Kırşehir Ahi Evran University
Discipline

Plant Protection

Kırşehir Ahi Evran University

833

Archived Theses

0

DOIs Assigned

0%

DOI Rate

Discipline

50 Theses
DoctorateOpen AccessEN

The Effects of genotype, medium and growth conditions of donor plants on the haploid production from anthers of durum wheat (triticum turgidum L.) and cytological analyses of regenerants

ABSTRACT PHJD.THESIS THE EFFECTS OF GENOTYPE, MEDIUM AND GROWTH CONDITION OF DONOR PLANTS ON THE HAPLOID PRODUCTION FROM ANTHERS OF DURUM WHEAT (Triticum targidum L.) AND CYTOLOGICAL ANALYSES OF REGENERANTS Münevver DO?RAMACI-ALTUNTEPE DEPARTMENT OF FIELD CROPS INSTITUTE OF NATURAL AND APPLIED SCIENCES UNIVERSITY OF ÇUKUROVA Advisers: Prof. Dr. Rüştü HATİPO?LU Prof. Dr. Prem P. JAUHAR Yean 2000, Page, 135 Jury: Prof. Dr. Rüştü HATİPO?LU Jury: Prof. Dr. Prem P. JAUHAR Jury: Prof Dr. İbrahim GENÇ Jury: Prof. Dr. Ekrem KÜN Jury: Prof. Dr. Tacettin YA?BASANLAR Anther culture is being increasingly used in cereal crop improvement bom as a source of haploids and for inducing new genetic variation. In the present study, the androgenetic ability often cultivars of durum wheat {Triticum targidum L., In = Ax = 28; AABB) has been investigated, using three different growth conditions and four media. From a total of 86,400 anthers cultured, 324 plants were obtained: 248 green and 76 albino. Genotypes, growth conditions, and media significantly affected anther response and callus production; interactions were also significant Green plant regeneration was influenced significantly by genotype and growth condition, as well as by genotype * growth condition interactions. Albino plant regeneration was affected significantly only by growth condition. Regenerants showed gametoclonal/somaclonal variation. Differences in morphology, growth habit, adult plant height, spike size, and development of spikes at the first nodes were observed. Mitotic and meiotic chromosomes were studied by conventional staining and fluorescent genomic in situ hybridization techniques. Chromosome numbers of the regenerants ranged from 14 to 70. All 76 haploid plantlets (2/i = 2x = 14; AB) were albino. Some of the 28-chromosome regenerants also were albino. Chromosome number in the green plantlets ranged from 28 to 70. Chromosome number also varied in regenerants originating from the same callus. Both intergenomic and mtragenomic multivalents were recorded. An interesting feature was die preferential multiplication of B-genome chromosomes, which formed multivalents (trivalents, quadrivalents and hexavalents). We observed several chromosomal abnormalities, which seemed to increase with the level of polyploidy. Translocations, dicentric chromosomes, chromatid breaks and exchanges, and Robertsonian translocations involving the A- and B-genome chromosomes were observed. Chromosome breakages resulting in centric and acentric fragments, as well as telocentrics were also recorded. Chromosome multiplication and structural aberrations induced during culture may constitute the bases of gametoclonal and somaclonal variations. From the results of the study, it was concluded mat to standardize the anther culture technique for durum wheat new media formulations can be examined in future experiments using the successful cultivars for green plant regeneration from this study. Key words: Triticum turgidum, Anther culture, Genotype, Medium, Growth conditions of donor plants. -I

Anther cultureFeeding contextsGenotype+3
Münevver Doğramacı Altuntepe
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2000
00
Master'sOpen AccessTR

Elma phyllosphere mikoflorası'nın karaleke hastalığı etmeni Venturia inaequalis (Cke.) wint.'e antagonistik etkilerinin saptanması

Bu çalışmada elma karaleke hastalığı etmenine {Venturia inaequalis (Cke.) Wint.)'duyarlılıklan farklı Granny Smith, Starkspur Golden ve Starkrimson elma çeşitlerinin yapraklarından periyodik aralıklarla yapılan 5 izolasyonun sonucunda 43 farklı fungus tür veya izolatlan saptanmıştır. Elma fillosferinde Cryptococcus (beyaz maya), Sporobolomyces (pembe maya), Alternaria, Penicillium, Cladosporium, Epicoccum, Heterosporium, Papularia, Peyronellaea ve Papularia fungal türleri belirlenmiştir. Yaprak yüzey mikroorganizmaları suda süspanse edilerek cm2 yaprak yüzeyindeki fungal populasyon hesaplandığında her üç elma çeşidinde de Aurebasidium ve Cryptococcus türlerinin toplam fungus populasyonunun büyük bir kısmını oluşturduğu görülmüştür. In vitro' da. V. inaequalis' 'in miseliyal gelişimini değişik antagonistik yöntemlere göre en iyi inhibe ettiği saptanan fungus izolatlan Cryptococcus (A21), Sporobolomyces (A3), Penicillium (A8, Ali) ve Papularia (Al) türleri olmuştur. İkili kültür çalışmalarının sonucunda Cryptococcus, Sporobolomyces, Alternaria altenata, Papularia ve Epicoccum türlerinin ürettikleri uçucu antibiyotiklerin V. inaequalis' m. miseliyal gelişimini %100 inhibe ederek diğer izolatlara göre daha etkili oldukları saptanmıştır. Anahtar Kelimeler: Venturia inaequalis, Mikoflora, Fungal Antagonizm, Elma, İkili Kültür

Bitki hastalıklarıBitki korumaElma+3
H. Handan Mimtaş Altınok
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2000
00
Master'sOpen AccessTR

Adana'da turunçgil bahçelerinde turunçgil nematodu (Tylenchulus semipenetrans Cobb)'nun popülasyon dalgalanması ve verime olan etkisinin araştırılması

YÜKSEK LİSANS TEZİ ADANA'DA TURUNÇGIL BAHÇELERİNDE TURUNÇGİL NEMATODU (TYLENCHVLUS SEMIPENETRANS COBB)'NUN POPULASYON DALGALANMASI VE VERİME OLAN ETKİSİNİN ARAŞTIRILMASI HALİL TOKTAY ÇUKUROVA ÜNİVERSİTESİ FEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ BİTKİ KORUMA ANA BİLİM DALI Danışman: Prof. Dr. İ. Halil ELEKÇİOĞLU Yıl: 2001, Sayfa:33 Jüri: Prof. Dr. İ. Halil ELEKÇİOĞLU Prof. Dr. Nedim UYGUN Prof Dr. Turgut YEŞİLOĞLU Turunçgil nematodu (Tylenchulus semipenetrans Cobb)'nun Nisan 1998- Mart 2000 tarihlerinde populasyon dalgalanmasını incelemek amacıyla Adana ilinde iki farklı bölgede Turunçgil nematoduyla bulaşık turunç üzerine aşılı Washington Navel ve Yafa portakal çeşitlerinin (Citrus cinensis (L.) Osbeck) bulunduğu iki bahçe belirlenmiştir. Washington Navel çeşidi portakal bahçesinde aynı zamanda Turunçgil nematodunun verim üzerine etkisi araştırılmıştır. Turunçgil nematodunun populasyonu her iki bahçede yılın aralık ve ocak aylarında en düşük düzeye, temmuz ayında en yüksek düzeye ulaşmıştır. Nematisit uygulaması sonucu meyve veriminde kontrole göre 1998 yılı hasat döneminde % 0.9, 1999 yılı hasat döneminde ise % 9.2 oranında verim artışı olduğu tespit edilmiştir. Ancak bu artış istatistiksel olarak önemli bulunmamıştır. Anahtar Kelimeler: Turunçgil, Tylenchulus semipenetrans, Populasyon dalgalanması, meyve verimi.

AdanaMeyve verimiNematodlar+3
Halil Toktay
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2001
00
DoctorateOpen AccessTR

Şanlıurfa İli tarım ve tarım dışı alanlarda bulunan agromyzidae (diptera) türleri, yayılışları, konukçuları, zarar şekilleri ve parazitoitlerinin saptanması

oz DOKTORA TEZİ ŞANLIURFA ILI TARIM VE TARIM DIŞI ALANLARDA BULUNAN AGROMYZIDAE (DIPTERA) TÜRLERİ, YAYILIŞLARI, KONUKÇULARI, ZARAR ŞEKİLLERİ VE PARAZİTOİTLERİNİN SAPTANMASI Emine ÇIKMAN ÇUKUROVA ÜNİVERSİTESİ FEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ BİTKİ KORUMA ANABİLİM DALI Danışman: Prof. Dr. Nedim UYGUN : Yıl 2001, Sayfa: 207 Jüri : Prof. Dr. Nedim UYGUN : Prof. Dr. Faruk ÖZGÜR : Prof. Dr. Abuzer YÜCEL : Doç. Dr. Cafer MART : Yrd. Doç. Dr. H. Sungur CİVELEK Bu çalışma 1999-2001 yıllarında Şanlıurfa ili tarım ve tarım dışı alanlardaki Agromyzidae (Diptera) familyasına bağlı türleri, bu türlerin konukçularını, yayılış, zarar şekilleri ve parazitoitlerini belirlemek amacıyla yapılmıştır. Çalışmada Agromyzidae türleri, bulaşık bitki örneklerinin laboratuvar koşullarında kültüre alınmasıyla ve survey yapılan alanlarda atrap yardımıyla toplanmış ve Agromyzinae altfamilyasından 3 cinse ait 6 tür; Phytomyzinae altfamilyasından da 6 cinse ait 14 tür olmak üzere toplam 20 tür saptanmıştır. Belirlenen bu türler içerisinde Agromyzinae altfamilyasından Agromyza albipennis Meigen, 1830, Melanagromyza vignalis Spencer, 1959 ve Phytomyzinae altfamilyasından da Liriomyza hieracivora Spencer, 1971, Pseudonapomyza atra (Meigen, 1830), Ps. spicata (Malloch, 1914), Ps. spinosa Spencer, 1973, Phytomyza chelonei Spencer, 1969, türleri yeni kayıt olarak kaydedilmiştir. Ayrıca zararlı türler içerisinde Liriomyza trifolii (Burgess) ve Chromatomyia hordeola (Goureau)'nın yaygın ve önemli türler olduğu belirlenmiştir. Çalışmada 26 adet parazitoit tür saptanmış, bu türlerden Eulophidae (Hymenoptera) familyasından yer alan Diglyphus isaea Walker ve D. minoeus Walker'un yaygın ve yoğun türler olduğu bulunmuştur. Anahtar Kelimeler: Agromyzidae, Parazitoit, Tarım ve Tarım Dışı Alanlar, Şanlıurfa

AgromyzidaeBitki korumaParazitoidler+1
Emine Çıkman
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2001
00
DoctorateOpen AccessTR

Şanlıurfa'da pamuk alanlarında zararlı olan lepidoptera türlerinin saptanması, popülasyon gelişimleri, doğal düşmanları ile dikenlikurt ((earias insulana (boisd. ) lepidoptera: noctuidae))'un biyolojisi ve bitki fenolojisi arasındaki ilişkilerin

ÖZ DOKTORA TEZİ ŞANLIURFA'DA PAMUK ALANLARINDA ZARARLI OLAN LEPIDOPTERA TÜRLERİNİN SAPTANMASI, POPULASYON DEĞİŞİMLERİ, DOĞAL DÜŞMANLARI İLE DİKENLİKURT [(Earias insulana (Boisd.) LEPIDOPTERA: NOCTUIDAEl'UN BİYOLOJİSİ VE BİTKİ FENOLOJİSİ ARASINDAKİ İLİŞKİLERİN BELİRLENMESİ Levent UNLU ÇUKUROVA ÜNİVERSİTESİ FEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ BİTKİ KORUMA ANABİLİM DALI Danışman : Prof. Dr. Serpil KORNOŞOR Yıl 2001, Sayfa: 110 Jüri : Prof. Dr. Serpil KORNOŞOR Prof. Dr. Avni UĞUR Prof.Dr. A.Faruk ÖZGÜR Şanlıurfa ve ilçelerinde 1998-2000 yılları arasında pamukta zarar yapan Lepidoptera takımından sekiz tür tespit edilmiştir. Bu zararlılar; Agrotis spinifera (Hübn.), A. segetum (D.-S.), A. ipsilon Hufn., Spodoptera exigua (Hübn.), S. littoralis (Boisd.), Helicoverpa armigera (Hübn.), Earias insulana (Boisd.) ve Pectinophora gossypiella (Sound) türleridir. Bunlar arasında en önemli türler ise, H. armigera, E. insulana ve P. gossypiella olarak belirlenmiştir. Pamuğun koza ve olgunlaşma döneminde zarar yapan H. armigera, her yıl zarar oluşturmazken, populasyonu 1998 yılında maksimuma ulaşmıştır. E. İnsulana'nın populasyonu, 1999 yılında artarak, olgunlaşma döneminde önemli zarar oluşturmuştur. Pembekurt'a 1998 yılında az sayıda saptanmış, 1999 yılında ise populasyonu artmıştır. Pamuk hasadından sonra toplanan kör kozaların incelenmesiyle, Şanlıurfa ve ilçelerinin Dikenlikurt ve Pembekurt ile bulaşık olduğu saptanmıştır. Harran Ovasından toplanan kör kozaların ortalama bulaşıklık oranı 1998, 1999 ve 2000 yıllarında sırasıyla %13.7, %43.1 ve %26.6; İlçelerde ise, %16.6, %17.7 ve %8.2 olmuştur. E. insulana'nın suni besin üzerinde, dört farklı sıcaklıkta (21, 25, 29 ve 33±1°C), %70±5 orantılı nem ve 16 saat aydınlatmalı iklim odasında biyolojisi incelenmiştir. Zararlının gelişme süresinin 21°C'de en uzun, 29°C'de ise en kısa olduğu bulunmuştur. Anahtar Kelimeler: Earias insulana, Lepidoptera, Pamuk, Harran Ovası, Biyoloji

Earias insulanaFenolojiHarran Ovası+4
Levent Ünlü
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2001
00
DoctorateOpen AccessTR

Çukurova'da mısırkurdu ((Ostrinia nubilalis Hubner (Lepidoptera: Pyralidae))'nun Trichogramma evanescens Westwood (Hymenoptera: Trichogrammatidae) ile parazitlenmesine bazı faktörlerin etkilerinin belirlenmesi

Bu çalışmada mısırın ana zararlılarından Mısırkurdu, Ostrinia nubilalis Hübner (Lepidoptera: Pyralidae)'in yumurta parazüoidi Trichogramma evanescens Westwood (Hymenoptera: Trichogrammatidae)'m laboratuvar koşullarında beş farklı sıcaklık (15, 20, 25, 30 ve 35 °C) ve iki farklı orantılı nem (% 60±5 ve % 80±5)'de toplam gelişme sureleri, dişi ve erkek ömür uzunlukları, yumurtaların kararma sureleri, parazitledikleri yumurta sayılan, çıkış oram, parazitlenen yumurtalardan çıkan birey sayılan, parazitli bir O. nubilalis yumurtasından çıkan birey sayısı ve eşey oranlan belirlenmiş ve parazitoidin ayrı ayrı her sıcaklıktaki yaşam çizelgeleri oluşturulmuştur. Ayrıca, yedi farklı mücadele ilaçlarının parazitoidin ölüm oranı, çıkış oram ve parazitleme oranına etkileri belirlenmiştir. Doğa koşullarında ise parazitoidin doğal parazitleme oram ile salma ve yağmurlama sulama sistemlerinde T. evanescens salındığında parazitoidin parazitleme oram, zararlı populasyonuna ve mısır verimine etkileri araştırılmıştır. Elde edilen verilere göre, T. evanescens'in. sıcaklık ve neme bağlı olarak ergin öncesi toplam gelişme süresi 5.49-37.67, yumurtaların kararma süresi 2.01-12.65, dişi ve erkek ömrünün 1.40-12.60 ve 2.85-10.80 gün, parazitlediği yumurta sayılarının 8.05-38.60 adet, çıkış oranının % 59.76-98.74, parazitlenmiş yumurtalardan çıkan birey sayılan 6.05-93.05 ve bir yumurtadan çıkan birey sayısı 1.10-2.13 adet olarak saptanmıştır. Sıcaklık ve nem denemelerinden elde edilen verilerden hazırlanan yaşam çizelgelerine göre parazitoidin gelişebilmesi için en uygun sıcaklığın 30 °C olduğu saptanmıştır. Bazı tarım ilaçlarının parazitoidin pupa dönemine etkileri incelendiğinde, Bacillus thuringiensis, alpla- cypermethrin ve fenbutation oxide'in zehirli etkisinin olmadığı, cypermethrin'in az zehirli, cyfluthrin'in orta derecede zehirli, lambda+cyhalothrin ve azmphos-methyl'in zehirli olduğu; ergin dönemine ise B. thuringiensis ve fenbutation oxide'in zehirli etkisinin olmadığı, alpna-cypermethrin'in orta derecede zehirli, cyfluthrin, lambda+cyhalothrin, azinphos-methyl ve cypermethrin'in zehirli olduğu saptanmıştır. Doğa çalışmalarında ise, verim ile ilgili tüm parametreler dikkate alındığında, salma sulama uygulanan parsellerde T. evanescens'in parazitleme oranının yağmurlama sulamaya göre daha yüksek (% 81.04-84.31) olduğu ve parazitoid şalımında, salma sulamanın en uygun sulama sistemi olduğu saptanmıştır. Çukurova'da, 1998-2000 yıllarında doğal parazitleme oram ise sırasıyla % 3023, 46.79 ve 48.78 olarak belirlenmiştir. Anahtar kelimeler Trichogramma evanescens, Ostrinia nubilalis, sulama, abiyotik faktörler, pestisit

Mısır kurduOstrinia nubilalisParazitlenme+2
Sevcan Öztemiz
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2001
00
Master'sOpen AccessTR

Agrobacterium tumefaciens aracılığı ile hıyarın (Cucumis sativus L.) genetik transformasyonu ve bitki regenerasyonu

Kotiledon ve hipokotil bitki doku parçalan kullanılarak marker gen olarak kanamisine dayanıklılık (npt II) ve P-glukuronidaz (GUS) genlerini içeren Agrobacterium tumefaciens'm pGA482GG plazmidini taşıyan EHA101 ırkı ile hıyar bitkisine (Cucumis sativus L.) gen transferi yapılmıştır. In vitro koşullarda tohumların çimlendirilmesi ile elde edilen bitkilerin kotiledon ve hipokotil parçaları farklı hormon konsantrasyon ve kombinasyonlarını içeren MS ortamı üzerinde kültüre alınmış ve en uygun sürgün regenerasyon ortamının 2 mg/1 zeatin içeren MS ortamı olduğu belirlenmiştir. Denenen bitki doku parçalarından en fazla bitki regenerasyonu ortadan enine ikiye kesilmiş kotiledon yapraklarının sapa bağlanan kısımlarından elde edilmiştir. Doku parçalan A. tumefaciens ile 2 gün süre ile ko- kültüre alınmıştır. Kanamisinli ortamlarda seçilen bitki doku parçalan histokimyasal GUS+ analizi ile test edilmiş ve dokularda meydana gelen mavi renk değişimleri gözlenmiştir. Transgenik dokulardan regenere olan sürgünler basal MS ortamı üzerinde 3 hafta süre ile kültüre alınarak kök gelişimi teşvik edilmiştir. 10 cm uzunluğa ulaşan ve kök oluşturan bitkiler toprağa aktarılarak bitkilerin doğal koşullara adaptasyonlan sağlanmıştır. Bu bitkilerin normal çiçek ve meyve oluşturduktan gözlenmiştir. Transgenik bitkilerden DNA izolasyonlan yapılmış ve aktarılan npt II ve GUS genlerini belirlemek için PZR analizleri yapılmıştır. Böylece hıyar bitkisine A. tumefaciens aracılığı ile gen transferi için etkili bir protokol oluşturulmuştur. Anahtar Kelimeler ; Agrobacterium tumefaciens, Cucumis sativus, Transgenik Bitki, Bitki Regenerasyonu, Hıyar

Bitki korumaBitki rejenerasyonuCucumis sativus+4
Ela Köse
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2002
00
Master'sOpen AccessTR

Doğu Akdeniz bölgesi plastik domates seralarında gövde nekrozuna neden olan Erwinia chrysanthemi'nin tanısı, ırklarının belirlenmesi ve epidemiyolojisi üzerinde araştırmalar

öz YÜKSEK LİSANS TEZİ DOĞU AKDENİZ BÖLGESİ PLASTİK DOMATES SERALARINDA GÖVDE NEKROZUNA NEDEN OLAN Erwinia chrysanthemi'nin. TANISI, BİOV ARLARININ BELİRLENMESİ VE EPİDEMİ YOLOJİSİ ÜZERİNDE ARAŞTIRMALAR RAZİ YE ÇETİNKAYA YILDIZ ÇUKUROVA ÜNİVERSİTESİ FEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ BİTKİ KORUMA ANABİLİM DALI Danışman: Prof. Dr. Özden ÇINAR Yıl: 2002, Sayfa 6 1 Jüri : Prof. Dr. Özden ÇINAR :Prof.Dr. Zülküf KAYA : Yard. Doç.Dr. Yeşim AYSAN Doğu Akdeniz Bölgesinden 24 adet yumuşak çürüklük Erwinia türü izole edilmiştir. Bu izolalların 17 tanesi Erwinia caratovora subsp. carat ovam ve 7 İanesi Erwinia chrysanthemi olarak tanılanmıştır. E. chrysanthemi izolatlarının biovar 6 olduğu saptanmıştır. Doğu Akdeniz Bölgesinde yaz aylarında patojenin toprakta yaşamını devam ettiremediği ancak bu dönemde bulaşık bitki artıklarında bir sonraki mevsime kadar yaşamını sürdürdüğü saptanmıştır. Turfanda domates üretim mevsimi olan kış ayları boyunca patojen topraktan ve bitki altıklarından izole edilmiştir. Ayrıca bulaşık tohumlarda etmen yaklaşık 11 ay canlılığını korumuştur. Bulaşık tohumlardan gelişen fidelerin kotiledon yapraklarında hastalık simptomlarının belirlenmesi etmenin tohumla taşınabileceğini göstermektedir. Domates tohumlarından E. chrysanthemi 'yi elimine edebilmek amacıyla çeşitli tohum uygulamalarının etkinlikleri test edilmiştir. Uygulamaların etkinliği ve çimlenme yüzdeleri dikkate alındığında E. chrysanthemi' nin neden olduğu gövde nekrozu hastalığına karşı 0.6 M HCl'ya 30 dakika ve %1'lik NaOCI'ya 30 dakika daldırma uygulamalarının başarılı olduğu saptanmıştır. Anahtar Kelimeler: Domates, Erwinia chrysanihemi, biovar, tohum, epidemiyoloji

BiovarlarDomatesEpidemiyoloji+3
Raziye Çetinkaya Yıldız
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2002
00
DoctorateOpen AccessTR

Doğu Akdeniz bölgesi bağ alanlarındaki viroidlerin araştırılması

öz DOKTORA TEZİ DOĞU AKDENİZ BÖLGESİ BAG ALANLARINDAKİ VİROİDLERİN ARAŞTIRILMASI Mona GAZEL ÇUKUROVA ÜNİVERSİTESİ FEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ BİTKİ KORUMA ANABİLİM DALI Danışman : Prof. Dr. Nüket ÖNELGE Yıl : 2002, Sayfa: 90 Jüri : Prof.Dr. Nüket ÖNELGE Prof. Dr. Ahmet ÇINAR Prof. Dr. Kadriye ÇAĞLAYAN Prof. Dr. M. Asil YILMAZ Yrd. Doç. Dr. Gülsen SERTKAYA Bu çalışmada Doğu Akdeniz Bölgesi bağ alanlarında bulunan bağ viroidlerinin biyolojik indeksleme, sPAGE ve RT-PCR yöntemleriyle belirlenmesi ve bağlarda yaygınlık oranlarının saptanmasına yönelik araştırmalar yapılmıştır. Çalışmada 22 farklı varyete ve adı üretici tarafından tanımlanamayan 8 varyeteden alınan 184 bağ örneği sPAGE ile testlenmiş ve bunlardan 62 tanesininin bir veya birden fazla viroid ile bulaşık olduğu, 122 tanesinin ise herhangi bir viroid içermediği belirlenmiştir. Yapılan sPAGE analizlerinde ÇEVd-g, GYSVd-1, GYSVd-2, HSVd-g ve ayrıca tanısı henüz yapılamayan bir viroid saptanmıştır. sPAGE sonuçları RT-PCR ile desteklenmiştir. RT-PCR yöntemiyle çoğaltılan viroidler PCR saflaştırma kiti kullanılarak saflaştırılmıştır. Yörede yaygın olarak kullanılan bağ anaçlarından alınan örneklerin sPAGE ile incelenmesi sonucunda bağ viroidlerinden GYSVd-1, GYSVd-2 ve HSVd-g ile bulaşık oldukları saptanmıştır. Anahtar Kelimeler: Bağ viroidleri, purifîkasyon, CEVd-g, GYSVd-1, GYSVd-2, HSVd-g

Doğu Akdeniz bölgesiSaflaştırmaViroidler+1
Mona Gazel
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2002
00
Master'sOpen AccessTR

Bazı hıyar, domates ve biber çeşitlerinin Meloidogyne javanica Chitwood 1949 IRK-1 ve Meloidogyne incognita Chitwood 1949 IRK-2'ye karşı dayanıklılıklarının araştırılması

Bu çalışmada 28 hıyar, 26 domates ve 16 biber çeşidi Meloidogyne javanica ırk-1 ve M. incognita ırk-2'ye karşı 25±1°C sıcaklık ve %60±10 orantılı nem koşullarında iklim odasında testlenmiştir. Denemeye alınan tüm hıyar çeşitlerinin M. javanica ırk-1 ve M. incognita ırk- 2'ye duyarlı oldukları saptanmıştır. Domates çeşitlerinin tümü M. incognita ırk-2'ye duyarlı iken, 144 RN, Target N Fİ ve 1077 domates çeşitlerinin M. javanica ırk-1' e dayanıklı olduğu ve diğerlerinin ise duyarlı olduğu belirlenmiştir. Bu çeşitlerin M javanica ırk-1 karşı 30±l°C'de de dayanıklı olduğu ortaya çıkarılmıştır. Denemeye alman biber çeşitlerinin tamamının M. javanica ırk-1' e karşı dayanıklı bulunurken, M. incognita ırk-2'ye karşı duyarlı oldukları tespit edilmiştir. Biber çeşitlerinin tümü 30±1°C sıcaklıkta da M. javanica ırk-1 'e karşı dayanıklılıklarım sürdürebilmişlerdir. Anahtar kelimeler: Hıyar, biber, domates, Meloidogyne javanica ırk-1, Meloidogyne incognita ırk-2, dayanıklılık.

BiberBitki korumaDayanıklılık+3
Adem Özarslandan
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2002
00
Master'sOpen AccessTR

Kavunda fusarium solgunluğuna karşı trifluralin ve acetochlor herbisitlerinin kullanılarak dayanıklılığının teşvik edilmesi

Bu çalışmada trifluralin ve acetochlor herbisitlerinin Fusarium oxysporum f.sp. melonis (FOM)'in miseliyal gelişimi ve kavunda Fusarium solgunluk hastalığı üzerine olan etkileri araştırılmıştır. Her iki herbisit de katı ortamda FOM'un miseliyal gelişimini doza bağlı olarak artan oranda inhibe etmiştir. Bununla birlikte trifluralin katı ortamda miseliyal yoğunluğu arttırıcı etkide bulunmuştur, ve buna paralel sıvı ortamda dozla artan oranda miseliyal kuru ağırlığın artışına neden olmuştur. Acetochlor FOM'un koloni gelişimi üzerine trifluralinden daha fazla inhibe edici etki göstermiş ve yine sıvı ortamda doz artışına paralel olarak fungusun miseliyal ağırlığım ters orantılı bir şekilde azaltmıştır. Herbisitlerin solgunluk hastalığına olan etkilerinde ise trifluralin ve acetochlorun uygulama dozlarının yarısı (trifluralin; 96 ul/m2 ve acetochlor; 168 ul/m2) hastalığı azaltmada en etkili olmuşlardır. Trifluralinin 96 ul/m2lik dozu hastalık oluşumunu %62,4 azaltırken, acetochlorun 168 ul/m2 lik dozu %55 oranında azaltmıştır. Bunun yanında herbisitlerin normal uygulama dozları da (192 ul/m2 ve 336 ul/m2) hastalık oluşumunu azaltmış ancak iki katı dozlar (384 ul/m2 ve 672 ul/m2) hastalığı arttırmıştır. Tüm uygulamalardaki bitkilerden elde edilen ekstraktlar kontroldeki lerden elde edilenlere göre fungusun çim borusu gelişimini inhibe etmiş, bu uygulamalarda en güçlü inhibisyonu yine herbisitlerin yarı dozlarının (trifluralin; 96 ul/m2 ve acetochlor; 168 ul/m2) uygulandığı bitki ekstraktları sağlamış daha sonra bunu sırasıyla iki katı (384 ul/m2 ve 672 ul/m2)ve normal uygulama dozları (192 ul/m2 ve 336 ul/m2) takip etmiştir. Anahtar Kelimeler: Kavun, Fusarium solgunluğu, Dayanıklılığın teşviki, Herbisit

Bitki korumaDayanıklılıkFusarium solgunluğu+2
Davut Soner Akgül
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2002
00
DoctorateOpen AccessTR

Süne ((Eurygaster integriceps put. ) (Heteroptera:Scutelleridae))'nin yumurta parazitoidi olan Trissolcus semistriatus nees (Hymenoptera:Scelionidae)'un bazı biyolojik özelliklerinin belirlenmesi, farklı yoğunluklarda doğaya salınması ve etkinlikleri

oz DOKTORA TEZİ SÜNE [(Eurygaster integriceps PUT.) (HETEROPTERA: SCUTELLERİDAE)]'NİN YUMURTA PARAZİTOİTİ OLAN Trissolcus semistriatus NEES (HYMENOPTERA: SCELİONİDAE)'UN BAZI BİYOLOJİK ÖZELLİKLERİNİN BELİRLENMESİ, FARKLI YOĞUNLUKLARDA DOĞAYA SALINMASI VE ETKİNLİKLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ Şener TARLA ÇUKUROVA ÜNİVERSİTESİ FEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ BİTKİ KORUMA ANA BİLİM DALI Danışman : Prof. Dr. Serpil KORNOŞOR Yıl: 2002, Sayfa: 123 Jüri : Prof. Dr. Serpil KORNOŞOR Prof. Dr. Nedim UYGUN Prof. Dr. Avni UĞUR Prof. Dr. Tacettin YAĞBASANLAR Prof. Dr. M. Rifat ULUSOY Trissolcus semistriatus Nees'un farklı beş sıcaklıkta (18, 22, 26, 30 ve 34 °C, 16:8 A:K ve % 65+5 oransal nem) Süne (Eurygaster integriceps Put.) yumurtalarında dişi ve erkek yaşam süresi, ovipozisyon ve postovipozisyon süresi, yumurtaların kararma ve gelişme süreleri, verdiği birey sayısı, çıkış oram, dişi ve erkek sayısı ve cinsiyet oranına olan etkisi belirlenmiştir. Dişilerin farklı sayılarda erkek ile çiftleşmesinin verdiği birey sayısına ve cinsiyet oranına olan etkisi araştırılmıştır. Farklı konukçu {Eurydema ornatum L., Dolycoris baccarum L. ve Holcostethus vernalis Wolff) yumurtalarından elde edilen parazitoitlerin bazı biyolojik özellikleri belirlenmiştir. T. Semistriatus'un dört farklı yoğunlukta (650, 1300, 1950, 2600/dekar) doğaya salınmasıyla salım yapılan ve yapılmayan alanda Süne yumurtalarında parazitlerime ve parazitoit türlerin bulunma oranı karşılaştırılmıştır. Ayrıca, Süne'nin yeşil, açılmış ve parazitienmiş siyah yumurtalarının gözden kaçma oranlan alışılagelmiş tarla yumurta sürveyinde ve biçilmiş buğday bitkileri üzerinde laboratuarda hesaplanmıştır. Dişilerin yaşam süresi, ovipozisyon süresi, yumurtaların kararma süresi ve gelişme süresi sıcaklık artışına bağlı olarak azalmıştır. Araştırmada kaydedilen diğer bazı biyolojik özellikler sıcaklığa bağlı olarak birbirinden farklılık göstermiştir. T. semistriatus için gelişme eşiği ve termal konstant sırasıyla 1 1.79 °C, 138.8 gün-derece olarak doğrusal regresyon eğrisi yardımıyla hesaplanmıştır. Bir dekar buğday tarlasına 1950 adet yoğunlukta T. semistriatus'un. salınmasıyla birinci dölde % 8-16 oranında parazitoit artışı olduğu belirlenmiştir. Parazitli siyah yumurta paketleri yeşil bitki aksamı üzerinde parazitlenmemiş olanlara göre daha kolay görülürler. Böylece, bunun alışılagelmiş tarla yumurta sürveyinde parazitlenmenin yüksek oranda tahmin edilmesine neden olduğu ortaya konulmuştur. Anahtar Kelimeler: Eurygaster integriceps, Trissolcus semistriatus, sıcaklık, parazitoit I

SüneSıcaklıkTrissolcus semistriatus+1
Şener Tarla
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2002
00
Master'sOpen AccessTR

Domateslerde zararlı domates sarı yaprak kıvırcıklık virüsünün (DSYKV) yabancı ot konukçularının saptanması

Domates tarımı yapılan birçok ülkede yaygın olarak görülen ve domatese önemli oranda zarar veren DSVKV, beyaz sinek tarafından taşınmaktadır. Bölgemizde de büyük sorun oluşturan bu virüs, örtü altı ve açık alanda yapılan domates tarımım tehdit edecek boyutlara erişmiştir. Zaraın bu şekilde artış göstermesinde virüse konukçuluk eden yabancı otların payı büyüktür. Bu çalışma virüsün doğal inokulum kaynaklarını oluşturan yabancı otların saptanması için yapılmıştır. Bu amaçla özellikle domates yetiştirilen yerlerin yakın çevresinde bulunan yabancı otlar toplanmış ve test edilmek üzere laboratuvara getirilmiştir. Testleme çalışmaları bitkilerde meydana gelen simptomların gözlenmesi ve virüsün bir bitkiden diğer bir bitkiye taşınmasında vektör beyaz sinek Semisîa tstmci Gerin, kullanılmıştır. Ü8tı,*rs strsmom'umL., Sofmum m'gnmL. ve Urtics ttrensV. DSVKV nün yabancı ot konukçulan olduğu saptanmıştır. Bu yabancı otlardan üriw& urmsL! in DSVKV ne konukçuluk ettiği bu çalışma sonucunda blırlenmiştir. Kültürel önlemlerin virüs hastalıkları mücadelesinde önemli bir yeri vardır. Bu bakımdan patojenin konukçulanmn bilinmesi ve buna göre alınacak önlemler, kuşkusuz bazı hastalıklara daha başlangıç aşamasında müdahale imkanı sağlayacak, etmenin yayılması da bu şekilde önlenebilecektir.

Bitki korumaDatura stramoniumDomates+4
Alaattin Yeşiloğlu
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
1993
00
Master'sOpen AccessTR

Domateste (Lycopersicon esculentum Nill.) protoplasti izolasyonu ve kültürü

39 ÖZET Bütün dünyada olduğu gibi, ülkemizde de önemli kültür bitkileri arasında yer alan domates (Lycopersicon esculentum Mili.) birçok fungal, bakteriyel ve vira! hastalık etmenlerinden önemli ölçüde zarar görmektedir. Hastalık etmenlerine karşı en etkili mücadele yöntemi hastalıklara dayanıklı domates çeşitleri yetiştiriciliğinin yapılmasıdır. Bu özelliklere sahip domates çeşitleri geliştirmek için çeşitli hastalıklara dayanıklılık karakterleri yabani domates çeşitlerinde bulunmasına karşın, kültürü yapılan domates çeşitleri ile yabanileri arasında melezlemeler yapmak klasik melezlemede karşılaşılan sorunlar nedeniyle mümkün olamamaktadır. Son yıllarda bu sorunun somatik hibridizasyon ile çözüm bulacağı ileri sürülmektedir. Ancak bu amaca ulaşmak için aralarında somatik hibridizasyonun yapılması öngörülen her partner için protoplasttan bitkiye geçiş sürecinin deneysel araştırmalarla gerçekleştirilmesi gerekmektedir. Bu amaç doğrultusunda yapılan bu çalışma ile önce Creon domates çeşitinde protoplast izolasyonu ve kültürü çalışmaları yapılmıştır. Bunun için in vitro sürgün ucu kültürü ile modifiye edilmiş MS ortamında geliştirilen 3-4 haftalık domates bitkilerinin tam gelişmiş yaprakları protoplast izolasyonunda kullanılmıştır. Protoplast izolasyonunda iki farklı enzim çözeltisi kullanılmış, en iyi sonucu %0.2 (w/v) Macerozyme R-1 0, %0.6 (w/v) Cellulase Onozuka R-10 ve CPW9M içeren enzim solüsyonunda (DES) elde edilmiştir. 6 mi enzim solüsyonu içerisinde 250-300 mg yaprak olacak şekilde, 14-16 saat 25 rpm'de çalışan çalkalayıcılar üzerinde 28±1°C'de karanlıkta inkübe edilmiştir. 1 gr yapraktan bitkinin fizyolojik durumuna bağlı olarak 6-7X1 06 protoplast izole40 edilmiştir, izole edilen protoplastlar farklı yoğunluklarda katı ve sıvı MS-N ve modifiye edilmiş TM-2 ortamında kültüre alınmışlar ve MS-N ortamında kültüre alınan protoplastlarda bölünme gözlenmemiştir. Sıvı modifiye edilmiş TM-2 ortamında ise protoplastlar bölünme göstermiş fakat mikrokallus oluşumu gözlenmemiştir. En fazla protoplast bölünmesi ve %7.9 kaplama etkiliği ile 1.0X105 protoplast/ml yoğunlukta katı modifiye edilmiş TM-2 ortamında gözlenmiştir. Katı modifiye edilmiş TM-2 ortamında kültüre alınan protoplastlardan gelişen mikrokallusların gelişimini hızlandırmak için sıvı TM-3 ortamında kültüre alınmışlardır. Farklı oranlarda GA3 ve Zeatin içeren TM-4 ortamında kültüre alınan mikrakalluslardan en fazla kallus oluşumu 29.77 mg ile 0.5 mg/l GA3 ve 0.5 mg/l Zeatin içeren kültür ortamında gözlenmiştir. Hiçbir hormon içermeyen TM-4 ortamında çok az kallus gelişimi gözlenmiştir.

Bitki korumaDomates
Mustafa Küsek
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
1994
00
DoctorateOpen AccessTR

Turunçgillerde phytophthora citrophthora (smith ve smith) leonian'nın populasyon dinamiği, kök infeksöyonları ve biyolojik mücadelesi üzerinde çalışmalar

Turunçgillerde gövde zamklanması, kök çürüklüğü ve meyvelerde kahverengi çürüklük oluşturan Phytophthora citrophthora ' nın turunçgil topraklarındaki populasyon dalgalanmalarının, kök infeksiyonlarının ve antagonistlerinin araştırıldığı bu çalışma 1990-1994 yılları arasında yürütülmüştür. Hastalık simptomlarının görüldüğü bahçelerden alınan toprak, kök ve meyve örneklerinden spesifik yöntemlerle ve PARPH selektif ortamı ile yapılan izolasyonlardan 12 P. citrophthora izolatı elde edilmiştir. Bu izolatlarla limon meyvelerinde yapılan patojenite testine göre PA-5 kod nolu izolat en virulent fungus olarak saptanmış ve çalışmalarda bu izolat kullanılmıştır. P. citrophthora ' nın bahçe topraklarındaki populasyon dalgalanmalarını incelemek amacıyla ağaçlarda gövde simptomlarının görüldüğü Büyük Kapılı, Tömük ve Davultepe' de bulunan 3 bulaşık limon bahçesi ve simptomlann görülmediği Kale, Yakapınarı ve Şıhmurat' daki 3 sağlıklı limon bahçesi deneme alanı olarak seçilmiştir. Yıl boyunca yapılan izolasyonlarda, Haziran ayındaki yapılan örneklemelerde tüm bahçe topraklarında etmenin inokulum oranlarının en yüksek değerlere ulaştığı görülmektedir. Haziran ayında, ortalama sıcaklık P. citrophthora ' nın gelişme sıcaklığına çok yakın bir değer olan 24.5° C yi bulurken,örnekleme tarihinde toprağa düşen yağışın 91.40 mm olması fungus için uygun koşullar yaratmıştır. Temmuz ve Ağustos aylarında anan sıcaklık ve iyice azalan yağışla populasyon düşerken, Eylül ve Ekim aylarındaki hava sıcaklığının düşmeye başlamasıyla birlikte inokulum biraz artırmıştır. Kasım ayı ortalarına kadar yağışın çok (218.3 mm) ve toprak sıcaklığının yeterli oluşu inokulum artışını sürdürmüş, ancak inokulumdaki bu artış sıcaklığın düşmesiyle birlikte son bulmuştur. Nitekim Aralık ve Mayıs aylan arasındaki dönemde patojen bu nedenlerden dolayı çok düşük inokulum düzeylerinde saptanmıştır. Bu çalışmada etmenin topraktaki dağılımında iklim faktörlerinin ve özellikle sıcaklığın büyük oranda etkisi olduğu görülmektedir. Ancak suyun primer faktör olduğu kabul edilmektedir. Nitekim bahçelerde gerek yağmur ve gerekse yağmurun olmadığı zaman dilimlerinde, su faktörünün sulama ile karşılanması halinde, bunun sınırlayıcı etkisi kısmen de olsa ortadan kaldınlabilmektedir. îklim kontrollü koşullarda, kaba limon çöğürleriyle yapılan kök inokulasyonlannda 18 SKD+1 uygulaması başanlı olup, % 11 kök çürüklüğü oluşturmuştur. Doğada kök infeksiyonlannı saptamak amacıyla geç sonbahar ve104 ilkbaharda yürütülen çalışmalarda, % kök infeksiyon oranlan Nisan ve Mayıs aylarının yağış ve sıcaklık değerlerinin fungusun gelişmesi için daha uygun olması nedeniyle. Aralık ve Ocak aylarına göre daha yüksek değerlerde saptanmıştır. Kontrollü koşullarda yapılan paralel çalışmada ise etmenin sıcaklık isteği optimuma yakın tutulduğu için bu oranlar genel olarak daha yüksek seyretmiştir. P. cürophthora ' ya antagonistik etki gösterecek izolat elde etmek amacıyla yapılan toprak ve kök izolasyonlarından 9 antagonist fungus, 12 antagonist bakteri izolatı elde edilmiştir. In vitro' da ikili kültür çalışmalarında Penicillium sp. % 39, Aspergillus niger % 39, A. ochraceus % 53.34, Mucor sp. % 64.50, Trichoderma pseudokoningii % 70.54, T. viride % 71.24, T. harzianum % 71.38, T. hamatum % 71.66 oranlarında inhibisyon oluşturmuşlardır. Funguslann gliotoksin-fermentasyon sıvı kültür çalışmasında inhibisyon değerleri % 49.53-78.70 arasında değişmiştir. Bakterilerin in vitro1 da ikili kültürde gösterdikleri inhibisyon değerleri ise % 28.94-51.49 arasında değişmiştir. Bakterilerin agar-halka yönteminde gösterdikleri inhibisyon değerleri ise % 50-100 arasında değişmiştir. PD sıvı kültür çalışmalarında tüm antagonist bakteri izolatlan patojenin lysis olmasına neden olmuşlardır. In vitro çalışmalarda etkili bulunan antagonistlerin kök çürüklüğüne karşı koruyucu etkileri iklim kontrollü koşullarda saksı çalışmalarıyla araştırılmıştır. Patojen ve antagonist bakterilerin saksılara birlikte verildiği Ul uygulamasında koruyucu etkiler % 50-100 arasında değişirken, antagonist uygulandıktan 1 hafta sonra patojenin uygulandığı U2 uygulamasında ise koruyucu etkiler % 63-100 arasında değişmiştir. Antagonist funguslar ise, Ul uygulamasında % 40-100 arasında, U2 uygulamasında ise patojene karşı % 53-100 arasında değişen koruyucu etkiler oluşturmuşlardır. Antagonist izolatların tanı çalışmalarında funguslardan F-2 Penicillium sp., F-7 Aspergillus niger, F-9 Rhizopus sp., F-10 Mucor sp., T-l Trichoderma pseudokoningii, T-2 T. viride, T-3 T. harzianum, T-4 T. hamatum olarak tamlanmıştır. Antagonist bakteri izolatlannın floresan pigment oluşumu, tütünde aşırı duyarlılık, potasyum hidroksit, oksidaz, nişasta hidrolizasyon, levan oluşumu, arginindehidrolaz, patates çürüklük testlerine karşı gösterdikleri reaksiyonlar incelenmiştir. Floresan pigment oluşumuna pozitif reaksiyon veren B-8 ve B-9 nolu izolaûar Pseudomonas cinsine dahil edilmişlerdir.

Bitki korumaBiyolojik mücadeleBiyolojik mücadele+2
Nevin Başpınar
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
1995
00
Master'sOpen AccessTR

Çukurova'da mısır kurdu (Ostrinia nubilalis Hübner, Lepidoptera; Pyralidae)'nun biyolojik mücadelesinde yumurta parazitoidi (Trichogramma evanescens Westwood, Hymenoptera; Trichogrammatidae)'nin kitle salım etkinliği ile doğal parazitleme oranının saptanması

Bu çalışma 1993-1994 yıllarında Çukurova'da mısırda zararlı olan Mısırkurdu {Ostrinia nubilalis Hübner Lepidoptera ; Pyralidae)'nun biyolojik mücadelesinde, yumurta parazitoidi (Trichogramma evanescens Westwood Hymenoptera, Trichogrammatidae)'nin Türkiye'de ilk defa kitle salım etkinliği, yörede parazitoidin yayılış alanı ve populasyon gelişmesini saptamak amacıyla laboratuvar ve doğa çalışmaları olarak yürütülmüştür. Mısırkurdu O. nubilalis, laboratuvar konukçusu E kuehniella Zeller (Lepidoptera ; Pyralidae) ve yumurta parazitoidi T. evanescens 'in sürekli olarak üretimi, 25±1°C sıcaklık ve %65±10 orantılı neme ayarlı iklim odasında yapılmıştır. Ç.Ü.Z.F. Araştırma ve Uygulama Çiftliğinde II. ürün mısırda 1993 yılında O. nubilalis r\n 3. dölünün ovipozisyon başlangıcında bir hafta ara ile iki kez salınan parazitoidin (40 000+40 000 parazitoid/5 da), ortalama %80.93 oranında bir parazitleme sağladığı belirlenmiştir. 1994 yılında, zararlı populasyonunu ekonomik zarar eşiğinin altında tutabilecek en uygun salım sayısını belirlemek amacıyla yapılan parazitoid şahmında, parazitoidin etkinliğinin bir, iki ve üç kez yukarıda belirtilen miktarda, salım yapılan parsellerde sırasıyla; %48.68, %71.49 ve %81.29 oranında olduğu bulunmuştur. Çukurova'da 1993-1994 yıllarında, T. evanescens doğada ortalama %52.66 ve %16.16 oranında parazitleme sağlamıştır. Adana, Balcalı'da, Bitki Koruma Bölümü Araştırma Arazisinde 1993 ve 1994 yıllarında, T. evanescens %81.25 ve % 56.66 oranında doğal parazitleme sağlamıştı. Her iki yılda da artan konukçu populasyonuna bağlı olarak parazitoidin populasyonunun da arttığı ve dolayısıyla parazitleme oranında artış olduğu belirlenmiştir.

Bitki korumaBiyolojik mücadeleBiyolojik mücadele+2
Sevcan Coşkuntuncel
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
1995
00
Master'sOpen AccessTR

Doğu Akdeniz Bölgesindeki altıntop çeşitlerinde impietratura ve stubbom hastalıklarının yaygınlık durumu

57 ÖZET Bu çalışmada, Doğu Akdeniz bölgesindeki altıntoplarda stubborn hastalıklarının teşhisi için en. uygun zaman olan Ekim-Kasım ayları içerisinde hastalıkların yaygınlık durumunu belirlemek amacıyla bir sörvey yapılmıştır. Yapılan sörvey çalışması sonucunda altıntop ağaçları stubborn ve impietratura hastalıkları ile görsel olarak değerlendirilmiştir. Bu değerlendirmeye göre altıntop ağaçları stubborn hastalığı ile infektelenme oranına göre sağlıklı ağaçlar %37, hastalıklı ağaçlar %22 ve şüpheli olan ağaçlar ise %41" lik bir oranla 3 grup altında toplanmıştır. Ayrıca stubborn hastalığının 20 yaş üzerindeki ağaçlarda görsel olarak teşhisi oldukça güç olmuştur, 5-15 yaş arasında tipik hastalık simptom tablolarını gösteren ağaçları teşhis etmek oldukça kolay olmuştur. Aynı zamanda bu 3 gruptan seçilen 5'er aday ağaç biyolojik indeksleme, kültüre alma ve ELISA test yöntemleri ile de testlenmiştir. Alınan sonuçlar, hastalıklı olarak nitelendirdiğimiz ağaçlar biyolojik indeksleme ve kültüre alma çalışmalarında pozitif sonuç verirken, ELISA testinde negatif sonuç vermiştir. Görsel olarak şüpheli ve sağlıklı ağaçlar olarak nitelendirdiğimiz diğer gruplar ise biyolojik indeksleme, kültüre alma ve ELISA testinde negatif sonuç vermiştir. Bölgemizdeki hızla yetiştiriciliği yapılan özellikle 5-15 yaş grubunun büyük bir çoğunluğu renkli altıntoplar olan çeşitlerde ortaya koyulan hastalık simptomları yapraklarda yukarı doğru kaşıklaşma, küçülme, fazla sürgün oluşumu, zamansız çiçeklenme, her büyüklükteki meyvenin bir arada oluşumu, oluşan en büyük58 meyvenin normal bir meyveden daha küçük olduğu, orta ekseni bozuk olmasından dolayı, şekli bozuk meyvelerin oluşması ve infekteli ağaçların normal ağaçlardan bodur kalması olup bölgemizde Vaşington navellerdeki aynı hastalığın oluşturduğu simptomlar ile abortif tohum oluşumu, meyvede pâlamutlaşma ve yapraklarda görülen çinko noksanlığına benzer lekeler gibi yönlerden farklılık oluşturmaktadır. Impietratura hastalığı için yapılan sörvey çalışmasında hastalığı simptomolojik olarak teşhis etmek oldukça kolay olmuştur. Çalışmanın sonucuna göre hastalığa en duyarlı çeşit Marsh seedless olup bölgemizde %23' lük bir infektelenme oranına sahiptir. Bunu %1.88 ile Red blush ve %0.39 ile de Star ruby izlemektedir. Aynı zamanda hastalığın teşhisi belirlenen aday ağaçlar üzerinde biyolojik indeksleme ile desteklenmiştir.

Bitki hastalıklarıBitki korumaDoğu Akdeniz bölgesi+1
Banu Ertuğrul
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
1995
00
Master'sOpen AccessTR

Şanlıurfa İlinin noctuidae (lepidoptera) türlerinin saptanması ve sistematik özellikleri

84 ÖZET Bu çalışmada GAP'ta önemli bir yere sahip olan Şanlıurfa ilinin Noctuidae (Lepidoptera) faunası incelenmiştir. Bu amaçla 1994-1995 yılları arasında örnekler toplanmıştır. Örneklerin toplanmasında ışık tuzakları kullanılmıştır. Bunlar Şanlıurfa (Merkez), Birecik, Bozova ve Koruklu'ya kurulmuştur. Haftada iki kez örnekler toplanmış ve incelenmiştir. Bu yerler dışında Akçakale, Suruç ve Yardımcı'da da kısa süreli ışık tuzakları kurulmuş ve örnekler toplanmıştır. Toplanan örnekler laboratuvarda tanı için hazır duruma getirilmiş ve tür teşhisleri yapılmıştır. Çalışma sonucunda Şanlıurfa'da Noctuidae familyasından 12 altfamilyaya bağlı 40 cinse ait 47 tür tespit edilmiştir. Noctuinae altfamilyasından dokuz tür, Hadeninae altfamilyasından yedi tür, Acronictinae altfamilyasından iki tür, Cuculliinae altfamilyasından üç tür, Amphipyrinae altfamilyasından dokuz tür, Heliothinae altfamilyasından üç tür, Acontiinae altfamilyasından bir tür, Chloephorinae altfamilyasından bir tür, Plusiinae altfamilyasından beş tür, Catocalinae altfamilyasından iki tür, Ophiderinae altfamilyasından dört tür ve Hypeninae altfamilyasından bir tür bulunmuştur. Türlerin sinonimleri, tanınmaları, yayılışları, konukçu bitkileri, toplandığı yer ve tarihleri ile toplam örnek sayısı hakkında bilgi verilmiştir

Bitki korumaNoctuidaeŞanlıurfa
Levent Ünlü
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
1996
00
DoctorateOpen AccessTR

Hıyar mozaik virüsü (CMV)'nün kavun (CMV-K), domates (CMV-D), biber (CMV-B) izolatlarının biyolojik, serolojik, moleküler yöntemlerle karakterizasyonu ve satellit-RNA'lerin virüs üzerindeki etkisi

Hıyar Mozaik Virüsü (CMV) Bromoviridae familyası içerisinde Cucumoviruscinsinin en önemli üyelerinden birisidir ve IA, IB ve II olarak üç alt grup içerisindeçok çeşitli ırklara sahiptir. CMV konukçu dizisi geniş bir virüs olup 85 familyaiçerisinde 1000'den fazla bitkiyi enfekte edebilmektedir. Ayrıca CMV satellit-RNA'ler için yardımcı virüs olarak rol almaktadır.Araştırma Adana, Mersin, Hatay ve Şanlıurfa illerinde üretimi yapılan kavun,domates ve biberlerde zararlı CMV izolatlarının tanımlanmaları, sınıflandırılmaları,çoğalttıkları satellit-RNA'lerin büyüklerini ve satellit-RNA'ların virüs üzerindekietkisini araştırmak amacıyla yapılmıştır.Yapılan surveylerle toplanan örnekler ELISA ile testlenmiş ve CMV ileenfekteli oldukları belirlenen kavun, domates ve biber bitkilerinden alınan örneklermekanik inokulasyon yöntemi ile test bitkileri dahil olmak üzere kavun, domates,biber bitkilerine de aşılanmıştır. CMV izolatları enfekteli bitkilerden arılaştırılarakvirionların elektrik ortamındaki hareket hızları kontrol edilmiştir. İzolatların RNA-1,RNA-2, kılıf proteini ve 2a proteinini kodlayan genleri üzerinde bazı bölgeler RT-PCR ile çoğaltılmıştır. PCR ürünleri RFLP çalışmasında MluI, Eco RI, Hind III, BamHI ve Msp I endonükleaz restriksiyon enzimleri ile kesilmiş ve agaroz jeldegörüntülenmiştir. Sonuçlar CMV-K, CMV-D ve CMV-B izolatlarının alt grup IA' yaait olduğunu, üç izolatında 700 bp satellit-RNA'ni çoğalttıkları, CMV-K' nın zayıfırk olduğunu ve bu ırkta simptomun satellit-RNA'den kaynaklanabileceğini, CMV-K' nın çapraz koruma (cross-protection)'da kontrol ajanı olarak kullanılabileceğiniortaya koymuştur.Anahtar kelimeler: CMV, RT-PCR, RFLP, Alt grup, Satellit-RNAI

DomatesHıyar mozaik virüsüKavun
Behçet Kemal Çağlar
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2006
00
Master'sOpen AccessTR

Adana ve Mersin illerinde domates lekeli solgunluk virüsü (tomato spotted wilt virus, TSWV)'nin değişik yöntemlerle saptanması

Bu çalışma, Adana ve Mersin illerinde yetiştirilen domates ve biberlerdezararlı Domates Lekeli Solgunluk Virüsü (Tomato Spotted Wilt Virus, TSWV)'ninsaflaştırılması, biyolojik, serolojik ve moleküler yöntemler kullanılarak tanısınınyapılması amacıyla 2005-2006 yılları arasında yürütülmüştür.Araziden toplanan virüslü olduğundan şüphelenilen bitkiler, öncelikle ELISAyöntemi ile testlenmiş ve hastalık oranı % 45.4 olarak hesaplanmıştır. TSWV ileinfekteli olan örnekler kodlanarak, mekanik inokulasyon çalışmalarındakullanılmıştır.E8, D2, M5 kodlu izolatlar ile aşılı bitkilerde 5-15 gün içerisinde simptomgözlenmiş, bununla birlikte T1 izolatı ise, 30-60 gün gibi bir sürede simptom çıkışınaneden olmuştur.SDS-PAGE'de virüse ait bir protein band gözlenmiş ve molekül ağırlığı 27kDa olarak saptanmıştır.TSWV, santrifüjleme yöntemi kullanılarak yarı saflaştırılmış, PEG çöktürmeve kolon kromotogrofisi yöntemleri başarılı olmamıştır.TSWV virionları saflaştırılmış ve SDS-PAGE'de dört band, agarose jelelektroforez'de ise tek band gözlenmiştir.TSWV ile infekteli test bitkilerinden total RNA ekstraksiyonu yapılmış vebunlar RT-PCR yönteminde kullanılmıştır. PCR ürünleri agarose jel elektroforez iletest edilmiş ve beklenen band büyüklükleri gözlenmiştir.Anahtar kelimeler: TSWV, ELISA, Survey, Mekanik İnokulasyon, RT-PCR

Bitki virüsleriDomatesDomates lekeli solgunluk virüsü+1
Bilge Küçük
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2006
00
Master'sOpen AccessTR

Seyhan ve Yüreğir havzasında bitki koruma yöntemlerinin uygulamadaki sorunları üzerine bir araştırma

ÖZYÜKSEK LİSANS TEZİSEYHAN VE YÜREĞİR HAVZASINDABİTKİ KORUMA YÖNTEMLERİNİN UYGULAMADAKİSORUNLARI ÜZERİNE BİR ARAŞTIRMAADI SOYADIMurat EMELİÇUKUROVA ÜNİVERSİTESİFEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜBİTKİ KORUMA ANABİLİM DALIDanışman: Prof. Dr. M.Rifat ULUSOYYıl: 2006, Sayfa : 112Jüri : Prof. Dr. M.Rifat ULUSOYProf. Dr.Adnan GÜMÜŞDoç. Dr. Serdar SATARBu çalışma, Seyhan ve Yüreğir Havzasında karşılaşılan bitki korumayöntemlerinin uygulamadaki sorunlarının belirlenmesi amacıyla ele alınmıştır. Buamaçla 2005 yılında çalışma alanında 50 adet zirai ilaç bayi, 112 adet üretici ve 48adet teknik eleman ile anket çalışması yapılmıştır.Elde edilen sonuçlara göre üreticilerin çok azı bitki koruma konularındakitavsiyeleri ilgili teknik elemanlardan alırken, üreticilerin çoğunluğunun etikettebelirtilen doz oranından fazla ilaç kullandıkları, boş ilaç ve gübre atıklarını imhaetmedikleri, ilaçlamadan sonra gereken bekleme süresine uymadan mahsulünü hasatettikleri ve ilaç uygulamaları sırasında herhangi bir koruyucu önlem almadıklarıortaya çıkmıştır. Çiftçiler bitki koruma sorunlarının çözümünde genellikle kimyasalsavaş yöntemini tercih etmekte olup, bilinçsiz pestisit uygulamaları beraberindeinsan ve çevre sağlığı açısından birçok olumsuzlukları gündeme getirmektedir.Çalışmada elde edilen sonuçların insan ve çevre açısından oluşturabileceğiolumsuzluklar ve çözüm önerileri tartışılmıştır.Anahtar Kelimeler: Bitki Koruma Sorunları, Seyhan-Yüreğir, AdanaI

Murat Emeli
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2006
00
Master'sOpen AccessTR

Organik madde ve bazalt tüfü kullanımının biberde kök ve kök boğazı yanıklığı (Phytophthora capsici Leon. ) üzerine etkisinin belirlenmesi

ÖZYÜKSEK L SANS TEZORGAN K MADDE VE BAZALT TÜFÜ KULLANIMININ B BERDE KÖKVE KÖK BOĞAZI YANIKLIĞI (PHYTOPHTHORA CAPSICI LEON)ÜZER NE ETK S N N BEL RLENMESFAT H ÖLMEZÇUKUROVA ÜN VERS TESFEN B L MLER ENST TÜSÜB TK KORUMA ANA B L M DALIDanışman : Prof. Dr. Mehmet B Ç CYıl : 2006-27 SayfaJüri : Prof. Dr. Ali ERKILIÇProf. Dr. Abuzer SAĞIRBu çalışma biberde Phytophthora capsici Leon. tarafından neden olunanKök Boğazı Yanıklığı hastalığına, organik madde ve bazalt tüfünün hastalık çıkışoranına etkisini bulmak amacıyla yapılmıştır. Çalışma Diyarbakır Zirai MücadeleAraştırma Enstitüsü deneme alanında ve serasında saksı denemeleri şeklindeyürütülmüştür. Denemede organik maddenin %1 ve %4, bazalt tüfünün %0, %6,%12, %18 seviyelerinin hastalık çıkış oranına etkileri patojenle inokule edilmiş veinokule edilmemiş saksılarda araştırılmıştır. nokulasyon ilk denemede dikim öncesi,ikinci denemede çiçeklenme dönemlerinde verilmiştir. Saksı toprağı ilk dememedesaksı başına 25 g ikinci denemede 12,5 g inokulum ile bulaştırılmıştır.Deneme sonucunda bazalt ve organik maddenin hastalık oluşumunaistatistiki olarak önemli etkilerinin olmadığı belirlenmiştir. Hastalığının oluşumunatoprağın yapısından daha çok topraktaki inokulum miktarı ve bitkinin bu patojenyoğunluğuna maruz kaldığı fenolojik dönemin etkili olduğu görülmüştür.Anahtar Kelimeler: Biber, Phytophthora capsici, Bazalt tüfü, Organik Madde.

Fatih Ölmez
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2006
00
Master'sOpen AccessTR

Çukurova Deltası?nda böceklerin sürdürülebilir alan kullanımında biyolojik gösterge olarak değerlendirilme olanakları

ÖZDOKTORA TEZIÇUKUROVA DELTASI'NDA BÖCEKLERIN SÜRDÜRÜLEBILIR ALANKULLANIMINDA BIYOLOJIK GÖSTERGE OLARAK DEGERLENDIRILMEOLANAKLARIGökhan AYDINÇUKUROVA ÜNIVERSITESIFEN BILIMLERI ENSTITÜSÜBITKI KORUMA ANABILIM DALIDanisman: Doç. Dr. Cengiz KAZAKYil: 2006, Sayfa: 269Jüri: Doç. Dr. Cengiz KAZAK: Prof. Dr. Nedim UYGUN: Prof. Dr. Ismail KARACA: Prof. Dr. Neset KILINÇER: Prof. Dr. M. Rifat ULUSOYBu çalisma böceklerin habitat tanimlamasina, çevresel etkilere ve farkli insanaktivitelerine bagli olarak biyolojik gösterge kullanimi olanaklarini belirlemek amaci ile2003 ve 2004 yillari arasinda Çukurova Deltasi'nda yürütülmüstür. Bu amaçla, ÇukurovaDeltasi'nda bulunan kumul (Km) , tuzlu bataklik (TB) ve tuzlu çayirlik (TÇ), çam (Pinus sp.)ormani (Or), okaliptus (Eucalyptus sp.) ile agaçlandirilmis alan (A), sulak alan (S) ve kiyi(Ky) alan biyotoplari belirlenmistir. Her biyotop altinda az, yogun ve çok yogun olmak üzere3 farkli insan aktivite düzeyinin oldugu habitatlar seçilmis ve örnekleme yöntemlerihabitatlarin özeliklerine göre uygulanmistir. Çukur tuzak, süpürme, atrap, isik tuzagiyöntemlerinden 2 yil süresince toplam 709 türe ait 86958 birey örneklenmistir. Böcektürlerinin habitat tanimlamasinda kullanimi için biyolojik gösterge analizi yapilmistir. Bunagöre; Platycnemis dealbata , Trithemis arterosia , Ischnura elegans enberi, Lestes barbarus,Trithemis annulata ve Orthetrum sabina böcek türleri sulak alan, Megacephala euphraticaeuphratica tuzlu bataklik, Siagona europaea, Scarites planus, S. subcylindricus, Acinopusmegacephalus ve Idaea aversata tuzlu çayirlik, Pimelia bajula solieri, okaliptus ileagaçlandirilmis alan, Zophosis dilatata kumul alan ve Lophyridia concolor kiyi alanbiyotoplarina gösterge olarak kullanilma sanslari istatistiki açidan önemli bulunan türlerolarak belirlenmislerdir. ?Generalized linear model? kullanilarak yapilan binomial (ortamdabulunma-bulunmama) ve guassian (populasyon yogunluklari arasindaki farkliliklar)analizleri ile böcek türlerinin insan aktivitelerine gösterge olarak kullanilabilirlikleridegerlendirilmistir. Buna göre; Coleoptera takimina ait 20, Hymenoptera takimina ait 1,Lepidoptera takimina ait 5 ve Odonata takimina ait 4 tür, büyükbas ve küçükbas hayvanlarinotlatilmasi (Km, TB, TÇ, A), tarim alanlari (TB, TÇ, S), turizm (Or, A, Ky), çöplük (TÇ),bitki kesimi ve yakimi (Km) gibi insan aktivitelerine gösterge olarak kullanilma sanslariistatistiki açidan önemli bulunan türler olarak belirlenmislerdir.Anahtar Kelimeler: Biyolojik çesit lilik, biyolojik gösterge, Çukurova Deltasi, insanaktiviteleri.I

Gökhan Aydın
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2006
00
DoctorateOpen AccessTR

Somaklonal varyasyondan yararlanarak in vitro seleksiyonla buğday (Triticum aestivum L.)'da başak yanıklığına (Fusarium spp.) dayanıklı bitki elde edilmesi

Yapılan bu çalışma ile Çukurova Bölgesinde F.graminearum ve F.culmorum'un varlığınımikolojik ve moleküler yöntemlerle belirlemek ve bölgemizde yetiştirilen Adana 99, Seri 82, ve Genç99 buğday (Triticum aestivum L.) çeşitlerinin embriyogenik kallusları kullanılarak, in vitro seleksiyonile Buğday Başak Yanıklığı Hastalığı'na karşı dayanıklı bitkiler elde etme olanakları araştırılmıştır.Survey çalışmaları sonucunda bölgemizde yetiştirilen buğday çeşitlerinde Buğday BaşakYanıklığı Hastalığı'na neden olan F.graminearum ve F. culmorum`un varlığı belirlenmiş ve bölgedeF.graminieaum izolatlarının buğday ekim alanlarında daha yaygın olduğu gözlenmiştir.In vitro seleksiyonda kullanılan buğday çeşitlerinin olgunlaşmamış embriyoları veolgunlaşmamış buğday taneleri ile olgun embriyolar, embriyogenik kallus elde etmek amacıyla 2,4-Diçeren MS ortamı üzerinde kültüre alınmıştır. Yapılan gözlemler sonucunda kallus oluşum oranlarıolgunlaşmamış embriyolarda % 45-92, olgunlaşmamış tanelerde kallus oluşumu % 0-21, olgunembriyolarda ise bu oran %57-70 arasında değişim göstermiştir. In vitro seleksiyonda embriyogenikkalluslar farklı konsantrasyonlarda Fusarium kültür filtratı ve fusarik asit içeren ortamlar üzerinde 4hafta süre ile kültüre alınmış ve seleksiyon için en uygun kültür filtratı konsantrasyonun %30, fusarikasit konsantrasyonunun 0,30 mM olduğu tespit edilmiştir. In vitro'da dört ay boyunca %30 kültürfiltratı ve 0,30 mM fusarik asit içeren ortamlar üzerinde gelişim gösteren kalluslardan bitkiregenerasyonu gerçekleştirilmiş, fakat tohum elde edilememiştir.Seleksiyon sonucu kalluslardan regenere olan bitkilerin genetik farklılıklarını belirlemek içinRAPD-PCR (6 primer) moleküler analizi yapılmıştır. Kullanılan 6 primerden 3 tanesinde PCR ürünüelde edilmiş, fakat polimorfizm gözlenememiştir.F.graminearum ve F.culmorum izolatlarının genetikyakınlıkları RAPD-PCR ile belirlenmiştir. Kulanılan 10 primerden OPU-17, F.culmorum izolatlarıyla,OPU-19 ve OPU-17 primerleri F.graminearum izolatlarıyla yapılan RAPD analizi sonucundaamplifikasyon gerçekleşmemiştir. F.culmorum ile primerlerin RAPD-PCR ile amplifikasyonsonucunda 27 band da, F.graminearum ile primerlerin amplifikasyonu sonucunda elde edilen 9 bandda polimorfizm gözlenmiştir.Anahtar Kelimeler: Buğday Başak Yanıklığı, Fusarium spp. In vitro seleksiyon, kültür filtratı,fusarik asit, RAPD-PCRI

Şerife Evrim Arıcı
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2006
00
DoctorateOpen AccessTR

Avcı böcek Chilocorus nigritus (Fabricius) (Coleoptera:Coccinellidae)'un bazı biyolojik ve ekolojik özellikleri ile doğaya adaptasyonu üzerinde araştırmalar

ÖZDOKTORA TEZİAVCI BÖCEK Chilocorus nigritus (FABRICIUS) (COLEOPTERA:COCCINELLIDAE)'UN BAZI BİYOLOJİK VE EKOLOJİK ÖZELLİKLERİİLE DOĞAYA ADAPTASYONU ÜZERİNDE ARAŞTIRMALARDerya ŞENALÇUKUROVA ÜNİVERSİTESİFEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜBİTKİ KORUMA ANABİLİM DALIDanışman: Prof. Dr. Nedim UYGUNYıl:2006, Sayfa: 127Jüri : Prof. Dr. Nedim UYGUN: Prof. Dr. İsmail KARACA: Prof. Dr. M. Rifat ULUSOY: Prof. Dr. Neşet KILINÇER: Doç. Dr. Cengiz KAZAKAonidiella aurantii (Maskell) (Homoptera: Diaspididae) turunçgillerin en önemlizararlılarından biridir. Bu zararlının Doğu Akdeniz Bölgesi'nde parazitoit ve predatörleriolmasına rağmen, bunlar zararlıyı baskı altına almada yeterli değildirler. Bu nedenle diğerbazı ülkelerde zararlıyı baskı altına aldığı belirtilen avcı böcek Chilocorus nigritus(Fabricius) (Coleoptera: Coccinellidae) Kalifornia'dan Türkiye'ye getirtilmiş ve buçalışmada bu predatörün bilinmeyen bazı biyo-ekolojik özellikleri ile doğaya adaptasyonuaraştırılmıştır.C. nigritus'un 18, 22, 26, 30 ve 34 ˚C sabit ve 20-32 ˚C değişken sıcaklıkta biyolojisiincelenmiş ve artan sıcaklıkla birlikte ergin öncesi gelişme dönemlerinde kısalma olduğusaptanmıştır. Avcının 18 ˚C'de ergin öncesi dönemlerini tamamlayamadığı, gelişmesinitamamlayabildiği sıcaklıklarda ise en yüksek ölümün 34 ˚C'de (% 87.07) ortaya çıktığıbelirlenmiştir. Farklı nem düzeylerinde (% 40, 60 ve 80) yapılan çalışmalar sonucunda iseavcının düşük nem düzeylerinde ergin öncesi dönemlerini daha kısa sürede tamamladığı veen fazla ölümün % 80 nem düzeyinde % 69.64 oranında olduğu saptanmıştır. A. aurantii veAspidiotus nerii (Bouché) (Homoptera: Diaspididae) ile beslenen bireylerde gelişme sürelerisırasıyla 27.36 ve 27.37 gün olarak belirlenirken, A. aurantii üzerinde beslenen C.nigritus'un ergin ömrünün daha kısa ve bıraktıkları yumurta miktarlarının ise A. nerii'yeoranla daha az olduğu ortaya çıkartılmıştır. A. nerii ile beslenen C. nigritus'da 26 ve 30˚C'lerde R0 130.31 ve 82.12; rm 0.66 ve 0.70; T ise 74.01 ve 63.25 gün olarak belirlenmiştir.Avcının % 40 nem düzeyinde R0 , rm ve T değerleri sırasıyla 179.59, 0.079 ve 65.62 günolarak hesaplanmıştır. A. aurantii ile beslenen bireylerde ise bu değerler 48.50, 0.056 ve69.31 olarak belirlenmiştir.C. nigritus'un doğaya adaptasyonunu belirlemek amacıyla, A. aurantii ve P. pergandiiile bulaşık turunçgil bahçelerine avcının ergin ve yumurta dönemleri salınmış ve ayrıca yarıdoğal koşullarda hazırlanan kafesler içerisinde A. aurantii ve A. nerii üzerine salımlaryapılarak avcı takip edilmiştir. Yapılan salım çalışmaları sonucunda C. nigritus'un bölgedekışı geçiremediği ve yerleşemediği tespit edilmiştir.Anahtar kelimeler: Chilocorus nigritus, biyoloji, yaşam çizelgesi, besin değişimi,doğaya adaptasyonI

Derya Şenal
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2006
00
Master'sOpen AccessTR

Begonyada (Begoniae sp. ) bakteriyel leke ve yanıklığa neden olan Xanthomonas axonopodis (syn:campestris) pv. begoniae'nın karakterizasyonu ve farklı begonya çeşitlerinin hastalığa dayanıklılığı

ÖZYÜKSEK LİSANS TEZİBEGONYADA (Begoniae sp.) BAKTERİYEL LEKE VE YANIKLIĞANEDEN OLAN Xanthomonas axonopodis (syn:campestris) pv. begoniae'NINKARAKTERİZASYONU VE FARKLI BEGONYA ÇEŞİTLERİNİNHASTALIĞA DAYANIKLILIĞIHatice ÖRNEKÇUKUROVA ÜNİVERSİTESİFEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜBİTKİ KORUMA ANABİLİM DALIDanışman: Doç. Dr. Yeşim AYSANYıl:2006, Sayfa:66Juri : Prof. Dr. Özden ÇINARJuri : Prof. Dr. Sevil ALTANAdana, Manisa ve İstanbul illerinde üretilen Begonia x tuberhybrida'nın (yumrulubegonya) yapraklarında düzensiz lekeler, kağıt gibi incelmeler ve genel bir yanıklık;gövde kısmında ise hafif bir yumuşama, renk değişimi ve bakteriyel akıntısaptanmıştır. Hasta begonya bitkilerinin yaprak ve gövdelerinden YDC ve King Bbesi yerlerinde izolasyonlarda sarı renkte ve mukoid gelişen 17 adet bakteri izolatıelde edilmiştir. Patojenite çalışmalarında, tüm izolatlar yumrulu begonyayapraklarına püskürtme inokulasyonla bulaştırıldığında 7-10 gün içinde yapraklardahastalık belirtileri gözlenmiştir. Klasik bakteriyolojik teknikler, indirect-ELISA testive tüm hücre yağ asit metil ester analizlerine (FAME) dayanan Mikrobiyal TanıSistemine göre patojen bakteri Xanthomonas axonopodis pv. begoniae olaraktanılanmıştır.Etmenin yumrulu, rizomlu ve lifli köklü begonyalara ait 14 farklı çeşidinin veçilek begonyasının bu hastalığa reaksiyonları da araştırılmıştır. Bu etmenin yaprakenfeksiyonlarına karşı Begonia carollina ve Begonia masoniana dayanıklı olarakbulunmuştur.Anahtar kelimeler: begonya, bakteri, ELISA, hastalık dayanıklılığıI

Hatice Örnek
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2006
00
Master'sOpen AccessTR

Karaağaç yaprak böceği [Pyrrhalta luteola müller (Coleoptera: Chrysomelidae)]'nin laboratuvarda bazı biyolojik özelliklerinin belirlenmesi ve Balcalı (Adana)'da popülasyon takibi

Bu çalışmada Karaağaç yaprak böceği, Pyrrhalta luteola'nın Ulmus minorüzerinde laboratuvar koşullarında [18, 22, 26, 30, 34+1 ºC sıcaklık, %65+5 orantılınem ve 16:8 (L:D) aydınlatma] gelişme süresi, 26+1 ºC sıcaklık, %65+5 orantılı nemve 16:8 (L:D) aydınlatma koşullarında besin tüketimi ile Balcalı (Adana)'dapopülasyon takibi yapılmıştır. Bu çalışma 2004-2005 yıllarında yürütülmüştür.Laboratuvar koşullarında P. luteola'nın yumurta açılma süresi yukardakisıcaklarda sırasıyla 14.0, 9.6, 6.0, 5.0, 4.0 gün olarak tespit edilmiş olup, 34+1 ºC'deyumurta açılımı gerçekleşmemiştir. Ergin öncesi gelişme süresi 26, 28 ve 30+1ºCsıcaklıklarda sırasıyla 27.7, 25.5 ve 24.0 gün olarak bulunmuştur. Zararlının erginöncesi gelişme süresi en kısa 24.0 gün ile 30+1 ºC'de gerçekleşmiştir. Zararlı, 18 ve22+1 ºC'de ergin döneme ulaşamadığından ergin öncesi gelişme süresisaptanamamıştır. Ayrıca, 34+1 ºC'de yumurta açılımı gerçekleşmediğinden erginöncesi gelişme süresi belirlenememiştir. Dişi bireylerin yaşam süresi söz konususıcaklıklarda sırasıyla 30.0, 58.2, 39.7 gün, erkek bireylerin yaşam süresi ise 30.0,27.0, 19.7 gün olmuştur. Dişi bireylerin yumurta verimi en düşük 112.6 ile 26, enyüksek 190.3 ile 28 ºC'de gözlenmiştir. P. luteola dişi bireyleri toplam yaşamsüreleri boyunca 1.63, erkek bireyleri ise 0.73 cm2 besin tüketmişlerdir.P. luteola canlı birey (larva+ergin) popülasyonu, Balcalı (Adana)'da doğakoşullarında en yüksek noktaya 03.05.2004 tarihinde 2.11 larva+ergin/sürgün ileulaşmıştır.Anahtar Kelimeler: Pyrrhalta luteola, karaağaç, gelişme süresi, besin tüketimi,popülasyon takibi.

Yaşar Mutlu Türkmen
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2006
00
Master'sOpen AccessTR

Bazı buğday (Triticum aestivum L.) çeşitlerinde meristematik doku parçaları kullanarak etkin bitki regenerasyon sisteminin kurulması

ÖZYÜKSEK LİSANS TEZİBAZI BUĞDAY (Triticum aestivum L.) ÇEŞİTLERİNDEMERİSTEMATİK DOKU PARÇALARI KULLANARAK ETKİNBİTKİ REGENERASYON SİSTEMİNİN KURULMASISacide SEYRANİÇUKUROVA ÜNİVERSİTESİFEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜBİTKİ KORUMA ANABİLİM DALIDanışman : Prof. Dr. N.Kemal KOÇYıl : 2006, Sayfa: 50Üye : Prof. Dr. N.Kemal KOÇ: Prof. Dr. Ali ERKILIÇ: Yrd. Doç. Dr. Sema DÜZENLİÜç değişik buğday genotipine ait (Triticum aestivum L.) olgun buğdayembriyolarının in vitro koşullarda çimlendirilmesi ile elde edilen bitkilerden alınanmeristematik doku parçaları (mezokotil) direk regenerasyonla bitkiler elde etmek içinfarklı hormon kombinasyon ve konsantrasyonları içeren MS ortamı üzerinde kültürealınmış ve en uygun ortamın 2,4-D, NAA ve Dicamba'nın 2.0 mg/l konsantrasyonuBAP'ın ise 1.0 mg/l'deki konsantrasyonunu içeren MS ortamı olduğu belirlenmiştir.Olgun embriyodan embriyogenik kalluslar elde edip embriyogenesisi teşvik ederekbitkiler elde etmek için ise iki farklı ortam denenmiştir. Bunlardan birincisindesadece 2,4-D'nin değişik konsantrasyonlarını içeren MS ortamı, ikincisinde ise 2,4-D+ Dicamba içeren MS ortamı kullanılmıştır. Her ikisinde de kallus oluşumu için enuygun ortamın 2.0 mg/l 2,4-D içeren MS ortamı olduğu saptanmıştır. Kalluslardanbitki regenerasyonunun sağlanmasında ise Glycine (1.0, 2.0, 3.0, 4.0 mg/l), BAP (1.0mg/l), Kinetin (1.0 mg/l) ve IAA (0.1, 1.0 mg/l) içeren ortamlar denenmiş vebunlardan en uygun regenerasyon ortamının 0.1 mg/l IAA ve 1.0 mg/l BAP içerenMS ortamının olduğu belirlenmiştir. Regenerasyonda kullanılan Glycine'nin 1.0, 2.0,3.0 mg/l konsantrasyonlarından en iyi sonuç 1.0 mg/l Glycine konsantrasyonundagerçekleşmiştir. Regenere olan bitkiler hormonsuz MS ortamı üzerinde kök oluşumuaçısından en iyi sonucu vermiştir. Bu bitkiler daha sonra sera koşullarında toprağaaktarılmış ve alınan sonuçlarla etkin bitki regenerasyon sisteminin kurulması içinuygun bir protokol oluşturulmuştur.Anahtar Kelimeler : Triticum aestivum, Mezokotil, Olgun Embriyo, Kallus, BitkiRegenerasyonu.I

Sacide Seyrani
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2006
00
Master'sOpen AccessTR

Adana yöresinde bitkisel ürünlerde ve yabancı otlar üzerinde görülen külleme hastalıkları ve etmenleri

ÖZYÜKSEK LİSANS TEZİADANA YÖRESİ'NDE BİTKİSEL ÜRÜNLERDE VE YABANCI OTLARÜZERİNDE GÖRÜLEN KÜLLEME HASTALIKLARI VE ETMENLERİPınar KANDİLCİÇUKUROVA ÜNİVERSİTESİFEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜBİTKİ KORUMA ANABİLİM DALIDanışman: Prof. Dr. Mehmet BİÇİCİYıl: 2006, Sayfa: 52Jüri: Prof. Dr. Mehmet BİÇİCİ: Prof. Dr. Ali ERKILIÇ: Prof. Dr. Saadet BÜYÜKALACABu çalışmada, Çukurova Bölgesi'nde yaygın olarak görülen Erysiphalestakımına ait bazı külleme fungusları ve konukçuları belirlenmiştir. Çalışmada eldeedilen sonuçlara göre, çoğunlukla külleme türlerinin konukçuya özel olduklarıgözlenmiştir.Çukurova Bölgesi'nde, Blumeria graminis (DC.) Speer, Erysiphe communis(Wallr) Link., Erysiphe polygoni DC., Erysiphe convolvuli DC., Erysiphecichoracearum DC. em. Salm., Phyllactinia suffulta (Rebent.) Sacc. küllemefunguslarının cleistotheciumları tespit edilmiştir. Ancak Podosphaera(Sphaerotheca) pannosa Lev., Podosphaera leucotricha (Ellis et Everh) Salm.,Podosphaera tridactyla, Erysiphe (Uncinula) necator (Schwein.) Burr., Leveillulataurica (Lev.) Arn.'nın ise hava şartları cleistothecia oluşturmasına izinvermediğinden dolayı sadece külleme ile enfekteli bitki kısımları tespitedilebilmiştir.Anahtar Kelimeler: Erysiphales, külleme, konukçu, cleistothecium, ÇukurovaBölgesiI

Pınar Kandilci
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2006
00
Master'sOpen AccessTR

Çukurova'da yaprakpirelerinin [asymmetresca decedens (Paoli) ve Empoasca decipiens Paoli (Homoptera:Cicadellidae)] pamuk bitkisindeki (Gossypium hirsitum L.) zararının araştırılması

ÖZYÜKSEK LİSANS TEZİÇUKUROVA'DA YAPRAKPİRELERİNİN [Asymmetresca decedens (Paoli) veEmpoasca decipiens Paoli (Homoptera:Cicadellidae)] PAMUK BİTKİSİNDEKİ(Gossypium hirsitum L.) ZARARININ ARAŞTIRILMASIMurat ÖLÇÜLÜÇUKUROVA ÜNİVERSİTESİFEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜBİTKİ KORUMA ANA BİLİM DALIDanışman: Doç. Dr. Ekrem ATAKANYıl: 2006, Sayfa: 66Jüri: Doç Dr. Ekrem ATAKANProf. Dr. Oktay GENÇERYard. Doç. Dr. Erdal SERTKAYABu çalışmada, farklı ilaç uygulamalarıyla oluşturulan parsellerde ve farklıyoğunluklarda yaprakpiresi bulaşıklıklarına sahip bitki gruplarında yaprakpiresi(Asymmetresca decedens (Paoli) ve Empoasca decipiens Paoli) populasyon gelişmeleriyle,farklı yaprakpiresi yoğunluklarının bitki gelişmesi, verim ve verim kalite unsurlarına olanetkileri araştırılmıştır.Yaprakpireleri en yüksek populasyon seviyelerine 2004 yılında haziran ayı sonunda ve2005 yılında temmuz ayı ortasında ulaşmışlar, esas populasyon gelişmeleri 4 hafta boyuncasürmüş ve ağustos ayından sonra gelişmeleri önemli derecede azalmıştır. Yaprakpireleri ile enfazla bulaşıklığa sahip bitki grubu ve parsellerde populasyon 2004 yılında 1 hafta; 2005yılında ise 2 hafta süreyle EZE'nin üzerinde seyretmiştir.Farklı yaprakpiresi bulaşıklıkları, bitki gelişimlerini farklı düzeylerde etkilemiştir.Düşük populasyon yoğunluklarına sahip parsel ve gruplarda daha yüksek boy oranı, dahafazla tarak, koza ve açılmış koza sayıları kaydedilirken, populasyon yoğunlukları arttıkça bitkigelişmesinde gerilemeler görülmüştür.En düşük yaprakpiresi populasyonuna sahip parsel ve gruplara göre; az bulaşık parselve gruplarda % 36-40, orta düzeyde bulaşık parsel ve gruplarda % 50-55 ve yüksekbulaşıklığa sahip parsel ve gruplarda da yaklaşık % 68 oranında verim kayıpları meydanagelmiştir. İlaçlama yapılan parselde; hiç ilaçlama yapılmayan veya ilacın ½ ve ¼ dozlarıylaiki haftada bir ilaçlama yapılan parsellere göre verim 2-3 kat daha fazla olmuştur.Yaprakpirelerinin farklı yoğunluktaki populasyonları lif kalite unsurlarını önemlidüzeyde etkilememiştir.Anahtar Kelimeler: Yaprakpireleri, pamuk, zarar, Çukurova, Türkiye.

Murat Ölçülü
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2006
00
Master'sOpen AccessTR

Balcalı(Adana)'da farklı habitatlardaki gece aktif lepidoptera türleri ve biyolojik çeşitliliği üzerinde araştırmalar

ÖZYÜKSEK LİSANS TEZİBALCALI (ADANA)'DA FARKLI HABİTATLARDAKİ GECE AKTİFLEPİDOPTERA TÜRLERİ VE BİYOLOJİK ÇEŞİTLİLİĞİ ÜZERİNDEARAŞTIRMALARPapatya DEMİREZERÇUKUROVA ÜNİVERSİTESİFEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜBİTKİ KORUMA ANABİLİM DALIDanışman: Prof. Dr. Serpil KORNOŞORYıl: 2006, Sayfa:70Jüri: Prof. Dr. Serpil KORNOŞOR: Prof. Dr. M. Rifat ULUSOY: Yard. Doç. Dr. Erdal SERTKAYABu çalışmada, iki agro-ekosistem ile üç doğal ekosistemdeki gece aktifLepidoptera türlerinin çeşitliliği, dominantlığı ve benzerliğinin incelenmesiamaçlanmıştır. Çalışma Ağustos 2004-Ağustos 2005'de Balcalı (Adana)'dayürütülmüş olup, erginler Robinson tipi ışık tuzaklarıyla toplanmıştır. Örnekler müzemateryali haline getirilmiş ve tanıları yapılmıştır. Her türün toplandığı yer, bireysayıları ve konukçu bitkileri verilmiştir.Çalışma sonucunda, beş ekosistemden toplam 8 familyaya bağlı 122 türe ait17215 birey tespit edilmiştir. Doğal ekosistem I'den 7 familyaya bağlı 92 tür, Doğalekosistem II'den 6 familyaya bağlı 88 tür, Doğal ekosistem III'den 6 familyaya bağlı84 tür, Agro-ekosistem I'den 7 familyaya bağlı 77 tür, Agro-ekosistem II'den 6familyaya bağlı 70 tür saptanmış olup, böylece iki agro-ekosistemin diğer üç doğalekosisteme göre daha fakir olduğu ortaya çıkarılmıştır. Ekosistemler dominantlıkaçısından karşılaştırıldıklarında, Agro-ekosistem I'in en fazla, Doğal ekosistemII'nin ise en az dominantlık değerine sahip olduğu bulunmuştur.Ekosistemler birbirleriyle benzerlik açısından karşılaştırıldıklarında, agro-ekosistemler doğal ekosistemlere daha düşük düzeyde benzerlik gösterirken, üçdoğal ekosistem (% 82.22 , % 77.27 , % 77.90) ve iki agro-ekosistem (% 77.55)birbirleriyle daha yüksek düzeyde benzerlik göstermiştir.Anahtar Kelimeler: Lepidoptera, Biyolojik Çeşitlilik, Balcalı (Adana)I

Papatya Demirezer
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2006
00
Master'sOpen AccessTR

Zeytin güvesi, Prays oleae bern. (Lepidoptera: Hyponomeutidae)'nın bazı zeytin çeşitlerinde popülasyon gelişmesinin saptanması

Gülay Şahan Kaçar
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2006
00
DoctorateOpen AccessTR

Doğu Akdeniz bölgesinde patlıcanda fusarium solgunluğu hastalığı (Fusarium oxysporum schlecht f. sp.melongenae matuo and ishigami)'nın yaygınlığı, etmenin moleküler karakterizasyonu ve bitkide hastalığa karşı dayanıklılığın uyarılması

ÖZDOKTORA TEZİDOĞU AKDENİZ BÖLGESİ'NDE PATLICANDA FUSARİUMSOLGUNLUĞU HASTALIĞI (Fusarium oxysporum Schlecht. f. sp. melongenaeMatuo and Ishigami)'NIN YAYGINLIĞI, ETMENİN MOLEKÜLERKARAKTERİZASYONU ve BİTKİDE HASTALIĞA KARŞIDAYANIKLILIĞIN UYARILMASIHacer Handan ALTINOKÇUKUROVA ÜNİVERSİTESİFEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜBİTKİ KORUMA ANABİLİM DALIDanışman: Yard. Doç. Dr. Muharrem A. KAMBEROĞLUYıl: 2006, Sayfa: 141Jüri: Yard. Doç. Dr. Muharrem A. KAMBEROĞLUProf. Dr. Ali ERKILIÇProf. Dr. Abuzer SAĞIRProf. Dr. Saadettin BALOĞLUDoç. Dr. Mehmet E. GÜLDÜRDoğu Akdeniz Bölgesi'nde Fusarium solgunluk hastalığı (Fusarium oxysporum Schlecht. f. sp.melongenae Matuo and Ishigami), patlıcan yetiştiriciliği yapılan alanlarda ekonomik kayıplara nedenolan en önemli patojenlerden biridir. Bu çalışmada, Mersin ve Adana ili ve yörelerinde 2002 yılıNisan-Eylül ayları arasında, Fusarium solgunluk hastalığına neden olan patojenin yaygınlık oranı vehastalık şiddeti araştırılmıştır. Mersin ilinde sera ve tünellerde hastalık yaygınlığı ve şiddeti sırasıyla% 42.1 ve % 18.5, açık alanlarda ise, % 33.5 ve % 15.1 olarak saptanmıştır. Açıkta yetiştiriciliğinyaygın olduğu Adana ilinde ise hastalık yaygınlık oranı ve hastalık şiddeti sırasıyla % 33.2 ve % 16.4olarak saptanmıştır.Patlıcanda Fusarium solgunluğuna karşı dayanıklılığın uyarılması çalışmalarında ise,Acibenzolar-S-methyl (ASM) ve patlıcanda patojen olmayan Fusarium türünün (FOM) hastalıkgelişimine etkinlikleri saksı denemeleriyle belirlenmiştir. FOM uygulandıktan 72 saat sonra patojenuygulamasının, kontrole göre hastalık oluşumunu önlemede % 75.47, ASM uygulamasının ise,% 67.60 oranında etki gösterdiği saptanmıştır. ASM ve FOM uygulanan bu bitkilerde, lignifikasyonunyoğunluğunda ve dağılımında da farklılıklar belirlenmiştir. Patojene karşı bitki hücre duvarınıgüçlendiren lignin, Hipersensitif Reaksiyon (HR) göstererek ölmüş hücreler ile bu hücrelerin etrafındabulunan ksilem demetlerinde karakteristik olarak gözlenmiştir. Arazi denemelerinde, FOMuygulaması hastalığın önlenmesinde % 50.61, ASM uygulaması ise % 37.65 oranında etkili olmuştur.FOM uygulamasının hastalığın baskılanmasında ASM uygulamasından daha etkin olduğu, hem saksıhem de arazi denemeleriyle belirlenmiştir.Fusarium oxysporum f. sp. melongenae izolatlarının genetik yakınlıkları, RAPD-PCR yöntemiile belirlenmiştir. Amplifikasyon ürünleri agaroz jelde toplam 168 bant pozisyonu vermiş vebunlardan 14 bandın polimorfik olduğu gözlenmiştir. Popogene (versiyon 1.32) populasyon genetikanaliz programıyla oluşturulan dendrogramda 4 farklı RAPD grubu saptanmıştır.Anahtar Kelimeler: Survey, Fusarium Solgunluğu, Dayanıklılığın Uyarılması, RAPD-PCRI

Hacer Handan Altınok
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2006
00
DoctorateOpen AccessTR

Hıyarda kök-ur nematodlarına karşı moleküler markırların geliştirilmesi

ÖZDOKTORA TEZİHIYARDA KÖK-UR NEMATODLARINA KARŞI MOLEKÜLERMARKIRLARIN GELİŞTİRİLMESİZübeyir DEVRANÇUKUROVA ÜNİVERSİTESİFEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜBİTKİ KORUMA ANABİLİM DALIDanışman : Prof. Dr. İbrahim Halil ELEKÇİOĞLUYıl : 2006, Sayfa : 116Jüri : Prof. Dr. İbrahim Halil ELEKÇİOĞLUProf. Dr. Namık Kemal KOÇProf. Dr. Hüseyin Avni ÖKTEMProf. Dr. Nebahat SARIYrd. Doç. Dr. Galip KAŞKAVALCIBu çalışmada Kök-ur nematodlarına (M. arenaria ırk 1 ve ırk 2; M. javanica; M. hapla)dayanıklı olan Lucia, Shelby ve Manteo rekombinant inbred hatları ile duyarlı olan Batem1 veBatem2 saf hatları melezlenerek F1 bitkileri, F1'ler de kendilenerek F2 bitkileri elde edilmiştir.Ebeveynler, F1 ve F2 bitkileri M. javanica ırk 1 ile test edilerek dayanıklı ve duyarlı bireylerbelirlenmiştir. M. javanica ırk 1 ile test edilen F2 bireylerinin 3:1 (3 duyarlı, 1 dayanıklı) açılımgösterdiği ve dayanıklılığın resesif tek gen tarafından kontrol edildiği belirlenmiştir.Dayanıklılık sağlayan mj genine bağlı moleküler markır geliştirmek için, RAPD (37 adetprimer), SCAR (14 adet primer), SSR (23 adet primer), AFLP (100 adet EcoRI-MseI primer) veSRAP (112 adet primer) markırları kullanılmıştır. 37 adet RAPD primerinden 11 tanesinden PCRürünü elde edilmemiş, 26 tanesinden ise PCR ürünü elde edilmiş fakat ebeveynler arasındapolimorfizm belirlenememiştir. 14 adet SCAR primerinden 7 tanesinden PCR ürünü elde edilmişancak ebeveynler arasında polimorfizm gözlemlenmemiştir. 23 adet SSR primeri kullanılmış vebunlardan bir tanesi ebeveynler arasında polimorfizm vermiş fakat mj geni ile bağlantılı olmadığıbelirlenmiştir. 100 adet AFLP primerinden 92 tanesinde PCR ürünü elde edilmiş ve bunlardan 2 taneprimer kombinasyonu (E-ATT/M-CAA ve E-AAC/M-CTG) mj genine bağlı olduğu belirlenmiştir. Buiki DNA bandı poliakrilamid jelden kesilmiş, klonlanmış ve dizilim analizi yapılmıştır. Dizilimanalizleri kullanılarak geliştirilen primerler dayanıklı ve duyarlı ebeveynlerde PCR yapılmış fakatebeveynler arasında polimorfizm görülmemiştir. E-ATT/M-CAA AFLP primer kombinasyonudayanıklı ve duyarlı ebeveynler arasında dizilim farklılığı vermiştir. Bu dizilim farklılığı herhangi birenzim tanıma bölgesine sahip olmadığından CAPS'a çevrilememiş ve ebeveynler birbirlerindenayrılamamıştır.AFLP markır sistemiyle geliştirilen hıyar genomuna ait 4 adet seçici primer (D1F, D1R,D17F, D17R) SRAP forward ve reverse primerleriyle birlikte PCR yapılarak ebeveynler arasındafarklılık araştırılmıştır. 11 adet primer kombinasyonu ebeveynler arasında polimorfizm vermiş olupbunlar F2 bireylerinde taranmıştır. MAPMAKER/EXP Version 3.0 programı kullanılarak yapılananalizde bunlar içerisinden iki tane markırın mj genine 16.3 cM ve 19.3 cM uzaklıkta olduğubelirlenmiştir.Anahtar Kelimeler: Hıyar, Meloidogyne javanica ırk 1, dayanıklılık, mj geni, moleküler markırlarI

Zübeyir Devran
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2006
00
DoctorateOpen AccessTR

Asmada (Vitis vinifera l.) ura neden olan Agrobacterium vitis'in tanılanması ve mücadele olanaklarının araştırılması

Bu çalışmada Mersin, Adana, Osmaniye, Hatay, Gaziantep, Adıyaman veKahramanmaraş illerinde bulunan bağ alanları incelenmiş ve hastalıklı bitkilerdenörnek alınmıştır. Mersin, Gaziantep, Hatay, Adıyaman ve Kahramanmaraş illerindehastalıklı asma bitkilerindeki urlu dokulardan toplam 47 adet ur oluşturan patojenbakteri izole edilmiştir. Klasik bakteriyolojik tanılama teknikleri, PCR, yağ asitanalizi ve patojenite testlerine göre izole edilen tüm izolatlar Agrobacterium vitisolarak tanılanmıştır. Patojenite testlerinde, tüm izolatlar bağda ur oluştururken, 7izolat domateste (Lycopersicum esculentum Mill. cv. Heinz 2274) ve 8 izolat kalonşe(Bryophyllum daigremontianum (Raym.-Hamet & E.P. Perrier) Berger) bitkilerindeur oluşturmamıştır.Mersin, Adana, Osmaniye, Hatay, Gaziantep ve Kahramanmaraş illerindebulunan bağ alanlarından asma bitkisi büyümesini teşvik eden rizobakterileri (PGPR)izole etmek için 39 toprak örneği alınmıştır. Toprak örneklerinden 464 adet bakteriizole edilmiştir. Katı NBRIP besi yeri kullanılarak bu bakteri izolatlarından 63'ününfosforu çözdüğü belirlenmiştir. Nicel olarak izolatların fosforu çözme miktarıbelirlenmiş ve en yüksek fosfor çözen 10 izolat seçilerek saksı çalışmalarındakullanılmıştır. Saksı çalışması ile Ga7/3-6 (%45), Ga10/2-5 (%97), Os1/3-1 (%80),OsD1/3-1 (%98) ve HaD6/3-1 (%75) izolatlarının asmada ur ağırlığını önemlidüzeyde azalttığı belirlenmiştir. A. vitis izolatından elde edilmiş lipopolisakkarid(LPS)'lerin asma çubuklarına 10 g/l konsantrasyonda infiltre edildiğinde urbüyüklüğünü %91,5 oranında azalttığı belirlenmiştir.Anahtar Kelimeler: Bağ, LPS, ur, Agrobacterium vitis, PGPRI

Mustafa Küsek
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2007
00
Master'sOpen AccessTR

Ekolojik yöntemlerle yetiştirilen patlıcan ve biberde yabancı ot mücadele yöntemlerinin ve agroekolojik kriterlerin araştırılması

Bu çalışma, ekolojik tarım yöntemleriyle yetiştirilen patlıcan ve biberde yabancı ot kontrol yöntemlerinin yabancı otlanmaya olan etkisinin araştırılması ve yabancı otların kontrolünde mevcut mücadele yöntemlerine alternatif yöntemlerinin yabancı otlanmaya ve kültür bitkisi gelişimine etkilerinin araştırılması ile bu yöntemlerin ekolojik tarım yöntemleri içerisindeki yerinin belirlenmesi amacıyla planlanmıştır. Bu amaçlar doğrultusunda 2005 ve 2006 yılında Çukurova Üniversitesi, Ziraat Fakültesi, Bitki Koruma Bölümü Araştırma ve Uygulama Alanı'nda patlıcan ve biber bitkileriyle tarla denemeleri yürütülmüştür. Yapılan çalışmalar sonucunda ekolojik tarım yöntemleriyle açıkta yapılan patlıcan ve biber yetiştiriciliğinde yabancı ot kontrol mücadelesinde polietilen ve saman malç uygulamasının yabancı otların kontrol edilmesinde etkili olduğu tespit edilmiştir. Yabancı ot kontrol yöntemlerinin patlıcan verimine etkisine bakıldığında en yüksek verim sırasıyla polietilen uygulamasından (3744 kg/da) ve saman uygulamasından (2745 kg/da) alınmıştır. Biberde ise en yüksek verimi polietilen uygulaması (2731 kg/da) verirken, bunu saman uygulaması (1858 kg/da) takip etmiştir.

Organik tarım
Sevinç Ateş
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2007
00
DoctorateOpen AccessTR

Domates bakteriyel solgunluk hastalığı etmeni [Clavibacter michiganensis subsp. michiganensis (Smith) Davis et. al.]'nin tanılanması ve bitki büyüme düzenleyici rizobakteriler ile biyolojik mücadele olanaklarının araştırılması

Bu çalışmada Adana ve Mersin illerinde yetiştiriciliği yapılan domates üretim alanlarında yapılan sörveylerin yanı sıra Antalya, Artvin, Bursa ve İzmir illerinden temin edilen hasta domates bitkilerinden toplam 57 bakteri izolatı morfolojik, fizyolojik, biyokimyasal, serolojik (indirekt ELİZA), moleküler (PCR) ve yağ asit metil ester analiz yöntemleri sonucunda domates bakteriyel solgunluk hastalığı etmeni olan Clavibacter michiganensis subsp. michiganensis (Cmm) olarak tanılanmıştır.Tanılama çalışmalarının yanı sıra hastalıkla kimyasal mücadeleye alternatif olarak bitki büyüme düzenleyici rizobakterilerin (Plant Growth Promoting Rhizobacter, PGPR) kullanılma olanakları da araştırılmıştır. Adana, Antalya, Hatay, Osmaniye, Mersin ve Muğla illerinden temin edilen 39 farklı toprak örneğinden 499 adet aday PGPR bakteri izolatı elde edilmiştir. Bu izolatlar arasında en fazla fosforu çözme, azotu bağlama özelliklerine sahip 30 izolat aday PGPR olarak seçilmiş olup, bu izolatlar arasında en etkili olan 8 izolatın Cmm tarafından neden olunan hastalığı baskılayabilme potansiyelleri in vivo saksı çalışmaları ile belirlenmiştir. Saksı çalışmaları sonucunda 3 izolat ve kombinasyonları ile tohum denemeleri, 2 izolat ve kombinasyonları ile tarla çalışmaları yürütülmüştür. Çalışmalarda bitki aktivatörü olan ISR 2000 adlı ticari preparatta PGPR uygulamalarıyla karşılaştırılmak amacı ile kullanılmıştır.Elde edilen sonuçlara göre PGPR izolatları ile muamele görmüş domates bitkilerinde Cmm tarafından neden olunan hastalık şiddetinin tarla koşullarında ortalama %43 oranında azaldığı belirlenmiştir. Hastalık etmeninin bulunmadığı koşullarda PGPR izolatları bitki büyümesini (bitki boyu, gövde çapı, dal sayısı, bitki yaş ağırlığı ve kuru ağırlığı, kök boyu ve verim) değişen oranlarda artırmışlardır

Bakteriyel hastalıklarBakteriyel solgunluğu hastalığıBiyolojik mücadele+2
Raziye Çetinkaya Yıldız
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2007
00
Master'sOpen AccessTR

Çukurova soğan üretim alanlarında görülen yabancı otların öneminin ve bazı herbisitlerin yabancı otlanma ile soğan verimine olan etkilerinin araştırılması

Bu çalışma, Adana, Hatay ve Mersin illerini kapsayan soğan (Allium cepa L.) üretim alanlarındaki yabancı ot türlerini ve soğanda kullanılan farklı herbisitlerin yabancı otlanma ile soğan verimine olan etkilerini belirlemek amacı ile 2006 ? 2007 yılları arasında yürütülmüştür. Yabancı ot türlerini belirlemek amacı ile, bahsedilen 3 ilin soğan üretim alanlarına doğru hatlar halinde gidilmiş ve her 10 km'de bir rastlantısal olarak durularak en yakın soğan tarlasına girilmiştir. Her tarlada dört adet 1 m2'lik çerçeve atılarak çerçeveler içerisindeki yabancı ot türleri sayılmış ve kaplama alanları belirlenmiştir. Farklı herbisitlerin yabancı otlanmaya ve soğan verimine olan etkilerinin araştırılması için ise, aralarında yaklaşık 35 km mesafe bulunan Karataş'a bağlı Yüzbaşı köyü ile İncirlik Çimento Fabrikası yanındaki 2 farklı soğan tarlasında 6 karakter ve 4 tekerürden oluşan denemeler Tesadüf Blokları Deneme Deseni'ne göre kurulmuştur.Yapılan araştırmalar sonucunda 30 bitki familyasına ait 105 adet yabancı ot türü belirlenmiştir. Sahip oldukları yabancı ot tür sayılarına göre en geniş 3 familya sırası ile şöyle olmuştur: Asteraceae (17), Graminaeae (14) ve Leguminosae (9). Araştırmalarda belirlenen yabancı ot türlerinin 57 tanesinin rastlama sıklığı % 10'un üzerinde olurken ilk 5 sırayı Medicago polymorpha L. (% 84), Convolvulus arvensis L. (% 74), Avena sterilis L. (% 68), Chenopodium album L. (% 66) ve Sinapis arvensis L. (% 66) almıştır.Yabancı ot mücadelesinde kullanılan karakterlerinin soğan verimlerine olan etkilerine bakıldığı zaman en iyi verim yabancı otsuz kontrol parsellerinden (16.2a kg/m2) elde edilmiş, bunu takiben ise sırası ile Oxadiazon (11.9b kg/m2), Oxyfluorfen (11.7b kg/m2), Pendimethalin (10.0c kg/m2), Tepraloxydim (9.6c kg/m2) ve yabancı otlu kontrol (9.1c kg/m2) gelmiştir. Yabancı otların sürekli olarak elle çekilmesi ile yapılan mücadelenin, yabancı otlu parsellere göre % 76.3'lük verim artışına neden olması, soğan yetiştiriciliğinde yabancı ot mücadelesinin çok önemli olduğunu ortaya koymuştur.Anahtar Kelimeler: Yabancı ot, Allium cepa L., Oxadiazon, Oxyfluorfen

Ramazan Gürbüz
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2007
00
Master'sOpen AccessTR

Bezelye yaprak biti, Acyrthosiphon pisum (Harris) (Homoptera:Aphididae)'un doğa koşullarında farklı bezelye çeşitleri üzerinde popülasyon gelişmesi

Bu çalışmada üç farklı bezelye çeşidinde Acyrthosiphon pisum(Haris) (Homoptera: Aphididae)'un popülasyon değişimleri ve zararlının seçilen bu çeşitlerden hangisini daha çok tercih ettiğinin belirlenmesi amaçlanmıştır. 2006 ve 2007 yıllarında yürütülen çalışmalar sonucunda, denemeye alınan çeşitler üzerinde A.pisum'un popülasyon yoğunlukları bakımından aralarında istatistiksel bir fark bulunmamıştır. Bölgeler arasında ise istatistiksel bir fark bulunmuş olup, Doğankent yöresinde popülasyon yoğunluğu diğer bölgelerden daha yüksek olmuştur. Dörtyol ve Sumbas arasında ise zararlının popülasyon yoğunluğu bakımından önemli bir fark bulunmamıştır. Ayrıca, bölgeler arasında, zararlının çıkış dönemleri bakımından da bir fark bulunmuş olup, Dörtyol ve Sumbas'da aynı dönemde görülmeye başlanan zararlının ilk bireyleri, Doğankent'te bir ay sonra görülmüştür. Anahtar Kelimeler: Bezelye, Acyrthosiphon pisum, popülasyon,

Hasan Deda Büyüköztürk
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2007
00
Master'sOpen AccessTR

Doğu Akdeniz bölgesinde yetiştirilen yer fıstıklarında zararlı virüs hastalıklarının saptanması ve tanılanması

Bu çalışma, Doğu Akdeniz Bölgesinde yerfıstığında zararlı virüs hastalıkların saptanması ve tanılanması amacıyla yapılmıştır. Bu amaçla, Groundnut Bud Necrosis Virus (GBNV), Peanut Stunt Virüs (PSV) ve Tomato Spotted Wilt Virüsünün (TSWV) varlığı biyolojik ve serolojik yöntemler kullanılarak araştırılmıştır. Survey çalışmaları 2004-2006 yılları arasında Osmaniye, Adana, Mersin ve Kahramanmaraş illerinde yerfıstığı yetiştirilen tarlalarda gerçekleştirilmiştir. Araziden, virüsle infekteli olduğundan şüphelenilen yerfıstığı bitki örnekleri toplanmıştır. Öncelikle bu örnekler ELISA yöntemi ile testlenmiştir. Test sonucunda PSV için negatif değer bulunmuştur. GBNV için şüpheli olarak değerlendirilen iki örnek ile mekanik inokulasyon yapılmıştır. İnokulasyon sonucunda test bitkilerinde simptom gözlemlenememiştir. Sonuç olarak Bölgede yetiştirilen yerfıstıklarında simptomatolojik ve serolojik olarak herhangi bir virüs hastalığı saptanmamıştır. Ayrıca TSWV, kontrollü koşullarda yetiştirilen yerfıstığı bitkisi fidelerine mekanik inokulasyon yöntemiyle inokule edilmiştir. Halkalı leke simptomu veren yerfıstığı bitki fidelerine ELISA testi uygulanmış ve iki pozitif örnek saptanmıştır. Anahtar Kelimeler: Yerfıstığı, GBNV, PSV, ELISA, Mekanik İnokul

Bitki korumaVirolojiYer fıstığı
Pelin Keleş Öztürk
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2007
00
Master'sOpen AccessTR

Avcı akar Typhlodromips enab EL-badry (Acarina:Phytoseiidae)'ın laboratuvar koşullarında farklı besinler üzerine biyolojileri

Bu çalışmada, laboratuvar koşullarında (25+1 ºC sıcaklık, % 60+10 orantılı nem ve 16:8 saat (A:K)) Typhlodromips (Typ.) enab'a Tetranychus cinnabarinus Boisd., Bemisia tabaci Genn., Polyphagotarsonemus latus (Banks), Thrips tabaci Lindeman ve Malephora crocea (Jaguin) poleni ayrı ayrı ve besinler karışık (T. cinnabarinus, T. tabaci ve M. crocea poleni) verildiğinde biyolojik özelliklerine ilişkin verilerin elde edilmesi amaçlanmıştır. Typ. enab dişi bireylerine T. cinnabarinus, P. latus, T. tabaci, M. crocea poleni ile besin karışık verildiğinde sırası ile ortalama yumurta gelişme süresi 2.73, 2.82, 2.60, 2.79 ve 2.63, larva gelişme süresi 0.97, 1.04, 0.83, 1.04 ve 0.87, protonimf gelişme süresi 2.20, 2.00, 2.03, 2.43 ve 1.97, deutonimf gelişme süresi 2.43, 2.43, 2.23, 2.68 ve 2.16, ergin ömrü 7.07, 6.93, 7.50, 5.50 ve 7.50 ve toplam yaşam süresi ise 15.40, 15.21, 15.19, 14.44 ve 15.13 gün olarak saptanmıştır. Typ. enab erkek bireylerinin T. cinnabarinus, P. latus, T. tabaci, M. crocea poleni ve besin karışık verildiğinde yine sırası ile ortalama yumurta gelişme süresi 2.80, 2.75, 2.60, 2.83 ve 2.60, larva gelişme süresi 0.90, 1.00, 0.90, 1.08 ve 0.90, protonimf gelişme süresi 2.20, 2.08, 2.20, 2.42 ve 1.90, deutonimf gelişme süresi 2.50, 2.33, 2.50, 2.75 ve 2.00, toplam yaşam süresi ise 13.20, 14.33, 13.60, 14.41 ve 14.20 gün olarak saptanmıştır. Typ. enab, B. tabaci üzerinde yalnızca zararlının salgıladığı ballımsı madde ile beslenmiş, bunun avcı akarın gelişmesini tamamlaması için yeterli olmadığı belirlenmiştir. Avcı akar dişi başına ömür boyunca ortalama en fazla yumurtayı besin karışık olarak verildiğinde bırakmış ve bu değer 4.33 dişi/dişi/ömür olarak gerçekleşmiştir. Anahtar Kelimeler: Typhlodromips enab, Tetranychus cinnabarinus, Polyphagotarsonemus latus, Thrips tabaci, polen

Bekir Işık
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2007
00
DoctorateOpen AccessTR

Şanlıurfa ili nematod faunası ve biyoçeşitliliği üzerine araştırmalar

Sanlıurfa ili nematod faunası ve biyoçesitliliğini belirlemek amacıyla 2003-2005 yılları arasında, tarımsal ve doğal ekosistemlerde sürvey çalısmaları yürütülmüstür. Yarı-kurak olarak nitelendirilen bu çalısma alanı, kuru ve sulanabilir tarım alanlarını içermektedir. Coğrafi ve ekolojik farklılıklar ile ulasım imkanları göz önüne alınarak çalısma alanı 5 alt-bölgeye ayrılmıstır. Örnekleme, 3 yıl boyunca, biri bahar döneminde diğeri güz döneminde olmak üzere yılda 2 defa yapılmıstır. Bu çalısmada tespit edilen nematod faunası 8 takıma ait 26 tür, 28 cins ve 4 familyadan olusmustur. Faunada bitki paraziti ve serbest yasayan nematodların oranı sırasıyla % 39 ve % 61 olarak gerçeklesmistir. Bitki parazitleri 2 takıma (Tylenchida ve Dorylaimaida) ait 26 tür ve 6 cins ile; bakterivorlar 4 takıma (Cephalobida, Diplogasterida, Monhysterida ve Rhabtida) ait 4 familya ve 10 cins ile; fungivorlar 2 takıma ait (Aphelenchida ve Tylenchida) ait 3 cins ile; predatörler 2 takıma (Aphlenchida ve monochida) ait 2 cins ile; omnivorlar 1 takıma (Dorylaimida) ait 7 cins ile temsil edilmislerdir. Ekosistem bitki örtüsünün, nematod fauna ve biyoçesitliliğine etkisinin diğer faktörlere göre daha bariz olduğu belirlenmistir. Biyoçesitlilik indislerinden Maturity indisi (MI), Shannon çesitlilik (H') ve Evenness indisleri sırasıyla, 2,3, 2,1 ve 0,8 olarak belirlenmis olup, nematod faunasının Sanlıurfa ilinde tam tesekkül etmediği ve zayıf olduğu sonucu çıkarılmıstır. Anahtar Kelimeler: Sanlıurfa, biyoçesitlilik, nematod faunası, bitki paraziti nematodlar ve serbest yasayan nematodlar.

Şenol Yıldız
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2007
00
Master'sOpen AccessTR

Diyarbakır ili buğday, sebze ve bağ alanlarında önemli bitki paraziti nematod türlerinin belirlenmesi

Bu çalısmada Diyarbakır ili bugday, sebze ve bag alanlarında bulunan Tylenchida, Aphelenchida ve Dorylaimida (Nemata) takımlarına ait bitki paraziti nematod türlerinin belirlenmesi amaçlanmıstır. Bu kapsamda, 2005?2006 yıllarında bitki gruplarına göre degismekle birlikte toprak kosullarının uygun oldugu ilkbahar ve yaz aylarında toprak ve kök örnekleri alınmıstır. Alınan toprak ve kök örneklerinden elde edilen nematodların daimi preparatları hazırlanarak, ölçüm ve teshisleri yapılmıstır. Tespit edilen türlerin tanımı, sinonimleri, görülen varyasyonlar, çalısma kapsamına giren alanlardaki yayılısı, literatürde kayıtlı yayılısı ve habitatları verilmistir. Çalısmanın sonucunda Tylenchida, Aphelenchida ve Dorylaimida takımlarının Tylenchina, Hoplolaimina, Dorylaimina ve Aphelenchina alttakımlarına baglı Tylenchoidea, Anguinoidea, Hoplolaimoidea, Dolichodoridea, Longidoridea ve Aphelenchoidea üst familyalarından 8 familya, 10 alt familya ve 12 cins'e baglı 23 tür saptanmıstır. Tespit edilen türlerden;. Paratrophurus striatus ve Pratylenchoides sheri Türkiye nematod faunası için yeni kayıt niteligindedir. Çalısmada Tylenchida, Dorylaimida ve Aphelenchida takımlarından saptanan en yaygın türler Merlinius brevidens; Helicotylenchus dihystera, Pratylenchoides alkani, Meloidogyne incognita, Pratylenchoides fallax; Xiphinema pachtaicum ve Aphelenchus avenae olarak tespit edilmistir. Anahtar Kelimeler: Bitki paraziti nematodlar, Bugday, Sebze, Bag ve Diyarbakır.

BuğdayDiyarbakırNematodlar+1
Mustafa İmren
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2007
00
Master'sOpen AccessTR

Adana ilinde zeytin sineği, Bactrocera oleae Gmel. (Diptera:Tephritidae)'nın popülasyon takibi ve parazitoitlerinin belirlenmesi

Bu çalışma 2006-2007 yıllarında Adana ilinde 4 farklı zeytin bahçesinde yürütülmüştür. Zeytin sineği, Bacîrocera oleae Gmel. (Diptera: Tephritidae)'nin ergin populasyon takibi, feromonlu sarı yapışkan ve MePhail besi tuzakları kullanılarak yapılmıştır. Zararlının doğal düşmanlarım saptamak amacıyla vuruklu zeytin taneleri ve toprakta pupalar toplanarak kültüre alınmış, kültür kafeslerinden çıkan parazitoitler teşhise gönderilmiştir. Ayrıca zeytin danelerindeki vuruk oranı da sayılarak zarar oram saptanmıştır. Zeytin sineğinin yıl boyunca 3-4 tepe noktası yaptığı ve Adana ilinde yüksek populasyon yoğunluklarına ulaşamadığı ortaya çıkmıştır. MePhail besi tuzaklarında yakalanan sinek sayısının diğer tuzak tipine göre 6-7 kat daha az olduğu ortaya çıkmıştır. Vuruk oram en yüksek % 4.3'e çıktığı ve zarar oranın ise düşük olduğu belirlenmiştir. Zararlının doğal düşmanlarından Cynipoidea üst familyasına ve Eulophidae, Pteromalidae familyalarına ait parazitoitler saptanmıştır. Anahtar Kelimeler: Zeytin sineği, Bacîrocera oleae, Parazitoit

Bactrocera oleaeParazitoidlerZararlılar+1
Refik Bozbuğa
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2007
00
Master'sOpen AccessTR

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC)'nde kabakgil yetiştirilen alanlarda hıyar mozayik virüsü (Cucumber mosaic virus, CMV) ve kabak sarı mozayik virüsü (Zucchini yellow mosaic virus, ZYMV)'nün surveyi

Bu çal ışma, Kuzey K ıbrıs Türk Cumhuriyeti'nde yeti ştirilen kabakgillerde zararlı H ıyar Mozayik Virüsü (Cucumber Mosaic Virus, CMV) ve Kabak Sar ı Mozayik Virüsü (Zucchini Yellow Mosaic Virus, ZYMV)'nün biyolojik, serolojik ve moleküler tanısının yapılması amacıyla 2006- 2007 yılları arasında yürütülmüştür. Araziden toplanan virüslü olduğundan şüphelenilen bitkiler, öncelikle ELISA yöntemi ile testlenmi ş ve hastal ık oran ı CMV için % 8.07 ve ZYMV için % 34.5 olarak saptanm ıştır. Ayr ıca her iki virüsün kar ışık hastal ık oran ı da % 7.4 olarak bulunmuştur. CMV ve ZYMV ile infekteli örnekler kodlanarak mekanik inokulasyon çalışmalarında kullanılmış ve indikatör bitkiler üzerinde 15- 30 gün gibi bir sürede simptom çıkışına neden olmuştur. CMV ve ZYMV ile infekteli indikatör bitkilerinden total RNA ekstraksiyonu yapılmış ve bunlar RT- PCR yönteminde kullan ılmıştır. Agaroz jel elektroforezde CMV ve ZYMV için sırasıyla 250 ve 650 bp'lik band büyüklükleri gözlenmiştir. Anahtar kelimeler: CMV, ZYMV, ELISA, Mekanik inokulasyon, RT-PCR

Hıyar mozaik virüsüKabakKabak sarı mozaik virüsü+1
Ayşe Karamanlı
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2007
00
Master'sOpen AccessTR

Kabak sarı mozayik virüsü (Zucchini Yellow Mosaic Virus, ZYMV)'nün tanısı ve bitki aktivatörleri kullanılarak mücadele olanaklarının araştırılması

Kabakgil yeti ştiriciliği yap ılan alanlarda Zucchini Yellow Mosaic Virus (ZYMV) ekonomik kayıplara neden olan en önemli virüs hastal ıklarından biridir. Çal ışma; Adana ve İçel illeri ile çevresinde örtü alt ı ve aç ık alanda yeti ştirilen kabakgillerde saptanan ZYMV izolatının (ZYMV-FM) biyolojik, serolojik ve moleküler yöntemler kullan ılarak tan ısının yapılması ve bitki aktivatörlerinin ZYMV mücadelesinde kullan ım olanaklar ının araştırılması amacıyla 2006- 2007 yılları arasında yürütülmüştür. Araziden toplanan ve virüslü oldu ğundan şüphelenilen bitkiler, öncelikle ELISA yöntemi ile testlenmi ş ve hastal ık oranı % 51.2 olarak hesaplanm ıştır. ZYMV ile infekteli olan örnekler içerisinde biri kodlanarak, mekanik inokulasyon ve vektör ile ta şıma denemesi çalışmalarında kullanılmıştır. ZYMV ile infekteli test bitkilerinden total RNA ekstraksiyonu yap ılmış ve bunlar RT-PCR yönteminde kullan ılmıştır. Ayr ıca ham bitki ekstrakt ı kullan ılarak IC-RT-PCR yöntemi uygulanmıştır. Elde edilen PCR ürünleri agaroz jel elektroforez ile test edilmi ş ve beklenen band büyüklükleri gözlenmiştir. Kabakgillerde ZYMV' ye kar şı dayan ıklılığın uyar ılması çal ışmalarında ise, ACTIGARD, MESSENGER ve ISR-2000 bitki aktivatörleri kullan ılarak saks ı ve arazi denemeleri ile bu hastal ığa kar şı etkinlikleri belirlenmi ştir. ACTIGARD uyguland ıktan 48 saat, MESSENGER ve ISR 2000 uyguland ıkta 72 saat sonra ZYMV uygulanan bitkilerde kontrol bitkilerine göre simptom çıkış süresinde farklılıklar gözlenmiştir. Yapılan histokimyasal boyamalar ile de; bitki aktivatörleri uygulanan bitkilerde teşvik edilmi ş dayan ıklılıktan dolay ı meydana gelen Lignin sentezi ile H 2O2 birikiminin varlığı saptanmıştır. Anahtar kelimeler: ZYMV, RT-PCR, Bitki Aktivatörü, SAR, Histokimyasal Boyama

KabakKabak sarı mozaik virüsüKabakgiller
Asime Filiz Çalışkan
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2007
00
Master'sOpen AccessTR

Farklı sıcaklıkların avcı böcek Cheilomenes propinqua (Mulstant) (Coleoptera:Coccinellidae)'nın gelişme ve üreme gücüne etkileri

Türkiye'de ilk kez 2002 yılında saptanan avcı böcek, Cheilomenes propinqua (Mulsant) (Coleoptera: Coccinellidae) ile ilgili gerek yurt içinde gerekse yurt dısında birkaç faunistik-sistematik çalısma dısında baska bir çalısmaya rastlanmamaktadır. Ancak biyolojik mücadelede bu gibi türlerden yararlanabilmek için biyolojisi, ekolojisi vb. özelliklerinin çok iyi bilinmesi gerekmektedir. Bu nedenle çalısma 2003-2004 yılları arasında ele alınmıs olup, ilk asamada C. propinqua'nın farklı sıcaklıklarda ergin öncesi dönemlerin gelisme süreleri, ölüm oranları ile erginlerin preovipozisyon, ovipozisyon, postovipozisyon süreleri, günlük ve ömür boyu toplam bıraktıkları yumurta sayıları vb. bazı biyolojik özelliklerinin ortaya çıkarılması amaçlanmıstır. Bunun için üretim kafeslerinden alınan 0-1 gün yaslı yumurtalar ayrı ayrı 15, 20, 25, 30, 35ºC sabit, 25-35ºC (günün 12 saati 25, diger 12 saati 35ºC) degisken sıcaklıklara ve %60±10 orantılı nem içeren iklim odalarına alınmıstır. Deneme süresince C. propinqua bakla bitkisi (Vicia faba L.) üzerinde üretilmis bakla yaprak biti, Aphis fabae (Blanchard) ile beslenmistir. Ergin öncesi dönemlerin gelisme süreleri 9.75 gün ile en kısa 35°C'de, 44.06 gün ile en uzun 15°C'de gerçeklesmistir. Ölüm oranları ise %87.6 ile en fazla 35°C'de, en az ise 25-35°C degisken sıcaklıkta %28.4 olarak belirlenmistir. En kısa preovipozisyon süresi 30 °C'de 1.2 gün, en uzun süre 20°C'de 9.3 gün; en uzun ovipozisyon süresi 75.3 gün ile 20°C'de görülürken, en kısa süre 35 °C'de 19.4 gün; postovipozisyon süresi ise 14.6 günle yine en uzun 20°C'de, en kısa 5.0 günle 30°C' de kaydedilmistir. Yumurta verimi en fazla günlük 17.6 ve toplam 1233.6 adet olarak 25°C'de bırakılmıstır. C. propinqua'nın ergin öncesi gelisme süreleri, ölüm oranları ile erginlerin yasam süreleri ve bıraktıkları yumurta sayılarına dayanarak avcı böcegin net üreme gücü (Ro), kalıtsal üreme yetenegi (rm) ve ortalama döl süresi (To) hesaplanmıs olup en uygun sıcaklıgın 25°C oldugu ortaya çıkarılmıstır. C. propinqua'nın gelisme esigi, etkili sıcaklılar toplamı ve teorik döl sayısı sırasıyla 9.71, 208 ve 16.06 olarak bulunmustur. Anahtar Kelimeler: Cheilomenes propinqua, farklı sıcaklıklar, biyolojik özellikler, yasam çizelgeleri

Ferda Yarpuzlu
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2007
00
DoctorateOpen AccessTR

Gaziantep ili bağ alanlarında bağ sarı benek (gysvd-1 ve 2) hastalığının araştırılması

Bu çalışma Gaziantep ili bağ alanlarında Bağ sarı benek (BSB) hastalığının varlığını, bulaşıklılık durumunu ve etmenlerinin karakterizasyonunu belirlemek amacıyla yürütülmüştür. Hastalığı araştırmak amacıyla yürütülen sörvey çalışması Gaziantep ilinde yaklaşık 4500 da'lık alanda 766363 omca üzerinde hastalığın makroskobik simptomları olan sarı beneklenme ve damar bantlaşması simptomları gözlenerek yapılmıştır. Sörvey çalışması sonucunda 652 omcanın BSB hastalığı ile bulaşık bulunduğu belirlenmiştir. Hastalığın bulaşıklık oranı % 0,08'dir. Etmenlerini araştırmak amacıyla yürütülen sPAGE çalışmasında 67 örnekte GYSVd-1 ve 2'nin viroid bandları saptanmıştır. Organik bağ alanlarında yürütülen çalışmada BSB hastalığının bulaşıklık oranı % 0,04 olarak bulunmuştur. Organik olarak üretilen Dımışkı ve Öküzgözü çeşitlerinde sPAGE analizi sonucunda GYSVd-1 ve 2 viroidleri akrilamid jel üzerinde belirlenmiştir. Antepfıstığı Araştırma Enstitüsünde üretilen fidanlarda BSB hastalığının bulaşıklık oranı % 0,49 olarak saptanmıştır. Ancak bu fidanlıkta damızlık bloklarının bu hastalık açısından temiz olduğu belirlenmiştir. RT-PCR çalışmaları sonucunda, GYSVd-1 ve 2'nın varlığı agar jel üzerinde belirlenmiştir. Bu viroidlerin nükleotid dizilim analizleri sonucunda GYSVd-1'in 366 nukleotid içerdiği; GYSVd-2'nin ise 361 nükleotid sayısında olduğu bulunmuştur. Anahtar sözcükler: Bağ sarı benek hastalığı, GYSVd-1ve 2, sPAGE, PCR

Banu Gökçek
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2007
00
Master'sOpen AccessTR

Yerfıstığı ve biberde gövde çürüklüğü (Sclerotium rolfsii sacc.) hastalığına karşı bazı bitki materyalleri ve abiyotik uyarıcıların etkilerinin araştırılması

Bu çalışmada salisilik asit (SA) ve DL-b-amino-n-butyric asit (BABA)'in in vitro'da Sclerotium rolfsii (Sacc.)'nin miseliyal gelişimi üzerine ve ayrıca bu kimyasalların yanı sıra ceviz, incir, okaliptüs, yabani karabiber ve zakkum bitkilerinden elde edilen ekstrakt ve kurutulmuş bitki materyalleri'nin biber ve yerfıstığında hastalık oluşumuna etkileri araştırılmıştır. SA, PDA ortamında patojenin miseliyal gelişimini doz artışına bağlı olarak azaltırken 300 ppm'de tamamen inhibe etmiştir. Ancak BABA'daki uygulama dozu 1000 ppm'e kadar artmasına rağmen, koloni gelişimi bu olaydan etkilenmemiştir. Bitki ekstraktları içerisinde yabani karabiber, biberdeki hastalığın gelişimini %86.5 oranında engelleyerek en iyi sonucu vermiş, yerfıstığında ise ceviz ekstraktı uygulaması %47.5'lik etki oranı ile en başarılı uygulama olmuştur. Diğer yandan ceviz yapraklarından elde edilen kurutulmuş bitki materyalleri, hem biber hem de yerfıstığında hastalık oluşumunu sırasıyla %60 ve %49.7 oranında azaltarak bu materyaller içerisinde en yüksek etkiyi sağlamıştır.

Bülent Güven
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2007
00
Master'sOpen AccessTR

Farklı sıcaklıkların avcı böcek Scymnus subvillosus goeze (Coleoptera:Coccinellidae)'un gelişme ve üreme gücüne etkileri

Literatürde geniş bir yayılış alanına sahip olduğu bildirilen Scymnus subvillosus (Goeze)'un birkaç faunistik-sistematik çalışması dışında biyolojisi ve ekolojisi hakkında fazlaca bir çalışma yapılmamıştır. Bu nedenle,bu çalışma ele alınmış olup, farklı sıcaklıkların S. subvillosus ' un gelişimi ve üreme gücüne etkileri 15, 20, 25, 30 ve 35°C sabit ve 25-35°C değişken sıcaklıklarda, %60±10 orantılı nem ve 16 saat uzun gün aydınlatmalı iklim dolaplarında araştırılmıştır. Yumurtadan ergine gelişme süresi sıcaklığın artmasıyla beraber kısalmıştır. 15 ve 35 °C sıcaklıklarda gelişme tamamlanamazken, gelişim süresi en uzun 20°C' de 31.0, en kısa 30°C' de 14.2 günde tamamlanmıştır. Ovipozisyon periyodu 20, 25, 30 ve 25-35 °C' de sırasıyla 67.9, 48.6, 42.5 ve 40.3 gün sürmüştür. Günlük ve toplam bırakılan yumurta sayısı en fazla 30°C' de 11.76 dişi/gün ve 499.47 dişi/ömür olmuştur. Net üreme gücü (Ro) ve kalıtsal üreme kapasitesi (rm) en yüksek 30 °C' de sırasıyla 109.64 dişi/dişi ve 0.153 dişi/dişi/gün ve ortalama döl süresi (To) en düşük yine 30 °C' de 39.99 gün olarak bulunmuştur. S. subvillosus' un yumurtadan ergine gelişme eşiğinin 14.13°C, bir dölünü tamamlaması için 217 gün-dereceye ihtiyacı olduğu ve Çukurova bölgesi'nde yılda yaklaşık 10 döl verebileceği hesaplanmıştır. Anahtar Kelimeler: Scymnus subvillosus, sıcaklık, yaşam çizelgesi

SıcaklıkYaşam tabloları
Gül Demirhan
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2007
00