Niğde Ömer Halisdemir Üniversity
Institute

Institute of Health Sciences

Niğde Ömer Halisdemir Üniversity

17

Archived Theses

0

DOIs Assigned

0%

DOI Rate

Archived Theses

10 Theses
Master'sOpen AccessTR

6 haftalık denge ve reaksiyon egzersizlerinin işitme engelli adölesanlarda denge ve reaksiyon süresine etkisi

Yapılan çalışmanın amacı, işitme engelli adölesan bireylerde denge ve reaksiyon süresinin gelişiminin incelenmesidir. Araştırma, nicel araştırma yöntemlerinden ön test-son test kontrol gruplu yarı deneysel desen kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Araştırma kapsamında deney ve kontrol grubunda 10'ar birey yer almıştır. Çalışmada ön test ve son test olarak denge ve reaksiyon testleri uygulanmıştır. Çalışma sonucunda deney grubuna uygulanan antrenman programı neticesinde, Deney grubuna uygulanan program sonucunda hem denge düzeyinde hem de reaksiyon sürelerinde istatistiksel olarak anlamlı iyileşmeler gözlemlenmiştir (p<0.05). Buna karşın, kontrol grubunda bu parametrelerde anlamlı bir değişim kaydedilmemiştir (p>0.05). Ayrıca, deney ve kontrol grupları arasında denge ve reaksiyon ölçümleri arasında anlamlı bir farklılık tespit edilmiştir (p<0,05). Elde edilen bu sonuçlar, uygulanan antrenman programının işitme engelli adölesanların denge ve reaksiyon süresi üzerinde olumlu etkiler yarattığını göstermektedir. Ayrıca, araştırmanın bulguları, işitme engelli bireylerin motor gelişimlerini desteklemek amacıyla özel olarak tasarlanmış antrenman programlarının önemini vurgulamaktadır.

Şaziye Alpargu
Niğde Ömer Halisdemir Üniversity · Institute of Health Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Niğde Ömer Halisdemir Üniversitesinde görev yapan akademik personelin sağlıklı yaşam biçimi davranışlarının belirlenmesi

Araştırmanın amacı, Niğde Ömer Halisdemir Üniversitesi'nde görev yapan akademik personelin sağlıklı yaşam biçimi davranışlarını ve bu davranışları etkileyen faktörleri ortaya çıkarmak amacıyla tanımlayıcı olarak yapılmıştır. Araştırmanın evrenini, Niğde Ömer Halisdemir Üniversitesi'nde akademik personel olarak görev yapan 626'sı erkek, 452'si kadın olmak üzere toplam 1078 kişiden, Örneklem seçilmeksizin evren örneklem olarak kabul edilmiş, araştırmaya gönüllü olarak katılan 162'si kadın, 230'u erkek olmak üzere toplam 392 akademik personele ulaşılmıştır. Veriler, Temmuz - Aralık 2023 tarihleri arasında, katılımcıların cinsiyet, yaş, medeni durum, akademik ünvan, haftalık ders yükü, gerçekleştirilen akademik faliyetin sayısı gibi özelliklerinin belirlenmesine yönelik , 8 sorudan oluşan bireysel özellikler içeren anket formu ve 52 ifadeden oluşan, Walker ve ark. tarafından geliştirilen Bahar ve ark. tarafından Türkçeye uyarlama çalışması yapılan sağlıklı yaşam biçimi davranışları ölçeği-II' ile toplanmıştır. Veriler değerlendirilmesinde SPSS 25.0 programı kullanımıştır. Akademik personelin sağlıklı yaşam biçimi davranışları ölçeği II.'den aldığı puanların normal dağılım gösterip göstermediğini saptamak için Shapiro ve Kolmogorov- Smirnov testleri uygulanmış uygulanan testler neticesinde verilerin normal dağılım sergilediği sonucu bulunmuştur. Normal dağılım gösteren puanları; Bağımsız örneklem t testi, Anova testi ile değerlendirilmiştir. Anlamlılık düzeyi p<0.05 olarak kabul edilmiştir. SYBD ölçeği toplam puanı 132,08±20,24, alt boyut ölçek puanları ise; sağlık sorumluluğu 21,42±4,80, fiziksel aktivite 16,16±4,65, beslenme 21,15±4,32, manevi gelişim 27,99±4,09, kişilerarası ilişkiler 25,47±4,47 stres yönetimide ise 20,08±4,60 olarak saptanmıştır. Sonuç olarak, akademik personelin sağlıklı yaşam biçimi davranışlarının orta düzeyde olduğu görülmüş, en yüksek puanı manevi gelişim, endüşük puanı fiziksel aktivite alt boyutundan aldıkları, sağlık sorumluluğu ve beslenme puan ortalamasının kadın katılımcılarda, fiziksel aktivite, beslenme, stres yönetimi alt boyutlarında ise 41-50 yaş aralığındaki katılımcılarda, manevi gelişim alt boyutunda da 51 ve üzerinde yaş aralığında olan katılımcılarda yüksek olduğu sonucuna ulaşılmıştır.

Osman Çalışkan
Niğde Ömer Halisdemir Üniversity · Institute of Health Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Erkek bireylerde konsantrik ve eksantrik egzersizlerin bazı miyokinler, anjiyojenik ve antianjiyojenik faktörler üzerine etkisi

Anjiyogenez mevcut bulunan kapiller kan damarlarından yeni kan damarlarının oluşması demektir. Vücutta doğal olarak oluşan fizyolojik bir süreçtir (embriyogenezde, yara iyileşmesinde ve kadın üreme sisteminde) ancak patolojik olduğu birtakım durumlar (inflamatuar hastalıklarda, birtakım kanserlerde ve göz ile ilgili bazı hastalıklar) da olabilmektedir. Kanda bulunan anjiyojenik faktörler baskın olduğunda anjiyogenez meydana gelir, tersine kanda antianjiyojenik faktörler baskın olduğunda ise anjiyogenez baskılanır. Egzersiz de aktif kas içinde güçlü bir anjiyojenik uyarı üretir. Bizim de bu çalışmadaki amacımız konsantrik ve eksantrik egzersiz tiplerinin bireylerde anjiyojenik ve antianjiyojenik faktörlerle birlikte inflamasyon ve anjiyogenezle ilişkili miyokin değerlerine ve kas hasarı belirteçlerinden kreatin kinaz üzerine etkilerini belirlemektir. Bu amaç doğrultusunda 24 gönüllü ile yapılan bu çalışmamızda konsantrik egzersiz (KE) grubu (n=11) ve eksantrik egzersiz (EE) grubu (n=13) olmak üzere iki egzersiz grubu oluşturuldu ve bu gruplara fizyoterapist eşliğinde 2 haftalık (6 seans) direnç egzersizi programı uygulandı. Çalışmaya katılan gönüllülerden 3 farklı zamanda (egzersize başlamadan önce=kontrol, ilk egzersiz seansından sonra=akut ve son egzersiz seansından sonra=kronik) kan örnekleri toplandı ve serum elde edildi. Bu serum örneklerinde VEGF, Anjiyopoietin-1, Endostatin, Trombospondin-1, IL-6 ve IL-8 düzeyleri ELISA yöntemiyle çalışıldı. CK düzeyleri de Floresans Akış Sitometrisi yöntemi ile ölçüldü. Çalışmamızın sonuçları değerlendirildiğinde anjiyojenik faktörlerden VEGF her iki grupta da zamana göre anlamlı derecede artış gösterirken, Anjiyopoietin-1 düzeyleri iki grupta da değişiklik göstermedi. İki değişken için de grup-zaman ilişkisi farklılık göstermedi. Antianjiyojenik faktörlerden endostatin düzeyleri EE grubunda zamana göre anlamlı artış gösterdi, KE grubunda değişim gözlenmedi; Trombospondin-1 ise her iki grupta da zamana göre azalış gösterdi. Her iki antianjiyojenik değişken için de grup-zaman ilişkisi farklılık göstermedi. Hem IL-6 hem de IL-8 her iki grupta da zamana göre anlamlı artış gösterdi ancak iki değişkende de gruplar arası farklılık yoktu. CK düzeyleri ise EE grubunda zamana göre anlamlı artış gösterdi, KE grubunda değişim olmadı. Ancak grup-zaman etkileşimi yine anlamlı değildi. Sonuç olarak anjiyojenik faktörler her iki grupta da benzer değişimler gösterdi, gruplar arası farklılık bulunmadı. Ancak anti-anjiyojenik faktörlerden olan Endostatinin sadece eksantrik egzersizle artması, anjiyogenezin modülasyonu için önemli olabilir.

Mustafa Aktar
Niğde Ömer Halisdemir Üniversity · Institute of Health Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Kadınların tuvalet ve genital hijyen davranışlarının alt üriner sistem semptomlarına etkisi

Bu yüksek lisans tezinde, kadınların tuvalet ve genital hijyen davranışlarının alt üriner sistem semptomlarına etkisini belirlemek amaçlanmıştır. Kesitsel tipte yapılan bu araştırma, 29.01.2024 – 26.03.2024 tarihleri arasında İç Anadolu'da yer alan bir ilçenin bir aile sağlığı merkezine muayene olmak amacıyla gelen, 18-49 yaş grubunda yer alan ve evli olan 300 kadın ile gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın verileri, 32 sorudan oluşan bir anket formu, "Bristol Kadın Alt Üriner Sistem Semptomları Soru Formu", "Tuvalet Davranışları-Kadınların Boşaltım Davranış Skalası" ve "Genital Hijyen Davranışları Envanteri" kullanılarak toplanmıştır. Araştırmanın verilerinin değerlendirilmesinde tanımlayıcı olan istatistiklerden yararlanılmış, bağımsız gruplarda t ve Welch ANOVA testleri kullanılmış, Pearson korelasyon, basit ve çoklu doğrusal regresyon analizlerinden yapılmıştır. Katılımcıların tamamı en az bir alt üriner sistem semptomunu yaşarken, depolama, işeme, üriner inkontinans, seksüel fonksiyon ve yaşam kalitesi ile ilgili semptomların görülme sıklıkları sırasıyla %99.7, %79.3, %64.7, %35.3 ve %66.7'dir. Kadınların %63.7'si idrar yapmayı etkileyen veya idrar kaçırma gibi bir durum sebebiyle hekime muayene olmak amacıyla başvurmuştur. Bristol Kadın Alt Üriner Sistem Semptomları Soru Formu'nun toplam puanı ile Tuvalet Davranışları-Kadınların Boşaltım Davranış Skalası'nın genel puanı arasında pozitif yönde ve kuvvetli, Genital Hijyen Davranışları Envanteri ile ise negatif yönde ve kuvvetli bir ilişki olduğu saptanmıştır. Regresyon analizi sonucunda Tuvalet Davranışları-Kadınların Boşaltım Davranış Skalası'nın "işeme için tercih edilen yer", "erken işeme", "işemeyi geciktirme" ve "işemede zorlanma" alt boyutlarındaki bir puanlık artış, sırasıyla Bristol Kadın Alt Üriner Sistem Semptomları Soru Formu'nun toplam puanını 3.03, 2.50, 2.07 ve 1.11 puan artırdığı tespit edilmiştir. Aksine Genital Hijyen Davranışları Envanteri genel puanındaki bir puanlık artış, Bristol Kadın Alt Üriner Sistem Semptomları Soru Formu'nun toplam puanını 0.84 puan düşürmektedir. Bağımlı değişkenle ile ikili karşılaştırmalarda aralarında istatistiksel olarak anlamlı fark olduğu saptanan diğer değişkenlerin varlığında, Tuvalet Davranışları-Kadınların Boşaltım Davranış Skalası'nın toplam puanındaki bir puanlık artış, Bristol Kadın Alt Üriner Sistem Semptomları Soru Formu'nun toplam puanını 1.17 puan artırırken, Genital Hijyen Davranışları Envanteri genel puanındaki artış ise aksine 0.11 puan düşürmektedir. Bu sonuçlar, kadınlarda alt üriner sistem semptomlarının yaygın olarak görüldüğünü, bu nedenle tedavi arama davranışının yetersiz olduğunu, bu sağlık sorununun gelişmesinde tuvalet ve genital davranışlarının etkili olduğunu göstermiştir. Bu doğrultuda sağlık sorunun teşhis ve tedavisinin yapılabilmesi için kadınların ve onlara sağlık hizmeti sunan sağlık profesyonellerinin alt üriner sistem semptomları hakkında farkındalıklarının artırılması, sağlıklı mesane ve doğru genital hijyen alışkanlıklarının kazandırılması için eğitim ve danışmanlıkların yapılması gerekmektedir. Anahtar Sözcükler: Alt üriner sistem semptomları, tuvalet davranışları, genital hijyen davranışları, prevalans, tedavi arama davranışı, hemşirelik

Sevgi Akbuz
Niğde Ömer Halisdemir Üniversity · Institute of Health Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Gebelerde genital hijyen davranışlarının tekrarlayan üriner sistem enfeksiyonları ile ilişkisi

Bu araştırmada, gebelikte genital hijyen davranışlarının tekrarlayan üriner sistem enfeksiyonları (ÜSE) ile ilişkisinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Kesitsel türdeki bu araştırma, Kayseri il merkezinde yer alan bir semt polikliniğinde 374 gebe kadın ile gerçekleştirilmiştir. Veriler, "Tanıtıcı Özellikleri ve Gebelikte Üriner Sistem Enfeksiyonu Geçirme Öyküsünü Değerlendirme Formu", "Genital Hijyen Davranışları Envanteri (GHDE)" kullanılarak toplanmıştır. Veriler kikare testi ve Mann-Whitney U testi testi kullanılarak analiz edilmiştir. Gebe kadınlarda tekrarlayan ÜSE görülme sıklığı %27.0 olarak belirlenmiştir. Kendi değişken grubundakilere göre yaşı 30-34 olan, kronik hastalığı, anemisi ve gebelik öncesi ÜSE öyküsü olan gebelerde tekrarlayan ÜSE anlamlı olarak daha yüksek bulunmuştur (p<0.05). Gebeliğinde vajinal duş yapanlarda yapmayanlara, cinsel ilişkiye girenlerde girmeyenlere, haftada 2-3 kez iç çamaşırı değiştirenlerde günlük olarak değiştirenlere göre tekrarlayan ÜSE görülme sıklığının anlamlı olarak daha fazla görüldüğü saptanmıştır (p<0.05). Tekrarlayan ÜSE olan ve olmayan gebelerin GHDE toplam puan ortancaları arasındaki farkın anlamlı olmadığı tespit edilmiştir (p˃0.05). Bu bulgular, gebelerde tekrarlayan ÜSE'nin yaygın görüldüğünü, genital hijyen davranışları ile ilgili genel özelliklerden ziyade, vajinal duş alışkanlığının ve gebelikte cinsel ilişki yaşama durumunun tekrarlayan ÜSE ile ilişkili olduğunu göstermiştir. Sağlık çalışanları gebeleri tekrarlayan ÜSE konusunda bilgilendirmeli, riskli grupları erken zamanda tespit etmeli ve uygun şekilde tedavi edilmesini sağlamalıdır. Gebelikte ÜSE'nin görülme ve tekrar etme olasılığını azaltmak için kadınların vajinal duşun olumsuz etkileri konusunda eğitilmesi, genital hijyen davranışlarını değerlendirerek gereksinime uygun danışmalığın sağlanması önerilmektedir.

Fatma Nur Köremez
Niğde Ömer Halisdemir Üniversity · Institute of Health Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

2016-2022 yılları arasında euroleague basketbol müsabakalarında guard pozisyonunda oynayan oyuncuların performans düzeylerinin incelenmesi

Bu araştırmada 2016-2022 yılları arasında Euroleague basketbol müsabakalarında Guard pozisyonunda oynayan oyuncuların performans düzeylerinin incelenmesi amaçlanmıştır. Basketbolun Avrupa'daki en köklü ve prestijli organizasyonu olan Euroleague'de, Guard pozisyonunda oynayan oyuncuların performans düzeylerinin, bu seviyede oynanan yüksek tempodaki maçlarda takım başarısına katkıları araştırılmaktadır. Guard pozisyonunda oynayan oyuncular takımların hücum alternatiflerini yönetmekle görevli olan sporculardır. Basketbol topunu hücum yarı sahasına geçirmek ve oyunu organize etmek bu oyuncuların görevleridir. Basketbolda bu pozisyonlarda genel olarak takımın en iyi kat yapabilen, pas atabilen oyuncuları görevlendirilmektedir. Guard oyuncuların aynı zamanda rakip takımın hızlı hücumlarını kesmesi, set oyununu organize etmesi, rakip takımın dribling yapan oyuncularını savunma gibi görevleri de yer almaktadır. Bu bağlamda günümüz basketbolunda bu bölge oynayan oyuncuların performans düzeylerinin önemli olduğu düşünülmektedir. Modern basketbolun günümüzde hızlı ve tempolu oynanmasında takımın saha içerisinde organize olmasını ve oyun kurgusunu sağlayan Guard pozisyonundaki oyuncuların önemi artmıştır. Saha dışından antrenörlerin oyuna müdehalesinin zor olmasından kaynaklı, Guard pozisyonunda oynayan oyuncuların saha içerisinde takım oyununu oynayabilme ve saha içerisinde diğer oyuncuları yönlendirebilme adına, takımın en önemli parçalarından biri olduğu düşünülmektedir. Günümüz basketbolunda oyun kurucu ve şutör guard pozisyonlarını oynayan oyuncular üst seviye basketbol organizasyonlarında, performanslarıyla takımlarını, sezon öncesi oluşturdukları hedefleri gerçekleştirebilmek adına önemli işler yaptıkları düşünülmektedir. Guard pozisyonunda oynayan oyuncuların Eurolegue sezonu boyunca ortaya koydukları istatistiksel performans değerlendirmeleri, bu pozisyonu oynayan oyuncu gruplarının takım için önemini yansıtacağı düşünülmektedir. Literatürde Avrupa'da basketbolun en üst seviyesi olarak adlandırılan Euroleague organizasyonunda Guard pozisyonunu oynayan oyuncuların 2016-2022 yılları içerisinde oynanan maç istatistiksel verileri, oynadıkları takımlardaki performansları gözlemlenerek takımlar için ne derece önemli oldukları araştırılacak ve bu bağlamda takımlarına verdikleri katkılar gözlemlenmiştir. Araştırmamızda elde edilen bulguların analizinde SPSS 22 programı kullanılmış olup örneklem büyüklüğü belirlemek için ise G*Power (3.1.9.4 sürüm) kullanılmıştır. Araştırma sonunda sayı ortalaması, 2 ve 3 sayı ve serbest atış ortalamalarında anlamlı farklılaşma (p<0,005) olduğu bulgusuna ulaşılmıştır. Sonuç olarak yapılan bu çalışmada bulgulardaki farklılaşmanın nedenleri arasında oyuncuların atletik performans düzeyleri, sakatlık durumu, transfer, aldıkları süreler vb. durumlar olduğu gözlemlenmiştir.

Turan Abdullah Tüzün
Niğde Ömer Halisdemir Üniversity · Institute of Health Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

14-16 yaşları arasındaki taekwondo sporcularına 8 haftaboyunca uygulanan core antrenmanların sürat,dayanıklılık, çeviklik ve esneklik becerilerine etkisi

Bu çalışmanın amacı 14-16 yaşları arasındaki taekwondo sporcularına 8 hafta boyunca uygulanan core antrenmanların sürat, dayanıklılık, çeviklik ve esneklik becerilerine etkisinin incelenmesidir. Çalışmaya 14 – 16 yaş aralığında, 15 deney ve 16 kontrol grubu olmak üzere toplam (n=31) lisanslı taekwondo sporcusu gönüllü olarak katılmıştır. Katılımcıların dayanıklılık becerilerinin ölçümünde yo-yo testi, sürat becerilerinin ölçümünde 10 m ve 20 m sürat testi; çeviklik becerilerinin ölçümünde pro agility testi; esneklik becerilerinin ölçümünde otur uzan esneklik testi uygulanmıştır. Tüm veriler ön test - son test modeline uygun olarak kayıt altına alınmıştır. Verilerin analizi SPSS 22.0 istatistik paket programında yapılmıştır. Verilerin normallik dağılımlarını saptamak için Shapiro-Wilk Testi kullanılmıştır. Elde edilen verilerin normal dağılım göstermemesi nedeni ile nonparametrik testler tercih edilmiştir. Çalışmada deney ve kontrol grubunun ön test- son test arasındaki farkları belirlenmek için Wilcoxon Signed Rank testi kullanılmıştır. Yapılan istatiksel analiz sonucuna göre, deney grubuna uygulanan 8 haftalık core antrenmanların, katılımcıların 10 m sürat, 20 m sürat, aerobik dayanıklılık, çeviklik ve esneklik becerilerini son testte anlamlı olarak geliştirdiği belirlenmiştir. Kontrol grubu katılımcılarının ise aerobik dayanıklılık ve çeviklik becerilerinin son testte anlamlı olarak geliştiği belirlenmiştir. Core egzersizleri, sürat, dayanıklılık, çeviklik ve esneklik gibi performans parametrelerini optimize ederek sporcuların genel atletik kapasitesini geliştirmede kritik bir rol oynar. Sporcuların fiziksel uygunluk parametrelerinin geliştirilmesinde diğer yöntemlerle birlikte core antrenmanların da kullanılması önerilebilir. Anahtar Kelimeler: Taekwondo, Sürat, Dayanıklılık, Çeviklik, Esneklik.

Mehmet Mustafa Karataş
Niğde Ömer Halisdemir Üniversity · Institute of Health Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Bipolar bozukluğu olan hastaların işlevsellik düzeyleri ve etkileyen faktörlerin belirlenmesi

Bu araştırmada, bipolar bozukluğu olan hastaların işlevsellik düzeyleri ve etkileyen faktörleri incelemek amaçlanmıştır. Araştırma Niğde İli Toplum Ruh Sağlığı Merkezi (TRSM)'ne rehabilitasyon için devam eden hastalarla yapılmıştır. Araştırma 91 bipolar bozukluğu olan hasta ile yürütülmüştür. Hastalara Bipolar Bozukluk İşlevsellik Ölçeği ve Hasta Tanıtım Formu uygulanmıştır. Araştırma verileri, SPSS22.0 programında analiz edilmiş olup ölçek ve alt ölçekler puanları için tanımlayıcı (sayı, yüzde, ortalama, ortanca, min-max ) istatistikler kullanılmıştır. Verilerin analizinde kullanılacak testlere karar vermek için Shapiro – Wilk normallik testleri yapılmıştır. Araştırma verileri normal dağılım göstermediği için ölçek puan ortancaları ile bağımsız değişkenler Kruskal Wallis ve Mann Whitney U testi kullanılarak karşılaştırılmıştır. Duygusal İşlevsellik alt ölçeği puan ortalaması 5,70±1,17, Zihinsel İşlevsellik alt ölçeği puan ortalaması 7,72±1,52, Cinsel İşlevsellik alt ölçeği puan ortalaması 8,41±2,32, Damgalanma Hissi alt ölçeği puan ortalaması 6,83±2,70, İçe Kapanma alt ölçeği puan ortalaması 5,20±1,76, Ev İçi İlişkiler alt ölçeği puan ortalaması 12,80±4,15, Arkadaşlarıyla İlişkiler alt ölçeği puan ortalaması 8,36±2,75, Toplumsal Etkinliklere Katılım alt ölçeği puan ortalaması 12,35±2,89, Günlük Etkinlikler ve Hobiler alt ölçeği puan ortalaması 14,03±3,16, İnisiyatif Alma ve Potansiyelini Kullanabilme alt ölçeği puan ortalaması 5,54±1,80, İş alt ölçeği puan ortalaması 7,60±2,15 olarak bulunmuştur. Hastalar işlevsellik ölçeklerinden ortalama veya ortalamanın üzerinde puan almışlardır. Anahtar Kelimeler: Bipolar bozukluk, işlevsellik, psikiyatri hemşireliği

Öznur Akkoyun Demirtaş
Niğde Ömer Halisdemir Üniversity · Institute of Health Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Palyatif bakım alan hasta ve yakınlarının sorunlarının belirlenmesi

Bu araştırma palyatif bakım alan hasta ve yakınlarının sorunlarının belirlenmesi amacıyla niteliksel bir çalışma deseninde gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın evrenini Niğde Ömer Halisdemir Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde palyatif bakım servisinde yatan hasta ve yakınları oluşturmuştur. Araştırmanın örneklemini 10 hasta ve 10 hasta yakını oluşturmuştur, çalışma için etik kurul izni, kurum izni ve katılımcılardan yazılı olur alınmıştır. Araştırma verileri hasta ve hasta yakını Sosyo-demografik Özellikleri Tanıtım Formu, Yapılandırılmış Hasta ve Hasta Yakını Problemlerini İçeren Form, Bilgilendirilmiş Gönüllü Onam Formu kullanılarak araştırmacı tarafından yüz yüze görüşme yöntemiyle Aralık 2022- Ekim 2023 tarihleri arasında toplanmıştır. Araştırma nitel derinlemesine görüşme yöntemiyle yapılmış, kimliksizleştirilen hasta ve hasta yakınlarının ses kaydının yazılı dökümü veri seti olarak kullanılmıştır. Araştırmanın verileri içerik analizi kullanılarak MAXQDA 2020 programı ile analiz edilmiştir. Tez çalışmasının araştırma sorularına daha iyi cevap verebilmek amacıyla, araştırmadan elde edilen ham veriler araştırmacı ve tez danışmanı tarafından kodlanmış, kodlardan kategorilere ulaşılmış, kod, kategori, ve temalar tekrarlı görüşmelerle araştırmanın amacına uygun olacak biçimde düzenlenmiştir. Böylece tümevarım yöntemi kullanılarak kodlardan kategorilere, kategorilerden de temalara ulaşılmıştır. Yapılan çalışma sonucunda "Hasta ve Hasta Yakınlarının Yaşadığı Sorunlar", "Hasta ve Hasta Yakınlarının Yaşadığı Sorunların Nedenleri ve "Hasta ve Yakınlarının Yaşadığı Sorunların Yaşamlarına Etkileri" olmak üzere üç ana tema elde edilmiştir. Araştırma sonucunda hasta ve yakınlarının yaşadığı sorunların alt temalarına göre en yoğun fizyolojik sorunlar ağrı, öksürük-nefes darlığı, mide bulantısı-kusma; psikolojik olarak başkalarına yük olma ve sevdiklerinin geleceği için endişe etme yer almaktadır. Sorunların nedenleri alt temasına göre ise finansal açıdan yetersiz oldukları, tedavi sürecinin uzun ve yorucu olduğu, kadın olmanın verdiği zorluklar, şehir dışında tedavi görme-ulaşım sıkıntısı nedenler arasındadır. Sorunların yaşamlarına etkileri alt temasına göre sosyal etkileri; evdeki sorumlulukları yetişememe, aile desteğinin artması etkileri arasındadır, ekonomik etkileri; hastane imkanlarının yetersiz olması, devletin finansal destek vermesi, spritüel etkileri ;manevi duygulara yönelme, şükür duygusunun artması, bakım-tedavi sürecindeki etkileri ise; hastanede tedavi sürecinin kolay olması ve hasta yakının zor durumda kalması yaşamlarına etkileri arasındadır. Anahtar kelimeler: Palyatif bakım, Hasta, Hasta yakını, Yaşanılan Sorunlar, Yaşanılan Sorunları nedenleri ve Yaşanılan sorunların yaşama etkileri

HastalarPalyatif bakım
Sevgi Tuncay
Niğde Ömer Halisdemir Üniversity · Institute of Health Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

12-15 yaş arası çocukların futbol eğitimine başlama zamanlarına göre temel motorik ve futbol teknik becerilerinin karşılaştırılması

Çalışmanın amacı, 12-15 yaş arası futbol eğitimi alan çocukların eğitime başlama zamanlarının, temel motorik becerilerine ve futbol temel tekniğine etkisinin incelenmesi ve karşılaştırılmasıdır. Çalışmaya; Niğde ilinde faaliyet gösteren Niğde Anadolu Fk'da futbol oynayan 12-15 yaş arası futbolcuların içerisinden, 1-3 yıl ve 4-7 yıl olmak üzere futbol eğitimi almış erkek futbolculardan seçilmiş toplam 60 denek katılmıştır. Çalışmaya katılan 60 kişilik futbolcu grubuna motor beceri ve futbol beceri testleri uygulanmıştır. Çocukların motor beceri performansları; 30 m sürat, Arrowhead Agility/Çeviklik , Dikey Sıçrama, Eriş-Uzan testleriyle belirlenmiş olup futbol beceri performansları; Mor & Christian Pas Testi, Mor & Christian Şut Testi, Mor & Christian Dripling Testleri ile belirlenmiştir. Yapılan istatistiksel analiz sonucunda uygulanan motor beceri testlerinde Çeviklik [t(30)=5,23; p<0,00], Eriş Uzan [t(30)= -4,88; p<0,00], 30 Metre Sürat [t(30)= 4,67; p<0,00], Dikey Sıçrama [t(30)= -5,80; p<0,00], testlerinde anlamlı farklar ortaya çıkmıştır. Farkın 4-7 yıl spor yaşına sahip grup lehine olduğu tespit edilmiştir. Yapılan istatiksel analiz sonucunda uygulanan futbol beceri testlerinde ise Mor & Christian Pas [t(30)= -8,22; p<0,00], Mor & Christian Şut [t(30)= -6,55; p<0,00], Mor & Christian Dripling [t(30)= 6,37; p<0,00] testlerinde anlamlı farklar ortaya çıkmıştır. Farkın 4-7 yıl spor yaşına sahip grup lehine olduğu tespit edilmiştir. Sonuç olarak; çalışmaya katılan sporcuların futbol eğitimine başlama zamanlarının motor beceri ve futbol beceri performanslarını doğrudan olumlu etkilediği görülmüştür. Bu olumlu etki sonucunda çocukların futbol eğitimine daha erken yaşlarda yönlendirilmesinin önem kazanacağı düşünülmektedir.

Çağrı Özturak
Niğde Ömer Halisdemir Üniversity · Institute of Health Sciences
2024
00