Sustainability

809 theses under this subject heading

Master'sOpen AccessTR

Yeşil ekonomi çerçevesinde karbon sınırlandırıcı düzenlemeler ve çevresel ekonomik araçlar

Bu tez çalışması, küresel çevre sorunları ve iklim krizi bağlamında giderek önem kazanan yeşil ekonomi yaklaşımının teorik çerçevesini incelemekte, çevresel ekonomik araçları ve karbon sınırlandırıcı düzenlemeleri analiz etmektedir. Çalışmanın temel amacı, düşük karbonlu ekonomiye geçiş sürecinde kullanılan politika araçlarının etkinliğini incelemek ve sürdürülebilir kalkınma hedeflerine ulaşmada bu araçların potansiyel katkılarını ortaya koymaktır. Tez, beş ana bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde, yeşil ekonomi ve sürdürülebilir kalkınma kavramları tarihsel gelişimleri ve temel ilkeleri çerçevesinde ele alınmış, bu kavramların birbiriyle ilişkisi çeşitli kurumsal yaklaşımlar doğrultusunda incelenmiştir. İkinci bölümde, karbon emisyonlarının ekonomik, çevresel ve sosyal etkilerine odaklanılarak, emisyon azaltımının önemi ve aciliyeti vurgulanmıştır. Bu bölümde, karbon döngüsü ve karbon emisyonlarının makroekonomik ve mikroekonomik yansımaları kapsamlı bir şekilde analiz edilmiştir. Üçüncü bölümde, çevresel ekonomik araçlar detaylı bir şekilde ele alınmış, çevresel vergiler, yenilenebilir enerji kaynakları, teşvikler, sübvansiyonlar ve enerji verimliliği politikaları gibi ekonomik enstrümanların tasarımı ve uygulanması incelenmiştir. Dördüncü bölümde, karbon sınırlandırıcı düzenlemeler kapsamında emisyonların sınıflandırılması, karbon vergisi, karbon yakalama ve depolama teknolojileri, sınırda karbon düzenlemeleri, emisyon hedefleri ve karbon piyasaları ayrıntılı olarak değerlendirilmiştir. Bu bölümde ayrıca, net sıfır, iklim nötr ve karbon nötr gibi kavramların farklılıkları ve uygulama alanları da açıklanmıştır. Tezin sonuç bölümünde, çevresel ekonomik araçların ve karbon sınırlandırıcı düzenlemelerin etkinliği değerlendirilmiş, politika tasarımındaki başarı faktörleri ve küresel iş birliğinin önemi vurgulanmıştır. Araştırma bulguları, çevresel ekonomik araçların başarısının politika tasarımının kalitesine, piyasa koşullarına ve kurumsal kapasiteye bağlı olduğunu göstermektedir. Ayrıca, karbon sınırlandırıcı düzenlemelerin emisyon azaltımında etkili olabilmesi için uluslararası koordinasyon, şeffaf uygulama mekanizmaları ve adil geçiş politikalarının geliştirilmesinin önemi ortaya konulmuştur. Bu çalışma, yeşil ekonomiye geçiş sürecinin yönetilmesinde ekonomik, çevresel ve sosyal boyutların dengeli bir şekilde gözetilmesinin, sürdürülebilir kalkınma hedeflerine ulaşmada kritik önem taşıdığını göstermektedir. Çalışmanın, politika yapıcılar, akademisyenler ve çevre ekonomisi alanındaki araştırmacılar için önemli bir kaynak olması hedeflenmektedir.

Gündem 2030KarbonKarbon emisyon sertifikaları+7
Ahmet Günay
Trakya University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2025
00
Master'sOpen AccessEN

Reconciling energy and carbon emission performance for sustainability

The concepts of energy and environmental efficiency, with creating less or no pollution in production processes, help to redefine efficiency in general and serve to attain a sustainable future. The relevant literature is underprovided in analyzing environmental efficiency and thus performance measures for countries over time. This study models energy and CO2 emission performance in electricity generation from the production efficiency point of view. It uses a non-radial directional distance function and constructs energy, environmental and energy-environmental performance indices for 112 countries over the period of 1988-2011. The models are run in GAMS 23.5 with IEA data 2013. The countries are grouped firstly with respect to their use of combined heat and power (CHP) technology to construct best practice frontier. The second group is G20 countries, which allows investigation of the tradeoffs amongst energy and environmental performances of top 20 countries in the world. The last group is UNFCCC Annex I countries, consisting of Turkey. The study shows that the majority of the countries still have room for improvement for energy and the environment. For the most current year in the dataset, 2011, for all the indices, the following countries are the best performers; Switzerland and Sweden in the group of countries with CHP technology, Brazil for the non-CHP countries, Brazil and United Kingdom among G20 countries, and Belarus and Slovak Republic in Annex I. Consistent with the literature, Turkey has better energy and environmental performance compared to the major polluters as it performs around the medians of sample countries in UNFCCC Annex I. Keywords: Energy efficiency, Environmental efficiency, CO2 emission performance, Electricity Generation, Directional distance function, Data envelopment analysis.

Electricity generationEnergyEnergy efficiency+5
Ebru Taştan Keserci
TOBB Economics and Technology University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Yeşil altyapı sistemlerinin kentsel alanlardaki önemi; Çorlu (Tekirdağ) örneği

Yeşil altyapı sistemleri, kentsel alanlarda uygulanan yeni, etkili ve başarılı sonuçlar veren sistemler bütünü olarak önümüze çıkmaktadır. Bu sistemlerin yeşil alanların planlanmasının yanında; kent içinde çevresel problemlere doğal çözümler üretmek, kirliliği azaltmak, sağlıklı ve yaşanabilir bir çevre oluşturmak, insanların yeşile ulaşılabilirliğini arttırmak ve yaşam konforunun yükseltilmesi sağlanabilmektedir. Yeşil altyapı sistemleri ile kentsel alanlarda doğal çözümler, ekolojik, ekonomik, sosyal faydalar sağlaması nedeniyle kent sürdürülebilirliğine önemli katkılar sunacaktır. Kentsel yeşil altyapı, kentsel yeşilliği, teknik ya da sosyal altyapı kadar iyi bir şehir hayatı için önemli olan temel bir altyapıyı ifade eder. Uygulanacak yeşil altyapı sistemleri ile yaşam kalitesi ve sürdürülebilirlik üzerinde etkisi olan kentsel yeşil hizmetlerin işlevleri vurgulanabilecektir. Şehirlerde açık ve yeşil alanların stratejik olarak çeşitli sosyal, estetik ve çevresel faydalar sağlayan bir ağ olarak geliştirilmesi konusunda fikir vermektedir. Bütüncül planlama ve işbirliği, yeni potansiyel alanların oluşturulmasını ve ekolojik, estetik çözümler geliştirilmesini sağlamaktadır. Araştırmanın materyalini Çorlu ilçesinde farklı alanlarda uygulanan yeşil altyapı örnekleri oluşturmaktadır. Yöntem; literatür taraması, alan çalışması ve analiz değerlendirme yapılarak üç aşamada incelenmiştir. Araştırma bulgularında yeşil altyapı sistemlerinden yeşil sokak/sokak ağaçlandırması, yeşil kaldırım/yeşil yaya yolları, yağmur bahçesi ve yağmur suyu depolama tankı uygulamaları yapılarak kullanılan materyaller hakkında bilgiler verilmiştir. Bu araştırma ile yeşil altyapı sistemlerinin önemi vurgulanmış ve yapılan örnek uygulamaların yapılacak olan projelere katkı sunması amaçlanmıştır. Anahtar kelimeler: Yeşil altyapı, Sürdürülebilirlik, Kentsel alanlar, Çorlu, Tekirdağ.

Kentsel alanlarSürdürülebilirlikTekirdağ-Çorlu+1
Yasemin Duygu Bolat
Tekirdağ Namık Kemal University · Institute of Graduate Studies in Science
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Öğrenci yurtlarında karbon ayak izinin sürdürülebilirlik ekseninde hesaplanması: Trakya'da bir öğrenci yurdu örneği

Dünyada gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerde çevresel problemler uluslararası genel bir sorun haline gelmiş ve ortak çözüm yolları arayışına girilmiştir. Ancak her ülkenin sahip olduğu kaynaklar, uyguladıkları kalkınma politikaları ve bu alanda gösterdikleri faaliyetler birbirinden farklılık göstermektedir. Sürdürülebilir kalkınma farklılıklarını ortak paydada buluşturmak doğal çevreyi ve sosyal eşitliği koruyan ve geliştiren ekonomik, sosyal kalkınma türlerini kapsamaktadır. Bu tanım ekolojik, ekonomik ve sosyal üç temel yönün olduğunu açıklamaktadır. Her bir birey, gelecek için sürdürülebilir ve güvenli bir çevre sağlanmasına katkıda bulunabilmek için kişisel tüketimlerini gözden geçirmelidir. Bireyin faaliyetleri sonucu oluşturulan bir ürünün yaşam evresi boyunca doğrudan ya da dolaylı bir şekilde biriktirdiği karbondioksit emisyonlarının toplamı karbon ayak izini oluşturmaktadır. Bu çalışmada Trakya'da bulunan bir öğrenci yurdu örnek alınarak yurda ait karbon ayak izinin hesabının yapılması sürdürülebilirlik ekseninde incelenmesi amaçlanmıştır. Karbon ayak izi hesabı için GHG (Sera Gazı Protokolü) protokolünün açık kaynakları kullanılmıştır. Karbon ayak izi tespitinde toplam elektrik enerjisi tüketimi, ısınma değerleri, personelin ve öğrencilerin günlük ulaşım değerleri, personelin kullandığı araçların yakıt türleri gibi ana veriler kullanılmıştır.

Karbon ayak iziSürdürülebilirlikTrakya bölgesi+2
Özgül Akduğan
Tekirdağ Namık Kemal University · Institute of Graduate Studies in Science
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Tüketici perspektifli sürdürülebilir tüketim çalışmalarının metin madenciliği ile analizi

Küresel çevresel krizin giderek arttığı dünyamızda sürdürülebilirlik kavramı son dönemlerin en önemli konularından biri haline gelmiştir. Sürdürülebilir olmayan üretim ve tüketim günümüzde insanlığı ve gelecek nesilleri tehdit eden en büyük unsurlardan birisidir. Çalışmanın amacı sürdürülebilir tüketim kavramını tüketici perspektifinden ele alan ulusal ve uluslararası yazındaki çalışmaları metin madenciliği yöntemi ile analiz etmektir. Metin madenciliği, çeşitli formatlardaki metinler aracılığıyla faydalı bilgilerin çıkarılmasında insan faaliyetlerini destekleyen teknolojik bir yaklaşım olarak ortaya çıkmaktadır. Çalışmada 35 Türkçe ve 206 İngilizce makale metin madenciliği yöntemleri ile analiz edilmiştir. Böylelikle şimdiye kadar Dünya'da yapılmış olan tüketici yönlü sürdürülebilir tüketim çalışmalarına genel bir bakış sağlayarak tüketici değişkenlerinin tespit edilmesinin yanı sıra, literatürde eksik kalan yönlerin tamamlanması açısından da yol gösterici bir kaynak olacağı düşünülmektedir.

Metin madenciliğiSürdürülebilir tüketimSürdürülebilirlik+3
Aysun Duruş
Tekirdağ Namık Kemal University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Sürdürülebilir kalkınma çerçevesinde işletmelerde çevreye duyarlı yeşil yönetim anlayışı ve yeşil ekonomiye geçiş süreci

Önceden de hissedilen ama özellikle son yıllarda daha da fazla artış gösteren çevre sorunları hem bireyleri hem de işletmeleri doğaya karşı önlemler alma zorunluluğuna itmiştir. Sahip olunan doğal kaynakların bilinçsiz ve özensiz bir şekilde tüketilmesi sonucunda kimyasalların meydana gelmesi, üretim sürecinde oluşan atık madde miktarının da artış göstermesiyle birlikte çevre zarar görmeye başlamıştır. Ortaya çıkan bu sorunlar istenmeyen sonuçlar doğurmakta ve rahatsızlık verici görüntülere sebep olmaktadır. Bunun önüne geçilebilmesi ise kişilerin çevreye karşı sorumluluk sahibi olarak duyarlı davranmalarıyla mümkündür. Bunun yanı sıra aslında en büyük görev üretimlerimizi gerçekleştiren işletmelere ve onların çalışanlarına düşmektedir. Bugüne kadar çevrenin korunması ve kirliliğin azaltılması konusunda işletmelerin yaptıkları çalışmaların maliyetleri arttıracağına inanılmaktaydı. Ancak günümüzde yeşil yönetim anlayışıyla hareket eden birçok işletmenin çevreye yönelik olarak yaptığı yatırımların karşılığını aldığı görülmektedir. İşletmelerin bu konuda daha duyarlı davranması onlardan hizmet gören müşterilerinin de aynı şekilde tükettikleri ürünlere ve çevreye karşı bilinçlenmesi demektir. İşletmelerde uygulanan yeşil kavramı çerçevesinde ortaya çıkan sürdürülebilirlik anlayışı sayesinde bu durum daha da istenilen bir hal almaya başlamıştır. Çünkü sürdürülebilir bir anlayışla yol alan işletmelerin aynı zamanda iyi bir ekonomiye sahip olma yolunda ilerlemeleri görülen bir gerçektir. Bu çalışma kapsamında sürdürülebilir kalkınma bağlamında işletmelerde çevreye duyarlı yeşil yönetim anlayışı ve yeşil ekonomiye geçiş süreçleri incelenmeye çalışılmıştır. Anahtar Kelimeler: Çevresel Sorumluluk, Sürdürülebilirlik, Yeşil Yönetim Anlayışı, Yeşil Ekonomi, Çevreci İşletmeler

Sürdürülebilir kalkınmaSürdürülebilirlikYeşil ekonomi+5
Özge Karadaş
Tekirdağ Namık Kemal University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

Tekstil boyama ve baskı işletmelerinde yaşam döngüsü değerlendirmesi çalışması

Dokuma kumaşların baskı işletmesinde ve örme kumaşların boyahane işletmesinde geçtiği her bir işlem basamağının çevresel etkilerinin ortaya çıkarılması, çevresel etkiler açısından işlemler arasındaki kabul edilebilir farkların açığa çıkarılması, numunelerin çevresel etkilerinin çeşitli kumaş parametreleri ile ilişkisini incelemek amacıyla Trakya Bölgesinde faaliyet gösteren iki farklı firmaya ait boyahane ve baskı işletmelerinde fonksiyonel birimi 1 kg renkli kumaş olan toplam 11 adet kapıdan kapıya yaşam döngüsü değerlendirmesi yapılmıştır. Çalışma, ISO 14044:2006 Çevre Yönetimi-Yaşam Döngüsü Değerlendirmesi-Gereksinimler ve Kılavuzlar Standardına bağlı kalınarak, GaBi ts 9.5 profesyonel versiyonu ile gerçekleştirilmiştir. Yaşam döngüsü envanteri birincil veriler, işletme raporları ve GaBi profesyonel veritabanından yararlanılarak oluşturulmuştur. Yaşam döngüsü etki değerlendirmesi CML2001-Ağustos 2016 etki metodolojisine göre yapılmıştır. Trakya Bölgesi yerel çevre sorunlarına gösterge oluşturması açısından çevresel etki kategorilerinden, asidifikasyon potansiyeli (AP-kg SO2eş.), ötrofikasyon potansiyeli (EP-kg PO4-3eş.), tatlı su akuatikleri ekotoksisite potansiyeli (FAETP-kg DCBeş.), insan toksisite potansiyeli (HTP-kg DCBeş.), küresel ısınma potansiyeli (GWP100-kg CO2eş.), fotokimyasal ozon oluşturma potansiyeli (POCP-kg C2H4eş.) seçilerek hassas nokta incelemesi yapılmıştır. Hassas nokta değerlendirmeleri sonucunda yumuşatıcı, elektrik, buhar, doğalgaz, reaktif boyarmadde, H2O2, NaOH ve soda girdilerinin farklı oranlarda kirletici kaynakları olduğu tespit edilmiştir. Kumaş parametreleri açısından gramaj ve elyaf cinsinin çevresel etki değerlerine kritik düzeyde etkisi olduğu bulunmuştur.

Baskı resimKumaşlarPamuk+3
Hayal Oktay
Tekirdağ Namık Kemal University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Sürdürülebilir kalkınma için suyun ekonomik önemi ve sektörel paylaşımı

Dünya ekonomisini sosyal kapsayıcılık ve çevresel duyarlılıkla birleştirerek normatif bir bakış açısı sunmayı amaçlayan sürdürülebilir kalkınmada, suyun ekonomik değeri ve sektörel paylaşımı tez konusunu oluşturmuştur. Bu anlamda, ulusal ve uluslararası kuruluşlar, sivil toplum örgütleri, internet siteleri ve konu ile ilgili çeşitli kitap, makale, bildiri ve rapor gibi belgelerden toplanan bilimsel veriler analiz edilerek makro düzeyde suyun sürdürülebilir kalkınmada ekonomik önemi ve sektörel paylaşımı ortaya konmuştur. Çalışmada, sürdürülebilir kalkınma çağı, dünya su varlığı ve su ayak izi, su hakkı, suyun ticarileştirilmesi, Avrupa Birliği su politikaları, sınıraşan sular ve sürdürülebilir kalkınmada suyun paylaşımı adlarıyla yedi ana başlık altında, değişen su paradigması dâhilinde analizler gerçekleştirilmiştir. Tüm canlılar için ikame edilemeyen bir kaynak olan, insanlığın ortak hakkı olarak kabul edilen ve gelecek kuşaklar için korunması gereken suyun, ülkelerin kalkınmasında ki yeri ve önemi vurgulanmıştır. Artan dünya nüfusu ve gelişen sanayi sektörü nedeniyle bugün alınıp satılan bir ticari meta olarak, yatırım ve kazanç unsuru olan su, artık kendi ekonomisini oluşturmuştur. Tüm canlıların ve ekonomik sektörlerin müştereği olarak görülen suyun, doğal çevrim dâhilinde insanlar tarafından gerek miktar gerekse kalite olarak en verimli şekilde ekonomik, sosyal ve çevresel yararlar içinde, bugünün gereksinmelerini karşılarken gelecek kuşaklarında kendi gereksinmelerini karşılama olanaklarını elinden almadan, sürdürülebilir bir kalkınma içinde kullanılması önerilmiştir.

EkonomiEkonomik kalkınmaKalkınma+6
Berna Savaş
Tekirdağ Namık Kemal University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Trakya Bölgesi'nde faaliyet gösteren ve BİST sürdürülebilirlik endeksinde yer alan şirketlerin incelenmesi

Bu çalışmada, sürdürülebilirlik, döngüsel ekonomi ve simit ekonominin gelişimine yer verilmiştir. Bu bağlamda, BIST Sürdürülebilik Endeksi'nde yer alan ve Trakya Bölgesi'nde faaliyet gösteren şirketlerin sürdürülebilirlik raporları incelenmiştir. Raporlarda yer alan sosyal ve çevresel performans göstergesi bulgularına iki ayrı başlık altında yer verilmiştir. Sosyal performans göstergelerinde, kadın ve erkek çalışan sayısı, iş sağlığı ve güvenliği eğitimi ve diğer eğitimler yer alırken, çevresel performans göstergelerinde, sera gazı salımı, enerji tüketimi ve su tüketimi bulguları yer almaktadır. Araştırma hedefi, sosyal ve çevresel performans göstergelerinin sürdürülebilirlik ve döngüsel ekonomi prensipleriyle nasıl ilişkilendirilebileceğini anlamaktır.

Döngüsel ekonomiSimit ekonomisiSürdürülebilir kalkınma+5
Hilal Seven
Tekirdağ Namık Kemal University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Muhasebe meslek mensuplarının entegre raporlamaya ilişkin farkındalık düzeylerinin tespiti: Bir alan araştırması

Entegre raporlama küresel piyasalarda varlığını devam ettirilebilmesine,rekabet edebilmesine, potansiyel yatırımcıların işletmeye yatırım yapmasına katkı sağlamaktadır. Bununla birlikte bazı çıkar gruplarının ihtiyaç duyduğu finansal veya finansal olmayan verileri açık, anlaşılır, karşılaştırılabilir, doğrulanabilir, gerçeğe ve ihtiyaca uygun bir dille sunmayı amaçlamaktadır.Bu amaç doğrultusunda işletmeler finansal veya finansal olmayan raporları düzenleyerek çıkar grupları olarak tanımlanan başta devlet olmak üzere, çalışanlar, ortaklar, potansiyel yatırımcılar, sivil toplum kuruluşları ve kredi kuruluşlarının kullanımına sunmaktadır. Çalışmada Ankara ilinde bağımlı veya bağımsız olarak faaliyet gösteren muhasebe meslek mensubuna entegre raporlama konusunda 23 ifade yöneltilmiştir. Beş farklı boyut altında toplanan bu ifadeler muhasebe meslek mensuplarının entegre raporlamaya ilişkin farkındalık düzeylerini ortaya koymaktadır. Çalışmaya geri dönüş sağlayan 388 muhasebe meslek mensubundan elde edilen veriler ile analiz edilmekte ve bulgular açıklanmaktadır. Çalışmada verilerin normal dağılım göstermesinden dolayı t-testi ve anova testine analizleri uygulanmaktadır. Çalışmada demografik özellikler açısından muhasebe meslek mensuplarının farkındalıklarının olup olmadığı analiz edilmektedir. Çalışma sonucunda eğitim düzeyi, aylık gelir, mesleki deneyim, mesleki unvan ve entegre raporlama bilgisi açısından katılımcı farkındalığının olduğu ortaya konmaktadır.

Entegre raporlamaFarkındalıkFinansal raporlama+5
Zeynep Göksun
Tarsus University · Institute of Graduate Studies
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Turizm akademisyenlerinin bakış açısıyla kültürel miras alanlarının sürdürülebilirliğinin sağlanmasında arttırılmış gerçekliğin rolü

Bilgi ve iletişim teknolojilerinin yaygınlaşması ve internet altyapısının daha işlevsel olmasıyla birlikte güncel teknolojik gelişmeler birçok alanda kullanılmaya başlanmıştır. İnsan ve kültür kavramlarının temel yapı taşı olduğu kültürel miras turizmi de bu alanlardan bir tanesini oluşturmaktadır. Kültürel miras bir toplumun sosyal, ekonomik ve kültürel yaşantısına dair önemli izler barındırmakta olup korunması ve aktarılması önem arz etmektedir. Son zamanlarda kültürel mirasın korunmasında arttırılmış gerçeklik teknolojisi önem kazanmaktadır. Müzeler, kültürel miras alanları, anıtlar ve sanat galerileri ve benzeri alanlarda kullanılan arttırılmış gerçeklik teknolojileri, sanal rekonstrüksiyonda ön plana çıkmaktadır. Buna ek olarak arttırılmış gerçeklik uygulamaları anlık olarak kullanıcının çevreyle uyum sağlama ve eserin üç boyutlu canlandırılmış gerçekçi versiyonunu görme imkânı sunmasıyla dikkat çekmektedir. Çalışmada Akdeniz ve Ege bölgelerinde bulunan üniversitelerdeki turizm akademisyenlerinin arttırılmış gerçeklik teknolojisine yönelik görüşlerini ve bu teknolojinin kültürel miras alanlarının sürdürülebilirliğindeki rolünü ortaya çıkarmak amaçlanmıştır. Araştırmada nitel araştırma yöntemlerinden biri olan yarı yapılandırılmış görüşme tekniği kullanılmıştır. 55 katılımcı ile gerçekleştirilen görüşmeler sonrasında elde edilen verilere içerik analizi uygulanmış ve sonuçlar değerlendirilmiştir. Araştırma sonucunda akademisyenlerin çoğunluğunun arttırılmış gerçeklik teknolojisi hakkında bilgi sahibi olduklarını belirttikleri ve bu teknolojinin turizm sektörü üzerinde ağırlıklı olarak olumlu etkilerinin olduğu ortaya çıkarılmıştır. Ayrıca bu teknolojinin kültürel mirasın korumasında pozitif bir etkiye sahip olduğu tespit edilmiştir. Kültürel miras alanlarının sürdürülebilirliği konusunda arttırılmış gerçeklik teknolojisinin daha çok çevresel/fiziki sürdürülebilirlik boyutunda etkili bir araç olduğu ortaya çıkarılmıştır. Buna ek olarak arttırılmış gerçekliğin ekonomik boyutta "gelir" faktörü üzerinde ve sosyo-kültürel boyutta ise "kültürel farkındalık" faktörü üzerinde etkili bir unsur olduğu belirlenmiştir.

Artırılmış gerçeklikKültürel mirasSürdürülebilirlik+1
Nazlı İbiş
Süleyman Demirel University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Üniversite eğitim yapılarının mekânsal özelliklerinin akademik kültürün sürdürülebilirliği bağlamında irdelenmesi

Sürdürülebilirlik kavramı; hızla değişen ve gelişen, bu süreç içerisinde de var olan somut ve soyut kaynakların bilinçsiz bir şekilde yok edilmeye başlandığı günümüz dünyasında oldukça önemli bir konuma gelmiştir. Birçok disiplinde, farklı yaklaşımlarla işlenen sürdürülebilirlik, mimarlık alanında kendine yer bulmuştur. Mimarlık alanında ele alınan sürdürülebilirlik kavramlarından, sosyal, çevresel ve ekonomik sürdürülebilirliğin yanı sıra kültürel sürdürülebilirliğin de bu alana dahil olduğu görülmektedir. Mekânı sosyal ve kültürel perspektiften değerlendirmeye olanak tanıyan mekân dizim yöntemi son yıllarda yapılan çalışmalarla sürdürülebilirlik kavramıyla ilişkilendirilmeye başlamıştır. Kentsel ölçekte ve bina ölçeğinde uygulanan mekân dizim yöntemi, insanın kullandığı mekanların sosyo-kültürel mantığını incelemektedir. Nicel verilerle birlikte mekân hakkında daha fazla veri sunan bu yöntem, mekanları farklı yaklaşımlarla değerlendirme potansiyeli barındırmaktadır. Bu çalışmada da mekân dizim yöntemi uygulanarak, üniversite eğitim yapılarının kültürel sürdürülebilirlik bağlamında değerlendirmesi yapılmıştır. Çalışmanın ana amacı, mekânın içerisinde barındırdığı kültürün şekillenmesinde ve sürdürülmesinde etki eden unsurlardan olan, mekânsal konfigürasyon ve çevresel adaptasyonun bir parçası olan, doğal ışıklandırma ve gölgelenmenin, kültürü ne derecede yansıttığı ve o kültüre uygunluğunun, farklı parametrelerle incelenerek, bu parametreler arasındaki uyumun araştırılmasıdır. Kültür gibi soyut bir kavramın analizi için derinlemesine literatür taraması ve kavram tanımlamaları yapılmıştır. Teorik altyapının oluşturulmasının ardından, Süleyman Demirel Üniversitesi'nde bulunan; Hukuk Fakültesi Diş Hekimliği Fakültesi ve İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi yapılarının analizleri gerçekleştirilmiştir. Analizler sonucunda, değerlendirmeleri yapılan her bir fakültenin, akademik kültürleri ile ilişkilendirilebilecek mekânsal özelliklere sahip olduğu belirlenmiştir. Bu özelliklerin mekânsal konfigürasyon ve çevresel adaptasyon açısından vurgulandığı ortaya çıkmıştır. Vurgulanan mekanların, akademik kültürün sürdürülebilirliğini desteklediği, geri planda kalan mekanların ise desteklemediği çıkarımı yapılmıştır.

Eğitim yapılarıMekan dizimi analiz yöntemiMekansal organizasyon+1
Halil İbrahim Çelik
Süleyman Demirel University · Institute of Graduate Studies in Science
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Kurumsal ilkelere uyum düzeyi ve sürdürülebilirlik arasındaki ilişkinin incelenmesi

Çalışma Antalya Organize Sanayi Bölgesinde(OSB) faaliyet gösteren firmalarda görev yapan çalışanların çalıştığı firmaların sürdürülebilirlik düzeyleri ile kurumsal ilkelere uyum düzeyleri arasındaki ilişkilerin incelenmesi amacı ile gerçekleştirilmiştir. Araştırmada ayrıca çalışan ve firma özelliklerinin kurumsallaşma ve sürdürülebilirlik algısına etkisi incelenmiştir. Araştırmada basit rastgele örnekleme yöntemi ile hesaplanan n=436 çalışandan anket yöntemi ile veri toplanmıştır. Anketlerde kişisel bilgi formu, kurumsal sürdürülebilirlik ve kurumsal ilkelere uyum ölçeği(Credit Lyonnais Securities Asia - CLSA) ifadeleri yer almıştır. Analizlerde SPSS programı kullanılmıştır. Sonuçlar incelendiğinde; çalışanların kurumsal sürdürülebilirlik ve kurumsal ilkelere uyum düzeylerinin ölçek puanlarına göre yüksek düzeylerde olduğu görülmüştür. Katılımcıların kurumsal sürdürülebilirlik ve kurumsal ilkelere uyum düzeyleri cinsiyet, medeni durum, şirketteki çalışan sayısı, dış ticaret işleri yapma durumlarına göre farklı olmadığı görülmüştür. Kurumsal sürdürülebilirlik ve kurumsal ilkelere uyum düzeylerinin ise yaş, eğitim, mesleki kıdem, şirket tipi, sermaye büyüklüğü gibi özelliklere göre istatistiksel olarak farklılık gösterdiği tespit edilmiştir(p<0,05). Kurumsallaşma ve sürdürülebilirlik arasında anlamlı ve doğru orantılı olarak şekilde ilişki olduğu görülmüştür. Ayrıca kurumsal sürdürülebilirlik algısı düzeylerine etki eden en önemli değişkenin kurumsal ilkelere uyum boyutu olduğu, sorumluluk ve şeffaflık alt boyutlarının etkileri ise yakın düzeyde ve kurumsal ilkelere göre daha düşük düzeyde olduğu tespit edilmiştir. Firmalarını daha kurumsal olarak gören bireyler aynı zamanda da daha yüksek düzeyde sürdürülebilir bir yapıda olduğunu ifade etmişledir. Ortaya çıkan sonuçların sektörde faaliyet gösteren firmalarda kurumsal yönetim konusunda yapılan iyileştirilmelerin sürdürülebilirlik üzerinde olası olumlu etkisini değerlendirmek açısından katkıda bulunacağı düşünülmektedir.

KurumsallaşmaOrganize sanayi bölgeleriSürdürülebilirlik
Abdullah Saruhan
Süleyman Demirel University · Institute of Graduate Studies in Science
2025
00
Master'sOpen AccessEN

Erbil bölgesinde sürdürülebilir endüstrinin istihdam yaratma üzerine etkisi

The sustainable industry is a response to a set of crises. It aims at achieving sustainable economic development through environmentally friendly projects and using new technologies in the field of renewable and clean energies. It calls for greening existing industries, creating new sustainable industries and changing unsustainable patterns of consumption besides reducing the intensity of energy use, resource consumption, and production through waste recycling. In this context, countries pursue to envision the launching of an economy based on the transition strategy to taking into account five principal axes: energy sources whose stocks threatened with depletion. The economic crisis and the use of investments as a means of sustainable industrial development, greenhouse gas mitigation policies and job creation, and the strong conviction that a new model of sustainable development based on change consumer behavior and marketing models at present and in the future.

Economic policiesEconomic developmentIndustrialization+5
Qahar Jabbar Shekha
Siirt University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Güneş ışınımının kentsel tasarım ve planlama sürecinin gelişimi ve yönelimi üzerindeki etkilerinin incelenmesi: Siirt örneği

İnsan topluluklarının yerleşik hayata geçmesi ile beraber ortaya çıkan planlama ve kentsel tasarım kavramları, genellikle içerisinde yer alınan doğal ortamların referansları ile birlikte biçimlenen olgulardır. Doğal ortamların en baskın referans kaynaklarından birisi de güneş ve güneşe bağlı etkilerdir. Beşeri topluluklar, en temel enerji kaynağı olan güneşin verimli kullanım olanakları doğrultusunda yerleşimlerine yön vermişler ve çeşitli kentsel planlama kriterleri ortaya koymuşlardır. Kentsel alanların tanımlanmasında ve planlanmasında önemli bir rol oynayan güneş ışınımı, doğru kullanıldığında enerji verimliliği ve sürdürülebilirlik açısından hayati bir faktördür. Geçmişte olduğu gibi günümüzde de, güneş enerjisinin doğru kullanımı ve enerji verimliliği konuları, mimari ve kentsel tasarımın önemli gündem maddeleri olmaya devam etmektedirler. Türkiye, sahip olduğu coğrafi konumun getirisi olan avantajlar neticesinde, güneş ışınım değerleri ve potansiyel verimlik açısından küresel çapta pozitif değer aralıklarına sahiptir. Türkiye'nin Güneydoğu Anadolu bölgesinin, sahip olduğu güneş ışınım potansiyelinin, diğer bölgelere kıyasla çok daha yüksek olduğu yapılan önceki çalışmalarda değerlendirilmiştir. Bu bölgede yer alan Siirt şehri, değişken topoğrafyası dolayısıyla güneş ışınım olgusunu aynı kent ölçeği içerisinde farklı değerlerde alan bir yerleşim alanı olarak dikkat çekmektedir. Bu duruma karşın, Siirt'in güneş ışınım potansiyeline ilişkin yapılan bilimsel çalışmalar henüz yeterli seviyede değildir. Yapılan çalışmada Siirt şehrinin yıllar içerisinde biçimlenen kentsel tasarım ve planlama yöneliminin, güneş enerjisi etkin kentsel yönelim ve büyümeye uygun ilerleyip ilerlemediği araştırılmıştır. Çalışma kapsam açısından, Siirt merkez ilçe sınırlarında gerçekleştirilmiştir. Çalışmada yöntem olarak, CBS (Coğrafi Bilgi Sistemi) uygulamalarından ArcMap ve Meteoroloji Genel Müdürlüğü kentsel güneş verileri kullanılmıştır. ArcMap uygulaması üzerinden oluşturulan topoğrafya haritası ve güneş radyasyon verileri bir araya getirilerek merkez ilçeye ait ortalama güneş radyasyon haritaları hazırlanmıştır. Bu adımların ardından merkez ilçe özelinde topoğrafya verileri ve güneş radyasyonu verileri analiz edilerek, merkez ilçenin kentsel tasarım ve planlama yöneliminin uygunluğu değerlendirilmiştir. Çalışma sonucunda, merkez ilçe ölçeğindeki kentsel yönelim ile ortalama güneş ve topoğrafya verilerinin, büyük oranda uyumlu olmadığı tespit edilmiştir. Merkez ilçe için uygun yönelim güzergahının, mevcut gelişimin ilerlediği kuzeydoğu yönünün aksine, güneş ışınım potansiyelinin de daha yüksek olduğu doğu ve kuzeydoğu yönleri olduğu belirlenmiştir.

Enerji planlamasıEnerji verimliliğiGüneş radyasyonu+2
Abdulkadir İlker Barın
Siirt University · Institute of Graduate Studies in Science
2022
00
Master'sOpen AccessTR

ESG skorları ve finansal performans arasındaki ilişki: BİST 100 ve Avrupa borsalarındaki firmaların karşılaştırmalı analizi

Son dönemde artan kaygılar ile işletmeler, sürdürülebilirlikle ilgili performanslarını artırıp, bu alanda getirilen düzenlemelere ayak uydurmaya, paydaşları önündeki kurumsal imajlarını güçlendirmeye ve küresel rekabette geri kalmamaya çalışmaktadır. Kuruluşların çevresel (E), sosyal (S) ve yönetişim (G) yönünden etkilerini ölçmeye yarayan ESG (Environmental, Social, Governance) skorları sürdürülebilirlik performansı ölçümü için kullanılan kapsamlı bir araçtır. İşletmelerin sürdürülebilirlik kaygıları çerçevesinde yürüttüğü çalışmaların ek maliyetler doğuracağı ve finansal performansı olumsuz etkileyeceği yönünde görüşler olmakla birlikte, bunun tam tersini savunan görüşler de söz konusudur. Çalışmamızda bu iki farklı görüşü inceleyebilmek adına firmaların ESG skorlarının finansal performanslarına etkisi panel veri analiz yöntemi ile ortaya konulmaya çalışılmıştır. İlişki incelenirken BİST 100 Sürdürülebilirlik Endeksine kayıtlı firmalar ve Türkiye'nin Avrupa genelinde en çok dış ticaret hacminin olduğu ülkelerdeki borsalarda işlem gören ve düzenli ESG skoru hesaplanan firmalar çalışma kapsamına alınmıştır. Çalışmanın sonucunda Türkiye'de ESG toplam skoru, çevresel ve sosyal skorlar firma finansal performansını olumlu etkilerken, Avrupa'da bu ilişki ülkelere göre ya olumsuz çıkmış ya da anlamlı bir ilişki bulunmamıştır.

Avrupa ülkeleriBorsaBorsa İstanbul+5
Fatih Ege
Samsun Üniversity · Institute of Graduate Studies
2023
00
Master'sOpen AccessEN

Economic analyses of utilization of biomethane in Turkey

Biomethane is a globally flourishing, renewable, and sustainable fuel and is considered to have the potential to be a promising solution in the future because of its benefits in terms of waste management, carbon reduction potential, and cost competitiveness. The study analyzes to determine the economical feasibility conditions of a prospective biomethane facility for Turkey as well as the carbon reduction potential of the facility. Because the raw material to produce biomethane is biogas, the study analyses the main determinants of the total cost of biogas firms producing electricity. Our findings include (1) repair maintenance costs, labor force costs, and raw material cost are the main determinants of the total cost of the firms. In addition, biogas production cost value is calculated hypothetically to utilize in the hypothetic biomethane facility as raw material as a cost component. The feasibility analysis of the hypothetic facility compares different biomethane production technologies on different scales. It is resulted that the unique feasible technology is the Pressurized Water Scrubbing method. Moreover, Hotspot fields are produced for biogas potential for layer chicken manure and cattle manure to suggest a province for the potential biomethane facility. In this respect, Çorum and Kars are considered as favorable places. Lastly, it is concluded that the mentioned biomethane facility production would cause 81,952 tons yearly net carbon savings which is equal to $15,161,094 social benefits yearly.

Waste managementSustainabilityRenewable energy
Batuhan Gürler
Hacettepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2024
00
DoctorateOpen AccessTR

Uluslararası sürdürülebilir havacılık endüstrisi: Türk havacılık sektörüne yönelik bir araştırma

Türk Havacılık Endüstrisini uluslararası sürdürülebilir bir endüstri haline getirmek, herhangi bir sektöre göre daha farklı bir bakış açısı gerektirmektedir. Havacılık endüstrisindeki üretim kompleks bir sistem olması nedeniyle ileri teknoloji gerektiren ve maliyeti yüksek bir alandır. Yüksek maliyetine rağmen iyi bir entelektüel sermayeye sahip olunduğunda, pazarda yüksek müşteri memnuniyeti sağlandığında ve devlet politikaları ile desteklenen güçlü bir şirketler ekosistemi oluşturulduğunda diğer sektörlerin gelişmesinde de bir katalizör görevi gören ekonomik katma değeri yüksek bir alan haline dönüşebilir. Uzun vadede Türk Havacılık Endüstrinin sürdürülebilirliği, devletin belirlediği kalkınma stratejilerinde havacılık endüstrisinin milli strateji olarak kabul edilmesine bağlıdır. Bununla beraber uluslararası ortak girişimler ile sektörel deneyim, bilgi ve teknoloji transferi, pazarda bir ölçek ekonomisi ve müşteri memnuniyeti oluşturulabilir. Bu çalışma ile Türk Havacılık Endüstrisinin uluslararası sürdürülebilirliğini sağlayacak yerli ve milli üretimi esas alan faktörlerin önem ve öncelik derecelerine göre GZFT analizi yapılarak mevcut durumu belirlenmiştir. Türk Havacılık Endüstrisinin uluslararası sürdürülebilirliğini etkileyen faktörlerin, Ar-Ge ve yenilik, sektörel ekosistem ve şirketler, finansal yapı, pazar yapısı, iş modelleri, insan kaynakları, imaj ve etki ile devlet politikaları olduğu görülmektedir. Çalışmada nitel bir araştırma yöntemi kullanılarak, Türk Havacılık Endüstrisinde, ortalama 34 yıl tecrübeye sahip 14 üst düzey yönetici ile bir odak grup toplantısı gerçekleştirilerek beyin fırtınası ile Entelektüel Sermaye Faktörünün endüstrinin sürdürülebilirliği açısından en güçlü yön olduğu; Tedarik ve Değer Zincirindeki Belirleyicilerle İlişkiler, Ekosistemdeki eksik olan belirleyiciler ile ilgili olarak kümelenmenin oluşturulamamasının ise sürdürülebilirlik için en büyük tehdit olduğu ve giderek güçlendirilen devlet politikalarının endüstrinin sürdürülebilirliği için fırsatlar meydana getirdiği belirlenmiştir. İmaj ve etki ve iş modeli faktörlerinin sektörün sürdürülebilirliği için kritik faktörler olmasına rağmen zayıf kaldığı ve güçlendirilmesi gerektiği öngörülmüştür. Yapılan analizler ve elde edilen bulgular doğrultusunda Türk Havacılık Endüstrisi için milli ve yerliliğinin sağlanmasına imkân tanıyacak endüstriyi geliştirici önerilerde bulunularak literatüre katkı sağlanması hedeflenmiştir.

Havacılık endüstrisiHavacılık sektörüKurumsal sürdürülebilirlik+4
Halil Tokel
Hacettepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Yetişkin bireylerde sürdürülebilir besin seçimi ve Akdeniz diyetine uyumun değerlendirilmesi

Bu çalışma sürdürülebilir besin seçimleri ile Akdeniz diyeti uyumu arasındaki ilişkiyi belirlemek amacıyla planlanmış ve yürütülmüştür. Araştırmada kullanılan Sürdürülebilir Besin Seçimi Anketi (Sustainable Food Choice Questionnaire, SUSFCQ)'nin Türkçe geçerlilik ve güvenilirliği yapılmıştır. Bunun yanında bireylerin besin seçimlerine etki eden faktörler de incelenmiştir. Araştırma Türkiye'de yaşayan, yaş ortalaması 32,16±8,99 yıl olan, okur-yazar bireyler arasında çevrimiçi olarak yürütülmüştür. SUS-FCQ'nun geçerlilik ve güvenilirlik analizlerine bakıldığında 0,961 Cronbach alfa güvenilirlik katsayısı ile çok yüksek düzeyde güvenilir olduğu tespit edilmiş ve yapı geçerliliği sağlanmıştır (RMSEA=0,080; GFI=0,904; AGFI=0,852; CFI=0,972; χ2=285,174). Tüm bu sonuçlara bağlı olarak SUS-FCQ, Türkçe'ye geçerlilik ve güvenirliliği kabul edilebilir ve uygulanabilirdir. Çalışmaya dahil edilen bireylerin besin seçimlerini sırasıyla duyusal çekicilik, doğal içerik ve uygunluk en fazla etkilediği; etik kaygının ise en az etkilediği belirlenmiştir (p<0,05). Bireylerin TFEQ sonuçları incelendiğinde bilinçli kısıtlama alt boyutu en yüksek, duygusal yeme ise en düşük skora sahiptir (p<0,05). Bireylerin SUS-FCQ skoru 89,35±21,8, genel sürdürülebilirlik alt boyutu skoru 74,03±18,82, yerellik ve mevsimsellik alt boyut skoru ise 15,33±4,9 olarak bulunmuştur. BKİ sınıflaması ve cinsiyete göre SUS-FCQ skorları arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark elde edilmiştir (p<0,05). BKİ değerlerinin artmasıyla birlikte SUS-FCQ skorları da artmıştır (p<0,05). Kadınların SUS-FCQ skorları erkeklerin skorlarından yüksek bulunmuştur (p<0,05). Bireylerin SUS-FCQ ve genel sürdürülebilir alt boyutu skorları ile FCQ sağlık, doğal içerik ve etik kaygı alt boyut skorları arasında istatistiksel olarak anlamlı, pozitif yönlü ilişkiler belirlenmiştir (p<0,05). SUS-FCQ ile MEDAS skorları arasında istatistiksel olarak anlamlı, pozitif yönlü bir ilişki bulunmuştur (p<0,05). Ayrıca SUS-FCQ alt boyutlarından genel sürdürülebilirlik ile yerel ve mevsimsellikle MEDAS arasında istatistiksel olarak anlamlı, pozitif yönlü bulunmuştur (p<0,05). Bireylerin MEDAS skorları ile süt ve süt ürünleri, meyve, sebze tüketimi arasında istatistiksel olarak anlamlı, pozitif yönlü ilişkiler belirlenirken, yağlı/tatlı yiyecekleri tüketimi arasında istatistiksel olarak anlamlı, negatif yönlü ilişkiler belirlenmiştir (p<0,05). Araştırma sonuçlarına göre SUS-FCQ, sürdürülebilir besin seçimlerinin altında yatan faktörlerin daha detaylı araştırılmasında kullanılabilecek bir ankettir. Sürdürülebilir besin seçimlerini bireylerin cinsiyet, BKİ, Akdeniz diyetine uyum, besinlerini seçerken sağlık, etik ve doğal içeriğe önem vermesi gibi faktörler etkiler. Bunun yanında bireylerin beslenme alışkanlıkları sürdürülebilir besin seçimlerinde farklılıklara neden olmaktadır. Sürdürülebilir besin seçimlerine teşvik etmek için Akdeniz diyetinin benimsenmesi yönünde bilimsel çalışmalara ihtiyaç vardır. Anahtar Kelimeler: Sürdürülebilirlik, besin seçimi, sürdürülebilir besin seçimi, Akdeniz diyeti

Akdeniz diyetiBesin tercihleriBeslenme+3
Buse Nur Özkaya
Hacettepe University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye Diyetisyenler Derneği'ne kayıtlı diyetisyenlerin iklim krizinin beslenmeye olan etkileri konusundaki farkındalık durumlarının ve iklim krizini önleme konusundaki yaklaşımlarının saptanması araştırması

Sürdürülebilir beslenme kavramı küresel halk sağlığının önemli konuları arasındadır. Kavram, sağlığın tümelci yaklaşımı ile ilişkilidir. Bu araştırmada, Türkiye Diyetisyenler Derneği üyesi diyetisyenlerin; iklim krizinin beslenmeye olan etkisi konusundaki farkındalık durumlarının belirlenmesi, iklim krizinin önlenmesi konusundaki görüş ve yaklaşımlarının saptanması, iklim krizi kavramının diyetisyenlik uygulamalarına yansıtılabilmesi için diyetisyenlerin görüşlerinin alınması amaçlanmıştır. Araştırma, tanımlayıcı bir çalışma olarak tasarlanmıştır. Çalışmaya, Türkiye Diyetisyenler Derneği'ne üye 114 gönüllü diyetisyen katılmıştır. Katılımcılara yönelik çevrimiçi olarak 12 Ağustos 2021 ve 18 Nisan 2022 tarihlerinde beş bölümden oluşan veri toplama formu uygulanmıştır. İstatistiksel verilerin analizi için SPSS (IBM SPSS Statistics23.0) paket programı kullanılmıştır. Araştırmanın yapılması için etik kurul ve kurumsal izinler alınmıştır. Araştırmaya katılan diyetisyenlerin %99,1'i iklim krizi kavramını ve %97,4'ü sürdürülebilir beslenme kavramlarını bilmektedir ve %89,6'sı iklim krizinin sürdürülebilir beslenmeyi gerektirdiğini düşünmektedir. Diyetisyenlerin %86,9'u iklim krizinin sürdürülebilir beslenmeyi gerektiğini düşünürken %90,4'ü iklim krizinin diyetisyenleri ilgilendirdiğini düşünmektedir. Fakülteden 2010 yılından önce mezun olan diyetisyenlerin daha çoğunun iklim krizi kavramını bildiği görülmüştür (p=0,022). Beslenme alışkanlığı sağlıklı olan diyetisyenler sağlıksız olanlara göre iklim krizi kavramını daha fazla sıklıkta bilmektedir (p=0,01). İklim krizi kavramını bilenler bilmeyenlere göre anlamlı olarak daha fazla sürdürülebilir beslenme kavramını bilmektedir (p=0.00). Sonuç olarak; diyetisyenlerin iklim krizi ve sürdürülebilir beslenme konusunda farkındalıklarının geliştirilmesine yönelik faaliyetlerin yapılması önerilmektedir.

BeslenmeBilgiDernekler+7
Şeyma Nur Taşın
Hacettepe University · Institute of Health Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye ve Güney Kore'deki yaşayan müzelerin yapısal analizi

İnsan çevresi ile sürekli etkileşim halindedir. İnsanın varlığı doğayı şekillendirirken doğa da insanı şekillendirmektedir. Bu değişim ve dönüşüme ayak uyduran insan ise yaşamdaki her türlü deneyimini geleneğe aktararak geleneğin sürekliliğini sağlamaktadır. Bu sürekliliğin kaynağını oluşturan, geleneklerin saklandığı mekânlar olan müzeler yaşamdaki değişimden ve dönüşümden yalnız düşmüş "dijital çağın göçebeleri" olan bireylerin "gerçek kültürel mekânı" olacaktır. Günümüzde dijital çağın göçebeleri tarafından gelenek müzelerde yeniden keşfedilmektedir. Böylece müzelerin koleksiyonu, içeriği, bağlamı, sergileme yöntemi ve müzeleri deneyimleme şekli de değişime uğramaktadır. Dijital çağın bireyleri müzelerde sergilenen gelenek ürünleri görmek yerine geleneği deneyimleme ihtiyacındadır. Geleneğin deneyimlenerek yaşandığı "yaşayan müzeler" modern toplumdaki bireylerin bilgi paylaşımı yapabildiği kâr amacı gütmeyen, kalıcı kurumlar haline gelmiştir. Tezde bu geleneğin sürekliliği için Türkiye ve Güney Kore'de bulunan yaşayan müzelerin yapısal farklılıklarından yola çıkılacaktır. Türkiye'de bulunan yaşayan müzelerin sürdürülebilirliğine dair yapı önerilerinde bulunulacaktır.

Güney KoreHalk bilimiMüzeler+4
Sümeyye Coşkun
Hacettepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Planlanmış davranış teorisi'nin çevresel kaygı, fiyat duyarlılığı ve para sevgisi değişkenleri ile genişletilmesi: Sürdürülebilir giyim ürünlerine ilişkin bir uygulama

Bu çalışmanın amacı, tüketicilerin sürdürülebilir giyim ürünleri satın alma niyetini etkileyen değişkenleri planlanmış davranış teorisini temel alarak incelemek ve bu teoriyi, çevresel kaygı, fiyat duyarlılığı ve para sevgisinin zenginlik, önem ve başarı alt boyutları ile genişleterek incelemektedir. Çalışma kapsamında oluşturulan hipotezler, Türkiye'de yaşayan ve sürdürülebilir giyim ürünleri satın alan ve almayan 297 katılımcıdan çevrim içi anket yöntemi ile toplanan veriler ile test edilmektedir. Analiz sonuçlarına göre; algılanan davranışsal kontrol, öznel norm, çevresel kaygı ve para sevgisinin başarı alt boyutu, tüketicilerin sürdürülebilir giyim ürünleri satın alma niyetini olumlu yönde etkilemektedir. Fiyat duyarlılığının ve para sevgisinin zenginlik ve önem alt boyutlarının ise, sürdürülebilir giyim ürünleri satın alma niyetine etkisi bulunmamaktadır. Algılanan davranışsal kontrol, davranışa yönelik tutum ile sürdürülebilir giyim ürünleri satın alma niyeti arasındaki ilişkide düzenleyicilik rolü üstlenmektedir. Ancak, algılanan davranışsal kontrolün öznel norm ile sürdürülebilir giyim ürünleri satın alma niyeti arasındaki ilişkide düzenleyicilik rolü bulunmamaktadır.

Fiyat duyarlılığıGiyimPara sevgisi+6
Nazlı Dikmen
Hacettepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Diyetisyen ve diyetisyen adaylarının sürdürülebilir beslenme konusundaki bilgi ve tutumlarının değerlendirilmesi

Bugün ve gelecek kuşaklar için besin ve beslenme güvenliğine, sağlıklı yaşama katkıda bulunan çevresel etkileri düşük diyetler olarak tanımlanan sürdürülebilir diyetler ile ilgili özellikle sağlık profesyonellerinin farkındalığının geliştirilmesi büyük önem taşımaktadır. Bu çalışmada, Ankara'da bulunan üniversitelerin Beslenme ve Diyetetik Bölümlerinde eğitim alan öğrenciler ile Türkiye Diyetisyenler Derneği'ne üye olan diyetisyenlerin sürdürülebilir beslenme konusundaki bilgi, tutum ve yaklaşımlarının değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Çalışma 876 Beslenme ve Diyetetik Bölüm öğrencisi ile kontrol grubu olarak alınan 230 diğer bölüm öğrencileri ve 201 diyetisyen olmak üzere toplamda 1307 birey ile gerçekleştirilmiştir. Sürdürülebilir beslenme konusunda bilgi ve tutumu değerlendiren, dört bölümden oluşan bir anket geliştirilmiştir. Anketin birinci bölümünde katılımcıların genel özellikleri, ikinci bölümünde katılımcıların çevre ve çevre sorunlarına ilişkin görüşleri, üçüncü bölümünde sürdürülebilir beslenme konusuna ilişkin bilgileri ve yaklaşımları, dördüncü bölümünde ise besin tüketim alışkanlıkları yer almaktadır. Ankette sürdürülebilir beslenme başlığı altında, sürdürülebilir beslenme konusunda bilgi düzeyi, besin alışverişi yaklaşımları ve besin kayıp ve atıklarını azaltma stratejilerine yaklaşımlarına yönelik 5-li Likert tipinde hazırlanan sorular yer almış ve bu sorulardan elde edilen cevaplar kullanılarak toplam puanlar hesaplanmıştır. Öğrenci örnekleminde veri toplama sürecinde, ilgili Bölüm Başkanlığı'nın uygun gördüğü zamanda üniversiteler ziyaret edilmiş, çalışma anlatılıp, gönüllü öğrencilerin geliştirilen anketi doldurmaları sağlanarak veriler toplanmıştır. Diyetisyenlerden veri toplama süreci ise, Türkiye Diyetisyenler Derneği üye e-posta grubuna anketin gönderilmesi ve gelen cevapların değerlendirilmesi şeklinde gerçekleşmiştir. Diyetisyenlerin %84,6'sı, beslenme ve diyetetik öğrencilerinin %58,6'sı diğer bölüm öğrencilerinin ise %15,2'si sürdürülebilir beslenme tanımını daha önce duyduklarını beyan etmişlerdir (p<0,001). Sürdürülebilir beslenme toplam bilgi puanları diyetisyenlerde 41,896,58, beslenme ve diyetetik öğrencilerinde 34,444,95 ve diğer bölüm öğrencilerinde 32,306,08 olarak kaydedilmiştir (p<0,001). Öğrenci örnekleminde sürdürülebilir beslenme toplam bilgi puanının öğrencilerin eğitime devam ettikleri üniversiteler, lisans eğitim düzeyi ve yaşadıkları yerlere göre farklılık gösterdiği saptanmıştır (p<0,001). Besin kayıp ve atıklarını azaltma strateji puanları diyetisyenlerde 31,154,51, beslenme ve diyetetik öğrencilerinde 29,634,60 ve diğer bölüm öğrencilerinde 28,155,63 olarak bulunmuştur (p<0,001). Sürdürülebilir beslenme düzeyi yeterli olan grupta besin alışveriş puanın da yeterli olduğu saptanmıştır (p<0,001). Benzer şekilde, sürdürülebilir beslenme düzeyi yeterli ve yetersiz olan grupların besin kayıp ve atık farkındalık düzeylerinin istatistiksel olarak anlamlı fark gösterdiği saptanmıştır (p<0,001). Katılımcıların sürdürülebilir beslenme bilgi düzeylerine göre enerji ve besin ögesi alımları ile besin tüketim durumları değerlendirildiğinde, karbonhidrat, lif, elzem olmayan aminoasit ve demir alımları ile meyve grubu tüketimlerinin istatistiksel olarak önemli fark gösterdiği saptanmıştır (p<0,05). Sağlık profesyonelleri arasında, diyetisyenlerin sürdürülebilir beslenme konusunda bilgi, tutum ve yaklaşımlarının daha da geliştirilmesi, beslenme ve diyetetik eğitimi müfredatında sürdürülebilir beslenme ve bileşenlerinin daha fazla yer alması, bu konuda geliştirilecek stratejiler için önem taşımaktadır. Çünkü beslenme ve diyetetik profesyonelleri sürdürülebilir beslenme konusunda hem bireysel ve toplumsal bazda uygulamaların yaygınlaştırılmasında hem de politikaların geliştirilmesinde önemli rol oynayabilecek potansiyele sahiptiler.

BeslenmeBeslenme eğitimiBeslenme hizmetleri+7
Gurbet Ünal Özen
Hacettepe University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Tarihi yapıların sürdürülebilir mimarlık ilkelerine göre yeniden işlevlendirilmesi: Boğaziçi Üniversitesi erkek yurdu (Hamlin Hall) örneği

Fransız Devrimi ile ortaya çıkan tarihi yapı koruma gerekliliği, tekil koruma anlayışlarından Avrupalı devletlerin konuya hassasiyet göstermesine evrilerek, bugünkü kurallı şeklini almıştır. Önce Sanayi Devrimi'nin, sonra ise II. Dünya Savaşı'nın kentler ve yapılar üzerinde bıraktıkları etki, belge niteliği taşıyan tarihi yapıların kurallarla korunması gerektiğini göstermiştir. Aynı zamanda, Sanayi Devrimi'nin bir başka etkisi olan çevre sorunları da, II.Dünya Savaşı'ndan birkaç yıl sonra gündeme gelerek "sürdürülebilirlik" kavramını ortaya çıkartmıştır. Tarihi yapı ve çevre koruması; kültürel devamlılığı, sürdürülebilirlik ise, kaynakların devamlılığını sağlamayı hedefleyen ve gelecek nesillere bu iki unsuru eksiksiz bir şekilde bırakmayı amaçlayan uygulamalardır. Günümüzde Dünya'nın birçok ülkesinde, özgün işlevini yitirmiş olan çoğu yapı yeniden işlevlendirilerek ve işleve uygun bir şekilde iyileştirilerek aktif halde kullanılmaktadır. Tarihi yapının devamlılığının sağlanması açısından, yapının aktif halde kullanılıyor olması ve rutin bakımlarının yapılması önemlidir. Tıpkı diğer koruma yöntemlerinde olduğu gibi, yeniden işlevlendirme ve iyileştirme projelerinin de belirli kuralları bulunmaktadır. Tarihi dokuya zarar vermeden kullanıcıların güncel ihtiyaçlarının karşılanması, özellikle iyileştirme projelerinin ana hedefidir. Tarihi yapıların gündelik hayatta kullanılması ve gelecek nesillere düzgün bir şekilde bırakılması kadar çevre sorunlarının önlenmesi de önemlidir. 21. yüzyıl insanının günlük problemleri arasına giren çevre sorunları, kaynakların dikkatlice tüketilmesi gerekliliğini ortaya koymuştur. Bu bağlamda, çevreye oldukça zarar veren ancak bir ihtiyaç da olan yapı sektörünün, çalışmalarını çevreye en az hasarı vererek, geri dönüşüm ve atık yönetimi konularına hassasiyetle yaklaşması gerekmektedir. Modern yapılarda olduğu gibi, tarihi yapılarda da oldukça fazla enerji tüketimi olması, sürdürülebilir yapı ögelerinin kullanılabileceği türden tarihi yapıların da çeşitli sistemlerle iyileştirilmesi gerekliliğini ortaya koymuştur. Modern bir yapıya uygulanan sistemler kadar özgürce planlama yapılmasına fırsat vermeyen tarihi yapılarda, sürdürülebilirlik anlamında yapılan çalışmalar kısıtlı fakat etkilidir. Tarihi yapıları ve çevreyi korumanın birincil adımı, toplumu bu iki konuda bilinçlendirmekten geçmektedir. Bir toplumu bilinçlendirmenin uzun vadeli ancak sağlam temelli yöntemlerinden biri olan üniversite eğitimi de son yıllarda özellikle sürdürülebilirlik konusunda çalışmaların yapıldığı bir alandır. Ülkemizde henüz çok yeni olan bu uygulama, Batı'lı ve Asya'lı gelişmiş devletler tarafından benimsenerek sadece ders programlarına değil, aynı zamanda kampüs yaşamına da yayılmıştır. Literatüre "yeşil kampüs" adıyla geçen bu uygulama, genel sürdürülebilir yapı sistemi kurallarının benimsendiği ve bu şekilde öğrencilerin sürdürülebilirlik kavramı hakkında yaşamlarının ilk safhalarında bilinçlenmelerini sağlamaktadır. Bu amaç, köklü ve kampüs içinde tarihi yapı barındıran üniversiteler için ise, kampüsü ya da kampüs yapılarını tarihi dokuya zarar vermeden sürdürülebilir yapı ögelerine uygun şekilde iyileştirmeleri, aynı zamanda da öğrenci ihtiyaçlarını karşılayabilmeleri gerekliliği nedeniyle bambaşka bir zorluğa sokmaktadır. Ülkemizde, bu amacı gerçekleştiren ilk üniversite olan Boğaziçi Üniversitesi, inşaa ettiği yeni yapılarda sürdürülebilirliğe önem verirken, ana kampüste tarihi yapılara sahip olması nedeniyle, üniversitenin en ünlü ve eski yapısı olan Hamlin Hall'u yeşil bina haline getirerek Leed Gold sertifikası almaya hak kazanmıştır. Robert Kolej'in Bebek'de bulunan yapısından sonraki binası Hamlin Hall, içinde yatakhanelerin de bulunduğu bir eğitim yapısıyken, 70'li yıllarda Boğaziçi Üniversitesi'ne verilmiştir. Bugün hâlâ Boğaziçi Üniversitesi'ne ait olan yapının, günümüzde yalnızca yurt işlevine sahip olması nedeniyle yeniden işlevlendirilmiş bir yapı olduğunu söylemek mümkündür. Bunun yanı sıra yapıya 2011 yılında iyileştirme projesi uygulanmıştır. Yapılan iyileştirme projesinde yapıya yeşil yapı sistemleri de eklenerek hem tarihi hem de enerji etkin yapı olması sağlanmıştır. Robert Kolej bir Amerikan okulu olduğu için, Hamlin Hall'da bu standartta yapılmıştır. İyileştirme yöntemi incelenen yapıda kullanılan sistemlerin yeterliliklerinin anlaşılması için başka bir Amerikan yapısı olan ve Hamlin Hall gibi yurt yapısı olarak kullanılan Harvard Üniversitesi Hamilton Hall da incelenerek, bu araştırma özelinde kıyaslama yapılmıştır. Harvard Üniversitesi, kampüste bulunan hem tarihi hem de modern yapılara yeşil bina sistemleri uygulayarak "Yeşil Kampüs" ünvanı alan bir başka Üniversitedir.

Boğaziçi ÜniversitesiMimari eserlerMimari özellikler+6
Begüm Gökdağ
Hacettepe University · Güzel Sanatlar Enstitüsü
2019
00

Related subjects