Uşak University
Discipline

Communication Sciences

Uşak University

587

Archived Theses

0

DOIs Assigned

0%

DOI Rate

Discipline

50 Theses
Master'sOpen AccessTR

Belediyelerin sosyal medya platformlarını kullanma biçimleri: Uşak Belediyesi ve ilçe belediyeleri üzerine bir çalışma

Sosyal medya mecraları günümüzde hem kişilerarası hem de kitle iletişimi açısından önemli bir rol üstlenmektedir. Özellikle kitle iletişimi konusunda gerek özel sektör gerekse kamu kurum ve kuruluşları bağlamında aktif olarak kullanılan sosyal medya mecraları belediyeler için de fazlasıyla önem teşkil etmektedir. Yaptıkları hizmetleri paylaşma ve halkla etkileşim halinde olmak için sosyal medya mecralarını kullanan belediyeler bu mecraları geleneksel kitle iletişim araçlarına nazaran daha çok tercih etmektedir. Web 2.0 kavramından yola çıkılarak tanımlanan Belediye 2.0 kavramı ise belediyelerin sosyal medya mecralarının kurumlara entegre edilmesini tanımlamaktadır. Belediyelerin gerçekleştirdikleri faaliyetlerin sosyal medya platformları aracılığıyla kitlelere ulaştırılması ve bu kitleler ile etkileşim halinde olmaları Belediye 2.0 faaliyeti olarak değerlendirilmektedir. Buradan yola çıkılarak araştırma kapsamında Uşak Belediyesi ve İlçe Belediyelerinin sosyal medya mecraları içerik analizi yöntemiyle incelenmiştir. Araştırmanın amacı belediyelerin hangi mecralarda hesaplarının olduğu, hesaplarda var olan bilgilerin yeterli olup olmadığı, mecraların ne kadar aktif kullanıldığı ve yapılan paylaşımların ne yönde olduğunu ortaya koymaktır. Araştırmada belediyelerin altı aylık süre kapsamında yapılan paylaşımları belirli kategorilere göre ayrılmış ve sosyal medya platformlarını en çok hangi alanda kullandıkları tespit edilmeye çalışılmıştır. Araştırma kapsamında Uşak Belediyesi, Banaz Belediyesi, Eşme Belediyesi, Sivaslı Belediyesi, Ulubey Belediyesi ve Karahallı Belediyesinin Facebook, Twitter, Instagram hesapları incelenmiştir. Araştırma sonucunda ise araştırmaya konu olan belediyeler arasında sosyal medyayı en aktif kullanan belediyenin Uşak Belediyesi olduğu görülmüş, ilçe belediyelerinin ise paylaşımları yetersiz olarak değerlendirilmiştir. Yapılan analiz kapsamında ise Uşak Belediyesi'nin en çok Etkinlikler, Haber/Duyuru/Davet ve Hizmet kategorilerinde paylaşım yaptığı gözlemlenmiştir.

Mert Alişan
Uşak University · Institute of Graduate Studies
2024
00
DoctorateOpen AccessTR

Aile sağlığı merkezi çalışanlarının aşı reddinde bulunan ebeveynlere yönelik ikna stratejilerinin incelenmesi

Bu tez çalışmasında, çocukluk çağı aşılarını reddeden ebeveynleri ikna etme amacıyla Aile Sağlığı Merkezi (ASM) çalışanlarının ebeveynlere yönelik tutum ve davranışları incelenmiştir. Çalışma kapsamında, ASM personelinin çocukluk çağı aşılarını reddeden ebeveynleri nasıl ikna etmeye çalıştıkları ve ebeveynlerin bu ikna çabalarına nasıl karşılık verdikleri araştırılmıştır. Yarı yapılandırılmış sorularla gerçekleştirilen derinlemesine görüşmelerden oluşan bu nitel çalışma, fenomenoloji deseni kullanılarak gerçekleştirilmiş ve kartopu örneklem yöntemiyle seçilen ASM çalışanlarıyla yapılmıştır. Görüşmeler, hekim, hemşire ve ebelere yöneltilen açık uçlu sorularla gerçekleştirilmiş ve kaydedilmiştir. Toplanan veriler kodlanarak temalara, kategorilere ayrılmış, kaydedilen görüşmelerden elde edilen anahtar ifadeler tematik olarak analiz edilmiştir. Bulgulara göre, aşı reddi yapan ebeveynlerin sağlık çalışanları (ASM) tarafından ikna edilme yöntem ve stratejileri iki ana yaklaşıma ayrılmıştır. Birinci yaklaşım, ebeveynlerin korkutularak, tehdit edilerek ve yaptırımlar uygulanarak aşı yaptırmaya ikna edilmelerini içermektedir. İkinci yaklaşım ise ebeveynlere bilgi verilerek, güven oluşturularak, empati kurularak ikna edilmeyi içermektedir. Bu ikna yaklaşımlarına dayanan bulgular temel alınarak, sağlık çalışanları için bir ikna modeli oluşturulmuştur. Sonuç olarak, bu çalışma ulusal düzeyde aşı reddini ele alan bir perspektife sahip olması ve derinlemesine nitel yöntemleri kullanarak gerçekleştirilmiş olması bakımından önemli bir katkı sunmaktadır. Ayrıca, uygulama pratiğine uygun bir ikna modelini içermesi, çalışmanın öne çıkan bir özelliğidir.

Dursun Yılmaz
Uşak University · Institute of Graduate Studies
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Toplumsal denetim ve gözetim bağlamında sosyal medya: Liseli öğrenciler örneği

İletişim araçlarının tarihsel gelişimi, toplum yapılarında köklü değişimlere yol açmış ve çeşitli dönemlerde düşünürler tarafından detaylı bir şekilde ele alınmıştır. Geleneksel kitle iletişim araçlarının keşfi ve yaygınlaşması, bilgi toplumuna geçiş sürecinde önemli bir rol oynamış ve bu araçların gözetimsel faaliyetlere katkısı sıklıkla tartışılan bir konu olmuştur. Teknolojik icatlar, bilginin üretimi, dağıtımı ve erişimi üzerinde derin etkiler bırakmış; aynı zamanda toplumsal yapıları ve güç ilişkilerini yeniden şekillendirmiştir. Bu süreç, iletişim araçlarının teknolojik ve sosyal evriminde önemli bir rol oynamıştır. Bu tez çalışması, Uşak'taki puan ile alım yapan liselerin son sınıf öğrencilerinin sosyal medya kullanım alışkanlıklarını ve gözetim farkındalıklarını incelemeyi amaçlamaktadır. Araştırma, Fevzi Çakmak İmam Hatip Proje Lisesi, Ertuğrul Gazi İmam Hatip Proje Lisesi, Fen Lisesi, Şehit Abdülkadir Kılavuz Anadolu Öğretmen Lisesi ve Uşak Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi'nde öğrenim gören son sınıf öğrencileri üzerinde gerçekleştirilmiştir. Çalışmanın amacı, katılımcıların sosyal medya kullanımını, platform tercihlerini ve gözetim algılarını anlamak ve toplumsal denetim bağlamında farkındalıklarını ortaya koymaktır. Araştırma sonuçlarına göre, katılımcıların büyük çoğunluğu günlük olarak sosyal medya platformlarını yoğun bir şekilde kullanmakta, en sık tercih ettikleri platform da Instagram olmaktadır. Katılımcılar, mahremiyet konusunda genellikle hassas olduklarını düşündüklerini belirtmişlerdir ve hukuksal yaptırımların sosyal medya kullanımında önemli bir etkiye sahip olduğunu bilinçli bir şekilde anladıklarını ifade etmişlerdir. Bununla birlikte, katılımcıların çoğunluğu sosyal medya hesaplarının denetlenmediğini de düşünmektedir. Bu çalışma, gençlerin sosyal medya kullanım alışkanlıkları ve gözetim algılarının, toplumsal denetim ve dijital mahremiyet konularında nasıl şekillendiğini anlamak için önemli bir perspektif sunmaktadır. Sonuçlar, sosyal medya platformlarının gençler arasında yaygın kullanımının yanı sıra, gözetim ve güvenlik konularının da bu kullanımı nasıl etkilediğini ortaya koymaktadır. Anahtar Kelimeler: Gözetim, Toplumsal Denetim, Sosyal Medya

Duru Akyar
Uşak University · Institute of Graduate Studies
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Çağdaş kapitalizmde eğlencenin profesyonelleşmesi: Türkiye'de elektronik spor oyunculuğu

Bu çalışma, kapitalist üretim sisteminin çağdaş uğrağında metalaştırma mantığının sirayet ettiği yeni alanlardan birisi olarak video oyun oyunculuğunu ve onun özel bir biçimi olarak elektronik sporculuğu incelemeyi kendisine çıkış noktası olarak belirlemiştir. Çalışma, çağdaş kapitalizm koşulları içerisinde daha önceleri bir 'boş zaman' etkinliği olarak kavranan video oyun oyunculuğu gibi bir pratiğin e-sporculuk kimliği içerisinde ne şekilde değer üretim mantığı içerisinde kendine yer bulduğunu açıklamaya çalışırken maddi olmayan emek teorisinden yararlanır. Bunun yanında bir değer üretim pratiği olarak e-sporculuğu var eden e-spor endüstrisini ele alırken ise bireysel yaratıcılık söylemi üzerinde temellenen yaratıcı endüstriler yaklaşımıyla da ne ölçüde ilişkili olduğunu da ortaya koymayı amaçlar. Bu bağlamda çalışmanın ilgi odağı faydalı bir sınırlılığı sağlayabilmek adına Türkiye'de e-spor ekosistemi içerisinde en köklü ve baskın video oyun olan ve aynı zamanda endüstriye dair en tutarlı bilgiye ulaşmanın mümkün olduğu League of Legends oyunuyla sınırlı kalmıştır. Bu doğrultuda ise 10 League of Legends oyuncusundan yarı yapılandırılmış derinlemesine görüşmeler aracılığıyla veri toplanmıştır. Böylelikle çalışma, teorik yola çıkış noktasıyla sahadaki pratiğin arasında ne ölçüde bir ilişkinin bulunduğunu göstermeyi de kendisine amaç edinmiştir.

Bilgisayar oyunlarıDijital emekE-spor oyunları+6
Bahaeddin Umur Yıldırım
Hacettepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Yaşlı bireyler arasında dijital eşitsizlikler: Ankara mikro örneği

Günümüzde Bilgi ve İletişim Teknolojilerine (BİT) erişim ve kullanım bir lüksten çok zorunluluğa dönüşürken, bu teknolojileri kullanma noktasında bireyler ve gruplar arasında önemli farklılıklar gözlemlenmektedir. Bu farklılıklara işaret eden dijital eşitsizlikler; BİT erişimi ve kullanım motivasyonu (birinci seviye), kullanımı ve kullanım becerisi (ikinci seviye) ve sağlanan fayda (üçüncü seviye) noktasında ortaya çıkmaktadır. Halihazırda toplumsal eşitsizliklerin öznesi olan yaşlı bireyler de dijital eşitsizliklerden olumsuz etkilenmekte bu durum ise yaşlıların dezavantajlı durumlarını pekiştirmektedir. Araştırmacı yaşlılığın homojen ve geçmiş hayatın dinamiklerinden azade bir deneyim olmadığını göz önünde bulundurarak yola çıkmıştır. Bu doğrultuda tez çalışması yaşlı bireyler arasında, dijital eşitsizliklerin (her üç seviyede) doğasını ve geleneksel toplumsal eşitsizlik türleri ile ilişkisini, yaşlıların BİT kullanım deneyimlerinden yola çıkarak anlamlandırmayı hedeflemektedir. Tez çalışması yaşam döngüsü yaklaşımından (YDY) beslenerek yaşlılığı hayatın başka bir dönemi olarak ele almakta, yaşlılığı geçmiş yaşam deneyimleriyle ilişkilendirmektedir. Ayrıca yaşlılıkta dijital eşitsizlikleri anlamlandırabilmek için eşitsizlikleri, yaşam boyunca biriktirilen dezavantajların bir tezahürü olarak okuyan birikimli eşitsizlik kuramından (BEK) faydalanmıştır. Bu amaçla 25 yaşlıyla derinlemesine görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Elde edilen bulgular yaşlılar arasında dijital eşitsizliklerin bireylerin yaşamları boyunca biriktirdikleri (dez)avantajlarının bir tezahürü olarak ortaya çıktığını göstermiştir. Bu doğrultuda yaşlıların eğitim seviyesi ve ilişkili olarak geçmiş meslekleri bireylerin kullanım motivasyonu, çeşitliliği ve dijital becerilerini şekillendirmektedir. Saha bulguları yaş ayrımcılığının kendini gerçekleştiren bir kehanete dönüştüğünü, bireylerin yaşlı hissettikleri için teknolojileri öğrenmekten ve kullanmaktan çekindiklerini ortaya koymuştur. Diğer bir taraftan ise yaşlıların sıklıkla dijital uzama yönelik şüphe ve korku besledikleri gözlemlenmiştir. Beceri eksikliği, yaşlı hissetme ve korkunun bir sonucu olarak yaşlıların BİT öğrenme ve kullanma süreçlerinde sıklıkla sosyal destek ağlarına başvurdukları görülmüştür. Bu durumun ise yaşlı bireylerin kendi başlarına BİT öğrenme ve kullanma konusunda özgüvensizliklerini ve dijital beceri eksikliklerini devam ettiren kısır bir döngüye dönüştüğü ve dijital ortamlardan sağladıkları faydayı olumsuz etkilediği gözlemlenmiştir.

AnkaraSayısal bölünmeSayısal eşitsizlik+2
Ertan Ağaoğlu
Hacettepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Yazılı basında linç saldırılarının temsili (2009-2019)

Linç, toplumda yerleşik olan milli, dini ve ahlaki değerlerin ihlal edildiği veya ihlal edildiği sanıldığı durumlarda halktan bir grubun suçlu bulduğu kişi veya grubu cezalandırdığı bir şiddet biçimidir. Hukuk devletiyle örtüşmeyen bu saldırıların paradoksal biçimde kanunda suç olarak işaretlenmemesi dolayısıyla cezasız kalması linç saldırılarının önünü açarak olağanlaşmasına sebep olmaktadır. Linci besleyen ve toplum nezdinde olağanlaşmasına sebep olan bir diğer unsur da saldırı sonrasında siyasi ve idari yetkililerin medyada yer alan söylemleridir. Yetkililerin söylemleri çoğunlukla, lincin önemsiz, 'basit bir adi' vaka ya da 'provokasyon' olduğu yönündedir. Yazılı basın ise, resmi yetkililerin açıklamalarını destekleyen bir söylem kullanmasının yanı sıra lincin üstünü kapatan ya da bir dizi gerekçeyle haklı kılan dolayısıyla meşrulaştıran bir tutum sergilemektedir. Egemen ideolojinin bir aracı olan medya, hâkim değerlerin ve normların yeniden üretilmesindeki işleviyle bu değerlerin dışında kalan düşünceleri veya kimlikleri toplum için tehdit oluşturan bir unsur olarak temsil ederek kimi zaman hedef göstermekte kimi zaman bu gruplara yönelik şiddeti meşrulaştırmaktadır. Bu çalışmada, lincin hedefi, nedenleri ve meşrulaştırılması gibi aşamaları içeren linç sürecinin işletilmesinde medyanın rolünü sorgulamak amacıyla Türkiye'de 2009-2019 yılları arasında yazılı basında yer alan linç saldırılarının haberde temsil edilme biçimleri incelenmiştir. Bu bağlamda Kemalist-laik basını temsilen Cumhuriyet, ana akım-popüler basını temsilen Hürriyet, İslami-muhafazakâr basını temsilen Yeni Şafak gazeteleri seçilmiştir. Seçilen gazetelerde yer alan haberler önce nicel içerik çözümlemesiyle analiz edilmiş ardından örnek olay olarak belirlenen dört linç vakasının yer aldığı haberler eleştirel söylem analizine tabi tutulmuştur. Eleştirel söylem analizinde Ruth Wodak'ın 'pozitif biz' ve 'negatif onlar' inşasını oluşturan söylem stratejilerinin yer aldığı söylem-tarihsel yaklaşımı kullanılmıştır. Bu yaklaşım aynı zamanda olayın arka plan ve bağlam bilgisini analize dahil ederek, linç haberlerinin söylem analizi yapılırken lincin ortaya çıkmasına zemin hazırlayan tarihsel arka planı açığa çıkarmaktadır. Anahtar Sözcükler Linç, meşru şiddet, kolektif şiddet, cezasızlık, medya, temsil.

BasınBasın ahlakıLinç+5
Berfu Deniz
Hacettepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Neomuhafazakar sosyalleşme mekanları: Yeni nesil nargile kafelerde erkeklikler

Raewyn Connell ve arkadaşlarının ortaya koyduğu hegemonik erkeklik kavramı, ilk formülasyonunda erkeklerin iktidar konumlarını nasıl tekellerinde tuttuklarını ve erkek egemen tahakküm ilişkilerini nasıl sürdürdüklerini anlamaya çalışmaktadır. Aynı zamanda bu kavram, her toplumun özgül koşullarına göre şekillenebilecek ideal bir erkeklik konumunu model olarak irdelerken, salt erkeklerin kendi arasındaki iktidar ilişkilerini odağına almayıp güce dayalı bu ilişkilerin neticesinde oluşan farklı erkeklik konumlarının sosyal, kültürel ve siyasi olarak inşalarına odaklanmaktadır. Eleştirel erkekler ve erkeklikler çalışmalarının zaman içerisinde hız kazanmasıyla beraber kavrama getirilen eleştiriler sonucunda; Connell ve Messerschmidt kavramın yeniden formülasyonunu sunmakla beraber genişletilmiş halinde artık toplumsal cinsiyete dayalı eşitsiz ilişkilerin daha örtük bir biçimde işlediğini, günümüzde erkeklikleri anlamak noktasında yapılacak çalışmaların yerel örüntülerde erkekler arasındaki farklılıkların kesişimselliğinin, öz yaşam öykülerinin ve dahası erkeklerin toplumsal dönüşümlere nasıl stratejik bir biçimde cevap verdiklerinin önemini vurgulanmaktadır. Yeniden formülasyondan beslenen bu alan çalışması, pandemi öncesi oldukça popülerleşmiş olan ve sosyal hayatın bir süreliğine durması sebebiyle kapatılmış nargile kafelerde farklı erkekliklerin inşasını ve nasıl kesiştiğini ele almaktadır. Dahası, saha bulgularını ise araştırmacının kimliğini çalışmanın önemli bir parçası kılan feminist duruş noktası kuramıyla ve farklı erkeklikleri anlama noktasında işlevsel olan kesişimsel yaklaşım aracılığıyla yorumlayarak erkek sosyalizasyonuna hizmet eden nargile kafelerde, erkek müdavimlerin arasındaki farklılıklara rağmen nargile materyali etrafında nasıl birleştiğini, her bir katılımcının kendi hayat öyküsünden erkeklik inşalarını nasıl gerçekleştirdiğini ve bahsedilen mekanlarla beraber buradaki müdavimlerin mekan pratiklerinin pandemiden sonra nasıl etkilendiğini odağına almaktadır. Saha çalışmasının sonucunda günümüz Türkiye'sinde yaşanan sosyal hayatın dönüşümü ekseninde Nargile kafeler bünyesinde yoğun bir biçimde muhafazakâr simge ve mekân pratiklerini barındırmasıyla birlikte bu mekanların yeni bir eğlence anlayışına hitap etmekte olduğu gözlemlenmiştir. Aynı zamanda bu mekanlar diğer erkek mekanlarından ayrılarak mekânın cinsiyetinin daha örtük bir biçimde şekillendiği yeni bir erkek mekânı örneğini teşkil etmekte olup hem farklı erkeklikleri bir arada tutarken hem de nargile kafe erkekliği olarak adlandırılabilecek yeni bir melez erkeklik örüntüsünü ortaya koymaktadır.

Cinsiyet rolleriErkeklikFeminist Duruş Kuramı+7
Duru Başak Uğurlu
Hacettepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Sosyal medya ve şöhret kültürü: Çocuk YouTuberlar üzerine etnografik bir inceleme

Son yıllarda sosyal medyanın ve video paylaşım sitesi YouTube'un yükselişe geçmesiyle, dijital oyun, vlog, makyaj ve moda videoları üreten ve milyonlarca abonesi bulunan "YouTube ünlüleri" ortaya çıkmıştır. Bu kişiler, çocuklar ve gençler arasında şöhrete dönüşmekte, onları YouTube kanalları açarak, benzer içerikleri üretmeye motive etmektedir. Bunun yanı sıra, şöhret olma konusunda çocuklar için örnek teşkil etmektedir. Tez kapsamında, YouTube ünlülerinin çocukların gündelik yaşamlarında nasıl bir yer tuttuğu, meslek edinme ile yetişkinlik algılarını ne derece biçimlendirdiği ve bu kültürel manzaranın çocuk hakları bağlamında nasıl değerlendirilmesi gerektiği araştırılmıştır. Bunun için etnografik bir perspektifle, derinlemesine görüşme veri toplama tekniği kullanılarak farklı sınıflar ve farklı demografik özelliklere sahip amatör YouTuber çocuklar ile ebeveynlerinden oluşan 30 kişilik bir örneklem grubuyla çalışılmıştır. Yapılan saha araştırması sonucunda, çocukların YouTube kanalları açmalarının ünlü olmak, etkileşim kurmak, arkadaş edinmek ve sosyalleşmek gibi pek çok amaca dayandığı ve bu süreçte fenomen YouTuberları rol model aldıkları görülmüştür. Ayrıca, çocukların gelecekte öğretmen, doktor, avukat, mühendis gibi toplum nezdinde kabul görmüş meslekleri yapmak istedikleri ve YouTuberlığı meslekten ziyade bir hobi olarak değerlendirdikleri anlaşılmıştır.

EtnografyaKültürSosyal medya+3
Aybüke İnal Kamacı
Hacettepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
DoctorateOpen AccessTR

1960'lı ve 1970'li yıllar Türkiyesi'ndeki sinema deneyimlerini hatırlamak

Türkiye'de 1960'lı ve 1970'li yıllarda sinemaya gitme deneyimlerine ve bu deneyimlerin bugün nasıl hatırlandığına odaklanan bu çalışmada, sinemaya gitmenin toplumsal ve kültürel bir etkinlik olduğu vurgulanmaktadır. Yeni sinema tarihi yaklaşımı, Annette Kuhn'un sinema belleğini bir metin olarak ele alışı ve sözlü tarihin sessiz kalan/bırakılan topluluklara ses veren bakış açısı bu çalışma için yol gösterici olmuştur. Sinemaya gitme anılarının tarihsel bir perspektifle incelendiği bu tezin kuramsal çerçevesi, sinema araştırmalarındaki tarihsel dönüş, izleyiciyi tarihselleştirme meselesi ve toplumsal bir deneyim olarak sinemaya gitme üzerine kuruludur. Ayrıca izleyicilerin sinemayla kurdukları ilişki ve bu ilişkinin olayları ve deneyimlerini hatırlamalarına/unutmalarına etki eden tarihselliği ile geçmişin bugün nasıl inşa edildiği sorusu da tartışmaya dâhil edilmiştir. Alan araştırması kapsamında yaş, cinsiyet, eğitim düzeyi, yaşanılan bölge, etnik kimlik, dini inanç ve politik görüş bakımından farklılık gösteren 30 kişiyle sözlü tarih görüşmeleri yapılmış, görüşmecilerin 1960'lı ve 1970'li yıllardaki sinemaya gitme hatıraları sosyalleşme, aidiyet, kültür, kimlik, sınıf, toplumsal cinsiyet ve duygular üzerinden anlaşılmaya ve açıklanmaya çalışılmıştır. Tezin bulgularına göre 1960'lı ve 1970'li yılların Türkiye'sinde sinemaya gitmenin ve film izlemenin kolektif bir etkinliğe dönüştüğü, sosyalleşme ve modernleşme aracı olarak kullanılan mekânın kolektif belleğin inşasında belirgin bir rol oynadığı; ayrıca literatürdeki diğer çalışmalara paralel biçimde sinemaya gitme etkinliğinin film izlemenin ötesinde anlamlar taşıdığı ve bu anlamların sınıf, toplumsal cinsiyet, eğitim düzeyi, yaşanılan yere göre farklılaştığı; sinema hatıraları aracılığıyla ortaya çıkan başlıca duygunun ise "geçmişe özlem" olduğu görülmektedir.

Kolektif bellekSinemaSinema seyircileri+3
Aynülhayat Uybadın
Hacettepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Anadolu pop/rock'ta toplumsal belleğin izini sürmek: 1960'lı ve 1970'li yıllar

Bu çalışma, 1960'lı ve 1970'li yıllarda Anadolu pop/rock müziğinin toplumsal belleğin içine nasıl yerleştiği sorusunu merkeze almaktadır. Kuramsal repertuvarında toplumsal bellek, popüler bellek ve kültürel/iletişimsel bellek kavramsallaştırmalarını ele alan bu tezde, Anadolu pop/rock'ın izinin bellek anlatılarında sürülmesi amaçlanmıştır. Anadolu pop/rock'ın bellekteki yansımalarını anlama gayretiyle sunulan kuramsal ve kavramsal çerçeveden hareketle görüşmecilerin anlatıları incelenmiştir. Derinlemesine görüşme yöntemi nitel araştırma kapsamında veri toplama metodu olarak belirlenmiştir. Görüşmeler on beş görüşmeci ile yarı yapılandırılmış sorular rehberliğinde gerçekleşmiş ve analize dâhil edilmiştir. Görüşmelerin yanı sıra, destekleyici sözlü ve yazılı kaynaklardan yararlanılmış ve anlatıların bu bileşenlerle analiz edilmesi hedeflenmiştir. Araştırma bu çerçevede Türkiye toplumsal tarihinin sosyo-politik kırılma noktalarını Anadolu pop/rock müziği üzerinden kurulan bellek anlatıları yoluyla izlemiştir. Bu tez, Anadolu pop/rock'ın toplumsal olayları, değişim ve dönüşüm süreçlerini içine alış biçimlerinin serimlenebileceğini göstermektedir. Bu çalışmada, 1960'lı ve 1970'li yılların toplumsal gerçeklerine daha yakından bakabilmek için Anadolu pop/rock'ın yeni ve kapsayıcı bir pencere açtığı görülmüştür. Bununla birlikte, Anadolu pop/rock'ın görüşmecilerin bellek anlatılarına çeşitli duygulanım ve coşkulanımlar ile yerleştiği gözlemlenmiştir. Sonuç olarak, Anadolu pop/rock, içinde yer aldığı sosyo-kültürel bağlama ilişkin zengin bir izlek sunarak toplumsal bellek inşasının çeşitli boyutlarını göstermiştir.

AnadoluKültürel bellekMüzik+4
Gökçen Sena Duman
Hacettepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Kimlik ve performans ilişkisi: Kıbrıs'ta halk dansları

Bu çalışma kimlik ve performans arasındaki ilişkiyi halk dansları etrafında ve etnografik bir bakışla incelemeyi amaçlar. Sosyal ve kültürel olarak inşa edilen kimlik kavramı sabit değil, dönemsel ve durumsal olarak yeniden üretilen bir kavrayıştır. Kimlik kimi zaman iktidarlar eliyle kimi zaman kültürel yaşamın olağan akışı içinde kendiliğinden değişir. Performans kavramıysa, iki çift gözün karşılıklı olarak birbirini izlediği her türden ortamda meydana gelen sosyal, kültürel ve iletişimsel edimlerin tümüdür. Performans, görece gölgede kalmış bir konu olsa da kültürel yapıp etmelerin merkezinde yer alır; kültürel yaşam, benlik sunumları ve performanslarla inşa edilir. Kimlik ve performans kavramları çalışmanın teorik arka planını oluşturmaktadır. Bu bağlamda kimliğin performatif bir kavram olduğu ve halk danslarının kimlik performansları sunan bir etkinlik olduğu fikrinden yola çıkılmıştır. Bu yönüyle halk dansları uluslaşma süreçlerinde de ulus-kimliğin vitrinini oluşturmuştur. Bu araştırmada halk danslarının, Kıbrıs adasındaki kimlik inşalarında nasıl konumlandığı, kimlik performanslarının aracı olarak nasıl işe koşulduğu araştırılmaya çalışılmıştır.

Halk oyunlarıKimlikKimlik inşası+3
Melek Kaptanoğlu
Hacettepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Kurumsal iletişim birimlerinin kamusal hizmetlerin etkinliğini ve kurumsal itibarı artırmadaki önemi: İnönü Üniversitesi örneği

Kurum ve kuruluşlar kendi ürün ve hizmetlerini çeşitli iletişim araçlarını kullanarak hedef kitlelerine duyurma amacı taşımaktadırlar. Günümüz koşullarında birden çok kurum tarafından benzer ürün ve hizmetlerin sunuluyor olması tüketici tarafında bir tercih yapma zorunluluğu doğurmaktadır. Böyle bir durumda kurumlar, kurumsal iletişim çalışmalarının tek başına yeterli olmadığını; hedef kitlelerinin nezdinde diğerlerinden farklı bir yerde konumlanmak amacıyla kurumsal itibar anlamında da birtakım çalışmaların yapılmasının elzem olduğunu anlamışlardır. Birçok bilimsel çalışmaya konu olan kurumsal iletişim ve kurumsal itibar kavramları, farklı bakış açıları ve farklı başlıklar altında incelenmiştir. Yapılmış olan bu çalışmada ise bir kamu kurumu olan İnönü Üniversitesi Kurumsal İletişim Biriminin çalışmalarının kurumsal itibarı ve kamusal hizmetlerin etkinliğini artırmadaki rolü üzerinde durulmuştur. Nitekim Kurumsal İletişim Biriminin kamusal etkinliği ve kurumsal itibarı artırma hususundaki çabalarını artırması gerektiği kanısına varılmıştır.

Neslihan Eyidemir
İnönü University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
10
Master'sOpen AccessTR

Gıda takviyesi markalarının sosyal medya kullanımlarına dair bir inceleme

Reklamcılık, tarih öncesine kadar uzanan köklü bir alandır. Bu yapı, ilk ortaya çıkışından bu yana büyük ilerleme ve gelişim sağlamıştır. Reklamcılığın ilk zamanlarında, tamamen ilkel reklamlar yayınlanmaktaydı. Günümüzde ise gazeteler, dergiler ve el ilanlarının yanı sıra teknolojik aletler olan radyolar, televizyonlar, tabletler ve telefon gibi birçok reklama maruz kaldığımız platformlar oluşmuştur. Sosyal medyanın hayatımıza girmesiyle birlikte markalar ve reklamcılar için çok büyük yeni bir pazar oluşmuştur. Haliyle sosyal medya, geleneksel medyayla benzer ve farklı olarak kendi reklam strateji parametrelerini belirlemiştir. Gıda takviyeleri dünyada olduğu gibi ülkemizde de popülerleşmiştir. Sayıları her gün artmakta olan gıda takviyesi markaları, hedef kitlelerine ulaşmak adına yaygın bir şekilde sosyal medyayı da tercih etmektedirler. Bu çalışmanın amacı, Supplementler, Protein Ocean, Hardline, Weider Nutrition ve Optimum Nutrition markalarının altı aylık Instagram gönderilerini içerik analizi yöntemiyle inceleyerek, bu markaların sosyal medya kullanımına dair eğilimlerini ortaya koymaktır. Sekiz başlık altında yapılan analiz sonucunda, markaların sosyal medya paylaşımlarında benzerlik gösteren ve farklılaşan yönleri belirlenmiştir. Elde edilen bulgular, gönderi türlerinin doğruluğunu ya da yanlışlığını sorgulamak amacıyla değil; sektördeki diğer markalara sosyal medya stratejileri konusunda yol gösterici olabilecek fikirler sunmak amacıyla değerlendirilmiştir. Anahtar Sözcükler: Gıda Takviyesi, Marka Algısı, Dijital Pazarlama, Online Marka Yönetimi

Ömer Cenk Erdem
İnönü University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2025
30
Master'sOpen AccessTR

Bölgesel kalkınmada inovasyon potansiyelinin iletişim metotları uygulamaları Tunceli ili örneği

Bu çalışmada, bölgesel kalkınmada inovasyon potansiyeli çerçevesinde iletişim metotlarının rolü Tunceli ili özelinde kapsamlı biçimde ele alınmaktadır. Günümüzde bölgesel kalkınma süreçleri, yalnızca ekonomik büyüme odaklı değil; aynı zamanda sosyal katılım, şeffaflık ve etkili iletişim stratejileriyle desteklenen bütüncül bir yaklaşıma ihtiyaç duymaktadır. Çalışmanın amacı, bu farklı veri kaynakları aracılığıyla Tunceli Belediyesi'nin ve Fırat Kalkınma Ajansı'nın bölgesel kalkınma ve inovasyon potansiyelini nasıl desteklediğini ve halkla iletişim stratejilerini nasıl yapılandırdığını değerlendirmektir. Bu çerçevede sosyal medya paylaşımları, resmî web sitesi içerikleri, faaliyet raporları ve halk toplantıları şeklindeki çeşitli veri kaynakları analiz edilerek, iletişim yöntemlerinin bölgesel kalkınmadaki rolü ve etkinliği ortaya konmuştur. 2015–2025 yılları arasında Tunceli Belediyesi ve Fırat Kalkınma Ajansı'nın resmî web siteleri, Instagram hesapları, Tunceli Belediyesi tarafından gerçekleştirilen halk toplantıları ile FKA'nın aynı döneme ait faaliyet raporlarında yer alan bilgiler, kurumların kalkınma yaklaşımını ve iletişim stratejilerini yansıtacak şekilde ele alınmıştır. Durum çalışması modeliyle desenlenen araştırmada veriler nicel ve nitel içerik analizi yöntemiyle değerlendirilmiş ve hizmet, proje ve faaliyetlerin tematik dağılımı, kullanılan söylem biçimleri ve iletişim stratejileri ortaya konmuştur. Elde edilen bulgular Tunceli Belediyesi ve Fırat Kalkınma Ajansı'nın resmî web sayfası ve Instagram hesaplarını ağırlıklı olarak bilgilendirme amaçlı kullandığını; halkın etkileşimli katılımını sağlayacak yöntemlerin ise sınırlı düzeyde uygulandığını göstermektedir. Buna karşılık, faaliyet raporları ve halk toplantılarında zaman zaman katılımı teşvik eden pratiklerin yer aldığı, ancak bu uygulamaların süreklilik kazanmadığı gözlemlenmiştir. Bu bağlamda çalışma, yerel yönetimlerin inovasyonu destekleyen katılımcı iletişim stratejileri geliştirmesinin bölgesel kalkınma hedeflerine ulaşmada önemli bir unsur olduğunu ortaya koymaktadır.

Merve Kaplan Yıldırım
İnönü University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2026
00
Master'sOpen AccessTR

Dijital reklamcılıkta içerik stratejileri: Kozmetik ürünler sunan mağazaların İnstagram reklamlarının içerik analizi

Bu çalışma, kozmetik ürün sunan markaların Instagram reklamlarında kullandıkları içerik stratejilerini yorumlayıcı içerik analizi yöntemiyle incelemeyi amaçlamaktadır. Araştırmada Flormar, Sephora, Yves Rocher ve Kiko Milano markalarının dijital reklam içerikleri; görsel unsurlar, dilsel yapı, retorik stratejiler (ethos, pathos, logos), çerçeveleme, ikonografi ve kullanıcı etkileşim verileri üzerinden değerlendirilmiştir. Çalışma, söz konusu markaların yalnızca ürün tanıtımı yapmadığını; aynı zamanda estetik değer, kimlik inşası, yaşam tarzı sunumu ve duygusal bağ kurma süreçlerini de dijital reklamcılık aracılığıyla yapılandırdığını ortaya koymaktadır. Elde edilen bulgular, markaların Instagram'da farklı stratejik konumlanmalar benimsediğini göstermektedir. Flormar'ın daha duygusal ve günlük yaşam odaklı bir iletişim dili kullandığı; Sephora'nın çok markalı yapısı üzerinden kapsayıcı ve küresel bir güzellik otoritesi inşa ettiği; Yves Rocher'ın doğallık ve bilimsel uzmanlık ekseninde sürdürülebilirlik temelli bir marka söylemi geliştirdiği; Kiko Milano'nun ise "erişilebilir lüks" ve moda odaklı estetik bir marka kimliği oluşturduğu tespit edilmiştir. Bu farklılaşma, dijital reklamcılıkta içerik stratejilerinin markanın konumlandırma hedefleriyle doğrudan ilişkili olduğunu göstermektedir. Analizler ayrıca görsel estetiğin, ambalaj tasarımının ve sosyal medya etkileşim düzeylerinin tüketici algısı üzerinde belirleyici bir rol oynadığını ortaya koymaktadır. Özellikle yüksek görsel kalite, kısa ve yönlendirici dil kullanımı ile duygusal çağrışımların birlikte kullanılması, tüketici davranışlarını yönlendiren temel faktörler arasında yer almaktadır. Kozmetik sektöründe Instagram reklamları yalnızca ürün tanıtım alanı değil; aynı zamanda kültürel anlam üretimi, tüketim ideolojisi ve marka kimliği inşasının gerçekleştirildiği stratejik bir iletişim alanı olarak değerlendirilmektedir.

Gizem Birhanlı
İnönü University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2026
10
Master'sOpen AccessTR

Kurumsal iletişim çerçevesinde üniversitelerin dijitalleşmesinin diyalojik iletişim bağlamında incelenmesi

Bu çalışma, üniversitelerde dijitalleşme kavramını kurumsal web siteleri üzerinden inceleyerek dijital dönüşüm sürecinin diyalojik iletişim ilkeleri açısından üniversite web sayfalarında yer alma biçimlerini analiz etmeyi amaçlamaktadır. Araştırma kapsamında kurumsal iletişim kavramına yönelik teorik yaklaşımlar ele alınmakta; kurum içi iletişimin yönetimi, kurumsal iletişimin kurumsal başarıdaki rolü ve dijitalleşmenin bu süreçlere etkisi incelenmektedir. Dijitalleşmenin kurumsallaşma ve yönetim süreçlerini dönüştürdüğü bir dönemde üniversite web siteleri; yalnızca bilgi sunan teknik platformlar olarak değil, aynı zamanda kurumsal kimliğin temsil edildiği, iç ve dış paydaşlarla etkileşimin kurulduğu ve benimsenen kurumsal şeffaflığın görünür hâle geldiği dijital iletişim alanları olarak kabul edilmektedir. Günümüzde artan dijitalleşme ile birlikte kurumların dijital araçları etkin kullanmalarının; kurumsal kimlik, şeffaflık ve etkileşim odaklı iletişim stratejileri açısından önemi vurgulanmaktadır. Bu bağlamda, kurumsal iletişimde dijital bir uygulama biçimi olarak web siteleri ele alınmış; bu platformların yapısal özellikleri, iletişim işlevleri ve paydaşlarla etkileşimdeki rolleri nitel içerik analizi yöntemiyle incelenmiştir. Çalışmanın kuramsal altyapısı, Kent ve Taylor'un Diyalojik Halkla İlişkiler Kuramı temelinde şekillendirilmiş olup üniversitelerin dijital iletişim kapasitelerini karşılaştırmalı olarak değerlendirmeyi amaçlamaktadır. Araştırma sonuçlarının hem kurumsal iletişim literatürüne katkı sağlaması hem de üniversitelerin dijitalleşme stratejilerine yönelik somut öneriler geliştirmesi beklenmektedir. Bu araştırmada üniversitelerin dijitalleşme süreçleri kurumsal web siteleri üzerinden incelenmiştir. Nitel araştırma yöntemi kapsamında içerik analizi ve derinlemesine görüşme teknikleri kullanılmış; Malatya Turgut Özal Üniversitesi ile İnönü Üniversitesi örnek olarak ele alınmıştır. Üniversite web siteleri; bilginin kullanışlılığı, arayüzün kullanım kolaylığı, tekrar ziyaretlerin artırılması, ziyaretçilerin sitede tutulması ve diyalojik döngü ilkeleri doğrultusunda değerlendirilmiştir. Araştırma sonucunda her iki üniversitenin web sitelerinin bilgi sunumu ve erişilebilirlik açısından güçlü yönlere sahip olduğu belirlenmiştir. Buna karşın kullanıcı katılımını artıran etkileşim araçlarının ve geri bildirim uygulamalarının sınırlı olduğu görülmüştür. Uzman görüşmeleri de web sitelerinin kurumsal iletişim ve dijitalleşme süreçlerinde önemli bir yere sahip olduğunu, ancak içerik güncelliği, kurum içi bilgi akışı ve etkileşim süreçlerinde çeşitli zorlukların bulunduğunu ortaya koymuştur. Genel olarak araştırma bulguları, üniversite web sitelerinin bilgilendirme işlevini büyük ölçüde yerine getirdiğini, ancak paydaşlarla daha güçlü ve sürdürülebilir bir iletişim kurulabilmesi için geliştirilmesi gereken yönlerinin bulunduğunu göstermektedir.

Halkla ilişkiler
Mustafa Uğur Fındıklı
İnönü University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2026
10
Master'sOpen AccessTR

Ara Güler'in İstanbul fotoğraflarında anlamlandırma sağlayan toplum ve kent simgeleri üzerine bir inceleme

Fotoğraflar belge olması sayesinde toplumsal dönüşümlerin kanıtlarını sağlaması ve kaynaklandığı toplumun sosyolojik açıdan geçirdiği dönüşümleri ortaya koyması bakımından önemli görsel kaynaklardır. Her ne kadar kendisini foto muhabiri olarak nitelendirse de aynı zamanda belgesel bir fotoğrafçı da olan Ara Güler, fotoğrafçı olmasının verdiği dikkatli bakış açısı sayesinde içinde yaşadığı İstanbul'un özellikle 1950'li yıllardan itibaren geçirdiği toplumsal değişim ve dönüşümleri fotoğraflayarak belgelemiş ve bu noktada İstanbul fotoğrafçısı olarak da anılan bir isimdir. Ara Güler tarafından İstanbul'da çekilmiş, siyah-beyaz fotoğrafları merkezine alan bu çalışma kapsamında belirlenen fotoğraflar çekildiği mekana ve konusuna göre ayrılarak ele alınırken İstanbul'un dönemsel özellikleri de belge tarama yöntemiyle araştırılmış böylece bu fotoğrafların anlamlandırmaya katkıları incelenmiştir. Ele alınan fotoğrafların dönemin tarihi dokusu ışığında anlamlandırma açısından incelenmesi tez çalışmasının önemini oluşturan unsur olarak ön plana çıkmaktadır. Konu başlıklarının belirlenmesinde dönemin İstanbul'unu yansıtan toplumsal özellikler belirleyici olmuştur. "Toplum ve Kent simgesi özelliği taşıyan unsurların fotoğrafın anlamlandırmasında katkısı önemlidir." hipotezinden yola çıkılarak oluşturulan tez çalışmasında Ara Güler tarafından İstanbul'da çekilen fotoğrafların içeriğinde yer alan unsurların belli bir kompozisyon oluşturacak şekilde bilinçli olarak bir araya getirilmesiyle anlamlandırmanın sağlandığı varsayımı çalışmanın kuramsal çerçevesini oluşturur. Çalışmanın giriş bölümünde araştırmanın amacı, önemi, yöntemi ele alınıp literatür taramasına yer verilmiştir. Belge tarama yönteminin kullanıldığı birinci bölümde örnek Ara Güler fotoğraflarıyla "fotoğrafta kompozisyon" ve "Ara Güler fotoğraflarında katmanlı anlatı dili" başlıkları ele alınmış ve kavramsal çerçeve oluşturulmuştur. İkinci bölümde araştırılan temel konu olan anlamlandırma açısından İstanbul'a özgü dönemin toplum ve kent simgesi özelliği taşıyan unsurları belli kategoriler altında belge tarama yöntemiyle incelenmiştir. Dönem özelliklerinin de belirlendiği bu aşamada tesadüfi örneklemle belirlenen Ara Güler fotoğrafları belirlenen toplum ve kent simgesi başlıkları altında içerik ve kompozisyonları bakımından betimsel analizle incelenmiştir. Üçüncü bölümde ise amaçlı örneklemle belirlenen beş Ara Güler fotoğrafı göstergebilimsel analiz yöntemi kullanılarak anlamlandırma açısından ele alınmıştır. Sonuç olarak Ara Güler'in dönem fotoğraflarını çekerken katmanlı bir anlatı dili kurduğu bunu yaparken gerek kompozisyon gerekse de teknik yollara başvurduğu görülmüştür. Kompozisyon aracılığıyla katmanlı anlatı kurarken özellikle grafik öğelerden yararlandığı ve "çerçeve içinde çerçeve" oluşturarak çok katmanlı bir anlatı sağladığı görülmüştür. Teknik olarak ise tonal dengeyle kontrast oluşturarak ön ve arka katmanlarda farklı hikayeler oluşturduğu gözlenmiştir. Ara Güler'in kullandığı uzun enstantane süresi ile hareket netsizliği oluşturması da teknik açıdan anlamlandırmada sık kullandığı yöntemlerden biri olarak görülmüştür. Ara Güler'in siyah-beyaz olarak İstanbul'da 1950 ve sonraki yıllarda çektiği fotoğraflarda dönemin tarihsel yapısından kaynaklı olarak başta göçün yansımalarının gündelik hayat uğraşlarına, yaşam biçimlerine ve aile yapılarına etkilerinin ön planda olduğu görülmektedir. Aynı zamanda Ara Güler'in İstanbul fotoğraflarının mutlaka kentin simgesi durumundaki öğeleri içerdiği de görülmüştür.

Derya Yılmaz
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Dijital medyada yapay zeka konulu haberlerin sunumu

Yapay zekâ teknolojisi toplumsal yaşamı derinden etkileyen yeni bir fenomen olmakta ve dijital medya alanında giderek daha fazla önem kazanmaktadır. Bu fenomen oldukça dinamik bir yapıdadır ve her yeni dönemde gelişimini sürdürmektedir. Bu nedenle son yıllarda yapay zekâ konusu haberlerde sık işlenen konular arasındadır. Bu anlamda çalışmada, yapay zekâ haberleri içerisinde var olan aktörler ele alınarak haber içerikleri analiz edilmektedir. Yapay zekâ, derin öğrenme ve makine öğrenimi gibi konuların dijital medyada kamuoyuna nasıl sunulduğunu anlamak ve bu alandaki eğilimleri belirlemek için bu çalışma önemli bir katkı sağlayacaktır. Çalışmanın kapsamını pro.similarweb üzerinden yapılan analizler sonucunda, 2024 yılının Mart ayında en iyi performans gösteren ve en çok okunan üç farklı haber sitesi oluşturmaktadır. Bu üç farklı haber sitesi üzerinde yayınlanmış olan yapay zekâ odaklı haberler derlenmiş ve içeriğe göre sınıflandırılmıştır. Haberlerin kaynakları, yayınlanma sıklığı, haber türleri ve kullanılan görseller gibi değişkenler de incelenmiş, ayrıca Google Trends verileri kullanılarak yapay zekâ haberlerine yapılan arama trendleri değerlendirilmiştir. Çalışmanın amacı yapay zekâ konulu haberlerin dijital medyada nasıl sunulduğunu ortaya koymaktır. Çalışmanın yöntemi içerik analizidir ve buna yönelik olarak kodlama formu oluşturulmuştur. Çalışmanın evrenini dijital medyada yayın yapan tüm haber siteleri oluştururken örneklemi ise 2024 yılının Mart Hürriyet, Milliyet ve Mynet haber sitelerinde yer alan yapay zekâ konulu haberlerdir.

GazetecilikYeni gazetecilik
Duygucan Baloğlu
Yozgat Bozok University · Institute of Graduate Studies
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Üniversite kurumsal kimlik ve itibarına yönelik iç ve dış paydaş algılarının değerlendirilmesi: Yozgat Bozok Üniversitesi örneği

Kurumsal kimliğin ve kurumsal itibarın iç ve dış paydaşlar üzerinde etkili bir unsur olabileceği, aralarında anlamlı bir ilişki olduğu varsayımına dayalı olarak yürütülen bu çalışmanın temel amacı, Bozok Üniversitesi'nin akademik-idari personeliyle birlikte Bozok Üniversitesi birinci sınıf ve son sınıf öğrencileri, lise son sınıf öğrencileri ve diğer üniversite akademik personeli nezdinde algılanan itibar düzeyini ve kurumsal kimlik algısını ölçmeye yöneliktir. Çalışmaya, Bozok Üniversitesi'nde okumakta olan birinci ve son sınıf öğrencileri, lise son sınıf öğrencileriyle birlikte, görev yapmakta olan idari ve akademik personel dâhil edilmiştir. Araştırmada nicel yönteme dayalı veri toplama tekniklerinden anket tekniği kullanılarak veriler toplanmıştır. Elde edilen veriler SPSS 22 programı kullanılarak analiz edilmiştir. Bu analizlerde, değişkenler arasındaki ilişkileri, değişkenler arasındaki ilişkileri ve farklılıkları değişkenlerin birbirleri üzerindeki etkisini belirlemeye yönelik analiz teknikleri kullanılarak araştırma sorularına cevap aranmaya çalışılmıştır. Araştırmanın amacı Bozok Üniversitesi'nin kurulduğu günden bugüne kadar mevcut öğrencileri, potansiyel öğrencileri, kurumdaki akademik ve idari çalışanları, diğer üniversitelerdeki akademik personel üzerinde oluşturmuş olduğu kurumsal kimlik ve kurumsal itibar algılamalarını açıklamaktır. Bu kapsamda mevcut algıyı ortaya çıkartmak ve bundan sonraki süreçteki kurumsal iletişim süreçlerine katkı sağlamak adına öneriler geliştirmektir. Araştırma sonucunda araştırmaya katılanların kurumsal itibar algılarını oluşturan boyutlar (duygusal çekicilik, vizyon ve liderlik, ürün ve hizmetler, çalışma ortamı, finansal durum, kurumsal sosyal sorumluluk ve kurumsal kimlik) kapsamında bulgular ortaya konulmuştur. Bulguların üniversite kurumsal itibarına ve kimliğine katkı sağlaması amaçlanmıştır.

Zekiye Doğan
Yozgat Bozok University · Institute of Graduate Studies
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Robot gazeteciliğe yönelik kullanıcı algıları

Bu çalışma, insan gazeteciler ve robot gazeteciler tarafından yazılan haberlerin çeşitli kriterler doğrultusunda karşılaştırılması sonucu okurların, robot gazeteciliğine karşı görüşlerinin yansıtılmasını ve benzer araştırma konularına destek vermeyi amaçlamaktadır. Araştırmaya katılan 20 kişi, robot gazetecilikle ilgili genel sorulara yanıt verdikten sonra, dört farklı haber konusundaki içerikleri değerlendirerek bunların insan mı yoksa robot gazeteciler tarafından mı yazıldığına dair düşüncelerini dile getirmişlerdir. Ardından, haberleri akıcılık, okunabilirlik, güvenilirlik, objektiflik, sadelik, anlaşılabilirlik, keyif, sayısal-verisel yapı, duygu aktarımı ve sıkıcılık açısından incelemeleri istenmiştir. Araştırma bulgularına göre, insan gazetecilerin haberleri daha akıcı, doğal ve duygusal bulunurken, robot gazetecilerin veriye dayalı ve tarafsız içerik üretmede güçlü olduğu tespit edilmiştir. Bazı katılımcılar, yapay zekanın gazetecilik mesleğinde hız ve verimlilik sağladığını ancak belirli sınırlar içinde kalması gerektiğini belirtmiştir. Ayrıca, yapay zekanın kontrolsüz bir şekilde kullanılması durumunda bir tehdit oluşturabileceği düşüncesi dile getirilmiştir. Çalışma, katılımcılardan elde edilen bulgulara göre, insan ve robot gazetecilerin iş birliği ile üretilen haberlerin daha tercih edilebilir olduğunu göstermektedir. Robot gazetecilerin hız ve objektiflik avantajları, insan gazetecilerin duygusal zekâ ve samimiyetleriyle dengelendiğinde daha kapsamlı ve etkileyici haberlerin üretilebileceği öngörülmektedir.

Zehra Aksümer
Yozgat Bozok University · Institute of Graduate Studies
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Sinemasal şehri haritalamak – Yılmaz Güney sinemasında Adana

Sinema kuramları çoğu zaman araştırma nesnesi olarak filmleri ve/veya yönetmeni seçmektedir. Dahası bu seçimi sinema kuramları açısından değerlendirmektedir. Bu anaakım değerlendirme biçimi, tarih yazımını da etkilemektedir. Çoğu zaman filmin özüne bakmayı önemseyen bu tarz yaklaşımlar zamanla değişip, dönüşerek disiplinler arası bir tutum geliştirmek durumunda kalmıştır. Öyle ki Yeni Sinema Tarihi çalışmaları değişik yöntemleri mümkün kılması açısından hem fizikî hem de sinemasal mekânların kartografi ya da diğer adıyla haritalandırmanın da önünü açmaktadır. Diğer taraftan yönetmenler, filmin anlatısını oluştururken aynı zamanda sinemasal mekânları da oluşturmaktadırlar. Yani, anlatılarının majör bir ögesi olarak sinemasal yerler, salt birer arka plan değildir. Aksine, sinemanın içkin özellikleri açısından yerler, fizikî evrende varsa kurgulayarak yani biraraya getirerek, fizikî evrende yoksa inşa ederek üretilmektedir. Bu üretimi zaman ve mekân olarak da gerçekleştiren unsur olarak yönetmen, farkında olarak veya olmadan anlamı inşa etmektedir. Dahası, tekil veya tikel olarak başka anlamları olan veya hiç anlamı olmayan ögeler sinemasal anlatının inşası esnasında belirli bir anlam kazanmaktadır. Bu anlamıyla yönetmen sinema kuramları açısından kabul edildiği biçimiyle sadece bir auteur yani yazar ve/veya ressam değildir. Diğer taraftan uzamsal/ mekânsal anlatımı da gerçekleştirmesi bakımından yönetmenler ayrıca birer kartograftırdır. Dolayısıyla yukarıda bahsedildiği gibi henüz yeni bir çalışma disiplini sunan bu alanın felsefi sınırlarının çizilmesi bu tez çalışması açısından son derece önemlidir. Çalışmanın ilk bölümünde bu amaçla açımlanan sinema ontolojisini mümkün kılan felsefî bağlam ve sinemasal coğrafya alanında yapılan çalışmalar derlenmektedir. Bu sayede, bu alanda yapılan temel araştırmalar sayesinde kuramsal çerçeve belirlenmektedir. Ardından bu tez çalışmasında açımlanan bağlam çerçevesinde Yılmaz Güney'in bütün sinemasal mekânları Adana'da çekilmiş olan Seyyit Han: Toprağın Gelini (1968), Pire Nuri (1968), Umut (1970) ve Endişe (1974) filmleri kartografik yöntemin olanaklarıyla haritalandırılmıştır. Merkezine haritalandırma metodu alan çalışma aynı zamanda saha çalışmasının yarattığı imkanlar sayesinde başka metodlardan yararlanmaktadır. Sonuç bölümünde araştırmanın belirlediği çerçeve dahilinde sinemasal Adana ile fizikî Adana karşılaştırılarak değerlendirilmiştir.

AdanaGüney, YılmazKartografi+3
Olgu Yiğit
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Kriz haberciliği bağlamında TV haberlerinin analizi: COVID-19 salgını örneği

Aralık 2019 yılında Çin'de ortaya çıkan ve kısa sürede tüm dünyayı etkisi altına alan COVID-19 salgını bütün ülkeleri ve insanları, düzen, sağlık, ekonomi vb. alanlarda olumsuz etkilemiştir. Bu salgın günlerce gündemde kalmış ve tüm dünyada kriz durumu yaratmıştır. Ulusal ve uluslararası medyada yer alan salgın haberleri, salgının durumu, seyri ve devletlerin aldıkları önlemler hakkında toplumları bilgilendirme görevi üstlenmiştir. Türkiye'de COVID-19 salgını ile ilgili ilk vaka 11 Mart 2020 tarihinde görülmüştür. İlk vakanın görülmesiyle birlikte Türkiye'deki medya organları salgın ile ilgili toplumu bilgi bombardımanına tutmuş, haber bültenlerinin konusu bir anda COVID-19 salgını olmaya başlamıştır. Bu çalışmada, kriz haberciliği bağlamında COVID-19 salgını haberleri incelenmiştir. COVID-19 salgını haberlerinin incelenmesi için Türkiye'de yayın yapan üç televizyon kanalının (FOX TV, ATV ve CNN Türk) ana haber bültenleri seçilmiştir. Bu çalışmada, kriz haberciliği örneğinde medyanın izleyiciyi karşı sorumluluğunu yerine noktasında nasıl bir yol izlediğine yönelik soruya cevap aranmıştır. Çalışma sonucunda kriz haberciliği bağlamında medyanın izleyiciye karşı sorumluluğunu yerine getirme de farklı yollar kullandığı sonucuna ulaşılmıştır.

COVID 19HabercilikHaberler+3
Uğur Küpe
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Toplumsal cinsiyet bağlamında öteki'nin temsil mecrası olarak Tiktok

Toplumsal Cinsiyet Bağlamında "Öteki" 'nin Temsil Mecrası Olarak TikTok isimli bu tez çalışmasının amacı toplumun 'öteki' olan ve cinsel yönelimleri farklı olan birey ve toplulukların oluşturduğu LGBT'lerin TikTok'ta ne gibi temsillerinin bulunduğu ve bunun karşılığında homofobik bireylerin bu temsillere ne gibi yorumlar yaptığının ortaya konmasıdır. Bu amaçtan hareketle tez, eşcinsel bireylerin TikTok'ta dolaşıma soktukları videoların ve yapılan yorumların incelenmesi üzerine bina edilmiştir. Cinsellik tarihi kadar eski olan eşcinsellik tarihi toplumdan topluma ya da kültürden kültüre farklılık gösterse bile cezalarla baskı altında tutulmuş, aşağılanmış, ötekileştirilmiştir. Toplumdan dışlanan ve marjinal sayılan bireyler "öteki" konumunda yer almıştır. Günümüzde toplumsal algılar ve normlar nedeni ile halen heteroseksüeller tarafından LGBT'ler dışlanmaya ve ötekileştirme maruz bırakılmaktadır. Bu çerçevede çalışmanın araştırma boyutunda; araştırma problemlerini kapsamlı olarak irdeleyebilmek, bir yöntemin zayıf yönünün diğer yöntemin güçlü yönüyle tamamlayabilmek ve bir yöntemin diğer yöntemdeki eksik yönlerini güçlendirmek amacıyla, karma model yaklaşımı kullanılmıştır. LGBT bireylerinin TikTok platformunda paylaştıkları videolara göstergebilimsel analiz yöntemi uygulanmıştır. Bunun yanı sıra paylaşılan videolara heteroseksüel bireylerin yaptıkları homofobik yorumlara ise söylem analizi yöntemi uygulanmıştır. Araştırma kapsamında örneklem olarak seçilen 6 LGBT üyesinin dolaşıma soktuğu 12 video incelenmiştir. . Bu kullanıcılardan 1'i gay diğer 5'i ise trans birey olarak görülmüştür. İncelenen videoların altına yapılan ikişer yorum incelenmiş ve elde edilen bulgular varsayımlar doğrultusunda analiz edilmiştir. Analizler sonunda, örneklem olarak seçilen videolar bağlamında TikTok mecrasının LGBT bireyleri için bir temsil mecrası haline geldiği görülmüştür. Toplumsal cinsiyet bağlamında öteki bireyler TikTok platformunda birçok video paylaşmakta ve eşcinsel olduklarını gerek hareketleriyle gerek söylemleriyle apaçık ifade etmektedirler. Yapılan söylem analizinde ise LGBT bireylerine ait videolara ağır nefret söylemi içeren homofobik yorumların yapıldığı ve LGBT bireylerinin öteki olarak gösterimin bu söylemlerle tescillendiği yorumlara rastlanılmıştır.

Eş cinsellikHomofobiLGBT+5
İrem Barım
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Teknoloji bağımlılığı ve bağımlılığın tükettiği kimlikler

Günümüzde teknoloji kullanım alanları ve pratiklerinin artması nedeniyle teknoloji bağımlılığı ve bu bağımlılık sonucunda kimliğin bir tüketim nesnesi haline gelmesi arasındaki ilişkisinin incelenmesine ihtiyaç duyulmaktadır. Her bireyin zaman ve mekân farkı göz etmeksizin teknolojiyi hayatlarının her alanında kullanabiliyor olması, teknolojinin bireylerin hayatlarındaki kullanım alanını genişletmesine sebep olmaktadır. Böylece teknoloji bir yandan bireylerin hayatlarındaki hemen her ihtiyacı karşılamanın kolay ve ulaşılabilir yollarını sunuyor olsa da, diğer yandan bireylerin hayatlarında yer alan önemli kavramların sorgulanmasına ve anlamlarının değişmesine yol açmaktadır. Mevcut literatür incelendiğinde teknoloji bağımlılığı ve kimliğin tüketimi konusunu doğrudan ele alan çalışma olmadığını görülmektedir. Bu nedenle bu çalışmada teknoloji bağımlılığı ve bağımlılığın bireylerin kimliklerini bir tüketim nesnesi haline getirip getirmedikleri nitel araştırma yöntemlerinden yarı yapılandırılmış görüşme tekniği ile incelenmektedir. Çalışma sonucunda literatürde var olan çalışmalara ek olarak teknoloji kullanımının bir bağımlılık haline gelmesi ve bu bağımlılığın kimlik tüketimi ile olan ilişkisine vurgu yapılmaktadır. Çalışmanın sonucunda bireylerin teknoloji kullanımlarının bağımlılık düzeyine gelmesi ile birlikte, bireylerin "kimlik" kavramına dair bir sorgulama içerisine girdikleri ve bu sorgulama sonucunda kendi kimliklerini yücelttikleri ya da değiştirme yoluna gittikleri görülmektedir.

BağımlılıkKimlikSosyal kimlik+3
Gül Nihal Türkmen
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Yeni dönem Türk sinemasının ekonomi politiği: Yönetmen odaklı sinemadan yapımcı odaklı üretim mekanizmasına

Sinema, 19. yüzyılın sonlarındaki keşfinden bu yana yaşamımızın çok önemli bir parçası olmuştur. Güzel sanatların; resim ve heykel, müzik, tiyatro, dans, edebiyat, mimari gibi geleneksel dallarından sonra ortaya çıkıp, tüm bu dallardan yararlanması sebebiyle yedinci sanat adını almıştır. Sinemanın doğuşu; Lumiere Kardeşler'in, kendi keşifleri olan ve patentini almış oldukları sinematograf cihazı ile 28 Aralık 1895'te Paris'te bulunan Salon Indian Du Grand Café'de halka açık ve biletli gerçekleştirilen ilk özel gösterim olarak kabul edilir. Bu ilk gösterimde halkın yoğun ilgisi ve tepkileri doğrultusunda sinema, güncel teknolojilerle her geçen yıl daha da geliştirilip günümüzde bir endüstri halini almıştır. Bu dönemde filmlerin üretimi iş birliği usulüyle yapılırken bugün, küreselleşme ve pazarın genişlemesi gibi etkenlerle üretim, dağıtım ve gösterim süreci kural ve prensiplere dayanan, alanında uzmanlaşmış maaşlı işgücü tarafından üretilen ürünlere dönüşmüştür. Öte yandan sinema, bir sanat dalı olarak ele alındığında ilk gösterimden bu yana geçen zaman içerisinde pek çok kuram, akım ortaya çıkmıştır. Auteur kuramı (yönetmen sineması) da bunlardan biridir. Bu çalışmada; ele alınan örneklemler ekonomi politik yaklaşım çerçevesinde karşılaştırmalı olarak analiz edilip, sinemamıza olan etkileri ortaya konmuştur. Araştırmanın evrenini, yeni dönem Türk sineması kapsamında, yapımcı odaklı sinema filmleri ve yönetmen filmleri oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklemi olarak, yapımcı Mustafa Uslu ile Ayla filmi ve yönetmen Nuri Bilge Ceylan ile Üç Maymun filmi seçilmiştir. Araştırma yeni dönem Türk sinemasını kapsamaktadır. Buna bağlı olarak örneklemler doğrultusunda yeni dönem Türk sineması ile sınırlıdır. Veri toplama aracı, nitel bir çalışma olduğundan literatürde daha önce eleştirel ekonomi politik, sinemanın ekonomi politiği ve Türk sinema tarihi konusundaki çalışmalar incelenerek, Ayla ve Üç Maymun filmleri eleştirel ekonomi politik bağlamında, yapımcı ve yönetmen sisteminin sinemamıza etkileri karşılaştırma yöntemiyle çözümlenmiştir. Araştırmada ulaşılan sonuçlara göre, Türk sinemasının, yapımcı odaklı üretim mekanizması tarafından tehdit altına girdiği görülmektedir. Türk halkının zaaflarına yönelik dramatik ve acıklı hikâyeler, daha çok izleyici çekebilmek dolayısıyla gişe getirisi elde edebilmek adına gerçeğinden saptırılmış ve çeşitli yanıltıcı reklam kampanyalarıyla sunulmuştur. Amaç sanat yapmaktan çıkıp, ekonomik kaygılara dönüşmüştür. Anahtar Kelimeler: ekonomi politik, sinema, yapımcı, yönetmen

Film yapımcılığıSinemaSiyasal ekonomi+2
Hilal Merve Kütükçü
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

COVID-19 sürecinde kamu yönetiminde merkezi yönetimin diyalojik halkla ilişkileri: Bakanlıkların web sayfaları ve Twitter hesaplarının incelenmesi

Diyalojik halkla ilişkiler teorisi, hedef kitlelerle iki yönlü iletişim olanakları sunan internet teknolojileri sayesinde kolaylıkla uygulanabilir hale gelmiştir. İnternet teknolojileri aracılığıyla, kuruluşlar ile hedef kitleleri arasındaki iletişimin, kişilerarası iletişime benzer şekilde, diyaloğa dayalı gerçekleşebileceğini vurgulayan çalışmalar artmaya başlamıştır. Kuruluşların hedef kitleleri ile iletişimini diyaloğa dayalı gerçekleştirebilecekleri en önemli teknolojiler, web siteleri ve sosyal medya platformlarıdır. Web siteleri ile diyalojik ilişkiler kurmak, alanda uygulamaya dönük yapılan ilk çalışmaya da esin kaynağı olmuştur. Kent ve Taylor tarafından yapılan çalışmada, web siteleri üzerinden diyalojik ilişkiler kurmanın mümkün olduğu, beş diyalojik iletişim ilkesi ile ortaya konulmuştur. Diyalojik döngü, bilginin kullanışlılığı, arayüz kullanım kolaylığı, ziyaretçileri sitede tutma ve yeniden ziyareti sağlama kuralından oluşan diyalojik iletişim ilkeleri, web sitelerinin diyalojik iletişime zemin hazırlanmasını sağlayacak biçimde tasarlanmasını içermektedir. Ancak diyalojik iletişime olanak sağlayan ilkelerin varlığı, diyaloğun ortaya çıkması için yeterli görülmemektedir. Gerçek bir diyaloğun, Kent ve Taylor'un çerçevesini çizdiği iletişim özelliklerini taşıması gerekmektedir. Bu özellikler, karşılıklılık, yakınlık, empati, risk ve bağlılığı içermektedir. Diyalojik ilkeler ve özellikler bu çalışmanın temelini oluşturmaktadır. Çalışmada, Türk kamu yönetiminde merkezi yönetimin en önemli kurumlarından olan bakanlıkların web siteleri diyalojik ilkeler çerçevesinde, sosyal medya kullanımları ise, diyalojik iletişim özellikleri bağlamında analiz edilmiştir. Bu analizlerle, kamu yönetiminde merkezi yönetimin diyalojik halkla ilişkileri ortaya konmaya çalışılmıştır. Bu amaçla, çalışma döneminde sayıları 16 olan bakanlıkların tamamının, web siteleri ve Twitter hesapları incelenmiştir. Bakanlıkların Twitter kullanımları, Covid-19 salgını nedeniyle ilk genel sokağa çıkma yasağının uygulanmaya başlandığı dönemde analiz edilmiştir. Yeni iletişim teknolojilerinin, kamusal iletişimin en hassas ve ihtiyaç duyulduğu bir dönemde, halkla ilişkiler bağlamında, diyalojik ilkeleri ve özellikleri barındıran nitelikte kullanılması önemli görülmüştür. Diyalojik halkla ilişkiler düzeyinin bu dönemde daha net anlaşılabileceği değerlendirilmiştir. Çalışmada nicel ve nitel içerik analizi yöntemleri birlikte kullanılmıştır. Analiz sonucunda, web sitelerinin diyalojik iletişim ilkelerini kullanım düzeyleri yeterli görülmemiştir. Web siteleri bilginin kullanışlılığı konusunda başarılıdır. Ancak, ziyaretçi istek ve şikayetlerine yönelik yüksek potansiyel taşısalar da daha çok fikir alışverişini içeren diyalojik döngü ilkesinin kullanımı konusunda çok zayıf bulunmuştur. Sosyal medyada ise, yakınlık özelliği dışında diğer diyalojik iletişim özelliklerine bir yönelim olduğu değerlendirilmiştir. Ancak diyalojik iletişimin düzeyi yeterli seviyenin altındadır. Anahtar Kelimeler: Diyalojik Halkla İlişkiler, Kamu Yönetimi, Covid-19, Web Siteleri, Sosyal Medya.

BakanlıklarCOVID 19Diyalojik iletişim+6
Emircan Tokgöz
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Aile içi iletişim sorunsalı bağlamında Masumlar Apartmanı dizisinin göstergebilimsel çözümlemesi

Görsel iletişim ile kitle iletişim aracı olan televizyon, dizilerdeki görsel iletişim edinimleri ve taşıdığı anlamlar yönünden önem taşımaktadır. Göstergebilimde görünenin dışında kalan derin mana görsel iletişimin ayırt edici bir yönünü nitelemektedir. Türk dizileri anlam ve görünenin ötesindeki anlamlardan oluşturularak kurgulanıp senaryoya çevrilmektedir. Dizilerde doğru iletişim kavramı ön plandadır. Karakterler iletişimin önemini olumlu veya olumsuz örnek teşkili şeklinde gösterebilmektedir. İletişim dünya için gerekli ve anlamlı bir eylemdir. İletişim gibi, görünen anlamın ötesinde anlamı olan her şey göstergebilimin ilgi alanına girmektedir. İletişimin önemine vurgu yapan ve psikolojik olarak izleyiciyi ilk bölümden etkileyen, görsel ve duygusal konulu "Masumlar Apartmanı " dizisi gerçek bir hikâyeyi konu alan "Madalyonun İçi" kitabının "Çöp Ev" hikâyesinden esinlenerek senaryolaştırılmıştır. Gerçeklik algısı göstergeler aracılığıyla diziye yansıtılmıştır. Konusu bakımından iletişim, aile içi iletişim ve kültürel iletişimin önemi ve bireylerde bıraktığı psikolojik yıkımlar ile gerçeklik algısını ön planda tutan dizi sosyal psikolojiye de dikkat çekmektedir. Araştırmada "Masumlar Apartmanı" dizisinin gösterge bilimsel çözümlemesi incelenmiştir. İletişimin insanın aile, birey, toplum ilişkilerindeki etkisi incelenirken, kişilik oluşumunda sosyal psikoloji ile kimlik oluşumu, psikolojik etkiler çalışmanın temel konusunu oluşturmaktadır.

Aile içi iletişimGörsel iletişimGöstergebilimsel analiz+4
Dilara Uras
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de kadın milletvekillerinin twitter kullanım düzeyleri ve kadın sorunlarını Twitter üzerinden ele alışı

Kadınların yalnızca toplumda değil, siyasi arenada da görünür olmak için mücadeleler verdiğini belirtmek mümkündür. Siyasi arenada kendilerine yer bulan kadın siyasiler, yeni iletişim teknolojilerini kullanabilmektedir. Kadın siyasilerin siyasi çalışmalarını sosyal medyaya taşıdığı gözlemlenmektedir. Ayrıca kadın siyasiler, sosyal mecraya zaman zaman hemcinslerinin sorunlarını da yansıtmaktadır. Teknolojideki hızlı değişim ve dönüşüm hayatın birçok kodunu değiştirdiği için dokunmatik toplumun birer parçası hâline gelen bireylere dönüşüldüğü öngörülebilmektedir. Kitle iletişim araçlarındaki bu hızlı gelişime ayak uydurulduğu ve birçok şeyin dijital platformlara yansıtıldığı düşünülmektedir. Bu dönüşümün alışıla gelinen siyasal iletişim fonksiyonlarını da derinden etkilediği ortaya çıkmaktadır. Hayatın neredeyse her alanına nüfuz eden sosyal medyanın; siyasal iletişimin geleneksel kodlarında da bir takım değişikliklere sebep olduğu gözlemlenmektedir. Siyasal iletişimi sosyal medyada da aktif bir şekilde sürdürmek adeta bir zorunluluk haline dönüşmüştür. Sosyal medyada özgün içerikler oluşturmak; son derece ucuza mal olmaktadır. Ayrıca bu mecra üzerinden interaktif iletişim sağlanabilmekte ve geniş kitlelerle, birkaç saniye içerisinde etkileşim içerisinde olunabilmektedir. Sosyal medyanın barındırdığı birçok artı söz konusu olduğu için siyasiler de bu mecraya yönelmektedir. Bu şekilde siyasiler; zamanlarını ve bütçelerini daha akıllıcı kullanabilme fırsatını yakalayabilmişlerdir. Bu çalışmada; Türk Siyasi tarihinin içerisinde azınlık konumda kalan kadın milletvekillerinin en popüler sosyal mecralardan biri olan; Twitter'ı kullanım düzeylerinin ve paylaştıkları içeriklerde kadınların sorunlarına yönelik eğilim gösterip göstermediklerinin cevabı aranmış ve bu içerik analizi yöntemi ile sunulmuştur.

Kadın milletvekilleriKadın politikacılarKadın sorunları+4
Kübra Türkan
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Yeni medya ve televizyon yayıncılığı ilişkisi temelinde dönüşen izleyici pratikleri: Popüler diziler üzerinden bir analiz

Yeni medya teknolojileri, televizyon içeriklerinin izleyicilere sunum biçimlerini farklılaştırmıştır. Böylelikle izleyicilerin televizyon izleme pratiklerini dönüştürerek televizyon yayıncılığının yeniden yapılanmasında temel bir rol oynamaktadır. Yeni medya teknolojilerinin gelişimi ile televizyon yayıncılığında yaşanan yakınsama özellikle içeriklerin izleyicilere dağıtım biçimlerini dönüştürmüş, yayıncı kuruluşlar açısından yeni ortama uyum sağlamak izleyici oranlarını korumak ve sektöre hâkim olan rekabet ilişkilerinde ayakta kalabilmek adına giderek daha fazla önemsenen bir duruma dönüşmüştür. Televizyon yayıncılığı alanında yaşanan bu dönüşümün yansımaları son yıllarda Türkiye'de de belirgin bir biçimde ortaya çıkmaktadır. Televizyon yayıncılığının yeni medya teknolojileri temelinde dönüşümü, içeriklerin sunum biçiminin farklılaşması ve bu kapsamda yayıncı kuruluşların izleyicilerle kurdukları etkileşim biçimlerinin değişmesi sektör açısından yeni bir dönemin ve rekabet ilişkilerinin de başlangıcı olmuştur. Bu kapsamda, özellikle kullanıcıların/izleyicilerin televizyon izleme biçimlerinin bulunduğu ortamı aşarak zaman ve mekândan bağımsız hale gelmesine vurgu yapılan yeni bir yayıncılık anlayışı ön plana çıkarılmaktadır. Ayrıca, yeni medya teknolojilerinin dönüştürmüş olduğu izleyici pratikleri sayesinde, kullanıcılar/izleyicilerin aktif katılımcı konumuna gelmeleri ön plana çıkarılmaktadır. Bu vurgular temelinde izleyicilerle kurulan etkileşimin geliştirilmeye çalışıldığı yeni medya mecralarındaki faaliyetler daha temelde sektördeki rekabet ilişkileri açısından önemsenmektedir. Televizyon içerikleri yalnızca geleneksel yayın kanalları üzerinden değil aynı zamanda yayıncı kuruluşlarca oluşturulmuş olan kurumsal web siteleri, sosyal medya ve video paylaşım siteleri ya da medya kuruluşlarının kendilerinin geliştirmiş oldukları çevrimiçi video izleme platformları aracılığı ile kullanıcılara/izleyicilere sunulmaktadır. Bu çalışmada da temel olarak, yeni medya teknolojileri temelinde televizyon içeriklerinin sunum biçimlerinin nasıl dönüştüğü, bu dönüşümün izleyicilerle kurulan etkileşimi nasıl şekillendirdiğine ve bu gelişmelerin televizyon yayıncılığı açısından taşıdığı anlama odaklanılmaktadır. Bu bağlamda, altı geleneksel televizyon kanalı ve bu kanallarda yayınlanan altı popüler dizinin yeni medya mecraları aracılığıyla izleyicilere sunum ya da aktarım biçimleri analiz edilmiştir. İçerik analizi yöntemi kullanılarak seçilen kanalların ve dizilerinin yeni medya platformları üzerinden izleyiciyle kurdukları etkileşim biçimleri incelenmiştir. Sonuç olarak, geleneksel televizyon yayıncılarının kullanıcıların/izleyicilerin yeni medya teknolojileri üzerinden televizyon içeriklerine rahatlıkla ulaşabilmelerini sağlayacak faaliyetleri önemsedikleri görülmüştür. Yayıncı kuruluşların kurumsal web siteleri, sosyal medya ve video paylaşım siteleri ya da kendilerinin geliştirmiş oldukları çevrimiçi video izleme platformları aracılığı ile kullanıcılara/izleyicilere etkin bir biçimde ulaşma çabası içinde oldukları gözlemlenmiştir. İzleyicilere içerikler hakkında yorum yapma, paylaşımlarda bulunma, beklenti ve isteklerini iletme açısından daha geniş imkânlar sunan yeni medya mecralarının izleyicilerle kurulan etkileşimi arttırdığı görülmüştür.

DizilerElektronik yayıncılıkPopüler televizyon dizileri+7
Çiğdem Örtün
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Nijerya ve Türk basınında kadına yönelik şiddetin temsili

Gerek fiziksel gerekse psikolojik ya da sözel kadına yönelik şiddet artık küresel bir sorun haline gelmiştir. Şiddetin yaygınlaşmasına sebep olan etmenlere bakıldığında ataerkil tahakkümü içeresinde yetiştirilen cinsiyetçi söylemin başlıca neden olduğu görülmektedir. Bununla birlikte toplumsal, siyasi ve ekonomik yapıların en etkili aktörlerin erkekler olduğu görülürken, kadınların ikincilleştirildiği, eril şiddete maruz kaldığı görülmektedir. Yazılı ve görsel medya ise şiddeti magazinleştirerek konunun önemini yok saymakta, sıradanlaştırarak meşrulaştırmaktadır. Dolayısıyla kadına şiddet meselesini söylem analizi çerçevesinde incelemek önemlidir. Özellikle van Dijk'in söylem çözümlemesi yöntemiyle, Nijerya ve Türk basınında kadına şiddetin nasıl haberleştirildiği karşılaştırarak tüm boyutlarıyla ortaya koymak bu çalışmanın temel problemi oluşturmaktadır. Bu bağlamda Türk basınında görüşleri birbirinden farklı 4 gazete: Sözcü, Sabah, Hürriyet ve Bianet incelenirken, Nijerya basınından yine birbirden görüş olarak farklı olan Vanguard, This Day, Premium Times ve The Punch gazeteleri incelenmiştir. Söz konusu gazetelerin her birinden 2016 ila 2020 yılları arasında yer alan 5 haber toplam 40 tane haber incelenmiştir. İnceleme sonucu iki basının da kadına şiddet olayını ticaret haline getirerek sattığı görülmüştür. Türk basınında magazinsel anlatım tarzıyla tiraj hedeflenirken, Nijerya gazeteleri belli kitlesine edebi anlatım ağırlıklı haber metinleri sattığı tespit edilmiştir. İki taraftan da incelenen 8 gazeteler arasında kadına yönelik şiddet konusunda olumlu adımlar attan yalnızca 3 gazete olduğu tespit edilmiştir: Sözcü, Bianet ve Premium Times. Bu üç gazete kendi bünyelerinde ürettiği "karşıt ideoloji" ile kadına şiddet konusunda ilerlerken, diğer gazetelerin iktidar ve egemen yapının belirlediği bir çizgi üzerinde yürüdüğü tespit edilmiştir. Anahtar sözcük: Kadına yönelik şiddet, Eleştirel söylem analizi, van Dijk, ataerkil, tahakküm, temsil

AtaerkilBasınEleştirel söylem çözümlemesi+7
Bılal Rabıu Kolo
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

COVID-19 döneminde değişen reklam anlayışı: Pandemi mesajı içeren reklamların analizi

Krizler aniden ortaya çıkan işletmeleri tehdit eden bir durumdur. Covid- 19 salgınıyla birlikte birçok işletme olumsuz olarak etkilenmiştir. Toplumsal sorunlara getirdikleri çözümlerle krizi iyi yöneten işletmeler, tüketici tarafından daha çok tercih edilir ve rakiplerine de fark atmış olurlar. Covid-19 salgını da dünya tarihinde ender görülecek krizlerden biridir. Bu krizi iyi yöneten ve hedef kitleleriyle iletişimi sürdüren markalar, kriz sonrası değerlerini de artırmaya yönelik adım atmış olurlar. Bu bağlamda da bazı markalar pandemi ilanından sonraki reklamlarını değiştirerek, salgın ile ilgili maske, sosyal mesafe, evde kalınması gibi mesajlar vererek, salgında etkin rol oynamaktadırlar. Bu çalışmada 11 Mart 2020'de DSÖ tarafından ilan edilen pandemi sonrası değişen ve YouTube' de yayınlanan ve 1 Haziran 2021' kadar bir milyonun üzerinde görüntülenen on reklam filmi değerlendirilmeye alınmıştır. Bu on reklam filminde salgın döneminde insanların evlerinde kalmaları vurgulanarak, büyüklere saygı ve hürmet, yardımlaşma ve dayanışma, minnettarlık gibi kavramlara yönelik dilsel ve görsel ifadeler kullanıldığı tespit edilmiştir. Markalar salgın döneminde ürünlerini tanıtmaktan çok, hedef kitlelerine almaları gereken önlemleri ve birlik beraberliği göstermişlerdir. Sonuç olarak bu tür faaliyetler içinde olan işletmelerin markaları, tüketiciler ve hedef kitleleri tarafından olumlu algılanmaktadır. Anahtar Kelimeler: Reklam, Covid-19, Pandemi, Göstergebilim, Söylem Analizi

COVID 19Gösterge bilimMesaj+3
Pervin Demiröz
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Derviş Zaim sinemasında kurgu

Sinemanın doğuşu ile birlikte kurgu, sinemanın sanatı olmuştur. Sinemanın ilk yıllarıyla beraber kurgu da paralel olarak gelişimini göstermiştir. Bu bağlamda kurguya ilişkin çeşitli kuramcıların kuramları ile birlikte kurgu sürekli olarak gelişmiştir. Sinemanın ve kurgunun bu denli gelişimi ile ortaya çıkan "Auteur" kavramı sinemaya ayrı bir bakış açısı kazandırmıştır. "Auteur" kavramı ile yeni ve genç yönetmenler bağımsız sinema veya yönetmen sineması adı altında filmler üretmeye başlamışlar ve Yeşilçam döneminin ardından Türk sinemasında da bu etkileşim kendini göstermiştir. Yönetmen sineması olarak nitelendirilen bağımsız sinema bağlamında Derviş Zaim, sinema yapmaya ilişkin kaygıları taşıyan yönetmenlerden birisi olmuş ve Derviş Zaim Sineması'nı ortaya çıkarmıştır. Derviş Zaim'in tüm filmleri ulusal ve uluslararası ödüller almıştır. Hikâyesindeki dramatik gücünün ve oyuncu yönetiminin yanı sıra kurgu tekniğinin de önemli olduğu varsayılabilirdir. Bu bağlamda Derviş Zaim sineması sinemasal anlam yaratma aracı olarak kurgunun kullanımı incelenerek Derviş Zaim ve Türk Sineması'nda kurgunun kullanımı ile ilgili çalışmalara akademik katkı sağlayacak ve ileride yapılacak olan akademik çalışmalar için de kaynak olanağı düşünülmektedir.

KurguSinemaTürk sineması+1
Tevfik Kemal Özel
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de çocuk kanalları ve reklam ilişkisi: Çocuk kanallarında reklamların yapılanışı

Tüketim kültürünün yerleşmesi ve yaygınlaşmasında kitle iletişim araçları önemli bir rol oynamıştır. Özellikle televizyon yayıncılığının gelişmesi ve yaygınlaşması ile reklam endüstrisinin artan ilişkisi bu konuda ön plana çıkan temel gelişmeler olmuştur. Televizyonun görsel ve işitsel niteliği izleyiciyle kurulan etkileşimin niteliğini dönüştürmede temel bir rol oynamıştır. Bu kapsamda reklam sektörünün yeniden yapılanmasında ve reklam içeriklerinin izleyiciye ulaştırılma biçiminde de temel dönüşümleri beraberinde getirmiştir. Reklamların ticari medya yapılanması içerisindeki medya kuruluşlarının en büyük gelir kaynağı olması ise reklam ve televizyon ilişkisini hemen her dönem belirginleştiren ve bir yandan da tartışmalı kılan en temel unsurlardan olmuştur. Bu çalışmanın temel çıkış noktasını da televizyon yayıncılığı ve reklam endüstrisi arasındaki ilişki oluşturmaktadır. Özellikle 1990'lı yıllarla birlikte Türkiye'de özel televizyon kanallarının kurulmasıyla belirginleşen televizyon ve reklam ilişkisi günümüzde de incelenmesi gereken temel konulardan birini oluşturmaktadır. Kamu hizmeti yayıncılığı ile ticari yayıncılık gibi temel iki yayıncılık modeli arasında ve yayıncılığının piyasa ilişkileri bağlamında hakim bir yapılanma biçimine yönelmesi temelinde şekillenen reklam tartışmaları günümüzde de varlığını sürdürmektedir. Yeni medya teknolojileri bağlamında geleneksel televizyon yayıncılığı biçiminin dönüşüm geçirdiği ve yeni içerik dağıtım mecralarının ön plana çıktığı bu ortamda televizyon ve reklam ilişkisi daha karmaşık ve çok boyutlu bir yapıya bürünmektedir. Bu genel çerçeveden hareketle, bu araştırmada televizyon ve reklam ilişkisi özellikle reklam konusunun çok daha tartışmalı olduğu çocuk kanalları üzerinden incelenmektedir. Televizyon yayıncılığının dönüşümü bağlamında tematik yayın yapan kanalların ortaya çıkması çocuk kanallarının kurulması ve yaygınlaşmasını da beraberinde getirmiştir. Bu durum, endüstriyel yapılanma ve piyasa ilişkileri içerisinde şekillenen televizyon yayıncılığının genel mantığını çocuk kanalları üzerinden analiz etme imkanı vermesi açısından önem taşımaktadır. Televizyon kanalarının reklamla finanse edilme gerekliliği çocuk kanalları açısından da reklam endüstrisiyle yoğun bir etkileşimi beraberinde getirmektedir. Bu kapsamda, bu çalışmada çocuk kanalları yayın akışında yer alan reklamlar üzerinden televizyon yayıncılığı ve reklam ilişkisi analiz edilmiştir. Çocuk kanalları içinde reyting oranlarına bağlı olarak Cartoon Network, Disney Channel ve Minika Go çocuk kanallarının 12 saatlik yayın akışında ki reklamları ayrı ayrı ele alınarak incelenmiştir. Bu kanallardaki reklamların yapılanış mantığı çerçevesinde belirlenen kategorilere göre reklamlar içerik analizi yöntemiyle çözümlenmiştir. Elde edilen bulguların neticesinde çocuk kanallarındaki reklamların sunduğu rol modellerin çocuklara uygun olmadığı, reklamların sık ve uzun süreli yayınlandığı gözlemlenmiştir. Reklamların nitelikleri bakımından çocuk kanallarında yayınlanan reklamların yapılanış mantığı genel itibariyle çocukları tüketime yönlendirdiği tespit edilmiştir. Bu çerçevede, televizyon yayıncılığının hakim piyasa mantığının ve eğlence anlayışının çocuk kanallarında da ön plana çıktığı sonucuna ulaşılmıştır.

ReklamlarTelevizyonTelevizyon kanalları+2
Mehmet Ataykaya
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye milli güvenlik stratejilerinin ABD tarafından algılanışı: S400 krizinin medyaya yansıması

Terörizmin ortaya çıkardığı sorunlar yerel boyuttan küresel boyuta evirilmektedir. Türkiye Cumhuriyeti komşu olduğu ülkeler nezdinde savaş ve terör eylemleriyle daima yüz yüze kalmaktadır. ABD-Irak savaşı ve Arap Baharı sonrası Türkiye'ye komşu olan ülkelerde terör örgütlerinin organizasyon yapılarını güçlendirmelerine olanak sağlamaktadır. Suriye ile Türkiye arasındaki iyi ilişkilerin Suriye iç savaşı sonrası farklı bir boyut alması bölgedeki terör örgütlerinin etki alanlarının genişlemesine imkan sağlamıştır. PKK ve DAEŞ terör örgütlerinin Türkiye Cumhuriyetini hedef alan terör eylemleri sonrası sınır güvenliğinin korunması için Türkiye güvenlik tedbirlerini arttırma yoluna gitmiştir Bu tehditleri geri çevirmek amacıyla Rusya'dan temin edilen S-400 hava savunma sistemleri; Türkiye'nin üyesi olduğu NATO ve stratejik ortak olarak adlandırılan ABD devletini rahatsız etmiştir. Tehdit ve yaptırım söylemleriyle ABD ve Türkiye arasındaki ikili ilişkileri olumsuz etkilemiştir. NATO ve ABD yetkilileri tarafından kullanılan bu dil, söylem analizi yöntemiyle incelenmiştir. Türkiye'nin üyesi olduğu ve müttefik olarak adlandırdığı yapıların, Türkiye'nin milli güvenliğini ilgilendiren konularda takındıkları tavırlar üzerinden; bir devletin ulusal güvenliğini ilgilendiren konularda karşılaşabileceği sorunlar ve çözüm yöntemleri üzerinden bir çalışma ortaya konulacaktır.

Amerika Birleşik DevletleriGüvenlikGüvenlik politikaları+6
Ahmet Aykut
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Yerel medyanın dijitalleşmesi ve değişen gazetecilik pratikleri: Elâzığ örneği

Dijitalleşmeyle birlikte sosyal ağ platformları da medya kurumlarının haber üretim sürecinde ve haberi kullanıcıya ulaştırmasında önemli bir yere sahip olmuştur. İnternet, sosyal ağlar, bilgisayarlar, mobil cihazlar gibi yeni iletişim teknolojileri ile oluşturulan ve kullanıcıya anında ulaştırılan haberlerden oluşan dijital medya oldukça karmaşık bir yapıdan oluşmaktadır. Günümüzde bu teknolojilerle dikkat çeken medya ortamı aynı zamanda gazete, radyo, televizyon gibi geleneksel aygıtlarla da mevcudiyetini devam ettirmektedir. Dijital medyanın bu karmaşık yapısının tam olarak anlaşılabilmesi için yerel medyanın dijitalleşme sürecinin tam olarak anlaşılması önemli görülmektedir. Bu çalışmada yerel medyada dijitalleşme süreci ve değişen gazetecilik pratikleri Elazığ örneği özelinde incelenmeye çalışılmıştır. Aynı zamanda çalışma kapsamında yerel medyanın dijitalleşme sürecinde ortaya çıkan sorunlar belirlenerek çözüm önerileri sunulmuştur. Araştırma kapsamında, dijital doğumlu olan Sondakika23, yerel televizyon kanallarının haber siteleri olarak faaliyet gösteren elazigsonhaber.com, kanal23.com, yerel basılı gazetelerin internet haber siteleri olarak faaliyet gösteren elazigfirat.com ve elazighaberkent.com haber siteleri ile bu kurumların sosyal medya hesapları incelenmiştir. Araştırma nicel ve nitel olarak iki boyuttan oluşmaktadır. Nitel boyutta örneklem olarak seçilen medya ortamlarının yönetici ve editör kadrosu ile derinlemesine mülakat tekniği kullanılarak yüz yüze görüşmeler yapılmış ve yerel medyanın dijitalleşme sürecinde karşılaştığı problemler belirlenerek bu problemlere çözüm önerileri sunulmuştur. Ayrıca yapılan görüşmelerle dijitalleşmenin gazetecilik pratiklerinde meydana getirdiği değişimler saptanmaya çalışılmıştır. Nicel boyutta ise örnek olarak seçilen medya ortamlarının haber siteleri Alexa analiz sitemi kullanılarak analiz edilerek, sosyal medya ortamları ve haftalık yüklenen haber sayıları ile bu haberlerin kategorik dağılımları içerik analizi yöntemiyle analiz edilmiş ve araştırmaya ek veriler sağlanmıştır. Araştırma sonucunda Elazığ ilinde yerel medyanın dijitalleşmeye büyük oranda uyum sağladığı, yeni medyanın olanaklarından faydalanıldığı ancak dijitalleşmenin bir rekabet ortamına neden olduğu bulgularına ulaşılmıştır. Ayrıca bu araştırmada dijitalleşme sonucunda Elazığ ilinde yerel medyada çalışan gazetecilerin pratiklerinde yaşanan bazı değişiklikler de saptanmıştır.

ElazığElektronik medyaEtkileşimli medya+6
Ömer Enes Yılar
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Değerler eğitimi kapsamında TRT Çocuk kanalında yayınlanan çizgi filmlerin incelenmesi

Teknolojinin ilerlemesiyle birlikte dünyada kitle iletişim araçlarının önemi artmaya başlamıştır. Kitle iletişim araçları arasında en kolay erişilebilir olanları radyo ve televizyon olarak değerlendirilmektedir. Televizyon yayınlarının günümüzde oldukça kolay erişilebilir olduğu görülmektedir ve bu da toplumsal hayatın şekillenmesinde önemli rol oynamaktadır. 2019 yılı ile beraber ortaya çıkan küresel Covid 19 Pandemisi döneminde yüz yüze kurulan sosyal ilişkilerin yerini, kitle iletişim araçları yoluyla kurulan ilişkiler almıştır. Bu dönemde bireylerin televizyon karşısında geçirdikleri sürenin arttığı bilinmektedir. Bu süreçte çocuklar günün büyük bir çoğunluğunu televizyon karşısında geçirmeye başlamıştır. Çocukların televizyon ile çokça vakit geçirmesi; öğrenme kaynaklarının da televizyon olmasını beraberinde getirmiştir. Bu bağlamda öğrenmenin en hızlı olduğu erken çocukluk döneminde çocukların televizyonda izledikleri yayınların içeriği de önem kazanmıştır. Yapılan araştırmalara göre çocuklar televizyonda en fazla çizgi film izlemektedir. Buna bağlı olarak televizyon karşısında vakit geçiren çocukların çizgi filmlerden neler öğrendikleri önemli hale gelmiştir. Günümüzde toplumdaki değer yargıların zayıflaması değerler eğitimi kavramının önemini arttırmıştır. Kişiliğin temellerinin atıldığı erken çocukluk dönemi değerlerin kazandırılması için en etkili dönemdir. Çocuk, televizyonda izlediği bir karakterle bağ kurarak, onu kendine rol model alır ve onun gibi davranmaya başlar. Bu durumda televizyon izleyen çocukların izlediği programlardan değerleri öğrenmesinin daha uygun olacağı düşünülmüştür. Bu araştırmada böyle bir düşünceyle hareket edilerek TRT Çocuk kanalında yayınlanan çizgi filmler değerler eğitimi açısından incelenmiştir. İçerik analizinin kullanıldığı bu araştırmada 20 çizgi filme ait altışar bölüm izlenmiştir. 120 bölüm en az beş kez izlenmiş ve çizgi filmlerle ilgili notlar alınmıştır. Bu bölümler değerler eğitimi kapsamında analiz edilmiş ve veriler nicel olarak aktarılmıştır. Araştırmada verilerin çözümlenmesi aşamasında araştırma amaçları doğrultusunda frekans ve yüzde istatistik tekniklerinden yararlanılmıştır. İstatistiksel çözümlemeler SPSS 22,0 paket programı kullanılarak oluşturulmuştur. Araştırma, toplam dört bölümden oluşmaktadır. İlk bölümde çizgi film ile ilgili bilgiler verilmiştir. İkinci bölümde değerler eğitimi ile ilgili bilgiler verilmiştir. Üçüncü bölümde metodolojik süreç anlatılmış ve dördüncü bölümde de bulgular analiz edilmiştir. Araştırma sonucunda elde edilen veriler, TRT Çocuk kanalında yayınlanan çizgi filmlerin içeriğinde değerler eğitimine yer verildiğini ortaya koymaktadır. Bu araştırmanın ileride yapılacak başka araştırmalara kaynaklık edeceği düşünülmektedir.

DeğerlerDeğerler eğitimiEğitsel değerler+6
Nihan Karabulut
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Sinemada farklı erkeklik temsillerinin incelenmesi: Nuri Bilge Ceylan filmleri örneği

Bu çalışmanın amacı, çektiği uzun metrajlı filmler ile birçok ödül kazanan ve uluslararası alanda başarılı olan yönetmen Nuri Bilge Ceylan filmlerinde farklı erkekliklerin nasıl inşa edildiğini incelemektir. Nuri Bilge Ceylan filmlerinde farklı erkeklik kimliklerinin nasıl inşa edildiğine dair inceleme yaparken söylem analizi yöntemi kullanılmıştır. Araştırmada Nuri Bilge Ceylan filmlerinden 8 tanesi örneklem olarak seçilmiştir. Filmlerde bulunan erkek karakterlerin kimliklerine yönelik analiz yapılırken, Raewyn Connell'in erkeklik kategorisinde yer alan dört erkeklik modeli(Hegemonik erkeklik, madun erkeklik, işbirlikçi erkeklik ve marjinal erkeklik) esas alınmıştır. Araştırmada incelenen filmler, Nuri Bilge Ceylan filmlerinde farklı erkeklik temsillerinin hiyerarşik bir sistemle inşa edildiği sonucuna varmamızı sağlamıştır. Hegemonik erkeklik temsilinin, diğer erkekliklere oranla daha çok yer aldığı filmlerde, madun erkeklik temsilinin de önemli bir oranda olduğu görülmüştür. Filmlerde hakim bir erkeklikten ziyade çatışan erkeklik temsilleri de belirlenmiştir. Nuri Bilge Ceylan'ın filmlerinde farklı erkekliklere yer verirken, yetiştiği toplumun özeliklerini yansıtmakla beraber entelektüel bilgi birikimini ve dünya görüşünü de sunduğu gözlemlenmiştir.

Ceylan, Nuri BilgeErkeklikFilm+3
İsmihan Akkanat
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Gerçeğin üretimi ve yeniden inşası bağlamında medya temalı filmler

Medya, gerçekliği kendi süzgecinden geçirip yeniden üreten bir yapıdır. Medya bu yeniden üretim esnasında bir yandan da toplumu manipüle etmekte ve var olduğu sistemin dinamiklerini sağlamlaştırmaya çalışmaktadır. Küreselleşen dünyada bilgiye ulaşmak kolay ve zahmetsizdir. Fakat bilginin gerçekliğine/doğruluğuna ulaşmak için aynı şeyi söylemek mümkün değildir. "Bilgiye ulaşmak bu kadar kolayken hakikate ulaşmak neden zordur" sorusunun cevabını aramak, bu çalışmanın çıkış noktasını oluşturmaktadır. Çalışmada gerçekliğin yeniden üretimi ve inşasının dayandığı temeller ele alınmaktadır. Gerçeklik, gerçeğin yeniden üretimi, devletin ideolojik aygıtı olarak medya, manipülasyon, rızanın imalatı, post-truth ve yellow journalism kavramları üzerine bina edilen bu çalışmada, amaçlı örneklem yoluyla seçilen 1984, The Post ve V for Vendetta filmleri gerçeğin üretimi ve yeniden inşası bağlamında ideolojik çözümleme metoduyla analiz edilmiştir. İdeoloji ve ideolojinin dayandığı temeller çerçevesinde filmler ele alınmıştır. Sonuç olarak gerçekliğin medya yoluyla sürekli yeniden üretildiği görülmüştür. İncelenen filmlerde gerçekliğin manipüle edildiği gözlemlenmektedir.

FilmGerçeklikMedya+4
Ferzan Aydar
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

TV programlarının sunumunda artırılmış gerçeklik teknolojisinin kullanım örnekleri

Günümüz dünyasında teknolojinin her geçen gün gelişmesi insanları birçok teknolojik alet kullanımına sürüklemiştir. Bu bağlamda gelişen ve gelişime açık bulunan artırılmış gerçeklik teknolojisinin televizyon programlarına katkısı, programların sunum şekillerinde yaşanan değişim ve sanal nesneler ile birlikte oluşan etkileşimli hikâye anlatımına odaklanarak, artırılmış gerçeklik teknolojisiyle üretilmiş televizyon programlarının örnekleri bu tezin çıkış noktasını ve konusunu oluşturmaktadır. Araştırmanın evreni, günümüzde yoğun bir şekilde kullanılmaya başlanılan artırılmış gerçeklik teknolojisidir. Çünkü seçilen evren ne kadar güncel ve gelişime açık olursa incelemeler o kadar verimli bir hal almış olacaktır. Araştırmanın örneklemini ise "ölçüt örnekleme" yoluyla seçilen artırılmış gerçeklik teknolojisinin teknik olarak uygulanabildiği 'haber programı, haber bülteni, spor bülteni, hava ve yol program' türleri oluşturmaktadır. Nitel bir çalışma yürütüldüğü için veri toplama aracı olarak literatürde daha önceden var olan çalışmalar incelenmiş ve mevcut çalışmalardan farklı olarak televizyon programlarında kullanılan artırılmış gerçeklik teknolojisi örnekleri çözümlemeler yoluyla analiz edilmiştir. Araştırmada elde edilen sonuçlara göre, artırılmış gerçeklik teknolojisi kullanan televizyon programlarının sunum şekillerinde değişimlerin meydana geldiği, televizyon programlarında sesli bir şekilde yapılan sunumların görseller ile canlandırmaları yapılarak anlatımın desteklendiği, bu teknolojiyle birlikte program sunucularının sanal nesneler ile etkileşimde bulunduğu, program sunucularının program sunumları esnasında bu teknoloji ile üretilen sanal nesnelere tepkiler vererek program sunumunu gerçekleştirdiği ve bu durumun da gerçeklik hissiyatı uyandırdığı ve bu teknolojiyle oluşturulan sanal nesnelerin veya grafiklerin televizyon programlarında kullanılması, sunucu tarafından sunulan bilgilerin anlaşılırlığını kolaylaştırdığı tespit edilmiştir.

Aşkınsal gerçeklikTeknolojiTeknoloji kullanımı+2
Talip Taş
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Filistin-İsrail arasındaki savaşın Filistin sinemasındaki temsili

"Filistin ile İsrail Arasındaki Savaşın Filistin Sinemasındaki Temsili" adlı tez çalışmasında İsrail'in Filistin halkına karşı göstermiş olduğu baskı ve zulümlerin, Filistin sinemasındaki temsillerini incelemeyi amaçlamaktadır. Birinci bölümde Filistin tarihi ve Filistin sinema tarihi ele alınmıştır. Filistin tarihine giriş yapılıp 1948 savaşı merkeze alınarak öncesi ve sonrası toplumsal hareketliliklere değinilmiş, intifada hareketleri ile işgal altında yaşam mücadelesi veren Filistin halkının bağımsızlık süreci işlenmiştir. Bu bağlamda siyasi etkenlerin gölgesinde gelişen Filistin sineması dört bölüme ayrılarak incelenmiştir. Tez çalışmasının ikinci bölümünde Filistin sinemasında öne çıkan yönetmenler ve film anlayışları incelenmiştir. Üçüncü bölümde ise Paradise Now, 3000 Nights ve 200 Meters filmleri savaşın somut gerçekliğini oluşturan hapishaneler, sınırlar ve canlı bomba unsurları bağlamında ele alınarak filmler analiz edilmiştir.

FilistinFilistin sinemasıFilistin sorunu+3
Eyup Koçaslan
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Kartal Tibet sinemasında toplumsal meseleler

Türk siyasal hayatında darbeler ve askeri müdahalelerin 1960'lardan 2000'li yıllara kadar uzayan biçimleri, sinema filmleri için de önemli bir kaynak teşkil etmiştir. Toplumsal sorunları kendi filmlerinde ele alan yönetmenler, Türk Sinemasında önemli meselelere dikkat çekmiş, Kartal Tibet bu anlamda önemli filmler üretmiştir. Kartal Tibet sinemasında toplumsal sorunların neler olduğunu ortaya koyan bu çalışmanın amacı, sinema ile toplumsalın, toplumcu-gerçekçiliğin filmlerdeki bağlantıları analiz etmektir. Çalışmada Türkiye'de yaşanan değişim ve dönüşümler sonucu ortaya çıkan toplumsal meselelerin "Sultan (1978), Zübük (1980), Gurbetçi Şaban (1985), Öğretmen (1988), Gülen Adam (1990)" filmleri üzerinden yansımaları ele alınmıştır. Kartal Tibet'in yönetmenliğini yaptığı bu filmlerde eleştirel bir dil kullanıldığı gözlenmiş, izleyiciyi güldürürken düşündürmeyi amaçlayan yapımlar üretildiği görülmüştür. Gecekondu ve yoksulluk sorununa değinen Sultan filmi, siyasal değişimlerin neden olduğu geleneksel ve modern arasında nasıl davranacağını bilemeyen halkın işlerini kendi koydukları kurallar ile halledişlerini işleyen Zübük filmi, ekonomik nedenler sonucu iç ve dış göçün yaşandığı yıllarda dış göç olgusunu işleyen Gurbetçi Şaban filmi, köyde öğretmen olarak çalışan ve bolluk içinde yaşayan Hüsnü öğretmenin zorunlu olarak şehre göç etmesi beraberinde gelen zor, yoksul bir yaşamı izleyiciye aktaran Öğretmen filmi ve doğduğu günden beri her olaya gülen Şaban'ın yoksulluk karşısındaki duruşu, gecekondulaşma, arazi rant sorununun anlatıldığı Gülen Adam filmi, dönemin toplumsal yaşamı ile ilgili izleyiciye ve geleceğe dönem hakkında birçok bilgi sunmaktadır. Bu çalışma kapsamında filmlerin incelemesinde elde edilen veriler betimsel analiz yöntemiyle değerlendirilmiş ve yorumlanmıştır.

SinemaSosyal olaylarSosyal sorunlar+3
Ayşegül Şahin
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Suriyeli üniversiteli öğrenciler örneğinde: Suriyelilere yönelik televizyon haberlerinin alımlanması

Araştırmada, Fırat Üniversitesinde eğitim gören Suriye uyruklu 10 üniversite öğrencisine Ankara – Altındağ haberlerinin alımlanmasına yönelik olarak, öğrencilerin görüşlerini araştırmak amacıyla nitel araştırma yöntemlerinden Fenomoloji(Olgubilim) kullanılmıştır. Araştırma iki boyutta ele alınmıştır. Araştırmanın ilk boyutunda Ankara Altındağ olayı sonucundaki haberlerin alımlanmasına yönelik olarak katılımcılar için öncelikli 3 ölçüt belirlenmiştir. İkinci boyutta ise televizyon haber kanallarının seçilmesinde de yine ölçüt örneklem kullanılarak Stuart Hall'ün kodlama kod açımı kuramına bağlı kalarak tematik yayın yapan 3 televizyon kanalı seçilmiştir. Araştırma amacı kapsamında Hall'ün kodlama kod açımı kuramından destekle haber kanallarının yayın politikası da dikkate alınarak 'A Haber' – CNN Türk' ve 'Halk TV' kanalları araştırma kapsamına dâhil edilmiştir. Çalışmada Fırat üniversitesine kayıtlı Suriye uyruklu öğrencilerin olması ölçütü dikkate alınarak, aktif olarak Fırat üniversitesine kayıtlı 10 öğrenci ile yarı yapılandırılmış görüşme yapılmış ve veriler analiz edilmiştir. Çalışma sonucunda Suriyeli üniversite öğrenciler tarafından haberlerde ilk olarak Muhalif-Karşıt okuma, daha sonra Müzakereli- Tartışmalı okuma ve en az olarak Egemen-Hâkim okuma yapıldığı saptanmıştır. Anahtar Kelimeler: Suriye, Haber, Ötekileştirme, Irkçılık

HaberlerSuriyelilerTelevizyon+2
Gökçe Güler
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Dijital dönüşüm ve yerel medya: Elâzığ'da yerel medyanın dijitaleşmesi

Günümüzde yeni iletişim ortamları ve teknolojileri hayatlarımız için dönüm noktası olmuştur. Hayatımızın her alanına hızlı bir şekilde girip uyum sağlayan yeni medya, sadece bireylerin hayatının merkezine yerleşmemiş, kamusal ve özel birçok alanda etkinlik göstermiştir. Kişisel bilgisayarlar ve akıllı telefonlar ile insanların ayrılmaz parçası haline gelen yeni medya, geleneksel medya sürecini köklü bir biçimde değiştirmiş ve dönüştürmüştür. Bu süreç ile ortaya çıkan en önemli noktalardan biri, yeni medya teknolojileri ile geleneksel kitle iletişim araçlarının tek yönlü akış mantığının değişmesi ve karşılıklı iletişime imkân veren yeni bir ortamın şekillenmesidir. Böylece pasif konumdaki okuyucu/izleyici/dinleyiciler bu süreçlere aktif bir şekilde katılım gösterebilmektedir. Ayrıca yeni medya temelli platformlar istenilen içeriğe istenilen zamanda ulaşabilmeyi mümkün kılmaktadır. Bu sayede bu platformlarda faaliyet gösteren yayıncı kuruluşlar, içeriklerini daha kısa zamanda daha çok insan ile paylaşma imkânı bulmaktadır. Bu platformlar gün geçtikçe daha hızlı bir şekilde gelişmekte ve medya sektörüne hâkim olan bir yapıya kavuşmaktadır. Yayıncı kuruluşlar da faaliyetlerini bu platformlara taşımayı her geçen gün daha fazla önemsemektedir. Bu bağlamda, yayıncılık alanında yaşanan bu değişimleri yerel medyanın dönüşümü üzerinden incelemek ve anlamlandırmak ayrı bir önem kazanmaktadır. Bu tezde yerel medya kuruluşlarının sürekli gelişen yeni medya teknolojilerine adapte olma süreçlerine ve bu mecralarda yürüttükleri yeni faaliyetler temelinde yerel medya pratiklerinin nasıl bir dönüşüm geçirdiğine odaklanılmaktadır. Yapılan inceleme Elazığ ili yerel medya kuruluşlarının üzerinden gerçekleştirilmektedir. Elazığ yerel medya kuruluşlarının dijital dönüşüm süreçlerine nasıl adapte oldukları, bu dijital dönüşüm ile birlikte yeni medya platformlarını nasıl kullandıkları ve bu platformlar sayesinde faaliyet alanlarını nasıl genişlettikleri incelenmektedir. Bu bağlamda, çözümleme için Elazığ ilinde yayın yapan Fırat Gazetesi, Günışığı Gazetesi, Kanal 23 ve Kanal Fırat olmak üzere iki yerel gazete iki de televizyon kanalı ele alınmıştır. Bu medya kuruluşlarının web siteleri ve sosyal ağ sayfaları incelenerek bir çözümleme gerçekleştirilmiştir. İnceleme sonucunda yeni medya temelli mecraların genel anlamda yayıncılık anlayışını değiştirdiği ve bu değişimin yerel medya kuruluşlarında da belirgin bir biçimde karşılık bulduğu görülmüştür. Yerel medya kuruluşlarının yeni medya mecralarını önemsedikleri ve bu mecraları etkin bir biçimde kullanarak izlerkitlelerine ulaşma çabası içinde oldukları gözlemlenmiştir.

ElazığElektronik dönüşümSayısal dönüşüm+4
Enes Arifoğlu
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Camın ardındaki öteki: Feminizm çerçevesinde Camdaki Kız dizisinde kadının temsili

Toplumsal cinsiyet kavramı feminizmin doğuşundan itibaren onun alt dalı olarak ilerleyen günümüzde de başlıca araştırılması ve tartışılması gereken konulardan biridir. Toplumsal cinsiyet kapsamında yapılan çalışmalar, cinsiyet rollerinin anlamı ve feminizm üzerinde zengin bir bilgi birikiminin oluşmasına katkı da bulunmuştur. Özellikle cinsiyet rollerinin şekillenmesinde ve yeniden üretilmesinde kitle iletişim araçlarından televizyon önemli bir yere sahiptir. Bu tez çalışması da Camdaki Kız dizisinde toplumsal cinsiyet kodlarının analizini, feminist eleştiri çerçevesinde kadın karakterlerin, izleyiciye nasıl sunulduğunu tespit etmeyi amaçlamaktadır.

Camdaki KızDizilerFeminizm+4
Eda Tan
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Geleneksellik ve modernlik arasında gençlik: Bingöl Üniversitesi öğrencileri üzerine bir çalışma

Tüketim odaklı yaşam tarzlarının hâkim olduğu, özgürlükçü tutumların ve bireyselleşme söylemlerinin ağırlık kazandığı 21. Yüzyıl'da sosyal medyanın etkisi ile dünya üzerindeki sınırlar anlamsızlaşmaktadır. Mcluhan'ın "dünya global bir köydür" söyleminde olduğu gibi TV ve sosyal medyanın etkisiyle ortadan kaldırılmış olan sınırları batı kültürü ve yaşam tarzları doldurmaya başlamıştır. Daha çok genç kitleler tarafından arzulanan yeni yaşam biçimleri kapitalist sistemin bir aracı olarak "kullan at" mottosuyla tükettikçe var olma imajı yaratmaktadır. Dünya üzerinde hızlı bir şekilde varlık gösteren bu süreç muhafazakâr ve geleneksel karakteri ağır basan Türkiye toplumunda da etkisini göstermektedir. Özellikle Türkiye'nin doğusuna doğru gittikçe muhafazakârlık ve geleneğin etkisinin daha sert hissedildiği bölgelerde ortaya çıkan kırılma daha net bir şekilde görülmektedir. Bu değişimde başta üniversiteler ve diğer modern eğitim kurumlarının, televizyon ve diğer kitle iletişim araçlarının, yeni tüketim mekanlarının, internet ve sosyal medyanın özel etkisi bulunduğu yadsınamaz bir gerçektir., Buna karşılık, bu noktada geleneksel yapının doğasından kaynaklanan "geçmişten geleni geleceğe aktarma", "kutsala bağlılık" gibi kültürel dayanak noktaları, ciddi bir gerilim alanı oluşturmaktadır. Bunun da genç kitle ve aileler arasında kuşak çatışmasına, ciddi kültürel, sosyal ve psikolojik problemlere yol açtığı gözlemlenmektedir. Bu çalışmada bu sorunsal etrafında ailelerin genç çocukları ile yaşanan sorunlara ışık tutulmaya çalışılmıştır. Yapılan gözlemler sonucu görülmüştür ki, ailelerin istekleri ve gençlerin beklentilerinin uyuşmazlığı sonucunda meydana gelen çatışmalar sosyal ve kültürel kopmalar ve gençler üzerinde psikolojik sorunlar yaratmaktadır. Gençler, aileleri tarafından asi ve geleneklerine önem vermeyen, dini vecibelerini yerine getirmeyen bireyler olarak görülmektedirler… Geleneksel hayat tarzına sahip olan aileler, modern kültüre sıcak bakmamakla beraber gençleri de bu konuda eleştirmektedirler. Gençler ise ailelerinin daha anlayışlı ve modern kültürün inşa etmiş olduğu aile yapısına sahip olmadıklarından yakınmaktadırlar. Yapılan araştırmada; gençlerin önemli bir kısmının modernlik ve geleneksellik arasında sıkışıp kaldıkları, aileleri ve kendileri arasında anlayış farkı yaşadıkları, buna karşılık modernleşme dinamiklerinin gençlerin dünyasında bariz bir tercih olarak belirdiği sonucuna ulaşılmıştır. Bu durum üzerinde arkadaş ortamı, üniversite eğitim ortamı ve özellikle kitle iletişim araçları, TV, dijital medya, sosyal medya ortamlarının etkisinin büyük olduğu görülmüştür.

BingölGençlerGençlik+7
Osman Bor
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Tarkovsky sinemasında varoluşsal felsefe: Stalker, nostalji ve kurban film üçlemesi

Felsefe ve sanat arasındaki bağ uygarlık tarihinin her çağında karşımıza çıkmaktadır. Kurulan bu bağ bazen çok güçlü bazen de zayıf olabilmektedir. Fakat sanat tarihi incelendiğinde, düşünce yoğun ortamlarda sanatın gelişip yaygınlaşmasının mümkün olduğu görülmektedir. Düşünce ortamının zayıfladığı dönemlerde ise sanatın gerilediği söylenebilir. Felsefe ve sanat arasındaki bağı güçlendiren temel unsur ve öncelikli sorun ise "insan"dır. Bu anlamda insanı anlamak, bunun yanı sıra yaşamı anlayarak yorum getirmek söz konusu olduğunda felsefe ve sanat ortak bir paydada buluşmaktadır. 20. yüzyılın önde gelen yönetmenlerinden biri olan Andrei Tarkovsky çektiği filmlerde adeta bir filozof gibi varoluşçu felsefenin arayışına oldukça fazla temas etmiş bir yönetmendir. Tarkovsky, filmlerinde bilimsel olarak bir analiz yapmaktan çok duygusal bir tarzda insanın varoluş mücadelesini ele almıştır. Tarkovsky'nin özellikle Nostalghia, Kurban ve Stalker filmlerinde varoluşçu felsefenin kurucusu olarak kabul edilen Kierkegaard'ın ortaya koymuş olduğu birçok varoluşçu konuyu ele almış olduğu görülmektedir. Bu çalışmada Tarkovsky'nin Stalker, Nostalji ve Kurban filmleri metin analiz yöntemi ile analiz edilmiş ve sinemaya varoluşçu bakışı mümkün kılarak, en azından, sinema ve felsefe arasında kurulan bağa bir örnek teşkil etmiştir. Böylelikle iletişim bilimlerinin konu edindiği insan ve onun yaşamını anlamaya giden yolda bir adım atılmıştır.

FelsefeFilmSanat+5
Merve Türe
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Ex Machina filmi örneği ile teknoloji bağlamında insan ve gelecek tasvirindeki değişim

Günümüzde filmler hayatımızın kopmaz bir parçası haline gelmiştir. Televizyon dizilerinde, sinema filmlerinde ve zamanla internet dizilerinde birçok alanda görülmekte ve izlenmektedir. Günümüzde yeni nesil internet teknolojisini aktif olarak kullanmaktadır. Teknolojik gelişmesinin bu kadar yaygın olması Marshall McLuhan'ın öncülük ettiği teknolojik determinizm kuramını akla getirmektedir. Toplumun kültürel etkisi altına alan bu denli teknolojik filmler, topluma yön veren önemli türlerdendir. Bu durum toplumu iyi mi yoksa kötü yönde mi etkiliyor sorusu akla gelmektedir. Bu çalışmada, teknolojik gelişmelerin yoğun olduğu Ex Machina filminin insanları ne yönde etkilediği de tartışılmaktadır. Ex Machina filmi Marshall McLuhan'ın teknolojik determinizm kuramı ve Michel Foucault'un gözetim toplumu kuramı Fransız Dilbilimci Roland Barthes'ın düz anlam ve yan anlam kavramları doğrultusunda gösterge bilimsel analiz yöntemi ile incelenmiştir.

Ex MachinaFilmGelecek+5
Sevgül Çekmiş
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Üniversite öğrencilerinde aile aidiyeti ile nomofobi arasındaki ilişki: Fırat ve Medipol Üniversiteleri örneği

Üniversite öğrencilerinde aile aidiyeti ile nomofobi arasındaki ilişkinin belirlenmesi araştırmanın amacını oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklemini 2021-2022 eğitim ve öğretim yılında Elazığ Fırat ve İstanbul Medipol üniversitelerinin farklı bölümlerinde lisans eğitimi gören 144'ü erkek, 272'si kadın olmak üzere toplam 416 kişi oluşturmaktadır. Verilerin toplanmasında katılımcıların demografik bilgilerine erişmek için "Kişisel Bilgi Formu", aidiyet düzeylerini ölçmek için "Aile Aidiyeti Ölçeği" ve nomofobi düzeylerini belirlemek üzere "Nomofobi Ölçeği" kullanılmıştır. Araştırmada elde edilen veriler SPSS 22.0 paket programı kullanılarak analiz edilmiştir. Elde edilen verilere korelasyon ve regresyon analizleri uygulanmıştır. Aynı zamanda bağımlı-bağımsız değişkenlerin arasındaki ilişkiye bakabilmek için varyans analizi (ANOVA) ve bağımsız gruplar için t testi kullanılmıştır. Araştırmada Nomofobi Ölçeği puanının Aile Aidiyeti Ölçeği puanlarını yordama düzeyini belirlemek için çoklu doğrusal regresyon analizi yapılmıştır. Elde edilen sonuçlara göre Nomofobi Ölçeği ile Aile Aidiyeti Ölçeği puanları arasında orta düzeyde ve anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Aile Aidiyeti ile cinsiyet, üniversite türü, kardeş sayısı ve anne eğitim durumu değişkenleri arasında anlamlı bir ilişki ortaya çıkmamıştır. Baba eğitim düzeyi, günlük telefon kullanma süresi ile aile aidiyeti arasında ise anlamlı bir ilişki ortaya çıkmıştır. Nomofobi düzeyi ile cinsiyet, üniversite türü, kardeş sayısı, anne eğitim düzeyi, baba eğitim düzeyi değişkenleri arasında anlamlı bir ilişki ortaya çıkmamıştır. Telefon kullanım süresi ile nomofobi arasında ise anlamlı düzeyde bir ilişki ortaya çıkmıştır. Elde edilen sonuçlarla tartışma yapılmış olup aynı zamanda yapılacak çalışmalar için de önerilerde bulunulmuştur.

AidiyetAile aidiyetiFırat Üniversitesi+2
Zeynep Düner
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Sosyal medyaya yeni bir kültürel kodlama biçimi olarak bakmak: TikTok örneği

Günümüzde yeni iletişim teknolojilerinde görülen gelişmeler, ilginin sosyal medyaya kaymasına neden olmuştur. Bu çalışmada, sosyal medya platformlarından biri olan TikTok, Frankfurt Okulu ve onun önemli kavramlarından biri olan Kültür Endüstrisi kavramı temel alınarak incelenmiştir. Çalışmanın teorik arka planında başlangıçta çalışmaya zemin sağlaması açısından moderne dair kültürel odaklı klasik dönem düşünürlerin teorilerine daha sonra ise Frankfurt Okulu'na ve son olarak postmodern teorilere yer verilmiştir. Ardından yeni medya kültürü başlığında görsel kültür, dijital kültür üzerinde durulmuş, sosyal medya ve özel olarak TikTok kültürel bakış açısıyla ele alınmıştır. Çalışmada belli kriterlere göre belirlenmiş 7 kadın 7 erkek olmak üzere 14 TikTok kullanıcı hesabı incelemeye alınmıştır. Kullanıcılara ait video içerikleri, profil bilgileri, kullanıcı viral videolarına yapılmış en çok beğeni alan izleyici yorumları çözümlenmiştir. Çalışmada viral olmuş TikTok videoları çalışmanın kuramsal çerçevesi dâhilinde elde edilen verilere göre betimsel temalar oluşturularak yorumlanmıştır. Adorno ve Horkheimer'dan itibaren teknolojideki, üretim ve toplum biçimindeki değişmeler ve özellikle iletişim araçlarının dijitalleşmesiyle ortaya çıkan değişimin kültür endüstrisinin doğasını değiştirdiği varsayılmıştır. Değişimin son halkası sayılabilecek TikTok üzerinden yapılan bu çalışmada, kültür endüstrisi ve daha sonra postmoderne kaynaklık eden kavramların mantığının devam ettiği ve TikTok özelinde daha da uç bir noktaya ulaştığı sonucuna varılmıştır. Beğeni, paylaşım, görsellik, ilgi çekicilik, farklılık arayışı, teşhircilik gibi kültürel çeşitlilik olarak yansıyan yeni değerler, sayılarla ifade edilecek bir artışla artık kültür endüstrisinin yeni bir formuna dönüşmüştür. Yeni medya, sosyal medya ve TikTok olarak dönüşen medya, geçmişteki üretim ve tüketim ayrımını bütünleşik bir hale getirmiş, hem üretim hem de tüketim aracı olarak yeni bir kültürel kodlama aracına dönüşmüştür.

Görsel kültürKültürKültürel çözümleme+3
Yeşim Onbaşıoğlu
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Sosyal medyada yankı odası etkisi ve iletişimsel eylem: Twitter'daki anonim politik hesaplar üzerine bir inceleme

Bu çalışmada sosyal medyada yankı odası etkisi, Habermas'ın iletişimsel eylem kuramıyla bağ kurularak, Twitter'daki anonim politik hesaplar üzerinden tartışılmıştır. Yankı odası etkisi, benzer kodlara sahip grup üyeleri tarafından uyumlu mesajların büyütülüp grup içi güven ve üretilen anlamların pekiştirildiği, aynı zamanda grupla uyuşmayanlar ve fikirlerinin sistematik olarak güvensizleştirilerek izole edildiği, önyargı ve kutuplaşmaya ivme kazandırabilecek bir öğrenme sürecidir. İletişimsel eylem ise, ideal söylem koşullarının olduğu baskısız bir zeminde eşit ve özerk özneler arasında, geçerlilik iddialarının argümentasyon süreçlerine uygun biçimde müzakere edilerek karşılıklı ortak anlayışın yükseltilmesini ve yaşam dünyasının rasyonalizasyonunu amaçlayan yorumlama ve sosyal bütünleşme sürecidir. Nicel ve nitelin bir arada olduğu içerik analizi yönteminin kullanıldığı bu araştırmanın örneklemi, seçilen dönemdeki Türkiye'deki politik yapıyı yansıtacak şekilde en çok takipçiye sahip olduğu tespit edilen 14 anonim politik Twitter hesabı ve onların 700 adet anonim ve 700 adet gerçek görünümlü takipçileridir. Twitonomy dijital veri analiz aracıyla toplanan veriler, araştırma modeli çerçevesinde büyük ölçüde geleneksel metotla rapor edilmiştir. Araştırma sonuçları, 3 milyon 934 bin 123 gönderinin olduğu veri setindeki dijital nicel ölçümler, 80,644 gönderinin çeşitli açılardan bağlamsal incelemesi ve örneklem grubunun söylem hiyerarşisinin haritalandırılmasını amaçlayan aktör analizlerine dayanmaktadır. Çalışma sonucunda, araştırma modeli ve tanımlamalara göre politik homofili düzeyi %79,32 olan örneklem grubunda politik hesaplardan %69,07'si "politik yankı odası etkisi görülen" %26,97'si ise "politik yankı odası etkisi düzeyi yüksek" hesaplar olarak saptanmıştır. Onay yanlılığı, güvensizlik ve kutuplaşma sinyallerinin politik hesaplarda görece belirgin olduğuna rastlanırken, bu sinyallerle işleyen iletişimin iletişimsel eylem potansiyelini zayıflatarak stratejik eylemleri öne çıkardığı görülmüştür. Diğer yandan örneklem gruplarındaki öğrenme ve sosyalleşme sürecinde görece yanlılık ve karşıtlık yönleri belirgin elit söylemcilerin domine ettiği tabakalı bir iletişim yapısının oluştuğu ve bu yapıda kullanıcıların edilgen ve etki güçleri zayıf bir şekilde yer aldıkları görülmüştür. Elit söylemcilerin etkili olduğu bu iletişim, yönetimsel iletişimdeki dikey hiyerarşik niteliği yansıtmaktadır. Bu nedenle iletişimsel eylemin eşitler arasındaki yatay simetrik etkileşimleri ve karşılıklılığı esas alan, refleksif tutumlara izin veren rasyonalizasyon süreciyle örtüşmemektedir. Son olarak, anonim hesapların bazı düzeylerde yankı odası etkisine daha fazla neden olduğuna yönelik ipuçları varken, (kısmen daha az olmak üzere) bazı düzeylerde ise gerçek görünümlü kullanıcılarla aralarında genel düzeyde farklılaşmalar görülmemiştir.

Siyasal iletişimSiyasetSosyal medya+4
İbrahim Karadağ
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00