Tokat Gaziosmanpaşa University
Discipline

Bahçe Bitkileri Anabilim Dalı

Tokat Gaziosmanpaşa University

1,060

Archived Theses

0

DOIs Assigned

0%

DOI Rate

Discipline

50 Theses
Master'sOpen AccessTR

Bazı ayva anaçlarının sık dikilen hafifçukurgöbek yenidünya çeşidinde vegetatif büyüme ve meyve kalitesi üzerine etkileri

Bu çalışma, 2018-2019 yıllarında, Hatay Mustafa Kemal Üniversitesi, Ziraat Fakültesi, Bahçe Bitkileri Bölümünün Tayfur Sökmen Kampüsü'nde bulunan araştırma alanındaki yenidünya parselinde yürütülmüştür. Çalışmanın amacı, farklı ayva klon anaçlarının Hafif Çukurgöbek yenidünya çeşidinin fenolojik özellikleri, vegetatif büyümesi ve meyve kalitesi üzerine etkisini araştırmaktır. Denemede; Quince-A, Quince-C ve BA-29 ayva anaçları üzerine aşılı, 1.0 m x 0.5 m sıra arası ve sıra üzeri aralıklarla dikilmiş, Hafif Çukurgöbek yenidünya çeşidi kullanılmıştır. Çalışmada yer alan anaç/çeşit kombinasyonlarının fenolojik gözlemlerinin yanı sıra meyve pomolojik analizleri ile vegetatif büyüme durumları belirlenmiştir. Meyve kalitesini belirlemek için, her çeşit/anaç kombinasyonundan 50 meyve alınmış ve bunlarda; meyve ağırlığı (g), meyve boyutları (mm), çekirdek ağırlığı (g), et/çekirdek oranı (%), suda çözünebilir kuru madde oranı (SÇKM) (%), titre edilebilir toplam asitlik (TA) (%), pH gibi fiziksel ve kimyasal ölçüm ve analizler yapılmıştır. Meyve olgunlaşması, her iki yılda da en erken BA-29 anacında olmuştur. Çiçeklenme ve meyve tutum oranları bakımından anaçların etkisi yıllara göre farklılık göstermiştir. Her iki yılda da derimi yapılan meyve oranında en düşük değeri, Quince-A anacı vermiş olup, Quince-C ve BA-29 birbirlerine yakın değerler vermişlerdir. Meyve ağırlığı ve meyve boyutları bakımından en yüksek değerlerin, anacı Quince-C olan bitkilerden elde edildiği ve bunu anacı BA-29 olan bitkilerin izlediği; en düşük değerlerin ise anacı Quince-A olan bitkilerden elde edildiği belirlenmiştir. Quince-C anacı, tohum sayısı, tohum ağırlığı ve et/tohum oranı bakımından da öteki iki anaca göre daha yüksek değerler vermiştir. Bu özellikler bakımından anaçlar arasındaki farklılıklar istatistiksel olarak önemli bulunmuştur. Suda çözünebilir kuru madde (SÇKM) değeri bakımından BA-29 ve Quince-A birbirlerine yakın değerlere sahip olurken, en düşük değere Quince-C anacı sahip olmuştur. Titre edilebilir toplam asitlik ve pH bakımından anaçlar arasındaki farklılık istatistiksel olarak önemli bulunmamıştır. Yıllık sürgün uzunluğu, kalem ve anaç çapı bakımından Quince-C anacı, Quince-A ve BA-29 anaçlarına göre daha yüksek değerler vermiştir. Vegetatif parametreler açısından anaçların gösterdiği farklılıklar, istatistiksel olarak % 1 düzeyinde önemli bulunmuştur. Bu çalışmadan elde edilen veriler, yenidünya yetiştiriciliğinde bodur anaç olarak ayva anaçlarının kullanılmasının mümkün olduğunu göstermektedir. 2020, 66 sayfa Anahtar Kelimeler: Yenidünya, ayva anaçları, meyve kalitesi, vegetatif büyüme

Sibel Akkuş
Hatay Mustafa Kemal University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Dörtyol [Hatay] yöresinde yetiştirilen "Eylül" ve "Hachiya" Trabzon hurma genotiplerinin soğukta muhazafası

Bu çalışmanın amacı, Dörtyol (Hatay) yöresinde yetiştirilen buruk 'Eylül' Trabzon hurması genotipi ve buruk 'Hachiya' Trabzon hurması çeşidi meyvelerinde modifiye atmosferde paketleme (MAP) ve soğukta muhafazanın muhafaza ve raf ömrü sırasında meyve kalitesinde görülen değişimlerin belirlenmesidir. Bu çalışmada materyal olarak, Dörtyol (Hatay) yöresinde yetiştirilen, 'Eylül' Trabzon hurması genotipi ve 'Hachiya' Trabzon hurması çeşidi meyveleri kullanılmıştır. 'Eylül' Trabzon hurması genotipi ve 'Hachiya' Trabzon hurması çeşidi meyveleri 0±0,5C ve %85‒90 oransal nemde 4 ay süreyle depolanmıştır. Soğukta ve MAP torbalarda depolanan Trabzon hurmalarına ait meyvelerin her yinelemesindeki raf ömürlerinin belirlenmesi için, meyveler 20oC'de %70 (±5,0) oransal nemde 7 gün süreyle bekletilmiş ve aynı analizler tekrarlanmıştır. Ağırlık kayıpları, görünüş (1‒5), MAP torbaları içindeki %CO2 ve %O2 gaz konsantrasyonları, fizyolojik ve mantarsal bozulmalar, kalix kuruması, meyve kabuk rengi, meyve eti sertliği, suda çözünebilir toplam kuru madde miktarı, titre edilebilir asit miktarı, pH değeri, tanen miktarı, C vitamini miktarı incelenmişve tat (1‒9) puanlaması yapılmıştır. Bulgularımıza göre, 'Eylül' Trabzon hurması genotipi ve 'Hachiya' Trabzon hurması çeşidi meyvelerinde ağırlık kayıpları ürünün toplam ağırlığının %10'unu geçmediğinden, her iki çeşitte ekonomik olarak pazarlanabilirliğini kaybetmemiştir. Muhafaza ve raf ömrü sırasında 'Eylül' Trabzon hurması genotipi ve 'Hachiya' Trabzon hurması çeşidi meyvelerinde fizyolojik nedenli bozulmalardan meyve etindeki kararma ve/veya yumuşama meyve kabuk kararmasından daha fazla olmuştur.'Eylül' Trabzon hurması genotipi meyvelerinde kaliks kuruması görülmemiştir.'Eylül' genotipi ve 'Hachiya' Trabzon hurması çeşidinde meyve eti sertliği muhafaza süresini sınırlandırıcı bir faktör olmuştur. Tat değerlendirmesinde 'Eylül' genotipi ve 'Hachiya' Trabzon hurması çeşidi meyveleri 2. ayın sonunda tüketici tarafından kabul edilebilir sınırın üzerine çıkmışlardır. Tüm kalite parametreleri birlikte değerlendirildiğinde; kalitelerinden bir şey kaybetmeden 0 C (±0,5) sıcaklık ve %90 (±5,0) oransal nem koşullarında 'Eylül' genotipi meyvelerinin 2 ay, 'Hachiya' Trabzon hurması çeşidi meyvelerinin 3 ay kaliteli bir şekilde depolanabileceği belirlenmiştir. Ağırlık kayıplarının az olması ve görünüş puanlarının daha yüksek olması nedeniyle 'Eylül' genotipi ve 'Hachiya' Trabzon hurması çeşidinin soğukta muhafazası için MAP kullanımı olumlu sonuçlar verecektir. 2020, 111 sayfa Anahtar Kelimeler: Trabzon hurması,'Eylül', 'Hachiya', soğukta muhafaza, kalite

Sibel Kulan
Hatay Mustafa Kemal University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Bazı şeftali-nektarin çeşitlerinde örtüaltı yetiştiriciliğin erkencilik, verim ve meyve kalite özelliklerine etkileri

Bu çalışma, Astoria ve Maya şeftali ve Garbaja nektarin çeşitlerinin erkencilik, verim ve meyve kalite özellikleri üzerine örtüaltı ve açıkta yetiştiriciliğin etkilerini belirlemek amacıyla gerçekleştirilmiştir. Çalışmada, ilk çiçeklenme, tam çiçeklenme, çiçeklenme sonu, hasat zamanı gibi fenolojik gözlemler; ağaç başına verim, gövde birim kesit alanına düşen verim ve dekara verim gibi verim özellikleri ve meyve ağırlığı, meye eni, meyve boyu, meyve yüksekliği, çekirdek ağırlığı, et/çekirdek oranı, suda çözünebilir toplam kuru madde (SÇKM), pH ve asitlik ölçümleri gibi meyve kalite analizleri gerçekleştirilmiştir. Ayrıca, Minolta renk ölçer ile meyve kabuk ve et rengi, L, a*, b*, C ve h° olarak ölçülmüştür. Çalışmada, Antakya/Hatay ekolojisinde, örtüaltında çiçeklenme 31 Ocak-22 Şubat tarihlerinde gerçekleşirken, açıkta çiçeklenmenin 15 Şubat-3 Mart tarihleri arasında gerçekleştiği belirlenmiştir. Çeşitlerin örtüaltındaki hasat tarihleri 29 Nisan-24 Mayıs arasında ve açıktaki hasat tarihleri 20 Mayıs-7 Haziran arasında gerçekleşmiştir. Astoria ve Maya çeşitlerinin örtüaltındaki meyve olgunlaşması açığa göre 21 gün daha erken meydana gelirken, Garbaja çeşidinde örtüaltında meyve olgunlaşması açığa göre 10 gün daha erken meydana gelmiştir. En fazla meyve ağırlığına örtüaltında Astoria çeşidi (149.41 g) sahip olurken, açıkta en fazla meyve ağırlığına Garbaja ve Astoria çeşitleri (sırasıyla, 153.70 g ve 136.15 g) sahip olmuştur. Meyve kabuğunun kırmızı renk değeri ve yoğunluğunun açık yetiştiricilikte daha yüksek olduğu saptanmıştır. En yüksek ağaç başına ve dekara verime örtüaltında Astoria çeşidi (sırasıyla, 21.36 kg/ağaç ve 3545.8 kg/da) ve açıkta Garbaja (sırasıyla, 26.58 kg/ağaç ve 4413.7 kg/da) ve Astoria (sırasıyla, 25.60 kg/ağaç ve 4296.6 kg/da) çeşitleri sahip olmuştur. Sonuç olarak, örtüaltında Astoria çeşidinin erkencilik, verim ve meyve kalite özellikleri bakımından oldukça ümitvar olduğu belirlenmiştir

Sultan Göktaş
Hatay Mustafa Kemal University · Institute of Graduate Studies in Science
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Yarı-yol materyali oluşturulması amacıyla farklı patlıcan türlerinin melezlenebilirliğinin araştırılması

Patlıcan (Solanum melongena L.), birçok hastalık ve zararlıya karşı duyarlı olduğundan, hastalık ve zararlıların bulaştığı alanlarda önemli derecede ürün kaybı söz konusu olmaktadır. Ticari patlıcan çeşitlerinde, özellikle F1 hibrit çeşitlerde genetik temelin dar olduğu göz önüne alındığında, dayanıklı/tolerant ve farklı özelliklere sahip yabani patlıcan türlerinin, kültür patlıcanında biyotik ve abiyotik strese karşı dayanıklılığın geliştirilmesinde kullanılması gerekmektedir. Araştırmanın amacı, anaç ve çeşit ıslahında kullanılmak üzere yarı-yol materyali üretiminde kullanılabilecek farklı popülasyonlar elde etmek için "S. melongena x S. incanum" türler arası melezini S. linnaeanum, S. macrocarpon ve S. aethiopicum ile melezleyerek, bu melezlerden başarılı olan türler arası hibritlerinin Faselis F1, Karnaz F1 ve Aydın Siyahı ile melezlenebilirliğini araştırmaktır. Çalışmada elde edilen "Faselis F1 x S. incanum" melezi ve diğer yabani türler ile tek yönlü yapılan melezlemeler sonucu, yalnızca "(Faselis F1 x S. incanum) x S. linnaeanum" kombinasyonunda meyve (%10.00-75.00) ve tohum oluşumu (93.57-115.54 adet/meyve) gerçekleşmiştir. Bu tohumların çimlenme (%5.85-46.55) ve bitkiye dönüşme (%4.56-36.63) oranları üretim dönemlerine bağlı olarak değişim göstermiştir. Üretilen "Faselis F1 x S. incanum" ve "(Faselis F1 x S. incanum) x S. linnaeanum" genotiplerinin melez olduğu SSR markörleri ile belirlenmiştir. Melez olduğu tespit edilen genotiplerde ve denemeye alınan çeşitlerde çiçek tozu canlılık ve in vitro çimlendirme testleri yapılmıştır. Çiçek tozu canlılığı ve çimlenmesi açısından "(Faselis F1 x S. incanum) x S. linnaeanum" melez genotipleri arasında varyasyon (%0.00-54.84 ve 0.00-12.54) olduğu tespit edilmiştir. "(Faselis F1 x S. incanum) x S. linnaeanum" melez genotipleri kendilendiğinde veya ana olarak çaprazlandığında genelde meyve oluşmamış, ancak sadece bir dönemde çok düşük oranda (%1.92 veya 1.28-1.67) meyve oluşmuştur. Faselis F1, Karnaz F1 ve Aydın Siyahı çeşitleri ana ve "(Faselis F1 x S. incanum) x S. linnaeanum" melez genotipleri baba ebeveyn olarak kullanıldığında ise baba genotipe bağlı olarak farklı düzeyde meyve (%0.00-30.48, 8.82-15.15 ve 0.00-20.00) ve tohum oluşumu (0.00-20.38, 2.33-15.20 ve 0.00-16.66 adet/meyve) gerçekleşmiştir. Elde edilen tohumların çimlenme ve bitki oluşturma oranları, ana ebeveyn olan Faselis F1 (%16.66 ve 16.66) ve Karnaz F1 (%0.00-14.47 ve 11.84) çeşitlerinde farklılık göstermiştir. Bu çalışmada, "Faselis F1 x S. incanum'' melezinin S. linnaeanum türü ile melezlenerek farklı özelliklere sahip genotiplerin elde edilebildiği ve bu türler arası hibrit genotiplerden bazılarının S. melongena çeşitleri ile melezlenerek anaç ve çeşit ıslahında kullanılabilecek ıslah materyali oluşturulabileceği gösterilmiştir.

Betül Merve Bayıroğlu
Hatay Mustafa Kemal University · Institute of Graduate Studies in Science
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Bazı antepfıstığı genotiplerinin fenolojik, morfolojik ve pomolojik özellikleri

Bu çalışma 2017 ve 2018 yıllarında Gaziantep ilinde yer alan Antepfıstığı Araştırma Entitüsü Dr. Ahmet Münir BİLGEN işletmesinde Pistacia vera L. anacı üzerine aşılı 23 yaşlı 11 adet antepfıstığı genotipinin fenolojik, morfolojik ve pomolojik özelliklerinin saptanması amacıyla yürütülmüştür. Araştırmada her genotipten 5 bitki ve kontrol olarak da Kırmızı, Ohadi ve Kerman çeşitleri kullanılmıştır. Gerçekleştirilen gözlemler neticesinde SEL-4, SEL-5, SEL-6, SEL-8 ve SEL-10 standart çeşitlere kıyasla güçlü gelişen çeşitler olmuştur. Yaprak boyutları ve şekilleri genotiplere göre farklılık göstermiştir. İlk çiçeklenme 2018 yılında 23 Mart ve 1 Nisan tarihleri arasında gerçekleşirken, antepfıstığı genotipleri 1 Nisan ve 12 Nisan tarihleri arasında çiçeklenmesini tamamlamışlardır. Meyve olgunlaşması 2017 yılında 10 Eylül-01 Ekim, 2018 yılında ise 10 Eylül-30 Eylül tarihleri arasında gerçekleşmiştir. Ağaç başına verim periyodisite nedeniyle yıllara göre farklılık göstermiş, 2017 yılında 0.37 kg ile 8.36 kg; 2018 yılında 0.78 kg ile 11.83 kg arasında olmuştur. Meyve salkımı ve kabuklu meyve boyutları ve özellikleri genotiplere göre değişmiştir. En yüksek ortalama meyve ağırlığı denemenin her iki yılında da SEL-2 (1.28 g ve 1.16 g) genotipinden elde edilmiştir. En düşük boş meyve oranı denemenin ilk yılında SEL-6 genotipinde (%1.33), ikinci yılında ise SEL-12 genotipinde (%1.33) belirlenirken, çıtlak meyve oranı SEL-4, SEL-12 ve SEL-13 genotiplerinde 2 yılda da %90'ın üzerinde olmuştur. En yüksek protein oranı 2017 yılında %18.83 ile SEL-16 genotipinden, 2018 yılında %20.31 ile SEL-15, %20.38 ile Kerman ve %20.46 ile Kırmızı çeşitlerinden elde edilmiştir. En yüksek yağ oranları ise ilk yıl %55.95 (SEL-10), ikinci yıl %49.10 (SEL-6) olarak saptanmıştır.

Rahime Yalçın Elden
Hatay Mustafa Kemal University · Institute of Graduate Studies in Science
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Organik ve konvansiyonel olarak yetiştirilen Dwarf Cavendish ve Grand Nain muz çeşitlerinin bitkisel, meyve verim ve kalite özelliklerinin belirlenmesi

Bu çalışma, Türkiye'de yaygın olarak yetiştirilen Dwarf Cavendish ve Grande Naine muz çeşitlerinin organik ve konvansiyonel yetiştiricilikteki bitkisel, meyve verim ve kalite özelliklerini karşılaştırmak amacıyla gerçekleştirilmiştir. Çalışmada bitkisel özelliklerden gövde çapı ve yüksekliği (cm), bitki boyu (cm), aktif yaprak sayısı (adet), hevenk sapının çapı (cm), hevenk oluşumundan derime kadar geçen süre (gün) ve hasat tarihi; verim özelliklerinden tarak sayısı (adet), tarak ağırlığı (g), taraktaki ve hevenkteki parmak sayısı (adet), hevenk ağırlığı (kg), gövde kesit alanına düşen verim (g/cm2) ve dekara verim (ton/da) ile meyve kalite özelliklerinden parmak ağırlığı (g), parmak çapı ve uzunluğu (cm), meyve kabuk kalınlığı (mm), meyve kabuk ağırlığı (g), meyve eti oranı (%), suda çözünebilir kuru madde (SÇKM), pH, asit miktarı, meyve kabuk ve et rengi ölçümleri yapılmıştır. Ayrıca, organik ve konvansiyonel yetiştirilen çeşitlerde duyusal analizler yapılmıştır. Çalışma sonucunda, gövde yüksekliği, bitki boyu, aktif yaprak sayısı yanında hevenk ağırlığı ve dekara verim bakımından organik ve konvansiyonel yetiştiricilik arasında bir farklılık olmadığı belirlenmiştir. Ancak, organik yetiştirilen Dwarf Cavendish ve Grande Naine çeşitlerinin meyve ağırlığı (sırasıyla, 162.35 g ve 190.81 g) ve uzunluğu (sırasıyla, 22.18 cm ve 23.46 cm) değerlerinin daha yüksek olduğu tespit edilmiştir. Yapılan duyusal testlerde organik yetiştirilen muzların meyve tadının ön plana çıktığı görülmüştür. Sonuç olarak, Dwarf Cavendish ve Grande Naine çeşitlerinin organik yetiştiricilik için oldukça ümitvar oldukları bulunmuştur.

Emre Bodur
Hatay Mustafa Kemal University · Institute of Graduate Studies in Science
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Sason (Batman) yöresinde ceviz (Juglans regia L.) seleksiyonu

Bu araştırma, 2018 ve 2019 yıllarında Batman İli Sason İlçesi'nde tohumdan yetişmiş ceviz genotipleri arasında verim ve kalite bakımından üstün özelliklere sahip ceviz genotiplerinin belirlenmesi amacıyla yapılmıştır. Çalışmada verim ve meyve özellikleri dikkate alınarak örnek alınan 92 adet ceviz tipinden 44'ü değerlendirmeye alınmıştır. Değerlendirmeye alınan ceviz genotiplerinde erkek ve dişi çiçeklenmeler nisan ayında meydana gelmiştir. Ceviz genotiplerinde çiçeklenme süreleri yakın olmasına rağmen erkek çiçekler dişi çiçeklerden daha erken açmıştır. Seçilen ceviz genotitiplerinde denemenin 2 yılında da en yüksek kabuklu ceviz ağırlığı S67 (16.07 ve 15.29 g) genotipinden elde edilirken, en yüksek iç ceviz ağırlığı 2018 yılında S67 (6.41 g) genotipinden, 2019 yılında ise S89 (6.79 g) genotipinden elde edilmiştir. Randıman 2018 yılında %33 (S59) ile %52.15 (S3) ve 2019 yılında%34.64 (S30) ile %59.38 (S92) arasında değişmiştir. Kabuk kalınlıkları 2018 yılında 1.27 mm (S43) ile 2.22 mm (S79), 2019 yılında ise 1.21 mm (S88) ile 2.72 mm (S82) arasında dağılım göstermiştir. Seçilen genotiplerin meyvelerinde yapılan kimyasal analizler sonucunda yağ oranları% 38.44 ile %72.98, protein oranlarının ise % 11.60 ile %21.27 arasında dağılım göstermiştir. Meyve örneği alınan ceviz genotipleri kabuklu ve iç ceviz bakımından ayrı olarak tartılı derecelendirmeye tabi tutulmuşlardır. Yapılan değerlendirme sonucunda hem kabuklu hem de iç ceviz özellikleri bakımından 650 ve üzeri puan alan 13 adet genotip ümitvar olarak belirlenmiştir. 2020, 110 sayfa Anahtar Kelimeler : ceviz, seleksiyon, ıslah, Juglans regia L.,Sason

CevizSeleksiyon ıslahı
Nursel Taşdemir
Hatay Mustafa Kemal University · Institute of Graduate Studies in Science
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Malatya ilinde sebze olarak tüketilen yabani bitkilerin morfolojik özelliklerinin belirlenmesi

Son yıllarda dünyada ve ülkemizde yaşanan Covid-19 salgını nedeni ile doğal ve organik gıdalara karşı tüketicinin artan talebi doğada kendiliğinden yetişen bitkilere ilgiyi artırmıştır. Bu çalışma, Malatya ilinde sebze olarak tüketilen yabani bitkilerin morfolojik özelliklerini belirlemek amacıyla gerçekleştirilmiştir. Çalışmada, Capsella bursa – pastoris (çobançantası), Malva sylvestris (ebegümeci), Rumex sp.(efelek), Papaver rhoeas (gelincik), Cardaria draba (gelinparmağı), Sinapis arvensis (hardal), Amaranthus retroflexus (horozibiği), Polygonum cognatum Meissn (madımak), Mentha pulegium (narpuz), Portulaca oleracea L. (semizotu), Chenopodium album L. (sirken), Nasturtium Officinale (su teresi), Scorzonera mollis (teke sakalı), Tragopogon reticulatus Boiss (yemlik), Arum dioscoridis (yılan yastığı) bitkilerinin yaş ve kuru ağırlıkları, bitki boyu, gövde çapı, yaprak-sürgün-dal sayısı gibi bitkisel özellikleri ile yaprak uzunluğu, yaprak eni, yaprak alanı, yaprak kalınlığı, yaprak sap uzunluğu, yaprak sap kalınlığı gibi yaprak özellikleri araştırılmıştır. Nüfus yoğunluklarına göre belirlenen altı ilçede yapılan anket çalışması sonucunda bu bitkilerin çoğunluğu çiğ veya pişirilerek taze tüketildiği gibi, bir kısmı da dondurularak, kurutularak ve salamura olarak da tüketilebilmektedir.

Hatice Koçak
Hatay Mustafa Kemal University · Institute of Graduate Studies in Science
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Farklı anaçların hafif çukurgöbek yenidünya çeşidinde vejetatif büyüme ve meyve kalitesi üzerine etkileri

Çalışmanın amacı, farklı anaçların, Hafif Çukurgöbek yenidünya çeşidinin fenolojik özellikleri, vejetatif büyüme ve meyve kalitesi üzerine etkilerinin belirlenmesidir. Denemede, Quince-A, Quince-C, BA-29 ayva klon anaçları ile Alıç ve yenidünya çöğür anaçları üzerine aşılı Hafif Çukurgöbek yenidünya çeşidi kullanılmıştır. Araştırma alanında, anacı BA-29, Quince-A, Quince-C ve Alıç olan bitkiler 1.0 m x 0.5 m, anacı Yenidünya çöğürü olanlar ise 1x1 m. aralıklarla dikilmiştir. Çalışmada yer alan çeşit/anaç kombinasyonlarının fenolojik gözlemleri, meyve pomolojik analizleri, vejetatif büyüme parametleri ve verim özellikleri belirlenmiştir. Meyve kalitesini belirlemek amacıyla her çeşit/anaç kombinasyonundan tesadüfi olarak 50 meyve alınmış ve 5 yinelemeli olarak fiziksel ölçüm ve kimyasal analizler yapılmıştır. Çalışmada, derimi yapılan meyve sayısı bakımından en yüksek değeri (6.3 adet) BA-29 anacı vermiştir. Meyve derimi ilk olarak BA-29 ve Quince-A anaçlarında (17.05.2020) gerçekleşmiştir. Meyve ağırlığı ve meyve boyutları bakımından en yüksek değerler (sırasıyla, 24.8 g, 35.5 mm ve 37.6 mm) BA-29 anacından elde edilirken, bunu Quince-A (23.5 g, 34.9 mm ve 37.3 mm ) takip etmiştir. Et/tohum oranı bakımından en yüksek değer (3.2) Quince-A anacından elde edilirken, en düşük değer (2.5) yenidünya çöğür anacından elde edilmiştir. En yüksek suda çözünebilir kuru madde değeri (%11.3) yenidünya çöğür anacından elde edilirken, en düşük değer (%9.2) Quince-A anacından elde edilmiştir. Titre edilebilir toplam asitlik yönünden en yüksek değer (%0.51) BA-29 anacından elde edilirken, en düşük değer (%0.34) Quince-A anacından elde edilmiştir. Meyve kabuk ve et renk değerlerinden "L" (parlaklık-matlık) ve "b" (sarı-mavi renk) parametreleri bakımından anaçlar bir birine yakın değerler vermiştir. "a" (kırmızı-yeşil renk) değeri bakımından ise anaçlar arasındaki farklılıklar istatistiksel olarak önemli bulunmuştur. Yıllık sürgün uzunluğu, kalem ve anaç çapı bakımından en yüksek değerleri yenidünya çöğür anacı (sırasıyla, 65 cm, 41.1 ve 43.1 mm) verirken, en düşük değerleri Quince-A (47.6 cm, 27.0 mm ve 34.4 mm) anacı vermiştir. Bitki başına verim bakımından, en yüksek değeri (1051 g) yenidünya çöğür anacı vermiş, bunu BA-29 anacı (955 g) izlemiştir. En düşük verim değeri ise Quince-A (587 g) anacından elde edilmiştir. Birim gövde kesit alanına düşen verim bakımından ise en yüksek değeri Quince-A (1.02 g) ve BA-29 (0.99 g) verirken, en düşük değeri Quince-C anacı (0.57 g) vermiştir. Anaçlar arasındaki bu farklılıklar, istatistiksel olarak önemli bulunmuştur. Çalışmamızın bulgularına göre, gerek erkencilik, gerek verim, gerekse meyve kalitesi bakımından BA-29 anacı öteki anaçlara göre daha başarılı bulunmuştur. Ancak, hangi anacın daha uygun olduğu konusunda kesin yargıya varılabilmesi için çalışmanın devam ettirilmesi gerekmektedir.

AlıçAnaçlarAyva+3
Uğur Sezer
Hatay Mustafa Kemal University · Institute of Graduate Studies in Science
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Büyümeyi teşvik eden bazı bakterilerin sivri biber ( Capsicum annuum var. longum )gelişimi üzerine etkileri

İnsanlığın var olma temelini oluşturan beslenme ihtiyacı gün geçtikçe artan nüfus neticesinde tarımın önemini net bir şekilde ortaya koymaktadır. Tarım faliyetlerinin bu denli kilit rol oynaması üzerinde yapılan çalışmaların ve tarımsal desteklerin ne kadar önem arz ettiği ortaya çıkmaktadır. Tarımsal üretimde kullanılan kimyasal gübreler verim artışını sağlarken maliyetlerin artmasını ve uzun vadede toprak tuzluluğunun artmasına da neden olmaktadır. Diğer yandan şu an ülkemizde gübreleme bilincinin oluşmaması sonucunda verimli toprak kayıpları, çevre kirliliği veya tam aksi bir durum gübrelemenin yeterli miktarda yapılmaması nedeniyle verimde düşüşler yaşanmaktadır. Çalışmamızda ülkemizde ve dünyada tüketimi ve üretimi doğru orantılı şeklide artan Demre Biberi bitkisine (Capsicum annuum L.) 13 adet kök bakteri (PGPR) ırkı (Bacillus megaterium RC34, Bacillus pumılus RC356, RC16, Bacillus subtilis RC631, Pseudomonas fluoresence RC77, Rodococcus erythropolis RC49, RC33, Pantoea agglomerans RC36 , RC86, RC9, Pseudomonas putida biyotip B, RC14 , RC67, RC11) 5'er ırk olacak şekilde kombinasyonlar yapılarak fidelerin kök boğazı bölgesine uygulaması yapılıp bitki gelişim parametreleri ve verim üzerine etkisi araştırılmıştır. Çalışma Eskişehir açık arazi koşullarında ve laboratuvar çalışmaları ESOGÜ Ziraat Fakültesi Bahçe Bitkileri Bölümünde yürütülmüştür. Uygulama sonuçlarından elde edilen bulgular incelendiğinde PGPR ırk uygulamasının sivri biber (Capsicum annuum var. longum) yetiştiriciliğinde bazı özellikler üzerinde etkili olduğu görülmüştür. Uygulanan PGPR ırklarının gübreleme uygulamasına göre bazı kriterlerde yakın ve yüksek değerler vermesi gübrelemeden tasarrufun sağlanması, üretimde daha yaygın şekilde kullanılmasına olanak verecektir. Ancak PGPR'ler bitki türüne, uygulama zamanı ve şekli, toprak tipi, uygulama yapılan bakteri ırıkına göre bitki gelişimi ve verim artışına etkisine doğrudan belirleyici olduğu düşünülmektedir. Çalışmamız sonucunda biber bitkisine uygulanan kök bakterilerinin biyogübre olarak kullanımının bitkide gelişimi ve verim artışına etkili olabileceği düşünülmektedir. Anahtar kelimeler: Kök Bakterileri, Biber (Capsicum annuum L.), Bitki Gelişimi, Verim

Meyve verimiRizobakterilerYeşil biber
Ahmet Kırbıyık
Eskişehir Osmangazi University · Institute of Graduate Studies in Science
2024
00
Master'sOpen AccessTR

İç mekan süs bitkileri sektörüne COVID 19'un etkisi: Tüketici, aracı ve üretici yönünden incelenmesi

İç mekan süs bitkileri bir mekana sağladığı estetik, işlevsel ve ekolojik faydalarının yanı sıra mekanı kullananların fiziksel ve ruhsal sağlıkları üzerinde de olumlu katkılar sunmaktadır. Bu durum, özellikle 2019 yılının Aralık ayında, Çin'in Wuhan kentinde ortaya çıkan ve tüm dünyayı etkisi altına alan koronavirüs enfeksiyonuyla ortaya çıkan pandemi sürecinde uygulanan sosyal izolasyon sürecinde daha çok hissedilmiştir. İnsanların bireysel ve toplumsal yaşamında bazı değişikliklere yol açarak sağlığın beraberinde sosyal, psikolojik açılardan da etkilendiği bu süreçte doğa ve bitkilerle uğraş içerisinde olmak izolasyonla yaşanan zorluklarla baş etme yollarından biri olarak da görülmüştür. Tüm bunlara karşın pandemi sürecinde iç mekân süs bitkileri üretimi ve tüketimiyle ile ilgili yapılan çalışmalar kısıtlıdır. Bu eksiklikten yola çıkılarak çalışmada Covid-19 pandemi süreci ve sonrasında gerek tüketici perspektifinden, gerekse üretici ve aracı perspektifinden iç mekan süs bitkilerine olan talebi, talepteki değişkenlikleri ve nedenlerini belirlemek ve sektöre yön verebilecek katkılar sunabilmek amaçlanmıştır. Bu doğrultuda tüketici profili ülke genelinde ele alınırken üretici ve aracı profili açısından süs bitkileri üretiminde önemli bir yeri olan Yalova ili örneklem alanı olarak seçilmiştir. Tüketicilerle olan anket çalışması online gerçekleştirilmiş, Yalova'daki üretici ve aracılarla yüz yüze görüşme ile anket çalışması yürütülmüştür. Görüşmelerden elde edilen sonuçlara göre hem üretici hem de aracıların çoğunluğu pandemi sürecinde satışlarının azaldığını belirtmektedir. Tüketiciler açısından ortaya çıkan sonuçlara göre ise pandemi sürecinde iç mekan süs bitkilerine ilgilerinin değişmediğini belirtenler çoğunluğu oluştururken bunu ilginin arttığını belirtenler takip etmektedir. İlgilerinde azalış olduğunu söyleyenlerin oranı ise oldukça düşüktür. Sonuçlar üretici, aracı ve tüketici açısından ele alındığında uyumlu olduğu ortaya çıkmaktadır.

Süs bitkileri
Sultan Bayrak
Eskişehir Osmangazi University · Institute of Graduate Studies in Science
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Mersin- Erdemli ekolojik koşullarında farklı dikenli incir genotiplerinin performanslarının belirlenmesi

Cactaceae ailesi, Pereskioideae, Opuntioideae ve Cactoidea adı verilen üç alt aileyi bünyesin de içermektedir. Ayrıca yaklaşık 1.600 türden oluşan bir gruba da kapsamaktadır. Amerika kıtası dikenli incirin anavatanı olarak kabul edilmektedir ve orijini ise Meksika'dır. Dikenli incir (Opuntia ficus indica L.), Adana, Antalya, Mersin, Osmaniye, Hatay ve Güney Ege kıyıları gibi bölgelerde doğal olarak yetişmektedir. Dikenli incir meyveleri, dikenli, tatlı ve çekirdekleri çoktur, ayrıca çok yıllık bir kaktüs bitkisi olarak bilinmektedir. Aroması kendine özgüdür. Dikenli incirde meyve et rengi kırmızıdan turuncuya, yeşilden sarıya kadar değişebilir. Vejetatif kısım, kladotlardan oluşmaktadır. Bu araştırmada Mersin- Erdemli ekolojik koşullarında farklı dikenli incir genotiplerinin performanslarının belirlenmesi amaçlanmıştır. Bu amaçla 2003 yılında genotiplerden meyve örnekleri alınmış ve pomolojik analizleri yapılmıştır. Genotiplere ait meyve sularında bazı biyokimyasal özellikler de belirlenmiştir. Sonuçta, dikenli incir genotiplerine ait meyve özelliklerinin geniş bir dağılım gösterdiği belirlenmiştir. Bu genotipleri içinde özellikle 01Dİ07 genotipinin meyve pomolojik özellikleri yönünden üstün özelliklere sahip olduğu tespit edilmiştir.

Ender Emrah Işık
Eskişehir Osmangazi University · Institute of Graduate Studies in Science
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Biber (Capsicum annuum L.) anter kültüründe farklı kolhisin uygulamalarının embriyolarda spontan kromozom katlanmasına etkileri

Hibrit çeşitlerin geliştirilmesinde önemli rol oynayan saf hatların elde edilmesi için en çok tercih edilen yöntem anter kültürüdür. Kültür sonunda elde edilen bitkilerde kültür sırasındaki uygulamalar ve ortam içeriklerinden kaynaklı spontan kromozom katlanması görülebilmektedir. Spontan kromozom katlanması görülmeyen haploid bitkilerin diploid yapıya geçebilmesi için farklı antimitotik maddeler kullanılmaktadır. Bu antimitotik maddeler içinde en çok faydalanılan kolhisindir. Kolhisin maliyeti yüksek bir bileşiktir ve in vivo uygulamalarda yüksek dozlarda kullanımına ihtiyaç duyulmaktadır. Bu çalışmada, Capsicum annuum anter kültüründe kolhisin kullanımı ile haploid embriyo oluşumunun teşvik edilmesi ve oluşan embriyolarda spontan kromozom katlanmasına etkileri incelenmiştir. Yarı katı ve çift fazlı besin ortamlarında %0.0, %0.3, %0.4 ve %0.6 kolhisin 14 gün ve 21 gün süreyle anterlere uygulanmıştır. Kolhisinsiz ortamdan gelişen embriyolar kromozom katlanması için 2 saat süreyle %0.5 dozunda kolhisin çözeltisine daldırılmıştır. Uygulamalardan elde edilen embriyo gelişen bitki ve SDH bitki oranları hesaplanmıştır. Bitkilerde ploidi seviyesinin belirlenmesi amacıyla çiçeklerde polen, meyvelerde tohum, yapraklarda stoma sayısı, stoma eni ve boyu incelenmiştir. En yüksek embriyo oluşum oranı %21.03 ile yarı katı ortamda 14 gün süreyle %0.6 kolhisin dozundan elde edilmiştir. Besin ortamına ilave edilen %0.3, %0.4 ve %0.6 kolhisin dozlarından elde edilen embriyoların bitkiye gelişim oranları; yarı katı ortamda sırasıyla %52.75, %50.33 ve %47.56 ve çift fazlı ortamda ise sırasıyla %27.21, %47.32 ve %36.11 oranlarında belirlenmiştir. Kontrol grubundan elde edilen bitkilerin stoma sayısı 12-15 adet arasında, donör bitkide 10-12 adet arasında ve kolhisin içeren ortamlardan gelişen SDH'lerde 10-15 adet, haploidlerde ise 17-26 adet arasında değerlendirilmiştir. Besin ortamına kolhisin ilavesinin embriyo oranına, bitki rejenerasyonuna ve spontan double haploid (SDH) bitki sayısına önemli etkide bulunduğu görülmüştür. Yarı katı ortam çift fazlı ortama kıyasla daha başarılı olarak değerlendirilmiştir.

Bahçe bitkileri
Beyza Nur Yıldız
Eskişehir Osmangazi University · Institute of Graduate Studies in Science
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Orta Sakarya Havzasında yetiştirilen bazı nar çeşit ve yerel genotiplerinin fiziko-kimyasal ve biyoaktif bileşenlerinin belirlenmesi

Punicaceae familyasında yer alan ve çok yıllık bir bitki olan nar (Punica granatum L.), sıcak ve ılıman iklimlerde yetiştiği gibi yarı kurak iklimlerde de yetişebilen dayanıklı bir meyve ağacıdır. En iyi şekilde yetiştirilebilmesi için yeterli güneş ışığına ve iyi drene edilmiş toprağa ihtiyaç duyar. Narın anavatanın Kafkaslar, Anadolu, Afganistan, Güney Asya, İran ve Hindistan gibi bölgeleri kapsadığı bilinmektedir. Ülkemiz zengin nar genetik kaynaklarına sahiptir. Tarım Bakanlığı bünyesinde yer alan arazi gen bankalarında 300'ün üzerinde nar çeşit ve genotipi koruma altındadır. Ülkemiz dünya nar üretiminde Hindistan, İran ve Çin'den sonra 4. sırada yer almaktadır. Ülkemizde başlıca Akdeniz Bölgesi olmak üzere, Ege, Güneydoğu Anadolu Bölgelerinde yetiştirilmektedir. Bu araştırmanın amacı Orta Sakarya havzasında yetiştirilen bazı nar çeşit ve yerel genotiplerinin fiziko-kimyasal ve biyoaktif bileşenlerinin belirlenmesidir. Bu amaçla 2023 yılında Eskişehir ili Sarıcakaya ilçesinden 3 yerel nar genotipinin yanında Hicaznar, Özbek narı, 20N02 ve 33N52 nar genotiplerinden meyve örnekleri alınarak meyve pomolojik ve biyokimyasal özellikleri belirlenmiştir. Araştırma sonucunda 7 nar genotipine ait pomolojik ve fizikokimyasal özelliklerin geniş bir dağılım gösterdiği tespit edilmiştir. Orta Sakarya Havzası ekolojik koşulları içinde incelenen genotipler arasında Hicaznar ve 33N52 genotipleri başarılı bulunmuştur.

Burak Çınar
Eskişehir Osmangazi University · Institute of Graduate Studies in Science
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Eskişehir ili Mihalgazi ilçesinde bulunan bazı yabani nar genotiplerinin pomolojik ve biyokimyasal içeriğinin belirlenmesi

Ülkemiz, narın anavatan sınırları içinde yer almaktadır. Nar, ülkemizin sahil bölgelerinden Anadolu'nun iç bölgelerinde yer alan mikroklima alanlara kadar pek çok bölgede dağılım göstermektedir. Narın anavatanlarından biri olduğu için Anadolu'da pek çok nar çeşidi ve tipi bulunmaktadır. Ülkemiz tabiatında pek çok yabani nar genotipi de yer almaktadır. Bu çalışmanın amacı mikroklima iklimine sahip olan Eskişehir – Mihalgazi ilçesinden selekte edilen 10 yabani nar genotipinin pomolojik özellikler, biyokimyasal özellikler ve antosiyanin bileşenlerinin belirlenmesidir. Araştırma sonucunda yabani nar genotiplerinin küçük meyveli ve meyve SÇKM ve asit içeriğinin oldukça yüksek olduğu tespit edilmiştir. Yabani nar genotiplerinin, biyokimyasal özellikler ve antosiyanin bileşikleri açısından geniş bir varyasyon gösterdiği saptanmıştır. Bu yabani genotiplerin pomolojik ve biyokimyasal yapısının ortaya konulması gelecekte yapılacak nar ıslahı çalışmalarını destekleyecektir.

Merve Keçeli
Eskişehir Osmangazi University · Institute of Graduate Studies in Science
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Hakkari yöresi üstün nitelikli ahlat (pyrus elaeagrifolia l.) genotiplerinin bazı özelliklerinin belirlenmesi

Bu çalışma 2016-2017 yılları arasında Hakkari yöresinin Dağsu, Karaman, Gürbüz, Yıldız, Taşaltı köylerinde doğal olarak yetişen ahlat popülasyonu üzerinde yürütülmüştür. Bu projeyle; bol ve düzenli verime sahip, iyi bir vegetatif gelişme gösteren, yeterli oranda çiçeklenme potansiyelinde olan, yüksek miktarda meyve tutumu gerçekleştirebilen, çiçeklenme süresinin kısa olduğu, yörenin ekoloji koşullarına uyum potansiyeli yüksek olan, iri meyveli, yüksek et oranına sahip, aromalı, az çekirdekli ve hastalıklara karşı dayanıklı olan ahlat (Pyrus elaeagnifolia L.) gen kaynaklarının bazı özelliklerinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Beş köyde yoğun olarak bulunan Ahlat popülasyonu içerisinde gerek yöre insanının tavsiyesi ve gerekse de pomolojik ve morfolojik olarak üstün özellikli olarak gözlenen genotiplerden 100 meyve örneği alınıp pomolojik ve kimyasal analizler yapılmıştır. Analiz sonuçlarında SÇKM ortalama %13.94, pH ortalama % 4.37, titre edilebilir asit miktarı (TA) ortalama % 3.1 bulunmuştur. Meyve ağırlığı en yüksek Gürbüz köyündeki genotipte 55 gr olarak bulunmuştur. Meyve boyu Taşaltı Köyündeki genotipte 44.3mm. olarak bulunmuştur. Ülkemizin çeşitli yörelerinde kapsamlı veya nokta seleksiyonları şeklinde yürütülmüş olan çalışmalarda araştırıcıların üstün özellikli genotipleri seçerken ve / veya karakterize ederken dikkate aldıkları meyve kalite kriterlerini Temel Bileşen analizi (Principle Component analysis) yoluyla irdeleyerek, veri indirgemesi yapmak, seleksiyon çalışmalarında kullanılan seçim kriterlerine standart önermek ve araştırıcıların iş yoğunluğunu azaltmak amacı ile yürütülmüş olan bu çalışmada; genotiplerin meyve eni, meyve boyu, meyve ağırlığı, çekirdek eni, çekirdek ağırlığı, çekirdek sayısı, SÇKM, pH ve asitlik gibi özelliklerine ait ortalama değerler kullanılmıştır. Gerçekleştirilen Temel Bileşen analizlerinde genellikle 2 veya 3 temel bileşen ortaya çıkmış, 1. temel bileşen toplam varyasyonun en büyük kısmını oluşturmuştur. Bu varyasyonda da meyve ağırlığı, meyve eni, meyve boyu ve çekirdek sayısı gibi özelliklerinin ayırt edici kriterler olarak ön plana çıktığı gözlenmiştir.

Lorin Dila Keçeci
Aydın Adnan Menderes University · Institute of Graduate Studies in Science
2017
00
DoctorateOpen AccessTR

Bazı sebzelerde atık sularla sulamanın kalite üzerine etkisi

Dünya nüfusunun hızla artması ve iklim değişiklikleri mevcut su kaynaklarına olan ihtiyacın artmasına sebep olmaktadır. Artan nüfus ve gelişen sanayi ile birlikte su ihtiyacı ve su kullanımı da nüfusun artışına paralel olarak artış göstermektedir. Kentsel atık sularının uygun stratejilerle yeniden kullanılması çevre sağlığı ve su kirliliğinin önlenmesine de katkı sağlamaktadır. Sınırlı su kaynakları ve artan su talepleri karşısında atık suların geri kazanılması ve yeniden kullanılması konusu, sadece yoğun kentsel alanlarda değil, aynı zamanda kırsal alanlarda da önem kazanarak yaygınlaşmaktadır. Bu bağlamda çalışmada, ekonomik anlamda önemli tarımsal ürünlerden olan kırmızı kapya biber ve patlıcan çeşitlerinin yetiştirilmesinde arıtılmış atık suların kullanımının fizyolojik ve morfolojik özellikler, verim, kalite özellikleri üzerine etkilerinin belirlenmesi hedeflenmiştir. Ayrıca hasat edilen ürünlerde gıda güvenliği açısından bazı ağır metal analizlerinin (Kadmiyum (Cd), Bakır (Cu), Kurşun (Pb), Çinko (Zn)) yapılarak insan sağlığına uygunluğunun da belirlenmesi amaçlanmıştır. Analiz sonuçları incelendiğinde; önemli bir parametre olan verim değerinde, arıtılmış atık su ile sulanan tür ve çeşitlerde şebeke suyu uygulamalarına göre %98,32'e varan bir artış olduğu, ham (arıtılmamış) atık su uygulaması ile şebeke suyu karşılaştırıldığında ise en yüksek %174,16 oranında verim artışı olduğu tespit edilmiştir. Verim parametrelerinde olduğu gibi diğer morfolojik ve kalite parametreleri açısından da ham atık su uygulamalarından daha iyi sonuçlar elde edilmiştir. Ağır metal içerikleri incelendiğinde; sadece ham atık su uygulaması ile üretilen Urfa İsot çeşidinde Pb değerinin sınır değerde olduğu tespit edilmiştir. Çalışmada elde edilen veriler doğrultusunda biber ve patlıcan gibi meyveleri yenen sebzelerde atık sular ile sulamanın ağır metal içeriği yönünden herhangi bir sakınca oluşturmadığı saptanmıştır. Sonuç olarak, sulama suyu olarak kullanılan arıtılmış atık su ve atık su uygulamalarının kapya biber ve patlıcan çeşitlerinde kullanılabilir olduğu ortaya konulmaktadır. Ancak evsel ve kentsel atık suların, kalitesi ve içeriğinin atıksuyun toplandığı havzaya ve mevsimlere göre farklılık gösterdiği unutulmamalıdır. Atık suların sulama suyu olarak kullanılmadan önce sulama yapılacak bitkiler için yönetmelikte verilen ilgili parametreler analiz edilmeli ve sulama uygulamalarının kontrollü ve denetlemeli yapılması gerekmektedir.

Atık suAğır metallerKalite+3
Ozan Zambi
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Institute of Graduate Studies in Science
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Organik fide üretiminde farklı ortamların patlıcan, domates ve biber yetiştiriciliğinde bazı parametreler üzerine etkileri

Bu çalışma 2020-2021 yıllarında B.U.Ü Ziraat Fakültesi Bahçe Bitkileri bölümünde, çiftlik gübresi (ÇG), zenginleştirilmiş ortam (ZO), organik torf (T), zeolitin (Z) organik fide yetiştirme ortamı olarak kullanımı ve sonrasında fidelerin yetiştiricilikteki performanslarını saptamak amacı ile yürütülmüştür. Organik- konvansiyonel olarak yetiştirilen patlıcan, domates, biber fideleri, çiftlik gübresi, zenginleştirilmiş ortam, organik torf ve zeolitin değişik oranlarda (ÇG+T (1:1), ÇG+Z (3:1), T+Z (3:1), ZO+T (1:3), ZO+Z (3:1), ÇG+T+Z (1:2:1), ZO+T+Z (1:2:1)) karışımlarından elde edilen ortamlarda yetiştirilmiştir. Ortamların fide ve bitki gelişimine, verim değerlerine, meyve kalitesine etkileri incelenmiştir. Fide üretimi sonucunda, 1. ve 2. yılda, ZO+T ortamı konvansiyonelden daha iyi sonuç vermiştir. Patlıcanda ZO+T ortamı daha iyi sonuç verirken, domateste 1. yılda, ÇG+T+Z ortamı, 2. yılda ise ZO+T+Z ortamı olmuştur. Biberde 1. yılda ÇG+T+Z ortamı, 2. yılda ise ZO+T ortamı konvansiyonele göre daha iyi sonuç vermiştir. Bitki üretimi sonucunda, patlıcan bitkisinde en yüksek bitki boyu ve çapı 1. yılda, ZO+T ortamında 2. yılda ise, T+Z ortamında belirlenmiştir. Gövde çapında ise ÇG+T ortamının olumlu etkisi dikkati çekmiştir. Domates bitkisinde en yüksek bitki boy ve çapı 1. yılda, ÇG+Z ortamında 2. yılda ise, ZO+Z ortamında görülmüştür. Biber bitkisinde 1. ve 2. yılda, en yüksek bitki boy ve çapı, gövde çapı konvansiyonel ortamında tespit edilmiştir. Patlıcanda en yüksek verim 1. yılda, ÇG+T+Z ortamında belirlenmiş iken, 2. yılda ise, T+Z ortamında tespit edilmiştir. Domateste 1. ve 2. yılda en yüksek verim ÇG+T ortamında tespit edilmiştir. Biberde ise en yüksek verim 1. yılda ZO+T+Z ortamında 2. yılda, ZO+T ortamında görülmüştür. Ortamların meyvelerde ölçülen tüm kalite parametreleri üzerine etkisi türe, yıllara, parsellerin durumuna göre değişmekle birlikte genelde önemli bulunmuştur. Çalışma sonucunda; fide, bitki, meyve, kalite parametrelerinde ortamların etkisine bakıldığında, genelde ZO+T ortamı, konvansiyonel ortamdan daha iyi sonuç vermiştir. Özellikle patlıcan ve biberde ZO+T ortamı, domateste ise ZO+Z ortamı konvansiyonel ortamdan daha iyi sonuç vermiştir.

BiberDomatesFideler+4
Gizem Fadıllıoğlu
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Institute of Graduate Studies in Science
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Domates pas akarı zararına karşı üridin ve akarisit uygulamalarının etkisi

Domates (Solanum lycopersicum L.) bitkisi anavatanı Güney Amerika'nın batı kıyıları olan Solanaceae familyası türlerinden biridir. Sebze üretimi ve tüketimi içerisinde hem ülkemizde hem de dünya genelinde en çok üretilen ve tüketilen bitkiler arasında yer almaktadır. Domatesin pas akarına karşı toleransını arttıracak (zararın azalması ve hızlıca iyileşmesi ile bitki gelişimini teşvik etme gibi) alternatif çözümlere ihtiyaç duyulmaktadır. Bu çalışmayla birlikte, kontrollü koşullarda domates pas akarı bulaştırılan domates fidelerinde sadece üridin veya sadece akarisitlerin (abamectin, acequinocyl, pyridaben, spiromesifen) yarı dozlarının uygulaması ila bunların kombinasyonlarının akar zararına olan etkilerinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Literatür taraması yapıldığında bu konuyla ilgili herhangi bir araştırmanın mevcut olmadığı gözlemlenmiştir. Denemede akarisit uygulanan kombinasyonlarda abamectin 0,25 mg/L, acequinocyl 62,5 mg/L, pyridaben 15 mg/L ve spiromesifen 25 mg/L konsantrasyonları kullanılmıştır. Bitkilerde büyüme oranı, klorofil miktarı, yaprak oransal su kapsamı ve turgor kaybı gibi fizyolojik parametreler ölçülmüştür. Bununla birlikte MDA, glutatyon ve askorbik asit miktarı ile antioksidatif savunma sistemine ait bazı enzimlerin CAT, APOX ve SOD aktivitesindeki değişimler de incelenmiştir. Çalışmada yapılan analizler sonucunda genel olarak tüm parametreler p<0,05 düzeyinde önemli bulunmuştur. Kontrol bitkilerine göre sadece üridin kullanılan bitkilerde tüm parametrelerde önemli düzeyde iyileşmeler tespit edilmiştir. Ayrıca, sadece akarisit kullanılan bitkilere kıyasla üridin kullanılan bitkilerin fizyolojik ve biyokimysal parametrelerinde önemli düzeyde iyileşmeler belirlenmiştir. Hem akarisit dozunun azaltılmasında hem de zararın düşürülmesinde üridinin etkisi olduğu tespit edilmiştir.

AkarisitKimyasal mücadelePas akarı+2
Özge Atay
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Institute of Graduate Studies in Science
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Ispanakta mildiyö hastalığına dayanıklılık sağlayan genlerin kalıtımı

Ülkemizde ıspanak taze, temizlenip paketlenmiş, dondurulmuş veya gıda sanayiinde işlenerek tüketilmektedir. Ispanak bitkisinin kısa sürede hasat olgunluğuna ulaşması, uygulanan kültürel işlemlerinin az olması tüm yıl boyunca yetiştirilebilmesi gibi birçok avantajı bulunmaktadır. Ispanak yetiştiriciliğinde en tahripkâr ve ekonomik hastalık ıspanak mildiyösü (Peronospora farinosa f. sp. spinaciae) hastalığıdır. Ispanak mildiyösü ıspanak yapraklarında simptomlar oluşturarak yaprak kalitesini düşürmekte ve önemli verim kayıplarına neden olmaktadır. Ispanak bitkisinde tüketilen kısım yapraklar olduğu için ıspanak mildiyösü hastalığı ile mücadele oldukça önemlidir. Ispanak mildiyösü ile mücadele kültürel önlemler ve kimyasal mücadele ile yapılmaktadır. Ancak bu hastalık ile mücadelede dayanıklı çeşit kullanmak çevreci ve ekonomik bir yöntem olarak kabul edilmektedir. Bu Yüksek Lisans Tez çalışması, Peronospora farinosa f. sp. spinaciae'nın 17 ırkına dayanıklı IG-101 çeşidinde yer alan dayanıklılığın kaç genle ve nasıl kontrol edildiği belirlemek amacıyla yapılmıştır. Birinci yıl mildiyö hastalığının tüm ırklarına duyarlı olan Viroflay çeşidi Peronospora farinosa f. sp. spinaciae'nın 17 ırkına dayanıklı IG-101 çeşidi ile melezlenmiş ve aynı zamanda IG-101 çeşidi kendilenmiştir. İkinci yıl hem melezlenmiş hem de kendileme yapılmış ıspanak bitkilerinin tohumdan yetiştirilen bitkilere ıspanak mildiyö hastalığı etmeni ile inokulasyon yapılmıştır. İnokulasyon sonucu melezleme ve kendileme ile elde edilen bitkilerindeki hastalık simptomları değerlendirildiğinde ıspanak mildiyösünün 17 ırkına dayanıklı olan IG-101 çeşidindeki genin tek bir gen olduğu ve baskın karakterde olduğu belirlenmiştir. Bu çalışmada elde edilen sonuçların dayanıklı çeşitlerin geliştirilmesine katkı sağlayacağı, bu doğrultuda ekonomik kayıpların azaltılıp daha çevreci bir üretime yardımcı olacağı düşünülmektedir.

DayanıklılıkIspanakMildiyö+1
Beyza Kıral
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Institute of Graduate Studies in Science
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

Türkiye'de kayıtlı anaçlık patlıcan tiplerinde morfolojik karakterizasyon ve anaç-kalem performanslarının karşılaştırılması

Son yıllarda tarım arazilerinin yoğun kullanımı sebebiyle toprak kaynaklı hastalık ve zararlılarla daha fazla karşılaşılmaktadır. Buna bağlı olarak aşılı fide kullanımı giderek artmaktadır. Aşılı patlıcan yetiştiriciliğinde farklı botanik sınıftaki anaçlar kullanılabilmektedir. Ancak patlıcan anaçlarının tanınmaması, UPOV'da test rehberi bulunmayan nadir türlerden biri olması ve hergeçen gün piyasaya giren anaç sayısının artması sebebiyle anaç/kalem kombinasyonları seçiminde zorluklar yaşanmakta ve kombinasyonlardaki uyumsuzluk sebebiyle bitki ve meyve morfolojisinde olumsuzluklar meydana gelmekte, kalite ve verim kayıpları ortaya çıkabilmektedir. Ayrıca anaçların kalem çeşitlere etkisi ile ilgili olarak farklı görüşler bulunmaktadır. Çalışmada farklı botanik sınıftaki anaçların kalem çeşitte meydana getirdiği değişikliklerin belirlenmesi, aşılı patlıcan yetiştiriciliğinde kullanılan patlıcan anaçlarının tanınması, aralarındaki farklılıkları belirlemede kullanılabilecek minimum kriterlerin belirlenmesi ve gözlem zamanının etkisinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Bu kapsamda ilk olarak 11 adet patlıcan anacının özellikleri belirlenerek anaçlar arasındaki farklar ve çeşit ayrımında kullanılabilecek minimum özellikler belirlenmiştir. Ayrıca çalışmanın ikinci kısmında 3 farklı anaç üzerine 4 farklı kalem çeşit aşılanmış olup anaç/kalem kombinasyonlarının uyumluluğu ile anacın kalem üzerindeki morfolojik etkileri belirlenmiştir. Çalışma sonucunda; birçok ülke tarafından iklim özellikleri nedeniyle belirlenemeyen S. torvum türünün meyve özellikleri de diğer tür anaçlarla karşılaştırılarak belirlenmiştir. Ayrıca aşılamanın meyvenin her özelliğini önemli oranda etkilemediği, her çeşidin her bir özelliğinde anaçların aşıya farklı tepki verdiği ancak genel olarak anaç/çeşit kombinasyonuna bağlı olarak aşının meyve morfolojisine özellikle uzun vejetasyon periyodunda olumlu etki yaptığı tespit edilmiştir.

AntosiyaninlerAşılama-bitkiBitki ıslahı+3
Ayhan Gökseven
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Institute of Graduate Studies in Science
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Farklı domates çeşitlerinde bitki zararlılarına karşı savunma yapıları olan trikomların araştırılması

Ülkemizde domates yetiştiriciliği beslenme ve ekonomik getiri açısından büyük öneme sahiptir. Domates yetiştiriciliğinin en önemli sorunlarından bir tanesi zararlı böcek ve akarlardan kaynaklı ürün kayıplarıdır. Bugüne kadar domates kök hastalık ve nematotlarına karşı dayanıklı bazı domates çeşitleri ruhsatlanmasına rağmen; akar ve böcek zararlılarına karşı tescilli dayanıklı bir çeşit bulunmamaktadır. Domateslerde, böcek ve akar zararına hatta doğal düşmanın aktivitesine olumsuz etki eden en önemli faktörlerden biri de domates yaprak, sap ve dalllarında bulunan keseli ve kesesiz trikomlardır. Özellikle keseli trikomların içeriğinde bulunan methyl-ketonegrubundan "2-tridecanone (2-TD), sesquiterpene'lerden zingiberene'in vepoliester'lerden acylsugar'ın bitki savunma mekanizmasında rolü yüksektir. Bu nedenle, bu tez çalışmasında 29 domates çeşidinin trikom yapıları incelenmiştir. İnceleme yapılan çeşitlerdeki trikomların tipleri ve yoğunluklarının belirlenmesiyle hem potansiyel dayanıklı çeşitlerin hem de ileride zararlılara dayanıklı domates çeşitlerinin melezleme çalışmalarına temel oluşturulacak bilgilerin sağlanması amaçlanmıştır. Ayrıca, bazı doğal düşmanların (phytoseiid akarlar) etkinliğini sınırlaması nedeniyle; trikom yoğunlukları ayrı bir önem arz etmektedir. Bu tez çalışması sonuçlarına göre; inceleme yapılan çeşitlerde TİP III ve TİP V kesesiz; TİP IV ve TİP VI keseli trikomların yoğunlukları belirlenmiştir. Yaprak, sap ve dallar ayrı ayrı değerlendirildiğinde; trikom tiplerinin ve yoğunluklarının çeşitlere göre önemli düzeyde farklılık gösterdiği belirlenmiştir. Kümeleme analizine göre trikom yoğunlukları düşük, orta ve yüksek olarak gruplandırılmıştır. Bu çalışmayla, ele alınan her çeşitin trikom yoğunlukları gösterilmiştir. Elde edilen bulgular, hem çeşit dayanıklılığı hem de biyolojik mücadele için temel veri sağlayacaktır.

DomatesGıda zararlılarıSavunma mekanizmaları+2
Simge Ertaş
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Institute of Graduate Studies in Science
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Farklı muhafaza şekillerinin tanelenmiş nar meyvelerinin (Punica granatum L.) fiziksel ve kimyasal özellikleri üzerine etkisi

Çalışmada, nar meyvesinin pratik kulanımı amaçlı muhafazası için Hicaznar çeşidinde -18 0C ve +4 0C sıcaklıkta, vakumlu ve vakumsuz paketlerde 5 ay boyunca muhafaza edilen nar tanelerinin meyve kalitesindeki değişimleri incelenmiştir. Bu amaçla başlangıçta ve birer aylık aralıklar ile ağırlık kaybı, suda çözünebilir kuru madde (%), titre edilebilir asitlik (g/100mL), tat ve toplam fenol (mg GAE/100g), FRAB ve ABTS yöntemlerine göre toplam antioksidant (mg TE/mL), toplam antosiyanin (mg/mL) analizleri yapılmıştır. Aynı zamanda sıcaklık ve paketleme uygulamalarının nar tanelerinde mikroorganizma popülasyonu üzerine etkileri belirlenmiştir. Meyveler kapalı paketlerde muhafaza edildiği için ağırlık kaybı görülmemiştir. Muhafaza sonunda suda çözünen kuru madde miktarlarında azalış, pH değerleri ve titre edilebilir asit miktarında kısmi bir artış izlenmiştir. Depolama süresince -18 °C ortamda vakumlu pakette muhafaza edilen nar tanelerinin tat kalitesinin daha iyi olduğu, toplam fenol, antioksidant ve antosiyanin içeriğinin daha iyi korunduğu saptanmıştır. Aynı zamanda mikroorganizma sayımlarına bakıldığında en uygun sıcaklık ve paketleme yönteminin vakumlu -18 0C olduğu tespit edilmiştir. Tüm değerlendirilen özellikler yönünden nar meyvesi tanelenmiş olarak muhafaza yapıldığı zaman en uygun sıcaklık ve paketleme yönteminin vakumlu -18 0C olduğu belirlenmiştir.

AmbalajlamaDepolamaKoruma+2
Hakan Eşiyok
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Institute of Graduate Studies in Science
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Sarımsakta düşük sıcaklıkta farklı ifade olan protein profillerinin belirlenmesi

Sarımsağın insan sağlığı açısından önemi giderek artmasından dolayı üretimi ve tüketimi son yıllarda önemli seviyede artmıştır. Vegetatif yollarla üretimi yapılan bu bitki türü için diş dormansisi büyük önem taşımaktadır. Bu yüksek lisans tez çalışmasının amacı, sarımsak dişlerinde düşük sıcaklık ve oda sıcaklığı koşullarında farklı depolama sürelerinde farklı ifade olan protein profillerinin SDS-PAGE analizi yöntemiyle belirlenmesidir. Tez çalışmasında Kastamonu ve PI515971 sarımsak genotipleri 4ºC ve 21ºC depolama sıcaklığında 0 (kontrol grubu), 4, 8 ve 12 hafta süre ile depolanmıştır. SDS-PAGE analizi sonuçlarına göre PI515971 genotipinde 4ºC'de yaklaşık 13, 17, 19, 20, 22, 28, 30, 33, 38 ve 44 kDa ağırlığında ve 21ºC'de ise yaklaşık 13, 22, 28, 30, 33, 38 kDa ağırlığında olan proteinlerin farklı ifade olduğu belirlenmiştir. Kastamonu genotipinde 4ºC düşük sıcaklıkta yaklaşık 13, 22, 30, 38, 45 ve 64 kDa ağırlığında proteinlerin depolama sıcaklığına ve depolama sürelerine göre ifade düzeylerinde farklılıklar belirlenmiştir. Elde edilen bu sonuçlara göre sarımsakta dormansinin kırılmasında önemli rolü olan düşük sıcaklığın protein profillerini etkilediği belirlenmiştir. Ayrıca denemede toplam çözünebilir protein (TÇP) içeriğindeki değişimler de belirlenmiştir. TÇP içeriği 4ºC'de depolamada her iki genotipte de istatiksel olarak önemli düzeyde artarken 21ºC'de depolamada PI515971'de artmış, Kastamonu genotipinde ise değişmemiştir. Sonuç olarak düşük sıcaklık ve oda sıcaklığı koşullarında, farklı depolama sürelerinde farklı ifade olan proteinler belirlenmiştir. Bu proteinlerin daha sonra yapılacak çalışmalarla karakterize edilmesi, sarımsakta dormansi ve vernalizasyon mekanizmasının aydınlatılmasına katkıda bulunabilir.

Aybüke İl
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Institute of Graduate Studies in Science
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Karpuz yetiştiriciliğinde VA mikorizanın bitki gelişmesi, verim ve kalite üzerine etkisi

Araştırmada, Madera ve Crimson Trio karpuz çeşitlerinde farklı gübre dozları ve mikoriza aşılamasının tarla koşullarında karpuzun gelişmesi ve meyve özellikleri üzerine etkileri araştırılmıştır. Bu amaç için denemenin kurulduğu yerden toprak örnekleri alınarak toprakların doğal mikoriza potansiyeli ve çeşitli toprak özellikleri belirlenmiştir. Mikoriza fosfor etkileşimini incelemek amacıyla parsellere Go = 0 kg/da P205 ve N, Gı =5 kg/da P205 ve 2 kg/da N ve G2 = 10 kg/da P2O5 ve 4 kg/da N olmak üzere 3 farklı gübre dozu, toprak hazırlığı sırasında uygulanmıştır. Parsellerin yarısına mikoriza uygulanarak kurulan denemede, mikoriza uygulamasının karpuz bitkisinin gelişimine etkisini gözlemek için biri fide döneminde olmak üzere 4 farklı zamanda bitkisel ölçümler ve bu dönemlerde alınan köklerde mikoriza infeksiyonuna bakılmıştır. Denemenin sonunda parsellerden toplanan meyvelerle toplam verimler alınmış, ayrıca meyvelerin kalite özelliklerini belirleyebilmek amacıyla analizler yapılmıştır. Araştırma bulgularına göre; gübre uygulaması, incelenen çoğu bitkisel özellikler, verimlilik ve meyve özelliklerine olumlu etkide bulunmuş; buna karşılık mikoriza uygulaması verim, meyve ağırlığı ve bitki kuru madde özelliklerini bir miktar artırmakla beraber istatistiksel anlamda etkili olmamıştır.Anahtar Kelimeler: Mikoriza (G. mosseae), Fosfor, Karpuz, Verim, Bitki Büyümesi, Besin Elementi Alımı.

Bitki gelişimiKaliteKarpuz+2
Özlem Bamyacıoğlu
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
1998
00
Master'sOpen AccessTR

VA mikorizanın şeker mısırında bitki gelişmesi, verim ve koçan özellikleri üzerine etkisi

1998 yılında Gazipaşa'da yapılan denemede gübre ve mikorizanın şeker mısırında bitki gelişmesi, verim ve koçanın kalite özellikleri üzerine etkileri araştırılmıştır. Denemenin kurulduğu yerden toprak örnekleri alınarak toprakların doğal mikoriza sayısı ve çeşitli toprak özellikleri belirlenmiştir. Çalışmada, Merit ve Golden Beauty hibrid şeker mısırı çeşitleri kullanılmıştır. Mikoriz x gübre etkileşimini incelemek amacıyla parsellere GO = 0 kg/da P2O3 ve N, Gl =5 kg/da P2O5 ve 2 kg/da N ve G2 = 10 kg/da P2O5 ve 4 kg/da N olmak üzere 3 farklı gübre dozu toprak hazırlığı sırasında uygulanmıştır. Parsellerin yarısına mikoriza uygulanıp, yansının da kontrol olarak bırakıldığı deneme 3 tekerrürlü olarak kurulmuş ve yürütülmüştür. Deneme boyunca 3 farklı zamanda biomass ölçümü yapılmış; ayrıca köklerde mikoriza infeksiyonuna bakılmıştır. Denemenin sonunda toplam verim alınmış, ayrıca koçan Özellikleri incelenmiştir. Hasat sonunda, parsellerden alınan toprak örneklerinde mikoriza spor sayılan saptanmıştır. Araştırma bulgulan; gübre uygulamasının çıkış tarihini, kök gelişimini, verimi ve erkenciliği artırdığı; mikorizanın ise önemli bir etki yapmadığını göstermiştir. Anahtar Kelimeler: Mikoriza (G. mosseae), Fosfor, Şeker Mısın, Verim, Besin Elementi Alımı.

Bitki gelişimiFosforVerim+2
Burçin Çetiner
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
1998
00
Master'sOpen AccessTR

Malatya, Elazığ, Erzincan ve Tunceli illerine bağlı bazı ilçelerden Ümitvar dut tiplerinin seçimi

Bu çalışma 1997 yılında Tunceli-merkez, Tunceli-Çemişgezek ilçesi Ulukale köyünde, Elazığ-Ağm ilçesi Beyelması köyünde, Malatya-Arapkir ilçe merkezinde ve Erzincan-Kemaliye ilçesi Apçağa köyünde en iyi dut tiplerini seçmek amacıyla yürütülmüş bir araştırmadır. Çalışmada meyve ağırlığı, meyve eni, meyve boyu, yaprak eni, yaprak boyu, yaprak sapı uzunluğu, meyvelerde SÇKM ve asitlik değerleri gibi bazı pomolojik özellikler incelenmiştir. Çalışma sonucu kurutmalık olarak 24-BD-02 ve 62-BD-02 tipleri, Pekmezlik olarak 62-BD-03 ve 23-BD-02 tipleri belirlenmiştir. 44-MD-01 ve 24-KD-01 tipleri belirlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Seleksiyon, beyaz dut, kara dut, mor dut

Bahçe bitkileriDutElazığ+4
Mustafa Mutlu Aslan
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
1998
00
Master'sOpen AccessTR

Seçilmiş bazı ayva klonlarının uyuşur ve uyuşmaz armut çeşitleri ile aşı uyuşma durumunun incelenmesi

Bu araştırmada seçilerek bodur, yarı bodur ve yarı kuvvetli olarak sınıflandırılan 34 ayva klonundan 12 tanesi uyuşur BEURRE Hardy ve uyuşmaz Williams armut çeşitleri ile aşılanarak armut/ayva aşı kombinasyonlarında aşı yerlerinin aşılamadan 1, 4 ve 16 ay sonraki anatomik özellikleri incelenmiştir. Aşı yerlerinin anatomik yapılarının incelenmesi her üç dönemde, aşı yerinden alınan enine kesitlerde yapılmıştır. Bu incelemelerde, aşı yerinde meydana gelen kallus dokusu ile nekrotik tabakaların oluş yerleri ve miktarları, anaçla kalemin kambiyum, floem, ksilem ve korteks dokularının kaynama durumları ve bu dokularda görülen anormal gelişmelerin aşı kombinasyonuna etkileri saptanmıştır. Anahtar Kelimeler: Armut, ayva, aşı, uyuşmazlık, uyuşma

ArmutAyvaAşı uyuşması+2
İlknur Karabaş Torun
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
1998
00
DoctorateOpen AccessTR

Badem, kayısı ve şeftalide farklı budama uygulamalarının meyve verim ve kalitesi ile karbonhidrat birikimleri üzerine etkileri

öz DOKTORA TEZİ BADEM, KAYISI VE ŞEFTALİDE FARKLI BUDAMA UYGULAMALARININ MEYVE VERİM VE KALİTESİ İLE KARBONHİDRAT BİRİKİMLERİ ÜZERİNE ETKİLERİ ALÎ İKİNCİ ÇUKUROVA ÜNİVERSİTESİ FEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ BAHÇE BİTKİLERİ ANABİLİM DALI Danışman : Doç. Dr. Ali KÜDEN Yıl: 1999, Sayfa: 215 Jüri : Doç. Dr. Ali KÜDEN Prof. Dr. Mustafa KAPLANKIRAN Prof. Dr. Ayzin Baykam KÜDEN Bu araştırma; 1996-1998 yıllan arasında TÜBİTAK - Koruklu Araştırma İstasyomı'nda denemeye alınan 8 yaşlı badem (Nonpareil ve 101-9), kayısı (Precoce de Colomer ve Canino) ve Şeftali (Earlyred ve Glohaven) ağaçlarında yapılan yaz + kış ve kış budama uygulamalarının, ağaçların meyve verim ve kalitesi ile karbonhidrat birikimleri üzerine etkilerini saptamak amacıyla yürütülmüştür. Yaz + kış budama uygulamaları, ağaçlardaki çiçeklenme işlevini geciktirdiği ve belli döneme yoğunlaştırdığı saptanmıştır. Buna karşılık, kış budama uygulaması yapılan ağaçlar ile tanık ağaçlarının daha erken çiçeklenmeye başladıkları gözlenmiştir. Derim öncesi (haziran ve temmuz) yaz budamalarının, meyvelerin olgunlaşma tarihlerini birkaç gün erkencileştirdiği, ağaç başına meyve verim miktarını azalttığı, Pazar değeri daha yüksek meyve yüzdesinde artış meydana getirdiği belirlenmiştir. Bütün türlerde en yüksek ağaç başına meyve verimi kış budama uygulaması ve tanık ağaçlarından elde edilmiştir. Budama uygulamaları yapılan ağaçlarda, sadece 101-9 badem çeşidinde 1997 yılına (%23.42) göre, 1998 yılında (% 31.49) meyve iç randımanında artış meydana gelmiş, Nonpareil badem çeşidinde ise yıllara göre meyve iç randımanında önemli bir değişkenlik meydana gelmediği belirlenmiştir. Badem, kayısı ve şeftali çeşitlerinde budama uygulamalarının meyve iriliği üzerine olan etkilerinde, yıllara göre farklılıklar olduğu saptanırken; her iki deneme yılında da kayısı ve şeftali çeşitlerinin SÇKM, pH ve % asitlik değerleri üzerine önemli bir etki meydana getirmediği belirlenmiştir. Badem, kayısı ve şeftali türlerinde yapılan yaz + kış budama uygulamalarında, uygulama dönemlerine göre ağaçların meyvelerini aynı tarihlerde olgunlaştırdığı belirlenmiştir. Kayısı ve şeftalide derim öncesi yaz budamasının ağaçlardaki meyveleri daha iyi renklendirdiği gözlenmiştir. Yapılan budama uygulamalarında, ağaçların sürgün kabuklarında saptanan karbonhidrat içerikleri bakımından yıllara göre değişik sonuçlar elde edilirken, tanık ve kış budama uygulaması yapılmış ağaçların daha yüksek karbonhidrat içeriğine sahip olduğu saptanmıştır. ANAHTAR KELİMELER: Budama, yaz budaması, kış budaması, karbonhidrat, meyve pomoiojisi, badem, kayısı, şeftali

BademBahçe bitkileriBudama+6
Ali İkinci
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
1999
00
DoctorateOpen AccessTR

Kabakta (Cucurbita pepo L.) haploid embriyo uyartımı ve bitki oluşturma üzerinde araştırmalar

öz DOKTORA TEZİ KABAKTA (Cucurbita pepo L.) HAPLOID EMBRİYO UYARTIMI VE BİTKİ OLUŞTURMA ÜZERİNDE ARAŞTIRMALAR Ertan Sait KURTAR ÇUKUROVA ÜNİVERSİTESİ FEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ BAHÇE BİTKİLERİ ANABİLİM DALI Danışman : Doç. Dr. Nebahat SARI Yıl: 1999, Sayfa: 203 Jüri : Doç.Dr. Nebahat SARI : Prof. Dr. Kazım ABAK : Prof. Dr. Ercan ÖZZAMBAK Kabakta CoAİ) kaynaklı gama ışını ile değişik dozlarda (25, 50, 75, 100, 200, 300 ve 400 Gy) ışınlanmış polenlerle 4 genotipte (Eskenderany Fi, Acceste Fi, Sakız ve Urfa Yerli) yapılan tuzlamalardan sonra partenogenetik haploid embriyoların elde edilmesi, bu embriyoların bitkiye dönüştürülmesi, elde edilen bitkilerin ploidi düzeylerinin, kromozom sayımları ve diğer tekniklerle (stomatal incelemeler ve morfolojik gözlemler) doğrulanması araştırılmıştır. Ayrıca farklı türlerin polenleri; toluidin mavisi, kolhisin ve su uygulanmış polenlerle tozlama ile anter ve övül kültürünün etkileri üzerinde de durulmuştur. Araştırma sonuçları, sadece 25 ve 50 Gray dozuyîa ışınlanmış polenlerle tuzlamaların etkili olduğunu göstermiştir. Farklı türlerin polenleri ve diğer tip polenler haploid embriyo uyartımı sağlamamış, anter ve övül kültürlerinden ise haploid bitki elde edilememiştir. Işınlanmış polen tekniğinde genotiplerin etkisi önemli bulunmuş, Eskenderany Fi genotipinden toplam 43 adet haploid bitki elde edilirken, Sakız genotipinden 27, Urfa Yerli genotipinden 13, Acceste Ft genotipinden 10 adet ve toplam olarak 93 adet haploid bitki üretilmiştir. Samsun koşullarında en iyi tozlama döneminin haziran ve eylül aylan olduğu saptanmıştır. Elde edilen bitkilerin ploidi düzeyleri, embriyo safhalarına göre değişiklik göstermiştir. Haploid bitkilerden dihaploid hatların elde edilmesinde en uygun kolhisin dozu ve uygulama süresinin % 0.5'lik dozda 4 saat olduğu belirlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Kabak, ışınlanmış polen, haploidi. V

Bahçe bitkileriHaploitlerKabak
Ertan Sait Kurtar
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
1999
00
DoctorateOpen AccessTR

Sera hıyar yetiştiriciliğinde mikoriza kullanımının etkileri

oz DOKTORA SERA HIYAR YETİŞTİRİCİLİĞİNDE MIKORIZA KULLANIMININ ETKİLERİ Gülsüm SAYILIKAN ÇUKUROVA ÜNİVERSİTESİ FEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ BAHÇE BİTKİLERİ ANABİLİM DALI Danışman:Prof.Dr. Nebahat SARI Prof.Dr. İbrahim ORTAŞ (2. Danışman) Yd:2003, Sayfa: 125 Jüri : ProfDr. Nebahat SARI Prof.Dr. Kazım ABAK Prof.Dr. Ayşe GÜL Prof.Dr. İbrahim ORTAŞ Yrd.Doç.Dr. H. Yıldız DAŞGAN Bu çalışmanm ilk bölümü olan saksı denemesinde hıyarda (Seraset Fi) farklı mikoriza türleri (Glomus mosseae, G.caledonium, G.etunicatum, G.clarum ve bunların eşit spor yoğunluğunda kanşımından oluşan Kokteyl mikoriza) ile farklı spor yoğunluklarının (0, 1000, 2000 ve 3000 spor/bitki) etkinliği araştırılmış ve sonuçta hıyar bitkisi için G.etunicatum 'un 2000 spor/bitki yoğunluğunun en etkili mikoriza türü olduğu tespit edilmiştir. Çalışmanm ikinci aşaması olan sera denemesinde G.etunicatum mikoriza türünden 2000 spor/bitki spor yoğunluğunda olacak şekilde 3 dönemde (MTrTohum ekiminde, MF:Fide dikiminde, MT+F:Uygulanacak spor yoğunluğunun yansı tohum ekiminde kalan yansı fide dikiminde olup M0:Mikorizasız bitkilerle karşılaştınlacak şekilde) aşılandığı bitkilerle 4 farklı azot dozu (0, 10, 20, 30 kg/da) ile 4 farklı fosfor dozu (0, 10, 20, 30 kg/da) denenmiştir. Deneme sonbahar ve ilkbahar olmak üzere iki döneminde yapılmıştır. Denemenin güz yetiştiriciliğinde azot ve fosforun yüksek dozlan ile mikorizanın MT+F uygulaması, bahar yetiştiriciliğinde azotun ve fosforun düşük dozlan ve MT+F uygulamalarından iyi sonuçlar alınmıştır. Anahtar KelimelenHıyar, mikoriza, spor yoğunluğu, azot ve fosfor

AzotFosforHıyar+1
Gülsüm Sayılıkan
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2003
00
Master'sOpen AccessTR

Vesküler arbusküler mikorizaların topraksız kavun yetiştiriciliğinde etkinlikleri

Dört farklı mikoriza türünün {Glomus mosseae, Glomus etunicatum, Glomus fasciculatum ve Glomus caledonium) topraksız kavun yetiştiriciliğinde bitki büyüme ve gelişmesi, verim ve bitkinin beslenme durumu üzerine etkileri incelenmiştir. KKTC Türkmenköy Araştırma İstasyonu'nda yapılan çalışma perlit ortamında ön deneme ve esas deneme olmak üzere iki aşamada yürütülmüştür. Ön deneme saksılarda ve kış döneminde, ana deneme torba kültüründe ilkbahar periyodunda gerçekleştirilmiştir. Ön deneme ve esas denemede uygulanan mikorizalarm köklere çok iyi infekte olduğu görülmüştür. Ön denemede, G. caledonium ile aşılı bitkilerin bitki boyu ve çapı bakımından biraz daha iyi sonuç verdiği anlaşılmış; yaprak sayısı ve kök uzunluğu değerlerinde ise G. fasciculatum ile G. etunicatum ön plana çıkmıştır. Kök, gövde yaprak yaş ve kuru ağırlık değerlerin yönünden ise G. etunicatum ile aşılanan bitkilerin daha yüksek değerler verdiği belirlenmiştir. Ana denemede bitki uzunluğu, çapı ve kök uzunluğunda G. caledonium ile G. fasciculatum; kök, gövde ve yaprak yaş ağırlıklarında G. etunicatum ve G. fasciculatum; gövde kuru ağırlığında G. fasciculatum ve yaprak kuru ağırlığında G. etunicatum daha yüksek değerler vermiştir. Meyve irliği ve verim açısından ise G. fasciculatum etkili bulunmuş, diğerlerinin etkisi önemli çıkmamıştır. Meyvelerin Suda Çözünebilir Kuru Madde içerikleri arasında önemli farklılıklar çıkmamıştır.Anahtar Kelimeler: Mikoriza, Kavun, Topraksız Kültür, Bitki Gelişimi,Verim

KavunMikorizaTopraksız kültür+1
Yeşim Rehber
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2004
00
Master'sOpen AccessTR

Mersin ili yaylarında açılan doğal depoların limon muhafazasında kullanım olanaklarının araştırılması

oz YÜKSEK LİSANS TEZİ MERSİN İLİ YAYLALARINDA AÇILAN DOĞAL DEPOLARIN LİMON MUHAFAZASINDA KULLANIM OLANAKLARININ ARAŞTIRILMASI ihsan CANAN ÇUKUROVA ÜNİVERSİTESİ FEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ BAHÇE BİTKİLERİ ANABİLİMDALI Danışman: Prof. Dr. Tayfun AĞAR Yıl:2004, Sayfa: 127 Jüri: Prof. Dr. Tayfun AĞAR Prof. Dr. Önder TUZCU Doç. Dr. Turgut CABAROĞLU Bu çalışmada, Türkiye'de limonun yaygın olarak muhafaza edildiği bazı doğal depolar ile bu depolara konulan limon meyveleri 2002-2003 yıllan arasında 2 muhafaza sezonu boyunca incelenmiştir. Limonun üretim yerine 30-70 km mesafede bulunan yaylalarda açılan obruklarda yapılan doğal depolarda limon depolanmasının artırılması için bu depoların sıcaklık ve nem durumları ile farklı depoların, muhafaza sürelerinin ve depolara meyveleri götürme zamanlarının meyvelerin ağırlık, çürüme kayıpları ile diğer kalite kriterlerine etkisi incelenmiştir. Bu amaçla Mersin İlinde depoculuğun geliştiği 3 yayla ile Ortahisar'da bir depo ve Alata makineli soğutmalı soğuk hava deposu karşılaştınlmıştır. Çalışma sonucunda yayla limon depolarının ağırlık ve çürüme kayıpları ile diğer kalite kriterleri açısından meyveleri Ortahisar depolan ile aynı kalitede muhafaza edebildiği belirlenmiştir. Tüm depolarda Aralık ayında derim yapıldıktan hemen sonra depolara limon götürme uygulamasının ağırlık ve çürüme kayıplarını azalttığı ve SÇKM miktan, titre edilebilir asitlik miktan, yeşil kapsüllü meyve miktan, usare miktarı gibi diğer kalite kriterlerini iyileştirdiği tespit edilmiştir. Aralık ayında götürülen limonlarda çürüme kaybı yan yanya azalmıştır. Ortahisar depolannda yüksek nem vardır ve çürüme kayıplarını azaltmak için havalandırma yapılması zorunludur. Buna karşın yayla depolannda yaz aylannda depo içi sıcaklıklar artmaktadır. Bu aylarda serinletme gereklidir. Aralık ayında limon götürmek için tüm depolarda depo içi sıcaklıklar düşüktür ve termostatlar kontrolünde gerektiğinde ısıtma yapmak gerekmektedir. Depolarda havalandırma tertibatı bulunmadığı için tüm depolarda havalandırma sorunu vardır ve havalandırma en iyi olacak şekilde tedbirler alınmalıdır. Anahtar Kelimeler: Turunçgil, Limon, Depolama, Kütdiken, Depo

İhsan Canan
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2004
00
Master'sOpen AccessTR

Adana ili ve çevre ilçelerinde yetişen sofralık ve sanayiye uygun dutların seleksiyonu

oz YÜKSEK LİSANS TEZİ ADANA ILI VE ÇEVRE İLÇELERİNDE YETİŞEN SOFRALDX VE SANAYİYE UYGUN DUTLARIN SELEKSİYONU Ayşegül YILMAZ ÇUKUROVA ÜNİVERSİTESİ FEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ BAHÇE BİTKİLERİ ANABİLİM DALI Danışman:Prof. Dr. Nurgül TÜREMİŞ Yıl: 2004, Sayfa: 70 Jüri : Prof. Dr. Nurgül TÜREMİŞ Prof. Dr. Sevgi PAYDAŞ Yrd. Doç. Dr. Asiye AKYILDIZ Bu çalışma 2002-2003 yıllan arasında Adana ili ve çevre ilçelerinde dutlar üzerinde yürütülmüştür. Çalışmada sofralık tiplerde incelenen kriterler; irilik, meyve eni ve boyu, meyve rengi, SÇKM, titrasyon asitliği ve pH olup, sıralık tiplerde bunlara ek olarak aken durumu ve meyve suyu randımanı incelenmiştir. Çalışmada değiştirilmiş tartılı derecelendirme yöntemi kullanılarak 56 adet dut tipi içerisinden 29 adet sofralık ve sıralık dut tipi seçilmiştir. Tartılı derecelendirme sonunda 530 ve üstü puan alan 27 adet sofralık (01 Kozan BD/4-805 puan, 01 Balcalı BD/5-530 ) ve 2 adet sıralık (01 Balcalı KaD/1 ve 01 Balcalı KaD/2) üretimine uygun dut tipleri seçilmiştir. Selekte edilen dutlarda ortalama meyve ağırlığı 2.96-6.42 g, meyve eni 1.50-2.10 cm, meyve boyu 2.20-3.43 cm, SÇKM miktarları %9.30-26.2, pH 2,29-6.21 ve titre edilebilir asit içerikleri 0.04-1.31 mg/lOOml arasında değişim göstermiştir. Anahtar Kelimeler: Dut, Seleksiyon, M. alba, M. nigra, M rubra. I

Ayşegül Yılmaz
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2004
00
DoctorateOpen AccessTR

Ceylanpınar'da seçilmiş tozlayıcı antep fıstığı (P. vera L.) tiplerinin bazı dişi çeşitlerde meyve tutumu ve meyve kalitesi üzerine etkileri

Bu çalışma, 1998-2000 yıllan arasında Ceylanpınar Tarım İşletmesi 'nde, 2001 yılında ise Antepfıstığı Araştırma Enstitüsü' ndeki antepfıstığı parsellerinde yürütülmüştür. Denemede, Kırmızı, Siirt ve Ohadi antepfıstığı çeşitlerine uygun olan 9 değişik tozlayıcı tipin, bu dişi çeşitlerin meyve tutumu ve meyve kalitesi üzerine etkilerinin belirlenmesi ve söz konusu tip ve dişi çeşitlerin döllenme biyolojilerinin incelenmesi amaçlanmıştır. 1998 ve 1999 yıllarında saf çiçek tozlanyla tozlama yapılmış, 2000 ve 2001 yıllarında ise çiçek tozu buğday unuyla seyreltilerek %1, %5, %10, %50 ve %100'lük çiçek tozu kullanılmıştır. Kullanılan çiçek tozlarının TTC ile canlılık testleri, Petride agar ve Asılı damla yöntemleriyle de in vitro koşullarda çimlendirme testleri yapılmıştır. Çiçek tozu-un karışımları, tozlama mesafeleri ve çiçeklerin reseptiflik düzeyleri ile ilgili çalışmaların yanında, 1 mm2'ye düşen çiçek tozu sayısı ve çiçek tozu üretim miktarı da belirlenmiştir. Tozlama çalışmaları sonucunda yüzde meyve tutumu, çiçek ve meyve dökümleri, çiçek tozu çim borusu büyümesi, endosperm ve embriyo gelişimi yanında kabuklu ve iç meyve büyümesi incelenmiş; meyve kalite kriteri olarak da pomolojik analizler (100 meyve ağırlığı, meyve boyutları ve meyve randımanı), fiziksel analizler (çıtlak meyve oranı, dolu ve boş meyve oranı) kimyasal analizler (yağ ve protein analizleri) yapılmıştır. Deneme sonucunda Kırmızı çeşidi için 23 nolu tozlayıcı, Siirt çeşidi için 7 nolu tozlayıcı ve Ohadi çeşidi için ise 1 8 nolu tozlayıcımn en iyi tozlayıcılar olduğu saptanmıştır. Anahtar Kelimeler : Pistacia vera, antepfıstığı, döllenme biyolojisi, embriyo gelişimi, meyve kalitesi.

İzzet Açar
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2004
00
DoctorateOpen AccessTR

Mutlak ve oransal periyodisite gösteren bazı Antepfıstığı çeşitlerinde periyodisite ile içsel hormonlar, karbonhidrat ve bitki besin maddeleri düzeyleri arasındaki ilişkiler

öz DOKTORA TEZİ MUTLAK VE ORANSAL PERIYODISITE GÖSTEREN BAZI ANTEPFISTIĞI ÇEŞİTLERİNDE PERÎYODİSİTE ÎLE İÇSEL HORMONLAR, KARBONHİDRAT VE BİTKİ BESİN MADDELERİ DÜZEYLERİ ARASINDAKİ İLİŞKİLER Hakan ÇETINKAYA ÇUKUROVA ÜNİVERSİTESİ FEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ BAHÇE BİTKİLERİ ANABİLİM DALI Danışman : Pro£ Dr. Ahsen I. ÖZGÜVEN Yıl:2004, Sayfa 194s Jüri : Prof Dr. Ahsen I. ÖZGÜVEN Prof Dr. Ömer GEZEREL Prof Dr.Bekir E. AK Doç. Dr. Salih KAFKAS YrdDoç. Dr. Yusuf NÎKPEYMA Bu çalışmada mutlak periyodisite gösteren Uzun (Pistacia vera var.Uzun), oransal periyodisite gösteren Siirt (Pistacia vera var. Siirt), ve Ohadi (Pistacia vera var. Ohadi) antepfıstığı çeşitlerindeki içsel hormon, karbonhidrat ve bitki besin maddeleri düzeyleri aralarındaki ilişkiler ve karagöz dökümlerinin nedenleri araştırılmıştır. Çalışma 2000, 2001 ve 2002 yıllarında Gaziantep Antepfıstığı Araştırma Enstitüsünde 25 yaşındaki ağaçlarda yapılmıştır. Araştırma hem sulanan hem de sulanmayan koşullarda yapılmıştır. Bahçe, dikimden itibaren sulanan bir bahçe olup, araştırmanın yapıldığı yıllarda bahçenin bir kısmında sulama yapılmamıştır. Araştırma sonuçlarına göre verim yılında yapraklarda N, P, Ca, Mg, Fe, Zn, Cu ve Mn diğer yıllara göre daha yüksek düzeyde, K ise düşük düzeyde saptanmıştır. Meyvelerde ise verim yılında P ve Mn yüksek, N, Mg, Fe, Zn, ve Cu düşük düzeyde saptanmıştır. Karbonhidratlar yapraklarda ve meyvelerde verim yılında düşük düzeyde saptanmıştır Verim yılında meyve gözlerinde I AA ve GA3 düzeyleri artarken, AB A düzeyi diğer yıllara göre daha düşük bulunmuştur. Mutlak peryodisite gösteren Uzun çeşidinde de benzer sonuçlar alınmıştır. Yapılan korelasyonlara göre de meyve gözü dökümü ile N arasında bir ilişki bulunmazken, yapraklardaki toplam şeker ve meyve gözlerindeki ABA düzeyi ile negatif, meyve gözlerindeki IAA ve GA3 düzeyleri arasında pozitif ilişkiler bulunmuştur. Ayrıca meyve gözlerindeki ABA düzeyi ile GA3 ve IAA düzeyi arasında negatif korelasyon bulunmuştur. Anahtar Kelimeler antepfıstığı, Periyodisite, Karbonhidrat, Hormon, Bitki Besin Maddeleri

Hakan Çetinkaya
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2004
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'den selekte edilen valencia portakal tiplerinde verim ve kalite özelliklerinin belirlenmesi

ÖZYÜKSEK LİSANS TEZİTÜRKİYE'DEN SELEKTE EDİLEN VALENCIA PORTAKALTİPLERİNDE VERİM VE KALİTE ÖZELLİKLERİNİN BELİRLENMESİKader ERÇİKÇUKUROVA ÜNİVERSİTESİFEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜBAHÇE BİTKİLERİ ANABİLİM DALIDanışman : Prof. Dr. Turgut YEŞİLOĞLUYıl: 2005, Sayfa : 92Jüri : Prof. Dr. Turgut YEŞİLOĞLUYard. Doç.Dr. Bilge YILDIRIMProf. Dr. Faruk EMEKSİZBu çalışmada, 1979-1983 yılları arasında Türkiye turunçgil bölgelerindenselekte edilen 13 adet Valencia portakal tipinde seleksiyonun ikinci aşaması olarakAdana ekolojik koşullarında verim, meyve özellikleri ve bitkisel özellikler 2002,2003 ve 2004 yılları boyunca incelenmiştir. Bu özelliklerle ilgili olarak 23pomolojik, 3 bitkisel özellik analiz ve ölçümlerle değerlendirilmiş ve her özellikiçin olumlu sonuçlar veren tipler ortaya konulmuştur. Ayrıca tartılı derecelendirmemetodu uygulanarak bütün özellikler bakımından en olumlu sonuçları veren tiplersaptanmıştır.Çalışma sonucunda ağaç başına ortalama verimi en yüksek tipler 55-A, 59-Ave 76-A olarak belirlenmiştir. Ağaç başına ortalama verim ile seçilen diğerözellikler tartılı derecelendirme metodu ile birlikte değerlendirildiğinde 70-A, 88-A, 55-A tipleri en olumlu sonuçları vermişlerdir. Taç birim hacmine düşen verimve diğer özellikler bakımından tartılı derecelendirme metodu ile yapılandeğerlendirmede ise en olumlu sonuçları veren tipler 75-A, 57-D ve 76-A tipleriolmuştur.Anahtar Kelimeler: Turunçgil, Portakal, Valencia, Seleksiyon Islahı

Kader Erçik
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2005
00
Master'sOpen AccessTR

Örtü toprağı olarak farklı torfların ve değişik dozlardaki kalsiyum klorür kullanımının mantarın verim ve kalitesine etkisi

Bu çalı ma, 2003-2005 yılları arasında Çukurova Üniversitesi ZiraatFakültesi Bahçe Bitkileri Bölümü'nde yürütülmü tür. Bitkisel materyal olarakAgaricus bisporus mantarının A15 çe idi kullanılmı tır. Mantar yeti tiricili indefarklı örtü topraklarından kaynaklanan problemlere çözüm bulmak amacıylaAdana'nın yakın çevresinden çıkarılan iki farklı torfun verim ve kaliteye etkilerikontrol olarak Bolu/Yeniça a torfu kullanılarak ara tırılmı tır. Ayrıca sulama suyunaeklenen %0.05, %0.10, %0.15 (w/v) dozlarındaki kalsiyum klorürün mantar sertli i,verim ve renk üzerine etkisi incelenmi tir. Hem verim hem de kalite anlamındadenemeye alınan torfların ve kalsiyum klorürün etkisi, toplam verim, her bir fla takiverim, karpofor a ırlı ı, mantar sertli i, mantar apka rengi, apka ve sap özelliklerigöz önüne alınarak de erlendirilmi tir.Bu çalı ma sonunda en yüksek verim Kahramanmara torfundan eldeedilmi tir. Sulama suyuna eklenen kalsiyum klorürün konsantrasyonu arttıkçaverimde azalma meydana geldi i belirlenmi tir. %0.10 kalsiyum klorür uygulamasıhem verim hem de renk ve sertlik açısından en uygun de erleri vermi tir.Anahtar Kelimeler : Örtü topra ı, Kalsiyum klorür, Mantar rengi

Neslihan Kılıç
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2005
00
DoctorateOpen AccessTR

Sakız emginar çeşidinde meydama gelen dönüşüm üzerinde araştırmalar

ÖZDOKTORA TEZİSAKIZ ENGİNAR ÇEŞİDİNDE MEYDANA GELEN DÖNÜŞÜMÜZERİNDE ARAŞTIRMALARİ. Ercan EKBİÇÇUKUROVA ÜNİVERSİTESİFEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜBAHÇE BİTKİLERİ ANABİLİM DALIDanışman I : Prof. Dr. Kazım ABAKDanışman II : Prof. Dr. Saadet BÜYÜKALACAYıl: 2005, Sayfa: 87Jüri: Prof.Dr. Kazım ABAKProf.Dr. Saadet BÜYÜKALACAProf.Dr. Nebahat SARIProf.Dr. Mehmet TOPAKTAŞProf.Dr. Benian ESERBu çalışma 2000-2005 yılları arasında Çukurova Üniversitesi, ZiraatFakültesi Bahçe Bitkileri Bölümü deneme alanları ve laboratuvarlarındayürütülmüştür. Çalışmada Sakız enginar çeşidi ile bu çeşidin tek yönlü dönüşümüsonucu oluşmuş Ara tip ve Yerli tip bitkiler arasındaki farklılıklar morfolojik,sitolojik ve moleküler olarak araştırılmıştır.Elde edilen bulgulara göre Sakız, Ara tip ve Yerli tip bitkilerin ploididüzeyleri aynı çıkmıştır. Kök ucu kromozom sayımlarına göre her üç tipte dekromozom sayısı bakımından farklılık olmadığı ve bunların diploid olduğubelirlenmiştir. Flow sitometri analizleri de bu bulguları desteklemiştir.RAPD tekniği ile yapılan moleküler çalışmalarda Sakız, Ara tip ve Yerli tipbitkilerin genetik olarak birbirine çok benzediği ve çok az farklılıkların olduğugözlenmiştir. Oluşturulan dendogramda üç tip aynı grupta yer almıştır.GA3 uygulamaları bitkilerde hem morfolojik özellikler üzerinde etkili olmuşhem de belli bir erkencilik sağlamıştır. Sakız tipinde 12 gün, Ara tip bitkilerde 14-16gün ve Yerli tip bitkilerde 14 günlük bir erkencilik elde edilmiştir.Anahtar Kelimeler: Enginar, C. scolymus, kromozom, RAPD, moleküler markırI

Ercan Ekbiç
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2005
00
Master'sOpen AccessTR

Adana koşullarında bazı yerli, Amerika ve Avrupa kökenli çilek çeşitleri ile bazı melez çilek genotiplerinde verim, meyve kalite kriterleri ve bitki özelliklerinin belirlenmesi

Araştırma 2003-2004 ve 2004-2005 yetiştirme dönemlerinde Çukurova ÜniversitesiZiraat Fakültesi Bahçe Bitkileri Bölümü Araştırma ve Uygulama Alanları ileLaboratuvarlarında yürütülmüştür. Denemede bölgemizde yoğun olarak yetiştirilen Amerikakökenli Camarosa ve Sweet Charlie çilek çeşitleri yanında 16 adet Amerika ve Avrupakökenli çilek genotipi ile bölümümüzde önceki yıllarda yapılan melezleme ıslahı çalışmalarısonucu elde edilen 8 adet umutlu melez çilek genotipi ve yerli çilek çeşidimiz olan Osmanlıkullanılmıştır. Denemede yer alan çilek genotiplerinde verim, meyve kalite kriterleri vebitkisel özellikler incelenmiştir.Araştırma sonucunda denemede yer alan çilek genotiplerinin bitki başına verimdeğerlerinin 79.63 g/bitki (Sophie) ile 575.68 g/bitki (MT J24/2) arasında, ortalama meyveağırlığının 2.94 g (Osmanlı) ile 15.75 g (MT 99/163/22) arasında, askorbik asit içeriğinin ise26.33 mg (Osmanlı) ile 60.31 mg (MT 99/163/14) arasında değiştiği saptanmıştır. Genelolarak MT J24/2 ve MT 99/163/22 no'lu genotiplerin bitki başına verim, ortalama meyveağırlığı ve askorbik asit (C vitamini) içeriği açısından diğer genotiplerden üstün olduğubelirlenirken, % SÇKM içeriği açısından Osmanlı (%10.26) çilek çeşidi diğer genotiplerdenüstün bulunmuştur.Anahtar Kelimeler: Çilek, kalite, renk, C vitamini.

Müge Özuygur
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2005
00
Master'sOpen AccessTR

Bazı kayısı genotiplerinin Adana ekolojik koşullarındaki verim ve kaliteleri

ÖZYÜKSEK LİSANS TEZİBAZI KAYISI GENOTİPLERİNİN ADANA EKOLOJİKKOŞULLARINDAKİ VERİM VE KALİTELERİMehmet Fatih BATMAZÇUKUROVA ÜNİVERSİTESİFEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜBAHÇE BİTKİLERİ ANA BİLİM DALIDANIŞMAN: Prof. Dr. Sevgi PAYDAŞYıl: 2005 Sayfa:91Jüri: Prof. Dr. Sevgi PAYDAŞProf. Dr. Ahsen Işık ÖZGÜVENProf. Dr. Saadettin BALOĞLUBu çalışma Çukurova Üniversitesi uygulama alanına 1999 ve 2001 yıllarındadikilen 21 yabancı kayısı çeşidi ile 11 melez ve 4 seleksiyon tipi kayısı üzerindeyapılmıştır. Dikilen kayısı genotiplerinin adaptasyon yetenekleri incelenmiş veAdana koşullarına uyum sağlayan genotipler saptanmaya çalışılmıştır. Kurulandeneme parseli damla sulama sistemi ile sulanmaktadır. Kayısı genotiplerininfenolojik gözlemleri ve pomolojik analizleri yapılmıştır.2005 yılında çiçeklenme periyodu 24 Şubat (1x89 numaralı tip) ile 11 Mart(22x90 numaralı tip) arasında olmuştur. İlk çiçeklenme ile son çiçeklenme arasında18 gün gibi bir süre geçmiştir. Denemedeki kayısı genotiplerinin 2005 yılındaolgunlaşma tarihleri 18 Mayıs (Beliana) ile 8 Haziran (22x90 numaralı tip) arasındaolmuştur.Yapılan bu adaptasyon çalışmasında elde edilen verilere göre meyve ağırlığıbakımından Antonio Errani, Fracasso, Harcot, Palstein ile 1x89 ve 22x90 numaralıtipler olumlu bulunmuşlardır.Ağaç başına düşen ortalama verim 14.058 g ile en yüksek değer olarakAntonio Errani çeşidinden elde edilirken, en düşük değer ise 1.234 g ile Katyçeşidinden elde edilmiştir. Birim gövde kesit alanına düşen verimde en yüksek değer1.02 kg/cm2 ile Antonio Errani çeşidinde elde edilmiş, en düşük değerler ise 0.14kg/cm2 ile 22x90 numaralı tipten alınmıştır.Üzerinde çalışılan kayısı genotiplerinde Precoce de Tyrinthe baz alınarakyapılan gözlemlerde düşük ağaç kuvvetine sahip olan bitkiler görülmezken,genotiplerden 17 adedinin orta ve 19 adedinin ise kuvvetli geliştikleri saptanmıştır.Adana ekolojik koşullarına uygun çeşit veya tiplerin tam olarakönerilebilmesi için çalışmaların ileriki yıllarda da sürdürülmesi gerekmektedir.Anahtar kelimeler: Kayısı, Adaptasyon, Fenoloji, PomolojiI

Mehmet Fatih Batmaz
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2005
00
Master'sOpen AccessTR

Bazı biber genotiplerinde anter kültürü ile haploid embriyo uyartımında embriyo kalitesinin artırılmasına yönelik bazı uygulamalar

ÖZYÜKSEK LİSANS TEZİBAZI BİBER GENOTİPLERİNDE ANTER KÜLTÜRÜ İLEHAPLOİD EMBRİYO UYARTIMINDA EMBRİYO KALİTESİNİNARTIRILMASINA YÖNELİK BAZI UYGULAMALARHatıra TAŞKINÇUKUROVA ÜNİVERSİTESİFEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜBAHÇE BİTKİLERİ ANABİLİM DALIDanışman : Prof. Dr. Saadet BÜYÜKALACAYıl : 2005, Sayfa :72Jüri : Prof. Dr. Saadet BÜYÜKALACAProf. Dr. Kazım ABAKProf. Dr. Şebnem ELLİALTIOĞLUAraştırma, 2003-2005 yılları arasında Çukurova Üniversitesi Ziraat Fakültesi Bahçe BitkileriBölümü Sebzecilik Araştırma ve Uygulama Alanı ile Bahçe Bitkileri Bölümü Doku KültürüLaboratuvarında yürütülmüştür. Denemede Alata Bahçe Kültürleri Araştırma Enstitüsü ve bölümümüztarafından ortak olarak yürütülen bir çalışmada üç defa kendilenmiş düşük sıcaklığa tolerant olarakbelirlenen A71, A269, A313 nolu genotipler, orta derecede tolerant olarak belirlenen A109 nolugenotip ve duyarlı olarak belirlenen A74 nolu genotip kullanılmıştır. Araştırmada dört farklı kültürortamı kullanılmıştır. Denenen 5 farklı genotip için en yüksek embriyo uyartımı ve bitkiyedönüşümün belirlenmesi amacıyla anterler farklı zamanlarda kültüre alınmıştır. Ayrıca kültüre alınanortamlarda gelişmesini tamamlayamayan embriyolar 10 gün süresince 0.5 mg/l absisik asit içerenbesin ortamına alınarak absisik asitin embriyo olgunlaşmasına etkisi belirlenmeye çalışılmıştır.Denemenin sonucunda gerek embriyo oluşumu gerekse oluşan embriyoların bitkiyedönüşümü genotiplere, anter alma dönemlerine ve besin ortamlarına göre değişmiştir. Genotiplerarasında en yüksek embriyo verimi soğuğa tolerant olarak belirlenmiş olan 269 nolu genotipten eldeedilmiştir. Anter alma dönemlerinden ise en başarılı sonuçlar Nisan ve Mayıs aylarından eldeedilmiştir. Besin ortamları arasında ise III nolu besin ortamı (Murashige and Skoog + 30 g/l sakkaroz+ % 0.25 aktif kömür + 15 mg/l gümüş nitrat + 4 mg/l naftalen asetik asit + 1 mg/l benzil aminopurin) ve IV nolu besin ortamından (modifiye edilmiş Murashige and Skoog + 30 g/l sakkaroz + %0.25 aktif kömür + 15 mg/l gümüş nitrat + 4 mg/l naftalen asetik asit + 0.1mg/l benzil amino purin)diğer ortamlara göre daha fazla sayıda embriyo elde edilmiştir. Olgunlaşmamış embriyolara absisikasit uygulamasından olumlu bir sonuç alınamamıştır. Bitkiye dönüşüm, hormonsuz Murashige andSkoog ortamına alınan olgun embriyolardan sağlanmıştır.Anahtar Kelimeler : Biber, anter kültürü, embriyo kalitesi

Hatıra Taşkın
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2005
00
DoctorateOpen AccessTR

Narda derim öncesi meyve çatlamasının anatomisi ve fizyolojisi

ÖZDOKTORA TEZİNARDA DERİM ÖNCESİ MEYVE ÇATLAMASININ ANATOMİSİ VEFİZYOLOJİSİCenap YILMAZÇUKUROVA ÜNİVERSİTESİFEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜBAHÇE BİTKİLERİ ANABİLİM DALIDanışman: Prof. Dr. Ahsen Işık ÖZGÜVENYıl: 2005, Sayfa: 250Jüri: Prof. Dr. Ahsen Işık ÖZGÜVENProf. Dr. Sevgi PAYDAŞProf. Dr. Ayzin B. KÜDENProf. Dr. Uygun AKSOYYrd. Doç. Dr. Sema DÜZENLİÇalışmanın amacı narda (Punica granatum L.) derim öncesi meyveçatlamasının anatomisi ve fizyolojisinin incelenmesidir.Deneme, 2001, 2002 ve 2003 yıllarında, Ç.Ü. Ziraat Fakültesi Bahçe BitkileriBölümüne ait nar parselinde bulunan İzmir 10, İzmir 15, İzmir 16, İzmir 23, İzmir26, Silifke Aşısı ve Hicaz nar çeşitleri ile 4 yinelemeli olarak yürütülmüştür.Tüm çeşitlerin verimleri, çatlamış ve çatlamamış meyvelerin pomolojik, bazıkimyasal ve anatomik özellikleri belirlenmiştir. Aynı zamanda iklim verileri, topraknemi, ağaç başına meyve sayıları ve meyve gelişim eğrileri de belirlenmiştir.Sonuçta, denemenin ilk yılında, en fazla meyve çatlama oranı İzmir 10 veSilifke aşısı çeşitlerinde, en az ise İzmir 16 çeşidinde belirlenmiştir. Denemeninikinci yılında en fazla meyve çatlaması İzmir 15 ve İzmir 23 çeşitlerinde, en az İzmir16 çeşidinde, üçüncü yılında ise en fazla meyve çatlaması İzmir 23 çeşidinde ve enaz İzmir 16 ve Silifke aşısı çeşitlerinde belirlenmiştir.Çatlamış meyvelerin küçük, ince kabuklu, daha yüksek dane ve meyve suyurandımanına ve SÇKM'ye sahip olduğu, meyve kabuğunun ise daha az su, potasyum,IAA, K/Ca ve K/(Ca+Mg) oranına, daha yüksek azot, kalsiyum, ABA, suda eriyebilirpektin ve N/K oranlarına sahip olduğu belirlenmiştir.Denemedeki tüm çeşitlerin meyve kabuklarındaki hücrelerde bol miktardanişasta olduğu ve kabuğun taş hücreleri içerdiği belirlenmiştir.Ayrıca, çatlamış meyvelerin, sağlam meyvelere göre daha ince bir epidermisve kütikulaya sahip olduğu belirlenmiştir.Anahtar Kelimeler: Nar, Meyve Çatlaması, Hücresel Yapı, Kimyasal Yapı,PomolojiI

Cenap Yılmaz
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2005
00
DoctorateOpen AccessTR

Farklı kireç içerikli topraklarda yetiştirilen asma genotiplerinde değişik uygulamaların Fe alımı üzerine etkilerinin morfolojik ve fizyolojik yönden incelenmesi

ÖZDOKTORA TEZİFARKLI KİREÇ İÇERİKLİ TOPRAKLARDA YETİŞTİRİLEN ASMAGENOTİPLERİNDE DEĞİŞİK UYGULAMALARIN Fe ALIMIÜZERİNE ETKİLERİNİN MORFOLOJİK VEFİZYOLOJİK YÖNDEN İNCELENMESİGültekin ÖZDEMİRÇUKUROVA ÜNİVERSİTESİFEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜBAHÇE BİTKİLERİ ANABİLİM DALIDanışman : Prof. Dr. Semih TANGOLARYıl : 2005, Sayfa: 186Jüri : Prof. Dr. Zülküf KAYAProf. Dr. Ömer GEZERELProf. Dr. Durmuş Ali ATALAYDoç. Dr. Sadettin GÜRSÖZBu araştırmada materyal olarak kirece dayanımları farklı olan Yalova incisiüzüm çeşidi ile 140 Ru ve 1103 P Amerikan asma anaçları kullanılmıştır. Genotipler,hazırlanan %10, %30 ve %50 kireç içeriğine sahip topraklarda denemeye alınmıştır.Her ortamda 1) 20 ppm Fe (FeSO4 olarak) + Çiftlik gübresi (100 g/saksı/5 kg toprak)2) 20 ppm Fe (Fe-EDDHA olarak) 3) 20 ppm Fe (FeSO4 olarak) + Sitrik asit(uygulanan FeSO4'ın %10'u olacak şekilde) 4) Kontrol (Fe uygulaması yok) olmaküzere 4 farklı Fe uygulaması gerçekleştirilmiştir. Uygulama etkilerinin belirlenmesiamacıyla genotiplerde kloroz şiddeti, toplam klorofil, klorofil a, klorofil b, sürgünuzunluğu, sürgün yaş ve kuru ağırlığı, kök uzunluğu, kök yaş ve kuru ağırlığı, yaprakalanı ile yaprakların toplam ve aktif Fe, Zn, Cu, Mn, N, P, K, Ca ve Mgkonsantrasyonları incelenmiştir.Deneme sonucunda incelenen özelliklere ait genotip, kireç ve Feuygulamaları arasındaki farklılıkların önemli olduğu saptanmıştır.Yalova incisi %50 kireç içeren ortamda Fe, Zn, Ca, P ve Mg elementlerindenyararlanma bakımından 140 Ru ve 1103 P anaçlarından daha etkin bulunmuştur.Kullanılan bütün genotiplerde yetiştirme ortamlarındaki kireç miktarı arttıkça klorozoluşumunun arttığı ve Fe alımı ile birlikte diğer mikro ve makro besin elementalımlarının azaldığı belirlenmiştir. Ayrıca sürgün, kök ve yaprak özelliklerinde dekireç oranının artışına bağlı olarak daha düşük değerler ölçülmüştür. Yapılan bütünFe uygulamaları kloroz şiddetini azaltma bakımından benzer etkide bulunurkenFe-EDDHA ve FeSO4 + Sitrik asit uygulamalarının incelenen diğer özellikler üzerinedaha olumlu etkide bulunduğu saptanmıştır.Anahtar Kelimeler: Asma, kireç, demir, gübreleme, kloroz.I

Gültekin Özdemir
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2005
00
Master'sOpen AccessTR

Fasulyelerde tuzluluğa tolerans bakımından genotipsel farklılıkların erken bitki gelişimi aşamasında belirlenmesi

ÖZYÜKSEK LİSANS TEZİFASULYELERDE TUZLULUĞA TOLERANS BAKIMINDANGENOTİPSEL FARKLILIKLARIN ERKEN BİTKİ GELİŞİMİAŞAMASINDA BELİRLENMESİSibel KOÇÇUKUROVA ÜNİVERSİTESİFEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜBAHÇE BİTKİLERİ ANABİLİM DALIDanışman : Doç. Dr. H.Yıldız DAŞGANYıl : 2005, Sayfa : 87Jüri : Doç. Dr. H.Yıldız DAŞGANProf. Dr. Nebahat SARIYrd.Doç.Dr. Selim EKERBu çalışmada 67 farklı fasulye genotipinin tuzluluğa tolerans yönünden,erken bitki gelişimi aşamasında derin akan su kültürü tekniği kullanılarak taraması(screening) yapılmıştır. 125 mM NaCl ile tuz stresine sokulan fasulye genotipleriiyon düzenlemesi (regülasyonu) yönünden incelenmiştir. Aynı zamanda, fasulyelerdetuzluluğa tolerans için kitlesel tarama çalışmalarında kullanılabilecek, uygulamasıkolay, geçerliliği yüksek teknikler araştırılmıştır. Genotipler tuz stresi altında iyonregülasyonu yönünden farklı mekanizmalar geliştirmişlerdir. Bazı genotiplerbünyelerine bol miktarda Na iyonu alarak yüksek doku toleransı gösterip ?Na-kabullenen-inclusion? bir mekanizma ile tuzdan zararlanmaz iken, diğer bazıgenotipler ise Na iyonunu oldukça az alarak kendilerini korumayı başarmışlar ve?Na-sakınan-exclusion ? tepki vermişlerdir. Toplam 67 adet fasulye genotipinde tuzatolerans yönünden oldukça geniş bir varyasyon belirlenmiştir. 13 genotip dayanıklı,17 genotip orta düzeyde dayanıklı ve 37 genotip ise duyarlı olarak belirlenmiştir.Denemeler sonucunda, fasulye genotiplerinin tuzluluk için kitleseltaramasında (screening) erken bitki gelişme aşamasında kullanılabilecek, ?iyonregülasyonu? parametreleri bakımından ?Na-sakınan? ve ?Na-kabullenen? gruplarıiçin değerlendirilebilecek ayrı parametreler ortaya çıkmıştır. ?Na-sakınan? (excluder)genotipler için düşük Na/K, Na/Ca oranları, düşük Na konsantrasyonu, yüksek K veCa konsantrasyonları tarama (screening) parametresi olabilirken; ?Na-kabullenen?(includer) genotipler için ise yüksek Na/K, Na/Ca oranları, yüksek Na ve düşük K,Ca konsantrasyonlarının tarama (screening) parametresi olabileceği belirlenmiştir.Anahtar Kelimeler : Fasulye, NaCl, tarama, tuz toleransı, iyon düzenlemesi(regülasyonu)I

Sibel Koç
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2005
00
Master'sOpen AccessTR

Farklı ekolojilerin bazı gün nötr ve kısa gün çilek çeşitlerinde çiçek tozu, meyve verim ve kalite kriterleri üzerine etkileri

öz YÜKSEK LİSANS TEZİ FARKLI EKOLOJİLERİN BAZI GÜN NÖTR VE KBA GÜN ÇİLEK ÇEŞÜLERİNDEÇİÇEK TOZU VE MEYVE VERİM VE KALİTESİ ÜZERİNE ETKİLERİ TÜMAYÇİNCANER ÇUKUROVA ÜNİVERSİTESİ FEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ BAHÇE BİTKİLERİ ANABİLİM DALI Danışman: Doç.Dr. Nurgttl TÜREMİŞ Yıl: 1999, Sayfa: 105 Jüri: Doç.Dr. Nurgül TÜREMİŞ Prof.Dr. Şükriye BİLGENER Prof.Dr. Ahsen L ÖZGÜVEN OZ Bu araştırma 1997-98 yetiştirme döneminde Ç.Ü. Ziraat Fakültesi Bahçe Bitkileri ve Pozantı Tarımsal Araştırma İstasyonuna ait Deneme ve Uygulama Alanları ile Laboratuvarlannda yapılmıştır. Denemede Selva ve Tango (gün nötr) ve Douglas ve Early Glow (kısa gün) çilek çeşitleri kullanılmıştır. Denemede yer alan çeşitler Adana ve Pozantı olmak üzere iki farklı lokasyonda denemeye alınmıştır. Bitki başına aylık ve toplam verimler incelendiğinde her Üri deneme yerinde de Selva çeşidi daha olumlu sonuçlar vermiştir. Diğer meyve kalite kriterleri arasındaki farklar ise istatistiksel olarak önemsiz bulunmuştur. Yaprak alam değerleri bakımından Adana'da Selva çeşidi, Pozantı'da ise Tango çeşidi daha yüksek değerler ortaya koymuşlardır. Denemede dört çilek çeşidinin adaptasyonları yanında döllenme biyolojileri incelenmiştir. TTC ile yapılan çiçek tozu canlılık testleri sonucunda Adana'da Tango (%71.56-Mayıs) ve Pozantı'da ise Early Glow (%77.56-Mayıs) çeşitleri en yüksek canlılık değerlerini vermiştir. Çiçek tozu çimlendirme testinde en iyi sonuçlar %1+%15 sakkaroz ortamında elde edilmiştir. En yüksek çimlenme oranlan Adana ve Pozantı'da Early Glow (Adana: %68.24, Pozantı: %76.46) çeşidinde saptanmıştır. Denemeye alınan çilek çeşitlerinin bir anterde ürettikleri ortalama çiçek tozu miktarları Adana'da 2940.0 adet/anter (Temmuz-Douglas) ile 6024.0 adet/anter (Mayıs-Early Glow) arasında, Pozantı'da ise 3089.7 adet-anîer (Haziran-Douglas) ile 5996.0 adet/anter (Mayıs- Early Glow) arasmda dağılım göstermiştir. Anahtar Kelimeler: Çilek, çiçek tozu canlılık, çimlenme, üretim miktarı, yaprak alam, adaptasyon I

Bahçe bitkileriKaliteMeyve verimi+3
Tümay Çincaner
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
1999
00
DoctorateOpen AccessTR

Ayva ve armutlarda anaç/kalem ilişkilerinin izoenzim analizleriyle araştırılması

Bu çalışma, bazı armut çeşitleri ile ayva anaçları arasındaki aşı uyuşmazlığının erken belirlenmesi için bir marker olarak kullanılabilecek PRX (peroksidaz) izoenziminin ve diğer proteinlerin araştırılması üzerine kurulmuştur. PRX izoenzimi çalışmaları için Bartlett (BT) ve Beurre Hardy (BH) armut çeşitleri, QA ve BA-29 anaçları ile büyüme kuvvetleri belirlenmiş ve daha önceki çalışmalarla armut için anaç olarak seçilmiş 15 ayva klonu üzerine aşılanmıştır. BT, QA anacı ile uyuşmayan, BH ise uyuşun armut çeşitleridir. İzoenzim analizleri için, aşılanmamış anaçlar ve çeşitler ile aşılanmış olanların aşı noktasının 4 cm altından ve üzerinden kabuk ve kambiyum dokuları alınmıştır. Örnekler, aşılamadan 1, 4, 8, 12 hafta sonra toplanmıştır. Ayrıca aşılamadan 12 ay sonra aşı noktasından örnekler alınarak analizlenmiştir. PRX izoenzim analizlerinde nişasta jel elektroforez (Starch jel elektroforez-SGE) yöntemi kullanılmış, anaç ve çeşitlerin asidik (anodik) ve bazik (katodik) PRX yönünden incelenmesi ise poliakrilamid jel elektroforez (PAGE) tekniğine göre yapılmıştır. Toplam proteinlerin belirlenmesi çalışmasında ise Passe Crassanc (PC), B. Hardy (BH), Beurre Bosc (BS) ve Bartlett (BT) armut çeşitlerinin QA ve armut çöğür anacı ile oluşturduğu kombinasyonlardan çeşidin yıllık sürgünlerinden kabuk dokuları alınmıştır. Toplam protein analizlerinde SDS-PAGE yöntemi kullanılmıştır. SGE'de jelin katod kısmındaki bulanık görüntü nedeniyle, sadece anodik PRX'lar değerlendirilmiştir. İki armut çeşidi ile denemede kullanılan 17 anacın SGE' de PRX profilleri karşılaştırıldığında pek çok bant gözlenmiştir. Fakat iki izoperoksidaz bandı [Rf = 0.88 (A) ve 0,68 (B)] önem kazanmıştır. A bandı BH çeşidinde, QA, BA-29 ve 9 ayva klonunda bulunurken BT çeşidinde görülmemiştir. B bandı ise sadece BH çeşidinde görülmüştür.Aşı bölgesinin izoenzim profilleri anaç ile kalemin bireysel izoperoksidazlarının birleşimi şeklinde görülmüştür. Oysa ki, A ve B bantları yönünden bazı istisnalar gözlenmiştir. A ve B izoperoksidazlan bireysel olarak aşı bileşenlerinde bulunmalarına rağmen aşı bölgesinde mevcut değildir. Bunun tersi olarak da bu bantlar aşı bileşenlerinde bulunmasa da aşı bölgesinde görülmüştür. Aşı bölgesi örneklerinin izoperoksidaz bantları, aşı bileşenlerinin bireysel (aşısız) olanlarından daha koyu olarak gözlenmiştir. Ayrıca uyuşur (BH/QA), orta derecede uyuşur (BT/BA-29) ve uyuşmaz (BT/QA) aşı kombinasyonlarının karşılaştırılması, uyuşur ve orta derecede uyuşur aşı bölgesi örneklerinin uyuşmaz olandan daha fazla izoperoksidaz bandı içerdiğini göstermiştir. Aşı bölgesi örnekleri A ve B bantları yönünden karşılaştırıldığında ise BH çeşidinin oluşturduğu tüm kombinasyonlarda A ve B bandı saptanmıştır. BT çeşidinin oluşturduğu kombinasyonlarda ise uyuşmaz olan BT/QA'mn aşı bölgesinde A ve B bantları bulunmazken, sadece BT/BA-29 ile BT'nin ayva klonlarıyla oluşturduğu 5 kombinasyonda saptanmıştır. Bu nedenle, bu 5 ayva klonu BT çeşidi ile uyuşabilir, ümit var ayva anaçları olarak belirlenmiştir. Tüm aşı kombinasyonlarında aşılamadan sonraki dönemlerde aşı noktasının altmdan ve üzerinden alınan örneklerin SGE'de PRX profilleri tamamen benzerlik göstermiş ve hiçbir farklılık saptanmamıştır. Çeşitler ile anaçların PAGE'de elde edilen bazik PRX profilinde daha iyi çözünürlük elde edilmiştir. Asidik PRX profilleri ise SGE'de belirlenen anodal PRX ile benzerlik göstermiştir. Sadece bir bazik isoperoksidaz bandı (Rf = 0.91) BH çeşidinde ve tüm anaçlarda gözlenirken BT çeşidinde görülmemiştir. Böylece izoenzim sonuçları bize, elektroforez tekniği ile izoperoksidaz analizleri yapılarak, armut/ayva aşı kombinasyonlarında aşı uyuşma veya uyuşmazlığının, aşı bölgesinin PRX profillerine bakılarak erken belirlenebileceğini göstermiştir. Dört armut çeşidi ile QA ayva anacının SDS-PAGE'de belirlenen toplam protein parmak izlerinin birbirine çok benzer olduğu dikkati çekmekle beraber 63kDa ağırlığındaki bir protein bandı QA anacı üzerine uyuşur bir armut çeşidi olan PC, BH ve orta derecede uyuşur olan BS çeşidinde belirlenirken uyuşmaz olan BT çeşidinde saptanamamıştır. Genelde, QA üzerine aşılı çeşitlerin çöğür anacına aşılı olanlardan daha fazla proteine sahip olmalarına rağmen, farklı kombinasyonlardaki çeşitlerin, toplam protein miktarları ile uyuşmazlık arasında bir ilişki kurulamamıştır. Elde edilen sonuçlar, belirlenen 2 anodal ve 1 katodal isoperoksidaz bandı ile 1 protein bandının, armut/ayva aşı uyuşmazlığı ile ilgili olabileceğini göstermektedir. Yürütülmekte olan arazi gözlemleri bu sonuçları geliştirecektir. Anahtar Kelimeler : armut/ayva aşılaması, aşı uyuşmazlığı, peroksidaz (PRX), izoenzim, protein

ArmutAyvaAşı uyuşmazlığı+4
Hatice Gülen Sertli
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2000
00
Master'sOpen AccessTR

Çukurova bölgesinde yaygın bazı sofralık ve yağlık zeytin çeşitlerinin fenolojik, pomolojik ve morfolojik özelliklerinin belirlenmesi

ÖZ ÇUKUROVA BÖLGESİNDE YAYGIN BAZI SOFRALIK VE YAĞLIK ZEYTİN ÇEŞİTLERİNİN MORFOLOJİK, FENOLOJİK VE POMOLOJİK ÖZELLİKLERİNİN BELİRLENMESİ. MEHMET ULAŞ ÇUKUROVA ÜNİVERSİTESİ FEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ BAHÇE BİTKİLERİ ANABİLİM DALI Danışman: Prof.Dr. Ömer GEZEREL Yıl: 2001, Sayfa 94 Jüri : Prof.Dr. Ömer GEZEREL : Prof. Dr. Ali KÜDEN :Yard. Doç. Dr. Celil TOPLU Zeytin yetiştiriciliği için oldukça yüksek bir potansiyele sahip olan Çukurova bölgesinde yetiştirilen çeşitlerin büyük bir kısmını lokal çeşitler oluşturmaktadır. Çukurova bölgesi Türkiye zeytin yetiştiriciliği için çok önemli yere sahiptir. Çukurova bölgesinde yetiştiriciliği yapılan lokal ve bazı standart çeşitlerin ağaç, meyve, çiçeklenme, yaprak ve çekirdek özellilerinin belirlenmesine çalışılmıştır. Elde edilen veriler değerlendirilip çizelgelerle sunulmuştur. Çalışmada, Çukurova bölgesi içerisinde, aynı ismi taşıyan farklı çeşitlerin veya aynı çeşidin farklı yörelerde farklı isimlerle çağırılan çeşitler olduğu belirlenmiştir. Örneğin: Küncülü (Kilis Yağlık), Yerli (Erkence) çeşitlerinin faildi çeşitler olmadığı saptanmıştır. Adana Topağı, San Ulak, Edremit Yağlık ve Gemlik çeşitleri Çukurova ekolojik koşullarında diğer çeşitlere göre daha üstün performans göstermişlerdir. Anahtar Kelimeler : Zeytin, Çeşit, Tanımlama, Pomoloji, Çukurova

Fenolojik özelliklerMorfolojik özelliklerPomoloji+2
Mehmet Ulaş
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2001
00
Master'sOpen AccessTR

Karpuzda aşılı fide kullanımının bitki büyümesi, verim ve meyve kalitesi üzerine etkileri ile aşı yerinin histolojik açıdan incelenmesi

öz DOKTORA TEZİ KARPUZDA AŞILI FİDE KULLANIMININ BİTKİ BÜYÜMESİ, VERİM VE MEYVE KALİTESİ ÜZERİNE ETKİLERİ İLE AŞI YERİNİN HİSTOLOJİK AÇIDAN İNCELENMESİ Halit YETİŞİR ÇUKUROVA ÜNİVERSİTESİ FEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ BAHÇE BİTKİLERİ ANABİLİM DALI Danışman : Prof. Dr. Nebahat SARI Yıl : 2001, Sayfa: 179 Jüri: Prof. Dr. Nebahat SARI Prof. Dr. Kazım ABAK Prof. Dr. Ruhsar YANMAZ Prof. Dr. Sinan ETİ Yrd. Doç. Dr. Mustafa PAKSOY Araştırma 1999-2001 yılları arasında yürütülmüştür. Çalışmada 5'i açık tozlanan, 7'si hibrit 12 farklı kabak anacının Crimson Tide karpuz çeşidinde bitki gelişmesi, bitki besin maddeleri alımı, verim ve kaliteye olan etkileri ile Fusarium solgunluğuna karşı mücadelede etkinliği araştırılmıştır. Bunun yanında kabak anaçları ile karpuz arasındaki uyuşma durumları da incelenmiştir. Üç yıllık çalışmalar sonucunda Lagenaria grubuna giren anaçların karpuzla iyi uyuşma gösterdiği ve % 95'in üzerinde aşı tutma oranına sahip olduğu tespit edilmiştir. Cucurbita grubu anaçlarda bu oran % 60'Iara kadar düşmüştür. Bütün aşılı bitkiler kontrol bitkilerine göre daha hızlı büyümüş ve güçlü olmuşlardır. Aşılı bitkilerde anaca bağlı olarak kontrole göre % 200'ü aşan verim artıştan tespit edilmiştir. Bu artış Fusarium solgunluğunun sorun olduğu yıllarda daha fazla olmuş ve % 400'lere ulaşmıştır. Kalite analiz sonuçlarında kontrol bitkileri ile aşılı bitkiler arasında meyve büyüklüğü hariç, önemli bir fark bulunmamıştır. Bitkilerde yapılan yaprak analiz sonuçlarında topraktan kaldırılan toplam makro ve mikro elementlerin aşılı bitkilerde daha fazla olduğu (özellikle Fe) tespit edilmiştir. Aşılı bitkiler, anaçlar ve kalem Fusarium oxysporum f.sp. niveum'un bilinen üç ırkına karşı testlenmiş ve test sonucunda bütün aşılı bitkiler ve anaçlar dayanıklı bulunurken, C. Tide çeşidi Fusarium oxysporum f.sp. niveum'un 2 no'lu ırkına duyarlı bulunmuştur. Yapılan histolojik çalışmalarda Lagenaria üzerine aşılı bitkilerde uyuşmazlık saptanmamış, buna karşılık C. maxima, C. moschata ve bu iki türün melezleri üzerine aşılı bitkilerden alınan örneklerde aşı yerinde aşın şişmeler ve iletim demetlerinde kıvrılmalar tespit edilmiştir. Çalışmanın son yılında, üç su kabağı anacı üzerinde farklı bitki sıklığının verim ve kaliteye etkileri araştırılmıştır. Aşılı bitkilerde hektara 4000 - 5000 bitki ile ekonomik anlamda verim alınabileceği tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Anaçlar, aşı uyuşmazlığı, aşı teknikleri, Fusarium' a. dayanıklılık, bitki büyümesi,

Aşı teknikleriAşı uyuşmazlığıBitki büyüme+3
Halit Yetişir
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2001
00
DoctorateOpen AccessTR

Güneydoğu Anadolu biber popülasyonlarının dihaploidizasyon yöntemiyle ıslahı ve geleneksel yöntemlerle karşılaştırılması

ÖZ DOKTORA TEZİ GÜNEYDOĞU ANADOLU BİBER POPULASYONLARTNIN DİHAPLOİDİZASYON YÖNTEMİYLE ISLAHI VE GELENEKSEL YÖNTEMLERLE KARŞILAŞTIRILMASI NURAY ÇÖMLEKÇİ OĞLU ÇUKUROVA ÜNİVERSİTESİ FEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ BAHÇE BİTKİLERİ ANABİLİM DALI Danışman : Prof. Dr. Kazım ABAK Yıl: 200İ, Sayfa 349 Jüri : Prof. T>r. Kazım ABAK Prof. Dr. Şebnem ELLİALTIOĞLU Doç. Dr. Saadet BÜYÜKALACA Bu çalışmada, Şanlıurfa ve Kahramanmaraş biber populasyonlannda, kendileme ve seleksiyon ıslahı yöntemiyle saf hatların oluşturulması, yeni çeşit geliştirilmesinde anter kültürü yönteminin kullanılabilirliliğinin belirlenmesi ve populasyon ile birçok generasyon kendilenmiş hatlarda varyasyonun belirlenmesi amaçlanmıştır. Şanlıurfa populasyonuna ait elit bitkiler kendilenerek 298 hat ekle edilmiştir. Her hatta iki veya daha fazla bitkiden elde edilen kendilenmiş tohumlar kendi içinde karıştırılmış ve altıncı kendileme generasyonuna kadar yeniden kendilenmiştir. Seleksiyon sonucunda hat sayısı 9'a indirilmiştir. Altıncı kendileme generasyonunda hat içinde her bitkiden tohumlar ayrı ayrı alınmış ve 9 familya oluşturulmuştur. Kahramanmaraş biberinde farklı yerlerden toplanan tohumlar ayrı populasyonlar olarak değerlendirilmiştir. Her populasyonda seçilen bitkiler kendilenmiş ve 5 hat elde edilmiştir. Üçüncü kendileme generasyonunda hat içi bitkilerden tohumlar ayrı ayrı alınmış ve 5 familya oluşturulmuştur. Anter kültürü yöntemiyle haploid bitki elde etmek üzere 5 fârklı besin ortamı denenmiştir. En olumlu sonuçlar 4 mg/ NAA, 0.1 mg/1 BAP, 10 mg/l AgN03 ve 30 g/l sakaroz içeren MS besin ortamında ve kültürün ilk 2 günü amerlerin 35 °C sıcaklıkta ve karanlık koşullarda tutulduktan sonra 28 °C de 16 saat fotoperiyodikkoşullarda geliştirilen amerlerden elde edilmiştir. Biber anter kültüründe embriyo oluşumu, genotip, besin ortamı bileşiminden ve inkübasyon koşullarından önemli derecede etkilenmiştir. Anter kültürü yöntemiyle elde edilen bitkilerde ploidi seviyelerinin belirlenmesi amacıyla kök uçlarında kromozom sayımı yapılmış, stoma boyuttan ölçülmüş ve bekçi hücrelerdeki kloroplastlar sayılmıştır. Ayrıca bitkilerin bazı morfolojik özellikleri incelenmiştir. Her iki genotipte de haploid ve diploid bitkilerde stoma basma düşen ortalama kloroplast sayısı bakımından önemli farklılıklar bulunmuştur. Bitkiler arasında önemli farklılık bulunan diğer bir parametre ise stoma yoğunluğu olmuştur. Anter kültürü yöntemiyle elde edilen katlanmış haploid (double haploid) hatların mutlak homozigot bireylerden oluştuğu ve bu hatlarda belirlenen varyansın yalnızca çevre faktörlerinden kaynaklanabileceği kabul edilmiştir. Bu durumda, Şanlıurfa biberinde altı generasyon kendilenmiş hatlarda bitkiler arasında, tomurcuk çap», taç yaprak ve anter sayısı bakımından hem çevre varyansı hem de genotipik varyansın önemli olduğu tespit edilmiştir. Meyve ağırlığı, meyve uzunluğu, meyve çapı, meyve başına verim, meyve başına tohum verimi, 1000 tohum ağırlığı, ilk çiçeklenme için geçen gün sayısı, yaprak uzunluğu, yaprak genişliği bitki uzunluğu gibi incelenen diğer bütün özellikler bakımından varyasyonun tamamen çevre koşullarından kaynaklandığı, hat içindeki bitkilerin genetik yapılan bakımından homojen oldukları belirlenmiştir. Populasyon seviyesinde ise meyve ağırlığı, meyve uzunluğu, meyve et kalınlığı, meyve çapı, lob sayısı, tomurcuk uzunluğu, tomurcuk indeksi ve yaprak indeksi özelliklerinde belirlenen varyasyonun daha çok çevre koşullarından ve daha düşük oranda da bitkiler arasındaki genetik faklılıklardan kaynaklandığı diğer özelliklerde varyansın çevre faktörlerinden ileri geldiği belirlenmiştir. Kahramanmaraş biberinde ise populasyonlar ve üçüncü kendileme generasyonu seviyesindeki hatlarda, tomurcuk uzunluğu, tomurcuk indeksi, yaprak uzunluğu, lob sayısı, bitki başına verim, meyve ağırlığı, meyve uzunluğu, ve meyve başına tohum özelliklerinde belirlenen varyasyonun çevre koşullanndan kaynaklandığı, hatları oluşturan bitkilerin söz konusu özellikler bakımından genetik farklılıklar göstermediği tespit edilmiştir. İncelenen diğer özelliklerin varyasyonunda hem genetik hem de çevre faktörlerin etkili olduğu belirlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Capsicum annuum, ıslah, seleksiyon, haploidi, varyans. II

BiberDihaploidizasyonGüneydoğu Anadolu bölgesi+1
Nuray Çömlekçioğlu
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2001
00