Decentralization
93 theses under this subject heading
Internationalization of loacal governments and their contribution in making foreign policy
The globalization has the meaning of a process, which any economic, social, cultural and political matters occur in anywhere in the developed and globalized world have affects over other communities of the world and it cause to increase at the interrelations between the communities more and more.As the result of technological revolution and applied neo liberal policies, the urbanization and globalization processes change the operation and shaping of characteristics and structure of today?s nation-states and the operation and shaping of the current world order.The local governments, which were mostly perceived as one of low administrative level of the traditional state apparatus and its main function is to provide conducting the public services by means of the management unit which is closest to the community in order to achieve scale economy and efficient use of resources, has been begun to be assumed and named as the fundamental units of democratic government together with the increasing importance of the participation of the community in government. These foundations, which have entered in a functional and qualitative transformation process with their development lived in recent periods, are being subject to a different positioning regarding their economic, social and political dimensions together with the globalization.The strategic positions of urbanized areas that have over economic, political and sociocultural developments cause them to have a more and more increasing effectiveness atinternational arena. The international agenda items increasingly include also local issues.The organization of the local government among them goes from strength to strength witheach passing day and the interest of international organizations in local governments increase accordingly and as the result of this process, the local governments are being positioned again in the national and international scales together with the globalization.The internationalization of the local governments in parallel to the globalization and theiraffects over foreign affairs are discussed and the developments in Turkey are analyzed inscope of the European Union membership process. Following the introduction part of thestudy, the historical development of local governments, relation between globalization and local governance, functional and qualitative transformation process and the analyses related with this issue are given place in second chapter and contributions of local governments in foreign policy making and local governments? occupying more place at international arena and arising of decentralization are analyzed in third chapter. And in the fourth chapter, the contributions of local governments in the democratization process and relation between the democratization and local government in Turkey within this scope and the democratization projects in Turkey supported by European Union are given place.
Yerel yönetimlerde güvenlik hizmetinin yerelleşmesi
In accordance with the shifting understanding of security , institutionsproviding internal security need to go through a change as well. It is certain that,reconstructed with the changing understanding of governance,institutions providinginternal security will better serve community.Up to this day the citizenry werereceiving security services the way the central government provided and posed asright but today the changing needs and understandings of security are moreproactive.When totally controlled at central level, micro level law-enforcement facessome problems.Modern understanding of fighting with crime is measured not with thenumber of cases solved but with the level of how much a citizen feels safe.Preventivesecurity no more means a petrol officer in every corner but it means a crime-freeatmosphere.Taking form in accordance with this recent understanding ofsecurity TDP serves at local level. Trying to prevent crime by projectdevelopment, TDP is mostly in cooperation with municipalities.Today organized in countrywide level, municipalities aim to share the centralgovernments authorities and provide faster, cheaper and more efficient service.According to European Urban Provision the city?s security issues are primarily theresponsibility of local government.The entrusting of preventive security services to the local governments willopen a new era in law enforcement. Thus micro security services , as local serviceproviders will be proactive in taking responsibilities in preventing crime. Instead ofproviding short term solutions, the new security organization will replace thenowadays police force and military police and will be organized as localized lawenforcementunder the command of local judiciary and as preventive security forceunder the command of local government and this will be an unprecedented system offighting with crime.Keywords: Law-enforcement, localization, TDP,security, localauthorities, crime prevention
Türkiye'de demokratik katılım ve yerel yönetim ilişkisi; demokratikleşme ve yerelleşme sürecinde sorunlar ve çözüm önerileri
Bütün dünyada kamu yönetimin önemli unsuru olan yerel yönetimler, kamusal nitelikte hizmetleri yerine getiren merkezi otorite dışındaki yerel yönetim birimidir. Merkezi yönetimler ile yerel yönetimler arasındaki ilişki yetki genişliği ile sağlanır. Kendiliğinden karar alma ve uygulama yetkisi olarak adlandırılabilen yetki genişliği için yerel yönetim, karar verme ve özerklik kavramlarından yararlanmaktadır. Yerel halkın alınan kararlara katılması kaynakların kullanımının verimliliğini artırırken, demokratikleşme sürecini de hızlandırmaktadır. Yerel yönetimlerin etkinliğinin sağlanmasında önemli faydaları olan siyasal katılımın ve yerel halkın yerel sorunlar karşısında bürokratik engelleri aşarak yerel yönetim ile etkileşime geçmesi ve yararları hala tartışılmaktadır. Bu Yüksek Lisans tezinde Türkiye'de demokratik katılımın, yerel yönetimlere etkisi, yerelleşme sorunları ve çözüm önerileri bağlamında incelenmektedir.
Küreselleşmeyle birlikte değişen yerel yönetim anlayışı ve eğitime yansımaları: İstanbul Büyükşehir Belediyesi örneği
1970'li yıllar ile birlikte dünyada sanayi toplumundan bilgi toplumuna geçilirken, küreselleşmenin gerçekleşmesine paralel olarak pek çok değişiklik olmuştur. Yerel Yönetimlerde oluşan demokratikleşme ve şeffaflık anlayışı küreselleşme sürecinin yerelleşmeyi desteklemesinin etkilerindendir.Türkiye, küreselleşme ve AB uyum süreci ile birlikte kamu yönetiminde önemli değişiklikler getiren bir reform sürecine girmiştir. Yeni Kamu Yönetimi anlayışı merkezi yönetim ile yerel yönetimler arasındaki yetki paylaşımını konu alırken, eğitim sisteminin yeniden kavramlaştırılmasında belediyelere önemli sorumluluklar ve görevler yüklemektedir. Bu anlamda,ilköğretim ve halk eğitimi kavramlarının yeniden tartışılması ile eğitimin amacı ve niteliği konusunda küresel ölçekte yapılan düzenlemeler, yerel yönetimler tarafından hızlı ve etkili bir şekilde uygulanmaktadır. 21. Yüzyılda eğitim hakkı, yaşı ne olursa olsun bütün insanların temel hakkı olarak kabul edilmiştir. Aynı zamanda küreselleşme ile birlikte yerel çözümlerin, eğitimde yerelleşme eğilimlerinin önemi artmaktadır. Bu çalışma, yerel yönetimlerin özellikle belediyelerin yeni kamu yönetimi anlayışı ile birlikte eğitim sistemi içindeki yerini araştırmaktadır. Anahtar Sözcükler 1. Küreselleşme 2. Yeni Kamu Anlayışı 3. Yerel Yönetim 4. Eğitim 5. Yaygın Eğitim
Kırıkkale örneğinde kent güvenliğine yerel yönetimlerin katkısı
Korunmaya muhtaç çocuklara yerinden yönetim işlevi ile hizmet veren bir hayır kurumu: Nesin Vakfı
Sosyal devlet politikasının önceliği, toplumsal ihtiyaçların giderilmesidir. Bu ihtiyaçlar; gelir dağılımı, vergide adalet, sosyal barış, sosyal güvenlik ve sağlıktır. Bunun yanı sıra sosyal yardımlar ve korunmaya muhtaç insanların varlığı özellikle de kadınlar, yaşlılar, engelliler ve çocuklar odaklıdır. Bu görev, merkezi yönetimin gücü ve desteğiyle yerel yönetimlerin sorumluluğunda olup zaman zaman ihtiyaçlar üzerinden özel teşebbüsler olarak dernekler ve vakıflar da görev üstlenir. Ülkemizde sosyal adaletin sağlanması ve insanlığa hizmet amacı ile ortaya çıkan bu görev dağılımları ile çeşitli projeler üretilir. Amaç yardıma ve korunmaya muhtaç insanların hayatlarını idame ettirmelerinde süreklilik sağlamaktır. Özel bir teşebbüs olarak ''Nesin Vakfı''; korunmaya muhtaç çocuklara hizmet vererek onların en tabii ihtiyaçları; barınma, sağlık, beslenme ve eğitim gibi temel gereksinimlerini karşılamaktadır. Vakfın ideolojisi; çocukların üretken ve kendi hayatını tek başına idame edecek konuma gelene kadar yetiştirilmelerini sağlamaktır. Amaç; çocukların tüketen değil üreten, emekten yana olup kendi ayakları üstünde durabilmelerinin sağlanmasıdır. Bunun yanı sıra çocukları vicdanı hür ve fikri hür insanlar olarak ülkemize ve dünyamıza kazandırma amacıyla yola çıkan Vakıf, aslında Aziz NESİN 'in halkına olan vefa borcunu ödeme şeklidir. Aziz NESİN'in yaşamındaki yokluk ve yoksullukların içinde kazandığı edinimleri ve kurduğu '' Nesin Vakfı'' araştırmalar ışığında anlatılacaktır . Anahtar Kelimeler: Nesin Vakfı, Sosyal Politika, Sosyal Hizmetler, Vakıf,Korunmaya Muhtaç Çocuklar.
Mahalli idarelerde 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu ve yerinden yönetim
Günlük hayatımızda büyük önem ifade eden alım, satım, yapım, hizmet, kira, trampa, mülkiyetin gayri ayni hak tesisi ve taşıma işleri yönünden yerel yönetimlerde diğer kamu kurum ve kuruluşları gibi, 2886 sayılı Devlet İhale Kanunu, 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu ve bu kanunlara göre çıkarılmış bulunan yönetmelikler hükümlerine tabi kılınmışlardır. Türkiye'de ihale sistemini düzenleyen 2886 sayılı Devlet İhale Kanunu 01.01.1984 tarihinden bu yana uygulanmakta olup, günümüzde yaşanan küresel ve teknik gelişmeler açısından belli bir ölçüde yetersiz kaldığı, değişen ve gelişen ihtiyaçlara cevap vermediği, uygulamada ortaya çıkan aksaklıkları gidermede yetersiz kaldığı, bütün kamu kurumlarını kapsamadığı ve AB ile bütünleşme çabaları, Kamu İhale uygulamalarını yönlendirerek denetimini gerçekleştirecek bağımsız bir kuruma ihtiyaç duyulması, yeni bir ihale kanununun ortaya konulmasına zemin hazırlamış ve bu doğrultuda 4734 sayılı Kamu ihale Kanunu hazırlanarak 01.01.2003 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Çıkarılan bu yeni ihale kanunuyla, ihtiyaçların zamanında, kaliteli ve en uygun fiyatla karşılanmasıyla kamu yararı hedeflenmektedir. Rekabet unsuruyla daha uygun fiyatla daha kaliteli alım yapmak, saydamlık kavramıyla da rüşvet, hile v.b. istismarların önlenmesi sağlanacaktır.
Yerel yönetimlerde karar organı olarak meclis Güngören Belediyesi ilçe meclisi örneği
Araştırmada modern demokrasilerin ve yerel yönetimlerin vazgeçilmezi meclis konusu işlenmiş ve demokrasinin tanımından yola çıkılarak, yönetim kavramı anlatılıp, yerel yönetimler neden vardır? Sorusuna cevap aranmıştır. Türkiye'nin yerel yönetimleri irdelenip, il özel idaresi, ilçe belediyeleri ve büyükşehir belediyelerinin tanımları, ayrıca ilgili kanunlar tarafından verilen görev ve yetkileri açıklanmıştır. Türkiye'de belediyeciliğin tarihsel gelişimi Osmanlı Devleti zamanından bugüne kadarki anayasaların yerel yönetimlere verdikleri önem, ilçe meclislerinin kanunlar çerçevesinde teknik olarak analizi yapılmıştır. Örnek ilçe gösterilen ve hakkında kısa bilgiler verilen Güngören ilçesi ve yerel yönetimi tanıtılarak kurulduğu zamandan günümüze belediye başkanlığı ve belediye meclis üyeliği seçimleri çizelge halinde anlatılmış, son olarak ise Güngören İlçe Meclis üyeleri ile Güngören İlçe Meclisi'nin işlevselliği ve daha ileri seviyelere nasıl taşınabilirliği konularında görüşmeler yapılmıştır.
Avrupa Birliği sürecindeki reformlar ışığında Türkiye'de yerel yönetimler
Türkiye Cumhuriyeti'nin Avrupa Birliği serüveni yarım asrı aşkın bir zaman önce başlamıştır. Bu serüvende Avrupa Birliği ile ilişkiler kimi zaman askeri müdahalelerden dolayı, kimi zamanda ekonomik ve siyasi istikrarsızlıktan dolayı sekteye uğramış olsa da, hiçbir zaman tamamen bir yol ayrımı yaşanmamıştır. İktidara gelen her hükümet birliğe üyelik yolunda çaba göstermiş ve birliğe tam üyelik amacıyla reform çalışmalarına katkıda bulunmuştur. 2000'li yıllardan sonra hız kazanan yolculukta, Birliğin Türkiye'den istediği şartlar uyum paketleriyle bir bir yasalaşmaya başlamıştır. Toplumda da etkisi hissedilmeye başlanan reformlar, yerel yönetimleri de kapsayacak hale getirilmiştir. Çünkü uzun yıllar köklü değişimlere uğramayan yerel yönetimler, Avrupa Birliği'nin standartlarını karşılayamayacak duruma gelmiştir. Özellikle aşırı merkeziyetçilik, yerel yönetimlerin hantallaşmasına, bürokratik işlemlerin artmasına, yerel ihtiyaçların iyi tespit edilememesine, şeffaflık ve demokratiklik gibi unsurların gelişememesine neden olmuştur. Avrupa Birliği ise, ortaya koyduğu antlaşmalar ve kabul ettiği ilkelerle, yerel yönetimlerde çok daha çağdaş ve çok daha demokratik kurallar benimsemiştir. Avrupa Birliği'ne girmek için yoğun reformlar yapan Türkiye de, en önemli sınavlarından birisini yerel yönetimler alanında vermektedir. Anahtar Kelimeler: Yerel Yönetimler, Avrupa Birliği, Türkiye, Yerelleşme
Turkish issues in video game, web and mobile application localizations
Use of the Internet as a means of global communication gradually became widespread in the '90s. New terms have been introduced to translation industry such as Globalization (G11N), Internationalization (i18N), and Localization (L10N) with the global impact of the Internet. As to the translation industry in Turkey, the heavy translation demand of international companies wishing to get into Turkish market has confronted translation companies and translators with new challenges and problems. In this regard, this thesis aims at identifying common Turkish web, mobile application, and game localization problems and proposing solutions for them. Within the scope of the thesis, differences between localization and translation tools, the impact of transcreation on localization, and the reasons underlying web, mobile application, and game localizations problems are explored. Findings cover frequently visited websites, website applications, mobile applications and their help and support pages, PC games, console games (PlayStation and Xbox), online and mobile games. The solutions provided in the thesis are expected to be a useful resource for students of Translation and Interpreting Studies departments, prospective translators, and those who wish to obtain basic knowledge about localization in Turkey.
Güçlü ve etkin başkan yönetiminde belediye ve organları
Türkiye Cumhuriyeti 1982 Anayasası'na göre; kamu hizmetlerinin bir kısmının icrası, merkezden yönetim ilkesi gereği merkezi idarenin uzantısı olan taşra teşkilâtları vasıtasıyla yapılabildiği gibi, bir kısmı da yerinden yönetim ilkesi gereği özerk kamu tüzel kişileri vasıtasıyla yapılabilmektedir. Yerinden yönetim kuruluşlarının yetkilerinin hududu ve membağı olan mahalli müşterek ihtiyaçların karşılanması ise, Anayasa tarafından anayasal bir kavram olan "idarenin bütünlüğü ilkesi" dâhilinde mahalli idarelere verilmiş bir görevdir. Bu çalışmanın esasını, yerinden yönetim ilkesi gereği vatandaşın mahalli müşterek ihtiyaçlarının karşılanması amacıyla kurulan ve de bölge halkı tarafından mahalli idare seçimleri yoluyla doğrudan görevlendirilen, idari ve mali özerkliği haiz kamu tüzel kişisi olan belediyeler oluşturmaktadır. İlk olarak; merkezi yönetim ve yerel yönetime yer verilerek, sonrasında belediyenin yapısı, oluşumu, tarihçesi ve organları ele alınacak, daha sonrasında ise belediye organlarının mevzuat kapsamında incelemesi yapılarak özellikle "güçlü ve etkin başkan" modelinin belediye meclisi, belediye encümeni, büyükşehir ve ilçe belediyeleri arasındaki ilişkiler üzerindeki etkileri ve yansımalarının ortaya çıkardığı ihtilaflara çözüm önerileri, uygulamadaki örneklerle ortaya konulacaktır. Bunu takiben dördüncü bölümde ise, büyükşehir belediyesi incelenerek; büyükşehir belediyeleri ve ilçe belediyeleri ilişkileri mevzuat ve v uygulama kapsamında değerledirilecek, son olarak ise çalışma boyunca izah edilen hususlarla ilgili çözüm önerileri sunulacaktır.
The role of agglomeration economies and spatial spillovers on provincial export performance of Turkey
Global trade had a substantial surge in the first two decades of the 21st century. This increase is led by large urban centers and their hinterlands, and thus agglomeration economies and spatial spillovers become central to the sub-national geographic dimension of the increased global trade. The share of international trade in Turkish GDP has also been growing substantially since the early 2000s. This increase, however, has been highly heterogeneous across provinces. Using a spatial finite mixture model, this dissertation examines this spatial heterogeneity by estimating the determinants of the provincial export performance focusing on spatial spillovers, urbanization and localization economies. The results indicate that both agglomeration economies and spatial spillovers are significantly associated with the provincial export performance under the assumption of homogenous subpopulations. These associations are, however, different across provinces. Low-performing provinces have negative spatial spillovers from their neighbors and benefit from urbanization economies, while high-performing provinces have positive spatial spillovers and benefit from localization economies. These findings indicate that low-performing provinces are negatively affected by the expansion in the exports of neighboring provinces but benefit from the expansion and diversity in their local economies. High-performing provinces, in contrast, benefit from the increased exports in their neighborhoods and from increased concentration of the manufacturing activities in their local economy.
The implementation of decentralization and local government reforms in Turkey and Cameroon : A comparative assessment
This thesis presents a comparative assessment of the implementation of decentralization and local government reforms over the period 2004-2019 in two unitary countries influenced by the Napoleonic model of administrative system. The focus is on the degree of the government closeness to the people manifested in Turkey and Cameroon. Building on the line of comparison suggested by Ivanyna and Shah (2014) further continued with a far more comprehensive framework, seven main variables were assessed: the structure of local government; average size of local government; the weight of local authorities in the multi-level governance; the security of existence of local authorities; the empowerment of local governments in the political, administrative and fiscal dimensions. The study used both secondary data and primary data. The primary data were generated from semi-structured interviews conducted with thirty-three informants from twenty-seven municipalities in different cities of the two countries. The results have revealed a convergence in terms of the presence of sectoral drawbacks preventing the achievement of the highest possible closeness to people. These drawbacks are essentially the continued manifestation of administrative centralization through, among others, a low fiscal decentralization making local governments highly dependent on central government transfers, and a weak participation of citizens in the management of local affairs. However, in each of the variables comparatively assessed, there are also noticeable differences between the two countries putting Turkey in a better situation than Cameroon. Based on these findings, the study concludes with recommendations for the improvement of decentralization outcomes in either country.
Osmanlı Mısır'ında bir yerel hazine örneği "Keşufiyye" (1711-1795)
Bu tez XVIII. yüzyıl Mısır'ının mali vaziyetini icmal defterleri, mukataa defterleri, mühimme defterleri ve dönemin Mısır kroniklerini kullanarak irsaliye hazinesi bağlamında keşufiyye vergisi örneğinden hareketle anlatmayı amaçlamaktadır. Çalışma boyunca Mısır'da sosyo-ekonomik gücü tekrar ele geçiren Memlûk Beyleri ile Devlet-i Âlîyye ilişkilerine değinilecektir. Bunun yanı sıra Osmanlı Devleti'nin Mısır'da kurduğu mali modelin XVIII. yüzyılın ikinci yarısıyla birlikte çökmeye başlamasıyla Memlûk ümerasının iktidarı ele geçirmesi arasında organik bir bağ mevcut mudur? Mısır valisinin merkezi hükümete gönderdiği yıllık irsaliye hazinesi içerisinde yer alan keşufiyye vergisi miktarında yaşanan düşüş Devlet-i Âlîyye'nin Mısır algısını nasıl etkilemiştir? Bu durumun adem-i merkeziyetçilik ile bir ilişkisi mevcut mudur? Erkan-ı Kahire olarak adlandırdığımız eyaletin yönetimindeki etkin unsurların Mısır maliyesine katkısı nedir? Bu soruların cevapları mezkûr yüzyılda Devlet-i Âlîyye'nin Mısır algısının yeniden ortaya koyulmasını zorunlu kılmaktadır. Mısır'da kâşif olarak görevlendirilen Memlûk kökenli eyalet yöneticilerinin Devlet-i Aliyye'ye bağlılıkları fellah adı verilen köylülerden topladıkları Keşufiyye vergisi miktarı üzerinden ölçülmektedir. Toplanan vergi miktarındaki süreklilik Mısır valisi nezdinde kâşiflerin merkezi hükümet ile yapmış oldukları gayriresmi akdin bir göstergesi olarak karşımıza çıkmaktadır. Buna rağmen eyaletteki vergiler sürekli artmakla birlikte merkezi hükümete gönderilen irsaliye hazinesi miktarında yüzyılın ilk yarısında istikrar hâkimken yüzyılın ikinci yarısıyla birlikte irsaliye hazindeki vergi miktarı düşmüştür. Masraflarda düzenli bir artış yaşanırken mevcut mukataalar Memlûk zümreleri arasında paylaştırılmıştır. Buna bağlı olarak Mısır'da adem-i merkeziyetçilik ortaya çıkmıştır. Bu düşüş merkezi hükümetin Mısır'ın idaresi hakkındaki algısında değişiklik yapmasını zaruri kılmıştır. Devlet-i Âlîyye'nin Mısır'daki yönetim anlayışını yeniden organize edebilmek için Memlûk hanelerinin askeri, mali ve idari vesayetini ortadan kaldırması gerekmektedir. Fakat Bulutkapan Ali Bey'in isyanı (1768-1773) böyle bir girişimi engellemiş, adem-i merkeziyetçilik daha da derinleşmiştir. Yüzyılın sonundaki Fransızların Mısır'ı işgali (1798-1801) merkezi hükümetin Mısır'da kontrolü tamamen ele geçirmesini engellemiştir. Memlûklerin Mısır siyasetinden azade edilmesi ancak Mehmed Ali Paşa'nın mutlak iktidarı zamanında 1811 yılında meydana gelmiştir.
Türkiye'de adaptasyon diziler, yaratıcı emek gücü olarak senaristler ve senaryo süreçleri
Televizyonun Türkiye'de önemli bir yeri vardır. Televizyon, internetin varlığına rağmen en önemli haber alma kaynaklarından biri olma görevini sürdürmeye devam etmektedir. Türk insanı televizyon karşısında uzun zaman geçirmektedir ve en çok izlenen programların başında da diziler gelmektedir. Türk televizyon izleyicisinin televizyon izleme alışkanlıkları ele alındığında televizyon dizilerinin önemli bir yere sahip olması yayıncılık sektörü için dizileri önemli bir konuma getirmektedir. Ticari televizyonculuğun sonucu olarak en önemli hedefi kar elde etmek olan kanallar ve yapımcılar için diziler üretimlerinin en önemli payını oluşturmaktadır. Reyting yarışında başarılı olmak adına her yıl fazla sayıda dizi ekranlara gelmektedir. Bazıları reyting yarışında öne geçerken bazıları geride kalmakta ve bir kaç bölüm sonra sona ermektedir. Kanallar ve yapımcılar reklâm verenlerden reklâm alabilmek ve dolayısıyla kâr edebilmek için izleyiciyi ekranda tutacak ve uzun süre yayınlanacak diziler üretmek için ciddi bir yarış içindedirler. Bu yarışın sonucu olarak da adaptasyon diziler üretilmeye başlanmıştır. Adaptasyon üretim süreci ise dünyanın belli bir ülkesinde yayınlanmış, yüksek reyting elde etmiş yapımların satın alındıktan sonra yerelleştirilerek yeniden üretilmesini ifade etmektedir. Bu üretim sürecinde satın alınan televizyon diziler Türkiye'nin kültürüne, gelenek ve göreneklerine göre uyarlanıp yerelleştirildikten sonra yayınlanmaya başlamaktadır. Bu çalışma adaptasyon dizilerin sektörün ihtiyacı olan hikâye kaynağı haline gelmesi ile birlikte dizi sektöründe emek gücünün körelmeye başladığı ve temalarda tek tipleşmeye sebep olduğu varsayımları üzerinden yola çıkılarak oluşturulmuştur. Sektörde aktif olarak çalışmakta olan emek gücü ile görüşmeler yapılarak bu adaptasyon dizilerin üretim sürecinin nasıl gerçekleştirildiği anlaşılmaya çalışılmıştır.
Okul merkezli yönetimin Kırşehir'de ilkokullarda uygulanabilirliği
Eğitimde yerelleşme, yerinden yönetim, yetki aktarımı ve yetki devri hakkında araştırmalar yapılmasına karsın bu çerçevede eğitimin üretildiği temel doku olan okulun; yapısı, amaçları, süreçleri ve dahilindeki isleyişi, iklimi üzerinde yine okulun toplumsal, ekonomik, politik, bireysel rolleri çerçevesinde, öğretmenlerin eğitim hizmetinin sunumundaki, etkinleri, davranışları, tutumları, eğilimleri ve görüşleri merkezi politikaların belirlenmesinde dolaylı da olsa önemlidir. Bu bağlantıda araştırmanın amacı öğretmenlerin okul merkezli yönetim sistemine ilişkin görüşlerinin betimleyebilmektir. Aynı zamanda karmaşık görünümlü okul merkezli yönetim sistemi literatürüne sistematik bir yaklaşım sunmaktır. Bu bağlamda gerçekleştirilen çalışmada öz olarak, Kırşehir'de görev yapan sınıf öğretmenlerine göre okulların mevcut durumlarının temel olarak Okul Merkezli Yönetim Sistemine elverişli olduğu ancak belli konumda ve özellikteki öğretmenlerin okulların farklı hususlarda eksikliklerinin olduğunu belirttikleri sonucuna varılmıştır. Anahtar Sözcükler:Okul, Eğitimde Yerelleşme, Okul Merkezli Yönetim.
Yerelleşmenin kamu alımları performansı üzerindeki etkisi: AB ülkeleri ve Türkiye üzerinden bir inceleme
Bu çalışmada yerelleşmenin kamu alımları performansı üzerindeki etkisi araştırılmış ve kamu alımları örgütlenmesinin kamu alımları performansını etkileyen önemli bir faktör olduğu sonucuna ulaşılmıştır. AB ülkeleri üzerinden yapılan incelemede yarı-merkezi veya yerelleşmiş kamu alımları örgütlenmesine sahip olan ülkelerde farklı yönetim birimlerinin yetkilendirilmesinin ihale düzenlemeleri arasında uyumsuzluk yarattığı ve bu durumun kamu alımları performansını olumsuz etkilediği tespit edilmiştir. Ayrıca yerelleşmiş birimlerin kamu alımları süreçlerini etkin yürütmeleri için yeterli idari kapasiteye sahip olmamaları sorun yaratmaktadır. AB ülkeleri kapsamında yapılan ampirik analiz sonuçları merkezi yönetim birimlerinin fiyat tasarrufu ve rekabet açısından yerel birimlere kıyasla daha yüksek performans sergilediğini göstermiştir. Kamu alımlarında yerelleşme oranının dahil edildiği analiz sonuçları yerelleşmenin yüksek olduğu ülkelerde yerel yönetimlerce gerçekleştirilen ihalelerde fiyat tasarrufunun ve rekabetin görece daha iyi olduğunu desteklemekte ise de merkezi yönetimdeki etkinlik seviyesine ulaşılamamıştır. Analiz sonuçlarına göre fiyat dışı unsur uygulamasında yerel yönetimler merkezi yönetime göre daha iyi performans göstermektedir. Yerel yönetimlerin ihale konusu işe özgü tercih ve öncelikleri göz önünde bulundurduğu şeklinde yorumlanabilecek olan bu bulgu, Oates'in yerel birimlerin etkin karar alıcılar olduğuna ilişkin savının kamu alımları alanında geçerli olabileceğini ortaya koymaktadır. Ancak tüm sonuçlar birlikte değerlendirildiğinde yerel yönetimler merkezi yönetime kıyasla kamu alımlarında daha düşük performans göstermektedir. Türkiye'de kamu alımları düzenlemeleri ve uygulamaları kamu yönetimindeki merkezileşme ve yerelleşme reformları ile paralel bir görünüm izlemektedir. Yerelleşme reformları ile yerel yönetimlerin kamu alımları uygulamaları artmıştır. Ancak özellikle 2011 yılından itibaren başlayan merkezileşme eğilimi nedeniyle kamu alımları süreçlerinde merkezi yönetimin ağırlığı artmış ve yerel yönetimlerin kamu alımları harcaması önemli derecede azalmıştır. Merkezi yönetim ile yerel yönetim arasındaki çatışmanın en belirgin yaşandığı alanlardan birisi de kamu alımlarıdır. Sonuç olarak güç ve yetkinin merkez ve yerel arasında net bir şekilde belirlenmemesi ve artan merkezileşme eğilimi kamu alımları uygulamalarının merkezin iradesi yönünde şekillenmesine neden olmaktadır.
Sosyal yardımlar ve hizmetler bağlamında sosyal politikaların yerelleşmesi
Sosyal yardımlar ve hizmetler merkeziyetçi bir açısıyla, merkezden ya da yerindelik ilkesi gereği, yerel yönetimler eliyle yerelden sunulabilmektedir. Tercih edilen seçenek, ülkenin sahip olduğu çeşitli özellikler doğrultusunda belirlenmektedir. Ayrıca, ülkelerin kültürel, tarihi, demografik ve coğrafi yapıları da sosyal politikaların sunumunda nasıl bir yol benimseneceğini direkt olarak etkilemektedir. Ancak bazen, dünyada yaşanan olaylar ve değişen konjonktür doğrultusunda, ülkeler bir sistemi mecburen benimsemek durumda da kalabilmektedirler. II. Dünya Savaşı'na kadar daha çok sivil toplumla ve aile kurumuyla yürütülen sosyal politika faaliyetleri, sonraları devletlerin sorumluluğu altına daha fazla girmeye başlamış ve sosyal refah devleti uygulamaları, sosyal politika sunumunda ağırlık kazanmaya başlamıştır. İlerleyen süreçte, toplumsal yapılarda meydana gelen değişimler, başka bir dönüşümü daha zaruri kılmıştır. Artan nüfusla beraber, muhtaç sayısının yükselmesi ve ihtiyaç sahiplerinin ihtiyaçlarının çeşitlenmesi, yerel yönetimlerin sosyal yardım ve hizmetlerin sunumunda daha fazla rol almalarını gerektirmiştir. Diğer taraftan, küreselleşme olgusuyla beraber, merkezi yönetimlerin ellerindeki yetkilerin bir kısmını yerel birimlere ve uluslararası kuruluşlara devretmeleri, merkezi otoritenin zayıflamasına sebep olmuştur. Sosyal alanda da zayıflayan devlet, yerel yönetimler aracılığıyla, tekrardan ağırlığını hissettirmeye çalışmaktadır. Bu yönüyle de yerel yönetimlerin, kaybolan devlet yetkilerini yeniden canlandırdığı söylenebilir. Bütün yetkilerin tek bir merkezde toplanması bazen halkın yönetime katılmasını engelleyebilir. Bu noktada yerelleşme, karar alma süreçlerine halkın dahil edilmesiyle birlikte, demokratikleşme aracı olarak görülebilir. Türkiye'de sosyal politika uygulamaları, diğer bütün kamusal alanlarda olduğu gibi, geçmişten gelen bir kültürün de etkisiyle merkeziyetçi bir yapıya sahiptir. Ancak, değişen toplumsal yapı ve ihtiyaçların çeşitlenmesi, Türkiye'de de bu alanda bir reformun yapılması gerekliliğini ortaya çıkarmıştır, çünkü Ankara'da üretilen politikalar, Kars'ta yaşayan insanların ihtiyaçlarına tam olarak çözüm getirememektedir. Halka yakınlığı sayesinde, bölge insanının ihtiyaçlarını daha iyi tahlil edebilecek olan yerel yöneticiler, bu ihtiyaçların giderilmesi konusunda çok daha etkili hizmetleri vatandaşa sunabileceklerdir. Anahtar Kelimeler: Sosyal yardım, sosyal hizmet, sosyal politika, yerelleşme, yerele devir, yerel yönetimler, yerindelik
The Ottoman printing enterprise: Legalization, agency and networks, 1831-1863
This dissertation focuses on the consolidation of the Ottoman printing enterprise between the establishment of the Directorate of Takvîm-i Vekâyi'hâne-i Âmire in 1831 and its annexation to the Ministry of Public Education in 1863. It argues that the main agents of the printed medium emerged in this period. These agents and the Ottoman state entered a process of intensive experimentation, competition, and bargaining that paved the way for the formation of a legal framework. Moreover, their interaction with the changing socio-economic context introduced the printed book as a commercialized item in the Ottoman market. In the meantime, what was in origin a foreign technology was internalized, made Ottoman, and rendered meaningful. This study further treats the printed books under two groups: as textbooks prioritized by the Ottoman state for their utility-value and as books introduced by non-state actors with an eye to tastes in the wider book market. In both cases, traditional and religious titles substantially outnumber new titles. This shows that a new technology was in fact utilized for the dissemination of the Ottoman traditional culture, a finding that challenges the narratives of nineteenth-century Ottoman modernization and secularization. Rather than a technological device, the printing press becomes a socio-intellectual tool for various agents bending even the traditional discourse in a new direction; by the 1860s, the press would become such a familiar part of Ottoman society that even those texts considered most sacred would be printed underground, in violation of both political and religious sensitivities.
Merkeziyetçi yönetimden yerinden yönetime geçişte alternatif yaklaşımlar (Milli Eğitim Bakanlığı örneği)
MERKEZİYETÇİ YÖNETİMDEN YERİNDEN YÖNETİME GEÇİŞTE ALTERNATİF YAKLAŞIMLAR (MİLLÎ EĞİTİM BAKANLIĞI ÖRNEĞİ) ÖZET VE ANAHTAR KELİMELER Bu araştırma Türk kamu yönetiminin bir alt sistemi olan ve üst sistemin aşın merkeziyetçi yapısını benzer ağırlıkta taşıyan eğitim sistemimizde bir kısım yetkilerin taşra teşkilâtlarına devredilmesi ve yerinden yönetime geçiş için olası alternatif yaklaşımların değerlendirmesi amacıyla yapılmıştır. Türk eğitim sisteminde yaşanan sorunların sebepleri arasında en başta gelenin yönetim sorunu olduğu ve yönetimin, yetkileri elinde toplaması ve merkeziyetçi bir anlayışla uygulanmasından kaynaklandığı denencesine dayanan bu araştırmada sistemin merkez ve taşra teşkilâtında çalışan eğitim yönetici ve deneticilerinin sorunu algılamalarında görev türü ya da görev yerine göre bir farklılık olup olmadığı test edilmiştir. Betimsel modele göre gerçekleştirilen araştırmanın evreni MEB merkez ve taşra teşkilatındaki 5298 eğitim yönetici ve deneticilerinden meydana gelmektedir. MEB merkez teşkilatındaki politika belirleme, danışma ve denetim birimlerinden 212 eğitim yönetici ve deneticisi ile taşra teşkilâtından 887 olmak üzere 1099 eğitim yönetici ve deneticisi örnekleme alınarak 91 çoktan seçmeli ve dört açık uçlu olmak üzere 95 maddeden meydana gelen bir anket uygulanmıştır. Toplanan veriler Sosyal Bilimler İçin İstatistik Paket Programında (SPSS) ilişkisiz gruplar için iki faktörlü ANOVA, ki-kare (X2), frekans ve çapraz çizelge yöntemleri kullanılarak analiz edilmiştir. Elde edilen bulgulara göre Türk eğitim sisteminin sorunlarının en başta aşırı merkeziyetçilikten kaynaklandığı, MEB merkez teşkilâtının yetkileri elinde topla taşra teşkilâtında yapılması gereken işleri de üstlenmesinden dolayı teme yapamadığı, taşradaki eğitim hizmetlerinin gecikmesine ve aksamasına sebep olduğu,bütün bunların sonunda kaynakların iyi kullanılamadığı, sayısal hedeflere ulaşma çabalarının eğitimdeki kalite arayışlarım geri plâna ittiği ortaya çıkmıştır. Araştırma bulgularına göre MEB merkez teşkilâtının bir kısım yetkilerini taşra teşkilâtı ile paylaşması ve yetkilerini taşra teşkilâtına devretmesinin zorunlu olduğu, yetki devrinde taşra teşkilatında il millî eğitim müdürlülerinin öncelikli olması gerektiği, ancak taşra teşkilâtında il örgütlerinin yetersizliklerinden kaynaklanan sorunların aşılması için il üstü yapılar olan ve birden çok ili içine alan eğitim bölgelerinin kurulması ve eğitim bölgelerinin en gelişmiş illerinde Bölge Millî Eğitim Müdürlükleri kurulmasının yararlı olacağı, ayrıca eğitimde yedi coğrafî bölge kavramı yerine eğitim bölgesi kavramının kullanılmasının daha uygun olacağı ortaya çıkmıştır. Araştırmanın anahtar kelimeleri; merkeziyetçi yönetim veya merkeziyetçilik, adem-î merkeziyet veya yerinden yönetim, yetki devri, eğitim bölgesi ve bölge millî eğitim müdürlüğüdür.
Türkiye'de yerel demokrasinin dönüşümünde Büyükşehir Belediyesinin rolü
İlk oluşumlarına milattan önce 4000'li yıllarda rastlanan kentlerin daha sonra Akdeniz havzasında kurulduğu, ancak günümüz anlamında kentlerin ise 18. Yüzyılın ikinci yarısından sonra yaşanan gelişmelerle birlikle Batı Avrupa'da ortaya çıktığı bilinmektedir. Kentler üzerinde büyük etki yaratan bu gelişmeler, sanayi devrimi ile birlikte kitlesel üretimin başladığı şehirlerde baş gösteren işgücü ihtiyacını karşılamak için kırsal yerleşimlerden kentsel yerleşmelere doğru başlayan nüfus haraketliliği sonucu kentsel nüfusun artması ve kitlesel üretim ile birlikte refahın yükselmesi sonucu yaşanan nüfus artışıdır. Hizmet çeşitliliğinin de artması ile birlikte yerel kamusal hizmetlerin özellikle de imar, altyapı, temizlik, su ve ulaşım gibi bütünlük arz eden hizmetlerin sunumunda güçlükler yaşanmaya başladı. Hizmet sunumunda yaşanan güçlükleri aşmak için geliştirilen yöntem belediyelerin birleştirilerek ölçeklerinin büyütülmesi ve sayılarının azaltılması olmuştur. Benzer durum 1950'li yıllardan sonra ülkemizde de yaşanmaya başladı. En nihayetinde sanayi faaliyetlerinin yoğunlaştığı kentlerde kentleşmenin ve göç nedeni ile kentsel nüfusun artmasıyla birlikte gittikçe genişleyerek yönetilemez hale gelen büyük kentlerde yeni bir model olarak Büyükşehir Belediyesi kurulmuştur. Bu çalışmada da 1984 yılında iki kademeli olarak tasarlanan yeni bir idari birim olarak hayatımızda yer edinen Büyükşehir Belediyesi'nin ülkemizde yerel demokrasi üzerine etkisi incelenecektir. Anahtar Kelimeler: Büyükşehir Belediyesi, İki Kademeli Yapı, Özerklik, Yerel Demokrasi, Yerinden Yönetim
Maarif müfettişlerinin eğitimde yerelleşmenin okulların ekonomik sorunlarının çözümüne katkılarına dair görüşlerinin incelenmesi(İstanbul ili örneği)
Yerelleşme veya daha doğru kullanımla yerinden yönetim, yetkilerin yerel otoriteler tarafından kullanıldığı, yerel otoritelerin merkezi yönetimden bağımsız olarak kararlar verebildiği ve sorumluk üstlendiği yönetim biçimidir. Yerinden yönetim, bugün Dünya'da ve Türkiye'de üzerinde önemle durulan kavramlardan birisidir. Türkiye'de aşırı merkeziyetçi anlayıştan kaynaklanan hantal bir yapının olduğu ve bu durumun önemli problemlere sebep olduğu ile ilgili görüş ve tespitlere yaygın bir biçimde yer verilmektedir. Ayrıca, Türkiye'de eğitim sistemi içerisinde yer alan önemli problemlerden birisi de okulların ekonomik sorunlarıdır. Bu çalışmanın amacı; İstanbul ilinde görev yapan Maarif Müfettişleri örnekleminde, Maarif müfettişlerinin eğitimde yerelleşmenin okulların ekonomik sorunlarının çözümüne katkılarına dair görüşlerinin incelenmesidir. Araştırma, kesitsel tarama modelinde nicel bir araştırmadır. Araştırmanın evrenini İstanbul'da 2015-2016 yıllarında görev yapmakta olan Maarif Müfettişleri oluşturmuştur. Örneklem ise bu evren içerisinden uygun (kolaycı) örnekleme yoluyla seçilen toplam 222 maarif müfettişinden oluşmuştur. Araştırmanın verileri toplam 21 kanıdan oluşan ve araştırmacı tarafından geliştirilen anket aracılığıyla toplanmıştır. Katılımcılardan elde edilen verilerin çözümlenmesi betimsel analiz yöntemiyle yapılmıştır. Sonuç olarak, Maarif Müfettişleri örnekleminde, Maarif Müfettişlerinin eğitimde yerelleşmenin okulların ekonomik sorunlarının çözümüne katkılarına dair görüşlerinin çeşitli değişkenlere göre anlamlı bir farklılık gösterip göstermediğinin tespiti amacıyla yapılan farklılık analizlerinde; Cinsiyete göre yapılan analiz sonucunda, cinsiyete göre anlamlı bir farklılık bulunmadığı, katılımcıların yaşlarına göre karşılaştırılması amacıyla yapılan analiz sonucunda göre anlamlı bir farklılık bulunduğu en fazla 42-48 yaş aralığında Maarif Müfettişinin ankete katıldığı, katılımcıların kıdem yıllarına göre karşılaştırılması amacıyla yapılan analiz sonucunda, kıdem yılına göre anlamlı bir farklılık bulunmadığı, görev yapılan bölgeye göre yapılan analiz sonucunda yapılan bölgeye göre anlamlı bir farklılık bulunduğu, katılımcıların eğitim durumuna göre karşılaştırılması amacıyla yapılan analiz sonucunda eğitim durumu değişkenine göre anlamlı bir farklılık bulunmadığı, katılımcıların branşlarına göre karşılaştırılması amacıyla yapılan analiz sonucunda branş değişkenine göre anlamlı bir farklılık bulunmadığı görülmüştür. Yerinden yönetim lehine olan sorulara katılımcıların verdiği cevapların katılım ortalamasının 2,98 olduğu, katılımcıların bu sorulara genel olarak "katılıyorum" cevabını verdikleri, cevaplar detaylı olarak incelendiğinde katılımcıların en fazla katıldıkları kanıların fiziki sorunların çözümü, okul aile birliklerine destek ve okul – çevre ilişkilerine katkı olduğu görülmüştür. Ayrıca, Maarif Müfettişlerine göre yerinden yönetim okulların ekonomik sorunlarının çözümüne önemli katkılar sağlayacaktır. Yerinden yönetim aleyhine olan sorulara katılımcıların verdiği cevapların katılım ortalamasının 1,36 olduğu, katılımcıların bu sorulara genel olarak "katılmıyorum" cevabını verdikleri, cevaplar detaylı olarak incelendiğinde katılımcıların en fazla katılmadıkları cevapların nitelikli personel eksikliğinin olmasının olumsuz sonuçlar doğuracağı ve fırsat eşitsizliğinin ortaya çıkacağı ile ilgili kanılar olduğu görülmüştür buradaki cevaplar da katılımcıların yerinden yönetimi destekleyici cevaplar verdiklerini göstermektedir.
Eğitimde yerinden yönetim yaklaşımı (Bursa ili örneği)
Yaşanan hızlı, hızlı olduğu kadar da çok yönlü olan değişim ve dönüşüm faaliyetleri, özellikle yönetim anlayışındaki yapılanmayı yeniden sorgulamayı gündeme getirmiştir. Küreselleşme ve bilgi toplumuna geçiş sürecinde eğitime ayrılan kaynakları daha etkili ve verimli kullanarak eğitim hizmetlerinde kaliteyi arttırma ve bu hizmetlerden yararlananların memnuniyetini sağlama isteği de eğitim yönetiminde yeni yaklaşımların gündeme gelmesini zorunlu kılmıştır.Böyle bir zorunluluktan hareketle, globalleşme ve küreselleşme süreci de dikkate alınarak gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerin birçoğunda olduğu gibi, ülkemizde de, genel yönetim içerisinde kamunun rolünü yeniden tanımlama ihtiyacı doğmuştur. Yapılan tartışmalar neticesinde bazı kamu hizmetleri sivil toplum kuruluşlarına devredilirken, merkezi yapılar yerine yerinden yönetim anlayışı hakim hale gelmektedir. Merkezi yönetimden yerinden yönetime geçisin tartışıldığı bir ortamda, eğitim yönetiminde yönetim erkinin nerede ve nasıl kullanılması gerektiğinin sorgulanması kaçınılmaz bir sonuç olarak karşımıza çıkmaktadır. Belirtilen bu realite nedeniyle "Eğitimde Yerinden Yönetimi Yaklaşımı?nın uygulanabilirliği konusunda araştırma yapılmaya ihtiyaç duyulmuştur.Araştırmada tarama modeli kullanılmıştır. Giriş, İlgili Literatür, Yöntem, Bulgular, Sonuç, Tartışma ve Öneriler olmak üzere 5 ana bölümden oluşmaktadır.Araştırmanın örneklemi iki aşamalı basit tesadüfi örneklem metodu kullanılarak belirlenmiştir. 2007-2008 eğitim-öğretim yılı 2. döneminde Bursa ilinden seçilen 15 farklı okulunda görev yapmakta olan 72 yönetici ve 179 öğretmen katılmıştır. Veriler yazar tarafından geliştirilmiş anket sorularından toplanmıştır. ?Kişisel Bilgi?, ?Yapı ve İşleyiş? ve ?Yetki Devri? bölümlerinden (72 önermeden) oluşmaktadır. Anket; Mahmut BOZAN ve Fatma BARKÇİN tarafından geliştirilen anket sorularından faydalanılarak oluşturulmuştur.Araştırma için gerekli verileri topladıktan sonra, bilgisayara aktarılan veriler üzerinde gerekli istatistiksel çözümlemeler için SPSS (The Statistical Packet for The Social Sciences) paket programından yararlanılmıştır. Anılan paket programdan yararlanarak; Yöneticilerin kişisel özelliklerinin ve görüşlerinin belirlenmesinde frekans (f), yüzde (%) ve çapraz tablo tekniği kullanılmıştır.Araştırma sonucunda okul yöneticileri ve öğretmenlerin görüşleri; MEB'in yapı ve işleyişinin aşırı merkeziyetçi bir yapıda olduğuna her bakımdan katılmışlardır. Eğitim -öğretim programlarının hazırlanması, kadrolu öğretmen ataması, taban ücret ve ekders ücretlerinin belirlenmesinde, büyük onarımlar için ayrılan ödeneklerin dağıtımında, ayrıcalıklı program uygulanan okullar için finansman farkının ödenmesinde, öğretmenlerin hizmet öncesi ve hizmet içi eğitim faaliyetlerini finansmanında MEB merkez teşkilatının yetkili kalması, diğer yetkilerini taşra teşkilatlarına devretmesi yönünde görüş bildirmişlerdir.Anahtar kelimeler : Eğitim, Eğitim Yönetimi, Yerinden Yönetim, Yetki Devri, Yerelleşme, Eğitimde Yeni Yaklaşımlar, Yerel Yönetimler, Adem-i Merkeziyetçilik.
Okul-üniversite işbirliğine ilişkin okul yöneticilerinin görüşleri üzerine nitel bir araştırma(Yalova ili örneği)
Bilgi çağı olarak tanımlanan günümüzde değişim çok hızlı yaşanmaktadır. Değişime ayak uydurabilen toplumlar ileriye daha rahat ilerlerken, bu değişimin gerisinde kalanlarsa başkalarına bağımlı yaşamaya devam etmektedirler. Dolayısıyla bilginin sürekli yeniden üretilmesi önemli bir problem olarak toplumların ve örgütlerin en önemli çabası durumundadır. Bu çabada ayrı ayrı kurumların veya örgütlerin başarılı olması hemen hemen imkansızdır. Hayatta kalmak isteyen kurumlar, aynı amacı paylaşan diğerleriyle ortak hareket etmek zorundadırlar. Bu bağlamda eğitimin öncüsü olan üniversitelerin de okullarla işbirliğine gitmesi, karşılıklı paylaşımda bulunmaları gerekmektedir.Bu araştırma, eğitim yöneticilerinin okul-üniversite işbirliğine ilişkin görüşlerini belirlemeyi amaçlamaktadır. Araştırmada yöneticilerin; okul-üniversite işbirliğinden ne anladıkları, okul-üniversite işbirliği ile yaptıkları, okul-üniversite işbirliği hakkındaki olumsuz düşünceleri ve üniversiteden neler bekledikleri tartışılmıştır.Araştırma verileri, Yalova'nın resmi okullarında görev yapan 5 okul müdürü ve il milli eğitim müdürüyle gerçekleştirilen mülakatlardan elde edilmiştir. Elde edilen veriler dört ana temaya ayrılarak betimsel analiz tekniklerine göre raporlaştırılmıştır.Araştırmanın sonucunda; eğitim yöneticilerimizin okul-üniversite işbirliğinin ne olduğunu anlayamadıkları ve dolayısıyla önemini kavrayamadıkları, okul-üniversite işbirliklerinden faydalanılabilmesi için eğitimde yerelleşmenin gerekli olduğu ve hizmet öncesi ve hizmet içi eğitimlerin okul-üniversite işbirliği bağlamında yeniden değerlendirilmesinin gerekli olduğu sonuçlarına ulaşılmıştır.Anahtar Kelimeler: okul-üniversite işbirliği, eğitimde yerelleşme, hizmet içi eğitim.