Kastamonu University
Anabilim Dalı

Su Ürünleri Anabilim Dalı

Kastamonu University

203

Arşivlenen Tez

0

DOI Atanmış

0%

DOI Oranı

Anabilim Dalı

50 Tez
DoktoraAçık ErişimTR

Kuzeydoğu Akdeniz'de (Hatay-Adana, Türkiye) deniz suyu ve sedimana ait bazı fizikokimyasal özelliklerin Caulerpa taxifolia var. distichophylla (Sonder) verlaque, huisman & procaccini (Chlorophyta)'nın dağılımına etkisi

Bu çalışma Caulerpa taxifolia var. distichophylla'nın İskenderun Körfezi'ndeki dağılım alanlarının ve derinliklerinin saptanması, kolonileşme seviyeleri ve biyokütlesinin çevresel parametreler ile ilişkisinin belirlenmesi amacıyla, Çevlik - Yumurtalık arasında 6 istasyonda 6 derinlik konturunda Mayıs 2010- Mart 2012 arasında mevsimsel olarak yürütülmüştür. Makroalgin İskenderun Körfezi'nde çoğunlukla -10m konturunda, dağılımının -10m ile -30m arasında olduğu belirlenmiş, ROV çalışmaları sırasında da -56m'de küçük bir koloni tespit edilmiştir. Çalışma boyunca kolonilerin tamamının küçük ve dağınık oldukları gözlenmiştir. Algin biyokütle değerleri 0.01 g/m2-18.66 g/m2 arasında değişmiştir. 2 yıllık süreçte elde edilen deniz suyundaki çevresel parametrelerin ortalamaları; sıcaklık 23.76 ± 3.92oC; çözünmüş oksijen 6.59 ± 0.80 mg/l; tuzluluk 39.31 ± 1.17 ppt; pH 8.17 ± 0.15; nitrat nitrit azotu 0.72 ± 1.09 µM; ortofosfat 0.39 ± 0.66 µM; amonyum azotu 0.94 ± 0.75 µM; askıda katı madde 2.83 ± 3.18 mg/l; klorofil-a 0.52 ± 0.61 µg/l ; % penetrasyon 10.57 ± 9.57; Secchi derinliği 7.89 ± 3.29 m olarak bulunmuştur. Sedimentte ise ortalama % su 31.93 ± 9.10; % yakma kaybı 5.04 ± 2.87; kjehdal azotu 2886.58 ±-2045.36 mg/l; toplam fosfor 368.45 ± 136.52 mg/l olarak bulunmuştur. Caulerpa taxifolia var. distichophylla çoğunlukla kum ve kum-silt yapısındaki -10m derinlik konturunda, mevsim olarakta kış ve ilkbahar mevsimlerinde gözlenmiştir. Yapılan istatistik analizlerde suyun fizikokimyasal parametrelerinden sıcaklık ve ortofosfat fosforunun, sedimentte de kumun varlığının C. taxifolia var. distichophylla'nın bulunma olasılığı ile ilişkisinin pozitif olduğu belirlenmiştir. Anahtar Kelimeler: C. taxifolia var. distichophylla, yayılımcı türler, Doğu Akdeniz, Levant Denizi, çevresel faktörler

Osman Barış Derici
Çukurova University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Gökkuşağı alabalığı (Oncorhynchus mykiss)'nın Türkiye ve Batı Avrupa ülkelerindeki yetiştiriciliği ve ihracatının ülke ekonomisine katkısı

Türkiye, bulunduğu coğrafi konum özellikleri sebebiyle su ürünleri yetiştiriciliği konusunda önde gelen ülkeler arasında yer almaktadır. Ülkemizde su ürünleri yetiştiricilik sektörü, yıllar içerisinde destekleme kapsamına alınmış, ihracatta ve üretimde birçok farklı düzenlemeler gerçekleşmiştir. Bu nedenle son 20 yıl boyunca su ürünleri yetiştiriciliği sektöründe büyük ilerlemeler kaydedilmiştir. FAO'nun 2022 yılında açıklamış olduğu verilere göre; dünyada toplam su ürünleri üretimi yaklaşık olarak 183 milyon ton/yıl olmuş, kültür balıkçılığında ise 91 milyon ton/yıl üretim gerçekleştirilmiştir. Alabalık üretimi, 2022 yılında dünyada 77 ülke içerisinde 1 milyon tonun üzerinde bir üretim gerçekleşmiş ülkemiz ise 146,063 ton üretim miktarı ile 2.sırada bulunmaktadır. Türkiye, gökkuşağı alabalığı yetiştiriciliği konusunda halen favori yatırım alanı olup, 2022 yılında 25,716,706 kg gökkuşağı alabalığı ihracatı gerçekleştirmiş ve yaklaşık 140 milyon dolar gelir elde etmiştir. Araştırmada, ülkemiz kültür balıkçılığında en fazla yetiştirilen tür olarak bilinen gökkuşağı alabalığının ülkemiz, Batı Avrupa ülkelerindeki yetiştiricilik rakamları değerlendirilerek, alabalık ihracatının ekonomiye katkıları ve potansiyelinin ortaya konulması amaçlanmıştır.

Muhammet Enes Hüyüklü
Çukurova University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Karaçalı (Paliurus spina christi) bitkisinin sazan balığı (Cyprinus carpio) bağışıklık sistemi üzerine etkileri

Bu çalışma, karaçalı bitkisinin (Paliurus spina christi ) sulu methanolik özütü ile farklı oranlarda beslenen (% 1, % 2 ve % 3) sazan balıklarının bağışıklık yanıt ve büyüme perfromanslarında meydana gelen değişimlerin belirlmesiş için yürütülmüştür. Bu amaçla, balıklar Paliurus spina christi sulu methanolik özütü ile 45 gün boyunca günde iki defa beslenmişlerdir. Çalışmada, her 15 günde bir süperoksit radikal salınımı, lizozim aktivitesi ve myeloperoksidaz aktivitesi belirlenmiştir. Süperoksit radikal salınımı deneme gruplarında kontrol grubuna göre kayda değer oranda artmıştır. Lizozim aktivitesi, çalışmanın 30. günü hariç tüm gruplarda kontrol grubuna oranla azalmıştır (P<0,05). Myeloperoksidaz aktivitesitüm gruplarda özellikle % 2 grubunda kayda değer oranda artmıştır (P<0,05). Grupların büyüme perfromansarında kontrol grubuna göre bir değişim gözlenmemiştir (P>0.05). Bu sonuçlara göre, Paliurus spina Christi 30 gün boyunca bağışıklık uyarıcı olarak kullanılabilir.

Fatma Mohamed. Ba. Al.ghudı
Kastamonu University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2017
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Tahar deresi (Tunceli)'nin epilitik ve epipsammik diyatomelerinin araştırılması

Bu araştırmada Tunceli iline 135 km uzaklıkta olan ve Kırklar Dağından doğan ve Kırklar Çayından beslenen Tahar Deresi, Çemişgezek ilçesinin batısından geçerek Keban Baraj Gölüne dökülmektedir. Yüksek dağlardan beslenmediği için, taşıdığı su miktarı kaynak sularına ve mevsim yağışlarına bağlı kalmaktadır. Tahar Dersi Vadisi bitki örtüsü bakımından oldukça zengindir. Dere kenarlarında çok çeşitli ağaç türlerinin oluşturduğu doğal bitki örtüsü, piknik yapmak ve kamp kurmak için elverişli bir ortam yaratmaktadır. Ayrıca derenin genişlediği ve suyun durgunlaştığı kesimlerde yaz aylarında yüzmek olanaklıdır. Tahar Deresi'nin ilçe merkezinin kuzeyinde kalan kesimleri ve Keban Baraj Gölüne yakın kesimleri, sportif balıkçılık yönünden uygun yerlerdir. (URL-1)) (https://tunceli.ktb.gov.tr/TR-57340/tahar-cayi-vadisi.html) Tahar Deresinden alınan örnekler Mart 2021- Aralık 2021 tarihleri arasında iki istasyondan Epilitik ve epipsammik alglerin bazı fiziksel ve kimyasal parametreleri ile birlikte araştırılmıştır. Çalışma süresince Epilitik algeler 1. İstatsyonda 26 takson ile kaydedilirken 2. İstasyonda ise 33 taksonla kaydedilmiştir. Epepisammik algler 1. İstasyonda 26 ve 2. İstasyonda 26 takson ile kaydelmiştir.

AlglerEpilitik algTahar+1
Zühal Çınar
Fırat University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2022
00
DoktoraAçık ErişimTR

Kahramanmaraş'taki gökkuşağı alabalığı (Oncorhynchus mykiss) kuluçkahanelerinin biyolojik, teknik ve ekonomik yönden araştırılması

Bu çalışmada "Kahramanmaraş'taki gökkuşağı alabalığı (Oncorhynchus mykiss) kuluçkahanelerinin biyolojik, teknik ve ekonomik yönden araştırılması" amaçlanmıştır. Balık kuluçkahanelerin en önemli amacı, anaç balıklardan en yüksek oranda ve kalitede yumurta ve yavru balığı en düşük maliyetle üretmektir. Bu durum ise balık kuluçkahanelerinin yapısal sorunlarının belirlenmesi ve çözümlenmesi, anaç stok yönetimi, kuluçkahane ve yavru yönetimi gibi temel üretim ve yetiştiricilik konularına hakim olunması ve teknolojik ve bilimsel uygulamalarla sağlanabilir. Balık üreticileriyle yapılan görüşmeler, sahadaki gözlemler ve yapılan literatür taraması sonuçları; Kahramanmaraş'taki gökkuşağı alabalığı kuluçkahanelerinin biyolojik, teknik ve ekonomik yönüyle ayrıntılı bir şekilde araştırılmasının gerekliliğini ortaya koymuştur. Çalışma bu yönü ile bir ilk olma özelliği taşımaktadır. Gökkuşağı alabalığı yetiştiriciliğinde önemli bir yere ve potansiyele sahip olan Kahramanmaraş'taki mevcut kuluçkahanelerin (10 adet) tamamına araştırma takviminde belirtilen sürede ve aylık periyotlarda gidilmiştir. Gerçek zamanlı olarak işletmelerdeki yetkili kişi ve çalışanlarla yüz yüze yapılan anket çalışmalarıyla ham veriler elde edilmiştir. Sonuçlara göre; Kahramanmaraş'ta aktif olarak çalışan gökkuşağı alabalığı kuluçkahanelerinin 4 adetinin küçük (˂2 milyon adet yavru/yıl), 5 adetinin orta (2-10 milyon adet yavru/yıl) ve 1 adetinin ise büyük (>10 milyon adet yavru/yıl) kapasiteli olduğu görülmüştür. Bu işletmelerin yönetim yapısı %60 şahıs–aile şirketi ve %40 şirket-ortaklık şeklindedir. Şahıs–aile işletmelerinin toplam kapasite içindeki ortalama payları %22,21 (2.475.000 adet yavru/yıl)'dir. İşletme yapısı şirket–ortaklık olan işletmelerin toplam kapasite içindeki ortalama payları ise %77,79 (13.000.000 adet yavru/yıl) olarak tespit edilmiştir. Kahramanmaraş genelinde 2014 yılı için ortalama proje kapasitesi 5.849.000 adet yavru/yıl ve ortalama üretim kapasitesi 3.766.000 adet yavru/yıldır. İşletmeler kapasite kullanım oranlarına göre incelendiğinde, en düşük kullanım oranının büyük ölçekli işletmelerde (%60) olduğu, en yüksek oranın ise orta ölçekli işletmelerde (%96,88) bulunduğu görülmüştür (p<0,05). Kahramanmaraş genelinde ise ortalama kapasite kullanım oranının %73,98 olduğu tespit edilmiştir. İstatistiksel olarak ise, küçük (%64,50) ve orta kapasiteli (%63,99) işletmeler, büyük kapasiteli işletmelere (%55,65) göre daha yüksek verimliliğe sahiptir (p˂0,05). Bu işletmelerde toplam olarak 89 kişi çalışmaktadır. Mevcut personelin büyük çoğunluğunu (%94,38) erkekler oluştururken, kadınların oranı sadece %5,62'dir. Bu personelin mesleki niteliği incelendiğinde; %6,74'ü mühendis, %76,40'ı işçi ve %16,86'sı ise aile bireylerinden oluşmaktadır. Personelin yaş grupları 17-75 yaş arasında değişmektedir. İşletmelerde çalışan personelin en yüksek oranını %44,94 ile 20-29 yaş arasında olanlar oluşturmaktadır. En düşük yaş oranı ise %10,11 ile 19 yaşında veya daha küçük yaşta olan personelden oluşmaktadır. Yaşı 50 ve üzerinde olanların oranı %12,36 olup, bu yaş grubundakilerin genellikle işletmenin sahibi ve aile bireyi olduğu görülmüştür. Kapasitelerine göre küçük, orta ve büyük ölçekli işletmelerde ortalama işgücü sırasıyla; 3,31, 5,90 ve 21,75 adam-yıl olarak hesaplanmıştır. İl genelinde ise işletme başına düşen ortalama işgücü 6,45 adam-yıldır. Küçük ölçekli işletmelerin %25'i mevsim dışı yumurta üretimi yapmaktadır. Orta ölçekli işletmelerde bu oran %80 ve büyük ölçekli işletmelerde %100'dür. İl genelinde ise bu oran ortalama %60'tır. Bu kuluçkahanelerin %30'unda üretilen yavru balıklarda herhangi bir hastalığa rastlanılmadığı ve bunları önleyici herhangi bir kimyasal madde kullanılmadığı belirlenmiştir. Mevcut şirketler tarafından üretilen yumurta ve yavru balıkların %50'si toptan veya perakende olarak satılmakta, %30'luk bir kısmı büyütülüp kendi restoranlarında tüketilmekte ve %20'si ise mevcut kuluçkahanelerde anaç olarak kullanılmaktadır. Pazarlamada, işletmelerin tamamı fiyatın yeterli olmadığını, pazarlamayı etkileyen faktörler içerisinde yine en büyük payın fiyat ve uzaklık olduğunu, taşıma standartlarının da pazarlamayı etkilediğini belirtmişlerdir. İşletme başına düşen toplam aktif sermaye değeri 1.607.520.00 ₺/işletme olarak hesaplanmıştır. Aktif sermaye içerisinde en önemli payı balık sermayesi (%47,82) almaktadır. Bunu sırayla bina-havuz sermayesi (%23,21), alet-makine sermayesi (%10,36), arazi sermayesi (%6,47), para sermayesi (%4,42), damızlık balık sermayesi (%4,06), arazi ıslah sermayesi (%2,55) ve malzeme gider sermayesi (%0,49) izlemektedir. Pasif sermayenin %97,26'sını öz sermaye oluştururken, borçların oranı %2,74 gibi düşük bir düzeyde kalmıştır. Ortalama aktif sermaye küçük ölçekli işletmelerde 692.825.00 ₺, orta ölçekli işletmelerde 1.115.720.00 ₺ ve büyük ölçekli işletmelerde ise 4.864.000.00 ₺'dir. Gayri safi hâsıla değeri; küçük işletmelerde 153.813.00 ₺, orta ölçekli işletmelerde 724.500.00 ₺ ve büyük işletmelerde ise 3.450.000.00 ₺'dir. Gayri safi hâsıla değerinin aktif sermayeye oranı küçük, orta ve büyük işletmelerde sırasıyla; 0,22, 0,63 ve 0,71 olarak hesaplanmıştır. Kahramanmaraş genelinde ise bu oran ortalama 0,48 olarak belirlenmiştir. İşletme gruplarında, 100.00 ₺'lik aktif sermayeye karşılık sağlanan gayri safi hâsıla değeri minimum 22.00 ₺ ve maksimum 71.00 ₺ arasında değişmektedir. Saf hâsıla değeri küçük, orta ve büyük işletmelerde sırasıyla; 16.126.00 ₺, 284.176.00 ₺ ve 264.205.00 ₺ olarak bulunmuştur. İşletmelerin genel ortalaması ise 679.015.00 ₺ olarak hesaplanmıştır. Gayri safi hâsıla değerinin işletme masraflarından büyük olması saf hâsılanın pozitif olduğunu göstermektedir. Bununla birlikte, orta ölçekli işletmeler en yüksek rantabilite oranına (%24,58) sahip olup, bunu sırasıyla büyük (%5,43) ve küçük (%2,33) ölçekli işletmeler takip etmektedir (p<0,05). Kahramanmaraş ilindeki ortalama rantabilite oranı ise %10,88 olarak hesaplanmıştır. Bu sonuçlara göre, Kahramanmaraş ilindeki yavru gökkuşağı alabalığı üretimi yapan en kȃrlı işletmenin orta ölçekli işletmeler olduğu söylenebilir. Mevcut işletmelerin yapısal, biyolojik ve teknik özelliklerindeki farklılıklar, bunların kapasite kullanım oranını ve üretim verimliliğini doğrudan etkilemektedir. Anahtar Kelimeler: Kahramanmaraş, Gökkuşağı Alabalığı, Kuluçkahane, Biyolojik, Teknik, Ekonomik, Analiz

AlabalıklarEkonomik analizKuluçkahaneler
Ebru Güneş
Fırat University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimEN

Determination of most reliable bony structure for ageing of Carassius carassius (Linne, 1758) inhabiting in Duhok river (Iraq)

In this study, it was aimed to make a comparative age determination in the population of Carassius carassius (Linne, 1758) living in Duhok River. For this purpose, 71 fish samples (57 male and 14 female) were obtained. The study was conducted in the fish anatomy laboratory of the Fisheries Faculty of Firat University. The length and weight of the fish samples were determined. The bony structures of the vertebrae, scales, otoliths, otoliths, and operculums used in the age determination were removed, cleaned and labeled. Then, bony structures were examined under binocular microscope. The age rings of each bony structure were counted three times and one day apart. The age groups determined for each bony structure, the number and percentage distributions of individuals in these groups were expressed with tables, and the comparison of age matching between bony structures was expressed by figures and the most reliable bony structures were vertebra, otolith, scales and operculum respectively.The highest consistency was observed in the vertebrae (70.42%). The ages changed between I and IX age in Carassius carassius in this study.

Fish bone
Jıhad Saleem Mohammed
Fırat University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2020
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Kahramanmaraş Organize Sanayi Bölgesi atık sularının Sır Barajı'nda meydana getirdiği ağır metal kirliliği

Akdeniz Bölgesi'nin Adana Bölümü'nde yer alan Kahraman Maraş, hızla gelişen bir şehrimizdir. Şehrin özel konumu nedeniyle endüstri alanları daha çok akarsuların da içerisinde bulunduğu ovada yoğunlaşmıştır. Akarsuların evsel ve endüstriyel atıklar için bir araç gibi görülmesi, akarsularda aşırı kirlenme yönünde baskı yapmaktadır. Ayrıca şehir ve çevresinde su kullanımına olan ihtiyaç artmış, temiz su temini ve atıksular bir problem olarak ortaya çıkmıştır. Bu çalışmada, bazı fabrikaların atık sularında bazı fizikokimyasal parametrelerin (sıcaklık, pH, çözünmüş oksijen, elektriksel iletkenlik) ve bazı ağır metal (demir, bakır, çinko, krom, kadmiyum, kobalt, nikel ve kurşun) birikiminin Sır Baraj Gölü ve Aksu Çayı (Kahramanmaraş)'nın su kalitesi üzerinde etkisinin araştırılması amaçlanmıştır. Sır Barajı ve Aksu Çayı'nın çeşitli bölgelerinde belirlenen altı farklı istasyondan mevsimlik periyotlar halinde Temmuz 2012- Nisan 2013 tarihleri arasında dört defa su örneği alınmıştır. Alınan su örneklerinde ortalama sıcaklık değerleri 15,22-16,9°C arasında, ortalama pH değerleri 7,32-8,43 arasında, ortalama oksijen değerleri 5,05-8,42 mg/L arasında ve ortalama elektriksel iletkenlik değerleri ise 627-535 µS/cm arasında ölçülmüştür. Suda ölçülen ağır metallerden Fe, Cu ve Zn her mevsimde tüm istasyonlarda tespit edilirken, Cr, Ni, Cd sadece 1., 2. ve 3. istasyonlarda belirlenmiştir. As ve Hg ölçüm cihazı duyarlılığı altında kaldığından hiç bir istasyonda tespit edilememiştir.

Seval Uzun
Fırat University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2017
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Kuzeydoğu Akdenizde yaşayan uranoscopus scaber lınnaeus, 1758 türünün otolit biyometrisi

Tiryaki ya da kurbağa balığı, Uranoscopus scaber dip trolü ile yakalanırlar fakat Türkiye'de ticari önemi azdır. Bu çalışma İskenderun Körfezi'nde (Kuzeydoğu Akdeniz) yaşayan U. scaber türünün otolit biyometrisi üzerine ilk bilgileri sağlamaktadır. Balık örnekleri Mayıs 2015 ve Haziran 2016 tarihleri arasında İskenderun Körfezi'nden (Hatay-Türkiye) 80-100 m derinliklerden ticari trol avcılığı ile yakalandı. Toplam 150 tiryaki balığı (67 dişi ve 83 erkek) toplandı. Ortalama boylar tüm örneklerde ±17.21 cm, dişi örneklerde ±18.67 cm ve erkek örneklerde ±16.04 cm; ortalama ağırlıklar tüm populasyon için ±89.61 g, dişilerde ±115.59 g ve erkeklerde ±66.78 g. Dişi ve Erkek balıklar arasında ortalama boy ve ağırlık farklılıkları istatistiksel açıdan önemsizdi (P>0.05). Toplam boy-otolit boyu ve toplam boy-otolit genişliği ve toplam boy-otolit ağırlığı arasındaki ilişkiler sırasıyla y=0.4173x+0,2048 (R2=8617), y=0,1923x+0,6715 (R2=7186), y=0.0102x+0,1045 (R2=7096), olarak bulundu. Balık ağırlığı-otolit boyu ve balık ağırlığı-otolit genişliği ve balık ağırlığı-otolit ağırlığı arasındaki ilişkiler sırasıyla y=0.0211x+5,6323 (R2=8617), y=0,0098x+3,1177 (R2=6139), y=0.0005x+0,0237 (R2=6577), olarak bulundu. Regresyon analizi sonuçlarına göre, balık boy ve ağılıkları ile otolit boyutları arasında orta ve kuvvetli pozitif ilişkiler bulundu. Key words: Otolit boyutları, Uranuscopus scaber, tiryaki balığı, İskenderun Körfezi, Kuzeydoğu Akdeniz

Merve Tan
Fırat University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2017
00
DoktoraAçık ErişimTR

Yılan saltüz (Anarilla vulgaria) lavralarının leis alıştırma ve seslenebilme olanakları

Ahmet Çolak
Fırat University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
1975
00
DoktoraAçık ErişimTR

Elazığ ve kısmen çevre illerinin chironmidae (diptera) limnofaunasının tesbiti ve taksonomik incelenmesi

Yalçın Şahin
Fırat University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
1976
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Keban baraj gölünden yakalanan balıklarda görülen eksternal parazitlerin incelenmesi

BalıklarHrudineaKabuklular+5
Naim Sağlam
Fırat University · Fen Bilimleri Enstitüsü
1992
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Japon balıklarının (Carrassius auratus L.) degişik yöntemlerle üretilmesi ve yavruların beslenmesi

Japon balıklarının biri birinden seçkin ve gösterişli 14 varyetesi bulunmaktadır. Ancak ekonomik öneme sahip varyeteler havuzlarda üretilemediğinden akvaryumlarda kontrol altında üretilmeleri gerekir. Bu 3eçkin varyeteleri akvaryumlarda üretebilmek için özenli ve dikkatli bir çalışma söz konusudur. Ülkemizde büyük şehirlerde birkaç akvaryumcu dışında dışında japon balığı üretimi ile uğraşan yoktur ve üretilenler talebi karşılamamaktadır. Bu nedenle büyük bir kısmı yabancı ülkelerden ithal edilmekte vefiyatları oldukça artmaktadır. Bu çalışmanın amacı en iyi üretim metodunu ve en iyi ticari yemi belirlemektir. Bu amaçla çalışma, üretim ve yavruların beslenmesi olarak iki aşamada gerçekleştirildi. Japon balıklarının üretiminde orsada varyetesine ait olan 10 dişi ve 10 erkek olmak üzere 20 adet 2-4 yaşlarında anaç balıklar kullanıldı. Üretimde doğal ve yapay olmak üzere iki metod kullanıldı. Yavruların beslenmesinde ise 80 adet yavru ile protein miktarlan farklı 3 değişik yem (Tetra Pond, Powder Feed ve Alabalık yavru yemi) kullanılarak çalışıldı. Japon balıklarının doğal üretiminde sentetik materyallerden rafya ve lif kullanılmasının daha verimli olacağı görüldü. Üretimde, Temmuz ayında su sıcaklığının 24,7 °C olduğu zamanlarda en iyi sonucun alındığı belirlendi. Japon balığı beslenmesinde, Alabalık yavru yemi ile Powder Feed yemindeki protein miktarının yüksek olması nedeni ile bu iki yemden daha iyi verim alındığı görüldü. Ayrıca beslemede su sıcaklığının 20 °C nin üzerinde olması ve balıklara en az haftada bir kez canlı yem verilmesi gerektiği anlaşıldı. ANAHTAR KELİMELER : Japon balıkları (Carassiusauratus L.), Oranda, Üretim, Besleme.

Balık yetiştirmeBalıklarBeslenme+3
M.şener Ural
Fırat University · Fen Bilimleri Enstitüsü
1992
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Keban Baraj Gölü ova bölgesi balıklarından Acanthobrama marmid (Heckel,1843)'in biyolojik özelliklerinin incelenmesi

İİİ ÖZET Yüksek Lisans Tezi KEBAN BARAJ GÖLÜ OVA BÖLGESİ BALIKLARINDAN ACATHOBRAMA MARMID (HECKEL, 1343)' İN BİYOLOJİK ÖZELLİKLERİNİN İNCELENMESİ Rahmi AYDIN Fırat Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü Su Ürünleri Anabilim Dalı 1993, Sayfa: 33 Keban Baraj Gölü Ova Bölgesi' nde yaşayan Acanthobrama mermid (Heckel, 1843) populasyonuna ait 314 adet balık örneği Mart 1992-Şubat 1993 tarihleri arasında yakalanmıştır. Acanthobrama mermid' in yaş kompozisyonu ve eşey dağılımı, yaş- boy, yaş-ağırlık boy-ağırlık ilişkileri, kondisyon faktörü (K-n.) ve gonosomatik indeks değerleri saptanıp, tablo ve grafiklerle ifade edilmistir. Populasyonun Kji değerlerinin 0,561-1,279 arasında değiştiği ve "b" değrenin ise 3, 1 96035 olduğu saptanmıştır. Bu çalışma sonunda acanthobrama mermid' in 2 yaşında eşeysel olgunluğa eriştiği ve üreme döneminin Mayıs-Ağustos aylan arasına rastladığı tespit edilmiştir. ANAHTAR KELİMELER : Acanthıbrama mermid, Yaş kompozisyonu, Seksuef Oran, Yaş- Boy, Yaş-Ağırlık, Boy-Ağırlık, Kondisyon Faktörü (KTL), Gonosomatik İndeks (GSİ),Seksuel

Acanthobrama marmidBalıklarCinsel olgunluk+3
Rahmi Aydın
Fırat University · Fen Bilimleri Enstitüsü
1993
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Gökkuşağı alabalığı (Oncorhynchus mykiss W.) rasyonlarında balık unu, çökelek, karaciğer ve bunların kombinasyonlarının kullanılması üzerine araştırmalar

Bu çalışma, yavru alabalık rasyonlarında balık ununun tamamı veya bir kısmının yerine çökelek, sığır karaciğeri ve bunların kombinasyonlarının kullanılmasıyla; balıkların canlı ağırlık artısı, yem tüketimi ve yem değerlendirme oranını incelemek amacıyla yapıldı. Kontrol ve deneme rasyonlarının ham protein (SS40) ve metabolize enerji (3354 kkal/kg) düzeyleri eşitlendi. Alabalık rasyonlarında balık ununun %100'ü yerine sığır karaciğerinin kullanılması canlı ağırlık artısı ve yem değerlendirme oram bakımından balık ununa eşdeğer bulundu. Balık unu yerine çökelek kullanılması ise; çökeleğin alabalıklar tarafından iyi sindi inlememesi nedeniyle, balık ununa yöre daha düşük sonuç verdi. ANAHTAR KELİMELER: Gökkuşağı alabalığı, Rasyon, Balık unu. Çökelek, Sığır karaciğeri. Canlı ağırlık artısı, Yem tüketimi, Yem değerlendime oranı

Balık unuGökkuşağı alabalığıKaraciğer+2
Kenan Köprücü
Fırat University · Fen Bilimleri Enstitüsü
1994
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Elazığ belediye sınırları içinde bazı kaynak sularındaki alglerin araştırılması

ÖZET Yüksek Lisans Tezi ELAZİ? BELEDİYE SINIRLARI İÇİNDE BAZİ KAYNAK SULARINDAKİ ALGLERİN ARAŞTIRILMASI Güne?: TOPRAK Fırat üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü Su Ürünleri Anabilim Dalı 1994, Sayfa: 77 Bu araştırmada, Elazığ İli Belediye sınırlan içerisinde kalan Dipsiz Göl ve Kırk Gözeler olarak adlandırılan kaynak sularındaki algler Şubat 1993-Ocak 1994 tarihleri arasında araştırılmıştır. Kaynaklardaki alg florası başlıca diyatomelerden ibaret olmuş ve araştırma süresince diyatomelere ait 49 takson belirlenmiştir. Diyatomelerin dışında yalnızca bir yeşil alg ve iki mavi -yeşil alg türü belirlenmiştir. Kaynak sularında diyatomelerce oluşturulan epilitik, epifitik, epıpsammik, epipelik ve pelajik bölge alg topluluklarının tür kompozisyonu ve türlerin topluluklar içerisindeki yoğunlukları ayrı ayrı ele alınmıştır. Synedra spp. bu topluluklar içerisinde en önemli populasyonları oluşturan diyatomeler olmuşlardır. Bu diyatomeleri Cocconeis spp. ve Cymbells spp. izlemiştir. Diyatomelerin bu topluluklar içerisindeki en iyi gelişmeleri Sonbahar ve ilkbahar mevsimlerinde gerçekleşirken, yaz ve kış diyatomelerin birey sayıları bakımından fakır olduğu devreler olmuştur. ANAHTAR KELİMELER : Alg, Diyatome, Epilitik, Epifitik, Epipsammik, Epipelik, Plankton! k, Kaynak suyu, Elazığ".

AlglerDipsiz gölElazığ+3
Güneş Toprak
Fırat University · Fen Bilimleri Enstitüsü
1994
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Pullu Sazan (Cyprinus carpino linnaeus, 1758) ile Bıyıklı Balık (Barbus esocinus heckel, 1843) in greiye hesaplama yöntemi ile uzunluklarının belirlenmesi

İli ÖZET Yüksek Lisans Tezi PULLU SAZAN (Cypfjnus carpio Linnaeus, 1758 ) İLE BIYIKLI BALIK K Bar bus esocinus Heckel.1843 )' IH GERİYE HESAPLAMA YÖNTEMİ ÎLE UZUNLUKLARININ BELİRLENMESİ Asiye GİRGİN. Fırat üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü Su Ürünleri Anabilim Dalı 1991 Sayfa: 30 Bu çalışmada, pullu sazan (Cyprinus csrpio L., 1758 ) ile bıyıklı balık ( Barbus escinus Heckel, 1843)' lardan alınan toplam 177 örneğin pullarından yaş tayini yapılmıştır. çalışmada populasyonların büyüme özellikleri ve büyüme oranları incelenmiştir. Populasyonların yaş grupları ve boy gruplarına göre kondisyon faktörleri, ortalama uzunluk ve ortalama ağırlıkları ile yaş gruplarına göre geçmiş yıllardaki uzunlukları geriye hesaplama yöntemiyle saptanmıştır. Boy - ağırlık ilişkisi sırasıyla; Log V = - 4,8530 + 3.0070 Log L ve Log ¥ = -5. 1299+3.071 9 Log L olarak hesaplanmıştır. ANAHTAR KELİMELER: Pullu sazan { Cyprinus csrpio ).. Bıyıklı balık ( Bartms t*>WMW ), Geriye hesaplama Yaş - boy. Yaş - ağırlık ve boy - ağırlık ilişkisi. Kon disyon faktörü.

Bıyıklı balıkSazan balıkları
Asiye Girgin
Fırat University · Fen Bilimleri Enstitüsü
1994
00
DoktoraAçık ErişimTR

Hazar Gölü'nde yaşayan capoeta capoeta umbla (Heckel, 1843)'da kemiksi yapılardan karşılaştırmalı yaş tayini

m ÖZET DOKTORA TEZİ HAZAR GÖLÜ'NDE YAŞAYAN CAPOETA CAPOETA UMBLA (HECKEL, 1843)' DA KEMİKSİ YAPILARDAN KARŞILAŞTIRMALI YAŞ TAYİNİ Rahmi AYDIN Fırat Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü Su Ürünleri Temel Bilimler Ana Bilim Dalı 2000, Sayfa: 100 Bu çalışmada, Hazar Gölü'nde yaşayan Capoeta capoeta umbla (Heckel, 1843) populasyonuna ait 348 adet balık örneği Kasım 1996-Ekim 1998 tarihleri arasında yakalanmıştır. Balık örneklerinin kemiksi yapıları çıkarılıp, temizlenmiş ve etiketlendikten sonra, yaş halkaları belirgin görünen kemiksi yapıların fotoğrafları çekilmiştir. Karşılaştırmalı yaş tayini 67 kemiksi oluşumda yapılmış ve sonuçlar %N olarak tablolarla ifade edilmiştir. Karşılaştırılan kemiksi yapılarda en az uyum % 8,95 ile omur-sağ coracoid arasında; en fazla uyum ise % 90,81 ile sağ suboperkulum-sol suboperkulum arasında tespit edilmiştir. Karşılaştırılan kemiksi yapılarda en fazla yaş farkı 11 olarak bulunmuştur. En net yaş halkaları otolitlerde gözlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Hazar Gölü, Capoeta capoeta umbla, Karşılaştırmalı Yaş Tayini

Capoeta capoeta umblaHazar GölüKemik yaşı ölçülmesi+1
Rahmi Aydın
Fırat University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2000
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Hazar gölü'nde yakalanan capoeta capoeta umbla (heckel, 1843)'da bazı ağır metal miktarlarının tespiti

ÖZET YÜKSEK LİSANS TEZİ HAZAR GÖLÜ'NDE YAKALANAN CAPOETA CAPOETA UMBLA (HECKEL, 1843)'DA BAZI AĞIR METAL MİKTARLARININ TESPİTİ Özgür CANPOLAT Fırat Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü Su Ürünleri Temel Bilimleri Anabilim Dalı 2001, Sayfa 50 Bu çalışmada Hazar Gölü (Elazığ)'nden yakalanan 200 adet Capoeta capoeta umbla (Heckel, 1843)'nın kas, solungaç, deri, karaciğer, gonad ve böbreğinde bazı ağır metallerin (Cu, Fe, Mn, Zn, Cd, Cr, Co ve Pb) birikim düzeyleri araştırılmıştır. Atomik Absorpsiyon Spektrofotometre ile yapılan analiz sonuçlarına göre Co, Cr, Cd ve Pb Spektrofotometrenin tayin sınırlan arasında hiçbir doku ve organda belirlenememiştir. Tüm ağır metallerin en yüksek düzeyinin karaciğerde en düşük düzeyinin ise kas dokusunda olduğu belirlenmiştir. Ayrıca Cu, Fe, Mn ve Zn konsantrasyonlarının doku ve organlara göre farklılık gösterdiği bulunmuştur. Elde edilen sonuçlar WHO, FAO ve Tarım Bakanlığı'nca belirtilen ağır metaller için kabul edilebilir değerler ile karşılaştırılmış ve bu balığın besin olarak tüketildiğinde insan sağlığı açısından bir risk oluşturmadığı belirlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Capoeta capoeta umbla, ağır metal, akümülasyon, Hazar Gölü.

Ağır metallerBirikimCapoeta capoeta umbla+1
Özgür Canpolat
Fırat University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2001
00
DoktoraAçık ErişimTR

Keban Baraj Gölü'nün Gülüşkür kesimindeki algler ve mevsimsel değişimleri

ÖZET DOKTORA TEZİ KEBAN BARAJ GÖLÜ' NÜN GÜLÜŞKÜR KESİMİNDEKİ ALGLER VE MEVSİMSEL DEĞİŞİMLERİ Güneş (TOPRAK) PALA Fırat Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü Su Ürünleri Temel Bilimler Anabilim Dalı 2001, Sayfa: 107 Bu araştırmada Keban Baraj Gölü Gülüşkür kesiminde belirlenen üç istasyon ile Yolüstü (Ova) kısmında belirlenen iki istasyondan alınan alg ve su örnekleri Eylül 1996- Eylül 1998 tarihleri arasında incelenmiştir. Araştırma süresince Bacillariophyta' ya ait 182, Chlorophyta' ya ait 97, Cyanophyta' ya ait 50, Dinophyta' ya ait 1, Euglenophyta' ya ait 2 ve Xanthophyta' ya ait 2 takson olmak üzere toplam 334 alg taksonu belirlenmiştir. Diyatomeler (Bacillariophyta), takson sayılarındaki üstünlüklerinin yanısıra birey sayılan bakımından da Keban Baraj Gölü' nün araştırılan Gülüşkür kesimindeki fıtoplankton içerisinde en önemli algler olmuşlardır. Diyatomeler arasında Nitzschia, Navicula, Achnanthes ve Cymbella ; Yeşil algler' (Chlorophyta) den Scenedesmus, Pediastrum ve Tetraedron, Mavi-yeşil algler (Cyanophyta) arasında ise, Anabaena ve Oscittatoria genuslarına ait türler ortaya çıkış sıklıkları ve oluşturdukları populasyonların büyüklüğü ile fitoplanktonun en önemli üyelerini teşkil etmişlerdir. Diyatomeler hemen hemen her mevsimde fîtoplanktonda mevcut olmalarıyla dikkat çekmişlerdir. En önemli çoğalmaları ilkbahar ve sonbahar da gerçekleşmiştir. Yeşil ve mavi-yeşil algler ise çoğunlukla ilkbahar ve yazan önemli olmuşlardır. Anahtar Kelimeler : Fitoplankton, Keban Baraj Gölü, Elazığ.

AlglerElazığFitoplanktonlar+1
Güneş Pala
Fırat University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2001
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Fethiye yöresinde bulunan bazı gökkuşağı alabalığı (Oncorhynchus mykiss Walbaum, 1792) işletmelerindeki yavru balıkların Laktokokkozis yönünden incelenmesi

Bu çalışmada Fethiye Yöresi'nde bulunan bazı gökkuşağı alabalığı (Oncorhynchus mykiss Walbaum, 1792) işletmelerindeki yavru alabalıklardan izole edilen Lactococcus garvieae incelenmiştir. Şubat 2010-Mayıs 2010 tarihleri arasında gerçekleştirilen çalışmada biyokimyasal testler sonucunda Lactococcus garvieae tespit edilmiştir. L. garvieae'nin antibiyotik hassasiyetleri ve plazmit büyüklükleri tespit edilmiştir. L. garvieae suşlarının disk diffüzyon testinde amfisilin, eritromisin, kloromfenikol, sülfametoksazol, oksitetrasiklin, tetrasiklin ve trimetoprim antibiyotiklerine duyarlı oldukları, basitrasin, flumekuin, furozolidon, kanamisin, nalidiksik asit, oksalinik asit ve streptomisin antibiyotiklerine dirençli oldukları tespit edilmiştir.

AlabalıklarBakteri izolasyonuLaboratuvar çalışmaları+1
Mehtap Kurtoğlu
Akdeniz University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2010
00
DoktoraAçık ErişimEN

Estimating primary production in coastal waters with remote sensing

VI ABSTRACT Remote sensing of ocean color is based on the measurement of water-leaving radiance in visible part of the electromagnetic spectrum. The total signal detected by the satellite sensor is corrected for the atmospheric noise. Then the concentrations of phytoplankton pigments in the surface layers of the ocean can be derived by using empirical algorithms. The algorithms in use generally fail in coastal waters, which are optically complex due to the presence of other substances like suspended solids. There are efforts on the development of new algorithms and new sensors to infer concentrations of phytoplankton pigments in coastal waters. The NOAA's Advanced Very High Resolution Radiometer (AVHRR) was designed for meteorological purposes, not for use as an ocean color sensor. The most successful use of AVHRR data in oceanography is the determination of sea surface temperature maps. Although it does not have the sensitivity in the red and near- infrared to examine open ocean waters (case-1 waters), its sensitivity is suitable to examine the patterns in water clarity at turbid estuaries (case-2 waters) (Stumpf, 1987, 1992, Stumpf & Frayer 1997, Stumpf & Pennock 1989, 1991, Stumpf & Tyler, 1988, Tyler & Stumpf, 1989, Stumpf et al, 1999, Woodruff et ah, 1999). Eutrophication due to the supply of organic matter is one of the most important environmental problems of Izmir Bay. Monitoring the levels of chlorophyll - as an indicator for eutrophication - through remote sensing has substantial benefits for the management of eutrophication.VII The objective of this study is to construct a model, which estimates the distribution of aquatic chlorophyll-a concentrations in the surface layers of the Izmir Bay with interpretations of remote sensing observations and calculation of primary production based on empirical algorithms. The dataset covers in situ measurements carried out in Izmir Bay for the period of 1996-1998 and corresponding AVHRR (NOAA-14) images. Stumpf s (1992) algorithm is used to remove atmospheric effects from the images and retrieve the water leaving reflectances. Then a model is constructed to calibrate those reflectances with the in situ chlorophyll-a and attenuation coefficient data. Finally an empirical model is applied to estimate primary production from the remotely retrieved chlorophyll-a data.

Emprical methodsCoastal watersSatellite images+1
Esin Üçüncüoğlu
Dokuz Eylül University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2002
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Kuzey Anadolu fay sisteminin Sapanca Gölü geçişi ve yapısal etkileri

ÖZET Bu yüksek lisans tez çalışmasında, Kuzey Anadolu Fayının Sapanca Gölü içindeki konumu ve göl morfolojisi üzerindeki etkileri araştırılmıştır. Batimetrik ve sismik survey yapılmış ve alınan veriler doğrultusunda; Yüksek ayrımlı 3.5 kHz sismik yansıma profillerinden elde edilen Sapanca Gölü tabanaltı materyalinin büyük oranda sedimanter malzemeden oluştuğu saptanmıştır. Profillerde yüzeydeki izleri tespit edilebilen fayların tabanaltındaki devamlılıkları gazın neden olduğu akustik maskeleme nedeniyle net bir şekilde izlenememektedir. Göl tabam eğim haritası gözönüne alındığında eğimleri l°'nin altoda olan ana çukur Sapanca düzlüğünün dışında daha üst seviyelerde yer alan en az üç adet taraça görünümlü düzlük (Gölbaşı Çayağzı, Kazakburun düzlüğü) saptanmıştır. Kuzey Anadolu Fay hattı Sapanca Gölü ana basen düzlüğü ile bu fay kuzeyinde kalan parçalı düzlükler arasında basamaklı bir geçişi sağlamaktadır. Sapanca Gölü baseninin kuzeyinde yer alan blok doğu yönlü hareket ederken güney yamacı ve bağlantılı kara kesimi batı yönlü hareket eden segment" oluşturmaktadır. Sapanca Gölü baseni özellikle doğu bölümünde saat ibresinin tersi yönlü bir dönme etkisinde kalmaktadır. Muhtemelen bu nedenle bu bölgedeki eş derinlik eğrileri güneydoğuya doğru açılarak dönme eğilimi göstermektedir. Kuzey Anadolu Fayı, batı ucundan girdiği Sapanca Gölü kuzey yamacının eteklerini izleyerek doğu uçta yer alan sedimanter istif içerisinde doğu yönlü devam eder görünümdedir. Ancak doğu bölümdeki sismik yansıma kayıtlarında fayın belirgin bir yüzey etkisi görülmemektedir. Hassas batimetri verileri ile birlikte değerlendirilen sismik yansıma verileri Sapanca Gölü'nün başlangıç aşamasındaki klasik pull-apart baseni için ideal bir örnek teşkil ettiğim ve pull-apart basenlerinin araştırılması için doğal bir laboratuar ortamı olduğunu göstermiştir. Anahtar sözcükler : Sapanca Gölü, Batimetri, Sismik Yansıma, Kuzey Anadolu Fayı, Pull-apart basen.

BatimetriKuzey Anadolu fay hattıSapanca Gölü+1
Hesna Yıldırım
Dokuz Eylül University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2002
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Marmara Bölgesi'nin Bursa, Tekirdağ ve Kocaeli illerindeki su ürünleri işleme tesislerinin incelenmesi

Su ürünleri zenginliği yönünden üç tarafı denizlerle kaplı olan ülkemizde üretim alanı 26 milyon hektardır ve su ürünleri, gıda sektöründe en önemli besin gıda kaynaklarından biridir. İşlenmiş su ürünlerinin çeşitliliği ve besin değeri kadar, saklama ve ambalaj koşulları da halk sağlığı açısından yüksek derecede önemlidir. Bu tezin amacı Bursa, Tekirdağ, Kocaeli illerinde işleme tesislerinin işleyiş kapasitelerinin değerlendirilmesi, incelenmesi ve işletmelerin kaliteli üretime geçişlerini daha verimli hale getirmektir. Çalışma kapsamında ilgili illerde faaliyet gösteren işleme tesislerinin işleyiş kapasiteleri hakkında anketler düzenlenerek incelemeler gerçekleştirilmiştir. Çalışma yapılacak aktif durumda olan su ürünleri işleme tesislerinin bilgilerine Tarım ve Orman Bakanlığı Gıda Güvenliği Bilgi Sistemi üzerinden ulaşılmıştır. Bursa, Tekirdağ ve Kocaeli illerinde bulunan işleme tesisleri ziyaret edilmiş ve birebir görüşmelerde firma yetkilisi, sorumlu müdür veya ilgili sorumlu yönetici üzerinden düzenlenen anket soruları cevaplanmış, mevcut durumları hakkında bilgiler edinilmiştir. Edinilen bilgiler yorumlanarak çözüm önerileriyle birlikte sunulmuştur.

KaliteMarmara bölgesiSu ürünleri+2
Songül Akbaba
Yalova University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Enzim ve maya uygulamaları ile fonksiyonel yem katkı maddesi olarak Ulva rigıda'nın potansiyelinin araştırılması

Su ürünleri yetiştiriciliği, diğer büyük gıda üretim sektörlerinden daha hızlı büyümeye devam etmektedir. Su ürünleri yetiştiriciliğindeki büyümedeki bu artış, öncelikle kaliteli yemlerdeki gelişmeye bağlıdır. Fonksiyonel yem katkı maddeleri farklı kaynaklardan elde edilir. Bunlar balıklar ve çevre için organik ve çevre dostu olmalıdır. Bu fonksiyonel yem katkı maddeleri arasında prebiyotikler, probiyotikler, deniz yosunları, mantarlar, mikroalgler, enzimler, organik asitler, mikotoksin bağlayıcılar, fotojenik veya fitobiyotik bileşikler ve mayalar yer almaktadır Bu çalışmada Ulva rigida, ultrason hidrolizi, enzimatik işlem ve maya fermantasyonuna tabi tutularak yem katkı maddesi üretilmesi amaçlandı. Elde edilen ürünler, kimyasal bileşimi, toplam antioksidan içeriği, toplam oksidan içeriği, toplam fenolikler, antioksidanların radikal temizleme aktivitesi (DPPH), antioksidan gücü (FRAP), Minimum inhibitör konsantrasyonları (MİK) gibi özellikleri açısından fermente edilmemiş alg küspesi ile karşılaştırıldı. Ulva rigida, Marmara Denizi'nden toplanıp kurutulmuş ve alg unu elde edilerek kontrol grubu Ulva-Ham olarak değerlendirilmiştir. Deney grupları şunlardı: Ulva-B grubu: Ulva rigida, 50°C'de 3 saat boyunca bromelain enzimi ile muamele edildi. Ulva-M grubu: %1 Saccharomyces cerevisiae ile 30°C'de 24 saat fermente edilen Ulvarigida. Ulva-B+M grubu: bromelain enzimatik tedavisi ve ardından Saccharomyces cerevisiae fermantasyonu. Enzimatik işlem ve fermantasyon işlemi sonunda deney gruplarındaki karışım, kurutma kabininde 40 °C'de kurutulduktan sonra öğütülerek "yosun katkılı fermente yem katkı maddesi" haline getirildi. Fermente edilmemiş kontrol grubuyla birlikte 4 farklı ürün elde edildi ve analiz edildi. Sonuçlara göre diğer gruplarla karşılaştırıldığında en iyi protein içeriği Ulva-B+M grubunda (%10.13) görüldü, gruplar arasında yağ içeriği Ulva-M grubunda (%1.3) arttı, Ulva-B grubunda selüloz içeriği daha az (%1.11) görüldü. %) tüm gruplar arasında oksidatif stres OSI, DPPH, FRAP, Fenolik değerleri Ulva-Ham grubunun diğer gruplara göre daha yüksek olduğu belirlendi. Pozitif ve negatif bakterilere karşı MİK (Minimum İnhibisyon Konsantrasyonu) en iyi sonuçları gösterdi Ulva-B grubu (625, 312.5, 1250)μg/mL.

Şehira Kabalatımardinli
Yalova University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Orta anadolu'da dağılım gösteren gobio cuvier, 1816 türlerinin revizyonu

Bu çalışmada, Orta Anadolu'da dağılım gösteren Gobio Cuvier, 1816 cinsine ait türler (Gobio fahrettini, Gobio gymnostethus, Gobio hettitorum, Gobio insuyanus, Gobio intermedius ve Gobio microlepidotus) taksonomik açıdan incelenmiştir. Türlere ait bireyler SAMUS 1000 model taşınabilir elektro şoker cihazı ile 2006-2017 yılları arasında toplanmış ve %5'lik formaldehit çözeltisinde muhafaza edilmiştir. Daha sonra Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi Zooloji Koleksiyonunda (FFR) muhafaza edilmiştir. Morfolojik karşılaştırmalar sonucu, bu türlerden Gobio fahrettini ve Gobio intermedius türlerinin geçerli tür olduğu, Gobio gymnostethus ve Gobio insuyanus türleri arasında morfolojik olarak belirgin bir farklılık tespit edilmediği için, iki türün birbirleri ile sinonim olabileceği, yine Gobio hettitorum ve Gobio microlepidotus türleri içinde tür bazında bir farklılık tespit edilemediği için bu iki türün de birbirleri ile sinonim olabileceği düşünülmektedir. Bu tez çalışması ile elde edilen veriler, türlerin taksonomik pozisyonlarının tam olarak anlaşılabilmesi için fazla sayıda bireyin inceleneceği ve daha kesin sonuçlar için moleküler ve morfolojik olarak daha ileri düzeyde çalışmalara ihtiyaç duyulduğunu ortaya koymuştur.

Özgür Çebin
Recep Tayyip Erdoğan University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2025
00
DoktoraAçık ErişimTR

Basınç şoku ile üretilen triploid karadeniz alabalığı (salmo labrax)'nın tatlısu ve deniz suyunda gelişim performanslarının irdelenmesi

Bu tezde, basınç şoku yöntemi kullanılarak üretilen triploid Karadeniz alabalığının büyüme performansının, smoltifikasyon sürecinin ve et kalitesinin değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Boy, ağırlık, yaşama oranı (YO), spesifik büyüme oranı (SBO), kondisyon faktörü (KF), yem dönüşüm oranı (YDO), hematolojik parametreler (WBC, LYM, MID, GRAN, RBC, HGB, HCT, MCV, MCH, MCHC, PLT, MPV, PDW), stres tepkileri (kortizol ve glukoz değerleri), osmoregülasyon kapasitesi göstergeleri, kan serumundaki Ca, Cl, Na ve K seviyeleri incelenmiştir. Triploid gruplar hem tatlısuda hem de ‰18 tuzluluktaki deniz suyunda daha yüksek boy, ağırlık ve spesifik büyüme oranı göstermiştir (P<0,05). 90 günlük büyüme periyodunun ardından, en iyi büyüme performansı ortalama başlangıç boyu 13,60±0,06 cm ve ağırlığı 26,60±0,45 g olan triploid tatlısu grubunda görülmüştür. Bu grubun nihai boyu, ağırlığı ve spesifik büyüme oranı sırasıyla 22,10±0,21 cm, 139,32±3,35 g ve 1,84±0,13 olarak belirlenmiştir. Kan serumundaki Ca, Cl, Na ve K iyonu seviyeleri ile kortizol ve glukoz seviyelerindeki zamansal değişimler triploid balıkların deniz suyuna adaptasyon kabiliyetlerinin diploidlerden farklı olabileceğini göstermiştir. Triploid grupların kortizol değerleri tatlısuda diploid gruplardan daha düşükken, deniz suyunda daha yüksek bulunmuştur. Glikoz değerleri ise tüm çalışma süresi boyunca gruplar arasında dalgalanmalar göstermiştir (P<0,05). Ca triploid tatlısu grubunda 17. günde, Cl diploid ve triploid deniz suyu gruplarında 24. günde ve Na triploid deniz suyu grubunda 17. günde en yüksek değerlere ulaşmıştır (P<0,05). K değeri çalışma boyunca gruplar arasında istatistiksel bir farklılık göstermemiştir. Çalışmanın 0, 30, 60 ve 90. günlerinde diploid ve triploid gruplarda kimyasal kompozisyon analizleri için örneklemeler yapılmıştır. Grupların besin madde içerikleri, amino asit ve yağ asidi kompozisyonları belirlenmiştir. Gruplarda glutamik asit en yüksek miktarda bulununan amino asit olurken, en düşük miktarda norvalin tespit edilmiştir. ∑SFA ve ∑MUFA değerleri triploid gruplarda daha yüksek belirlenirken, ∑PUFA değerleri değişkenlik göstermiştir.

AkuakültürAlabalıklarSürdürülebilir tarım+1
Recayi Çimagil
Recep Tayyip Erdoğan University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2025
00
DoktoraAçık ErişimTR

Karadeniz'de hamsi (Engraulis encrasicolus linnaeus, 1758) üreme biyolojisi ve populasyon yapısı

Bu doktora tezinde, Karadeniz genelinde yayılış gösteren ve Türkiye balıkçılığı açısından ekonomik değeri yüksek olan Avrupa hamsisinin (Engraulis encrasicolus, Linnaeus, 1758) üreme biyolojisi ve popülasyon yapısı iki yıllık (2020–2022) bir dönem boyunca kapsamlı biçimde incelenmiştir. Çalışma kapsamında Karadeniz'in farklı bölgelerinden aylık olarak toplanan hamsiler değerlendirilmiştir. Gonad histolojisi, eşeysel olgunluk safhaları, ilk eşeysel olgunluk boyu (L₅₀), Gonadosomatik Index (GSI), Hepatosomatik Index (HSI), kondiyon faktörü, fekondite parametreleri, yumurta bırakma saatleri, yumurta çapı büyüklükleri ölüm oranları, boy kompozisyonları, cinsiyet oranları, yaş ve büyüme parametreleri her yıl için ayrı ayrı analiz edilmiştir. Çalışmanın ilk yılnda ortalama boy ve ağırlık sırasıyla 9,33±1,746 cm ve 5,54±3,054 gram olarak ikinci yılında ise 10,58±1,33 cm ve 7,66±2,649 gram olarak bulunmuştur. Dişi erkek oranı ilk yıl 1:1,02 ikinci yıl 1:1,06 hesaplanmış dişilerin her iki yılda da daha baskın olduğu görülmüştür. Boy ağırlık ilişkisi tüm bireylerde ilk yıl için W= 0,0038 L3,2135 (r2= 0,9287) olarak ikinci yıl için ise W= 0,0102 L2,7869 (r2= 0,9146) olarak hesaplanmıştır. Büyüme parametreleri von Bertalanffy büyüme denklemi kullanılarak hesaplanmış, tüm bireyler için L∞ = 14,67 cm, k = 0,551 yıl⁻¹ ve t₀ =-1,850 (2020-2021) ve L∞ = 14,25 cm, k = 0,499 yıl⁻¹ ve t₀ = -2,126 (2021-2022) olarak bulunmuştur. Ölüm oranlarına dayalı olarak her yıl için ayrı ayrı hesaplanan işletme oranlarını (E = 0,73 ve E = 0,69) av baskısının yüksek olduğunu göstermektedir. Histolojik analizler, hamsinin asenkron yumurtlama özelliği taşıdığını ve üremenin ilk yıl Mayıs-Ağustos ayları arasında, ikinci yıl Haziran-Eylül ayları arasında gerçekleştiğini ortaya koymuştur. GSI ve HSI değerleri üreme zamanının belirlenmesinde histolojik analizleri desteklemiştir. Dişi bireyler için L₅₀ değerleri tüm bireylerde 9,82 cm (2020–2021) ve 9,81 cm (2021–2022), olarak hesaplanmıştır. Bu çalışma, hamsinin üreme ve stok özelliklerine dair ayrıntılı veriler sunarak Karadeniz balıkçılığında sürdürülebilir avcılık yönetimi için bilimsel dayanak oluşturmakta ve şimdiye kadar bu tür üzerine yapılmış en kapsamlı bölgesel araştırmalardan biri olma özelliğini taşımaktadır.

Akuatik ekosistemOrtak balıkçılık politikası
Muhammet Emanet
Recep Tayyip Erdoğan University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2025
00
DoktoraAçık ErişimTR

Çevre dostu yeni nesil ultrason destekli ekstraksiyon yöntemi kullanılarak, Cystoseira crinita makroalginden sodyum alginat üretiminin yanıt yüzey metodolojisi ile optimizasyonu

Bu çalışmada, Karadeniz Rize kıyılarından yıllık olarak toplanan Cystoseira crinita kahverengi alginden sodyum alginat üretimi ve üretilen sodyum alginatın kalitesi belirlenmiştir. Yıllık olarak toplanan örnekler deniz suyu sıcaklığına göre soğuk ve sıcak mevsim olarak iki gruba ayrılmıştır. Ekstraksiyon işlemi geleneksel yönteme karşın çevre dostu yeni nesil bir yöntem olan ultrasonik destekli olarak yapılmıştır. Bu amaçla ultrasonik su banyosu kullanılmış, özellikle ekstraksiyon süresi ve enerjiden oldukça tasarruf edilmiştir. Merkezî Kompozit Tasarım (Central Composite Design, CCD) kullanılarak Yanıt Yüzey Metodolojisi ile ekstraksiyon süreci; ekstraksiyon süresi, ekstraksiyon sıcaklığı ve Na₂CO₃ oranı faktörleri dikkate alınarak her bir mevsim için ayrı olarak optimize edilmiştir. Ekstraksiyon verimi, ham kül miktarı, pH, viskozite, jel gücü ve renk parametreleri (a*, b* ve L*) yanıt değişkenleri olarak değerlendirilmiştir. Analizlerde, bağımsız değişkenlerin bağımlı değişkenler üzerindeki istatistiksel anlamlılık derecesi ve yanıt değişkenleri %95 güven düzeyinde varyans analizi (ANOVA) ve F-testi ile değerlendirilmiş, tahmin edilen koşullar deneysel olarak doğrulanmıştır. Elde edilen yanıtlar ayrıca üç farklı ticari alginat ile de karşılaştırılmıştır. Optimum yanıtlar; ekstraksiyon verimi için %36,47 (soğuk mevsim) ve %30,38 (sıcak mevsim), ham kül miktarı için %26,97 (soğuk mevsim) ile %28,27 (sıcak mevsim) olarak belirlenmiştir. pH için optimum yanıtlar ise soğuk mevsimde 8,86; sıcak mevsimde 9,04 olmuştur. Minimum viskozite için optimum yanıtlar 5,07 mPa.s (soğuk mevsim) ile 4,41 mPa.s (sıcak mevsim) arasında iken maksimum viskozite için optimum yanıtlar 29,16 mPa.s (Soğuk mevsim) ile 19,17 mPa.s (sıcak mevsim) olarak tespit edilmiştir. Bir diğer kalite parametresi olan jel gücü optimum yanıtları soğuk mevsimde minimum 125,11g iken sıcak mevsimde 5,15g olmuştur. Aynı şekilde optimum jel gücü yanıtları ise sırası ile en çok 785,53g ve 693,75g olarak belirlenmiştir. Elde edilen alginat örnekleri acık renkte olup nem miktarları endüstriyel olarak alginat üretiminde kullanılan diğer türler ile benzerlik göstermiştir.

Neslihan Öğretmen
Recep Tayyip Erdoğan University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2025
00
DoktoraAçık ErişimTR

Akuaponik sistemlerde sıvı solucan gübresi kullanımının sistem kullanım başarısına etkilerinin araştırılması

Bu doktora çalışması, akuaponik sistemlerde balık refahını değerlendirmek ve iç mekân (indoor) koşullarda sıvı vermikompost (solucan gübresi) kullanımının sistem performansına etkilerini incelemek amacıyla iki aşamalı olarak yürütülmüştür. Her iki deneysel çalışma, farklı ortam koşullarında kurulan akuaponik sistemlerde, su kalitesi, balık gelişimi ve bitki performansı üzerine odaklanarak kapsamlı veri setleri elde etmeyi hedeflemiştir. Birinci deney, sera koşullarında yürütülmüş olup, 4×5 m²'lik naylon örtülü bir alanda oluşturulan deneysel düzenekte 180 gün boyunca balık ve bitki gelişimi izlenmiştir. Deney grubu (DM) ve kontrol grubu (RAS) olarak ayrılan iki sistemde, her birine 25 adet sazan balığı (Cyprinus carpio) yerleştirilmiştir. Başlangıçta ortalama ağırlıkları sırasıyla 35,98±2,96 g (RAS) ve 36,06±3,23 g (DM) olan balıklar, 3,53±0,02 kg/m³ ve 3,54±0,02 kg/m³ stok yoğunluğuyla sisteme dahil edilmiştir. DM grubunda bitki yatağına domates (Lycopersicon esculentum) ve marul (Lactuca sativa) fideleri yerleştirilmiştir. Çalışma süresince balık büyüme performansı (boyca ve ağırlıkça büyüme, yem değerlendirme oranı, yaşama oranı), su kalitesi (NH₄⁺-N, NH₃-N, NO₂⁻-N, NO₃⁻-N, sıcaklık, pH, oksijen, elektriksel iletkenlik, bulanıklık) ve balık kan parametreleri (WBC, RBC, HGB, HCT, kortizol, Ca²⁺, Na⁺) izlenmiştir. Gruplar arasında balık gelişim parametreleri arasında istatistiksel anlamlı fark gözlenmemiştir (P>0,05). Bununla birlikte, gruplar arasında yem tüketimi ve stok yoğunluğu bakımından anlamlı farklılıklar oluşmuştur (P<0,05). İkinci deney, iç mekân akuaponik koşullarında, sistem suyunda eksik olan bitki besin maddelerinin takviyesi amacıyla sıvı vermikompost uygulamalarının etkilerini araştırmak amacıyla tasarlanmıştır. Dokuz deney tankından oluşan sistemde üç grup (kontrol – K, yapraktan besin ilavesi – Y, sudan besin ilavesi – S) oluşturulmuştur. Her bir akuaponik sisteme 25 adet ortalama 22,82±7,97 g ağırlığında sazan yavrusu (C. carpio), 5 adet biber, 2 adet marul ve 4 adet fasulye olmak üzere toplam 11 bitki fidesi yerleştirilmiştir. Deney boyunca 171,25 µmol/m²/sn sabit ışık yoğunluğunda gün ışığı aydınlatma sağlanmıştır. Bitki besin elementlerini içeren sıvı vermikompost 1 ml/L konsantrasyonda Y grubuna yapraktan püskürtülerek, S grubuna doğrudan sistem suyuna eklenerek uygulanmıştır. Kontrol grubu suyuna vermikompost takviyesi yapılmamıştır. 90 günlük süreçte sistem su kalitesi günlük (sıcaklık, pH, oksijen) ve 15 günlük periyotlarla (iletkenlik, amonyak, nitrit, nitrat, fosfat ve bulanıklık) izlenmiştir. Bulgular, sıvı vermikompostun her iki uygulamada da balık davranışlarına ve su kalitesine olumsuz bir etkisinin olmadığı gözlemlenmiştir. Bu doğrultuda, akuaponik sistemlerde temel bitki besin eksikliklerinin giderilmesinde sıvı vermikompost kullanımının su yoluyla bitkilere ulaştırılmasının olumlu bir seçenek olabileceği görülmüştür. Sonuç olarak, sera akuaponik sistemde bitki varlığının su kalitesine ve balık gelişimine ölçülebilir olumsuz bir etkisinin olmadığı gözlemlenmiştir. İç mekanda kurgulanan ikinci denemede ise yaprak yoluyla sıvı vermikompost kullanımının bitki gelişimine etkisi oldukça sınırlı gerçekleşmiştir. Buna rağmen, ön denemelerden sonra belirlenen 1 ml/L konsantrasyonda sıvı vermikompostun sistem suyuna ilave edilmesinin balıkların yaşam refahına olumsuz bir etkisi olmayacağı, bitki gelişimini vejetatif büyüme ve meyve üretimi bakımından destekleyeceği tespit edilmiştir.

Akuaponik sistemler
Abidin Küçükağtaş
Recep Tayyip Erdoğan University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2025
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Doğu Karadeniz'de mezgit (Gadus merlangus euxinus Nordmann, 1840) avcılığında kullanılan sade uzatma ağlarının seçiciliklerinin araştırılması

Bu çalışma, Haziran 2010 - Haziran 2011 döneminde Rize Bölgesi'nde 16, 17, 18, 20 ve 22 mm göz açıklığına sahip mezgit avcılığında kullanılan sade uzatma ağlarının seçicilikleri üzerine yürütülmüştür. Sade uzatma ağlarıyla toplam 1816 adet mezgit yakalanmıştır. Örnekler 7.6-23.6 cm aralığında yer almakta olup, ortalama boy 14.79±0.05 cm olarak belirlenmiştir. Araştırmada kullanılan 16, 17, 18, 20 ve 22 mm göz açıklıklarına sahip uzatma ağlarıyla yakalanan mezgit balığının ortalama boyları ise sırasıyla 14.18±1.552, 14.95±1.743, 14.98±1.914, 15.48±2.563 ve 16.67±3.321 cm olarak bulunmuştur.Farklı ağ göz açıklıklarına sahip ağlarla yakalanan balık sayılarının değerlendirildiği SELECT metodunda 5 farklı model (Bi-Modal, Gamma, Log-Normal, Normal-Location ve Normal-Scale) kullanılarak seçicilik eğrileri çizilmiş ve seçicilik parametreleri hesaplanmıştır. Mezgit avcılığında kullanılan sade uzatma ağları için en düşük sapma değerine sahip olan Bi-Modal modelin en uygun model olduğu belirlenmiştir. Avcılıkta kullanılan 16, 17, 18, 20 ve 22 mm göz açıklığına sahip ağlar için uygun modele göre optimum boylar sırasıyla, 14.81, 15.74, 16.66, 18.51 ve 20.37 cm olarak tahmin edilirken bu boylara ait yayılım değerleri ise sırasıyla 1.35, 1.44, 1.52, 1.69 ve 1.86 olarak hesaplanmıştır. Mezgit stoklarının korunması ve sürdürülebilirliğinin sağlanabilmesi için asgari avlanabilir boy olarak 15 cm dikkate alındığında; 16, 17, 18, 20 ve 22 mm göz açıklıklarına sahip ağlarla yakalanan balıkların bu boy grubunun altındakilerin oranı sırasıyla, %71.8, %45.6, %46.6, %43.9 ve %35 olarak belirlenmiştir. Bununla birlikte, 15-17 cm boy sınıfındaki balıkların oranı da ağ göz açıklıklarına göre sırasıyla, %27.4, %52.6, %47.48, %37.4 ve %26 olarak tespit edilmiştir. Bu sonuçlara göre, 16 mm göz açıklığına sahip uzatma ağı ile yakalanan balıkların büyük bir çoğunluğunun ilk üreme boyunun altında olduğu, ağ göz açıklığının artmasıyla büyük boy gruplarındaki balıkların yakalanma oranında da artış olduğu belirlenmiştir.

Balık avcılığıBalık ağlarıKaradeniz+2
Tuncay Yeşilçiçek
Recep Tayyip Erdoğan University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2012
10
Yüksek LisansAçık ErişimTR

İyidere ve Çiftekavak derelerinin su kalitesinin fiziko kimyasal parametreler ve saprobik sistem kullanılarak belirlenmesi

Bu araştırma Rize Çiftekavak ve İyidere dereleri üzerinde Nisan 2010 ? Mart 2011 tarihleri arasında yürütülmüştür. Çalışmada, İyidere deresi üzerinde belirlenen 6 Çiftekavak deresi üzerinde ise 2 istasyon seçilmiştir. Derede belirlenen istasyonlardan su örnekleri aylık olarak alınmış ve taban omurgasızları incelenmiştir. Fiziko-kimyasal su kalite değerlendirmesinde Kıtaiçi Su Kalite Standartları kullanılırken, taban omurgasızlara göre değerlendirmelerde ise Sİ (Saprobi İndeksi), FBI (Familya Biotik İndeksi), BMWP (Biyolojik İzleme Skor İndeksi), BBI (Belçika Biyotik İndeksi), ASPT (Ortalama Takson İndeksi), TBİ (Trent Biotik İndeksi) ve EPT takson sayısı olmak üzere 7 farklı biotik indeks kullanılmıştır. Taban büyük omurgasızlardan en baskın takım Ephemeroptera basta olmak uzere, Amphipoda, Tricladida, Coleoptera, Decapoda, Rhynchobdellida, Odonata, Diptera, Trichoptera, Plecoptera, Tubificida ve Arthropoda takımlarına ait 27 takson teşhis edilmiştir. Fiziko-kimyasal veriler ile biyolojik bulguların değerlendirilmesi sonucunda fiziko-kimyasal ve biyolojik su kalite değerlerinin paralellik gösterdiği görülmüştür. İyidere deresinin biyolojik ve fiziko-kimyasal açıdan kirlenmemiş su kalitesinde olduğu halde Çiftekavak deresinin gerek fiziko-kimyasal gerekse biyolojik verilerin analizine göre yoğun kirlilik tehdidi altında olduğu tespit edilmiştir.

Su kirliliği
Osman Serdar
Recep Tayyip Erdoğan University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2012
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Rize ilinde organik alabalık yetiştiriciliği yapan işletmelerin yapısal ve ekonomik analizi

Bu çalışmada, Rize'de bulunan organik alabalık yetiştiriciliği yapan işletmelerin yapısal ve ekonomik analizi yapılmıştır.Anket yapılan işletmelerde aktif içerisinde en büyük sermaye grubunu arazi ve havuz varlığı oluşturmaktadır. İşletme sermayesi içerisinde en büyük payı balık varlığı oluşturmaktadır. İşletme birim havuz alanına en fazla brüt hasıla B işletmesinde (771,70 TL/ m2) elde edilmiştir. Net kar en yüksek A (1 927 558 TL), en düşük F (46 972 TL); sermaye devir oranı en yüksek E ( % 70.09 ve 1.43 yıl), en düşük F ( % 20.99 ve 4.77 yıl); rantabilitesi en yüksek E (% 59. 81) ve en düşük F (% 12.31) işletmelerinde hesaplanmıştır. Bölge genelinde işletmelerde bulunan ortalama damızlık balık sayısı 1 284 adet, damızlıkların ortalama yumurta verimi ise 2 166.7 adet/damızlık olarak bulunmuştur.İşletmelerin toplam proje kapasitesi ve üretimi 471 ton/yıl olup yaptıkları organik yetiştiricilik toplamı ise 161 ton/yıl olarak görülmektedir. İşletmelerdeki havuzların ortalama hasat yoğunluğu 19.01 kg/m3 olarak saptanmıştır. Yem dönüşüm oranı ortalama 1.10 olarak belirlenmiştir.

Azem Kaya
Recep Tayyip Erdoğan University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2012
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Farklı besin ve sıcaklığın S tipi rotifer (Brachionus rotundiformis) kültürüne etkisi

Bu çalışmada, %035 tuzlulukta rotifer (Brachionus rotundiformis, S tipi) kültüründe kuru ekmek mayası (Saccharomyces cerevisiae), S.parkle ve üç farklı sıcaklığın (27°C, 30°C ve 33°C) etkileri araştırılmıştır. Besleme rejimine göre büyüme hızı, ikilenme zamanı ve günlük rotifer üretimi tespit edilmiştir.Maksimum büyüme hızı, 33°C sıcaklık ve kuru ekmek mayası ile beslenen grupta 6,123±0,004 bölünme/gün olarak belirlenmiştir. S.parkle ile beslemede ise maksimum büyüme hızı 5,425±0,018 bölünme/gün olarak 30°C sıcaklıkta uygulanan grupta belirlenmiştir.Anahtar Kelimeler: Rotifer, S.parkle, maya, larval besleme, ikilenme zamanı.

Erol Aşcı
Recep Tayyip Erdoğan University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2013
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Doğu Karadeniz'deki iskorpit (Scorpaena porcus, Linnaeus, 1758 ) balığının popülasyon yapısı ve üreme biyolojisi üzerine araştırma

Bu araştırmada Trabzon kıyılarındaki İskorpit (Scorpaena porcus, Linnaeus 1758) balıklarına ait temel popülasyon parametrelerinin (yaş, boy, eşey kompozisyonu, boy-ağırlık ilişkisi, yaş-boy ilişkisi, büyüme parametreleri, kondisyon faktörü, beslenme, HSI, GSI, mortalite, üreme özellikleri) belirlenmesi amaçlanmıştır.Bu amaçla Ocak 2012 ile Aralık 2012 tarihleri arasında toplam 1061 adet iskorpit balığı aylık örneklemeler şeklinde uzatma ağları ile yakalanıp incelenmiştir. Örnekler 6,7 cm ile 25,5 cm arasında dağılım göstermiştir. Yaş dağılımı 0-8 yaş arasında bulunmuştur. Cinsiyet tespiti sonucu 409 dişi (%38.55), 465 erkek (% 43.38), 37'si olgunlaşmamış (% 3,4) ve 157'si (14.14) cinsiyeti belirlenememiş olarak bulunmuştur. Toplam örneklerin boy gruplarına göre cinsiyetleri arasında yapılan ki-kare testi (?2=115,58; p<0,01) sonucunda önemli fark bulunmuştur. Dişilerde en küçük cinsiyeti belirlenen birey 11,7 cm, erkek bireylerde 12,8 cm olarak bulunmuştur.Tüm örnekler için ortalama boy ve ağırlık sırasıyla 15,47±2,868 cm ve 83,60±52,193 gr iken boy-ağırlık ilişkisi denklemi W= 0,0101*L3,2546 ve (r=0.96) olarak belirlenmiştir. Büyüme sabitleri L?=22,15cm, K=0,287yıl-1, t0= -1,577 yıl ve W?=446,06 gr olarak bulunmuştur. Tüm örneklerde Von Bertalanffy büyüme denklemleri Lt = 22,15*(1-e-0,287(t+1,577)) ve Wt = 240,03*(1-e-0,287(t+1,577))3,2546 olarak tespit edilmiştir. Ölüm oranlarından anlık ölüm oranı (Z)=0.503, doğal ölüm oranı (M)=0.371 ve avcılık ölüm oranı (M)=0.132 olarak hesaplanmıştır. Beslenme, kış (%33) ve ilkbaharda (%38) ağırlıklı balıklar, yaz (%57) ve sonbaharda (%50) yengeçler üzerine yoğunlaşmıştır.Üreme dönemini belirlemek için yapılan GSI, HSI ve histolojik çalışmalarla Haziran-Ekim ayları arasında gerçekleştiği bulunmuştur. Fekondite, cinsi olgunluğa ulaşmış bireylerde ortalama 153.500±95.708 olarak belirlenmiştir.Anahtar Kelimeler: İskorpit, Scorpaena porcus, büyüme parametreleri, üreme, Karadeniz.

BiyoekolojiKaradenizÜreme+1
Murat Erbay
Recep Tayyip Erdoğan University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2013
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Türkiye kıyısal sularında dağılım gösteren Sparidae familyasına ait taksonların mitokondriyal DNA dizilerine dayalı genetik analizi

Mercan balıkları en değerli balık türleri arasında olup tropik ve sıcak kıyısal sularda geniş dağılım gösteren 33 genusa ait yaklaşık 115 türden oluşmaktadır. Sparidae içindeki genus ve alt familya ilişkilerini izah edebilmek için Akdeniz, Ege, Marmara ve Karadeniz?i içeren Türkiye kıyı suları için tanımlanan 22 mercan türünün dört mitokondriyal DNA bölgesi (16S rDNA, COI, Cyt b genleri ve kontrol bölgesi)?nin 3562 bç?lik segmenti analiz edilmiştir. Dört farklı metot (NJ, MP, ML ve BI) kullanılarak oluşturulan filogenetik ağaçlar parafiletik alt familyalara sahip Sparidae familyasının monofilisini göstermiştir. Türk kıyı sularındaki sparid türleri, beslenme stratejileri ve diş yapılarına göre Sparidae familyasını 3 ila 6 alt familyaya ayıran önceki taksonomik hipotezlerin aksine iki ana büyük gruba ayrılmıştır. Genetik analizlerle elde edilen filogenetik ağaçlar Sparidae familyası içindeki alt familyaların varlığını izah edemez. Bu nedenle bu tekniklerle belirlenen familya altı yapılanmayı destekleyecek ve bu gruplar içinde tutarlı olacak birleştirici karakterler araştırılmalıdır ve Sparidae familyası içindeki genuslar arasındaki filogeni yeniden oluşturulmalıdır. Anahtar Kelimeler: Sparidae, mtDNA, filogeni, Türkiye kıyısal suları

İsmail Aksu
Recep Tayyip Erdoğan University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2013
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Kaynak alabalığı (Salvelinus fontinalis Mitchill, 1814)'nın spermatolojik özellikleri ve spermanın kısa süreli muhafazası

Bu araştırmada kaynak alabalığı (Salvelinus fontinalis Mitchill, 1814)?nın başlıca spermatolojik özellikleri belirlenerek, üreme mevsimi boyunca sperma kalitesinde meydana gelen değişimler ve farklı sulandırıcılar ile sulandırılan spermalarda sulandırıcıların sperma üzerindeki etkisi araştırılmıştır. Araştırmada üreme sezonu boyunca 20 adet erkek damızlık kaynak alabalığı kullanılmıştır. Erkek damızlıklardan sperma abdominal masaj yöntemi ile alınmış ve alınan spermalarda; miktar, motilite oranı, motilite süresi, sperma yoğunluğu, spermatokrit oranı ve sperma pH?sı belirlenmiştir. Sperması sağılan balıkların canlı ağırlık ve total boyları belirlenerek, spermatolojik özellikler ile canlı ağırlık ve uzunluk arasındaki korelâsyonlar değerlendirilmiştir. Kaynak alabalıklarında sperma üretiminin ekim ayında başladığı ve mart ayında sona erdiği gözlenmiştir. Ekim ayından itibaren artmaya başlayan sperma miktarının aralık ayında 8,10±0,86 ml ile maksimum düzeye çıktığı saptanmış, aylar arasındaki farklar istatistiksel olarak önemli bulunmuştur (p<0,05). Üreme mevsiminde ortalama motilite %64,60±10,03 ile %98,30±1,67, motilite süresi 38,30±4,26 s ile 60,70±4,70 s arasında belirlenmiş, farklar istatistiksel olarak önemli bulunmamıştır (p>0,05). Spermatozoa yoğunluğu en yüksek kasım ayında 9,10±1,16x109 sp/ml, en düşük mart ayında 2,42±1,30x109 sp/ml, spermatokrit oranı en yüksek ocak ayında %23,71±2,26; en düşük mart ayında %13,28±4,67 olarak tespit edilmiş, aylar arasında gözlenen farklar ise istatistiksel olarak önemli bulunmamıştır (p>0,05). pH değeri en düşük 6,87±0,03 ile kasım ayında; en yüksek 7,67±0,17 ile mart ayında tespit edilmiş, aylar arasında gözlenen farklar ise önemli bulunmuştur (p<0,05). Spermamın kısa süreli muhafazasında, spermalar 4 farklı sulandırıcı ile 1:3 oranında sulandırılarak 4 farklı deneme grubu oluşturulmuş, kontrol grubu olarak ise sulandırılmamış spermalar kullanılmış ve +4°C depolanmıştır. Bu çalışmada kullanılan sulandırıcıların kaynak alabalığı spermasının kısa süreli muhafazası için uygun olmadığı görülmüştür. Anahtar Kelimeler: Kaynak Alabalığı, Salvelinus fontinalis, semen, sulandırıcı

Özay Köse
Recep Tayyip Erdoğan University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2013
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Güney Doğu Karadeniz'de (Rize sahilleri) krişli trol ile avlanan bazı karides türlerinin dağılımı ve popülasyon dinamiği yönünden incelenmesi

Bu çalışma, Güneydoğu Karadeniz'de (Rize civarı) beam trol ile örneklenen karides türlerinin dağılımları ile en çok örneklenen karideslerden Palaemon adspersus türünün üreme özelliklerini ve Philocheras trispinosus türünün üreme biyolojisi (%50 cinsi olgunluk boyu, üreme zamanı) ile büyüme özelliklerini (mevsimsel ve mevsimsel olmayan von Bertalanffy Büyüme Denklemi parametreleri, boy-ağırlık ilişkisi ve boy kompozisyonu) tespit etmek amacıyla yürütülmüştür. Örneklemeler 2 m genişliğinde ve 15 mm ağ gözü açıklığına sahip krişli trol (beam trawl) kullanılarak Aralık 2012 ve Kasım 2013 tarihleri arasında aylık olarak yapılmıştır. Yapılan 146 çekim neticesinde 618 P. adspersus, 550 P. trispinosus, 12 Palaemon serratus, 11 Philocheras fasciatus ve 10 Crangon crangon bireyi örneklenmiştir. Örneklenen 5 karides türünün birim çabadaki av miktarları (CPUE: birey/saat); C. crangon için 0,3±0,12, P. fasciatus için 0,4±0,22, P. trispinosus için 13,1±2,93, P. adspersus için 25,4±16,22 ve P. serratus için ise 0,4±0,17 birey/saat olarak hesaplanmıştır. Araştırmada en çok örneklenen iki karides türünün 1000 m2 deki yoğunlukları P. adspersus için 1349,7±632,5 birey, P. trispinosus için ise 1877,7±737,3 birey olarak hesaplanmıştır. P. adspersus türünün üremesi Nisan ve Eylül ayları arasında gerçekleşirken, P. trispinosus türünün üremesinin ise Ocak ve Nisan ayları arasında olduğu belirlenmiştir. P. trispinosus türünün dişi bireyleri için %50 cinsi olgunluk boyu 25,7 mm toplam boy olarak hesaplanmıştır. P. trispinosus türünün aylık 1 mm sınıf aralığındaki toplam boy-frekans verilerinden hesaplanan mevsimsel von Bertalanffy büyüme parametreleri L∞ = 29,3 mm, K = 0,860 yıl-1, C = 0,180, WP = 0,510 şeklinde hesaplanmıştır. Matematiksel olarak, büyümenin en yavaş olduğu zamanın Haziran sonu Temmuz ayının başlangıcına (WP = 0,51) denk geldiği belirlenmiştir. Maksimum yaşı 2,58 yıl olarak hesaplanmıştır. Büyüme performansı indeksi ise Φ´ = 2,8678 olarak hesaplanmıştır.

Necla Yılmaz
Recep Tayyip Erdoğan University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2014
10
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Doğu Karadeniz'de (Rize sahilleri) zargana balığının (Belone euxini Günther, 1866) popülasyon dinamiği ve balıkçılığı

Doğu Karadeniz'de (Rize Sahilleri) Zargana Balığının (Belone euxini Günther, 1866) Popülasyon Dinamiği ve Balıkçılığı Güney Doğu Karadeniz'de Rize sahillerinde yaşayan zargana balığının (Belone euxini) büyüme, ölüm oranı, dağılımı, üreme zamanı, yumurta verimi ve %50 cinsi olgunluk boyunu belirlemek ve zargana balıkçılığının yönetimine katkı sağlamak amacıyla Aralık 2011 ve Temmuz 2013 tarihleri arasında aylık olarak örneklemeler yapılmıştır. Yapılan çalışmada dişilerin ortalama toplam boyu erkeklerden istatistiksel olarak büyük elde edilmiştir. (P < 0,05). Dişi: erkek cinsiyet oranı 38 cm boy sınıfına kadar erkeklerin lehine 38 cm boy sınıfından sonra ise dişilerin lehindedir (P < 0,05). Biyolojik ve verilerin uygunluk durumuna göre üssel ya da exponential (dişi: L∞ = 88,3 cm TL, K = 0,108 yıl-1, erkek: L∞ = 71,9 cm TL, K = 0,151 yıl-1) ve von Bertalanffy (dişi: L∞ = 81,6 cm TL, K = 0,125 yıl-1, t0 = -2,25 yıl, erkek: L∞ = 81,6 cm TL, K = 0,125 yıl-1, t0 = -2,13 yıl) büyüme modelleri zargana balığının büyümesi için en uygun modeller olarak atanmıştır. Av eğrisi yöntemine göre anlık toplam ölüm katsayısı (Z) dişiler için 1,04 yıl-1 erkekler için ise 1,24 yıl-1 olarak hesaplanmıştır. Mutlak yumurta verimi 4015 ve 32453 adet/birey (ortalama: 14365±1049 adet/birey) olarak, bir seferde bırakılan olgun yumurtaların sayısı ise 560 ve 9713 adet/birey (ortalama: 2338±243 adet/birey) olarak belirlenmiştir. Olgun olmayan yumurta büyüklüğü olgun yumurtalardan istatistiksel olarak küçük bulunmuştur (t-test: P = 1.54E-230). Aylık gonadosomatik indeks (GSİ) seyri ve aylık gonat olgunluk safhalarının oranına göre zargana balığının üremesinin Mayıs ve Eylül ayları arasında gerçekleştiği saptanmıştır. %50 cinsi olgunluk boyu dişiler için 34,4 cm TL cm ve erkekler için ise 33,3 cm TL cm olarak hesaplanmıştır. Anahtar kelimeler: Belone euxini, büyüme, ölüm oranı, üreme, balıkçılık yönetimi

Burak Taşçı
Recep Tayyip Erdoğan University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2014
10
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Doğu Karadeniz bölgesindeki gökkuşağı alabalığı (Onchorhynchus mykiss) çiftliklerinde hastalık oluşturan Pseudomonas türlerinin genetik analizi

Bu çalışmada, 2013 Ocak ve 2014 Haziran tarihleri arasında, Doğu Karadeniz Bölgesi'ndeki balık çiftliklerinden izole edilen Pseudomonas türleri üç tane referans gen ile çalışılmıştır (16S rRNA, rpoD ve rpoB). Daha iyi bir tanımlama amacıyla, 28 tane Pseudomonas suşu biyokimyasal testler ve Pseudomonas türleri için özel primerler tarafından analiz edilmiştir. Çalışmanın sonucunda, gen ağaçları Pseudomonas fluorescens grubu ve Pseudomonas putida grubu olarak adlandırılan iki gruba ayrılmıştır. Çalışmada kullanılan Pseudomonas suşları genellikle, Pseudomonas fluorescens, Pseudomonas putida ve Pseudomonas sp. olarak ve iki suş Pseudomonas lundensis ve bir suş ise Pseudomonas baetica olarak tanımlanmıştır. Bu çalışma aynı zamanda Pseudomonas suşları için, rpoD geninin 16S rRNA ve rpoB genine göre daha iyi bir ayrım gücüne sahip olduğunu göstermiştir.

Balık hastalıklarıGökkuşağı alabalığıPseudomonas
Zeynep Zehra İpek
Recep Tayyip Erdoğan University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2015
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Doğu Karadeniz'de (Giresun-Hopa) 2009-2014 yılları arasında su ürünleri avcılık ihlallerinin incelenmesi

Bu çalışmada 2009-2014 yılları arasında Sahil Güvenlik Komutanlığının Giresun – Hopa arasında gerçekleştirilen su ürünleri avcılık faaliyetlerinin kontrolleri sonucunda elde edilen veriler kullanarak su ürünleri yasaklarına yönelik ihlaller incelenmiştir. Giresun, Trabzon, Rize, Artvin illerinde yapılan kontrollere bakıldığında ihlalin en yüksek olduğu ilin Trabzon, en düşük olduğu ilin ise Artvin olduğu görülmüştür. Avcılık türleri bakımından gırgır ağları ile avcılık yapan teknelere kesilen ceza miktarlarının diğer avcılık türlerine göre fazla olduğu belirlenmiştir (594.216.000.000 ¨). Voli ağları ile avcılık türünün ceza miktarı bakımından en düşük değere sahip olduğu görülmektedir (923 ¨). Kişilere uygulanan idari para cezaları illere göre sırasıyla Trabzon (114 kişi), Artvin (91 kişi), Rize (32 kişi) ve Giresun (32 kişi) şeklindedir. Suçun niteliği bakımından saha ihlallerinin en yüksek seviyede olduğu bunu sırasıyla belge, teknik usul ihlali, boy, zaman ihlallerinin takip ettiği görülmüştür.

Balık avcılığıSu ürünleriİhlal
Ali Ayaz
Recep Tayyip Erdoğan University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2015
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Doğu Karadeniz Bölgesi'ndeki deniz salyangozunun (Rapana venosa, Valenciennes, 1846) mevsimsel biyokimyasal kompozisyonu ve et kalitesi değişiminin belirlenmesi

Bu çalışmada Doğu Karadeniz Bölgesinde ticari olarak avcılığı yapılan deniz salyangozunun mevsime bağlı olarak biyokimyasal kompozisyonu ve et kalitesindeki değişimler incelenmiştir. Giresun, Trabzon, Rize ve Artvin illerindeki toplam 12 istasyondan tüplü ve serbest dalış yöntemi ile örneklemeler yapılmıştır. Deniz salyangozlarının % net et verimleri yaz ve sonbahar mevsimlerinde yüksek, ilkbahar ve kış mevsimlerinde nispeten daha düşük tespit edilmiştir. Dört mevsimin genel ortalaması ise % 19.50 olarak saptanmıştır. Biyokimyasal analizlerden % kuru madde, % ham kül, % ham protein ve % ham yağ miktarı mevsimlere ve istasyonlara bağlı olarak değişiklikler göstermekle beraber mevsimlerin genel ortalama değeri sırasıyla % 24.69, % 2.29, % 16.43 ve % 0.58 olarak bulunmuştur. Çalışmada elde edilen amino asit değerleri incelendiğinde; ilkbahar, yaz, sonbahar ve kış mevsimlerinde toplam amino asit miktarları sırası ile 16370.86, 17203.50, 17793.25 ve 16330.73 mg/100 gr olarak tespit edilmiştir. Toplam esansiyel amino asit miktarının mevsimsel ortalamaları sırası ile 7447.76, 7123.38, 7733.25 ve 7223.63 mg/100g ve toplam esansiyel olmayan amino asit miktarlarının mevsimsel ortalamaları ise 8923.10, 10080.13, 10060,00, 9107.10 mg/100g olarak bulunmuştur. Yağ asitlerinin doymuş yağ asidi (DYA) grubunda palmitik ve stearik yağ asitlerinin yıllık genel ortalaması sırası ile % 11.47 (30.30 mg/100 g), %12.49 (32.53 mg/100g) olarak bulunmuştur. Bütün mevsimlerde tekli doymamış yağ asidi (TDYA) içerisinde en fazla miktara heneikosanoik asit (%15.78) ikinci sırada ise oleik asit (% 2.51) sahip olmuştur. Toplam çoklu doymamış yağ asidi (ÇDYA) miktarlarına mevsimsel bazda bakıldığında en düşük miktar yaz (% 42.00), en yüksek miktar ise kış (% 48.43) mevsiminde tespit edilmiştir. EPA da ise bu durum ΣÇDYA seyrine benzer, DHA da ise tam tersine bir değişim gözlenmiştir.

Amino asitlerDeniz salyangozuEt kalitesi+2
Altan Kıran
Recep Tayyip Erdoğan University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2015
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Sibirya Mersin balığı (Acipenser baerii) yeminde fındık küspesi kullanımının büyüme performansına etkisi

Bu çalışmada, kontrol (%0) ve farklı oranlarda fındık küspesi (%15, 30 ve 45 ) içeren yemlerle beslenen Sibirya mersin balığı (Acipenser baerii)'nın büyüme performansı ve vücut kompozisyonu üzerine etkisi araştırıldı. Araştırmada ortalama ağırlıkları 283,13±6,52 g olan toplam 180 adet balık kullanıldı. Her grup 3 tekerrürlü olarak, her tekerrürde 15 balık denemeye alındı ve araştırma 12 hafta sürdü. Deneme sonunda oransal ağırlık artışı (OAA,%) en yüksek kontrol grubunda (%180,62±2,84), bu grubu %15, %30 ve %45 fındık küspesi içeren gruplar sırasıyla; %159,03±1,18, %144,72±1,22 ve %125,55±0,89 olarak takip etmiştir. İstatistiksel analiz sonucunda oransal ağırlık artışı, spesifik büyüme oranı (SBO,%), yem değerlendirme oranı (YDO) ve protein değerlendirme randımanı (PDR) en iyi kontrol grubu, %15 fındık küspesi grubu ile benzer, diğer gruplardan farklı bulunmuştur (P<0,05). Hepatosomatik indeks (HSİ) değerlerinde, kontrol grubuyla % 45 fındık küspesi grubundaki farkın istatistiki olarak önemli olduğu (P<0,05) ve ham protein, ham yağ ve toplam enerji bakımından kontrol grubu ile %15 fındık küspesi içeren grup benzer olup, diğer gruplardan farklı bulunmuştur (P<0,05). Yapılan matematiksel hesaplamalar sonucunda büyüme performansı, yem değerlendirme oranı, et kalitesi ve vücut kompozisyonu bakımından fındık küspesinin optimum %15 oranında Sibirya mersin balığı yemine katılabileceği, fakat ekonomik performans dikkate alındığında küspe oranının %45'e kadar artırılabileceği belirlenmiştir. Anahtar kelime; Sibirya mersin balığı, Acipenser baerii, fındık küspesi, büyüme, yem değerlendirme oranı, ekonomik verim oranı, ekonomik karlılık indeksi

Balık yemleriBüyüme performansıFındık küspesi+2
Yunus Emre Kırtan
Recep Tayyip Erdoğan University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2015
30
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Güneydoğu Karadeniz'de (Rize sahilleri) deniz salyangozunun (Rapana venosa) dağılımı ve popülasyon yapısı

Bu çalışma Aralık 2012 ile Kasım 2013 tarihleri arasında Rize-Merkez, Çayeli ve İyidere'de 5-30+ m derinliklerde aylık olarak Beam trolü ile gerçekleştirilmiştir. Araştırmada Çayeli istasyonunda Rapana venosa popülasyonunun boylarının 10,29-99,23 mm arasında dağılım gösterdiği, ortala boyun 40,84±0,33 mm ve ortalama ağırlığın 18,10±0,53 g olduğu, İyidere istasyonunda boyun 7,72-123,04 mm arasında dağılım gösterdiği, ortalama boyun 39,52±0,25 mm ve ortalama ağırlığın 16,73±0,39 g olduğu, Merkez istasyonunda ise boyun 8,01-119,54 mm arasında dağılım gösterdiği, ortalama boyun 39,79±0,31 mm ve ortalama ağırlığın 16,73±0,39 g olduğu tespit edildi. Çayeli istasyonu için boy-ağırlık ilişkisi W=0,0001L3,2843, İyidere istasyonu için W=0,00029L2,907 ve Merkez istasyonu için W=0,0001L3,2732 olarak tespit edildi. Merkez istasyonunda Rapana venosa popülasyonunun en fazla 20-30+ m derinliklerde, Çayeli ve İyidere istasyonlarında 10-20 m derinliklerde dağılım gösterdiği tespit edilmiştir. Mevsimlere bağlı olarak istasyonlara göre yoğunluk dağılım haritaları incelendiğinde; ilkbahar ve kış mevsiminde yoğun olarak İyidere istasyonunda, yaz ve sonbahar mevsiminde ise 3 istasyonda da yoğun olarak tespit edildi.

Archaeogastropoda
Serpil Demirçelik
Recep Tayyip Erdoğan University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2015
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Deriner baraj gölü balık faunasının bakteriyel ve paraziter patojenler açısından araştırılması

Bu çalışmada Çoruh nehri üzerinde yer alan ve ülkemizin marka projeleri içerisinde değerlendirilen Deriner baraj gölünün balık faunası, bakteriyel ve paraziter patojenler açısından irdelenmiştir. Ağustos 2014 ve Nisan 2015 tarihleri arasında, aylık olarak 6 farklı türe ait toplam 127 balık örneklemesi yapılmıştır. Alburnoides fasciatus, Squalis orientalis, Barbus artvinica, Capoeta banarescui, Capoeta sieboldii ve Capoeta ekmekciae türlerinden, paraziter patojenler olarak Apiosoma sp., Euplotes sp., Gyrodactylus sp., Dactylogyrus sp., Ichthyophthirius multifiliis, Ligula intestinalis, Trichodinella sp., Trichodina sp. ve Vorticella sp. izolasyonu gerçekleştirilmiştir. Bakteriyel patojenler olarak ise Acinetobacter calcoaceticus, Carnobacterium maltaromaticum ve Shewanella putrefaciens türleri dışında, Aeromonas cinsine ait 6 tür ve Pseudomonas cinsine ait 3 farklı tür olmak üzere toplam 39 suş izole edilmiştir. Gerçekleştirilen antibiyogram testlerinin sonuçlarına bakıldığında, en yüksek bakteriyel direncin doğal direnç şeklinde de ifade edebilecek %64,1 değeri ile Ampisilin antibiyotiğine karşı olduğu gözlemlenirken, Enrofloxacin antibiyotiğine karşı hiçbir bakteri suşunda bakteriyel dirence rastlanmamıştır. Ülkemizde yaygın olarak balıklardan izole edilen Yersinia ruckeri ve Lactococcus sp. türlerine hiçbir balık türünde rastlanmaması bölgenin bu bakteriler açısından bakir olabileceği sonucunu göstermektedir. Sonuç olarak; bu tez çalışması ile Deriner baraj gölünün balık patojenleri açısından risk haritası ortaya konulmuş olup, patojenlere karşı alınabilecek tedbirlere temel bir kaynak oluşturulmuştur.

Bakteriyel hastalıklarBalıklarParaziter hastalıklar
Ahmet Düzgün
Recep Tayyip Erdoğan University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2015
10
Yüksek LisansAçık ErişimTR

2009-2013 yılları arasındaki Trabzon balık hali kayıtlarının incelenmesi

Bu çalışma da, Trabzon balık hali Kayıtlarının incelenmesi amaçlanmıştır. Trabzon balık hali kayıtlarının incelenmesinde, Trabzon Belediyesine bağlı olarak çalışan Balık Halinde tutulan resmi kayıtlar ile halde Toptan satış yapan toptancı esnafıyla yüz yüze görüşmeler yapılarak elde edilen kayıtlardan yararlanılarak gerçekleştirilmiştir. Yapılan incelemeler sonunda Trabzon balık halinde 2009-2013 yılları arasında işlem gören 22 balık türü olduğu tespit edilmiştir. Bu türlerden 15 'i Karadeniz'de avlanan, ikisi kültür balığı, biri ise ithal edilen, 4 tür ise diğer bölgelerden getirilip halde işlem gören türlerden oluşmaktadır. Balık halinde en fazla işlem gören balık türü Hamsi olurken en az işlem gören balık türü ise sarpa'dır. Toptancı kayıtlarına göre Trabzon Belediyesi balık hali kayıtları ile toptancı kayıtları arasında büyük farklar olduğu tespit edilmiştir. Beş yıllık süreçte halde en fazla işlem gören ortalama balık miktarı 6273,85 ton olarak hesaplandı. Trabzon balık halinde işlem gören balıklar arasında hamsi %82,10' lik oranla ilk sırayı alırken, hamsiyi, palamut (%9,73), istavrit (%5,25) diğer türlerin (%2,92) takip etmektedir (Şekil 17). Halde işlem gören balıkların %1,61'ini kültür balıkları, %98,39 'ünü ise avcılık yoluyla yakalanan balıklar oluşturmaktadır

Balık haliBalıkçılıkSatış noktası
Mükerrem Özkan Ulusal
Recep Tayyip Erdoğan University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2016
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Doğu Karadeniz Bölgesi'ndeki kara midyenin (Mytilus galloprovincialis, Lamarck, 1819) biyokimyasal kompozisyonu ve et kalitesinin mevsimsel değişiminin belirlenmesi

Bu çalışmada Doğu Karadeniz Bölgesi'ndeki kara midyenin mevsime bağlı olarak biyokimyasal kompozisyonu ve et kalitesindeki değişimler incelenmiştir. Giresun, Trabzon, Rize ve Artvin illerindeki toplam 12 istasyondan tüplü ve serbest dalış yöntemi ile örneklemeler yapılmıştır. Kara midyelerin % net et verimleri ilkbahar ve yaz mevsimlerinde yüksek, sonbahar ve kış mevsimlerinde nispeten daha düşük tespit edilmiştir. Dört mevsimin genel ortalaması ise % 24.00 olarak saptanmıştır. Biyokimyasal analizlerden % kuru madde, % ham kül, % ham protein, % ham yağ ve % glikojen miktarı mevsimlere ve istasyonlara bağlı olarak değişiklikler göstermekle beraber mevsimlerin genel ortalama değeri sırasıyla % 18.95, % 1.70, % 12.04, % 1.82 ve % 3.38 olarak bulunmuştur. Çalışmada elde edilen amino asit değerleri incelendiğinde; ilkbahar, yaz, sonbahar ve kış mevsimlerinde toplam amino asit miktarları sırası ile 13272.13, 14252.13, 17472.13 ve 12548.88 mg/100 gr olarak tespit edilmiştir. Toplam esansiyel amino asit miktarının mevsimsel ortalamaları sırası ile 6605.27, 6520.13, 6825.13 ve 5186.13 mg/100g ve toplam esansiyel olmayan amino asit miktarlarının mevsimsel ortalamaları ise 6666.88, 7732.00, 10647.00 ve 7362.75 mg/100g olarak bulunmuştur. Yağ asitlerinin doymuş yağ asidi (DYA) grubunda palmitik ve stearik yağ asitlerinin yıllık genel ortalaması sırası ile % 19.62 (287.30 mg/100 g), %4.46 (64.32 mg/100g) olarak bulunmuştur. Bütün mevsimlerde tekli doymamış yağ asidi (TDYA) içerisinde en fazla miktara eikosenoik asit (%6.39) ikinci sırada ise oleik asit (% 4.53) sahip olmuştur. Toplam çoklu doymamış yağ asidi (ÇDYA) miktarlarına mevsimsel bazda bakıldığında en düşük miktar yaz (% 45.66), en yüksek miktar ise ilkbahar (% 50.98) mevsiminde tespit edilmiştir. EPA ve DHA miktarları ise ÇDYA benzer bir seyir izlemiştir.

Et kalitesiMevsimsel değişimMidyeler+1
Bahtiyar Süleyman
Recep Tayyip Erdoğan University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2016
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Buzdolabında (+2±1 °c) vakum paketlenerek depolanmış alabalık (Oncorhynchus mykiss Walbaum, 1792) filetolarının kalitesine farklı kekik (Origanum onites L.) ekstraktlarının etkisi

Bu çalışmada, farklı kekik (Origanum onites L.) ekstratları uygulanarak vakum paketlenen gökkuşağı alabalığı (Oncorhynchus mykiss Walbaum, 1792) filetolarında 21 günlük depolama süresince meydana gelen biyokimyasal, fizikokimyasal, mikrobiyolojik, tekstürel ve duyusal değişimler incelenmiştir. Analiz örnekleri kontrol grubu (KO) ile birlikte % 3 oranında sıcak demleme (SID), soğuk demleme (SOD), destilasyon (DES) ve kaynatma (KAY) olarak beş farklı gruba ayrılmış ve örnekler vakum paketlenerek buzdolabında (+2±1 °C) muhafazaya alınmıştır. Uygulanan farklı kekik ekstraklarının gökkuşağı alabalığı filetolarının biyokimyasal içeriğinde önemli değişimlere yol açmadığı tespit edilmiştir (p>0.05). Tüm grupların depolama sonunda L ve a+ değerleri taze örnekte tespit edilen değerlere göre düşük bulunurken, b+ değerleri yüksek bulunmuştur. Depolama sonunda tüm grupların tekstür değerleri başlangıç değerinden yüksek bulunmuştur. Çalışma sonucunda KO, SID, SOD, DES ve KAY gruplarının tiyobarbitürik asit (TBA) değerleri sırasıyla 4,06, 3,18, 3,38, 3,37 ve 4,32 mg malonaldehit/kg bulunmuştur. Toplam uçucu bazik azot (TVB-N, mg/100g) değerleri DES grubu hariç tüm gruplarda 17. günde sınır değerlerini aşmıştır. Toplam aerobik mezofilik bakteri (TAMB) sayısı tüm gruplarda 13. gün sınır değerleri içinde kalırken, toplam aerobik psikrofilik bakteri (TAPB) sayısının 21 günlük depolama süresince kalite sınır değerlerini aşmamıştır. Toplam koliform sayısı KO, SID, SOD, DES ve KAY gruplarında sırasıyla 13. gün, 17. gün, 17. gün, 21. gün ve 17. gün sınır değerini aşmıştır. Duyusal değerlendirmelere göre SOD ve DES grupları 17. gün, diğer gruplar 13. gün tüketilebilir değerler içerisinde bulunmuştur. Bu çalışma sonucunda, KO ve SID gruplarının 9 gün, SOD ve KAY gruplarının 13 gün ve destilasyon grubunun 17 gün güvenilebilir bir şekilde tüketilebileceği belirlenmiştir.

AlabalıklarDepolama koşullarıGökkuşağı alabalığı+3
Hava Akarsu
Recep Tayyip Erdoğan University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2016
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Bazı bakteriyel balık patojenlerinin alabalık kuluçka sistemlerinde etkilerinin incelenmesi

Bakteriyel patojenlerin alabalıklar üzerinde meydana getirdiği olumsuz etkiler genellikle larval aşama ve sonrasında daha çok ele alınmakta ve rapor edilmektedir. Yumurta evresinde bakteriyel patojenlerin yumurta kayıpları, çıkış oranı ve suni yeme geçiş dönemlerindeki etkileri tam olarak irdelenmemektedir. Bu çalışmada farklı iki alabalık türünde (Oncorhynchus mykiss ve Salmo coruhensis), balıklarda patojen olan bazı bakterilerin (Aeromonas hydrophila, Lactococcus garvieae, Pseudomonas putida ve Yersinia ruckeri) yumurta, alevin ve fry bireyler üzerindeki patojenik etkileri araştırılmıştır. Bu amaçla, bahsi geçen iki tür alabalığın gözlenmiş yumurtaları bakteriyel patojenler ile enfekte edilmiştir. Gözlenmiş yumurta aşamasından fry evresine kadar geçen süre sonunda kümülatif ölüm oranları A. hydrophila için gökkuşağı alabalığı ve kahverengi alabalıkta sırasıyla %17,66 ve %20,3 oranlarında en yüksek değerde kaydedilmiştir. Kontrol gruplarında ise bu oran yine sırasıyla %1 ve %2,6 olarak gözlemlenmiştir. Diğer bakteri gruplarında da ölüm oranları kontrol grubuna göre oldukça yüksek bulunmuştur. Bakterilerin, fry bireyler üzerinde mavi kese sendromu, omurga deformasyonları, renkte kararma ve kanamalara sebep olduğu belirlenmiştir. Çalışmada 90. gün sonunda kontrol grubu ve bakteri enfekte edilen bireylerin canlı ağırlıkları arasında önemli farklılıklar ortaya çıkmıştır. Sunulan bu tez çalışmasıyla, alabalık kuluçka sistemlerinde bakteriyel kontaminasyonun patojenik etkileri ortaya konulmuştur.

Cansu Yılmaz
Recep Tayyip Erdoğan University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2016
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Karadeniz bölgesi'nde kültürü yapılan levrek (Dicentrarchus labrax, L. 1758) balıklarında görülen vibrio enfeksiyonları ve tedavisi

Bu çalışmada, Kradenizde kültür yapılan levrek balıklarındaki (Dicentrarchus labrax L., 1758) bakteriyel enfeksiyonlardan izole edilen vibrio türlerinin tanımlanması için konvensiyonel metotlar ve API 20E test kitleri kullanılarak gerçekleştirildi. Bütün izolatlar bakterilerin spesifik 16S rRNA genleri kullanılarak PZR yöntemiyle doğrulandı. İzole edilen bakteriler biyokimyasal ve PZR test sonuçlarına göre Vibrio anguillarum, V. vulnificus, V. parahaemolyticus ve V. harveyi olarak tespit edildi. Vibrio anguillarum için APİ 20E profili genellikle 3207526 olarak belirlendi. Sekensa gönderilen iki izolat hariç tüm izolatlar GenBank'da farklı kabul numarası kayıtlı Vibrio türlerine % 98-100 oranında benzer olduğu bulundu. Antibiyotiklere hassasiyet test sonuçlarına gore % 94,23 ampisilin, % 42,31 streptomisin, % 13,46oksitetrasiklin ve % 3,85 eritromisin dirençli olduğu fakat sulfametoksazol, trimetoprim sulfametoksazol, oksolinik asit, enrofloksasin ve florfenikol hassas olduğu tespit edildi.

Mikrobiyal duyarlılık testleriPatojenlerPatoloji+5
Hasret Yılmaz
Recep Tayyip Erdoğan University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2016
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Vakum paketlenerek buzdolabında depolanmış gökkuşağı alabalık (Oncorhynchus mykiss Walbaum, 1792) filetolarının kalitesine çörek otu (Nigella sativa L.) ve yeşil çay (Camellia sinensis L.) ekstraktları ile yağlarının etkileri

Bu çalışmada, çörek otu ve yeşilçay katkıları ile vakum paketlenen gökkuşağı alabalığı (Oncorhynchus mykiss Walbaum, 1792) filtolarında 16 günlük depolama süresince meydana gelen kalite değişimleri incelenmiştir. Çalışma grupları kontrol grubu (KO), % 10'luk çörek otu destilasyonu (ÇOD), % 10'luk çörek otu yağı (ÇOY), % 10'luk yeşilçay destilasyonu (YÇD) ve % 10'luk yeşilçay yağı (YÇY) olarak ayrılmış ve vakum paketlenerek +2±1 °C'de muhafaza edilmiştir. ÇOD ve YÇD gruplarının besinsel içeriğinde önemli bir değişme görülmemiş, ÇOY ve YÇY gruplarının % ham yağ miktarında önemli farklılıklar oluşmuştur. TVB-N miktarı KO, YÇD ve YÇY gruplarında 11. gün, ÇOD ve ÇOY gruplarında 16. gün tüketilebilir sınır değerlerini aşmıştır. Depolama süresince TBA 0,12-0,48 mg MA/kg, pH 6,34-6,03, su aktivitesi 0,9942-0,9863 değerleri arasında tespit edilmiştir. Tüm gruplarda depolama süresince L* değeri yükselmiş, b* değeri düşmüş ve a* değeri belirli bir değişim göstermemiştir. Duyusal ve mikrobiyolojik değerlendirmeler sonucunda ÇOD ve ÇOY grupları diğer gruplara göre daha kaliteli bulunmuştur. ÇOD ve ÇOY gruplarının toplam bakteri ve koliform sayısı 16. gün sınır değerleri aşmıştır. Bu çalışma sonucunda KO, YÇD ve YÇY gruplarının 11. günde, ÇOD ve ÇOY gruplarının 16. günde kalite sınırlarını geçtikleri belirlenmiştir. 2016, 120 sayfa Anahtar kelimeler: Gökkuşağı alabalığı, Çörek otu ekstraktı, Yeşil çay ekstraktı, çörek otu yağı, Yeşil çay yağı, Vakum paket, Raf ömrü

Özgül Kılıç
Recep Tayyip Erdoğan University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2016
00