Recep Tayyip Erdoğan University
Discipline

Su Ürünleri Temel Bilimleri Anabilim Dalı

Recep Tayyip Erdoğan University

193

Archived Theses

0

DOIs Assigned

0%

DOI Rate

Discipline

50 Theses
Master'sOpen AccessTR

Farklı oranlarda yeme eklenen kekik (Thymus vulgaris) yağının sazan (Cyprinus carpio L.) yavrularının büyümesine etkisi

Bu çalışmada başlangıç ortalama canlı ağırlıkları 0,88±0,36 g olan sazan (Cyprinus carpio) yavrularının %0, 0,5, 1,0 ve 1,5 oranlarında kekik (Thymus vulgaris) yağı ilave edilmiş yemlerle beslenmesinin büyüme ve gelişme üzerine etkilerinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Araştırma 3 tekerrürlü olarak 12 adet tankta 84 gün süreyle gerçekleştirilmiştir. Deneme sonunda gruplara ait büyüme parametreleri, yem değerlendirme oranları, yaşama oranları, besin madde bileşenleri ile karaciğer ve ince bağırsak histolojileri karşılaştırılmıştır. En iyi canlı ağırlık ortalaması %0,5 kekik yağı ilaveli yem ile beslenen gruptan elde edilirken (6,93±2,23) en düşük canlı ağırlık kazancı %1,5'luk grupta (6,46±2,56) gözlenmiştir (p<0,05). Yem değerlendirme ve yaşama oranları bakımından gruplar arasında önemli bir farklılık olmadığı (p>0,05) tespit edilmiştir. Besin madde bileşen analizlerinin gruplar arasında farklılık göstermemiş olması ve tüm gruplardaki karaciğer ile ince bağırsak dokularının normal morfolojide bulunmuş olması, kekik yağının denemede kullanılan oranlarda sazanların sağlığına olumsuz bir etki göstermediğini ortaya koymuştur. Ancak büyüme performansı verileri ile birlikte değerlendirildiğinde düşük dozların kullanılmasının önerilebilir olduğu sonucuna varılmıştır.

Özlem Çalışıcı Narin
İskenderun Technical University · Mühendislik ve Fen Bilimleri Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Akuakültürde kullanılabilme potansiyeline sahip alglerin besinsel salınımlarının belirlenmesi

Bu çalışmanın amacı, farklı boyutlarda (100-200µm, 200-300µm, 300-500µm ve 500-800µm) Spirulina sp., Chlorella sp. ve Sargassum sp. içeren mikroyemlerin farklı zamanlara (1.,3.,5. ve 15. dakikalarda) göre biyokimyasal ve besinsel kayıplarını belirlemektir. Çalışmada test edilen alglerin en düşük ve en yüksek kül, lipit ve protein değerleri sırasıyla %3,29±0,031 (Chlorella sp.)-%27,94±0,023 (Sargassum sp.), %0,91±0,024 (Sargassum sp.)-%8,91±0,04 (Spirulina sp.) ve %20,69±0,07 (Sargassum sp.)-%56,98±0,216 (Chlorella sp.) aralığında değişim göstermiştir (p < .05). Chlorella sp.'nin 2532 Da≥ besinsel salınımının, Spirulina sp. ve Sargassum sp.'den daha düşük olduğu belirlenmiştir. Spirulina sp. ve Sargassum sp. içeren mikroyemlerin besinsel kayıpları incelendiğinde en yüksek % dağılımın 2532 Da≥ aralığında, en düşük % dağılımın ise 2532-13000 Da aralığında olduğu belirlenmiştir. Buna karşılık, Chlorela sp. içeren mikroyemlerin besinsel kayıpları incelendiğinde en yüksek % dağılımı 13700-67000 Da aralığında, en düşük % dağılımın ise 67000 Da≤ aralığında olduğu belirlenmiştir. Çalışmada kullanılan alginat metodun, üretilen mikroyemlerin biyokimyasal kompozisyonları test edilen alglerin kül, lipit ve protein seviyelerini yansıtmasından dolayı iyi performansa sahip olduğu gözlenmiştir. Sonuçlar aynı zamanda, mikroyem formülasyonlarında Spirulina sp. ve Sargassum sp.'nin 2532 Da≥ moleküler ağırlığı içeren yüksek besinsel kayıplara sebep olabileceğini, buna karşılık, rasyonlarda Chlorella sp.'nin kullanımının 13700-67000 Da besinsel kayıplarıyla sonuçlanacağını ortaya koymuştur.

Asuman Mıhalioğlu Yenmiş
İskenderun Technical University · Mühendislik ve Fen Bilimleri Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessTR

COVID-19 pandemisinin Türkiye şehir akvaryumları üzerine etkisi

Koronavirüs pandemisinin 2019'un (Covid-19) yayılmasını azaltmak için tüm dünya genelindeki ülkeler, şehir akvaryumlarının kapatılması da dahil olmak üzere sosyal etkileşimlere sınırlamalar getirmiştir. Türkiye'nin farklı şehirlerindeki on beş şehir akvaryumu, Covid-19 pandemisinden önce şehirlerin ekonomik olarak büyümesine katkıda bulunmuştur. Bu tezde, küresel Covid-19 salgınının Türkiye'de ki şehir akvaryumları üzerine etkileri araştırılmıştır. Veriler temsili dört farklı şehir akvaryumlarından elde edilmiştir. Araştırmada yüz yüze anket yöntemi kullanılmıştır. Kırk bir soru sorulmuştur. Anket sonuçlarına göre, Covid-19 pandemisi halka açık akvaryumların neredeyse tüm özelliklerini etkilemiştir. Covid-19 pandemisi nedeniyle, uzun süreli ve tekrarlayan şehir akvaryumlarının kapanışları, Türkiye'de ki şehir akvaryumlarına ziyaretçilerin aniden durmasına neden olmuştur. Ziyaretçi sayısı % 37,5 azalmıştır. Halka açık akvaryumların aktiviteleri bir akvaryumda % 100, diğer iki akvaryumda % 25 ve % 5 azalmıştır. Covid-19 pandemisi sırasında tüm şehir akvaryumlarında ki işçi sayıları % 25 oranında azalmıştır. Şehir akvaryumlarının % 100'ü devlet ve/veya başka herhangi bir kuruluş tarafından finansal olarak desteklenmemiştir. Şehir akvaryumlarında Covid-19 pandemisi sonrası akvaryum canlılarının % 25'inde stres gözlemlenmiştir. Bu sonuçlar, halka açık akvaryumları ve pandemi uygulamalarının etkilerini yansıtan Covid-19 kapanışlarının değişken etkilerini göstermektedir. Bu araştırmadan elde edilen bulgular, şehir akvaryumlarının Covid-19 pandemisi gibi felaketlere karşı önceden hazırlıklı olmalarında faydalı olabilir. Ayrıca Türkiye'de ki tüm şehir akvaryumlarını kapsayan ulusal bir organizasyonun kurulmasını ve "Türkiye Şehir Akvaryumları Grubu" adını almasını öneriyoruz.

AkvaryumCOVID 19Karantina+1
Gülseren Akbulut
İskenderun Technical University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Farklı kanatlı türü yumurta sarısı içeren sulandırıcılar ile dondurulan sazan (cyprinus carpio) spermasının çözüm sonu kalitesi ve fertilizasyon yeteneğinin araştırılması

Yumurta sarısı, özellikle memeli türlerinin spermasının kriyoprezervasyonu amacıyla kullanılan sulandırıcıların en yaygın kriyoprotektif bileşenlerden biridir. Bununla birlikte yumurta sarılarının balık spermasının dondurulmasındaki etkinliği ile ilgili olarak bilgi eksikliği bulunmaktadır. Bu nedenle bu çalışma, farklı kanatlı türlerine (ördek, kaz ve tavuk ait yumurta sarılarının kriyoprezervasyon işlemini takiben pullu sazan (Cyprinus carpio) spermasının çözüm sonu kalitesi ve fertilizasyonu üzerindeki etkilerinin karşılaştırılması amacıyla yürütülmüştür. Sukroz tabanlı sulandırıcı ile dilüe (1:10) edilen sperm örnekleri; %10, %15, %20 oranlarında farklı kanatlı yumurta sarıları ile takviye edilmiştir. Kontrol grubuna ait sperm örnekleri sadece yumurta sarısı içermeyen sukroz tabanlı sulandırıcı ile dilüe edilmiştir. Dilüsyonu takiben sperma,+4°C'de 10 dakika ekilibre edilerek 0,25 mL payetlere çekilip sıvı azot (LN2) yüzeyinin 3 cm üzerinde 10 dk süre ile dondurulup sıvı azaot (LN2) içerisine aktarılmıştır. Sperma 35⁰C'de 30 saniye su banyosunda çözdürüldü ve 1x105 spermatozoa/yumurta oranı kullanılarak fertilizasyon işlemi gerçekleştirildi. Çalışma sonuçlarına göre, sukroz tabanlı sulandırıcıya ördek yumurta sarısı ilave edilmesi kontrol grubuna göre çözdürme sonrası progresif motilite (%), progresif motilite süresi (s), canlılık oranı (%) ve döl verimini (%) geliştirmiştir (p<0.05). Elde edilen çalışma sonuçları, pullu sazan spermasının dondurularak saklanmasında sukroz tabanlı sulandırıcıda, tavuk yumurta sarısı yerine alternatif olarak ördek yumurta sarısının kullanılabileceğini göstermiştir.

FertiliteKriyoprezervasyonSperm
Hasan Avlar
İskenderun Technical University · Mühendislik ve Fen Bilimleri Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Eğirdir gölüne dökülen gelendost (afşar, akçay) çayının su kalitesinin fizikokimyasal parametreler ve biyotik indekslere göre belirlenmesi

ÖZET Yüksek Lisans Tezi EĞİRDİR GÖLÜNE DÖKÜLEN GELENDOST (AFŞAR, AKÇAY) ÇAYININ SU KALİTESİNİN FİZİKOKİMYASAL PARAMETRELER VE BİYOTİK İNDEKSLERE GÖRE BELİRLENMESİ Fatma YILDIRIM Isparta Uygulamalı Bilimler Üniversitesi Lisansüstü Eğitim Enstitüsü Su Ürünleri Temel Bilimler Anabilim Dalı Danışman: Prof. Dr. Osman ÇETİNKAYA Bu çalışmada Isparta ilinde yer alan ve Eğirdir gölüne dökülen Gelendost Çayı (Afşar, Akçay)'nın su kalitesinin fizikokimyasal parametreler ve biyotik indekslere göre belirlenmesi amaçlanmıştır. Araştırmada Mayıs, Ağustos, Kasım 2014 ile Mart 2015 tarihlerinde çay üzerinde belirlenen kalite ve değişimini yansıtabilecek 9 istasyonda yerinde aletli ölçümler yapılmıştır. İstasyonlardan alınan su ve makro bentik organizma örneklerinin laboratuvarda teşhis ve analizleri yapılmış, biyolojik indeksler hesaplanmıştır. Belirlenen fizikokimyasal parametreler ile makro bentik organizma indeksleri su kalitesi ve kirliliğin değerlendirmesinde kullanılmıştır. Gelendost Afşar Çayının fizikokimyasal ve biyolojik su kalitesi noktasal ve zamansal olarak değişim göstermektedir. Yaz aylarında bazı noktalarda akış kesilmekte, çay kurumaktadır. Hisarardı I, II ve Akçaşar I noktaları alabalık yetiştirilebilecek su kalitesine sahiptir. Ancak, çayın memba noktalarından mansaba doğru gidildikçe kalite sınıfının yükseldiği, kalitenin düştüğü ve suyun kirlendiği görülmektedir. Çayınsu kalitesini belirlemede kullanılan biyotik indeksler genel olarak birbiri ile uyumludur, ancak fizikokimyasal parametreler ile biyotik indisler dikkate alınarak yapılan sınıflandırmada sapmalar görülebilmektedir. Su Kirlenmesi Kontrol Yönetmeliği kriterleri ve biyotik indeks değerlerine göre çayın suyu genellikle I. ve II: kalitededir. Kaynaktan uzaklaştıkça, suyun kullanımı, atık deşarjı arttıkça kalite düşmektedir (III.-IV. sınıflar). Çayın yatağına kirlenmiş su girişi yanında, çöp depolandığı da görülmektedir. Bu nedenle belirli noktalarda su kullanımını etkileyebilecek kirlenme oluşmaktadır, çayın suyu Eğirdir gölüne ulaştığında da gölün kirlenmesi üzerinde etkili bir kaynak haline gelmektedir. Tarımsal su kullanımı azaltılmalı, göletlerde daha az su depolanarak çayın debisinde düzenlilik sağlanmalı, evsel ve endüstriyel atıkların arıtılmadan çaya deşarjı ile çay yatağına katı atıkların boşaltılması önlenmelidir. Erozyon ve tarım alanlarından kaynaklanan yayılı kirlilik yükünü azaltacak önlemler geliştirilmelidir. Anahtar kelimeler: Makrobentik organizma, biyolojik izleme, su kalitesi, indikatör, biyotik indeks, Gelendost çayı, Eğirdir gölü

Fatma Yıldırım
Isparta University of Applied Sciences · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2019
00
DoctorateOpen AccessTR

Antalya körfezi kıyılarındaki hydroid polip faunasının belirlenmesi

Bu çalışma, Antalya Körfezi Kıyıları'nda sekiz farklı istasyonda dağılım gösteren hydroid polip faunasını belirlemek amacı ile mevsimsel örneklemelerle yürütülmüştür. Çalışma alanında örnekler apnea dalışlarla üst infralittoral bölgeden alınmış ve ortamın bazı fizikokimyasal ve biyolojik özellikleri (tuzluluk, sıcaklık, çözünmüş oksijen, elektriksel iletkenlik, klorofil-a, zooplankton) belirlenmiştir. Türlerin teşhisinde dünya denizleri ve Akdeniz'de hidroid poliplerle ilgili yapılan sistematik çalışmalardan yararlanılmıştır. Bölgenin fizikokimyasal özelliklerinin genel olarak Akdeniz su kalitesi özellikleri ile benzerlik gösterdiği sonucuna varılmıştır. Çalışmamız sonucunda 17 familya, 21 cinse ait 36 takson tespit edilmiştir. Tespit edilen türlerden; Clytia hummelincki ve Acauloides ammisatum türleri Türkiye kıyılarında ilk kez tespit edilmiştir. Coryne eximia, Clytia gracilis, Plumularia obliqua, Eudendrium merulum, Halecium tenellum, Orthopyxis integra, Hydractinia aculeata, Laomedea flexuosa, Laomedea angulata, Dicoryne conferta, Eudendrium simplex ve Hydrodendron mirabile ülkemiz Akdeniz kıyıları hydroid polip faunası için yeni kayıtlardır. Clytia hemisphaerica ve Pennaria disticha 'nın en sık görülen türler olduğu belirlenmiştir. Hydroid poliplerin substrat tercihlerine bakıldığında ise en yüksek oran %37 ile epifitik substrat olduğu görülmektedir, bu oranı sırasıyla %23,08 ile epilitik ve %21,68 ile epizooik substrat takip etmektedir

Sera Övgü Urcun
Isparta University of Applied Sciences · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Kayseri baraj göllerinde dağılım gösteren bazı istilacı balık türlerinin yöre balıkçılığı üzerine etkisi

Çalışmada, Kayseri İl sınırlarında yer alan Bayramhacılı, Bahçelik ve Yamula Baraj Göllerinde bulunan istilacı balık türlerinin, su ürünleri kooperatifi üyesi balıkçıların, sosyo-ekonomileri üzerine etkisi araştırılmıştır. Yamula Su Ürünleri Kooperatifinin 13 adet, Bayramhacılı Su Ürünleri Kooperatifinin 3 adet ve Bahçelik Su Ürünleri Kooperatifinin 5 adet tekne sahibi toplam 21 adet balıkçısı ile çalışılmıştır. Araştırma için 207 adet kapalı ve açık uçlu sorudan oluşan bir anket düzenlenmiştir. Anketlerden elde edilen verilere istatistik testleri uygulanmıştır. Balıkçıların yaş ortalaması % 57.14 sıklık oranı ile 40-49 yaş arasındadır. Yamula Kooperatifi tekneleri ortalama 6.71 m – 9 yaş, Bayramhacılı Kooperatifi tekneleri ortalama 4.42 m – 15 yaş, Bahçelik tekneleri ortalama 7.22 m – 1 yaştır. Kooperatif balıkçılarında evlilik oranı % 90.48'dir. Balıkçılarının % 47.61'i ilkokul, % 42.86'sı ortaokul ve % 9.53'ü ise ön lisans mezunudur. Balıkçıların % 90.48'inin balıkçılıktan önceki işi çiftçiliktir ve % 52.38'i balıkçılık ile birlikte tarım ve hayvancılık yapmaktadır. Balıkçılara göre av miktarındaki azalmanın nedeni, en çok su kirliliği, kaçak avcılık ve istilacı balık türlerine bağlıdır. Kooperatifler tarafından 2018 av döneminde, 387 500 kg gümüş balığı (Atherina boyeri), 5 900 kg havuz balığı (Carassius gibelio) avlanılarak, 790 875 TL gelir elde edilmiştir. Balıkçıların % 37.50'si herhangi bir pazarlama sorunu ile karşılaşmamakta, % 22.50'si düşük fiyat, % 25'i parasını zamanında alamama, % 2.50'si talep düşüklüğü sorunu yaşamaktadır. Kooperatiflerin toplam brüt karı; Bayramhacılı balıkçılarının 38 220 TL, Bahçelik Balıkçılarının 73 780 TL ve Yamula balıkçılarının 194 813 TL'dir. Bayramhacılı Kooperatifi % 39.39, Bahçelik Kooperatifi % 49.36 ve Yamula Kooperatifi % 65.04 ekonomik rantabiliteye sahiptir.

Ufuk Tarım
Isparta University of Applied Sciences · Institute of Graduate Studies
2019
00
DoctorateOpen AccessTR

Batı Anadolu'da yayılış gösteren barbus ve lucıobarbus (pısces: cyprınıdae) cinslerinin taksonomik özelliklerinin incelenmesi

Çalışmada Avrupa ve ülkemizde, taksonomisi ve yayılış alanları tartışma konusu olan Barbus ve Luciobarbus cinslerinin Batı Anadolu'da yayılış gösteren türleri araştırılmıştır. Örneklemeler ülkemizin kuzeyindeki Sakarya Irmağı ile güney batısındaki Eşen Çayı (Antalya-Muğla) arasında kalan bölgedeki toplam 82 örnekleme noktasında gerçekleştirilmiştir. İncelenen türlerin, 28 metrik ve 10 meristik karaktere dayanılarak tanımları yapılmıştır. Ayrıca tanımları yapılan türlerin bazı kemiklerinin (dentale, premaksilla, maksilla, operkulum ve sirkumorbital kemikler) şekilleri çizilerek ve röntgen filmlerinden omur sayısı tespit edilerek türler arasındaki osteolojik farklılaşma belirlenmiştir. Anadolu'nun batı bölgesinde yayılış gösteren Barbus cinsine ait 249 balık örneği incelenerek; Barbus oligolepis, Barbus pergamonensis, Barbus niluferensis, Barbus escherichii türlerinin yayılış gösterdiği tespit edilmiştir. Büyük Menederes Irmağı, Yuvarlakçay, Eşen, Dalaman ve Tersakan çaylarında yayılış gösterdiği açıklanan popülasyonların ise muhtemel bir yeni tür olabileceği düşünülerek, çalışmada Barbus sp. olarak verilmiştir. Bölgeden Luciobarbus cinsine ait 48 örnek incelendiğinde, Luciobarbus lydianus ve Luciobarbus kottelati'nin yayılış gösterdiği belirlenmiştir. Bu türlerin, dorsal yüzgecin pelvik yüzgece olan konumu ve bıyık yapısı özellikleri ile belirgin bir şekilde farklılaştıkları belirlenmiştir. Ayrıca türlerin yayılış alanlarının sınırları, kısmen habitatlardaki yoğunlukları ve tehditleri belirlenerek, "IUCN-Kırmızı Liste" ölçütlerine göre "Koruma statüsü" önerisi verilmiştir.

Salim Serkan Güçlü
Isparta University of Applied Sciences · Institute of Graduate Studies
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Ankara ili içsularındaki balıkçılık alanlarının araştırılması

Bu tez çalışmasında Ankara İli'ndeki göl, gölet ve baraj gölleri ile akarsularındaki balıkçılık alanları ve bunların kullanım şekilleri belirlenmiştir. Söz konusu veriler Balıkçılık ve Su Ürünleri Genel Müdürlüğü, Ankara İl Tarım ve Orman Müdürlüğü, Türkiye İstatistik Kurumu, Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü, Devlet Su İşleri, Ankara Büyükşehir Belediyesi, Çevre ve Şehiricilik Bakanlığı ile bölgede yapılmış güncel bilimsel araştırmalar ve lisansüstü tezlerden elde edilmiştir. Bunların yanında sözü geçen alanlar gözlemsel olarak incelenmiş ve resimleri çekilmiştir. İlin coğrafyasının büyük bir kısmını kaplayan Sakarya Irmağı Çifteler (Eskişehir)'den gelen asıl kolu ile Polatlı yakınlarında Porsuk Çayı ile birleşerek Sarıyar Baraj Gölünü beslemektedir. Akarasuyun il içindeki uzunluğu yaklaşık 168 km'dir. En önemli kolları Aladağ Çayı, Nalderesi, Kirmir Çayı ve Ankara Çayıdır. İl sınırlarından geçen diğer bir akarsu ise ülkemizin en uzun akarsuyu olan Kızılırmak Nehri'dir. İlin kuzey doğusundan geçen bu akarsuyun yaklaşık 256 km'lik kısmı il sınırları içinden geçmektedir. Mogan, Eymir, Çubuk-Karagöl ve Tuz Gölü ildeki önemli doğal göllerdir. Diğer taraftan Çamlıdere, Eğrekkya, Kesikköprü, Kurtboğazı, Kavşakkaya, Akyar, Çubuk 2, Elmadağ-Kargalı baraj göllerinden ilin içme suyu karşılanmaktadır. İlde Cumhuriyet döneminin ilk betonarme barajı olan Çubuk I Barajından, havzasında yoğun kirlenme nedeniyle 1994 tarihinden itibaren kullanılmamaktadır. İl sınırları içerisinde enerji üretimi amacıyla yapılan Sarıyar, Hirfanlı ve Kesikköprü hidroelektrik santralleri bulunmaktadır. Bunların yanı sıra il sınırları içerisinde tarımsal sulama amaçlı Asartepe, Akıncı, Çanıllı ve Doğanözü göletleri yer alır. Asartepe ve Çanıllı göletleri ile Mogan, Eymir, Çubuk-Karagöl, Kesikköprü, Kurtboğazı, Çamlıdere baraj göllerinde sportif balıkçılık yapılmaktadır. Hirfanlı ve Sarıyar baraj göllerinde ticari balıkçılık yapılmaktadır. Sözü geçen baraj göllerinde 4 adet su ürünleri kooperatifinin toplam 118 adet üyesi bulunmaktadır. Balıkçıların ticari değeri yüksek olan sazan (Cyprinus carpio), Sudak (Sander lucioperca), Kadife (Tinca tinca) ve kerevit (Astacus leptodactylus)'in yanırsa daha düşük değerdeki gümüşi havuzbalığı (Carassius gibelio) ve gümüşbalığı (Atherina boyeri)'da avladıkları tespit edilmiştir. Ayrıca 25 sorudan oluşan bir anket formu hazırlanarak, ilde faaliyet gösteren 4 adet su ürünleri kooperatifinin ankete katılan toplam 48 kooperatif üyesi balıkçılar ile yüz yüze görüşülerek sorunları ve beklentileri ile ilgili sonuçlar irdelenmiştir.

Ayşegül Öcal
Isparta University of Applied Sciences · Institute of Graduate Studies
2019
00
DoctorateOpen AccessTR

Sücüllü Baraj Gölü'nün (Isparta) bazı limnolojik özellikleri ve kafes balıkçılığı taşıma kapasitesinin tahmini üzerine bir araştırma

Mayıs 2017- Nisan 2018 arasında yürütülen bu çalışmayla Isparta Sücüllü Baraj Gölü (SBG)'nün limnolojik özellikleri ve trofik durumunun belirlenmesi, kafes balıkçılığı taşıma kapasitesinin tahmini amaçlanmıştır. Örnekleme ve ölçümler 9 noktadan yapılmış, su ve sediment örnekleri titrimetrik ve spektrofotometrik yöntemlerle analiz edilmiştir. Su kalitesi parametrelerinin mekânsal ve zamansal değişimi t-testi ve varyans, parametreler arası ilişkiler korelasyon analizleriyle belirlenmiştir. SBG'nün ortalama derinliği 7,77 m; uzunluğu 3000 m; genişliği 275 m kıyı çizgisi uzunluğu 6000 m ve kıyı çizgisi gelişimi (DL) 1,86 olarak bulunmuştur. Çalışma genelinde ortalama sıcaklık 18,17±2,49oC, pH 8,24±0,04, EC 286,63±10,34 µS/cm, ÇO 9,29±0,44 mg/L, AKM 33,17±10,41 mg/L, bulanıklık 13,25±6,46 NTU, SDD 1,16±0,09 m, Chl-a 1,85±0,52 µg/L, BOİ5 2,64±0,87 mg/L, organik madde 5,67±0,95 mg/L, toplam sertlik 76,25±4,09 mg/L CaCO3, toplam alkalinite 82,25±16,23 mg/L CaCO3, ortofosfat fosforu 7,9±3,17 mg/m3 ve toplam fosfor 41,14±21,5 mg/m3 olarak belirlenmiştir. Parametreler istasyonlar ve aylar arasında değişiklik göstermiştir. SBG suyu YSKY trofik durum indeksine göre TP ve SDD açısından ötrofik, chl-a ve ÇO açısından ise oligotrofik özellik göstermektedir. Carslon indeksine göre, Chl-a TSI oligotrofik iken SDD, TP ve ortalama TSI ötrofik seviyede belirlenmiştir. VI. Nokta sediment TP değeri VII noktadan daha yüksektir. SBD de VI. Nokta civarında uygulanan kafeslerde alabalık yetiştiriciliği TP konsantrasyonunu yükseltmiş görünmektedir. SBG'nde 20 fitoplankton, 10 zooplankton taksonu, 8 takıma ait bentik makroomurgasız, 3 su bitkisi ve 1 adet su kuşu teşhis edilmiştir. Çalışmada Knipowitschia caucasica (B, 1916), Carassius gibelio (B, 1782), Cyprinus carpio (L., 1758), Oncorhynchus mykiss (W, 1792) balık türleri belirlenmiştir. Dillon-Rigler yöntemine göre SBG'nün gökkuşağı alabalığı için taşıma kapasitesi minimum su kotunda 0,4 ton/yıl ve mevcut su kotunda 18,94 ton/yıl ve ortalama olarak 9,67 ton/yıl hesaplanmıştır. SBG ve benzeri su seviyesi değişimlerinin yüksek olduğu kaynaklarda taşıma kapasitesi hesaplamalarında mevcut ve minimum su kotundaki alan ve hacim verilerinin dikkate alınmasının uygun olacağı kanısına varılmıştır. SBG de kafeslerde kaydedilen balık üretim değerlerinin belirlenen taşıma kapasitesinden daha yüksek olduğu görülmektedir. Oransal olarak küçük beslenme havzasına ve yüzey alana sahip SBG'nün, yerleşim yerlerinden arıtılmadan yüzey suyuna verilen evsel atıklar ile tarımsal faaliyetlerin etkisi altında olduğu görülmektedir. SBG nü besleyen akarsuların besin elementi yükünün azaltılması için atık su arıtımı ve iyi tarım uygulamaları yapılmalı, kafes balıkçılığı yapılmaya devam edilecekse üretim kapasitesi düşürülmelidir.

Ayça Aslantürk
Isparta University of Applied Sciences · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Kadın Azmağı (Muğla/Akyaka) nehirağzı bölgesi zooplank tonunun belirlenmesi

Bu çalışmada Kadın Azmağı nehirağzı bölgesi zooplanktonu taksonomik olarak incelenmiştir. Ocak 2021-Aralık 2021 tarihleri arasında, mevsimsel olarak nehirağzı bölgesinden 3, nehir ve deniz etkisinin olduğu bölgelerden birer tane olmak üzere toplam 5 istasyondan örnekleme yapılmıştır. Kadın azmağı nehirağzı bölgesi yüzey suyunda, ortalama sıcaklık 15,42±0,28 ile 17,5±1,77 ºC, pH 7,60±0,1 ile 8,05±0,28, çözünmüş oksijen 7,5±0,57 ile 8,2±0,49 mg/l, tuzluluk 1,15±0,47 ile 11,32±2,53 ppt, elektriksel iletkenlik 1878±667,23 ile 18335±4244,63 µs/cm, klorofil a 1,22 ±0,10 ile 4,12±0,49 (mg/m3), secchi diski 0,85±0,03 ile 12,33±0,58 m; dip suyunda ortalama sıcaklık 15,55±0,2 ile 20,92±3,09 ºC, pH 7,65±0,06 ile 8,03±0,4, çözünmüş oksijen 7,25±0,65 ile 8,12±0,41 mg/l, tuzluluk 1,25±0,41 ile 35,82±0,51 ppt, elektriksel iletkenlik 1993,5±640,51 ile 49175±1887,46µs/cm arasında değişmiştir. Kadın Azmağı nehirağzı bölgesinde zooplanktonda Rotifera'dan 11, Cladocera'dan 3, Copepoda'dan 24, Tintinida, Polychaeta, Ihtiyoplankton'ndan 1'er olmak üzere toplam 41 takson belirlenmiştir.

Kadın Azmağı NehriMuğla-AkyakaNehir ağzı+2
Tarkan Baykurtalp
Isparta University of Applied Sciences · Institute of Graduate Studies
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Gökpınar Baraj Gölü (Denizli)'nde yaşayan egzotik balık türü güneş levreği, lepomis gibbosus (L. 1758)'un biyo-ekolojik özellikleri ve istila potansiyeli üzerine bir araştırma

Bu çalışma, Denizli İli Gökpınar Baraj Gölünde yayılım gösteren yabancı tür güneş levreği Lepomis gibbosus (L. 1758)'un bazı biyoekolojik özelliklerini belirlemek üzere Mayıs 2019 ve Nisan 2020 tarihleri arasında, aylık örneklemeler yapılarak yürütülmüştür. Çalışma alanında örnekler, ığrıp avcılığıyla yakalanmış, bazı fizikokimyasal parametreler yerinde ölçülerek belirlenmiştir. Göl kullanımı, çevresel değişkenler ve L. gibbosus bireylerinin çevreyle olan etkileşimleri izlenerek kayıt altına alınmıştır. Çalışma boyunca 302 dişi, 605 erkek ve 98 jüvenil olmak üzere toplam 1005 adet L. gibbosus bireyi yakalanmıştır. 0+, I+, II+ olmak üzere üç yaş grubu tespit edilmiştir. Genelde popülasyonda erkekler daha baskın bulunmuştur. L. gibbosus popülasyonunun Nisan-Haziran ayları arasında üreme gerçekleştirdiği tespit edilmiştir. Gölde yaşayan diğer bir istilacı yabancı tür olan Gambusia holbrooki ile habitat paylaşımı için rekabet ettikleri, bu türü av olarak kullandıkları görülmüştür. Sonuç olarak, L. gibbosus'un GBG de sürdürülebilir bir popülasyon oluşturabildiği ancak kısıtlı bir alanı habitat olarak kullandığı tespit edilmiştir. L. gibbosus'un hidrolojik olarak kararsız bir habitat olarak değerlendirilen Gökpınar Baraj gölünde, mevcut durumda orta derecede bir istilacılık gösterdiği tespit edilmiştir. Ancak türün diğer su kaynaklarına taşınıp yayılmaması için tedbirli olunması ve izlenmesi gerekmektedir.

BeslenmeBiyoekolojiDenizli+3
Ufuk Gürkan Yıldırım
Isparta University of Applied Sciences · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Sarıçay (Milas, Muğla) havzasında yaşayan Avrupa yılanbalığı (Anguilla anguilla L.) popülasyonunun biyo-ekolojik özellikleri

Bu çalışmada, Sarıçay havzasında (Milas, Muğla) yaşayan, Avrupa yılanbalığı popülasyonunun biyo-ekolojik özellikleri araştırılmıştır. Çalışmada sadece acısu özelliğindeki sulak alanlardan toplam 241 Avrupa yılan balığı yakalanabilmiştir. Bölgede bulunan dalyan işletmesinin faaliyetini sürdürmese de popülasyon üzerinde av baskısı olduğu görülmüştür. Avcılık verilerine göre popülasyonun %7'sinin eşeysel olgunluğa erişmemiş bireylerden oluştuğu, %70'inin sarı evrede ve %23'ünün gümüşi evrede olduğu tespit edilmiştir. Popülasyon özellikleriyle ilgili analizler sonucu göz indeksi (%5.30±2.26), yüzgeç İndeksi (%4.45±0.81), gonadosomatik indeks (%0.83±0.82) ve gastrosomatik indeks (%3.53±1.31) hesaplamaları gerçekleştirilerek gümüşi ve sarı yılan balıklarının popülasyondaki dağılımları belirlenmiştir. Popülasyonda dişi erkek oranı (D:E) 14.5:1 olarak hesaplanırken bu oran gümüşi bireyler için 10.5:1 olarak belirlenmiştir. Popülasyonun boy-ağırlık ilişkisi W = 0.0023.L2,9498, R² = 0.9299 ve kondisyon faktörü K= 0.229±0.047 olarak hesaplanmıştır. Popülasyonda boy ortalaması 531.98±152.36 mm ve ağırlık ortalaması 353.48±277.80 gr olarak hesaplanmıştır. Kasım ve Ocak aylarında gümüşi yılan balığı av miktarı istatistiksel olarak diğer aylardan yüksek bulunmuştur (p<0,05). Bu nedenle çalışma alanındaki yılan balığı üreme göçünün Kasım-Ocak ayları arasında gerçekleştiği düşünülmektedir. Örneklemde yaşça en küçük bireylerin 1, en büyük bireylerin 8 yaşında olduğu belirlenmiştir. Gümüşi olarak değerlendirilen örneklerin ise 3+ ve daha yaşlı bireylerden oluştuğu, göç dönemi olarak kabul edilen dönemde ise gümüşi yılan balıklarının 5+ yaşında olduğu tespit edilmiştir.

Eşey oranı
Ergi Bahrioğlu
Isparta University of Applied Sciences · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Su ürünleri yetiştiriciliği sertifikasyonlarında su kalitesi ve çevre yönetimi

Su ürünleri yetiştiriciliği tüm dünyada büyüyen, sağladığı üretimle dünya nüfusunun gıda ihtiyacını sağlayan, üretici ülkelerin istihdamına ve ekonomilerine katkıda bulunan, üretim değerleri yıldan yıla hızla artan bir sektör konumuna gelmiştir. Türkiye de su ürünleri yetiştiriciliğine dayalı ihracatın belirgin düzeylerde arttığı ülkeler arasındadır. Gökkuşağı alabalığı yetiştiriciliği faaliyetleri sektörün öncü üretim gücüdür. Doğal kaynakların kısıtlı olması ve kullanımlarının sonunda ekolojik çevrede kirliliğin oluşumuyla doğal dengede bozulmalar oluşabilir. Bu durum, tüketici talepleri doğrultusunda pazarın sağlıklı, güvenli gıdaya ulaşabilmesi ve sürdürülebilir bir üretim yapılabilmesi için yetiştiricilik faaliyetlerinde uyulması gereken kurallara ihtiyaç duyar. Yerel ve ulusal sertifikasyon kuruluşları tesislerin kurallara uymasını ve sıkı denetim süreçlerini zorunlu kılmıştır. GLOBALGAP-AQUA ve Akuakültür Yönetim Konseyi (ASC) tüm dünyada su ürünleri yetiştiriciliği alanında sertifikasyon ve denetim yapmakta olup Türkiye'de de faaliyet göstermektedir. Bu tez çalışması Güney Batı Anadolu Bölgesinde GLOBALGAP-AQUA ve ASC sertifikasyonuna sahip gökkuşağı alabalığı (Oncorhynchus mykiss) tesislerinde çevre ve su kalitesi yönetimi konusunda yapılmıştır. Tesislerde sertifikasyon ilkeleri uygulamalarının başarıları ve eksiklikleri belirlenmeye çalışılmıştır. Bunun için önceden belirlenen tesislerde gözlem ve incelemeler yapılmış, tesislerde görevli farklı meslek gruplarındaki personel ile yüz yüze anketler yapılmıştır. Anket sonuçlarına göre sertifikasyon uygulamaları ihracat artışı sağlamak (%30.56), pazar payını artırmak, işçi sağlığı ve refahını yükseltmek, tesis ve ürün kalitesini artırmak, su kalitesi ve çevre yönetimine faydalar sağlamaktadır. Sertifikasyonlarda en önemli yetersizlikler olarak su kalitesi analiz maliyetlerinin yüksekliği (%41.03), bürokratik engellemeler, üretim sonucu kirlenme, teknik elamanların sertifikasyon eğitimi eksiklikleri, eğitim ve sertifikasyon kuruluşları ile tesisler arasında işbirliği yetersizlikleri öne çıkmaktadır.

Servet Hazırbulan
Isparta University of Applied Sciences · Institute of Graduate Studies
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Kovada gölü'nün (İsparta) trofik durumunun indekslerle belirlenmesi

Dünyanın en önemli sucul ekosistemlerinden göller ve baraj gölleri, tarımsal sulama, balık avcılığı ve yetiştiriciliği turizm, içme suyu, rekreasyon, milli park ve su sporları amaçları için insanlığın muhtaç olduğu tatlısu kaynaklarıdır. Kullanım alanlarının çeşitli olması, aşırı kullanım ve son yıllarda yaşanan küresel iklim değişiklikleri nedeniyle göllerin üzerindeki olumsuz baskılar artmakta ve sonuçta göllerde istenmeyen bozulmalar, kirlenme durumlar ortaya çıkmaktadır. Bunların başında göllerin trofik durumun hızla değişimi ve ötrofikasyon gelmektedir. Göllerin ekosistem yapısı, kirlenme ve bozulmalar, kullanılabilirlik ve sürdürülebilirlik trofik durumları ile yakından ilgilidir. Dolayısıyla trofik durumun analiz ve hesaplamalara dayalı, nesnel, kolay uygulanabilir, gerçekçi yöntemler ile belirlenmesi ve yorumlanması göl yönetimi ve korunması trofik durum belirleme indeksleri geliştirilmiş ve küresel ölçekte uygulanmaya başlamıştır. Bu çalışmada Isparta ilinde bulunan, göl ve çevresinin milli park olarak tescil edildiği Kovada Gölünde Mayıs 2024-Ekim 2024 arasında yapılan aylık örnekleme ve analizlere dayalı olarak Carlson Trofik Durum İndeksi (CTSI), Yeni Zelenda Trofik Seviye İndeksi (NzTLI), Türkiye Yüzey Suları Kalite Yönetmeliği İndeksi (TrTLI) ve OECD kriterlerine göre trofik durum belirlenmiş ve yorumlanmıştır. Ayrıca gölü besleyen Kovada kanalında su kalitesi ölçüm ve analizleri yapılarak değerlendirilmiştir Toplam Fosfor, Toplam Azot, bulanıklık oldukça yüksek; Secchi diski derinliği çok düşüktür. Tüm trofik durum indeksleri ve ölçütlerine göre gölün trofik durumu ötrofik ve hipertrofik seviyelerdedir, çalışılan indekslerin tümü amaca uygun olup kullanılabilir. Kovada kanalının gölün su kalitesi ve trofik durumu üzerinde etkili olduğu görülmektedir, kanal ile göle taşınan tarımsal kirleticiler ve kuraklığa bağlı göl seviyesindeki düşme ve gölün giderek sığlaşması ötrofikasyonu şiddetlendirmektedir.

Kovada GölüTrofik durumu
Cemal Cevher
Isparta University of Applied Sciences · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2025
00
Master'sOpen AccessTR

İzmir körfezi yumuşak substratumlarındaki amphipod topluluklarının dağılımı

İzmir Körfezi'nin yumuşak substratumlarındaki amphipod topluluklarının dağılımı belirlemek amacıyla 2001-2009 yılları arasında yapılan Körfez Projesi verileri değerlendirilmiştir. Değerlendirmeler sonucunda, İzmir Körfezi'nde dağılım gösteren toplam 108 amphipod türü olduğu belirlenmiştir. Ayrıca yapılan değerlendirmelere göre amphipod tür ve birey sayısının istasyon sayısına göre değişim gösterdiği anlaşılmıştır.

Bentik biyoloji
İsmail Erden
Ege University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Endüstriyel atıksu arıtımında mikroalg kullanımı

Bu tezin amacı, mikroalglerden yararlanılarak endüstriyel atıksu (tekstil endüstrisi atıksuyu) arıtımı araştırılması ve arıtma veriminin belirlenmesidir. Bu amaçla, tekstil endüstrisi atıksuyunun yeşil mikroalg Oocystis solitaria Wittrock, (1879) türünün büyümesi üzerine olan etkisi, klorofil tabanlı (Chl a ve Chl b) incelenmiştir.Tekstil atıksuyunun NO2-N, NO3-N, PO4-P, KOI parametrelerinin mikroalg kullanılarak giderimi verimi araştırılmış ve beraberinde pH, Ç.O, sıcaklık, tuzluluk, iletkenlik paremetreleri takip edilmiştir. Çalışmada kullanılan türü Oocystis solitaria Wittrock, (1879), Ege Üniversitesi Su Ürünleri Temel Bilimler Bölümü, Deniz Biyolojisi Anabilim Dalı, Ekoteknoloji laboratuvarı mikroalg kolleksiyonundan temin edilmiştir. Çalışmalar, Aydın Söke'de bulunan tekstil atıksu arıtma tesisinin iki farklı noktasından (aktif çamur çıkış, çıkış) alınan örneklerle ile gerçekleştirilmiştir. Elde edilen sonuçlara göre; tekstil endüstrisi atıksuyunda yetiştirilen O.solitaria biyokütle verimi, 10 ve 6 günlük çalışma grupları için sırasıyla; K(kontrol) %533-%92, Ç(çıkış) %151-%131 ve A.Ç.Ç (aktif çamur çıkış) %565-%348 olarak elde edilmiştir. Atıksu N, P, KOI giderim verimleri sırasıyla; NO2 %67-72, NO3 %28-45, PO4 %85-90, KOİ %97-98 olarak elde edilmiştir. Yapılan bu tez çalışmasıyla, O. solitaria türünün tekstil atıksuyunun fikoremediasyonu için yüksek potansiyeli olduğu tespit edilmiş ve dahası, tekstil atıksuyunun O. solitaria türünün kültüre edilmesindeki kullanım potansiyeli ortaya çıkarılmıştır.

Kemal Şimşek
Ege University · Institute of Graduate Studies in Science
2019
00
Master'sOpen AccessTR

İzmir Körfezi (Ege denizi)'nde kral balığı (Caranx rhonchus Geoffroy Saint-hilaire, 1817)'nın büyüme ve beslenme özelliklerinin araştırılması

Bu çalışma ile, Eylül 2017 – Temmuz 2018 tarihleri arasında İzmir Körfezi'nde avlanan balıkçılardan temin edilen 392 adet kral balığı (Caranx rhonchus)'nın büyüme ve beslenme özelliklerinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Elde edilen örneklerin büyüme parametrelerini oluşturmak üzere total boy ve vücut ağırlığı, yaş tayinleri için otolitleri ve mide içeriğinin saptanması için de mide örnekleri alınmıştır. Toplam 392 bireyin 184'ünün dişi, 149'unun erkek ve 59 bireyin cinsiyetinin belirsiz olduğu saptanmıştır. Örneklerin total boy değerleri 12,8–36,0 cm ve ağırlıkları 23,51 – 455,44 g olarak ölçülmüştür. Boy-ağırlık ilişkisi denklemleri: Dişi bireyler için W=0,0141*L2,900 (R²=0,965), erkek bireyler için W=0,0168*L2,842 (R²=0,967) ve tüm bireyler için W=0,0132*L2,926 (R²=0,968) olarak hesaplanmıştır. Yaş tayinleri sonucunda bireylerin I-V yaş grupları arasında oldukları saptanmıştır. Von Bertalanffy büyüme parametreleri dişi, erkek ve tüm bireyler için sırasıyla; L∞=39,54 cm, K=0,2156 yıl-1, to=-0,963 yıl, L∞=40,86 cm, K=0,2181 yıl-1, to=-1,0584 yıl, L∞=41,12 cm, K=0,2061 yıl-1, to=-1,0548 yıl; Gelişim performansı indeksi (Ф) değerleri ise 2,555, 2,532 ve 2,542 olarak bulunmuştur. 125 bireye ait mide içeriği incelemeleri sonucunda, bu türün İzmir Körfezi'nde baskın olarak Crustacea (%N=52,30; % F=36,0) ile beslendiği saptanmıştır.

BeslenmeBüyümeEge Denizi+2
Burak Altay
Ege University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Akdeniz'deki Anthozoa (Cnidaria) çeşitliliği

Cnidaria şubesine mensup Anthozoa sınıfı, Hexacorallia, Octocorallia ve Ceriantharia olmak üzere üç altsınıfa ayrılmaktadır. Anthozoonlar Akdeniz'de farklı derinliklerde (0-2500 m) ve habitatlarda (alg, fanerogam, kum-çamur, kayalık, mağara) yaşamlarını sürdürürler. Bu tez kapsamında Akdeniz'in genelinde ve çeşitli havzalarında (Türkiye suları dâhil) dağılım gösteren anthozoon türlerinin güncel durumları derlenmiştir. Akdeniz'de şu ana kadar toplam 194 anthozoon türü kaydedilmiştir. Bu türlerden 126'sı Hexacorallia altsınıfına, 60'ı Octocorallia altsınıfına ve 8'i ise Ceriantharia altsınıfına dahildir. Türkiye sularında ise şu ana kadar 89 anthozoon türü rapor edilmiştir. Bu türlerden 6'sı Karadeniz'de, 74'ü Marmara Denizi'nde, 55'i Ege Denizi'nde ve 35'i ise Levant Denizi'nde dağılım gösterir. Akdeniz'de şu ana kadar 7 yabancı tür (Melithaea erythraea, Sagartiogeton laceratus, Diadumene cincta, D. lineata, Oculina patagonica, Pachycerianthus multiplicatus ve Oulastrae crispata) ve 45 endemik tür rapor edilmiştir. Akdeniz'de IUCN bölgesel Kırmızı Liste'de tehdit altında kategorisinde 17 anthozoon türü; Barselona ve Bern Sözleşmeleri kapsamında koruma altında bulunan toplam 13 anthozoon türü bulunmaktadır.

Türkiye
İdil Yelki Öz
Ege University · Institute of Graduate Studies in Science
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Şakran, Çandarlı ve Dikili (Kuzey Ege denizi) kıyılarındaki parazitik isopodların sistematiği ve ekolojisi üzerine araştırmalar

Bu çalışma kapsamında 28 Haziran-13 Temmuz 2016 tarihlerinde Şakran, Çandarlı ve Dikili (Kuzey Ege Denizi) sularındaki Isopoda ordosuna ait türlere ilişkin bulgular ile elde edilen türlerin sistematiği ve ekolojik özelliklerinin saptanması amaçlanmıştır. Bu kapsamda yapılan araştırmada Güneyde Şakran, Batı'da Çandarlı ve Kuzey'de Dikili olmak üzere 3 bölgede toplam 6 istasyonda örneklemeler yapılmıştır. Örnekleme çalışmaları sonucunda 3 parazitik isopod türü tespit edilmiş olup, her türün ayrı ayrı sistematiği ve ekolojik özelliklerine ilişkin sonuçlar verilmiştir.

Hayri Arslan
Ege University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Boncuk koyundaki (Gökova körfezi) kum köpekbalıkları (Carcharhinus Plumbeus (Nardo, 1827)) üzerine koruma çalışması ve gözlem önerileri

Bu çalışmada, Özel Çevre Koruma Bölgesi olan Gökova Körfezi'nde yer alan Boncuk Koyu'ndaki kum köpekbalıklarının (Carcharhinus plumbeus (Nardo, 1827)) biyolojisi hakkında bilgi verilmiş; korunmasına katkı sağlanmış ve yemsiz sualtı kameraları ile doğal ortamlarında insan etkisi olmadan gözlem çalışması gerçekleştirilmiştir. Toplamda 3 istasyonda gerçekleştirilen, 112 günlük bir arazi çalışmasını içeren; 1440 saatlik video kaydı incelenmiş ve 41 kez kum köpekbalığı ile karşılaşılmıştır. Bununla birlikte, Gökova körfezinde yapılmış olan anket çalışmasında; balıkçılar, turistler ve yerel halk olmak üzere 3 grup ve toplamda 203 kişi ile birebir görüşülmüş ve istatistik programı ile tür ve bölge özellikleri ile ilgili bilgi düzeyleri ölçülmüş ve 3 grup birbiriyle karşılaştırılmıştır. Ayrıca bölgedeki koruma etkinliği Akdeniz Koruma Derneği tarafından % 31,8'lik bir artışla yasa dışı balıkçılık faaliyetlerinin önüne geçilmeye çalışılmıştır. Bölgede yeni çalışmaların devam etmesi için bazı gözlem önerileri sunulmuştur. Anahtar sözcükler: Carcharhinus plumbeus, Gökova Körfezi, Boncuk Koyu, Tür Koruma, Gözlem

Mert Ardar
Ege University · Institute of Graduate Studies in Science
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye denizlerinde dağılım gösteren Congridae (Teleostei: Anguilliformes) familyası türleri

Anguilliformes ordosuna ait Congridae familyası türleri Mıgrı balıkları olarak bilinmekte morfolojik olarak Anguillidae familyası türlerinden olan Yılan balıklarına benzemektedir. Her iki familya türlerinde dorsal ve anal yüzgeçler kaudal yüzgeç ile birleşmiştir. Mıgrı türlerinde dorsal yüzgeç ışınlarının başa daha yakın bir hizada başlamasıyla Yılan balığı türlerinden dış görünüşü ile kolaylıkla ayırt edilmektedir. Congridae familyasına ait dünya denizlerinde dağılım gösteren 30 genusa ait 195 tür bulunmaktadır. Türkiye denizlerinde ise Ariosoma balearicum, Gnathophis mystax ve Conger conger olmak üzere 3 genusa ait 3 tür dağılım göstermektedir. Bu türlerden ilk ikisi Türkiye'nin sadece Ege Denizi ve Akdeniz kıyılarında dağılım gösterirken C. congertürü ise tüm denizlerimizde dağılım göstermektedir. Ülkemizde dağılım gösteren Mıgrı balıklarının morfolojik ve biyolojik özelliklerinin tanımlandığı bu derleme çalışmasında konu hakkında gerek ülkemizde gerekse ülkemiz dışında yapılmış tüm araştırmalar ayrıntılı olarak incelenerek bir arada sunulmuştur. Gerçekleştirilen bu derleme çalışması ile türler hakkında ülkemizde eksik olan özellikle biyolojik bilgilerin varlığına dikkat çekilerek literatüre katkı sağlanmıştır.

Büşra Ulu
Ege University · Institute of Graduate Studies in Science
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Sakarya Havzası'nın tatlısu mollusca faunası

Sakarya Nehri Havzası'nda yer alan bazı göl ve akarsuların mollusk faunasını belirlemek amacıyla, 22-30 Ağustos 2014, 21-27 Ekim 2014, 17-24 Mayıs 2015 ve 18-23 Ağustos 2015 tarihlerinde toplam 53 istasyonda 4 örnekleme çalışması yapılmıştır. İstasyonlardan 9 tanesinde örneğe rastlanmamıştır. Örneklemelerde Ekman Grab ve 0,5 mm göz açıklığındaki el kepçeleri kullanılmıştır. Bazı ölü gastropod ve bivalv kabukları da göllerin sahilinden elle toplanmıştır. Çalışma sonucunda araştırma bölgesinden; Gastropoda sınıfından, 11 familyaya ait 24 tür; Radix auricularia, Ancylus fluviatilis, Galba truncatula, Valvata piscinalis, Viviparus viviparus, Theodoxus anatolicus, Bithynia tentaculata, Theodoxus fluviatilis, Viviparus contectus, Physella fontinalis, Bithynia pseudemmericia, Bithynia leachi, Potamopyrgus antipodarum, Planorbarius corneus, Graecoanatolica pamphylica, Pseudamnicola macrostoma, Lymnea stagnalis, Succinea elegans, Melanopsis costata, Radix peregra, Physella acuta, Planorbis planorbis, Gyraulus albus, Melanopsis preamorsa ve Bivalvia sınıfından ise 3 familyaya ait 6 tür; Dreissena polymorpha, Musculium lacustre, Anadonta cygnea, Unio crassus, Pisidium casertanum ve Unio pictorum olmak üzere toplam 30 mollusk türü tespit edildi. Bu türler arasında Bithynia tentaculata, Bithynia pseudemmericia, Graecoanatolica pamphylica ve Pseudamnicola macrostoma çalışma alanından ilk defa bildirilmektedir. Anahtar sözcükler: Mollusk, Gastropoda, Bivalvia, Fauna, Göl, Akarsu, Sakarya Nehri Havzası, Taksonomi, Türkiye.

Halil Yaşar
Ege University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Batı Karadeniz havzası'nın Ephemeroptera (Insecta) faunası

Bu çalışmada; Türkiye'nin 25 nehir havzasından biri olan Batı Karadeniz Havzası'nın Ephemeroptera faunasının tespiti ve türlerin ekolojilerinin incelenmesi hedeflenmiştir. Batı Karadeniz Havzası'nda akarsular ve göller olmak üzere 24 istasyon belirlenmiştir. Belirlenen istasyonlardan toplanan Ephemeroptera örneklemeleri sonucunda 9 familya, 19 cins ve 39 türe ait 2460 birey incelenmiştir.

Gülhan Küçüker
Ege University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2019
00
DoctorateOpen AccessTR

Seçilmiş östrojenik endokrin bozucu kimyasalların, deniz suyuna karışmakta olan atıksularda incelenmesi ve östrojen arıtımının artırılması amacıyla fotokatalistik arıtma sisteminin tasarlanması

Kentleşme, endüstriyel ve zirai faaliyetler nedeniyle her geçen gün tükenmek üzere olan su kaynaklarının kalitesi düşmektedir. Özellikle atık suların denizlere boşaltılması ekosistem bakımından büyük sorunlar ortaya koymaktadır. Bu durumda su kalitesinin artırılması, atık suların optimum düzeyde arıtılması ve aynı zamanda uygulanan metotların çevre dostu olmaları büyük öneme arz etmektedir. Çevre ve canlı organizmaların sağlığını tehdit eden endokrin bozucu kimyasallar (EDCs) grubu 800'ü aşkın bileşiği kapsamaktadır. Bu kimyasal maddelere, canlılar üzerinde yarattıkları sorunlardan dolayı 2020 yılına kadar araştırmalar için öncelikli konular arasında yer verilmektedir. Östrojenler EDC'lerin en bilinen grubudur. Sentetik östrojenler veya östrojenik etki gösteren kimyasalların yanı sıra doğal olarak omurgalı organizmalar ve bazı bitkilerden salgılanan östrojenler devamlı olarak çevreye bırakılmaktadır. Doğaya özellikle su kaynaklarına karışan östrojenlerin en büyük kaynağı atıksu arıtma tesislerinin deşarj noktasıdır. Arıtma tesislerinde kullanılan arıtma teknolojisi, su kaynakları ve canlılar için büyük önem arz etmektedir ama, gelişmiş yöntemler bile bazı EDC'lerin arıtımında yetersiz kalmaktadır. İleri oksidasyon proseslerinin çevre dostu yöntemler olarak organik kirleticilerin bertaraf edilmesinde etkili oldukları araştırmalarca ispatlanmıştır. Bu araştırmada fotokatalistik reaksiyonlarla hedef maddelerin bertaraf edilmesi üzerinde çalışılmıştır. Bu amaç doğrultusunda titanyum dioksit (TiO2) fotokatalizör olarak ve UV-C ışık kaynağı olarak kullanılmıştır. Estron (E1) ve 17β-Estradiol (E2) atık sularda en yaygın bulunan östrojenlerden oldukları için hedef analitler olarak belirlenmiştir. Suni ve gerçek atıksular üzerinde uygulanmış olan arıtım yönteminde, önceki çalışmalarda rastlanılmış olan problemleri ortadan kaldırmak adına, kullanılan TiO2 cam üzerinde sabitlenmiş olarak kullanılmıştır. Zaman, pH ve ışık şiddeti değişken faktörler olarak belirlenmiş ve bir dizi test uygulanmıştır. Alınan örneklerden elde edilen verilerin tepki yüzeyleri yöntemiyle (Response Surface Methodology (RSM)) incelenmesi sonucu en verimli arıtma koşulu belirlenmiştir. Sonuçlara göre her iki analitin parçalanması bazik ortamda artış göstermiştir. En yüksek arıtım oranı 52,49 dakikalık zaman diliminde 10.08 W / m2 UV ışık yoğunluğuna maruz kalan örneklerde tespit edilmiştir.

Golnar Matın
Ege University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Batı Karadeniz Nehir Havzası'nın Plecoptera (Arthropoda: Insecta) faunası

Bu çalışma kapsamında Batı Karadeniz Nehir Havzası'nda dağılım gösteren toplam 24 istasyondan toplanan örnekler incelenmiştir. 14 istasyonda Plecoptera ordosu bireylerinin varlığı tespit edilirken 10 istasyonda bu gruba ait bireye rastlanılmamıştır. Tez konusunu oluşturan canlılar sucul ve karasal olmak üzere iki yaşam evresi geçirirler, iki evre için de tür tayini mümkündür. Bu çalışmada canlıların suda geçirdikleri süreçteki formları olan nimf evresindeki bireyler incelenmiştir. Bentik bölgede yaşayan nimflerin örneklenmesi, D çerçeve kepçe kullanılarak substratın elle ve tekmelemeyle yerinden oynatılarak canlıların rahatsız edilip kepçeye alınması şeklinde gerçekleşmiştir. Nemouridae, Leuctridae, Perlodidae, Perlidae, Chloroperlidae familyalarına ait toplamda 12 tür ve bir alt tür tespit edilmiştir. Bunlar içerisinde en yaygın olanlar 4'er farklı istasyonda rastlanılan Leuctra collaris ve Perla pallida türleridir.

Tufan Göktürk
Ege University · Institute of Graduate Studies in Science
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Marmara denizi ve Türk Boğazlar sisteminde dağılım gösteren Echinodermata türlerinin biyoekolojik özellikleri

Bu tezde, Marmara Denizi ve Türk Boğazlar Sistemi'nde dağılım gösteren Echinodermata türlerini tespit etmek amacıyla çeşitli derinliklerde (0-1000 m) ve biyotoplarda örnekleme yapılmıştır. Yapılan 87 örneklemenin kalitatif ve kantitatif analizleri sonucunda 5 sınıfa ait toplam 33 tür ve bu türlere ait 40238 birey tespit edilmiştir. Bu türlerden 2 tanesi (Amphiura mediterranea ve Pawsonia saxicola) Türkiye denizleri için yeni kayıttır.

Başak Buharalı
Ege University · Institute of Graduate Studies in Science
2018
00
DoctorateOpen AccessTR

İran'ın kuzey ve batı kesiminde bulunan güncel içsu ostrakod (Crustacea) türlerinin biyocoğrafik dağılımı ve ekolojik özelliklerinin tespiti

İran denizel olmayan Ostracoda türlerinin taksonomik durumunu ve tayin anahtarını belirlemek için İran'ın kuzey ve batı kesiminde bulunan içsularından örnekleme yapılmıştır. Bunun için 4 farklı zamanlarda ekolojik olarak değişik sulak ortamlardan örneklemeler yapıldı ve toplam 115 istasyondan 12 yeni kayıt olmak üzere 37 tür bu çalışmada elde edilmiştir. Yeni kayıt türler arasından 2 tür (Heterocypris renata n. sp., Candelacypris alonsoi n. sp.) ilim dünyası için ilk defa tavsif edilmiştir. Bunlara ek olarak 2 tür (Strandesia ambigua nov. comb., Eucypris mareotica) revize edilerek taksonomik durumları ile ilgili tartışılmıştır. Bu araştırmada bulunan türlerin ekolojik özellikleri biostatistik yöntemlerle sonuçlanıp literatürdeki bulgularla karşılaştırılarak tartışıldı. Ayrıca, bulunan türlerin dünya çapında genel dağılımına da değinilmiştir. Bu çalışmada rastlanılan türler dahil, İran içsularında yapılmış literatür taranarak İran denizel olmayan Ostracoda kontrol listesi düzenlenmiştir ve sonuç olarak, denizel olmayan Ostracoda takson sayısı 82'e yükselmiştir.

Hamıdreza Rasoulı
Ege University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2018
00
DoctorateOpen AccessTR

Ege ve Akdeniz'de dağılım gösteren bazı kıkırdaklı balıkların genetik özellikleri ve Glaucostegus cemiculus türünün biyo-ekolojik özellikleri

Bu tez çalışmasında kıkırdaklı balıkların bazı genetik özellikleri ve Glaucostegus cemiculus türünün dört farklı bölgeden biyo-ekolojik özellikleri ortaya konulmuştur. Çalışma süresi boyunca Carcharhinus plumbeus, Mustelus mustelus, Mustelus punctulatus, Isurus oxyrinchus, Torpedo marmorata, Dasyatis pastinaca, Gymnura altavela ve Squatina squatina ile beraber 9 farklı tür elde edilmiş ve toplamda 615 örnek incelenmiştir. Bireylerin bazı genetik özelliklerini ortaya koyabilmek için doku parçalarından gen dizileri elde edilmiş. Ardından diziler hem GenBank hem de BOLD sisteminde kayıtlı türe ve primere ait diğer diziler ile karşılaştırılmış, Neigbor-Joinning ağacı üretilmiş, Network analizi gerçekleştirilmiş ve sonuçlar ayrıca haritalanmıştır. G. cemiculus türünün genetik özelliklerinin yanı sıra biyo-ekolojik özelliklerini ortaya koyabilmek için mümkün olan her verisetinde bölgeler, tüm ve cinsiyetler ayrı ayrı boy-ağırlık ilişkileri, besin kompozisyonları, trofik seviyeleri, eşeysel olgunluk evreleri ve gonadosomatik indeks değerleri hesaplanmıştır. Sonuç olarak; her tür için ayrı ayrı geçekleştirilmiş genetik özelliklerinden türetilmiş bilgiler Türkiye sularından ilk defa gerçekleştirilmiştir. G. cemiculus türü üzerine bir boy-ağırlık ilişkisi dışında biyolojilerine yönelik Türkiye kıyılarından bir çalışma bulunmamakla birlikte doğu Akdeniz'de de bulunmamaktadır. Bu tez çalışmasının üretiği bilgilerin kıkırdaklı balıkların biyolojilerinin daha iyi anlaşılması ve gelecekteki koruma biyolojisi çalışmalarına temel oluşturması amaçlanmaktadır.

Elizabeth Grace Tunka Bengil
Ege University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Ege Üniversitesi Su Ürünleri Fakültesi Müzesi'nin (ESFM) cephalopod envanteri

Bu çalışmada Ege Üniversitesi Su Ürünleri Fakültesi Müzesi bünyesinde bulunan cephalopod türleri incelenmiştir. 1988 yılından 2015 yılına kadar yapılan bilimsel çalışmalar ve seferlerle örneklenen cephalopod bireyleri ESFM müzesinde uygun koşullarda muhafaza edilip sergilenmektedir. Yapılan örneklemeler sonucunda cephalopodlar Marmara denizi, Ege Denizi, Akdeniz ve Kuzey Kıbrıs sularından elde edilmiştir. Bu çalışmaların sonucunda ESFM'de, Sepiida ordosundan 58 adet, Sepiolida ordosundan 230 adet, Teuthida ordosundan 106 adet ve Octopoda ordosundan 139 adet saklama kavanozunda farklı türlere ait bireyler bulunmaktadır. Müzede bulunan cephalopod türleri öncelikle temizlenerek, bilinen 4 adet saklama yöntemleri arasında en uygun olan formalinle saklama yöntemi kullanılarak kavanozlarda saklanmış olup, daha sonra kavanozların üzerine örneklemelere ait gerekli bilgiler etiketlenerek, bilgisayar ortamında kaydı tutulmuştur.

Yüksel Cem İzmirli
Ege University · Institute of Graduate Studies in Science
2018
00
DoctorateOpen AccessTR

Türkiye'de Gambusia (sivrisinek balığı) türlerinin dağılımı ve biyoekolojik özelliklerinin incelenmesi

Bu çalışmada, özellikle endemik türlerin devamlılığı açısından risk oluşturduğu belirtilen sivrisinek balıklarının Türkiye'deki dağılımları, morfolojik ve meristik özellikleri, boy-ağırlık ilişkileri, habitat tercihleri ve üreme özelliklerinin araştırılması amaçlanmıştır. Çalışma süresince Türkiye'de toplam 130 farklı lokalite taranmıştır. 39'u göl 28'i akarsu olmak üzere toplam 67 lokalitede G. holbrooki varlığı tespit edilmiştir. Tüm bireyler için dişi:erkek oranı 1:0,40 olarak bulunmuştur. Total boy dağılımı 1,27-57,2 mm arasında bulunmuştur. Dorsal, anal ve kaudal yüzgeç ışın sayıları sırasıyla 7-8, 8-9, 20-22 arasında olduğu tespit edilmiştir. Farklı lokalitelerdeki popülasyonlarda 10 morfometrik ölçüm yapılmıştır. Dişi ve erkek bireylerin boy-ağırlık ilişkisi eşitlikleri sırasıyla W=0,0101 L3,2281, r=0,982, ve W=0,0112 L2,9811, r=0,944 olarak hesaplanmıştır. Farklı lokalitelerdeki hamile bireyler incelenmiş, maksimum yumurta ve embriyo sayısı toplam 182 olarak tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Gambusia holbrooki, sivrisinek balığı, morfometri, biyoekoloji, istilacı tür, ekolojik etki, endemik tür.

Irmak Kurtul
Ege University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Karadeniz Bölgesi akarsularının trıchoptera (Arthropoda: Insecta) faunası

Bu araştırmada, Mayıs 2014 - Ekim 2015 tarihleri arasında mevsimsel periyotlar ile 24 istasyondan 1021 birey toplanmıştır. Bireyler incelenerek tür düzeyinde teşhisleri yapılmıştır. Araştırma sonucunda, Karadeniz Bölgesi'nden Trichoptera takımına ait 8 familya, 20 tür belirlenmiştir. Bentik örnekler, önceden belirlenen 24 istasyonda 5 dakika süreyle Tekme Örnekleme Metodu kullanılarak (Kick Sample) el kepçesiyle alınmıştır. Kantitatif analizlere yönelik olarak örnekleme 3 tekrarlı yapılmıştır. Ölçümü yapılan su parametrelerinden sıcaklık, pH ve çözünmüş oksijen değerlerinin takson çeşitliliğinde belirleyici etken olduğu gözlenmiştir. İncelemeler sonucunda, 8 Familya (Hydropsychidae, Rhyacophilidae, Ecnomidae, Psychomyiidae, Polycentropodidae, Molannidae, Philopotamidae ve Limnephilidae) dahilinde 20 tür ve 1021 birey tespit edilmiştir. Araştırma bölgesinde devamlı olarak tespit edilen taksonlardan en baskın türün %42,02 ile Hydropsyche angustipennis olduğu, bununla beraber en az baskınlık gözlenen türlerin ise %0,1 ile Polycentropus flavomaculatus, Wormaldia subnigra, Molanna angustata ve Ecnomus tenellus olduğu saptanmıştır. Tespit edilen türlerden 8'si bazı istasyonların bulunduğu iller için yeni kayıttır. Anahtar Kelimeler:Karadeniz, Trichoptera, mevsimsel dağılış, su kalitesi,biyolojik indikatör

Erkut Özcan
Ege University · Institute of Graduate Studies in Science
2018
00
Master'sOpen AccessTR

İzmir Körfezi'nden alınan bazı diatom türlerinin büyümesi üzerine nütrient, ışık, sıcaklık ve tuzluluğun etkileri

Cylindrotheca closterium İzmir Körfezi'nde özellikle ilkbahar, yaz ve sonbahar mevsimlerinde baskın olabilen diatom türlerinden biridir. Bu tezde Cylindrotheca closterium türünün farklı sıcaklık, ışık şiddeti, nütrient konsantrasyonları ve tuzluluklar altındaki büyüme kinetikleri üzerine çalışılmıştır. Ayrıca türün gelecekte İzmir Körfezi'ndeki durumu küresel iklim değişikliğinin olası etkileri göz önünde bulundurularak tahmin edilmiştir. Işık ve sıcaklık deneyi eş zamanlı olarak yapılmıştır. 18 0C'de maksimum spesifik büyüme hızı µmax= 1,974276±0,167668 gün-1 ve yarı doygunluk sabiti KI=0,047799± 0,027594 olarak elde edilmiştir. Optimum olarak belirlenen %015 tuzlulukta spesifik büyüme hızı 2,012 gün-1 olarak hesaplanmıştır. Farklı amonyum, nitrat, reaktif fosfat ve reaktif silis konsantrasyonlarında elde edilen maksimum spesifik büyüme hızları sırasıyla 2,48144±0,612617 gün-1, 1,92402 ±0,314997 gün-1, 2,082751± 0,051604 gün-1 ve 1,970746± 0,190054 gün-1'dir. Bu nütrientler için bulunan yarı doygunluk sabitleri ise sırasıyla 17,83828±14,40044 μg at-NH4+-N, 27,31992± 19,040738 μg at-NO3--N, 0,252677±0,038891 μM PO4-P ve 0,332320±0,236107 μM Si'dir.

Hücre büyüme işlemleriIşık şiddetiKüresel ısınma+2
Merve Betül Üstün
Ege University · Institute of Graduate Studies in Science
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Orta Ege denizinde yaşayan fener balıklarının (Lophiidae) biyolojisi

Bu tezde, Eylül 2017 - Ağustos 2018 tarihleri arasında Orta Ege Denizi'nde mevsimsel olarak ticari trol balıkçılığı yapan tekneler tarafından avlanmış olan 558 adet fener balığının boy, ağırlık, yaş, eşey dağılımları ve oranları, boy – yaş, boy- ağırlık ilişkileri ve üreme dönemlerinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Araştırma bölgesinden yakalanan örneklerin, % 48,9 u (273 adet) erkek, % 46,8'i (261 adet) ise dişi birey olduğu ve % 4,3'ü (24 adet) ise cinsiyeti belirlenememiştir. İlisyumdan yapılan yaş tahinleri ile II-XI yaş grubuna dahil örnekler bulunmuştur. Tüm bireylerin total boy (cm) ve ağırlık (g) değerleri sırasıyla 12 – 65 cm ve 24,5 – 4682 gr olarak bulunmuştur. Dişi(d), erkek(e) ve tüm bireyler(tb) için boy-ağırlık ilişkisi denklemleri sırasıyla; d: W = 0,0135*L3,0227, e: W = 0,0289*L2,7576 ve tb: W = 0,0165*L2,9478 olarak bulunmuştur. En yüksek gonadosomatik indeks (GSI) değeri ise 1,48 ile ilkbahar dönemine aittir. Tüm bireyler için sonsuz boy L∞=74.83 cm, K=0.18 yaş, t0= -0.34 ve ϕ =2.99 yaş olarak bulunmuştur.

Ahmet Mert Şenbahar
Ege University · Institute of Graduate Studies in Science
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Batı anadolu içsularında amatör balıkçılığın sosyo demografik ve ekonomik özellikleri

Bu çalışmada Batı Anadolu'daki amatör balıkçılığın sosyo-demografik ve ekonomik analizi ortaya çıkarılmıştır. Anket çalışması Ocak 2015 ile Kasım 2015 ayları arasında 141 amatör balıkçı ile görüşülerek gerçekleştirilmiştir. Anket çalışmasında sosyal-demografik, performans-efor, ekonomik, örgütlenme-yönetim, etik yaklaşım, güvenlik, av araçları bilgisi, çevre ve tür bilgisi, alışkanlık durumu, iletişim gibi konular işlenmiştir. Çalışma sonucunda, görüşülen amatör balıkçıların %28,3'ü 40-49 yaş aralığında olduğu, en çok tercih edilen türlerin sazan (%43,9) ve alabalık (%30,6) olduğu, %71,7'si evli, %48,2'si lise mezunu olduğu, tamamının bir günde 1-5 kg balık avladığı, %66,7'sinin 1001-2000 TL gelire sahip olduğu, %31,2'sinin avcılık için yaz aylarını tercih ettiği, %46,8'sinin balıkçılıkla ilgili bilgi edinmek için interneti kullandığı, %95'inin herhangi bir balık tutma organizasyonuna katılmadığı belirlenmiştir.

Mert Alyanak
Ege University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Methylparabenin deniz kestanesi (Arbacia lixula) üzerindeki toksik etkileri

Methylparaben, kozmetik, ilaç ve gıda endüstrileri başta olmak üzere, boya ve kağıt üretiminde yaygın olarak kullanılmaktadır. Günlük hayatın her alanında tüketilen ürünlerin içinde koruyucu kimyasal olarak bulunan methylparaben, kullanım ve atılım sonrası tüm diğer kimyasallar gibi sucul ekosistemlere giriş yapmaktadır. İlk kez 1996 yılında sucul ekosistemlerdeki varlıkları üzerine çalışılmış olan methylparabenin, akarsu, göl, deniz, atık su arıtma giriş suları ve işlem görerek arıtılmış bazı atık su arıtma tesislerinden alınan örneklerde ng/l-µg/l aralığında varlıklarına rastlanmıştır. Suda çok iyi çözünebilen bir kimyasal olmasına rağmen methylparaben, sürekli kullanım ve atılımına bağlı olarak sucul ekosistemlerde her zaman bulunur durumdadır. Endokrin bozucu kimyasallar olarak sınıflandırılan parabenlerden methylparaben, en yaygın ve yoğun olarak bulunan parabentürü olmuştur. Bu tez çalışmasında, organizmaların çevresel streslere en hassas olduğu erken yaşam evrelerindeki etkinin belirlenebilmesi için A. lixula türü deniz kestanesi ile yapılan biyodenemeler ile methylparabenin çeşitli konsantrasyonlarında genotoksik, embryotoksik ve spermiyotoksik etkileri, fertilizasyon başarısı ile döl kalitesi olarak ortaya koyulmuştur. A. lixula türü deniz kestanesinin yumurtaları çok koyu renkli olduğu için genotoksik çalışmalarda kullanılan yöntem geliştirilerek dekolorizasyon işlemi yapılmış ve mitotik bozukluklar belirlenebilmiştir. Denemeler sonucunda, methylparabenin 8 ppm ve üzeri konsantrasyonlarında A. lixula embryolarının larval aşamaya geçemediği ve konsantrasyona bağlı olarak mitotik bozukluklarda artış olduğu saptanmıştır.

Arbacia lixulaDeniz kestanesiEkotoksikoloji+1
Serkan Tez
Ege University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Marmara Gölü (Manisa) Gümüş balığı (Atherina boyeri Risso, 1810) populasyonunun mevsimsel besin kompozisyonunun incelenmesi

Bu tez çalışmasında, Marmara Gölü (Manisa)'den yakalanan 423 adet Gümüş balığı'nın mide içerikleri incelenerek, populasyonun besin kompozisyonu belirlemeye çalışılmıştır. Balıklar Kasım 2014 ve Temmuz 2015 tarihleri arasında 4 defa mevsimsel olarak yakalanıp incelenmiştir. Balıkların total boy uzunlukları 2,5-8,7 cm arasında dağılım göstermiş ve boy ortalaması 5,6 cm olarak gözlenirken, ağırlıkları 0,12g-3,53g arasında değişmiş ve ortalama 1,40g olarak gözlenmiştir Araştırma sonucunda farklı büyüme aşamasındaki örneklerin mide içeriklerinde, 4 mevsim boyunca Oligachaeta, Branchiopoda, Maxillopoda, Ostracoda, Insecta ve Malacostraca 6 farklı sınıfa ait organizmalar 78225 besin objesi belirlenmiştir.Cladocera Güz ve Yaz mevsimde daha çok bulunmaktayken, Kış ve İlkbahar mevsimlerinde ise en çok Copepoda örneklerine rastlanmaktadır. Bray-Curtis cluster analizi sonucunda mevsimler arasında en yüksek benzerlik, güz ve ilkbahar arasında bulunmaktadır. Anahtar Kelimeler: Atherina boyeri, Gümüş balığı, Marmara Gölü, besin kompozisyonu.

Ramonı Olajıde Hammed
Ege University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Perflorooktan sülfonat'a maruz kalan midyelerde (Mytilus galloprovincialis Lamarck, 1819) dna hasarının mikronukleus testi ile saptanması

İnsanlık var olma sürecinin başlangıcından beri sürekli olarak hem bulunduğu çevreden etkilenmekte hem de bulunduğu çevreyi etkilemektedir. Son yüzyılda sucul ekosistemler aşırı baskı altına alınmıştır. Çevreye giriş yapan Kalıcı Organik Kirleticiler (KOK) fiziksel, kimyasal ve biyolojik süreçler ile türetilen; doğal degredasyon (indirgenme) süreçleri sırasında direnç kazanarak yüksek direnç ve moleküler dengeye ulaşan kimyasallardan biridir. Kalıcı organik kirleticiler arasında yer alan Perflorlu Organik Bileşikler (PFCs) 'Emerging Pollutant= Yeni Geliştirilen Kirleticiler' olarak bilinmektedir. Bu çalışmada PFOS' un midyeler (Mytilus galloprovincialis) üzerindeki genotoksik etkisinin belirlenmesinde mikronukleus frekansı kullanılmıştır. Bunun için 30 gün boyunca PFOS' un artan konsantrasyonlarına maruz bırakılan midyelerden alınan örnekler incelenmiştir. Yapılan denemelerden elde edilen sonuçlara göre; midyelerin hemolenflerinde, Perflorooktan sülfonat' ın 4 mg/L konsantrasyonunun genotoksik hasarı yükselttiğini ve artan konsantrasyonlara bağlı olarak hemolenf hücrelerindeki mikronuleus frekansının ‰ 15,09' den ‰ 31,84' e kadar arttığı görülmüştür. Solungaç hücrelerinde mikronukleus frekansı ise kontrol grubunda ‰ 1,1 iken en yüksek konsantrasyonda (6 mg/L) ‰ 31,26 bulunmuştur.

Beyza Nalbantlar
Ege University · Institute of Graduate Studies in Science
2016
00
Master'sOpen AccessTR

İzmir İç Körfezi'nde su kolonu ve sedimentte biyojenik silis dağılımları

ÖZET İZMİR İÇ KÖRFEZİ'NDE SU KOLONU ve SEDİMENTTE BİYOJENİK SİLİS DAĞILIMLARI Merks, Gizem Yüksek Lisans Tezi, Su Ürünleri Anabilim Dalı Tez Danışmanı: Prof. Dr. H. Baha BÜYÜKIŞIK Ocak, 2017, 34 sayfa Bu tezin amacı, çözünmüş silikat kaynağı olarak sedimentin ne derece önemli olduğunu biyojenik silis, klorofil α, karbonat konsantrasyonları ve reaktif silis akışları ile ortaya koymaktır. Reaktif silis akışları tekne üstünde, deniz suyu ile sıcaklığı sabit tutulan akrilik tank içinde alınan karot örneklerinin inkübasyon denemeleri ile gerçekleştirilmiştir. Sedimentte karbonat, klorofil α, klorofil bozunma ürünleri, organik karbon, biyojenik silis ve Alüminyum ölçümleri yapılmıştır. Kış ve yaz aylarında karbonat çökelmesine dair deliller bulunmuş olup biyojenik silis üzerinde karbonat çökelmesi nedeniyle silikat çözünürlüğü etkilenmektedir. Reaktif silis akışlarını kontrol eden ana faktör kalsiyum karbonat miktarı ve biyojenik silis olmakla birlikte çimento materyalini oluşturan diğer değişkenler de verilerdeki varyasyonu azaltmaktadır (organik karbon gibi). Yaz periyodunda kışa göre çok daha yüksek olan sedimentten reaktif silis akışları gözlenmiştir ki nehirlerle gelen reaktif silis yükü yaz aylarında son derece düşük olduğu bilinmektedir. Böylece yaz mevsiminde sedimentten su kolonuna giren reaktif silis İzmir İç Körfezi'nde diatom baskınlığını sağlayan ana süreçtir. Nehirlerin çok daha az katkıda bulunduğu yaz aylarında daha düşük primer prodüktivite nedeniyle litojenik silt boyutunda katkının baskın olması ve reaktif silis akışını artırıcı etkisi nedeniyle diatom çoğalmalarını desteklemesi, halk sağlığı ve midye toplayıcılığı üzerinde olumlu etkileri ön plana çıkmaktadır. Anahtar Sözcükler: Biyojenik silis, reaktif silis akışları, karbonat çökelmesi, İzmir İç Körfezi.

Gizem Ateş
Ege University · Institute of Graduate Studies in Science
2017
00
DoctorateOpen AccessTR

Homa dalyanı (İzmir Körfezi) bentik ve planktonik dinoflagellatları ve ortam koşullarıyla ilişkisi

Bu tezde, Homa Dalyanı planktonik ve bentik dinoflagellat türlerinin bu bölgedeki dağılımının saptanması ve belirlenen türlerin dalyanın fizikokimyasal koşulları ile birlikte değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Bu doğrultuda 4 ayrı istasyondan 1 yıllık periyotta aylık örnekleme yapılmıştır. Fiziksel parametrelerden sıcaklık, tuzluluk, pH ve oksijen ölçümleri; kimyasal parametrelerden ise amonyum, nitrit, nitrat, ortofosfat, reaktif silisyum ve klorofil-a analizleri gerçekleştirilmiştir. Yapılan örneklemenin sonucunda 32 adet planktonik ve 4 adet bentik olmak üzere toplam 36 adet dinoflagellat türü saptanmıştır. Bu türlerin bulunma sıklıkları incelenmiş ve tür çeşitliliği ile tür zenginliği istatistiksel olarak değerlendirilmiştir.

Dinçer Başdemir
Ege University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2017
00
Master'sOpen AccessTR

İzmir Körfezi'nde deniz otomatik meteoroloji gözlem istasyonlarının ölçüm sonuçlarının analizi

Hava sıcaklığı, basınç, nem, rüzgar yönü ve hızı ile denizsuyu sıcaklığı gibi temel meteorolojik parametreler, balıkçılıktan gemiciliğe, turizmden çevre korumaya kadar pek çok konuyla yakından ilgilidir. Önceleri sadece karasal istasyonlarda yapılabilen meteorolojik ölçümler teknolojinin gelişmesiyle, artık deniz fenerleri ve şamandıraları üzerine kurulan otomatik meteorolojik ölçüm sistemleri vasıtasıyla da ölçülebilmektedir. Balıkçılık, deniz taşımacılığı, turizm bakımından yoğun olarak kullanılan İzmir Körfezi'nde 2013 yılında kurulan Deniz Otomatik Meteoroloji Gözlem İstasyonu (DOMGİ) vasıtasıyla daha detaylı ve sağlıklı meteorolojik veriler alınmaya başlanmıştır. Bu tezde, İzmir Körfezi'nde yeni kurulan ve günümüzün gelişen teknolojilerinden yararlanan altı deniz otomatik meteorolojik gözlem istasyonuna ait bir yıllık rüzgar, basınç, sıcaklık, nem, rüzgar ve denizsuyu sıcaklığı verilerinin meteorolojik analizi çalışılmıştır.

Mahmut Tunca Yazıcı
Ege University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Cnidaria filumu'na genel bakış ve bazı Anthozoa türleri

Su ürünleri, kalitatif ve kantitatif bakımdan çok geniş bir yelpaze içermektedir. Su canlıları insan besininin önemli bir kısmını oluşturduğu gibi birçok alanda kullanılan önemli bir hammaddedir. Su ürünleri denilince ilk akla gelen balık olmasına rağmen, birçok ülke besinsel değerinin yüksek olmasından dolayı balık dışında diğer su ürünlerinden de faydalanma yoluna gitmişlerdir. Bunun yanı sıra denizlerimizde her geçen gün küresel ısınma, kirlilik, aşırı avcılık gibi faktörlerden canlı populasyonu giderek erimekte stoklar azalmaktadır. Cnidaria phylumu Türkiye sularında 5 sınıf(Hydrozoa, Cubozoa, Scyphozoa, Staurozoa, and Anthozoa) olmak üzere 195 tür ile temsil edilir. 7 Anthozoan türü(Arachnanthus oligopodus, Bunodactis rubripunctata, Bunodeopsis strumosa, Corynactis viridis, Halcampoides purpureus, Sagartiogeton lacerates, and Sagartiogeton undatus) Türkiye deniz faunasında yeni kayıtlar teşkil ederler. Cnidaria phylumu için çeşitlilik gösteren etkin noktalar, Prens Adası, İstanbul Boğazı, İzmir Körfezive Datça Yarımadasıdır. Cnidarian türleri en çok 121 tür ile Ege Denizinde, en az 17 tür ile Karadenizde bulunurlar.

Çağdaş Çelik
Ege University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2017
00
DoctorateOpen AccessTR

Özel çevre koruma bölgeleri sert substratum kommuniteleri üzerindeki korumanın etkinliğinin değerlendirilmesinde fotoğrafik verinin analizi

Bu çalışma Fethiye Özel Çevre koruma bölgesi sınırları içerisinde ve çevre koruma alanı dışında kalan civar bölgede, mevcut korumanın koruma olmayan alana göre bir farklılık yaratıp yaratmadığın belirlenmesi amacıyla Nisan – Kasım 2011 tarihleri arasında gerçekleştirilmiştir. Çalışma periyodu sürecince toplam 360 fotoğraf karesinin analizi yapılmış, elde edilen veriler deneysel tasarım ilkelerine göre analiz edilmiştir. Çalışmada Cystoseira spp.'den kaynaklanan mevsimsel dalgalanma dışında koruma bölgesi istasyonları ile kontrol bölgesi istasyonları arasında istatistiksel olarak önemli bir fark tespit edilmemiştir.

Senem Önen Tarantini
Ege University · Institute of Graduate Studies in Science
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Teke Deresi (Palu-Elazığ) epilitik ve epipsammik diyatomeleri

Bu çalışma da Elazığ iline 83 km uzaklıkta olan Palu- Beyhan yolu yedinci kilometrede bulunan Teke Deresi, Kevank Köyünden akarak Murat Nehriyle birleşmektedir. Dağlık bir alandan beslenmemesi, taşıdığı su miktarını etkilemektedir ve durum dereyi kaynak suları ile mevsim yağışlarına bağlı kılmaktadır. Teke Deresi'nden Mart 2023-Aralık 2023 tarihleri arasında iki istasyondan alınan epipsammik ve epilitik algler, bazı fiziksel ve kimyasal parametrelerle birlikte incelenmiştir. Bu araştırma süresince epipsammik alglere ait I. istasyonda 14 takson, II. istasyonda 22 takson ve epilitik alglere ait I. istasyonda 10 takson, II. istasyonda 17 takson kaydedilmiştir. Araştırma süresince Bacillariophyta'ya ait Ulnaria, Amphora, Cymbella, Navicula, Nitzschia ve Gomphonema epilitik ve epipsammik alg florası içerisinde sıklıkla ortaya çıkmaları ve nispi yoğunluklarıyla Teke Deresi'nde en önemli algler olarak kaydedilmiştir.

Tuba Karaosmanoğlu
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Science
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Kuzeydoğu Akdenizde yaşayan yeşilgöz (Chlorophthalmus agassizi) balığının otolit biyometrisi

Bu çalışma, İskenderun Körfezi açıklarında (Kuzeydoğu Akdeniz) yakalanan 180 adet yeşilgöz balığının (Chlorophthalmus agassizi) toplam boy ve ağırlıkları ile otolit boyutları arasındaki ilişkiler incelenmiştir. Yeşilgöz balıkları İskenderun Körfezi açıklarından yaklaşık 300-350 m derinliklerde, ticari trol teknesiyle yakalanmıştır. Yakalanan yeşilgöz balıklarının en düşük ve en yüksek boy ve ağırlıkları; tüm bireylerde 7,10-17,5 cm ve 2,04-44,64 g olarak belirlenmiştir. Chlorophthalmus agassizi bireylerinin sağ ve sol otolit için ortalama otolit boyları sırasıyla 3,9693-3,9012 mm, otolit enleri 1,6836-1,6784 mm ve otolit ağırlıkları ise 0,005557- 0,005299 g olarak belirlenmiştir. Balığın toplam boyu ile otolit boyu ve otolit genişliği, yine toplam balık boyu ile otolit ağırlığı arasındaki ilişkiler pozitif yönde ve orta düzeyde bulunmuştur. Balığın sağ ve solundan alınan otolitlerin boyları, genişlikleri ve ağırlıkları arasındaki fark istatistiksel olarak önemsiz bulunmuştur (P>0,05). Bu çalışma, yeşilgöz balığının Kuzeydoğu Akdeniz'deki biyolojik özelliklerine dair literatüre önemli bir katkı sağlamaktadır.

Yelda Coşkun
Fırat University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2025
00
DoctorateOpen AccessTR

Seçilmiş göllerdeki (Türkiye) sedimanda diyatome konsantrasyonu ve birikim oranlarındaki değişkenlik kullanılarak geçmiş göl çevresel değişkenlerinin yenidenyapılandırılması: Paleolimnolojide kantitatif bir yaklaşım

Bu çalışma, kökenleri farklı beş gölün (Beymelek/Lagün, Beyşehir/Tektonik, Erçek/Lav Set, Gölcük/Krater ve Tödürge/Karstik) paleo-salinite, paleo-alkalinite, paleo-pH, paleo-nütrient, paleo-secchi derinlik, paleo-trofik statü ve paleo-iletkenlik değişkenlerine ait verilerin yeniden yapılandırılmasını amaçlamaktadır. Araştırmanın ilk aşamasında kalibrasyon veri setleri oluşturulmuş, diğerinde ise yeniden yapılandırma yapılmıştır. Kalibrasyon veri setleri oluşturmak için başlangıçta 50 göl araştırılmış olmasına rağmen 35 gölden istatisteksel olarak anlamlı veriler üretilmiştir. Kalibrasyon veri seti 1, 35 göl, 14 çevresel parametre ve 64 diyatome taksonundan oluşmaktadır. Çevresel parametreler ağırlıklı ortalama (WA) ve ağırlıklı ortalama kısmi en küçük kareler (WA-PLS) yöntemlerine göre yeniden yapılandırılmıştır. İletkenlik, sülfat, potasyum, magnezyum, secchi derinlik ve kalsiyum karbonat değişkenleri için anlamlı model performansları bulunmuştur. İletkenlik için R2, rjack2, RMSE ve RMSEP değerleri sırasıyla 0,767, 0,476, 0,331 ve 0,496 olarak tespit edilmiştir. İletkenlik için en yüksek/en düşük optimum ve tolerans değerlerine sahip diyatome taksonları Amphora commutata (1720,56-18,34 µS/cm) ve Staurosira binodis (107,47-2,28 µS/cm) olarak belirlenmiştir. Kalibrasyon veri seti 2, 35 göl, 12 çevresel parametre ve 64 diyatome taksonundan oluşmaktadır. Tuzluluk, sülfat, potasyum, magnezyum, pH, sodyum ve klorür değişkenlerine ait anlamlı model performansları oluşturulmuştur. Tuzluluğun R2, rjack2, RMSE ve RMSEP değerleri sırasıyla 0,694, 0,227, 0,140 ve 0,225 olarak belirlenmiştir. Tuzluluk için en yüksek/en düşük optimum ve tolerans değerlerine sahip diyatome taksonları Campylodiscus clypeus – Amphora pediculus (‰9,57-2.80) ve Cyclotella atomus – Cymbopleura inaequalis (‰2,15-1,30) olarak tespit edilmiştir. Kalibrasyon veri seti 3, 35 göl, 15 çevresel parametre ve 156 diyatome taksonundan oluşmaktadır. Toplam fosfatın R2, rjack2, RMSE ve RMSEP değerleri sırasıyla 0,667, 0,311, 0,055 ve 0,112'dir. Toplam azotun R2, rjack2, RMSE ve RMSEP değerleri sırasıyla 0,715, 0,453, 0,109 ve 0,168 olarak belirlenmiştir. Toplam azot için en yüksek/en düşük optimum ve tolerans değerlerine sahip diyatome taksonları Ctenophora pulchella – Hippodenta neglecta (3,83-1,27 mg/L) ve Hanzschia amphioxys – Karayevia clevei (2,97-1,04 mg/L)'tir. Toplam fosfor için en yüksek/en düşük optimum ve tolerans değerlerine sahip diyatome taksonları Hanztschia amphioxys – Cymbella parva (0,423-0,015 mg/L) ve Hantzschia amphioxys – Mastogloia calcarea (0,308-0,008 mg/L) olarak tespit edilmiştir.

Fatma Küçük
Fırat University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Murat nehrinde (Palu-Elazığ) yaşayan capoeta umbla'nın otolit biyometrisi ve bazı büyüme parametreleri

Bu çalışmada siraz balığının (Capoeta umbla) otolit biyometrisi ile toplam boy - ağırlık ilişkiler incelenmiştir. Bu amaçla, toplam 52 adet balık örneği Murat Nehri'nin Beyhan Barajı Gövdesi ile Örencik 15. Avlak sahası arasında avlanan ticari balıkçılardan elde edilmiştir. İncelenen balık örneklerinin boy ve ağırlıkları; tüm balıklarda 17,10-46,20 cm ve 53,95-995,76 g olarak belirlenmiştir. C. umbla bireylerinin sağ ve sol otolit için ortalama otolit boyları ise sırasıyla 1,853-3,181 mm, otolit enleri 1,511-2,241 mm ve otolit ağırlıkları ise 0,0015- 0,0078 g olarak belirlenmiştir. Balığın toplam boyu ile otolit boyu ve otolit genişliği, yine toplam balık boyu ile otolit ağırlığı arasındaki ilişkiler pozitif yönde ve iyi düzeyde bulunmuştur. Balığın sağ ve solundan alınan otolitlerin boyları, genişlikleri ve ağırlıkları arasındaki fark istatistiksel olarak önemsiz bulunmuştur (P>0,05). Siraz balığının boy-ağırlık ilişkisi b değerleri tüm bireyler için 3,12, dişi bireylerde 3,0032 ve erkek bireylerde 3,1373 hesaplanmıştır. Bu nedenle büyüme tipi siraz balığı için pozitif allometrik olarak bulunmuştur. Sonuç olarak, bu çalışma, Siraz balığının Murat Nehri'ndeki popülasyonunun biyolojik özelliklerine dair literatüre önemli bir katkı sağlayacaktır.

Davut Yaylagülü
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Science
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Teke deresi (Palu-Elazığ) zooplanktonu

Bu çalışmada, Teke Deresi'nin zooplankton faunası belilemek amacıyla Teke Deresi'nde belirlenen 3 istasyonda ocak 2023- aralık 2023 tarihleri arasında aylık periyotlarla örnekler alınmıştır. Ayrıca 12 ay boyunca su sıcaklığı, pH ve çözünmüş oksijen gibi fiziksel ve kimyasal parametrelerin ölçümleride yapılmıştır. Zooplankton örnekleri 55 μ göz açıklığına sahip standart plankton ağı kullanarak toplanmıştır. Araştırma sonucunda toplam 38 tür teşhis edilmiştir. Teşhis edilen türlerden 28 tür Rotifera, 6 tür Cladocera ve 4 tür ise Copepoda grubundandır. Tespit edilen grupların ortalama yoğunluğuna bakıldığında %78 ile Rotifera (123.723 birey/m³) en fazla bulunan grup olurken bunu sırasıyla %11 ile Cladocera (18.054 birey/m³) ve %10 ile Copepoda (16.461birey/m³) takip etmektedir. Teke Deresi'nde tespit edilen zooplankton gruplarının (Rotifera, Cladocera ve Copepoda) mevsimlere göre dağılımına bakıldığında en fazla yaz mevsiminde (200.718 birey/m³) en az sonbahar mevsiminde (47.790 birey/m³) rastlanmıştır. Shannon Weiner indeks analizi sonuçlarına göre tür zenginliğinin en yüksek olduğu ay 3. istasyonda nisan ayında (H'=2,25), en düşük indeks değeri ise 1. istasyonda ocak ayında görülmüştür (H'=0,60).

Hatun Yılmaz
Fırat University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2025
00
Master'sOpen AccessEN

Büyük zap nehrinde (İrak) yaşayan arabibarbus grypus (heckel, 1843) (sabut) popülasyonunun bazi büyüme özelliklerinin belirlenmesi

The present study aims at examination of important growth traits and age structure of A. grypus (shabut) living in the Great Zab River, northern Iraq. Being a native cyprinid and species of great ecological and commercial importance in the Tigris- Euphrates basin, study of its growth dynamics is important in sustainable management of fisheries. Fish samples were monthly taken between September 2024 and February 2025 and biometric data including total length, weight, sex and age were subjected to standard fisheries science tools including length-weight relationships, condition factor (CF), and the von Bertalanffy Growth Function (VBGF). The age structure of the population was wide (I-XIII) indicating a stable low-exploitation environment showing constant recruitment. The length-weight relationship showed a close correlation (R 2 =0.97-0.98) with negative allometric growth (b < 3), meaning that the individuals increase more in length than in mass. The analysis of condition factors revealed that CF values were higher in females than males, with the peak at age IV, which was probably caused by reproductive investment. Slow somatic growth (k = 0.05) and long longevity that were also confirmed by VBGF parameters are characteristics of ecologically balanced habitat.

Omar Abdulazeez Abdulkareem Shwanı
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Science
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Kahramanmaraş ili'nde gökkuşağı alabalığı yetiştiriciliği yapan işletme çalışanlarının sosyo-demografik özellikleri

Bu çalışma, Kahramanmaraş ilinde mevcut bulunan gökkuşağı alabalığı yetiştiriciliği yapılan işletmelerdeki personellere ait sosyo-demografik özelliklerin belirlenmesi amacıyla yapılmıştır. Çalışma 2022 yılında Kahramanmaraş İl Tarım ve Orman Müdürlüğünde kayıtlı olan, faal olarak çalışan 35 adet alabalık yetiştiriciliği yapılan tesislerde gerçekleştirilmiştir. Alabalık yetiştiriciliği yapılan tesislerde çalışan personellere uygulanan anket çalışmasıyla elde edilen sonuçlara göre çalışanların büyük kısmının erkek ve yaş aralıkları çoğunlukla 40-49 olduğu, tüm çalışanların % 40'lık kısmını oluşturdukları belirlenmiştir. Medeni durumlarının ise çoğunlukla evli olduğu tespit edilmiştir. Bekâr olan personeller genellikle aileleri ile birlikte yaşamaktadır. İşletmelerde çalışan personellerin % 47.5'sinin 3 çocuğa sahip olduğu saptanmıştır. % 32'sinin ilkokul mezunu oldukları görülmekte ve eğitim seviyesinin yüksek olmadığı anlaşılmaktadır. Kişilere uygulanan anket çalışmaları sonucunda, işletmelerdeki personellerin tamamının sosyal güvencesinin var olduğu belirlenmiştir. Çalışan personellerin % 80'inin bu meslekte 10 yıldan az bir süredir çalıştığı, mesleği seçme nedenlerinin ise % 48 ile aile bütçesine katkı olduğu, mesleğe devam etme isteği sorusunu %88 ile evet olarak yanıtladıkları belirlenmiştir. İşletmelerde çalışan personellerin gelir düzeylerinin genellikle 5000-7500 TL arasında olduğu ve ev mülkiyeti kendine ait olan personellerin %84'lük oran ile çoğunlukta olduğu uygulanan anket çalışmasıyla tespit edilmiştir.

Gökkuşağı alabalığıKahramanmaraşSosyodemografik değişkenler+2
Yüsra Kara
Fırat University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2023
00