Medicine

73 theses under this subject heading

Medical SpecialtyOpen AccessTR

Birinci basamak sağlık kuruluşlarına başvuran hastaların geleneksel ve tamamlayıcı tıp ile ilgili tutumu ve kullanım durumları

Amaç: Bu çalışmada birinci basamak sağlık kuruluşlarına başvuran hastaların geleneksel ve tamamlayıcı tıp ile ilgili tutumu ve kullanım durumlarının belirlenmesi amaçlanmıştır. Materyal ve Metot: Bu araştırma Hatay İl Sağlık Müdürlüğü tarafından izin verilen dört Aile Sağlığı Merkezine 01 Haziran 2020 – 31 Ağustos 2020 tarihleri arasında herhangi bir nedenle başvuran 18-65 yaş arası hastalardan katılmayı kabul eden 303 hasta ile gerçekleştirildi. Çalışma anketimiz sosyodemografik bilgileri içeren 12 soru ve GETAT ile ilgili tutum ve kullanım durumu sorularını içeren 22 sorudan oluşturuldu. Bulgular: Katılımcıların yaş ortalaması 35,8±13,8 yıl olup, GETAT kullanan hastalar daha yaşlıydı (p=0,027). Katılımcıların %44,2'si (n=134) erkekti ve GETAT kullanımı her iki cinste de benzerdi (p=0,247). Çalışmada GETAT kullanma oranı %24,1'di (n=73). GETAT kullanımı sağlık çalışanlarında ve işsizlerde anlamlı olarak yüksek bulundu (p= 0,045). GETAT kullanımı ile öğrenim durumu, gelir seviyesi, sağlık güvencesi, medeni durum, ikamet yeri, sosyal alışkanlıklar, komorbidite ve ilaç kullanımı ile arasında anlamlı bir ilişki saptanmadı. GETAT ile ilgili bilgi kaynaklarının başında, %30,7 (n=93) ile sosyal medya ve %30,4 (n=92) ile arkadaş/komşu gelmektedir. En sık GETAT kullanma sebebinin, daha önce aynı şikayetlerle tekrarlayan doktor başvurusu (%76,6) olduğu tespit edildi (n=56). En sık kullanılan yöntemin %28,4 (n=86) ile fitoterapi ve %22,8 (n=69) ile sülük tedavisi olduğu saptandı. Olguların GETAT'a en sık kas iskelet hastalığı (%43,8) sebebiyle başvurduğu tespit edildi (n=32). Sonuç: GETAT yöntemleri modern tıbba yardımcı olarak kullanılabilecek yöntemler olup, GETAT ile ilgili olarak yapılacak çalışmalar ile kullanılan yöntemlerin geliştirilmesine katkıda bulunulması gerekmektedir. Anahtar kelimeler: Geleneksel ve Tamamlayıcı Tıp, Birinci basamak, Tutum, Aile Hekimliği

Aile hekimliğiBirinci basamak sağlık hizmetleriTamamlayıcı tedaviler+2
Eren Babacan
Hatay Mustafa Kemal University
2021
00
DoctorateOpen AccessTR

Tıp etiği, mesleki değerler ve sağlık politikaları üzerine bir inceleme

Dünyada neo-liberal uygulamaların etkili olması ile devletin kamusal rol ve sorumlulukları değişmiştir. Neo-liberal paradigma ile birlikte kamu hizmeti kavramı da dönüşmüştür. Bu paradigma değişiminin sağlık hizmetlerine yansıması ülkemizde Sağlıkta Dönüşüm Projesi (SDP) ile olmuştur. Sağlık hizmetleri, değişimin yaşandığı ve etkilerinin en güçlü hissedildiği kamusal alan olmuştur. SDP'nin sağlık hizmetlerinin örgütlenme, finansman, sunum ve emek ilişkileri üzerindeki etkileri uzun süredir analiz edilmekte ve tartışılmaktadır. Bu çalışma sağlığı sosyal belirleyicileri ile bir bütün olarak değerlendirmektedir. Sağlığı ekonomi politik bir yaklaşım ile sağlık politikalarının tıp etiği ilkeleri ile çatışmasını, sağlık hizmetlerinin niteliği ve tıp mesleğine etkileri hekimler ile yapılan niteliksel alan araştırması ile ortaya koymaya çalışılmıştır. Çalışmada sağlık politikaları ile tıp etiği ilkelerini bir araya getiren ve araştırmacı tarafından geliştirilen özgün hipotetik senaryolar yarı yapılandırılmış mülakat formu olarak kullanılmış, Muğla ilinin nüfusuna göre beş büyük ilçesinde, ikinci basamak hastanelerde görev yapan uzman hekimlerle gönüllük esasına göre derinlemesine görüşme yöntemi kullanılarak gerçekleştirilmiştir.

DoktorlarEtikHastaneler+7
Dilek Bulut
Muğla Sıtkı Kocman University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Tıp fakültesi öğrencilerinde toplumsal cinsiyet algısı ve eğitimin bu algı üzerindeki etkisi

Dünyanın birçok ülkesinde olduğu gibi Türkiye'de toplumun dayattığı rollerin bireyleri yönlendirdiği, onları etkilediği ve bu rollerin yeniden üretildiği bilinmektedir. Toplumsal cinsiyet, sadece toplum tarafından belirlenmekle kalmamakta, bedeni etkilerken, beden tarafından da etkilenmektedir. Bu çalışmada, tıp fakültesi ikinci sınıf öğrencilerine verilen, bir dönemlik toplumsal cinsiyet/cinsiyet dersi ile bu konularda bilgilendirilmeleri ve öğrencilerde farkındalık oluşturulması amaçlanmış, dersin sonunda toplumsal cinsiyet tutum ölçeği ile değişikliklerin ölçülüp değerlendirilmesi planlanmıştır. Bu öğrencilerden altısıyla, ayrıca hazırlanmış sorular eşliğinde, derinlemesine görüşmeler yapılarak toplumsal cinsiyet eşitliği konusundaki görüşlerine dair daha ayrıntılı tutumlara ulaşılmaya çalışılmıştır. Yapılan araştırmada, bir dönemde verilen yapılandırılmış toplumsal cinsiyet eğitiminin, katılımcılarda bir bilgi birikimine neden olduğu ve yapılan interaktif tartışmalarla tutum değişikliğine yol açtığı tespit edilmiştir. Tıp fakültelerindeki toplumsal cinsiyet eğitiminin, farkındalığı arttırdığı, davranış değişikliğine yol açtığı gözlemlenmiştir. Bunun ötesinde, bu içerikteki derslerin, sadece tıp fakültesi öğrencilerine değil, bütün öğrencilere yaygınlaştırılmasının gerekliliği vurgulanmıştır.

AtaerkilBedenCinsel eğitim+6
Kemal Bakır
Gaziantep University · Göç Enstitüsü
2022
00
Master'sOpen AccessEN

Immunological evaluation of Pentostam and Ivermectin used in the treatment of Cutaneous Leishmaniasis in Kirkuk, Iraq

The aim of this study was to obtain information about the parasitic disease Cutaneous Leishmaniasis (CL), which has started to spread recently, in Iraq. To investigate the prevalence of parasites in the hospitals in the study area and to obtain information about the detected cases and to compare the currently used drugs (Pentostam and Ivermectin) with each other and to determine which one is more effective. The current study included patients infected with CL who attended a number of government hospitals in Kirkuk governorate and its affiliated districts, which include Hawija, Daquq, Debs, Riyadh, Taza and Altun Kobri for the period between 01/03/2022 to 15/08/2022. The current study showed that the highest rate of infection was in Hawija district. The rate was higher in males than in females. The study also included age groups ranging from less than one year to 70 years, and the most vulnerable age group to infection was the age group (1-10) years. There was a significant difference between the two treatments regarding the levels of immunoglobulins. The ivermectin group significantly inhanced the levels of the immune globulines (IgG, IgM) more than Pentostam but the IgE levels was higher in Pentostam group. The results suggest that treating of CL with different drugs, showed that the efficacy of ivermectin was higher than Pentostam in treatment of CL.

Medicine
Gol Yar Abbas Rasool Daghestanı
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Health Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Kanun Fi't Tıp kitabının tıp felsefesi açısından değerlendirilmesi"

İnsanoğlunun varlığını sürdürmede katkısı olan bilim dalları arasında tıp ve sağlık alanı en prestijli yere sahiptir. Başlangıçta tıp dâhil birçok bilim dalının felsefe şemsiyesi altında ortaya çıktığı ve varlığını sürdürdüğü izahtan varestedir. Bundan ötürü ismi tıp felsefesi olmasa da, geçmişte Galen, Hipokrat, İbni Sina, Razi, Zâhrâvi gibi birçok hekim-filozof tıp alanında kafa yorarak olağanüstü başarılar elde etmişlerdir. Bu arada Çin, Mısır, Hint, Yunan, İran ve Osmanlı'nın da tıp bilimine olan katkısı yadsınamaz. Bu çalışmada dünyada ve özellikle İslam dünyasında büyük etkisi olan Kanun fi't- Tıp isimli kitap tıp felsefesi açısından değerlendirilecektir. Yanı sıra İslam dünyasında İbni Sina'nın yazmış olduğu bu dev eserin ortaya çıkışına kadar insanlığın tıp alanında sahip olduğu birikimden bahsetmemiz önem arz etmektedir. Öncelikle Kur'an ve hadislerde yer alan "sağlıklı yaşam ve tıp alanı" ile ilgili bölümler etrafında İslam dünyasında ortaya çıkan tıp felsefesi üzerinde durulacaktır. Daha sonraki dönemde hekim, hasta, hastane vb. gibi alanlarda İslam dünyasında ortaya çıkan gelişmeler ele alınacaktır. Son olarak İbni Sina, Razi ve Zahravi öncülüğünde ortaya çıkan kanıta dayalı tıp felsefesi adeta bu alanın el kitabı olarak bilinen Kanun fi't-Tıp tezimizde merkezi bir önem arz edecektir. Ardından ise, bu kitabın yazılmasından sonra ortaya çıkan tıp anlayışı üzerindeki etkisi ve günümüzde kanıta dayalı tıbbın oluşmasındaki katkısı ele alınacaktır.

FelsefeKanun Fit TıpKanıta dayalı tıp+3
Güler Bozkaya
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Ölçümlerin uyumluluğu ve tıptaki uygulamaları

Tıp alanında yapılan çalışmalarda ölçümlerin tekrar elde edilebilirliği; deney hatasını küçültmede ve araştırma sonuçlarının benzer araştırma sonuçlarıyla kıyaslanmasında önemli bir rol oynamaktadır. Uyumluluk ölçüsü; bir hasta hakkında, iki klinisyenin değerlendirmelerinin tutarlılığının veya bir klinisyenin farklı zamanlardaki değerlendirmelerinin tutarlılığının ölçütüdür.Uyumluluk ölçütleri farklı değerlendiriciler veya aynı değerlendiricilerin farklı zamanlarda tekrar ölçümlerindeki uyumluluğunun belirlenmesinde; ölçümlerin kategorik ve sürekli oluşuna göre farklı uyumluluk ölçütleri kullanılması gerekmektedir. Bunlar temel uyumluluk ve genel uyumluluk indeksleri altında toplanmış olup bu çalışmada genel uyumluluk oranı,p0, özel uyumluluk oranı, ps, Kappa, Ağırlıklandırılmış Kappa, Kendall W, Goodman ve Kruskal ?, Kendall ?, Sınıf içi korelasyon katsayısı ve Krippendorff alfa literatürden alınan örnek veriler kullanılarak incelenmiştir. Ayrıca Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Cilt Hastalıkları Anabilim Dalında yapılan bir çalışmada elde edilen verilerin alt grubu farklı uyumluluk ölçütlerini değerlendirmede ve karşılaştırmada kullanılmıştır.Literatürdeki çalışmalardan elde edilen veriler için alternatif uyumluluk ölçütleri uygulanmış ve karşılaştırılmıştır. Bu karşılaştırmalar değerlendirici sayısına ve değişken tipine göre yapılmıştır.Çalışmada bulgular üç başlık altında değerlendirilebilir: Ordinal değerlendirme yapan çoklu değerlendirici için Kendall W' nin ölçümler yerine dizin değerlerini kullandığı için bazı durumlarda uyumu doğru yansıtamamaktadır. Bu nedenle Krippendorff alfa değerininde hesaplanması ve Kendall W değeri ile karşılaştırması doğru olacaktır. Nominal, ordinal veya sürekli ölçekte çoklu değerlendiricili eksik veri durumunda; Krippendorff alfa eksik değerlendirmesi olan bireyleri de hesaba kattığından diğer ölçütlerden daha avantajlıdır. Ayrıca ilişki katsayılarından Goodman ve Kruskal ?, Kendall ?, Pearson ve Spearman korelasyon katsayıları bazı durumlarda uyumluluğu doğru yansıtmadığından dikkatli kullanılmalıdır.

BiyoistatistikTeşhisTıp+1
Sade Kılıç
Çukurova University · Institute of Health Sciences
2009
00
Master'sOpen AccessEN

Depiction of hemorrhagic regions caused by diabetic retinopathy on fundus flouresan angiography images by using image enhancement and basic classification methods

Diabetes can lead very different complications to the human body. The most commonly encountered complications in the human body is eyes. Eye vessels structure corruption, giving rise to a new, abnormal blood vessels and bleeding that occurs as a complication called diabetic retinopathy. Fundus fluorescein angiography (FFA) has been widely used imaging technique for the detection of disease. In recent years, increase in the incidence of this disease has increased the number of studies on the subject.In this thesis, detection of diabetic retinopathy and to highlight areas that cause hemorrhagic images of FFA on the classification, clustering methods and image analysis methods were used. As supervised learning, back propagation neural networks, statistical methods linear discriminant analysis (LDA), as unsupervised learning techniques, K-means clustering, Gaussian mixture method and the histogram image enhancement techniques transactions were selected for analysis. These approaches have been to emphasize shadows bleeding, and then the results which is obtained by these methods are compared.

Image analysisClusteringRetina+2
İclal Çetin Taş
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Kanser Erken Teşhis, Tarama ve Eğitim Merkezi'ne başvuranbireylerin geleneksel ve tamamlayıcı tıbba yöneliktutumlarının belirlenmesi

Bu araştırmada, bireylerin geleneksel ve tamamlayıcı tıbba (GETAT) yönelik tutumlarının belirlenmesi amaçlandı. Tanımlayıcı tipte yapılan araştırma Haziran-Eylül 2019 tarihinde Kanser Erken Teşhis, Tarama ve Eğitim Merkezi'ne başvuran 261 bireyle yürütüldü. Veri toplamada Kişisel Bilgi Anketi ve Bütüncül Tamamlayıcı ve Alternatif Tıbba Karşı Tutum Ölçeği (BTATÖ) kullanıldı. Araştırmanın yapılabilmesi için gerekli kurum izinleri, etik kurul onayı ve bilgilendirilmiş onam formu ile katılımcılardan yazılı izin alındı. Verilerin analizinde, sayı, yüzde, ortalama ve standart sapmanın yanı sıra bağımsız gruplarda t testi, ANOVA varyans analizi, Kruskall Wallis H testi, Mann Whitney U testi, Tamhane's2 Post Hoc Testi ile Ki Kare Analizi kullanıldı. Bireylerin %88.9'u kadın idi. %44.8'i 29-39 yaş arasında, %74.3'ü evli, %41.8'i üniversite mezunu idi. Bireylerin %57.9'unun çalışmadığı, %84.3'ünün sağlık güvencesi olduğu, %24.5'inin kronik hastalık tanısı olduğu ve %36'sının GETAT yöntemlerinden herhangi birini daha önce kullandığı belirlendi. Bireylerin BTATÖ'nden ortalama 34.71±4.089 puan aldıkları, tamamlayıcı ve alternatif tıbba karşı tutum puanının orta düzeyin biraz üzerinde olduğu belirlendi. Bireylerin demografik özellikleri ve kullanımı ile ilgili görüş ve uygulamaları ile BTATÖ puanı ortalaması arasındaki farkın istatistiksel olarak anlamlı olmadığı belirlendi (p>0.05). Bireylerin GETAT yöntemlerine karşı tutumları olumlu düzeydedir ve sosyo demografik özelliklerden etkilenmemektedir. Giderek artan GETAT kullanımına yönelik bireylere, uygun GETAT yöntemine sağlık profesyonelleri ile birlikte karar vermeleri gerektiğine ilişkin eğitim verilmesi önerilebilir. Anahtar Kelimeler: Geleneksel tıp, tamamlayıcı tıp, tutum

Tamamlayıcı tedavilerTedaviTutumlar+2
Esra Ünsat
Yozgat Bozok University · Institute of Health Sciences
2021
00
DoctorateOpen AccessTR

Bergama Asklepieionu'nun tıbbi bakış açısı ile değerlendirilmesi

Bergama Asklepieionu antik dönem tapınak tıbbının önemli uygulanma alanlarından birisi olmuştur. Asklepieion'da tedavi edilen hastalar gelir durumlarına göre ya hediyeler almış ya da pişmiş topraktan teşekkür yazıtları bırakmışlardır.Asklepieion'un mimari yapısı ve orada sürdürülen sosyal yaşam, uygulanan telkin tedavileri ayrıntıları ile incelenmiş olmasına rağmen, hastaların bıraktıkları teşekkür yazıtları şimdiye kadar tıbbi bakış açısı ile incelenmemiştir.Bu tezin amacı Asklepieionlar konusundaki bu eksikliği gidermek ve antik dönem tapınak tıbbındaki hastalık anlayışını ve bu anlayış çerçevesinde uygulanan tedavi yöntemlerini günümüz tıbbının bakış açısı ile incelemektir. Böylece bir döneme ait hastalık algıları-tanımları ve bunlara yönelik mistik tıp yaklaşımı konusunda bilgi üretilerek literatüre katkıda bulunulmuştur.Çalışma çerçevesinde öncelikle tapınak tıbbı zamanında yazılmış veya o zaman hakkında geç dönemde oluşturulmuş kaynaklara ulaşılmıştır. Daha sonra Bergama ziyaret edilerek Asklepieion'daki ve müzedeki teşekkür yazıtları incelenmiş ve fotoğraflanmıştır. Teşekkür yazıtları Türkçe'ye çevrilmiş ve elde edilen bilgilerin ışığında tapınak tıbbına özgü anlayış ve yaklaşım tarzı günümüz tıbbının gözü ile değerlendirilmiştir.

Pergamon AsklepieionuTapınaklarTedavi+6
Tamer Akça
Çukurova University · Institute of Health Sciences
2013
00
Master'sOpen AccessTR

Tıp etiği bağlamında defansif tıp uygulamaları

Varoluş nedeni insan ve yaşam olan tıp bilimi; güçlü karşısında zayıfı koruma anlayışına dayanan hukukla; değerler, ödev, fayda gibi kavramları inceleyip doğruyu bulmayı amaç edinen felsefe ile yakın ilişkilidir. Tıp etiği sağlık alanında pratik ve bilimsel çalışmaların etik yönden değerlendirilmesi ve etik ikilemlerin çözümlenmesini sağlar. Zarar vermeme, yararlılık, adalet ve özerklik temel tıp etiği ilkeleri olmakla birlikte Kant'ın ödev, Mill'in ise faydacılık yaklaşımı günümüz sağlık sisteminde etkin bir yere sahiptir. Sağlık hakkı yaşam hakkıyla iç içe geçtiği için evrensel hukuk mevzuatları temel alınarak anayasal güvence sağlanmaya çalışılmış ve bu düzlemde iç hukukumuzda hukuki düzenlemeler yapılmıştır. Hekimler yükümlülüklerini yerine getirmedikleri taktirde hukuki yaptırımlarla karşılaşmaktadırlar. Bu hukuki yaptırımları uygularken davanın konusunun malpraktis ya da komplikasyon olarak tanımlanması çerçevesinde yaşanan kargaşa davanın sonucunu değiştirmektedir. Özellikle 2005 yılında Türk Ceza Kanunu'un ağırlaştırılması hekimler üzerinde baskı kurmaktadır. Hekimin olağan hekimlik davranışından sapması anlamına gelen defansif tıp uygulamalarına , TCK'nın ağırlaştırılmasının yanı sıra sağlık hizmetlerinin özelleşmesi, Tam Gün Yasası ve Performansa Dayalı Ek Ödeme Sistemi, Mesleki Sorumluluk Sigortası, Tıp fakültelerinde verilen eğitimin yetersizliği, hekimlik anlayışının değişmesi gibi faktörler yöneltmektedir.

Defansif tıpEtikMesleki sorumluluk+6
Neslihan Zekiye Akkanat
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
DoctorateOpen AccessTR

Kitáb-ı Tercüme-i Tezkire-i Dávud Fì'ilmi't-Tıbb (Metin-dizinler-sözlük)

Bu çalışma, Muhammed Bin Mustafa El-Gûrânî tarafından 17. yüzyılda Osmanlı Türkçesine çevrilen KitÀb-ı Tercüme-i Teõkire-i DÀvÿd Fì èİlmi'ù-Ùıbb adlı eser üzerinedir. Çalışma, Giriş, İnceleme, Sonuç ve Öneriler bölümlerinden meydana gelmiştir. Giriş bölümünde çalışmanın konusu, amacı, malzemesi, yöntemi hakkında bilgi verilmiştir. Bunun yanında mütercim ve müellifin hayatı ve eserleri üzerinde durulmuş ve müellifin İslam tıp tarihindeki yeri açıklanmaya çalışılmıştır. Çalışma konusu olan eserin nüsha betimlemesi yapılmıştır. Başlangıçtan 18. yüzyıla kadar olan süre içerisinde yazılmış tıp kitapları ve bunlar üzerine yapılmış akademik çalışmalar hakkında genel bilgiler verilmiştir. Metin Kurulurken Uyulan Esaslar içerisinde, eserin genel olarak dil ve imla özellikleri, metinde tercih edilen okumalar dile getirilmiştir. Dizin Hazırlanırken Uyulan Esaslar alt başlığında, tematik dizinlerin hazırlama yöntemleri açıklanmıştır. Tematik dizin yönteminin seçiminde metnin hacmi ile tıp terimlerinin ortaya çıkarılması fikri etkili olmuştur. Bilindiği gibi, tıp yazmalarının en belirgin özelliklerinden biri, günlük dildeki kelimelerin birçoğunun, birer tıp terimi olarak farklı anlama gelecek şekilde kullanılmalarıdır. Eski tıp anlayışı dikkate alınarak, bu kelimelerin anlamlarını belirlemek ve günlük dildeki kullanımlarından ayırt edebilmek gerekir. Bu amaçlarla, özel bir inceleme ve büyük bir titizlikle hazırlanan tematik dizinler, tıp metinleri için farklı bir dizin hazırlama yöntemi olarak akademik tartışmaya sunulmuştur. İnceleme bölümünde, KitÀb-ı Tercüme-i Teõkire-i DÀvÿd Fì èİlmi'ù-Ùıbb'ın, çeviri yazısı yapılmıştır. Metin, bazı anlamlandırmaları güçleştirecek kadar devrik cümlelerden oluşmuştur. Okuyucuya, metnin bizim tarafımızdan nasıl anlamlandırıldığını göstermek için metin, "nokta, virgül, iki nokta, noktalı virgül, tırnak işareti" kullanılarak noktalanmış ve sınırlı sayıdaki imla kuralları ile düzenlenmiştir. Aynı şekilde kısmen eksik yazılan ve metinde boş bırakılan yerler, eserin, Arapça özgün metninden yapılan kısmî karşılaştırmayla tamamlanmaya çalışılmıştır. Metinde eksik veya hatalı yazılmış kelimelerdeki tamamlamalar, köşeli parantezle metin içerisinde gösterilmiştir. Tematik Dizinler alt başlığında, metindeki tıp ve tıpla ilgili kelimeler, ayrıntılı bir şekilde tasnif edilerek incelenmeye çalışılmıştır. Bitki isimleri - tespit edilebildiği kadarıyla- düzenli olarak Türkçe ve Latince karşıkları ile birlikte verilmiştir. Çalışmamızda, Tematik Dizinler'den sonra, metinde kırmızı mürekkeple yazılmış olarak verilen madde başı kelimelerin Arap alfabesi düzeniyle bir listesi verilmiştir. Bu listede, ayrıca her madde başı için varsa metinde verilen kısa anlamları, eş anlamlıları ve mizaç özellikleri okuyucuyla paylaşılmıştır. Çalışmanın Sonuç ve Öneriler bölümünde ise çalışma sonucunda elde edilen bulgular sıralanmıştır. Anahtar Kelimeler: Tıp, tarihî tıp kitabı, sözvarlığı, klasik Osmanlıca, Dâvûd-ı Antâkî, Muhammed Bin Mustafa El-Gûrânî

Davud-ı AntakiMuhammed Bin Mustafa El-GüraniSöz varlığı+4
Meryem Arslan Sarman
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2014
00
Master'sOpen AccessTR

Tıpta otorite unsuru: Otorite figürleri ve otoriter ilişkiler

Otorite genel olarak toplumsal ilişkilerde taraflardan birinin diğerinin kendisine itaat etmesini sağlama olanağı şeklinde tanımlanmaktadır. Bu ana tanımdan hareketle söz konusu durumu otoriter ilişki ve itaat ettirme olanağının sahibini de otorite figürü olarak adlandırmak mümkündür. Kendine özgü karmaşık hiyerarşilere sahip olan tıbbın bünyesinde çeşitli otoriter ilişkiler ve birçok otorite figürü bulunmaktadır. Bu bağlamda otorite unsuru sağlık profesyonellerinin davranışlarını etkilemekte ve dolayısıyla tıp etiğinin ilgi alanında yer almayı hak etmektedir. Bununla birlikte tıp etiği literatüründe otorite kavramına odaklanmış çalışmalara çok az rastlanmakta, bu odaklanmayla açılabilecek tartışmalar otonomi kavramı esas alınarak yürütülmektedir. Sıklıkla kullanılan paternalizm teriminin, otorite figürlerinin yaklaşımını ifade ettiği ve ancak tıptaki otorite unsurunun tümüne karşılık gelecek bir anlam yüküne sahip olmadığı söylenebilir. Tez çalışmasının amacı tıptaki otorite unsuruna dikkat çekmek; tıbbın farklı boyutlarındaki otorite figürlerini ve otoriter ilişkilerini toplu halde takdim etmektir. Bu amaca yönelik olarak, otoriteyle ilgili genel bilgilerin aktarımından sonra, sırasıyla bizatihi tıbbın ve tıbbi kurumların sağlık profesyonelleri ve toplum üzerindeki otoritesi, sağlık profesyoneli-hasta-toplum ilişkilerinde otorite, tıbbi eğitim ve araştırma etkinliklerinde otorite, tıp ve sağlık profesyonelleri üzerindeki dış otoriteler ve son olarak da tıp etiği ve tıpta otorite ilişkileri üzerinde durulmuştur. Anahtar Sözcükler: Otorite, tıpta otorite, tıbbi egemenlik, tıp etiği

EtikOtoriteTıp+2
Gülay Halidi
Çukurova University · Institute of Health Sciences
2015
00
DoctorateOpen AccessTR

Hekim dâvûd bin ömer el-antâkî'nin "nüzhetü'l-ezhân fi islâhi'l-ebdân"adlı eserinin ilter uzel nüshası (Tercüme ve tıp tarihi açısından değerlendirme)

Dâvûd Antâkî XVI. yüzyılda yaşamış bir Osmanlı âlimidir ve yaşadığı çağın öne çıkan saygın bilim insanlarından biri olarak kabul edilmektedir. Başlıca uğraşı hekimlik olmakla birlikte, aynı zamanda veterinerlik, eczacılık, mantık, felsefe, astronomi, mühendislik, cebir, teoloji ve edebiyat gibi farklı alanlarda da çalışmıştır. Dâvûd Antâkî doğuştan kör olduğu için "Darîr", çok bilgili olduğu için de, gönül gözüyle gören anlamında, "Basîr" adlarıyla anılmıştır. Özellikle tıp ve eczacılık alanında olmak üzere pek çok çalışma yapmış ve kaleme aldığı eserlerin yayılmasıyla da büyük ün kazanmış ve tanınırlığı artmıştır. Dâvûd Antâkî'nin eserleri dünyanın pek çok ülkesinde bulunmakla birlikte, onların önemli bir kısmı Türkiye'deki kütüphanelerde yer almaktadır. Antâkî'nin en önemli çalışması, Dâvûd'un Tezkiresi adıyla bilinen, Tezkiretü üli'l-elbâb ve'l câmi' li'l-'acebi'l- 'uccâb üli'l-elbâb ve'l câmi' li'l-'acebi'l-'uccâb''tır. Dâvûd Antâkî'nin büyük bir titizlikle ele aldığı ve önemli bir tıbbî başvuru kitabı olarak hazırladığı Nüzhetü'l-Ezhân fi İslâhi'l-Ebdân (Bedenin İyileştirilmesinde Zihinsel Gezinti) Tezkire kadar iyi tanınmamakla birlikte bir başka değerli tıbbî eseridir. Tıbba ilişkin sistematik bir çalışmanın yapıldığı bir yazma eser olan Nüzhet, bir mukaddime, yedi bölüm ve bir hâtime bölümünden oluşmaktadır. Günümüze intikal etmiş olduğu bilinen 19 yazma nüshasından biri Prof. Dr. İlter Uzel'in kişisel kütüphanesinde bulunmaktadır. Hayli yıpranmış ve bazı varakları eksik olan bu nüshanın ilginç bir özelliği de ana metnin dışında derkenar notları halinde ilerleyen ve kendi içinde bütünlük oluşturan ikinci bir uzun tıbbî metin içermesidir. Tez çalışmamızda Nüzhet'in Uzel Kütüphanesi nüshası tıp tarihi literatürüne katkıda bulunabilmek amacıyla Arapçadan Türkçeye çevrilmiş, incelenmiş ve yorumlanmıştır.

DoktorlarDâvûd AntâkîKitaplar+4
Sadık Nazik
Çukurova University · Institute of Health Sciences
2015
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Ak-tek sağlıkta sosyal medya kullanımı ölçeğinin geliştirilmesi ve aile hekimlerinin sosyal medya kullanımlarının kişisel ve mesleki gelişimlerine etkilerinin değerlendirilmesi

Amaç: Bu çalışmanın amacı, ülkemizde çalışan aile hekimlerinin sosyal medya kullanım durumlarını, kişisel ve mesleki gelişimlerine katkısını ve tıpta sosyal medya kullanımına yönelik tutumlarını değerlendirmek ve "AK-TEK Sağlıkta Sosyal Medya Kullanımı Ölçeği" geliştirmektir. Yöntem: Ölçek hazırlanırken öncelikle konuyla ilgili literatür taraması yapılarak bu alanda ülkemizde daha önceden geliştirilen bir ölçek olmadığı belirlenmiştir. Araştırmacılarca hazırlanan anket soruları geçerlik ve güvenirlik çalışması yapmak ve ölçeğe son halini vermek amacıyla online anket veri tabanına yüklenerek belirlenen kongrelerde açılan stantlarda ve illerdeki aile hekimleri dernekleri ile anabilim dallarına eposta veya sosyal medya platformları ile ulaşılıp linkin paylaşılması ile aile hekimleri, aile hekimliği uzmanları, aile hekimliği asistanları ve uygulanmıştır. Bulgular: Ölçeğin geliştirilmesi sürecinde elde edilen bulgulara göre ölçek geliştirilirken temel alınan kuramsal yapıyla tutarlı olarak beş faktörlü bir yapı elde edilmiştir. Bu faktörlerin açıkladığı temel varyans % 60,38'dir. Ölçeğin Cronbach's Alfa iç tutarlılık katsayısı .78 olarak bulunmuştur. Yapılan test tekrar test analizleri sonucunda kararlılık katsayısı her bir alt faktör için p < 0,01 olarak bulunmuştur. Tüm ölçek değerlendirildiğinde test tekrar test değeri 0,74 olarak bulunmuştur. Bu değer ölçeğin belli zaman aralıkları içerisinde uygulanması durumunda kararlılık göstereceği anlamına gelmektedir. Tartışma ve Sonuç: Ölçeği oluşturan birinci faktörden oluşan gruba "mesleki kullanım", ikinci faktörden oluşan gruba "sosyal medya bağımlılığı", üçüncü faktörden oluşan gruba "bireysel kullanım", dördüncü faktörden oluşan gruba "sosyal medya mitleri" ve beşinci faktörden oluşan gruba "teletıp" ismi verilmiştir. AK-TEK için madde toplam korelasyonları, iç tutarlılık katsayılarının yeterli düzeyde olduğu görülmüştür.

Aile hekimliğiDoktorlarDoktorlar-aile+5
Halil Volkan Tekayak
Çukurova University
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Türk ve Alman masallarında sağlık teması

Anlatmaya dayalı edebi türlerden biri olan masallar, ait oldukları toplumların kültürel değerlerini taşımaktadır ve bu değerler, masal anlatıcıları vasıtasıyla nesilden nesle aktarılıp günümüze kadar gelmiştir. Masallar, bir toplumun hayata bakışını, inançlarını kendine has özelliklerle yansıtmaktadır. Masallarda, yaşam-ölüm, sağlık-hastalık, hastalanma-iyileşme gibi unsurlar yer almaktadır. Çalışmamızda, Alman derleyicilerden Grimm Kardeşler ile Türk derleyicilerden Pertev Naili Boratav, Eflatun Cem Güney, Tahir Alangu, Naki Tezel ve Oğuz Tansel'in derlediği masallar bu unsurlar yönünden incelenmiş ve iki farklı toplumun sağlığa-tıbba-hekime bakışı değerlendirilip karşılaştırılarak benzerlikleri ve farklılıkları ortaya konmuştur.

Alman masallarıMasallarSağlık+4
Müfide Kuvvetli
Çukurova University · Institute of Health Sciences
2019
10
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Fibromiyalji tanılı hastalarda geleneksel ve tamamlayıcı tıp kullanımı

Giriş ve Amaç: FMS yaygın vücut ağrısı, yorgunluk, uyku bozukluğu kognitif ve somatik disfonksiyon ile karakterize, yaşam kalitesini etkileyen kronik bir ağrı bozukluğudur. Prevalansı %2-8 arasında olup kadınlarda daha sık rastlanır. Çocukluk çağı dahil her yaşta görülebilir. Osteoartritten sonra en sık görülen kas-iskelet sistemi hastalığıdır. Etyopatogenezi tam olarak aydınlatılamamıştır. FMS'li hastalar arasında herhangi bir geleneksel ve tamamlayıcı tıp yöntemine başvurma oranının neredeyse tama yakın olduğu bildirilmektedir. Bu çalışmanın ana amacı, FMS'li hastaların GETAT uygulama kullanım durumlarını, GETAT uygulamalarına bakış açılarını ve bu uygulamaların tedavideki etkinliğini değerlendirmek; ikincil amacı ise, GETAT uygulamalarının FMS tedavisinde ne derece önemli bir yer tuttuğunu tespit ederek hastaları bu konuda aydınlatmak ve hekimlerin bu uygulamalar konusunda kendilerini geliştirmeleri yönünde dikkatlerini çekmektir. Gereç ve Yöntem: Prospektif, tanımlayıcı, kesitsel tipteki araştırma, 01/10/2019-01/02/2020 tarihleri arasında Aydın Adnan Menderes Üniversitesi Uygulama ve Araştırma Hastanesi Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Polikliniği'ne ardışık olarak başvuran Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Uzmanı tarafından tanısı konulmuş ve araştırmaya katılım rızası alınmış 140 FMS hastasına yüz yüze anket uygulanarak gerçekleştirilmiştir. Araştırmacılar tarafından ilgili literatür taranarak oluşturulan anket, hastaların sosyodemografik özellikleri, FMS ile ilgili özellikler ve GETAT ile ilgili sorular olmak üzere toplam 3 bölüm ve 34 sorudan oluşmaktadır. Araştırma verileri SPSS 18 istatistik programı kullanılarak değerlendirilmiştir. İstatistiksel analizde Ki-Kare Testi, Fisher'in Kesin Testi, Kolmogorov-Smirnov Testi ve Mann-Whitney U Testi kullanılmıştır. İstatistiksel anlamlılık düzeyi p<0,05 olarak kabul edilmiştir. Bulgular: Çalışmaya katılan 140 FMS hastasının %96,4'ü kadın, %3,6'sı erkekti. Yaş ortalaması 46,25 olup %72,9'u 40-65 yaş arasındaydı. %85,7'si evli, %71,4'ü ev hanımıydı. %59,3'ünün hastalık süresi 3 yıldan fazlaydı. En sık görülen ilk başvuru yakınmaları sırasıyla; yaygın vücut ağrısı, yorgunluk, uyku bozukluğu ve sabah tutukluğuydu. Hastaların %96,4'ünün tıbbi ilaç kullanmakta olduğu ve %65,7'sinin ise bu tedaviden memnun olduğu saptandı. Sadece % 13,6'sı GETAT hakkında bilgi sahibi değildi. %54,3'ü ise en az bir GETAT yöntemi kullandığını belirtti. En sık kullanılan yöntemler sırasıyla; fitoterapi, akupunktur, kupa, besin takviyeleri ve kayropraktikti. Hastalar en sık doktor önerisi nedeniyle GETAT yöntemi kullandığını ve bu yöntemleri en sık sağlık çalışanlarından öğrendiğini belirtti. %63,1' i GETAT kullanmadan önce doktora danıştığını belirtti. Hem tıbbi tedavi hem de GETAT etkin diyenlerin oranı %40,7 ile daha yüksekti. Hastaların %77,6'sının GETAT yöntemlerinden fayda gördüğü ve %72,3'ünün bu yöntemleri başkalarına önerebilecekleri öğrenildi. GETAT hakkında bilgi sahibi olma durumu ile sosyodemografik özellikler arasında anlamlı bir ilişki vardı. Ancak GETAT kullanımı ile sosyodemografik özellikler arasında anlamlı bir farklılık saptanmadı. Sadece ilk başvuru şikayetleri ve komorbidite durumlarıyla GETAT kullanımı arasında anlamlı bir ilişki olduğu görüldü. GETAT yöntemlerinden fayda görme durumu ile sadece ilk başvuru şikayetleri arasında anlamlı bir ilişki olduğu görüldü. Kullanılan GETAT yöntemleri ayrı ayrı sosyodemografik, klinik ve GETAT ile ilgili özelliklerle karşılaştırıldığında aralarında anlamlı ilişkiler olduğu saptandı. Sonuç: Çalışmamızda FMS'de GETAT yöntemlerinin kullanım oranı ve bu yöntemlerden fayda görme oranı yüksek bulunmuştur. Hastaların GETAT yöntemleri hakkında bilgi sahibi olma durumları da oldukça yüksek bulunmuştur. Kısmen bilgi sahibi olanlar ile hiç bilgi sahibi olmayanların ev hanımı ve ilköğretim mezunu hastaların oluşturduğu düşünüldüğünde, özellikle düşük eğitim ve gelir düzeyindeki FMS'li hastaların yaşadığı bölgelerde GETAT yöntemlerinin yanlış kullanımını önlemek amacıyla bu uygulamalara yönelik saha eğitimleri düzenlenebileceği, hekimlerin de bu bilgileri verebilmesi için GETAT yöntemleri konusunda yeterli bilgiye sahip olması önerilebilir. Hastaların GETAT kullanım durumlarının her görüşmede sorulması ve kullandıkları GETAT yöntemlerini hekimleriyle paylaşmaları konusunda telkinlerde bulunulması yanlış kullanımların önüne geçmesi konusunda etkili olacaktır. FMS hakkında düşük bilgi seviyesi ve düşük eğitim alma durumunu yükseltmek için her hastaya hastalığın tedavisinde eğitimin önemli olduğu vurgusu yapılması ve FMS ile ilgili uygun eğitimlerin verilmesi önerilebilir. FMS'li hastalarda GETAT kullanımı ile ilgili az sayıda çalışma mevcut olup yapılacak yeni çalışmaların literatüre katkı sağlayacağı düşünülmektedir.

AnketlerFibromiyaljiProspektif çalışmalar+4
Onur Ünsal
Aydın Adnan Menderes University
2020
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Manisa ilinde sağlıklı bireylerde normal hemogram değerleri

Çalışmaya Manisa ilinde en az bir yıldır yaşayan, gebe olmayan, bilinen hastalığı olmayan, fizik muayene ve öyküde patolojik bulgu saptanmayan, son 15 gün içinde ilaç kullanımı olmayan, kendisinde ve 1. derece yakınlarında kan hastalığı olmadığını belirten, 18-70 yaş arası sağlıklı erişkin gönüllü, 813?ü kadın ve 562?si erkek olmak üzere toplamda 1375 kişi alındı. Çalışmaya katılanların her biri için hemogram ve B12, folik asit, ferritin değerleri çalışıldı. B12, folik asit ve/veya ferritin değerlerindeki düşüklüğün toplumlarda en sık saptanan anemi nedenlerinden olmasına sebebiyle, bu değerleri düşük olan bireyleri dışlanarak geriye kalan 363?ü kadın ve 351?i erkek olmak üzere 714 kişinin hemogram değerleri incelendi. 18-70 yaş arası erkeklerin hemogram değerleri incelendiğinde; Ortalama RBC; 5,02±0,408x1012/L, Hb;15,39 ±1,067gr/dl, Hct(%) 44,69 ±3,2, PLT; 232,7±47,86 x109/L, PCT (%); 0,223 ±0,0442, MCV; 89,1±4,88 fl, MCH; 30,7±1,95pg, MCHC; 34,4 ±1,06gr/dl, RDW; 13,15± 0,907fl, WBC; 7,794 ±1,723x109/L, nötrofil yüzdesi; 58,6 ±10,15, lenfosit yüzdesi; 30,4 ±7,15, monosit yüzdesi; 7,86 ±4,96, eozinofil yüzdesi; 2,5±1,73, bazofil yüzdesi; 0,8±2,49 olarak bulundu. 18-70 yaş arası kadınların hemogram değerleri incelendiğinde ise, ortalama RBC; 4,41 ±0,3689 x1012/L, Hb; 13,26 ±1,068 gr/dl, Hct (%); 38,82 ±3,08, PLT; 254 ±56,12 x109/L, PCT (%); 0,244 ±0,0488, MCV; 88,2 ± 4,92 fl, MCH; 30,1 ±1,972 pg, MCHC; 34,1 ±0,921 gr/dl, RDW; 13,41 ±1,778 fl, WBC; 7,765 ±1,889 x109/L, lenfosit yüzdesi; 30,10 ±7,137, monosit yüzdesi; 7,0 ±3,70, nötrofil yüzdesi; 60,3 ±8,917, eozinofil yüzdesi; 1,99 ±1,918, bazofil yüzdesi; 0,7 ±1,33 olarak bulundu. Araştırmamızda PLT, PCT, RDW, nötrofil(%) değerleri kadınlarda anlamlı olarak daha yüksek bulunurken, Hb, RBC, Hct, MCV, MCH, MCHC, monosit yüzdesi ve sayısı, eozinofil yüzdesi ve sayısı ise erkeklerde anlamlı olarak daha yüksek bulundu (p<0.05). Bu sonuçlar dünyada yapılan sonuçlarla uyumludur. Diğer hemogram parametrelerinde erkekler ile kadınlar arasında anlamlı farklılık görülmedi. Menapozda olan kadınların ortalama PLT ve PCT değerleri menapozda olmayan kadınlardan anlamlı daha yüksek bulunmuştur (p<0.05). Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) erkekler için 13 gr/dl altını anemi kabul ederken, çalışmamızda Hb;15,39±1,067 gr/dl değerlerini elde ettik. Bölgemizde erkekler için anemi sınırının 13 gr/dl değerinin üzerinde 14gr/dl olarak kabul edilmesinin daha doğru olacağı kanaati edindik. DSÖ kadınlar için 12 gr/dl altını anemi kabul ediyor, çalışmamızda Hb; 13,26±1,068 gr/dl, değerlerini elde ettik. Bölgemizdeki kadınlar için anemi sınırını 12 gr/dl olarak DSÖ önerisi ile uyumlu bulduk. Bir toplum ve bölge için normal sayılan değerler başka bir bölge için normal olmayabilir. Bu nedenle hematolojik değerlerin referans aralıkları her toplum ve bölge için kendi referans aralıklarını belirlenmesi için bu alanda daha fazla çalışmaya ihtiyaç vardır.

HematolojiKan testleriKan testleri+3
Emine Aygör
Manisa Celal Bayar University
2013
00
Master'sOpen AccessTR

Tıbbi bilirkişi

Bilirkişilik kurumu, yargı sistemi içerisinde büyük öneme sahiptir. Bu sebeple bilirkişilik alanında yaşanılan problemlere çözüm getirilmesi amacıyla 6754 sayılı Bilirkişilik Kanunu çıkarılmış ve bu kanunla bilirkişilik kurumsallaştırılmıştır. Sağlık hukuku alanında başvurulan tıbbi bilirkişilerin seçimi de yine bu yasada belirtilen usul ve esaslara göre yapılmaktadır. Fakat tıbbi bilirkişilik özel ve önemli bir alanı ifade etmesi sebebiyle uygulamada çoğu zaman aksaklıklara sebep olmaktadır. Yargıtay kararları incelendiğinde sık sık yerel mahkemelerin vermiş oldukları kararların bozulmasını ve tekrar bilirkişi incelemesinden geçirilmesini zorunlu kılmıştır. Özellikle her dosyada birden fazla bilirkişi raporunun mevcut olması, büyük eleştirileri beraberinde getirmiştir. Bu yönde yapılan eleştirilere bakıldığında; raporlar arasında çelişkilerin giderilmemesi, mahkemelerin bilirkişi atamalarında hataya düşmeleri ve bilirkişi raporlarının gerekli dikkati ve özeni göstermemeleri sayılmaktadır. Bu sebeple tıbbi bilirkişinin seçiminde belirtilen kriterlere uyulmamasının yanında tıbbi bilirkişlerin mahkemelere sunmuş oldukları raporlarda şekil ve içeriklerine gerekli dikkat ve özeni gösterilmemeleri sayılmaktadır. Bu sebeple tıbbi bilirkişi, incelemelerinde iki ayrıma gidilmesi, raporların daha anlaşılır olmasını ve mahkemelerin de raporları daha doğru anlamalarını kolaylaştıracaktır. İlk ayrımda ceza ve hukuk davalarında tıbbi verilerin anlamlandırılması için başvurulan tıbbi bilirkişi bulunurken, ikinci ayrımda hekimin yapmış olduğu tedavi-ameliyat-tetkiklerin tıp kurallarına uygun yapılıp yapılmadığının değerlendirilmesi için başvurulan tıbbi bilirkişi bulunmaktadır. Bu sebeple tıbbi bilirkişiden hangi ayrım için yardım istenmişse, mahkemeye o yönde yardımda bulunarak tıbbi bilirkişilerin seçilmesi gerekecektir. Bu çalışmada tıbbi bilirkişiliğin zor bir görev olması sebebiyle dikkat edilmesi gereken hususlar üzerinde durularak çözüm öneri sunulmaktadır.

BilirkişiDavalarSağlık hukuku+3
Fatma Aba Harmancı
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Yapay zekanın tıp alanında ikame edici veya tamamlayıcı kullanımının doktorlar üzerindeki etkilerine yönelik bir senaryo çalışması

Sürekli gelişen dünyamızda özellikle sanayi devriminden sonra teknoloji başta olmak üzere pek çok alanda hızlı ve tüm dünyayı etkisi altına alan adımlar atılmıştır. Önce elektriğin kullanılmaya başlanması ve daha sonra transistörlerin de icadıyla bilgisayarlar hayatımıza girmiştir. Günümüzde ise bilgisayar teknolojisinin yeterli gelmediği ve aslında uzun zamandır matematik ve bilişim teknolojileri alanlarında sıkça değinilen yapay zekanın artık insan hayatının bir parçası olabileceği konuşulmaktadır. Kullanım alanı oldukça geniş olan ve neredeyse insan hayatının her alanına müdahale edebilecek olan yapay zekanın özellikle tıp, ekonomi, endüstri, otomasyon ve iletişim alanlarında çok büyük yenilikler getireceği tahmin edilmektedir. Bu çalışmanın amacı genel ve spesifik/özel olarak iki başlık altında incelenmiştir. Çalışmanın genel amacı yakın gelecekte tıp alanında daha kapsamlı kullanılmaya başlanacak olan yapay zekanın doktorlar nezdinde ne gibi sonuçlar doğuracağını incelemektir. Özellikle yakın gelecekte yapay zekanın, tanı, tedavi, tetkik ve ameliyat gibi işlemler için kullanılmaya başlanmasıyla doktorların çalışma koşullarında yaşanacak olan değişimlerin doktorlar üzerindeki etkileri incelenmiştir. Böylelikle gelecekte doktorların yapay zekaya karşı tutumlarının nasıl olacağı hakkında fikir sahibi olunabilecek ve bu sonuçlara karşı alınacak tedbirlerle yaşanabilecek olumsuzlukların önüne geçilmesi sağlanacaktır. Bu çalışmanın spesifik/özel amacı ise Elazığ'da faaliyetlerine devam eden hastanelerde çalışan doktorlar üzerinde uygulanacak olan bir senaryo çalışması ile doktorların yapay zekanın hastanelerde kullanılmaya başlamasına karşı memnuniyetsizlik, direnç veya önyargı geliştirip geliştirmeyeceklerini gözlemlemektir. Hazırlanan senaryo ile doktorların yapay zekanın aktif kullanımı karşısında sergileyecekleri stres, performans kaygısı, işe bağlılık ve iş memnuniyeti gibi kriterler incelenmiştir. Bu çalışmaya Elazığ'da faaliyette bulunan hastanelerde görev yapan 200 doktor katılmıştır. Çalışmanın sonucunda yapay zekanın ikame edici veya tamamlayıcı oluşu ile doktorlardan daha yüksek veya düşük performans sergilemesinin doktorların deneyimleyeceği stres, performans kaygısı, işe bağlılık ve iş memnuniyeti seviyeleri üzerinde etkili olacağı bulunmuştur. Bu tez çalışması kapsamında formüle edilen tüm hipotezler kabul edilmiş olup doktorların yapay zekanın tıp alanında kullanımına karşı duyarlı oldukları ve gelecekte yapay zekanın tıp alanında kullanımına ilişkin sıkıntılar yaşayabilecekleri öngörülmüştür.

DoktorlarPerformansStres+4
Zafer Yıldırım
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Ortaçağ'da tıp ve eczacılık alanıyla ilgili Türkiye'de yazılmış eserlerin değerlendirilmesi

Antikçağda tıp ve diğer bilimler için inanılan hurafe bilgiler ve batıl inançlar Ortaçağ'da da devam etmiştir. Skolastik düşüncenin bilimin üzerinde bir gölge olması Avrupa'da bilimin gelişmesine engel olmuştur. Tıp biliminin insan sağlığını koruması açısından tarih boyunca ilgilenilen bir alan olmasına rağmen Ortaçağ Avrupa'sında kilisenin etkisi ve bilimsel olmayan inanışlardan dolayı tıp bilimi gelişme gösterecek imkânı bulamamıştır. Batı'da bilimin gelişmesinin önünde engeller sıralanırken, Doğu'da İslâm dünyasında bilimin gelişmesine engel olan unsurlar ortadan kaldırılmıştır. İslâm dininin ilmi ve öğrenmeyi teşvik eden bir din olmasının etkisiyle bilimsel çalışmalar artmıştır. Emevî Devleti döneminde bazı halifelerin şahsi ilgilerinden dolayı Antik medeniyetlere ait eserler tercüme edilerek bilimin gelişmesi açısından önemli bir adım atılmıştır. Abbâsîler döneminde ise Antik medeniyetlere ait eserlerin çeviri faaliyetleri artarak teşkilatlı bir şekilde tercüme faaliyetleri yapılmıştır. Abbâsî halifelerinin çeviri faaliyetlerine ve bilimsel araştırmalara verdikleri destek sayesinde bilim insanları araştırma yapıp yeni buluşlara imza atabilmişlerdir. Bu dönemde yapılan çalışmalar sonraki dönemlerde yapılan bilimsel çalışmalara temel oluşturup birçok bilimin gelişmesini sağlamıştır. Tıp ve eczacılık alanlarında da yapılan bilimsel çalışmalar ve buluşlar Avrupa'yı derinden etkilemiştir. Ortaçağ'da müslüman hekimlerin ve eczacıların yaptıkları çalışmalar modern tıp ve eczacılığın oluşmasında etkili olmuştur. Tezimizde Ortaçağ'da yazılmış ve Türkiye'de basılmış olan eserlere öncelik verilerek Ortaçağ tıp ve eczacılık ile ilgili yazılmış olan kitap, makale, lisansüstü tezler, ansiklopedi maddeleri ve sempozyum bildirileri gibi farklı türden kaynaklar incelenip değerlendirilmesi yapılmıştır.

BibliyografyaEczacılıkKitaplar+6
Medine Karakaya
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Tıp'ta veri madenciliği uygulamaları: Yenidoğan sepsisi veri seti analizi

Gelişen Teknolojiler ile birlikte eskiden ölçülemeyen veya ölçülebilir olup da kayıt altına alınmayan birçok veri günümüzde kayıt altına alınarak veri tabanlarında saklanmaktadır. Klasik istatistik bilimi az sayıda veri içerisinden anlamlı veriyi çıkarmamıza imkân tanıyordu fakat modern teknoloji ile klasik istatistik metotlarının birleşmesi ile veri madenciliği yöntemleri ortaya çıkmıştır. Veri madenciliği yöntemleri ile artık birçok veri yığını arasından anlamlı veriyi tespit etmek, elde edilen anlamlı veriler ile karar destek sistemleri oluşturmak daha kolay bir hal almıştır Bu çalışmanın amacı veri madenciliği yöntemlerinin sağlık hizmetleri ile olan ilişkisine değinmektir. Hekimler adına karar verecek bir sistem, metot veya yöntem geliştirmek değildir. Sonuçta en iyi kararı hekimin kişisel gözlemleri ve tecrübesi oluşturmaktadır. Yoğun iş temposu ve veri karmaşası arasından hekime karar verme noktasında destek olacak akıllı bir sistem geliştirmek anlamında çalışmalar olacaktır. Bundan hareketle Yenidoğan Sepsis veri setine KNN Algoritması uygulanmış, toplam 128 Örnek içerisinde 121 örnek doğru sınıflandırılmıştır. KNN algoritmasının doğruluk oranı bu veri seti için %94.53 'dir. Yenidoğan Sepsis veri setine Naive Bayesian algoritması uygulanmış ve doğruluk oranı %93.73 olarak hesaplanmıştır.

Sağlık hizmetleriSepsisTıp+1
Aytaç Tekin
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Tıp fakültesi öğrencilerinin sağlıklı yaşam biçimi davranışları ve ilişkili faktörler

Üniversite süreci adölesan dönemden yetişkinliğe geçiş dönemi olup mesleki eğitim ve becerilerin kazanıldığı bir süreçtir. Aynı zamanda bireylerin kişilik gelişiminin temellerinin de oluştuğu, yeni davranışların kazanıldığı bir dönemdir. Bu araştırma Fırat Üniversitesi Tıp Fakültesi öğrencilerinin sağlıklı yaşam davranışları düzeylerini ve bunlarla ilişkili olabilecek faktörleri belirlemek amacıyla yapılmıştır. Tanımlayıcı ve kesitsel tipte olan tüm çalışmanın evrenini Fırat Üniversitesi Tıp Fakültesi'nde 2017-2018 eğitim yılında öğrenim gören tüm öğrenciler (989 kişi) oluşturmuştur. Evrenin tümü araştırmaya dahil edilmiştir. Araştırma kapsamına alınan öğrencilerden 711 kişiye ulaşılmıştır. Anket formu iki bölümden oluşmaktadır. Birinci bölüm sosyo-demografik özellikler, ikinci bölüm ise Sağlıklı Yaşam Biçimi Davranışları (SYBD) Ölçek sorularından oluşmuştur. Verilerin analizi t testi ve varyans analizleri kullanılarak yapılmıştır. Araştırma kapsamına alınan öğrencilerin %50.6'sı (n=360) kadın, %49.4'ü (n=351) erkek öğrenci olup, yaş ortalamaları 21.74±2.34 (min: 18, maks: 40)'dir. Öğrencilerin SYBD ölçeği genel ortalaması 124.79±17.94 puan (min: 66, maks: 188) olarak saptanmıştır. Sağlığın geliştirilmesine katkıda bulunan davranışlar içerisinde en yüksek puan ortalaması kişilerarası ilişki alt boyutuna, en düşük puan ortalaması ise fiziksel aktivite alt boyutuna aittir. SYBD ölçeği ortalama puanının; kendi sağlık durumlarını orta ve iyi olarak değerlendirenlerde, sosyoekonomik düzeylerini orta ve yüksek olarak algılayanlarda, 21 yaş ve altı olanlarda, düzenli egzersiz yaptığını ve hobisi olduğunu ifade edenlerde daha yüksek olduğu belirlenmiştir (p<0.05). Kendi sosyoekonomik düzeyini olumlu yönde algılama derecesi yükseldikçe sağlık sorumluluğu, fiziksel aktivite, beslenme, manevi gelişim puanlarının arttığı saptanmıştır (p<0.05). Erkek öğrencilerin fiziksel aktivite alt ölçeğinden kadın öğrencilere göre daha yüksek puan aldıkları görülmüştür (p<0.05). Kadın öğrencilerin kişilerarası ilişki alt ölçeğinden erkek öğrencilere göre daha yüksek puan aldıkları bulunmuştur (p<0.05). Kendi sağlık durumlarını değerlendirme dereceleri iyi yönünde yükseldikçe; sağlık sorumluluğu, fiziksel aktivite, beslenme, manevi gelişim, kişilerarası ilişki ve stres yönetimi puan ortalamalarının arttığı görülmüştür (p<0.05). Fazla kilolu öğrencilerde fiziksel aktivite puanlarının daha yüksek olduğu, sigara kullanan öğrencilerde beslenme alt ölçek puanlarının daha düşük olduğu, 21 yaş ve altı olan öğrencilerin sağlık sorumluluğu, kişilerarası ilişki ve stres yönetimi puan ortalamalarının daha yüksek olduğu bulunmuştur (p<0.05). Egzersiz yaptığını ifade edenlerde fiziksel aktivite, beslenme, manevi gelişim, kişiler arası ilişki, stres yönetimi ve sağlık sorumluluğu puan ortalamalarının daha yüksek olduğu saptanmıştır (p<0.05). Hobisi olduğunu ifade edenlerin fiziksel aktivite, beslenme, manevi gelişim, kişilerarası ilişki ve stres yönetimi puanı ortalamalarının daha yüksek olduğu ve parçalanmış ailede yaşayan öğrencilerin sağlık sorumluluğu puan ortalamalarının daha düşük olduğu görülmüştür (p<0.05). Sonuç olarak; Tıp Fakültesi Öğrencilerinin sağlıklı yaşam biçimi davranışları orta düzeyde bulunmuştur. Geleceğin sağlık çalışanları adayları ve toplumun rol-modelleri olan tıp öğrencileri, sağlıklı yaşam biçimi davranışlarının önemini kavramaları ve bu davranışları günlük hayata geçirmeleri bakımından desteklenmelidir. Anahtar Kelimeler: Sağlıklı Yaşam Biçimi Davranışları, SYBD Ölçeği, tıp fakültesi öğrencileri.

Sağlıklı yaşamTıpTıp eğitimi+4
Mehtap Gömleksiz
Fırat University
2019
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Bir tıp fakültesi 1. ve 6. Sınıf öğrencilerinin organ bağışı hakkında bilgi, tutum ve davranışlarının değerlendirilmesi

Organ bağışı; kişinin hayatta iken, serbest iradesi ile tıbben yaşamı sona erdikten sonra doku ve organlarının başka hastaların tedavisi için kullanılmasına izin vermesidir. Bu çalışma; insan ve toplum sağlığıyla ilgili öncelikli görev alacak hekim adaylarının organ bağışı hakkında bilgi, tutum ve davranışları, deneyimleri, bağışta bulunma istekleri ve bunları etkileyen değişkenleri tespit etmek amacıyla yapılmıştır. Saha çalışmasının yapıldığı dönemde Fırat Üniversitesi Tıp Fakültesi 1. ve 6. sınıftaki toplam öğrenci sayısı 282'dir. Herhangi bir örnekleme gidilmemiştir. Lise eğitimini farklı ülkelerde tamamlamış 18 yabancı uyruklu öğrenci kapsam dışı bırakılarak, çalışma evreni 264 kişi olarak belirlenmiştir. Araştırma kapsamına alınan katılımcıların birinci sınıfta 154 ve altıncı sınıfta 104 olmak üzere toplam 258'ine ulaşılmış, cevaplılık oranı %97,7 olmuştur. Katılımcılara; çalışma veya sınıf ortamlarında 68 soruluk anket formu gözlem altında uygulanmıştır. Katılımcıların %59,7'si (154 kişi) birinci sınıf öğrencisi olup, %50,8'i (131 kişi) kadındır. Ailenin en uzun yaşadığı yer %68,9'u (178 kişi) şehir, en uzun yaşadığı bölge olarak %75,9'u (196 kişi) Doğu veya Güney Doğu Anadolu olarak bildirmiştir. Organlarını bağışlama konusunda Tıp Fakültesi birinci sınıf öğrencileri daha kararsız iken altıncı sınıf öğrencileri daha istekli bulunmuştur. Altıncı sınıf öğrencilerinin bilgi puanı ortalaması birinci sınıfa göre anlamlı ölçüde yüksek bulunmuştur. Organ bağışı karar süreci ile bilgi puanı ortalamaları arasında pozitif doğrusal korelasyon vardı. Altıncı sınıf öğrencilerinin, birinci sınıf öğrencilerine göre organ bağışına daha olumlu tutum sergilediği görüldü. Altıncı sınıf öğrencileri organ bağışına yönelik anlamlı ölçüde daha az korku ve endişe duymakta ve organ bağışında dini engel bulunmamaktaydı. Kadın öğrencilerin, erkek öğrencilere göre organ bağışına daha olumlu baktıkları görülmüştür. Organ bağışına karşı olumlu tutuma sahip öğrenciler organ bağışı yapma konusunda daha istekliydiler. Organ bağışına yönelik pozitif tutum arttıkça organ bağışı isteği artmaktaydı.

BilgiDoku ve organ tedariğiTutumlar+4
Aydın Şahin
Fırat University
2016
00
DoctorateOpen AccessTR

Galen'in mantık anlayışı ve mantık-tıp ilişkisi

Bu çalışmada, Galen'in mantık anlayışı ve mantık ile tıp sanatı arasında kurmuş olduğu ilişki incelenmektedir. Galen, mantık ilmini ele alırken kendisinden önceki mantık geleneklerinden faydalanmış ve onları objektif bir tavırla değerlendirmiştir. Aynı şekilde tıp sanatında da kendisinden önceki tıp ekollerini eleştirel bir tavırla ele almıştır. Bu değerlendirmeler ve incelemeler sonucunda tıp sanatının ancak mantıkî temeller üzerine inşa edildiğinde tam manasıyla başarılı olabileceği sonucuna varmıştır. Bu açıdan Galen, tıp sanatını bir beden, mantık ilmini ise bu bedenin her tarafına dağılmış ve onu diri tutan sinirler gibi düşünmektedir. Dolayısıyla çalışmamızda Galen'in tıp sanatıyla ilgili eserleri bu bakış açısıyla incelenmektedir. Galen'in mantığı pratik amaçlar doğrultusunda ele alması ve mantık ilmini kullanarak tıp sanatına rasyonel bir boyut kazandırmasını göz önünde bulundurarak çalışmamızı giriş, üç bölüm ve bir sonuç halinde oluşturduk. Giriş bölümünde, çalışmanın konusu, amacı, önemi, sınırları, yöntemi ve çalışmada başvurulan birincil ve ikincil kaynaklar özel olarak ele alınmaktadır. Özellikle yöntem kısmında çalışma boyunca karşılaşılan ve çalışmanın içeriği ve formuyla ilgili hususlar tartışılmaktadır. Birinci bölümde, öncelikle mantık ve tıp sanatı ilişkisinin arka planı daha sonra ise Galen'le birlikte oluşan farklılıklara değinilmektedir. Bu farklılıklara değinildikten sonra Galen'in bilgi ve yöntem anlayışına ışık tutulmakta ve ilim elde etme noktasında yanlış yöntemlere başvuran filozof ve hekimlere yönelik eleştirilerine yer verilmektedir. Ayrıca Türkçede Galen ile ilgili yapılacak akademik çalışmalara zemin hazırlamak amacıyla başta felsefe, mantık, ahlak ve tıp olmak üzere bütün eserleri içerikleriyle birlikte ele alınmaktadır. İkinci bölümde, Galen'in mantık anlayışının daha iyi anlaşılabilmesi için Aristoteles ve Stoa mantığına değinilmekte, Galen'in mantık anlayışının bu iki mantık geleneğiyle benzer ve farklı yönlerine dikkat çekilmekte ve Galen'in mantık ilmine olan katkıları vurgulanmaktadır. Ayrıca dördüncü şeklin aidiyeti problemi açıklığa kavuşturulmaya çalışılmaktadır. Üçüncü bölümde, öncelikle Galen'le birlikte bir bütün halinde ele alınmaya başlanan mantık ve tıp sanatı ilişkisi ile Galen'in tedavi noktasında mantıktan faydalanma yöntemine ve şekline değinilmektedir. Daha sonra ise Galen'in tıp sanatıyla ilgili eserlerinden yola çıkılarak bu eserlerde mevcut olan mantık konularıyla ilgili örnekler sistemli bir şekilde sunulmaktadır. Sonuç bölümünde ise Galen'in mantık anlayışı ve mantık-tıp ilişkisi hususunda elde edilen bulgular zikredilmektedir.

GalenMantıkTıp+1
Mehmet Çavdar
Dicle University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00

Related subjects