Decentralization
75 theses under this subject heading
Avrupa yerel yönetimler özerklik şartı bağlamında Türkiye'de yerel özerklik
Evrensel bir tanım yapılması gerektiğinde; belirli bir coğrafi alanda yaşayan yerel topluluğun bireylerine, kendilerini en çok ilgilendiren konularda hizmet üretmek amacıyla kurulan, karar organları yerel toplulukça seçilerek göreve getirilen, yasalarla belirlenmiş görevlere ve yetkilere, özel gelirlere, bütçeye ve personele sahip, üstlendiği hizmetler için kendi örgütsel yapısını kurabilen, merkez yönetimi ile ilişkilerinde yönetsel özerklikten yararlanan kamu tüzel kişileri olarak tanımlanan yerel yönetimlerin en önemli ayırt edici yönü olan yerel özerklik, günümüzde farklı ülkelerde farklı anlamlar yüklenerek uygulanmaktadır. Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartı'nda da önemle vurgulanan yerel özerklikten amaç, hizmetlerde kaliteyi arttırmak hizmetlerin basit, çabuk, ucuz görülmesini sağlamak ve gereksiz personel ve malzeme kullanılmasını önlemektir. Türkiye uygulamasında yerel yönetimlerin idari ve mali özerkliğe sahip olduğu mevcut yasalarımızda belirtilmiş olmasına rağmen, bu özerkliğin Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartı ve diğer ülke uygulamalarında geçen yerel özerklik ile örtüşüp örtüşmediği her zaman önemli bir tartışma konusu olmuştur. Bu tartışma özelinde hazırlanan çalışmamız, Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartı bağlamında Türkiye'de yerel özerklik uygulamasını incelemeyi amaçlamaktadır. Çalışmamızın ilk bölümünde kavramsal açıdan yerel yönetim ve yerel özerkliğin ne anlama geldiği açıklanmış ve yerel yönetimlerin üstün ve zayıf yönlerinden bahsedilmiştir. İkinci bölüm ise Türkiye'de yerel yönetimlerin tarihi gelişimi ve bazı ülkelerin yerel özerklik uygulamalarına ayrılmıştır. Bu sayede yerel yönetimlerin ülkemizdeki tarihsel seyri ve farklı ülkelerde farklı yerel yönetim ve yerel özerklik uygulamaları incelenerek okuyucuya kıyas yapabilme imkanı tanınmıştır. Son bölüme gelindiğinde, Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartına ilişkin ayrıntılı bilgiler ve Türkiye'de yerel yönetimin kanuni dayanakları karşımıza çıkmaktadır. Türkiye'nin bu şarta ilişkin tutumu da son bölümün ve çalışmamızın yönünü belirleyen önemli konularındandır. Anahtar Kelimeler: Yerinden Yönetim, Özerklik, Yerel Özerklik, İl Özel İdaresi, Belediyeler, Büyükşehir Belediyeleri.
Öğretmen ve veli görüşlerine göre yerel yönetimlerin okul dışı öğrenme ortamına katkısı: Fatih Sultan Mehmet Çocuk Akademisi örneği
Bu çalışma, eğitimde yerelleşme ve okul dışı öğrenme ortamlarının bir örneği olarak öne çıkan Çankırı Belediyesi Fatih Sultan Mehmet Çocuk Akademisi'nde sunulan eğitimin, akademiye katılan çocukların gelişimine katkısının incelenmesini amaçlamaktadır. Araştırmanın çalışma grubu, 2021-2022 yılında Çankırı Belediyesi Fatih Sultan Mehmet Çocuk Akademisi'nde atölye çalışması yürüten 10 öğretmen ve akademiye devam eden 16 öğrenci velisinden oluşmaktadır. Nitel bir araştırma yöntemi kullanılarak yapılan çalışma, durum çalışması desenine sahiptir. Çalışmanın verileri yarı yapılandırılmış görüşmeler yoluyla toplanmıştır. Çalışma sonucunda, Çankırı Belediyesi Fatih Sultan Mehmet Çocuk Akademisi'nin çocukların genel gelişimine önemli katkılar sağladığı ve aileler ile öğretmenler tarafından olumlu bir şekilde değerlendirildiği belirlenmiştir. Öğrenme deneyimlerini daha da zenginleştirmek için okul dışı öğrenme ortamlarının sayısının ve kalitesinin artırılması önerilmektedir. Araştırma sonuçlarına dayanarak araştırmacılar, uygulayıcılar ve yerel yönetimler için öneriler sunulmuştur. Anahtar Kelimeler : Eğitimde yerelleşme, okul dışı öğrenme ortamları, Çankırı Belediyesi Fatih Sultan Mehmet Çocuk Akademisi
Centralization and decentralization in syria, comparison of before and after 2011
One of the most important debates taking place in recent decades is: How local councils or local government authorities govern, and in this regard, we can see two methods of administration, centralization and decentralization administration. Where the centralization is based on maintaining decision-making authority in the hands of the central government in the capital and all cities or villages councils are subordinate to it and cannot take any decision independently. While decentralization is based on the transfer of authorities to local government bodies, which govern independently of the central government. The aim of this study is to discuss the laws that organize the administration of the local government councils in Syria before and after 2011, either in the Assad regime areas (ARA) or in the areas out of regime control (AORC) after 2011, and which type it takes, is it centralization administrative or decentralization administrative? Then, to achieve the aim of the study, we present a conceptualization explanation of centralization and decentralization and its types and level of governate, then discuss the advantages and disadvantages of both administrative centralization and administrative decentralization. This study relied on qualitative methodologies such as academic research, articles, official legal and political reports, personal interviews with chairmen, members of local councils, and members of the Syrian Interim Government (decision-makers). Also, personal interviews with a member of local councils in Syria before 2011. to understand how local councils are formed, the relationship with the central government and the services they provide, in addition to the financial resources they obtain. Finally, this thesis is discussed the variables in terms of reality and law, whether in the areas of the Assad regime era before and after 2011 or either in the areas outside the control of the Assad regime era after 2011, then analyzed the information which is obtained from the interviews and content analysis of the laws regulating local administration in Syria. The study ended with the following results: 1. The Assad regime's approach to dealing with administrative units in the manner of administrative centralization has not changed, whether before or after 2011. 2. The experience of forming local councils in areas outside the control of the Assad regime can be considered a successful decentralization experiment to some extent.
Mali yerelleşmenin kamu kesimi büyüklüğüne ve harcama kompozisyonuna etkisi: Ampirik bir inceleme
Mali yerelleşme, merkezi yönetim yetkilerinin alt yetki alanlarına harcama, gelir ve borçlanma gibi mali sorumluluklarının devredilmesidir. Ülkelerin mali yerelleşme politikaları izlemesinin temelinde, kamu kesimi büyüklüğünün kontrol altına alınması ve toplum refahında artış sağlanması savları yer almaktadır. Bu çalışma kapsamında mali yerelleşmenin genel ve yerel yönetim düzeyinde kamu kesimi büyüklüğüne ve harcama kompozisyonuna etkisinin araştırılması amaçlanmaktadır. Bu amaçla birlikte teorik ve ampirik düzeyde araştırmalara konu olan kavramın, ölçümleme konusunda birçok eleştiri ile karşı karşıya kaldığını belirtmek mümkündür. Mali yerelleşmenin farklı boyutlarını tek bir gösterge veya basit endeksler ile ölçmenin enformasyon kaybına neden olduğu belirtilmelidir. Mali yerelleşmenin doğru ölçülememesi ya da çok boyutluluğunun göz ardı edilmesi, yapılan analizlerde elde edilen bulguların güvenilirliğinin tartışılmasına neden olmaktadır. Bu çalışma kapsamında, ölçümlemeye ilişkin bu eleştiriye istinaden, mali yerelleşme ve mali yerelleşmenin göstergelerine dair basit ve kompozit endeks hesaplamaları yer almaktadır. Yapılan endeks hesaplamaları ile çalışma kapsaımında iki farklı ampirik analiz uygulanmaktadır. Bunlardan ilki çok boyutlu istatistiksel analiz teknikleri ile 36 ülkenin mali yerelleşme politikalarındaki konumunun kümeleme analizi ve çok boyutlu ölçekleme analizi ile tespit edilmesidir. Elde edilen bulgular sonucunda, üniter yapıdaki Nordik ülkeleri ve yüksek kamu yönetimi performansına sahip federal ülkeler arasında bir yakınsama olduğu, yüzölçümü küçük ve nüfusu az olan ada ülkelerinin ayrıştığı dikkat çekmektedir. Bununla birlikte, geçiş ekonomisi ülkeleri izledikleri merkeziyetçi yapı ve politik süreç ile benzeşirken, diğer AB ülkelerinin ise "Hizmette Halka Yakınlık İlkesi", 2008 krizi öncesi izlenen yerel yönetim politikaları, asimetrik mali yerelleşme politikaları nedeni ile aynı kümede olması dikkat çekmektedir. Çalışmanın ikinci ampirik kısmında ise mali yerelleşmenin kamu kesiminin büyüklüğüne ve harcama kompozisyonuna etkisi analiz edilmektedir. 1972-2019 yıllarına ait beşer yıllık ortalama veriler ile mali yerelleşme ve genel ve yerel yönetim düzeyinde kamu kesiminin büyüklüğü test edilirken, harcama kompozisyonuna ilişkin hipotezler 1990-2019 yıllarına ait üçer yıllık ortalama veriler ile test edilmektedir. Bu hipotezlerin test edilmesi için Arellano ve Bover (1995), Blundell ve Bond (1998, 2000)'un İki Aşamalı Sistem Genelleştirilmiş Momentler Tahmincisi Dirençli Standart Hatalar kullanılmaktadır. Elde edilen bulgular sonucunda, mali yerelleşme ve genel düzeyde kamu kesiminin büyüklüğü arasında anlamlı bir ilişki bulunamazken, yerel yönetim düzeyinde kamu kesiminin büyüklüğü arasında pozitif ve anlamlı bir ilişki olduğu bulgusuna ulaşılmaktadır. Harcama kompozisyonuna ilişkin elde edilen bulgular sonucunda, mali yerelleşmenin eğitim ve sağlık harcamaları gibi toplum refahı ile ilişkili olan harcamalar üzerinde negatif ve anlamlı bir ilişkiye sahip olması, birinci nesil teorisyenler tarafından öne sürülen mali yerelleşmenin toplum refahında artış sağlaması ile çelişmektedir. Bu bulguya karşılık, mali yerelleşme genel yönetim düzeyinde sunulan sosyal harcamalar üzerinde negatif ve güçlü bir etkiye sahipken, yerel yönetim düzeyinde ise pozitif fakat daha az açıklayıcı bir etkiye sahip olduğu bulgusuna ulaşılmaktadır.
Türkiye'de belediyelerin mali yapısı ve finansal sorunları: Konak Belediyesi örneği
Belediyeler yerel yönetimler içerisinde ön plana çıkan önemli bir yerel yönetim birimidir. Belediyelerin hallka daha yakın ve küçük ölçekli birimler olması sonucu hizmetlerin sunulmasında, halkın taleplerini karşılama ve sorunları çözme konusunda daha hızlı ve etkin olma imkanına sahiptirler.Belediyelerin halkın ihtiyaç ve beklentilerine uygun etkin ve verimli hizmet üretebilmeleri görevleri ile orantılı kaynak tahsis edilmesiyle mümkündür. Kaynak sorunu belediyelerin etkin hizmet sunumunu olumsuz etkilemekte ve giderek merkezi idareye bağımlı hale getirmektedir. Bu durum belediyelerin mali özerklik ilkesinden uzaklaşmasına neden olmaktadır.Çalışmanın amacı belediyelerin mali yapısının analizi ve finansal sorunlarının nedenlerinin belirtilmesidir. Çalışmanın kapsamı içerisinde birinci bölümde yerel yönetim kavramı ve Türkiye'de Belediyeler hakkında genel bilgiler verilmiş, ikinci bölümde Türkiye'de belediyelerin mali yapıları, gelişimi ve finansal sorunları incelenmiştir. Üçüncü bölümde ise Konak Belediyesi'nin mali yapısı, finansal sorunları hakkında bilgiler verilmiş, Konak Belediyesi'nin mali yapısı hakkında yapılan anket çalışması ile oluşturulan bulgular değerlendirilmiştir.
Avrupa Birliği'ne uyum sürecinde Türkiye'de yerelleşme ve bölgeselleşme politikaları
?Avrupa Birliği'ne uyum sürecinde Türkiye'de Yerelleşme ve Bölgeselleşme Politikaları? başlıklı bu çalışmanın amacı; 1950'li yıllarda daha çok ekonomi ve ortak savunma kaygıları ile yola çıkan, 1992 yılı Maastricht Antlaşmasıyla bir Siyasal Birliğe dönüşen AB'nin, yerel yönetim konusundaki politikaları ve Birliğe üyelik sürecinde olan Türkiye'nin, yerel ve bölgesel politikalarının bunlardan nasıl etkilenmekte olduğunun ortaya konmasıdır.Hem küreselleşme sürecinin ?yerelleştirme? etkisinin sonucu hem de her ülkenin kendine özgün ekonomik, politik, yönetsel ve kültürel koşullarının bir ürünü olarak ortaya çıkan bölge yönetimleri, bugün Avrupa Birliği'nin gündemindeki önemli konulardan birisidir.. AB siyasal bir birlik olmaya doğru yol aldıkça Birlik, üye devletler ve devlet-altı yönetsel ve siyasal birimler arasında yetki bölüşümü önem kazanmaktadır. Bunların etkisi ile Maastricht Antlaşması'nda yerellik (subsidiarite) ilkesine yer verilmiş ve Bölgeler Komitesi oluşturulmuştur. Böylece Avrupa Birliği, Birlik, ulus devletler ve bölgelerden oluşan üç düzeyli bir yapılanmaya gitmektedir.AB'ye üyelik sürecindeki Türkiye'nin, yönetsel ve ekonomik nedenler, ülkenin kalkınması gereği, bölgeler arasındaki dengesizliklerin giderilmesi vb. gerekçeler ile bölgeselleşmeye gitmesi ülke kalkınması için bir zorunluluk olabilir. Bu çalışma bir yöntem olarak yerel-bölgesel kalkınmada ülkemizin içinde bulunduğu politik-yönetsel ve ekonomik yapının iyileştirilmesinin bir aracı olarak bölge yerel yönetimlerinin oluşturulmasını öngörmektedir. Yuntdağı Yöresi Sürdürülebilir Kırsal Kalkınma Projesi'nde (YKP) olduğu gibi ülkenin birçok yöresinde uygulanan orta-küçük ölçekli bölge kalkınma projelerindeki başarılar, Türkiye'nin ?bölgeselleşme? gereğini ortaya koyduğu söylenebilir.Avrupa Konseyi üyesi olan ve Avrupa Birliği'ne tam üyelik sürecindeki Türkiye için etkin, demokratik ve özerk yerel yönetimlerin önemi ve ülke için yararlı olacağı gerçeği hiçbir zaman yadsınamaz. Birliğe üyelik sürecinde daha etkin, demokratik, yerel yönetimlere sahip olmak için yapılması gereken yasal değişikliklerin ivedilikle yapılması her koşulda ülke yararı için bir zarurettir.
Küreselleşme - yerelleşme bağlamında kentleşme ve yerel yönetimlerde vizyon arayışları:2023 Türkiye vizyonu ve sonrası için Kocaeli modeli
"Küreselleşme", "yerelleşme" ve "kentleşme "gibi birbiri ile yakından ilgili ve ilişkili üç kavramın, birbirlerini ve aslında her şeyi az veya çok bir şekilde etkilediği ve belirlediği günümüz dünyasında, devletleri ve dolayısı ile yapısal anlamda devletlerin örgütsel yapısını ifade eden kamu yönetim sistemlerini etkilememesi olanaksızdır. Bilindiği üzere, kamu yönetim sistemlerinin toplumun gereksinimlerini karşılayan etkin bir araç durumuna dönüştürülebilmelerinin başlıca koşullarından birisi, söz konusu bu sistemlerin gelişen ve değişen koşullara ayak uydurmasını sağlayacak şekilde ve sürekli bir biçimde yenilenerek geliştirilmesidir. Fakat Türkiye'de 2004 yılına kadar yapılan ve "yeniden düzenleme", "yeniden yapılanma" veya "idari reform" gibi farklı kavramlarla ifade edilen "idarede reform çalışmaları" dar ve kısa vadeli bir bakış açısı ile yapılmış olup, sistemin daha geniş ve daha uzun vadeli bir bakış açısı ile ele alınması ise ancak bu tarihten sonra mümkün olmuştur. "Vizyon" olarak da isimlendirilen bu yeni ve farklı bakış açısı ile hazırlanan "2023 Türkiye Vizyonu" kapsamında başlatılan idari reform çalışmaları ise Türk idari ve siyasi hayatını büyük ölçüde etkilemiştir. Çünkü söz konusu bu reformlar sonucunda «Kocaeli Modeli» ismi ile bilinen yeni bir yerel yönetim modeli Türk siyasi ve idari hayatına girmiştir. Kamuoyunca da bir yerel yönetim reformu olarak bilinen ve on yıl süre ile İstanbul ile birlikte Kocaeli ilinde de uygulandıktan sonra yirmi sekiz büyükşehirde daha uygulanmaya başlayan bu yeni yerel yönetim modeli aslında, Türk Devlet geleneğinde ve devletin görev ile sorumluluklarının dayanağı olan devlet felsefesinde köklü değişikliklere neden olacak bir reform çalışması niteliğine sahip bir çalışma olmuştur. Bu tez çalışmasının ana temasını, Kocaeli Modeli olarak adlandırılan ve yakın bir gelecekte ülkenin tamamında uygulanması beklenen söz konusu bu yerel yönetim modelinin sadece geleneksel yerel yönetim anlayışını ve yapısını değiştirmekle kalmayıp, Türk idari yapısının geleneksel yönetim felsefesini ve genel yönetim yapısını da etkileyeceği ve değişime zorlayacağı iddiaları oluşturmuştur. Ayrıca, bu model için İstanbul ve Kocaeli illerinin seçilmesinin nedenleri ile Türk yerel yönetim geleneğinin halen oluşamaması gibi daha birçok konu da bu çalışmada ana tema ile ilişkili olacak bir biçimde ele alınmaya çalışılmıştır. Neticede ise köklü bir yerel yönetim geleneği bulunmamasına rağmen oldukça uzun sayılabilecek bir süre örgütlenme tecrübesine ve bunun sonucunda ise merkeziyetçi bir yönetim geleneğine ve buna uygun bir örgüt yapısına sahip olan Türk Devletinin bu yapısının, söz konusu bu reform çalışmalarından genel olarak olumsuz etkilendiği/etkileneceği görülmüştür. Anahtar Sözcükler: Belediyeler, Büyükşehir Belediyeleri, Kentleşme,Kocaeli, Küreselleşme, Yerelleşme
Yerelde sosyal hizmet sunumu ve çoklu aktör yapısının karşılaştırmalı analizi: Kastamonu ili örneği
Çalışma çok aktörlü bir süreçle yönetilen sosyal hizmetleri esas almaktadır. Doğrudan insana hitap etmesi ile diğer kamusal hizmetlerden ayırılan sosyal hizmetler aracılığında dezavantajlı grupların topluma yeniden kazandırılması amaçlanmaktadır. Yerel halkla birebir etkileşim gerektiren bu hizmetlerin hızlı, etkili ve verimli sunulması diğer hizmetlere nazaran önem taşımaktadır. İrili ufaklı çok sayıda aktörün hizmet sunum aşamasında yer alması aralarında iş bölümü ve koordinasyon sağlanamadığı takdirde yönetim sorununa yol açabilmektedir. Çalışmanın ana sorunsalını oluşturan bu durumun örneklem alanında bir yönetim sorununa mı sebep olduğu yoksa yönetişimin bir gereği olarak düzen ve etkileşim içerisine mi yer aldıkları öğrenilmeye çalışılmıştır. Araştırmanın nitel çalışma yöntemi üzerine kurulu olmasının yanı sıra örneklem alanı olarak belirlenen Kastamonu'da sosyal hizmet faaliyetlerinin mevcut durumu ile bu faaliyetlerden sorumlu merkez ve yerel aktörlerde görevli personel ve/ veya yöneticilere uygulanan anketler aracılığıyla hizmet, planlama, koordinasyon, iş birliği, personel, bütçe ve denetim faktörleri değerlendirilmiştir. Bu doğrultuda aktörlerin kendi içerisinde, merkez- yerel aktörler arasında ve ilçeler arasında karşılaştırılmaları yapılmıştır. Elde edilen veriler orantısal olarak hesaplanmış ve bir nitel çalışma yöntemi olan betimleyici analiz yöntemi ile bulgular yorumlanmıştır.
Türk siyasi tarihinde âdem-i merkeziyetçilik
Âdem-i merkeziyet anlayışı, 1800'li yılların sonunda Osmanlı Devleti'nin içinde bulunmuş olduğu kötü gidişata çözüm niteliği olarak ortaya çıkan bir siyasi görüştür. Prens Sabahattin'in öncülüğünü yapmış olduğu âdem-i merkeziyet, Osmanlı Devleti'nin son dönemlerinde her alanda görülen olumsuz tablonun sona ermesi için öneriler sunan bir anlayıştır. Âdem-i merkeziyet, merkeziyetçi yapıya sahip olan Osmanlı Devleti'nin bütün problemlerinden arınabilme ve refaha kavuşabilmesinin ancak ülke idaresinde hâkim olan merkeziyetçi yapı anlayışından vazgeçmesi ve yerel yönetimlere daha fazla yetki verilmesi ile gerçekleşebileceğini vurgulamaktadır. Yerel yönetim birimlerine idari ve iktisadi açıdan daha fazla hak ve yetki tanınmasını savunan âdem-i merkeziyet anlayışı, ülke gelişimi ve ilerleyişi adına bu durumun zorunlu olduğunu da belirtmektedir. Prens Sabahattin'in ortaya çıkarmış olduğu bu olgu, hem kavramsallaşmaya başladığı dönemde hem de daha sonraki süreçte önemli ölçüde anlam kargaşası yaşamıştır. Bu araştırmada literatüre çok farklı tanımlamalarla geçmiş olan ve günümüzde de teknik, hukuki, siyasi ve birçok anlamda yer bulan "âdem-i merkeziyetçilik" kavramı, teorik olarak incelenmesi amaçlanmıştır. Çalışmada, âdem-i merkeziyet kavramı ve kavramın öncüsü olan Prens Sabahattin'in başta âdem-i merkeziyet olmak üzere ileri sürmüş olduğu düşünceleri ve bu doğrultudaki faaliyetleri incelenmiştir. Ayrıca Osmanlı Devleti'nde âdem-i merkeziyet anlayışının ülke idaresine etkileri ve Cumhuriyet'in ilanından sonra idari anlamda âdem-i merkeziyet anlayışı çerçevesinde yapılan düzenlemeler incelenerek analiz edilmiştir. Anahtar Kelime: Âdem-i merkeziyet, merkeziyetçi devlet, Prens Sabahattin, yerel yönetim.
Ortaöğretim kurumları müdürlerinin eğitimin yerinden yönetimine ilişkin görüşleri
Eğitim yönetimin yerelleşmesi uzun yıllardır tartışılan bir konudur. Kalkınma planları ve milli eğitim şuralarında enerji, para ve zaman kaybına neden olan kırtasiyeciliğin yaygın olması, eğitim sisteminde koordinasyon zayıflığının olması ve yetkilerin üst yönetim biriminde toplanmış olması, merkezi yönetimin olumsuzlukları arasında yer almaktadır. Yapılan çalışmalarda bu olumsuzlukların giderilebilmesi için eğitim yönetiminin yerelleşmesi gerektiği savunulmaktadır.Bu çalışmada ortaöğretim kurumları müdürlerinin eğitim yönetiminin yerelleşmesine yönelik görüşleri incelenmiştir. Lise müdürlerinin görüşleri alınırken eğitim yönetiminde yerelleşmenin yararları ve sakıncalarının yanı sıra, eğitim yönetimi beş boyutuyla değerlendirilmiştir. Bu boyutlar; insan kaynaklarının yönetimi, öğrenci hizmetlerinin yönetimi, eğitim programlarının yönetimi, genel hizmetlerin yönetimi ve para kaynağının yönetimi olarak ele alınmıştır.Tarama modelinde ele alınan çalışmanın evrenini 2009-2010 eğitim-öğretim yılında Ankara ilindeki resmi ve özel lise müdürleri oluşturmaktadır. Çalışmada veri toplama aracı olarak, araştırmacı tarafından ilgili literatür ve yapılan çalışmalar taranarak ve uzman görüşleri alınarak geliştirilmiş anket formu uygulanmış ve toplanan verilerin istatistiksel çözümlenmesi, SPSS paket programından yararlanılarak yapılmış, Verilerin analizinde frekans, yüzde, ortalama,standart sapma kullanılmıştır. Lise müdürlerinin görüşleri cinsiyet, kıdem, eğitim durumları ve görev yaptıkları okul türüne göre görüşleri arasında fark olup olmadığının belirlenmesinde Scheffe testi ve varyans analizi kullanılmıştır. Farklılıkların tespit edilmesi için 0.05 anlamlılık düzeyi alınmıştır.Araştırmada, lise müdürlerinin çoğunluğu Milli Eğitim Bakanlığının karar verme yetkisinin üst yönetim birimlerinde toplandığı merkeziyetçi yapısıyla işlevlerini etkili bir şekilde yerine getiremediği; Milli Eğitim Bakanlığı merkez örgütünün yetkilerinin bir kısmını yerel örgütlere devretmesi ve eğitim sisteminin yeniden yapılanması gerektiği; eğitim yönetiminin yerelleşmesi durumunda nüfuzlu kişilerin kendi çıkarları yönünde eğitim yönetimini etkilemesi, böylece eğitimde tarafsızlığı sağlanmanın güçleşmesi ve yerel örgütlerde görevli eğitim yöneticilerinin halk tarafından daha çok ilgi gören hizmetlere yönelmesiyle eğitimin genel amaç ve ilkelerinden uzaklaşılması konularında sakıncalı olacağı görüşündedirler.
Küreselleşme-yerelleşme tartışmaları çerçevesinde Türkiye'de bölgesel asgari ücret önerisinin analizi
Bu tez çalışmasında, Türkiye'de özellikle işveren kesimi tarafından gündeme getirilen bölgesel asgari ücret tartışmaları incelenmiştir. Bu çerçevede, bölgesel asgari ücret önerisinin gündeme geliş süreci üzerinde durulmuştur. Birinci bölümde kavramsal olarak bölgesel asgari ücret tartışmalara giden süreç, küreselleşme kavramının tanıtılması, asgari ücretin tanım ve özellikleri, küreselleşme sürecinin bölgesel politikalara yansıması ele alınmaktadır. İkinci bölümde Türkiye'deki asgari ücret sistemi ve bölgesel politikalar incelenmektedir. Türkiye'de asgari ücret mevzuatı, asgari ücret uygulaması ve uygulanan bölgesel politikalar incelenmektedir. Üçüncü ve son bölümde ise Türkiye'de bölgesel asgari ücrete ilişkin tartışmalar üzerinde durulmaktadır. Çeşitli ülke örnekleri anlatıldıktan sonra, bölgesel asgari ücret önerisinin gündeme gelişi ve uygulanabilirliği ele alınmıştır. Bölgesel asgari ücret uygulaması ile asgari ücret geri kalmış bölgelerde daha düşük düzeyde belirlenecektir. Türkiye'de bugünkü asgari ücretin zaten açlık sınırının altında bulunduğu düşünüldüğünde, bölgesel asgari ücretin uygulanabilirliği gerçekçi olmaktan uzaktır.
Türkiye'de belediyelerin yeniden yapılandırılması: 2004 belediye reform çalışmalarının değerlendirilmesine yönelik bir çalışma
Türk idare yapısının belediye teşkilatı ile tanışmasının yaklaşık yüz elli yıllık bir geçmişi vardır. Bu sürenin yarısında İmparatorluğun içinde bulunduğu çöküş süreci ve cumhuriyetin ilk yıllarındaki kuruluş sancıları nedeni ile bir belediye geleneği oluşturulması mümkün olmamıştır. Gerek Osmanlı İmparatorluğu döneminde ve gerekse cumhuriyet döneminde oluşturulan belediye yapıları, merkezi idarenin taşradaki otoritesini korumak ve yerel düzeyde muhalefet girişimlerinin mahalli idareler orijininde güçlenmesinin önüne geçmek amacı taşımıştır. Bu amaç Türk belediyeciliğinin en önemli yasası olan 1580 sayılı eski Belediye Kanunu ile oluşturulan belediyecilik geleneğimizin temel karakteristiğinin oluşumunda etkin olmuştur. Bu karakteristik, merkezi yönetimin vesayeti altında, daha çok hizmet sunumunda etkinliği sağlamak amacı taşıyan bir belediyecilik geleneği olarak özetlenebilir. Bu çerçevede oluşturulan belediyecilik sisteminin zaman içinde yönetim anlayışı başta olmak üzere, sosyal, siyasal ve iktisadi alanda yaşanan gelişmeler nedeni ile ihtiyacı karşılayamaz hale gelmiş ve belediyecilik siteminin yeniden yapılandırılmasına ilişkin talepler ve tartışmalar her platformda ifade edilmeye başlanmıştır. Özellikle planlı dönem sonrasında başlayan bu tartışmalar çerçevesinde bir çok rapor ya da yasa taslağı tartışmaya açılmış ve kamuoyu ile paylaşılmıştır. Ancak 2004 yılına gelene kadar Mahalli idare sistemine yönelik reform düzeyinde bir düzenleme yapılmamıştır/yapılamamıştır.Türkiye'de mahalli idare reformu ikinci dünya savaşından beri sürekli gündemdedir. Mahalli idare sistemimizin güncel ihtiyaçlara cevap veremeyecek durumda oluşu ve dünyada yönetim anlayışı, ekonomi, siyaset ve demokrasi anlayışlarında meydana gelen gelişmelere paralel olarak, mahalli idare reformunun genel kamu yönetimi reformu ile beraber ele alınması bir zorunluluk oluşturmuştur. Bu çerçevede Türkiye'de 2004 yılına kadar yapılan mahalli idare reformuna yönelik girişimler ya oldukça yüzeysel çalışmalara kurban edilmiş ya da teorik çerçevede kalmıştır. Bu konuda bugüne kadar kayda değer bir ilerleme sağlanamaması ve mahalli idare reformu konusunda toplumsal konsensüs ve talebin bulunması nedeniyle 2004 yılında başlatılan belediye reformunun amacına ulaşma düzeyinin tespit edilmesi ve belediye sisteminde reform ihtiyacını doğuran temel sorunlara çözüm getirebilme yeterliliği bu çalışmanın ana konusunu oluşturmaktadır. Bu çerçevede çalışmada şu sorulara cevap bulunması amaçlanmaktadır:- Türk belediyecilik sistemi tarihi gelişim süreci içinde nasıl bir evrim geçirmiştir?- Türkiye'de belediyelerin yeniden yapılandırılmasına yönelik çalışmaların 2004 belediye reformu üzerindeki etkileri nelerdir?- 2004 belediye reformunu ortaya çıkaran temel dinamikler nelerdir?- Reform çalışması ile belediye sistemindeki temel sorunları aşmaya yönelik getirilen düzenlemeler nelerdir?- Reformun uygulayıcılarının belediye reformuna yaklaşımları nasıldır?- Reforma rağmen hala çözüme muhtaç olan sorunlar nelerdir?Bu çerçeve sorulara cevap arayacak olan çalışma, istatiksel verilerin değerlendirilmesine yönelik olarak yapılacak olan alan araştırmasıyla somutlaştırılmaya çalışılmıştır. Tez bu konuya ilişkin olarak yapılan çalışmaların değerlendirilmesini içeren bir sonuçla nihayetlendirilmiştir.Anahtar Kelimeler:1.Belediye2.Belediye reformu3.Türkiyede belediyeciliğin gelişimi4.Türkiye'de belediyelerin sorunları5.2004 belediye reform düzenlemeleri
Küreselleşme sürecinde Türkiye'de yerel yönetimlerin yapısal ve işlevsel dönüşümü
Bu çalışma, küreselleşme sürecinin yerel yönetimlerde yapısal ve işlevsel dönüşümlere yol açtığını ileri sürmektedir. Küreselleşme ve yerelleşme sürecindeki gelişmeler tüm dünyada olduğu gibi Türkiye'deki yerel yönetimleri de etkilemektedir. Bu etkiler Türkiye'de yerel yönetimlerde yasal düzenlemelerle yansımasını bulmaktadır. Bu çerçevede çalışmanın amacı; küreselleşme süreciyle birlikte yerel yönetimlerde ortaya çıkan yapısal ve işlevsel dönüşümün analizi, bu dönüşüm sürecinin Türk yerel yönetimlerindeki etkileri ve yerel yönetimlerde yapılan reformların küresel gelişmelerle olan bağlantısıdır.Çalışmada, küreselleşme sürecinin dünya genelinde ve incelenen ülke örneklerinde (İngiltere, Fransa ve ABD) ve Türkiye'de merkezi yönetimlerin yetki, görev ve işlevlerini daralttığı buna karşılık yerel yönetimleri yapısal ve işlevsel olarak güçlendirdiği ve öne çıkardığı sonucuna varılmıştır. Bilgi ve iletişim teknolojilerinin gelişmesi, kentleşmenin hızlanması ve kentlerin yapı ve işlevlerindeki değişimler, demokratikleşme ve halkın katılım olanaklarının artması, kamu hizmetlerindeki gelişmeler, yönetişim anlayışının gelişmesi, yerelleşme politikalarının yaygınlaşması, merkezi yönetim-yerel yönetim ilişkilerindeki değişim yerel yönetimlerde yapısal ve işlevsel dönüşümlere yol açmıştır.Türkiye'de yerel yönetim sistemi açısından önemli değişimleri içeren ve reform olarak değerlendirilebilecek yerel yönetim kanunlarında küreselleşme dinamiklerinin ve Avrupa Birliği etkisinin görüldüğü ve yeni kamu işletmeciliğinin izlerini taşıdığı sonucuna varılmıştır. Bu süreçte yerel yönetimlerde ortaya çıkan yapısal ve işlevsel değişimin özellikleri, boyutları olumlu ve olumsuz etkileri analiz edilmiştir. Bu analiz sonucunda ortaya çıkan yapısal ve işlevsel dönüşümün küreselleşme sürecinde yerel yönetimlerde oluşan eğilimlerle örtüştüğü sonucuna varılmıştır.Tez, giriş ve sonuç bölümleri dışında üç bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde küreselleşme/yerelleşme ve yerel yönetim kavramlarının teorik ve kavramsal çerçevesi ve yerelleşmenin farklı boyutları incelenmiştir.İkinci bölümde, küreselleşme sürecinde yerel yönetimlerin yapısal ve işlevsel dönüşümünü etkileyen yeni eğilimler ele alınmıştır. Küreselleşme sürecinde yerel yönetimlerin konumu, yerel yönetimleri öne çıkaran gelişmeler ve yerel yönetimlerde uygulanan modern yönetim teknikleri ele alınmıştır. İngiltere, Fransa ve ABD'de küreselleşme sürecinde yerel yönetimlerde yapılan yeniden yapılanma ve reform çalışmaları bağlamında gerçekleşen değişim ve dönüşümler ayrıntılı olarak ele alınmaktadır.Tezin üçüncü bölümünde küreselleşme sürecinde Türkiye'de yerel yönetimlerin yapısal ve işlevsel dönüşümü incelenmektedir. Bu bölümde Türkiye'de yerel yönetimlerin gelişim süreci, uluslar arası yapılanmaların yerel yönetimlere etkileri, yerel yönetim reformları öncesi yerel yönetimlerin yapısal ve işlevsel sorunları, 1980 sonrası yerel yönetimlerde yapılan reform çalışmaları ele alınmaktadır. Son yerel yönetim yasalarının yerel yönetimler açısından ortaya koyduğu değişim ve dönüşüm süreci, il özel idareleri, belediyeler ve Büyükşehir belediyeleri açısından ele alınmakta ve yeni yasaların yerel yönetimlerin yapısında ve işlevlerinde meydana getireceği etkiler incelenmektedir.Anahtar Sözcükler:1. Küreselleşme2. Yerel Yönetimler,3. Yerelleşme,4. Yerel Yönetim reformu,5. Yapısal-İşlevsel Dönüşüm,
Türkiye'de eğitim hizmetlerinin yerinden yönetimi
Dünyada yaşanan hızlı, hızlı olduğu kadar da çok yönlü olan değişim ve dönüşüm faaliyetleri, özellikle yönetim anlayışındaki yapılanmayı yeniden sorgulamayı gündeme getirmiştir. Küreselleşme ve bilgi toplumuna geçiş sürecinde eğitime ayrılan kaynakları daha etkili ve verimli kullanarak eğitim hizmetlerinde kaliteyi arttırma ve bu hizmetlerden yararlananların memnuniyetini sağlama isteği de eğitim yönetiminde yeni yaklaşımların gündeme gelmesini zorunlu kılmıştır. Böyle bir zorunluluktan hareketle, globalleşme ve küreselleşme süreci de dikkate alınarak gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerin bir çoğunda olduğu gibi, ülkemizde de, genel yönetim içerisinde kamunun rolünü yeniden tanımlama ihtiyacı doğmuştur. Yapılan tartışmalar neticesinde bazı kamu hizmetleri sivil toplum kuruluşlarına devredilirken, merkezi yapılar yerine yerinden yönetim anlayışı hakim hale gelmektedir. Merkezi yönetimden yerinden yönetime geçisin tartışıldığı bir ortamda, eğitim yönetiminde yönetim erkinin nerede ve nasıl kullanılması gerektiğinin sorgulanması kaçınılmaz bir sonuç olarak karşımıza çıkmaktadır. Belirtilen bu realite nedeniyle "Türkiye'de Eğitim Hizmetlerinin Yerinden Yönetiminin uygulanabilirliği konusunda araştırma yapılmaya ihtiyaç duyulmuştur. Bu araştırmanın amacı, Türkiye'de Eğitim Hizmetlerinin Yerinden Yönetiminin uygulanabilirliği konusunda MEB. Taşra Teşkilatı Yöneticilerinden İl Milli Eğitim Müdürleri, ilköğretim Müfettişleri Başkanları ve ilçe Milli Eğitim Müdürlerinin görüşlerini ortaya koymaktır. Araştırma için gerekli verileri toplamak amacıyla il Milli Eğitim Müdürleri, İlköğretim Müfettişleri Başkanları ve ilçe Milli Eğitim Müdürlerine yönelik iki bölümden oluşan bir anket hazırlanmıştır. Anketin birinci bölümünde kişisel bilgilere yer verilirken, ikinci bölümünde 'Türkiye'de Eğitim Hizmetlerinin Yerinden YönetimPnin uygulanabilirliği konusunda "Yetki Devri", "Eğitim Yönetiminin Yapısı", "insan Kaynaklarının Yönetimi", "Öğrenci işlerinin Yönetimi", "Mali İşlerin Yönetimi", "Eğitim Programlarının Yönetimi", "GenelİV Hizmetlerin (Beklentilerin) Yönetimi" faktörlerine ilişkin 7 öğeye dayalı olarak toplam 57 Önermeye yer verilmiştir. Anket, araştırma evreni olarak seçilen Türkiye genelinde il Milli Eğitim Müdürleri ve İlköğretim Müfettişleri Başkanlarının tamamına, İlçe Milli Eğitim Müdürlerinin ise örneklem alınan ilçelerde görev yapan 169'una uygulanmış olup; ankete ilköğretim müfettişleri başkanlarının ve ilçe milli eğitim müdürlerinin %100'ü katılarak görüşlerini belirtirken, il milli eğitim müdürlerinin % 92,30'u katılarak görüşlerini belirtmiştir. Ölçme araçları ile toplanan verilerin çözümlenmesinde; Pentium III işlemcili, IBM uyumlu bir bilgisayardan yararlanılarak araştırmanın genel amacı çerçevesinde cevapları aranan alt amaçlara yönelik toplanan veriler, önce veri kodlama formlarına işlenmiştir. Daha sonra bilgisayara aktarılan veriler üzerinde gerekli istatistiksel çözümlemeler için SPSS (The Statistical Packet for The Social Sciences) paket programından yararlanılmıştır. Anılan paket programdan yararlanarak; a) Yöneticilerin kişisel özelliklerinin ve görüşlerinin belirlenmesinde frekans (t), yüzde (%), aritmetik ortalama (x) ve standart sapma (ss) kullanılmıştır. b) Yöneticilerin bazı kişisel özelliklerine göre görüşleri arasında fark olup olmadığının belirlenmesinde, scheffe testi ve variyans analizi kullanılmıştır. Farklılıkların test edilmesi için 0.05 anlamlılık düzeyi alınmıştır. Yapılan istatistik analizlerine göre; 1) il milli eğitim müdürleri, ilçe milli eğitim müdürleri ve ilköğretim müfettişleri başkanları, eğitim hizmetlerinin yerinden yönetimi için merkezin tamamen yetkileri devretmesine karşı çıkmakla birlikte, "Yetk) Devri", "Eğitim Yönetiminin Yapısı", "İnsan Kaynaklarının Yönetimi", "Öğrenci İşlerinin Yönetimi", "Malı İşlerin Yönetimi", "Eğitim Programlarının Yönetimi", "Genel Hizmetlerin (Beklentilerin) Yönetimi" faktörlerine ilişkin 7 öğe boyutunda genel olarak yetkinin devredilmesinin gerekli olduğuna oldukça katılmaktadırlar.2) Yaptıkları görevler/görev yerleri açısından görüşleri karşılaştırıldığında, ilçe Milli Eğitim Müdürleri, İlköğretim Müfettişleri Başkanlarına oranla yetkilerin devredilmesi görüşüne daha olumlu yaklaşmaktadırlar. 3) İl milli eğitim müdürleri, ilçe milli eğitim müdürleri ve ilköğretim müfettişleri başkanları, eğitim hizmetlerinin yerinden yönetimi için eğitim yönetiminin yapısında değişikliğe gidilmesi gerekliliğine oldukça katılmaktadırlar. 4) İl milli eğitim müdürleri, ilçe milli eğitim müdürleri ve ilköğretim müfettişleri başkanlarının, eğitim hizmetlerinin yerinden yönetiminin "Yetki Devri", "Eğitim Yönetiminin Yapısı", "insan Kaynaklarının Yönetimi", "Öğrenci İşlerinin Yönetimi", "Mali İşlerin Yönetimi", "Eğitim Programlarının Yönetimi", "Genel Hizmetlerin (Beklentilerin) Yönetimi" öğelerine göre görüşleri karşılaştırıldığında da aralarında anlamlı bîr fark bulunmadığı görülmüştür. 5) İl milli eğitim müdürleri, ilçe milli eğitim müdürleri ve ilköğretim müfettişleri başkanları yetkinin devredileceği kişiler olduklarından, doğal olarak 7 öğe boyutunda da yetki almaya istekli görülmüşlerdir. Araştırma sonucunda elde edilen bulgular ışığında Türkiye'de Eğitim Hizmetlerinin Yerinden Yönetiminin Uygulanabilirliğinin sağlanmasına katkıda bulunmaya yönelik olarak bazı önerilerde de bulunulmuştur.
Küreselleşme-yerelleşme bağlamında kent ve kentleşme
Küreselleşme -Yerelleşme Bağlamında Kent ve Kentleşme isimli bu çalışma, şu temel düşünce üzerine kurulmuştur. Teknolojideki gelişmeler ve kitle iletişim araçlarının yaygınlaşmasıyla hız kazanan küreselleşme süreciyle beraber yeni anlayışlar, ilişkiler ve yapılanmalar ortaya çıkmaktadır.Yaşanan bu süreçte; ulus devletin yapısı, yönetim anlayışı, kentin konumu ve yerel yönetimlerin fonksiyonları yeniden şekillenmekte, süreçle beraber yerelleşme ve bölgeselleşme eğilimlerinin hız kazandığı görülmektedir. Bu genel düşüncelerden hareketle çalışma üç ana bölüm şeklinde planlanmıştır. Çalışmanın birinci bölümünde; küreselleşmenin kavramsal çerçevesi çizildikten sonra, sürecin boyutları, temel dinamikleri ve etkileri üzerinde durulacaktır. Daha sonra küreselleşmenin "ulus devlet" üzerindeki etkileri inceledikten sonra küreselleşmenin kamu yönetimi üzerine yansımaları ifade edilecektir. İkinci bölümünde kent, kentleşme ve yerel yönetimler ile ilgili kavramsal çerçeve çizildikten sonra, küreselleşme sürecinde kent, kentleşme ve yerel yönetimler arasındaki ilişkiler açıklanacaktır. Daha sonra küreselleşme sürecinin yerel yönetimlerde meydana getirmiş olduğu yapısal değişiklikler ifade edilecektir. Üçüncü bölümünde; küreselleşmenin yerelleşme boyutu bağlamında yerelin iktidar ilişkilerinde, siyasal yaklaşımlarda artan önemi açıklandıktan sonra küreselleşmenin yerelleşme anlayışı ve yerelci yansımaları ifade edilecektir. Daha sonra bölgeselleşme kavramı açıklanarak, bölgeselleşmenin yerel yönetimler üzerindeki etkileri anlatılacaktır 150
Türkiye'de yerel yönetimlerin gelir yapılarının etkinleştirilmesi
Batı toplumlarında demokratikleşme ile yerinden yönetim arasında sıkı bir ilişki kurulmaktadır. Demokratikleşme çalışmaları içerisinde yerel yönetim kuruluşlarının ekonomik ve siyasi yönden geliştirilmeleri büyük önem taşımaktadır.. Bu olgu, Türkiye açısından bakıldığında da geçerliliğini ve güncelliğini korumaktadır. Ülkemizde yerel yönetimler başlangıçtan bugüne genellikle siyasi bakımdan ağırlık verilen merkezi yönetimin denetim ve gözetimi altında bulunmaktadır, öyle ki, Cumhuriyet'in ilk dönemlerinde oluşturulan idari yapı içerisindeki rolleri, pek çok faktörün de etkisiyle, ilerlemek bir yana gerilemiş bulunmaktadır. Son dönemlerde ise hem ekonomik hem de siyasi yönden yerel yönetimlerin geliştirilmesi çalışmaları yoğunluk kazanmıştır. Çalışmada, yerel yönetimlerin ulaştırılması gereken noktanın tespit edilmesi bakımından öncelikle yerel yönetim sisteminin gelişimi incelenmektedir. Söz konusu tarihi süreçte yerel yönetimlerin sorunlarının -özellikle mali sorunlarının- ortaya çıkmasında etkili olan ekonomik ve siyasi faktörler yerel yönetimlerin yeniden düzenlenmesi çalışmalarına yön verilmesi açısından büyük önem taşımaktadır. Üniter yapının algılanış biçimiyle ilgili olarak, yerel yönetimlere yönelik bakış açısı, yerel yönetimleri doğrudan etkilemektedir. Başka bir ifade ile, ülkenin genel yönetim sorunları yerel yönetimleri de etkisi altına almaktadır. Ülke yönetimine merkeziyetçi anlayışın hakim olması, yerel hizmetlerin karşılanmasında ekonomik kriterlerin göz ardı edilmesi nedeniyle, yerel yönetimlerin sorunlarının ortaya çıkışında en önemli faktörü teşkil etmektedir. Merkeziyetçi devlet geleneğinin sürdürülmesi uğruna mevcut yerel yönetim sisteminde değişiklik yapılamaması ise mevcut sorunların çözümlenememesine ve zamanla ağırlaşmasına yolaçmaktadır. Bu nedenle, konunun bir yönü yerinden yönetim anlayışı ile ilgili bulunmaktadır. Yerel yönetimlerin gelir yapıları ile ilgili sorunlarının ikinci yönü ise idareler arası mali ilişkilerin düzenleniş biçiminden ve yerel yönetimlerin kaynakları değerlendirebilme güçlerinden etkilenmektedir. Merkezi yönetim ile yerel yönetimler arasında gelir kaynaklarının paylaşımından yerel yönetimlere düşen kaynakların yetersiz olması ve yerel yönetimlerin söz konusu kaynakları etkin bir biçimde kullanamamaları gelir yapılarının bozulmasına yol açmaktadır. Yerel yönetimlerin durumu, sadece yerel yönetimlere yönelik bakış açısı ile veya sadece idareler arası mali ilişkilerin düzenlenişi ile açıklanabilir olmaktan uzaktır. Sorunların tespiti ve çözümü açısından her iki faktör de birlikte değerlendirildiklerinde anlam kazanmaktadır. Bu nedenle, yerel yönetimlerin gelir yapılarına ilişkin sorunların giderilebilmesi bakımından siyasi ve ekonomik düzenlemelerin birbirini tamamlayıcı biçimde düşünülmesi gerekmektedir. Bu çalışmada yerel yönetimlerin gelir yapılarının etkinleştirilmesi ile ilgili olarak öncelikle hukuki yönden yerel yönetim sisteminin yeniden düzenlenmesi üzerinde durulmakta; yerel yönetim birimlerinden il özel idareleri ve köylerin, ekonomik yönden bağımsız işlem yapamaz hale gelmeleri nedeniyle, varlık gerekçelerinin gözden geçirilerek yeni bir yerel yönetim sistemi oluşturulması önerilmektedir. Yerel yönetimlerin gelir yapılarını etkileyen optimum büyüklüğe uyarlanmaları, sahip oldukları veya olacakları gelir kaynakları ile ilgili mali düzenlemeler ise idari düzenlemelerin gerçekleştirilmesine bağlı olarak tamamlayıcı bir nitelikte sunulmaktadır.
Yerel özerklik açısından belediye personelinin yönetimi (Ankara belediyeleri araştırması)
Yerel özerklik; Yerel yönetimlerin, kendi görev alanları içinde yetkilerini, merkezi yada bölgesel yönetimlerin, yada onların ajanlarının herhangi bir müdahalesi olmaksızın kullanabilmeleri ve bu amaçla serbestçe karar alıp uygulayabilmeleri durumudur. Kamu Personel Yönetimi; Kamu kurum ve kuruluşu içinde çalışacak olan personelin işe alınmasından, örgütten ayrılmasına kadar geçen süre içinde o personel ile ilgili her türlü işlemlerin yapılmasıdır. İl özel idaresinin başında merkezi idarenin atadığı valinin bulunması ve valinin havale etmediği evrakın il genel meclisinde görüşülememesi, köy tüzel kişiliğinin işlevinin yok denecek durumda olması, yerel özerklik açısından belediyeler tek mahalli idare birimi olarak algılanmaktadır. Beldeye hizmet kaliteli yönetici ve personel ile sağlanacaktır. Araştırmanın evrenini, Ankara Büyükşehir Belediyesi, Keçiören Belediyesi, Kızılcahamam Belediyesi ve Pursaklar Belediyesinde görev yapan belediye başkanı, personel müdürü ve personel (memur, sözleşmeli personel, işçi) oluşturmaktadır. Araştırmada bilgi toplama aracı olarak kullanılan anket verilerinde, yüzde (%) ve grafik dağılımı gibi istatistiksel teknikler kullanılarak bütün sorular için yüzde dağılımları yapılmıştır. Araştırma yapılan belediyelerde; Merkezi idarenin vesayet yetkisinin belediyelerdeki hizmetlerin yürütülmesini olumsuz yönde etkilediği, vesayet yetkisinin siyasi kullanıldığı, ilk defa memur/işçi alımında merkezi sınav yapılması hizmetleri olumsuz yönde etkilediği, yolsuzlukların artmasına sebep olduğu, hizmet öncesi ve hizmetiçi eğitimin yetersiz olduğu, merkezi idare tarafından yapılan sınav sonuçlarına göre personelin bir üst göreve atanması belediyelerde disiplin ve kariyeri olumsuz yönde etkilediği tespit edilmiştir. Belediyelerde daha iyi hizmetin sağlanabilmesi, merkezi idare ile yerel yönetimlerin görev, yetki ve sorumlulukların belirlenmesi, ayrı bir Yerel Yönetim Bakanlığı kurulması, vesayet denetimi yerine performans ve hukuk denetimi yapılması ve yerel özerkliğin arttırılması, hizmet öncesi ve hizmetiçi eğitime önem verilmesi halinde mümkündür.
Küresel markaların yerel konumlandırılması: Burger King uygulaması vaka analizi
Değişen dünyayla birlikte markalarda büyük bir gelişim göstermekte ve küresel bir hal almaktadır. Aynı zamanda dünyada gelişen hızlı yemek kültürü de giderek önem kazanmaktadır. Hızlı yemek sektöründe ki hızlı büyüme bu alanda ki markalarında çoğalmasına ve pazarda rakiplerinin artmasına sebep olmuştur. Markalar girdikleri pazarda tutunabilmek adına yerelleşme politikalarına gitmiştir. Markalar girdikleri pazarın yerel kültürlerini, gelenek ve göreneklerini, ülkenin demografik yapısı gibi alanlarda geniş yönlü araştırmalara gitmektedir. Bu çalışmada Türkiye'de geniş bir tüketici kitlesine sahip olan Burger Kıng markasının ülkede uyguladığı yerelleşme stratejileri, ülkeye giriş ve gelişme süreci, uyguladığı halkla ilişkiler ve sosyal sorumluluk çalışmalar üzerinde bir analiz yapılmıştır. Bu çalışmanın hipotezi küresel bir marka olan Burger Kıng'in Türkiye'ye girdiği 1995'ten 2017'ye kadar olan süreçteki yerelleşme stratejilerini belirtmektir.
Küreyerelleşme
Çağımızda yerkürede yaşayan insanlar çeşitli nedenlerle köyden kente hızlı bir göç halindedir. Bu nedenle kentleşme oranları artmağa devam etmektedir. Sürekli artan nüfus nedeniyle kentler, küresel rekabetin katılım noktaları haline gelmektedir. Kentler ulusların ekonomi, ticaret, teknoloji ve sosyal yaşam alanlarını da belirlemekte etkin bir rol oynamaktadır. Bu açıdan 21. yüzyılın gereklerine göre `Kentsel Politikaların oluşturularak uygulanması; küresel devletler başta olmak üzere, merkez güç odakları veşirketlerin en önemli gündem maddelerinden birini oluşturmaktadır. Günümüzün en çok tartışılan konularının başında küreselleşme ve yerelleşme gelmektedir. 1980?ler sonrasında globalleşme (globalisation) ile birlikte diğer bir olgunun yerelleşme (localization) olduğu görülmektedir. İngilizcedeki globalisation ve localization kelimelerinin birleştirilmesiyle oluşturulmuş ``glocalization??, Türkçe karşılığı ``Küreyerelleşme??olarak kullanabileceğimiz sözcük, son yıllarda yaygın olarak benimsenen ve kullanılan kavramlardan biri olmuştur. Bu süreç içinde kentlerin yönetimi de; ulusdevletin sorumluluğunun dışına taşarak, sermayenin de aktif olduğu çokuluslu, uluslararası, uluslar-üstü örgütlerle işbirliği halindeki şirketlerin kontrolüne girmiştir. Türkiye?de büyükşehir belediyeleri de ``küre-yerelleşme?? kavramının günlük hayatta işlerliğinin ortaya çıkmasında ve mekânsallaşmasında katkı sağlayan birimler olmuşlardır.Anahtar Sözcükler: Belediye, Büyükşehir, Küreselleşme, Küreyerelleşme, Yerelleşme.
Bir sosyal yapılanım aygıtı olarak müzik: İzmir Büyükşehir Belediyesi Kent Orkestrası
Bir belediye neden müzikle ilgilenir? Neden bir orkestra kurma ihtiyacı duyar? Kurduğu orkestranın yapacağı müziği, gerçekleştireceği icrayı neye göre belirler? Bunları belirlerken neyi amaçlar? Amaçlarına ulaşmak için nasıl stratejiler üretir, bunları nasıl uygular?Bu sorulardan yola çıkılarak hayata geçirilen çalışmanın ilk bölümünde, devlet olgusu anlaşılmaya çalışılmış ve kültürel hegemonya yöntemi ile gerçekleştirilen `halkları istenilen özelliklere göre şekillendirme' davranışının ulus-devletteki tezahürleri ortaya konmuştur. İfade kültürü pratikleri üzerinde kurulan egemenlik yoluyla hayata geçirilen bu politika, çalışmada `sosyal yapılanım' olarak adlandırılmış ve teorize edilmiştir. İkinci bölümde, kitlesel etkisi en yüksek ifade kültürü pratiklerinden biri olan müzik aracılığıyla gerçekleştirilen sosyal yapılanım pratikleri incelenmiştir. İlk önce devletin, daha sonra da desantralizasyon bağlamında bir devlet kurumu olarak yerel yönetimlerin müziği kullanış biçimleri üzerinde durulmuştur. Bunu yaparken de, Türk ulus-devleti ve Türk yerel yönetimleri örnek verilmiştir. 3. bölümde ise, çalışmanın ana odağını teşkil eden İzmir Büyükşehir Belediyesi Kent Orkestrası'nın bir sosyal yapılanım aygıtı olarak konumlandırılışı, etnomüzikolojinin temel çalışma metodu olan alan araştırması yöntemiyle elde edilen verilerin yardımıyla analiz edilmiştir.Çalışma sonucunda, İzmir Büyükşehir Belediyesi Kent Orkestrası'nın, klasik batı müziği gereçleri üzerinden kurgulanan bir sosyal yapılanım politikasının öznesi olduğu görülmüştür. Bunun yanında, söz konusu politikanın, Türk ulus-devletinin tahakkümcü ve `batı müziği merkezli' sosyal yapılanım politikalarından `desantralize' olmuş, `kent kimliği' çerçevesinde yeniden üretilmiş; `herkesi kucaklayan' bir stratejiye sahip olduğu anlaşılmıştır. Temel olarak `çokseslilik' kanonu muhafaza edilirken, bu kanon aracılığıyla `çağdaşlaştırılmak' istenen hemşehrilere ulaşabilmek için de; pop, arabesk, Türk sanat müziği gibi Türk ulus-devletinin kurucu sosyal yapılanım politikaları tarafından `dışlanmış' bazı müzik pratiklerinin `içselleştirildiği'; araçsallaştırıldığı görülmüştür.Türkçe Anahtar Kelimeler: 1- Müzik 1- Music2- Sosyal Yapılanım 3- Yerel Yönetim4- Desantralizasyon 5- Kanon
Kamu hastanelerinin özerkleştirilmesi öncesi ve sonrasında profesyonel hastane yöneticisi ihtiyacının değerlendirilmesi
Modern toplumlarda profesyonel hastane yöneticilerine sağlık sisteminde bulunan çeşitli kuruluşlarca büyük ihtiyaç duyulmakta ve üst düzey yönetim kadrolarına profesyonel hastane yöneticileri atanmaktadır. Ülkemizde ``Kamu Hastane Birlikleri Yasası'' öncesinde sağlık kuruluşlarında yönetim faaliyetleri, tıp fakültelerinde yönetim alanında herhangi bir eğitim almayan hekimler tarafından yürütülmekteydi. Bürokrasi modelinin getirdiği merkeziyetçi yapının yanında hekimler tarafından yönetilen, işletmecilik ilkelerinin uygulanmadığı kamu hastanelerinde kıt kaynakların etkin, verimli kullanılması eşit ve kaliteli sağlık hizmeti sunumlarında sorunlar görülmekteydi.Dünya'da kamu sektöründe hakim olan aşırı merkeziyetçi bürokratik geleneksel kamu yönetimi anlayışının getirdiği sorunlara çözüm amaçlı, 1980' li yıllarda yeni paradigmalar doğmuştur. Yeni Kamu Yönetimi anlayışı olarak yayılan akımın, Türk Kamu Yönetimi ve Türk Sağlık Sistemini de etkilediği son dönem yapılan reform hareketleri ve yasa tasarılarında görülmektedir. Kamu Hastaneleri açısından en önemli gelişme ise, yeni kamu yönetimi anlayışının önerdiği ``yerinden yönetim'' ve ``profesyonel yönetim ve yönetici'' ilkeleri çerçevesinde, Kamu Hastane Birlikleri yasa tasarıdır.Kamu Hastane Birlikleri ile birlikte hastaneler kendi gelir-giderini düzenleyen, personelini istihdam eden, rekabet eden özerk işletmeler haline dönüştürülmesi öngörülmüştür. Böylelikle hastanelere çağdaş işletmecilik ilkelerini içeren yönetim sistemi ile hastanelerimizde daha önce uygulanma fırsatı bulunmayan finansal yönetim, pazarlama yönetimi ve insan kaynakları yönetimlerinin uygulanması zorunluluğunu getirmiştir. Kamu hastanelerinin özerkleştirilmesi olarak adlandırılan bu durum tüm bu konularda hastane yönetimine dair özel eğitim almış profesyonel hastane yöneticilerine olan ihtiyacı özerkleşme öncesi döneme göre daha da arttırmıştır.Çalışmada yasa öncesi profesyonel hastane yöneticisi ihtiyacı ile sonrasında artan profesyonel hastane yöneticisi ihtiyacı değerlendirilip çeşitli tespitlerde bulunulmuş, özerkleşme döneminde yapılacak yönetici atamalarında bu hususların dikkate alınması konusunda önerilerde bulunulmuştur.Aranacak Kelimeler: Profesyonel Yönetici, Hastane Reformları , Yerinden Yönetim
Türkiye'de merkezi yönetim-belediye ilişkileri: 1999-2006 arası siyasal, yönetsel, ekonomik ilişkiler
Merkezi yönetim-belediye ilişkilerinin yönetsel, ekonomik ve özellikle siyasi yönünü ortaya koymayı amaçlayan bu çalışmanın birinci bölümünde devlet ve kamu yönetimi kavramları ile ilgili olarak geleneksel, çağdaş ve güncel yaklaşımlar özlüce ele alınmıştır. Gerek yeni sağ gerekse yeni sol ideolojilerde kamu yönetimine nasıl bakıldığı, küreselleşmenin ve neo-liberalizmin etkisiyle devlet ve kamu yönetimi kavramlarındaki değişim ?yeni kamu yönetimi? başlığı ile kavranmaya çalışılmıştır.Çalışmanın ikinci bölümünde merkezi yönetim ve yerinden yönetim kavramları, ülkemizdeki durumları da esas alınarak incelenmiştir. 2004 yılında başladığı kabul edilen yerel yönetim reformunun doğasını ortaya koymak amacıyla; eski belediye ve büyükşehir belediye kanunları yürürlükteki belediye ve büyükşehir belediye kanunlarıyla karşılaştırılarak özellikle ülkemizdeki belediye sisteminde meydana gelen değişiklikler irdelenmiştir. Bu kapsamda çalışma her ne kadar belediyelerle ilgili olsa da, kısaca yerel yönetim birliklerine ve ülkemizdeki yerel yönetim bankacılığına da değinilmiştir.Çalışmanın üçüncü bölümünde, merkezi hükümet ile yerel yönetimlerde farklı ya da aynı partilerin iktidarda olmasının yerel yönetimlere merkezden sağlanan mali kaynak ve personel tahsislerini ne yönde etkilediği sorununu araştırmak için büyükşehir ve il belediyelerine ampirik bir çalışma uygulanmıştır. Sadece belediyelerin elindeki verilerin saf gerçeği yansıtmayabileceği düşüncesiyle, merkezi yönetimin Türkiye İstatistik Kurumu vasıtasıyla kamuoyu ile paylaştığı veriler işlenerek; belediyelerden elde edilen veriler karşılaştırılmıştır.Çalışmanın sonuç bölümünde, alan araştırmasının genel değerlendirmesi 2009 Mart'ında yapılan yerel seçimlerdeki gelişmelerin de ışığında yapılarak, merkezi yönetim-yerel yönetim ilişkileri konusunda uygulanabilir siyasa önerileri geliştirilmeye çalışılmıştır.
Effectiveness of Website localization practices from different cultures in ready-to-wear sector: A comprehensive approach to determine cultural differences
It is assumed that companies from different cultural groups would behave differently when creating a website in a country from a different culture. Despite the fact that recently the world has become a global village, localization still keeps its importance when it comes to creating websites. It is important to have an effective localization, in order to have an effective website. Cultural distance might also have a role in the localization level of websites from different cultures. The most important indicators of an effective website would be the quality of the website and satisfaction of consumers from that website. Therefore; the present study aims to explain the effectiveness of websites through localization with quality and satisfaction elements taking into consideration the effect of cultural distance in ready-to-wear sector.
Avrupa Birliği'ne üyelik sürecinde yerel yönetim reformları: Çek Cumhuriyeti ve Türkiye örnekleri
20. y.y, ilk yarısı yaşanan iki büyük Dünya Savaşı ile, ikinci yarısı ise savaşların getirdiği yıkımın ardından ekonomik, siyasal ve kültürel anlamda bir toparlanma, yeniden yapılanma ve birlik olma süreciyle tarih sahnesindeki yerini almıştır. 20. y.y'da yaşanan bu dönüşüm, hiç şüphesiz ki, ülkelerin sosyo-ekonomik yapıları kadar yönetsel sistemlerini de derinden etkilemiştir. Özellikle yüzyılın ikinci yarısında farklılaşarak artan toplumsal gereksinimler, ulusal ve ulus-altı örgütlenmelerde yeni yapılara yol açtığı gibi, aynı zamanda ulus-üstü yapılar anlamında da farklı oluşumların ve birlikteliklerin ortaya çıkmasına neden olmuştur. Bu yeni oluşumların en iyi ve gözde örneklerinden birisi ise hiç kuşkusuz ki Avrupa Birliği (AB)'dir. AB, ekonomik temelli bir birliktelik iken yaklaşık 50 yıllık bir süre içerisinde küreselleşme olgusunun da etkisiyle genişleyerek büyümüş ve aynı zamanda kendi bünyesinde derinleşerek, ekonomik temelli birlikteliği, kültürel, yönetsel ve siyasal boyuta da taşımıştır. Bu çalışma da, AB etkisinde, bir AB adayı olan Türkiye'nin ve bir AB üyesi olan Çek Cumhuriyeti (ÇC)'nin 20. y.y'da yönetsel anlamda yerel yönetimlerinin geçirdiği değişim ve dönüşümleri incelemektedir. Çalışma bu doğrultuda beş bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde, devlet sistemleri hakkında bilgiler sunulduktan sonra, örneklem ülkeleri oluşturan ÇC ve Türkiye'nin merkezi ve yerinden yönetim örgütlenmesine ilişkin bilgiler verilmiştir. İkinci bölümde ise kuramsal tartışmaya yönelik olarak küreselleşme, bölgeselleşme, yerelleşme ve yönetişim kavramlarından yola çıkılarak AB'nin üye aday ülkeler üzerindeki yönetsel ve siyasal etkisinin kaynakları açıklanmaya çalışılmıştır. Üçüncü bölümde, Türkiye'nin yerinden yönetim sisteminin tarihi ve özellikle son 10 yıllık süreçte AB etkisinde geçirdiği yasal ve yönetsel dönüşümler konu edilmiştir. Dördüncü bölümde, ÇC'nin yerel yönetim sistemleri kronolojik bir çerçevede ele alındıktan sonra, özellikle 1989 Kadife Devrim sonrasında, AB üyeliği öncesi ve sonrasında geçirdiği değişimler, AB'nin ve iç politik aktörlerin rolleri de göz önüne alınaral irdelenmiştir. Beşinci bölümde ise, Türkiye'nin ve ÇC'nin yerinden yönetim sistemlerinin geçirmiş olduğu yönetsel ve örgütsel değişimler, AB etkisi ile birlikte yorumlanmıştır. Aynı bölümde yer alan sonuç başlığında da, her iki ülkedeki yerel yönetim sistemlerinin geçirdikleri dönüşümlerin ışığında günümüzdeki sorun alanlarına yönelik çözüm önerilerinde bulunulmuş ve gelecekte sahip olabilecekleri konuma yönelik çeşitli çıkarımlar ortaya konmuştur.