Bağlanma
Bu konu başlığı altında 289 tez
Gebelik döneminde optimalite düzeyi ile anne bebek bağlanması ilişkisi
Amaç: Bu araştırma, gebelik döneminde optimalite düzeyinin anne bebek bağlanmasıyla ilişkisini incelemek amacıyla gerçekleştirilmiştir. Gereç ve yöntem: Araştırma analitik-kesitsel tiptedir. T.C. Sağlık Bakanlığı Aydın Kadın Doğum ve Çocuk Hastalıkları Hastanesi'nde gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın evrenini; rutin gebelik izlemlerini yaptırmak üzere 01 Aralık 2021-01 Aralık 2022 tarihleri arasında hastaneye başvuran gebeler oluşturmuştur. Örnekleme evrenden gelişigüzel örnekleme ile seçilen, 20-42 haftalar arasında gebeliği olan, araştırmanın dahil edilme kriterlerine uyan, 75 primipar ve 75 multipar olmak üzere toplam 150 gebe alınmıştır. Veriler araştırmacılar tarafından literatüre dayalı hazırlanan 'Kişisel Bilgi Formu', 'Optimalite İndeksi Türkiye Vaka Rapor Formu'nun Perinatal Özgeçmiş ve Doğum Öncesi Dönem Optimalite İndeksi bölümleri' ile 'Prenatal Bağlanma Envanteri' kullanılarak elde edilmiştir. Araştırmadan elde edilen veriler tanımlayıcı istatistikler (sayı, yüzde, ortalama, standart sapma) ile ifade edilmiş; ki-kare, bağımsız gruplarda iki ortalama arasındaki farkın önemlilik testi, Mann-Whitney U ve korelasyon analizleri ile test edilmiştir. Bulgular: Katılımcıların Perinatal Özgeçmiş İndeksi %84,69, doğum öncesi dönem optimalite indeksi %82,75'tir. Perinatal Özgeçmiş İndeksi primiparlarda %88,12 ve multiparlarda %81,25 olup, aralarında istatistiksel açıdan fark saptanmıştır (t=-3,730, p<0,05). Doğum öncesi dönem optimalite indeksi primiparlarda %82,55 ve multiparlarda %82,95'tir. Katılımcıların Prenatal Bağlanma Envanteri puan ortalaması 59,31±9,23 olup, primiparlarda 60,72±9,49 ve multiparlarda 57,91±8,79'dur. Primipar ve multipar gebelerin doğum öncesi dönem optimalite indeksi ve Prenatal Bağlanma Envanteri puanları arasında istatistiksel açıdan fark saptanmamıştır (p>0,05). Perinatal Özgeçmiş İndeksi ile Prenatal Bağlanma Envanteri puanları arasında istatistiksel açıdan tüm katılımcılarda zayıf (r=0,239, p<0,001) ve primiparlarda orta düzeyde (r=0,397, p<0,001) ilişki saptanmıştır. Tüm katılımcılarda, primiparlar ve multiparlarda doğum öncesi dönem optimalite indeksi ve Prenatal Bağlanma Envanteri puanları arasında istatistiksel açıdan ilişki olmadığı belirlenmiştir (r=-0,072, p>0,05; r=-0,004, p>0,05; r=-0,138, p>0,05). Sonuç: Gebelerin optimalite indekslerinin ve Prenatal Bağlanma Envanteri puan ortalamalarının ölçeklerden alınabilecek en yüksek puana yakındır. Tüm katılımcılarda ve primiparlarda Perinatal Özgeçmiş İndeksi arttıkça Prenatal Bağlanma Envanteri'nden alınan puanlar artmaktadır. Doğum öncesi dönem optimalite indeksi ile Prenatal Bağlanma Envanteri'nden alınan puanları arasında ilişki yoktur.
Kadınların bağlanma stilleri ile yalnızlık düzeyleri arasındaki ilişki
Bu araştırma evli ve boşanmış kadınların bağlanma stilleri ile yalnızlık arasındaki ilişkiyi incelemeyi amaçlamaktadır. Bu iki değişken, katılımcıların eğitim durumu, evlilik süresi, çalışma durumu ve gelir düzeyleri gibi sosyoekonomik değişken biçimleriyle ilişkili olarak incelenmiştir. Verilerin toplanmasında Üç Boyutlu Bağlanma Stilleri Ölçeği ve UCLA Yalnızlık Ölçeği ile birlikte Demografik Bilgi Formu kullanılmıştır, ölçekler yüz yüze uygulanmıştır. Kartopu örneklem kullanılmıştır; katılımcıların 95'ievli ve 75'i boşanmış kadınlardan oluşmaktadır, toplam 170 katılımcı ölçeklere yanıt vermiştir. Verileri analiz etmek için çoklu regresyon analizi kullanılmıştır. Sonuçlar, bağlanma stilleri ile evli ve boşanmış kadınların yalnızlık puanları arasında anlamlı bir ilişki olduğunu ortaya koymuştur. Kaçınan bağlanma stili ile yalnızlık düzeyi arasında pozitif yönde anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Güvenli bağlanma stili ile yalnızlık düzeyi arasında da negatif bir ilişki bulunmuştur. Bulunan bir diğer olumlu ilişki ise kaygılı-kararsız bağlanma stili ile yalnızlık düzeyi arasındadır. Sonuçlar araştırmanın amacına uygun olarak tartışılmıştır.
Lise öğrencilerinde algılanan sosyal destek, bağlanma ve nezaket arasındaki ilişkiler
Bu çalışmanın amacı lise öğrencilerinde algılanan sosyal destek, ebeveyn ile arkadaşa güvenli bağlanma ve nezaket karakter gücü arasındaki ilişkileri ortaya koymaktır. Çalışmada ayrıca algılanan sosyal desteğin, ebeveyn ile arkadaşa güvenli bağlanmanın ve nezaket karakter gücünün cinsiyete göre anlamlı farklılaşıp farklılaşmadığı da incelenmiştir. Bu kapsamda araştırmanın çalışma grubu 2020-2021 eğitim öğretim yılında Bursa ilinde öğrenim gören 499 kadın (%74) ve 177 erkek (%26) olmak üzere toplam 676 lise öğrencisinden oluşmaktadır. Araştırmanın verileri; "Algılanan Sosyal Destek Ölçeği-R", "Ebeveyn ve Arkadaşlara Bağlanma Envanteri-Gözden Geçirilmiş Formu" ve "Karakter Güçleri Gençlik Envanteri" ile toplanmıştır. Lise öğrencilerinin algıladıkları sosyal destek düzeylerinin, ebeveyn ile arkadaşa güvenli bağlanmalarının ve nezaket karakter gücünün cinsiyetlerine göre anlamlı olarak farklılaşıp farklılaşmadığını belirlemek amacıyla 'Bağımsız Örneklemler için t Testi' yapılmıştır. Lise öğrencilerinin algıladıkları sosyal destek düzeyleri, ebeveyn ile arkadaşa güvenli bağlanmaları ve nezaket karakter gücü arasındaki ilişkileri belirlemek amacıyla "Pearson Momentler Çarpım Korelasyon Analizi" ve bu değişkenler arası ilişkileri betimlemeye yönelik Yol Analizi kullanılmıştır. Analizler sonucunda arkadaştan algılanan sosyal desteğin, ebeveyn ile arkadaşa güvenli bağlanmanın ve nezaket karakter gücünün cinsiyete göre anlamlı farklılık gösterdiği belirlenmiştir. Korelasyon analizi sonucunda lise öğrencilerinin ailelerinden, arkadaşlarından ve öğretmenlerinden algıladıkları sosyal destek düzeyleri, ebeveyne ve arkadaşa güvenli bağlanmaları ve nezaket karakter gücü arasında pozitif yönde anlamlı ilişkiler tespit edilmiştir. Yapılan yol analizi sonucunda en iyi modelin; lise öğrencilerinin ebeveyne ve arkadaşa güvenli bağlanmalarının gerek doğrudan gerek de nezaketin kısmi aracılığıyla arkadaş, aile ve öğretmenden algılanan sosyal desteği yordamasına ilişkin model olduğu görülmüştür. Bootstrapping işlemi sonrasında da dolaylı yordama ilişkilerinin de anlamlı olduğu görülmüştür. Elde edilen bulgular, ilgili alanyazın bağlamında tartışılmıştır.
Gebelikteki stresin prenatal bağlanmaya etkisinin değerlendirilmesi
Bu araştırma, gebelikteki stresin prenatal bağlanmadaki etkisini değerlendirmek amacıyla yapılmıştır. Tanımlayıcı ve kesitsel olarak tasarlanan bu çalışma Eylül-Kasım 2021 tarihlerinde Gaziantep Abdülkadir Yüksel Devlet Hastanesi Kadın Doğum Polikliniğine başvuran ve araştırmaya dahil edilme kriterlerine uyan 12 hafta ve üzeri gebeliği olan 260 kadın ile yapılmıştır. Bu çalışmada kadınların sosyo-demografik ve obstetrik özelliklerini belirlemeye yönelik 'Tanıtıcı Bilgi Formu', Tilburg Gebelikte Distres Ölçeği (TGDÖ) ve Prenatal Bağlanma Envanteri (PBE) kullanılmıştır. Tanımlayıcı istatistikler ortalama ± standart sapma ve yüzde olarak ifade edilmiştir. Araştırmadan elde edilen verilerle gerekli analizler yapılmıştır. Araştırmaya dâhil edilen gebelerin %40.4'ü 19-24 yaş aralığında olup, Tilburg Gebelikte Distres Ölçeği'nden almış oldukları toplam puan ortalaması 19.67 ± 7.65 olarak bulunmuştur. Gebeliği isteme, anneliğe hazır hissetme, aile yapısı, gebeliğinin kendisini psikolojik olarak nasıl etkilediği gibi değişkenler ile TGDÖ toplam puanları arasında anlamlı bir ilişki saptanmıştır (p <0,05). PBE'den almış oldukları toplam puan ortalaması 62.22 ± 11.74 olarak bulunmuştur. Uyruk, eğitim durumu, parite, gebeliği isteme durumu, düşük sayısı ile PBE toplam puanları arasında anlamlı bir ilişki saptanmıştır (p <0,05). PBE puanı ile olumsuz duygulanım (p<.001) arasında pozitif yönde, eş katılım (p<.001) ile negatif yönde anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Suriye Uyruklu gebelerin TGDÖ puan ortalamaları ve prenatal bağlanma düzeyleri daha yüksek bulunmuştur. Çalışan gebelerin ve gebeliği istemeyenlerin olumsuz duygulanımları daha yüksek bulunmuş, üç ve üzeri düşük yapan kadınların ise prenatal bağlanma düzeyleri daha yüksek saptanmıştır. Gebelikte stresin Uyruk, aile yapısı, gebeliğin istenme durumu ve anneliğe hazır olma durumu gibi faktörlerden etkilendiği saptanmıştır. Prenatal Bağlanma düzeyinin eş desteği, stres ve olumsuz duygular arttıkça arttığı bulunmuştur. Anahtar Kelimeler: Bağlanma, Gebelik, Hemşirelik, Prenatal, Stres
Riskli gebeliği olan ve olmayan kadınlarda prenatal bağlanma ve prenatal distresin değerlendirilmesi
Bu çalışma riskli gebeliği olan ve olmayan kadınlarda prenatal bağlanma ve prenatal distresin değerlendirilmesi amacıyla yapılmıştır. Araştırmanın evreni Hatay Eğitim ve Araştırma Hastanesi Kadın Doğum Servisi' ne başvuran 20 hafta ve üzeri gebelerden oluşmaktadır. Araştırmada kullanılan formlar; Gebe Kadın Bilgi Formu, Prenatal Bağlanma Envanteri (PBE) ve Tilburg Gebelikte Distres Ölçeği (TGDÖ)' dir. Araştırmanın örneklemi 59 riskli ve 59 riskli olmayan gebeden oluşmaktadır. Araştırmada verilerin analizinde; frekans analizi, Independent Sample-t ve ANOVA test yöntemi kullanılmıştır. Riskli gebelik grubunun PBE puan ortalaması riskli gebeliği olmayan grubun PBE puan ortalamasına göre oldukça düşüktür ve gruplar arasındaki fark anlamlı bulunmuştur. Riskli gebelik grubunun TGDÖ puan ortalaması, riskli gebeliği olmayan grubun TGDÖ ölçeği puan ortalamasına göre oldukça yüksektir ve gruplar arasındaki fark istatistiksel olarak anlamlı bulunmuştur. Araştırmada riskli gebelik grubundaki gebelerin eş katılımı, olumsuz duygulanım, eğitim düzeyi, sağlık güvencesi, gelir düzeyi, aileyle ilişki durumu değişkenlerine göre PBE puan ortalamaları arasında istatistiksel olarak anlamlı ilişkinin olduğu belirlenmiştir. Riskli olmayan gebelik grubundaki gebelerin eş katılımı, eğitim düzeyi, eş eğitim düzeyi, gelir düzeyi, yaşayan çocuk sayısı, planlı gebelik durumu ve istenen doğum şekli değişkenlerine göre PBE puan ortalamaları arasında istatistiksel olarak anlamlı ilişkinin olduğu belirlenmiştir. Araştırma sonucunda, riskli gebelik grubundaki prenatal bağlanma düzeyleri düşük, gebelikte distres düzeyleri yüksek bulunurken; riskli gebeliği olmayan grubun prenatal bağlanma düzeylerinin yüksek, gebelikte distres düzeylerinin düşük olduğu belirlenmiştir. Gebelik döneminde özellikle riskli gebeliği olan gebelerin prenatal bağlanma ve gebelikte distres düzeylerinin belirlenmesi, sağlık çalışanları tarafından gebelere prenatal bağlanma ve gebelikte distres konularında eğitim/danışmanlık faaliyetlerinin yapılması önerilmektedir.
Annelerin bağlanma stilleri ile okul öncesi dönemdeki çocukların anksiyete düzeyleri arasındaki ilişkinin incelenmesi
Araştırmada 3-5 yaş arasında çocuğu olan annelerin bağlanma biçimleri, annelerin çocuğuna karşı davranışları, annelerin çocukluk yaşantıları ve çocukların anksiyete düzeylerinin çeşitli değişkenler açısından incelenmesi ile annelerin bağlanma biçimleri ile çocukların anksiyete düzeyleri arasındaki ilişkinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Araştırmanın örneklemini, Zonguldak il merkezinde bulunan Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlı okul öncesi eğitim kurumlarında çocuğu eğitim alan ve kartopu yöntemi kullanılarak elde edilen okul öncesi eğitim alan ve almayan çocuğu olan toplam 110 anne oluşturmuştur. Araştırma verileri "Kişisel Bilgi Formu", "Okul Öncesi Çocuklarda Anksiyete (Kaygı) Ölçeği", "Erişkin Bağlanma Biçimi Ölçeği" ve "Anne Görüşme Formu" ile toplanmıştır. Araştırma verilerinin analizinde MannWhitney U testi, Kruskal-Wallis H testi, Ki-kare testi, Fisher Exact testi, Monte Carlo simülasyonu ve Pearson Korelasyon katsayısı analizi kullanılmıştır. Araştırma sonucunda annelerin bağlanma düzeyleri ile annelerin eğitim durumu, annelerin ekonomik bağımsız olma durumu, çocukların cinsiyeti durumu; çocukların anksiyete düzeyleri ile çocukların cinsiyet durumu, çocukların sayısı ve çocukların okul öncesi eğitime devam etme durumu arasında anlamlı farklılıklar (p<0.05) olduğu belirlenmiştir. Annelerin çocuğuna karşı davranışları ile annelerin eğitim durumu ve çocukların anksiyete düzeyleri; annelerin çocukluk yaşantıları ile çocukların cinsiyet durumu, annelerin ekonomik bağımsız olma durumu, çocukların doğum sırası, annelerin eğitim durumu, çocukların okul öncesi eğitim kurumuna devam etme durumu, çocukların yaşı, çocukların anksiyete düzeyleri, annelerin bağlanma düzeyleri arasında anlamlı farklılıklar (p<0.05) olduğu belirlenmiştir. Ayrıca annelerin çocuğuna karşı davranışları ile annelerin çocukluk yaşantıları arasında anlamlı farklılıklar (p<0.05) olduğu tespit edilmiştir. Annelerin toplam bağlanma biçimleri ile çocukların toplam anksiyete düzeyleri arasında anlamlı bir farklılık bulunmamıştır. Fakat alt boyutları arasında anlamlı farklılıklar bulunmuştur. Annelerin güvenli bağlanma biçimi arttıkça çocuklarda sosyal kaygı, genel kaygı, ayrılma kaygısı, fiziksel yaralanma korkusu ve toplam okul öncesi anksiyete düzeyleri azalmaktadır. Annelerin kaygılı / ikircikli bağlanma biçimi arttıkça çocuklarda ayrılma kaygısı düzeyi; annelerin kaçıngan bağlanma biçimi arttıkça da çocuklarda genel kaygı, ayrılma kaygısı, fiziksel yaralanma korkusu ve toplam okul öncesi anksiyete düzeyleri artmaktadır. Anahtar Kelimeler: Anne, Çocuk, Bağlanma, Anksiyete, Anne Baba Tutumu, Çocukluk Yaşantısı.
Lise öğrencilerinin bağlanma stilleri ve flört davranışları arasındaki ilişkinin incelenmesi (Mardin örneği)
Bu araştırmada, Mardin'de eğitimine devam etmekte olan lise öğrencilerinin bağlanma stilleri ile flört davranışları arasındaki ilişkiyi ve bu iki değişkenin, öğrencilerin cinsiyetlerine göre değişip değişmediğini incelemek amaçlanmıştır. Araştırma Mardin'de 2010-2011 eğitim öğretim yılının 2. döneminde 5 farklı okula devam eden 552 öğrenci ile gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın bağımlı değişkenlerinden bağlanma stillerini ölçmek amacıyla İlişki Ölçekleri Anketi (Bartholomew & Horowitz, 1991) kullanılmıştır. Araştırmanın diğer bağımlı değişkeni olan flört davranışlarına ilişkin veriler ise araştırmacı tarafından hazırlanan anket ile toplanmıştır. Söz konusu ankette bulunan sorular daha net bir değerlendirmeyi sağlamak amacıyla okul içerisindeki davranışlar, iletişime geçebilmek için bulunulan davranışlar, okul dışındaki davranışlar olmak üzere 3 kategoriye ayrılmıştır. Verilerin analizinde yüzde, frekans, aritmetik ortalama, standart sapma ve kay kare testleri kullanılmıştır. Bulgular, öğrencilerin bağlanma stilleri ile cinsiyetleri arasında anlamlı bir ilişki olduğunu ortaya çıkarmıştır. Kız öğrenciler daha çok korkulu bağlanma stiline sahipken, erkek öğrencilerin daha çok güvenli bağlanma stiline sahip oldukları bulunmuştur. Flört davranışlarına ilişkin sorulan sorularda daha çok cesaret ve aktiflik içeren davranışlara erkek öğrencilerin yüzde oranları, pasiflik ve karşı cinsten ilk adımı beklemeyi gerektiren davranışlarda ise kız öğrencilerin yüzde oranları daha yüksek çıkmıştır. Anahtar Kelimeler: Bağlanma Stilleri, Flört Davranışları, Ergenler
Farklı sosyokültürel ve ekonomik bağlamlarda yaşayan dört-altı yaş çocuklarının zihin kuramı ve bağlanma türleri arasındaki ilişkinin incelenmesi
Bu çalışmanın amacı, farklı sosyokültürel ve ekonomik bağlamlarda yaşayan dört-altı yaş çocuklarının zihin kuramı ve bağlanma türlerine göre incelemektir. Bu araştırmanın modeli, gelişimsel-kesitsel modelde nedensel-karşılaştırma araştırması olarak planlanmıştır. Araştırmanın evrenini Adana ili merkez ilçelerine (Çukurova, Sarıçam, Seyhan ve Yüreğir) bağlı köylerde yaşayan köy çocukları, beş ilde (Adana, Gaziantep, Hatay, Kahramanmaraş, Mersin) Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı Çocuk Hizmetleri Genel Müdürlüğüne bağlı kurumda kalan çocuklar ile Adana ili etrafındaki tarlalarda çalışan gezici mevsimlik tarım işçilerinin çocukları oluşmuştur. Dört merkez ilçeye bağlı 38 köy arasından seçkisiz örnekleme yöntemlerinden biri olan basit tesadüfî örnekleme yöntemi kullanılarak 10 köy belirlenmiştir. Köylerdeki çocukların belirlenmesinde ise seçkili örnekleme yöntemlerinden olan amaçlı oransız tabakalı örnekleme yöntemi kullanılmış ve 70 (39 kız; 31 erkek) çocuk araştırmaya dâhil edilmiştir. Kurumda kalan çocukların belirlenmesinde de seçkili örnekleme yöntemlerinden amaçlı oransız tabakalı yöntemi kullanılmıştır. Beş ilden toplam 63 (28 kız; 35 erkek) çocuk örnekleme alınmıştır. Adana'da tarlalarda çalışan gezici mevsimlik tarım işçilerinin çocukları seçkili örnekleme yöntemlerinden amaçlı oransız tabakalı yöntemi ile belirlenmiş 12 farklı çadır alanında yaşayan toplam 71 (37 kız; 34 erkek) çocukla çalışma yapılmıştır. Bu araştırmada veri toplama aracı olarak demografik bilgi formu, yanlış kanı testleri ve bağlanma stilleri öykü tamamlama testi kullanılmıştır. Her çocuğa (1) yer değiştirme, (2) görüntü-gerçeklik, (3) beklenmedik durum ve (4) yanıltıcı resim olmak üzere dört farklı yanlış kanı testi uygulanmıştır. Çocukların anne babalarına olan bağlanma türlerini ortaya çıkarmak için doğum günü, 1) kazara dökülen meyve suyu, 2) yatak odasındaki canavar, 3) diz incinmesi, 4) ayrılma ve 5) tekrar bir araya gelme öykülerinden oluşan bağlanma öykü tamamlama testleri de uygulanmıştır. Araştırma verilerinin analizinde frekans ve yüzdeler, aritmetik ortalamalar (demografik bilgiler), iki yönlü MANOVA ile İkili (Binary) Lojistik Regresyon teknikleri uygulanmıştır. Elde edilen veriler doğrultusunda yaş değişkenine göre, bu köy çocukları ile kurumda kalan çocukların kendisi ve başkasına dair yanlış kanı atfı zihin puanlarının yaşa göre gelişimsel bir ilerleme gösterdiği tespit edilmiştir. Gezici mevsimlik tarım işçilerinin çocuklarında hem kendisi hem de başkasına dair yanlış kanı atfı zihin puanlarında yaşa göre bir gelişim göstermediği, özellikle altı yaşta bir gerileme olduğu belirlenmiştir. Bu çalışmada anne ve baba bağlanma türleri ve yaşadıkları sosyokültürel ve ekonomik bağlama göre kendine dair yanlış kanı atfı zihin puanı ve başkasına dair yanlış kanı atfı zihin puanı ile ilgili sonuçlar incelendiğinde, çocukların yaşadığı sosyokültürel ve ekonomik bağlama göre kendine dair yanlış kanı atfı zihin puanı ve başkasına dair yanlış kanı atfı zihin puanları açısından anlamlı bir farklılık olduğu belirlenmiştir. Bu farklılığı ise köy çocukları lehine olduğu belirlenmiştir. Ayrıca bu çalışmada çocukların yaşadığı farklı sosyoekonomik kültürel bağlamın anne ve baba bağlanmalarını yordadığı belirlenmiştir. Elde edilen sonuçlar kültürel tarihsel etkinlik kuramının temel kavramlarına göre tartışılmıştır.
Lise öğrencilerinin çatışma çözme yaklaşımlarının bağlanma stilleri ve bazı değişkenler açısından incelenmesi
Bu araştırmada, ergenlerin çatışma çözme yaklaşımlarının bağlanma stilleri ve bazı sosyo-demografik değişkenler açısından incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırmanın problemleri sunulurken öncelikle bağlanma stillerinin çatışma çözme yaklaşımları üzerindeki rolü ele alınmıştır. Ayrıca demografik özelliklerin, bireysel ve aileye ilişkin özelliklerin çatışma çözme yaklaşımlarını ne ölçüde yordadığı da araştırılmıştır. Araştırma; nedensel karşılaştırma ve ilişkisel yönteme dayanmaktadır. Araştırmanın örneklemini ise 2013-2014 eğitim öğretim yılında Hatay ili Antakya Büyük Şehir Belediyesi sınırları içerisinden seçilen Anadolu liselerinden random küme örnekleme yoluyla seçilmiş 9, 10, 11 ve 12. Sınıfa devam eden 617 kız ve erkek öğrenci oluşturmuştur. Araştırma kapsamında; araştırmacı tarafından oluşturulan, sosyo-demografik bilgilerin yer aldığı "Kişisel Bilgi Formu", "İlişki Ölçekleri Anketi" ve "Çatışma İletişim Tarzı Ölçeği" kullanılmıştır. Araştırmanın istatistiksel analizinde, ergenlerin çatışma çözme yaklaşımları ile bağlanma stilleri arasındaki ilişkinin incelenmesi için Spearman Sıra Sayıları korelasyonu kullanılmıştır. Gruplararası farlılıkların olup olmadığını incelemek için ikili gruplarda Mann-Whitney U; üç ve daha fazla gruplarda ise Kruskal Wallis tekniği kullanılmıştır. Analizlerde parametrik olmayan istatistiklerin kullanılmasının nedeni; örneklemede yer alan ergenlerin çatışma iletişim tarzları ölçeği ve ilişki ölçekleri anketinden aldıkları puanların normal dağlımı yansıtmaması sonucunda parametrik analizler için gerekli olan "normallik" varsayımının karşılanmamış olmasıdır. Elde edilen veriler üzerinde yapılan analiz sonuçlarında; güvenli bağlanma stiline sahip ergenlerin çatışmalarda daha fazla kendini anlatma, kendini açma eğiliminde olduğu, çatışmalardan daha az kaçındıkları ve çatışma yaşadığı yere göre çatışma davranışları arasında fark olmadığı bir başka deyişle genel davranış sergiledikleri sonucu elde edilmiştir. Kayıtsız bağlanma stili ile kendini açma ve duygularını ifade etme arasında negatif yönde ilişki bulunmuştur. Korkulu bağlanma stili ile kendini açma, genel özel davranış sergileme ve duygularını ifade etme yaklaşımları arasında negatif yönde ilişki bulunmuştur. Son olarak saplantılı bağlanma ile kendini açma ve duygularını ifade etme arasında pozitif yönde ilişki bulunmuştur. Bazı sosyo-demografik özelliklerle bağlanma stilleri ve çatışma çözme yaklaşımları ilişkili bulunmuştur. Elde edilen bulgular literatür ışığında tartışılmış, araştırmanın sınırlılıkları ve gelecekte yapılacak araştırmalar için önerilerde bulunulmuştur. Anahtar kelimeler: Bağlanma stilleri, çatışma çözme yaklaşımları ve ergenlik dönemi.
The use linking adverbials in academic writing of Turkish EFL learners: A corpus-based classroom implementation on the priming of contrastive adverbials
While teaching English as a foreign language, finding or preparing authentic materials is a daunting task for teachers of English as preparing new materials for different objectives of the lesson or different needs of the students is not easy. However, recently a new methodology has become popular in language teaching which offers some solutions for authentic material, namely corpus-based language teaching. Using concordance lines in corpora, foreign language learners are exposed to authentic input and have a chance to interact with native speaker language. In this study, Turkish EFL learners' use of contrastive adverbials in their academic writing has been investigated and results have been compared to native speakers' use of adverbials. The results have shown that Turkish EFL learners overuse contrastive adverbials in their academic writing and mostly prefer to use them in sentence-initial position while the extent of medial position preference of native speakers is very close to initial position preference. At the same time, in the present study, a corpus based implementation on contrastive adverbial use in academic writing has also been conducted to see whether there will be any improvement on participants' adverbial use or not. The results have shown that the participants' use of adverbials has improved considerably in terms of frequency. Nevertheless, their position preference has not improved when their use is compared to native speakers, as the participants have mostly preferred initial position ignoring medial and final position while native speakers have adverbials in both initial and medial position mostly. Lastly, participants' views about corpus-based implementation have also been investigated and they have stated that they find the implementation very effective as they have learned new adverbials and revised already known ones. In addition, participants have added that examining native speakers' real life examples have given them chance to gain experience about effective choice of adverbials and positioning them appropriately. Key Words: Corpus-based language teaching, contrastive adverbials
5- 6 yaş çocukların bağlanma durumları ile okul uyum düzeyleri arasındaki ilişkinin incelenmesi
Bu araştırmada, anasınıfına devam eden 5- 6 yaşındaki öğrencilerin bağlanma durumları ile okul uyumları arasındaki ilişkinin incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırma, İstanbul ili, Başakşehir ilçesinde 3 okula bağlı anasınıfı ve 1 bağımsız anaokuluna devam eden 100 anasınıfı öğrencisi ile gerçekleştirilmiştir. Araştırmada öğrencilerin bağlanma durumlarına ilişkin veriler 'Tamamlanmamış Oyuncak Bebek Ailesi Hikâyeleri' (Seven, 2006) , okul uyum düzeylerine ilişkin veriler 'Okul Uyumu Öğretmen Değerlendirme Formu'(Gülay, 2010) ve kişisel ve ailesel özelliklere ilişkin veriler "Kişisel Bilgi Formu" kullanılarak elde edilmiştir. Verilerin analizinde Pearson korelasyon analizi, parametrik testlerden t- testi, parametrik olmayan testlerden Kruskal Wallis, Mann Whitney U' dan yararlanılmıştır. Araştırmadan elde edilen bulgulara göre; araştırmaya katılan anasınıfı öğrencilerinin TOBAH Bağlanma ölçeğine göre kaçınma bağlanması gözlenen çocukların %70 ile en büyük grup olduğu görülmüştür. Bunun yanında güvenli bağlananlar % 21 ve negatif bağlananlar % 9 olarak gözlemlenmiştir. Güvenli, kaçınma ve negatif bağlanma oranlarına bakıldığında çocukların % 79'unun güvensiz, % 21' inin ise güvenli olduğu belirlenmiştir. TOBAH Bağlanma Ölçeği puanları, anasınıfı öğrencilerin cinsiyetlerine, annelerin çalışma durumuna, 0-1 yaş arası bakımını üstlenen kişi açısından, doğum sırası ve kardeş sayısı değişkenine, annelerin eğitim düzeylerine, son zamanlarda bakımını üstlenen kişilere göre anlamlı farklılık göstermemektedir. Okul Uyum Öğretmen Değerlendirme Ölçeği puanları anasınıfı öğrencilerinin cinsiyetlerine göre anlamlı farklılık göstermektedir. Buna göre kızların okul uyum puanları daha yüksektir. Okul Uyum Öğretmen Değerlendirme Ölçeği puanları, anasınıfı öğrencilerinin annelerin çalışma durumuna, 0-1 yaş arası bakımını üstlenen kişi açısından, doğum sırası ve kardeş sayısı değişkenine, annelerin eğitim düzeylerine, son zamanlarda bakımını üstlenen kişilere göre anlamlı farklılık göstermemektedir. Araştırmanın sonucunda anasınıfına devam eden öğrencilerin bağlanma durumları ile okul uyum düzeyleri ve alt ölçekleri arasında bir ilişki olmadığı tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Okul uyum, bağlanma durumları, 5-6 yaş çocuklar.
1-8 aylık bebeği olan annelerin emzirme ve doğum şeklinin maternal bağlanmaya etkisi
Bu araştırma, 1-8 aylık bebeği olan annelerin emzirme ve doğum şeklinin maternal bağlanmaya etkisini belirlemek amacıyla gerçekleştirilmiştir. Kesitsel türde olan bu araştırmanın evrenini 01.08.2017-31.09.2017 tarihleri arasında Şırnak Devlet Hastanesine başvuran 1050 anne oluşturmuştur. Minimum örneklem büyüklüğü power analiziyle belirlenen 110 anne olarak belirlenmiş ancak çalışma 1-8 aylık bebeği olan, araştırma kriterlerine uyan ve araştırmaya katılmaya gönüllü, okuma yazma bilen 252 anne ile yüz yüze görüşülerek yapılmıştır. Verilerin toplanmasında Tanıtıcı Özellikler Formu ve "Maternal Bağlanma Ölçeği" kullanılmıştır. Veriler SPSS 23.0 programı kullanılarak analiz edilmiştir. Annelerin maternal bağlanma düzeyi ile tanıtıcı özellikleri incelendiğinde; kendi anneleri (97.3±6.0) ve babaları (97.4±5.9) ile ilişkileri iyi olanların, daha önce bebek bakımı konusunda bilgisi olanların (97.5±6.0), bebeğe bakım verirken yorulmadığını söyleyenlerin (97.3±6.3), doğumdan sonra bağımsızlıkların kısıtlandığını orta derecede hissedenlerin (97.5±6.1), bebeğinin sakin bir bebek olduğunu düşünenlerin (97.9±5.3) maternal bağlanma düzeyleri anlamlı şekilde yüksek bulunmuştur (p<0.05). Doğum şekli (normal/sezaryen) ve bebek beslenmesi (anne sütü/mama/anne sütü+mama karışımı) ile maternal bağlanma düzeyi arasında ise anlamlı bir farklılık saptanmamıştır (p>0.05). Araştırma verilerimizden elde edilen bulgular doğrultusunda annelerin kendi anne ve babaları ile iyi ilişkiler içinde olması, daha öncesinden bebek bakımı konusunda bilgili olması, bebeğe bakım verirken yorulmadığını ve doğumdan sonra bağımsızlığının kısıtlandığını hissetmemeleri, bebeklerini sakin bir bebek olarak tanımlamaları anne-bebek bağlılığını olumlu yönde etkilemiştir.
Emzirme başarısı ve öz yeterliliği ile maternal bağlanma arasındaki ilişki
Araştırma, doğurganlık çağındaki (15-49 yaş) kadınlarda 'emzirme başarısı ve öz yeterliliği ile maternal bağlanma arasındaki ilişki' yi belirlemek amacıyla yapılmış kesitsel ve tanımlıyıcı bir çalışmadır. Araştırma Gaziantep İli Büyükşehir Belediye sınırları içinde yer alan Şahinbey ilçesinde Kavaklık Rotary Aile Sağlığı Merkezinde Mart-Haziran 2017 tarihleri arasında yapılmıştır.Bu çalışmada kadınların Sosyo-demografik özelliklerini belirlemeye yönelik 'Anket Formu', 'LATCH Emzirme Tanılama Aracı', 'Emzirme Öz-Yeterlilik Ölçeği', 'Maternal Bağlanma Ölçeği'kullanılmıştır. Veriler, SPSS 17 paket programı ile analiz edilmiştir. Verilerin analizinde sayılar, yüzdelikler, en az ve en çok değerler ile ortalama ve standart sapmaların yanı sıra normal dağılmayan ölçümlerde Kruskall Wallis Analizi, Spearman Korolesyon analizi anlamlı çıkan bulgularda ileri analiz olarak Mann Whitney-U analizi kullanılmıştır. Araştırmada LATCH emzirme tanılama aracından ortalama 9.87±0.42, emzirme öz yeterlilik ölçeğinden 63.51±10.71 ve maternal bağlanma ölçeğinden 101.58±2.28 puan almışlardır. Emzirme öz yeterlilik puan ortalaması ile maternal bağlanma puan ortalamaları arasında istatistiksel olarak pozitif yönlü, düşük düzeyli anlamlı ilişki vardır (p<0.05). Emzirme öz yeterlilik puanı arttıkça maternal bağlanma puanı da artmaktadır.
Doğumdan sonra ilk kez tanıştırılan bebekler ile babaların bağlanma durumu ve iletişim örüntüsünün incelenmesi
Doğumdan sonra ilk kez tanıştırılan babalar ile bebeklerin bağlanma durumu ve iletişim örüntüsünün incelenmesi amacıyla yapılan yarı deneysel tipte bir araştırmadır. Araştırma, Ekim 2016- Aralık 2016'da Sağlık Bilimleri Üniversitesi Adana Numune Eğitim Araştırma Hastanesi ile Adana Kadın Doğum ve Çocuk Hastalıkları Hastanesi doğumhane klinikleri ve doğum servislerinde, 50 baba ile yüz yüze görüşülerek yapıldı. Deney grubunda, doğumdan sonra babaların kucaklarına verilen bebekler ile babaların iletişimi gözlendi, bebeklerini kucaklarında tutma süresi kronometre ile belirlendi. Kontrol grubunda ise hastanenin rutin uygulaması gerçekleşti. Araştırmadan bir ay sonra babaların bebekleriyle iletişimi, bağlanmaları ve bakıma katılmaları uygulanan anket formuyla tekrar incelendi. Araştırmaya katılan babaların yaş ortalaması 31.96±5.14 idi. Babaların 46'sının (%92) eşlerinin planlı olarak gebe kaldığı, 35 bebeğin (%70) sezaryen ile doğduğu, 14(%28)'ünün normal vajinal doğum ile 1(%2)'inin ise spinal anestezi altında doğduğu belirlendi. Araştırmaya katılan babalardan 29'unun (%58) babalığa her zaman hazır olduğu fakat işlerinin yoğunluğundan dolayı eşlerine yardımcı olamayacağını belirttiği, 21'inin (%42) bebeğin bakımına severek ve isteyerek katılacağını belirttiği belirlendi. Çocuğunu kucağına almayan babaların %84 nadiren veya hiç bebeğin bakımına katılırken, çocuğunu kucağına alan babaların %48'inin bebeğinin bakımına sık sık katıldığı tespit edildi. Babanın bebeğini kucağına alması ile bakıma katılması arasında anlamlı bir ilişki bulundu (p<0.05). Bebeklerin babalarıyla doğumdan hemen sonra tanıştırılması ve babanın kucağına verilmesi, ilerleyen dönemlerde baba ile bebek arasında kurulacak bağlanma durumu için önemli olduğu saptanmıştır. Hemşireler bu konuda babayı desteklemede önemli bir rol oynamaktadır. Anahtar Sözcükler: Baba, bebek, bağlanma, hemşire, iletişim.
Evli bireylerin aldatma eğilimleri ve affetme düzeylerinin bağlanma stillerine göre incelenmesi
Bu araştırmanın amacı, evli bireylerin aldatma eğilimi ve affetme düzeylerinin bağlanma stillerine göre incelenmektir. Araştırmanın örneklemi Adana ilinde yaşayan 200 (103 kadın, 97 erkek) evli bireyden oluşmaktadır. Bu çalışmada Kişisel Bilgi Formu, Griffin ve Bartholomew'un (1994) geliştirdiği, Sümer (1999) tarafından Türkçe'ye uyarlanan İlişki Ölçekleri Anketi, Polat (2006) tarafından geliştirilen Aldatma Eğilimi Ölçeği, Thompson ve ark. (2005) tarafından geliştirilen ve Türkçe'ye uyarlaması Bugay ve Demir (2010) tarafından gerçekleştirilen Heartland Affetme Ölçeği kullanılmıştır. Parametrik testlerden T-Testi ve Regresyon Analizi ise veri analizinde yer almıştır. Verilerin analizinde T-Testi ve Regresyon analizi yöntemleri kullanılmıştır. Tüm veriler 0.05 anlamlılık düzeyinde test edilmiştir Araştırma bulgularına göre aldatma eğilimi ve bağlanma stilleri arasında anlamlı bir ilişki olmadığı görülmektedir. Bununla birlikte, kadın katılımcılarda affetme düzeyi ve aldatma eğiliminde pozitif yönde anlamlı bir ilişki saptanmıştır. Anahtar Sözcükler: Aldatma eğilimi, affetme düzeyi, bağlanma stilleri.
Çiftlerin bağlanma stilleriyle stresle başa çıkma tarzları ve benlik saygısı düzeylerinin karşılaştırılması
Bu araştırmanın amacı, çiftlerin bağlanma stilleri ile stresle başa çıkma tarzları ve benlik saygısı düzeyleri arasında fark olup olmadığının incelenmesidir. Betimsel tarama modelinde ilişkisel tarama yöntemiyle yapılan çalışmanın araştırma grubunu, Hatay ili Mustafa Kemal Üniversitesi ve Adana ili Çukurova Üniversitesi'nin çeşitli fakültelerine devam eden ve mezun olup pedagojik formasyon eğitimi gören 216 kadın ve 206 erkek olmak üzere toplam 422 kişi oluşturmaktadır. Araştırma verileri 2016-2017 akademik yılı güz yarıyılında toplanmıştır. Araştırmada çiftlerin bağlanma stillerini belirlemek için Çolakkadıoğlu, Akbaş ve Yıldızeli (2016) tarafından uyarlaması yapılan "Çiftlerde Bağlanma Ölçeği", stresle başa çıkma tarzlarını belirlemek için Şahin ve Durak (1995) tarafından uyarlaması yapılan "Stresle Başa Çıkma Tarzları Ölçeği", benlik saygısı düzeylerini belirlemek için Turan ve Tufan (1987) tarafından uyarlanmış olan "Coopersmith Benlik Saygısı Ölçeği" kullanılmıştır. Araştırmada stresle başa çıkma tarzları ve benlik saygısı arasında ilişki olup olmadığını belirlemek amacıyla Pearson Momentler Çarpımı Korelasyon Katsayısı analizi tekniği kullanılmıştır. Ayrıca stresle başa çıkma tarzları ve benlik saygısı düzeyi bakımından güvenli ve güvensiz (kaygılı, kaçınan, kaygılı-kaçınan) bağlanmış çiftler arasında fark olup olmadığını belirlemek amacıyla Tek Yönlü MANOVA analiz tekniği kullanılmıştır. Pearson Momentler Çarpımı Korelasyon Katsayısı analiz tekniği sonucunda Stresle Başa Çıkma Tarzları Ölçeğinin, kendine güvenli yaklaşım, iyimser yaklaşım ve sosyal destek arama yaklaşımı alt ölçekleri ile benlik saygısı arasında pozitif yönde anlamlı; çaresiz yaklaşım ve boyun eğici yaklaşım alt ölçekleri ile benlik saygısı arasında negatif yönde anlamlı bir ilişkinin olduğu bulunmuştur. Yapılan Tek Yönlü MANOVA analizi sonucunda, güvenli ve güvensiz (kaygılı, kaçınan, kaygılı-kaçınan) çiftlerin stresle başa çıkma tarzları ve benlik saygısı düzeyleri bakımından farklılaştığı görülmüştür. Analiz sonuçlarına göre, güvenli bağlanan çiftlerin stresle başa çıkma tarzları alt ölçeklerinden kendine güvenli yaklaşım ve iyimser yaklaşım ve sosyal destek arama yaklaşımını kullandıkları ve yüksek benlik saygısı düzeylerine sahip oldukları, güvensiz bağlanan (kaygılı, kaçınan, kaygılı-kaçınan) çiftlerin ise çaresiz yaklaşım ve boyun eğici yaklaşım tarzını kullandıkları ve düşük benlik saygısı düzeyine sahip oldukları bulunmuştur. Sonuç olarak güvenli bağlanan çiftlerin stresle başa çıkmada problem odaklı (etkili) başa çıkma tarzlarını kullandığı ve benlik saygısı düzeylerinin yüksek olduğu, güvensiz bağlanan çiftlerin ise stresle başetmede duygu odaklı (etkisiz) başa çıkma tarzlarını kullandığı ve benlik saygısı düzeylerinin düşük olduğu görülmüştür. Anahtar Kelimeler: Bağlanma stilleri, çiftlerde bağlanma, stresle başa çıkma ve benlik saygısı
Doğum sonu yaşam kalitesinin maternal bağlanmaya etkisi
Araştırma, Ocak 2016-Haziran 2016 tarihleri arasında Yozgat merkezde bulunan sekiz aile sağlığı merkezinde, 1-1.5 aylık bebeklerini aşıya veya muayeneye getiren annelerle gerçekleştirildi. Veriler kişisel bilgi formu, Maternal Bağlanma Ölçeği (MBÖ), Doğum Sonu Yaşam Kalitesi Ölçeği (DSYKÖ) ile elde edilmiştir. Verilerin analizinde iki grup karşılaştırmaları Mann-Whitney U testi ile, ikiden daha fazla grup karşılaştırmaları Kruskal-Wallis analizi, sayısal değişkenler arası ilişkiler Spearman korelasyon analizi ile değerlendirilmiştir. Araştırmada, annelerin doğum sonu yaşam kalitesi ölçeği puan dağılımları incelendiğinde; "akraba" alt boyut puan ortalamasının 22,0±3,4, "sosyo-ekonomik" alt boyut puan ortalamasının 20,6±5,3, "eş" alt boyut puan ortalamasının 22,9±4,2, "sağlık" alt boyut puan ortalamasının 20,6±4,1 "psikolojik" alt boyut puan ortalamasının 21,8±3,7 ve "doğum sonu yaşam kalitesi ölçeği" puan ortalamasının 21,5±3,8 olduğu ve "maternal bağlanma ölçeği" toplam puan ortalamasının 91,1±11,5 olduğu saptanmıştır. Normal doğum yapan annelerin MBÖ puan ortalaması sezaryen doğum yapan annelere göre istatiksel olarak yüksek bulunmuştur (p<0,05). Üniversite mezunu, çalışan ve çekirdek aileye sahip olan annelerin MBÖ ve DSYKÖ puan ortalamalarının istatiksel olarak anlamlı düzeyde, belirlenmiştir (p<0,05). Çalışmaya katılan annelerin bebeklerini "hemen" kucağına alma ve "hemen" dokunma durumu ile MBÖ puan ortalaması arasında istatiksel olarak anlamlı bir fark tespit edilmiştir (p<0,05). MBÖ ile DSYKÖ ve tüm alt boyutlar arasında pozitif yönde orta düzeyde ilişki bulunmuştur. DSYKÖ ile tüm alt boyutları arasında pozitif yönde güçlü bir ilişki bulunmuştur. Sonuç olarak doğum sonu dönemdeki annelerin birçok sorunla karşılaştıkları, yaşanan bu sorunların annelerin doğum sonu yaşam kalitesini ve maternal bağlanmayı olumsuz etkilediği belirlenmiştir. Bu sorunların önlenmesine yönelik hemşirelik yaklaşımının; uygun destek ve eğitimi içermesi hem anne, bebek sağlığının korunup geliştirilmesi hem de annenin doğum sonu sürece uyumunu kolaylaştıracak, doğum sonu yaşam kalitesini yükseltecek ve maternal bağlanmayı olumlu etkileyecektir. Anahtar Kelimeler: doğum, doğum sonu, yaşam kalitesi, bağlanma, maternal bağlanma, hemşirelik
Postpartum dönemdeki annelerin eşleri ve bebeği ile olan bağlanma düzeyi arasındaki ilişki
Araştırma, postpartum dönemdeki annelerin eşleri ve bebeği ile olan bağlanma düzeyi arasındaki ilişkinin belirlenmesi amacıyla kesitsel ve tanımlayıcı türde yapılmıştır. Araştırmanın örneklemini Gaziantep ili Cengiz Gökçek Kadın Doğum ve Çocuk Hastalıkları Hastanesi'ndeki, 1-4 aylık bebeği olan 150 anne oluşturmuştur. Verilerin toplanmasında araştırmacı tarafından oluşturulan anne tanıtıcı bilgi formu, "Maternal Bağlanma Ölçeği" (MBÖ) ve "Yakın İlişkilerde Yaşantılar Envanteri II" (YİYE II) ölçeği kullanılmıştır. Veriler 06 Ekim 2016- 03 Ocak 2017 tarihleri arasında çalışmayı kabul eden annelerle yüz yüze görüşme yöntemi ile elde edilmiştir. Verilerin analizinde; sayı, yüzde, ortalama, standart sapma, "iki ortalama arasındaki farkın önemlilik testi" (bağımsız t testi), "tek yönlü varyans analizi" (ANOVA), Levene testi, "çoklu karşılaştırma testi"(Bonferonni ya da Tamhane's T2) kullanılmıştır. Sonuç olarak postpartum dönemde annelerin eşleri ve bebeği ile olan bağlanma düzeyi arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki saptanmamıştır. MBÖ ile YİYE II Ölçeği arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki bulunmamaktadır (p>0.05). Annelerin yaşlarının, eğitim düzeylerinin, evlilik sürelerinin, doğum ve çocuk sayılarının ve doğum şekillerinin anne-bebek bağlılığını etkilediği saptanmıştır. Hemşire ve ebelerin ev ziyaretleri ve hastanelerde aileyi bir bütün olarak değerlendirmesi, annelerde maternal bağlanmayı değerlendirip bunu olumsuz etkileyen faktörleri belirlemesi ve aileye bu konuda gerekli girişimlerde bulunması önerilebilir. Anahtar Kelimeler: Bağlanma, Eşler arasındaki bağlanma, Maternal bağlanma, Postpartum dönem, Hemşirelik.
Ergenlerde yalnızlığın yordayıcısı olarak algılanan sosyal destek, arkadaşlık kalitesi ve arkadaşa bağlanmanın incelenmesi
Bu araştırmanın amacı arkadaştan algılanan sosyal destek, arkadaşlık kalitesi ve arkadaşa bağlanma değişkenlerinin ergenlerin yalnızlık düzeyini ne derecede yordadığı incelemektir. Betimsel yöntem kullanılarak yürütülen araştırmada örneklemi 2016-2017 eğitim öğretim yılında Hatay ili İskenderun ilçesindeki anadolu liselerinde okuyan 239 kız ve 191 erkek olmak üzere 430 öğrenci oluşturmuştur. Bu kullanılan veriler; Kişisel Bilgi Formu, UCLA Yalnızlık Ölçeği, Algılanan Sosyal Destek Ölçeği, Arkadaşlık Kalitesi Ölçeği ve Arkadaşa Bağlanma Ölçeği ile elde edilmiştir. Araştırma değişkenleri cinsiyet, anne eğitim düzeyi, baba eğitim düzeyi, kardeş sayısı, aile gelir düzeyi, sınıf düzeyi açısından incelenirken SPSS programı üzerinden ilişkisiz örneklemler T- testi, tek yönlü varyans analizi (One Way Anova), Kruskal Wallis H testi kullanılmıştır. Yalnızlığın; algılanan sosyal destek, arkadaşlık kalitesi ve arkadaşa bağlanma değişkenleri tarafından ne derece yordandığı incelenirken hiyerarşik çoklu regresyon analizi kullanılmıştır. Araştırma sonucunda arkadaştan algılanan sosyal destek, arkadaşlık kalitesi ve arkadaşa bağlanma değişkenlerinin yalnızlığı anlamlı olarak yordadığı sonucuna ulaşılmıştır. Cinsiyet, sınıf düzeyi, anne eğitim, baba eğitim, kardeş sayısı, ailenin aylık gelir düzeyi değişkenlerinin UCLA Yalnızlık Ölçeğine göre anlamlı farklılaşmadığı görülmüştür. Arkadaşlık kalitesi ve algılanan sosyal desteğin cinsiyet açısından anlamlı farklılaştığı; kız öğrencilerin erkek öğrencilere göre arkadaşlarından daha fazla sosyal destek algıladıkları görülürken; sınıf düzeyi, anne eğitim seviyeleri, baba eğitim seviyeleri, kardeş sayısı, ailenin aylık gelir düzeyi değişkenlerinin anlamlı farklılaşmadığı görülmüştür. Arkadaşa bağlanma güvenli alt boyutunun kızların lehine olarak cinsiyet açısından farklılaştığı görülmüştür. Sonuçlar ergenlik, yalnızlık, sosyal destek, bağlanma ve arkadaşlık kalitesi değişkenleri kapsamında literatürdeki diğer çalışmalar da göz önünde bulundurularak tartışılmıştır.
Üniversite öğrencilerinde sanal bağlanmanın yordanması
Her geçen gün teknolojinin yaygınlaşmasına ve sanal ortamların kullanımının artmasına paralel olarak yeni bir ilişki biçimi olarak sanal bağlanmanın ortaya çıktığı görülmektedir. Özellikle genç yetişkinler kendini daha rahat ifade edebilme, yakın ilişkiler kurma adına sanal ortam üzerinden ilişkiler yaşamaya ve bu ilişkileri yaşamının merkezine almaya başlamıştır. Öyle ki bireyler sanal ortam üzerinden ilişki kurdukları kişi veya kişilerle iletişime geçmeyi sabırsızlıkla beklemektedir. Etkileşime geçmediklerinde ise huzursuzluk, kaygı, merak gibi duygular hissetmektedirler ve bu durum genç yetişkinlerin giderek günlük yaşamlarından uzaklaşıp sanal ortamda kurdukları etkileşimlere bağlı hale gelmelerine sebep olmaktadır. Sanal bağlanma ortaya koyduğu kişisel ve toplumsal sonuçlar açısından araştırılması ve anlaşılması önemli bir durumdur. Betimsel bir nitelik taşıyan bu araştırmada sanal bağlanmanın genç yetişkinlerde cinsiyet, bağlanma stilleri, yalnızlık, utangaçlık, psikolojik doğum sırası ve ebeveyn ilişkileri açısından ne derece yordandığı sorusuna yanıt aranmıştır. Bu amaç doğrultusunda değişkenler arası ilişkileri belirlemek amacıyla regresyon analizi yapmak için 451 öğrenciden veriler toplanmıştır. Veri toplama sürecinde öncelikle etik kurul izni alınmış ve ardından Kırşehir Ahi Evran Üniversitesinde öğrenim gören ve uygun örnekleme yöntemi ile belirlenen öğrencilerden veriler Google Anketler aracılığıyla toplanmıştır. Araştırmanın temel amacı neticesinde elde edilen sonuçlara göre bağlanma stili, yalnızlık, utangaçlık, psikolojik doğum sırası ve ebeveyn ilişkileri üniversite öğrencilerinde sanal bağlanmayı anlamlı bir şekilde yordarken cinsiyetin modele anlamlı bir katkı sağlamadığı görülmüştür. Sanal bağlanma ile yalnızlık, utangaçlık, korkulu bağlanma, saplantılı bağlanma ve kayıtsız bağlanma arasında pozitif yönde ve anlamlı düzeyde bir ilişki; sanal bağlanma ile ebeveyn ilişkileri ve güvenli bağlanma arasında negatif yönde ve anlamlı düzeyde ilişki bulunmuştur. Araştırmada veri toplama aracı olarak araştırmacı tarafından geliştirilen Sanal Bağlanma Ölçeği, Kişisel Bilgi Formu, İlişki Ölçekleri Anketi, UCLA Yalnızlık Ölçeği Kısa Formu, Utangaçlık Ölçeği ve Ebeveyn İlişkileri hakkında yorum yapabilmek amacıyla araştırmacı tarafından hazırlanan likert tipli beş soruluk bir araç kullanılmıştır. Verilerin istatistiksel analizinde IBM SPSS Statistics v25.0 paket programı kullanılmış olup Adımsal Regresyon Analizi yapılmıştır. Araştırmadan elde edilen bulgular alan yazın ışığında daha önce bu konu ile ilgili olarak yapılmış araştırmaların bulguları ile birlikte tartışılıp yorumlanmıştır. Bu bulgular doğrultusunda geleceğe yönelik olarak sanal bağlanma kavramının anlaşılması ve tartışılması doğrultusunda psikolojik danışmanlara ve ruh sağlığı alanında çalışanlara öneriler sunulmuştur.
Evli bireylerde yaşam doyumunun yordayıcısı olarak evlilik doyumu ve bağlanma boyutları
Bu araştırmada evli bireylerin yaşam doyumunun yordayıcısı olarak evlilik doyumu ve bağlanma boyutlarını incelemek ve ayrıca belirlenen demografik değişkenlere göre evlilik doyumu ve yaşam doyumunun anlamlı farklılık gösterip göstermediğini ortaya koymak amaçlanmıştır. Araştırma, Türkiye'nin çeşitli illerinde yaşayan 374 (259 kadın, 115 erkek) evli bireyden kartopu örnekleme yöntemi ile toplanan verilerle gerçekleştirilmiştir. Bireylerin yakın ilişkilerde yaşantılarına yönelik bağlanmaya ilişkin kaygı ve bağlanmaya ilişkin kaçınma boyutu verileri "Yakın İlişkilerde Yaşantılar Envanteri II (YIYE II)", evlilik doyumuna ilişkin veriler "Evlilik Doyum Ölçeği", yaşam doyumuna ilişkin veriler "Yaşam Doyumu Ölçeği" ve kişisel bilgiler ise araştırmacı tarafından oluşturulan "Kişisel Bilgi Formu" ile toplanmış olup; verilerin analizinde IBM SPSS 25 Programı kullanılmıştır. Verilerin analizinde Bağımsız Gruplar T-Testi, Tek Yönlü Varyans Analizi, Basit Regresyon Analizi, Çoklu Regresyon Analizinden yararlanılmıştır. Araştırmadan elde edilen bulgulara göre; bağlanmaya ilişkin kaygı ve kaçınma boyutlarının birlikte evlilik doyumunu anlamlı bir şekilde yordadıkları, evlilik doyumuyla orta düzeyde anlamlı bir ilişki içinde oldukları sonucuna ulaşılmıştır. Bağlanmaya ilişkin kaygı ve kaçınma boyutlarının birlikte yaşam doyumunu anlamlı bir şekilde yordadıkları, yaşam doyumuyla düşük düzeyde anlamlı bir ilişki içinde oldukları sonucuna ulaşılmıştır. Kaygı ve kaçınma boyutu puanlarının her ikisinin de cinsiyete göre anlamlı bir farklılık göstermediği bulunmuştur. Araştırmadan elde edilen diğer bulgulara göre; evlilik doyumu cinsiyet, evli olma süresi ve sahip olunan çocuk sayısına göre anlamlı bir farklılık göstermezken, eğitim düzeyi, ailenin aylık geliri ve evlilik biçimine göre anlamlı şekilde farklılık gösterdiği sonucuna ulaşılmıştır. Yaşam doyumu eğitim düzeyi, evlilik biçimi, evli olma süresi ve sahip olunan çocuk sayısına göre anlamlı bir farklılık göstermezken, cinsiyet ve ailenin aylık gelirine göre anlamlı şekilde farklılık gösterdiği bulgularına ulaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: Bağlanma boyutları, evlilik doyumu, yaşam doyumu
Gebelikte uyku kalitesi ve prenatal bağlanma ile ilişkisi
Gebelerde uyku kalitesi ve prenatal bağlanma ile ilişkisini belirlemek amacıyla analitik kesitsel olarak Eylül 2018 – Eylül 2019 tarihleri arasında, Aydın İl Sağlık Müdürlüğü'ne bağlı Aydın Kadın Doğum ve Çocuk Hastalıkları Hastanesi'nde gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın evrenini bu hastanenin Nonstres Testi (NST) polikliniğine başvuran gebeler, örneklemini ise 675 gebe oluşturmuştur. Araştırma verileri Gebe Tanıtım Formu, Pittsburg Uyku Kalitesi İndeksi, Epworth Uykululuk Skalası, Prenatal Bağlanma Envanteri ile toplanmıştır. Verilerin analizinde Statistical Package for the Social Sciences (SPSS) 18 programı kullanılmış ve verilerin analizinde tanımlayıcı istatistikler için student t test, Mann-Whitney U test, ANOVA ve Kruskall Wallis H test, ileri analizler için Tukey testi ve Pearson Korelasyon analizi kullanılmıştır. Araştırmaya katılan gebelerin yaş ortalaması 27,35±5,87 yıl, evlilik yılı ortalaması 5,85±4,65 yıldır. Gebelerin Pittsburgh Uyku Kalitesi İndeksi puan ortalaması 6,10±3,52 olup, %60,3'ünün uyku kalitesinin kötü olduğu saptanmıştır. Aile tipi, evlilik yılı, ikametgâh durumları, gebelik haftası, yaşayan çocuk sayısı, düşük sayıları, ölü doğum sayıları, doğum/doğum sonu dönem ile ilgili eğitim alma durumları, gebe kaldıkları kiloları, uykuya dalmak için yapılan alışkanlık durumları, gebelikte eşten destek alma durumları, gebelikte uyku sorunu yaşama durumları, uyuma süresi, gebelikten önceki uyku ile gebelikteki uyku arasında fark olma durumları, horlama durumları gebelerin uyku kalitesini etkileyen faktörler olarak bulunmuştur. Gebelerin Prenatal Bağlanma Envanteri puan ortalamasının 66,54±10,60 olduğu tespit edilmiştir. Gebelerin Pittsburgh Uyku Kalitesi İndeksi alt bileşenlerinden uyku bozukluğu ve uyku ilaç kullanımı ile Prenatal Bağlanma Envanteri arasında pozitif yönde zayıf bir ilişki olduğu saptanmıştır (p<0,05). Gebelerin Pittsburgh Uyku Kalitesi İndeksi ile Prenatal Bağlanma Envanteri arasında ilişki saptanmamıştır (p>0,05). Sonuç olarak, gebelerin uyku kalitesinin kötü olduğu gebelerin uyku kalitesi ile prenatal bağlanma arasında ilişki bulunmadığı saptanmıştır. Gebeler her izlemde uyku kalitesi ve prenatal bağlanma açısından değerlendirilerek bu süreç içerisinde desteklenmelidir.
Lise öğrencilerinin kariyer uyum düzeyinin bağlanma stilleri ile ilişkisinin incelenmesi
Bu araştırma, lise öğrencilerinin kariyer uyumu düzeyleri ile bağlanma stillerinin ilişkisinin incelenmesinin amaçlandığı ilişkisel tarama modelinde betimsel bir çalışmadır. Araştırma grubu , Adana ili merkez ilçelerinde yer alan toplam 4 lisede 9.,10.,11. ve 12. sınıfa devam etmekte olan 362 kız, 220 erkek olmak üzere toplam 582 öğrenciden oluşmaktadır. Katılımcıların yaş ranjı 14 ile 19 yaş aralığındadır. Araştırmada ergenlik çağındaki öğrencilerin kariyer uyumuna ilişkin veriler 'Kariyer Uyum Yetenekleri Ölçeği', bağlanma stillerine ilişkin veriler 'İlişki Ölçekleri Anketi' ve kişisel bilgilere ilişkin veriler ise araştırmacı tarafından hazırlanan 'Kişisel Bilgi Formu' kullanılarak elde edilmiştir. Araştırmanın verilerinin analizinde Pearson korelasyon katsayısı, t testi, varyans analizi ve standart çoklu regresyon analizi teknikleri kullanılmıştır. Araştırmanın sonucuna göre kariyer uyum yetenekleri ile güvenli, korkulu ve saplantılı bağlanma arasında anlamlı ilişki görülürken kayıtsız bağlanma ile ilişki olmadığı görülmüştür. Çoklu regresyon analizi sonuçları incelendiğinde bağlanma ölçeği alt boyutlarının kariyer uyum yeteneğinin anlamlı bir yordayıcısı olduğu görülmektedir. Lise öğrencilerinin kariyer uyum yeteneklerinin tek yordayıcısı güvenli bağlanmadır. Diğer değişkenler anlamlı şekilde yordamamıştır. Kız lise öğrencilerinde güvenli bağlanma ile kariyer uyum yeteneği arasında orta düzeyde, kayıtsız bağlanma ile düşük düzeyde pozitif yönde ilişki bulunmuş iken saplantılı bağlanma sile negatif yönde düşük düzeyde anlamlı ilişki olduğu görülmüştür. Kız lise öğrencilerinin kariyer uyum yetenekleri ile korkulu bağlanma arasında anlamlı ilişki bulunamamıştır. Kız lise öğrencilerinin kariyer uyumu yeteneklerinin en önemli yordayıcısı yine güvenli bağlanma iken, ikinci önemli yordayıcısı saplantılı bağlanmadır. Korkulu bağlanma ve kayıtsız bağlanma stilleri kız öğrencilerin kariyer uyum yeteneklerinin yordayıcısı değildir. Erkek lise öğrencilerinde güvenli bağlanma ile kariyer uyum yetenekleri arasında düşük düzeyde pozitif yönde, korkulu bağlanma ile düşük düzeyde negatif yönde ilişki bulunmuştur. Saplantılı bağlanma ve kayıtsız bağlanma ile kariyer uyum yetenekleri arasında anlamlı ilişki bulunamamıştır. Erkek lise öğrencilerinin kariyer uyum yeteneklerinin tek yordayıcısı güvenli bağlanma iken diğer boyutlar alt boyutlar anlamlı yordayıcısı değildir. Anahtar Kelimeler: Kariyer uyumu, bağlanma stilleri, lise öğrencileri.
Doğumda indüksiyon uygulamasının doğum sonu anne-bebek bağlanması ve kaygı düzeyine etkisi
Amaç: Bu araştırma, doğumda oksitosin indüksiyon uygulamasının doğum sonu anne-bebek bağlanması ve kaygı düzeyine etkisini incelemek amacıyla yapılmıştır. Gereç ve Yöntem: Araştırma, analitik ve olgu-kontrol tipte yapılmıştır. Doğumda oksitosin indüksiyonu uygulanan kadınlar olgu, uygulanmayanlar ise kontrol grubunu oluşturmaktadır. Ocak 2020–Mayıs 2021 tarihleri arasında, Konya İl Sağlık Müdürlüğü'ne bağlı Dr. Ali Kemal Belviranlı Kadın Doğum ve Çocuk Hastalıkları Hastanesi Lohusa Servisi'nde yatmakta olan 416 kadın ile yürütülmüştür. Araştırma verileri "Kişisel Bilgi Formu", "Anne-Bebek Bağlanma Ölçeği" ve "Durumluluk-Süreklilik Kaygı Ölçeği" ile toplanmıştır. Veriler tanımlayıcı istatistikler, t testi ve pearson korelasyon analizi ile değerlendirilmiştir. Bulgular: Araştırmada olgu grubunun anne-bebek bağlanma ölçeği (14,28±1,73) ve durumluluk kaygı envanteri (31,71±7,82) puan ortalamalarının kontrol grubunda yer alan kadınlara göre (anne-bebek bağlanma ölçeği: 12,91±2,25, durumluluk kaygı envanteri: 28,56±6,91 ) istatistiksel açıdan anlamlı şekilde yüksek olduğu görülmüştür. Ayrıca olgu ve kontrol grubundaki kadınların; anne-bebek bağlanma düzeyleri ile süreklilik kaygı düzeyleri ve durumluluk kaygı düzeyleri arasında istatistiksel olarak negatif yönde orta şiddette ilişki saptanmıştır. Sonuç: Bu çalışmada, doğumda oksitosin indüksiyonu uygulanan kadınların uygulanmayan kadınlara göre anne-bebek bağlanma düzeylerinin daha düşük olduğu, durumluluk kaygı düzeylerinin ise daha yüksek olduğu görülmüştür. Ayrıca araştırmada her iki grupta da kadınların kaygı düzeyleri arttıkça anne-bebek bağlanma düzeylerinin azaldığı sonuçlarına ulaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: Anne-Bebek Bağlanması, Doğum, Kaygı, Oksitosin İndüksiyonu.