Asylum

Bu konu başlığı altında 93 tez

Yüksek LisansAçık ErişimTR

Gazetelerdeki Suriyeli sığınmacı temsili: Öne çıkarma ve çerçeveleme yaklaşımları ile içerik analizi

Bu çalışmada, siyasal iletişim literatüründe tanımlandığı üzere öne çıkarma (priming) ve çerçeveleme (framing) yaklaşımları temel alınarak Suriyeli sığınmacıların Türkiye'deki yaygın gazetelerdeki temsili incelenmiştir. Örneklem olarak, literatürdeki gazetelerin ideolojik mesafe tasnifi ve tiraj verileri esas alınmak kaydıyla Hürriyet, Yeni Şafak ve Sözcü gazeteleri sırasıyla ana akım (main stream), hükümet yanlısı (pro – government) ve muhalif (opposition) olarak belirlenmiştir. Gazetelerin basılı yayınları yerine daha fazla veri imkanı sağladığı düşünüldüğünden internet sitelerindeki 2016 yılını kapsayan Suriyeli sığınmacılar ile ilgili haberleri veri olarak alınmış ve içerik analizi metoduyla incelenmiştir. Araştırma sırasında elde edilen bulgulardan anlaşılmıştır ki, gazeteler konuyla ilişkili haberlerini hükümet gündemine (agenda) göre yapmaktadır. Dolayısıyla vakasal (episodic) çerçevelemenin (framing) hakim olduğu haberlerde gazeteler ideolojik mesafelerine yakın tonlama ile haberlerini aktarmaktır. Söz konusu durum Suriyeli sığınmacıların gündemlerinin (agenda) ön planda olmamasından dolayı hem hükümet açısından farkına varılmamış bir durum için çözüm üretememesine hem de kamuoyunun konuya dair farkındalığının oluşmamasına neden olmaktadır. Ayrıca çalışmada, gazetelerin duygusal bakış açısı katmak üzere insan odaklı (human – interest) çerçeveleme kullandığı ve kendi haberlerinde bile Suriyeli sığınmacılara yönelik terimsel bir karmaşıklık olduğu tespit edilmiştir. Anahtar kelimeler: Medya - Gazeteler, Suriyeli Sığınmacılar, Temsil, İçerik Analizi, Öne Çıkarma (Priming) - Çerçeveleme (Framing).

BasınGazetelerMedya+7
Kadir Akalın
TOBB Economics and Technology University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Suriyeli sığınmacı algısı ve Türkiye'de milliyetçilik: Ekşi Sözlük örneği

Bu tezde Ekşi Sözlük'teki Suriyeli sığınmacı algısı ve bunun sebepleri incelenmiştir. Çalışmaya kontrol değişkenlerini tespit etmek için bir literatür taraması ile başlanmış ardından tezin temel argümanlarına geçilmiştir. Bu çalışmanın temel hipotezi sığınmacılara yönelik olumsuz tutumların temel sebebinin Billig'in 'Banal Milliyetçilik' kavramını da kapsayacak şekilde milliyetçilik olduğudur. Hem kolayca fark edilen milliyetçilik yani 'Dalgalanan Milliyetçilik' hem de günlük hayatta kolay fark edilmeyen banal milliyetçilik milliyetçiliğin tespitinde kullanılacaktır. Ayrıca tezde milliyetçilikten olumsuz tutuma giden süreç de Allport'un 'Günah Keçisi' kavramı, Sosyal Kimlik Teorisi ve Young'ın 'Maskülen Koruma Mantığı' kavramı yardımıyla açıklanmaya çalışılmıştır. Hipotezlerin testi için içerik ve söylem analizi metotları kullanılmıştır. Sonuçların analizi göstermiştir ki sığınmacılara yönelik olumsuz tutumların temel sebebi milliyetçiliktir ve milliyetçilikten olumsuz tutuma giden süreçte sığınmacıları günah keçisi haline getirme, toplumsal cinsiyet rollerine ilişkin vurgular ve yerleşik halka sahte bir mağduriyet yaratma son derece önemlidir.

AlgıEkşi SözlükMilliyetçilik+3
Melis Zeynep Ünür
TOBB Economics and Technology University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Güvenlik yönetişimi ve insan güvenliği ilişkisi: Türkiye'deki Suriyeli sığınmacılar örneği

Bu tezde 2011'den itibaren Türkiye'ye gelen Suriyelilerin güvenlik ihtiyaçlarının Türkiye, Avrupa Birliği (AB) ve Birleşmiş Milletler (BM) tarafından giderilme kapasiteleri değerlendirilmektedir. Türkiye'deki Suriyelilerin güvenlikleri değerlendirilirken insan güvenliği yaklaşımı; aktörler arasındaki konu üzerine işbirliğini açıklamak için güvenlik yönetişimi yaklaşımı kullanılmıştır. Çalışmada, "Türkiye'deki Suriyelilerin insan güvenliğine göre yaşamaları için Türkiye'nin, BM ve AB ile kurduğu yönetişim ilişkileri nelerdir?" araştırma sorusuna odaklanılmıştır. İlk olarak, Güvenlik Çalışmaları yazınında İnsan Güvenliği ve Güvenlik Yönetişimi yaklaşımlarının kullanılması ve aktörler tarafından uygulamaları incelenmiştir. Ardından, Türkiye'nin iltica sisteminin belirlenmesine BM ve AB'nin etkileri, Suriyelilerin Türkiye'ye gelmelerinden önce ve sonrası dönemlerde karşılaştırılmış ve Suriyeliler için uygulanan güvenlik yönetişim ilişkileri tespit edilmiştir. Son olarak da, aktörler arasındaki yönetişim ilişkilerinin Suriyelilerin korkudan ve yoksunluktan arınma özgürlüklerini gerçekleştirme kapasiteleri değerlendirilmiştir

GöçlerGöçmenlerGüvenlik+6
Alpay Alpaydın
TOBB Economics and Technology University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
Yüksek LisansAçık ErişimEN

The European Union and "Asylum shopping": A comparative analysis

Throughout history, people have moved from one place to another either individually or in groups due to various reasons, making migration movements common and widespread. Among migrants, refugees—who are defined as forced migrants uprooted by fear of persecution, conflicts and violence—have a particular place since refugee protection is a multi-faceted issue affecting countries and regions. Europe, and the European Union (EU) in particular, had previously encountered mass migration movements. Nevertheless, the ongoing refugee protection crisis—which started in 2011 following the turmoil in the Middle East and North African countries and peaked in 2015—has turned into an unprecedented humanitarian crisis. Although the EU tried to respond to the protection needs of asylum seekers reaching its territory under the framework of the Common European Asylum System (CEAS), it has failed to properly manage the crisis. As a result of this, the inherent deficiencies of the CEAS have also become apparent. In this vein, the main objective of this thesis is to analyse the issue of asylum shopping—a significant problem of the EU in the field of asylum and migration—and to determine its extent and underlying reasons with a focus on the recent refugee protection crisis. To this end, four EU Member States—namely Greece, Germany, Hungary and Sweden—are selected as representative cases, and their asylum policies and practices are compared and contrasted. Based on such analysis, this thesis concludes that there are vast differences among the asylum policies and practices of the EU Member States, and due to the failure of the EU in ensuring complete harmonisation, asylum shopping problem has continued during the recent crisis.

GermanyEuropean UnionHungary+6
Vildan Taştemel
Hacettepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Türkiye ye gelen Suriyeli göçmen çocukların eğitim sorunları

2011 yılında Suriye'deki iç savaştan dolayı üç milyona yakın insan Türkiye'ye göç etmiştir. Suriyelilerin önemli bir bölümü güvenlik nedeniyle ülkelerinden ayrılmışlardır. Kamplarda kalan mültecilere çeşitli imkanlar sunulurken, kayıt dışı olanlar bu hizmetlerden yararlanamamaktadır. Bu açıdan mülteci statüsündeki bireyleri önce acil yardım ve daha sonra ise rehabilitasyon ile desteklemek gerekmektedir. Çünkü mülteci konumunda olan bireyler suiistimale açık şartlarda yaşamaktadırlar. Suriyeli nüfusunun yarısından çoğunu çocuklar oluşturmaktadır. Çocuklar için iltica sürecinin oldukça zor olduğu söylenebilir. Özellikle kendi ülkelerinden farklı bir çevrede bulunmaları uyum sorununu da beraberinde getirmektedir. Bu çalışmada Suriyeli çocukların uyum sorunları ve çözüm önerileri değerlendirilmiştir.

EğitimEğitim sorunlarıGöçler+7
Aylin Tanay Akalın
İstanbul Aydın University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2016
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Avrupalı yönetmenlerin yasa dışı göç olgusuna bakışı ve filmlerinde tasviri

Göç olgusu, insanlık tarihi kadar eskidir. İnsanları göçe iten çeşitli faktörler vardır. Göçler; gelişen ekonomik, siyasal ve sosyal olaylar neticesinde gerçekleşmektedir. Sanayileşme sonrasında ortaya çıkan küreselleşme süreciyle yeni bir yapılanma içine giren dünyada, göç kavramı da değişkenlik göstererek zamanla sayısal bir artış göstermiştir. Son yıllarda Orta Doğu, Asya, Afrika ve özellikle Suriye'de yaşanan siyasi mücadeleler sonucunda, Avrupa'ya göçmen akınları artmıştır. Yaşanılan bu göç ve devamındaki sığınmacı akınları sinemada işlenen önemli temalardan biridir. İkinci Dünya Savaşı sonrasında Avrupa'da artan göçmen nüfusu ve bu nüfusun sinema faaliyetlerinde bulunması göç sineması kategorisi üzerine düşünülmesini gerektirmiştir. Çalışmada, ulusal sinema paradigmasının açıklamakta yetersiz kaldığı göç ve göçmen sineması, ulusötesi sinema ve göçmen sinema literatürü üzerinden değerlendirilmiş ve çağımızın ihmal edilemeyen gerçeklerinden olan yasa dışı göç olgusuna gerçekçi sinema perspektifinden bakılmaya çalışılmıştır. Bu doğrultuda çalışmada, son dönemlerde yaşanan yasa dışı göç, mülteci ve sığınmacı krizine Avrupa kökenli yönetmenlerin benzer bir bakış açısı geliştirdikleri tespit edilmiştir.

FilmGöçlerGöçmenler+6
Burak Buğra Komlu
İstanbul Arel University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Geçici koruma statüsünde olan Suriyelilerin hayata tutunma stratejileri üzerine sosyolojik bir araştırma: Şanlıurfa örneği

Bu çalışmada 2011 yılından itibaren iç savaştan kaynaklı Suriye‟den Türkiye‟ye göç ederek sığınanların ev sahibi toplum içindeki dönüşümleri, ev sahibi toplumda yarattığı ekonomik, sosyal, kültürel etkileri ve varış noktasında hayatlarına devam edebilmek için geliştirdikleri stratejiler incelenmiştir. Michel de Certeau‟nun gündelik yaşam pratiklerinde ortaya koyduğu taktik ve strateji kavramları üzerinden Suriye‟den Türkiye‟ye zorunlu göçle gelen grupların ve bireylerin geldikleri yerleşim yerlerinde geliştirdikleri direnme biçimleri, tutunma biçimleri, gündelik pratikleri ele alınmıştır. Bu çalışmada göç kuramları etrafında Suriyeli grupların göç etme biçimleri, göçün itici ve çekici nedenleri, göç eğilimleri, göçün yarattığı sonuçlar incelenmiştir. Çalışma temelde Suriye‟den zorunlu göçle gelen grupları ve bireyleri ele aldığı için göçün farklı disiplinlerde ne anlam ifade ettiği ve göç türleri içinde hangi kategorilerde ele alındığı açıklanmıştır. Çalışma aynı zamanda Türkiye‟deki göç politikalarına ve mevzuatına, göç literatürüne farklı boyutlarda bakmamıza imkan sunmaktadır. Bu çalışmada Suriye‟den göçle gelen bireylerin ve grupların var olan baskın ya da egemen iktidara ve yerli olana karşı kendi düzenini kurma ve kendini içeriye dahil etme pratikleri gündelik hayat deneyimleri üzerinden incelenmiştir. Çalışmada Pierre Bourdieu‟nun alan, habitus ve mücadele alanı kavramları üzerinden Suriye‟den göç eden grupların mekansal deneyimlerinin okuması yapılmıştır. Göçün hayatın mevcut olan her alanına etkisi göz önünde bulundurularak çalışmanın görüşme soruları hazırlanmıştır. Çalışmada saha olarak Şanlıurfa il merkezi ve merkez ilçeler tercih edilmiştir. Saha çalışması olarak belirlenen Şanlıurfa il merkezi ve merkez ilçelerinde veriler çalışmanın doyuma ulaşılması sağlanan kadar devam etmiştir. 5 Arap kadın, 5 Arap erkek, 5 Kürt kadın, 5 Kürt erkek, 5 Ezidi kadın ve 5 Ezidi erkek olmak üzere toplamda 30 katılımcı ile yarı yapılandırılmış görüşme gerçekleşmiştir. Görüşmelerde nitel araştırma yöntem ve teknikleri kullanılmıştır. Katılımcılara ulaşabilmek için kartopu örnekleme uygulanmıştır. Bu çalışmada Suriye‟den göç eden grupların göç hikayeleri, geldikleri yerleşim yerinde yaşadıkları sorunların neler olduğu, bu sorunlarla başa çıkarken geliştirdikleri stratejiler, göç mevzuatında göç aktörlerinden hangi gruba dahil oldukları, Türkiye‟de kalıcı ve geçici olma durumları, mekansal yoğunlaşmaları, göçün getirdiği dönüşümün etkileri gibi niteliksel veriler elde edilmiştir. Elde edilen veriler bulgular kısmında katılımcıların anlattıkları aktarılarak analiz edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Habitus, Göç, Geçici Koruma Statüsü, Sığınmacı, Strateji, Savunmasız.

Geçici hukuki korumalarGöçlerGöçmenler+6
Funda Coşkun
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimEN

Social cohesion in forced migration: an attempt to operationalize social cohesion for syrians under temporary protection in Turkey

Forced migration of Syrians facilitated unique progresses and exceptional changes in Turkey when previous experience with inward forced migration movements to Turkey are taken into account. Syrians' en masse registration under Temporary Protection was in compliant with the protection assurances of 1951 Convention and 1960 Protocol, albeit being a situation where reservations could apply. As a country of asylum, it was the first time when Turkey decided to mobilize Local Integration as a solution for a forced migration situation rather than resettlement or voluntary repatriation. Turkey reformulated Local Integration as Harmonization which necessitates interaction of forced migrant and host communities as well as the host country. While doing so, Harmonization explicitly segregated from the commonly accepted notions of assimilation and integration, while at the same time the concept is affiliated as an end state to be achieved. In order to do so, social cohesion, which is the faculty of intergroup interactions, identified as a medium for achieving Hannonization. However, the identification was merely the beginning ofthe process. Despite literature saturated with works on social cohesion, there are very few works on its relationship with forced migration. Therefore, attested to the unique and exceptional disposition of Syıians in Turkey as well as being an on-going forced migration situation, this study aims to investigate how social cohesion can be defined, how the definition can be applied in this situation, and what are the plausible dimensions and parameters for operationalizing social cohesion in order to achieve Harmonization as the intended outcome. Keywords: Syrians under Temporary Protection in Turkey, intergroup interactions, social cohesion, forced ınigration, operationalization

Temporary legal protectionMigrationsEmigrants+7
Yasin Tamer
TED University · Lisansüstü Programlar Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimEN

Relative transition of ngos during the protracted refugee situation in Turkey

This thesis aims to examine the characteristics of the relative transition observed in Non-Governmental Organizations - Refugees (NGO-Rs), towards organizations that provide more need-based services, as a result of their different levels of engagement with the Turkish Government. The thesis argues that the transition observed in the foundation principles of NGO-Rs is related to the government's preference to increase control mechanisms on the NGO-Rs for specific purposes in line with the developments in domestic and international politics. Also, it argues that NGO-Rs are amenable to political influence because of their inevitable institutional relations with governments. A special focus is placed on the founding principle and political engagement nexus as the basis of NGO-Rs' transition under the Justice and Development Party (JDP) government, especially following the mass migration of Syrian refugees to Turkey in 2011, due to an unexpected increase in the number and potency of NGO-Rs observed. The research collects data from sources through the literature based on the concepts of needs-based and rights-based approaches, as well as the concepts of Government Oriented NGOs (GONGO), Quasi-Governmental NGOs (QUANGO), and Party Affiliated NGOs (PANGO) to provide the theoretical framework of the thesis. In addition, it uses theory-driven content analysis as a research technique of institutional and media reports, interviews, websites, press conferences, legal documents, and other open sources of relevant political parties and NGOs to examine the relevant developments to track the direction of NGOs-R' transition over certain themes. The main argument of the thesis is the following: There has been a new power balance formation in the NGO-government nexus that causes a politically oriented and relative transition of NGO-Rs to more need-based organizations, and the existence of the former in the civic area depends on the approval of the latter party after the arrival of Syrian refugees in Turkey.

TransformationMigrationsRefugees+7
Dilara Peker Yanmaz
TED University · Lisansüstü Programlar Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimEN

Assessment of gender-based asylum claims under the international protection regime: The case of Afghanistan

The main aim of the thesis is to deliberate in which conditions gender-based violence can be evaluated as persecution and analyze legal documents concerning international protection regimes within the gender lens by considering gender-based potential asylum seekings from Taliban-governed "new" Afghanistan. The study also explores precedents about gender-based violence and gender-based asylum claims from international judicial and quasi-judicial organs and consists of a guide for their assessment of administrative courts, PMMs, and PDMMs regarding the particular social group. Parties of the international protection regime must protect against violation of women's and LGBTIQ+'s rights in Afghanistan because of the positive obligations in gendered violence, including Turkey. Within this context, the 1951 Convention and the 1967 Protocol generally cover the conditions for recognizing and ceasing refugee status and the rights enshrined in that status. In addition, the Istanbul Convention and CEDAW protect gender-based asylum claims, and these conventions are related directly to the study subject. Although after the withdrawal decision from the Istanbul Convention, this Convention is no longer applicable in Turkish law, it is also examined because of its noteworthiness and some arguments about the unlawfulness of withdrawal. Keywords: Gender-based asylum claims, membership of a particular social group, refugee status determination, refugees from Afghanistan.

AfghanistanAfghansMigrations+7
Rüya İnanır
TED University · Lisansüstü Programlar Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Türkiye'deki Suriyelilerin hukuksal statüsü

Göç olgusu; insanlık tarihinin başladığı günden bugüne kadar önemini korumakta, toplumları ve kişileri etkilemeye devam etmektedir. Özellikle 20. yüzyılda meydana gelen savaşların bir sonucu olarak, ortaya çıkan göçler ve yaşanan mülteci problemleri uluslararası seviyede ele alınmış ve üzerinde çalışılan uluslararası düzenlemeler kabul edilmiştir. Bu açıdan bakıldığında Türkiye, geçmişten bugüne göç olgusuyla mücadele etmiş ve göç politikasıyla ilgili çeşitli davranışlar sergilemiştir. Türkiye, tarih boyunca mültecilere ve sığınmacılara yönelik birçok yasal düzenlemeyi de ele almıştır. Ancak Türkiye, Mart 2011'de yaşanan Suriye krizinden sonraki süreçte gerek mevzuatında gerekse göç politikasında çok sayıda eksikliğin olduğunu fark etti. Bu doğrultuda değişiklik yapmaya devam etmesinin kaçınılmaz bir gereklilik olduğunu anladı. Açıkça söyleyebiliriz ki, Türkiye, göç olgularıyla karşı karşıya kalmaktadır. Bu çalışma, Suriyeli sığınmacıların ülkemizdeki hukukî durumlarını yürürlükte olan kanunlar ile ele almaktadır. Çalışma bu iddiaya dayanılarak üç bölümden oluşturulmuştur. İlk bölümde göç, mülteciler, sığınmacılar ve vatansız kavramları ayrıntılı olarak ele alınmıştır. Göçün gelişimi ve göçün teorik anlamda nasıl görüldüğü tartışılmıştır. Ayrıca mültecilerin ve sığınmacıların; uluslararası kuruluşlarda, uluslararası ve bölgesel anlaşmalarda nasıl ele alınacağı ayrıntılı olarak incelenmiştir. Mülteciler ve sığınmacılar, hak ve göçmenlik sorunlarına müdahale etmek gibi evrensel yasal normlar açısından araştırılmıştır. Çalışmanın ikinci bölümünde, göçün genel tarihi hakkında bilgi sunulmuştur. Türkiye Cumhuriyeti'ne etkisi olan önemli göç vakaları üzerine bir çalışma yapılmış daha sonra da Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluşundan bu yana, mültecilere ve sığınmacılara karşı alınan kararlar ve tüm önemli kurallar kronolojik olarak gözden geçirilmiştir. Türkiye'de ilk kez, yabancılara ve uluslararası korumaya ihtiyaç duyan kişiler için düzenlenen Yabancılar ve Uluslararası Koruma Yasası'nın (YUKK) ayrıntılı bir incelemesi yapılmıştır. İkinci bölümün son kısmında, genel olarak göç yönetimi ve Türkiye'de gelişmekte olan göç yönetimi ele alınmıştır. Çalışmanın son bölümünde, geçen yüzyılın en önemli olaylarından biri olan Suriye'deki iç savaş ve bu iç savaşın ülkemiz üzerindeki etkisi değerlendirildi. Suriye siyasi tarihi ve Türkiye-Suriye ilişkileri incelendikten sonra, "Arap Baharı" adı verilen süreç ve ülkemize yönelik kitlesel göç akışı ele alındı. Bunun dışında, aniden kitlesel bir şekilde Türkiye'ye göç eden milyonlarca Suriyelinin yasal durumu ayrıntılı bir şekilde yorumlandı.

Geçici hukuki korumalarGöçlerGöçmenler+6
Elif Gök İlan
İstanbul Gelişim University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Mülteci ve sığınmacılarla çalışan meslek elemanlarında depresyon düzeyi, stres ve tükenmişlik belirtilerinin psikososyal risk faktörlerinin incelenmesi

Bu çalışmada, mülteci ve sığınmacılarla çalışan ve meslekleri gereği travmatik yaşam öyküleri dinleyen meslek elemanlarında ikincil travmatik stres, depresyon ve tükenmişlik belirtilerinin incelenmesi amaçlanmış olup, katılımcıların demografik özelliklerinin yordama etkisi istatistiki olarak kontrol edildikten sonra duygusal emek ve mağdurla özdeşim düzeylerinin yordayıcı etkisine bakılmıştır. Araştırma için 190 kadın (%66.7), 95 erkek (%33.3) olmak üzere 20-44 (Ort=28.3, ss=4.05) yaş aralığında 285 katılımcıdan veri toplanmıştır. Veri toplamak amacıyla Demografik Bilgi Formu, Travma Sonrası Stres Tanı Ölçeği-Bölüm 1, Mağdurla Özdeşim Anketi, İkincil Travmatik Stres Ölçeği, Beck Depresyon Envanteri, Maslach Tükenmişlik Ölçeği ve Duygusal Emek Ölçeği uygulanmıştır. Araştırmada kullanılan değişkenlerin birbiri ile ilişkisini incelemek amacıyla Pearson Momentler Çarpımı Korelasyon Katsayısı Analizi yürütülmüş olup bağımlı değişkenlerin cinsiyet ve mesleki pozisyona göre farklılaşıp farklılaşmadığını test edebilmek amacıyla İki Yönlü Çok Değişkenli Varyans Analizi (MANOVA) yapılmıştır. İkincil travmatik stres, depresyon ve tükenmişlik düzeylerini anlamlı olarak yordayan değişkenleri incelemek amacıyla bir dizi Çoklu Hiyerarşik Regresyon Analizi yürütülmüştür. Bulgulara göre, kadınların erkeklere göre yüksek düzeyde depresyon ve ikincil travmatik stres belirtisi gösterdiği; erkeklerin ise daha yüksek düzeyde duygusal emek alt boyutlarından sahte duygular ve gizlenen duygular sergilediği sonucuna ulaşılmıştır. Mesleki pozisyona göre ise bağımlı değişken düzeylerinin farklılaşmadığı bulunmuştur. İkincil travmatik stres genel belirti düzeyi ile istemsiz etkilenmeler ve kaçınma alt boyut puanlarını mağdurla özdeşim ve sahte duygular düzeyinin istatistiksel olarak anlamlı düzeyde yordadığı görülmüştür. İkincil travmatik stres aşırı uyarılmışlık alt boyut puanını ise sadece duygusal emek gizlenen duygular düzeyinin yordadığı saptanmıştır. Depresyon belirti düzeyini ise sadece duygusal emek alt boyutlarından sahte duygular düzeyinin yordadığı görülmüştür. Aynı şekilde, duygusal emek düzeylerinin farklı şekillerde tükenmişlik alt boyut puanları üzerinde anlamlı etkisinin olduğu bulunmuştur. Elde edilen bu bulgular, alanyazında yürütülen diğer çalışmalar da göz önünde bulundurularak tartışılmıştır. Anahtar Sözcükler İkincil Travmatik Stres, Depresyon, Tükenmişlik, Mağdurla Özdeşim, Duygusal Emek

DepresyonDuygusal emekMağdurla özdeşim+7
Zühal Acar
Hacettepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Türkiye'de yaşayan sığınmacıların üçüncü ülke bekleme sürecinde yaşadıkları sorunların "insan hakları" açısından analizi - Van ili örneği

İnsanlar, tarihin başlangıcından bu yana hayatları tehlike altına girdiğinde, bu tehlikeden kaçmak ve hayatlarını korumak için göç ederek başka bir yerde sığınak arayışına girmişlerdir. Bu bakımdan göç, kişinin fiziksel alanının değiştiği, bununla birlikte pek çok değişim yaşadığı ya da yaşamak zorunda kaldığı, bazen de travmatik sonuçlar doğuran bir süreci de beraberinde getirmektedir. İnsanların doğuştan sahip olduğu hakların ihlal edilmesi, insanın yaşamını onurlu bir birey olarak sürdürebilmesi için gerekli olan hakların gasp edilmesi ya da çeşitli hak ihlallerinin yaşanması insanları bulundukları yerleri terk etmeye zorlamakta, dolayısıyla göçün özneleri haline getirmektedir. İç göçle başlayabilecek bu süreç kimi zaman dış göç olarak da kendini göstermekte, uluslararası literatürde geçen sığınmacı, mülteci gibi kavramların ortaya çıkmasına yol açmaktadır. Uluslararası hukuk, uluslararası sözleşmeler ve birtakım belgelerle sığınmacı ve mültecilerin hakları korunmaya çalışılsa da göç etmek zorunda kalan insanların sığınmacı, mülteci olarak göç ettikleri ülke vatandaşlarıyla eşit haklara sahip olmadıkları ve sıkça hak ihlalleriyle karşılaştıkları söylenebilir. Bu bakımdan farklı yollardan sığınma ülkesine ve nihai olarak vatandaş olmak istedikleri ülkelere gidebilen sığınmacı ve mülteciler devlet korumasından yoksun kalabilmekte ya da farklı sorunlarla mücadele etmek zorunda kalmaktadırlar. Sığındıkları devletin yasal mevzuatı ve söz konusu devletin taraf olduğu uluslararası sözleşmelerin niteliği ve uygulamaları bu bağlamda önem arz etmektedir. Bu bakımdan, Mültecilerin Hukuki Durumuna Dair 1951 Cenevre Sözleşmesine coğrafi kısıtlama koymak suretiyle taraf olan Türkiye, kendi doğusundan mülteci kabul etmemektedir. Çeşitli yönetmelik ve genelgelerle birlikte 2013 yılında çıkarılan Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu ile mülteci hukukunu yasal mevzuatlarla düzenlemiştir. Türkiye bu haliyle Suriye dışından gelen sığınmacılara uluslararası koruma statüsü tanımakla birlikte vatandaşlık yolunu açmamaktadır. Bu da Türkiye'ye gelen sığınmacıların üçüncü bir ülkeye yönelmelerine neden olan faktörlerden biri olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu açıdan Suriyeli olmayan sığınmacıların önemli geçiş güzergâhlarından biri olan Van, İran, Afganistan ve Irak olmak üzere farklı ülkelerden sığınmacılara ev sahipliği yapmaktadır. Uluslararası Korumaya tabii olan sığınmacılar üçüncü bir ülkeye yeniden yerleştirilmeyi bekledikleri süre içerisinde farklı sorunlarla karşılaşmakta ve bekleme sürecinin farklı nedenlerle uzaması sığınmacılar açısından yeni ve zorlu bir süreci beraberinde getirmektedir. Bu tez çalışmasında Van'da ikamet eden uluslararası koruma kapsamındaki İran, Afganistan ve Irak uyruklu sığınmacıların üçüncü ülke yerleştirme sürecinde yaşadıkları sorunlar saptanarak insan hakları açısından ele alınmaktadır.

Geçici hukuki korumalarGöçlerGöçmenler+5
Elif Yıldız
Hacettepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimEN

The perceptions of health professionals serving in primary healthcare centers about healthcare provision, and the level of burnout among them

Objective: The purpose of this study is to investigate the level of burnout and perceptions of health professionals serving in primary healthcare centers in four provinces in Turkey, namely Gaziantep, Hatay, İzmir, Şanlıurfa, Method: The study was conducted in primary healthcare facilities in Gaziantep, Hatay, İzmir and Şanlıurfa. A survey with 85-items was used to collect data for demographic information, perceptions of healthcare professionals regarding their services and burnout. Maslach Burnout Inventory (MBI) was utilized to explore the level of burnout. A total of 236 healthcare professionals completed the survey, out of which 224 responses were used in the analyses. Results: The results showed that healthcare professionals serving migrant groups mainly face challenges linked to linguistic barriers. Most of them consider interpreter services to be essential and appreciate the importance of training. Among the three burnout subscales of the Maslach Burnout Inventory (MBI), particularly Emotional Exhaustion (EE) was found to have a relationship with a variety of factors like age, current workplace, training, number of children, profession, year of graduation, duration of work and knowledge of a common language, legal status and culture. Depersonalization (DP) was associated with age and knowledge of a common language, legal status and culture. Finally, Personal Achivement (PA) showed a relationship with the duration of work, gender and knowledge about culture. Conclusion: Evidence gathered in this study suggests that healthcare professionals serving migrant groups, particularly the ones working in in Family Health Centers and those with limited professional experience, need to be supported by interventions targeting linguistic and cultural barriers. Capacity building opportunities and effective human resource management in the health facilities need to be ensured for staff welfare and improvement of healthcare services. Keywords: asylum seeker; challenges; burnout; delivery of health care; health care provider; Maslach Burnout Inventory; refugee

Primary health careGaziantepEmigrants+7
Nurtaç Kavukcu
Hacettepe University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2021
00
DoktoraAçık ErişimTR

Sığınma hakkı ve mültecilerin insan haklarının korunması

İnsanlar tarih boyunca yaşama olanakları azaldığında ve hayatları tehlikeye düştüğünde kendilerine yönelen tehditten kaçmak için başka yerlere sığınmıştır. İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi, 14/1. maddesinde insanların zulüm altında başka ülkelerde "sığınma arama" ve "sığınma olanaklarından faydalanma" hakkı olduğu açıklamıştır. 1967 tarihli Protokol ile revize edilen 1951 tarihli Mültecilerin Statüsüne İlişkin Cenevre Sözleşmesi, uluslararası koruma talep eden bireylerin mültecilik başvurusunun somut olarak değerlendirilmesine yönelik araçlar sunan en temel belge olarak kabul edilmiştir. 2000'li yıllarla birlikte gözlenen uluslararası terörizm, giderek artan ve ani-kitlesel bir görünüm alan mülteci hareketlerine ilişkin politikaları olumsuz yönde etkilemiştir. Sözleşme, hazırlandığı dönemin dinamiklerine özgü yapısıyla, bu olumsuz gelişmelere gereken çözümleri sunamamıştır. Böylece, Sözleşmeyle çelişen, sınırlayıcı ve zorlayıcı politikalar benimsenmiştir. Özellikle bireysel statü değerlendirmesi yapmaya odaklanması, doğal afetler ve savaş gibi önemli tehdit durumlarını kapsam dışı bırakması, açık denizde kurtarma gibi yeni sorunlara yönelik bir çözüm önermemesi, sorumluluk paylaşımı-denetimi konusunda açık düzenlemeler içermemesi, mültecilik kriterlerine ilişkin kavramlara net tanımlar getirmemesi bu yetersizliğin başlıca nedenleri olmuştur. Bu yetersizlik, dışlayıcı hızlandırılmış değerlendirmenin ve mülteci korumasına alternatif yeni koruma uygulamalarının artan bir oranda devletlerce benimsenmesine zemin hazırlamıştır. Artık mültecilerin sadece Sözleşme ile tanınan hakları değil insan hakları da ihlal tehdidi ile yüz yüze gelmiştir. Belirlediği plan dahilinde Sözleşmenin yetersizliğini, ele aldığı bu sorunlar çerçevesinde ispatlamayı amaç edinen bu çalışma; ilk iki bölümünde "sığınma"-"göç" ve "sığınma hakkı"-"insan hakları" çerçevesindeki önemli kavramları, III. bölümde mülteciliğin tarihsel sürecini, IV. Bölümde, mültecilik statüsü edinilmesine ilişkin prosedürleri ve statüyle tanınan hakları ve V. Bölümde mültecilerin haklarının korunmasına yönelik mekanizmaları ve karşılaşılan sorunları incelemiştir. Sonuç bölümünde, sığınmanın insan haklarıyla, ilticanın ise devletlerin egemenlik alanıyla ilgili olduğunu iddia ederek öneriler getirmiştir. Netice olarak bu çalışma, "sığınma" ve "iltica" kavramları arasında ayrıma giden, sığınmacılık ve mülteciliği ayrı statüler olarak ele alan ve devletlerin sorumluluklarını insan hakları zemininde net olarak ortaya koyan bağlayıcı nitelikte yeni bir belge kaleme alınmasını önermiştir.

GöçmenlerMültecilerSığınma+3
Erdal Özbek
Hacettepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
DoktoraAçık ErişimTR

12 eylül 1980 sonrası Türkiye'den İngiltere'ye politik göç (1980-1989)

1980 öncesinde ağırlıklı olarak ekonomik gerekçelerle Avrupa'ya giden Türkiye kökenliler, gittikleri ülkelerde gözle görülür nüfusa erişmiş olmalarına rağmen, İngiltere'deki Türkiye kökenli nüfusun belirginleşmesi 12 Eylül 1980 sonrasındadır. 12 Eylül 1980 darbesinden sonra, çoğunlukla Avrupa ülkeleri olmak üzere yaklaşık 30 bin kişi siyasi mülteci olarak başka ülkelere sığınmıştır. Bu rakamın bir kısmı da İngiltere'ye göç etmiştir. İngiltere'ye doğru 1980'li yıllar boyunca devam eden göç dalgası -kimi farklı katmanları da içinde bulundurmakla birlikte- Türkiye solunda yer alan çeşitli örgütlenmelerde politik faaliyetler yürütenler üzerinden sürmüştür. "12 Eylül" nedeniyle gerçekleşen bu göç dalgası, 1990'lı yılların başları itibariyle yavaşlamıştır, göç dalgası daha farklı bir dinamik üzerinde sürmüştür. Bu çalışma, 1980'li yıllarda siyasal nedenlerle İngiltere'ye göç edenlerin hem ilgili yıllar aralığındaki düşüncelerini hem de günümüzden kendi geçmişlerine dair değerlendirmelerini tespit etmeye yöneliktir. Bu çerçevede, İngiltere'de Türkiye kökenlilerin yoğun olarak ikamet ettikleri Londra başta olmak üzere, Cambridge, Cardiff, Bournemouth ve Coventry şehirlerinde nicel veriler için 187 kişiye dair bilgilerin elde edildiği 46 "hane halkı" soru kâğıdı uygulaması ve 378 "politik göçmen-kişi" soru kâğıdı uygulaması; nitel veriler için 81 yarı-yapılandırılmış mülakat, 22 yapılandırılmamış-derinlemesine mülakat ve 4 odak görüşme gerçekleştirilmiştir. Alandan toplanan veriler üzerinden ana sorunsala yönelik siyasal göç ve sürgünlerin arka planında yatan nedenler tespit edilmeye çalışılmış, göçmenlerin İngiltere'ye göç etme dönemlerinde sahip oldukları politik reflekslerinin yanı sıra siyasal, ekonomik, kültürel ve gündelik yaşamsal beklentilerinin tüm bu süreç boyunca geçirdiği evrim temel varsayımlar üzerinden analiz edilmeye çalışılmıştır.

12 Eylül 1980 DönemiAlan araştırmasıAskeri müdahale+7
Barış Mutluay
Hacettepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
DoktoraAçık ErişimTR

Suriyeli sığınmacıların bazı ruhsal sorunları ve ruh sağlığı hizmet gereksinimleri ile hizmet sunucuların ve yöneticilerin görüşlerinin belirlenmesi

Niceliksel ve niteliksel veri toplama yöntemlerinin birlikte kullanıldığı çalışmada; Ankara'da Suriyeli sığınmacılarda depresyon ve travma sonrası stres bozukluğu (TSSB) yaygınlığı ile bu hastalıklarla ilişkili risk faktörlerinin belirlenmesi; sığınmacıların ruh sağlığı hizmeti ihtiyaçları ile hizmet kullanımlarının sığınmacı, hizmet sunucu ve yöneticilerin bakış açıları ile değerlendirilmesi ve sığınmacıların genel sağlık hizmetlerine erişim ve kullanım durumları ile ilişkili faktörlerin belirlenmesi amaçlanmıştır. Araştırmanın niceliksel verileri Ankara'da sığınmacıların yoğun olarak yaşadığı iki mahallede kartopu yöntemi ile 420 kişiden toplanmıştır. Niteliksel veriler ise sığınmacılara sağlık hizmeti sunan 10 sağlık personeli ve sığınmacılara yönelik sağlık politikalarının belirlenmesinde rol alan 10 yönetici ile derinlemesine görüşmelerle toplanmıştır. Çalışmada olası depresyon ve TSSB düzeyi sırasıyla %47,7 ile %36,5 bulunmuştur. Kadın olma, bedensel hastalığın olması, ruh sağlığını kötü olarak değerlendirme ve travma tipi sayısındaki artış artmış depresyon ve TSSB riski ile ilişkili bulunmuştur. Ekonomik durumun kötü olması ve genel sağlık durumunu kötü olarak değerlendirme artmış depresyon riski ile; çocuk sahibi olma, geçmiş ruhsal hastalık ve ruh sağlığı yardımı alma ihtiyacı duyma ise artmış TSSB riski ile ilişkili diğer faktörlerdir. Katılımcıların sadece %1,4'ü Türkiye'de ruh sağlığı hizmetlerine başvurmuştur. Hem niteliksel hem de niceliksel sonuçlar karşılanmayan ruhsal sağlık ihtiyacı olduğunu göstermektedir. Katılımcıların yarısına yakını son bir yılda Türkiye'de sağlık hizmeti kullandığını, yaklaşık beşte biri ise sağlık hizmetlerine erişemediğini belirtmiştir. Dil bilme, ekonomik yardım alma ve yaşanılan evin uygun olması sağlık hizmetlerine erişim ile evli olma, sağlık durumunu "kötü" olarak değerlendirme ve sağlık hizmetlerine erişim ise sağlık hizmeti kullanımı ile ilişkili bulunmuştur.

DepresyonMültecilerPsikolojik sorunlar+5
Edip Kaya
Hacettepe University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2019
00
Tıpta UzmanlıkAçık ErişimTR

Ankara'da geçici koruma statüsü altında yaşayan 18-72 ay arası suriyeli çocukların gelişim düzeyinin değerlendirilmesi

Mart 2011'de başlayan rejim karşıtı gösterilerin ardından Suriye'de yaşanan gelişmeler dünyanın en büyük insani krizlerinden birisini yaratmıştır. Birleşmiş Milletler Yüksek Kurulu, mülteci ve yeniden yerleştirme deneyimlerinin bilişsel, sosyal, duygusal ve fiziksel olarak çocuk gelişiminin kritik aşamalarını etkileyebileceğini bildirmektedir. Sığınmacı çocuklarda gelişimsel gecikmenin prevalansı veya bu grupta tespit veya taramaya optimal yaklaşım hakkında yeterli literatür bilgisi yoktur. Sığınmacı çocuklardaki gelişimsel gecikmeler aileler tarafından değerlendirilemeyebilir ve tanı aldığı zaman da kültürel engeller nedeniyle müdahaleler gecikebilir ve bunun sonucunda da hayatın ilerleyen dönemlerini de etkileyecek akademik ve psikososyal açıdan olumsuz sonuçlar doğabilir. Bu araştırmada Suriye krizinin, en savunmasız ve hassas grup olan çocukları yeniden yerleştirilme sonrası gelişimsel açıdan ne düzeyde etkilendiğini, gelişimsel sorunlara yol açacak sorunların tanımlanması, gelişimsel gecikmelerin daha çok hangi alanlarda olduğunu tanımlamayı, böylece daha fazla prognostik bilgi sağlamayı, önlenebilir risk faktörlerinin erken tanısı ile sağlıklı bireylerin toplumdaki oranının arttırılması, yapılacak daha sonraki çalışmalara literatür düzeyinde katkı sağlanması ve gerekli olan özel ve en uygun erken çocukluk müdahalelerinin hemen başlatılmasını sağlamak amaçlanmıştır. Bu araştırmaya 1 Kasım 2018 – 1 Mart 2019 tarihleri arasında Yenimahalle Toplum Sağlık Merkezi 2 Nolu Göçmen Sağlığı Birimi'ne birinci basamak sağlık hizmeti almak için başvuran 18-72 ay arası 60 Suriyeli sığınmacı çocuk dahil edildi. Kontrol grubuna ise aynı binada bulunan, İsmail Ulucan Aile Sağlığı Merkezi'ne başvuran 18-72 ay arası 60 Türk çocuk dahil edildi. Gelişimsel değerlendirmeler, araştırmacı tarafından Denver II Gelişimsel Tarama Testi ile yapıldı. Suriyeli çocuklarda gelişimsel gecikmelerin sık olduğu, Türk çocuklara göre de daha fazla olduğu tespit edildi. Türk çocukların yaşına göre %82,1'inin normal, %10,7'sinin şüpheli, %7,1'inin anormal olduğu; çalışma grubunda ise yaşına göre %22,2 olgunun normal, %33,3 olgunun şüpheli, %44,4 olgunun anormal olduğu gözlendi. Aradaki fark istatistiksel olarak anlamlıydı (p<0.05). Çoklu lojistik regresyon analizi ile değerlendirildiğinde sığınmacı olmanın tek başına gelişimsel gecikme için önemli bir risk faktörü olduğu, DGTT II alt alanlarına bakıldığında ise aylık gelir durumunun yüksek olmasının kişisel-sosyal alanda uyarı-gecikme olma riskini azalttığı, sığınmacı olma durumunun ve düşük doğum ağırlığına sahip olmanın ince-motor ve kaba-motor alanda uyarı-gecikme olma riskini arttırdığı, sığınmacı olma durumunun ve akraba evliliğinin dil alanında uyarı-gecikme olma riskini arttırdığı bulundu. Sonuç olarak bu araştırmada, sığınmacı olmanın gelişimsel gecikme için önemli bir risk faktörü olduğu görüldü ve bu yüksek riskli çocuklarda gelişimsel tarama ve izlem çalışmalarının yanı sıra erken müdahale programlarının önemi vurgulandı.

AnkaraGelişim özellikleriKoruma altındaki çocuklar+6
Meltem Tuğçe Ayas
Hacettepe University
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Türkiye'nin göç politikası ve 2010-2020 yılları arasının sığınmacı politikası açısından değerlendirilmesi

Göç ve göç olgusu en basit ifade ile bir kişi veya grubun coğrafi olarak yer değiştirmek amacıyla başka bir yere hareket etmesidir. Göç sonrası ise hem göç alan hem de göç veren toplumlarda, özellikle de göç eden kişilerde bir takım olumlu ve olumsuz etkiler söz konusu olmaktadır. Özellikle de kitlesel göç hareketleri sonrası göç alan ülkelerin toplumsal yapılarında önemli ölçüde değişiklikler yaşandığı birçok kez gözlemlenmiştir. Türkiye Cumhuriyeti ise bulunduğu coğrafi konumu itibariyle kurulduğu andan itibaren pek çok göç süreci yaşamıştır. Zaman zaman zorunlu nedenlerle bazı durumlarda ise çevresine göre daha iyi şartlarda olmasından hareketle pek çok kez bireysel ve toplu göçlere maruz kalmıştır. Özellikle 2010 yılından itibaren komşu ülke Suriye'de yaşanan olumsuz durumlar ve iç savaş sonrası gerçekleşen kitlesel göç, Türkiye göç tarihinde yaşanmış olan en kalabalık nüfus hareketi olarak görülmüştür. Türkiye, Suriye'den yaşanan kitlesel göçe yönelik olarak açık kapı politikasıyla günümüzde yaklaşık olarak 4 milyon kişiye ev sahipliği yapmaktadır. Ayrıca son yıllarda sayıları gittikçe artan Pakistan ve Afganistan uyruklu sığınmacılarında Türkiye'ye gelerek yaşamlarını burada sürdürme gayreti bulunmaktadır. Bu çalışma Türkiye'nin Cumhuriyetin ilanından itibaren günümüze kadar uyguladığı göç politikalarını özellikle de 2010 sonrası yaşanan süreçte ne gibi yeni politikalar üretildiğini kronolojik olarak değerlendirmektedir.

Göç politikalarıGöçlerMülteciler+3
İbrahim Erdoğdu
Niğde Ömer Halisdemir Üniversity · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimEN

Turkey's asylum policy towards Syrians

Since 2011, following the crossing of the first Syrians into Turkey, the number of displaced Syrians has risen dramatically. Turkey's management of this migration flow has raised debates surrounding this issue. With the aim of contributing to these debates, this thesis examines the peculiarities of Turkey's asylum policy towards Syrians. The characteristics of this policy are analyzed through a comparison with Turkey's previous policy practices in responding to asylum en masse as well as the current legal and the political framework. In that regard, the legal context is examined through the analysis of current asylum-related legislation and the political context is evaluated through the revision of the parliamentary questions and discussions of the past two years. These examinations and comparisons with the past practices show the procedures and measures to be applied in the face of asylum en masse are always left at the discretion of the ruling governments and hence they are prone to the arbitrariness. This thesis contends that following this prevailing policy practice, Turkey's asylum policy towards Syrians is also built on an ad hoc basis and is dependent on the government's perception of Syrians.

State policiesMigrationsEmigrants+5
Seda Keskin
Boğaziçi University · Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi Enstitüsü
2014
00
Yüksek LisansAçık ErişimAR

Cahiliye Dönemi edebiyatında siyaset ve tezahürleri

Bu çalışma, cahiliye dönemdineki siyasî hayatın gerçeğini ortaya koyan, eski Arap edebiyatındaki tezahürlerini şiir ve nesir bağlamında beyan etmektedir. Çalışma giriş, iki bölüm ve sonuçtan oluşmaktadır. Girişte, araştırmanın konusu, önemi ve hedefi ele alındıktan sonra daha önce konuyla ele alınan çalışmalar ve çalışmada izlenen metot hakkında bilgiler verilmiştir. Birinci bölümde siyaset ve vatan kavramlar dil ve terminolojide tanımları ve İslam öncesi dönemdeki kökleri hakkında malumat verilmiştir. Ayrıca Arap Yarımadası'ndaki siyasi sistemlerin biçimleri (monarşi, kabile sistemi) ve bunlarla çalışan gruplar hakkında kısa tarihsel bilgiler serdedilmiştir. Bunların yanı sıra kalıtım, egemenlik, hakim, hukuk, sinirlilik, tavsiye ve konseyleri gibi monarşik ve kabile sistemlerinin dayandığı temelleri tınıtılmış ve bunlara dair şiirsel ve nesirsel örnekler verilmiştir. İkinci bölümde cahiliye dönemdeki siyasi çatışmanın doğası ve aynı evde kabilenin liderliği için mücadele, farklı kabileler arasındaki çatışma, Pers ve Romalılar gibi komşu Arap ve yabancı krallıklarla çatışma ve siyasi-dini çatışmalar hakkında bilgiler verilmiştir. Ayrıca İslam öncesi dönemdeki bazı siyasi fenomen ve ittifaklar, siyasi sığınma, eleştiri veya siyasi muhalefet gibi konular ele alınıp incelemiştir. Bunların yanısıra siyasi edebiyat kavramı ve gurur, övgü, ağıt, siyasi hiciv gibi edebiyat türleri ele alınmış ve bunlarla ilgili delil ve örnekler getirilmiştir. Sonuçta ise cahiliye döneminde siyasi hayatın tezahürleri, edebiyatla ilgili yönleri ve bu dönemde var olan siyasi sistemlerin Arap edebiyatına olan önemli etkileri gibi konuyla ilgili elde edilen tespitler ortaya konulmuştur. Anahtar Kelimeler: Cahili Dönemi Edebiyatı, Kabilenin Siyasi Sistemi, Siyasi Sistemlerin Temelleri, Siyasi Sığınma, Siyasi Edebiyat ve Türleri.

Emine El Sellum
Mardin Artuklu University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimEN

Development of Refugee Law and the social rights of refugees in Turkey

The development process of Refugee Law has begun to reflect on ad hoc solutions for legal regulations during the period of the League of Nations. The matter reached general and objective standards during the United Nations period. The objective of this study is to analyze this process - in which the Turkish Republic takes its place as one of the international actors - the development of Turkish refugee law and finally, to evaluate which conditions specify the legal regulations that aim to protect a person's right to seek asylum. The basis for Turkish refugee law was established by the 1951 Geneva Convention Relating to the Status of Refugees, which was signed by Turkey to grant refuge to people from Europe. This convention has been the main regulation regarding refugees until the introduction of the new Law on Foreigners and International Protection in 2013. In the last few years, Turkey has been displaying another example of refugee law practices by granting Syrian refugees temporary protection status. Provision of social rights such as access to housing, health care, work and educational rights for refugees as well as domestic citizens is indicative of the importance a government puts on international protection. Therefore, the study aims to present a clear view regarding Turkey's current and contemporary perspective of people seeking refuge within its borders, alongside an analysis of the general development of refugee law. Keywords: Refuge, asylum, refugee, international protection, international refugee law, Turkish refugee law, Law on Foreigners and International Protection, social rights.

Refugee rightsRefugeesSocial rights+3
Mürvet Ece Büyükçalık
Anadolu University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2014
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

İlkokul düzeyindeki Türkmen sığınmacı çocukların barış, güven ve vatan kavramlarına ilişkin algıları

İlkokul Düzeyindeki Türkmen Sığınmacı Çocukların Barış, Güven ve Vatan Kavramlarına İlişkin Algıları Bu çalışmanın amacı ilkokul düzeyindeki Türkmen sığınmacı çocukların barış, güven ve vatan algılarını ortaya koymaktır. Araştırmada nitel araştırma yaklaşımlarından biri olan olgubilim araştırma deseni kullanılmıştır. Çalışmanın katılımcıları Ankara ilinin Mamak ilçesinde ikamet eden ilköğretim çağındaki 21 Türkmen sığınmacı ve mülteci çocuklardan oluşmaktadır. Çalışmanın veri toplama süreci iki aşamada gerçekleştirilmiştir. Birinci aşamada katılımcılara barış, güven ve vatan kavramlarına ilişkin resim çizdirilmiştir. Daha sonra resim çizen katılımcılarla resimleri hakkında görüşme yapılmıştır. İkinci aşamada çocuklarla barış, güven ve vatan kavramlarıyla ilgili yarı-yapılandırılmış görüşme yapılmıştır. Resimlerin analizinde betimsel analiz ve içerik analizi kullanılmıştır. Yarı-yapılandırılmış görüşmelerin analizinde içerik analizi kullanılmıştır. Araştırmanın sonucunda katılımcıların resimlerindeki barış algılarını ilişkiler boyutunda ve Türkiye'ye yönelik olumlu algıları şeklinde; güven algılarını emniyette olma, kişilere güven ve mekansal güven konularında; vatan algılarını Irak'a yönelik aidiyetleri, Türkiye'ye yönelik olumlu vatan algıları, Irak ve Türkiye'ye yönelik olumlu vatan algıları ve Türkmen aidiyeti konularıyla yansıttıklarına ulaşılmıştır. Yarı-yapılandırılmış görüşmelerin sonucunda katılımcıların barış algılarını kişiler arası ilişkiler ve negatif barış; güven algılarını tehlikelerden uzak olma, ilişkiler boyutu ve mekansal güven; vatan algılarını ihtiyaçların sağlanması ve aidiyet algısı şeklinde ifade ettiklerine ulaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: Barış, güven, sığınmacı, vatan.

AlgıAnkara-MamakBarış+7
Fatma Beyzanur Kurt
Kütahya Dumlupınar University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2020
00
DoktoraAçık ErişimEN

Temporary protection in International Law

In history, asylum movements originated from religious and ethnic intolerances, nowadays mostly due to wars among countries, civil wars, revolutions, foreigner state occupations, discriminating and repressive regimes with regards to race, religion, language and ethnic origin. Agreements, protocols, regulations and circulars have been developed nationally and internationally for creating a legal basis and giving legal descriptions of asylum and international protection. The basic convention related to asylum is the 1951 Geneva Convention and the basic protocol is the 1967 Protocol. Turkey accepted this convention and protocol with geographical limitation and put the 1994 Regulation into force. Then, as the first immigration law "Law on Foreigners and International Protection" entered into force. By taking as a basis of the Article 91 of this law, the 1994 Regulation lost its effect and was replaced by The Temporary Protection Regulation. There are three types of international protection in Turkish Law: refugees, conditional refugees, and secondary protection. Temporary protection, is not accounted among the types of international protection under the LFIP. Temporary Protection status is only provided when the Council of Ministers decides and provided to foreigners who were forced to leave their countries in mass influxes, who entered another country collectively, sought urgent protection and who are expected to return to their home countries when the life-threatening situations have passed. In its history, Turkey has hosted large numbers of protection seekers. Bosnians, Iraqis, and now Syrians are examples of temporarily protected people. Key Words: International Protection, Temporary Protection, Temporary Protection Regulation, Syrians

Temporary legal protectionConservationProtection laws+5
İnayet Burcu Akyürek
Yeditepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2017
00

İlgili konular