
358
Archived Theses
1
DOIs Assigned
0%
DOI Rate
Discipline
Öğretmen adaylarının çocuk haklarına yönelik görüşlerinin bazı değişkenler açısından incelenmesi
Günümüzün modern toplumunda üzerinde hassasiyetle durulması gereken önemli konulardan biri de çocuk ve çocuk haklarıdır. Bu bağlamda eğitim fakültelerinde öğrenim görmekte olan öğretmen adaylarının Birleşmiş Milletler Çocuk Haklarına Dair Sözleşmesi'ni ve sözleşmenin temel ilkelerinin ne kadarını biliyor ve benimsiyor olduklarını öğrenmek araştırmanın konusunu oluşturmuştur. Bu araştırmanın amacı, eğitim fakültelerinde öğrenim görmekte olan öğretmen adaylarının çocuk haklarına yönelik görüşlerini ortaya çıkarmaktır. Araştırmanın hedef evrenini, Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi, Gazi Üniversitesi ve Akdeniz Üniversitesinin eğitim fakültelerinde öğrenim görmekte olan tüm öğrenciler oluşturmaktadır. Çalışma grubunu ise 2016-2017 eğitim öğretim yılı içerisinde Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi, Gazi Üniversitesi ve Akdeniz Üniversitesinin eğitim fakültelerinde öğrenim gören ve basit seçkisiz örnekleme yöntemiyle belirlenen 1271 öğretmen adayı oluşturmaktadır. Araştırmada öğretmen adaylarının çocuk haklarına yönelik görüşlerini saptamak amacıyla veri toplama aracı olarak Kaya (2011) tarafından geliştirilen Öğretmen Adaylarının Çocuk Haklarına İlişkin Görüşleri adlı anket formu kullanılmıştır. Ölçme aracı iki bölümden oluşmaktadır. Birinci bölüm, araştırmaya katılanların kişisel bilgilerinin yer aldığı kısımdır. İkinci bölüm ise anket sorularının bulunduğu kısımdır. Ankette uç değerlerin olup olmadığı kontrol edilmiştir. Ardından geçerli ve güvenilir analizler yapabilmek için eksik verilerin olup olmadığı kontrol edilmiş, ölçekte kayıp verilerin bulunmadığı gözlenmiştir. Normallik varsayımlarının sağlanıp sağlanmadığının kontrol edilmesi için veri setinde yer alan tüm maddeler için ayrı ayrı çarpıklık-basıklık katsayısı incelenmiştir. Dağılımın normal olmadığına ve parametrik olmayan testlerin kullanılmasına karar verilmiştir. Dolayısıyla katılımcılardan elde edilen görüşler arasında kişisel değişkenlere göre istatistiksel olarak anlamlı farklılıklar olup olmadığının belirlenmesi için SPSS paket program yardımıyla non-parametrik testlerden Mann Whitney-U ve Kruskall Wallis testi ile betimsel istatistiklerden frekans ve yüzde hesaplamaları kullanılmıştır. Çalışmada elde edilen bulgulara göre öğretmen adaylarından çoğunun Birleşmiş Milletler Çocuk Haklarına Dair Sözleşmesi'ni okumadığı ve daha önce çocuk hakları ya da insan hakları ile ilgili bir eğitim almadıkları saptanmıştır. Öğretmen adaylarının maddelere verdikleri yanıtlardan elde edilen sonuçlara göre cinsiyet, öğrenim görülen üniversite, öğrenim görülen program türü, yaşamının çoğunu geçirdiği yerleşim yeri, sınıf düzeyi, branşını severek seçme ve ailelerinin gelir durumu değişkenlerine göre anlamlı farklılıkların olduğu saptanmıştır.
Akran zorbalığına ilişkin lise öğretmenlerinin tutum ve görüşleri
Bu çalışmada, liselerde görev yapan öğretmenlerin akran zorbalığına yönelik görüşlerinin incelenmesi amaçlanmaktadır. Araştırmada karma araştırma yöntemi ve eşzamanlı üçgenleme deseni kullanılmıştır. Araştırmanın nicel örneklemini 2023-2024 yılında Van ili merkez ilçelerinde görev yapan 300 lise öğretmeni oluşturmaktadır. Çalışma grubunun belirlenmesinde olasılıklı örnekleme yöntemlerinden küme örnekleme yöntemi kullanılmıştır. Bu çalışmanın nitel kısmı 2023-2024 eğitim öğretim yılında Van ili merkez ilçeleri liselerinde görev yapan 20 öğretmenle yürütülmüştür. Çalışma grubunun seçilmesinde amaçlı örnekleme yöntemlerinden maksimum çeşitlilik örnekleme yöntemi kullanılmıştır. "Kişisel Bilgi Formu", Yeşilyaprak ve Balanuye (2012) tarafından geliştirilen "Okul Zorbalığına İlişkin Öğretmen Tutumları Ölçeği" ve "Yarı Yapılandırılmış Görüşme Formu" ile veriler toplanmıştır. Analiz sürecinde betimsel istatistikler, T-testi, tek yönlü varyans analizi, çoklu karşılaştırma testlerinden Gabriel testi analizi gibi istatistiksel yöntemler kullanılmıştır. Araştırmanın nitel kısmından elde edilen veriler içerik analiziyle incelenmiştir. Araştırma sonuçlarına göre; okul zorbalığına yönelik öğretmen tutumları öğretmenlerin cinsiyetine, görev süresine, branşa göre anlamlı düzeyde farklılaşırken; yaş aralığı, öğrenim düzeyi, görev yapılan okul türü, hizmet içi eğitim alma durumlarına göre anlamlı farklılığın olmadığı görülmüştür. Araştırmadan elde edilen bulgulara göre öğretmenler akran zorbalığını baskı, saldırı ve rahatsız edici davranışlar kelimelerini kullanarak tanımlamaktadırlar. Akran zorbalığının sebepleri çevresel, kişisel ve ailesel faktörler olarak üç tema altında incelenmiştir. Öğretmenler zorbalıkla baş etme stratejilerinde en fazla öğrenci ile görüşme ve nedenini anlamaya çalışma, rehberlik servisiyle iş birliği yapma, zorbayı uyarma ve kurbanı destekleme stratejilerini kullanmaktadırlar. Katılımcıların son olarak akran zorbalığı önlemek için; öğrenci seminerleri düzenleme, empati etkinlikleri düzenleme ve atılganlık eğitimi verme gibi önerilerde bulunmuşlardır.
Lise öğrencilerinin yaşam boyu öğrenme eğilimleri ile sosyal medyayı eğitsel kabullenme düzeyleri arasındaki ilişkinin incelenmesi
Bu çalışmanın temel amacı lise öğrencilerinin yaşam boyu öğrenme eğilimleri ve eğitsel amaçlı sosyal medya kabul düzeylerini ortaya çıkarmak ve aralarındaki ilişkinin incelenmesidir. Aynı zamanda bazı demografik değişkenlerin (cinsiyet, okul türü, sınıf düzeyi, anne eğitim durumu, baba eğitim durumu, aile gelir durumu) öğrencilerin yaşam boyu öğrenme eğilimleri ve eğitsel amaçlı sosyal medya kabulleri üzerinde etkili olup olmadığı araştırılmıştır. Bu araştırma nicel araştırma türlerinden ilişkisel tarama modeli kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın evreni Uşak ilinde 2021-2022 eğitim–öğretim döneminde üç farklı okul türünde öğrenim gören 9, 10, 11 ve 12. sınıf düzeyindeki lise öğrencilerinden meydana gelmektedir. Araştırmanın örneklemi ise rahat ulaşılabilir örnekleme yöntemiyle belirlenen ve araştırmaya gönüllü olarak katılan 783 öğrenciden oluşmaktadır. Araştırmada veri toplama aracı olarak, araştırmacı tarafından hazırlanan "Demoğrafik Bilgi Formu", Kılıç ve Yılmaz (2021) tarafından geliştirilen ''Eğitsel Amaçlı Youtube Kabul'' ölçeği ve Diker-Coşkun (2009) tarafından geliştirilen ''Yaşam Boyu Öğrenme Eğilimleri Ölçeği" kullanılmıştır. Öğrencilerin yaşam boyu öğrenme eğilimleri ile eğitsel amaçlı Youtube kabulleri cinsiyet, okul türü, sınıf düzeyi, anne öğrenim durumu, baba öğrenim durumu ve aile gelir düzeyi değişkenlerine göre anlamlı farklılık gösterip göstermediğini tespit etmek amacıyla iki değişkenli verilerde bağımsız gruplar için t-testi, ikiden fazla değişkene sahip olan verilerde tek yönlü varyans analizi (ANOVA) uygulanmıştır. Tek yönlü varyans analizi sonrası ikili gruplar arasındaki anlamlı farkları belirlemek amacıyla post-hoc testlerinden Tukey tercih edilmiştir. Değişkenler arasındaki ilişkinin incelenmesinde korelasyon tekniğinden yararlanılmıştır. Ayrıca, frekans, yüzde, standart sapma ve ortalama betimleyici istatistikleri kullanılmıştır. Veriler SPSS 22.0 yardımıyla istatistiksel teknikler kullanılarak çözümlenmiş ve yorumlanmıştır. Araştırma sonucunda elde edilen bulgulara göre öğrencilerin yaşam boyu öğrenme eğilimleri (ybö) ile eğitsel amaçlı Youtube kabulleri arasında negatif yönde düşük düzeyde anlamlı bir ilişki bulunmaktadır. Öğrencilerin ybö eğilimlerinin cinsiyet ve okul türü değişkenleri bakımından anlamlı farklılaşırken, sınıf düzeyi, anne öğrenim durumu, baba öğrenim durumu ve aile gelir düzeyi değişkenleri bakımından anlamlı farklılaşmadıgı tespit edilmiştir. Diğer taraftan ise öğrencilerin eğitsel amaçlı Youtube kabulleri okul türü ve sınıf düzeyi değişkenlerine göre istatistiksel olarak anlamlı bir biçimde farklılaştığı, buna karşın cinsiyet, anne öğrenim durumu, baba öğrenim durumu ve aile gelir düzeyi değişkenlerinin öğrencilerin eğitsel amaçlı Youtube kabullerini anlamlı düzeyde etkilemediği saptanmıştır.
Dijital bağımlılık farkındalığı programının geliştirilmesine yönelik ihtiyaç analizi: Ortaokul düzeyi
Bu çalışmanın amacı, ortaokul öğrencilerinin 'Dijital Bağımlılık Farkındalığı Programı'na yönelik eğitim ihtiyaçlarının belirlenmesidir. Araştırmada karma yöntem araştırma deseni kullanılmıştır. Araştırmanın nicel kısmında tarama deseni, nitel kısmında durum çalışması kullanılmıştır. Nitel bölümdeki çalışma grubu sekiz okul psikolojik danışmanı ve sekiz konu alanında uzman akademisyen olmak üzere 16 kişiden, nicel bölümdeki çalışma grubu ise Ordu ili Ünye İlçesi'nde çeşitli ortaokullarda öğrenim gören 306 ortaokul öğrencisinden oluşmaktadır. Veri toplama aracı olarak, Kişisel Bilgi Formu, Çocuklar İçin Dijital Bağımlılık Ölçeği ve Yarı Yapılandırılmış Görüşme Formu kullanılmıştır. Elde edilen nicel verilerin analizinde Jamovi 2.3.24 programı kullanılmıştır. Ölçek puanlarının karşılaştırılmasında Bağımsız Örneklemler T Testi ve ANOVA analizi kullanılmıştır. Nitel verilerin analizinde ise içerik analizi yöntemi kullanılmıştır. Bu araştırma sonucunda altı temadan oluşan, öğrenme öğretme süreci ve ölçme değerlendirme yöntemlerini de içeren bir program önerisi ortaya çıkmıştır. Dijital Bağımlılık Ölçeği uygulanan ortaokul öğrencilerinden; yaşı büyük olanların küçük olanlara göre, diğer ortaokullarda eğitim gören öğrencilerin imam hatip ortaokullarında eğitim gören öğrencilere göre, 8. Sınıfta okuyan öğrencilerin 5,6,7. Sınıflarda okuyan öğrencilere göre, herhangi bir sanat dalı faaliyetine katılım gösteren öğrencilerin katılım göstermeyenlere göre, anne- baba ile daha fazla vakit geçiren öğrencilerin anne- baba ile daha az vakit geçirenlere göre, daha fazla dijital cihaz kullanan öğrencilerin daha az dijital cihaz kullananlara göre, günlük dijital cihaz kullanım süresi fazla olan öğrencilerin cihaz kullanım süresi daha az olanlara göre, telefon ve BT araçları kullanan öğrencilerin telefon ve BT cihazları kullanmayanlara göre dijital bağımlılık düzeyleri daha yüksek bulgulanmıştır.
Hazırlık okulu öğrencilerinin İngilizceye yönelik demotivasyon, özyeterlilik ve kaygı düzeylerinin incelenmesi
Bu araştırmanın amacı; bir devlet üniversitesindeki hazırlık sınıflarında yabancı dil eğitimi gören öğrencilerinin; yabancı dil kaygısı, yabancı dile yönelik öz-yeterlilik inancı ve demografik değişkenleri (anne-baba eğitim düzeyi, sosyo-ekonomik durum, başarı, fakülte, cinsiyet) ile yabancı dil öğrenme demotivasyonları arasındaki ilişkilerin incelenmesidir. Araştırmada, nicel araştırma desenlerinden keşfedici korelasyonel taramatürü kullanılmıştır. Veriler, toplamda 91 maddeden oluşan üç farklı ölçek (İngilizce Demotivasyon Ölçeği, Yabancı Dil Kaygısı Ölçeği, İngilizce Öz-yeterlilik İnancı Ölçeği) ve demografik özellikler formu yoluyla toplanmıştır. Elde edilen veriler korelasyon, ANOVA ve t-testi analizleri ile betimsel istatistikler kullanılarak incelenmiştir. Bulgulara göre, öğrencilerin İngilizce öğrenmeye yönelik demotivasyon seviyelerinin yüksek olduğu, İngilizce öz-yeterlilik inançlarının ve yabancı dil sınıf içi kaygı seviyelerinin ise orta derecede olduğu saptanmıştır. Demotivasyon ölçeğinin alt boyutları ile öz-yeterlilik ve kaygı ölçeklerinin alt boyutları arasında anlamlı ilişkiler saptanırken; toplam puanlarda demotivasyon ile İngilizce öz-yeterlilik arasında ve demotivasyon ile yabancı dil sınıf içi kaygısı arasında anlamlı bir ilişki saptanmamıştır. Öğrencilerin demotivasyon düzeyleri ile anne-baba eğitimleri, üniversite giriş puanları, fakülteleri, yabancı dil seviyeleri arasında anlamlı farklılık gözlemlenmektedir. Fakat demotivasyon düzeyleri sosyo-ekonomik duruma göre farklılaşmaktadır. Benzer şekilde, demotivasyon düzeyleri için cinsiyete göre de anlamlı farklılık gözlemlenmektedir. Elde edilen bulgular alan yazın ışığında tartışılarak araştırmacılar, karar alıcılar ve uygulayıcı olan öğretmenlere yönelik öneriler sunulmuştur.
Matematik öğretiminde çokkültürlü eğitim ve ters yüz sınıf modeli ile öğrencilerin hoşgörü değerine yönelik farkındalıklarını ve matematik muhakeme becerilerini geliştirmeye yönelik eylem araştırması
Bu araştırmanın amacı matematik öğretiminde çok kültürlü eğitim ve ters yüz sınıf modeline dayalı öğretiminin altıncı sınıf öğrencilerinin hoşgörü değerine yönelik farkındalıklarını ve matematik muhakeme becerilerini geliştirmek ve öğretimde karşılaşılan sorunları gidermek için uygulanan eylem araştırmasının sonuçlarını değerlendirmektir. Araştırmanın katılımcılarını 23 altıncı sınıf öğrencisi oluşturmuştur. Katılımcılar amaçlı örnekleme yöntemlerinden ölçüt örnekleme kullanılarak belirlenmiştir. Veri toplama araçları olarak hoşgörü değerine yönelik farkındalık düzeyi belirleme formu ve matematik muhakeme becerisine yönelik farkındalık düzeyi belirleme formu, kişisel bilgiler formu ve yarı yapılandırılmış görüşme formları ile kamera kaydı, öğrenci öz-değerlendirme formu, senaryolar, araştırmacı ve öğrenci günlükleri kullanılmıştır. Araştırma 2021-2022 öğretim yılının bahar döneminde üç döngü ve altı eylem planı olarak gerçekleştirilmiştir. Eylem araştırmasına başlamadan önce mevcut durumu belirlemek için öğrencilerle odak grup görüşmeleri yapılmış ve bu görüşmeler temel alınarak senaryolar oluşturularak öğrencilere uygulanmıştır. Araştırmada hoşgörü değerine yönelik farkındalık kazandırmak için çok kültürlülüğün alt boyutlarına yönelik etkinlikler ve senaryolar hazırlanmıştır. Bu etkinlikler ve senaryolar altı hafta boyunca matematik derslerinde araştırmacı tarafından uygulanmıştır. Ayrıca öğrencilerin matematik muhakeme becerilerini geliştirmek için araştırmacı tarafından geliştirilen etkinlikler uygulanmıştır. Elde edilen veriler içerik analizi kullanarak analiz edilmiştir. Araştırmada geçerlik için uzman görüşleri ve güvenirliğin sağlanması için katılımcılarla uzun süreli etkileşim, sürekli gözlem, çeşitleme, katılımcı dürüstlüğünü destekleyici çalışmalar, tekrarlı sorgulamalar, kısa aralıklı toplantılar, meslektaş değerlendirmeleri ve kodlayıcılar arası güvenilirlik katsayısı hesaplama yöntemleri kullanılmıştır. Senaryoların dereceli puanlama anahtarı ile analizinden elde edilen bulgular öğrencilerin hoşgörü değeri ve matematik muhakeme becerilerinin eylem araştırmasından önce düşük düzeyde olduğunu göstermiştir. Eylem araştırmasının sonunda uygulanan senaryolardan elde edilen sonuçlara göre, öğrencilerin eylem araştırması sonrasında çok kültürlülüğün kültür, ırk-köken, cinsiyet, sosyo-ekonomik düzey, dil, inanç farklılığı alt boyutlarına yönelik hoşgörü farkındalıklarının arttığı bulunmuştur. Ayrıca eylem araştırması sonunda yapılan görüşmeler sonucunda öğrenciler eylem araştırması öncesine göre insanları daha iyi anladıklarını ve insanlara karşı daha hoşgörülü olduklarını belirtmişlerdir. Ayrıca sonuçlar matematik muhakeme becerisinin tahmin etme, rutin olmayan problemlerin çözümü, örüntüleri tanıma, çözüm için mantıklı yollar geliştirme, aynı verinin farklı gösterimi ve genelleme becerilerinde öğrencilerin gelişim gösterdiğini ancak çözüm yolunun doğruluğuna karar verme alt becerisinde gelişim göstermediklerini ortaya çıkarmıştır. Eylem araştırması sonunda yapılan görüşmeler sonucunda öğrenciler, matematik muhakeme becerisine yönelik yapılan etkinlikler ile matematik dersini daha iyi anladıklarını ve derse olan ilgilerinin arttığını belirtmişlerdir. Ayrıca öğrencilerle yapılan görüşmeler sonucunda öğrenciler ters yüz sınıf modeli ile yapılan dersin geleneksel sınıf modeline göre daha eğlenceli ve faydalı olduğunu belirtmişlerdir. Elde edilen bulgular ışığında çok kültürlü matematik öğretimi ve muhakeme becerilerinin geliştirilmesine yönelik önerilerde bulunulmuştur.
Ebeveynlerin okul öncesi eğitimi tercih etme nedenleri (İstanbul ili örneği)
Artan nüfus nedeniyle yoğun rekabet ortamı giderek artmaktadır. Bu yoğun rekabet ortamında bireylerin farklı olabilmesi için iyi bir eğitim alması artık kaçınılmaz olmuştur. Bu nedenle eğitimin ilk basamağı olan okul öncesi eğitimin önemi her geçen gün artmaktadır. Ebeveynler çocuklarının okul öncesi eğitimi alması için, kaliteli eğitim alabileceği okulları aramaktadır. Bu çalışma İstanbul Tuzla ilçesinde Millî Eğitim Bakanlığına bağlı anaokulunda, eğitim gören çocukların ebeveynleri ile yapılmıştır. Çalışmanın yöntemi olarak nicel araştırma yöntemi kullanılmıştır. Elde edilen veriler ise betimsel analiz yöntemiyle çözümlenmiştir. Araştırma bulgularına göre okul öncesi eğitimin zorunlu ve gerekli olduğunu, çocukların gelişimi için okuldan ve özellikle öğretmenden beklentilerin yüksek olduğunu göstermektedir. Ankete katılan ebeveynlerin çoğunluğunun çalışan ebeveynler olduğu ve okul öncesi kurumlarının güvenli bir yer olarak görüldüğü gözlemlenmiştir. Ayrıca, okul öncesi eğitim kurumlarının eğitim ve öğretim amaçlı kurumlar olarak kabul edildiği ve ebeveynler tarafından benimsendiği görülmektedir. Ankette, velilerin okul öncesi eğitimin ücretsiz olması gerektiği, kurumun yerleşim yerlerine ve kendi evlerine yakın olması gerektiği, okulun fiziksel yapısının çocukların gelişim özelliklerine uygun olması ve çocuk sağlığına uygun yapıda olması gerektiği düşüncesi öne çıkmıştır. Çalışmanın sonucunda hem ebeveynlere hem de okul yöneticilerine yönelik önerilerde bulunulmuştur.
Özel eğitim III. kademe din kültürü ve ahlak bilgisi dersi öğretim programının değerlendirilmesi
Bu çalışmanın amacı özel eğitim III. kademe DKAB dersi öğretim programını incelemektir. Araştırmanın evrenini 2022-2023 eğitim öğretim yılında Nevşehir, Şanlıurfa ve Konya illerinde bulunan ve MEB'e bağlı okullarda görev yapan 112özel eğitim öğretmeni oluşturmaktadır. Bu çalışmanın sonuçları, araştırmanın sorularına cevap arayışını yansıtmak amacıyla, anket ve görüşme formlarının yorumlanması esas alınarak sunulmuştur. Yapılan araştırmada tarama modellerinden karma model kullanılmıştır. Veri toplama aracı olarak Duzcu (2015) taraflarından geliştirilen 'Özel Eğitim Mesleki Eğitim Merkezi Türkçe Dersi Öğretim Programı Değerlendirilmesi Öğretmen Anketi Ölçeği'' kullanılmıştır. Faktörler; "Genel Amaçlar", "Özel Amaçlar", "Programın İçeriği", "Öğrenme Öğretme Süreci" ve "Ölçme Değerlendirme" olarak isimlendirilmiştir. Ölçek 5'li likert tipinde '' Hiç katılmıyorum, katılmıyorum, kısmen katılıyorum, katılıyorum ve tamamen katılıyorum'' formatında hazırlanmıştır. Araştırmamızın Kaiser-Meyer-Olkin ve Bartlett testi yapılarak KMO değeri 0,89 ve Cronbach Alpha değeri α =0,98 olduğu tespit edilmiştir. Bartlett sonucu ise χ2= 7788,863 olduğu görülmüştür. Elde edilen nicel veriler IBM SPSS Statics 26 paket programından yararlanılarak ve frekans (f) ve yüzde (%) değerleri hesaplanarak analiz edilmiştir. Ayrıca ölçekten elde edilen verilerin yaş, cinsiyet, mezun olunan bölüm, görev süresi, görev yaptığı okul türüne göre anlamlı farklılık gösterip göstermediği araştırılmıştır. Araştırmanın sonucunda cinsiyete göre özel eğitim III. kademe DKAB dersi öğretim programının yeterliliğine bakıldığında anlamlı derecede farklılıklar oluşmamıştır. Fakat erkek öğretmenler kadın öğretmenlere göre programı daha uygun bulmuşlardır. Öğretmenlerinin yaşlarına göre özel eğitim III. kademe DKAB dersi öğretim programının yeterliliğine bakıldığında tüm yaş grubu öğretmenlerinin programın uygun olduğuna kanaat getirdikleri ancak 22-30 yaş grubunda olan ve mesleklerine yeni başlayan öğretmenler diğer yaş gruplarına göre programın uygunluğunu daha çok benimsedikleri saptanmıştır.Öğretmenlerin mezun oldukları bölüme göre özel eğitim III. kademe DKAB dersi öğretim programının yeterliliğine bakıldığında genel olarak özel eğitim, sınıf öğretmenliği ve eğitim bilimleri mezunu öğretmenlerin tamamı programın genel, özel, içerik. Öğrenme öğretme süreci ve ölçme değerlendirme bölümlerini uygun bulmuşlardır. Aralarında anlamlı farklılıklar oluşmamıştır. Öğretmenlerin görev sürelerine özel eğitim III. kademe DKAB dersi öğretim programının yeterliliğine bakıldığında ise 1-5 yıl görev yapan öğretmenler 6-10 ile 31 yıl üzeri görev yapan öğretmenlere kıyasla programın yeterli olduğunu düşündükleri saptanmıştır. Öğretmenlerin görevli olduğu kademeye göre programa bakıldığında ise Rehabilitasyonda görev yapan öğretmenlerin programı daha yeterli buldukları saptanmıştır. Diğer kademeler de genellikle programı uygun bulmuşlardır. Anahtar Sözcükler: Özel eğitim, Öğretim programı, DKAB, Program değerlendirme
Türkiye ve Polonya'daki genel eğitim sistemi, öğretmen yetiştirme sistemi ve biyoloji öğretmeni yetiştirme programlarının karşılaştırılması
Bu çalışma, Türkiye ve Polonya'daki biyoloji öğretmeni yetiştirme programlarını karşılaştırmalı olarak incelemeyi amaçlamaktadır. Araştırma kapsamında, her iki ülkenin öğretmen yetiştirme sistemlerine dair resmi mevzuatlar, üniversite program içerikleri, öğretmen yeterlik çerçeveleri ve bilimsel literatür doküman analizi yöntemiyle değerlendirilmiştir. Bulgular; öğretmen adaylarının kabul süreçlerinden ders içeriklerine, uygulama ve staj süreçlerinden pedagojik yaklaşımlara kadar çok boyutlu bir karşılaştırma sunmaktadır. Türkiye'de öğretmen yetiştirme süreci merkezi sınavlar aracılığıyla yürütülmekte ve programlarda teorik derslere ağırlık verilmektedir. Polonya'da ise daha bireyselleştirilmiş seçim kriterleri ve uygulamaya dayalı öğrenme süreçleri öne çıkmaktadır. Her iki ülkenin biyoloji öğretmeni yetiştirme programları, teknolojik entegrasyon, hizmet içi eğitim, öğretim elemanlarının akademik nitelikleri ve mezuniyet sonrası istihdam politikaları açısından da karşılaştırılmıştır. Sonuç olarak, her iki sistemin güçlü ve geliştirilebilir yönleri belirlenmiş; Türkiye'nin uygulama temelli eğitimi artırması, Polonya'nın ise kalite güvence sistemlerini güçlendirmesi gerektiği vurgulanmıştır. Bu araştırma, karşılaştırmalı eğitim çalışmalarına katkı sunarak biyoloji öğretmeni yetiştirme politikalarının geliştirilmesine yönelik öneriler sunmaktadır. Anahtar Kelimeler: Biyoloji öğretmeni, öğretmen yetiştirme, karşılaştırmalı eğitim
Farklı kademelerdeki öğretmenlerin eleştirel düşünme becerilerinin teknoloji kabulleri ile ilişkisinin incelenmesi
Bu araştırma, farklı kademelerdeki öğretmenlerin eleştirel düşünme becerileri ile teknoloji kabulleri arasındaki ilişkileri incelemeyi ve bu değişkenlerin demografik özelliklere göre farklılaşıp farklılaşmadığını belirlemeyi amaçlamaktadır. Çalışma, nicel araştırma yöntemlerinden ilişkisel tarama modelinde tasarlanmıştır. Araştırmanın örneklemini, İstanbul ilinde bulunan ve Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlı resmi okullarda görev yapan öğretmenler arasından kolay ulaşılabilir örnekleme yöntemi ile seçilen 457 öğretmen oluşturmaktadır. Veri toplama araçları olarak; demografik bilgi formu, Öğretmen Adaylarına Yönelik Eleştirel Düşünme Standartları Ölçeği ve Öğretmenler İçin Teknoloji Kabul Ölçeği kullanılmıştır. SPSS yazılımı yardımıyla gerçekleştirilen analizlerde betimsel istatistikler, Pearson Korelasyon Analizi, bağımsız örneklemler t-testi ve ANOVA kullanılmıştır. Araştırma sonucunda, öğretmenlerin eleştirel düşünme becerilerinin ve teknolojiye yönelik kabul düzeylerinin yüksek olduğu tespit edilmiştir. Öğretmenlerin eleştirel düşünme becerileri ile teknoloji kabulleri arasında pozitif yönde orta düzeyde anlamlı bir ilişki olduğu tespit edilmiştir. Öğretmenlerin eleştirel düşünme becerileri ve genel teknoloji kabul düzeylerinin cinsiyet, yaş, eğitim kademesi ve mesleki kıdem gibi demografik özelliklere göre anlamlı bir farklılık göstermediği belirlenmiştir. Ancak, teknoloji kabulünün algılanan kullanım kolaylığı, algılanan eğlence ve öz yeterlik boyutlarında erkek öğretmenler lehine anlamlı farklılıklar saptanmıştır.
Sosyal bilgiler dersi insanlar, yerler ve çevreler öğrenme alanının scamper tekniği ile işlenmesinin 6. sınıf öğrencilerinin akademik başarısına etkisi ile öğrencilerin tekniğe ilişkin görüşleri
Bu çalışma, sosyal Bilgiler dersinde insanlar, yerler ve çevreler öğrenme alanının SCAMPER tekniğiyle işlenmesinin 6. sınıf öğrencilerinin akademik başarısına etkisi ve tekniğe ilişkin öğrenci görüşlerini incelemek için yapılmıştır. Araştırma, Mardin ili Artuklu ilçesinde bir ortaokulda 2022-2023 eğitim öğretim yılının birinci döneminde 6.sınıf öğrencileriyle yürütülmüştür. Deney grubunda 21, kontrol grubunda 21 olmak üzere toplam 42 öğrenci yer almıştır. Çalışma karma yönteme dayalı bir araştırma olarak tasarlanmıştır. Deney grubunda SCAMPER tekniğine dayalı öğretim gerçekleştirilirken, kontrol grubunda müfredata uygun olarak işlenmiştir. Nicel boyutta, araştırmacı tarafından geliştirilen İnsanlar, Yerler ve Çevreler öğrenme alanını kapsayan bir başarı testi, deney ve kontrol gruplarına öntest, sontest ve kararlılık testi olarak uygulanmış ve veriler SPSS programı aracılığıyla analiz edilmiştir. Araştırmanın nitel boyutunda ise araştırmacı tarafından geliştirilen görüşme formu kullanılarak deney grubundaki öğrencilerin SCAMPER tekniğine yönelik görüşleri alınmıştır. Elde edilen veriler QSR Nvivo programı aracılığıyla içerik analizine tabi tutulmuştur. Sonuç olarak, bu araştırma deney ve kontrol gruplarının öntest, sontest ve kalıcılık testleri arasında anlamlı bir fark bulunmamıştır. Ancak SCAMPER tekniğinin uygulandığı deney grubunda, akademik başarıda anlamlı bir artış olduğu tespit edilmiştir. Öntest ve sontest sonuçlarındaki artış ve kalıcılık testindeki yüksek performans, SCAMPER tekniğinin akademik başarıyı artırmada etkili ve kalıcı olduğunu göstermiştir. Öğrencilerin SCAMPER tekniği hakkındaki görüşleri ise, tekniğin kazanımları daha iyi anlamaya katkıda bulunduğu, eğlenceli olduğu, yaratıcılığı geliştirdiği, deneyimleyerek öğrenmeye imkan tanıdığı, uygulanan etkinliklerden en çok hikaye yazmayı sevdikleri, Türkçe dersinin bu tekniğe dayalı işlenmesini isteyenlerin çoğunlukta olduğu ve teknikle ilgili daha fazla teknoloji desteği gerektiği şeklinde olmuştur. Bu çalışma, bu alanda uygulama yapacak kişilere öneriler ve yapılacak çalışmalara ilişkin bir çerçeve sunmaktadır.
Yabancı dil öğretiminde programlı öğretim uygulaması
Federal Alman ilkokullarında Türkçe ve Türk Kültürü Programı'nın etkililiği Kuzey Ren Vestfalya örneği
Öğrenme stilleri ile öğrenme stratejileri arasındaki ilişki
DOKTORA TEZ ÖZÜ ÖĞRENME STİLLERİ İLE ÖĞRENME STRATEJİLERİ ARASINDAKİ İLİŞKİ Meral GÜVEN Eğitim Bilimleri (Eğitim Programlan ve Öğretim) Anabilim Dalı Anadolu Üniversitesi Eğitim Bilimleri Enstitüsü, Ocak 2004 Danışman: Prof. Dr. Bekir ÖZER Öğrenmeyi öğrenme, bilgi çağı ve bilgi toplumu kavramları ile birlikte ortaya çıkan ve üzerinde durulan bir kavramdır. Öğrenmeyi öğrenme etkili öğrenme sürecinde bireylerde geliştirilmesi amaçlanan boyutlardan birisidir. Öğrenmeyi öğrenme, öğrencilerin kendi öğrenme özelliklerini tanıyarak, öğrenmede kullanılan stratejileri bilmesi, uygun stratejileri seçmesi ve kullanmasıdır. Kısacası, öğrenmeyi öğrenme süreci, bireylerin hem öğrenme stilleri hem de kullandıkları öğrenme stratejileri ile ilgilidir. Öğrenme stilleri genelde bireyseldir ve bununla öğrenci, öğrenmeye yönelik ne gibi özelliklere sahip olduğunun farkında olur. Öğrenme stratejileri ise, öğrenme amaçlarının gerçekleştirilmesinde kullanılan araçlardır ve öğrencilerin nasıl ve hangi yolları kullanarak öğrenecekleri konusunda yardımcıdır. Öğrenmede stil ve strateji, birbirlerini tamamladığı zaman anlam kazanan, birbirlerine yakın iki ayrı öğedir. Bireylerin yalnız kendi öğrenme stillerini bilmeleri ya da yalnız öğrenirken hangi yolları -stratejileri- tercih ettiklerini bilmeleri yeterli değildir. Bundan dolayı, öğrenme stilleri ve öğrenme stratejileri ile ilgili son yıllara dek ayrı ayrı çalışmalar yürütülürken, artık bu iki kavramı içeren çalışmalar yapılmaya başlanmıştır. Bunların içerisinde özellikle öğrenme stillerine uygun stratejilerin neler olabileceği konusunda birtakım bilgilerin sunulduğu, ayrıca öğrenme stil envanterleri ile öğrenme stratejisi ölçekleri birlikte kullanılarak gerçekleştirilen çalışmalar dikkat çekmektedir. Bu çalışmalardan elde edilen sonuçlar, öğrencilerin öğrenme stillerine göre kullanabilecekleri öğrenme stratejileri ile ilgili ipucu verse de, henüz yeterli olarak nitelendirilemez. Bu nedenden ötürü, bu tür çalışmalar bugün de sürmektedir. Bu araştırmanın amacı, hangi öğrenme stiline sahip öğrencilerin hangi stratejileri kullandıklarını belirleyerek öğrenme stilleri ile öğrenme stratejileri arasındaki ilişkiyi ortaya çıkarmaktır. Bu araştırma, tekil ve ilişkisel tarama modellerinden yararlanılarak gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın çalışma evrenini, 2002 -2003 öğretim yılında Eskişehir il merkezinde bulunan 36 ortaöğretim kurumundaki toplam 27130 öğrenci oluşturmuştur. Örnekl emini ise, Eskişehir ilindeki 4'ü genel lise, 2'si Anadolu + fen lisesi ve 3'ü meslek lisesi olmak üzere dokuz ortaöğretim kurumunda öğrenim gören 880 öğrenci oluşturmuştur. uıAraştırmanın belirlenen amacına ulaşması için gerekli olan veriler, "Kişisel Bilgiler", "Kolb Öğrenme Stilleri Envanteri" ve "Öğrenme Stratejilerini Belirleme Ölçeği" olmak üzere üç bölümden oluşan bilgi toplama aracı ile toplanmıştır. Araştırma verilerinin istatistiksel çözümlemeleri bilgisayarda SPSS (Statistical Package for the Social Sciences) kullanılarak yapılmıştır. Verilerin çözümlenmesinde araştırmanın amacına yönelik olarak "sayı ve yüzde"lerden, sayısal karşılaştırmalar için "kay kare (X2) testi"nden, "aritmetik ortalama ve standart puan hesapları"ndan, ikili küme karşılaştırmalarında "t testi"nden, ikiden çok küme karşılaştırmalarında ise "tek yönlü varyans çözümlemesi tekniği"nden yararlanılmıştır. Karşılaştırmalardaki farklılığın kaynağının bulunması amacıyla "Tukey HSD testi"nden yararlanılmıştır. Araştırmada yapılan istatistiksel çözümlemelerde anlamlılık düzeyi.05 olarak benimsenmiştir. Araştırma sonunda, ortaöğretim öğrencilerinin büyük bir çoğunluğunun özümleyici, ayırt edici ve dönüştürücü öğrenme stillerine sahip oldukları belirlenmiştir. Ayrıca, öğrencilerin cinsiyetlerine, akademik başarı düzeylerine, sosyo - ekonomik düzeylerine, öğrenim gördükleri alanlara göre sahip oldukları öğrenme stillerinin farklılaştığı da ortaya çıkmıştır. Öte yandan, ortaöğretim öğrencilerinin anlamlandırma stratejilerini ve anlamayı izleme stratejilerini yoğun olarak kullandıkları, duyuşsal stratejileri, yineleme stratejilerini ve örgütleme stratejilerini daha az kullandıkları belirlenmiştir. Yine, öğrencilerin cinsiyetlerine, akademik başarı düzeylerine ve öğrenim gördükleri alanlara göre kullandıkları öğrenme stratejilerinin değiştiği ortaya çıkan bir başka sonuçtur. Buna karşılık, öğrencilerin sosyo - ekonomik düzeylerine göre kullandıkları öğrenme stratejilerinde bir değişiklik olmadığı belirlenmiştir. Bunların yanısıra, araştırmada ortaöğretim öğrencilerinin öğrenme stratejilerini öğrenmelerinde öğretmenlerinin ve kendi çalışma alışkanlıklarının önemli bir yeri olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Bunlara ek olarak, öğrencilerin öğrenme stratejilerini daha az olmak üzere kitap, dergi gibi kaynaklarla, anne ve babalarından ve arkadaşlarından öğrendikleri belirlenmiştir. Ortaöğretim öğrencilerinin sahip oldukları öğrenme stillerine göre tüm stratejileri kullanmalarında olmasa da anlamayı izleme stratejilerini ve duyuşsal stratejileri kullanmalarında farklılık olduğu belirlenmiştir. Bunun yanısıra, öğrencilerin sahip olduktan öğrenme stillerine göre yineleme stratejilerini, anlamlandırma stratejilerini ve örgütleme stratejilerini kullanmalarında ise bir farklılık olmadığı belirlenmiştir. Sonuç olarak, ortaöğretim öğrencilerinin sahip oldukları öğrenme stilleri ile kullandıkları öğrenme stratejileri arasında, özellikle anlamayı izleme stratejileri ve duyuşsal stratejiler arasında bir ilişki olduğu ortaya çıkmıştır. IV
Genel lise öğrencilerinin öğrenme stilleri
Öğretme-öğrenme sürecinde öğrencilerin öğrenme stilini dikkate alarak öğretimi gerçekleştirmek gittikçe önem taşımaktadır. Öğretmenlerin, yöntem, teknik, strateji ve kullanılacak materyalleri öğrenci ihtiyaçlarına göre düzenlemeleri, öğrencilerin de öğrenme konusunda daha fazla sorumluluk alabilmeleri, uygun çalışma ortamları oluşturabilmeleri ve uygun alanlarda öğrenim görebilmeleri için öğrenme stillerini tanımaları gereklidir. Bu araştırmanın amacı, genel liselerde lO.sınıf Fen, Türkçe-Matematik ve Sosyal Bilimler alanlarında öğrenim gören öğrencilerin öğrenme stillerini belirlemektir. Araştırma 2002-2003 öğretim yılında Eskişehir il merkezindeki sekiz genel lisede lO.sınıfta Fen, Türkçe-Matematik ve Sosyal Bilimler alanlarında öğrenim gören öğrenciler üzerinde gerçekleştirilmiştir. Tarama modelindeki bu araştırmanın verileri, öğrencilere uygulanan bir envanterle toplanmıştır. Toplam 21 maddeden oluşan envanterle, lO.sınıf Fen, Türkçe-Matematik ve Sosyal Bilimler alanında öğrenim gören öğrencilerin öğrenme stilleri belirlenmiştir. Araştırmada istatistiksel teknik olarak "frekans ve yüzdelerden, faktör analizinden, t ve F testlerinden yararlanılmıştır. Değişkenler arasında anlamlı bir fark bulunup bulunmadığının belirlenmesinde 0,05 anlamlılık düzeyi esas alınmıştır. Araştırma sonunda, genel lise 1 0.sınıf Fen, Türkçe-Matematik ve Sosyal Bilimler alanlarında öğrenim gören öğrencilerin yarıya yakınının görsel öğrenme stiline sahip olduğu, onu işitsel, bedensel öğrenme stillerinin izlediği belirlenmiştir. mCinsiyet açısından bakıldığında, kız öğrencilerin görsel ve bedensel öğrenme stiline sahip olma durumunun erkeklere göre daha baskın olduğu gözlenirken, işitsel öğrenme stilinde kız veya erkek öğrenciler arasında bir farklılık görülmemiştir. Alanlar açısından bakıldığında ise, öğrencilerin görsel, işitsel ve bedensel öğrenme stiline sahip olmaları ile Fen, TM ve Sosyal Bilimler alanlarını seçmeleri arasında bir farklılık görülmemiştir.
Müfredat laboratuvar ilköğretim okullarında 6. 7. ve 8. sınıflarda görev yapan alan öğretmenlerinin küçük grupla öğretim yöntem ve tekniklerini uygulama durumları
Bir çok gelişmiş ülkede okulun performansını artırmaya yönelik olarak eğitimsisteminde yeniliklere gidilmiştir. Bu yenilikler kapsamında çok sayıda okul geliştirmeprojesi ortaya çıkmıştır. Okul geliştirme, okulun sorunlarını bir bütün olarak ele alan veçözmeyi hedefleyen bir süreçtir. Bu süreç içinde, okulun öğrencilerine daha nitelikli bireğitim vermesi ve öğrenci başarısının artırılması amaçlanmaktadır.Türkiye' de 1990'lı yıllarda, Milli Eğitimi Geliştirme Projesi kapsamında MüfredatLaboratuvar Okulu Modeli uygulamaya konulmuştur. Müfredat laboratuvar okulları,geliştirilen öğretim programlarının, yeni öğretim ve yönetim yaklaşımlarının sistemintümüne yaygınlaştırılmasından önce deneneceği ve teknolojik gelişmelerin eğitimeyansıtılacağı okullardır. Bu okullarda görev yapan öğretmenlerin öğretme-öğrenmesürecinde çeşitli teknolojilerin kullanımında yetkin olmaları ve öğrenci merkezli eğitimigerçekleştirmeleri öngörülmüştür.Öğrenci merkezli eğitim yaklaşımının yaşama geçirilmesindeki önemli etkinliklerdenbiri de küçük grupla öğretim yöntem ve teknikleridir. Bu yöntem ve tekniklerinbaşlıcaları problem çözme, rol oynama, vızıltı grupları, akvaryum, benzetim, beyinfırtınası, işbirliğine dayalı öğrenme ve eğitsel oyunlardır.Bu araştırmanın amacı, müfredat laboratuvar ilköğretim okullarının ikinci kademesindegörev yapan alan öğretmenlerinin küçük grupla öğretim yöntem ve teknikleriniuygulama durumlarını belirlemektir.Araştırmanın çalışma evrenini, 2005-2006 öğretim yılında Eskişehir il merkezindebulunan 8 müfredat laboratuvar ilköğretim okulunda görevli Türkçe, matematik, fenbilgisi, ngilizce ve sosyal bilgiler öğretmeni olmak üzere 130 alan öğretmenioluşturmaktadır.Araştırmanın belirlenen amacına ulaşması için gerekli olan veriler, "Küçük GruplaÖğretim Yöntem ve Tekniklerini Uygulama Durumları Anketi" adında oluşturan bilgitoplama aracı ile toplanmıştır.Araştırma verilerinin istatistiksel çözümlemeleri bilgisayarda SPSS (Statistical Packagefor the Social Sciences) kullanılarak yapılmıştır. Verilerin çözümlenmesindearaştırmanın amacına yönelik olarak "frekans, yüzde ve aritmetik ortalama" lardan, ikiliküme karşılaştırmalarında "t testi"nden, ikiden çok küme karşılaştırmalarında ise "tekyönlü varyans çözümlemesi tekniği"nden yararlanılmıştır. Araştırmada yapılanistatistiksel çözümlemelerde anlamlılık düzeyi .05 olarak benimsenmiştir.Araştırma sonucunda, müfredat laboratuvar okullarında görev yapan alanöğretmenlerinin öğretme-öğrenme sürecinde küçük grupla öğretim yöntem vetekniklerinden problem çözme yöntemini çoğu zaman; rol oynama, vızıltı, benzetim,beyin fırtınası, işbirliğine dayalı öğrenme, eğitsel oyunlar tekniklerini kimi zaman;akvaryum tekniğini ise seyrek olarak uyguladıkları ve uygulama durumlarınınmeslekteki hizmet sürelerine, alanlarına, öğrenim durumlarına ve küçük grupla öğretimyöntem ve teknikleri konusunda hizmetiçi eğitim alma durumlarına göre farklılıkgöstermediği ortaya çıkmıştır.
Entegre tematik öğretim modeli destekli almanca öğretim tasarımının akademik başarı, yurttaşlık ve değerlerine etkisi
Bu araştırmanın amacı, Entegre Tematik Öğretim Modeli destekli Almanca öğretim tasarımının 10. sınıf öğrencilerinin Almanca dersi akademik başarılarına ve demokratik yurttaşlık tutum ve değerlerine etkisini incelemektir. Çalışmada, deney grubunda Entegre Tematik Öğretim Modeli ile tasarlanan öğretim programı uygulanırken, kontrol grubunda Millî Eğitim Bakanlığı'nın mevcut Almanca öğretim programı sürdürülmüştür. Araştırma, 2023-2024 eğitim-öğretim yılında Aydın'ın dezavantajlı bir ilçesindeki ortaöğretim kurumunda öğrenim gören ve ikinci yabancı dili Almanca olan öğrencilerle yürütülmüştür. Çalışma, ön-test, son-test ve kalıcılık testi uygulamalarının yanı sıra öğrencilerin deneysel sürece ilişkin görüşlerini ortaya koyan nitel veri toplama teknikleri ile desteklenmiştir. Araştırma bulguları, Entegre Tematik Öğretim Modeli'nin öğrencilerin akademik başarılarını anlamlı düzeyde artırdığını ve öğrenmenin kalıcılığını desteklediğini göstermiştir. Ayrıca, modelin öğrencilerin demokratik değerler, hak ve sorumluluk bilinci, eşitlik, katılımcılık ve küresel vatandaşlık gibi yurttaşlık becerilerinde de olumlu katkılar sağladığı belirlenmiştir. Deney grubundaki öğrencilerin kontrol grubuna kıyasla hem akademik başarı hem de demokratik yurttaşlık değerleri açısından daha yüksek puanlar elde ettikleri saptanmıştır. Öğrenci görüşleri de modelin öğrenme sürecini daha ilgi çekici, anlamlı ve yaşamla ilişkili hale getirdiğini ortaya koymuştur. Entegre Tematik Öğretim Modeli'nin yabancı dil öğretiminde yalnızca dil becerilerini geliştirmekle kalmayıp, aynı zamanda öğrencilerin değerler eğitimi ve yurttaşlık bilincine de katkıda bulunduğu ortaya konmuştur. Bu sonuçlar, yabancı dil öğretiminde daha bütüncül, disiplinler arası ve değer temelli yaklaşımların önemini vurgulamakta; mevcut öğretim programlarının geliştirilmesine yönelik kuramsal ve pratik açıdan önemli ipuçları sunmaktadır.
Sınıf öğretmenlerinin görüşlerine göre ilk okuma yazma ders kitabının (2021-2022) incelenmesi (Denizli ili örneği)
Ders kitapları, öğretim programının hedeflerini gerçekleştirmek üzere tasarlanması, dersin bir plan doğrultusunda uygulanmasını sağlaması, kültürel aktarımı sağlaması, ekonomik olarak ulaşılabilir olması gibi özellikleri nedeniyle öğretimin temel kaynağıdır. Kitaplar Talim ve Terbiye Kurulu Başkanlığının belirlediği içerik, öğrenme-öğretme, ölçme ve değerlendirme, dil anlatım ve üslup, teknik tasarım ve düzenleme kriterleri doğrultusunda hazırlanmaktadır. Ders kitaplarının kullanılabilirliğini ve etkililiğini saptamak, eksik yönlerini tespit etmek, kitapların pratik olarak kullanımı sırasında ortaya çıkan sorunları belirlemek önemli görülmektedir. Özellikle kitabı birebir kullanan öğretmenlerin görüşlerini almak, kitapların gelişimi açısından daha da önemlidir. Buradan hareketle çalışmanın amacı sınıf öğretmenlerinin görüşlerine göre ilk okuma yazma ders kitabının (2021-2022) incelenmesidir. Karma araştırma yöntemine göre tasarlanan bu çalışmada 2021-2022 eğitim öğretim yılında Milli Eğitim Bakanlığının ücretsiz olarak dağıtımını yaptığı ders kitabını kullanan Denizli ili Merkezefendi ve Pamukkale merkez ilçelerinde görev yapmakta olan birinci sınıf öğretmenlerinden uygun yöntemlerle belirlenen örneklem seçilmiştir. Araştırmanın nicel boyutunda 121 ve nitel boyutunda 20 birinci sınıf öğretmenine ulaşılmış, uzmanların görüşleri alınarak araştırmacı tarafından geliştirilen anket ve görüşme formlarına göre veriler toplanmıştır. Nicel verilerin analizinde SPSS paket programı ile maddelere ait dağılım, frekans ve yüzdeler hesaplanmış; nitel boyutunda ise içerik analizi yöntemi kullanılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre: kullanılan ders kitabının dil anlatım ve üslup haricinde diğer bölümlerinin geliştirilmesi; ders kitabının fasiküller halinde olması; hazırlık çalışmalarının uyum haftası süresince kullanılabilecek yeterlilikte ve öğrenci seviyesine uygun şekilde olması; Milli Eğitim Bakanlığı tarafından eğitim öğretim faaliyetlerinde kullanılmak üzere (dijital/online içerikler, kavram kartları, alfabe blokları, ek kaynak vb.) sağlanması gerektiği; kitapta yer alan görsellerin etkin ve yerinde kullanılması; bölüm, ünite, harf grubu sonrasında ölçme değerlendirme etkinliklerine ve öz değerlendirme çalışmalarına yer verilmesi; ders kitabının içeriğinin zenginleştirilerek (soru/etkinlik sayısı, ödevlendirme, yazı yazma alanı vb.) kullanıma sunulması bulgularına ulaşılmıştır. Araştırma bulgularından elde edilen sonuçlara göre: ders kitaplarının fasiküller halinde tasarlanması; ders kitaplarının hazırlık çalışmaları, harf öğretimi ve ölçme değerlendirme aşamalarında öğretmenleri ek kaynağa yöneltmeyecek tür ve düzeyde kapsamlı olarak sunulması; günümüzde yaygın olarak kullanılan dijital/online kaynakların Milli Eğitim Bakanlığı tarafından öğretmen ve öğrencilerin kullanımına sunulması; öğretmen kılavuz kitaplarının kapsam ve niteliğinin iyileştirilerek tekrar kullanıma sunulması gibi önerilerde bulunulmuştur.
Yaşam boyu öğrenme ve temel teknoloji yeterliliği bağlamında öğretmenlerin uzaktan eğitim sürecine yönelik tutumlarının yordayıcılarının belirlenmesi
Yenilikler ve toplumsal gelişmeler bireylerin günlük yaşamını etkilemektedir. 17 Kasım 2019'da Çin'in Vuhan kentinde ortaya çıkan koronavirüs salgını ile başlayan süreç, Dünya genelinde hayatın birçok alanını olumsuz etkilemiştir. Bu alanların başlıcalarından biri olan eğitimin de o süreçten olumsuz etkilendiği görülmektedir. Bu süreçte Milli Eğitim Bakanlığı tarafından alınan karar ile okullarda yüz yüze eğitime ara verilmiştir. Daha sonra tüm eğitim ve öğretim kademelerinde ani bir şekilde acil uzaktan eğitim sürecine başlanmıştır. Bu süreçte eğitim adına gerçekleştirilen tüm faaliyetler teknolojik araç-gereç, materyal, yazılım ve uygulamalar aracılığıyla sürdürülmüştür. Okullarda yüz yüze eğitimin sürdürülememesinin, eğitimin temel paydaşları olan öğrenci, öğretmen ve eğitim sistemini ciddi anlamda etkilediği görülmektedir. Bu düşüncelerden yola çıkılarak bu çalışmada pandemi döneminde tüm dünya ülkelerinde kaçınılmaz olarak en çok kullanılan eğitim yöntemi haline gelen uzaktan eğitim sürecinde öğretmenlerin uzaktan eğitim sürecini yaşam boyu öğrenme ve temel teknoloji yeterliliği ölçekleri açısından incelemek amaçlanmıştır. Çalışmada ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Bu amaç doğrultusunda Aydın ili Efeler İlçesi Milli Eğitim Bakanlığına bağlı resmi ortaokullarda uzaktan eğitim sürecinde aktif görev yapan 333 öğretmen ile çalışma gerçekleştirilmiştir. . Veriler Gökçe, Önal ve Çalışkan (2021) tarafından geliştirilen "Uzaktan Eğitim Sürecini Değerlendirme Ölçeği", Engin, Kör ve Erbay (2016) tarafından geliştirilen "Yaşam Boyu Öğrenme Ölçeği", Tekinarslan (2008) tarafından geliştirilen "Eğitimciler İçin Temel Teknoloji Yeterlilikleri Ölçeği" ile toplanmıştır. Örneklemden elde edilen verilerden boş veriler bulunan 36 ölçek araştırma kapsamına alınmayarak çıkarılmıştır. Bu kapsamda 297 ölçek değerlendirmeye alınmıştır Araştırma sonuçlarına göre öğretmenlerin uzaktan eğitim süreci erişilebilirlik faktörünü yordamaya yönelik yaşam boyu öğrenme değişkenleri, temel teknoloji yeterliliği ölçeği alt boyutlarından kelime işlemci ve internet ağı kullanma değişkenleri erişilebilirlik'in yordanmasına ilişkin modele anlamlı katkı sunmaktadır. Genel anlamda uzaktan eğitim süreci erişilebilirlik faktörü toplam varyansın %29'unu açıklamaktadır. Uzaktan eğitim süreci kullanılabilirlik faktörünü yordamaya yönelik yaşam boyu öğrenme değişkenleri, temel teknoloji yeterliliği ölçeği alt boyutlarından temel bilgisayar kullanım becerisi değişkeni kullanılabilirlik faktörünün yordanmasına ilişkin modele anlamlı katkı sunmaktadır. Genel anlamda uzaktan eğitim süreci erişilebilirlik faktörü toplam varyansın %12'sini açıklamaktadır. Uzaktan eğitim süreci tutum faktörünü yordamaya yönelik yaşam boyu öğrenme değişkeni tutum faktörünün yordanmasına ilişkin modele anlamlı katkı sunmaktadır. Genel anlamda uzaktan eğitim süreci tutum faktörü toplam varyansın %11'ini açıklamaktadır. Uzaktan eğitim süreci teknolojik olanaklar faktörünü yordamaya yönelik yaşam boyu öğrenme değişkeni teknolojik olanaklar faktörünün yordanmasına ilişkin modele anlamlı katkı sunmaktadır. Genel anlamda uzaktan eğitim süreci teknolojik olanaklar faktörü toplam varyansın %22'sini açıklamaktadır. Uzaktan eğitim süreci özyeterlik faktörünü yordamaya yönelik yaşam boyu öğrenme değişkeni, teknoloji yeterlililiği ölçeği alt boyutlarının ve değişkenlerinin modele katkıları incelendiğinde hesap tablosu, kelime işlemci ve telekomünikasyon faktörün yordanmasına anlamlı katkı sağlamaktadır. Genel anlamda Uzaktan eğitim süreci erişilebilirlik faktörü toplam varyansın %21'ini açıklamaktadır. Uzaktan eğitime erişilebilirlik alt boyutu ile teknolojik olanaklar alt boyutu arasında; uzaktan eğitim kullanılabilirlik alt boyutu ile uzaktan eğitimdeki teknolojik olanaklar ve uzaktan eğitime yönelik özyeterlik alt boyutları arasında; uzaktan eğitimdeki özyeterlik alt boyutu ile temel bilgisayar kullanım becerisi ve kelime işlemci alt boyutları arasında pozitif yönlü orta ilişki bulunmaktadır. Temel teknoloji yeterliği temel bilgisayar kullanım alt boyutu ile kurulum bakım ve sorun giderme, kelime işlemci ve telekomünikasyon alt boyutunda medyalı iletişim alt boyutu ile pozitif yönlü yüksek ilişki bulunmaktadır. Temel teknoloji yeterliği temel bilgisayar kullanım alt boyutu ile internet ağı kullanma, telekomünikasyon ve medyalı iletişim arasında; kurulum, bakım ve sorun giderme alt boyutu ile kelime işlemci, hesap tablosu, internet ağı kullanma, telekomünikasyon ve medyalı iletişim alt boyutları arasında; kelime işlemci alt boyutunda hesap tablosu, internet ağı kullanma, telekomünikasyon ve medyalı iletişim arasında; hesap tablosu alt boyutunda veritabanları, internet ağı kullanma, telekomünikasyon ve medyalı iletişim arasında; veritabanı alt boyutunda telekomünikasyon ve medyalı iletişim alt boyutları arasında; internet ağı kullanma alt boyutunda telekomünikasyon ve medyalı iletişim arasında pozitif yönlü orta ilişki bulunmaktadır. ANAHTAR SÖZCÜKLER: Uzaktan eğitim, yaşam boyu öğrenme, temel teknoloji yeterliliği, öğretmen, covid-19, pandemi, salgın
Addie öğretim tasarımının 9. sınıf öğrencilerinin matematiksel modelleme, iletişim, mantıksal düşünme ve motivasyonuna etkisi
Matematik eğitimi, öğrencilerin sadece formülleri ezberlemekle kalmayıp, bu formülleri etkin bir şekilde kullanabilen, sorunlara yaratıcı çözümler üretebilen, iletişim becerileri gelişmiş ve matematiği diğer alanlarla ve günlük yaşamla ilişkilendirebilen bireyler olarak yetiştirilmesini amaçlamaktadır. Bu nedenle bu çalışmada dokuzuncu sınıf öğrencileri için hazırlanan ADDIE beceri temelli öğretim tasarımının ortaöğretim matematik öğretim programı içerisinde bulunan matematiksel becerilere etkisini değerlendirmek amaçlanmıştır. Araştırmada çok aşamalı karma desen benimsenmiştir. Çalışma genel olarak üç aşamadan oluşmaktadır. İlk aşamada ölçme araçlarının geliştirilmesi sürecinde sıralı açımlayıcı desen, ihtiyaç analizi sürecinde veri çeşitleme deseni kullanılmıştır. İkinci aşama olan tasarım ve geliştirme adımlarında tasarımın varsa aksayan yönlerini tespit ederek dönüt almak için pilot uygulama gerçekleştirilmiştir. Üçüncü aşamada ise tasarımın uygulanması ve değerlendirilmesi gerçekleştirilmiş, gömülü desen kullanılmıştır. Nicel bölümde deney ve kontrol gruplu, ön test, son test ve kalıcılık testini içeren (2x3) yarı-deneysel desende, nitel bölümünün ise durum çalışması deseninde gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın evren örneklem ve çalışma grubu Aydın ilinde Millî Eğitim Bakanlığına bağlı sınavsız OBP ile öğrenci alan Anadolu liselerinde öğrenim görmekte olan 9. Sınıf öğrencilerinden ve bu sınıf düzeyinde dersleri yürüten matematik öğretmenlerinden oluşmaktadır. Çalışmada ihtiyaç analizi ve öğretimin değerlendirilmesi sürecinde araştırmacı tarafından geliştirilmiş olan Matematiksel İletişim Öz yeterlik Ölçeği ve Başarı Testi; Matematiksel Modelleme Özyeterlik Ölçeği, Mantıksal Düşünme Testi ve Matematik Motivasyonu ölçeği kullanılmıştır. Tasarımın etkililiğinin incelenmesi sürecinde yarı yapılandırılmış öğrenci görüşme formu kullanılmıştır. İhtiyaç analizi sürecinde ve tasarımın etkililiğinin değerlendirilmesi sürecinde Modelleme Yeterlikleri Değerlendirme Rubriği ve Matematiksel İletişim Becerisi Düzeyleri Puanlama Anahtarı kullanılmıştır. Araştırmanın üçüncü aşaması bir Anadolu lisesinin 9. sınıfında öğrenim gören 58 öğrenci ile yürütülmüştür. Bu öğrencilerden 29'u deney, 29'u kontrol grubunu oluştrmaktadır. Her iki gruba da altı haftalık ABTMÖT uygulanması öncesinde ön-test, uygulanmadan sonra son-test, son-testten altı hafta sonra kalıcılık testi uygulanmıştır. Çalışma sürecinde deney grubundan heterojen olarak seçilmiş bir odak gruba tasarım uygulama öncesi, ortası ve sonrasında modelleme etkinlikleri ile rubrik değerlendirmeler yapılmıştır. Deney grubuna ABTMÖT uygulanırken, kontrol grubuna süregelen program uygulanmıştır. Nicel veriler SPSS ve AMOS ile çözümlenirken nitel veriler betimsel analiz ile çözümlenmiştir. İhtiyaç analizinin sonuçalarına göre öğrencilerin matematiksel süreç becerilerinin yetersiz olduğu görülmüştür. Uygulama sonrasında yapılmış olan analizlerde ise matematik başarısı ve matematiksel iletişim öz-yeterliği bakımından deney ve kontrol grubu arasında anlamlı farklılık bulunduğu ve hedefe ulaşıldığı görülmüştür. Matematiksel modelleme öz- yeterliği ve mantıksal düşünme becerileri bakımından gruplar arasında anlamlı farklılık bulunmuş ancak hedefe ulaşılamamıştır. Matematik motivasyonu bakımından gruplar arasında anlamlı farklılık bulunmamıştır. Modelleme etkinliklerine yönelik rubrik değerlendirmeler incelendiğinde ise modelleme becerileri bakımından hedefe ulaşıldığı ancak matematiksel iletişim bakımından hedefe ulaşılamadığı görülmüştür. Her iki değerlendirme türünde de uygulama sürecinde düzenli artış görülmüştür. En az artış modelleme becerileri alt boyutlarından olan "Doğrulama" alt becerisinde görülmüştür. Ayrıca ABTMÖT uygulaması sonrasında yapılan öğrenci görüşmelerinde öğrenciler farklı bakış açıları geliştirdiklerinden, grup etkinlikleri eğlenceli bulduklarından, hızlı karar verme becerilerinin geliştiğinden ve herkesin fikrini belirtmesinin güzel olduğundan, kendilerini matematiksel anlamda daha iyi açıklayabildiklerinden bahsetmiştir.
Türk sinemasında eğitim içerikli filmlerin eğitim unsurları açısından analizi
Sinema, XIX. yüzyıldan bu yana toplumların kültürlerine yerleşen yeni ve etkili bir sanat alanıdır. Ortaya çıktığı dönemden itibaren sinema, bir toplumun herhangi bir konuda zaman içinde geçirdiği evrimi incelemek için de önemli bir araçtır. Özellikle eğitim kurumu ve içinde barındırdığı dinamikler, sinemanın gelişimiyle birlikte sıkça filmlere konu olmuştur. Çağlar boyunca toplumların ve devletlerin varlıklarını sürdürebilmeleri için en önemli araç olan eğitime dair unsur ve figürler Türk sinemasında da kendine yer bulmuştur. Bu kapsamda Türk sinemasındaki eğitim içerikli filmlerde öğretmen, okul yöneticisi, öğrenci, eğitim ritüelleri ve eğitim ortamlarının nasıl ve hangi bağlamda yer aldıkları incelenmesi gereken bir alandır. Araştırma, metodolojik olarak nitel araştırma yöntemlerinden içerik çözümlemesine dayalıyürütülmüştür. Türk sinemasında 1949-2015 arasında çekilen ve ilkokul, ortaokul ve lise düzeylerini kapsayan K12 okullarını içeren 52 film üzerinden öğretmen, okul yöneticisi, öğrenci, eğitim ritüelleri ve eğitim ortamları tasvirleri incelenmiştir. Araştırma verilerinin analizinde betimsel analiz yöntemi kullanılmıştır. Betimsel analizde önce filmlerde hangi eğitim unsurlarının inceleneceğine karar verilmiş, daha sonra bu unsurların nasıl tasvir edildikleri üzerine gözlem notları tutularak sık tekrar eden temalar belirlenmiştir. Araştırma bulguları kapsamında, ulaşılan veriler şöyledir: Öğretmen temasında, öğretmenlerin en çok taşralı, kalkınmanın temsilcisi-kurtarıcı, cehalete karşı, fakir ama mutlu, idealist-mesleğine adanmış, güvenilir-hürmet gören, öğrenciye dokunabilen, resmi ideolojinin temsilcisi, otoriter, öğrenci karşıtı ve maskara öğretmen imajlarıyla tasvir edildiği belirlenmiştir. Okul yöneticileri temasında müdür ve müdür yardımcılarının en çok otoriter, maskara, öğrenci karşıtı, paragöz, öğrenci dostu, bürokrat ve idealist-mesleğine adanmış olarak tasvir edildiği gözlemlenmiştir. Öğrenci temasında öğrenci profili filmlerde eğitim ortamları olarak kullanılan ilkokul (köy ve şehir olarak ayrılmıştır), devlet lisesi, özel lise/kolej ve ev ortamlarına göre incelenmiştir. Eğitim ritüelleri temasında en sık gözlemlenen eğitim ritüelleri ise üniforma, selamlaşma, klasik oturma düzeni, cezalandırma, marş/ant/şiir ve resmi törenler/anma törenleri olarak belirlenmiştir. Eğitim ortamları temasında da öğrenci tasviri bölümünde olduğu gibi okul kademe ve türlerine göre köy ilkokulları, şehir ilkokulları, devlet liseleri, özel liseler/kolejler ve ev ortamlarına göre incelenmiştir.
İlköğretimde psikolojik danışma ve rehberlik programlarının geliştirilmesi sürecinde karşılaşılan sorunlar
Bu araştırmanın amacı; ilköğretim okullarında görev yapan okul yöneticileri vepsikolojik danışmanların görüşlerine göre, ilköğretimde psikolojik danışma ve rehberlikprogramlarının geliştirilmesinde karşılaşılan sorunların belirlenmesidir.Araştırma tarama modelinde desenlenmiştir. Araştırmanın evrenini 2005-2006eğitim-öğretim yılında Eskişehir merkez ilçesinde yer alan ve kadrosunda psikolojikdanışman bulunan 78 ilköğretim okulu oluşturmaktadır. Araştırmanın verileri, buokullarda görev yapmakta olan 47'si okul yöneticisi ve 65'i de psikolojik danışman(rehber öğretmen) olmak üzere toplam 112 kişiden elde edilmiştir. Bu araştırmadaveriler, araştırmacı tarafından ilgili alanyazına dayalı olarak geliştirilen ? lköğretimdePsikolojik Danışma ve Rehberlik Programlarının Geliştirilmesi Sürecinde KarşılaşılanSorunlar? adlı veri toplama aracı ile toplanılmıştır.lköğretimde psikolojik danışma ve rehberlik programlarının geliştirilmesindekarşılaşılan sorunlarla ilgili toplanılan araştırma verilerinin çözümlenmesinde, frekans(f) ve yüzde (%) değerlerinden yararlanılmıştır. Bu işlemlerin gerçekleştirilmesindeSPSS for Windows paket programı kullanılmıştır.Araştırma sonucunda; araştırmaya katılan ilköğretim okulu yöneticileri vepsikolojik danışmanların büyük çoğunluğunun ?araştırma-geliştirme etkinlikleri?,?işbirliği? ve ?insan kaynakları? üst başlıkları ile ilgili olarak oluşturulmuş maddelerdeyer alan durumların tamamını; ?anlayış? kaynaklı sorunlar üst başlığı ile ilgili olarak isebir madde dışındaki tüm maddeleri, ilköğretimde psikolojik danışma ve rehberlikprogramlarının geliştirilmesi sürecinde yaşanmakta olan sorunlar olarak algıladıklarıbelirlenmiştir.
Öğretim Üyesi Adayları İçin Öğretimsel Gelişim Programının Değerlendirmesi
Bu araştırmanın amacı, Yükseköğretim Kurulu'nun 05.10.1999 tarih ve 99.50.2691 sayılı kararı uyarınca, eğitim bilimleri alanı dışındaki bilim dallarında doktora öğrenimine devam eden ve geleceğin öğretim üyesi adayı olarak görülen doktora öğrencilerinin öğretim bilgi ve becerilerinin geliştirilmesi amacıyla almaları öngörülen ?Gelişim ve Öğrenme? ile ?Öğretimde Planlama ve Değerlendirme? derslerini, bu dersleri alan doktora öğrencilerinin ve bu dersleri yürüten öğretim elemanlarının görüşlerine göre değerlendirilmesidir. Araştırmanın çalışma evrenini, 2005?2006 öğretim yılı güz döneminde sözkonusu derslerin açıldığı 38 devlet üniversitesinde bu dersleri alan doktora öğrencileri ve bu dersleri yürüten öğretim elemanları oluşturmuştur. Araştırmanın verileri, ?Öğretim Üyesi Adayları İçin Öğretimsel Gelişim Programının Değerlendirmesi? başlıklı iki anket aracılığıyla toplanmıştır. Verilerin çözümlenmesinde sayı ve yüzdeler, bağımsız örneklemler t testi, tek yönlü varyans çözümlemesi ve Tukey HSD testlerinden yararlanılmıştır. Araştırma sonunda, 2005?2006 öğretim yılı güz döneminde Gelişim ve Öğrenme ve Öğretimde Planlama ve Değerlendirme derslerini alan doktora öğrencileri ile bu dersleri yürüten öğretim elemanlarının, bu derslerin uygulama ilkelerini ve öğelerini genel olarak uygun buldukları; doktora öğrencilerinin programın uygulama ilkeleri ve öğelerine ilişkin görüşlerinin kimi değişkenlere göre farklılık göstermediği; bu derslerde kazandırılması öngörülen bilgi ve becerilerle ilişkili amaçların gerçekleştiği; programın doktora öğrencileri üzerinde, genel olarak olumlu etkiler bıraktığı; öğretim elemanlarının derslerin uygulanması sırasında genel olarak güçlük yaşamadıkları; öğrenci ve öğretim elemanlarına göre, programın tüm öğretim elemanlarını kapsaması, programın planlanmasında ve uygulanmasında katılımı özendirecek biçimde zaman, süre, biçim, içeriğin esnek bir biçimde düzenlenmesi, gereksinimlerin dikkate alınması ve programa katılımın ödüllendirilmesi görüşünde oldukları söylenebilir.
İlköğretimde içerik türü tabanlı kural öğretiminin öğrenci erişisi ve öğrenmenin kalıcılığına etkisi
Eğitim kurumlarında gerçekleştirilen öğretim etkinliklerinin niteliğine etki eden çok sayıda etmenden söz edilebilir. Bu etmenlerin neler olduğunun ve söz konusu etmenler arasındaki ilişkilerin belirlenmesinin yanısıra, öğretim etkinliklerinin planlanıp uygulanmasında tüm bu değişkenlerin dikkate alınması sürecin etkililiği bakımından belirleyici rol oynamaktadır.Öğretim etkinliklerinin niteliğine etki eden önemli etmenlerden birisi de tanımlanan öğrenci kazanımlarıyla örtüşen bir içerik yapısının belirlenmesi ve öğretimin belirlenen içerik türünün özellikleri doğrultusunda düzenlenmesi ile ilgilidir. Okul öğrenmelerinde oldukça önemli bir yer işgal eden ve bu duruma paralel olarak öğretimi yapılan içerik türlerinden birisi de kurallardır.Bu araştırma, ilköğretimde içerik türü tabanlı kural öğretiminin öğrencilerin öğrenci erişisi ve öğrenmelerinin kalıcılığı üzerindeki etkiliğini ortaya koymayı amaçlamaktadır.Araştırma yarı deneysel araştırma modellerinden biri olan tek grup öntest-sontest modeline dayalı olarak desenlenmiş ve deneysel uygulama 2006-2007 öğretim yılının güz-bahar döneminde Eskişehir Merkez Millizafer İlköğretim Okulunda gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın katılımcılarını, adı geçen okulda altıncı sınıfta öğrenim gören 241 öğrenci oluşturmaktadır.Araştırma verileri, araştırmacı tarafından geliştirilen ?Kişisel Bilgi Formu? ve öntest, sontest ve kalıcılık testi olarak da kullanılan ?Bilişim Teknolojileri Dersi Başarı Testi? ile elde edilmiştir.Araştırmada elde edilen verilerin çözümlenmesinde aritmetik ortalama ve standart sapma ile tek grup t-testi ve bağımsız gruplar t-testlerinden yararlanılmıştır. Yapılan istatistiksel çözümlemelerde anlamlılık düzeyi .05 olarak alınmıştırAraştırmada elde edilen bulgulara dayalı olarak aşağıdaki sonuçlara ulaşılmıştır:İçerik türü tabanlı kural öğretimi öğrencilerin kuralları öğrenme düzeyleri üzerinde etkilidir.İçerik türü tabanlı kural öğretimi öğrencilerin kurallara ilişkin öğrenmelerinin kalıcılığı konusunda etkili sonuçlar vermiştir. Bu yönüyle, içerik türü tabanlı kural öğretimi uygulamalarının öğrencilerde kalıcı öğrenmeler oluşturmada kullanılabilecek nitelikte bir yaklaşım olduğu söylenebilir.İçerik türü tabanlı kural öğretimi öğrencilerin ilişkisel ve işlemsel kurallar öğrenme düzeyleri üzerinde etkilidir. İlköğretim öğrencilerinin ilişkisel ve işlemsel kuralları öğrenme başarıları arasında ilişkisel kuralları öğrenme lehine anlamlı bir fark söz konusudur.
Eğitim fakültelerinde öğretmen eğitimi program standartlarının gerçekleşme düzeyi
Öğretmen eğitiminde kalite ve verimliliği artırmaya yönelik 1980'li yıllardan itibaren Dünyada yapılan çalışmalar Türkiye'yi de etkilemiştir. 1982 yılında tüm eğitim basamaklarına öğretmen yetiştiren kurumlar üniversite çatısı altında toplanmıştır. Böylece, öğretmenlik mesleğinin statüsü yükseltilmiş ve öğretmen eğitimcilerinin akademik düzeyde yetiştirilmeleri sağlanmıştır. Ancak, zamanla öğretmen yetiştirme görevini üstlenen eğitim fakülteleri, uzmanlaşmanın etkisiyle eğitimi her geçen gün biraz daha akademik hale getirmiş ve öğretmenin okulda kullanacağı öğretmenlik meslek bilgi ve becerilerini gözardı etmiştir. Bu nedenle, çağdaş eğitimin amaçlarını gerçekleştirecek ve eğitimin niteliğini artıracak öğretmeni yetiştirmek ve öğretmen açığını gidermek amacıyla, Yükseköğretim Kurulu'nun 4.11.1997 tarih ve 97.39.2761 sayılı kararı ile öğretmen yetiştirmede yeniden yapılanma kabul edilmiş ve bu model 1998?1999 öğretim yılından itibaren uygulamaya konmuştur.Öğretmen eğitiminde yeniden yapılanmanın temel amaçlarından biri, öğretmen eğitimi program standartlarını geliştirerek, dünyadaki uygulama örneklerinde olduğu gibi Türkiye'de de nitelikli öğretmenler yetiştirmektir. Çünkü toplumda istenen değişim, gelişim ve yenileşmenin sağlanması, nitelikli öğretmenlerin yetiştirilmesini sağlayacak öğretmen eğitimi program standartlarının geliştirilmesini zorunlu kılmaktadır. Bu zorunluluk nedeniyle Yükseköğretim Kurulu, öğretmen eğitiminde yeniden yapılanma kapsamında akreditasyon amaçlı öğretmen eğitimi program standartları geliştirmiş ve bu standartlara uygunluğu açısından eğitim fakültelerinin akredite edilmesi için gerekli düzenlemeleri yapmıştır. Ancak bu standartlar, geliştirildiğinden bu yana eğitim fakültelerinde gerçekleşme düzeyini belirlemeye yönelik yeterli düzeyde çalışma yapılmamıştır. Bu açıdan öğretmen eğitimi program standartlarının eğitim fakültelerinde gerçekleşme düzeyinin belirlenmesine gereksinim vardır. Bu gereksinime dayalı olarak bu araştırma, eğitim fakültelerinde öğretmen eğitimi program standartlarının gerçekleşme düzeyini ve eğitim fakültelerinde standartların geliştirilmesine yönelik öneriler ile geliştirme çalışmalarında yaşanılan güçlükleri öğretim elemanları görüşlerine dayalı olarak belirlenmesi amacıyla yapılmıştır.Bu araştırma, tarama modelinde gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın evrenini 2006?2007 öğretim yılı güz döneminde pilot uygulamanın dışında tutulan 50 eğitim fakültesinde görevli öğretim elemanları oluşturmuştur. 50 eğitim fakültesinde görevli 3272 öğretim elemanın tamamına ulaşmak ekonomik olmayacağından örneklem alma yoluna gidilmiştir. Örneklemin belirlenmesinde oranlı eleman örnekleme yaklaşımı benimsenmiş ve her fakültedeki öğretim elemanlarının %30'una ulaşılması amaçlanmıştır. Araştırmanın örneklemi içinde yer alan öğretim elemanlarından pilot uygulamanın dışında tutulan 982 öğretim elemanından 708'ine (%74) ulaşılabilmiştir. Araştırmanın amacı kapsamında gerekli olan veriler, araştırmacı tarafından öğretim elemanlarına uygulanmak üzere hazırlanan ?Eğitim Fakültelerinde Öğretmen Eğitimi Program Standartlarının Gerçekleşme Düzeyi? başlıklı anket aracılığıyla toplanmıştır. Toplanan verilerin çözümlenmesinde sayı, yüzde, aritmetik ortalama, standart sapma, t testi, tek yönlü varyans çözümlemesi ve Tukey HSD testlerinden yararlanılmıştır.Araştırma sonunda, öğretim elemanlarının görüşlerine göre, eğitim fakültelerinde öğretmen eğitimi program standartlarının genel olarak orta düzeyde gerçekleştiği görülmüştür. Eğitim fakültelerinde öğretmen eğitimi program standartlarının gerçekleşme düzeyi ile ilgili olarak yönetici ile öğretim elemanı görüşleri, ?Öğretimin planlanması, uygulanması ve değerlendirilmesi?, ?Öğretim elemanları? ve ?Yönetim? standart alanlarında anlamlı farklılık göstermiştir. Bu fark, bu alanlardaki standartların fakültelerde gerçekleşme düzeyinin yöneticilere göre daha yüksek olduğunu göstermektedir. Öte yandan ?Öğrenci?, ?Tesisler, kütüphane ve donanım?, ?Kalite güvencesi? ve ?Fakülte-okul işbirliği? alanlarındaki standartların eğitim fakültelerinde gerçekleşme düzeyinin iki grup görüşlerine göre anlamlı farklılık göstermediği belirlenmiştir.Eğitim fakültelerinde öğretmen eğitimi program standartlarının gerçekleşme düzeyi, standart alanlarına göre istatistiksel olarak anlamlı farklılık göstermiştir. Buna göre, ?Fakülte-okul işbirliği? alanındaki standartların eğitim fakültelerinde yeterli düzeyde, ?Öğretimin planlanması, uygulanması ve değerlendirilmesi?, ?Öğretim elemanları?, ?Öğrenciler?, ?Tesisler, kütüphane ve donanım? ve ?Yönetim? alanlarındaki standartların orta düzeyde gerçekleştiği görülmüştür. Ayrıca, ?Kalite güvencesi? alanındaki standartların eğitim fakültelerinde gerçekleşme düzeyinin yetersiz olduğu belirlenmiştir. Eğitim fakültelerinde öğretmen eğitimi program standartlarının gerçekleşme düzeyine ilişkin öğretim elemanı görüşleri, fakültelerin gelişmişlik düzeylerine göre istatistiksel olarak anlamlı farklılık göstermiş, yüksek düzeyde gelişmiş olan fakültelerde standartların gerçekleşme düzeyinin orta ve düşük düzeyde gelişmiş fakültelere göre daha yüksek olduğu, orta düzeyde gelişmiş fakültelerde standartların gerçekleşme düzeyinin, düşük düzeyde gelişmiş fakültelerden daha düşük olduğu görülmüştür.
Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Yabancı Diller Bölümü İngilizce hazırlık programının değerlendirilmesi ve bir model önerisi
Bu araştırma, Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Yabancı Diller Bölümü İngilizce Hazırlık Programını program boyutlarına göre değerlendirmek, programın istenilen nitelikleri kazandırıp kazandırmadığını ortaya çıkarmak ve değerlendirme sonuçlarına bağlı olarak yeni bir program modeli önermek amacıyla gerçekleştirilmiştir.2006-2007 eğitim-öğretim yılında gerçekleştirilen bu çalışmada tarama modeli kullanılmıştır. Bu araştırmada İngilizce Hazırlık Programında öğrenim görmekte olan öğrenciler, Programı bitirmiş fakültelerde öğrenim görmekte olan öğrenciler ve İngilizce Hazırlık Programında görevli okutmanlarla çalışılmıştır.Araştırma verileri anket ve görüşme teknikleriyle elde edilmiştir. Geliştirilen iki anket İngilizce Hazırlık Programında öğrenim görmekte olan ve Programı bitirmiş öğrencilere uygulanmıştır. Görüşme ise Programda görev alan okutmanlarla gerçekleştirilmiştir.Araştırma sonunda, İngilizce Hazırlık Programının hemen her boyutunda sorunların olduğu, Programın istenilen nitelikleri bir ölçüde kazandırdığı ancak Teknik İngilizce konusunda eksikliklerin görüldüğü, öğretim yöntemleri ve hazırlık eğitimi modeli alanlarında yeniliklere gereksinim olduğu belirlenmiştir.Araştırmanın sonuçlarına bağlı olarak var olan olumsuzlukları gidermeye ve Programın niteliklerinin arttırılmasına yönelik olarak bir İngilizce Hazırlık Programı Model Önerisi sunulmuştur.Anahtar Sözcükler: Program Değerlendirme, İngilizce Hazırlık Program Modeli
İlkokul öğrencilerinin kendi kendine öğrenme becerilerinin geliştirilmesine yönelik öğretici destekli bir model önerisi
Araştırmanın genel amacı, ilkokul 1.-4.sınıf öğrencilerinin kendi kendine öğrenme (KKÖ) becerilerinin betimlenmesi ve bu becerilerin geliştirilmesine yönelik ilkokul 1.-4.sınıf öğrencileri için öğretici destekli bir model geliştirmektir. Araştırmanın modeli eylem araştırmasıdır. Araştırma eylem araştırması uygulanmasından önce ve eylem araştırması uygulama süreci olmak üzere iki aşamadan oluşmaktadır. Uygulama öncesinde ilköğretim 1.-5.sınıf öğretmenleri ile KKÖ'yü nasıl betimlediklerine ve sınıflarında öğrencilerinin KKÖ becerilerini geliştirmek için neler yaptıklarına yönelik görüşleri alınmıştır. İlkokul 1.-4.sınıf öğretmenlerinin derslerinde, öğrencilerinin KKÖ becerilerini geliştirmeye yönelik yaptıkları uygulamaların ve bu sınıf düzeylerindeki öğrencilerin sınıf ortamında kazandıkları KKÖ becerilerinin belirlenebilmesi için gözlemler yapılmıştır. İlkokul 1.-4.sınıf öğretmenleri, velileri ve öğrencileri ile görüşmeler yapılmıştır Öğretmenler ve veliler ile KKÖ'yü nasıl betimlediklerine, bu sınıf düzeylerindeki öğrencilerin KKÖ becerilerinin neler olduğuna, öğretmenlerin sınıflarında öğrencilerinin; velilerin ise evde çocuklarının KKÖ becerilerini desteklemek ve geliştirmek için neler yaptıklarına, onların bu becerilerinin geliştirilmesinin önündeki engellerin neler olduğuna ve bu sorunların çözümüne yönelik görüşleri alınmıştır. Belli ölçütlere göre seçilen ilkokul 1.-4.sınıf öğrencilerinin de KKÖ'nün ne demek olduğuna ve sahip oldukları KKÖ becerilerine yönelik görüşlerini belirlemek için görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın birinci aşamasında; öğretmen, öğrenci ve veli görüşleri ile sınıf içerisinde yapılan gözlemler doğrultusunda 1-4. sınıf öğrencilerine yönelik olarak iki boyutlu KKÖB (kendi kendine öğrenme becerileri) listesi oluşturulmuştur. KKÖB, KKÖ'ye hazırbulunuşluk becerileri ve KKÖ'yü yürütme becerileri olmak üzere iki boyuttan oluşmaktadır. Bu aşamada KKÖB'den biri olan KKÖ hazırbulunuşluk becerileri ile ilgili olarak öğrencilerin en fazla sorun yaşadığı gözlendiği için araştırmanın ikinci aşamasında KKÖ hazırbulunuşluk becerileri esas alınarak 4. sınıf düzeyinde yedi hafta süresince eylem araştırmasının uygulaması yapılmasına karar verilmiştir. Eylem araştırması uygulama sürecinde açık uçlu sorulardan oluşan anket, yarı yapılandırılmış görüşmeler, gözlem formu ve ders video kayıtları, alan notları ve araştırmacı günlüğü, haftalık ders planları, ders ses kayıtları, öğrenci çalışma kağıtları, geçerlik ve güvenirlik komitesi kayıtları ve Kendi Kendine Öğrenme Hazırbulunuşluk Becerileri özdeğerlendirme formu ile toplanmıştır. Araştırmanın uygulama sürecinden elde edilen bulgular öğrencilerin KKÖ hazırbulunuşluk becerilerini kullanmalarında artış sergilendiğini göstermiştir. Öğrenciler bu süreçte en kolay öğrenme ihtiyaçlarını belirleme ve öğrenme kaynaklarını yönetme becerilerini kullanmışlar; en zorlandıkları öğrenme becerileri ise öğrenme amaçlarını belirleme becerileri olmuştur. Bununla birlikte öğrenme kaynaklarını yönetme ve iletişim kurma becerileri geliştirilmesi amaçlanmayan haftalar da dahil hemen hemen tüm haftalarda kullandıkları gözlenmiştir. Uygulama süreci sonunda öğrencilerle ve sınıf öğretmeni ile gerçekleştirilen görüşmeler ve öğrencilere uygulanan özdeğerlendirme sonuçları da araştırma kapsamında bu becerilerin geliştirilmesine yönelik gerçekleştirilen uygulamanın etkili olduğunu göstermiştir. Uygulama öncesinde ve uygulama sürecinden elde edilen bulgular doğrultusunda ilkokul öğrencilerinin kendi kendine öğrenmelerine yönelik öğretici destekli bir model geliştirilmiştir. Bu KKÖ modelinin uygulanma koşulları ve modelin boyutları olmak üzere iki temel bileşeni bulunmaktadır. Uygulanma koşulları; KKÖ becerilerini kullanma düzeyleri, öğretmen ve veli desteği ile okul dışı-okul içi öğrenme ortamıdır. Modelin boyutları ise KKÖ hazırbulunuşluk duyuşsal becerileri, KKÖ hazırbulunuşluk bilişsel becerileri ve KKÖ'yü yürütme becerileridir. KKÖ hazırbulunuşluk duyuşsal becerileri öğrenme sorumluluğunu alma, öğrenmeye açık istekli olma ve öğrenmeye değer verme; KKÖ hazırbulunuşluk ise bilişsel becerileri öğrenme ihtiyaçlarını belirleme, öğrenme amaçlarını belirleme, iletişim kurma ve öğrenme kaynaklarını yönetmedir. KKÖ'yü yürütme becerileri ise öğrenme stratejilerini kullanma, işbirlikli öğrenme, eleştirel düşünme, yaratıcı düşünme, sorun çözme, araştırma, özdeğerlendirme ve akran değerlendirmedir.
Yabancı dil ağırlıklı 5. sınıf ingilizce dersi öğretim programının CIPP modeline göre değerlendirilmesi
Amaç: Bu araştırmada yabancı dil ağırlıklı 5. Sınıf İngilizce öğretim programının Stufflebeam'in CIPP program değerlendirme modeline göre değerlendirilmesi amaçlan mıştır. Yöntem: Bu araştırmada karma yöntem kullanılmıştır. Araştırmanın nicel boyu tunda anket yöntemi ile veri toplanmıştır. Nitel boyutunda ise yarı-yapılandırılmış gö rüşme formu ile veri toplanmıştır. Araştırmanın nicel boyutunda Yabancı Dil Ağırlıklı 5. Sınıf İngilizce öğretim programını kullanan 163 öğretmen; nitel boyutunda ise 12 öğret men katılımcı olmuştur. Bu araştırmanın evreni Ankara ili ve ilçeleri ile sınırlı kalmıştır. Araştırmanın analizinde nicel veriler için SPSS programı kullanılmış ve verilerin frekans, yüzde, aritmetik ortalama ve standart sapmaları hesaplanmış ve analizler yorumlanmıştır. Nitel verilerin analizinde ise betimsel analiz kullanılmıştır. Bu araştırmada karma yöntem desenlerinden olan yakınsayan paralel desen kullanılmıştır. Her iki yöntemle toplanan veriler bağımsız bir şekilde analiz edilmiş ve sonrasında da beraber yorumlanmıştır. Bulgular: Bu araştırmada yapılan analizler sonucunda elde edilen CIPP program değerlendirme modelinin 4 alt boyutu olan bağlam, girdi, süreç ve ürün başlıkları altında sunulmuştur. Programın bağlam boyutundaki bulgularına bakıldığında öğretmenlerin programın öğrencilerin beklenti ve ihtiyaçlarına çoğunlukla cevap verdiğini, program amaçlarının açık bir şekilde belirtildiğini ve program içeriklerinin öğrencilerin hazır bu lunuşluk seviyelerine çoğunlukla uyduğunu söyledikleri görülmüştür. Fakat programın seviyesinin bazı düşük hazır bulunuşluk seviyesindeki öğrenciler için sorun oluşturdu ğunu belirtmişlerdir. Ayrıca bazı okullardaki alt yapının programın uygulanmasına yine olumsuz etki ettiğini belirtmişlerdir. Programın girdi boyutundaki bulgulara bakıldığında ise öğretmenlerin genel olarak programdan memnun oldukları görülmüşse de materyal lerle ilgili konularda sıkıntı yaşadıkları ortaya çıkmıştır. Öğretmenlerin çoğunluğunun x MEB'in program için bilgilendirme seminerlerini vermediğini ve programa uygun ma teryalleri okullara ulaştırmadığını söyledikleri elde edilmiştir. Programın süreç boyunda ise öğrencilerin derse genel olarak aktif bir şekilde katıldıkları, iş birliğine dayalı etkin liklerin yapıldığı, süreç içerisinde öğrencilerin öğrendiklerini uygulamaya dökebildikleri bulguları elde edilmiştir. Fakat olumsuz olarak sınıf mevcutlarının programın uygulama sürecinde problem oluşturduğu da belirtilmiştir. Programın ürün boyutunda elde edilen verilere bakıldığında ise öğrencilerin sene sonunda çoğunlukla hedeflenen seviyelere ulaştığı, dilin dört temel becerisinin de bazı aksilikler ortaya çıksa da genellikle ölçüle bildiği fakat dört becerinin eşit düzeyde gelişmediği görülmüştür. Katılımcı öğretmenler programın daha iyi olabilmesi için programa uygun materyallerin okullara ulaştırılması gerektiğini, sınıf mevcutlarının azaltılması gerektiğini, programın diğer sınıflarda deva mının olması gerektiğini ve okul alt yapılarının güçlendirilmesi gerektiğini belirtmişler dir. Sonuç ve Öneriler: Araştırmada elde edilen sonuçlar olumlu ve olumsuz görüşler olarak özetlenebilir. Öğretmenlerin genel olarak programla ilgili olumlu görüşlere sahip oldukları görülmüştür. Programın öğretmenlere daha rahat hareket edebilme imkânı ve zamanı verdiği görülmüştür. Öğretmenler ayrıca programın öğrencilerin beklenti ve ihti yaçlarına cevap verdiğini ve önceki programda zaman yetmediği için ihmal edilen ko nuşma ve dinleme becerilerine ilişkin daha çok etkinliğin yapıldığını belirtmişlerdir. Program içerisinde bulunan konuların ve program sürecinde uygulanan etkinliklerin öğ rencilerin derse aktif katılımını desteklediği ve öğrencilerin süreç içerisinde öğrendikle rini uygulamaya dökebildikleri görülmüştür. Ayrıca program sonunda öğrencilerin dört temel dil becerisinin de gelişme gösterdiği belirtilmiştir. Programa ilişkin olumsuz görüş lere bakıldığında ise öğretmenlerin çoğuna programla ilgili bilgilendirme seminerlerinin verilmediği, programa uygun materyallerin öğretmenlere ulaştırılmadığı ve sınıf mevcut larının programın uygulanması konusunda olumsuz etki yaptığı belirtilmiştir. Programın daha iyi olabilmesi için daha az mevcutlu sınıflarda uygulanması önerilmektedir. Ayrıca mutlaka programa uygun bir materyalin olması gerektiği ve programın devamlılığının olması gerektiği önerilmektedir.
Yaratıcı drama etkinlikleri ile işlenen fen derslerinin öğrenci başarısına, fen tutumuna ve özgüvenine etkisi
Amaç: Bu araştırmanın amacı fen bilimleri dersinde yaratıcı drama yönteminin kullanılmasının öğrencilerin akademik başarı, fen bilimleri dersine karşı gösterdiği tutum ve özgüvenlerine olan etkisini incelemektir. Yöntem: Araştırma 2023-2024 eğitim öğretim yılında Eskişehir ilinde bulunan bir ortaokulda 6. sınıf öğrencileri ile yapılmıştır. Araştırma karma araştırma deseni ile modellenmiştir. Araştırmanın nicel boyutunda ön test ve son test kontrol gruplu deneysel çalışma yapılmıştır. Araştırmanın nitel boyutunda, araştırmacı günlüğü tutulmuş ve uygulama sonrasında deney grubunda bulunan öğrencilere yarı yapılandırılmış görüşmeler uygulanmıştır. Uygulama sürecinde fen bilimleri dersleri deney ve kontrol grupları ile öğretim programına uygun bir şekilde işlenmiştir. Deney grubu ile mevcut öğretim programının yanında 8 haftalık yaratıcı drama etkinlikleri uygulanmıştır. Yaratıcı drama yöntemi kullanılarak işlenilen dersler dışında, deney ve kontrol gruplarında aynı yöntemle ders işlenmiştir. Öğrencilere güneş sistemi ve tutulmalar ve vücudumuzdaki sistemler başarı testleri, fen ve teknoloji tutum ve özgüven ölçekleri ön test ve son test olarak uygulanmıştır. Araştırma sürecinde araştırmacı günlüğü tutulmuş ve deney grubu öğrencileri ile yarı yapılandırılmış görüşmeler yapılmıştır. Bulgular: Deney grubundaki öğrencilerin güneş sistemi ve tutulmalar son test, özgüven ölçeği son test ve fen tutum ölçeği son test puanları kontrol grubundaki öğrencilere göre anlamlı düzeyde yüksek bulunmuştur (p<0,05). Deney grubuna bakıldığında bütün testlerde ön test ve son test sonuçları arasında istatistiksel olarak anlamlı fark tespit edilmiştir (p<0,05). Görüşme soruları ve araştırmacı günlüğündeki veriler analiz edildiğinde öğrencilerin, yaratıcı drama yöntemi ile ders işlenmesinden keyif aldıkları, fen tutumlarının, akademik başarılarının ve özgüvenlerinin arttığına dair olumlu bir algı geliştirdikleri belirlenmiştir. Sonuç ve Öneriler: Elde edilen verilere göre yaratıcı drama yönteminin öğrencilerin akademik başarı, fen tutum ve özgüvenleri üzerinde olumlu bir etkiye sahip olduğu görülmüştür. Bu sonuçlar göz önüne alınarak, yaratıcı drama yönteminin farklı sınıf düzeylerinde ve konularında, fen bilimleri dersi dışındaki derslerde de kullanılması önerilmiştir. Anahtar kelimeler: Fen bilimleri, ortaokul, yaratıcı drama
İlhanlı medreseleri
The effect of working memory supporting strategies on primary school second year students' perceptions of number sense and mathematics self-efficacy
The aim of this study is to investigate the effect of the design created in accordance with Gagne's Instructional Model and by including memory supporters in the cognitive strategy stimuli suggested by the theory and supporting working memory on students' number sense and self-efficacy perceptions in mathematics. Working memory forms the basis of children's mathematics learning and performance (Geary, Hoard, Nugent, & Bailey, 2012; LeFevre, DeStefano, Coleman, & Shanahan, 2005; Raghubar, Barnes, & Hecht, 2010). In the development of mathematical skills, working memory is used for verbal counting (Geary Hoard, Byrd-Craven, & DeSoto, 2004; Krajewski & Schneider, 2009), retrieval of mathematical rules directly from memory (Barrouillet & Lépine, 2005), choosing the appropriate solution strategy (Bull & Scerif, 2001; DeStefano & LeFevre, 2004), following the steps of complex mathematical problems (Imbo, Vandierendonck, & De Rammelaere, 2007a; Imbo, Vandierendonck, & Vergauwe, 2007b), and performing intermediate calculations during mental processing (Adams & Hitch, 1997). Number sense is the ability to handle numbers, operations and everyday situations involving numbers. This skill is used to develop effective and flexible strategies for handling numerical problems. Number sense is seen as one of the three fundamental aspects of arithmetic teaching. The other two of these three aspects are calculation and problem solving.This study investigates to what extent second-grade primary school students' number sense perceptions improve with strategies that support working memory. In addition, thanks to the studies conducted, it was also found out how the perception of selfefficacy towards mathematics course changed. "Pretest-posttest control group model", one of the quasi-experimental designs, was used in the research. The study was conducted with 39 students attending the 2nd grade at a private primary school in Istanbul in 2021-2022 academic year. Necessary permissions were obtained for the experimental application and data collection. The participants were administered the Working Memory Scale to measure their capacities related to the central executive, phonological loop and visuospatial elements of working memory, the Number Sense Scale to measure their number sense perceptions, and the Mathematics Self-Efficacy Perception Scale to measure their perceptions of mathematics course. According to the findings obtained from the research, it was seen that the design prepared with strategies supporting working memory based on Gagné's Instructional Situations Model showed a statistically difference in favour of the experimental group in students' number sense skills in mathematics and self-efficacy perceptions towards mathematics. In this study, descriptive statistics, normality analysis, and statistical methods such as the Mann-Whitney U test, Wilcoxon signed-rank test, Levene's test, independent samples t-test, paired samples t-test, and correlation analysis were employed.
Effects of personalized feedback with open online resources on the essay writing performance of undergraduate preparatory program students studying EFL
Since writing is the primary means of academic communication, academic writing is perhaps the most crucial talent in academic settings. For the majority of students, it is also the hardest skill to learn. In ELL, many methods and techniques have been used to improve students' writing skills. One of these methods is providing feedback on students' writing. The aim of the study was to reveal the effects of personalized feedback with open online resources on the essay writing performance of undergraduate preparatory program students studying EFL at a state university in Turkey. The study was conducted with a mixed method Explanatory Sequential Design including a quasi-experimental study employing a control and an experiment group and a pre-post test administration and interviews with students. When the possible effects of the pretest were removed from the dependent variable (post test) the means of the groups taken from the post test changed slightly. The ANCOVA test was run to identify if there were any statistically significant differences between the pretest and the post test scores of the Experimental and the Control Groups. As a result of the ANCOVA test, it was found that there was not a statistically significant difference (p=.871, p>.05) between the post test scores of the students in the experimental and control groups. In the qualitative part of the study, interviews were conducted with eight voluntary students. In the interviews, the students were asked to reflect on the personalized feedback they received. As a result of the thematic analysis employed in the examination of the qualitative data, it was found that all interviewees had positive reflections about the feedback they received. However, they also expressed that they were already using online resources in their studies.
English instructors' views on the teacher's books in university preparatory programs in Türkiye
This study investigates the use of teacher's books (TBs) in English language teaching (ELT) at the university level with a focus on instructors' views and practices within a Turkish university context. Although TBs are designed to guide lesson planning and enhance instructional consistency, their role in university-level instruction remains under-researched. This qualitative study looks into how Turkish university-level ELT instructors interact with teacher's books, as well as frequent usage patterns, factors affecting their reliance on these resources, and the challenges that they experience when using them. The participant group consists of 15 Turkish ELT Instructors from 12 different state and foundation universities in Türkiye. The participants were chosen by using purposive sampling to guarantee that participants had experience with teacher's books. The data for this qualitative study was collected through semi-structured interview questions. The findings reveal that TBs are found beneficial by a majority of the university-level English instructors in the Turkish universities' context. The data also shows that instructors utilize different sections within TBs significantly more than the different sections they omit in TBs. In contrast, the study also reveals that the challenges and limitations expressed by instructors overwhelmingly surpass the number of benefits mentioned. The study concluded that teacher agency and individual teaching preferences significantly affect views regarding TBs and their usage whereas teaching experience or institutions revealed less diversity in difference of views. The findings suggest that there is a need for flexible and locally relevant materials for ELT instructors in Turkish universities, and also a need for an improvement in institutional awareness regarding the needs of their instructors in their relevant contexts. Keywords: Teacher's Books, Instructional Support, Instructional Materials Evaluation, English Language Teaching (ELT), University-level Instructors
Preschool English language teachers' attitudes on teaching English through songs as an active learning technique
PRESCHOOL ENGLISH LANGUAGE TEACHERS' ATTITUDES ON TEACHING ENGLISH THROUGH SONGS AS AN ACTIVE LEARNING TECHNIQUE This study aims to investigate the attitudes of preschool English language teachers toward the use of songs as an active learning technique in early language education. Recognizing music as a powerful pedagogical tool, the research explores how songs contribute to young learners' engagement, motivation, and language acquisition within the context of teaching English as a foreign language (EFL). The research was conducted using a quantitative design, and teachers' attitudes toward teaching English through songs, their frequency of use, and the challenges they face were analyzed. Data were collected from 116 preschool English teachers through a survey. Following the normality analysis, it was determined that the data did not show a normal distribution; therefore, non-parametric tests (Kruskal-Wallis and Mann-Whitney U) were used. The findings revealed that teachers generally have a positive attitude toward the use of songs and believe that songs make a significant contribution to children's English learning by enhancing vocabulary development, improving pronunciation, facilitating grammar acquisition, and increasing classroom participation. No significant differences were found in attitudes based on demographic variables such as professional seniority, graduation degree, or participation in in-service training. The study emphasized the role of songs not only in language development but also in cultural transmission. Although in-service training appeared to have a limited impact on teachers' practices, it was observed that teachers are generally open to active learning methods. The results highlight the importance of integrating songs into preschool English education and suggest a need for further support and development efforts in this area. By highlighting the role of music in supporting active and meaningful learning, this research provides insights into how songs can be effectively integrated into early childhood language instruction. The results are expected to contribute to the development of engaging, age-appropriate teaching strategies and to encourage educators and curriculum developers to embrace music as an essential component of preschool EFL education. Keywords: Active learning, EFL teaching, preschool education, early childhood, language acquisition, songs, teacher attitudes, music in education
The effects of flipped classroom and gamified flipped classroom on 7th grade EFL students' grammar achievement, learner autonomy, and achievement emotions
The purpose of this study is to investigate the effects of flipped classroom and gamified flipped classroom on 7th grade EFL students' grammar achievement, learner autonomy, and achievement emotions. To achieve this, a mixed-methods approach is employed, combining grammar achievement test, learner autonomy scale, achievement emotions questionnaire, the researcher's diary and students' diaries, and semi-structured interview questions. The data were obtained from 83 7th grade participants, including 30 students in the gamified flipped classroom, 25 students in the flipped classroom, and 28 students in traditional instruction who study at a secondary school in the 2023-2024 academic year. The findings of the study reveal that there is a significant difference between pre-test and post-test scores of all the participants (p < 0.005), but there is no significant difference between the pre-test, the post-test, and retention test scores of the groups (p> 0.005). There is a significant difference between the pre-test and the retention test scores of the students in the gamified flipped classroom in terms of grammar achievement test (p<0.005). There is no significant difference between pre-test and post-test scores and of all the participants in terms of learner autonomy (p> 0.005). The students have different rankings of achievement emotions, but the difference is not significant. Furthermore, the qualitative data of the study reveal that although both experimental group students stated positive aspects of learning outcomes and benefits of the process, the students in the gamified flipped classroom have more overall satisfaction and more positive views about benefits of the instructional model. Keywords: Flipped classroom, Gamified Flipped Classroom, Gamification, Blended Learning, Active Learning, Grammar Achievement, EFL Learners, Learner Autonomy, Achievement Emotions.
Instructional design: Incorporating metaverse to improve French speaking skills of undergraduate learners
This study aims to determine the extent to which the Metaverse virtual universe can be used to develop speaking skills in French language learning. It also examines how theoretical knowledge learned in the classroom is transferred into practice and its impact on academic achievement, student motivation, and self-efficacy. It was conducted with the aim of designing and implementing activities that encourage students to take risks and participate actively while providing a safe learning environment. Activities were carried out on the 'Spatial' platform in Metaverse. This study has a mixed design as it incorporates both quantitative and qualitative methods (mixed methods). It was designed based on a quasi-experimental design. The quantitative data were collected through the first survey, which included demographic information, academic achievement scores at the beginning and end of the term, and surveys at the end of the application to learn about the experimental group's self-efficacy and motivation. The qualitative dimension of the study examined the experimental group students' views on their experiences in the Metaverse environment. The study was conducted over six weeks of the 13-week spring semester of the 2024-25 academic year. Participants consisted of two sections (control and experimental groups, N = 38) from the preparatory classes at a State University. Quantitative data obtained within the scope of the study were analyzed using the SPSS 26.0 package program. Non-parametric tests were preferred over parametric tests: Mann–Whitney U, Kruskal–Wallis H, and Wilcoxon Signed Rank Tests were used for academic achievement and t-test analysis. Inductive content analysis was used to analyze qualitative data. The coding system was created using the Maxqda Analytics Pro (24.10.0) qualitative data analysis program. The study concluded that Metaverse-based French speaking activities have positive effects on academic achievement, learning motivation, and self-efficacy in undergraduate learners. Findings such as more active participation of shy students, ease of digital adaptation, and avatar-supported social interaction are particularly valuable for pedagogical implementation. However, external factors such as technological infrastructure deficiencies, access issues, and device incompatibilities were observed to limit the effectiveness of the process. Monitoring long-term effects, developing pedagogy integration models, and conducting large-scale studies with different student groups are among the future research needs of this field. Keywords: Metaverse, Virtual Reality, French as a Foreign Language Learning, Communication skills, Motivation, Self- Efficacy, Academic Achievement Level,
Effect of the different components of working memory on multiplication skills of 3rd grade children
The basic arithmetic operations skills of the students play important role to solve math problems as prerequisite knowledge. Therefore, in the first years of primary education, four-operation skills are involved in math curriculum at most. The cognitive process of dealing with numbers and counting abilities are associated with working memory which is the part of this process. The purpose of this present study is to investigate the extent to which components (central executive, phonological loop and visuo-spatial sketchpad) of working memory explaining multiplication skills of 3rd grade children. The study was carried out during the spring semester of 2015-2016 academic year at Istek Kemal Atatürk Primary School in Istanbul. 60 third grade students (23female and 37 male) whose parents were received permission were involved in the study. In order to evaluate the participants' capacity of central executive (CE), phonological loop (PL) and visuospatial sketchpad (VS) components, the tasks named as the counting recall test (CRT), digit span test (DST) and block recall test (BRT) were designed and administered by computers. In addition, participants' multiplication skills were evaluated by multiplication test (MT). Linear multiple regression analysis was used in order to analyze how well the independent variables predicted multiplication skills. The results of multiple regression analysis revealed that the best predictor variable of multiplication skills was the central executive component of working memory.
A needs analysis of an online community of teacher educatorsfor their continuing professional development
Teacher educators play an essential role to improve the quality of education; however, our knowledge of their continuing professional development (CPD) needs is based on very limited data. The aim of this research was thus to investigate the CPD needs of teacher educators in an online community of practice. The research was conducted with 94 teacher educators who were members of the Teacher Educator Community (TEC) that was founded by the British Council in May 2018. This was a descriptive study that used a qualitative method. Data were collected through a needs analysis survey which was developed by the researcher. Frequency and percentage were employed to analyse the findings, and mean scores led to the prioritisation of the needs. The study found that 'running teacher training', 'observing teachers' and 'giving feedback' were the three most common teacher training activities. The majority of teacher educators indicated their needs for more practical aspects of teacher training, such as 'being able to use different technologies (apps, web tools, webinars) in teacher education programmes', 'evaluating the effectiveness of a training programme' and 'organizing professional development activities for and with teachers, i.e. Teacher Activity Groups, workshops'. Much needed topics included 'digital literacies', 'curriculum design', 'assessment', and 'mentoring. As regards to their technical competencies in an online community of practice, majority of the respondents shared that they were confident in the basic use of the online platform, such as updating their profile, receiving forum post notifications to mailbox; however, they indicated their needs with regards to data protection, copyrights, and creating and participating in forum discussions. This study will serve as the basis for developing the curriculum of an online community of practice for teacher educators. We hope future researchers will benefit from the findings of the research to develop teacher educator programmes in the future.
The effect of inquiry based instruction on the self-efficacy and achievement of sixth grade science students
The purpose of this study is to compare the effect of (level 2) structured and (level 3) guided inquiry based instruction on the self-efficacy and achievement of students in sixth grade science course. A quasi experimental design was used to investigate the change in the achievement and self-efficacy scores after participation in the different levels of inquiry based instruction. Two subject groups, each including 21 students, were selected for the study from a private school in Istanbul. One of the classes was instructed with (level 3) guided inquiry based instruction, the other class was instructed with (level 2) structured inquiry based instruction. The self-efficacy level and achievement in cell subject of each group were measured with the self-efficacy and achievement scales before and after three weeks of intervention. One way ANCOVA was used in the analyses of hypotheses. Inquiry based instruction of level 3 (guided inquiry) is found more effective in achievement whereas, there is no statistically significant difference between the groups in terms of their self-efficacy. Key Words: self-efficacy, inquiry based learning, inquiry based instruction, science education, scientific inquiry
The effect of critical viewing and reading approach on the critical writing skills of the translation studies students
In recent years, the role of literature as the main component and material of its original texts has accelerated as a teaching of creative thinking rather than a final goal. The aim of the study is to examine the effect of critical reading and writing on critical writing skills of students of the Department of Translation and Interpreting at the university. In this study, which was a quasi-experimental study, the procedure was applied with independent variables and only the Experimental Group was applied during the study. In this study, the "Ennis - Weir Critical Thinking Essay Test", designed by Ennis and Weir (1985), was used. The scales were applied to 30 undergraduate students of the Department of Translation and Interpreting at a private university in Istanbul within the compulsory course of "English Language, Literature and Culture for Translators". As a result of the study, it was investigated whether the educational teaching method applied is comprehensive enough for a new curriculum. The findings show that the students in the target group benefited positively from this research to develop their critical imaging skills for the evaluation of the Ennis-Weir Critical Thinking Essay Test. A quantitative increase was observed in the results of both the Experimental and the Control groups. However, the difference between the test results of the Experimental group in which the study was performed according to Edutainment methods was 114 points, while this increase was limited to only 7 points in the Control group in which Edutainment was not performed. According to all the data analysis performed (ANOVA, Kruskal- Wallis and T-Test), the result is not significant at p < .01. Accordingly, the results showed the qualitative and quantitative increase and success only in the Experimental Group.
Non-Turkish speaking students' opinions about learning Turkish
This descriptive study aims to identify the opinions of non-Turkish speaking graduate and undergraduate students about Turkish as a Foreign Language (TFL) course and their language skills. The participants and targets of this study are non-native Turkish speaking graduate and undergraduate students who are studying Turkish as a foreign language. There were three main reasons which have propelled the carrying out of this particular research study. The first of these reasons the fact that the researcher holds a professional position as an instructor of the TFL course. The second reason is that there are no general curricula for TFL at the institution where this study is carried out. The third reason is that since TFL only emerged especially during the late 20th century the studies that have been undertaken in the past in relation to this area have been few as well as limited in their scope and depth. The study group of the study consisted of 52 Non-Native Students studying at a foundation university. The data for the study were collected via "The evaluation scale of Turkish Language in terms of Non-Native Students Opinions" developed by the researcher and the advisor. Descriptive analysis was made use to analyse the data gathered. The results showed that alphabet and writing skills were the areas where the TFL undergraduates encountered the most difficulty. Key words: TSL, non-Turkish speaking, learning Turkish, skills
The predictive power of learning strategies and critical thinking tendencies on high school students' academic achievement
A person's learning strategy is one of the essential factors that determine the quality of a learning outcome. On the one hand, learning strategy of students in learning process directly affects their academic achievement level according to many educators. On the other hand, critical thinking, as an ability to question and construct the information, is considered as an important part of the academic achievement. Therefore, learning strategies and critical thinking disposition levels of high school students were measured and predictive power of these two variables on academic achievement together was examined. In this research, two validity and reliability scales were applied to the students who are studying at various grade levels in the five different types of high schools. The students' first semester grades were used as academic achievement indicator. The multiple lineer regression analysis technique was applied to assess the predictive power of learning strategies and critical thinking dispositions on academic achievement. Variables such as parental education level, school type and gender variables were also analyzed.Simple correlation, t-test, and ANOVA were used in the study. According to the results; learning strategies and critical thinking predictive power in academic success is 15%. A low level (r =, 19) relationship was found between learning strategies and critical thinking. In terms of gender factor there was a significant difference in favor of females in learning strategies of elaboration, affective and rehearsal. There was no significant difference between 9th, 10th and 11th grade students in terms of critical thinking. Finally, a significant and positive correlation was found between parental education level and students' critical thinking level and learning strategies.
An instructional design for new cognitive structure construction in native language on second language learning
The aim of this study was to design a second language instruction through the construction of new cognitive structures in the mother tongue, and to determine its effect on the learner's cognitive load and achievement in learning complex structures. The study was undertaken in a public university in Istanbul with 79 prep school students and designed as a quasi-experimental study. A subjective cognitive load scale developed by Paas (1992), and an achievement test were utilized as the data collection tools. A covariance analysis (ANCOVA) was employed to determine student achievement between the experiment and control groups, the results of which produced a significant difference in favor of the experiment group. The results of the one-way ANOVA showed that there is a statistically significant decrease with regards to the cognitive load of the students in the experiment group. The efficiency of instruction was also measured utilizing efficiency formula developed by Paas and van Merrienboer (1994). The results corroborated the hypothesis that when designed in a way to construct new structures in the native language, thereby reducing the cognitive load, this instruction yields to an increase in the achievement of the students for the learning of complex structures in second language. The results call for more attention that the instructional design utilized as the treatment of this study is efficient on the academic achievement of the students in their learning.
The relationship between math achievement motivation and reflective thinking skills towards problem solving of the 8th grade students
The purpose of this study is to examine the relationship between the 8th grade students' math achievement motivation and their reflective thinking skills towards problem solving.The research was conducted across 2 private and 2 public primary schools and on 461 students in those schools. The data were gathered by the "Achievement Motivation Scale" developed by Umay (2002,a) and the "Reflective Thinking Skill Towards Problem Solving Scale" developed by Aşkar and Kızılkaya (2009). In this study was used quantitative research methods. Arithmetic Mean, Standard Deviation, Frequency, Percentage, and the test of significance of the difference between the percentages were employed to analyze the data of the research.The research result show that the mean of the achievement motive score is (X=22,78; Sd=4,13). It was seen that students' achievement motivation scale scores mean is under the midpoint of the achievement motivation scale for mathematics. The mean of the reflective thinking skill scale towards problem solving scale scores is (X=33,84; Sd=11,70) in this research. It was seen that students' reflective thinking skills towards problem solving scale scores mean is under the midpoint of it. In addition achievement motives scores positively and significantly correlated with the Reflective Thinking Skill Scale toward Problem Solving Scores, r=.63, n=461, p<.01.
İlk okuma yazma öğretimine yönelik tutum ölçeği: Bir ölçek geliştirme çalışması
Bu çalışmanın genel amacı; sınıf öğretmenlerinin ilk okuma yazma öğretim sürecine yönelik tutumlarını ölçmek için geçerli ve güvenilir bir ölçek geliştirmektir. Bu çalışma bir ölçek geliştirme çalışması olup, veri toplama sürecinde nicel araştırma yöntemlerinden olan tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmanın evrenini 2021-2022 eğitim-öğretim yılında Batman ilinde Milli Eğitim Müdürlüğüne bağlı resmi ilkokullarda görev yapan 1889 sınıf öğretmeni oluşturmaktadır. Araştırma yürütülürken Batman ilinde görev yapan 673 sınıf öğretmeni ile çalışılmıştır. Örneklem belirlemede uygun örneklem yöntemi dikkate alınmıştır. Veriler değerlendirilirken Açımlayıcı Faktör Analizi (AFA) sürecinde SPSS 24, Doğrulayıcı Faktör Analizi (DFA) sürecinde ise AMOS 24 programları kullanılmıştır. 319 kişi ile yürütülen AFA sürecinden sonra 25 maddelik ölçekten faktör yükleri düşük ya da binişik olan 4 madde çıkarılmış ve 21 maddelik ve 4 boyutlu nihai ölçek elde edilmiştir. Nihai ölçekte 9 olumsuz, 12 olumlu madde bulunmaktadır. Zorlanma alt boyutunda 9, keyif alma alt boyutunda 5, gelişmeye açıklık alt boyutunda 4 ve isteklilik alt boyutunda 3 madde yer almaktadır. 354 kişilik farklı bir grupla yürütülen DFA sonucunda ölçeğin dört alt faktörlü yapısı uyum indis değerleri bağlamında AFA sonuçlarıyla uyumlu olduğu belirlenmiştir. Ölçeğin bütününe ait Cronbach Alpha değeri .898 olarak bulunmuştur. Spearman-Brown eşit ve eşit olmayan yarı güvenirlik değerleri .846 olarak belirlenmiştir. Alt faktörlere ait Cronbach Alpha güvenirlik kat sayıları sırasıyla zorlanma alt boyutu için .876, keyif alma alt boyutu için .831, gelişmeye açıklık alt boyutu için .806 ve isteklilik alt boyut için .704 olarak bulunmuştur. Bu bağlamda geliştirilen ölçek güvenilirdir. Ölçeğin geçerlik ve güvenirliğine ait bulgular, sınıf öğretmenlerinin ilk okuma yazma öğretim sürecine yönelik tutumlarını belirlemek üzere kullanılabilir nitelikte olduğunu göstermektedir. Mevcut çalışma COVID 19 pandemisi nedeniyle sadece Batman ilinde yürütülmüştür. Yapılacak benzer çalışmalar daha geniş katılımla farklı illerdeki sınıf öğretmenlerinin katılımıyla yürütülebilir. Ölçeğin kullanılmasıyla yürütülecek farklı çalışmalarda, geçerlik ve güvenirlik hesaplamalarının tekrarlanması ve mevcut değerlerle kıyaslanması yararlı olacaktır.
Lise öğrencilerinin İngilizce dersine yönelik tutumları, İngilizce konuşma kaygıları ve İngilizce dersine katılımları arasındaki ilişkinin incelenmesi
Yabancı dil öğrenmede tutum önemli bir yere sahiptir. Yabancı dile olan olumlu tutumun, dil öğrenmede önemli bir etkisi olduğu bilinmektedir. Yabancı dil öğrenimi ve öğretiminde pek çok faktörün büyük etkisi olduğu açıkça görülmektedir. Bu faktörlerden en önemlisi de başarabilme kaygısıdır. Kaygının insanları genel olarak olumsuz olarak etkilediği özellikle dilinde içinde olduğu birçok alandaki öğrenmeleri belli bir seviyede engelleme etkisine sahip olduğu vurgulanmıştır. Günümüzde yabancı dil öğreniminin duyuşsal yönleri üzerine yapılan araştırmalarda bu durum sıklıkla incelenmektedir. Birçok çalışma kaygının dil öğrenimini ve temel becerilerden biri olan konuşmayı olumsuz etkilediğini ortaya koymaktadır. Bu araştırmanın genel amacı; Lise öğrencilerinin İngilizce dersine yönelik tutumları, İngilizce konuşma kaygıları ve İngilizce dersine katılımları arasındaki ilişkinin incelenmesidir. Bu araştırma nicel verilerin kullanıldığı bir çalışma niteliği taşımaktadır. Yöntem desenlerinden ilişkisel desen biçiminde tasarlanmıştır. Araştırmanın evrenini Elazığ ili liseleri oluşturmaktadır. Araştırma doğrudan evren üzerinde uygulanmış ve ölçeğin uygulanması sırasında öğrencilere gerekli açıklamalar yapılmıştır. Ölçekler lise düzeyinde eğitim veren 6 eğitim kurumuna dağıtılıp liselerden dönütler alınmıştır. Araştırmaya katılan öğrencilerden geri dönen ölçekler incelenerek değerlendirilmiş, araştırmaya uygun ölçekler araştırma kapsamına alınmıştır. Araştırmanın çalışma evrenini, 2023-2024 Eğitim-öğretim yılı Güz ve Bahar dönemlerinde Elazığ ili MEB'de öğrenim gören Anadolu, Fen ve Meslek Liselerini kapsayacak şekilde tabakalı ve tesadüfi örneklem yöntemleri ile belirlenen öğrenciler oluşturmaktadır. Çalışma toplam 968 öğrenci ile yürütülmüştür. Araştırmada veri toplama aracı olarak ölçek kullanılmıştır. "Lise Öğrencilerinin İngilizce Dersine Yönelik Tutum ölçeği", "İngilizce Konuşma Kaygı ölçeği" ve "İngilizce Dersine Katılım ölçeği kullanılmıştır. Ölçeğin uygulanması sonucunda elde edilen veriler, SPSS 24.0 istatistik programı kullanılarak çözümlenmiştir. Veri setinin normal dağılım gösterdiği, t-testi ve Anova Testi, pearson korelasyon analizi uygulanmıştır. Araştırmaya Katılan Öğrencilerin İngilizce Dersi Tutum ve İngilizce konuşma kaygısı puanı Kararsızlık düzeyindedir. Araştırmaya katılan öğrencilerin İngilizce dersi tutum algısı ile İngilizce konuşma kaygısı arasında negatif yönlü, İngilizce dersine katılım algısı arasında pozitif yönlü anlamlı bir ilişki belirlenmiştir. İngilizce dersine yönelik tutumlarına ilişkin olarak, genel not ortalaması yüksek olan Fen ve Anadolu Lisesi öğrencilerinin, İngilizce özel ders alan, düşük ve orta düzey gelire sahip, anne-baba eğitimi lise ve lisans, lisansüstü olan kadın öğrencilerin İngilizce dersine yönelik tutumlarının daha yüksek, olumlu düzeyde olduğu belirlenmiştir. İngilizce dersine yönelik kaygılarına ilişkin olarak, genel not ortalaması yüksek olan Fen Lisesi öğrencilerinin, İngilizce özel ders alan, yüksek gelire sahip, anne-baba eğitimi lisans ve lisansüstü eğitim düzeyi olan öğrencilerin İngilizce dersine yönelik kaygılarının daha düşük düzeyde olduğu belirlenmiştir. İngilizce dersine katılımlarına ilişkin olarak, genel not ortalaması yüksek olan Anadolu ve Fen Lisesi öğrencilerinin, İngilizce özel ders alan, düşük ve orta gelir grubu, anne-baba eğitimi lisans ve lisansüstü eğitim düzeyi olan, kadın öğrencilerin İngilizce dersine katılımlarının daha yüksek düzeyde olduğu belirlenmiştir. Araştırma sonuçları genelinde benzer sonuçlu çalışmalar olduğu ve buna göre İngilizce dersine katılım ve İngilizce dersine yönelik tutumun birbirini olumlu etkilediği belirlenmiştir. İngilizceye yönelik tutumun, öğrencilerin derse katılım durumlarını yordadığı, konuşma kaygısının ders katılımını negatif yönlü anlamlı düzeyde etkilediği belirlenmiştir. Bu da tutumun, öğrencilerin derse katılımını açıklamada önemli bir değişken olduğunu göstermektedir. Anahtar Kelimeler: Lise öğrencileri, İngilizce dersi, tutum, kaygı, derse katılım
Üniversite öğrencilerinin beden memnuniyeti düzeyleri ile sosyal beceri düzeyleri arasındaki ilişkinin karşılaştırmalı olarak incelenmesi (Çanakkale ili örneği)
Bu araştırma, Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesinde lisans düzeyinde öğrenimgören üniversite öğrencilerinin, beden memnuniyeti düzeyleri ve sosyal beceri düzeyleriarasında anlamlı fark olup olmadığını incelemeyi amaçlamaktadır. Üniversite öğrencilerinin,beden memnuniyet düzeyleri ve sosyal beceri düzeyleri arasında anlamlı fark olup olmadığıcinsiyet, sınıf düzeyi ve üniversiteye giriş puan türü değişkenlerine göre incelenmektedir. Bufarklar, öğrencilerin kendi görüşlerine dayanılarak ortaya konulmuştur.Araştırmada, üniversite öğrencilerinin beden memnuniyeti ve sosyal becerilerininsınıf düzeyine, cinsiyete ve üniversiteye giriş puan türüne göre bir farklılık gösteripgöstermediği, böyle bir farklılık varsa bu farklılığı oluşturan sebeplerin neler olduğu ortayakonulmaya çalışılmıştır. Araştırma, tarama(survey) modeli ile yapılmıştır. Toplam 1054üniversite öğrencisine Yüksel(2004) tarafından Türkçe'ye uyarlanan ?Sosyal Beceri Anketi?ve Gökdoğan(1988) tarafından Türkçe'ye uyarlanan ve araştırmacı tarafından üniversiteöğrencileri için geçerlik ve güvenirlik çalışması yapılan ?Beden Bölgelerinden veÖzelliklerinden Memnuniyet Ölçeği? uygulanmıştır. Veriler, frekans, t testi, tek yönlü anovatesti ve tukey testleriyle SPSS(Sosyal Bilimler çin statistik Paket Programı) kullanılarakanaliz edilmiştir.Araştırmada, üniversite öğrencilerinin beden memnuniyeti ve sosyal beceri düzeyleriarasında anlamlı bir fark olup olmadığı, genel beden memnuniyeti puanları ile sosyalbecerinin altı alt ölçeği puanları arasındaki farka bakılarak ortaya konulmuştur. Araştırmadanelde edilen bulgulara göre, beden memnuniyetinin genel olarak erkeklerde kızlara göre dahayüksek olduğu görülmüştür. Kızların ise genel sosyal beceri düzeyleri erkeklere oranla dahayüksek düzeyde çıkmıştır. Sadece duyuşsal kontrol sosyal beceri alt ölçeğinde yer alanözellikleri bakımından erkekler, kızlara göre daha yüksek puanlar elde etmişlerdir. Araştırmasonuçlarına baktığımızda üniversite öğrencilerinin beden memnuniyet düzeyleri ile sosyalbeceri düzeyleri arasında anlamlı bir farkın olmadığı görülmüştür.
Özel ilköğretim okulları öğretmen profili
Bu araştırmanın amacı, özel ilköğretim okullarında görev yapan öğretmenlerin profilini belirlemektir.Bu temel amaç çerçevesinde, öğretmelerin demografik özellikleri, sosyoekonomik ve sosyokültürel durumları ve öğretmenlerin kendilerine dönük mesleki görüşleri ele alınmıştır. Öğretmenlerin kendilerine dönük mesleki görüşleri; yaş, özel okullarda çalışma süresi, mezun oldukları okul türü, gelir durumu, alan ve sınıf öğretmeni olma değişkenlerine göre de incelenmiştir.Bu araştırmanın çalışma evrenini 2008-2009 eğitim öğretim yılında Marmara Bölgesi İstanbul İli sınırları içinde bulunan özel ilköğretim kurumlarında görev yapan öğretmenler oluşturmaktadır. Araştırma örneklemini oranlı örnekleme yöntemi ile seçilen 406 öğretmen oluşturmaktadır. Araştırmada veri toplama aracı olarak kullanılan anket araştırmacı tarafından ilgili literatür incelenerek, yapılan araştırmalar taranarak ve uzman görüşleri alınarak geliştirilmiştir. Ölçme aracının ön uygulaması özel bir ilköğretim okulunda yapılmış ve güvenirliği uygun bulunmuştur.Araştırma sonucunda öğretmenlerin büyük çoğunluğunun yirmi bir ile kırk bir yaş aralığında olduğu, çoğu öğretmenin eğitim fakültesi mezunu oldukları, branş öğretmenlerinin sınıf öğretmenlerinden sayısal olarak daha fazla olduğu, çalışma sürelerinin ortalama beş yıl olduğu ve öğretmenlerin çok sık okul değiştirmeyi tercih etmedikleri, ekonomik durumlarını orta düzey olarak tanımladıkları, öğretmenlerin yarısından fazlasının evi ve arabası olduğu ortaya çıkmıştır. Yabancı dil bilgileri orta düzeydedir. Öğretmenlerin hemen hemen tamamı bir sendikaya ve büyük bir kısmı mesleki bir dergiye üye değiller. 50 yaş ve üzeri öğretmenlerin iletişim özelliklerinin 21-30 yaş aralığındaki öğretmenlere göre daha iyi olduğu, ayrıca 21-30 yaş aralığındaki öğrenmelerin bilgisayar okuryazarlık düzeyinin 50 yaş ve üzeri öğretmenlerden daha yüksek olduğu ortaya çıkmıştır. Öğretmenlerin gelir düzeyine göre iletişim özelliklerinin ve mesleki yeterliliklerinin ve gelişime açık olma faktörlerin pozitif yönde değiştiği de görülmektedir.Anahtar Kelimeler: özel ilköğretim okulu, öğretmen, profil
Türkiye'deki akademisyenlerin çokkültürlü eğitime ilişkin tutumları
Bu araştırmanın amacı, Türkiye?deki eğitim fakültelerinde görev yapan akademisyenlerin çokkültürlü eğitime ilişkin tutumlarını incelemektir. Bu amaçla elektronik ortamda oluşturulan ölçek ve açık uçlu sorular, Türkiye?de eğitim fakültesi bulunan 83 üniversitenin akademisyenlerine e-posta olarak gönderilmiştir. Karma araştırma yöntemi ile yürütülen bu araştırmaya, toplam 745 kişi katılım göstermiştir. Araştırmanın katılımcılarından 520?si Çokkültürlü Eğitim Tutum Ölçeği?ni tamamlamıştır. Bu 520 kişinin ölçeğe verdikleri cevaplar puanlandırılmış ve bu puanlar kullanılarak çeşitli analizler elde edilmiştir. Ölçeğe verilen yanıtlar ışığında Cronbach Alpha güvenirlik analizi yapılmış ve ölçeğin güvenirlik katsayısı .92 olarak ölçülmüştür. Analizler sonucunda akademisyenlerin aldıkları puanların aritmetik ortalamasından, çokkültürlü eğitime ilişkin tutumlarının yüksek düzeyde olduğu ortaya çıkmıştır. Ayrıca akademisyenlerin demografik bilgileri bağımsız değişken olarak kullanılmış ve Regresyon Analizi yapılmıştır. Yapılan Regresyon analizinde katılımcıların demografik bilgilerine bakılarak, çokkültürlü eğitime ilişkin tutumları hakkında yorum yapılamayacağı anlaşılmıştır. Akademisyenlere sorulan açık uçlu sorular içerik analizi yöntemi ile derinlemesine analiz edilmiş, yorumlanmış ve değerlendirilmiştir. Bu değerlendirmeler sonucunda akademisyenlerin (%92) çokkültürlü eğitimi Türkiye için avantajlı bir eğitim türü olarak gördükleri; çokkültürlü eğitimin dezavantajlarının, bu eğitimin uzmanlar tarafından verilmemesinden kaynaklı olabileceğini ve çokkültürlü eğitimi verecek olan öğretmenlerin yetiştirilmesi için lisans derslerine çokkültürlülük olgusunun bütünleştirilmesi gerektiğini düşündükleri anlaşılmıştır. Anahtar kelimeler: Çokkültürlülük, Çokkültürlü Eğitim, Akademisyenlerin Tutumları
The attitudes and opinions of pre-service English teachers towards Kurdish-Turkish bilingual education in Turkey
This study investigated attitudes and opinions of pre-service English teachers towards Kurdish-Turkish bilingual education in Turkey. The participants of this mixed-methods study were 153 students from the Foreign Language Education Department of a high-ranked state university in the Marmara Region of Turkey. The instrument, "Bilingual Education Attitudes and Opinions Survey" included demographic information followed by 20 items for the quantitative, and 3 open-ended questions for the qualitative part of the study. The instrument was refined based on the feedback of 6 experts following the pilot study. Then it wasreshaped and reformatted before it was used in the study. The quantitative data was transferred to Statistical Program for Social Sciences (SPSS), version 20 for statistical analyses. The reliability of scores (Cronbach's α) was .84, a high level of reliability. The qualitative data was transferred to Microsoft Office Word Program, 2013 version for content analysis and thematic analysis. The statistical analyses revealed that a high percentage of the participants (44 %) had high positive attitudes towards Kurdish-Turkish bilingual education in Turkey. The regression analyses showed that men had positively higher attitudes than women whereas ethnicity was not a significant predictor of the attitudes. The content and thematic analysis indicated that some participants were of the opinion that bilingual education in Turkey could have some advantages in terms of school and academic success, human rights, psychological benefits, and cultural diversity. On the other hand, some participants were of the opinion that bilingual education in Turkey could provoke conflicts, cause separation, affect other minorities negatively and be abused by some people. Some participants also thought that some necessary steps including educating the staff and raising public awareness should be taken to initiate bilingual education, prevailing the peace within the country. Keywords: Bilingual Education, Mother Tongue, Kurdish-Turkish, Attitudes, Opinions.