Nutrition education

86 theses under this subject heading

Master'sOpen AccessTR

Oyun temelli beslenme eğitiminin ilkokul çocuklarının beslenme tutum ve davranışları üzerine etkisi

Sağlıklı toplumların oluşturulabilmesi için beslenme eğitimleri aracılığıyla çocukluk döneminden başlayarak sağlıklı beslenme davranışlarının geliştirilmesi ve farkındalığın kazandırılması önemlidir. Oyun temelli eğitim yaklaşımları ise geleneksel eğitim metotlarının dışına çıkılarak oyunun bir parçası haline getirilen bilgilerin öğrenilmesi için motivasyon sağlamaktadır. Çalışmamızda, ilkokul çağındaki çocukların besinleri tanımalarını sağlayacak bir kutu oyunu tasarımı gerçekleştirilmiş ve bu oyun temelli beslenme eğitimi müdahalesinin çocukların beslenme özellikleri, tutumu, öz-yeterliği ve davranışları üzerine olan etkisi randomize kontrollü olarak değerlendirilmiştir. Geliştirilen Besin Avı oyunu Mart-Mayıs aylarında 3 özel okulda eğitimine devam eden 24'ü müdahale 26'sı kontrol grubunda yer alan toplam 50 4. sınıf öğrencisi üzerinde 4 hafta/haftada 1 gün/40 dakika olarak uygulanmıştır. Katılımcıların beslenme alışkanlıkları "Besin Tüketim Sıklığı Formu", beslenme tutumu "Beslenme Tutum Alt Ölçeği (BTÖ)", beslenme öz-yeterliği "Çocuk Beslenme Öz-yeterlik Ölçeği (ÇBÖÖ)" ve beslenme davranışları "Beslenme Davranış Ölçeği (BDÖ)" kullanılarak kutu oyunu müdahalesinden önce ve sonra değerlendirilmiştir. Kutu oyunu müdahalesi sonucunda, müdahale grubunda kontrol grubuna kıyasla tüm ana ve ara öğün tüketim sıklıklarının istatiksel olarak anlamlı şekilde artırdığı bulunmuştur (p<0,05). Grupların müdahale sonrası BTÖ, ÇBÖÖ ve BDÖ puanlarının karşılaştırılmasında ise müdahale grubu lehine istatiksel olarak anlamlı bir şekilde artığı bulunmuştur (p<0,05). Besin Avı Oyun Değerlendirme (BAOD) puanı ve BTÖ puanı arasında (r=0,419, p<0,05), BAOD puanı ve BDÖ puanı arasında (r=0,474, p<0,05), BTÖ puanı ve BDÖ puanı arasında (r=0,448, p<0,05), ÇBÖÖ puanı ve BDÖ puanı arasında (r=0,574, p<0,05) orta düzeyde pozitif ve istatiksel olarak anlamlı bir ilişki saptanmıştır. Sonuç olarak, kutu oyunu temelli beslenme eğitimi müdahalesi, ilkokul çağındaki çocukların beslenme özelliklerinin, tutumunun, öz-yeterliğinin ve davranışlarının iyileştirilmesinde etkili olmuştur.

Beslenme davranışıBeslenme eğitimiBeslenme incelemeleri+7
Beyzanur Çamlıbel
Tekirdağ Namık Kemal University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Hacettepe Üniversitesi İhsan Doğramacı Çocuk Hastanesi polikliniklerine demir eksikliği anemisi tanısı alarak başvuran çocuklara ve ailelerine yönelik beslenme eğitiminin etkisinin araştırılması

Demir eksikliği anemisi uygun müdahaleler ile önlenebilir bir halk sağlığı sorunudur. Bu araştırmada, Haziran 2022- Nisan 2023 tarihleri arasında Hacettepe Üniversitesi İhsan Doğramacı Çocuk Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Bilim Dalı polikliniklerine başvuran demir eksikliği anemisi tanılı çocuklar ve ailelerine yönelik beslenme eğitimi müdahalesinin hastaların beslenme durumlarına etkisini araştırmak amaçlanmıştır. Kliniğe başvuran 102 hasta (58 erkek; 44 kız) sıra numarasına göre iki gruba ayrılmış ve bir gruba rutin beslenme eğitimi, diğer gruba demir eksikliği anemisi ile ilgili özel beslenme eğitimi verilmiştir. Tanıda, birinci ayda ve üçüncü ayda alınan besin tüketim kayıtlarından elde edilen besin ögesi analizleri hem grup içi değişim bakımından hem de gruplar arası değişim bakımından karşılaştırılmıştır. Besin tüketim kayıtları özel hesaplama programı ile, istatistiksel analiz SPSS 22.0 paket programı kullanılarak değerlendirilmiştir. Normal dağılım gösteren veriler parametrik, normal dağılım göstermeyen veriler parametrik olmayan testlerle karşılaştırılmış; %95 güven aralığında p değeri <0,05 olan değerler istatistiksel olarak anlamlı kabul edilmiştir. Birinci ay kontrole 78 hasta (39 rutin eğitim ve 39 özel eğitim) dahil edilmiştir. Tüm çocukların birinci ay sonunda enerji, protein, demir, B12 ve çinko alım miktarları başlangıca göre artmıştır (p<0,05). Başlangıçta demir ihtiyacının karşılanma yüzdesi ortalama %68,08 iken birinci ay sonu kontrolde rutin eğitim alan grubun demir ihtiyacının ortalama %88,33'ünü; özel eğitim alan grubun %83,71'ini karşıladığı görülmüştür. Gruplar arası karşılaştırmada; tüketilen demir miktarı rutin eğitim grupta ortalama %28,83 artış gösterirken, özel eğitim alan grupta ortalama %54,06 olacak şekilde daha fazla artış göstermiştir (p=0,026). Protein alımları rutin eğitim grubunda %28,87 artarken özel eğitim grubunda %68,25 artmıştır ve protein alımlarındaki artış arasında anlamlı bir farklılık vardır (p=0,011). B12 vitamini alımlarındaki artış da özel eğitim alan grupta daha yüksektir (p=0,003). Üçüncü ay sonu kontrole 46 hasta (23 rutin eğitim ve 23 özel eğitim) dahil edilmiş olup sonuçlar 1. ay sonu kontrolü ile benzerdir. Bu sonuçlar beslenme eğitiminin demir eksikliği anemisi olan çocuklarda özellikle demir olmak üzere bazı makro ve mikro besin ögesi alımlarının artırılmasına katkıda bulunabileceğini göstermektedir. Çocuklar ve aileleri için uygulanacak beslenme eğitimi öncelikle demir eksikliği anemisinin gelişimini engellemeye yönelik olmalı; yenidoğandan adolesan döneme kadar bir bütün olarak ele alınmalıdır. Bireysel müdahalelere ek eğitimin yaygınlaştırılması, sürdürülmesi ve uygulanmasına yönelik kapsamlı devlet politikalarına ihtiyaç vardır.

AileAnemiAnemi-demir eksikliği+6
Tuğba Uludağ
Hacettepe University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Diyetisyen ve diyetisyen adaylarının sürdürülebilir beslenme konusundaki bilgi ve tutumlarının değerlendirilmesi

Bugün ve gelecek kuşaklar için besin ve beslenme güvenliğine, sağlıklı yaşama katkıda bulunan çevresel etkileri düşük diyetler olarak tanımlanan sürdürülebilir diyetler ile ilgili özellikle sağlık profesyonellerinin farkındalığının geliştirilmesi büyük önem taşımaktadır. Bu çalışmada, Ankara'da bulunan üniversitelerin Beslenme ve Diyetetik Bölümlerinde eğitim alan öğrenciler ile Türkiye Diyetisyenler Derneği'ne üye olan diyetisyenlerin sürdürülebilir beslenme konusundaki bilgi, tutum ve yaklaşımlarının değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Çalışma 876 Beslenme ve Diyetetik Bölüm öğrencisi ile kontrol grubu olarak alınan 230 diğer bölüm öğrencileri ve 201 diyetisyen olmak üzere toplamda 1307 birey ile gerçekleştirilmiştir. Sürdürülebilir beslenme konusunda bilgi ve tutumu değerlendiren, dört bölümden oluşan bir anket geliştirilmiştir. Anketin birinci bölümünde katılımcıların genel özellikleri, ikinci bölümünde katılımcıların çevre ve çevre sorunlarına ilişkin görüşleri, üçüncü bölümünde sürdürülebilir beslenme konusuna ilişkin bilgileri ve yaklaşımları, dördüncü bölümünde ise besin tüketim alışkanlıkları yer almaktadır. Ankette sürdürülebilir beslenme başlığı altında, sürdürülebilir beslenme konusunda bilgi düzeyi, besin alışverişi yaklaşımları ve besin kayıp ve atıklarını azaltma stratejilerine yaklaşımlarına yönelik 5-li Likert tipinde hazırlanan sorular yer almış ve bu sorulardan elde edilen cevaplar kullanılarak toplam puanlar hesaplanmıştır. Öğrenci örnekleminde veri toplama sürecinde, ilgili Bölüm Başkanlığı'nın uygun gördüğü zamanda üniversiteler ziyaret edilmiş, çalışma anlatılıp, gönüllü öğrencilerin geliştirilen anketi doldurmaları sağlanarak veriler toplanmıştır. Diyetisyenlerden veri toplama süreci ise, Türkiye Diyetisyenler Derneği üye e-posta grubuna anketin gönderilmesi ve gelen cevapların değerlendirilmesi şeklinde gerçekleşmiştir. Diyetisyenlerin %84,6'sı, beslenme ve diyetetik öğrencilerinin %58,6'sı diğer bölüm öğrencilerinin ise %15,2'si sürdürülebilir beslenme tanımını daha önce duyduklarını beyan etmişlerdir (p<0,001). Sürdürülebilir beslenme toplam bilgi puanları diyetisyenlerde 41,896,58, beslenme ve diyetetik öğrencilerinde 34,444,95 ve diğer bölüm öğrencilerinde 32,306,08 olarak kaydedilmiştir (p<0,001). Öğrenci örnekleminde sürdürülebilir beslenme toplam bilgi puanının öğrencilerin eğitime devam ettikleri üniversiteler, lisans eğitim düzeyi ve yaşadıkları yerlere göre farklılık gösterdiği saptanmıştır (p<0,001). Besin kayıp ve atıklarını azaltma strateji puanları diyetisyenlerde 31,154,51, beslenme ve diyetetik öğrencilerinde 29,634,60 ve diğer bölüm öğrencilerinde 28,155,63 olarak bulunmuştur (p<0,001). Sürdürülebilir beslenme düzeyi yeterli olan grupta besin alışveriş puanın da yeterli olduğu saptanmıştır (p<0,001). Benzer şekilde, sürdürülebilir beslenme düzeyi yeterli ve yetersiz olan grupların besin kayıp ve atık farkındalık düzeylerinin istatistiksel olarak anlamlı fark gösterdiği saptanmıştır (p<0,001). Katılımcıların sürdürülebilir beslenme bilgi düzeylerine göre enerji ve besin ögesi alımları ile besin tüketim durumları değerlendirildiğinde, karbonhidrat, lif, elzem olmayan aminoasit ve demir alımları ile meyve grubu tüketimlerinin istatistiksel olarak önemli fark gösterdiği saptanmıştır (p<0,05). Sağlık profesyonelleri arasında, diyetisyenlerin sürdürülebilir beslenme konusunda bilgi, tutum ve yaklaşımlarının daha da geliştirilmesi, beslenme ve diyetetik eğitimi müfredatında sürdürülebilir beslenme ve bileşenlerinin daha fazla yer alması, bu konuda geliştirilecek stratejiler için önem taşımaktadır. Çünkü beslenme ve diyetetik profesyonelleri sürdürülebilir beslenme konusunda hem bireysel ve toplumsal bazda uygulamaların yaygınlaştırılmasında hem de politikaların geliştirilmesinde önemli rol oynayabilecek potansiyele sahiptiler.

BeslenmeBeslenme eğitimiBeslenme hizmetleri+7
Gurbet Ünal Özen
Hacettepe University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Down sendromlu bireylere bakım veren kişilerin beslenme bilgi düzeylerinin ve sağlıklı beslenme tutumlarına etkilerinin incelenmesi

Günümüzde Down Sendromlu bebek doğum oranı artmakta ve Down Sendromlu çocuğu olan ebeveynlerin Down Sendromlu çocuklarının beslenmesi konusunda bilinçlendirilmeye ihtiyaç duyduğu gözlenmektedir. Bu çalışma Down Sendromlu çocuğu olan veya Down Sendromlu bireylere bakım verenlere uygulanacak olan üç farklı ölçek türünden seçilen sorulardan oluşan anket formunun beslenme eğitimi öncesi ve eğitimden 3-4 hafta sonra uygulanması şeklinde oluşturulmuş olup beslenme eğitiminin bakım verenler ve Down Sendromlu bireyler üzerindeki etkisi belirlenmek istenmektedir. Araştırmaya Down Sendromlu danışanlarım ve Uluskararası Down Sendromlular Federasyonu Gebze üyeleri katılımıştır. Çalışmamızdaki Beslenme bilgi düzeyi ve beslenme durumunun tespit edilmeye çalışıldığı anket formunda birinci bölüm demografik maddeleri içermekte olup 4 sorudan oluşmaktadır, ikinci bölümünü oluşturan 35 soruluk kısımda ise; Beslenme Bilgi Ölçeğinden (BBÖ)- Nutrition Knowledge Scale (NKS); Beslenme Problemleri Tarama Testi Ölçeğinden (BEPTÖ)- Screening Tool of Feeding Problems (STEP) ve Anne Baba (Ebeveyn) Beslenme Tarzı Anketinden alıntılanmış olup bakım verenlerin Down Sendromlu bireylere olan yaklaşımları ve genel yaşam tarzları ile ilgili bilgilere ulaşılmaya çalışılmıştır. Anket formu oluşturulurken alıntılanan cümleler daha anlaşılır ve kısa hale getirilerek, Down Sendromlu bireylerin bakım verenlerinin kolaylıkla cevaplayabileceği şekle dönüştürülmüştür. Besinlerin türleri ve içeriklerine yönelik bilgi düzeyleri için uygulanan ve iki ölçek ve bir anketten alıntılanarak oluşturulan anket formu; 28 kişinin katılımıyla yapılmıştır. Katılımcıların %96,4'ü 12-45 yaş aralığında Down Sendromlu bireyden ve %67,3'ü 25-55 yaş aralığında olan ebeveyn ve bakım veren kişilerin %75 oranında ortaöğretim ve altı eğitim düzeyine olduğu belirlenmiştir. Eğitim öncesi ve sonrası test arasındaki değişimlerin karşılaştırılmasında non-parametrik analiz yöntemlerinden Wilcoxon İşaret Testi kullanılmış ve tanımlayıcı istatistiklerden ortalama ve standart sapma değerleri incelenmiş olup anlamlılık düzeyi p<0,05 olarak belirlenmiş ve pozitif yönde anlamlı bulunmuştur. Diğer yapılan çalışmaların da desteklediği gibi Down Sendromu konusunda eğitimlerin devamlılığının gerekliliği düşünülmektedir.

Bakım verenlerBeslenmeBeslenme alışkanlıkları+4
Çınar Demir Akyıldız
Haliç University · Institute of Graduate Studies
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Van il merkezinde sosyo-ekonomik düzeyleri farklı olan 14-18 yaş arası lise öğrencilerinin obezite durumlarının araştırılması

Bu araştırmada, Van il merkezinde öğrenim gören sosyo-ekonomik düzeyleri farklı olan 14-18 yaş aralığındaki lise öğrencilerinin obezite durumlarının araştırılması amaçlanmıştır. Araştırmaya, Van il merkezinde okuyan ortaöğretim öğrencilerinden 1347 erkek (XYaş:16,33±1,31 yıl, XV.A.:59,39±9,71 kg XBoy:169,57±7,14 cm), 669kız(XYaş:16,49±1,23 yıl, XV.A.:52,93±6,98 kg XBoy:158,42±5,37 cm) olmak üzere toplam 2016 öğrenci gönüllü olarak katılmıştır.Araştırmaya katılan öğrencilere 8 maddeden oluşan "Kişisel Bilgi Formu" ve 11 maddeden oluşan "Beslenme ve Aktivite Alışkanlıkları" anketi uygulanarak veriler alınmıştır. Verilerin tanımlayıcı istatistikleri ve analizleri için SPSS programı kullanıldı. Çalışmada elde edilen verilerin normallik düzeyini belirlemek için Shapiro-Wilk testi uygulandı. Verilerin normal dağılım göstermedikleri gözönüne alınarak değerler arasındaki farkı belirlemek için α=0,05 anlamlılık seviyesinde non-parametrik testler uygulanmıştır. Bağımsız gruplar ikili karşılaştırmalarda Mann-Whitney U testi, üç ve üzeri karşılaştırmalar da ise Kruskal Wallis testi uygulanmıştır. Üç ve üzeri bağımsız gruplarda uygulanan Kruskal Wallis testinde grup içi farklılığı belirlemek içinde Mann-Whitney U testi uygulanmıştır. Beden Kütle İndeksi sınıflamasına göre, öğrencilerin %14,63'ü zayıf, %79,71'i normal ağırlıklı, %4,63'ü hafif şişman, %0,89'u obez olarak tespit edilmiştir. Sağlık Bakanlığı, Türkiye Beslenme ve Sağlık Araştırması sonuçlarına göre, Türkiye'de obezite sıklığı %8,2 olarak bulunurken, bu araştırma sonucunda Van ilinde 14-18 yaş grubu öğrencilerinde obezite sıklığı %0,89 olarak bulunmuştur. Araştırma sonuçlarına göre, Van ili 14-18 yaş grubu ortaöğretim öğrencileri için mevcut bir risk faktörünün bulunmadığı değerlendirilmektedir. Ancak bu obezite sıklığının korunması, öğrencilerin beslenme ile ilgili eğitimlere alınması, öğrencilere yeterli ve dengeli beslenme alışkanlığının kazandırılması ve öğrencilerin fiziksel aktiviteye yönlendirilmelerinin obeziteden uzak bir yaşam için önemli olduğu değerlendirilmektedir.

BeslenmeBeslenme alışkanlıklarıBeslenme davranışı+4
İbrahim Halil İleri
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2018
00
DoctorateOpen AccessTR

Sporculara yönelik beslenme eğitimi modülleri oluşturma: "M-öğrenme" uygulama örneği

Beslenme, sporcu performansında önemli bir rol oynamaktadır. Sporcuların doğru beslenme uygulamalarını gerçekleştirmesi için sporculara özel profesyonel rehberlere ihtiyaç vardır. Bu çalışmada, güncel spor beslenmesi bilgilerini içeren eğitim modüllerinin oluşturulması, sporcu beslenmesi eğitimine yönelik olarak mobil uygulama geliştirilmesi, mobil uygulamanın sporcuların beslenme bilgi düzeyine etkisinin incelenmesi amaçlanmıştır. Çalışmada sağlıklı besin seçimi, yarışma ve antrenman öncesi, sırası, sonrası beslenme, sporcularda görülen yeme davranışı bozuklukları, sporcu beslenmesine özel yemek tarifleri, sporcularda sıvı tüketimi, beslenmenin peryodlanması, ağırlık yönetimi, yaralanmalardan sonra beslenme, yolculuklarda beslenme, besinsel ergojenik destekler, spor besinleri vb. konularında modüller geliştirilmiştir. Geliştirilen modüllerde; besin derecelendirilmesi, tabak modeli, rol model, karar ağacı, infografik, hedef belirleme, vaka çalışması, trans teorik model, vaka çalışması, probleme dayalı öğrenme, sağlık inanç modeli gibi eğitim modelleri/teorileri yöntemleri kullanılmıştır. Pilot uygulama olarak deney grubundaki sporculara SporBes adlı mobil uygulama aracılığıyla spor beslenmesi eğitimi verilmiştir. Kontrol grubuna herhangi bir müdahalede bulunulmamıştır. Çalışmaya 19'u deney grubunda (%63,2'si erkek, %36,8'i kadın), 20'si kontrol grubunda (%75'i erkek, %25'i kadın) toplam 39 sporcu dahil edilmiştir. Deney grubunun medyan yaşı 29 yıl iken kontrol grubunun 25.3 yıldır. Sporcuların ön test spor beslenmesi bilgi düzeyi puanı; kontrol ve deney grubunda sırasıyla 34,5±23,7; 32,1±18,9 puan, son test puanları 37,0±24,9; 54,7±15,3 puandır. Mobil uygulama aracılığı ile spor beslenmesi eğitimi sonrasında deney grubunun bilgi düzeyi 22,6±23,9 puan artmıştır (p<0,01). Sporcuların spor beslenmesi bilgi düzeyini artırmada mobil öğrenme yöntemi etkili bulunmuştur. Sporcu beslenmesi eğitiminde; doğru, bilimsel, ulaşılabilir, ekonomik, teknoloji temelli, çeşitli öğrenme yöntemlerini ve davranış değiştirme stratejilerini içeren mobil uygulamalar tercih edilebilir.

BeslenmeBeslenme eğitimiMobil uygulama+4
Handan Akalın
Hacettepe University · Institute of Health Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Sağlıklı beslenme alışkanlığı kazandırılması projesi kapsamında İlkokul öğrencilerinin ebeveynlerine verilen beslenme eğitiminin, çocukların beslenme alışkanlıkları üzerine etkileri

Bu çalışma, Gaziantep ilinde, farklı sosyoekonomik düzeye sahip iki ilkokulda, ebeveynlere verilen beslenme eğitiminden 15 gün sonra, çocukların beslenme ve aktivite alışkanlıklarındaki değişimleri değerlendirmek için, Ocak-Nisan 2019 tarihlerinde, 168 öğrenci ve ebeveyn ile vaka-kontrol çalışması olarak yürütülmüştür. Veriler, Öğrenci Sağlık Değerlendirme Anketi, anket formu, Ebeveyn Yemek Zamanı Davranışları Ölçeği ve besin tüketim kaydı ile iki sefer toplanmıştır. Eğitim sonrasında öğrencilerde kahvaltı ve öğle öğününü atlama oranının azaldığı, evde kahvaltı yapma ve evden öğle yemeği getirme oranının arttığı belirlenmiştir. Eğitim grubunda ebeveynler tarafından en sık kullanılan alt boyut eğitim öncesi ve sonrası günlük sebze meyve seçenekleri olup, kontrol grubunda eğitim öncesi olumlu ikna, eğitim sonrası günlük sebze meyve seçenekleri olarak belirlenmiştir. Eğitim sonrası eğitim grubunda günlük sebze meyve seçenekleri ve hayvansal yağların azaltılması alt boyut puanları artmış, kontrol grubunda azalmıştır. Eğitim öncesi sosyoekonomik düzeye göre öğrencilerin enerji ve besin ögeleri alımında anlamlı farklılıklar olup, eğitim sonrası bu farklılıkların ortadan kalktığı belirlenmiştir. Eğitim grubundaki ebeveynlerin olumlu ikna alt boyutu ile öğrencilerin eğitim öncesi protein (%) ile (-), eğitim sonrası protein (g) ile (+); günlük sebze meyve seçenekleri ile enerji, yağ (g), karbonhidrat (g) ile (+), protein (%) ile (-); eğitim sonrası yağ (%) ile (-), karbonhidrat (%) ile (+) yönde ilişkiler saptanmıştır. Eğitim grubunda eğitim öncesi özel yemekler alt boyutu ile öğrencilerin aktivite süresi arasında (-), eğitim sonrası atıştırma modeli ile ekran süresi arasında (+) yönde ilişkiler saptanmıştır. Sonuç olarak; çocukların beslenme ve aktivite alışkanlıkları üzerinde, ebeveynlerin beslenme bilgilerinin yanı sıra beslenme davranışlarının da etkili olduğu, okullarda diyetisyen ve psikolog eşliğinde yapılan ebeveyn katılımlı çalışmaların yaygınlaştırılması gerektiği sonucuna varılmıştır.

Ana-babaAna-baba eğitimiAnne eğitimi+7
Merve Eyinacar
Hacettepe University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Telefon uygulaması destekli beslenme eğitiminin ağırlık kaybına etkisi

İnternet bazlı uygulamalar ulaşılabilirlik ve geniş erişim imkanı sebebiyle ağırlık kaybı programlarında bireyler için potansiyel destekleyicilerdir. Bu uygulamalarla bireylerin yaşam tarzı değişikliği hedef alınmaktadır. Bu tez çalışması; telefon uygulaması destekli beslenme eğitiminin standart eğitime göre ağırlık kaybına etkisini değerlendirmeyi amaçlayan randomize kontrollü bir çalışmadır. Telefon uygulamasının kişilerin diyete uyumunu ve motivasyonu artıracağı varsayılmıştır. Kişilerin antropometrik ölçümleri ile beslenme özellikleri, Vücut Ağırlığı Öz Yeterlilik Yaşam Tarzı (WEL test), Yaşam Kalitesi Ölçeği SF-36, Rosenberg Benlik Saygısı, Obezlere Özgü Yaşam Kalitesi Ölçeği (OÖYKÖ), Sağlıklı Yaşam Biçimi Davranışları Ölçeği-II (SYBDÖ) ve Sağlıklı Yeme İndeksi (SYİ) puan düzeylerindeki değişimler ara değişkenler olarak sorgulanmıştır. Mart-Eylül 2018 tarihleri arasında Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Endokrin ve Metabolizma Hastalıkları Polikliniği'nde diyetisyene başvurarak rutin beslenme eğitimi alan, BKİ'si 25 ve üzeri olan, 18-64 yaş arası 79 birey çalışmaya alınmıştır. İlk görüşmede tüm bireyler veri toplama formu doldurulmuş ve araştırmacı tarafından tüm bireylerin antropometrik ölçümleri yapılmıştır. Tüm bireyler poliklinik diyetisyeni tarafından toplu olarak klasik beslenme eğitimi aldıktan sonra kişisel zayıflama diyetleri yazılmıştır. Sonrasında ise kontrol grubuna sadece 3 ay sonrası için kontrol randevusu verilmiştir. Olgu grubuna ise araştırmacı tarafından çalışma için tasarlanmış Motive isimli telefon uygulaması üzerinden 3 ay boyunca metin, görsel ve videolar ile eğitim verilmiş ve ilk görüşmeden 3 ay sonrasına kontrol randevusu verilmiştir. İlk testte olgu grubuna 39, kontrol grubuna ile 40 kişi alınmıştır. Olgu grubundan 20, kontrol grubundan ise 18 kişi son teste kadar çalışmayı tamamlamıştır. Bu nedenle çözümleme 38 kişi üzerinden yapılmıştır. Olgu grubunun ağırlık, BKİ ve beden yağ oranı ortalaması sırasıyla 91.4±18.0 kg, 33.8±6.0 kg/m2, % 39.5±5.2 iken son testte sırasıyla 88.5±17.1 kg, 32.8±5.8 kg/m2, % 39.3±6.0'ya düşmüştür (sırasıyla p=0.001, 0.001, 0.489). Kontrol grubunun ağırlık, BKİ ve beden yağ oranı ortalaması sırasıyla 89.4±24.7 kg, 33.3±5.0 kg/m2, % 39.1±4.6 iken son testte 86.4±16.9 kg, 32.2±4.7 kg/m2, % 38.7±4.9'a düşmüştür (sırasıyla p= 0.006, 0.006, 0.556). Olgu grubunun bel ve boyun çevresi sırasıyla 108.2±15.1, 37.3±3.5 cm iken son testte sırasıyla 106.1±15.1 cm, 36.4±3.3 cm'e düşmüştür (sırasıyla p=0.029, 0.001). Kontrol grubunun ise bel ve boyun çevresi sırasıyla 108.3±12.7, 38.3±4.1 cm iken son testte 105.5±12.4 cm, 37.5±4.3 cm'e düşmüştür (sırasıyla p=0.060, 0.028). Rosenberg Benlik Saygısı Ölçeği sonucuna göre sadece olgu grubunda benlik saygısında anlamlı artış saptanmıştır (p=0.035). SYBDÖ ana ölçeği ve SYBDÖ alt ölçeklerinden beslenme puanı ve stres yönetimi puanı, SYİ ve Yaşam Kalitesi SF-36 alt ölçeğinin ruh sağlığı puanında ilk teste göre sadece olgu grubunda anlamlı bir artış saptanmıştır (sırasıyla p=0.021, 0.001, 0.036, 0.007, 0.048). OÖYKÖ ve WEL testte her 2 grupta da anlamlı bir fark saptanamamıştır (p>0.050). Bu çalışmadan elde edilen sonuçlara göre hafif şişman ve şişman bireylerde telefon uygulaması destekli beslenme eğitiminin antropometrik ölçüm, benlik saygısı, sağlıklı yaşam biçimi davranışları, yaşam kalitesi ve sağlıklı yeme alışkanlıklarında olumlu gelişmeler sağlayabileceği düşünülmektedir.

Akıllı telefonlarBeslenmeBeslenme eğitimi+4
Doğa Peksever
Ege University · Institute of Health Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Okul çağı çocuklarının beslenme alışkanlıklarının değerlendirilmesi ve oyunla beslenme eğitiminin beslenme alışkanlıklarına etkisi

Bu araştırmada amaç, okul çağı çocuklarının beslenme durumlarının değerlendirilmesi ve oyun ile verilen beslenme eğitiminin sağlıklı beslenme alışkanlığı kazandırmaya etkisinin incelenmesidir. Yarı deneysel, kontrol grupsuz ön test-son test deneme modeli ile yapılan araştırma İzmir Murat Reis İlköğretim Okulu'nda yürütülmüştür. Araştırmanın evrenini Murat Reis İlköğretim Okulu'nda okuyan 8 yaşındaki 2. Sınıf öğrencileri oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklemini ise; eğitim öncesi, eğitim sonrası ve eğitimden 3 ay sonra her üç eğitime katılan 59 ilkokul öğrencisi oluşturmaktadır. Veri toplamada okul çağı çocuklarının tanıtıcı özelliklerini ve beslenme alışkanlıklarını içeren 'Okul Çağı Çocuğunun Beslenme Alışkanlıkları Anketi' ile öğrencilerin beslenme bilgisini ölçen 'Okul Çağı Çocuğunun Beslenme Bilgisi Anketi' kullanılmıştır. Öğrencilere beslenme alışkanlıkları anketi ve beslenme bilgisi anketi eğitim öncesi uygulanmıştır, daha sonra öğrencilere aktif öğrenme yöntemleri ve oyun ile beslenme eğitimi verilmiştir. Beslenme alışkanlıkları anketi ve beslenme bilgisi anketi eğitim sonrası ve eğitimden 3 ay sonra yeniden uygulanmıştır. Veriler SPSS 16.0 programında tanımlayıcı istatistik, Wilcoxon testi, McNemar testi, Shapiro-Wilk testi ile değerlendirilmiştir. Araştırmadan elde edilen verilere göre; öğrencilerin %59.3'ünün beslenme eğitimi almadığı, %84.7'sinin beslenme alışkanlıklarını 'iyi' olarak tanımladığı tespit edilmiştir. Öğrencilerin, eğitimden önce %50.8'inin, eğitimden sonra %30.5'inin, eğitimden 3 ay sonra %40.7'sinin gün içinde herhangi bir öğünü atladığı, her üç testte de en sık atlanan öğünün öğle yemeği olduğu saptanmıştır. Taze meyve ve meyve suyu tüketiminde herhangi bir değişiklik olmamasına rağmen taze sebze ve sebze yemekleri tüketimi artmış ancak davranışa dönüşmemiştir. Süt ve süt ürünleri tüketimi artış göstermiş ve davranışa dönüşmüştür. Yumurta tüketimi eğitim sonrası artış göstermesine rağmen davranışa dönüşmemiştir. Et ve beyaz et tüketiminde anlamlı bir değişiklik yoktur ancak deniz ürünleri ile kuru baklagillerin tüketimi eğitim sonrası artmıştır. Öğrencilerin eğitim öncesi %83.1'i televizyon karşısında yiyecek tükettiği, eğitim sonrası bu oranın azaldığı ancak davranışa dönüşmediği saptanmıştır. Öğrencilerin %86.4'ünün gün içinde fiziksel aktivite yaptığı saptanmıştır. Öğrencilerin beslenme bilgisi ortalaması eğitim sonrası ve eğitimden üç ay sonra artış göstermiştir. Verilen oyun ile beslenme eğitiminin beslenme bilgi, tutum ve davranışlara olumlu etki ettiği tespit edilmiştir.

BeslenmeBeslenme alışkanlıklarıBeslenme eğitimi+5
Hatice Uzşen
Ege University · Institute of Health Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Dezavantajlı bölgede yaşayan voleybolcu kız adölesanlarda beslenme eğitiminin beslenme bilgi düzeyi ve diyet kalitesine etkisi

Beslenme; insanın büyümesi, gelişmesi, sağlıklı ve üretken olarak uzun yıllar yaşaması için gerekli olan besin öğelerini yeterli miktarlarda alıp vücudunda kullanmasıdır. Yapılan bir çalışmada eğitim düzeyi ve gelir etkenlerine göre sosyoekonomik durum kötüleştikçe sağlıksız beslenme yaygınlaşmaktadır sonucuna varılmıştır. Yoksul ailelerin çocuklarında ekonomik yetersizliğe bağlı olarak beslenme yetersizliği görülmektedir. Bu çalışmanın amacı sosyoekonomik açıdan dezavantajlı bölgede yaşayan 9-14 yaş aralığındaki voleybolcu kız adölesanlara verilen sağlıklı beslenme eğitiminin beslenme bilgi düzeyi ve diyet kalitesi üzerine etkisi saptamaktır. Bu amaçla, adölesan beslenmesi, beslenme eğitimi, Diyet Kalite İndeksi (DQI-I) gibi anahtar kelimeler tanımlanmıştır. Araştırmada veri toplama aracı olarak çalışmanın hipotezine yönelik bilgilerin elde edileceği Genel Bilgiler ve Beslenme Alışkanlıkları Anketi eğitim öncesinde de eğitim sonrasında da kullanılmıştır. Çalışma grubundan çalışmanın başında ve sonunda 1 günlük (24 saatlik) besin tüketim kaydı alınmıştır. Yine çalışmanın başlangıcında sonunda katılımcıların mevcut diyet kalitelerinin analiz edilmesi için besin tüketim kayıtlarının Diyet Kalite İndeksi hesaplanmıştır. Eğitim sonrasında öğrencilerin beslenme bilgi düzeyi artış göstermiştir(p<0,05). Katılımcıların eğitim öncesi, eğitim sonrası ağırlık parametrelerinde istatistiki açıdan anlamlı bir farklılık yoktur(p>0,05). Eğitim öncesi ile eğitim sonrası DQI-I toplam puanları arasında istatistiki açıdan anlamlı farklılık yoktur (p>0,05). Dezavantajlı bölgede yaşayan voleybolcu kız adölesanlarda beslenme eğitiminin beslenme bilgi düzeyi ve diyet kalitesine etkisinin incelenmesi amacıyla planlanan çalışma sonucunda verilen 3 haftalık beslenme eğitimi, beslenme bilgi düzeyi düzeyinde anlamlı artışa neden olurken Diyet Kalite İndeki (DQI-I) üzerinde anlamlı değişiklikler oluşturmamıştır. Bu durumun nedeninin sosyoekonomik düzey, besleyiciliği yüksek besine ulaşabilme durumları, ailelerin beslenme bilgi düzeyleri ile ilgili olduğu düşünülmektedir. Adölesan dönemde beslenme eğitiminin yaygınlaştırılması konusunda gerekli uygulamalara ihtiyaç vardır.

BeslenmeBeslenme eğitimiBilgi düzeyi+7
Sevim Aytekin
Bahçeşehir University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Müziğin yaratıcı mutfak uygulamaları üzerindeki etkilerinin belirlenmesi

Gastronomi çeşitliliği bakımından oldukça zengin bir coğrafya olan ülkemizde, gastronomi sektörü sürekli gelişim gösteren ekonomik bir güç haline gelmiştir. Bunun sonucunda Türkiye'de gastronomi eğitimine verilen önem de ciddi şekilde artmıştır. Gastronomi alanında, mesleki ve akademik anlamda mutfak eğitimine verilen önemin artması ve geleceğe yönelik tutumlar küresel perspektifte yaratıcı profesyonellerin sayısının artmasına da sebep olmaktadır. Dolayısıyla "Mutfakta Yaratıcılık" mutfak eğitiminin en önemli parçalarından biri haline gelmiştir. Yaratıcılık kavramının henüz evrensel ve ortak kabul edilen bir tanımı mevcut değildir. Bununla birlikte yaratıcılığın somut ve ölçülebilir olduğu kabul edilmektedir. Bu kapsamda, yaratıcılığa etki eden faktörlerin belirlenmesi oldukça önemlidir. Uygulama ve tasarım esnasında müzik dinlemenin yaratıcılık üzerindeki etkileri mimari, tasarım, yaratıcı yazarlık, eğitim gibi alanlarda araştırılmıştır. Ancak, gastronomi ve mutfak sanatlarında uygulama esnasında müzik dinlemenin yaratıcılığa olan etkisinin araştırıldığı bir çalışmaya rastlanmamıştır. Bu kapsamda, bu tez çalışmasının amacı gastronomi ve mutfak sanatları uygulamaları esnasında müzik dinlemenin, yaratıcılık üzerindeki etkilerini belirlemektir. Anadolu Üniversitesi Gastronomi ve Mutfak Sanatları Bölümü "Yaratıcı Mutfak Uygulamaları" dersi kapsamında yürütülen bu çalışmada deneysel bir yöntem izlenmiştir. Araştırmaya 20 öğrenci denek olarak katılmıştır. Araştırma sonucunda, deney ve kontrol gruplarının yaratıcılık seviyeleri arasında anlamlı bir farklılık tespit edilmiştir. Müzik eşlikli yöntemin yaratıcılık üzerindeki pozitif etkilerinin, geleneksel yönteme oranla daha fazla olduğu sonucuna varılmıştır. Anahtar Sözcükler: Yaratıcılık, Yaratıcı Mutfak Uygulamaları, Müzik

Beslenme eğitimiDers programlarıGastronomi+5
Orçun Atilla
Anadolu University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2017
00
Master'sOpen AccessEN

Effects of online vs. face to face nutrition consultancy on body weight management

Obesity is a global health problem in the world and nutritional therapy is one of the effective treatment method for it. In this study, we aimed to determine if online nutrition consultation can be as effective as traditional face to face consultation. Telenutrition can be defined as, the application of telemedicine principles by dietitians with or without other health and solution professionals. The study was conducted in Pırılla Consultancy Center in Karaman-Turkey and over Internet. Consultation periods were 1,2 and 3 months. Patients in both groups (online and face to face) continued to take consultation as it was determined in their first meetings. Drop out rates were very low for both groups; 2 people out of 88 participants. Weight loss success was determined by dropped BMI and waist circumference values, since these two health criteria (BMI, waist circumference ) was used to determine obesity risk and levels of people. When dropped BMI values were compared for two groups for all periods of counseling periods, it was concluded that there was no significant difference between the dropped values. For 1 and 3 months periods, there was no significant difference between online vs. face to face groups (t:0,760; p:0,521 and t:-0,981; p:0,330; p>0,05 respectively). For 2 months there is slightly greater difference in online group (t:2,242; p:0,029; p<0,05). It is very well known that, traditional face to face consultancy applications can help people for weight management. It is believed that, Telemedicine and Telenutrition approaches will be also developed in future and can be used for its advantages by removing the barriers.

NutritionNutrition educationNutrition surveys+7
Meltem Pırıl Şenol
Yeditepe University · Institute of Health Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessEN

Defining the level of nutrition knowledge of the bank employees WHO has not received any nutrition education before

Nutrition; the use of nutrients in the body for growth, the maintenance of life and the protection of health. For this reason, adequate and balanced supply of energy and nutrients is necessary for the health of the individual. It has been scientifically proved that growth and development are prevented and health is impaired if none of these items are taken or taken more or less as needed. Each individual has macro and micronutrient items he or she needs to take for their needs during the day. While these are protein, carbohydrate, fat as a macro nutrient; vitamins and minerals as micronutrient. There is a strong relationship between nutrition and some important diseases. Metropolitan cities are based on ready-made meals in the form of nutrition of bank employees living in the cities. In terms of food environment, food consumption consists of high calorie and high fat and sugar ratio foods. The choice of food for the employees of the bank is influenced by age, gender and education levels, as well as the socio-economic status of the working hours. This study determines the nutritional knowledge levels of bank employees who have not received nutritional counseling in the general directorate of a private bank in Istanbul. Sixty-four men (n = 35) and women (n = 29) participated in the study. The study was conducted between April 2017 and May 2017 with 64 bank employees, 35 (54,7%) men and 29 (45,3%) women. The average age of the bank employees is 30,25. 59,4% are married and 40,6% are unmarried. The majority of the participants (96,9%) received a university or postgraduate degree. Participants' body mass index (BMI) measurement was 26,613 kg/ m2. 95,3% of participants are working full-time. Key words: nutrition, nutrition knowledge, demographics, nutrition education Key words: nutrition, nutrition knowledge, demographics, nutrition education

Bank employeesNutritionNutrition education+3
Simge Çolakoğlu
Yeditepe University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2018
00
Master'sOpen AccessEN

Comparison of functional food knowledge-awareness levels and consumption frequencies of students in a private university

Food choice is not just one dimensional, but a complex human behaviour influenced by many interrelating factors. Studies show the existence of a relationship between functional food consumption and education. The increase in the level of education brings with it many behavioral changes such as healthy nutrition in food purchasing behavior, flexibility against new products. The aim of this study is to create a perspective on whether nutrition and dietetics students' knowledge and awareness levels and functional frequencies are changed with theoretical knowledge. The study consists of 1st and 4th year students in Nutrition and Dietetics Department studying in Yeditepe University. The number of students willing to participate voluntarily is 99. 55 (55.6%) of the students were in the 1st grade and 44 (44.4%) were in the 4th grade. The questionnaire used in the study was composed of 4 parts such as demographic characteristics of the students and questions about functional food, functional food sections and the section on measuring the consumption frequency, judgments about functional foods, opinions about whether to prefer functional foods. When the study is examined according to educational level, 16,4% of 1st year students and 77.3% of 4th grade students have previously heard and are familiar with the term functional food. In this case, the rate of hearing the term functional food of 4th grade students was found to be statistically significantly higher than the first year students who have not yet received sufficient academic education. When the percentages were examined, it was observed that the functional foods preference ratio of the 1st grade students was significantly lower than the 4th grade students in order to protect from the diseases such as cholesterol, blood pressure, heart diseases, diabetes and strengthen the digestive system. When the percentages of the 1st grade students were not aware of the functional foods and they did not know enough about the function of the product, the rate of not choosing was significantly higher than the 4th grade students. Key words: nutrition, nutrition education, food preference, functional foods

Food preferencesNutritionFeeding behavior+7
Başak Karakaya
Yeditepe University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessEN

Comparison of the effects of video mediated nutrition education and traditional nutrition education on nutrition knowledge level in adolescents

Inadequate and poor eating habits during adolescence may cause osteoporosis, diabetes, obesity, delay in sexual development, cardiovascular diseases and some organ cancers in the later years. In order to make adolescents be able to choose healthy foods and develop appropriate nutritional behaviours regarding recommendations interventions should be organized and should be addressed with school programmes. This study aims to compare the effects of video mediated nutrition education with traditional nutrition education on nutrition knowledge level in adolescents. This study was conducted with 72 adolescents. Intervention group was consisted of 13 female students, 23 male students, while the control group consisted of 18 female students and 18 male students. Adolescent Nutrition Knowledge Questionnaire(ANKQ, ABBID) scale was used to determine nutritional knowledge. Intervention group watched a video taken at supermarket while control group was educated with slidesand verbally by the researcher. Pre-test and post-tests were conducted before and after the trainings. According to the results, both of the interventionssignificantly increased the nutritional knowledge level (p <0.05). However, the difference between groups were not statistically significant (p>0.05). Organizing nutritional education activities and including courses in the curriculum and dealing with them with effective education methods enable adolescents to choose healthy foods and develop appropriate nutrition behaviors.

NutritionNutrition educationNutrition surveys+2
Sema Aydın
Yeditepe University · Institute of Health Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessEN

Detection of obesity in first grade of students enrolled in an elemantary school and effect of 3 months weight change of nutrition education given to the parent

Childhood obesity is that one of the most common chronic diseases of childhood. Studies show that obesity prevalence is increasing day by day. There are many factors that cause obesity. However, this study was conducted to measure the obesity of the first-grade primary school students. 154 people participated in that study. Students's families were informed and included in the study. All sections of the school were searched. 65 out of 154 people were found to be overweight and obese. The primary responsible persons of these 65 people were called to the school and a training was given and height- body weight measurements were taken. Only 7 parents have joined to the education. Weight loss was observed in 1 of the 7 students. The fact that the number of volunteer family for education is quite low, the results of the education have taken another direction. After 3 months, children were measured in height and body weight again. Only one student lost weight among 7 students. If parents and teachers work together, the education will be more successful. Teachers need to inform the family and support the process of participation in the education, and the family should be able to participate in the education and use the information acquired in their daily life. The duty of the educator is to organize understandable educations in which the families will want to participate.

Family educationParentsNutrition education+4
Fatma Çetinel Avlayıcı
Yeditepe University · Institute of Health Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessEN

The relationship between nutrition literacy and diet self-efficacy in individuals with cardiovascular disease or cardiovascular risk factors receiving dietary therapy

This study aims to determine the nutritional literacy and diet self-efficacy levels of individuals who have a cardiovascular disease or risk factors and receive dietary therapy, and to determine the effect of nutritional literacy on diet self-efficacy. The study included 150 participants between November 2019 and February 2020. Participants' age, gender, place of residence, education level, current cardiovascular disease and risk factors, cardiovascular operations, other accompanying chronic diseases and previous dietary treatment were questioned; height, body weight and waist circumference were measured. "Nutrition Literacy Assessment Tool in Adults" to determine nutritional literacy levels; in order to determine dietary self-efficacy levels, "Self-Efficacy Scale in Regulate Nutritional Habits in Heart Patients" were used. According to the data obtained from the study, a significant difference was found between the education levels of the participants, their place of residence, and nutritional literacy levels (p<0,05). The nutritional literacy levels of all participants were determined to be "borderline". All individuals participating in the study were found to have low diet self-efficacy levels. A very significant positive correlation was found between diet self-efficacy levels and nutritional literacy levels and components of nutritional literacy among the individuals participating in the study (p<0,01). Dietary therapy and nutrition education plays an important role in individuals with cardiovascular disease and risk factors. In the light of the results of the study, it is thought that the nutrition education to be given to these individuals can be shaped by taking into consideration the nutritional literacy and diet self-efficacy of the individuals. Key words: nutritional literacy, diet self-efficacy, cardiovascular disease and risk factors, nutrition education

NutritionNutrition educationNutrition literacy+4
Kübra Kazak
Yeditepe University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2020
00
Master'sOpen AccessEN

Comparison of milk and dairy products consumption habits of students who received / not received nutritional education at yeditepe university

This study, determined the amount of milk and dairy consumption of students receiving and not receiving nutritional education at Yeditepe University between March 15–April 15, 2018, detecting the differences between the knowledge levels of students about milk and its products, and the relationship among consumption of this nutrient group and individual's body mass indexes (BMI) were made for examination of the relationship among them. 45 male and 157 female students at the average age of 22.37±1,34 years from the 3rd and 4th grades of the Faculty of Health Sciences, Faculty of Arts and Sciences, and Faculty of Education are participated in the study. Distribution of students by departments; 67 Nutrition and Dietetics, 40 Nursing, 27 Psychological Counseling and Guidance, 24 Sociology, 18 History, 16 Teaching Mathematics. A questionnaire form containing 28 questions in total that interrogates social-demographic characteristics and milk and dairy products consumption habits of the participants as a data collection tool, and Food Frequency Questionnaire (FFQ) is used to interrogate milk and dairy products consumption frequency and its amount. Statistical Package for the Social Sciences (SPSS) 21.0 statistical package program was used to evaluate the data. In our study, according to the data obtained from the answers given to the questions asked to measure the level of knowledge of individuals about milk and dairy products, individuals who received nutrition education had more information about this food group compared to those who did not. When the enough consumption status of dairy products was interrogated, it was concluded that individuals who received nutritional education (54.2%) consumed statistically more milk and products than those who did not receive nutritional education (10.5%). In addition, it was found that the participants who received nutritional education (80.4%) were statistically more in the normal weight class compared to those who did not (65.3%) and the difference between the educational status and the BMI grouping was statistically meaningful (p <0.05). Based on these results, trainings and seminars can be organized, brochures can be distributed, and public spot advertisements can be prepared to explain the importance of milk and dairy products to individuals who have not received nutrition education. Keywords: Nutrition, BMI, Milk, Dairy products, Calcium

NutritionNutrition educationCalcium+3
Burcu Bilici
Yeditepe University · Institute of Health Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessEN

The effects of peer-led nutrition model on nutrition knowledge among adolescents

Nutrition in the adolescent period is important for preventing diseases especially obesity, and for proper habits for prevention of chronic diseases that may occur especially when students are able to access fast and ready food. Since the students are open for being influenced by friends in the adolescent period, it is important to carry out studies that will use this situation positively. In this study, an education model: the peer education model trying to turn this situation to an advantage. A total of 72 students were divided randomly into two separate groups as traditional and peer led education group. Traditional education included basic nutrition education and was verbally explained. The other group was selected as the peer-led method and training was provided with the peer education model by dividing into two groups; narrators and audience. Narrators were given verbal training and then were asked to explain their peers with a sample of the same training. The content of both training was exactly the same. Adölesan Beslenme Bilgi Düzeyi (ABBID) questionnaire was used for pre and post knowledge levels. Increase in knowledge in both methods were found statistically significant (p<0.05). The increase in the peer-led method was more significant than the traditional education method group, but there was not a statistically significant difference between the narrator and the audience (p>0.05). This education found to be a useful way for adolescents to increase their nutritional knowledge levels, as well as to increase their friendship and self-confidence with their peers. Keywords: nutrition education, nutritional knowledge level, peer education in adolescent

Peer educationNutritionNutrition knowledge+2
Ece Özbekkangay
Yeditepe University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2020
00
Master'sOpen AccessEN

Investigation of the effect of nutritional education on the nutritional habits and nutritional knowledge levels of primary school teachers: An experimental study

In this study, it was aimed to improve the nutritional habits and nutritional knowledge levels of teachers working in primary school through nutrition education. In the research carried out with 25 teachers, 25 of whom were in the experimental group and 25 of them in the control group, nutrition education was given to the experimental group by the researcher. The change in the nutritional habits and nutritional knowledge levels of the groups was evaluated by comparing the pre-test and post-test scores to which the prepared measurement tool was applied. The research data were collected by "Data Collection Form" developed by the researcher, "Food Consumption Frequency Registration Form", "Nutritional Habits Scale" and "General Nutrition Knowledge Questionnaire". Body Mass Index (BMI) values were calculated and recorded by measuring the length and body weight of the participants by the researcher. It was determined that the teachers (70%, n = 35) who participated in the research did not receive any nutritional training in a previous period and 70% (n = 35) smoked. According to the BMI classification of teachers in the experimental group (23.17 ± 5.43), the control group (24.14 ± 5.13) and in both groups (23.73 ± 4.78), BMI values were There was no statistically significant difference. No change was observed in the food consumption frequency and eating habits of the control group. In the experimental group, a positive change was observed in food consumption frequencies and dietary habits, depending on the nutrition education provided. According to these results, it is thought that giving nutrition education to teachers, who are role models, is important on nutritional habits and nutritional knowledge levels. Key Words: Food Consumption Frequency, Nutritional Habits, Nutrition Knowledge, Nutrition Education, Primary School Teachers.

NutritionNutritional habitsNutrition knowledge+3
Gizem Şeyma Özdemir
Yeditepe University · Institute of Health Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessEN

The effect of nutrition education on mediterranean diet quality index (KIDMED) among adolescents

This study was conducted to evaluate affects of theory based nutrition education on adolescent's (mean age: 12.5±1.1 years, boy/girl=19/21) Mediterranean diet adherence in Pelitköy Halit Selçuk Ortaokulu Balıkesir. Study was conducted with 40 volunteered adolescents between 19th of February 2020 and 22nd of May 2020. Self-administered Mediterranean Diet Quality Index (KIDMED) used in this study to asses adolescent's Mediterranean diet adherence. Nutrition education program prepared based on Türkiye Beslenme Rehberi 2015 and presented ones during the study. Duration of the education was approximately 60minutes. Social Cognitive Theory was the theoretical framework of the intervention. The intervention has been given via a computer based presentation assistance (Microsoft® PowerPoint®) which was heavily consisted of related images rather then long and elusive sentences. SPSS version 21.0 for Microsoft was used for statistical analysis. No statistically significant difference found in physical activity status and adherence to the Mediterranean diet (F(2,37) = 2.896, p = 0.068) as well as body weight status and adherence to the Mediterranean diet (F(2,37) = 0.925, p = 0.405). On average, there were 0.93 points increase in KIDMED scores after intervention (95% CI [-1.5, -0,34]) which was statistically significant (p=0.003). Intervention achieved to produce significant change towards adolescents breakfast making habits (p≤0.05). As a conclusion study shown that theory based nutrition education interventions has a potential towards increasing MeD adherence of adolescents'. This potential will may strengthen with repetition (frequency) of the education, family participation to the education process, health professionals involvement during preparation and presentation of the education, an enhanced scope (number of participants) and a complementary approach which will also focus on physical activity.

Mediterranean dietNutritionNutrition education+4
Cem Zeybek
Yeditepe University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2020
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

İştahsızlığı olan 2-10 yaş arası çocukların ve ailelerinin incelenmesi ve sağlıklı beslenme eğitiminin verilerek eğitim sonrası sonuçların değerlendirilmesi

İştahsızlık çocukluk çağında sık karşılaşılan bir problem olup, bu nedenle çocuk hekimlerine başvuru da sıktır. Organik hastalığa bağlı olmayan iştahsızlıkta ailelere beslenme ve davranış önerileri verilerek çocuğun büyüme ve gelişiminin izlenmesi esastır. Bu araştırmada ailelere verilen beslenme önerilerinin çocuğun iştahsızlığını düzeltmede yarar sağladığının gösterilmesi hedeflenmiş olup, bu sayede çocukların sağlıklı beslenmesinin gerçekleştirilmesi ve de ailelerin iştahsızlık konusundaki kaygılarının giderilmesi amaçlanmıştır. Çalışmaya Ağustos - Kasım 2017 tarihleri arasında T.C Sağlık Bakanlığı DPÜ Kütahya Evliya Çelebi Eğitim ve Araştırma Hastanesi çocuk polikliniklerine iştahsızlık şikayeti ile başvuran 2-10 yaş arası organik hastalık tanısı ve bulgusu olmayan 96 çocuk alındı. Çocukların gelişlerinde boy, kilo, vücut kitle indeksi ölçülerek, anket yoluyla beslenme özellikleri sorgulandı. Ailelerden çocukların üç günlük yemek listeleri alınarak çalışma başındaki boy, kilo, vücut kitle indeksi (VKİ), enerji ve protein alımları iki aylık davranış değişikliği sonrasındaki değerleriyle karşılaştırıldı. Ailelerin %84,3'ünün beslenme kurallarını uygulayabildiği ve bu ailelerden %79'unun kurallardan fayda gördüğü öğrenildi. Çocukların çalışma başındaki değerlerine göre çalışma sonunda alınan boy, kilo, VKİ, kalori değerlerinde istatistiksel olarak anlamlı artış tespit edildi. Protein değerlerinde anlamlı artış saptanmadı. Yaş gruplarına göre değerlendirildiğinde özellikle 8 yaş altındaki çocuklarda beslenme kurallarının uygulanabilir ve faydalı olduğu saptandı. Çalışma başında hesaplanan çocukların aldığı kalori değerlerinin almaları gereken miktardan ortalama %25 düşük olduğu ve bunun annenin bildirdiği iştah durumuyla uyumlu olduğu tespit edildi. Sonuç olarak organik hastalığa bağlı olmayan iştahsızlıkta, davranış değişikliği uygulamasının özellikle 8 yaş altındaki çocuklarda faydalı olduğu tespit edildi. Anahtar kelimeler: İştahsızlık, beslenme sorunları, beslenme kuralları, enerji alımı

AileAnoreksiBeslenme bozuklukları+6
Hafize Selma Çetin
Kütahya Dumlupınar University
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Premenopozda kadınlara verilen beslenme eğitiminin kendine güven algısı, yaşam kalitesi ve menopoz semptomlarına etkisi

Araştırma premenopoz sendromlu kadınlara verilen beslenme eğitimi ile menopoz semptomları, kendine güven algısı ve yaşam kalitesi üzerine etkilerini belirlemek amacı ile yapılmıştır. Araştırma 01 Kasım 2021–31 Aralık 2021 tarihleri arasında Kilis ilinde bulunan iki Aile Sağlığı Merkezinde yürütülmüştür. Bu çalışma ön/son test kontrol gruplu gerçek deneme modeli yapılmıştır. Kadınlar deney/kontrol gruplarına randomize atanmıştır. Araştırma kriterlerine uyan deney grubu 70, kontrol grubu 70 kadın ile tamamlanmıştır. Verilerin toplanmasında, tanıtıcı özellikler ve premenopozlu kadınların Menopoz Semptomları Değerlendirme Ölçeği(MSDÖ) ve Menopoza Özgü Yaşam Kalitesi Ölçeği(MÖYKÖ) kullanılmıştır. Verilerin değerlendirilmesinde bağımlı ve bağımsız gruplarda t testi, ki-kare, ANOVA testleri kullanılmıştır. Araştırmanın yürütülebilmesi için etik ve kurum izni alınmıştır. Deney/kontrol grubu kadınların MÖYKÖ toplam, vozomotor, psikososyal, fiziksel ve cinsel şikayetler alt boyutlarının ön test puan ortalamaları arasında istatiksel anlamlı fark bulunmazken (p>0.05); son test puan ortalamaları arasında istatiksel anlamlı fark bulunmuştur (p<0.05). Deney ve kontrol grubundaki kadınların MSDÖ toplam somatik, psikolojik ve ürogenital şikayetler alt boyutlarının ön test puan ortalamaları arasında istatiksel anlamlı fark bulunmazken(p>0.05); son test puan ortalamaları arasında istatiksel anlamlı fark bulunmuştur(p<0.05). Menopozal semptomların algılanan şiddetin, menopoz ile ilgili bilgi ve tutum düzeyinin, benlik algısının ve buna bağlı menopoza özgü yaşam kalitesinin olumlu yönde geliştirilebilmesi için menopoz dönemi semptomlarına yönelik verilen beslenme eğitimlerinin düşük maliyetli ama etkili yöntem olduğu sonucuna varılmıştır.

Belirti ve semptomlarBeslenmeBeslenme eğitimi+4
Tuba Bediroğlu
Gaziantep University · Institute of Health Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessEN

Research on pre-school teachers' self-efficacy in nutrition education

The purpose of this study is to determine the self-efficacy of preschool teachers' regarding nutrition education. The research was carried out in the descriptive type scanning model which is one of the quantitative research methods. The working group, through the full census which expresses the entire population consists of 380 pre-school teachers who work in public and private kindergardens or elementary schools that are officially affiliated to the Directorate of National Education within the Center of Bitlis Province and Tatvan, Ahlat, Adilcevaz, Güroymak, Mutki, Hizan districts in the Academic Year of 2019-2020. In the research, as a data collection tool in the collection of quantitative data in order to determine the self-efficacy of preschool teachers' regarding nutrition education; "Preschool Teacher Nutrition Education Self-Efficacy Scale" which was developed by Angın (t.y) and "Personal Information Form" prepared by the researcher were used. In the statistical analyzes obtained, SPSS 21.0 program, t test for parametric test unrelated samples to determine whether there is a statistically significant difference between the averages of two different groups, there is a statistically significant difference between at least two of the averages of more than two independent groups. One-way analysis of variance (ANOVA) was used for parametric test unrelated samples. It was observed that the average of nutrition education self-efficacy points of preschool teachers who participated in the study was 122.48. It was determined that 62.1% of teachers had medium, 19.7% had high, and 18.2% had low self-efficacy. It was found that the nutritional education selfefficacy scores of preschool teachers who took part in the study showed a significant difference in favor of male teachers (p<0.05), those who got nutrition education (p<0.05) and the ones who had an adequate and balanced diet (p<0.05). In addition to this, there was a significant difference between the permanent teachers and contracted teachers in favor of permanent teachers (p<0.05). However, it was observed that there was no significant relationship between pre-school teachers' nutritional education self-efficacy and other variables (age, seniority, educational background, age group studied, class size, type of school) (p>0.05).

Nutrition educationPreschool educationPreschool children+3
Damla Kantarcı Çınar
Aydın Adnan Menderes University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2020
00

Related subjects