Van Yüzüncü Yıl Üniversity
Discipline

Soil Science and Plant Nutrition

Van Yüzüncü Yıl Üniversity

241

Archived Theses

0

DOIs Assigned

0%

DOI Rate

Discipline

50 Theses
Master'sOpen AccessTR

Demir ve bor uygulamalarının nohutun (Cicer arietinum L.) verim ve besin elementi içeriğine etkileri

Bu araştırmada demir ve bor uygulamalarının nohutun gelişimine ve besin elementi içeriğine etkileri incelenmiştir. Deneme Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Ziraat Fakültesine ait deneme tarlalarında tesadüf bloklarında faktöriyel deneme desenine göre üç tekerrürlü olarak yürütülmüştür. Demirin (0, 5 ve 10 kg Fe da) ve bor'un (0.00, 0.25 ve 0.50 kg B da) üç dozu kullanılmıştır. Deneme sonunda demir uygulamaları biyolojik verim, N, P, K, Fe, B, Mg, Mn ve Zn içerikleri üzerine önemli düzeyde (%5/%1) etki etmiştir. Bor uygulamaları ikinci dal, bakla sayısı, fertil bakla sayısı, baklada tane sayısı, P, K, Ca, Mg, Fe, Mn, Zn, Cu ve B içerikleri üzerine önemli düzeyde (%5/%1) etki etmiştir. En yüksek tane ve biyolojik verim Fe10xB0 uygulanmış parsellerde 56.53 kg/da ve 115.90 kg/da olarak elde edilmiştir. Demir ve bor uygulamalarının tane ve sap besin elementi içeriklerinde önemli değişikliklere neden olurken verim ve verim kriterlerinde önemli değişikliklere yol açmadığı belirlenmiştir.

Bitki besin elementleriBorDemir+3
Mehmet Halis Öskan
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Institute of Graduate Studies in Science
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Bitlis ili Ahlat ilçesinde patates tarımı yapılan alanlarda beslenme durumunun belirlenmesi

Ahlat, Doğu Anadolu Bölges'inde patates tarımının en fazla yapıldığı yerlerin başında gelmektedir. Bu çalışmanın amacı; Ahlat'ta üretimi en fazla yapılan Granola patates çeşidinde, toprak ve yaprak analizleriyle verimliliğin ve bitki beslenme durumunun belirlenmesidir. Bu amaçla, Ahlat ilçesine bağlı patates üretiminin en fazla yapıldığı 10 farklı köy/mahalleden (Güzelsu, Kırklar, İkikubbe, Harabeşehir, Taşharman, Saray, Yıldızlar, Orta, Kurtuluş ve Kültür) ve her köy/mahalleden 4 çiftçi tarlası olmak üzere toplam 40 patates tarlasından toprak ve bitki örnekleri alınmıştır. Alınan toprak örnekleriyle yapılan analiz sonuçlarına göre; toprak örnekleri genel olarak, tınlı bünyede, organik madde miktarları düşük, (% 0.39-1.90) tuzluluk problemi olmayan, nötr-hafif asidik reaksiyonda (5.46-7.34) ve kireç miktarı bakımından (% 1.18-2.36) kireçli gruba dahildir. Denemeye alınan toprak örneklerinin % 88'inde yarayışlı P miktarı yeterli-fazla, % 98'inde değişebilir K miktarı yeterli, değişebilir Ca miktarı örneklerin % 60'ında yeterli ve % 40'ında düşük ve değişebilir Mg miktarı % 85 örnekte yeterli bulunmuştur. Toprakta DTPA ile ekstrakte edilebilir Fe, Zn ve Cu içeriklerinin genel olarak yeterli ve yüksek olduğu belirlenirken, DTPA ile ekstrakte edilebilen Mn içeriğinin toprakların % 58'inde yeterli ve % 42'sinde düşük olduğu belirlenmiştir. Yaprak analiz sonuçlarına göre; genel olarak yaprak N, P, Ca, Fe, Mn, Cu miktarları yeterli bulunurken, K, Mg ve Zn miktarları düşük bulunmuştur. Toprak analiz sonuçlarına göre; toprağa organik gübre ilavesinin patates yetiştiriciliği için faydalı olacağı kanaatine varılmıştır. Ayrıca, toprakta yeterli olmasına rağmen, bitkide K, Mg ve Zn miktarlarının düşük olması uygulanan azot ve fosforlu gübre düzeylerinin yüksekliğinden kaynaklanan antagonistik bir ilişkilerin varlığını göstermektedir.

PatatesToprak analiziYaprak analizi
Cemal Ertaş
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Institute of Graduate Studies in Science
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Nane (Mentha multimentha L.)'nin kadmiyum, kurşun toleransı ve fitoremediasyon potansiyelinin belirlenmesi

Bu çalışmada kadmiyum ve kurşun bulaştırılmış topraklarda nane bitkisinin gelişiminin ve topraktan bitkiye ağır metal taşınımının belirlenmesi amaçlanmıştır. Deneme, 3 kg toprak kapasiteli 30 plastik saksıda, tam şansa bağlı deneme desenine göre 3 tekrarlamalı olarak Toprak Bilimi ve Bitki Besleme Bölümüne ait iklim odasında, kontrollü koşullarda yürütülmüştür. Mentha multimentha L. deneme bitkisi olarak kullanılmıştır. Kadmiyum (0, 2.5, 5, 10, 20 mg kg-1) ve kurşun (0, 30, 60, 90, 120 mg kg-1) yetiştirme ortamlarına kadmiyum nitrat (Cd(NO3)2) ve kurşun nitrat (Pb(NO3)2) formlarında uygulanmıştır. Deneme fide dikimini izleyen 8 hafta sonunda sonlandırılmıştır. Hasat sonrasında bitki boyu, gövde çapı, bitki yaş ve kuru ağırlıkları, yaprak ve dal sayısı, yaprak yüzey alanı, kök boyu, kök çapı, kök yaş ve kuru ağırlıkları belirlenmiştir. Hasat edilen bitki örneklerinde topraktan bitkiye kadmiyum ve kurşun geçişleri incelenmiştir. Bu araştırmada artan Cd ve Pb dozlarının bitki ve kök gelişim kriterleri üzerine genellikle olumsuz bir etkisi olmamıştır. En yüksek bitki Cd (116.7), Pb(50.66) alım ortalamaları sırasıyla Cd4 ve Pb1 uygulamalarında belirlenmiştir. En yüksek kök Cd (0.621), Pb(0.637) içeriğinde ortalamaları sırasıyla Cd4 ve Pb4 uygulamalarında bulunmuştur. En düşük Cd ve Pb içerik ve alım ortalamaları bitki ve kök için kontrol dozlarında belirlenmiştir. Sonuç olarak nanenin (Mentha multimentha L.) hiperakümülatör bitki olduğu ve Cd ve Pb ile kirlenmiş topraklarda hiperakümülatör bitki olarak kullanılabileceği belirlenmiştir.

Eda Bakar
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Institute of Graduate Studies in Science
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Van ili Erciş ilçesinde yetiştirilen kavun ve karpuzların beslenme durumları ile ağır metal içeriklerinin belirlenmesi

Bu çalışmada Van ilinin Erciş ilçesinde kavun ve karpuz yetiştirilen alanlarda bitkilerin beslenme durumu ve trafik kaynaklı ağır metal içeriklerinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Çalışmada Van ili ile Erciş ilçesi arasında kalan trafiğin yoğun ve transit geçişin sürekli olduğu Kozluca köyü civarında ve sahil şeridine paralel olarak kullanılan kavun ve karpuz tarımının yapıldığı 8 adet kavun tarlası ve 8 adet karpuz tarlasından 0-30 cm derinlikten 16 adet toprak örneği alınmıştır. Ayrıca aynı tarlalarda (8 kavun ve 8 karpuz) 4 tekrarlamalı olacak şekilde toplamda 64 adet bitkiden yaprak örnekleri alınmıştır. Laboratuvar analizleri sonucunda, araştırma alanındaki karpuz ve kavun tarlalarından alınan toprak örnekleri, hafif kumlu tınlı bünyeli, hafif alkali reaksiyonlu (7.04-8.27), hafif tuzlu (%0.08-0.42), düşük ve orta düzeyde organik madde (%1.74-2.23) içeriklidir. Diğer makro besin elementleri bakımından yeterli düzeyde bulunmuştur. Mikro besin elementi bakımından değerlendirildiğinde, toprakların Zn (0.16-0.45 mg kg-1) ve Mn (2.21-9.14 mg kg-1) bakımından yetersiz olduğu belirlenmiştir. Kavun tarlaları için incelenen bütün ağır metaller sınır değerlerinin altında bulunmuştur. Kavun ve karpuz bitkilerinde yapılan bitki besin elementleri analizleri sonuçlarına göre, karpuz bitkisinin P (%0.41-0.50) dışında incelenen makro besin elementleri ve Fe (36.81 mg kg-1) içerikleri yetersiz düzeyde bulunmuştur. Anayol kıyısındaki karpuz bitkisinde Cd (0.53 mg kg-1) ve Cr (1.61 mg kg-1) içerikleri sınır değerleri ile karşılaştırıldığında yüksek düzeyde belirlenmiştir. Kavun bitkisinin de yapılan analizler sonucunda incelenen makro besin elementi ve Fe (24.03-25.15 mg kg-1) içeriği düşük düzeyde belirlenirken anayol kıyısındaki bitki örneklerinde Cr (3.53 mg kg-1) ve Mo (11.38 mg kg-1) içerikleri yüksek düzeyde bulunmuştur. Sonuç olarak, bitkilerde besin elementi yetersizlikleri ve bazı ağır metallerde kabul edilebilir sınır değerler ile karşılaştırıldığında yüksek konsantrasyonlar belirlenmiştir.

Melike Akmaz
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Institute of Graduate Studies in Science
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Karayemiş bitkisinin bazı besin elementlerinin değişimlerinin belirlenmesi

Bu çalışmada, Ordu ilinde yetiştirilen "Odü" ve "Alis" çeşitleri ile 26 farklı genotipin yer aldığı kapama karayemiş bahçesinde mayıs, haziran ve temmuz aylarında alınan yaprak örneklerinde mineral besin elementlerinin değişimleri belirlenmiştir. Elde edilen sonuçlara göre, farklı (mayıs-haziran-temmuz) dönemde alınan yaprak örneklerinin fosfor (P) konsantrasyonu %0.12 ile %0.60 arasında değiştiği ve yapraklarda P konsantrasyonu mayıstan temmuza kadar azalma eğilimde olmasına karşın K, Ca, Mg, Fe, Cu, Zn ve Mn konsantrasyonlarında ise mayıs ile temmuz arasında dalgalanmalar olduğu saptanmıştır. Bu dalgalanmada besin elementleri genel olarak birinci döneme göre ikinci dönemde azalma, üçüncü dönemde ise artma eğilimde olduğu belirlenmiştir. Sonuç olarak, karayemiş bitkisinde besin elementi noksanlıklarının belirlenebilmesi için en uygun örnekleme zamanının saptanmasında daha fazla aylarda örnekleme yapılmalıdır.

Berna Erkek
Ordu University · Institute of Graduate Studies in Science
2024
00
DoctorateOpen AccessTR

Fındık yetiştiriciliği yapılan su altında kalmış bir alanda toprak verimliliğinin jeoistatistiksel tekniklerle değerlendirilmesi

Toprakların verimlilik durumlarının belirlenmesi, sürdürülebilir tarım açısından büyük önem taşımaktadır. Toprak verimliliğinin değerlendirilmesinde, toprak ve bitki özelliklerinin uzaysal değişimlerinin ortaya koyulmasında jeoistatistiksel metodlar iyi bir olanak sağlar. Bu çalışmada, fındık yetiştiriciliği yapılan ve yılın bazı zamanlarında yağışların etkisiyle su altında kalan bir alanın verimlilik durumu, toprak ve bitki özelliklerinin uzaysal değişimleri yardımıyla değerlendirilmiştir. Ordu ili Altınordu ilçesi Cumhuriyet mahallesinde yer alan yaklaşık 3.5'ha'lık alana sahip bir fındık bahçesinde, Tombul fındık çeşidi ocaklarında serbest örnekleme yapılmıştır. Çalışmada, 118 bitki ve 118 adet 0-20 cm derinlikten alınmış yüzey toprak örnekleri kullanılmıştır. Toprak ve bitki örneklerinin seçilen özellikleri, laboratuvar analiz verileri ve arazide gerçekleştirilen bazı testler esas alınarak belirlenmiştir. Toprak özelliklerinden tekstür, hacim ağırlığı, pH, EC, organik madde, NH4-N+NO3-N, alınabilir P, Ca, Mg, Na, K, Fe, Cu, Zn, Mn, B ve Ca:K, Ca:Mg, Mg:K, mikrobiyal biyomas-C ve Cmic:Corg; bitki özelliklerinden klorofil a, klorofil b, toplam klorofil, klorofil a:b; N, P, K Ca, Mg, Na, Fe, Cu, Zn, Mn, B belirlenerek, her bir özelliğe ait uzaysal değişim, jeoistatistiksel yöntemlerle modellenmiş ve dağılım haritaları oluşturulmuştur. Çalışmada seçilen toprak özelliklerine ait semivaryogramlar yaklaşık 19.8-742.7 m etki aralığına; bitki özelliklerine ait semivaryogramlar ise, 17.1-1532.7 m etki aralığında uzaysal bağımlılık sergilemişlerdir. Çalışma alanının su altında kalan kısımlarında toprak ve bitki özellikleri bakımından büyük farklılıklar belirlenmiştir. Bu alanlarda EC değerleri daha yüksektir. Çalışma alanında toprak pH değerinin kuvvetli asit karakterden nötr karaktere doğru bir seyir göstermesi, bitkiler tarafından besin elementlerinin alınabilirliğini de etkilemiştir. Araştırma alanında fındık bitkisi yapraklarının Ca, Mg ve mikro besin elementleri bakımından genellikle yeterli, N ve K bakımından ise yetersiz olduğu tespit edilmiştir. Yine çalışma sahasında, bitki ve toprak özelliklerine ait tahmin haritalarının birbirleriyle uyumlu olduğu belirlenmiştir. Toprak ve bitki özelliklerine ilişkin bu haritaların bir arada değerlendirilmesiyle; toprak verimliliğiyle ilgili olarak daha net bilgiler sağlanabilir. Bu çalışma sonucunda jeoistatistiksel metodlar yardımıyla üretilen toprak ve bitki özelliklerine ait haritaların, bu alanda ve benzer fındık bahçelerinde kullanılmasıyla, fındık yetiştiriciliği için alana özgü yönetim uygulamalarıyla çok önemli faydalar sağlanabilir.

Sezen Kulaç
Ordu University · Institute of Graduate Studies in Science
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Aliağa Güzelhisar çayı ve çevresinin kimi kirleticiler bakımından incelenmesi

Ege Bölgesi'nde bulunan İzmir'in il sınırları içerisindeki ilçesi Aliağa'nın Güzelhisar Havzası'nda belirlenen birbirinden bağımsız 12 adet noktadan toprak numuneleri 3 aylık periyotlarla, bitki ve su numuneleri ise 1,5 aylık periyotlarla alınmış olup, toprak, bitki ve suların ağır metal içerikleri ile ayrıca suların bor ve nitrat içerikleri tespit edilerek çalışma alanının kirlilik vaziyeti saptanmıştır. Çalışmalar sonucu belirlenen verilere göre bölge toprakları genel itibariyle alınabilir ağır metal ve toplam ağır metal içerikleri bakımından sorunlu bulunmamıştır. Ancak toplam Ni sadece 5 no'lu istasyondan alınan toprak örneğinde yüksek bulunmuştur. En düşük ağır metal içerikleri 4.istasyondan alınan topraklarda, en yüksek ise genel bir dağılım gösterse de daha çok 5.istasyonda saptanmıştır. Araştırma bölgesi zeytin ağaçlarından alınan yaprakların ağır metal kirliliği yönünden uluslararası değerlendirmelere göre Cd, Co, Ni, Pb ve Cr bazı dönemler haricinde normal sınırlar içinde bulunmuştur. Zeytin yapraklarında Co içeriği 7.istasyon'da Ocak ve Ni içeriği 3,6 ve 9.istasyon'da Mart, Nisan, Haziran aylarında limit değerlerini biraz aşmıştır. Sularda ağır metal içerikleri "iz" değerlerde bulunmuş ve ağır metal kirliliği bakımından sorun saptanmamıştır. Bor içerikleri incelendiğinde 1,6,7,8,9,10,11,12 no'lu istasyonlarda sorun bulunmamış ancak 2,3,4,5 no'lu istasyonlarda üst sınır aşılmış ve kirlilik tespit edilmiştir. Suların NO3- içerikleri bakımından sorunlu olmadığı saptanmıştır.

Ağır metaller
Mustafa Onur Sayan
Ege University · Institute of Graduate Studies in Science
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Yapraktan silisyum uygulamalarının su stresi altında yetiştirilen Shiraz çeşidi şaraplık bağlarda verim, kalite ve beslenme durumu üzerine etkisi

Çalışma 2013 yılında Manisa ili Turgutlu ilçesi Çepnidere köyünde Shiraz çeşidi şaraplık üzüm yetiştiriciliği yapılan üretici bağında kurulan denemeyle yürütülmüştür. Tam ve yarım sulama koşulları altında kurulan denemede ayrı ayrı kontrol ve 3 farklı silisyum seviyesi (0-4-8-16 g L-1 Si) potasyum silikat (K2SiO3) şeklinde yapraktan uygulanmıştır. Bu uygulamalar sonucunda kimi besin elementleri ve bazı kalite ögeleri incelenmiştir. Araştırma sonucunda, artan seviyede uygulanan silisyum seviyelerinin (K2SiO3); salkım ağırlığı, omca başına üzüm verimi, suda çözülebilir kuru madde (brix), titre edilebilir asitlik ve demir besin elementi içeriklerini istatistikî olarak önemli düzeyde etkilediği belirlenmiştir. Özellikle kurak koşullarda (yarım sulama) K2SiO3 uygulamalarının etkisi; verim, kalite ve besin elementi içerikleri üzerinde istatistikî olarak önemli bulunmuştur.

Fırat Aksoy
Ege University · Institute of Graduate Studies in Science
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Aydın-Karacasu Çamarası köyünde bulunan zeytinliklerin beslenme durumunun belirlenmesi

Bu çalışma, geleneksel zeytin yetiştiriciliğin yaygın olduğu Aydın'ın Karacasu İlçesi, Çamarası Köyü'nde yaygın olarak üretilen Gemlik çeşidi zeytine ait bahçelerin beslenme durumlarını tespit etmek amacıyla 2017 yılında yürütülmüştür. Bu amaçla; bölgeyi temsil edecek şekilde 15 farklı bahçe belirlenmiş, 0-30 ve 30-60 cm derinliklerden toprak örnekleri ile aynı bahçelerden zeytin yaprak örnekleri alınarak analiz edilmiştir. Toprakların fiziksel ve kimyasal analiz sonuçları değerlendirildiğinde, bahçelerin genel olarak kireççe zengin, hafif alkali karakterde, tuzsuz, kumlu tınlı ve organik madde değerlerinin düşük olduğu görülmektedir. Zeytin bahçelerinin total N değeri orta, P ve K değeri düşük, Ca'ca yeterli, Mg, Fe ve Zn değerleri fakir, Cu ve Mn kapsamları bakımından yeterli seviyede olduğu tespit edilmiştir. İncelenen bahçelerin yaprak analiz sonuçları incelendiğinde ise N, P, Mg, Fe, Zn ve Mn değerlerinin yetersiz, K, Ca ve Cu'ın ise yeterli seviyede olduğu belirlenmiştir. Toprak fizikokimyasal özellikleri, yaprak analiz sonuçları ve elde edilen verim değerleri arasında yapılan korelasyon analizleri sonucunda, CaCO3 ile Ca arasında pozitif, K, P, Fe, Mg, Cu, Mn ile negatif korelasyon bulunmuştur. Toprakların bünye yapısında kum kapsamı yüksek olduğu için N, P, K, Mg, Fe ve Zn besin elementleri arasında da negatif korelasyon değerleri belirlenmiştir.

Gizem Yıldırım
Ege University · Institute of Graduate Studies in Science
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Yüksek çözünürlüklü uydu görüntüleri kullanılarak narenciye dikili alanların belirlenmesi: Kuşadası örneği

Narenciye yetiştiriciliği, dış ticaret, sanayi ye ham madde sağlamak ve insanların besin ihtiyaçlarının giderilmesinde oldukça büyük öneme sahiptir. Narenciye, çok yıllık bir yatırım gerektiren, üretim kararı çok yıllık bir beklentiye göre verilen, yetiştiriciliği uzun yıllar istikrarlı şekilde izlenen bir ürün politikasını gerektirmektedir. Ülkemizde böyle bir üretim/pazarlama politikalarının olmayışı ve pazarlama sisteminde aracıların belirleyici olmaları en önemli sorunlardandır. Tüm tarımsal ürünlerde olduğu gibi narenciye üretiminde de girdi maliyetlerinin her geçen yıl artmaktadır. Gübre, ilaç, sulama, mazot gibi temel girdilerin artması üreticiyi zor durumda bırakmaktadır. Ülkemizin Ege bölgesi Aydın ilinin batı kıyısında bulunan tarım ve turizm bakımından önemli yere sahip, Kuşadası ilçesinde gerçekleştirilen projede, narenciye yetiştiriciliği yapılan alanların belirlenmesi ve bu narenciye dikili alanlar üzerinde tarım topraklarının fiziksel ve kimyasal özelliklerine gösteren ön tahmin haritalarının belirlenmesi hedeflenmiştir. Uzaktan algılama teknikleri ve coğrafi bilgi sistemi kullanılarak, narenciye dikili alanların kapladıkları alan ile toprak özellikleri ortaya konulmuştur. Çıkan değerler, sayısal veriler sayesinde narenciye yetiştiriciliği yapılan alanların değerlendirilmesi yüksek doğruluk oranıyla gerçekleştirilmiştir. Sekiz multispektral band a sahip yüksek çözünürlüklü Worldview-2.(45*45cm) uydu görüntüleri üzerinde ekran sayısallaştırması yaparak narenciye yetiştiriciliği yapılan alanların dağılımı belirlenmiştir. Bu yüksek çözünürlüklü uydu görüntüleri aracılığıyla çalışma alanındaki diğer bitki türlerinden ayırt edilmesi sağlanmıştır. Kuşadası ilçesinden gridleme tekniği ile narenciye dikili alanlardan alınan toprak örnekleri analiz sonuçları belirlenip, "kriging" yöntemi ile coğrafi bilgi sisteminde oluşturulan veri tabanına eklenerek ön tahmin haritası elde edilmiştir. Narenciye dikili alanlarda yapılan gözlemler sonucu, narenciye bitkisinin oldukça fazla emek gerektiren bir üretim şekli olduğundan dolayı, yerinde uygulamalarla narenciyenin iklim ve toprak isteklerinin iyi anlaşılması önemlidir. Hasat aşamasından pazar ve kozmetik sanayide ham madde aşamasına kadar geçen sürede oluşabilen zararların en aza indirilebilmesi ancak yerinde kontrol edilmesiyle mümkün olabilecektir. Ülkemizin ekonomik durumu, insanların ihtiyaçlarını karşılayabilmek için yüksek verim alınması gerekmektedir. Bu kapsamda, sektörde kullanılabilecek bilgilerin değerlendirilmesi amacıyla teknolojik altyapıya sahip bir sistem oluşturulmuştur. Anahtar Kelimeler: Narenciye, coğrafi bilgi sistemi, uzaktan algılama tekniği, sürdürülebilir verimlilik.

Erçin Karazor
Ege University · Institute of Graduate Studies in Science
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Arazi kullanım değişimlerinin doğa koruma kararları üzerinde etkilerinin İzmir-Çeşme yarımadası Çiftlikköy örneğinde irdelenmesi

Bu araştırma ile İzmir İli Çeşme ilçesi, Çiftlikköy bölgesinde çeşitli yıllardaki arazi kullanım değişimleri, uzaktan algılama ve coğrafi bilgi sistemi tekniği içeriğinde 1957, 1976, 1995 yıllarına ait hava fotoğrafları ve 2002, 2006 ve 2011 yıllarına ait Ikonos uydu görüntüsü, ve 2006, yıllına ait doğal sit haritalarından hava fotografları ve uydu görüntüleri kullanılarak belirlenmiş ve yıllar içindeki bu değişimler, yine yıllar içinde değişim gösteren "Koruma Amaçlı İmar Planları" ile Coğrafi Bilgi Sistemi programı kullanılarak değerlendirilerek ve arazi kullanımı ile doğal yapı mevcut doğal sit dereceleri ile karşılaştırılmıştır. Bu karşılaştırmalarla; yıllar içinde arazi kullanım değişimleri sonucunda mı koruma kararları değişmiş yoksa koruma kararları sonucunda mı arazi kullanımı değişmiş" sorusuna yanıt bulunmaya çalışılmıştır. Proje sonucunda elde edilecek bulgular ile doğa koruma alanlarının belirlenmesinde ve karar almada yapılmakta olan hatalar ya da alınması gereken önlemleri belirlenmiştir. Sorunlar ve sonuçlar irdelenmiş, arazi kullanımı ve çevre ile uyumlu sürdürülebilir, doğru doğa koruma kararları alınmasında temel kriterler ortaya konulmaya çalışılmıştır.

Behzad Nusreti
Ege University · Institute of Graduate Studies in Science
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Orta Anadolu'daki bazı tarımsal ürünlerin fenolojik evrelerine göre spektral yansıtma karakteristiklerinin belirlenmesi üzerine bir araştırma

Ulusal ve uluslararası tarım politikalarının geliştirilebilmesi ile bu politikaların uygulanabilirliğine ilişkin verilerin üretebilirliği için, ekili alan bilgisi ve dolayısıyla ürün rekoltesi tahmini büyük önem taşımaktadır. Günümüzde gelişen teknoloji ile birlikte uzaktan algılama ve coğrafi bilgi sistemleri kullanılarak tarımsal ürün takibi yapılabilmektedir. Ürün tanımlaması, ürünün gelişme durumu ve ürüne ilişkin rekolte tahminlerinin yansıma değerleri üzerinden yüksek doğruluk oranları ile gerçekleştirilebilmesi için bitkilerin fenolojik evrelerine ait spektral yansıma özelliklerini gösteren bölgesel bazlı bir referans kataloğa ihtiyaç duyulmaktadır. Ancak araştırma bölgesinde ve ülkemizde stratejik öneme sahip bazı ürünler için bahsedilen amaca uygun olarak, bitkilerin fenolojik evrelerine göre yansıma karakteristiklerini içeren bir katalog bulunmamaktadır. Bu araştırmada, Ankara ili Haymana ilçesi ve Kayseri ili Bünyan ilçesi topraklarında yaygın olarak tarımı yapılan buğday, arpa, patates, nohut, pancar, kabak, mısır, yulaf, çavdar, yonca, mera bitkilerinin ekili alan ve gelişme durumlarının uydu görüntülerinden izlenebilmesi için fenolojik evreleri boyunca yaptıkları yansımaların belirlenmesi amaçlanmıştır. Projede, bitkilerin değişen toprağı örtme oranlarına bağlı olarak yansıma karakteristiklerinin belirlenebilmesi için uzaktan algılama tekniği içerisinde yaygın olarak kullanılan farklı algılayıcılar ile yansıma değerlerinin eldesini sağlayan Landsat 8, Sentinel 2 uydu görüntüleri kullanılmıştır. Bu uyduların tüm bantlarındaki yansıma değerleri bu çalışma için tasarlanan AgroVisio yazılımı kullanılarak İç Anadolu Bölgesi'nde tarımı yapılan ve sağlıklı tarımsal politikalarının üretilebilmesi için stratejik öneme sahip bitkilere ait bir referans katalog (veri bankası) oluşturulmuştur.

Gizem Çiçek
Ege University · Institute of Graduate Studies in Science
2019
00
DoctorateOpen AccessTR

Farklı ekim bölgelerindekiayçiçeği ekili alanlarının uzaktan algılama tekniği ile belirlenmesi üzerine bir araştırma

Uzaktan algılama tekniğinin tarımsal amaçlar ile kullanımı dünyada hızla uygulamaya aktarılmakta ve bu amaçla uydu görüntülerini kullanmaktadırlar. Ülkemizde ise, uzaktan algılama tekniği çoğunlukla denemelerden ibaret kalmıştır. Ülkemizde geniş alanlarda yetiştirilen ayçiçeği, dünya tarım ürünleri içerisinde ekonomik ve besin değeri açısından önemli yağ bitkisidir. Bu özellikleriyle ayçiçeği bitkisinin ulusal ve uluslararası tarım politikalarında önemli bir yeri vardır. Ayçiçeği üretiminin izlenmesi, tarım istatistiğimizde önemli bir eksiği karşılayacaktır. Halen beyana bağlı ve diğer geleneksel yöntemler kullanılarak belirlenen ayçiçeği ekili alanlarının tespitinin, doğruluk oranının arttırılması projenin amacını oluşturmaktadır. Bu amaç için kullanılabilecek en uygun yöntem uzaktan algılama tekniğidir. Bu araştırma ile ayçiçeği ekili alanlarının uydu görüntülerinden belirlenebilmesine yönelik tüm parametreler incelenmiştir. Ülkemizde ayçiçeği bitkisi, birinci veya ikinci ürün olarak iki ayrı ekim zamanı ile yetiştirilmektedir. Ayçiçeği yetiştiriciliği Trakya Bölgesi'nde ilk ürün olarak tercih edilirken özellikle Ege Bölge'sinde büyük alanlar şeklinde ikinci ürün olarak tercih edilmektedir. Bu durum bölgeler düzeyinde ayçiçeği bitkisinin farklı zamanlarda görüntü alınmasına ve ayçiçeği ile karışabilecek diğer ürün çeşitlerinin de farklılık göstermesine neden olmaktadır. Bu araştırma ile ayçiçeği ekili alan tespiti için bitkilerin gelişim dönemleri ve toprağı en yoğun örtme zamanları, bitkinin ve üzerinde yer aldığı toprakların yansımaya etkisi, bölgeler düzeyinde ayçiçeği ile karışabilecek mısır vb. diğer bitkiler saptanmıştır. Bu bilgiler ışığında ekili alan belirlenmesine yönelik en uygun sınıflandırma yöntemi belirlenmiştir. Araştırmada SPOT 5 ve Sentinel 2A uydu görüntüleri kullanılmıştır. Uydu görüntülerinde piksel bazlı (bant oranlaması, Para-ML ve NDVI) ve obje tabanlı (segmentasyon) sınıflandırma yöntemleri uygulanmış ve sonuçta en uygun sınıflandırma yönteminin kontrollü sınıflandırma Para-ML olduğu belirlenmiştir.

Ece Göneci
Ege University · Institute of Graduate Studies in Science
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Humik asit uygulamalarının farklı zeytin çeşitlerinde fidan gelişimine etkileri

Bu çalışmada, artan dozlarda humik asit ve azot uygulamalarının farklı zeytin çeşitlerinde (Ayvalık, Gemlik ve Manzanilla) fidan gelişimine ve fidanın mineral beslenmesine etkileri incelenmiştir. Araştırma, Zeytincilik Araştırma Enstitüsü Müdürlüğü'nde, saksı denemesi şeklinde yürütülmüştür. Deneme, tesadüf bloklarında bölünmüş parseller (split plot) deneme desenine göre 5 tekerrürlü, her tekerrürde 1 fidan olacak şekilde kurulmuştur. Araştırma, üç farklı zeytin çeşidine, 5 humik asit (0, 100, 200, 300, 400 mg kg-1) ve 2 N dozu (0 ve 100 mg kg-1) uygulamasından oluşmaktadır. Dikim, yetiştirme ortamlarına (toprak + harç karışımı) şaşırtma sırasında humik asit ve N uygulanarak karıştırıldıktan sonra gerçekleştirilmiştir. 12 aylık yetiştirme süresi boyunca düzenli aralıklarla fidan gelişimleri (gövde çapı, fidan boyu, sürgün uzunluğu) izlenmiş ve bu süre içerisinde ölçümler yapılmıştır. Yetiştirme süresinin sonunda fidanlar sökülerek vegetatif gelişim parametreleri ile fidanların farklı organlarında (yaprak, gövde, kazık kök, saçak kök) besin elementi konsantrasyonları belirlenmiştir. Araştırma sonuçlarına göre denemede kullanılan zeytin çeşitlerinin uygulamalara farklı tepki verdikleri gözlenmiştir. İncelenen parametreler topluca değerlendirildiğinde uygun humik asit dozunun çeşitlere göre değiştiği, bu bağlamda Ayvalık ve Gemlik çeşitlerinde 100 mg kg-1, Manzanilla çeşidinde ise 200 mg kg-1 olabileceği belirlenmiştir. HA + N uygulamasında ise Ayvalık çeşidi için N1H3, Gemlik çeşidi için N1H1, Manzanilla çeşidi için N1H4 kombinasyonlarının en uygun olabileceği belirlenmiştir.

İdris Çılgın
Ege University · Institute of Graduate Studies in Science
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Tütün tarımında parsel bilgi sisteminin oluşturulması üzerine bir araştırma, Denizli Tavas örneği

Tarım arazilerimizin kullanım planının olmaması nedeniyle, tarımsal üretim hakettiği gelirin çok gerisinde kalmıştır. Özellikle verimliliği düşük arazilerde tarım yapılmama eğilimi artmış, böyle arazilere sahip köylerde göç görülmeye başlanmıştır. Bunun yanında, plansız üretim sonucu büyük bölgeler düzeyinde mono kültür denebilecek düzeyde ürün çeşitliliği daralmıştır. Ortaya çıkan arz talep dengesizliğine bağlı olarak üretici gelirleri önemli ölçüde düşmüştür. Arazi kullanım planlamasının yapılabilmesi ve etkili tarımsal üretim politikalarının oluşturulması için temel ürünlerde doğruluk oranı yüksek dikili alan ve üretim bilgilerine ihtiyaç duyulmaktadır. Tütün bitkisi, toprak ve arazi özellikleri açısından tarımsal üretimin sınırlı olduğu arazilerde yetiştirilmektedir. Daha çok aile tarımı şeklinde üretilen tütün, eğimli arazilerin tarımsal ürün deseni içerisinde önemli yer tutmaktadır. Bu özelliği nedeniyle arazi varlığı kısıtlı olan köylerin gelir düzeylerini artırmakta ve bu bölgelerde tarımsal istihdamın yerinde tutulması açısından önemli rol oynamaktadır. Tütün üreticilerini ve sanayisini ilgilendiren etkili politikaların oluşturulabilmesi için, tütün dikili alan bilgilerinin ve coğrafi dağılımlarının belirlenmesi gerekmektedir. Ancak tütün üretimi eğimli arazilerde, sığ topraklarda, düzensiz ve küçük parsellerde yapıldığı için izlenmesi çok zorlaşmıştır. Bunun sonucu, uluslararası ve ulusal düzeyde öneme sahip tütün üretiminin izlenmesi, tarım istatistiğinde önemli bir eksikliği tamamlayacaktır. Verimi düşük arazilerin en çok gelir getiren ürün olan tütün bitkisinin ulusal ve uluslararası pazarının olması, üretiminin sürekliliği konusunda da umut vericidir. Bu araştırma projesinde Uzaktan Algılama Tekniği ve Coğrafi Bilgi Sistemi ile Tütün Parsel bilgi sisteminin oluşturulup uygulanır hale getirilmesi amaçlanmıştır. Çalıköy (Tavas/ Denizli) çalışma alanına ait 1/5.000 ölçekli kadastral paftaları kullanılarak sayısal altlık haritası üretilmiştir. Dikili alan içerisindeki parsellere ait mülkiyet öznitelik bilgileri, toprak ve tütün yetiştiriciliğine ait diğer bilgiler coğrafi bilgi sistemi katman mantığı içerisinde bilgisayar ortamına girilmiştir. Sayısallaştırılan veriler ile mülkiyete, toprak özelliklerine, tütün çeşitlerine ve tütün üretim aşamalarına göre tematik haritalar üretilerek, yöreye ait kapsamlı ve parsel bazında bilgilerinin sorgulanabileceği bir tütün parsel bilgi sistemi oluşturulmuştur. Ayrıca yüksek çözünürlüklü güncel uydu görüntüleri (WorldView-2) kullanılarak veri tabanında arazi kullanım şeklinin güncelleneceği test edilmiştir.

Bisem Nisa Kandemir
Ege University · Institute of Graduate Studies in Science
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Denizli yöresinde yetiştirilen bazı şaraplık üzüm çeşitlerinin topraktan kaldırdığı besin maddesi miktarının belirlenmesi

Bu çalışma, Denizli ili Güney, Çal ve Bekilli ilçelerinde yaygın olarak yetiştirilen 3 şaraplık üzüm çeşidinin (Chardonnay, Kalecik Karası ve Shiraz) üzüm ve budama artığı ile topraktan kaldırdıkları mineral besin maddesi miktarlarının belirlenmesi amacı ile yapılmıştır. Bu çerçevede Chardonnay, Kalecik Karası ve Shiraz çeşitlerini temsilen 15'er bağdan (toplam 45 bağ) üzüm ve budama artığı çubuk örnekleri alınmış ve makro (N, P, K, Ca ve Mg), mikro (Fe, Mn, Zn ve Cu) besin elementi analizleri yapılmıştır. Araştırmada ayrıca üzüm verimleri tespit edilmiştir. Araştırma sonuçlarına göre verim (kg/da) Chardonnay çeşidinde 749 – 1308, Kalecik Karasında 845 – 1400, Shiraz çeşidinde ise 706 – 1479 arasında değişmektedir. Budama miktarlarının (kg/asma) her 3 çeşit için sırası ile 1,8 – 2,2; 1,8 – 2,1; 1,7 – 1,9 arasında değiştiği saptanmıştır. Araştırma sonuçları çeşitlere göre değişmekle beraber 1 da bağdan üzüm ile (kg/da) 1,18 – 2,96 N; 0,08 – 0,36 P; 1,24 – 3,40 K ve (g/da) 0,07 – 131,48 Fe; budama ile (kg/da) 1,05 – 2,51 N; 0,09 – 0,40 P; 0,43 – 1,30 K ve (g/da) 3,20 – 26,41 Fe; üzüm + budama artığı ile (kg/da) 2,98 – 4,32 N; 0,22 – 0,58 P; 2,46 – 3,80 K ve (g/da) 4,58 – 75,44 Fe kaldırdıkları belirlenmiştir. Araştırma sonuçlarına göre Kalecik Karası çeşidinin diğer çeşitlere göre daha yüksek miktarda besin elementi kaldırdığı saptanmıştır. Anahtar sözcükler: Şaraplık üzüm, topraktan kaldırılan besin elementi, verim, budama, Denizli.

Bitki besin maddeleriŞaraplık üzüm
Kemal Meler
Ege University · Institute of Graduate Studies in Science
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Eğime dik ve paralel karıkların laboratuvar koşulları altında yüzey akış ve toprak kaybı üzerine etkileri

Bu çalışmada, eğime dik ve eğime paralel karıkların yüzey akış ve toprak kaybı üzerine etkileri belirlemek amacıyla, 3 adet toprak örneği (0-30 cm) alınmıştır. Toprak örnekleri laboratuvarda hava koşullarında kurutulmuş ve bazı fiziksel ve kimyasal analizler yapılmıştır. Yağış benzetici kullanılarak yapılan bu çalışmada, 30x45x15 cm boyutlarında erozyon kabı kullanılmıştır. Deneme, 3 toprak, 2 yöntem (eğime dik ve eğime paralel karık), 4 derinlik (0, 1, 2 ve 4 cm), 2 yağış yoğunluğu (40 ve 80 mm/saat), 3 tekrarlı olarak toplam 144 parselde yürütülmüştür. Elde edilen sonuçlara göre, eğime dik sürülen karıklar eğime paralel sürülmüş karıklara göre yüzey akış ve toprak kaybının azaltılmasında daha etkili bulunmuştur. Ayrıca karık derinliği arttıkça yüzey akış ve toprak kaybı önemli seviyelerde azalmıştır.

Tognısse Herve Sınkpehoun
Ege University · Institute of Graduate Studies in Science
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Pamuğun (Gossypium hirsutum L.) azot ihtiyacanın belirlenmesinde Nmin yönteminin kullanılması

Bu araştırma Denizli-Merkez Aşağışamlı yöresinde yetiştirilen pamuklar için uygun N dozunun belirlenmesinde NMin metodunun denenmesini içermektedir. Bu amaçla rastgele seçilen 2 tarlada denemeler yapılmıştır. Bu çerçevede vegetasyon periyodunun başlangıcında kök bölgesinden ( 0-60 cm) toprak örnekleri alınarak mineral N (NO3-N ve NH4-N) analizleri yapılmış toprakta mevcut yararlanılabilir N miktarı hesaplanmıştır. Bu hesaplamalardan sonra her bir deneme alanı için ayrı ayrı, toprak mineral azotunun etkinlik değeri (vegetasyon periyodu boyunca bitki tarafından yararlanılabilen % miktarı), azotlu gübrenin etkinliği ve pamuğun N gereksinimi dikkate alınarak,( toprak mineral azot içeriği x etkinlik)+(gübre N x etkinlik) = 15 ve 26 kg N/da olacak şekilde toplam 8 uygulama (Kontrol; P+K ve 6 farklı N uygulaması) yapılmıştır. Gloria çeşidi pamuk ile yürütülen denemelerde azotun yarısı taban, kalan yarısı ise üst gübre şeklinde uygulanmıştır. Denemelerde uygulamaların verim ve çırçır randımanına etkisi incelenmiştir. Ayrıca yaprak örnekleri alınarak bitkilerin N açısından beslenme durumları incelenmiştir. Araştırma sonucunda her 2 deneme alanında da toprak mineral N ( % 40 etkinlik) + azotlu gübre ( % 50 etkinlik ) = 26 kg N/da şeklinde formüle edilen 5 nolu uygulama ile toprak mineral N (% 100 etkinlik) + azotlu gübre ((% 50 etkinlik)= 26 kgN/da şeklinde formüle edilen 6 nolu uygulamaların en yüksek verim ve çırçır randımanı sağladığı belirlenmiştir. 6 no'lu uygulamada 26 kg/N uygulanmasına karşın elde edilen ürün miktarı 600 /da, buna karşın kontrolden 398 kg/da ürün elde edilmiştir. 2015 yılı pamuk fiyatları da dikkate alındığında 600 – 398=202 kg/da net ürün artışı olmuştur. Kazanç olarak aradaki fark 1,90 x 202 =384 tl ye karşılık gelmektedir. Ayrıca deneme parsellerinin dışında kurduğumuz ve dekara 30 kg/ N uyguladığımız bir örnekte dekarda 510 kg alınmıştır. Bu durum azotlu gübrelemenin pamuk için önemini ortaya koymakta, fazla N'lu gübre uygulamasından kaçınılması ve net karın maksimize edilmesi için Nmin değerinin dikkate alınmasının büyük önem taşıdığını da ortaya koymaktadır. Nitekim 1. deneme tarlasındaki 6 No'lu denemede 26 kg da /N uygulanan denemeye karşın, 30 kg da/N uygulanan deneme dışı örnekte 90 kg/da düşüş saptanmıştır. Uygulanacak olan N miktarının toprak Nmin değerine göre değişmesi nedeniyle toprak analizi büyük önem taşımaktadır.

Mevlüt Ertemür
Ege University · Institute of Graduate Studies in Science
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Farklı fasulye ( Phaseolus vulgaris L. ) çeşitleri ve popülasyonlarının besin madde içeriği ile kimi kalite kriterlerinin belirlenmesi

Bu çalışma, Ege Üniversitesi Ziraat Fakültesi Menemen Araştırma, Uygulama ve Üretim Çiftliği ile Bahçe Bitkileri Bölümü Araştırma ve Uygulama Bahçesinde gerçekleştirilmiştir. Dünya ve Türkiye'nin farklı bölgelerinden elde edilmiş 15 adet sırık 15 adet oturak fasulye (Phaseolus vulgaris L.) genotipi kullanılmıştır. Her bir lokasyonda 30 genotip olmak üzere 2 farklı lokasyonda çalışma yürütülmüştür. Her genotip için bazı fenolojik ve morfolojik özellikler ile makro ve mikro besin elementleri belirlenmiştir. Bu araştırmanın temel amacı farklı fasulye genotiplerinde besin element içeriklerini belirlemek, besin elementi yönünden zengin olan genotiplerin üretimini ve tüketimini teşvik etmek, bunun yanında beslenme yönünden herhangi bir sorun var ise bu sorunların giderilmesi konusunda yapılacak çalışmalara yön vermektir.

Yasemin Cansu Çiçek
Ege University · Institute of Graduate Studies in Science
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Narenciye dikili alanların ve verimlilik durumlarının uzaktan algılama tekniği-coğrafi bilgi sistemi kullanılarak haritalanması: Köyceğiz/Muğla örneği

Bu çalışmada ile narenciye dikili alanların ve verimlilik durumlarının uzaktan algılama tekniği ve coğrafi bilgi sistemi kullanılarak haritalanması amaçlanmıştır. Çalışma bölgesi Muğla ili Köyceğiz ilçesinde bulunan Zaferler, Toparlar, Döğüşbelen ve Hamitköy köyleri olarak seçilmiştir. Araştırmada uzaktan algılama tekniği ve coğrafi bilgi sisteminden yararlanılmıştır. İlk adım olarak narenciye dikili alanların tespitinde kullanılmak üzere görüntü kalitesi, çözünürlük ve piksel açısından en uygun olan Worldview-2 uydu görüntülerinden yararlanılmıştır. Ön arazi çalışmasında narenciye dikili alanlarının Trimble Geoexplorer 2005 series GPS (Global Positioning System) kullanılarak koordinatları belirlenmiştir. 1/25.000 ölçekli sayısal bir altlık harita oluşturmak için topografik haritalar ekran sayısallaştırması yapılarak yerleşim yeri, su kanalları, yol, ırmak vb. öğeler GeoMedia 6.0 yazılımında girilmiştir. Ortorektifiye edilen uydu görüntüleri, çalışma alanını kapsayacak şekilde kesilerek, narenciye dikili alanlarında ekran sayısallaştırılması yapılmıştır. Verimlilik tespiti amacıyla çalışma bölgesinden alınan toprak örneklerinden fiziksel ve kimyasal analizler yapılmıştır. Bulunan sonuçlar GeoMedia 6.0 yazılımının veri tabanına girilmiştir. Son aşama olarak ekran sayısallaştırması yapılan narenci alanları ile veri tabanına girilen toprak analiz sonuçları GeoMedia 6.0 yazılımından ArcGIS 10.3 yazılımına aktarılmıştır. Aktarılan verilerde öncelikle narenciye alanlarının toprak analiz raporlarını çalışma bölgesinin tamamını kapsayacak şekilde olması için ArcGIS 10.3 yazılımında Jeoistatistik analiz yönteminin "Kriging" metodu kullanılmıştır. Çalışma sonucunda, narenciye dikili alanların sayısal olarak ne kadar alan kapladıkları ve o alanda bulunan arazilerin toprağının fiziksel ve kimyasal özelliklerinin bilinmesiyle narenciye dikili arazilerin verimlilik durumları belirlenmiştir.

Nevzat Efe Elaman
Ege University · Institute of Graduate Studies in Science
2018
00
DoctorateOpen AccessTR

Küresel iklim değişikliğine duyarlı su yönetiminin coğrafi bilgi sistemi kullanılarak modellenmesi: Küçük Menderes havzası örneği

Ege Bölgesi'nde bulunan Küçük Menderes Havzası, bölgenin gıda ihtiyacını karşılayan ve hızla gelişmekte olan en verimli havzalarından birisidir. Havzanın mevcut su varlığı temel olarak; sektörlerin, yerleşimin, tarımın ve çevrenin (Yaban hayatı) ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla kullanılmaktadır. Ancak gelecek yıllar içerisinde iklim değişikliklerine bağlı olarak suyun azalması durumunda, havza suyunun paylaşılmasında canlı yaşamın en az etkilenecek şekilde davranılması gerekmektedir. Bu proje ile iklim değişikliğine bağlı değişen yağış miktarına duyarlı olarak sektörlere suyun öncelikler belirlendikten sonra ve akılcı bir şekilde dağıtılması için bir model üretilmesi hedeflenmiştir. Gıda üretimi için tarımsal işlevlerin kesintiye uğramadan yürütülmesi su olmadan mümkün değildir. Suyun en önemli kullanımı tarımsal üretim aşamasında gerçekleşmektedir. Bu proje ile yağış miktarının az olduğu ve buharlaşma miktarındaki artışın fazla olduğu kurak dönemlerde, havzada mevcut sektörlerin her biri için su dağıtımının nasıl olması gerektiği belirletip senaryo oluşturuldu. Havzada yağışın az olması durumunda Senaryo / Model; sanayi, tarım, yerleşim ve çevre sektörlerinin su talebi için su yönetim stratejisini açıklamaya yardımcı olur. Minimum ve maksimum toplam evsel su tüketimi, nüfusa ve yıllık kişisel su tüketimine dayalı olarak hesaplanmaktadır. Bununla birlikte ikinci olarak tarımsal amaçlı minimum ve maksimum toplam su tüketimi hesaplanmaktadır. Son olarak da çevre yaşamı su tüketimi, göllerin buharlaşması dikkate alınıp hesaplanmakta ve sanayi için ise gerekli su talebi farklı endüstriler bazında hesaplanmaktadır. Tarımda su kullanımının azaltılması, Sulamada yeni sistem ve yöntemlerin önerilmesi, toprakların geçirgenlik özellikleri dikkate alınarak kesintisiz ürün deseni planlaması, sanayi sektörlerinin suya bağımlılığı dikkate alınarak ihtisaslaşmaların oluşması önerilecektir. Sonuç olarak, dinamik bir model su talebi ve temini üzerine üretildi. Model farklı sektörler için su kıtlığını yönetip su eksikliği sırasında su tahsisini gösterir. Anahtar sözcükler: Küresel İklim Değişikliği, Su Yönetimi, Coğrafi Bilgi Sistemi, ulaştırma modeli.

Faramarz Judy
Ege University · Institute of Graduate Studies in Science
2018
00
DoctorateOpen AccessTR

Yapraktan uygulanan farklı potasyum formlarının şaraplık üzümün (Shiraz) kimi verim ve kalite ögeleri üzerine etkisi

Çalışma Manisa ili sınırlarında Turgutlu- Çepnidere bölgesinde Shiraz çeşidi şaraplık üzüm yetiştiriciliği yapılan üretici bağında iki yıl (2013-2014) süreyle kurulan denemeyle yürütülmüştür. Sulanabilen koşullarda yürütülen denemelerde kontrol ve beş farklı potasyumlu gübre (KNO3, K2SO4, KTS, K2CO3 ve K-FOS) uygulanmıştır. Bu uygulamalar sonucunda kimi besin elementleri ve bazı kalite ögeleri incelenmiştir. Araştırma sonucunda, K2CO3 uygulaması yapılan parsellerde; salkım ağırlığı, omca başına üzüm verimi, suda çözülebilir kuru madde (brix), titre edilebilir asitlik ve demir besin elementi istatistikî olarak önemli bulunmuştur. K-FOS uygulaması yapılan parsellerde; salkım boyu, fosfor ve magnezyum besin elementi istatistikî olarak önemli bulunmuştur. KTS uygulaması yapılan parsellerde; tane eni ve boyu istatistikî olarak önemli bulunmuştur. K2SO4 uygulaması yapılan parsellerde; salkım eni ve bakır besin elementi istatistikî olarak önemli bulunmuştur. KNO3 uygulaması yapılan parsellerde; azot besin elementi istatistikî olarak önemli bulunmuştur.

Hande Arslan
Ege University · Institute of Graduate Studies in Science
2016
00
Master'sOpen AccessTR

NBPT kaplamalı ürenin buğday ve mısırda etkinliğinin belirlenmesi

Bu çalışma NBPT kaplamalı üre azotunun buğday (Triticum aestivum) ve mısırda (Zea mays) etkinliğinin denenmesi amacıyla İzmir İli Aliağa İlçesi'nde ve İzmir İli Tire İlçesi'ne bağlı Derebaşı Köyü'nde olmak üzere iki farklı lokasyonda kurulmuştur. İzmir İli Aliağa İlçesinde yürütülen denemede Ziyabey 98 ekmeklik buğday (Triticum aestivum) çeşidi İzmir İli Tire İlçesi Derebaşı Köyünde yürütülen denemede ise Limagrain 30,709 silajlık mısır (Zea mays) çeşidi kullanılmıştır. Denemeler 2014–2015 yetiştirme sezonunda tesadüf blokları deneme desenine göre 4 tekerrür olacak şekilde kurulmuştur. Çalışmada NBPT kaplı üre azotunun ekmeklik buğday bitkisinde tam doz ve yarım doz şeklinde uygulanarak başak boyu, başakta tane sayısı, azot içeriği ve toplam verim üzerine olan etkileri, silajlık mısır bitkisinde ise tam doz şeklinde uygulanarak koçan uzunluğu, sap kalınlığı, koçanda tane sayısı, azot içeriği ve toplam verim üzerine olan etkileri araştırılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre, NBPT kaplı üre azotunun ekmeklik buğday ve silajlık mısır bitkileri üzerinde verim ve verime bağlı öğelerde önemli artışlar sağladığı belirlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Ekmeklik buğday, silajlık mısır, NBPT, üre, verim

Volkan Ahmet İpek
Ege University · Institute of Graduate Studies in Science
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Farklı organik materyallerden elde edilen biyokömürün fiziksel ve kimyasal özellikleri ile biyokömür ve biyokömür ile birlikte arıtılmış karasu uygulamasının bitkisel üretimde kullanım olanakları

Bu çalışmada okaliptüs (Eucalyptus deglupta), kavak budama atıkları, pamuk hasat artığı ve pirina olmak üzere dört farklı organik materyalden kısıtlı oksijen varlığında piroliz yolu ile biyokömür üretilmiş ve bu biyokömürlerin verimlilik özellikleri belirlenmiştir. Üretilen biyokömürler dört farklı dozda (0 t/ha, 10 t/ha, 20 t/ha, 40 t/ha) mısır (Zea mays l.) yetiştirilecek topraklara uygulanmış ve bu topraklar ile bir saksı denemesi kurulmuştur. Bu denemenin yanında bir atık yönetimi stratejisi oluşturabilmek adına pirina biyokömürü (Pİ-BK) ve arıtılmış zeytin karasuyu (ZK) kullanılarak yedi ayrı konu ile (1- Kontrol; 2- 50 m3/ha ZK; 3- 50 m3/ha ZK + 10 t/ha Pİ-BK; 4- 50 m3/ha ZK 20 t/ha Pİ-BK; 5- 100 m3/ha ZK; 6- 100 m3/ha ZK + 10 t/ha Pİ-BK; 7- 100 m3/ha ZK 20 t/ha Pİ-BK) bir ek deneme daha yürütülmüştür. Deneme sonucunda biyokömür uygulamalarının toprakların organik madde içerikleri ile başta fosfor (P) ve potasyum (K) olmak üzere alınabilir makro element içeriklerini artırdığı gözlenmiştir. Uygulamaların bitkilerin yüzde kuru madde değerlerinde önemli bir değişime yol açmadığı ve bitki boyu ile yaprak sayılarında artış sağladığı belirlenmiştir. Zeytin karasuyu ve pirina biyokömürünün birlikte uygulandığı deneme sonucunda yine toprakların organik madde ile alınabilir fosfor ve potasyum içeriklerinde artış gözlenirken, alınabilir mikro element içeriklerinde düşüşler gözlenmiştir. Uygulamalar bitkilerin morfolojik özellikleri üzerinde kayda değer bir etki göstermemiştir.

Recep Serdar Kara
Ege University · Institute of Graduate Studies in Science
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Ekonomik yöntemlerle arıtılmış zeytin karasu uygulamasının toprağın C ve N-dinamiği üzerine etkisi

Kirlilik potansiyeli oldukça yüksek olan, zeytinyağı ekstraksiyonu sonucu ortaya çıkan karasuyun arıtımı ve bertarafı, tüm Akdeniz ülkelerinde çözüm bekleyen önemli bir çevresel problem olarak kabul edilmektedir. Eğer karasu arıtılmadan bertaraf edilmeye çalışılırsa; yüksek organik madde yükü, fitotoksik özellikleri ve nispeten düşük biyoayrışabilirliği sebebiyle ciddi sorunlara yol açabilmektedir. Ancak yüksek organik madde ve bitki besin elementi içeriği tarım topraklarında kullanılabilirliğini ortaya çıkarmaktadır. Bu çalışmada, iki farklı yöntem ile arıtılan karasu kumlu tın bünyeli toprağa 0, 50, 100, 150 m3 ha-1 dozlarında uygulanmıştır. Deneme toplam 90 günlük inkübasyon boyunca laboratuvar şartları altında gerçekleştirilmiştir. İnkübasyonun 30, 60 ve 90. gününde alınan toprak örneklerinde C ve N-dinamiği ile ilgili analizler yapılmıştır. Karasu uygulamalarının Cçöz ve Chum miktarları üzerinde belirgin bir etkiye sahip olmadığı fakat topraktan CO2 çıkışını önemli bir şekilde artırdığı saptanmıştır. Karasu uygulamalarının ilk iki ay içinde topraktaki azotun immobilize olmasına neden olduğu fakat daha sonra artan N-mineralizasyonu ile birlikte topraktaki inorganik azot formlarının arttığı saptanmıştır. Karasuyun ham veya arıtılmış olmasının topraktaki C ve N-dinamiği ile toprağın kimyasal özellikleri üzerinde belirgin bir farklılığa neden olmaması nedeniyle gerek ham ve gerekse arıtılmış zeytin karasuyunun topraklara C, N, P ve K kaynağı olarak kullanılabileceği elde edilen bulgular ışığında önerilebilir.

Zeytin karasuyu
Onur Bayız
Ege University · Institute of Graduate Studies in Science
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Şeker pancarı, bakla ve mısırda tuz stresinin transpirasyona etkisi

Bu çalışmada şeker pancarı, bakla ve mısırda tuz stresinin transpirasyona etkisinin görülmesi amaçlanmıştır. Bitkiler hasattan önce tuz (125 mM) stresine maruz bırakılmışlardır. Çalışma su kültüründe, kontrollü şartlar altında büyüme odalarında yürütülmüştür. Tuz stresi altında bitkiler büyümede azalmalar göstermiş ancak bu azalmalar farklı oranlarda gerçekleşmiştir. Tuz stresinin birinci fazının etkisiyle mısır bitkisi yaprak alanında ve hem gövde hem kök yaş ve kuru ağırlığında daha fazla azalma göstermiştir. Şeker pancarı tuza dayanıklı olduğundan dolayı bakla ve mısıra göre daha az etkilenmiştir. Transpirasyon oranında ise şeker pancarı, bakla ve mısır farklı oranlarda azalmalar göstermişlerdir. Transpirasyon oranında en fazla azalma baklada görülmüştür.

Ayşe Tuğçe Civelek
Ege University · Institute of Graduate Studies in Science
2017
00
DoctorateOpen AccessTR

Satsuma mandarininde (Citrus unshiu Marc.) besin elementi alınım seyrinin belirlenmesi

Bu çalışmada Satsuma mandarininde besin elementi (akümülasyon) alınım seyri incelenmiştir. Bu çerçevede İzmir bölgesinde mandarin yetiştiriciliğinin yoğun olarak yapıldığı alanları temsilen seçilen 15 adet bahçeden 2 yıl süre ile aylık periyotlar halinde aktif organlardan (yıllık ve 1 yıllık sürgünler ve bunlara ait tomurcuk, çiçek, meyve, yaprak ve dal) örnekler alınarak ölçüm ve analizler yapılmıştır. Besin elementi alınım seyrinin belirlenmesinde, dönemsel biyokütle oluşumu (artışı) ve bu döneme ait farklı organlardaki (tomurcuk, çiçek, meyve, yaprak, dal vb.) besin elementi konsantrasyonları dikkate alınmıştır. Hasat bitiminde, bitkiler ¼ oranında budanarak vejetasyon periyodu boyunca oluşan sürgün sayıları belirlenmiş ve buna bağlı dönemsel biyokütle oluşumu hesaplanmıştır. Araştırmada verim ve budama ile uzaklaştırılan besin elementi miktarları da bulunmuştur. Araştırma sonuçlarına göre, vejetasyon periyodunun başlangıcında (Mart sonu) aktif organların (1 yıllık sürgünler) 10 kg/ağaç olan kuru madde (biyokütle) miktarının, hasat bitiminde (Aralık ortası) yıllık sürgün gelişimi de dâhil olmak üzere 58 kg/ağaç değerine ulaştığı saptanmıştır. Biyokütle oluşumunun sürgün gelişimi (bahar sürgünleri) ve meyve büyümesine bağlı olarak farklı seyirler izlediği ve % 89 gibi önemli bir kısmının Ağustos ayına kadar oluştuğu saptanmıştır. Bu dönemden sonra artış hızının görece azaldığı görülmüştür. Biyokütlenin % 24'ünü meyve; % 53'ünü yaprak; % 23'ünü ise odun kısmı oluşturmaktadır. 1 yıllık sürgünlerin yaprak ve odun kısmının büyümeye devam etmesi ile biyokütleye olan katkısının görece az (% 19) olduğu saptanmıştır. Araştırma sonuçları yaprak N ve Cu konsantrasyonunda gelişim periyodunun başından sonuna kadar azalış; Ca ve Mg'da artış; P, K, Fe, Zn ve Mn'da ise önce azalış, sonrasında ise artış eğilimi olduğunu göstermektedir. Bir vejetasyon periyodu (Mart sonu-Aralık ortası) boyunca Satsuma mandarininin aktif organlarında toplam 1214 g N, 122 g P ve 1142 g K/ağaç birikim olduğu saptanmıştır. Ca ve Mg için bu yöndeki sonuçlar 1617 ve 236 g/ağaç; Fe, Cu, Mn ve Zn için sırasıyla 6 g, 0,6 g, 2 g ve 1 g/ağaç şeklindedir. Sonuçlar aktif organlar tarafından akümüle edilen (alınan) besin elementi toplamı içerisinde remobilizasyon ile sağlanan kısmın önemli bir miktar oluşturabileceğini göstermektedir. Besin elementlerinin dönemsel alınım (birikim) seyri; N'un % 19'unun gelişim periyodunun 1. ayında, % 66'sının 3. ayında ve % 96'sının ise 5. ayında gerçekleştiğini göstermektedir. Bu seyrin P açısından durumu % 11; 34; 66 ve K açısından % 16; 45; 77 şeklindedir. Araştırma sonuçları, Satsuma mandarininde verim (40-160 kg/ağaç) ve budama (8-12 kg/ağaç) ile toplamda 1302 g N; 128 g P ve 1222 g K/ağaç uzaklaştırıldığını ortaya koymaktadır.

Neriman Tûbâ Barlas
Ege University · Institute of Graduate Studies in Science
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Arıtma çamuru uygulamalarının kumlu tın bünyeli toprağın ve mısırın ağır metal içeriği üzerine etkisi

Bu denemede, kentsel arıtma çamurunun kumlu tın bünyeli toprağın ve mısırın ağır metal içeriği üzerine olan etkileri araştırılmıştır. Stabilize arıtma çamuru belediyelerin atık su arıtma tesislerinden çıkan son üründür. Bu ürün arazide depolanarak, denize boşaltılarak, toprak altına gömülerek ya da yakılarak bertaraf edilmektedir. Bunlara ek olarak, stabilize arıtma çamuru toprak düzenleyici ve gübre olarak tarım alanlarında da kullanılmaktadır. Araştırma denemesi, Ege Üniversitesi Ziraat Fakültesi Uygulama ve Araştırma Çiftliğine ait arazi üzerinde kurulmuştur. Denemelerin yürütüldüğü araziler Gediz Havzası içerisinde yer alan Menemen Ovası'nda bulunmaktadırlar. Deneme tesadüf blokları deneme desenine göre, 5 uygulama ve 4 tekrarlamalı olarak kurulmuştur. Parseller 3x3 m boyutlarında, aralarında 2 m boşluk olacak şekilde düzenlenmiştir. Deneme kumlu-tın bünyeye sahip arazide kurulmuştur. Uygulamalar: kontrol, mineral gübre, kuru madde olarak 1t/da; 2 t/da; 3 t/da arıtma çamuru uygulamasıdır. Arıtma çamuru uygulamaları ile topraktaki toplam As, Ni, ve Pb içeriğinde tanığa göre istatistiksel olarak değişim olmazken, toplam Hg, Cu, Cr, Cd ve Zn elementleri istatistiksel olarak tanığa göre artış göstermiştir. Bu artışa rağmen, topraktaki toplam As, Cu, Cr, Cd ve Zn miktarı yönetmelikte izin verilen sınır değerlerin oldukça altında kalmıştır. Arıtma çamuru uygulamaları ile alınabilir Cu ve Zn elementlerinde kontrole göre istatistiksel olarak artış göstermiştir. Artan dozdaki arıtma çamuru uygulamaları mısır verimini tanığa göre istatistiksel olarak önemli düzeyde artırmıştır.

Cansu Almaz
Ege University · Institute of Graduate Studies in Science
2017
00
DoctorateOpen AccessTR

Buğday yetiştiriciliğinde alternatif taban ve üst gübrelerin geliştirilmesi

Bu çalışmada üre ile zenginleştirilmiş nano-hidroksiapatit (Ü-nHAP), biyokömür kaplı diamonyum fosfat (BK-DAP) ve biyokömür kaplı üre gübresinin (BK-üre) etkinliği geleneksel DAP ve üre gübreleri ile karşılaştırılarak alternatif taban ve üst gübrelerin geliştirilmesi amaçlanmıştır. Nano-hidroksiapatit (nHAP), Ü-nHAP ve biyokömürün karakterizasyonu SEM ve XRD ile belirlenmiştir. İlk denemede DAP gübresine alternatif olarak tabandan Ü-nHAP uygulanırken, üst gübrelemede üre veya BK-üre kullanılmıştır. İkinci denemede tabandan BK-DAP, üst gübrelemede üre veya BK-üre uygulanmıştır. Denemelerde DAP gübresi referans olarak 8 kg P2O5 da-1 olacak şekilde, Ü-nHAP ve BK-DAP gübreleri ise referans uygulamaya eşit ve azalan miktarlarda (8, 6 ve 4 kg P2O5 da-1) uygulanmıştır. Üst gübrelemede parsellere 15 kg üre da-1 ve 15 kg BK-üre da-1 verilmiştir. Birinci denemede, Ü-nHAP uygulamaları ile her iki yılda da referanstan daha düşük verim değerleri elde edilmiş olup, ilk yılda en düşük Ü-nHAP (4 kg P2O5 da-1) uygulamaları ile referansa yakın verim değerleri belirlenmiştir. İkinci denemede, özellikle ilk yılda, en düşük gübre dozu bile verim bakımından referansa yakın sonuçlar sağlamıştır. Her iki denemede de, Ü-nHAP ve BK-DAP gübrelerinin referans uygulamaya göre azaltılmış dozlarında dahi, tane protein içeriğinde önemli bir azalma görülmemiştir. İlk denemede, uygulanan daha düşük dozlara rağmen bitki N konsantrasyonu referansla karşılaştırıldığında daha yüksek olmuştur. İkinci denemede ise azaltılan gübre uygulamalarına rağmen bitki N konsantrasyonunda azalma meydana gelmemiştir. Benzer şekilde, uygulanan doz 4 kg P2O5 da-1 seviyesine kadar azaltıldığında bile her iki denemede de bitkinin P konsantrasyonunun azalmadığı belirlenmiştir. Bitki Fe konsantrasyonu bakımından iki denemede de uygulamaların referans ile aynı sınıfta yer aldığı, Zn konsantrasyonu bakımından denemeler ve yıllar arasında değişkenlik olduğu tespit edilmiştir. Sonuç olarak, tükenmekte olan P kaynaklarına alternatif olabilecek bu gübrelerin etkinliğinin farklı toprak özellikleri ve iklim koşullarında farklı bitkilerde test edilmesinin gerekli olduğu düşünülmektedir.

Tuğçe Ayşe Kardeş
Ankara University · Institute of Graduate Studies in Science
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Farklı malç materyalleri ve sulama yöntemlerinin tuzlu su uygulaması altında toprak tuzluluğu ve biber (Capsicum annuum L.) bitkisinin verimi üzerine etkileri

Tarımsal alanlarda özellikle kurak ve yarı kurak iklim şartlarında yeterli miktar ve kalitede sulama suyunun sağlanabilmesi her geçen gün zorlaşmaktadır. Kısıtlı temiz su kaynakları nedeni ile düşük kaliteli suların tarımda kullanılması zorunlu hale gelmiştir. Bu çalışmada; Ankara'da tarla koşullarında, farklı malç materyalleri ve sulama yöntemlerinin tuzlu su ile sulanan biber bitkisinin (Capsicum annuum L.) verim ve bazı bitki besin maddesi içerikleri ile toprak tuzluluğuna etkilerinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Araştırma tesadüf bloklarında bölünmüş parseller deneme desenine göre 3 tekerrürlü olarak kurulmuştur. Ana konular S1: yüzey altı damla ve S2: yüzey damla sulama yöntemlerinden oluşmuştur. Alt deneme konuları ise; M0: malçsız, M1: malç tekstili, M2: buğday samanı malçı ve M3: pomza malçı konularından oluşmuştur. Elde edilen sonuçlara göre; bitki su tüketimi ve bununla ilişkili olarak toprak tuzluluğu bakımından, S2 konusunun S1 konusuna göre daha yüksek değerler oluşturduğu tespit edilmiştir. Malç konuları bakımından en yüksek bitki su tüketimi ve toprak tuzluluk değerleri sırası ile M0, M1, M3 ve M2 konularında belirlenmiştir. En düşük ortalama WUE ve IWUE değerleri S2M0 konusunda tespit edilirken en yüksek WUE ve IWUE değerleri S1M2 konusunda tespit edilmiştir. En yüksek meyve verimi (4300 kg da-1) S1M2 konusundan elde edilirken, en düşük meyve verimi (2659 kg da-1) S2M0 konusundan elde edilmiştir. Toprakta suya dayanıklı agregat yüzdesi en fazla (%65.05) S1M2 konusunda belirlenirken en düşük (%53.49) suya dayanıklı agregat yüzdesi S2M0 konusunda tespit edilmiştir. Uygulamaların, yapraklarda N, P, K, Ca, Mg, Zn, Mn ve Na içeriklerine etkisi önemli bulunurken, Fe ve Cu üzerine etkileri önemsiz bulunmuştur. Tuzlu su kullanılması durumunda, topraktaki tuzluluk ve verim değerleri göz önüne alındığında yüzey altı damla sulama ve saman malçının birlikte uygulanması diğer uygulamalara göre daha başarılı bulunmuştur.

BiberKaliteSu kullanımı+3
Kadri Avağ
Ankara University · Institute of Graduate Studies in Science
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Atık koyun yününden hazırlanan alkalin hidrolizatın mısır bitkisinin beslenmesine ve gelişimine etkisi

Bu çalışmada, artan dozlarda atık koyun yününün alkalin hidrolizatından elde edilen gübrenin ve farklı oranlarda kimyasal gübre ile birlikte toprağa uygulanması sonucu mısır bitkisinin gelişimine etkisi araştırılmıştır. Bu amaçla 5 kg toprak alan saksılara 0.1, 0.5 ve 1 g kg-1 olacak şekilde koyun yünü hidrolizatı ile beraber %50, %75 ve %100 oranlarında olacak şekilde temel kimyasal gübre uygulanmıştır. Çalışmada bitki yaş ve kuru ağırlıkları ve bitkide toplam azot, fosfor, potasyum, kalsiyum, magnezyum, demir, bakır, çinko ve mangan miktarları belirlenmiştir. Bununla birlikte çalışmada kullanılan atık yün hidrolizatının azot, fosfor, potasyum, kalsiyum, magnezyum, demir, bakır, çinko, mangan içerikleri ile beraber yapısal ve fonksiyonel özellikleri TGA ve FTIR analizleri ile belirlenmiştir. Araştırmadan elde edilen sonuçlara göre, yün hidrolizatı ile kimyasal gübre uygulamaları istatistiki olarak bitki kuru ağırlığı, N, P, Ca, Cu ve Zn konsantrasyonlarını artırmıştır. Bitki yaş ağırlığı üzerine sadece kimyasal gübre uygulamaları önemli bulunmuş iken, K konsantrasyonu üzerine ise yün hidrolizatı uygulamaları önemli olmuştur. Sunulan bu tez çalışması ile, kimyasal gübre uygulamalarının atık koyun yünü hidrolizatı ile birlikte uygulanması sonucunda bitkisel üretimde mevcut temel gübre uygulamalarını destekleyici bir uygulama olabileceği ortaya koyulmuştur.

Burak Kabal
Ankara University · Institute of Graduate Studies in Science
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Buğday ve arpa da tuz ve bor toksisitesi toleransına nano-silisyumun etkisi

Bu çalışmada çeltik kavuzundan elde edilen farklı dozlarda nano-silisyumun (Nano-Si) arpa ve buğday bitkilerinin tuz ve bor toksisitesine toleransı ve gelişimine etkisi sera koşullarında araştırılmıştır. Bu amaçla Nano-Si farklı dozlarda (0, 25, 50, 100 mg kg-1) arpa ve buğday bitkilerine topraktan uygulanmış ve 12 haftalık gelişim süresi sonunda hasat edilen bitkilerde yaş ve kuru ağırlık, prolin miktarı, yaprak su tutma kapasitesi (YSTK), nispi nem, membran geçirgenliği, klorofil a, klorofil b ve toplam klorofil miktarı, silisyum (Si), potasyum (K), sodyum (Na), klor (Cl) ve B konsantrasyonları belirlenmiştir. Elde edilen sonuçlara göre uygulamalara arpa bitkisinde yaş ve kuru ağırlığı önemli düzeyde artırmıştır. Bitki prolin miktarı da artan Nano-Si uygulamasına bağlı olarak artış göstermiştir. Bitki klorofil a ve toplam klorofil miktarı istatistiki açıdan önemli düzeyde artış gösterirken klorofil-b miktarı önemişiz bulunmuştur. Artan düzeyde uygulaman Nano-Si arpa bitkisinin Si ve B konsantrasyonunu artırırken K, Na ve Cl konsantrasyonlarını azaltmıştır. Artan dozlarda Nano-Si uygulamaları ile buğday bitkisinde yaş ve kuru ağırlıkta önemli düzeyde değişim saptanmazken prolin miktarı, YSTK ve membran geçirgenliğinde artış belirlenmiştir. Bitkinin klorofil a ve toplam klorofil miktarı da artış göstermiştir. Nano-Si uygulamaları ile buğday bitkisinde Si ve K konsantrasyonlarında artış belirlenirken, Na, Cl ve B konsantrasyonlarında azalma saptanmıştır. Bu çalışmanın ışığında, daha farklı bitkilerde ve uzun dönemde Nano-Si uygulamasının bitki gelişimini olumlu yönde etkileyebileceği düşünülmektedir.

ArpaBor toksisitesiBuğday
Göksu Gönç
Ankara University · Institute of Graduate Studies in Science
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Orta Anadolu bölgesinde uzun süreli ikili ekim nöbetsistemlerinin bazı toprak özellikleri ve karbon fraksiyonları üzerine etkisi

Mono kültür yetiştiricilik yapılan alanlarda, toprak özelliklerindeki bozulmalar toprak verimliliği ve toprak sağlığını azaltmaktadır. Bu problemin üstesinden gelmek için yararlanılan nadas-ürün sistemi istenilen yararları sağlayamamaktadır. Bu çalışmada; Orta Anadolu Bölgesinde kuru tarım koşullarında, uzun süreli ikili ekim nöbeti sistemleri altındaki toprakların, bazı fiziksel ve kimyasal özellikleri ile organik karbon formlarındaki değişimler incelenmiştir. Tarla Bitkileri Merkez Araştırma Enstitüsü'nce Haymana Araştırma ve Üretme Çiftliğinde yürütülen deneme, tesadüf blokları deneme deseninde, sekiz farklı ekim nöbeti sistemi ve üç tekerrürü içermektedir. Araştırmada nadas-buğday, devamlı buğday, nohut-buğday, kışlık mercimek-buğday, fiğ-buğday, yazlık mercimek-buğday, ayçiçeği-buğday ve aspir-buğday ikili ekim nöbetleri yer almıştır. Toprak örnekleri buğday hasatını takiben 0-10 cm ve 10-30 cm derinliklerden alınmıştır. Elde edilen bulgulara göre fiziksel özellikler bakımından; ortalama ağırlıklı çap, suya dayanıklı agregat miktarı ve hidrolik iletkenlik değerleri arasındaki farklar önemlidir. Toprakların toplam azot, toplam organik karbon, partikül organik karbon, alınabilir potasyum ve alınabilir çinko içeriklerindeki farklılıklar hem ekim nöbeti sistemleri hem de derinlikler için önemli bulunmuştur. Toprakların alınabilir fosfor, demir ve bakır miktarları miktarları arasındaki farklar derinlik bazında, önemli bulunmuştur. Alınabilir mangan miktarları arasındaki farklılıklar ise ekim nöbeti sistemlerinde önemlidir. Yüzey toprağında toplam organik karbon birikimi sırasıyla nohut > aspir > yazlık mercimek > fiğ >kışlık mercimek > buğday > nadas > ayçiçeği şeklinde bulunmuştur. Elde edilen bulgular, toprak fiziksel ve kimyasal kalite karakteristiklerinin geliştirilmesinde ekim nöbeti sistemlerinde baklagillerin yer alması gerekliliğini ortaya koymaktadır. Baklagiller arasında da özellikle nohut-buğday ikili ekim nöbeti sistemi en öne çıkan uygulamadır. Bu sisteme alternatif sistemler ise yazlık mercimek-buğday, kışlık mecimek-buğday ve aspir-buğday ekim nöbeti sistemleridir.

Barış Gökoğlu
Ankara University · Institute of Graduate Studies in Science
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Nano silisyumun makarnalık buğdayda kuraklık stresi üzerine etkilerinin fizyolojik ve biyokimyasal parametrelerle belirlenmesi

Bu çalışmada laboratuvar koşulunda üretilen nano-silisyum (Nano-Si) ve sodyum silikatın (Na-Si) kuru ve sulu koşullarda yetiştirilen makarnalık buğdayların verim, fizyolojik ve enzimatik özellikleri üzerine etkisi araştırılmıştır. Bu amaçla Nano-Si ve Na-Si artan dozlarda (0, 25, 50, 100 mg kg-1) topraktan uygulanmış makarnalık buğday bitkilerine toplam bitki ve tane ağırlığı, nispi nem ve yaprak su tutma kapasitesini, membran permabilitesi, toplam klorofil miktarlarını, H2O2 ve MDA içeriğini, antioksidan enzim aktivitelerini ve bitki besin elementi konsantrasyonu üzerine etkileri incelenmiştir. Kuraklık stresi bitkilerin büyüme ve gelişmesini önemli oranda azaltmış ve topraktan yeteri kadar bitki besin elementi almasını engellemiştir. Nano-Si uygulaması makarnalık buğday bitkilerinde tane ağırlığı, nispi nem içeriğini, membran permabilitesi ve toplam klorofil miktarını, SOD, KAT ve AP antioksidan enzimi aktivitelerini ve bitkide Mg, Ca ve N konsantasyonunu artırırken H2O2 miktarını azaltmıştır. Bitkilerde Nano-Si uygulaması toplam bitki ağırlığı, yaprak su tutma kapasitesi, MDA miktarı ve bitkide Si, P, K konsantrasyonları üzerinde önemli derecede bir etkisi olmamıştır. Bu çalışmanın ışığında, daha farklı bitkilerde ve uzun dönemde Nano-Si uygulamasının bitki gelişimini olumlu yönde etkileyebileceği düşünülmektedir.

Kuraklık stresiMakarnalık buğday
Şevval Öztürk
Ankara University · Institute of Graduate Studies in Science
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Yorgun ve yorgun olmayan toprakta yetiştirilen mısır bitkisinin fosfor etkinliğine nano silisyumun etkisi

Bu çalışmada çeltik kavuzundan elde edilen nano silisyum (Nano-Si)'nin mısır (Zea Mays L. Cv. pioneer) bitkisinin fosfor (P) kullanım etkinliği (PKE) üzerine etkisi araştırılmıştır. Denemede uzun yıllar yetiştiricilik yapılmayan bir araziden (yorgun olmayan toprak) ve son iki yetiştirme döneminde yonca tarımı yapılan araziden olmak (yorgun toprak) üzere iki farklı toprak kullanılmıştır. Fosfor uygulamaları 0, 20 ve 80 mg P kg-1 olacak şekilde TSP (%44 P2O5) gübresinden, silisyum (Si) uygulamaları ise 0 ve 250 mg Si kg-1 olacak şekilde Nano-Si ve sodyum silikat kaynaklarından uygulanmıştır. Elde edilen sonuçlar, Nano-Si'nin mısır bitkisindeki fosfor kullanım etkinliğini artırdığını göstermektedir. Silisyum uygulamalarının, bitkinin gelişimini ve P, Si element içeriklerini olumlu yönde etkilediği tespit edilmiştir. Ayrıca, P ve Si uygulamalarının etkileşimi bitki verim parametreleri üzerinde olumlu etkiye sahip olduğu belirlenmiştir. Bu bulgular, Nano-Si' nin mısır yetiştiriciliğinde fosfor kullanım etkinliğini artırabileceğini ve uygun besleme stratejileriyle bitki gelişim performansını iyileştirebileceğini göstermektedir.

Okan Karaboya
Ankara University · Institute of Graduate Studies in Science
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Ankara ili Nallıhan ilçesinde sürdürülebilir arazi kullanımı planlamaları kapsamında arazi tahribatının dengelenmesi ve model tabanlı erozyon değerlendirmelerinin uyumlaştırılması

2015 yılında Birleşmiş Milletler (BM) tarafından kabul edilen Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları (SKA) büyük bölümüne ulaşmak için planlı ve güçlü bir toprak- su yönetim sistemine ihtiyaç vardır. Arazi Tahribatı (AT) arazi üzerindeki üretim baskısıyla doğrudan orantılı olarak gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerde tarımsal ekosistemler başta olmak üzere karasal ekosistemler üzerinde ortaya çıkmaktadır. Arazi Tahribatının Dengelenmesi (ATD), "ekosistem işlevlerini, hizmetlerini desteklemek ve gıda güvenliğini artırmak için gerekli olan arazi kaynaklarının miktarının, kalitesinin belirli zamansal mekânsal ölçekler ve ekosistemler içinde sabit kaldığı veya arttığı bir durum" olarak tanımlanmaktadır. Bu doğrultuda çalışmanın amacı ATD'nin kurak ve yarıkurak iklim koşullarında kullanılablirliğini etkin bir şekilde sağlamak amacıyla küresel göstergelerinin yanında "Erozyon" oranının parametre olarak kullanılabilirliğinin sınanmasıdır. Ayrıca, farklı bir yöntemle üretilen (NASA-CASA) Net Brincil Üretim verisi ile AÖAKD ve NDVI kullanılarak üretilen Arazi Üretkenlik Dinamiği (AÜD) verisi arasındaki ilişki ortaya konmuştur. Bu bağlamda, Nallıhan ilçesinde 1986-2018 yılları arasında yapılan arazi örtüsü arazi kullanımı değişimlerinde en büyük artışın (%359) yapay alanlarda olduğu görülmüştür. En büyük azalmanın ise meralarda (%42.4) ve daha sonra diğer alanlarda (%36.5) olduğu görülmüştür. Arazi üretkenlik dinamiği sonuçlarına bakıldığında orman alanları genel olarak pozitif (artış) eğilim sergilemektedir. Yapay alanların tamamı "azalan üretkenlik" sınıfı içerisinde yeralmaktadır. Toprak organik karbonu 2000-2018 yılları arası yapılan değişim analizinde %91.2 oranında alan "durağan" sınıfta, %5.5 oranında alan "artış" sınıfında, %3.29 oranında alanın ise Tahribata uğramış ve "azalıyor", sınıfında olduğu görülmektedir. Kurak ve yarıkurak bölgelerde organik madde kapsamının değişmediği ve doğası gereği artış göstermediği alanlarda erozyon parametresi ATD altında daha iyi çalışmaktadır. Özellikle detay ölçekte yapılan ATD çalışmalarında erozyon gibi ek göstergelerin devreye sokulmasıyla mühendislik olarak müdahale edilecek alanlar ile doğal haline bırakılacak alanlar doğrudan haritaya yansımaktadır.

Reşat Akgöz
Ankara University · Institute of Graduate Studies in Science
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Farklı materyallerden elde edilen kompost ve vermikompostun biyokimyasal özellikleri ve bakteriyel çeşitliliğinin belirlenmesi

Bu çalışmada farklı materyallerden 90 günlük inkübasyon denemesiyle elde edilen kompost (K) ve bu materyallere eklenen Eiseina foetida türü solucan aracılığıyla elde edilen vermikompostların (VK) sahip oldukları mikrobiyel (bakteriyel) çeşitlilikte meydana gelen değişimler modern DNA teknolojileri kullanılarak belirlenmiştir. Ayrıca organik madde ayrışması sırasında metabolik süreçlere katılan β-glukosidaz, alkalin fosfataz ve üreaz enzimi ile bazı önemli kimyasal özellikleri üzerinden kimyasal/biyolojik/biyokimyasal aktivite değişimleri ortaya konulmuştur. İnkübasyon denemesi sonuçları değerlendirildiğinde, VK örneklerinin organik madde (OM), enzim aktivite değerleri ile bakteri sayıları K örneklerine göre daha yüksek olmuştur. Atık cinsleri açısından değerlendirildiğinde, Çim-K ve Çim-VK örneklerinin toplam N, değişebilir potasyum ve beta glukosidaz enzim aktivitesi bakımından en yüksek değerler içerdiği, Çim-VK örneklerinin ayrıca alkalin fosfataz ve üreaz enzim aktivitesinin diğerlerine göre daha yüksek olduğu belirlenmiştir. Çim örneklerinin gerek K ve gerek VK formlarının diğer ahır gübresi, çay ve nar atıklarından elde edilen K ve VK örneklerine göre özellikler bakımından öne çıktığı gözlemlenmiştir. Kompostlama sürecinde yer alan önemli bakteri cinslerinin Chloroflexi ve Gammaproteabacteria, vermikompostlama sürecinde görev alan önemli bakteri cinslerinin ise Bacteroidia, Desulfobacterota, Planctomycetota ve Spirochaetota olduğu belirlenmiştir. Geleneksel kompostlama ve vermikompostlama yönteminin bakteriyel çeşitlilik üzerindeki etkisi istatistiksel açıdan önemli bulunmuştur. Ayrıca farklı kompostlama yöntemleri ile elde edilen kompost ürünlerinin bakteriyel çeşitliliği üzerinde depolamanın etkisi de önemli bulunmuştur. Geleneksel kompostlama ile elde edilen ürünlerin görece bakteriyel bolluk bar grafiğindeki düzeyler karşılaştırıldığında sıralamanın Çay>Ahır gübresi>Çim> Nar kabuğu kompostu, vermikompostlama ile elde edilen ürünlerde ise sıralamanın Ahır gübresi>Çim>Çay>Nar şeklinde olduğu görülmektedir.

Dizi analizi-DNAVermikompost
Didem Boran
Ankara University · Institute of Graduate Studies in Science
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Farklı kompostlama yöntemleriyle elde edilmiş organik materyallerin bazı toprak fiziksel özellikleri, organik karbon formları ve mısır bitkisinin verimi üzerine etkileri

Organik madde toprağın kalitesi ve sürdürülebilir kullanımı açısından çok önemli bir karakteristiktir. Türkiye topraklarının organik madde kapsamları birçok sebebe bağlı olarak yetersiz olup, arttırılması gereklidir. Bu çalışmanın amacı, vermikompost ve kompost materyallerinin bazı toprak fiziksel özellikleri, organik karbon formları ve mısır bitkisinin ürün verimi ve bazı bitkisel gelişim parametreleri üzerine etkilerini belirlemektir. Bu amaçla her iki materyalin toprakta %0.25, %0.5 ve %1 organik madde artışına neden olacak miktarları +NPK içeren uygulamalar ile kontrol ve gübreli kontrol (NPK) uygulamaları tesadüf bloklarında bölünmüş parseller deneme deseninde iki yıllık bir tarla denemesi ile Haymana-Ankara koşullarında araştırılmıştır. Araştırma bulgularına göre her iki materyalin artan dozlarına bağlı olarak toprağın su tutma, havalanma, hidrolik iletkenlik, agregat stabilitesi ve ortalama ağırlıklı çap gibi fiziksel özellikleri önemli derecede artmış, hacim ağırlığı değerleri ise azalmıştır. Organik materyal uygulamaları keza toprakta toplam organik karbon, partikül organik karbon ve potasyum permanganatla okside edilebilir karbon formlarını önemli derecede arttırmıştır. Organik materyallerin artan dozları silajlık mısırın ürün verimi ve bazı gelişim parametreleri üzerine olumlu etkide bulunmuştur. Toplam bitki yaş ağırlık değerleri incelendiğinde, her iki yılda da materyallerden ziyade dozların önemli olduğu, birinci yıl için en düşük değerin 3617.98 kg/da ile kontrol uygulamasında, en yüksek değerin ise 8570.24 kg/da ile vermikompost materyalinin %1 dozunda olduğu, ikinci yıl için en düşük değerin 4244.52 kg/da ile kontrol uygulamasında en yüksek değerin ise 7763.33 kg/da ile kompost materyalinin %1 dozunda olduğu belirlenmiştir. Topraktaki organik karbon formları ile yaş ağırlık değerleri arasındaki ilişkiler incelendiğinde, en yüksek ilişki mikro agregat organik karbonunda belirlenmiştir. Ürün verimi ve ekonomik sebepler dikkate alındığında vermikomposta göre kompost kullanımın daha uygun olduğu görülmüştür. Bitkisel gelişim parametreleri dikkate alındığında, organik maddede %0.5 ve %1 oranlarında artışlara karşılık gelen kompost ve vermikompost miktarları arasında istatistiksel olarak önemli farklılıklar olmaması nedeniyle verime dayalı arazi uygulamalarında organik maddede %0.5 artış oranı tercih edilebilir.

Vermikompost
Çağla Temiz
Ankara University · Institute of Graduate Studies in Science
2023
00
Master'sOpen AccessEN

The evaluation of figs (Ficus carica L. sarilop) growed at different altitudes in terms of plant nutrition

Objective: It is aimed to compare the nutritional status of the dried fig "Sarılop" (Ficuscarica L.) with its soil fertility, which is grown at different altitudes in Aydın. Material and Method: Altitudes were examined in 5 altitude groups; (0-200), (200-400), (400-600), (600-800), (800-900) increasing in 200 meters. İn each altitude group, there are 3 replications in which 3 trees at full yield age are accepted as 1 replication in 3 different "Sarılop" producer gardens. The physical and chemical properties of the soils taken from 0-30 and 30-60 cm depths for 2 years, and the analyzes of plant nutrients were made in the leaf samples taken at 4 different phenological stages in the 2020 production season, and the quality characteristics and shoot development of fresh and dried fruits were examined. Results: The Organic matter content of the soils was found to be very little and little. There are soil reaction differences between altitudes; alkaline reaction is dominant at lower altitudes and acid reaction is dominant at higher altitudes. It has been observed that trees cannot be fed mostly with Nitrogen (N), Calcium (Ca), and Zinc (Zn) at altitudes. Conclusion: It has been determined that the development, growth, yield and quality characterictics of sarılop are significantly affected by altitude differences, physical and chemical properties of large soil groups. In order to ensure adequate shoot development, it is recommended to use basic fertilization programs that will support soil fertility at altitudes and supplement organic resources, zinc, nitrogen and calcium in elemental balance. Key Word: Dried Fig, Different Altitudes, Different Groups of Soil, Plant Nutrition

Plant nutritionDried figSoil+1
Demet Mutlu
Aydın Adnan Menderes University · Institute of Graduate Studies in Science
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Aydın ilinin İncirliova ve Koçarlı ilçelerinde yaygın olarak yetiştirilen bitkilerin besin maddesi içeriklerinin belirlenmesi

Amaç: Aydın ilinin Koçarlı ve İncirliova ilçelerinde yetiştiriciliği yapılan bitkilerin beslenme durumlarının yaprak analizleriyle belirlenmesi ve belirlenen bitki besin elementi eksiklik ve fazlalıklar doğrultusunda bitkilerin ihtiyacı olan bitki besin elementlerine göre uygun ve bilinçli bir şekilde gübrelemenin yapılmasıdır. Materyal ve Yöntem: Aydın ilinin İncirliova ve Koçarlı ilçelerini temsil edecek şekilde 2x1 km'lik gridlere bölünerek, örnekleme noktası belirlenmiştir. Belirlenen 96 adet örnekleme noktasından bölgelerde yoğun yetiştiriciliği yapılan bitkilerden yaprak örnekleri alınmış ve bitki besin maddesi analizleri; %kuru madde, %Toplam azot, P, K, Ca, Mg, Na, Fe, Zn, Mn, Cu, Bor içerikleri belirlenmiştir. Yapılan analizlerin sonucunda, bitki yapraklarındaki makro ve mikro besin elementlerinin içeriklerine göre beslenme durumları belirlenmiştir. Bulgular: Yapılan analizler, farklı bitki türlerinin beslenme durumlarını incelemek amacıyla gerçekleştirilmiştir. Pamuk bitkisi; azot, fosfor ve potasyum eksiklikleri göstermektedir. Kalsiyum ve magnezyum genellikle yeterli düzeydedir. Mikro elementler (bakır, mangan, demir ve çinko) genellikle yeterli seviyededir. Mısır bitkisinde; yaygın olarak azot eksikliği ile potasyum ve kalsiyum eksiklikleri tespit edilmiştir. Mikro elementlerin (bor, bakır, mangan) ihtiyaçları genellikle karşılanmıştır, ancak çinko seviyeleri değişkenlik göstermektedir. Ayçiçeği bitkisinde; azot genellikle yeterli düzeydedir, fosfor, potasyum, kalsiyum ve magnezyum düzeyleri değişkenlik gösterirken mikro elementlerden bor yeterli, bakır fazla, demir ve çinko ise yeterli veya fazla olarak belirlenmiştir. Çilek bitkisinde azot, fosfor, potasyum, kalsiyum ve magnezyum genellikle yeterli düzeydedir. Mikro elementlerden bor yeterli iken bakır, mangan, demir ve çinko içerikleri değişkenlik göstermektedir. Bağ bitkisinde; azot, fosfor ve potasyum içerikleri yetersiz iken kalsiyum ve magnezyum düzeyleri değişkenlik göstermektedir. Mikro elementlerden bor yeterli, bakır, mangan ve demir fazladır. İncir bitkisinde; azot, fosfor ve potasyum içerikleri bakımından eksiklikleri varken, kalsiyum ve magnezyum düzeylerinde farklılıklar vardır. Mikro elementlerde bor eksikliği yaşayan bitkiler olmasına rağmen bakır, mangan, demir ve çinko seviyeleri yeterli veya fazla olarak belirlenmiştir. Zeytin bitkisinde azot, fosfor ve potasyum noksan, Kalsiyum ve magnezyum genellikle yeterli düzeydedir. Mikro elementlerde bor eksikliği yaşayan bitkiler olmasına rağmen bakır, mangan, demir ve çinko seviyeleri yeterli veya fazla düzeydedir. Erik bitkisinde; azot, fosfor, potasyum, magnezyum eksiklikleri görülürken, kalsiyumda farklılıklar vardır. Mikro elementlerde bor yeterli ancak, bakır, mangan, demir ve çinko noksan veya fazla seviyededir. Narenciye bitkisinde; azot, fosfor, potasyum, magnezyum eksiklikleri tespit edilmiştir. Mikro elementlerde bor yeterli, bakır, mangan, demir ve çinko seviyelerinde farklılıklar vardır. Susam bitkisinde; azot, fosfor, potasyum, kalsiyum ve magnezyum noksan, Fe, Zn, Mn, Cu yeterli seviyededir. Sonuç: Her bir bitki türünün beslenme ihtiyaçlarına göre özelleştirilmiş gübreleme ve bakım stratejileri gerektiğini gösteren sonuçlar elde edilmiştir. Bu bulgular, bitki yetiştiricileri için yol gösterici niteliktedir. Bitki sağlığını ve verimliliğini artırmak amacıyla stratejik uygulamalar ortaya konmuştur. Bu özelleştirilmiş stratejiler, bitki sağlığını koruma, en iyi büyümeyi teşvik etme ve verimliliği artırma konusunda büyük önem taşımaktadır. Tarımsal üretimde daha başarılı sonuçlar elde etmek için rehber görevi görmektedir. Anahtar Kelimeler: İncirliova, Koçarlı, Makro, Mikro, Yaprak, Bitki Besleme

Aylin Çıtak Karaefe
Aydın Adnan Menderes University · Institute of Graduate Studies in Science
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Aydın Sultanhisar ve Nazilli ilçelerinde yaygın olarak yetiştirilen bitkilerin besin maddesi içeriklerinin belirlenmesi

Amaç; Çalışma, Aydın ilinde önemli tarım potansiyeline sahip olan Sultanhisar ve Nazilli ilçelerini içine alan 2x1 km'lik gridlere bölünerek, yörede yaygın olarak yetiştirilen yonca, mısır, pamuk, incir, zeytin, portakal, şeftali, nar, çilek ve biber bitkilerinin besin elementi içeriklerini ve beslenme durumlarını belirlemektir. Materyal ve Metot: Bu lokasyonlarda yoğun olarak yetiştirilen bitkilerden Haziran-Temmuz aylarında iki farklı ilçeden toplam 104 adet bitkiden yaprak örnekleri alınarak % kuru ağırlık, yüzde toplam azot(N), fosfor(P), potasyum(K), kalsiyum (Ca), magnezyum (Mg), sodyum (Na), demir (Fe), çinko (Zn), mangan (Mn), bakır (Cu), bor (B) değerlerini belirlemek için analizler yapıldı. Bulgular ve Sonuç: Alınan yaprak örneklerinin, elde edilen sonuçlar referans değerleriyle karşılaştırılmış ve incelenen yonca, mısır, pamuk, portakal, incir, zeytin, çilek, şeftali, nar ve biber bitkilerinde bölge de genel olarak N, P, K, Ca, Mg, Na, Fe, Zn, Mn, Cu seviyeleri yeterli ve yüksek seviyelerde bulunurken, bor elementinde genel olarak toksite görülür iken fosfor elementinde ise ciddi bir noksanlık tespit edilmiş ve gerekli önerilerde bulunulmuştur.

Buse Şengül Küçük
Aydın Adnan Menderes University · Institute of Graduate Studies in Science
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Arazi toplulaştırmada kullanılan derecelendirme yöntem ve değerleme parametrelerinin Elmalı ve Paşaköy (Edirne) uygulama alanlarında değerlendirilmesi

Amaç: Arazi toplulaştırması arazi yönetim sistemi içerisinde dünyada ve ülkemizde kırsal alanda kullanılan araçlardan biridir. Toplulaştırma çalışmaları uygulamada ülkeden ülkeye farklılıklar göstermektedir. Arazi yönetim sistemi kültüre, tarihe ve insan davranışları, coğrafi özelliklerine bağlı olarak değişmektedir. Aynı şekilde toplulaştırma çalışmalarında erozyon ve taşkın riski gibi doğal olaylara bağlı olarak, sahada yapılan değerlendirmeler, kullanıcılardan gelen talepler gibi amaçlar doğrultusunda alınan önlemler ve uygulamalar değişebilmektedir. Örneğin Konya Ovasında uygulanan toplulaştırma projelerinde rüzgâr erozyonu, Aydın'da Büyük Menderes'ten kaynaklanan taşkın riskleri uygulamaları farklılaştırmaktadır. Ayrıca toplulaştırma, zamanın ihtiyaçları doğrultusunda değişebilen bir süreçtir. Ülkemizde arazi toplulaştırması özellikle tarımda verimliliğin artırılması ve aynı zamanda farklı kullanım fırsatları için gerekliliktir. Arazi toplulaştırması çalışmalarında parsellerin yeniden dağıtımında kullanılan derecelendirme çalışmasında toprak etütleri yanında diğer özellikler kısmında yer alan konum ve yerleşim puanına ek olarak komisyon puanı verilmektedir. Ancak derecelendirmede komisyon puanı hesabı için mevzuatta herhangi bir temel esas oluşturulmadığı görülmektedir. Bu nedenle ülkemizde kullanılmakta olan arazi derecelendirme sisteminde yer alan komisyon puanı için parsel şekline göre değerleme önerisi getirilmesi amaçlanmıştır. Materyal ve Yöntem: Toplulaştırma alanında yer alan araziler, değeri oranında yeni arazi verilebilmesi için, toprağın kalıcı ve değişken özelliklerini belirleyen toprak ve verimlilik etütleri, köy merkezine uzaklığı ve arazinin yöresine göre belirlenebilecek diğer özellikleri gibi kriterler dikkate alınarak derecelendirme yapılır. Bu esaslara göre derecelendirme katsayıları belirlenir. Halihazırda kullanılan teknik talimatta parsel endeksi toprak etüdü sonucu elde edilen toprak endeksinin %60'ına konum ve diğer özelliklere ait puanların eklenmesiyle elde edilen değerdir. Konum endeksi en fazla 25 puan, diğer özellikler de komisyon tarafından gerekçesi belirtilmek kaydıyla 15 puana kadar verilir. Bu çalışmada, diğer özellikler olarak adlandırılan puanlama için parsel şeklinin değişiminden kaynaklı bir değişikliğin parsel endeksi üzerinde bir parametre olarak değerlendirilmesi incelenmiştir. Geliştirilen puan ataması ile çalışmada LİTOP programı kullanılarak elde edilen parsel şekillerindeki değişimler değerlendirilmiş, her bir şekil için ayrı ayrı komisyon puanı oluşturmuştur. Parsellerin düzgün şekilli olması arazilerin verimli kullanılması açısından değer artışı ve azalışında etkili olmaktadır. Tarımsal mekanizasyon kullanımında yakıt ve işgücü tasarrufu, parsellerin atıl kalan kısmının parsel şeklinin düzeltilmesi ile en aza indirilmesi, kullanılan sulama yöntemindeki su iletim hatlarının kısalması gibi etkenler parsel değerini etkilemektedir. Bu nedenle, komisyon puanı için parsel şekilleri etkili bir yöntem olarak kullanılmıştır. LİTOP Programı ile parsel şekilleri dikdörtgen, kare, üçgen, şekilsiz ve yamuk olarak sınıflandırılmış ve puanlanmıştır. Bulgular: Bu çalışmada, diğer özellikler olarak adlandırılan puanlama için parsel şeklinin değişiminden kaynaklı bir değişikliğin parsel endeksi üzerinde bir parametre olarak değerlendirilmesi incelenmiştir. Parsel şekilleri on puan üzerinden ele alınmış beş puanlık geleneksel bakış açısı da (sosyal- kültürel değerlendirme, arazi maliğinin sahiplik süresi, peyzaj, bakı, manzara) toplulaştırma için derecelendirme işlemlerinde kullanılabilir olarak önerilmiştir. Komisyon puanının %5'lik kısmının bu amaçla kullanılması önerilmiş ancak çalışmada puanlama için hesaplamada ele alınmamıştır. Bu çalışmada, dikdörtgen parsel için 9-10 puan arasında, kare için 8 puan, üçgen için 3-5 puan arasında ve şekilsiz parseller için 4-6 puan arasında yamuk için 6 puan komisyon puanı olarak verilmesi önerilmiş ve halihazırda kullanılan yöntem ile hesaplanan bu yöntemin örnek parseller üzerindeki alansal değişimi ortaya konmuştur.

Fatma Tüz Zehra Gülsever
Aydın Adnan Menderes University · Institute of Graduate Studies in Science
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Söke ovasında farklı toprak yönetim sistemleri ile pamuk yetiştirilen alanlarda tohum, karpel ve liflerde ağır metal içeriklerinin belirlenmesi

Amaç: Bu çalışmada Söke ovasında iki toprak yönetim sistemi ile pamuk yetiştirilen alanlarda pamuk bitkisinde; tohum, karpel ve liflerde potansiyel toksik element miktarlarının belirlenmesi amaçlanmıştır Materyal ve Yöntem: Araştırma kapsamında geleneksel pamuk yetiştiriciliği yapılan 31 noktadan ve iyi tarım uygulaması yapılan 2 noktadan alınan örneklerde, karpel, tohum ve liflerde bazı makro (Mg, Na, K, Ca), mikro ve potansiyel toksik element içerikleri (Fe, Zn, Mn, Cu, Cd, Co, Cr, Ni, Pb) ICP- OES yöntemi ile belirlenmiştir. Bulgular: Elde edilen sonuçlara göre, geleneksel pamuk yetiştiriciliği ve iyi tarım uygulaması yapılan alanlarda pamuk bitkisinin tohum, karpel ve liflerinde bakır (Cu), çinko (Zn), kurşun (Pb) ve kobalt (Co) konsantrasyonlarının belirtilen sınır değerlerin üzerinde olduğu tespit edilmiştir. Sonuç: Bu bulgular sonucunda, geleneksel ve iyi tarım uygulanmalarıyla yetiştirilen pamuk bitkilerinde potansiyel toksik element birikimi arasında önemli bir farklılık bulanamamıştır.

Deniz Şahin
Aydın Adnan Menderes University · Institute of Graduate Studies in Science
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Isıl işlem görmüş solucan gübresi ve çiftlik gübresi ile mineral gübre uygulamalarının, domateste besin elementi alımı, biyomas ağırlığı ve topraklarda bazı mikrobiyal aktivitelere etkisi

Bu araştırma ile, ısıl işlem görmüş ve görmemiş solucan gübresi (vermicompost) (SG1-SG2) ile çiftlik gübresi (ÇG) uygulamalarının, domateste besin elementi alımı, bitki biyomas ağırlıklarına ve kök bölgesi topraklarda bazı mikrobiyal aktivitelerle kimyasal özelliklere etkileri belirlenmiştir. İklim odası koşullarında yürütülen bu araştırmada, 6 aylık (SG1) ve 24 aylık (SG2) kompostlama sürecinden geçmiş (Vermicast) 2 ayrı solucan gübresi kullanılmıştır. Araştırmanın sonuçlarına göre ısıl işlemden olumsuz yönde etkilenmiş olan parametreler sırasıyla, EC, kök +kök üstü biyamas ağırlığı, P, K, Fe ve Cu içerikleri olup, ısıl işlem uygulamaları ile artışlar sağlayan parametreler ise CO2, DHA, MBC, N, Zn ve Mn olarak belirlenmiştir. Araştırmanın genel sonuçlarına göre ısıl işlem uygulamasının neden olduğu bazı önemli farklılıklarının yanında gerekli olmadığı sürece uygulanmasının doğru olmayacağı kanısına varılmıştır. Isıl işlem uygulamasının etkilerinin organik materyallerin cinsine, ayrışma düzeylerine göre ve uygulanma dozlarına göre farklı etkilerinin olduğu belirlenmiştir. Vermicompost ve vermicast gibi ayrışma düzeyleri çiftlik gübresi ve diğer organik materyallerden daha ileri olan materyallerin bitki besin elementi sağlama potansiyelleri daha hızlı olurken, topraklardaki diğer düzenleyici fonksiyonları daha geri kalabilmektedir. Bu durum ısıl işlem uygulamaları ile daha da hızlanmakta ve toprak organik maddesinin kalıcılığını azaltmaktadır. Yapılan bu araştırma sonuçlarına göre kullanılan organik materyallerin topraklara uygulanma öneri sırasının, çiftlik gübresi, Vermicompost ve vermicast olarak belirlenmesi uygun bulunmuştur. 2020, 55 sayfa

İnsan-toprak ilişkisi
Deniz Mert
Hatay Mustafa Kemal University · Institute of Graduate Studies in Science
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Arsuz Ovası topraklarında borun kimyasal fraksiyonlarının belirlenmesi

Bu çalışmada, Arsuz ovasından alınan toprak örneklerinde, bor fraksiyonları ve bu fraksiyonlar ile toprakların fizikokimyasal özellikleri arasındaki ilişkiler incelenmiştir. Ovanın 19 farklı noktasından 0-30 cm derinlikten alınan örneklerde, çeşitli fiziksel ve kimyasal analizler ve ardışık olarak bor ekstraksiyonu yapılmıştır. Topraklardaki bor fraksiyonları; kolay çözünebilir bor, spesifik olarak adsorbe olmuş bor, oksitlere bağlı bor, organik bileşiklere bağlı bor ve residüyal bor olarak belirlenmiştir. Ayrıca, topraktaki bor fraksiyonları arasındaki ve toprak özellikleri arasındaki ilişkiler doğrusal korelasyon analizleri ile irdelenmiştir. Araştırma sonuçlarına göre, topraklar tuzsuz sınıfa girmektedir. Topraklar orta ve yüksek bazik reaksiyona sahiptirler. Toprakların önemli bir kısmının bünyesi kil olup, ince bünyeli topraklar sınıfına girmektedir. Araştırma alanı topraklarında ardışık olarak ekstrakte edilen borun fraksiyonlarından kolay çözünebilir bor (KÇ-B), spesifik olarak adsorbe olmuş bor (SPA-B), oksitlere bağlı bor (OK-B), organik bileşiklere bağlı bor (OB-B) ve residüyal bor (RE-B) fraksiyonları toplam borun (TO-B) sırasıyla % 3.72, %8.14, %1.33, 4.65 ve % 82.34'ünü oluşturmuştur. Toprakların EC değerleri ile spesifik adsorbe edilmiş bor (SAB-B) değerleri arasında istatistiksel açıdan %1 düzeyinde önemli pozitif ilişki saptanmıştır. Benzer şekilde toplam bor içeriği (TO-B) ile residüyal bor (RE-B) içeriği arasında istatistiksel açıdan önemli ilişki belirlenmiştir. Yine, Toprakların kum içeriği ile silt ve kil içerikleri arasında 0.01 düzeyde önemli negatif ve kireç içeriği ile silt içeriği arasında 0.05 düzeyinde pozitif ilişkiler belirlenmiştir.

Tuğba Avcı
Hatay Mustafa Kemal University · Institute of Graduate Studies in Science
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Reyhanlı-Kumlu bölgesi topraklarının bor durumunun belirlenmesi

Bu çalışmada Hatay Reyhanlı-Kumlu bölgesi topraklarının bazı fiziksel, kimyasal özellikleri ile yarayışlı bor durumunun belirlenmesi amaçlanmıştır. Bu amaçla Hatay ili Reyhanlı-Kumlu bölgesi topraklarını temsil edecek şekilde 0-20 ve 20-40 cm derinliklerinden ve 40 ayrı noktadan olmak üzere toplamda 80 toprak örneği alınmıştır. Alınan toprak örneklerinde toprakların bazı fiziksel ve kimyasal özelliklerini ve yarayışlı bor durumunun belirlemek için pH, bünye, katyon değişim kapasitesi (KDK), değişebilir katyonlar (DK), kireç, organik madde ve yarayışlı bor değerleri belirlenmiştir. Araştırma sonuçlarına göre; toprakların kil içerikleri %15.84-76.56; kum içerikleri %0.72-51.44; silt içerikleri %16.72-47.28; pH içerikleri 6.86-8.44; toplam tuz içerikleri %0.007-0.070; kireç içerikleri %2.71-64.23; organik madde içerikleri %0.40-2.89; KDK içerikleri 26.43-91.13 me/100 g; Na içeriği 0.21-4.51 me/100 g; K içeriği ise 0.59-5.81 me/100 g ve yarayışlı Bor içerikleri 0.07-1.76 ppm arasında bulunmuştur. Sonuç olarak, çalışma alanı topraklarında yarayışlı bor içeriği tüm çalışma alanı topraklarında %78'in üzerinde az ve çok az düzeyde belirlenmiş olup toprakların yarayışlı bor içeriğinin yetersiz olduğu ve bundan dolayı bor gübrelemesi yapılması gerektiği görülmüştür.

Kerem Açıkel
Hatay Mustafa Kemal University · Institute of Graduate Studies in Science
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Hatay ili hassa ilçesi zeytin ağaçlarının yaprak ve toprak örnekleri ile beslenme durumunun belirlenmesi

Bu araştırmada Hatay İli Hassa İlçesinde zeytin yetiştiriciliği yapılan toprakların, verimlilik ve zeytin bitkisinin beslenme durumunu belirlemek amacıyla, bölgeyi temsil edecek şekilde tesadüfen belirlenen, 15 farklı kapama zeytin bahçesinden, 0-30 cm ve 30-60 cm olmak üzere iki farklı derinlikten toprak ve aynı bahçelerden yaprak örnekleri alınmıştır. Alınan toprak ve yaprak örneklerin bazı fiziksel ve kimyasal özellikleri ile bitki besin maddesi içerikleri belirlenerek, sınır değerleri ile karşılaştırılarak bahçelerin beslenme durumları ortaya konmaya çalışılmıştır. Araştırmadan elde edilen sonuçlara göre, yöre topraklarının %36.67'si kumlu killi tın, %20.00'si killi tın, %16.67'si killi, %13.33'ü kumlu tın, %10.00'u tın, %3.33'ü siltli kil olmak üzere 6 ayrı bünye sınıfında olduğu, hafif asit ile hafif alkalin reaksiyonlu olduğu, sadece bir bahçe toprağı tuzlu ve kireçli iken diğer bütün örnekler tuzsuz, kireçli ve organik maddece yetersiz olduğu bulunmuştur. Topraklar besin elementleri bakımından %70'inin azot, % 26.66'sının fosfor, %43.33'ünün potasyum, %66.66' sının kalsiyum, %36.67'sinin magnezyum, %13.33'ünün çinko ve %100'ünün bor içeriklerinin yetersiz olduğu belirlenmiştir. Bahçelerden alınan zeytin yaprak örneklerinin ise %13.33'ünde fosfor, %40.0' ında potasyum, %73.33'ünde kalsiyum, %93.33' ünde magnezyum, %53.33'ünde bakır, %26.67'sinde mangan, %13.33'ü ise çinko içeriği yönünden noksan olduğu belirlenmiştir. Sonuç olarak; Hatay İli Hassa İlçesinde zeytin yetiştiriciliği yapılan bahçelerin toprak ve yaprak analizleri incelendiğinde, bazı besin elementlerinin toprakta yeterli iken yapraklarda eksik, bazı besin elementlerinin ise toprakta noksan olmasına rağmen bitkide yeterli olduğu belirlenmiştir. Bu durum bölgede zeytin bahçelerinde toprak ve yaprak analizleri sonucuna göre bilinçli bir gübrelemesinin yapılmadığının kanıtıdır. Bu nedenle, kaliteli ve bol ürün için bölgede zeytin bahçelerinin toprak ve yaprak analizleri ile bu sonuçları esas alan bilinçli gübreleme çalışmalarının yapılarak, doğru bir bitki beslenme planlamasının oluşturulması önerilmektedir.

Bitki beslemeHatayToprak analizi+2
Mehmet Murat Özsayar
Hatay Mustafa Kemal University · Institute of Graduate Studies in Science
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Hatay ili Altınözü ilçesi zeytin ağaçlarının yaprak ve toprak örnekleri ile beslenme durumunun belirlenmesi

Çalışma, Hatay ili Altınözü ilçesini temsilen seçilen zeytin bahçelerinin beslenme durumlarını belirlemek amacıyla yürütülmüştür. Bu amaçla 15 farklı bahçe ile 0-30 ve 30-60 olmak üzere iki farklı derinlikten 30 adet toprak ve aynı bahçeden alınan 15 adet yaprak örneğinde bünye, CaCO3, tuzluluk, pH, EC, organik madde, bazı makro-mikro besin elementleri analizleri yapılmıştır. Araştırmadan elde edilen sonuçlara göre, yöre topraklarının ortalama kil, kum ve silt miktarları sırasıyla %46.2, %32.3 ve %21.6 dır. Topraklar kil ve killi tın olmak üzere iki farklı tekstür sınıfında olduğu, hafif alkalin reaksiyonlu, tuzsuz, fazla kireçli ve organik maddece yetersiz olduğu belirlenmiştir. Topraklar besin elementleri bakımından bir örnek hariç tümünün azot, tamamının çinko ve bor, %6.66'sının fosfor, %13.33'ünün potasyum, %10'unun demir içeriklerinin yetersiz olduğu belirlenmiştir. Bahçelerden alınan zeytin yaprak örneklerinin ise %20'sinde azot, %6.66'sında fosfor, %36.66'sında potasyum, %53.33'ünde kalsiyum, %73.33' ünde magnezyum, %46.66'sında hem mangan, çinko ve bor içerikleri yönünden noksan olduğu belirlenmiştir. Çalışmada, toprak ve yaprak analizleri incelendiğinde bazı bitki besin elementlerinin toprakta yeterli veya fazla, bazılarında ise eksiklikler olduğu gibi bu durumun aksi sonuçlarında olması bahçelerin genelinde beslenme sorunlarının olduğunu açığa çıkarmıştır. Bunun bazı besin elementlerinin gerek ana kaya gerekse iklim koşulları nedeni ile aşırı olması yanında, bölgede bilinçsiz toprak ve yaprak gübrelemesinin yapılması ve zeytin bahçe toprak ve yaprak analizlerine göre doğru bir bitki beslenmenin yapılmaması olduğu söylenebilir. Bunun sebebinin ise bazı besin elementlerinin gerek ana kaya gerekse iklim koşulları ile fazla olması yanında bölgede bilinçsiz toprak ve yaprak gübrelemesi yapıldığının bir kanıtı olup, zeytin bahçelerinde toprak ve yaprak analizlerine göre doğru bir bitki beslenmenin yapılmadığını ispatlamaktadır. Sonuç olarak üreticilerin bitki ve toprak analizleri yaptırarak eksik ya da fazla bitki besin element durumuna göre bir uzmana gübreleme programları yapmaları gerektiği önerilmektedir.

Bitki beslemeHatayToprak analizi+2
Kağan Gökçeoğlu
Hatay Mustafa Kemal University · Institute of Graduate Studies in Science
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Vermikompost, çiftlik gübresi ve azotlu gübre uygulamalarının farklı soya (Glycine max. (L.) merrill) genotiplerinde N2-fiksasyonu ve toprak mikrobiyal aktivitelerine etkisi

Bu araştırma, vermikompost ve çiftlik gübresi ile azotlu mineral gübre uygulamalarının farklı soya genotiplerinde rhizobiyal azot bağlama potansiyellerine ve kök bölgesi bazı toprak mikrobiyal aktivitelerine etkilerini belirlemek amacıyla yapılmıştır. Hatay ili Reyhanlı ilçesinden alınan toprak örnekleri ile kurulan saksı denemelerinde kullanılan soya, Hatay Bölgesinde bulunan Progen Tohum firmasının ürettiği Asya, Bravo, Lider ve Sonya genotipleridir. İklim odası koşullarında, saksı denemesi olarak kurulan bu araştırma, çiçeklenme dönemlerine kadar sürdürülmüş ve sonrasında hasat edilerek bitki ve toprak örnekleri alınmıştır. Bitki örneklerinde, biyomas ağırlıkları, nodül sayısı, nodül ağırlığı değerleri belirlenirken, kök bölgesi topraklarda toprak solunumu (CO2), dehidrogenaz enzim aktivitesi (DHA), mikrobiyal biyomas karbon içerikleri (MBC), pH ve tuz (EC) belirlenmiştir. Araştırma sonuçlarına göre, kontrol, solucan gübresi, çiftlik gübresi, mineral gübre 1-2 uygulamaları ile tespit edilen nodül sayısı değerleri sırasıyla 87,143,130,58 ve 33 Ad. Bitki-1 olarak belirlenmiştir. Bu sonuçlara göre, solucan ve çiftlik gübresi uygulamaları soya genotiplerinde incelenen parametreler üzerinde istatistiksel açıdan önemli (p<0.05) farklılıklara neden olmuştur. Solucan gübresi ve çiftlik gübresi uygulamaları rhizobiyal azot fiksasyonu değerleri ve kök bölgesi mikrobiyal aktivitelerini arttırmıştır.

Azot fiksasyonuGübrelerSolucan gübresi+2
Hayat Demirtok
Hatay Mustafa Kemal University · Institute of Graduate Studies in Science
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Farklı oranlarda zeytin karasuyu karıştırılan solucan gübresi ve çiftlik gübresinin mikrobiyal ayrışmaya karşı dirençlerinin belirlenmesi

Farklı oranlarda zeytin karasuyu (KS) eklenmiş solucan (SG) ve çiftlik gübresi (ÇG) uygulamaları ile yapılan bu araştırmada, KS etkisiyle toprakta organik madde (OM) kalıcılığının arttırılması amaçlanmıştır. Bu amaç doğrultusunda, OM:KS oranları, 1:05.5, 1:1 ve 1:2 hazırlanmış ve bu karışımlar 30 gün boyunca tarla kapasitesi nem içeriğinde inkübe edilmiştir. İnkübasyon sonunda oluşan KS eklenmiş SG ve ÇG karışımları saksı topraklarına % 20 oranlarında karıştırıldıktan sonra inkübatör denemesi başlatılmıştır. 0, 15, 30, 60 ,90 ve 120.günlerde yapılan toprak analizleri ile, uygulamaların toprakta CO2, DHA, MBC, OM, pH ve EC'e etkileri belirlenmiştir. Araştırma sonuçlarına göre, mikrobiyal özelliklerden CO2, DHA ve MBC değerleri ile toprak organik madde (TOM) içerikleri, SG ve ÇG uygulamaları ile artmıştır. Mikrobiyal toprak özellikleri ÇG uygulamaları ile SG uygulamalarından daha yüksek değerler vermiştir. TOM içerikleri ve EC değerleri SG uygulamalarında ÇG'den daha yüksek sonuçlar vermiştir. KS eklemeleri, toprak mikrobiyal aktivitelerini, sıfır uygulama topraklarına (T0) göre daha fazla arttırmıştır. Bununla beraber DHA sonuçları, KS eklenmiş SG varyant topraklarında daha düşük bulunmuştur. Uygulamalar ve sıfır uygulama toprakları (T0) arasındaki farkların en düşük ve en yüksek genel ortalama değerleri CO2 için 69 g gkt-1 24 sa-1 (T ÇG KS2) ve 132 g gkt-1 24 sa-1 (T SG KS3), DHA için 8 g TPF gkt-1 (T SG KS1) ve 28 g TPF gkt-1 (T ÇG KS3), MBC için 137 g gkt-1 (T SG) ve 475 g gkt-1 (T ÇG) ve TOM için %1.01 (T ÇG KS3) ve %1.70 (T SG) olarak belirlenmiştir. Araştırma sonuçlarına göre, organik gübre ile birlikte uygulanan KS'nin olumsuz etkileri önemli derecede azaltılmıştır. Uygun KS ve OM uygulamaları ile toprak mikrobiyal aktivitesi ve TOM içeriği olumlu gelişmeler gösterebilmektedir.

Antimikrobiyal aktiviteOrganik maddelerSolucan gübresi+1
Nadir Doğru
Hatay Mustafa Kemal University · Institute of Graduate Studies in Science
2022
00