19. century
668 theses under this subject heading
Meşîhat Arşivi'ne göre Osmanlı'nın son döneminde Ayntablı ilmiye sınıfı
Bu çalışma Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nin en eski kültür merkezlerinden olan Ayntabın (Gaziantep) Osmanlı'nın 1844-1887 yılları arasında yetiştirdiği ilmiye mensuplarının tarih sahnesindeki rolünü ortaya çıkarmak amacıyla oluşturulmuştur. Yüksek Lisans Tezi olarak hazırlanan bu çalışmanın konusunu, 1844-1887 yılları arasında Osmanlı Devleti himayesinde bulunan Ayntab Sancağı ve Kilis ile İslahiye Kazaları'nda tevellüd eden müftü, müderris, kâtip, naib ve devletin farklı hizmetlerinde bulunan ilmiye müntesiplerinin biyografileri ve tarih bilimine katkıları oluşturmaktadır. Meşîhat Arşivi'nde bulunan Sicill-i Ahval dosyalarından elde edilen veriler doğrultusunda on beş ilim hizmetkârının hayatı incelenmiştir. Toplam on beş dosyadan (304 varaktan) oluşan arşiv belgelerindeki bilgiler tetkik eserlerle desteklenerek okuyucunun istifadesine sunulmuştur. Yapılan incelemelerde daha önce herhangi bir tez çalışmasında yer verilmeyen Antep ilmiyesinden, adalet (hukuk) ve eğitim konuları başta olmak üzere pek çok konuda bölge ahalisine hizmet ettikleri sonucuna ulaşmıştır.
1869-1878 yılları arasındaki tereke kayıtlarına göre Milâs'ta sosyo-ekonomik hayat
Tereke defterleri, Şer'iyye sicilleri içerisinde yer alır. Vefat eden kişilerin miraslarının kaydedildiği defterlerdir. Bu yönüyle Osmanlı sosyo-ekonomik tarihinin önemli kaynaklarından biridir. Bu çalışmada 139, 140 ve 141 numaralı defterler esas alınarak Milas'ın sosyo-ekonomik yapısı ele alınmıştır. Bu çerçevede tereke sahiplerinin medeni durumları, çocuk sayıları, kullandıkları lakaplar, ölüm yerleri, geriye bıraktıkları giyim-kuşamları, ev eşyaları, aksesuarları, kitapları, silahları gibi maddi kültür unsurları ortaya konulmaya çalışılmıştır. Ekonomik hayat başlığı altında ise Milas'ta yaşayanların ekonomik durumları, meslekleri, ev ve dükkânları, hayvanları, nakit para ve altınları, borçları ve alacakları gibi konular işlenmiştir. Çalışma bu yönüyle Milas'ta Tereke kayıtlarından hareketle aile ve sosyal hayatı ele alan ilk çalışma özelliğini taşımaktadır.
19. yüzyılda Adana vilayetindeki kamu yapıları
Osmanlı Devleti'nde 18.yy başında etkisi hissedilen Batılılaşma dönemi, 19. yy ile birlikte en üst seviyeye ulaşmıştır. 19.yy ile birlikte Osmanlı Devleti'nin geçirdiği değişim ve dönüşüm süreci hızlanmışır. 1839 Tanzimat Fermanı'nın ardından Osmanlı devlet kurumlarında köklü değişimler yaşanmış, bunun sonuçlarından biri olarak Osmanlı'da kamusal alanda batıya uyumlanmayı sağlayan yeni yapı türleri ortaya çıkmıştır. Bu yapı türleri İstanbul'dan başlayarak bütün Osmanlı coğrafyasında varlığını hissettirmiştir. Bu araştırmada; idari olarak 1869 yılında kurulan Adana Vilayeti'nde yönetim, eğitim, ulaşım, askerlik ve sağlık alanlarında yaptırılan yeni yapı türlerinin tespit edilmesi, bunların vilayet içerisindeki dağılımlarının, mimari biçimlenişlerinin, günümüzdeki durumları ve koruma sorunlarının araştırılarak ortaya konulması hedeflenmiştir. Tez çalışmasının ilk bölümünde; literatür özeti, çalışmanın amacı, orijinal katkı, kapsam ve yöntem açıklanmıştır. İkinci bölümde; yapıların nasıl bir ortamda üretildiklerini aktarmak için Adana Vilayeti'nin 19.yy'da içinde bulunduğu durum sancak ve kazaları da dâhil olmak üzere idari, ekonomik, toplumsal ve mimari altyapısı ile birlikte ele alınmıştır. İdari yapıda; Adana'nın vilayet yönetimine geçişi, belediye örgütünün kurulması, kentin oluşumunda etkin olan valiler ve etkinliklerinden söz edilmiştir. Ekonomik yapıda; Adana Vilayeti'nin ekonomisinin dayandığı temeller, geçim kaynakları, üretim yapılarının çeşitleri ve sayıları verilmiştir. Toplumsal yapıda; göçlerden, vilayet genelindeki nüfusun etnik çeşitliliği ve yaşam tarzlarından, Müslüman ve gayrimüslim nüfus oranları ile bölgelere dağılımlarından bahsedilmiştir. Mimari alan için ise vilayet merkezi ve önemli sancakların kentsel boyuttaki mimari oluşumları anlatılmaya çalışılmıştır. Üçüncü bölümde; Adana Vilayeti sınırları içerisinde 1869-1930 yılları arasında yaptırılan yapılar, yönetim, eğitim, ulaşım, askeri ve sağlık yapıları başlıkları altında ayrılarak mimari özellikleriyle ele alınmıştır. Her bir başlık altında yapılar, günümüzde mevcut olan ve olmayan yapılar olarak ikiye ayrılmıştır. Günümüzde mevcut olan yapılar bölümünde, alan çalışmasında yerinde tespit edilen yapılara yer verilmiştir. Günümüzde mevcut olmayan yapılar bölümünde ise bahsedilen tarih aralığında inşa edilip günümüze ulaşamayan ya da sadece proje olarak tasarlanıp uygulaması gerçekleştirilmeyen yapılar, eski fotoğraflar ve Osmanlı arşivinden elde edilen özgün çizimlerine dayanarak anlatılmıştır. Dördüncü bölümde, günümüze ulaşan yapılar katalog halinde düzenlenerek, koruma sorunları açısından ele alınmıştır. Katalog fişinin ilk bölümü yapının tanıtımı, yeri ve mimari özelliklerinden oluşmakta; ikinci bölümünde ise bozulma nedenleri, geçirdiği müdahaleler, taşıyıcı yapı ve korunmuşluk durumlarına yönelik tespitler yer almaktadır. Bu bölümde, oluşturulan katalog fişlerinden ve yapılan tespitlerden yola çıkarak yapıların korunmasına yönelik yaklaşım ilkeleri sunulmuştur. Son bölümde ise tez çalışmasının genel bir değerlendirmesi yapılarak, araştırma genelinde ulaşılan sonuçlar açıklanmıştır.
İstanbul'daki Rum, Ermeni ve Levanten mezarlıklarında 19.yüzyıl figürlü mezar anıtları
Tez çalışmasının konusunu, İstanbul'daki Rum, Ermeni ve Levanten mezarlıklarında bulunan 19. yüzyıl figürlü mezar anıtları oluşturmaktadır. Araştırmada öncelikli olarak mezarlıklarda bulunan anıtlar ele alınsa da manastır, kilise kripta ve bahçeleri, hastane bahçelerine yapılan anıtsal nitelikli ve figürlü mezar anıtları da ele alınmıştır. Özellikle 19. yüzyılda gayrimüslimlere tanınan sosyal haklar ve mülk edinme hakkıyla birlikte anıtsal nitelikli sosyal ve dini nitelikli yapılar gibi mezar anıtları da dikkati çeken heykelli ve kabartmalı olarak yaptırılmıştır. Bu anıtlar ailelerin ve dönemin sosyal istek ve ihtiyaçlarını, sanatçıların becerilerini, anıtsal heykel ustalarının bu yüzyılda bir meslek olarak ortaya çıktığını, mezheplerin ikonografik taleplerini ve Avrupa'da aynı yüzyılda görülen mezar anıtları ve heykellerinin yansımalarını sunmaktadır. Mezar tiplerinde yüzyılın mimarlık akımlarıyla paralel beğeniler dikkat çekicidir. Neoklasik, Neobizans, Neogrek, Neomısır, Neogotik etkili anıtlar yapılmıştır. Bu anıtlarda İstanbul'a uzak yeni mezar tipleri yanında yüzyıllardır kullanılan lahit, levha, haç, tabut formlu eski mezar tipleri tercih edilmiştir. Avrupa'dan ithal edilen mezar heykelleri de dikkati çekmektedir. 19. yüzyılın bazı mezar anıtları dönemin önemli heykeltıraş, anıtsal mezar ustası veya mimarlarına yaptırılmıştır. Louvre Müzesi'nin duvarlarını süsleyen heykelleriyle bilinen Fransız heykeltraş Marius Jean Antonin Mercié, Luigi Giona, Geroloma Fiaschi gibi Avrupalı sanatçılar, Yunanistan'ın önemli heykeltıraşları olarak tanınan George Bonanos, Lazaros Sohos, Vitsares, Tombros gibi sanatçılar, Tinos adasından gelen Liritis, Krikelis, Ziotis aileleri, Periklis Fotiadis, Panayotidis gibi dönemin mimarları, Papazyan ve Yervant Osgan gibi Ermeni heykeltıraşlar gibi adından söz ettiren mimar, heykeltıraş ve mezar ustaları bu anıtlarda çalışmışlardır. Anahtar Kelimeler: İstanbul, Osmanlı, Gayrimüslim, Rum, Ermeni, Levanten, Latin, Mezar, Mezar anıtları, Mezarlık, Heykel, Heykeltıraşlar, İkonografi
Thomas Allom ve Osmanlı dünyasını yansıtan eserleri
19. yüzyılda İstanbul gravürleriyle tanınan İngiliz mimar ve ressam Thomas Allom, 1804-1872 yılları arasında yaşamıştır. İlk eğitimi hakkında bilgi edinemediğimiz sanatçı, çıraklık ve akademik eğitimini mimarlık üzerine almıştır. Mimari çizimlerindeki başarısından dolayı Fisher Yayınevi‟nden teklif alan Allom, İskoçya, İrlanda, Avrupa ülkeleri ve Osmanlı‟yı ziyaret ederek gravürlü seyahatnameler için çizimler yapmıştır. Osmanlı topraklarında yaptığı çizimleri -daha sonra Almanca ve Fransızcaya da çevrilen- Constantinople and the Scenery of the Seven Churches of Asia Minor ve Character and Costume in Turkey and Italy isimli kitaplarda yayınlanmıştır. Bu yayınlar için hazırladığı resimlere 1838 ve daha sonraki yıllarda düzenlenen panorama sergilerinde de yer vermiş, ayrıca bu sergilerde yer alan eserleri tanıtmak için Polyorama‟yı yazmıştır. Çalışmanın konusunu oluşturan sanatçının Osmanlı dünyası ile ilgili eserleri iç mekânda dini yapılar, harem sahneleri, su yapıları ve sivil mimari; dış mekânda ise panoramik ve mimari manzaralar ile figür ağırlıklı sahnelerden oluşmaktadır. Bu çalışmada sanatçının gravürleri ayrıntılı incelenmiş ve bunlardan bazılarının suluboya kopyaları tespit edilmiştir. Ayrıca yayınlarda yer verilmeyen diğer suluboya eserlerine de ulaşılmıştır. Sultan II. Mahmud Dönemi‟nde etkin olan Thomas Allom -diğer bazı Avrupalı ressamlar gibi- padişahın resmini de yapmıştır. Eserleri genel olarak değerlendirildiğinde, 19.yüzyıl Osmanlı mimarisini, günlük yaşamını ve kıyafetlerini yansıttığı, titiz ayrıntılar işlediği, belge niteliği taşıyan gerçekçi resimler olduğu anlaşılmaktadır. Anahtar Sözcükler: 19. yüzyıl, Thomas Allom, Panorama, İstanbul, Osmanlı, Oryantalizm, gravür.
Bir kaynak çalışması olarak Takvim-i Vekayi (1840-1849)
Gazeteler, devletlerin ve milletlerin yaşadıklarını ve görüp geçirdiklerini kayıt altına alan birer hatırat gibidirler. Bu sebeple geçmiş dönemin gazeteleri üzerinde çalışma yapmak, sadece yazılmış metinleri bu günün diline tercüme etmek ya da aktarmak değildir. Bunların haricinde basın tarihi alanında yapılan çalışmalar, milletlerin ve devletlerin yaşadıkları olaylara verdikleri tepkileri yansıtır ve olayların geçtiği zamanlardaki ortaya atılan düşüncelerin ve görüşlerin anlaşılmasını sağlarlar. Takvim-i Vekayi Osmanlı Devleti'nde devlet eliyle çıkarılmış ilk gazetedir. Başlangıçta haftada bir yayınlansa daha sonraları düzensiz aralıklarla çıkarılmıştır. İlk sayısı 1 Kasım 1831 tarihinde çıkan Takvim-i Vekayi'nin yayınlanmasına II. Abdülhamid döneminde iki kez ara verilse de gazete yayın hayatını 4 Kasım 1922 tarihine kadar devam ettirmiştir. Gazete Türkçe süreli yayınların başlangıcıdır ve devlet eliyle çıkarıldığı için de devlet görüşünü yansıtmıştır. Takvim-i Vekayi hanedana ait haberleri, devlet kademelerine yapılan atamaları ve ülkenin herhangi bir yerinde meydana gelen hadiseyi yansıttığı gibi, aynı zamanda yabancı ülkelerdeki siyasi gelişmeler, bu ülkelerin Osmanlı Devleti ile ilişkileri ve dünyada meydana gelen sosyal, bilimsel ve teknolojik gelişmeler hakkında da haberler veriyordu. Takvim- Vekayi'nin bir başka önemi de 1860'lardan sonra yoğunlaşacak olan basım faaliyetlerine öncülük etmesidir. Takvim-i Vekayi'nin yukarıda sayılan özelliklerinden dolayı akademik çalışmalarda gazeteden daha çok faydalanılması ve araştırmacıların daha hızlı hareket edebilmesine imkân sağlamak amacıyla bu çalışma meydana getirildi. Gazetede yeralan haberler konularına göre tasnif edilerek, özet şeklinde, gazetelerin çıkış tarihlerine göre sıralanmıştır. Her haberin özetinin altına gazetenin çıkış tarihi, gazetenin sayısı ve haberin bulunduğu sayfa yazılmıştır. Anahtar Kelimeler: İlk Gazete, Gazete, Takvim-i Vekayi, Basın Tarihi, 19.Yüzyıl, Osmanlı'da Basın ve gazetecilik
Çağdaş batı literatüründe Kur'an metnine yaklaşımlar: Metin bütünlüğü arayışları
Kur'an'ın metin yapısı, XIX. yüzyıldan itibaren Batılı Kur'an araştırmalarının en dikkat çekici konuları arasında yer almıştır. Bahsi geçen dönemle birlikte beliren "dağınık metin" tasavvuru, 1980'lere kadar devam etmiştir. Sonrasında, Kur'an'ın "bütüncül metin" olduğu varsayımı temelinde yeni yaklaşımlarla karşılaşılmaktadır. Bu kapsamda, kısa Mekkî sûrelerden başlayıp Kur'an metninin tamamına uzanan seviyelerde bütünlük arayışını ifade eden esaslı bir literatür teşekkül etmiştir. Kur'an metininin yapısına ilişkin Batılı tasavvurda meydana gelen böylesine önemli bir evrilmenin nedenlerinin tespiti, Batılı Kitâb-ı Mukaddes ve Kur'an araştırmalarının tarihî ve teorik arka planının aydınlatılmasıyla mümkündür. Bu zaviyeden bakıldığında, XIX. yüzyıldan XX. yüzyılın son çeyreğine kadar bahsi geçen alanlarda tarihsel-eleştirel metotların etkili olduğu görülmekte ve bu etki neticesinde Kur'an'ın tarihsel metin olarak incelendiği bir döneme tanık olunmaktadır. Bu süreçte Kur'an'ın kendi tarihini aydınlatacak en otantik tarih metni olarak telakki edilmesi ise, metnin kronolojik tertibine yönelik arayışları beraberinde getirmiştir. Bu dönemde hâkim kanaat, mevcut tertibi itibariyle pek çok edebî "kusur" barındırdığı düşünülen Kur'an metninin, bir tarihsel akış sunmaktan da hayli uzak bir yapıda olduğu şeklindedir. Ne var ki, Kur'an metninin kronolojik tertibine ilişkin çalışmalar, ne tarihsel akış ne de varsayılan edebî sorunsalların çözümü hususunda kayda değer neticeler doğurmuştur. Bu durum, "metin yapısı probleminin" çözümü bağlamında yeni arayışları beraberinde getirmiştir. 1950'lerden sonra çağdaş edebiyat kuramlarında ve Kitâb-ı Mukaddes araştırmalarında önemli gelişmeler yaşanmıştır. Bu dönemde bahsi geçen alanlarda metin-merkezli yaklaşımların öne çıkması ve metnin kendisinin; yazarından ve tarihinden daha güçlü bir otorite haline gelmeye başlaması, Kur'an'ın Mushaf tertibinin mantığı üzerinde yoğunlaşan bir literatürü teşvik etmiştir. Söz konusu arka planda öne çıkan üç yaklaşımdan birincisine göre, metin bütünlüğünün tespiti için Kur'an, kendi tarihinde metinlerarası bir okumaya tabi tutulmalıdır. Bunun için İslam literatüründen ziyade; kâhin sözleri, kaside, Kitâb-ı Mukaddes gibi "harici" verilere müracaat edilmelidir. İkinci yaklaşımda Kur'an metni, büyük ölçüde tarihinden bağımsız olarak temalar, hitap ifadeleri, kalıp ifadeler, tekrarlar ve retoriğe konu olan bazı unsurlar yardımıyla incelenmelidir. Üçüncü yaklaşımda Kur'an'ın Grek değil Sami kültürüne ait bir metin olduğu, Sami retoriğinde metinlerin doğrusal (lineer) ilerlemekten ziyade simetrik yapılardan oluştuğu vurgulanmaktadır. Yine bu kapsamda bazı sûrelerin ve âyet pasajlarının sahip olduğu varsayılan simetrik yapılardan hareketle bunların dinsel çoğulculuk mesajı içerdiği iddia edilmektedir. Bütün bu yaklaşımların, kayda değer bulguların yanı sıra yer yer öznellik, genelleştirme, indirgemecilik, eklektisizm ve tarihsel veri sıkıntısı gibi birtakım zafiyetler barındırdığı görülmektedir.
Kastamonulu Haddâd Zâde Siyâhî Ahmed Efendi'nin hayatı ve tasavvufî görüşleri
Tezin konusu 18. ve 19. Yüzyılda yaşamış Osmanlı'nın son dönem meşâyihinden Nakşîbendî-Hâlidî şeyhi aynı zamanda Hâlidî el-Bağdâdî'nin halifesi Haddâd zâde Siyâhî Ahmed Efendi (ö.1291/1874)'nin hayatı ve tasavvufi görüşleridir. Tez iki bölümden meydana gelmektedir. Birinci bölümde Haddâd Zâde Siyâhî Ahmed Efendi'nin doğumu, nesebi, gençliği, tedrisatta bulunduğu hocaları, tesirleri, Hicaz'a seferi, Hicaz dönüşü Hâlid el-Bağdâdî'ye intisabı ve bir müddet yanında kalıp halifelik alması konuları incelenmiştir. Kendisine nispet edilen "Risâle-i Haddâzâde" adlı esere, verdiği icazetnamelere, hocalarına, talebelerine ve halifelerine de ayrıca yer verilmiştir. İkinci bölümde ise Siyâhî Ahmed Efendi'ye nispet edilen "Risâle-i Haddâzâde" adlı eserinden tasavvufi görüşlerine yer verilmiştir. Bu eserde bazı vakitlerdeki ezkârdan, müridin günlük yaşantısından, mürşidinin huzurundaki edeplerden, sohbet âdâbından, müridin insanlarla olan münasebetinden, cezbe, ilim, zikir ve Hatme-i Hâcegandan bahsedilmektedir. Anahtar Kavramlar: Nakşibendîlik, Hâlidîlik, Hâlid el-Bağdâdî, Siyâhî Ahmed, Ahmed Hicâbî.
Lugat-ı Tarihiyye ve Cografiyye II. cilt (Transkripsiyon-inceleme-madde başı indeksi)
Bu çalışmamızda XIX. yüzyılın Osmanlı Sahası önemli lügatlerinden olan, Ahmed Rıfat'ın eseri "Lugat-ı Tarihiyye ve Cografiyye"nin ikinci cildinin transkripsiyonu yapılmıştır. XIX. yüzyılda Osmanlı Sahası Sözlük çalışmalarında önemli bir yeri olan bu sözlüğün ikinci cildi alfabetik düzenine göre "B-P-T-S̱" harflerini içermektedir. Bu sözlükte tarih ve coğrafya başta olmak üzere, matematik, kimya, fizik ve din bilimleri kavramları da açıklanmaktadır. Ansiklopedi niteliği taşıyan bu eser, Osmanlı Devleti'nin edebi ve kültürel yapısı alanında çalışacaklara da kaynaklık etmiş olacaktır. Ayrıca bu çalışmamızda, ''Şekil Bilgisi'' isim çekim ekleri ve isim yapım ekleri, Karahanlı Türkçesi, Harezm-Kıpçak Türkçesi, Çağatay Türkçesi, Eski Anadolu Türkçesi, Osmanlı Türkçesi ve Türkiye Türkçesi'ndeki kullanımları ile önce ayrı ayrı tablolarda gösterilip daha sonra karşılaştırmalı tabloda verilmiştir. Sonra değerlendirme yapılıp metinde geçen örnekler verilmiştir. Bu çalışmanın sonucunda, Eski Anadolu Türkçesi, Osmanlı Türkçesi ve Türkiye Türkçesi'ndeki isimlere gelen çekim ve yapım eklerindeki dönemsel gelişim ve değişim örneklerle takip edilerek ortaya konulmuştur. ANAHTAR SÖZCÜKLER: Tarih, Coğrafya, Ansiklopedi, Lugat, Ahmed Rıfat,ġekil Bilgisi
1904–1905 Rus-Japon Savaşı ve Musavver 1904–1905 Rus-Japon Seferi Eseri (1.Cild) transkripsiyonu
Japonya, XIX. yüzyılın ikinci yarısından sonra kısa bir süre içerisinde teknolojik, askeri ve iktisadi gelişimini tamamlayarak Uzak Doğu'da bölgesel bir güç olarak ortaya çıkmıştır. Rusya, Balkanlar ve Boğazlar üzerinde İngiltere ve Fransa tarafından engellenince yönünü Uzak Doğu'ya çevirerek yeni sömürgeler elde etmek istemiştir. İşte bu siyasi çıkar çatışmaları Japonya ve Rusya'yı karşı karşıya getirmiştir. Rusya'nın Mançurya'da Trans–Sibirya demir yolu hattı inşa etmek istemesi ve Kore hakimiyeti yüzünden 1904–1905 Rus–Japon Savaşı çıkmıştır. Japonya, askeri, siyasi ve sosyal yönden çok iyi organize olmuş, ayrıca İngiltere'nin de desteğini almıştır. Rusya ise ordusunun ve merkezi yönetiminin iyi organize olamaması, kamuoyu desteğinden yoksun olması yüzünden iyi organize olamamıştır. Savaş, Amerika Birleşik Devletlerinin araya girmesiyle 5 Eylül 1905'te Portsmouth Antlaşmasıyla resmi olarak sona ermiştir. Japonya, savaş sonucunda önemli bir zafer kazanarak emperyal kuvvet olarak ortaya çıkmıştır. Japonyaların savaşı kazanması, dünya kamuoyunda büyük bir yankı uyandırmıştır. Japonların galibiyeti Osmanlı Devleti, Asya ve Müslüman ülkeler tarafından sevinçle karşılanmıştır. Osmanlı Devleti'nde Japonya'nın savaşı kazanmasıyla kamuoyunda oluşan olumlu havanın etkisiyle Erkan-ı Harbiye Binbaşısı Ali Fuad ve Yüzbaşı Osman Senai tarafından savaşın bütün yönlerini anlatan muazzam bir eser olan beş ciltlik Musavver 1904–1905 Rus-Japon Seferi adlı eser yayımlanmıştır. Yaptığımız çalışmada 1904-1905 Rus-Japon Savaşı öncesi, Japonya ve Rusya'nın durumu, savaş öncesi gelişmeler, savaşın nedenleri, seyri ile sonuçları incelendi. Ayrıca beş ciltlik Musavver 1904-1905 Rus-Japon Seferi adlı eserin 1. cildinin transkripti yapıldı ve müelliflerin hayatlarıyla ilgili kısa bilgiler verildi. Anahtar Kelimeler: 1904-1905 Rus-Japon Savaşı, Rusya, Japonya, Port Arthur, Portsmouth Antlaşması, Ali Fuad ERDEN, Osman Senai ERDEMGİL
19. yy. ortalarında Ankara Kalecik kazasının Sofular,Saray,Çarık,Düşkünler ve Taşra mahallerinin sosyo-ekonomik durumu (Temettuat ve Nüfus Defterine göre)
1839 yılında ilan edilen Tanzimat Fermanı ile Osmanlı Devleti'nde mali açıdan çok önemli gelişmeler yaşanmıştır. Bu gelişmeler vergi sisteminde değişikliğe sebebiyet vermiştir. İltizam sistemi kaldırılmış ve halktan alınan çeşitli vergiler yerine, tek bir vergi sistemine gidilmiştir. Bu vergi yani Temettuat Vergisi ile herkes kendi gelirine göre vergi vermeye başlamıştır. Temettuat Vergileri, temettuat defterlerine kayıt edilmiştir. Vergi toplamak amaçlı tutulan temettuat defterlerinin içerisinde hane reislerinin mal varlıkları (arazisi, bağ, bahçe, bostanları, emlakı, hayvanları ve ürünleri) hakkında bilgiler bulunmaktadır. Buradaki temel amaç ekonomik gücü tespit edebilmektir. Maliye Nezareti'nde dahil olan temettuat defterleri günümüzde Başbakanlık Osmanlı Arşivi'nde bulunmaktadır. Osman arşivinde "Maliye Nezareti Varidat Muhabesi Temettuat Defteri" olarak adlandırılmaktadır. Yüksek Lisans tez çalışmamızda bu defterlerden, Ankara'nın Kalecik Kazasına bağlı Sofular, Saray, Düşkünler, Çarık ve Taşra Mahalleleri'nin transkripsiyonu ve değerlendirilmesinin yanı sıra, nüfus defterlerinin de incelemesi yapılmıştır. Anahtar Kelimeler: Ankara, Çarık, Düşkünler, Kalecik Kazası, Nüfus Defteri, Saray, Sofular, Sosyal ve Ekonomik Yapı, Taşra, Temettuat.
Çorum Sancağı'nın İskilip Kazasına bağlı Bayat Nahiyesi'nin idari statüsü ve 19. yüzyıl ortalarındaki sosyo-ekonomik yapısı
Osmanlı Devleti Tanzimatla birlikte yeni bir değişim ve Batılılaşma sürecine girmiştir. Yapılacak olan bu değişim ve yeniliklerin birisini de yeni vergi düzeni oluşturmaktadır. Uygulanacak olan bu vergide, herkesin kazancı esas alınmıştır. Ayrıca halkın emlak, arazi ve hayvan gelirlerinin sayılması da uygun görülmüştür. Bu sayım sonucu oluşturulan temettuat defterleri, günümüzde ait oldukları bölgenin sosyal ve ekonomik yapısı hakkında ayrıntılı ve önemli bilgiler vermektedir. Biz de bu doğrultuda 1844-1845 yıllarında Ankara Eyaleti Çorum Sancağı sınırları dâhilinde bulunan İskilip Kazasına bağlı Bayat Nahiyesi'nin toplumsal ve iktisadi yapısını araştırdık. Çalışmamızda ana kaynak olarak, Bayat temettuat defterlerinden faydalandık. Fakat sadece vergi hakkında bilgi veren bu kayıtlarda, kurumlar ve idari yapı gibi bilgiler bulunmamaktadır. Bu konudaki eksik olan bilgileri diğer arşiv kaynakları ve bölgeyle alâkalı çalışmalarla tamamlamaya çalıştık. Çalışmamız dört bölümden oluşmaktadır. Çalışmamızın birinci bölümüne ilk olarak Bayat adının anlamını açıklayarak başladık. Bayat adı hakkında bilgi verdikten sonra İskilip-Bayat çevresinin ilkçağlardan günümüze kadar olan tarihi hakkında bilgi vererek, Tanzimat sonrası idari ve mali reformlardan da bahsettik. Daha sonra Osmanlı Devleti'nin vergi düzeni ve tahrirlerin yapılışı konularına değindik. Bu tahrirler kapsamında yer alan temettuat tahrirleri ile bu kayıtların tutulduğu temettuat defterleri hakkında da genel hatlarıyla bilgi verdik. Çalışmamızın ikinci bölümünde ilk olarak nahiyenin Osmanlı dönemindeki idari statüsü hakkında bilgi verdik. Ayrıca temettuat kayıtlarına göre nahiyenin 19. yüzyıl ortalarındaki sosyal yapısına ve meslek gruplarına değinerek, nüfus defterlerine göre nahiyenin nüfusu ve köyleri hakkında da bilgi vermeye çalıştık. Üçüncü bölümde Bayat'ın tarım ve hayvancılığa dayanan ekonomik faaliyetleri hakkında ayrıntılı bilgi vererek, özellikle tarım yapılan toprak miktarlarını ve ziraatı yapılan ürünleri türlerine göre tablo ve grafikler yardımıyla daha anlaşılır hale getirmeye çalıştık. Hemen ardından hayvanları türlerine ve hasılat gelirlerine göre ayrıntılı bir şekilde incelemeye çalıştık. Dördüncü bölümde ise 19. yüzyıl ortalarında Bayat Nahiyesi'nin ekonomik yapısına değinerek, gelir getiren kaynaklar ile nahiyede ek gelir olarak kazanç elde edilen ticaret faaliyetlerine değindik. Ayrıca bu bölümde nahiyeden alınan vergiler ile vergilerin çeşitleri ve bu vergilerin dağılımı üzerinde durduk. Bu çalışma ile Çorum Sancağı'nın İskilip kazasına bağlı Bayat Nahiyesi'nin, Cumhuriyet öncesi tarihini aydınlatmaya çalıştık. Anahtar Kelimeler: Bayat, Hane, Hayvancılık, Nüfus, Öşür, Tarım, Temettuat, Vergi
Elmastraşzâde Mustafa Hilmî'nin 2. dîvânı (İnceleme-metin)
Bu çalışmayla 19. yüzyılın ilk yarısında yaşamış âlim, mutasavvıf ve musikişinas bir şâir olan Elmastraşzade Mustafa Hilmî'nin ikinci dîvânını tanıtmak ve Türk Edebiyatına kazandırmak amaçlanmıştır. 48 varaktan ibaret olan bu dîvân Marmara Üniversitesi Kütüphanesi Nadir Eserler Bölümü'nde T 819.1 HİL numarasıyla kayıtlıdır. Aşk, musiki, Allah ve Hz. Muhammed sevgisi ağırlıklı konuları oluşturmaktadır. Diğer konular dünyanın geçiciliği, zamanının bozukluğu vs.dir. Kadirî tarikatine mensup şâirin şiirleri bu tarikatten izler taşır. Şiirleri, gerek dil ve üslûp gerekse edebî sanatlar bakımından dîvân şiirinin genel özelliklerini yansıtmaktadır. Çalışmamız üç ana bölümden oluşmaktadır. Girişte, Hilmî'nin yaşadığı dönem olan XIX. yüzyılın sosyal, idârî ve edebî ortamının genel özelliklerini belirtmeye çalıştık. Birinci bölümde Hilmî'nin hayatına, edebî kişiliğine ve eserlerine âit bilgilere yer verdik. İkinci bölümde Dîvân'ı ana hatlarıyla şekil, muhteva ve dil açısından incelemeye çalıştık. Üçüncü bölümde Dîvân'ın transkripsiyonlu metnini verdik. Anahtar kelimeler: Dîvân Edebiyatı, Dîvân Şiiri, Hilmî
XIX. yy. ortalarında Hüdavendigar Eyaleti Domaniç Kazasına bağlı Burhanlar, Fıranlar, Göçebe, Güney, Karamanlar, Kozcağız, Kozluca, Omerler ve Yörgüç köylerinin sosyo-ekonomik yapısı (Temettuat Defterlerine göre)
Osmanlı Devleti'nin ıslahat ve yenilik hareketleri tarihi içerisinde Tanzimat dönüm noktası olmuştur. Ekonomik alandaki düzenlemeler ile maliyeyi merkezileştirme, vergilerin halkın kazancına göre aracısız olarak toplanması, vergi çeşitliliğinin azaltılması hedeflenmiştir. Mükelleflerin yeni vergilerini tespit için halkın kazançlarının, mal ve hayvanlarının sayımı yapılarak temettuat defterleri hazırlanmıştır. H. 1260/61 yıllarında hazırlanan bu defterler yerleşim yerlerinin demografik, sosyal ve ekonomik durumlarının tespit edilmesinde en değerli kaynak olmuştur. Bu çalışma Hüdavendigar Eyaleti Domaniç kazasına bağlı Burhanlar, Fıranlar, Göçebe, Güney, Karamanlar, Kozcağız, Kozluca, Ömerler ve Yörgüç köylerinin 1844-1845 tarihli temettuat defterlerinin incelenmesiyle ortaya çıkmıştır. Defterlerin transkripsiyonu yapılarak elde edilen veriler tablo ve grafikler eşliğinde değerlendirilmiştir. XIX. yüzyıl ortalarında Domaniç kazasına bağlı 9 köyün ekonomik yapısı tamamen tarıma ve hayvancılığa dayanmaktadır. Halkın yıllık gelirlerinin % 83'ünü tarım gelirleri oluşturmaktadır. Tarım faaliyetleri daha çok halkın ihtiyaçlarını karşılamaya yönelik geçimlik tarım şeklinde yapılmaktadır. Mevcut arazinin % 52.4'ü ekili olup % 95 oranında tahıl ekimi yapılmaktadır. Tarımın yanında kereste ve kürek ticareti ile hizmetkârlık, çobanlık ve orakçılık gibi tarım işçiliğinden de gelir elde edilmektedir. Anahtar Kelimeler: Domaniç, Tarım, Hayvancılık, Temettuat, Vergi, Meslek, Ekonomi,
Osmanlı döneminde Ergiri Kazası (XIX. yüzyıl)
Osmanlı Döneminde Ergiri Kazası (XIX. Yüzyıl)" adlı tez çalışmamız giriş ve üç bölümden oluşmaktadır. Çalışmanın birinci bölümünde Ergiri Kazası'nın Osmanlı öncesi, Osmanlı dönemindeki tarihçesine kısaca değinilmiş ve idarî yapısı incelenmiştir. İkinci bölümde ise Ergiri'nin sosyo-ekonomik yapısı, pazarlar, tarım, vergi, mabetler, kaleler, yerleşim ve nüfusu, dinî ve kültürel boyutundan ele alınmıştır. Üçüncü bölümde eğitim-öğretim hayatı ve Osmanlı Döneminde Ergiri Kazası'ndan çıkmış olan ilim adamları araştırılıp incelenmiştir. Ergiri Kazası, bugün Arnavutluk'un güney kısmında bulunmakta ve Gjirokaster ismini taşımaktadır. Arnavutluk'un en güzel şehirlerinden olup, iyi korunmuş bir Osmanlı kazası örneği olarak, UNESCO Dünya Miras Listesine dâhil edilmiştir. Tez söz konusu döneme ait birincil kaynaklar kullanılarak hazırlanmıştır.
XIX.yüzyıl klâsik Türk şiirinde mevsimler
Bünyesinde ihtiva ettiği edebi ve kültürel değerle birlikte, Klasik Türk şiirinin en önemli özelliklerinden biri de, çevresinde var olan birçok unsura sanatsal bir kimlik büründürerek, onu şiir malzemesi yapmasıdır. Dış dünyaya kapalı olduğu düşünülen bu kadim şiir geleneğinin böyle bir yapıya sahip olması önemli bir özelliktir. Şairlerin, değişik hayaller içinde düşündüğü ve konu edindiği unsurlardan biri de mevsimlerdir. Mevsimleri gerçek, mecaz ya da terim anlamlarıyla birlikte düşünen Divan şairleri, böylelikle bir benzetme ilgisi kurmuşlardır. Bahar, yaz, sonbahar, kış; ağaç, çiçek, bağ, bahçe gülzar; ay, yıl gece, gündüz, seher gibi unsurlar âşık, sevgili, rakip üçlüsünün hikâyesini tabiat özelinde oluşturan kavramlardır. Bu çalışmada XIX. yüzyıl Klasik Türk şiirinden hareketle mevsimler ve mevsimsel unsurlar ele alınacaktır. Anahtar Kelimeler: Klasik Türk Şiiri, Mevsim, Zaman, Tabiat
XIX. yüzyıl ortalarında Ankara Eyaletinin Çankırı Sancağı Kargı Kazasına bağlı Mihre Hatun, Orta ve İmam Bey mahallelerinin sosyo ekonomik yapısı (Temettuat ve Nüfus defterlerine göre)
Osmanlı Devleti 1839 yılında Tanzimat Fermanını ilan ederek ülke içerisinde köklü reformlar yoluna gitmiştir. Reformlar içerisinde ekonomik açıdan vergi usulünde değişim yaşanmıştır. Vergi konusunda yaşanan bu değişim ile halkın gelirine göre vergilendirilmesi amaçlanmış, vergi hususundaki adaletsizlikler giderilmeye çalışılmıştır. Osmanlı Devletindeki, yeni vergi "Temettü Vergisi" diye adlandırılmıştır. Mükelleflerin tüm mal, mülk ve hayvanlardan sağlandığı kazançlar ise Temettüat defterlerine kayıt edilmiştir. Temettüat Defterleri Başbakanlık Osmanlı Arşivi bünyesinde yer almaktadır. İktisadi amaçla tutulan defterler sayesinde, o dönemin sosyo ekonomik yapısı hakkında bilgiler bulmak mümkündür. Defterlerde mükelleflerin isimleri, lakapları, unvanları, arazileri, hayvanları, vermiş oldukları vergiler detaylı şekilde kayıt edilmiştir. Yapmış olduğumuz Yüksek Lisans Tez çalışmamızda, Ankara Eyaletinin, Çankırı Sancağının Kargı kazasına bağlı Mihre Hatun, Orta ve İmam Bey Mahallesinin transkripsiyonu ile değerlendirilmesinin yanında nüfus defterlerinin incelenmesine de yer verilmiştir. Anahtar Kelimeler: Temettüat, Ankara, Çankırı, Kargı Kazası, Mihre Hatun, Orta, İmam Bey, Sosyal ve Ekonomik Yapı.
XIX. yüzyıl Osmanlı vakıf müesseselerinin dönüşümü ve kamu hizmetlerinin yürütülmesinde vakıfların toplumsal hayattaki rolü: Kütahya ili örneği
Osmanlı Devleti'nde XIX. yüzyılda başlayan modernleşme ve merkezileşme hareketleri iktisadi, idari ve askeri alanlardaki geleneksel kurumları etkilediği gibi vakıf müesseselerini de etkilemiştir. Vakıfların yürüttüğü geleneksel kamu hizmetlerinin yerine bu yüzyılda modern ve merkezi bir sistemin kurulması için reformlar yapılmaya çalışılmıştır. Ancak reformlar sonucu ortaya çıkan modern kurumlar ile geleneksel kurumlar ikili bir sistem ortaya çıkarmış ve bu yüzyıl boyunca geleneksel ve modern kurumlar kamu hizmetlerini birlikte yürütmüştür. Bu süreç içerisinde devlet modern kurumlara ağırlık vererek geleneksel kurumların modern kurumlara dönüştürülmesini sağlamıştır. Çalışmada, Osmanlı Devleti döneminde vakıfların yürüttüğü hizmetler günümüzdeki modern kamu hizmeti kavramı açısından değerlendirilerek eğitim, din, beledi, ekonomik ve sosyal hizmetler başlıkları altında sınıflandırılmıştır. Bu başlıklar altında günümüzde devletin görevi olan kamu hizmetlerinin vakıflar tarafından yürütüldüğüne yer verilmiştir. XIX. yüzyılda Osmanlı Devleti'nde başlayan modernleşme ve merkezileşme çalışmalarının vakıflar üzerindeki etkileri ele alınmış ve araştırma Kütahya ili özelinde sınırlandırılarak şehirdeki vakıflar üzerinde meydana gelen dönüşüm süreci incelenmiştir. Anahtar Kelimeler: Kamu Hizmeti, Vakıf, XIX. Yüzyıl, Osmanlı Vakıfları, Kütahya
Kütahya'nın Gireği nahiyesine bağlı Ballıbaba, Kureyşler, Göynükören, Karadiğin ve Pınarbaşı köylerinin sosyo-ekonomik durumu (Temettuat Defterine göre)
İkinci Mahmud döneminde yapılan köklü reformlardan sonra Tanzimat'ın ilanı ile birlikte vergiler konusunda da düzenlemeler yapıldı. Tanzimat dönemine kadar gerek Gayrimüslimlerden gerek Müslümanlardan çeşitli isimler altında farklı vergiler tahsil ediliyordu. 1839 yılında Gülhane Hatt-ı Hümayunu'nun ilan edilmesiyle beraber tebaanın hukuki, sosyal ve ekonomik açıdan eşitliği kabul edilmiş ve vergilerde düzenleme yapılarak tek bir vergi alınması ilkesi benimsenmiştir. Verginin tahsili için önce tebaanın gelirlerinin bilinmesi gerekliydi. Bu maksatla 1844-1845 yıllarında "temettü" sayımları (halkın mal ve hayvanlarının sayımı, gelir ve giderlerinin tespiti) yapıldı. Bu sayımlara dayanarak köy veya mahallelerde yaşayan insanların gelirleri ve verecekleri vergi miktarları da belirlendi. Bu çalışma Kütahya'nın Gireği Nahiyesine bağlı Ballıbaba, Kureyşler, Göynükören, Karadiğin ve Pınarbaşı köylerinin temettuat defterlerinin değerlendirilmesi sonucu ortaya çıkmıştır. Defterlerin çevirisi yapılmış ve ortaya çıkan veriler tablo ve grafiklerle değerlendirilmiştir. 19. yüzyıl ortalarında Kütahya'nın Gireği Nahiyesine bağlı beş köyün genel olarak tarım ve hayvancılıkla uğraştığı görülmektedir. Zirai faaliyetler ve hayvancılık ticari faaliyetten öte halkın gündelik ihtiyaçlarını karşılamaya yöneliktir.
Nüfus ve Temettüat defterlerine göre Beşkonak nahiyesi ve Işıklar karyesinin sosyo-ekonomik durumu (1844-1845)
Osmanlı Devleti'nin kuruluşundan yıkılışına kadar en önemli gelir kaynağını vergiler oluşturmaktaydı. Daha önce tür ve miktar bakımından çeşitlilik gösteren vergiler 1839 Tanzimat'ın ilanından sonra birçok alanda(ekonomik, sosyal, tarımsal) olduğu gibi vergi alanında da yeni düzenleme yapılmış, vergi sistemindeki eski karışıklık giderilmiş ve daha sade bir hal almıştır. Vergi miktarı ve türünü belirlemek amaçlı temettü sayımları yapılmıştır. Vergiler kişinin yıllık kazancına göre hesaplanıp kayıt altına alınmıştır. Kayıtların tutulduğu defterlere de Temettüat Defterleri denilmiştir. Yüksek lisans tezi olarak yaptığım bu çalışma Teke Sancağının Serik kazasına bağlı Beşkonak Nahiyesi ve Işıklar karyesi Temettüat Defterleri transkribe edilerek temel kaynak olarak kullanılmıştır. Defterlerden elde edilen bilgi ve bulgulardan yola çıkarak bölgenin ve dönemin demografik, sosyal, ekonomik hayatı üzerine bir nebze de olsa ışık tutmaya çalışılmıştır. Beşkonak Nahiyesine ait defter ML.VRD.TMT.d koduyla 10537 numaralı defterdir. Bu defterin ebadı 18,7x88'dir. Defterin kaydedildiği tarih H.1260-1261/M.1844-1845'tir. Yazılı sayfa adedi 79, boş sayfa adedi 13 olup toplam 92 sayfadan müteşekkildir. Beşkonak nahiyesi karyeleri Karye-i Nefs-i Bucak, Karye-i Karadut, Karye-i Karabük, Karye-i Serik Der Karabük, Karye-i Tazı, Karye-i Bozyaka, Karye-i Bolasan, Karye-i Karataş olup toplamda 8 karyeden oluşmuştur. Işıklar karyesine ait defter ise ML.VRD.TMT.d kodlu 10538 numaralı defterdir. Ebadı 18x51 olup, toplam numaralı sayfa adedi 60'tır. Bu defter de H.1260-1261/M.1844-1845 yılları arasında tutulmuş resmi kayıtlardır. Anahtar Kelimeler: Osmanlı Devleti, Tanzimat, Temettüat, Vergi.
Osmanlı Devleti'nin son dönemlerinde Antalya Hapishanesi
Osmanlı Devleti'nin son dönemlerinde Antalya Hapishanesi, başlığını taşıyan tezde, Osmanlı Devleti'nde 19. Yüzyılın ikinci yarısından sonra meydana gelen hapishane reformu sürecinin Antalya hapishanesine etkileri saptanmıştır. Hapishaneler ile alakalı kaleme alınmış, Gültekin Yıldız'ın Mapusane ve Emine Gürsoy Naskali ile Hilal Oytun Altun'un editörlüğündeki makaleler derlemesi olan Hapishane Kitabı adlı eserlerini ana kaynak olarak kabul edebiliriz. Konuyla alakalı pek çok makale de yazılmıştır. Bunlar arasında Ali Rıza Gönüllü'nün, Osmanlı Devleti'nin Son Dönemlerinde Isparta Hapishanesi (1867-1920) ve Nurgül Bozkurt'un, 20. Yüzyıl Başlarında Kütahya Hapishanesinin Genel Durumu isimli çalışmaları yer alır. Bunun yanında kaleme alınan tezler de mevcuttur. Ufuk Adak'ın, 19. Yüzyılın Sonları 20. Yüzyılın Başlarında Aydın Vilayeti'ndeki Hapishaneler ve Nazmiye Akbey'in 19. Yüzyılın Sonları 20.Yüzyılın Başlarında Sinop Hapishanesi adlı çalışmaları da oldukça önemlidir. Bizim de Antalya hapishanesini ele aldığımız çalışmamız üç bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde, suçun kaynağına inerek ilk hangi duygularla ne zaman baş gösterdiğini ve nasıl geliştiğinin yanında, suç, ceza ve hapishane kavramlarını İslam Tarihi'nden başlayıp, Osmanlı Devleti'ne kadar getirerek tanımlarının yanı sıra, bu kavramların gelişimleri hakkında da bilgiler verilmiştir. Bunun yanında Avrupa'daki hapishanelerden ve oluşturulan çeşitli hapishane modellerinden bahsedilmiştir. Daha sonra suç, ceza ve hapishane kavramları tamamen Osmanlı Devleti açısından incelenmiştir. Hadd, ta'zir ve kısas suçlarının neler olduğu, bu suçu işleyen kişilere ne gibi cezaların uygulandığı, İslam Tarihi'nden de faydalanarak ifade edilmeye çalışılmıştır. Çünkü Osmanlı Devleti'nin uyguladığı yasaların tamamının tabanında, İslam Hukuku yer aldığından dolayı, aralarındaki bağ yadsınamazdır. Daha sonra zindandan hapishaneye geçiş sürecinin yaşandığı, Tanzimat Dönemi'ndeki ceza anlayışının ne gibi değişiklere uğradığını 1840,1851 ve 1858 tarihlerinde çıkarılan Ceza Kanunnameleri üzerinden değerlendirilmiştir. Ardından Osmanlı Devleti'nde hapishaneler adına gerçekleştirilen ıslahatlara yer vermiştir. İkinci bölümde, ilk olarak hapishanenin bulunduğu yer olan Antalya şehri hakkında kısaca bilgi verilmiştir. Daha sonra hapishanenin yeri ve yeniden inşası sürecinden erişebildiğimiz arşiv kaynaklarındaki bilgiler kadarıyla bahsedilmiştir. Hapishanenin geçirdiği tamir süreci, genişletilmesi, ek oda inşaatları ve bunun yanında gasilhane, abdesthane gibi mahkumlar için yapılan inşa faaliyetlerine de yer verilmiştir. Hemen ardından, tayinat konusundan ve yaşanılan sorunlardan detaylıca bahsedilmiştir. Son olarak da hapishane yönetiminde kimlerin olduğu, görevleri maaşları ve tayinleri mevzusu değerlendirilmiştir. Üçüncü bölümde, ulaşabildiğimiz arşiv belgeleri ışığında, Antalya hapishanesindeki mahkumlar tüm yönleriyle ele alınmaya çalışılmıştır.
GE5299 numaralı Bursa Cöngü (Giriş-dil incelemesi-metin-dizin)
Bu tez çalışması, Klasik Osmanlı Türkçesi döneminden Türkiye Türkçesine geçiş aşaması olan 19. yüzyıl dil özelliklerinin ve imla-telaffuz ilişkisinin belirlenmesi amacıyla hazırlanmıştır. Böyle bir çalışmayla 19. yüzyılın dil özellikleri ve buna bağlı olarak yapılan imla-telaffuz ilişkisi incelemeleri, telaffuz özelliklerinin imlaya büyük oranda yansıdığı cönk metni üzerinden takip edilmiştir. Bu çalışmanın malzemesini Bursa İnebey Yazma Eser Kütüphanesi'nde kayıtlı bulunan GE5299 numarasıyla kayıtlı Bursa cöngü oluşturmaktadır. Çalışmaya öncelikle bu metnin çeviri yazısı yapılarak başlanmıştır. Daha sonra söz varlığının ortaya konabilmesi için Dizin hazırlanmıştır. Bu dizinde alfabetik olarak dizilen kelimeler ve/veya ibareler biçimsel, anlamsal ve gramatikal özelliklerine göre verilmiştir. 19. yüzyılda imla-telaffuz ilişkisini belirlemek amacıyla da "Cönklerin Söz Varlığı ve İmla-Telaffuz İlişkisi Üzerine Değerlendirmeler" bölümünde incelenen cönk metninde yer alan ve özellikle özgün biçimlerinden veya genel yazım eğilimlerinden farklı yazılan kimi kelimeler ve eklerin imlası üzerinde durulmuştur. Sonuç bölümünde ise, elde edilen bulgulara yer verilmiş ve genel bazı değerlendirmeler yapılmıştır.
Kütahya şer'iye sicilleri 15 numaralı defterinin transkripsiyonu ve değerlendirilmesi
Çalışmada Kütahya'nın yerleşim yerleri, aile yapısı, aile içi hukukun nasıl işlediği, hayat ve geçim tarzı, sanat ve meslek gurubları, tarım ürünleri, cezalar, vergiler yerleşim yerlerinin ekonomik durumu gibi konular incelenmiştir.Çalışma olarak seçtiğim 15 numaralı Kütahya Şer'iye Sicilli Defteri, Hicri 1243 / Miladi 1828 yıllarına ait Kütahya ve çevresinde hukuka intikal etmiş mahkeme kayıtlarını ihtiva eder. Çalışmada, tereke, miras, resmi yazışmalar, fermanlar, beratlar vakıflar, Naiblik müessesesi, vekil tayini gibi mahkeme kayıtlarının transkripsiyonu, değerlendirilmesi ve tasnif edilmesi yer almaktadır.Osmanlı döneminden günümüze kadar intikal eden bu belgeler, toplumun sosyal, siyasi ve ekonomik yapısı hakkında bize bilgi verirler. Sicillere kaydedilmiş bilgilere bakarak halkın sosyal yapısını ve ikili ilişkilerini, miras ve tereke kayıtlarına bakarak ekonomik yapıyı, merkezden gönderilen kararnâmelere bakarak merkezi idare ile taşra arasındaki ilişkilerin muhtevasını öğrenebiliriz. Ayrıca belgelerin tarihine bakıldığında Yeniçeri ocağının .kaldırılması üzerinden henüz iki yıl geçtiğini ve yeni kurulan Asakir-i Mansure-i Muhammediye Ordusunun ve Donanmay-ı Hümayunun ihtiyaçlarını karşılamak için merkezden gelen fermanları sıkça görebilmekteyiz.Anahtar Kelimeler: Miras, Ferman, Kadı, Sosyal Hayat, Hukuk Sistemi
1845 (H. 1261) tarihli Temettü`at Defterlerine göre Hüdavendigâr Eyaleti Kütahya Kazası Armudili Nahiyesine Bağlı Sobran, Evran, Bayad, Ulu, Karacaviran, İnli Köylerinin iktisâdi ve içtimâi durumu
Tanzimat'ın ilanıyla birlikte Osmanlı vergi sistemi yeni bir döneme girerek herkesten gücü oranında ödeyecekleri temettü` vergisi usulü getirilmiştir. Bu vergilerin kaydedildiği defterlere temettü`at defterleri denmiştir.Osmanlı'nın 19. yy. sosyo-ekonomisi hakkında önemli verilere sahip temettü`at defterleri günümüzde Başbakanlık Osmanlı Arşivinde bulunmaktadır. Temett`at defterlerinin tasnif çalışmaları 1988'de tamamlanarak hizmete sunulmuştur. Bu defter kayıtları; vergi alınan topraklar, hayvan, sanat ve meslek gelirleri, kira gelirlerinden oluşmaktadır. Defter kayıtlarında dönemin nüfusu, iktisadi-ticari durumu, arazi yapısı ve zirai üretimi, hayvancılık faaliyetleri, sosyal yapılar gibi pek çok konuda veriler elde etmek mümkün.Yüksek lisans tez çalışması olarak bu defterlerden, Kütahya sancağına tabi Armudili kazasına bağlı aşağıdaki köylerin transkripsiyonu ve değerlendirilmesi yapılmıştır.ML.VRD.TMT. 8598 Sobran KöyüML.VRD.TMT. 8599 Evran KöyüML.VRD.TMT. 8600 Bayad KöyüML.VRD.TMT. 8601 Ulu köyüML.VRD.TMT. 8602 Karacaviran KöyüML.VRD.TMT. 8603 İnli KöyüAnahtar Kelimeler: Armudili, Gelirler, Kütahya, Reform, Vergiler.