Yıldız Technical University
Discipline

Urban and Regional Planning

Yıldız Technical University

469

Archived Theses

0

DOIs Assigned

0%

DOI Rate

Discipline

50 Theses
DoctorateOpen AccessTR

Kentsel mekânın yeniden organizasyonunun ekonomi politiği ve mülkiyete müdahale - 2000 sonrası dönemde İstanbul TOKİ örneği

Bu çalışmanın amacı, Türkiye'de 2000 sonrası dönemde yaşanan neoliberal dönüşümlerin mekânsal yansımalarını, kentsel ekonomi politik perspektifinde açıklamaya çalışmaktır. Buna göre, David Harvey'in Mekânsal-Zamansal Sabiteler kuramı ile El Koyarak / Mülksüzleştirerek Birikim yaklaşımı, bu açıklama sürecinde temel alınmıştır.2001 krizi sonrasında sermaye grupları, `büyük projeler' için yeni kârlı yatırım bölgelerine ihtiyaç duymaktadır. Ancak bu tür yatırımlara uygun olan büyük-parçalanmamış mülkiyetlerin görece daha fazla bulunduğu kent çeperlerinde, kullanım değeri açısından kârlı yatırımlara açık olmayan ham toprağın, yüksek yapılaşma haklarıyla donatılarak geliştirilmesi ve sermayenin kullanımına açılması gerekmektedir. Dolayısıyla bu işlevleri gerçekleştirebilecek özelliklere ve müdahale gücüne sahip, düzenleyici bir `aygıt'a ihtiyaç duyulmaktadır.2000 sonrası dönemde bu özelliklere sahip olacak şekilde yeniden işlevlendirilen Toplu Konut İdaresi'nin (TOKİ) İstanbul'da gerçekleştirdiği projeler, bu kapsamda değerlendirilmiştir. 2002 ? 2011 kesitlerine ait mülkiyet verileri, TOKİ yatırımlarının yığıldığı bir örnek alanda incelenmiştir.Elde edilen sonuçlar, yatırımların karma bir mülkiyet yapısı üzerinde gerçekleştirildiğini göstermiştir. Öte yandan mülkiyet yapısı ve ilişkilerinin incelenmesi sayesinde, TOKİ'nin gerçekleştirdiği projelerde aslen mülkiyet yapısına müdahale ederek, kamunun ve güçsüz olan aktörlerin `mülksüzleştiği', güçlü olan aktörlerinse `mülklüleştiği', eşitsiz bir zenginlik dağıtımına sebep olduğu görülmüştür.

MülkiyetToplu Konut İdaresi Başkanlığı
Emrah Altınok
Yıldız Technical University · Institute of Graduate Studies in Science
2012
00
DoctorateOpen AccessTR

Mega etkinliklerin kent mekânına yansımaları Formula 1 Türkiye Grand Prix'i İstanbul Park örneği

Günümüzde ülke ve kentlerin ekonomilerinde çok önemli bir gelir kaynağı olan turizm; ekonomik, mekânsal, sosyo-kültürel ve politik etkilere sahiptir. Kentte bulunan tarihi ve doğal kaynakların yanı sıra kentte düzenlenen sanatsal ve kültürel faaliyetler, festivaller, spor etkinlikleri de turizmin gelişmesine katkıda bulunan potansiyel turizm kaynaklarını oluşturmaktadır. Bulunduğu kent/bölgede ekonomik sektörleri canlandıran, kente eklenen donatılarla fiziksel mekânı yeniden şekillendiren turizm olgusu, hizmetler sektöründe ilgili olduğu alt sektörleri geliştirerek istihdamı artırmakta; turizm talebi doğrultusunda onları yönlendirmektedir.Küresel turizm rekabetinden pay almak ve kentin adını uluslararası medya aracılığıyla duyurmak, daha çok turist ve ekonomik kaynak çekmek için kentler; var olan turizm kaynaklarına yenilerini eklemektedirler. Bu bağlamda ?etkinlik turizmi? olgusu gündeme gelmiş ve kentler arasında, etkinliklere ev sahipliği yapmak için yeni bir rekabet başlamıştır. Etkinliğin türüne, turist çekme kapasitesine, kent ve ülke ekonomisine yapacağı katkının büyüklüğüne göre kentler arasındaki rekabet de artmaktadır. Kentlerin, etkinlik düzenlemek için aday olması ile birlikte; yeni donatıların, spor tesislerinin ve bunları destekleyecek altyapı yatırımlarının (konaklama, yeme-içme mekânları, alışveriş merkezleri vb.) kente eklenmesi süreci başlamaktadır. Kentleri ?kısa süren? etkinlik öncesinde; uzun bir hazırlık süreci beklerken, etkinlik sonrasında kapasite fazlası donatıların nasıl kullanılacağı ve kentsel mekânı nasıl etkileyeceği sorusu beklemektedir.Turizm ve ekonomik çalışmalar ile ilgili uluslararası literatürde; mega etkinliklerin kentlere nasıl yansıdığı irdelenmektedir. Etkinlik öncesinde fayda-maliyet, girdi-çıktı analizleri yeterince yapılmadığı için, etkinliklerin olumsuz etkilerinin artabileceğinden söz edilmekte ve bu olumsuz etkileri hafifletmek için nasıl bir yol izlenebileceği sorgulanmaktadır.Ülkemizde düzenlenen mega etkinlikler ile ilgili literatür henüz oluşmadığından, etkinliklerin; kentsel mekâna, kent ekonomisine, turizme, sosyal yapıya etkisi yeterince bilinmemektedir. Bu çalışmada; kentlerin çekiciliğini artıran mega etkinliklerin; kentsel mekana ve turizme yansımaları, Formula 1 Türkiye Grand Prix'i İstanbul Park örneği bağlamında incelenmektedir. Bu kapsamda, çalışma; ülkemiz mega etkinlik literatüründeki boşluğun doldurulmasına önemli bir katkıda bulunmaktadır.Ülkemizde bir yandan Olimpiyatlara adaylık süreci devam ederken; diğer yandan Formula 1 Grand Prix, Avrupa Futbol Şampiyonası vb. etkinlikler düzenlenmektedir. Düzenlenen etkinliklerin öncesinde, etkinlik esnasında ve etkinlik sonrasında bir ?etkinlik yönetim ve stratejisi?nin izlenmediği görülmektedir. İstanbul'un F1'e adaylık sürecinde ve F1'in düzenlendiği süreç boyunca; merkezi hükümet, yerel yönetim ve özel girişimciler arasında yaşanan olaylar; kentsel strateji ve etkinlik yönetimi eksikliğini açıkça göstermektedir. İstanbul; 2002 öncesinde F1'in kentte düzenlenmesi için aday olma yönünde uğraş vermiş, 2005'te etkinliğe ev sahipliği yapmaya başlamış ve 2009'da etkinliği kaybetme riski ile karşı karşıya kalmıştır.Bu çalışma, beş ana bölümden oluşmaktadır. Giriş bölümünde; literatür özeti, tezin amacı, hipotez ve araştırma yöntemi yer almaktadır. İkinci bölümde; turizm, markalaşma ve mega etkinlik olgusu ele alınmış, ilgili yazın doğrultusunda mega etkinliklerin ekonomiye, turizme, kentsel mekana, sosyal ve politik yapıya yansımaları irdelenmiştir. Mega etkinlikler kapsamında F1'in ortaya çıkışı, küresel ölçekte yayılımı ve F1'in kentsel mekana yansımaları, yine bu bölümde yer almaktadır. Üçüncü bölümde; İstanbul metropoliten alanının turizm potansiyeli incelenmiş ve kentte düzenlenen etkinlikler içerisinde F1'in öneminden bahsedilmiştir. Ayrıca bölüm kapsamında; İstanbul Park'ın gerçekleşme süreci ve bu süreçte rol alan aktörler irdelenmiştir. Dördüncü bölümde; İstanbul Park çevresinde gelişen yatırımlar incelenerek F1'in İstanbul kent mekanına yansımaları değerlendirilmiş ve F1'e gelen ziyaretçilerin algılamalarından yola çıkarak F1'in turizme etkisi ortaya çıkarılmaya çalışılmıştır. Beşinci bölümde ise; mega etkinlikler hakkındaki literatürden elde edilen bilgiler ve tez kapsamında elde edilen sonuçlar doğrultusunda; F1 mega etkinliğinin İstanbul kent mekanına yansımaları ortaya konmuştur. Küresel turizm pazarında giderek önem kazanan İstanbul'da; kent ekonomisini yeniden canlandırmada bir araç olarak kullanılan mega etkinlikler ve etkinlik yatırımlarının, kentsel stratejiler doğrultusunda geliştirildikleri takdirde kentsel mekanda yaşanan olumsuzlukların azalabileceği yönünde çıkarımlarda bulunulmuştur.

Semiha Sultan Eryılmaz
Yıldız Technical University · Institute of Graduate Studies in Science
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Avrupa birliği çevre mevzuatı uyum sürecinde ÇED ve SÇD kavramları, İstanbul yat limanlarında uygulanabilirliği

1970'li yıllardan itibaren dünyada önem kazanan çevresel değerler ve bu alanda yapılan uluslararası toplantıları ve bilinçlenmeler çevre kavramını her geçen gün daha önemli hale getirmiştir. Bu süreçte Türkiye'de de çevre kavramı önem kazanmaya başlamış ve bu alanda ilgili çalışmalar hız kazanmıştır.Bir çevre bileşeni olarak kıyı alanları ve kullanımları artan turizm talebiyle gündemde üst sıralara çıkan bir kavram olagelmiştir. Süreç içinde yaşanan hızlı değişim ve dönüşüm kıyı alanlarının yüklenmiş olduğu fonksiyonların nicelik ve niteliklerinin planlama sorunlarıyla da birleştiğinde önemli çevre sorunlarını tetikleyen bir unsur olmaya başlamıştır.Kıyı alanları günümüzde önemli bir turizm türü olan yat limanları inşaat sürecinde özellikle ekolojik açıdan olumsuz etkilenmektedir. Kıyı alanlarıyla ilgili Türkiye'de geçmişteki bazı dönemlerde oluşan yasal boşluklar ile kıyı alanları tahrip edilmiştir. Son dönemde artış gösteren kruvaziyer limanlar için Kıyı Kanunu'nda bazı değişiklikler yapılmış, bu değişikler ile kıyı alanları yapılaşmaya açılmıştır.Bu tez çalışmasında yat limanı yapım sürecinde uygulanan ÇED'in verimliliği değerlendirilmiş, çevre kavramı ve ÇED incelenmiş, kıyı alanları ile ilişki kurulmuştur. İstanbul'da örnek alan olarak Pendik Yat Limanı seçilmiş, ÇED Raporu'nun içeriği değerlendirilmiştir.Anahtar Kelimeler: Çevresel Etki Değerlendirmesi, Stratejik Çevresel Değerlendirme, Yat limanı.

SürdürülebilirlikÇevresel etki değerlendirme
Metin Karasu
Yıldız Technical University · Institute of Graduate Studies in Science
2012
00
DoctorateOpen AccessTR

Bir planlama sorunsalı olarak kültür ve kent

Mekan ve kültür ilişkisi ya da planlama ve kültür ilişkisi çok çeşitli açılardan farklı disiplinler tarafından değerlendirilmektedir. Fakat planlama, mekan ve kültür ilişkisi ise çok az sayıda eserde birlikte ele alınmıştır. Özellikle Türkiye'de inanç-mekân-planlama ilişkisini konu eden yazına rastlanamamaktadır. Bu tez çalışmasında değerlendirilen bir kültür bileşeni olarak inanç, bir kimlik sorunsalı olarak ele alınmıştır. Öte yandan mekân ve yer kavramlarının içerdiği siyasa sebebiyle konu kentsel siyaset açısından da tartışılmıştır. Kültür, inanç ve kimlik kavramları, mekân, siyaset ve insan hakları boyutlarıyla değerlendirilmiştir.Kültürel kimliğin devamlılığı açısından mekanın rolünü, inanç gruplarının mekan oluşturma ve anlam yükleme pratikleri üzerinden değerlendirmiştir. Çalışma, temel olarak kültür ve mekân ilişkisini inanç, kutsal mekan ve kavramsallaştırması içinde ele almaktadır.Bu aşamada da ?kültürel kimlik? olgusunun insan hakları bağlamındaki önemine ve sürdürülebilmesi için vazgeçilmez olan mekân ve örgütlenme bileşenlerinin neler olduğuna İstanbul'da ve İngiltere'de gerçekleştirilen saha çalışmaları ve tespitler üzerinden değinilmektedir. Saha çalışmalarında incelenen kültürel inanç grupları İstanbul'da Rum Ortodokslar, Ermeni Ortodokslar ve Alevilerdir. İngiltere'de incelenen gruplar ise Türkiye'den göç etmiş inanç grupları olan Aleviler ve Sünni cemaatlerdir. Derinlemesine mülakatlarla ve katılımcı gözlemlerle keşfedilmeye çalışılan iki farklı ülkedeki beş farklı inanç grubunun mekânsal düzenlemeleridir. Saha çalışmasında elde edilen kendi anlatımları ve söylemleri incelenerek yorumlayıcı bir bakışla kültürel sürdürülebilirlik açısından mekan oluşturma süreçleri ele alınmıştır. Tez çalışması, hedef inanç gruplarının coğrafyasının tespit edilmesi konusunda alanında öncü bir çalışmadır. Özellikle günümüz Alevi-Bektaşi kültürünün mekansallaşması konusunda, seçilmiş coğrafyalarda tespitlerde bulunan alanında ilk çalışmadır.Bu tez çalışması, açtığı tartışma ortamı ile meslek alanı dışında kalan disiplinlere de katkıda bulunmayı hedeflemektedir. Planlama mesleği kimlik çatışmaları, kültürel hak mücadeleleri, demokratik bir toplum kurulması süreçleri ve demokratik rejim özlemi gibi sosyal konularda etkin rol üstlenebilmelidir. Ayrıca mekân kültürel kimliğin vazgeçilemez bir parçasıdır. Bu sebeplerle bu tez çalışması planlama mesleğinin ve disiplininin edilgen rolünün dışına çıkabilmesine katkı sağlamaya çalışmaktadır.

AlevilerBektaşilerEtnik azınlık+7
Erhan Kurtarır
Yıldız Technical University · Institute of Graduate Studies in Science
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de kentsel dönüşüm sürecinin gelişimi ve günümüzdeki yasal -yönetsel boyutun irdelenmesi

Türkiyede 1950li yıllardan sonra sanayileşme ile neredeyse eşgüdümlü olarak ilerleyen göç ve gecekondu kavramları, 1980li yıllara gelindiğinde kimliğini değiştirmiş ve yerini yasadışı yapılaşmaya bırakmıştır. Gecekondu olgusunun hem kavramsal olarak hem de tanımladığı konut dokusu olarak değişmesindeki en önemli etken o dönemde var olan yasal düzenlemelerdir.Yasadışı yapılaşma kavramının ülkemizde geçirdiği evreler ile birlikte değişime uğrayan yasal ve yönetsel boyut, kaçak yapılaşmanın önüne geçememiş aksine bu sürecin gerisinde kalmıştır 1966 yılında 775 sayılı Gecekondu Kanunu ile birlikte yasadışı yapılaşmaya ilişkin ilk ciddi düzenlemenin yapıldığı görülmektedir. O yıldan günümüze kadar olan yaklaşık 45 yıllık süreçte birçok yasal düzenleme, kanun ve yönetmelik hazırlanmasına rağmen ülkemizde var olan yasadışı yapılaşma eğiliminin önüne geçilememiştir.1980?li yıllardan sonra yasadışı yapılaşma sürecinin değişmesinin yanında yasal ve yönetsel boyutta da bir takım değişimler görülebilmektedir. Özellikle 2000 yılı ve sonrasında yasal düzenlemelerin artık kentsel dönüşüm kavramını da içerdiği görebilmektedir. 5393 sayılı Belediye Kanunu, 5216 sayılı Büyükşehir Belediye Kanunu, 5366 sayılı Yıpranan Tarihi ve Kültürel Taşınmaz Varlıkların Yenilenerek Korunması ve Yaşatılarak Kullanılması Hakkında Kanun vb. birçok kanun kentsel dönüşüm sürecineyön vermekte yetersiz kalmıştır. Var olan yasaların içeriğinde kentsel dönüşüm alanlarının nasıl tespit edileceğinin belirlenememesi, sürecin nasıl ve hangi kurumlar tarafından yönetileceğinin tespit edilememesi ve katılımcılara ilişkin yeterli düzenlemenin olmaması başlıca eksikler olarak öne çıkmaktadır. Yasal altyapıda ki tüm bu eksiklikler dönüşüm sürecinin yönetiminde ve fiziksel mekânın planlamasında hatalara ve sorunlara neden olmaktadır.Günümüzde 6306 sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun ile tekrar gündeme gelen kentsel dönüşüm kavramı ve süreci, söz konusu yasa içeriğinde afet odaklı olarak ele alınmaktadır. Ancak yasal düzenleme içerisindeki bir takım ibareler ve kavramlar kentsel dönüşüm sürecinin bir rant aracına dönüşmesinin önünü açmaktadır.Türkiye?de son on yılda öne çıkan kentsel dönüşüm kavramının doğru olarak anlaşılamaması, yasal düzenlemelerin de bu yanlış anlama üzerinden ilerlemesi hem uygulamada problemlere hem de kamunun mağduriyetine neden olmaktadır. İstanbul başta olmak üzere Türkiye?de yasadışı yapılaşma sorunu ile karşı karşıya olan diğer illerin ihtiyacı kentsel dönüşüm sürecini doğru bir şekilde ele alan ve sürecin tüm evrelerine ilişkin olarak düzenlemelerin yapıldığı yasal bir altlıktır.Anahtar Kelimeler: Kentsel Dönüşüm Kavramı ve Süreci, Yasal Boyut, Kurumsal Yapı, Mevcut Uygulamalar, Yasadışı Yapılaşma,

Ufuk Dükkancı
Yıldız Technical University · Institute of Graduate Studies in Science
2013
00
Master'sOpen AccessTR

Küreselleşme bağlamında kent dinamiklerinin kentsel dönüşüm sürecine etkisi: İstanbul örneği

Tüm dünyada olduğu gibi, Türkiye`de de sanayileşme hareketleri ile birlikte hızlı kentleşme ve küreselleşme sonucu fizik mekanda önemli ölçüde değişiklikler yaşanmıştır. Bugün küreselleşmenin en önemli etkisi kentlerde yaşanmakta ve sermayenin dolaşımı ile kentler yeni boyutlar kazanmaktadır. Yaşanan bu değişimler incelendiğinde küreselleşme ile ortaya çıkan kent dinamiklerinin bu değişim ve dönüşüm sürecini etkilediği görülmüştür. Yapılan çalışma, bu gelişmeler ışığında, öncelikle küreselleşme ve kentsel dönüşüm kavramları incelenmiş, küreselleşme sürecindeki kent dinamikleri tanımlanmıştır. Bir olguyu anlayabilmek için geçmiş dönemde nasıl ve ne şekilde gerçekleştiğini bilmek gerektiği düşüncesiyle kentsel dönüşümün zaman içindeki gelişiminde hangi kent dinamikleri olduğu incelenmiş ve kent dinamiklerinin günümüz kentsel dönüşüm sürecine etkisi irdelenmiştir. Bu bağlamda Türkiye`nin önemli bir metropolü olan ve küreselleşmenin etkilerinin en çok görüldüğü İstanbul kent mekanı örnek alan olarak seçilmiştir. İstanbul özelinde öncelikle küreselle?menin kent mekanına etkisi ve yol açtığı deği?iklikler saptanmı? ve xiiküreselle?me bağlamında ortaya çıkan örnek kentsel dönü?üm projeleri incelenmi?tir. Sonuç olarak ise, küreselle?menin ve bu bağlamda ortaya çıkan kent dinamiklerinin ?stanbul kent mekanını etkileyi? biçimi ve olumlu-olumsuz yanları ortaya konulmu?tur.Anahtar Sözcükler: Küreselleşme, Kentsel Dönü?üm, Küresel Kent/ Dünya Kenti, Kent Dinamikleri, İstanbul.

Emin İnanduğçar
Yıldız Technical University · Institute of Graduate Studies in Science
2013
00
DoctorateOpen AccessTR

Üretimi azaltılmış maden kentlerinin gelişim süreci ve geleceği: Zonguldak örneği

Kömür, 18.yy.da buhar makinesinin bulunuşuyla devrin en önemli kaynağı haline gelmiş, bu özelliğiyle tarım toplumundan endüstri toplumuna geçişte büyük rol oynamıştır. Sanayi devrimiyle makinelerin insanın yerini almasına, çalışma koşullarının büyük ölçüde iyileştirilmesine karşın, kömür endüstrisi emek-yoğun özelliğini korumuştur. 19.yy.da sanayi gelişimini sağlayan önemli ürün olan kömür, bölgeselliği, emek-yoğun üretim nitelikleri sayesinde, bulunduğu bölgelerin coğrafyasının hızla değişmesinde ve kömür havzalarında yeni fiziki-beşeri mekanlar ile yeni toplumsal ilişkilerin yaratılmasında etkili olmuştur. Bu dönemde maden işletmelerinin ihtiyaç duyduğu işgücünün temin edilmesi, işgücünün istikrarlı hale getirilmesi, disipline edilmesi ve üretimin devamlılığının sağlanması için çeşitli tedbirler alınması gibi gereklilikler ortaya çıkmıştır. Üretim artışı ve sermayenin üretim yapılan bölgeye aktarılması, ocakların etrafında maden işletmelerinde çalışan işçilerin, idari ve teknik personellerin yaşayabileceği yeni yaşam alanlarının oluşmasına neden olmuştur. Bu noktadan yola çıkılarak Zonguldak Havzası'nın 19.yy. sanayi devriminin ürettiği yeni mekanlardan biri olduğu ve havzada fiziki ve beşeri yapının hızla dönüşmesinde etkili olduğu görülmektedir. Süreç içerisinde, Osmanlı Devleti'nden itibaren alınan kararlar sonucunda, Zonguldak ve çevresinde istihdam olanakları oluşturulmuş ve kömür çıkartılan havzanın zamanla çekim gücü artmıştır. Çekim merkezi haline gelen bir bölgenin oluşmaya başlamasıyla da kırsalın itici ve istihdamın çekici gücüyle Zonguldak ve bölgesinin ekonomik, mekansal ve sosyal yapısında değişiklikler gözlenmeye başlamıştır. Yaşanan değişimlerin mekansal organizasyonuna olan etkileri günümüzde bile kent içinde kendini göstermektedir. Tez kapsamında, Zonguldak kentinde taşkömürü madenciliğinin tarihsel sürecine dayanan, maden odaklı gelişen kent mekanını belirleyen faktörler ve bu sektörün öneminin azalmasıyla ortaya çıkan değişimler, sorunlar ve geleceğe yönelik olarak kullanılabilecek potansiyellerin neler olabileceğinin ortaya çıkarılarak üretimi azaltılmış maden kentlerine, gelecek vizyonu oluşturulması amaçlanmıştır.

Zonguldak
Özge Yüksel
Yıldız Technical University · Institute of Graduate Studies in Science
2014
00
DoctorateOpen AccessTR

Akıllı yerleşme kurgusu ve küçük ölçekli yerleşmelerin enerji verimli gelişimi: Lapseki üzerine bir değerlendirme

20. yüzyılın son çeyreğinden itibaren yükselen teknoloji ve kentleşmeye paralel olarak dünyanın endüstri devrimi ile başlayan enerji talebi giderek artmakta, enerji üretim ve tüketim süreçleri ekolojik sorunları beraberinde getirmektedir. Bu nedenle kentleşme sürecinin doğru yönlendirilmesi ve teknolojinin tüketimin kontrolü üzerine eğilimi 21.yüzyılın ilk çeyreğindeki en önemli gündem konuları arasında yerini almıştır. 90'lı yıllardan itibaren, kentlerin ekolojik denge üzerindeki baskısının azaltılması, daha verimli ve yaşanılır kentler için planlama yaklaşımları ve çeşitli girişimler (yeşil kent, ekokent, yaşanabilir kent, dijital kent, akıllı kent girişimleri vb.) tasarlanmış ve kısıtlı düzeyde hayata geçirilmiştir. Çalışmada "akıllı yerleşme kurgusu" sözkonusu örnek planlama yaklaşımları ve projeleri incelenerek tümünü kapsayıcı bir kavram olarak ortaya konmuştur. Akıllı yerleşme kavramı, belirli bir ölçeğe bağlı olmaksızın, kentlerin fiziksel, işlevsel ve ilişkisel yapısı bakımından verimlilik düzeyini değerlendirmekte, 'akıllı yerleşme kurgusu bileşenleri" bütününde açıklanmaktadır. Sözkonusu bileşenlerden "verimli enerji yönetimi" bileşeni dünya çapında incelenen örnek proje ve uygulamalarda öne çıkan bir başlık olarak dikkat çekmektedir.Yakın geleceğin kentlerinin bu stratejik yaklaşıma göre biçimlenmesi için özellikle kentsel dönüşüm gerçeği parantezinde yerleşme fiziksel planlarının "enerji verimliliği" temasına göre ele alınması gerekmektedir. Bu kapsamda geliştirilecek planlama süreci yükselen teknoloji ve kentleşme eğilimine paralel olarak, gelişme potansiyeli taşıyan, büyük ölçekli kentlere oranla sayıca oldukça fazla olan, beşeri, coğrafi sınırlarını aşmamış 'küçük ölçekli kentler'in sağlıklı gelişimi için önemli bir fırsat ortaya koymaktadır. Çalışmanın ilk üç bölümünde akıllı yerleşme kavramı incelenmekte, akıllı yerleşme kurgusu bileşenlerinden "verimli enerji yönetimi" konusuna odaklanılmakta, yerleşme fiziksel planı yapım sürecinde ele alınmak üzere "enerji verimli yerleşme değerlendirme modeli" açıklanmaktadır. Çalışmanın son bölümünde ise modelin uygulanma alanı olarak küçük ölçekli kentlerin önerilme gerekçesi ülkemizin gerçekleri çerçevesinde açıklanmakta ve "enerji verimli yerleşme değerlendirme modeli" Çanakkale Boğazı'nda küçük ölçekli bir yerleşme olan Lapseki'de uygulanmaktadır. Anahtar Kelimeler: Akıllı Yerleşme Planlaması, Enerji Verimliliği, Küçük Ölçekli Yerleşmeler.

Serkan Sınmaz
Yıldız Technical University · Institute of Graduate Studies in Science
2014
00
DoctorateOpen AccessTR

Kültür turizmini geliştirme kapasitesinin ölçülmesinde kavramsal bir model ve yöntem denemesi: İstanbul, Boğaziçi örneği

Tarihsel süreç içinde farklı anlamlarla tanımlanan ve önceleri uygarlığın kendisi yerine de kullanılan kültür, günümüzde kentlerin dönüşümünü sağlayan başlıca bir araç olarak önem kazanmaktadır. Ekonominin yeniden canlandırılması, istihdam yaratılması ve bunun keskin bir yarışma ortamı içinde yapılması zorunluluğu yeni politika ve kentsel gelişme stratejilerini gündeme getirmiştir. Yerel yönetimler, politikacılar ve uzmanlar kentlerin küresel haritada yerlerini belirginleştirerek adlarını markalaştırmak ve diğer kentler üzerinde, rekabete dayalı imgesel bir üstünlüğünü yaratmak için kültür eksenli politikalar geliştirmektedirler. Bu nedenle kentlerde ekonomik gelişmenin sağlanması için kentlerin potansiyel yatırımcılar, yaşayanlar (residents) ve ziyaretçiler için çekiciliklerini arttırmada kültür turizmi önemli bir rol üstlenmiştir. Küreselleşme ve bilgi teknolojilerinin yol açtığı değişimle birlikte dünyadaki kültür turizmi odaklı gelişme anlayışı da, salt fizik mekan odaklı bir eylem alanı olmaktan kültürel ve sosyal konuları da kapsayan daha bütünleşik bir yaklaşıma doğru evrilmeye başlamıştır (Hall [1]; Montgomery [2]; Grodach ve Loukaitou-Sideris [3]; Evans [4]; Maintland [5]). Kültür turizmi odaklı kentsel gelişme anlayışındaki bu değişim, turizm araştırmalarında ortaya konulan araştırma yöntemlerinin de değişmesine neden olmuştur. 1980'li yıllarda kültür turizmi araştırmaları kültürel miras değerleri ve daha çok statik analizlere dönüşen katılımcı anketleri kapsamında niceliksel bir yaklaşımın ürünüyken, kültür turizminin üretimi ve tüketiminin sosyal ve kültürel taraflarına doğru yön değiştirmesiyle birlikte kültür turizminin toplumsal sınıfa dayalı yapısına ilişkin niteliksel yaklaşımlar da ortaya konulmaya başlanmıştır (Castellanos-Verdugo vd. [6]; Yoon [7]; Bolzoni [8]; Huning ve Novy [9]). Turizm gelişiminin olduğu yada öngörüldüğü bölgelerde, turistik tüketime ayrılan alanların belirlenmesi ve turizme karşı algı ve tutumların oluşmasında aktif olarak rol alan üç taraf bulunmaktadır. Bu taraflar o yerin sakinleri, turizm girişimcileri ve yerel yönetimlerdir (Bolzoni [8]). Ancak yapılan literatür taraması, turizm konusunda yapılan pek çok araştırmanın turizmin gelişmesinde rol alan bu üç tarafa odaklanmak yerine, turizmin ekonomik etkileri ile turistlerin eğilimlerine ve beklentilerine odaklanıldığını göstermektedir. Halbuki bir yerde turizm planlaması yapabilmek için öncelikle turizme konu olacak bölgedeki paydaşlarının çözümlenmesi gerekmektedir. Çünkü turistik bölgedeki paydaşları yok saymış ya da karşısına almış bir turizm anlayışının sürdürülebilir olma şansı yok denecek kadar azdır. Bu nedenle bu çalışmada kültür eksenli turizm gelişmesinin "yerin sakinleri", "yer" ve "turizm sektörü" bileşenlerinin kendine özgü hangi objektif ve subjektif özelliklerine bağlı olarak değiştiğini ve bu bileşenler arasında nasıl bir ilişki olduğunu ortaya koyabilmek için yeni bir kavramsal model ve ölçüm yöntemi önerilmiştir. Ortaya konulan yöntem İstanbul'un uluslararası düzeyde kimliğini iyi bir şekilde tanımlaması dolayısıyla araştırma alanı olarak seçilen Boğaziçi Alanı örnekleminde test edilmiştir. Bu amaçla öncelikle çalışma alan sınırı içerisinde bulunan mahallelerin kültür turizmi açısından çekiciliğini ortaya koyabilmek için objektif göstergelere dair verilerin analitik değerlendirmeleri yapılmıştır. İkinci olarak, çalışma alanındaki yerin sakinleri ve turizm işletmelerinin kültür turizmi desteğini belirleyebilmek için her iki bileşenin objektif ve subjektif göstergelerine dair verileri elde edebilmek amacıyla anket çalışması gerçekleştirilmiştir. Bu şekilde her üç bileşene dair elde edilen veriler öncelikle temel bileşenler analizine (TBA) tabi tutulmuştur. Bu aşamada TBA yönteminin seçilmesinin iki temel sebebi bulunmaktadır: Bunlardan ilki, TBA'nin farklı veri niteliğine sahip değişkenlerin birbirleri ile olan bağıntılarını ortaya koyması açısından oldukça faydalı olabilmesi ve ikincisi de kültür eksenli turizm kapasitesini ortaya koyan çok değişkenli yapıyı temel faktörler aracılığı ile tanımlayarak istatistiksel olarak daha anlamlı ve az sayıda veri ile değerlendirme olanağı sağlamasıdır (Çokluk vd. [10]; Özbakır [11]). TBA işleminden sonra objektif ve subjektif boyutları belirleyen faktörlerin bileşik skorlarını ifade edebilmek için Ağırlıklandırılmış Doğrusal Kombinasyon (WCL) yöntemi kullanılarak yerel toplum boyutu, turizm sektörü boyutu ve yer boyutunun skorları elde edilmiştir. Son olarak, her üç boyuta ait elde edilen skorlar yeniden TBA ve WCL analizlerine tabi tutularak çalışma alanındaki mahallelerin kültür turizmi gelişme kapasitesine dair skorları ortaya konulmuş ve elde edilen araştırma bulguları ilgili yazın desteği ile birlikte tartışılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre yerin sakinleri ve turizm işletmelerinin kültür turizmine verdiği desteği etkileyen ortak faktörlerin "politik çevre algısı", "turizmin algılanan olumlu etkileri", "turizmin algılanan olumsuz etkileri" ve "sosyo kültürel çevre algısı" faktörleri olduğu tespit edilmiştir. Her iki boyutta da en çok etkiye sahip olan faktörün "politik çevre algısı" olması dikkat çekici bir noktadır. Her iki boyutu birbirinden farklılaştıran faktörlerin ise; yerel toplum boyutunda "fiziksel çevre algısı", "kültürel faaliyetlere katılım" ve "sosyo demografik yapı" faktörleri olduğu belirlenirken, turizm sektörü boyutunda ise, "ekonomik çevre algısı", "yere bağlılık" ve "turizm işlemlerinin niteliksel ve niceliksel özellikleri" faktörleri olduğu tespit edilmiştir. Yerin kültür turizmi açısından çekiciliğini belirleyen faktörlerin ise "turizm ve kültür altyapısı" ve "tarihi, doğal ve fiziksel çevre" faktörleri olduğu belirlenmektedir. Önerilen ölçüm yöntemi aynı zamanda yerin sakinleri, yer ve turizm işletmelerinin kültür turizmi gelişmesine olan katkılarının düzeyinin alt bölgelere göre nasıl farklılaştığını da ortaya koymaktadır. Örneğin kültür eksenli turizm gelişmesinde diğerlerine göre daha avantajlı olduğu tespit edilen mahallelerin Beşiktaş ilçesi sınırları içerisinde bulunan Ortaköy, Bebek ve Kuruçeşme mahalleleri olduğu tespit edilirken, diğerlerine göre görece daha fazla dezavantajlı olduğu tespit edilen mahallelerin ise Beykoz ilçesindeki Yalıköy, Anadolu Kavağı ve Göksu mahalleleri olduğu anlaşılmaktadır.

Aslı Altanlar
Yıldız Technical University · Institute of Graduate Studies in Science
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Postmodernist kent ve heterotopyalar

Sanayi devriminin gelmesiyle, toplum hayatında köklü değişimler meydana gelmiştir. Bu değişimler doğrudan kentlerin ve yapıların bütün detaylarına kadar etki ederek, birçok tanımı yok etmiş ve yerine yenilerini inşa etmiş ya da etmeye çalışmıştır. Modernist mimarların veya şehircilerin baskın iktidarı altında ortaya konan yaklaşımlar bütünü, evrensel ve tek doğru olma kaygıları güderek yükselmiş ve ardından yine aynı kaygılara olan tepkilerle sona ermiştir. 1960'larda baş göstermeye başlayan bazı eleştiriler ve yeni yaklaşımlar 1970'lerde hâkimiyetini artırarak postmodernlik adıyla tartışılan yeni toplumsal dinamikleri ortaya koymuştur ve ardından bu dinamiklerin şehircilik ve mimarlık alanlarına nüfuz etmesi çok sürmemiştir. Üstelik mimarlık ve şehircilik postmodern, dinamikler için çok verimli sahalar olmuşlardır. Farklılaşmak, yerelleşmek, tüketim, çoğulculuk, kolaj gibi kavramlarla ilişki kuran bu yükseliş günümüzde doruk noktasına ulaşmış gibi görünmektedir. Günümüzün şehircilik ve mimarlık araştırmaları yapılırken, Micheal Foucault'un ortaya koyduğu heterotopya kavramı, günümüzün yapılaşma mantığıyla örtüşür olması açısından kullanışlı ve kritiktir. Çağımızda yalıtılmış ve içe dönük heterotopyan dinamikler gerek kentsel gerekse mimari ölçekte, mekân ve zamanın organizasyon mantığında açıkça okunabilmektedir artık. Tek cümlelik bir özet ile heterotopyalar, büyüyen kaosun evreninde düzenin adaları olarak yorumlanabilirler. Günümüz kentlerinin ve özellikle metropollerinin daha iyi anlaşılabilmesi için heterotopyaların anlaşılması gerekmektedir.

Postmodern mimariPostmodernizm
Semih İğci
Yıldız Technical University · Institute of Graduate Studies in Science
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Sürdürülebilir kentsel gelişme ve doğa koruma çerçevesinde İstanbul-Beykoz örnek alanının incelenmesi

Sürdürülebilirlik, Kent Bilimleri sözlüğünde, kısaca değinecek olursak, 'çevreci dünya görüşü' biçiminde tanımlanmaktadır. Tez kapsamında bu tanımının tamamına ve daha pek çok tanımına yer verilen Sürdürülebilirliğin, sağlanması için Kent Bilimleri sözlüğünde Ruşen Keleş hocamızın da açıkça vurguladığı gibi çevre ve doğal kaynaklar yani "Doğa Koruma" konusu çok büyük bir öneme sahiptir. Türkiye sürdürülebilirliğin sağlanması adına "doğa koruma" konusunda uluslararası platformda birçok sözleşmeye taraf olmuş olmasına karşın, bu bilinci içselleştirememesinden kaynaklı pek çok sorun yaşamaktadır. Ülkemizde doğa koruma konusunda atılan en net adımlardan biri olan "sit alanı ilanı" bu alanların korunması için gerekli olmasına rağmen maalesef ki yeterli olamamaktadır. Şöyle ki sit alanı ilanı sonrası mevcut planların iptali, koruma planı yapılıncaya kadar geçici yapılaşma koşullarının devreye girmesi ve bu sürecin öngörülenden daha uzun sürmesi ile planların üretilememesi bu alanlar için çok daha büyük bir risk oluşturmaktadır. Ayrıca korunan alanlarda yaşanan kurumsal yetki karmaşası, çok başlılık ve mevcut mevzuattaki yasal boşluklar- kısacası yasal ve yönetsel sorunlar- ile planlama sistemindeki merkeziyetçi baskı, bütüncül ve stratejik olmayan, sadece fiziksel boyutta kalan planlar üretilmesi de bu alanları korumayı zorlaştıran etkenler arasındadır. Bu etkenler özellikle de İstanbul'da günden güne sürdürülemez bir çevre yaratmaktadır. Bu tez kapsamında, yukarıda bahsedilen problemler, 1/100 bin İstanbul ÇDP' nında çevresel sürdürülebilirlik açısından önemli kabul edilmiş ayrıca 1995 tarihinde de sit alanı ilan edilmiş bir bölge olan Beykoz üzerinden değerlendirilmektedir ve senaryolar eşliğinde mevcut durumun sürdürülemezliği anlatılmaya çalışılmaktadır. Yine bu tez kapsamında çalışma alanındaki, özel orman alanları, orman sınırı dışına çıkarılmış 2B alanları, havza alanı, tarım alanları gibi sorun alanlarına değinilmiş ve bu alanlar ile ilgili yasal-yönetsel açılardan önerilerde bulunulmuştur. Sonuç olarak da korunan alanların tümü için, mevcut planlama sistemi üzerinden, bir değerlendirme yapılmıştır. Anahtar Kelimeler: Sürdürülebilirlik, Doğa Koruma, Özel Orman, 2B, Beykoz

Ülker Mutluay Gerek
Yıldız Technical University · Institute of Graduate Studies in Science
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Yasadışı yapılaşan alanlarda dönüştürme kapasitelerinin tükenişi ve kentsel yoksulluk Çeliktepe örneği

Bazı araştırmalar, göçmen grupların kente ilk geldikleri dönemlerde hemşehrilik ve cemaatilişkileri sayesinde bir dayanışma ağı yarattıklarını; bu ağı kentteki enformel işgücüpiyasasında iş bulma ve ekonomik anlamda kente tutunma yolu olarak kullandıklarınıgöstermiştir. Bu süreçte özellikle erken göç eden gruplar yoksulluklarıyla baş edebilmiş, hattabir kısmı zenginleşebilme olanaklarına kavuşmuştur.Bu çalışmada, genel olarak göç gruplarının önce büyük kentin koşullarına karşı geliştirdikleribir ayakta duruş yetisi, daha sonra da formel ve enformel tüm olanakları kullanarakzenginleşebilme yetisi olarak kavramsallaştırılabilecek ?dönüştürme kapasiteleri? söz konususüreci kavrayabilmekte önemli bir eşik olarak görülmüştür.Tez kapsamında Çeliktepe'deki mevcut köy derneklerinin üyeleri ve Çeliktepe muhtarıyladerinlemesine mülakatlar, 398 hane halkı - 100 hane reisiyle ise anket çalışması yapılmıştır.Yapılan araştırmalar sonucunda bugün Çeliktepe'de ekonomik açıdan sınıfsal bir yapınınvarolduğu ve bu yapının en alt tabakasındaki sınıfın büyük bir bölümünü en son göç edengrupların oluşturduğu saptanmıştır. Bu grupların ülkedeki ekonomik ve siyasi değişimlerinkentteki yansımaları ve cemaatlerdeki dönüşüm süreçleri sebebiyle, erken göç eden gruplarınyasadışı yapılaşma sürecinde gösterdikleri eylemlilik düzeyini yakalayamadıkları vedolayısıyla dönüştürme kapasitelerinin tükendiği sonucuna varılmıştır.Anahtar Kelimeler: Yasadışı yapılaşma, cemaat, dönüştürme kapasiteleri, kentsel yoksullukJÜRİ:1. Doç. Dr. Zeynep ENLİL (Danışman) Kabul Tarihi: 06.01.20062. Prof. Dr. Zekai GÖRGÜLÜ Sayfa Sayısı: 1573. Prof. Dr. Gülden ERKUT (İ.T.Ü.)

Emrah Altınok
Yıldız Technical University · Institute of Graduate Studies in Science
2006
00
Master'sOpen AccessTR

Doğal kaynakların sürdürülebilirliği için geliştirilen ekololojik planlama yöntemleri

ÖZETHızlı nüfus artışı, gelişen teknoloji ve sanayi ile birlikte insanoğlunun ekosistemler üzerindekibaskısı artmakta ve doğal çevrenin giderek yok olmasına ve yenileme gücünü kaybetmesineneden olmaktadır. Buna karşılık olarak, 1970'li yıllardan itibaren çevre sorunlarına karşı artanduyarlılık, pek çok alanda yeni yaklaşımlar ve teknik önlemlerin geliştirilmesini sağlamıştır.Planlama alanında ise doğal çevrenin bugünkü ve gelecek nesiller için en yararlı biçimdedeğerlendirilmesi, ona bağlı kaynakların korunması, geliştirilmesi ve sürdürülebilirliğininsağlanmasını amaçlayan yaklaşım olarak ekolojik planlama yaygın bir kullanım bulmuştur.Tez kapsamında, ekolojik sistemlerin doğal dengesini bozmadan insan yaşamı ve sağlığı içingerekli en uygun ortamların planlanmasını amaçlayan ekolojik planlama ve geliştirilenyöntemler incelenmiştir. Çalışmada öncelikle, doğal kaynaklardan gelecek nesillerindefaydalanmasını öngören sürdürülebilirlik kavramı ile ekolojik planlamanın bileşenleri olantemel kavramlar (çevre, ekoloji, ekosistem) tanımlanarak ekolojik sistemin özellikleri ortayakonmuştur. Ekolojik sistemler üzerindeki baskıların neden olduğu çevre sorunlarınınçözümüne yönelik olarak ortaya çıkan ekolojik planlamada doğal kaynakların kullanımı,aralarındaki ilişkiler ve planlama sürecine etkileri irdelenerek ekolojik planlamanın tarihisüreç içinde gelişim aşamaları ortaya konmuş ve geliştirilen yöntemler incelenmiştir. Sonuçtayöntemler karşılaştırılarak farklılıkları ve benzerlikleri bakımından değerlendirilmiş veekolojik planlamanın önemini ortaya koyarak planlama sürecinde izlenecek yol önerilmiştir.Anahtar kelimeler: Ekolojik planlama, doğal kaynaklar, peyzaj uygunluk analizi, eşikanalizi, peyzaj ekolojisi.1

Tülay Tozar
Yıldız Technical University · Institute of Graduate Studies in Science
2006
00
Master'sOpen AccessTR

Kentsel koruma ve kentsel tasarım ilişkisi üzerine bir araştırma tokat örneği

Kentsel tasarım ve kentsel koruma kent planlama disiplini içerisinde iki önemli yaklaşımdır. Kentselsit alanlarının korunmasına yönelik bir planlama çalışmasında mekanın karakterinin korunması vesürdürülebilmesi açısından kentsel tasarıma ihtiyaç duyulmaktadır. Kentsel tasarım ve mekanboyutuyla olan ilişkinin kurulabilmesi için plan yapımı aşamasında belli kararlar ve ölçütlerbelirlemek gereklidir. Ülkemizde büyük bir tarihi zenginlikle beraber çok çeşitli dönemlere ait kültürelvarlıklar bulunmaktadır. Batıda kültürel varlıklara olan ilgi 19. yüzyılda başlamıştır. I. ve II. Dünyasavaşlarının yarattığı tahribatla kaybolan kültürel mirasa olan ilgi artmış ve modern şehircilikölçütlerine göre planlanan kentlerde de kentlerin giderek karakterini yitirdiği görülmüş buna bağlıolarak kentsel koruma ile ilgili toplantılar yapılarak kuramlar geliştirilmeye başlanmıştır. Ülkemizdeise kültürel varlıkları korumaya yönelik yasalar önce Asar-ı Atika (1874) ve daha sonra 1710 sayılıEski Eserler Kanunu (1973) çerçevesinde gelişmiştir. Fakat hızlı kentleşme süreci tarihi doku üzerindebüyük baskılar meydana getirmiştir. GEEAYK'ın (Gayrimenkul Eski Eserler Anıtlar Yüksek Kurulu)kuruluşundan (1956) bugüne tarihi çevreyi korumak için birçok gelişmeler yaşanmıştır. Fakat tarihiçevrenin korunmasında yeterli başarı elde edilmemiştir.Bu çalışma ile kentsel koruma alanları hakkında verilen kararlarda başarının elde edilmesi ve kentbütünüyle entegrasyonun sağlanması için kentsel tasarım ölçütleri araştırılmıştır. Kentsel tasarımkuramsal olarak geniş bir çerçeve sunmaktadır. Bu bağlamda kentsel tasarım disiplininden biryaklaşım bütünü ele alınarak kentsel koruma alanlarının değerlendirilip korunması yolunda üzerindedüşünülmek üzere araştırılmıştır. Bilindiği üzere planlama kendi doğasında müdahale ve iyi yöndedeğişim taşımaktadır. Öyleyse koruma alanlarını bir müzecilik anlayışı ile planlamak mümkündeğildir. Bu çalışma ile koruma alanlarında planlamanın uygulanması için gerekli temel ölçütleraraştırılarak sunulmuştur. Böylece yapacağımız müdahaleden önce bu ölçütleri düşünmeli vetasarımımızın ne kadar bu ölçütleri taşıdığı araştırılmalıdır. Böylece koruma alanları hem karakteryönünden korunur hem de mekansal karakteri bozulmamış olur. Kısaca bir performansdeğerlendirmesi yapılabilir. Bu bağlamda çalışma çalışmayı tanıtan ve bölümlere kısaca değinilengiriş, kent planlama ve kentsel tasarımın ilişkisinin araştırıldığı ve bu yöndeki ölçütlerin araştırıldığıkentsel tasarım ve kavramsal analiz, koruma amaçlı imar planına düşünsel katkıda bulunankavramların verildiği bu yönde kentsel koruma ve kent planlamanın bağlanarak ölçütleriyle yasalsüreci üzerinde durulan kentsel koruma ve kavramsal analiz, sit alanlarının niteliğinden dolayıölçütlerin birbirleriyle planlama bütününde bağlandığı kentsel koruma ve kentsel tasarım ilişkisi,ölçütler bazında değerlendirilen koruma amaçlı imar planı Tokat örneği, sonuç ve değerlendirmekısmıyla altı ana bölümden oluşmaktadır.Anahtar kelimeler: Kentsel koruma, kentsel tasarım, kentsel koruma alanlarında kentsel tasarımölçütleri ilişkisi, TokatJÜRİ:Prof. Dr. Zekai GÖRGÜLÜ (DANIŞMAN) Kabul Tarihi: 10.07.2006Prof. Dr. Zekiye YENEN Sayfa Sayısı: 114Prof. Dr. Aykut KARAMAN

Barış Ergen
Yıldız Technical University · Institute of Graduate Studies in Science
2006
00
Master'sOpen AccessTR

Kentsel açık alan kavramı bağlamında iskele meydanlarının incelenmesi, İstanbul örneği

Bu çalışmada, iskele meydanlarının kentlerin gelişim süreci içerisinde meydana gelen farklı koşullar ve değişimlerden etkilenerek geçirdiği mekansal değişimlerin incelenmesi amaçlanmıştır. Bu kapsamda İstanbul örneği incelenerek, bir tipoloji oluşturulabilmesi adına İstanbul'un farklı bölümleri ele alınmıştır.İlk aşamada belirlenen hedefler, izlenen yöntem anlatılmaktadır. İkinci aşamada genel kavram tanımlamaları, mekan, açık alan, kıyı alanları, meydanlar ve İstanbul kıyı alanının yasal süreç içinde gelişimi kısaca ele alınmıştır.Üçüncü aşamada kıyı alanlarının ulaşım açısından önemi, liman alanları, bir kentte liman gelişiminin tipolojik modeli ele alınmış, sonrasında İstanbul liman ve iskelelerinin tarihi süreç içinde gelişimi anlatılmıştır.Çalışmanın dördüncü aşamasında tez çalışması kapsamında belirlenen bölgeler incelenirken, her bölgenin konumu, genel özellikleri ve tarihsel gelişimi incelenmiştir. Tarihi süreç içindeki değişimi incelemek adına genel olarak pervititch haritalarından ve günümüz hava fotoğraflarından faydalanılmıştır.Sonuçta ise İstanbul'un farklı bölgelerindeki farklı iskele meydan örneklerinin bölgeye ve gelişimlere göre korunması, canlandırılması ve yaşatılmasının önemi vurgulanmıştır.Anahtar Kelimeler: İskele, meydan, kıyı, tipoloji

Beste Erel
Yıldız Technical University · Institute of Graduate Studies in Science
2007
00
Master'sOpen AccessTR

Dağ ekosistemlerinin önemi ve planlama kriterleri

Çalışmada dağ ve dağlık alan kavramları incelenmiş ve dağ ekosistemlerinin özellikleriirdelenmiştir.Türkiye'nin dağlık coğrafi yapısı ve dağ ekosistemlerinin bölgesel olarak, fiziksel,biyolojik ve ekolojik yapısı araştırılmıştır. Bu özelliklerin ekolojik önemi ortayakonularak dağlarda sürdürülebilir bir kullanımın sağlanması için, ekolojik planlamadakullanılacak kriterler ortaya konulmaya çalışılmıştır.Ayrıca Türkiye'deki dağların koruma statüleri araştırılmıştır. Dağların fiziksel veekolojik özellikleri, çevresel etki faktörleri değerlendirilerek, bu bağlamdasürdürülebilirliğinin sağlanmasında planlama sürecinde ekolojik planlama tekniklerininkullanılmasının önemi vurgulanmaya çalışılmıştır.Anahtar Kelimeler: Dağ Ekosistemi, Sürdürülebilirlik, Ekolojik Planlama.

Zehra Şenay Alışkan
Yıldız Technical University · Institute of Graduate Studies in Science
2006
00
Master'sOpen AccessTR

Deniz taşımacılığının ülke bölge kalkınmasındaki rolü

Dünya deniz taşımacılığı çerçevesinde hazırlanmış olan bu tezin genel amacı, son yıllardataşımacılıkta olan gelişimi incelemek ve bu gelişim süreci kapsamında Türkiye denizciliksektörünün üstlenebileceği rol ve stratejiler için bir altlık hazırlamaktır.Bu kapsamda, geçmişten günümüze deniz taşımacılığının kısa tarihçesi, günümüzlimanlarının özellikleri aktarılarak, önemli limanların büyüklükleri, gelişimi sırasıyla, dünyakıta, Akdeniz ve Karadeniz bölgesi olmak üzere irdelenmiştir. Toplanan verilerdoğrultusunda, ülkelerin liman yükleme ve boşaltma büyüklükleri ile sahip oldukları gemi filobüyüklük parametreleri ile bazı sosyo-ekonomik parametreler arasındaki ilişkilerin var olupolmadığı ve bu ilişkinin gücü ortaya konmaya çalışılmıştır. Son aşamada da sınırlı sayıda enönemli limanların yükleme boşaltma gelişim artış hızları ile bu limanların yer aldığı kentlerinnüfus artış oranları arasındaki ilişki regresyon analizi ile saptanarak, limanların kentgelişimine etkisi ortaya konmaktadır.Bu irdeleme, doğrudan veri toplama, bunların değerlendirilmesi ve ikincil kaynaklar ile budeğerlendirmelerin desteklenmesi ile yürütülmüştür. İnternet kanalıyla erişilen limanlara aitbilgilerin tek bir sınıflama çerçevesinde verilmemesi, belirli bir sınıflama standardınınoluşmaması nedeniyle, veri değerlendirme işleminde iskelet olarak dünyanın en büyük 50limanı üzerinden hareket edilmiştir. Avrupa limanlarında daha fazla veriye ulaşılması ve aynıstandartta verilere erişim imkânı olması dolayısıyla, lokasyon tekniği kullanılarak, limanlarınuzmanlaşma alanları ortaya konabilmiştir. Son adımda ilk 50 liman üzerinden hareketleülkelerin liman kapasite değerlerine ulaşılmış, aynı zamanda denizcilik sektörünün bir parçasıolarak deniz filo kapasiteleri bu verilere ilave edilmiştir. Bu parametrelerin, ülke GSMH,nüfus, ithalat, ihracat, kıyı uzunluğu vb. faktörleri ile aralarındaki regresyon ilişkisinin gücüölçülerek, denizcilik sektörü ile ülke kalkınması arasındaki ilişki ortaya konmaya çalışılmıştır.Tezin ilk bölümünde limanlara ve deniz taşımacılığı konusuna giriş amaçlanmıştır. İkincibölümde dünya denizcilik tarihine bakılmış, üçüncü bölümün girişinde kavramsal çerçevedelimanlarla ilişkili bilgiler derlenmiş, liman tanımı, özelliklerine göre sınıflamalar, transittaşımacılık nedeniyle liman hiyerarşisindeki değişim aktarılmıştır. Devamında, dünya deniztaşımacılığı büyüklüğü, deniz taşımacılığı hatları, eğilimler, limanlarda yük ve konteynertaşımacılığı gelişimi verilmiştir. Limanlardaki yük ve konteyner taşımacılığı büyüklükleridağılımı, sıralaması en büyük 50 liman baz alınarak yapılmış, veriye erişim güçlüğü nedeniylelimanların gelişim irdelemesi ise kıtaların en büyük 10 limanı seçilerek yürütülmüştür. ABönemli limanlarına ilişkin ayrıntılı verilere erişilebilindiğinden, limanların uzmanlaşmakonuları lokasyon tekniği kullanılarak çıkartılabilmiştir. Türkiye'nin içinde yer aldığıAkdeniz çevresi liman taşıma kapasiteleri ve son yıllardaki gelişimi irdelenerek, Türkiyelimanlarının bölge içindeki yeri belirlenmeye çalışılmıştır. Bunun ötesinde, dünya geneli içinyürütülen büyük ulaşım projeleri bağlamında gelecek için öngörülerin liman gelişimineetkilerinin neler olabileceğine değinilmiştir.Dördüncü bölümde ise dünyanın yük ve konteyner taşımacılığından ilk 50 limanı baz alınarakulaşılan ülke liman kapasiteleri ve gemi filo büyüklükleri ile ülke sosyo-ekonomikparametreleri arasındaki ilişkiler regresyon analizi ile ortaya konmuştur. Bunun yanı sıraliman ve kent gelişimi arasındaki ilişkiyi ölçmek için en büyük 8 limanların taşıma artış hızıile nüfus artış hızı arasındaki ilişki regresyon analizi ile değerlendirilmiştir.Anahtar Kelimeler: Dünya limanları, liman-kent ve liman-ülke gelişim ilişkisi

Mehman Hüseynzade
Yıldız Technical University · Institute of Graduate Studies in Science
2006
00
Master'sOpen AccessTR

Ankara metropolitan alanının yeşil alan sisteminin analizi

Anadolu'nun en eski kentlerinden biri olan Ankara, başkent oluşu ile birlikte, hızlı birkentleşme göstermiştir. Kentin sağlıklı bir şekilde gelişmesi için bir çok plan uygulamasıyapılmıştır. Planlı bir gelişme sergileyen Ankara günümüzde Türkiye'nin en önemlimetropolü haline gelmiştir. Artan nüfus ve beraberinde getirdiği yapılaşma ihtiyacınınkentleşme sürecinde yarattığı sorunlardan biri de gelişmenin yapılaşma ve yeşil alandengesinin bozulması yönünde olmasıdır. Artan nüfusa göre yetersiz olan yeşil alanmiktarları, 1990'lü yılların başında başlatılan proje ve çalışmaları ile artırılmıştır. 1990ile 2000 yılları arasında yeşil alanlarda nüfusa göre bir artış sağlanamamış ancak 2000 ile2006 yılları arasında çok belirgin bir artış sağlanarak imar kanunu kapsamında öngörülenkişi başına düşen yeşil alan mikarı 7m2/kişi değerini aşmıştır.Bu çalışmada, Ankara'nın metropoliten alan sınırları içerisindeki yeşil alanların mevcutdurumu bir envanter oluşturacak şekilde ortaya koyulmaktadır. Bu doğrultudametropoliten alan sınırları içerisinde bulunan 8 ilçe çalışma alanı kapsamına alınmıştır.İlçe nüfuslarına göre yeşil alan miktarları karşılaştırılarak analiz edilmiştir. Bir çizelge iletoplam yeşil alan miktarı metropol bütününde incelenmiş ve kişi başına düşen yeşil alanmiktarları hesaplanmıştır.Ayrıca son onbeş yıllık süreçteki yeşil alan ve yapılaşma miktarlarındaki zamana bağlıolarak değişimi, farklı tarihli uydu görüntüleri ve bu görüntülerden elde edilen sonuçlarıncoğrafi bilgi sistemine entegrasyonu ile gerçekleştirilmiştir. Bu amaçla 1990 LandsatMSS ve 2000 Landsat TM uydu görüntülerine görüntü zenginleştirme ve sınıflandırmateknikleri uygulanarak herbir uydu görüntüsü için arazi kullanım bilgileri üretilmiştir.Öncelikle yeşil alan olmak üzere alan kullanımları arasındaki değişim incelenmiştir.Anahtar kelimeler: Ankara, kentsel yeşil alan, uzaktan algılama, coğrafi bilgi sistemleri

Azat Yeşil
Yıldız Technical University · Institute of Graduate Studies in Science
2006
00
Master'sOpen AccessTR

Kent ormanlarının rekreasyonel amaçlı kullanımı ve İstanbul ili örneğinde irdelenmesi

Kentleşmeyle birlikte kent yeşilini oluşturan parklar, çocuk oyun alanları, spor alanları vediğer rekreasyon alanları, kent insanının üzerindeki kent yaşamından kaynaklanan olumsuzyüklenimleri (stres, trafik, gürültü vb.) atması ve bedensel ve ruhsal yenilenmesi bakımındanyetersiz kalmaktadır.Günümüzde, gerek gelişmiş batı ülkelerinde ve gerekse ülkemizde kent insanının kent yakınçevresindeki doğal alanları ziyaret etme eğiliminde artış görülmektedir. Kent insanının boşzamanlarında, farklı doğal mekanları ziyaret etme ve kentten uzaklaşma isteği, kentormanlarının rekreasyonel açıdan önemini artırmaktadır.Bu tez kapsamında, öncelikle araştırma konusunun temelini oluşturan orman, kent ormanı vekent ormancılığı, rekreasyon ve orman rekreasyonu kavramları çeşitli kaynak ve kişilere göredetaylı bir şekilde incelenmiştir. Özellikle kent ormanı ve kent ormancılığı kavramlarınınülkemizdeki ve yabancı ülkelerdeki tarihsel gelişim sürecine ve kent ormanı örneklerine yerverilmiştir. Kent ormanlarının, özellik ve kriterleri, kent ve kent insanı için gerekliliği, kentselyerleşim alanlarına olan çeşitli katkı ve işlevleri ortaya konulmuş ve çeşitli rekreasyonelamaçlı kullanım olanakları irdelenmiştir. Yapılan tüm bu irdelemeler doğrultusunda, stanbulli örneğinde rekreasyonel amaçlı kullanılan örnek alanlar (mesire yerleri) incelenmiş ve buincelemeler sonucunda, örnek alanlara yönelik rekreasyonel ve fonksiyonel amaçlı kullanımönerileri getirilmiştir.Anahtar kelimeler: Kent ormanı, kent ormancılığı, rekreasyon, orman rekreasyonu,rekreasyonel kullanımlar, mesire yerleri.ix

Şerafeddin Uslu
Yıldız Technical University · Institute of Graduate Studies in Science
2006
00
Master'sOpen AccessTR

Su kıyılarının ekolojik açıdan değerlendirilmesi ve restorasyonu

Su kıyıları, sulara ait ekosistemler ile karalara ait ekosistemler arasında geçi bölgeleriniolu tururur. Su kıyısı tipleri olan alçak-basık kıyılardan; plajlar ve sulak alanlar, dar-yüksekkıyılar, göl ve akarsu kıyıları ile eski kıyılar yarı karasal ekosistemlerdir.Yarı karasal ekosistemler olan su kıyıları, flora ve fauna için ya am mekanı (habitat)olu tururlar. ki ekosistem arasında geçi bölgesi olması nedeniyle her iki ekosisteminde türve biyolojik çe itlilik bakımından birçok özelliklerini barındırırlar. Ayrıca kıyı eridinikoruma ve erozyon kontrolü, ta kın koruması, su ve çevre kirlili ini önleme, rüzgar vefırtınadan koruma ve mikroiklim gibi bir çok fonksiyonları vardır. Ancak su kıyıları anılan buekolojik önem ve i levlerini yapılan tahribatlar ve bozulmalar ile yerine getirememektedir. Butez kapsamında, su kıyılarının ekolojik açıdan ne kadar önemli oldu u belirtilerek, meydanagelen bozulmalar ve nedenleri ile su kıyılarında yapılacak restorasyon çalı maları hakkındabilgi verilmi tir. Bitkiler kullanılarak yapılan restorasyon çalı malarından olan biyolojikonarım teknikleri açıklanmı , Dünya ve Ülkemizden restorasyon çalı maları örnekleri veplanlama ilkeleri verilmi tir.Sonuç ve öneriler kısmında ise, su kıyılarının ekolojik açıdan de erlendirilmesi ilerestorasyon çalı malarının sürdürülebilirli inin sa lanması için sonuç ve öneriler getirilmi tir.Anahtar kelimeler: Su kıyıları, yarı karasal ekosistem, su kıyılarının ekolojik açıdan önemi,bozulmalar, restorasyon çalı maları

Bahriye Kuşak
Yıldız Technical University · Institute of Graduate Studies in Science
2006
00
Master'sOpen AccessTR

Üretimi bitmiş açık maden ocaklarının rehabilitasyonu ve doğaya yeniden kazandırılmasının "Şile-Avcıkoru" örneğinde irdelenmesi

Ülkemiz yenilenemez doğal kaynaklar içerisinde madenler önemli bir paya sahip olmaklabirlikte üretim ve tüketim safhalarında çevre ile uyumlu teknolojilerin kullanılmayışınedeniyle, madencilik faaliyetlerinin yapıldığı alanlarda, doğal peyzajın yapısında bozulmalarmeydana gelmektedir. Endüstriyel kullanım sonucu tahrip edilmiş, bozulmuş alanların doğaonarım çalışmaları rehabilitasyonu ve biyolojik üretim potansiyelinin arttırılması, sahipolduğu peyzaj kalitesinin arttırılması, yine doğal peyzajın bozulması sonucu meydana gelmişolan hava, su, toprak, gürültü ve görsel kirlilik gibi çevre sorunlarının ve yakın çevreekonomik ve sosyal koşullarının düzeltilmesini gerekli kılmaktadır. Dünyadaki yasaldüzenlemeler ve uygulamalar, madencilik faaliyetleri nedeniyle bozulan arazinin, madencilikfaaliyetleri sona erdiğinde yeniden düzenlenmesini ve çevre korunmasını gerekli kılmakta veyasalarla desteklemektedirler. Yine dünyadaki, Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) birçokkuruluşla ortak hazırlanmakta, çevreye olabilecek etkiler belirlenmekte ve olumsuz etkileringiderilmesi için alınacak önlemler tavsiye edilmektedir. Ülkemizde ise ÇED yönetmeliğininyürürlüğe girmesi ile madencilik faaliyetleri sonrası bozulan arazilerin yeniden düzenlenmesiçalışmaları önem kazanmıştır. Ülkemizde maden ve enerji kaynaklarının çoğu ormanlıkalanlarda bulunduğundan, madencilik faaliyetlerinin doğal peyzaj üzerindeki olumsuzetkilerinin en aza indirgenerek yapılması gerekmektedir.Bu tez çalışması kapsamında, üretimi bitmiş maden ocaklarının rehabilitasyonu ve doğayayeniden kazandırılması, Dünya'da ve Türkiye'de doğa onarım çalışmaları ile ilgili örneklerirdelenerek, yasal ve yönetsel mevzuat değerlendirilmiştir. Açık ocak madenciliği sonucubozulmuş olan doğal peyzajın, doğa onarım ve yenileme çalışmaları kapsamında,rehabilitasyonu ve doğaya yeniden kazandırılması ?Şile-Avcıkoru? örneğinde irdelenmiştir.Anahtar kelimeler: Şile-Avcıkoru, reklamasyon, rehabilitasyon, doğa onarımı, peyzajonarımı, açık ocak madenciliği, yüzey madenciliği.

Yaşam Ulusoy
Yıldız Technical University · Institute of Graduate Studies in Science
2006
00
Master'sOpen AccessTR

Kent ekolojisi açısından küçükçekmece gölü ve çevresinin irdelenmesi

Günümüzde kentleşme ve sanayileşme faaliyetleri, kentlerin çevrelerinde doğal, kültürel vetarihi değerlere sahip, rekreasyon potansiyeli yüksek ve ekolojik değerlere sahip olanalanların üzerinde bir takım baskılar yaratmaktadır. Küçükçekmece Gölü ve çevresi bubaskıları en olumsuz şekilde yaşayan alanlardan birisidir.Bu noktada, Küçükçekmece Gölü ve çevresi için; bu alandaki yerel ve ekolojikpotansiyellerin belirlenmesini, sürdürülebilir kılınmasını, en etkin biçimde kullanılmalarını,doğru arazi kullanım (konut, sanayi…vb.) kararlarının verilmesini ve en uygun, ekonomikolarak yer seçimini, daha iyi yaşam koşullarının oluşturulmasını, sosyal-kültürel-ekonomikeylemlerin, etkinliklerin, toplumsal yaşamın sağlıklı işleyebilmesinde ve bu karşılıklıetkileşimlerin çevreye olası olumsuz etkilerinin en aza indirgenmesini…vb. sağlayacakstratejilerin ortaya konulmasını gerekli kılmaktadır.Bu çalışmada; kent ekolojisi açısından Küçükçekmece Gölü ve çevresi incelenmektedir.Araştırma içerisinde; ekoloji, kent ekolojisi ile ilgili tanım ve kavramlar ile kent ekolojisinioluşturan doğal ve kültürel faktörlerin neler oldukları ve kentler üzerindeki etkileri,yarattıkları sorunlar değerlendirilmiştir.Bu değerlendirmeler doğrultusunda da Küçükçekmece Gölü ve çevresi kent ekolojisibağlamında irdelenmiştir. Araştırmada incelenen örnekten yola çıkarak; Ülkemizde ekolojikpotansiyellere sahip alanlar için geliştirilmiş ciddi ekolojik planlama ve stratejilerin olmadığı,doğal kaynakların kullanımlarında, yerleşimin sahip olduğu doğal ve kültürel kaynaklarınmutlak korunması ve etkin şekilde ve sürdürülebilir kullanılması için mutlaka planlamastratejilerinin içermesi gereken ekolojik ve sürdürülebilir yaklaşımları içermediğivurgulanmaktadır. Kentsel yaşam kalitesini arttırmada, kenti bir ekolojik yapı olarakgörmenin, kentsel gelişme stratejilerinin belirlenmesinde, toplumsal ve endüstriyel ölçeklerdede ekolojik uyum gereksinimleri dikkate almanın gerekliliği anlatılmak istenmektedir.Anahtar kelimeler: Ekoloji, Kent Ekolojisi, Ekosistem, Göl, Havza

Deniz Çevik
Yıldız Technical University · Institute of Graduate Studies in Science
2006
00
Master'sOpen AccessTR

Avrupa Birliği mekansal gelişim perspektifi ve sürdürülebilir mahalle yenileşmesi stratejileri kapsamında İstanbul Beşiktaş Vişnezade Mahallesi örneği

AVRUPA BİRLİĞİ MEKANSAL GELİŞİM PERSPEKTİFİ VESÜRDÜRÜLEBİLİR MAHALLE YENİLEŞMESİSTRATEJİLERİ KAPSAMINDA İSTANBUL BEŞİKTAŞ VİŞNEZADE MAHALLESİÖRNEĞİHürrem Betül LEVENTŞehir ve Bölge Planlama Bölümü, Yüksek Lisans TeziKentler devingen ve dinamik bir yapıya sahiptir. Değişen üretim şekilleri ve ekonomikhareketlerle değişime girmekte olan kentlerin, sağlıklı gelişen bölgelerinin yanı sıraözellikle tarihi kent merkezleri ve ulaşım merkezleri çevresinde konumlanmışköhneyen, eskiyen ve sağlıksız barınma koşullarına sahip olan bölgeleri de mevcuttur.Fiziksel eskime gösteren konut alanlarında alt gelir gruplarının yer seçmesi, eskimesürecini hızlandırmaktadır.Türkiye'nin 1. derece deprem kuşağında olan bir ülke olduğu bilinmektedir. 1999yılında yaşanan Marmara Depremi ve beklenen deprem felaketleri, kentlerin yenidenyapılandırılması gerekliliğini ortaya koymaktadır.Kent merkezlerinde bina yaşlarının daha yüksek olması, bu bölgelerin ilk olarak etütedilmesi gereken alanlar olmaları sonucunu doğurmaktadır.İstanbul'da kent merkezlerinde bu süreç yaşanmakta iken sorunları çözmeye yönelikadımlar atılmaya başlanmıştır. Ancak bu konuda Türkiye, yeterli deneyime sahipolmayan bir ülkedir. Avrupa Birliğine girme sürecinde Türkiye pek çok Avrupa Birliğiüye ülkesinin bu konudaki deneyimlerini dikkate almalıdır. Avrupa Birliği üye ülkelerisürdürülebilir mahalle yenileşmesi stratejilerini geliştirme süreçlerinde Avrupa Birliğimekansal gelişim perspektifi gibi mekansal gelişimi yönlendirici Avrupa Birliğidökümanlarını dikkate almıştır ve almaktadır.Avrupa Birliği üyesi İngiltere; sanayisizleşmeyi, desantralizasyonu, küreselleşmeninkent merkezlerine olan yansımalarını ilk olarak yaşamış olan ülkelerdendir.Kentsel yenileşme (urban regeneration), sürdürülebilirlik (sustainability), sürdürülebilirmahalle yenileşmesi (sustainable regeneration neighbourhood) kavramları ve süreçleriincelenmiştir. Bu kapsamda AB üyesi İngiltere ve yarışan bir dünya kenti olarak Londraörnekleri incelenerek çalışma gerçekleştirilmiştir.Bu bağlamda, İstanbul Beşiktaş Vişnezade mahallesinde sürdürülebilir mahalleyenileşmesini sağlamak üzere bölgesel (İstanbul kent bütünü), yerel (Beşiktaş ilçebütünü) ve Vişnezade mahallesi proje alanı dikkate alınarak proje vizyon, misyon,stratejik hedefleri geliştirilmiştir. Bu kapsamda İstanbul, Beşiktaş, Vişnezadesürdürülebilir mahalle yenileşmesi proje alanı tanımlanmış ve SWOT analizi iledesteklenmiştir. Avrupa Birliği Mekansal Gelişim Stratejileri kapsamında Türkiye'yeözgü durumlarda uygulanacak sürdürülebilir mahalle yenileşmesi projelerinin, üstölçekten alt ölçeğe geliştirilecek strateji ve hedefler ile desteklenmesi gerekliliği bu tezile ortaya konmuştur.Anahtar Kelimeler: Dönüşüm, yenileşme, sürdürülebilirlik, mahalle, Avrupa Biliği(AB) ve Avrupa Mekansal Gelişim Perspektifi, Besiktas, Visnezade.JÜRİ: Kabul Tarihi:16.02.20061 .Prof. Dr. Hüseyin CENGİZ (Danışman) Sayfa Sayısı: 1672 .Doç. Dr. Zeynep ENLİL3 .Yrd. Doç. Dr. Arzu KOCABAŞEK 4: hurrem_betul_levent_ek_4_1.pdfhurrem_betul_levent_ek_4_2.pdfhurrem_betul_levent_ek_4_3.pdfhurrem_betul_levent_ek_4_4.pdfhurrem_betul_levent_ek_4_5.pdfhurrem_betul_levent_ek_4_6.pdfhurrem_betul_levent_ek_4_7.pdf

Hürrem Betül Levent
Yıldız Technical University · Institute of Graduate Studies in Science
2006
00
DoctorateOpen AccessTR

Kent biçimi-ulaşım etkileşimine ilişkin (tarihsel ve güncel) yaklaşımlar ve İstanbul örneği

Gelismekte olan ülkelerde kentlesme ekonomik ve sosyal degisimin etkin bir egilimidir. Belli ihtiyaçları saglamak için olusan kentsel hareketlilik sorunu (ulasım), kentlerin yayılmasının ve nüfusun kentlesme oranındaki artısının kısmen kentlesmeye yansıması ile çogalmıstır. Gelisme yönünde yapılan müdahaleler dogayı tüketerek yapay çevreye dönüstürmektedir. Kent biçiminin -kentiçi ulasım teknolojisinin gelisimi kosutunda- kontrolsüz biçimlenisi sonucu karsıkarsıya kaldıgı bu durum; nüfus?erisilebilirlik iliskisi, kentin (sıçramalar yapamadan) yayılması, kentiçi toplu ulasımın yetersizligi, mesafeye bagımlı zaman-mekan iliskisi vb. sorunlar yaratmaktadır. Tezin amacı, kent biçiminin -özellikle ulasım sistemine baglı olarak- gelecekte alacagı biçimleri tartısmak, bu baglamda stanbul örneginde planlama eylemine veri olusturmaktır. Bu sonuca kentin ve içinde yer aldıgı çevrenin -ulasım sistemindeki gelismelere baglı olaraktarihsel süreç içinde nasıl etkilendiginin incelenmesi, günümüzdeki bazı dünya kentlerinin kent biçimlerinden çıkarımlar yapılması ve stanbul için -stratejik ve bütünsel bir yaklasımlagelecek senaryoları kurgulanması ile ulasılmıstır. Tez kapsamında kent biçiminin gelisimine iliskin tarihsel ve güncel yaklasımlar, ulasım faktörü (biçim-ulasım etkilesimi) çerçevesinde incelenmistir. Kent biçiminin yaya ölçeginden günümüz metropolüne kadar geçirdigi evreler çalısmada dünya kentlerinden örnekler esliginde ele alınmıstır. Gelecege yönelik daha duyarlı kurgular yapılması hedeflenmistir. Birinci bölümde amaç ve bu amaca ulasmak için olusturulan hipotez ve alt hipotezler belirtilmistir; kapsam, bölüm içerikleri, süreç ve yöntem açıklanmıstır. kinci bölümde kent biçimine iliskin tarihsel yaklasımlar ısıgında biçim ve kent biçiminin kavramsal tanımı, kent biçimine etki eden faktörler ve bunlardan kentiçi ulasım faktörü öne çıkarılarak kentsel fonksiyonların özelinde degerlendirmesi yapılmıstır. Ayrıca kamusal alan, kent biçimine iliskin modeller kuramsal ve kuram dısı olusumlar kentiçi ulasım baglamında incelenmistir. Kent biçimine iliskin olusumlar ve ütopyalar kentiçi ulasım ile iliskili olarak aktarılmıstır. Üçüncü bölümde kent biçimi-kentiçi ulasım iliskisi baglamında kent biçimine iliskin güncel yaklasımlar tartısılmıstır. Tarihsel süreç içinde ulasım ve gelisimi, kent biçimi ile ulasım iliskilendirilerek kentiçi ulasımının biçimin olusmasındaki mekansal etkisi üzerinde durulmustur; dünya kentlerinin gelisiminde biçimlerini etkileyen ulasım girdileri, karayolu, denizyolu ve raylı sistemlerin olusması ve havalimanlarının konumu tartısılmıstır. Kentiçi ulasım sistemleri ile öne çıkan kentler, biçimlerinin olusumunda önemli girdi olusturan gelismeler dikkate alınarak örneklenmistir. Dördüncü bölüm stanbul kent biçiminin olusumunda ulasımın etkisinin irdelenmesidir. Bu bölüme stanbul'un gelisiminde kent biçimini etkileyen ulasım girdileri ile baslanmıs, denizyolu sisteminin olusumu, raylı sistemin gündeme gelmesi ve karayolu sisteminin olusması ile tarihsel süreç içinde ele alınmıstır. Havalimanlarının konumu konusu kentiçi ulasımı etkileyen odaksal boyutu ile ele alınmıstır.Günümüze kadar yapılan plan çalısmaları ulasım iliskileri ile kentin biçimsel gelisimi baglamında incelenmistir. Besinci bölümde stanbul'un makroformu için kurgulanan ulasım bazlı gelecek senaryoları tartısılmıstır. Konulara kent bütününde bakmanın rasyonel bir yöntem oldugu kabulü ile davranılan bu tezde farklı degiskenler ve degismezler öngörülerek stanbul'un stratejik planlanması için faydalı verilere ulasılmıstır Anahtar kelimeler: Kent biçimi, kent makroformu, kentiçi ulasım, sehir planlama, stanbul

Esin Özlem Aktuğlu Aktan
Yıldız Technical University · Institute of Graduate Studies in Science
2006
00
Master'sOpen AccessTR

Boğaziçi korularının kent içi yeşil alan sistemi içindeki yeri ve rekreasyon açısından potansiyeli; doğu yakası koruları: Abarahampaşa, Hidiv, Fethipaşa, Mihrabat koruları

Bu çalısma, stanbul Kent içi yesil alan sisteminin yeterli olmaması nedeniyle, tarihi, peyzaj ve kültürel degerleri açısından çok önemli olan, Bogaziçi Korularının kent parkları gibi kullanıldıgına dikkat çekmek, bu kullanımının sürdürülmesi halinde hassas dogal dengelerini yakın gelecekte kaybedeceklerine ve yok olacaklarına isaret etmek için yapılmıstır. Bu amaçla, öncelikle literatür taramasıyla, yesil alanla ilgili kavramlar tanımlanmıstır. Bogaziçi'nin konumu ve sosyo-kültürel özellikleri incelenmis, Bogaziçi Koruları'nın fonksiyonları ve özellikleri belirlenmistir. Bütün bu belirlemelerden sonra, Bogaziçi Dogu Yakası korularından seçilen, Abrahampasa, Hidiv, Mihrabat ve Fethipasa Korularında yapılan toplam 100 adet anketin degerlendirilmesi yapılmıs; Koruların kullanıcılarının özellikleri, koruyu kullanım nedenleri ve biçimleri incelenmistir. Sonuç olarak; tarihi, kültürel ve peyzaj degerleri yüksek kent içi yesil alanlarının yok edilmesi, aynı zamanda bir çevre sorunu olusturdugundan; Birlesmis Milletler, Avrupa Birligi, Avrupa Konseyi gibi kurulusların konuyla ilgili yaklasımlarına deginilmis, daha sonra; stanbul ve Bogaziçi alanındaki yesil alan sistemindeki, mevcuttaki yesil alanların kabul edilen standartlara göre yeterli olmadıgına dikkat çekilmis. koruların stanbul ve Bogaziçi'ndeki kent içi yesil alan sistemindeki eksiklikten dogan yogun bir rekreatif kullanım baskısı altında kaldıgı; stanbul'un her ilçesine hizmet verdigi; Korulardan, bir kent parkından beklenmemesi gereken rekreasyonel hizmetlerin verilmesi beklendigi belirlenmis; Yogun kullanım baskısı altında kalan koruların tarihi, peyzaj ve kültürel degerlerini koruyarak, nesiller boyu varlıklarını sürdürmeleri için özelliklerine uygun bir kullanım sekli gelistirilmesi önerilmistir. Anahtar kelimeler: stanbul, kent içi yesil alan sistemi, Bogaziçi koruları.

Handan Kılıç
Yıldız Technical University · Institute of Graduate Studies in Science
2006
00
Master'sOpen AccessTR

İstanbul kıyı mekanında dolgu alanların rekreasyonel kullanımının planlama açısından irdelenmesi İstanbul Avcılar örneği

Çalısma bütününde çevre, kıyı, kıyı mekanı, dolgu alan, rekreasyon kavramları, kavramsal ve kuramsal açıdan tanımlanmıstır. Çalısma süresince elde edilen bu kavramsal ve kuramsal temeli mekânsal bir sisteme oturtabilmek ve örnekleyebilmek amacıyla geçmisi kıyı ile yakın iliskiler kurmus ve günümüzde de dolgu çalısmaları devam etmesi, kıyı düzenlemesi ile ilgili birçok uygulama projesi hazırlanması nedeni ile Avcılar Kıyı Dolgu Alanı örnek alan olarak seçilmistir. Çevre, kıyı, kıyı mekanı, dolgu alan, rekreasyon kavramları ile ilgili bir çok yerli ve yabancı kaynak taranarak hazırlanan kavramsal çerçeve dısında, Avcılar kıyı dolgu alanında hafta içi ve hafta sonu olmak üzere ayrı zamanlarda, kullanıcılarla yüz yüze görüsülerek, rasgele seçim metodu ile bir anket çalısması da yapılmıstır. Bu anket çalısması dogrultusunda Avcılar ve yakın çevre halkının kıyı dolgu alanı ile ilgili istekleri, sorunları belirlenmistir. Bu anket çalısmasının sonuçlarından yola çıkılarak hazırlanan sonuç kısmında belirlenen sorunlar ve çözüm önerilerinin Avcılar kıyı dolgu alanı ile ilgili yapılacak düzenlemelere ısık tutması ve bir kaynak olusturması amaçlanmıstır. Tez çalısması kapsamında kentlesmenin ortaya koydugu olumsuz kosullar ve yesil alanların azalması ile rekreasyon amaçla kıyıların doldurulmasıyla yapılan planlamaların ve kıyı düzenleme çalısmalarının hem kıyı ekolojik dengesi, dogal yapı hem de insan açısından önemi ortaya konmustur. Anahtar kelimeler: Çevre, kıyı, kıyı mekanı, rekreasyon, dolgu alan.

Elif Özdemir
Yıldız Technical University · Institute of Graduate Studies in Science
2007
00
Master'sOpen AccessTR

İstanbul'da yayalaştırma projelerinin farklı kullanıcı grupları üzerinde yarattığı etkilerin karşılaştırmalı analizi

Bu çalışmanın amacı; yayalaştırma projelerinin, karşılaştırmalı bir analiz yapılarak, planlama ve tasarım yönleriyle irdelenmesi, farklı kullanıcı grupları üzerindeki etkilerinin değerlendirilmesi ve kente katkılarının belirlenmesidir. Bu amaç doğrultusunda öncelikle yayalaştırmanın ve yaya kavramının tanımları yapılmış, yayalaştırmaya şekil veren yaya davranışları çeşitli yönleriyle incelenmiştir. Daha sonra, farklı şekillerde gerçekleştirilen yayalaştırma faaliyetleri planlama ve tasarım boyutlarıyla ele alınmış ve yayalaştırmanın kente olan çeşitli etkileri vurgulanarak dünyadan ve İstanbul'dan öne çıkan bazı uygulama örneklerine yer verilmiştir.İstanbul genelinde mevcut yayalaştırılmış caddeler arasından yayalaştırma amaçları ve bu amaçların beraberinde getirdiği düzenlemeler bakımından birbirine göre farklılıklar gösteren Marmara Caddesi ve Davutpaşa Caddesi örnek alanlar olarak seçilmiştir. Bu örnekler üzerinde çeşitli mekansal analizler ve kullanıcı anketleri yapılarak kullanıcılar üzerinde yayalaştırmanın etkilerinin nasıl değişim gösterdiği belirlenmiştir. Elde edilen sonuçlar doğrultusunda, tüm kullanıcıların yayalaştırma uygulamasından optimum fayda sağlaması için mevcut duruma eleştiriler ve önerilerle yaklaşılarak, planlama ve tasarımda etkili olabilecek bazı ipuçlarına yer verilmiştir.Anahtar Kelimeler: Yaya, Yayalaştırma, Yaya Alanları, Yaya Bölgeleri Planlaması ve Tasarımı.

Yaya alanlarıYayalarYayalaştırma
Aslıhan Yıldırım
Yıldız Technical University · Institute of Graduate Studies in Science
2007
00
Master'sOpen AccessTR

İstanbul-Boğaziçi korularının güncel alan kullanımı açısından irdelenmesi

Bogaziçi, tarih boyunca hemen her dönem önemini koruyan bir mekan olmustur. Cografi, stratejik, morfolojik, hidrolojik, kilimatik ve kültürel açıdan özellikli bir mekan olan Bogaziçi, stanbul metropolü içerisinde de önemli islevler üstlenmistir. Fakat Bogaziçi, nüfus artısı, hızlı kentlesme, sanayilesme, iç göçler gibi faktörlerin baskısına maruz kalarak olumsuz yönde etkilenmistir. Bu mekanın tarihsel ve kültürel özelliklerini kısmen günümüze tasıyan Bogaziçi koruları, Bogaziçi siluetinin de belirleyicilerindendir. Ayrıca, ekolojik, tarihsel ve kültürel, rekreatif, sosyolojik, psikolojik ve ekonomik açıdan kent içerisinde önemli fonksiyonlar üstlenmektedirler. ?stanbul-Bogaziçi Korularının Güncel Alan Kullanımı Açısından rdelenmesi? adlı çalısmada bu önemli ve özellikli koruların geçmis durumları, günümüze ulasırken geçirdikleri süreç, kent içerisinde üstlendikleri islevler incelenmistir. Mevcut durumları analiz edilen koruların, tarihi ve dogal yapılarıyla sürdürülebilir koruması ve kullanımı gerekliligi vurgulanarak, tedbirler ve öneriler ortaya konmaya çalısılmıstır. Anahtar kelimeler ; Bogaziçi, koru,Bogaziçi koruları, koruların fonksiyonları, koruların kullanımları.

Mine Eyüpreisoğlu
Yıldız Technical University · Institute of Graduate Studies in Science
2007
00
Master'sOpen AccessTR

Tarihi kent mekanlarının kültür ve turizm eksenli dönüşümü üzerine bir araştırma: Kültür mahallesi kavramının örneklerle irdelenmesi

1970'lerin ortasından baslayarak dünya ölçeginde, ekonominin yeniden yapılanmasıyla ortaya çıkan üretim biçimindeki degisim, buna baglı olarak yeni yer seçimleri ve sanayisizlesme, özellikle Avrupa ve Kuzey Amerika'daki kentlerin ekonomisini ve kentsel mekanlarını olumsuz etkilemistir. 1980 sonrasında merkezi-yerel yönetim iliskilerinin de yeniden yapılanması ve kentlerin ekonomik problemlerle bas etme konusunda merkezi yönetimin azalan maddi destegi de eklenince kentlerin krizden çıkıs yolları bulmaları kaçınılmaz hale gelmistir. Bu süreçte kentlerin içinde bulundukları bu durumdan kurtulma ve sermaye yatırımlarını kendilerine çekebilme çabaları, her birinin birer girisimci kent rolü üstlenmelerini getirmistir. Dolayısıyla, artan rekabet ortamı kent ekonomilerini ve kentsel mekanları yeniden canlandırmak için, kentlerin yeni politikalar ve stratejiler gelistirmesini gündeme tasımıstır. Bu süreçte, yer alan aktörler ve uygulama araçları önem kazanmaktadır. Türkiye'de kentsel dönüsüm süreci Avrupa ve Amerika'nın 1970'li yıllarla birlikte yasamaya basladıkları sorunlarla birebir örtüsmemektedir. Türkiye'de 1950'li yıllarda baslayan hızlı kentlesme sehirleri düzensiz gelisimlerle karsı karsıya getirmistir. 1980'li yıllarda dısa açık ekonomik politikaların etkisiyle kentler, dünya ekonomisinin ihtiyaçlarını karsılayacak biçimde hızlı bir dönüsüm sürecine girmislerdir. Türkiye'deki mevcut yenileme projelerine bakıldıgında fazla bir örnek görülmemektedir. Ayrıca bu tür projeler devlet tarafından desteklenmedigi için genellikle sivil girisimlerin baskın oldugu küçük ölçekli çalısmalardan olusmaktadır. Bu süreçte, yapılan çalısmalar yetersiz olsa da gelecekte gerçeklestirilebilecek olan yeniden canlandırma projelerine örnek olması açısından önem tasıyacaklardır. Tez kapsamında, kentsel dönüsüm kavramının ortaya çıkıs süreci, emlak, konut, turizm ve kültür eksenli dönüsümlere dayalı stratejilerin olusum süreçleri ve kentlere etkileri, bir yeniden canlandırma stratejisi olarak kültür mahallesi kavramı incelenmistir. Günümüzde henüz yeni ortaya çıkan kültür mahallesi kavramı ngiltere, rlanda, Avustralya ve Türkiye'den birer örnekle karsılastırılmalı olarak, benzer ve farklı yönleriyle ele alınmıstır. Anahtar Kelimeler: Yeniden canlandırma, Kültür Mahalleleri, Kültür ve Turizm eksenli dönüsümler, Fransız Sokagı

Demet Çimen
Yıldız Technical University · Institute of Graduate Studies in Science
2007
00
Master'sOpen AccessTR

Ulusal ve uluslararası doğa koruma kriterleri ve Natura 2000

Doğa koruma, insan, hayvan ve bitkilerin yasam esaslarının ve varlıklarının dengeli bir yapı içinde güvence altına alınması amacıyla doğal çevrenin ve öğelerinin genis kapsamlı olarak korunmasıdır. Dünya nüfusunun hızlı artısı ve sanayi devrimi sonrasında artan çevre sorunları biyolojik çesitlilik kaybını ve doğal alanlar ile doğal kaynaklar üzerindeki tüketim baskısını artırmıs, doğanın korunması öncelikli bir gereklilik olarak doğmustur. Doğal sistemlerin ve içinde barındırdığı varlıkların (flora ve faunanın) fiziksel sınırlarının belirgin olmamasından dolayı doğayı korumak için gerçeklestirilecek eylemlerde sınır ötesi bütüncül bir yaklasımın benimsenmesi gerektiği ortaya çıkmıstır. Avrupa Birliği'ne üyelik sürecinde ilerleyen bir ülke olarak Türkiye'nin, Avrupa Birliği politikalarını içsellestirmesi gerekmektedir. AB'nin doğa koruma politikası olan Natura 2000 bu nedenle Türkiye için büyük önem tasımaktadır. Bu arastırmada, Türkiye'nin, AB doğa koruma politikasına uyumlu hale getirmesi gereken ulusal doğa koruma kriterlerine iliskin mevcut durumun ve sorunların ortaya konması amaçlanmaktadır. Bu amaçla, uluslararası koruma kriterleri ayrıntılı olarak incelenmis, ardından Türkiye'deki doğa koruma ölçütlerine iliskin mevcut durum ortaya konmustur. AB'ne üyelik sürecinde doğa koruma konusunda yapılması gerekenlerin daha iyi anlasılması için Natura 2000'e iliskin bilgiler aktarılmıs ve Türkiye'nin bu bağlamda bulunduğu noktaya değinilmistir. Sonuç ve öneriler kısmında ise genel bir değerlendirmenin ardından ulusal doğa koruma kriterlerinde saptanan sorunlara iliskin bir sonuç tablosu üretilmis ve bu sorunların giderilmesi için öneriler getirilmistir. Anahtar kelimeler: Doğa, doğa koruma, biyolojik çesitlilik, Natura 2000, doğa koruma kriterleri, Türkiye ulusal programında doğa koruma, AB'nde doğa koruma

Gizem Caner
Yıldız Technical University · Institute of Graduate Studies in Science
2007
00
Master'sOpen AccessTR

Kentsel imaj öğeleri bağlamında Haliç bölgesinin incelenmesi

?Kentsel İmaj Öğeleri Bağlamında Haliç Bölgesi'nin İncelenmesi? başlıklı bu çalışmanın konusu kentsel mekanlarda kentsel imaj öğelerinin kentsel tasarım ve çevre psikolojisi kapsamında incelenmesidir. Çalışmanın amacı yerel ve küresel değişimlerden en fazla etkilenen mekanlar olan kentlerin imaj öğelerini kentsel tasarım öğretisi çerçevesinde incelemektir. İncelemede kenti kullananların kentsel algısı da ele alınmaktadır. Çalışmada tarihi nitelikli yerleşmelerde kentsel imaj öğelerinin incelenmesi yoluyla yeni gelişecek kentsel mekanlarda kentsel tasarım açısından önemli olan bu konuya ilgililerin dikkatini çekmek hedeflenmiştir. Kent kimliğinin oluşumunda da etkili olan kentsel imaj öğeleri bilinci ile fiziksel ve sosyo-psikolojik olarak algılanan kentler ortaya çıkacak, böylece çevre psikolojisi bağlamında sahiplenilen ve benimsenen mekanlar oluşacaktır. Tarih boyunca yaşanan ve günümüzde de süregelen mekansal değişim ve gelişimlerin hızlı ve kontrolsüz nüfus artışı, denetimsiz büyüyen kentsel mekan, tarihi yapıları hiçe sayan sağlıksız yapılaşma gibi olumsuz sonuçları insan ve kent arasındaki ilişkilerin zayıflamasına neden olmaktadır. Sahip olduğu doğal ve kültürel özellikler ile dünyanın en önemli kentlerinden biri olan İstanbul sözü edilen kentsel değişim ve gelişimlerden en fazla etkilenen mekanlardandır. İstanbul'un coğrafi ve tarihi özelliklerinin birarada bulunması kentin özellikli bir kimliğe sahip olmasını getirmiştir. Haliç Bölgesi İstanbul tarihindeki önemi, sahip olduğu kültürel ve doğal özellikler ile İstanbul Metropoliten Alanı içerisinde önemli bir altbölgedir. Doğal yapısı ile taşıdığı kültürel, tarihi, sosyal değerler Haliç'in özel bir kimliğe sahip olmasını sağlamıştır. İstanbul'un en eski yerleşimlerinden olması, birçok kentsel imaj öğesinin birarada bulunması ve bölgede yaşanan değişim ve gelişimler tez çalışmasında örnek alan olarak Haliç Bölgesi'nin seçilmesinde etkili olmuştur. Haliç Bölgesi'nde günümüze kadar yapılan proje ve uygulamaların altbölgeyi bütüncül olarak ele almaması ve bu çalışmalarda kullanıcının bölgeyi algılaması konusuna yer verilmemesi giderilmesi gerekli bir eksiklik olarak düşünülmektedir. Parçacıl olarak uygulanan projeler birbirinden kopuk sonuçlar getirmektedir. Haliç'in temizlenmesi, tarihi sanayi yapılarının kültürel tesise dönüştürülmesi gibi projelerin bütüncül bir planlama anlayışıyla ve kullanıcının katılımıyla yapılması Haliç'in fiziksel olarak algılanabilir, sosyo-psikolojik olarak da sevilen ve benimsenen bir mekan haline dönüşmesini sağlayabilir. Haliç Bölgesi bütününde kentsel tasarım ve çevre psikolojisi kapsamında kentsel imaj öğelerinin incelendiği bu tez çalışmasının, bölgenin daha önce bu konu açısından ele alınmamasından dolayı gerekli olduğu düşünülmektedir. Çalışmada kullanıcının bölgeyi nasıl algıladığı da yapılan anket çalışmaları ve oluşturulan bilişsel haritalarla test edilmiş, böylece kullanıcıyı dikkate alan bir çalışma gerçekleştirilmiştir. Beş bölümden oluşan çalışmanın giriş bölümünde çalışmanın amacı, kapsamı ve çalışmada kullanılan yöntem açıklanmıştır. İkinci bölümde kavramsal çerçeve oluşturulmuş, konuyla ilgili kavramlar ve kuramlar incelenmiştir. Bu bölümde ilk olarak kentsel çevrenin en önemli öğesi olan insan tarafından sürekli değişen ve biçimlenen mekan ve çevre kavramları ele alınmıştır. Kentlerin benimsenmesinde etkili olan kentsel imaj olgusu sadece görsel açıdan değil, kentin kimliği ve kullanıcı tarafından algılanabilirliği açısından da incelenmiştir. Bu nedenle bölümde algı, kentsel kimlik ve kentsel imaj kavramlarına yer verilmiştir. Kentsel imaj konusunda temel kuramsal yaklaşımlar olan ?Bilişsel Haritalar Kuramı? ve ?Kentsel İmaj Kuramı? tez konusu kapsamında incelenmiştir. Üçüncü bölümde örnek alan olarak seçilen Haliç Bölgesi'nin konumu, tarihsel gelişimi ele alınmıştır. Bölüm sonunda ?Kentsel İmaj Kuramı? bağlamında Haliç Bölgesi'nin imaj öğeleri şehir plancı gözüyle değerlendirilmiştir. Çalışmanın dördüncü bölümünde Haliç Bölgesi'nin kullanıcılar tarafından algılanması konusu irdelenmiştir. Bölgenin sahip olduğu imaj öğeleri ve kentsel kimliği bölgede ikamet edenlere, çalışanlara ve bölgeyi ziyaret edenlere uygulanan sorgulama ile araştırılmış, anket çalışması sonucunda önemli veriler elde edilmiştir. Sonuç ve değerlendirme bölümünde tez bütününde kavramsal bölümler ve diğer gelişme bölümleri karşılıklı ilişkiler kurularak değerlendirilmiş ve bu çalışmadan çıkarımlar elde edilmiştir. Kentsel imaj kavramı geleneksel yerleşmelerin çağdaş koşullara uyumunda ya da yeni gelişen yerleşim alanlarında kentsel tasarım açısından önemli bir konudur. Niteliksiz ve kimliksiz mekanlar yerine fiziksel olarak algılanan, sosyo-psikolojik olarak sevilen ve benimsenen mekanlar kent ve kullanıcı ilişkisini güçlendirecektir. Günümüz ihtiyaçlarına cevap verecek mekanlar üretmek, bunu yaparken de geçmişe sahip çıkmak kent kimliğinin ve imajının korunmasında temel amaç olmalıdır. Bu düşüncelerden hareketle, tez çalışmasında örnek alan olarak Haliç Bölgesi'nin incelenmesinin bu konuda yapılacak çalışmalara altlık oluşturacağı düşünülmektedir. Haliç'in kıyıları, yamaçları, vadileri, akarsuları ve akarsu havzaları ile bir bütün olarak ele alınan çalışma tanımlı bir altbölgeyi kapsadığından bu bölge ile ilgili yapılacak her türlü çalışmaya kaynak olabilecektir. Farklı dinamiklerin etkisiyle sürekli gelişen ve değişen Haliç Bölgesi'nin sorunlarına kalıcı çözümler üretmek gerekmekte, bu noktada uygulamalar tam katılım sağlanarak yapılmalıdır. Çalışmanın; kullanıcının bölgeyi nasıl algıladığının araştırılması ve bölgenin fiziksel olduğu kadar sosyo-psikolojik açıdan da ele alınması yönleriyle çok yönlü ve özgün olduğu düşünülmektedir. Anahtar sözcükler; Kent kimliği, algı-algılama, kentsel imaj, Haliç Bölgesi, kentsel imaj öğeleri

Emine Tayyare
Yıldız Technical University · Institute of Graduate Studies in Science
2007
00
Master'sOpen AccessTR

Peyzajın tarihsel gelişiminin Beykoz ilçesi örneğinde irdelenmesi

Tarih boyunca kentler, endüstri toplumunda oldugu gibi endüstri öncesi toplumlarda da, her zaman toplumun en devingen ögesi olmus, toplum yasantısında belirgin etkiler ve izler bırakmıstır. Yerlesim alanları, geçmisten günümüze kadar belli bir tarihsel birikim sonucu olusmustur. Kentlerin biçimlenmesinde, gelisiminde ve yasanabilirliginde tarihsel olaylar, geçmis yasantılar, ekolojik, ekonomik, bireysel, toplumsal ve estetik ögeler büyük pay almıstır. Kendine özgü ekolojik karakteristigi olan alanların tüm peyzaj özelliklerinin ve tarihsel süreçlerle nasıl gelisim gösterdiginin ortaya konulması yerlesim alanları ve ekolojileri açısından çok önemlidir. Bu çalısmada, peyzajın tarihte geçirdigi süreç, gelisimler, degisiklikler stanbul li Beykoz lçesi örneginde irdelenmis ve degerlendirilmistir. Tez kapsamında Beykoz lçesi'nin peyzajını olusturan ögeler ve tarihsel gelisimleri kentsel ve kırsal olmak üzere iki asamada irdelenmis ve degerlendirilmistir. Kentsel peyzaj yapısı ve tarihsel gelisimleri tarihi yerlesmeler, tarihi iskeleler, kasırlar, kaleler, kuleler, mezarlıklar, hamamlar, balıkçı barınagı, liman, marina, tabiat parkı, korular, mesire alanları ve kırsal peyzaj yapısı ve tarihsel gelisimlerinde de deniz peyzajı ve stanbul Bogaz akıntılarının peyzaj üzerine etkisi, tarımsal peyzaj, orman peyzajı ve Bogaz peyzajı irdelenmistir. Anahtar Kelimeler: Peyzaj, ekoloji, sürdürülebilirlik, tarihsel gelisim, çevre sorunları.

PeyzajPeyzaj mimarlığıPeyzaj planlama
Gamze Pirgaip
Yıldız Technical University · Institute of Graduate Studies in Science
2007
00
Master'sOpen AccessTR

İstanbul kent merkezinde ticaret gelişimi, etkenleri ve ulaşım odaklı mekansal kurgusu, Tarihi yarımada (Eminönü ve Fatih), Beyoğlu, Şişli ve Beşiktaş örneği

İstanbul kent merkezinde, ticaret gelişimi ve etkenleriyle ulaşım ilişkisi, Eminönü, Fatih, Beyoğlu, Şişli ve Beşiktaş ilçeleri kapsamında incelenmiştir. Bu amaç doğrultusunda, dünya kentlerinin gelişme süreçlerini etkileyen, ticaret ve ulaşım etkileşimleri, literatür çalışması kapsamında araştırılmıştır. Söz konusu çalışma doğrultusunda, İstanbul' un günümüz kentleri içinde yeri belirtilmiştir. Çalışmanın devam eden aşamasında, İstanbul' da tarihsel süreç içerisinde, ticaret mekanı gelişimi, mekansal, yönetsel ve ekonomik boyutlarıyla incelenmiştir. Çalışma konusu alandaki ilçeler, ticaret mekansal gelişiminde alt sektörlerde detaylandırılmıştır. Mevcut ve planlanan ulaşım ticaret ilişkilerinin belirtilmesiyle çalışma tamamlanmıştır. Araştırma sonucunda, çalışma konusu alanda, kent merkezi fonksiyonlarının kuzeye doğru geliştiği tespit edilmiştir. Ulaşım uygulamalarının kentin, bu yönde gelişiminde esas rolü üstlendiği görülmüştür. Kent merkezi fonksiyonlarının alt sektörlerde kuzeye doğru yer seçmesinin, dünya kent merkezi fonksiyonları paralelinde geliştiği görülmüştür. Bu gelişimin bir sonucu olarak, ofis, plaza, alışveriş merkezleri ve rezidansların günümüz merkezi yapı elemanları olarak, İstanbul kent merkezinde kuzeyde konumlandığı tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Kent merkezi, ticaret, ulaşım, İstanbul

Ahmet Turan Sepetci
Yıldız Technical University · Institute of Graduate Studies in Science
2007
00
Master'sOpen AccessTR

Yönetim mekanizmalarının kentsel dönüşüm algısı ve uygulamaları üzerindeki etkisi: İngiltere, Almanya ve Türkiye örnekleri

Tür kiye'de "kentsel dönüşüm" uygulamaları, "çoğunlukla Avrupa uygulamalarından ithal edilmiş model ve araçların kullanıldığı, parçacıl ve anlık çözümler üreten bir müdahale biçimi" şeklinde karşımıza çıkmaktadır. Bu tür parçacıl ve tek boyutlu müdahalelerin, uzun vadede kent mekanında, sosyo-ekonomik ve doğal yapıda olumsuz değişimlere neden olması olasıdır. Bu noktada ülkenin hukuki altyapısının, sosyo-kültürel ve ekonomik koşullarının, yönetim mekanizmalarının ve doğal değerlerinin göz önünde bulundurulduğu, özgün bir "dönüşüm" yaklaşımının oluşturulması şarttır. Böy le bir yaklaşımın geliştirilebilmesi için ihtiyaç duyulan literatür çalışmalarına, "yönetim mekanizmalarının kentsel dönüşüm algısı ve uygulamaları üzerindeki etkisi"nin çözümlenmesi yönünde bir katkı sunmak doğrultusunda; iki ayrı Avrupa ülkesinde (İngiltere ve Almanya) sürdürülmekte olan kentsel dönüşüm uygulamalarının birbirleri ve Türkiye'deki kentsel dönüşüm uygulamaları ile aralarındaki farklılıkların, yönetim mekanizmaları, mevzuatları ve kurumsal araçları ekseninde incelendiği bu çalışma kapsamında; her üç ülkenin de devlet yapısı, yönetim gelenekleri en üst düzey olan "merkezi yönetim" birimlerinden, en alt düzey olan "yerel yönetim" birimlerine kadar incelenmiş, bu birimler arasındaki ilişkiler irdelenmiştir. Ele alınan bu üç ülkeden birer dönüşüm projesi; dönüşüm sürecine dahil olan aktörler, bu aktörlerin kullandıkları araçlar (kurumsal araçlar) ve aktörler arasındaki yetki dağılımı kapsamında değerlendirilmiştir. İng iltere ve Almanya'da uygulanmakta olan dönüşüm projelerinde benimsenen yaklaşımların, söz konusu ülkelerin devlet yapılanmaları, mevzuatları ve yönetim mekanizmaları ile doğrudan ilişkili olduğu görülmüştür. Türkiye başlığı altında incelenmiş olan dönüşüm projesindeki yaklaşımların ve projede görev alan aktörler arasındaki ilişkilerin ise; ülkenin yönetim mekanizmalarının işleyişinden oldukça kopuk, devletin ve planlama politikalarının temel ilkelerine aykırı bir yapıda sürdürüldüğü görülmüştür. A nahtar Kelimeler: Kentsel dönüşüm, yönetim mekanizması, mevzuat, kurumsal araç, proje aktörleri.

Mevzuat
İlkin Güneş Eraslan
Yıldız Technical University · Institute of Graduate Studies in Science
2007
00
Master'sOpen AccessTR

Kamusal alanda sanat ve kentsel mekana etkileri İstanbul'da heykel uygulamaları irdelemesi

Kentsel mekanlar kamusal alanlar olarak toplumsal hayat ve bireyin varolusu açısından çok önemlidir. Bu önem kamusal alanın toplumların sosyal ve günlük yasam pratiklerinin ana fiziksel - islevsel platformunu meydana getirmesinden ve de bunun estetik düzeyini olusturan içerigin toplumların ve kentlerin yasam kalitesinin düzeyi anlamında belirleyici olmasından ileri gelmektedir. Bu açıdan degerlendirildigi zaman kentsel mekanlar toplumdaki farklı gruplarca kamusal alanların olusturulması ve denetlenmesi adına yapılan iktidar çatısmasının sekillendigi ve somutlastıgı alanlardır. Bu iliski kentsel mekanların tasarım, üretim veya dönüsümleri süreçlerinin temelini olusturmaktadır. Bu dogrultuda bakıldıgı zaman, ister kentsel tasarım, planlama veya kent mimarisi ile ilgili pratikler adına, ister kentsel mekanların gösterge anlamlarının analizi açısından ele alınsın, mekanın kimligini olusturan bu bagıntıları karsılıklı olarak degerlendirmek ve anlamak bu etkileri toplum yararına yönlendirmek açısından önemlidir. Sanat fiziksel estetigin ulastıgı en üst seviyedeki yaratım olarak kamusal alanda uygulandıgında içerigini olusturan gerçek toplumsal gücünü bulur. Bu güç kentin sanat ile olan karsılıklı olumlu etkilesiminden meydana gelmektedir. Kamusal içerigi ile sanat anlam boyutunu derinlestirirken, kent mekanı da sanat ile yüksek bir estetik düzeye ve güçlü bir toplumsal simgeye kavusur. Bu açıdan kamusal alanda sanatın kentsel mekan ile ne sekilde bulusacagı hem mekansal parametreler açısından hem de üretilecek eserin içerigini olusturacak olan etkiler anlamında dikkatle ele alınmayı gerektirir. Öte yandan kamusal sanatın özgürce üretilmesi ve iyi kurgulanmasının kentsel mekanlara etkisi hem fiziksel estetik hem de sosyolojik anlamları açısından yüksek seviyede olacaktır. Bu süreç kentsel mekanda konumlandırılmıs bir sanat eserinden, sanatsal düzeyde kurgulanmıs bir kentsel mekan pratiginin genis aralıgı içinde bir yer alabilir. Kamusal alanda sanatın kentsel mekana etkilerinin evrensel düzeyde degerlendirilmesine kosut olarak yerel düzeyde Cumhuriyet Dönemi Türkiye'sinde en basta gelen kamusal sanat olan heykel sanatı ele alınmıs ve stanbul içinde farklı zamanlarda farklı alanlara yapılmıs altı adet uygulamanın analizi ile somut olarak degerlendirilmistir. Anahtar Kelimeler: Kamusal alan, kentsel mekan, sanat, heykel.

Efe Korkut Kurt
Yıldız Technical University · Institute of Graduate Studies in Science
2007
00
Master'sOpen AccessTR

Boğaziçi'nde siluet ve siluetin belirlenmesinde fotogrametri

?Bogaziçi'nde Siluet ve Siluetin Belirlenmesinde Fotogrametrik Yöntem? adlı tezin konusu, silueti biçimlendiren etmenler kapsamında Bogaziçi siluetinin gelisimi, Bogaziçi siluetinin tespitinde fotogrametrik yöntem ve bu yöntemin sagladıgı olanaklar çerçevesinde Bogaziçi siluetinin korunmasına yönelik olarak yapılacakların belirlenmesi üzerinedir. Çalısmanın amacı; Bogaziçi silueti üzerinde süreç içinde yasanmıs degisimlerin çözümlenmesiyle günümüzde varlıgını sürdüren kültürel degerlerin korunması ve yeniden canlandırılması için teknik anlamda ve planlama yoluyla yapılması gerekenler üzerine bir arastırma yapmaktır. Çalısmanın hedefi, Bogaziçi siluetinin olusum sürecini tarif etmek ve bu süreçten günümüze kalanların korunması için fotogrametrinin saglamıs oldugu olanakları, fotogrametrik yöntemle siluetin belirlenmesi asamasında dikkat edilmesi gereken konuları tespit etmektir. Ayrıca günümüzde Bogaziçi'nde yasa ve planlarla tanımlanmıs olan mevcut bölge sınırları (öngörünüm, gerigörünüm ve etkilenme Bölgesi sınırları) ile siluet hattının kıyaslaması yapılarak planlama çalısmalarında siluet çizgisinin kullanımının önemi ortaya konacaktır. ?Bogaziçi'nde Siluet, Siluetin Belirlenmesinde Fotogrametrik Yöntem? adlı çalısmanın içerigi altı bölümden olusmaktadır. lk bölümde; yapılan çalısmanın amacı, kapsam ve yönteminden bahsedilmektedir. Çalısmanın ikinci bölümünde; tezin kavramsal çerçevesi olusturulmus ve siluet, siluetin olusumunda etkili olan faktörler, fotogrametri, fotogrametrik yöntemlerle siluetin belirlenmesine iliskin olarak tanımlamalar yapılmıstır. Çalısmanın üçüncü bölümünde siluetin degisiminde etkili olan süreç ve faktörler Bogaziçi mekanı özelinde incelenmis; dogal, sosyo-kültürel, mekansal ve mekanı yönlendiren faktörler çerçevesinde Bogaziçi'nde siluetin gelisimi ele alınmıstır. Bu kapsamda Bogaziçi'nde dogal etkenler incelenirken yeryüzü sekilleri, iklim ve bitki örtüsü ele alınmıstır. Sosyo-kültürel etkenler içinde nüfus gelisimi, sosyal ve kültürel yapıdaki degisimler incelenmistir. Mekansal Etkenler; konut, çalısma alanları gelisimi ve ulasım gelisimi baslıkları altında ele alınmıstır. Mekanı yönlendiren etkenler kapsamında, planlama ve yasal düzenlemelerin gelisiminin Bogaziçi silueti üzerindeki etkileri ortaya konmustur. Çalısmanın degerlendirme bölümü niteligindeki dördüncü bölümünde; günümüze kadar Bogaziçi siluetini etkileyen unsurların mekanı nasıl biçimlendirdigine iliskin teknik anlamda yardımcı olacak fotogrametri disiplininin tarihi çevreyi korumada sagladıgı olanaklardan ve fotogrametrik yöntemlerle siluetin belirlenmesi sırasında dikkat edilmesi gereken unsurlardan bahsedilmektedir. Bu bölümde ayrıca Bogaziçi'nde kentlesme baskısı altında kalan dogal ve tarihi degerlerin fotogrametrik yöntemlerle degisiminin incelenmesi ve planlama çalısmalarına altlık olması açısından sagladıgı olanaklara deginilmis, (bundan sonraki süreç içinde) Bogaziçi'nin kimligini yansıtan siluette yer alan dogal ve tarihi degerlerin muhafaza edilebilmesi için planlama ve mevzuatta yapılması gerekenlere dair bazı degerlendirme ve önerilere yer verilmistir. Çalısmanın altıncı bölümü, Bogaziçi siluetini etkileyen sürecin ve bu süreci durdurmaya yönelik sonuç ve önerilerin yapılan incelemeler dogrultusunda özetlendigi bölümdür. Sonuç bölümünde yapılan çalısmalar ve degerlendirmeler sonucunda stanbul'da koruma anlayısının gelisimi sürecinde çesitli tarihi, kültürel, dogal peyzaj ögelerinin muhafaza edilmesi için yasal, yönetsel ve planlama kapsamında önemli faaliyetler gerçeklestigi görülmektedir. Fakat bu peyzajı yansıtan siluetin korunma olasılıgının, kültürel peyzaj mekanı Bogaziçi özelinde kısıtlı kaldıgı görülmektedir. Siluetin korunması için yasal vb. araçlar kadar teknik anlamda siluetin belirlenmesinde önemli bir veri saglayan fotogrametrinin de rolü önemlidir. Bogaziçi'nde günümüzde geçerliligini koruyan plan ve yasaların da bu veriler dogrultusunda güncellenmesi, alanda gerçeklesen plansız gelismelere yapılacak müdahaleler, Bogaziçi siluetinin korunması ve tarihi, dogal yapıya verilen zararların giderilebilmesi için önem tasımaktadır. Böylelikle, Bogaziçi siluetinin korunması için belirlenen amaçlar ve öneriler dogrultusunda yapılacak uygulamalar tarihi ve dogal kimligi canlı tutacaktır. Anahtar Kelimeler: Bogaziçi, siluet, fotogrametri

Senem Kozaman
Yıldız Technical University · Institute of Graduate Studies in Science
2007
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de konut eksenli kentsel dönüşüm projelerinde özel sektörün rolü: İstanbul örneği

Bu tezin amacı, Türkiye'de konut üretiminde büyük paya sahip olan özel sektörün, konut eksenli kentsel dönüşüm projelerine katılımının hangi koşullara bağlı olduğunu ve özel sektörün kentsel dönüşüm sürecine neler kazandırabileceğini tespit etmektir.Tez kapsamında kentsel dönüşüm olgusu ortaya çıkışından itibaren tarihsel süreç içinde gösterdiği gelişim, kentsel dönüşümün boyutları, aktörleri, aşamaları ve ortaklık yapıları bağlamında ele alınmıştır. Bu incelemeyi Türkiye'deki kentsel dönüşüm süreci, proje ortaklıkları ve özel teşebbüsün irdelemesi takip etmiştir. Daha sonra, İstanbul özelindeki planlanan konut eksenli kentsel dönüşüm projelerinin bir envanteri çıkarılmıştır. Tezin alan araştırması bölümünde ise, Küçükçekmece Kentsel Dönüşüm Projesi incelerek özel sektörün projedeki yeri araştırılmış ve Türkiye'de kuruluşlarından bugüne kadar en az 1000 adet konut üretmiş olan 25 inşaat firması arasından rastgele seçilmiş 12 firma ile yapılan yüzyüze mülakat sonucu özel sektörün kentsel dönüşüm projelerine dahil olması için ne gibi talepleri olduğu belirlenmeye çalışılmıştır. Bu noktada, Küçükçekmece Kentsel Dönüşüm Projesinde özel sektör katılımına dair belirsizlikler olduğu, bu planlamanın süreç başında net olarak hazırlanmadığı gözlenmiştir. Özel sektörün kentsel dönüşüm girişimlerinde yer almak için net plan beklediği ve belirsiz dönüşüm sürecinde yer almaya sıcak bakmayacakları görülmüştür.Araştırma, batıdaki deneyimler sonucu çok aktörlü ve çok boyutlu ele alınması gereken kentsel dönüşüm sürecinin Türkiye'de henüz tam olarak uygulanamadığını, uygulanacak olan kentsel dönüşüm projelerinde kamu sektörü dışındaki aktörlere daha fazla rol verilmesi gerektiğini, uygulamalarda fiziki boyut dışında ekonomik, sosyal ve yönetsel boyutlardaki mevcut yaklaşımların geliştirilmesi gerektiğini göstermiştir.

Nilşah Kömürcüoğlu
Yıldız Technical University · Institute of Graduate Studies in Science
2008
00
DoctorateOpen AccessTR

Kentsel yaşam kalitesi değerlendirmesinde bulanık küme modeli: örnek alan: zeytinburnu ilçesi

Kent ve çevresi yeryüzündeki insanların büyük oranının yaşam alanıdır. Sürdürülebilir gelişmenin hedeflerinden biri olan yaşam kalitesi, güvenli, rahat bir kent çevresi ile ekonomik ve sosyal refahı sağlamayı hedefleyen bir kavramdır. Günümüzde uluslararası seviyede yapılan çalışmalar, hükümetlerin yaşam kalitesine yönelik kentsel politikalar geliştirmelerine, kentsel ölçekte uygulamalara yol açmaktadır. Kentsel yaşam kalitesinin tanımlanması, değerlendirilmesinde kullanmak üzere yeni bir uygulama bu tezin hedefidir.Çalışmanın birinci bölümünü oluşturan kısmında, konunun önemi, amacı, yöntemi açıklanmaktadır.Çalışmanın ikinci bölümünde, sorunları ortaya koyabilmek, literatürde yer alan genel kavramların netleştirmek üzere sürdürülebilir gelişme kavramı, kentsel yaşam kalitesi tanımı ve bununla ilişkili göstergelere yer verilmiştir. Bu bölümde yaşam kalitesi göstergeleri ortaya konmakta, yaşam kalite göstergelerine ilişkin örnekler incelenerek bir sistem oluşturulmaktadır.Üçüncü bölümde, kentin sorunlu alanlarını farklı boyutları ile birlikte göreceli olarak tespit etmeye yönelik, değerlendirme yöntemi geliştirmek, yerel ölçekte yaşam kalite gösterge seti oluşturmak ve bunun bir bütün olarak değerlendirilme yöntemi ortaya konmaktadır.Dördüncü bölümde ise çok sayıdaki kalite göstergesinin karşılaştırma yapabilmek için tek bir parametre olarak nasıl ifade edilebileceği sorusuna odaklanılmaktadır. Bu konuda yapılan kaynak taraması sonucu Bulanık Küme teorisinin günümüzde bu tip çalışmalar için kullanılmaya başlandığına erişilmiştir.Beşinci bölümde ise bu yöntemin kullanılacağı alan hakkındaki veriler, alanın özellikleri üzerinde durulmaktadır. Güncel olarak pek çok araştırmanın yapılmış olması ve zengin bir veri tabanına sahip olması nedeni ile tezin alan araştırması için Zeytinburnu ilçesi tercih edilmiştir. Amaç, farklı kategorilerde kentsel yaşam kalitesini, toplam yaşam kalitesini ortaya koymak ve derecelendirmektedir.Bu tür bir çalışmada geniş çerçevede yaşam kalite göstergelerinin sistematik düzende tanımlanması ve değerlendirilmesine odaklanılması büyük önem taşımaktadır.

Bulanık küme teorisi
Olcay (gökal) Aydemir
Yıldız Technical University · Institute of Graduate Studies in Science
2008
00
Master'sOpen AccessTR

Kentsel mekan algısında yapay aydınlatmanın kullanımı ve kent imajı ile ilişkilendirilmesi

Mekanı deneyimlemek genel hatları ile gündüz mekan kurgusu üzerinden geliştirilen yaklaşımları içermektedir. Ancak kentlerin gece ve gündüz yaşayan yapılar olduğu gerçeği gözönünde bulundurulduğunda gün ışığına ek olarak yapay aydınlatma kavramının da bu kurgu içerisinde ötelenmiş bir şekilde yer aldığı farkedilmiştir. Gece kentlerin anlaşılabilir kılınması, zihinlerde tanımlanması, mekansal organizasyonun yaratılması yapay aydınlatma ile sözkonusu olabilmektedir.?Kentsel Mekan Algısında Yapay Aydınlatmanın Kullanımı ve Kent İmajı ile İlişkilendirilmesi? adlı bu çalışma, kentsel ölçekli yapay aydınlatmanın, mekansal algı üzerindeki etkilerini, kentsel imaj odaklı incelemektedir. Çalışmanın amacı, kentsel aydınlatma tasarımı süreci için, kentsel mekanlarda gece aktiviteleri üzerinde etkili olabilecek değişkenleri tanımlayarak bir analiz çerçevesi oluşturmaktır.Çalışma alanı olarak belirlenen Beyoğlu Bölgesi; gece ayrışık bir mekan olan Galata Kulesi ve çevresi, gece işlevsiz bir mekan olan Kıyı Bölgesi (Sali Pazarı ve Perşembe Pazarı), hem gece hem gündüz dinamik bir mekan olan İstiklal Caddesi ve Çevresi olaraküç alt bölgeye ayrılmaktadır. Çalışma alanının seçilmesinde İstanbul'un stratejik bir parçası olan Beyoğlu bölgesinin karma ve dinamik yapısı etkili olmuştur.Araştırmanın yaklaşımı kentsel mekan algısı üzerinedir ve bu yaklaşım algılama sürecinin yaya hareketleri ile olan ilişkisini vurgulamaktadır. Bu bağlamda, Mekan Sentaksı (Space Syntax) temel mekansal analiz yöntemi olarak kullanılmıştır. Mekan sentaksı yöntemi ile elde edilen aks haritaları, tüm değişkenleri bütünleştirmek için bir altlık olarak kullanılmıştır. Yaya hareket dokusu bağımlı değişken; kentsel imaj öğeleri, gece arazi kullanım dokusu, aydınlık düzeyleri ve bütünleşme değerleri bağımsız değişkenler olarak alınmıştır.İstanbul Beyoğlu Bölgesi'nin gece yaya hareketleri ve bütünleşme değerleri, aydınlık düzeyi değerleri, akslara göre imaj öğelerinin dağılımı, gece arazi kullanım dokusu arasındaki ilişkiyi ortaya çıkarmak için lineer regresyon analizi uygulanmıştır. Sonuçlar değişkenler arasında güçlü bir ilişki olduğunu göstermiştir (Uyumlaştırılmış R Kare: 0.50-0.70). Beyoğlu Bölgesinde sokak aydınlatmalarının gece yaya hareketleri üzerinde etkili olabilecek faktörlerden biri olduğu çalışmanın sonucudur.Bu çalışma kentsel aydınlatma master planının geliştirilmesi için bir analiz yöntemi olarak tanımlanabilir. Sonuç olarak; araştırmanın bulguları, 2010 Avrupa Kültür Başkenti olan İstanbul'un gece yüzünün ön plana çıkartılmasında önemli bir girdi olarak değerlendirilebilir.Anahtar Kelimeler: Kentsel mekan algısı, kent imajı, yapay aydınlatma, mekan sentaksı

Şebnem Gemalmaz
Yıldız Technical University · Institute of Graduate Studies in Science
2008
00
Master'sOpen AccessTR

Kentsel mekanda iletişim ve iletişim teknolojilerinin gelişimi perspektifinde kentsel kamusal mekan tasarımına bakış

Kentsel kamusal mekanlar ilk yerleşmelerden günümüze kadar insanlar arası iletişim ve etkileşim alanı olarak gelişmiştir. Ancak 1990'lı yıllarda teknoloji sayesinde hayatımıza aktarılan yeni iletişim biçimleri ile kentsel kamusal mekanın bu niteliği zayıflamaktadır. İletişim teknolojileri, insanlara sanal mekanda farklı bir hareket alanı kazandırmakla birlikte insanların kent içindeki hareketliliğini de değiştirmektedir. Bu süreçte işlevsel niteliği önem kazanan kentler, özel mekan ve ulaşım fonksiyonları odağında biçimlenmekte, farklı iletişim biçimlerini benimseyerek gelişen yeni nesil ise kent ve toplumdan uzak bir gelecek riski taşımaktadır. Bu noktada, kentsel kamusal mekanların toplumun değişen yüzüne uyum sağlaması gerekmektedir.Tezin amacı, hızla gelişmekte olan yeni iletişim biçimlerine koşut olarak, kentsel kamusal mekanın anlamını sorgulamak ve tasarımı üzerine bakış açısı geliştirmektir. Çalışmada kentsel mekan kavramı ?fiziksel iletişim? odaklı incelenmiş, yeni gelişen iletişim biçimlerinin mevcut ve tasarlanan yapısına bağlı olarak, kentsel yaşam ve mekan üzerindeki değişim ve değişim potansiyelleri ortaya koyulmuştur.Bu kavramsal çerçeveye dayanarak, Büyükdere caddesi ve yakın çevresi örnek çalışma alanı olarak değerlendirilmiştir. İstanbul'da üç ilçenin kesişim alanında bulunan çalışma alanı bir merkezi iş alanı ve çevresindeki konut alanlarından oluşmaktadır. Çalışma alanı, ?iletişim ve etkileşim? kavramları çerçevesinde fiziksel ve sosyal açıdan incelenmiştir. Fiziksel açıdan, arazi kullanım, araç ? yaya hareketliliği, kentsel doku ve ölçek gibi çeşitli analizlere bağlı olarak kentsel kamusal mekan kurgusunun ?toplumsal iletişime uygunluğu?, sosyal açıdan ise yapılan anket ve gözlem çalışmalarına dayanarak ?insanların yeni gelişen iletişim biçimleri ile ilişkisi? incelenmiştir. Ortaya çıkan senteze göre, kentsel kamusal mekanların yetersizliği ve değişen iletişim biçimleri karşısında kentsel tasarımın anahtar rolü belirginleşmiş, bu çerçevede çalışma alanında öne çıkan değişkenlere göre öneriler sunulmuştur.Bu çalışma hızla bireyselleşen, özelleşen, ayrışan bir dünyada gelecek adına yapılacak planlama ve tasarım çalışmalarında ?iletişim? alt başlığının önemine dikkat çekmektedir.Anahtar kelimeler: İletişim, kentsel mekan, iletişim teknolojileri, kentsel kamusal mekan.

Kentsel mekanİletişimİletişim teknolojisi
Serkan Sınmaz
Yıldız Technical University · Institute of Graduate Studies in Science
2008
00
Master'sOpen AccessTR

Gemi üretiminde yer seçim eğilimleri ve küme yapıları; Tuzla özel sektör tersaneler bölgesi örneği

Sanayi kümeleri ekonomik coğrafya, işletme ve planlama yazınının en popüler konularından biri olagelmiştir. 19.yüzyılın sonlarında Alfred Marshall'ın çalışmalarından bu güne kadar geçen sürede endüstriyel kümelenme literatürü farklı disiplinlerden yapılan katkılar ile hızlı bir biçimde büyümüş ve genişlemiştir. Şüphesiz bu alanda göreceli olarak daha az çalışılmış sektörler ve coğrafyaların konu edildiği araştırmalar, endüstriyel kümelenme konusu daha iyi anlamamıza yardımcı olacaktır. Bu noktadan hareketle, Türk gemi inşaat sanayisinin yer seçim eğilimlerinin ele alındığı bu tez çalışmasında Tuzla Özel Sektör Tersaneler Bölgesi (TÖSTB) örneğinden yola çıkarak sektördeki üretim ilişkileri, yığılmacı kuvvetler ve küme yapıları incelenmektedir. Araştırmanın özünü TÖSTB içerisinde (1) çelik gemi ve (2) ahşap tekne alanlarında faaliyet gösteren iki firmanın tedarikçileri ile kurduğu ilişkilerin karşılaştırmalı analizi oluşturmaktadır.

Serkan Çelik
Yıldız Technical University · Institute of Graduate Studies in Science
2008
00
DoctorateOpen AccessTR

Kentsel kıyı alanlarında yer alan sanayi bölgelerinde dönüşüm stratejilerinin değerlendirilmesi; Haliç?Tersaneler bölgesi

20.yüzyılın başlarında sanayileşmenin getirdiği sosyo-ekonomik sorunlar ve yeniden yapılanma süreçleri tartışılırken, 21.yüzyıla girerken sanayi sonrası toplumlardaki dönüşüm süreci ve buna paralel olarak gelişen küresel değişimler gündeme gelmiştir. Küreselleşmeyle birlikte sanayi toplumundan bilgi toplumuna geçiş süreci, sosyal ve ekonomik politikalarda olduğu gibi, özellikle gelişmekte olan ülkelerin kentleşme süreçlerinde de önemli değişikliklere neden olmuştur. Sanayi sektörünün yerini hizmetler sektörüne bırakması, kentlerin sosyo-ekonomik yapısıyla birlikte arazi kullanış desenlerini de etkilemiştir. Bu süreç içinde uygulanan desantralizasyon politikaları ile kent merkezlerinden geri çekilen sanayi fonksiyonunun boşalttığı alanların nasıl değerlendirilmesi gerektiği konusu önem kazanmıştır. Bu noktada `Kentsel Dönüşüm' kavramı, kentsel planlamanın önemli bir enstrümanı olarak ön plana çıkmıştır.Tez çalışması kapsamında, sanayisizleşme süreci sonucunda kentsel kıyı alanlarında konumlanan atıl kalmış sanayi alanları, kentsel dönüşüm bağlamında irdelenmiş ve benzer özellik gösteren Haliç kıyısında konumlanan tersaneler bölgesi ve geri alanı bu çerçevede değerlendirilmiştir.Birinci bölümde; Tez çalışmasına ilişkin genel bir açılım yapılmıştır. Bu bağlamda çalışılan konuya ilginin sebepleri ve çalışmada amaçlananın neler olduğu ortaya konmuştur. Çalışma konusu ve süreci gereği konunun hangi sınırlar dahilinde ele alındığı ifade edilmiştir. Tez çalışmasına yön verecek çıkış noktası olan problemin tanımı ortaya konduktan sonra buna bağlı olarak konunun hangi varsayımlar doğrultusunda değerlendirileceği sunulmuştur. Son olarak ise varsayımlara bağlı değerlendirmelerin nasıl bir yöntemle yapılacağı belirtilmiştir.İkinci bölümde; Tez konusu kapsamında çalışmanın en önemli kavramsal ayağını oluşturan ve konuya ilişkin çeşitli açılımlar sunan `Kentsel Dönüşüm' olgusu irdelenmiştir. İlk olarak konu, kavramsal boyutuyla detaylı olarak ele alınmıştır. Bu konuda literatürde taranan kentsel dönüşüme ilişkin kullanılan bir çok tanıma yer verilmiş ve bu tanımlar ışığında tez çalışması kapsamında kastedilen kentsel dönüşüm tanımı yapılmıştır. Daha sonra kentsel dönüşümün tarihsel süreç içinde izlediği gelişim-değişim süreci, aynı zamanda insan yerleşmelerin genel evrimi ile de ilişkilendirilerek ortaya konmuştur. Bununla birlikte endüstri devrimi sonrası kentlerde ortaya çıkan sorunları çözmeye yönelik müdahaleler içeren dönüşüm projeleri aracılığıyla günümüze kadar gelen temalar aktarılmıştır.Günümüzde kent planlama pratiğinde önemli bir araç olan kentsel dönüşümün planlamadaki rolü ve özellikleri belirtildikten sonra Türkiye'de kentsel dönüşüm konusunun nasıl geliştiği irdelenmiştir. Bu kapsamda Türkiye'deki planlama sürecine paralel olarak bu sürecin hangi aşamasında kentsel dönüşüm kavramının ortaya çıktığı ve ne şekilde geliştiği ortaya konmuştur.Üçüncü bölümde; Tez çalışması bağlamında ortaya konan problemin temelini oluşturan `Sanayi' kavramı irdelenmiştir. Sanayileşme süreci ve buna bağlı olarak sanayinin yer seçim kriterleri Dünya ve Türkiye'deki eğilimler çerçevesinde ortaya konmuştur. Bu eğilimler doğrultusunda sanayinin kıyı kullanımında yer seçmesi açıklanarak kıyı alanları ve kıyı-sanayi ilişkisi vurgulanmıştır. Bununla birlikte, kıyı mekanının kentler açısından taşıdığı önem de ortaya konmuştur. Sanayileşme ile birlikte kentsel kıyı alanlarındaki eski sanayi alanlarının değerlendirilmesi konusu kentsel dönüşüm kavramı ile ilişkilendirilerek vurgulanmıştır. Buna bağlı olarak da tez konusu özelinde, kentsel kıyı alanlarındaki eski sanayi alanlarının nasıl değerlendirildiğine ilişkin bu alanlarda uygulanmış çeşitli dönüşüm projeleri irdelenmiştir.Dördüncü bölümde; Çalışma alanı olarak seçilen, merkezdeki sanayinin geri çekilme sürecinin de etkisiyle büyük ölçüde atıl kalmış Haliç-Tersaneler Bölgesi ve geri alanı analitik olarak ele alınmıştır. Bu doğrultuda ilk olarak Haliç bölgesine genel bir bakışla İstanbul Metropoliten Alanı bütününde konum, çevre ilişkileri, doğal yapı, ulaşım, tarihsel süreç, siluet, imaj öğeleri kapsamında bir analitik yaklaşım ortaya konmuş, daha sonra Haliç'teki planlama süreci kent siluetine etkileriyle birlikte incelenmiştir.Alan çalışması kapsamında ise ilk olarak, çalışma alanı sınırlarıyla birlikte tanımlanmış ve çalışmanın nasıl bir yöntemle gerçekleştirildiği anlatılmıştır. Tersane alanları da dahil olmak üzere bu bölgelerin kente ilerleyen bölümlerinde bulunan konut ve fonksiyon alanlarının değerlendirildiği bir alan çalışması gerçekleştirilmiştir. İki etaplı olarak gerçekleştirilen çalışmanın birinci etabında belirlenen sınırlar içerisinde kalan alanların, kent içindeki konumundan başlamak suretiyle fiziksel, sosyal, ekonomik profilinin çıkarılması amaçlanmıştır. Sosyo-ekonomik yapıya ilişkin veriler anket çalışmaları ile irdelenmiştir. İkinci etap çalışmaları ise tez konusu özelinde sanayi odaklı gerçekleştirilmiştir. Bu çalışma, alan sınırları dahilinde bulunan küçük sanayi işletmeleri ile gerçekleştirilen anket ve tespit çalışmalarını içermektedir. Bu çalışmada amaç varsayımlar doğrultusunda alanda bulunan küçük sanayinin dönüştürülebilme potansiyelini değerlendirebilecek verilere ulaşmaktır. Bu amaca yönelik yapılan anket çalışmasında elde edilen verilerin dökümü yapılarak elde edilen sonuçlar rakamsal ve grafik olarak ortaya konmuştur.Beşinci bölümde; İlk olarak ikinci etap alan çalışmasından elde edilen sonuçların varsayımlar doğrultusunda değerlendirilerek çalışma alanındaki gerçekleştirilmesi öngörülen kentsel dönüşüm yaklaşımına ilişkin sorunlar ve potansiyeller ortaya konmuştur.İkinci olarak ise yine çalışma alanında öngörülecek bir kentsel dönüşüm yaklaşımında, yeniden işlevlendirilecek tersane ve küçük sanayi alanlarının yeni işlevlerinin seçim sürecine ilişkin bir değerlendirme yöntemi kurgulanmıştır. Bu değerlendirme yöntemi ilk önce soyut olarak açıklanmış daha sonra da alan özelindeki parametrelere göre düzenlenmiş hali ortaya konmuştur.Altıncı bölümde ise, tez çalışmasına ilişkin genel sonuçların ortaya konulduğu bir değerlendirme yer almaktadır. Bu çerçevede ilk olarak, bölgesel ve yerel kalkınma eğiliminde geliştirilen kentsel politikalar doğrultusunda günümüzün en önemli planlama araçlarından biri olan kentsel dönüşüme ilişkin tez kapsamındaki sonuçlar ortaya konmuştur. Bununla birlikte tez konusu özelinde, eski sanayi alanlarının kentsel dönüşüm kapsamında ele alınma sürecinde, önem taşıyan bazı noktalar vurgulanmıştır.Daha sonra, tez bağlamında ortaya konan kentsel dönüşüm proje alanlarının belirlenmesi ve projelerde öngörülecek fonksiyonların seçim süreçlerine ilişkin problematikler doğrultusunda çalışma alanı özelinde geliştirilen yaklaşımlara paralel olarak genel bir ?süreç akış şeması? ortaya konmuş ve bu şemanın benzer kentsel dönüşüm süreçlerinde de kullanılabilirliği ifade edilmiştir.

Bora Yerliyurt
Yıldız Technical University · Institute of Graduate Studies in Science
2008
00
DoctorateOpen AccessTR

Belirsizlik ortamında planlama düşüncesi 'sinerjetik toplum-sinerjik yönetim ve sinerjist yönetim ve sinerjist planlama modeli' örnek olay: 17 Ağustos - 12 Kasım 1999 depremleri sonrası kaos ve kendi kendine organizasyon süreci

Bu çalışmanın amacı, planlama süreçleri için "belirsiz ve kaotik durumların" ortayaçıkmasına neden olan toplumsal değişim - dönüşümleri anlamaya çalışarak toplumlar içinbütüncül bir model ve bu model içinde de yönetim - planlama için bir yaklaşımgeliştirebilmektir. Bu amaçla, ikinci bölümde toplumların yaşamakta olduğu değişim vedönüşümlerin tarih içinde toplumsal kuramlarla nasıl açıklandığı incelenmiş ve temelkabulleri ile bilimsel olarak birbirinden farklılaşan düşünce okulları (düzen/denge vedeğişim/çatışma) ve paradigmalar (fonksiyonalist, yorumlayıcı, radikal yapısalcı ve radikalhümanist) karşılaştırmalı olarak değerlendirilmeye çalışılmıştır. Klasik evrimci veorganizmacı kuramlar da bu çerçevede bütüncül bakış açısıyla merkezi bir konumdadeğerlendirilmiştir. Üçüncü bölümde, toplumsal kuramların planlama tarihindekiyansımaları, sosyo - ekonomik ve politik sistemlerle ilişkili olarak değerlendirilmeyeçalışılmış; rasyonalist planlama ve anarşist planlama akımları irdelenmiştir. Dördüncübölümde geliştirilmiş olan "sinerjetik toplum modeli", bütüncül bakış açısı.ile bu çerçeveiçinde klasik evrimci ve organizmacı kuramların adeta yeni bir versiyonu olarakyorumlanmıştır. Dördüncü bölümde, belirsizlik kavramını anlayabilmek için belirsizinbilimleri olarak "kaos-, kendi kendine organizasyon ve sinerjetik sistem" kuramlarıincelenerek, topluma uyarlanabilecek kendi - kendine organizasyon ilkeleri belirlenmeyeçalışılmış ve bu bölümün sonunda "sinerjetik toplum modeli" geliştirilmiştir. Beşincibölümde ise, bu modelin işleyişini görebilmek amacıyla, belirsizlik, kaos ve kendi -kendine organizasyon sürecine örnek olarak 17 Ağustos - 12 Kasım 1999 Kocaeli veDüzce depremleri ile ortaya çıkan kaos ve ardından yaşanan yardım süreci araştırılmaya vedeğerlendirilmeye çalışılmıştır. Son olarak altıncı bölümde, esnek planlama arayışları veiletişimsel rasyonellik konusu incelendikten sonra, " sinerjik yönetim ve sinerjistplanlama " yaklaşımı genel bir çerçeve olarak oluşturulmaya çalışılmıştır.Anahtar Kelimeler: Belirsizlik, kaos, kendi - kendine organizasyon, sinerjetik toplum,depremx

Nazire Diker Çamlıbel
Yıldız Technical University · Institute of Graduate Studies in Science
2003
00
DoctorateOpen AccessTR

Ekolojik planlamada kullanılabilecek analitik bir model önerisi

İnsanoğlu'nun 1970'lerden bu yana karşı karşıya kaldığı geniş çaplı çevre sorunları, pek çok disiplinde olduğu gibi planlamada da yeni yaklaşım ve araçların gelişmesinde etkin rol oynamıştır. Ekolojik Planlama, bu çerçevede, insanın değişen değerler sistemi ve ihtiyaçlarının yönlendirdiği mekanı kullanmaya yönelik eylemlerini doğal değerlerin sürekliliğini sağlayacak şekilde ele alan ve bu anlayışın araçlarım öneren bir yaklaşım olarak son yıllarda artan bir önemle planlama literatüründe kendine yer bulmaktadır. Bu konuya paralel olarak önemi artan bir diğer husus da plan kararlarına öncülük edebilecek, ekosistem unsurlarını sistemli ve nesnel bir biçimde değerlendirme sürecine katabilecek araçları üretmektir. Bu gereksinim doğrultusunda "Analitik Hiyerarşi Süreci" ve "Uygunluk Analizi (Örtme Tekniği)" bileşenlerinden oluşan bir analitik model, 1970 yılında nisbeten bakir olan Ömerli İçme Suyu Havzası'nda yerleşilebilirliği sınamak üzere uygulanarak sonuçlar bugünkü yapı ve çevre sorunları çerçevesinde karşılaştmlmıştır. Bu bağlamda, çalışmada, ikinci bölümde insan-doğa ilişkisi, bu ilişkinin felsefi kökenleri ve çeşitli kesit ve durumlarda anlamı, çevrebilim ve planlamada ekolojik yaklaşımın tarihsel süreç içerisinde gelişimi incelenmekte, üçüncü bölümde ekosistemin, öğeleri, işleyiş ilkeleri ve türleri üzerinde durulmakta, dördüncü bölümde insanın aktiviteleri ve bunlardan kaynaklanan çevre sorunları, bu sorunların türleri, çevre sorunlarına bir çözüm aracı olarak ekolojik planlama, bu planlama yaklaşımınm önemi ve diğer yaklaşımlardan ayrıldığı noktalar irdelenmekte, beşinci bölümde planlamada kullanılan değerlendirme teknikleri üzerinde durulmakta, bu tekniklerin ekosistem unsurlarını ölçmede olumlu ve olumsuz yönleri vurgulanmakta, altıncı bölümde ekosistem unsurları analitik modelde kullanılmak üzere ölçülebilir bir şekilde ele alınmakta, yedinci bölümde hipotez ile öneri yöntemin detayları ve sekizinci bölümde Ömerli İçme Suyu Havzası'nın 1970 yılında bu yöntemle değerlendirilmesini içeren alan çalışması sunulmakta, son bölümde ise günümüzde Havza'da yaşanan çevre sorunları özetlenmekte ve sonuçlar ve bulgular değerlendirilmektedir.Anahtar kelimeler: Ekolojik Planlama, Analitik Hiyerarşi Süreci (AHP), Uygunluk Analizi (Örtme Tekniği), Ömerli İçme Suyu Havzası.

Mehmet Doruk Özügül
Yıldız Technical University · Institute of Graduate Studies in Science
2004
00
DoctorateOpen AccessTR

Taşınmaz kültür ve tabiat varlıklarının korunmasında planlama-koruma ilişkisi üzerine yeni bir sistem önerisi

Binlerce yıllık uygarlık tarihi içinde insanın doğrudan ya da doğa ile birlikte yarattığı ve bugün " Kültür ve Tabiat Varlıkları Mirası" diye adlandırılan belgeleri koruma olgusu, çağımızda insanlığın ortak sorunu olarak kabul edilen ve üzerinde önemle durulan bir olgu ve sorumluluktur. İletişim araçlarının ulaştığı hızlı gelişmenin dünya halklarım birbirine yaklaştırması, bu ortak mirasa sahip çıkmayı kuvvetlendirmekte ve sahiplerinin sorumluluğunu arttırmaktadır. Bu sorumluluğun en önemli getirişi ise, kültür ve tabiat varlıklarını korumada, tüm dünya ülkelerinin ortak bir dil ve kritere sahip olma zorunluluğudur. Bu amaçla korumacılığa ilişkin yasal sistemlerin gerekliliği kabul görmüş, önceleri bireysel çaba ve girişimlerle sınırlı kalan koruma kavramındaki gelişim giderek her ülke için uluslararası sorumluluğa ulaşan bir konuma gelmiştir. Çalışmanın temellendiği sorun da korumanın geldiği bu önemli noktaya rağmen ülkemiz mevcut planlama sistemi içinde Koruma Amaçlı Planlamanın, yasalara ve kurumlara rağmen "istenilen" / "olması gereken" düzeyde gerçekleşememesidir. 'Korumada etkin olan aktörler" bugünkü yapılanma içinde planlamayı işlevsizleştiren ve koruma uygulamalarım engelleyen rolleri, oluşumları, birbirleri ile ilişkileri ve denetimsizlikleriyle sorunun temel kaynağı olarak görülmektedirler. Çalışma altı bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde; çalışmanın amacı, sınırlan, kullanılan yöntem, çalışma alanlarının seçiliş nedenleri ve varsayımlar ele alınmıştır. İkinci bölümde; koruma kavramının ortaya çıkışından günümüze kadar geçirdiği kavramsal gelişmeler kurumsal yargılara temellendirilerek ele alınmıştır. Tarihsel süreç içindeki gelişim korumanın çıkış yeri olan Avrupa'dan hareketle aktarılmış, bu kapsamda gerçekleştirilen uluslararası toplantılar, kurulan örgütler de bu bölümde aktarılmıştır. Üçüncü bölümde ; Batı ülkelerinde gelişen koruma kavramının ülkemizdeki yansımaları ile şekillenen yasal ve kurumsal değişim ve günümüzde kazandığı anlam vurgulanmıştır. Tarihsel süreç içinde kavramsal, yasal ve kurumsal olarak irdelenen koruma anlayışının günümüzde şekillendirdiği yasal yapı ve kurumsal işleyiş mekanizması tanımlanarak, bu kavramsal, yasal ve kurumsal gelişmelerle şekillenen ülkemiz planlama sistemi içinde korumanın önündeki engeller irdelenmiştir. Dördüncü Bölümde; üçüncü bölümde tanımlanan günümüzde koruma sistematiği içinde seçilen örnek alanlar özelinde "sit alanı ilam" gerekçeleri, sit alanı ilan edilmelerim takiben yaşanan ve günümüze kadar gelen dönemde gerçekleşen planlama ve koruma faaliyetleri ile üçüncü bölümde genel olarak saptanan sorunlar, alanlar özelinde yapılan analizler doğrultusunda irdelenerek, koruma planlarının niçin üretilemediği, genel sorunlar bağlanımda, alan özelindeki çalışmalar ile test edilmiş ve bu alanların planlama - koruma sorunları ortaya konulmuştur. Beşinci Bölümde; teorik bilgilenmeler doğrultusunda, planlama - koruma ilişkisi üzerine yeni bir sistemin kurgulanmasını gerektiği savunulmaktadır. Sözkonusu yeni sistemin işlerliğini ve etkinliğini sağlayabilmek adına, planlama ile iç içe geçmiş olduğu kabul edilen, koruma planlamasına ilişkin ana ilkeler / kabuller geliştirilmiştir. Altıncı bölümde; sonuçlar ve değerlendirmeler sunulmaktadır; önerilen sisteme ilişkin yasal, örgütsel, işleyişsel düzenlemeler hakkında ipuçları belirlenmiş, öneriler geliştirilmiştir.Anahtar Kelimeler : Kentsel Koruma, Koruma Amaçlı Planlama, Korumada Etkin Olan Aktörler, Planlama- Koruma Sistemi

Elif Örnek Özden
Yıldız Technical University · Institute of Graduate Studies in Science
2005
00
Master'sOpen AccessTR

Havza tanımı ve doğal kaynak yönetimi

İnsano lu var olu undan bugüne kadar yeryüzünde do anın kendisine sunduklarıylayetinmeyip kendisine yeni ya ama ortamları yaratmaya çalı ırken, di er bütün canlı türleriüzerinde egemenlik kurarak aynı zamanda do ayı ve do ayla birlikte kendi ya amolanaklarını hızla tahrip ve yok etmeye ba lamı tır.`Havzanın tanımı ve do al kaynak yönetimi' konu ba lıklı bu tez çalı masında; çalı mayatemel te kil eden do al kaynakların meydana getirdi i havzaların tanımı yapılarak, havzaiçindeki do al kaynakların fiziksel-biyolojik-ekolojik özellikleri ile do al kaynaklarınekolojik hassasiyetleri ve yapay faktörlerden etkilenme riskleri belirtilmi tir. Etkilenmesüreçlerinin kendi içlerinde ve birbirleriyle olan ili kiler bütünü ortaya konarak havzayıolu turan iç ve dı dinamikleri sebep-sonuç ili kileri ile ortaya konmu tur. Havzaların buözellikleri Türkiye genelinde yer alan 26 havza özelinde genel olarak de erlendirilmeyeçalı ılmı tır. Türkiye'nin 26 havzasının do al kaynak mozai inin ( biotop a ı ve bölgeili kileri kurularak) birbiriyle olan fiziksel, biyolojik ve ekolojik ili kileri ve tipolojilerianlatılmı tır. Havzaların do al kaynaklarıyla birlikte sürdürülebilirli ini ve koruma- kullanmaba lamında yönetimini sa lamak üzere ekolojik açıdan farklı özellikler ortaya koyan 26havzanın ülke, bölge planlaması açısından önemi vurgulanmaya çalı ılmı ve giderek`Ekolojik Planlama' yönteminin sürdürülebilir bir ülke kalkınması ve geli mesi ba lamındavazgeçilmez bir yöntem oldu unun altı çizilmeye çalı ılmı tır.Anahtar kelimeler: Havza, do al kaynak yönetimi, ekolojik planlama, Türkiye'nin havzaları

Ufuk Fatih Küçükali
Yıldız Technical University · Institute of Graduate Studies in Science
2005
00
DoctorateOpen AccessTR

Arazi kulanımlarının ekolojik eşik analizi ile belirlenmesi Bartın örneğinde bir deneme

Sürdürülebilir kalkınmanın başlıca koşullarından biri olan ?doğal sermayeyi tüketmedenkullanmak? ilkesi artık tüm dünyada benimsenmiş ve mekan planlama stratejileri doğalkaynakları ve doğal potansiyeli değerlendiren bir boyut kazanmıştır. Ülkemizde desürdürülebilir bir mekan gelişiminin hedeflenmesi, bölgesel ve yerel alan planlamasüreçlerinde ekolojik temele yönelinmesi, çevreye uyumlu bir yaşam için ekonomi ileekolojiyi ilişkilendiren arazi kullanım kararlarının alınması gerekmektedir.Bu gereklilikten yola çıkarak, tez çalışması kapsamında, doğal kaynak verilerini göz önünealan bir planlama yaklaşımının kurgulanması ve arazi kaynaklarının potansiyeline uygun olanarazi kullanımlarının araştırılması amaçlanmıştır. Bu amaç doğrultusunda, arazikullanımlarının ekolojik eşik analizi yapılarak belirlenmesi, tezin konusunu oluşturmaktadır.Şehirleşme ve doğal kaynak değerlerini göz önüne almayan fiziki planların neden olduğuyanlış arazi kullanımları sonucu doğal yapısı bozulmuş olan Bartın ilinde, yerleşilmemişalanlarda kentsel ve sektörel gelişmenin doğal kaynak potansiyeline uygun olarakyönlendirilmesi amacıyla ekolojik temele dayandırılan bu tez çalışmasında, ekolojik eşikanalizi ile arazi kaynaklarının potansiyeline uygun yeni arazi kullanımları belirlenmiştir.Araştırma alanında, önce stratejik çevresel etki değerlendirmesi yapılarak, yerleşilmişalanlardaki mevcut kullanımların olumsuz etkilerinden kaynaklanan sorunlu alanlar veekolojik risk taşıyan alanlar belirlenmiştir. Mc Harg, Steinitz, Golany'nin ekolojikdeğerlendirme yöntemlerinden ve Kiemstedt'in planlamada kullanım değeri analiziyönteminden yararlanılarak oluşturulan ekolojik eşik analizi yöntemi ile yerleşilmemişalanlarda arazi kullanışlarını yönlendirecek doğal kaynak potansiyeli irdelenerek, potansiyelarazi kullanım haritaları oluşturulmuştur.Tez çalışmasının sonuç ürünü olarak; arazi potansiyeline uygun yeni arazi kullanımlarını,korunması gerekli alanları ve ekolojik risk taşıyan alanların oluşturduğu sorunlu alanlarıiçeren, 1/25000 ölçekte, Bartın'a ilişkin alt ölçekli planlamaları ve karar alma süreçleriniyönlendirecek, bir ekolojik master plan hazırlanmıştır. Araştırma alanındaki, doğal kaynakdeğerlerini göz önüne almayan fiziksel planların neden olduğu yanlış arazi kullanımlarındankaynaklanan sorunlu alanlarda doğal potansiyelin korunması amacıyla önlem ve önerilergeliştirilmiş, planlama mevzuatına ve uygulama sürecine ilişkin önerilerde bulunulmuştur.Anahtar Kelimeler: Arazi kullanımı, ekolojik eşik analizi, ekolojik planlama, stratejikçevresel etki değerlendirmesi, stratejik planlama.

Selma Çelikyay
Yıldız Technical University · Institute of Graduate Studies in Science
2005
00
Master'sOpen AccessTR

Kırsal toprakların kentsel topraklara dönüşümü İstanbul ve Kartal örneği

İnsanoğlu, bağlı bulunduğu toprağı, var olduğundan bu yana kendine en yararlı sonucu sağlama amacı ile kullanmıştır. Toprak, insana ilk hizmeti tarımsal olma özelliği ile vermiştir. Topluluktan topluma geçişte toprak kullanımı yön değiştirmeye başlamış, toprak iyeliği diyebileceğimiz sahiplenme olgusu ortaya çıkmıştır. Toplumların örgütlenip devlet kurmaları ve devletlerin örgütlenme şekli, içinde yaşayan insanların sosyo-ekonomisi değişik toprak kullanım türlerini ortaya çıkarmıştır. Devletlerin benimsediği kişisel mülkiyet ve toplumsal mülkiyet esası sonuçta "insan" öğesine en sağlıklı ortamı sunabilme amacını taşımakta fakat bu amaca farklı yollardan erişmek istemektedirler. Bu çalışmada insan toprak ilişkisi, insanın toprakla ilk tanışmasından alınıp günümüze kadar getirilmek istenmiştir. Konunun boyutlarının çok geniş olması insan-toprak ilişkisi başlığı altında belirli bir konuda yoğunlaşma zorunluluğu getirmiş, bu amaçla ağırlık noktası, ülkemizdeki Cumhuriyet dönemi toprak-insan ilişkileri olarak belirlenmiştir. Birinci bölümü kırsal ve kentsel toprakların tanımlamalarına ayırdık. İkinci bölümde Cumhuriyet dönemine hangi tür bir toprak kullanım politikasının sonuçlarıyla gelindiğini görmek amacıyla tarihimizdeki toprak kullanımına kısaca değinmiştir. Tarihimizdeki toprak düzeni konusu daha önce defalarca işlendiği için bu çalışmada kısa bir anlatımla yetindik. Yapılan çalışmalar göstermektedir ki devletlerin kaderini, toprak konusunun titizlikle ele alınıp, bu konuda izlenen politikalar belirlemektedir. Osmanlı imparatorluğunun çöküşü ile yukarda belirlenen konu arasındaki bağlantı son derece açıktır. İkinci bölümün büyük bir kısmını oluşturan Cumhuriyet dönemindeki arsa ve arazi politikası incelenirken bazı bölümlerde Cumhuriyet dönemi öncesine dönme gerekliliği duyduk. Bu bölümde yürürlükten kaldırılmış olan ve halihazırda yürürlükte bulunan yasalara değindik. Toprak kullanımı ve planlama ile ilgili olarak hazırlanan yasaları uygulayıcı olması nedeniyle yerel yönetimlerin farklı bir konumu vardır. Gerek politik, gerek ekonomik ve gerekse teknik açıdan çok güçlü olması gereken yerel yönetimlerin durumu ikinci ve üçüncü bölümde incelemeye tabi tutulmuştur. Üçüncü bölümde, ikinci bölümde incelediğimiz toprak kullanım politikasının uygulama sonuçlarını belirtmeye çalıştık. Kentsel toprak ihtiyacının karşılanması başlığı altında gelişen kentlerin yerleştiği alanlar ve ortaya çıkardığı sorunlar üzerinde durduk. Bu amaçla konuya genel bir anlatımla Türkiye'deki yapısal dönüşümün anlatımıyla başlanmıştır. Devletin izlediği toprak politikası bu dönüşümde nasıl etkili olmuş ve yarattığı sorunlara ne tür önlemler getirilmiş, sonuç başarılı olmuş mudur? Üçüncü bölümde İstanbul ili ve Kartal ilçesi yukarıdaki sorulara yanıt arama amacıyla daha detaylı incelenmiştir. Türkiye toprakları içinde, gelişen büyük kentlerimizden en fazla payı alan İstanbul ilidir. Yerel yönetim olgusunun da ilk ortaya çıktığı ve uygulanmak istendiği, ülkemizde en fazla göç alan, aynı oranda da toprağa gereksinim duyan ve problemleri olan İstanbul ili geçirdiği değişik uygulamalar ve büyüyen yerleşim sınırlarıyla incelenmiştir. Bu inceleme göstermiştir ki İstanbul ili içinde, oldukça eski bir yerleşim tarihine sahip ve özel bir konumu olan Kartal ilçesinin araştırılması yerleşimlerin neden genişlediğinin belirlenmesinde daha fazla yardımcı olacaktır. Yerleşim itibariyle, cumhuriyetten çok önceki dönemlerde de varlık göstermiş olan Kartal ilçesi Cumhuriyetin ilanını takip eden yıllarda kendi kendine yeten, yakın çevresini etkileyen bir küçük şehir ve İstanbul ilinin de yarı banliyösü olma niteliğindeydi. Zamanla Ankara Asfaltının geçirilmesi (1957), İstanbul kenti içinde yer alan sanayi yerleşimi kısıtlamaları, sanayi kuruluşlarını Ankara Asfaltı çevresine doğru özellikle de asfaltın kuzeyine doğru itmiştir. Sanayi kuruluşları, beraberinde getirdiği işgücünün barındırma olgusunu ortaya çıkarmış bu nedenle sanayi yakın çevresi konut yerleşimleriyle kısa sürede dolmuş, belediye oluşumu, çıkarılan yasalar daima bu plansız yerleşmelerin gerisinde kalmıştır. İşte Kartal ilçesinde plansız bölgede gelişen bu yerleşmelerin miktarı 1963 ve 1983 yıllarında yapılmış olan sayımlara dayanılarak verilecektir. Bu çalışmada amaçlanan, izlediğimiz "toprak politikası" ile insana sağlamayı amaçladığımız insan onuruna yaraşır bir ortam sağlayıp sağlayamadığımızın yanıtını aramaktı. Çalışmaların başından sonuna dek sorun, sebep ve sonuçlar göz önünde bulundurularak konu aydınlatılmaya çalışılmıştır.

Leyla Suri
Yıldız Technical University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
1984
00
Master'sOpen AccessTR

Çevre psikolojisi bağlamında çevresel imaj ve Beşiktaş Meydanı örneği

İnsan sosyal ve dinamik bir varlıktır. Bunun sürdürülebilmesi yerleşmelerde yer alan açık alanların düzenine bağlıdır. Türkiye'de uygulanan tasarım projelerinde ekonomi faktörü ve yasaların ağır basması, insan varlığının fiziksel, sosyal ve psikolojik boyutlarının ihmal edilmesine neden olmaktadır. Buna bağlı olarak ekonomik etkenlerin yamsıra yönetmelikler ile birbirinin kopyası haline gelen olumsuz mekanlar insanların stresli, mutsuz ve verimsiz olmasında etkilidir Bu çalışmanın amacı çevre psikolojisi bağlamında insan faktörünün 1 derecede önem verildiği kentsel mekan niteliklerinin araştırılmasıdır. Bu amaçtan yola çıkılarak insan duyu organları ile mekanı algılama yetileri incelenerek, bireylerin mekan hakkında oluşturdukları imgeler incelenmektedir. Algılamanın özelliklen doğrultusunda mekansal boyutların ve oranların, insan ve çevre psikolojisi üzerindeki etkileri araştırılmaktadır. Elde edilen veriler seçilen örnek alan olan Beşiktaş Meydanında yapılan gözlem ve anket çalışmaları ile değerlendirilmektedir Birinci bölümde konunun amacı, kapsamı ve yöntemi ele alınmaktadır. İkinci bölümde, çalışmada ver alan kavramlar çevre psikolojisi, çevre ve mekan sıralamasıyla ele alınmaktadır Çevre psikolojisi tanımından sonra, çevre, çevrenin fiziksel ve davranışsal bileşenleri, sosyal ve psikolojik mekan tanımlan ve bileşenleri ile kentsel mekan tanımı, türleri, kentsel mekan ile insan ölçeği ilişkisi ayrıntılı biçimde incelenmektedir. Üçüncü bölüm mekan, insan ve çevre psikolojisi üçlüsünün etkileşimi ile ortaya çıkan öğelerden bınsı olan, kısaca fizik çevrenin genelleştirilmiş bir zihinsel resmi anlamındaki çevresel imaj ögesmın araştırıldığı bölümdür Bu bölümde çevresel imajın tanımı yapılmakta, işlevi, insan zihnindeki oluşum süreci, özelliklen ve imaj ögelen olan etkin şehirsel doku ve bölgeler, açık alanlar ve düğüm noktalan, sınırlar, yollar, anıtsal öğeler ve işaretler tek tek örneklerle açıklanmaktadır. Dördüncü bölüm, çevresel imaj kapsamında Beşiktaş Meydanının irdelendiği bölümdür. Bu bölümde öncelikle böyle bir çalışma için Beşiktaş Meydanının seçilmesinin nedenleri açıklanmaktadır. Bunun devamında meydanın konumu, kısaca tanhsel gelişimi, alandaki fonksiyonlar ve imaj ögelen araştırılmakta, elde edilen venler hanta ve fotoğraflarla sunulmaktadır. Beşinci bölümde ise çevresel imaj bağlamında Beşiktaş Meydanı ile ilgili yapılan araştırmalardan elde edilen sonuçlar değerlendirilmekte yapılan anketler sonucunda geçmiş deneyımlenn ve meslek farklarının mekanı algılama ve imaj oluşturma konusundaki farklılıkları ve ortak noktalan ortava konulmaktadır.

Kentsel çevreİstanbul-Beşiktaş
Nilgün Çolpan Erkan
Yıldız Technical University · Institute of Graduate Studies in Science
1996
00
DoctorateOpen AccessTR

Planlara ve düzenleyici yasal kurallara uygun olmayan yapılaşma alanlarının dönüşüm sürecinde planlamanın etkinliği: Gültepe örneği

Ülkemizde 1950'lerde başlayan hızlı kentleşme olgusunun kentsel mekanlardaki en önemli yansıması nüfus yığılması, konut gereksinimi ve yapılaşmanın yasadışı boyutu olmuştur. Olanakları konut sunum sistemleri ile çakışık olmayan kişilerin yöneldiği çözüm olan yasadışı yapılar 1948 yılında başlayarak çıkarılan af yasaları ile yasallaştırılmış, altyapı olanaklarına kavuşturulmuş, küçük kümeler halinde başlayan yapılaşma süreç içinde mahalle ve kent ölçeğine ulaşmıştır. Kentleşme süreci ile koşut gelişen yasadışı yapılaşma gecekondulaşma ve kaçak yapılaşma içeriğinde gelişmiş, kentsel alanlarda yasal ve yasadışı diye ikili bir yapı oluşturmuş, günümüzde İstanbul gibi büyükşehirlerimizin % 70 'ini kapsar bir boyuta ulaşmıştır. Bu boyut kentle ilgili söylemlerin ve eylemlerin yasadışı yapılaşma içeriğini kaçınılmaz kılmaktadır. Yasadışı yapılaşma olgusu bir yandan gelişirken, diğer yandan da kendi içinde bir dönüşüm süreci geçirmiş, dönüşüm sürecinde ortaya çıkan kentsel mekan sorunlarının boyutları daha da ağırlaşmıştır. Yasadışı yapılaşmış alanların kentsel mekan sorunlarının etmeni içeriğindeki yasadışılık iken, yerel yönetim sınırlan içine alınmış olma ve planlama ancak yapılaşma sonrası devreye girebilmiştir. Gecekondu alanlarının gelişim ve dönüşüm sürecini planlama, yasama ve politika etmenleri yönlendirmiş, yasallaştırılma sürecinde bu tür alanlardaki yapılar imarlı gelişmiş alanlardaki yapılarla özdeşleşmiştir. Bu çalışmada yasadışı yapılaşma sürecinin gelişim ve dönüşüm sürecinde etmenler araştırılmış, bu tür alanların kentsel mekan sorunları belirlenmeye çalışılmıştır. Yasadışı gelişimin ve dönüşüm sürecinin niteliklerinin belirlenebilmesi, mekanın süreç içersinde izlenmesini gerektirmektedir. Bu amaçla örnek alan seçilen Gültepe'de alan çalışması yapılmıştır. Örnek olarak seçilen alan, eski bir gecekondu alanı olması nedeniyle gelişim ve dönüşüm sürecinin tüm evrelerini kapsamakta, gecekondu alanlarının kendi içinde ve son dönemde de yapsatçı eliyle gerçekleşen dönüşüm sürecinin verilerini sunmaktadır. Bölge; yasadışı gelişmiş alanlarının dış girdilerin etkisiyle dönüşüm sürecinim de yaşamakta olup, bu niteliğiyle belli bir kesite kadar yasadışı gelişme alanlarının kendi içinde dönüşüm sürecinin bir kesitten sonra da dış girdilerin kentsel dönüşümde oluşturduğu faklılaşmamn izlerini taşımaktadır. Yasadışı yapılaşma sürecinde farklı dönemlerde farklı aktörler devreye girmekte, gerek arsa sunumunu gerçekleştiren ve son dönemde mafyalaşmış bir nitelik kazanan kişi veya grupların, gerek yapımcı veya yapsatçımn, gerekse gecekonducuların arsaya bakış açısı yapılaşmada en akılcı yolu benimsemek içerikli gelişmektedir. Arsa komisyoncusu, donatıları en aza indirmeyi amaçlamış, yapsatçı ise gecekonducu ile koşut olarak daha fazla inşaat alanına yönelmiştir. Bu süreçte yasadışı gelişmiş alanların en önemli sorunlarını da donatı gereksinimi ve olgunun çevre hakkı, ortak yaşam kaynaklarını koruma hakkını yok eder dizgede süregelen yapılaşma süreci oluşturmaktadır. Yasadışı yapılaşmış alanlarda planlama, politika ve yasal içeriğin etkinliği araştırıldığında, kentsel dönüşümde etkin rant olgusu ile karşılaşılmaktadır. Arsadan en fazla yararlanmayı gerektiren rantı artırma yaklaşımı hem dönüşüm sürecini yasal çerçevenin dışına çekmekte, hem de az yoğun yapılaşmış gecekondu alanlarının betonlaşmayı içeren dönüşüm sürecinde donatı alam elde etmeyi güçleştirmektedir. Çalışmanın birinci bölümünde giriş, amaç, kapsam, çalışma yöntemi ve çalışmaya yönelik varsayımlar yer almaktadır. İkinci bölümde dünyada ve Türkiye'de yasadışı yapılaşma olgusunun gelişimi ve etmenleri incelenmiş, örnek seçilen çalışma alanımızında da içinde yer aldığı İstanbul Metropolünde yasadışı yapılaşma olgusu ve dönünüşüm süreci tanımlanmaya çalışılmıştır. Üçüncü bölümde Gültepe'de yapılmış olan alan çalışmas yer almaktadır. Gültepe'de kentsel dönüşüm süreci ve etmenleri incelenmiş, büyükşehirlerimizde kentsel mekanda çoğunluğu oluşturan gecekondu alanlarının gelecek kuşakların gereksinimlerini karşılayacak nitelikte bir gelişim ve dönüşüm süreci yaşaması için yapılabilecekler araştırılmış, günümüzdeki dönüşüm sürecinin kapsamına yönelik varsayımlar örnek alanda test edilmiştir. Dördüncü bölümde ise ulaşılan sonuçlar ve öneriler yer almaktadır.

Gecekondu ıslahıGecekondularKentsel mekan+1
Ercan Koç
Yıldız Technical University · Institute of Graduate Studies in Science
1998
00