El sanatları
287 theses under this subject heading
Türk kaligrafi tarihi özelinde Etem Çalışkan
Yazı topluluklar halinde yaşamanın sonucu olarak, ihtiyaçlar doğrultusunda ortaya çıkmıştır. Tarihi boyunca, neredeyse bütün medeniyetler tarafından kabul edilmiş, kullanılmış ya da değişime uğratılmış olan yazı, zamanla iletişim amacının yanı sıra sanatsal yaklaşımların da en temel malzemelerinden biri halini almıştır. Osmanlı Döneminde Arap "elifbası" (alfabesi) olarak kullanılan ve 28 harften oluşan alfabe ile dönemin koşulları nedeniyle tasfir yapamayan halk, yazıya, sanatsal değerler yüklemiş ve hat sanatı'na (hüsn-i hatta) ulaşmıştır. Cumhuriyet'in ilanından sonra harf inkılabının kabulü ile latin harfleri kullanılarak, batı kültürlerinde var olan kaligrafi sanatına ulaşılmıştır. "Yazıya değer verme ve güzelleştirme" temelinde hat sanatı ile buluşan kaligrafi sanatı, hat sanatından etkilenmiş fakat disiplin bakımından farklılık göstermiştir. Doğumu harf inkılabı ile aynı yıla denk gelen ve ömrünü yazı sanatına adayan Etem Çalışkan, yüksek öğrenim yıllarından bugüne kadar üreten ve üretmeye devam eden usta bir isimdir. Cumhuriyet'in ilk yıllarında, güzel sanatlar alanında yazı eğitimini Türkiye'ye taşıyan ve Türk alfabesi ile kaligrafik eserler ortaya çıkaran Emin Barın'ın atölye öğrencisi ve asistanı olmuştur. "Geçmişten günümüze bütün önemli isimler, kayıplarının ardından değer bulmuştur." görüşünden yola çıkılarak, kaligrafi sanatını tüm ustalığı ile yaşatan Etem Çalışkan'ı tarihe olan tanıklığı ve bu süreçteki deneyimleri ile bir bütün olarak ele almak ve ölümsüzleştirmek gerekliliği, bu çalışmanın temelini oluşturmaktadır. Anahtar Kelimeler Yazı, Kaligrafi, Hat Sanatı, Tipografi, Elifba (Alfabe)
Amorium Kazısı 2013-2015 yılları cam buluntuları
Afyonkarahisar'ın Emirdağ İlçesi'nin 12 km. doğusunda yer alan Amorium'da 2013-2015 yıllarında yürütülen kazılar sırasında bulunan cam objeler bu tezin konusunu oluşturmaktadır. Amorium M.Ö. 2000'li yıllardan itibaren Hitit, Phryg, Yunan, Roma, Bizans, Selçuklu ve Osmanlı dönemlerinde kesintisiz yerleşim görmüş bir antik kenttir. Kent, Yukarı Şehir ve Aşağı Şehir olarak iki başlık altında değerlendirilmektedir. Amorium'da ilk çalışmalar, 1987 yılında Prof. Dr. R. Martin Harrison tarafından bir yüzey araştırması ile başlamıştır. Çalışmalar 1993 - 2009 yılları arasında Dr. Chris Lightfoot tarafından devam ettirilmiştir. 2013 yılında Amorium kazı çalışmaları Doç. Dr. Zeliha Demirel Gökalp'in Bilimsel Danışmanlığında sürdürülmüştür. 2014 yılından itibaren kazı çalışmaları Bakanlar Kurulu kararı ile Anadolu Üniversitesi'nde Öğretim Üyesi olan Doç. Dr. Zeliha Demirel Gökalp'in kazı başkanlığında devam etmektedir. 2013-2015 yılları arasında 505 adet cam obje ele geçmiştir. Camın kırılmaya elverişli bir yapıya sahip olması nedeniyle buluntular küçük parçalar halindedir. Ele geçen buluntular sayısal yoğunluklarına göre bilezik, gövde, pencere camı, ağız kenarı, tessera, kaide, kulp ve kandillere ait parçalardır. Bunun yanı sıra buluntular arasında cam üretiminin dolaylı bir kanıtı olan cüruflar yer almaktadır. Amorium cam objeleri malzeme niteliği, renk, süsleme, ele geçtiği tabaka ve karşılaştırma örnekleri dikkate alınarak değerlendirilmiştir. Anahtar Kelimeler: Amorium, Bizans, Cam, Aydınlatma, Bilezik.
Geçmişten günümüze Afrika cam boncukları
"Geçmişten Günümüze Afrika Cam Boncukları" başlıklı bu çalışmanın amacı; Afrika'da cam boncuk üretiminin ve kullanımının yaygın olduğu ülkeleri, kullanılan cam boncuk üretim yöntemlerini, araç ve gereçleri ve günümüzdeki örneklerini araştırmak, ortaya çıkan araştırma sonuçlarıyla da cam boncuk tarihine ve günümüze ışık tutabilmektir. Ülkemizde Afrika Cam Boncukları hakkında çok fazla bilgi olmadığından bu konu detaylı olarak incelenerek ülkemize zengin bir kaynak oluşturulması amaçlanmıştır. Çalışma, teorik anlatımların yapıldığı ve kişisel uygulamaların gerçekleştirildiği beş bölümden meydana gelmektedir. Çalışma yöntemi olarak internet, kitap, makale ve muhtelif kaynaklardan yararlanılmış, elde edilen konu ile ilgili bilgiler bir araya getirilerek çeşitli görsellerle zenginleştirilmiştir. Tezin birinci bölümünde; cam boncuğun tanımı ve ortaya çıkışı ele alınmış; sonrasında da Afrika Cam Boncuğunun tarihsel süreci ve gelişimi incelenmiştir. Afrika'nın değişik ülkelerinde ortaya çıkan farklı antik cam boncukların yapıları ve türleri araştırılarak; ortaya çıkan örneklerle geniş bir ürün yelpazesi ortaya konulmuştur. Tezin ikinci bölümünde ise; geçmişte Afrika'da cam boncuk yapımında kullanılmış ve günümüzde de halen kullanılan araç ve gereçler alt başlıklar halinde görsellerle açıklanmıştır. Afrika Cam Boncuk yapım tekniklerinin ve günümüzdeki örneklerinin incelendiği üçüncü bölümde, genel olarak beş farklı yapım tekniğinin kullanıldığı ve ilk tekniğin de kendi içinde farklı yöntemlerinin olduğu açıklanmıştır. Farklı yöntem ve tekniklerle yapılmış Afrika Cam Boncuk örnekleri de kendi bölümlerinde alt başlıklar halinde verilmiştir. Ayrıca Afrika'da hala aktif olarak üretimine devam edilen cam boncuk türleri incelenmiş ve günümüzdeki Afrika Cam Boncuk Endüstrileri hakkında bilgiler verilmiştir. Tezin dördüncü bölümü, gerçekleştirilen kişisel uygulamalara ayrılmıştır. Bu bölümde; genel anlamda ele alınan Afrika Cam Boncuk örneklerinden ilham alınarak yeni cam boncuklar üretilmiş ve üretilen cam boncuklar çağdaş tasarımlarla yeniden yorumlanmıştır. Ayrıca üretim sürecinin tüm aşamaları ve sonuçları da bu bölümde yer almaktadır. Tezin beşinci ve son bölümü olan sonuç bölümünde; çeşitli boncuk türlerinin yaygın olduğu Afrika kültüründeki cam boncuğun geçmişteki ve günümüzdeki yeri hakkında yorumlar yapılmıştır. Anahtar Sözcükler: Cam Sanatı, Cam Boncuk, Afrika Boncuk Kültürü, Afrika Cam Boncuğu, Afrika Ticaret Boncukları.
Bizans Dönemi resimli Oktateukh el yazması: Seraglio (Topkapı Sarayı Gi.8)
Tezin konusu "Bizans Dönemi Resimli Oktateukh El Yazması: Seraglio (Topkapı Sarayı Gi. 8)"dur. Bizans'tan günümüze kalan Türkiye'deki tek resimli Oktateukh el yazması olması nedeniyle tez konusu olarak seçilmiştir. 12. yüzyıla tarihlendirilen Topkapı Sarayı G.İ.8; Yunanca küçük harfle yazılmış resimli Eski Ahit metni içeren 569 folyolu, 301 resimli, üç ciltlik bir el yazmasıdır. El yazmasının tüm resimlerini kapsayan bir katalog hazırlanmış, ilgili konuların Yunancadan Türkçeye çevirisi yapılmış, resim-metin ilişkisi irdelenmiş, resimler ikonografik ve üslup açısından değerlendirilmiş ve farklı dönem resimli el yazmalarıyla karşılaştırma yapılmıştır. El yazmasının resimleri detaylı incelendiğinde,birbirinden farklı tarzda yapılmış pek çok resmin olduğu görülmüştür. Aralarında benzerlik kurulabilen resimler dikkate alındığında, A'dan H'ye kadar 8 üslup grubunun olduğu ve bazı resimlerin de onarım gördüğü tespit edilmiştir. El yazmasının başından sonuna kadar değişim gösteren resimlerinin gelişim sürecini anlayabilmek ve onarım gördüğü dönemi tespit etmek için farklı dönem el yazmaları incelenmiştir. Topkapı Sarayı G.İ.8 el yazmasının resimleri; Sina Gr. 1186 (11. yy.), plut., 9.28 (11. yy.), Vatikan Gr. 747 (11. yy.), Vatikan Gr. 746 (12. yy.), İzmir A. 1 (12. yy.), Vat. Gr. 1162 (12. yy.), Oxford Bodleian Gr. Th. F1 (14. yy.) ve Codex Gr.5 (14. yy.) ve diğer el yazmaların resimleriyle karşılaştırılmıştır. Yapılan karşılaştırmalar sonucunda, Topkapı Sarayı G.İ.8el yazmasının resimlerinin 11-12. yy el yazmalarında görülen kalıplaşmış ikonografik programlarla benzer olduğu ve orijinaline bağlı kalınarak 14. yüzyılda Palaiologoslar döneminde onarım gördüğü önerilebilir. Anahtar Sözcükler: Bizans, Oktateukh, Orta Bizans Dönemi, Resimli El Yazmaları,12. yüzyıl.
Sûrnâme-i Hümâyûn'da el sanatlarını konu alan tasvirlerin incelenmesi
Sûrnâme-i Hümâyûn (İntizâmî Sûrnâmesi 1582, TSMK H.1344); Osmanlı kültür hayatı, sanat tarihi ve edebiyat tarihi açısından çok zengin bir kaynaktır. Sultan III. Murad Han'ın şehzadesi Mehmed'in sünnet düğününü konu alan el yazmasıdır. El yazması eserde zanaat içeren meslek erbablarının tasvirleri; biçim, içerik ve renk çözümlemesi bu tez kapsamında araştırılmıştır. Tez çalışmasında Sûrnâme-i Hümâyûn'daki (1582) tasvirlerin; şeker işleri (24b-25a), camcılar (32b-33a), Hz. Eyyubi Ensari dervişleri (53b-54a), eski bezistan ehli (79b-80a), peştamal dokuyanlar (81b-82a), mühreciler (99b-100a), aynacılar (105b-106a), Süleymaniye Camii maketi (190b-191a), hattatlar (213b-214a), kutucular (217b-218a), bakırcılar (254b-255a), hakkâklar (268b-269a), Simurg kuşu (280b-281a), divitçiler (326b-327a), kemhacılar (330b-331a), kuyumcular (356b-357a), sandıkçılar (369b-370a) ve çömlekçiler (405b-406a) el sanatlarına ait meslek grupları ve özellikleri incelenmiştir. Sûrnâme-i Hümâyûn ayrıntılı olarak ele alınmıştır. Sûrnâme-i Hümâyûn'daki özellikler, mekânın, kullanılan renklerin ve sahnelerin özellikleri üzerinde durulmuştur. Mekânsal derinliği kuran ögeler incelenmiştir. XVI. yüzyıldan günümüze ulaşmış olan Sûrnâme-i Hümâyûn tasvirleri; dönemin özelliklerini, meslek erbablarının kıyafetlerini, kıyafetlerinde kullanılan renkleri ve mekânın kuruluşu ile sünnet düğününün yapıldığı At Meydanında düğünde olup biten her şeyi sunmuştur. Tasvirlerde verilmek istenen duygu, düşünce ve imgelerin tümü biçim, içerik ve renk açısından incelenmiştir. Tezin araştırma sürecine kaynaklar taranarak başlanmıştır. Konunun bulunduğu kaynağa ulaşmak için Topkapı Sarayı ile görüşülmüştür. Pandemi nedeniyle el yazması eser, yerinde görülüp incelenememiştir. Pandemi sonrasında eser yerinde incelenmek istendiğinde koleksiyon sayım sürecinde olduğundan buna izin verilmemiştir. E-posta yolu ile eserin envanter bilgileri, ilk 100 varakı ile literatürde bulunmayan yedi adet tasvirli sayfası Topkapı Sarayından temin edilmiştir. Tasvirlerin çoğuna Milli Saraylar İdaresi Başkanlığı Arşivi (Topkapı Sarayı Yazma ve Matbu Eserler Koleksiyonu) H.1344 numara ile kayıtlı "Sûrnâme-i Hümâyûn" kitabından ve N. Atasoy'un "1582 Sûrnâme-i Hümâyûn Düğün Kitabı" adlı eserinden ulaşılmıştır. Çalışmanın birinci bölümünde; tasvir sanatının tanımı, tarihçesi, temel özellikleri ve tasvirin yapımı anlatılmıştır. Türk tasvir sanatının başlangıcından, Osmanlı Dönemi tasvir sanatına kadar olan süreçteki eserlere değinilmiştir. Çalışmanın ikinci bölümünde Sûrnâmenin tanımı, tarihçesi ile ilgili araştırma yapılmıştır. Günümüze kadar ulaşan tasvirli ve tasvirsiz sûrnâmeler hakkında bilgi verilmekle birlikte, Sûrnâme-i Hümâyûn'un diğer sûrnâmelerden farkı ve özelliği üzerinde durulmuştur. Nakkaş'ın Sûrnâme-i Hümâyûn analizinden sonra tasvir tekniği tespit edilerek kullanılan teknik malzeme, renk değişimleri vb. dönemin kültürel özelliklerine göre tasvirlerin özellikleri belirlenmiştir. Tezin temel bölümünü oluşturan, üçüncü bölüm katalog kısmında ise; At Meydanı'ndaki geçişlerde sunulan el sanatları tasvirleri tanıtılmıştır. Çalışmanın dördüncü bölümünde değerlendirme, karşılaştırma ve sonuç başlığı altında Sûrnâme-i Hümâyûn'da el sanatlarını konu alan tasvirler kendi sayfaları bağlamında karşılaştırılmış ve değerlendirilmiştir. Sûrnâme-i Hümâyûn'un, Vehbî Sûrnâmesi'ne nasıl etkisi olduğuna, iki eser arasındaki benzerlikler ve farklılıklara değinilmiştir. Sûrnâme-i Hümâyûn ve Sûrnâme-i Vehbî, düzen (kopmozisyon), derinlik (perspektif), çizgi, renk ve ışık özellikleri bakımından karşılaştırılmıştır. Sonuç olarak, aralarında yüzyıl farkı olmasına rağmen Sûrnâme-i Hümâyûn ve Sûrnâme-i Vehbî Osmanlı dönemine kaynaklık eden, günümüze kadar gelmiş, belge niteliğinde eserler olduğu görülmüştür. Nakkaş Osman ve Levnî, Osmanlı tasvir sanatına düzen şeması ve renk açısından çok şey kazandırmıştır. Anahtar Kavramlar: At Meydanı, İntizâmî Sûrnâmesi, Nakkaş, Sûrnâme, Tasvir Sanatı, Topkapı Sarayı Müzesi Kütüphanesi.
İstanbul sultan ve paşa camilerinde kubbe yazıları
Osmanlı Devleti devrinde İstanbul'da inşa edilmiş sultan ve paşa camilerinin kubbelerinde bulunan kubbe yazıları çalışmamızın konusunu oluşturmaktadır. Giriş bölümünde İstanbul'un fethi, fetihten sonra yapılan imar ve iskân faaliyetleri, Osmanlı devrinde İstanbul'da hat sanatı ele alınmış, çalışmanın yöntemi açıklanmıştır. Katalog bölümünde, çalışma kapsamına giren camilerin genel özellikleriyle kubbelerinde bulunan yazılar üzerinde ayrıntılı olarak durulmuştur. Ana kubbe yazıları ile yarım ve diğer kubbe yazıları bölümünde katalog bölümünde kubbe yazıları hakkında elde edilen veriler ışığında ayrıntılı değerlendirmeler yapılmıştır. Sonuç bölümünde, çalışmada elde edilen verilerden yola çıkılarak ulaşılan sonuçlar sıralanmıştır.
Süleymaniye Kütüphanesi'ndeki 17. yüzyıl mushaflarında güller
Süleymaniye Yazma Eserler Kütüphanesi'nde bulunan 17. yüzyıla ait 6 mushafın mushaf güllerinin incelenmesi, çalışmamızın konusunu oluşturmaktadır. Giriş kısmında mushaf tezhibi hakkında tarihsel süreç anlatılmıştır. Birinci bölümde mushaf gülleri ve mushaflarda görülen diğer süsleme alanları konusu ele alınmıştır. Bu kısımda özellikle güller hakkında açıklamalar yer almaktadır. İkinci bölüm tezimizin ana kısmı olan Katalog kısmı yer almaktadır. 17. yüzyıla ait olan 18 eserin kataloğu ve mushaf gülü bulunan mushafların da fotoğrafları teknik çizimleriyle birlikte ilgili bölümde yer almaktadır.
Çok yönlü bir sanatkâr olarak Niyazi Sayın ve ebruculuğu hakkında
Ebru sanatı zaman içerisinde yalnızca süsleme sanatı olmaktan ziyade müstakil bir üslup kazanmıştır. Bu durum hiç şüphesiz üstün gayretli ebrucular sayesinde olmuştur. Bu çalışmada Türk ebrusunun her çeşidinde eser veren, ayrıca mevcut çeşitleri geliştiren ve zenginleştiren çok yönlü bir sanat anlayışı olan Niyazi Sayın'ın neyzenliği haricindeki uğraşıları ve hayatı araştırılmış ve aktarılmaya çalışılmıştır. Özellikle ebru sanatının üslup değişimindeki temelleri atılırken bu alandaki yaptığı yenilikler ve denemeleri araştırılmıştır. Böylelikle bu çalışmada Niyazi Sayın'ın genel olarak sanat anlayışı, sanat şubelerinin birbirlerini desteklediği fikri, ebru sanatında malzeme yönünden ve teknik açıdan uygulamaları ve ebrularındaki estetik boyutunun tahlili amaçlanmaktadır.
Osmanlı çini motiflerinden lale motifinin logolarda kullanımı ve DPÜSEM örneği
Bir marka olmak için işletme veya kurum kendini diğer markalardan ayıran bir görsel kimliğe sahip olmalıdır. Kurum kimliği unsurlarından biri olan logolar ise kurum ya da markanın görünen gücü olarak tanımlanabilir. Bu güç, kurum ya da markanın müşteriye verdiği güvencenin bir göstergesidir. Bu gücü elde etmek için tasarımcılar çok özgün tasarımlar ve kalıcı olan logolar tasarlayarak markayı ön plana çıkartıp daha etkili hale getirmek zorundadırlar. Bu çalışmada lale motifinin güçlü bir marka görsel kimliği oluşturup oluşturamayacağı incelenmiştir. Günümüzde Osmanlı dönemi geleneksel Türk Sanatları hemen hemen her yerde göze çarpmaktadır. Osmanlı sanatının varlığı ve önemi dünyanın her yerinde bilinmektedir. Bu kültür değerini yaşatmak yeni neslin tasarımcıları olan bizlere düşmektedir. Markaların görsel kimliğini kurumsal bir yapıya kavuşturan biz tasarımcılar Osmanlı lale motifini yeni nesil tasarımlara yansıtarak yaşatmalı yeni bu sanat değerlerini kaynak olarak kullanmalıyız. Grafik tasarımcılar tasarımlarını özgün kendine has üsluplarını kullanarak genellikle markanın amacı, misyonu ve hedefleri konusunda araştırmalar yaptıktan sonra tasarlamaktadırlar. Tabi ki bir marka için tasarlanacak logo fizibilite çalışması doğrultusunda ona uygun olan karakterde yapılmalıdır. Ancak çok ünlü markaların görsel kimlikleri bazen çok farklı çıkış noktaları kullanılarak tasarlanmaktadır. Bu doğrultuda lale motifi ile bir marka logosu tasarlarken markanın bir sanat işi ya da ona yakın bir iş yapılmasına gerek yoktur. Bu çalışmanın uygulama aşamasında Dumlupınar Üniversitesine bağlı DPÜSEM'in logo tasarımında lale motifli desenler kullanarak logo kurumsal kimlik tasarımının ilk basamağının gerçekleştirilebileceği kanıtlanmıştır.Anahtar Kelimeler: Logo, Marka, Çini Motifi, Lale.
Geleneksel Türk el sanatlarından Tokat ahşap baskı yazmacılık sanatı ve yaşayan son ustaları
Bu araştırmada; bulunduğu yörenin tarihi ve coğrafi yapısıyla ilgili olduğu düşünülen Tokat Ahşap Baskı Yazmacılık Sanatı'nın gelişim süreci ve bugünkü durumu ele alınmıştır. Basılı ve internet yayınlarının taranması ile yaşayan son üç Yazmacılık ustalarıyla yapılan görüşmelerden veri elde etme yoluna gidilmiştir. Elde edilen veriler değerlendirildiğinde; Tokat Ahşap Baskı Yazmacılık Sanatı'nın tarihteki en eski kumaş desenleme yöntemlerinden birisi olup, nesilden nesle yaşatılan kültürün sanat ile birleşen bir dil olduğu, fakat 600 yıllık geçmişe sahip olan bu sanatın bugün sürdürülebilirliğinin azaldığı anlaşılmıştır. Araştırmanın sonuç bölümünde Tokat Ahşap Baskı Yazmacılık Sanatı'nın taşıdığı kültürel önem belirtilerek, bu sanatın devamlılığının yeniden sağlanması için önerilerde bulunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Geleneksel, Yazmacılık Sanatı, Tokat Yazmacılığı, Ahşap Kalıp, Tokat Ahşap Baskı Sanatı.
Kütahya çiniciliğinin evrensellik sorunu üzerine sanatçıların görüşlerinin değerlendirilmesi
El sanatları uzun yıllardır gerek Türkiye'de gerekse dünyada popülerliğini sürdürmekte ve her geçen gün daha çok önemsenmektedir. Bu araştırma yüzyıllardır Kütahya şehrinin simgesi haline gelen ve el sanatlarının vazgeçilmez bir dalı olan çinicilik konusunu ele almaktadır. Araştırmanın amacı; Kütahya Çiniciliği'nin el sanatı olarak evrensellik sorunu üzerindeki etkilerinin incelenmesi ve konunun sanatçıların görüşlerinin alınarak değerlendirilmesidir. Araştırma tarama modelindedir ve nitel araştırma yöntemlerinden görüşme tekniği kullanılmıştır. Araştırmada Kütahya'da yaşamakta olan, alanında uzman kişiler ve/veya ünlü sanatçılarla yazılı veya sözlü kayıt altına alınan görüşmeler yapılmış, konu hakkında yöneltilen yarı yapılandırılmış altı soru ile konuya ilişkin bulgular elde edilmiş, değerlendirme yapılmış, yorumlanmış ve araştırma sonucuna yönelik öneriler sunulmuştur. Araştırmanın başlangıcında yirmibir kişi ile yapılması planlanan görüşmeler, randevu alma süreci içerisinde: görüşme yapılmak istenmemesi, sağlık problemleri, iş yoğunluğu, seyahat vb. nedenlerle onbir kişi tarafından reddedilmiş ve araştırma on kişi ile yapılan görüşmeler ile tamamlanmıştır. Araştırmanın sonucunda; Kütahya Çiniciliği'nin el sanatı olarak evrensellik sorunu üzerine görüşme yapılan kişilerin görüşleri doğrultusunda mevcut durum, karşılaşılan problemler, kültürel-ekonomik-turistik katkılar ve iletişim yönünden gelecek kuşaklara aktarım konularında iyileştirmeler ve doğabilecek kazanımlar ortaya konulmuştur. Anahtar kelimeler: Çinicilik, El Sanatları, Evrensellik, Kültür, Kütahya.
Seçilmiş Türk halı ve kilim motiflerinin glitch sanat yaklaşımıyla dijital yöntemler kullanılarak yeniden yorumlanması
Teknolojinin gelişmesiyle beraber sanat ve tasarım alanları dijital ortamlarda gerçekleştirilmeye başlanmıştır. Bu dijital sanatın oluşmasını sağlamıştır. Böylelikle geleneksel çalışmalar dijital ortamlarda yeniden stilize edilebilmişlerdir. Zaman içerisinde dijital araçların kullanımında veri aksaklıkları ile karşılaşılmıştır. Bu veri aksaklıkları sonucu sanat alanında yeni bir estetik bakış açısı olan Glitch sanat oluşmuştur. Sanatçılar bu veri aksaklıklarını kullanarak yeni sanat eserleri yaratmışlar. Dijital sanatın bir türü olan Glitch sanatı birçok alan ile beraber çalışmaktadır. Teknolojik gelişmeler birçok alanda yenilik sağlayarak bu alanların gelişmesine katkı sağlamıştır. Bu alanlardan biri de moda ve tekstil alanıdır. Moda ve tekstil alanı üretim süreçlerinde teknolojiden yaralanmıştır. 21.yy'da özellikle teknoloji ile bağı tasarım alanlarında daha fazla görülmektedir. Çalışmada geleneksel motifleri Glitch sanat ile stilize ederek dijital transfer baskı kumaşların tasarımlarının gerçekleştirilmesi amaçlanmıştır. Bu kapsamda, Türk halı ve kilimlerinde yaygın olarak kullanılan motifler arasından seçilmiş Anadolu motifleri PhotoMosh programında Glitch sanat ile stilize edilmiştir. Daha sonra Adobe Illustrator programı aracılığıyla dizayn edilerek renklendirilmiştir. Dijital transfer yöntemi ile %100 poliester çözgülü kumaşa tasarımı gerçekleştirilen desenlerin aktarılma işlemi ısı transferi yöntemi ile gerçekleştirilmiştir. Sonuç olarak, dijitalleşmenin getirdiği yeniliklerin ve imkanların kültürel öğelerle desteklenerek moda alanında özgün ve yenilikçi baskı kumaş tasarımları oluşturmadaki etkisinin öneminin vurgulanması amaçlanmıştır. Anahtar kelimeler; halı ve kilim motifleri, dijital transfer baskı kumaş, dijital sanat, glitch sanatı
Bursa Mustafakemalpaşa'daki Osmanlı mezar taşları
Bu çalışmamızda, Bursa iline bağlı olan Mustafakemalpaşa ilçe merkezinde, belde ve mahallelerinde (Lalaşahinpaşa, Tatkavaklı, Kestelek, Ormankadı, Karaoğlan, Tepecik, Aliseydi, Üçbeyli, Yamanlı, Melik, Sünlük, Ocaklı ve Yumurcaklı mezarlıklarında) yapılan araştırmalar sonucunda 136 adet Osmanlı Dönemine ait mezar taşı tespit ettik. 92 tanesi erkeklere, 43 tanesi kadınlara ait olan mezar taşlarının 17, 18, 19 ve 20. yüzyıllara ait oldukları görülmüştür. Mezar taşlarının en erken tarihlisi 1027 H./ 1617- 1618 M. en geç tarihlisinin ise 1928 M. yıllarına ait olduklarını tespit ettik. Çalışmamızın birinci bölümünde, incelemeler sonucunda tespit ettiğimiz 136 mezar taşının katalog bilgileri yer almıştır. İkinci bölümünde, mezar taşlarının form bakımından incelemesi, üçüncü bölümde ise süsleme, yazı türü ve metin içeriği bakımından incelemeleri iki başlık altında yer almıştır. Sonuç olarak bu yöredeki, Türk tarihini ve kültürünü yansıtan, arşiv belgesi değerindeki Osmanlı dönemine ait olan mezar taşları kayıt altına alınmıştır. Araştırmanın sonunda bahsi geçen mezar taşlarının ait olduğu dönemlerin form, süsleme ve yazı türü değişimleri ve bu değişimlerin sebepleri üzerinde bir sonuca ulaşılmıştır.
Kırgız Şırdak geleneğinde kullanılan desenlerin ebru sanatında uygulanabilirliği
Bu araştırmada Kırgızistan'ın el sanatlarından biri olan şırdak keçe sanatının tanıtılması, kullanılan motifler ve anlamlarının kayıt altına alınması, farklı bir sanatla ilişkilendirilerek dikkat çekilmesi planlanmıştır. İki farklı sanat arasında köprünün oluşturulması, gelecek kuşaklara aktarılması, disiplinler arası sanatlar ile dikkat çekebileceği hedeflenmiştir. Kırgızistan'ın Narin, Koçkor, Celal-Abad, Issık şehirlerinde bulunan geleneksel el dokuması şırdak halı motiflerinin Türk ebru sanatına uygulanmasıdır. Ebru sanatında akkâse tekniği, bir motifin veya yazı örneğinin kâğıt veya deriden oyulması ile meydana getirilen eserlere denilmektedir. Ebru sanatında akkâse tekniğinin farklı materyal kullanılarak uygulanabilirliğini göstermek ve ebru sanatına şırdak halı motifleri ile farklı bir boyut kazandırmak amacıyla kâğıt üzerine orijinal birebir şırdak halı-kilim motifleri tasarımları yapılarak uygulanmıştır. Kırgız motiflerini tanıtmaya çalışırken, yapmış olduğumuz alan araştırması sonucu elde edilen bulgulardan hareket edilerek ebru sanatı akkâse tekniğine uygulanması gerçekleştirilmiştir. Kırgızistan ile ilgili eserleri okumak, Kırgız halkı hakkında bilgi edinmek, geleneksel el sanatları ve uygulanan motifler ve anlamlarının içerdiği kaynaklar takip edilmiştir. Motiflerin anlamlarını bilen bilirkişiler ile mail ve sosyal medya üzerinden temas kurularak yazılı kaynaklara ulaşılmıştır. Makale, kitap, sergi, festival, sanatsal ve bilimsel çalıştay ve sempozyumların yapılması ile tarihin derinliklerinden günümüze ulaşan şırdak halıların literatüre kazandırılması, gelecek kuşaklara taşınması gerekmektedir. Türk el sanatı olan ebru sanatı teknikleri ile birleştirerek ortak noktaları üzerinden motif uygulamalarını gerçekleştirmek ve kayıt altına alarak, farklı ortak alanlar ile de birleşebileceğini göstermek, dikkat çekmek, bu sanatın yaşatılmasını sağlamasına yardımcı olacaktır.
Aesthetic trends in mass-produced crafty items in modern Iraq: A case study from Baghdad
This thesis examines the aesthetic trends and design characteristics of mass-produced crafty items in modern Iraq, specifically focusing on textiles, woodwork, ironwork, and leatherwork. Through an exploration of the integration of Islamic design vocabulary within these industries, the research highlights its significant influence on cultural identity and artistic expressions. The textile industry showcases intricate geometric patterns, calligraphy-inspired motifs, and vibrant colors, reflecting Iraq's cultural identity and attention to detail. In woodwork, the fusion of traditional techniques and Islamic design elements is evident through Arabesque motifs, geometric carvings, and decorative inlays, exemplifying the timelessness and intricacy of the craft. The iron industry presents ornate metalwork patterns on doors, windows, and balustrades, embodying the nation's Islamic artistic traditions and a harmonious blend of strength and elegance. Meanwhile, the leather industry features embossed patterns inspired by calligraphy, delicate tooling, and intricate stitching, symbolizing cultural heritage and expert craftsmanship. Overall, the study emphasizes the pervasive presence of Islamic design vocabulary, underscoring Iraq's cultural heritage, artistic traditions, and the enduring legacy of Islamic aesthetics within mass-produced crafty items. By integrating Islamic elements into their designs, artisans pay homage to their cultural roots, preserve traditional craftsmanship, and promote the significance of Islamic aesthetics in contemporary Iraqi crafts.
Geleneksel kispet ustalığı ve kispet'in moda ve tekstil tasarımında uygulanması
Bu çalışma, Türk güreş tarihinde geleneksel hale gelen kispet ve kispet ustalığının usta-çırak ilişkisi ile sürdürülebilirliği, mesleğin son temsilcilerinden Unesco Yaşayan İnsan Hazinesi ilan edilen İrfan Şahin'in hayatı, mesleği icra edişi ve yetiştirdiği son ustalar ile ilgili araştırmalar yapılacaktır. Bu geleneğe bağlı olarak kispet dikiminde kullanılan malzemeler, desenler ve işlemelerin moda tasarımında farklı kıyafetlerde uygulanabilirliği üzerine çalışmalar yapılacaktır. Araştırma, Türk Kültürünün zenginlikleri arasında yer alan Geleneksel Kispet Ustalığı, öne çıkan objesi Kispet ve Kispet yapımının tarihsel süreçteki gelişmelerini kapsamaktadır. Türk Kültürü içinde kendine has ritüelleriyle yerini alan Geleneksel Kispet Ustalığı ve Kispet yapımı incelenmiştir. Kispet yapımında kullanılan malzemenin özellik ve gelişimi, ustaların yetişmesi tarihsel süreç içinde değerlendirilmiştir. Araştırmada konuyla ilgili yazılı ve dijital kaynaklar taranmış, saha çalışmaları yapılarak geleneksel öğreti yöntemleriyle yetişmiş kispet ustalarıyla mülakatlar gerçekleştirilmiştir. İnsanlık tarihinin en eski sporlarından olan güreş, ilk çağlardan itibaren savunma, spor, oyun ve eğlence amacıyla yapılarak günümüze kadar gelmiştir. Geleneksel güreşlerimizden Aba, Şalvar (Don) ve Karakucak güreşleri yanında "yağlı güreş" de kendine has kurallarıyla yerini almıştır. Geleneksel sporumuz yağlı güreşi diğerlerinden ayıran önemli farklılıklardan birisi, pehlivanlar tarafından müsabakalarda giyilen ve "Kispet" adı verilen özel kıyafettir. Yağlı güreşlerin öne çıkan bir öğesi olarak Kispet, malzeme seçimi ve yapım aşamalarında özel ustalık gerektiren, geleneksel öğreti yöntemleriyle usta çırak ilişkisi içinde kuşaktan kuşağa aktarılarak günümüze kadar yaşatılan maddi kültür öğelerimizdendir. Kispet dikimi günümüzde unutulmaya yüz tutmuş zanaatlar içerisinde yer almaktadır. Kispet ustalığı da bu zanaata gönül veren birkaç usta tarafından yaşatılmaya çalışılmaktadır. Usta-çırak ilişkisi içerisinde geleneksel öğreti yöntemleriyle dikilen kispet, nesilden nesile yaşatılmakta ve gelecek kuşaklara emanet edilerek sürdürülmektedir. Kispetin Türk kültüründe sürdürülebilirliği bağlamında kendine has malzeme, süsleme ve dikiş teknikleriyle Moda Tasarımında farklı giysi ve aksesuarlar tasarlanarak Türk Kültürünün tanıtımına katkı sağlaması önerilmektedir.
Anadolu kaynaklı doğal liflerle takı tasarımları
Bu çalışma Yüksek Lisans tezi olarak hazırlanmış olup, çağlar boyunca çeşitli anlamlarla kullanılan takıların üretimi ve tasarımında yeni arayışlar içinde, doğadan, doğal olandan faydalanarak çağdaş ve modern bir çerçevede disiplinler arası etkileşimler içinde takı tasarımları yapmak hedeflenmiştir. Süreç içinde değişim ve dönüşüme uğradığı gözlemlenen doğal lifler, Hayvansal ve bitkisel olarak ele alınmıştır. Araştırma kapsamında literatür taraması yapılmış, bugüne kadar yapılan tez çalışmaları, kitaplar ilgili makale ve elektronik kaynaklar taranarak incelenmiştir. Bitkisel kaynaklı lifler ile ilgili özellikle muz lifi sahasında incelenmiştir. Bu bağlamda Türkiye'de yeni bir çalışma olan muz lifi ile ilgili kaynaklara ulaşılmada zorluklar yaşanmıştır. Konu başlığı olarak iki farklı disiplinin Anadolu kaynaklı doğal lifler ve takı olgusunun birleştirildiği bu çalışmanın daha önce çalışılmamış olması ve doğal liflerin sürdürülebilirliği açısından önem teşkil etmektedir. Araştırma da takıların dinsel-mitolojik büyüsel bir unsur olarak da kullanıldığı görülmüş, sembolik ve tinsel anlamları da incelenmiş, takı yapımında tarihsel süreç içinde çok çeşitli malzemelerden faydalanıldığı görülmüştür. Bunlar asında boynuz, deri, kemik, doğal taşlar, deniz kabukları bulunmaktadır. Aynı zamanda takı olgusunun çeşitli şekillerde doğal malzemelerle bütünleştiğini ve sembolik anlamlar yüklendiği ürünler içinde; çörek otu, iğde ağacı dalı, üzerlik bitkisi tohumu, defne yaprağı, gibi bitkiler ile karşılaşılmıştır. Tasarımların oluşum sürecinde doğal olandan ve gelenekten beslenerek çalışmalar uygulanmıştır. Bitkisel ve hayvansal lifler kullanılarak 11 adet tasarım oluşturulmuştur.
Gencer Kondal iş modeli ve keçe tasarımları
Sanat ve zanaat toplumun kültürel mirasını oluşturmaktadır. Bilgi, birikim tecrübe farklı coğrafyada yaşayanlar, üretim ve tüketim ile yaşam biçimlerini şekillendirmekle birlikte kültürlerini oluşturmaktadırlar. Endüstrileşme ve küreselleşmeyle birlikte, kültürel mirasımız olarak keçeciliğin üretim ve tüketim biçimini olumsuz etkileyerek yok olmasına neden olmaktadır. Yok olmaya yüz tutmuş keçe ve keçeciliğin kendi özünü kaybederek zaman ve değişimle diğer kültürlerle aynılaşmasına neden olmuştur. Ekolojik bir malzeme olan keçe, bugün çağdaş sanat ve tasarım bilgi ve becerisiyle tasarım ve yaratıcılıkta gelişme göstermiştir. Teknolojik çağla birlikte geçmişte yapılan keçe ürünleri yer yaygısı, kepenek, sikke, çadır iken günümüzde kaban, ayakkabı, kuşak, şal, şapka, duvar panosu gibi ürünlerle yerini almıştır. Bu tezde, keçe'nin tanımı ve tarihçesi, keçeciliğin ilk yapılış öyküsü, keçe üretiminde kullanılan ham madde, keçe'nin ekolojik özellikleri, araç-gereçlerine yer verilmiştir. Gencer Kondal'ın iş modeli üzerine hazırlanan bu tez, somut olmayan kültürel mirasımız olan keçe ve keçeciliği yeniden canlandırmayı amaçlamaktadır. Gencer Kondal'ın iş modeli ve keçe atölyesi, Kondal'ın keçe yapımında ortak olan ön hazırlık aşamaları yünün hazırlanması, boyanması, naaşlık hazırlanması, saçma ve saçılması ve Gencer Kondal'ın atölyesinde yapılan keçe çalışmaları ile Kondal'ın açtığı sergi ve workshoplar, verdiği eğitimler, ticaret yaptığı ülkelere bu tezde yer verilmiştir. Gencer Kondal'ın atölyesinde yapılan giysi ve giysi aksesuarları ile ev tekstil ürünleri ve benzeri bazı sanatsal uygulamaları fotoğraflarla desteklenmiştir. Elde edilen bilgiler doğrultusunda Gencer Kondal'ın iş modeli ile yok olma tehlikesiyle karşı karşıya olan keçeciliğin yeniden canlandırılmasına katkı sağlanmıştır. Anahtar Kelime: Somut Olmayan Kültürel Miras, Keçe, Keçecilik, Gencer Kondal
Çorum Hasan Paşa İl Halk Kütüphanesi'nde bulunan tefsirle alakalı el yazması eserler
Yazma eserler ilmî ve kültürel birikimin bize ulaşmasında başat rol oynar. Bundan hareketle bu çalışmada Kur'an-ı Kerim'i anlamamıza vesile olan tefsir alanına dair Hasan Paşa İl Halk Kütüphanesi'nde bulunan yazma eserler konu edilmiştir. Çalışmayla konu edilen yazma eserlerin bir düzen içerisinde tespit ve tahlilinin yapılması amaçlanmaktadır. Birinci bölümde yazının ve yazma eserlerin önemine değinilmiş, Hasan Paşa İl Halk Kütüphanesi'nin tarihçesi verilmiştir. İkinci bölümde ise zikredilen kütüphanede bulunan tefsire dair yazma eserlerin tespiti ve kısaca tanıtımı yapılmıştır. Ayrıca eserin müellifinin bulunup bulunmaması, tefsir alanına ait olup olmaması konu edilmiştir.Son bölümde ise yazma eserler ve müellifleri hakkında bilgiler verilmiş ve değerlendirmeler yapılmıştır. Netice itibariyle tespit edilen eserlerle ilgili bilgi yanlışları düzeltilmeye ve belli bir kütüphane özelindeki tefsire dair yazma eserler hakkında toplu bilgilere ulaşılabilecek bir veri oluşturulmaya çalışılmıştır. 2022, XV+91 ANAHTAR KELİMELER:Tefsir, Yazma eser,Hasan Paşa, Kütüphane
Gaziantep ilinde el beceri kurslarına gelen kadınların aile planlamasına yönelik, bilgi tutum ve davranışlarının değerlendirilmesi
Ana çocuk sağlığı tüm Dünya'da ve Türkiye'de en önemli sağlık sorunlarından birisidir. Sağlıklı bireylerin yetişmesi için aile planlaması şarttır. Bu tezde, toplumun aile planlamasına ilişkin bilgi, tutum ve davranışlarının incelenmesi amacıyla tanımlayıcı olarak yapılmıştır. Araştırmanın örneklemini Kasım 2015-Mart 2016 tarihleri arasında Gaziantep Büyükşehir Belediyesine bağlı el beceri kurslarına gelen 1250 kadın oluşturmuştur. Çalışmada Aile planlaması tutum ölçeği, Coopersmith benlik saygısı ölçeği ve kişisel bilgi formu, elde edilen verilerin analizinde SPSS 22,0 istatistik analiz programı, sayı, yüzdelik, ortalama, standart sapma değerleri ve ki-kare testi kullanılmıştır. Katılanların %32,1'i 20-29, %33,2'si 30-39 yaş grubunda ve yaş ortalaması 33,69±10,59 olup, %80,0'ı evli ve ilk evlilik yaşı ortalaması 16,46±7,73, %31,7'si ilkokul mezunu, %54,6'sı ev hanımıdır. Gebelik sayısı ortalaması 2,84±2,36'dır. Katılımcıların canlı doğum sayısı ortalaması 1,87±2,00 olup, %17,8'i 1 düşük yaptığını ifade etmiştir. Katılımcılar AP'ye ilişkin bilgi kaynağının %46,9'u sağlık ocağı ve çalışanları olduğunu, %42,3'ü AP danışmanlığı aldığını, %54,8' si AP danışmanlığı almak istediğini, %61,9'u AP'yi "bakabileceği sayıda çocuk sahibi olmak" olarak tanımlarken %58,0'ı herhangi bir aile planlaması yöntemi kullandığını; yöntem olarak %65,2'si modern, %12,3'ü geleneksel yöntemleri kullandığını ifade etmiştir. Katılanların %65,5'i yüksek benlik saygısına sahip, %51,0'ı aile planlamasını uygulama konusunda yüksek tutuma sahip ve tutum ölçeği puan ortalaması 134,99 ±23,07'dir. AP hizmetleri toplumun genelinde eşit sonuçlar verecek şekilde uygulanmalıdır.
Yahyalı halıcılığının günümüzdeki durumu
Yahyalıda halıcılık faaliyetlerinin başlangıcının tam tarihi bilinmese de 19.yy öncesine dayandığı tahmin edilmektedir. Yahyalı halıları kendine has desenleriyle Türk halı sanatı içinde önemli bir yere sahiptir. Yahyalı halılarının Türk halı sanatı içinde belli bir konuma sahip olmasına rağmen herhangi bir güncel çalışma yapılmamış olması açısından bu çalışma önemlidir. Bu araştırmada, Yahyalı halılarının günümüzdeki durumunu belirlemek, teknik özellikleri açısından incelemek, desen ve motiflerini belgelemek amaçlanmıştır. Ayrıca dokumacıların demografik özellikleri, ekonomik durumları, sağlık durumları ve kullanılan araç gereçler belirlenmiştir. Yahyalı halılarının desen çizimlerinin ayrıntılı olarak yapılması ve bir kataloga dönüştürülmesi amaçlanmıştır. Bu amaçla, yörede ulaşılabilen günümüz Yahyalı halıları tek tek incelenmiş, fotoğraf ve çizimlerle desteklenmiştir. Yahyalı halılarının desen isimlerine göre birçok çeşidi bulunmaktadır. Bunlar; dabazlı, kandilli mihraplı, kirazlı, karpuzlu, üç göbekli, kavacık gibi çeşitlerdir. Yörede geçmişte her evde dokumanın yapıldığı fakat günümüzde yok denecek kadar az tezgâh kaldığı tespit edilmiştir. Halı üretiminin durma noktasına geldiği, unutulmaya yüz tuttuğu belirlenmiştir. Yöre halıcılığının tekrar canlanması için bir Avrupa birliği projesinin yapıldığı ve atölye kurulduğu gözlenmiştir. Yahyalılı kadınların bu atölyede halı dokumaya başladığı, 2018 yılında atölyenin İşkur'a devredildiği öğrenilmiştir. Haftanın beş günü çalışan atölye 2019 Şubat ayından itibaren protokolün yenilenmemesi nedeniyle kapanmış, böylece halıcılığa değin tek faaliyet de sona ermiştir. Tarihi, desenleri ve çeşitleri ile önemli olan Yahyalı halılarının eski canlı günlerine geri dönmesi için devlet destekli ve sürdürülebilir projelerin uygulanması gerekmektedir. Anahtar Kelimeler: Yahyalı, Dokuma, Halı, Tezgâh
Amasra'da yaşayan el sanatlarından çekicilik
Geleneksel Türk el sanatlarında, en eski ve en yaygın yapı malzemelerinden biri ahşaptır. Hammaddesi ağaç olan ahşap oymacılığı; mimariden çeşitli eşyalara kadar her alanda kullanılmaktadır. Çünkü Anadolu ormanlık alan açısından zengin olduğundan ağaç kolayca elde edilmekte, kolay işlenebilmekte ve maliyeti de düşük olmaktadır. Ahşap oymacılığında kullanılan; yüzey oyma, ekleme, şebekeli oyma, torna gibi teknikler mevcuttur. Amasra'da bu tekniklerden en çok torna tekniğinin kullanılarak yapıldığı ahşap oymacılığının yöresel adı "Çekicilik Sanatı"dır. Araştırma, Bartın ili Amasra ilçesine ait çekicilik sanatının incelenmesini kapsamaktadır. Çalışmanın amacı, yok olmaya yüz tutmuş el sanatlarımızdan çekicilik sanatının geriye kalan ve sayıları azalan temsilcilerinin konuyla ilgili bilgi, tecrübe, duygu ve düşüncelerini derlemek, bu sanatı kalkındırmak ve geleceğe taşımak adına yapılan çalışmalara katkıda bulunabilmektir. Bu amaçla Ahatlar Köyü ile burada faaliyet gösteren atölyeler ve Amasra Çekiciler Çarşısı'nda incelemeler yapılmış, üretilen ürünler hammadde ve üretim tekniği yönünden incelenmiş, pazarlama koşulları tespit edilmiştir. Atölyelerde çalışan kişilerle görüşülmüş, yapılan ürünler ve yapım aşamaları fotoğraflandırılmıştır. En çok üretilen ürünler arasında mutfak araç gereçlerinden şekerlikler, kâseler, çatal, kaşık, kepçe gibi servis araçları, çerez takımları, fındık kıracakları, baharatlıklar, havanlar, hediyelik ve dekoratif amaçlı ürünlerden vazolar, çeşitli biblolar, anahtarlıklar, magnetler, portreler, günlük kullanım amaçlı ürünlerden rahleler, sandıklar, isimlik-kalemlikler, oyuncaklar, deniz fenerleri, küllükler yer almaktadır. Bu ürünler çeşitli şekillerde pazarlanmaktadır. Bir kısmı Çekiciler Çarşısı'nda satılmaktadır. Bir kısmı sipariş üzerine Türkiye'nin her yerine gönderilmekte ve bu siparişlerin çoğu internet aracılığıyla kurulan satış siteleri ile alınmaktadır. Bir kısmı da ürünleri pazarlayanlar tarafından kendi imkânlarıyla götürülüp satış merkezlerine verilmektedir. Yöre insanlarıyla ve ustalarla yapılan görüşmeler neticesinde çekicilik sanatının geçmiş yıllara oranla azaldığı, hatta farklı iş kollarının tercih edildiği sonucuna varılmıştır. Çekicilik sanatının azalmasının en öncelikli sebebinin maliyeti düşük Çin mallarının tezgâhlarda yerini alması olduğu görülmüştür. Çekicilik sanatı ustalarının sabit olmayan gelirleri, bu gelirin ihtiyaçları karşılamadaki yetersizliğinden kaynaklı farklı iş kollarının tercih edilmesi, gençlerin sabır ve zaman isteyen, getirisinin düşük olduğu bu mesleği tercih etmemesi, bütün bu nedenlerden dolayı bu sanata ilginin azalmasıyla birlikte babadan oğula, nesilden nesile aktarılamaması diğer önemli sebeplerdir. Çekicilik sanatını yaşatmak ve gelecek kuşaklara aktarmak adına öncelikle Çin mallarının yöreye girişi konusunda sınırlamalar getirilmelidir. Çekicilik sanatının geleneksel haliyle tanıtımı hem yurt içinde hem de yurt dışında basın-yayın organları aracılığıyla daha fazla ve dikkat çekici bir şekilde yapılmalıdır. Hammadde konusunda ustalar desteklenmeli, maliyeti düşürülmelidir. Bu sanat ile ilgili gençlere iş olanakları sağlanmalı, bu mesleği icra edenler geçim kaygısı taşımayacak şekilde istihdam edilmelidir. Ayrıca Milli Eğitim Bakanlığı, geleneksel Türk el sanatlarına ders müfredatlarında daha geniş yer vermeli, bu kapsamda ahşap oymacılığı da müfredat içerisinde yerini almalı, çocuklarımız ve gençlerimiz bu meslekleri tanımalı, milli kültür ve değerlerimiz konusunda bilinçlendirilerek ilgisi ve yeteneği olanların önünü açacak fırsatlar verilmelidir. Üniversitelerin ilgili bölümlerinde ise ahşap işçiliği ile ilgili araştırmalar yapılmalı, kaybolmaya yüz tutmuş bu sanatımız gün yüzüne çıkarılmalıdır. Anahtar Kelimeler: Ahşap, Çekicilik, Gomalak, Kayacık Ağacı, Torna.
Kırşehir Ahi Evran Camii süslemeleri
Kırşehir'in merkezinde, Ahi Evran caddesinde yer alan Ahi Evran Cami'nin yapımı 1277 yılında başlamıştır. Yapı türbe olarak ters T şeklinde, iki eyvanlı ve üstü kubbeli olarak inşa edilmiştir. Bu çalışmada, Selçuklu dönemine ait, yapımına 14. yüzyılda başlanmış olan Ahi Evran Cami'nin mimarisi, iç ve dış mekânının süslemeleri ayrıntılı olarak fotoğraf ve çizimlerle desteklenerek incelenmiştir. Cami süsleme açısından zengin olmasına rağmen herhangi bir çalışma yapılmamış olması bu çalışmanın planlanmış olmasının amaçlarından biridir. Selçuklu döneminin kültür ve sanatını yansıtan cami, Selçuklu Devri'nin son dönemlerine denk gelmektedir. İçerisinde bulunan, günümüzde okuma odası olarak kullanılan misafirhanesinden dolayı Zaviyeli olarak adlandırılan camiler grubunda da incelenmektedir. Bu özellik Beylikler Döneminde de görülmektedir. Ama eser Selçuklu Devri mimarisinin özelliklerini taşıdığı için Selçuklu Devri mimarisine aittir. Kalemişi tekniği süslemelerin yoğun olarak kullanıldığı camide süslemeler, genellikle yaprak motifleri, sap çıkmaları gibi bitkisel motiflerden, hatayi grubuna dâhil olan penç motifinden ve rumi motiflerinden oluşturulmuştur. Taş süslemenin nadiren görüldüğü camide, süslemede sarı ve siyah renkli taşların oyularak kullanıldığı görülmektedir. Süslemeleri yıldız ve zencerek gibi geometrik motiflerden oluşturulmuştur. Ahi Evran Cami'nin süslemeleri ve belli kısımları önemli ölçüde değişime ve tahribata uğramıştır. Bazı bölümlerde süsleme kompozisyonlarının değiştirildiği görülürken, bazı bölümlerde ise tamamen silindiği görülmektedir. Değişime uğramalar süslemeler ile sınırlı kalmayıp mihrap, minber ve vaaz kürsüsünde de etkili olmuştur. Bu unsurlar değiştirilip yerlerine aslını yansıtmayıp sonradan inşa edilmiş olanlar yerleştirilmiştir. Tarihi ve mimarisi bakımından önemli yapılarımızdan olan Ahi Evran Cami'nin süslemelerinin bakım ve onarımlarının zamanında yapılarak bizden sonraki kuşaklara aktarılması sorumluluğumuz ve görevimiz olmalıdır. Anahtar Kelimeler: Selçuklu Dönemi, Ahi Evran Cami, Kalemişi Tekniği, Zaviyeli Cami, Süsleme.
Sivas ili Altınyayla ilçesi Merkez (Tonus) Camii süslemeleri
Bu çalışmaya konu olan Sivas ili Altınyayla ilçesi Merkez (Tonus) Camii ilçenin merkezinde, Aydın Mahallesinde bulunmaktadır. Merkez Camii ilçedeki en eski tarihli camii olmasının yanında, Türk mimarisindeki ahşap direkli ve tavanlı camilere örnektir. Ahşap direkli ve tavanlı camilerin Gazneliler ve Karahanlılar tarafından inşa edilerek uygulanmış olduğu ve Orta Asya'dan Anadolu'ya taşındığı bilinmektedir. Anadolu'ya yerleşen Türkler mimari eserlerinde ahşabı yoğun olarak kullanmışlardır. Selçuklu, Beylikler ve Osmanlıların ilk dönemlerinden günümüze kadar varlığını korumuş olan Ulu camiler, küçük mescitler ve diğer mimari eserlerde bunu görmek mümkündür. Ankara'daki Aslanhane ve Ahi Elvan Camii'leri, Beyşehir'deki Eşrefoğlu Camii örnekler arasında gösterilmektedir. Anadolu'daki Altınyayla Merkez (Tonus) Camii süslemeleri araştırmanın kapsamını oluşturmaktadır. Bu bağlamda araştırmaya konu olan Altınyayla Merkez (Tonus) Camii için ilgili yerlerden gerekli izinler alınarak, detaylı bilgiler toplanmış, literatür araştırması yapılmıştır. Ayrıca Altınyayla Merkez (Tonus) Camii'nde mekân incelemesi araştırma kapsamında gerçekleştirilmiştir. Camii içerisindeki süslemeler batı etkisiyle barok, rokoko ve neo klasik tarzdaki üsluplar, bitkisel motifler, hayvan figürleri ve geometrik şekiller ile süslenmiştir. Ahşap ve alçı üzerine Edirnekârî, kalem işi, çakma, oyma ve ajur oyma tekniklerinin birlikte kullanılması ile yapılmıştır. Caminin süslemeleri Selçuklu, Beylikler, Osmanlı ve batı sanat üsluplarının etkisiyle, barok üsluplar, neo-klasik tarzlar, 'S' ve 'C' kıvrımlar öne çıkmaktadır. Ayrıca bitkisel motiflerden, vazo içerisinde çiçek motifleri, penç çeşitleri, goncalar, laleler, yapraklar, akantus yaprakları, bahar dalları, bahar çiçekleri (gül), rozetler, palmetler, püsküller-saçaklar, hayvan figürlerinden rûmiler, münhaniler, geometrik şekillerden; kare, dikdörtgen, üçgen ve baklava dilimleri dikkat çekmektedir. Bu süslemeler farklı dönemlerin yansıması olarak Osmanlı Geç Dönem eseri olan Altınyayla (Merkez) Camii'nde karşımıza çıkmaktadır. Merkez Camii süslemeleri motif, desen, kompozisyon, renk ve teknik açıdan incelenmiştir. Süslemelerin ayrıntılı incelenmesinin ardından genel ve detaylı fotoğrafları çekilmiştir. Detaylı fotoğraflardan yararlanarak ayrıntılı desen çizimleri asıllarına uygun olarak çizilmiştir. Bu çizimler ile günümüzdeki durumu tespit edilerek belgeleme çalışması yapılmıştır. Merkez (Tonus) Camii'ndeki desenler herhangi bir desen raporuna bağlı kalınmadan el emeği ile çizilmiş olduğu için çizimler de birim desenlerin tekrarlarında ve simetrilerinde farklılıklar görülmüştür. Bu durumdan dolayı çizimlerde bir desen ve motifler örnek alınarak adobe illüstratör programında simetrik olarak çizilmiştir. Altınyayla Merkez (Tonus) Camii'nin tüm ahşap malzemeleri çam ağacından yapılmıştır. Camii içerisi ahşap tavanlı ve direkli olmasından dolayı ahşap kaideler üzerinde çatlamalar, renklerde ve süslemelerde yer yer bozulmalar tespit edilmiştir. Tarihi ve mimari öneme sahip olan Altınyayla Merkez (Tonus) Camii'nin süslemelerine gereken değerin verilmediği görülmüştür. Bu eksikliklerin restorasyon çalışması sırasında giderilmesi gerekmektedir. Bu sebeple Altınyayla Merkez (Tonus) Camii süslemelerinin, belgeleme çalışmasının yapılıp literatüre kazandırılması gelecek nesillere ve araştırmacılara kaynak olması açısından önem arz etmektedir. Anahtar Kelimeler: Ahşap Süsleme, Ajur Oyma, Doğal Boyama, Kalem işi, Sivas, Tonus Camii