklarının büyüme performansı, besin kullanımı ve vücut kompozisyonu üzerine organik mercimek unun etkilerinin belirlenmesi için dizayn edilmiştir. İki kontrol yemi (KK: konvansiyonel kontrol ve OK: organik kontrol) ve organik buğday unu yerine kısmı (% 9,45) veya tamamen (% 18,9) organik mercimek unu içeren 2 deneme yemi hazırlanmıştır. Her yem grubu üç tekerrürlü olmuş ve her tanktaki 20 balık (başlangıç vücut ağırlığı: 4,0 gr) 12 hafta boyunca yemlenmişlerdir. Balık unu temelli yemlere karbonhidrat kaynağı olarak organik mercimek unu ilavesi, balıkların son vücut ağırlığı, spesifik büyüme oranı ve yem kullanımını önemli oranda değiştirmemiştir (p> 0,05).Deneme 3'de, 134 gram ağırlığındaki gökkuşağı alabalıkları her deneme grubunda üç tekerrürlü olacak şekilde 8 hafta boyunca balık unu temelli kontrol yemleri (KK ve OK) ve % 10 (N10), % 20 (N20) ve % 30 (N30) oranında NuPro? içeren yemlerle beslenmişlerdir. N30 yemi ile beslenen gökkuşağı alabalıklarının en iyi büyüme performansı ve yem kullanımını göstermiştir. Yeme NuPro? ilavesi balıkların vücut kompozisyonu üzerine etkileri olmamasına rağmen (p> 0,05), kondisyon faktörü (KF) ve hepatosomatik indeks (HSI) gibi bazı vücut organı indekslerini önemli oranda değiştirmiştir (p< 0,05). N30 yemi ile beslenen balıklarda, kontrol gruplarına göre önemli derecede daha yüksek hematokrit düzeyi elde edilmiştir (p< 0,05).Son denemede, büyük gramajdaki gökkuşağı alabalıklarının yeminde karbonhidrat kaynağı olarak organik mercimek unun kullanılma potansiyelini belirlemek için 8 haftalık bir besleme denemesi yürütülmüştür. İki kontrol yemi (KK: konvansiyonel kontrol ve OK: organik kontrol) ve organik buğday unu yerine kısmı (% 18,55) veya tamamen (% 37,1) organik mercimek unu içeren 2 deneme yemi hazırlanmıştır. Düşük oranda (% 18,55) mercimek unu ilave edilen yem, yüksek oranda (% 37,1) mercimek unu içeren yem ile karşılaştırıldığında büyüme performansı üzerine daha yararlı etkilere sahiptir. Düşük mercimek unu içeren yemle beslenen balıkların hematokrit değeri diğer gruplara göre artmıştır. Grupların HSI, KF, viskerosomatik indeks ve et verimi arasında önemli bir farklılık yoktur (p> 0,05). Deneme yemleri ile beslenen balıkların kül hariç bütün vücut kompozisyonu önemli oranda değişmemiştir.Sonuçlar, organik sertifikalı mayanın, yavru gökkuşağı alabalıklarının yeminde organik bitkisel proteinlerin yerine balık ununu biyolojik olarak destekleyerek organik yem formulasyonuna katkıda bulunabileceği sonucuna varılmıştır. Organik mercimek ununun, alabalık yemlerinde organik buğday unu yerine potansiyel bir hammadde olabileceği ortaya konmuştur.

Gökkuşağı alabalığıKan parametreleriVücut kondüsyon puanı
Derya Güroy
Çanakkale Onsekiz Mart University · Institute of Graduate Studies in Science
2009
00
Master'sOpen AccessTR

Zeytin karasuyunun Küçükkuyu kıyılarındaki (Çanakkale) etkileri ve Akdeniz midyesi (Mytilus galloprovincialis, Lamarck, 1819), deniz salyangozu (Monodonta turbinata, Born, 1780) ve japon şemsiyesi (Patella caerulea, Linne, 1758) üzerindeki toksik etkilerinin araştırılması

Zeytin karasuyu içerdiği askıda katı madde, yağ, gres ve organik madde yükünden dolayı yüksek derecede toksik özelliğe sahiptir, bundan dolayı Akdeniz ülkelerinde dikkat çeken sorunlar arasında bulunmaktadır.Bu çalışmada, Çanakkale iline bağlı Küçükkuyu sınırları içerisinde yer alan bazı zeytinyağı işletmelerinden kaynaklanan ve denize arıtılmadan bırakılan karasuyun etkileri araştırılmıştır. Doğrudan boşaltılan karasuyun bölgede yaşayan flora ve fauna bireyleri üzerindeki oluşturabileceği etkiler farklı derinlik ve istasyonlardan yerinde araştırılmıştır. Yapılan arazi örneklemeleri sırasında littoral türlerin dağılımı ve istasyonlardan alınan su örneklerinde ise bazı fiziko-kimyasal parametrelerin (sıcaklık, pH, tuzluluk, çözünmüş oksijen, KOİ, BOİ, askıda katı madde, toplam azot) analizleri gerçekleştirilmiştir.Buna ek olarak, farklı konsantrasyonlardaki karasuyun M. galloprovincialis, M. turbinata ve P. caerulea üzerindeki akut toksik etkileri zamana (24, 48, 72 ve 96 saat) bağlı olarak araştırılmıştır. Laboratuar denemeleri sonucunda elde edilen bulgulara göre LC50 değerleri M. galloprovincialis ve M. turbinata için 0,13 mg/L, P. caerulea için 0,15 mg/L olarak hesaplanmıştır.

Zeytin karasuyu
Begüm Alkılıç
Çanakkale Onsekiz Mart University · Institute of Graduate Studies in Science
2010
00
DoctorateOpen AccessTR

Kuzey Ege'de avlanan vatozların (rajidae) biyoekolojik özelliklerinin belirlenmesi

Bu çalışmada, Şubat 2005-Aralık 2007 tarihleri arasında Saros Körfezi, Kuzey Ege Denizi'nde Rajidae familyasına ait vatozlardan Raja clavata, Raja miraletus, Raja radula, Rostroraja alba, Dipturus oxyrinchus ve Leucoraja naevus'un yaş kompozisyonu, büyüme özellikleri, ilk eşeysel olgunluk boyu, üreme, stok yoğunlukları ve beslenme alışkanlıkları çalışılmıştır. Örnekler 0-50m, 50-100m, 100-200m ve 200-500m derinliklerinden aylık trol çekimleri yapılarak toplanmıştır. Büyüme özellikleri kullanılarak türlerin von Bertalanffy büyüme sabitleri hesaplanmıştır; R. clavata; L?=99,99cm, K=0,15yıl-1, t0=-1,08yıl, R. miraletus; L?=62,43cm, K=0,28yıl-1, t0=-0,54yıl, R. radula; L?=107,75cm, K=0,09yıl-1, t0=-1,40yıl, R. alba; L?=311cm, K=0,04yıl-1, t0=-0,25yıl ve D. oxyrinchus; L?=256,46cm, K=0,04yıl-1, t0=-1,17yıl. Boy-ağırlık ve disk genişliği-ağırlık ilişkileri sırasıyla, R.clavata; TW=0,0016*TL3,3249 ve TW=0,0138*DW3,1019, R. miraletus; TW=0,0017*TL3,2666 ve TW=0,0055*DW3,3757, R. radula; TW=0,0021*TL3,3195 ve TW=0,0091*DW3,2914, R. alba; TW=0,0019*TL3,2679 ve TW=0,0063*DW3,2161, D. oxyrinchus; TW=0,0008*TL3,3532 ve TW=0,0043*DW3,2875 olarak hesaplanmıştır.Türlerin gonadosomatik indeks ve kondisyon faktörü değerleri incelendiğinde, R. clavata'nın üreme döneminin ilkbahar ve yaz başında olduğu görülmüştür. Diğer taraftan R. miraletus'un üreme dönemi daha uzun ve mevsimsel değişimler göstererek, birincisi ilkbaharda gerçekleşmiş bunu yaz sonu ve sonbahar takip etmiştir. Benzer olarak, D. oxyrinchus'un üreme döneminin ayrıca daha uzun sürerek, yumurtlama dönemi yaz sonundan başlayıp sonbahara ve kışa kadar devam etmiştir. R. alba'nın üreme periyodu diğer türlerden daha uzun olarak hemen hemen tüm yıl boyunca devam etmiştir.R. clavata, R. miraletus, R.radula, R. alba ve D.oxyrinchus'larda toplam ölümlerin üssi katsayıları sırasıyla Z=0,25, 0,50, 0,23, 0,20 ve 0,20yıl-1 olarak hesaplanmıştır. Bu türler için doğal ölümlerin üssi katsayıları M= 0,12, 0,18, 0,14, 0,09, 0,13yıl-1 ve balıkçılık ölümlerinin üssi katsayıları F=0,13, 0,32, 0,09, 0,11 ve 0,07yıl-1 olarak hesaplanmıştır. R. clavata ve R. alba'nın sömürülme oranları sırasıyla, 0,51 ve 0,57yıl-1'dir, bu durum populasyonda aşırı avcılığın henüz başladığının bir göstergesidir. R. radula ve D. oxyrinchus'un sömürülme oranları sırasıyla, 0,39 ve 0,37yıl-1'dir ve bu iki tür üzerinde avcılık baskısının olmadığının göstergesidir. Diğer taraftan, R. miraletus'un sömürülme oranı 0,64yıl-1 olarak hesaplanmıştır, bu oran Saros Körfezi'nde bu tür üzerinde aşırı avcılık baskısını göstermiştir.R. clavata, R. miraletus, R. radula, R.alba and D. oxyrinchus'un mide içeriği analizleri türlerin kabuklular ve balıklarla beslendiğini ortaya çıkarmıştır. Bu türlerin erkek ve dişileri arasında besin kompozisyonları bakımından önemli bir farklılığın bulunmadığı tespit edilmiştir (P>0,05). Çalışılan alanda besin kompozisyonundaki başlıca kabuklular (Goneplax rhomboides, Liocarcinus depurator, Parapenaus longirostris, Athelecyclus roduntatus) ve balık (Mullus barbatus) olarak belirlenmiştir.Vatozların ortalama birim av (kg/sa) ve biyokütle indeksi (kg/km2) değerleri sırasıyla; 4,87kg/sa ve 91,18kg/km2'dir. Yıllar itibarıyla türlerin ortalama birim av ve biyokütle indeks değerleri 2005 yılında, 4,41kg/sa ve 84,00kg/km2, 2006 yılında, 4,74kg/sa ve 90,41kg/km2 ve 2007 yılında 5,29kg/sa ve 96,64kg/km2 olarak tespit edilmiştir.

Cahide Çiğdem Yığın
Çanakkale Onsekiz Mart University · Institute of Graduate Studies in Science
2010
00
Master'sOpen AccessTR

Köpekbalığı etinden deneysel sosis ve sucuk yapılarak kalite niteliklerinin belirlenmesi

Bu çalışmada mahmuzlu camgöz köpekbalığı (Squalus acanthias) etinden sosis ve sucuk üretilmiştir. Köpekbalığı etinden elde edilen sosis ve sucukların tüketilebilecek nitelikte olup olmadığını belirlemek amaçlanmıştır. Köpekbalığı etinde, hamurlarda ve ürünlerde (sosis ve sucuk), kalite niteliklerini saptamak amacıyla fiziksel, kimyasal, mikrobiyolojik ve duyusal analizler yapılmıştır.Köpekbalığının et verimi %43,48 olarak tespit edilmiştir. Sosis ve sucukların pH miktarları arasında bir farklılık görülmemiştir (P>0,05). Benzer çalışmalara göre sosis ve sucuk hamurlarında ayrılan jel ve yağ miktarının, su tutma kapasitesinin ve tüketici pişirme kaybının düşük, işlem veriminin ise yüksek olduğu bulunmuştur. Renk analizlerinden L*, a*, b*, C* ve beyazlık bulgularının sosis ve sucukta istenen nitelikte olduğu bulunmuştur. Özellikle sucuklarda 20,51 olarak ölçülen kırmızılık miktarıyla (a*) iyi bir renk elde edildiği saptanmıştır. Ürünlerin kimyasal analiz bulgularından su (nem), protein ve yağ miktarları olması gereken sınırları aşmamıştır. Sosis ve sucuklarda esansiyel amino asitler literatürlere göre yüksek bulunmuştur. Kırmızı etten yapılan sosis ve sucuklara kıyasla, düşük miktarda doymuş yağ asitleri ve yüksek miktarda doymamış yağ asitleri elde edilmiştir. Sosis ve sucuklarda tiyobarbitürik asit (TBA), trimetil amin azot (TMA-N) ve toplam uçucu bazik azot (TVB-N) sonuçları üst sınırları geçmemiştir. Balık etinde ve ürünlerde mikrobiyolojik kriterler bakımından (Toplam mezofilik bakteri, Enterobakter, Stafilokok-Mikrokok,maya-küf ) elde edilen bulgular, bildirilen sınırların altında bulunmuştur. Duyusal analizler ise sosis ve sucuklar için iyi olarak değerlendirilmiştir.Sonuç olarak, çalışmada elde edilen verilere göre her iki ürün grubu (sosis, sucuk) kalite nitelikleri bakımından iyi bulunmuştur. Halk sağlığı açısından lezzetli ve güvenilir gıda üretimini hedefleyen, su ürünleri işletmecileri için; hedef dışı avlanan köpek balıklarının etlerinin değerlendirilebileceğine dikkat çekilmek istenmiştir.

Dilek Kahraman
Çanakkale Onsekiz Mart University · Institute of Graduate Studies in Science
2010
00
DoctorateOpen AccessTR

Farklı doğal katkı maddeleri kullanılarak hazırlanan hamsi marinatlarının raf ömrü sürelerinin belirlenmesi üzerine bir araştırma

Bu çalışmada, hamsi (Engraulis engrasicholus) marinatlarının depolanması sırasında meydana gelen kalite değişimleri araştırılmış ve ürünün raf ömür süresi belirlenmeye çalışılmıştır. Marinatlar, iki farklı formülasyon kullanılarak hazırlanmış (I: %3 asetik asit -%6 tuz, II: %25 şarap sirkesi-%7 tuz) ve iki farklı paketleme materyali (cam kavanoz ve plastik kap) ile paketlenerek, +4°C deki buzdolabı koşullarında depolanmışlardır. Üründe, farklı tat ve aroma oluşumu için marinatlara kekik, biberiye ve dereotu ekstraktları ilave edilerek ayrıca ürün grupları oluşturulmuş ve ekstraktların raf ömrüne etkileri araştırılmıştır. Depolama süresince meydana gelen değişimler, fizikokimyasal (pH, asitlik, tuzluluk, TBA, TMA-N ve peroksit değeri), mikrobiyolojik (toplam aerobik mezofil bakteri sayısı, toplam psikrofil sayısı, Lactobacillus sp. ve maya-küf) ve duyusal analizler aracılığı ile belirlenmeye çalışılmıştır.Çalışmanın sonucunda asetik asit kullanılarak hazırlanan ve cam kavanozda depolanan marinatlar 10. ayda, plastik kaplarda depolanan marinatlar ise yedinci ayda tüketilebilirlik sınırına ulaşmışlardır. Şarap sirkesi ile hazırlanan marinat gruplarında ise ürünler altı ve yedinci aylarda tüketilemez hale gelmiş, plastik kaplarda depolanan marinat gruplarında ise tüketilebilirlik sınırına beşinci ayda ulaşılmıştır.Sonuç olarak yapılan çalışmada asetik asit ile olgunlaştırılan ürünlerin şarap sirkesi ile olgunlaştırılanlara göre duyusal ve dayanıklılık anlamında daha iyi durumda olduğu; bitki ekstraklarının antimikrobiyal ve antioksidan özellikleri bulunmasına rağmen kullanılan miktar nedeni ile marine ürünlerin raf ömür sürelerine herhangi bir etkisinin olmadığı, ancak duyusal olarak ürünün lezzet ve kokusunu olumlu yönde etkilediği saptanmıştır. Bunun yanında marine ürünlerin ambalajlanmasında cam kavanozların kullanımının ürün dayanıklılığını artırdığı tespit edilmiştir.Anahtar sözcükler: Hamsi, Marinat, Kekik ekstraktı, Biberiye ekstraktı, Dereotu ekastraktı, Raf Ömrü

BiberiyeDereotuHamsi balığı+3
Fikret Çakır
Çanakkale Onsekiz Mart University · Institute of Graduate Studies in Science
2010
00
DoctorateOpen AccessTR

Balık kemikleri kullanılarak sulu ortamdan ağır metallerin giderimi

Bu çalışmada, doğal nitelikli, ucuz, etkili ve sanayi atığı olarak ortaya çıkan balık kemiklerini kullanarak sulu çözeltilerden bakır, krom, kobalt, nikel, kadminyum ve kurşun iyonlarının giderimi ve adsorpsiyonu araştırıldı. Metal iyonlarının adsorpsiyon ve giderimi için hamsi (Engraulis encrasicolus, L., 1758), sardalya (Sardine pilchardus, W., 1792), kupez (Boops boops, L., 1758), lüfer (Pomatomus saltatrix, L., 1766) ve çipura (Sparus aurata, L., 1758) balıkları kullanıldı. Yağ asitleri ve diğer safsızlıkları gidermek için balık kemikleri nitrik asit, sodyum hidroksit, hekzan, alkol, hidrojen peroksit ve su ile muamele edildi. pH, etkileşim zamanı, metal konsantrasyonu, sıcaklık, temizleme yöntemi, balık türleri, karıştırma hızı ve adsorban miktarına bağlı olarak balık kemiğinin giderim etkinliği araştırıldı. Cu+2, Cr+3, Co+2, Ni+2, Cd+2 ve Pb+2 iyonlarının optimum şartlarda adsorpsiyon kapasiteleri sırasıyla 150,7, 114,6, 83,7, 58,8, 131,6 ve 323,6 mg/gr olarak bulundu (P<0,05). Adsorpsiyon kinetiğinin ikinci dereceden olduğu belirlendi. Bakır, kobalt, nikel, kadmiyum ve kurşun katyonlarının derişimi Langmuir, kromun ise Freundlich izotermlerine uygun olduğu belirlendi. Adsorpsiyon mekanizmasının uygulanabilirliği için Ea, ?G, ?H ve ?S gibi termodinamik parametreleri hesaplandı. ?H pozitif bulunarak adsorpsiyonların endotermik olduğu belirlendi. Weber-Morris ve Urano-Tachikawa difüzyon modelleri deneysel verilere uygulandı. Çalışma sonunda elde edilen verilere göre balık kemiklerinin sulu çözeltilerden ağır metalleri gidermek için etkili bir sorbent olarak kullanılabileceği sonucuna varılmıştır.

Bayram Kızılkaya
Çanakkale Onsekiz Mart University · Institute of Graduate Studies in Science
2011
00
DoctorateOpen AccessTR

Levrek (Dicentrarchus labrax L. 1758) balıkları yemlerine kanola unu ve fitaz enzimi ilavesinin; büyüme ve yem değerlendirme parametreleri üzerine etkileri

Bu tez çalışmasında, levrek balığı (Dicentrarchus labrax) yemlerinde farklı oranlarda kanola küspesi ve fitaz enzimi kullanılmasına yönelik iki farklı besleme denemesi yapılmıştır. Deneme I'de, farklı oranlarda kanola küspesi içeren yemler yavru levreklerine (1,88 gr) yedirilerek balıkların büyüme performansı ve besin sindirilebilirliği belirlenmiştir. Bu doğrultuda, temel protein kaynağı olarak balık unu içeren kontrol yemi (K) ve balık unundan gelen proteinin % 10'u (K10), % 20'si (K20), % 30'u (K30) ve % 40'ı (K40) yerine yem rasyonuna kanola küspesi ilave edilerek 5 deneme yemi hazırlanmıştır. 8 haftalık besleme denemesi sonunda K30 yemiyle beslenen balıklar en yüksek son ağırlığa ulaşırlarken (9,68 gr), kanola küspesi içeren yemler, temel protein kaynağı olarak balık unu içeren kontrol yemi kadar balıklarda ağırlık kazanımı sağlamıştır. Deneme yemleriyle beslenen levreklerin yem dönüşüm oranı (YDO), protein verimlilik oranı (PVO), net protein kullanım oranı (NPKO), kondüsyon faktörü (KF), hepatosomatik indeksi (HSİ) ve vücut kompozisyonu arasında farklılık belirlenmemiştir. K40 yemiyle beslenen balıkların viserosomatik indeksi (VSİ) diğer gruplara göre daha yüksek bulunmuş ve aynı grupta en düşük protein sindirilebilirliği saptanmıştır.Deneme II'de, yavru levreklerin (9,70 gr) kanola küspesi içeren yemlerine 1500 U/kg yem oranında fitaz enzimi ilave edilerek deneme yemlerinin balıkların büyüme performansı ve mineral sindirilebilirliği üzerine etkileri araştırılmıştır. K20 (27,45 gr) ve K20+F (26,41 gr) yemleriyle beslenen balıklar diğer gruplara göre daha yüksek ağırlığa ulaşmış ve bu yemlerle beslenen balıkların YDO değeri daha düşük bulunmuştur. Fitaz ilavesinin balıkların ağırlık kazanımı, YDO, PVO, HSİ ve VSİ parametrelerine bir etkisi olmamıştır. Kanola küspesi oranının artmasıyla birlikte fosfor sindirilebilirliğinde azalma saptanmış, ancak kalsiyum, magnezyum, demir, bakır ve çinkonun sindirilebilirliğinde fark gözlenmemiştir. Fitaz enzimi ilave edilmesiyle mineral sindirilebilirliği önemli ölçüde artmıştır. Sonuç olarak, yavru levrek yemlerinde balık unu proteinin % 30'u yerine kanola küspesi kullanılabileceği ve yeme fitaz enzimi ilavesiyle mineral sindirilebilirliği arttırılabileceği önerilmiştir.

Büyüme performansıDicentrarchus labraxFitaz+2
Nazan Çevik
Çanakkale Onsekiz Mart University · Institute of Graduate Studies in Science
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Yunus ciklit (Cyrtocara moori, Boulenger 1902) balıklarının protein ihtiyacının belirlenmesi üzerine bir araştırma

Bu araştırmada, akvaryum balıklarından yunus ciklit (Cyrtocara moori, Boulenger 1902) balığının yemdeki optimum protein ihtiyacı incelenmiştir. Üç tekerrürlü olarak yürütülen çalışmada, yunus ciklit yavruları, protein oranı % 25 ile % 50 arasında değişen altı farklı eşit enerji içeriğine sahip yemlerle sekiz hafta süreyle beslenmiştir. Yavru balıklar (1,50 gr), su sıcaklığı 26,7 °C olan biyolojik filtreli ve 80 Lt su hacimli 18 adet polyester tanka stok yoğunluğu 9 adet balık/tank olacak şekilde yerleştirilmiştir.Yavru balıklar (1,50 gr), 80 Lt su hacimli 18 adet polyester tanka stok yoğunluğu 9 adet balık/akvaryum olacak şekilde ve su sıcaklığı 26,7 °C olan biyolojik filtreli sisteme konulmuştur. Deneme sonunda elde edilen veriler, yemdeki protein oranının balıkların deneme sonu ağırlığını, ağırlık artışını, spesifik büyüme oranını ve yemden yararlanmayı önemli derecede etkilediğini göstermiştir. Gruplar içerisinde en iyi büyüme % 40 protein içeren yemde görülmekle beraber, % 30, % 35 ve % 45 proteinli yemlerle beslenen balıklarla bu grup arasında istatistiksel olarak önemli bir fark tespit edilmemiştir (P > 0,05). Spesifik büyüme ve yemden yararlanma oranları % 25 proteinden % 40 proteinli gruplara doğru artmış, % 50 protein seviyesinde düşmüştür. Grupların protein verimlilik oranları arasında istatistiksel olarak farklılıklar bulunmuştur (P < 0,05). % 40'lık protein içeriğine sahip yem ile beslenen balıkların günlük yem tüketim yüzdesi, en düşük protein içeriğine sahip yem ile beslenenlere göre daha düşük bulunmuştur. Bu deneme koşullarında, yunus ciklit'in optimum büyümesi için % 40 oranında proteine ihtiyaç duyduğu görülmüştür.Anahtar sözcükler: Yunus ciklit, Cyrtocara moori, protein ihtiyacı, süs balığı beslenmesi, büyüme.

Akvaryum balıklarıCiklit balıklarıSüs balıkları
İzzet Şahin
Çanakkale Onsekiz Mart University · Institute of Graduate Studies in Science
2011
00
DoctorateOpen AccessTR

Characidae familyasına ait üç balık türünün (Gymnocorymbus ternetzi, Hyphessobrycon herbertaxelrodi, Hyphessobrycon serpae) embriyonik ve larval gelişim safhalarının incelenmesi.

Bu çalışmada, kontrollü laboratuar şartlarında tutulan üç tetra türünün, siyah tetra (Gymnocorymbus ternetzi), kosalı tetra (Hyphessobrycon serpae) ve siyah neon tetra (Hyphessobrycon herbertaxelrodi)'nın embriyonik ve larval gelişimleri tanımlanmıştır. Buna ilaveten, laral gelişim boyunca meydana gelen önemli histomorfolojik olaylar ve allometrik gelişim modelleri ortaya konulmuştur. Yumurta ve larvalar laboratuarda üretilip, büyütülen 1 yaşlı ergin balıklardan elde edilmiştir. Yumurta açılımı, üç tetra türünde de yumurtlamadan 20 ? 22 saat sonra gözlenmiştir. Metamorfozun tamamlanmasıyla larval aşamanın sona erip jüvenil safhaya geçiş süreleri de ilk 30 gün içerisinde olmuştur. Siyah tetra türünde, embriyonik safhada ilk bölünmeler 2 saat içerisinde bitmiş ve 02.04 saatten sonra erken blastula safhasına geçilmiştir. 03.20 saat sonra gastrulasyon başlamış ve 03.34 saat sonra %30 epiboli gözlenmiştir. 8 somitli safha 08.33 saatlerinde olurken, 21 saat sonra embriyonik gelişim tamamlanmıştır. Yumurtadan yeni çıkan larvaların ortalama total boyları 1442 ± 14.3 µm olarak ölçülmüştür. Yumurtadan çıktıktan sonraki 3-4. günlerde ağız açılmış, besin kesesi tamamen tüketilmiş ve larva aktif olarak yüzmeye başlamıştır. 11.günde notokort ucu eğilmiştir. Yaklaşık 32 gün sonra metamorfoz tamamlanıp jüvenil aşamaya geçilmiştir. Diğer iki tür olan kosalı tetra (Hyphessobrycon serpae) ve siyah neon tetra (Hyphessobrycon herbertaxelrodi)'da da, benzer bulgular yaklaşık zaman aralıklarında vuku bulmuştur. Bu çalışmada ele alınan türlerin yumurtadan jüvenil aşamaya kadar olan embriyonik ve larval gelişim özellikleri ilk defa tanımlanmıştır.

Pınar Çelik
Çanakkale Onsekiz Mart University · Institute of Graduate Studies in Science
2011
00
DoctorateOpen AccessTR

Sarıçay, Karamenderes Çayı, Kocabaş Çayı ve Tuzla Çayı'nın (Biga yarımadası-Marmara, Türkiye) Molluska faunasının mevsimsel değişimlerinin araştırılması

Bu tez çalışması, Biga Yarımadası'nda yer alan Kocabaş, Sarıçay, Karamenderes ve Tuzla Çayları'nın Molluska (Gastropoda ve Bivalvia) faunasının mevsimsel değişimlerinin çevresel parametreler ve habitat ilişkileri içerisinde dağılımlarını belirlemek için gerçekleştirilmiştir. Bu amaçla, Kocabaş Çayı'nda 4, Sarıçay'da 3, Karamenderes Çayı'nda 4 ve Tuzla Çayı'nda 4 istasyon seçilmiştir. Her bir örnekleme istasyonundan 2 tekrarlı ve kantitatif bentik örnekler alınmıştır. Ayrıca suyun, sıcaklık, tuzluluk, çözünmüş oksijen, elektriksel iletkenlik ve pH parametreleri yerinde ve nitrat, fosfat, biyolojik oksijen ihtiyacı, kimyasal oksijen ihtiyacı, bulanıklık, askıda katı maddeler gibi parametreler ile sedimentte pH, elektriksel iletkenlik ve partikül büyüklüğü parametreleri de laboratuarda ölçülmüştür.Elde edilen bulgulara göre toplam Kocabaş Çayı'nda 6 gastropoda, 2 bivalvia, Sarıçay'da 17 gastropoda, 9 bivalvia, Karamenderes Çayı'nda 11 gastropoda, 4 bivalvia ve Tuzla Çayı'nda 14 gastropoda, 3 bivalvia olmak üzere, çalışma boyunca tüm istasyonlardan toplam 27 gastropoda ile 13 bivalvia klasisine ait türler tespit edilmiştir. Gastropoda üyelerinden Myosotella myosotis, Oxyloma elegans, Radix labiata, Gyraulus albus, Gyraulus piscinarum, Ancylus fluviatilis ve Bivalvia üyelerinden Unio pictorum, Abra ovata ve Mytilaster lineatus türleri bölge için ilk kayıt niteliğindedir.Araştırmamızdaki akarsularda, molluska türlerinin mevsimlere bağlı değişimlerinde en belirleyici etkeninin sıcaklık ve pH ve habitat özellikleri olduğu belirlenmiştir. Bununla birlikte, su sıcaklığı ve pH'sının; Physa acuta, Radix labiata, Radix auricularia, Melanopsis buccinoidea, Pisidium casertanum, Dreissena polymorpha, Valvata macrostoma, Abra alba, Ventrosia ventrosa, Oxyloma elegans, Theodoxus sp. Borysthenia naticina türlerinin dağılımında etkili olduğu MDS analizi sonucunda tespit edilmiştir. Bivalvia klasisinden Mytilaster lineatus ve Unio mancus eucirrus' un sediment parametrelerinden etkilendiği görülürken (Sediment pH ve E.İ.) Pisidium casertanum türünün ise daha çok suyun sıcaklık ve pH değerlerinden etkilendiği tespit edilmiştir.

Biga YarımadasıGastropodaSu kalitesi+2
Deniz Anıl Odabaşı
Çanakkale Onsekiz Mart University · Institute of Graduate Studies in Science
2011
00
DoctorateOpen AccessTR

Çanakkale Boğazı'nda genç mırmır, Lithognathus mormyrus (Linnaeus, 1758), bireylerinin popülasyon dinamiği yönünden incelenmesi

Çanakkale sığ sularında (< 2m) yapılan bu çalışmanın ana amacı, genç mırmır, Lithognathus mormyrus (Linnaeus, 1758), bireylerinin miktarları, zamansal ve mekansal dağılımları, günlük yaş, günlük büyüme oranları, ölüm oranları, ve yumurtadan çıkma zamanları gibi popülasyon parametrelerinin belirlenmesi ile beslenme alışkanlıklarının ve mevsimsel değişikliklerin besin tercihleri üzerinde etkilerinin olup olmadığının tespit edilmesidir. Bu amaçla, Eylül 2006-Aralık 2007 tarihleri arasında toplam 39 farklı istasyondan aylık olarak ığrıp ile örneklemeler yapılmıştır. Genel olarak minimum boyu 20 mm TL, maksimum boyu 139 mm TL ve ortalama boyu 40,3 mm TL olan toplam 938 adet genç mırmır bireyi yakalanmıştır. Yapılan günlük yaş tayinleri sonucunda en küçük bireyin 30 gün, en büyük bireyin ise 307 günlük ve bireysel günlük büyüme oranlarının ortalama 0,325 ile 0,762 mm gün-1 arasında değişmekte ve ortalaması 0,526 ± 0,002 olarak hesaplanmıştır. Günlük büyüme oranları yumurtadan çıktıkları mevsimlere göre karşılaştırılmış ve önemli derecede farklı olduğu belirlenmiştir (ANOVA: P < 0,001, F = 191,1). Otolit boyu ve genişliğinin yaş ile doğru orantılı olarak büyüdüğü fakat yaş büyüdükçe büyüme oranının da azaldığı belirlenmiştir. Genç mırmır bireylerinin yaş ile otolit boyu (?2 = 1,44, P < 0,0001) ve otolit genişliği (?2 = 2,34, P < 0,0001) arasındaki ilişkiler yumurtadan çıktıkları mevsimlere göre karşılaştırıldıklarında ise istatistiksel olarak birbirinden farklı bulunmuştur. Genç mırmır bireylerinin yumurtadan çıkma zamanı nisan ayında başlayıp ocak ayına kadar devam etmekte ve haziran-eylül ayları arasında maksimum seviyeye ulaşmaktadır. Ayrıca, genç mırmır bireylerinin ölüm oranı katsayısı 0,0224 olarak bulunmuş ve anlık günlük ölüm oranı % 2,21 olarak hesaplanmıştır.Mide içeriği analizleri sonucuna göre beslenme genel olarak, crustacea (%N = 92,56) ve foraminifera (%N = %5,18) ana gruplarından oluşmaktadır. Genç mırmır balıklarının karnivor beslenme özelliği gösterdikleri ve ana besin tercihinin copepod olduğu ve mevsimlere göre besin kompozisyonun önemli derecede değişmediği belirlenmiştir (ANOSIM: R = 0,24, P > 0,05).Anahtar sözcükler: Çanakkale, Mırmır, Günlük Yaş, Günlük Büyüme, Ölüm Oranı, Beslenme

Hakan Ayyıldız
Çanakkale Onsekiz Mart University · Institute of Graduate Studies in Science
2011
00
DoctorateOpen AccessTR

Çanakkale Boğazı'ndaki bazı genç Sparidae türlerinde beslenme alışkanlıkları

Bu çalışmanın ana amacı, Çanakkale Boğazında, sparidae ailesine ait çipura, Sparus aurata, karagöz, Diplodus vulgaris, sivriburun karagöz, Diplodus puntazzo ve yabani mercan, Pagellus acarne türlerinin genç bireylerinin beslenme alışkanlıklarının tespit edilmesidir. Bu doğrultuda Çanakkale Boğazında; Abide, Güzelyalı ve Kerevizdere koylarında olmak üzere 3 farklı istasyonda, 0?2 m derinliğindeki sığ sularda, 2008 Ekim-2009 Ağustos ayları arasında ığrıp ile örneklemeler gerçekleştirilmiştir.Genç çipura bireyleri genel olarak crustacea (%IRI=95,1), foraminifera (%IRI=2,4) ve annelida (%IRI=1,03) türleri ile beslendikleri tespit edilmiştir. Mevsimsel beslenme rejiminin birbirinden önemli derecede farklı olduğu tespit edilmiştir (R=0,2445; P<0,05). Bu farklılığı büyük ölçüde copepoda (Katkı=40,3) ve amphipoda (Katkı=20,2) türlerinin oluşturduğu saptanmıştır. Genç karagöz bireylerinin besin tercihi crustacea (%IRI=82,7), annelida (%IRI=8,11) ve mollusca (%IRI=3,62) türleri olarak belirlenmiştir. Kış mevsiminde beslenme copepoda türlerinden (Katkı=53,13) oluşurken diğer mevsimlerde amphipoda (Katkı=9,59) ve foraminifera (Katkı=7,31) türleri beslenmede etkin duruma gelerek mevsimsel farklılığı ortaya koymuştur (R=0,1482; P<0,05). Crustacea türleri genç sivriburun karagöz bireylerinin besin tercihinde en büyük yeri (%IRI=97,6) kaplamaktadır. Crustacea içerisinde özellikle amphipoda (%IRI=46,46) ve copepoda (%IRI=43,5) türleri en çok tüketilen besin olarak belirlenmiştir. Mevsimler arası farklılık önemli bulunmuştur (R=0,8328; P<0,05). P. acarne bireylerinin ana besin kaynağının crustacea (%IRI=83,34) türleri olduğu ve copepoda (%IRI=83,33) türlerinin mide içeriğinde baskın oldukları tespit edilmiştir.Anahtar sözcükler: Sparidae, Beslenme Alışkanlıkları, Çanakkale Boğazı, Juvenil, Genç Birey

Aytaç Altın
Çanakkale Onsekiz Mart University · Institute of Graduate Studies in Science
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Çanakkale Boğazı'ndaki müsilaj oluşumunun zooplankton grupları üzerine etkisi

Bu çalışma Ekim 2008- Ağustos 2009 tarihleri arasında Çanakkale Boğazı'nın karşılıklı kıyılarında istasyon olarak seçilen Güzelyalı ve Abide mevkilerinde aylık olarak gerçekleşmiştir. Çalışmada doğal bir çevresel sorun olan müsilaj oluşumunun zooplankton grupları üzerine etkisi araştırılmıştır. Bu etkiyi araştırmak için sıcaklık, tuzluluk, çözünmüş oksijen (Ç.O) , askıda katı madde (AKM) ve besin tuzları (PO4-P, TP, Si) gibi fiziko-kimyasal su kalitesi parametreleri ve klorofil-a, zooplankton gibi biyolojik parametreler kullanılmıştır. Ayrıca müsilaj oluşumunun nedenini belirlemek amacıyla atmosferik verilerden de yararlanılmıştır. Örnekleme istasyonlarından Güzelyalı'da sıcaklık; 25,10- 10,40°C, tuzluluk; ?35,80-30,80, Ç.O; 10,40-7,40 mg L-1, AKM; 11,30-18,00 mg L-1, PO4-P; 3,987-0,025 µm, TP; 7,677-1,171 µm, Si; 11,630-2,250 µm; Abide'de ise, sıcaklık; 24,70-10,10°C, tuzluluk; ?32,46-29,00, Ç.O; 9,60-7,75 mg L-1, AKM; 90,00- 6,00 mg L-1, PO4-P; 1,932-0,025 µm, TP; 10,253- 0,874 µm, Si; 10,580-1,750 µm değerleri arasında değişim göstermiştir. Zooplankton grupları incelendiğinde Kopepod, Kladoser, Appendicularia, Chaetognatha, Gastrapoda, Bivalvia, Polychaeta, Echinodermata, Siphonophora, Harpacticoida, Nematod, Anthomedusa, Scyphoza ve Poecilostomatoida grupları tespit edilmiştir. Türlerin istasyonlara göre dağılımına bakıldığında Güzelyalı'da 15 tür, Abide'de 16 tür tespit edilmiştir. Genel olarak ani değişen ortam koşullarında oluştuğu düşünülen müsilaj örnekleme döneminde yüzey tabakada rastlanmamıştır. Ancak müsilaj oluşumu çeşitli derinliklerde tespit edilmiştir ve zooplankton gruplarını olumsuz yönde etkilemiştir.

Ragıp Ertuğ Yentür
Çanakkale Onsekiz Mart University · Institute of Graduate Studies in Science
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Yeme eklenen bazı tıbbi bitkilerin levrek balığında (Dicentrarchus labrax L., 1758) büyüme performansı, yem kullanımı ve kan parametrelerine etkisi

Bu çalışmada kekik (Thymus vulgaris), biberiye (Rosmarinus officinalis) ve çemenin (Trigonella foenum graecum) levrek balığı (Dicentrarchus labrax) yemlerine eklenmesinin büyüme performansı, yem değerlendirme, fileto kompozisyonu, amonyak boşaltımı, biyometrik ölçümler, toplam karaciğer yağı ve kan parametrelerine etkisi araştırılmıştır. Bu amaçla üç tıbbi bitki deneme yemine %1 oranında ilave edilmiştir. Balıklar 45 gün boyunca deneme yemleriyle beslenmiştir. Deneme sonunda kekik içerikli yemlerle beslenen balıkların ağırlık artışı ve spesifik büyüme oranı diğer gruplardan daha fazla, yem dönüşüm oranı ve yağ kullanım oranları ise kontrol grubundan daha düşük bulunsada önemli bir fark çıkmamıştır (p>0,05). Kekik katkılı yemlerle beslenen balıkların protein verimlilik oranı, protein kullanım oranı, enerji kullanım oranı ile fileto protein miktarı kontrol grubundan daha yüksek bulunmuştur (p<0,05). Kekik, biberiye ve çemen içerikli yemlerle beslenen balıkların amonyak boşaltımı (p>0,05) iç organ yağı indeksi, hepatosomatik indeks, visserosomatik indeks ve toplam karaciğer yağ miktarı kontrol grubundan düşük bulunurken (p<0,05) bilesomatik indeks ve spleensomatik indeks miktarları önemli oranda yüksek çıkmıştır (p<0,05). Çalışmada kullanılan tıbbi bitkiler kırmızı kan hücre sayısı, hematokrit miktarı, ortalama eritrosit hacmi, eritrosit başına düşen hemoglobin miktarı ve eritrosit başına düşen ortalama hemoglobin konsantrasyonu üzerinde değişime neden olmazken lökosit sayısı, nötrofil, monosit miktarları, fagositik aktivite, serum lizozimi ve myeloperoksidaz artış göstermiştir (p<0,05). Biberiye katkılı yemlerle beslenen balıkların nitroblue tetrazolium aktivitesi kontrol grubundan yüksek bulunmuştur (p<0,05). Tıbbi bitkilerle beslenen balık gruplarının süperoksit dismutaz aktivitesi kontrol grubundan yüksek elde edilmiştir (p>0,05). Tıbbi bitkilerle beslenen gruplarının serum glikoz, trigliserid, kolesterol, düşük yoğunluklu lipoprotein, çok düşük yoğunluklu lipoprotein, alkalen fosfataz, glutamik pirüvik transaminaz, glutamik oksaloasetik transaminaz, kreatin kinaz ve laktat dehidrogenaz miktarları azalırken toplam protein, globulin, lipaz ve yüksek yoğunluklu lipoprotein miktarları artmıştır (p<0,05). Fakat serum bilirubin, üre, ürik asit, kreatinin ve elektrolitler deneme gruplarında benzer bulunmuştur (p>0,05).Sonuç olarak levrek yemlerine %1 oranında kekik, biberiye ve çemen ilavesi bazı hematolojik, immunolojik, biyokimyasal parametreler ve biyometrik ölçümleri geliştirmiştir. Ayrıca levrek balığı yemlerine kekik ilavesiyle yemden yararlanma ve fileto protein içeriğinde artış elde edilmiştir.

Sevdan Yılmaz
Çanakkale Onsekiz Mart University · Institute of Graduate Studies in Science
2011
00
DoctorateOpen AccessTR

Saroz Körfezi'ndeki (Kuzey Ege Denizi) benekli pisi balığının (Lepidorhombus boscii Risso, 1810) populasyon parametrelerinin belirlenmesi

Bu çalışma Eylül 2006-Eylül 2008 tarihleri arasında Saroz Körfezi'nde gerçekleştirilmiştir. Örnekler 0-500 m. arasındaki derinliklerde, aylık olarak, 44 mm. göz genişliğine sahip trol ağı kullanmak suretiyle elde edilmiştir. Benekli pisi balığı tüm bireylerinin ortalama boy ve ağırlık değerleri 21,5±0.452 cm ve 118,82±2.869 g'dır. Dişi, erkek ve dişi-erkek bireylerin ortalama boy ve ağırlık değerleri ise, sırasıyla, 25,6±0,323 cm, 202,68 ±7,352 g; 17,6±0,266 cm, 50,00±2,678 g ve 23,2±0,273 cm, 157,15±5,783 g olarak belirlenmiştir.Dişi: erkek oranı 1:0,424 olarak hesaplanmıştır. Dişi, erkek, dişi-erkek ve tüm bireyler için boy-ağırlık ilişkisi, sırasıyla, W=0,0032TL3,31, W=0,0069TL3,04, W=0,0035TL3,29 ve W=0,0039TL3,25'dır. Yaş dağılımı 1 ile 13 yaşları arasında değişim göstermektedir. Büyüme parametreleri dişi bireyler için L?=49,8 cm, k=0,09 yıl-1, t0=-2,15 yıl; erkek bireyler için L?=39,1 cm, k=0,11 yıl-1, t0=-2,59 yıl ve tüm bireyler için L?=50,6 cm, k=0,09 yıl-1, t0=-1,99 yıl' dır. Büyüme performans indeksleri dişi, erkek, ve tüm bireyler için, sırasıyla, 2,35, 2,23 ve 2,36 olarak bulunmuştur. Benekli pisi balığını üreme zamanı Şubat-Mayıs ayları arasında olduğu gözlemlenmiştir.İlk üreme boyu dişi bireyler için 14,9 cm, erkek bireyler için ise 15,3 cm olarak saptanmıştır. Benekli pisi balığının yumurta verimliliği-boy, yumurta verimliliği-ağırlık ve yumurta verimliliği-yaş arasındaki ilişkiler sırasıyla F=1,487TL3,22, F=264,39W+14,103 ve F=12,207A-11,279 olarak tespit edilmiştir. Lepidorhombus boscii (Risso, 1810)'nin toplam ölümlerin üssi katsayısı (Z), doğal ölümlerin üssi katsayısı (M) ve balıkçılığın sebep olduğu ölümlerin üssi katsayısı (F), sırasıyla, 0,31 yıl-1, 0,24 yıl-1 ve 0,07 yıl-1 olarak bulunmuştur. Sömürülme oranı ise E=0,23 yıl-1 olarak hesaplanmıştır. Maksimum sürdürülebilir ürün miktarı 11,3 ton'dur. Total boy-otolit boyu arasındaki ilişki tüm bireyler için TB=4,9653OB+4,8915 olarak saptanmıştır.

Özgür Cengiz
Çanakkale Onsekiz Mart University · Institute of Graduate Studies in Science
2011
00