Kamu kuruluşları

Bu konu başlığı altında 332 tez

Yüksek LisansAçık ErişimTR

Mobbing'in çalışanlara ve motisvasyonlarına etkileri: Bir kamu kuruluşunda uygulama

Günümüzde mobbing kavramı işletmeler açısından önem arz etmektedir. Mobbing bir kişinin mevki, güç ya da otorite gibi nedenlerle çalışma arkadaşlarına, astlarına veya üstlerine sergilemiş olduğu olumsuz davranışlardır. Bu davranışlar kişileri işten soğutmaya, yanlış yapmaya, başarılarını engellemeye ve özgüvenlerinde kayıplar yol açmasına yöneliktir. Dünyada ve ülkemizde mobbing kavramı son yıllarda daha da önemli hale gelmiştir. Artan rekabet ortamı içerisinde işletmelerin varlıklarını sürdürebilmeleri adına verimliliklerinin yüksek olması gerekmektedir. İşletme bünyesinde yaşanabilecek mobbing olgusu verimliliğin oluşmasında en büyük engeldir. Mobbinge maruz kalan kişi kendini yetersiz görmekte ve huzursuz bir ruh haline girmektedir. Maruz kaldığı davranışlar onun verimliliğini etkilemekte ve işletmeye sağladığı katkıda gerek süreci yavaşlatması gerek hatalı işlerin gerçekleşmesi konusunda etkin olmaktadır. Kişinin mobbing sonrası sergilediği davranışlar çalışma ortamında da yankı bulmakta ve diğer kişilerde de tedirginlik ortaya çıkmaktadır. Ortaya çıkan bu tedirginlik sonucunda ise işletme içi motivasyon düşmekte ve yapılan işlerde bireysel verimlilik düşmektedir. Bireysel verimliliğin düşmesi ise işletme verimliliğin düşmesinde temel sebeptir. Bu çalışma ile mobbingin kişilerin motivasyonlarına, kişinin benliğine ve işletmeye etkileri araştırılmaktadır. Mobbing ve motivasyon olgularının sebepleri, mobbinge maruz kalınması durumunda yaşanması muhtemel sonuçlar çalışma ile birlikte ele alınmaya çalışılmaktadır. Çalışma mobbinge farkındalık oluşturmak ve mobbinge karşı önlem almak amacıyla önem arz etmektedir. Çalışmada anket yöntemi ile toplanmış veriler sonucunda ortaya çıkan durum belirtilecek ve hem işletmeler hem de kişiler açısından hem motivasyon hem mobbing konusunda öneriler sunulacaktır. Anahtar Kelimeler: Mobbing, Motivasyon, İşletme

Kamu işletmeciliğiKamu kuruluşlarıMobbing+3
Gökmen Mete
Tekirdağ Namık Kemal University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2020
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

İş tanımı algısının rol belirsizliği ile ilişkisinin analizi: Bir kamu kurumu örneği

Bu araştırmada kadın yöneticilerin kariyer yollarında karşılaştıkları engeller ve erilleşme eğilimleri üzerine derinlemesine bir inceleme ve toplumsal cinsiyetin kadın yöneticilerin yaşantılarındaki yansımalarını öznel deneyimleri çerçevesinde açıklayabilmek amaçlanmıştır. Araştırmanın temel amacı, kadın yöneticilerin iş hayatındaki deneyimlerini ve karşılaştıkları cinsiyet temelli engelleri belirlemek ve kariyerlerinde erilleşme yaşayıp yaşamadıklarını araştırmaktır. Araştırmada nitel yöntem kullanılmıştır. Nitel bağlamda fenomenoloji (olgu bilim) deseni benimsenmiştir. Bu kapsamda toplam 15 kadın yöneticiyle fenomenolojik görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Katılımcılar özel sektörde en az 10 yıllık deneyime sahip yönetici pozisyonunda çalışan kadın yöneticilerdir. Fenomenoloji araştırmaları, katılımcıların deneyimine odaklanmaktadır. Dolayısıyla kadın yöneticilerin kariyerlerinde karşılaştıkları zorlukları ve erilleşme eğilimlerinin ve deneyimlerinin anlaşılması için bir görüşme formu hazırlanmıştır. Görüşmeler neticesinde elde edilen veriler metinlere dönüştürülmüştür. Araştırma verilerinin analizinde yorumlayıcı tematik analiz yöntemi kullanılmıştır. Bu yöntemle araştırmacı, katılımcıların kendi deneyimleri üzerindeki yorumlarını yorumlayarak fenomeni anlamlandırmaya çalışmaktadır. Çalışmada, kadın yöneticilerin kariyer yolculukları, iş bulma zorlukları, fırsat eşitsizlikleri, kariyer için yaptıkları fedakârlıklar ve rol çatışmaları gibi konular detaylı bir şekilde ele alınmıştır. Araştırma bulgularında kadın yöneticilerin kariyer engelleri ve erilleşme eğilimlerine ilişkin deneyimler 9 ana tema altında toplanmıştır. Bulgular göstermiştir ki kadın yöneticiler çalışma ortamında hem istihdam hem de fırsat eşitliği konusunda toplumsal cinsiyetin etkisini üzerlerinde hissetmektedir. Kadın yöneticiler toplumsal cinsiyet rollerinin etkisiyle erkek egemen iş ortamında aynı pozisyonda çalışan erkek meslektaşlarına kıyasla aynı fırsatlara sahip olmadığı ve cinsiyetleri nedeniyle iş bulmada zorlandıkları katılımcılar tarafından aktarılan bir diğer nokta olmuştur. Bunun yanında cinsiyet ayrımcılığına uğradıklarını, görünür olabilmek için erkeklere kıyasla kariyerlerinde çok daha fazla fedakârlık yapmak zorunda olduklarına değinmiştir. Buna bağlı olarak rol çatışması yaşadıklarına da dikkat çekmişlerdir. Araştırma sonuçları, kadın yöneticilerin erkek egemen iş dünyasında var olabilmek için eril davranışlar sergilemek zorunda kaldıklarını ve bu durumun onların kariyer gelişimlerini olumsuz etkilediğini ortaya koymaktadır. Araştırma sonuçları, iş dünyasında toplumsal cinsiyet eşitliğini sağlamak ve kadın yöneticilerin kariyerlerinde daha fazla desteklenmeleri gerektiğini vurgulamaktadır. Tartışma bölümünde araştırmadan elde edilen bulgular literatürdeki ilgili araştırmaların bulgularıyla beraber tartışarak sunulmuş, araştırma gelecek araştırmalar ve uygulamalar için önerilerde bulunularak tamamlanmıştır.

Kamu kuruluşlarıKamu kurumlarıRol belirsizliği+1
Sevilay Korkmaz
Süleyman Demirel University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Bölgesel kalkınmada coğrafi işaretler açısından kamu kurumlarının eğilimi ve rolü Siirt örneği

Coğrafi işaretler, bir ülkenin sınırlı alanlarına has ve beşerî şartlarına bağlı olarak ortaya çıkan nadir ürünler olarak ifade edilmektedir. Coğrafi işaretler bu anlamda hukuki yaptırımları olan, ürünü, üreticiyi ve tüketiciyi koruyan bir sistem kurmaktadır. Türkiye'de ve çeşitli ülkelerde 2000'li yıllarda önemi günden güne artmaya başlayan coğrafi işaret uygulamalarının ekonomik açıdan ihmal edilen öneminin ele alındığı bu çalışmada; coğrafi işaretlerin kırsal ekonominin kalkınmasındaki yeri üzerinde durulmuştur. Araştırmada Siirt ili örneği üzerinde durulurken TR3 bölgesine de değinilmiştir. Coğrafi işaretlerin çeşitli ülkelerin ekonomileri üzerindeki etkileri incelendiğinde; coğrafi işaret ile tescillenmiş ürünlerin, varlıkların ekonomik anlamda getirisi ile yaratılan katma değer ve istihdamı artırarak bölgesel ve kırsal kalkınmayı olumlu yönde etkisi sayesinde gelişmiş ülke ekonomilerinde vazgeçilmez bir öneme sahip olduğu görülmektedir. Ülkemizde coğrafi işaret girişiminin henüz gerekli ilgiyi görmemiş olması ve çalışma alanı açısından henüz etkili bilinçlendirme çalışmalarının eksik kalması nedeniyle, dünya piyasalarına kolaylıkla girebilecek bölgesel tarımsal ve endüstri ürünlerinin piyasa içerisinde istenilen yeri edinemediği görülmüştür.

Bölgesel kalkınmaCoğrafi işaretlerEkonomik kalkınma+4
Kamuran Güler
Siirt University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Türkiye'de kamu kurumlarındaki istihdam politikalarının dönüşümü: 1999-2020 dönemine dair bir inceleme

Kamuda çalışan personelin istihdam şekilleri ve mali hakları ile ilgili çalışma yapılmıştır. Kamuda istihdam edilen personelin sınıflandırma ve kadroya dayalı olarak özlük hakları hakkında nasıl bir iyileştirme yapılması gerektiği anlatılmıştır. Bunun yanında personel değerlendirmesi, bir örgütün gelecekteki özelliklerini ve performansını önemli ölçüde etkileyebilecek çok kriterli bir karar verme problemi olarak görülmektedir. Dolayısıyla kuruluşların insan gücünden en iyi şekilde yararlanabilmesi için personel seçiminin ve süreç içerisinde personel değerlendirmesinin uygun bir şekilde yapılması gerekir. Buradan hareketle, bu çalışmada, Türkiye'de kamu kurumlarındaki istihdam politikalarının dönüşümüne yönelik 1999-2020 dönemine dair bir inceleme yapmak amaçlanmıştır. Araştırmada doküman analizi kullanılmıştır. Araştırma sırasında ulaşılan bulgular dahilinde konuya yönelik olarak değerlendirme yapılmıştır. 657 sayılı Kanun kapsamında istihdam edilen personelin mali ve özlük, sosyal hakları ayrıntılı olarak anlatılmıştır. Ayrıca kamuda istihdam edilen personelin merkezi bütçeye oranı hesaplanmıştır.

Kamu kuruluşlarıKamu personeliMali haklar+5
İsmail Yıldırım
Siirt University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Denetimli Serbestlik ve Yardım Merkezleri ile Koruma Kurulları şube müdürlüğünde görev yapan personelin iş doyumunun ölçümlenmesi (İstanbul, Ankara, İzmir, Mersin, Antalya, Balıkesir illeri örneği)

Araştırmamızın amacı; Türkiye'de Resmi Gazete'nin 20/07/20005 tarih ve 25881 sayısında yayımlanarak yürürlüğe giren 03/07/2005 tarihli ve 5402 sayılı Denetimli Serbestlik ve Yardım Merkezi ile koruma Kurulları Kanunu gereğince faaliyete geçen denetimli serbestlik şubelerinde görev yapan personelin sahip olduğu özellikler ile iş doyumu arasında ilişki olup olmadığını incelemektir.Araştırmanın örneklimini; İstanbul, Ankara, İzmir, Antalya, Mersin, Balıkesir, illerinde bulunan denetimli serbestlik şubelerinde çalışan 142 denetleme memuru, 78 denetim görevlisi oluşturmuştur. Araştırmada kullanılan ölçek, "Minnesota İş Doyumu Envanteri" çalışanların iş doyumu düzeylerini belirlemek amacıyla 1967 yılında Weiss, Dawis, England ve Lofquist tarafından geliştirilmiştir.Araştırma sonucunda, Minnesota genel iş doyumu, içsel iş doyumu ve dışsal iş doyumu ortalama puanlarının karşılaştırıldığı araştırmamızda, pozisyona göre, eğitim düzeylerine göre, şubedeki çalışan sayısının yeterli/yetersiz algısına göre ve son olarak personelin işine olan sevgisinin derecesine göre iş doyumu ölçekleri arasında anlamlı fark saptanmıştır. Anahtar Sözcükler: Denetimli Serbestlik, Denetim Görevlisi, Denetleme Memuru, ?? Doyumu

Denetimli serbestlik sistemiDenetçilerKamu kuruluşları+3
Görkem Tuncer
İstanbul Aydın University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2011
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Örgütsel çatışmanın iş tatmini üzerine etkisi: Bir kamu kurumunda uygulama

Bu çalışmada örgütlerde çalışan bireylerin ve grupların değişik nedenlerden dolayı yaşadıkları çatışma kavramı çeşitli yönleriyle irdelenerek, çatışmanın çalışanın iş tatmini üzerine etkisi incelenmiştir. Bunun yanında yaş, cinsiyet, medeni durum, eğitim durumu, kurum içindeki çalışma süresi, pozisyonunda çalışma süresi ve mesleğini icra etme süresi değişkenleri arasındaki ilişkiler de ele alınmıştır. Bu amaçla SGK İstanbul Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğü Süreyyapaşa Sağlık Sosyal Güvenlik Merkezi çalışanlarıyla yapılan anket çalışması yoluyla elde edilen bulgular örgüt kuramı çerçevesinde değerlendirilmiştir.Araştırmanın sonucunda, ilk olarak örgütsel çatışmanın iş tatmini üzerinde negatif yönde etkisine rastlanmıştır. Bunun yanında yaş, eğitim durumu, kurum içindeki çalışma süresi ve mesleğini icra etme süresi ile örgütsel çatışma arasında anlamlı birer ilişkinin bulunduğu, cinsiyet, medeni hal ve mevcut pozisyondaki çalışma süresi gibi demografik faktörler ile örgütsel çatışma arasında anlamlı ilişkilerin bulunmadığı görülmüştür.Anahtar Kelimeler: Örgütsel Çatışma, İş Tatmini

Kamu kuruluşlarıÇatışmaÖrgütsel çatışma+1
Ahmet Takım
İstanbul Aydın University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2012
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Kurumsal stres kaynakları ve stresle başa çıkma: Beylikdüzü Belediyesi'nde bir uygulama

Stres, insanların aile yaşamına, sosyal ve çalışma yaşamına, en önemlisi de sağlığına olumsuz yönde etki etmektedir. İş yaşamında gelişen ve değişen şartların yanı sıra rekabet koşulları da insanların çalışma yaşamlarında zorluklar yaşamasına ve bunun bir sonucu olarak da stresle karşı karşıya kalmalarına sebep olmaktadır. Çalışanların iş ortamında maruz kaldığı stres durumu kişinin hem fiziksel ve psikolojik problemler yaşamasına sebep olmakta hem de kalıcı ve sürekli hastalıklara yakalamasına sebebiyet verebilmektedir. Ayrıca maruz kalınan stres sonrasında oluşan tepkiler kimi zaman bireyin ve kurumun amaçlarına aykırı olmakta ve hatta bireyin aile ve sosyal yaşamını da zorlaştırabilmektedir. Bu durum da stresi sosyal bir sorun haline getirmektedir. Son yıllarda başta örgüt yöneticileri olmak üzere, çalışanlar ve örgütlerin işletme dışından destek aldıkları uzmanlar, çalışma yaşamındaki stresi düşük seviyelerde tutmak ve oluşan stresle başa çıkma maksadıyla çalışmalar ve planlar geliştirmektedir. Stres, iş yaşamında çalışanların verimliliklerine olumsuz yönde etki ederek hem çalışanın hem de örgütün veriminde azalmalara sebep olabilmektedir. Bu çalışmada, stres kavramının ortaya konulması, stresin kişiler için önemi, aşamaları ve benzer kavramlarla ilişkileri, ileri sürülen kuramlar, kaynakları, belirtileri, sonuçları ve stresle başa çıkmanın önemi ve yöntemlerinin belirlenmesi konularının anlatılması amaçlanmaktadır. Tüm bunlara ek olarak Beylikdüzü Belediyesi çalışanlarına yapılan anket çalışmasıyla stresin, çalışanlar üzerindeki etkisi ölçümlenmeye çalışılmıştır.

BelediyelerKamu kuruluşlarıStres+5
Bilal Altun
İstanbul Aydın University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2017
00
Yüksek LisansAçık ErişimEN

Explaining the retention of employees through employee satisfaction and motivation: A study about state owned organizations in Cameroon

Working for a state owned organization in Cameroon is of a really high reputation but movement of employees from state to private owned organizations has been on the increase owing to adequate motivation and job satisfaction policies in the private owned organizations to absolutely attract more employees and to push up the economy from below. This study was to examine how employees are retained in state owned organizations in Cameroon. A model showing the correlation among four components was developed and tested. The four components include: job satisfaction, employee motivation, employee retention, and employee turnover. Drawn from the research model were three main hypotheses explaining the four components with a focused and an effectively designed questionnaire which composed of twenty one questions. The number of questions completed by the employees and all levels of management was 450. These questions were completed for the data analysis to mainly evaluate the employee retention in state owned organizations in Cameroon. The method of collecting data was face-to-face and the data collected were analyzed through the use of percentages supported by the research model to test the hypotheses. After some useful data was collected from the respondents on the employee retention in state owned organizations in Cameroon, an in-depth look at the data showed that there were 300 employees and 150 all levels of management. These numbers constituted 450 being the reliable sample size of the research. Correlation analysis was used in the findings and in the subsequent analysis of the research to determine the strength of the relationship among the four factors. Respondents' answers were correlated to key areas of job satisfaction and employee motivation and their challenges on employee retention and employee turnover. The results showed a high degree of dependence of the employees and all levels of management on job satisfaction and employee motivation. The research findings made it clear that the reliability statistics for all variables actually measures the levels of the four factors and there exists a positive correlation among these four factors which include: job satisfaction, employee motivation, employee retention, and employee turnover. The day-to-day supervisors of the organizations should endeavour to consider, unconditionally human resource policies all through the organizations. In doing so, management would achieve job satisfaction and employee motivation. Also, academicians should try hard to make in-depth research on the concept of employee retention. This would add to solutions organizations need to handle employee retention which has become a serious and perplexing problem for all service and product organizations as what the researcher found and written in this study is not sufficient to ameliorate these problems.

CameroonPublic institutionsMotivation+2
Joseph Osoh Mbongaya
İstanbul Aydın University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2017
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Kurumsal eğitim veren eğitmenlerde girişimci kişilik ile işkoliklik ilişkisi

Günümüz rekabet koşulları bireylerin daha fazla çalışmasını gerektirmekte; diğer taraftan bireylerin kişilik özellikleri iş hayatında farklı bakış açısı ve davranışlara neden olmaktadır. İşine son derece bağlı olma ve ara vermeden sürekli çalışma durumu aşırı çalışma olarak ifade edilmektedir. Bu durum kişinin sağlığını, mutluluğunu ve diğer kişilerle olan ilişkilerini negatif yönde etkileyecek düzeyde aşırı ve kontrol edilemez bir gereksinim olarak ortaya çıkmaktadır. İşkoliklik bazı bilim insanlarına göre hem birey için hem de örgüt için olumlu bir davranış olarak görülürken, bazı bilim insanlarına göre psikolojik bir rahatsızlıktır. Girişimci bireyler yenilikçi, risk alan, değişim odaklı, fırsatlara odaklanmış ve yaratıcı olarak ifade edilmektedir. Bunların yanında girişimcilerin kişilik özelliklerine bağlı olarak, gelişmiş iletişim becerisi, değişime açık olma, yüksek başarı isteği ve kararlı olma gibi özellikler de yer almaktadır. Bu özellikler bireyin finansal başarı sağlamak ve itibar sahibi olmak için kendini işe adamasına yol açmaktadır. Araştırmanın amacı; kurumsal eğitim veren eğitmenlerde işkoliklik ve girişimci kişilik ilişkisini incelemektir. Araştırmanın örneklemini İstanbul çerçevesinde çeşitli üniversite ve danışmanlık firmalarında kurumsal eğitim veren 500 eğitmen oluşturmaktadır. Örneklemin en önemli özelliği hem sektör tecrübesi hem de akademisyenlik yanı olan kişilerden oluşmasıdır. Araştırma sonucunda işkoliklik ile girişimci kişilik arasında istatistiksel açıdan anlamlı ve pozitif ilişki tespit edilmiştir. Buna göre; İşkolik olan bireylerde girişimci kişilik özellikleri normal bireylere göre daha fazladır. Diğer taraftan; girişimcilik ile aşırı çalışma arasında pozitif yönlü zayıf kuvvetli ve girişimcilik ile kompulsif çalışma arasında pozitif yönlü zayıf kuvvetli ilişki bulunmaktadır.

EğitimcilerGirişimcilikGirişimcilik+4
Mesut Öztırak
İstanbul Aydın University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2017
00
Yüksek LisansAçık ErişimEN

Job satisfaction measurement in public and private sector: A comparative study in Erbil, Iraq

The aim of this study was to examine job satisfaction measurement in the public and private sectors in Erbil. After examining the research questions of this study, the method used to collect data and analyze data for this research work was quantitative research methodology where questionnaire was distributed to collect data from respondents. Respondents' answers provided adequate information and data useful for the research. Correlation analysis and two-way ANOVA were the methods used to analyze quantitative data. This comprised the correlation between job satisfaction and job performance. Job satisfaction and job performance are the two variables in this study that were used to examine job satisfaction measurement in the public and private sectors in Erbil in North of Iraq. The results obtained from the findings showed that there is significant higher level of job satisfaction and job performance in the private sector than in the public sector. The private sector is making huge progress in its recruitment policies to get the right people hired and give them better working conditions. This has relatively increased job performance in the private sector. Although there was economic slowdown in Iraq caused by political crisis, the level of job satisfaction in the private sector has increased followed by an increase in job performance in the private sector. The private sector in North of Iraq is profitable, making financial gains and great investing and the government of North of Iraq have high expectations that in the years to come, investment in the private sector will yield more profits and enormously contribute to booming the economy of North of Iraq. The private sector wants to continue making the workplaces more comfortable to push up job satisfaction and job performance from below and the government of North of Iraq is eager to make the investment environment in North of Iraq more conducive. The findings from the study were not enough to say that the level of job satisfaction and job performance are higher in the private sector than in the public sector. Actors in the process of evaluating the economic performance of both the private and public sectors in Erbil may continue to see the profit making side of these sectors and uphold this activity. Also, academicians may not become less intense in their researches on job satisfaction measurement in the private and public sectors.

Iraq-ErbilPublic institutionsPublic sector+5
Hazhar Bahram Mahmood
İstanbul Aydın University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2017
00
Yüksek LisansAçık ErişimEN

The effect of recruitment and selection process on employees' performance: The case study of Afghanistan's civil servant

Public organizations' performance is directly related to the performance of their employees. Organizations which have high qualified employees enjoy a high level of performance and outcome. However, performance of employees' is highly dependent to their recruitment/selection processes. The better and clear recruitment/selection processes, the more qualified staffs are hired. The current study has been conducted on the effect of recruitment/selection processes on employees' performance in Afghanistan civil service. The research has been done in deductive research approach, and the data is collected through quantitative data collection method. The primary data is gathered by distributing close-ended questionnaires to the job candidates and employees to evaluate the processes recruitment and selection processes and employees' performance. Provided data is analyzed by SPSS version 20. In order to achieve the goal of research, 120 questionnaires have been distributed, and the recruitment/selection processes is taken account as an independent variable and employees' performance as a dependent variable. Furthermore, secondary data is collected through books, articles and particularly annual reports about Afghanistan. Finding shows a high level of correlation between employees' performance and recruitment/selection processes. Therefore, in conclusion chapter, necessary recommendation is given to the IARCSC (Independent Administrative Reforms and Civil Service Commission) for enforcing and improving recruitment/selection processes in order to achieve a better employees' performance. Keywords: Recruitment, selection, performance, civil servants

AfghanistanPublic institutionsPublic personnel+4
Saıd Monawar Rahmany
İstanbul Aydın University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Kamu kurumlarındaki yöneticilerin liderlik davranışı gösterme düzeylerinin işgörenler tarafından algılanmasına yönelik bir çalışma: TOKİ örneği

Bu çalışmada İstanbul'da bulunan Toplu Konut İdaresi Başkanlığında çalışan yöneticilerin liderlik davranışlarının çalışanlar tarafından algısının belirlenmesi amaçlanmıştır. Araştırmanın evrenini İstanbul ilinde bulunan TOKİ ve bağlı kurumlarındaki yönetici-liderler ve çalışanlar oluşturmaktadır. İstanbul ilinde bulunan, araştırmanın yapıldığı 2018 yılında, araştırmacının TOKİ'de birlikte çalıştığı çalışanlarla kamu yöneticilerinin bulunduğu 399 çalışan örnekleme dahil edilmiştir. Araştırmada temel veri toplama aracı olarak liderlik davranışını betimleme ölçeği (the leader behaviour description questionnaire: LBDQ) kullanılmıştır. Liderlik davranışını betimleme ölçeği (Hemphill ve Coons 1957:6-38) tarafından geliştirilmiştir. Kamu Yöneticilerinin Liderlik Davranışları Ölçeği alt ölçekler puanları ile toplam puanının göreve göre betimsel istatistikleri (aritmetik ortalama, standart sapma) sunulmuştur. Kamu Yöneticilerinin Liderlik Davranışları Ölçeği alt ölçekler toplam puanının göreve, cinsiyete, kıdem durumuna göre karşılaştırılmasında ise, söz konusu değişkenlerin iki kategorisi bulunduğundan, bağımsız (ilişkisiz) örneklemler için t testi uygulanmıştır. İkiden çok kategori olması durumunda ise analizler tek yönlü varyans analizi (ANOVA) ile yapılmıştır. ANOVA'da farkın anlamlı bulunduğu durumlarda, farkın kaynağını belirlemek üzere, çoklu karşılaştırma (post-hoc) testlerinden LSD testi kullanılmıştır. Bu çalışmada Türkiye'de kamu kurumlarında görev yapan çalışanların liderleri ve yöneticilerinin çalışma hayatı içerisindeki davranışları TOKİ ölçeğinde değerlendirilmiştir. Bu bakımdan çalışmanın hipotezinde kamu çalışanlarının genel algılarının yöneticilerin ve liderlerin çalışma hayatındaki tavır ve çalışma disiplinlerinin çalışanları tarafından ölçeğin alt boyutlarının bir kısmında ortalamanın altında, bir kısmında ise olumsuz yönde olacağı değerlendirilmiştir. Ancak yapılan anket çalışmasından görüleceği üzere genel olarak, çalışanları yöneticilerin liderlik davranışlarıyla ilgili olarak ölçeğin tüm alt boyutlarında kamu yöneticilerinin liderlik davranışları hakkında olumlu görüşler belirtmişlerdir. Çalışanlar kamu yöneticilerinin en yüksek liderlik davranışını iletişim boyutunda gösterdiklerini en düşük liderlik davranışını otoriterlik boyutunda gösterdiklerini belirtmişlerdir. Cinsiyet boyutunda ise erkekler kadın çalışanlara göre otoriterlik, yapıyı harekete geçirme, üyeliği koruma, amaçların bütünleştirilmesi örgütleme ve tanıma boyutlarında yöneticilerin liderlik davranışlarını yüksek düzeyde gösterdikleri kanısındadırlar. Kamu yöneticilerinin liderlik davranışları eğitim durumuna göre değerlendirdiğimizde hiçbir alt boyutta lise – lisans ve üstü boyutlarında farklılık bulunmamıştır. Kıdem boyutunda, yapıyı harekete geçirme ve örgütün temsili alt boyutlarında kıdem grupları arasında anlamlı bir fark olduğu belirlenmiştir. Buna göre üyeliğin korunması boyutunda 21 ve üstü kıdeme sahip çalışanlara göre yöneticiler daha yüksek düzeyde liderlik davranışları göstermektedirler. Örgütün temsili boyutunda ise 16-20 kıdeme sahip çalışanlara göre yöneticiler daha yüksek düzeyde liderlik davranışları göstermektedirler. Anahtar Kelimeler: Kamu Yöneticileri, TOKİ, Liderlik Kuramları, Liderlik Davranışları, Kamu Çalışanları

Kamu kuruluşlarıLiderlikToplu Konut İdaresi Başkanlığı+1
Süleyman Hilmi Önal
İstanbul Arel University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Kamu kuruluşlarında toplam kalite yönetimi

Bu tez, temel olarak toplam kalite yönetimi kavramı üzerine, kamu yönetiminde toplam kalite yönetiminin etkisi konusuna odaklanmaktadır. Bu çalışmanın temel unsuru olan toplam kalite yönetiminin kamudaki yerleşimi, kullanımı ve etkisi çalışmanın hem literatür hem de araştırma noktasında ele alınmaktadır. Öncelikle konunun genel bir giriş yapıldıktan sonra, kalite ve toplam kalite yönetiminin özellikleri ve amaçları açıklanmıştır. Daha sonra, Toplam Kalite Yönetimi Süreci ve Toplam Kalite Yönetimi Teknikleri, işletmelere sağladığı faydalar bu süreçte yaşanması muhtemel olumsuzluklar, detayları ile birlikte incelenmiş ve 4 farklı kamu kuruluşunda TKY olan bakış açıları ve uygulanabilirliği anket yoluyla değerlendirilmiştir. Bu çalışmada, ISO 9001 belgesine sahip ve sahip olmayan kamu kuruluşlarında TKY uygulamalarının hangi yoğunlukta gerçekleştirildiğinin çalışanların algılarına göre değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Sonuçlar, çalışanların algılamalarının, kalite ile ilgili eğitim almış olup olmamalarına, kalite çalışmalarına katılmış olup olmamalarına ve demografik özelliklerine göre farklılaşıp farklılaşmadığı hakkında bilgi vermektedir. Sonuç olarak; Toplam Kalite Yönetiminin kamu alanında uygulanmasının bir değerlendirilmesi yapılmıştır. TKY'nin kamu alanında uygulanabilirliği üzerine değerlendirmeler yapılmıştır.

Kamu kuruluşlarıToplam kaliteToplam kalite yönetimi+1
Esra Çapacıoğlu
İstanbul Arel University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2017
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Devlet kurumunda çalışan memurların benliksaygıları ile iletişim becerileri düzeylerininincelenmesi

Toplumda bireylerin düzenli ve mutlu bir yaşam sürdürebilmesi sağlıklı bir kişilik gelişimiyle mümkündür. Birçok araştırma göre; kişilerarası etkili iletişim kurabilen, benlik saygısı ve empati yeteneği yüksek kişilerle düzenli ve sağlıklı bir toplum oluşturulabilir. Bundan dolayı; toplumda yaşayan insanların davranışları ve kullandıkları beceriler; toplum içerisinde pozitif yönde ilişkiler kurmasında kısacası sağlıklı bir birey olarak toplumda yer almasında etkilidir. Bu araştırmada, bir devlet kurumunda çalışan memurların benlik saygıları ile iletişim becerileri düzeylerinin arasında ilişki incelenmiştir. Çalışmada; benlik saygısı ve iletişim becerileri düzeylerinin bazı bağımsız değişkenler (cinsiyet, doğum yeri, yaş, mesleki kıdem, öğrenim durumu, medeni durum, kardeş durumu, kaçıncı çocuk oluşu, aylık gelir, anne ve babanın öğrenim durumu) açısından da ilişki araştırılmıştır. Araştırmanın örneklemini, Türkiye'nin çeşitli kurumlarda hizmet veren 158 (75 erkek; 83 kadın) devlet memuru oluşturmaktadır. Araştırmamızda; Ersanlı ve Balcı tarafınadan (1998) geliştirilen "İletişim Becerileri Derecelendirme Ölçeği", Rosenberg tarafından geliştirilen (1965) "Benlik Saygısı Ölçeği" ve katılımcı hakkında bilgi almak için 12 soruluk "Demografik Kişi Formu" kullanılmıştır. Veri analizleri için SPSS 21.0 programı kullanılmıştır. Yapılan analizler non parametrik testler kullanılmıştır. Analizlerde Mann-Whithney U testi ve Kruskal Wallis H testi uygulanmıştır. i Araştırmanın bulgularına bakıldığında, benlik saygısı ile iletişim becerileri arasında (p>0.05) anlamlı bir ilişki olduğu görülmüştür. Diğer taraftan; erkeklerin iletişim becerileri ölçeğinin alt boyutu olan davranışsal iletişim becerileri açısından kadınların puanlarına oranla (p>0.05) daha yüksek olduğu görülmüştür. Ayrıca, bireylerin gelir düzeylerine göre gruplar arasında zihinsel iletişim becerileri, duygusal iletişim becerileri ve iletişim becerileri (toplam skor) ölçekleri puanları açısından istatistiksel olarak anlamlı bir fark bulunmuştur. Fakat, bireylerin iletişim becerileri ve benlik saygıları; yaş, medeni durumları, mesleki kıdem süreleri, eğitim düzeyleri, kaç kardeş oldukları, kaçıncı çocuk oldukları, anne ve babalarının eğitim düzeyleri bakımından anlamlı bir farklılık görülememiştir.

BenlikBenlik saygısıKamu kuruluşları+5
Güldeniz Bakkal
İstanbul Arel University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2017
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Türkiye'deki Devlet kurumlarının amblem ve logolarının toplum üzerinde uyandırdığı algı

Grafik tasarımın temel kaidelerinden olan amblem ve logo kavramları, toplumların, sektörlerin ve şirketlerin kendilerini tanıtmak için kullandıkları kimlikleri gibidir. Amblem ve logo, sektörlerin ürettikleri ürünleri tanıtmak için kullandıkları işaretlerdir. Aynı zamanda amblem ve logo insanların bir firma veya kurum ile ilgili gördükleri ilk işaretlerdir. Sektörler, kendilerini tanımlayan amblem ve logoları tasarlarken insanları daha fazla etkilemeye ve aynı sektörde bulunan firmalardan daha ön planda olmaya çalışmışlardır. Amblem ve logo seçiminde insanların algısı hakkında fikir sahibi olmak kurumlar için önemlidir. Doğru oluşturulmuş ve seçilmiş amblem ve logo, kurumların uzun yıllar varlıklarını sürdürmelerinde en önemli faktörüdür. Özellikle nüfusun artması sonucunda insanlara hizmet veren gerek devlet kurumları gerekse özel şirketlerin sayısının artmasına neden olmuştur. Bu artışlarla beraber kurumlar ile ilgili amblem ve logoların insanlar üzerinde uyandırdığı algı farklılığının olup olmadığı anlamak için bir anket çalışması hazırlanmıştır. Anket çalışmasında kullanılacak amblem ve logoların insanların günlük yaşamlarında sürekli karşılaşma ihtimali olduğu devlet kurumlarından seçilmiştir. Bu Amblem ve logoların algı farklılığının olup olmadığını anlayabilmek için iki farklı bölge olarak, Marmara Bölgesi'nden İstanbul, Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nden de Adıyaman'da yaşayan insanlar üzerinde uygulanmak üzere bir anket hazırlanmıştır. Ankette 6 farklı özellikte gruplar değerlendirmeye alınmıştır. Gruplar, 25 yaş altı lisans öğrencisi veya mezun bay- bayan, 26 yaş üstü lisans mezunu bay- bayan ve ortaöğretim mezunu bay- bayandan oluşmaktadır. Hazırlanan ankette 5 devlet kurumunun amblem ve logosu, her logo için toplam 5 adet açık, net ve algılanabilir soru hazırlanmıştır. Bu doğrultuda yapılan ankette sorulara verilen cevaplarla, bölgeler arasında devlet kurumlarının amblem ve logoları üzerinde algı farkının olup olmadığı araştırılmıştır. Bu doğrultuda farklı bölgelerde yaşayan insanların hangi konularda algı farklılıklarının olup olmadığı konusunda, amblem ve logo tasarımcılarına tasarlama esnasında hedef kitleye uygun kriterleri değerlendirmeye alarak daha verimli sonuçlara ulaşmasını sağlayacaktır. Anahtar Kelimeler: Grafik tasarım, logo, amblem, görsel algı, devlet kurumları.

AmblemGrafik tasarımıGörsel algılama+4
Osman Altunok
İstanbul Arel University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2015
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Algılanan hizmetkâr liderlik tarzının ve özyeterliliğin kolektif yeterliliğe etkileri üzerine bakanlıklarda bir araştırma

20. yüzyılın ikinci çeyreğinden günümüze değin gerek toplumsal düzende gerekse bireyi odağına alan ve bireyin etkin olduğu bütün örgütlerde, hızlı bir etkileşim, değişim ve dönüşüm yaşandığı gözlenmektedir. Bu yaşanan dönüşüm ve değişim süreci, başta liderlik yaklaşımları olmak üzere örgütlerin yönetim tarzlarını da etkisi altına almış ve bu sonuçla geleneksel liderlik tarzlarının meşruiyeti sorgulanır hale gelmiştir. Bu bağlamda, lidere azami ölçüde itaat ve hizmet edilen ve liderin kendi çıkar ve amaçları doğrultusunda izleyenlerini sürüklediği liderlik tarzının geçerliliği günümüzde ortadan kalkmıştır. Böyle bir liderlik tarzı yerine, izleyenlerine rehberlik ve hizmet eden, onları ortak amaç doğrultusunda birleştiren, onlara değer vererek çeşitli imkânlar sunan ve tüm bu özellikleri bir yaşam biçimi haline dönüştürebilen liderin temel alındığı hizmetkâr liderlik tarzı gelişmiştir. Özellikle yıkıcı rekabetin yaşandığı çevresel koşullarda, örgütsel kaynakları etkili kullanabilmek, örgüt çapında yüksek verimliliği ve performansı gerçekleştirebilmek ve çalışanları azami ölçüde motive edebilmek son derece zorlaşmıştır. Bu temel unsurları tesis ederek başarılı bir örgüt yönetimi sergileyebilmede, hizmetkâr liderlik tarzı önemli hale gelmiştir. Hizmetkâr liderlik, izleyenlerini yetiştirme ve geliştirme, onların istek, ihtiyaç ve beklentilerine özel olarak odaklanma ve bu davranış biçimlerini temel alan bir kurum kültürü oluşturma özellikleri bakımından çağdaş liderlik tarzlarından farklılık göstermektedir. Bu çerçevede çalışmanın amacı; Türkiye'deki Bakanlıklarda çalışan yöneticilerin astları tarafından algılanan hizmetkâr liderlik tarzının ve astların öz yeterliliklerinin kolektif yeterliliklerine etkilerini incelemektir. Araştırma bulgularına göre, çalışanların algıladıkları hizmetkâr liderlik tarzının en çok kavramsallaştırma, takipçileri öncelikle tutma ve ilişki kurma boyutuyla çalışanların kolektif yeterliliklerini etkilediği saptanmıştır. Ayrıca çalışanların algıladıkları hizmetkâr liderlik tarzının güçlendirme, astlara kişisel gelişim ve başarı için destek olma boyutuyla da çalışanların kolektif yeterliliklerini etkilediği tespit edilmiştir. Bu çalışmanın literatüre kuramsal ve uygulamada katkısı bulunmaktadır. Çalışmanın kuramsal katkısı, çalışanların algıladıkları hizmetkâr liderlik tarzının ve öz yeterliliklerinin kolektif yeterliliklerine etkilerini inceleyerek bu alandaki boşluğu doldurmasıdır. Çalışmanın uygulamadaki katkısı ise, algılanan hizmetkâr liderlik tarzının ve öz yeterliliğin kolektif yeterliliğe etkilerinin, topluma hizmet etme önceliğiyle güdülenen Türkiye'deki Bakanlık yönetici ve çalışanlarında ilk kez test edilmiş olmasıdır.

BakanlıklarHizmetkar liderlikKamu kuruluşları+4
Samet Taş
İstanbul Arel University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimEN

Good governance as a new concept of public administration: A study in KRG's departments in Erbil

The purpose of this study is to examine the relational effect of the good governance, and it is components as a new concept of public administration on the public services performance of the departments of the KRG's ministry of planning in Erbil city. While good governance needs an integrated, long-term strategy built upon cooperation between government and citizens, it comprises both participation and institutions, accountability, and transparency are procedural and legal issues at some levels, nevertheless interactive to produce government that is legitimate, effective, and widely reinforced by citizens, as well as a civil society that is stable, open, and capable of playing a decisive role in politics and government. Thus, this study considers goals for good governance, key challenges confronting efforts at reform, examples of successful good-governance efforts, and action steps for improving both participation and institutions. Public administration topic is realized and participate in planning for a vital role in overall development issues. It is critical to the legitimacy of the State that lies in its ability to fulfill its promises and political performance of specific functions. Good governance in public administration is a crucial facilitator of this responsibility. The mechanisms that are applied at the local officials who composed of these systems is the channel through which the policy becomes action; the State allocates any functions and services. Participation is vital to facilitate the political relationship between the State and citizens. Nevertheless, if we talk about participation, the critical element is to highlight who must be the promoter. Besides of course the most substantive part is the public administration, the best representative. So, conceptualizing public administration as an organizational structure, a system, a function, an institutional construct, procedures, and processes or just a set of practices in the exercise of public authority. This study tested the correlation between good governance and the public administration through gaining perspectives from a survey sample of the leaders and public employees. Consequently, the researcher applied the effect of good governance in this correlation to aid in achieving the effective public services performance of the public administration. Based on the results the good governance practice is an essential factor that effects are achieving the effective public administration performance particularly in service delivery to society in KRI. While, for public service to successfully meet the demands and expectations of society it needs concentrated efforts and cooperation of all participants like leaders, employees, and citizens. Conversely, the responses on good governance explained that all components of the independent variable would effect on service performance of the public administration in the ministry of planning in Erbil. Nevertheless, transparency and accountability, respectively the critical components that are inspiring to the effect on public administration service performance, then, the participation has the lowest effect compared to the other two components. So, it means that the results of descriptive statistics confirm that there are many information sources which include social networks and social media in the departments of the ministry of planning in Erbil city. While the media not used as an instrument of propaganda, the media is free and not managed by the government; people spontaneously obtain information. While the leadership in the departments of the ministry of planning in Erbil city takes on the account, besides the officials and politicians usually, account for the government to serve the people. The most significantly harmony and consensus is essential and requires to talk directly about mistakes. In this regard, the results of good governance practice in public administration that the implement of good governance ethical in departments. As well as a high level of awareness on good governance practices in the departments, besides good governance in this public department practiced by the rule of law, however, the good governance participants' awareness of rights and duties in their efficient service in the departments of the ministry of planning in Erbil city. However, awareness of departments members about who is their supreme or powerful organ. While the governance board members' awareness of their duties and responsibilities in the departments of the ministry of planning in Erbil city. Besides, the good governance board members are transparent to members and the public in the departments of the ministry of planning in Erbil city. Consequently, the results showed good participation of members in the daily public administration activities. Although, leaders and departmental members attend general assembly meetings. The variances analysis (ANOVA) test indicated that there aren't significant differences between the survey sample replies toward good governance and the public administration, according to the survey sample's characteristics. The study also found the positive and significant correlation among good governance and the public administration, however, the results clarify that transparency and participation have high positive and significant correlations with the variable public administration, whereas accountability has the lower correlation with public administration, compared to the other two components.

Iraq-ErbilPublic servicesPublic institutions+3
Dılshad Mala Saeed Saeed
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Kamu yönetiminde iş sağlığı ve güvenliğinin tespit ve uygulaması(Van MEM örneği)

Günümüz dünyasında özellikle Avrupa Birliğinin gelişmiş ülkeleri de dâhil olmak üzere, alınan tüm tedbirlere rağmen iş kazaları ve meslek hastalıklarını minimize etmek yıllar boyunca mümkün olamamıştır. Bu durum İş kazası ve hastalıklarıyla mücadele etmenin kolay olmadığını gözler önüne sermiştir. Son onbeş yıldır, İş Sağlığı ve Güvenliğine (İSG) verilen önem neticesinde, AB ülkelerinde iş kazaları ve meslek hastalıklarında gözle görünür derecede azalmaların olduğu; alınan önlemlerin, uygulanan sistem ve yöntemlerin ne kadar önemli olduğuna işaret etmektedir. Çünkü önemli olan işyeri düzeninde önlem almak, destek olmak, teşvik etmek ve gerekli sistematiği oluşturmaktır. Bu anlamda İSG Kurulları ve İşçi Temsilciliği gibi mevcut kanundaki yeni yapılanmaların etkin bir şekilde çalışmasını sağlamak ve özellikle toplumsal bilinçlenmeye gidilip, eğitim uygulamalarını ve kapasitelerini elzem bir şekilde arttırmak çok önemlidir. Bu açıdan bakıldığında çalışanlar ve işverenler başta olmak üzere toplumun tüm kesimine bu disiplinin bilimsel açıdan benimsetilmesi önem arz etmektedir. II Çocukluktan itibaren okullarda İSG eğitiminin sürdürülmesi, İSG bilinci oluşmuş çalışanların yetişmesinde çok önemli bir rol oynayacaktır. Bu konuda sorumluluk başta hükümet olmak üzere, eğitim kurumları, dernekler ve meslek odalarına düşmektedir. İSG'nin öneminin çalışanlarla beraber tüm topluma anlatılması gerekmektedir.

Kamu kuruluşlarıKamu yönetimiMilli Eğitim Müdürlüğü+4
Necmettin Koç
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Kamu kurumlarının personel devir hızında mobbing'in etkileri: Örnek bir uygulama

Günümüzde teknoloji alanında ortaya çıkan yenilikler, iĢletmelerin, kurum ve kuruluĢların arasındaki farkların azalmasını beraberinde getirmektedir. Bedeli karĢılığında her kesimin bilgiye ve teknolojiye ulaĢabilmesi, bu veriler ile aynı sonuca ulaĢacağı anlamına gelmemektedir. Teknoloji ve iletiĢimin kullanımının yaygınlaĢması ile birlikte bilgiye ulaĢmanın kolay hale geldiği günümüzde, iĢletmeleri birbirinden ayıran en önemli unsurlardan biri, yetiĢmiĢ iĢgücü olarak karĢımıza çıkmaktadır. Kendi alanında yetiĢmiĢ ve tecrübe sahibi çalıĢanlara sahip olmak her kurum ve kuruluĢun istediği bir durum olmasına karĢın, farklı farklı sebeplerden ötürü iĢten ayrılmalar meydana gelir ve ne yazık ki, yetiĢmiĢ iĢgücünü kaybetmiĢ olmak iĢletmeleri- kurumları negatif yönde etkileyebilmektedir. ÇalıĢanların iĢten ayrılmasına neden olabilecek kiĢisel ve önlenemez nedenlerden ötürü (askerlik, evlilik, doğal afetler vs.) iĢten ayrılmaların yanı sıra, mobbing de iĢten ayrılma sebepleri arasında son derece önemli sebeplerden bir tanesidir. Bu çalıĢmada Ekim 2017 – Nisan 2018 tarihleri arasında, Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi ile Hakkari Üniversitesinin personel devir hızları hesaplanmıĢ, çalıĢan 183 akademik ve 181 idari personelin mobbing algıları 70 sorudan meydana gelen bir anket yardımı ile ölçülmeye çalıĢılmıĢtır. Akademik ve idari personel grupları birbiri ile t-testi yardımı ile karĢılaĢtırıldıktan sonra, gruplar kendi içlerinde çeĢitli faktörlere göre alt sınıflara ayrılarak ANOVA testine tabi tutulmuĢ ve alt sınıflar arasındaki fark tespit edilmeye çalıĢılmıĢtır. Elde edilen veriler ıĢığında mobbing algılarının iĢten ayrılma noktasında ne kadar etki ettiği belirlenmeye çalıĢılmıĢtır. Elde edilen sonuçlara göre, çalıĢanların mobbing algılarının yüksek olduğu ancak bu yüksek seviyedeki mobbing algılarının iĢten ayrılma düĢüncesi üzerinde istatistiki anlamda etki etmediği, mobbing nedeniyle iĢten ayrılma seviyesine gelinmediği tespit edilmiĢtir. Akademik kadrodaki çalıĢanların mobbing algılama seviyelerinin idari personelden daha yüksek olduğu belirlenmiĢtir. Akademik personelin mobbing algı seviyeleri değerlendirildiğinde yüksek lisans mezunu ve doktora mezunu grupları arasında fark olduğu, yüksek lisans mezunlarının mobbing algı seviyelerinin daha yüksek olduğu tespit edilmiĢtir.

Kamu kuruluşlarıMobbingİnsan kaynakları devir hızı
Serdar Özdinç
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Örgütlerde öğrenen örgüt kültürüne ilişkin algıların örgütsel bağlılık üzerine etkisi: Bir kamu kurumunda uygulama

Bu araştırma, ?Kamu Kurumunda? görev yapan personelin öğrenen örgüt kültürü ve örgütsel bağlılık düzeyleri arasındaki ilişkinin tespit edilmesine ve değişkenler arasındaki ilişkinin belirlenmesine yöneliktir. Bu amaç doğrultusunda çalışanların; öğrenen örgüt kültürü ve örgütsel bağlılık düzeylerinin belirlenmesi ve öğrenen örgüt kültürlerinin örgütsel bağlılıklarına olan etkisinin tespit edilmesi çalışmanın amaçları arasında yer almaktadır. Araştırma Uşak Defterdarlığı? nı kapsamaktadır. Araştırmaya 101 kamu çalışanı katılmıştır. Araştırmada, veri toplama yöntemi olarak kullanılan ve üç boyuttan oluşan anket formunun ilk bölümünde, örneklemi oluşturan kamu çalışanlarının demografik özelliklerinin belirlenmesi için ?Kişisel Bilgi Formu?, ikinci bölümde öğrenen örgüt kültürü düzeylerinin belirlenmesi için Watkins ve Marsicktarafından geliştirilmiş, Basım ve arkadaşları tarafından (2007) Türkçeye uyarlanmış olan ? Öğrenen Örgüt Boyutları Ölçeği?, üçüncü ve son bölümde ise örgütsel bağlılık düzeylerinin belirlenmesi için Allen ve Meyer tarafından geliştirilen ?Örgütsel Bağlılık Ölçeği (OCQ)? kullanılmıştır. Elde edilen verilere, SPSS 18.0 paket programı kullanılarak; frekans ve yüzde değerleri, güvenilirlik, madde ve faktör analizleri, KMO (Kaiser-Meyer-Olkin) Örneklem Yeterliliği Testi, Barlett Küresellik Testi ve bağımsız değişken ve boyutlarının bağımlı değişken üzerindeki etkilerini belirlemek amacı ile regresyon analizi yapılmıştır. Verilerden elde edilen sonuçlar % 90 güven aralığında, p < 0,10 anlamlılık düzeyinde değerlendirilmiştir. Araştırmanın sonuçlarına göre; öğrenen örgüt kültürünün boyutlarından sürekli öğrenme boyutu ile örgütsel bağlılığın alt boyutu olan duygusal bağlılık arasında bir ilişkiye rastlanmıştır; fakat öğrenen örgüt kültürünün diğer boyutlar ile duygusal bağlılık arasında bir ilişkiye rastlanmamıştır. Öğrenen örgüt kültürünün boyutları ile devam bağlılığı arasındaki ilişki incelendiğinde destekleyici liderlik, sistemler arası bağlantı, diyalog ve araştırma, paylaşımcı sistemler arasında ilişkiye rastlanmış, fakat öğrenen örgüt kültürünün diğer boyutlar ile devam bağlılığı arasında bir ilişkiye rastlanmamıştır. Öğrenen örgüt kültürü boyutları ile normatif bağlılık arasındaki ilişki incelendiğinde ise; sadece öğrenen örgüt kültürü boyutlarından sürekli öğrenme ile normatif bağlılık arasında ilişkiye rastlanmış, diğer boyutlar ile normatif bağlılık arasında bir ilişki tespit edilmemiştir. Bu Yüksek Lisans Tezi Uşak Üniversitesi BAP birimi tarafından proje olarak desteklenmiştir. Anahtar Kelimeler: Örgüt, Öğrenen Örgüt, Örgütsel Bağlılık, Kamu Kurumları, Kamu Çalışanları.

BağlılıkKamu kuruluşlarıKamu personeli+5
Kübra Demirci
Uşak University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2013
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Osmanlı Anadolusu'nda Nakîbü'l-Eşrâf Kaymakamlığı Kurumu: 1750 - 1850

Nakîbü'l-eşrâflık müessesesi, Osmanlı Devleti'nde ayrıcalıklı bir zümre olan peygamber soyundan gelen seyyid ve şeriflerin haklarını koruyan, kayıtlarını tutan, adi işlere bulaşmalarını engelleyen kısacası her türlü meseleleri ile ilgilenen kurumdur. Müessesenin başında yine peygamber soyundan gelen, ilmi seviyede ve teşrifatta önemli bir konumda bulunan nakîbü'l-eşrâf sıfatıyla atanan biri bulunurdu. İlk olarak başkentte kurulan nakîbü'l-eşrâflık, devletin genişlemesi ve kurumsallaşmasıyla beraber taşraya da uzanmıştır. Kazalarda bu kurum başkentteki nakîbü'l-eşrâfa vekâleten nakîbü'l-eşrâf kaymakamları tarafından temsil edilmiştir. Taşrada görev yapan kaymakamların da peygamber soyundan olmasına özen gösterilmiştir. Merkezdeki nakîbü'l-eşrâf tarafından atanan kaymakamların görevi, bulunduğu kazadaki seyyid ve şeriflerin işleri ile ilgilenmektir. Bu tezin amacı taşrada görevli nakîbü'l-eşrâf kaymakamlarının atanmalarını, azledilmelerini, görevlerini tespit etmek ve ayrıca kurumun mahiyetini ve önemi ortaya koymaktır. Bu amaçla Adana, Sivas, Kayseri ve Tokat kazaları örnekleminde Osmanlı Anadolusu'nda nakîbü'l-eşrâf kaymakamlığı kurumunun işleyişi ele alınmıştır.

AtamalarKamu kuruluşlarıKamu yönetimi+4
Feyzullah Yerlikaya
Uşak University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2015
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Osmanlı Dönemi Bursa hapishanesi

Osmanlı Devleti içerisinde XVIII. yüzyıldan itibaren başlayan yenilik hareketleri ve bunların sonucu olarak Osmanlı vatandaşlarının elde ettiği haklarla birlikte suç ve ceza kavramlarında da değişiklikler olmuştur. Bu değişikliklerden belki de en önemlisi, hapis kavramının suçlunun cezasını çekmesine kadar bekletildiği yer olmaktan çıkıp, cezanın çekileceği yer anlamında kullanılmaya başlamasıdır. Suçluların cezalarını bedenen ödeme dönemi Avrupa'dan sonra Osmanlı Devleti içinde de kapanmıştır. Hapis kavramındaki bu değişiklikle birlikte Osmanlı Devleti içerisinde var olan zindanlar hapishaneye çevrilmeye, hapishane olamayan sancaklarda yeni hapishane binaları açılmaya başlanmıştır. Yeniden yapılan binaların yanı sıra kiralama usulüyle de hapishanelerin açıldığı görülmüştür. Bursa Hapishanesi de yaklaşık olarak XIX. yüzyılda açılmış olduğunu tahmin ettiğimiz bir bina olarak, Osmanlı Devleti içerisindeki bu yapılaşmaya örnek olabilecek niteliktedir. Yeni binanın yapımından önce Bursa'da bir hapishanenin mevcut olduğu ancak ihtiyaçları karşılamada yetersiz kaldığı bilinmektedir. Bu sebeple yeni binanın yapımına başlanmışsa da maddi sıkıntılar nedeniyle uzun zaman tamamlanması mümkün olmamıştır. Aynı zamanda eski bina bir süre daha işlevini sürdürmüştür. Bursa Hapishanesi mahkûm ve mevkuf sayısı bakımından dönemindeki diğer hapishanelere göre daha yoğun olduğu ve memur sayısı bakımından da iyi durumda olduğu anlaşılmaktadır. Hapishanenin Merkez Vilayet Hapishanesi ismiyle de anıldığı bilinmektedir. Hapishanede çeşitli dönemde mahkûm ve mevkuf olanlar arasında çeşitli milletlerden insanların bulunduğu ve bunların zaman zaman başka bir hapishaneye nakil olmak istedikleri görülmüştür. Aynı şekilde başka hapishanelerden Bursa Hapishanesi'ne nakiller de olmuştur. Mahkûmiyet sürelerini tamamlamadan dışarı çıkan mahkûmlar olmuş bu da bazı dönemlerde af olayının gerçekleştiğini bizlere göstermektedir. Bursa Hapishanesi'nde kadın mahkûmlara ait bir bölümün olduğu ancak onlardan sorumlu bir kadın gardiyanın olmadığı bilinmektedir. Hapishanenin yapım aşamasında ve sonrasında pek çok problemle karşılaşılmıştır. Yaşanan sorunların çoğunlukla maddi odaklı olduğu görülmüştür. Bütün bunlara rağmen binanın yapılmasına devam edilmiştir. Binanın yapımı aşamasına ait elimizde bir plan olmamakla birlikte, yaklaşık olarak aynı tarihlerde yapılmış olan Erikli Hapishanesine ait krokiden yola çıkılarak binanın iki katlı olduğu düşünülmektedir.

BursaCeza infaz kurumlarıKamu kuruluşları+3
Banu Yılmaz
Uşak University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2015
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Kamu satın alımlarında doğrudan temin uygulamaları ve kanuna aykırı davranışlar kapsamında değerlendirilmesi

Kamu alımlarını düzenleyen Kamu İhale Mevzuatı ve ikincil düzenlemelerle korunmaya çalışılan ilke, kamu faaliyetlerinin kamu yararı adına sağlıklı bir biçimde yürütülmesini sağlamaktır. Bu doğrultuda yapılan değişikliklerden birisi de doğrudan teminin ihale usullerinden çıkarılmasıyla sağlanmıştır. Böylece ihale sürecinin katı hükümleri ve bürokrasinin hantallığı aşılarak ihtiyaçların daha kolay yöntemlerle karşılanmasına çalışılmaktadır. Zira belli şartların sağlandığı durumlarda kamu yararının, ihale usulü ile değil doğrudan temin usulü ile tesis edileceği öngörüsünden hareket edilmiştir. Ancak doğrudan temin sürecinde sağlanan bu kolaylıklar, iyi niyetlerle yürürlüğe konulmasına rağmen harcama sürecinde rol alan yetkililerin tutumlarına yansıyarak kamu aleyhine yaşanabilecek birçok riskleri de beraberinde getirmektedir. Bu amaçla çalışmada, doğrudan temin alımlarında kamu görevlilerine verilen yetkiler çerçevesinde kanuna aykırılığın ortaya çıkmasını sağlayacak uygulamalar inceleme kapsamına alınarak, sürecin riskleri değerlendirilmiş, elde edilen bulgularla doğrudan temin sürecinin asıl amacına uygun, verimli ve etkin bir biçimde kullanılmasına yönelik somut öneriler getirilmeye çalışılmıştır. Araştırma sürecinde inceleme kapsamına aldığımız birimin son bir yıl içerisinde gerçekleştirdiği doğrudan temin alımları mevzuat ve literatürle birlikte geniş bir yelpazede incelenmeye çalışılmaktadır. Buradan çıkarılan sonuca göre kamu yararının sağlanabilmesi adına, doğrudan temin sürecinde feda edilen ilkeler ve idarelere tanınan takdir yetkileri, birçok kanuna aykırılığı oluştursa da bunlardan en belirgini denetim mekanizmasının etkin işlemesini engelleyerek alımlarda yer alan görevlilerin tutumlarını olumsuz yönde etkilediği ve kanuna aykırı davranışlarla kamu zararını ortaya çıkardığıdır. Bu davranışların önlenmesi adına gelişen teknolojiye paralel mevzuatta yapılacak düzenlemelerle, idarelerin takdir yetkisini kullanmalarını azaltıcı önlemlerin faaliyete geçirilmesi sağlanarak; saydamlığın, hesap verilebilirliğin ve denetimin etkin işletilmesine katkı sağlanacağı görüşü üzerinde durulmuştur. Anahtar Kelimeler: Kamu Alımları, Kamu İhale Sistemi, Doğrudan Temin Usulü.

Doğrudan temin usulüKamuKamu alımları+4
Mustafa Atuğ
Uşak University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Kamuda çalışanların motivasyonunu etkileyen unsurlar: Adalet Bakanlığı İcra Daireleri örneği

Bu araştırma, Adalet Bakanlığı İcra Daireleri özelinde çalışanların motivasyonunu etkileyen unsurların tespit edilmesi amacıyla gerçekleştiriliştir. Bu amaçla, kamu çalışanlarının motivasyon düzeyleri (motive edici faktörler ve hijyen motivasyon faktörleri dahil) ortaya konmuş ve bu düzey ile katılımcıların cinsiyet, yaş, medeni durum, eğitim durumu, ünvanı ve görev süresi özellikleri bağlamında anlamlı bir farklılık olup olmadığı tespit edilmiştir. Bu alanda yapılan çalışmalara baktığımızda Küçük, (2007) Şanlıurfa Belediyesinde çalışanlar üzerinde yaptığı çalışmada, ücret ve iş güvenliğinin önemli bir motivasyon aracı olduğu kaydedilmiştir. Baş ve Ardıç'ın (2000) Kamu ve Vakıf Üniversitelerindeki Akademik Personelin İş Tatmin Düzeyinin Karşılaştırılması adlı çalışmasında ise vakıf üniversitesi çalışanlarının kamudakilere kıyasla daha yüksek düzeyde motivasyona sahip olduğu ortaya konmuştur. Çıkrak'ın (2018) kadın öğretmenlerin motivasyonuna etki eden faktörleri tespit ettiği çalışmasında nitel araştırma yöntemlerinden fenomenolojiden yararlanılmıştır. Motivasyon, iş tatmini ile ilişkili bir kavramdır ve iş tatmini üzerinde olumlu etkisi bulunmaktadır. Özellikle motivasyon sağlamak için kullanılan çeşitli araç ve yöntemler çalışanların iş tatmin düzeylerinin artmasına da olanak sağlamaktadır. Bu çalışmada ise öncelikle, motivasyon ve iş tatmini kavramları incelenmiştir. Bununla birlikte motivasyon ve iş tatmini ilişkisi üzerinde durulmuştur. Motivasyon sağlayıcı bazı araç ve yöntemler de açıklanarak konu ile ilgili olarak hizmet sektöründe yer alan bir işletmede iş tatmin düzeyi ölçümünü amaçlayan bir alan araştırması yapılmıştır. Anahtar Kelimeler: Motivasyon, iş tatmini, Kamu

Adalet BakanlığıKamu kuruluşlarıKamu personeli+4
Ergün Karaduman
Uşak University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00

İlgili konular