
177
Archived Theses
0
DOIs Assigned
0%
DOI Rate
Discipline
Dijital bankacılık hizmetlerinin pandemi döneminde değerlendirilmesi: Ankara'da ve Bağdat'ta bir uygulama
Bu çalışmanın temel amacı, Ankara'daki ve Bağdat'taki banka müşterilerinin Covid-19 döneminde tecrübe ettikleri dijital bankacılık uygulamalarına ilişkin değerlendirmelerini irdelemektir. Belirlenen amaç doğrultusunda oluşturulan hipotezlerin test edilmesi için kullanılan veriler, anketler aracılığıyla toplanmış ve toplanan verilerin analizinde, T testi, ANOVA testi, basit ve çoklu doğrusal regresyon metotları kullanılmıştır. Analizler sonucunda, müşteri memnuniyetini artırarak daha fazla dijital bankacılık ürün ve hizmeti sunmak isteyen bankaların sundukları dijital bankacılık ürün ve hizmetlerinin güvenli, hızlı ve kolay kullanıma sahip olmasına önem vermeleri gerektiği ortaya konulmuştur. Çalışmada elde edilen bulguların ilgili taraflara faydalı bilgiler sunduğu düşünülmektedir.
Bireylerin İslami finansal okuryazarlık düzeyi ile bütçeleme ve tasarruf eğilimi: Türkiye değerlendirmesi
Bu çalışmanın amacı bireylerin İslami finansal okuryazarlık düzeyini temel finans ve ekonomi, İslami finans prensipleri, katılım bankacılığı ve İslami finans ürünleri olmak üzere dört alt boyutta ölçmek ve İslami finans okuryazarlık düzeyinin bütçeleme ve tasarruf eğilimleri üzerindeki etkisini ortaya koymaktır. Bu amaç doğrultusunda Türkiye'de yaşayan 530 katılımcıya anket uygulaması yapılmış ve toplanan bu veriler SPSS 24 programıyla analiz edilmiştir. Yapılan analiz sonucunda bireylerin temel finans ve ekonomi bilgisi düzeyinin yüksek, İslami finans prensipleri bilgi düzeyinin düşük, katılım bankacılığı ve İslami finans ürünleri bilgi düzeylerinin ise orta düzeyde olduğu tespit edilmiştir. Ardından İslami finans okuryazarlık düzeyinin demografik özelliklere göre farklılık gösterip göstermediğini belirlemek amacıyla dört alt boyut için ayrı ayrı analiz yapılmıştır. Buna göre bireylerin İslami finans okuryazarlık düzeyi yaş, meslek, eğitim düzeyi, aylık gelir, ailelerinde finans sektöründe çalışan birinin olup olmaması, tercih edilen banka türü değişkenlerine göre her dört alt boyutta da farklılık göstermiştir. Bununla beraber bireylerin medeni durumu katılım bankacılığı bilgi düzeyinde, banka hesap sahipliği ise temel finans ve ekonomi bilgi düzeyinde anlamlı farklılık göstermezken faizli bankayı tercih eden bireylerin İslami finans okuryazarlık düzeyi faizli bankayla çalışma nedenlerine göre hiçbir alt boyutta anlamlı şekilde farklılaşmamıştır. Çalışmada bireylerin İslami finans okuryazarlık düzeyi bütçeleme ve tasarruf eğilimine göre de değerlendirilmiştir. Elde edilen sonuçlar tasarruf yapan bireylerin İslami finans prensipleri ve ürünlerine ilişkin bilgi düzeyinin daha yüksek olduğunu, yine her ay düzenli olarak tasarruf yapanların İslami finans prensipleri konusunda yılda bir defa tasarruf yapanlara göre daha başarılı olduğunu göstermiştir. Ayrıca tasarruf yapmayan bireylere gelecekte tasarruf planı olup olmadığı da sorulmuş ve görülmüştür ki yakın gelecekte tasarruf yapmayı planlayanların temel finans ve ekonomi bilgi düzeyi tasarruf planı olmayanlardan daha yüksektir. Bireylere bütçe yapıp yapmadığı sorulduğunda ise aylık ya da haftalık bütçe yapanların temel finans ve ekonomi bilgisi ile İslami finans ürünlerine ilişkin bilgisinin bütçe yapmayanlara göre daha yüksek olduğu anlaşılmıştır. Son olarak bireylere son altı ay içinde ödeyemediği ya da son ödeme tarihini kaçırdığı bir borcu olup olmadığı sorulmuştur. Buna göre, son altı ay içerisinde ödeyemediği veya son ödeme tarihini geçirdiği borcu olmayanların İslami finans prensipleri bilgi düzeyi, olanlara göre daha yüksekken katılım bankacılığı bilgi düzeyinde tam tersi bir sonuç elde edilmiştir.
Finansal kiralama şirketlerinin karlılığı ile kurumsal yönetim uygulamalarının ilişkisi
Finansal kiralama en genel tanımıyla, mülkiyet hakkının bir şirkette olmasına karşın, bir varlığın ekonomik olarak kiralanmasıdır. Finansal kiralama son yıllarda giderek artan bir hacimle, sermaye yoğun sektörün önde gelen bir alanıdır. Günümüzde iletişim ve ulaştırma olanaklarının artmasıyla ve üretimin yaygınlaşmasıyla birlikte, finansal kiralama süreci daha yaygın hale gelmiştir. Kurumsal yönetim ise bir işletme ya da organizasyonda, yönetime ilişkin yapıların tüm paydaşlara güven vermesidir. Finansal kiralama işlemlerinde, hem kiralayan açısından, hem de kiracı açısından güven ve dolayısıyla kurumsal yönetim büyük önem taşımaktadır. Bu araştırmada, kurumsal yönetim uygulamalarının finansal kiralama şirketlerinin performansları üzerindeki etkilerinin incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırmada Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu tarafından listelenen finansal kiralama şirketlerinin 2012-2021 yılları arasındaki verileri alınmıştır. Bağımlı değişken olarak firma performansını göstermek üzere finansal kaldıraç oranı, büyüklük, aktif karlılık ve özsermaye karlılığı parametreleri kullanılmıştır. Finansal açıdan önemli olan firmaların karlılık göstergelerinin, kurumsal yönetim uygulamalarının göstergeleri ile ilişkisinin ekonometrik olarak ölçülmesi amaçlanmıştır. Araştırma sonuçlarına göre aktif karlılığı (roa) için rassal etkiler analizi sonuçlarına göre aktif karlılığı üzerinde yönetim kurulu bağımsız üye sayısı, kurumsal yatırımcı yüzdesi, yaş ve büyüklük serilerinin etkisi anlamlıdır. Regresyon katsayılarına göre roa üzerinde yönetim kurulunda kadın üye sayısı pozitif etki yaparken; kurumsal yönetim komitesi, yaş ve büyüklük serilerinin etkisi negatif yöndedir. Özsermaye karlılığı (roe) için sabit etkiler analizi sonuçlarına göre roe üzerinde sadece yönetim kurulunda kadın üye sayısı serisinin etkisi anlamlı ve pozitif yöndedir. Ancak hem diğer değişkenlerin roe üzerinde etkisi, hem de genel olarak modelin açıklama gücü anlamlı değildir. Sonuç olarak kurumsal yönetim uygulamaları aktif karlılık oranları üzerinde anlamlı bir etki sahibi olsa da, özsermaye karlığı üzerindeki etkisinin anlamlı olmadığı görülmektedir. Bu durumu finansal açıdan, Türkiye'de yatırımların daha çok kısa vade ve yüksek kar ile yapılmasıyla ilişkilendirmek mümkündür. Anahtar Kelimeler: Kurumsal yönetim, finansal kiralama, firma performansı, aktif karlılık, özsermaye karlılığı.
Kadınların finansal okuryazarlık seviyelerinin bireysel emeklilik sistemine katılımları üzerindeki etkisi: Ankara ili örneği
Bu çalışma, kadınların finansal okuryazarlık seviyelerinin onların bireysel emeklilik sistemine katılımları üzerindeki etkisini incelemeyi amaç edinmiştir. Belirlenen amaç doğrultusunda oluşturulan hipotezlerin test edilmesi için kullanılan veriler, anketler aracılığıyla toplanmış ve toplanan verilerin analizinde T testi, ANOVA testi ve lojistik regresyon analizi kullanılmıştır. Analizlerin sonucunda, kadınların finansal okuryazarlık seviyelerini arttırarak bireysel emeklilik sistemine katılımlarını sağlayabilmenin mümkün olduğu ortaya konulmuştur. Çalışmada elde edilen bulguların ilgili taraflara faydalı bilgiler sunduğu düşünülmektedir.
Sermaye yapısının belirleyicileri: Ürdün sanayi şirketlerinde bir uygulama
Bu çalışmanın amacı, Ürdün'de faaliyet gösteren sanayi şirketlerinin sermaye yapısı kararlarına etki eden içsel faktörleri belirlemektir. Çalışmada Ürdün'de faaliyet gösteren 28 şirketin 2005-2020 yılları arasındaki verileri kullanılarak, panel regresyon analizi yapılmıştır. Çalışmada elde edilen bulgular aktif büyüklükteki artışın toplam borcun aktife oranını artırdığını; aktif karlılığı, özsermaye karlılığı, satışların büyümesi, aktif devir hızı ve alacak devir hızının artmasının ise toplam borcun aktife oranını düşürdüğünü ortaya koymuştur. Kısa vadeli borcun toplam aktife oranı için oluşturulan model sonuçları aktifteki artışın ve aktif devir hızı artışının kısa vadeli borç oranını artırdığını; buna karşın aktif karlılığı, özsermaye karlılığı, satışların büyümesi, maddi duran varlık toplam aktife oranı ve alacak devir hızının artmasının kısa vadeli borçlanma oranını düşürdüğünü göstermiştir. Son olarak elde edilen bulgular aktif büyüklükteki ve maddi duran varlıkların aktife oranındaki artışın uzun vadeli borç oranını artırdığını; ancak aktif karlılığı, aktif devir hızı ve alacak devir hızının artmasının uzun vadeli borçlanma oranını düşürdüğüne işaret etmektedir.
Stratejik insan kaynakları yönetiminde performans değerlendirme: Banka çalışanları üzerine bir araştırma
Bu araştırmada, stratejik insan kaynakları yönetiminde performans değerlendirme sistemi bankacılık çalışanları örnekleminde incelenmiştir. Çalışmada nicel araştırma yöntemleri kullanılmıştır. Bu doğrultuda çalışmada, anket tekniği ile araştırma verileri toplanmıştır. Ölçüm aracı olarak, 'Çalışan Memnuniyeti Ölçeği' ve 'Yetkinlik Bazlı Performans Değerlendirme Ölçeği' kullanılmıştır. Araştırmaya, 175 kadın ve 235 erkek toplam 410 banka çalışanı gönüllü olarak katılım sağlamıştır. Araştırma verilerinin istatistiksel analizleri sonucunda, banka çalışanlarının çalışma ortamı ve iş doyumuna yönelik memnuniyetleri ile ortaya koydukları iş performansını değerlendirmek üzere uygulanan değerlendirme sisteminin etkinliğine yönelik algılarının olumlu olduğu, banka çalışanlarının çalışan memnuniyeti ve yetkinlik bazlı performans değerlendirme sistemine yönelik algı düzeylerinin demografik özelliklerine göre anlamlı şekilde farklılaştığı ve çalışan memnuniyeti ile yetkinlik bazlı performans değerlendirme ölçek puanları arasında istatistiksel olarak anlamlı ve pozitif yönlü korelasyon içinde bulunduğu tespit edilmiştir.
Dijitalleşmenin çalışanların iş tatmini üzerindeki etkileri: Katılım bankalarında çalışanlar üzerinde bir uygulama
Covid-19 pandemisi diğer alanlarda olduğu gibi katilim bankacılığı alanında da yaşanan dijital gelişimi hızlandırmıştır. Bu çalışmada dijitalleşme sürecinin katılım bankalarında çalışanlar üzerinde olan etkileri araştırılmıştır. Pandemi tüm bankacılık işlemlerinin temassız ve uzaktan yapılabilmesine olanak veren teknolojik çalışmaları da beraberinde getirmiştir. Yapılan teknolojik çalışmalara uygun finansal ürünler hizmete sunulmuştur. Katılım bankaları da bankacılık sektöründe yaşanan dijitalleşme faaliyetlerine hızla uyum sağlamışlardır. İslami koşullara uygun dijital ürünler müşterilerin hizmetine sunularak, uzaktan ve temassız bir şekilde müşterilerinin bankacılık faaliyetlerini yapabilmelerine olanak sağlanmıştır. Bu durum katılım bankalarında çalışanların iş hayatını etkilemiştir. Çalışmada katılım bankalarında çalışanların yaşanan dijitalleşme ile birlikte çalışma hayatlarında yaşadıkları etkiler anket çalışması yapılarak incelenmiştir. Çalışanların demografik özelliklerine bakılarak çalıştıkları yerdeki iş tatmin düzeyleri ölçülmüştür. Çalışanların dijitalleşme ile iş tatmini arasındaki ilişki de regresyon analizi ile ölçülmüştür. Bulgularda dijitalleşmenin içsel ve dışsal doyumu ölçülmüştür. Ölçüm sonucuna göre dijitalleşme, katılım bankalarında çalışanların iş tatminini artırmaktadır. Ancak bu artırıcı etkinin zayıf olduğu görülmüştür.
katılım bankalarında karlılığı etkileyen değişkenlerin tespiti ve analizi üzerine bir araştırma
Bu çalışmada, katılım bankalarının karlılıklarını etkileyen değişkenlerin belirlenmesi amaçlanmıştır. Çalışmada katılım bankalarının aktif ve öz sermaye karlılıkları bağımlı değişkenler olarak kullanılmıştır Bağımsız değişkenler olarak katılım bankalarının 2015-2021 yılları arasında toplam aktifler, personel sayısı, finansal varlıkların aktif toplamına oranı, kaldıraç oranı, kâr payı giderleri/toplam aktifler, toplam toplanan fonlar / toplam aktifler, likit aktiflerin toplam aktiflere oranı, faaliyet giderleri oranı, kredi/mevduat oranı, kullandırılan fonlar/toplam aktifler, takipteki krediler (net) / toplam krediler ve alacaklar ve bilanço dışı yükümlülükler / aktif toplam değişkenleri seçilmiştir. Değişkenlerin banka karlılıkları üzerindeki etkisi için panel veri analiz yöntemi kullanılmıştır. Değişkenlerin sabit etki modeline göre katılım bankalarında araştırmada incelenen serilerinin banka karlılığı üzerinde etkisi anlamlı değildir. Bunun pek çok sebebi olabilmekle birlikte, katılım bankalarının yeni, verilerinin az ve işleyiş sistemlerinin diğer bankalardan farklı olmasından kaynaklandığı söylenebilir.
Elektronik bankacılık hizmetleri kalitesinin müşteri memnuniyetine etkisi: Cibuti örneği
Bu araştırma, elektronik bankacılık hizmetlerinin kalitesinin müşteri memnuniyeti üzerindeki etkisini ölçmeyi amaçlamaktadır. Bu araştırmada betimsel istatistiksel yöntem kullanılmış, değişkenlerin müşteri memnuniyeti üzerindeki etkisini ölçmek amaçlanmıştır. Araştırmanın örneklemini Cibuti'deki banka müşterileri oluşturmaktadır. Veri toplamak ve araştırmanın amaçlarına ulaşmak için 39 maddeden oluşan bir anket tasarlanmış ve Cibuti'deki banka müşterilerine dağıtılmıştır. Araştırma evrenini temsil eden örneklem sayısının 425 olduğu hasaplanmıştır. Araştırma verileri SPSS 26 programı kullanılarak analiz edilmiş ve hipotezler test edilmiştir. Müşteri memnuniyetinin, özellikle ileri teknoloji ve modern iletişim cihazlarının ışığında kuruluşların performanslarını ve gelecek yönelimlerini değerlendirmede önemli kriterlerden biri olduğu belirlenmiştir. Araştırmaya katılanların çoğunun elektronik bankacılık hizmetlerinden yararlandığı belirlenmiştir. Elektronik bankacılık hizmetlerinin kullanım kolaylığı, zaman tasarrufu, güven, gizlilik açısından müşteri memnuniyeti ile aralarında pozitif bir ilişki olduğu tespit edilmiştir. Elektronik bankacılık hizmetlerinde meydana gelebilecek değişikliklerin takibi ve müşteri beklentilerine cevap verebilecek gelişmelerin takip edilmesi için önümüzdeki yıllarda elektronik bankacılık hizmet kalitesinin ölçülmesine ve değerlendirilmesine yönelik standartların oluşturulmasına yönelik çalışmaların yapılması önem arz etmektedir.
Takipteki kredilerin makroekonomik belirleyicileri: Mevduat bankalarında bir uygulama
Bu çalışmanın amacı, mevduat bankaları için takipteki kredi oranlarına etki eden faktörlerin araştırılmasıdır. Çalışmada, 2018-2022 döneminde Türkiye'de faaliyette bulunan mevduat bankaların kredi türlerine göre aylık veriler kullanılarak, ARDL sınır testi uygulanmıştır. Analizler sonucunda takipteki konut kredisi oranı ve takipteki taşıt kredisi oranı ile enflasyon oranı, işsizlik oranı ve dolar kuru arasında eşbütünleşme tespit edilememiştir. Diğer taraftan takipteki ihtiyaç kredileri ile enflasyon oranı, işsizlik oranı ve dolar kuru arasında eşbütünleşme ilişkisi bulunduğu belirlenmiştir. Uzun dönem katsayı tahminleri ile enflasyon ve dolar kurundaki artışın takipteki ihtiyaç kredisi oranını düşürdüğü sonucuna ulaşılmıştır. İşsizlik oranının ise takipteki ihtiyaç kredileri üzerindeki etkisi istatistiksel olarak açıklanamamıştır. Anahtar Kelimeler: Takipteki Krediler, Bankacılık, Makroekonomik Faktörler.
Banka karlılığını etkileyen faktörler: Irak'ta bir uygulama
Bankalar bir ekonomik sistem içerisinde para arz ve talebi ile şirketlerin kredi ihtiyaçlarını karşılayan en önemli ekonomik yapıların başında gelmektedir. Bu fonksiyonları nedeniyle bankalar, güçlü bir ekonomik sistemin en önemli aktörleri arasında görülmekte, makroekonomik olarak ülkenin refah seviyesinde de önemli rol oynamaktadır. Bu nedenle, bankaların performanslarının ölçülmesi ve bu performansa etki eden faktörlerin ortaya konulması ekonomik açıdan büyük önem taşımaktadır. Bu araştırmada, 14 Irak bankasının 2015-2021 yılları arasındaki finansal oranlarının aktif ve özsermaye karlılığı üzerindeki etkisi panel veri regresyon analizi ile incelenmiştir. Analiz sonuçlarına göre Irak'taki bankaların aktif ve özsermaye karlılıklarının, bankaların aktif büyüklüğünden, kredi ve alacakların aktif toplamına oranından, mevduatın aktif toplamı içerisindeki payından, sermaye yeterlilik rasyosundan, faiz gelirlerinin faiz giderlerine oranından ve likit aktif değerlerden etkilendiği belirlenmiştir.
Irak'ta dijital bankacılık sistemi ve gelişimi
Bu çalışmanın amacı, Irak bankacılık sektöründe kullanılan teknolojinin (dijital bankacılık) gelişimi ile ilgili olarak Irak bankacılık sektörünün verilerini incelemek ve gelişimin boyutunu ve dijital teknolojinin performans üzerindeki etkisini görmektir. Çalışmaya hem devlet hem de özel sektör bankaları dahil edilmiştir. Kullanılan veriler Irak bankacılık sektörü için kapsamlı istatistiksel verilerin kullanıldığı Irak Merkez Bankası ve diğer bazı kurumlardan alınan verilerdir. Bireyler ile yatırımcılar arasındaki işlemlerin doğru ve hızlı bir şekilde sonuçlandırılmasıdır.
Borsa İstanbul'da yabancı yatırımcı oranına etki eden makroekonomik faktörler
Yabancı yatırımcılar ülke ekonomilerinde büyük bir öneme sahiptir. Özellikle gelişmekte olan ülkelerde sermayenin yetersiz olması, gelirlerin düşük olması gibi nedenlerle yeterince tasarruf sağlanamamaktadır. Bunun sonucunda da ülke ekonomisine katkı sağlayacak yatırımların yapılması zorlaşmakta, finansal piyasalar yeterince güçlü olamamaktadır. Bu gibi durumlarda devreye yabancı yatırımcılar girmektedir. Yabancı yatırımcılar sayesinde ülkelere sermaye akışı sağlanmış olmakta ve aynı zamanda da bir tür döviz kaynağı yaratılmış olacağından ülkelerde ki piyasalarda önemli hareketlenmeler gerçekleşmiş olacaktır. Ancak ülke ekonomilerinde yer alan bazı makroekonomik göstergeler yabancı yatırımcıların ülkeye yatırım yapmalarını önemli ölçüde etkilemektedir. Bu çalışmasının amacı Borsa İstanbul'da yer alan yabancı yatırımcılar üzerinde yatırım kararı alırlarken önemli bir etkiye sahip olan makroekonomik faktörlerden dolar kuru, GSYH, CDS primi ve bankalarca açılan mevduatlara uygulanan ağırlıklı ortalama faiz oranlarının etkisi incelenmiştir. Çalışmada ARDL sınır testi yaklaşımından faydalanılarak 2008- 2021 arasındaki döneme ait çeyreklik veriler kullanılmıştır. Analizler sonucunda elde edilen bulgular değişkenler arasında eli eş bütünleşme ilişkisi olduğunu doğrulamaktadır. Diğer yandan enflasyon, CDS primi ve bankalarca açılan mevduatlara uygulanan ağırlıklı ortalama faiz oranı Borsa İstanbul'daki yabancı yatırımcı oranına pozitif yönde etki ederken, Dolar ve GSYH değişkenleri Borsa İstanbul'daki yabancı yatırımcı oranına negatif yönde etki etmektedir.
Finansal başarının ölçümünde kullanılan yöntemler: BİST finans sektöründe bir uygulama
İşletmelerin hedefi olan kar elde etme ve sürdürülebilirlik, artan rekabet ve serbest piyasa koşulları nedeniyle zorlaşmaktadır. Başarılı işletmeler küresel rekabet ortamına uyum sağlayarak varlıklarını devam ettirirken, uyum sorunu yaşayanlar iflas veya tasfiye durumlarıyla karşılaşabilirler. Küreselleşme, teknolojik gelişmeler ve ekonomik koşulların değişimi işletmeleri finansal başarısızlıklarını öngörmeye teşvik etmektedir. Çalışmada finansal başarısızlığı öngörebilmek amacıyla BIST Finans sektöründe yer alan faktoring, leasing ve bankacılık alanlarında faaliyet gösteren yirmi işletmenin finansal performansı, karlılık oranları ve Altman Z-skor ile incelenmiştir. Devletin faiz ve kredi politikalarının, 2018 senesinde döviz kurlarında yaşanan volatiliteyle birlikte TL'nin değer kaybetmesinin ve Covid-19 pandemisinin bankacılık, leasing ve faktoring şirketleri üzerinde etkisi olduğu görülmüştür. Z-skor analizinde uygun sonuçlar elde edilememiş, bu nedenle finans sektöründe Z-skor ile değerlendirme yapılmasının zor olduğu sonucuna varılmıştır.
Elektronik bankacılık hizmetlerinin bankacılık sektörüne etkileri: Türk bankacılık sektöründe bir uygulama
Bankalar müşterilerinin ürünlere hızlı ve kolay ulaşımını elektronik bankacılık ürünleri ile sağlarken mevcut karlılıklarını da artırmak için sürekli bir gelişim içerisindedir. Bu çalışmanın amacı da elektronik bankacılık uygulamaların bankacılık sektör karlılığı üzerindeki etkisini araştırmaktır. Çalışmada aktif karlığı ve özkaynak karlılığının bağımlı değişkenler olduğu iki farklı model oluşturulmuştur. Modellerde bağımsız değişkenler olarak internet bankacılığı aktif kullanıcı sayısı, mobil bankacılık aktif kullanıcı sayısı, çağrı merkezi çalışan sayıları ile şube sayıları kullanılmıştır. 2014-2021 arası dönem için çeyreklik veriler kullanılarak ARDL sınır testinden faydalanılmıştır. Çalışmada elde edilen bulgular internet bankacılığı aktif kullanıcı sayısındaki ve çağrı merkezi çalışan sayısındaki artışın bankacılık sektörünün aktif karlığını ve özkaynak karlığını pozitif olarak etkilediğini göstermektedir.
Yabancı yatırımcıların bankacılık sektöründeki hisse senedi yatırımlarını etkileyen faktörlerin tespiti: Borsa İstanbul'da ampirik bir analiz
Bu tez, yabancı yatırımcıların Borsa İstanbul (BİST) bankacılık sektöründeki hisse senedi yatırımlarını etkileyen faktörleri tespit etmeyi amaç edinmiştir. Belirlenen amaç doğrultusunda, BİST bankacılık sektörünü, yabancı yatırımcıların yatırımlarını ve makro ekonomik faktörleri temsil eden verilere ulaşılmış ve elde edilen veriler regresyon analizi ile irdelenmiştir. Analizlerin sonucunda; CDS primlerinin, BIST100 endeksinin ve dolar kurun yabancı yatırımcıların BİST bankacılık sektöründeki hisse senedi yatırımlarına yön verdiği ortaya konulmuştur. Çalışmada elde edilen bulguların ilgili literatüre katkı sunduğu düşünülmektedir.
Bütçe açıkları ile makro ekonomik göstergeler arasındaki ilişkilerin incelenmesi
Bu çalışma, bütçe açıkları ile makroekonomik faktörler arasındaki etkileşimi, Türkiye özelinde, incelemeyi amaç edinmiştir. Çalışmada, bütçe açıkları ile bazı makroekonomik faktörlerin 2006-2023 dönemi aralığındaki aylık verileri kullanılmıştır. Bu veriler, çalışmanın amacı doğrultusunda oluşturulan hipotezleri test etmek amacıyla VAR analizine tabi tutulmuştur. Analizlerden elde edilen bulgulara göre; kısa dönemde, bütçe açıklarının enflasyonu, faiz oranlarını ve dolar kurunu, işsizlik oranlarının ise bütçe açıklarını etkilediği, sanayi üretim endeksi ile bütçe açıkları arasında da yine kısa dönemde karşılıklı etkileşim olduğu sonucuna varılmıştır. Uzun dönemli ilişkilerin incelendiği analizlerin istatistiki açıdan anlamlı bulunan sonuçlarına göre; bütçe açıkları, sanayi üretim endeksi dışındaki tüm değişkenleri pozitif ya da negatif olarak etkilemekte, bununla birlikte kendisinden, istihdam oranlarından, sanayi üretim endeksinden, işsizlik oranlarından ve dolar kurundan ise etkilenmektedir. Çalışmada elde edilen bulguların ilgili taraflara faydalı bilgiler sunduğu düşünülmektedir.
Bankacılık sektöründe karlılığın belirleyicileri üzerine karşılaştırmalı bir analiz
Bu araştırmanın amacı, Türk bankacılık sektöründe faaliyet gösteren ticari bankaların banka kârlılığını belirleyen bankaya özgü faktörlerin tespit edilmesi ve karşılaştırılmasıdır. Bankalar, yabancı sermayeli, özel sermayeli ve kamu sermayeli olmak üzere sermaye yönünden gruplara ayrılarak incelenmiştir. Araştırma kapsamında 2018-2022 yılları arasında faaliyet gösteren 12 bankanın finansal tablolarından elde edilen veriler kullanılmıştır. Bu kapsamda bankaların finansal verileri Eviews13 ve Stata17 programları ile panel veri yöntemi ile analiz edilmiştir. Araştırmada aktif kârlılık ve özkaynak kârlılığının bağımlı değişken olduğu ve bankaya özgü 11 değişkenin bağımsız değişken olduğu çoklu regresyon denklemi kurulmuştur. Bu doğrultuda bağımsız değişkenlerin bağımlı değişkenler üzerindeki etkisi banka grupları arasındaki ilişki incelenmiştir. Analiz sonucuna göre her bir banka grubu için kârlılığa etki eden faktörler farklılık göstermektedir. Elde edilen sonuçlara göre aktif kârlılık ve özkaynak kârlılığının banka grupları arasında farklı ve anlamlı bir etkiye sahip olduğu tespit edilmiştir.
Likidite riskinin belirleyicileri: Türkiye örneği
Bankaların likidite riskini belirleyen bankaya özgü ve makroekonomik faktörleri tespit etmeyi amaçlayan çalışmanın örneklemini Türkiye'de faaliyet gösteren ve aktif büyüklüğü en yüksek 10 ticari (mevduat) bankası oluşturmaktadır. Söz konusu bankaların likidite riskini belirleyen faktörlerin tespiti amacıyla bağımlı değişken olarak likidite rasyosu kullanılmış ve elde edilen bulgular likidite rasyosu ve riski bağlamında değerlendirilmiştir. Likidite riski üzerinde etkisi olduğu düşünülen bağımsız değişkenler ise banka ölçeği (büyüklüğü), aktif karlılığı, öz kaynak karlılığı, net faiz marjı, banka sermayesi, mevduatın krediye dönüşüm oranı, kredi büyümesi, takipteki krediler, ekonomik büyüme, enflasyon ve işsizlik oranıdır. Ancak net faiz marjı değişkeninde birim kök sorunu olduğundan modele dahil edilmemiştir. Driscoll-Kraay standart hatalarla sabit etkiler regresyon yöntemiyle yapılan analiz sonucunda banka ölçeği (büyüklüğü), öz kaynak karlılığı, banka sermayesi, kredi büyüklüğü, ekonomik büyüme değişkenleri ile likidite rasyosu arasında anlamlı ve pozitif ilişki olduğu, dolayısıyla bu değişkenlerdeki artışın bankaların likidite riskini düşürdüğü tespit edilmiştir. Bununla beraber aktif karlılığı, mevduatın krediye dönüşüm oranı ve enflasyon değişkenleri ile likidite rasyosu arasında anlamlı ve negatif yönlü bir ilişki olduğu, yani bu değişkenlerdeki artışın bankaların likidite riskini artırdığı ortaya konmuştur. Son olarak çalışmada takipteki krediler ile işsizlik oranı değişkenleri ile likidite rasyosu arasında anlamlı bir ilişki tespit edilememiştir.
Finansal içerme ile bankaların finansal sağlamlığı arasındaki ilişki: Seçilmiş ülkeler örneği
Bu tezin amacı finansal içerme ile bankaların finansal sağlamlığı arasındaki ilişkiyi tespit etmektir. Bu amaç doğrultusunda banka z skoru, bankacılık penetrasyonu, kullanılabilirlik ve kullanımı temsil edilen veriler 2010-2021 dönemini kapsayacak şekilde yıllık olarak toplanmış ve kurulan iki model panel eş bütünleşme analizine tabi tutulmuştur. Analiz sonucunda, Model 1'de bağımlı değişken (banka z skoru) ile bağımsız değişkenler (bankacılık penetrasyonu, kullanılabilirlik ve kullanım) arasında panel eş bütünleşme olmadığından analize Panel VAR; Model 2'de bağımlı (banka z skoru) ve bağımsız değişken (tarafımızca hesaplanan finansal içerme endeksi) arasında panel eş bütünleşme olduğu gözlendiğinden analize Panel VEC yöntemleriyle devam edilmiştir. Model 1 için yapılan Panel VAR analizi sonucuna göre banka z skor değeri ile yine banka z skoru değerinin bir ve üç dönem gecikmeli değeri arasında negatif ve anlamlı bir ilişki bulunmaktadır. Yine analiz kapsamında Model 1 için yapılan Wald testi sonucuna göre de bağımsız değişkenlerden bağımlı değişkene doğru nedensellik yoktur. Ancak çalışmada banka z skorundan kullanım değişkenine doğru ve ayrıca kullanılabilirlikten bankacılık penetrasyonuna doğru nedensellik olduğu tespit edilmiştir. Model 2'de ise uzun dönemde finansal içerme endeksinden banka z skoruna doğru, banka z skorundan da finansal içerme endeksine doğru istatistiksel olarak anlamlı bir nedensellik ilişkisi bulunamamıştır. Ayrıca finansal içerme endeksinin banka z skoru üzerindeki, banka z skorunun da finansal içerme endeksi üzerindeki kısa dönemli etkisi istatistiki açıdan anlamlı değildir. Chi2 istatistiklerine göre finansal içerme endeksinden banka z skoruna doğru kısa dönemli bir nedensellik ilişkisi yok iken banka z skorundan finansal içerme endeksine doğru kısa dönemli bir nedensellik ilişkisi bulunmaktadır.
Kurumlar vergisi planlaması etkinliğinin araştırılması; Türk bankacılık sektöründe bir uygulama
Bu çalışmada Türk bankacılık sektöründeki vergi planlaması analizi hem Nakit Efektif Vergi Oranı hem de Genel Kabul Görmüş Muhasebe Prensipleri Efektif Vergi Oranına göre hesaplanarak elde edilen ekonometrik model ile tahmin edilmesi amaçlanmıştır. Başka bir ifadeyle, çalışmada Türk bankacılık sektöründe bankaların vergi planlaması ile bankacılık sektöründe etkili olan hangi unsurlar ile arasında anlamlı bir ilişki olup olmadığının ortaya konulması amaçlanmıştır. Böylelikle, Türk bankacılığında vergi planlamasının yapılmasından hangi faktörlerin etkili olduğununum ortaya konulması hedeflenmiştir. Bu amaç kapsamında, bankacılık sektöründe 2015-2020 dönem aralığı içerisinde faaliyet gösteren kamu, özel ve yabancı sermayeli 16 bankanın finansal verileri kullanılarak iki farklı vergi planlaması modeli ile lojistik regresyon analizi yapılmıştır. Çünkü, bağımlı değişkenin iki düzeyli olduğu durumlarda lojistik regresyon analizi kullanılmaktadır. Elde edilen bulgular, Nakit Efektif Vergi Oranı vergi planlamasına göre, 16 bankadaki vergi planlaması ile faiz gelirleri, şube sayısı, faiz gelirleri, nakit ödemesi, sektör hesabı ve kaldıraç verileri arasında anlamlı ilişki olduğu tespit edilmiştir. Genel Kabul Görmüş Muhasebe Prensipleri Efektif Vergi Oranı vergi planlamasına göre ise, faiz gelirleri, personel sayısı, banka karlılığı, vergi karşılığı, vergi öncesi gelir ve sektör payı verileri ile vergi planlaması arasında anlamlı bir ilişki olduğu ortaya konulmuştur.
Kurumsal yönetim uygulamaları ile finansal performans ilişkisi: BİST - bankacılık sektöründe bir araştırma
Bu araştırmanın amacı; kurumsal yönetim uygulamalarının banka performansı üzerindeki etkisini tespit etmektir. Araştırmada 2010-2020 yılları arasında Borsa İstanbul A.Ş.'de kesintisiz işlem gören 11 bankanın verileri kullanılmıştır. Kurumsal yönetim göstergeleri olarak; yönetim kurulu büyüklüğü, bağımsız yönetim kurulu üye oranı, kadın yönetim kurulu üye oranı, yabancı yönetim kurulu üye oranı, denetim kurulu üye oranı, en büyük hissedar pay oranı, en büyük üç hissedar pay oranı, halka açıklık oranı ve CEO İkiliği oranları kullanılmıştır. Finansal performans göstergesi olarak ise; aktif karlılığı, öz sermaye karlılığı ve Tobin q oranları kullanılmıştır. Araştırmada ekonometrik ölçüm için IBM destekli ve 64 bit işlemcili Eviews 9.0 programı aracığıyla panel veri yöntemi kullanılmıştır. Yapılan analiz sonucunda yabancı yönetim kurulu oranı ile aktif karlılığı ve öz sermaye karlılığı arasında negatif ve anlamlı bir ilişki tespit edilmiştir. Türk Bankacılık sisteminde faaliyette bulunan kurumsal yönetim uygulamaları ile performansları arasındaki ilişki incelenmiştir. Bu amaçla araştırmada Türk bankacılık sisteminde yer alan 11 bankanın 2010-2020 yılları arasındaki faaliyet raporlarından elde edilen veriler kullanılmıştır. Analiz kapsamında söz konusu değişkenler arasındaki ilişkileri tespit etmek amacıyla panel veri analizinden faydalanılmıştır. Yapılan analizler sonucunda yönetim kurulu büyüklüğünü temsil eden değişken ile ortalama varlık kârlılığı değişkeni anlamlı bir ilişkisi olduğu saptanmıştır.
Kurumsal yönetim uygulamalarının bireysel emeklilik şirketlerinin performansına etkisi
Kurumsal yönetim sistemi, işletmenin yönetimden sorumlu olan kişileri; yönetim kurulu üyeleri, hissedarlar ile işletmenin diğer paydaşlar arasındaki ilişkileri düzenleyen kurallardır. Son dönemlerde yaşanan şirket iflasları ve skandalların ortaya çıkardığı finansal başarısızlıklar neticesinde kurumsal yönetimin şirketlerin performansı açısından önemi anlaşılmıştır. Dolayısıyla şirketlerin kurumsal yönetim uygulamalarını benimsemesi ile daha başarılı faaliyetlerde bulunması ve buna bağlı olarak finansal açıdan daha yüksek bir performans göstermesi beklenen bir durumdur. Bu çalışmanın amacı; Emeklilik Gözetim Merkezi listesinde yer alan bireysel emeklilik şirketlerinin, kurumsal yönetim uygulamalarının hangi düzeyde gerçekleştiğini tespit etmek ve mevcut kurumsal yönetim sistemlerinin, finansal performansları arasında anlamlı bir ilişkinin olup olmadığını belirlemektir. Performanslarının ölçülmesinde aktif karlılığı, özsermaye karlılığı ve dönem net karı kullanılmıştır. Bu amaçla Emeklilik Gözetim Merkezi'nde yer alan bireysel emeklilik şirketlerinin 2011-2020 yılları dönemini kapsayan faaliyet raporlarındaki veriler göz önünde bulundurularak panel veri regresyon analizi yöntemi kullanılarak analize dahil edilmiştir. Analiz sonucunda elde edilen bulgular bireysel emeklilik şirketlerinin, mevcut kurumsal yönetim uygulamaları ile özsermaye ve aktif karlılıkları arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki olmadığını göstermiştir. Diğer taraftan kurumsal yönetimi temsilen sadece yönetim kurulu bağımsızlık oranı ile şirketlerin dönem net karı arasında istatistiksel olarak pozitif yönlü anlamlı bir ilişki olduğu tespit edilmiştir. Çalışmada ulaşılan bu sonuç yönetim kurulunda bağımsız üye oranındaki artışın bireysel emeklilik şirketlerinin dönem net karında olumlu gelişmelere neden olabileceğini göstermektedir. Anahtar Kelimeler: Kurumsal yönetim, Bireysel emeklilik şirketleri, Finansal performans, Panel veri regresyon analizi.
Muhasebe ve raporlama standartları kapsamında muhasebe politikalarının belirleyicileri ırak bankacılık sektöründe bir uygulama
Dünya genelinde paranın hakimi ve satıcısı finansal kurumlardır. Devletlerin izin verdiği şekillerde ve sınırlar içinde paraya yön veren finansal kurumların başında ise bankalar gelmektedir. Bankalar sadece kuruldukları ülkede faaliyet yürütseler de uluslararası yatırımcıların takibi altındadırlar. Bankaların faaliyetlerinin, topladıkları mevduatın, karlarının açıklandığı finansal raporlar çok sayıda paydaşın gözetimi altındadır. Bu nedenledir ki söz konusu tabloların içerdiği bilgiler mutlak doğru ve güvenilir olmak zorundadır. Aksi taktirde paydaşlar ve yatırımcılar söz konusu bankalara yatırım konusunda çekimser kalacaktır. Ticari işletmelerin yasal zorunluluk olarak düzenledikleri finansal tabloların ülkeler arası uygulamaların faklı olması sonucu her ülkede farklı şekil ve içerikte düzenlenmesinin uluslararası yatırım yapan kişi ve kuruluşlar için karmaşık bir duruma sebep olmaması adına uluslararası muhasebe ve finansal tablo standartları oluşturulmuştur. Bu yolla tabloların şekil ve içerik yönünden tek tip olması sağlanmış inceleyen herkesin aynı sonucu elde ederek aynı yorumda bulunması sağlanır. Bankalar doğru bilgiye en çok gereksinim duyulan kuruluşlardır. Her anlamda güven sağlanması kurallara uygun düzenlenen mali tablolarla mümkündür. Bu bağlamda araştırmanın konusu Irak bankalarının uluslararası finansal raporlama standartlarının uygulanması öncesi ve sonrası raporların ifade ettiği durumların belirlenmesidir. Bu doğrultuda ilk kısımda banka kavramı, bankaya ilişkin diğer unsurlar, Irak özelinde bankalara ilişkin bilgiler sunulmuştur. İkinci bölümde uluslararası raporlama standartlarına ilişkin bilgilere yer verilmiştir. Son bölümde Irak bankalarında uluslararası finansal raporlama standartları uygulaması incelenerek uluslararası finansal raporlama standartları öncesi ile mali tablo verileri karşılaştırılmıştır. Konuya ilişkin sonuç bölümünde ise tespitlere yer verilmiştir.
Finansal içerme ile finansal istikrar arasındaki ilişkinin belirlenmesi: Irak için bir uygulama
Bu tez çalışmasının amacı Irak'ta finansal içerme ile finansal istikrar arasındaki ilişkinin tespit edilmesidir. Bu amaç doğrultusunda öncelikle Irak'ın makroekonomik, bankacılık sektörü ve sermaye piyasası göstergeleri kullanılarak 2004-2020 dönemi için finansal istikrar endeksi (FIE) oluşturulmuş ve analizde bağımlı değişken olarak kullanılmıştır. Çalışmanın bağımsız değişkenleri ise ATM sayısı, bankacılık yoğunluğu, bankacılık yaygınlığı, kredi derinliği ve mevduat derinliğinden oluşmaktadır. Ancak bankacılık yoğunluğu ile bankacılık yaygınlığı arasında yüksek korelasyon olduğundan iki ayrı model kurulmuştur. Çalışma kapsamında yapılan PP ve ADF birim kök testlerine göre değişkenler durağan olduğu için veriler ARDL sınır testi ile sınanmıştır. Birinci modelin analiz sonucuna göre uzun dönemde FIE ile ATM sayısı arasında kısa ve uzun dönemde negatif ilişki bulunmaktadır. FIE ile kredi derinliği arasında kısa dönemde negatif, uzun dönemde pozitif yönlü ilişki tespit edilmiştir. İkinci modelde ise yine FIE ile ATM sayısı arasında kısa ve uzun dönemde negatif ilişki tespit edilmiştir. Öte yandan ikinci modelle yapılan analiz sonucu FIE ile mevduat derinliği arasında pozitif, FIE ile kredi derinliği arasında negatif ilişki olduğu anlaşılmıştır.
Bankalarda toplam kalite yönetimi ve müşteri memnuniyetinin sağlanmasındaki rolü.
Bu araştırmanın temel amacı, bankalarda toplam kalite yönetimi uygulamalarının müşteri memnuniyetini sağlamasındaki etkisini ortaya koymaktır. Ayrıca bankacılık hizmetlerinin kalitesinin alt boyutları olan kolay erişebilirlik, güvenirlik, yanıt, garanti, empati ile müşteri memnuniyeti arasındaki ilişkiyi, banka müşterileri üzerinde karşılaştırmalı bir çalışma ile test etmektir. Araştırma problemi olarak; bankaların, bankacılık sektöründeki büyük rekabet ve bu alandaki hızlı teknolojik gelişmeler nedeniyle müşterilerinin sadakatini ve memnuniyetini sağlayacak müşteri hizmetlerinin kalitesini artırmak ve rekabetçi konumlarını koruma ihtiyacı belirlenmiştir. Araştırma metodolojisi olarak, araştırma verileri 2021 yılında İslami ve Arap ticari bankalarından 413 müşteriye uygulanan anketlerle toplanmıştır. Anket iki bölümden oluşmuş, birinci bölümde hedef kitle ile araştırma konusu arasındaki ilişki demografik özellikleri açısından açıklanmış, ikinci bölümde hipotezleri test etmek için sorular kullanılmıştır. Katılımcıların, bankacılık performansı ve hizmet kalitesi bulguları aralarındaki ilişkinin pozitif yönlü ve çok yüksek düzeyde anlamlı olduğu belirlenmiştir. Bu sonuç bankacılık performansında artış olduğunda hizmet kalitesi düzeylerinde yüksek seviyede bir artış olduğunu göstermektedir. Araştırma modelinde kolay erişebilirlik, güvenirlik, yanıt, garanti empati ve hizmet kalitesi bağımsız değişkenlerinin bankacılık performansı, verimli bankacılık ve etkin bankacılık performansı üzerindeki etkilerinin incelenmesinde bağımsız değişkenlerin birden fazla olması nedeniyle çoklu doğrusal regresyon modeli yapılmıştır. Hizmet kalitesi düzeylerinin bankacılık performansı düzeyleri üzerinde anlamlı bir etkisi olduğu belirlenmiştir. Regresyon eşitliği incelendiğinde hizmet kalitesinden memnuniyet düzeylerinin bankacılık performansı üzerinde pozitif yönlü bir etkisinin olduğu belirlenmiştir. Kolay erişebilirliğin, güvenirliğin, garantinin ve empatiden memnuniyet düzeylerinin etkin bankacılık performansı düzeyleri üzerinde anlamlı bir etkisi olduğu belirlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Bankacılık Hizmetleri, Toplam Kalite Yönetimi, Müşteri Memnuniyeti
Kripto paralar ve BIST100 arasında eşbütünleşme ilişkisi: ARDL sınır testi yaklaşımı
Bu çalışmada son yıllarda popülaritesi ve buna paralel olarak kullanım alanı oldukça artan kripto paralar ile Borsa İstanbul'un en temel göstergesi kabul edilen BİST 100 endeksi arasındaki eşbütünleşme ilişkisinin araştırılması amaçlanmıştır. Bu amaç doğrultusunda Bitcoin, Ethereum, Binance Coin, Tether ve Cardano olmak üzere 31.12.2021 tarihinde en yüksek piyasa değerine sahip olan 5 adet kripto para birimi ve BİST 100 endeksine ait 01.01.2018-31.12.2021 zaman aralığında günlük veriler kullanılmıştır. Kripto para birimlerinin bağımsız ve BİST 100 endeksinin bağımlı değişken kabul edildiği çalışmada daha anlamlı sonuçlara ulaşabilmek adına USD/TL ve US500 endeksi kontrol değişkeni olarak çalışmaya eklenmiştir. Çalışmada farklı düzeyde durağan serilerle analiz yapmaya imkan sağladığından analizlerde ARDL yaklaşımı tercih edilmiştir. Analizler Eviews istatistik paket programı kullanılarak yapılmıştır. 1001 günlük gözlemden oluşan zaman serilerine 01.01.2018-31.12.2021 ve pandemi sonrası 01.04.2020-31.12.2021 dönemleri için ayrı ayrı olmak üzere toplamda 24 adet ARDL testi uygulanmıştır. Test sonuçları Pesaran, Shin ve Smith (2001) ve Narayan (2005) 'ın önerdiği referans değerler ile karşılaştırılmış ve anlamlı sonuç bulunamadığından kripto paralar ile BİST 100 arasında eşbütünleşme ilişkisi olmadığı yargısına varılmıştır.
İslami finans okuryazarlık düzeyinin belirlenmesi: İİBF ve İİF öğrencilerine ilişkin bir araştırma
Bu tez çalışmasında Çankırı Karatekin Üniversitesi İİBF ve İİF'de öğrenim gören öğrencilerin İslami finans okuryazarlık düzeylerinin (temel finans ve ekonomi, İslami finans prensipleri, katılım bankası ve İslami finans ürünlerine ilişkin bilgi düzeyi) belirlenmiş ve fakülteler arasındaki farklılığın tespit edilmiştir. Ayrıca bu tez çalışmasında öğrencilerin İslami finans okuryazarlık düzeylerinin bazı değişkenlere (cinsiyete, eksi bakiyeye düşme, ekonomi/finans dersi alma, İslam iktisadı ile ilgili herhangi bir etkinliğe katılma, yarı zamanlı ya da tam zamanlı çalışma, akademik ortalama, banka hesabına sahip olma durumlarına ve tercih edilen banka türüne) göre farklılık gösterip göstermediği de sınanmıştır. Çalışmada anket uygulaması ile 334 öğrenciden elde edilen veriler bağımsız örneklem t-testi ve tek yönlü ANOVA testi ile analiz edilmiştir. Buna göre öğrencilerin temel finans ve ekonomi düzeyinde 16,15; İslami finans prensipleri bilgi düzeyinde 7,38; katılım bankası bilgi düzeyinde 32,63 ve İslami finans ürünleri bilgi düzeyinde 19,67 puana sahip olduğu görülmüştür. Ayrıca İİF öğrencileri İslami finans prensipleri bilgi düzeyinde İİBF öğrencilerinden, İİBF öğrencileri de katılım bankası bilgi düzeyinde İİF öğrencilerinden daha başarılıdır. Son olarak öğrencilerin yalnızca katılım bankası bilgi düzeyi akademik ortalama değişkenine göre anlamlı bir farklılık göstermektedir.
Borsa İstanbul sektörlerinin risk ve getiri açısından karşılaştırılması
Borsa İstanbul'daki 12 sektörün birbirileriyle arch garch altında egarch modeli kullanılarak risk ve getiri açısından karşılaştırılmış ve sektörlerin farklılıkları, benzerlikleri ve riskleri ölçülmüştür. On iki Sektör kaldıraç etkisi ve şok kalıcılığı dikkate alınarak risk ve getiri potansiyellerine göre sıralanmıştır. Karşılaştırma sonucunda en riskli sektörlerin bankacılık ve sigortacılık sektörleri olduğu görülürken, en az riskli sektörlerinde gıda ve mali sektöre olduğu saptanmıştır.
Mavi finansın bankacılık sektörü performansına etkisi: Mekansal bir analiz
Uluslararası ticaret, ülke ekonomilerinin büyüme ve kalkınma dinamikleri içinde belirleyici bir konumda yer almaktadır. Rekabet gücünün sürdürülebilmesi; maliyet avantajı, kalite standardı, katma değer üretimi ve markalaşma kapasitesi gibi çok boyutlu göstergelere dayanır. Son dönemde bu göstergelere, küresel ölçekte benimsenen sıfır karbonlu ekonomiye geçiş politikalarıyla uyumlu biçimde, düşük emisyonlu ürün ve süreçlerin geliştirilmesi gerekliliği eklenmiştir. Bu bağlamda emisyon azaltımı yalnızca üretim aşamasında yenilenebilir enerjiye yönelim ve geri dönüştürülebilir girdilerin kullanımıyla sınırlı görülmemekte; taşımacılık ve dağıtım süreçlerinde uygulanacak emisyon azaltıcı yaklaşımlar da bütüncül bir değerlendirme gerektirmektedir. Lojistik sektörü içinde denizyolu taşımacılığı, görece düşük yakıt maliyeti ve yüksek hacimli/tonajlı taşıma kapasitesi nedeniyle küresel ticarette yaygın biçimde tercih edilmektedir. Bununla birlikte gemilerin deniz ve okyanuslarda uzun süre bekleyebilmesi, bakım faaliyetlerinin yetersizliği halinde gövde yüzeyindeki oksitlenmenin (paslanma) deniz suyuyla etkileşimi, gemi içi makinelerin yakıt temelli çalışması ve fosil yakıt kullanımının sürmesi gibi unsurlar; deniz taşımacılığının çevresel etkilerini artırarak emisyon azaltımı ve kirliliğin önlenmesi için politika araçlarını zorunlu kılmaktadır. Sürdürülebilir uygulamaların yüksek maliyet yaratabilmesi, finansman boyutunu ön plana çıkarmakta; bu çerçevede 'mavi finans' yaklaşımı, deniz ve okyanuslarda karbon oranının düşürülmesi ve sürdürülebilirliğin güçlendirilmesine dönük projelerin finansmanını hedeflemektedir. Mavi firmaların gelişiminin desteklenmesi ve sürdürülebilir finansın yaygınlaştırılmasında bankaların aracılık ve yönlendiricilik rolü kritik önem taşımaktadır. Tez, 2012–2024 döneminde Avrupa Birliği ülkelerinde mavi finansın bankaların performansı üzerindeki etkisini mekânsal panel veri analizi yöntemiyle incelemektedir. Çalışma, literatürde ağırlıklı olarak yeşil finans–banka performansı ilişkisine odaklanan yaklaşımlardan ayrışarak, mavi finansın banka performansındaki rolünü mekânsal etkileşimleri dikkate alarak değerlendirmesi bakımından literatüre katkı sağlamayı amaçlamaktadır.
Kamu ve özel banka müşterilerinin elektronik bankacılığa güveni ve kullanım sebepleri üzerine bir araştırma: Gaziantep ili uygulaması
Elektronik bankacılık, ülkemizde ve Dünyada kısa bir süre içerisinde büyük gelişmeler kaydeden bir alan olmuştur. Bunun nedeni, elektronik bankacılık sektörünün teknolojik gelişmelerle orantılı olarak yüksek düzeyde ve hızda inovatif fikirleri hayata geçirebilmiş olmasıdır. Araştırma içerisinde güncel sorularla anket çalışması yapılmıştır. Anket sonucunda çıkan veriler SPSS programında işlenerek çıkan güvenilirlik düzeyi endeksi ki kare tablosu ve istatistiksel tabloların değerlendirilmesi ile araştırma içerisinde analizlere yer verilmiştir. Elektronik bankacılığın gelişmesi, müşteri memnuniyeti sağlayan bir unsur olmasının yanında,sermaye gerektiren şube bankacılığından farklı olarak teknoloji ile birlikte gelişim gösteren bir faktördür. İşte bu konuda yapılacak araştırmanın ve sorulacak soruların sonunda araştırma içerisinde yapılan anket çalışmasının çözümlenmesi ile alınabilecek yanıtlar incelenmiştir. Bu anketlerin sonuçlarından, Elektronik bankacılığın en çok kullanılan alanlarında yaşanabilecek değişimlere tüketicilerin veya kullanıcıların tepkisi ölçülmektedir. Analiz sonuçlarının grafiklerle ve tablolarla anlatılarak detaylarıyla gösterilmesi araştırmanın amacına uygun olarak tüketici tercihlerinin bankacılığın en çok gelişen sektörlerinden biri olan Elektronik bankacılıkalanında kapasitesinin ölçümüne katkı sağlayacaktır.
Bireysel yatırımcıların yatırım tercihlerine etki eden faktörlerin davranışsal finans kapsamında değerlendirilmesi: Kastamonu ili örneği
Geleneksel finans, bireylerin her zaman rasyonel davranacağını varsaydığından bireylerin psikolojilerini ve sosyolojik gerçekleri mazur görmektedir. Bu şartlarda gelişmiş olan finansal modeller piyasa anomalilerinin açıklanmasında yeterli olmamış ve bu durumda davranışsal finans ile ilgili yaklaşımda geleneksel örneklerin karşılaştığı zorlulara bir yanıt olarak ortaya çıkmaktadır. Davranışsal finans, son yıllarda ortaya çıkan, bireysel yatırımcılar kararlarının ve aklın sınırlı olduğu durumların finansal durumlar üzerindeki etkisini inceleyen bir alan olarak tanımlanmaktadır. Bu araştırmada, Kastamonu ilinde yaşamakta olan bireysel yatırımcıların yatırım tercihlerinde etki eden faktörlerin davranışsal finans kapsamında değerlendirilmek istenmiştir Bu araştırma için Kastamonu ilinde yaşayan 350 bireysel yatırımcıya anket hazırlanmıştır. Basit tesadüfi örneklem yöntemiyle elde edilmiş anket verilerinin SPSS programı ile analiz edilmiştir. Tüm anket sorularında betimsel istatiksel sonuçlar elde edilmiştir ve demografik özellikleri, davranışsal psikolojik eğilimleri, kişisel, finansal ve çevresel faktörler arasındaki hipotezleri analiz edilmesi için frekans, normallik, güvenirlilik, kruskal Wallis ve Mann Whitney testleri uygulanmıştır. Araştırma sonucunda, elde edilmiş olan bulgulara bakıldığında ise, bireysel yatırımcıların kendini kandırma eğilimlerinde gelir durumu, finansal faktörler ve çevresel faktörlerde anlamlı farklılıklar bulunmuşken, demografik özellikler, kendini kandırma eğilimlerden cinsiyet, medeni durum, yaş, meslek durumları eğitim durumları ve bilişsel eğilimleri ve duygusal eğilimler aralarında anlamlı bir farklılık bulunmamıştır.
Kripto paraların bankacılık sektörüne etkileri
Bu araştırma, kripto paraların bankacılık sektörü ödeme yöntemlerine etkisini belirlemek amacı ile gerçekleştirilmiştir. Bu amaç doğrultusunda Türkiye'de faaliyet gösteren bankacılık sektöründe en az 10 yıl deneyime sahip, konusunda uzman özel banka çalışanlarından kartopu örnekleme yöntemi ile belirlenen 10 özel banka çalışanı çalışma grubunu oluşturmaktadır. Araştırmada, nitel araştırma yöntemi desenlerinden biri olan olgubilim (fenomenoloji) deseni kullanılmıştır. Veriler, yarı yapılandırılmış görüşme formu aracılığıyla çevrim içi ve yüz yüze elde edilmiştir. Veriler, nitel veri analizi yöntemlerinden içerik analizi ile değerlendirilmiştir. Sonuçta, kolaylık sağlaması, daha hızlı ve düşük maliyetli işlem yapabilme imkânı sağlaması nedenleri ile kripto paraların bankacılık sektörü ödeme yöntemlerini farklılaştıracağı sonucuna varılmıştır. Çalışmada, bankacılık sektörünün kripto paraların ödeme yöntemlerine ilişkin yasal düzenleme beklentisi ile AR-GE çalışmalarının hazırlık aşamasında olduğu belirlenmiştir.
Öğrencilerin banka kullanım tercihlerinde güven, hizmet kalitesi ve sadakatin rolü: Kastamonu Üniversitesi örneği
Bu çalışmanın amacı Kastamonu Üniversitesinde öğrenim göre öğrencilerin banka kullanım tercihlerinde hizmet kalitesi, güven ve sadakati rolünü belirlemektir. Literatür detaylı bir şekilde incelendiğinde bu üç unsuru bir arada bulunduran çalışmanın olmadığı görülmektedir. Örneklem olarak sürekli banka ile temas halinde bulunan va bankacılık işlemlerin sık kullanıldığı üniversite öğrencileri üzerinde karar kılınmıştır. Araştırmanın evrenini Kastamonu Üniversitesinde okuyan lisans ve ön lisans öğrencileri oluşturmaktadır. Araştırmada veri toplama aracı olarak anket formu kullanılmıştır. Kolayda örneklem yöntemi ile 419 öğrenciye anket formu gönderilmiş ve uygulamaya uygun 419 anket verisi elde edilmiştir. Verilerin analizinde SPSS 26 paket programı kullanılmıştır. Hipotezleri test edebilmek amacıyla güvenilirlik, korelasyon ve regresyon analizler uygulanmıştır. Analizler sonunda hizmet kalitesi ve alt boyutlarının güveni anlamlı ve pozitif olarak etkilediği, hizmet kalitesi ve alt boyutlarının sadakati anlamlı ve pozitif olarak etkilediği, güven ve alt boyutlarının sadakati anlamlı ve pozitif olarak etkilediği bulgularına ulaşılmıştır.
Örgütsel bağlılık ile örgütsel muhalefet arasındaki ilişki; bir alan çalışması
Her geçen gün değişim gösteren dünya koşulları göz önüne alınarak iş dünyasının çalışma atmosferindeki farklılıklarını gün yüzüne çıkarmak adına yapılan bu çalışmada çalışanın örgüte yönelik koşulları, ortamı ve işleyişi yadırgaması sonucunda ses çıkarması olan örgütsel muhalefetin çalışanın örgütü benimsemesi olan örgütsel bağlılığı etkileme düzeyinin günümüz koşullarında ortaya konulması ve örgütsel bağlılık ile örgütsel muhalefet arasındaki ilişkinin incelenmesi amaçlanmaktadır. Bu nedenle örgütsel bağlılık ve örgütsel muhalefet kavramları arasındaki ilişkiyi ve etkiyi açıklamak, günümüz çalışma sektöründe olumsuz sonuçların önüne geçmek, örgüt içerisinde var olan sorunların bu iki kavram çerçevesinde fırsata çevrilmesine katkı sağlamak ve literatüre güncel veriler sunmak açısından bu çalışmanın önemli olacağı düşünülmüştür. Literatür incelendiğinde bu iki kavram arasındaki etki ve ilişkinin detaylı bir şekilde ele alınmadığı görülmektedir. Kamu sektöründe çalışanların esnekliklerinin özel sektöre göre daha az olduğu düşünülerek çalışmanın evreni Kastamonu ilindeki kamu çalışanları olarak belirlenmiştir. Bu çalışmada öncelikle kavramlar ele alınarak bir yazın taraması yapılmış ve veri toplama aracı olarak anket yöntemi kullanılmıştır. Basit-rasgele örneklem yöntemi ile 408 çalışandan anket verisi elde edilmiştir. Anket çalışması ile toplanan veri ışığında açıklayıcı faktör analizi ve korelasyon analizi yapılmış ayrıca yapısal eşitlik modeli uygulanmıştır. Elde edilen bulgular incelendiğin örgütsel bağlılık ile örgütsel muhalefet arasında ilişki olduğu, örgütsel muhalefetin örgütsel bağlılık üzerinde etkili olduğu ve bu etkinin pozitif yönde olduğu söylenebilir. Ayrıca örgütsel muhalefetin alt boyutlarından yapıcı muhalefetin örgütsel bağlılığı pozitif yönde, sorgulayıcı ve yer değiştirmiş-yatay muhalefetin ise örgütsel bağlılığı negatif yönde etkilediği sonucuna ulaşılmıştır.
Türkiye'de yeşil tahvil ihracının sürdürülebilir kalkınmaya etkisi
Ülkelerin gelişmişlikleri iktisadi büyüme ve kalkınmalarına, sosyal yapının refah düzeyinin yüksek olmasıyla gerçekleşmektedir. Fakat yakın geçmişten günümüze çevresel bozulmalar ile ortaya çıkan sürdürülebilirlik ve sürdürülebilir kalkınma kavramları oldukça önem kazanmıştır. İnsan faaliyetlerinin ekosistem üzerinde oluşturduğu baskının canlı yaşamını, gelecek nesilleri tehdit etmesinin önüne geçebilmek için iktisadi ve sosyal olgular ile çevre entegre hale getirilerek bu kavramı ortaya çıkarmıştır. Buna yönelik olarak sürdürülebilir kalkınma boyutlarına ayrıldığında iktisadi, sosyal ve çevresel sürdürülebilirlik olarak incelendiğinde; üretim faktörlerinin etkinliğini sağlayan kurumsal ve bireysel yapıların bu konuları dikkate alarak verdikleri kararlar doğrudan sürdürülebilir kalkınmayı etkilemektedir. Bu tez çalışmasında; Türkiye Sınai ve Kalkınma Bankası ve Akbank'ın uzun vadeli borç bulmada ihraç ettiği geleneksel tahviller ve yeşil projelerini finanse etmek amacıyla ihraç ettiği yeşil tahviller ile sürdürülebilir kalkınma boyutlarıyla ilişkilendirilen istihdam oranı, geçinme endeksi ve BIST sürdürülebilirlik endeksi arasındaki ilişkinin yönünü belirlemek amaçlanmıştır. Bu doğrultuda değişkenler öncelikle tanımlayıcı istatistikleri değerlendirilmiş, birim kök testleri ile durağanlık dereceleri bulunarak Toda-Yamamato nedensellik testi ile analiz edilmiştir. Aynı zamanda geleneksel tahviller ile yeşil tahviller karşılaştırılmıştır. Analizin bulgularında nedensellik sonucu var olarak çıkan değişkenler sırasıyla istihdam oranı, geçinme endeksi ve BIST sürdürülebilirlik endeksi olmuştur. Tahviller arası değerlendirmede ise yeşil tahvillere göre geleneksel tahvillerin değişkenler ile olan ilişkisinin daha az olduğu tespit edilmiştir.
Davranışsal finans çerçevesinde kişilerin finansal kararları
Kişilerin son yıllarda davranışsal olarak yatırım ve alım satımlarında çevreye daha bağımlı oldukları, davranuşçıl davrandıkları ve rasyonellikten daha fazla uzaklaşmış oldukları görülmektedir. Kısayollu zihinsel kararlar kişilerin yanlış kararlar vermelerine, çok iyi incelemeden yada araştırmadan irrasyonel davranmanın yatırım kararlarında kazanç durumlarını etkileyebileceği sonucuna ulaşılmıştır. Davranışsal finansla alakalı olan diğer disiplinlerin (psikoloji, sosyoloji, antropoloji, coğrafya) açıklanması ile, aslında davranışçı yaklaşımın kökeninde bulunan bu disiplinlerle dolaylı ya da direkt bir şekilde bağlantılı olduğu gerçeği yadsınamaz bir şekilde ortaya konulmuştur. Yatırım kararlarında gerçek ya da tüzel kişi içinde bulunduğu psikolojik durumun bazen farkında olmayabilir ya da çevresel faktörlere düşündüğünden daha fazla eğilim gösteriyor olabilir. Bu eğilimler; sürü psikolojisi, çerçeveleme etkisi, gurur ve pişmanlık, aşırı güven, güneş ışığı etkisi, kolay para, aşinalık ve muhafazakarlık gibi etkiler üzerine çeşitlenmektedir. Bu çalışmada kişilerin finans kararlarında davranışsal temayüllerin ve yakın ilişkili grupların, kişiler üzerindeki etkileri ve sonuçları belirtilmektedir. Geniş kapsamlı literatür taraması yapılmıştır, anket ve grafik analizlerle sonuçlar incelenmiştir Davranışsal finans alanına bilgi niteliğinde olan bu çalışma, daha kapsamlı çalışmalar ya da tez içeriği için yardımcı olabilecek niteliktedir.
Kredi kartı kullanımını belirleyen makroekonomik değişkenler: Türkiye örneği
Gelişen teknoloji ile birlikte değişen ekonomik koşullar, finansal ödeme aracı olan kredi kartlarının kullanımını da artırmaktadır. Bu durumun ekonomik olarak birçok nedeninin olması karar vericileri etkilemektedir. Türkiye'de yaşanan özellikle 2018 döviz kuru şoku ve Covid 19 pandemisi sonrası kredi kartı ile yapılan harcamalarda artış gözlenmektedir. Bu durumun nedeni olarak, kredi kartının kullanımını etkileyen makroekonomik değişkenlerde yaşanan değişimler gösterilmektedir. Bu nedenle bu çalışmanın amacı, literatürde Türkiye'de kredi kartı kullanımını etkilediği ileri sürülen makroekonomik değişkenlerin etkisini 2015:1-2022:4 çeyrek dönemi altında incelenmesidir. Bu bağlamda ülke ekonomisinin dönem içerisinde yaşadığı krizler dikkate alınarak, yapısal değişimler altında Fourier ADL ve Kesirli Fourier ADL eşbütünleşme testi kullanılmıştır. Yapılan analizler sonucunda, makroekonomik değişkenlerle kredi kartı arasında eşbütünleşme ilişki tespit edilmiştir. Ayrıca bu değişkenlerden döviz kuru hariç diğer tüm değişkenlerin kredi kartı işlem sayısı üzerinde pozitif ve istatistiksel olarak anlamlı bir etkiye sahip olduğu görülmektedir. Ek olarak yapılan Fourier ve Kesirli Fourier Toda-Yamamoto nedensellik testleri milli gelirden kredi kartı kullanımına doğru tek yönlü, dolar ve enflasyon oranı ile kredi kartı kullanımı arasında çift yönlü nedensellik olduğu görülmektedir.
Finansal farkındalık, kitle iletişim araçları ve İslami finans üçgeninde yatırımcı algısı
Bu çalışma, bireylerin finansal farkındalık düzeylerini, kitle iletişim araçlarının etkisini ve İslami finans sisteminin yatırım kararlarına olan yansımalarını incelemektedir. Finansal farkındalık, bireylerin finansal ürünler, fırsatlar ve riskler hakkında bilgi sahibi olmasını sağlayan bir süreçtir. Çalışma, finansal farkındalığın bireylerin daha bilinçli kararlar almasını kolaylaştırdığına ve toplumsal refaha katkıda bulunduğuna dikkat çekmektedir. Ancak, finansal sistemin karmaşıklığı ve bilgiye erişimdeki dengesizlikler, bireylerin farkındalık düzeylerini sınırlandırmaktadır. Kitle iletişim araçları, bireylere finansal bilgiye erişim sağlarken aynı zamanda bilgi kirliliği ve algı yönetimi gibi sorunları da beraberinde getirmektedir. Bu araçların sağlıklı bilgi aktarımı sağlaması, yatırımcıların doğru yönlendirilmesi açısından kritik öneme sahiptir. İslami finans, faiz yasağı gibi ilkeleriyle Müslüman yatırımcılar için alternatif bir yaklaşım sunmaktadır. Ancak, faizsiz finansman yöntemlerinin sınırlı uygulanabilirliği ve sermaye piyasalarındaki kısıtlılıklar, özellikle gelişmekte olan ülkelerde yatırım kararlarını etkilemektedir. Çalışma, finansal farkındalık ve eğitimle bireylerin yatırım kararlarında rasyonel davranmalarını sağlamayı, kitle iletişim araçlarının bilgi paylaşımındaki rolünü geliştirmeyi ve İslami finans sisteminin yaygınlaştırılabilirliğini artırmayı hedeflemektedir. Bu üçgen içerisinde yer alan dinamiklerin yatırımcı algısı üzerindeki etkileri analiz edilerek, bireysel ve toplumsal finansal refahın artırılmasına yönelik öneriler sunulmaktadır.
UFRS'ye göre 18 gelecek aylara ait giderler ve gelir tahakkukları hesap grubunun bir firmanın piyasa değerine olan etkisi
Türkiye, küreselleşme ile birlikte ekonomik olarak dünya ülkeleri arasında önemli bir yer edinmiştir. Ulusal ve uluslararası yatırımcılar, Türkiye'deki halka açık şirketlerin finansal durumunu Borsa İstanbul (BİST)'dan yakından takip etmektedirler. Günümüzde artık finansal tablolarını uluslararası standartlara göre hazırlayan firmalar tercih edilir hale gelmiştir. Finansal tablolar, şirketin belli bir dönemdeki finansal durumunun gözler önüne serilmesini sağlamaktadır. Yatırımcılar, kredi açıcılar ve şirket sahipleri, şirketleri sektörel anlamda karşılaştırabilmek için aynı standartlardaki verilere ihtiyaç duymaktadır. Bu da uluslararası finansal raporlama standartlarının tüm ülkeler bazında uygulanmasını gerekli kılmıştır. Şirketler, finansal ve anlık durumunu gösteren finansal tablolarını uluslararası standartlara uygun şekilde düzenleyerek yatırımcı ve kredi açıcıların güvenilir, anlaşılır ve karşılaştırılabilir şirket bilgilerine ulaşması sağlanmıştır. Çalışmada; "Bir firmanın UFRS'ye göre Gelecek Aylara Ait Giderler ve Gelir Tahakkukları Hesap Grubunun firmanın piyasa değeri üzerindeki etkisinin araştırılması" amaçlanmıştır. Çalışmada araştırmanın örneklemini de oluşturan şirketlerin 7 yılı kapsayan hisse senetleri ile gelecek aylara ait giderleri arasındaki ilişki ayrı ayrı grafikler şeklinde oluşturulmuş ve yorumlanmıştır. BIST'te yer alan imalat sanayi firmalarının hisse senetlerine gelecek aylara ait giderler değişkeninin etkisi araştırılmıştır. Yapılan analiz sonucunda değişkenlerin grafik üzerinde lineer olarak karşılaştırması yapılarak ilgili değerlendirmeler ile ilgili ifadeleri göz önünde bulundurularak değerlendirilmiştir. Anahtar Kelimeler: Türkiye finansal raporlama standartları, gelecek aylara ait giderler ve gelir tahakkukları hesap grubu, piyasa değeri. 2020, 75 sayfa Bilim Kodu: .....
Irak bankacılık sisteminde risk: Hisse senetleri değerleri üzerinden bir değerlendirme
Ekonomik sektörlerin (sanayi, tarım ve hizmetler) gayri safi yurtiçi hasılaya düşük katkısı. Üretken sektörlere verilen banka kredilerinde azalma, üretken sektörlerde bankacılık riskinin yüksek olması ve yerli üretimin rekabet gücünün düşük olması. Banka kredisi, yerel üretimi teşvik etmek ve artırmak için ana finansman kaynaklarından biridir. Bankacılık Risk yönetimi kavramı önemlidir. Bankanın faaliyetini yöneten temel özellik, riskin nasıl yönetileceğidir, bu nedenle risk, bankacılık faaliyeti bu riskleri tanımlamak için olduğu sürece mümkündür ve herkes, risk marjı olmadan bankacılık faaliyeti olmadığını ve gerekli olanın bu riskten nasıl kaçınılacağı ve bankaları bankacılık krizlerinden nasıl koruyacağıdır. Bankacılık performansı kavramı da önemlidir hedeflerine ulaşmak için bankanın yeteneği bir yansımasıdır? Bankacılık performansı, süreklilik ve büyüme hedeflerine odaklanan bankanın faaliyetinin son adımıdır ve organizasyon için uzun vadeli hedefler olarak kabul edilir. Bu Organizasyon sonucunda performans, belirli bir amaç, böyle bir varlık getirisi gibi Finansal varlıklar, yatırım ve özkaynak getirisi getirisi, karlılık ve büyüme göstergeleri mali performansını ölçmek için hisse başına Satış ve kazanç kullanıldı .karşı değerlendirilmelidir. Bu yüzden onlara borçlu yükümlülüklerini yüz becerisine sahip oldukları bankaların mali performansını değerlendirmek önemli bir aracı finansal göstergeler var. Bu nedenle, tanı araçları performansını ölçmek ve mali performans değerlendirme sonunda başlayan finansal analiz, temel araçlar olarak kabul edilir ve mali göstergeler hangi bankalarda Performans değerlendirme temel için en önemli dayanağıdır, performans değerlendirme süreci başlıca finansal göstergeler uygunluğunu ve bu değerlendirme sürecinin başarıya götürür performansını ölçmek için yeteneklerini bağlıdır ve finansal oranlar sayılar arasındaki matematiksel ilişkilerdir ve genellikle oranlar biçimindedir, bu oranların ölçülmesi kolaydır ve çok sayıda finansal gösterge nedeniyle banka performansının bir ölçüsü olarak kullanılır. Anahtar Kelimeler: Irak Bankacılık Sistemi, Piyasa Değeri, Risk. Bilim Kodu: 1121 2020, 73 Sayfa
Diğer dönen varlıklar hesap grubunun bir şirketin piyasa değerine olan etkisi
Ülkemizde 1 Ocak 2013 tarihinden itibaren finansal tabloların hazırlanmasında ve sunulmasında Türkiye Finansal Raporlama Standartları'nın uygulanması öngörülmüştür. Çalışmanın giriş bölümünde UFRS ve TFRS hakkında kısa bir bilgilendirme yapılmış ve bu standartlarının önemi vurgulanmıştır. Bunun neticesinde çalışmada Diğer Dönen Varlıklar Hesap Grubu Tek Düzen Hesap Planı Çerçevesinde ele alınmıştır. Hesap grubu kalemleri hakkında bilgi verilmiştir. Çalışmanın model bölümünde ise beş şirket seçilmiş ve bu şirketlere ait finansal raporlardan alınan ilgili hesap grubu tutarları ve yine bu şirketlerin resmi internet sitelerinden alınan piyasa değerleri ile grafikler oluşturulmuş ve bu grafikler neticesinde hesap tutarı ve piyasa değeri arasındaki ilişki yorumlanmıştır. Çalışmanın sonucunda; basit regresyon analizi yöntemi kullanılarak elde edilen veriler ışığında; dört firmada Diğer Dönen Varlıklar hesaplarının piyasa değerleri ile arasında paralellik ilişkisi görülmektedir. Bir firmanın ise regresyon analizi sonucu anlamsız çıkmakta ve modele farklı bir değişken eklemek gerekmektedir. Anahtar Kelimeler: Diğer Dönen Varlıklar, Türkiye Finansal Raporlama Standartları, Piyasa Değeri
Muhasebe mesleği yeri ve geleceğine yönelik sektörde çalışan meslek adaylarının görüşleri üzerinde bir araştırma
Küreselleşen dünya, büyüyen ekonomik yapılanmalar, kurumlar ve işletmelere ait finansal bilgilerin doğruyu yansıttığına dair güven duygusunun önemini artırmıştır. Bu durum ise bağımsız denetim faaliyetlerinin ve bağımsız denetim kuruluşlarının dünyada hızla yer edinmesine sebep olmuştur. Bilgi kullanıcıları açısından finansal tablolara olan güvenin zamanla azalması nedeniyle denetime olan ilgi artış göstermiştir. Dolayısıyla, bilgi kullanıcıları, doğru ve güvenilir bilgiye ulaşmak için denetimden yararlanarak doğru kararlar alabilmekte ve yatırımlarını ona göre yapmaktadırlar. Bu araştırma, "Muhasebe Mesleğinin Yeri ve Geleceğine Yönelik Sektörde Çalışan Meslek Adaylarının Görüşleri"ni tespit etmek amacıyla yapılmıştır. Bu amaçla 102 katılımcı üzerinden SMMM aday SMMM meslek memuru ve denetçi olarak görev yapan katılımcı görüşlerinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Bu amaç doğrultusunda çalışmanın ilk bölümünde denetimin tanımı, amacı ve kapsamı detaylı olarak anlatılmış olup denetimin işleev ve önemi ile denetimdenetçi türlerianlatılmıştır. Çalışmanın kuramsal çerçevesi kapsamında ikinci bölümünde ise bağımsız denetim ve bağımsız denetçi kavramsal çerçevesi ile ele alınacaktır. Yine bu bölümde yasal çerçevede bağımsız denetim kuruluşları ile bağımsız denetim sürecine değinilmiştir. Çalışmanın üçüncü bölümünde ise yeminli mali müşavir mesleğinin bağımsız denetimdeki yeri ve geleceği konusu ele alınmış olup bu anlamda içerik analizi yapılmıştır. Bu çalışma 2021 yılında SMMM, aday SMMM, meslek memuru ve denetçi olarak Kastamonu Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsünde Finans ve Bankacılık yüksek lisans programına kayıtlı olan ve sektörde çalışan 102 katılımcının görüşleri ile sınırlıdır. ANAHTAR KELİMELER: Bağımsız Denetim, İç Denetim, Yeminli Mali Müşavir, KGK.
Davranışsal finansta risk faktörleri Türkiye için bir uygulama
Bireyler hayat mücadelelerini devam ettirmek, gereksinimlerini karşılamak, amaçlarına ulaşmak, hayat standartlarını arttırmak için yatırım yaparlar. Bireysel yatırımcıların yatırım yapma davranışları yatırıma karar verme, yatırım aracına karar verme, yatırım aracının sayısına karar verme, yatırım aracını elinde tutacağı süreye karar verme, yatırım araçlarını takip etme gibi alt davranışlardan oluşmaktadır. Geleneksel finans kuramları bireysel yatırımcıların davranışlarını açıklamakta yetersiz kaldıklarından son yıllarda yatırımcıların davranışlarını açıklamak için yatırımcının psikolojik yönlerini, zaaflarını ve duygularını da dikkate alan Davranışsal Finans Teorisi kullanılmaya başlanmıştır. Davranışsal Finans Teorisi giderek daha popüler hale gelmiş ve yatırımcı davranışlarını açıklamak için sıklıkla kullanılmaya başlanmıştır. Bununla paralel olarak bu teori üzerine yapılan bilimsel araştırmalar da tüm dünyada artmaya başlamıştır. Ancak ülkemizde yatırımcı davranışlarını Davranışsal Finans Teorisi açısından inceleyen bilimsel araştırmalar yeterince yapılmamıştır. Bu araştırma Davranışsal Finans Teorisini kullanarak bireysel yatırımcıların yatırım kararlarını etkileyen aşırı özgüven, sürü psikolojisi, kaybetme korkusu, bilinirlik, ruh hali (duygusal faktörler) risk faktörlerinin düzeylerini ve bu faktörlerin yatırımcıların demografik özelliklerine göre farklılaşıp farklılaşmadığını incelemeyi amaçlamaktadır. Araştırmanın verileri farklı yaşlardaki, eğitim düzeylerindeki, farklı sektörlerde çalışan ve farklı gelir düzeyine sahip yaklaşık eşit oranda erkek ve kadın olan 498 kişiden anket yöntemiyle toplanmıştır. Araştırmanın bulguları aşırı özgüven, sürü psikolojisi, kaybetme korkusu ve bilinirlik faktörlerinin yatırımcıların kararlarını etkilediğini, ancak ruh hali (duygusal faktörler) faktörünün yatırımcıların kararlarını etkilemediğini göstermiştir. Yine bulgular bireysel yatırımcıların yatırım kararlarını etkileyen aşırı özgüven, sürü psikoloji, kaybetme korkusu, bilinirlik ve ruh hali faktörlerinin yatırımcıların cinsiyetine, yaşına, medeni durumuna, eğitim düzeyine, mesleğine ve gelir düzeyine göre anlamlı düzeyde farklılaştığını göstermiştir. Risk faktörleri algı düzeyleri ile çocuk sayısı arasında bir ilişki bulunmamıştır.
Küresel salgın sürecinde seçilmiş finansal varlıklar arasındaki dinamik bağlantılılık ilişkisi: Covid-19 örneği
Bu çalışmada COVID-19 pandemisinin ortaya çıktığı süreci de kapsayan 17.09.2014 – 10.05.2021 tarihleri arasında, seçilmiş finansal varlıklar arasındaki dinamik bağlantılılık ilişkisi TVP-VAR modeli ile araştırılmıştır. Veri seti olarak Bitcoin (BTC/USD), Ham petrol (WTI), Dolar endeksi (DXY), Euro-Dolar paritesi (EUR/USD), Ons-altın (XAU/USD) ve MSCI Dünya endeksine ait günlük veriler kullanılmıştır. Araştırmada analizler, pandemi etkisinin daha net ortaya koyulabilmesi amacıyla, tüm örneklem dönemi, salgın öncesi ve salgın esnası dönem olmak üzere üç farklı zaman aralığı için tekrarlanmıştır. Pandemi öncesi ve pandemi esnası dönemler için yapılan analiz sonuçlarında seriler arasındaki volatilite etkileşiminde büyük değişiklikler tespit edilmiştir. İnceleme döneminin tamamını kapsayan analiz sonuçlarına göre Dolar Endeksi diğer seriler üzerinde en baskın volatilite yayıcısı olarak belirlenirken Euro/Dolar paritesi diğer değişkenlerden en çok etkilenen seri olarak görülmüştür. Bitcoin'nin diğer seriler ile volatilite etkileşimine girmemesi araştırmada önce çıkan hususlardandır. Sonuç olarak pandemi gibi kriz dönemleri öncesinde Ham Petrol ve Bitcoin'in diğer varlıklar ile portföy oluşturmakta birlikte kullanılabileceği, kriz dönemlerinde ise bu durumun geçerli olmadığı, örneklem döneminin tamamı dikkate alındığında ise sadece Bitcoin'nin diğer varlıklar ile portföy oluşturmakta birlikte kullanılabileceği düşünülmektedir.
Finansal okuryazarlığın bireysel emeklilik sistemi tercihlerine etkisi: Burdur Mehmet Akif Ersoy Üniversitesinde bir araştırma
Küreselleşme ile finansal piyasaların giderek karmaşık hale gelmesi, teknolojinin gelişmesi, yeni finansal ürünlerin ve hizmetlerin ortaya çıkması sonucunda bireyler finansal anlamda birtakım risklerle karşı karşıya kalmaktadır. Bireylerin finansal alanda bu risklerden kaçınması için finansal okuryazar olmaları gerekmektedir. Finansal okuryazarlık tüketicilere finansal konularda gerekli bilgileri edinmesini sağlayarak bu bilgiler sayesinde onlara bilinçli ve doğru karar vermelerine yardımcı olmaktadır. Bireysel emeklilik, bireylerin emeklilik döneminde ek gelir elde ederek rahat bir yaşam sürmelerini sağlayan sistemdir. Ülkemizde yeni gelişmekte olan bireysel emeklilik sistemi ilk olarak bireyler açısından oldukça önemli bir yere sahip olmasına rağmen sisteme katılım ve sistemin bilinirliği istenilen düzeyde değildir. Sisteme katılım ve sistemin bilinirliğinin arttırılması konusunda finansal okuryazarlık oldukça önemli katkılar sağlamaktadır. Bu tez çalışmasının amacı, öğrencilerin finansal okuryazarlık düzeyleri ile bireysel emeklilik sistemi farkındalıkları arasındaki ilişkiyi ve etkiyi ortaya koymaktır. Bu amaç doğrultusunda Burdur Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi'nde öğrenim görmekte olan öğrenciler üzerinde araştırma yapılmıştır. Araştırmaya 511 öğrenci katılmıştır. Nicel analiz yöntemleri uygulanan araştırma Aralık/2020-Ocak/2021 döneminde uygulanmıştır. Elde edilen veriler SPSS-25 programında analiz edilmiştir. Çalışma üç bölümden oluşmakta olup birinci bölümde finansal okuryazarlık, ikinci bölümde bireysel emeklilik sistemi ve üçüncü bölümde uygulama kısmı olacak şekilde tamamlanmıştır.
Ülkeler arası doğrudan yabancı yatırım girişleri arasındaki nedensellik analizi: Kırılgan beşli örneği
Günümüzde dünya genelinde küreselleşme hareketlerinin artmasıyla birlikte hacim ve ulaştığı bölge bakımından gelişme gösteren doğrudan yabancı yatırımlar, özellikle az gelişmiş ve gelişmekte olan ülkeler için ihtiyaç duydukları sermaye açığını kapatmak adına oldukça önemli bir fırsat olarak görülmektedir. Gerçekleşen uluslararası yatırımlardan daha fazla pay almak isteyen ülkeler, sahip oldukları makroekonomik göstergelerde gelişim sağlamaya çalışmakta ve buna ek olarak yatırımcılara çeşitli teşvik ve indirimler uygulamaktadırlar. Bu çalışmada doğrudan yabancı yatırımların oluşumu ve belirleyicileri detaylı şekilde ele alınmıştır. Bu bağlamda Kırılgan Beşli (Fragile Five) ülkeleri olan Brezilya, Hindistan, Endonezya, Türkiye ve Güney Afrika çalışmaya dahil edilmiştir. Araştırma kapsamında BIITS ülkelerine ait doğrudan yabancı yatırım girişleri arasındaki nedensellik, her ülkenin bağımlı değişken olduğu beş farklı modelle Genişletilmiş Dickey-Fuller (ADF) ve Phillips-Perron (PP) birim kök testleri ardından Toda-Yamamoto nedensellik testi ile (1971-2019 dönemine ait yıllık verilerle) analiz edilmiştir. Elde edilen bulgular neticesinde; BIITS ülkelerine ait doğrudan yabancı yatırım girişi verileriyle bahsi geçen ülkeler arasında çeşitli nedensellik ilişkisi olduğu tespit edilmiştir. Bunlar; Brezilya'ya ait doğrudan yabancı yatırım girişi verilerinin bağımlı değişken olduğu model için uygulanan test sonucuna göre; %1 anlamlılık düzeyinde Hindistan, Türkiye ve Güney Afrika ülkeleri doğrudan yabancı yatırım girişlerinden Brezilya doğrudan yabancı yatırım girişine nedensellik ilişkisi tespit edilirken, %5 anlamlılık düzeyinde Endonezya doğrudan yabancı yatırım girişinden Brezilya doğrudan yabancı yatırım girişine nedensellik ilişkisi olduğu ortaya konulmaktadır. Hindistan'a ait doğrudan yabancı yatırım girişi verilerinin bağımlı değişken olduğu model için uygulanan test sonucuna göre; %1 anlamlılık düzeyinde Brezilya ve Güney Afrika ülkelerinin doğrudan yabancı yatırımlarım girişlerinden Hindistan doğrudan yabancı yatırım girişlerine nedensellik tespit edilirken, %10 anlamlılık düzeyinde Türkiye doğrudan yabancı yatırım girişlerinden Hindistan doğrudan yabancı yatırım girişine doğru nedensellik tespit edilmiştir. Endonezya'dan Hindistan'a doğrudan yabancı yatırım girişi anlamında nedensellik tespit edilememiştir. Endonezya'ya ait doğrudan yabancı yatırım girişi verilerinin bağımlı değişken olduğu model için uygulanan test sonucuna göre; %1 anlamlılık düzeyinde Brezilya doğrudan yabancı yatırım girişinden Endonezya doğrudan yabancı yatırım girişine doğru nedensellik tespit edilirken, Hindistan, Türkiye ve Güney Afrika'dan Endonezya'ya doğrudan yabancı yatırım girişi anlamında nedensellik tespit edilememiştir. Türkiye'ye ait doğrudan yabancı yatırım girişi verilerinin bağımlı değişken olduğu model için uygulanan test sonucuna göre; %1 anlamlılık düzeyinde Hindistan doğrudan yabancı yatırım girişinden Türkiye doğrudan yabancı yatırım girişine doğru nedensellik tespit edilirken, %10 anlamlılık düzeyinde Brezilya doğrudan yabancı yatırım girişinden Türkiye doğrudan yabancı yatırım girişine doğru nedensellik tespit edilmiştir. Endonezya ve Güney Afrika'dan Türkiye'ye doğru doğrudan yabancı yatırım girişi anlamında nedensellik tespit edilememiştir. Güney Afrika'ya ait doğrudan yabancı yatırım girişi verilerinin bağımlı değişken olduğu model için uygulanan test sonucuna göre; %1 anlamlılık düzeyinde Brezilya, Hindistan, Endonezya ve Türkiye doğrudan yabancı yatırım girişlerinden Güney Afrika doğrudan yabancı yatırım girişlerine doğru nedensellik tespit edilmiştir. Ayrıca bu araştırma kapsamında; ülkelere ait doğrudan yabancı yatırım verilerin de bağımsız bir değişen olarak nitelendirilebileceği ve analizlere dahil edilebileceği sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: Doğrudan Yabancı Yatırım, Kırılgan Beşli Ülkeleri, Genişletilmiş Dickey-Fuller Birim Kök Testi, Phillips-Perron Birim Kök Testi, Toda-Yamamoto Nedensellik Analizi
Türk bankacılık sektöründe kurumsal sürdürülebilirlik performansının entropi ve gri ilişkisel analiz yöntemleriyle değerlendirilmesi
Kurumsal sürdürülebilirliğe ilişkin kaygılar; sürdürülebilirliğin devamı için yeni arayışlara sebep olmuştur. Bu arayışların sonucunda ise Çevresel, Sosyal ve Kurumsal Yönetim Raporlaması (ESG), Küresel Raporlama Girişimi Raporlaması (GRI) ve Entegre Raporlama gibi finansal ve finansal olmayan raporlama girişimleri başlatılmıştır. Entegre raporlamalar; sosyal, çevresel, kurumsal yönetim ve finansal kriterler göz önünde tutularak yapılmaktadır. Bu çalışmada; Kurumsal Sürdürülebilirlik Kriterleri, Entegre raporlamanın tarihsel gelişimi göz önünde bulundurularak incelenmiştir ve Kurumsal Sürdürülebilirlik kriterleri çok boyutlu olarak açıklanmaktadır. Çalışmada ağırlıklı olarak; 2030 Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri, Entegre raporlamanın nasıl ortaya çıktığı, Entegre raporlamanın kurumsal faydalarına ve Entegre raporlamaya yönelik tartışmalara yer verilmiştir. Kurumsal Sürdürülebilirlik kriterleri ile Entegre rapor yayınlayan bankalar arasındaki sürdürülebilirlik ilişkisine yönelik analizleri yaparken; her bir kritere ilişkin ağırlıklar Entropi yöntemi ile hesaplanarak Çoklu Karar Verme yöntemi olan ve belirsizlik durumlarında kullanılan Gri İlişkisel Analiz Yöntemi ile bankalar arası sürdürülebilirlik sıralamaları yapılmıştır. Elde edilen sonuçlara göre; Bankaların Entegre raporlarından elde edilen Kurumsal Sürdürülebilirlik kriterlerinden; en fazla sosyal ve çevresel kriterlere yönelik daha sonra finansal ve kurumsal yönetim kriterlerine yönelik açıklamalara yer verdikleri anlaşılmaktadır. Kurumsal Sürdürülebilirliğin finansal boyutlarının bankalar için önemi; bankaların yeşil yatırımlara ayırdıkları her geçen yıl artan yeşil tahvil yatırım miktarlarından anlaşılmaktadır, buna rağmen bankaların Entegre raporlarında finansal konulara ilişkin açıklamalara, diğer kriterlere oranla daha az yer verdiği görülmektedir.
Borsa İstanbul sektör endekslerinin dinamik bağlantılılıklarının zaman içerisindeki analizi ve COVID-19 etkisinin incelenmesi
Toplam Bağlantılılık Endeksi bir değişkenin diğer değişkenler üzerindeki ortalama etkisini ölçer. Endeksin artması durumunda ağın birbirine bağlı olduğu ve piyasa riskinin arttığı, buna karşın endeks azaldığında değişkenler arasındaki bağlantının azaldığı ve piyasa riskinin azaldığı anlaşılır. Bu tez çalışmasının amacı, Borsa İstanbul Sektör Endekslerinin Dinamik Bağlantılılıklarının Zaman İçerindeki Analizi ve Covid-19 salgının bu bağlantılılığa etkisinin incelenmesidir. Bu amaç doğrultusunda 04 Şubat 2013 – 07 Aralık 2020 tarihleri arasında ilgili BIST sektör ve alt sektör endekslerinden 25 endeks belirlenmiş, günlük kapanış fiyatları ile hesaplanan getiriler üzerinden analiz edilmiştir. Elde edilen verilerin analizi için R programı kullanılmış olup TVP-VAR modelinden yararlanılmıştır. Çalışmanın bulguları sınai, mali ve hizmetler sektörlerinin sistem içerisinde en büyük şok vericiler konumunda olduğu tespit edilmiştir. Diğer taraftan Madencilik, Spor, MKYO ve sigortacılık sektörlerinin en yüksek alıcı olduğu görülmüştür. Son olarak Covid-19 salgınının başlamasından sonra Toplam Bağlantılılık Endeksi seviyesinin gösterdiği piyasalardaki genel risk, son birkaç yılda rekor sevilere ulaşmıştır.
Perakende sektörü çalışanlarının finansal okuryazarlık ve finansal farkındalık düzeylerinin belirlenmesi: Burdur ili örneği
Küreselleşmenin ve teknolojik gelişmelerin etkisiyle finansal piyasaların birbirinden ayrılmaz şekilde bütünleşmesi ve kurumlara olan güvenin kaybolması neticesinde; bireylerin alması gereken finansal kararların yanında gelirlerini akıllıca finanse edebilmesi ve doğru yatırım ve tasarruflara yönelmesinde finansal okuryazarlık oldukça önemli bir kavramdır. Finansal okuryazarlık; yeni duyulmaya başlayan bir kavram olarak karşımıza çıksa da günlük hayatta kişinin paranın kullanılması ve yönetilmesinin bilgi ile değerlendirilerek, etkin karar vermesini sağlayan yeterlilik düzeyini ifade etmektedir. En sıradan işlemlerin dahi üzerinde finansal okuryazarlığın etkisi bulunmaktadır. Finansal okuryazarlık günümüz kararlarında ve geleceğimizi hususunda etkili rol oynamaktadır. Bu çalışmanın temel amacı, Burdur ili içerisinde yer alan perakende sektör çalışanlarının finansal okuryazarlık ve finansal farkındalık düzeylerinin belirlemek ve katılımcıların tanımlayıcı özelliklerine göre finansal okuryazarlık ve finansal farkındalık düzeylerinde farklılaşma olup olmadığını incelemektir. Amaç doğrultusunda hazırlanan anket formu; 2021 yılı Şubat ve Mart aylarında tesadüfi seçim yöntemi ile belirlenen ve araştırmaya katılmayı gönüllü kabul eden 501 kişiye uygulanmıştır. Veriler, SPSS for Windows 22 paket programı ile analiz edilmiştir. Verilerin analizinde sayılar, yüzdelikler, en az ve en çok değerler ile ortalama ve standart sapmalar ile çeşitli istatistiksel analizler kullanılmıştır. Araştırma sonucunda, katılımcıların iyi düzeyde finansal okuryazarlık, orta düzeyde finansal farkındalığa sahip oldukları belirlenmiştir. Katılımcıların cinsiyetlerine, medeni durumlarına, firmada çalışma sürelerine ve çocukluk yıllarında çalışma durumlarına göre finansal farkındalık düzeylerinde farklılıklar saptanmazken, araştırmada ele alınan diğer değişkenler, yaş, eğitim durumu, aylık gelir düzeyi, bakmakla yükümlü olunan kişi sayısı, finans, ekonomi vb. konularda eğitim alma durumu, finans ve ekonomik alandaki gelişmeleri takip ettikleri medya ve çalışma hayatına başlayıncaya kadar ailelerinin düzenli işi/geliri olma durumlarına göre finansal okuryazarlık düzeylerinde istatistiksel olarak anlamlı farklılıkların olduğu belirlenmiştir. Ayrıca katılımcıların finansal farkındalık düzeylerinin medeni durum, aylık gelir düzeyi ve çocukluk yıllarında çalışma durumlarına göre farklılık göstermediği, yukarıda bahsi geçen diğer değişkenlere göre finansal farkındalık düzeylerinde anlamlı farklılıkların olduğu sonuçlarına ulaşılmıştır.