629

Archived Theses

0

DOIs Assigned

0%

DOI Rate

Discipline

50 Theses
Master'sOpen AccessTR

Çoruh Deltası (Batum) kıyı çizgisi değişikliğinin dsas kullanılarak analizi

Kıyılar ve kıyı sistemleri, içinde bulunduğumuz dönemde doğal süreçlerin yanında antropojenik aktivitelere bağlı olarak da değişime maruz kalmaktadır. Bu çalışmada, Çoruh Deltası kıyı çizgisindeki değişim araştırılmıştır. Türkiye sınırları içerisinden doğup Gürcistan'ın Batum şehrinden Karadeniz'e dökülen Çoruh Nehri tarafından oluşturulan delta, sınır aşan bir akarsu havzasıdır. Akarsu güncel olarak bir su altı kanyonuna çok yakın bir noktadan denize dökülmektedir. Delta, doğal ortam koşullarındaki değişimlerin yanı sıra antropojen kökenli bazı etkilere de maruz kalmaktadır. Akarsu yatağında gerçekleştirilen madencilik faaliyetleri ve havza genelinde inşa edilen baraj ve Hidroelektrik Santraller (HES) bu faaliyetlerin başında gelmektedir. Çoruh Deltası kıyı çizgisi değişikliğinin belirlenmesi için Uzaktan Algılama (UA) ve Coğrafi Bilgi Sistemleri (CBS) destekli analiz ve hesaplamalar yapılmıştır. Bu çalışmada 1984, 2000 ve 2020 yıllarına ait Landsat 7 ETM ve Landsat 4-5 TM uydu görüntüleri kullanılmıştır. Uydu görüntülerinden itibaren NDWI (Normalized Difference Water Index) analiziyle kıyı çizgileri oluşturulmuştur. Kıyı çizgisindeki değişim DSAS (Digital Shoreline Analysis System) kullanılarak nümerik olarak araştırılmıştır. NSM (Net Shoreline Movement), LRR (Linear Regression Rate) ve LR2 (R-squared of linear regression) hesaplamaları yapılarak çalışma sahasında meydana gelen kıyı çizgisi değişimleri belirlenmiştir. Çalışma bulguları, akarsu ağzının sağında ve solunda kalan iki kıyı şeridinde kıyı çizgisi gerilemesi ve kıyı çizgisi ilerlemesinin bir arada farklı hızlara gerçekleştiğini ortaya çıkartmıştır.

DeltaKıyı şeridiUluslararası sular+2
Şevval Koç
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Irak'ın coğrafi özelliklerinin jeostratejik açıdan analizi

Irak'ın jeostratejik önemi, bölge olarak devlet kurma gücünün üzerine inşa edildiği en önemli temelleri temsil etmektedir. Devletin gelişimini belirlemede büyük öneme sahip olan, devletin güç yapısının oluşumuna doğa ve siyaset faktörü, Ülkenin sahip olduğu coğrafi ortamdan etkilenmektedir Irak, Ortadoğu'da ve dünyada önemli bir stratejik konuma sahiptir. Kuzeyden güneye, bu çeşitliliğin iklim çeşitliliği, tarımsal ürünler ve bunların üretim miktarları ve yoğunlukları üzerinde açık bir etkisi vardır. Nüfusun bir yerden başka bir yere, Suyun bolluğunun insanın tarımda elinden gelenin en iyisini yapmasına yardımcı olduğu yerlerde üretim potansiyeli yüksektir su genel olarak Arap dünyasında ve özelde Irak'ta devlet takviminin bel kemiğidir. Büyümeyi artırarak devletin kendi gücünü inşa etmesi sonucunda üretimin artmasında temel çekirdeğin oluşumuna katkıda bulunur ve endüstriyel ekipman ve makine kullanmada en iyi şansa sahip olan çalışma çağına giren yaşlar için, tarımla bağlantıdır çünkü bazı tarımsal ürünler ham olarak dahil edilmektedir. Sanayide ve bu alandaki malzemeler entegre bir yerel üretim çemberi oluşturmuştur. Öte yandan, Irak valiliklerinde nüfusun dağılımı ve sayılarının artması, tarımsal ürünlerin üretimini artırma ve bu alanda yani imalat alanında işçi sayısını artırma kabiliyetine sahip olup başka bir örnek ise, ham petrol veya diğer mineral maddelerin varlığı, bu elementi üretmek veya rafine etmek için çok büyük fabrikaların olması gerektiği ve bu nedenle, doğal üretim faktörü ve arasındaki bu karşılıklı bağımlılığı yaratan bu alanda yetenekli işgücü ve uzmanlığa ihtiyaç duymasıdır. Artan işgücünün temsil ettiği insan faktörü Ekonomik gücünü artıran ülkenin geliri, bu araştırmada, devletin gücünü inşa etmede doğal ve beşeri faktörlerin en önemli olduğunu ve buradan bazı komşu ülkelerin Irak'ın siyaset ve ekonomisinde önemli bir role sahip olması nedeniyle Irak üzerindeki uluslararası ve bölgesel rekabetin başladığını göstermiştir. Irak'ın maden ve tarım kaynakları aracılığıyla ve bunun için Irak ile komşu ülkeler arasındaki tüm ilişkiler, istikrarlı siyasi ve ekonomik ilişkiler olduğu sürece saygı, taahhüt ve uluslararası yasalara dayalı ilişkilerdir. Bu istikrarla birlikte ülkeyi inşa etmekte jeostratejik önem yatmaktadır.

Beşeri coğrafyaCoğrafi özelliklerCoğrafya+3
Abdulwahhab Ahmed Jalıl Jalıl
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Cibuti tarımının coğrafi analizi

Cibuti nüfusunun %70'i kentsel alanlarda yaşarken, geri kalan %30'luk kısmı ise kırsal alanlarda yaşamaktadır. Ülkede ekilebilir arazinin varlığının az olmasından kaynaklı olarak tarımsal faaliyetler daha çok hayvan otlatıcılığına dayanmaktadır. Kırsalda yaşayan toplulukların ekonomik ihtiyaçlarının ve hayvansal üretim miktarının iyileştirilmesi için suya erişim imkânlarının iyileştirilmesi temel önceliktir. Yeraltı su kaynakları yoğun bir şekilde kullanılmaktadır. Bu durumun avantaja dönüştürülmesi için yetkili birimlerin yüzey suyunu toplamaya daha fazla odaklanması gerekmektedir. Cibuti Cumhuriyeti Devleti'nin mevcut ekilebilir arazisinin yüz ölçümü %1'lik bir orana denk gelmektedir. Tarımsal faaliyetler için kullanılan bu alan yaklaşık 600 hektara denk gelmektedir. Bu sınırlı alanda üretim, ülke nüfusunun ihtiyaçlarının yalnızca %10'unu karşılayabilmektedir. Dolayısıyla Cibuti'nin tarımsal kaynakları sınırlıdır, başta coğrafi koşullar olmak üzere birçok engelleyici faktör bulunmaktadır. Tarım hem gıda güvenliği hem de devletin egemenliği için stratejik bir faaliyet olmasının yanı sıra bir istihdam ve zenginlik kaynağı durumundadır. Küresel ısınmadan dolayı meydana gelen iklim değişikliği ve kuraklıkların bu derece yoğunlaşması, küresel gıda ticaretini ve küresel gıda krizini etkilemektedir. Bu bağlamda Cibuti'nin de tarımını iyileştirmek ve gerçekleşebilecek olan küresel krizler için yiyecek depolamak amacıyla önlemler alması gerekmektedir. Halkının büyük çoğunluğu yoksul olan Cibuti'de muhtemel gıda krizleri için alınacak önlemlerin planlarının hızla yapılması gerekmektedir. Yeni bir salgının ne zaman patlak vereceği, bir sonraki savaşın ne zaman başlayacağı, yeni bir krizin ne zaman ortaya çıkacağı bilinmediğinden, gıda arzını artırmak için ne gerekiyorsa yapılmalıdır. İnsan yaşamının sona ermesine neden olan kıtlık ve diğer felaketlerin önlenmesi hayati önem taşımaktadır, tarımın tüm yönleriyle gelişmesi bütün bu sorunların önlenmesinde kilit rol oynamaktadır.

Beşeri coğrafyaCibutiCoğrafi özellikler+5
Ayanleh Ayeh Daher
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Çoruh Havzası hidrografik özelliklerinin morfometrik indisler ile incelenmesi

Bu çalışmada Çoruh Havzası'nın hidrografik özelliklerinin coğrafi bilgi sistemleri (CBS) kullanılarak sayısal yükseklik modelleri (SYM - Digital Elevation Model-DEM) üzerinden morfometrik indisler yardımıyla araştırılması amaçlanmıştır. SYM veri seti üzerinden Çoruh Havzası'na hidroloji analizi uygulanarak D8 akım modeli ve Strahler yöntemine göre önce akarsu drenaj ağı ardından havza sınırları belirlenmiştir. Yan kollar dikkate alınarak havza sekiz farklı alt havzaya bölünmüştür. Hidrografik özelliklerin belirlenmesi için seçilen morfometik indisler Çoruh Havzası'nın çizgisel, alansal ve relief özelliklerini kapsamaktadır. Bu bakımdan havza genelinde çizgisel olarak çatallanma oranı, akarsu uzunluk oranı, yüzeysel akış uzunluğu ve tekstür oranı; alansal olarak havza alanı, havza çevresi, drenaj yoğunluğu, akarsu sıklığı, havza şekli, havza uzunluk oranı ve gravelius indeks; relief olarak ise havza reliefi, relief oranı, engebelilik değeri, akım toplanma zamanı, hipsometrik integral ve hipsometrik eğri indisleri uygulanmıştır. Morfometrik indisler havza genelinde ve alt havzalarda ayrı ayrı hesaplanmış ve analiz edilmiştir. Bu çalışmada, sınıraşan özellikteki Çoruh Havzası ülke sınırlarından bağımsız olarak bir bütün olarak ele alınmış ve belirlenen alt havzalar dâhilinde araştırılmıştır. Bu durum çalışmanın özgünlüğünü arttırmakta ve çalışmayı farklı kılan unsurlar arasında yer almaktadır. Çalışmada elde edilen bulguların havza hidrografik özelliklerinin daha net anlaşılmasına katkı sağlaması hedeflenmektedir. Ayrıca farklı araştırmacılar için temel girdi kaynağı olabileceği gibi havza genelindeki karar vericilerin kullanımına sunularak havzada gerçekleşebilecek olası problemlere objektif ve bütüncül olarak yaklaşılmasına katkı sağlayacağı öngörülmektedir.

Coğrafi bilgi sistemleriHavzalarHidrografik özellikler+4
Hasan Çoban
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Musul'da nüfus coğrafyası

"Ninova Vilayeti Nüfus Coğrafyası " başlıklı bu çalışma, Ninova Vilayeti'ndeki nüfusun dağılımı, artışı ve nüfusa etki eden faktörler gibi konuları incelemekte ve elde edilen verilerle nüfus coğrafyası alanındaki araştırmalara ve analizlere katkı sağlamayı hedeflemektedir. Nüfusun özellikleri ve bileşimine dair analizleri içeren bu çalışmanın amacı, nüfus fenomeninin varyasyonunun mekânsal ilişkilerini ortaya koymak, valilikteki nüfus durumunu tanımlamak ve değerlendirmek için nicel analizlere dayanarak mevcut ve gelecekteki durumu değerlendirmektir. Çalışma, popülasyon özellikleri ve mekânsal varyasyonların analiz edildiği üç bölümden oluşmaktadır. İlk bölüm, "Nüfusun Coğrafi Dağılımı" başlığı altında, sayısal ve çevresel ölçütler olmak üzere üç konuyu ele almaktadır. İkinci bölüm ise "Nüfus Büyüklüğü ve Büyümesi" başlığını taşıyarak nüfusun büyüklüğü, büyüme eğilimleri ve nüfus artış faktörleri gibi konuları içermektedir. Üçüncü bölüm ise "Yaş ve Cinsiyet Yapısı", "Sosyal Özellikler" ve "Ekonomik Yapı" başlıklarından oluşmaktadır. Çalışmanın sonuçlarına göre Ninova Vilayeti'nin nüfusu 2010 yılından 2014 yılına kadar artarken, 2014 yılından itibaren düşme eğilimi göstermektedir. Valilik, 2013 nüfus sayımına göre genel yoğunluğun 92 kişi/km² olduğu bir bölgede yer almaktadır. Bölgede yaşayan insanların yoğunlaşması, çoğunlukla Musul'da ve büyük bir yüzdeyle yoğunlaşmaktadır. Buna karşılık, batı bölgeleri daha az nüfusludur ve Bu durum bölgedeki kaynakların dağılımında dengesizlik yaratmaktadır. Bu dengesizlik, bölgenin doğal, insani ve ekonomik açıdan geri kalmasına ve sonuç olarak devletin zayıflamasına yol açmaktadır.

Merkezi Nüfus İdaresi Sistemi
Husseın Mustafa Yaqob Alqırot
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de kasaba merkezli ilçelerin nüfus özellikleri

Türkiye'nin tarihi, coğrafyası ,jeopolitik konumu, fiziki ve beşeri unsurları ile nüfus yapısı yerleşme çeşitliliğini oluşturmaktadır. Bu çalışmanın amacı, Türkiye'de kasaba merkezli ilçelerin sayısının ve nüfus özelliklerinin belirlenerek birbirleri ile benzer ve farklı yönlerinin ortaya konulmasıdır. Ayrıca kasaba yerleşmelerinin diğer yerleşme türleri içindeki yerini nüfus özellikleri bağlamında ortaya koymaktır. Çalışmada örneklem olarak bütün kasaba yerleşmeleri içinden ilçe merkezi konumunda olan ve nüfusu 2000 ile 20000 arasında olan yerleşmeler seçilmiştir. Buna göre 387 ilçe belirlenmiştir. Bu çalışma geniş bir alana yayılacağı için nitel ve nicel verilerin bir arada kullanılması kararlaştırılmıştır. Bundan hareketle karma bir yapı üzerine tez çalışması inşa edilmiştir. Öncelikle toplanan nicel veriler analiz edilip, ardından nitel verilerle desteklenmesi amaçlanmıştır. Yapılan çalışmalar sonucunda kasaba merkezli ilçelerin nüfus büyüklüğü, yaş yapıları, eğitim durumları, cinsiyet yapıları, medeni hal durumları, sosyo-ekonomik statüleri ve demografik değişim unsurlarına ulaşılmıştır. Bu özelliklere göre toplan 387 kasabanın genel olarak 5-15 bin nüfus büyüklüğü arasında yoğunlaştığı görülmüştür. Bu ilçelerin Türkiye'deki dağılışı belli bölgelerde kümelenme ve koridorlar şeklindedir. Nüfus miktarına göre bu kümelenmeler'de değişiklikler'de görülmüştür. Kasaba nüfuslarında cinsiyet durumunun genel olarak dengede olduğu ama özelde bazı dikkat çeken durumlar olduğu belirlenmiştir. Bu noktada cinsiyet durumunun kasabalar için kırılgan bir nüfus özelliği olduğu söylenebilir. Yaş yapısında 15-64 yaş grubunun yoğunlukta olduğu, eğitim durumuna göre ise ilkokul mezunlarının oran olarak fazla olduğu tespit edilmiştir. Kasaba merkezli ilçelerde sosyo ekonomik düzey olarak 4. grubun daha yoğun olması ancak, nüfus arttıkça 3. grubun daha etkili hale geldiği saptanmıştır. Tüm değişkenler dikkate alınarak yapılan analizde cinsiyetin diğerlerine göre daha önemli rol oynadığı belirlenmiştir. Anahtar kelimeler: Nüfus, yerleşme, kasaba, ilçe.

CoğrafyaKasaba
Muhammed Yekta Ağar
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Bernhardus Varenius (1622-1650) neden coğrafyacı oldu?

Coğrafya, hayatın içinde olan sürekli gelişen dinamik bir yapıya sahiptir. Coğrafyanın bu gelişimine katkıda bulunan pek çok unsur vardır, bunlardan biri de coğrafyanın tarihidir. Araştırmada, coğrafya tarihinin sürekliliği ve ilerlemesinde katkıda bulunan bilim insanlarından biri olan Bernhard Varenius'un coğrafyacı olma yolundaki süreçleri incelenmiştir. Buna göre bilimsel faaliyetlerin gelişiminde dönemin ruhunun, çevresel olayların, kişilerin ya da ortamların etkili olup olmadığı konusunda bir tartışma yapılmıştır. Bu nedenle veri elde etme yöntemleri de çeşitlendirilmiştir. Literatür taraması, doküman incelemesi, biyografi ve tarihsel analiz yöntemleri kullanılmıştır. Varenius'un üniversite eğitimi sırasında aldığı dersler ve hocalarından edindiği bilgilerin coğrafya konusundaki düşüncelerini şekillendirdiği, akademik çevreler ve dönemin diğer bilim insanlarıyla olan fikir alışverişlerinin Varenius'un bilimsel yolculuğunda önemli bir rol oynadığı görülmüştür. Dönemin Avrupası'nın keşifler nedeniyle yaşadığı değişimin de rolü büyük olmuştur. Keşiflerle kısa süre içinde Dünya'nın bilinmeyen bölümleri ortaya çıkmıştır. Eski dünya karaları içinde bilinen ve tanımlanan yerler dışında oldukça büyük bir kara ve deniz yüzeyinin tanımlanmasına ihtiyaç olmuştur. Bu gelişmelerin esasen coğrafyaya olan ilginin artmasında önemli rol oynadığı genel olarak zaten bilinmektedir. Varenius'un ifadelerinden de anlaşıldığı kadarıyla, coğrafya devletler için önemli bir bilgi alanıdır. Hem halkın ilgisini çekebilecek konuları hem de dönemin bilimcilerinin gözde alanı matematikle ilgili teknik bir kısmı vardır. Bu özellikleri onu saygıdeğer bir alan yapmaya fazlasıyla yeterli olmuştur. Varenius gibi parlak bir öğrencinin bu alanda eksiklik görüp çalışma yapmasının altında da bu temel durumlar yatmaktadır. Coğrafi bilgileri derleyen ve sınıflandıran Varenius, genel ve özel coğrafya alanlarına ayırarak, bugüne kadar gelen bir metodu kayıt altına almıştır. Bulgular, Varenius'un, aldığı eğitim, yaşadığı yer, ilişkide bulunduğu kişiler ve dönemin özellikleri ile coğrafyaya ilgisinin yakından ilişkili olduğunu göstermektedir. Böylelikle bilim tarihi incelemelerinde ortamdaki tüm unsurların bir arada ele alınarak değerlendirilmesi gerektiği ortaya çıkmıştır. Bundan sonraki çalışmalarda da Alexander von Humboldt ve Carl Ritter gibi coğrafyacıların da benzer şekilde incelenmesi önemlidir.

Coğrafya
Kibar Şur
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Kırşehir ilinde idari bölünüşün entropi tabanlı TOPSIS yöntemi ile yeniden düzenlenmesi

Türkiye'de bazı ilçeler, kamu yararı gözetilmeden popülist politikaların etkisiyle kurulmuştur ve bu durum kamu kaynaklarının israfına yol açmaktadır. Bu çalışmada Kırşehir'de varlığının kamu yararına uygun olmadığı düşünülen ilçelerin tüzel kişiliklerinin kaldırılması, diğer ilçelerle bütün olarak veya bölünerek birleşme gibi seçeneklerle değerlendirilmiştir. Bu çerçevede Kırşehir ilindeki idari merkez vasfını sağlamayan ilçeler, ilgili kanunlara dayanarak geliştirilen 36 kriterle, entropi ve TOPSIS yöntemleriyle belirlenmiştir. TOPSIS sonucunda diğer ilçelere göre daha yüksek rank değerine sahip olan Akçakent, Akpınar ve Boztepe ilçeleri idari birim olma koşullarını yerine getirmek noktasında sorunlu ilçeler olarak değerlendirilmiş; bu ilçeler dışarıda tutularak Çiçekdağı, Kaman, Mucur ve Merkez ilçelerine ArcGIS programı üzerinden Thiessen Poligonu metodu uygulanmıştır. Tüzel kişiliği kaldırılması gereken ilçelerin ildeki hangi ilçeyle birleştirileceği veya bu ilçelerin nasıl bölüneceği konusunda poligon sınırlarına yakın olan köylerin ilgili ilçelerle olan mesafeleri göz önüne alınmıştır. Bu köy merkezlerinin hangi ilçe merkezine daha yakın olduğunu belirlemek için karayolu gerçek mesafeleri hesaplanmış ve belirlenen köylerin muhtarlarıyla görüşmeler yapılmıştır. TP sınırındaki köylerin hangi ilçeye bağlanması gerektiği bu veriler sonucunda belirlenmiş ve köylerin idari bağlılık değişim önerileri bu görüşmelere dayandırılmıştır Çalışmada Kırşehir'de nüfusu azalan köylerin tüzel kişilikleri de değerlendirilmiştir. Köylerin birleştirme işlemi, yeni köy kurulmasına ilişkin yönetmelikte öngörülen asgari nüfus sınırı 150 kişi ve yerleşim yerleri arası azami mesafenin 5 kilometre olması dikkate alınarak gerçekleştirilmiştir. Bu veriler değerlendirilerek iki ayrı model önerilmiştir. Birinci modelde Kırşehir ilinin Merkez ilçe, Kaman, Mucur ve Çiçekdağı ilçelerinden oluşması; ikinci modelde Merkez ilçe, Kaman ve Mucur ilçelerinin Kırşehir'e bağlı kalması fakat Çiçekdağı ilçesinin Yozgat'ın Yerköy İlçesiyle birleştirilmesi önerilmiştir.

Coğrafi bilgi sistemleriCoğrafyaTOPSIS+1
Meryem Tuncer Dağlı
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Van ve Erçek gölleri arası sahanın (Tuşba ilçesi) yapısal jeomorfolojisi

Van ve Erçek gölleri arası alanın jeomorfolojik ve tektonik yapısını araştırılarak yapısal özelliklerinin belirlenmesi ve çalışma alandaki aktif tektoniğin jeomorfoloji üzerindeki etkilerini ortaya konulması amaçlanmıştır. Böylece araştırılan sahanın tektonik ve jeomorfolojik gelişiminin ortaya konulması ile Türkiye jeomorfolojisinde genç tektonik olayların etkisinin önemi vurgulanmıştır. Van ve Erçek gölleri arası alanda (Tuşba İlçesi) 2011 yılındaki 7,4 büyüklüğündeki deprem sonrası ters ve bindirme karakterindeki fayların saha morfolojisinin şekillenmesinde oldukça önemli bir rol aldığı görülmüştür. Bu bağlamda bölgenin yapısal jeomorfolojisi çalışılarak, yer şekillerinin oluşumu ve gelişimi hakkında bilgiler verilmesi hedeflenmiştir. Çalışma alanındaki yer şekillerini etkileyen makro ve mezo yapılar tek tek incelenmiş olup çalışma sahasının yapısal jeomorfolojisi hakkında detaylı bilgilendirme yapılmıştır.

JeomorfolojiVan-Tuşba
Gülfer Akşen
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Yerel yönetim hizmetlerinin birey memnuniyeti ve oy vermeye etkisi: Mamak örneği

Bu çalışma ile yerel yönetim hizmetlerinde duyulan memnuniyetin oy verme davranışı üzerindeki etkisi Ankara ilinin Mamak ilçesi kapsamında incelenmiştir. Bu yüzden belediye kanunlarında yer alan yetki, görev ve sorumluluklar ile Mamak Belediyesi ve Ankara Büyükşehir Belediyesi hizmetleri bir araya getirilerek bir ölçek oluşturulmuştur. 2014 ve 2019 mahalli idare genel seçimleri doğrultusunda seçilen üç mahallede en çok oy alan iki siyasi parti ölçüt alınmıştır. Bu iki siyasi partinin birbirlerine oranla en çok oy aldığı iki mahalle ve buna ek olarak iki siyasi partinin yakın oy aldığı bir mahalle seçilmiştir. Bu üç mahallede bireylerin memnuniyeti nicel yöntemlerle analiz edilerek mahalli idare genel seçim sonuçları ile karşılaştırılmıştır. Anket çalışmasıyla bireylerin hizmet memnuniyetinin alınan oy oranlarıyla karşılaştırması yapılarak seçmenin oy verme davranışını etkileme durumu incelenmiştir. Hizmet memnuniyetinin oy verme davranışına etkisi regresyon analizi ile test edilmiştir. Yapılan analizler sonucunda oy verme davranışında sadece hizmet memnuniyetinin etkili olmadığı görülmüştür.

Davranış
Ozan Gülkanat
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
DoctorateOpen AccessTR

Değişen jeopolitik gelişmeler ve bölgesel çatışmaların etkisinde Türk dünyası: Fergana Havzası örneği

Çalışma tarihin her döneminde önemli mücadelelere sahne olmuş ve olmaya devam eden Fergana Havzası'nın sorunları ve söz konusu sorunların Türk Dünyası'na etkileri üzerine kurgulanmıştır. Türkistan'ın merkezinde yer alan Fergana Havzası; Özbekistan, Kırgızistan ve Tacikistan tarafından siyasi olarak bölünmüş şekilde yönetilmektedir. Jeopolitik açıdan önemli bir saha olan Havza, Asya ve Avrupa ulaşım yollarının ve Avrasya'nın jeostratejik, jeoekonomik ve jeokültürel bağlantılarının kesiştiği noktada yer almaktadır. Ayrıca Fergana Havzası, tarihin ilk dönemlerinden itibaren Türkistan'ın diğer sahalarına göre dış tehlikelere karşı daha korunaklı olması nedeniyle birçok Türk devletine ev sahipliği yapmıştır. Bu nedenle Fergana Havzası bir bütün olarak hem bölgenin hem Türk Dünyası devletlerinin tarihine ve kültürüne katkıda bulunmuştur. Fergana Havzası'nın sahip olduğu avantajlar, sahanın sıcak çatışma merkezi olmasına neden olmaktadır. Söz konusu sahada yaşanan sınır sorunları, ekonomik sorunlar, etnik sorunlar, su kaynaklarının yönetimi, terörizm ve uyuşturucu kaçakçılığı gibi birçok mesele Türk Dünyası'nı doğrudan etkilemektedir. Çalışmada öncelikle Fergana Havzası'nın genel coğrafi özellikleri ele alınmış 19. yüzyıl öncesinde ve sonrasındaki siyasi yapı incelenmiştir. Ardından Fergana Havzası'nda yaşanan çatışmalar değerlendirilerek, bu çatışmaların Türk Dünyası'nı nasıl etkilediği üzerinde durulmuştur. Sonuç olarak sahada yaşanan sorunların kaynağının büyük çoğunluğunun SSCB dönemi politikalarının getirisi olduğu ve günümüzde de Fergana Havzası'nın, jeopolitik önemine bağlı olarak büyük güçlerin etkisi altında kaldığı görülmüştür. Bu nedenle Fergana Havzası örneği üzerinden, Türk Dünyası'nın geleceği için, sahada yer alan devletler arası anlaşmazlıkların azaltılmasına yönelik çözüm önerileri getirilmeye çalışılmıştır. Anahtar Kelimeler: Türk Dünyası, Fergana Havzası, Özbekistan, Kırgızistan, Tacikistan

Beşeri coğrafyaSiyasi coğrafyaTürk dünyası araştırmaları
Tuğba Şahin Baran
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
DoctorateOpen AccessTR

Türkiye'de iklim değişikliğinin yağışların eroziv gücüne etkisi ve salınımlarla ilişkisi

Erozyon oluşumuna etki eden faktörlerden biri yağış miktarı ve şiddetidir. Yağış miktarını etkileyen faktörlerin başında periyodik olarak tekrarlanan atmosfer salınımları gelmektedir. Atmosfer salınımlarının kuvvetli ve zayıf evreleri yağış miktarında artışa veya azalışa neden olabilmektedir. Bu nedenle çalışma, atmosfer salınımlarının Türkiye'deki yağışın aşındırma gücüne etkisini belirlemek amacıyla yapılmıştır. Çalışma için, Meteoroloji Genel Müdürlüğü'nden (MGM) 1970-2021 döneminde aylık yağış verileri, Erpul ve diğerleri (2009) tarafından hesaplanan 1993-2007 yüzey akışının erozyon oluşturma gücü (R) değerleri ve El Nino Güneyli Salınımı'nı temsil eden Nino3, Nino3.4 ve Nino4 indisleri ile Kuzey Atlantik Salınımı'nı temsil eden NAOI kullanılmıştır. Öncelikle geçmiş dönemlere ait R değerlerini bulabilmek için R ve yağış değerleri arasında lineer ve lineer olmayan regresyon analizi uygulanarak, her bir istasyon için tahmin denklemleri oluşturulmuştur. Regresyon analizleri sonucunda, Türkiye için üstel modellerin kullanımının uygun olduğu tespit edilmiştir. Oluşturulan bu denklemler ile 1970-2021 döneminde yeni R değerleri (Ry) hesaplanmıştır. Hesaplanan bu değerlerin ve yağışın eğilimini anlamak amacıyla Mann Kendall trend analizi uygulanmıştır. Son olarak, Ry değerleri ve yağış değerleri ile salınımlar arasındaki ilişkiyi belirlemek için korelasyon katsayısı analizi uygulanmıştır. Korelasyon analizi sonucunda istatistiksel açıdan %95 güven aralığında anlamlı ilişkiler bulunmuştur.

Aslı Uzun
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2025
00
DoctorateOpen AccessTR

Osmanlı Devleti'nde üretilen atlasların coğrafi açıdan incelenmesi

Coğrafya tarihi içerisinde kartografya geçmişten itibaren farklı süreçlerden geçerek bugünkü durumunu almıştır. Atlaslar da bu sürecin bir parçasını oluşturmaktadır. Mercator'un Atlas sive Cosmographicae Meditationes de Fabrica Mvndi et Fabricati (1595) adlı eseri ile atlas kavramı harita kitapları için kullanılmaya başlanmış, Mercator'la birlikte kartografik bir anlam yüklenmiştir. Atlaslar Avrupa devletlerinde matbaanın da etkisiyle ciddi miktarda basılıp satılmış, değişikliklere uğramış, coğrafi bilginin geliştirilmesiyle önemli bir ticari ürün olarak kullanılmıştır. Atlaslar Osmanlı Devleti tarafından da üretilmiştir. Bu doktora tezinin amacı, Osmanlı haritacılık faaliyetleri içinde yer alan atlasların özelliklerinin incelenmesi ve ortaya konulmasıdır. Osmanlı Atlaslarını hem içerik hem teknik yönüyle ele alarak, Osmanlı coğrafyacılığının evrimi ve Avrupa ile arasındaki farkları ortaya koymayı amaçlamıştır. Bu amaçla öncelikle Osmanlı'da üretildiği bilinen 56 atlas listelenmiştir. Bunlar içerisinden 56 atlası temsil edecek 4 tanesi, daha ayrıntılı şekilde içinde yer alan her harita incelenmiştir. Tezde öncelikle atlas kavramı fenomenolojik bakışla ele alınmıştır. Atlaslar içerisindeki haritaların analizinde, Özür 'ün oluşturduğu (2019; 2021) harita analiz tekniği kullanılmıştır. Bu teknik kullanılarak, minyatür, portolan, erken modern projeksiyon ve modern projeksiyonlara sahip türde 4 atlas içerisindeki 176 harita genel ve içerik açısından değerlendirilmiştir. Osmanlıdaki atlasların durumu hakkında genel bir çerçeve çizilmiştir. Osmanlı Atlasları bulguları ile Avrupa Atlasları karşılaştırılmıştır. İnceleme sonucunda, Osmanlı atlaslarının üretim amacı ve sunum biçimi bakımından Avrupa atlaslarından ayrıldığı görülmüştür. Avrupa'da atlaslar büyük ölçüde ticari amaçlarla ve estetik kaygılarla üretilirken, Osmanlı'da atlaslar devlet ihtiyaçları doğrultusunda hazırlanmış, bu nedenle süsleme yerine işlevselliğe, coğrafi bilginin doğru sunumuna önem verilmiştir. İlk örnekler arasında yer alan minyatür ve portolan haritalar, zamanla modern projeksiyonlara evrilmiş; Muhit gibi eserlerde geçiş dönemine ait haritalar yer almıştır. Bu geçiş, Osmanlı'da atlas üretiminin değişen ihtiyaçlara göre dönüşüm geçirdiğini de ortaya koymaktadır. Sonuç olarak, Osmanlı Devleti kendine özgü bir haritacılık geleneği geliştirmiş; atlas üretimi batıdakinin aksine, devlet eliyle gerçekleştirilmiş ve devlet işlerinde kullanılmıştır. Halkın veya özel girişimcilerin bu süreçte yeri olmamıştır. Oluşan bu gelenek, haritacılığın bir kaynaktan üretilmesine neden olmuş, atlas ticari bir ürüne dönüşememiş üretimin sayıca az olmasına neden olmuştur. Bu durum haritaların edinim ve kullanımının halk arasında yayılmasını da olumsuz etkilemiştir. Anahtar Kelimeler: Coğrafya tarihi, kartografya, harita, atlas, Osmanlı'da atlaslar.

CoğrafyaCoğrafya tarihiOsmanlı Dönemi
Sefanur Yılmaz
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2025
00
DoctorateOpen AccessTR

Mehmet Besim Darkot'un Türk coğrafya bilimine katkıları

Türkiye'nin önemli coğrafyacılarından Ordinaryüs Prof. Dr. Mehmet Besim Darkot (1903-1990) İstanbul Üniversitesi, Edebiyat Fakültesi, Coğrafya Bölümü'ndeki birçok ismin hocası olmuş, yaklaşık yarım yüzyılı bulan akademisyenlik hayatında, öğretim kademelerinin tümünde çalışmış, çok sayıda öğrenci yetiştirmiş seçkin bir eğitimci ve araştırmacıdır. Yurt dışında (Fransa) eğitim görmesinin neticesi olarak, Osmanlı'nın son döneminde batıdan alınan eğitim siteminin geliştirilmesinde kendisinin de ısrarla vurguladığı üzere, coğrafya bilimiyle uğraşanların sayısının arttırılması noktasında yazdığı yazılar yanında, yaptığı çalışmalar ile coğrafya biliminin Türkiye'de geliştirilmesinde öncü isimlerdendir. Pek çoğu defalarca basılmış ilköğretim, ortaöğretim ve yükseköğretim ders kitapları/ders notları, atlasları, ansiklopedi maddeleri/bölümleri, konferans/kongre çalışmaları, makaleleri ve birçoğu alanında ilkleri temsil niteliğindeki haritaları bulunan Darkot'un çalışmalarını ve coğrafi görüşlerini bilmek; esasen Osmanlı'dan Cumhuriyet'e geçiş sürecinde Türk coğrafyasını anlamak manasına gelmektedir. "Mehmet Besim Darkot'un Türk Coğrafya Bilimine katkıları" başlıklı ve altı bölümden oluşan çalışmamız, veri toplama ve analiz yöntemi açısından nitel bir araştırmadır. Çalışma, nitel araştırma yöntemlerinden biyografik yöntem, tarihi araştırma ve vaka araştırması kapsamında ele alınmıştır. Ayrıca çalışmanın altıncı bölümünde de sayısal veri temelli bir yöntem olarak değerlendirilen atıf analizi kullanılarak, çalışmaya nicel bir boyut kazandırılmıştır. Yapılan bu çalışmanın, Cumhuriyet dönemi coğrafyasının kurucularından biri olan Mehmet Besim Darkot'un çalışmalarının, Türkiye'de coğrafya biliminin gelişimine nasıl yön verdiği konusunda aydınlatıcı olması beklenmektedir. Ayrıca, Darkot üzerine ilk defa yapılan biyografik tarzdaki bu araştırmayla, Darkot'un çalışmaları çeşitli açılardan değerlendirilecek ve sonraki çalışmalar için bir başlangıç noktası teşkil edecektir.

Şafak Barış
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Bîrûnî'nin coğrafya alanındaki çalışmalarının incelenmesi

Bu çalışmada Bîrûnî ele alınmıştır.Tez kapsamında Bîrûnî'nin günümüze kadar ulaşan ve Türkçe'ye çevrilen beş eseri analiz edilmiştir. Araştırmanın yöntemi doküman analizidir. Bu eserler, daha önce listelenen coğrafyanın temel kavramları kullanılarak taranmıştır. İçerik analizi ile elde edilen veriler sınıflandırılmış ve frekans tabloları oluşturulmuştur. Buna göre Bîrûnî'nin eserlerinde hangi kavramlara ne sıklıkta yer verdiği belirlenmiştir. Elde edilen bulgular sonucunda Bîrûnî'nin coğrafyanın neredeyse her alanında bilgisinin olduğu ve ilgili alanlara dair kavramlardan sıklıkla bahsettiği tespit edilmiştir. Bulgulara göre Bîrûnî'nin incelenen eserlerinde önemli derecede coğrafi bilgi verildiği anlaşılmaktadır. Ayrıca fosil oluşumu, tortulanma, geodezik ölçüm ve hesaplamalar, kıta hareketleri, Amerika kıtasının varlığı gibi birçok coğrafi bilgiyi ilk kez onun eserlerinde bulmak mümkündür.

BiruniCoğrafyaCoğrafya tarihi
Sefanur Yılmaz
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Çok kriterli karar analizi ile oluşturulan orman yangını risk haritalarının gerçekleşen orman yangınları ile karşılaştırılması (Manavgat örneği)

Yangınlara karşı hassas ormanlara sahip Türkiye'de, orman alanları için CBS tabanlı orman yangını risk modellerinin oluşturulmasına dair çalışmalar artmaktadır. Ancak ortaya çıkan sonuçların gerçekleşen yangınlarla ne denli örtüştüğüne dair çalışmalara literatürde rastlanmamaktadır. Manavgat İlçesinde 2021 yılı Temmuz ve Ağustos aylarında büyük ölçekli orman yangınları yaşanmıştır. Bu tez ile hem son dönemde hem de daha önceki yıllarda çıkan orman yangınları ile CBS tabanlı orman yangını risk modellerinin karşılaştırması yapılacaktır. Orman yangınlarında meydana gelecek zararları en aza indirmek ve yangın yönetimi karar destek sürecine katkı sağlamak amacıyla yapılan CBS tabanlı orman yangını risk modellerinin gerçekleşen orman yangınları ile ne denli örtüştüğü, CBS ortamında elde edilen verilerin zayıf kaldığı, geliştirilmesi gereken yönlerinin olup olmadığı ortaya çıkarılacaktır.

Antalya-ManavgatCoğrafi bilgi sistemleriHaritalar+5
Thamer Ismael Azeez Zaınalabden
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Orta ilçesi kırsalında kişiye karşı işlenen suçların coğrafi analizi

Bu çalışma Çankırı ili Orta ilçesi kırsalında, 2012-2016 yılları arasında kişilere karşı işlenen suçları coğrafi yaklaşımla incelemeyi amaçlamaktadır. Bu kapsamda öncelikle konu ile ilgili önceki araştırmalar incelenmiş, elde edilen bilgiler ile çalışmanın teorik kısmı geliştirilmiştir. Daha sonra çalışma alanı olarak belirlenen Orta ilçesi kırsalı coğrafi yönden incelenerek bölgenin fiziki ve beşeri coğrafya özellikleri çıkartılmıştır. Elde edilen bulgular, çalışma sahasına yapılan ziyaretlerde yapılan gözlem sonuçları ile beraber değerlendirilerek Orta ilçesi kırsalının coğrafi özellikleri ile suç arasındaki ilişki irdelenmiştir. Çalışma sonucunda Orta ilçesi kırsalında coğrafi özelliklerin suçların meydana gelmesinde önemli etkenlerden birisi olduğu tespit edilmiştir.

Cebir suçuCoğrafi dağılışHakaret suçu+6
Arslan Uluç
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Çankırı ilinde tarımsal desteklemelerin üretim artışına etkisi

Çankırı İlinde Tarımsal Desteklemelerin Üretim Artışına Etkisi isimli çalışmamız Karadeniz Bölgesi'nin Batı Karadeniz Bölümü ile Orta Anadolu Bölgesi'nin Orta Kızılırmak Bölümü arasında paylaşılmış olan Çankırı ili idari bölgesini kapsamaktadır. Teknolojideki gelişmelere rağmen tarımsal üretimin büyük ölçüde üreticinin kontrolü altında olmayan doğa koşullarının etkisi altında olması sektörün desteklenmesi ve korunmasını gerektirmektedir. Tarımsal verim düşüklüğü uzun yıllardır bir sorun halindeki Türkiye de desteklemelerin üretimde ne derece etkili olduğunu görebilmek için tarımsal desteklemeleri ve modernizasyonu incelenmesi ve gerçekte verim artışındaki etki derecelerinin ortaya konulması amacımızı oluşturmaktadır. Bu nedenle Çankırı ilinin son 15 yıllık, toprak varlığı ve arazi kullanımı, sulama, tarımsal üretim verileri ve ilde uygulanan destekleme miktarlarının tarımsal üretimini nasıl etkilediğini, özellikle teknoloji ve yeni metot ve tekniklerin kullanımının tarımsal üretim üzerindeki etkileri, iklimsel ve toprak yapısına bağlı olarak, dekara verimdeki artış ve azalışlar ile üretim üzerindeki etkileri coğrafi bir bakış açısıyla ortaya konulmuştur. Sonuç olarak Çankırı'da tarım arazilerinin oldukça küçük parçalara bölünmüş olması ve eğimin fazla oluşu gelişen tarım teknolojisinden işletmelerin yeterince yararlanmasını kısıtlamaktadır. İlde yağışın yıllar içerisindeki dağılış düzenindeki değişimler ve sulama imkânlarının oluşturulamadığı alanların fazla oluşu kuru tarımı zorunlu kılmış bu durumda tarımsal üretim kararlılığını olumsuz etkilemiştir. 2004 yılından günümüze toplam ekiliş yapılan tarla alanı, nadas alanı yükselirken, tarıma elverişli olduğu halde kullanılmayan alan azalmıştır. Toplam tarım arazisinin %31,1'i de ekonomik olarak sulanabilir olmasına karşılık arazisinin % 16'sı sulanabilmektedir. Bu durum da dolayısıyla üretimi ve verimliliği olumsuz yönde etkilemektedir. Desteklemeler üreticinin verimi arttırmasından ziyada farklı alanlarda kullanıldığı sonucuna ulaşılmıştır. Ayrıca bazı desteklemelerin dekara alınan verimden ziyade tüketicinin maliyetlerine destek olmak ve fiyat dengesini sağlamak bazılarının ise dolaylı olarak tarımsal verimin arttırılmasına amacıyla yapılan desteklemeler olduğu kanısına varılmıştır. Fakat birim alandan alınan verim üzerinde coğrafi faktörlerin büyük bir etkisinin olduğu aşikârdır. Anahtar Kelimeler: Tarım Coğrafyası, Tarımsal Destekleme, Tarımsal Üretim, Çankırı

TarımTarımsal desteklemeTarımsal destekleme politikaları+5
Mecnun Çamoğlu
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Hidrografik açıdan Aşağı Meriç Nehri ve taşkınlar

Türkiye'nin Avrupa kıtasındaki komşuları Bulgaristan ve Yunanistan ile hem doğal hem de siyasal sınırını oluşturan Meriç Nehri ülkemizin önemli hidro-jeomorfolojik birimlerinden biridir. Drenaj alanının yukarı ve önemli bir kısmı Türkiye sınırları dışında, aşağı kesiminin doğu bölümü Türkiye sınırları içinde kalan bu akarsu özellikle Edirne'yi ve yatağının aşağı kesimindeki alanları etkileyen taşkınlar oluşturmakta ve önemli çevresel sorunlara neden olmaktadır. Taşkınların genel nedeni havzanın fiziki koşulları ile ilgili olmakla birlikte son zamanlardaki artış üzerinde nehrin hidrografik açıdan düzensizlik göstermesi, iklimsel değişimler ve yatak kapasitesindeki daralma oldukça etkilidir. Bu çalışmada, hem sınır aşan hem de sınır oluşturan özelliğe sahip Meriç Nehri'nin Türkiye sınırlarına giriş yaptığı Kapıkule ve Saros Körfezi'nden denize döküldüğü deltasına kadar olan kısımdaki hidrografik özelliklerinin taşkınlarla olan ilişkisi araştırılmıştır. Taşkınlara etki eden faktörler havza bütünlüğü içinde ele alınmış, ağırlıklı olarak hidrografik özelliklerin taşkınlar üzerindeki etkisi ortaya konulmuştur. Yağış ve akım arasındaki ilişki incelenmiş olup, taşkınların zaman içinde gösterdiği mevsimsel değişimi ve son yıllarda artış göstermesinin nedenleri açıklanmıştır. Ayrıca son dönemdeki taşkınların oluşumunda etkili olan parametrelere göre taşkınların hidrografik ve meteorolojik yönden değerlendirilmesi yapılmıştır. Giderek artan taşkın sorununun vurgulandığı bu çalışmada taşkınların nedenleri ve sonuçları alınan/alınmış önlemler, başarı(sızlık)ları gözden geçirilmiş, günümüz koşullarındaki etki durumları ortaya konulmuştur.

Aşağı Meriç HavzasıHidrografiHidrografik özellikler+3
İlayda Topgül
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

İdrîsî'nin Nüzhetü'l-Müştâķ Fi'ĥtirâķı'l-Afâķ adlı eserinin batı lüteratürüne göre değerlendirilmesi

Çalışmada Orta Çağ'ın en önemli coğrafyacılarından biri olan Ebû Abdullah Muhammed b. Muhammed Şerif el-İdrîsî, gümüş tabla üzerine işlenmiş yuvarlak dünya haritası ve özgün eseri Nüzhetü'l-müştâķ fi'ĥtirâķı'l-Afâķ (Dünyanın Aşılmış Ufuklarında Zevkli Bir Gezinti) hakkında ayrıntılı bilgiler verilmiştir. Bu Müslüman müellifin coğrafi anlayışı, ortaya çıkardığı eserler, bu eserlerin Batı ve İslam medeniyetlerinin bilimsel anlayışlarında nasıl bir etkiye sahip olduğu ortaya konmaya çalışılmıştır. Türkiye'de coğrafya tarihi alanında yapılan çalışmaların, Batı dünyasında yapılanlara kıyasla çok daha az sayıda olduğu ve bilhassa Müslüman coğrafyacıları üzerine yapılan çalışmaların yetersizliği de göz önüne alındığında, bu çalışmanın Türkiye'deki coğrafya tarihi çalışmalarına katkı sağlaması amaçlanmaktadır. Bu bağlamda öncelikle yabancı dilde yazılmış kaynaklara başvurulmuş ve araştırma konusu ile ilgili farklı fikirler ve bakış açıları ele alınmıştır. İdrîsî ve eserleri hakkında araştırmalar yapan Batılı bilim insanlarının konu ile ilgili karşıt ve benzer görüşlerine çalışmada yer verilmiş ve konuya derinlik kazandırılmaya çaba gösterilmiştir. Böylelikle bahsi geçen kaynaklardan elde edilen bilgiler ışığında ortaya çıkarılan bu çalışmanın, Türkçe literatürdeki boşluğu giderebilmesi ve araştırılmaya ihtyaç duyulan bir konuyu bilim camiasına sunması amaçlanmıştır. Bu çalışma kavramsal anlamda bilim, bilim tarihi, coğrafya, coğrafya tarihi, harita, kartografya, kartografya tarihi ve kişvar sistemi çerçevesinde şekillendirilmiştir. Çalışmanın kuramsal çerçevesi olarak da, çalışmanın odak noktası olan İdrîsî, haritaları ve önemli eseri Nüzhetü'l-Müştâk'ı ele alınmıştır. Çalışmada karma bir yöntem kullanılmış ve amaca uygun bilgilere yer verilmiştir. Çalışmanın konusu hakkında öncelikle literatür taraması yapılmış ve ağırlıklı olarak yabancı kaynaklar ele alınmıştır. Veri toplama ve analiz yöntemi, vaka araştırması, biyografi yöntemi, tarihsel analiz yöntemi, doküman analizi çalışmada yararlanılan yöntemlerdir.

CoğrafyaKartografiOrta Çağ+1
Emel Akay Bozdoğan
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Yeni büyükşehir yasasına kırsal kesimin bakış açısı: Adana örneği

Ülke arazilerini hiçbir bölümleme yapmadan yönetmek mümkün değildir. Türkiye'nin yönetsel bölünüşü uzun bir tarihi süreç içerir. Bu bölünüş içinde çalışmanın konusunu Büyükşehir Belediyeleri oluşturmaktadır. Büyükşehir belediyesi, en az üç ilçe veya ilk kademe belediyesini kapsayan, bu belediyeler arasında koordinasyonu sağlayan; kanunlarla verilen görev ve sorumlulukları yerine getiren, yetkileri kullanan; yönetsel ve mali özerkliğe sahip ve karar organı seçmenler tarafından seçilerek oluşturulan kamu tüzel kişisini ifade eder. Türkiye'deki kanunlara göre, belediye sınırları içinde en fazla 10.000 metre uzaklıktaki yerleşim birimlerinin son nüfus sayımına göre toplam nüfusu 750.000'den fazla olan il belediyeleri, fiziki yerleşim durumları ve ekonomik gelişmişlik düzeyleri de dikkate alınarak, kanunla Büyükşehir belediyesine dönüştürülebilir. Bu çalışma, ülkemizde henüz yeni gelişmekte olan yönetsel coğrafya alanındadır. 2012 tarihinde büyükşehir sınırları değişimlerinden sonra ortaya çıkan gelişmelerin sahada incelenerek yönetsel coğrafya ve yerleşme coğrafyası açısından değerlendirilmesi ise özgün değerini oluşturur. Büyükşehirlerdeki değişimi etkileyen faktörler incelenip, düzenleme çalışmalarının hangi konularda yapılması gerektiği üzerinde durulmuştur. İdari bölünüş sistemi içerisinde yer alan ve çeşitli değişikliklerle günümüze kadar gelen Büyükşehir belediyesi uygulaması yönetsel açıdan yerleşmeleri etkilemektedir. Türkiye'de 1984'ten itibaren başlayan Büyükşehir belediyeleri içinde Adana ili 1986'da Büyükşehir statüsüne kavuşmuştur. Bu bağlamda Büyükşehir statüsüne ilişkin geçen yıllar içinde birçok kanuni düzenlemeler yapılmış ve en son 2012'de Büyükşehir belediye sınırları yeniden düzenlenmiştir. 2014 yılı itibariyle de Adana il sınırları Büyükşehir Belediye sınırları il mülki sınırları olmuştur. Adana ili örneğinde son düzenlemelerin mekâna yansımaları yerleşmeler özelinde incelenmiştir. Çalışma kapsamında il merkezine yakınlık durumları göz önüne alınarak örneklem yerleşmeler seçilmiş anket uygulaması yapılmıştır. Yapılan incelemeler sonucunda büyükşehir belediye hizmetlerinin tam olarak Adana ili kapsamındaki bütün noktalara ulaştırılamadığı alt ve üst yapı gibi temel birçok ihtiyacın giderilemediği belirlenmiştir. Anahtar Kelimeler: İdari Coğrafya, Büyükşehir Belediyesi, Köy, Mahalle, Adana.

AdanaBelediyelerBüyükşehir belediyeleri+5
Seher Emine Sakar
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Osmanlı kroniklerine göre Türkiye iklimi

Bu çalışma Anadolu'da 14-17. yüzyılları arasında yaşanan iklim özelliklerini (günümüz Türkiye sınırları ve yakın çevresinde) yeniden inşa ederek hem tarihi süreci daha iyi anlamayı hem de geçmişten günümüze sürekli olarak değişiklik gösteren Türkiye iklimini açıklamayı amaçlamaktadır. Çalışmanın ana materyali Osmanlı kronikleri/vekayinameleri olup bunlar, hava şartlarının nicel veya nitel olarak kayıt altına alındığı tarihi belgelerdir. Zira kronikler ve arşiv belgeleri, geçmiş yüzyılların iklimini ortaya koymak için gerekli olan verileri bünyesinde barındırabilmektedir. İncelenen dönem içerisinde yaşanan iklim salınımları kapsamında bulunduğundan, Küçük Buzul Çağı da dikkate alınmıştır. Çalışmada bulgular ortaya konmadan önce ilk olarak dünyada yapılan tarihi iklim çalışmaları incelenmiştir. Sırasıyla bakıldığında giriş bölümünde çalışmanın amacı, kapsamı ve yöntemi açıklanmıştır. İkinci bölümde iklim elemanlarına yer verilmiştir. Çalışmanın üçüncü bölümü ise kroniklerden elde edilen verilere ayrılmıştır.

AnadoluKroniklerKüçük Buzul Çağı+5
Neşe Engiz
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de deniz suyu sıcaklıklarındaki eğilimler

Son yıllarda, Dünya'da klimatolojik seriler üzerinde yapılan çalışmalar artış göstermiştir. Bu çalışmaların çoğu sıcaklık verilerinden faydalanılarak gerçekleştirilmiştir. Yapılan bu çalışmalar neticesinde, iklimin çevreyi şekillendirici etkisinin önemi vurgulanmıştır. Bu çalışmada, Türkiye'deki deniz suyu sıcaklıklarındaki eğilimleri tespit etmek amacıyla, 22 deniz suyu sıcaklığı ölçüm istasyonunun verileri kullanılmıştır. İstasyonlar belirlenirken bölgenin geneli temsil etmesi için konumları dikkate alınmıştır ve kayıt uzunluğu çalışma için uygun bulunmuştur. Belirlenen istasyonların aylık, yıllık ve mevsimlik eğilim değerleri incelediğinde istasyonların büyük kısmında artan bir eğilim olduğu saptanmıştır. Aylık eğilimleri incelediğinde istasyonlarda beş ay için %98'sinde artış eğilimi görülmüştür. Yıllık eğilimler de %86,3 oranında artış tespit edilmiştir. Mevsimlik eğilimde de en yüksek eğilim değerleri yaz, sonbahar ve kış mevsimlerinde görülmüştür. Deniz sıcaklığı değerleri ile Kuzey Atlantik Salınımı değerleri arasında düşük düzeyde zayıf bir ilişki olduğu saptanmıştır. Bu çalışma, Türkiye'de yapılan klimatolojik çalışmalara yol gösterici bir kaynak olması bakımından önemli bir yere sahiptir. Ayrıca, deniz yüzeyi su sıcaklık değişimini etkileyen diğer iklim parametreleri arasında bir ilişki kurmak içinde kullanılabilecek önemli bir araştırmadır.

CoğrafyaDeniz suyuDeniz suyu sıcaklığı+4
Mustafa Erişmiş
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Cumhuriyet'in ilanın'dan günümüze tarım coğrafyası alan yazını

Bu çalışma, Cumhuriyet'in İlânı'ndan Günümüze Tarım Coğrafyası Alanyazınının betimsel ve tarihi yöntemlerle bibliyografik çözümlemesini içermektedir. Geniş bir tarama kapsamında coğrafya disiplini ile coğrafya dışındaki tarımla ilgilenen diğer disiplinlerin çalışmaları da incelenmiştir. Bu kapsamda 7 coğrafya,36 tarım ve ziraat dergileri bunun yanında lisansüstü tezler ve sistematik tarım coğrafyası kitapları da taranmıştır. Cumhuriyet'in İlânı'ndan Günümüze Tarım Coğrafyası Alanyazını Kaynakçası:1923-2018 üzerinden başlıklar çözümlenerek tarım coğrafyası ile ilişkili olan fiziki ve beşerî unsurların etkileşimi dikkate alınarak konulara, yayın türlerine göre ve genel bibliyometrik analizi yapılarak coğrafyanın Türkiye'deki tarihi gelişimiyle ve tarım coğrafyası yayınları arasında doğrusal bir ilişki olduğu düşünülerek ilişkilendirilmiştir. Coğrafyacıların ve diğer disiplinlerdeki bilim insanlarının yapmış olduğu çalışmalar nicel olarak karşılaştırılıp alan yazındaki yerleri tespit edilmiştir. Böylece Cumhuriyet'in İlânı'ndan Günümüze Tarım Coğrafyasıyla ilgili geniş bir çalışmayla bu alandaki kaynakça eksikliğini gidermek hedeflenmektedir. Bu çalışma tarım coğrafyası çalışması yapacak olan bilim insanlarına bundan sonraki çalışmalarında yol haritalarını belirlemeleri adına faydalı olacaktır.

Bitki coğrafyasıCoğrafi özelliklerCoğrafya+3
Fatih Kıroğlan
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Ünye'de sürdürülebilir kentsel arazi kullanımı

Ünye şehri, Karadeniz Bölgesi'nin Orta Karadeniz Bölümü'nde, Ordu ili sınırları içerisinde ve ilin kuzeybatı kesiminde ilçe merkezi konumunda olan kentsel yerleşme alanıdır. Çalışmanın amacı Karadeniz sahil yolu üzerinde bulunan, Ordu'nun önemli limanlarından birinin yer aldığı Ünye şehir merkezinin kentsel arazi kullanımını sürdürülebilirlik bağlamında değerlendirmektir. Ayrıca, Ünye'nin şehir içi arazi kullanımını ele almak ve mevcut yerleşim sorunlarını ortaya koymak, onlara yönelik çözüm önerileri geliştirmek ve böylece şehrin sağlıklı bir şekilde gelişmesine katkı yapmaktır. Araştırmanın odak noktasını, "Arazi kullanımı açısından şehirsel fonksiyonlar şehrin ihtiyaçlarını karşılayabiliyor mu? Şehirsel fonksiyonlar şehrin ihtiyaçlarını karşılayabilecek şekilde sürdürülebilir kullanım için nasıl planlanmalıdır?" soruları oluşturmaktadır. Araştırma literatür taraması, saha araştırması, nicel veri analiz yöntemi ve Coğrafi Bilgi Sistemi yardımı ile oluşturulmuştur. Çalışma sahası, 18 mahalleden oluşan kentsel alan sınırı dâhilinde 30,30 km2'lik alandan oluşmaktadır. Belediye hizmet alan sınırı, 18 mahalleden oluşan kentsel mahalle sınırlarını aşmakla birlikte doğu ve batı yönünde Karadeniz kıyı şeridi boyunca uzanıp yaklaşık 26 km2'lik sahadan oluşmaktadır.18 kentsel mahalleden oluşan Ünye şehri, 59 köy yerleşmesine, Büyük Şehir Kanununa göre ise 85 mahalleye (kentsel+kırsal) idari merkezlik yapmaktadır. Ayrıca komşu ilçeler ve bunlara bağlı yerleşmeler için de yönetim fonksiyonu açısından merkezi bir görev üstlenmektedir. Ünye şehri ve çevresinde genel arazi kullanılışı doğu-batı doğrultuludur. Şehir kuzeyden Karadeniz güneyden ise kıyıya paralel uzanan dağlar ve bunların uzantıları olan sırtlar tarafından sınırlandırılmıştır. Ünye şehrinin çok eski ve köklü bir yerleşme tarihi bulunmaktadır. Kültürel fonksiyonlar içerisinde yer alan eğitim fonksiyonu bakımından Ünye şehri, çevre yerleşmeler için merkezi bir konumda olup tercih edilen bir şehirdir. Ünye'de 81 okul bulunmakta ve bu okullarda 24.880 öğrenciye 1.709 öğretmen eğitim vermektedir. Sağlık fonksiyonu açısından da Ünye şehri; biri özel iki devlet hastanesi ve 10 aile sağlığı merkezi ile kırsal alanlar için etki sahası bakımından geniş bir hinterlanda sahiptir. Ünye'nin ticaret fonksiyonunun %51'ini perakende ticaret oluşturmaktadır. Karayolu, denizyolu ve havayolu ulaşım fonksiyonu yönünden önemli bir lokasyondadır. Ünye şehrinde yerleşmenin yönü batıya doğrudur. Fakat sürdürülebilir bir kullanım için şehrin batısında yer alan Atatürk, Gölevi, Göbü ve Sahilköy mahalleri hem jeolojik hem de jeomorfolojik unsurlara bağlı olarak konut alanları açısından sınırlı bir alanı bulunmaktadır. Ünye şehrinin doğusunda Yüceler, Güzelyalı, Eskikızılcakese ve Keş mahalleleri sürdürülebilir bir kullanım için yerleşme alanı açısından daha uygun ortam koşulları sunmaktadır. Bu mahallerin konut gelişme alanları doğal ve beşeri şartlar açısından da elverişlidir.

Arazi kullanımıCoğrafyaFonksiyonlar+3
Ali Yamak
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Şanlıurfa'nın iklim özellikleri ve kuraklık analizi

İklim ve hava olayları, dünya var olduğundan günümüze dinamik yapısı itibariyle sürekli değişmektedir. Günümüzde iklimle alakalı en önemli sorun, insan kaynaklı iklim değişikliğidir. İklim değişikliğinin de en önemli sonuçlardan biri kuraklıktır. Özellikle orta kuşakta bunan Türkiye, yaşanan bu değişikliklerden en fazla etkilenecek sahalardan biridir. Bu çalışmada iklim elamanları ve Erinç, Thornthwaite, UNCCD, De Martonne ve SYİ gibi iklim ve kuraklık analizleriyle Şanlıurfa'nın iklim ve kuraklık özellikleri çalışılmıştır. Yapılan analizlerde varılan sonuçlara bakıldığında sahadaki birçok yerin kurak ile yarı kurak özelliğe sahip olup, kuraklık konusunda kırılgan olduğu görülmektedir. Bu durum yaşanan iklim değişikliği sonrasındaki senaryolarla birleştirilirse, sahanın kuraklıktan daha fazla etkileneceği öngörülmektedir. Kuraklıktaki artış son 44 yıldaki yağış ve sıcaklık parametrelerinde açıkça görülmektedir. Aynı durum SYİ yöntemi ile yapılan analizlerde son yıllarda artan kuraklıklarla kendini göstermektedir.

Coğrafi özelliklerKuraklıkKuraklık analizi+5
Mustafa Recep İrcan
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'ne su temin projelerinin hidropolitik açıdan değerlendirilmesi

Su doğada bulunan tüm canlıların yaşamını devam ettirebilmesi ve ihtiyaçlarını karşılayabilmesi için gerekli olan son derece önemli bir kaynaktır. Su sadece kişisel ihtiyaçların karşılanması için değil tarım, turizm gibi farklı sektörlerde de kullanılmaktadır. Coğrafi konuma bağlı olarak bazı ülkelerin su sorunu yaşamadığı görülse de bu ülkelerin hiçbir zaman su problemi yaşamayacağı söylenememektedir. Çünkü beklenen yağışların değişkenlik göstermesi, uzun süren kuraklıklar ve küresel iklim değişikliği (KİD) su kaynaklarını olumsuz yönde etkilemektedir. Bu durum ülkelerin su kaynaklarının rasyonel tüketimi konusunda radikal kararlar almalarına yol açmıştır. Su sorununu derinden hisseden bölgelerin başında ise Doğu Akdeniz Havzası gelmektedir. Bölgede bulunan; Mısır, Suriye, İsrail, Lübnan, Malta, Libya, Tunus, Ürdün, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi (GKRY) ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) sorunu en derin hisseden ülkeler arasında yer almaktadır. Türkiye ve Yunanistan'ın görece daha az hissettiği baskı Kıbrıs Adası genelinde oldukça büyük bir boyuta ulaşmaktadır. Ada genelinde yağışların azlığı, buharlaşmanın fazla olması, KİD ve su kaynaklarının verimli bir şekilde depolanmaması hem GKRY'de hem de KKTC'de su sorunun belirgin bir şekilde hissedilmesine yol açmaktadır. Su kaynakları ve yağışlar açısından zengin olmayan KKTC bağımsızlığını ilan ettiği günden bu yana su sıkıntısı yaşamakta ve bu soruna karşı çözüm aramaktadır. Bu noktada KKTC'ye en büyük destek; tarihsel ve kültürel anlamda ortak bir geçmişe sahip olduğu Türkiye Cumhuriyeti tarafından verilmektedir. Bu tez çalışmasında; KKTC su kaynaklarının ve su kaynaklarına erişim çalışmalarının coğrafi bakış açısı ile hidropolitik değerlendirilmesinin gerçekleştirilmesi amaçlanmıştır.

Kuzey Kıbrıs Türk CumhuriyetiProje değerlendirmeProjeler+3
Emre Yılmaz
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

İklim ve yerşekilleri ilişkisi: Bir klimatik jeomorfoloji yaklaşımı

Klimatik jeomorfoloji kavramı ilk olarak 1913 yılında de Martonne tarafından kullanılmıştır. 20. yüzyılın başlarından itibaren birçok ülkede benimsenmiş ve pekçok yazar tarafından konuyla ilgili sayısız çalışmalar yapılmıştır. Yaklaşım 1950-1980 yılları arasında en yüksek ivmesini kazanmıştır. Eski ivmesini kaybetmiş olsa da günümüze kadar güncelliğini koruyarak varlığını devam ettirmiştir. Dış etmen ve süreçleri kontrol eden iklimi, yerşekilleri oluşumunda temel faktör sayan yaklaşımı eleştirenler de olmuş ve kimi yazarlar ise iklimi ikinci planda görmüştür. Klimatik jeomorfoloji yaklaşımını, Türkiye alanyazınına 1992 yılında rahmetli Prof. Dr. Oğuz EROL tanıtmıştır. Yaklaşım, akademi camiasıyla geç tanışmakla beraber gereken ilgiyi de görememiştir. Nitekim Erol'dan sonra elle tutulur ciddi bir çalışma mevcut değildir. Bu yaklaşım, jeomorfoloji ders kitaplarında ve morfojenetik bölgeleri ele alan çalışmalarda yüzeysel olarak değinilmiş, üzerinde pek durulmamıştır. Bu çalışmada klimatik jeomorfolojiyi alanyazınına yeniden tanıtmak ve hem jeomorfologlara hem de konuya ilgi duyanlara sunarak yeni bir ivme kazandırılmak amaçlanmıştır. Bu araştırma nitel, bütüncül tek durum çalışması olup çalışmada doküman analizi yöntemi kullanılmıştır. Çalışma akademi camiasında bir ilk olma özelliğini taşımakla beraber, bundan sonraki araştırmalara da öncülük etme niteliğine sahip olmuştur. Anahtar Kelimeler: İklim, Jeomorfoloji, Klimatik Jeomorfoloji, Morfojenetik Bölge, Türkiye

Fiziki coğrafyaJeomorfolojiKlimatik jeomorfoloji+3
Merve Ertan
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

2012-2018 yılları arasında yaşanan uluslararası göçlerin Türkiye'deki suç oranlarına etkisi: Çankırı şehri örneği

Bu çalışma 2012-2018 yılları arasında Çankırı Şehrinde yaşanan uluslararası göçlerin suç oranlarına etkisini incelemeyi amaçlamaktadır. Bu kapsamda öncelikle konu ile ilgili araştırmalar incelenmiş ve elde edilen bilgiler ışığında çalışmanın teorik kısmı oluşturulmuştur. Çalışma alanına genel bir çerçeveden bakılarak coğrafi konumu beşeri ve fiziki açıdan ele alınmıştır. Araştırılan bölgenin özelliklerine bakılarak dış göç üzerindeki çekiciliği sorgulanmaya çalışılmıştır. Çankırı şehrindeki suç sayıları ve türleri Türk vatandaşları ve yabancı uyruklu vatandaşlar olarak ayrılarak incelenmiştir. Bu ayrımda suç oranlarındaki değişim sorgulanmıştır. Çalışma sonucunda uluslararası göçlerin araştırılan bölgede 2012-2018 yılları arasında suç türlerini çok değiştirmediğini fakat suç oranlarındaki artışın belirlenen yıllarda hızla arttığı tespit edilmiştir.

GöçlerGöçmenlerSuç+2
Tarık Arslan
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Cibuti su kaynakları ve sürdürülebilir yönetimi

Su hayattır, ama aynı zamanda ülkelerin vağrolma öyküsüdür. Cibuti Cumhuriyeti, çöllerle kaplı bir coğrafyada, oldukça sıcak ve kurak bir iklime sahiptir. Çok az yağışın kaydedildiği ülkede sıcaklık tüm yıl boyunca çok yüksektir. Maksimum sıcaklıklar aylık ölçekte ortalama olarak 27°C ila 43°C arasındadır. Aslında, Cibuti Cumhuriyeti nüfusun ihtiyaçları ile ilgili olarak su temininde yapısal bir açıkla karşı karşıya buunmaktadır. Cibuti Cumhuriyeti'ndeki su eksikliği yapısal bağlamda, 20. yüzyılın ortalarında, ülkenin genel çıkarları gözetilmeksizin ekonomik kârlılığı vurgulayan sömürge hizmetinin su yöntemiyle birleştirildi. Egemenliğin kazanılmasından sonraki süreçte, kamu otoriteleri, Cibuti Ulusal Su Ofisi'nin kurulmasıyla "susuzluğa karşı mücadele" yi bir öncelik olarak belirledi. Bu ofisin temel görevi, ekonomik yapı içerisinde su kullanımı konusunda ulusal bir kamu hizmetini yönetmektir; bu, üretimin artırılması ve özellikle su ağının genişletilmesi yoluyla, su ihtiyacını karşılarken vatandaşın su kullanımını ve suyun dağıtımını garanti etmek zorunda kalmıştır. Bu çalışma doğru ve güvenilir veriye ulaşmanın oldukça güç olduğu bir coğrafyada, su kaynaklarının nasıl yönetilmesi gerektiği sorusuna cevap oluşturmayı amaçlamaktadır.

CibutiCoğrafi özelliklerSu+3
Ayanleh Doualeh Rıaleh
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Kalecik (Ankara) ve Söke (Aydın) ilçelerinde karşılaştırmalı arazi kullanımı ve planlama önerileri

Bu çalışmada "Kalecik (Ankara) ve Söke (Aydın) İlçelerinde Karşılaştırmalı Arazi Kullanımı ve Planlama Önerileri" adlı araştırma ele alınmıştır. Coğrafi konumları farklı, birbirine uzak mesafede bulunan, yer şekilleri, iklim, nüfus ve yerleşme özellikleri bakımından farklı olan Kalecik ve Söke ilçeleri "arazi kullanımı açısından farklılıklar ve benzerlik göstermekte midir?" sorusu bu tez çalışmasının temel araştırma sorusunu oluşturmaktadır. Bu noktadan hareketle yürütülen araştırmada; öncelikle Kalecik ve Söke ilçelerinin doğal ve beşeri özellikleri başlığı altında arazi varlığı, tarım, yerleşim, mera, hayvancılık, orman, sanayi, ulaşım, turizm kullanım alanları coğrafi araştırmalarının temel ilke ve prensiplerine bağlı kalınarak incelenmiştir. Arkasından, Coğrafi Bilgi Sistemi (CBS) ortamında arazi ile ilgili problemler ve bunların çözüm önerileri kapsamında bazı bilgiler açıklanmış, arazi kullanımları bakımından karşılaşılan benzerlik ve farklılıklar irdelenmiş, doğal ve beşeri çevre şartlarının Kalecik ve Söke ilçelerinin gelişimi üzerindeki etkileri karşılaştırmalı olarak ortaya konulmuştur. Kalecik ve Söke ilçelerinde temel araştırma sorusunun ve bu soruya bağlı olarak oluşturulan cevaplandırılma sürecinde elde edilen bulgular neticesinde, ana hatlarıyla pek çok farklılığın olduğu tespit edilmiş; coğrafi özellikleri birbirine benzememesine rağmen bazı benzerliklerin de olduğu gözlenmiştir. Günümüzde Türkiye'nin hemen her bölgesi yanlış arazi kullanım problemi ile karşı karşıyadır. Bu çalışma ile arazi kullanımının mevcut durumu ortaya konularak iki ilçenin karşılaştırmalı arazileri incelenerek, nasıl bir kullanım planlamasına sahip olması gerektiği açıklanıp öneriler dile getirilmiştir. Tez beş bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde, girişte tezin genel özelliklerine, araştırma alanlarının konumları ve başlıca özellikleri, araştırmanın amacı ve kapsamı, yöntem ve materyal, kuramsal ve kavramsal çerçeve, önceki çalışmalar, araştırma alanlarının kuruluş ve gelişimleri konularına değinilmiştir. İkinci bölümde Kalecik ve Söke'nin doğal unsurlarını ele alınmıştır. Üçüncü bölümde beşeri unsurlara Türkiye İstatistik Kurumu'ndan temin edilen nüfus verileri kullanılarak, her iki ilçenin nüfus dağılışı, grafikler ve tablolar hazırlanmış, ekonomik, sanayi, ulaşım, turizm faaliyetleri ele alınmıştır. Dördüncü bölümde araştırmanın bulgularına dayanmaktadır. Her iki ilçeye yönelik elde edilen arazi kulanım verileri karşılaştırmalı olarak ele alınmış ve başlıklar altında irdelenmiş, planlanma önerilerinde bulunulmuştur. Son bölüm olan sonuç bölümünde ise çalışmanın genel değerlendirmesi yapılmıştır.

Ankara-KalecikArazi kullanımıAydın-Söke+4
Hüseyin Kesgin
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Ankara metropol kent alanında kent içi nüfus hareketliliği

Başkent olduktan sonra yoğun nüfus artışının yaşandığı Ankara, nüfusun artışı sebebiyle kent içerisinde geçmişten beri çeşitli nüfus hareketliliğine sahne olmuştur ve olmaya devam etmektedir. Bunun en yoğun ve karmaşık bir şeklinde gözlemlendiği alanlar ise nüfusun ve gelişmişliğin Ankara ili içerisinde en fazla yoğunlaştı alanlar olan metropol kent alanlarıdır. Ankara ili içerisindeki metropol kent alanlarını Ankara'nın merkez bölgeleri şeklinde tabir edilen Altındağ, Mamak, Çankaya, Sincan, Pursaklar, Etimesgut, Yenimahalle ve Keçiören ilçeleri olarak sıralamak yerinde olacaktır. Bu ilçeler arasındaki ve metropol olmayan ilçelerle metropol ilçeler arasındaki il içi göçler Ankara'da kent içi yoğun nüfus değişimlerini beraberinde getirmektedir. Bu çalışmanın amacı Kentsel Coğrafya için ayrı bir öneme sahip olan kentlerdeki nüfus hareketliliğine bağlı olarak ortaya çıkan kent içi kümelenme ve seyrelme durumunu Ankara ili metropol ilçeleri üzerinde değerlendirmek ve harekete katılan kişilerin demografik yapılarını da belirleyerek ilçelerdeki nüfusun çeşitli yönleri hakkında çıkarımlarda bulunmaktır. Bu amacı gerçekleştirmek için Türkiye İstatistik Kurumu'ndan 06/10/2020 tarihinde Ankara il içi göç sayıları (alan ilçe ve veren ilçe şeklinde) ve hareketliliğe katılan kişilerin rakamsal olarak eğitim durumları, cinsiyetleri ve yaş aralıkları bilgisi elde edilmiştir. Elde edilen veriler Microsoft Excel, İstatistiksel Veri Analizi yöntemleri ve CBS kullanılarak, tablo, grafik ve harita şeklinde işlenmiştir. İşlenen bu veriler üzerinden ise Ankara ili metropol ilçeleri hakkında çeşitli çıkarımlarda bulunulmuştur.

AnkaraCoğrafi bilgi sistemleriDemografi+4
Sümeyye Ünsal
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Ayaş kentinin engelli bireyler bağlamında değerlendirilmesi

Bu çalışmanın amacı öncelikle Ayaş ilçesinin engelli bireyler açısından değerlendirilmesidir. Dolayısıyla çalışma kentsel alan özelinde değerlendirilmiştir. Araştırmada Ayaş ilçesinin kent kalitesine yönelik kuramsal çerçeveleri sorgulanmış, ardından engelli hakları bağlamında irdelenmiştir. Ayrıca kentsel alandaki engelli bireylere yönelik sosyal politikalar, uygulamalar ve kurumsal yapılar, Ayaş örneği üzerinden sivil toplum örgütleri, kent yönetimleri ile engelli bireyler bağlamında saha araştırması ile sorgulanmıştır. Sonuç olarak farklı şehirlerin deneyimlerinden ve saha araştırması bulgularından yararlanılarak kentsel alana yönelik daha iyi bir katılım modeli geliştirilmeye çalışılmıştır. Engelli bireyin izolasyona maruz kalmaması, özel alanla sınırlı bir dünyada yaşamaması için gerçekleştirilen çeşitli faaliyetlerin istenen düzeye ulaşması açısından kentsel mekânın özellikleri değerlendirilmiştir. Çalışma kentsel alanda engelli birey olmayı anlama teşebbüsüdür. Bir başka ifadeyle çalışma engelli bireyler açısından kamusal ve özel alandaki ihtiyaç durumunun, erişilebilirlik problemlerinin belirlenmesini merkeze alarak engelli bireyler bağlamında kent kalitesinin irdelenmesini amaçlamaktadır.

Ankara-AyaşCoğrafyaEngelli kişiler+1
Yunus İnan
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Tekkeköy ilçesinin (Samsun) doğal ortam özellikleri ve arazi kullanımı

Bu çalışma, Karadeniz Bölgesi'nin Orta Karadeniz Bölümü'nde yer alan Samsun ilinin en küçük merkez ilçesi olan Tekkeköy'ün doğal ortam koşulları ve arazi kullanımını ele almaktadır. Araştırmanın temel amacı, Tekkeköy ilçesinin doğal ortam özellikleri ve arazi kullanımını, dağılış, ilişki kurma, karşılaştırma ve nedensellik gibi coğrafya ilkeleri çerçevesinde ayrıntıları ile incelemek ve elde edilen verilerle var olan literatürü güncel bilgiler eşliğinde yeniden yorumlamaktır. Çalışmanın şekillenmesi üç aşamada gerçekleştirilmiştir. İlk aşamada ilgili literatür taraması yapılarak saha ile ilgili makale, tez, uydu görüntüleri, resmi kurum ve kuruluşlardan alınan dokümanlar, veri setleri, haritalar ve raporlar bir arada incelenmiştir. İkinci aşamada, saha çalışmaları gerçekleştirilmiştir. Tekkeköy ilçesindeki jeomorfolojik unsurlarla ilgili saha çalışmaları yapılarak, doğal ortam özellikleri incelenmiş ve sahaya ait fotoğraflar çekilmiştir. Üçüncü ve son aşamada ise elde edilen tüm veriler ile bulgular harita ve görsellerle desteklenerek bir arada değerlendirilmiş, gerekli analizler yapılmış ve çıkarımlarda bulunularak, ortaya çıkan sonuçlar sentezlenmiştir. Çalışma bulgularına bağlı olarak, Tekkeköy kıyı ovası ve delta düzlüğünde sanayi tesisleri, yerleşim merkezleri, oteller ve spor tesisleri kurulmasının önüne geçilerek çarpık kentleşmenin önlenmesi ve sürdürülebilir planlamaların yapılması, I. sınıf tarım alanlarının daralması ve amaç dışı yanlış arazi kullanımının önlenmesi, kıyılarda yapılan dolguların durdurulması, kıyıların doğal gelişimine bırakılması ve yanlış kıyı kullanımına son verilmesi gerektiği karar vericilere önerilmektedir. Anahtar Kelimeler: Tekkeköy, Doğal Ortam Koşulları, Arazi Kullanımı.

Arazi kullanımıCoğrafyaCoğrafya eğitimi+6
Fahri Okur
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Evliya Çelebi seyahatnamesinde geçen tarım ürünleri ve dağılışlarının Türkiye sınırları dâhilinde değerlendirilmesi

Bu çalışmada Evliya Çelebi'nin seyahatnamesi ele alınmıştır. XVII. yüzyılda yaşamış olan Evliya Çelebi coğrafyacı olmamasına karşın seyahatnamesinde gezdiği yerleri anlatarak, yaşamış olduğu dönemin kültürel, siyasi, tarihi yapıları, gerçekleşen coğrafi olayları, halkın geçim kaynakları, o dönemde yetişen tarım ürünleri gibi pek çok konuda bilgiler vermektedir. Yaptığı seyahatler ile coğrafya bilimine de katkı sağlayan Evliya Çelebi'nin Seyahatnamesi o günün tarım faaliyetlerinin neler olduğu bilgilerinin öğrenilmesi bakımından çok önemli bir kaynak durumundadır. Seyahatnamede gezdiği yerleri anlatırken anlatılarında dönemin tarımsal faaliyetlerine özellikle yetiştirilen ürünler bağlamında yer vermiştir. En azından tarım ürünlerinin adları, tüketim durumları ve özellikleri hakkında bazı bilgiler bulunmaktadır. Böylelikle çalışmada Osmanlı İmparatorluğu'nun bugünkü Türkiye sınırları içinde yer alan bölümünde yetişen tarım ürünlerine dair, dağılış, ürün çeşitliliği ve ticareti gibi konular ele alınmıştır. Bahsi geçen ürünlerin yetişme alanları ve çeşitlilik bakımından değişim durumları incelenmiştir. Seyahatnamenin yazıldığı XVII. yüzyıldan günümüze tarım ürünleri çeşitliliğinde artış olduğu görülmüştür. Bunun nedeni, Türkiye'ye daha sonraları getirilen ve yetiştiriciliği yapılan ürünlerdir. Elde edilen ürün miktarlarında da gelişen teknoloji ve diğer şartlar sayesinde artışlar kaydedilmiştir. Aynı zamanda o dönemde yaygın olan meyan kökü, eğir kökü gibi bazı ürünlere verilen önemin günümüzde azaldığı belirlenmiştir. Çalışmanın dönem çalışmaları için bir kaynak olması düşünülmektedir.

1980 sonrasıAfyonkarahisarBedel+7
Yeliz Temiz
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Sakin şehirlerin kadın yoksulluğu ile mücadeledeki rolü: Köyceğiz örneği

Sakin şehirler, ekonomik, sosyal ve çevresel sürdürülebilirliği önceliyor olması itibariyle de alternatif bir kalkınma modeli olarak giderek daha fazla kabul görmektedir. Bu bağlamda çalışmanın konusunu sakin şehirlerin kalkınma üzerindeki rolü oluşturmaktadır. Çalışmada çoklu nitel araştırma tekniğinden faydalanılmıştır. Çalışma alanını Köyceğiz sakin şehri, çalışma evrenini ise burada yaşayanlar oluşturur. 1- 4 Eylül 2022 tarihleri arasında Köyceğiz'de yaşayan 23 kadın ile görüşme yapılmıştır. Ayrıca saha çalışması süresince araştırmacı tarafından gözlem notlarının yer aldığı günlük tutulmuştur. Veriler özetleyici içerik analizi ile çözümlenmiştir. Araştırmanın temel bulguları şu şekildedir: Köyceğiz'in sakin şehir statüsünü almasıyla birlikte şehre gelen ziyaretçi sayısı artmış bu durum kadınların istihdam fırsatlarını iyileştirmiş ve gelir artışı sağlamıştır. Şehirde sosyal imkanlar gelişmiş ve yaşam memnuniyet artmıştır. Kültürel çeşitliliğin artması da bu bağlamda dikkate değerdir. Bununla birlikte turist gelişlerinin ve şehrin aldığı göçün artması trafik sorunlarının artmasına neden olmuştur ve şehrin "sakinlik" özelliği tehdit altındadır. Anahtar Kelimeler: kalkınma, kadın yoksulluğu, Köyceğiz, sakin şehir, yavaş turizm

Mehtap Ataç
Kırşehir Ahi Evran University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de karasallığın/denizelliğin durumu ve geleceğe yönelik projeksiyonlar

Bu çalışma, Türkiye'nin karasallık ve denizellik özelliklerini analiz ederek, iklim değişikliği senaryoları altında gelecekteki değişimlerin potansiyel etkilerini incelemeyi amaçlamaktadır. Çalışmada Conrad, Johansson, Kerner ve Sezer gibi başlıca indeksler kullanılarak Türkiye'nin mevcut (1981-2010) ve gelecekteki (2011-2100) karasallık/denizellik örüntüleri değerlendirilmiştir. Conrad karasallık indeksi literatürde en çok kullanılan indekslerden biridir. Johansson indeksi ile benzerlik göstermekle birlikte Johansson indeksi sıcaklık parametrelerini daha kapsamlı bir şekilde ele almaktadır. Kerner okyanusallık indeksi diğer seçilen indekslerden farklı olarak karasallığı değil, denizelliği ölçmektedir. Çalışma sonuçlarına karasallık derecelerinin yanında denizelliğin ölçüldüğü bir formülün de seçilmesi ile sonuçlarda ne gibi farklılıkların ortaya çıkacağı belirlenmeye çalışılmıştır. Sezer formülü ise Türkiye'ye özel geliştirilmiş bir formüldür, diğer formüllere kıyasla daha çok parametre içermektedir ve ülkemiz için daha doğru sonuçlar vereceği düşünülmektedir. Çalışmanın bulguları, Türkiye'nin büyük bir kısmının karasal iklim özelliklerine sahip olduğunu, kıyı kesimlerinde ise denizel etkilerin görüldüğünü ortaya koymaktadır. Kerner okyanusallık indeksine göre, 1981-2010 döneminde Türkiye'nin %68,3'ü karasal, %29,4'ü kıta altı ve %2,2'si okyanusal olarak sınıflandırılmıştır. Bu, Türkiye'nin kıta içi bölgelerinde belirgin karasal iklim özelliklerinin baskın olduğunu göstermektedir. Denizel alanların sınırlı olması, Türkiye'nin iç kesimlerinde deniz etkisinin azaldığını ve sıcaklık dalgalanmalarının daha geniş olduğunu yansıtmaktadır. Conrad indeksine göre 1981-2010 döneminde ekstrem karasal alanlar Türkiye'nin %0,3'ünü kaplarken 2071-2100 döneminde kötü senaryoya göre %22,9'a çıkmıştır. Johansson indeksine göre ise 1981-2010 ve 2011-2040 dönemi kötü senaryo sonuçlarından ekstrem karasal alanlar aynıdır (%66,8) ancak 2071-2100 dönemi kötü senaryoda ekstrem karasal alanlar %87,2 olmuştur. Gelecek projeksiyonları, özellikle SSP5-8.5 (kötü senaryo) senaryosu altında, karasal alanların genişleyeceğini ve denizel alanların daralacağını göstermektedir. Bu durum, iklim değişikliğinin etkisiyle denizlerin sıcaklık ve nem üzerindeki dengeleyici etkisinin azalması ve karasal iklim özelliklerinin daha belirgin hale gelmesiyle açıklanabilir. Örneğin, Sezer formülüne göre 1981-2010 döneminde Türkiye'nin %0,8'i okyanusal-denizel, %4,6'sı okyanusal-denizel/karasal geçiş, %79,6'sı karasal ve %14,8'i şiddetli soğuk karasal iklim olarak sınıflandırılmıştır. Çalışmanın bulguları, gelecekteki karasallık ve denizellik değişimlerinin Türkiye'nin ekosistemleri, su kaynakları, tarımsal verimlilik ve doğal afetlere hazırlık açısından önemli etkiler yaratabileceğini göstermektedir. İç kesimlerde artan karasal iklim özellikleri, bu bölgelerde tarımsal verimlilik ve su kaynakları üzerinde olumsuz etkiler yaratabilir. Örneğin, SSP1-2.6 senaryosuna göre, 2011-2040 dönemi için Türkiye'nin %0,7'si okyanusal-denizel iklim, %4'ü okyanusal-denizel/karasal geçiş iklimi, %78,7'si karasal iklim ve %16,4'ü şiddetli soğuk karasal iklim olarak sınıflandırılmıştır. Sonuç olarak, bu çalışma, Türkiye'nin karasallık ve denizellik özelliklerinin gelecekte önemli değişiklikler göstereceğini ve bu değişimlerin iklim değişikliğine karşı alınacak önlemler ve stratejiler açısından değerli bilgiler sağladığını ortaya koymaktadır. Çalışmanın bulguları, su kaynakları yönetimi, tarımsal planlama ve doğal afetlere hazırlık gibi alanlarda politika yapıcılar için önemli bilgiler sunmaktadır.

Şeyma Ulukuş
Kırşehir Ahi Evran University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Uydu verileri kullanılarak Kırşehir'de tarımsal kuraklığın izlenmesi

Kuraklık canlı yaşamını olumsuz etkileyen doğal bir afettir. Bu doğal tehlike tarım ürünlerinim gelişimini etkileyerek verimde azalmaya neden olabilmektedir. Bu çalışmada, Kırşehir'e ait 2013-2023 yılları arasındaki bulutsuz Landsat 8 OLI uydun görüntüleri kullanılarak Normalize Edilmiş Fark Bitki Örtüsü İndeksi (NDVI), Normalize Edilmiş Fark Nem İndeksi (NDMI) ve Yer Yüzey Sıcaklığı (YYS) hesaplanarak çalışma sahasının yıllara göre tarımsal kuraklık değişimini belirlemek amaçlanmıştır. Çalışmada, 2013-2023 yıllarına ait toplamda 58 uydu görüntüsü kullanılmıştır. Her bir uydu görüntüsüne ArcGIS programında NDVI, NDMI ve YYS uygulanmış ve haritaları oluşturulmuştur. Yıl bazındaki hesaplanan değerlerin ortalamaları da alınmıştır. Kullanılan indislerin çalışma sahasındaki kapladığı alanlar hesaplanmış ve grafikleri oluşturulmuştur. NDVI değerlerine göre yüksek nem oranında dalgalanmalar bulunsa da artış eğilimi görülmektedir. YYS değerlerine göre de düşük yer yüzey sıcaklığında dalgalanmalar bulunmaktadır. Çalışma sahasında yüksek nem oranının ve düşük yer yüzey sıcaklığının sağlıklı bitki örtüsü ile paralellik gösterdiği görülmektedir. Ayrıca çalışma sahası içerisinde bulunan Hirfanlı Barajı ve Seyfe Gölü genellikle yüksek nemlilik, düşük yer yüzey sıcaklığı ve bitki örtüsünden yoksun arazileri belirttiği için ortalamaları etkilemiştir. Çalışma sahası yarı kurak bir alan olduğu için gelecekte de bu indislerde artış ve azalışlar devam edecektir. Bu nedenle indislerdeki değişimin izlenmeye devam edilmelidir. Özellikle tarım sektörü için bu durum çok önemlidir.

Gizem Nur Kılıç
Kırşehir Ahi Evran University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Dijital göçebelerin turist deneyimlerinin bütüncül olarak analizi

Dijital göçebelik, teknolojik gelişmeler ve esnek çalışma modellerinin yaygınlaşmasıyla birlikte hem bir yaşam tarzı hem de yükselen bir turizm biçimi olarak öne çıkmaktadır. Geleneksel turist tiplerinden farklı olarak dijital göçebeler, seyahatlerini iş hayatlarıyla bütünleştirerek uzun süreli, çok merkezli ve deneyim odaklı hareketlilik biçimleri sergilemektedir. Bu çalışma, dijital göçebelerin seyahat süreçlerini altı aşamalı turist deneyimi modeli (planlama, destinasyon seçimi, destinasyona seyahat, destinasyon deneyimi, eve dönüş, anımsama) çerçevesinde bütüncül bir yaklaşımla analiz etmeyi amaçlamaktadır. Araştırma nitel desende tasarlanmış ve veri toplama aracı olarak yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılmıştır. Katılımcılar farklı coğrafyalardan seçilmiş dijital göçebelerden oluşmakta olup, görüşmeler çevrimiçi olarak yürütülmüştür. Toplanan veriler içerik analizi yöntemiyle çözümlenmiş ve her bir deneyim aşamasına ilişkin temalar belirlenmiştir. Bulgular, dijital göçebelerin seyahatlerini sosyal medya, NomadList ve yapay zekâ tabanlı araçlar gibi dijital platformlardan elde ettikleri bilgiler doğrultusunda planladıklarını göstermektedir. Destinasyon seçiminde internet erişimi, yaşam maliyeti, kültürel çeşitlilik, güvenlik ve dijital göçebe topluluğuna erişim gibi faktörler belirleyici olmaktadır. Seyahat sürecinde esneklik ve ulaşım kolaylığı ön plandadır. Destinasyon deneyimi aşamasında ise ortak çalışma alanları, sosyalleşme olanakları ve yerel halkla etkileşim gibi unsurlar deneyimin merkezinde yer almaktadır. Eve dönüş süreci, katılımcılar tarafından çoğunlukla geçici ve duygusal bir ara evre olarak tanımlanmakta; anımsama sürecinde ise dijital içerik üretimi, sosyal medya paylaşımları ve kişisel arşivler önemli rol oynamaktadır. Çalışma, dijital göçebelerin seyahat deneyimlerini çok boyutlu bir yaklaşımla ele alarak bu özgün turist tipine yönelik kuramsal bir katkı sunmakta; aynı zamanda dijital göçebe dostu destinasyonların geliştirilmesine yönelik altyapı, pazarlama ve deneyim yönetimi stratejileri için pratik öneriler içermektedir.

Ayşegül Karaca
Kırşehir Ahi Evran University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Duhok (Kuzey Irak) ilinde doğa turizm alanları ve bunların tanıtımında sosyal medyanın rolü

Duhok İli; Irak'ın kuzeybatısında, (37°,23'24'') ile (36°,10'36'')kuzey enlemi, (42°,20'55'') ve (44,18'19'')doğu boylamı arasında yer alır. Duhok ilinin yüzölçümü 10.809 km2 dir. Duhok ilimiz stratijik konumu ile üç ülkeyle (Türkiye,Süriye, Irak) sınırı vardır. Duhok ili var olan coğrafık yapısı ile ve de konjoktürel konumdan aldığı doğal ve de dağlık yapısı ile onu diğer ırak ilarine nazaren farklı kılıp burada turizme açık bir çok alan ve mekan bulunmaktadır. Araştırmamıza göre bölüm ikide dile getirelen tüm turizim alakalı yer ve mekanlar , ayrıca doğal yaşam alanları değerlendirmemizde yerini ve önemini gözle görülür bir şekilde yerini almıştır. Ayrıca dördüncü bölümde de bu tür yerleri sosyal medyada ne kadar etkili olur icabi ile turistler üzerinden bu mekanlar üzerinden yaptığımız anket ile tanıtımını yapmış ve var olan önemi değerlendirmemize konu olmuştur, ayrıca sosyal medyanın farklı dallarının yada çeşitlerinin neler yapılabileceğı konusu üzerinede durulmuştur. Duhok'ta hava doğa turizmine çok uygun, son 10 yılda toplam yağışı (720 mm), kar yağışı (687 cm), ortalama sıcaklık (22.6 0C)dir. Sonuc olarak duhok ilinde 14 vadi 7 şelale,3 mağara 3, dağ silsilesi 1 yayla, ve 1 doğal kaynak su çeşmesi bulunmaktadır. Ayrıca ankete katılanların% 50'den fazlası, ziyaret edilecek doğa turizmi alanlarını bulmak için sosyal medyaya güveniyor. Bu nedenle doğa turizmin alanları tanıtmada Irak'ın en popüler sosyal medya platformu olarak ağırlıklı olarak Facebook kullanmaktadır. Aslında birçok yer sosyal medya tanıtımları ile popüler hale gelmiştir.

Doğa turizmiFacebookIrak-Duhok+6
Krmanj Subhı Obaıdellah
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Aliağa Çayı Havzasında (Arguvan-Malatya) kır yerleşmelerinin beşeri ve ekonomik coğrafyası

Aliağa Çayı havzası, Doğu Anadolu Bölgesinin Yukarı Fırat Bölümünde, Malatya ili sınırları içerisinde Arguvan ilçesinde yer almaktadır. Havzanın kuzeyinde Çatalan Dağları, güneyinde Karakaya Baraj Gölü, batısında Yazıhan ve Hekimhan ilçelerine ait yerleşmeler, doğusunda ise Arapgir ilçesi yer almaktadır. Araştırma sahasında ilk nüfus bilgilerine, Osmanlı döneminde rastlanılmıştır. Havza Cumhuriyet sonrası nüfus hareketliliği fazla olan dinamik bir yapı göstermektedir. Bu dinamik nüfus yapısını önce yüksek doğum oranları şekillendirirken, daha sonra ise göçler nüfus seyrini önemli oranlarda değiştirmiştir. Aliağa Çayı havzasında nüfusun gelişimine bakacak olursak; ilk yerleşme bilgilerine 1560 yılında rastlanılmaktadır. Bu dönemde 4 yerleşme bulunurken, nüfus miktarının artmasına bağlı olarak yerleşmeler çoğalmış ve havzada günümüzde 14 yerleşme bulunmaktadır. 1935'den 1970 yılına kadar yüksek doğum oranlarına bağlı olarak nüfus artış gösterirken, 1970 yılından 2000'li yıllara kadar kırdan kente gerçekleşen göç hareketlerinin etkisiyle sürekli olarak bir azalma meydana gelmiştir. 2007 yılından sonra ise değişken özellikler göstermektedir. Havzada ilk yerleşme bilgisi ve yerleşmelerin ne zaman kurulduğu ile ilgili bilgi ve bulguların tarihi milattan önceye dayanmaktadır. İsaköy, Karahüyük ve Morhamam'da elde edilen örneklerde yerleşme tarihinin ilkçağlara dayandığını göstermektedir. Havza sınırı içerisindeki yerleşmeler köy ve köy altı yerleşme birimleri ile ikamet etme süresine göre daimi ve geçici yerleşmelerden oluşmaktadır. Kırsal yerleşme özelliği gösterdiği için, sahanın geçim kaynakları tarım ve hayvancılık faaliyetleridir. Tarım faaliyetleri arasında kuru tarım metoduyla tahıl tarımı ön plana çıkmaktadır.

Aliağa Çayı HavzasıBeşeri coğrafyaCoğrafi özellikler+7
Fatma Apaydın
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Çanakkale ilinin uzun yıllar meteoroloji verilerine göre yıllık ve aylık yağışların trend analizi

İklim üzerinde olumsuz etkiye sahip olan küresel iklim değişikliği sıcaklıkların artmasıyla kuraklık yaşanmasına, deniz seviyesinin yükselmesine ve yağış düzeninin bozulmasına neden olmaktadır. Bu sebeple son yıllarda dünya üzerinde birçok farklı disiplin iklim çalışmalarında parametrelerindeki meydana gelen ani değişimi ve eğilim durumunu saptayabilmek amacıyla trend analizleri kullanmaktadır. Yağış değişkeninde meydana gelen değişimleri yani artış veya azalış hareketlerini ortaya koymak trend analizler ile mümkündür. Bu çalışmada Çanakkale ilinin yağış eğilimini ortaya koymak amacıyla 12 ilçe için seçilen 21 adet yağış gözlem istasyonunun 1929-2020 yılları arasındaki aylık ve yıllık yağış verilerinin trend analizi yapılmıştır. Analizler yapılmadan önce ilk olarak istasyonların eksik verileri enterpole edilmiştir. Eksik yılları tamamlanan istasyon verileri SNHT, Pettitt Testi, Buishand Testi ve Von-Neuman Testi olmak üzere 4 farklı homojenlik testine tabii tutulmuştur. Çalışmada kullanılan bu homojenlik testleri boş hipotezleri yansıtan testlerin sayısına bağlı olarak şüpheli, kritik ve homojen olmak üzere 3 kategoriye ayrılarak sınıflandırılması yapılmıştır. Çanakkale ilinin 12 adet ilçe yağış gözlem istasyonundan SNHT testine göre 5 istasyon, Pettitt testine göre 6 istasyon, Buishand testine göre 5 istasyon, Von-Neuman testine göre ise 2 istasyon homojen olarak çıkmıştır. Genel anlamda 4 testin birlikte değerlendirilmesiyle Çanakkale İl Merkezi, Bozcaada, Gökçeada, Lâpseki ve Yenice istasyonları olmak üzere 5 istasyon Sınıf: 1 kapsamında homojen sonuç vermesine karşın geriye kalan 7 istasyon Sınıf: 3 kapsamında şüpheli olarak değerlendirilmiştir. Kayıp yılları tamamlanan ve homojenlik testleri ile sınanan yağış verileri parametrik testlerden Lineer Trend Analizi; parametrik olmayan trend testlerinden ise Mann-Kendall Testi, Mann-Kendall Mertebe Korelâsyon Testi, Sen'in Eğilim Testi (Sen's Slope), Şen'in Yenilikçi Eğilim Trend Analizi (ITA) olmak üzere 5 farklı trend analiz yöntemine tabii tutularak 4 ilçe ile aylık ve 12 ilçe ile yıllık eğilim durumları saptanmıştır. Aylık analiz sonuçlarına göre genellikle yaz ve kış aylarının yağışlarında belirgin bir şekilde azalış eğilimine rastlanılırken mart, nisan ve mayıs aylarında artış eğilimleri tespit edilmiştir. Yıllık analizler sonucunda 5 testin aynı trend sonucunu vermesiyle birlikte 6 ilçede eğilim durumu kesin olarak saptanmıştır. Ayvacık, Çan, Eceabat, Ezine ve Lâpseki ilçesinde artış eğilimi; Biga ilçesinde ise azalış eğilimi belirgin bir şekilde ortaya konulmuştur. Geriye kalan 6 istasyonda ise trend analizlerin test sonuçları belirgin bir şekilde değerlendirilmeyip çoğunluk durumuna göre belirlenmiştir. Bu duruma göre Bozcada ve Yenice ilçelerinde artış eğilimi tespit edilirken, Bayramiç ve Gelibolu ilçe istasyonlarında azalış eğilimi tespit edilmiştir. Çanakkale Merkez ve Gökçeada ilçesinde ise herhangi bir artan veya azalan eğilime rastlanılmamıştır.

TestlerTrend analiziYağış miktarı+2
Elif Yıldırım
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Bingöl Ovası ile Muş Ovası arasında Murat Nehri Vadisinde demiryolu ve barajların doğal risk analizi

Bu çalışmada, Bingöl Ovası ile Muş Ovası arasında Murat Nehri vadisindeki demiryolu ve barajların risk analizlerinin yapılması amaçlanmıştır. Bingöl Ovası ile Muş Ovası arasında kalan alan Güneydoğu Torosların kuzeyinde bir eşik alana karşılık gelmektedir. Bu eşik sahanın doğusunda elips şeklinde ve yaklaşık 1500 km2'lik alan kaplayan Muş Ovası, batısında ise Doğu Anadolu Fay Zonu boyunca gelişme gösteren ortalama 500 km2'lik alan kaplayan Bingöl Ovası yer almaktadır. Her iki ova Murat Nehri'nin açmış olduğu boğaz ile birleşmektedir. Bingöl Ovası ile Muş Ovası arasında Murat Nehrinin yaklaşık 500-750 m kadar gömülmüş Antesedant oluşumlu bir boğazdır. Türkiye'nin doğusunu batıya bağlayan demiryolu hattı Murat vadisini izlemektedir. Bu hat uluslararası ulaşımda da önemlidir. Son yıllarda Murat Boğazı içerisinde yapılan barajlarla eski hat sular altında kalmış, yeni deplase hattı yapılmıştır. Yukarı Kaleköy ve Aşağı Kaleköy barajlarının yapımı ile boğaz içerisinde kütle hareketleri riski artmaya başlamıştır. Bu barajlardan Aşağı Kaleköy Barajı pasif bir heyelan alanına inşa edilmiştir. Baraj ve yeni deplase demiryolu inşaatı yapımı esnasında yapılan kazı, patlatma, şevlendirme, topuktan malzeme alımı ve benzeri işler nedeniyle pasif heyelan aktif hale gelmiştir. Bu heyelan sonucunda inşa edilen tüneller kullanılamaz hale gelmiş ve maliyetler artmıştır. Yeni demiryolu zorunlu olarak daha yükseğe çıkarılması nedeniyle kütle hareketlerinden daha fazla etkilenmeye başlamıştır. Bu süreçte çok sayıda heyelan yaşanmıştır. Baraj ve deplase hattının yapımı ile Murat Vadisinde ortaya çıkan risklerin analizi yapılmıştır. Bu kapsamda Murat Vadisi ve çevresinin jeolojik ve jeomorfolojik özellikleri incelenerek arazi çalışmaları yapılmıştır. Arazi çalışmalarında kütle hareketleri özelliklede heyelanlar haritalanmıştır. Deprem ve kütle hareketleri analizleri yapılarak demiryolu ve barajlar üzerindeki doğal riskler tespit edilmeye çalışılmıştır. Yapılan analiz sonuçlarına göre baraj ve demiryolunun yüksek riskli alanlara yapıldığı ve yapım aşamasında bazı önlemler alındığı görülmüştür. Ancak Murat vadisinin jeolojik ve jeomorfolojik özellikleri nedeniyle risklerin devam ettiği görülmektedir.

BarajlarBingöl OvasıDemir yolları+7
Faruk Ağırtaş
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Duhok (Kuzey Irak) ilinde dini turizm olanakları

Bu araştırma, Duhok ilinde yer alan inanç turizmini geliştirme yollarını ele almaktadır. Bununla, ülkeye inanç turizmi ile kazanç sağlamak ve yeni iş fırsatları sağlayabilecek bir ekonomik sektör oluşturmak amaçlanmıştır.Araştırma, farklı dinlere ait türbeler ve dini mekanlara sahip olan Duhok ilinde yer alan inanç turizmi kavramını ve turizme ait bütün içerikleri ele alarak, inanç turizminin önemini belirtip, inanç turizminin ekonomik, sosyal ve politik etkilerini gözler önüne sermektedir. Çalışma, turizm hizmetlerinin mevcudiyetini ve bu yerlerin gelişmesi için ihtiyaç duyduğu unsurları belirlemek için Duhok ilinde gerçekleştirilen kişisel görüşmelere ve saha ziyaretlerine dayanır. Araştırma dört bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde genel olarak turizm ve türlerinden bahsedilmiştir. İkinci bölümde dünyada ve Irak'ın Duhok şehri çevresinde yer alan inanç turizmine değinilmiştir. Duhok ilinde genel olarak yirmi inanç turizmi yeri vardır. (10) yer Müslümanlara ait, (6) yer Hristiyanlara ait, (2) yer Yahudilere ait, (1) yer Yezidilere ait, (1) yer ise Zerdüştlere aittir. Üçüncü bölümde turizmin coğrafya ile olan ilişkisinden bahsedilmiştir. Dördüncü bölüm, Duhok ilinin beşeri ve fiziki özelliklerinden oluşmaktadır. Araştırmanın sonuç kısmında ise insani, sosyal, dini ve ekonomik konularda elde edilen bulgular yer almaktadır.

Coğrafi özelliklerDini turizmIrak-Duhok+3
Shahwan Taher Mohammed Ameen Zebarı
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Hani çevresinin (Diyarbakır) jeomorfolojik özellikleri ile arazi kullanımı arasındaki ilişkiler

Hani ilçesi, Güneydoğu Anadolu Bölgesinin Dicle bölümünde yer almaktadır. Diyarbakır'ın kuzeydoğusunda yer alan Hani'nin doğusunda Lice, kuzeydoğusunda Genç, kuzeybatısında Arıcak, batısında Dicle ilçesi, güneyinde Kocaköy ile Sur ilçeleri yer almaktadır. Hani idari olarak, Diyarbakır'a bağlı bir ilçe merkezidir. Hani ilçemizin nüfusu 33.000 dolaylarında olup Diyarbakır'ın önemli yerleşmelerinden biridir. Yer şekilleri bakımından kuzey kesimleri dağlık ve engebeli olan bu ilçemizin nüfus ve yerleşme özellikleri ile düzensiz bir karaktere sahip olduğunu görmekteyiz. Orta ve güney kesimleri ise daha sade bir topoğrafyaya sahip olması hasebiyle nüfus ve yerleşme bakımından daha çekici bir karakterdedir. Güneydoğu Toros dağlarının güneyinde Kenar Kıvrım Kuşağındaki İnceburun dağlarının olduğu kesimde kurulması hasebiyle özellikle de fiziki coğrafya özellikleri bakımından Diyarbakır'ın çeşitlilik arz eden ilçelerinden biridir. Doğu-batı yönlü uzanan sıra dağların arasında yine doğu-batı yönlü uzanan pek çok ovasına sahiptir. Nem, Babiğ, Çimen, Dibri, Siyabelek, Kuş Dağı, Zincibel-Kale Dağları ve Kurtuluş dağı gibi pek çok dağlık alanın hakim olduğu bir sahadır. Bu dağlarında güneyden kuzeye gidildikçe yükselti ve eğim değerlerinin arttığını görmekteyiz. Özellikle Kuvaterner döneminde meydana gelen tektonik faaliyetler ve levha hareketleri ile bu sahadaki miyosen çanağı kapanıp sıkışma ile toptan yükselmenin meydana geldiğini görmekteyiz. Hala Arap platformunun Anadolu Levhasını sıkıştırması ve bindirmesi devam etmektedir. Hani ve yakın çevresi de bu sıkışma ve bindirme olayları sonucu yer yer çökerek ovalık alanların kurulduğunu yer yer de yükselmenin meydana geldiğini söyleyebiliriz. Saha da hem karstlaşma hem de tektonik faaliyetler sonucu kırılmaların meydana geldiğini görmekteyiz. Bu olaylar sonucu karstik aşınım ve birikim şekilleri gelişme göstermiş ve özellikle de polye ovaları meydana gelmiştir. Polye ovalarının haricinde lapya, dolin, uvala, mağara, düden gibi diğer karstik oluşumlarda sahada oldukça yaygındır. Kalkerli yapının yaygın olarak görülmesi sahanın karst topoğrafyası açısından da zengin olduğunu söyleyebiliriz. Genel anlamda Hani çevresindeki arazi kullanımına fiziki şartların etki ettiğini görmekteyiz. İnceleme sahasının merkezi ve güney kesimleri morfolojik özellikler bakımından daha sade bir topoğrafyaya sahipken kuzey kesimleri daha dağlık ve engebelidir. Bunun sonucu olarak yerleşme, nüfus, tarım, hayvancılık, ormancılık gibi faaliyetlerde güney kesimlerde yoğunlaşmıştır. Kuzey kesimlerinde topoğrafyanın elverişsizliğinden beşeri ve ekonomik faaliyetler sınırlıdır. Hani çevresinde toprak özellikleri bakımında çeşitlilik arz etmektedir. Düzlük sistemlerinin yayılış gösterdiği yerlerde terrarossa, kahverengi bozkır ve kahverengi orman toprakları yayılış göstermektedir. Akarsu ve baraj çevresinde yer yer alüvyal topraklar ve dağlık alanların yamaçlarında kolüvyal topraklar görülmektedir. İnceleme sahası karasal bir iklime sahip olduğu için su ihtiyacı yüksek ürünler pek yetişme imkanı bulamamaktadır. Dicle nehri ve barajı ile bazı akarsulardan faydalanılarak sulamalı tarım yapılırken genel anlamda bu kesimde kuru tarım ürünlerine daha çok yer ayrılmaktadır. Anahtar Kelimeler: Hani, Diyarbakır, Kenar Kıvrım Kuşağı, Jeomorfoloji, Arazi Kullanımı

Arazi kullanımıCoğrafyaDiyarbakır-Hani+2
Cüneyt Tarhan
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
11
Master'sOpen AccessTR

Hoş ve Akmezra (Elazığ-Merkez) köylerinin beşeri ve iktisadi coğrafyası

Hoş ve Akmezra Köyleri, Doğu Anadolu Bölgesi'nin Yukarı Fırat Bölümündeki depresyon zincirleri içerisinde yer alan Uluova'nın kuzeydoğu kısmında yer almaktadır. Hoş Köyü kuzeyde Beydoğmuş, doğuda Kıraç, güneyde Akmezra (Sahil Önü) ve batıda Sedeftepe köyleri ile çevriliyken, Akmezra ise kuzeyde Hoş Köyü ve Sedeftepe, doğuda Kıraç, batıda Yurtbaşı merkez sınırları ve güneyde Keban Baraj Gölü ile çevrilidir. Yaklaşık olarak 20,8 km2'lik alana sahip olan araştırma sahasının 14,3 km2'si Hoş Köyü'ne 6,5 km2'si ise Akmezra Köyü'ne aittir. Hoş Köyüne ilk yerleşme Osmanlı Devleti döneminde XVI. Yüzyıla denk gelen bir zaman diliminde gerçekleşmiştir. Akmezra ise çok yeni bir yerleşme olmakla birlikte ilk yerleşmenin 1972-1973 aralığında gerçekleştiği ve müstakil bir muhtarlık yapılanmasının 1984 yılında gerçekleşerek Yurtbaşı Beldesine bağlı kırsal bir mahalle olarak kuruluşunu tamamladığı bilinmektedir. Araştırma sahamızda Hoş Köyünün bulunduğu mevki 1100 metre yükseltiye sahipken Akmezra 875 metre yükseltiye sahiptir. Erozyon olgusuna ve ilkbahar döneminde görülen sel vakalarına rastlanan sahada her iki durum yerleşik bulunan halkın sorunları arasında yer almaktadır. Sahanın temel geçim kaynağı olan tarım ile ilgili en önemli sorunları sulama, aşırı ilaçlama ve tarım arazilerinin taşlılığıdır. Hoş Köyünün nüfusu 2019 yılı itibariyle 353, Akmezra'nın nüfusu ise 393'tür. Nüfus gelişim sürecine baktığımız zaman ülkemiz kırsal kesiminde görülen nüfus kaybının araştırma sahamız içinde çoğu dönemde geçerli olduğunu söylemek mümkündür. Her iki köyümüzde de yerleşme tarihleri boyunca göçe bağlı nüfus kaybı söz konusu olmuştur. Keban Baraj Gölünün alanını doldurmasından sonra göç alan durumuna gelen her iki köyümüzde daha sonraki dönemlerde nüfusunu artırmak veya korumak noktasında başarısız olmuştur. Bu çalışma Hoş ve Akmezra kırsal yerleşmelerinin, nüfusunun mekânsal dağılımında meydana gelen değişiklikleri, sebepleriyle birlikte ortaya koymanın yanında sahanın iktisadi faaliyet yapısıyla ilgili mevcut durumu ortaya çıkarmak, problemlerine yönelik tespitlerde bulunmak ve çözüm önerilerinde bulunmak amacını taşımaktadır. Anahtar kelimeler: Beşeri Coğrafya, İktisadi Coğrafya, Hoş, Akmezra, Tarım, Hayvancılık

Beşeri coğrafyaDoğu AnadoluDoğu Anadolu bölgesi+4
Emrah Ertürk
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Keban Baraj Gölünde seviye değişikliği ve antropojen etkileri

Keban Baraj Gölü; Doğu Anadolu Bölgesi'nin Yukarı Fırat Bölümünde yer almaktadır. Göl Fırat Nehri üzerinde hidroelektrik enerjisi üretmek amacıyla 1965-1975 yılları arasında Keban Barajının kurulmasıyla ortaya çıkmıştır. Baraj gölünün güney ve doğusunda Elazığ ili, kuzeyinde Tunceli ve Erzincan illeri, batısında ise Malatya ili yer almaktadır. Türkiye'nin Atatürk Baraj Gölünden sonra en büyük yapay gölüdür. Enerji açısından Türkiye'nin ilk dev yatırımlarından olan Keban Barajı kurulduğu dönemde Türkiye'de üretilen elektriğin %20'sini tek başına karşılamıştır. Keban Baraj Gölünde elektrik üretiminin yanı sıra; o yörede yaşayan insanlar su ürünleri avcılığı, tarım faaliyetlerini de sürdürmektedir. Ayrıca feribotla Tunceli'nin Çemişgezek ve Pertek ilçelerine göl üzerinden ulaşım sağlanmaktadır. Dünya da ve Ülkemizde son yıllarda etkisi daha çok hissedilen küresel iklim değişikliği nedeniyle yaşamın devamlılığı açısından büyük öneme sahip su kaynakları giderek risk altına girmekte ve yok olmaktadır. Çalışma alanı olan Keban Baraj Gölüde bu durumdan etkilenmiştir. Ülkemiz için değerli olup, birçok yönden ülke ekonomisine katkısı olan Keban Baraj gölünün gerek doğal gerekse beşeri faktörler nedeniyle seviyesinde değişiklikler yaşanmaktadır. Yaşanan seviye değişikliklerini ortaya çıkarmak, ileride oluşacak sıkıntıları en aza indirmek amacıyla Keban Baraj Gölünde 1985-2020 yılları arasında meydana gelen alansal değişimi LANDSAT uydu görüntüleriyle tespit edilmiştir. Elde edilen sonuçlar bilimsel ve coğrafi metotlar içinde yorumlanıp grafik ve haritalarla açıklanmıştır. Baraj gölünün alansal seviye değişimi üzerinde doğal faktörlerin yanında antropojenik faktörler de etkili olmuştur. Keban Baraj Gölünün 1985-2020 yılları arasında alansal değişiminin tespiti için yapılan analiz sonuçlarına bakmış olduğumuz zaman; 1985-2020 yılları içinde en yüksek alanın görüldüğü yıl 1987 iken en düşük alanın görüldüğü yıl ise 2001 yılıdır. 20.06.1987 yılında (maksimum seviye) gölün seviyesi 845 m olup, kapladığı alan 66.936,1 Ha iken; 06.03.2001 yılında ise (minimum seviye) gölün seviyesi 823 m olup kapladığı alan 42.096,8 Ha 'dır. Maksimum (1987) ile minimum (2001) seviye arasında yükselti farkı 22 m olup buda yaklaşık 24.839,3 Ha'a denk gelmektedir. Alansal değişim farkının en net görüldüğü alanlardan olan Elazığ Uluova civarında 6 km gibi bir fark ortaya çıkmıştır. Alansal değişim farkının bu kadar fazla olması beraberinde riskleride getirmektedir. Örneğin; enerji üretiminde problemlerin yaşanmasının yanı sıra geçimini balıkçılıkla, tarımla sağlayan yöre halkı için tehlike oluşturmaktadır. Baraj Gölünün bazı yıllarda (1992-2001) aylık alansal değişim analiz sonuçlarına göre ise yağışların arttığı, karların eridiği aylarda seviye yükselirken, yağışların azaldığı kurak aylarda ise seviyede düşmeler yaşanmaktadır. Keban Baraj Gölünün uzun yıllar (1985-2020) içinde seviyede düzenli bir gidişat bulunmamaktadır. Bazı yıllar seviyede yükselme görülürken, bazı yıllar da ise düşüşler görülmektedir. Göl seviyesinin bu kadar fazla değişmesinde iklim ve antropojenik faktörlerin (barajlar ve tarımsal sulama) büyük etkisi bulunmaktadır. Suyun kaynağı olan yağışların arttığı yıllarda, aylarda baraj seviyesinde yükselmeler görülürken, yağışın azaldığı kurak yıllarda, aylarda ise baraj seviyesinde düşüşler görülmektedir. Yapılan seviye analizi ile toplam yağışlar birlikte ele alınıp karşılaştırıldığında alansal değişim ile yağışlar arasında doğru orantı olduğu ortaya çıkmıştır. Ancak bazı yıllar yağışların artmasına rağmen seviyede düşüşler görülmektedir. Burada ise antropojenik etkiler devreye girmektedir. Fırat Nehri üzerinde çesitli amaçlara hizmet etmek amacıyla inşaa edilen barajlarda su toplanmaya başlanması o yıl içinde (Örn; 2014) yağışların yüksekliğine rağmen gölün seviyesinde düşmelere neden olmaktadır. Ayrıca insanların göl kıyısında yaptığı tarım sonucu suyun bilinçsizce kullanılması, göl kıyısında veya seviye çekildiğinde kullanılan atıklar hem seviyeyi etkilerken hemde suyun kirlenmesine neden olan antropojenik faktörlerdendir. Ülkemiz açısından büyük değere sahip olan Keban Baraj Gölünde, gelecek yıllarda suya özellikle tatlı suya olan ihtiyacın giderek artması, yapılan yatırımların boşa gitmemesi kısacası maddi manevi büyük zararlara, kayıplara maruz kalmamak için kısa sürede önlem alınarak insanlar daha fazla bilinçlendirilmelidir.

AntropojenikCoğrafyaElazığ-Keban+3
Mine Güzel
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

Kahramanmaraş'ta şehirsel gelişimin jeomorfolojik birimler ve doğal afetler üzerindeki etkisi

Bu çalışmada, Kahramanmaraş'ta şehirsel gelişimin jeomorfolojik birimler üzerinde meydana getirdiği değişimleri ve bu değişimin doğal afetlerle ilişkisi incelenmiştir. Kahramanmaraş şehri, Maraş Ovası ile Ahır Dağı arasında alçak plato üzerine kurulmuştur. Daha sonra Maraş Ovası'na doğru genişlemiştir. Şehir, son yıllarda Ahır Dağı güneyinde doğu batı doğrultusunda hızlı gelişerek bu alandaki plato, vadi ve birikinti yelpazelerini işgal etmiştir. Bu süreçte jeomorfolojik birimlerde değişimler yaşanarak sel ve taşkın gibi afetlerde artış görülmüştür. Kahramanmaraş'ın ilk yerleşme yeri plato üzerindeki tepelik alana karşılık geldiği için afet açısından risksiz bir alandır. Fakat yakın dönemde şehrin geliştiği alan, Ahır Dağı'ndan inen akarsular tarafından yarılmıştır. Akarsu yataklarının yerleşmeler tarafından işgal edilmesi ile sel ve taşkın afetlerinin artışına neden olmuştur. Bu afet dışında şehrin Maraş Üçlü Eklemi içerinde yer alması deprem riskinin çok yüksek olduğunu göstermektedir. Geçmişte yaşanmış olan büyük depremler bu afetin şehir için ne kadar önemli olduğunu ortaya koymaktadır. Kahramanmaraş şehri, uygun iklim şartları, verimli toprak yapısı ve coğrafi konumu nedeniyle sürekli nüfusun artarak, doğal ortam üzerinde baskı oluşturduğu bir yerleşmedir. Hızlı kentleşme ile birlikte şehrin fay zonu ve ova üzerinde genişlemesi yüksek afet riski oluşturmaktadır. Bu risk dışında bina ve yol yapımındaki kazı çalışmaları ile yamaç ve sırtlarda doğal denge bozulmaktadır. İnşaat çalışmaları ile çıkan hafriyat dere yatakları ve vadilere doldurulmaktadır. Hızlı ve plansız kentsel gelişmeyle birlikte şehrin yerleştiği alanlardaki jeomorfolojik birimlerdeki doğal süreçlere müdahale edilmektedir. Bütün bu süreçlerin sonucunda kentsel gelişim jeomorfolojik birimlerde değişime neden olmaktadır. Jeomorfolojik birimlerdeki bu değişim ise afet riskini artırmaktadır. Kahramanmaraş'ta şehirsel gelişimin jeomorfolojik birimler ve doğal afetler üzerindeki etkisinin tespit edilmesi için uydu görüntüleri ve sayısal veriler kullanılmıştır. Yapılan analizlere göre Kahramanmaraş şehrinde nüfusun artışına paralel olarak kentsel alanın hızlı bir şekilde genişlediği belirlenmiştir. Vadiler üzerinde yapılan beşeri müdahaleler şehrin sel ve taşkın açısından riskli hale gelmesine neden olmaktadır. Yamaçlar üzerinde yapılan müdahaleler ise deprem ile birlikte heyelan olaylarını tetikleyebilecektir. Kentsel alandaki yüksek binalar muhtemel depremlerde kayıpların daha yüksek olmasına neden olabilecektir. Bu sonuçlara göre şehrin gelişiminde mevcut afetler dikkate alınarak planlama ve gerekli önlemler alınmalıdır.

AfetlerDoğal afetlerJeomorfoloji+2
Mehmet Denizdurduran
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Gelendost ilçesinin (Isparta) beşeri ve iktisadi coğrafyası

Gelendost Göller Yöresinde yer alan Isparta İline bağlı bir ilçedir. İlçe Isparta'nın Kuzeydoğusunda yer almaktadır. Yüzölçümü 624km² olan Gelendost'un deniz seviyesinden yüksekliği ortalama 940 metredir. Gelendost'un kuzeyinde Yalvaç, güneyinde Eğirdir, doğusunda Şarkikaraağaç ve Yenişarbademli batısında ise Eğirdir Gölü yer alır. Eğirdir Gölüne 27 km kıyısı bulunmaktadır. 1415 yılında Konya vilayetine bağlanan Gelendost daha sonra Afşar Köyü'nün gelişerek nahiye olması ile birlikte Afşar Nahiyesine bağlı bir köy konumuna gelmiştir.1930 yılında tekrar nahiye merkezi olan Gelendost, Şarkikaraağaç kazasına bağlanmış 1954 yılında ise İlçe Statüsüne sahip olmuştur. Gelendost, bağlı bulunduğu Isparta gibi, coğrafi bölge olarak Akdeniz Bölgesinde bulunmasına rağmen iklimi tam Akdeniz iklimi özellikleri taşımaz. Hem Akdeniz ikliminden hem de İç Anadolu'nun karasal ikliminden etkilenir. Bunun için Akdeniz iklimi ile karasal iklim arasında geçiş iklimi olarak adlandırılabilir. Bozkır alanın fazlaca yer kapladığı bölgede yazın sıcak ve kurak olması haziran ayı başından itibaren tarım ürünlerinin sulanmasına gerekli kılmaktadır. 1935 yılında Şarkikaraağaç ilçesine bağlı bir nahiye olan Gelendost'ta 15 köy bulunurken,1940 yılında Mahmatlar ve Sarıidris köyleri Gelendost'tan ayrılarak Eğirdir'e bağlanmış ve bağlı bulunan köy sayısı 13'e düşmüştür.1940 yılından bu yana herhangi bir idari sınır değişikliği olmamıştır.1967 yılında beldeye çevrilen Bağıllı Köyü ile 1975 yılında beldeye çevrilen Yaka Köyünün belediye statüsü, nüfusun 2000 kişinin altına düşmesi nedeniyle 2013 yılında sona ermiştir. Gelendost'un 1940 yılında 9739 olan nüfusu 1970 yılına gelindiğinde 17757' ye 1990 yılında ise 22739'a ulaştığı görülmektedir. Nüfusun sürekli olarak artış gösterdiği bu dönemde 1970 yılından sonra Ülke dışına yapılan işçi göçlerinden kaynaklı nüfus artış hızında dalgalanmalar meydana gelmiştir. 2000 li yıllarla birlikte kırdan kente göçün hızlanmasıyla birlikte 2021 yılında Gelendost Nüfusu 15059' a kadar gerilemiştir. Gelendost ilçe sınırlarında en eski yerleşimler M.Ö. 3000 yılına kadar uzanmaktadır. Araştırma sahası tarih boyunca; Hitit, Frig, Lidya, Pers, Roma, Bizans, Selçuklu ve Osmanlı uygarlıklarının hâkimiyeti altına girmiştir. 1954 yılında ilçe statüsüne kavuşan Gelendost'ta, günümüzde ilçe merkezi dışında 13 köy yerleşmesi bulunmaktadır. Gelendost'ta temel ekonomik geçim kaynağı tarım ve hayvancılıktır. Tarımsal faaliyetler hayvancılık faaliyetlerine göre daha ön plandadır. 1990'lı yılların başında kuru tarım alanları toplam tarım alanları içerisinde %90 oranında bir paya sahipken, faaliyete geçen sulama projeleri ile birlikte günümüzde sulu tarım alanlarının payı toplam tarım alanları içerisinde %35'e kadar yükselmiştir. Bu durum bölgede elma yetiştiriciliğinin de önem kazanmasını sağlamıştır. 1991 yılına göre 2021 yılında elma üretimi 10 kat artış göstermiştir. Böylelikle tarımın ekonomik faaliyetler içerisindeki payı da yükselmiştir. Anahtar Kelimeler: Beşeri Coğrafya, Ekonomik Coğrafya, Isparta, Gelendost, Tarım,

Beşeri coğrafyaCoğrafyaEkonomik coğrafya+1
Ahmet Süslü
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Zengezur'un coğrafi konumu ve Türkiye -Azerbaycan için jeopolitikalar

Zengezur Azerbaycan, Nahçıvan ve Kacar İranı ile sınırı olan Ermenistan'ın güneyinde yer alan bölgedir. Bölgenin merkezi Kapan şehridir. Zengezur ilçesi doğu ve kuzeydoğuda Cebrail ve Şuşa ilçeleri, kuzeyde Cavanşir ilçesi, batı ve güneybatıda Erivan ilinin Şarur-Daralayaz ve Nahçıvan ilçeleri, güney ve güneydoğuda ise Kacar İranı ile Araz Nehri boyunca sınır komşusudur. 1918 ve 1920 yılları arasında Zengezur, kısa ömürlü Ermenistan Cumhuriyeti'ne dahil edildi . Ermenistan'ın Sovyetleştirilmesinden sonra Zengezur, Bolşeviklere karşı direnişin ana merkezi haline gelmişdir. Sovyetleştirme sırasında Zengezur, Sovyet Ermenistanı'nın bir parçası olurken, diğer iki tartışmalı bölge olan Nahçıvan ve Dağlık Karabağ Sovyet Azerbaycan'ın bir parçası oldu. Yirminci yüzyılın başından itibaren Ermeniler, Zengezur'u ele geçirmek için harekete geçtiler ve yüzyılın sonunda bunu başarabildiler. Stratejik açıdan önemli olan Zengezur bölgesi, İran sınırında Azerbaycan'ın Güneybatısını, Ermenistan'ın ise güneydoğusunu kapsamaktadır. Eski Türk-Müslüman toprakları olan Zengezur bölgesinin nüfusunun etnik bileşenindeki değişim, Rus birliklerinin işgalinden sonra XIX. yüzyılın başlarında başlamışdır. Rusya ve Kacar İranı arasında Gülistan (1813) ve Türkmençay (1828) anlaşmalarının imzalanmasının ardından Ermenilerin Zengezur bölgesine toplu göç süreci başlamışdır. Sadece İran'dan Türkmençay Antlaşması ile iskân edilen 8249 Ermeni ailesinden 1300'ü Karabağ ve Zengezur'a yerleşmiş, bunun sonucunda ise bölgedeki demografik durum ciddi değişiklikler geçirmiştir. 20 Temmuz 1921'de Ermenistan Halk Komiserleri Konseyi, Ermenistan'ın 8 bölge ve 33 bölge ile idari bölge bölünmesini onaylamıştır. 31 Ağustos'ta Zengezur'da yeni bir bölge- Gorus şehri- merkez olmakla Zengezur bölgesi kurulmuştur. Azerbaycan da Zengezur'un (Gorus, Karakilse, Kafan ve Megri bölgeleri) batı bölgesini idari-bölge bölümünden çıkarılmıştır. Böylece Zengezur iki kısma bölünmüştür ve batı kısmı Ermenistan ile birleştirilmiştir. Zengezur Koridoru, Azerbaycan'ın yanı sıra Çin ve Orta Asya'nın yanı sıra Ermenistan'ı Avrupa ve Pasifik Okyanusu'na sosyal, ekonomik, jeopolitik ve jeostratejik olarak bağlamaktadır. Bölgedeki askeri ve siyasi çatışmaların azalması, ülkeler arasındaki ticaretin artmasına neden olacaktır. Rusya, Azerbaycan, Türkiye, Ermenistan ve Kacar İranı arasındaki demiryolu ağını genişletecek ve Kafkas ülkeleri arasındaki ticareti yeni bir düzeye taşıyacak birçok ticaret yolunu açacaktır. Azerbaycan'ın bir Avrasya ulaşım merkezine dönüşmesiyle birlikte, Kafkasya bölgesindeki ulaşım ve demiryolları, bölgenin transit güvenliğini artırarak yeni rekabet ve yeni fırsatlar yaratacaktır. Bu bağlamda elbette uluslararası Doğu-Batı ve Kuzey-Güney ulaşım koridorlarının yapımı ve güzergahları ile Hazar Denizi'nden Avrupa'ya uzanan petrol ve gaz boru hattı sisteminin yapımı yeni sürprizler getirecek, Azerbaycan'ın Doğusunun önemini daha da artıracaktır. Batı ve Kuzey-Güney ulaşım koridorları sayesinde Tarihi İpek Yolu üzerinde bulunan Azerbaycan, Avrupa ve Asya arasında bir lojistik merkez olarak çok önemli lokasyona sahiptir. Doğu-Batı Koridoru Çin'in Orta Asya ve Azerbaycan üzerinden Avrupa'ya engelsiz erişimi, aralarındaki ticareti önemli ölçüde artıracaktır. (eurasian-research, 2020). 18 Şubat 1929'da Güney Kafkasya Merkezi Otoritesi İcra Kurulu, Nüvedi, Ernezir ve Tuğut köylerinin Ermenistan'a devredilmesine ilişkin bir karar almıştır. Sonuç olarak, şu anda "Megri Koridoru" olarak bilinen ve yalnızca Nahçıvan ile Azerbaycan'ın geri kalanı arasındaki bağlantıyı kesmekle kalmayan, aynı zamanda Ermenistan'ın Kacar İranı üzerinden erişimini sağlayan 42 km uzunluğundaki bir koridor kuruldu. Böylece Sovyet Bolşevik hükümeti Azerbaycan'ın tarihi topraklarını Ermeni SSC'ye bağışlama politikasını sürdürdü. Buradaki amaç sadece Ermenistan'ı güçlendirmek değil, aynı zamanda Türk dünyası ve Azerbaycan'la olan tüm yol bağlantılarını azaltmaktı. Bu, Çar Rusya'nın jeopolitik çıkarlar uğruna izlediği politikanın Sovyet makamları tarafından da takip edildiğinin açık bir göstergesiydi. 1988'de, Ermenistan, uluslararası destekçilerinin yardımıyla, Azerbaycan'ın Dağlık Karabağ bölgesine toprak iddiasını ileri sürerek bir sonraki adımı atmıştır. Sonuç olarak Ermenistan ve Azerbaycan arasındaki çatışma yeniden başlamıştır. 1988-1991 yılları arasında Ermeniler, Azerbaycan'ı Zengezur Megri bölgesindeki 7, Karakilse bölgesindeki 11, Kafan bölgesindeki 41 ve Gorus bölgesindeki 4 yerleşim yerlerinden sürgün ederek Azerbaycanlılara karşı etnik temizleme politikasını başlatmışlardır. 1991-1994 yıllarında Ermenistan silahlı kuvvetleri yabancı güçlerin yardımıyla Azerbaycan'ın Dağlık Karabağ bölgesini ve çevresindeki 7 bölgeyi işgal etmiştir. Böylece Zengezur'un Doğu kısmı, yani Azerbaycan Cumhuriyeti topraklarının bir kısmı olan Laçin, Gubadlı ve Zengilan bölgeleri işgal edilmiş oldu. Bu bölgelerde, 301 Azerbaycan yerleşkesini kapsayan 3347 kilometrekarelik topraklar Ermenistan silahlı kuvvetlerinin kontrolü altına alınmış ve 150.000'den fazla kişi yerinden edilmiştir. Ermeniler, zengin cevher yataklarına sahip, Kafkasya'nın İsviçre'si olarak adlandırılan Zengezur'u ele geçirerek Azerbaycan ve Nahçıvan ve aynı zamanda Azerbaycan ve Türkiye arasında yapay bir engel oluşturmuşlardır. Böylece Zengezur'un Azerbaycan'dan Ermenistan'a geçişinin bir sonucu olarak, Azerbaycan'ın ana kısmı Nahçivan'dan ayrıldı ve büyük Türk dünyası coğrafi olarak bölünmüştür. Türkiye'nin Dağlık Karabağ sorunundaki aktif stratejisinin en bariz örneği, Azerbaycan ve Ermenistan arasındaki çatışmayı Rusya'nın arka bahçesine daha fazla nüfuz etmek ve Kafkasya'da önemli bir oyuncu olarak konumunu güçlendirmek için kullanma girişimiydi. Türkiye'nin siyasi ve ekonomik gücünün yeni formu dış politikanın birçok alanında denge kurabiliyor olmasıdır. Bu yeni açılım süreci Türk dış politikasında yeni bir sayfa açarak, ekonomik fırsat penceresi ve yeni dış politika fırsatları ile yeni bölgesel jeopolitikalar yaratmaktadır. Türkiyenin jeopolitiği Zengezur ve Dağlık Karabağ'daki enerji hatları sorununu Rusya ile işbirliği yaparak çözebilirse, Orta Asya ve Kafkaslardan Türkiye'ye enerji hatları oluşturulacak ve ardından Türkiye'ye aktarılacaktır. Teşekkürlerim var. Yükseklisans süreci boyunca daima yanımda olan, çalışmalarımın her aşamasında beni detekleyen Danışman Hocam İlhan Oğuz AKDEMİR'e şükranlarımı sunuyorum. Yüksek lisans tezimi hazırlarken, oğlum Amir İbrahimov'a ayırmam gereken zamandan çokça çaldım. Özürlerimi ve sevgimi iletiyorum. İlerleyen zamanlarda, beni daha iyi anlayacağını biliyorum. Haritalarımın şekillenmesinde bana yardımcı olan Nesife LAĞIMCIOĞLU'na minnettarım. Son teşekkürüm okuyucularıma ve aziz Türk milletine, şayet bir kaç kelime ile faydası oldu ise çalışma gerçek amacına ulaşmış demektir.

AzerbaycanErmenistanJeopolitik+3
Türkan İsayeva
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00